Charles Bukowski Pis Moru un Notlar

ÖNSÖZ Bir y l a k n bir süre önce John Bryan kirada oturdu u iki katl küçük evinin ön odas nda yeralt gazetesi AÇIK KENT'i ba latt . Sonra gazete o evin önündeki binaya, oradan da Melrose Bulva-r 'n n i semtlerinden birine ta nd . Ama bir gölge dü üyordu yine de. Hem de iri ve kasvetli bir gölge. Tiraj yükseliyor ama yeterince reklam gelmiyor. Kentin öbür yakas nda kurumsalla m L.A. Free Press var. Reklamlar onlara gidiyor. Bryan daha önce L.A. Ti-mes'da çal p tirajlar n 16.000'den üç kat na yükselterek kendi dü manlar n yaratm zaten. Ulusal Ordu'nun geli mesine katk da bulunduktan sonra devrimcilere kat lmak gibi bir ey. Bu sava sadece AÇIK KENT ile FREE PRESS aras nda ya anm yor elbette. AÇIK KENT'i okumu san z savas n çok daha geni kapsaml oldu unu biliyorsunuzdur. AÇIK KENT kodamanlar hedef al r, en kodamanlar ve U ANDA soka n ortas nda yürüyen birkaç tane harbi kodaman var, üstelik öyle çirkinler ki bok herifler. Amerika'n n belki de en canl gazetesi AÇIK KENT için çal mak çok daha e lenceli ve tehlikeli. Ama e lence ve tehlike ekmek paras n ç karmaya ve kedileri beslemeye yetmiyor.Bryan bir tür deli idealist ve romantik. HeraldExaminer'de çal rken istifa etti, ya da kovuldu, ya da istifa etti ve kovuldu -ortal k iyice kar m t çünkü Bebek sa'n n çükünü ve hayalar n kamufle etmelerine kar ç km t . Ç kard klar derginin Noel say s n n kapa söz konusuydu. "Üstelik benim Tanr m de il, onlar n Tanr s ," demi ti bana Joe Bryan. te bu tuhaf idealist ve romantik AÇIK KENT'i yaratt . "Bizim için haftal k bir sütun yazmaya ne dersin?" dedi bir gün, k z l sakal n ka yarak. Di er sütun yazarlar n dü ününce son derece kasvetli bir i gibi gelmi ti bana. Ama ba lad m, sütun olarak de il de A.E. Hotchner' n Hemingway Baba üzerine yazd bir yaz ile. Sonra bir gün hipodrom dönü ünde daktilonun ba na oturup P S MORU UN NOTLARI ba l n att m, bir bira açt m ve yaz kendi ba n n çaresine bakt . The Atlantic Monthly dergisi için bir ey yazd n zda hissetti iniz gerilim, o kör jiletle yap lan özenli tra la-ma yoktu. Düz ve özensiz bir gazetecilik yaz s yazma gereksinimi de yoktu. Hiçbir bask yoktu uzun laf n k sas . Pencerenin önüne otur, biran iç ve b rak gelsin. Akmak isteyen her ey ak yordu. Ve Bryan hiçbir zaman sorun ç karmad . lk zamanlarda ona yaz m veriyordum, öyle bir göz gezdirip, "Tamam, bast k," diyordu. Bir süre sonra yaz m verdi imde art k göz bile gezdirmez olmu tu; yaz y çekmecesine koyup, "Bast k, ne var ne yok?" diyordu. imdi "Bast k," bile demiyor. Yaz y veriyorum ve hiç konu muyoruz. Bütün bunlar n yaz ya etkisi son derece olumlu oldu. Dü ünün: akl n zdan geçen her eyi yazma özgürlü ü. Çok iyi vakit geçirdim o yaz lar yazarken ve çok da ciddi, bazen; ama haftalar ilerledikçe yaz lar n giderek güzelle tikleri duygusu hakimdi. Bunlar on dört ay boyunca yaz lm sütunlardan bir derleme. Eylem aç s ndan bakarsak iire be çeker bir kere. iirlerinizden biri kabul edilmi se ya bas lmas iki ile be y l aras nda bir süre al r, ya hiçbir zaman bas lmaz, ya da baz dizeleri hiç de i tirilmeden daha sonra ünlü bir airin iirlerinden birinde beliriverir ve o zaman ne kadar boktan bir dünyada ya ad m z bilirsin. iirin suçu de il bu elbette; boktan insanlar n iir basmaya ve yazmaya yeltenmele-

rinin bir sonucu sadece. Ama P S MORU UN NOTLARI ile cuma veya cumartesi veya pazar günü biran al p daktilonun ba na geçiyorsun, yaz n yaz yorsun ve çar amba günü yaz kente da t lm . Hayat nda ne benim ne de ba kalar n n iirini okumam insanlardan mektup al yorum. Kap ma geliyorlar -fazla olmaya ba lad lar aç kças - kap m çal p bana P S MORU UN NOTLARI'n çok sevdiklerini söylüyorlar. Berdu un teki yan nda bir çingene ve kar s ile geliyor, oturup sabaha kadar içiyoruz. Newburgh ehirleraras santral nda çal an bir kad n para yolluyor. çkiyi b rakmam , sa l kl beslenmemi istiyor. Kendine "Kral Arthur" diyen ve Holly-wood'un Vine soka nda oturan bir kaç k aray p sütunlar m yazmamda bana yard mc olmak istedi ini söylüyor. Bir doktor çal yor kap m : "Ben psikiyatr m. Sana yard m edebilece imi san yorum." Yolluyorum. Bu derleme size iyi gelir umar m. Para yollamak istiyorsan z, eyvallah. Benden nefret etmek istiyorsan z, ona da eyvallah. Kasaban n demircisi olsayd m buna bula maya cesaret edemezdiniz. Ama anlatacak pis öyküleri olan bir ihtiyardan ba ka bir ey de ilim. Benim gibi, yar n ölmesi muhtemel bir gazete için pis öyküler yaz yorum i te. Her ey o kadar tuhaf ki...Dü ünün, Bebek sa'n n çükünü ve hayalar n kamufle etmeye kalk masalard imdi bu kitab okuyor olmayacakt n z. Öyleyse, mutlu olun. Charles Bukowski.

P S MORU UN NOTLARI Orospu çocu un teki paran n üstüne yatm , herkes bütün paras n yutuldu unu iddia etmi ve bu da pokerin sonu olmu tu; dostum Elf ile oturuyordum, çocukken kötü bir hastal k geçirmi ti Elf. kuruyup büzülmü , y llarca yatakta yat p lastik bir topu s km , envai çe it manyakça egzersizler yapm t ve bir gün yataktan kalkt nda eniyle boyu bir olmu tu, yazar olmay dü leyen gülen bir dev. ne var ki çok fazla Thomas Wolfe gibi yaz yordu ve Dreieser'i saymazsak Amerikan Edebiyat' n n en kötü yazar yd T.Wolfe, ve Elf'in kula na bir tane patlatt m (ho uma gitmeyen bir ey söylemi ti) sehpan n üstündeki i e devrildi, Elf aya a kalk p üstüme geldi inde i e elimdeydi, kalite skoç ve çenesi ile boynunun aras nda bir yere isabet etti ve Elf yere y ld yine, içkiden bir yudum ald m, i eyi sehpan n üstüne koydum; Dostoyevski'nin ö rencisiydim, karanl kta Mahler dinlerdim ve tekrar üstüme geldi inde sa gösterip solumu hayalar na yerle tirdim, dengesiz bir ekilde elbise dolab n n üstüne dü tü, ayna k r ld , ayn filmlerdeki gibi büyük bir gürültü ç kararak tuzla buz oldu ve Elf'in yumru u aln m n ortas nda patlad , arkamda duran iskemleye y ld m, has r gibi dümdüzoldu lanet ey, ucuz mobilya, ve ba m gerçekten beladayd çünkü ellerim küçüktür ve dövü mekten hiç haz etmem, ama i ini bitire-memi tim -akl n yitirmi nefret dolu biri gibi vuruyordu, üç yiyi-yor bir vuruyordum, kötü üstelik, ama vazgeçmiyordu ve e ya k r l yordu her yerde, korkunç bir gürültü ve birilerinin gelip bizi ay rmas n ummaktan ba ka yapabilece im bir ey yoktu, ev sahibesi, polis, Tanr , biri i te, ama kimse gelmedi ve gerisini hat rlam yorum. uyand mda güne do mu tu, yata n alt ndayd m, yata n alt ndan ç kt m ve aya a kalkabildi imi ke fettim, çenemin alt nda derin bir kesik, ellerim morarm , çok daha kötü ak amdan kalma-l klar ya am l m var. ve insan çok daha kötü yerlerde de uyanabilirdi, cezaevinde? belki, etraf ma bakt m, gerçekti, her yer k r lm , dökülmü , parçalanm t -abajurlar, iskemleler, etajer, yatak, küllükler- kan revan, kendi halinde tek bir e ya bile kalmam t , her ey çirkin ve bitikti, bir bardak su içip etajere

gittim, oradayd : onluklar, yirmilikler, be likler, poker oynarken her çi e gitti imde çakt rmadan etajerin çekmecesine f rlatt m bütün paralar, ve PARA ile ilgili kavgay benim ba latt m hat rlad m, ye illen toplad m, cüzdan ma yerle tirdim, mukavva bavulumu ç kard m, çökük yata n üstüne yerle tirdim ve pilimi p rt m toplamaya ba lad m: i çi gömlekleri, tabanlar delik sertle mi ayakkab lar, sert ve kirli çoraplar, gülmek isteyen çuvalvari pantolonlar, San Francisco Opera Salonunda .m biti kapmaya dair bir öykü, y rt k bir Thrifty Drugstore sözlü ü -"palingenesis: ya amtarihinde cedlerin evriminin özeti." saat çal yordu, emektar çalar saat, allah uzun ömürler versin, kaç kez sabah n yedi buçu unda ak amdan kalma uyan p s.kmi im i i demek zorunda kalm t m? S.KM M ! neyse, ö leden sonra dördü gösteriyordu, tam saati bavula koymak üzereydim ki, evet, elbette, kap m çal nd . "NE VAR?" "BAY BUKOWSKI?" "EVET? EVET?" " ÇER G R P ÇAR AFLARI DE T RMEK ST YORUM."

"HAYIR, BUGÜN OLMAZ. HASTAYIM." "GEÇM OLSUN. AMA Z N VER N U ÇAR AFLARI DE T REY M, K DAK KA SÜRMEZ."

"HAYIR, HAYIR, ÇOK HASTAYIM. BEN BU HALDE GÖRMEN Z STEM YORUM." bu ekilde sürüp gitti, çar aflar de i tirmek istiyorum, olmaz, çar aflar de i tirmek i itiyorum, biteviye, ev sahibesi, ne vücut kad nda. HAYKIRIYORDU her yeri. ben oraya ta nal sadece iki hafta olmu tu, a a da bir bar vard , ziyaretçim geldi inde evde de ilsem onlara, "a a da, barda, sürekli barda," derdi ve ziyaretçilerim, "aman allah m, moruk, ev sahibene hastay m," derlerdi. ama iri, beyaz tenli bir kad nd ve o da Filipinliler'e hastayd , vard bir bildikleri bu Filipinliler'in; hiçbir beyaz n hayal edemeyece i numaralar biliyor olmal yd lar, benim bile; ama geni kenarl George Raft apkalar ve vatkal ceketleri ile neredeler imdi o Filipinliler; hançerli çocuklar, modan n öncüleriydiler bir zamanlar; deri topuklar, ya l ve tehlikeli suratlar -nereye kayboldunuz? neyse, evde içecek hiçbir ey yoktu ve oturup saatlerce bekledim, akl m kaç rmak üzereydim, diken üstünde, t rnaklar m kemi-rerek oturdum orada, 450 dolar kolay para vard cüzdan mda ve a a inip bir bira bile alam yordum, karanl bekliyordum, ölümü de il, d ar ç kmak istiyordum, son bir f rsat, sonunda kap y açacak cesareti buldum kendimde, zincir hâlâ sürülüydü ve biri bekliyordu d arda, elinde çekiç bir Filipin maymunu, kap y açt mda a z ndaki raptiyeleri ç kar p çekicini havaya kald rd ve d ar ya aç lan tek kap n n bulundu u birinci kata inen merdivenin hal s n raptiyeliyormu aya na yatt , ne kadar sürdü bilmiyorum, ayn sahne ya an p duruyordu, her kap y açt mda çekicini kald r p s r t yordu, bok maymunu, en üst basamaktan ayr lm yordu, akl m kaç rmak üzereydim, terliyordum, kokuyordum: sonra küçük daireler dönmeye ba lad beynimin içinde, ba m zonkluyordu. gerçekten delirmek üzere oldu umu dü ünüyordum, gidip bavulumu ald m.hafitti, paçavradan ba ka bir ey yoktu içinde, sonra daktiloyu ald m, çelikten, portatif, bir zamanlar arkada m olan bir adam n kar s ndan ödünç al nm ve iade edilmemi , insana güven veriyordu: gri, düz, a r, ku kulu, s radan, gözlerim ba m n arkas na kayd ve zinciri sürgüden ç kard m; bir elimde bavul bir elimde çal nt daktilo yayl m ate in üstüne yürüdüm; elveda sabah güne i, elveda yulaf kurabiyesi, buraya ka darm . "HEY! SEN NEREYE?"

sar bir taksi. kafatas -na. her ey a l yormu gibi bir sessizlik oku ya and ." "son derece yerinde bir tespit. gerçek sevgi! vatan sevgisi!" . bütün o basamaklar fark nda olmadan inmi tim. son nefesini vermeden önce uzun zaman yatakta can çeki mi . sonunda New Orleans'e vard m. Elf'i hat rlad n z m : odamda dövü tü üm adam. ama k z l annesi ile ya yordu. varl na. ve gariptir. ansl olmak diye buna derim. "TAKS !" atlad m. duru u mükemmeldi. "NEY N VAR. "B RAZ ÖNCE BABAMI ÖLDÜRDÜM!" "BABANI MI ÖLDÜRDÜN?" " SA'YI B L R M S N?" "TAB . sabah havas nda tekerleklerin v z lt s iyi gelmi ti. portatif çelik daktilo sa elimdeydi. adam öldürmü muydum acaba? nihayet bavulum ve daktilomla otobüse bindim. GAR. dizimin hizas nda. k z l hatun masum görünümlü ho bir eydi. bir oda tutmak zorunda kald m ve bir genelevde tuttum yanl l kla. BE ADAM?" diye sordu taksici.küçük maymun tek dizinin üstünde do ruldu ve çekici havaya kald rd . "o zaman senin hatan." "GAZLA ÖYLEYSE: TERM NAL!" terminalde bir saat kadar oturup New Orleans otobüsünü bekledim. kald r mda. bana "orospu çocu unun tekinin parma n makineli tüfe in teti ine koyup beni ikiye böldü ünü farzet?" diye sormu tu." "senin lanet bir makineli tüfek taraf ndan ikiye bölünmeyece ini biliyorum. B R DAK KA. sabaha kadar ba r p ça r yorlard : "HEY! kaç para verirsen ver ONU bana sokamazs n!" sürekli sifon sesi. bol içkili ve Fort Worth'lü bir k z lla hafif flört içeren bir yolculuk oldu. diye ba rd m. büyük dikkat ve öfke ile sallad m daktiloyu. aç l p çarp lan kap lar. donuna giremeden kasabadan ayr ld m. ben de Fort Worth'de indim. ama Elf. gözlerinde görebiliyorum! sevgi. HAYIR. 3-4 hafta. düz ve sert yan taraf isabet etti. OTOBÜS TERM NAL . sonra kesildi. aka na. daktiloyu kafama dü memesi için üstraf n dibine yerle tirdim. Sam Amca'n n makineli tüfeklerinden biri ancak. o kadar bana yeterdi-elektrik n n alt nda parlayan çekiç -bavulum sol elimde." "yeme beni! ülkeni sevdi ini biliyorum. neyse. daha iyi birini ha-kediyordu. d arda buldum kendimi. sava ta makineli tüfek ate ine yakalan p öldü.

. imdi d ar ç k!" o lan uzan p i eyi ald . "daha da kötüsü. New Orleans'e vard mda genelev olmad ndan emin oldu um bir yerde bir oda tuttum." dedim viskinin üçte birini dikerek.i te bu yüzden çakm t m ilk yumru u." dedi ka t kanatl o lan. "bende seni biraz daha ya land racak bir ey var!" dedi Henderson ve masan n alt ndaki dü meye bast . iyi mi?""hay allah. her ne kadar bütün kent genelevinden farks zd ysa da. beysbol mevsiminin ortas ndayd k ve lig sonuncusuyduk. Bo a Kronkite dem bu. üzüldüm patron. yapm t bir ekilde." dedi Henderson." "yak nda bana patron diyemiyeceksin. maçtan sonra büroda oturuyorduk." dedi Henderson." dedi. "içki içecek ya a gelmedin henüz." "biliyorum. ihtiyar Henderson masan n çekmecesinden cep viskisini ç kard . "ka ttan kanatlar olan serseri." dedi Henderson. sonra aç ld . ka ttan kocaman kanatlar vard . "s. Bo a'n n bugüne kadar ekti birini öldürdü ünü söyleyemem ama seninle i i bitti inde ölmü olmay dilerdin. "HANG S PATRON?" diye sordu. bir yudum ald ve i eyi bana uzatt . bir f rt çekti. Mavi'lerin menajeri olarak son mevsimimi ya ad m biliyordum. büronun kap s hafifçe vuruldu. "bana bak. on sekiz ya lar ndayd . "bana .m biti bile kapt m. --7-1 kaybetmi . o aptal ve uzun parmaklan kas l rken etraf na bak p.m bitini bula t ran kar m san yorum. ben dualar n z n kar l y m. ama hiçbir menajer bu tak m sonunculuktan kurtaramaz. yeterince gülünç duruma dü tük." ne diyece imi bilemedi im için hiçbir ey demedim." "göründü ümden daha ya l y m." dedi Henderson.ktir olup gider misin burdan lütfen? saha içinde ya ad m z komedi bize yeter. i eyi tekrar masan n üstüne koydu ve "Bay Henderson." dedi çocuk. ceketine delikler aç p kanatlan s rt na yap t rm ya da ba lam t . içeri girdi inde kap n n mente elerinden birini söküyordu az kals n. s rt na ka ttan kanatlar yap t rm bir kaç k belirdi. "bütün bunlar yetmiyormu gibi." dedi. "dokunma bana. tam bir kaç k. Bo a çocu un üstüne gitti. "iki hafta önce . hikayenin gerisini biliyorsunuz. "evlat." dedi Henderson. "tak ma yard m etmek için burday m.

"allah kahretsin. ama koyu bir Mavi taraftar y m ve bu mevsim size çok ac d m. "melek filan de ilim ben. Bay Henderson. evlat. pis sap k! hayatta tahammül edemedi im bir ey varsa o da yap yap duygusall kt r!" Bo a yüzünü silip sessizce d ar ç kt ." el s k t lar. Henderson yüzünde tiksinti ifadesi ile öne e ilip Bo a'n n yüzüne tükürdü: "s. benimle kafa m buluyorsun?" "yo.ktir git. o lan odan n içinde UÇMAYA ba lad ! Odan n içinde kanat ç rp yordu." "saklan yor muydun? nerde? kanatlar olan biri Bronx'da bir asansörde bile saklanamaz! nedir se nin s rr n? geçimini nas l sa lad n?" "sizi ayr nt larla yormak istemem. "bildiklerim gazetede okuduklar mdan ve televizyonda gördüklerimden ibaret." . burda bir yerde bo bir sözle me oldu unu san yordum!" sözle meyi ararken bir i e viski daha buldu. Mavi'lere yard m etmek istiyorum. Henderson ve ben ayn anda i eye uzand k ama Henderson benden h zl davrand ."Tanr m. tavana yak n. hepsi bu. kendimi bildim bileli koyu bir Mavi taraftar y m. ç kar p masan n üstüne koydu. Henderson masas n n çekmecelerini kar t rd ." dedi kanatl o lan. ellerin BUZ gibi! yemek yedin mi son zamanlarda?" "saat dört sular nda k zarm patates ile tavuk yedim. Jimmy Crispin.C" "hey. i eyi açarken o lana bakt : "falsolu toplara vurabilir misin? vuru lar n nas l?" "bu sorunun cevab n biliyorsam allah belam versin. K saca J. "CENNETTEK EFEND M Z. hay r.Bo a çocu a sald rd ve size YEM N ED YORUM." " i eden bir yudum al. Bay Henderson. Bo a dizlerinin üstüne çöktü." melek ya da her ne idiyse iskemlenin üstüne kondu. ACI BANA! B R MELEK! B R MELEK!" "salakl n alemi yok. bir de bira içtim. Bo a çocu un ya da mele in ayakkab lar n ve çoraplar n ç kar p ayaklar n öpmeye ba lad ." "ad n ne senin evlat?" "Jimmy." dedi melek kanat ç rparak." "el s k al m öyleyse.

sonra at c vuru yerine gelen oyuncuya topu atmak üzereyken J. sahada s k güvenlik önlemleri al p içeri ku uçurtmad k. eve var r varmaz ilk i im Bugsy Malone'u aramak oldu." . Maviler gibi bir tak m tutmak için zaten deli olmak gerekirdi. ama o lan topu üçüncü kalenin çizgisine do ru hafifçe yuvarlay p birinci kaleye UÇTU UNDA görmeliydiniz o kan çana gözleri. Bugsy. yatacak yerin var m . üçüncü kaleye uçtu! jetten farks zd ! kanatlar n göremiyordu-nuz. bahis geçerli. evlat?" "elbette. o lan n sahan n tamam n savunabildi im ke fettik. bu mu derdin?" "bin!" "bin mi! bir dakika! iki saat sonra arayaca m seni.C. tak m sahaya yay ld ve o lan vuru yerine geçti." "sa ol. top at c ya geldi inde o lan say y tamamlam t bile." "bir ey de il." dedi J. oyuncular ak amdan kalmal klar ile kanatl çocu u gördüklerinde halkla ili kiler numaras sand lar. bir dolar oynamak istiyorsun. bütün paspall m-za ra men müthi bir tak m olmu tuk. o sabah iki alka seltzer alm olsan z bile.C ve merdivenden a a uçup bizi orada b rakt .Henderson bana döndü. o gece Jimmy Crispin ile ilk maç m za ç kacakt k. bu çocuk iki. güne . atom bombas bir. ama bu kadar da fazlayd . bire on bin bile versek Maviler'e oynayacak bir salak bulamay z. imdi hepimiz bu odadan ç k p uyumaya gidelim. üçüncü kalenin kalecisi topu yollaya-madan ikinci kaleye uçmu tu bile. böylece birinci ve ikinci kalede iki er oyuncumuz oldu. Maviler'in ampiyon olma olas l ne?" "yok öyle bir olas l k. "pekala. sadece tak m. bin dolar her zaman i ime yarar. "Bugsy. istisna yok." "bire iki yüz elli. "Hailey?" "evet?" "yar n sabah onda tak m tam kadro sahada istiyorum." bir saat k rk be dakika sonra telefon çald . sabah n onunda gözlerini k rp t r p duruyordu herkes." "bana kaç verirsin?" "ciddi misin?" "evet. uçu h z muazzamd ! iki d saha oyuncusunu iç sahaya kayd rd k.

. oynayamayacak kadar sarho tu. Maviler'i hayal k r kl na u ratt m. hem de nas l. orospu çocuklar ! otel odas nda yan ma bir kad n soktular. Kaplanlar'la puanlar m z e it. o lan hiç bir ey söylemedi onlara. LOOK. Maviler tam gaz geliyordu. J. tribünlere i ne atsan yere dü mezdi. kanama var m ?" diye sordu Henderson. maç alan kupay da al yor. -tanr m. zom. kanatl ya da kanats z. ve merdivende bir gürültü koptu. "hay r. lanet olsun. çok kötü hissediyorum kendimi. Jimmy tak ma kat ld ktan sonra tek maç kaybetmemi tik ve 250. o locaya ihtiyac yoktu art k. J. maç bizim saham zda oynand için ilk onlar hücum ediyorlard . ve sonraki maçlar." dedi.. arka tarafta k k rday p duruyordu. Henderson' n locas yd ve Henderson ölü bir melekle ölümüne içiyordu. kanatlar gitmi ti...000 dolardan olmu tum." dedi Bugsy be dolarl k purolar ndan birini yakarak. eref tribününe do ru yürüdüm. taraftar sahaya çekmek için irinlik yapt m z sanm lard ." dedim. ahali geriden kopup gelen atlar sever. Bugsy Malone ve yan ndaki harikulade kad n n oturdu u locan n tam arkas ndaki locaya oturdum. çok kötü. sonra biri y ld odan n içine. ama Jimmy Crispin'in havalan p yerden be metre yükseklikteki say vuru unu tutu unu gördüklerinde i in rengi de i ti. TIME. ben de onu izliyordum. o maç kolay kazand k.C. bir mucize ya an yordu. "kanatlar m testere ile kestiler. ve i i bitiremedim. Henderson ba n masan n üstüne koyup a lamaya ba lad . duble duble! kalta n üstüne ç kt m ve KANATLARIMI KESMEYE BA LADILAR! dondum kald m! bo alamad m bile! ne maskaral k! ve herif durmadan puro içiyor. s rf k k rdakt zaten." "bir kad n n yakt ilk adam sen de ilsin yavrum. ne kad n. LIFE.C. onlar tek say bile kaydedemediler. Bugsy her ihtimale kar maç izlemeye gelmi ti. matematiksel olarak ve bir masal kitab n n sonu gibi her ey ligin son maç na kilitlendi. Crispin dört say kaydetti. ama çok üzgünüm.. stada girdim. yine de zordu ama. kökleri duruyordu sadece.. tak m n da bana. uçan bir adam görmek gelmeleri için yeterli nedendi. hayalar ndan yakalam t k onlar . "tek iste im Maviler'in kupay ald klar n görmek. kulübeye telefon edip ba lar n n çaresine bakmalar n söylemi tim. liderli i payla yoruz. ceketimin cebine koyup a a indim. masan n üstündeki i eyi bitirdim.o ilk maç asla unutamam. "orta sahada oynayan adam n nerde? göremiyorum. Bugsy. "selam.000 dola-ra iyice yakla m t m. ama kanatl birinin beysbol oynamas n engelleyecek bir madde yoktu. . alt çekmecede silah n buldum. ne kad n! ne yavru! acayip içirdiler. ne menajerdim ama! O son maç n oynanaca gece büroda oturuyorduk. ihtiyar Henderson ve ben. o kadar. LIFE dergisinden söyle iye geldiler. Jimmy Crispin havalan p topu tuttu unda be dolarl k purosu a z ndan dü tü. ama lig sonuncusu olmam z ve mevsimin kapanmas na az bir süre kalm olmas da onlar stada çekiyordu." o kendini kötü hissediyordu! ben 250.

kad n ve ben.."orta sahada oynayan adam m senin üç dolar elli sentlik Sears-Roebuck testeren sayesinde cennete döndü. 12-11. bana dönüp be dolarl k bir puro uzatt . "ha. tamam senin-kad n da. beyin parçalar ve kan saç ld her yere: üstüme." dedim. 7." dedi. "ama bildi im bir ey varsa o da bir adam n kanatlar n kesmenin hayalar n kesmekten farks z oldu u. her ey bu kadar hasta iken annenin çilek kompostosu. bir luger." "insan ne zaman yolu kesi se Tanr 'yi altediyor galiba. BÖLÜMDE AHLANDI.. bu Helena. hatunun bacaklar n ok uyor. ama biliyorsam al-lah belam versin." "ya da dünyay ölüm durdurur." güldü Bugsy. Bailey! kendine gel! var m n yo umun yar s senin! hay r. bizi oradan ç kar ncaya kadar oyuna ara verdiler -Bugsy'nin cesedi." lad m." maç ba lad . " eytana pabucunu ters giydiririm ben. bu yüzden bugün bulundu um yerd eyim.C diye hitap etmemizi istemi ti. "ona k saca J. Tanr 'n n nsan'a üstünlü ü. "bilmiyorum. eski günler geri gelmi ti. ama bana sorarsan dünyay güçlüler döndürür." Helena bacak denen o naylon eyleri birbirinin üstüne att ve Crispin'i her ey için ba "memnun oldum." "olabilir. maç n sonucunu ertesi gün hücremde. MAÇ VE KUPA MAV LER' N. Helena. "senin o lan melek miydi gerçekten?" diye sordu pis pis s r tarak. elbisesine. bölüme gelindi inde 10-0 gerideydik. korkunçtu. "MAV LER 14. gardiyan bana gazeteyi verdi inde ö rendim. nsan' n Tanr 'ya üstünlü ü. sonra maç tamamlad lar. Bugsy'nin keyfine diyecek yoktu. hangisi sence?" cebimden silah ç kar p ensesine dayad m." "bu ahane kad n kim?" diye sordum. bu Tim Bailey. kad n n naylon bacaklar na. beysbol tarihinin en kötü menajeri. "tanr a k na. yeter ki o silah ensemden çek!" "öldürmeyi güçlü olmak san yorsan bir de u gücün tad na bak!" teti i çektim. Bay Bailey. s k s k sokulup bir eyler m r ldan yordu." "ben de. dünya cebindeydi. yakt m. .

s.kmi im kanatlan. fincan doldu unda bir k sm n kanepeye sald m. f rçalayan adam f rçalanana. "Simpson'un Klüp 86'dan kovuldu unu duydum. o naylon bacaklar ba ka bir budalan n beline dolan yorlard imdi. "neyi deneyim?" "sertle inceye kadar kam n s vazla. o yüzden. bo altt m. o dokunamad m beyaz mavi dalgalara do ru. ya kötü müzik ya da ellenmi olmak k z uyand rd . yerden sekiz kat yüksekteydim. "KPFK. uyand mda kahve fincanlar ndan birine kustum. kanatlar vard sanki. bir elimle çalarken uzan p öbür elimle k z elledim. bilmiyordum piyano çalmay . ve hafit" bir rüzgâr esti parmakl klar n aras ndan." dedim onlara. tam zaman nda. di erinin kam n ve hayalar n f rçal yordu. her ne idiyse Tanr -lanet bir makineli ya da Klee'nin bir tablosu." dedi f rçalanan. Malone bana iki yüz elli bin dolar borçluydu ve ödeme yapam yordu. s cak." dedi f rçalanan. J. ek i.hücrenin penceresine gittim. ete i kalçalar na kadar s yr lm t . lavaboya f rlatm t . aç ld .C." " imdi dene.C çarm hta. ben ise hâlâ hayattayd m ve hücrenin arkas ndaki kapaks z otura a oturup s çmaya ba lad m. "tanr m!" dedi elinde f rça olan. "s çmam gerek. küstahça bir cümle ve kap das n. kalk p banyoya girdim. biri ko up büyük bir tencere getirdi. KPFK'da yeri sa lam tek ki i Elliot Mintz'dir -o da çocuk akordeonu gibidir: neresinden s karsan s k ayn sesi verir. Tanr nsan' her seterinde altediyordu. "seninkinin ba çekiç gibiymi !" "bir kaza geçirdim de. "s ç öyleyse. piyanonun basma oturup piyano çalmaya ba lad m. birkaç ki i kanepenin üstünde dans etmeye ba lad . eski beysbol menajeri. birinin elinde tra kremi ile tra f rças vard . "Douglas Aircraft. "bizimle ne ilgisi var?" oturdum." dedi elinde f rça olan." iri bir tane b rakt m. kanats z J. iki ç plak adam vard içerde. sonra piyanonun alt na bakt m ve yere uzanm bir k z gördüm. neyse. ama f rça elinde de ildi art k. piyanonun alt ndan ç kt . Sears Roebuck ve Thrifty Drugs'dan daha çok adan at yorlar. bir yanl sözcük.C. "ne oldu?" diye sordu öteki. kanepenin üstünde dans edenler dans etmeyi kestiler. --s cakt içerisi. aç k bir ka t parças nas l süzülürse öyle süzüldü." dedi. ga-zeteyi top yapt m. s cakt içerisi. kanepeye uzan p on be dakika kestirdim. tu lara vuruyordum sadece." . parmakl klar n aras ndan sokup f rlatt m ve yere do ru inerken seyrettim. her ey ek iydi. kanatl J. iki gün iki gecedir uyu-mam t m.

"ama içki almas n istedi in için." "ne hadi?" "iyice arkaya yaslan p bacaklar n n aras na yerle tir. evet. iki kutu bira ald m. gecen gece sana yirmi dolar verdi ime dair bir his var içimde. bacaklar n iyice biti tir." dedim." "böyle mi?" "evet. bu yüzden de hat rlam yorsun."ke ke ben de öyle bir kaza geçirseydim. "ona yirmi dolar verdi in do ru." " imdi ne yapaca m?" "göbe ini a a indir. mazotu bitmi ti. hüzünlü ve bo safhadayd . sevgilisi Maggy yan ndayd . ikisini de aç p birincisine ba lad m. kimseden bir ey ç km yordu ama." . sifonu çektim ve d ar ç kt m. Jack. Kuzey Hollywood civar nda bir yerde oldu umu tahmin ediyordum. uyku safhas na gelmemi ti henüz ama." "pekala. Pasadena'da. "hadi. birilerinin bir cigaral k sarmas n ümit ediyordu belki de. gidip sana içki ald k. "Koca Jack." bir tane daha b rakt m." dedi. ileri »eri sürt. Bukowski. buzdolab na gidip bir kutu bira ald m. böyle! kad na ihtiyaç duymayacaks n art k!" "Harry. ba na k rm z bir kask geçirmi sakal iki metre uzunlu unda birinin kar s na oturdum." "ama hat rlam yorsun. iki gündür son derece parlak ve enerjikti ama ald haplar n etkisi geçmi . bana k rk dolar borçlusun. sana bir yirmilik verdi imi hat rl yorum." dedi Koca Jack." ayya lardan ho lanmazd Koca Jack. "bak. yerini tutmaz! kafa m buluyorsun benimle?" "zamanla kapars n! göreceksin!" k ç m sildim. de il mi Bukowski? çünkü sarho tun. paran n üstünü de verdik. "Bukowski." "Pasadena m ? inanm yorum. ama nerdeyiz? Kuzey Hollywood'da m ?" "hay r.

" "oo. erkekti ço u. ç kmak üzereydim ki uzak bir kö ede duvara yaslanm oturan bir kad n gördüm. "hey. Verlaine!" uzan p hayalar m kavrad . Arizona'daki eski kar mdan mektup vard posta kutumda. "bu oyun bir deste ka tla oynan r. külüstürü ba kas n n park giri ine park edilmi buldum. birkaç ki i yerde s zm t . "hey." dedim. köklüyorlard . iyiydi. Charles Bukowski de il misin sen?" "evet. ter içinde. elimde orada durmu tum. jimnastik tak m paralel barda s k bir çal ma yapt ktan sonra salon nas l kokarsa öyle kokuyordu içerisi." "aaahhhh. ikinci biray içtim. bir arkada m ar yorum. çok karanl kt içerisi ama ot kokusu ald m.t. soktum. tepe aç k bir ekip otosu gibi çarpt güne . eve vard m. aç k tenli bir zenci geldi yan ma.insanlar n koca bir perdenin arkas na geçip kaybolduklar n n fark ndayd m. bir de ek i sperm kokusu." dedi. ç kabilecek kadar mesafe vard yine de. birbirlerinin k ç n yal yorlard . "hey! bu büyük bir eref benim için! ÖLÜ ELDEK ÇARMIH' okudum. Koca Jack ile Maggy gitmi lerdi. pantolonumu ve ortumu indirdim.K M i bu!" uzan p ç kard m lanet eyi. kimi hiç dönmüyordu. fla lar patlad gözümde. . herifin kam yapt n san yorsun arkada m?" diye sordum. herkes ne kadar ileri gidebilece ini biliyordu.." uzakla t . "sorun ne?"diye sordu." iyice kapt rm t m ki biri arkadan bana de dirdi. özür dilerim. 48 saattir sürüyordu bu i . "ah. bana göre de ildi. "çok güzel! öyle e iksin ki! z pk n gibi!" "çocukken bir kaza geçirdim.. benzinlikte durdum. pompac Pasadena otoyoluna nas l ç kaca m tarif etti. dostum. bir süre etraf ma bak nd m. elini ittim. gidip bir bira daha ald m.. ve g. kimi on ya da yirmi dakika sonra dönüyor. " imdi de il yavrum. "ne "bak. kalkt m. Verlain'den sonra gelmi geçmi en büyük air oldu unu dü ünüyorum!" "Verlaine mi?" "evet. ne S. ö ürdüm. dudaklar m s rd m uyan k kalabilmek için. oyunu oynamak istiyorsan eline katlanacaks n. orada durup gözlerimin karanl a al mas n bekledim. bacaklar aç kt ama dü te gibiydi. iyi görünüyordu kad n. silece inin alt nda da park cezas . perdeyi çekip içeri girdim. üç tekerlekli bisikletten dü tüm." ortumu ve pantolonumu çekip d ar ç kt m." dedi.. biray içtim ve evden ç kt m.

ordaki insanlar sevece ini san yorum. göz süzüyordu ve beyaz bir ti ört vard üstünde. geziniyordu sürekli. cellad yd sadece. "son ne zaman gördün Kerouac' ?" diye sordum. airin ad n unuttum. iki alt l k getirmi tim. Unitarian Kilisesi'ndeki iir dinletilerine de gitmelisin. Neal'in iyi biri oldu unu biliyordun. gözleri yüzünden f rlamak istiyorlard sanki. ba m müzik kolonuna dayam s çr yor. neyse. keriz gibi Koreuac' n oltas na tekrar tekrar gelip srarla zokay yuttu u için sevmek istememene ra men seviyordun onu. hem ba ka bir aç dan bakt nda Jack bir kitap yazm t alt taraf . "bir tane daha al. ölümsüz k. tra sabunu ile tra f rças n ald m ve aleti sabunlamaya ba lad m. ya da umursam yormu gibi yap yordu. yaz lar n okudum. o Frisco airinin yazd gösteri ne oldu gerçekten." açt m s cak suyu." onunla ba edemezdim." "ben de kendimi s k birac san rd m." "evet. havaya f rlatt . onlara foto raf makinesi için film veriyordu. umursam yordu.zaman zaman kendini yaln z hissedip bunal ma girdi ini biliyorum. yerinde ko uyor. gösterinin lideriymi gibi çok hafif gerisinde nabz n. yar s n içtim. bir bira buldum." "eyvallah. Neal'in annesi de ildi. gelecek A ustos'da k rk sekizime basaca m. biraz hesapl yd hareketlili i. ark bitti inde gazete için çal an çocuklar gittiler ve Bryan beni efsane Neal C. biramla oturup onu seyrettim. isteyerek ya da istemeyerek.. baz lar n en az ndan. sa ol. ile tan t rd . odan n içinde dans ediyor. buruk. "hay r.'nin fark nda de ildi ve Neal C." "ben de seninkileri okudum. ama bedenen on sekizinde bir delikanl yd . asla oturmuyordu. doldurdum küveti. oyunun ak içinde.. kimse Neal C. kutuyu küvetin kenar na yerle tirdim ve kendimi suya b rakt m. iyiydi.Kerouac' n adam Neal C'yi. Bryan sürekli bas l p kapat lan o gösteri ile ilgili bir haber yapmalar için iki ki iyi görevlendirmi ti. guguk ku u gibi ötüp müzi e e lik ediyordu. ama nefret yoktu içinde..." "ben o genç ve b çk n kodes çocu uyum. yakalad . uçuyordu. kapa n açt ve i eyi iki diki te bitirdi. yine. Bukowski?" diye sordu Bryan. "evet. "bir bira almaz m s n?" diye sordum. su banyonun penceresinden d ar t rman p ç r lç plak çal l klara saklanma ile ilgili olan." biray dikti. " ans n denemek ister misin. nefretin zerresi yok.". ya l görünüyordu yüzü. var m s n. koçum?" diye sordu bana Neal. son daya m yedim. Neal paketten bir i e ç kard . . Meksika raylar na ölmeye yatmaya gitmeden birkaç gün önce tan d m. soyundum. kendini yaln z hissetti inde Bridge Kulübe git.

ve yolculuk ba lad . öyle geçiyor insan n içinden. kafa kafaya." dedim. tam gaz satranç. arabay Bryan sürecek zannediyordum. Arabay ortalayaca m zdan hiç üphem yoktu. ciddi de il. o kadar yak nla t k. Neal park etti ve Bryan' n evine girdik. ama Neal geçti direksiyona. "olur. Neal ile içip muhabbet ettik. iki araba birbirlerine do ru at ld lar. a ikard . bitmemi ti ama. bay ld . ancak o ekilde tarif edilir. Neal sola k rd . ama nas lsa. iki gün sonra Bryan arad beni: "Neal öldü. Joan yeme i getirdi. kalk p Jason'a bakmaya gitti. buraya kadarm . gerekliydi. Neal her eyi hesaplam olmal yd . as l numaras n Sunset Bulvar 'nda Carlton'a giderken çekti. ne eli de il. John'un hayli entelektüel ve e cinsel genç bir çocuk bak c s vard ." gibi saçma sapan bir ey söylüyordum ve Bryan bir kahkaha at yordu ve Neil sürüyordu. d ar ç kt m zda ya mur çiseliyordu. müstehzi de il. arabalar yalad ktan sonra her seferinde. çocuk bak c s Hemingway'den bahsedip duruyor.m . bir kez daha. Neal'den söz ediyoruz burada. yava lay p trafi i izleyebilirdi ama devinimini yitirecekti. kar dan gelenin son anda frene bast n san yorum. ki yan lm yorsam imdi ya bir rock grubuna kat ld ya da intihar etti. Bryan beni yeme e davet etti. çak r keyif oldu um için ba ma gelecekleri dü ünemedim. Neil öldü. neyse. anlad m. Neal Bryan'da kal yordu. Carlton'da sola sapar sapmaz Bryan' n evine varacakt k. hiç önemi yok. ç k p bir alt l k daha ald m. çok da önemi yok zaten." sonra Neal'in ölümü hakk nda bilgi verdi Bryan. mesafe saç teli kadar ince. neyse. önümüzde bir araba vard . kutsal ve gerekliydi. her neyse. Sunset'ten sapt nda bir sonraki hamlesini tasarlad Neal.1962 ya da 1963 dedi yan lm yorsam. ya mur iddetini art rm . önümüzdeki arabay sollad ve. kalmay dü ündü ümden çok daha uzun kald m yan lm yorsam. benimkinden öyle geçti. Bir bak ta verilmi bir karar. o kaygan caddelerde fi ek gibi gidiyordu ve tam kö eyi geçtik derken Neal sa a ya da sola dönmeye karar veriyordu. eski bir küpe. Neal ile birada kafa kafaya gittik. biraz arap içtik. uzun zaman olmu tu. ya da öyle bir ey. büroda i bitmek üzereydi. beni Hemingway'e benzetiyordu. kuzey istikametinde." "allah kahretsin. Neal kendi taba n ve benimkini sildi süpürdü. yan mdan geçerken kalças n çimdikle-dim. arka koltuktayd m en az ndan. ba ka türlü olamazd . üstümüze gelen araban n hareketi ile bizim hareketimiz mükemmel bir ekilde bulu tu. sonunda sesini kesmesini söyledim. orada sadece do ru zamanda do ru hareket. diye geçir-dim içimden. kambur ve dört tekerlek üstünde bir saç y n . telefonu kapatt m. Bryan oturdu öne. imdi tam gaz gidiyorduk ve kar dan yava gelen ikinci araba Carlton'da sola dönü ü engelliyordu. park etmi arabalar yalayarak. "yok ebenin . milimetrik bir hata sonumuz demekti. saç teli. hâlâ olacaklar n fark nda de ildim. onun are -nas yd . . o araban n rengini asla unutmayaca m. görü mesafesi azalm t . olamaz. yollan iyice kayganla -t ran cinsten bir ya mur. bu da bize gerekli saç teli yak nl n vermi ti. tamam. hipodromuydu. kar yönden ise iki araba geliyordu. kar dan gelen öylesine yakla m t ki farlar n n arka koltu u ayd nlatt . gri mavi.

