You are on page 1of 81
G İ R İ Ş İ M C İ D O S T L A

G İ R İ Ş İ M C İ D O S T L A R A

Ö Z E L

Ö N E R İ L E R

e-kitap (8) Ö z e l B a s k ı . . . .

e-kitap (8)

Ö z e l B a s k ı

.

.

.

.

.

.

.

.

.

.

Her hakkı saklıdır.

17 Ocak 2017

Yazarın izni olmaksızın, herhangi bir şekilde

Kısmen de olsa, kopyalama ve çoğaltma yapılamaz.

Ali Rıza DEĞER Tel: 0216. 363 66 60 Ş.Günaltay Cad. 3.Yol Sok. 4/2 Gsm: 0532.

Ali Rıza DEĞER

Tel: 0216. 363 66 60 Ş.Günaltay Cad. 3.Yol Sok. 4/2

Gsm: 0532. 345 71 46 Kozyatağı - İSTANBUL

İ Ç İ N D E K İ L E R

Merhaba

05

Başlarken

07

Girişimcilikte Yeni Gelişmeler ve Alternatif Destekler …………

09

Girişimcilikle İlgili Bazı Gerçekler

16

Girişimcilik ve Girişken Olmak

21

Birkaç Adımda Girişimciliğin Yol Haritası ……………………………… 23

Girişimcilikte İkna Kabiliyeti ………………………………………………… 30

Girişimcilikte Bilinmesi Gerekenler

38

Girişimcilikte Ulusal ve Uluslararası Boyutlar

43

Evet, Değerli Dostlarım ………………………………………………………

47

Türkiyenin Hayal Haritası ve Girişimcilik ………………………………. 49

Girişimcilikten Güzel Haberler

53

STK lar ve Sosyal Sorumluluk Projelerinde Girişimcilik ………… 56

Şimdi de; İsterseniz Son Olarak ……………………………………….…

58

Girişimci Dostlarıma Özel Destek Önerileri

63

Merhaba,

Sevgili Dostlarım

2016 yılı başlarında tüm dostlarıma, kendi yaşantımdan kesitler halinde ve birebir yaşanmış örneklerle aktarımlarda bulunmaya çalıştığım, otobiyografi şeklindeki 7. e-kitabım; “Yaşam ve Ürün Döngüsü - Bu Kitapta Ürün Yerleştirme Yapılmaktadır. 1955 den

2015 e 60 Yıllık Sıradan Bir Yaşam”

internet ortamında ve tüm

sosyal medyada yayınlandıktan sonra, almış olduğum zarif geri dönüşler beni çok mutlu etmişti.

Sosyal sorumluluk projeleri, kişisel ve kurumsal gelişim, ulusal

ve uluslararası iş dünyasıyla ilgili, daha önce yazdığım 6 e-kitap’

tan sonra; iş ve sosyal yaşantımı yansıtarak

arzusunda olan genç girişimci kardeşlerime örnek olmak ve de “iz bırakmak” amacıyla yazdığım bu e-kitap, olağanüstü ve bir

hayli ilgi çektiğinden

proje üretmek

Her yıl Mart ayının ilk haftasında gündeme gelen “Girişimcilik Haftası” nedeniyle iş dünyasına yönelik yazdığım 28. makalem, “Girişimcilikte Yeni Gelişmeler ve Alternatif Destekler”de yine

ilgi odağı haline gelince

tek tek gözden geçirip Girişimci Dostlara Özel Öneriler şeklinde,

yeni bir e-kitap hazırlayarak, sizlerle paylaşmak istedim.

Bu konulardaki tüm makalelerimi de

İlgileriniz için teşekkürler

Sevgiyle kalın.

Ali Rıza DEĞER

Başarılı bir girişimci olmak için, sadece işinizi değil… Tüm hayatınızı kapsayan yepyeni bir şirket ☺

Başarılı bir girişimci olmak için, sadece işinizi değil…

Tüm hayatınızı kapsayan yepyeni bir şirket kurmalısınız!

Warren Rodgers

Başlarken…

Kaç yaşınızda olduğunuzu bilmiyorum. Ama bu kitapta birlikte olduğumuza göre, kesinlikle girişimci bir ruha sahip olarak gençliğinizi yaşadığınızdan eminim.

Yaşınızın hiç önemi yok. İnsan isterse her yaşta girişimci olabilir. Yeterki kendine güvensin. Dolayısıyla size tebrik ediyor kutluyor ve yolunuz açık olsun diyorum.

Ben ilk girişimciliğimi 1977 yılında yani 22 yaşında hayatıma yansıtmaya başladım. 1973 yılında ve 18 yaşında tanıştığım iş hayatında 4 yıl süreyle, elektrik aydınlatma ve açık hava reklam malzemeleri üretim sektöründe faaliyet gösteren bir şirketin satış kadrosunda, Satış Memurluğundan… Satış Müdürlüğü… statüsüne kadar çalıştıktan sonra 1977 yılında iş dışı sebeplerle, işten kovulunca anında, kendi pazarlama şirketimi kurdum.

O günkü şartlarda, yaş’a ve heyecana baktığımda hala hayret ediyorum. Şimdi ki aklım olsa yaparmıydım, bilemiyorum ve o girişimimi “deli cesareti” olarak nitelendiriyorum.

Tarih: 14 Temmuz 1977 (Yaş: 22)

Medeni Durum: Bekar (Evlilik 1 Yıl Sonra)

Öğrenim Durumu: İTİA Şişli (3. Sınıf Terk)

Sermaye: Yok. - Borç: ☺ ☺ ☺

1978’de - Toplam Çalışan Sayısı: 10

Aile ve Çevre Desteği: Az’da Olsa Var.

Ekonomi: 1977 Ekonomik Krizi Vs. Vs. Vs.

----------------------------------------------------------------------------------

Şirketin Yaşam süresi: 25 Yıl (1977-2002) ve Emeklilik (Bağkur)

----------------------------------------------------------------------------------

İşte bu deli cesaretinden güç alarak, sizler gibi deli cesaretlilere önerilerde bulunmak için, bir önceki 7. e-kitabımı çok beğenen sevgili oğlum Can’ın da olağanüstü kışkırtmasıyla , bu e-kitabı hazırlayarak, siz çok değerli girişimci dostlarıma bazı önerilerimi aktarmak istiyorum.

Umarım beğenirsiniz!

Önce girişimcilikle ilgili 1977 yılıyla 2017 yılı arasındaki 40 yıllık şartların farklılıklarını bir kenara koyarak (O zamanki çok zor şartları hatırlıyorsanız? mesele yok, zaten…) bugünkü şartlarda girişimciliğin hangi noktalara geldiğini kısaca hatırlamak için son e-makalemle işe başlayalım.

Girişimcilikte Yeni Gelişmeler ve Alternatif Destekler…

Şimdi, size; hem de daha yazımın başında, “İnsanların hayatta verdikleri en kolay şey nedir?” diye, sorsam! Cevabınızın “Nasihat” olacağını, zaten biliyorum!

Ama amacımın nasihat vermek olmadığını da, hemen yazının

başında belirteyim ki, sonradan zor durumlarda kalıp, ters

düşmeyelim. Şaka tabii

Son dönemlerde iş dünyamızda çok popüler hale gelen

“Girişimci ve Girişimcilik” tabirlerinin açıklamaları’nın da, birçok

yerde ve özellikle internet ortamında

üretimi yapabilmek için, fikir ve üretim öğelerini en iyi koşullar altında bir araya getiren kişi. Girişimciliğin ise; kişi veya kişilerin

ortak amaç ve hedefleri doğrultusunda bir araya gelerek, belirli bir kurumsal yapı içinde ve aldıkları destekler çerçevesinde, proje üretmeleri ve de bunları hayata geçirme çabalarıdır şeklinde, benzer ifadeler’le yapıldığını görüyoruz!

Girişimci; mal ve hizmet

Girişimciliğin, özellikle internet ve teknoloji dünyasında hem yerli hem de yabancı çok güzel örnekleri var. İnternet üzerinden yapılan girişimcilik, zaten başlı başına apayrı bir dünya ve çok iyi teknolojik alt yapı gerektiriyor. Uzmanlık alanım dışında kalan bu konulara, pek fazla ahkâm keserek girmek niyetinde değilim.

Benim anlatmak istediğim; Girişimcilik Vakfı, Türkiye Kadın Girişimci Dernekleri Platformu, Türkiye Melek Yatırımcılar Derneği ve Uluslararası Melek Yatırım Platformu, Etohum. Com Yatırımcılar Kulübü, EO Entrepreneurs Organization, Endeavor

Etkin Girişimci Destekleme Derneği gibi, özellikle BT Bilişim ve

Teknoloji ağırlıklı girişim desteklerinden öte

olduğunuz her hangi bir konuda, aklınıza güzel bir fikir geldikten sonra, başvuru şartları yerine getirerek sağlayabileceğiniz, karşılıklı veya karşılıksız destekler neticesinde planlayacağınız sürdürülebilir bir “Marka” olma çabalarınızın, boşa çıkmaması!

İlgili ve bilgili

Diğer yandan günümüzde, mali destek veren programlarının sayısı da giderek artıyor. Girişimci’den - Çiftçi’ye, KOBİ’lerden – Üniversiteler’e, Belediyeler’den - Sivil Toplum Kuruluşları’na kadar her kişi veya kurum bu desteklerden yararlanabiliyor. Mesele; bu programları iyi inceleyip, projenizi net bir şekilde oluşturmak ve başvuru koşullarını tam olarak yerine getirmek! Ülkemizde genellikle bu tür destek programlarına ulaşmanın zor olduğu düşüncesi yaygın!

Oysa son yıllarda danışmanlara veya aracılara ihtiyaç kalmadan

bu desteklerden yararlanmak mümkün. Çünkü tüm detaylar, en ince ayrıntısına kadar, başvuru kılavuzlarında yer alıyor.

Ancak bu noktada, kendimizi fazla hayale kaptırmadan, dikkat edilmesi gereken ayrıntılar var.

Örneğin; geçtiğimiz haftalarda basında “Genç Girişimcilere Kazanç İstisnası Uygulamaları Yürürlüğe Girdi.” başlığı ile sunulan haberlerde, içerik olarak “Devlet Gençlere 75.000.- TL Veriyor.” + “Genç Girişimcilere 75.000.- TL Destek.” Gibi… mesajlar yer alıyordu. Aslında bu düzenleme ile gençlere para - mara verilmediği gibi, destekten yararlanmak için de ciddi ve özel niteliklere sahip olmak gerekiyordu.

Örneğin, yürürlüğe giren bu teşvik uygulamasından, sadece;

ticari, zirai veya mesleki faaliyeti nedeniyle adlarına ilk kez gelir vergisi mükellefiyeti tesis olunan ve mükellefiyetinin başlangıç tarihi itibarıyla 29 yaşını doldurmamış tam mükellef gerçek kişiler faydalanabiliyor. Yani tüzel kişiler faydalanamıyor. Kısaca,

şirket kurarsanız teşvik yok!

Şahıs işletmesi olmanız lazım!

Girişimcilere nakit para verilmesinin de söz konusu olmadığını yukarıda belirtmiştim. Burada bahsedilen destek; “Girişimciler -

faaliyete başladıkları takvim yılından itibaren üç takvim yılı veya vergilendirme dönemi boyunca elde ettikleri bu kazançlarının

75.000.- TL na kadar olan kısmı

istisna olacak

Bazı şartlarla gelir vergisinden

şeklinde!

Bu teşvik veya destek ile ilgili diğer teknik detaylara burada girmek istemiyorum. Çünkü daha yazının bu satırlarında, bir

girişimci olarak gerilmeye başladığınızı hissediyorum

Girişimci adayının veya adaylarının, uygulamalı girişimcilik eğitimlerini başarıyla tamamlayıp, katılım sertifikasını almasıyla başlayan girişimcilik yolculuğunuzda sizlere başarılar dilerken Bu tür destekleri veren kurumlara da bir kez daha göz atmakta yarar var diye düşünüyorum.

*) KOSGEB Destekleri

Girişimcilik Destek Programı: “Program” girişimciliğin desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve başarılı işletmelerin kurulmasını hedefliyor. Programdan; yeni girişimciler, KOBİ’ler ve iş geliştirme merkezilerini yönetmek üzere kurulan tüzel kişilikler, yararlanabiliyor

Ar-Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı:

“Program” bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikir ve buluşlara sahip KOBİ ve girişimcilerin geliştirilmesini hedefliyor. KOBİ’lerde Ar-Ge bilincinin yaygınlaştırılması ve Ar-Ge kapasitesinin artırılması için yapılacak çalışmalar ile birlikte, inovatif faaliyetler de destek kapsamında

Kadın girişimcileri destekleme programı: Bazı bankalarla imzalanan protokoller çerçevesinde 50 yaşını geçmeyen

kadınların başvuracağı eğitim sonrasında girişimci destekleri kapsamında 30.000.- TL sı hibe, 70.000.- TL sı da 2 yıl geri ödemeli toplam 100.000.- TL kredi söz konusu

*) TÜBİTAK Destekleri

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun; Akademisyenlerden - Bireysel Girişimcilere, Sanayicilerden - KOBİ’lere kadar çok geniş bir yelpazede, çok çeşitli destek programları mevcut. Destek programları, kurum tarafından dönem dönem ilan ediliyor

*) KALKINMA AJANSLARI Destekleri

Ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olma hedefiyle çalışan, 26 Bölgesel Kalkınma Ajansı; KOBİ’lerden - Sivil Toplum Kuruluşlarına, Yerel Yönetimlerden - Üniversitelere kadar birçok kurum ve kuruluşun projelerine hibe olarak destek sağlıyor

*) KIRSAL KALKINMA Destekleri

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu; “Kırsal Kalkınma Programı” kapsamında hibe yoluyla destek vermeye devam ediyor. Seracılık, kültür balıkçılığı, otel, pansiyon, restoran, meyve/sebze bahçesi, meyve sebze işleme tesisi, arıcılık, seracılık, tıbbi ve aromatik bitkilerin işlenmesi, et/süt - yerel ürünler, el sanatları gibi alanlarda geliştirilen projeler

destekleniyor

*) ORGANİK TARIM Destekleri

T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; “Organik Tarım Destekleme Programı” kapsamında hibe vererek, organik hayvancılık da dahil, girişimcileri ve yatırımcıları destekliyor

*) AVRUPA BİRLİĞİ Hibe Fonları

AB Hibe Fonları; özellikle AB ne üye olma çabası içinde olan ülkelerle AB üye ülkeleri arasında şimdiye kadar açıklanan “Çerçeve Programları” kapsamında, genellikle girişimci kurumlardan (Özel Şirketler, Yerel Yönetimler, Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, Vs.) “Proje Grupları” oluşturarak, toplumsal yarar sağlayacak yeni fikirleri, hayata geçirmeye yönelik desteklerdir.

