You are on page 1of 22

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı

Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 1

ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati:14:19 BAġKAN: Nimet BAġ (Ġstanbul) BaĢkan Vekili: Mehmet Naci BOSTANCI (Amasya) Sözcü: Ġdris ġAHĠN (Çankırı) KÂTĠP: Cengiz YAVĠLĠOĞLU (Erzurum) BAġKAN – Değerli milletvekilleri, değerli konuğumuz Sayın Kazan, öncelikle Komisyonumuzun davetine icabet edip, burada bulunduğunuz için size çok teĢekkür ediyoruz. Ben kısaca sizi Komisyonumuz hakkında bilgilendirmek istiyorum. Sizlerin de bildiğiniz gibi Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bulunan dört siyasi parti grubunun vermiĢ olduklar ortak doğrultudaki önergelerin birleĢtirilmesi suretiyle kurulan Komisyonumuz, Türkiye‟deki tüm darbeler ve muhtıralarla, demokrasiyi iĢlevsiz kılan süreçlerin, incelenerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulmuĢ bir komisyondur. Meclis araĢtırma komisyonları Ġç Tüzük çerçevesinde görev yaparlar. Genellikle hukukçu konuklarımıza araĢtırma Komisyonumuzun görevlerini ve Ġç Tüzük‟ü hatırlatmayı, çok net olarak hatırlatmayı uygun bulmuyoruz. Ama yine de kısaca, bir soruĢturma komisyonu olmadığı, sorgulama amacı gütmediğini ve aynı zamanda yargısal bir faaliyet anlamına gelebilecek ve yargı yetkisinin kullanımına müdahil olabilecek tutum ve davranıĢlardan da dikkatle ve özenle kaçındığımız ifade etmek isterim. Sizlerin de bildiğiniz gibi tüm darbeler ve muhtıralarla bu süreçleri iĢlevsiz kılan tüm dönemleri incelediği için ve tüm boyutlarıyla inceleme görevi verildiği için aslında önergelerin kapsamı son derece geniĢ. Bu nedenle de Komisyonumuz yol haritasını belirlerken üç ayrı alt komisyon kurma yönünde bir karar aldı. Bu komisyonlardan biricisi 1960 darbesi ve 71 muhtırasını içeren dönem, diğeri 1980 darbesini içeren dönem ve son dönem diye nitelediğimiz postmodern darbe olarak tanımlanan 28 ġubat sürecine iliĢkin dönem. Sizi Komisyona davet eden alt komisyon 12 Eylül alt komisyonu. Ama bulunduğunuz görevler itibarıyla, temsil ettiğiniz kurumlar hasebiyle, 1960‟dan itibaren baĢlayarak, genel olarak darbelere iliĢkin bir değerlendirme yapmak üzere ilk baĢta sözü size bırakacağız ve daha sonra somut sorularımıza gececeğiz milletvekillerimizin. ÇalıĢma yöntemi bu Ģekilde. Siz kendinizi ve öz geçmiĢinizi tanıtarak baĢlıyorsunuz. Ama sözü size bırakmadan önce ben milletvekillerimizi size tanıtmak istiyorum: Feyzullah Kıyıklık Bey AK PARTĠ Ġstanbul Milletvekili, TURGUT KAZAN – Benim üyem.. BAġKAN – Süleyman Çelebi Bey TURGUT KAZAN – Benim müvekkilim. BAġKAN – Evet, Ģimdi burada hukukçular ağırlıklı, siz de hukukçusunuz, hepimizin yolları mutlaka bir noktada bir yerde kesiĢmiĢtir. Süleyman Çelebi Bey, Cumhuriyet Halk Partisi Ġstanbul Milletvekili Mehmet ġeker Bey Cumhuriyet Halk Partisi Gaziantep Milletvekili.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 2

TURGUT KAZAN – Hapishaneden. BAġKAN – Onunla da ceza evinden diyorsunuz. Enver Yılmaz Bey AK PARTĠ Ġstanbul Milletvekili. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Benimle bir bağlantınız yok. Stajı Ankara‟da yaptım, Ġstanbul‟da yapmadığım için öyle bir Ģey yok. BAġKAN – Ahmet ToptaĢ Bey Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar Milletvekili, Ġdris Bal Bey AK PARTĠ Kütahya Milletvekili Selçuk Özdağ Bey AK PARTĠ Manisa Milletvekili. Lütfen buyurun söz sizin, genel bir değerlendirme yapmak üzere. TURGUT KAZAN – Çok teĢekkür ediyorum Sayın BaĢkan. BAġKAN – Sorularımıza da vakit kalması açısından bu genel değerlendirmenizi ve çerçevenizi… TURGUT KAZAN – ġimdi, ben iki darbeye yaĢamıĢ ve elli yıllık bir avukat olarak, elli yıllık bir avukat ve iki darbeyi yaĢamıĢ bir hukukçu olarak, size özetleyerek darbeler de hukukun ve hukukçunun oynadığı rolü anlatmak istiyorum. Tabii bu hukukçu ve hukuk derken bunu tırnak içinde kullanıyorum. Yani onların uyguladığını ne hukuk sayıyorum, ne kimliklerini ve kiĢiliklerini hukukçu sayıyorum ve konuĢmamın baĢında bunun iyi anlaĢılması için size iki örnek sunmak istiyorum: Bunlardan birisi, Ġstanbul Barosu Yönetim Kurulu kararıdır. Okuyorum: “Sabık iktidarın -sorunuza baĢlangıçta cevap- zamanı idaresinde hukuka aykırı fiil ve hareketleri ika veya bunlara iĢtirak sebebiyle haklarında açılacak davalarda, mazlum ve davalıların müdafiliğinin Ġstanbul Barosuna mensup avukatlar tarafından deruhte edilmemesine ve keyfiyetin Türkiye Barolar Birliğine temenni suretiyle teklifine, keyfiyetin umumi heyete arzına” diye Ġstanbul Barosu Yönetim Kurulu 31 Mayıs 1960 günlü karardır. Yani ben kendi notlarımla yazmadım, kararın bir örneğidir. BAġKAN – O karar biz de var. Ġstettik evet. TURGUT KAZAN – ġimdi, bu bir inanılmaz “hukukçu” yaklaĢımıdır. BAġKAN – Muhalefet eden avukatlar da var o Yönetim Kurul kararına tabii. TURGUT KAZAN – Hayır. O muhalefet Genel Kurula sunulmasına muhalefet. BAġKAN – Evet. TURGUT KAZAN – Yani müdafiliğin kabulüne iliĢkin karara muhalefet değil. BAġKAN – Değil değil. TURGUT KAZAN – ġimdi, bu bir örnek. Diğeri de o olayın davasına iliĢkin temel davanın ilk tutanak metni birinci oturum yani “Anayasa davası” diye bilinen o ilk davanın birinci oturumu: 14 Ekim 60 Cuma, 9 tane yüksek yargıç, Yargıtaydan, Askeri Yargıtaydan. ġimdi, 9 tane yüksek yargıç yani isimlerini saymıyorum ama bir tanesini baĢka yerde köprü kurmak için söyleyeceğim Selman Yörük, sonra oğluyla bir bağlantı kuracağım çünkü. ġimdi, bir tek 2 hukukçu… Bu isimler bizim çok deneyimli Yargıtay ve Askerî Yargıtay üyeleriydi. Hepsi böyle bir mahkemede görev alabilmeyi düĢündü. Yani “Böyle bir mahkemede görev alamayız.” diyebilecek bir duyarlılığı göstermedi. Böyle bir duyarlılığı taĢımadı. ġimdi, idamla ilgili de bir geçmiĢimiz var. Türk Ceza Kanunu‟nun bir maddesine göre “ġu yaĢın üstündekiler için idam cezası infaz edilemez.” Ama bizim

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 3

anlı Ģanlı hukukçularımız(!) tırnak içinde kullanıyorum bunları “kanun değiĢikliği hâlinde bu yapılacak iĢin, infaz hukukunu ilgilendirdiğini çünkü idamın bir infaz kuralı olduğunu, infaz kuralının usul kuralı olduğunu, usulde de temel ilkenin “derhâl yürürlüğe girmek ilkesi” olduğunu, dolayısıyla esasa iliĢkin değiĢiklik sayılamayacağını yani, insanı asacaksınız ve asacağınız insan CumhurbaĢkanı olacak, CumhurbaĢkanını asacaksınız ve “bu, bir usul hükmüdür, esas değildir” diyeceksiniz. Bunu bizim hukukçularımız(!) dedi. Tırnak içinde kullanıyorum 2 kiĢinin tabii adını vermek isterim: Yargıtay BaĢkanı Recai Seçkin‟di “Hayır.” dedi. “Böyle bir yargılama yerinde, onu mahkeme sayıp görev kabul edilemez.” denildi. Birisi de her ne kadar o komisyona seçildi ise de görev yapmadı, Tahir Taner‟dir. Tahir Taner öyle bir çalıĢmaya katılamayacağını bildirdi. Ben Tahir Taner‟den burs alarak okumuĢ bir hukukçuyum. Tahir Taner‟i her ayın birinci günü ġiĢli‟deki evine gider, ziyaret eder, elini öper ve bursun çekini alırdım. O yüzden ben böyle bir hukukçuyu tanıma Ģansına da eriĢmiĢ bir hukukçuyum. ġimdi, tabii, bu olay yaĢandığında yani bu Yüce Divan, Ġstanbul Barosunun bu kararları verildiğinde falan, ben hukuku fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydim. Hukuku çok seviyordum ve liseyi bitirdikten sonra, bir tek o yıl aslında lise bitirmeye göre alınıyordu fakülteye, bir yıl uygulandı, her yere girebilirdim. Ama sadece Ġstanbul hukuk yazdım çünkü yani “daha adil bir düzen, daha hakçasına bir Türkiye Hukukla olur” diye düĢünüyordum. Ve tabii biraz da sosyalist damar bastı Türkiye ĠĢçi Partisine girdim. Türkiye ĠĢçi Partisinde il baĢkanı oldum. Merkez Yürütme Kurulu üyesi oldum çok genç yaĢta ve tabii Ģak diye 12 Mart darbesini yaĢadım. 12 Martı öğleyin EskiĢehir‟de radyoda dinleyince “Askerler bizi bu akĢam kurĢuna dizebilir” düĢüncesiyle, eĢimi ve 7 yaĢındaki kızımı alıp Ankara‟ya kaçtık. Türkiye ĠĢçi Partisi ertesi gün Merkez Yürütme Kurulunu topladı “Bu bir faĢizmdir” dedik 13 Mart da ve ondan sonrası geldi. ġimdi, darbeler burada bir parantez açmak istiyorum, Amerika‟nın solu ezme planıdır. Bunun da size somut, çok somut örneğini vermek istiyorum. ġimdi, bakın, bir Milli Nizam Partisi vardı bir de Türkiye ĠĢçi Partisi vardı. Yani 12 Mart önceki günleri anlatıyorum, sonra 12 Marta geçeceğim. Milli Nizam Partisi büyük kongresini 24 Ocak 1971‟de yapmıĢtı. 12 Marttan önce, 5 Martta kapatma davası açıldı ve 20 Mayıs günü kapatma kararı verildi. Türkiye ĠĢçi Partisi büyük kongresini 29 Ekim 1970‟de yapmıĢtı, 12 Mart‟a kadar kapatma davası açılmamıĢtı. Bizler tutuklandık, ve tutuklayanlar kimdi? Türkiye ĠĢçi Partisinden bağıĢ aldığım arkadaĢlarımdı. Hukukçuları anlatacağım size, darbede rol alan hukukçuları anlatmak için bunu veriyorum. ġimdi, Türkiye ĠĢçi Partisi 29 ekimde kongre yapmıĢ, kapatma davası, bizler tutuklandıktan çok sonra, 11 haziranda açıldı, 20 temmuzda kapatıldı. ArkadaĢlar, biz on beĢ yıla mahkum olduk ama Millî Nizam Partisi yani Türkiye ĠĢçi Partisinin kapatması, 12 Mart darbesinden sonra açıldı, 12 Mart darbesinden sonra kapatıldı, Millî Nizam Partisi için dava derhâl açılmıĢtı, 12 Marttan önce açılmıĢtı ve 12 Marttan sonra, 20 Mayısta kapatıldı ama Necmettin Erbakan, Alpler‟de dinlenmeye gönderildi, darbeciler tarafından, Faruk Gürler, Muhsin Batur. Biz içeride yatıyorduk, biz on beĢ yıla mahkum olduk, Niğde cezaevine gittik, darbeciler, yani darbenin Amerikan planı olarak ve solu ezmek için yapıldığını anlatmak için anlatıyorum, Süleyman Arif Emre‟ye, emanet parti kurdurdu. Seçim dönemi geldi,