" i te. onu tan d m o gece. Kerouac' n bütün sayfalar . "yaz. Lamantia'y . Yenice'deyiz. böcekler. s y rm biraz." diyor Bronx' n o aktör a z ile. omuzlar çökük.buraya kadard . durarak. Meksika zaten kötü bir yer. aptal bir Meksika ay n n alt nda aptal.ten bilirsin. ama hâlâ s k herif. Bukowski Venice'e beni görmeye geldi. kafas bozuk. anl yor musunuz? sefil ve c l z kaktüsleri göremiyor musunuz? Meksika sadece bask alt nda oldu u için kötü bir yer de il. ve insanlar n büyütülecek yanlar olmad n bilmek gülünç ama gerçek. ve Jack kitab n sayfalar n kar t r yor. tuhaf görünüyor kanalt çok tuhaf. küçük odalarda tek ba ma arap içme fasl n uzun tuttum. hakl olabilirler." 37 ya nda." demi ti. bütün o iir kitaplar n onun yazd na inanmak güç. kodesler. "intihar edilemeyecek kadar s . --intiharlar n havada as l kald ve sineklerin çamurla beslendikleri yerlerde daha uzun sürer yazlar. kimseye zarar dokunmad . ama Venice Kanal 'na oturmu büyük boy bir ak amdan kalmal üstünden atmaya çal rken ba kas n n a z ndan duymak gülünç. i emi kanala f rlat yorum. erketeye yatm çöl hayvanlar n göremiyor musunuz? kurba alar. bir oyun her ey. bir Meksika ay n n alt nda ölmek bir ba na. foto raf . bir partide söyledi i bir ey ho una gitmedi i için Barney Rosset'in ayakkab s na i emi . pek konu muyor. ruhunu kemir-mi ler. tanr m. yüzü yara izlerinden harita gibi olmu . çok yorgun görünümlü bir adam. imdi de Bukowski. bekleyerek. genç ve b çk n kodes çocu u ölüme yatt Meksika raylar nda. ben senin son bölümünü yazd m bile. "güzel. birkaç gün sonra bir yerde bir iir dinletisi vermesi gerekiyor. Ginsberg'i." "evet." demi tim. boynuzlu ve basit. kulaklar. Creeley'i. geç ba lad m. bütün o araba yolculuklar . kitab kar t r yor. bir ba na. insana beyninin yar klar n and ran ylanlar. 50'li y llar n ünlü sokak airlerinden ve hâlâ hayatta. hepsini tan yordu Jack. küçük bir Yahudi gülümsemesi. air foto raflar ndan olu mu . elindeki kitab n sayfalar n kar t r yor. biliyor musun?" Jack içinde bu çemberin. postanede çok fazla kalm ama. s radan eyler. ben yokum. "evet. timsahlar. devinimini buldu Neal. saçlar k r. Jack burada bir haftal na bir oda tuttu. "Kerouac bütün öbür bölümlerini yazd . enerjik. hepsini tan m . Yahudilikle ilgisi bile yoktur belki. ak amdan kalmal m ve a a daki bütün o suyla orada oturmak yeterince zor zaten. omuzlar çökük. "hakl s n. sormuyorum. münzevinin asl nda deli oldu u söylenir. burunlar. k lekeleri görüyorum. sen bunu za. kumun üstünde yatan beyaz ti örtlü adam gözleyerek. kanca burun. konu tu unda da söyledikleri hayli s k c .

y llarca insanlardan kaçmam n nedeni bu. ya aman n o yürek pa-ralay c ödlek hüznü. ve bir biberli im olacak inimde. beynime bir soluk hava çekebilmek için sava maktan b kt m.sayfalar n n parlakl . Shakespeare dahil. çok fazla insan i. ama bir eyler hakk nda konu mak zorunday z ve ben pek ho sohbet de ilimdir. imdi dergi o kadar kötü ki art k okumuyorum. zihinden ba ka eyler de var hayatta: böcekler ve palmiye a açlar ve biberlikler.. bu konuda farkl biri nihayet. her a zlar n açt klar nda mutlaka elmaslar saçan de erli entelektüellerden çok s k ld m. o zaman da öyle miydi acaba? Jack'e biraz malzeme vermeye karar veriyorum. . kimseye güvenme. çok fazla entelektüel gördüm son zamanlarda. sol kanat için fikirlerini söylemekten çekinen çok insan oldu u gibi -entelektüel olarak. "bütün iir oyunu i. anl yor musun?" "topuklayal m burdan. dondu kald .." "emdin mi?" "emdim mi? a z na bir tane yerle tirdim! bununla!" Bronx yumru unu gösteriyor bana." diyorum. hadi öyleyse. cevap bile vermedi yahu. hayli ac ve tart lamaz bir gerçek gizli bunun alt nda ve onunla ne yapaca m bilemiyorum. ben usand m bu i ten hatta.. "eski poetry dergisini hat rl yor musun? Monroe muydu yoksa Shapiro'mu hat rlam yorum. hepimiz i." dedi Jack. "bu geli imde gitti im bir partide Creeley'ye rastlad m ve hiç Bukowski okuyup okumad n sordum." "bu çükünü emersem kitab m basmay vaad etti bana. yumruklar m konu turan Jack hariç.ne olmaktan korkar. gülün siz. öyle olsun." diyor kanala bakarak.'" "eyvallah. "bu tip iki y l önce akl n yitirdi.nele ip rahatlamal y z belki de. ve onlarla görü meye ba lad mdan beri inime dönme zaman n n geldi ini hissediyorum. çekinen çok insan var. Venice Kanal . önemi varsa. bu i lerin ne tarafa gidece i beni ilgilendirmez -tek ey biliyorum. ama bu kez fena yan lm . ama Whitman' n bir sözünü hat rl yorum: "'büyük air yaratmak için büyük dinleyici gerek.neler hakk nda fikirlerini söylemekten çekiniyor -entelektüel olarak. insan her zaman ihanet eder sonunda. her erkek i. gülüyorum. umurumda de il. rahat ve insani. i i o yap yor. öyle olmal yd : '"büyük dinleyici yaratmak için büyük airler gerek. bu anlamda iyi geliyor bana Jack. iir oyununun adil bir oyun olmad n ben de biliyorum -ünlülerin kitaplar o kadar s k c ki.neler ve solcular taraf ndan yönetiliyor.' ben Whitman' her zaman kendimden iyi bir air olarak görmü ümdür.

var bir arabam bir ekilde. her kta stop ediyor kanc k. hareketleri erkek. annesini. polis olmas n art k. kendimi hayli donuk hissediyorum ama bu adam n enerjisini de H SSEDEB L YORUM. kad n m erkek mi anlayam yorum. "bu çük emer. ama üç çocu unu ve köpe ini öldürmedi. Jack kap y çal yor." "yok ya?" "bu k rbaçla k ç n kamç layan bir ö retmenle evli. bir deneme daha. sayfalar n kar t rmaya devam ediyor. "Ku . alkollü araba sürmekten bir kez daha tutuklanmak istemiyorum. elbette. ama bu da marifet de il. iki kere bak yorum. ve ben sola dönüp evin önünde duruyo rum. benim onda dokuzum ölü. sonra da kendini öldürdü. bir dahaki sefere de çal mas için istavroz ç kar yorum. "bu tip iyidir. yukar ç k yoruz." "yok ya?" "kesinlikle. soka a de il cehenneme ç k yor olmal . ki baz gazetecilerin yüzü bugüne kadar gelmi geçmi bütün Amerikan Ba kanlar 'n n yüzlerinden daha güzeldir. yüzü dokunulmam güzellik dam t lm afyon özü.arabama do ru yürüyoruz.kilebilirsin. kar s n . arabaya biniyorum. Humphrey ve sa aras nda bir seçim yapmak zorunda b rak l rsak ne yöne dönersen dön s. kimsenin çarm h nda sa olmas n art k. sokakta yürüdü ümde gazete sat c s sanabilirler beni. babas n . külüstür. anl yorum. ama her soka a ç kt nda korkunç bir iddete maruz kalabilece ini de biliyorum." diyor Jack. ama biraz dü ündüktensonra. ruhunu yar na hapsetmi . öyle olsa ne yazar. ve o anda birkaç ölümsüz ve alayl sokak airimizden bi-rinin yan nda yürüyor olabilece imi idrak ediyorum. . dua ediyorum. korkunç bir kad n. diye geçiriyorum içimden." "Gregory'den mi söz ediyorsun yoksa Kero'dan m ? "yok. hiç ölmedi i için öldürürlerdi onu. bütün yolu ikinci viteste gitmek zorunday m. külüstür çal yor ama vites sorunu var yine. evlendi inden beri tek kelime yazmad ." külüstürden iniyoruz. ENERJ . çal yor. kitap Jack'in elinde hâlâ. Baudelaire'den sonra gelmi geçmi en iyi air. akü zay f. hâlâ sayfalan kar t r yor Jack. bu ba ka biri!" "tanr m!" arabama do ru yürümeye devam ediyoruz. ama ya ayan onda birimi silah gibi kullan r m. erkek. Nixon. "KU ! KU ! Jack ben!" kap aç l yor ve Ku beliriyor. 20 dolara ihtiyac m var.

ve be enmiyorsan z. gözlerindeki gülümseme ile ak yor. bir küçük i e skoç geliyor. ne s. meme ucu sokun k ç n za -yay nc : bu kals n. tan ma fasl .kim i ? dü te miyim? o lan n yüzü o kadar güzel ki her bakt mda iyi hissediyorum kendimi. merdivenden ne e içinde inerken sonsuza dek kurtulu a s." içeri girip oturuyoruz. budalalar ve aletler. ak yor. sonsuza dek. hiç onlara bakt n zda. haftalarca süren sarho luktan ay kl ktan sonra past rmal kuruya yumulmak gibi. sadece u serin an aram zda. oturuyoruz. elliye merdiven dayam s n.lanet bir yirmilik s y r yor Ku . Ku bana bakt ." "bir ey de il. oturuyoruz.utanc mdan i enin bir dörtte birini daha diktim.. hareketleri kararl . geri zekal . o Bronx gülümsemesi yine. önemi yoktu. Jack'in ho una gidiyor biraz heyecanlanmam. "HEY HEY HEY!" diyorum. iyi biri Jack. endi enin k r nt s yok. hatunu indiriyorum.kilmeyi bekleyen yüksek ökçeli ayakkab lara. dinledi inizde size sadece yard m etmek istediklerini hissetti iniz insanlarla bir odada bulundunuz mu? enderdir. ah. döndürüyorum. gözlerimi k rp yorum. haftalard r adam gibi bir ö ün yememi sin. sol kalçamda ta yorum. ahmaklar ve budalalar. o kolay kutsall klar n n fark nda olmalar m istiyordum sadece. neden girmiyorsunuz?" "pekala. gülüyorum. ne kötü bir sava . ve okyanus. dörtte birini dikiyorum. ve ne saçma sapan bir kabus. yavrum. ö ürüyorum. yaln z onlar sperm ötesinde bir mucize sunuyorlard bana. hayran oldu um bütün kitaplar görüyorum orada. hepimiz gülüyoruz. (bu arada. azg n di ilerin aras na at lm gözü dönmü otuzbirci bir köpek gibi seviyordum onlar . polisler aptal ve kuru sokaklar n denetliyorlar. kitapl k. benim gard m hep yukardad r. külüstür. odadaki dört ki inin içinde en zay f oldu umu biliyordum ve kimseye kötülük yapmak istemiyordum. p r l p r l parlad m hissediyordum. Ku . hepimizi bir gün çabucak ezip bozuk çocuk oyuncaklar na çevirecekler. Ku 'un kar s giriyor içeri. o kadar güzel ki tutup havaya kald r yorum. "kolaj m gördün mü?" üstünden bir kad n küpesi ve birkaç saçmal k daha sarkan bok renginde bir ey gösteriyor bana. eyvallah. biliyordum. sonsuza dek... c l z cesaretimize lanet olsun. ve zay f akü. adam sen de. kusmuk bombard man na tutulmu salak bir kahraman. kucakl yorum. s k c tek bir kitaba bile rastlam yorum. geçmi zamandan imdiki zamana geçip durdu umun fark nday m. hepimiz anl yoruz. "sa ol.. bu o sihirli zamanlardan biri. kimse deli oldu umu dü ünmüyor. ak yor diyorum size. hâlâ kahramanl k taslamaya çal yorsun. yorgun. bir süredir ruhumu ta yor. öyle bir göz at yorum.) . kahverengi elbisesi ile rmak gibi ak yor kad n.

son derece s k c bir yazar Burroughs. . uyuyan bedenimi seviyorlar. "güzelim. rivayete göre hayat n sürdürmeyi ba arabilen tek eroinman Burroughs irketi'nin sahibi say lan William Burroughs'mu ve asl nda içinde ödlek i man çükemen bir i. Resim Der-si'nde çekti im ac lar anlat yorum uzun uzun.. duydu um bu.ne iken ortal kta kabaday gibi dola yo mu . seviyorlar uyuyan bedenimi.! evet!" bir an önce kendimi soka a atsam iyi olacak. ne i renç bir tip. çok h zl içiyorum. son derece rahat." diyorlar bana. dedi toplu büyükçe bir odayd ve çok ucuzdu. ba c klar n bile kesmez bu. yeter ki sanatç gibi görünsünler. do ru mu? do ru ya da yanl . kö ede bir bar buldum.. diye geçirdim içimden. telefonda konu uyordu. ama her zamanki gibi nefret ediyordum i aramaktan. bir hafta kal p içtim. bir i ne koluna soktu u alt taraf . bir i e arap daha almak için odadan ç kt mda üstünde ipek robu ile bir adam gördüm. bütün gün oturup bira içtim.çenem dü üyor ve bir sürü eyi neden sevmedi imi. Faulkner'in bugün Bay Corrington gibi Güney srarc lar d nda hiç kimseye bir ey ifade etmedi i gibi." ve öyleyim. tanr m tanr m tanr m kimin umurunda ölü bir akü? --aman allah m. sarho um. ve d arda kafelerde oturuyorlard . bir yatak haz rl yorlar benim için. sonunda içlerinden birine Village' n nerede oldu unu sormay ba ard m. deniz beni bo mayacak. seni görmem gerek a k m! yoksa bileklerimi keserim. nedenini anlayamam t m.. seslerini duyuyorum. uyuyorum. kiran n bitmesini bekleyerek. Tanrf n n bütün çocuklar n n sonu böyle olsun. övalenin arkas na oturup kirli pencereden d ar y seyrettim. "sarho sun. kitaplar nda srarla kulland pop kültürünü ç kar rsak geriye bir ey kalmaz. s r gibi saklan yor. talihini deneyen bir delikanl yd m sadece. ressam de ildim ama. dayan ma duygusu ile. ya polise yem olaca m ya da orada uyuyaca m. uzaktan. "evet sevgilim. sonra da Village' n d nda bir oda tuttum. g. lütfen. ve gülümsüyor bana. param h zla tükeniyordu. ba nda bere. ne gerekiyorsa. aya nda sandalet ve hastal kl bir sakal vard . korkunçtu -yeralt ndaki devasa yar klardan ç k p dalga dalga üstüme geliyor. Village'a vard mda bir oda tuttum ve arab m aç p ayakkab lar m ç kard ktan sonra odada bir övale oldu unu fark ettim.tün tekiyim. Times Meydan yak nlar nda elimdeki mukavva bavulumla f r ldak gibi döndürüyorlard beni. ba lar nda bere. onlar da. ama ben de biliyorum bu i in derinini: belki. sarho um.. Ku bas yor dur dü meme.

ilk gece barlar kapand ktan sonra eve döndüm ve anahtar m kaybetti imi ke fettim. verdim dört dolar . param yok. param yok. dediler.sarho ve aç geçirdi im her dakikan n benim için özel bir anlam vard . i renç bir görünüm. ke fedilmeyi bekleyen yetene imi destekleyecek bir kad n. hat rlayama-yacak kadar sarho tum. sadece tak m n fazlas ile dar oldu unda srar etti imi söyleyeyim. otobüsten indi imde d ar s hâlâ buz gibiydi ve Yankee Stad-yum'unun önündeydim. sol kolu omuzdan oldu u g ibi söküldü. otelin tam kar s nda terzi ve kuru temizleme dükkanlar vard . bakar m s n?" "evet?" "bu temiz gence u adam n b rakt tak m elbiseyi göstersene!" "evet. ki her seferinde bekledi imden çabuk geliyordu." "ah yavrum! dilenci gibi dolan yorsun! pencereleri bile silmem ben bunlarla. . biraz serindi gerçi ama ceketin örtece ini dü ündüm. evet. anne! adam n o tak m nas l b rakt n anlam yorum!" diyaloglar n tamam n aktarmayaca m. seviyemi buluyordum. orangutanlar. tak m üstümden ç kar p yatt m. tak m n kalan n üstümden ç kar p oradan da ta nmam gerekti ine karar verdim. yan mdaki birkaç paçavran n kuru temizlemeye ihtiyac oldu una karar verdim. ince bir Kaliforniya ti örtü vard üstümde sadece. sonra tren yava ça hareket ediyordu ve oda bir kez daha karan a gömülüyordu -bir l sonraki tren dolusu yüzlere kadar. elimdeki paçavralarla sarho girdim içeri. dedim. pantolonu üstüme geçirmemle a n n arkadan sökülmesi bir oldu. i av na ç kma zorunlulu u ge irip osuruyordu ufkumda.. ". çok güzel tak m. dörde indiklerinde beni tak m elbisenin içine sokmalar n art ko tum. yine kaz klanm t m. soyundum. bak sana ne diyece im. bodrum tipi. iki i e arap almakla ne iyi etmi tim. Sam. o gece iki i e porto arab al p odama ç kt m.. sonunda oför son dura a geldi imizi söyledi galiba. yedi. basamaklardan inip kirac lar n çöp bidonlar n n yan ndan geçiyordun.bunlar kuru temizleyin ya da y kay n filan. bir bardak bulup ilk arab koydum ve karanl kta yata a uzand m.katiller efendilerim. yedi dolar dediler.. kaç klar. odama döndüm. ve bir tren dolusu yüz geçiyordu önümden. "L" treni pencerenin önünden geçiyordu.. yine de idare ederdi. i te o zaman anlad m odan n neden bu kadar ucuz oldu unu. soktular. alt . odan n tamam trenin ile ayd nlan yordu. ceketi üstüme geçirdim. korkunç yüzler: fahi eler. vatka ç kt ortaya. otelin sahibi Yahudi bir kar kocayd . durak pencerenin önündeydi.. ba ka bir yer buldum. uyand mda karanl kt ("L" treninin geli lerini hesaba katmadan) yeni tak m elbisemi giyip kendime bir kad n bulmaya karar verdim. fazla dar olmasa bile fazla pahal oldu unu söyledim. tam önümde.. deyyuslar. so uktan donmamak için bir otobüse binip öyle tak ld m. harikulade bir kad n elbette.

aman allah m, diye geçirdim içimden, çocuklu umun kahramanlar ndan Lou Gehrig bu stadyumda beysbol oynard ve imdi ben önünde ölece im: gayet uygun. yürüdüm biraz, sonra bir kafe buldum, girdim, garsonlar n hepsi orta ya l zenci kad nlard , ama kahve fincanlar kocamand , kahve ve çörek de bedava say l rd . kahvemi ve çöre imi al p masalardan birine oturdum, çöre i süratle mideme indirip kahveden bir yudum ald m, sonra da cebimden bir sigara ç kar p yakt m. sesler duymaya ba lad m. "EFEND M ZE ÜKÜRLER OLSUN, KARDE LER!" "OOO, EFEND M ZE ÜKÜRLER OLSUN, KARDE LER!" etraf ma bak nd m, bütün garsonlar bana ve birkaç ki iye daha methiyeler düzüyorlard , çok güzeldi, kabul görmü tüm sonunda. Atlantic ile Harper's' n can cehenneme, deha mutlaka ke fedilir, onlara gülümseyip sigaramdan bir duman ald m. "EFEND M Z N EV NDE S GARA Ç LMEZ, KARDE M!" söndürdüm sigaray , kahvemi bitirdim, sonra d ar ç k p kap n n üstündeki tabelay okudum: LAH M SYON. bir sigara daha yak p odama do ru yürüdüm, binaya vard mda kimse kap ya cevap vermedi, sonunda çöp bidonlar n n üstüne uzan p uyudum, kald r mda farelerin beni haklayacaklar n biliyordum, çok zeki bir gençtim. o kadar zekiydim ki ertesi gün i bile buldum, ve ertesi gece i teydim, ak amdan kalma, titrek ve çok üzgün.iki moruk beni yanlar na ald lar, i i ö reteceklerdi, metro ke fedildi inden beri oradayd lar, sa kolumuzun alt nda a r mukavva panolar, sol elimizde de bira açaca n and ran küçük aletlerle yürüyorduk. "New York'da herkesin üstünde u ye il böceklerden var," dedi moruklardan biri. "öyle mi?" dedim, içimden s.kmi im böceklerin rengini diye geçirerek. "koltuklar n üstünde görürsün, her gece koltuklar n üstünde onlardan buluyoruz." "evet," dedi öbür moruk. yürüdük. büyük allah m, Cervantes'in ba na böyle eyler gelir miydi? "bak imdi," dedi moruklardan biri. "her panonun bir numaras var. panolar ayn numaral pano larla de i tiririz." tr k, tr k. konserve açar gibi panolardan birinin metal çerçevesini söktü, panoyu de i tirdi, eskisini sol kolunun alt ndaki panolar n alt na koydu.

" imdi sen dene." denedim, metal çerçeve direniyordu yer yer. bira açaca m dandikti, ve hastayd m ve titrektim. "kapars n," dedi moruklardan biri. kapt m bile, g.t, diye geçirdim içimden. ilerledik. sonra vagonun arkas ndan a a inip raylar n aras na dö enmi kalaslar n üstünde yürümeye ba lad lar, bir buçuk metre mesafe vard o kalaslar n aras nda, hiç niyeti olmayan biri rahatl kla a a dü ebilirdi, yerden otuz metre yüksekteydik, yeni vagon da otuz metre uzakta olmal yd , moruklar ellerindeki yükle kalaslar n üzerinde yürüyerek bir sonraki vagona vard lar, beni beklemeye ba la lar, d kar istikametten gelen tren duraktan yolcu al yordu, ayd nl kt oras , ama o kadar, trenin kalaslar n aras ndaki bir buçuk metrelik bo lu u gösteriyordu bana. "HAD ! HAD ! ACELEM Z VAR!" "allah sizin de acelenizin de belas n versin!" diye ba rd m iki moru a, panolar sol kolumun alt nda, bira açaca sa elimde yürümeye ba lad m, bir ad m, iki ad m, üç ad m... ak amdan kalma, hasta. sonra yolcu alan tren duraktan ayr ld , karanl k bir dolab n içinde kalm t m sanki, dolab n içinden bile karanl kt , hiçbir ey göre-miyordum. bir ad m daha atmad m, arkama da dönemiyordum, kald m öyle. "hadi! hadi! daha sadece bir vagon yapt k." sonunda gözlerim karanl a biraz al t , titrek ad mlarla ilerlemeye devam ettim, kalaslar n baz lar yumu ak, a nm , çatlakt , ba r lar n duymaz oldum, bütün dikkatimi ad mlar ma vermi tim, att m her ad m n beni a a ya yollayan son ad m olaca korkusu içindeydim, vagona vard m, panolar ve bira açaca n yere f rlatt m. "ne oldu, ne var?" "bir yanl ad m insan n sonu demek burada, siz geri zekal lar bunun fark nda de il misiniz?" "bugüne kadar ölen olmad ." "benim gibi içen de olmam t r, hadi, bana burdan nas l s.ktir olup gidece imi söyleyin." "sa tarafta bir merdiven var ama o zaman raylar n üstünden kar ya geçmen gerekecek, bu da birkaç üçüncü ray n üstünden geçmek demektir." "has.ktir. üçüncü ray da ne?" "elektrik, temas ettin mi güle güle." "ne tarafta bu merdiven?" a a inen merdiveni gösterdiler moruklar, pek uzak say lmazd .

"beyler, sa olun." "üçüncü raya dikkat et. alt n rengindedir, temas etme kül olursun." merdivene do ru yürüdüm, beni izlediklerini hissedebiliyordum, her üçüncü raya geldi imde nas l s çrad m görmeliydiniz, ay - n n alt nda yumu ak ve sakin bir görünümleri vard .merdivene vard m ve hayata dönmü gibi hissettim kendimi, merdivenin indi i yerin hemen yan nda bir bar vard , kahkaha sesleri geldi içerden, bara girip oturdum, adam n teki annesinin ona ne kadar dü kün oldu unu, nas l piyano dersi ald rd n ve her seferinde sarho olmak için ondan paray nas l s zd rd n anlat yordu, bütün bar k r l yordu gülmekten, ben de ba lad m gülmeye, dahiydi adam, dehas n kar l k beklemeksizin saç yordu, bar kapanana kadar güldüm, sonra da ld k, herkes yoluna gitti. k sa bir süre sonra ayr ld m New York'dan, bir daha da gitmedim, gitmeyece im de. kentler insanlar öldürmek için in a edilirler, ve baz kentler insana k smetli gelir baz lar gelmez, ço u gelmez. New York'da çok k smetli olmak gerekir, o kadar k smetli olmad m biliyordum, derken Kansas City'de güzel bir otel odas nda buldum kendimi, yan odada idarecinin bana k ç n satamad için hizmetçiyi marizleyi ini dinledim, gerçek, huzurlu ve ola and her ey bir kez daha. yata mda oturup ç l klar dinledim, barda ma uzand m, yar s n diktim, sonra da temiz çar aflar n üstüne yay ld m, fena vuruyordu adam. k z n ba n n duvara çarp p geri geldi ini duyabiliyordum. belki ertesi gün, yolculu un yorgunlu unu att ktan sonra denerdim hatunu, k ç çok ho tu, pezevengi k ç na vurmuyordu EN AZINDAN. New York'dan ç km t m, hayattayd m, hemen hemen.. --askeri üniforma giymi tipin teki yan ma gelip, "Kennedy'yi de haklad klar na göre oturup bu konuda yazars n herhalde," dedi. yazar oldu unu iddia ediyor, kendi oturup yazsa ya? kirli hayalar n toplay p küçük edebi torbalar na koyma i i hep bana kal yor nedense? u anda dava üstünde yeterli say da uzman çal yor kan mca -Uzmanlar n ve Suikastç lar n On y l . böyle geçecek tarihe bu on y l. içlerinde birinin bile kuru köpek boku kadar de eri yok. suikast gibi bir durumda de erli say labilecek birini kaybetmenin ötesinde siyasi, ruhani ve toplumsal kazançlar m z da yitirmemiz söz konusu, ve var bunlar, her ne kadar yüksekten att m dü ünseniz de. demek istedi im, bir suikast krizinde insanl k kar t , gerici güçler, önyarg lar n güçlendirip bar n son lanet taburesinden Özgürlü ü devirmek için her tür k r lmay bahane sayarlar, insanl kla ilgilenip faal olmak gerekti ini söyleyerek kutsalla mak istemiyorum Camus'nün yapt gibi (denemelerini okuyun) çünkü insanl n büyük bir bölümü midemi buland r r, bir eyleri kurtaracaksak bu ancak mutluluk, gerçek ve ak kavramlar na yepyeni bir yakla mla mümkün olabilir; titre imsel alg lama ile. henüz katledilmemi çocuklar için geçerli bu, ama onlar da katledilecek, bire yirmi be bahse girerim, çünkü hiç bir yeni kavrama müsade edilmeyecek -güç çetesi için fazlas ile y k c olabilir, hay r, Camus de ilim ben, ama, canlar m, teneke kafal lar n trajediyi bu kadar küçümsemeleri beni rahats z ediyor. Vali Reagan' n aç klamas , k smen: "s radan, ahlakl , yasalara sayg l , içinde Allah korkusu ta yan vatanda da olanlardan benim ve sizin kadar endi e duyuyor.

katillerin hasta olduklar n kabul ediyorum. ben apolitik biriyim. ama Sol Kanat Liberal güçlerin teker teker katledildikleri a ikar -her neyse nedeni (bir zamanlar sa l kl besin satan bir dükkanda çal an ve yahudilerden nefret eden bir san k)."o ve hepimiz ülkemizde son on y lda giderek yayg nl k kazanan bir görü ün kurbanlar y z -ki inin riayet edece i yasalar seçme özgürlü ü oldu unu. trajediyi kendi ç kar do rultusunda kullan yor. Vali Reagan da öldürmedi.her neyse nedeni. hangisinin daha kötü oldu unu bilmiyorum. Tanr m. Kennedy beyazd . sürdüremeyece im. dostlar m. eline kemerini alm k ç n k rbaçlamaya haz rlanan Baba tavr . ve herkesin bildi i gibi i yazmaya gelince kötünün de kötüleridir spor yazarlar . spor yazarlar bile girdi oyuna. kuzeye do ru ç kt kça oran dü tü. Kennedy'leri. hem kim kimi kand r yor? adam n biri yatakta düzü ürken ölse hepimiz düzü -mekten vaz m geçece iz? yurtta l kla ilgisi olmayan delinin biri yüzünden bütün yurtta lara deli muamelesi mi yap lmal ? biri Tan-r 'y öldürdüyse bu benim de Tanr 'y öldürmek istedi im anlam na m gelir? biri Kennedy'yi öldürdüyse ben de mi istedim Kennedy'yi öldürmeyi? Vali'yi bu kadar hakl ve biz kalanlar bu kadar haks z k lan nedir? demeç yazarlar . ama bu gericilerin f rlatt falsolu toplar kar s nda kafam bozulup oyuna girersem a may n. baz amaçlar için yasalar n çi nenebilece i. özellikle de dü ünmeye gelince. benim arabam n farlar yanm yordu. olsun. ama hangisi üstte olursa olsun gayri-me ru canavarlar üreten bir birlik oldu u kesin. alt n çekmecelerini kaybetmelerine neden olabilecek her eyin ne kadar yanl oldu unu hayk r yorlar. kötü dü ünmek mi kötü yazmak m .Kennedy ameliyatta iken): ." fakat. suçun cezas z da kalabilece i görü ü. korkunç. Roosevelt ile Truman'a da ate edilmemi miydi? onlar Demok-rat't lar. ne tuhaf. duygusal babal k taslaman n da öyle. solcular teker teker öldürülürken sa c lar n pantolonlar bile buru muyor. onu üstün de il. hukuki ya da ruhani özgürlüklerin k s tlanmas için hiçbir neden göremiyorum ben. içinde Allah korkusu ta yanlar insan olarak dünyaya geldi im ve sa bir zamanlar çarm ha ge-rildi i için "günah" i ledi imi söylüyorlar. gücü elinde bulunduranlar güçlerini korumak istiyor. i lerini iyi yapamayan demeç yazarlar üstelik. sa'y ya da Kennedy'yi ben öldürmedim. Malcolm X ya da di erlerini de. büyük gazetelerimizden birinin spor yazar k smen öyle demi (R. ben öldürmedim Kennedy'yi. King'i de ben öldürmedim. Exposition ile Century aras nda kendimi daha iyi hissetmemi sa layan serin ve harikulade ürpertiler geçirdim. bildi iniz gibi mizah n en kötüsü abart ya dayal olan d r. ama Baba imaj n n da hastal kl oldu unu kabul edelim. bu bizi e it k lar. tanr m tanr m. haziran' n alt s nda ve yedisinde kentte araba sürmek için özel bir nedenim yoktu ama Zenci mahallelerinde Kennedy'ye hürmeten on araban n dokuzunun farlar güpegündüz yan yordu. vali dahil herkesin a z var ve herkes a z n aç p önyarg lar ndan yola ç karak bir eyler söylüyor. ben de beyaz m. Hollywood Bulvar ile Sunset civar nda on arabadan birinin farlar yan yordu. "bu görü sözde liderlerimizin resmi ve gayriresmi olarak sorumsuzca sarfettikleri demagojik sözlerin bir sonucudur. muhterem valimiz oyuncaklar m z elimizden al p bizi yata a aç gönderecek anla lan. zaten fazla geni de iller. ama dedi im gibi.

"Demokrasi de il bu.. ".. Ama Amerika'y kim kurtaracak?" ister misiniz bu adam ? ben de öyle tahmin etmi tim.nevrozlu ö renciler bacaklar n yapmay bilmedikleri masalar n üstüne uzatm . daha iyi i ler var. ". Kanarya kediyi anlamak zorunda m ? "Anayasa yozla maya kalkan olarak tasarlanmad . Bugün bayra yakan yar n Detroit'i yakar. kendi otobüslerine binemiyorlar. ama lanet olsun. Delilik. . fillerin. sokakta kar la t n altm insan n elli dokuzu sanayi nevrozu. kad n da. Tembellik erdem olmu . diyorlar. Ürkek hayvan sald r y davet eder. çöp kamyonu mu sürüyorsun? üzülme. i e burun k v rma moda.. aile için de il. kalelerin ve ahlar n konumuna göre küçük oyunumuzu oynuyoruz.. '"Kalk dizlerinin üzerinden Amerika' diye ba r yor halk. Bir mermi bir milyon oydan daha güçlü. Evde annenin yüre i kan a larkan bitli ve ç plak bir o lana çiçek uzatmak 'A k'. dam cezas n Ba kan adaylar ve Ba kan'lar d nda herkes için kald r rsan olaca budur. "... Suçlular cezaland rmaktan. Tanr otuz ya n üstünde.. delileri kapatmak m . Ülke ameliyatta. kar lan ve kendilerini ula mak zorunda hissettikleri hedefler yüzünden gev eyip neden ve nerde olduklar n anlayacak zaman bulamamad klar için kafay yemi ken mi? ve o kadar uzun süreden beri onlar gaza getirip körelten para art k i görmedi i zaman ne yapaca z? katiller çok uzun zamandan beri aram zdalar. içinde bulundu umuz durumun hayatta kalma bak aç s ile renklendirilmi mezuniyet öncesi mor düzyaz . delileri kapatal m. "Pencerelerinde perde olan insanlar severim ben. dostlar m.Amerika kas klar na bir mermi daha ald .". imdi de psikiyatrlar... ama kim deli? hepimiz piyonlar n. kimin deli. delilerini kapatmaktan imtina eden bir ülkede. Sevgi yabanc lar için. fazla kolay. Di gösterin. Muhafazakarl k bir tarih hatas . kimin haks z oldu una. Paraya 'ekmek' diyen ilk ki iye maa un olarak ödensin. çocuklar n disipline etmekten. haytalar n. "Özgürlük kur unlan yor. 'A k' penisilin almay gerektiren bir hastal k. Amerikal lar kendi parklar nda gezinemiyorlar. ben de onun gibi konu maya ba lad m. Milliyetçilik suç. daha kötüsünü de yapt m. 'Ahlak' kirli ayaklardan farks z.her ey serserilerin. ama kulak asan yok.. ne var ki bu i in arkas ndan ç ka ç ka gözleri bok lekesini and ran tala tozu suratl bir herif ç kt . kimin mutlu. Genç olmak tek din. ifac lar m z n Bobby Kennedy'yi kurtarmas için Tanr 'ya dua edelim... milyonlarca. 'Öldürme' hakk en önde gelen hak bu ülkede. dü ünürler bir araya gelip sorunumuzun ne oldu una karar verecek. Ama Amerika dinlemiyor. tekrar in a edemeyecekleri üniversite binala-r n y kmaya çal yorlar... kimin hakl .. Aslan di gösterince çakal topuklar. namertlerin ilahla t r lmas ile ba lar -demokrasi masas ndaki küstah davetliler deh et içindeki ev sahibinin gözü önünde masay deviriyor. kimin üzgün. mesken tutanlar de il. "Tanr 'n n insanlar katillere dönü ür.. milyonlarca adam var öyle. Ulusal Mar bir ç l k gecenin ortas nda. Bana 'kötülü ü' anlamaya çal mam n söylenmesinden usand m.

" "evren benim bo bile olsa cüzdan m çünkü dü dolu ceplerim. yine toplan p ayn s k c sözcükleri tekraralayacaklar ve sifonu çekti inizde kaybolan bok barçalar gibi kaybolacaklar. i te. bize merdivenin alt basamaklar ndaki insanlar n açl ktan ölmek üzere oldu unu söyleyen yoksullukla mücadele kurullar n n raporlar gibi onlar da bize merdivenin üst basamaklar nda da insanlar n açl ktan ölmek üzere olduklar n söyleyecek. as l herkesin sokaklara dökülmedi ine a mak laz m. "bilmiyorum. sen kendininkini yaz. ama hay r. kulaklar m z açmay ö renmeliyiz.. katlanabilirim." klar bize söylemedikleri kaç klar m z n ve katillerimizin ya am tarz m zdan kaynakland . gerçe i. psikiyatrlar tamamen yanl olduklar bir gün kan tlanacak mekanik kli eleri ile hepimizin hasta oldu unu söylemeye. ve bize homoseksüel ya da presçi olmam z n nedeninin annemizin topal olmas ya da üç ya ndayken babam z n sarho olup a z m za s çmas d r diyen bütün o k ç k r k psikiyatrlar. mevcut Amerikan ya am ve ölüm tarz ndan. ölüler kazand .. ne yapmal : söndürüp uyumal ." dedi. gerçek d nda her eyi söyleyebilirler: baz insanlar n ya ad klar hayat onlara iyi gelmedi i için kendilerini kötü hissettikleri.." ya da: "ne param z kald bankada ne de te ekkür edebilece imiz bir dost ne yapmal ah. ben deli miyim? hadi güzelim." "ölüler kazand .ve yak nda psikiyatr kurullar n n raporlar gelir. bo barda sehpan n üstüne koydu ve. askeri üniformal dostum. ölüler.relimi ödemen gerekir. i te o zaman en az ndan birimizin deli oldu unu anlad m. "maç kim kazand ?" diye sordu Anderson. as l mucize bu! ve burda bu kadar ciddi konu tu umuza göre sözü delili e ba lay p b itirelim. "önce üç. Vali Reagan ve Los Angeles spor yazarlar orada de illerdi. ve bir sonraki duygusal cinayet ya da kent ya malanmas na dek her ey unutulacak. "ölüler kazand . pencereden ba rd .. bir keresinde Santa Fe'de bir dostumla konu uyor. . baz ark sözlerini hat rl yor musunuz?: ya as n ya as n lüks içinde ya ayabilirim çünkü dü dolu ceplerim. en az ndan bir iki bin y l daha iyi gitmeyece i hissine kap ld m. ve hayli tan nm bir psikiyatr olan dostumun kula na e ilip sordum: "Jean..." içkisini bitirdi. o odada onunla otururken i lerin yolunda gitmedi i." dedi. bunun için de iyi para almaya devam edecekler. Tanr m. içiyordum. bunun kolayl kla düzeltilebilece ini asla." Moss aç k pencereye gitti. ve ikinci Kennedy henüz öldürülmemi ti. oradan geçen Amerikal bir erkek gördü. hay r." dedi Moss. gerçe i söyle bana. --"bitti.

baksana. fazla tan mad m biriydi." biralar n yudumlad lar. Moss iki kez evlenmi . çok s k c bir ey ili ki." "tavuk mu? oluyor mu?" "rüyada oluyor." "bedeli çok yüksek. unut gitsin. Korsanlar." bir süre konu mad lar.tlerinden düzüyorum." dedi Moss. ruhani ba yok hiç olmazsa diye dü ünmü tüm. Anderson bir kez evlenmi . "yak nda kendime bir ." diye cevap verdi Amerikal erkek. sen de orda sark k etinle oturup tavana bakar. "duydun. h mm. cumartesi ak am yd . hafif bok lekeli ortun yerdedir ve o ayaklar n sürüyerek banyoya gider." "dokuzuncu ko uda hangi at geldi acaba?" "bunu biliyorum." dedi Anderson.mc k bulmazsam delirece im." dedi Moss. "Astronot H." "biliyorum. "ölüler kazand . s k c i lerde çal an otuzlu ya larda iki arkada t lar. 1/7. bitti inde gerçekten düzülmü hissedersin kendini.. fena de ildi.ne filan m y m. Moss'un evindeydiler. ben hiç beceremedim. a r de il. ama akl mdan ç km yor. "baz erkekler kad nlarla ili ki yürütmekte ba ar l d rlar. ne dersin?" "yok. benim de bir k z m var.. akl ma geldi." dedi Anderson. biralar n içtiler. gecenin kalan nda onun bo gevezeli ini dinleyece ini bilerek ne anlama geldi ini dü ünürsün. maç kim kazand ?" "Korsanlar. moruk. "biliyor musun. bir yerlerde bir çocu u vard . bir i e viski ile gidip eline bir onluk tutu turdum. de il mi?" "evet."hey. "yeni bir ey söyle bana. tam sarho olmam lard henüz. ne demek istedi ini biliyorum. büyük çöp kutusundaki di er bo i elerin üstüne dü tü. tavuklar g. muzaffer. arkada lar mdan biri beni oraya yollam t . bir kez bo anm t . 3-2. kaz klanm . garip rüyalar görmeye ba lad m. kendimi hayli . 3-2. bir keresinde bir hatunun evindeydim. Anderson bo bir bira i esini uzun bir yay çizecek ekilde f rlatt ." "cokey?" "Garza. iki kez bo anm t ." "dalga m geçiyorsun?" "biliyorsun ne demek istedi imi: aldat lm . Vik-toryen ya da i.

"ne nas l oluyor?" "her konuda hemfikiriz. öyle ruh muh tak nt lar yoktu." "yüzdesi dü ük asl nda." ikisi de sustu bir süre. arkada l k bu demektir: deneyimin önyarg lar n payla mak. bir ekip.özgür hissederek üstünden indim. ama elini iltenin alt na sokup silinmem için bir bez parças uzatt bana. cennetteydim." "evet. nas l oluyor?" "bu yüzden arkada z. adam gibi bira üretmiyorlar art k." " a lacak bir ey yok bunda." "evet. tanr m. sonra da o kulland bezi. "nas l oluyor?" diye sordu Anderson. Broadway'e ç kmal y z." "bizden fazla para kazan yor. gerindim ve banyo fasl n bekledim." dedi Moss." . lanet bez kaskat yd . Garza. de. sen buna Viktoryen demek istiyorsan. yüre im paraland . tavana bakt m. yeterince iri ve güçlü de il. evet. san r m. onun bindi i atlar dönemeçlerde geri kal yorlar." "zor." "zor." "tek allan n kulu gelmezdi. bir sevgilim vard ." "Gonzales. ama profesyoneli oynad m. ölümüne içtim bir süre. bira içerek. "ne?" "iyi kad nlar da var." "Moss ve Anderson." (sessizlik. yumu ak bir yerini buldum ve ilindim. sessizlik." "Gonzales sakatland na göre imdi daha iyi atlarla yar ma f rsat do du ona." "n'oldu?""genç öldü. "iyi de. adil olmak laz m. bir türlü kan m s nmad o hergeleye. sessizlik) sonra: "bira giderek yavanla yor." biralar n yudumlad lar. toparland m gibi ç kt m. her ey yolunda gitti inde demek istiyorum." "ne?" "evet.

sonra k z yatak odas ndan ç k p oturur. çok komik bulurdu bunu. "tanr m." dedi. "evet. yap lmas beklenen küçük ho luklar yapam yorum. do ru adamlar m hapiste. birbirlerini mesleklerine göre de erlendirirler. "sporda hiçbir zaman ba ar l olamad m. kodese dü mü biri ile sokakta yan ndan geçen s radan adam aras ndaki fark nedir?" "kodesteki adam denemi bir Kaybeden"dir. ama hâlâ bir a. orospu çocu una bayg n bayg n bakard . onlar düzdükten sonra buzdolaplar na gidip aç k salata tabaklar na ve süt i elerine i erdi. bir ." "tanr m." dedi.c a ihtiyac m var. yanl da." "nas l yani?" "ba ka düzlemde bir dünya toplumu." "sen içeri girdin. . yankesiciler araba h rs zlar ile samimiyet kurmaz." "sen kazand n. skalad . porno film yap mc s itibar görürken bir çocu a sark nt l k etmi biri a a lan r. o can s k c engellerden atlayam yor." "gerisini duymak istiyor musun?" "neden olmas n?" "okul tak m n y ld z oyuncusu. "on be ya nda iki yeni yetmeden fark m z yok." "sen onlar nas l de erlendirirsin?" "ayn : yakalanm . araba h rs zlar tecavüzcülerle. baz adamlar do u tan yetenekli. tak m seçerken hep sondan bir önce seçerlerdi beni. nas l bir duygu içerde olmak?" "ayn . kad nlar bay l yorlard ona ama. tecavüzcüler sübyanc larla. yoksa yanl adamlar m ?" "do ru adamlar da var. Jimmy Davenport geldi akl ma."evet. imdi San Quen-tin cezaevinde. nereye i eyebilirse." "tanr m. bencil kendini be enmi bok parças n n tekiydi o piç.m. korkunç bir herifti. tanr m ne i renç. Winchell'di ad ." "n'oldu Winchell'e?" "bir çelik fabrikas nda müdür imdi. yok." Moss buzdolab na gidip iki i e bira ald . Harry Jenkins." "pekala. ben oyunu oynayam yorum art k. oturup i eleri açt ." Moss bira i esini çöp kutusuna att . gerizekal dan önce. her mahkûm i ledi i suça göre de erlendirilir.