(Genç girişimciler için Erasmus - Tematik Turizm - Çevreci İnovasyon - Avrupa Kültür Programı - Sivil Düşün Programı gibi)

Bu desteklerle ilgili tüm detaylı bilgilere internetten ulaşmak her zaman için mümkün!

Ayrıca, aşağıdaki noktalara da; tüm Devlet katkılı girişim desteklerinden yararlanmak ve sürdürülebilir anlamda marka olmak için, dikkat etmekte fayda var!

*) Destek programları mutlaka sürelidir. Yararlanmak için başvuru ve bitiş tarihlerine, mutlaka dikkat edin…

*) Proje ve destek konunuzla ilgili mevzuatları ve program rehberlerini çok çok iyi okuyun…

*) Proje başvuru evraklarını doğru ve abartıya kaçmadan yeterli ölçüde doldurarak özenle hazırlayın…

*) Tüm destek programlarının ayrı bir proje yazım format vardır. Bunlara dikkat edin ve iyi uygulayın…

*) Varsa, Yönetim Danışmanları’nızın referanslarını ve sektörel tecrübelerini çok iyi değerlendirin…

*) Destek programlarının çoğunda, önceden; proje sahibi olarak bazı harcamalar yapmanız gerekebilir. Hazırlıklı olun…

*) Bazı destek programlarında önceden ayni veya nakdi teminat göstermeniz söz konusu olabilir. Buna da dikkat edin!

Daha mutlu bir gelecek için, sevgiyle kalın!

Ali Rıza DEĞER

01 Mart 2016 Linkedin + Facebook + Twitter + Xing + Blog + Drive - Google+

Girişimcilikle İlgili Bazı Gerçekler…

Son yıllarda çeşitli üniversitelerimizde özel olarak fakülteleri de açılmakta olan “uluslararası girişimcilik” ve “ulusal girişimcilik” çabalarıyla ilgili şimdilik bu makaleyi bir kenara koyup, öncelikle internet’te de yayınlanan incelemeler ve araştırmalar ışığında, bir çok özel desteğe rağmen ülkemizde halen istenen noktaya gelemeyen ve de önünde çeşitli engeller bulunan girişimciliğin; gelişememe nedenlerine de, şöyle kısaca bir göz atmakta yarar var (!) diye düşünüyorum!

Biraz abartılı bulmakla birlikte, amacımın daha kitabın başında moral bozmak olmadığını da hemen hatırlatmak istiyorum.

Kısaca bu noktada amacım; siz girişimciliğe başlamadan evvel bazı engel gibi görünen şeyleri önceden hatırlatmak ve daha işin başında, moralinizin bozulmamasına katkıda bulunmak!

Bir girişimciyi, girişimde bulunmaya iten sebeplerin başında, sizlerinde çok iyi bildiği gibi… Hiç şüphesiz, iyi para kazanma arzusu gelmektedir. Bu noktada daha önce başarılı olmuş kişi veya kuruluşlara bakılıp aynı duruma bir an önce gelmek istenir.

Ancak; ülkemiz gerçeklerine göre genel durum değerlendirmesi yapmak ve aşağıdaki konu başlıklarını bir kez daha hatırlamakta yarar var (!) demek istiyorum. (https://www.webtures.com.tr/)

*) Düşündüğünüz iş konusu önemli olmakla birlikte, çap olarak büyük bir alana hitap etmesi söz konusu değilse, piyasada maalesef küçüklere yer bulmak zor, o yüzden büyük düşünün…

*) Kendi öz kaynaklarınız yoksa, özel yabancı yatırım fonlarının kapasitesinin düşük, yerli kredi ve finansman maliyetlerinin de yüksek olduğunu unutmayın…

*) Özel bankalar ve melek yatırımcı / platform desteklerinin “sağlam” proje arayışlarını dikkate alın…

*) Eğer üniversitede son sınıflardaysanız “AB Erasmus Eğitim ve Değişim Programı” burslarıyla mutlaka ilgilenin ve konudan bilgi sahibi olun. http://www.erasmus-entrepreneurs.eu/

*) Düşündüğünüz girişimcilik konusunda yaratıcılık ve orjinallik yoksa… Veya yurt dışından transfer / kopya fikirler ile yola çıkacaksanız, aman dikkatli olun…

*) Yapılacak işle veya işlerle ilgili yeterli bilgiye sahip değilseniz, önce durup bir düşünün. İş modeli ile iş planı’nın detaylarına bir bakın. Tecrübesine güvendiğiniz ve bu işi bilen dostlarınıza sorun. Gerekirse dışarıdan danışman desteği alın…

*) Rekabet ve piyasa düzensizlikleri, kısa zamanda sizinle aynı işi yapan bir çok kişi veya şirketin ortaya çıkmasına sebep olabilir.

Yatırım + İş Gücü + Tedarik Zinciri + Üretim + Stok ve Lojistik… maliyetlerinizi ona göre hesaplayın…

*) İşleriniz ile ilgili bazı olumsuz gelişmelede hemen moralinizi bozmayın. Motivasyon eksikliğinizi giderici destekler arayın…

*) Teknoloji üretmek yerine, hazır teknolojiyi kullanarak sadece tüketmekte ısrarcı bir toplum olduğumuzu unutmatın. Tüketici taleplerini ve müşteri ilişkileri yönetimini göz ardı etmeyin…

*) Borca dayalı büyüme sistemi ile ülke risk primimizin yüksek olmasından dolayı, dövizli banka kredilerinden uzak durun

*) Siz yasal çerçevede iş yaparken, başkaları sizin yaptığınız işi kayıt dışı olarak yapabiliyor ve çok daha düşük maliyetlerle sizin piyasanıza zarar verebiliyor. Bu konuya da dikkat edin…

*) Risk yönetimi; yeni TTK na göre işletmelerin işlevleri sırasında ortaya çıkabilecek risklerin, önceden ve ayrıntıları ile tanımlanıp değerlendirilmesi… Ve de bu riskleri en küçük hale getirerek, büyük ölçüde ortadan kaldıracak önlemlerin alınması demektir. İşinizle ilgili risk yönetimine mutlaka önem verin… ISO 31000

*) Ülkemizde, iş dünyasıyla ilgili koruyucu ve denetleyici mekanizmaların pek yeterli olduğu söylenemez. Ama yine de marka tescili + patent + vs önlemlerinizi almayı ihmal etmeyin. İhracata yönelik bir çalışma içindeyseniz de, mutlaka muhatap olduğunuz veya olacağınız ülkelerin siyasi yapıları ve ticari kuralları hakkında bilgi sahibi olun…

*) Eğitim sistemimizin; genellikle ezbere dayalı olduğundan, pek

girişimci yetiştirmek üzere tasarlandığı söylenemez. Okul hayatı boyunca kopyaya bulaşmamış insan yok gibidir. İşinizin misyonu ve vizyonuyla ilgili mümkünse seçmece ekipler kurun…

*) Ayrıca bildiğiniz gibi, iş dünyasında; dengesiz riskleden özel olarak kaçınmak gerekirken, “yüksek risk ve yüksek getiri” gibi bir kriterde her zaman gözümüze çarpar. Eğer; girişimciliğiniz konusunda, risk alma kapasiteniz normalden fazla ise ve alınan risk sonucu uğrayabileceğiniz zarara katlanabilecekseniz fikrinizi işe dökmeniz mantıklı olabilir. Ama yine de risklere dikkat…

*) Ve bu son madde de, her zaman aklınızda bulunsun…

İş + Aile + Sosyal çevrenizdeki herkes ile iyi iletişim halinde olun. İnsanlar söyleyecek sözleri kalmadığı zaman kavgaya yönelirler!

Aman dikkat! Kavgaları edenler değil, isteyenler kazanır!

Başkalarının kışkırtmasıyla, kimseyle kavga edip kötü olmayın…

(ARD)

Çünkü, hayatınızın geri kalan kısmında… O insanların, ne zaman ve hangi statüde, karşınıza çıkacaklarını bilemezsiniz. Hele birde onlara tam ihtiyaç duyduğunuz bir anda ve yerde karşı karşıya

gelirseniz, yandınız (!) Golü yersiniz!

Netice de şartlar ne olursa olsun, her hangi bir konuda istenen zamanda istenen başarıyı yakalayamazsanız, bu başarısızlık asla arzunuzu kırmamalı. Her girişimci bir şeyler yapmaya çalışırken başarısızlığa uğrayabilir. Ve insanları en büyük başarıya götüren şey de, bu yaşanan başarısızlıklardır. Çünkü her başarısızlıktan bir veya bir çok dersler çıkartılabilir. Bu noktada çok fazla hırsa kapılmadan, akılcı düşünüp gerekli değişiklikleri yaparak, yola devam etmek kararı, bir girişimci için en önemli bir faktördür!

(Girişimciliğin ekonomi kitaplarında yer edinememesi ile ilgili…) Ekonomi profesörlerinin büyük bir bölümü,

(Girişimciliğin ekonomi kitaplarında yer edinememesi ile ilgili…)

Ekonomi profesörlerinin büyük bir bölümü, girişimcilik

hakkında pek birşey öğrenememiştir ve bu yaştan sonra da,

öğrenmeye pek niyetleri olmaz!

Roger Arnold

Girişimcilik ve Girişken Olmak…

Daha öncede belirttiğim gibi amacım moralinizi bozmak değil. Girişimciliğe sadece iş dünyası ve para kazanmak açısından da bakmamak lazım diye düşünüyorum. Girişimcilik, aşk dahil her yaşam alanında söz konusu. Aile, arkadaşlık, sosyal çevre, vs. vs.

Yani; girişken olmak, yaşamın her aşamasında önemli!

Ben, 1973 yılında hamle yaptığım çalışma hayatım sonrasında başladığım girişimcilik yolculuğuma, 07/1977 yılından itibaren; ARDAŞ Pazarlama (İTO-Sicil No: 149587/97146), ARDSAN Sanayi ve Ticaret, ARDPAM Piyasa Araştırma Merkezi, ARDAjans - Açık Hava Rek./ 1994 yılından itibarende Ajans ARDAŞ Reklamcılık ve Organizasyon Ltd. Şti. (İTO-Kadıköy Sicil No: 12209/8) ile devam ettim. 2002 yılında ticari faaliyetlerimi sonlandırdıktan sonra da ArdAkademi ile gönüllü olarak girişimciliğe devam etmekteyim.

İş hayatımdaki bu girişimlerimin yanında sosyal yaşantımda da birçok sivil toplum kuruluşlarında yer alarak çok çeşitli projelere imza attım. Çok güzel insanlar tanıdım. Her proje diğer bir yeni projeye kapı açtı. Hepsini saygıyla anıyorum. Bunların tüm detaylarını 7. e-kitabımda bulabilirsiniz.

Bu kitabı okumakla birlikte şimdiye kadar girişimcilik konusunda çeşitli araştırmalar yaptığınızı da tahmin ettiğimden, internet ve bir çok yerde karşımıza çıkan “standart yol haritası” başlıklarını kısaca hatırlayarak ve bu noktalarda yapılması olası yanlışlarla ilgili girişimcilerimize, bu hataları yapmaması yönünde öneriler göndererek, yolumuza devam etmemiz gerektiğine inanıyorum.

Reddedilmeye olan dayanıklılığı nızı… Sadece reddedilerek kazanabilirsiniz. Girişimciyseniz deriniz hızla

Reddedilmeye olan dayanıklılığınızı…

Sadece reddedilerek kazanabilirsiniz.

Girişimciyseniz deriniz hızla kalınlaşır!

James R. Cook

Birkaç Adımda Girişimciliğin Yol Haritası…

Eğer tüm boş zamanlarınızda hayalleriniz prototiplerle ve ürün dizaynlarıyla ilgiliyse; artık ciddi bir şekilde girişimciliğe başlama vaktiniz geldi demektir. İşte bu bölümde de, girişimciliğe adım atarken yapmanız gerekenleri, sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte birkaç girişim kontrol maddesi;

*) Herşeyden önce girişimcilik planlarınızla ilgili ekonomik gelişmeleri araştırın ve pazarınızı belirleyin. Deneyimlerinizi, zamanınızı ve paranızı hiç kimsenin ilgilenmediği bir konudaki problemleri çözmek için harcamayın…

*) Tüm risklere karşı en yüksek yatırım getirisine sahip olacak ve müşterilerinizin hoşuna giderek ödeme yaptıracak, ürünü veya ürünlerinizi dizayn ederek, vizyonunuzu geliştirin…

*) Kişisel veya ortaklarınız varsa kurumsal olarak bir şirket yapısı belirleyin. Limited veya Anonim Şirket… Kar amacı olmayan STK + Vakıf da olabilir. Mobile ve güncel bir web sitesi oluşturun…

*) Sürprizlerden ve sürpriz rakiplerden kaçınmak için iş planınızı mümkün olduğunca gizli, titiz ve eksiksiz yapın…

*) İleride sizi koruyacak ve kazanç sağlayacak değerlerinizi ilk

baştan mümkün olduğunca koruma altına alın. Marka + Marka Tescili + Patentler + Telif Hakları + Domain Alan Adları, gibi…

*) Bir veya birkaç marka belirleyin. Yurtiçi ve yurtdışı pazarlarda potansiyel müşterilerinizin, seçeceğiniz ismi veya markayı nasıl algılayacaklarına dikkat edin. Sadece isminizi çağrıştırdığı veya sizin hoşunuza gittiği için belirlenecek bir isme, bağlı kalmayın. Karar verdiğiniz; Amblem/Sembol + Logo + Marka ve İsimler ile ilgili arama motoru optimizasyonunu, sakın ihmal etmeyin…

*) Gerekiyorsa iş planınızla ilgili zayıf yönlerinize pozitif katkıda bulunacak, güçlü yönlerinizi tamamlayacak, iş ortakları bulun…