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 4

darbeciler, Necmettin Erbakan‟ı Ġsviçre‟den davet etti, partisinin baĢına geçti, hükûmete ortak oldu, biz içeride yatıyorduk. Ecevit, bir af çıkarmaya çalıĢtı, darbecilerin koruduğu -o zaman Selamet‟ti- Selamet, o affı da yatırdı, biz içeride kaldık, onlar hükûmet oldu. Bunu, darbenin, solu ezmek için yapılmıĢ bir Amerikan planı olduğunu vurgulamak için anlatıyorum. ġimdi ben, bunu, Sayın BaĢkan, bu 12 martta Eresin Otelde bir toplantıda söyledim, bunu söyleyince, tanıklarıma ulaĢtım. Abdurrahman Dilipak dedi ki: “Evet, doğru, Murat Sancak‟ın uçağıyla gitti. Mehmet Bekaroğlu itiraz etti, “Hayır, tarifeli uçakla gitti” dedi. Ben dedim ki: Hangi uçakla gittiğiyle ilgilenmiyorum, dinlenmeye gönderildiğini anlatıyorum dedim. Peki, Bekaroğlu‟na sordum: “Niye davet edildi, edildi mi edilmedi mi?” Ona da cevap: “Demirel‟in oyunu bölmek için davet edildi” dedi. ġimdi, gönderenler de Batur, Gürler ikilisi davet edenler de darbecilerdi. Bunu bilgilerinize sunuyorum ve bu bölümü kapatıyorum. Devam edecek olursak, biz içerideyiz, Yunus Koçak geldi, o zaman, iĢte milletvekilliği bitmiĢti ama bizim Konya Milletvekilimizdi, bu Mecliste, kafası, tabanca kabzasıyla yarılmıĢtı, demokratik bir yaklaĢımla, Adalet Partililer dövmüĢtü Türkiye ĠĢçi Partilileri, burası yarılmıĢtı, dedi ki: “Hiç korkmayın, idam edilmeyeceksiniz.” Ben tabii, hukuka inandığım için, daha o zaman otuz yaĢlarındayım, Yunus Koçak‟a çok kızdım, “Ya, manyak mısın, ne idamı?” fakat sonra yaĢadıklarımı görünce, pekala, Yunus Koçak doğru söylemiĢ, eğer, idamı politik olarak, kendi çıkarları için, o gün, gerekli görselerdi, ederlermiĢ. Nitekim, üç tane gencecik fidanı ettiler. ġimdi, burada bir parantez açarak bir Ģey daha söyleyeyim: Beni, yargılayan yargıç, tutukluyum, yani hukukçumuz bu, kahve içmeye çağırdı, Hâkim Yarbay, o tarihte, Süha Umurhan, sonra Askerî Yargıtay‟a seçildi, dedi ki: “Ya, Turgut Bey, gelin bir çay kahve içelim, biz, bunu, severek mi yapıyoruz? ĠĢte, yarbay olarak emekli olmak var, albay olarak emekli olmak var, evde evladı iyal”. Ġyi de bizim de evladımız var. Herkes, sizin gibi öyle sanıyor “o, avukatlık yapıp para kazanamaz ki” dedi. Yani albay olarak emekli olmanın avantajını kullanmak için sizi içeride tutmayı gayet doğal sayan bir hukukçu profili, ne yazık ki, büyük çoğunluğumuz bu ve bunu bana anlatırken Mümtaz Soysal‟ı kitabından, altı yıl, sekiz aya mahkum etmiĢ. ġimdi, ben, o zaman, dedim ki: Ya, Türkiye'de yapılacak iĢ, hukukla ilgili bir mücadele vermektir. Toplumumuzun, hukuku özümsemesini sağlamak için mücadele vermektir. Kendimi, böyle bir göreve, bir çeĢit görevlendirdim, derken, Ģak diye 12 Eylül oldu. ġimdi, DĠSK baĢ derneği Yazarlar Sendikası ve baĢkaları, Ģimdi, açık itiraf edeyim: Ben, ceza avukatı falan değildim, ben, iĢ hukukunu seviyordum, sendikacıları da onun için tanıyordum, çünkü iĢ hukuku dinamik bir alandı, orada, yazıyordum, çiziyordum, tartıĢıyordum ama 12 Eylül olunca iki Ģey oldu: Bir, eĢin dostun içeri alınıyordu, ben 12 Eylülden çok korkuyordum, avukatlık üstlenmekten çok korkuyordum, ama “korkuyor” denilmesinden de korkuyordum. O yüzden eĢinin dostunun eĢi çocuğu içeri alınınca, size gelince ne yapacaksınız? Korka korka, ben, ceza avukatı oldum. Tabii, iĢte DĠSK davası, BarıĢ Derneği davası, Yazarlar Sendikası davası… arkadaĢlar, bu dönemlerdeki baskı, iĢkence, idam, hapis insanlık dıĢı ne varsa hepsi, yargı formatı kullanılarak yapılmıĢtır, o yüzden, tabii ki darbelere “hayır” yanlıĢ anlaĢılmasın, onu yumuĢatmak için söylemiyorum ama bir Ģey

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 5

yapmanızı önereceğim, bir Ģey yapılmasını önereceğim, onun için hep bunu vurguluyorum: Hepsinde, yargıçlar, savcılar görev aldı ve hepsinde onlar etkili oldu, ne yapıldıysa onlar yaptılar. Kenan Evren‟e mektup yazmıĢtım, o zaman -ben, baĢkan olduğumda, onun CumhurbaĢkanlığı da bitmiĢti, bizim sokağa, Sayın BaĢkan, Orhan Apaydın adını vermek üzere bir tören düzenliyorduk, Ġstiklal Caddesinde, müzikli, danslı, oyunlu bir tören- sanıyorum Marmaris‟teydi, Ģu sayılı CumhurbaĢkanı Kenan Evren diye, dedim ki: Sizin vatan haini sayıp içeri attığınız, ve sonuçta da pasaport filan da vermeyip, bilmem bir çeĢit ölümüne neden olduğunuz, Orhan Apaydın için böyle bir tören düzenliyoruz, sokağa adını vereceğiz, tabii sizleri anlatacağız, yaptıklarınızı anlatacağız, tabii size de söz hakkı tanırız, buyurun gelin, niye vatan haini ya da niye öyle bir muameleye maruz bıraktığınızı anlatmanız için size imkân tanırız dedik. Kenan Evren, cevap verdi, dedi ki; “Siz, hem hukukçu olmuĢsunuz hem de hukukçuluğu bilmiyorsunuz, bir kere, biz bir Ģey yapmadık, o kararları bağımsız yargı verdi.” dedi. Bu bağımsız yargı türküsünün altını çiziyorum, sonra sonuna geleceğim. Tabii, DĠSK‟te bu, yaĢananların, ne kadar acılı olduğunun anlaĢılması için size bir örnek daha vermek istiyorum: Uğur Mumcu, Ġstanbul‟a gelecekti, sıkıyönetim komutanlarının anlatacakları bazı Ģeyler vardı, o yüzden, ben de Ģunu da, Ģunu da anlatsın diye onu karĢıladım, bizim eve geldik, Uğur, dedi ki: “Uçakta, Nurettin Yılmaz vardı.” Nurettin Yılmaz‟ı, polisler, BarıĢ Derneği davasına getiriyorlarmıĢ, tutuklu, Uğur‟u tanıdıkları için ona kıyak çekmiĢler, Uğur, Nurettin‟in yanına oturup biraz konuĢabilmiĢ, “Bir kere, Nurettin, yapılıydı, bir deri bir kemik kalmıĢ, iki: Nurettin, Diyarbakır Cezaevinden kurtulup BarıĢ Derneği sanığı olarak, tutuklu sanığı olarak Metris‟e geldiği için Ģakır Ģakır oynuyor.” dedi. Yani bizim Ġstanbul‟u cehennem olarak bildiğimiz tarihlerde, Diyarbakır‟da, Ġstanbul‟u cennet olarak düĢünecek, yani Ġstanbul derken, Metris‟i kastediyorum, cennet saydıracak bir uygulama oluyor. Sonra, ben, bunu, Nurettin‟in kendisinden de dinlemiĢtim, çünkü çok etkilemiĢti, gittim cezaevinde, aynen, aynı sevinci gözlerinde gördüm. ġimdi, sonuçta, bu anlı Ģanlı savcılar, anlı Ģanlı yargıçlar bu iĢleri yaptılar, uyguladılar. Onlar, Sayın BaĢkan, yani önlem olarak ve çağrı olarak, kimdi, neler yaptılar, ne yaptılar, insanları neyle suçladılar? Somut insanları kastediyorum tabii, örneğin, DĠSK davasında dört yıl kadar yatan Süleyman Çelebi ve arkadaĢları, neyle suçlandı, niye suçlandı, kim suçladı, iddianameyi hangi savcılar yazdı? Onlar ortalıkta dolaĢıyor. Yani, yanlıĢ anlaĢılmasın, yargılansınlar, mahkum edelim demiyorum, ama toplum bilsin, teĢhir edilsin, diye bunları söylüyorum. ġimdi, deliller okunuyor, DĠSK davasında, Kıdemli Yargıç Çetin Güvener “Ne demek bu, millî demokratik cephe? Diyor. ġimdi nasıl cevap vereceksin buna? “Bir tek cephe kurulur Rus‟a karĢı Allah Allah diye gidilir, baĢka cephe mi olurmuĢ?” Böyle bir anlayıĢ içerisinde yargılanıyorsunuz. Deli Petro‟nun vasiyetnamesi, kitapları kütüphanelerden getirildi. Ya, bir hukukçu olarak, aklım durdu. ġimdi, BarıĢ Derneği davasında, yargılanan müvekkillerimi düĢünüyorum, diyelim ki, yakından tanıdığınız için onun adını vereyim, Ali Sirmen ya, Deli Petro‟nun vasiyetnamesini… ya böyle bir vasiyetname var mıdır, yok mudur, kitap mıdır iyi de benim müvekkilimle ne ilgisi var, getirtti, duruĢmada okundu, Hâkim BinbaĢı Kıdemli Yargıç Atilla Ülkü, idam kararı