. kad n sahte erke in bu toplumda ayakta kalmay ba ard n sezgi yolu ile bilir ve onu ye ler..keresinde nas l yapt n göstermek için beni k z arkada n n evine götürmü tü." Moss bira i esini havaya kald rd : "Jimmy Davenport'a!" Anderson da i esini kald rd .. biz do al olmayan bir toplumda ya yoruz. Mary Lou nas l? çok tatl k zd r Mary Lou. ya da k skanç m y m neyim?" "hakl s n... moruk.bu Do a'n n kanununa ters dü mez mi? -güçlü olan nseçilmesi meselesine? nas l bir toplum bu?" "toplum kanunlar ile do a kanunlar farkl d r." "baksana. Lou ben." "salaks n o lum sen. yüzün öyle. hay r. ne geceydi. "merhaba.." "Sidik Kral . bir numara çevirdi. kabal k ettim ama sonu iyi bitmi ti.. hat rlad n m ? Katella Bulvar 'ndaki partide tan m t k.." "çok boktan herifleriz asl nda." "pekala. "Shareen?" diye sordu. kad nlar sahtekarlara bu kadar güzel yalan söyledikleri için vurulurlar. yüzünle ilgili. bekledi... ne? Har- . iki bira sadece. bir arkada m var yan mda. biliyorum. kad n n tek amac çocu unu do urup onu güvenli bir ekilde büyütmektir... ama en güzel kad nlar hep en i renç boklara tutulurlar zaten." "evet.. kalkt ve telefona gitti. arayabilece in iki . en sahtelerine. "Jimmy Davenport'a!" i elerini diktiler. ordan biliyorum.mc k tan mad ndan emin misin?" "de ilim. "bütün suçu kad nlara yükleyen iki yaln z ihtiyar.. öyle oldu unu varsayal m -kad nlar n sahte erkekleri seçtiklerini.klasik ki. Lou Moss...m bize ihanet etti ve atomic yumurtalar etraf m za y lm ." '"kad n dü manl ' demekle yetinelim. do ru. Moss iki bira daha açt . öyle mi?" "buna 'kad n dü manl ' denir." "dene öyleyse. hat rl yor musun? senden hep ho land m." "kral da Jimmy Davenport'tur... her an havaya uçma tehlikesi içinde ya amam z n nedeni bu.." dedi Moss." "öyleyse bugün cehennemin k y s nda bulunuyorsak sebebi kad nlard r diyorsun. Lou Brinson' n partisinde.

çok da güzel ayr ca. hal n n üstünde oturuyordu. ne? aka ediyorum can m. neden bir i e al p sana gelmiyoruz?. "bir saat daha özgürüz. evli de il tabii ki! neden yalan söy-leyim? hay r. kaçta? pekala. güzel. hay r. Harvard' n hukuk okulu oldu unu tabii ki biliyorum! ama yine de birkaç Immanuel Kant bulunduruyorlar! ne? 65 Chevy. dalga geçmiyorum." "ne üç gün oldu?" "üç gündür i e gelmiyorsunuz. hay r.tanr m. bir burs ald yan lm yorsam. pantolonunu kald rd ve öbür odaya girdi. DUDU DUDU . ne? sülalem geni tir! neyse. arayacakt m ama kent d na tayin ettiler. hay r. --telefon çald .." ahizeyi be i e yerle tirdi ve telefonu odan n kar s na f rlatt . profesör. biras n ald . utangaç. bilmez misin bu i leri?" "Jimmy Davenport'a!" dedi Harvard'l profesör. son taksitini yeni yat rd m.vard'da felsefe hocas .. senden ba ka bir ey dü ünemiyorum -o ye il elbisen. oturdu. çok do al biridir ama. özür dilerim. Heidelberg Üniversitesi'ne. 1746 y l nda Leyden'li Cu-neus taraf ndan icat edilmi . hay r." "bir saat m ?" diye sordu Anderson. sayg l . Maryland. s çt . ses yok. Strip Bar m ? çoluk çocuk gidiyor oraya. "bir saat. Mary Lou için ne diyorsun? tamam.mc klar n pudralayacaklar filan.uzaktan akrabam olur.. görü ürüz. kaç ya nda m ? otuz iki ama daha genç gösteriyor." Moss telefonu kapatt . s çmak için helaya girdi. diktiler i eleri. hayat m.. seni ve tavuklar görüp duruyorum rüyamda. ahize be ikten f rlad . "DUDU! "diye ark söyledi. ya l oldu unu ima etmek istememi tim. ne zaman? o kemeri k ç ndan a a sarkan ye il elbisen duruyor mu hâlâ? kafa filan bulmuyorum. kablosundan tuttu u gibi hal n n üstüne çekti telefonu. çok seksi elbise. . yak nda Avrupa'ya gidecek."McCuller!" "evet ?" "üç gün oldu. sonra ahizeyi kald rd .. ama çok farkl biri oldu unu söyle ona. gaf yapmakta üstüme yoktur. silindi. palavra s km yorum. imdi yan mda ve müsait. zeki.klas. "Jimmy Davenport'a!" dedi sevkiyat memuru." "ne o?" "statik elektrik depolayan bir ayg t. Shareen. "alo?" dedi." "bir Leyden Kavanozu yapmaya çal yorum. gerçekten klas hatunsun. biras n bitirdi. tamam tamam. beni bilirsin i te.

DU DU DU DU!" seviyordu Herb Alice' n Tijuana Brass'ini. tanr m, ne ek i melankoli. "DA DU DA DU DA DU DU DU!" yine hal n n ortas na oturdu unda üç buçuk ya ndaki k z da oradayd , osurdu. "hey! sen OSURDUN!" dedi k z. "Ö ÜRDÜM! "dedi. ikisi de güldü. "Fred," dedi k z. "ne?" "sana bi i söylemek istiyorum." "söyle." "annenin k ç ndan bok çektiler." "öyle mi?" "evet, adamlar parmaklar n annenin k ç na sokup bokunu çektiler." "nerden uyduruyorsun bunlar ? böyle bir ey olmad n biliyorsun. "evet, oldu, oldu! gözlerimle gördüm!" "git bana bir bira getir." "olur." k z öbür odaya ko tu. "DA DU," diye ark söyledi, DA DU DA DU DA DU DUDU!" k z bira ile döndü. "can m n içi," dedi k z na, "ben sana bi i söylemek istiyorum." "söyle." "ac imdi nerdeyse total, tamamland nda daha fazla dayanamayaca m." "neden benim gibi lacivert olmuyorsun?" diye sordu k z. "ben lacivertim zaten."

"neden ben ve çiçekler gibi lacivert olmuyorsun? "denerim," dedi. "La Mancha'l Adam' n dans n yapal m," dedi k z. La Mancha'l Adam' koydu pikaba, dans ettiler, o bir seksen boyunda, k z onun dörtte biri. ayr ayr ve farkl dans ediyorlard ve çok ciddiydiler, yine gülüyorlard arada s rada. plak bitti. "Marty bana tokat att ," dedi k z. "ne?" "evet, Marty ile anne mutfakta sar lm öpü üyorlard , ben susam t m, mutfa a girdim ve Marty'den bir bardak su istedim, Marty bana su vermeyince a lamaya ba lad m ve Marty bana tokat att ." "git bana bir bira getir!" "bir bira! bira!" kalkt ve telefonu yerden kald rd , kald rmas ile çalmas bir oldu."Bay McCuller?" "evet?" "otomobilinizin kaskosu bitmi , yeni y ll k ücretiniz 248 dolar ve pe in ödenmesi gerekiyor, üç trafik cezas yemi siniz, her ceza bizim için trafik kazas ile e de erdir..." "s.ktir!" "ne?" "trafik kazas sizin cebinizden para ç kmas demektir, trafik cezas ise benim, üstelik bizi kendimizden korumakla görevli motosikletli çocuklar kendilerine yeni ev, araba ve orta s n f alt kar lar na giysi ve biblo alabilmek için her ay belli bir kota doldurmak zorundalar, b rak n bu aptal hikayeleri, araba kullanm yorum art k, dün gece arabam iskeleden a a ittim, tek bir eye pi man m." "neye?" "lanet ey a a yuvarlan rken içinde olmad ma." McCuller telefonu kapatt , k z n n getirdi i biray ald . "küçük k z," dedi, "umar m benimkinden daha kolay bir hayat n olur." "seni seviyorum, Freddie," dedi k z. uzan p kollar n beline dolad , ama onu tamamen sarmaya yetmiyordu kollar . "seni m nc kl yorum! seni seviyorum! seni seviyorum!" "ben de seni seviyorum, küçük k z!"

bu kez o uzan p k z n m nc klad , p r l p r l parl yordu k z, kedi olsayd m rlard . "tanr m, tanr m, çok tuhaf bir dünyada ya yoruz," dedi. "her eyimiz var ama hiçbir eyimiz yok." hal ya oturup "B R KENT N A EDEL M" oyunu oynad lar, tren raylar n n nereden geçece i ve denetimin kimin elinde olaca konusunda tart t lar biraz. sonra kap n n zili çald , kalk p kap y açt . k z onlar gördü. "Anne! Marty!" "e yalar n topla tatl m, gidiyoruz!" "ben Freddie ile kalmak istiyorum!" "sana 'e yalar n topla' dedim!" "ama Freddie ile kalmak istiyorum!" "son kez söylüyorum! e yalar n topla yoksa daya yiyeceksin!" "Freddie, seninle kalmak istiyorum, söyle onlara!" "kalmak istiyor." "yine sarho sun, Freddie, çocu un yan nda içmemeni kaç kere söyledim sana!" "sen de sarho sun!" "ona sarho diyemezsin, Freddie," dedi Marty, sigaras n yakarak, "zaten ho lanm yorum senden, sen de biraz i.nelik oldu unu dü ünmü ümdür hep." "hakk mdaki dü üncelerini bana söyledi in için te ekkür ederim." "ona sarho deme, Freddie, yoksa sopay yersin..." "bir dakika, sana bir ey göstermek istiyorum." Freddie mutfa a girdi, ç kt nda ark söylüyordu yine. "DA DU DA DU DA DU DU DU!" Marty kasap b ça n gördü, "onunla ne yapmay dü ünüyorsun? k ç na sokar m lan o b ça !" " üphesiz, ama bilmeni istiyorum, telefon irketinden bir memu-re arad , eski borcumu ödemedi im için telefonumu kesiyorlarm ." "bana ne bundan?" "demek istedi im, ben de arada s rada kesintiye u rayabilirim."

. sana inan yorum." "bizi yapan kan m d r?" "birkaç ey daha. "tanr m." "polisin bizi tutuklamas n istemeyiz. çabuklu u sihir gibiydi." "peki." hal n n üstünde oturup "Kent n a Et" oynad lar. Marty yere y l p basamaklardan a a yuvarland . ama can s k nt s yd asl nda ölüm. --ömineye f rlatt ve hal n n üstüne oturdu. lütfen." Freddie oturma odas na döndü. de il mi?" "hem de nas l. burnunu kald rd ve ko arak d ar kaçt . polis bizi tutuklar sonra. çok geç. Marty'ye bakt ." "ne?" "kan." "Marty kan içinde.""tabii. eftali bir gün feryat edecekti.çok çabuk hareket etti Freddie." "tren raylar ndan araba geçmeyecek. k z yan ndayd yine: .. beni öldürme. kasap b ça Marty'nin g rtla n dört be kez kesti. üç ekip arabas . sirenin sesini duyabiliyordunuz. can s k nt s yd asl nda." "anne nerde imdi?" "bilmiyorum.. kemik ve ac .." "mümkün de il. bir ambulans.. b ça " imdi oyunumuzu bitirebiliriz.." anne sokaklarda ko up bütün gazete sat c lar na ve bakkal ç raklar na ve barmenlere vegeri zekal lara ve sadistlere ve motosiklet binicilerine ve eski denizcilere ve torbac lara ve Matt Weinstock okurlar na olup bitenleri anlat yordu ve gök maviydi ve jelatine sar l yd ekmek ve y llardan beri ilk kez canl ve harikuladeydi gözleri. beni öldürme. beyaz bir kedi girdi odaya. kaplanlar ve kar ncalar bile asla bilemeyecek. sol ayakkab s n n taban nda bir kar nca yürüyordu. "Freddie?" "ne?" "adamlar ellerini annenin k ç na sokup parmaklar ile bokunu ç kard lar. de il mi?" "h h m.

DAKT LOYU TERKETMEK S LAHINI TERKETMEKT R. yar lan kafalar dü ünmeye ba lar bakars n z ve güçlü bas n (New York Tin es' n ilk say lar ve Christian Science Monitör hariç) Birinci Dünya Sava. s rf dövülmek ad na dövülüyor insanlar. insanlar sorgulanmak üzere odalara al n yor ve ya yar -insan ç k yorlar d ar ya da insanl ktan tamamen ç km . mitralyözleri üç ayaklara yerle tirmi ler ve kar nlar beyaz ve kar nlar siyah ve kar nlar kar n. ama bu kadar insan n bir hiç u runa öldüklerini görmek istemem. ikago'da sayg n bas n n kafas n yararak büyük bir hata i lediler bence. genelev. biliyorum. yazarak ba lam t . Camus'nün kalemi akademilerde konferans vermeye ba lad ktan sonra sustu. . sokaktaki adama yeni bir apka verir gibi yeni bir rejim veremezsiniz. bu yolla elli kadar ki inin daha hayatlar n söndürdüler. Bukowski?" diye sorduklar nda neden "hay r" dedi imi anlam yorlar. ama her ey yerli yerinde yine de. devrim isteyenler var. tap nmalar ve . Jean Genet ve Allen Ginsberg'in dolduru una gelip parklarda OOOOOMMM çekerek geziniyorlar. as n beni. vaaz vererek ba lamam t Camus.'ndan sonra dü ünmeyi unuttu. sokaktaki yazar ruhunun çükünü bir tak m geri zekal lara emdiriyor. hiçbir yerde gerçek anlamda de i im yok. Cleaver' Nixon'a ye lerim. cezaevi. AÇIK KENTgibi bir yeralt gazetesini insan vücudunun bir organ n bast için kapatabilirsin. gerisi vodvil.ve ben polis olsam beyinlerini kendi ellerimle da tmak isteyebilirim. yüzüne yeni bir maske geçirmi tir sadece.). ama kilitler sa lam: Nixon tie Humphrey aras nda seçim yapmak s cak bok ile so uk bok aras nda seçim yapmak zorunda b rak lmakt r. yazacak tek yer daktilonun ba d r. karn n doyursan z. ama isyan sonras nda yeni hükümetinizi kurdu unuzda bir bakars n z ki yeni hükümetiniz eski Baba'n zd r yine. kuzu postuna bürünmü eski diktatör. boyunlar nda Castro muskalar ile William Burroughs. küçük çocuklar yine dövülecek. arkada lar m bana " iir dinletisi versene. geçen ak am genç bir adam bana öyle dedi (pek ho ve ruhani bir tav rla hal n n ortas nda oturuyordu. soka a kar ma ihtiyac duyan yazar soka tan mayan yazard r. ne geçecek elinize? halk n üstünde olan yeni bir HÜKÜMET. trafik kazas ndan çok önce ölmü tü zaten. S M sahibi olduktan sonra soka a ç kmak i in kolay yoludur -Thomas ile Be-han' HAYRANLIK'lar . okullarda ellerinize cetvelle vuruyorlar ve kurtlar m s r kemiriyor. evime gelip biram içen. bu yazarlar yumu am . kad nla m lar -ibnele memi ler. yüz ki iye yüz hayat yetecek kadar fabrika.sonras da kestirilemez. ama bu da bir ey ifade etmez. kafalar nda Che. ama bir milyon tirajl bir gazetenin editörünün kafas n copla patlat rsan k ç n kolla. yeme imi yiyen ve yanlar ndaki kad n yüzünden havalar ndan geçilmeyen u allah n cezas devrimcilerin ö renmeleri gereken ey u: de i im içerden d ar ya do ru gerçekle meli. de i en hiçbir ey yok. bar ve park hatibi gördüm. ortal kta devrimin art k kaç n lmaz oldu unu hayk ran bir sürü insan dolan yor. ço u insan öldürdü ünüzde hiçbir ey öldürmüyorsunuzdur gerçi. viskileri.mc klar ile öldürdüler. kadmla m lar. Prag olaylar Macaristan' unutan çocuklar n hevesini k rd biraz. ikago ve civar ndan gelecek reklamlar n can cehenneme deyip gerçekleri yazmaya ba larlar nihayet. Dizzy Gillespie'nin tüm plaklar n hediye etseniz bile iki paral k al kanl klar ndan kolay vazgeçmeyecektir. ideoloji silah sat üstüne kurulmu . f tt rm . bir ba n za.bütün rmaklar yükselecek. onlar da büyüdüklerinde (büyüyebilirlerse) ba kalar n dövecek. mahkeme salonlar sonun önceden yaz ld yerler. FARELER ETRAFINI SARIVER R. ve i te Prag. ama birkaç iyi insan da gümbürtüye gidecektir. ve i te ikago.

midende de ba kas n n biras varken devrimden söz etmek kolay. pembe külotu görünüyordu. ama devrimi ba latmak. ba rsak ve delilik. ayet birini yok edeceksem o adam n yerine karbon kopyas n n gelmesini istemem. her eyden önce her kata bir bar yapard m. ne gerçek bir lider ne de imdiye kadar her devrim sonras gelen ihanetin önüne geçebilecek bir platform. ko ullar ne olursa olsun kimseyi öldürme meselesi. ama bir eyi öldürmeden önce yerine daha iyisini koyabilece inden emin olmal s n. parklarda nefret palavralar s kan siyasi f rsatç lardan daha iyi bir eyler olmal elinizde. sadece yasak eyleri yapmak ister insan. müzelerden daha bo ucu. Bukowski." yan ndaki kaltak bacak bacak üstüne atm t . henüz yirmisinde. sonra müzeleri de i tirirdim. genellikle iir okur. devrime duyulan romantik özlemin d nda bir ey göremedim henüz. de il mi? ama hiç de öyle de ildir. devrimle esrar hep yanyana nedense? bir kere esrar san ld kadar harikulade bir ey de il. fikir niyetine bana sundu u boklar Los Angeles' ve Pasadena'n n yar s n boka gömmeye yeterdi. bir zamanlar miki fare filmlerine gülen erkeklerin birbirlerine i kence etmeleridir. sokaklar kan seli. anlatmak istemedi im çok ey gördüm. Paris 1870-71. müzelerde üç ya nda k z çocuklar na sark nt l k edenlerin say s n n daha fazla olmamas na a yorum. öncelikle ba kan adaylar n n bu kadar çirkin olmalar n yasaklard m. kim her ak am kar s ile yatmak ister ki? ya da haftada bir? yapmay arzulad m çok ey var. para babalar n n i ko o ullar Beverly Hills'de on dört ya nda k zlar n rzlar na geçerken ben bir yerlerde asgari ücretle belimi k r yordum. ayr ca i leri ortal kta gezinip güzel görünmek olan birkaç kad n. yan n zdaki kalta n. kalkt m verdim bir bira. titre iminiz dü ükse bir ey . içki yasa yüzünden alkolik olanlar n say s anneannemin si illerinden fazlad r. lavabonuzdaki bula k bezinden ba ka nedir ki iir?ve esrar. Dosto-yevski'nin SUÇ ve CEZA's na kat lm yorum. bu de i iklik tüm personelin giderini kar layaca gibi tablolar n bak m ve onar m masraflar n da kar layacakt r. ve nerededir Paris bu ak am? nedir Paris bu ak am? kar mda oturan genç ortal boka bulamak istiyor ve gülümsüyor. sonra: "bir bira versene. uluslararas ün sahibi üç k ç k r k yazar n OOOOOMMMM tezgah na kap l p parklarda dans ederek DEVR M diye ba rmak kolay. esrar içimi serbest b rak lsa içenlerin yar s b rak r mereti. i in delirtici yan tek bir mermi bile s kmadan canlar m z al yor olmalar . ama bu utanca katk da bulunman n da bir anlam yok. bu kent bokun içinde yüzecek!" tanr a k na. böyle bir eyleme geçmeden önce eylemin ruhunun nerede oldu unu ve eylem bitt inde nerede olaca n i çok iyi dü ünmek gerek. sonra her kata bir caz bir de senfoni orkestras . sokaklarda yirmi bin ölü. hatta kar n z n gözünüzün önünde kasaturalan p rz na geçilmesidir. devrim sözcü ü kula n za ho geliyor. bir eyin bedelini ödemek can n za okuyacaksa otuz alt ayl k garantiden fazlas n aray n. inan n bana. dünyadan habersiz yavrular. devrimin ne oldu unu bilmek ister misiniz? kan. yolunuza ç kt için ölen çocuklar. yan nda evden kaçm on alt ya nda bir k z. devrimi gerçekle tirmek ba ka eydir dostlar."kanalizasyonlar t kayaca m. tarihi bar helas nda barbut oynayan ayya lar gibi harcad k. insan rk ndan utanç duyuyorum. ama iyi dü ünmek gerek. daha koku mu yerler dü ünemiyorum. elimden gelirse utanc azaltmak isterim. tanr a k na. s çanlar cesetleri kemiriyor ve insanlar aç ve aç insanlar fareleri cesetlerin üstünden al p yiyorlar. helada be dakika fazla kald için i ten kovulan adamlar biliyorum.

hap da yuttun. Eddie Rickenbaker 17 uçak dü ürmü onunla. güçtür hasta bir ruh ve aç bir kar nla BEKLEMEK. ve tanr a açtan indi ve y lan ve Havva'n n . vazgeçin demiyorum. kendilerinden geçerlerdi! kafay çekip giderdim genellikle. ate e vermek her eyi çözer san yorlar. s çanlar gerçek devrimcilerdir." ama devrimciler müzeleri de yakmak istiyorlar. bunu idrak ederseniz bir ba lang c n z olabilir. beyaza boyanm .000 y l önce öyle bir göründü ve birkaç ucuz panay r numaras ile yetindi. suya ve besine ilk onlar ula rlar. biralar ellerinde elbette. en yeteneklileri Los Angeles. adam: "aman allah m. genellikle ak amdan kalma olurlard . görkemli kiliselerde çal mazlard . hem bu gece alt katta Pink Floyd çalacakm . o kiliselerde herkesin can s k nt dan patlar. u di lere bak! fil di inden farks z!" kad n: "hayat m. beni bile yere yat ranlar olmu tu. hayatta kal p an lar n yazmak isterler. kenarda durup seyretmek bile bir kad nla sevi meye ye lenebilirdi. New York ve Philadelphia'da bulunurlard . s çan-s çan. kimbilir? dedi im gibi. siyahi) olan bu adamlara o ç lg n ak amlar için te ekkür ederim. insan b kar ac çekmekten. insan-s çan de il. bir i e daha almak. sanatkar insanlard bu vaizler. tanr BEKLE dedi. tanr m. ça rd lar ama tanr kira ve arap paras n ç karmaya yetmedi. yeralt n n gerçek hakimleridirler ve bir tek ey için isterler k ç n z : kemirmek için. gözler kan çana . a z ndaki di ler bile insan öldürmeye yeter. en son bo ulan. doldurulmu kaplana bakan bir çift. s k ld klar için de utanarak. bir ba lang c n olur. ne demekse! ama polis ortaya ç kt nda sizi dualar n zla ba ba a b rak p tabanlar ya layacak palavrac lardan uzak durun. oldu u gibi yut. belki de bir i ne daha çakmak için çal rlard . açl ktan en son ölen. dikkatli dinle. insanl k ruhundan yanay m ben. sonra da tüydü. u ufak. biraz olsun iir yazabildiysem bunu k smen onlardan çald klar ma borçluyum. en son yanan canl lard r s çanlar. ço u zenci (affedersiniz. gözünüzde canland rmaya çal n. biraz s k larak. sizin OOOOMMMMM'lar n zla da hiç ilgilenmezler. kimsenin yard m olmaks z n as rlardan beridir yap yorlar bunu. temiz tutmaya çal t klar tak m elbiseleri ile kendilerini yerlere att lar. insanlar n ço u kafesteki doldurulmu kaplana öyle bir bak p ilerler. ba rd lar. din sahtekarlar vard eskiden. eve gidip tek kürek gitmeye be çekerdi. yeterince h zl ko amazlarsa anneannelerini de yakar onlar. kimin ne oldu u belli de il yolda lar. parklarda avazlar ç kt kadar ba rarak sizi kahramanl a ça ranlar mermiler v z ldamaya ba lad nda en önde kaçarlar. Yahudi'nin te kinin onu kand rmas na göz yumdu. ya da apandisit ameliyat yapabilecek bir doktor. eve gidip sevi meye ne dersin?" adam: "delirdin mi? daha bodruma inip 1917 model Spad uça görmedim. bir ey göremezsiniz. benim bile birkaç kez kendimi kaybedip yerlerde yuvarlanm l m var. hem elli be ya na kadar ya ayaca n kim garanti edebilir? tanr 2.ö renemezsiniz. sonra kentte ya ayan s çanlar n fark na varacaklar. özellikle barlarda zom olduktan sonra. ya da ayn küçük odada ayn kad n. ya da onlar uykudayken g rtlaklar n kesecek gerçek delilerden koruyabilecek birilerini. o vaizlere burada te ekkürü bir borç bilirim. öyle büyük. ki ben hayli sakin ve yorgun bir insan m. sonra da su arayacaklar. ama o tezgah kurudu art k. derme çatma kiliselerden söz ediyorum. vaiz dahil.din sahtekarlar devrimcilerin aras na s zmaya ba lad .

erefsizce ya amaktansa gerekirse i kence alt nda yava yava ölebilmeli insan. bu her yerde hissediliyor. çünkü gerçek anlamda canl de ilsem sizi nas l görebilirim ki? sokaktaki her adam n aya nda sa lam bir çift kundura olsun. sonra yeni kal b n da seni istemedi ini farkedersen neden bir yenisi olmas n? herkesin mutlu olma biçimi farkl d r. beyaz Noel. Watts. ancak siz kara derililerden de öylelerini tan d m ki insan Miami Beach'ten bat Venice'e kadar kusturur. fiziksel ölüm korkusuna yenilmi bir yar m adam. ark söylemek isteyen iç k vr mlar vard r. aptalca m ? en büyük mucizeden daha aptalca de il. kula a yüzeysel geliyor biliyorum. seviyorum bu zaman . ama Casanova'da öldü. insanl n içinde bulundu u durumun birinci nedenidir bu: zeki ve dayan kl Casanova'lar yeti tirdik. s cak bok. bir suikaste kurban gitmememin tek nedeni yeterince önemli olmamam. sarayda insanlar ufak ufak parçalan rken Casanova parmaklar n kad nlar n bacaklar nda gezdirirdi. kad nlar genellikle en ahmak erke i seçer. sanat a da da t pk devrim a gibi akla hayale gelmez türden bitli manyak kayn yor. 1966'dan beri bir kad na dokunmad m. ne sunuyorlar bize? Humphrey ya da Nixon. ki ben oldu una inan yorum (Van Gogh'lar. tuza a dü erseniz neyi feda etti inizi iyi bilin. ama pi manl k duymadan mezar na tükürece im de. Vietnam. tanr m. bula kç olarak i bulamad klar ve Cezanne gibi resim yapamad klar için teselliyi coca-cola'da ar yorlar. yine de u kocarm halime ra men bu zamanda ya amaktan memnunum. daha insan olup bu boklara oy vermeyi reddederek. hangi yöntemi denerseniz deneyin sihirli kutunun yerini tutmaz. boyaya güvenme. ama bu asl nda benim ruhum demek. arada s rada da iyi bir parça ile yata a girsin isterim. Mahler'ler. Dubçek'in Rusya'dan yar m adam dönmesidir bu. gençler nihayet dü ünmeye ba lad . . gözlemciyim. zor bir zamanda ya yoruz dostlar ve size ne diyece imi bilmiyorum. hükümete kar insan art k önemli olan. hükümet de il. yumu ak ve ben yumu ak boklardan pek ho lanmam. duymuyor musunuz? m r ldan yor. uzun dilli. karn doysun. televizyondaki görüntüleri sizi her an kusturabilecek Amerikan Ba kanlar 'n içlerine sindiremeyen insanlar. yani sizin ruhunuz ayn zamanda. saltanat sürdü ü do ru. iyi bilin. içinde bulundu un kal p seni reddederse yapabilece in tek ey yeni bir kal p bulmaya çal mak ya da çal maya ba lamakt r. Macaristan. as rlardan beri ilerlemenin önüne geçen insan-s çan'lard r bunlar. saflar n zda kö edeki benzin istasyonunu ate e vermektense General Motor'a müdür olmay ye leyecekler var çünkü. Paskalyada saklay p çocuklar m za aratt rd m z çikolata tav anlar gibi. ben beyaz deriliyim ama kat l yorum. iri kam l ve yüreksiz bir moruk olarak. biri olamay nca öteki oluyorlar. belli bir siyasi görü üm yok. bu duyguyu. elime patlat p duruyorum. ya l lar ve kalantorlar korkuyorlar. Charley Parker'lar bu yüzden varlar) lütfen liderlerinizi dikkatli seçin. insanl k ruhundan ba ka hiçbir ak m n yanl s olmam. yoksa ruhunuz sizi terkeder. hepsinin içi kof. insan ruhunun derisi yoktur. Dizzy Gillespie'ler. devrimin demokratik yöntemle gerçekle ebilece ini san yorlar. SOKAKTAK ADAM BOK YEMEKTEN USANDI ARTIK. Bing Crosby ve paskalya yumurtas palavralar n yutmayan insanlar.darac k . ama heyecanlar n besleyen bir lider bulduklar an birileri liderlerini ortadan kald r yor. bir sava varsa.mc -n uzakla t rd ve al n size a ac n tepesine ç km alt n elmalar da tan bir Karl Marks. so uk bok. Prag. bilhassa karaderililere. biz de onlar bir tek mermi bile s kmadan öldürebiliriz.

ad n duymu . uzun süreler Avrupa'da ya ar. seçimimiz seçim de il.duymuyor musunuz. Camus'nün Yabanc 's . Temel Reis yine tek gözlü kalacak ve Nixon yeni ba kan m z olacak. inan lmaz siyasi ba lant lar sayesinde i irilmi bir balondan ba ka bir ey de ildir Shaw." Jensen oturup bana bakt . mutlaka. Marks." "ama do ru. öncelikle Celine okuyun.k ç nda 2. edebiyata vard k. her eyde ba lanabilirlik var zaten.'yi görelim mi?" diye sordu unda hafif sarho tum. Faulkner'dan.." "duymu mu? ben de onun ad n duydum. bu kadar aptal olmam bir türlü anlayam yordu.. kitaplar her eye çevrilmi ti. iirler. önündeki yol asfaltlanm ve gerekti inde k ç yalamas n bilen bir di er yazar da Hemingway'di san r m. yeterince h zl hareket etmezsek. Turgenyev'in öyküleri. "seni tan mak istiyor. i te." "senin ad n duyan o kadar çok insan var ki a ars n. imdi bizi çivilediler lanet eye. bütün büyükleri tan r. çok h zl hareket edersek.000 y lda yeti mi en büyük yazar. ama yoruluyorum ve yar n bekliyorum. 2. --bir gece iki kitab m yay mlam bir arkada m bana. insanl k ruhunu tan maya çal n. bu yola girmeyin. adamlar gelip kap m k rarlar m ? adam sen de! umar m bu deneme çay n z üstünüze dökmenize neden olmu tur. Sheakspear'den ve özellikle George Bernard Shaw'dan uzak durun. metresler. aman.." "can m sen bunu herkes için söylersin. aptald m.. romanlar. SUÇ VE CEZA. resimler. Prag'a giren tanklard r.A'n n evindeydim. devrimle ba lad k. yolda lar? s k bir hatun ve yeni bir Cadillac hiçbir eyi de i tirmeyecek. çok ünlü bir yazard L. "o herifin kitaplar beni fena halde s k yor. biliyorsun. ama ay da öyle. tüm Kafka. KA-RAMAZOV KARDE LER. seni yeme e davet etmek istedi ini söyledi. öyküler. Jensen oturup bana bakmay severdi. "gidip L. "hay r. e ler. ke fedilmemi yazar John Fante'nin bütün kitaplar . ölürüz. geçen gece N. sa çarm htan indi." dedim Jensen'a. ölürüz. ödüller. ancak aralar nda önemli bir fark Hemingway'in ilk yaz lar n n iyi olmas d r. aralar nda bir ba var. onlar n destesi ile oynuyoruz. çok kuru bok. oysa Shaw ba tan sona bok yazd . köpek bokuna bile. burslar. L. yeni ünlenmi de de ildi. ile Avrupa'da tan m lar.000 y ll k H ristiyan t pas varken nas l s çacaks n? ö renmek için Karl Marks okumay n lütfen." .

Jensen arabay garaja park etti. çenesi ah damar m k l pa-yi skalad . ." arabadan indik. kendine gel!" diye ba rd . çalmak için de il tabii ki. yere indi inde gitar kafas na geçirdim ama silkelenip tekrar s çramaya haz rland ."öyle mi?" "ve ikisi de Artaud'yu tan yorlarm . "YOKSULLUK diye ba r p duran adam bu mu?" diye sordum. balkonda bir sal ncak vard ." "do ru.'nin. koca g." "sizi tan m yorum." "bana bir iyilik yap. "Poopoo. ve Artaud'ya vermemi . L'yi." yoksul mahellemden L'nin evine giden yol uzundu. ev üç katl yd ." "onu suçlayamam. sal nca n üstünde de iki yüz dolarl k bir gitar." içkimi bitirdim.tlü bir alman çoban köpe i h rlayarak bize do ru ko tu. "gidelim." "kim?" "Bukowski ve Jensen. gitar kapt m. "Bukowski. "maliyeye seksen be bin dolar vergi borcu oldu unu duydum. NEW MOUNTAIN PRESS." "evet." Alman çoban köpe i havaya s çrad . Poopoo gev edi biraz." "vah vah. P S MORU UN NOTLARl'n n yazar . tüylerini dikip kirli sar di lerini gösterdi. kap n n minik penceresi aç ld ve buru uk sar bir yüz göründü. Jensen kap y çalarken sallamak için. Ben de Hil-liard Jensen. ben de vermezdim. uçak pisti uzunlu undayd garaj. evi de evdi L." köpek s çramadan önce son bir kez h rlad ve L. gidip onu görelim?" "Artaud'yu mu?" "hay r. "kim o?" "Bukowski ve Jensen.

" dedi L. bu ku a n en büyük edebiyat dehalar ."aferin güzel köpek. Hillard Jensen. oo. sonra bana bakt : "son kitab n z okudum. hay r. siyah parlak bir pantolon. koltu unun yan ndaki küçük çan çald . yüzüne dikilmi ler ya da çizilmi ler ya da f rlat lm lar gibi. k r k gitar sal nca a f rlatt m. "Paris'teki o oteli hiç unutmayaca m. Burroughs. yerle bir edece iz sistemi. sipari lerini al. ilk bak ta ümitsiz ve anlams z bir yüzdü. "MARLOWE!" diye ba rd . Jensen'e döndü. içeri girin. küçücük gözler..?" diye sordum. "aferin Poopoo!" Poopoo yalan söyledi imi bilerek bakt bana. "halk uyand art k. ait oldu u mutfa a do ru giderken dar pantolonunun içinde hop-layan k ç n seyrettim. yoksa s çt m a z na!" tuhaft r. . tuhaf bir yüz. kel." dedim. Mack'in kam . L. en yak n n seçtim.'nin yüzü bütün ac lar silinmi gibi duruyordu. içeri girdik. NEW MOUNTAIN. k r tarak yan m za geldi ve bizi hafifçe e ilerekselamlad . ben Jensen'im. L. Hal Norse. "Marlowe. "Taylor Meade sensin o zaman! özür dilerim!" "hay r. her ne kadar beni s ksa da tarz söz konusu oldu unda L. Bay Meade. sar . ben Bukowski'yim. geldi imizde çak r keyifti zaten.. yüzünde bir gün hepimizi öldürecekmi gibi bir gülümseme ile." parmaklar n aklatt -"tarihe kar acak" ( ak) "böyle! herkes için yeni. daha iyi bir hayat!" "içecek bir ey var m ?" diye sordum. barda n n yar s n dikti. beyaz ceket. sulu skoç. Kaja. L." filan. "oturun. "hay r. beyler içki içmek istiyor. kap y açt ." dedi L. hepimiz ordayd k. "sisteme bir y l daha tan yorum." "yazman za katk s olmu mudur sizce.." O anda bir Japon girdi odaya. ama onca kitab nas l yazm olabilirdi? "oo." dedim.'nin üstüne yoktu. "pekala.. gen zekal . haz rla ve hemen getir. k r kl klar vard yüzünde ama daha çok dereleri and r yorlard . ne kam t Mack'inki! Mack'in kam devasayd ! Mack'in kam kasaban n en büyük kam yd ! Mississippi'nin bat s nda yoktu Mack'inki kadar büyük kam ! herkes Mack'in kam n konu uyordu. sonunda ihtiyar L." dedi. Marlowe içkilerle döndü ve Marlowe için unu söyleyece im: içkileri duble ve sert koyuyordu. yeralt otopark ndan farks zd evin salonu. içkileri masan n üstüne koyup ç kt . üç-dört koltuk aras nda tercih yapma durumunda kald m. Bay L." dedi.

diye geçirdim içimden." "olmayabilir. yeni bir tura ba lad k. M. "Edna St. "harikulade. hepimiz sustuk. fazla aceleciler ve çabuk pes ediyorlar. korkunç bir yeralt ma aras nda ya da anlams z bir filmdeymi im duygusuna kap ld m. Meade. içerek ve birbirimize bakarak. Edna St." dedim.nin k r tarak mutfa a gidi ini seyrettim. oturduk öylece. kitaplar n da hiçbir zaman sevmedim. Vincent Millay'i Japonca'ya çeviriyor. "ve ben Meade de ilim!" ihtiyar kalk p koltu uma do ru sendeledi. "MARLOWE!" diye ba rd L. "bana kal rsa palavrac n n tekisin. Vincent Millay'i Japonca'ya çevirmekte harikulade hiçbir ey göremiyorum. kopuk sahneler. on sekiz dile çevrilmi ti. sonuna do ru L. "her eyin yazmama katk s olur." dedi L. peki ama modern iirin sorunu nedir sizce?" diye sordu NEW MOUNTAIN." "ben de seninkileri sevmedim. birbirimizden ho lanm yorduk asl nda." dedi NEW MOUNTAIN'dan Jensen. düzü mek mi?" diye sordu." dedi ihtiyar.'nin iste imi yerine getirmesi için M. "bak. diye geçirdim içimden. Edna St. bir Hollywood y ld z n düzmek abart lacak bir ey de ildir. "dövü mek mi istersin. Marlow içkilerimizle bir içeri bir d ar k r t yordu. "evet. " ÇK !" diye ba rd . bana sert bir bak at p gülümsemesini seyretmeme izin verdikten sonra. ama olmad ." dedim ona." sonra ihtiyar n ba önüne dü tü ve horlamaya ba lad . "düzü mek. "gölgeden ve ktan korkan adam kap mdan içeri girmesin. ne anlama geldi ini bilmiyordum. Millay hayli demodedir. "sürekli dü-zü en Hollywood y ld zlar ." dedi ihtiyar. Marlowe içeri girdi ve L." dedi L. Vincent Millay'i Japonca'ya çevirmekte harikulade hiçbir ey göremiyorum.'ye pantolonunu indirmesini söyleyece ini sanm t m." dedi L.aptalca bir soruydu. L. çan çald ve Marlowe içkileri tazelemek üzere k r tarak içeri girdi yine. aya a kalk p Marlo-we'un yüzüne sert bir tokat çakt ." dedim." dedi.mc na döndü k r tarak. L. o çökmü tü. seks? s k nt ? Marlowe s r tt ve Millay'in . "böyle!" ( ak!) dedi L. "Marlowe. fazla gençler.bilmiyorum. moruk. "sistemi bir anda çökertece iz! yok ba ka yolu. "kal c niteli i yok. .

"lanet olas kolumu k r yorsun." " imdi de arkada na cüzdan n yere atmas n söyle yoksa kolunu k rar m!" Marlowe aka etmedi ini kan tlamak için biraz daha büktü kolumu." dedi ve ön kap ya do ru yürüdük.N N ONURUNA!" diye ba rd ." dedi Jensen." dedi. kap y aç p d ar ç kt k. al cüzdan ." cüzdan n çektim ve "gidelim. . "yapmamal s n. genelevden beter buras ."gidelim. bir ey sa kolumu yakalay p arkama büktü.'N N ONURUNA BÜTÜN PARALARI ÇIKMADAN ÖNCE EVDE BIRAKIRIZ!" dedi. üstüne yürüdüm. "Jensen! cüzdan n! YERE AT!" Jensen cüzdan n yere att .nin cüzdan n ald . Sonra benim cüzdan m ald ve yere att ." dedim.m na kodu umun çekik gözü!" "BÜTÜN PARALARI EVDE BIRAKIRIZ! BAY L. sadece sol kolumu kullanabilirdim. "her eyin yazmama katk s olur. "n'ap yorsun?" diye sordu Jensen. Marlowe'a bakt . Jensen." dedim. "aferin Poopoo." L. yere att . can cehenn eme! GROVE PRESS'den bir çek bekliyorum. BAY L. "HEY. "BAY L. "KAFASINA B R EY ND R UNUN JENSEN! KURTAR BEN !" "arkada n bana dokunursa kolunu KIRILMI bil!" "pekala." dedim. . mü fik bir gülümseme vard dudaklar nda sanki. "üstelik bu orospu çocu u paran n içinde yüzüyor. "bir dakika. "Jensen?" diye sordum. uyuklayan ihtiyara bakt m. Marlowe kolumu b rakt . "hay r. ihtiyar n yan na gidip elimi arka cebine soktum. B R DAK KA! nesin sen? soyguncu mu?" "BÜTÜN PARALARI EVDE BIRAKIRIZ." dedim.'N N ONURUNA!" "inanm yorum.

ama barlara tahammül edemiyorum art k. kilise kermeslerine. insan rk için utanç verici bir durum. üç gün üç gece. arabaya bindik." "neden?" "canavarca insanl kd da ondan. kaç klar. canavarca ac mas z. sevgi ayinlerine filan gitmiyorum. be yüz ki i yararland ." dedi Jensen." ." "iki yüz elli dolar para toplad k." "her ey kam m n ucunda Red. öylece oturup frengili bir kanc n içeri girmesini ümit ederek saatlerin geçmesini bekleyen yaln zlar ordusu. orda b rakt k onu. bu tür bokluklardan uzak duruyorum. ihtiyac n yok asl nda. yata a ba lad k ve elli sentten bütün mahallenin erkekleri üstünden geçti. o s cak Güney Kaliforniya gecelerinden biriydi. "bu gece görmemi istedi in ba ka biri var m ?" diye sordum. danslara. içki içilen herhangi bir yerde. --"Red. "her ey beyninde Bukowski." "ona ne verdiniz?" "üçün birini. "Anais Nin'i dü ünüyordum asl na bakarsan." "dü ünme." " imdi kusaca m. küçük ve büyük aptes için de mi çözmediniz?" "aptes ne?" "bo ver. arapç yd kad n. katlanabilece im! sanm yorum. sakatlar. Red. suç bende asl nda." "senin lakab n Pis Moruk de il miydi?" "her gün çorap de i tirmem de ondan." Red bira i esine havada bir perende att r p tuttuktan sonra sehpam n kenar n kullanarak kapa n açt . çok geçmeden Pico Bulvar 'n bulduk ve Jensen bat ya sapt . "kad nlar için yokum ben art k." dedim o lana." Jensen garajdan ç kt ." "bir keresinde ya l ca bir kad n eve hapsetmi tik. midem buland . kiran n dolmas na iki gün kalm t . iir dinletilerine. arap verdik. sap klar. bir canavar bile böyle bir ey yapmaz."aferin Poopoo. oysa fahi eler oralarda." "tanr m. yemek verdiniz mi?" " arapç lar yemek yemez. ihtiyac m var. devrim'in fazla h zl gerçekle mesi mümkün de ildi benim için. eskiden barlarda ya da Del Mar dönü treninde bitirirdim i i.

benim asla olmaz." "nezaket göstermi siniz." "bir bira daha iç. i i asla üstümde bulamazlar. içkiyi kald r yordu. ayakkab lar m n tozunu siler. bir arkada m bira açaca n n müthi bir silah oldu unu söyler. cinayetle suçlanman n alemi yoktu. haz rl kl y md r. polisler beni çevirdi inde i i hemen yere f rlat r m. tam surda." dedim. ama o i lere tahammülüm yok.kente indi imde d takini ç kar r. "peki." "hiç kulland n oldu mu i i?" tuhaf bir bak att bana.. kolumun üst k sm na bir lastikle tuttururum onu. çizgili kravat m ba lar.) ". denizci mavisi gömle imin içine giydi im ütü istemez beyaz gömle imi lavaboda y kar." ne diyece imi bilemedi im için sessiz kal p biram içmeyi ye ledim. "bu soruyu unut. yola dü tü üm zaman üst üste iki pantolon giyerim -bak." "sana bir kanc k bulabilirim. büyük yazars n bence. kollar m havaya kald r p. "ATE ETMEY N!" diye ba r r m. kemerimin alt nda. iki gün sonra da kendime bir i bulup boklar n aras na kar r m." ikimiz de birer bira ald k. bir süre sonra kendimi yük treninde bulurum yine. çözdünüz mü?" "tabii.""arkada n hakl . . sa ol. biraz daha yüksek." dedim." "sa ol. berdu lar n ço unun sakal t ra sorunu vard r." "bir rahip gibi konu uyorsun." "kals n."peki. görüyorum." biralar m z yudumlay p sustuk bir süre. sonra aya a kalkt . t ra m olur. bir eskici dükkan ndan pantolonuma uygun bir ceket sat n al r. (Red durumu hal n n üstünde canland rd . "ve sürekli bir i ta r m yan mda. "bir keresinde bir pansiyon odas nda yazd n sütunu okudum." "hakl s n galiba. imdiye kadar kaç i f rlat p att m bilmiyorum. istemiyorsun asl nda." "evet.." "gördün mü. bak. say s z. "her zaman yan mda küçük bir jilet ta r m." " u elli sentliklerden mi?" "hay r.