*) Deneyimlerine güvendiğiniz kişilerden destek alın. Bazen bu bir danışman olabilir. İyi bir danışman, problemlerinizi çözmede size yardımcı olur ve belki de girişimcilik haritanızdaki en büyük destekçiniz ve de dert ortağınız olabilir…

*) Girişim konunuzla ilgili uygun yatırımcılar (Devlet destekleri yanında özel bankalar, üniversiteler, yatırım platformları veya yabancı yatırım fonları gibi) bulabilirsiniz. Yatırımcılar; sadece sermaya değil, üretimde stratejik planlama - satış ve pazarlama fırsatlarını içeren, sermayeden çok daha fazlasını sunabilirler

*) Yatırımcı grupları için kısa ve görsel sunumlarınızı oluşturun. İlginç ve hertürlü soruya cevap veren bir sunum, girişimciliğiniz konusunda sizin kadar heyecanlı olan potansiyel yatırımcıların ilgisini çekebilir…

*) Girişimcilikle ilgili hamlelerinize başlarken, iş destek ekibinizi

de oluşturun. Bankalar ve sigorta gibi konular oldukça önemli. İyi bir muhasebe sistemi ve hukuk danışmanlığının önemi de pek yadsınamaz…

*) Girişiminize resmiyet kazandırın. Gerekli olan tüm izinleri ve ruhsatları almak için; işinizle ilgili devlet kayıtlarını yaptırın… (Vergi Dairesi + Tic. ve San. Odaları + Meslek Kuruluşları + Vs)

*) Hukuk herkese lazım olur. İş sağlığı ve güvenliği kuralları, eşitlik ilkesi, çalışma ruhsatları, çalışanlarınıza ve müşterilerinize karşı yükümlülüklerinizi iyi bilin…

*) Güvenebileceğiniz bir iş ekibi oluşturmaya çalışın. Fikirlerinizi destekleyecek ve işbirliğinizi uzun süre devam ettirecek; canlı, dinamik bir kurum kültürü geliştirin…

*) Güzel ve ihtiyaçlarınıza uygun bir iş yeri tutun. Başlangıçta home ofis’te çalışabilirsiniz. Başlangıç sermayenizi daha sonra kifayetsiz olacak yatırımlara harcamayın…

*) Detaylı müşteri analizleri yapın ve hedef kitlenizi tespit edin. Müşterileriniz kaç yaşında? Nerede yaşıyorlar? Eğitim kriterleri, hobileri ve alışkanlıkları neler? Sizin ürettiğiniz ürünlere veya hizmetlere olan ihtiyaçları daha önce nasıl karşılıyorlardı…

*) Değişik strateji geliştirin. Mutlaka bir B, hatta hatta C planınız olsun. Hangisinin tuttuğunu görmek için farklı taktikler deneyin.

*) Ünlü iş adamımız rahmetli Vehbi Koç’un deyimiyle. Tecrübeyi

ucuza alın!

Sizin veya başkalarının yaşadığı sıkıntılardan dersler

çıkartın. En büyük tehditlere ve fırsatlara karşı dikkatli olarak, girişiminizi güçlü tutmaya çalışın…

*) İşinizi çekip çevirmek için çeşitli araçlar kullanabilirsiniz. İşinizi geliştirmek için tanıtım ve pazarlamadaki doğru araçlar, girişimcilik yaşamınızı yönetmede size yardımcı olabilir…

*) Herşeyden önce liderliği ve ekip yönetmeyi öğrenin. Liderlik tarzınız, girişimciliğinizi geliştirebilir veya yıkabilir. Bu nedenle öncelikle liderlik yeteneklerinizi geliştirin

Bu maddeleri dikkate alarak, başarılı bir girişim ve girişimcilik profili nasıl elde edilir, adım adım uygulamış olacaksınız!

Ayrıca, dijital ortamda girişimciliğe yatkınsanız, bu konulardaki gelişmeleri takip etmenizde yarar gördüğüm bir web adresini de

sizlerle paylaşmak istiyorum

(http://ventures.webrazzi.com/)

Girişimciliğinizle ilgili iş planı hazırlarken dikkat edilmesi

gerekenler konusunda ise bir diğer sıralama da

(Diyalogo’dan)

Zaman zaman iş konularınız ile ilgili çeşitli planlar hazırlıyor ve genellikle de bu planlarınıza sadık kalamıyorsanız, bir şeyleri doğru yapmıyorsunuz demektir.

Planlamalarınızla ilgili; zaman yönetimi ve iş bölümlerinden kaynaklanan aksaklıklar, planlarınızın hedefinden sapmasına yol açar. Aslında bu sapmalar çoğu zaman olabilir. Ancak kontrolları ve normale dönüş süreçleri, bize yön verir. Bazı konularda da dış destek almak gerekebilir. Bu gibi durumlarda özellikle bilgi ve tecrübelerine güvendiğiniz dostlarınıza müracaat etmekten

çekinmeyin. Onlar sizlere dolaylı veya dolaysız yoldan yardım etmek isteyeceklerdir. Ama siz yinede dolaysızları tercih edin.

Ama önce;

*) Önce iş planınızın bir taslağını oluşturun

*) Zor ve önemli olanları önceliklendirin

*) Makul ve esnek bir zamanlama yapın

*) Referans kontrol noktaları oluşturun

*) Planları işten sorumlu arkadaşlarınızla birlikte hazırlayın

*) Sahip olduklarınızla - beklentilerinizi net tanımlayın.

*) Belirli aralıklara planlama toplantıları yapın

*) Planı gözden geçirirken aksayan noktaları tespit edin

*) Gelişime ve değişime açık olun.

*) Veriler ışığında çalışma programını/planını tekrar düzenleyin.

Statik/durağan bir plan yerine, bu şekilde daha kinetik/değişken bir planla çalışarak hedeflerinize çok daha rahat ulaşabilirsiniz!

Bu noktada; başka bir yaklaşımla; girişimci - akıl danışmayı da bilmelidir (!) denilmek isteniyor. Ben de; girişimciliğiniz ile ilgili sorunları danışıp - danışmamak tamamen sizin bileceğiniz bir iş.

Ama bunlar yine de aklınızda bulunsun (!) demek istiyorum.

Bu planlamalar kesinlikle destek aldığınız veya fikir sorduğunuz kişilerin dediğini mutlaka yapın anlamında değil tabi ki. Sadece doğru fikir oluşturma sürecinizidesteklemek, farklı düşünce ve görüşleri irdeleyip, en doğru adımları atmanız için!

Doğru düşünceler birçok farklı fikrin yoğrulması ile oluşturulur. Doğru iş yapma peşinde olan girişimcinin işinin en üst yöneticisi olabilmesi ve şirketi batıracak potansiyeldeki risklerden ve de ego’larından özellikle kaçınması gerekir.

Diğer yandan ‘Girişimci’ stresle de baş edebilmelidir Yoğun iş toplantılarını ve stresi sevmelidir. Stres altında doğru karar verebilmek bir girişimcinin en önemli özelliklerindendir.

Bir diğer nüans da ‘Girişimci’ hemen herkese güvenmemelidir Hiç kimse; sizi, sizin kadar koruyup kollamayacak ve hemen herşeyi açmayacaktır. Size söylenen her şeye, özellikle çok karlı projelere hemen inanmayın. Doğruluğunu ve denemesini ileriye bırakın. Asıl büyük projeye gerekli ön şartları sağladıktan sonra başlayın. Nakit akışındaki aksamalara iş hayatında sürekli hazır olmak gerekir. Piyasa şartları, işletme giderleri, üçüncü şahıs ve firmalara olan borçlar, maalesef girişimcilerimizi zorlayan ve zaman zaman da sıkıntıya sebep olan unsurlardır.

Yani, kısaca

Nakit akışını iyi takip etmek ve finansal planlarla önümüzdeki maçlara bakmak, önlem almak ve tedbirli olmakta fayda var.

Girişimciliğin gözle görülemeyen dengeleri; İstek, Dayanıklılık, Kararlılık, Liderlik, Yöneticilik, Pazarlama

Girişimciliğin gözle görülemeyen dengeleri;

İstek, Dayanıklılık, Kararlılık, Liderlik, Yöneticilik,

Pazarlama Yeteneği, Sağlam Sinirler, İşbilirlik ve İşbirliğidir!

Deaver Brown

Girişimcilikte İkna Kabiliyeti

Girişimcilik yaşantınızda mutlu ve başarılı olmanın yolu, öncelikle insanları ikna etmekten geçtiğini zaten biliyorsunuz.

Peki bunu nasıl yapacağız, derseniz?

Güzel bir girişimcilik fikrinde, daha önce sizlerle paylaştığım en ince detaylara kadar, gerekli araştırmaları yaptıktan sonra (!)

Konunun uzmanlarından Sn.Temel Aksoy’un da belirttiği gibi…

İnsanları ikna edebilmek, ince bir sanattır ve tecrübe gerektirir.

Başarılı bir girişimci olmak için insanları ikna etmenin yollarını öğrenmek, insanların nelerden ve nasıl etkilendiklerini anlamak, ve de insan zihninin nasıl çalıştığını bilmek zorundayız.

İnsanları; bizim yapmak istediklerimize katkıda bulunmaya, bizimle işbirliğine girmeye, önerdiklerimizi kabul etmelerine, pazarladığımız ürünleri + hizmetleri satın almaya, kararlarımızda bizim yanımızda olmaya ikna edebildiğimiz sürece, hayat da bizden yana olur.

İnsanların yaptıkları hatalar, çoğunlukla onların beyinlerinde oluşan yanlış bir zihin modelinden kaynaklanır. Eğitimsiz anne ve babalar, bebekleri ishal olunca, onlara daha az su içirmeyi tercih ederler. Bu anne babaların zihin modeli; “Eğer bebeğime az su verirsem, dışkısının da sulu olmasını önlerim” şeklindedir. Oysa bu yanlış bir zihin modelidir. Doğrusu ise, tam tersini

yapmaktır. İshal olunca, insan vücudu su ve mineral kaybeder. İshal olan hastalara su vermek (mümkünse mineralli su vermek) gerekli ve faydalıdır.

İnsanları doğru davranışa ikna etmek için, onların zihnindeki modeli bilmek gerekir. Eğer bu model bilinirse ikna etmenin çeşitli yolları karşımıza çıkar.

İnsanlar yaşadıklarından etkilenir, deneyimlerden ders alarak karar verirler. İnsanlar önemli bir karar alırken - kötüler başta olmak üzere - geçmişte yaşadıklarını hatırlarlar. Üstelik insan zihni, geçmişi olduğu gibi değil, çarpıtarak kaydeder. Bir insanın kararlarını ve davranışlarını etkilemek için - varsa (!) onun, o konuda yaşadığı önemli deneyimlerin ne olduğunu bilmek ve ona göre davranmak gerekir.

Bu sadece bireysel düzeyde değil, bir toplumun bütünü için de geçerlidir. Her toplumun yaşadığı iyi - kötü, acı - tatlı önemli olaylar vardır. Bu önemli olayları bilmek, bir insanı da… bir toplumu da… ikna etmek için, son derece önemlidir.

İnsanlar çoğu durumda, genel doğruların kendileri için geçerli olmadığını düşünür ve kendilerini bir istisna olarak görürler. Tiryakilerin çoğu, sigara içmenin zararlı olduğunu kabul ederler ama sigaranın kendilerine “dokunmadığını” düşünürler.

İnsanları ikna etmek için konuyu onların özeline indirmek gerekir. İnsanlara onlardan özel olarak neler beklediğimizi anlatmak, bunu nasıl başaracaklarını onlarla birlikte planlamak, birlikte bir program yapmak gerekir. Kişiselleşmiş, birey düzeyinde somutlaşmış öneriler, daha ikna edici olur.

İnsanlar kendi mevcut inançlarına ters gelen her öneriye refleks olarak tepki gösterirler. Bu yüzden bir insanı etkileyebilmek için, onun inanç ve değerlerini bilmek ve de bunlara saygılı olmak, gerekir. Hiç kimse, kendi inançlarına saygı duymayan birisinin söylediklerine kulak vermez. Bu yüzden iknanın birinci adımı; insanların, inanç ve değerlerine saygı göstermektir.

İnsanların alışkanlıklarını anlamak, insanları yeni bir davranışa ikna etmek için son derece önemlidir. Alışkanlıklar o kadar içsel ve o kadar güçlüdürler ki… her insan, kendi alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanır. Çoğu insanın pek çok konuda doğru olanı bilmesine rağmen, alışkanlıklarına yenik düştüğü için, bu doğruları hayata geçiremez. İnsanlar’a yeni bir davranış modeli kazandırmak için, önce - mevcut alışkanlıklarını analiz etmek, sonra bunları nasıl değiştireceklerinin planlarını yapmak gerekir.

İnsanları harekete geçirmek için onların önemli motivasyon kaynaklarını da bilmekte fayda var. Bütün insan davranışlarının altında, kendilerinin de bilmedikleri gizli motivasyonları vardır. İnsanlar tercihlerini bu motivasyonlarla yaparlar.

Pek çok kadın, kendisini “güzelleştirecek” bir kreme, yeri geldiğinde yüzlerce lira verirken, kendi vücut sağlığı için para harcamayı “fazla” bulabilir.

İnsanları ikna etmek isteyen herkes, insanların motivasyonları konusunda bilgili olmak zorundadır. İnsanların motivasyonlarını bilmeden pazarlama da yapılmaz, siyaset de. Sadece pazarlama ve siyaset için de değil, insanın arkadaşlarıyla, eşiyle - dostuyla, çocuklarıyla, anne - babasıyla anlaşmak ve onları ikna etmek için bile, onların motivasyonlarını bilmesi gerekir.

İnsanlar kendilerini bir resmin içine oturtmaktan hoşlanır. Herkesin öyle ya da böyle bir imajı vardır. İnsanlar, bu imajla fotoğrafların içinde; kendilerini güçlü, statü sahibi, neşeli, mutlu bir şekilde sunarken - bu görüntülerin arkasında gizlenmiş olan - özlemler, kompleksler, suçluluk duyguları, mantıktan uzak kaygılar, geçmişle ilgili hesaplar, barındırırlar. Bu imajları ve arkasındakileri çözümlemek de; insan doğasını anlama, insanı etkileme ve ikna etme yollarını bulma açısından, çok değerli ipuçları verir. İnsanların içsel gerilimlerini bilmek ve onlara bu gerilimleri aşacak yollar önermek, onları ikna etmek için son derece önemlidir.