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 6

vermek üzere dava açıldıktan sonra Ġstanbul‟a tayin edildi, idam kararı verilecekti, çünkü Atilla Ülkü, Erzincan‟da, 241‟den idam vermiĢti. O yüzden, BarıĢ Derneği davasına gelir gelmez 241‟i aradı, yani tabii, genç arkadaĢlar var, 141 iĢte iĢçi sınıfının diktası, bir örgüt kurarsa Ģudur, iki örgüt kurarsanız cezası idamdır. DĠSK, niye suçlandı, iddianameyi hangi savcılar yaptı, yargılamayı kim yaptı, dört yıla yakın niye yattılar, Ahmet Ġhsan, benim müvekkilim… BAġKAN – Sayın BaĢkanım, sözünüzü kesiyor gibi olmasın ama bu girdiğiniz konuların çoğu, aslında, somut konular ve belki somut sorularla açabileceğimiz konular, bir genel değerlendirme yapmak üzere vermiĢtim sözü, somut olaylara, örnek isimlere sorularla girersek, milletvekillerimiz çünkü bu konuda, size soru soracaklar. Bir genel değerlendirmenizi tamamlarsanız… TURGUT KAZAN – Tamam. ġimdi, genel değerlemede Ģunu söylemek istiyorum, darbecilerin, hangi savcıları, yargıçları sevdiğini; sevmediklerine neler yaptığını, Selimiye‟de neler olduğunu, hangi eylem için kaç lira para alındığını, Kumkapı‟da, meyhanelerde Ģef garsonlar, 141-5 için kaç lira, 163 için kaç lira, 1402 için kaç lira alındığını biliyordu ve size söylüyordu ve onu veriyordunuz ve çıkıyordunuz. Yeraltı dünyasının, en anlı Ģanlı babaları, gıyabi tutukluyken, Selimiye, giriyordu çıkıyordu, giriyordu çıkıyordu, giriyordu çıkıyordu, bu giriĢ çıkıĢa çok ĢaĢıran Hâkim Albay Osman Kaynak, duruĢmada, sorgusunu alırken bunu fark edince, sıkıyönetim komutanına bir örneğini arz etmiĢ idi. Ben Uğur‟a: Sıkıyönetim komutanına, bunu da sor dedim, sıkıyönetim komutanına, Uğur, bunu da sordu, Necdet Üruğ: “Hayır, bilmiyorum” dedi, ertesi gün, Osman Kaynak, eski yerine iade edildi. ġimdi, Selman Yörük, demiĢtim, yani Yüce Divanda görev alan anlı Ģanlı yargıçlardan biriydi, onun oğlu Sahir Yörük de Selimiye‟de herkese kan kusturdu. Bitiriyorum efendim. BarıĢ Derneğinde bütün aramalara rağmen bulunamayan bir sanık vardı -o zaman “Ģüpheli” deyimi yoktu, sanık- onun için tefrik edilmiĢti. Ben, savcıya gittim, dedim ki: “Ben size bir kolaylık sağlayayım, bu bütün aramalara rağmen bulunamayan sanığın adresini KöĢk‟e sorun.” “KöĢk”ü anlamadı, “Çankaya” dedim, gene anlamadı, “CumhurbaĢkanının damadıdır.” dedim. Maksut Göksu. ġimdi, CumhurbaĢkanının damadını bütün aramalara rağmen bulamayıp ayırdılar, böyle bir hukuk uygulamasıyla karĢı karĢıyayız, ne yapıldıysa bağımsız yargı formatıyla yapıldı. Bu nedenle, Sayın BaĢkan, benzer yargı uygulamalarının tekrarlanmaması için bütün topluma ders olacak biçimde 12 Eylül yargıç ve savcılarının tutum, davranıĢ ve kararlarının incelemeye alınması gerektiğini ve yaptıklarının bir rapora bağlanması gerektiğini düĢünüyorum. Bitiriyorum ve son cümle. Ben Anayasa UzlaĢma Komisyonuna gelmiĢtim, orada UzlaĢma Komisyonundaki beni dinleyen üyelere bir uyarıda bulunmuĢtum. Dedim ki: “Bir Frankenstein yarattınız, Ģu anda bilek güreĢine baĢladı, yakında sizleri de alacak; ben, elli yıllık bir avukat olarak alınırsanız, hiç ĢaĢırmayacağım, sizi Ģimdiden uyarıyorum, siz de ĢaĢırmayın.” dedim ve bu tarihten sonra o Frankenstein‟ın MĠT olayında o dediğimi yapmaya baĢladığını da gördük. Buraya nokta koyuyorum, size teĢekkür ediyorum.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 7

BAġKAN – Somut sorular için öncelikle 12 Eylül Alt Komisyonu üyeleriyle mi baĢlayalım? Siz tarihsel süreçle baĢladınız, ben 1960 Darbesi ve 71 Muhtırası Alt Komisyonu BaĢkanı Enver Yılmaz‟a ilk soruyu sormak üzere söz veriyorum. Buyurun lütfen. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – TeĢekkür ederim. Sayın Kazan, hoĢ geldiniz. TURGUT KAZAN – HoĢ bulduk. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – 27 Mayıstan çok bahsedemediniz, daha ziyade 12 Marta yoğunlaĢtınız. TURGUT KAZAN – Ben öğrenciydim o zaman tabii. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Yok, Ģikâyet anlamında değil, süreçle ilgili belirtmek istediğim. 9 Marttan da bahsetmediniz. TURGUT KAZAN – Ederim. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – 9 Martı bir açar mısınız? Sizin çerçevenizden nasıl gözüküyor 9 Mart? TURGUT KAZAN – ġimdi, ben… BAġKAN – ġimdi, onu açmadan önce, ben, kısa bir Ģekilde… O döneme iliĢkin CumhurbaĢkanı Süleyman Demirel‟le yaptığımız görüĢme esnasında… TURGUT KAZAN – Biraz o basına yansıdı, okudum. BAġKAN – Yansıdı, tutanakların tamamı yansımamıĢ olmakla birlikte. …bu döneme iliĢkin kendisine yöneltilen sorularda 71 muhtırasıyla ilgili sizin söylediklerinizi dikkatle dinledim. Aslında, yani, niyetin tamamen, o dönemin bazı sol grupların bu muhtıra dönemini hazırladıklarını, amaçlarının Faruk Gürler‟i CumhurbaĢkanı seçtirmek olduğunu, dolayısıyla amaçlarına, hedeflerine ulaĢamadılar ama bu iĢin arkasında zaten sol gruplar vardı gibi bir Ģey söyledi. Bu iki soruyla birlikte belki değerlendirirsiniz. Buyurun. TURGUT KAZAN – ġimdi, bu soruyu iyi ki sordunuz, mutlaka cevaplamak isterim. ġimdi, kabaca demiĢtim ki: “Darbeler Amerikan planıdır.” Amerika Türkiye‟de solun iktidar olabileceğinden bir küçük ihtimal olsa bile korkuyordu çünkü Türkiye‟nin bulunduğu yer o zamanki Sovyetler Birliğinin çok yakınında ve çok önemli bir nokta olduğu için, eğer böyle bir Ģey olursa Amerika için felaketti. O yüzden solun geliĢmesini önlemek için ben bir provokasyon, bir tuzak hazırlandığı görüĢündeyim, bunu somutlaĢtıracağım. BAġKAN – 71 muhtırasında mı? TURGUT KAZAN – Öncesinde. BAġKAN – Öncesinde. TURGUT KAZAN – Ben, bakın, benim kayınbiraderim iktisat fakültesinde okuyordu, bir asistanı çok seviyordu ama bütün iktisatlılar ve bütün hukuklular o asistanı çok seviyordu. Ben EskiĢehir‟de avukatım ama sıkça Ġstanbul‟a gidiyorum, beni, böyle bir gel, dinle… Ben de bir gün gittim, iktisat fakültesi 1‟inci sınıf amfisinde o asistanı dinledim. ġimdi, inanılmaz bir Ģey “Devrim namlunun ucundadır.” diyor ve

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 8

yer yerinden oynuyordu. “Sizi sandıkla aldatanlara inanmayın, o biziz, inanmayın, devrim namlunun ucundadır.” Tayfun yani kayınbiraderim ”Nasıl? dedi. Dedim ki: “Tayfun, bu ya polis, ya manyak, ikisi de aynı kapıya çıkar.” Ben onun üzerine parti tarafından görevlendirildim, Türkiye ĠĢçi Partisi tarafından çünkü “Türkiye ĠĢçi Partisine de bulaĢtırılabilir.” diye. Ġstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi kantini ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi kantininde Filistin‟e gidiĢ için deftere insan yazılıyordu. ġimdi, bir provokasyondu, bir darbe ortamını yaratmak için o birileri, solda birileri, kendileri gerçekten samimi olarak solun yani iĢte diyelim ki falanca ile falancanın iktidar olup sosyalizm getireceğine inananlar vardı. Ama buna karĢı duran önemli bir sol grup vardı, ben onun açık… Ben o zaman otuz yaĢındayım, hatta yirmi sekiz yaĢındayken falan yani 68‟de falan EskiĢehir‟de bunu fark ettim, Mehmet Ali Aybar‟dan randevu aldım, gelip anlattım, bir provokasyon hazırlanıyor. Yani iĢte askerlerle Türkiye ĠĢçi Partilileri konuĢturmak, ben bunu fark ediyorum, Türkiye ĠĢçi Partisi Ġl BaĢkanıyım, çünkü yedek subaylığımı orada yaptığım için orada avukatlığa baĢladım, o yüzden tanıdığım birkaç asker var, tamam, ama bir gördüm ki, bir fark ettim ki “Memleketi nasıl kurtaracağız?” falan gibi, iĢte yemeğe çağırıyorlar, memleketi nasıl… ġimdi, dedim yani ben, böyle bir provokasyon var, bunu nasıl önleyebiliriz? Yani o bir porvokasyondu, Ģiddetle ama burada bir Ģey söyleyeyim, mesela… ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – “O” derken 9 Mart. TURGUT KAZAN – Evet. Yani 9 Marta giden yolu kast ediyorum, yalnız 9 Mart değil. ĠĢte o arkadaĢ bir ajan, provokatördü. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Ġsmini hatırlıyor musunuz? TURGUT KAZAN – ġimdi, iktidara yakın gazetenin demokrasiyi savunan köĢe yazarı. ġimdi, bir örnek. Ġsterseniz baĢka bir örnek daha vereyim, 12 Eylülden de bir örnek vereyim. ġimdi, Kenan Evren‟i evinde ağırlayan bir tek baĢyazar vardı. O baĢyazar Ģu anda BaĢbakanın yanağından makas alabiliyor ve yine baĢyazar darbelere karĢı yazı yazıyor. Ya, hiçbir gazetecinin, Kenan Evren gibi bir darbeciyi evinde ağırlamak diye bir yükü olabilir mi? Hayır. Severek yaptığı ama Ģimdi demokrasi kahramanı, Kenan Evren‟i evinde ağırlayan bir demokrasici. ALĠR RIZA ÖZTÜRK (Mersin) - Kim bu gazeteci efendim? TURGUT KAZAN – Mehmet Barlas. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Ġktisatçıyı da söylerseniz. TURGUT KAZAN – Mahir Kaynak. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) –Evet. Devam edebilir miyiz BaĢkanım? BAġKAN – Buyurun. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – 27 Mayıs sizce bir devrim mi, darbe mi? TURGUT KAZAN – Darbe tabii ki ama Anayasası iyi bir Anayasa. Onu da sorarsanız, niye iyi Anayasa olduğunu, nasıl yapıldığını falan anlatabilirim yani. BAġKAN – Onu Ģimdi sormayalım. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Sormuyoruz onu.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 9