" tereddüt vard gidi inde. susmam için bunu verdiler." birkaç saat daha içtik. kimlik yok. ben seyrediyordum." "kaç ya ndas n?" "yirmi bir. iyi bir gece olmu tu bir ekilde. bir ayya daha. benim gitmem gerek. görü ürüz." li me li me olmu deri bir cüzdan gösterdi."yazmay denedim ama içimdekileri ka da dökemedim. birkaç tane de ben anlatt m." "tamam. unutup giderler. görü ürüz. dü üncelere dald k." "eyvallah. fark etmez onlar için. Red aya a kalkt . sonra trene döndüler ve tren hareket etti. iyice sarho olunca ba na ta la vurup cüzdan n ald lar. sonra sustuk." "nas l öldürdüler?" "ta la. "moruk." "neden öldürdüler onu." "cesedi ne yapt lar?" "tren sabah n erken saatlerinde su ikmali için durunca otla a f rlatt lar. arapç yüzüne bakarlar." kar mda oturmu yazar olmak üstüne dü ünüyordu. onunkiler kadar iyi olmasa da. "polisler böyle bir ceset bulduklar nda elbiselerine. "bunu bana çenemi tutmam için verdiler." aya a kalkt m. . arap içiyordu." "zaman tan .?" "cüzdan n içindeki yedi dolar için. sonra elini arka cebine soktu." dedim." "h mm. iyi bir gece oldu. Red. Red. çimlerin üstüne. "hem de nas l. "kim verdi?" "iki ki inin birini öldürdü üne tan k oldum. oturuyorum ve ç km yor.

nerdey-se al t m. k z arkada . daha iyi bir eylerin. her yeri. sakal tra n olmak için banyoya girdi. evet öyle yapt . korkunç. beyni kanat ç rparken. ayn yerde çal yorlard . inanmazs n. yine de kad n n üstünde bir eyler olmal yd yoksa soyacak bir ey kalm yordu. aynaya bakt nda yüzünün ye il benekli alt n-sar s renginde oldu unu gördü. sabunla ç km yordu. bir ekilde. diye geçirerek. hay r. kendimi öldürürüm." . kuruland ve gömle ini giydi. Gloria. sonra. --ad Henry Beckett'di ve pazar sabah yd . ve kap y kapatt m. hay r. yaz k. ne oldu unu sana söyleyemem. s rt . lavaboya tutundu. hem ire bir sonraki Çar amba gününe randevu vermeye kalk t . "lütfen gelme bebe im. ortunu ç kar p küvete girdi." çal lar n aras ndan sola do ru gidi ini seyrettim. bugün i e gelemeyece im. küvetten ç kt . aynadaki yüz de i medi: ye il benekli alt n-sar s . kusarken. evlat. Henry Beckett ben. söyleyemem. bir kez daha aynaya bakt : ye il benekli alt n-sar s . penisi." Gloria ö le tatilinde gelece ini söyledi." kapatt . karn ." "sa ol. parlak ye il benekler. pencereden süper mini bir etek giymi bir kad n seyretti. vücudunun da ye il beneklerle kapl oldu unu gördü. uyudum. aramaktan asla vazgeçmeyeceklerdi. ç plak ten ç plak tendi sonuçta. Bukowski. daha iyi bir talihin. size söyleyemem. yüzü de i miyordu. frengi de il. daha da kötü. "bak n. hayalar . iki-üç günlük kiras ödenmi pansiyon odas n n bulundu u Vermont'a. telefona gitti. sonra kalk p banyoya gitti. son bir bira içtim. be dakika yatt öyle. banyoya girdi yine. yeni kalkm t . ve gözden kayboldu. daha iyi a klar n. klar söndürdüm. k vran yorum. küvete su doldurduktan sonra telefona gitti. içinden. ay son ile içerisini ayd nlatt . üstünde ortu vard .beklentisi içinde vagon seçerken ben soyunup yata a girdim. onlar raylar n aras nda yeni yerlerin. sondaj yaparken. sonra f rçayere dü tü. parlak sar bir yüz. çok hastay m. yeni istikametlerin -daha iyi kentlerin. "alo. faydas zd . bu acil durum! doktoru bugün görmem art! hayat m söz konusu! size söyleyemem. bir kez daha bakt . midem çok kötü. ne? midem. ama lütfen bugün beni araya soku turun! lütfen!" hem ire üç buçukta gelmesini söyledi. "Gloria. duvarlar gidip gelmeye ba lad . telefon çald . daha iyisini asla bulamayacaklar."kendine dikkat et. yata a gittim. Normandie'ye do ru. tra f rças elindeydi hâlâ. yatak odas na gitti ve yüzü koyun yata a b rakt kendini.

LÜTFEN gelme. "Gloria. ho olmu asl nda!" "NE!" diye ba rd Henry. mavi bir etekle beyaz bir bluz vard üstünde." "KAPIYI AÇ!" ba ndan kulaklar n n arkas na. alt n-sar s ye il benekli yüzünü ellerinin aras na alm a l yordu. burnu biraz çirkindi. ilk kez fark na var yordu tavandaki çatlaklar n. Gloria'yd gelen. çok canayak n görünüyordu çatlaklar. aptal!" perdedeki aral ktan onu görmeye çal yordu. sokaktan gelen insan sesleri -kad n n biri çocu una." üstüne gelmeye devam etti Gloria. "sana söyledim. oradan da ensesine bo an yordu ter. hayat dolu bir sar n. yüre inin bo bir dolapta bir saatli bomba gibi att n duyum-sayabiliyordu." kapatm t Gloria.. "nedir bu?" "bilmiyorum. içinde sadece yüre i kalm t sanki. de i iklik yoktu."hemen geliyorum!" dedi Gloria. yata a uzan p tavandaki çatlaklara bakt .. bilmiyorum. zavall Henry'ci im... "lütfen. açt kap y . tanr m. ama al t ktan sonra onu da seviyordunuz. biraz tombul. sonra Henry kanepeye oturup a lad . kap zili çald ." dedi. Gloria!" "aç u allan n cezas kap y . Gloria kap y kapat p yan na gitti." "zavall Henry. son derece çekici buldu onu. bula c olabilir. "seni içeri alamam. biraz daha h zl yürü. d ardan gelen trafik gürültüsünü duyuyordu. anlam yorsun. "TANRIM!" diye ba rd Gloria eliyle a z n örterek. DE L M !" o anda ikisi de gülmeye ba lad . arada s rada bir ku sesi. sonra yerine koydu ve banyoya girdi. salona gidip pencereden d ar bakt . dokunma bana. "allah kahretsin. çok iyi görünüyordu. ba rsaklar bo alt lm . çok mü fik.. söyledim sana!" Henry bir ad m geri çekildi. "BU HALDE S GORTA PAZARLAYAMAM. "gelme. arada s rada da uçak sesleri.. anlatmaya çal t m. Henry ondan kaçarken çöp sepetine tak l p dü üyordu az kals n. yatak odas na döndü. . benden uzak durman söyledim sana!" "neden. ahizeye bakt .

koltuk ve iskemle say s yetersizdi ve a r s cakt . anne!" küçük k z oturdu. u adam n YÜZÜ neden öyle?" diye sordu. gözleri de örümcek ruhunun içini ça r t ran çok çirkin bir kad n n yan na gitti ve. küçük k z ve annesi içeri ça r ld lar. "nas ls n z. hepsi bu. saat üçü on geçe ba nda gözlerine kadar inen bir apka. boynunda da bir atk vard . sonra ç kt lar. görünmez olmaya çal arak dergisine bakt ." ve gitmi ti. Tanr üstüme s çt !" Gloria boynunu ve yüzünü örten ellerini öpüyordu. sonra kulaklar küçük gözlemeleri. LOOK. sayfalar çevriliyordu." "benim büroya dönmem gerek. doktorun bekleme salonunda LIFE. ba kalar içeri girdiler. Henry itti onu." doktor döndü." dedi Bay Beckett. "AMA YÜZÜ SARI. sessiz olman söyledim sana! imdi yan ma otur ve bu ko u turmay kes! YANIMA OTUR DED M!" "off. pekala. " . kalp krizi gibi güzel ve temiz bir ey olamaz m yd ? Tanr üstüme s çt . yapma." dedi." "elbette. ve anne." "kendinizi nas l hissediyorsunuz?" . "Aman Allah m!" "evet. doktoru ne zaman göreceksin?" "üç buçukta. doktor onu ça rd nihayet. ama elindeki balonu havaya atarak ortal kta ko u turan küçük k z n balonu yan na dü tü. ba kalar ça r ld lar. Henry. kimse fark etmemi ti onu. Bay Beckett?" "bana bakarsan z nas l oldu umu anlars n z. "ömrümde böyle bir ey görmedim! lütfen soyunun ve yata a oturun. NEWSWEEK filan okuyordu herkes. "Bay Beckett. bir ey ö renir ö renmez beni ara. balon Henry'nin sol ayakab s na çarp p havalan nca k z balonututup ona bakt . tamam. kanser gibi." "tamam. bu ak am gelece im. on-on be dakika kadar her ey yolunda gitti. ilk kez ne zaman oldu bu?" "bu sabah uyand mda." "siz lanet kad nlar delisiniz. doktora giderken görünmez olmaya çal arak dosdo ru önüne bakm t . burnunu çekti ve gözlerini Henry'nin yüzüne dikti. koy renk güne u gözlü ü takm t . ne oldu u umurumda bile de il." doktorun pe inden muayene odas na girdi."tanr m. yapma!"seni seviyorum. "Anne. YE L BENEKLER VAR!" "Mary Ann.

al mas biraz sürdü." "kesin bu palavralar . bir dermatolog belki. doktor. sonra araba kontrolden ç kt . adam n aln ndan girdi mermi. her ate etti inde mermi araban n gerisine dü üyordu sanki. atk y . ayn konumda kalmad . vurdu onu. apkay . bütün arabalar viraj a a yukar ayn h zla dönüyorlard . iri ve hantald adam. güne gözlü ünü b rakm t . onlara do ru ilerledi. trafi i kestiler. adam dosdo ru ona bakt sanki. arabadan inip tepenin zirvesine t rmand ." "beni çok ilginç bulacaklar ndan eminim. ama birsüre sonra o farkl l da alg lamaya ba lad . trafik t kand . yan na av tüfe ini ve bir tabur asker öldürmeye yetecek kadar cephane ald . doktor. asla geçmeyecek. arabalar n yava lamas na neden olan keskin viraja bak yordu tepe. emniyeti açt ve yere uzand ."üstüme bok bula m da ç km yor gibi. skalad . ne oldu unu bilmiyorsunuz. ama geçecek mi?" "ne geçecek mi?" "bu. yanmas n istemiyordu kad n n. hava karard . insanlar arabalar ndan indiler. sonra arabalar mermiye yönlendirmeye çal t ." doktor lasti i koluna ba lad . ilk kez böyle ey rastl yorum. de il mi?" "hay r. polislere sadece. parmakl a çarp p yana devrildi. Avusturyal bir doktor. ilk isabeti çok tuhaf oldu. görevlilere ate etmedi. "bu kadar aceleci davranmay n bay Beckett. motor alev ald . otoban n tepeyeç kan sapa ndan ç kt . mermi araban n motoruna isabet etti. evine vard . s k yordu. "tansiyonunuz normal. ve çocuklar . kad n alevlerin içinde oturup ç l k att . tüfe i doldurdu. sonra sa taraftan ate almaya ba lay nca tepeye ç kt yine. lütfen!" Henry giyindi ve ç kt . sonra polis otolar ile ambulanslar geldi. kad nlar vurmamaya karar verdi. sonra bir sonraki arabaya ate etti. testler filan." "Avusturya. ayn noktada kalmak iyi de ildi. bir kad n." "bedenen demek istedim. zaman mevhumunu yitirdi. neden kalmazlard Avusturya'da? Avusturya'da hasta m yoktu? birinin ate etti i idrak edilinceye kadar dört-be adam vurdu." "aynaya bak ncaya kadar gayet iyiydim. hissediyorum. polislerden birini vurdu. yak k almazd . iki tanesini sol kanattan bast r p öldürdü. hastaneye yat rmak. beni ne yapmay dü ünüyorsunuz?" "bilmiyorum." doktor kalbini dinlemeye yeltendi." "grameriniz zay f. bir giri imde . ölüleri ve yaral lar ambulansa yüklemelerine izin verdi. nerelisiniz?" "Avusturya. Beckett stetoskobu itip giyinmeye ba lad . birazdan tart ya ç kmam isteyeceksiniz. dürbünün tozunu ald .

ate i kesip bekledi. olmu muydu gerçekten? olmu olamazd . ortal k iyice kararm t . BEYAZDI . BEYAZ. çal lar n aras nda bir pantolon baca görünce gövdesinin yerini tahmin edip ate etti. zenci bir polisti. a a da konu tuklar n . sallad . i aret fi e i atmaya ba lad lar. ondan nefret ediyorum. küfrettiklerini duyabiliyordu. birini daha haklad .daha bulundu ama a r ate alt nda kal nca geri döndü. "TESL M OLUYORUM! VAZGEÇT M! TESL M OLUYORUM! Henry gömle ini y rt p gö süne bakt : BEYAZ: gömle ini ç kar p tüfe in namlusuna ast . bir daha bakt ." "TESL M OLUYORUM! TESL M OLUYORUM!" polislerden biri be el ate etti. Gloria onu terkederdi zaten. ne boktan bir aka. i aret fi eklerinden biri tam yan na dü tü. numara olabilir. BEYAZ! "HEY!" diye ba rd . kta. "TESL M OLUYORUM! TESL M OLUYORUM!" diye ba r p yava ça onlara do ru yürümeye ba lad . birkaç n vurdu ama çok geçmeden ba e demeyece i kadar ço ald lar. 110 kilo a rl nda. üçü kar n bölgesine. kalabal kt lar. sonra ellerini ba n n üstüne koyarak. sertçe. yava ça zirveye t rmand . kafas ndayd her ey. " imdi ne yapaca z?" "bilmiyorum. BEYAZ! geçmi ti! BEYAZ. saçma sapan kaç k dü sona ermi ti. bat yakas nda borcunun neredeyse tamam ödenmi bir evi vard . ayakkab s ile ceseti ters çevirdi.. yoksa olmu muydu? Hiro ima olmu muydu? herhangi bir ey hiç oluyor muydu? tüfe i onlara do ru f rlatt . ye il benekli adam bitmi .. ye il benekli san bir k z Brahms konserine götürdü ünüzü dü ünebiliyor musunuz? sonra tepenin zirvesinde k st rd lar onu. gözünü dört aç. tüfek tutan ellerini gördü elleri. ate i kestiler. bir dakika kadar b rakt lar onu orada. yakla yorlard . önden arkaya. ne aka. epey bir süre dayanabilece ini dü ündü Henry. palyaço gitmi ti. t rmand . sonra ate eden polis yerinden f rlay p yan na gitti. sürekli ate ediyor. küçük kayalar vard sadece. ayn ey Gloria'n n ba na gelse o da Gloria'y terkederdi. ama gizlenebilecekleri kadar çal l k de ildi oras ." "Eddie ile Weaver'i öldürdü pislik. kimse k m ldamad . s r tt ay nda." "yakla yor. konu tuklar n duyabiliyordu yürürken. bir feryat duydu. ikisi gö üs. ve hepsi evlerine hayatta dönmek istiyorlard .

Man etler böyleyken nas l intihar eder insan? gazeteyi sat n al p otele döndüm. Milton Berle' n kuzenine ve o yuvarlak sar ta a minnet borcum var.S 2010 y l nda dü ünebiliyor musunuz dünyay ? bomba ile ne yapacaklar na ba l her ey tabii ki insanlar . Kuzey Mariposa Bulvan'nda bir apartman n üçüncü kat nda ya yordum. ikisi de iir yaz yor. birkaç y l önce. intihar edecekler. muhtemelen sabah kahvalt s nda yumurta yemeyi sürdürecekler. o s ralar çok tatl bir hatunla birlikte ya yor ve çal m yordum. sonra man et gözüme çarpt . hemen yan mdayd adam. olup bitenler çok gülünç gelmeye ba lam t bana. para bitmi . kafas suya girmeden önce " MDAT" diye ba rm t . yan mdaki adam birden kalkt . MILTON BERLE'IN KUZEN N N BA INA TA DÜ TÜ. "bil bakal m ne olmu ?" diye sordum hatuna. hava baloncuklar na bak p pek de . iir yazman n insan uçurumun kenar na sürükleyen bir yan var. yakmadan tabii ki. çok aç k kahverengi. yaz yordu gazetede. üçümüz de doksan m z görürüz yine de muhtemelen." gaz kapat p bütün pencereleri açt m." "evet. sar bir ta herhalde.otoyolda trafik hiçbir ey olmam ças na ak yordu her zamanki gibi. hatun odadan ç kar ç kmaz kendimi öldürecektim. di eri koca bir sakalla çevrelenmi a z na kovalar dolusu hap at t r yor. söz intihardan aç lm ken. kira gelip çatm t . sürekli içip sevi iyorduk. "Miton Berle' n kuzeninin ba na ta dü mü . yöntem ba ar l olacakt ancak içime çekti im gaz ba m öylesine a r tt ki." "aç k kahverengi gözler." "KÜÜT!" "evet. iir yazacaklar. bu arada günlerden ne oldu unu biraz merak edereksadece biraz. s zan gaz sesi insan teskin eder. yataktan kalk p gülmeye.soka a ç k p dola maya ba lad m. M. yuvarlak. kararl yd m. bir ö len iskelede oturuyordum. içti imiz zaman günler geceler kar yordu. bir keresinde r ht mda çal yordum. haftalarca süren bir sarho luktan ay lm ve kendimi öldürmeye iyice niyetlenmi tim. kendini öldürmek filan istedi in yok senin. sonra fos diye bir ses duydum ve adam sudayd . --her yerde dünyan n duvarlar na t rmanmaya çal r z ve ak amdan kalmal m n en kötü saatlerinde bana de i ik intihar yöntemleri öneren iki dostum geliyor akl ma. cinsel sorunlar yine olacak. Cuma. "ne?" dedi. sonra küçük bir girdap olu tu suda. ayakkab lar n ve çoraplar m ç kar p muntazam bir ekilde yan na yerle tirdi. gülüp duruyordum. oca ve f r n açt m. o man eti atan gazete ya "The Express" ya da "The Evening Herald" idi." "Milton Berle' n kuzeninin gözleri ne renktir sence?" "kahverengi. neyse. bence de." "nas l bir ta acaba?" "düzgün. KÜÜT!" d ar ç kt m. tuhaft çok. ceketimin kollar na birer bira i esi zulalay p döndüm ve günün gerisi keyifli geçti her eye ra men. sevgi dolu bir dostlu un bundan iyi kan t olur mu? dostlar mdan birinin sol kolu ba tan a a ji-let izleri ile kapl . günlerden ne oldu unu gazeteden ö renme dü üncesi ile yoku u inip kö edeki gazete bayiine gittim." "yok ya?" "evet. ö le sular yd . "sersem. ö le yemeklerimizi iskelenin kenar na oturup bacaklar m z a a sark tarak yerdik. bütün pencereleri kapatt m. kendi kendime konu maya ba lad m. Hangisiyse o gazeteye. uyumu um. o küçük alev beni cehennemde geçirdi im o de erli mevsimin d na uçurabilirdi. sonra yata a uzand m. allahtan oca n otomatik çakma bozuktu. Cuma en az öbür günler kadar iyiydi. son intihar giri imim 1954 senesindeydi yan lm yorsam. uyand m. sar bir ta . bir yerde üçüncü s n f bir i bulabilirdim ama bu da ölmenin bir ba ka biçimiydi.

ya amaya de ecek bir u ra gibi görünmüyor. kulübe kat lmak için airler Derne i'nin bir üyesi olman z da gerekmez. "patronum en iyi i çisi oldu umu söylüyor. ADAM BO ULUYOR!" diye ba rd m ona. HAYATIMI KURTARDI!" . adam n teki yan ma gelip. ip atal m ona!" dedi. bir insan neyin yiyip bitirdi ini asla bilemezsiniz. rahat ve kayg s z. ne yapabilirim?" dedim. o gece kafas na koydu u i i gerçekle tirmeyi ba ard belki. ADAM BO ULUYOR! ONA P ATMALIYIM!" ihtiyar arkas na dönüp bir ey ald ve bana uzatt . bir daha görmedim onu. kap y açmay denedim. k rkbe ya nda bir çocuk. bir daha böyle bir i e kalk rsan tekmeleye tekmeleye sürerim seni bu ehirden!" "hey. hava-gaz n aç p yata a uzanm t . bir gün içki yüzünden i ine gidemedi ve ekerci patronlar tekmeyi bast lar k ç na. metal bir levha gibi y l r üstünüze. ve en kötü endi e/korku/ac yorgunlu u. bir gün daha kaytar rsam beni kovaca n söyledi. pencereleri aç p sobay ve ofbeni kapatt m. iki parma n n aras nda büzülmü küçük bir parça beyaz ibri im tutuyordu. "ip bul. intihar m ? intihar etmeyi dü ünen siz de ilseniz anla labilir bir ey de ildir intihar.?" "bana bak sersem. "allah kahretsin. Lou'ydu ad . aç klayamad n. aya a f rlay p ya l bir adam n paket ve koli ba lad barakaya ko tum. öylece bakt bana. benden ya l bir arkada m vard . "unut gitsin. saçlar da n k. ayakkab lar buru uk. aç ld . daha da kötüsü elini elinin üstüne koyar.bir ey hissetmedi imi hat rl yorum. kad nlarla benden daha ba ar s z -o s ralar.." "EVET. eker kazan temizleme i inden bir gün i e gitmedi i için kovulan eski bir doland r c . sald rgan de il. kendi tezgah mda dokunmu felsefem onu pek rahatlatmad . henüz genç bir adamken ucuz bir otel odas nda kal yordum. çük kafa!" "ne. belli bir ruh durumuna gelmi seniz en basit eyler bile korkunçsorunlar haline gelebilir. adam suya kaza eseri dü tü ünü söyledi ama ayakkab lar n ve çoraplar n neden ç kard n izah edemedi. odama gelip bana söyledi. HAYATIMI KURTARDIN! SANA HAYATIMI BORÇLUYUM! HAYATIMI KURTARDIN!" bu "hayat m kurtard n" teranesi birkaç haftal k sarho lu umuz boyunca sürdü. oca yoktu. o kancams burnunu k z arkada m n yüzüne iyice yakla t r r. neyse ki gençlerden biri soyunup denize atlad gibi intihar giri imcimizi kurtard . i insan n de erli saatlerini yiyip bitiriyordu zaten. neyse. anlayamad n." yata a gidip sarst m onu. diye geçirdim içimden. nedeni akl na bile gelmeyendir. "bunu bana defelarca söyledin. o s ralar eker imal eden bir fabrikada kazan temizliyordu. "SEN ALLAHIN CEZASI OROSPU ÇOCU U. sarho olup s zm t r. "hey. eski bir doland r c . kartal bir burun. de il mi? neyse." dedim. bu orospunun evlad HAYATIMI KURTARDI! biliyor muydun?" derdi. gitti. Ski. Lou. ama çok kaytar yorum -geçen ay iki gün. "B R EYLER YAP-SANA! NT HAR ETMEYE ÇALI IYOR!" diye ba rd . neyse. "hey. birkaç saat sonra sigara otlanmak için odas na gidip kap s n vurdum. genç kahramana yevmiyesini verip tatil yapmas için evine yollad lar.. ak amlan birlikte kafa çekiyorduk ve iyi birine benziyordu. ondan kurtulu yoktur. eski maden i çisi. "B R P VER BANA!" diye ba rd m ihtiyara. eller kürek gibi. "ALLAH KAHRETS N! P VER BANA. saatine yirmibe dolar vermeye raz olsanz bile. cevap alamad m. Güney Kaliforniye Havagaz irketi ne çok insana hizmet etti inin fark nda de ildir herhalde.

" dedim."ütü masas ile dans ediyordu.iki gün sonra da gitti." biraz daha konu up kapat yor. hat rl yorum." bakire gözlü bir kad n n -ne kad n ." "basacaklar m bu intihar yaz s n ?" "bilmiyorum." dedi içlerinden biri. klar yanan bir eve sürdüm. biralar içip bombay atmalar n beklemekten ba ka yapabilece im bir ey yoktu. o ark n n çal nmas n yasaklad lar sonunda. gülünç oldu unu san yorlard . önümüzdeki hafta gazetede bu yaz y bulamazs n z bu içerikten dolay olmayabilir." diyor. "dinle. kitab elinden çekip al-masayd k sabaha kadar okurdu. yeni bir yeralt gazetesi.bana bak p durdu unu. k zd . iki haftal k kira borcunu takarak. ya da öyle midir? son biray içiyorum. ne ak amdan kalmal k. sonra üç piliçle birlikte ya ayan sar n genç ilahtan sözettiler. "elli senede bir. çünkü gökyüzüm kapkara. sabaha kadar devam etmek üzere yeti tirilmi bir ku a n mensuplar yd k -içmekten söz ediyorum. onlara o ilah n 33 ya na geldi inde i bulmak zorunda kalaca n söyledim. biralar bitti. muhabbet iyiydi -her konuda anla an iki ya l köpek. bol bol düzü en insanlar ba kalar düzü emedi inde bunu gülünç bulurlar. çocuklu umda BLUE MONDAY ad nda bir ark vard . birileri gidip biraz daha bira ald . ama intihar etmekten söz etmek intihara kalk maktan çok daha iyidir. "temmuzun ortas nday z ve bu y l siftah m yok henüz. "ne yap yorsun bu aralar. yaz yor musun hâlâ?" "evet." "yok ya?" "evet. AÇIK YARIK. bat yakas nda bir derginin editörlü ünü yapan eski bir gazeteciydi e likçim. bir Bukows-ki ç karsa ben bu i i k v r r m. bu garip bir ak amdan kalmal k olmaya ba lad . bir i e viski bulduk." güldüler. çok geçmeden gençler yorulup yatmaya gittiler. bir daha da görmedim onu. ustura-ucu hava-s nday m. i e yaras n. moruk?" diye soruyor. bir ka t parças al p çakt rmadan öyle yazd m: a k biraz anlam içeren bir yoldur. her çald klar nda birileri intihar soka na sapard . k z. saat alt ya do ru gitmem . bu arada cenaze leva-z matç lar n n i lerine sekte vurdu um da söylenemez. yeni bir gazeteye kö e yaz s gibi bir ey yaz yorum. ben ya larda. yerde duran radyo Japon müzi i çal yor. imdi intihar üzerine yaz yordum." diyorum. görmü geçirmi biri kald bana. "içti imiz o geceleri hat rl yor musun. sonra iirlerini okumaya ba lad . ne kö e yaz s ! hat rl yorum. sonra ütü masas n düzece ini söyledi." "intihar m ?" "evet. ehirleraras . ayya n teki. New York'tan ar yor. biralar "geçen hafta görmeliydiniz Bukowski'yi. "durun bakiyim. --geçen pazar geceyar s na kadar çal t ktan sonra bir alt l k al p görünce canland lar. imdi de telefon çald ." bunun tad na varma izni veriyorum kendime. Macaristan'da popüler olmu tu yan lm yorsam. moruk. bu yüzden kesemedi imi söyledim onlara. ama benim radyomda çalan da bir o kadar kasvetli. seks yeterince anlaml d r. sabah çabuk geldi. "evet. hayli düz ve intikam kokan bir laf etmi im gibi oldu.

kolundan kavrad m. etek giymemi ti. . içecek bir eyler al p sokaktan ç kal m. araba stop eder etmez hayli dengesiz ve panik bir biçimde tekrar çal t rmay deniyordu. çok geçmeden araba tam önümde stop etti. orada durup arkas ndan bakt m. ütü masas na müstahakt m. küpe. "araban n arkas evin park ç k n engelliyor mu diye bakmaya geldim. araba bir kez daha öne s çrad ve stop etti. di er çürümeler daha yava gerçekle ir. Los Angeles sabah n n alt buçu unda pembe külotu ve uzun çoraplar ile öylece durdu. bluz. benden uzakla. "tabii ki eminim. tek bir ey vard akl mda. koyu renk uzun çorap. sabah n alt s nda pembe külotu ile dola an bir kaç k i te. evim sekiz blok uzaktayd . insan n talihi bozulunca ilk giden yüzü olur."sonra e ildi. yak nla t kça daha iyi görünüyordu hatta -yüzünü hesaba katmamak art ile. eve varmama iki blok kala arabas n çal t rmaya çal an bir kad n dikkatimi çekti. evim hemen kö ede. "pekala. "gerçekten emin misiniz?" "gerçekten eminim. inleyemeye-cek kadar sarho tum: yitirilen bir ba ka güzelli in hüznü kemirdi içimi. yan ma geldi. 55'inde bir yüz. araban n içine bakt m. sadece aç k pembe bir külot. adam sen de. benden uzakla an pembe ve genç kalçalar sadece. yeni bir arabayd . do ru sözcükleri söyleyememi tim. hâlâ kimsecikler yoktu etrafta. sonra birden döndü ve bana do ru yürümeye ba lad . "iyi oldu unuzdan emin misiniz?" diye sordum. bluzun alt ndaki gö üsleri de gençti. ba n z belaya girebilir. do ru sözcükleri yanya-na getirememi tim. sonra döndü ve yürümeye ba lad . dayanamad m. döndün. araba birkaç metre öne f rlay p stop ediyordu. ama benim yüzümü de hesaba katmamak gerekirdi. "hanfendi. o pembe parlakl n alt nda çalkalanan k ç na bakt m. 18'inde bir vücut. "güzel." dedim. bana gidiyoruz. yüzü ya l ama bacaklar ve kalçalar gençti." arabay kald r ma yana t rd ktan sonra indi.yordu ve bir allah n kulu yoktu etrafta." dedi. kö ede durup onu seyrettim. kad n n üstünde topuklu ayakkab lar. arabam sürmemeye karar verdim. sonra el s k p ayr ld k." dedi." o darmada n yüzü ile bakt bana. sonra. eski tüfek Hollywood Bulvar 'na kadar e lik etti bana. denememi tim bile. yüzünü vücudunun üstüne oturtmakta zorlan yordum hâlâ. "yürü." dedi. bazen delilik o denli gerçektir ki delilik olmaktan ç kar. evlilik yüzü ü ve külot vard .gerekti ini söyledim. çocuklar asla inanmayacaklard -kaçan bal k. sabah n bu saatlerinde çok polis olur. sabah havas n ci erlerime çektim. ne polis. kald r mdan inip ba m pencereden içeri soktum." "hakl s n. araban z park etseniz iyi edersiniz. canavardan fark m yoktu. önden de hiç fena görünmüyordu. ne insan. ne de bir ku . gidelim.

"HEY. çantas ndan aile foto raflar n ç karmam t -çocuklar kastediyorum. ya l yüzünü kavrad m ve vücudunu dü ünerek öptüm onu. kad nlar aptal hayvanlard r asl nda." "üniversiteye gittim. "Frank orospu çocu unun teki. konu madan arab içtik. erbab bu i leri bilir." "öyle mi?" "köle muamelesi yap yor bana. olur mu öyle ey!" "üstümde çoraplar m. ne demek istedi imi anl yor musun?" profesyonelce bir yakla md r bu. biraz soluklan p birer içki daha içtik. ço u kad ndan daha akl ba nda görünüyordu. dili sonunda dilimi kavrad ve emmeye ba lad . topuklu ayakkab lar m ve bluzum vard . her zaman anlay l görünmeye çal . sigaras n yakt m. Frank iyi vakit geçirmemi istemiyor. kar lar kahvalt y haz rlarken perdenin arkas ndan dikize geçmi otuzbir çeken üç-dört erkek vard muhtemelen. her an çevredeki evlerden birinin penceresinden. içeri girdik. gömle imin cebinde buldu um sigaray ikram ettim. sen de kad n n erke in kölesi olmas gerekti i kan s nda m s n?" "hay r. "hey. bütün eteklerimi ve elbiselerimi saklad . ama burda oldu um için mutlu de il misin?" ütü masas düzmeye be çekerdi." dedi. çok zekisin. ama erke in üstünde öylesine yo unla rlar ki erkek ba ka eyler dü ünürken onu bozguna u rat rlar. dilimi a z na soktum. "Frank midemi buland r yor. "n'apars n?" diye sordu." dedim. kad nlar n istedi i asla duyarl l k de ildir. LANET KÜLOTUNLA BURALARDA DOLA MA YOKSA POL S ÇA IRIRIM!" diyen bir ses duymay bekliyordum." hangi üniversiteye gitti ini sormad m." dedim. tek istedikleri önemsedikleri birinden duygusal intikam almakt r. onu oturtum. hipinin tekinin b rakt yar m testi k rm z arab ç kard m. iyi biriydi Frank. kocan n foto raf mutlaka ç kar. "iç dekorasyon." "öyle mi?" "beni eve kilitleyip hapsediyor. ne zaman içki içsem bunu yap yor. külotum.kö eye yürüdük. içki içiyorduk. KADIN. dokunmad m ona. içkimi bitirip uzand m. nefret ediyorum hapsedilmekten. Frank s z nca kaçt m!" "Frank de özünde iyidir ama. "onu fazla kötüleme. . kilisenin önünde durduk. Holly wood'un kenar mahallelerinden birinde ya amak i e yar yordu belki de. ben o genç naylon bacaklar ve sihirli gö üsleri ellerken dilimi emdi. "terbiyesizle me. olmad n zaman bile. hele horlarken.

b rak rlard gideyim. pembe külot pembe külotunu giymi . ama uyand mda 55 ya nda bir yüz gözlerini yüzüme dikmi ti. uzan p yar n aralad m. insana oldu u gibi katlanamam. ben uyurken kam m kald rm t . asla gelmeyen gerçek eye -ütü masas eklinde ancak. ve ben daha da kat yorum. onu arabas na götürmeye haz rd m. ba m kald rd m. birer içki daha içtikten sonra onu yatak odas na götürdüm. bana bak n seyrettim -size ego gibi gelebilir. psikiyatrlar n bu konuda söyleyecekleri vard r mutlaka. sap n tekiyim. a a l kt . bir kere daha söylersen di lerini dökebilirim. yeterince sorunum vard . ama profesyoneller olas l k üzerine kurulmu ve önceden varsay lm mekanik bir gelece e uyan kt rlar. gerçekten delice bir bak . Frankie. yata a döndü ümüzü hat rlam yorum. asla izin . canlanm duvar ka d kadar deli y lanvari bir ey. falan filan. hüzün vericiydi. GÖZLER ME BAKAMA YAN insanlardan ho lanmam. ç ld rm t gözleri. güzelim! hadi!" dedim ona. gülmeden edemedim. ya da o beni yatak odas na götürdü." "ben senden ho land m ama. bir keresinde Irolo soka nda genç ve tombul bir zenci ile ba ma gelmi ti ayn ey. üstüme al p soktum." "çok fazla duydum bunu. ya da tek ba na yollamaya. benim eski pantolonlar mdan birini giymekle me guldü."sen üniversiteye gittin mi?" "gittim say lmaz. çoraplar n ve topuklu ayakkab lar n ç karma-mas n söyledim." uzan p elini bacaklar m n aras na yerle tirdi." "ellerin çok güzel. ressam filan m ? kafan biraz kar k gibi. banyo fasl ndan sonra ön odaya gidip testiyi bitirdik. elini bacaklar m n aras na koymas ndan söz ediyorum. her ey korkunçtur gerçekten." "nesin sen. ama bana hayranl kla bakt n hissettim. çamurlu pantolonumun k ç n n üstünden sarkt n görmek hüzün vericiydi. ç kt yatak odas ndan. A KIN geliyor! bo bir sigara paketinin içine bak n seyrettim. aldat lmal y m. beklemiyordum. kim ne derse desin. insanda a lama duygusu uyand r yordu. düzü mek bisiklete binmek gibidir: seleye oturdu un anda denge ve sihir oradad r yine. ilk posta gibisi yoktur. insan n gözlerine bakmad m fark ettim. insanlar n gözlerinden ho lanmam. önemi yoktu. ama eski profesyonel gözlerini k s p uyuyormu gibi yapt . bo ald k. korkunçtu. ama 18 ya ndaki vücudu da ta gibiydi. "hadi. sonra gerçekten uyudum. b rak rd m gitsinler. O 55 ya ndaki yüz beni öptü. korkak m s n yoksa?" "evet. kad n eli gibi. iyiydi. benim de onlar n hakk nda söyleyeceklerim var. ama yine de bana bir eyler veren birinin eski ve y rt k i çi pantolonumla yatak odam n kap s ndan ç k n görmek koydu bana. iyiydi. bir ey beni uyand rd . gözler farkl d r ama. saçmayd .

anne Gene'i gördü. --"sicaplar evime geldiler. evet." "peki." "ne? ne dedin sen?" "eroin çakmak isteyip istemedi imi sordular dedim..." "öyle mi?" "evet. konu tular.. o zaman da ba ka numaralar bulacaklard r. dolarlara." "öyle mi?" ." dedim." "peki. ölünce ancak. anne Danny'yi gördü." "ne dediler?" "isteyip istemedi imi sordular. cüzdan ma. ama yüzy llar n al kanl . sa'n n çuvallamalar ve hüzün verici ve parçalanm her eyin etkisi ile yata mdan f rlay p sarho kapaklanmas ile dizleri y rt lmam tek pantolonumun ceplerine bakt m. ne oldu?" "konu tular benimle. "sincaplar ne dediler?" "'KEYF N B L R!'dediler. a lamak üzereydim. ve aynaya biraz suçlu gülümsedikten sonra eski a k yata na girdim ve. ama 7 dolar bulunca soyulmad m anlad m. uyudum.." * ** "anne Bill'i gördü." "neyi isteyip istemedi imi?" "eroin çakmak isteyip istemedi imi. sen onlara ne dedin?" "hay r.vermezler uyumam za." "sincaplar?" "sicaplar!" "çok muydular?" "çoktular." "öyle mi?" "evet.

göbe im s rf ya zaten." "benim memelerim var. hâlâ be i yirmi be geçiyor " MD saat kaç?" "be i yirmi be dakika ve yirmi saniye geçiyor. göbek deli ini yok etti imde can n ac yor mu?" "hay r." "at." "peki." "ooo." ** * "n'ap yosun?" "t rman yorum!" "dü me! dü ersen hap yuttun!" "dü meyece im!" "dü me!" "dü mem! dü mem! imdi bak bana!" ."* ** " eyine dokunabilir miyim?" "hay r." ** * "saat kaç?" "be i yirmi be geçiyor. imdi saat kaç?" "hâlâ be i yirmi be geçiyor." "bak! göbek deli ini yok edebiliyorum." "olmamas gereken yerde benden çok fazla. imdi saat kaç?" "bak." "do ru."evet. senin de memelerin var. zaman o kadar çabuk de i mez.' "sana topumu ataca m." "peki." "ya nedir.

i e git." "para kazanmak zorunday m." "hakl s n." "ama ben ho lanm yorum senin i e gitmenden!" "ben de ho lanm yorum." "öyle mi?" "evet!" "i e mi gideceksin?" "evet."aman allah m!" "a a iniyorum! a a iniyorum!" "pekala. i e git." "ooo." *** "atölyeye gittik dün ak am.. anne Rueben'i gördü. a a da kal!" "of." "kimli ini ald n m ?" "evet." "anne Nick'i gördü. anne Andy'yi gördü." "anahtarlar n ald n m ?" "evet.." . i e git." "öyleyse gitme. S LKT R!" "ne dedin sen?" " 'S LKT R!' dedim." "i e git." "kalemini ald n m ?" "evet. i e git." "ben de öyle duydum.

ha! ö ürdüm!" "öyle mi?" "evet!" "kakan m var?" "HAYIR!" "çoktand r i emiyorsun." "neden?" "bilmiyorum nedenini. ayaklar m ve dirseklerimi kendim yapt m." k yetersiz burda. ye il."öyle mi?" "evet. ellerimi." "alt otuz be ." "hay r. ha. S LKT R!" ." "hay r." " imdi kaç?" "hâlâ alt y otuz be geçiyor." *** "ö ürdüm! ha." "ve senin gözlerin mavi!" "kabul." "sen de gözlerini kendin mi yapt n?" "biraz yard m ald m "ben gözlerimi. san r m." "ne yap yorlard ordaki insanlar?""konu uyorlard ." "sen ne yapt n?" "ben uyudum." "senin gözlerin de mavi." "of." "saat kaç?" "alt y otuz be geçiyor.. benim gözlerim mavi. bir sorunun mu var?" "hay r. senin bir sorunun var m ?" "bilmiyorum. mavi!" " ktand r belki. burnumu. herkes durmadan konu uyordu." *** "o kocaman harikulade mavi gözleri nerden ald n?" "kendim yapt m!" "kendin mi yapt n?" "evet!" "anl yorum." "bazen hakl oldu unu dü ünüyorum." " imdi kaç.

harikulade bir öykü. "oras mafya bar . sulu bir viski dedim!" uzun uzun bakt bana. müthi bir rüzgâr. bu benim için yeterliydi." bir ko u biram getiriyor ve çantas na lego parçalar . anne Bill'i gördü." "peki. derginin sayfalan sokakta uçu uyor ve birileri sayfalar n pe inden ko uyor ve ben sarho lu umla onlar seyrediyorum. yürüyemeyecek halde oldu um için bar n arka soka nda bir kenara büzülüp yatard m. her sabah on bir sular nda Jim yeterince içti imi. zarf. ama önce Portfolio ile ilgili olarak ya murlu bir geceden söz etmeliyim. sonra i eyi ald . "rahat b rak n o adam ! sata may n!" bir süre sonra bara girip içmeye devam ederdim." dedim. içkimi dipleyip do ru o bara gittim.. ne dü ünüyordum. yeme e de. o s ralar Henry Miller. zenci veletler ellerindeki sopalarla dürtüklerlerlerdi beni. "neden kimse kö edeki bara gitmiyor?" diye sordum. iri yar ve suskun gençler vard içerde. birileri mutlaka olay büyütüp üstümü süpürmeye kalkard . K MS N sen?" cevab m: "sevgili Bayan Crosby: kim oldu umu bilmi-yorum. ben biram içiyorum. be ten yediye kadar içtiklerim için para vermezdim. "bo ver. bir diki te içtim. "birini yakalad m. her sayfas farkl yaz karakterinde kocaman bir dergiydi. lastik. "b rak uçsunlar. ama bir kez olsun ans m yaver gitmedi."ne?" "S LKT R! dedim." diyor. ertesi sabah iki sular nda bar ben kapard m.." "pekala. S LKT R! S LKT R! S LKT R!" "bana bir bira getir. elinde paspas sabah n be buçu unda al rd beni içeri. oraya gidersen sa ç kamazs n. bir gün barda otururken yan mdakine. Charles Bukowski. sokaktan geçen kamyonlar her an i imi bitirebilirlerdi. içtenlikle. Philly'de bar n son taburesi benimdi. derginin kad n editörü Caresse Crosby bana öyle yazm t : "çok farkl . anne Gene'i gördü. . arada s rada ayak i leri de görüyordum. viskimi haz rlay p önüme koydu." diyorum. öylesine döküntü ve sidik kokan bir yerdi ki i e ç km bir fahi eyi a rlamaktan eref duyard k. bunun benim için özel bir anlam vard . sesimi yükselttim: "barmen. bir sulu viski. gündüz barmeni. imdi bilmiyorum." sonra içeri giriyoruz. kahvalt da on yumurta yemek gibi bir al kanl olan dev bir cam silicisi koca aya n sayfalardan birinin üstüne bas yor. "barmen. Sartre ve ba kalar ile birlikte bir öyküm PORTFOLIO III dergisinde yay mlanm t . ben içeri girince iyice sessizlik çöktü. Jim. duymazdan geldi. müdavimler yedi gibi dü erlerdi." "anne Danny'yi gördü. bana bir bira getir. Lorca. uzatma kablosu. ataç. bir eyi kan tlam t m." dedi. sokakta üstüme bula an pislik ba ma i aç yordu. kiram nas l ödüyordum. yürüyü e ç kmam söylerdi. bar öylesine eski. on dolara sat l yordu. reklam bro ürleri ve Boris Karloffun küçük bir heykelci ini dolduruyor. Portfolio birinci s n f renkli ka da bas lm ." bu küçük nottan sonra on y l tek sözcük yazmad m. uykuya fazla zaman ay ram yordum anlayaca n z. çok daha temizdi bir kere. sonra da annelerinin sesi gelirdi.