İkna konusunda en meşhur yazarlardan birisi olan Vance Packard, 1970’ler de yazdığı kitapta, “insanları ikna etmenin gizli yollarını” anlatmıştı. O dönemler; yeni yeni filizlenen motivasyon araştırmalarından örnekler vererek, insanların bilinç dışı davranışlarının satın alma kararlarında ne kadar etkili olduğunu anlatmıştı. Bir gazeteci olan Packard, yazdığı kitapta insan davranışlarına ışık tutmuş, o dönemin reklam sektörüne de ilham kaynağı olmuştu. (Bu gizli yollar halende geçerli… )

Vance Packard, insanları etkilemenin, onları ikna etmenin sekiz gizli yolu olduğunu belirtmişti. Şöyle ki;

1) Duygusal güvenliği oluşturmak… Satın aldığımız her ürün ve hizmette aslında “güvence” satın alırız. Bilinçaltımız bizi, sürekli güvenliğimizi temin edecek seçimler yapmaya ve güvenliğimizi tehdit eden şeylerden uzaklaşmaya yönlendirir. Bir anlamda; kendi vücudumuzun, kendi evimizin, kendi ailemizin etrafında kurduğumuz “güvenlik zırhı” bizi rahatlatır. Bu görünmez zırhı delecek, tehdit edecek her gelişmeye karşı çıkarız. İnsanları ikna

etmek için, yapılan önerinin önce onların güvenlik alanını tehdit etmediğini garanti etmek gerekir. İnsanlar, kendi güvenliklerinin zedelemeyeceğini anlarlarsa, ikna olmanın kapılarını açarlar.

2) İnsanlara kendilerini değerli hissettirmek… Dünyanın hemen hemen her yerinde; ev kadınları, çalışan ve iyi para kazanabilen eşlerinin yaptıklarını daha değerli, kendilerini ise daha değersiz hissederler. Her gün yaptıkları ev işlerinin de kimse tarafından takdir edilmediğini düşünürler. Aslında; sadece, bu ev kadınları değil, istisnasız hepimiz takdir edilmek isteriz. Herkes takdir edilmek ve beğenilmek ister. Insanlara, kendilerini - değerli hissettirmek, en güçlü ikna yollarından birisidir.

3) İkna edilecek kişiye başrolü vermek… İnsanlar dünyaya bakarken, kendisini merkeze koyar. Güneş bizim için doğar, dünya bizim için döner. Hiç kimse günlük hayatını yaşarken bir bilim insanı mantığıyla yaşamaz. Bu nedenle bir öneri ne kadar değerli olursa olsun, sözkonusu durumda gerçek kahramanın kendisi olduğunu bilmek ister. İnsanlara bir ürün satmak için, başrolde onların olduğunu vurgulamak gerekir. İster sigarayla mücadele olsun, ister bir ürün veya hizmet satmak olsun, ya da siyasi propaganda olsun, bu kural hiç değişmez. Bu bir riyakarlık

değil, gerçeğin ta kendisidir!

tekliflerin kahramanı, doğal olarak o insanların kendileridir… Ve bu rolde olmaktan hiç sıkılmazlar!

Çünkü insanlara yapılan bütün

4) Yaratıcı dürtüleri harekete geçirmek… İster kek yapsın, isterse sosyal bir kampanyaya katılsın, elde ettiği sonuçlarda

insan kendisinin de bir katkısının olmasını ister!

hazır çorbaya, hazır keklere karşıdırlar. Ama kolay çorba ve kek yapmayı, bunu yaparken kendilerinin özel bir katkısının olmasını

Ev kadınları

çok isterler. İnsanlara, kendi yaratıcılıklarını ortaya çıkaracak teklifler yapmak, onları ikna etmek için çok etkilidir.

5) Sevgi duygusunu ortaya çıkartmak… Sevgi unsuru barındıran, insanların sevgi verme - sevgi alma dürtülerine hitap eden özel teklifler her zaman daha ikna edici olur. Hiç kimse, içinde sevgi barındıran, sevgi duygularını tetikleyen sıcak tekliflere kayıtsız kalamaz. Sevginin sıcaklığı en dirençli insanları bile esnetip onların ikna olmalarını kolaylaştırır.

6) Gücü ortaya çıkartmak… İnsanlar güçlü olmak ve güçlü olduklarını başkalarının da görmesini isterler. Güçlü olduklarını sergileyerek başkalarını da etkilemek isterler. Elektronik aletler, arabalar, mücevherler… Hepsi birer güç göstergesidir. Bir sosyal sorumluluk çalışmasına katkı veren insanları övgüyle ilan etmek, kimlerin hangi katkıyı yaptığını duyurmak, insanların daha fazla katkı yapmalarını sağlar. İnsanlar güçlü olmayı ve güçlü görünmeyi severler.

7) Köklere hitap etmek… En modern insanlar bile güçlü köklere sahip olma duygusundan etkilenirler. İnsanları etkilemenin önemli bir yolu, onların köklerini ortaya çıkarmak, onları kendi kökleriyle yakınlaştırmaktır. İnsanları; gelenekleri ve kültürel kökleriyle buluşturmak, onları etkilemenin güçlü bir yoludur. İnsanlar kendi köklerine yakınlaşmaktan etkilendikleri gibi güçlü kökleri olan fikirlere de yakın dururlar.

8) Ölümsüzlük duygusuna hitap etmek… Ölüm kaçınılmazdır! Ama insanlar öldükten sonra da adının anılmasını ister. Ebedi olmak insanların kararlarını, davranışlarını etkiler. İnsanlar kendilerini ölümsüz kılacak bir teklife kayıtsız kalmazlar.

Kendileri için olmasa bile, değerli bir girişimin ölümsüzlüğüne katkı vermek duygusuyla da, motive olurlar.

Sadece pazarlama alanında değil, bireysel hayatımızda da iyi iletişim kurmaya ve insanları ikna etmeye ihtiyacımız var. İçinde bulunduğumuz her durumda; insanları, olumlu bir yaklaşımla etkileyerek, kendi yanımıza çekebilir ve koşulları kendi lehimize çevirebiliriz. Bütün bunları hem ahlaklı hem de dürüst bir şekilde yapabiliriz.

İnsanların düşüncelerini, davranışlarını etkilemek, onları işbirliğine ikna etmek, girişimcilikte ihtiyacımız olan önemli yetkinliklerimizden bir tanesidir. İnsanın fikri, projesi, önerisi ne kadar değerli olursa olsun, eğer insanları kandırmadan ikna etmeyi başaramazsa, sahip olduğu bütün öz kaynaklar değersizleşebilir ve bütün emekleri, boşa gidebilir.

Hayatta mutlu olmak için de başarılı olmak için de insanları

etkilemeyi, onları ikna etmeyi öğrenmeliyiz!

(Temel Aksoy)

Girişimciliğimiz konusunda kendimize olan güvenimiz yerine geldiğinde ikna tekniği % mizi arttırmak için; işe, önce “hayır” diyenlerden başlamak ve onlarla tecrübe kazanmak önemli

Görüşme listenizde; zaten “evet” diyeceğine inandıklarınızı, tecrübe kazandıktan sonraya bırakmakta, fayda var!

Moralinizin bozulmaması için; % 70 - 80 “evet” diyeceğine inandıklarınızdan başlarsanız ve de onlardan tecrübesizliğiniz nedeniyle hayır cevabı alırsanız, girişimcilik girişiminiz sekteye uğrayabilir, moraliniz bozulur ve konu başlamadan kapanabilir.

Girişimciler, iyi bir fikir için; Paraları ve itibarlarını ortaya koyup zar atarlar… Girdikleri riskin

Girişimciler, iyi bir fikir için;

Paraları ve itibarlarını ortaya koyup zar atarlar…

Girdikleri riskin başarısını ve başarısızlıklarını da üstlenirler!

Victor Kiam

Girişimcilikte Bilinmesi Gerekenler

Girişimcilik konusu genellikle, Sn. Zafer Yılmaz’ın belirttiği gibi, “Ne iş yapmalıyım? - Hangi alana girmeliyim? - Hangi alanda iş yaparsam başarılı olur ve iyi bir gelir elde edebilirim?” şeklinde sorularla başlar…

Bunlar; kendi işini kurmak veya yatırım yapmak isteyen girişimcilerin cevabını bilmeleri gereken ilk sorulardır. Çoğu insan bu sorulara cevap bulamadığından hayallerini erteler. Kimileri de kendileri için doğru olan cevabı bulamadıklarından dolayı, çoğu zaman hayal kırıklığına uğrarlar.

Emeklerin boşa gitmemesi öncelikle gömleğin ilk düğmesinin doğru iliklenmesine bağlıdır. Bu da bir seçim meselesidir.

Ne iş olursa olsun, en ideal olanı sevdiğin işi yapmaktır! Sevdiğiniz, tutkuyla önemsediğiniz bir işi yapmak; başarının yerçekimi kanunu gibi değişmez prensiplerinden bir tanesidir.

Sevdiğiniz işi yapmak size dünyadaki en değerli şeyi, yani mutluluğu verir. Dolayısıyla çok para kazanmamak da moralinizi fazla bozmaz. Çünkü zaten ödülünüzü alıyorsunuzdur. Ayrıca, sevdiğiniz işi yapmak içinizdeki yaratıcı gücü harekete geçirir. Kişisel gelişim edebiyatının kurucu babası sayılan Napoleon Hill'in deyişiyle, “Bir kişi sevdiği bir işe giriştiiğinde veya sevdiği bir kişi adına bir işi yaptığında en verimli halindedir, çabucak ve

kolayca başarılı olur.”

Burada dikkat edilecek konulardan birisi de seçeceğiniz alanın hedeflediğiniz geliri yaratabilecek ölçüde, olup - olmadığıdır. Eğer seçtiğiniz alan yeterince büyük değilse arzu ettiğiniz gelirleri yakalamanız mümkün olmayabilir.

Diyelim ki olta balıkçılığı tutkunuz ve hobiniz. Olta balıkçılığı ürünleri üzerine ailenizi geçindirebileceğiniz bir iş kurmak istiyorsunuz. Bu durumda bu niş pazarın öncelikle Türkiye'deki büyüklüğüne mutlaka bakmalısınız. Hedef kitleniz olan “olta balıkçıları”nın sayısı, ürünlerin arz - talep oranları, rekabet gibi konularda bilgi toplamalısınız.

Sevdiğiniz, zaten hobiniz olan bir aktiviteden gelir elde etmek harika bir şeydir. Eğer bunu başarabilirseniz ne mutlu size!

İş alanını sevmeniz ve pazarın büyüklüğü yanında sektör de karar verirken göz önüne alınmalıdır. Çünkü; büyüklükten bağımsız olarak bazı sektörler diğerlerine oranla her zaman daha kazançlıdır ve daha canlıdır. Çünkü o sektörlerde insanlar sürekli bir şeyler satın alırlar. Para kolayca el değiştirir. Örneğin medikal sektörünü düşünün. Ben bu güne kadar boş bir hastane görmedim. Ne zaman bir eczaneye gidecek olsam, önümde sırada bekleyen birkaç kişi mutlaka olmuştur. Ekonomik krizmiş, durgunlukmuş, savaşmış, hiç umurunda olmaz bu sektörün… Hatta kötü hizmet sunuyor olmaları bile bu sektör aktörlerini

zerre sendeletmez. Öte yandan; örneğin, tekstil sektörü… ekonomik krizlere - hatta bu krizlerin söylentilerinde dahi son derece hassastır.

“Ne yapmalıyım?” sorusuna cevap ararken, “sevdiğiniz işi yapın; tutkunuzun peşinden gidin” yaklaşımını “yeterince büyük ve kazançlı alanları seçin” yaklaşımı ile sentezledikten sonra, şimdi kendimize biraz farklı sorular soralım. “İnsanlara nasıl faydalı olabilir, onların hangi sorunlarına- hangi çözümleri üretebilir, nasıl bir katma değer yaratabilirim?”

Kendinize hemen bir “düşünceler” defteri edinin veya bilgisayarınızda bu isimle bir word dosyası açın. Oraya “benim konularım” başlığı altına bilgili, tecrübeli veya çok becerikli olduğunuz alanları listeleyin. Mütevazi olmayın. Sonra uzman olmak veya ustalaşmak istediğiniz alanları yazın. Daha sonra her birinin altına aklınıza gelen her türlü iş fikrini yazın.

Mesela İngilizce biliyorsanız ve öğretmeyi de seviyorsanız bu becerinizin hemen altına şöyle bir not düşebilirsiniz. “Düşünce; İngilizce öğreten eğitim programları tasarlamak ve satmak.”

Böylelikle nasıl bir değer yaratabileceğiniz, insanların hangi sorunlarına nasıl bir çözüm getirebileceğiniz üzerine net bir resim edinebilirsiniz. Bu, yapacağınız iş konusunda beyninizin size belirgin düşünceler ve alternatifler üretmesine kesinlikle yardımcı olacaktır.

Diğer bir konu da bağlantılarınızdır. Örneğin bir aile işletmeniz var mı? Kardeşleriniz – akrabalarınız - arkadaşlarınız - hangi alanlarda çalışıyor? Hangi çevrelere kolay erişiminiz var? Bunlar hangi alanı seçmeniz konusunda size bir fikir verebilir?

James Altucher bir yazısında girişimcilere “işinizi başlatmadan önce bir müşteri bulun” der. Bir girişimde kolayca başarılı olabilmek için, önce müşterileri bulup sonra onların satın almak isteyeceği ürünleri tasarlamayı, tavsiye eder.

Bu oldukça akıllıca bir yaklaşımdır. Özellikle işinizin başlangıç safhalarıında; ilk müşterilerinizi - sizi tanıyan ve size güvenen - insanlar arasından daha kolay bulabilirsiniz. Dolayısıyla işinizi en baştan onları ilgilendirecek bir şekilde tasarlamak yerinde olur.

Örneğin ailenizden otel sahibi kişiler varsa veya öyle bir çevreye kolay erişiminiz söz konusu ise; otel işletmeleri için, ne tür ürün ve hizmetler sunabilirsiniz, bunları düşünebilirsiniz. Bir iş kurup sonra müşterileri aramaya koyulmak sonu biraz meçhul bir senaryodur.