9 Mart darbe, devrim, muhtıra, sizce hangisi? TURGUT KAZAN – FaĢizm, 9 Mart da gelse faĢizmdi. Bakın ne diyorum? Ben 12 Martta EskiĢehir‟den kaçarken ne olduğunu bilmiyordum yani ben zaten 9 Martı bilmiyorum da diyelim ki Ģimdi biliyorum yani sonradan öğrendim, 9 Martçılar da yapmıĢ olsaydı kaçardım çünkü yani askerî bir darbenin dini, imanı olmaz. ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Evet. 12 Mart? TURGUT KAZAN – “FaĢizmdir.” dedik. O zaman bir Ģey daha söyleyeyim, Sayın BaĢkanım, 13 Mart günü… BAġKAN – Bir de Ģu var, belki bununla birleĢtirilerek sorulabilir. Yani o dönemde aslında, bu darbenin ve muhtıranın daha doğrusu 1971 muhtırasına giden süreçte aslında sol grupların asker üzerinde etkili olduğunu siz de zaten söylüyorsunuz, yani bu iç içe geçmiĢ bir çalıĢma da vardı ama ben bunları da doğru bulmadığım için, içinde yer almadım… TURGUT KAZAN – Ben oyun olduğun düĢünüyorum ayrıca. BAġKAN – Anladım, oyun olduğunu düĢünüyorsunuz. TURGUT KAZAN – Amerikan oyunu. BAġKAN – Evet. Ġktidara gelme ihtimali vardı veya iktidara… TURGUT KAZAN – Hayır, yoktu bence. Amerika bırakmaz kimseye. BAġKAN – ġimdi, tabii, Ģu anlamda, Ģimdi siz, ben sorumu sormak yerine, bütün insicamım bozuluyor, sorumu da tamamlayamıyorum. TURGUT KAZAN – Özür dilerim BaĢkanım. BAġKAN – O dönemde yani çok yüksek oranda oy almıĢ bir iktidar var, yüzde 53; büyüme hızı, ekonomik göstergeler, olağanüstü bir durum yok Türkiye‟de o döneme iliĢkin olarak yani Demirel‟in BaĢbakanlığı döneminde. Bir ihtimal vardı da ve Amerika buna izin vermedi diye arkasında 71 muhtırasının Amerika olduğunu mu düĢünüyorsunuz? Sorum bu. TURGUT KAZAN – Ama biliyorsunuz Ecevit de zaten bunu söyledi. BAġKAN – Ve o da deniyor ki normalde 1971 muhtırasına giden süreçte aslında sol grupların tamamı destekledi, amaç -bir kez daha soruyorum- Faruk Gürler‟i CumhurbaĢkanı seçtirmekti ama tahmin ettikleri gibi olmadı, aslında bedel döndü, sonuçta hani bedelin bir kısmını solun kendisi ödedi. Ama aslında tahrik eden süreçte rolleri vardı deniyor. Buna ne diyorsunuz? TURGUT KAZAN – ġimdi, tabii, seçtirmek baĢka bir Ģey, seçtirmek sonraki süreç. BAġKAN – Evet. TURGUT KAZAN – Yani 12 Mart darbesinden sonra iĢte bir CumhurbaĢkanlığı seçimi… BAġKAN – O zaman somut sorayım: 71 muhtırasının verilmesinde en etkin kuvvet komutanı sizce Faruk Gürler miydi? Yani bir yorum yapabilir misiniz anlamında, yoksa bir bilgi olarak sormadım. TURGUT KAZAN – Yani bilemeyeceğim Ģimdi. BAġKAN - Tamam.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 10

TURGUT KAZAN – Ama Faruk Gürler tabii Kara Kuvvetleri Komutanı olduğu için kuvvet komutanları arasında tabii ki en kuvvetli olanıdır yani. BAġKAN – Evet, var mı devamı sorunun? ENVER YILMAZ (Ġstanbul) – Yok BaĢkanım. BAġKAN – Feyzullah Kıyıklık Bey söz istedi. Buyurun. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Ben 60 ihtilalinde öğrenciydim, çocuktum yani ilkokuldaydım, pek iyi hatırlamıyorum ama babamın çokça ağlamasından dolayı üzüntümüz vardı. Babam Demokrat Partinin Ocak BaĢkanı mıydı, neydi, artık bilmiyorum onu da, çok ağlardı, fakat 68-71 olaylarını çok yakından yaĢadım. Gerçekten Fransa‟daki öğrenci olaylarından sonra bütün dünyada da biliyorsunuz üniversite öğrencilerinde bir demokrasi adına çıkıĢlar oldu ve Türkiye‟ye de 68 yılında geldi bu ve birçok talebe birlikleri, dernekleri ve federasyonları kuruldu, örgütler kuruldu, bunlar bazen birbirleriyle kavga ettiler, aynı fraksiyonda olanlar bile birbirleriyle, belki fraksiyonları biraz değiĢik, sol birbirleriyle kavga etti. Mesela, önceleri milliyetçiler “ülkü ocakları” ve “Millî Türk Talebe Birliği” olarak ayrıldılar, Mücadele Birliği kuruldu, Dev-Sol kuruldu, TMTF kuruldu, velhasıl birçok dernekler ve sivil toplum kuruluĢları, öğrencilerle ilgili kuruldu. ĠĢçi sendikaları ki o zaman MĠSK zannediyorum vardı değil mi? Milliyetçi ĠĢçi Sendikası ve DĠSK, Türk-ĠĢ, yani böyle pıtrak gibi birdenbire birçok sivil toplum kuruluĢu kuruldu. Enteresandır, mesela Orta Doğu Üniversitesinde bazı hadiseler oldu, daha sonra Site Yurdu‟nda ve Siyasal Bilgiler Fakültesinde burada ve Hukuk Fakültesinde bir ilahiyatçı öğrenci, biliyorsunuz ilk olay biraz da onunla baĢladı, öldürüldü Site Yurdu‟nda. Ġstanbul‟da, enteresandır, 6‟ncı Filo sık sık bizi ziyarete gelmeye baĢladı ve her geliĢinde de büyük olaylar oldu. ĠĢte kanlı veya Ģanlı pazarlar oldu, velhasıl birçok olaylar oldu. O günün öğrenci liderleri ve fakülte baĢkanları… Daha sonra ben onların hepsini de takip ettim, en azından Ġstanbul için takip ettim. Mesela, biz Sayın Ġktisatçıyı da bazen gidip dinliyorduk, baĢkalarını da dinliyorduk. Siz bu dönemde tabii ki muhtıraların, darbelerin hiçbirinin makul tarafı olamaz ama üniversitedeki hocalarımızın da basiretsizliği bu öğrencilerin, bu tip oyunlara gelmesinde etkili midir sizce? TURGUT KAZAN – Yani böyle bir teĢhis koyamam ama iĢte öğretim üyelerinden birinin gençleri hangi amaçla ve nasıl tahrik ettiğini, nasıl Ģekillendirmeye çalıĢtığını anlattım. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Hayır, Ģunun için soruyorum: Mesela, bizim fakültede Ġdris Bey –Allah rahmet eylesin- devamlı bu tip olayların netice getirmeyeceğini, asıl örgütlenmenin Ģu Ģekilde olduğunu söylemesine rağmen hepimizin bildiği çok büyük hukukçular da oldu bunlar. BaĢka türlü yani sırt sıvazlayarak bu iĢi götürüyorlardı. TURGUT KAZAN – Siz yani böyle bir değerlendirme yapıyorsunuz. Tabii, saygı duyuyorum. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Benim bu değerlendirmeme katılır mısınz? TURGUT KAZAN – Yani böyle bir genelleme yapamam.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 11

FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Çünkü bizim yurdumuzda bizi çok erken namaza kaldıran kalkmayınca da bağıran çağıran arkadaĢın… TURGUT KAZAN – Yalnız Ġdris Bey için tam nasıl bir değerlendirme yaptınız orasını tam anlayamadım. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Yani Ġdris Bey bu tip olayların yani öğrenci hareketlerinin bu Ģekilde olmasının fayda getirmeyeceğini söylüyordu ve onu da hainlikle suçluyorlardı. TURGUT KAZAN – Anladım. Ben o sırada öğrenci değildim. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Ben öğrenciydim. Mesela, ben çok kıĢkırtıcı olan, çok sağcı olan bir delikanlının, ben fakültede ders çalıĢırken “Çabuk kalk burayı basacağız.” dediğini, bende “Bu karar ne zaman alındı?” diye itiraz ettiğimi ama çıktığında baĢka bir fraksiyonun önünde sol kol elde geldiğini… Çünkü biz sağ kolumuzu kaldırıyorduk. TURGUT KAZAN – Yalnız adı çok geçtiği için Ġdris Bey‟le ilgili bir Ģey söylemek isterim. Tabii, bu söylediğiniz biraz sonraki yıllar. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Yok, 12 Mart öncesidir bunlar. TURGUT KAZAN – Hayır, benim söyleyeceğim yıldan sonrakidir. ġimdi, Ġdris Bey için –Ġdris Bey benim hocam olmadı ama onu çok severdim. O yüzden de odasına giderdim, sohbet ederdik falan- “sol gerici, sağ ilerici” diye bir tahlilde bulunduğu için çok sıcak karĢılanmıĢtır. Bu değerlendirmeyi bir yana bırakıyorum ama Talat Aydemir hareketi öncesinde… FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – O olayı bilmiyorum ben. TURGUT KAZAN - …Ġdris Bey o kadronun içindeydi ve biz Türkiye ĠĢçi Partili olduğumuz için yani “sandık” dediğimiz için mesafeliydi. Bu bölümü bilinmiyor. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – O sizin dediğiniz 63‟lü yıllar. Benim dediğim 69‟lu yıllar, 70‟li yıllar. TURGUT KAZAN – Tabii tabii. Yani sandıkla devrim yahut da iĢte sosyalizm gerçekleĢtirmenin bir hayal olduğuna inanırdı ve o kadronun içindeydi. Sonradan, o sizin söylediğiniz, Talat Aydemir darbesi sonrasıdır. O kitap da zaten sonraki tarihe aittir. Bunu da paylaĢmak istedim yoksa Ġdris Bey benim çok sevdiğim bir hocamdı ama böyle bir değiĢim getirmiĢtir. Fakat o bölümü hiç konuĢulmaz, hep o sonraki “sol gericidir, sağ ilericidir.” teĢhisi hep vurgulanır, bunu da paylaĢmak istedim. Evet, Sayın BaĢkan. BAġKAN – Selçuk Özdağ Bey…Buyurun lütfen. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – TeĢekkür ederim Sayın BaĢkan. HoĢ geldiniz Sayın Kazan. Birinci sorumuz: 12 Eylül darbesi sırasında sizler hangi davalarda sanıktınız ve avukatlık yaptınız? Bu davalarda, adli yargılanmalarda hukuki olarak doğru değerlendirmeler yapılıyor muydu ve bu davalarda müvekkillerinizden kötü muamele, iĢkence görenler var mıydı ve bunlar size nasıl ulaĢıyorlardı? Bu konuda ne gibi çalıĢmalar yaptınız? Aynı zamanda, 12 Eylül mahkemelerinde yargıçların tutumları nasıldı? 12 Eylül mahkemelerinde, mahkeme baĢkanlarının tamamı hukuk kökenli değildi, hukukçu değillerdi. TURGUT KAZAN – Bir baĢkan vardı, subay üye.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 12

SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Evet. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Ve hemen akabinde de Ģöyle bir soru tevdi etmek istiyorum size: Geçenlerde o dönemin mahkeme üyelerinden bir tanesi, yargıçlardan bir tanesi Balyoz davasından sonra, karar verildikten sonra “12 Eylül mahkemeleri daha adildi, daha objektifti, daha düzgün yapılmıĢtı.” diye bir ifadede bulundu. Katılır mısınız? BAġKAN – Neyseki bu soruyu bu sefer siz sordunuz. Bu soruyu genellikle Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerimiz sorardı. Onların sormasına gerek kalmadan siz sormuĢ oldunuz. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Evet, özür dilerim o zaman. Ben buraya katılmadığım için, 12 Eylül Alt Komisyonu… BAġKAN – Sadece latife yaptım. Bu soru genellikle hukukçu herkesi… FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) - Ben bu arada bir Ģey demek istiyorum. Çok adildi. BeĢ yıla kadar olan cezaların temyiz hakkı yoktu. Çok adildi hakikaten! BAġKAN – Bayağı adildi! SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – “Bu darbeleri hep Amerika yaptırdı.” dediniz. Ġçeride iĢ birlikçileri vardı ki onlarla beraber oldular ve sola karĢı yapıldığını söylediniz. Millî Nizam Partisi kapatıldı, Millî Selamet Partisi kapatıldı devamı olarak. Ardından, 12 Eylül sonrası bu Ģahıslar yargılandılar ve ceza aldılar. Cezaevlerinde dört yıla kadar kaldılar. Çıktıktan sonra parti kurdular. Kurdukları parti, Refah Partisi kapatıldı. Ardından Fazilet Partisi kapatıldı ve ardından 28 ġubata muhatap oldular. 28 ġubat kime karĢı yapıldı? Aynı zamanda, 12 Eylülde yargılanan bir Milliyetçi Hareket Partisi ve ülkücü kuruluĢlar davası var. Bunlar niçin yargılandılar o zaman sola karĢı yapıldıysa? Bu değerlendirmenizi her darbe için ayrı ayrı yapabilir misiniz, yoksa genelleme yaparken bunları da göz önünde bulundurabilir misiniz? Ġkinci sorum bu. Üçüncü soru: “Sola karĢı yapıldı.” dediniz. Hangi sola karĢı yapıldı? CHP‟ye karĢı mı yapıldı? CHP iktidar da olmuĢtu. ĠĢçi Partisine mi karĢı? Dev-Sol‟a mı, DHKP-C‟yi mi, TĠKKO‟ya mı? “Tek yol devrim” diyen sadece bir kiĢi, Mahir Kaynak mıydı? Yoksa binlerce kiĢi ellerinde orak çekiçli bayraklarla, kızıl yıldızlı bayraklarla “tek yol devrim” diyerek, sokaklarda ve ellerinde silahlarla bomba atarak, adam öldürerek, asker ve polisi öldürerek; bunlara karĢı mı yapıldı tek yol, yani “Sola karĢı yapıldı.” derken. Bir de biz biraz önce Recai Kutan Bey‟i dinlemiĢtik ve Ģöyle bir ifadede bulundu: 12 Eylül öncesi, ben bir soru sormuĢtum, dedim ki: “Sayın Kutan, CumhurbaĢkanlığı seçimlerini yapabilseydiniz darbe olur muydu veya bu parti liderleriyle cezaevinde beraber oldunuz, birlikte olabilseydiniz, bu Parlamento çatısı altında uzlaĢabilseydiniz en azından, çoğulculuğu idrak edebilseydiniz, olur muydu?” dediğim zaman Ģöyle söylemiĢti: “Muhsin Batur‟u bize birileri geldi, teklif etti. „Muhsin Batur‟u cumhurbaĢkanı seçebiliriz.‟ dediler -biraz önce bir Ģey söylemiĢtiniz, onun üzerine söylüyorum- ve biz de „Bu darbecidir.‟ dediğimiz zaman piĢman oldu. „Bu darbecilerle ancak ben baĢ edebilirim, o nedenle beni destekleyin.‟ diyerek geldi. Sonra bize geldi kendisi, kendisini anlattı ve biz de kendisinden ikna olduk, Muhsin Batur‟u destekledik.” dediler. Nasıl değerlendiriyorsunuz? TeĢekkür ederim. Çok elit sorulardı. Belki de on tane soru oldu. Beni bağıĢlayınız.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 13

TURGUT KAZAN - Bir kere sonuncusu için söyleyeyim: Muhsin Batur‟u desteklemeyi düĢünmeyi büyük bir ayıp sayarım. BaĢa gelelim. O arkadaĢ, yani 12 Eylül yargıcı olan arkadaĢ, meslektaĢ -kendisini tanımıyorum, gıyaben tanımıyorumKayacan, daha önce Faruk Bildirici onunla söyleĢi yaptı Hürriyet‟te ve yani çok önce, yaklaĢık belki sekiz on ay oldu, belki bir yıl oldu; bunları söylemiĢti. Ben Faruk Bildirici‟yi aradım pazartesi günü, dedim ki: “Kusura bakma ama bir 12 Eylül askerî yargıcına 12 Eylül adaletinin iyi bir adalet olduğunu söyletmenin gazetecilik olduğunu düĢünmüyorum. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – 71 muhtırası için dediniz ki: “Olduğunda eĢimi aradım, bunlar bizi kurĢuna dizerler…” En hafif muhtıralardan birisidir. TURGUT KAZAN - Çok dedim, “Çok ayıp.” dedim. Yani bunu yumuĢatarak tabii, Faruk Bildirici‟ye ve o adamı da geçenlerde bir davaya gittiğimde gördüm, selam bile veremedim. ġimdi, yalnız, burada bir ekleme yapmak istiyorum. Ahmet ġık ve Nedim ġener tutuklandığında CumhurbaĢkanıyla görüĢmeye gitmiĢtik Çankaya‟da. Sayın Gül iĢte bu tabii yeni tutuklama var. E, tabii ister istemez bu konu ile ilgili bir Ģey konuĢulacak. ĠĢte, Sayın Gül dedi ki: “Yargı sürecini beklemek gerek.” dedi. En çok dayanamadığım cümle bu cümledir. Ama “Sayın CumhurbaĢkanı, bir Ģey söylemek istiyorum: 12 Mart ve 12 Eylül askerî darbelerindeki Sıkı yönetim Mahkemelerinin kararları ne kadar adilse, bugünkü Özel Yetkili Mahkemelerin kararları da o kadar adildir, bu gerçekte böyle bilinmelidir.” dedim. Sayın Gül inanılmaz bir Ģey söyledi, dedi ki: “Ben bu maddelerle -250, 251, 252 yani Ģimdi kaldırılmıĢ olan- mahkeme savcılıkları bu maddelerle yetkilendirmenin demokrasi için sorunlu olacağını düĢündüm, gördüm ve bunu çok söyledim ama…” Aynen onun cümlesiyle tekrarlıyorum, “ġimdi ismi lazım değil” dedi. “Devletin bazı kurumlarının yetkilileri „Bu böyle olmazsa terörle mücadele edilemeyeceğini.‟ söyledi, böyle kaldı.” dedi. Ben ertesi gün, Ģimdi bakın, bunu o zamanki Meclis BaĢkanı, Mehmet Ali ġahin‟le konuĢmaya gittim, bir tanık olsun diye de Gürdal Mumcu‟yla birlikte gittim. Çünkü Mehmet Ali -sen bilirsin- benim büro komĢum, ben onu çok severim, o da beni çok sever, ben onun Turgut Ağabeyiyim. Dedim ki: “Beni, eĢimi, çocuklarımı tanıyorsun. 12 Eylülde ne büyük sorunlar yaĢadığımızı, ne korkular yaĢadığımızı biliyorsun.” biliyor çünkü. Ama dedim “Bil ki, bak Mehmet Ali ġahin, Ģu anda eĢime bazı Ģeyleri söyleyemiyorum.” Bir hukuk davasını üstlenirken -eğer BaĢbakana karĢı açılmıĢsa- eĢimden uzun süre saklıyorum, duyarsa çok korkuyor. Kars‟taki heykel davası, ne yapayım? Geliyor Ģimdi. Hayır, nasıl 12 Eylülde korkuyorum diyemezsem, Ģimdi de diyemiyorum.” Mehmet Ali ġahin‟e söylüyorum. “Heykel davasını Kars‟a gidene kadar Deniz‟den sakladım.” dedim. ġimdi, daha ağır koĢullarda yaĢıyorsak “Darbe yok, sandıktan çıkıyor.” diye Ģapkamızı mı çıkaracağız? Tekrar ediyorum, Kayacan‟a asla katılmıyorum. O yargılamaların hiç adaleti yoktur. Ben Ģöyle diyorum, Ali Sirmen de bir gün dedi ki:”Turgut” dedi bana –o benim müvekkilim, BarıĢ Derneği davasında acılar yaĢamıĢ- “Bizimkiler daha iyiydi değil mi?” dedi. “Hop, hop, senin kastını anlıyorum ama yanlıĢ kavram kullanıyorsun, asla iyi sözcüğünü kullanamazsın onlar için. ġöyle diyecektin: „Bunlar daha kötü değil mi?‟ Evet bunlar daha kötü.” Ġbrahim Okur‟a örnek verdim, anlattım niye daha kötü

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 14

olduğunu, size de anlatayım mı? Çünkü Sayın Okur benimle görüĢmek istedi, geldim. HSYK‟da görüĢtük ve anlattım niye daha kötü olduğunu. AHMET TOPTAġ - Dinleyelim. TURGUT KAZAN – Peki, Ģimdi, 12 Eylülün zor günlerinde Ġstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi –biliyorsunuz 12 Eylül bir defa, Ġstanbul Barosunun kapısına mühür vurdu yahu. Daha neyin adaletini tartıĢabiliriz? Ben o mührün fotoğrafını çektirmek için, o fotoğrafı çekecek –o zaman tabii, telefon falan yok, kolay çekmek mümkün değil- yürekli bir gazeteci bulamadım. O yüzden fotoğrafını çektiremedik yani o fotoğrafı çekmekten korkuyorlar, sıkı yönetim duyarsa diye. Turgan Arınır – Öldü Ģimdi, Allah rahmet eylesin- Ġstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Ġstanbul Barosu dergisinin sorumlu müdürü. “ġak” diye tutuklandı. Erhan benim arkadaĢım, çok seviyorum, tutuklandı. Hep TKP davalarına giriyor diye. Suçlama bu. Ama ekinde de bir vekaletname var, Yahu beĢ olsa ne olur? ġimdi, ben Ġbrahim Okur‟a anlatıyorum Sayın BaĢkan. ġimdi, ben baroya telefon ettim dedim ki: “Turgan için ben itiraz edeceğim.” dedim. Durumumuz çok açmaz çünkü Turgan Arınır için tutuklanma istenmiĢ, reddedilmiĢ. Komutan itiraz etmiĢ tutuklanmıĢ yani komutanın itirazı üzerine tutuklanmaya itirazın milyonda bir Ģansı var ama 2 mahkeme gittiği için 3 nolu mahkeme kalıyor. Hangi mahkemeye düĢeceğini hiç değilse bilebiliyorum. Dilekçeyi götürdüm, hâkim, Albay Ali Saraçoğlu, dedim ki: “Albayım bu inanılmaz bir Ģey, böyle bir Ģey kalıcı olamaz, bugünün yarını da var. Bir avukat, hep TKP davalarına giriyor diye tutuklanamaz, böyle bir soruĢturma olamaz, böyle bir dava açılamaz, ne olur.”dedim. Ya siz okuyun, bu bir yüktür yani o da bugünün yarınını düĢünecek çünkü. Nedir yarın? Ben her yerde anlatacağım, yarınımız o yani. Ya da “Okuyacak birine verin.” dedim. Ali Saraçoğlu okuyacak birine verdi ve Turgan tahliye oldu. ġimdi, Ġbrahim Okur‟a sordum, size soruyorum. BeĢiktaĢ‟taydı o zaman BeĢiktaĢ diye anlatıyorum. Ben bugün, Turgan Arınır benzeri bir olay yaĢansa, BeĢiktaĢ‟ta bir kiĢiye bunu anlatabilir miyim? Anlatsam dinler mi? Çünkü onu da düĢman sayıyor, beni de düĢman sayıyor, kesinlikle daha kötü. Zaten baĢta söyledim ya UzlaĢma Komisyonunda söyledim, dedim ki -Ģike olayı baĢlamıĢtı o sırada, Ģike yasası olayı- “Bu bilek güreĢidir.” dedim. “Sizinle bilek güreĢi yapıyorlar.” Frenkenstein yarattınız, bilek güreĢi yapıyor, yakında sizi kuĢatacak ve Mit olayında kuĢattı ve BaĢbakan‟da bunu gördü ama sonuçta ne oldu? Biz gitmeyelim ama öbürleri onların elinde kalsın. Ya böyle bir sistem olabilir mi? Madem ki bunun adaleti adalet değil kimseyi emanet edemezsiniz ama ettiniz. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Hangi Sol‟a karĢı, örnekler verdim size. BAġKAN – Affedersiniz araya gireceğim Sayın BaĢkan, size sürekli Sayın BaĢkan diyorum. Ġstanbul Barosu üyesi bir avukat olarak dil alıĢkınlığı. TURGUT KAZAN – Sağ olun. BAġKAN – ġimdi, burada her zaman bu tür tartıĢmalar oluyor elbette, farklı siyasi partilerin ortak doğrultuda vermiĢ oldukları önergelere rağmen, burada hepimizin mutabık kaldığı bir Ģey var. Darbeler sağa veya sola veya o fikre, bu fikre karĢı olarak gerçekleĢmiyor bu ülkede. Tehdit algısı oluĢturan kesimler belirleniyor, fiĢleniyor. Nihayetinde farklı düĢüncelerin, demokratik bir toplum olmanın gereği farklı düĢüncelerin oluĢmasına imkân vermeyen veya bu fikirlerin oluĢmasına zemin