BAY yaz s na do ru yürüdüm. içkimi al p kad n n yan na oturdum. "iki viski daha. kim oldu umu bilmiyordum ama müzik dolab na para atmakta üstüme yoktu." bozuk paralar alete att m."müzik kutusuna para atmay ve kad nla muhabbeti sürdürdüm. neden kimse ona as lmam t ? barmene seslendim. klar yand söndü."barmen.. mendilimi ç kart p ba ma bast rd m. bir tane daha. birkaç basamak inmi tim ki bar n sonunda oturan iki yarman n taburelerinden kalk p pe imden geldiklerini fark ettim." "tabii. i emeyi bitirip fermuar m çektim. ne istersen çal. yan mda biraz para vard nas lsa. "barmen! beylere de içki ver. di eri bayana. durumun tuhafl korkumu bast rm t . "ne içersin. "müsadenizle. nerden bulmu tum bilmiyorum. ellerimi y kamay ihmal etmi tim. "hey. pisuara gidip i emeye ba lad m." havada nihayet ölüm kokusu vard ve ben o kokuyu sevip sevmedi imden o kadar da emin de ildim. "bu orospu çocu unu öldürmek imkans z. "müzik dolab ndan dinlemek istedi in bir ey var m ? "fark etmez." "bu k z patronun sevgilisi. kad n benden uzakla maya çal mam t . o kadar da fena say lmazd ama. kula ma e ildi. hayat m?" yar m saat kadar içmi tik ki barda oturan iki genç yarmadan biri a r ad mlarla bana do ru gelip arkamda durdu." filmlerdeki gibi. arkama döndüm. "barmen!" diye ba rd m. söylediklerini pek takip edemiyordum. kalk p BAY yaz s na do ru gittim." tek ba na oturan genç bir kad n dikkatimi çekti. ba m biraz yana çektim. güzel ve yaln z." dedi ini duydum. "iki viski!" kan enseme iniyordu. "sana bir ey söylemek istiyorum. öylece durmu yere y lmam bekliyorlard . sonra gidip yerine oturmu tu. memnun olurum. yarmalar yukar ç k p yerlerine oturmu lard . hela bodrumdayd . güzeldi. kad n helaya gitmi ti." dedim." durmaks z n konu uyor. k z heladan dönüp yan ma oturdu. yanlar ndan geçerken ba m yaran yarmalardan birinin di erine. sonra benim de çi im geldi. sonra daire çizmeye ba lad lar. "barmen!" diye ba rd m. sarho tum. arada müzik dolab na gidip para at yordum. "sonun olur. kaç n teki. yanlar ndan geçip yukar ç kt m ve kad n n yan na oturdum. barmen! iki viski! biri bana. gözümün ucundan ba ma inmek üzere olan copu gördüm. benden. . merdivenden iniliyordu. kad n güzeldi. inmeye devam etmekten ba ka çarem yoktu. kula ma inece ine tam tepeme indi." aynen öyle demi ti. sonra yine çi im geldi. akl n ba na toplamazsan sonun olur.

pe imden gelmediler. bütün gün yatakta radyo dinliyor." dedim doktora." "hemen. saat iki sular nda d arda. ça rd k. aka yapt m. bok ye. acil servise götürdüler." dedi. yapmak istedi imi yapm t m. "bizimle çal . içkiye ihtiyac m var. ba rd k. "hay r. "müte ekkirim ama yapamam. Stravinski'yi kapat p giyindim ve bara gittim. bir doktor ile bir hem ire parlak bir n alt na oturttu beni." sonra yürüyüp uzakla t m." "biliyorum. odama girince bir i e arap içtim. baz günler yataktan hiç ç km yor. içeri girer girmez ba r p ça rmaya ba lad lar. hiçbir ey hissetmedim. senin gibi birine her zaman ihtiyaç duyar z. mükemmel servis. i ne ile ba m dikmeye ba lad . son birkaç saati esmer bir o lanla içerek geçirdim. iyi gelmi ti. gerisi önemsizdi. içkiler bizden. ertesi sabah be buçukta barda olamad m. Los Ange-les'da olsayd m kesin kodese t km lard beni." polisler beni evime b rakt lar. içmeye devam ettik. zor bir gece geçirmi zaten. "bak." ." dedi doktor. arada s rada aç l kaç rd m olurdu. ama yukar ç kt mda kad n n yan na oturmad m bu kez. evine götürün.. bar kapand nda hep birlikte d ar ç kt k." dedim. her seferinde sarho tu. diye geçirdim içimden. ark lar söyledik. "hey! kendine gel!" "yok bir ey. ne dikilip duruyorsun?" "a z m kuru. her eyi kontrol edebilirmi im gibi bir duyguya kap ld m. "bu yeni kirac y anlam yorum. yan ma gelip. cesursun. sonra da yatt m. bok ye. korkunç bir adam. bu can n yakacak." "ta nmas n söyleyece im." "neler oldu? anlatsana." bok ye. bok ye. birkaç blok ötede bir ekip otosunu durdurup iki gencin beni yaralay p soydu unu söyledim. birkaç kere gördüm onu. yine de sa ol. "hey! bak n kim gelmi !" "öldün sand k!" "mafya bar na gittin mi?" "evet. o a ina dram duygusu ile. "sa ol dostum. pencerenin alt nda iki ya l kad n n konu tuklar n duydum. elimi uzat p hem irenin baca n ok ad mda ba m bandajl yorlard . bazen bütün gün yataktan ç kmazd m. "içeri atal m m ?" diye sordu polislerden biri. dizini ok ad m hem irenin..

Harry çama rhaneden ve ku lardan konu uyordu. "ate in var m ?" diye sormu . Henry içki için ya yordu. bekleyip emin olmak istiyordu. bir ku nas l s. belay buldum ama di er arad klar m henüz bulamad m. sonra Henry basamaklardan inerken bu Shirley onu tutup öpmeye ba lam t . bana sormay n. Harry hemen hemen her gece kar s ile geliyor. Henry'den önce ihtiyar n sevgilisi.ki-lir? Maggy yatakta çok iyiydi ama yar k z lderiliydi ve sarho lu u çok pisti. hemen ard ndan da be -alt kez üst üste "cehennemin dibine kadar yolun var" demi ti. ne kadar benziyorsun babana!" Henry'nin kam sertle mi ti kad nla öpü ürken. izin verdi. Shirley babas na çok benzedi ini söyleyerek onu öpmeye ba lad yine. bilim adamlar n z var. bir ara Shirley'i denemeyi kafas na not etti. felsefe kitaplar n z var. cehennemin dibine kadar yolun var" diyordu. --Henry'nin annesinin cenazesi o kadar da kötü geçmemi ti. avukat b rak lm bir vasiyet olmad n söyledi. ve çiçekleri. sonra belam ya da arad m her neyse onu ba ka yerde bulmay ümit ederek Philadelphia'dan ayr ld m. daha önce hiç görmedi i bir Shirley. çok h zl . tuhaf renklerde ve biçimlerde. beni mükemmel a rlad lar. tören bitmi ti. rahipleriniz var. rahip birkaç tütsü sallam . mafyan n bar na bir-iki kez daha gittim. Harry'nin kars bacak bacak üstüne at p ku lardan ne kadar nefret etti ini anlat yor. en sonHenry bakm t ihtiyar n ölüsüne.. Henry üstüne su f k rtm t lanet eyin ama yarar olmam t . k z biftek pi irmi . cenazeden hipodroma gitti. tabutun içine e ilip h çk r klara bo ulmu ve o ölü ba tutup öpmü tü. kimsenin farketmemi olmas n ummu tu. birlikte k z n dairesine gitmi lerdi. içki içmeyi ve kad nlar seviyordu sadece. arada s rada ona vurmak zorunda kal yordu. bir gün Shir-ley'nin numaras n buldu. ihtiyar n laneti. birlikte içiyorlard . "o bar n son derece tehlikeli bir yer oldu una dair rivayet kesinlikle do ru. kom ularla samimi oldu. çal may sevmedi i için ihtiyar n ondan ne kadar nefret etti ini dü ünerek orada durup çiçekleri suluyordu." sonra size anlatt klar m anlatt m onlara. "ah. ku . ku kafeslerinden geçilmiyordu bahçe. ku lar Harry'nin kar s ndan nefret ediyorlard . çiçek merakl s yd ihtiyar. tabut aç lmam t . ö retmenleriniz var. sonra da kar l k. Henry cenaze töreninden do ru hipodroma gitmi ti. ku lar için ya yordu Harry. bar n sonuna oturdum. be bin dolarl k bir yat r m.. güzel bir Katolik tören. Harry. hikayenin gerisi: iki ay kadar saç m tarayamad m. o ku lardan birini denerdi belki. Henry i sizdi o s ralar. nakit kalmam t ama ev ve araba vard . ama kendine melez bir k z bulamad bu kez. Henry'nin önü kabar yordu. her tür. korkutmak istemiyordu onu. her yöreden. kazanm t o gün. o gece Shirley'yi düzmedi. içlerinden biri konu uyor. "cehennemin dibine kadar yolun var. ve içti.sulu viski geldi. belki de bulmay z. bir de erkekler tuvaleti bodrumda olan barlardan uzak durun. ö leye do ru kalk p lanet bahçeyi suluyordu. bir bahçe dolusu ku u vard bu Harry'nin. çama rhane i letiyordu. babas n n ölümü çok daha karma kt . imdi ihtiyar topra n alt ndayd ve lanet ev ile araba ona kalm t . tabutu aç k b rakm lard . günüm ba lam t . hemen eve ta nd . kirli bir gün s z yordu içeri. ölünce buluruz belki. bir miktar da zarar etti. eski sevgilisi Maggy ile. lanet kad n . zor çekmi lerdi kad n tabuttan. orada melez bir k z kald rm . onu uzakla t rd nda önü kabarm t . sonra sevi mi lerdi. ve yar k için. özellikle kuzey taraf nda oturan adamla. mütemadiyen. Henry'den fazla ya l de ildi. ak amdan kalma. onu aray p gelmesini söyledi.

Harry i inden oldu. Maggy sald rganla. sarho tu.. ben ad m bilmiyordum . Harry sokakta ölü bir ku a her rastlad nda kar s n dövdü. tokal her patlatt nda kar s yere y l yor. New York'da oldu umdan bile daha kötü durumda. özgürlü ün a k nl içinde. rahip Maggy ile yatt .. 5. iki genç polis memuru. kar s n dövmeye ba lad . geceydi ve so uktu. sonra Maggy elinde bir ku la içeri girdi. Maggy soka a ç km ku lar yakalay p kafeslerine koymaya çal yor. ark söyleyemiyordum. ba nda. her ey ayn gecede gerçekle ti. memurlar onu arabaya at p tepelere sürdüler ve s rayla Maggy'yi arka koltukta düzdüler. kad n soyup üstüne ç kt . Harry'ye 300 dolara patlam t . Henry daha fazla dayanamad . o pazar ayininde rahip. sonra herkese giyinmelerini söylediler. Harry kar s na vurmaya devam ediyor. Maggy "bir ku yakalad m!" diye ba rd ve Henry'yi göremeyince yatak odas na gitti.000 dolar de erinde bir ku sürüsü. Harry öylece oturup bo kafeslere bakt ve ku lar sokaklar n ortas nda açl ktan öldüler. rahip kürsüden külotunu görüyordu nerdeyse. Henry evi satt . önce Henry'yi Shirley'nin üstünden çektiler. Henry'de daha bir destekli vuruyordu. sokaklarda yürüyo rdum. alt ay sonra meteliksiz kald . bir iki üç dört be . Henry paray kumara ve içkiye yat rd . ve Tanr 'n n umurunda de ildi. öbür memur Henry. uçuk editörün umurunda de ildi. Henry bir Shir-ley'ye bir Maggy'ye bak p hangisinin daha iyi oldu una karar vermeye çal yordu.kmek için önce yakalamak gerekir. Charley göbek ad md r. iki ba ka genç polis memuru.000 dolar uçtu. Harry'nin kar s sarho olup ku lar serbest b rakt . gö sünde ve ayaklar n n üst k sm nda portakal renginde püskülleri vard ku un. daha deli ve daha zay f. Maggy ho nut de ildi Shirley'nin gelmesinden. kapal tabut. ama gerisi gri ve aptald .i kence ediyordu Henry'ye. renkleri ve biçimleri farkl farkl . neyse. daha paras z. ölü ba öptü ve her ey böyle ba lad . ama yakalayam yordu. ve Atlanta'da buldum kendimi. ve Kral k ç m be kez tekmeledi. kelepçelemekzorunda kalm lard . çok dindard . 5. örümceklerin umurunda de ildi. birlikte içmeye ba lad lar. annemin cenazesi o kadarda kötü say lmazd . Shirley'yi kolundan tutup yatak odas na götürdü. Bir tek Maggy kodese girmemi ti. 53 ya nda bir fahi e ya da orman yang n na yakalanm bir örümcek kadar ans m vard anlayaca n z.p memurlardan birine vurdu. Sonra Shirley yaln z gelmeye ba lad . ku lar sokakta bir a a bir yukar uçuyor. kad nlar n umurunda de ildi. kad n her yere y ld nda bir ç l k at yor. babam öldü ünde i ler biraz kar t . Henry elbisesinin içine bak yordu. Shirley bir televizyon tamircisi ile evlendi. Harry sersem gibi kalakalm t . çat lara konuyorlard . a aç dallar na tünüyor. bir ekip otosu daha geldi. önü kabarmaya ba lad . hücreye t kt ve ku lar bir a a bir yukar uçup durdular. cemaate günah ve utanç getiren ehvet dü künü alkoliklerden söz etti. kald ramayacak kadar sarho tu nerdeyse. Hami -bir ku u s. can fena halde istedi. birkaç kez külotunu gördü. önündeki ininceye kadar. benim ad m Henry. ön s raya oturup bacak bacak üstüne atm t . tütsüler. kürsü durumu gizliyordu allahtan. --modern kuru temizleme makinesinin en iyi yan kuma a zarar vermemesidir elbette. tabutu aç k b rakt lar ve ihtiyar n sevgilisi tabutun içine e ilip o. Harry. orada neler oldu unu görünce kuca nda ku la koltu a oturdu ve ç l k atmaya ba lad ve Harry kar s n habire yere seriyordu ve kar s her seferinde ç l k at yordu ve polisler böyle buldu onlar . güzel bir Katolik cenaze töreni. bir süre pencereden d ar bakarak konu mak zorunda kald . Shirley ve Harry'nin kar s n karakola götürüp tutuklad .

bir odaya ihtiyac m var. hele kalabal ksa. tuvalet. kaybolmak. büyük tufa. kap kapand . haritas z. köpek. rüzgâr. lastik kanatlar gibi. saat dokuz sular yd . insan n ödü bokuna kar yor. öyleceyürüyordum.) küçük bir köprüden geçtim. tek istedi im bir oda. her ey kilit alt ndayd . bir ba ka K RALIK ODA ilan gördüm. kap y açmaya çal t m. bitki.ktir git. inmi ti i te. ilk kez olarak her eyin B R SAH B OLDU U ve B R K L D bulundu unu fark ettim. dedi bana. öfke duyulacak eyler. çok so uk. hey hey. ama çok tuhaf bir ey vard . diye geçirdim içimden.rak gibi k ç n za sokun. u anda müsait de ilim zaten. cüzdan nda çe it çe it kredi kart bulundur. kilitliydi orospu çocu u basamaklardan indim bu kez. yürümeye ba lad m yine. Kiral k Oda tabelas n gördüm. hastal ks z k ç. s. oooo. sonra bir kilise gördüm. senden ho lanmad m. yabanar lar sadece.ktir git. umursamalar da gerekmezdi zaten. ne saçma sapan i . bir haftal k ödeyemem ama u anda so uktan korunmak istiyorum. dü manlar. örümcekler biliyorlard ama. müzik aletleri. kap aç ld ve yüzsüz bir adam belirdi. küvet. bir sorun vard ve ben ad n koyam yordum. gel gör adam n n halini. dü ler ülkesi Amerika. kitaplarda asla sözü edilmeyen bir ey. sigorta. dedim. pek sevmem kiliseleri. s. foto raf makinesi. sa'n n pes etmesinden iki bin y l sonra. ne tarafa gidece imi bilmeden. kam m ve hayalar m uyu mu . h rs zlar. binan n kap s na gittim. Tanr 'ya bir anlam verebilirdim belki. sonsuza dek d lanmaktan söz etmiyorum. incil gibi tak l p kalm t kafama. do um sertifikalan. insan n korkulu rüyas . un çuvallar . sevgi de ildi arad m. akl ma estikçe kö e dönüyor. kimse umursamazd . aman tanr m. anneler babalar da sözünü etmiyordu. bu yüzdendi bu kadar hüzün. ad n bilmedi im sokaklarda yürümeye ba lad m. yatak. kürdanlar. para. gargara. ücretini öderim. çald m tabii ki. bir süre oturup o i renç kokuyu soludum. berdu lar ve kaç klar için bir ders. ölüyor olmak de il sorun. çok ey biliyordu sokaklar. tevekkeli de il. kimse duymazd . ona bir f rsat tan yabilirdim. kap y çald m. ba ka ne yapabilirdim. insans z. bu insan ÖLDÜRÜR.ama so uk biliyordu ve soka n so uk dili serin ve bo midemi yal yordu. ve beyaz bir Kaliforniya gömle i vard üstümde (eski) ve bir kap y çald m. kedi. ucuz numaralar bir ekilde dahil olup tutunmakt r. ta lar. kilitler (sahip oldu unuz her eyi al n ve iki yüzgeç gibi. ama sabah n dokuzunda kalabal k olmayaca n dü ündüm. duvarlar. haha. dedi. araba. basamaklar ç kt m. tek bir dostunun bile olmamas ndan söz ediyorum. ecza dolab n zdaki yedek y. can m n her istedi ini ba rabilirdim sokaklarda. yardakç lar. üstümdeki Kaliforniya gömle i ve buz tutmu k ç mla dans edecek halim yoktu herhalde? . DUVAR. kad n.

yemek yemeye gerek yok. ya l bir adam oturuyordu ate in önünde. kap aç ld . çenesi sarkm t . barakan n kap s n açt . evet. s. tanr m. bir ad m att m içeri. yer toprakt . ya l bir kad n. yoktu galiba. merak etme. gecelik mi? haftal k. bir metre yüksekli inde. gözlem gücüm hiçbir zaman iyi olmam t r. çar afs z.ktir.evet. tavandan bir kablo sark yordu sadece. zavall ya l eytan. patikaym . kiral k odan z var galiba. ama kimse rahats z etmez seni burda. odan d arda. o ate e bakarak iki kilo alabilirdiniz. sonra bir gaz lambas buldum! inayet! k smet! büyü!! yan mda kibrit vard . gitti. haftal k m ? evet. tanr m. sihirli bir ömine. B R ALEV BEL RD ! . yoktu. evin yand n söylemek istemiyorum. tanr m. ve ince bir battaniye. ne demek istiyorsun? odan n ücretini verdim. o ate e bakarak hayata dönebilirdiniz. hiç kesilmiyordu titremesi. k ç buz tutmu bir matematikçi. bir dolar yirmi be senti verdim. evin içine bakt m. o kadar so uktu ki yüzü olup olmad na dikkat etmedim. beni izle. tavu un gerisinin k r m derisi. devasa bir ate yan yordu içerde. nerede oldu unu bilmez bir hali vard . yere gazete serilmi ti. bir dolar yirmi be sente ihtiyac n var öyleyse. alevlerin gölgeli ile y kan yordu sanki. do ru. hem de bir haftal k. olmas gerekti i yerde yan yordu ate . tek mente e üzerinde duruyordu kap . k yoktu içerde. ya l kad n kap y içerdeki ya l eytan n üstüne kapatt ve ön tarafa do ru giden patikada onu izledim. görmü tüm yüzünü. dedi ya l kad n. bir yatak. çöplükten fark yoktu ön bahçenin. hal misali. n'olmu ? bir odaya ihtiyac m oldu u kanaatindeyim. iki metre geni li inde. a z aç kt . san r m hakl s n. daha önce dikkatimi çekmemi ti ama kontrplaktan yap lma bir baraka vard ön tarafta. kap n n kilidi yok. yüzde hesab ile çal r m. hakl ym m. yakt m. bir süre dudaklar m ovu turduktan sonra konu tum. zang r zang r titriyordu. iki-üç dolar param kalm t .

ama u küçük gaz lambas var ya? evet? ey. evet? tekrar rahats z etti im için özür dilerim. biraz gazya ödünç alabilir miyim? manyak m s n nesin? gazya PARA ile. kontrplak kap m aç p Tanr 'n n ay ile ayd nlatt geceye ç kt m. bu kez de Mickey Rooney de ildi kap y açan. o lum. öyle mi? evet. elimi üstüne tuttum küçük alevin. çarpmad kap y . yine de biraz daha gazya gerekti ini anlamak çok zaman m almad . ya l kad n belirdi. o h ristiyanlara has hödük kay ts zl ile kapatt kap y . yüzy llar n e itimi. ne güzel atalar m vard . ruhu vard . yata a oturdum. kalk p Tanr 'n n gecesine ç kmak ve o kap y bir kez daha çalmak zorunda kald m. sonra söndü küçük alev. sadece ellerim harikuladeydiler. kurcalad m lambay biraz.n alt nda titreyip duran ihtiyar eytana bir göz daha att m. ne? diye sordu ya l kad n tavuk gerisi yüzü ile. kullanabilece im bir tuvalet var m ? orda! i aret etti. d ardak SO UK hava ÇER giriyor! affedersiniz. güne le y kanm da lar n yamaçlar . sonra çok utanç verici bir ey oldu: uzun zamandan beri kursa mdan bir ey geçmedi i halde birden s çmam geldi.ktir git.. harikulade ellerimle evin kap s n çald m. o lum.. efendim? s. aptal fikirlerinle buraya gelip kap y çal yorsun. ba ka kim? Mickey Rooney mi? o muhte em . dalga dalga akan gülümseyen bir bal k sürüsü. evet. tavuk gerisi yüzlü. antik bir serinkanl l vard . harikulade ellerim vard . söndü. . odama döndüm (?). kap aç ld .bir güzellik aleviydi. ama yirminci yüzy lda do du um için hiçbir ey bilmiyordum gaz lambalar hakk nda. tavuk gerisi yüzlüler ve alçakgönüllülerdir bu dünyan n varisleri. ama odan n tuvaleti yok. sizi rahats z etmek istemezdim. k zarm ekmek gibi kokan s cak çoraplar. orda m ? ORDA! ve bana bak. lanet geri zekal .

para gönder. hayalar mda bir an. kendi-ne iyi bir i bul. on-on iki sayfal k bir mektuptu. senin öykülerinde kahramanlar ya kendilerini öldürüyorlar ya deliriyorlar ya da ba kalar m öldürüyorlar. sonra kalk p d ar ç kt m. insanlar güldürürdü. ama yazd n öyküleri okudum. di er i çiler biraz can m s kt lar. yar deli ve kuru bok dolu oturmu ellerimi kabloya do ru sall yordum. ben yapam yordum. siyah. Mickey Rooney'yi seviyorlard . yata a oturup harikulade ellerimi hav aya. tuvaletin kapa yoktu. büyük adamd . Sacramento'nun bat s nda bir yerde demiryolu in aat nda çal ac eleman ak ar yorlard . demi tim. yan ma gelirse bana yard m etmenizi istiyorum. bir marketin önünde durdum. ama para ç kmad içinden. ne de Plato. uyumaya çal rken i çilerden biri koltu umun alt na girdi. mümkün oldu unca tavandan sarkan kabloya do ru uzatt m. açl ktan ölmek üzere oldu umu yazm . ilk sözcükler: BENDEN BU KADAR! . kürek çekerken f tt rd . buz tutmu muhte em bir a aç. ADAM ol. formu imzalad m. bitiremedim. frengi kapt . hayat n büyük k sm sand n gibi de il. di erleri k k rdarken yüzüme toz üfledi. ya da E T M görmü olsayd n farkl olabilirdi. do ruldum. Mark Twain gibi yazmal s n. sen saçma sapan öykülerini yazarken senin geçimini temin edecek de ilim. ölüydüler ama bir ekilde benden daha sa duyuluydular. hiçbir tuvaletin asla kokmad kadar kötü kokuyordu. insanlar senin Ç RK NL KLER N okumak istemiyorlar. tren yüz ya nda ve toz içindeydi. i man bir kad n marketin sahibi ile konu uyordu. sar n alt nda durmu konu uyorlard . o gün daha geç bir saatte yürürken bir ilan gördüm -eleman aran yor. e ilip delikten içeri bakt m. sayfalar sallad m.bana hâlâ ON DOLAR borçlusun! benim can m burnumdan ç k yor para kazanmak için. cevap geldi ama. odama döndüm. örümcek tuvaletin a z na örmü tü a n . nefisti. ay nda a n n ortas na oturmu bir örümcek gördüm. öykünün can cehenneme.. . Los Angeles'a dönebilmem için para göndermesini istemi tim. s çma iste im kayboldu birden. ömründe bir kez olsun bir öykü SATMI olsayd n. BOK HER FLER! Atlanta'da olmaktan iyiydi yine de. ne sanat umurlar ndayd . biraz daha yakla abilirdim.. herif arkada lar n n yan na gitti. so u u hissedemeyecek kadar hastayd m. sonra tuvalet yerine geçen yap ya do ru yürüdüm. iri bir örümcek. böceklerin ve vah i köpeklerin duyars z duyarl l . arkal önlü. benim istedi im parayd . odama döndüm. benden ho lanmam lard . beklerken s ç p s çmad m hat rlam yorum. ve YEMEK doluydu içerisi. bir daha sallad m sayfalan. bu minvalde sürüp gidiyordu mektup. bir blok yürüyüp buz tutmu bir a ac n alt nda durdum. Ç RK NLER. kilometrelerce derine gidiyordu sanki. zarf açt m.bu kez çarpt kap y . içimdeki bütün o kuru bokla. s cak havay kulaklar m n aras nda hissettim. ve hafife al nacak bir cümle de il bu. ertesi sabah gazete kenarlar n kullanarak babama bir mektup yazd m. bu adam normal de il. zarf ve pul sat n al p postalad m. bilge. bir bok de ildim. De-mass'a bak. ne öykü. dedi. sonunda tepem att .

yan na gitmedim. hatun nemfomand . Bla-ke'den bu yana yaz lm en iyi iirler oldu unu dü ünüyordu. ama Atlanta'dan ç km t m. dokuz i e kan ve glikoz verdikten sonra. dedenin haberi yok. eker." bir ekilde kendimi teselli etmek zorundayd m. yuvarlak k ç delikli Çin salyangozlar de il de resim kursuydu belki de nedeni. baban n haberi yok. harikulade ellerim ve gidecek uzun bir yolum vard . ama bir zamanlar bir milyon dolar n varisi olan bir kad nla. sarho bir vaziyette oturmu hiç görmedi im bir kad n n otobüsten inmesini bekliyordum. yüksek ökçeler. --bilemiyorum. deh et içinde ha n n ortas na diz çöküp konu maya l ba l yordum. yan nda biraz bozuk para sadece. iirlerimin Black. Mark Twain müthi kahkahalar ç kar rd herhalde böyle bir öyküden. gerçek erkek. sokaklara ait de ildim. hastanenin her yerine ak tm t m kan m . çekici bir hatun. boynum. annenin haberi yok. kimse evlenmez. özetlemek gerekirse iirlerime çarp lm t . bana do ru geliyor. bir insan mutlu etmek bile ya am n hakk n vermeye yeter. minik. ama Teksas' n o yöresinde hava kirlili i yok. son duvar n çökmesini bekleyerek. gidelim mi?" benim külüstüre binip evin yolunu tuttuk. çalkal yor ve genç. iirlerimi ne kadar güçlü buldu unu belirttikten sonra kendi iirlerinden birkaç n yolluyordu (pek de kötü de illerdi) ve hep ayn ey: "kimse benimle evlenmez. kar lamak için terminale gittim." demi lerdi. her gece bo ve dolu bira kutular n n aras nda iir yaz yor. anons yap ld ." . öldün. bir kutu biray daha mideme indiriyordum. Kuzey Kingsley Drive'da bir odada oturuyordum. baz lar öyledir de. bir k zla evliydim. intiharc ! birine böyle ey söylenmez. evlenmek için. mide ve ba rsak kanamas ile yatt m hastaneden yeni ç km t m. olabilir mi? otobüsü mü kaç rd ? yan na gittim. boynunda çok da tuhaf bir durum yok. iyi beslenir. hâlâ hayattayd m. nefis bir k ç. solgun ve güçsüz. ama o unutmad . ya da ba ka bir ey. k ç delikleri minicik Çin salyangozlar yd belki nedeni. kap dan inen yolculara bakmaya ba lar m. "sen de Bukowski olmal s n. hay r Blake. yirmi üç. boynuyla ilgili bir sorunu vard . sürekli mektup yaz yordu. "bir kadeh daha iç. ucuz puro içiyordum. "otobüsten inip geriye dönmeyi bile dü ündüm. o foto raflara bak p GERÇEKTEN sarho oluyordum. ben bir bok de ildim." sarho bir gecemde bir halt yedim: "tanr a k na. ama evlilik teklifimden sonra korkunç foto raflar gelmeye ba lad . belki de mor kravat i neli Türk ya da onunla haftada yedi-sekiz veya on bir kez sevi mek zorunda kalmam ya da ba ka bir ey ya da ba ka bir ey. kaliteli içki içerler ve bir yerleri çizilse ya da aks rsalar doktora giderler. kimse evlenmez. bir yerlere tatile gitmi ler. tren ilerliyordu. daha önce de foto raflar n yollam t . otobüs yana t . foto raflara bakt kça ruhum hayk r p titremeye ba l yor. genç. birilerinin ölmesi gerekiyordu sadece. "kimse evlenmez benimle." sürekli ayn ey. yan tl yordum. nerdeyim ben? otobüse bindi. boynumu çeviremiyorum. "bundan böyle kendimi feda ediyorum." dedi. o bok heriflerle i eyi payla p ark lar söylerdi. ben evlenirim seninle!" diye yazd m ve mektubu postalay p unuttum.""olmal y m. hiç de fena görünmüyordu. Sam Clem. ferahla. bu arada yaz yordu. "Barbara sen misin?" "evet. sar n. bilmiyordum bir milyon dolar oldu unu.

kot pantolon gününde tek tak m elbisemi giyip kasabada bir a a biryukar gezindim. yata a girdi imize de di."seni suçlayamam. çok küçük bir kasabayd . "hay r. babas benden nefret ediyordu ama dedeyle aram z fena de ildi. bir gün oturmu sinek kovuyordum ki iri bir kovboy dald içeri. kar m n belediyede mis gibi bir i i vard . pencereden d ar b kt m. kasaban n doktoru benimle ava ve bal a ç kmak istiyordu." bu deli ederdi onu.. rüzgâra kap lm bir yaprak gibiyim. ama hay r.. otobüslerde sürünen potansiyel milyonerler. tane tane. "onun kim oldu unu biliyor musun?" diye sordu Barbara. cayd rmaya çal t m. biraz uyuduktan sonra arabaya atlay p Vegas'a gittik ve döndük." diyordum "bakar m s n yapt ma? gerçek bir köylüyle evlendim. ama kar m Los Angeles'a dönelim diye tutturdu. otobüse binip Los Angeles'a döndük. bana nemfoman oldu unu söylemi ti. maço. sonra da d ar ç kt . ba m beladayd . kar m n akrabalar bo bira kutular n çöp tenekesine ni anlarken anlatt m f kralar dinliyorlard . ki vard : derisi s yr lm yorgun bir kam ve bir bavul dolusu iir. kovboy apkas filan. LK sefer. "YAPMAK m ?" "evet." gerilip tezgaha s k bir kafa att . benim kuzenim olur. takatsiz. geçimimizi kendimiz sa lamal y z diye tutturdu. hassas air kimli i Noel'de a z ma ald m bir güldü sadece. her erkek doyumsuz kad n yola getirebilece ine inan r ama bu inanç insan mezara götürür -erke i tabii ki. içimdeki besili canavar gördü. ben de pencerenin önüne oturup güne leniyor. çizme. gitmemiz gerekiyordu. dede bize yüklüce bir çek yazd . solgun. kasaban n zengin k z n oltas na dü ürmü uyan k kentliydim. ne yapars n sen?" diye sordu. inanmam t m. dördüncü postadan sonra inanmaya ba lad m. 1." eve gittik. havalara s çrad m söyleyemem." "kasaban n belas d r.90 boyunda. bir masa ve s f r sorumluluk... Barbara. sonra ona döndüm. "lanet olsun. durmaks z n gidi dönü araba sürmü tüm. "ben mi? ben. YAPTI MI?" dedim. evlenmeden benimle yatmayaca n söyledi.. gün benim günümdü.. ben bir sevkiyat memurlu u buldum yine: o da evde oturup bir i bulma ümidiyle vakit geçiriyordu." dedi ve bana bakt . Evliydik. o zaman ö rendim milyoner oldu unu. her gece i sonras kafay çekiyordum. bir .. f rsat bulup da yatak odas ndan ç kabildi im zaman küçük yürüyü ler yap yordum. daha da kötüsü. "tanr m. k rm z suratl Teksasl Amerikan kahraman . bezgin. uzmanlar taraf ndan birilerinin atom bombas atmak zahmetine giri ece i son Amerikan kasabas olarak gösteriliyordu. paran n ço u babadayd ama. intiharc l umursamazl m cesaret olarak alg l yorlard . kot giymeyen herkesi göle at yorlard . herkesin gözü üstümdeydi tabii ki. kasabada aylakl k etmekten ho nuttum. sinek kovuyordum. tezgaha yaslanm t . ilk kez biraz tuhaf bakt bana. yürürken midemde birkaç kadeh vard ve gölü filan görmedim. kasaba benimdi. biraz tuhaf md r. ne YAPARSIN?" uzunca bir süre bekledim. Hollywood filmi gibiydi. kula a geldi i kadar kolay de ildi. ben biraz daha içtim. "söyle. hakl yd lar.. sevkiyat memurlu undan istifa ettim ve Teksas otobüsüne bindik. MUTLAKA bir eyler vard bende. dövmedi i adam yoktur. daha önce büyük kentte ya amam t. bir sinek kovdum." "bana bir ey YAPMADI ama.

düzü tü ü-müzde yatak duvarlar titretir. ayakkab s n n sivri ucuyla. ve dururdum. 400. ve o güler. "Jose geçiyor. biram içtikten sonra Bruegel'le yerlerde yuvarlan r. ya da bir zamanlar ressamm . küçük saks lar. Peter Bruegel ressamd . BUNLAR. biz de öyle. bo u urdum." dedi o kibirli. k ç ma. raflar yine yerlerine çakar. yapabildi i tek ey buydu -harala gürele bo u mak. TANRIM. saks lar n tak rt lar duyulurdu: dayanamay p y k lmak üzere olan raflar n gürültüsü. numara bu. ona ans n belediyede denemesini söyledim. sonra hep birlikte ç k p arka bahçeyi istila ederlerdi. sinekler uzun çimlerin aras na saklan r." "fabrikalarda birlikte çal t m Meksikal lar n yar s spanya'da do duklar m söylerlerdi.000 sinek. bir gün arabaya bindi ve tam gazlamak üzereyken çiçekli gömlek giymi . aptal gülü lü bir sürü genç. yapma. bacaklar ma. çok k zd . içimde yoktu. uçuk benizli. DURMA!" devam ederdim ve raflar inmeye ba lard . ba r r ve BO ALIRDI." " spanyol mu?" "evet. ertesi gün yeni bir ey. sardunya saks lar yla doluydu raflar. geri zekal bir köpek sat n al p ad n Bruegel koydu. 57 model bir Plymouth." "Jose spanya'da do mu . küçük. " u raflar duvarlardan söküp ataca m." derdim. saks lar yerle tirir. ki halen kullan yorum. bo versene! geri zekal bunlar! polis filan olamazlar. arka bahçesinde uzun çimler. kollar ma. delirtirlerdi beni. hepsinde de sardunya. kafama. sonra raflar titrer. o eskinin Büyük Dü ü. küçük bir evdi. bir tepenin zirvesinde bir evde ya yorduk. dü ük omuzlu. birkaç gün sonra köpe e duydu u ilgiyi yitirdi ama. polis?" "onlar polis ve son derece HO çocuklar. küçük kanc k tonuyla.milyon dolar için bile k ç yalayamazd m. bir dahaki seferi beklerdim. di leri benim di lerimden daha sa lamd üstelik. sert. spanya'da do mu . büyük bir kutu spreyle ç k p her gün binlercesini öldürüyordum ama çok fazla düzü üyorlard . "o spanyol. "hay r! HAYIR! DURMA! OH." dedi. "kim bu serseriler?" diye sordum "polis memuru onlar. bizden önce evde ya am olan kaç klar yata n üst duvar na çepeçevre raf çakm lard . o gece sadece bir kere düzü tük. biliyorum." "S. liseli yürüyü leri ile binadan ç kt lar. her gün arabay y kad ktan sonra gidip onu i ten al yordum. "LÜTFEN YAPMA!" öyle tatl yalvar rd ki yapamazd m. "çekil yolumdan piç!" diye t slayarak. çok seviyordu o saks lar . bir milyonun bir ekilde benden uzakla t n hissediyor. s nava girdi ve erif Departman 'nda çal maya ba lad .KT R!" dedim. "hay r." diye yalvar rd . siyah. ona sevk yat memurlu undan kovuldu umu söyledim. s k matador. büyük saks lar. s rt ma. yeni bir araba ald bize. kiral k. ama umursam yordum. yoluna ç kt nda tekmelerdi. spanya babad r. "hadi can m." "nereden biliyorsun?" .

peki." "pekala. d ar ç k p bir sigara yakt m.KT R!" çektim yine."kendi söyledi. ö retmen resmi al p ön duvara ast . size ödünç bir f rça verece im ama dersten sonra iade etmeyi unutmay n. ama k k r k k rd lar bir yandan da. kar m h mla yerinden kalkt ve yan taraftaki ka t kesme odas olarak kullan lan küçük odaya girip ka t y rtmaya. s rf gö üs sar n bir hatun (evet." "olur. hem seni götürüp getirmi olurum. ka t y rt p yere atmalar filan. zavall bir moronun kolaj n bile y rtt hatta. sonra ak amlar resim kursuna gitmeye ba lad . kahve içtim." dedim bir gün." diyebildim sadece.. sürekli resim yap yordu. "Bay Bukowski. herkes çok me guldü. ama herkes har l har l çal yordu. bu ilk resmim.. bunu kendisine söylerseniz iyi olur." gö üslerini öyle bir sallay p ba r ma gömdü ve "C DD olamazs n z!" dedi. " TE! STED DO ALLI A!" aman tanr m. "SEN M ? N Ç N?" "kahve molalar nda sana e lik ederim. "Bay Bukowski." diye yakla t ö retmen bana." "içinden çiçekler ç kan u vazonun resmini yap n. kar n z m ?" "evet. kendilerini tamamen yapt klar i e kapt rm lard .." bir an önce bitirmeye karar verdim. ikinci ya da üçüncü gün öfkelenmeye ba lad . etrafa boya saçmaya ba lad ." s n fa birlikte girmeye ba lad k. onlardan) bana döndü ve gö üsle-rini dayayarak. ben öylece oturup onu görmemeye çal t m. resim ö retmeni arka s ralara geldi.." "iyi.. diye geçirdim içimden. h zl çal p bitirdim. resim yap yor olmaktan utan yor-larm gibi. ." "primadonnalara tahammülümüz yoktur burada. neden önünüzdeki ka da bak p duruyorsunuz?" "f rça getirmeyi unuttum. resim yapman z gerekiyor.. asl nda bir oyun oynuyorlarm . belki de de il. kasabas n n dahi çocu uydu. de il mi?" diye sordu. "h mmmmmm." "S. "seninle s n fa girece im. "o kad n sizin. ba parmaklar n havada tutup mesafe ya da renk filan ölçüyorlard . "daha önce resim yapm t n z.. odaya döndü ümde herkes resmimin etraf na toplanm t . eee. AKICILI A. resminizi sergide kullanabilir miyiz?" M BU!" dedi. ey.. "hay r. "DUYGUYA bak n. ülkesinin belki de.