Sonuç olarak özetle…

Girişimci iş fikirlerini düşünür ve değerlendirirken şu ölçütleri kullanabilirsiniz. Sevdiğiniz bir iş mi? Sektör yeterince büyük ve kazançlı mı? Değer katabileceğiniz, fark yaratabileceğiniz bir alan mı? Mevcut bağlantılarınızla ilgili mi?

Girişimci olmak ipte yürümeğe benzer. Sadece tüm dikkatinizi verip konsantre olursanız… Karşı tarafa

Girişimci olmak ipte yürümeğe benzer.

Sadece tüm dikkatinizi verip konsantre olursanız…

Karşı tarafa geçebilirsiniz!

James Bernstein

Girişimcilikte Ulusal ve Uluslararası Boyutlar

Eğer, girişimcilik düşüncenizin; ulusal ve uluslararası pazarlarda iyi ses getirecek özelliklere sahip olduğunu düşünüyorsanız, bu konuda uluslararası açıdan girişimcilerle - yatırımcıları bir araya

getirmek amacıyla faaliyet gösteren

girişim hızlandırıcıları hakkında webrazzi’den Sn. Ümit Öncel’in

açıklamalarına, göz atmakta fayda var!

Dünyanın en önde gelen

Şöyleki;

“Fikirleri hayata geçirip, ortaya çıkarmaya karar verdiğiniz dönemde belli başlı ihtiyaçlarınız olacaktır. Aklınızdakileri, projelendirme sürecinden - hayata geçirmeye kadar ihtiyaç duyduklarınız için, sahip olduğunuz kaynakların yeterli olmadığı durumlar olabilir.

Girişiminiz için kolları sıvadığınızda baştan hesap edemediğiniz ihtiyaçlarla karşılaşmak çok mümkün. Bu ihtiyaçları karşılayıp - engelleri aşmadan da, girişimlerinizi kazançlı bir iş şekline dönüştürmek hiç kolay değil.

İşte burada, sizlere çeşitli konularda destek olmak ve aklınızdaki soru işaretlerini gidermek için, girişim hızlandırıcıları devreye

giriyor

hitap edeceksiniz? Fikrinizi sunacağınız grubun dinamiği, fikrinizi kabul edecek mi? Hayata geçirmeye karar verdiğiniz fikir ve iş konusunda, yeterli bilgi ve tecrübeniz var mı? Girişiminizin

ilerlemesini sağlayacak en önemli faktörlerden birisi olan network’e sahip misiniz?

İhtiyacınız olan sermayeye sahip misiniz? Hangi kitleye

İşte, bu gibi sorularla baş başa kaldığınız anda uluslararası ‘Girişim Hızlandırıcıları’ üzerinizden büyük bir yükü alabilir.

Çalışma prensipleri basit. Sizin hangi konuda desteğe ihtiyacınız var ise, size o konuda destek veriyorlar. Projenizin gelişim sürecinde hep yanınızda oluyorlar ve kazancınızın bir bölümüne ortak oluyorlar ya da kredi sistemine benzer bir geri ödeme programı oluşturuyorlar.

Yeni girişimlere ve girişimcilere destek olan bu kurumlar, çoğu zaman devlet tarafından da önemseniyor ve destekleniyor.

Hızlandırıcılar, çoğunlukla; devletle, yerel yönetimlerle ve üniversitelerle yakın çalıştığı için, seçilen projelere - AB Hibeleri ve ek destekler sağlaması da mümkün olabiliyor.

Sayısı hızla artan bu şirketlerin arasında, daha önce Türk girişimcilere destek olanlar da bulunuyor. İşte, sizler için en iyilerin arasından seçtiğimiz girişim hızlandırıcıları

*) Y Combinator *) AncelPad *) 500 Startups *) MuckerLab *) Health Box *) Techstars *) Zero To 510 *) Alchemist *) University of Chicago New Venture Challenge

.”

Tabii daha önce de belirttiğim ve isimlerinden bahsettiğim, bu tür girişim hızlandırıcılarının yerli versiyonlarıda mevcut.

Ayrıca, girişimcilik konusunda ulusal ve uluslararası boyutlarda yapılan bir çok araştırmada, özenle hazırlanmış bazı raporlarla da karşılaşıyoruz, öyle değil mi?

Bunlar arasında altı’şar aylık dönemler halinde düzenli olarak yayınlanmakta olan EO - Entrepreneurs’ Organization & “Global Entrepreneur Indicator (Küresel Girişimcilik Göstergesi - 2016)” araştırmalarının sonuncusu da geçtiğimiz günlerde yayınlandı.

Rapor Türkiye ve dünyadaki geçen 6 aya yönelik analizler ile gelecek 6 ayın ekonomik trendlerini ve büyüme beklentilerini içeriyor. “Global Entrepreneur Indicator” araştırması bu yıl, EO’nun 50 ülkedeki 10.000’i aşan sayıdaki üyesinin 7.000’inin görüşlerine başvurularak, Şubat ayı içerisinde yapıldı.

Raporun detayları içinde en önemli gösterge; ankete katılan EO - Türkiye üyelerinin % 50 den fazlası önümüzdeki 6 ay içerisinde yeni bir iş kurmaya sıcak baktıklarını belirtmeleri…

Yani; şartlar ne olursa olsun, girişimcilikten dönüş yok!

Daha önce de belirttiğim gibi, iyi bir fikir’e ve donanıma sahip girişimciler için, bu girişimciliklerinden vaz geçmeleri pek öyle kolay olmuyor. Bunun en büyük sebebi de, girişimciler için hem özel kurumlar hem de devlet kurumları tarafından devamlı destek hamlelerinin yapılması. Basit bir örnek mi? Buyrun!

Günümüzde artık, girişimcilik deyince ilk akla gelen sektör olan IT sektörüne girmek isteyen girişimciler, ülkemizin gelişimi için özel bir ilgi alanı oluşturmakta ve bu konularda ülke yönetimi tarafından, destekleyici çalışmalar da devam etmekte!

İşte!

Ar-Ge Reformu Kanunu tasarısından bazı kesitler;

Özellikle “Teknopark’lar (Teknoloji Geliştirme Bölgeleri)” içinde bulunan şirketler ile Teknopark’a geçmek isteyen şirketler için; kurum kazancından düşülmek kaydıyla %20 öz sermaye desteği, KDV + Gümrük Vergisi istisnası ve Yabancı Personel çalıştırma izni ile Ar-Ge + Teknolojik Tasarım ve Yazılım destekleri, ülkede Ar-Ge ve Teknolojik yatırımların, emekleme döneminden koşma dönemine girdiğini işaret eden, en önemli göstergelerden biri

Ayrıca Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile ilgili düşünülen yatay ve dikey bazı değişiklikler, hem firmaların Ar-Ge bölümlerini para harcama merkezleri olmaktan çıkartıp, para kazanma merkezi haline dönüştürecek, hem de ekonomik işbirliği ile ortak proje yapma ve ortak çözüm üretme alışkanlığını, hızla gelişecektir!

Ar-Ge ve Tasarım, doğası gereği rekabeti içinde barındıran kavramlardır. Yeni kanun tasarısında fikirden - yatırıma, her konuda ciddi destek var. (Ar-Ge yapanından Ar-Ge yaptıranına,

Ar-Ge çalışanından Tasarım personeline, Akademik katkılardan sektörel işbirliğine, Üretim ve hizmetten - Satış ve Pazarlamaya, Teknolojik alt yapıdan standartları zorlamaya, Yerel ve Ulusal pazarlardan - Sürdürülebilir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı

ile uluslararası pazarlarda marka olmaya

)

Yeterki başvuru yollarında ve sonrasında aksaklıklar olmasın!

Evet! Değerli Dostlarım…

Çok sevgili ve değerli Prof. Dr. Acar Baltaş’ın da belirttiği gibi…

“Girişimcilik dahil hayatın her aşamasında başarılı olmak için, hayal etmek, uzun vadeli düşünmek ve istemek çok önemlidir. Ancak, azim ve kararlılık daha da önemlidir. Zaten hayallerinizin hayata geçmesi; gereken bilgi ve bilinçle, yeteneğinizin olduğu alanlara odaklanmakla mümkündür.

Çünkü böyle olduğu zaman kişi başarmak için gereken disiplini gösterir ve aldığı olumlu sonuçlar karşısında takdir görür. Bunun sonucunda da; yeni kazandığı davranışlar gelişir ve ancak o zaman hayallerine ulaşması mümkün olur. Aksi takdirde kişinin yeteneğinin olmadığı alanda gösterdiği azim boşa gider. Geriye de hayal kırıklığı, suçluluk ve değersizlik duyguları kalır.

Benim hayattan edindiğim deneyime göre, kestirme yol ve sihirli bir formül yoktur. Ben başarının dört temel koşula bağlı olduğunu düşünüyorum: Yetenekli olduğu alana odaklanmak, bu alandaki etkinliği hayatının merkezine almak (gece, gündüz, mesai saati, yoruldum demeden çalışmak), insanlara kendini iyi hissettirmek ve sonra da kendine güvenmek.

Amerikan psikolojisine meraklı olanlar, başarını ön şartının güven olduğunu söyler. Oysa güven; zor, zahmet ve emekle çalışarak elde edilenler sonucunda gelişmiş olan “yeterlilik” duygusundan başka bir şey değildir. Bu nedenle kişinin hayallerini değil, gerçeklerini fark ederek onların peşinden gitmesi ve bu yolda terlemesi - sadece başarının değil, mutlu ve uyumlu ve de doyumlu bir yaşamın kapısılarını açar.”

Hepimiz hayal kurmalıyız Ve başkalarını da hayal kurmaları için cesaretlendirmeliyiz! Hayal kurmak İnsanoğluna

Hepimiz hayal kurmalıyız

Ve başkalarını da hayal kurmaları için cesaretlendirmeliyiz!

Hayal kurmak

İnsanoğluna verilmiş en büyük hediyedir!

Richard Branson

Türkiyenin Hayal Haritası ve Girişimcilik…

Geçtiğimiz günlerde her ne hikmetse (Herhalde kendilerine bir yerlerden vahi geldi ) durup dururken, bilişim sektörünün dünya devi Intel, kendi pazarlama çalışmaları için değil, sadece ülkemizi çok sevdiğinden olsa gerek bir rapor yayınladı.

Daha önce bahsettiğim girişimcilikle ilgili çeşitli raporlara

ilaveten internette yayınlanan rapor, BT girişimciliği açısından

gerçekten incelenmeye değer!

Raporla ilgili haber şöyle…

Türkiye’nin girişimci ve yenilikçi potansiyelini merak eden Intel, yaptığı bir araştırmayla Hayal Haritası ve Girişimcilik DNA’sı adlı bir rapor yayınladı. Rapor Türkiye’nin genel algısı ve yeni neslin hedefleri konusunda gerçekçi referanslar sunuyor.

Intel’in Future Bright ile gerçekleştirdiği araştırmanın ilk bölümü toplumun genel bir fotoğrafını çekiyor. 10 şehirden 08 - 55 yaş arası yaklaşık 2 bin kişinin görüşlerini içeren ilk bölümde ülke hayallerimizin meslek odaklı olduğunu göze çarpıyor. Girişim fikirlerine dönüşebilecek “üretken” hayal kurabilenlerimizin oranı da % 15’te kalıyor.

Raporun ikinci bölümünde ise üniversite öğrencilerinin görüşlerine yer veriyor ve yanıtlar gayet olumlu. Üniversite öğrencilerinin % 78’i girişimci olma fikrine sıcak bakıyor.

Girişimcilik konusunda en popüler dikeyse teknoloji sektörü.

Öğrencilerin % 60’ı “Türkiye’den milyar dolarlık şirket çıkar mı?” sorusuna “evet” yanıtını veriyor.

Future Bright Şirket Kurucu Ortağı Akan Abdula ve Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, bu araştırmanın ilginç sonuçlarının geleceğe hazırlanma konusunda önemli olduğuna işaret ediyor ve teknolojiyi tüketen değil, teknoloji üreten bir toplum haline dönüşmemizin önemli olduğunu vurguluyor.

Elbette bunun yolunun da, öncelikle hayal kurabilmekten geçtiğini ifade ediyorlar.

Söz konusu araştırma ile ilgili, bir kaç kritik veri de şu şekilde…

08 - 55 yaş arasında kadın ve erkeklerle gerçekleştirilen “Türkiye Hayal Haritası Araştırması”na göre;

*) Yetişkinlerin sadece yüzde 14’ü hayal kuruyor…

*) Her 10 katılımcıdan 5’i en büyük hayali; sadece bir meslek sahibi olmabilmek ve kendimi geliştirmek

*) Hayale meslek ve maddiyat odaklı yaklaşmanın temel nedeni; geleceği güvence altına alma kaygısı…

*) Hayalini meslek olarak tanımlayanların en fazla tercih ettiği meslek öğretmenlik (% 16) ve doktorluk (% 16) olurken, bunları futbolcu /sporcu / antrenör (% 9), sanatçı, pilot ve polis olmak da (% 7) ile izliyor.

*) Hayali maddiyat odaklı düşünenlerin en fazla kurduğu hayal ise kendi işinin sahibi (% 9) olmak.

*) Hayal kurmayı çok sevdiğini söyleyenlerin % 58’i kadın,

metropollerde hayal kurma oranı ise & 42. Yani kadınlar ve küçük illerde yaşayanlar daha fazla hayal kurmaya meyilli.

Türkiye’nin 15 ayrı üniversitede 500 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirdiği girişim odaklı araştırmaya göre ise;

Üniversite öğrencilerinin % 78’i girişimci olma fikrine olumlu bakıyor. Erkek öğrencilerde bu oran % 84’e kadar yükseliyor.

Gençlerin ana motivasyonları yenilikçi olmak ve kendi işini kurmak.

Girişimci olmak istemeyenlerin ise % 39’u girişimcilik ruhuna sahip olmadıklarını, % 33’ü risk almak istemediklerini belirtiyor.

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik rol modeli sırasıyla Yemek Sepeti. Com’un kurucu ortağı Nevzat Aydın ile Apple’ın kurucu ortaklarından Steve Jobs ve de Facebook’un kurucu ortağı Mark Zuckerberg. (Seçkin Akoğlu ve Melek Saraç’a teşekkürlerimle…)

Türkiyenin hayal haritası ve girişimcilikle ilgili açıklamalar böyle!

