You are on page 1of 324

Wittgenstein: Sessizligin Grameri

SaYI: 33 Gilz 2002

Renk AyrIlnJ I Bam: Ut;-ER OFSET . Yuzyil Mah. Massit 5. Cad. No: 15 Bagcilar !Istanbul TeL: (0212) 629 03 15 Fotograflar: Yapi Kredi Kultur Sanat Yaymcrhk Aqivj Halkla ili~kiler: Yapi Kredl Yaymlan: 1723 Cogito D9 ayhk dusunce dergtst Sayi: 33 Guz, 2002 ISSN 1300-2880 4. Baski: Haziran 2006 Yap) Kredi Kwttir Sanat Yaymcrhk A.~. adma sahibi:
HAUL ASlllIAN TA~DELEN ARZUHAKSUN

Reklam:
SERKAN KALKANDELEN

Yazrsma

Adresi:

COG1TO

Sorumlu Yaz; i~leri Mfidfuii:

Dtnc
VAIGvlAK

Yapt Kredi Kultur Sanat Yaymcihk A.$ .. istiklal Caddesi, No: 285 Beyoglu 34433/Istanbul Tel.: (0212) 252 47 00 (pbx) Faks: (0212) 293 07 23 E-posta; ykkultur@ykykultur.com.tr E-posta: ecakmak@Ykykultur.com.tr internet adrest: http://www.cogitoyky.com www.teleweb.com.tr Yaym Tiirn: Yerel sureli Partner of "European Network of Cultural Journals Eurozlne" "Avrupa Kulturel Yaymlar Agi - Eurozlne" Uyesi www.euroztne.corn Cogito'da yayimlanan tum sorumlulugu yazanna Derglde yer alan yaztlar ka:ynELk.~Sl:eri!I!I'~k kaydiyla yayimlanabilir Yayin Kurulu, gOIlderi!fl):t yayrmlayip yayimlamamakta Gonderilen yazilar iade elllltme'.

Dergi Edltorn:
E. En;

Bu Saymm Yaym Kundu:

Ems

BATUR, QMERAYGON. TURGUT C;EviKER, TAMER ERDOGAN, AHMET KUYA$. EYOP QZVEREN, MERTTANAYDIN, AY$EERDEM TUGRUL TAr-.'YOL.

Grafik Tasarrm;
FARUK UUY, AKGOL YIWfZ

Dtizelti:
FAHRt GDLLVoGW. KORKUT TANKUTER

Yaym Sekreteri:
GDLAY KANDEMiR

Bu Sayrda:

Cogito'dan 5 .. Wittgenstein'm

Analitik Geometrisi Hayati ve Yapitlan Felsefesi: Ternel Kavram ve Felsefe Elestirtsi

11 .. Hans Sluga: Ludwig Wittgenstein: 40 .. Orner Naci Soykan: Wittgenstein Sorunlar 80 .. Robert J. Fogelin: Wittgenstein'm

106 .. Newton Garver: Gramer Olarak Felsefe 132


iii

Christopher

Coope: Wittgenstein'm Wrttgenstetn'm

Bilgi Kurarrn Felsefi Arasnrmalar'i

155 .. Paul Feyerabend:

190 .. Ilham Dilrnan: Wittgenstein'da 222


e

Ruh Kavrami

David Bloor: Kurumlar

Olarak Kurallar

239 .. Nun Saglam: Dildeki Cozulmenin Sagaltici Etkileri 252 .. Levent Senturk: Kundmanngasse 259 .. Roland Jaccard: Wittgenstein'i Sevrnek Icin 50 Neden

264 .. Oets Kolk Bouwsrna: Konusmalar 284 .. Ludwig Wittgenstein: Kesinlik: Uzerine'den Felsefesinin Ulasilabtllrligi

296 • David G. Stem: Wittgenstein 320


iii

Turkcede Wittgenstein

Btbliyografyasi

Gecen Sayrdakiler 323 .. SaY132: Hayvan: Imge, Sirnge, Gerceklik 324 .. Yazarlar Hakkmda

"Dusunceler'fn ufku "coqlto" ile qenisliyor ...


6

Gecmisten qunumuze ... Aristoteles'ten Adorno'ya, Mehmet Rifat'tan Nermi Uygur'a ... "varolusculuk'tan "gbstergebilim"e, "ask''tan "terr'e ... "Dusunmeyi "dusunceye donusturen "cog ito" kitaplan, "kitap" gibi "coqito" dergileri. ..

Populer muzik, sarutdiqmdan yaslr olabilir mi7 Populer muzik teorisi ve tarihi protesoru Peter Wicke, Mozart'tan Madonna'ya - PopUler Muzigin Sir Kultur Tarihi'nde, bu sorunun cevaptanru anyor ... Tangodan teknoya uzanan uzun r;izgide, farkh muzik turlerinln ve danstann bedenlerdeki yansimalanra da inceleyen Wicke, populer muzigin k6klerini ve geli~imjni arasunyor.
Mozart'tan Madonna'ya - Populer Muzigin Bir Kiiltiir Tarihi
Peter Wicke. Cev: Serpil Dalaman

Cogito'nun"Ten" konulu dosyasi ar;llIyor: Zeynep Saym Doqu'nun tenini vurguluyor; Bulent Somay tenselliql ele aIIY0r. KubHay Akman, ten degi~tiren bir sanatC;:IYI,Orlan'lanlanyor. Kaan H. Okten Yahudi teolojisinin deri fenornenolojsini, A. Sait Aykut Arapislam kultUrunde ten sevqisini i~liyor. Anadolu'da "ten resmi"ni, dovrne ve klnayl Ahmet Ta$gln ve Bircan-Aydm Durdu c;:iftiantanyor;
Cog ito
SaY144-45 320

344 sayfa, 16 YTL

sayra.

15 YTL

Tekrar basknan yapuan Cogito kltaplan


Fizlk - Artsroteles (3. Baski! • G6stergebilimsel SerLiven - Roland Barthes (4. Baskl! • ~k - Eric Blondel (4. Baskil • Hegel 13. Baskll- Tartl~dal Modernlik: Descartes ve Spinoza (3. BasKI)- TDlin Bumin • Felsefe Nedir?· G. Deleuze-E Guattari 18. Baskl) • Ansiklopedi - Diderot & D'Alembert 13. Baskil • Sevgi DstLine [b. Baskil - Jose Ortega y Gasset • ·Oteki" Oimak, "Oteki"yle Yasamak (4. Baski] - JDrgen Haberma • Dostoyevski'den Sartre'a Varolu~~uluk - Walter Kaufmann [4. Basklj • Sanat Yapltl - Beatrice Lenoir (4. Baskl) • Osmann-Turk Anayas1 Geli~meleri (14. BasKI! - BDlent Tenor • C;:okkLiltLircLiILik: Taruma Politikasl - Charles Taylor [2. Baski] • KLiltur kurann (3. Basklj- Ba~kaSevgisi 13. Baski] - Bunahmdan Ya~ama KUltLirLi - Dilln GLicu (3. Baskl)- Ya~ama Felsefesi [3. BaSKI)- Denemeli Denemesiz 12. Bask" . Nerrni Uygur • Anadolu'da Kan Davasi -Artun Dnsa113. Baskl]

Tekrar baskuan yapllan Cogito dergileri


0 i Laiklik [7. Baski] • (ogito 04 Ask (l0. Baskl) • C091to Ob-07 Siddet (5. BasKI! • Coqito 10 Oyleyse Descartes (3. Baskl) • Cogito 17 Bizans [5. Baskl) • Cog;to 19 Osmanhlar IOzel SaYI) 18. Basl«] • Cogito 25 Nietzsche: KaYIP Bir Klta 16. Baski] • Cogito 29 Seh;uklular 13. Baskr] • Coqito 36 Adorno: Kitie, Melankoli, Felsefe 13. Baskr] (ogito

0110
Yap'

YAPt KQEDIVAYlNI...MII i!:-POS"f'A" ~~r.a::m.tr\IIJEB

Kredl Vay,nla"

tdrABtiVl..ERI·I$TANBUt.; it2 293 0824 1502· iZU1R: 232 463 82 90. ANKA.~31l43585 94 stffisf· .WWW.yapikred~comlN.TERNETSAnS.).ty..etLOre.com.tr "'..........,...,_~.(:M1b" YAP! KREDI KOilllR SNU(EYAYlNQUK nc, VC SAN. M. 212293 OS:J'4·252"4100

YAPf"'€rKRED
YAYINCILIK

KOLTOR SANAl

Wittgenstein'ln Analitik Geometrisi

Felsefe yapmarnak: felsefenin nasil yaprlabilecegi hakkmda felsefe yapmak. "Geri kalam, olsa olsa metafiziktir" - bir cesaret gosterisi. Savasm, ekonomik yikimm ortasmda, blr yangm yerine donmus dunyada, yagmurla birlikte yagan sorulara yamt aramayi gayri mesru sayrnak ve sorulann nasil sorulmasi gerektigine yogunlasmak, cesaretten baska birsey olabilir mi? Bir merdiven olarak felsefe: onermesi yasak olan onerrneler: uzerine cikildiktan sonra tekmelenecek bir merdiven. "Jerry" olarak Wittgenstein: boslukta asih kalan ama kosmayi surduren cizgifilm kahramam. Felsefeyi, btttig; icin birakan kisi, ne yapar? Donebilecegi bir felsefe kurar herhalde.

Mantik oyunlan. Keskin bir silsile kavrayisi. ic; tutarhhk: temel icgudu, Frege, Russell, Schopenhauer, ama ayrica Kant. Kacmilmaz elbette: matematik ve geometriden ahnacak cati-iskelet tasanmi ilharmndan. Beynin isleyisi noktasmda da: Freud. Matematikten uzaklasma. -7 Kendini bilmek: kendini dile getirmek: kavrayism ve dilin paradokslan. Solipsizme yatki. Kisiye ozel dil tasanrnlari. Iletisimin catladigi nokta. Aracisiz konusamama: kendi hakkmda soz alamayan kisinin degnegi. HiC;basi agnmarms bir insan, bas agrismi nasil bilebilir? Bir gun basi agndigmda, bunun bas agnsi oldugunu nasil bilebiltr? Ama biliyor, -7 Dil'in ne'ligi uzerine: bir resirn kurami. Masa da masa rmymis>: Adlar, herkes icin aym nesneleri mi cagnsnrir -

beyne aym resrni mi cagmr? Dil, adlardan ibaret olabilir mi?


Cogito, sap: 33, 2002

Cogito'dan.

-7 Dil'in ne'Iigi uzerine, 2: rnantiktan

dilbilgisine gecis.

Bir oyun olarak dil. Kurallan dogal zorunluluktan degil, yapay ve keyft, ama tarihsel bir katmanhhgm gettrdigi (dilediginde de degisttrdigi) zorunluluktan dolayi: oyle. -7 Fikir degistirme ahlaki, Belki de degistirmemistir.
-7 Yayimlamamak.

karmak, mak.

Surekli yazrnak, yeniden, yeniden yazmak, kopyalar 91duzeltmek, degtstirmek, acmak, kapatmak, ama yayimlama-

Ikircik mi? Mukemmellik hirsi rm? Kendi cizgisinin gerisme dusme korkusu mu? "Sistem" uzmani bir beynin, asm sistemden sistemsizlige kaydigi dogru mu? Kendi cizdig! yapida tutsak bir mimar. -7 Kesinlik: mumktm mudur? Bu diinyada? inanmak mumkunse, belkt,

***
Cogito 33. sayismda, gectigimtz yuzyilm ozgun, tartismah, coguna gore kapah, arna her durumda felsefe pratigine ve dusuncesine getirdigi acihmlarm onemi nedeniyle "zeki felsefenin mihenk tasi" haline gelmis bir "felsefeci"yi ele ahyor: Wittgenstein. Yayrmladigr tek kitabmi "...susmak gerekir" diyerek bitiren, sonra da susmasa bile baska hicbir kitap yayimlarnayan, buna karsm felsefesinde keskin bir kmlma ya§ad1g1dusunulen Wittgenstein'm Tractatus sonrasi donemde, girtft konulari gmft bir sekilde ele aldigi biliniyor. Ne var ki yaprtmm sonuclandmlmarmshgi, aym metinleri defalarca yenlden yazrms olmasi ve bu versiyonlann da yok edtlmemesi, akademisyen felsefeciler Icin cok kotu bir haber oldu uzun sure. Wittgenstein hakkmdaki tartismalarm ve yargilarm cogu, butune hakim olamadan, parcadan yola cikrna zorunlulugunun getirdigi sakatlrklarla malul kaldi, Bu durum, 21. yuzyilm basmda koklu bir sekilde degtsti: dusunurun tum elyazmasi metinleri, Avrupa Kultur Mirasi cercevesinde yaygm (ama parah) kullamma acildi. Bu yuzyilda yeni bir Wittgenstein ortaya cikarsa sasirmamak gerekir. Yine de, bu noktaya gelene kadar, eksiklikleri unutmaksizm yapilabilecek seyler var; Cogito da bunlan yapmaya niyetli. Wittgenstein ozel sayisi, kapsamh uc;: yaziyla acihyor: Hans Sluga, Wittgenstein'm yasarm ve yapmm genel hatlanyla ele ahyor, yasammdaki donum noktalanm, felsefesinin gelistmine kosut olarak mceliyor, baglami olusturuyor, Orner Naci Soykan, Wittgenstein felsefesinin temel kavram ve sorunlanm tarnsngi yazismda, Wittgenstetn'in uretiminin iki doneme aynsmaktan cok, butunselligt olan tekli bir yapl oldugunu ileri suruyor. Yine de Wittgenstetn'i ele ahs bicimi, ikililer temeline oturuyor: ideal dill gunluk dil, ozel dill ortak kul1amm dili, mantrk/ dilbilgtsi, dunyamn srmrlanrn a~rna cabasi olarak metafizikJ diltn simrlanrn asma cabasi olarak metaftzik, nesne bagCogito, sap: 33, 2002

Wittgenstein'm Analitik Geometrisi

lammda ad! kullarurn baglammda ad. Robert J. Fogelin ise, "Wittgenstein'm Felsefe Elestirisl" bashkh yazismda, dusunurun ~izdigi "dil resrni'ini inceliyor, bunu yaparken ozellikle Felsefi Arasttrmalar ve Matematigin Temelleri Ustune Notlar'dan yola C;:Ibyor. Fogelin, felsefenin temel gorevtnm, "dile yanhs perspektiften bakmayi terk etmeye tesvik" oldugu sonucuna vanyor. Newton Garver'm "Gramer Olarak Felsefe" bashkh yazisiyla btrlikte, Wittgenstein'in yapitmm belli bir bolumunu ya da yonunu eIe alan, daha ayrmtrh bir tartisma kuran yazilar geliyor dergide. Ornegin Garver, Wittgenstein'da bes problem alam beIirliyor: dilbflgtsi-mantik iliskis]; dilbilgisi-dilbi1im illskisi: dflbilgisi-dogal tanh ihskisi; dogal tanh; Wittgenstein-Kant Iliskisi. Christopher Coope, Wittgenstein'daki i~rik bilgt kuramim netlestirmeye cahstig; yazismda, neleri bilebilecegtrnizt, neleri soyleyebtlecegimizr, bu konudaki onermelertn yarattigi paradokslarr konu ediyor. Paul Feyerabend, Wittgenstein'm saldirdrgi felsefe kuramma nasrl elestiriler getirdigint, yerine ne koydugunu, bunun da kendi felsefe ustune goruslerine nasil eklemlendigtni ve buradaki bazi sorunlan ele ahyor. Orner Naci Soykan'Ia benzer bir sekllde Feyerabend de, bir surekhlik buluyor: "Arasttrmalar, Tractatus'tan ilk bakista goruldugu kadar farkh degildir ... Arastrrmalar, asil olarak Tractatus'taki ana fikirlerin cesith sornut sorunlara uygulamsmi icermektedtr: aradaki tek fark, Tractatus'un teorik zeminini olusturan doga bilimlerinin dilinin yerine, dil oyunlanmn kullamlmasidir." Gectiglmiz yil Wittgenstein uzerine kapsamh bir inceleme kitabi yayimlayan Ilham Di1man, "Wittgenstein'da Ruh Kavrami" bashkh eski yazisinda, dusunce tarihinln kilometre taslarma deginerek Wittgenstein'm Tann ve ruh kavramlarma yaklasrmim tarnsiyor, David Bloor, Wtttgenstein'm Matematigin Temelleri Uzertne Notlar'da soyIedigi "oyun, dil, kural, bir kurumdur" sozunden hareketle, bu kururnun dogasi ve giinde1ik yasamla ili§kisini irdeliyor. Nuri Saglam, yeniden dile donerken, Levent Senturk Wittgenstein'm mimarhkla ili§kisini degerlendiriyor. Roland Jaccard'm yaziSl, biraz nefes payi saghyor: "Wittgenstein'i Sevmek i~in 50 Neden". David Stem Ise, Wittgenstein'm ortaya koydugu Yapitm nasal bir butunluk olusturdugunu, nesne olarak neye benzedigtni, Wittgenstein'm nasil yazdigmi, bu yazilardan olusan arsivin son haHni e1e ahyor, Bu sayida aynca, kendisi de felsefe hocasi olan Bouwsma'nm Amerika'ya giden Wittgenstem'Ia yapngi konusrnalardan ve bun1ar iizerine kendi notlarindan bazi bolumler ve Wittgenstein'm Kesinlik Uzenne'sinden brr parca da yer ahyor. *** "Wtttgenstein: Sessizligm Grameri" sayrsi, Cogito'nun 2002'deki son sayisi. 2003'iin ilk sayisiysa "Secmek" ftilini de alacak, yasamdaki cesitl! boyutlanyla.

Cogito, sayi: 33, 2002

Tarihten sanata, spordan blllme., ..

"Genel I{ultur"u hem qorun, hem okuyun!


Fransa'run beslenen OnlO yaymevi ozqun Gallimard'm

otuzu askm dile cevrilen "Decouverte"


bir bilgi kaynaqr..

serismin Turkceye mOkemmel bir uyarlamasr olan "Genet KOltUr Dlzisl", fotoqratlarla i<;erigi ve ozenli basrrmyla vazqecilrnez

TOrkiye'den ve dOnyadan titizlikle se~ilmi$ en nitelikli yapman kitapseverlerle bulusturan YKY, "Gene I KOltClr Dizisi" ile bu misyonunu dana da percinliyor;., "Gene! Kultur Dizisi". tarihten sanata. spordan bilime uzanan yelpazesiyle, insanliqm ve uyqarhqm birikimine daha yakmdan bakmak isteyenlere sesleniyor .. ,
SET I
Altah'm Resulil Hz, Muhammed· Anne-Marie Delcambre Ayaktopu, Futbolun Oykusu - Alfred Wahl isa, Beklenmedik Tann - Gerard Bessiere ~ingeneler, Bir Avrupa Yatgisl - Henriette Asseo Ewel Zaman ic;inde Mezopotamya - Jean B<)ttero Newton ve G6k Mekanigi - Jean-Pierre Maury Yazl, insannqm Bellegi - Georges Jean Rock <;:agl - Alain Dister Buda'mn Bilgeligi - Jean Boisselier Yunan, Bir Ke~fjn Arkeolojisi - Roland - Francoise Etienne SET II Bizans'ln A1tmlan - Michel Kaplan Oall, Buyuk Paranoyak - Jean-Lous Gaillemin Mayalann KaYlp ?ehirleri - Claude Baudez - Sydney Picasso Karanhk Odamn sman, Fotografln icacn - Quentin Bajac Leonardo da Vinet Evren Bilimi ve Sanatl - Alessandro Vezzosi Einstein, Oil~ilnmenjn I<eyfi - Fran~oise Balibar 191 7 Rus Oevrimi - Nicolas Werth Troia Hazlnelert veya Schllernann'm Du~u - Herve Duchene Unutulmu} Mlslr'm lzinde - Jean Vercoutter Picasso; Dahl veDeli - Marie-Laure Bernadac - Paule du Bouchet

Antik

Yap' Kredl YaYlnlan

omo

E-PO$TA

YAM KREDIVAY1Nl-ARt KrrABE\Il.£RI ~ I5TANBUl:: 212 2'93 OS 2~/ • ykykufuJ~lru!.-com_11 WEB stTESI • ...-..........w.Yil'P~~ri.Con'l. 'rAPt KREOi f({iI.l'iJR SANATYAYlN:ClUKTfc.. VE

502" :£AN. ~

iNiERNET SA1l$ • )'ky.EStore-COrn.tf

lZMlli::.<:3::' 46-3 sz 90 • ANKAAA; 3l:2 435 85 94 ~ 'MYW_~c:.cm.tl' 2:12 293 oa 24 . 25~ 47 00

YAPf~KREDj

KOLTOR SANAT YAYlNCILIK

KULLANILAN KISALTMALAR
D DK FA FG FN FO KD KK KU
MK

Notebooks: Defterler Vorlesungen und Gesprache: Philosophische Dersler ve Konusmalar Felsefi Arasnrmalar

Untersuchungen:

Philosophische Grammatik: Felsefe Grameri Phllosophische Philosophical Bemerkungen: Felsefi Notlar

Occasions: Felsefi Olaylar

Culture and Value: Kultur ve Deger Das Braune Buch: Kahverengi Kitap Uber Gewifiheit: Kesinlik Uzerine Das Blaue Buch: Mavi Kitap Manuscript Vorlesungen tiber die Grundlagen der Mathematik: Maternatigin

MS MTUD

Temelleri Uzerme Dersler MTUN Bemerkungen tiber die Grundlagen der Mathematik: Matematigin

Temelleri Uzerine Notlar PFUN Bemerkungen Uzerine Notlar PFUSY Letzte Schriften tiber die Psychologie: Psikoloji Felsefesi Uzerine Son Yazilar RU TLP
Z

Uber die Philosophie der Psychologie: Psikoloji Felsefesi

Bemerkungen

tiber Farben: Renkler Uzerine Abhandlung: Tractatus Logica-Philosophicus

Logisch-philosophische Zettel

Cogito, sap: 33, 2002

10 Hans Sluga

Cogito, sayi: 33, 2002

ludwig Wittgenstein, Ya§aml va Yapltlan


HANS SLUGA

Ludwig Wittgenstein'm, 20. yuzyil feIsefesinde kapladigi yer essiz oldugu icin onu olagan feisefe smiflamalarma sokmak zordur, Bu smiflama isini zorlastiran, her seyden once dusimus bicirninin siradisiligi, felsefi onerilerinin koktenci dogasi ve bunlann anlatirruna kazandirdigi deneysel bicimdir, Bu zorluk, felsefeye karmasik kosullardan ulasmasiyla daha da buyumus, bu, bazi yorumculann ki cozumleyici gelenekle birlesttrmelerinl onu Frege, Russell ve Moore kilarken baskalarmm ile, Viyana Cevresi, Oxford Dil Felsefesi ve bir butun olarak felsefede icindemannkh onu Schopenhauer veya Kierkegaard ile, Derrida, Zen Budizmi veya avanneden olmustur. Bunlara, kulturel acidan ses

gard sanatla birlestirmesine

getiren bir arka plarn, (en azmdan cagdas bir felsefeci icin) siradisi bir yasami ve gU91uama calkantih bir ki§iligi ekleyin; bu zorluk tablosu tamamlamr. Bazilarma her seyden once teknik bir dusunur olarak gorunebilir, ama baskalari icin ilkin ve en cok ilginc biyografik bir ozne, kulturel bir ikon veya asrm entelektuel yasammda ornek bir figur olacaktir.! Wittgenstein'a duydugumuz hayranhk, oyle gorunuyor ki, gercekten kim oldugu ve yaprtlannm neyi temsil ettigi konusundaki saskmhgirmzm bir islevidir,
II

Ludwig Wittgenstein, en zengin adamlanndan

bir girisimci ve kendi zamammn biri olan Karl Wittgenstein'm

Avusturya'daki

en kucuk ogiu olarak

1889 yilmda Viyana'da dogdu.2 Aile, hem anne hem baba tarafmdan buyuk olcude Yahudi kokenliydi, ancak birkac nesil Once Hrristiyan olrnustu. WittCogito, sap: 33, 2002

12

Hans Sluga

genstein'm nimsemis uzerinde ininger'in

buyuk buyukbabasi ve oglunu Herman

Moses Mayer ailenin yeni, seckin admi be" Christian adiyla vaftiz etmisti, Yahudi mirasr kendi zihni en Otto We-

gorunuse gore geride birakilrms olsa da, Ludwig Wittgenstein'm suregen bir yuk olacakti. "itiraf yakin arkadaslanna etmesinin gerekli oldugunu dusundu.J

1930'lu yillarm basmda Yahudiliglnl

Sex and Character (Seks ve Kisilik) adh yapitmdan

bir dusunceye en buytigu bile

deginerek gunlugune soyle yaziyordu: "Yahudi dusunurlerin yetenekli olmanm otesine gecemez (ben ornegin)".

Dostu Drury'ye de aym donemde sunlan soylemisti: "Dine bagli bir in" san degilim, ama her sorunu dinsel bir acidan gormekten kendimi alarmyorum." Buna cok sonra da §unu ekledi: "Dusuncelerim yuzde yuz Ibrani dusunceler."? Eger Wittgensteiri'm diisuncesi gercekten de yuzde yuz Ibrani kokenliyse bu (Weininger'de nefrete donusme olanagmi oldugu gibi) cozulup, kendine yonehk yrkici bir her zaman barmdiran, ama aym zamanda da

muthis bir yenilik ve deha vaadi tasiyan, ta derinden kendi kendinden kuskulanan bir Yahudilikti. Bu, gee Viyana kulturunun, Freud, Mauthner, Kraus ve Schoenberg gibi adamlann basarilarmm ozunde yatan bir dusunus bifelsefi basarilarim da olanakh cimiydi. Bu du§iinu§ bicimi Wittengstein'm kaynagi olarak kalmisnr. Wlttgenstein'm babasi, egemen ki§iliginin gucuyle Avusturya-Macar celik sanayiinin lideri haline gelrrusti, Ama bu ozellikler, bes oglu ve u9 kiziyla iliskisinde yasanan stirekli gerginlik1erin de kaynagrydi. Karl Wittgenstein'm her biri 19m belli beklentileri vardi ve yaptigi isl, ogullannm devam ettirmeleri icin israr etti. Bu baskilar, ailenin anne tarafmdan miras ka1an hassashgma eklenip, Ludwig'in uc agabeysmm intihanna neden oldu. Ludwig'in kendisi de depresyon geciriyor ve uzun donemler boyunea ya§ammi degersiz buldugu icin kendini oldurmeyi dusunuyordu, ama babasmdan aldigi inatcihk hayatta kalmasma yardimci oldu. Babayla ogul arasmdaki iltsktlertn ne kadar sorunlu oldugu, babasmm hasta oldugu bir donemde, onun isran uzerine muhendislikten aynlmasi ve Manchester Universttesl'ne ginnesinde basladigi kendini

kilmis, kendisi icinse surekli bir aci ve baba yetkesiyle surekli bir catisma

gosterir. Babasmm olumunden sonra, mirasmm bir kisrmru sanatcilara ve geri kalamm kardeslerine vermesi de buna isarettir, Wittgenstein'da yasarm boyunca baba yetkesini reddetme gereksinimi goruyoruz, yalmzca oz babasmm degil, sonradan manevi babasi Bertrand Russell'm da ve sonunda 19301u yillarda yazdigi gibi butun "Avrupa ve Amerika uygarhklanmn
Cogito, sap: 33, 2002

buyuk aknnr'nm

da.

Ludwig Wittgenstein, Yaiaml ve Yapttlart

13

Bu isyanci ruh, icinde buyudugu [in-de-steele (yuzyil sonu) Viyana kulturunun bir ozelligiydi. Wittgenstein ailesi, bu kulturun sanatsal, entelektuel ve bilimsel basanlarmm dogdugu toplumsaI bir gruba attti.> Gee Imparatorluk Viyanasi'mn, Johannes Brahms ve Gustav Mahler, Karl Kraus, Sigmund Freud ve Adolf Loos, Gustav Klimt ve Oskar Kokoschka gibi unlu figurleri, §U ya da bu bicimde ailenin adiyla baglantihydi. Wittgenstein akademik hayatim Ingiltere'de gecirmis olsa da ilk yetisme cagmm etkileri, dusuncelerinde rulur. Dusuncelerini acikca goOtetkileyenler arasmda flzikci Rudolf Boltzmann, dusunur-

Ier Ernst Mach ve Moritz Schlick, Sigmund Freud ve cinselligin dusunuru

to Weininger, elestirmen ve dil dusunuru Fritz Mauthner, siyasal ve kiiltiire1 hicivci Karl Kraus ve mimar Adolf Loos gibi Viyana ftgurleri bulunuyordu. Wittgenstein, onlarda, tipik bir Viyana modasi icinde genel bir kotumserlige ve kuskuculuga baglanan yeninin keyif vertci duygusunu bulurdu. Freud, Weininger, Kraus ve Mauthner, Wittgenstein'm Ian icin dunya, Schopenhauer'in rnisti, Boylece, tutuculuk ve avantgardcihktan kendisi de dahil bircok baskaisigmda bicrmlenolusan paradoksal bir birlesim olusan bir romantik kotumserligtnin

ve yeni bicim ve fikir arayisiyla baglannh olarak, cozulmekte olan gecmisin fikirlerine nostaljk bir baghhk ve yeni bicirn ve dusunce arayismdan minde tasanmi belli de bu ozgun birlesmenin yapitlannda yette gosterir; bu, Viyana dusuncesmdeki birlesim ortaya cikti. Adolf Loos'un bir gokdeleni devasa bir Dorik siitun bicibir simgesiydi. Wittgenstein'm bu birlesirn kendini dil ve zihinle, matematik ve bilimle mesguliyeni akimlara ozgu bicimde, fazla-

siyla sikmtih bir yasam gorusu ve ozun son derece varolussal kavranisiyla birlestirilir, Wittgenstein'm yeni bir felsefe yapma bicimi kesfettigtne inaner boyIeee, karanhk zamanlarda yasadigmuz konusundaki degismez kesinligine baglamr. Philosophische Untersuchungen (Felsefi Arastirmalar) adh yaprtmm onsozunde umutsuzluga kapilmis halde 1945'te soyle yazdi: "Kendi yoksullugu ve bu 9a~n karanhgi icinde, su veya bu beyni aydmlatrnak, bu yaprtm yazgisi olabilir, bu imkansiz degtl ama, elbette muhtemel de degil". Dostu Drury'ye daha once soyle demisti: "Karanhk caglar geri geliyor."6 Bunlar, yalruzca kisisel korkular degildi, Wittgenstein'm Hermann kadar yaygm oldugu konusunda cok ortak yonu oldugu Robert Musil ve [tn-de-siecle Viyanasi'nda ne Broch'un yazilan, bu huzursuzlugun epey fikir verir.?

Wittgenstein'm yasarmmn tarihsel baglami, Adolf Hitler'den birkac gun farkla dogdugu olgusuyla keskin bir bicimde aydmlarur. Gelecegin dusunurunun ve gelecegm diktatoruntm ashnda bir yil sureyle ayru okula gitmis olmalan
Cogito, sayi: 33, 2002

14

Hans Sluga

tarihin sakalarmdan biridlr. Ancak, bu ikisinin

donemde birbirlerini tamdik-

lanna dair herhangi btr kamt yok. Bununla birlikte, yasam cizgilerinin benzerliklerini gormek ilginctir, Toplumsal ve ekonomik olarak elbette ikisi farkh diinyalara aitti. Wittgenstein, bir Yahudi burjuvazisinde Habsurg Imparatorlugu'ndan yararlanrms olan dogmusken, Hitler, Avusturya-Almanya smmndakt

alt duzey bir giimriik memurunun

gayri mesru cocuguydu ve imparatorluga

karsi bir egilimi olmadan yetismisti. Wittgenstein, disanda Berlin, Manchester ve Cambridge'de egitirn gorurken ve boylece en avangard dusuncelerle tamsirken, Hitler Viyana'da evsiz bir boyaci olarak, yerel Sanat Akademisi'ne kabul edilmeye cahsirken karanhk 1rk91ve antisemitik ogretiler ediniyordu. Bu farkhhklar dismda bu iki adami birlestiren sey, her ikisinin de cephe hattmda er olarak yasadiklan Birinci Dunya Savasrydi. Her ikisi iizerinde sarsici etkileri olan bir deneyimdi bu. "1914 kusagr'mn bircok iiyesi gibi her ikisi de savastan, icine dogduklan kiiltiire yabancilasarak ciknlar, Bunun sonucunda Hitler, siyasal kisktrtici kariyerine karar verdi, Wittgenstein'sa luks yasam bicimini terk edip

sade, neredeyse bir kesisinkini andiran varhgmi benimsedi, felsefi baglannlanm yeniden dusundu ve vazgecmeseydi normal bir akademik kariyer olacak bir yasarn bicimfnden uzaklasti. Belki de yalruzca rastlantidir, de Schopenhauer'de Wittgenstein'm donemmin kiiltiirtiniin ancak her ikisinin felsefi bir ilham bulmalan aydmlatici bir noktadir.f ozellikleriru tasiyan bir ftgur 01dikkatini Witt-

rnasi, [in-de-steele Viyanasi'nm ve felsefi, bilimsel, siyasal ve kiiltiirel Idealleri merak konusu oldugu surece bilim adamlarmm ve kamuoyunun cekeceginin temmandir. Bu daha gents tanhsel bicimlendiren genstein, asrmuzi derinden sefi sesi olarak gorulecektlr. baglama bakildigmda

kulturel cevrenin en belirgin fel-

In
Ancak Wittgenstein'i yalmzca bu Viyana gecmisiyle baglannh olarak dusunmek tiimiiyle yetersiz olur. Wtttgenstem'in adi, 20. yuzyil Ingflteresi'nin entelektiiel tarihinde canh bir an olan ve yuzyihnuzm ilk onyillannm Cambridge'iyle de aym bicimde baglantihdrr, Ashnda Ingiltere'ye, Berlin'de basladIgl muhendislik Untversitesi'ndeyken ilgilenmeye egitimini devam etmek icin gitmisti, dayandigi matematigin Wittgenstein'a ancak Manchester felsefi temelleriyle Russell'm 1903 kitabim getirdi ve mesleginin

basladi. Bir arkadasi,

Bertrand

tarihli The Principia Mathematica

(Matematigin Ilkeleri)

bu yapit onun felsefi kariyerine baslamasma


Cogito, sayi: 33, 2002

neden oldu. Alman maternatik-

Ludwig Wittgenstein,

YCl§aml

ve Yapttlan

15

ci Gottlob Frege'nin bu kitapta uzun uzadrya aciklanan mantik ve felsefe hakkmdaki dusunceleri, Frege'yi Jena'da ziyaret etme istegini uyandirdi, 0 sirada altmis ue;yasinda olan ve hayatmm en iyi donemini geride biraktignu dusunen Frege, Wittgenstein'a Ingiltere'ye donmesini ve Cambridge'de Russell ile cahsmasim onerdi. Frege'nin tavsiyesine uyarak, bir gun Russell'in burosuna cikageldi ve boylece aralarmda Ikisi acismdan da belirleyici bir isbirlig! donemi basladi. 9 Cambridge'te, Wittgenstein donemin onde gelen Ingiliz entelektuellerinden bir kismiyla tamsti, yalmzca Russell degil, aym zamanda maternatikct Alfred North Whitehead, filozof G.E. Moore, ekonomist John Maynard Keynes ve tarihci Lytton Straehey de tanrstiklan arasmdadir, Ama Russell, Wittgenstein konu oldugunda hie; kuskusuz en onemli figurdur. 0 ve Frege, kendisini baslangicta en derinden etkileyen iki dusunurdu, Wittgenstein, onlan dogrnakta olan simgesel mantik alanmda ill lider figur olarak tanidi, Russell ve Frege ozunde, 2000 yih askm sure onceslne, Aristoteles'e dayanan geleneksel tasirmn smirlarma tabi olmayan, matematiksel mantigi bulmuslardi. Frege ve Russell, bir butun olarak matematigin (Russell) veya en azindan aritmetigin (Frege) saf mantik olarak ele ahnablleceglni gostermek amaciyla yeni araclanm matematiksel yuldular. Teknik buluslarmm onermelerin cozumlenmesine uygulamaya koakismda aynea birkac temel mantiksal ve fel-

sefi kavrarru, ozelltkle varolus ve evrensellik, anlam ve temsil fikirleri uzerinde yeniden dusunmeyi gerekli gorduler: adlann, yuklemlerin, tumcelerin ve mantiksal baglayicilarm islevlertni ve onermelerm acik ve gercek mannksal yapilari arasmdaki ayrirm tncelediler. Yaprtlari boylece yepyeni bir felsefi gundern yaratti ve Cambridge'e geldiginde Wittgenstein, felsefenm gorevi konusunda, iste bu yeni dusunus bicimini benimsedi. Bu cabalarmin ilk urunu olan Tractatus adh yaprtma yazdigi onsozde "Frege'nin muhtesem yapitlarma ve dostum Bertrand Russell'm yazilarma" comertce tesekkur etti (TLP s.3). Yapit gercekten de, onlann dusunceleri goz onime almdigmda verirnli bir bicimde okunur, gerci Wittgenstein kopya ederek izlemez hicbirini ve ayn du;;tugu noktalarda onlari acikca elestirmekten de cekinmez. Goruslerinin bu ilk dusuncelerden cok uzaklastigi sonraki yapitlarmda bile, Frege Ile Russell'm fikirlerinin dusunus bicimi uzerindeki suregen etkisi izlenebilir, Wittgenstein'm son donem cahsmalarmm onemli amaclarmdan en bin, Wittgenstein ve Frege'nin dusunceleri arasmdaki

ince baglantilari izlemek olmustur, Wittgenstein, Frege'ye karst duydugu ilk


Cogito, sayi: 33, 2002

16

Hans Sluga

hayranhktan

vazgecmis gorunmez ve gercekten de iste bu baglanti nedeniybir hal aldi. Yasarnmm sonlarma

le bugun Frege buyuk bir filozof olarak kabul edilir. Diger yandan Russell1a ilgili yorumlan zamanla daha dusmanca dogru yazdigi notlannda sunlan goruruz:

Bazi filozoflar (ya da onlara her ne ad vertyorsamz) len seyden mustariptir.