"tereya nda k zartt m. minik bir ahtapot. sonra Çin salyangozlar n n gecesi. fakir boklar yer bunu. bana HAR KULADE oldu umu söyledi" "dinle ekerim.. oldu u gibi sat n ald m. mor bir kravat i nesi tak yor." "ben de domuzun g." "neden bu kadar yorgun? Los Angeles Belediyesi için çal maktan m ?" "hay r. sonra i ten eve gelip Türk'ün ne kadar kibar bir erkek oldu unu anlatmaya ba lad .. belki de Japon salyangozlar yd . özel bir tepsi ile kar la t m. "ö .. Charles Boyer filmlerine giderler.. benim var.." "H Ç OLMAZSA K BAR! ve öyle yorgun ki! üzülüyorum onun için.tüyüm!" dedim. böcekler. bu heriflerin ço u dolab n içinde otuzbir çekerler.."elbette.. YE!" "k ç delikleri minicik. bu yüzden uykusunu alam yor. s ras gelmi ken.. gerçekten iyi i tutanlar bu konuda fazla konu mazlar. kar m kursu b rakt ." a z ma birkaç salyangoz at p. ö .. kertenkeleler. yapt klar m n ço u üstüne bas lm köpek bokunu and r yordu." "yedi in her eyin k ç deli i var. "kesin öylesin.. belli etmezler. pekala. f rça nereye dü mü se." dedim.. çekirgeler. hayalar n s k." "lastik ma t k.. çok te ekkür ederim!" normal de ildi ö retmen. senin var. her neyse." masadan kalk p lavaboya ko tu. ama ö retmene göre ben.." . önce salyangozlar pi irdim. "lastik gibi bunlar.." dedi tatl l kla. gece geç saatlere kadar çal yor. "bizim Mor Kravat nesi nas ld bugün?" diye sordum. mor ile turuncuyu. yapt m her resmi sergilemek istiyordu. bir drive-in sinema i letiyor. kaçacakt r.. "indir midene.. süpermarkete gitmi tim. kahverengi ile siyah . masaya koydum. Mor Kravat nesinin de k ç deli i var. öyle yumu ak bir insan ki." "te ekkür ederim. ben de kursu ve resim yapmay .. "mor bir kravat i nesi var. tanr n n hayalar yd m. hh.. "minik k ç delikleri. renk tekerle ini yapmay bile becerememi tim. boya kar t rmay bile bilmiyordum. kusmaya ba lad . bugün beni aln mdan öptü. seninle bire yüz bahse girerim ki senin Türk çok film seyretmi . ama o gece saks lar iki kez indirdik. minik k ç deliklerini görebiliyorum. y lanlar.. ama ço unlukla varmaz. salyangozlar. beyaz ile siyah kar t rm t m.. herkesin k ç deli i var. ö reneceksin. bu numaralar Amerika'n n bütün bürolar nda olur. bazen bir yere var r.

ziyan ve deh eti. raflar n birinde duruyordu. di eri de Eskimo'nun. birkaç gün sonra biri kap m . --- . sonra son bir kez bütün saks lar indirdik. pantolonlar n k çlar n n üstünde giyen Teksas kovboylar n n ve önce a lay p s zlayan."tamam. depocu. kalkarak." "ooooh." daha sonra Alaska'ya gitti ini ve bir Eskimo ile evlendi ini ö rendim. senin hiçbir zaman bir milyon dolar n olmad !" hakl yd lar. bir milyona veda eder. kaset çalarlar n. tamam. ve sen o parmaklar emerken intikam al r. onun dolapta otuzbir çekti ini sanm yorum. hiç olmam t ." "i renç bir adams n sen!" kesti a lamay . ama zordur bir kad n memnun etmek. banyoya girdi. bir kitap yazm t . h çk rarak. saks maksi yok. sahnelen oyunlar . deniz örümcekleri. arad n odur belki. bir çocuk kitab . benden cevap vermemi ister. sonra da terkedip Noel'den önce mektup yazarak art k bir yabanc oldu un halde Bruegel'i. o gece ta nmas na yard m ettim. kap c . pencerenin önünde duran 57 Plymo uth'u. sinekleri. senede bir-iki kez mektup yazar. üzülme. "yavrucu um. onun kap s n çal p elime bo anma ka tlar n tutu turunca çok a rmad m. tereya nda erimi bebek parmaklar .. "ciddi olarak. bir ark m r ldanarak i e gitmeye haz rlan yordu. bu ne?" ka tlar gösterdim. imdi de "ki ilik parçalanmas " üstüne "ciddi" bir roman yazacakt . gazeteyi f rlat p d ar ç kt m. susmak bilmiyordu. biri benim hakk mda herhalde. her ey yolundaym gibi s r tarak. dönü te bir gazete sat n al p küçük ilanlarda bana uygun i lere bakt m: sevkiyat memuru. o evde kalmak istemiyordu. telefon rehberi da t c s . dü erek. ya da Mor Kravat nesi'nin. resim yapmak ve yazmak istiyordu. sarho oldu umda akas n yapard m bazen: "bir keresinde Japon bir bal kç ya bir milyon dolar kaybettim. resim kur undaki iri memeli hatuna tak lmal yd m belki de. pis s çanlar. hay r." "atma. "beni sevmiyor musun art k?" a lamaya ba lad . bir Japon bal kç s ile.. bira ile mideme indirdim. hüzünleniyordu. Eskimo adlar olan iki ya da üç çocu u vard . özürlüye yard mc . minik k ç deliklerimizi ve di erlerini silerek. ooooh. Mor Kravat nesi ile sadece bir kez yatt n ve i inden ayr ld n söyledi. genellikle Noel'den önce. kanc k. bir bira içerdin ve elektrik irketinin. bir i e viski sat n al p bir milyon dolara veda ettim. K L K PARÇALANMASI ÜSTÜNE K ROMAN yazacakt . ya amlar m z unutmana izin vermeyen boyundan sakat kaç k kad nlar n n can cehenneme. belki de Mor Kravat nesi'dir arad n. sonra seni düzen. oooooh. ama o ahtapotu denemenizi isterdim. hem belki onun da minik k ç deliklerinden midesi bulan rd . hüznü ve ba ar s zl . ama o kitab yazm olmaktan "gurur" duyuyordu. uzun mektuplar." "o küvette as l yordur bence. birkaç kez gördüm onu -tesadüfen.bir kahkaha at p minik k ç deliklerini a z ma doldurdum.

ama iki perde aras nda da biraz a latan bir güldürü unsurudur benim için. sermayeyi kal c olmayan bir i e yat rm lard r. diye geçirirsiniz içinizden. gözler yok. bombo . bu oyunun kerizi de (evet. Giovanni Boccaccio çok daha iyi yazm . bir erkek hiç düzü meden yetmi ine kadar ya ayabilir. binbir zorluk ç kart rlar. hiçbir eyi be enmezler. bir zamanlar kad n elbisesi satan bir dükkan n bodrumunda çal m t m.mc n de erini dü ürür. insanlar beni düpedüz ahlaks z buluyorlar.kamu bir yazardan ya da yaz lar ndan ihtiyac olan al r. cinsellik bir piyeste seyircileri güldüren. ama ne yaps n Amerikan erke i? Amerikan e itimi. ve genelevde çal an fahi eyi kastetmiyorum. okuyun. el arabalar nda bulundurabilecekleri b çaktan sak n n. ama o kadar da önemli de il. neyse kibirkaç gerçek kad n var) gizli profesyoneller ve yasa taraf ndan bu denli horlanmas n n nedeni budur. kendime ve yakaland m tuza a hâlâ gülebiliyorum. özellikle Amerika'da cinselli e verilen önem cinselli in anlam n çoktan a m t r. etiket fiyatlar n kafalar n n içine asm lard r zaten. hani arada s rada gazetede güzellik yar mas için poz vermi bikinili k zlar n foto raflar na rastlars n z ( u anda okudu unuz Aç k Kent'de bulamazs n z. Amerikan ailesi ve reklam denen Amerikan canavar daha on ikisine gelmeden beynini yiyip bitirmi tir zaten. gergin ölü ciltler.. efim hayli genç ama kelle mekte olan dangala n tekiydi. çeneleri al lagelmi güzellik kavram m zla örtü ürler ama bütün olarak alg land nda ac mas zca çirkin bir ey vard r o yüzlerde. Boccaccio okumad mzsa. depo i lerine bakan vaz fs z i çiydim. d k lamaktan daha önemsiz mesela. biçimli bir vücuda sahip di i bunu hemen PARAYA çevirmeyi dü ünür. k zkarde inizi. gerçekten KLAS k zlar bunlar. "Dekameron" iyi bir ba lang ç olur. ölümün karbon kopyas . öfkeli. II. kulaklar . ben konuya hak etti i zarafeti veremeyecek kadar yak n m. yata n n alt nda havlu bulunduran profesyonel fahi enin (kad nl n gerçek temsililcisi nerdeyse. uzun bacaklar. ya lanm . ne dü ünce vard r. bo yüzler. saplant l oldu um için yazm yorum cinsellik hakk nda. yanl yat r m. ne de anlam. annenizi. yine de. mesafeli ve biçemli. ama Amerikan erke i bu yüzlere bakar ve öyle geçirir içinden: "evet. mezara dek Çal ve Didin felsefesi üzerine kurulu Amerikan tarz ya ama aç k bir tehdittir. yüzlerindeki gülümsemelere. ama bir hafta s çmazsa hayati tehlike söz konusudur. profesyonel fahi e. onlar kendi çukurlar nda ve bence benimki daha harikulade i renç kokuyor. hafif kaç k. k zlar da bunun fark ndad rlar. oysa imdi ben kendi çukurumday m. gülümsemeler gülümseme de ildir asl nda. evet. ilk bak ta bu k zlarda gerçekten bir sihir var. k z n z kastediyorum. sonra o sekiz-on k z n yüzlerine bakars n z. hepimiz ayn bok çukurunda olurduk. kartondan kesilmi lerdir sanki. o di iye dolarlar n yedirmeye. evrenin kaç k kad nlar d r onlar. gidi ata göre fiyat yükseltilebilir ya da indirilebilir elbette. paha biçilmez. ço u paçoz 2000 kadar kad nla yatt ktan sonra biraz mesafe edindi im söylenebilir. ne güç. bunu anlaya-bilselerdi yarat c lar tükenirdi sadece. Dünya Sava 'nda sava mak . harikulade gö üsler. kar n z . cinsellik gerçek de erinin çok üstüne f rlam t r.." bu yar malara kat lan k zlar y llar sonra süpermarketlerde görürsünüz. gerisini bo verir. ho bir sözcük de il) bu sahtekarl n sürmesine izin veren Amerikan erke idir. bu da benim i ime gelir aç kças . g rg r niyetiyle belki). küstahl ile ünlü Bukowski dahil. burunlar . bo verdi i ise en çok. kimseye belli etmeden kendime göre kutsal küçük virajlar m al r m. a zlan. ama genellikle ald en az ihtiyaç duydu udur. baz yazarlar için cinsellik bariz bir biçimde trajikomiktir. cinsellik ilginç. fahi e . di i de dolarlar n yalvarta yal-varta yemeye haz rd r.

böyle ya ay p ölünür mü? intihar çok daha insanc l bir yoldu üphesiz. ans yaver giderse evine dönüp kar s n becermeye devam edebilecekti. efim olacak dangalak arada s rada.. oturup bir sigara yakt . bana ne diyor biliyor musun? 'tanr a k na askere git ve bir erkek gibi dövü . arad um filan da yoktu zaten. bu son haftam.. dönmedi i takdirde de kar s n n sat l k bedenler pazar nda elde kalan pazarlayaca n söylemedim. ne yapaca m tatl m diyorum. son bir deli fi ek. ama lanet olsun o i i çok özleyece im. sen iyi birisin. üç kuru için yap lacak i mi." bir ey söylemedim. merhamet et tanr m. gözü pek.. gönderilmesi gereken parça kuma ya da elbise.. "NUMARAYI BULDUN MU?" diye ba r rd . tavr ndan belli. Kar-Hunu. e itilmi . ya ömrünü iki paral k bir i te yiyecek ya da BAN-ZA 'nin intihar sald r lar na hedef olacakt . bir keresinde ef koliden koliye s çrayarak yan ma geldi. insanlar yeterince sevi emiyor.) zavall . "Bukowski." (abazanl k can ma tak etmi ti) ". s rf toplumun do ru taraf nda kalabilmek için ka nt ya. kad n elbisesine dönü ecek bir kuma parças n bulmak için maymunlar gibi bir koliden di erine s çrard k. diye geçirirdim içimden. . döndü ünde burada olaca m." çok da uzun olmayan i çili im boyunca yüzünün ortas na bir yumruk atmamak için kendimi zor tutmu tum ve o imdi kar ma geçmi içini dökmeye haz rlan yordu.üzere askere ça r lm t h yar." diye cevap verirdim. buruk. "askerlikle ilgili olarak beni en çok korkutan ne biliyor musun?""hay r. a z m n kenar ndan. "hay r. ama sen öyle de ilsin. esnemeye ya da so uk alg nl na katlan r gibi bütün bunlara KATLANACAK.' diyor. iki metre yüksekli indeki kolilerin üstüne ç k p belli bir numara arard k. art k seninle sevi emeyece im diyorum.. (o askerdeyken ba kalar n n kar s n becerece ini. benim iyi biri oldu umu dü ünüyordu." "kar mla sevi ememek. "yak nda askere gidiyorum. benim için hiçbir anlam ta mayan bir numaray neden arayay m? ef arada s rada bana bakt nda bir koliden di erine s çrard m. tozlu ve rutubetli devasa bodrumda birlikte çal yorduk -paketleyiciler bir kat yukar da ter döküyorlard . erkeklerin ço u nas l bir ey oldu unu bilmez bile.söylüyorum kar ma. Kar-Hunu beyazl n içinden ç kacak ve onun numaras n arayacakt . koca bodrumdaki k tavandan sarkan üç küçük ampulden ibaretti ve biz bir numaray . kar n içinden ç k p arayacakt onun numaras n . kafas na takt ey öldürülme korkusu muydu? sava n anlam m ? sava n anlams zl m ? yan ba na dü ecek bir top mermisinin onu bin parçaya ay raca m ? bana aç l rd . ama sen ve ben biliyoruz. Japon ya da daha da kötüsü yenilmi in kararl ilerleyi i ile kar la acakt .

ince. bele kadar. ve asl nda k z çal t rmamay ye ler ama malum. çocuklar n i kencesine maruz kalm kurba alar. tek kelime bile anlamad klar kesin. bir teori di erinin yerini al r ve her seferinde insan haysiyeti zedelenir. sonunda tepeyi t rman p odama gidiyoruz. yan nda da pezevengi lezbiyen-mama. hayat korkunç de il de hafif ilginç buluyorum. peki. on yedi ya nda filan. cinsellik denen ey muhte em Bukowski'nin bile kafas n kar t r r. hatta belas n arayan biri var m diye etraf ma bakm yorum. güzel. s rt ma tebe irle "X" yaz lm . hiç unutmam. kentin en s k içicilerinin kat ld bir çok yar ma kazand m bilmiyorlar. ikisi de do ruydu muhtemelen. el yerine PARLAK kal n çelikten bir PENÇE'si var. dolar pe indeler nas l olsa. odama girdik ve ikisine de bakt m. paras z ya anm yor. önüme her ç kan devirebilece.mc k ta yan erkekler eref madalyas ile onurland r l r. üçümüz. bir gece u kente inen tünellerden birinin bat taraf ndaki barlar n birindeydim. ayr ca ellerinden biri yok. dü ünebilen ki inin cesareti önemlidir -biraz çaba ve ansl bir mide gerektirir. içinde birikmi bütün o lezbiyen nefreti ile beni f rlatt ve UCUNDA O ÇOK LG NÇ VE ÇOK PARLAK ÇEL K PENÇE BULUNAN KOLUNU SAVURMAYA BA LADI. k ç deli ine inen saçlar ile benim saf. tepeyi t rman p odama gittik. neyse. hüzünlü bir çocuk-kad n var yan mda. yasa nerde? orda de ildi allahtan. toyum. romantik bir budala. elini att nda i in monotonlu u bozulur. pis yata ma yat rmaya çal t m onu. bu ara aç klamalarla sizi yoruyorum. güçlüyüm. neden bu kadar zor devrildi imi ben de bilmiyordum. ama önemi yok. cinselli e herkesi katt n zaman iyice karma kla r. uzun sar saçlar var (uzun saça hiç dayanamam.i te cinsellik size. gecenin ilerleyen saatlerinde ba m çeviriyorum ve genç. dangalaklar ve askeri manevralar bile var içinde.imi dü ünüyorum. evet. belki de ruhumda bir eksiklik vard . öyle olmas gerek belki de. bütün potansiyelimize ra men korkunç büyüme a a do ru. senfoniye dönü ür) ve bu k z sessiz. bu lezbiyen-mama'n n gözleri mukavvadan kesilmi izlenimi uyand ran bir bok çuval oldu unu söylemedim henüz size. kahramanl k m ? geri zekal n n cesareti de il. ben ne bok yedim? as rlar n trajedisinin üstüne atlad m -o bok çuval n n. barmen on yedi ya ndaki k z n önüne otuz be indeymi çesine koyuyor. beyin yerine . ama fazla güçlü ve ay kt benim için. v z ldayan haya-s z sine i yakalam örümcek. tek kolu ile att beni üstünden. onlar n içti i her içkiye kar l k ben üç tane götürüyorum. . ba lay n. içimdeki hüzün ya da öfkeydi nedeni herhalde. neyse. hayat hâlâ yeni benim için. kutsal nerdeyse. o s ralar bara yak n bir tepenin ortas na in a edilmi bir pansiyonda kal yordum. kendinden emin playboy Maxie Ba-er'in silahlar n n kar s nda yere y lan Primo Carnera'n n beyin manzaras . kafa kafaya toku mu arabalar. hiç konu muyor. beynimin sol taraf ndan muhabbete sar yorum onlar . ne kadar derinine inersen o kadar az bildi ini anlars n. harikulade küçük k z m ve yan nda as rlar n trajedisi: sümük ve deh et. o gecenin kurban benim. içkileri ben smarl yorum. bu onlar cesaretlendiriyor. bozuk makine. müthi içiyordum o ak am. gencim. ama o bir FAH E. yirmi iki ya nda.

ama foto raf gönderiyor. çocuklar birazdan evde olurlar. kap n n yan na mevzilendim. yüzündeydi. ama her eye ra men slah olmaz bir gözlemci olarak çabuk ve zamanlanm bak larla genç ve kutsal fahi eyi incelemekten geri kalmam t m. cinselli e ve delili e. onlara bir iir verebilir misin? gitmem gerek. sessizce içtim. ba m e ip PENÇE nerde diye her kald rd mda bana do ru gelmekteydi lanet ey. dolab i aret edip. ve bir gün posta kutular ndan kurtulman n yolu bulunursa çekti imiz ac lar büyük ölçüde azalacak. "PARA ÜST ÇEKMECEDE!" diye ba rd m ve lezbiyen-mama gerçek bir bok olarak zokay yutup arkas na döndü. daha ba ndan kendini ucuza satt duygusu ile donukla m ve imdi elektrikli süpürge günlerinde s f r kere hiç olma yolunda h zla ilerleyen o luyla sorunlar ya ayan bir kad n daha i te. Sevgi ile meggy meggy bana bu mektuplardan yolluyor. içimizde en çok o ac çekiyordu.tek ba ma cinsellik tarihini de i tiremeyecektim. bir güzel esnetiyorlar adam -biri ç l k atabilmek için kendine i neyi bat rm ama ç l atamam gibi. el yaz s ile yaz lm her mektubun biçimi. bana sunabilece i eyleri dü ündükçe a r p kal yordu. senin bir iirini basmak onlar çok mutlu edecektir eminim. bir süre daha içtikten sonra yata a girdim ve dünyaya bo verdim --her ey posta kutusu ile ba lar. ve bütün kasvetime ra men bunun uygun bir çözüm olaca n sanm yorum. elimde i e odama döndü ümde kap aç kt ama gitmi lerdi. sen nas ls n? noel yakla yor. tekrar önüne döndü ünde ben tepenin zirvesine t rmanm soluk solu a tüm uzuvlar m n yerinde olup olmad n kontrol ediyordum. ve iir de yolluyor. kendi iirleri. Pulitser Ödülü. f rsat bulup odan n öbür taraf na. gitmeliyim. "bu herif kaç n teki!" dedi inde biliyordu nedenini. korkunç ve beyinsiz eye bak yorum. size daha önce de söyledi im gibi meggy'yi tan m yorum. sadece bir mektup var. tüm s f rlar n toplam olan o i renç yarat neden arzu-layabilece imi anlayam yordu. ve kütür kütür düzülecek bir hatuna benziyor. arkada m Lana ak l hastanesinde iir dersi veriyor. ama o lezbiyen-mama kolunu her savurup. havay da. posta kutusu ile biter. yeterince güçlü de ildim. dünyan n en büyük ya ayan airisin. bir dergi ç kar yorlar. . çocuklar birazdan evde olurlar. kap y kilitleyip oturdum. adresi de. orda durmu içimden. zarf n üstündeki yaz y tan yorum. u anda tek ümidimiz hidrojen bombas . harikulade kavisler çizerek savuruyordu PENÇE'yi. sonra en yak n içki dükkan n n nerede oldu unu dü ündüm. belki diye geçiriyorum ve elimi sokuyorum ve orda. bay ld m. iki paral k kad n ruhunun meyilli makineli tüfek ate i: sevgili bongo bitkileri sulad m bugün. bitkilerim ölüyor. evet. MAV ELDEK PATLAMA dergisinin Ekim say s nda ç kan iirini okudum. st raptan ve ölümden ve sonsuzluktan ve denizlerden söz etse de bir rahatl k var. posta kutusu: uykusuz bir geceden sonra kiral k balkonuma ç km dibinde bir örümce in bir kelebe in son a k ans n emdi i o gri. ya lanma sürecinde bir kad n n eksilmekte olan kocas ile ya ad di i hayal k r kl .

kad n erke in i ine kendi beynini sindirir -ya isteyerek yanl anlayarak ya da kanl çarm hta yorgun av kokusu alarak, iki ekilde de içine ederler her eyin, isteyerek ya da istemeyerek, kurban içinfarketmez. ki erkektir elbette. meggy yeterince yak nda ya yor olsayd bu i kenceye kolayl kla son verebilirdim; evime gelmi air gözlerimin oynak ate ini soluyor, bir panter gibi dolan yorum odan n içinde sabah n iki buçu u sarho luklar nda kapaklan p dizini y rtt m pantolonumla, kendimi mesela Stephen Spender ile k yasl yor ve aniden dönüp anlamas hayli güç bir ngilizce ile konu maya ba l yorum: "güzelim, iki dakika sonra külotunu parçalay p mezara kadar unutamayaca n bir kalafat gösterece im sana. devasa ve k vr ml d r penisim, orak gibi bir ey, u hal n n dili olsa da konu sa." sonru uzun bir su barda na sek viski doldurur, diker, barda duvara f rlat p, "Villon meme k zartmas yerdi kahvalt da," diye m r ldan rs n ve arkana döndü ünde sorunlar n çözülmü tür, ön kap dan ç k p gitmi tir, kal rsa da ba na gelecekleri hakediyordur. siz de öyle. ama meggy burdan çok kuzeyde bir eyalette ya ad için bu çözümü uygulayam yordum. ama bir gün düzülebilecek ya da korku-tulabilecek kadar yak na gelme olas l n dü ünerek birkaç y l boyunca mektuplar na cevap yazm t m. sonunda çüküm indi. mektuplar gelmeye devam ediyor ama ben cevap yazm yordum, mektuplar her zamanki gibi fevkalade s k c ve kasvet vericiydi, ama art k onlara cevap vermemeye karar vermi olmam zehiri azaltm t bir ekilde, harikulade bir pland , benim gibi basit beyinli birinin böyle bir plan dü ünebilmesi için bir ömür dü ünmesi gerekir -mektuplara cevap vermezsen ondan kurtulursun. bir süre kesildi mektuplar, bitti ini hissediyordum; uygulanabilecek en son çözümü uygulam t m; merhametsize merhametsiz ol, aptala aptal; merhametsiz ile aptal birdi zaten: sen onlara hiç bir ey yapamazd n; onlar sana çok ey yapabilirlerdi, yapacaklard da. yüzy llar n sorununu altetmi tim; istenmeyenin defedilmesi. herhangi birinin ya am n dümdüz edip sakatlamak için birkaç erke e ya da kad na ihtiyaç yoktur, biri yeter, birdir genellikle, ordular ordularla, kar ncalar kar ncalarla kar kar ya geldi inde bile. etraf KEND gözlerimle görmeye ba lad m yine. bir kuru te-mizlemeci dükkan n n üstüne akac n n biri bir tabela asm t : ZAMAN BÜTÜN Y LE T RMELER YARALAR, daha önce hayatta farkedemezdim o levhay , özgürle meye ba lad m hissediyordum, her eyi farkediyordum, eskiden farketti im ç lg n ve tuhaf eyleri farketmeye ba lad m yine; s f r ansa ans tan yan tepe a a , romantik ve patlay c eyler, önceden hiçbir ey yokken imdi sihirli güçler ortaya ç km t . MAK NE MUC D N ÖLDÜRDÜ Monterey, 18 Kas m (UPI) Carmel vadisinde ya ayan bir ah s eriklerin k r kl klar n gidermek için icade etti i makine taraf ndan öldürüldü. bu kadard haber, hayattayd m bir kez daha. sonra bir sabah balkona ç k p posta kutusuna bakt m, bir mektup, gaz faturalar n n ve di çinin tehditleri aras nda, hat rlamakta zorland m eski kar mdan bir mektup ve yeteneksiz airlerin iir dinletisini duyuran bir ilan bir de. sevgili bongo:

bu benden alaca n SON mektup, cehennemin dibine kadar yolun var. beni terkeden ilk insan sen de ilsin, siz beni terkedenler -MEZARDA GÖRÜRÜM S Z ANCAK! meggy anneannem de benimle bu ekilde konu urdu, o da bana yar n koklatmad . neyse, iki gün sonra mutlulu un ak amdan kalmal birkaç mektup, açt m. ilki. sevgili bay b: Sanat ve Sanatç lar Destekleme Vakf 'na yapt n z burs ba vurusu de erlendirmeye al nm t r, edebiyat uzmanlar ndan olu mu özerk kurulun görü ü do rultusunda ba vurunuzun reddedildi ini size bildirmekten üzüntü... ikinci mektup: merhaba buk.: bu i renç kokan otel odas n n bir kö esine sinmi im ve sessizli i bozan tek ey i e a zlar n n di lerdeki tak rt s ... romatizma, bacaklar m i . 51 kozu bo a harcad m, 52'incisi postada... bütün kö eleri tuttum anl yor musun? ve ne lanet kahrolas boktan bir çembermi ... helada fazla kald m ve yeterince h zl toplayamad m için limon tarlalar ndan kovuldum, san fransisco'ya döndüm ve bir günle postanede kolay bir i i kaç rd m... oturmu bu karanl k odan n kö esine huzur ve mutluluk bekliyorum, babtist kilisesinin k rm z neon yanar yanmaz a lamaya ba layaca m... bugün sokakta köpek otobüsün alt nda kald ... o köpe in yerinde ben olsayd m ke ke, kendim yapam yorum çünkü... o bile baz kararlar almay gerektiriyor... nerde u lanet sigaralar... bu sabah misyon evinden ayr ld m, orda yedi im berbat yemekler ba rsaklar m mahvetti, bugün çar ya gittim, bütün o güzel k zlar, frisco'nun berrak ve temiz k güne i gibi saçlar... adam sen de. bo ver. M. ve üçüncü: sevgili bongo beni ba la, bazen böyle oluyorum, beni biraz olsun sevmeye çal , bugün bahçeye yeni bir su serpme makinesi ald m, eskisi pas-lanm t . "Poetry Chicago"dan bir iir yolluyorum, kendimi dü ündüm okurken, gitmem gerek, çocuklar birazdan evde olurlar. sev beni, meggy iir özenle daktilo edilmi , tek hata yok. iir a ktan söz ediyor, çok kötü. rüzgârdan ve bir tür rahat trajediden söz ediyor, on sekizinci yüzy l, kötü onsekizinci yüzy l. ama yine cevap yazm yorum, lanet i ime dönüyorum, beni iyi tan rlar orada, benim amirlerim onlar, akmama f rsat tan yorlar, ha T.S. Eliot, ha Arabistanl Lawrence onlar için. iki-üç gün sarho geziyorum, i i aksatmadan. ile yine balkona ç k p posta kutuma bakt m,

telefona cevap vermeden önce gerçekle mesi gereken özel bir ifrem var. züppe de ilim ben; insanlar n hikayeleri ile ya da yapacaklar eylerle çok ilgili de ilim, hepsi bu. üstelik benim zaman mla, bir gece boktan i ime gitmek üzere evden ç kmaya haz rlan rken telefon çald , iki dakika içinde ç kaca m nas l olsa, diye geçirdim içimden, fazla zarar veremezler, ifre gerçekle memi ti ama açt m telefonu. "bongo?" "ee... evet?" "ben... meggy." "merhaba, meggy." "bak, niyetim seni rahats z etmek de il, bazen k sa devre yap yorum." "zaman zaman hepimiz yapar z." "mektuplar mdan NEFRET ETME yeter ki." "bak Meggy, durum bu. mektuplar ndan nefret etmiyorum, o kadar rahatlar ki..." "bunu duymaktan ne kadar mutlu oldu umu anlatamam!" sözümü bitirmeme f rsat vermemi ti, mektuplar n n rahatl n n ve elektrik süpürgesi esnemelerinin beni deh ete dü ürdü ünü söylemek üzereydim. "gerçekten çok mutlu oldum." "iyi," dedim. "ama ak l hastanesindeki iir dersi için bir iir göndermedin bize." "uygun dü ecek bir tane bulmaya çal yorum." "herhangi bir iirin uygun dü er bence." "i kenceci kinayede mahirdir genellikle." "ne demek istedin?" "bo ver." "art k yazm yor musun, bongo? baz dergilerin her say s nda birkaç iirin olurdu eskiden. Lilly y llardan beri ona bir ey göndermedi ini yazd , küçük dergileri unuttun mu yoksa?""asla unutamam o orospu çocuklar n ." "komiksin, demek istedi im, kimseye iir göndermiyor musun art k?" "Evergreen'e gönderdim." "seni basmay KABUL ETT LER, öyle mi?" "bir-iki kez. ama Evergreen küçük dergi de il, bunu unutma, yaz Lilly'ye. barikatlardan ayr ld m söyle."

" diyor kocas da. gözleri hüzün dolu. i eyi dik ve her eyin can cehenneme. yahu kim eri in buru uklu unu yok etmek ister ki? diye geçiriyordum içimden. imdi bir hatun var. çok güzel bir meyve de ildir zaten: bütün lezzeti BURU UKLU UNDA. küçük John. John Bryan sütununu istiyor. daktilonun yan nda duruyordu bir tanesi. Watts ayaklanmalar da öyle. hayat n onu çarm ha gerdi ini dü ünüyor. anl yor musun? oda iir dergileri ile dolu. bongo. bu kadar aptall a ba ka türlü tahammül edemem."bongo yazm yor çoktand r. anl yor musun? sen i ini bilirsin. a k m. kocas n n bongo oldu unu hayal ediyor. Liz Hastanesi'nde yatt n iddia eden biri ile de yaz -m t m. hâlâ ya yorum."ah. kolay bulursun. kocas haftada üç kez üstüne ç k yor. gidip yerden ald m: sevgili bongo. kan ksanm karanl k steril saçma Los Angeles günlerinden biri. dizelerini ilk kez okudu umda hemen hissetmi tim farkl oldu unu. f rlat yorum çöp kutusuna. uzun süre yaz t ktan sonra yazmay bildi im ve Ezra'y "s k c " buldu um gibi salakça bir iddiay sürdürerek kurtuldum ondan. anl yor musun? fena halde can m s k yor. saçlar yelpaze gibi aç lm yast n üstünde. bongo!" diye inliyor.. meggy'den bahsedebilirim ona. anl yor musun? düzelt u hatunu. seks yazarlar n n diyece i gibi. bir anlamda. yirmi santimlik kam n tad na bakt r ve ba mdan al u hatunu.." "pekala. bir odan n içinde elektrik süpürgesi ile temizlik yap yor. iyi iirden anlam yorlarsa bu onlar n kayb . ve öbür kitaplar n . o gün i e gidemeyece ime karar verdim. bu bir film olsayd sorunu halledebilirdim: "bak. bongo. ama hayat hiç bilmiyor. bütün iirlerim geri geliyor. bu arada. gidip bir bira açt m. bongo. yar n sabah posta kutumda olacakmeggy. ne oldu bongo'ya?" dikiyorum bira i esini.' Ah. bir bira daha aç p pencereye gidiyorum. te ekkür ederim. ' sa Geri Geri Sürünür. Pound ve St. her yerdeydi meggy'nin mektuplar . hâlâ ilk kitab n SA GER GER SÜRÜNÜR'ü okuyorum. imdi daha iyi görebiliyorum durumu. koltukta oturmak iyiydi. bir de insan n dilinden canl ym ças na kay p taba a f rlayan so uk çekirde inde." "ve küçük John. çocuklar yak nda evde olur." "ne?" . yerde. ilk iir kitab m n ç kt günler ne kadar geride kald ." al veri e ç kmam gerekti ini söyleyerek savd m ba mdan. yirmi santimi dö e. o so uk k r kl klarda. fazla h rpalama. çok mutsuz. "geliyorum. "ah. ama henüz bitmemi bir hikaye meggy'ninki. bongo. kocas da bongo oldu unu hayal ediyor. harcad k kendimizi. sev beni meggy hami -kocam benimle dalga geçiyor. ilk kitab n hâlâ duruyor.

sev beni. insanl n en kötü icat üç ba l d r: posta kutusu." diyen kad nlardan geçilmiyordu ve ben "gerçekten öyle hayat m. sev beni meggy Balzac' n. para kazanacak. sarho . sarho olmal y m. "TOM M X' MEZARINDAN ÇIKAR" ne olursa. anneni de arkadan düzücem. içi yan tlanmam mektup dolu. yumu ak ve yuvarlak bir k ç m var. lanet olsun. cesaret diye buna derim. ayak t rnaklar n kesecek zaman ? ve meggy çetenin ba n çekiyor: sev beni. mevcut sermaye ile bile yeterince derde giriyor zaten ba m. o kirli duvarlar birden berrakla m . sarho oldu umda hep bundan söz ediyor. "SAVA A SON VER". yan mda birinin yatt n gördüm. düzü ecek. . yiyecek. parti sürekli. yirmi santimlik bir kam beni bu dertten kurtarabilir." diyordum. neden hiç geri vitesime takm yorsun? iri. çiçeklere su verdim. ya da matematikseldi. herhangi biri. kanc n teki benimle kalmaya karar vermi olmal yd -a k diye. partiden kas t: talihin ve yollar n uzat lmas : iki dolar ve biraz bozukluk bir oda dolusu muhabbet ve elektrik demekti alt -yedi ki i için. --o günlerde ben olsam da olmasam da mutlaka birileri olurdu odamda. bir gece yata mda sarho uyand m. çocuklar birazdan evde olurlar. olur mu?" "pekala. sarho olup ona uçmal y m. çünkü bir süre sonra etraf m. zaman ya da iklimle ilgiliydi belki." diyordum. k z n da. bütün klar söndürülmü . raf mda mavi bir kahve kutusu var. postac ve mektup yazar . sa ma bakt m. ama her ey berrak." gidip koltu uma çöküyor. hüzün ve her ey. Shakespeare'in ya da Cervantes'in ba na böyle eyler gelmi miydi? gelmemi tir umar m. y rt k gömle imin her yerinde u dü melerden: "JOHNSON'U AZLET". ay n n ayd nlatt yanlar na dönmü bo i eler sadece."yolda bir yerlere u rama. s çacak. hiçbir eyin yarar yok ama. pekala. Everygreen'e iir de yollam yorum art k. "Hü-maniter Bilimler" kesildi. dolapta bir o kadar. yar n sabah sadece bir mektup ç kacak posta kutumdan: sevgili Bongov r v r v r v r v r v r. herkes gitmi . dirse imin üstünde do rulup etraf ma bak nd m. onu k ç ndan düzmekten daha iyi bir ödül olabilir miydi? garip bir kad n türüne bula m t m o güne kadar. kim bana gerçekten tahammül edebilir? ba lay c bir ruh ta yan biri ancak. iri ve çok kutsal olmayan. "rüyanda ancak!!" diyordu kad n. y kanacak. "Bukowski. anlams zl k. ama içimden gelmiyor. kap s n çalmal y m u pejmürde halimle. "arkadan düzücem seni. ac mas z ve i renç bir sabah bekliyordu beni. uyuyacak. ya da ba m iyice belaya sokabilirdi. oturup beklemek zorunday m. v r v r v r v r v r. hiçbiri kuyruktan almak istemedi i için hiç geri deneyimim yoktu ve kafama tak l p duruyordu. genellikle kimin orada olaca n ya da olmayaca n bilemezdin. nas l buluyor bu insanlar sarho olacak. yan mdaki kad na. sev beni. biraya yumuluyorum. her eyi yaparlard ama onu asla. bu tatl ve minik geyi i benimle kalma cesaretinden ve sezgilerinden ötürü ÖDÜLLEND RMEL Y-D M.

temizlikçi Helen de -onu da düzmü tüm bir keresinde. belki de üç. arapl kafas ndaki erefini kurtarmaya çal yordu. bütün tabaklar bardaklar çatallar ka klar kullanm lard ve hepsi lavabodaki i renç suyun içindeydi ve lavabo t kal yd ama onun da önemi yoktu. diye inlemeye ba lad . sabah uyand m zda ikimiz de tek kelime etmedik. içine kül ve hüzün kar m son arap barda n bulup diktim. vuruyordum. günler bu ekilde geçiyor ama arkada bir türlü gitmiyordu. Jesse James'in kur unlanmas ya da sa'n n çarm ha gerili i gibi. ama suya bak p ka t tabaklar m da bulduklar n . kulland ktan sonra onlar da lavaboya att klar m ve birinin lavaboya KUSTU UNU ke fetti imde kendime bir bardak viski koydum. bal dök yala k ça sokuverdim. neyin var? n'oldu Hank?" diye söylenmeye ba lad . iki hafta kald arkada . ki araps z kafalardaki eref kadar korkunçve gerçektir. ensesini veomuzlar n kel ve ERKEK bir Amerikal ! her ey söndü.yor! HAR KULADE! son derece dramatik duygular içindeydim gerçekten -dram n üst taraf .. . ba n daha net görebildim. biri geldi. barda duvara f rlatt m ve "BURAYA KADAR! HERKES DI ARI! HEMEN!" diye ba rd m. HA. yata n kenar na oturup. o normaldi nerdeyse. böylesi daha da iyi. bütün konservelerimi tüketmi . ç lg n güvercin gözlü ya l dondurmac lardan. ben ikisinden de çok zevk ald m. sonra heyecan mla battaniyeyi yere dü ürdüm. pamuk saçl filan. her eyden al nan intikam n tatmini. intikam duygusu. k çlar na girebilirsem baz ruhsal ve zihinsel sorunlar mdan kurtulabilece imi dü ünüyordum. vuruyor. uyuyormu gibi yap yor. "Hank. hâlâ uyuyor. ne fark eder? benim zaferim -hüzünlü. bir gece. tertipli oldu u da söylenemezdi. hiçbir ey beni alt edemez! ilk kez bu kadar güçlü hissediyordum kam m . küçük kam m kendi delili inin zirvesine t rmanm t . fahi eler ve erkekler. çarp k ve yapay bir zafer duygusu ile ba rsaklar n de iyordum. Mit-zi'dir herhalde. genellikle t kal yd zaten.. tarafs z ve tats z demir yüzüne krem süren hayatta ve ölü annemden. sihirli at iddeti ile büyülenmi . çirkin ve mükemmel. HO AH. ama içerdeki koku sorun haline gelmi ti. dolgun. belki de Betty. arap içi-liyorsa d rd r etmem. aya göz k rpt m ve mütevaz kam m o horlayan. ve saft her ey.. Hank. deh et içinde tavana bakt m ve tek bir içki bile yoktu evde. yük treninden dondurulmu bal k dolu kasalar indirdikten sonra kesik ve kanayan elim ve üstüne bir kasa dü tü ü için anas a layan baca mla topallayarak odamda verilen bir partiye girdim. bir i e arap paras ç k t rd k. i siz ve aç kam sonsuza dek yasaklanm kap lardan içeri giri. uyuyup sabah beklemeye karar verdim. k zlar tuhaf bakmaya ba lam lard bana. s raya girip ç kt lar odadan. Bay Kel Erkek hariç herkes ç kt . sinsi h rs z as l heyecanland ran çald nesnenin de erinden çok çalma eyleminin kendisidir. diye geçirdim içimden. ben bir erke im. çal yordum. AAARG. bir ekilde.ama o güne kadar hiç arkadan kay tlam t m ve kendimi her zamanki gibi biraz ç lg n hissediyor. i te o zaman anlad m uyuyor numaras na yatt n . yata a girdim. dipledim. kel erkek ne k m ldad ne de konu tu.vakurla ç kt lar odadan. üzgün. parti sorun de ildi. tanr m.

"Çin Tiyatrosu'na. parlak. anneni arad m. asansörün önünde durup ça r dü mesine bast . karakola kay p oldu unu bildirdik." dedi. a a inerlerken William' n." dedi." iki barda a arap koyup birini verdim. ama siz lütfen gelip onu al r m s n z?" "bu kadar uzun süre kalmas n anlayam yorum. annesinin numaras n buldum. seni bir güzel marizleyip soka a f rlatmak ya da anneni aramak. ." ona adresimi verip odaya döndüm." "lütfen gelip onu al n. o lunu kula ndan tuttu u gibi yataktan kald rd . neden o lumu rahat b rakm yorsun?" (32 ya ndayd "o lu") "elimden geleni yapaca m Bayan M. gitmedin. "ERKE M BEN! ERKEK! ERKEK!" diye a lad n duydum. kula n hiç b rakmadan o lunu asansöre soktu. lütfen gelip o lunuzu al r m s n z? Hank ben. dipledik. Hank? fena halde içkiye ihtiyac m var. sonra yine ba lad : "ERKE M BEN! LANET OLSUN! FAR-KINDA DE L M S N? ERKEK OLDU UMU DRAK EDEM YOR MUSUN?" on be dakika sonra annesi geldi ve tek kelime etti: "WILLIAM!" sonra e ilip kula ndan tuttu. sonsuza dek annesi ile ya ayan u saf."sesini kesmezsen tanr ahidim olsun seni öldürürüm!" holdeki telefona gittim. hay r! arap kald m . bana bak Henry. sonra pencereye gidip kald r m boyunca yürüyü lerini seyrettim." dedim barda m havaya kald rarak. Bayan M. hole ç kard . zeka seviyesi son derece yüksek salaklardan biriydi. sen onun için iyi de ilsin Hank. "annen seni almaya geliyor. demek orda! tahmin ettim ama senin nerede oturdu unu bilmiyordum. altm ya ndaki kad n hâlâ b rakmam t o lunun kula n ." dedim." "h mm. "bak n. yapm t . William iki büklüm olmu a lyordu. "Çin Tiyatrosu'na. Hank. "hay r. altm na yak n kamburu ç km bir kad n. "bak. genellikle iki-üç günden sonra eve dönmeyi sever. iki seçenek b rakt n bana.. gitmek istemiyorum. defalarca gitmeni istedim senden." "AMA B R ERKE M BEN! ERKEK. bardaklara arap koydum. "gitmek istemiyorum. arab yudumlad . ANLAMIYOR MUSUN? Ç N T YATROSU'NDAYDIM! Ç N TABURLARINI TARLALARDAN GEÇ RD M! TEHL KEL B R ZAMANDA AMER KAN ORDUSUNDA TE MEN OLARAK GÖREV YAPTIM!" do ruydu. gerçek ve iri damlalar süzülüyordu yanaklar ndan.

o bir elli boyunda iki yüz kilo. korkunç i mand . pansiyonun d kap s na vard k. --iki yüz kiloluk fahi enin geldi i gece ben haz rd m. bir gece kafam iyiyken içeri girdiklerinde cesetlerden birini çalmay dü ünmü tüm. ceset ta yorlar!" "arkada m. çar af n alt ndaki kafatas n n eklinden." diye güldü. bu da ne?" dedi. içtik ve güldük ve yan na oturup ona sürtündüm. kimse haz r de ildi ama ben haz rd m. arkam zda son derece basit bir tabelas olan son derece basit ve küçük bir bina vard : M DE HASTANES . hayatta kalmay nas l ba ard herkes için sorutabilecek sorulard . gayet iyi görünüyordu. cesetleri gece ç kar rlar. biz de içtik. kendime bir yar k bulmu tum nihayet. daha bu ak amüstü gördüm onu. evet!" "ha hahahahaha!" "bahse girerim ki s çmaya oturdu unda k ç n n yanaklar yere de iyordur." "arkada n oldu unu nerden anlad n?" "kemik yap s ndan. yemek borusundan do ru ba na. senin miden nas l?" . bir paket sigara verdim. koklad m. anahtar m ç kard m. ne istedi i. dolab n içine koyard m herhalde. "soktu umda ba m ba na ula acak. gündüz vakti ç karmak i ler için iyi de il.onu arabaya soktuktan sonra dolan p oför koltu una oturdu ve o güne kadar girmeyi ba ard m tek k ç deli inin sahibi "ERKE M BEN! ERKE M! ERKEK!" diye a larken gaza bas p uzakla t . güldüm. "tanr m. Ded Grange için sa bek oynard . yaln z ve saçma dünya kald r mda bize e lik ediyordu. "ha. arkama bakt m. "güzelim. lanet eyle ne yapard m bilmiyorum. k k rtt m. bir daha onu ne gördüm ne de görmek için bir çaba sarfettim. temiz oldu u da söylenemezdi. eski bir futbolcu. ha? ve s çt nda borular öyle bir t k yorsundur ki bir aydan önce açam yorlard r." " imdi nereye gidiyorlar?" "bir ceset daha almaya. midenden. o mu? imdi gül güzelim. ha?" "ha hahahaha!" bar kapand nda birlikte ç kt k -ben bir seksen boyunda ve doksan kilo. hangi cehennemden geldi i. güzelim. kahkahalar na bay l yorum!" "bir ceset bu. her gece birkaç tane ç kard klar na ahit olurum. sana öyle bir sokar m ki gülmeyi kesip a lars n!" "ha hahahahaha.

ama bir ara sendeledi. çaresizli imle. lanet eyi tiksinti ile a z mdan ç kar p f rlatt m.seni BULAMIYORUM ya!" k k rdamaya ba lad . kendimi tekrar öne f rlat p bir köpek gibi sald rd m iki yüz kilonun ortas na ve o hâlâ. st rap ve ek i yo urt tad . ve y k ma direnen." .. ölü gibi yatm yordu. ama çalkala ve a a ve yukar ve tekrar çalkaladan ibarettik. buldum ritmi. s cak ve kirli kula na. s k ca tutunup ritmi bulmaya çal t m: iyi çalkal yordu gerçi. sabah uyand m zda yata dümdüz etti imizi ke fettim.. "tanr m. "KIMILDA! SALLAN!" i te o zaman gerçekten k v rt p çalkalamaya ba lad . ama öylesine korkunç ve baya yd ki aç bir tahta kurusu gibi iltenin kenar na tutunmay ye ledim. ikimiz de çok sarho oldu umuz için hayli zorlan yorduk. kancalam t m onu." diye f s ldad m o i man.ki esnas nda dört baca n da k rm t k. hakk n yiyemem. ama insan genellikle bilmez. yeni bir yatak için para veremem. bat duvar n oldu u gibi y kacak sand m. hâlâ çalkal yordu. harikuladeydi. bir keresinde me-melikten ç km devasa bir et parças na tutundu umu hat rl yorum. inledi ve küçük bir çocuk gibi a lamaya ba lad ve bo ald m. ama onunla öyle bir sars l yordum ki yataktan yere yuvarlanmam i ten bile de ildi. ama a a ve yukar harekette birkaç kez eyerden dü -tüm. ikimizin de pes etmek istedi inden emindim." diye k k rd yordu ve ben inatla tutunup çal rken düzüyor muydum yoksa düzülüyor mu bilmiyordum. o ç lg n s. "he hehehehe." "evet. "hehehehe. üstüne ç kt m." "k rabilece imiz akl mdan geçmi ti. o devasa memelerinden birini tutup ucunu a z ma soktum. soyunduk. ama hiç param yok. "yüce efendimiz yard m n bizden esirgemesin. y k lmak istemeyen bir bina gibi pes edip çöktü. ama sonunda o ritmin içine girdim. hüzün tad geldi a z ma. "aman allah m!" dedim. ama haklad m onu sonunda. sonra uyuduk. "KIMILDA biraz!" "macun y n gibi yatma böyle! u devasa bacaklar kald r biraz. ama dönü ü yoktu. iyi!" yukar ç kabildik bir ekilde. bir keresinde. çalkant n n ritmini yakalad m."iyi. he hehehehe." "hadi ya!" diye h rlad m. he hehehehe. arada s rada eyerden dü üyor ama sava maya devam ediyordum. lastik." dedim." "benim de hiç param yok. ki s radan ko ullarda sak ncal de ildir. "aman allah m!" "n'oldu Hank?" "yata k rm z. yani tam ben vururken güverte bana do ru geliyordu. cinsellik çok yorucu bir göreve dönü ebiliyor bazen.