Aslında her şey bir yana özellikle sektörel pazara yönelik yapılan bu değerlendirmeler için, Intel’e teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Aynı tür, araştırma çalışmalarının; özellikle uluslararası network

marketing şirketleri tarafından da yapıldığını biliyoruz

Daha sonraki yıllarda da, gerçek verilerle yapılan tüm bu araştırmaların; girişimci dostlarımıza, yapacakları hamle ve atılımlarda, ışık tutmasını diliyorum!

Girişimciler; Basit anlamıyla engelleri ve fırsatları ayırt edip… Her ikisini de kendi avantajına çevirebilendir!

Girişimciler;

Basit anlamıyla engelleri ve fırsatları ayırt edip…

Her ikisini de kendi avantajına çevirebilendir!

Victor Kiam

Girişimcilikten Güzel Haberler

GittiGidiyor.Com - HepsiBurada.Com - Sahibinden.Com - Markafoni.Com Vs. gibi çok güzel girişim örneklerinden sonra

PerakendeBülten.Com dan

ürün satışı ile Türkiye 2016 nın en büyük e-ticaret sitesi oldu!”

“Trendyol.Com; yılda 20 milyon

Dünya Ekonomik Forumu tarafından 2016 yılının ‘Genç Küresel Lideri’ seçilen Demet Mutlu’nun kurduğu Trendyol.com yılda 20 Milyon ürün satarak Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitesi oldu.

Türkiye’de online alışveriş yapan kadınların %70’ine ulaşan trendyol.com, ciro ve büyüme hızı açısından, tüm dünyada istisnai örneklerden biri haline geldi.

2010 yılında kurucusu Demet Mutlu’nun evinde küçük bir ekip ile başlayan Trendyol.com’un başarı hikayesi, bugün Türkiye’nin dört bir yanından 12 milyon müşteriye yılda 20 milyon ürün satışı ile devam ediyor. 2017 yılında 1.5 milyar TL ciro hedefleyen Trendyol.com, ciro ve büyüme hızı açısından tüm dünyada parmakla gösterilen örneklerden biri oldu.

Moda e-ticaretinde sektör lideri olan Trendyol.com’un hedefi modayı herkes için ulaşılabilir kılmak. Bugüne kadar internetten alışveriş yapan tüm kadınların % 70’ine ulaşan Trendyol.com, satışının 3’te 2’sini büyük şehirler dışına gerçekleştiriyor ve Türkiye’nin her yerinden her an en güncel moda trendlerine ve yüzbinlerce ürüne erişim fırsatı sunuyor.

Başarısı dünya çapında dikkat çeken Trendyol.com, bugüne kadar dünyanın en önemli teknoloji yatırımcılarından Tiger Global, KPCB ve Avrupa Kalkınma Bankası’ndan yatırım aldı.

Trendyol.com’un yatırımcıları aynı zamanda Google, Facebook, Amazon ve Linkedin gibi sektör lideri şirketlere yaptıkları yatırımlarla da biliniyor.

Trendyol.com işbirliği yaptığı markaları da büyütüyor

Her ay 35 milyon ziyaret alan site, yılda 2.000 den fazla yerli ve yabancı markanın satışını gerçekleştiriyor. Günde 55 bin siparişi müşterilerine ulaştıran Trendyol.com da tüm alışverişlerin %40’ını. yeni sezon ürünleri oluşturuyor.

Çalıştığı birçok marka için, önemli bir satış kanalı haline gelen Trendyol.com, markaların bilinirliklerinin artmasına da katkılı.

Trendyol.com’da birçok marka 1 günlük online satış ile tüm mağazalarının 1 haftalık satışlarından fazla ciro elde edebiliyor.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından düzenlenen Genç Küresel Liderler listesinde 2016 yılında Türkiye’den seçilen tek lider olan

Demet Mutlu, kısa süre içinde dünyanın büyük yatırımcılarının ilgisini çekmelerini dinamizme bağlıyor.

Daha önceki yıllarda Facebook kurucusu Mark Zuckerberg, Google kurucuları Larry Page ile Serge Brin ve de Leonardo Di Caprio gibi isimlerin seçildiği, Türkiye’den de Ali Koç, Ferit Şahenk gibi iş insanlarının yer aldığı “Genç Küresel Liderler” topluluğunun bir parçası olarak Türkiye’deki girişim ve teknoloji ekosistemine katkıda bulunmaya devam edeceğini vurgulayan Demet Mutlu, açıklamalarına

“Facebook, Google, Amazon gibi dünyanın en büyük internet şirketlerinin yatırımcısı olan Tiger Global, Kleiner Perkins (KPCB)’e ek olarak geçen yıl Avrupa Kalkınma Bankası (EBRD) da yatırımcılarımıza dahil oldu. Trendyol.com KPCB’nin Türkiye’de yatırım yaptığı tek şirket. Facebook, Youtube ve Instagram gibi global markaların stratejik partneri ve Türkiye’deki en büyük iş ortağıyız. Kısa süre içinde dünya ölçeğinde ciddi bir prestij elde ettik” şeklinde devam etti.

Trendyol.com’da ulaştıkları başarıyı kalıcı ve sürekli kılmak için özenle çalıştıklarını belirten Demet Mutlu, “Biz yola çıkarken Türkiye’de moda e-ticareti pazarı yok denecek kadar küçüktü. Türkiye’nin, genç nüfusu ve hızla artan internet penetrasyonu ile e-ticaret için çok yüksek potansiyele sahip bir ülke olduğunu biliyorduk. İlk günden itibaren çağdaş ve yenilikçi anlayışımızla müşterilerimize en iyi hizmeti vermek için çalışıyoruz.” diyerek, sözlerini noktaladı!

Nasıl? Güzel bir haber değil mi? Aynı güzelliklerin devamı dileğiyle

STK lar ve Sosyal Sorumluluk Projelerinde Girişimcilik…

STK Sivil Toplum Kuruluşları ve SSP Sosyal Sorumluluk Projeleri deyince, özgeçmişimde de göreceğiniz gibi… Birçok Sivil Toplum Kuruluşunda üyeliklerim ve aldığım üst düzey görevler yanında, hemen aklıma; Ankara merkezli kuruluş çalışmalarından sonra 2005 ve 2006 yıllarında gönüllü danışman ve fahri koordinatör olarak, kurumsal iletişim çalışmalarına katkıda bulunduğum STGM “Sivil Toplum Geliştirme Merkezi” geliyor. (Sayın Sunay Demircan ve Sayın Gamze Göker’e en içten teşekkürlerimle! )

Daha sonraki yıllarda sivil toplum kuruluşlarının, ülkemizdeki demokratik karar alma süreçlerinde etkin rol alması ve sivil toplum hareketinin güçlendirilmesi amacıyla yol almakta olan STGM, Dernek yapısı ile güzel çalışmalarına devam etmekte…

Bu bölümde, özellikle kar amacı gütmeyen gönüllü girişimci dostlarımıza destek olmak düşüncesiyle; STGM nin, TACSO ile birlikte yürüttüğü, AB nin sivil toplum faaliyetlerine yönelik hibelerine, STK ların erişimini geliştirmeyi hedefleyen çalışma programlarından bahsetmek istiyorum.

TACSO (Sivil Toplum Kuruluşları İçin Teknik Destek Programı), sivil topluma destek amaçlı 2009 yılında başlatılan bir AB projesi olarak, 2009 yılından beri Türkiye’deki çalışmalarını sürdürüyor.

Avrupa Birliği’ne girme sürecinde olan Batı Balkan ülkelerinde sivil toplumun güçlendirilmesi amacıyla AB desteğiyle başlatılan bir program. Türkiye’deki kaynak kuruluşu STGM ile birlikte çok etkin çalışmalar yapmakta ve AB Hibe Programlarından destek almak isteyen Sivil Toplum Girişimcilerine yardımcı olmakta…

Bu konu eğer ilgi alanınız içine giriyorsa?

Öncelikle TACSO Türkiye - STGM ile temasa geçmeniz, Türkiye de sivil topluma yönelik destek programlarının işleyiş çerçevesi hakkında, bilgi sahibi olmanızda yarar var.

Ayrıca, bu temaslarınız çerçevesinde; sivil toplum projelerine yönelik AB Hibe programları ile farklı AB Hibe Programlarının Teklif Çağrıları’na başvuru için kullanılan, Prospect ve PADOR online veri tabanları hakkında da bilgi sahibi olabilirsiniz.

Özellikle; kadınlara, çocuklara, gençlere ve engellilere yönelik tüm sivil toplum projelerinizde uzun vadeli hedefleriniz için, bu tür uluslararası destekler, projelerinizin amaçları doğrultusunda belirli bir disiplin içinde yürütülmesi açısından, çok faydalı!

Şimdi de; İsterseniz Son Olarak…

Girişimcilikle ilgili bu kadar öneriden sonra olaylara değişik bir perspektiften bakalım ve bu konuda yaşanmış bazı hikayelerden dersler çıkaralım. Ne dersiniz? (F2R.net|F+2+R = FİKİR den)

Özellikle bir ekip ile çalışan girişimcilerimizin bu hikayeleri dikkatle okumalarında çok büyük yarar görüyorum.

1) Bilgi Paylaşımı

Karı-koca akşamüstü saatlerinde normal bir ilişki sonrası duş almak üzere oyalanmaktadırlar. Kısa bir süre sonra ikisi birden banyoya önce girebilmek için yataktan fırlarlar. Koca atik çıkar ve hemen kendini banyoya atar. Karısı çıplak vaziyette elinde bornozu ile birlikte banyonun önünde kalıverir.

Tam o sırada kapının zili çalar. Koca duşa girmiştir bile. Zili duyar ama karısının açacağından emin olarak duymazdan gelir. Zilde ısrarla çalar durur. Kadın pür telaş, alelacele bornozunu giyerek kapıyı açar.

Kapıda gayet yakışıklı genç bir adam durmaktadır.

Adam; kadının eşinin yakın arkadaşı “X” olduğunu belirterek, kocasının evde olup olmadığını sorar. Kadın, eşinin banyoda olduğunu söyler. Adam kadını şöyle bir süzer, bornozun içinde çok güzel görünüyorsunuz der. Kadın birazcık utanma ile birlikte gülümser. Adam, hemen orada kapı aralığında bornozunuzu üzerinizden çıkarıp atarsanız size 500 $ öderim der. Kadın bir an dona kalır. Olur, mu? Öyle şey der!

Sonrasında da, neden olmasın diye düşünür ve kabul, der.

Bornozunu geriye doğru iterek vücudundan aşağıya bırakır.

Vücudunun tüm güzelliği ortaya çıkar. Adam çok keyiflenir.

Muhteşem!

Çoooook güzelsiniz der ve 500 $ ı verir.

X, tam arkasını dönüp gidecekken, kadına dönerek size bir teklif de daha bulunabilir miyim? der. Kadın nedir? diye sorar. Adam, hemen şimdi burada kapının arkasında birlikte olalım. Size seve seve 1.000 daha ödeyeyim, der. Kadın önce hayır der, sonra yine kısa günün karı neden olmasın diye düşünür. Peki, der.

Netice de adamla kısa süreli de olsa güzel bir birliktelik yaşarlar. Adam daha sonra çok teşekkür ederim, diyerek kadını bir kez daha ihtirasla öptükten sonra 1.000 $ ı da verir ve gider.

Kadın kapıyı kapatır salona geçerken banyodan çıkan eşi, kim geldi diye seslenir. Kadın arkadaşın “X” geldi seni sordu, ben de banyoda olduğunu söyledim. Sonra da sana selam söyledi ve gitti der.

Adam; “Haaaa

onu bıraktı değil mi?” der!

1.500 $ borcu vardı, onu getirecekti!

1. Hikâyeden çıkartılacak ders;

Sana

Eğer bir ekipte çalışıyorsanız bilgiyi saklamayın, paylaşın. Karar aşamalarında belirleyici olabilir. Böylece yanlış anlaşılmaların ve dışarıya karşı kötü duruma düşmenin önüne geçebilirsiniz.

2) İş bilgisi ve deneyim

Aracının direksiyonuna geçip kiliseye gitmek üzere yola koyulan Rahip yolda yürümekte olan bir Rahibe’ye rastlar. Aracını durdurur ve kiliseye kadar onunla gelmek isteyip istemediğini sorar. Rahibe arabaya biner ve bacak bacak üstüne attığında bacaklarının tüm güzelliği ortaya çıkar.

Rahibin gözü kayar ve ona bakayım derken kısa bir süre için aracın kontrolünü kaybeder. Aracı tekrar kontrol altına aldıktan sonra sağ elini rahibenin bacağı üstüne koyar. Rahibe ona bakar ve şöyle der, “Sayın Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz?”

Utançtan kıpkırmızı olan Rahip derhal elini çekerek Rahibe’ye özürlerini sıralar. Bir müddet sonra aklı tekrar karışır ve vites değiştirme bahanesiyle Rahibe’nin bacağına tekrar dokunur. Rahibe aynı soru ile karşılık verir : “Sayın Rahip, 129. ayeti hatırlıyor musunuz?”

Utancından yine kızaran Rahip elini çeker ve “Afedersiniz kardeşim, insanoğlu zayıf düşebiliyor” der.

Kiliseye vardıklarında Rahibe arabadan iner ve tek kelime bile söylemeksizin, ancak çok manalı bir bakışla ortadan kaybolur.

Rahip aceleyle içeriye koşturur ve bir İncil alarak 129. ayeti açar. 129. ayet şöyle demektedir. İstekleriniz için yukarılara gidiniz, onu daha yukarılarda arayınız. Orada güzellikler bulacaksınız.”

2. Hikâyeden çıkartılacak ders;

Hedefleriniz ve görev tanımlarınızla ilgili her zaman detaylı bilgi

sahibi olun, aksi takdirde fırsatları kaçırabilirsiniz!

3) Organizasyon şeması ve

hiyerarşi

Pazarlamacı, satış şefi ve satış müdürü bir öğlen paydosunda lokantaya doğru yürümektedirler. Parktaki banklardan birinin üzerinde sihirli bir lamba bulurlar. Sonra lambayı alıp ovarlarlar ve gerçekten de lambanın içinden bir Cin çıkar.