"sorunlann

yitirtlmesl" deni-

0 zaman her sey onlara cok basit gelir, derm sorunlar arnk

yokmus gibi gorunur, dunya yayihp duzlesir butun derinligini yitirir, yazdiklanysa olcusuzce siglasip, siradanlasir, Russell ve H. G. Wells iste bundan ceker, (Zettel)

Russell'm onun icm yaptiklanm

dusununce bu hie de adil bir yorum degil-

dir. Neredeyse Cambridge'te ortaya 9lktig1 andan itibaren Russell, Wittgenstein'i cok ozel bir insan olarak gormustu. Russell sonralan ozyasamoykusunde kendisinden "geleneksel anlamda bir deha; tutkulu, bilgili, heyecanh ve hukmedici" olarak soz etmisti.U' Wittgenstein onceden felsefe egitimi gormernis 01masma ragmen Russell, onu bir ogrenctden cok bir ortak olarak gormus, Wittgenstein'm, kendisinin birakngi yerden felsefe cahsmalanm surdurecegi umudunu dile getirmisti. Russell'm comert destegt olmadan, Wittgenstein felsefeyi surdurrnek icin yeterli guvene sahip olamayabilir, Tractatus hicbir zaman basilmayabilir ve Wittgenstein 19301u yillarda kariyerini asla devam ettirmeyebilirdi, Daha sonra birbirine duyduklan kusku temel alnursa ilk donemde isbirliklerinin ne kadar onemli oldugunu, Russell'm kaygilarmm Wrttgenstein'm zihninde ne kadar derinde iz biraktigim ve sonraki yillarda bile Russell'm Wittgenstein'm dusunus bictmtnden asla uzaklasmadigi pekala gozden kacabilir, Gecmise bakmca, bugun "cozumleyici felsefe'tadiyla bildigimiz akirnm, Frege, Russell ve Wittgenstein arasmdaki etkllesimlerden dogdugunu arnk biliyoruz. Frege'nin 1879 ve 1903 YIHan arasmdaki mantik ve felsefe yazilan, Russell'm 1899 ve 1918 yillari arasmdaki yaprtlari ve Wittgenstein'm Tractatus'u birlikte ele almdiklannda, yuzyihn kalaru icm felsefi tartismayi surdurmeye yetecek kadar zengin oldugunu kamtlayan bir gundem tammlamr, Yeni mantikla ilgili kaygrlarmda birlesmis ve bu manngm fe1sefi onemt hakkmda bircok varsayimi paylasrmslardir, ozgu varsayimlarla Ama her biri, cozumleyici gelenege kendine Frege, cozumleyici tartismaya bilgikukatkida bulundu.

ramsal kaygilar, gercegin farkh turlerinin varhgr hakkmda Neo-Kantci dusunceler ve bilgmin temel yaprsi hakkmda sorular getirirken, Russell, yaranhsla ilgili dusunceleri, gercekligtn yapisi ve olusumu hakkmda sorular, duyulann

Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Ya$amt ve Yapttlart

17

verileri ve ozelltkleri hakkmda varhkbiltmsel dusunceler ekledi. En son olarak da Wittgenstein, Viyana gecmisine uzanan dustmce oge1eriyle katkida bulundu: bilim ve felsefenin olgucu algilayisr, dille ilgili kaygilar, dunyaya karst kuskueu bir tutum, kuramsal olusurnlardan sakmrna, hatta basit, aracisiz varolus arzusu. Isbirltklermden ortaya cikan felsefe gelenegi, bu ilk durtuleri asarak gelisti, ama MIa Frege'nin, Russell'm ve Wittgenstein'm barmdmr, rupa dusuncesintn kaygilannm cogunu bagimsiz, Her seyden once bu gelenek, felsefede yeni bir baslangic, artik Avgeleneksel ve ulusal acidan sirurh bicimlertnden

Alman, Ingiliz ve Avusturya geleneklerinin ayirt edici ogelermi birlestiren yeni bir felsefe turune olan inaner, ortacagm inise gecisinden bu yana Avrupa dusuncesinde ilk gercek uluslarustu gelenegi onlarla paylasir, IV Wittgenstein'm 1911 ve 1914 yillan arasmdaki donemde Russell'la i§ birJigi, yakm, firtmah ve 90k uretkendi. Russell, Whitehead mantigm ana yaprti devasa Principia Mathematica'y: manngm felsefede etkili bicimde uygulanabilecegmi ilk donemlerinde baglandigi idealist bircilikten ile birlikte yazdigi, henuz bitirmisti ve yeni gostermeye hevesliydi. ben, gercek-

vazgectiginden

llgm daha fazla coztimlenemez bilesenlerden olustugunu g6stermeye IstekIiydi. 1911'de gercekligin basit bilesenlertnin bashca duyu verileri (sense data) ve ozellikleri olmasi gerektigmi dusunmeye baslarmsti. Artik, yeni mantigin araclanyla yapilan bir cozumleme yoluyla gercekligln, temelde deneye dayah bir tasanmimolusturmayi umuyordu. Wittgenstein'm 0 donemde aldigi notlar, Russell'm prograrrnyla ne kadar cok ozdeslestiginl gosterir. "Felsefe," diye yazrmsti, 0 donernde "mannk ve metafizikten olusur: mantik, onun temelidir" (Notebooks 1914-1916 [DefterlerJ). Ama buna ragmen Russell'm deneyciliginden pek hoslanmaz ve belli yonlerde ondan ayrihrdi, kismen Frege'yi okumasmm esiniyle, kismen de kendi felsefi sezgileriyle. Birinci Dtmya Savasi, bu i§birligini beklenmedik bir bicimde durdurdu,

cunku simdi Wittgenstein, dusman bir yabanci olarak eve donmek zorundaydi. Viyanaya dondugunde orduya asker olarak yazilmayi gorev addetmisti, ama felsefi cahsmalanm surdurmeye kararhydi. Krakov'daki bir alaya atandiktan iki gun sonra, su endiseli soruyla baslayan felsefi bir gunluk yazmaya basladi: "Simdi cahsabilecek miyim?"ll Donemle ilgili defterleri, aslmda, en zorlayici kosullar altmda caltsabildigini gosterir, Cok dogal oIarak bu defterler,
Cogito, sayi: 33, 2002

18 Hans Sluga

Russe1l1a tartismalannm

kesildigi noktadan devam ediyordu ..Basta, onermeve gercekligin son bilesenlerinin ne 01-

lerin gercekleri nasil betimleyebilecegi

dugu sorusu uzerlnde dusuncelerle doludur. Savas surerken, yeni konular ortaya cikar, ama, bunlar ilk mantik giindeminden cok uzak gorunur. 1916 Haziran aymda birdenbire sunu yazdigrru goruruz: "Tann ve yasamm amaci hakkmda ne biliyorum?" CD).Hemen sonra da: "Ben, alabildigine gizemli olan iste bu Ben". Wittgenstein bu donernde etik ve estetik, iyi ve kotu bllinc, mutlulugun ozelligi ve intiharm gunah olup olmadigi sorusu uzerinde dusunur. Savas deneyimleri, mektup1armdan ogrendigimiz uzere Tolstoy ve lncil': okumaya yonlendirmtstir onu. Defterleri aynca Schopenhauer, Weininger ve Mauthner'in dti§unceleriy1e tekrar ilgflendigint yansinr. Bir sure sonra arkadasi Paul Engelmann' a soyle yazar: "Diger adamlarla iliskim garip bir bicimde degisti, Karsilastigrrmzda dogru olan seylerin simdi hepsi yanhs, cok umutsuzum." 12 Wittgenstein italyan savas tutsaklan kampmda bulundugu sirada, bu savas donemi defterlerinden Tractatus logico-philosophicus adli yapitim olusturdu. Yaprt, mantik uzerine ilk dusuncelerinden baslayarak etik ve mistik esinlemelerine kadar butun dusunce akisrm yansmr, Kesinlikle buyuk bir bouzlastirma cabasi olarak Russell, yaprti hicbir ciddi simrh deglldir, aym lumu, Russell'ci atomculugu Frege'ci onselcilikle okunabihr. Bu nedenle, sonunda yayrmlandigmda filozofun gozardi edemeyecegi Arna kitap, Frege ve Russell'm tammladiklari

bir mantik kuramma katki olarak ovdu.13 konularla

zamanda ahlaksal ve metafizik kaygilar da krtabm itici gucunu olusturur. Bu nedenle Wittgenstein, ~ ofkelenerek Russell'i kitabrm anlamarms olmakla sueladi. "Mantiksal onermelerin rmyla kavramadigimzdan yalmzca bir sonucu olan gorusumu tam anlaendise ediyorum," diye yazdi Agustos 1919'da eski

hocasma: "Temel nokta onerrneler yoluyla soylenebilenin, -yani dil yo1uyla soylenebilenin- dusunulebilenlerin [bu da aym yola cikar J ve onermeler yoluyla soylenemeyen, ancak gosterilebilir olanm [gezeigt] kurarmdir: ki bu da felsefenin bashca sorunudur."14 Aym mektupta Wittgenstein, tabmi anlamadigmdan ruhun bile insam anlamamasi ne zor." Aym donemde Frege'nin de ki"Bir tek sikayet eder. Sozlerml huzunle bitiriyordu:

Avusturyah yayimci

Ludwig von Ficker'e kitabm esas arnacmm etik oldugunu, etik bicimin dogasim Iceriden srmrlamak istedigini yazdi. "Bugun bircok kisinin zirvaladigi bu seyleri kitabrmda sessiz kalarak tammladim.r l> Bircok okurun Tractatus'a karst neden aym zarnanda hem saskmhk hem de hayranhk gosterdigini
Cogito, sayi: 33, 2002

anlamak zor degil. Yildinci bir ciddiyet ve sikisti-

Ludwig Wittgenstein, Ya,?aml ve Yapttlart

19

nlnus bir bicemle olusturulmus ve Principia Mathematica'dan alman numaralandirma sisterni aracihgiyla duzenlenmis bu kitap, geleneksel felsefenin "dilimizin manngrnm kokten yanlis anlasilmasma dayandigmi gostermeyi amaclar, Wittgenstein Frege ve Russell'm ayak Izlerinden giderek, her anlamh tumcenin kesin bir mannksal yapiya sahip olmasi gerektigini one surer; ama bu yapi genelde tumcenin di1bilgisel gorunumu altmda gizlenmistir ve bu nedenle de aciga cikrnak icin ayrmtili, mantikh bir cozumleme gereksinir, Wittgenstein, boyle bir cozumlemenm, her anlamh tiimcenin ya oteki yalm tumcelerin dogruluk islevi tasiyan bir btleskesi ya da yalm adlarm zincirlemesmden olusan bir atomik tumce oldugunu ortaya koyacagma inamr. Aynca her atomik tumcenin, olanakh bir olgu baglarrn mantiksal tasanrni oldugunu da one surer, bu tasanm da kendisint betimleyen atomik tiimceyle kesinkes aym bicimsel yapiya sahip olmahdir. Wittgenstein bu -genelde adlandmldigi bicimiyle- "anlamm tasarirn kuramrm", atornik tumcelerin yapisi hakkmda sahip oldugu gozlemlerinden dunya hakkmda sonuc cikarmak icin kullamr, Ozellikle de dtinyamn kendisinin kesin bir mantiksal yapiya sahip olmasi gerektigi gercegini kabul eder, bu yapiyi tiimiiyle belirIerne olanagma sahip olmasak da. Aynca dunyanm seylerden cok, oncelikle gercek atomik tumcelere uygun olgulardan olustuguna ve bu olgularm nesnelerin siralamalari oldugunu dusunur, Wittgenstein da buna karsihk atomik tumcelerin olustugu yahn adlarm karsihgi olan yalm bu metafizik sonuclan dilin dogasiyla Ilgili gorusunden turettigi icin, bu basit nesneleri, S1ralamalan ve bunlardan olusan gercekleri betimlemeyi onemli gorrne, yorumculan arasmda buyuk olcude belirsiz1ik ve anlasrnazhk yaratrr. Tractatus'un savlarr, buyuk olcude Wrttgenstein'm dilin ve dunyanm mantiksal yapisi hakkmdaki tammlamalarmi dile getirmekle ilgilidir ve kitabm bu bolumleri simgesel mantik ve uygulamalan hakkmda sorularla ilgilenen filozoflan kolayca anlasilacagi uzere cok yakmdan ilgilendirtr. Oysa Wittgenstein icin kitabm en onemli bolumu felsefe hakkmda, metnin sonunda vardigi olumsuz sonuclardir. Burada, ozellikle, nesne siralamalarmm dogruluk Islevsel bileskelerl olmayan buone atomik tasarimlari veya bunlann

tun tumcelerin, kesin olarak soylemek gerekirse, anlamsiz olduklanm

surer. Bunlara etik ve estetigin butun onermelerini, yasamm anlarrnyla ilgilenen butun onermeleri, mantigm butun onermelermi, aslmda butun felsefi onermeleri ve son olarak Tractatus'un butun onermelerini dahil eder. Butun bunlar ona gore kestnlikle anlamsizken, gene de bunlarm onemli bir §ey

Cogito, sayi: 33, 2002

20

Hans Sluga

soylemeyi hedefledik1erini, ama sozcuklerle ifadeetmeye gercekte yalrnzca gosterilebilecegtni dusunur.

cahstiklari

seyin

Sonne olarak, Wittgenstein Tractatus'u anlayan herhangi bir kisinin, onermelermi anlamsiz olarak bir kenara atacagi, ustune ciktiktan sonra merdiveni atacagi sonucuna sefi onermelen m anlayacaktir: varir, Boyle bir duruma ulasmis biri, artik felDunyayi dogru gorecek ve onermeleri olacagigercekten onemli olan yalmzca dogabilimin insan yasammda ifade etmeye istekli olmayacaktrr. ama dogabilimlen

boylece kesin anlamh onermelerin

seye, gizemli olana asla dokunamaz. Bu, sessizlik icinde dusunnlmek zorundadir. Cunku "Uzerinde konusulmayan konusunda susmah", Tractatus'un son onermesintn beyan ettigi gibi. V Bu dusuncelere bakildigmda Wittgenstein'm kariyere soyunmamasi di, felsefeden uzaklasti ve Avusturya'da kendisine bundan sonra akademik donmeoldukca dogal. Savastan sonra Cambridge'e

yeni, felsefe sonrasi bir

yasam insa etmek icin yola ciktr. Ancak on yil sonra tekrar felsefe konusunda cahsma gereksinimi duydu. Bu nedenle 1919 ve 1929 arasi fe1sefeyi etkin bicimde izleme bakimmdan uyku donemiydi, kiz kardesi icin profesyonel mi-

yillarda ele aldigi projeler arasmda,

mar ve Adolf Loos'un ogrencisi olan arkadasi Paul Engelmann'm yardirmyla gerceklestirdigi bir ev insasi vardi. Ev, Birinci Dunya Savasi'ndan once Wittgenstein'm yakmdan tanidigi Loos'un etkisini acikca gozler online sererken Tractatus'uii felsefi goruslerinin mimari bir mod eli ve mangorsel acidan disavurma cabasidir. Bu acigeleaym zamanda

tiksal, estetik ve etik ideallerini

dan hem Tractatus hem de kitabm ait oldugu felsefedeki coztimlemeci negin ilk asamasim gosterir, Cunku ev, kuskusuz Mondrian'm resimlerinde, Bauhaus mimarhgmda run varsayimlarmda genstein'm lerle, cagdascihk gorulen bicimsel cagdascihgm sonraki donemde

kulturel c;agda§91hgm ve ve Fransiz yapisalcihgibir modeltdir.Jv Wittbenzer nedenyazm ve ozel-

Tractatus felsefesini reddedisi, postmodemizm

icindeki bicimsellik karsrti egilimlerle, mimarhk,

felsefedeki sonraki disavurumu

etiketi altmda tamnan,

likle de soyut disavurumculugun dogusu, eylemsel resim ve savas sonrasi sanattaki bicimsizlikle uyum icinde degerlendirflebilir. Wittgenstein'm Tractatus'tan Philosophische Untersuchungen'a (Felsefi Arasttrmalar) kadar gelisimi, buyuk olcude kulturun gelisimiyle kosuttur, Aym sey, bicimsel birlik
Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Yasamt ve Yapttlart

21

Idealme olan sadakatten

bicimsizhge,

cokculuga ve bicimlerin

artisma dog-

ru ilerleyen bir butun olarak cozumlemeci

ge1enek icin de gecerlidir.

<;0-

zumlemeci gelenekte ilk goruse bagh kahp bu nedenle Wittgenstein'm Tractatus adh yaprtim sonraki yazilarindan daha degerli bulanlar varken, bir butun olarak gelenek, sayisiz felsefi cabalar icerir. Baslangicta yarhgin bir ilkcmegi olan cozumlemect belirgin bir oneme sahipttr.J? VI Wittgenstein, Tractatus'ii bitirdikten sonra tumuyle felsefeden uzaklasma konusunda baslangicta kararhyken, bircok farkh sebepten dolayi kacmilmaz olarak konuya geri dondugunu anladi. Bu baglamda bu sebeplerin ucunu vurgulamak yararh olabilir: Ogretmen olarak Witigenstein'm Italyan Esir Kampi'ndan kariyeri, psikolojiye, ozellikle de Freud'a gittikce artan ilgisi ve Viyana Cevresi'yle Ihskileri. sahverildikten sonra akademik kariyer yapma ko1919'da egitim formasyonu almaya karar nusunda isteksiz olan Wittgenstein, Avusturya'nm daglarmda modernist dufe1sefe, boylece postmodernin uysal-

hgim kabul eder. Bu surecte de Wittgenstein'in 1918'den sonraki gelisimi

verdi. Buradaki kursu bitirdikten bir yil sonra, yaklasik alti yil boyunca a§agI bir i1kokulda ogretmenlik yapti. Bu deneyim, onun zihni, zorlayici zekasi ve sabirsizhbaska her §ey yapiyordu. Gene de okuldaki deneicin pek mutluluk verici degildi. Huzursuz
gI onu ideal bir ogretmenden yimi, sonraki yasammda

felsefi fikirler acismdan onemli bir kaynak oldu. Frege, Russell ve Tractatus'ie kendisl dilin mantik, matematik ve bilimle

Iltskili oldugunu dusunuyorken, simdi dikkati gundelik yasarnm tekllfsiz dtline, dilin oncelikle iletisim araci oldugu ve bu haliyle de, kesin olarak belirlenmis kurallan izlemedtgi olgusuna yonelmisti, Dili kendi haliyle gordugu yerde. simdi dtkkati, dilin edinilme bicimme ve daha gene} olarak da kulturlesme surecinin butunune yonelmisti.If Ogretmenlik deneyimi, felsefi dusuncesinin neminden Mauthner'i beri bi1digi Fritz Mauthner'in 1930'lu yillarda varacagi donum noktasmm artalamm olusturur, Bu gelisme onu, yazilarim Tractatus dofikir1erine geri getirdi. Bu kitapta, kisaca bir kenara atmisti: "Felsefe, 'dilin bir elestirisi'dir (gerci degil)" (TLP, 4.0031). 0 karsi
"""'''''''-,H

Mauthner'in yukledigi anlamla

ner'in bicimsellik karsiti ve kuskucu dil gorusune

Beitrdge zu einer Kritik. der Sprache (1901-2) (Dilin Elestirisme hacimli yaprtmda Mauthner, Ernst Mach'm kuskucu fikirlerini
Cogito,

22

Hans Sluga

sine donusturur. silamayacagim,

Dilin, bicimsel, mantiksal hesaplara dayah bir modelle anlacok sayida insanm gereksinimlerini doyurmak icin tasarlagerektigmi one surer. Bu haliyle de kacmileksik bir aractir, cekici gelebilirdi. Ama

nan bir arac olarak dusunulmesi Bu tur dusunceler,

maz olarak gercekligt kesfetmek ve betimlemek konusunda "Tractatus sonrasi" Wittgenstein'a erken donemde bile, Mauthner'm

geleneklere karst cikan goruslerme gizliden

gizliye yakmhk duyuyordu. Bu dururn, ustune ciktiktan sonra atmak zorunda oldugu merdiven olarak dil ile ilgili egretilemeyi Mauthner'den alnus 01masr olgusuyla, ki 0 da Sextus Empiricus'tan alrmstir, acikhga kavusur, Wittgenstein'm Mauthner'e ilgisi, gercekten de felsefi gelisiminin butun evrelerinde aciktir, en cok da sonraki yazilarmda. Bilimsel kuramlastirmadan sakmmasi, psikolojiye karst kuskuculugu, oz uzerindeki Descartes kaT§1Udusunceleri ve ozellikle de dille ilgili resmi, Mauthner'le lesmis bir yapiolarak dil dusuncesmt uyusur. Daha sonra tek, birve bunun yerine "dilimiz reddettigmde

antik bir kent olarak gorulebtlir: kucuk sokaklardan olusan bir labirent.; cok sayida yeni kasabalarla cevrelenmis" diye yazdigmda, bir kez daha Mauthner'den odunc aldigr bir egretileme kullarulrmsti. Bir ogretmen olarak egitilirken Wittgenstein, birkac psikoloji metni okumak zorunda kaldi. Aralannda Wittgenstein'm onu bir sarlatan olarak tarnmlamasma karsm, bir egitirn psikologu olan Karl Buhler'in, yaprn da bulunuyordu; Buhlensonraki yillarda Wittgenstein'm ilgilenecegi Gestalt psikolojisinin oncusu olarak kendisi acismdan onemli olabilirdi. Felse{i Arastirmalar ad11 yapitm bolum II, altbolum (Gestalt Psikolojisf xi ile Wolfgang Kohler'in Gestalt psychology Tractatus'usi adh yapitmm karsilastmlmasi aydmlaticidir.

Wittgenstein'i, psikolojinin sorunlanna karst direnclidir ve kitabmda bu duyguyu canh bicimde ifade eder. Boyle olsa da, bu erken donemde Wittgenstein psikolojinin bazr dusunceleriyle ilgileniyordu, Weininger'in Sex and Character (Cinsellik ve Karakter) adh tartismah yapitma duydugu hayranhga bakihrsa. Onu Weininger'in cinsiyet-kuramsal, antifeminist, kendini parcalayici bicimde antisemitik dusuncelerinin Kanter askmci felsefe unsurlanyla garip bir bicimde kansrnasma neyin cektigi hilla pek biltnmez, ama Drury'e yapitm "olaganustu bir deha"mn yaprti oldugunu, cunku "Weininger, herhangi baska birinin pek dikkate almadan once, Freud'un Ileri surdugu dusuncelerin teki oneminin yirmi bir yasmda farkmda oldugunu" aciklar.l? KIz kardeslerinden biri psikanalize gitttginde Wittgenstein yaprtiyla ilgili kuramsal Freud'a ilgi aciklamaladuymaya basladi. Freud'un psikanalitik
Cogito, sayi: 33, 2002

gelecek-

Ludwig Wittgenstein,

Ya~aml

ve Yapulan

23

nna karst dusmanca

tavrmi surdurmesine

ragmen, analitik uygulamanm

kendisine hayranhk duydu ve sonradan kendi yapiti hakkmda ozde tedavi edict olarak konusmaya basladi. Hatta Rush Rhees'e gore 1940'11yillarda kendini "bir murit" ve "Freud'un destekcisi" olarak adlandmyordu
(DK, s.

41). H§.1aFreud'un etkisinin genis olcude zararh oldugunu ve Freud'un kuram olarak sundugu seyin ashnda "guclu bir mitoloji" ozelltgi tasidig; konusunda israrciydi (DK, s. 52).20 Gene de, 1930'dan sonra Wittgenstein'm psikoloji ile ilgili sorulanrnn felsefi dusunceleri uzerindeki etkisi aciktir, Pozitivist yonelimli bir grup filozof ve bilim adammdan olusan Viyana Cevresi, yirmili yillarm ortasmda Wittgenstein'm dogdugu sehirde bir araya geldigmde, yeni felsefi esinlenme arayislari kendilerini Tractatus'e yonlendirdi ve yazanmn ashnda Viyana'da yasadigmi kesfettikten soma onu tartismalanna cekrneye cahsu, Wittgenstein, onlann bu yaklasimlarma karst koydu ama ozellikle Moritz Schlick ve Ludwig Weismann gibi bazi uyeleri aracihgiyla grupla dolayh baglannsmi surdurdu. Sonraki donemde Viyana Cevresiyle iliskisinin bnemini yadsimasma ragmen, Weismann'm Wittgenstein'la yapngi konusmalarla ilgili notlari, bir sure Icin grubun one surdugu anlarmn dogrulayici Ilkesini, baska deyisle bir tumcenin anlammm dogrulama yontemiyle sabitlendtgi varsayirmm gercekten onaylamaya yakmdi. Ancak Wittgenstein sonunda bu ilkeyi, bir tumcenin anlammm kullamrm oldugunu one suren daha verimli kurama donusturdu, dayanaklanndan birini olusturdu, Wittgenstein'm matematikci bu dasonraki felsefesinin ana

Viyana Cevresi'yle ternasi, belki baska bir nedenle de onu Hollandah bir dersine goturduler,

onemliydi, 1928'in sonlarma dogru Cevre'deki arkadaslari


L. E. J. Brouwer'in

Tanikhklara gore Wittgenstein, bu konusmadan heyecanlanrrus olarak <;:lkt1.21 Bu derste Brouwer, matematigin sezgisel temeli icin kendi prograrmru ortaya koydu, Wittgenstein'in matematiksel sezgicilige katildigim dusunmek Icin bir neden yok, Brouwer'den farkh olarak, disanda tutulan merkez ilkesinin kullanrrmm hiebir zaman reddetmedi. Ama Brouwer, dusunce biciminde tepki veren bir duyguyla carpismis olmah - bicimcilige ve mantigm guvenilirlik varsayimma saldirdigi ve matematigm insan yapisi o1arak resmini ortaya koydugu icin 01sa gerek. Wittgenstein'da tepki veren bir duyguya carpmis olabilecek baska bir §ey daha Brouwer'in bu dusunceyi, Schopenhauer'den alman felsefi terimlerden tureterek sunmasiydi. Her durumda, Bouwer'in konusrnasmm Wittgenstein'm felsefeyle tekrar etkin bicirnde cahsma kararma katkida buCogito, sayi: 33, 2002

24

Hans Sluga

lundugu konusunda

kusku yok. Belki de matematik

felsefesine karst ilgisini hayatimn

de durtmus olabilir, cunku bunu izleyen on bes yilda Wittgenstein, ilk devresinde oldugundan VII Wittgenstein temasmdan 1929'da Cambridge'e dondugunde,

cok daha yogun bicimde bu konuyla ilgilendi.

amaci Tractatus'ta kalan

belli zorluklan duzeltmekti. kaynaklamyordu,

Bu noktada onu ilgilendiren sorun, kitabm ana buna gore onermeler arasmdaki buttm mantik-

sal iliskiler daha basit olanlardan cikan gercek-islevsel olusum kosullanyla anlatilabiltrdi. Wittgenstein, Tractatus'te bu kuramla ilgili bircok acik karsit ornekleri tarnsir, ama 1929'da bu zorlugu cozemedigi sonucuna yuzey kirnuzidrr' ve "Bu yuzey yesildir' onermelerinm, butun yiizeye gondermede bulunduklan varmisn. "Bu verili bir anda aym

kabul edilirse bun1ann bagdasmazh-

~ nasil aciklanabilirdt? Dogruluk islevi acismdan kesinlikle karmasik gorunmuyorlardi. Bu neden1e, "renk dista brrakrna" sorunu, Tractatus felsefesinin temel bir ogest icin 01aS1hasar verici bir sorun sunuyordu ve Wittgenstein'm, Cam bridge' e dondugunde cozmeye kararh oldugu iste bu sorundu. Boylece onu geri getiren §ey yeni bir felsefi bakis degil, Tractatus'un ilk projesiriin henuz tamamlanmadrgi ders, mantiksal bicim hakkmdaki duygusuydu. deneme 0 donemde yapilan iki ve etik uzerine ne kadar bagli oldugunu
(FO, s. 29-35)

ders (FO, s. 37-44), onceki kitabmm varsayirnlarma

gosterir. Bu denemelerde ikincisinm ozel bir onemi vardrr, c;unkil Wittgenstein'm Tractatus'taki dusuncesinin gercekten etik endiselerle ne kadar tesvik edildigim gosterir, Wittgenstein, ladigmda, Tractatus'uii icerdigi bazi ogeleriyeniden daha daha parcalama dusunmeye baskarsi felsefi varsayimlanm zorunluluguyla

karsiya kaldi. Birkac ay Icinde Tractatus'uti ozenli yapisi bir Iskambil evt gibi coktu. Ama bu c;okii§ onu umutsuzluga dusurmedt: tam tersine, yeni dusuncelerin kapisim acn. Belki de Wittgenstein'm hayatmda dusunce uretirni bakimmdan bu den1i verimli baska bir donem yoktur. Bu kadar cok yazdigi varsayimlarnu biraktiginda bir baska donemse kesinlikle yok. Tractatus'un he Untersuckungen

bircok farkh felsefi yol arastirdi. Bu donemin basmda yarattigi Philosophisc(Felsefi Arastirmalar) adh yapitmda, kisisel deneyime ve ugrasngim goruruz. olarak gorbu varsayimladeneyimin diline oncelik verdigi bir gorunguculukle

Ama bu konumu kisa bir sure sonra terk etti ve dusunceleri

rm elestirisine yoneltti, Bir sure icin kendini dilin gorungucusu


Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Ya$amz ve Yapulan

25

Ludwig bir yasmda.

Cogito, sayi: 33, 2002

26

Hans Sluga

du ve bilimlerde Wittgenstein'm

oldugu gibi duzgusel bir ilerlemeye izin verecek yeni bir orta donemdeki en belirleyici admu, anlamh tumcelerin Tractatus inancim ve

felsefe yontemi bulmak1a ovundu. Bu dusunce de cabucak geride birakildi.


gizli de olsa kesin rnantiksal yapilan oldugu konusundaki

bu inanca eslik eden, yapmm tumcelerin ele aldiklan olgulann mantiksal yapisma tekabul ettig! inancrm brrakmasiydi. ga gore yapilandmlmasi Gercekten de Tractatus dunyayi betimleme icm kullamlabilecek butun farkh simgesel araclann, aym temel mantigerektigi varsaymn ilzerinde ilerliyordu. Boylece bir anlamda, tek bir anlamli dil bulunur ve insamn bu dilden yola cikarak dunyanm mantiksal yapismi okuyabilmesi beklenir, Orta doneminde Wittgenstein, bu ogretinin bir parca nedensiz metafizik icerdigi ve Tractatus'ui: kendisinin savasmak icin yola pkhgl seyle, baska deyisle, dilimizin mantigmm yanhs anlasilmasiyla bozuldugu sonucuna vardi. Eskiden metaftzigi mantik uzerine yapilandrrmamn
tam

olanakh oldugunu dusunuyordu,

simdiyse metafizigtn filozofu

bir karanhga goturecegini iddia ediyordu, Dikkatini tekrar dile yonlendirerek Tractatus'tz. soyledigi neredeyse her seyin hatah oldugu sonucuna vardi. Gercekte, oldukca farkh gereksinimlere hizrnet edebilecek bircok farkh yapiya sahip bircok farkh dil bulunur. Dil, birlesik bir yapi degil, daha basit altyapilan veya dil oyunlari iceren bir cokluktan olusur, Bundan da tumcelerin olgulann mantiksal tasanmlan olarak ele ahnamayacagi ve tumcelerin son bilesenleriIcin ilk once in-

nin basit nesnelerin adlan olarak kabul edilemeyecekleri sonucu cikar, Bu dilin dogasi uzertndeki yeni dusunceler, Wittgenstein san zihninin dogasi ve ozelde de kisisel deneyimle fiziksel dunya arasmdaki iltskt hakkmda dusunmek icin bir yardim Islevi gordu, "Ben" sozcugunun herhangi bir seyin adi olarak islevi olmadigmi, ama belli bir govdeye dikkat cekrneyi amaclayan ifadelerde ortaya cikng; konusundaki Descartesci zihinsel maddenin varhgma karst cikn. Bir sure icin, en azmdan, kisisel deneyimle fiziksel dunya arasmdaki farki iki dilin varhgiyla, deneyimle ilgili birincil dusundu. Hem Felseji Notlar dissal olcutfelsefesinln Frege'nin ve dil ve fizigm ikincil diliyle aciklayabilecegini daha sonra Wittgenstein, icsel gorungulerimizi

hem de Mavi Kitap'ta (Das Blaue Buch) acikca gorulen bu ikili dil gorusunu kavrayismuzm lertmizin varhgma bagh oldugu gorii§u lehine birakti. 1930'lu yillann ortalanndan sorunlari uzerinde bir cahsmaya nun mantiga indlrgenemeyecegini
Cogito, sayi: 33, 2002

itibaren Wittgenstein, matematik giristi. Traatatus'uii saldmsmi

Russell'm mantikcihgi uzerinde yenileyerek artik matematigin

hicbir bolumu-

daha siddetli one surdu, Bunun yerine, rna-

Ludwig Wittgenstein, Ya}amr ve Yapttlart

27

tematigi dogal tarihimizin bir parcasi olarak goruyordu ve cesitlt dil oyunlanndan olustugunu betirnlerneye giristi. Aynca bu rnaternatiksel dil oyunlannm anlammm, formiillerin yerlestirildigi kullammlara bagh oldugu konusunda israr etti, Dogrulama ilkesini maternatige uygulayarak bir matematik formulunun anlammm kamtmda yattigrm belirtti. Matematik felsefesiyle ilgili bu ifadeler, Wittgenstein'm en tartismah ve en az arastmlrms yazilan olarak kalrmstrr. Cambridge'te Wittgenstein kendini birden duzenli akademik bir toplulugun bir parcasi olarak buluverdi. Russell'la iliskisi artik gerginlesirken, G.E. Moore, matemattkci Frank Ramsey ve ekonomist Pierro Sraffa yam sira artan sayida ogrencilerle yeni temaslar kurdu. Bu donemde ortaya cikan yeni Wittgenstein, Moore'la srradan dilin cahsmasma ve sagduyunun varsayimlarma karst duyulan ilgiyi paylasiyordu. Tum bunlara ragmen, bir zamanlar Russell'a karsi duydugu saygiyi Moore'a karst duymuyordu. Moore'un kendini adayisma ve ahlaksal safhgma hayranhk duyuyor, ama felsefi guclerine karsi sakmgan duruyordu. Kendini Moore'dan ayrrmak icin, gercekciligtnde hakh olduguna inanan Moore'un "sagduyu filozofu"na karsihk olarak kendini "gercekcilikten ve idealizmden aym uzakhkta olan sagduyu adam!" olarak betirnliyordu
(MK

s. 48). Moore, 1930 ve 1933 yillan arasmdaki donemde Wittgenstein'm seyden once, "soyledigi her seyi soylerkenki inancmm yogunlugu, ... yenleri arasmda ortaya cikardigi asm ilgi" tarafmdan etkilendi.V Tractatus'ni: onsozunde otekilerden kurlertni sunan Wittgenstein

dersle-

rine katildigmda, ilgismi cekenin yam sira sasirtan cok sey de buldu. Ama her

lvel dinle-

ayn tuttugu Frege ve Russell'a tesek-

Felsefi Arasttrmalar'ui onsozunde de benzer bir

bicimde Ramsey ve Sraffa'ya tesekkur ediyordu, Ramsey, diyordu, onceki kitabmdaki hatalarmi "yasammm son iki yih boyunca sayisiz sohbetlerde" (FA, s. vi) gormesine yardimcr olmustu. Buna karsihk Ramsey, Wittgenstein'm yapinna matematik temelde cok saygi duyuyor ve onu "bildigim insanlardan ayn olan farkh bir duzenin felsefi dehasi' olarak adlandmyordu, ozellikle de matematigin temellerine dayanan yaprtr icin ovuyordu (FO, s. 48). Wittgenstein'm 19301u yillar srrasmda matematik felsefesi uzerindeki kapsamli cahsmasi, Ramsey1e yaptigi bu sohbetler tarafmdan alevlendtrilmis olabilir elbette. Diger yanda Sraffa'ya ise, Wittgenstein'm yeni fikirlerini "her zaman kesin ve guch;" elestirisi icin Arastirmalar'az. tesekkur ediyordu. Wittgenstein Wittgenstein, Cambridge'e geri dondugunde soyle yazar: "Bu kitabm en onemli fikirlerini bu uyarana borcluyum" (FA, s. vi). lark yasmda kendini birden Onemli fakat zor bire bir ii.niversite hocasi kariyerinin basmda buluverdi,

Cogito, sayi: 33, 2002

28

Hans Sluga

bir kitabm yazan olarak zaten biraz tin kazanmis olan bu kisi Cambrigde'te canh bir varhk olmustu artik. Simflan kucuk, ama duzenli olarak yetenekli ogrenciler tarafmdan izleniyordu, aralannda Norman Malcolm, Rush Rhees ve Elizabeth Anscombe gibi filozoflar matematikciler vardi, Bu ogreneilenn
ve

Alan Turing ve Georg Kreisel gibi tutulan ders notlaoradaki varhgi ve yazdirdigi, bu bu donemde

bazilan tarafmdan

n ve onlann sonraki amlari, Wittgenstein'm yapitlari hakkmda canh bir resim verir.23 Wittgenstein'm

1933 ve 1935 yillan arasmda ogrencflertne

donemden kalan iki met in cok onemlidir. Sirasiyla Mavi Kitap ve Kahverengi Kitap (Das Braune Buch) olarak bilinirler. Bu noktada Wittgenstein, sonraki felsefesi olarak belirlenen de Wittgenstein,
Arastirmalar

fikirleri dillendirmeye

baslarrusn.