Hank. yatak yüzünden. kendini öldürmeyi dü ünen bir insan yata nas l kafas na takard . odama gidip biraz dinlensem iyi olacak. lütfen. ayaklar ba lad m. . "herkes arada s rada annesine ihtiyaç duyar. sa lam bir sicimdi. sevkiyat memurlu undan kovuldum." "annemdi. ufak tefek zenci hizmetçiydi. sizin odan zdan ç kt n dü ünüyorum. kal n. gitmeden önce banyoyu kullanabilir miyim?" "elbette." Lila harikulade."sana da biraz para vermem gerekiyor. y llardan beri ilk kez bana bir eyler hissettirdin." ve soka a f rlad m." "tabii Hank." dedim. "biraz yorgunum. Lila u anda yukar da yata monte ediyor. ev sahibesi a a dayd . birkaç içki daha içip pansiyona döndüm. Bay Bukowski. kayg l y m." "odan za yeni bir yatak koyuyoruz. do ru bara. içki çok iyi geldi." "yeni bir yatak m ?" "evet. k r k insan baca n ba lar gibi ba layabilirdim. "ho çakal. ama yatak fena halde kafama tak lm t . "Bay Bukowski." birlikte ç kt k yukar . duvara as l kuma tan levhan n yan ndan geçtik: TANRI BU EV KUTSASIN." dedim. için o güne kadar sadece bir ya da iki " ey.". Ann. ama gitmeni istiyorum. beni kand rabilece inizi san yorsan z aldan yorsunuz. ama takm t m. ben kirac lar m gayet iyi tan r m." dedim. sonra giyinip a a indim. ama hâlâ yatak vard kafamda. ev sahibesi bekliyordu." "te ekkür ederim. o bir sokak kad n yd . gündüzle-ri genellikle barda oluyordum. Bay Bukowski. döndü ünde kap n n e i inde durdu . "biraz önce ç kan kad n gördüm. "gitmemi ister misin?" "lütfen al nma. yata k rm s n z! DÖRT aya birden k rd n za bak l rsa dün gece o yatakta korkunç eyler ya anm olmal !" "üzgünüm. anla l r gibi de ildi. gündüzleri çal t kez görmü tüm." "ho çakal." "yorgun olman z çok do al. "yata n paras n ödeyemem. ama u yatak meselesi kafama tak ld ." "hay r." giyinip holün sonundaki helaya gitti." onu o ekilde yollamaktan suçluluk duydum. yata n dört aya da ayn damardan k r lm t . öykülerimin hepsi Harpers ve Atlantic Monthly'den geri geliyor. kendimi asmak için sat n ald m sicim geldi akl ma. Ann.

çok ciddi bir ifade tak nd lar." sonra kap y yava ça çekip kapatt . yaln z. benim harikulade zenci hizmetçim d ar ko up merdivenden indi ve kahkahalar n duydum yine. "bak!" bir arap daha koymu tum kendime "fahi e. öfkeli hatta.. kirac lar m z n hepsi yüksek ahlakl ki ilerdir. ö lenin biri. yata a bakt m.. Ondan önce ne yap yordunuz? E. rahat. gelip tepeme dikildi." . sonra ikisi de gülüyordu. "pekala.. Philadelphia. Yazm yordum. içeri girdim. gitmek istemiyordu asl nda o gece. ben gidiyorum!" "bu beni hiç ilgilendirmiyor. Bay Bukowski." dedim." "Sevgili E. bir elimde sigara. "lütfen davran lar n za dikkat edin. "BÜTÜN ZAMANLARIN B R NUMARALI SIÇANISIN SEN!" "ha. han mlar. u son parçay bir türlü yerle tiremedim! her türlü denedim.R.."Lila!" dedi ev sahibesi merdivenin tepesine vard m zda. --"Sevgili Bay Bukowski: Yazmaya otuz be ya n zda ba lad n z söylüyorsunuz. "Bayan Johnson'u görmü muydun daha önce?" "fahi e." Mary bildi i bütün numaralar çekiyordu. yal nayak. beyaz çar af ve battaniyeyi çeneme kadar çektim ve uyudum. sonra ev sahibem kap ya gelip bana bakt . d arda gök alabildi ine uzanm ." gidip yata a uzand m. iyiydi. allan n cezas fahi e." holün sonundaki helaya gidip s k bir bira-votka.R. "evet?" "yatak nas l gidiyor?" "anam a lad . "beni ba lay n ama tuvalete gitmem gerek." sonra k rm z dudak boyas sürülmü kocaman dudaklarla ç kt . allan n cezas fahi e. arap barda yatak ba l n n üstünde. çeliktendi.arap-viski s ç-m na giri tim. "bak n. saç n yana toplam olarak ç kt banyodan. kap ya yakla t mda ev sahibem gülmeye ba lad . kahkahalar kesildi. sonra soyundum ve anadan do ma yeni yata m n yeni çar aflar n n aras na girdim. minnet dolu ve mucizeden nasibini alm . hahahahha!" diye k k rdad m.. ne koku! sifonu çekip odama do ru yürüdüm. üstümde ortum ve bir haftadan beri de i tirmedi im kirli fanilam.. ancak seni bir konuda uyarmal y m. olmuyor!" ikimiz de kap m n önünde duruyorduk.

ç karken kap y çarparsan sopay yersin. diye geçirdim içimden. a r ad mlarla kap ya yürüdüm. o naylona sar l can m bacaklar görünce."neymi o?" "kap y çarpma. aya nda topuklular vard ama. duvarlar n titremesi kesilince aya a f rlad m. Mary süslenip ç kmaya haz rlan rken bana ne kaybetti imi gösteriyordu." "te ekkür ederim. açt m. öyle matrakt ki kendimi tutamay p gülmeye ba lad m. birkaç gün sonra döndü. sap na kadar çürümü sün. lanet bir fahi eden ba ka bir ey de ilsin. hiç bu aç dan bakmam t m. yoktu kimse. " ! ÖMRÜNDE B R GÜN OLSUN ÇALI MADI O OROSPU ÇOCU U!" bu matrakt . öyle çarpt ki oka girdim." "fahi enin tekisin. Mary'nin duymamas için yüzümü yast a gömdüm. kalkmana yard m edeyim. gülmem kesildi inde yüzümü yast ktan kald r p yerimden kalkt m ve hole ç kt m. gidebilece im hiçbir yer yok." "h mmm. d ardan h çk r klar duyuluyordu. çevirdim ve elimin içi ile s k bir tokat yerle tirdim yana na. ortumla holde pe inden ko up merdivenin ba nda yakalad m. sana tahammül edemiyorum art k." . kap lar n çarp lmas ndan usand m. kendine bir gecelik bir oda tut." "i mi?" diye ba rd . ayn hikaye. sonra bir kap n n aç ld n duydum. seninle ya ad ma göre. bir ç l k at p devrildi.. kap y açt m duyunca ko maya ba lad . güzelim?" bir kad n." (yalanc kaltak) "dinle. olan olmu tu ama. en son bacaklar devrilmi ti.. giyinmeye vakit yoktu." "YÜREK STER!" korkunç çarpt kap y ç kt nda." "bak öyleyse. içkimi dipledim ve kap y açt m. hepsi bu. ben ortum üstümde giderek bozuluyor. o i e gittikten sonra eve dönersin. "bu sefer dönmeyece im! yetti bana! yetti! üzgünüm. "neyin var. usulca kapatt m ve oturup kendime bir arap koydum. ete inin içini. "DÖVDÜ beni! kocam beni DÖVDÜ!" (KOCAM?) "vah can m. akl m kaç rm olmal y m." "ne yapacaks n imdi?" "bilmiyorum." "fahi eyim tabii.

lanet fahi e. kendime geldi imde kap kapal yd .uçurdum her eyi. hissettim. olur mu?" ho una gitmedi. i eyi açt m. can m?" kap ya gidip onu bekledim. kap y açaca m ve KEND M kapataca m. çal lar. ön kö esinde. ama bir kad na ilk kez. sana da en iyi dileklerimi sunuyorum. hedef saptamadan. sendeleyiver geceye do ru.barda dipledim. döndü ve bana bakt . özel bir durumdu. beni ÖLDÜRMEYE yeltenmi ti! inan l r gibi de ildi. beynimi da tmak istercesine. çanta kafama indi. korkunç adamlarla dövü mü lü üm vard r. bütün gece dikilecek de ilim burda. dördüncü katta oturuyorduk. f rsat de erlendirip beni de içeri atabilirlerdi. külotlar n . parlak olmaktan hayli uzak kariyerimde üçüncü kez nakavt olmak üzereydim. a açlar. biraz daha viski içtikten sonra gardrobuna gittim. jartiyerlerini. viskimi yudumlarken tek tek b rakt m onlar a a ." bir daha. bekleyerek. beni öldürmeye yeltendi.. özel durumlar için bir i e viski zulalam t m. giderek h zlan yordu. bina derin bir çukurun duvar na in a edilmi ti. pantolonlar n . kan m n üstüne bas p mutfa a gittim. yaln zd m. yava ça yere y l rken yukardan daha da iyi vurabiliyordu. sutyenlerini. "yavrucu um. sekizinci katta say l rd k asl nda. ayakkab lar n . saat on bire geliyordu. i e yaramazd ama. çantay kald rd "bak. sabah uyand mda ba m çatl yordu. "bu kez seninle kap ya gelece im. kendimi biraz daha iyi hissettim. viskiye devam ettim. tel örgünün öbür yan . kad n çantas beni endi elendirecek son eydi herhalde. kap dan ç kt . külotlar n elektrik kablolar na takmaya çal t m. ta tan farks zd . a a da. sonra iyice öfkelenip öylesine f rlatt m elime geleni.. on santim uzunlu unda bir yar k olu mu tu ba mda. elbiselerini. "hadi.. güzelim. ayakkab . kap n n tokma n tutmu tum ama hareket edemiyordum. ama olmad . benim kan m. yerler mu ambayd allahtan. bir bez al p yerleri sildim. saç m tarayamad m için ellerimle arkaya do ru slatt m." kap y kapatmaya davranm t m ki çantas n havaya kald rd . . biraz n ba ma döktükten sonra bir bardak koyup bir diki te içtim. "seni RENÇ orospu çocu u!" çantan n geldi ini gördüm ve yüzümde sakin bir gülümseme ile durup bekledim. bacaklar m kesildi. "lanet fahi e. haz r m s n. hem de nas l. donmu tum. bitirelim art k u i i. çanta doluydu. küçük bir mü tamelatn yan nda bo bir arsa vard . külot ve elbiseden geçilmiyordu a a s . "hadi yavrucu um. üstümde ort.. iyice kapt rm t kendini." dedim hâlâ s r tarak. yollan. elimde tazelenmi arap barda . küçük bir kan gölü vard yerde." pencereden a a. frengili yar n bir buçuk dolara yüzü plastikten bir maskeyi and ran ba parma eksik gazeteci çocu a pazarlars n belki. polise ihbar etmeyi bile dü ündüm. kafama inen yerde beyaz bir krem i esi vard . merdivenden birinci kata gibi bir kez daha indirdi kafama. hadi güzelim. elime ne geçtiyse hepsini pencerenin önüne y d m.

inip arka tarafa ç kt m. ama birileri onlar f rlat p atm gibi geldi bana. çoraplar delik de ikti. f rlatt m e yalar aramaya ba lad m. siz arap almaya gitti inizde bana tecavüz etti. bir koli ile döndü. k sa kestim." dedi Mary." "öyle mi? geri alabilir miyim?" "tabii. "ev ne kadar temiz. Mary ile Eddie'yi arap almaya yollad m. döndüklerinde koltuklar m zda oturuyorduk." "bir hata. "te ekkür ederim. anlayam yordum. gelip alacaklar." "her yere saç lm lard . arap getirmi lerdi. koliyi tel örgünün üstünden bana uzatt . onu haklamay not ettim beynime. "giysi filan gördün mü buralarda?" "ne tür giysiler?" "kad n giysileri." dedi." "kolinin içindeler. s rf kemikti." Dü es'in saçlar yüzüne dökülmü tü. a z n n kenar nda tükürük birikmi ti. soktum. o hastal kl -seksi görünüm vard onda. "bana tecavüz etti. öylece oturuyordu. parma ile beni gösterip duruyordu. haftalard r bir ey yememi ti belki de zavall . bardaklara arap koydum." dedi Eddie. Hank." arkas n dönüp yere çömeldi. "baksana. telefon ettim. fena say lmazd . yan nda da Eddie ile Dü es." "bir ey de il. gerçekten seviyorum seni. kimsenin konu mad bir and ." "kar m n giysileri onlar. açmas . gitmi lerdi. dü künler evine vermek için toplad m onlar . küre im topra a dald rd ." "dostuna güvenmiyorsan ne i in var burda?" . "bak Eddie. bir saat kadar içtik." dedim ya l osuru a." "tabii. kap kapan r kapanmaz Dü es'i kucaklad m gibi yata a f rlatt m. sonra Dü es saçlar n n aras ndan bana bakt ve o kuru ve ölü parma n bana do rulttu. döndü o gece. mü tamelat n arka bahçesinde elindeki kürekle bir eyler yapan ya l bir osuruk vard ." "birileri f rlat p atm gibi geldi bana. sonra." ya l osuruk eve girdi. böyle bir eye inanmayacaks n herhalde?" "tabii ki inanaca m. "art k kavga etmeyelim. "usand m bu kavgalardan! seni sevdi imi biliyorsun.

biliyor musun?" "ne?" "hat rlam yor musun?" içkimi al p koltu a oturdum. Eddie önde. gözleri büyümü tü. sonra Dü es. bir saat yeterdi. . sefaletin ve k r k cam parçalar n n aras nda durmu birbirimize sürtünüyorduk." e ilip kanl yaray efkatle öptü. Hank. "ben de mi?" diye sordu Mary. Dü es susmak bilmiyordu.. elimi ete inden içeri dald rd m ve yine kenetlendik. b kt m bu ayr l klardan. Mary'yi bile inden kavrad mda kap n n önündeydiler. kavga etmeyecektik o gece. dudaklar n çi nemeye devam ettim." gidip iki bardak arap koydum. "ama sonra gidip toplad m. "SEN DE!" dedim parma m ona do rultarak. yan ma gelip ba ma bakt . s raya girip kap ya do ru yürüdüler. zavall bebe im." ho una gitmi ti. bana tecavüz etti. "bana tecavüz etti.. "oh. fahi e ve berdu sözcükleri a za al nmayacakt . dinlenmeye ihtiyac m vard . bu kavgalara bir son verece imizi sanm t m. k rk be dakikaya ihtiyac m vard . hayalar m s vazlad . "ah.."Dü es asla yalan söylemez.. "sen kal yorsun kanc k!" onu içeri sokup kap n n zincirini sürdüm.a Mary. sonra uzun uzun öptüm onu. bir yandan da k ç n s vazl yordum. "az kals n beni öldürüyordun.. odan n ortas nda. "bütün elbiselerini pencereden a a f rlatt m. affedersin. Dü es ona tecavüz etti ini söylüyorsa." kaç kt . yerdeki mu amba gölgelerimizle canlanm t . sonr.. tanr m.KT R N G D N LAN! OROSPU ÇOCUKLARI!" yerimden kalk p barda m kuzeye bakan duvara f rlatt m. çantas n yere b rakt rd m. izin ver de anlatay m." "NE?" elini hayalar mdan çekti. de il mi Hank?"cevap vermedim. "o kemik torbas n düzmedin. "Hank." "S. ba m beladayd . a k kazanm . tecavüz etti bana. Hank.

" "elime ne geçecek?" "haftada on sekiz dolar. öbür yan ma bir ba kas oturuyor. ben çok küçükken bir kaplana yem oldu." "bana nas l engel olabilirsin?" "haftada on sekiz dolar alan ba ka birinin gözleri üstünde olacak. dostunum ben. talyan sabunlu yüzü ile arabadan d ar f rl yor." deyince bir tane daha çak yor. senin bir i e ihtiyac n var galiba." "Frans z m s n?" "Sunderson. talyan arkadan yeti ip Frans z'a bir yumruk daha çak yor." diyorum." --ayn taksi irketi için çal an taksicilerin depolar n doldurmaya geldikleri bir benzinlikti. arada talyan. tam o s rada arkamda biri keman çalmaya ba lay nca ba ka soru sormuyor. arabas n n tavan na ast el fenerinin nda sakal tra olan bir talyan daha. talyan bir o lan patronu aray p orada hiçbir ey yap lmad n söylemi . "asl na bakarsan Çin'de do dum. yan mdaki bana dönüp. ama ellerini kasadan uzak tutacaks n. Frans z. bir kald r mday m ve duvara yaslanm bir sarho u seyrediyorum. "Frans z m s n yoksa talyan m ?" diye soruyor." diye küfrederek elindeki usturayla Frans z' n yüzünü do ramaya ba l yor. i o kadar kolay.ngliz." diyorum. ama ben neden orada oldu umu biliyordum -paraya göz kulak olmak için. ba r p ça rm t . "ad m Sunderson. Frans z Mahallesi. skoç. sarho a l yor ve talyan ona "Frans z m s n?" diye soruyor ve sarho . babam misyonerdi. "orospu çocu u! orospu çocu u!" kentte ikinci gecem ve dayan lacak gibi de il. "paraya ihtiyac m var. Frans z m. anl yorsun de il mi?" diyor ve Frans z "evet. talyan'dan kurtulup araban n kulpuna yap yor ve "imdat!" diye ba r yor. sana yard m etmeye çal yorum. gecenin büyük bir bölümünü iskemleye oturarak geçiriyor dum. i delisi de ilim. duvar dibinde olup bitenlere tamamen kay ts z. sonra yine soruyor talyan: "Frans z m s n?" kurba a yine evet diyor ve bir yumruk daha yiyor. "ben dostunum. patlak lastiklerini de i tirmemi isteyen birkaç oförle tart mam saymazsak ilk iki-üç gece iyi geçmi ti.New Orleans. Winston Churchill ile uzaktan akraba oluruz." diyor. "ben dostunum. ihtiyar bana silah n yerini . yüzündeki kan çizgisi sabunlar n aras ndan uzuyor. gecenin ortas nda köpüklü surat ve elindeki ustura ile abuk bir görünümü var. DOSTUNUM!" ve Frans z araban n üstüne kapaklan p araban n sars lmas na ve anlad m kadar ile içerde sakal tra olan öbür talyan' n yüzünü kesmesine neden oluyor." "sende bir tuhafl k sezmi tim. kendimi bir bara at p oturuyorum. "evet." diyor ve talyan yüzünün ortas na öyle bir yumruk çak yor ki Frans z ba n duvara çarp yor. biram yudumluyorum. Frans z korunmak için ellerini yüzüne kald r nca usturay ellerine de sall yor. "seni orospu çocu u. benzini doldurur. " u oturdu un taburede birkaç saat daha oturdu unu farzet. keman bir süre için susuyor. paray al p kasaya koyard m.

olur mu?" derdim. kahverengi. Frisco'da ya l bir talyan kad n n hayat m kurtard m söylemek çok yanl olmaz mesela. temiz bir küçük k z elbisesinin içinde nab z gibi atan mucizevi. öylece durup gülümsedi bana." "bir ey de il. Pinelli me rubat dolab na gidip dolab n kapa n açt . içiyor." paray verdi. edas ve gözlerindeki oyun iste i de küçük bir k z and r yordu. "bir me rubat alabilir miyim?" "tabii. cin ve viski getiriyor. kad n ve tarih. . bu olta ka-m yla BA IRSAKLARIMI deleceksin!" öfkelenmi gibi yapard sonra. ve ben a k n. sonra. dolab n kapa n aç n seyrettim. benim için fazlayd lar. sonra bir gece talyan taksicilerden biri. "Elsie. k zlar her yere da lm konu uyor. gülüyor. gülüyorlard . tuhaf bir ikiliydiler. Elsie. ilk gelen k z en güzelleriydi. kar gelmeye ya da kabullenmeye çal yordum. bo i eyi verdi. Elsie ve silah. her ey güzeldi." içeri girip eski bir masaya yasland . ama kente geldi imden beri ba ma gelen talihsizliklerin alt ndan sürekli talyanlar'in ç kmas da dikkat çekiciydi do rusu. ama iyi bir gösteriydi. ne kadar ho tular. me rubat içiyorlard . haftada 18 dolar için her gece o iskemlede oturmak insan n yaln zl k hissini körüklüyordu. her ey gülünçtü. de i tirmeye. konu uyor. bacaklar na bakt m ve kahverengi efkati içimi kaplad . elektrik n n alt nda i enin içinden geçen hava kabarc klar n seyrettim. s r tkan. mutlu. bir SANSAR gibi. demi ti. içkimi bitirdikten sonra silah Elsie'ye verir. Sunderson' n yan ld nokta buydu. vücuduna. bilirsiniz i te. olaylar n gidi at na göre bir adam öldürebilir ya da hayat n kurtarabilirlerdi. benimki de Hank. Pinelli." "hepsini getir öyleyse. k zlardan biri davranmaya kalkarsa benim için bacaklar n n aras na bir delik aç." ertesi gece üç-dört k z arkada yla geldi. tanr m. ve ben d ar ç k p benzini koyard m. ama o ba ka bir öykü. matematikseldi daha çok." "hepsi bana benzer. küçük k z elbisesi vard üstünde. oförlerin benzin ve ya ücretlerini ödediklerinden de emin ol. rkç l kla ilgisi olmad n biliyordum. ad n severdim ama ondan hiç hazetmezdim. "te ekkür ederim. öbür k zlar gülerdi. içtikleri me rubatlara kat yorlard . öyle hissediyordum. erkek. küçük bir tabureye oturdu ve onun me rubat içi ini. uzun bir karars zl ktan sonra bir i e seçti. ama kadnd . talyanlar'la bir meselem yoktur. me rubat içmek için içeri girdi.ve nas l kullan laca n göstermi ti. gerçekten k zm gibi." "yar n gece k z arkada lar m da getirebilir miyim?" "birazc k sana benziyorlarsa hepsini getirebilirsin tatl m. dördüncü gece ufak tefek zenci bir k z belirdi kap da. hayat m. elektrik bir kad n. sen u lanet kasay gözet. öylece dururdum. üç dakika kadar bak m olmal yd k. oförlerden biri korna çald nda öfkeli bir ekilde aya a kalkar. genç. bir sonraki gece de on üç-on dört. patlak lastikleri de i tirmedi im için en fazla tantanay o yapm t . ve Elsie'yi elinde kocaman silahla b rak p d ar ç kard m. ertesi gece sekiz-on k z. "benim ad m Elsie. paray kendim de yürütebilirdim ama birileri kafama çalman n yanl oldu u gibi aptalca bir fikir sokmu tu ve ben bu arada önyarg lar m a maya. tanr a k na. kuca ma oturup bir ç l k atard : "hey." "haberler pek iyi say lmaz. "n'aber?" diye sordu. hayat dolu zenci k zlar. gerçekten öyleydi. ben kendi içkimi getiriyordum. ama haftada 18 dolara paras n n bekçili ini yapmak gibi bir niyetim yoktu. sinsi sinsi girdi içeri Pinelli.

sonra dönüp d ar ç kt . ANLADIN MI? FAH E BUNLAR!" kimse tek kelime etmedi. bardan ç km t m. burada fahi eler fink at yor." . sabah be sular nda ihtiyar geldi. ME RUBAT OFÖRLERE A TT R!" sonra bana iyice yakla p öylece durdu." dedi. Sunderson. silah ondan ald m. iki-üç ekip otosu vard ortal kta.ç t ç km yordu." dedim. birden ortal k bo ald . Marty'yi gördüm. "BU KIZLARIN K M OLDUKLARINI B L YOR MUSUN. Prusya subay havas . "Bukowski?" "efendim. yan na gittim. Elsie kayg land r yordu beni. silah ondayd . Marty?" "Sunderson' b çaklad lar. sen de onlarla oyna yormu sun. "ME RUBATI BU KIZLAR B T R YOR VE BU KIZLAR BURDA OLMAMALI. burada neler döndü ünü bilmek istiyorum. siyah parlak saçlar. gecenin gerisi tats z geçti. bacaklar n s çmak üzere olan bir tavuk gibi açm t . güvenilir birini buluncaya kadar senin yerine ben bakaca m. iki gece sonrayd san r m. sonra kalk p kasay açt m. uzun süre kesi tik. gözlerini Pinelli'den ay rm yordu. ap lar aç k dola yorlarm ve sen onlar yal yormu sun. HIYAR?" "evet. ME RUBAT KALMAMI VE BEN SUSADIM! K M B T RD ME RUBATLARI?" "ben." "pekala. Bay Sunderson." "sana yol vermek zorunday m. gö üsleri meydanda. para tamamd . benzinli in önünden geçmeye karar verdim. "o orospu çocu una yeni bir göbek deli i açmama ramak kald . o lan çocu u öfkesi. fazla uzun ve derin bakmazsan yak kl say l rd Pinelli. kartal burun. k zlar n hepsi bizi izliyorlard . sirk senin. benim arkada lar m. oturup içtim. "neler oluyor. sabah n erken saatlerinde böyle eyler mi oluyor burada?" " ey. hepimiz talyan'a bak yorduk oturdu umuz yerden. "onun anas fahi e!" sonra. sonra da silah n al p oförlerden birini vurdular."ALLAH KAHRETS N." "neyse. Elsie yan ba mda durmu . pek de öyle de il." (a ina sözler) "neden?" "çocuklar buray i letemedi inden ikayet ediyorlar. anla abildi im ender oförlerden biriydi." "B LEMED N DOSTUM! FAH E BUNLAR! CADDEN N ÖBÜR YANINDAK GENELEVDE ÇALI IYORLAR. darac k bir pantolon.

nas l bildin?" "göbe inden mi ?" "evet. kirli bozukluklar n beklentisi ile öne do ru e ildi orospu çocu u. cildim geriliyordu. Elsie. ayakkab lar m ve çoraplar m ç kar p yata a b rakt m kendimi. genellikle görünmezler. sonra kesildi. ama bir dostumun bir keresinde bana dedi i gibi. odama girdi imde yakmad m. insanlar daha kolayd r. dolunay vard New Orle-ans'da. *** ac hissetmemek duygular n kesintisi demektir. ---iki gün süren sarho luk boyunca gömlek kartonlar na karalamalar: A k bir emre dönü tü ünde Nefret hazza dönü ebilir. *** bir kaplan yakalay p kafese koyabilirsiniz ama onu k rd n zdan asla emin olamazs n z. odama do ru yürüdüm. *** kumar oynamazsan asla kazanamazs n. her eye sinmi hüznün içinden uyudum. film gibi. *** Tanr 'n n nerede oldu unu bilmek istiyorsan ayya a sor."tanr m. nas l bildin?" sarho tum. bir süre yürüdüm ve ya lar akmaya ba lad . iyi görünmüyordu sokaklar. . sözle men yok. "sana hiçbir ey vadedilmedi. *** Hayat ile Sanat aras ndaki fark Sanat n daha katlan l r olmas d r. *** > s nak çukurlar nda melek bulunmaz. ya lar n yüzümde kuruduklar n hissedebiliyordum. uyand mda imdi s rada hangi kent var. ay nda bir gözya seli. ve uyudum. çoraplar m ve ayakkab lar m giyip bir i e arap almaya ç kt m. diye geçirdim içimden. Pinelli mi?" "evet. evet. her co ku eytanla pazarl kt r." arab m almak için dükkana girdim. harikulade zenci fahi em benim. vurulan oför. hangi i ? kalkt m. insanlar ve fareler taraf ndan planlanm lard sanki ve siz onlarda ya amak ya da ölmek zorundayd n z. *** Harikulade dü ünceler ve harikulade kad nlar kal c de ildirler.

sanatç ise zor bir eyi kolay. * ** damlayan musluklar. *** egemenlik gerçekten milletin oldu unda hükümetlere gerek kalmayacak. tutku osuruklar ve patlak lastikler -hepsi ölümden daha hüzün vericidir. Amerikan hastanelerindeki so uk ve ölçülü ac mas zl n nedeni doktorlar n fazla mesai yapmalar ya da ölümü kan ksam .*** hayatta bir Amerikan ayya ölü bir Yunan Tanr 's ndan daha çok ilgilendirir beni. *** cinsel ili ki ark söylerken ölümün k ç na tekmeyi basmakt r. * ** hastaneler sizi neden sunmaks z n öldürmeye çal t klar yerlerdir. * ** . s k lm olmalar de ildir. as l neden ço u zaman ba lar ile k çlar n ay rdetmeyi beceremeyen. hiçbir ey gerçek kadar s k c olamaz. o zamana kadar hap yutmu uz. *** cesur insan n hayalgücü k s tl d r. * ** entelektüel basit bir eyi karma k söyleyebilen ki idir. *** Dengeli insan delidir *** hemen herkes dahi do ar geri zekal gömülür. korkakl k kötü beslenmenin bir sonucudur. * ** dostlar n n nerede olduklar n bilmek istersen kodese gir. cahillerin hayranl a bo ulup merhemi elinde bulunduran büyücü olarak gördükleri ve ÇOK AZ YAPIP ÇOK FAZLA PARA KAZANAN doktorlar n kendileridir.

ZAP! ZAP! ZAP! o yerde ç l k atarken e ilip puronun yan k ucunu s rt na bast rd m. gülün içine tükürenlerden. zengin deyyusun tekiydi. avukat oturmu kahve içiyordu. süründü yerde. J." dedim. kendime kahve koyup masaya oturdum. ama o bile yar m saat sonra etkisini yitirmi ti. * ** gömlek kartonlar n n sonu." dedim ona. puro parmaklar m n aras ndayd hâlâ. dümdüz yatt sonra.t. y kan rken egzotik tütsüler yakt r yor. kemeri sallay p tokal ucunu tekrar tekrar indirdim: ZAP! ZAP! ZAP! ZAP! ZAP! denizi arayan bir yengeç gibi y ld yere. gülümseyerek. "yard m et bana. bembeyaz ve k ll bir g. "bir dakika. hiçbir eyin yarar olmuyordu.bir metropol gazetesi kötü haber yazmadan önce kendi nabz n ölçer. ben onun bir dolarl k purolar ndan birini içerken o masaya öylece uzanm bekliyordu. zaman gelmi ti. evinin pencere camlar vitrayd . lavaboya f rlatt m. pe inden gittim kemeri indirerek. mutfa a girdim. "tanr m. "TANRIM!" . bir keresinde Nevada Çölü'nde dolunayda bir taksi oförünü öldürtüp seyretmi ti." be tane onluk s y r p masan n üstüne f rlatt . yarar olmuyordu yine de. "bitti mi?" "evet.S. saunada. Bach' n bütün plaklar na sahipti ve derdine deva olmuyordu. gerçek bir ya l pislik. Tanr a k na yard m et!" diye ba rd . bayat numara. duvar nda i eyen bir rahibe foto raf as l yd . sinsice at lan bir yumruktan fark yoktu. köpekleri çarm ha ba lay p bir dolarl k purolarla gözlerini yakm t . u a n n surat na içki f rlat yordu. a l yordu. dolaba gidip kemeri ç kard m. masan n üstünde domald . o kadar çok alt n bacakl k z düz-mu tu ki onun da yarar olmuyordu art k.

" dedim ona.ktir git. "a a dan yumu ak." dedi. Maxfield tünelin a z ndan ç kt nda el baltas n kafas na geçirdi i gibi adam n boynunu k rd . "senden hep üphe etmi tim zaten. "BEN M ? a r hassas bir yap m var benim!" ikimiz de güldük." "ne kadar tehlike o kadar ümit. yanl adam haklam t ." "s." sigaran var m ?"tabii. sert. svastika i aretli. a a indi imde Maxfield ölününkini emiyordu. çok güzel bir mutfakt ." dedi." dedim. "lanet olsun! dedi Maxfield. "kanca. bir kad n n k ç n cimciklemeden önce çizmelerini ç kartmas n iste. --çama r tünelinden a a kayarak geldi. ölünün gözlerini oydu. "topal s k n lanet keriz " dedi Steinfelt." dedi konu mak için a z n bo altarak. kapatt ." dedi Steinfield. "tav an çakt keriz." oturup kahvelerimizi yudumlad k. " lop." dedi avukat. iki kesme eker att m fincana. tatmin olmu bir ekilde aya a kalkt ." " lop." dedi. "k ç n k ç n kökle. yuttu gözleri. "haftaya çar amba yine gel. syan ve Ölüm'ü okudun mu?" "korkar m ki evet. "neden sen yapm yorsun bu i i benim yerime?" diye sordum. çok formda bir Celine gibi görünüyordu." . ceplerini arad . ikimiz de oturup bekledik. "Direni . yukar ç k p telefon ettim." dedim. "NE ilgisi var imdi?" dedim." dedim ona. "dinle."evet. "daha iyi bir dünya istiyorsak sokaklarda sava makla kalmay p içimizde ve akl m zda da sava mal y z. çak s yla. ayr ca kad nlar m z n t rnaklar kirli ise yar klar n n da kirli olaca n varsayabiliriz. "lanet olsun!" dedim. "senden önceki ancak bir ay dayanabildi. çal r vaziyetteki çama r makinesinin üstüne oturdum.

" dedi." Rimsky Korsakov'un ehrazat' çalmaya ba lad yukardaki hoparlörden. " imdi." dedi.. sonra da f rlatt m. "has." "gerçekten. "bir soru sordum sana. "tanr m." dedi. koklad m. sigaran n s cak ucunu. "otur." dedim ona. "tanr m." "hemen hemen her insan aptall n n derecesini bilir ama an ve öhretin k sa ömürlü dü ünde ancak kim ya ar?" "sadece SEN. Maxfield." sigaray ç kard m. oturdum. hay r. neden ya malad lar?" "ya malad lar. hay r. ama k ç yalad ." dedi. "tanr m..tü yar mas yap lsa dereceye girersin yavrum. son derece parlak." dedi. soktum. tuttum içerde." " u sayacaklar ma ba l l m ilan ederim. "öncelikle. "çünkü ya malad lar. "yanaklar n aç." "sen neden söz ediyorsun allah a k na?" diye sordu." dedi. söyleyeceklerimi takip edersen Camus'yü anlamak hiç de zor de ildir." duymu tu beni." dedi. "tanr m. "SAVA mektuplar ndan söz ediyorum.ktir. havada. L'Amitie Francaise'e . "nerde bende o k smet?" "soyun. sigaray . banko yazar. "kedi g." dedim sonuna kadar sokarak. sigaran n yan k ucunu." "köküne inelim bu i in. "ÇEK UNU!" "lanet eyi k ll k ç n n deli ine sokmad ma ükret.sigaray yakar yakmaz k rm z külünü k ll bile ine bast rd m. cehaletim kar s nda boynum k ldan ince. "yaygaray neden ya malad lar?" diye sordum." dedim. Charles Bukowski!" "son derece zeki bir adams n. hay r.

" dedim. "tanr m. Tiempo'nun editörü Ba kan Eduardo antöz erefine verilen resmi ziyafette verdi i söylevden." "neden s. "yaygaray neden ya malad klar n sana söyleyemem. iyi ve yetenekli biri olup dünya meselelerine bula mak bir eydir. yani eline patlatt. neçün?" . kap lar n alt nda imzas z notlar." dedi Maxfield. bunlar da küçük insanlar n i leridir. "ben yapt m yapaca m . dizimin üstüne koyarak." dedi bana. 10 May s 1958'de diktatörlük taraf ndan sürülmü II. coplar. "ya ÖBÜR türden olanlar?" "ayn ey. senin gibi boktan heriflerin insanlar dünya me elerinden ebediyen çekip ç karmas n seyretmek ba ka bir ey." "unut gitsin." "bütün samimiyetimle. köpekler." "tanr m." "Camüs olabilir mi?" "ne?" "yaygaray ya malayan." "mümkün de il!" "bu konuda bir fikri olabilir miydi?" "hiç üphen olmas n!" ikimiz de sustuk uzun süre." dedim. hay r elini. "yani. M." "k ç yalad n anlatmaya çal yorum. konumunu kaybetti. "kula a ho geliyor. MD .ktirip gitmiyorsun?" diye sordum ona." ikimiz de konu madan oturup cesede bakt k." "s ra sende. art k direksiyonunda olmad bir arabada öldü."neçün arad n Steinfielt' ?" "'neçün' mü?" "evet. Aziz Kesso-us'a yazd mektuptan. "basit öfkeler basit yar klar gibi Ekim güne inde yok olurlar. 1948 y l nda Latour-Maubourg Dominikan Manast r 'nda verdi i demeçten. büyük olanlar küçük insanlar için büyük hedef olu tururlar -tüfekli ve daktilolu küçük adamlar.verilmi söylevlerden. kand r ld . polis y ld zlar ." dedi ba n . "bu cesedi ne yapaca z?" diye sordum.

sa olun. ne istersen onu dü ün. Afrika'y dü ün. "i imiz kolay de il. "a a dan yumu ak."gerçekten asab m bozuyorsun. ayaklar n uzatabilirsin. Oswald? OSWALD???? Oswald Spengler. Maxie ölü cesetle a r samimi olmu tu yine. terliydi." dedi Steinfelt. ko uyu kim kazand ?" diye sordu. on y l daha tan y n bana. ahizeyi kald r p elime ald m. --otur Stirkoff. ben. kaderlerimiz yar m. Boston Red Sow ve Los Angeles Belediye Müzesi'ni." "sen kime oynad n?" "Tak lberi. çengel devri kapand -ama bu telefonun istirahatte devasa bir zenci kam n and ran bir çengeli vard . "9. Amerika'n n bütün di er telefonlar be iklidir. Del mar m ?" "ko umlu." "pekala." dedi Maxfield. sert. elbette. gidip çama r makinesinin üstüne oturdum ve bekledim. ve kurumu makarna kapl . sevgili Spengler." yukar ç k p telefonu çengelden çektim." dedim." "Jonboy Star. "tav an çakt keriz. ve ben. "dostum. on y l daha." dedim ona. . Copeland' n S radan nsan için Fanfar' ba lad hoparlörden. "ko umluda m . neler oluyor orda?" diye sordu. ben." " lop. ben. "kanca. Bat 'n n Geriliyi i ve Çökü ü benden önceydi. ben a a indim." dedim ahizeye. kapatt ." "topal s k n lanet keriz. Detroit' . "Steinfield." "iki kere s. kuru solucanlar kazanm t son ko uyu. Wa ts' dü ün." dedi Steinfield. zorlanmadan. hayat n aynas nda ne kadar kötü göründü ünü dü ün. Vietnam' dü ün. pamuk gibi. efendim.ktir git. hepsi de i tirilmi tir. bir süre oturup seyrettim.

efendim. efendim. nas l? anlayamad m. hiç evlendin mi? birkaç kez. çükünle oynar m s n? sürekli. cam m ? hay r . tamam! öyledir. do ru mu bu. fazlaca m içiyorsun. öyleyse bu boktan yaz lar neden yaz yorsun? kendini kötü mü hissediyorsun? son zamanlarda pek iyi de ilim. tamam. . Stirkoff?her ey. efendim. efendim. efendim. Stirkoff. efendim. Stirkoff? evet. müzik olarak da Vaughn Williams ya da Darius Milhaud ye lerim. delirdi imi dü ünüyorum. dünyada geni anlamda adalet sa lanabilir mi sence? hiç sanmam. dört-be çi yumurta ile yar m kilo k ymay . cam m ? de il. Stirkoff? elbette. efendim. evliliklerinde ters giden neydi. hayat n n en iyi sevi mesini anlat. efendim. co ku ve kurtulu hakk üzerine de. efendim? yani nas l bir yöntem uygulars n? dört-be çi yumurta ile yar m kilo k ymay dar a zl bir vazoya döküyorum. efendim.. anlad m kadar ile adalet ve e itlik gibi konulan irdeleyen yaz lar yaz yorsun..m.çok lütufkars n z. yahu vazoyu soruyorum.

sadece bir babam oldu. Stirkoff? her zaman de il. a k habersiz iyi tan mad n z biri ise belki. bir insan sevmek mümkün mü sence? nlar belli bir aç dan gelirken belki. nedir senin korkak tan m n? bir aslanla silahs z dövü meden önce tereddüt eden kimse. ne demek bilmiyorum? yani k yaslamak güç. efendim. efendim. herkes bilir aslan n ne oldu unu. tereya l k zarm ekme e A IK olabilece ini mi söylüyorsun. seni sever miydi? kendinin bir uzant s olarak. baban seni döver miydi? s ra ile döverlerdi.daha iyi ve adil bir düzen özleminin asl nda çürümeden ve ba ar s zl k duygusundan kaynakland n n fark nda m s n? evet. evet. ben insanlar pencereden seyretmeyi severim. k rm z bir deniz topu ya da üzerine tereya sürülmü k zarm ekmek de sevilebilir. sevgi ba ka nedir ki? iyi bir eye de er verecek kadar sa duyulu olmakt r. hay r. efendim. efendim. efendim. o da kendi pay na döverdi. efendim: dedi iniz gibi. baban kötü bir insan m yd ? bilmiyorum. baz sabahlarda. sen bir korkaks n. efendim. benimle kafa m buluyorsun. adalet yoktur. güne gelir gider. Stirkoff. ben annemi kastetmi tim. efendim. . kan ba gerekmez. Stirkoff. efendim. peki cesur kime denir? aslan n ne oldu unu bilmeyene. kesinlikle. hani bir baban vard ? herkesin bir babas vard r. herkes aslan n ne oldu unu bildi ini san r.