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 15

hazırlayan demokratik ortamlar oluĢtuğunda demokrasi kesintiye uğratılıyor. Darbelerin tek bir muhatabı vardır o da millettir diyoruz. TURGUT KAZAN – Doğru. Benim irademe yani milletin iradesine… BAġKAN – Bazı dönemlerde elbette yani öne çıkan kitlelerin ağırlıklı olarak 28 ġubatta ağırlıklı kitle Müslüman kesim olabilir, diğerinde ağırlıklı… Ama hedef nihayetinde bu ülkede demokratik bir sistemin olgunlukla oluĢturulmasının önündeki en büyük engeldir diye görüyoruz. Komisyon üyelerimizin tamamının mutabık olduğu konulardan birisi de bu diye düĢünüyorum. Soru var mı? Veya sorunuz tamamlandı mı? SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – “Bize karĢı yapıldı.” dedi de Sayın Milletvekilim. Size bu soruları tevcih eden Selçuk Özdağ, 12 Eylül‟de 7 yıl cezaevinde kaldı 1,5 yılını tek baĢına bir hücrede yaĢadı, 38 gün iĢkence gördü, 28 ġubat döneminde de 15 yıllık üniversite hayatımda 3,5 yıl iĢsizlik kalmak Ģartıyla üç defa üniversite ocağından atıldım. TURGUT KAZAN – ġimdi, ben Sayın BaĢkanın özetine aynen katılıyorum. Solu ezmek için yapıldığına inanıyorum ama sağı ezmek için yapılınca alkıĢlanır, anlamına söylemiyorum bunu çünkü millet iradesine karĢı yapılmıĢtır, o benim irademdir yani benim de irademdir. Ben o çoğunluğun içinde oyum olmasa bile o benim de irademdir ama ben sol genel çizgisini söylüyorum yoksa baĢkalarına hiçbir Ģey yapılmadı demiyorum. Yani nitekim TürkeĢ‟i de aldılar o da ne dedi: “Ya bizim düĢüncelerimiz iktidarda ama biz içerideyiz.” Yani darbenin mantığı yoktur, böyle de oluyor. SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Darbe millete karĢı yapılmıĢ bir müdahaledir. BAġKAN – Evet. Ġdris Bal Bey buyurun lütfen. ĠDRĠS BAL (Kütahya) – TeĢekkürler. Sayın Kazan, benim birkaç tane sorum var ama unutmama bağlamında belki not almak isterseniz. Biz, tabii ki farklı ideolojik görüĢlere sahip, önemli tecrübeleri olan sizler gibi farklı insanları dinledik, dinlemeye devam ediyoruz. Ortaya çıkan durum Ģu oldu: Özellikle darbe ve muhtıralar öncesi genelde bir meĢrulaĢtırıcı unsur olarak kaostan, istikrarsızlıktan ekonomik anlamda, siyasi anlamda, güvenlik anlamında bahsedilir, idari anlamda. Ġki grup ortaya çıktı. Birinci grup o dönemki idarecilerin sevk ve idarede beceriksizliklerinden dolayı sıkıntılar olduğunu, e tabii yani ülke elden gitmesin diye birilerine müdahale etmek mecburiyetinde kaldığını söyleyen bir kesim oldu. Diğer bir kesim ise kurt puslu havayı sever, öyleyse farklı hesapları olanlar da, yapmak istediklerini, darbeyi yapabilmek için o istikrarsızlığı hazırladılar. Ġlk üç aĢamada, bir -ki ben bunu kendim ifade ediyorum, benim kanaatim aslında- yetki ve sorumluluklarını kullanmayarak, iki teĢvik ederek, üç belki de bizzat aktör olarak bu istikrarsızlığı hazırlamada rol alarak. Bunlardan hangisi sizin vizyonunuza uygun geliyor, birinci sorum bu. Hemen diğerlerini de söyleyeyim isterseniz. Bir de geçmiĢe baktığınızda tabii önemli tecrübeleriniz oldu, bu hususta özellikle geriye baktığımızda bazı Ģeyleri çok daha güzel görebiliyoruz, en büyük hatalar neydi her açıdan? Yani idari açıdan olabilir, medyanın hatası olabilir, siyasi

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 16

partilerin, STK‟ların, üniversitelerin… Yani bize toplum olarak –Ģimdi, biraz önce konuĢuldu- sağcısıyla solcusuyla, müslimiyle gayrimüslimiyle, bedeller ödeten bu darbelere gidiĢ sürecinde hangi büyük hataları yaptık? Bir de gelecek bağlamında –tabii ki amacımız bizim tüm bu komisyonlarda, tüm bu çalıĢmalarda vatandaĢlarımıza, halkımıza birinci sınıf demokrasinin yakıĢtığını düĢünüyoruz biz ve bunu sağlayabilmek, benzeri bedelleri gelecekte ödememek için sizin tecrübeleriniz, vizyonunuz gereği neler yapmak lazım idari olarak, hukuki olarak, eğitime dair, dıĢ siyasete, iç siyasete… Yani genel anlamda sizce neleri Ģunlar niye hâlâ yapılmıyor? Yapılmalıdır diyebileceğiniz Ģeyler var mı? Bir de darbeden bahsederken yine Ģöyle bir yaklaĢım var gerek literatürde gerek konuĢan insanlar arasında: Darbe dendiğinde sadece küçük bir illegal grup ki genellikle silahlı kuvvetler arasında, güçler arasında, o mu anlaĢılmalı yoksa bir zihniyet sorunu mu anlaĢılmalı? Yani toplumun tüm kademelerinde siyasetçisinden medyasına, STK‟sına, üniversitesine kadar bir zihniyet, meĢruiyetin kaynağı olarak halkı göremeyen bir zihniyet sorunu mudur? Bir de ABD‟ye çok vurgu yaptınız ama bu darbe meselesinde. Tabii ki dıĢ faktör bağlamında önemli olduğunu ben düĢünüyorum ama bunun iç faktörlere yani bir sosyal olayları tabii ki tek bir faktöre indirgemek çok zordur, iç faktörler, diğer faktörler anlamında ne düĢünüyorsunuz? Ve bu darbeye giden son olarak da süreçte bizim siyasi partilerimiz arasında ideolojik makasın çok geniĢ olduğunu düĢünüyorum ben ve bu geniĢ ideolojik makastan dolayı sistemin sıklıkla tıkandığını, gerek koalisyonlar anlamında gerek diğer politikalar anlamında daha çabuk kaosa, tıkanıklığa gidebildiğimizi düĢünüyorum. TeĢekkür ederim. TURGUT KAZAN - Evet, ben de teĢekkür ediyorum. Bir kere sondan baĢlayayım, Sayın BaĢkan aslında bu değerlendirmeye cevap vermiĢti, gazetede okudum. Böyle bir Ģeye kimsenin hakkı yok yani partiler uzlaĢabilmiĢ, uzlaĢamamıĢ, çok açılmıĢ, Ģu kadar açıkmıĢ falan… Yani o bizim demokrasi kültürümüz, siyaset kültürümüzün bir parçasıdır yani buradan yola çıkarak bir çeĢit darbe de yapabilirim anlayıĢını tabii Ģiddetle reddetmek gerekiyor. Ama ne yapmalı sorusuna geleceğim. ġimdi güvenlik sorunu yaratıldı tabii ki birinci sorunuzun cevabı içinde var zaten. Kendileri hazırladılar, bunu söylüyorlar zaten. Ben, darbeden epeyce önceydi ama sıkıyönetim vardı, Ecevit‟in sıkıyönetimiydi. Yani daha Ecevit Hükûmeti vardı. biz sıkıyönetim komutanıyla konuĢmaya gittik, BARO yönetim kurulu olarak. Necdet Üruğ yine o zaman da sıkıyönetim komutanı. Ben, o sıkıyönetim komutanını BaĢbakandan bahsederken ne kadar böyle itici, ne kadar küçümseyici ve inanılmaz biçimde küçümseyici bir yüz ifadesi ve dil kullandığına tanık oldum. O yüzden yani öyle bir hazırlık dönemiydi, o hazırlık döneminde zaten söylediler -Demirel, Bedrettin Demirel miydi neydi, unuttum- iĢte bekledik dedi yani, daha çok olsun da ortam hazırlansın diye. BAġKAN – ġartların olgunlaĢmasını bekledik, tam olarak cümle bu Ģekildeydi.