Kisa bir bicim"Felseji

bu dusuncelertnin baskismm

cogunu bu iki kitapta ilk kez gelistirir, bunlara verdigi adla bu metlnleri olarak" belirlemek yamlticidir, Bu nokta-

Gene de, yayimlanmis da Wittgenstein'm acikca Iltntilidir,

icin oncul calismalar

ifade ettigi gorusler, Felsefi Arasttrmalar'ae ama aym degildirler, olustugunu varsayarken,

bulunanlarla kesin cok

Arnk dilin bir dizi farkh altyapilarbu yapilarm digerlertntnse hala. Diger bir deyisle yalrnzBunun icin once

dan, bireysel dil oyunlanndan kurallarla snurlanrms ea bazi dil oyunlarma


Mavi Kitap ve Kahverengi

oldugunu dusunuyordu kesin kurallarla

hukmedildigtni, henuz ulasmarnisti.

daha gevsek yapilar oldugu sonucuna

Kitaplarda henuz gorunmeyen ama Felsefi Arastirmalar'da cok biiyuk bir oneme sahip olan kurallann isleviyle ilgili elestirel hem de psikolojik iltssozcelerin olanakh oldugunu kabullenirken, aym zamanda birbirleriyle

bir gorns gelistirdi. Dahasi, artik hem fiziksel betimleme kileri hakkmda henuz kesin bir anlayis gelistirmis

degildi. Bunun Icinse

1930'lu yillarda henuz ele almmarrus iki konu olan sozde ozel-dil savim ve ic-drs iliski hakkmdaki olcutsel tammmi olusturdu. Wittgenstein'm ogrencfleri uzermdeki etkisi, her zaman olumlu degildi. Zaman zarnan zihninin yogunluguyla melerine her zaman izin vermemistir. onlan ezmis ve kendi yollannda O. K. Bouwsma'run bu sorgulanabilir ilerleetki Wittgenstein'm

kendi uzerinde sahip oldugu etkiyi betimlemesinden hakkmda bir izlenim edinebiliriz:

Wittgenstein, bugune kadar tamdigrm insanlar arasmda peygambere en yakm kistdir. Kule gibi bir adamdir, dimdik ve bagimsiz ayakta durur, kimseye yaslanmadan. Kendi ayaklan vardrr. Kimseden korkmaz .... Ama diger insanlar ondan Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein,

Ya$aml

ve Yapttlart

29

korkar. ... Yargismdan korkarlar. Bu nedenle Wittgenstein'dan korkmustum, kendimi ona karst sorurnlu hissettim .... Sozlerini, mucevher gib! sakladim .... Boylesi delict gozlenn sacmayi altmdan ayiran bir sectciligin bakisr ve sorgularnasr altmda cahsmak korkunc bir seyl Su sozleri soyleyen birinin: "Bu sa(:rnahk!"24

Wittgenstein'm kisiliginin gucu bazilanm cekerken, baskalarmda direnc yaratti. Bunun sonucunda, 1929'dan sonra bir sey yayrmlamamasi, boylece felsefedeki yeni yaprtmm yalmzca dolaysiz ve kulaktan kulaga tamnmasiyla yogunlasan bir icreklik havasi Wittgenstein'm dusuncesini cevrelemeye basladi. Ilgi ve direnc birlikte, bu felsefenin dengeli ve elestirel degerlendirilmesf lehinde cahsmaz her zaman. VIII Wittgenstein'm orta donemi, gents, ama hizla degisen bir fonda ayrmtih cahsmayla nitelenir. Ancak 1936'da dusuncesi, bir kez daha istikrar kazamr ve un kazanacagi goruslerini ortaya cikarmaya baslar artik, Onceki yapitrm Frege ve Russell tarafmdan olusturulan mantik etrafmda yapilandmrken, daha cok. Bu da kendisini artik siradan dilin gercek isleyisiyle ilgilenlyordu

G. E. Moore'un canlandirdigi Ingiliz sagduyu felsefesine yaklastmyordu. Boylece Wittgenstein, 1950'}i yillarda Ingiltere'de ve ozellikle Oxford'ta gelisecek olan siradan dil felsefesinin vaftiz babalanndan biri oldu. Felsefi Ara,?'urmalar'ae bizim "simgeler", "sozcukler" ve "tumceler" dedigimiz sayisiz farkh kullamm turlerinin bulundugunu vurgular. Felsefenin gorevi, bu 90klu kullarnma, ayrmnci ve titiz bir bakisla bakmak ve boylece felsefi ve metafiziksel bulmacalan cozmekti. Bu bulmacalar, dilin isleyisine yeterince dlkkat etmemenin sonucunda ortaya cikar ve ancak bunlara ulasmak icin kullamlan adimlar dikkatlice yeniden Izlendiginde cozulebilirlerdi. Wittgenstein, felsefeyi betimleyici, cozumleyici ve son olarak sagaltici bir uygulama olarak dusunmeye basladi. Bu yeni gOri1§uomeklendiren yazilarda Tractatus'uii siki numaralandmna mis ve ardisik numaralandmlmis Felsefi Arastirmalar'ui semasmi birakip metni gevsekce duzenlensozlerden olusan blr dizi olarak olusturdu, olusan "bir album" 01a-

onsozunde kitabim "uzun ve karmasik yolculuklann ...

yollannda yapilan birtakim manzara taslaklan"ndan

rak adlandmr (FA, s. v). Tractatus'un ozelligi olan inaksal iddia bicemi yerine artik dusuncelerin dussel bir ara kisi lie kendi sesiyle konusan Wittgenstein arasmdaki bir ahsveriste gelistirildigi konusmalan iceren bir yazi bicrmi beCogito,
sayi: 33, 2002

30

Hans Sluga

nimsedt. Bu bicernsel degisiklikler elbette hem felsefeyi hem de dili farkh algilayisma uyar. Arasttrmalar, anlam hakkmda (Tractatus'un mantiksal atomculugu dahil), kavramlann dogasi hakkmda, mantiksal gereklilik hakkmda, kural izleme hakkmda ve zihin-beden sorunu hakkmdaki yaygm felsefi gClIii§lerin dilin nasil Isledigine iliskin yetersiz bir kavrayism urunu oldugunu gostermeye cahsir. Kitabm en etklli bolumlennden bicimde sirurlanrms kavram1an gostermedigini, birinde, yuklemlerin keskin tersine yuklemle Isaretlenen

seyler arasmdaki aile benzerliklerini belirledigini one surer. Aynca mantiksal gerekliligin, dilbilimsel gelenekten kaynaklandigim ve kurallann kendi uygulama1anru behrleyemeyecegim, kural izlemenin duzenli uygulama1ann varhgnu onceden gerektirdigmi one surer. Wittgenstein, ancak dogru kullammlan icin kamu kriterleri var oldugu surece dilimizin sozcuklerinin anlamlan oldugunu soylemeye devarn eder. Sonuc olarak diye iddia eder, tumuyle ozel bir dil, yani ilkesel olarak insamn kendi icsel deneyirnihakkmda konusmak icin nedeni nerede anlasakullanabilecegi bir dil olamaz. Bu "ozel dil savi", bircok tarnsmanm oldu. Yorumcular, yalmzca savm yapisi ve Wittgenstein'in metninde bulundugu konusunda degil, aym zamanda Wittgenstein'm rak toplumsal oldugunu soylemek isteyip Istemedigi konusunda

dilin zorunlu ola-

madilar. Cunku icsel deneyimlerden konusabilmek icin dissal ve kamuya acik olcutlerin bulunmasi gerektigini one surdugu icin, cogunlukla mantiksal davramscihgm bir sozcusu olarak algilandi, ama hi<;bir yerde icsel durumlann varlrgmi inkar etmedi. Dedigi sey, yalmzca bir kisinin acismi algilayisirmzm acmm dogal ve dilbilimsel disavurumlannm Ikinci Dunya Savasi, Wittgenstein'm varhgiyla baglantih olmasidrr. felsefi cahsmalarmda bir baska ara teksavasta hizmet etmeye cagnl-

anlamma ge1ir. Bir kez daha dusuk kapasitede

digmi hissetti ve ilk once hastane hademesi sonra da tip laboratuvannda

nik asistan olarak cahsti. Bu yeni ara, aslmda akademik kariyerinin sonunu isaret eder. 1947'de Carnbridge'te son derslerirn verdi. Amaci simdi, savas oncesi donemde olusturdugu malzemeyi tamamlamakti. Boyle de olsa, Felsedonemi degildir, tek-

fi Arastirmalar adh yaprtmm bitmis halini uretmeyi asla basaramadi.


Ama bu son yillar onun icin yalmzca saglamlastirma Algilama ve bilgi, felsefi ilgi konulan rar tekrar dilin ogrenllmest der, temelde telkin ve ahstirma gerektigi olgusuna surecidir. haline geldi. Felsefi Arastumalar'oe Bir dili ogrenirken

dikkat ceker. Bu ogrenme, cocuk, bir ya-

sam bicimine kabul edilir. Wittgenstein

son evresinde, yasam bicimi dusun-

cesini ele aldi: bu dusunce dilde ve dunyayi herhangi ozel bir algilayista onCogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Yasamt ve Yapttlari

31

ceden varsayilan dogal ve kulturel kosullann yapismr belir1emeye hizmet eder, Bugun Uber Gewijiheit (Kesinlik Uzerine) bashgiyla yayimlanan, 1948 ve 1951 yillan arasmda yazilan notlarda her ozel inancm, birlikte bir dunya gorusu olusturan inanclar sisteminin bir parcasi olarak gorulmesi gerektigmde israr eder. Bir inancm onaylanmasi ve onaylanmamasi, zaten her zaman bu tur bir sistemi onceden varsayar ve ona icseldir. Bu, dikkatsiz bir gorelilik sozculugu yaptigi anlamma gelmez. Gorusu daha cok, hayat bicimlerinin, dunya goruslermin ve dil oyunlannm son olarak dunyamn dogasi tarafmdan zorlandigim varsayan bir dogalcihk btcimidir. Dunya, bazi oyunlarm oynanamayacagim ogrettr bize. Wittgenstein'm son notlan, dnsuncesinin gecirdigi butun degtsfklikler boyunca temel endiselerinin surekliligini gosterir. Cunku bunlar, bir kez daha butun felsefi kuramlar konusunda nasil kuskucu kaldrgim, nasil kendi gtrisimini herhangi bu turde bir kuramlastirma gereksinimini curutme c;abasi olarak gordugunu gozler onune serer. Kestnlik (Jzerine'de Ifade edilen dusunceler, acikca hem felseft kuskuculuga hem de kuskuculugun felsefi yalanlamalanna karst yonelttlir, Felsefi kuskuculara karst Wittgenstein, gercek bilginin bulundugu konusunda israr eder. Ama bu bilgi her zaman dagilrrns ve mutlaka guvenilir degildir: duydugumuz ve okudugumuz seylerden, bize telkin edi1enlerden ve bu mirasumzr degisttrmelertrruzden olu-. sur. Bu miras kalan bilgi govdesmden kusku duymak icin genel bir nedenimiz yok, genelde kusku duymayiz ve gercekte bunu yapacak konumda da degiliz. Bu nedenle Kesinlik Uzerine, Descartes'm "Dusunuyorum, oyleyse varim" ya da Moore'un "Bunun bir el oldugunu kesinlikle biliyorum" onerme1eri gibi tumuyle kesin olarak dusunulen onermelere dikkat cekerek kuskuculugu curutmenm olanaksiz oldugu sonucuna vanr. Bu tiir onermelerin kesin olarak dusunulmesi olgusu, diye one surer Wittgenstein, dil oyunumuzda vazgecilmez, duzgusel bir rol oynadiklarmi gosterir yalmzca; dil oyunumuzun dusuncesinin akngi nehir yatagidirlar. Bu tur onerrneler, metafiziksel gercekleri disavurrnak lcin kullamlamazlar. Burada da, sonuc, butun felsefi savlamalarm, bir sona ulasmalari gerektigidir, ama bu tur savlamalarm sonunun, kesin, kendini gosteren bir gercek olmadigi, daha cok dogal Insan uygulamasmm bir turu olmasidir. Wittgenstein, yasammm sonuna kadar felsefi acidan etkin olmayi surdurdu, Kesinlik Urerine metninin almdigi not defterlerine yapilan son girts, Nisan 1951'de prost at kanserinden olumunden yalmzca birkac gun once yaCogito, sayi: 33, 2002

32

Hans Sluga

zilrmsti. blum yatagmda

arkadaslarma

cok guzel bir hayat yasadigmi

soyze-

ler. Bu arkadaslardan biri olan Norman Malcolm. sonradan soyle yazar: "Derin kotumserltgini, zihinsel ve ahlaksal acilarmin yogunlugunu, kasmi ittig! acimasiz bicimi, sevgi gereksinimini,

sevgiyi Iten sertligiyle

birlikte dusundugumde, bu hayatm korkunc bicimde mutsuz olduguna inanma egilimindeyim. Gene de sonunda kendisi 'cok guzel' oldugunu soyledi! Benim icin bu gizemli ve garip bicimde duygulandmci gorunuyor."25 IX Wittgenstein'm dusuncesl, felsefeye karst cift degerli ve hatta paradoksal bir tutum ozelligi tasir. Cunku, bir yanda, felsefeyekarsi derin bir kuskuculuk besler -bu nedenle geleneksel felsefenin iddialarim cabucak ve cogu kez de sert biclmde reddeder- ama bu tutumunu aym zamanda felsefi sorunlarm derinligine gercekten deger vererek yumusatrr, Tractatus Logico-Philosophicus adh yaprtmda ornegin felsefenin butununun temel karisikhklarla dolu oldugunu ve "felseft yaprtlarda bulunan onermelerle sorunlann cogunun yanhs degilse de, sacma oldugunu" Ileri surer (TLP, 2324 ve 4.003). Ama bu elesttri, bu kansikhklarla hatalann icerdigt hakikate verdigi degerle duzeltilir. "Bir anlamda insan felsefi hatalan ele ahrken yeteri kadar dikkat sarf edemez," diye yazar sonralari, "0 kadar cok hakikati icerrrler ki" (2, 459). Sonne olarak yalmzca geleneksel felsefeyi degil, ona gore felsefi sorunlann karmasikhgma deger vermeyenleri de elestirir. Bu gozlemler, felsefeye karst ozellikle celiskili bir tutum yaratir, bu durum belki de 2ettel'de tekrarlanan, Felsefi Arasnrmalar'tuax asagidaki almtida en iyi yakalanmistrr:
Nasil oluyor da felsefe bu kadar karmasik bir yapidir? Sergilemeye cahsngrrmz gibi, tum deneyimlerden dugumleri bagimsiz, mutlak olan sey ise, felsefe kesinlikle tumuyle basit olmahydi, - Felsefe, dusunce bicimimtzdeki cozer, bu nedenle sonucu basi! olmah, ama felsefe yapma sureci, ~6zdugu dugumler kadar karmasik olmahdrr. (Z, 452)

bir soz gibi

Wittgenstein,

geleneksel felsefeyi bir kenara atmis olsa da, bunu her zayaprrustrr. Geleneksel giristmden onemli bir seyin ernindi. Mavi Kitap'tsi bu nedenle kendi yapitmdan

man felsefi nedenlerle kurtarrlabileceginden


Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Yll$amz ve Yapulan

33

"bir zamanlar felsefe oIarak adlandmlan

konunun mirascilarmdan

bin" ola-

rak soz eder (MK, s. 28). Bu niteleme, geleneksel felsefenin artik oldugunii, ama kurtulunmasi gereken bir miras biraktigrm one surer: aynea felsefi mirasm say.ISIZmirasctsmm da bulundugunu ve Wittgenstein'm kendi yapitimn da bunlardan biri olarak dustmulmesi gerektigini one surer. Bu gorusun tarihsel oncellerini belirlemek isterse ins an, Schopenhauer'in "Universite felsefesi" Ile ilgili tmlu aciklamasma ve metafizik kuramlastrrmayi asan, kendine son noktamn felsefi sessizlik oldugu felsefi bir hayat bicimi olusturma amacim hedefleyen felsefe dusuncesine bakmak gerekir herhalde. Schopenhauer, Wittgenstein'm felsefe alamndaki gelismesinde elbette onemli bir figurdu. 1931'de Wittgenstein "Boltzmann, Hertz, Schopenhauer, Frege, Russell, Kraus, Loos, Weininger, Spengler, Sraffa beni etkiledi" (KD, s. 19) dtye yazdigmda uzerindeki etkisi kabul edilmis olsa da, Schopenhauer'in Wittgenstein'm genel felsefe dusuncesini bicimlendlrmesindeki gercek onerni bugune kadar yeterince tanmmarmsnr, Wittgenstein'm geleneksel felsefede reddettigi sey, her seyden once kuramlastirma durtusuydu, Hem erken hem de sonraki yazilarmda, bu noktada sozunu sakmmaz. Daha Tractatus'ta "felsefentn bir ogretiler butunu degil, bir etkinlik" oldugu konusunda israr eder (TLP, 4.112). Felsefi Arasttrmalar'tie da "dusuncelerimizin bilimsel olamayacagim soylemek dogruydu ... Aynca herkarsrti tutumu, zaman zaman bir buttin olarak hangi bir tiirde bir kuram gelistiremeyiz" (FA, 109) diye ekler. Wittgenstein, felsefedeki bu kuramsalhk <;agda§ uygarhga ve ozellikle de yapici ve "ilerici" ozelligine karst derin bir elestirel tutum sergileyerek harekete gecirir. 1930'da soyle yazar: "Uygarhgirmz 'flerleme' sozcugu ile nitelenir ... Tipik ozelligt yapilandirmaktir. Daha da karmasik bir yapi insa etmekle mesguldur ve acikhk bile ancak, kendi Icinde bir amac degil de bu amaca hizmet edecek bir arac olarak aramr, Oysa benim icin acikhk, duruIuk kendi iclertnde degerlidir" (KD, s. 7). Bu goruse de buyuk Avrupa ve Amerikan uygarhk akimi ruhunun kendisi acismdan "yabanci ve uygunsuz" oldugunu ekler. "Avrupa uygarhk akimma yakmhk duymuyorum ve hedeflerini, varsa eger, anlamiyorum" (KD, s, 6). Burada Wittgenstein'm felsefi elestirmenlerim huzursuz eden iki unsur bulunur. Birincisi, Wittgenstein genelde felsefe ve bilim arasmda keskin bir aynm yapilmasmda israrhdir, bu tutumu felsefeyi bilimsel bir bicimde yeniden yapilandrrmaya cahsan 20. yuzyil akimlarma taban tabana zittrr. her turWittgenstein, felsefeyi sozde-bilirnsel bir girisime donusturebtlecek

Cogito, sayi: 33, 2002

34

Hans Sluga

Iii kavrayisi reddeder. rna ve yamtlama bu egflimdtr

Buna gore Mavi Kitap'ta soyle yazar: "Filozoflar, hebu yontemle sorgercek kaynagi (MKKK, Metafizigin

men gozlerinin onunde bilim yontemini gorurler, sorulan ayartisma karsi koyamazlar. ve filozofu busbutun

karanlrga

goturur"

s. 18). Aynca, genellikle bilime karsi sogukluk ya da en azmdan uzakhk hissettigi aciktir, "Bilimcilerle aym hedefe yonelmiyorum," diye yazar, "ve benim dusunce bicimim onlannkinden farkhdir" (KD, s. 7). Ayrica: "Bilimsel sorulari ilginc bulabilirim, ama asIa beni tam olarak etkilemezler" (KD, s. 79). Bilimin degerlerine inanan filozoflar Icin bu tur aciklamalar dogal olarak saldirganca gelmeli. Wtttgenstein'm hedefi, felsefi bir kuram olusturmak degilse, girisimlerinin urunu olarak neyi gordugunu sorabthriz. Bunu, dilde acikca disavurulamayan seyi gostermek veya uygulamalarirmzm acik ozelliklerini betimlemek olarak farkh yollarla aciklar. Her durumda "filozofun calismasmm, belli bir amac icin ammsaticilar biriktirmek" oldugunu one surer (FA, 128). Bu arnac, zaman zaman sagaltici ozelligi olmasiyla, ornegin hayat sorununun yokolusunu hedeflemek olarak tarumlanrr, "Butun olast bilimsel sorular yamtlandigmda bile hayat sorununa hicbir bicimde dokunulmadi-

gnu hissediyoruz ... Hayat sorununun

cozumu, sorunun yokolusunda goru-

lur" (TLP, 6.521-6.522). Baska bir yerde, felsefeyi "zekamizm buyulenmesine karst dil aracihgiyla savas" olarak betimler ve "gercek ke~if'in", "felsefeye bans saglayan sey" oldugunu aciklar (FA, 109, 133). Sagalticr dil kullarnmi, 1930'lu yillarda gelistirdigi, Freud'a karsr duydugu elestirel ilgiyle acikca baglannhdir. Wittgenstein'r temelde bilimselden cok ahlaksal ve dinsel gudulerden et-

kilenen bir dusunur olarak dusunmek yanhs olmayacaktir herhalde. Gene de, kendi girisimlerinin dustmceleri onunkinden kokten farkh olan filozoflar icin Ilginc olmustur ve ilginc; olmayi surdurur, cunku onlann tamdigi felsefi konulara yonelir ve asina olduklan yontemler ve araclar kullamr.

x
Wittgenstein'm kuskusuz gunumuz fe1sefesinin gelisimi uzerinde sahip oldugu etkiye ragmen, felsefe dalmdaki konumu celiskili kahyor. Kuramlasnrmaya karst direnci, yazilarimn vecizeli bicemi, sik sik belirttigt felsefe karsiti duygulan ve dustince biciminin cok kisisel, hatta varolussal sesi, onu akademik felsefenin cercevesi icine sokmayi zorlastmr,
Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Ya,?'amt ve Yapttlan

l35

Wittgenstein'm yaprti, bazen teknik ve cogu kez de asm bicimde ayrmnh ve kih kirk yaran dusuncelertnin rotasmi izlemek cogu kez zor olsa da, aym zamanda olagandisi olcude gents felsefi ve sozde-felsefi konulan kapsar ve siradisi bir tazelikle, cogu kez sasirnci ve aydmlatici imgeler ve egretilemelerin yardirmyla esinli ve bicemsel bir dille haklannda konusmayi basarir, Bu nedenle, bazi yorumculann ve felsefi yazilannda rini gormek sasirtici degil. Ama baskalan da aym ciddilikle felsefe icin onerninin cok asm degerlendtrildiglni one surrnuslerdir. Dusmanca yorumlar bulmak zor degtl, ornegin Bertrand Russell'm "sonraki Wittgenstein •... ciddi dusunmekten yorulrnus ve bu tur bir etkmltgi gereksiz krlacak bir ogreti bulmus gOrUndi.igi.i"27 ok nusundaki aCI stkayeti gibi. Wittgenstein hakkmdaki felsefi yargilann bu kadar farkh olmasi, gorusleri her zaman cok kisisel ve bazen de kokten bicirnde kendine donuk olan bir dusunurde belki de sasirnci degildir, Bu acidan, onu Nietzsche'yle karsilastirmak isteyebilir insan. Her Ikisi de felsefede yeni baslangic noktalan olarak: onaylandi ve her ikisi de hie; de gercek anlamda filozof olmadiklan soylenerek kenara atildi. Gene de ucuncu bir grup yorumcu, bir orta yol onerir. On1ar, Wittgenstein'm felsefe hakkmdaki genel sozlerini gormezden gelmenin ve somut felsefi konular hakkmdaki goruslerinin uzerinde yogunlasmanm en iyi yol 01dugunu one surerler, Boyle yapihnca gorunuse gore dagilmis sozlerde sakIanrms tutarh ve onemli bir dizi say kesfetmenin mumkun olabilecegini belirtirler. Bazrlari, butun bir felsefe sisterrunin varhgim varsayacak kadar ileri gider. Wrttgenstein'm felsefi onermelerinin bulunmadrgi konusundaki isranna ragmen felsefi ogretileri var rrudir? Metinleriyle onermelerinde olumlaYICI

onu "dahi bir filozof' olarak adlandrrdiklanm insarun "yeni bir dunya"ya26 ayak bastigim soyledikle-

iddialarda bulunur gorunen savlar mutlaka vardir, Wittgenstein ve yaprtmm ortaya cikardigi hayranligi aciklamaya cahfelsefe yapma yolu ile Sokrates'in behatirlamarmz kabul bir kere kendi felsefe dusuncesiyle

sirken, son olarak Wittgenstem'm

nimsedigt felsefe bicemi arasmda benzer1ikler bulundugunu bize yardrmci olabilir. Wittgenstein, Sokrates'in ammsama etmi§ti.28

ogretisi arasmda bir benzerlik bulundugunu

Bu dusunceyi akhnda tutan Felsefi Arasttrmalar'tti

okurunu carpan §ey,

icinde benimsenen konusma bi<;:emidir.Her bolum, geleneksel felsefi bir

go-

rusu, yuzeysel sagduyu varsayrmlarmi ya da hatta Wittgenstein'm onceki kenCogito, sayi: 33, 2002

36

Hans Sluga

di dusuncelerint temsil edebilen dussel bir ara kisi ile sown yazan Wtttgenstein arasmdaki bir gorii§ ahsverisini icerir gibi gorunur. Boylece yazi, bir icsel konusmanm niteliklerinl tasir, Platon metinlerinde Sokrates ile arkadaslan arasmdaki sohbetlere benzeyerek. ilk konusmalardaki Sokrates gibi genel olarak Wittgenstein, evrensel acidan gecerlt olan ogretileri belirlemeye degil de ara kisisinin uslamlamasmm dogasmda bulunan varsayimlari aciga vurmaya cahsan aksini karutlayarak yanhsi ortaya koyan bir uslamlamayla ilgili gorunur daha cok, Sokrates gibi Wittgenstein cia kendini bir sifac; ve du§unur olarak gorur, Wittgenstein'm burolar ve kurumlara karst aldirmazhgiyla Sokrates'i animsiyoruz, Cambridge'de on yildan fazlabir sure bulunmasrna ragmen baskm eglttm/ogretim sisi ve akademik fe1sefenin onemsiz takmnlan leine hapsolmaya izin vermedi. Her zaman kendi dusuncelerini dusunmeye kararhydi; asla yalruzca felsefe profesoru degildi. Meslegine ustun bir konum belirlemekten uzak, her zaman kendi ozel "datmomonu Insana Wittgenstein'da olarak gormustur. peher ikisi onlan en Sokrates'i en 90k ammsatan sey, sorulannm satastr ve onlan hirpalarlardi,

sinden gitmedeki sabn ve israndir. Acele etmeden, ama amansizca, kendilerini ilgilendiren sorunlara gizli magaralarma

ve koselerine dek avlayarak. Sorunun yon degistirmesi

onlar icin kucuk degildir, hicbir iz pesinden gidilmeyecek kadar onemsiz degildir. Yorulmadan, tekrar tekrar geri gelirler, kendilerini mesgul eden seye. Felsefi cikmazlarrrmza attigmuz sozcuklerin kendileriyle derinden ilgilenerek, bunlann ardmda yatan buyuk konulan asIa gozden yitirmezler. Wittgenstein, bir keresinde yalmzca sorulardan olusan felsefi bir metin yazmamn mumkun olmasi gerektigini one surmustu. Yazilan, gercekten de constative olmak dismda her seydir. Dusunce, eylem ve du§ gucunde deneyler icin one surer, sorar, uyanr, cagmr. Okurlanndan kin bicimde katilmalarmi dustmmeye surekli etkendisini talep eder. Be1ki de bu ozelliklertnde bir filozof

olarak gercek onemini gozler onune serer. Onun dusuncelerinin

yonlendirdigi sonuclan paylasmak zorunda degiliz, onu ilgtlendiren belirli sorularla mesgul olmak zorunda degiliz, ama Sokrates gibi bir filozof olmanm ne anlama geldtgini gosteren bir model olarak iste onumuzde duruyor. Ingilizceden reviren: Sevinc Altmcekic

Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Yasami ve Yapttlan

37

Notlar
Thomas Bernhard'm garip ama uyutucu Wittgenstein's Nephew (Wittgenstein'm Yegeni) adh yaprtmda, trpki deli yegenin filozof olabilecegi glbi, kolayhkla deli yegenin yerini alabilecek gorunrnez amca olarak karsirmza cikar. Roman, yapisi olmadan, metinde alt bolurnler olmadan, tumuyle olurn, hayann anlami, aCI ve icsel durumlar hakkmda konusmalarla ilgilenen bir kar§lt-Tractatus olarak yazrlrmstrr. Aym zarnanda, Bernhard'in tipks Wittgenstein gibi Schopenhauer terimleriyle gordiigu Wittgenstein'm karanhk bir c,:aggorusunu paylasrr, Derek Jarman'm sik ve oldukca stilize edtlmis filmi Caravaggio ve Edward II ile birlikte en iyi bir uclerne olarak izlenir, diger yandan ornek bir escinsel yasarni betimler. Jarman i9n Wittgenstein'm oykUsu, escinsel ozgiirliigii icin kendi arayismm blr bolumu olur, Wittgenstein'm ailesi, Brian McGuinness'in WiUgenstein: A Life, cilt I, Gen~ Ludwig 1889192) (Berkeley ve Los Angeles: University of California Press, 1988) adh yaprtmda betimlenmistlr. Burada Wittgenstein de ilgili bir dizi mukemmel ozyasamoykusel cahsma bulunUL Yardrmci, kisa bir tamm Norman Malcolm'un Ludwig Wittgenstein: A Memoir adh yapitmda G.H. von Wright'm biyografik denemesiyle birlikte verilir. En ayrmnh ve giincel biyograft, Ray Monk'un cok iyi okunabilen Ludwig Wittgenstein: The Duty of Genius (New York: The Free Press, 1990) adlr yapmdrr. Bununla ilgili zengin arnmsanci bir oyku, C. G. Luckhardt'm, yay., Wtttgenstein: Sources and Perspectives (Ithaca: Cornell University Press, 1979) s. 23-60'ta yer alan Fania Pascal'm "Wittgenstein: A Personal Memoir" adh yazrsinda verilmtstir. M. O'C. Drury, "Some Notes on Conversations with Wittgenstem" ve "Conversations with Wittgenstein", Rush Rhees, ed., Ludwig Wittgenstein: Personal Recollections (Totowa, N.J.: Rowman and Littlefield, 1981), s. 94,175. Bu Cevre'ntn en iyi betimlemesi, Carl E. Schorske'nin Fin-de-Siecle Vienna: Politics and Culture (New York: Alfred A. Knopf, 1980) adh yaprtinda bulunur. Alan Janik'in ve Stephen Toulmin'm cok okunan kttabi Wittgenstein's Vienna (New York: Simon and Schuster, 1973), cozumlemelertnde daha cok anekdot iceriklt, daha az guvenilir ve yuzcyseldir, Drury, Rhees'te, Personal Recollections, s. 152. Bu baglamda en cok ilgi cekici olan Musil'in The Man without Qualities, cev, Sophie Wilkins (New York: Alfred A. Knopf, 1994) ve Broch'un Hofmannsthal und seine Zeit (Munfh: Piper, 1964) adh yapitlandir, Hitler'in Schopenhauer ile yakmhgmi Heidegger's Crisis: Philosophy and Politics in Nazi Germany (Cambridge, Mass: Harvard University Press, 1993), s. 179·81, adh yapmmda betirnliyorum. Wittgenstein'm Schopenhauer He i1i§kisi i~in bkz, D. Weiner, Genius and Talent: Schopenhauer's Influence on Wittgenstein's Early Philosophy (London and Toronto: Association of University Presses, 1992). Ronald W. Clark, The Life of Bertrand Russell (New York: Alfred A Knopf, 1976),7. ve 8. boIumler karsilasmalanyla ilglll canh bir betimleme sunar, Bertrand Russell, The Autobiography of Berland Russell (Boston: Little, Brown and Company, 1968), cilt 2, s. 136. L Wittgenstein, Geheime Tagebucher: 1914-1916, yay. W. Baum (Viyana: Turia and Kant, 1991), s. 13. Bu metni, 0 donemdeki dti§unU§ biclmiyle daha butuncul bir resmi elde etmek icin Wittgenstein'm Notebooks 1914-1916 ile baglantih olarak dusunrnek yararh olacaktir. Paul Engelmann, Letters from Ludwig Wittgenstein with a Memoir (Oxford: Blackwell, 1967), s. 25. Bazi yeni yorumcular bile, kitabi daha fazla nitelendtrme olmadan "felsefi mannkta bir yapit" olarak belirlernistir, Krs, H. O. Mounce, Wittgenstein's Tractatus: An Introduction (Chicago: University of Chicago Press, 1981), s. 1. L Wittgenstein, Letters to Russell, Keynes, and Moore, G. H. von Wright tarafmdan haz, (Ithaca: Cornell University Press, 1974), s. 71.

6 7

9 10 11

12 13

14

Cogito, sap: 33, 2002

38

Hans Sluga

15 L. Wittgenstein, "Letters to Ludwig von Ficker," C. G. Luckhardt, yay., Wittgenstein: Sources and Perspectives (Ithaca: Cornell University Press, 1979), s. 95. 16 Peter Ga1ison, Wittgenstein'm ve Viyana Cevresi'nin felsefi dusuncelertnin karismasrm ve Bauhaus'un bicemsel du§uncelerini Critical Inquiry 16'da "Aufbau/Bauhaus: Logical Positivism and Architectural Modernism" adh denemesinde, s. 709-52, tarusmisnr. 17 Hans Sluga, "Zwischen Modernismus und Postrnodeme: Wittgenstein und die Architektur," J. Nautz ve R. Vahrenkamp, yay., Die Wiener Jahrhundertwende (Viyana: Bohlau, 1993). 18 Wittgenstein'm yasarmmn bu bolumunun sonraki felsefesi uzermdekl onemi, henuz yeterince arastmlmarmsnr, Bu tur bir arasnrrna ii;in Konrad Wi1nsche'nin Der Volksschullehrer Ludwig Wittgenstein (Frankfurt: Suhrkamp, 1985) adh yaprtmda bir adim anlrmsnr. 19 Drury, Rhees'te,PersonalRecollections, s. 106. 20 Wrttgenstetn'm Freud He ilgili kavgaci imalannda fazlasiyla karsilama unsuru mu vardi? Kesinlikle cinsel acidan bastmlmrsti (Monk, The Duty of Genius, s. 585), escinsel erotik durtuleri konusunda huzursuzdu, babasi ve annesiyle iltskilert hakkmda rahatsizdr, endiselerle doluydu, cokimtu ve Intihar isteklerine baghydi. Diger blr deyisle, bir anlamda Freud'un uygulamalanndaki tipik hastaydi, Arna asla ruhcozumlemesine kaulmadi ve Freud'un ruhsal sahneden sundugu betimlemelere direndi. Wittgenstein'in kendi yazilarmda Freudcu cesithlige secenek olarak imgeledigt sagalnrru dusunmek ve kendisini sagalticr yonteminin etkililigini gostermek icin smama olayi olarak gormesi kiskirncidir, Wittgenstein'ln benle mesguliyetinin kendi ruhsal durumunda kaynagi olmasi, elbette, bu alandaki gozlernlerinin geger1iligi sorusunu etkilemez. 21 L E. J. Brouwer, "Mathematik, Wissenschaft und Sprache," Monatshefte fUr Mathematik 36 (1929), s. 153-64. 22 G. E. Moore, "Wittgenstein's Lectures in 1930-33," PO, s. 50-1. 23 Ludwig Wittgenstein, Lectures, Cambridge 1930-1932, yay. Desmond Lee (Chicago: University of Chicago Press, 1979); Lectures on the Foundations of Mathematics, yay. Cora Diamond (Ithaca: Cornell University Press, 1976). 24 O. K. Bouwsma, Wittgenstein: Conversations 1949-1951 (Indianapolis: Hackett Publishing, 1986), s. Xv-xvi. 25 N. Malcolm, Ludwig Wittgenstein: A Memoir, 2. basim (Oxford: Oxford University Press, 1984), s. 81. 26 Peter Strawson, "Review of Wittgenstein's Philosophical Investigations," G. Pitcher, yay., Wittgenstein (Londra: Macmillan, 1968), s, 22; David Pears, The False Prison (Oxford: Clarendon Press, 1987), cilt I, s. 3. 27 Bertrand Russell, My Philosophical Development (Londra: Allen and Unwin, 1959), s. 21619. 28 Malcolm, Ludwig Wittgenstein: A Memoir, s. 51.

Cogito, sayi: 33, 2002

Ludwig Wittgenstein, Yasami ve Yapttlari

39

Karl ve Leopoldine Wittgenstein.