“Aslında beni lambadan çıkartan kişiye 3 dilek hakkı veriyorum ama sizler üç kişi olduğunuz için hepinizin birer dileğini gerçek yapacağım” der, Cin. Satış şefi hemen arsızca atılarak “önce ben” diyerek sıranın önüne yerleşir. “Bahamalarda, muhteşem bir sahilde tatil yapmak istiyorum. Tatilim hiç bitmesin ve hiçbir dert hayatıma girmesin” diye dileğini ifade eder. Ve hooop, ortadan kaybolur.

Sonra da pazarlamacı atılır ve “şimdi sıra bende” der. “Hayallerimdeki kadınla güney sahillerinde alemlere akmak istiyorum” der ve hooop, o da ortadan kaybolur.

“Şimdi sıra sende” der

Satış müdürü de “Bu iki salağı öğleden sonra, işlerinin başında görmek istiyorum” der.

Cin, satış müdürüne

3. Hikâyeden çıkartılacak ders;

Üstünüz olan birinin veya birilerinin her zaman için sizden önce

konuşmasına izin verin!

4) Ekip çalışması

Bir mafya babası evli bir kadınla ilişki kurmuş. Bir gece kocası

yok diye kadının evine gitmeye karar vermiş ve adamlarına “Ben içeri girdikten sonra hemen büyük bir branda ayarlayın ve pencerenin hemen altına dört ucundan gerin” demiş.

Sonra da ne yapacaklarının talimatını vermiş;

“Kadının kocası gelirse kapıyı bir kere çaldırın, ben aşağıya atlayacağım, yakalanıp karizmayı çizdirmeyelim… Tamam mı?”

Adamları, “Baş üstüne patron” demişler.

Mafya babası kadının evine girmiş, tam yatağa uzandığı anda evin kapısı çalınca, bizimki kendini tereddütsüz pencereden donla 4. kattan aşağı fırlatmış.

Kadın üzerine alelacele bir şey alıp kapıyı açmış ki karşısında patronun adamlarından biri…

“Yenge” demiş adam mahcup bir şekilde önüne bakarak, “Patrona söyle branda bulamadık.”

4. Hikâyeden çıkartılacak ders;

Ekibinizi, becerikli ve çözüm üretebilen bilgili insanlardan

kurmanızda her zaman sonsuz yararlar vardır!

Tüm girişimlerinizde yolunuzun açık olması dileğiyle

Daha mutlu bir gelecek için sevgiyle kalın!

****************************************************

Girişimci dostlarıma özel destek önerileri

Evet değerli dostlarım,

Ulusal veya uluslararası girişimcilik, artık iş dünyamızda “olmazsa olmaz”lar arasında.

Girişimciliğin en önemli şartlarından birisinin, “kendinize duyduğunuz güven” olması gerektiğini zaten biliyorsunuz. Daha önce değindiğimiz diğer detaylar da mutlaka önemli. Ama… girişimcilik hamlelerinizde yarı yolda kalmamanız için, yatırım ve işletme sermayesinin önemi de hiç bir zaman tartışılamaz.

Aslında yine daha önce belirttiğimiz birçok değişik alternatif girişimcilik desteklerinin yanında, devletimiz de girişimciliği desteklemek ve iş dünyasında girişimcilerimizi geliştirmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor.

Ancak, bu konunun diğer aktörleri; bazen senaryolarını, işlerine

geldiği şekilde sahip oldukları pozisyonlara göre, kendileri yazıp

- kendileri oynayabiliyor. (Tabii ki doğal olarak

)

Ülkemizdeki ekonomi gazeteciliğinin duayenlerinden, değerli ağabeyim Güngör Uras’ın - 10 Haziran 2016 tarihinde Milliyet Gazetesindeki “Olayların İçinden” köşesinde belirttiği gibi

BKY/Bireysel Katılım Yatırımcısı

(Melek Yatırımcılar)

“Bireysel Katılım Yatırımcısı” bizim için yeni bir kavram, yeni bir meslek. Bazıları bu işi yapanlara “Melek Yatırımcı” diyorlar.

BKY; kişisel maddi varlıklarını (paralarını) ve tecrübelerini (birikimlerini + becerilerini) başarı şansı gördükleri şirketlere başlangıç aşamasında aktararak, şirketlerin başarılı olmasına çalışacak kişilere verilen isim!

Sadece tam vergi mükellefi gerçek kişiler BKY/Bireysel Katılım Yatırımcısı olabiliyorlar.

Şirketler; BKY/Melek Yatırımcı, olamıyor!

Hazine Müsteşarlığı tarafından yapılan düzenleme ile BKY/MY yönetmeliği 15.02.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. BKY/MY olabilmek için başvuru anında yıllık 200 Bin TL gelire veya 1 Milyon TL mal varlığına sahip olmak ve de Hazine Müsteşarlığı’ndan “Lisans” almak zorunluluğu var.

BKY’cılar destekleyecekleri girişimlere mali/maddi olarak katkı yaptıktan sonra (sermaye payı katılım ödemesi yaptıktan sonra) girişimlerin yönetim kurullarında söz sahibi olmaya başlıyorlar.

Girişimler başarılı olursa, BKY’lar yatırdıkları sermaye payı ölçüsünde kazanç sağlıyorlar.

Sistemin amacı; sermaye ve bilgi yetersizliğiyle büyüyemeyen şirketlere, bilgi ve parasal güç sahiplerinin destek vermesi ve de böylece pazarı olan üretimin artırılması….

Bu tür yatırımlara destek verecek olanlara vergi teşviki sağlanıyor. BKY lisanslı gerçek kişiler bu tür şirketlere sermaye olarak yatırdıkları parayı gelir vergilerinden düşebiliyorlar.

Hazine Müsteşarlığı’nın Bireysel Katılım Sermayesi’ndeki gelişmelerle ilgili verilerine göre; bugüne kadar 373 kişiye BKY (Melek Yatırımcı) lisansı verildi. 14 başvuru da incelemede…

Hazine Müsteşarlığı verilerinde; başarıyla sonuçlanan 14 projeye 3.9 milyon lira, işlemi devam eden 12 projeye 3.1 milyon dolar olmak üzere, bugüne kadar 26 proje için 7.0 milyon TL’lik bir yatırım hacminden söz edilmekte

Melek yatırımcıların katkısıyla gerçekleşen ve gerçekleşecek 7 Milyon liralık yatırımların yapıldığı ve yapılacağı işletmelerin yüzde 90’ı mikro işletme (10 kişiden az çalışanı olan ve yılda 1 Milyon’dan az ciro yapan), yüzde 10’u da küçük işletmeler.

Yatırımların %88’i yazılım, e-ticaret ve teknolojiyle ilgili işler. Sadece %4’ü elektrik ve elektronik konusundaki yatırımlar.

Sonuçta görülüyor ki (1) Melek Yatırımcı sayısı fazla, (2) Gerçekleşen proje az, (3) Gerçekleşen projelerin yatırım toplamı sadece 3.9 milyon TL (4) Melek Yatırımcıların katıldıkları ve katılacakları yatırımların tamamına yakını bilişim teknolojisi

yatırımları. Bilişim teknolojisi yatırımı çok çok önemli ama, esas Melek Yatırımcı’dan beklenen üretken sanayi yatırımı değil mi?

373 BKY/Melek Yatırımcı’nın 3 yılda sadece toplam 26 projeye katkıda bulunmaları ve 3 yılda toplam yatırımlarının 3.9 milyon TL (milyar değil) olması, BKY Meleklerinin henüz bu işi ciddiye almadıklarını gösteriyor.

Sayın Güngör Uras’ın yazısı, bu şekilde sona eriyor…

Kısaca, bu bölümde eğer girişim konunuz; bilişim + e-ticaret + yazılım v.s ile ilgili değilse, özellikle BKY/Melek Yatırımcılara ve onlardan beklentilerinize dikkat edin demek istiyorum.

Yeni buluşlarlarla ilgili televizyon programlarını hatırlayacağınızı ve o programlarda, dünyanın en büyük gücü (para) ile en ileri zekasının kendilerinde olduğunu zanneden yatırımcılara karşı, katılımcıların yaşadığı aşırı heyecanı boş yere yaşamamanızı diliyorum.

Melek yatırımcılar biraz garantici oluyor…

Neticede, girişimciliğinizle ilgili misyonunuz ile vizyonunuz arasındaki stratejik planlamanızı ve swot analizinizi çok iyi yapmanız ve de yola ondan sonra çıkmanız gerekiyor.

Bu yolu bir otoban olarak düşünün. Bir girişimci olarak amacınızın; üstlendiğiniz misyonla bulunduğunuz noktadan, gerekli yerlerde vereceğiniz molalarda gerekli kontrolları yaparak varmak istediğiniz hedeflere ve vizyonunuza ulaşmak olduğunu biliyor ve de sizlere yolunuz açık olsun diyorum!

Şimdi de isterseneiz kıdemli girişimcilere bir kulakverin

Fortune Dergisinin, 40 Yaş Altı En Başarılı Yöneticiler Listesi’nde 2016 dan önceki yıllarda yer alan başarılı isimlerden Kasım 2016 daki ‘Yeni girişimcilere altın öğütler’ başlıklı röportaj özeti şöyle!

Girişimci olma yolundaysanız bir an önce adım atmanızda fayda var. “Fortune 40 Yaş Altı Yöneticiler” listesinde önceki yıllarda yer alan ve girişimcilik yönleriyle bir hayli dikkat çeken başarılı isimlerden yeni girişimcilere altın öğütler…

*) Sina Afra (Markafoni Kurucu Ortağı, Evtiko CEO’su ve

Kurucusu, Girişimcilik Vakfı Başkanı)

“Fikrinize aşık olmayın”

“Markafoni’yi kurduğumuz zaman bir melek yatırımcıdan şirketin yüzde 15’i karşılığında 300 bin euro yatırım aldık. Temmuz 2011’de Markafoni’nin hisselerinin yüzde 70’e yakını 129 ülkede faaliyet gösteren Naspers’a bağlı MIH-Allegro tarafından satın alındı. Anlaşmanın doğal seyri gereği, üçüncü yılın sonunda yani 2014 senesinin mayıs ayında Naspers Grubu Markafoni’nin tamamını aldı. Bu, dijital ekosistemde Türkiye deki hâlâ en büyük üçüncü satış operasyonu özelliği taşıyor.

Hepimizin hayatında kaybettiğimiz anlar veya başarısızlıklar vardır. Kaybetmek hayatın bir doğal bir parçası ama ‘param yok’ demekle ‘fakirim’ demek arasında büyük farklar var.

Kaybedince bundan ders çıkarmayı ve yeniden ayağa kalkıp, devam etmeyi bilmemiz gerekiyor. Başarısızlığı kendi lehimize kullanmak için başarısızlıkların ortak dinamiklerinden uzak durmalıyız. Başarı herkesin fikir sahibi olduğu ama çok az sayıda insanın bilgi sahibi olduğu bir alan. Başarının büyük bölümünün şansa dayalı olduğuna inanıyorum. Aklınıza bir fikir geldiğinde o fikre sakın aşık olmayın ve soğukkanlı bir şekilde fikrinizi iyi değerlendirin. Bir fikre gerçekten inanıyorsanız, o fikrinizi uygulamaya geçirin.”

*) Tolga Kabataş (GittiGidiyor.com Kurucusu) kadar güzel bir şey yoktur”

“Hata yapmak

“Girişimcilikte fikir sabit bir gözlem olmamalı; daha çok yön tayin etmek olarak düşünmek lazım. Fikrin uygulamaya geçmesi anında ciddi revizyonlar gerekebiliyor. Benim başarılı tüm iş fikirlerim aynı süreçten geçmiştir. GittiGidiyor bir pazaryeri modeliydi ama servis fiyatlamasından, ödeme sistemine kadar her parçası Türk tüketicisinin ihtiyaçlarına göre yıllar içinde şekil değiştirdi. İlk günkü fikrimiz ve uygulamamız kalsaydı, iki sene içinde batardı iş.

Bizim başladığımız dönemde yatırım ancak aile ve yakın dostlardan gelebilirdi. GittiGidiyor, kurucularının kuruluş sermayesi ile başladı, iki yıl içinde kâra geçti ve eBay’e satıldığı güne kadar kazandığı tüm parayı işine geri yatırdı.

Hata yapmaktan hiç korkmam. Çok yaptım, hâlâ yapıyorum ama benimkisi bir iş yapış şekli. Ben iterasyon yapmayı seviyorum, hatalardan öğrenip hep daha iyi bir ürün, daha iyi bir müşteri mennuniyeti yakalamışımdır. ‘Feed-back loop’ ile hatalarınızdan

öğrenip memnuniyeti artırıcı iyileştirmeleri yaptığınız sürece hatalar geliştirme fırsatlarıdır. Başarının gizli bir reçetesi yok, sadece olasılıkları artıran davranışlar var. Az çalışarak olmaz, yüksek gayret şart. Günde 12 saat çalışmayı göze almadınsa, girişimci olmamalısın.

Girişimci esnek olmalı. Sabit fikirlilik büyük engel. Yaptığınız işte mutlaka müşteri davranışlarını gözlemlemeli, öğrenmeli ve sürekli olarak müşteri tecrübesini iyileştirmelisiniz. Hata kadar güzel bir şey yoktur, yeter ki ölümcül olmasın, bir sürü küçük

hata sizi güçlendirir, büyük hatalara engel olur

sisteminin güçlenmesi gibi

düşünmeden, davranmadan, büyük olunmaz.”

Bağışıklık

Son olarak cesur olun; büyük

*) Fatih İşbecer (Pozitron Kurucusu - Monitise MEA Başkan) “Girişimcilik herkese uygun bir saha değil”

“Pozitron’u kurumlara yazılım ve donanım çözümleri sunmak için 2000 yılında kurduk. Bu süreçte dünyada yaşanan teknoloji devrimlerini sürekli olarak takip ediyorduk. 2006 yılında geleceğin, mobil uygulama ekosistemlerinde olduğunu fark ettik ve bu alana odaklandık. 2006’dan itibaren mobil bankacılık ve ödeme sistemleri başta olmak üzere m-ticaret, güvenlik ve mobil saha satış çözümleri alanlarında faaliyet gösterdik.

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen şirketlerini mobil kanala taşıdık. Zamanla Türkiye dışında aralarında ABD, Almanya, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de bulunduğu toplamda 12 farklı ülkeye mobil yazılım ürünleri ihraç eden bir şirket haline geldik. Mobil yazılım ihracatında ise ilk 5’e girdik. Ardından Monitise, Pozitron’u 100 milyon dolara satın aldı.