öyleyse budala da yoktur. siyah olmazsa beyaz olmaz. delilik gerekli midir? vard r. rahat et! rahat et! uzat ayaklar n . anl yorum. demek delirdi ini hissediyorsun. efendim. demek istedi im u: kelleni vurdursam ben RADE sense H Ç olursun. iir delilik midir? iir olmayan her ey deliliktir. ba ka bir ey olurdum. efendim. olan olmu tur. Stirkoff? peki delirdi ini hissetti in zaman ne yapars n? iir yazar m. Stirkoff. bilge diye kime denir o zaman? bilge insan yoktur. . çirkin nedir? ki iye göre de i ir.budala tan m n nedir? zaman ve kan ziyan edildi inin fark nda olmayan kimse. özür dilerim. efendim. efendim. o dar a zl vazolara fazla girip ç km s n sen. her eyin zaten olmas gerekti i gibi oldu unu anlam yor musun? yanl diye bir ey yoktur. ben her eyin neyse o oldu u kan s nday m.yani. çok lütufkars n z. efendim. ikimizin de. ba ka eylere ba ml olmaks z n. hay r. gece olmazsa gündüz olmaz. kelleni vurdursam ne dersin? bir ey diyemem. elbette. efendim. çirkinlik deliliktir. efendim. benim SEÇ M M do rultusunda. efendim. ikimiz de lütufkar z.

silah da silah. ben ADALET'im. efendim. motivasyon s k nt s çekiyorum. ikisi de bilgi ürünüdür.gerekli midir? bilmiyorum. çok ey biliyormu havalar ndas n. . ç l klar atacaks n. Stirkoff. kelleni vurduraca m. Vaughn Williams dinlemek de ne oluyor? Beatles' duymad n m ? onlar herkes bilir. ben ÜSTÜN'üm. efendim. Darius Milhaud. efendim. efendim. bilgi nedir? mümkün oldu unca az ey bilmektir ne demek o? bilmiyorum. silah üretebilir misin? hay r. üphesiz efendim. efendim? bir köprü in a edebilir misin? hay r. belki. anlam yor musun? beni yönetebilirsiniz. ama yapaca n z eyler yap labilir eyler olmaktan öteye gitmeyecektir. zekice konu uyorsun ama i kence alt nda bu kadar zeki olamayacaks n. Stirkoff. sa olun. köprü köprüdür. niye? beni motive etti iniz için. i kenceye yat raca m seni. ölümünü dileneceksin. ben senin efendinim. sanm yorum. bana bak. onlar sevmez misin? onlardan nefret etmem. efendim.

çiçeklere bir göz atar. önce . sabah on buçuk sular nda gayet keyifli kalkar. kafa çekmene kar an da yoktu. büyük bir mobilya irketinde daktilograft . paraya ihtiyac yoktu adam n. alkolle sorunu var. araba al m sat m ile u ra yordu. hangisi? AÇIK KENT. bu da benim i ime geliyordu. ---Miriam ile ortadaki evi tutmu tuk. bana laz m..nefret etti in bir ark c var m ? ark c lardan nefret edilmez. HEMEN KENCEYE BA LAYIN! efendim. gardiyan bu sersemi derhal götür! ve bana biraz ey getir. GARD YAN! BU ADAMI KENCE ODASINA GÖTÜRÜN. vazomu yan ma alabilir miyim? hay r. güzel evdi. kiray bir-iki hafta geciktirmi sen "hiç önemi yok. bitli bir köpek güne in alt nda titre en harikulade bir limon a ac na i erken dünya dönmeye devam eder. kral öne e ilip dü meye basar. kiray ödemek için ev sahibini aray p bulman gerekirdi. Vaughn Williams çalmaya ba lar teypte. etraf na da lale dikmi tim. ark söylemeye çal an birinden? Frank Sinatra. h z n kesmeye çal yorum. gazete okur musun? sadece bir gazete. ön bahçeye bir s ra menek e. efendim? alt yumurta ile yar m kilo k yma. neden? hasta bir toplumun hastal n n depre mesine neden oldu u için. sabahlar ak amdan kalma oldu um için onu otobüse götüremiyordum." derdi. Miriam çal yordu." kolay bir hayat ya yordum. arabam z vard ancak Miriam arabay bir türlü çal t ram yordu. ne. efendim? el koyuyorum. gardiyan mahkûmu d ar ç kar r. zapta geçsin. "aman paray kanma vermeyin. kiras ucuzdu.. ama her ak am köpe i de yan ma al p otobüsünü kar lamaya giderdim. son bir istekte bulunabilir miyim? evet.

ve en önemlisi -k ç. yeterince yuvarlak de il. bula y kard m. ben merdivenin basamaklar na oturmu bira içip köpe e top atarken o evinden ç k p ön bahçesine serdi i battaniyenin üstünde güne lenirdi. tam kar m zdaki büyük evde oturan kad nla. Miriam' al rd m.. erkeklerin can cehenneme. "yanda oturan moruk geçen gün yan ma gelip beni cimcikledi. köpekle oynard m. pilimi p rt m toplad m." bir arkada m ça rd m. ya da ayr bir parça gibi durur. iri bir canavard . gösterimden memnun de ilsen ayr l yorum. "ben bir sanatç y m. fazla iri. birileri de i iklik olsun diye böyle mükemmel bir vücut yarat r." dedi. k smetim aç lm t . hemen dön. böyle mart lmaya al k de ildim. ben ç kar ma bakar m tavr . sen bir han mefendisin. yata yapar." dedi. daha iyi uyuyor ve çok daha iyi sevi iyordum. bo i eleri toplar. gerçek bir han mefendi!" "bir bira içer misin?" diye sordum . ama bu kad n n vücudu inan lmazd . "merhaba. elledi beni. moruk ölünce paras n onlara b rakacak san yorlar. pis moruk. lütfen. fazla düz. paras varm . benden iri. Los Angeles' n kat l yerle mi ti yüzüne ama. bütün gün yatakta yat p içki içiyorlar. k ç. etrafa çeki düzen verir. ya da kollan. yorulunca içeri gjrer. sonra ak am adam gelip kar s n al yor. çok dikkatli olmak zorundayd m. i ko bir talyan. "merhaba. art k dersini alm t . "bak. paras onun olsun. daha iyi konu uyor. ad Gregario. Gregario. bu kad n n bütün uzuvlar ile uyumlu ahane bir k ç vard . bebe im. derken ön tarafta oturan kad nla samimi oldum. bana "benim için çal yorsan sonuna kadar gideceksin yavrum. arada bir do a." dedim ona. herkes seni soruyor. bahçeye ç kar. buzdolab n aç p Miriam' n ak am yeme inden emin olduktan sonra arabaya atlad m gibi do ru hipodroma sürerdim. boynu kal n ya da ince. "ben art k arka tarafta güne lenece im. gard m yüksek tutuyordu. k ç nda mutlaka bir tuhafl k vard r. ço u kad na bakt n zda bir kusur görürsünüz. ak am onu kar lamak için tam saatinde otobüs dura nda olur. ama olsun. George. zamanla ad n n Renie oldu unu ve Western Bulvar 'nda küçük bir gece kulübünde striptiz yapt n ö rendim. muhabbet yok. bacaklar çok k sa ya da çok uzundur. son anda eklenmi gibi. etraf kom u doluydu ve Miriam hepsini tan yordu. tanr . bal m. ama kendimi giderek daha iyi hissediyor. hem sahnede çal acaks n hem de arka odada. eve girdi imde telefon çal yordu." derdim. diyordum kendi kendime. "dinle. biraz daha gençken zengin piçlerinin elinde oyuncak oldu u hissine kap l yordunuz. daha iyi yürüyor. birkaç kez aldat ld . düzü üyorlar. her ey gerçekten dört dörtlüktü. birkaç gün böyle sürdü. bu böyle sürmez. üstünde iki parça ipten olu mu bir bikini. sanat na büyük sayg m var. bir sabah bana. i reniyorum insanlardan. kalçalar dü ük ya da yüksek. bir adam var her gün kar s n getiriyor ona. ev i leri bana aitti.bir kahve ard ndan da bir bira içerdim." diye kar l k verirdi. cinselli in ruhunun aynas d r. Monte Carlo hayat da say lmazd gerçi. hemen! buras sensiz ölü. fazla yuvarlak. güne in alt nda göbe imi s vazlar. en az yetmi inde var. benim patronum mesela." "yok ya?" "evet.

" "bir ey yapmadan önce ne yap yordun?" "boktan i ler. "onuncu caddede cinayet" perde araland . viski i esini yan mda b rakm t . "be endin mi sahiden?" "hem de nas l. bir sanatç s n sen." . çok geçmeden boncuklu ip parças kalm t üzerinde sadece. barda m dipleyip at yar lar na gitmemeye karar verdim. müzik ba lad birden. süzülerek. beni yatak odas na soktu. üstündekileri ç karmaya ba lad . "bu aralar bir ey yapm yorum." "iyidir. "bravo! bravo!" diye co kuyla alk lad m. sahnenin arkas nda perdeli bir bölme." "ne!" "gel. gerçekten de yuvarlak ve yüksek bir sahne vard odada." "Miriam ile konu tum. viskimden bir yudum ald m. anlatmaya de mez. Renie verandan n basamaklar na geldi. resim yap yor. ço unlukla bir bok de ilim. bana su bir lu viski haz rlad ktan sonra perdenin arkas na girdi. k v r yor. Gregario hakl . süzülerek. sahneden inip bir sigara yakt ." "gece kulüplerinden haz etmem. çalkalay p boncuklar havaland rd nda sihirli kutusu ç k yordu aç a. barda m doldurdum. müthi çalkal yordu.oturup biralar m z yudumlad k. gerçekten klas bir dansç s n."tabii.. yaz yaz yormu sun. odan n tamam n kapl yordu nerdeyse. "ne i yapars n?" diye sordu." "gösterimi seyretmeni isterdim." arka kap dan evine girdik." "k z arkada n çok ho . bir içki daha koyay m kendime. süzülerek ç kt d ar . ne demek istiyor?" "dur. i i biliyordu gerçekten." "bazen. gözlerinle gör." "yatak odamda sahne var. çalkal yordu." "iyi de.' içeri gidip iki bira ald m.

" "biraz daha içeyim.. PATATESLER GECEYAR1SI SO ANLARI FIRLATIR. yata n üstünde bir paket sigara bulmu tum. "New York'lu bir bebek iyi geceler diledi inde sabah olmu tur iyi geceler ekerim. "HAYIR! HAYIR! SEN B R EY BUL. "EVET. B RAZ DAHA CÖMERT TAB K . d a yans r. ben dans ederken benimle konu abilirsin. BUNU BELL ET!" viskiye devam ediyordum." "evet." müzik o kadar yüksekti ki sesimi duyarabilmek için ba rmak zorunda kald m. çekinme. BAYA I OLUYOR. kendimi geli tirmek için. AKLINA NE GEL RSE. B R YILANSIN! AKLINA NE GEL RSE. DANS EDEREK ONLARA LÜTUFTA BULUNUYORSUN. anormal beyinli. SAHNEN N ÖNÜNDEN UZAKLA IRKEN OMUZUNUN ÜSTÜNDEN. konu urum. seninki de dans ederken ortaya ç k yor. bana önerilerde bulunarak gösterimi geli tirmeme yard mc olabilirsin. BEBE M!" "patatesler geceyar s so anlar f rlat r!" diye t slad . TANRI D SE SEN TANRISIN. ben de öyle hissediyorum. ç kt nda de i ik bir k yafet vard üstünde. kelli felli bir Hollywood yönetmeni gibi hissediyordum kendimi. MESELA. birini söndürüp birini yak yordum. B R HANIMEFEND S N SEN. TIS-LAYARAK. "SAHNEYE G RD NDE GÜLÜMSEME." " i e burada." "pekala. kimi insanda görürsün. farkl bir duygu. KUTSALSIN! KLASIN VAR. dans ederken ark da söylerim. B R ODADA YALNIZSIN. fark nday m." yine sahneye ç k p perdenin arkas na geçti. " MD ! MD ! B RDEN B R EY SÖYLE. içinden gelen bir ey d n güzelle tiriyor. beni ele tirmeni istiyorum. EVET. cinsellikle filan ilgili de il. tav rlarda kendini belli eder. klas görülebilen bir eydir. gev erim. hayvanlarda ve sirk trapezcilerinde vard r. yürüyü te." "evet. genellikle içten gelen bir eydir. SANA A T OLMALI!" "m s r. tan mlanamaz." "bak."ben de içerim seninle. . bu sahneyi de bu yüzden yapt rd m. SEY RC YOK. A KI SEKSTE BULMAK ST YORSUN! ACIDA!" üstündekiler ç kmaya ba lad . gel beni s r!" diye t slad . hissedilir. m s r.

bol bir sabahl k vard üstünde. gel beni s r. "m s r. sahiplenme ba layacakt . "salak k z n biri bütün daktilolar ya lam .. "ne gün. almak için geldi i ne boksa alttaki dolaplardan birindeydi. HIZLI! AKLINI Y T RM ÇES NE. sakal tra oldum. 'hangi geri zekal ya lad bunlar ?' diye ba rd . ve art k çok geçti. tamirci bize. bir yudum al p iç geçirdi. parmaklar m i ti aptal tu lara vurmaktan. sonra Conners kaybedilen zaman telafi etmek için anam z a latt . köpe i al p Miriam' kar lamaya gittim. eve gidip du yapt m. bir viski daha içtikten sonra ona veda ettim.. de il mi?" diye sordu. hem böylesi çok daha e lenceli ve anormaldi. Miriam çok yorgundu. banyonu yap p bir bardak arap içtin mi bir eyci in kalmaz. " MD ÜSTÜNDEK O ALLAHIN CEZASI P PARÇASINI KOPAR. . yan nda da biftek. önceleri Miriam korkusu ile ben fazla temkinliydim. New Meksiko'lu iyi bir k zd i te. yüzü k zard . HER EY TERK ETM . BÜTÜN B R TÜRK ORDUSUNU TA G B YAPTIN! BANA DO RU. sigara parmaklar m yakt . YAVA ÇA. bir sabah saat on sular nda kahve ya da eker ya da ba ka bir ey ödünç istemek için geldi. oda alev alm t ." diye t slad . " MD YAVA ÇA BANA DO RU GEL. hepsi bozuldu. Renie'yi birkaç kez daha gördüm ama ilki gibi olmad . hiç i tutmad k." dedi." "deh et yorgunum!" koltu a oturup ayakkab lar m f rlatt . sonralar Renie'nin sanatç han mefendi ki ili ini öyle abartt k ki biz bile inand k. HER EYDEN KOPMU ÇASINA!" çalkalad . "ÇALKALA! HIZLI." "yine de f st k gibi görünüyorsun bebe im. TANRIM!" sahneye f rlamak üzereydim ki bir kez daha. SONSUZLU UN YÜZÜNÜ GÖSTER BANA!" gösterdi. cinsel yakla m aram zdaki sanatç -ele tirmen ili kisini zedeleyecek. tombul kar s üfledi. tamirci ça rd lar. "UTAN! YÜZÜN KIZARSIN!" diye ba rd m. bir süre nutkum tutuldu. salata ve sar msakl ekmek. pencereden d ar bakarak. Renie üflemedi ama mumumu.üstüme bo al yordum az kals n. almak için e ildi inde gö üslerinden biri d ar f rlad . m s r. "güne batarken bezelye tarlalar ne kadar güzel görünüyor. arka tarafta oturan kaportac n n ufak tefek. YAVA ÇA. f r nda patatesim var. bula ktan y kad m. YAVA ÇA. arab n koyup eline tutu turdum.

"fark nday m. üstüme s çrad . bütün kad nlar arkada t lar. Kingsley Drive'da ucuz ama temiz bir daire tuttum. Miriam' bir kez daha gördüm sadece. kimsenin gelip gitti i yok. geri döndüm. sadece kad nlara özgü bir biçimde. " i man denmez asl nda. ye il yan n-ca kar ya geçtim. düzgün biri ile birlikteyim." "hayal görmü sün." dedi. sana hükmeden tonlarca enerji ile bir odaya t k lmak gibiydi. "en az ndan köpek beni özlemi . hele ben çal p sen evde otururken asla." "bu gece kalabilir miyim?" "hay r. çal yor. Miriam' n Renie'den ku kulanmad halde i koyu nas l ö rendi ini çözemiyordum. tereya ndan tombul bir bebekti. buna biraz da d bilgi ekledin mi hiç ans yoktu zavall erke in. bazen Western Bulvar 'ndan geçerken kulübün kl tabelas na bakard m.. bendim herhalde ödünç almak istedi i. hiç girip gösterisini seyretmedim." "hayal filan görmedim. Renie Fox. kabullenemem. --- . ok ay p azd rd m." epey çaba sarfettim yumu atmak için. ileti im kuruyorlard . giderek öfkeleniyordu. köpek de yan ndayd . bir gece seni görmesi için evine getirdim ama zili çalmak üzereyken içerden kad n kahkahalar geldi." "baksana. ÇALI MAKTAN korkmuyor!" sonra döndüler. yatak odas na girdik ve iyiydi. kad n ve köpek k çlar n sallayarak benden. neyim vard ki? yar m bavul paçavra. kocas bir araban n alt nda küfrederek ya l ingiliz anahtar çevirirken birbirimize sar ld k.baya bir durumdu. inan lmaz bir s cakl k dalgas yay ld mutfa a. bir ey ödünç almak için sarfetti i aç l cümlesi d nda ikimiz de tek kelime etmemi tik." dedim. her zaman Miri-am' n girdi i banyoya giri ini görmek tuhaft . iyi bir i i var. toplanmam uzun sürmedi. sonra evine döndü. yoktu kimse. arada s rada sana u ramak isterim. kav aktayd m. "arka tarafta oturan i koyu becerdi ini duydum. alt nda da Renie ve iki stiptizcinin daha ad vard . aya a kalkt . hayat mdan ve korkular mdan uzakla t lar. ama olmad . do rudan ya da ruhsal ya da erkeklerin anlayamayaca . ama bitti. y ld z striptizcinin ad parlak neonla en üstteydi. yüzümü yalad . sonra cevab buldum. i ortas nda seni rahats z etmek istemedim. k rm z yan yordu. y ld z de ildi ama." "öyle olsun." "iyi de bu saatte nereye giderim?" "cehenneme!""uzun bir birlikteli e ra men mi?" "uzun bir birlikteli e ra men. biraz param vard allahtan. gelip geçene bakt m." "olmaz. Thrifty ma azas n n önünde kar la t k. k pk rm z oldu. bekledim. üç gece sonra içkilerimizi yudumlarken Miriam.

pek s k ark söyle-mezdi ama." diye yazd bana. tek kelime konu am yor. s k s k döverdi beni. beni neden dövdü ünü anlayam yordum çünkü.en iyi dostlar mdan biri -en az ndan ben onu dost sayar m. kar lar n dövmeyi sürdürürler. GÖRDÜM! ATLADIN B R TANE! ATLADIN B R TANE!" sonra banyonun penceresinden bizi izleyen anneme. Yunanistan. ah. akl m ba ka eylere giderdi. Yunanl lar bilirlerdi bu hastal . insan bu hastal a herhangi bir ya ta yakalanabilir. gözleri tavanda. sviçre.zaman m z n en iyi airlerinden. çünkü. büyük an ihtiyar n bahçede yere yat p gözleri çim hizas nda bakt and . ünü dünyay sarm . ondan sonraki mektupta art k bir ey denemedi ini yazd . gözümden ya lar iniyordu ama g k m ç kmad . s cakl k ya da güven ihanetine u ram m hissine kap lm yordum. umursamazl k ve meraks zl k. etli ve i renç bir sesti ve ben yerdeki ta lara bakt m. bütün sorunlar ndan beni sorumlu tuttu unu dü ünüyorum. bir ba kas ellerine. ben Donuk Adam Duru u ile DO MU UM. zaman m z n önde gelen airlerinden. i in en zor yan a lamakt . anlams zd benim için. an msad m eylerden biri korkakça ac mas z ve zorba biri olan babam n beni banyoda uzun. aileme ba l olmad m için sevgi. "BANYOYA!" diye ba r rd babam. sessizli in içinde çok tuhaf. ama en tehlikeli ya k rk sonlar . a lamak gelmezdi içimden. bu büyük airin koca bir bok f ç s n n içine dü mesini gayet iyi anlayabiliyorum." veya: "Broadway'e selamlar m iletin. Donuk Adam Duru u olarak adland r yorum ben bu haslal . elli gibidir. açl ktan ölmek üzere. "BANYOYA!" banyoya girerdim ve kay ç kar p vurmaya ba lard . inan lmaz bahaneler yarat yordu. belirtileri de u türden düz ifadelerdir: "can ma tak etti. ben evlenmeden önce. "i neler bu i i çözecek. di er çocuklar beysbol ya da futbol oynayarak normal insanlar olma yolundayken." ama çabucak toparlan p i ba yapar. bahçenin çimlerini biçmek kadar zahmetliydi. HAREKETS ZL K olarak tan mlayabilirim bu hastal -eylem eksikli i. küçük ve kirli bir Londra otel odas n n yata nda heykel gibi yat yor. hiçbiri derdine deva olamad . sonra da mükemmel bir Alman han mefendisi olan annem ba lard : "ah. beni dövmek çok zaman n al yordu. ortal kta. herkes bir dönem Donuk Adam Duru u'na yakalanabilir. babam vurmay kesti. yedi-se-kiz ya ma kadar suçluluk duygusu ta d m içimde. u aralar Londra'da bu hastal ktan mustarip. bir süre. bir kez enine. uzun bir çim tanesi bulurdu mutlaka. banyodaki tek ses kaba etimde patlayan kay n sesiydi. olsayd ke ke! ne doktorlar gördü. "ATLAMI B R TANE! GÖRDÜM! GÖRDÜM!" diye ba r rd . ön ya da arka bahçede bir tek çim tanesi atlam sam öldüresiye döverdi beni. biri ba rsak kurdu te hisi koyup tedavi uygulad . bir tane ATLAMI . sonra da makasla kenarlar düzeltirdim. haftada bir gün çimlen biçerdim. tuhaft r." veya: "her eyin can cehenneme. ko arak ç kt . "i te. DURU say lmaz asl nda ama böyle adland r rsak elimizdeki cesede biraz daha mizahla yakla abiliriz. tek kelime yazam yor. Almanya. talya. yoksa afakanlar basacak. ngiltere. dayaktan ve bahçenin sulanmas ndan sonra bana üstüne oturmam için yast k verdiklerinde de istemezdim yast . spanya. genellikle on be -yirmi kez vururdu. ba kalar n n merhametine s nm . "ah. ve umursam yor. daya yedikten sonra gidip bahçeyi sulard m. ancak dostum için Donuk Adam Duru u öyle çocuk oyunca gibi kanepenin alt na at l p kurtulunacak bir ey de ildir. Nihai Donuk Adam. bir kez boyuna. boynuna ve s rt na minicik i neler saplad ve "bu kez tamam galiba. durdu unda yedideydi henüz. gerçekten ilgilenmiyordum. ne güzel ng rdard paralar cebimde!" ark s n söyleyerek dolan rd bazen. deri bir kay la dövme-sidir. içimden a lamak gelmedi i için bir gün a lamamaya karar verdim." bir sonraki mektubunda ümidini bir VOODOO kaç na ba lam t . öyle mi! rezil! REZ L!" annem de bütün sorunlar ndan beni sorumlu tutuyordu san n n. evlilik öncesi dünyaya gelmi bir bebektim. ama duydu um o korkunç ac ya ra men son derece ilgisizdim.

on yedi ya nda biri için i bulman n olanaks z oldu u bir dönem. bira ve arap koyuyorlard . her eyden b k-m l m korkusuzluk san yorlard ." . anne." "ah. bense sessizce masada oturur. mecburiyetten dövü üyordum. kaçarlard . eve gerekti i için de il de al kanl ktan gider. o lumuz. üstelik her ey bu kadar s k c yken. sadece elektrik . 1937. çocuklar korkarlard babamdan. onu k rbaçlad mda a lam yor!" "gerçekten delirdi mi dersin. bir gece annem kap n n küçük penceresini aç p bana bakt ve bat rmaya ba lad : "sarho ! yine sarho !" ve odan n içinden babam n sesi geldi: "Y NE M ?" babam küçük pencereye geldi: "içeri almayaca m seni. ba ka hiçbir ey. Do nuk'tum. di erleri yerlerde sürünür. "ne biçim erkeksin. dövü ür. insanlar n nas l bu kadar kolay öfkelendiklerini. ve nas l HER EYE ilgi duyabildiklerini. önüme büyük miktarlarda viski. çocuklukta. o lumuz Chuck Sloan'dan dayak yedi!" "o lumuz?" "evet. ac çekmeksizin ama. dövü tü üm çocu un yüz mimiklerine ve hareketlerine tak l r. yeterince önemsemiyordum her nedense. muhallebi çocu u say lmazd m -fiziksel bir zay fl m ya da korkum yoktu. arada s rada s rf yap p yapamayaca m anlamak için s k bir yumruk ç kar r. sesler ve bedenler. "tamam! dövü bitti! kaput! son!" diye ba r rd . yoktu ba ka yolu. sonra tekrar o uyu uk halime dönerdim. gerçekten ve kesin sarho . ama k sa sürelerle. sonra da öfkelerini ayn kolayl kla unutup nas l ne elenebildiklerini anlayam yordum." derdi. o lumuz DEL RD galiba. giderek onlardan kopar." "rezil!" bence babam içimdeki Donuk Adam' n fark ndayd ve bunu lehine kullan yordu. tuhaf bir yanm oldu unun fark ndayd m ama delirdi imi de dü ünmüyordum. Do-nuk'tum. ark lar söylerlerdi. Annenin ve ülkenin erefini lekeliyorsun. bana göre hava ho tu çünkü söyleyecek tek sözüm yoktu. onu marizleyece ime a k n a k n seyretmeye ba lard m. benzin istasyonu ve market soyuyorlard . Henry?" "evet. ama hâlâ ailemle ya yordum ve Büyük Bunal m y llar yd . hiçbir eyden ikayet etmemem ruhsal cesaretimi gösteriyordu. kaybolurdum. Henry? yine dayak yedin!" cevap vermezdim. çok yaz k!" bu Donuk Çocu un ilk belirtisiydi sadece. kap y çalard m. Donuk'tum. arkada lar mdan biriyle yumrukla t m zaman gerçekten öfkelenemi-yordum. ergenlikte ve sonsuza dek. "Anne. popülerdim ve popüler olmak ya da olmamak umurumda de ildi. zaman zaman baz eyleri hepsinden daha iyi yapabiliyordum. hepsini içiyordum. bir bardak daha diker.banyodan: "anne. rakiplerimin öfkesini ve k zg nl n anlayam yordum. Anne. hiç bir eysarho edemiyordu beni. on yedi ya nda benden daha büyük sokak serserileri ile içmeye ba lad m. sporda ve arkada lar mla oynad m di er oyunlarda pek ba ar l olam yordum çünkü gerekti i kadar deneyimli de ildim. sonra babam evden f rlay p. "çocuklar görülmeli ama sesleri duyulmamal .

öfke yoktu davran mda. basit matematik sadece -yapt n hesaplar n sonucunda bir say ya varmak gibi. olsayd kendim sür-terdim burnumu kusmu a. "hal ya s çan köpe e ne yaparlar bilir misin?" diye sordu babam. en sevdi im deyimi kullanaca m. "dinle. korkunç kabuslardan ç kma karton yüzler alkol dolu midemi kald rd . a a . cevap vermedim." dedim. hayat a ac ile dekore edilmi o de erli hal lar n n üstüne kustum. ama Donuk erimemi de demektir. kendime özgü MATEMAT N d na itiliyordum. bu bir UMURSAMA ya da ONUR ya da ÖFKE meselesi de ildi. burnumun kusmu un içine girmesine az kalm t . "sana son kez söylüyorum. köpeklere ne yaparlar B L YORSUN!" "dur diyorum sana. baba. burnumun kusmu a sürtülmesi için bir neden yoktu i te. bol miktarda." dedim. "DUR!" "hay r. a a . a a . o lum. "hay r. DUR!" . Hayat A ac 'n n üstündeki kusmuk gölüne do ru. Donuk Adam'd m gerçi. yoksa k rar m. asla.. kap aç lmad ama tam ortas nda bir çatlak olu tu. i renmi tim. "BURNUNU BOKA SÜRTERLER! bir daha yapmas n diye!" cevap vermedim. midem buland . hep benden yana olmak istedi i duygusuna kap l rd m. "burunlar n boka sürterler ki bir daha hal n n üstüne s çmas nlar. sabahl ile durmu sessizce seyrediyordu. bo . "köpeklere ne yaparlar biliyorsun. de il mi?" ba m a a do ru bast r yordu. aç kap y . "dur. sen benim evimi hak etmiyorsun."hava so uk. hay r. omuzumu e dim. babam yan ma gelip elini enseme koydu. ba ka yolu yok. kilidi de k r lm gibiydi." dedim. örnek Alman han mefendisi." ba m a a do ru bast r p duruyordu.. "sen bir köpeksin!" dedi. ama yüzlerindeki o ifade. "tamam." birkaç ad m gerilip kap ya bir omuz att m. bo una yürümedim buraya kadar. a a . geriledim yine." "hay r." annem. ama bir zamanlar memelerini emmi olmamdan kaynaklanan as ls z bir duyguydu. gir içeri. annenin ve ülkenin." girdim.

sabaha konu aca m seninle!" ama ertesi sabah Donuk Adam ben de il. tüm öfkesine ra men ödlek ç km t babam. "sen.. ak -h ve sihirli bir aparkütle yakalad m onu. sonunda cevap verdi: "peki. sonra kesildi. sonra gözlerini gördüm -tanr m. önemsizdi." diye yalan att m.. evime götürdüm. ama seni sevmiyorum. gözbebekleri yoktu sanki. mini ete i yukar kalkt kça ortaya ç kan dolgun ve sihirli bacaklar beni delirtiyordu. bo bo bana bak yordu. yoktu. kan boynumdan gömle ime daml yordu. yine ba lad ." "bitirdin mi?" diye sordum.. "seninle yar n sabah görü ece iz. orada öylece durup onu seyrettim. "affedersiniz. vurdun. makyajs z. öyle uzun bakt ki ne sordu umu unuttu sand m..sadece parlak ve derin bir karanl k. "inanç Tanr 'd r. diye geçirdim içimden. a r ve becereksiz bir ekilde s rtüstü y ld . divan n yan na gidip kalkmas n bekledim. BABAMDI. kollar aç k. babam ödlek oldu una göre ben de ödle in tekiyim herhalde.. sonra yüzümü ona dönüp t rmalamas na. ancak bil ki. yüzümün derisi soyuluyor. . "evet. do ruldum. ba ka çaresi yok diye dü ünmü tüm. babana. ama Donuk Adam için bu dü üncede yaralay c hiçbir ey yoktu. hayli bol mavi kaza a ra men gö üsleri belirgindi. sivri bir yüzü vard . olur. alt duda biraz tuhaf. etraf nda onu sahiplenen bir bo a olmamas tuhaft . evlendikten sonra mini etekler ve topuklular ortadan kayboldu." dedi babam divandan. bekledim. Elimdeki At Yar lar nda Kazanman n S rr adl kitab yerine koyup yan na gittim. hayvan m ? köpek geri gelmi ti. çok iyi olmayacak.burnumu kusmu a dald rmas an meselesiydi. beni m knat s gibi çekiyorsunuz. a rmam t m. ama böyle bir vücut için çok ey gözard edilebilir. san r m on y ldan beri "evet" ve "hay r" d nda ona söyledi im ilk sözlerdi. divana y l p kald .." yandaki bara geçip kapan a kadar kald k." dedim. annem yüzümü t rmalay p tekrar tekrar "BABANA VURDUN! BABANA VURDUN! BABANA VURDUN!" diye ba r rken bile. ayaklar na kadar inen k rm z kadifeden bir sabahl kla dolan yordu evin içinde. ba rmas na. bir ya da iki kez. yatakta harikuladeydi. ancak onun kendi tercihi de ildi san r m. pek temiz say lmazd sabahl ." dedi. evlenmemizin kaç n lmaz oldu unu dü ündü üm için. zaman zaman alt raflardan bir kitap almak için çömeliyor. aya nda da y rt k. kalkmad . kalkmayacakt . --bir kitapevinde görmü tüm onu ilk kez. gözleri uyu turulmu bir hayvan n gözleri. sert ve dolu. darac k bir etek vard üstünde. zorba bir imparatorluk çökmü tü sonunda.." dedi. sadece a k olsayd . ilgisizce. aya nda yüksek topuklular. t rnaklar ile yüzümü kaz mas na izin verdim. ama olmas gereken zaten olur. reddedebilirdim a k . "BABA-NA VURDUN!" sonra boynumu t rnaklad . tam çenesinin üstüne. babana. sensin benim nanc m. bekledim. "tanr sensin.. onun konu tu u gibi konu uyordum. üç hafta beraber olduktan sonra evlenme teklif etti imde uzun uzun bakt bana." dedim.. "sana bir içki smarlayabilir miyim?" "tabii. önemi yoktu.. gözleriniz san r m. ko um Hayat du A ac 'na et parçalan dü üyordu." "anla t k hayat m. "odana git.. çok k sa..

Yevonna hamile kald ve her zamankinden daha tuhaf davranmaya ba lad . deli olan da!" "tamam yavrucu um. ev temizli inin önemli olmad n söylüyordu. yat l bir hizmetçi tutmak zorunda kald m. bana ne yedirdi inden pek emin olam yordum gerçi. bu yarat k asla konu muyordu ama kar m ona bakarken beyninde tuhaf dü ünceler olu u yordu. pencereden d ar bak p. "her yerine tereya bula t r yorsun!" cevap vermezdi. üç-dört posta gidiyordum. diye dü ünmeye ba lam t m. "do ru. yüksek topuklu ayakkab lar ve bir çift yeni naylon çorap vard ." ya da. her yere böyle gidiyordu. yarasa kanatl bir yarat k olarak." ÖRÜMCEK! yüce tanr 'n n u yarat na bak! çok seviyorum örümcekleri! örümcekten nefret edenleri anlayam yorum! sen örümcekten nefret eder misin. perdeleri parçalad ." dedi. ama hepsi saçmal k." . "neler dönüyor burada?" "sihirli aynaya insan n kendi nazar ndan ba ka nazar dü memeli. bu tuhaf dü ünceler çekti i bütün ac lardan benim sorumlu oldu um ve onda kar koyulmaz bir yok etme iste i uyand rd m eklindeydi. berbat bir ev kad n yd ." dedi hizmetçi Felicia. karafatmalar . bir gece eve geldi imde ikisini ellerindeki aynalar n arkas na ya and ran bir s v sürerken yakalad m. her ey senin kafanda. ama u adam gidip bir görelim yine de. evden ç kt nda üstünde minicik bir etek. hemen geliyorum. di erinde ise yüzü insan. hiç tan mad insanlarla ehirleraras saatlerce konu arak inan lmaz faturalar ödetti bana. karafatma. a açta! GÖRDÜN MÜ ku u?" "evet. ev temizli inin önemli olmad na dair bir sav vard . böcek." "arabada bekle. kanepeyi yakt . vücudu kedi. acayip rüyalar görüyor. makyaj bile yapm t . "hey. iki eytan da sensin. "tabii. tanr 'n n yarat klar ." dedim. saç n evlili imizden bu yana ilk kez tar yordu. ellerini aynalar n üstünde gezdiriyor. dikkat et!" derdim. ama vaz-geçemiyordum ondan." dedim. "orada. kar m n ad ise Yevonna.mavi bir çift terlik. kartal pençeli. sinek. kö elerde birikmi kir topaklar n de il de benim para ile sat n ald m eyleri yok etme iste i uyan yordu içinde -mobilyalar n kuma n y rtt . tembelin tekiydi bana kal rsa. kar ncalar . kartal bacakl . gidip doktoru görelim. "aman tanr m. "çok iyi olur. sinemaya. "AAAAA! ku !" derdi." "olmaz. Felicia'yd ad . beni görünce yerlerinden f rlay p aynalar saklamak için bir yerlere ko tular." dedi kar m Yevonna. özellikle sabah kahvalt s nda sabahl n n kollar n tereya l ekme inin üstünde gezdirmeye bay lyordu. odan n her yerine tuvalet ka d f rlatt . garip sözler söylüyorlard . soka a da böyle ç k yordu. "ta gibi oldum." bekledim. böyle oldu unda Felicia ile yata a girip her eyi unutmaya çal maktan ba ka bir ey gelmiyordu elimden. küveti su ile doldurup ta rd ." örümcekten geçilmiyordu ev. ve biraz da kaç k. tarif bile etmi ti bana orospu çocu unu. bana eytan n içine yerle meye çal t n söylüyordu. kitaptaki bütün numaralan uygulayarak. "bir öpücük ver bebe im. veçok da iyi bir a ç . iki ayr biçimde görünüyordu deyyus. ev temizli i ile filan ilgilendi i yoktu ama. sinekleri. yatakta Yevonna kadar iyiydi nerdeyse. Hank?" "pek kafa yormam örümceklere. sonunda bir psikiyatra görünmesini istedi imi söyledim Yevon-na'ya. birinde bana çok benzeyen bir adam olarak.

hemen içeri ko up ete ini. hayat m?" diye sorard m. psikiyatr ruh hastas oldu unu kabul etti. yüz altm kilo kadar. kom ularla sürekli kavga ediyor. ad n n bu oldu unu söylemi ti kap n n önünde dururken. ama Yevonna seyrediyordu bu kez. gerekli evra imzalad m ve duru ma için gün ald m." demi ti. erkek sesi. hatta kötü biri oluyordu. mini etek ve topuklular bir kez daha ç k verdi ortaya. bazen o mutfakta iken acayip bir bö ürtü sesi gelirdi kula ma. salona dönüp koltu uma otururdum. doktor onu ruhen ve bedenen son derece sa l kl ilan etti. izofreni ba lam t . "neden Felicia ile yata a girip biraz rahatlam yorsun?" aynen öyle yapt m. soluk almadan abuk sabuk konu maya ba lard birden. Yevonna'n n annesine gittik. ya l filan da de ildi. "neyin var. . entelektüel kad n oynad . ama ertesi gün i ten döndü ümde ev sahibi beni kap da kar lad : "Bay Radowski! Bay Radowski. bedenen sa l kl oldu unu biliyordum zaten. eve döndük. gayet sessiz ve mü fikken aniden ap al. isteyen koca konumuna dü ürdü beni. i renç sabahl n giydi. "mahkeme Bayan Radowski'nin ak l hastanesine yat r lmas gerekti ine dair yeterli delil bulmam t r. K MSE!" bir doksan boyundayd . bebe i annesine b rak p yola ç kt k. doktorlar n kafas n iyice kar t rd . konu may adam n yönlendirmesine izin verdi. kendini kötü hissetti i bir gün eve gizlice bir psikiyatr sokmay ba ard m. sizden ta n-man z istemek zorunday m!" e yalar m z toplay p üçümüz -ben. KARINIZ. sonra." dedi. yata n yan nda durmu fildi i bir a zl kla uzun bir sigara içiyordu. aptalca akalara güldü. onu eve götürüp i renç sabahl n giymesini bekledim. mutfa a gidip.Glanda-le'e. "sen de beni DEL RTMEZSEN allah belam versin!" dedim. onu ak l hastanesine kapatmam önerdi. ancak bu kez s radan ve sade hatunu oynamad . biz de topra n s n r na yak n bir ev kiralay p hukuki manevralara giri tik. odadan ç kt nda. dü üncesiz. ancak büyülü aynalar. çok yüksek. kimse ç karamaz beni buradan. ilk çocu umuz do duktan sonra bile (Yevonna ile benim) Yevonna eytana inanmay sürdürdü. yap l biri. geveze. eytan da ona görünmeyi. kara sakall . Felicia ile yata a girdim. asl nda ho uma gitmi ti. dava dü tü. annesinin hali vakti yerindeydi. dahice savundu kend kar s n ba ndan def etmek ini. nihai kay ts zl na ula m t belki de. "allah benim can m als n. can s k c ." deyip kendime bir içki koyar. ark lar ve tütsüler kad n n sinirlerini bozunca bize Frisco yak nlar ndaki çiftli ine gitmemizi önerdi. Yevonna ve Felicia. hiç gevezelik etmedi. "sen ZATEN delisin.doktorun kar s nda daha akl ba nda davranamazd . dairenizin bütün camlar n k rd . ancak oraya vard m zda çiftlik topra i leyen biri taraf ndan i gal edilmi ti. tan klar n ifadelerini çürüttü. kar n z. derinden ama yüksek. eytan n ad n bile anmad . ayakkab lar n ve çoraplar n ç kard . "hayat m bu topraklar n üstünde geçirdim. yarg ç doktorlarla görü tükten sonra. Final Benson.

fena halde bir içkiye ihtiyac m var. Los Angeles'a vard m zda bir motele yerle ip ev aramaya karar verdik. alt k s mlar portakal rengine kaçan parlak bir k rm z . "viskiden olmal . "aman alla-h m!" dedim. üstünde kot pantolon ile soluk. acayipti. "Hank?" "söyle can m?" "sana söylemek zorunda oldu um bir ey var. "gidelim buradan. Felicia'n n sesi ile uyand m: "defol i kenceci ifrit! ölüme dek kurtulu yok mu senden? Yevonna'm benden ald n." "tabii. "Yevonna rahats zland galiba. iki uzun sar di . "dertlerim sona erdi! ne çekti imi bilemezsin!" kutlamak için bir i e viski ald k. Final bir kad n bulmu tu kendine. beni de burada buldun! yok ol iblis! d ar ç k! sonsuza dek terk et bizi!" do ruldum." rahats zlanm t gerçekten. yan odadan korkunç iniltiler ve h çk r klar duydum. hem de nas l. tatl m. "allah benim cezam versin!" dedim. kötü viski yapar böyle. yerden bir eyler toplay p sepete dolduruyorlard . Felicia'n n üstüne ç km yeni yata deniyordum. "git!" dedi Felicia. dizlerinin üstüne çökmü yerde bir eyler yapyordu. "nereye gitti acaba bu ap al hatun?" Felicia ile kahvalt ederken ilk kez olarak pencereden d ar bakt m ve Yevonna'y gördüm. hemen!" Felicia ile toparland k. o korkunç yüzü unutmal y m. ama çabuk ol. gözleri kötü bir akaym gibi bak yordu. yatak odas na dönüp ufak ufak i imi sürdürdüm. algamd san yorum. uzun yolculu un yorgunlu u da var. Final yan ndayd . Hank?" "içki almaya." . " ükürler olsun. aleti ç kard m. korla m kömür gibi. Felicia'n n gözlerini dikti i yere bakt m ve galiba gördüm onu: kocaman bir yüz. karmakar k ve par ldayan saçlar." "ben Yevonna'n n k z karde iyim." dedim. salondaki kanepe her an göçebilirmi gibi gc rd yordu." dedim. ye il bir gömlek vard . sonra sevi ip huzurlu bir uykuya dald k. korkunçtu. Final Benson' n alt ndayd ve Final dört erke e bedeldi. "nereye gidiyorsun. ö lenin bir buçu uydu ve fena halde bir içkiye ihtiyacm vard . tam zaman . "hemen dönerim. ye il dudaklar. güzelim.daha ilk gece oldu olan. giyinmeye ba lad m. "yüce Ja ad na git. Buda ve binlerce tanr ad na seni lanetliyor. sabah kalkt mda Yevonna'y bulamad m." saate bakt m. ruhumuzdan sonsuza dek kovuyorum!" elektrik dü mesini çevirip yakt m. s r t yordu bize. hayat m." giyinmi tim.

sal n yordu: sars lm t m." asansör en üst kata vard . cad lar. sabr m tükenmi ti. güzelim!" holün lo n n alt nda çalkalay p topuklar m tak rdatarak yürüyordu önümde. de il mi?" "neler?" "unut gitsin. 41 numaray bulduk. iki bardak bulup y kad ktan sonra viskileri koydum. uzaklara.. hiçbir erke in bedeline katlanamayaca kad nlar vard r. iblisler. çalkal yor. inan lmazd . o yüzden onu o motel odas nda terk etti im için vicdan azab duymad m. "anahtar n üstünde 41 yaz yor. "tamam. büyülü aynalar filan ilgini çekmez. gülümsüyordu. "o i eyi tek ba na m içeceksin?" "öyle olmaz umar m. k v rt yor. d ar ç karken hareketlerini izledim. müthi . iyi olacakt ."öyle mi?" "evet. öyle bir alete pek s k rastlanmaz. bir oda istedim. mistisizm." "olmayacak. motel do udayd . sonra a a indim. keseka d ndaki i eye bak p duruyordu.Vine Caddesi yak nlar nda otelimsi bir yer buldum." "güzel. yakt m. Hollywood ile Normandie kav a nda i emi ald m ve hiç durmadan bat ya sürdüm.." dedim. anahtar m al rken lobide oturan bir kad n dikkatimi çekti. okült ö retiler. arabama bindim ve sürdüm. bir süre için. kanepeye oturup bacak bacak üstüne att . ama birinin b rakt yerden devam edecek bir keriz vard r mutlaka. uçan daireler. . ben de k ç na. kap y açt m. titriyordum. nihayet. Vermont yak nlar nda. birini ona verdim. asansöre bindi imde yan mdayd . her zaman bir Final Benson bulamaz insan." " ey. bazen bu deli hatunlar bir ba lar na b rak p toparlanmak gerekir." uzan p öptüm onu. ete i k ç ndayd .