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar


OMER NACi SOYKAN

1. Giris Yirminci yuzyilm "en buyuk" filozofu diye nitelenen Wittgenstein'm felsefesi, aralannda ortuk ve acik bazi bagmtilar bulunmasma karsm, iki ayn doneme aynhr. Bu iki donem, felsefede "cifte devrim" olarak da nitelenir. ilk devrimle mantiksal cozumleme, ikincisiyle dil-cozumsel felsefe anlayislan kastedilir. Birinct donemin ternel yapm, Wittgenstein'm saghgmda yayimlanan tek kitabi olan, kisaca Tractatus diye anilan Tractatus logico-philosophicus'tsu: (Mantiksal-felseft risale). Ikinci donemi simgeleyen yaprt Ise Felsefi Arasttrmalar (Philosophische Untersuchungen) admi ahr. Wittgenstein felsefesini donemlere ayrrma konusunda, felsefecilerin kendi aralarmda tam bir uzlasima vardiklari soylenemez, Bertrand Russell gibi, yalmzca birinci donemi alip, sonraki donemi felsefeden bile saymayanlar da vardir.! D. Pears gibi dusunenler ise, aralannda btrbirini baglayan bircok clzgi olmasma karsm, ikt ayn donemden soz ediyor.Z W. Stegmuller, J. Hartnack gibileri de birbirine ZIt Iki ayn Wittgenstein felsefesi oldugunu savunuyor. Stegmuller, birinci donemi "Dilin Mozaik Kurami", ikinci donemi "Dilin Satranc Kurarm" diye adlandmr.t Benzetme, birinci donemde dilsel Isaretlerin mozaik resirnlerindekt gibi belirli ve sabit olusuna, ikinci donemde sozlerin kullammmm satranc oyunundaki gibi kurala uygun haraketlerine gonderme yapar. Tum bu dusunurlere karsm, A. Kenny, K.Wuchterl, A Hubner gibi, Wittgenstein'm btrlikli bir felsefesi oldugunu one surenler de vardir.f Wrttgenstein'm felsefesinin gehstminden ve ondaki "gizli birlik"ten soz eden J.Hintikka ve M.B. Htntikka'nm, bizim de katildigrrmz dusunceleriCogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felseiesi: Temel Kavram ve Sorunlar

41

niS burada son bir gorli§ olarak anmak isteriz. Hintikka'lar bir yana, onlarin bu "gizli birlik" saptamasma, her 00 donemde acikca gorulen bazi baglann da bulundugunu kendi adirmza eklemek isteriz. Bu baglarm neler oldugu, olarak bashklar alasagida sorunlar ele almdikca gosterilmeye cahsilacaknr, Iki donem arasmdaki karsit gorusleri, karsilasnrrnah anlam kaypakhklan ve kansikhklanndan tmda soyle toplayabilmz: Tractatus doneminde her turlu yanhs anlamadan, esirgeyici, tek bicimli bir "ideal dil", ikinci donemde ise olagan gunluk dil temel ahrnr, ideal dil He yine belli bir anlarnda armdmlrrns olan dunya arasmda tam bir uyum vardir. Dll cumlelerden, dunya sey-durumlarmdan olusur, Cumle sey-durumlarmm resmidir. Cumlenin anlarm bu resimdir, Ikinct donemde ise sozun anlarrn, onun kullarnrmdrr, Cumleyi anlamak onu kullanmak demektir. Bu da kulturel uzlasima dayamr, Burada dil-dunya uygunlugu "metafizik" olarak nttelenir. Bunun yenne dil lie dunya arasmda, gosterme, eslik etme, bir mekanda olma gibi cesitli baglanti btcimleri bulundugu gun oldugundan soylenir, Tractatus'ta bir metafizik atomculusoz edilebilir: Nesne (obje), dunyanm yahn yapitasidrr, Nes-

neye dil yonunde karsihk gelen dilin en yalm ogesi, nesneyi gosteren addir. Oysa ikinci donemde ne dunyarnn ne de dilin yalm ogelerinden soz edflmez. Sozcukler, yalm-bilesik diye aynlrnaz. Bu dusunce reddedilir. Iki donem arasmdaki ZIt goruslerden son olarak Wittgenstein'm "tekbencilik" (solipsizm) hakkmdaki dusuncelerini anrnak istiyoruz. Tractatus'taki "yalmz benim aulayacagim dil", "dilimin smirlan - diinyarnm smrrlan" gibi deyimlerde goruldugil gibi tekbenctllk

onaylamr. Oysa ikinci donemde, "ozel dilin olanaksizhgi"

kamtlanarak tekbencilige karsi cikihr, Tekbencilik, kisiye ozgu duyumlann, yine kisiye ozgu bir dille deyimlenmesi olarak anlasihrsa, dilin ortak kullanimh olmasmdan, sozlerin anlammm ancak onlann kullammlannda olrnasmdan oturu, ozel bir dil olamayacagi icin tekbencilik de olanaksiz olur. Sirndi de her 00 donemde aym kalan veya bir olcude degiserek suregelen gorusleri, yine aym sekilde srralayalrm, Ahlak ve din karsismdaki tutum hie degtsmemistir. Bir ahlak biliminden soz edilemez. Ama bu, ahlak ve dinin insan icin buyuk bir onemi oldugu gercegini yadsimak anlamma gelmez. "Felsefe" ve "metafizik" karsrsmda alman tavir da her iki donemde esas bakimmdan aymdir. Felsefe daima aciklayici, aydmlatici bir etklnlik olarak gorulur. Bu etkinligln, birinci donemde mantiksal cozumlemeyle yapilmasi onerilirken, bunun yerini ikinci donernde dilbilgisel inceleme ahr, Bu amacla ilk donemde bir "ideal dil"e, ikincisinde olagan, gunluk dile basvurulur. Cogito, sayi: 33, 2002

42

Orner Naci Soykan

Metafizik ise ilk donemde, konusulamayan, mak, diinyanm smirlanrn felsefe adma yapilmamasi

susulmasi gereken yerde konusde korunur.

asmak cabasi olarak gorulur ve boyle bir cabanm onerilir. Bu anlayis ikinci donemde

Bu kez metafizik, dilin smirlannm iistiine iistiine gitme denemesi olarak yine bos bir caba diye nitelenir. Ve bu dusunce, bu son donemde birinciye oranla cok daha zengin imgelerle renklendirilir. Ama ote yandan bu "zenginlestirme", metafizik ve felsefe karsisinda alman tavrm, birinci doneme da neden olur. Bu da felsefe ile gore pek acik olmayan bir bicim almasma

metafizik arasmdaki smmn belirsizlesrnesine yol acar, Wittgenstein'm felsefi suphecllik (septisizm) karsismdaki tavn, her iki doneminde de aymdir. Suphecilik, ancak ortaya bir say atildrgmda, bir soru soruldugunda, hakhhk kazamr. Boyle bir §ey yokken suphe etmek tstenmesi acikca sacmadrr.v Matematik-rnantik anlayisinda, iki donem arasmda belli bir degisiklik gorulur. Russell'm Principia Mathematica'daki matematigin mantigm bir yonterni, bir kolu oldugu dusuncesini, Wittgenstein Tractatus'ta benimser, ama ikinci donemde reddeder. Buna karsm 0, bicimsel kavram - sahici kavram ayrmn, rnatematik isaretlerln bir seyi gostermedigi, dolayisiyla rnatematik cumleleWittrinin bir anlami olmadigi dusuncelerini korur. Bu "Girls" bolumunde kisaca andignmz ve hie; degmmedtgtmiz,

genstem'm dusimcelerini. onun felsefi gelisiminin bolumlemesine uygun olarak iki ana bashk altmda, yazinm smirlarmm el verdigi olcude olabildigmce aynntilariyla simdi ortaya koymaya cahsahm, 2. Birinci Donern Wittgenstein, felsefeye Principia Mathematica'yi Whitehead'le

birlikte ya-

zan Russell'm yanmda girdi. Bu Ikisinin yam sira onun uzerinde etkisi olan bir baska hocasi G.E. Moore ile "modem rnanngm kurucusu" maternatikcifilozof G. Frege, Wittgenstein'm felsefeye baslarken karsismda buldugu ftlozoflardi. 0 sira Cambridge'de rihyordu, tiksal cozumlemeye eski Ingiliz deneyci gelenegi yeniden canlandiakimm basta gelen temsilcisi Bu cercevede ortaya cikan, bilimlerin deneysel verilerine ve manyonelen, yeni anti-idealist

Russell, amlan kitabiyla kendisine hakh bir tin elde etrnisti. Bu kitabm ba§ amaci, Russell'm deyislyle "tum salt matematigin salt cikanldigmi ve kullamlan kavramlann ancak mantiksal nabilir oldugunu gostermek idi."? Bu da matematigi mantiga
UU'U<;;·H."~

baska bir sey degildi. Mantik ve matematigtn her iki


Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

43

onemli bir yer tutmus olan Wittgenstein'a da tum dunyayi rnantik-matematige izdusurmek kahyordu, Tractatus, ondaki mistik ogeler bir yana, boyle bir cabanm urunudur. Felsefeyi bir meslek olarak kabul etmedigi icin pro fesorliigu reddeden, felsefe yapmayi, bir yasam tarzi olarak gormus olan Wittgenstein, Tractatus'ii bitirdiginde, Russell'a yazdigt bir mektubunda lanmizm son cozumiine vardigima inaruyorum.rf yasarm secmisti: ta ki yeniden felsefeye baslayana dek. 2.1 "Dtinya olgularm toplulugudur."? Mantigm icine oturtulacak olan dunyanm nasil bir dunya oldugu sorusunun yanrti, Tractatus'iui ilk cumlelerinde verilmisttr. Bu dunya, yaklasik e~ anlamda kullamlan, "durum", "sey-durumu", "olgu" sozleriyle dile getirilen, bu yapici ogelerden olusur. Ama bu ogeler de bilesiknr: onlann en yalm ogesi, "sey''dir, "obje"dir. Ancak bu "sey'Ter tek baslarma bulunmazlar, tersine "sey-durumu" icinde yer ahrlar. Bu da Wittgenstein'm "atomcu" (a-tome: bolunerneyen) bir dunya gorusune sahip oldugunu gosterir. Biz ancak bu sey-durumlanm bilebiliriz. Bilgimiz de onlarm restmleridir, Cumlenin anlarrn bu resimdir. Dogru bir sey-durumu resmi, dogru bilgi, yanhs resim de yanhs bilgidir. Bilgi, bilim adma ne varsa, hepsi bu resimlerdir. Turn dogru resimlerin toplarm, tum sey-durumlarini, yani dunyayi verir, Bireysel, ampirik, btr beden butunu olarak ben de bu dunyamn icindeyim. Boyle bir ~ey olarak ben, dunya icindeki herhangi bir nesneden farksizrm. "Bir tas, bir hayvan bedeni, benim bedenim, hepsi aym basamakta bulunur."lO Wittgenstein, olgulann toplami olan dunyadan ve bu olgulardan biri alan benden ayri bir baska "dunya'idan ve bir baska "Ben'lden daha soz eder. Bu "dunya" ve "Ben", "Benim dunyarn" dedigimdeki "Ben" ve "dunyadir, Bu anlamda "dunya He yasarn btrdir." 11 Ben "benim dunyarn" dedi-

"Sorun-

dernis ve baska tarz bir

gim zaman, bu diinyanm smm benim Ben'imle, benim "yalmzca benim anladigim dilimle"12 cevrelenmistir. "Benim dilimin sinirlan, benim dunyamm sirnrlari demektir."13 Bu tekbencilikteki yanm Icinde degildir, dunyanm "Ben, felsefeye, 'dunyarun benim biridir.l5 Bundan dolayi dunyam' olmasi yoluyla girer."14 "Metaftzik ozne" de denilen bu Ben, dunsimrlarmdan "Ben", dile getirilebilir bir sey degildir, Bir seyden soz etmekle, 0 dile getirilmis olmaz, Wittgenstein'a gore, bir seyin nasil oldugunu soylemek, onu dile getirmek demektir. Yoksa bir seyin ne oldugunu soylernek, yani onun varhgmdan soz etmek, onu dile getirmek demek deglldir.
Cogito, sayi: 33, 2002

44

Orner Nact Soykan

Resmi yapilamayan

hicbir sey, dunyanm

icinde degildir. Etik, estetik,

tum degerlerle ilgili cumleler, hicbir resim, hicbir bilgi degildir, "Dunyanm anlarrn" derken de biz, diinyanm bir resmini ciziyor degiliz, fakat ona bir anlam, bir deger yukluyoruz, "Dunyamn anlarm," diyor Wittgenstein, "dunyarun dismda olmahdir.r diinyamn dismdan
l>

Dunya eger resmi cizilebilen bir sey ise ve onun

bir anlarm varsa, bu resim ve bu anlam ancak Tann icin olan, Tann'nm yaptigi bir resim olurdu. Oyleyse su soruya ne demeh: Diinya sey-durumlarmdan olustuguna, onermeler de sey-durumlanmn resmi olduguna gore, bilimlerin butunu diinyanm butun olarak bir resrnini vermeyecek mi? Wittgenstein'm bu soruya yanrti "evetttr; yani soyle: "Dogru cumlelerin toplami, tum dogabtltmdir Ya da soyle: "Dogru dustmcelerin de neden "dunyanm yir, goruyoruz: anlamirn
(ya da dogabilimlerm

toplarmdirj.t

l?

toplami, dunyamn

bir resmidir."18 0 halHa-

diinyarun bir resmi olarak gormuyoruz?

ama bizim icin degil, Tann icin bir resim. Eger biz bilimle-

rin her seyi btlecegine, yani her olgunun resmini cikaracagma inamyorsak, o zaman Tann'ya inanrmyoruz demektir. Oysa Wittgenstein Tanri'ya inamyor. "Bir Tanri'ya inanmak, lenmedigini Oysa bizim icin "dunyanm dunya olgulan hakkmda henuz son sozun soygormek demekttr."19 "Son soz" de elbette bir resim olacaktir.

anlami" Tanri'dan baska bir §ey degildir. Deger

ifade eden her §ey gibi Tann da dunyamn disma cikarihr: "Dunyamn icinde hicbir deger yoktur."20 "Tarm, kendini diinyamn icinde gorunur ktlmaz."21 Diinyamn icinde hicbir deger yoksa, ahlaksal onermeden Cunku onermeler, yin nasil oldugunu "Ahlak askmdrr. degerlerle konusrnak, soyleyen, dogru veya yanhs olabtlen soylenemezi, anlamsizi, de soz edilemez. onerme degildir. disma cikanlan bu askin olan hicbir seyi dile getirmez. Ahlak cumlesi, bir se(Ahlak Ile estetik birdir.),,22 Dunyanm

mistik olarn soylemeye cahs-

maktan, kisaca metafizik yapmaktan baska bir §ey degildir. Mantik da belli bir anlamda dunyanm disma cikarrhr: "Mantik askmdlr."23 Ama mantigm diinyaya askmhgi, dunyayi sarip sarmalama, dunyarun onda npki aynadaki bir resim gibi yansrmasranlammdadir. dunyayi yansitmasi icin, ona askm olmasi gerekirdi. Bu bakrmdan mantiksal seyi dile getirmez, resmetmez. bu nedenledir. kosuludur. Mantigm Mantik cumleleri, bir "obje" diye dunyamn

icinde bir nesne yoktur. Mantigm bir anlamda Mantik bir seyi dile getirmeyen, bir dunyamn

diinyanm disma cikanlmasi ama bir seyin dile getirilmesoyleyemeyiz.s+ Aym

sine Izin veren veya vermeyen, kendini gosteren seydir. Mantik dunyamn bir Mantiksiz neye benzedigini

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

45

zamanda

mannk,

dusttnmemizin cunku
0

de bir kosuludur.

"Mantiksiz

olan hicbir

seyi dusunemeyiz:

zaman mantrksiz dusunmemiz

gerekirdi."25

Soylenmesi metafizik yapilrnasma neden olan seylerden armdmlan diinya nasi 1 bir yapidadir? Yamt kesindir: "Dunyamn sabit bir yapisi varrur."26 Bu dunya, donmus, duragan, tikiz bir dunyadrr, Sey-durumlarmdan, olgulardan olusan bu dunyada elbette olgular arasmda Iliskiler vardir. Ama "Bir sey-durumunun var olmasi veya var olmamasmdan olrnamasi cikanlamaz.V? bir baskasmm var olmasi veya var Olgular, bir bakima dunyamn asil yapici ogeleridir.

Cunku olgulan olusturan, yalm ogeler olan objeler, tek baslanna bulunmazlar. Daha dogrusu, objeler ile sey-durumlaruun varoluslan birlikte kabul edilmelidir. Gercl "objeler dunyanm tozudtir." Ama onlar, aym zamanda "btitun ~eydurumlanmn olanagim ic;erirler."28 Dtmya, butun olgulann toplarm demekti. Ancak biz tek tek olgulan toplayarak dunyayi elde ediyor degiliz. Boyle bir sey, zaten olanakh degildir, Biz dunyamn yapismdan, btitunden hareket etmeliyiz, yani olgulann butununden. "Cunku olgulann butunu, durum olam ve aym zamanda durum olmayan her seyi belirler."29 Var olmamayi belirleyen var olmadir. Buna gore, bir seyin var olmasmdan soz ettigimiz gibi, bir seyin varolmayismdan da soz edebiliriz. "Var olmayan bir sey" demekle, "var olmayamn varhgl"ru soyluyor degiliz. Boyle bir yanhs anlamaya, dolayisiyla celiskiye surtikleyen sey, varhkla dilin ozdeslig; gibi Platoncu bir kabuldur.F' minde bir "dil-dunya uygunlugundan Bu birinci doneoysoz etmesine karsm Wittgenstetn'm

le bir kabulu yoktur. 0, sey-durumlarmm var olmasmi olumlu bir olgu, var 01marnasrm ise olumsuz bir olgu diye adlandmr.U "Olumsuz olgu", olgunun varolmayrsidtr; daha dogrusu, bu varolmayismresrnidir, ~da (2.2) gosterecegimtz gibi, yanlisa sebebiyet verir, Boylece dunyamn yapisal cozumlemestnin son una geldik. Imdi, olguda, esdeyisle, sey-durumunda bulunan, "§ey" , "nesne", "obje" adlan verilen, "dunyanm tozu" olan sey nedir? Ya1m olmasi, artik bolunemez olmasi dismda 0 nedir? Kac toz vardir? Bilindigi gibi Descartes, Tann bir yana iki tozden, Spinoza tek tozden, Leibniz de tozlerin sayica sonsuz bir coklugundan soz etmisti. Wrttgenstein'a gore ise, tipki ornegin "Kac tane 3 vardrr?" gibi, tozlerin de olgulann da sayismi isteyen bir soru anlamsizdir: "ve buticn objelerin miktanndan soz etmek sacrnadrr. Aym sey 'butunluk', 'olgu', 'islev', 'sayi' vb. sozcukler Icin gec;erlidir."32 "Objeleri" diyor Wlttgenstetn, "yalnszca adlandlrabilirim" rada Wittgenstein onlann ne olduklanm adma susmak duser,
Cogito, sayi: 33, 2002

Bu, aym zamanda, asa-

soyleyemem.V

0 ha1de bize de bu-

46

Orner Naci Soykan

Dunyamn yapisi, matematiksel-mantiksal

bir yapidadir. Boyle oldugu

ictndtr ki, mantiksal, tekbicim bir dil, bir ideal, bu yapiyi yansrtabilrr. de simdiki sorumuz, diltn ne oldugudur, 2.2 "Dil ciimlelerin toplulugudur.t'J" Wtttgenstein, her iki doneminde

hal-

de felsefeyi dilsel bir etkinlik olarak da

gormustur. Felsefe sorunlanmn

da karst cikilan metaftzik sorunlarmm

zemini daima dtl olmustur, Bu dil, birinci donemde yanhs anlamadan esirgeyici tekbictmi bir ideal dildir, Simdi cozumlemesini yapacagimiz, boyle bir dildir. Wittgenstein, nasil "olgular hepsi birden dunyadir" demisse, buna kosut olarak "cumleler hepsi birden dildir' diyor. Biz de dunyarnn yapismi cozumlemeye nasil olgudan baslarmssak, dilin yapismi cozumlemeye de boylece curnleden baslayacagiz. bunlarm dunyadaki karsihklarmi Cumlenin yapici ogelermt aynstmrken, da gosterecegiz. Boylece dil-dunya bagm-

tismi da ortaya koymus olacagiz. Cumle sey-durumunu betimler. Bu betimleme bir resimdir. Resim cumlenin anlarmdir, Sey-durumlarmm resmi, gercekligin bir modeli olan cumle, ogeleri i~ ice gecmis bicimde eklemli bir yapidadir, bir sozcuk karrsimi degiP5 Bu nedenle "Yalmzca cumlenin anlarrn vardlr."36 Cumlenin anlamnn, onu bir butun olarak gormekle elde ederiz; yoksa onun ogelerinin anlamlarim tek tek goz online ahp birlestirerek degil. Resmi yapilan sey olgu oldugu gibi, resmin kendisi de bir olgudur. Yaptigirmz res imler, ait olduklan nesnelere, yani sey-durumlarma uyarsa resim dogru bir resimdir, yani cumle dogrudur, uymazsa yanhstir:
0

zaman resirn var olmayan bir sey-durumunun

bir resmi olur. "Resim, sey-durumlarmm var olmasmm ve var olmamasmm bir olanagim ortaya koymak suretiyle, gercekligtn resmini 9lkanr."37 Resmin, yani cumlenin anlammm dogru ya da yanhs olabilmesinin nedeni resmin, nesnelerini onlann dismdan betimlemesidir. Cumleye bakarak onu anlanz, ama bu, onun dogru olup olmadigma karar vermek icin yetmez. Bunun icin, sey-dururnuna, gerceklige basvurulmahdir. "Resmin dogru mu yanhs rm olup olmadigmi bilmek icin, onu gerceklikle karsilastirmalryrz.t-f Ornegin, ben odamda otururken yammdakine diyorum. 0, disanya bakrnaksizm "Disarida yagmur yagiyor," benim cumlemi anlar. Ama curnlemin

sey-durumunu dogru mu yoksa yanhs rm resmettigini anlamasi Icin disanya bakmasi gerekir. Resim olgunun resmini yapar, ama kendisi de bir olgu 01masma karsm kendi kendisinin resmini yapamaz, ancak gosterir,
Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Pelsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

47

Wittgenstein'da "cumlenin

yam basmda yer alan bir kavram "deyimdir.

Soyle diyor: "Kendi anlamnu karakterize eden cumlenm her bir parcasim deyim (simge) diye adlandmyorum. (Cumlenin kendisi bir deyimdir.)"39 Deyimin belirleyici ozelligi, onun kendi anlamnu karakterize etmesidir, Yukanda curnlenin ancak bir butun olarak anlarru oldugundan soz edilmisti. Bir cumle icinde, kendi anlammi kendi basma karakterize edebilen bir deyim bulundugunda, 0 zaman cumle butun olarak ahnmaksizm da onun bir parcasmm (deyimin) anlarru oldugu sonucu cikiyor, Fakat burada bir celiski yoktur. Cunku o takdirde, deyimm kendisi zaten bir cumledir. Boylece 0, cumle icinde curnle olur. Sanmm, bu yuzden Wittgenstein, deyimi cumlenin cozumlenmeslyle elde edilen onun bir parcasi olarak degil, tersine her ikisini btrlikte ele almistrr, Deyimin cumleleri an1am bakimmdanbirbirine baglayan bir Islevi de vardir, Yukandaki sozlerin devammda sunlari goruyoruz: "Deyirn, cumlenin anlarm bakirmndan cumlelerin birbirleriyle ortak olabilecekleri aS11olan her seydir." Wittgenstein, nasil ki dunya yonunde olgular arasmda bir baglanti kurmussa, stmdl de dil yonunde, ciimle1erin ortak bir seyi oldugunu, dolayisiyla cumlelerin birbirleriyle baglantih olabilecegini soyluyor, Ama yine nasrl ki bir olgunun var olmasmdan baska bir olgunun var olmasi cikarnlamayacagi gibi bir cumlenin var olmasmdan da baska bir cumlenm varhgi cikartilamaz. Cumle cozumlemestnde karsilasacagirmz baska bir kavram "temel-cumIe"dtr, Ancak ne deyimin ne de temel-cumlenin dunyada birer karsihgini bulmuyoruz. Bu yuzden temel-cumleyi de tipki deyim gibi cumleyle birlikte ele alacagiz. Nasil ki, deyimin cumle dismda ve cumle olmaksizm tek basma bir anlammdan soz edilmediyse, temel-cumlenin kendisinin de ne anlammdan ne de gosteriminden soz edtlecektir. ("Gbsterim" kavrarrn asagrda "ad'Ta ilgili oIarak aciklanacaktrr.) "Deyim", daha cok, cumlenin bir simfmda gorulmesine karsm, temel-curnle, curnle oges! olarak bir cumlede yer ahr, Temel-cumle, dilin "tozu" durumunda olan ad ile cumle arasmda, adeta yardimcr, olusturucu, kosullayici bir ogedtr, Temel-cumle, bir sey-durumu resmi degildir, ama bir sey-durumunun var olmasrrn one surer. "Temelcumle adlardan olusur. 0, adlann bir baglanmasi, bir zincirlenmesidir."40 "Temel-cumlenin bir belirttsi, hicbir temel-cumlenin olamamasrdir.t+! Cunku
0,

onunla celisme icinde

bir betimlerne. bir resim deglldir ki, bir seyin bir vertlmesi, dunyayi tam olarak betimler."42

dogru bir de yanhs bir betimlemesi olsun ve bunlar birbiriyle celissin. Ama "Butun dogru temel-cumlelerin Cunku
0

zaman temel-cumle cumle olmus olur, nasil ki cumle deyrm olduCogito, sayi: 33, 2002

48

Orner Naci Soykan

gunda ikisi bir olmus ise. Deyim He cumle bagmnsi rulmus olmasma karsm, temel-cumle dogru ise sey-durumu da temel-cumle dan dile getirilir. Bu bagmuyi Wittgenstein, Cumle var olan sey-durumu gosterdtgine

anlam bakirmndan

go-

He cumle bagmtrsi dogrulama

acism-

soyle dile getirir: "Temel-cumle yoktur."43

vardtr; ternel-cumle yanhs ise sey-durumu gore, temel-cumle,

resmi olmakla dogru olduguna ve bu var olmayi cumlenin dogru olup olma-

digimn kosullarmi vermis olur. Dahasi, cumle, temel-cumleler yoluyla tamtlamr. "Temel-cumleler, cumlelertn dogruluk tamtlamalarrdrr.r+t Temelcumle bir sey-durumu resmi olmadigma gore, onun bir resim olan cumlenm dogrulugunu tamtlamasi, belirlemesi derken, burada kastedilen dogruluk mannksal dogruluktur, cumlenm kendi tcmde tutarhhgi, duzgtmlugudur. Temel-cumlenm temellendirilmesi ise dusunulemez: cunku 0, a prioridir, zaten temelde olandrr, "Eger temel-cumleleri a priori olarak soyleyemezsem" diyor Wittgenstein, "0 zaman onlan soylemek istemenin acikca sacmaliga yol acmasi gerekir."45 Temel-cumle yahn degildir, "Ternel-cumle adlardan olusur. 0, adlarm bir baglanmasi, bir zincirlenmesidir."46 Oyleyse §imdi
S1-

ra, bu zincirin halkalarma, dilin en yalm ogesi olan ada geldi. o halde ad nedir? "Ad objeyi gosterir, Obje onun gostertmidir.N? genstein, kullandigi cumlenm Almanca "anlam"mdan, sozcukler, adm "gosterim'Tnden bfrincisi icin "Sinn", ikincisi

Witt-

soz eder. Burada tcin "Bede-

utung"dur. Siradan bir Turkce ceviride her ikisi icin de "anlam" sozcugunu kullanabilirtz. Ancak Wittgenstein'm yaptigi ayrnrn belirtmek bakmundan, biz burada ''Bedeutung'' icin "gostenm"! oneriyoruz, bazi meslektaslarirmz "im" demektedirler. Sozcugun kendisinden geldigi fiil olan "deuten'Tn bashca anlarrn "gostermek", "isaret etmek"tir. Soz konusu aynm suradadir: Curnlenin anlammi (dogrulugunu degil) kavramak icin, cumlenin resmettigi seydururnuna bakmaya gerek yoktur. Bunun icin yalruzca cumleye bakmak yeterlidir. Oysa adm gosterdigini anlamak icin gosterilen nesneye (objeye, §eye) bakrnahdrr, Cunku cumlenin anlarm kendinde, adm gosterirni onun dismdadir. Ancak cumle dogru ise, yarn resmetmisse,
0 0,

resmettigi

sey-durumunu

dogru olarak gosterir. De-

zaman npki

da ad gibi

gorur, sey-durumunu

mek ki dogru cumlede "anlam" tle "gosterim" ortusmustur.

Baska bir deyisle

dogru cumlede cumlentn kendisinde olan anlam, tipki yinead-obje baglammda oldugu gibi, cumlenin dismdaki sey-dururnunu gosterir, Ad icin dogru-yanhs aynrm yoktur. "Yanh§ ad" sacmadir. Elbette cumle de sey-durumu dismdadir, Ama resmin (anlamm) yanhs resim de olabilmestnden
Cogito, sayi: 33, 2002

dolayi boy-

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

149

le bir ayrima gerek duyulmustur,

Nas.I1ki, dunyanm tozu olan sey (obje), yalicinde bulunuyordu ise, dunya lie dil ara-

mz basma degil, ancak sey-durumu

smda tam bir karsihkhhk, tam bir uyurn olduguna inanan Wittgenstein, aym sekilde dilin tozu olan adm da ancak cumle icinde bir seyi gosterecegini soyler: "Ad cumlede objeyi temsil eder. [...] Bir ad ancak cumle bagmnsmda gosterirne sahiptir."48 Buna gore, ornegin "Aristoteles" admm tek basma bir gosterimi olmayacaktrr, Ama "Metafizik adh kitabm yazan kimdir?" diye soruldugunda, verilen "Aristoteles!" yamtmm bir gosterimi vardir. Fakat bu, Wittgenstein'a yoneltilen hakh bir elestiri degildir. Cunku unlem (!) isaretiyle verdigirniz bu "Aristoteles!" yaruti artik tek basma bir cumledir. Burada, yukandahl cumle-ad ortusmesine benzer, cumle yonunden degil, arna ad yonunden bir ad-cumle ortusmesi soz konusudur. Wittgenstein'da adla btrlikte amlmasi gereken bir kavram da "Isaret''ttr. Ad bir bakrma isarettir. da ad gibi tarnmlarnr: "Yalmz, kendi basma btr g6sterime sahip hicbir isaret yoktur."49 Ama her ad Isaret degildir. Isaret, ornegin mantik-matematikte gunda, bir ad olarak gorulemez. Cunku mantik-matematlk isaret etmez, onlar salt bicimdtrler. madir, 0, ancak bir seyi g6stermekle
0

soz konusu olduIsaretlen blr seye

Allin ise salt bicirn olmasi dupeduz sacseyin adi olarak ad olur. Bu yuzden

Wittgenstein, cumledeki dusuncenin nesnesine karsihk gelen cumle-isaretinin 6gelerine "yahn isaret" der ve bunlan "ad" diye adlandmr.50 Isaretin ad olabilmesi Icin onun bir seyi gostermesi, bir seye karsihk olrnasi gerekir. Wittgenstein, "Yahn isaretlerin cumle-isareti iclndeki btcimlemestne, sey-durumu icindeki seylerin bicimlemest karsihk gelir."51 diyerek, dil-dunya uygunlugu dusuncesint bir kez de Isaret acismdan dile getirir. 2.3 "Felsefe bir ogreti degil, bir etkenIiktir."52
Iir, Felsefenin

Wittgenstein'm feIsefeyi tammlamasi, onun bu iinlii cumlesmde dile geamaci, dusuncelerm, btlgilerin mantiksal aydmlanmasidrr, resmi olmasi gerekir. Boyle bir resim olmabulunur, felseolusur, Felacik

Ama bu bilginin de sey-dururnu fe kitaplarinda

yan bir cumle hicbtr bilgi vermez. Bilgi de bilim kitaplannda sefenin sonucu, 'felsefi cumleler' degil, ama cumlelerin sidir, Felsefe, baska ti.irlii sanki bulamk ve karanhk kilmah ve kesln olarak simrlamahdrr.t=

degil. "Bir felsefe yapm esasmda aciklarnalardan

anlasihr hale gelrneolan dusunceleri

Bilgi edirune ugrasmi tumuyle bili-

me veren Wittgenstein'm felsefeyi herhangi bir turden de olsa bilgi veren, bir sey ogreten bir caba olarak gormesi sacma olurdu. Felsefe ne bir dogabiCogito, sayi: 33, 2002

50

Orner Naci Soykan

lirni ne psikoloji ne de herhangi bir bilimdir. Felsefenin bilimler karsisindaki yeri, onlann anlamda her biri icin aymdir: aciklama etkinligi, Boylece felsefe bir bilimde bulur. Cunku felsefenin var olmasindan bilimin var olmasi gerekir. Bir yandan da felsefe varhk nedenini

once onun aydmlatacagi

usttmde durdugu bu kaynaga, yani bilime yararh olur. C;;:unkli0, olmasaydi, bilimin dusunceleri "bulamk ve karanhk" olacakti. Dogrusu bu tarz bir felsefe anlayisi, P. Winch'in de belirttig;i54 gibi felsefeyi ancak yararh bir parazit durumuna sokar gorunmektedir, halde soruyoruz: Felsefenin isinin bilgi vermek, dusunce uretmek 01mayrp, verilmls dusunceleri cozumleyerek aciklamak olarak belirlenmesi, felsefenin alarum daraltmis olmaz rm? Bu durum, felsefenin bir seyden el cekmesi demek olduguna gore, etkinliginden bir sey yitirmis olmuyor mu? Wittgenstein1a birlikte "cozumleylci felsefe" den yana olanlar, buna "hayir" diyor: tersine, boylece felsefe, butun bilgi-dusunce alanlannda
i§ goren bir

ust-etkinlik olur, alam daralmak bir yana genisler. Bize gore, burada felsefeye tum bilgi alanlarma uzanma olanagi saglanmakla belki bir "alan daralmasi" degil, ama bilgi tammmdan aciktir. Ozellikle bu atlamlan, kaynaklanan bir "alan atlamasi" oldugu yitirilen ulke, felsefenin, philo-sophia (bilgebu eksikligi gormus ve onu ahlaketktnltgi anlarnmda bir metaethik

lik sevgtsij'nm oz yurdu ise: ahlak (ve estetik), pratik felsefe. Gerci Wittgenstein'dan sonra, onun izinden yuruyenler, sal kavram ve yargilar ustune aciklama

(ust-ahlak) ile kapatmak Istemlslerdir.S> Ancak bu cabalarm geleneksel anlamda ethik'in (ve dogalhkla estetik'in) yerini aldigi soylenemez, Eger bilgi, bizim disrrmzdaki, dogadaki nesnelerin ya da nesne durumlarinm betimlemesi olarak anlasihrsa, elbette bu i§i felsefe, her bin kendi alamnda cesltlt alt-dallara aynlrms, kendilerine ozgii yontem, teknik ve araclara sahip uzman bilimlerden daha iyi yapabilecek degildir. Onlann yapamadigmi felsefe mi yapacak ki burada felsefeye bir yer bulunsunl Ama unutulmamahdir ki, analitik felsefeyi hakh gibi gosteren bu durum, onun bilgi tammmdan kaynaklanmaktadrr, Ve bu bilgi anlayisi, Locke'a, Hume'a kadar resrni diye tammlarken,
0,

gider.56

Wittgenstein bilgiyi sey-durumlarimn

Hume nesneleomegin dooldu-

rin zihtndekt birebir kopyalan olarak goruyordu, Ve buna gore lunmadigmi one suruyor ve bu gibi kavramlarm

gada olmayan "zorunlu bagmn" gibi bir seyin zihinde de bir yansismm buzihnin bir uydurmasi gunu soyluyordu. Gerci Wittgenstein, bu tartismaya girmez. Ama bilgi, ister

onunki gibi bir resim, ister Hume'unki gibi zihindeki bir kopya He smirlansm
Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felseiesi: TemeZ Kavram ve Sorunlar

51

vanlacak sonuc ayrndir: resim oimayam bilginin disma atrnak. Ama eger "zorunlu baglanti" gibi kavramlar, Kant'm dedigi gibi zihnin uydurma1an degil, tersine bilgiyi, deneyi olanakh kilan zihindeki a priori formlar ise, onlarm bilgisini kim verecek? Elbette tek tek uzman bilimler degil: Ote yandan eylemlerimiz ve sanatsal yaratmalarmnzla ilgili kavram ve yargrlarnmzda kendi koyUsnesnel dugumuz degerler var diye onlan bilmeyi neden kendimize yasaklayahml telik bu kavram ve yargilar, yalmzca degerlerden (toplurnsal-kulturel) olusmaz, onlarda

olcutler olarak normlar da vardir, Nesnel olan, ya1mzca

dogal olan rrndirl (Bu tarz bir analitik felsefe elestirisini daha kapsamh olarak burada surdurmentn anlarm yok. Biz yine Wittgenstein'a donelim.) Oteden beri temel bir felsefe disiplini olarak bilinen bilgikuranum da Wittgenstein, psikoloji felsefesi olarak niteler. 0, bu amacla, filozoflann yapageldikleri, dusunce sureclerinin incelenmesi yerine, dilin, dilsel isaretlertn incelenmesini oneriyor, Sanmrn, Wittgenstein burada J.S.Mill'i goz onunde bulundurmaktadir. MilI'e gore, bilinc olaylanrn arasnran psikoloji tiim felsefenin temelidir, Dolayisiyla bilinc olaylarmi, Wittgenstein'm deyisiyle "dusunce surecleri''ni arastiran psikoloji felsefesi (btlgikurami), kendi yerini dusuncelerin ortaya kondugu dilsel Isaretlerin acik kihnmasi etkinligine birakmahdir, Bu etkinlik de dilsel Isaretlerin, ca bir aydmlatilmasrdir, Wittgenstein'm "monizm" izm1eri elestirmesi (btrciltk), genellikle soylendikte dtlin mantik"dualizm" (Ikiciltk) gibi felsefi "... mantikta hicbir

Ilglnctir; dogrusu biraz da tuhaftir:

yetkin say! yoktur ve bundan dolayi hicbir felsefi monizm veya dualizm vb. yoktur. (...) Hicbir yetkin sayi yoktur."57 Bir filozof, bir (rnonos-birtcik) veya iki (duo) sayisim diger sayilar karsismda tek bir ilkeye indirgeyen bir monizrne, tam, yetkin, kusursuz gordugu Her seyi icin mi onun felsefesine "monizrn" veya "dualizm" adi verilmistir?

ornegin yalmzca madde tozunu ka-

bul eden materyalizme, bundan dolayi 0, bir sayisim yetkin sayi oIarak goruyor diyebilir miyiz? Belki oyle bir monizm ya da dualizm, aym zamanda, omegin Pythagoras'ci risi kabul edilebilirdi. bir say! rnistisizmi ise, Ama tum "monlzrn",
0

zaman Wittgenstein'm

elestibir

"dualizm" ve benzerlerinin

say! mistislzmi oldugunu soylemek olasi degildir. Felsefede metafizik cumleler ortaya koymamahdrr, yazilnus cogu cumle ve sorulan" cumleler, dogru olmadiklari Wittgenstein "Felsefi seyler ustune sacma bulur.58 Bu metafizik cumle kavrayismi
Cogito, sap: 33, 2002

gibi yanhs da degillerdrr. Felsefe hemen hemen

tumuyle bunlar1a kaphdrr, Hem genellikle Wittgenstein'm

52

OrnerNaci Soykan

biitiin olarak ortaya koyma Ihtiyaciyla hem de ozellikle burada son bir tur olarak karsnmza cikan metafizik cumleleri, bu butun icinde daha iyi gorebilecegimiz dusuncesiyle, onun cumle turleri snnflamasmi soylece siralamak istiyoruz: 1) Dunya ile Ilgili cumleler, Bunlar, dunyaya iliskin sey-durumunu, diinyada oldugu one surulen bir seyi yansrtan, resmeden onermelerdir. Wittgenstein'm asil "cumle" dedigi bunlardrr, Bunlan genellikle olaysal ya da nesnel onermeler diye niteleyebiltriz, metredir," cumlesi boyle bir onermedir. Ornegin, "Bu masanm uzunlugu iki Bu onerme dogru veya yanhs olabi-

lir. Ama 0, dogru da olsa, yanhs da olsa anlamh bir onermedir. "lnce Merned'is: yazan Aziz Nesin'dir," cumlesi. anlamh ama yanhs bir cumledir. Bu cumlelerin dogruluklarmi, onlann kendileri bize vermez. Bunun icin ilgilt sey-durumuna bakmak, deneye basvurmak gerekir. Bu nedenle onlar icin "zorunlu dogru" denemez. 2) Mannksal-matematiksel cumleler: Dogruluklan ve yanhshklan kendilerinden cikan onermelerdtr. Ornegin, 1. "Yagmur yagiyor veya yagmiyor," it "Yagmur yagiyor ve yagmiyor," iii. "2+2=4". Bunlar bir §ey soylemezler: sozde cumledirler. mak Icin onlardan ornek.), matematikte
Icin soz konusudur.