Kanımca girişimcilerin kesinlikle özgün ve ayağı yere basan fikirlerin peşinden koşması lazım. Bulundukları ülkenin ve pazarın şartlarına uygun hareket etmeleri lazım. Kopya işlerden uzak durup, kendi bilgi birikimlerine uygun sahaları tercih etmeleri de bir diğer kritik nokta. Yıllarca mühendislik okumuş birinin sadece moda diye e-ticarete girmesi çok büyük ihtimalle başarısız olmasına neden olacaktır. Girişimcilik herkese uygun bir saha değildir. Kişinin riskleri ölçüp kararlarını analitik şekilde vermesi, çevre baskısı, arkadaş dolduruşu ya da kendini kandırarak hareket etmemesi en sağlıklısıdır.”

*) Emre Aydın (Çiçeksepeti.com Kurucusu) çalışın”

“Vazgeçmeden

“Bir gün başka bir şehre çiçek siparişi göndermek istediğimde yaşadığım zorluktan sonra Çiçeksepeti gibi bir servise ihtiyacım olduğunu hissettim. Hayalimi gerçekleştirmek için başkasından para talep etmek hiç aklıma gelmedi ve dışarıdan sermaye arayışına geçmedim. Arabam dahil tüm birikimimi bu işe ayırdım, başından itibaren tasarruflu ve kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalışan bir şirket yarattım. Şirket büyüdükten ve kâr etmeye başladıktan sonra yatırımcılar bana gelmeye başladı ve stratejik olarak Çiçeksepeti’ne bir şey katma ihtimali olan iki yatırımcıyı şirket bünyesine aldım.

Şirketi sıfırdan kurup büyütürken tahmin ettiğinizden çok daha fazla sayıda hata yapıyorsunuz. Başarısız girişimlerimizin yanı sıra yenilebilir hediyeler ve kişiye özel hediyeler gibi çok başarılı işlerimiz de oldu. Ders alındığı müddetçe başarısızlıkların tüm ekip ve takım arkadaşları için hem kaçınılmaz - hem de bir hayli öğretici olduğunu düşünüyorum.

Uzun vadeli başarının tek yolu hiç vazgeçmeden çok çalışmak. Kısa sürede para kazanmak isteyen hiç kimsenin büyük başarı elde ettiğini görmedim. Aksine uzun vadeli başarıları elde edenlerin neredeyse tamamı, amacı para kazanmak olmayan, kazanacağı parayla ne yapmak istediğini daha önceden hiç planlamamış kişiler oluyor.”

*) Melis Güçtaş (Modacruz Kurucusu)

“Hedeflere odaklanın”

“Amerika’da lisans eğitimimi tamamlamış, iki yıl boyunca çeşitli start-up’larda tecrübe edinmiş ve Türkiye’ye dönmüştüm.

Burada artık giymediğim ancak vermeye de kıyamadığım birçok kıyafeti elden çıkarmak üzere arayışa girdim.

Arayışım sonucunda, stilimi beğenip gardırobumdaki parçalara sahip olmak isteyecek kadınlara ulaşabileceğim bir platform olmadığını anladım.

Start-up tecrübemin de verdiği motivasyon ile bu işi kendim yapmaya karar verdim. Modacruz’un ilk baştaki sermayesi 6 bin lira ve işime yönelik tutkumdu. Mayıs 2012’den Temmuz 2014’e kadar tam zamanlı işimden arta kalan tüm zamanlarımda bu proje üzerinde çalıştım ve Modacruz’u melek yatırım aşamasına getirdim.

Daha önce Türkiye’de kimsenin yapmadığı bir işi, doğru zamanda doğru stratejiyle büyütmeyi başardık.

Bence başarı sonucun hedefe orantısı ile ölçümlenebilir veya tanımlanabilir.”

Son bir not…

Artık kitabın sonlarına yaklaştığımı düşündüğüm şu günlerde, özellikle iş dünyasıyla ilgili sosyal medyada çok fazla paylaşımı yapılan “Bill Gates’in Gençlere 12 Önerisi” başlıklı yazı dizini, oldukça ilginç maddelerden oluşuyordu.

Bir madde hariç hepsine katılmamak ve sizlerle birkezde burada paylaşmamak, olmazsa olmaz diye düşündüm. Maddeler şöyle;

1) Hayat adil değil, buna alışsan iyi olur

2) Dünya senin kendine saygınla ilgilenmez. Dünyanın ilgisini asıl çeken şey, senin kendini iyi hissetmek için ne yaptığın olacaktır…

3) Liseden mezun olur olmaz yılda 60 bin dolar kazanacağın bir iş edinemezsin…

4) Öğretmeninizin gerçekten sert biri olup olmadığına karar vermek için, bir patronla tanışana kadar bekleyin…

5) Çakılıp kaldığınızda bu ailenizin suçu değildir. Hata yaptığınızda sızlanmak yerine, onlardan ders alın…

6) Siz doğmadan önce, ebeveynleriniz için hayat şimdiki kadar sıkıcı değildi. Yollarını sizin faturalarınızı öder, çamaşırlarınızı yıkar ve size nasihat ederken yeniden çizdiler. Bu yüzden yağmur ormanlarını ebeveynlerinizin ait olduğu neslin parazitlerinden temizlerken, kendi odanızı derli toplu tutmayı da unutmayın…

7) Okulunuzda da kazananlarla ve kaybedenlerle karşılaştınız. Gerçek hayattaki karşılaşmalar böyle olmayacak. Kimi okullarda sınıfta kalan öğrenciye defalarca yeni fırsatlar verilir, derslerini geçmesi için. Ancak gerçek hayatta durum böyle değildir…

8) Hayat sömestrler halinde yaşanamaz. Bütün yaz boyunca tatil yapamazsınız ve çok az işveren size kendinizi bulmak için yardım etmeye hevesli olacaktır. Bu yüzden zamanınızı iyi kullanın…

9) Televizyon gerçek hayat değildir. Gerçek hayatta insanlar kafelerden kalkıp işlerine gitmek zorundadırlar.

10) İnek arkadaşlarınıza iyi davranınız. Bir gün onların çalışanı olabilirsiniz…

11) Geleceğinizi kurabileceğiniz yüzyılın iş fırsatı Network Marketing’dir… (Evet bu madde çok özel. Ve neredeyse 100 yılı kapsıyor. Müthiş bir şey - ne dersiniz? ☺ ☺ ☺)

12) Başarı için önce kendinize inanmalısınız, daha sonra harekete geçmeli ve asla vazgeçmemelisiniz!

Gördüğünüz gibi hemen hemen tüm maddeler gençlere ve genç girişimcilere ışık tutacak nitelikte.

1 madde hariç derken, bunun 11. madde olduğunu tahmin ettiğinizi, zannediyorum.

Çünkü bu maddenin; ürünleri, şirketi, ülkelerii, kazanç planı, ne olursa olsun, merhaba dediğiniz herkesi … Ağ’ınıza kaydetmek için, her yolun mübah sayıldığı “network marketing” sisteminde yer alan aktörler tarafından çaktırmadan bu maddelerin arasına yerleştirildiği, sosyal medyadaki yorumlar arasında 1 numara.

Network Marketing aslında girişimcilik konusunda ciddi bir yere sahip. Ama kuralları tam olarak uygulandığında

Ancak maalesef bu kurallarda ticaret kanunları içinde net bir şekilde yer almadığından bazen işin başındaki kişiler durumları kendilerine göre yorumlayabiliyorlar.

2000 li yılların başlarında konuyla ilgili ABD - Almanya - KKTC ve Ülkemizde, ciddi araştırmalar yapan, eğitim - panel / seminer ve konferanslar veren bir kişi olarak, network ilgi alanınız içindeyse sizlere “Türkiyede Network’ün Kitabı” isimli e-kitabımı tavsiye ediyorum.

2012 yılında tamamladığım bu kitabı, arzu ederseniz;

https://www.scribd.com/doc/101493206/Turkiye-de-Network-

un-Kitabi-e-kitap adresinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Ali Rıza DEĞER

1955 İstanbul doğumlu, evli ve 1 çocuk babasıdır.

Öğrenimini Kabataş Lisesi'nden sonra İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi ve Marmara Üniversitesi Maliye Bölümleri'nde sürdürdü.

Çalışma hayatına 1973 yılında tanıtım ve pazarlama sektörlerinden başlayıp, 1977 den 2003 yılına kadar, kendi şirketlerinde devam etti.

Bu alanlarda yaklaşık 30 yıl; T.İş Bankası, Paşabahçe, Aygaz, İzocam, Lombardini, Honda, Rowenta, JVC, KİP, IBM, Pimaş, Sandoz, İngiltere Konsolosluğu, Kaleterasit, Kalebodur, Kalekim, Kaledekor, Kalevit ve Çanakkale Seramik v.s. gibi birçok şirkete, özellikle Türkiye'nin her yerinde + KKTC de ve Almanya'da, reklamcılık ve halkla ilişkiler başta olmak üzere, çeşitli hizmetler verdikten sonra, emekli oldu.

Yurtiçinde ve yurtdışında katıldığı eğitim çalışmaları

ISO 9001 - 14001 Toplam Kalite Yönetimi, Yönetim Danışmanlığı, Altı Sigma, Kaizen, Permission Marketing, Inovasyon, Performans, Satış ve

Pazarlama Eğitimleri ile birlikte

Akademisi Eğitmenliği ve Chiago, Indianapolis, Newyork / Uluslararası Lions Kulüpleri Birliği Genel Yönetmenlik ve "Stratejik Liderlik Eğitimi" sonrasında ilaç, otomotiv ve kozmetik gibi sektörlerde Koordinatörlük

yaparak, Sivil Toplum Kuruluşları'nda görevler aldı.

Girne Amerikan Üniversitesi - Lions

1980 li yıllardan itibaren üyesi olduğu STK'lar ve görevler

* Marmara Yelken Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği (1990 - 2011)

* Türk Caddebostan Balıkadamlar Kulübü Üyeliği (1989 - 2004)

* Feneryolu Tenis Kulübü As Başkanlığı ve Baş Hakemliği (1999)

* TED Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü Üyeliği - Maslak (1990 - 2005)

* LTB & VTB - Veteran Tenisciler Birliği Üyeliği

* Beşiktaş Jimnastik Kulübü - Genel Kurul Üyeliği (1986 - 2012)

* Trafik Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Onursal)

* TYV Türkiye Yelken Vakfı Denetleme Kurulu Üyeliği (2012 - 2014)

* Türk Lions Beceri Kazandırma Vakfı Başkan Yardımcılığı (1993)

* Ataköy Lions Kulübü Üyeliği ve Hizmet Komitesi Üyeliği (1981)

* İst. Ethemefendi Lions Kulübü - Onursal Üyeliği

* İst. Sahrayıcedit Lions Kulübü - Onursal Üyeliği

* İstanbul Erenkoy Lions Kulübü Başkanlığı (1982

* 118.Y Lions Akademisi Kurucu Başkanlığı ve Eğitim (1994 -1995)

* KASDAV - Kadıköy Belediyesi Vakfı & Vizyon Eğitmenliği (2007)

* Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi

* LİAY Lions İstanbul Anadolu Yakası Sosyal Hizmet Vakfı Başkanlığı

* Uluslararası Lions 118.Y Yönetim Çevresi Federasyonu Onur Kurulu

* Uluslararası Lions 118.Y Yön. Çev. Fed. Denetleme Kurulu Başkanlığı

* Uluslararası Lions MD.118 Türkiye Konfederasyonu. Konsey Üyeliği

(1990 - 2006)

(1999 - 2000) (1996 - 1997) 1992 - 1993)

Genel Yönetmenliği

Halen; ilaç, kozmetik, gıda, tanıtım ve eğitim sektörlerinde (Yılbak, KRC, Sporturist, MYK, Renoval, UN Global Compact - TR)

Danışmanlık, Eğitmenlik ve Genel Koordinatörlük görevleriyle birlikte, Marka & Sosyal Sorumluluk Projeleri, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi & Kurumsal Sosyal Sorumluluk & Sürdürülebilirlik gibi konularda 'Proje Başkanı' olarak çalışmalarına devam etmektedir.

Tüm; e-kitap, makale, slayt sunum ve raporlar için

https://www.scribd.com/user/163558204/alirizadeger

İçerik Fabrikası + Kobitek.com + MuhasebeDR.com + KRC Blog

****************************************************

ALİ RIZA DEĞER

D İ S C

K İ Ş İ L İ K

E N V A N T E R İ

****************************************************

* Güvenilir'dir, yarı yolda bırakmaz.

* Tartışmalardan hoşlanmaz, uzlaşmacı'dır.

* Çoğunluğa göre hareket eder.

* Kendine güvenlidir, kompleksleri yoktur.

* Mantıksal düşünür, sistematik davranır, iş bitiricidir.

* Sağlam adımlarla ilerler, ayakları yere basar, gerçekçidir.

* Standartlara bağlı ve planlanmış işlerde yer almak ister.

* Takım çalısmasına uygun, lider ve yardımsever'dir.

* Sabırlı’dır, iyi bir dinleyici'dir.

* Duygularını kontrol eder, ama kolay adapte olamayabilir.

* Anlamsız davranışlara ve sözlere tahammül edemez.

* Denenmiş, test edilmiş olanları tercih

eder! ☺☺☺☺ ☺☺☺☺ ☺☺☺☺

****************************************************

Daha Mutlu Bir Gelecek İçin; Sevgi ve Saygılarımla! 78

Daha Mutlu Bir Gelecek İçin;

Sevgi ve Saygılarımla!

Ali Rıza DEĞER Tel: 0216. 363 66 60 Ş.Günaltay Cad. 3.Yol Sok. 4/2 Gsm: 0532.

Ali Rıza DEĞER

Tel: 0216. 363 66 60 Ş.Günaltay Cad. 3.Yol Sok. 4/2

Gsm: 0532. 345 71 46 Kozyatağı - İSTANBUL

Ali Rıza DEĞER 2017 Ard A kademi DİJİTAL YAYINLAR 80

Ali Rıza DEĞER

2017

ArdAkademi

DİJİTAL YAYINLAR

G İ R İ Ş İ M C İ D O S T L A

G İ R İ Ş İ M C İ D O S T L A R A

Ö Z E L

Ö N E R İ L E R