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 17

TURGUT KAZAN - ġartların olgunlaĢması, evet. O yüzden ona öyle bakıyorum. Tabii en büyük hata yani demokrasi kültürümüz ve hukuk devletini iyi özümsememiĢ olmamızdır. Dolayısıyla bu yapıyı değiĢtirmeye çalıĢmanız yani toplumsal yapıyı, yapıyı derken kastım yani toplumun bu demokrasiyi özümsemesi, hukuk devletini özümsemesi iĢini yani böyle bir iĢimiz var, öyle düĢünüyorum. ĠĢte, neler yapmalı da bunun için iĢte bu kötülükleri yapan hukukçularla ilgili bir inceleme yapalım iĢte onları hiç değilse tanısın ve bir daha… Ama bugünküler için de söylüyorum, bunu özellikle bugünküler için söylüyorum. Bir daha yaparlarsa insanların duyacağını, çoluklarına çocuklarına, torunlarına kötü bir iz bırakılacağını anlasınlar diye düĢünüyorum. ġimdi, ABD büyükelçisiyle bir… Tabii keĢke Süleyman da olsaydı. ġimdi, kongreden bir grup üye gelmiĢti, artık DĠSK davası sorun olmaya baĢlamıĢtı. O yüzden kongreden gelenler sanıyorum NATO Asamblesi için gelinmiĢti Ġstanbul‟a, o yüzden NATO Asamblesi toplantısını yapanlar Amerika‟dan gelirken artık Amerika‟da DĠSK davası, BarıĢ Derneği davası konuĢulduğu için avukatıyla görüĢme ihtiyacı duymuĢlar. Büyükelçiyle birlikte sanıyorum Hilton Otelinde görüĢüyoruz. Ben anlatıyorum neyle suçlandığını? Ya kağıtla suçlanıyorlar iĢte kağıtta Ģunu, çalıĢma raporunda Ģunu söylemiĢ, iĢte falan yani. ġimdi, büyükelçi heyecanlanıyor “Ama Maden ĠĢ kongresinin, altıncı kongresinin atmıĢıncı insan çalıĢma raporunda Amerika BirleĢik Devletleri emperyalisttir deniliyor “ diyor. Yani idam edilmeleri, idamla yargılanmalarından o kadar rahatlık duyuyor ki heyecanlanıp böyle… Ya Sayın Büyükelçi, ben kabul ediyorum Amerika BirleĢik Devletleri emperyalist değildir. Maden ĠĢ Sendikası da bunu söylerken kabul ediyorum yanlıĢ bir değerlendirme yapmıĢtır, bunu tartıĢırız ya. Ġdamla yargılanıyor, idamla yargılanıyor. O sırada Valessa var, iĢte Valesse Polonya‟da yürüyor, polis arkadan geliyor -televizyonlar hep onu gösteriyor polis izliyor diye- ya Valessa‟yı polis izliyor diye ben kınıyorum Polonya‟yı ama benim müvekkillerim idamla yargılanıyor, üç yıldır içeride. Bir Japon, bir Amerikalı bilim adamı benimle Amerika‟nın darbelerdeki rolü konusundaki çalıĢmaları için görüĢmeye geldiler. O yüzden bu çok açık. Ayrıca bir Ģeyi de bilmenizi istiyorum o zaman. 12 Eylül Anayasası hazırlıkları, 12 Eylül öncesinde tercüman gazetesinin forum çalıĢmasıyla yapılmıĢtır ve hazırlanmıĢtır. Bu çalıĢmaları bulabilirsiniz ve o anayasa taslağıyla 82 Anayasa taslağını karĢılaĢtırabilirsiniz. O nedenle ne yazık ki böyle bir geçmiĢimiz var. Bu arada hukukla ilgili bir örnek daha vereyim, DĠSK‟ten çağrıĢım yaptı. Hani Türkiye‟deki hukuk… En büyük yüksek mahkememiz ne? Anayasa Mahkemesi. Ya Abdullah BaĢtürk Genel ĠĢ Sendikası ve DĠSK baĢkanı olarak içeride tutuklu, idamla yargılanıyor, Abdullah BaĢtürk -Allah rahmet eylesin- böyle çok salon, bina yapı iĢinde çok kendisini vererek çalıĢırdı, Genel ĠĢ Sendikasını yaptırdı Ankara‟da o iĢte orası neresiydi, Ģimdi vergi dairesi falan olmuĢ herhâlde. Peki, GENEL-Ġġ Sendikasının salonlarını, odalarını,kapılarını, her birini özenle Abdullah BaĢtürk adına yaptı. Abdullah BaĢtürk içeride, idam istemiyle yargılanıyor, bizim Anayasa Mahkememiz o binaya taĢındı ve bunu ben söylediğim zaman Anayasa Mahkemesindeki arkadaĢlar gayet doğal olduğunu anlattılar, hangi yabancı hukukçuya söylersem aklı ĢaĢtı ama bizim

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 18

Türkiye‟de kime söylediysek hukukçu olarak, gayet doğal çünkü kamulaĢtırmıĢtı. Ya, kamulaĢtıran kim, KamulaĢtırma Kanunu‟nu çıkaran kim? Hepsi darbe. Bizim Anayasa Mahkememiz, GENEL-Ġġ Sendikasının binası zapt edildi ve orada Anayasa Mahkemesi olarak görev yürüttü. Arz ediyorum. BAġKAN – Son soru için Feyzullah Kıyıklık Bey‟e söz vereceğim ama sorudan sonraki cevap kısmında… TURGUT KAZAN – Tamam. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – Bizim de sorumuz vardı. TURGUT KAZAN – Tamam efendim, bitiririm. BAġKAN – “Mikrofonlarınıza basar mısınız?” dedim soru taleplerini… O yüzden deminden beri iĢaret ediyorum, peki, o zaman. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Evet, teĢekkür ederim. BAġKAN – Cevaplarınızın kısa olmasını rica ediyoruz bundan sonraki süreçte. TURGUT KAZAN – Tamam, peki. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – 27 Mayıs öncesi sloganları pek iyi bilmiyorum açıkçası ama Demokrat Partiye karĢı bir giriĢim olduğunu, aslında halka karĢı bir giriĢim olduğunu, darbe olduğunu kabul ediyoruz. 12 Mart öncesinde Türkiye‟de hep insanlar bir Ģeyle tedirgin ediliyorlardı: Komünizm gelecek ve bununla topyekûn mücadele isteniyordu. Tabii, mücadeleyi de farklı farklı kesimler farklı teĢkilatlar kurarak yapıyorlardı. Nedense gelmedi sonra komünizm, bilmiyorum ben. ALĠ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – KıĢın gelecekti, o da gene gelmedi. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Evet. BAġKAN – Gelecekse de getirmesi gerekenler vardı. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – 12 Eylül öncesinde hakikaten öğrenci olayları, iĢçi olayları, bölücülüğün çok fazla ileri gittiği düĢünüldü. Her gün 10-15 kiĢi öldürülüyordu maalesef ve kimlerin öldürdüğü de hiçbir zaman bulunamıyordu. Sıkıyönetim vardı ama herhâlde, belirli bir olgunluk bekledikleri için sıkıyönetimdekiler de pek bir Ģeyle ilgilenmiyorlardı ama Türkiye bölünmedi ve geldik 28 ġubata. 28 ġubat öncesinde hakikaten bastonlu, değnekli, zikirli, ezkârlı bir sürü tarikatlar ve liderleri, halkın yanlıĢ bir Ģekilde nasıl kandırıldığı din adamları tarafından, din adamıysa tabii, her gün televizyonlarda bununla ilgili karĢılıklı atıĢmalar vesaire vesaire. Kur‟an kurslarındaki beĢ-altı yaĢındaki çocukları, insanları nasıl Ģeriata doğru götürdükleri, iĢte belediyelerin oraları nasıl bir irtica yuvası hâline getirdikleri, iĢte çarĢaflar, baĢörtüleri vesaire vesaire insanlar iyice korkutuldu. Neticede, irticanın gelmemesi için de 28 ġubatta ülkeyi çok sevenler, kendi deyimleriyle ayar yaparak bir darbe yaptılar, irtica da nedense pek gelmedi. Ġmam-hatip okulları da bu ülkeyi yıkamadılar ondan sonra. Ġmam-hatip okullarının orta kısımları kapatıldı, meslek okullarının ve imam-hatipler de bunların içinde üniversiteye giriĢleri engellendi, bir sürü okullarda baĢörtüsünden dolayı bir sürü sıkıntılar çekildi. Demokratik kuruluĢlarımızdan en büyüklerinden olan baromuz hâlâ baĢörtülü avukatlara izin vermemekte büyük bir çaba sarf ediyor, gayretlerini de tebrik etmek lazım ve duruĢmalara da girilemiyor çünkü baĢörtülü bir hanımefendi duruĢmaya girerse hâkim kabul etmiyor “Belki Türkiye‟ye irtica gelebilir veya Türkiye de yok olabilir.” Ama bütün

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 19

bunlar insanlar için, toplum için yapıldı. Fakat toplum da bunların hiçbirinden gerçekten rahatsız da olmuyor. TURGUT KAZAN – Yani Ģimdi, burada ben hangi soruya cevap vereceğim? FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – ġimdi, sorum Ģu beyefendi, cevap vermenizi istediğim Ģu: Acaba toplum, vatan, millet düĢünülürken fert unutuluyor mu? Fertlerin iradeleri unutuluyor mu? Asıl olan insan mıdır merkezde, yoksa topluluklar veya onların kurduğu hegemonya mıdır? Hâlâ baro bu baĢörtüsü konusundaki bu güzel çalıĢmasını niye devam ettiriyor? Bir hukukçu olarak siz bunu insan haklarının neresine koyabiliyorsunuz? TURGUT KAZAN – Ben bu soruyu, Ġstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi olarak partinizin grup baĢkan vekiline bir sormanızı öneriyorum. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – AyĢe Nur Bahçekapılı‟ya sor. TURGUT KAZAN – Bir. Ġki -bitiriyorum efendim- bu yapıyı değiĢtirmek için yani toplumun bu yapısını “En büyük asker bizim asker.” gibi yaklaĢımları olan bir toplumuz. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Bizim asker tabii en büyük olması lazım. TURGUT KAZAN – Güçlü bir ordu olacak tabii, Ģimdi ama bu toplumsal yapıyı değiĢtirmemiz gerekiyor. Ancak -son cümle Sayın BaĢkan- ama “darbelerle mücadele” adı altında muhalefeti susturma politikası uygulanmamalıdır çünkü, son zamanlarda kimi köĢe yazılarında A da vardı, Ģunu yazmıĢtı, B de vardı, Ģunu yazmıĢtı. “Göreceksiniz yakında -iki yaklaĢım var- ya içeri alınacak.” diye vurgu yapıyor veya “Alınmalı.” diye vurgu yapıyor. Bu, sonuçta her türlü muhalif sesi susturma gibi, “demokrasiyle mücadele” adı altında demokrasiyi boğma sonucu verebilir. Böyle bir tehlikeyi de gördüğümü sizinle paylaĢmak istiyorum. TeĢekkür ediyorum efendim. FEYZULLAH KIYIKLIK (Ġstanbul) – Ben de teĢekkür ederim. BAġKAN – Evet, ben, Ahmet Bey‟e söz vermeden önce son söylediğiniz Ģeylerle ilgili çok küçük, kısa bir değerlendirme yapmak istiyorum. Her Ģeyden önce Türkiye‟de her alanda yani Komisyonumuz darbelerle nasıl mücadele edilmesi gerektiği ve yöntemler üzerinden araĢtırma baĢlıklarını belirlerken öncelikle siyasal sebeplerini, hukuki sebeplerini, hukukun öncesi ve sonrası düzenlemelerini, o dönem hukukçularının aldıkları rolleri, ekonomik boyutlarını, darbe öncesi ve sonrası alınan kararların sermaye değiĢimini, dıĢ etkenleri, uluslararası sistemdeki karĢılığını ama en önemlisi de medya kısmını ele alıyor. Dolayısıyla, medya bu anlamda ülkemizde çoğu vakit darbelerin veya ortamların taĢıyıcısı olmuĢtur, bu rolü de çok gönüllü olarak üstlenmiĢtir, buna yüzde 100 katılıyoruz. Ama bu söylediklerinizle ilgili olarak söylüyorum yani iĢte, Ģöyle bir havanın oluĢturulması ve bu havadan kaynaklanan etkenlerle ne Ģu anki Parlamento ne burada bulunan üyelerimizin katıldığı, katkı sağladığı veya düĢünce olarak katıldığı bir durum söz konusu değildir. Bu, medya mensupları arasında her dönem ve her devirde kendi aralarında döneme göre belirlenmiĢ kavgalar veya bunun çerçevesinde ĢekillenmiĢ iliĢkiler söz konusu olabilir, bunun çok dıĢında olduğumuzu, yargının görevini yürütürken bu anlamda titizlikle yürütmesi gerektiğini, bağımsız ve tarafsız olması