Onlarm dogru olup olmadigmi anlakendileri

baska bir seye bakmayiz. Bunu bize onlann "esitlik" dentr, Zorunluluk,

soyler. Bunlara mantikta

"totoloji" (yineleme) ve "celisme" (Sirasiyla ilk ikl ancak bu tiir onermeler yoktur; cunku on-

Bunlar bir §ey soylemezler, anlamlan

lar bir sey-durumunu resmetmezler. Ama onlar sacma degildtrler. 3) Olasihk cumleleri: Bunlar, ne (1) gibi sey-durumu resimleridir ne de (2) gibi bir sey soylemeyen cumlelerdir, munu resmetmez. Olasihk cumleleri tahminlerdir, basvurulan Ornegin, "Yagolasihk cumlemur yagmasi olasihgi 0/040't1r,"cumlesi, yagmur yagmasi gibi bir sey-duruAncak kesinlik yoksunlugunda si, bir olayi betimlemez, ama onun meydana gelme kosullan hakkmda kesin

oimayan bilgi verir. 4) Billm yasalanm dile getiren ctimleler: Bu cumleler, (1) turunden olan bilirnin cumlelerinln olanakh bicimleri olarak ifade edilebilirler, Onlar, bicirn olmalan bakimmdan mantiksal, olagan cumlelerle thskileri olmalan bakimmdan da bir olcude olgusal karakterlidirler, Ama onlari, bihm cumleleri

ile kansnrmamah.

Ornegm fizikte eylemsizlik: ilkesinin

Ifadesi boyle bir cumledir. 5) Metafizik cumleler: Bu tur cumleler varhk uzerinde, evrenin, dunyanm tumu uzerinde bilgi vermek iddiasmdadirlar. Metafizik cumleler, hem evreni tumuyle dile getirmek hem de evren hakkmda amptrik olmayan, zorunlu, kesin, degismez bilgiler vermek istiyor, Ornegin "Dunya ozunde kotudur." boyle bir cumledir, Bu cumle sanki sentetik a priCogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

53

ori bir cilmle olarak karsmuza

cikiyor, Sentetiktir; 9ilnkil dunya hakkmdadir, A priort'tux; cunku dogrulugunu tamtlayacak kendi dismda hicbir dayaihtiyac gostermeksizin zorunlu dogru oldugu inancmdadir; cilmleler

naga, kamta

sanki mantik cumlesi gibi. Demek ki metafizik cumleler, mantiksal

He dunyaya tliskin cumlelerin bir kanstmlmasmdan meydana gelmislerdir, Onlann dogruluklari da hicbir sekilde denetlenemez. Onlar ne dogru ne yanhs olabilen ne de anlamh cilmlelerdir. nedenle on1ar soylenmemelidirler, ne oldugunu On1ar anlamsiz, sacmadirlar, Bu ortaya konulmarnahdrrlar. Biz, evrenin

bilemeyiz. (Evrenin nasil oldugunu bilimler soyler.) Dilimizin

smirlari buna yetmez. Bunun Icin bu konuda susmahyrz, Burada Wittgenstein'a sormak istedigimiz soru sudur: Senin bu Tractatus'unun kendisi ne kitabidtr? Ondaki cumleler, yukanda siraladigmnz turlerin hangisine girer? Wittgenstein'm buna yanrti "Hicbirine!" olurdu, Oyleyse sorumuzu surdurelim: Bizim bes tilrde topladigimiz cilmlelerden baska bir altmcisi daha rm var? Bu sorunun yamti da "Hayir!" olurdu. Bize gore Wittgenstein icin ahnyazisi olan paradoks buradadir, 0, bu paradoksu asmak icin soyle bir egretilemeye basvurur: "Benirn cilmlelerim su yolla aciklar ki, beni anlayan, bu cilmleler sayesinde -onlann uzenndebu cumleleri asip yukan cikngmda, sonunda on1an anlamsiz diye bilir. (0, onlarm ilstilne ciknktan sonra, deyim yerindeyse, merdiveni firlatip atmasi gerekir.) Onun bu cumleleri asmasi gerekir, bundan sonra
0

dunyayi dogru gorilr."59 Demek ki Tractatus, felsefe (?) yap-

mak -dogrusu: mantik ve bilim yapmak icin ve metafizik yapmamak icin bir el kitabr, bir lo.lavuz ve deyim yerindeyse bir "amentu" olarak goruluyor, Yine de sorumuzun yarutmi aldigirmzi soyleyemiyoruz. Wittgenstein'm merdivenlnden cikanlar, kuskusuz boyle dusunmezler, Ama unutulmasm: 0, kendi merdiveninden plop, merdiveni firlatip atmadi, Gerc;i bunu bir sure denedi. Sorunlanrun son cozumune vardigma inandi, Orda burda birkac ph felsefesiz (?) gecirdi. Tractatus mercliveninden cikmak, felsefeye elveda demektir. 2.4 "Ne iistiine konusularmyorsa,
0

konuda susmah."60 sacmaWittgenstein'a gore ftlozof, bu duisteyen onernbuyuk

Tractatus bu cilmleyle biter. Bunun anlami sudur: Susmazsamz, layacaksmiz, yani metafizik yapacaksrmz, rumda "mistik" olmak zorundadir. Wittgenstein, siz oldugunu zaman susan kisidir, Metafizik cumlelerin soylemiyor; tersine bun1ann

Mistiks), bazi seyleri dile getrremeyecegi felsefeden cikarrlmasmi yasamimiz bakimmdan

onlann demek Istedigi seylertn, yani mistik duygulann

Cogito, sayi: 33, 2002

54

Orner Naci Soykan

onemde oldugunu belirtiyor, Orne gin dunyanm var olmasi, dunyamn bakisla simrlanrms butun olarak gorusu, simrlanrrus butun duygusu mistik bir §eydir.62 "Metafizik ozne", dunyarnn etik, estetik gibi konular bu cercevededir.
S11

ebedi

olarak dunya

(yasamm) anlami, onla-

Bu tur seyler dile gelmez, yani naAma Wittgenstein,

olduk1an soylenmez, onlar ustune konusulmaz.


0

nn varhgmi yadsimiyor, dir. Bu, kendini gosterir;

tersine soyle diyor: "Kuskusuz dile gelmez sey varmistik 01andlr."63 Belli bir pozitivist tutumu serWrttgenstein'im diger anti-metafizikcilerden,

giledigi, bu birinci donemin

pozftrvistlerden ayiran bashca bir nokta buradadrr. Yalmzca soylenebtltr olam soylemek, bizi tatmin etmeyebilir. Cogu zaman da etmez. Bu tatmin olmayis duygusundan Wittgenstein burada susmak gerektigint soyler. asla kurtulmus degtldir. Ama 0, yine de

3. ikinci Donem Wittgenstein, Tractatus'ix bitirdiginde, Bu yuzden


0,

felsefede de isinin bttigine inanisanan biri icin bu dogaldi.

yordu. Turn dunyayi mantigm icine oturttugunu ugrasir. Gerci


0,

bir sure ilkokul ogretmenligi, mimarlik, bahcrvanhk gibi islerle artik felsefe yapmak niyetinde degildir, Ama bu ara donemZaten istese bile kalamazdi. Bir arkadaslan, bir yandan Viyana Cevresi ftlozoflan, onu

de de hicbir zaman felsefesiz kalmanusti. yandan Ingiltere'deki

"rahat" birakmiyordu. Bu dl§ nedenler bir yana, bir ftlozof, hem de felsefede bir devrim yapmis bir filozof, hayatmm en verimli zamamnda felsefeyi birakamazdi. Biz bu nedenle bu ara donerni, Turkcenin deyisiyle "kar toplama" zamam diye adlandmyoruz: ikinci "yagis" ya da "devrim" icin kann toplankendine yeni bir yol acmahydi. masi zamam. 0 yeniden fe1sefe yapacaksa,

Biraktigr yerden baslayamazdi, Cunku Tractatus1a fe1sefedeki isim bitirmis olrnasi bir yana, Tractatus gelistirilecek, ileriye goturulecek bir kitap degildi: tersine 0, basi sonu bagh, kendi simrlarim kendisi cizmis, disariya acik uc birakmayan bir yaprtti. Wittgenstein'm kendine acacagi yeni yol, onceki gibi oklar ve Ievhalarla youstunde yuruyecek olana, soz misali, trafik lambalan,

nunu gosteren bir asfalt yol, bir otoban degil, tersine bir keciyolu, bir dag yolu, bir orman yolu, belki de cagdasi ve dildasr Heidegger'in deyisiyle bir tur "Holzweg"64 olacakti. Her iki yolu Wittgenstein, ki aykmhk,
0

slrndi soyle karsilastmr: gorulduydu ki ba-

"Gercek dili ne denli kesin olarak incelersek, onunla istedigimiz §ey arasrndadenli guclu oluyor. (Mantigm kristalsafhgi,
0

na kar ermedi: ama

bir istekti.) Aykmhk dayamlmaz oluyor; demek ki istek

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavrarn ve Sorunlar

55

bos bir sey olmaya aday. Donrnus kiragi ustunde, surtunmenin de ogut vermistik; yani kosullar belli anlamda ideal oldugundan,

olmadigr yerama tam da

bundan dolayi yuruyerniyoruz. Yururnek istiyoruz, oyleyse bir siirtiinme gerek. Puturlu zemine done1imt"65 Putiirlii zemin, yani binbir turlu girdisi ciktisiyla olagan dilt Ve gercek dunyaya donus! 3.1 "Bir sozcugun anlanu, onun dildeki kullamnudlr."66 Bu cumlede dtle gelen anlam anlayisi, Wittgenstein'm Ikinci donem dusuncelenndeki kokten degisimin bashca bir belirtisidir. 0, bu Ise Tractatus't»ki bir yanhsim duzeltrnekle baslar. Orada ad, adm gosterimi (anlarm), onun gerceklikteki karsihgi olan nesne idi. Bu durumda nesne yok olunca an1amm da yok olmasi gerekecek. Ornegin, Sokrates oldugunde, "Sokrates" admm da hicbtr anlarrn kalmayacak. Oysa adm gerceklikte karsihgi oldugu sey, adm gosterimi (anlarrn) degil, tasiyicisidir. Adin tasiyicisi yok olabilir, ama ad anlammi yitirmez. Tersini dusunmeyi Wittgenstein, simdi bir "ruh hastahgi" olarak gorur: "Oyle bir ruh hastahgi dusunulebilirdi ki, bu hastahga yakalanan biri, adlan yalmzca onlann tasiyicisi ortada oldugunda kullanabilir ve anlayabilir olsun."67 Bu durumda ad He tasiyicisi arasmda sanki bir skim gerilmistiro Nesne yok olunca ad da boslukta kahr, anlamsiz, gosterimsiz olur. Gerct adm gosteriminin aciklanmasi istendigi bazi durumlarda, rilir. Ama bu ya1mzca bazr durumlarda, da oldugu durumlarda onun nesnesi gosteyani ancak nesnenin var oldugu, orta-

yapilan bir aciklama tarzidir; her durumda gecerli de-

gildir, Bu yuzden gosterim (anlam) ile nesne, yani tasiyici ozdeslestirilemez. Sozcugun (adm) gosterimi ile tasryicisi arasmdaki ayrnru gorrnenin felsefe bakirnmdan onemi suradadir: Filozoflar, omegin "Zaman nedir?", "Yasarn nedir?", "Bilgi nedir?", "Dogruluk nedir?" gibi sorular sorduklannda, sanki bu sozcuklerin. tipki tasiyicilan olan adlar gibi bir seyi, bir nesnesi olduklanm samyorlar, Boylece onlar, sozcugun gosterdigi, sozcukte ickin olarak bulunduguna inandrklan
0

seyin,

ozun izini bulmaya cabahyorlar.

Adm anlanumn ayn tutul-

onun tasryicrsr oldugu yanhsma dusulmeseydi, ne aramazlardi ve bu sorulan sorrnazlardi.

bu ikisi birbirinden

saydi, bu filozoflar sozcuklerine birer oz, yani onlann gosterdikleri birer nesSozcuklerin anlarm, onlann kullarnrm olduguna gore, anlarn kullamrn orneklerine bakilarak incelenrnelidtr. Bir sozn anlamak, onun nasil kullamldigmi bilmek, onu uygulayabilmek demektir. Bu da sozcugu kurala uygun kullanmaktir. Bir cumlede bir sozcugun yerini, gosterimi aym olan baska bir sozcuk alabilir. Demek ki cumlede
Cogito, sayi: 33, 2002

56

Orner Naci Soykan

sozcuk tern blr yer sabitlestirilmis


rulur, anlam da cumlentn onu bir el kol hareketine dip gelmeler, anlamamn

olur. Ctimlenin kendisi bir alet olarak go-

(aletin) islevi olur. Bir cumleyi anlamak, bazen (jeste) cevirmekle olur, bazen de tersine, bir el kol Sozlerden jestlere, jestlerden sozlere bu gibaska bir sey ozdeslestmlmevuku buldugu yasam bicimlerinden

hareketi cumleye donusturulur.

degildir. Sozun, cumlenin ve jestin kullamrru ile anlammm

si, ok cizgisi ve benzeri anlamli sozel olmayan isaretler icin de gecerlidir. Fakat aym sey, ornegm, firtmamn patlayacagmi gosteren siyah bulutlar gibi dogal belirtiler icin soz konusu degildir. Wittgenstein, hicbir toplumsal-kulturel uzlasrma dayanmayan bu tur dogal "isaret'Teri, "anlam-kullamm" kavrami dismda tutar. Ister sozel olsun, ister ornegm trafik isaretleri gibi renk, cizgi ve resimle -olsun, ister jestlerle olsun, kullamm, dolayisiyla anlasma daima kulturel uzlasima dayamr, Bu dilsel-kulturel uzlasrma katilmaksizm, sozler anlasilamadigt gibi belirtilen diger ogelerle de hicbir anlasma olmaz. "Cince cumleleri nasil anlarruyorsak, Cinltlertn el kol hareketlerini de oyle anlamaYlZ."68 Kulturel uzlasim yasam ortakhgiyla saglanrr. Dilin konusulmasi, bir yasama biciminin bir bolumudur. yamr ve "dil oyunlan" kisi bakimmdan "Ve bir dil tasavvur etmek, bir yasama bicimi tasavvur etmek demektir."69 Yasama bicimleri, uzlasima daHe dile gelir, A§agIda ele alacagrmiz, bu "dil oyunu" bu ikinci donem felsefesi icin hem de onun etkavrami, hem Wittgenstein'm

buyuk onemi olan bir kavramdrr,

3.2 "Dil, yollarm bir labirentidir."70 Wittgenstein, her iki doneminde de butun felsefeyi bir anlamda dil felsefesi olarak anlar, Filozof neyi arayacaksa, bu, dille ve dilde olacaktir. Bu dil, ister birinci donemde oldugu gibi mantiksal bir ideal dilolsun, olagan gunluk dil olsun. 0 halde burada Wittgensteiria ru yoneltmek, dogru gibi gorunuyor. Ama
0,

ister simdiki gibi

"Dil nedir?" gibi bir so-

boyle bir soru sormanm her za-

man icin gecerli olacak bir yarnt bekledigi karnsmdadrr, Bu yarnt da gelecekteki her deneyden bagimsiz olacaktir."! Bu da dile iliskin yapilacak her yeni belirlerneyi goz arm edecektir. Oysa boyle olmayacak bir seym ardmda olmaktans a, karsmuzda duran seyin kendisine, yani dile, dil-oyunlanna bakahm: ontu-

larda gorduklerimizi bir bir not edelim. Boylece dilin "yevmiye defterlerini"

tahm. Ve bununla yetinelim. Ama bu bolumun basligi yapngimiz, Wittgenstein'm sow dilin bir tamrrn degil midir? Hayrr, Cunku 0 yalmzca bir egretileme. Dilin karmasik bir yapida oldugunu soyluyor, ama buyapryi aciklarmyor.
Cogito, sap: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

57

Wittgenstein,

Felsefi Arastirmalar'iue arum soylediglnde,

Augustinus'tan

yaptigi bir almtiyla tekrar

baslar, Burada Augustinus, cocuklugunda kin1er bir nesnenin

dili nasil ogrendigmi anlatrr: Yetisbu sirada onu gostermelerini

tekrar izleyen ya da turlu rnimik ve jestler esligmde yetiskinlerin cikardiklan sesleri tekrar tekrar isiten cocuk Augustinus, hangi sozcuklenn hangi nesneleri gosterdigini kavrarnayi ogreniyordu. degildir, Bu betimlemede sozcugun Wittgenstein'a gore Augustinus buarnac, cocukta sozcutasanrada bir anlasma dizgesini betimliyor; ama dil dedigimtz seyin tumu bu dizge 6gretilmesindeki gun bir tasanmmm olusturulmasidir. Ama ornegin, say! sozcuklerinin

rru nasil olusturulacaktir? Sayi, sayma pratigi yaptmlarak cocuga ogretilir. Bu bir oyundur. Cocuk bu oyunda, Augustinus'un dedigi gibi yalmz bir izleyici degildir: tersine 0 da oyuna katihr, Ve bunu 0, pratikle basarir. Augustinus'un ornegine karsi Wittgenstein, tastamam ilkel bir dil olarak §U ornegi verir: Bu dil, bir yapi ustasi ile ciragmm anlasrnasma yarayan btr dil olsun. Usta, "Tuglal", "Doseme tasil" diye seslendiginde, cirak bunlarla neyin kastedildigfni ogrendigi nesneleri ustaya verir, Cirak bu dil oyununu, oyuna katila katila ogrenir. Bu nedenle Wittgenstein, buna "dil kullamrm pratigi", Augustinus ornegindekine Bu sonuncusunda de "dil ogretiml" veya "sozcuklertn gosterici ogretimi" der, cocuga nesnelerin adi ogretiliyordu. Kuskusuz bu da bir dtgeri bun1ara gore dil

dil oyunudur. Burada ogrenen nesneleri adlandmr, Ama diger ornekte, yam "Dil kullamnu pratigmde, bir kesim sozciikleri haykmr, davramr."72 Cocuk anadilini bu tarz dil oyun1anyla ogrenir. Wittgenstein ile dilin ie; ice gectigi etkenliklerin butununu "dil oyunu" diye adlandmr.Y' Bir dil oyunu, bir sira dilsel deyirnden olusur ve cogunlukla

bunlara ey-

lemler eslik eder. Tek sozcukle, eger 0 bir buyruk degilse ve ona bir eylem eslik etmiyorsa, bir dil oyunu olrnaz. Yasanan bir olaym anlatilmasi, bir masal anlatmak, bir kitap okumak, bir odayi, duzenlenmis bir yeri betimlemek, ister omegin bir askeri egitimde olsun, ister ornegin ogretmenin cocuga matematik ahsnrmasi yaptrrmasi gib! bir durumda olsun buyruk vermek ve buyrugu yerine getirmek, ukra an1atmak, toplumsal uzlasima dayanan anlamh el kol hareketleri yapmak veya bunu sekillerle cizerek gostermek, "tIP", "yag satarrm-bal satarim" gibi cocuk oyun1an, bric gibi iskambil oyunlan ve benzeri seyler, dil oyunlarina ornektirler. Dil oyun1an icin Wittgenstein'm model oIarak aldlgl oyun, satranc oyunudur. Dil oyunlari, dili olusturan, onun yapici ogeleri degildir. Wittgenstein parcalan olaacikca soyluyor: "Ama biz dil oyunlanru 'dil'in bir butnnunun

Cogito, sayi: 33, 2002

58

Orner Naci Soykan

rak degil, tersine kendi icinde kapah anlasrna dizgelert olarak, basit, Ilkel diller olarak gorliyoruz."74 Diller dizgelerdir. dillerin uyelertdtr. Dogal dillere benzeterek bizim kat ettigimiz dizgeler de dildir. Bir cumle bir dilin bir cumlesidir. Cumleler Arna "Yalrnz basma duran hicbir cumle yoktur. Cunku Bir oyun pozisyode ait oldugu dizBunun gibicumle 'cumle' dedigtm sey, bir dildeki bir oyun pozisyonudur."75 nu, ancak oyun icmde bir pozisyondur. ge icinde ancak cumle olur. Dil, ureyen, canh bir sey gibidir. Gerek salt oyunlarda, gerek dil oyunlannda cesitli tarzlarda akrabahklar vardir, "Bir dil oyunu, bir baskasmm bir bolurnune benzer."76 Bu akrabahklan Wittgenstein "aile benzerlikleri" diye adlandmr, Bu oyunlara bakildigmda, onlarda gorulen akrabahk ozellikleri, ozdes degil, yani bir ozellik bir oyunda nasilsa, digerinde de aynen oyle .degil, fakat benzerdir: "Ornegin, tavla-dama-satranc oyunlanna, onlardaki cesitlt akrabahklara bak. Simdi kaglt oyunlanna gee: Burada ilk smiftakilerin her birine karsihk olacak pek coklanrn bulursun, ama pek cok ortak cizgi kaybolur, baska cizgiler ortaya cikar, (...) Ve
0

halde bu bakism sonucu soyle olur: Biz, birbirine gecen Na-

ve birbiriyle caprasiklasan benzerliklerin karmasik bir agmi goruyoruz.'?? cesitli benzerlikler, birbirlerine

s11ki, bir ailenin bireyleri arasmda, boy bos, yuz cizgileri, goz rengi, mizac vb. sirayet eder ve melezlesirse, benzeri durum oyunlarda da gorulur, Dil oyunlan, daima uretilebilir, cogalnlabilir. Wlttgensteln, biz esasmda yalmzca bir dile sahibiz der; bu da oldum olaSl yetkin duzende olan, gunluk dildir_78 Yeter ki biz, bu dili onun dilbtlgisine uygun bicimde kullanahm. Birinci donemde, dilin mantiksal cozumlemesinin bizi felsefede yanhstan esirgeyecegine inamhyordu, Simdi ise aym inane bu kez, dilbilgisi kurallarma uymakla dile getirilir. Orada metafizik, soylenemez olam soylemekti, burada ise dilbilgisinin aydmhgmdan yoksun olandir, Hatta Wittgenstein, cumlenin mantiksal cozumlemesi ile onun dilbilgisi bakirrnndan aydmlatilmasmm dllbilgisi alrrustir. Wittgenstein, bin bolum bashklanndan aym sey oldugunu soyler. Simdi manngm yerini ayrilmis bir kitaba benzetir; kita-

"dilbilgisi"ni bolumlere

bazilarim soyle siralar: "<Renk>, -cses>, -csayi» vb.

gibi sozcukler, bizim <dilbilgisic-mizin bolurn bashklannda gorunebilir. On1ar bolumlerin Icinde bulunmamahdir, ama orada yapi ortaya konur."79 brnegin, cocuk mavinin, kirrmzmm ... birer renk oldugunu ogrendiginde ler hakkmda yeni bir sey ogrenmi§ olmaz, ama ri var.» gibi cumlelerdeki
Cogito, sayi: 33, 2002
0,

renk-

"<Bu resmin guzel renkle-

bir degiskenin

anlammi ogrenir."80 Dilbilgisi ba-

wutgenstein

Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

59

zen eksik birakilnus

bir cumlenin

anlasilmasrm da saglayabilir.

Bu durum-

da eksik cumle, kisaltilrms bir cumle olarak gorulur. Boyle bir cumlenm bos birakrlan yerleri, cumle yapisma Iliskin olmarnalrdir. bilglsi bakimmdan eksik olur, artik cumle olmaz. Wittgensteln, dilbilgisinin dilbilgisi de sozcuklerin kullamrm 0 takdirde, cumle diloyunla olan

dille iliskisini oyun kuraIlarmm betimler.

Iliskisi gibi gorur, Bir oyunun kurallan, oyunu betimler. Buna kosut olarak dildeki kullammim Bir sozcugun dildeki dilbilgisindeki onun anlarmdir. Baska bir deyisle, "bir sozcugun

yeri onun anlamldlr."81 Buna gore, nasil ki oyun, kuralma gore oynanmahysa, sozcuk de dilbilgisf kurahna gore dilde kullarnlmahdir. Dogru yerde kullarulmayan bir soz, yani dilbilgtsindekt yerinde olmayan bir soz yanhstir. Bu yanhsm felsefedeki adr metafiziktir. Wittgenstetn'a gore filozoflar, bu yanhsi sik yaparlar: "Filozoflar, 'bilgi', 'varhk', 'nesne', 'Ben', 'cumle', 'ad' gibi bir sozcugu kullandiklarmda ve seyin

ozunu

kavramaya

cahstiklannda,

dairna

su sorulmahdir: Ama bu sozcuk, onun anayurdu oldugu dilde gercekten hie; boyle kullarnlir mi? Biz, sozcukleri onlarm metafizik kullarurrundan yeniden her gunku kullammma geri getiriyoruz."82 Boylece bircok metafizik "sorunun da aslmda hicbtr sorun olmadigr gorulecekttr. btcimlerirniz, ve bilgikurammda veya fenornenolojide, Sozcuklerin anayurdu nesnesine hicbir isik diye gunluk dildir, "Bizirn tum konusma karrlmislardir yansitrnaksizm olagan fiziksel dilden 91-

kullamIsm diye degil."83 gore, biri "yuzey dilbilgisi", digeri "derin dilbilgisi'

Wlttgenstem'a

iki ayn dilbilgisi vardrr: "Bir sozcugun kullammmda bir 'yuzey dilbilglsi' bir 'derin dilbilgisi'nden aynlabilirdi."84 Ornegin "kastetmek" sozcugunun Turkce bir cumlede kurala uygun kullamrmm isrtir isitmez onu anlanm. Burada sozcuk, 'yuzey dilbilgisi' icindedir. Ama ben bu anlamamdan suphe edersem, neyin veya kimin kastedtldigini sorarsam, 0 zaman yuzey dilbilgiS1, beni derin dilbilgisine goturmus olur. Boyle bir dilbilgisi, Turkce gibi yalmzca belli bir dogal dil icin degil, fakat tum diller icin soz konusudur. tetmek" sozcugunun Wittgenstein, rru da beni bu tarz bir supheye ve dusunmeye dilbilgisinin belirleyici goturebilir. once"KasTurkceden baska bildigim herhangi bir dildeki kullanirolirnu en uc noktaya dek uzanr:

"Dilbilgisi hicbir gerceklige karst sorumlu degildir, Dilbilglsi kurallan, ltkle anlami belirlerler (onu kurarlar) rumlu degildirler ve kurallanna
0

ve bu nedenle hicbir anlama karst so-

bakimdan

keyfidirler."85 Baska bir deyisle, dilbilgisi

uygun oldugu icin biz bir cumleyi anlanz. Bu cumle bir gercekliCogito, sayi: 33, 2002

60

Orner Naci Soykan

gi dile getirmeyebllir,

Bu durum, cumleyi anlamarmza

engel degildir, Orneuy-

gin "Ahmet Necdet Sezer, Tirrkiye'nin krahdir," gibi dilbilgisi kurallarma

gun bir cumleyi anlanz; bunun icin onun gerceklige uymasi, Wittgenstein'm deyisiyle gerceklik karsrsmda sorumlu olmasi gerekmez, Wittgenstein, arnk bu doneminde dusunce Ile gerceklik arasmda da bir uyum gormez: tersine boyle bir seyt metafizik olarak niteler, 86 Dusunce He ya da dil-gercekltk arasmda bir uyum bagmnsi olmasa cia belli bir bagmtinm olmasi gerekir. Cunku aksi halde btlginin olanagi ortadan kalkar. Wittgenstein, bu bagmtiyi, bu kez ~oyle dile getirtr: "Dusunme ile gerceklik arasmdaki armoni, uyum yerine burada soyle denebiltrdi: Dusuncelerin resimselligi. (...) Cumlenin bir resim oldugunu, hangi anlamda soyleyebilirim? Bu konuda dusununce, sunu soylemek isterim:
0,

bir resim olmahdir. (...) CUmbelli karakteristik

le bir resimdir demek, 'cumle' sozcugunun

dilbilgisindeld

cizgtlerini ortaya cikanr, Dusunme tamamiyla, resimlertn isaretine benzerdir."87 Ancak bu resim, Tractatus'taki gibi, yalmzca dogru ve yanhs olabilen bir sey-durumu resmi degil, cesrtlt acilardan Izdusumun ne de Wittgenstein, yapilabilen bir izdusurmedir. goredir, Yinesneyle bagi ya da ortakhgi izdusurme yontemme

dil He gerceklik arasmda kurdugu bagm yalmzca bu yanmda, "bir mekanda olma" , da soz eder. gecer gider bir cumleyi ortaya etme" gibi bagmti tarzlanndan

tarzda oldugunu soylemez. Bu izdusurmenin "olcut olma" , "gosterme-eshk koymamiza

Ama hicbiri, gercekligtn tam bir resmini yapacagrrmz

yetmez. Cunku "Yasamm akisi veya dunyanm.akisi

ve bizirn cumlelertmiztn, deyim yerindeyse, ancak anda dogrulamasi yapihr."88 Bunun 19in de yasarru veya dunyayi durdurmak ve 0 anda onun bir resmini yapmak gerekir. Bu da kuskusuz olanaksizdir, Felsefede "tekbenci" (solipsist) diye adlandmlanfilozoflar, lanrmza, yasannlanmiza ihskm bilgilerimizi lar. Bu da "bir ozel dil" dir. Birinci doneminde kendi duyuminarurolan dile getirebilecegimize

bu filozoflar arasmda

Wittgenstein, simdi bu dusunceye bir ozel dilin olamayacagi saviyla karst 91kar. Kuskusuz 0, simdi de kendimlze ozel duyum ve yasannlanrmz oldugunu yadsrmaz. Ama bunlan ortaya koyacagmnz dil, kulturel uzlasima dayah ortak dildir, gunluk, olagan dildir. Baska bir dtlimiz yoktur. Bir sozcugun anlarm, onun kullanmu idi. Kullanim icin de kurallann olmasi gerekiyordu. Kurala uymak ise bir eylemdir. Bundan dolayi "kuralagizlice' uyulmaz."89 Ozel dtlin olmazligmm nedeni, kurala uymamn herkese acik olmasrdir, Wittgenstein, tekbenci filozofu sagduyu dusmam olarak gorur ve ona sagduyu ile karCogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

61

~l

konulamayacagmi

soyler: "Imdi eger tekbenci, yalmzca kendine ozgu ya-

santilanmn gercek oldugunu soylerse, 0 zaman ona su yaruti vermenin yaran yoktur: 'Bunu bize nicin soyluyorsun, eger sen bizim onu gercekten duyabilecegimize Inanrmyorsan?' Veya en azmdan ona bu yamti verdigimizde, onun guclugune yarut verdigimize inanamayiz. Bir felsefe sorununa hicbir sagduyu yamti yoktur."90 Tekbencinin yamlgisi, duyum Ile deyimin ozdesligi varsayirnma dayanrr, Bu sorun, asagida psikoloji felsefesinde incelenecektir. 3.3 "Hiiznii nerende duyuyorsun?"91 Wfttgenstein'm bu sozu, sanmm, onun psikoloji felsefesini ele alacagirmz bu bolum icin iyi bir bashknr. Burada psikoloji kavramlarirun, "dil oyunu" anlayisi cercevesinde dilsel cozumlemeleri yapihr. Dilbilgisel bir inceleme yapma ile felsefe yapmamn aym sey oldugu dusuncesi, psikoloji felsefesinde ve ozellikle, asagida ele alacagmuz matematik felsefesinde acikca ortaya konur, Psikoloji felsefesi, psikolojik kavramlarm dilbilgisel bir cozumlernestdir, Bu da "psikolojik kavrarnlarm soyagacnu" cikarmak demektir. Aym dilbilglsel cozumleme matematik icin de gecerlidir. Ikisi arasmdaki benzerlik, her iktsinin kavramlarmm soyagacr cikanlmasi ile kurulur.fPsikoloji, her bilim gibi nesnesi olan, nesnesi, bilen oznenin karsismda olan bir bilimdir. Psikolojiye iliskin cumlelerin de buna uygun olmasi gerecum(fenomenkir. Ornegin, "Ahmet goruyor," ctimlesi boyledir de "Ben goruyorum," lesi boyle degildir. Psikolojinin konusu olan psikolojik gorunusler

ler) , bir seyin gorunusu degildir; tersine onlann kendtleri bir seydir, Bu nedenle bu gorunuslerin arkasmda fiziksel seyler aramak ve fiziksel nesneler arasmda oldugu gibi psikolojik gorunusler arasmda da bir nedensellik bagi oldugunu kabul etmek, bir pstko-ftzik onyargisma goturur. Boylece bedenin yamnda bir ruh tozunun var oldugu kabul edilir.93 Kavramlarin soyagacinm nasil cikanlacagi konusunda Wittgenstein'm
§U

sozleri bize yardim eder: "Arka-plan, yasarrn isler kilan seydir, Ve bizim kavramrmiz bu isler kilandaki bir seyi gosterir. Ve arnk 'isler kilan sey' kavrami beltrsizlige neden olur. Cunku ancak surekli yinelemeyle bir isler-kilan-sey meydana cikar. Ve 'surekli yineleme' icin hicbir belirli baslangic yoktur."94 Burada birbirini izleyen ve birbiriyle akraba ti<;: kavram goruluyor, Soyagaci cikarilacak olan kavram "arka-plan" kavrarmdir, Boylece 0, acik kihnacaknr, Bu amacla ilkin "yasami Isler kilan sey" kavramma gidiliyor, buradan da "surekli yineleme"ye. Bundan daha geriye (basa) gidemiyoruz. Cunku "ymele-

Cogito, sayi: 33, 2002

62

Orner Naci Soykan

merun

surekli olmasi, onun ba§SIZ olmasi, arkasmda bir sey olmamasi kavramnmza gelmez. Aile soyagacmda

de-

mektir. Burada be1irsizlikle karsilasmamiz, miz anlamma Baslangica

acikhk getirmedigi-

da durum buna benzer degil midir?

vannca belirsizlik ortaya cikar ve burada durmak zorunda kahpsikolojik fenomenlerin cesitli bicimlerde betimlenmeleri,

mr. Ama boylece ailenin soyu sopu aciklanrms olur, Yasantilarm, onlann her btrmtn yalmzca bir tarz bir betimlemesi Psikolojik yasantilarm bashca bir turn duyumlardrr. oldugu savim curutur. Wittgenstein, duyumu

soyle tammlar: "Duyum: bu, dogrudan dogruya verilen ve somut sayilan seydir, bilinmesi icin yalmzca algilanmaya Ihtiyaci olan seydir, gercekten burada olan seydir, (Hal ve vaziyet onun habercisi degildir.),,95 Blrinin belli bir duyumu oldugunu nasil anlanm? Biri elini sakagma dayarms duruyorsa, buradan "0 uzuntuludur," sonucuna varabilir miyim? Bu durum, uzuntulu olmanm disinda, ornegin dusunceli, dalgm olma vb.yi de "haber" vermez mi? Oyleyse bu durum, belli bir "haber" sayilamaz, arasmda bir nedensellik bagi aranamayacagi psikolojik fenomenler arasmda da aranamaz. Acaba benzeri bir bag, duyum He soz arasmda var rmdir? Bu soru, bizi baska bir soruya goturur: Duyumlar betimlenebilir mi? Duyumun betrmlenebil0 nerede-

Psikolojik gorunusler

gibi, fizyolojik gorunumlerle

mesi icin onun bir nesne (obje) olmasi gerekir. Duyum bir nesne ise,

dir? Bu soru, Wittgenstein'l 90k ugrasnrrmstrr, Ama onda dogrusuacik, belli bir yamtm bulundugunu s6yleyemiyoruz. Sevinc, huzun, uzuntu gibi duygular, duyumlar nerededirler? Biz onlan neremizde duyanz? Sorunun yamti "ruh" ise, ruh cisimsel olmadigma gore onun bir "yer" olamayacagi soylenmelidir, Yoksa bu duyumlar icin bedenimizin bir yeri, ornegm gogus mu soz konusu?

zaman birdenbire gelen bir dusuncenin yeri de "kafa" rru olacak? "Huzun"

diyor Wittgenstein, "dogrusu bir ruhsal yasanndir, Huzun, sevinc, du§ kmkhgi yasamr denir. Ve 0 zaman bu yasantilar gercekten bir araya gelrnis ve butun vucuda yayilrms gornnur1er."96 Ne dernek, butun vucuda yaylimak? Omegm, simdi ben sevinc duysam, bu duygu topuklanma, kaba etlerirne de yayihr rm? Yoksa duygu, bedenimde kanm cokca deveran ettigi, hassas dokulanmm alamyla rm smirh? Wittgenstein, baska bir yerde, ne agnnm yerinin ruh, ne de bedense! acmm yerinin beden oldugunu soyler.P? Yoksa, bu yasannlann yayilrms olmasi, onlann viicutta bir yeri olmadigi anlammda rrndir? Duyumlann ne olduklan, nerede olduklan konusunda Wittgenstein'da bir acikhk bulamadigimiza
Cogito, sayi: 33, 2002

vucutta

gore, onlann betimlenmesi,

yani duyum-soz ba-

Wittgenstein Felsejesi: Temel Kavram ve Sorunlar

63

gmnsi konusunda durum nedir? Once su noktayi belirleyelim: Bir cighk, bir inilti bir duygu betimlernesi degildir. Ama ornegin, "Korkudan dilim tutuldu," dendiginde, bu bir korku betimlemesidir, Ama bu baska bicimlerde de betimlenebilir. 0 halde simdi sunu sorahm: Bu tarz betimlemelerde, boylelikle. baska anlamda kendi duyumlanmizi dilde durum nedir? "Biz," diyor Wittgenstein, "nesneleri betimlemeyi ogrentnz ve da."98 Yasantilar olarak duyumlann yapilan betimlemeleri, bir resimsellik ya da bir izdusurme karakterinde degtldir. Duyum kisiye ozgudur, ama onun betimlemesi, herkesin kullamrmnda olan ortak dille yapilacagmdan duyum He betimleme baska bir deyisle dil arasmda birebir bir ortusme soz konusu degildir, ben baskasmm duyumunu nasil bilebilirim? Ben baskasma kendi duyumumu aktarrruyorum, Wittgenstein soyluyor: "Biz bir kimseye bir duyguyu bildirdiglmizde, karsi tarafta ne vuku buldugunu asia bilemeyiz. Bizim ondan alabilecegimlz her §ey, bizimkine mukabil bir deyimdir."99 Yani sozdur ortada olan. Her §ey dil duzlerninde cereyan ediyor. Bu durumda iki kisi arasmdaki iletisim, dilin kullanilmasmm ogrenilmi§ olmasiyla saglanrr, "Konusmay! ogrenen cocuk, 'aci cekmek' sozuntm kullanmum ogrenir ve yalandan aci gosterilebtlmesmt de ogrenir. Bu, onun ogrendigi dil oyununa Iltskindir." 100 Demek ki iletisim sorunu da sonunda dil oyunu temelinde cozumlenir, Wittgenstein'm psikoloji felsefesinde onemli bir kavram da "bakis acisi" drr. "Bakrs a91s1"sorunu "gorme" kavrammm aydmlatilmasi cercevesinde ele alimr. Bu sorun, gormenin, "bir §ey olarak gorme" diye anlasilmasiyla ortaya konur. Bir seyi gordugumuzde, onu daha once gordugumuzden bazen soyle bir sey olur: Birdenbire baska bir sey olarak goruruz. Bu btrdenbi-

o halde

religi, bir bakrs acismm bu parildamasr yasannsmi Wittgenstein, "bir sozun anlammi yasama" kavrami He benzer bicimde de ahr. " 'Yasanrms anlam' durumu, bir sekli soyle veya boyle olarak gorme durumuna akrabatur. Bu kavramsal akrabahgi betimlemeliyiz; her iki defasmda esasmda aym sey goz onunde bulunur diyor degiliz."lOl Psikoloji kitaplarmda orneklerini buldugumuz, bir sekli iki ayn bakisla iki ayn sey olarak gorme, bir algi yamlmasr degildir, fakat bakis acismm degistlrilmesi He ilgilidir, Zaten bakis acismdan soz edebilmek icin onun deglstirilebilmesi gerekir. Farkh olarak gorunebilen bir seyi daima bir bicirnde goren, yani bakis acisim degtstirerneyen, bakis acisi korudur: onun bir bakis acisi yoktur. Bakis acisi degisimi olmasaydi, yalmzca bir kavrayis olurdu. Bales a91s1korlugu, "anlam korlugu" ile akrabadir, "Anlam korlugu", anlarn yasannsirnn dil kullammmda hicbir onerni
Cogito, sayi: 33, 2002

64

Orner Naci Soykan

yokmus gibi gorunmesi durumudur.102

Anlam koru ahskanhkla

konusur.

Ahskanhkla konusmak, soylenen sey hakkinda bir tasarima, bir resrne, bir "ruya'ya sahip olmaksizm sozcukleri ahsilrms belli bir sirayla art arda getirmektir. Anlam korlugu, sozun, cumlenin bir tasanrm, gosterdigl bir seyi olamamasi durumudur. Ama oyle diller vardir ki, orada cumle zaten bir seyi gostermez. Kuskusuz burada ne bir anlamdan ne de bir anlam korlugunden soz edilecektir. Burasi, matematigin alamdir. 3.4 "Matematigin rengiirenkligini acrklamak Isterim."!
03

"Maternatik tamamen hesaplamalardan ol~ur:'104 Hesaplama da ispat etrnedtr. "Matematik ispat etme tekniklerintn RENKLt bir kan$zmtdrr."lOS Aciklanmasi istenen renklilik budur. Bu tarz bir aciklama, yani matematik felsefesi bir tirr dilbilgisi cahsrnasidir. Cunku "Aritmetik, sayilarm dilbilgisidir. SaYI turleri, ancak kendileriyle ilgili olan aritmetik kurallan yoluyla, onlardan aynlabilir."106 Sayilarla i~ goren arttmetik, kendi kendisinin uygulanrrmdir. Aritmetik aym zamanda bir tur geometridir. "Geometride kagit ustunde yapilan cizimler, aritmetikte hesaplamalardir (kagrt ustunde)."107 Aynca Wittgenstein, geometriyi bir tarz onermeler sozdiztmi olarak gormekle108 de hem aritrnetigi hem geometriyi, dolayisryla-tum. olarak matematigi bir tarz dilbilgist olarak anlamis olur. Nasil ki dilbilgisi kurallari sozcuklere uygulanmakla anlarm belirlerse, benzeri bicirnde, kendi kendinin uygulamrm olan matematikte de her matematiksel hesap, ancak kendi kendisini uygulamak suretiyle bir tarz anlama sahip 01ur.l09 (Burada "anlam'Ta kastedilen sey, hesaplarm bir seyi gostermesi degil, fakat bir degeri, bir rnanasi oldugudur.) Olagan anlamda dilbilgisinde oldugu gibi, matematigln de gerceklik karsismda hicbir sorumlulugu yoktur. Cunku matematikte gercek,,'."

lige Iliskin brr §ey soylenmez, betimleme yapilmaz. Wittgenstein'm matematik (ve de mantik) kavramlarmm bir seyi gostermedigi dusuncesi, hem temeIini onun birinci doneminde Russell'm "tipler kurarmrn" elestirirken yaptigi biclmsel-sahici kavram ayrimmda bulur, hem de sonraki matematik felsefesinde gelistirtltr.U? Bu nedenle burada daha cogu onun ikinci donem matematik felsefesine iliskin dtisuncelerine yer vermekle birlikte, zaman zaman birinci donerne de gondermelerde bulunacagrz, Wittgenstein, birinci doneminde benimsedigl, Russell'm matematigin

mantigm bir dah oldugu dusuncesmi ikinci donemmde terk eder, ama matematikle mantik arasmda siki bir Iliski oldugu, onlarm bir karsihkh olma
Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

6S

bagmtismda ve mannksal matematiksel

bulundugu zorunluluk zorunluluk

dusuncesini

korur. Ornegin mantrksal

olanaksizhk ve

mantik icin ne ise, matematiksel da matematik

olanaksizlik

icin odur. Mantiksal ve .matematik-

sel olanaksizhk, bizim icin bir eksiklik degildir: ornegm, "Var olmayan bir noktanm koordinatlarmm verilememesi." III Bu durumda matematiksel olanaksizhk, aym zamanda mantiksal bir olanaksizhktir. Blzim asIa btlemeyecegtmiz, ama belli bir sonucu olan bir hesap olsaydi, Wittgenstein'a gore, Tann onu bilirdi.112 Evrendeki her sey sonsuz sayidadrr, Tann her seyi bilebildigine gore, sonsuz sayilari da btlebilir, "Evrendeki her sey", bizim icin sonsuzdur. Tanri Icin sonsuzluk yoktur. Biz, ornegtn asal sayilan art arda getirerek sayiyoruz. Eger biz bu saymamn sonunu getirebilseydik, onlan tumuyle sayrms, yani bilmis olurduk. Biz bunu yap amiyoruz. Ama bunun bir sekilde yapilnus olmasi gerekir. "Tum asal sayilann durumu herhangi bir tarzda onceden belirlenmis olmahdrr, Biz onlari, yalTann, onmzca art arda sayiyoruz, ama onlar tumuyle artik belirlenmisttr. Ian deyim yerindeyse tumuyle bilir."113

Turn asal sayilar onceden belirlenmisse, Tarm onlan ve tum sonsuz dizileri bihyorsa, aritmetikte hicbir icat var olamaz. Elde edilen yeni bir sayi, ancak bir kesiftir: Tann'nm durumun ulkesinde insanm yaptigi kesif Wittgenstein, bu geometri Icin de, dolayisiyla tum matematik
icin de gecerli oldugu

karusmda olsa gerektir. Ozellikle Frege hakkmda sunlarr soylerken: "Buyuk bir dusunur olan Frege, vaktiyle dernisti ki, gerci Eukleides geometrisinde herhangi iki nokta arasmda bir dogru e;izilebilecegi soylenir, ama gercekte dogru zaten vardir, hie; kimse onu cizmemis olsa da."114 "Dogrunun zaten var olmasr", "asal sayilarm onceden belirlenmis lir: Matematik ulkesinde bir seyin belirlenmis olmasi" lie aym anlama geolmasi, bu seyin bagmnda
mi

01soz

dugu her seyin onceden belirlenmis olmasmi gerektirir. Ama yine de Wittgenstein, matematikte icattan rru, yoksa kesiften

edilmesi gerekttgi konusunda kesin bir karara varrms degtldir, Gerci 0, bir yerde acikca soyle der: "Matematikci bir icatcrdrr, kesifci degil." 115 Ama 0, bu kesin ifadesine karsm yine de bazen bundan kusku duyar, omegin su soruyu sordugunda: "Nicin matematigi daima bulus bakis acismdan gormek istiyorsun da yapma bakis acismdan degil?"116 Demek ki Wittgenstein, matemattge daima kesif (bulus) acismdan kusku da duyuyor. Yaprnanm icat olacaknr.
Cogito, sayi: 33, 2002

baktigrm itiraf ediyor, ama bundan arnk bir

bakis acismdan gorulen matematik,

66

Orner Naci Soykan

Wittgenstein, matematik bilgisinin kesinligini, onun bir Tann bilgist 01dugunu soyleyerek belirtir: "Matematikte biz, tami tamma Tann gibl btliriz."117 Matematikte Tann da bizim gibi hesap eder. Biz matematikte dogrulugu kavradigrmiza inanmz, Ama bu, guvendigim bir dostumun sozune inanmam glbi psikolojik bir inane degildir, Ornegin, "25x25 kac eder?" sorusuna "sanmm 625 eder" yamtim verdigimde, buradaki "sanmaeinanma" sozcugunu ortadan kaldirabilirtm. Hesabi yapar sonucu gorurum. Ama gordugum, bildtgim bu sonucun dogru oldugunu nereden biliyorum? Bunun icin elimde baska bir 619titvar mi? "Matematik cumlesinin dogru oldugunun olcutu nedir?" 1 18 Biz bir matematik cumlesintn dogru olduguna, yine baska bir matematik cumlesiyle karar vertriz. Tanri da oyle: "Tanri bile matematikseI olaru ancak matematik yoluyla karara baglayabilir.r U? Wittgenstein'm matematikte Tarm'dan soz etmesi, hem matematik bilgisinin hicbir temel1endirmeye ve olcute Ihtiyaci kesinligini hem de maternatigin

olmadrgim (bu da aym yere cikar) belirtmek eregini tasir, Eger bir matematik cumlesmin dogrulugunun matematik dismda (ustunde, altmda, yamnda vb.) bir 619utii olsaydi, 0 zaman bu, bir meta-matematik olurdu. Oysa Wittgenstein "Hicbir meta-matematik yoktur."120 diyor. 0, aym yerde, mantigm da hicbir meta-matematik tematikte her seyin bir basamakta olmadigmi soyler, Bunun nedeni, rnaolmasidrr. Aym nedenle, matematikte Maternatik tsaretleri, bir kez ola-

gerceklik ile olanak ayrnm da yoktur.V!

nak, bir kez gerceklik basamagmda degildir. Bir meta-matematik yoksa, 0 zaman Wittgenstein'in matematlgin temelleri ustune, genellikle matematik ustune olan dusuncelertnm yeri ne olacaktir? Bu soruyu, onun kendi sozlenyle dile getirelim: "Nasrl oluyor da ben -ya da matematikci olmayan biri- genellikle bu konudakonusabiliyorum? Bir filozof, hangi hakla maternatik ustune konusur?" Sorunun yamtnu Wittgenstein ayru yerde verir: "Ben yalmzca, 'kamt', 'sayi', 'dizi', 'duzen', yaklasik bunlar gfbi olagan gunluk dilimizm sozcuklermden cikan bilmeceler1e ugra;;tIglm icin, bundan dolayi filozof olarak matematik uzerine konusabilirtm. Bizim gunluk dilimizin bilgisi, benim bu seyler ustune konusabilmem icin bir nedendir. Baska bir neden sudur: Benim tarnsngim tum bilmeceler tcin en basit matemaukte, alti ile on bes yaslan arasmda ogrendigimiz hesaplarda veya ornegin Cantor'un kanrtlamasi gibi, ileriye gitmeksizin kolayhkla ogrenebilecegimiz seylerde ornekler vardlr."122 Filozofun matematikcinin Isine kansmaksizm, yani matematik yapmaksizm matematikle ugrasmasmi WittgensteCogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

67

in soyle tammhyor: "Filozof, daha ileriye gidebilmezden once cozulmesi gerekecek bir matematik problemine toslamadan, matematik problemlerine ugrayip gececek bicimde kendisini dondurmeli ve yonlendirmelidir. Onun fe1sefedeki isi, sanki matematikteki bir tembelliktir."123 Bu "ternbelligi" Wittgenstein, Godel teoremi ustune olan sozlerini nitelerken, bir tur matematik dedikodusu olarak adlandmr: "Benim odevim, Godel'tn kanrtlamasi ustune, ornegin kosrnak degil, fakat onun yamndan gecerken konusmaknr.t'I-" "Matematik dedikodusu" derken, matematigin yamndan gecerken ona laf atmayi kastediyoruz. Ama felsefenin matematige bu laf atmasi bosuna degildir: "Felsefi acikhgm matematigin biiyiimesine olan etkisi, gunes isigrmn patates filizlerine biraktigi etkinin aymsidir. (Onlar karanhk bodrumda metre1erce buyurler.)" 125Nasil gunes ismlan bitkinin biiyiimesini onluyorsa, ama bu sayede onun saghkh buyuyup, meyva vermesini saghyorsa, felsefenin aydmlaticr I§lgl da matematigin azmanlasip, Ise yaramaz bir sey olmasmi onluyor, "Matematik mutlak olmak zorundadlr."126 Bir ust-matematik olmadigr gibi, matematigin dayandigi bir ternel de yoktur. Matematige ne temel olacak ne de onu olcup bicecek ondan baska bir §ey yoktur. "Matematik her zaman olcttdur, olculen bir §ey degil." 127Matematikte her sey blrbirine kenetlenmistiro "Matematikte hie acik yer yoktur. (...) Matematikte 'henuz degil' ve 'simdilik' yoktur."128 Demek ki matematik zamandan miinezzehtir. Uzamla iliskisine gelince ... Wittgenstein, birinci donerninde matematiksel, daha dogrusu "mantiksal uzam" dan soz etmisti, Kuskusuz, bunun fiziksel uzam olmadigi aciktir, Dahasi
0,

"mantiksal uzamrn

"geometrik uzam"la da ilgisini goster-

misti: "Geometrik uzam ile mantiksal uzam, her ikisi de bir varolus olanagi olmalan bakirmndan birbirleriyle uyu§urlar."129 Wittgensrein'in ikinci doneminde bir geometri ulkesmden soz etmesinden ve Frege He ilgili almtiladigimiz sozlerinden de anlasilacagi gibi, 0 birinci donernindekt mantiksal uzam anlayismi daha sonra da korumus ve bunu aym zamanda matematiksel uzam olarak anlamis olsa gerektir. Wittgenstein, aritmetigi de geometri olarak gordugu icin, burada yalmzca bir geometrik uzamdan degil, fakat aym zamanda matematiksel uzamdan soz edilebilmelidir. Wittgenstein, nasil ki mantik cumlelerinin brr seyi resmetmedigi, kendisinden baska bir seyi gostermedigini soylemisse, aym seyi matematik icin de soyler: "Matematik kitaplannda buldugumuz sey, bir seyin tasviri degildtr; tersine seym kendisidir. (...) Sayilar bir §eyin yerini tutmazlar, tersine onlar kendi1eridirler."130 Onun bu dusimcesi, matematikte (ve tabii mantikta da)
Cogito, sayi: 33, 2002

68

Orner Naci Soykan

olanak-gerceklik

aynrm olmamasi dusuncesiyle


0

uyusur, Matematiksel

bir

isaret, kendisinden baska bir seyi gosterseydi,

zaman hem kendisinin, hem

de onun gosterdigi seyin var olmasi dolayisiyla matematikte her seym bir ve ayrn basamakta olmamasi gerekecekti. Mantik ve maternatikte hicbir rastlanti yoktur. Rastlantmm oldugu yerde, ftztksel dunyada boyle olan bir §ey, baska turlu de olabilirdi. Bu da burada bir olanak-gerceklik ikiliginin oldugunu gosterir, Bu sekilde gerceklesen bir olanak, baska bir sekilde de gerceklesebilirdt. Yalmzca bir mantiksal zorunluluktan soz edilebilir olmaSI131, fiziksel zorunlu1uk diye bir seym olmamasi, soz konusu ikiligin mantikta (ve matematikte) olmamasi, ama fizikte olmasmdan ileri gehr. Bundan dolayi Wittgenstein, matematikte sentetik a priori oldugunu kabul etmekle132 birlikte, fizikte sentetik a priori'yi reddeder. Eger bir fiziksel zorunluluktan soz edilebilseydi,
0

zaman fizikte de sentetik a priori'den soz edilebilirdi. Wittgenstein,

manngm ve matematigin yasalan Ile bilimin yasa1anru birbirinden kesin olarak aymr, Birinciler celisme ilkesine dayamr, Bundan dolayi, ne mantik yasasiyla cehsen bir sey soylenebilir ne de geometride uzam yasalanyla celisen bir sekil koordinatlariyla verilebilir.133 Ama fizik yasalan celisme ilkesine dayanmaz. Aksi olsaydi fizikte de sentetik a priori'den soz edebilirdik. "Fizik yasalarma aykm bir sey durumunu uzamda ortaya koyabtliriz, ama geometri yasalanna aykm olamm koyamapz."134 Ornegin, ftzik yasalanna aykm bir sey-durumunu tasvir edebiltr, ama "yuvarlak kare"diye bir sekli cizemeyiz. "Oyun" kavrami, Wittgenstein'l matematik felsefesinde de ilgilendirir, Matematik bir anlamda oyundur, bir anlamda degildir, Burada "oyun"un ikili bir kullammi var. Eger oyundan bir olay anlasihyorsa, matematik oyun degildir. Matematikte hicbir olay yoktur. Aksi halde dans etmek de matematik sayihrdI.135 Wittgenstein soyluyor: "Matematigin satranca benzetilebilen bir oyun oldugu cok sik one surulmustur. Bu say, bir anlamda acikca yanhstir: Matematik, oyun sozcugunun olagan anlammda hlcbir oyun degildir. Baska bir anlamda acikca dogrudur: Belli bir benzerlik varmr."136 Oyundaki eylemler, hesap yapmadaki eylemlere karsihk olur. Bu karsihkhhk, onlan benzer kilar, Matematik nasil ogretilir? "Birl bize matematik ogretmek isterse,
U?

a+b;:b+a oldugunu

bildigini bize temin etmekle i§e baslamayacaktrr.r

Onun boyle bir caba gostermestne gerek yoktur. Biz a+b'nin b+a'ya esit 01dugunu gortryoruz, Bazilarmm kullandiklart "Hesaptan hie; anlarnam," soZU, "Hesap, Islem, tamtlama

hie; yapmam," demektir. "Hesaptan anlama" "anlarm" ogrenilerek degil.

hesap yapmakla

edinilir,

hesap yapmanm

Cogito, sap: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

69

Wittgenstein

soyle diyor: "Cocuklarm ilkokulda hesap etmeyi anlamalan

icin onemli filozoflar olmalan gerekirdi: bu olmadigma gore, onlarm ahstirrnaya Ihtiyaci var."138 Matematik yapilarak ogrenilir. Matematik yapmanm kendisi bir uygulamadir. sozcukle birlikte kullamldigmda temsil etmez. Matematik Biz nesneleri sayarken, sayilan nesnelere da bir seyi (sozcugun gosterdtgi nesneyi) yaparken, bunu birine ogretmek ornegin, "Simdi tahtaya ue; uyguluyor degiliz. Bir sayi tek basma bir seyi temsil etmiyorsa, baska bir ahstirmasi

amaciyla soylenen sozler bosuna soylenmistir;

yaziyorum," denip, bu sirada tahtaya 3 yazilmasi gibi, 3.5 "Felsefe, biiyiicilliige karst bir savastrr."
139

Wittgenstein'm ikinci doneminde felsefe ve metafizik karsismdaki tutumu, birinciye gore esas bakrrmndan degismemls, ama daha bir cesitlenmistiro Bu cesttlenmeden dolayi bazen felsefe metafizik olarak da gorulur, Bunun bir nedeni, bu konuda soylenenlerm cogunlukla egretilemelerle dile gelmesidir. En cok kullamlan mecazlardan biri "hastahk" egrettlemesidir. Wittgenstein, "Filozof bir soruyu bir hastahk gibi ele ahr,"140 diyor, Demek ki burada felsefe sorusu, ilkin dalma rahatsizhk veren bir sey, adeta bir bela gibi goruluyor ve sonra da bu belanm defedilmesi, hastahgm sagaltilmasi gerektigi belirtiliyor. Ve kuskusuz sagaltim teknikleri gundeme geliyor. Bu yontemler nelerdir? Orne gin, bu "hastahk" bir "dugum" olarak goruldugunde, yontern dugtimu acmak olacaktir. "Felsefe, icini sacma sapan dugumlerle doldurdugumuz dusunmemizdeki bu dtigumleri acar, Ama bu amacla
0,

bu dugumlerin oIduklan gibi ayrn karmasik hareketleri yapmak zorunda kahr."141 Demek ki dugumun acilmasi, sacma sapan sorunun cozumlenmest, aym sacma sapan yolun geriye dogru katedilmesiyle olur. Felsefenm sonucunun degil, ama rsleylstntn karmasik gorunmesi bundandir, Karmasikhk bizim dugumlenmis anlama yetimizden kaynaklarnr, felsefenin eI atngi konudan degiJ.l42 Wittgenstein, felsefedeki bu tiir olusumlari "golge gibi olusumlar" diye niteliyor. Onlarda anlasilmayan bicimlerinin bu tur carpik kullammlan sefede buyulenmenin bir dil-manngi var. Felsefede her yeri kaplayan bu "golgeler" yuzunden hicbir sey tekin degil.143 Deyim ustumuzde buyu etkisi birakrr, Pelbir baska tarzi da bir tur mitoloji yapma tehlikesidir.

Bu da simgeciligtn ya da psikolojinin mltolojisidir. Herkesin bildigi ve kabul etmesi gerektigi seyi basitce soylemek yerine boyle mitolojilere basvurmak tehhkesidir soz konusu oIan.144 Felsefe, buyiilemenin her tarzma karst savas
Cogito, sayi: 33, 2002

70

Orner Naci Soykan

acmahdrr, Buyu, hicbir sey olmadigi yerde sanki bir sey varmis gibi bir izlenim birakir. "Felsefi dusunmede sorunlar goruyoruz, konulduklan yerde hicbir sorun yok. Ve felsefe, orada hicbir sorun olmadigrm nun kavramlarma erisebilmelidir. gostenneli."145

Ancak boyle bir sagaltimi yapacak filozof, her seyden once, kendisi sagduyuAma bu, filozofa sokaktaki adamda oldugu gibi hazir olarak verilmis degildir, Ftlozof, sagduyunun kavramlarma Bunun icin de onun "oncelikle, anlama yetisinin bircok hastahklanm kendi kendisinde iyilestirmesi' gerekir.146 Sagalnci filozofun tum cabasma karsm, yine de "felsefede hicbir dusunhastahgi kesip kopanlamaz."147 Filozof, deyim yerindeyse, cerrah degil, ama belki tedavi edici baska bir uzman hekim, ama sanmm en iyisi bir pratisyen, bir "aile doktoru"148 olarak gorulmelidir. "Dusun hastahgi, kendi dogal surecinde gitmek zorundadir ve yavas iyilesrne en onemli §eydir."149 Eger hastahk daha da agirsa, hekimin (ftlozofun) yapacagi bir sey yoktur. 0 zaman hastahgi ortaya ctkaran ya§am tarzim degistirmek gerekecektir.150 Wittgenstein, felsefe hastahklarmm bir temel nedeni olarak "tek yanh perhiz"! gosterlr. Bu, dusunmenin yalmzca tek tarz orneklerle beslenmesidir.l51 Bu tarz bir dusunme, bir bakis acisi korli.igli demektir. Dusunmenin baska tarz orneklerle beslenmesi, bakis acismi degisttrebilmeyi olur kilar. "Felsefede her zaman su sorulmahdrr: dir, Cozum, bu "yanhs" duzenlemenin 'Bu sorun nasil gorulmeli ki,
0

kendi cabasiyla varacaktir.

co-

zulebilir olur,"152 Cozulecek sorun da, onu sorun yapan kavram duzenlemesiyeniden "uygun" bicimde kurulmasidir. Buradaki bir yetisizligi Wittgenstein, su renkli benzetmeyle dile getiriyor: "Biz burada, okuzun yeni bir renge boyanrms ahir kapisi onunde durmasi gibl dururuz."153 Aslmda "ahir", her zamanki alnrdir: yani sozcukler, kavramIar olagan dilin her zamanki sozcuklertdir, Fakat ahir nasil okiizun gormeye saskm bakakahrsa, bir bicimde bir araya getialisik olmadigi renge boyamr da okuz, ahir onundesaskm biz de bildik sozcukler, simdiye dek ahsmadignrnz rilince, oylece sasirmamalryiz:

tersine sozcukleri ait olduklan duzene koyma-

hyiz: onlar kendi evinde (olagan dilde) nasil Iseler, onlan oyle duzenlemeliyiz, Diyelim ki biz insanlar hie konusrnasaydik, ama geri kalan her seyi yapsaydik, 0 zaman yine "felsefi sorunlarmuz" olur muydu? "Felsefe sozel dilin bir yarangi midrr? Sozel dil, felsefenin var olmasi icin bir kosul mudur? Daha dogrusu soyle sorulsaydi: Bizim sozel dilirnizin alarn dismda da felsefeye benzer bir sey var mldlr?"154 Wittgenstein, yor. Ama onun buradaki
Cogito, sap: 33, 2002

bu soruya acik bir yanit verrniyardim ediyor:

su sozleri, yamti ondanalmarmza

Wittgenslein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

71

"Felsefe, felsefi sorulardir: yani 'feIsefi sorunlar' diye adlandirdigrrmz belirli, bireyseI rahatsizhklardir. alanlari arasmdaki rahatsizhklar ortak olan sey kadardlr."155 Felsefi sorunlarm

sey,

Onlardaki ortak olan ~ey, dilimizin cesitli bireysel

olarak nitelenmesiyle sozel dil olmadan da veya sozel dilin diortakhktan soz edilmesi ve bunun

smda da felsefenin olacagi dusuncesinin ifade edildigi izlenlmi ilkin bize veriliyor. Ama soma bu rahatsizhklardaki dilde de bulunmasi, bireyde ve dilde olmak uzere, her iki ortaklik arasmda adeta bir kosutluk gorulmesi karsismda Wrttgenstem'm soruya kesin yamtinm ne oldugunu belirlemek guclesiyor, Yine de sanmrn, §Ukadari soylenebilir: Felsefi sorunlar dilsel sorun olarak ortaya cikarlar: ama onlann koku yasama iner. Zaten dil de dil oyunlan olarak temelini yasamsal uzlasimda bulur. Yasamm dil yolundan U9 verdigi bir rahatsizhk, bu yo! tikandigi (soze1 dilin olmadrgi) varsayimiyla ortadan kalksa da yasama, bireyin yasamasi olduguna gore, onda bir yerden patlak verebilir, Wittgenstein, her ciddi felseft sorunda emniyetsizligm, kararsizhgm runun kokune dek indigini soyler. Ve
0,

so-

busbutun yeni bir sey ogrenildigin-

de de bu duruma hazirhkh olunmasi gerektigini sozlerine ekler.l56 Demek ki her felsefe sorunu, sui generis (nevi sahsma munhasrr) bir sey olarak karsilanmah. Her bir sorun yeni bir seydir, 0, oteki felsefe sorunlanyla ortak olarak anlasilmamah. Bu dururn, kuskusuz, filozof icin de soz konusudur: "Filozof, bir dustin toplulugunun yurttasi degildir. Onu filozof yapan budUL"]57 Filozof yalrnzdir. Cunku her felsefe sorunu tek basma durur. Aralarmdaki ortakhk, her btrinin dile gelir olmasmdadir, Ciddi, derin felsefe sorunlanyla karsi karsiya oldugumuzu sandigimrz bir anda kendimizi "felsefe yapmanm arka sokagi''na kolayca dusmus bulabiliriz. "Orada samhr ki, odevin gi.i<;liigii ii9 ele gecirilebilir gorunuslerden, g cabuk elden kacan simdinin yasantismdan veya bizim betimlememiz gereken benzeri seylerden ibarettir. Olagan dilin bize 90k ham gorundugi; yerde; oyle gorunuyor ki, gundelik yasamm ustune soz ettigl fenomenlerle degil, ama 'kolayca ortadan kaybolan, kendi ortaya 91kr~1 yokolusuyla 0 tiir feve nomenleri asagi yukan meydana getiren fenomenlerle' me§guluz."158 Buna gore felsefe, "fenomenleri", gunluk yasam fenomenlerinin altmda buluyor, onlan ortaya cikariyor: her ne kadar kendileri sabit degilse de. Onlann bu ucuculugu karsismda gunluk dilimiz yetersiz kahr. Ote yandan boyle bir tutum, felsefeyi yasamla degil, yasarm felsefe ile temellendiren bir tavirdir. Felsefe yaparken, diyor Wittgenstein, bu fenomenler, onlarm uzerine kendi
Cogito, sayi: 33, 2002

72

Orner Naci Soykan

tuttugumuz

isik ile ilkin bize tuhaf bir aydmlanma

icinde gorunurler.J''?

De-

mek kl tuhafhk bizden kaynaklamyor.

Felsefe fenomenleri,

omegin fizik fe-

nomenler degildtr ki, bizden bagrmsiz karsida dursun. Felsefede bir nesne ustune yalrnzca ne soylenecegi degil, aym zarnanda nasil soylenecegi de ogrerulmeltdir. Bu, nesnenin nasil bildirtlecegi yontemidir.160 "Bizim guclugumuz, bir seyin nastl du§unuldugunu tasavvur etrnemizdeki yetisizliglmizden meydana gelmiyor."161 Gucluk, onun gerceklikte rneydana geldigt srrada, bizirn ona yamltici bir deyim bicimiyle bakmarmzdan Ilert geliyor.162 Uygun olmayan jestlerin, yani soz disi ifadelerin btr sozel deyime sokulmasi da bir baska guC;lugu dogurur. Burada bir "ceviri" yanlisi soz konusudur. Yme bir baska glic;ltik de sudur: "Felsefede gucluk, olrnasmda bulunur; Iki kibildigimiz seyden fazlasmm artik soylenmeyecek

tabi dogru siralamayla yerlestlrdigtmizde oldugu gibi, onlari bu suretle kendi nihai yerlerine koydugumuza kanaat getirdigimtzde oldugu gibi."163 Ama eger "Kitaplari dogru srraladik," deseydik, ortaya hicbir gucluk cikmayacak11. Cunkii bildigtmizden fazlasmi soylemeye yeltenmis olmayacaktik. Oysa "kitaplarm
TIZ.

nihai yerlen" deyimiyle bildigimizden

fazlasmi soylemeye cahsizorlamakti.

Bunun Wittgenstein'da "Felsefenm sonuclan,

baska bir ifadesi de dilin snurlanrn

Bu tarz felsefe, artik rnetafizik adim alacaknr. herhangi bir bayagi sacmahgm kesft He dilin simrlanrnn ustune ustune giderken anlama yetisinin edindlgt yamuk yumukluklardlr."164 Arna felsefe (metafizik) boyle yapmakla dilin gercek kullammma halel getiremez. Felsefe dill temellendiremez, klr."165 Metafizik anlammda "0, her seyi oldugu gibi birafelsefe, demek kl hicbir sey yapmaz, ama yapar

gorunur. Bir metafizik soru, bazen dogabiltmsel bir soru biciminde gorimebilir: "Maddenin en ruc;uk yapici ogeleri nelerdir?,,166 Arna bu soru, ote yandan, bir felsefe sorusu icin tipik olan olanak sorusuyla ilintilidir. "Nasil olabilir?"i sormak bir felsefe sorusudur, Arna bu soru bizi sasrrtir, Cunku bu S1rada biz, olmayan bir seyi dusunuruz, lir? King's College yanmadigi halde,
0

"<Olay olmayan sey nasil dusunulebiyamyor diye dusunursem, buna gore, Var olmayan

o yamyor olayi var olmaz. 0 halde onu nasil dusunebiliyorum?

bir hirsizi nasil asabiltrtz?» Yanrnrmz §U bicimde forrnule edtlebilirdi: <Eger 0 var degilse onu asamam, ama 0 var degilse onu arayabilirim.>"167 Olmayan sey, beklenebilir mi? Aranabiliyorsa, neden beklenebilmesin? Ama yal0

olmayan §ey ele gecmez. Demek ki olmayan seye yonelik edimlertmiz, mzca onun giyabmda, ona yonelik yaptigrmiz bir eyleme dayanarak,
Cogito, sayi: 33, 2002

sanki

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

73

varrms samsma kapilmamah, Iste felsefenin olanagi arasnrmasmm


SI,

sakmca-

arastinlanm

var olan bir seymis gibi samlmasidir, Olanakta iken kendini

olanda sanmak bir saskmhktir. "Btr felsefe sonmu su bicime sahiptir: <Y0lumu ~a§lrdlm.>"168 Bu, su demektir: Felsefe (metafizik) sorunu diye bir 'sorun' gordugtrmuz yerdehicbir sorun yoktur. Ve felsefenin odevi de orada bir sorun olmadigim gostermektir: yani metafizigi ortadan kaldirmak, Bu, Wittgenstein'm aradigi tastamam. acikhknr. "Ama bu yalmzca, felsefe sorunIannm tastamam ortadan kaybolmasi gerektigt anlammdadir.t lc? Wittgenstein'm bu Ifadesi, genellikle soylendiginde "Cozumleyici Felsefe"nin felsefe (metaftzik) karsismdaki keskin anti-metafiztk tutumunun bir ornegidir. Felsefenin "felsefe" sozcugunun kullanmundan, ni Wittgenstein, bir ust-felsefe olarak anlamiyor. anlammdan soz etmesiOna gore bir ust-felsefe

yoktur. Aksi olsaydi "durum, 'irnla kurah' sozu Ile de ilgi1i olan imla kurah durumuna uyar; ama 0 durumda oyle ikinci bir duzen yoktur." 170imla kurahmn "imlakurah" sozu Icin gecerli olmasi halinde nasil bir "ust-imla kuralrndan soz edilmezse, felsefenin "felsefe" sozunden soz etmesi durumunda da bir "ust-felsefeden soz edilemeyecektir. Fe1sefede bir sorun cozmek icin yuksek bir bedel odemek gerek: Olmayan bir soruna kapi acmak, "Felsefe, cogunlukla, orada oldugu gibi burada da cok az bir gucluk vardir diyerek ancak bir sorunu cozer, Demek ki 0, daha once asia orada olmayan bir soruna kapi acmak suretiyle ancak bir sorunu 90zer."171 Ama dogrusu, felsefede soruya yamt verme degil, soruyu soruyla defetmektir.l'R Cunku Wittgenstein, felsefi soruyu dogru duzenlenmis kabulunu var olarak gormez, Ona yamt vermek, onun dogru konuldugunun bir dayanagmi sacmaya goturecek bir soru olmahdir, Felsefenin hem olumlu hem olumsuz anlamda almdigi, hem metafizik sayildigi, hem metafizige karst gOriildiigii bircok ornegi simdiye dek ele aldik. Ve bunlann bazilarmda felsefenin hangi niteligl aldigi acikca belli degildi. Wittgenstein'm simdi ele alacagrrruz bir dusuncesinde bu belirsizlik tamamen kaybolur ve felsefe-metafizik aynrm kesin bir tanimla acikca ortaya cikar: "Felsefe arastirmalari: kavramsal onun seylerle ilgili arastirmalarla arastirmalar. Metafizigin esasi: kavramsal arastirmalar arasmdaki aynrm

sayar. Onu ortadan kaldirmak Icin ona yoneltilecek baska bir soru ise, onun

karisnrmasi. Metafizik soru, daima, sorun kavramsal bir sorun olmasma ragmen, seyle ilgili bir soru gibi goriiniir."173 Ilkin burada birbirinden kesin olarak aynlmis iki alan goruyoruz: seyler, olgular alam ve kavramlar alamo
Cogito, sayi: 33, 2002

74

Orner Naci Soykan

Iktncisi, felsefe bu ikinci alanda kalmali, otekine, olgular alanma gecmemeli. Daha dogrusu, felsefe kavrarnlar alanmda oldugu halde kendini olgular alamnda sanmamah. Samrsa, ortaya metafizik cikar. Her metafizik soru, Wittgenstein, yapngi bu felsefe-metafizik bir arastirmasi midir? - Imdi, daima boyle bir gorunumdedir. par? 0, insan kavramlarmin bitkiler butun aynntilanyla

ayrrmi tammmm ardmdan soyle sorar: "Peki bir kavramsal arastirma ne yadoga-tarihmin doga-tarihi, bitkileri ve hayvanlan betimler diyoruz. Ama olabilir miydi ki: betimlenmis olsaydi ve bunun uzerine onlann yapismdaki daha once gorulmemis olan benzerlikleri goren bir kimse daha ortaya ciksaydi? Demek ki onun bu, betim1emelere yeni bir duzen getirmesi. 0, ornegin soyle diyor: «Bu kismi bu kisimla degil, tersine daha cok su kisimla karsilastir!» (...) Ve bu sirada 0, menseden zorunlu bicimde soz etmez; ama buna ragmen yeni duzenleyis de bilimse1 .arasnrmaya yeni bir yon verebilirdi. 0, -cOna boyle bakb- der - ve bu, turlu turlu yararlara ve sonuclara sahip 01abilir."174 Ancak, burada soylendigi gibi filozofun bilim adamina bir oneride bulunmasi icin obje alanmm butun ayrmtilanyla bilinmis 01masi gerekir. Tamamen varsayrmsal olsa da boylebir durumda, bilirn ada0 obje alanmm tuyapilmis mmm daha once gormedtgi bir seyi filozofun salt kavramsal duzenlemeye bakarak gorebilecegi ilk bakista akla uygun geliyor.Fakat rnuyle bilinmesi, aym zamanda, en uygun kavram duzenlenimintn

olmasi demek degil midir? Botantkci bitkileri tumuyle bilrnisse, en uygun kavram duzenini de kurmus demektir; aksi hal de tumuyle bilmis olmazdi. Wittgenstein'a iliskin sozlerimi, onun felsefedeki eregini, cok renkli, mecazh bir deylsiyle dile getirdigi bir sozuyle bitirmek istiyorum: "Felsefedeki eregin nedir? -Smege, icinde bulundugu §i§eden cikis yerini gostermek."175 Sisenin iclndekt sinek, yolunu sasirrms filozoftur. Sinek carm gormedigi, aynmlamadigi icin her ucma tesebbusunde cama toslar, Filozof, dilin smirlarim goremedigi icin dilin ve dtinyanm smmrnn ustune ustune gider ve ona carpar. Ve ama sinek de filozof da uslanmaz, bu hareket1eri durmaksizm yaparlar; cunku onlar, kendllerini cevreleyen smirlarm aynmmda En iyisl onlarm icine dti§tiigti bu kapandan onlari kurtarmak. sozun kullammma, mantikci-ftlozof, degildirler. Yol aciknr, adh bu

~i§enin tipasi yok. Ama onlar yolu kendi basma bulamaz. 1§i, kavramlara, kisacasi dile isrk tutmak olan "Wittgenstein"
0

sisenin dismdan sinegin (saskm filozofun) bu halini gorusinege ve saskm filozofa yolu gosteriyor; sinege

yor, cikis yolunu da. Ve

"Uc!", filozofa "Felsefe yapma!" diyor.


Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Pelsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

75

4.Sonsoz Wittgenstein felsefesini butunlugunde, ama genel cizgllerde burada ortaya koymus olduk. Bu ele ahs, ondaki bazl yeni cozumleme ve dusuncelerimiz dismda, Wittgenstein'm felsefesi ustune yaptigimiz, olabildigince gents kapsamli ve ayrmtilara inen bir cahsma clan Felsefe ve Dil176 adh kitabimizm bir ozeti olarak anlasrlabilir,

Notlar
1 Bkz. David Pears, Wittgenstein, s.19, cev, Arda Denkel, Afa Yaymlan, 1985. 2 Bkz. a.g.y. 3 Bkz. W. Stegmuller, Hauptstromungen der Gegenwartsphilosophie, Bd 1, s.591,Kr6ner 1989. 4 Bkz. A. Kenny, Wittgenstein, Allan Lane The Penguin Press, 1972; Wuchterll HUbner, A., Wittgenstein, Rowohlt, 1984. 5 Bkz. Jaoko Hintikka and Merril B. Hintikka, The development of Ludwig Wittgenstein's philosophy: the hidden unity, in Epistemology and Philosophy of Science, Proceeding of Seventh International Wittgenstein Symposium, Hpt, Viyana, 1983. 6 Krsl. Tractatus logico-philosophicus (TLP), 6.51. Wittgenstein Schriften 1 icinde, Suhrkamp Verlag, 1969. 7 B. Russell, My Philosophical Development, s.74, Simon and Schuster, New York 1959. 8 Letters to Bertrand Russell 1912-1953, R.34, 1974, Cornell University Press. 9 TLP, 1.1. 10 Tagebucher 1914-1916 (TB), 12.10.16, Wittgenstein Schriften 1 tcinde. 11 TLP,5.621. 12 Kr§l. TLP,5.62. 13 TLP,5.6. 14 TLP, 5.641. 15 Bkz. TLP, 5.632. 16 TLP, 6.41. 17 TLP,4.11. 18 TLP,3.01. 19 TB,8.7.16. 20 TLP, 6.41. 21 TLP, 6.432. 22 TLP,6.421. 23 TLP,6.13. 24 Bkz. TLP, 3.032. 25 TLP, 3.03. 26 TB,17.6.15. 27 TLP, 2.062. 28 Bkz. TLP, 2.021, 2.014. 29 TB, 11.6.16. 30 "Varhkedil" kabulunun bizi nasrl yarulgiya du§urdi1gil konusunda Platon'un Softst diyalogu us tune yaptrgrmrz bir cahsma DIan Metin Okuma (Ara Yaymcihk, 1991) adh kitabumza bakrlabrlir. 31 Bkz. TLP, 2.06. 32 TLP,4.1272.

Cogito. sayi: 33, 2002

76

Omer Naci Soykan

33 Bkz. TLP, 3.22l. 34 TLP, 4.00l. 35 ~l. TLP, 3.141. 36 TLP,3.3. 37 TLP,2.201. 38 TLP, 2.223. 39 TLP,3.31. 40 TLP,4.22. 41 TLP,4.211. 42 TLP, 4.26. 43 TLP, 4.25. 44 TLP,5.0145 TLP,5.5571. 46 TLP, 4.22. 47 TLP, 3.203. 48 TLP, 3.22/ 3.3. 49 TLP,3.261. 50 Bkz. TLP, 3.2, 3.201, 3.202. 51 TLP,3.21. 52 TLP, 4.112. 53 TLP. 4.112. 54 Bkz. Peter Winch, The Idea of a Social Science Routledge&Kegan Paul Ltd., London, 1965. (Turkcesi: Sosyal Bilim. Dusuncesi ve Felsefe, Vadi Yaymlan, 1994.) 55 Bu konuda, G.E. Moore, P.E Srawson, C.L Stevenson, G.E.M. Anscombe gibi alamn onemli felsefecilerintn yazilarmdan olusan su kitap iyi bir kaynak olarak onertlebilir: Seminar: Sprache und Ethik, Suhrkamp, 1974. 56 Locke ve Hume'un konumuzla ilgili bilgi goruslertntn bir elestirisi olarak Bilginin Birligi ve Aynltg! Ustiine ("Turkiye'den Felsefe Manzaralan-Z" icinde, Kuyerel Yaymlari, 1998) bashkh yazrrmza bakilabtlir. 57 TLP 4.128 ve 5.453 ve 5.553 58 Bkz. TLP 4.003 59 TLP 6.54 60 TLP,7. 61 Mistik, Yunancada "agzmr, gozunu kaparnak", "susmak", "sukun bulrnak" anlamlanna gelen "rnuo" sozunden gelir. 62 Bkz, TLP, 6.44. 6.45. 63 TLP, 6.522. 64 Heidegger, yalrnzca ormancilikta kul1amlan, birbirtyle baglannsi olmayan yol anlamma gelen bu Almanca sozcugun cogul bicirni olan "Holzwcge'yi bir kitabma ad olarak verir ve bu adi kitabm basmda soyle aciklar: "<Holz> , ormanm eski adidir. Ormandaki yollar, <;:0gunlukla tikamp kalan, birdenblre ortaya cikan sarp engebelerde son bulur, Onlara -cHolzwege» dentr, Her biri ayn olarak yitmistir, ama ayru orrnanda. Gunes sik 51k panldar, bir yol dtgeriyle aym gtbi. Ama gunes yalmzca oyle panldar, Keresteciler ve orman bekcilert yollan tarnr, Onlar, bir «Holzwegec-de olmanm ne demek oldugunu bilir." 65 Philosophische Untersuchungen (PU), 107. Wittgenstein Schriften 1 icinde, 66 PU,43. 67 Zettel, 714. Wittgenstein Schriften 5 iclnde. Suhrkamp, -1970. 68 Zettel, 219. 69 PU, 19. 70 PU,203. 71 Bkz. PU, 92. 72 PU,7. 73 PU,7. 74 Eine Philosophische Betrachtung (EPB), s.117, Wittgenstein Schrlften 5 icmde.

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felseiesi: Temel Kavram ve Sorunlar

77

75 Philosophische 76 Zettel, 648. 77 PU,66.

Grammatik

(PG) 1, 124. Wittgenstein

Schriften 4, Suhrkamp,

1969.

78 Bkz. Ludwig Wittgenstein und der Wiener Kreis (WWK), 5.34, Wittgenstein Schriften 3, Suhrkamp, 1967. 79 Philosophische Bemerkungen (PB], 1, 3. Wittgenstein Schriften 2, Suhrkarnp, 1970. 80 PB, I, 3. 81 PC,!, 23. 82 PU,116. 83 PB, VI, 57. 84 PU,664. 85 PC, I, 133. 86 Bkz. PC, I, 112 ve Zettel, 55. 87 PC,!, 113. 88 PB, V, 48. 89 Bkz, PU, 202. 90 Das Blaue Buch (BB), 5.95, Wittgenstein Schriften 5 icinde. 91 Bemerkungen uber die Philosophie der Psychologie (BPP), I, 438, 439. Wittgenstein Schriften 8, Suhrkamp, 1982. 92 Bkz. BPP, I, 722. 93 Bkz, BPP, 1, 906. 94 BPP, II, 625,626. 95 BPP, I, 807. 96 BPP, I, 449. 97 Bkz. BPP, II, 307. 98 BPP, I, 1082. 99 EPB, s.282. 100 BPP, I, 142. 101 BPP,1, 1064. 102 Bkz. BPP,l, 202. 103 Bemerkungen tiber die Grundlagen der Mathematik (BGM), III, 48, Wittgenstein Schriften 6, Suhrkamp.1974. 104 PC, II, 40. 105 BCM, III. 46. 106 PB, X, 108. 107 PB, X. 109. 108 Bkz. PB, XVI. 178. 109 Bkz. PB, X, 109. 110 Bu konuda genis bilgj icin Felsefe ve Dil (Kabalci Yaymevi, 1995) adh kttabrrrnza basvurulabilir. 111 Bkz. TLP, 3.032. 112 Bkz. PU. s.538. 113 PC, II, 42, 5.481. 114 Vorlesungen tiber die Grundlagen der Mathematik, Cambridge, 1939 (VGM], s.173, Wittgenstein Schriften 7, Suhrkamp, 1978.
115 BCM.I, 168. 116 BCM, VU, 5. 117 VCM.s.122. 118 VCM.s.157. 119 BCM, VII, 41. 120 PC. n,12, s.296.

121 Bkz, PB,144.


122 VCM,s.13-14. 123 BCM, V,52.

Cogito, sa)'): 33, 2002

78

Orner Naci Soykan

124 BCM, VII,19. 125 PC, II, 25, s.381. 126 BCM, VII, 13. 127 BCM, III,75. 128 PB, 158 ve Kr§J. PC 11,42, s.481. 129 TLP,3.411. 130 WWK, s34·35. 131 Bkz. TLP,6.37. 132 Bkz. PB, X, 108. 133 Bkz. TLP, 3.032. 134 TLP, 3.0321. 135 BCM, V, 4. 136 VCM,5.171. 137 Uber Gewissheit/ On Certainty, 113, Basil Blackwell, Oxford, 1979. 138 Zettel, 703. 139 BB, s.51. 140 PU,255. 141 PB, 1, 2. 142 Bkz. PB, 1,2. 143 Bkz. EPB, s.216. 144 Bkz. PB, III, 24. 145 PC, 1, 9. 146 K.r§l. BCM, V, 53. 147 Zettel, 382. 148 Bu deyimle, Almancasi "Hausarzt" olan sozcugun kullamrn alarnna gonderimde bu1unmak istiyorum. 149 Zettel, 382. 150 Bkz, BCM, II, 23. 151 Bkz. PU, 593. 152 Bemerkungert tiber die Farben/ Remarks on Color (BDF), II, II, Blasi! Blackwell, Oxford. 153 BUF, II, 12. 154 PC, I, 141. 155 Bkz. not:153. 156 Bkz.BUF, 1,15. 157 Zettel, 455. 158 PC, 1, 120. 159 Bkz. not:157. 160 Bkz, BOF, III, 43 161 BB,5.56. 162 Bkz, not:160. 163 BB,5.75. 164 PU, 119. 165 PU, 124. 166 BB, s.63. 167 BB, s.56. 168 PU, 123. 169 PU, 133. 170 PU, 121. 171 BPP, I, 1000. 172 Bkz, BCM, III, 5. 173 Zettel, 458 ve BPP, I, 949. ]74 BPP, I, 950. 175 PU,309. 176 Bkz. not: 110.

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein Felsefesi: Temel Kavram ve Sorunlar

79

Ludwig iki yasinda.

Cogito, sap: 33, 2002

Wittgenstein'ln Felsefe Ele§tirisi


ROBERT J. FOGELIN

Felsefe, akhrmzm dille buyulenmesine

karsi verilen bir savastir. (Felse{i Arasttrmalar, 109)

Giri§ Bu yazida Wittgenstein'm tiks (Matematigin geleneksel felsefeye yonelttigi ve en olgun biciuber die Grundlagen der Mathemabulan elestirinin teeski ahsegtlimleri Yonlendtrict fikir gayet basit bir bakmaya mini Felsefi Arasttrmalar ve Bemerkungen mel 6zelliklerini betimlemeye bicimde dile getirilebilir: kanhklar yuzunden cahsacagim.!

Temelleri Ustune Notlar) kitaplarmda Felsefeciler,

dilin cesitlikullammlarma

onlara uygun olmayan bicimlerde kalkarak akil yurutme

oldugu icin kargasaya duserler, Bu cogunlukla (ya da sadece) dil hakkmda yanhs oncullerden meselesi degil, aslen, rule carpik terk eticin ya da yanhs bir perspektiften bakma egilfmidir. Felsefeye layik olan gorev

-hatta, felsefenin butun gorevi- bizi bu tur uygunsuz perspektifleri meye tesvik etmektir. Wittgenstein uygunsuz bir egilime nasil kapilabildtgimizt

anlatmak

cesttli benzetme ve metaforlar kullamr: "Bakngirrnz her seyi onun sayesinde gordugumuz, burnumuzun uzerindeki bir gozluk gibidtr. Gozlii.gu cikarmak hit; akhrmza gelmez" (FA, 103). Burada gozlugumuzun koymarmzm onerilmedigine cunku dilnyaya "duzeltilmemis"
Arna, Wittgenstein'm

yerine daha iyisini gerekir,

dikkat edelim. Sadece onu cikarmarmz bakma tarzirmz zaten yeterliydi.

da gordugu gibi, seylere bakmamn cesrtli parcalan

yanhs bir yolu


0

iyice derinlere kok salabilir, dolayisiyla onu yerinden oynatmak guc olabilir, Felsefi bir perspektifin dayanaklardan
it; ice gecmis durumdadir,

nedenle

biri yerinden oynatilsa bile geride onun agrrhgilli tasiyacak

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

81

baska dayanaklar kahr, Daha da beteri, felsefi konumlar, baski altmda kaldiklarmda, temelde ayru yanhs-anlamalari bunyesinde barmdiran yeni konumlara da donusebilirler. Ustelik, insan feIsefi bir akima asiri baglandigmda, tayin edici agirhkta sayilmasi gereken elestirilere, ancak 90k uzun, 90k guc ve suphestz son derece incelikli kavramsal arasnrmalardan sonra 90zumlenebilecek guclukler muamelesi yapihr. Bu ve baska nedenlerle, bizi tutsak eden resmin buyusunu (FA, 115), ancak yonelimtmizi tamamen degistirmek kirabilir, Wittgenstein bunu, gorelilik kurarmyla bir karsilasurmaya basvurarak soyle ifade eder: "(Soyle denebilir: incelememizin referans ekseolusan sabit bir nokta etrafmda dondurulmelini, gercek Ihtiyaclarnmzdan
dir)" (FA, 108).

Bence felsefi yonelimlerin derinlere kok salrms olmasi -dogrudan curutulmeye direnmeleri- Wittgenstein'm kendi yazilarrnm karmasikhgim da aciklarnaya yardrmci olur. Saldmlan cogunlukla
dogrudan

akil yurutmelecun-

rin yapismdan yoksundur 9unkii hedefleri dogrudan akil yurutmelere karsi cogunlukla direnclidir, Wittgenstein'm yazisi karmasik ve degiskendir, ku hedefi karrnasik ve degiskendir.

Wittgenstein bir baska benzetmeye basvurarak sik sik kendi yontemini tedaviye -ozellikle de psikolojik tedaviye- benzetir: "Filozofun bir soruyu ele alma tarzi bir hastahgm tedavisine benzer" (FA, 255). Su bolum daha 90k
bilinjr: Asil kesif, beni istedigim zaman felsefe yaprnayi brrakmaya muktedir krlan kesiftir -Felsefeye huzur veren, yam artik kendisini sorgu konusu yapan sorular yuzunden eza cekrnemesinl saglayan ke§iftir.- Biz simdi bunun yerine orneklere dayah bir yontem gosteriyoruz: omekler dizisi btr yerde koparrlabflrr. -Sorunlar cozulur (guclukler ortadan kaldmhr), tek bip sorun degil, Felsefenin bir yontemi yoktur, ama yontemleri vardir, trpki farkh tedaviler oldugu gibi (FA, 133).

Kendi sozlerini esas ahrsak, Wittgenstein eski felsefi kuramlann kendisine ait bir kuram gecirmeye cabalamamaktadrr, Iuk sunmak degil, bizi herhangi bir gozluge ihtiyac olmadrgma
ri

yerine

Amaci yeni bir gozikna etmekTemelle-

tiro Ben bunun, Wittgenstein'm Felsefe Arasttrmalart ve Matematigin

Ustune Notlar'da gelisttrdigi son donem felsefesinin cekirdek fikri oldugunu dusunuyorum.
Cogito, sayi: 33, 2002

82

Robert J. Fogelin

Bircok kisinin, Wittgenstein'm son donem felsefesinin sagaltici -salt negatif- yam uzerinde yogunlasarak, en onemli vechesmi -anlami kullamma oldugumu dusuneceginm durumlann farkmda-hepsi olmasa baglayan ogretiyi- gozden kacirmakta

yim elbette. "Anlam' sozcugunu kullandignmz lam}, dildeki kullarnrmdir"

da- buyuk cogunlugu icin, bu sozcuk soyle tammlanabilir: zel bir anlam kurarm -metafizik sorunlan cozmek.icin

Bir sozcugun ankullamlabilecek bir

(FA, 43). Bu tur pasajlan ahp bunlar uzerine to-

kuram- insa etmenin mumkun oldugunu dusunenler var. Bu programm en onde gelen temsilcisi Michael Dummett'tir. Wittgenstein'la Iliskisi konusunda sunlari yazar:
Bir zarnanlar cok onceki kusaklar Kant'm golgesinde nasil duruyorlarsa, pimiz de Wittgenstein'm remiyorum: sefi sorunlari Bunlardan golgesmde oyle duruyoruz,ya da durmahyiz: biz he(...) Gel-

gelelim onun feIsefesindeki bazi seyleri kabul etmek Icin herhangi bir neden gobiri, felsefenin, felsefe olarak, hicblr zaman elestirmemegerektigi inancidir. Bu inane, son donem yazilannda be1irlemesi anlammda, feltemeldi; ben bu saygiyi duyasi, sadece betimlemest inaner paylasrruyorum mazdrm.s

ele ahs bicimini butunuyle

ve gelistirdigt say ve icgorulerin bu inancm dogruluguna onun cahsmalarma simdi duydugum

bagh oldugunu dusunseydim

Dummett, bu nokta uzerindeki fikir aynhgi yuzunden, kendi prograrmnm, onemli bir anlamda "Wittgenstein-karsiti" oldugunu kabul eder. Ama, son cumlenin isaret ettigi uzere, Dummett yine de kendi giristminin temel bir acidan Wtttgensteincr oldugunu dusunur. Dummett §43 gibi pasajlardan yola cikarak, kendi deyimiyle bir "anlam modeli" insa etmeye cahsir (Dummett 1991, 14-15) ve daha sonra bu modeli metafizik tarnsmalari cozrnek -ya da hie; degilse netlestirmek- icin kullanmaya cabalar. Ben, Dummett'm bettmleytctltgtnt Wtttgenstein-karsrti konumunun (bunu bu yonunun, en az Wtttgenstein'm kendisi de kabul eder) derinden son reddetmesi

oldugunu ileri surmek istiyorum. Wittgenstein'm

donem felsefesi hicbir anlam kurami icermez, felsefi kafa kansikhklan da cozume kavusmak icin boyle btr kurarrun insa edilmesini bekliyor deglldir, Benim varsayrmim, Wtttgenstein'm §U tur sozleri soylediginde ciddi oldugudur:

Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm Felsefe Elestirisi

83

Felsefe sadece her seyi onumuze koyar ve hicbir seyi aciklamaz, hicbir sonuc da cikarmaz. -Her ~ey apacik ortada oldugu icin, aciklanacak gizli alan sey, btzi htc ilgilendirmez ... (FA, 126). Felsefecinin
i§i, belli btr amacla hatrrlaticrlarm

bir sey yoktur. Zira tbacunkn

derlenip toparlanmasmdan bunlar asIa tartisilamazdr,

rettir (FA, 127). Felsefede tezler ortaya anlrnaya cahsrlsaydr, herkes bunlar uzertnde uzlasrms olurdu (FA, 128).3

Wittgenstein'm

felsefe elestirileri cok-yonlu ve karmasik olmasma rag-

men, ben bunlan en azmdan kolayhk olsun diye iki gents kategoriye ayiracagirn: Bunlardan birincisi gondergecilik (reierentialtsm) adim verecegim §eye yonelik saldm, Ikincisi de daha iyi bir isim bulamadigim icin manttksal mukemmeliyetcilik (logical perfectionism) diyecegim seye yonelik saldmdrr. (i) Gondergecilik, benim kullammimda, sozcuklerm [arazi rolunun seylere karsihk gelmek ya da onlara gondermede bulunmak, cumlelerin [arazi rolunun ise seylerin birbirleriyle nasil bir Iliski icinde olduklarmi resmetmek ya da temsil etmek oldugunu savunan gorustur. "Farazi" sozcugunu kullandim, cunku butun sozcuklerin seylere karsihk geldigmi ya da butun cumlelerin seylerin birbiriyle nasil bir illski icinde olduklanm temsil ettigini savunan, ciddiye almmaya deger bir felsefeci bulmak zor olacaktir muhtemelen. Felsefeciler bu perspektifi genellikle, gecerli olmadigi alanlarda, elestirelllkten uzak bir bicimde benimsemisler ve bunun sonucunda ortaya felseft kariyazilan ile kendi Tractasikhklar cikrmsnr. Wittgenstein Aziz Augustinus'un tus'unu bu egilimin ornekleri olarak verir,
(ii) Manttksal

miikemmeliyetcilik,

benim kullamrmmda, dilfrnizin terneideal bir yapisi olmasi gerektigi

linde yatan ve onu yonlendiren kurallarm

-ornegin, kesinlikle saglam irtgourous) olmalan ve olasi butun durumlan kapsamalari gerektigi- seklindeki, cogunlukla ustu kapah olarak benimsenen goruse karsihk gelir. Bu noktada Wittgenstein "dilimiztn mantigmi yuceltme egilimi"nden bahseder (FA, 38). Wittgenstein Frege'ye ve yine kendi Tractatus'una bu gorust; atfeder. Goreceglmiz gibi, Wittgenstein'm gonderyonelik saldmlan, karmasik ve ingecilik ve mantiksal mukemmeliyetcilige

celikli bicimlerde ic ice gecmis durumdadir, yani birbirlerinden biraz keyfi bicimde aynlmaktadirlar. Vine de bu kategoriler elverisli bir organizasyon semasi sunarlar.

Cogito, sayi: 33, 2002

84

Robert J. Fogelin

Gondergecilige Adlar ve Nesneler

~l

Felsefi Arasttrmalar, gondergecllik admi verdigim seye yonelik saldmyla baslar. Wittgenstein, Aziz Augustinus'un itiraflar'mdan bir bolum aktardiktan sonra, soyle der:
Bana oyle geliyor ki bu sozler bize insan dilinm ozune dair belirli bir resim sunmaktadirlar, lar -cumleler
ill buluruz:

Bu resirn de soyledir: Dildeki tek tek sozcukler nesneleri adlandmrde bu tur adlann bilesimlertdir.> Her sozcugun Bu dil resmmde su fikrin kokleriAnbir anlami vardrr, Anlam, sozcukle bagmnhdir.

lam, sozcugun karsihk geldig! nesnedir (FA, 1).

Wittgenstein

daha sonra sunu elder: "Augustinus bahsetmez."


ayru (gondergesel)

burada sozctik turleri dusunme yo-

arasmda herhangi bir aynrn oldugundan Bl1tl1n sozcuklerm nundeki

bicimdeislediklerini

bu egilime karsi cikan Wittgenstein

devreye hemen sozcuklerin

apacik farkh bicimlerde islev gordukleri bir dil oyununu sokar.


Birini ahsverise gondenyorum. parcasi veriyorum. Ona uzerinde "bes kirrmzi elm a" yazan bir kaglt saner uzermde "elma" yazan anyor ve
0

Katpdl ahp saticiya goturtiyor;

bir kasayi aciyor: sonra bir Iistede "kirmrzi" sozcugunu sisindaki renk nurrnmesini den bildigln! varsayiyorum-

sozcugun kar-

buluyor; sonra sayma sayilari dizisini -bunlan ezber"bes" sozcugune kadar soyluyor ve her sayt icin ka-

sadan numuneyle aym renkte bir elma ahyor. -lste sozcuklerle bu ve benzer sekillerde cahsihr. 4

Wittgenstein bir sonraki maddede, Augustinuscu dil resmine iki sekilde bakilabilecegini sayler: "[fiili] dilimizln i§leyi§ tarzma clair ilkel bir fikir" olarak ya da "bizimkinden daha ilkel bir dil fikrr" olarak. Ikinci fikri orneklerken, "Aziz Augustinus'un verdigi [dil] tarummm dogru oldugu' yeni bir dil oyunu sunar. Bu dil oyununda, btr yapi ustasi "levha" ya da "kiris' gibi sozcukler soyler, bir cirak da ona bir levha ya da kiris getirir. Wittgenstein bu iki dil oyunu arasmda yaptigi bu kiyaslamadan mutevazi bir sonuc cikanr: "Diyebiliriz ki, Augustmus bir iletisim sistemini betimlemektedir; ancak dil dedigimiz her §ey bu sistemden ibaret degildir" (FA, 3). Sonra da bu dil betimlemesinin uygun olabilecegini ekler, "ama yalruzca simrlari dar tutulmus bu dil alam" icin.
Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

85

Ama Wittgenstein elestirtyi derinlestirerek

kisa bir sure sonra Augustinuscu adlandirma

resme yonelttigi

anlayisinm kendisine meydan okur. adlan

Bu resimde, gordugumuz

gibi, bir adin anlarru, karsilik geldigi nesnedir,

GeIgelelim bu siradan adlar icin dogru olamaz -rnesela insanlarm

icin, cunku bir ad, tasryicisr artik varolmasa bile bir anlama sahip olmayi surdurur. "Anlarn" sozcugu, eger sozcuge "tekabul eden" seyi imlemek icin kullamhyorsa gayri mesru bir bicimde kulIamlmakta oldugunu belirtmek gerekir. Bu, bir adm anlamim adm tasiyrcisi Ile karistrrmak demektir. Bay NN oldugunde, adm tasiyicisimn oldugu soylenir, anlamin oldugu degil (FA, 40). Demek ki Augustinuscu dil resminde yanhs olan en az Iki sey vardir: Adlandrrma butun dil kullannnlan icin yeterli bir model sunmaz ve bu resim, adlandirmanm kendisi icin bile yeterli bir aciklama vermez. Simdi Wittgenstein'm bu iddialarda hakh oldugunu varsayalrm -ki kesinlikle hakhdir. Bu iddialann felsefeyle ne alakasi vardrr? Felsefecilerin kafalanm dilin dogasiyla ilgili sorunlara taktrgi bir yuzkendist bu soruyu, ilk ve Tractatus'ta dilin yilm sonunda bu soruyu sormak tuhaf gorulebiltr, ama yine de bu soruyu acik acrk sormakta fayda vardir. Wittgenstein'm analizinin hem dusuncenin son yazrlarmda teme1den farkh sekillerde cevaplamistir.

temel yapismi hem de ama ona eslik eden

gercekligin ternel yapisrm aciga cikarabilecegtni ileri surmustur. Dilt incelemenin -ozelltkle de analiz etmenin- felsefi faaliyetleri ilerletebilecegi varsayrmi, klasik analitik felsefenin temel varsaynmdir. Filozoflarm dill incelemelerinin birmcisine karsrt bir baska nedeni, felsefi girisimi ilerletmek degtl, dizgmlemektir, "Felsefe akhrnizm dille buyulenmesine karst verilen bir savastir" (FA, 109). Bu iki yaklasim arasmda bir orta y01 buIunabilir suphesiz. Dilin getirdigi yanhs anlamalara isaret etmek, kotu felsefe yapmayi engellemek icin kullamlabilir; iyi felsefeyi tesvik etmek Icin de dogru bir anlayisa ulasmak kullamlabilir. Bugun yazan bircok felsefeci (Dumrnett, Wright, Peacock ve digerleri - Wittgenstein'i onemli bir etki olarak goren herkes) bu orta yolu benimser. Benim gorebildtgtm kadanyIa. Wittgenstein, son donem yazilarmda, boyle bir orta yolla hie mi hie; ilgtlenmemistir. Bastaki soruya donersek: Bir felsefecinin sozctiklerin nasil anlamh olabildiklerine dair temel paradigrnayi, adlandirmanm sundugunu ve aynca ozel bir adm anlammin, karsihk geldig! nesneden ibaret oldugunu (WittCogito, sap: 33, 2002

86

Robert J. Fogelin

genstem'a

gore, yanhs bir bicimde) varsaymasi sik sik tekerrur

nasil blr felsefi fark yaratir? hatta belki de hie va-

Wittgenstein

eden bir dizi felsefi hatayi birbiriyle baglantih biri, arnk varolmayan, zaman ortaya cikan kansikhketkisi altmdaki birinin soyle

bu yanhslara baglar, Bunlardan tir. Wittgenstein akil yuruttugunu

rolmarrus seyler icin ozel adlar kullandigmuz gondergesel adlar tablosunun hayal eder:

Eger "Excalibur" btr nesnenin yok demektir; ve Iarm olmayacaktir.


0

adiysa, Excalibur parcalandigmda

bu nesne arnk

zaman da ada hicbir nesne tekabiil etmeyecegi ictn, hicbir anAma


0

zarnan "Excalibur'un

keskin bir agz; var" cumlest hieolaortasozcuklere te-

bir anlarm olmayan bir sozcuk iceriyor olacak, dolayisiyla cumle anlamsiz caknr, Ama cumle anlamhdir: kabul eden bir sey olacaknr. demek ki her zaman onu olusturan 0 halde anlam analiz edtldtginde "Excalibur"

dan kalkmah ve onun yerini, adm ima ettigt adlandiran sozcukler aldrgmda drr, Bu sozcuklere gercek adlar demek makul olacaktrr (FA, 39).

Burada

ise bir ozel adm anlarmmn, onun tasryicisi oldugu inanciyla bulunmak icin kullamlmasma dayah olan bir inanctir buyoksun olduklanm, ama be-

-belki de ozel adlann genellikle birer tasiyicisr olmasma ve tipik olarak onlara gondermede baslarnr, Daha sonra da bazi adlann tasiyicilardan

buna ragmen bu adlan iceren cumlelerin yine de anlamh olabildtklermt lirleriz. Bu da bize iki secenek sunar: (i) bir ozel adm anlammm,

karsihk

geldigi nesne oldugu iddiasmi terk edebilir ve daha sonra da ozel adlara dair alternatif bir aciklama, onlann bir ta§IY1C1olmasa bile anlamh olmalarma izin veren bir aciklama sunmaya cahsabtliriz, ya da (ii) gondergesel adlar aciklamasmi kabul etmeyi surdurebilir ve gorunuste tasiyicisi olmayan adlan ortadan kaldiran bir analiz yontemi bulmaya cahsabtlmz. Ama ikinci yaklasimda hali\. bir sorun vardrr. Bu sekilde analiz edilen cumle sadece gercekten tasiyicrlan olan adlan icerse bile, bu tasiyrcilardan bin olebtlir ve en bastaki anlam-kaybi sorunu yeniden ortaya crkabilir. "NN, MM'nin ogludur" anlamsiz hale gelebilir? sisteminde, tasibirlikte, dogru bir adlandirma cumlesi, sirf MM'nin olmesiyle nasil anlamhyken Bu da, baska mulahazalarla
YIClSI

olmamasi ihtimali olan butun ozel adlarm (yarn, genelde ozel ad dedianaliz edilip yerlerine ilkesel olarak gonderge olmayan adlar (tabu eger boyle adlar varsa) kon-

gimiz hemen her sozcugun) kaybi yasamasi mumkun

masi gerektigi fikrini dogurur.f


Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm FelsefeElestirisi

87

Hikaye bununla bitmez, zira tasiyici-garantili

ozel adlar talebi, "bu" ve

"su" gosterrne adillanmn [demonstratives] sahici ozel adlar oldugu fikrini gundeme getirebilir -§45'te bu fikirle alay edilir.
"Bu" gosterrne adih htcbir zaman tasiyicisiz olamaz, $oyle denebtlir: "Bir bu 01dugu surece, bu ister yalm Ister karmasik olsun, 'bu' sozcugunun de bir anlami olur", -Ama bu, sozcugu bir ad haline getirmez. Tam aksine: cunku bir ad isaret jestiyle birlikte kullamlmaz, sadece

° jest sayesinde

aciklamr (FA, 45).

Wittgenstein'm bir sonraki kisrmda belirttigi gibi, bu gondergesel dil anlayisi, kendilerine karsihk gelen adlann yok olarak ortadan kalkrnamalanm garantiye alan ozelllklere sahip birtmlerin (entities) devreye sokulmasma da yol acabilir, Bu noktada Wittgenstein "hem Russell'm 'tekiller'i hem de benim 'nesneler'Imden bahseder (FA, 46). Bun1ann ikisi de tam da yapilmasi gereken isi yaparlar. Ornegin, Tractatus'uii nesneleri, ebedi olduklan icin, dili gonderge basarisizhgi tehlikesine karsi korurlar, Boylece, dill, gonderge basarisizhgi olasihgmm kendistyle birlikte getirdigi varsayilan anlam basarisizligi olasihgma karst da korurlar, Degismedikleri icin keyfi an1am kaymaIarim onlerler. Basit olduklan icin analize duracak yer sunarlar. Vesaire. Gondergesel ad-anlarn kurarru He resimse1 cumle-anlarn kurammm otesinde Tractatus'ta sun ulan felsefi kurguya katkida bulunan baska unsurlar da vardi elbette. Wittgenstein'm mannk kuraIlanmn katihgma ve genelde anlamm belirliligine baghlig; da cok onemli bir rol oynamisti. bu yazimn ikinci bolumunde Bu konuyu duyakmdan mceleyecegiz. Burada gondergesel

dil resrninin gayri mesru bir felsefi gtrtsim -birinci siruf dusunurlerin

sunsel enerjilerini uzun yillardir tiiketen bir giri§im- yarattigmi ve bu girisimi yonlendirrneyi surdurdugiinu belirtmekle yetinelim. Ozel adlara dair gondergesel aciklarnaya Wittgenstein'm getirdigi alternatif nedir? Cevabi kabaca soyledir; Ozel adlan kullanma tarzirmz gevsek bir betimlemeler kumesi tarafmdan yonlendiriltr ve nasil betimleyici bir ifade kapsamma giren hicbir §ey olmasa bile anlamh olabillyorsa, ozel bir ad da bir tasiyicisi olmasa bile anlamh olabilir. Bu aciklamanm, onu Frege ve Russell'm yazilarmda bulunan benzer goruslerden ayiran farkh ozelligi, betimlemeler kumesinin gevsek, degisken bir dernet olusturabilmesi, yani belirli ya da kesin bir anlamdan yoksun olabilmesidir, Gelgelelim, ozel adlann bellrli an1amlan oldugunun bu sekilde reddedilmesi, anlarnm belirliligi dogCogito, sayi: 33, 2002

88

Robert J. Fogelin

masma yonelik genel bir elestirinin bir parcasidir ve manttksal mukemmeliyetcilik bashgi altmda tartisilmasi daha yerinde olur. Zihinsel Olam Iiade Etmek Wittgenstein'a gore, gondergesel dil anlayismm felsefi karisikhklara neKenzihinsel cok olagandisi kosulden oldugu bir baska alan da zihinsel olanla ilgili konusmalarrrruzdir. dimize bir aci, bir dusunce, bir niyet vs. atfettigirnizde, lar haricinde, bu atifta yanilamazrmsiz
gibidir.