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 20

gerektiğini her Ģeyden önce iktidar partisinin bir mensubu olarak yürekten inanıyoruz ve bunu destekliyoruz. Buyurun lütfen Sayın ToptaĢ. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – TeĢekkür ederim. Sayın Kazan hoĢ geldiniz tekrar. ġimdi, Komisyonumuzun amacını biliyorsunuz, Sayın BaĢkanımız anlattı. Aslında burada, hiçbirimizin bir mağduriyetin arkasına saklanarak belli kesimlerin belli dönemlerde mağdur edildiği, belli kesimlerin belli dönemlerde yapılmıĢ olan darbelerden yararlandığı, karĢı tarafın ezildiği gibi Ģeylere sığınmadan ya da bu tür değerlendirme yapmadan hepimizin bu toplumda, herkesin bir biçimde bu darbelerden sorumluluğu vardır. KarĢı çıkmadığı için vardır, sustuğu için vardır, korktuğu için vardır, desteklediği için vardır, yararlandığı için vardır, her bir biçimde sorumluluğumuz vardır. Aslında herkesin kendi sorumluluğunu da önüne koyup düĢünmesi zamanı çoktan gelip geçtiğinin farkındayım. ġimdi, Feyzullah arkadaĢımız sözlerinin giriĢinde bazı mağduriyetlerden bahsetti: ĠĢte, inanan insanların Ģu ya da bu biçimde manipüle edilen bazı görüntülerle Ģöyle yaptığını, böyle yaptığını, amaç, bunların uzaklaĢtırılmak istendiği, iktidarın engellenmek istendiği ya da ardından komünizm tehlikesiyle “Komünizm geliyor.” gibi. Hepimiz sorumluluklarımızı bilmeliyiz. ġimdi, siz dediğinizde, 12 Martın, 12 Eylülün Amerika tarafından yapıldığını, Amerika‟nın bizzat dâhil olduğunu söylediğiniz arkadaĢlarımızdan bazılarının buna kısmi itirazları oldu. Aslında, iĢte bize karĢı yapılmıĢtır, herkes “Bize karĢı yapılmıĢtır.” dediği Ģeyler de iĢitiyoruz. ĠĢte, Millî Nizam Partisi ve ardılı partilerin kapatıldığı 12 Eylülden sonra, 12 Marttan sonra filan. Kapatıldı ama 12 Eylülde bir kısmı kapatılırken ardılı bir parti de iktidara getirildi. Yani 12 Eylülden sonra Sayın Özal‟ın kimliği, Özal‟ın partisinin kadroları da belli. Dolayısıyla, hepimiz kendi sorumluluklarımızı almak durumundayız burada yani bunu bir hatırlatmak istedim. Bunun dıĢında, Ģimdi, 12 Marttan önce bir 60 darbesi var, darbe dediniz ama Anayasa olarak çağdaĢları içerisinde bugün bile henüz daha birçok konuda aradığımız bir anayasa. TURGUT KAZAN – Ben o kanıdayım. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – Evet, aynı kanıdayım. ġimdi, bu Anayasanın verdiği, ülkede demokratikleĢmenin önünü açmıĢtır; sivil toplum örgütlenmesinin önünü açmıĢtır; çalıĢma yaĢamının örgütlenmesini ve çalıĢma yaĢamında emeğin mücadelesinin önünü açmıĢtır; bilimin, kültürün ve düĢüncenin dünyayla entegre olmasını sağlamıĢtır; eĢitlik, özgürlük ve dayanıĢma duygularının geliĢmesine yol açmıĢtır. Dolayısıyla, bu Anayasanın verdiği haklarla geliĢen Türk toplumundaki düĢünce dünyasının, eylem dünyasının bir biçimde engellenmesi gerekiyordu çünkü çift kutuplu dünyada Amerika‟nın Türkiye‟yi kaybetmek gibi bir riski göze alması mümkün değildi. O nedenle, o düĢüncelerinize aynen katılıyorum. 12 Marttan hemen sonra yapılan ilk iĢte… TURGUT KAZAN – Anayasayı değiĢtirmek. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – …Anayasayı değiĢtirmek olmuĢtur. Bu Anayasanın değiĢtirilmesi yetmemiĢtir, 80 Eylüle gelindiğinde de bugün içinde

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 21

bulunduğumuz tam bir cunta anayasası, birçoğunun deyimiyle bir faĢist anayasayla karĢı karĢıya kalmıĢızdır. Demek ki burada esas hedef Anayasa ve Türkiye‟nin özgürlük ve eĢitlik duygularıdır. Bu konulardaki düĢüncelerinize aynen katılıyorum. Bu süreçte uygulanan hukukun da darbe süreçlerine özgür hukuk olduğunu ve bu sürecin hâlen devam ettiği düĢüncesindeyim. Yani biz, hukukumuzu darbe hukuku sisteminden çıkarmadığımız sürece, Anayasamızı darbe anayasası olmaktan çıkarmadığımız, hür bir anayasa yapmadığımız veya hukuku da sivil bir hukuk alanı hâline getirmediğimiz sürece bu sorunların devam edeceği konusunda kaygılarım devam ediyor. ġimdi, sizden önce dinlediğimiz Talat ġalk, ReĢat Petek Beyefendiler, bunlar eski savcılardı. Ben kendilerinde hâlâ yani bugün demokrasi havarisi kesilmiĢ olan özellikle ReĢat Petek Beyefendi‟yi televizyonlarda izliyorum günlerce- hâlen eski alıĢkanlıklarının sürdüğünü fark ettim ne yazık ki, böyle taraf olma ve bir Ģeyi aklarken öbür tarafı tamamen reddetmek gibi bir duygunun hâlâ sürdüğünü… Çünkü o kadar büyük deneyim yaĢamıĢ insanların hiç olmazsa bundan ders çıkarması gerektiğini düĢündüm. ġimdi, 12 Martta idamlar oldu, 60‟ta idamlar oldu, 12 Martta bunun mübadele idamları oldu, karĢılıklı idamlar oldu. 12 Eylülde Celal Bayar‟ın idam edilmesi için yaĢ konusundaki engelin nasıl aĢıldığını anlattınız. 12 Eylülde Erdal Eren‟i asmak için yaĢ sorununu nasıl anlattığı hâlâ insanların yüreklerini kanatan ve hâlâ Türkiye‟de hukuku kanatan bir eylemdir. ġimdi, o süreçleri yaĢadınız, avukat olarak yaĢadınız. Kendiniz, hakkında da yazılan bir mektup, Ġlhan Cihaner davasıyla ilgili yazılan bir mektubun yayınıyla ilgili bir Ģikâyetinizden dolayı dava açıldı, yargılandınız. Yani, siz, 12 Mart sürecindeki avukatlığınızı, 12 Eylül sürecindeki avukatlığınızı düĢündüğünüz zaman, “28 ġubat” denilen süreçteki avukatlığınızı düĢündüğünüz ve Ģimdi ileri demokrasi aĢamasında bir hukuk sisteminin içinde olduğumuz veya olma yolunda olduğumuz süreçte yani uzun, elli yıllık bir meslek yaĢamında bir farklılık görüyor musunuz ya da yani görmüyorsanız, biz bu darbelerin önlenmesi, gerçekten Türkiye‟nin bir hukuk devleti hâline gelmesi açısından ne gibi tedbirler alacağız ki bir daha bunlarla karĢılaĢmayalım? Buyurun Sayın Kazan, teĢekkür ederim. TURGUT KAZAN – Bunu zaten, Ģimdi zaten BaĢkan “Kısa kes.” dedi, bunu cevapladım aslında. Sizinle paylaĢıyorum yani paylaĢıyorum. O yüzden… BAġKAN – Diğer konuğumuz beklediği için tabii ki… Burada Ģöyle bir Ģey düĢündüm yani bazen milletvekillerimizinki soru değil, yorum Ģeklinde, tartıĢtığımız konulara katkı sağlamak adına kendi görüĢlerini açıklıyorlar. AHMET TOPTAġ (Afyonkarahisar) – Bir tespit yapıyoruz. TURGUT KAZAN – Tabii, paylaĢıyorum, paylaĢıyorum. Ama ne yazık ki, ileri demokraside… BAġKAN – Evet, o yüzden siz bir… TURGUT KAZAN – Ġleri demokraside -dedim ya- daha kötüsünü yaĢıyoruz, yargı faaliyeti bakımından söylüyorum. Bu ileri demokraside, en bilinen davanın müdafiliğini yaparken o parmaklıkların içinde sanık oldum ve ben, elli yıllık deneyimli bir avukat, sanık oldum. Yani, bunu benimle ilgili olduğu için söylemekten mahcubiyet

TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı
Komisyon : Darbe(28 Şubat) Giriş :18.30Tarih : 12/10/2012 Grup : GökçenSayfa : 22

duyuyorum ama ne olur buradan bir ders çıkarın. Özel yetkili mahkeme olmaz, olamaz. “Özel yetki” demek -Ģimdi 10‟uncu maddeyle verdiğiniz yetki de odurkeyfîliği getirir ve getirmiĢtir. Bizim atasözümüz ne der: “Adama beylik vermiĢler, önce babasını asmıĢ.” ĠĢte, UzlaĢma Komisyonunda onu söylemiĢtim: “Yarın size de gelecek.” diye. Efendim, bir son cümle... BAġKAN – Evet, son cümle. TURGUT KAZAN – Brifingi sormuĢsunuz, bu Komisyon değil ama. BAġKAN – Biz sorduk. TURGUT KAZAN – Ben yani ben… Hayır, belki öbür Komisyondu o yani. Ben, brifinge katılmayı, hiçbir biçimde aklımın almadığı bir Ģey olduğunu düĢünüyorum, bunu da sizlerle paylaĢmayı görev sayıyorum. Çünkü ben, o brifingi, 12 Eylül sıkıyönetiminde, Necdet Üruğ‟un Ġstanbul‟da nasıl yaptığını görmüĢtüm. Onun tekrarlandığını, ülke çapında tekrarlandığını görünce -yani burada dile getirilmiĢ, basına da yansıdı- ciddi Ģekilde mahcubiyet duydum. BAġKAN – ġimdi, Ģöyle bir… TURGUT KAZAN – O gün de mahcubiyet duymuĢtum ama. BAġKAN – ġimdi, tabii, o dönemin yüksek yargıçlarından kimisi “Korktuğumuz için gittik”, kimisi “Çekindiğimiz için gittik.” dedi. Korku insani bir duygu. Kimisi de… TURGUT KAZAN – Hayır, onu kabul etmem. BAġKAN – Kimisi de Ģöyle bir ifade de bulundu, Sabih Kanadoğlu Bey‟in ifadesiydi o: “Ülkenin güvenliğini ilgilendiren önemli konularda -brifing bilgilendirme demektir- dolayısıyla, bizim bilgilendirilmemize yönelik yapılmıĢ toplantıya elbette giderim.” dedi. Ben de onun üzerine Ģöyle bir soru yönelttim: “Devletin güvenliğinden sorumlu olan makam Genelkurmay BaĢkanlığı, BaĢbakanlığa bağlıdır. Bugün eğer BaĢbakan yargı mensuplarını davet edip bir brifing verse katılır mısınız?” dedim, “Ona da katılırım.” dedi. Ve biz, cevabınızı bu Ģekilde aldık, biz, bu Ģekilde bağımsız... TURGUT KAZAN – Anladım. Yargının güvenlikle ilgili hiçbir görevi olamaz, onun görevi adalettir. BAġKAN – “Güvenlikle ilgili herhangi bir genel tutum almalarını gerektirecek bir bilgilendirmenin asla ve kata gerekli olmadığını, kuvvetler ayrılığı prensibine aykırı olduğunu, bağımsız ve tarafsız yargıya yönelik böyle bir tutumun olamayacağını” biz de ifade ettik kendisine ama görüĢleriydi, burada bütün görüĢleri serbestçe dile getiriyor. O yüzden çok teĢekkür ediyoruz ve katılımınız, katkılarınız için sağ olun. TURGUT KAZAN – TeĢekkür ediyorum.