Ama baskalarma

yuklemler atfettigimizde i~ler cok farkhdir. Filozoflann sik sik soyledigi gibi, onlann acilarnun, dusuncelerinin ve niyetlerinin "dogrudan farkmda" degilizdir ve onlara bu yuklemleri ancak belli karinelerden hareket ederek atfederiz. Bu meseleler hakkmda dusunurken, kendimizi "baska birinin aci cektigine sadece inanabilirim, ama ben cekiyorsambunu bilirim" (FA, 303) gibl seyler s6~~emeye egiltmltbuluruz.s Bu dabizi, baskalarina zihinsel yuklemleri bir tur analojik muhakemeye basvurarak atfettigimlzi varsaymaya meyilli kilar, Maalesef, bu tilr analojik muhakemeler, iyice incelendiklertnde, bize baska bir insanm, her ikimize de sozgelimi aci atfettigimde benimle aylll seye sahip oldugunu varsaymak icm iyi bir neden sunamayacak kadar zayif gorunurler. Bu mulahazalar insaru, baska zihinlerin ic;erigi (hatta varolusu) konusunda suphecilige itebilir. Suphecilikten kacinmak Icin, baskalanna zihinsel yuklemler atfetme surecine dair davramsci bir analiz benimseyeblhriz -bu gorusun bir bicimi, baskalanmn zihinsel niteliklere sahip 01malanm belli btcimlerde davranma egilimleriyle esrtler, Ama davramscihk yanhs gorunmektedir. Baskasma aci atfettigimde, ana bir duygu atfediyorumdur -benim de bir sekilde yasanus oldugum ve simdi de onun. yasadigmi varsaydigrm bir duygu. Boyle bir atfi yapmak i<;ID tek kamtim davrarus olabilir, ama bahsettigim sey bu degildir. Ama bir baskasma aci atfetmek bir ve bu muhakemetur analojik muhakemeye dayahyrrus gibi gorunmektedtr
goturmektedir.

nin tatmin edicilikten uzak olusu da bizt yine bildik bir supheciltk btcimine Wittgenstein zihinsel olanla ilgili bu tarnsmalari, dil anlayisma hatah, gondergesel bir

bagh olduklanrn gostererek kesmeye calisrr:


Ile acmm olmadigi acr-davramsi arasinda

"Ama acmm eshk ettigi aci-davramsi

bir fark oldugunu kabul edersiniz herhalde?" -Kabul etmek mi? Bundan daha buyuk fark olur mu?- "Ama yine de tekrar tekrar, hissin kendisinin bir hif olduCogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

89

gu sonucuna ulasiyorsunuz."

-Bir sey degtl, ama bir hit; de degtll Benirn cikardibir seyle ayrn

glm sonuc sadece, bir hicin de hakkmda hicbir sey soylenemeyen reddettik (FA, 304).

islevi gorecegiydi. Sadece burada kendini bize dayatrnaya cahsan dilbilgisini

Pasaj, bizim su anki derdimizle ozellikle baglantih bir sekilde devam eder:
Bu paradoks aneak dilin her zaman tek bicimde i§ledigi, her zaman aym amaea (evlerle, acilarla, iyi ve kotuyle ya da akhruza ne eserse onunla ilgi1i olabilen dusuncelert iletmek amacma) hizmet ettigi fikrinden tamamen koptugumuz takdirde ortadan kalkar,

Bu pasajm acikimasi, zihmsel olan1a ilgili felsefi sorunlann,

zihinsel

anflara sandalyeler, evler vb. He ilgili konusmalan model alarak yaklasmak yuzunden ciktigidrr. Demek ki Wittgenstein'm derdi insanlann bazi seyleri hatirladiklanrn Inkar etmek degildir.. hanrlamayi bir ic surec olarak tasvir eden resmi reddetmektir.
"Arna, omegin hatirlarken, bir i<; surecm gerceklestiglni mkar edemezsiniz herdedtginde - bu eilmleyi

halde.' -Bizim herhangi bir seyi mkar etmek istedigtmiz izlenimi de nereden cikti? Biri "Yme de, burada bir i<; surec gerceklesiyor" soyle bltirmek istiyordur: "Zaten, goruluyor." Ve "hatirlama" sozcuguyle bu i;;: surec kastedilir. -Brr seyi inkar etmek rstedigimlz izlenimi, yuzumuzu "ic surec" resmine dayamarmzdan ze "hatirlamak" kaynak1amr. Biztrn inkar ettigirrriz, ic surec resminin bikuHammma dair dogru fikrt verdigidrr. Dallamp sozcugimun

budaklanan bu resmin, sozcugun kullannmm gercekte oldugu hahyle gorrnemizin online cikugmi soyluyoruz (FA, 305).

Birkac madde sonra bu dediklerini soyle genisletir:


Zihinsel surec ve durumlarla ilgili ve davramscihkla ya cikar? -ilk adrm dikkatlerden ilgili felseft sorun nasil ortabah-

butunuyle kacar, Surecler ve dururnlardan

seder ve bunlann mahiyeti hakkmda bir karara ulasmadan geceriz, Belki de bazen ileride onlar hakkmda daha 90k §ey bilecegirnizi dusunuruz. Ama biz! meseleye bakmanm belli bir yo1una baglayan sey tam da budur. Zira btr sureci daha Cogito, sayi: 33, 2002

90

Robert 1. Fogelin

iyi bilmenm ne demek olduguna dair belirli blr kavrarmrruz vardrr. [Hokkabazhk numarasmda hareketttr.] tayin edict hareket yapilmisnr,
(FA, 308)
0

da gayet masum sandignmz

btr

Gondergesel dil resmi admi verdigim seyin felsefi kansikhgm

kaynagi is-

oldugu yolundaki en acik secik Wittgenstein almtilarmdan biridir bu. Bu resim bizt tutsak ettigi surece, zihinsel olan hakkmdaki konusmalanrmzm leyis tarzma dair dogru bir aciklama sunamayiz vebu yapilana kadar da zihinsel olan gizemle kalacaktir. Bundan sonra bekledigimiz, Wittgenstein'm zihinsel terimlertn nasil i~ledigine dair bu yanhs resmin yerine dogrusunu gecirmesidir elbette. Ustelik, onun yontemlerine bagh kalmdigmda, bu islem yanhs resmin bizden gizledigl kahplasmis deyislere isaret etmekten ibaret olmahdir. Wittgenstein "aci cekiyorum" sozcesrnin aciyi betimlemekten cok ifade etmek icin kullamldigrm ileri surerek bu yonde bazi jestlerde bulunur.
Sozcukler hislere naSI1 gondermede bulunur] arasmdaki adlarmm baglann nasil kurulur? -Burada bir sorun yok gibidir; her sey

gun hislerden bahsedip onlara adlar vermez miyiz? Ama ad ile adlandmlan anlamim, mesela "ad' sozcugunun

Bu soru sunun aymsidrr: Bir insan hislerin anlammi nasil ogrenir? Olasihklarve onlann

dan biri sudur: Sozcukler hissin ilkel, dogal ifadeleriyle baglantilidrr

yerine kullaruhr, Bir cocugun cam yanar ve aglar; daha sonra yetiskinler onunla konusur ve ona once nidalan, sonra da cumleleri ogrenrler, Cocuga yeni aci-davramsiru ogretirler. "Yani 'ad sozcugunun aslmda aglamak anlamma geldigim mi soyluyorsun?" -Aksine: Acmm sozel ifadesi aglamanm yerine gecer ve onu betimlemez (FA, 244).

Bu ve benzeri pasajlarm yorumu ihttlafhdir, ama gene] fikir soyle gibidir: Insanlar canlarinm yanmasma dogal olarak buyuk olcude ortak sekillerde tepki verirler, Ornegin, karakteristik bir bicimde buzusur ve haykmrlar, Bu ortak (ya da ilkel) tepkiler bir cocuga "ad' ve onunla baglannh sozcukleri kullanma egitimi vermenm temelini olustururlar. Ana fikir, bu egitimin Ibaret bu ilkel tepkileri yeni bir "aci davramsr" ha1inde btctmlendirmekten

oldugudur. ACI cekiyorum demek acimi Hade eder, ama onu betimlemez. Keza, "bekliyorum, her an gelebilir" demek beklentimin ifadesidir -bekleme davramsimm bir parcasidir ve onu betimlemez, vs.
Cogito, sayi: 33, 2002

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

91

Ashnda, §221, "Olasihklardan

biri sudur'

ifadesine nasil bir agirhk verilSade yoruma gore,

digine bagli olarak lki farkh sekilde yorumlanabilir.

Wittgenstein sadece bir olasrhgi dile getirmektedir ve hicbir sekilde kendini tozel bir konuma baglamamaktadir. Baska bir yerde basvurdugu bir ifadeyle soylersek, bize sadece seylere bakmamn sabit bir yolunun buyusunu yazida sunulan genel yorurn hattiyla uyumludur.? kirrna arnaciyla bir "karsilastirma nesnesi" sunmaktadir (FA, 131). Bu yorum bu Ote yandan, Felsefi Ara?"tirmalar ve diger yazilannda, Wittgenstein'm -en azmdan ana hatlanyla- birinci sahis zihinsel sozcelerine iliskin olarak bir tur drsavurumcu aciklamaya bagh oldugunu soylemeye yol acacak bircok pasaj vardir.f Baska bir yerde Wittgenstein' a boyle tozel bir bakis acisi atfetmistirn. Bununla ilgili bazi cekincelerimi de dile getirmistim.? Demek ki soru, Wittgenstein'm, en azmdan bu alanda, tozel felsefi kuramlara karsi kendi kendine koydugu kisitlamalan ihlal edip etmedigidir, Ben ihlal etmis oldugunu dusunme egilirnindeyim. Bunu soylemekle birlikte, ihlalin, varsa bile, cok ciddi sonuclan 01dugunu dusunmuyorum. Wittgenstein'a gore, zihinsel olanla ilgili sorunlar, zihmsel terimlerin anlamlarim "gizli" zlhinsel sureclere gondermede bulukaynaklamr. Bu narak aldiklari seklindeki elestirellikten uzak varsayimdan

varsayima gore, zihinsel olanla ilgili sorunlann cozumlenmesi guctur, Wittgenstein'm zihinseI olanla ilgili onermeleri dogal duygu ifadeleriyle karsrlastirmasr, dilin bazi gondergesel-olmayan kullammlarmdakt benzer1iklere dikkat cekerek bu soylemlere bakmanm tek bir yolunun buyusunu nelik bir girisimdir, Bu karsilastirmaya bagh kalmak ise, yersiz olsa bile, karsilastirmanm dan kaldirmaz.! 0 Manttk ve Matematik Wittgenstein'm mantik ve matematik hakkmdaki karmasik goruslerinin derinlerine inmeyecegim. Sadece Wittgenstein'm gondergecilik-karsrthgmm bu konular1a ne bakimdan ilgili olduguyla ilgili bazi genel degerlendirmelerde bulunacagim. Wittgenstein'm rnantik ve matematikle ilgili gondergecilikkokenleri Tractatus'tadlr. Orada soyle demistir: "Benim karsrti tutumunun kirmaya yodayah bir kuramm tozel hakikatine tedavi edict rolunu orta-

temel dusuncem su ki 'mantiksal sabitler' bir sey temsil etmezler. Olgulann manttgt temsil edilmeye gelmez" (TLP, 4.0312) [Bu kitaptan yapilan butun ahntilarm cevirist bazi terirn degisiklikleriyle Tractatus logico-philosophicus'tan, (cev. Oruc Aruoba, BFS, 1985) almrmstir.] Daha sonra, 4.441'de
Cogito, sayi: 33, 2002

92

Robert 1. Fogelin

"Mantiksal nesne yoktur" der -bu iddiayi 5.4'te de tekrarlar. Peki ama bu dogruysa, mantik onermelerini ne yapmamiz gerekir; bu onermeler mantiksal nesnelerle ilgili degillerse, ne icin gecerlidirler? Wittgenstein'm hicbtr sey icin gecerli olmadiklandrr.
Totoloji ve celisme, im baglammm 4.466). Mantigm butun onermelert, Tractatus maternatigtn oysa, aym seyi soyler. Yani hicbir seyi (TLP, 5.43). da paralel bir cizgidedir:
(TLP, 6.2)

cevabi

smir durumlandir,

yani onun ~6ztilii.~ti (TLP,

dogrulugu konusunda

Matematik, mantiksal bir yontemdir.


Matematigin onermeleri, denklemlerdir, yani sozde onermeler,

Soma, §u dikkate deger pasaj:


Yasamda da, iste, gereksedigrmiz, matematiksel de matematige hicbir zaman matematiksel ait olmayan onerme degildtr: kendileri

onermeyi, yalntzca matematige

onermeleri

rut olmayan

onermelerden sonuc olarak cikarmak icin kullanmz,

(Felsefede, "su sozcuk, su onerme, ashnda ne isimize yanyor?" sorusu, hep degerl! icgorulere yol acar.) (TLP, 6.211).

Felse{i Arasttrmalar'ui glris bolumlerim okurken, Wittgenstein'm Aziz Augustinus'a atfettigi tikel dil resmini, Tractatus donemi icin kendisine de atfettigini de varsaymak kolaydrr, Bu, soz konusu sistemin cesitlt ozellikleri, me-

sela ozel adlan ele alis bicimi icin suphesiz dogrudur. Ama mantik ve matematik onermeleriyle baglantih olarak, kendisint bu dil resminden kurtarmaya baslanusnr. Son parantez Icindeki cumlenin isaret ettigi gibi, bunu "su sozcuk, §U onermenin aslmda ne isimize yaradigi"m inceleyerek yaprmstir. Demek ki, Wittgenstein Tractatus'ta, mantik ve matematik konusunda son yazilarma ozgu fikirlere coktan ulasmis gibi gorunmektedir, Gelgelelim bu dogru degildir, Gondergesel resmi, bir duzeyde reddetmisse de bir baska duzeyde onarrmstrr. Bu Wittgenstein'm gosterme ogretisinde acikca gorulur:
Mantik onermelermin totolojiler olmasi, dilin ve dunyanm bicimsel -rnantiksal-

ozelhklerini gosterir (TLP, 6.12). Dunyamn manugrm, mantik onermelerl totolojilerle gosterlr, matematik de denklemlerle
(TLP, 6.22).

Cogito, sap: 33, 2002

j
Wittgenstein'm Felsefe Elestirisi

193

Burada naif bir gondergeciligin yerine arka kapidan sinsi bir gondergecilik gecmis gibidir, Mannk ve matematigin onermeleri haJfl onermeler kihgmda, ama basarrsiz onermeler olarak goriililr. Ustelik, kendilerini basansiz onerrneler olarak ortaya koymalan sayesindedir ki baska hicbir onermenin yapamadigi bir seyi yapabilmekte; dusunce ve gercekligin zorunlu yapilanm gozlerimizin onune serebilmektedirler. Bu bence, bask! aItmda donusen, lafzen reddedildigi zaman bile etkisini koruyan blr felsefi baghhgm carpici bir ornegidir. Wittgenstein'm bu konular hakkmdaki, en gelismis bicimint Matematigin Temelleri Usticne Notlar'da bulan son donem dusuncelerinde durum busbutun farkhdir. Wittgenstein matematiksel ifadelere zorunlu baglantilari saptama ya da betimlemeye yonelik basansiz glrisimler olarak bakmak yerine, bu ifadeleri baska bir seyi yapmaya yonelik gayet basarih giristrnler olarak ele ahr. Wittgenstein'a gore, yine, matematik filozoflan (herhalde Platon'dan gilnilmilze kadar), dllbilgisel analojiler yuzunden yanhs yollara saprmslardir:
Aritmetik onermelerde onerme arasmdaki ze bir carpmanm bulunma fikrine sahip olmaksizm hie; etkilenmeksizin ve bir carpma ile bir

benzerlikten

aritrnetik yapamaz rmyiz? basirmzi sallamaz rmsekilde dav-

Yagmur yagrnadigi halde bin bize yagdigmi soyledigmde yaptignmz gibt, biri biyanhs yapilrms oldugunu gosterdiginde yiz? -Evet; ve burada bir baglanti noktasi vardrr, Arna Istemedigimiz randigmda kopegimizi durdunnak

icm de jestler yapanz.


ve "_tilr" [is] fiili bunu bir onerme haline

"2 kere 2, 4'tiir" demeye ahsrmsizdir:

getirir ve gorimuste onunla "onerme" dedigtmiz her sey arasmda yakm bir akrabahk kurar. Oysa bu sadece 90k yuzeysel bir tliski meselesidtr (MTUN I, ek 1, 4).

Bu pasaji butunuyle

almnladim, <;ilnkil Wittgenstein'm

benzerliklere

dikkat cekme ve farklann altmi cizme yonteminin iyi bir ornegi. "2 kere 2, 4'tiir", "Yagmur yagmaktadrr/a, her ikisinin de "<tur, -dir" [is] fiilini icermesi bakimmdan benzer. Aynca carpmalarin da hava tahminlerinin de "yanhs yapilabilecegine" ve bu neden1e de duzeltme jestlerine =mesela basirmzi sal-

lamarmza- yol acabilecegine dikkat ceker, Bu tur benzerlikler bizi her iki
sozceyi de tek bir paradigm a altma yerlestirmeye iter. Ama bir olumsuzlama jesti ya da sozuyle bir kopek de duzeltilebilir/islah edilebilir ve her halukarda "2 kere 2, 4'tilr" sozcesinin nasil kullamldigim hepimiz biliriz -bir carpCogito, sayi: 33, 2002

94

Robert 1. Fogelin

rna kurahm Hade eder, Hesap yaparken bu kuraldan yola cikariz. Onu nasil kullanacagimizi belli bir egitim sayesinde ogrenmistzdir -hava hakkmda dogru seyler soylemek icin gereken egitimden ternelden farkh bir egitimdir bu. Bu tur akil yurutmelerin amaci, bizi, matematiksel ifadeleri, seylerm nasil olduklanyla ahskanhgmdan ilgili savlardan kurtarmaknr. olusan yamltici bir paradigmaya Eger Wittgenstein dahil etme en hakhysa, bu ahskanhk

basit matematiksel

ifadelerin uzerine bile yanhs bir isik dusurur ve onlan

gizemliymis gibi gosterir. Burada, Felseii Arastirmalar'sn, Wittgenstein'm sayma sayilarma arnsnrmada bulundugu giris bolumune donmek faydah olabilir. Orada bize ahsverise gonderilen kisinin "sayma sayilari dizistni -bunlan ezberden bildigini varsaYlyorum- 'bes' sozcugune kadar soyledigi ve her sayi icin kasadan numuneyle ayru renkte bir elma aldigi" soylenir (FA, 1). Bu ornek, sozcuklenn hepsinin ayru sekilde

gormedfklerini,

ozellikle de hepsinin nesnelere karst-

hk gelmeye ya da onlan temsil etmeye yaramadiklarim gostermek Icin verilmistir. Bence, Wittgenstein bu basit dil oyununun, "bes" sozcugunun bu sekilde i§ gormedigini kavramsal acikca gosterdigine inamyordu. cikardigmuz Yine bence Wittgenstein ifadeleri savkuraIlar olaatgozluklerimtzi zaman, matematiksel

lar olarak ele almaktansa mizi dusunuyordu,

(ya da savlarla ilisktlendirmektense),

rak e1e almamn (ya da onlar1a Ilisktlendirmenin) -oysa savlar olarak ele almdiklarmda Bu bolumu kapatmadan ifadesini kullanmaktan

daha iyi oldugunu gorecegigizemli olmazlar gondergecilik(antirealism)

cunku kuraIlar olarak ele almdiklarmda gizemli olabilirler. once kisa bir not. Wittgenstein'm

karsrthgiyla Ilgili bu tarnsma boyunca, "gercekcilfk-karsrthgi"

kacmdrm, Cunku gercekctlik-karsulig: artik daha cok,

ozgul bir arastirma projesiyle, basta Michael Dummett ve Crispin Wright 01mak uzere cesitli filozoflann izledikleri ve sezgisel manngi bir anlam kurammm temeli olarak kullanmaya agirhk veren bir projeyle birlikte amlmaktadir, Dummett de Wright da Wittgenstein'm son donem yazilarmda boyle bir kurama isaret eden bazi gostergeler bulurlar. Bunda hakh olabilirler. Dummett Yine He de, benim tarnmladigrm Wright'm yazilannda rimleri olmadiklanm bicimiyle gondergeciltk-karsrtligmm,

gorulen gil<;lil anlamda gercekcrltk-karsithgim

berabe-

rinde getirmedigini belirtmek

gerekir. Bir felsefeci, sayilarm gonderme tekurallann, kamtlarm vs. almasma izin vesavunabilir. Bir gander-

ve sozgelimi aritmetik ifadelerin kurallar islevi gorebi-

leceklerini ve bunun matematiksel

rilen bicime herhangi bir simrlama da getirmedigini Cogito, sap: 33, 2002

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

9S

geciltk-karsrthgmm,

klasik mantik ile klasik matematigin kural ve yasalanm

kabul etmesini onleyen hicbir sey yoktur. Wittgenstein'm rnaternatik karsismda bir gondergecilik-karsrn oldugu bence su goturmez. Arna aym zamanda gercekciltk-karsm da olup olmadigi ve eger oyleyse, ne bakimdan ve ne olcude gercekcilik-karsrn oldugu, cevaplanmasi cok daha gUc; sorulardir. Zaten, su anda bu isle Ilgtlenmiyorum.U Mantrksal Mtikemmeltyetcilfk Kurallar ve Anlam Bir sozcugun ya da Ifadenin anlarruni dildeki kullammmi inceleyerek anlarnaya cahsirsak, bu sozcuk ya da ifadenin kullamrruru belirleyen kurallar aramak dogal gorunur. Wittgenstein Kesinlik Ustilne'de acikca bu baglantiyi kurar:
Bir sozcugun anlarm onun nasil kullarnldigidrr. C;unkii sozcuk dilimize dahil oldugu zaman ogrendigimiz ~ey budur (KO, 61). Bu yuzden "kural" ve "anlam" kavramlan arasmda bir mutekabiliyet vardir (KU, 62).

Felsefi Arasttrmalar'ui nekler:

birkac yerinde, Wittgenstein

kurallar He anlarn

arasmdaki bu mutekabiliyeti, sozcukleri satranc taslanyla karsilastirarak or-

Mekan-disr, zaman-drsi bir hayalden degil, mekansal ve zamansal bir olgu olan dilden bahsediyoruz ... Ama ondan, oyunun kurallanm anlatirken satranc taslanndan bahsettigirniz gibi bahsediyoruz, fiziksel ozelliklerini betimlemiyoruz. "Bir sozcuk gercekte nedir?" sorusu, "Satrancta bir tas nedir?" sorusuna benzer
(FA,108).

Aym

zarnanda, kullandigirruz dili, "degismez kurallari olan oyunlar ve he-

saplara benzetrnenin tehlikesinin de farkmdadir. "Ama dillerimizin bu tur hesaplara sadece cok yaklasttklanni soylerseniz, bir yanhs-anlamanm esiginde duruyorsunuzdur. gibi gorunebilir" Iir: Kullandigirmz Zira
0

zaman sanki ideal bir dilden bahsediyormusuz

(FA, 81). Bu yanhs-anlama ikinci bir bicime daha burunebi-

dilin ideal bir dile sadece yaklasik olarak benzedigini var-

saymak yerine, bu tur bir acik secik ve kat! kurallar sistemini coktan, ama biCogito, saJl: 33, 2002

96

Robert 1. Fogelin

zim hicbir surette goremedigtmiz sayabiliriz: "Onermelerin

bir biclmde, bunyesindebarmdirdigrrn yapismm kative

var-

mantiksal

acik secik kurallanm

arka plandaki bir sey -anlama araci icinde gizli bir sey- olarak goruruz. Bu kurallan coktan goruyorumdur (bir arac sayesinde de olsajrcunku onerme gostergesinl anhyorumdur, onu bir sey soylemek icin kullamyorumdur" (FA, 102). Daha ileride "mantigm kristal safhgi''ndan bahseder, bunun suphestz "bir arastirma sonucu degil, bir talep" oldugunu da ekler (FA, 107). Bana oyle geliyor ki, Wittgenstein'm mantigm farazi safhgma, yuceligine ya da benim deyimimle mukemmelllgine yonelttigi saldm, naif gondergecilige yonelttigi saldmdan daha derinlere iner, Dil kullammmm kuralh btr faaliyet oldugunu ileri surer, ama bu kurallarm acik secik olmalan gerekmedigini, tamamlanrms, hatta belki de tutarli bile olmalan gerekmedigini de lien surer. Bu konulari kurallanmn belirsizlikleri, azbelirlenmislikleri [underdetermination] ve tutarsultklari bashklari altmda ele alacagim. Gondergecilik ile mantiksal mukemmeliyetciligin birleserek ideal birimlerin, kurallann gondergesel muadilleri olduklan yamlsamasmi nasil yaratnklanrn rek yaziyi bitirecegim. Kurallarin belirsizligi §65'te Wittgenstein
"Kolayma kaciyorsun! bir dil oyununun,

inceleye-

bir sorguca su sikayeti yaptmr:


Her ceslt dil oyunundan bahsediyorsun, ama hicbir yerde haline getirenin ne

dolayrsiyla dilin ozunun ne oldugunu,


(FA, 65)

butun bu faaliyetlerde

ortak yonun ne oldugunu ve bunlan dil ya da dilin parcalan oldugunu soylemedin."

Ve ona su cevabi verir:


Dogrudur. -Dil adim verdigtmiz her seyde ortak olan bir seyuretmek olgulann, hepsi icm aym sozcugu kullanmamizi madigirn, arna bunlann birbirlertyle yorum. Iste bu akrabahk ya da akrabahklar cesitlt bicimlerde akrabaoiduklanm yerine, bu soylu-

saglayan ortak hicbir seyleri 01-

yuzunden hepsine "dil" diyoruz.

§66'da "dil" s6zcugunu tarzmuzla karsilastirarak, sine oyun denmesini


Cogito, sayi: 33, 2002

kullanma arastirmanm

tarzirmzr "oyun" s6zcugunil oyunlann

kullanma

hepsinde bulunan ve hepgosterdigim

saglayan hicbir ortak ozelligt olmadigim

Wittgenstein'm

Felsefe Elestirisi

97

iddia eder. Bu terimin filii kullammlanmn Incelenmesi, daha cok, "ortusen ve kesisen benzerliklerden, bazen genel benzerliklerden, bazen de aynntilardaki benzerliklerden olusan karmasik bir ag"l gozler online serer. §67'de "bu benzerlikleri nitelemek icin 'aile benzerlikleri'nden daha iyi bir Ifade dusunemedtgl'tni soyler. Burada aynca "say! turleri de aym sekilde bir aile olustururlar" iddiasmda bulunur. Sonra, §108'de soyle daha genel bir iddiada bulunur: "Cumleve 'dil' dedigimiz seylerin sandigim bicimsel birlige sahip olmadiklarrm, birbirleriyle az cok akraba olan yapilar ailesi olusturduklanm goruyoruz" (FA, 108). Aile benzerlikleri ile ilgili bu pasajlar cok dikkat cekrnis, felsefecller Wittgenstein'm bu kavrami belli orneklere uygulamak:ta hakh olup olmadignu tartisip durmuslardir.V Oysa bu tartismayi, Wittgenstein'm, kendi deyimiyle mantigm "kristal safhgi onyarglSt"na yonelttigi saldiri baglamma yerlestirmek gerekir. Son almtiladigimiz pasajm devammda bu baglanti acikca kurulur:
Peki simdt mantigr ne olur? Burada saglamhgim yitiriyormus nasil yitirebilir? Tabii ki bizim onun saglamhgmi dmlabilrr. gibi gorunuyor.

-Ama bu durumda mantik busbutun ortadan kaybolmaz rm? -Peki saglamhgim yitirdigtni soylememizle degil, -Kristal safhk onyargisi ancak butun ince1ememizi tersme cevirerek ortadan kal-

Wittgensteln'm demek istcdigi, dilimizin fnlen, mantikcmm saglamhk talebine uymadan Isledigidir -hem de tatminkar bicimde isledigi, Wittgenstein'm daha once degtndiglmiz ozel adlar aciklamasi, dilimizin mantigrm yuceliginden armdirmaya yonelik aym programm bir parcasi olarak gorulmeltdir. Gunumuzde, Wittgenstein'm ozel adlar tartismasr, cogunlukla John Searle'un "kume kurarm''nm oncusu olarak: goriiliir.13 Searle, kendisinin de kabul ettigi gibi, Wittgenstein'm dugunu belirtmekte yazilarmdan esinlenmistir, Gelgelelim, Wittgenstein'm dertlerinin Searle'unkilerden butunuyle farkh 01fayda vardir. Searle icin, ozel adlann nasil Islediklerine ise, daha once dair dogru bir aciklama sunmak, dogal diller icin bir anlam kurami olusturmaya yonelik genel projenin bir parcasidrr, Wittgenstetn'm Wittgenstein'm dedigim gibi, boyle bir amacr yoktur -hatta, boyle bir amaci reddedecektir. tartismasmm amaci, ozel adlara dair dogru bir aciklama sunmak: degil, dilin belirli kurallar olmadigmda da basanyla kullamlabildiCogito, sayt: 33, 2002

98

Robert J. Fogelin

ginin carpici bir ornegini verrnektir. Wittgenstein'm adirn degismez bir anlami olmadan kullamyorum, kullamshhgmi
trr)" (FA, 79).

bu dustincelerden

~l-

kardrgi genel sonucu (ya da hisseyi) inceledigirmzde bu acikca gorulur; "'1\ (Ama li~ degil de dart
0

ayak uzerinde durmasi ve bu yuzden de ara sira sendelemesi bir masamn ne kadar azaltirsa, bu da adm kullamshhgrm kadar az azal-

Wittgenstein'm

aile benzerliklerini tartisirken kullandigi orneklerm reto-

rik gucunu dikkate almak gerekir. Ise gayet masum gorunen oyunlar ornegiyle baslar. Ozculuk egilimimiz bizi, butun oyunlann, onlan oyun kilan ortak bir seye sahip olmalan gerektigini varsaymaya iter. Ama Wittgenstein bizi oyunlann sadece bir aile olusturduklarma ikna edebilirse, kayip buyuk gorunmeyebiltr. Gundelik dilin bu bakimdan kusurlu oldugunu soylemekle yetinebiliriz. Ama "sayilar aym sekilde bir aile olustururlar" ve adlar "degismez bir anlam olmadan" kullamlabilirler gibi seylerin soylenilmesi, en beklemedigimiz yerde bir anlam belirslzligi bulmak demektir. Bu bulus, kalkis noktarmzm her zaman belirli kurallar ve belirli anlamlar aramak olmasi gerektigl, bunlardan ancak son care olarak vazgecilmesi gerektigi varsayirrnrn hukumsuz kilmalidir,

Kurallann Azbelirlenmi?ligi Sozcukleri bazen acik secik ya da belirli kurallar olmaksizm kullanabildigimiz fikriyle yakmdan baglantih bir baska fikir de kurallanrmzm bazen bosluklar birakma anlammda azbelirlenmis ya da tamamlanmarrns cekleridir.
"Su bir sandalye" diyorum. birdenbire "0 zaman Peki ya ben ona dogru gidip elime almak isterken -"Demek ki sandalye degilmis. bir tur yarnlsakaybolmasi yamlsarnadir." gibi var icin hazrr kurallanmz kullamlabtlecegtni

olabile-

gozden kaybolursa?

maymis." -Ama birkac saniye sonra tekrar goruyoruz ve ona dokunabiliyoruz.csandalye hep oradadir, ama ortadan -Ama diyelim ki bir sure sonra tekrar ortadan rm -bu tur seyler kurallar? kaybolsun ya da kaybolmus

gorunsun, 0 zaman ne diyecegiz? Bu tur durumlar

rem de "sandalye" sozcugunun


kullandignmzda

soyleyen

"Sandalye" s6zcugunii

onlan iskalarrns rm oluyoruz; cunkn elimizde bu sozcurm soylememiz gerekt-

ve bu sozcuge aslmda ozel bir anlam vermedtgimtzt, gun olasi her uygulamasma yor? (FA, 80). Cogito, sayi: 33, 2002 uygun kurallarm

olmadigmi

Wittgenstein'm FelsefeElestirisi

99

Buradaki sorun muglakhk sorunu degtldir -bu durumu bir sandalye 01manm simr durumu olarak ele almayiz. Afallayip ne soyleyecegimizi bilemeyiz. Felsefeciler bize kisisel ozdesltkle/kimltkle ilglli bilim-kurgu ornekleri verdiklerinde de benzer bir tepki gosteririz. Diyelim ki bir makine yasayan tek bir Insam iki insana donusturebiliyor ve bunlann ikisinin de, her birinin ilk insam olusturan rnaddelerin sadece yansma sahip olmalan (oteki yanmn da makine tarafmdan saglanmasi) dismda, ilkinden farklan yok. Simdi bu yeni insanlarm her biri, ilk insanla aym ki§i midirler? Burada cesitli seyler soyleyebiltriz. Eger ilk insanm (onu olusturan atomlann butuniiyle yeniden diizenlenmesiyle birlikte) makine icinde bldiigunii dikkate alrrsak, 0 zaman ikisinin de ilk insanla ozdes olmadiklanm soyleriz, Yok eger bu yaratiklarm zihinsel yasarnlarmdaki cesitli siireklilikleri drkkate ahrsak, ters sonuca ulasmz. Bu tlir ornekler iizerinde dusunen bircok felsefeci klsisel ozdesltgin/kimligtn derin ve tncelikli bir analiz isteyen derin ve inceltkli bir kavrarn olmasi gerektigi sonucuna ulasrmslardir.I+ nn Wittgensteinci alternatifi, Bunlakisisel ozdeslik/kimlik kavrammi kullanma yonlendiren k:urallann tamamlan-

tarzlarmuzr yonlendiren kurallann, basitce bu durumu kapsamadiklandir. Bu anlamda, bu kavramm kullamrmm mamis olduklarim soyleyebflinz. Ama bu, insan cogalticilari pratik bir so-

run haline gelene kadar bir kenarda birakrlabilecek masum bir tamamlanmamishktrr, Toyluk hatasi, bu kavrarm yonlendiren k:urallann butun durumlan coktan kapsamasi gerekttgini varsaymaktrr -bu ancak: bu kurallan yeterince anladigmnz takdirde gorebilecegimiz bir seydir. Kurallann tamamlanmishgr varsayirmm duzenleyici bir ilke olarak kabul etmek bile hatadir. ilIe de bir varsaynn benimsenecekse, bu ters yonde olmahdir. Bir kavramm kullanmum yonlendiren kurallann butun durumlan kapsamadiornekler bulmak kolay oldugu icin ve bu farazi bosluklarm soz konusu kavramlann pratikte kullanmum etkilemedigt asikar oldugu icin, bir kavrarru yonlendiren kurallann, soz konusu kavramm filii kullammmm talep ettiginden daha fazla tamamlanrmshga (ve de daha fazla beltrlenmtslige) sahip oldugunu varsayarken Ihtiyath davranmahyiz. in'm temel icgorulerinden Bence bu Wittgenstebiridir, ama onu takip eden cahsmalar yaptikla-

gl

rnn dustmenler tarafmdan bile bu icgorunun Icerimleri yeterince degerlendirilmls degildir.

Cogito, sayi: 33, 2002

100

Robert 1. Fogelin

Kurallann Tutarstzlig: Wittgenstein bazen celiskilere goz yumuyormus, ya da en azmdan celtski tehdidint baskalan kadar ciddiye almiyormus gibi gorunur. Bence bunda hakhdir, Bunun nedenlni degerlendirmek, onun felsefe yapmamn geleneksel yollanna yonelttigi elestirinin derinligmi aciga cikarmaya yardimci olur. Bir ornekle baslamak faydah olacaktir, iki kist, su anlamda tutarsiz kurallan olan bir oyun oynarlar: Kurallarm birbiriyle bagdasmayan taleplerde bulundugu durumlar ortaya cikabilmektedlr -ornegin, belli bir oyuncunun hamle yapmasi gerekirken, aym zamanda hamle yapmasma da izin verilmeyebilir. Bunun her oyunda olmasi sart degildir, ama bir olasihktrr. Boyle bir kurallar sisteminin acmaza-musait oldugunu soyleyebiliriz. Simdi bu oyunu oynayan insanlarm sanslan sayesinde, kurallann dasmaz taleplerde bulundugu bu durumlarla karsilasmadiklarrm bagvarsaya-

lim. Daha da Ilginci, oyunun amaci oyunculann bu durumu yaratmalan icin hicbir iyi nedenleri olmasm. Bu durum ancak her Iki oyuncu da aptalca ya da anlamsiz hamleler yaptiklari taktirde ortaya cikabiliyor olsun. Bu oyunun acmaza-rnusait olmasi, gercek bir oyun olmadrgim ill! gosterir? Cogu kimse hayir diyecektir, Bir sonraki adimda, birinin bu ortuk tutarsizhga takildigmi ve bunun varhgmm herkesce bilindigini varsayahm. 0 taman oyun gercek bir oyun olmaktan cikacak midir? Ancak kurallardaki tutarsizhk giderildikten sonra rm tekrar oyun haline gelecektir? Bu iki sorunun cevabi da hayirdir. insanlar bu tutarsizhgr ilgtnc bir sey olarak gorup, sonra da ciddi oyunda hicbir fark yaratmayacagi Ieceklerdtr.If icin gormezden ge-

Sormak istedigim soru §U: Dilimiz, en azmdan dilimizin bazi bolumleri, bu oyun1a aym sekilde acmaza-musait olabilir mi? Daha da otesi, tipki oyunu oynayan kisilerin kurallanndaki tutarsizhgi gormezden geldikleri gibi, bu tutarsizlik da fark edilse bile gormezden gelinebilir mi? Wittgenstein cei?itliyerlerde bu iki soruya da olumlu bir cevap vertyormus gtbidir. Matematigin Temelleri Ustune Notlar'daki su pasaj bunun carpici bir ornegini sunar:
Russell'm paradoksunun hicbir zaman bulunmarms oldugunu varsayahm. Simdi

-bu durumda yanhs bir kalkuluse sahip olmarmz gerektigi kesin midir? Burada cesitli olasihklar yok mudur? Celtskinin bulunmus oldugunu ama bizi heyecanlandirmarms sela bundan hicbir sonucun cikarilrnamasr Cogito, sayi: 33, 2002 oldugunu ve megerektigt (nasil kimse "Yalancr" dan