You are on page 1of 16

Ücra Ýki Aylýk Þiir Dergisi Kasým-Aralýk 2009 Sayý: 32 ISSN: 1309-145X

!blac
!blac k agains t (whi) te sky ?t rees whic h fr om droppe d , le af a:;go e s wh IrlI n .g

onsekizinci levha
ince alaþýmlý bir felasife yamasýdýr belki de ruhun þambriyeline musallat olan bu kývamsýz loþluk… dýþlanmýþlarýn dýþladýðý dýþlanmýþlar tarafýndan dýþlanmýþlýðýn dahi kendi çok-iç'li girdâbýnda dýþladýðý boþluk ve bizzatihi boþluk fikriyatýnýn aks-i dâvasý olarak KARA ETÝKA bizde ve ROYAL AKLIN hüküm sürdüðü çoðu yerde “sýçtýðý yere kadar” kovalanmýþ zatlar tarafýndan “sýçtýðý yere kadar” kovalanmýþtýr. Ece'm Ayhan da bunu örmüþtür elbet en deli özleriyle hem de yellim yepelek tarihin. o tarih ki cafcaflý bir RÝYA PAÞA resmî geçidi olarak âdetten yeni kesilmiþ gibileyin daðýnýk saçlý ve hýrçýn ve de vajinasý zibil gibi mayýnlý bir tetkik sahasýdýr… tekbirsiz ve tedbirsiz girmeye gelmez beyler!

Ramazan MACÝT

TEKZÝP
Hayýr yaþayabilirim çünkü aþkýn ve elektrikçilerin karþýsýnda öðrendim korkudur çenemi attýran benim ben iskeletimin galebe çalmadýðýný dik durmaya karþý hem olduramadýðým ne varsa onlarýn hem de karanlýk bir þeyin altýnda kaldýðýmý ve bunun benim yaþamaktan serazat ölümden bakir kalmadýðýmýn ibresi kýrýldýðýnda bile mýzmýz sonra nasýl da mýymýntý ve yokuþ yukarý týrýs vah çekilmiþ kabuðuna öfkeli o salyangoz dedim diye kýralým dediler kýralým kýr gitsin ne bu böyle výcýk výcýk dedim korkuuu yankýlandý cürrret halbuki hayat oysa hayat iþte hayat eninde sonunda hayat bir balta deðilse bile küçük keskin bir býçak bu hükmüne boynumu eðdiðim utanýlacak bir þeydi fakat beni sarsan silkeleyen çimdikleyen leyen leyen leyen bir baþka bir þey bu sanki sonsuz bir nekahet o halde sil baþtan yaz lütfen diyeceðim tanrýya nefreti ben tanrýya cesedimi lütfen sevdir onlara diyeceðim ve sevin ve yýkayýn ve omuzlayýn durun gömmeyin ben bi'dakka bu yükseklikten her þeyi açýklayabilirim diyeceðim daha açýklayacak ne kaldý ulan ne kaldý ha senin derdin ne ne ne ne dediler bana söyle imdi nedir bu þiir miir al þunlarý siktir git denildi sonra kalma burada ve ne zaman nerede ne dedilerse artýk benim çýngar çýktý beynimde derken dedim ben de toparlayýp kendimi bir çeki düzen verip kendime dedim ki onlarýn þahitliðinde ona dedim bunu ve iþte raspala bir aðýz pas tutmuþ kasýklarým dedim çünkü ey þakak damarlarýmý patlatan aþk fokurdayan kanýmdýr benim artýk öldürülmekten yontulma bir adam olarak yaþayabilirim. Ekim, 2008 Ceyhun TUNA

!siya
!siya h karþý t (be) yaz göðe ?a ðaçlar öyl e ner den düþt ü , yap rak bir:;gid i p yv rlnr k .n

e.e.cummings
Çev: Denge ESENTÜRK

ÞÝÝR DÝLÝNÝN BÝLEÞENLERÝ
Ýsmail Mert BAÞAT
Þiir diline dair düþünmeler çevreninin biraz daha geniþletilmesini öneriyorum. Modern þiirin kendi iþini görebilmek için, tüm kurallarý dahil gidimli dil ile çatýþarak kendi uzamýný yaratma olgusu, þiir dilinin özgün bir etkinlik olarak beliriþini anlatsa da o dilin kurucu ögelerini yeterince aydýnlatmýyor. Özsel olarak þiir dilinin bileþenleri nelerdir ve hangi özellikleri nedeniyledir ki þiir dili ancak gidimli dilden baðýmsýzlaþarak kendi var oluþ hatlarýný ortaya koyabilmektedir? Bana göre bu konuda yeniden düþünmelerimize sunulmasý gereken ilk elden beþ bileþen bulunmaktadýr: 1. 2. 3. 4. 5. Görsellik, Devinim, Zaman-öte'lik, Ritim, Boþluk (hiçlik ve susku). Devinim Devinim, hayat ile özdeþtir. Devinmeyen, var olmayandýr. Varlýklar dünyasýnda bitimsizce devinim, mýrýltý ve kýmýltý olduðu içindir ki, bir þeyi baþka bir þey üzerinden ifade etmek olanaklý hale gelir. Kendi içsel derûniliðimiz dahil hayatla iç içeliðimizin özel bir ifadesi olan þiir, hayatý tümüyle kucakladýðýnda da, ayrýntýdaki bir parçasýndan yola çýktýðýnda da hem hayat ile hem de imgelem ile örtüþebilen dilini, devingenlikte bulabilecektir. Ýmgelem ile de, diyorum çünkü imgelem fotoðraf kareleri gibi bir görsel dile deðil, þimþek hýzýyla akan hem yoðun, hem sýçramalý, hem de çatallanmalarla yol alan bir dile sahiptir. Anlaþýlacaðý üzere de görsellik ve devinim ögeleri birbirlerini besler ve desteklerler. Þiir ve devinim konusunda pek çok örnek verilebilir kuþkusuz; ben yine de, daha önce kullandýðým bir örneði yineleyeceðim. Eisenstein'ýn verdiði örnek þöyle: “Puþkin, Ruslan ile Ludmila'da, Peçeneklere karþý savaþta ölenleri anlatýrken der ki: 'Biri okla vuruldu, öbürü topuzla tepelendi, üçüncüsü bir atýn ayaklarý altýnda ezildi.' Ok, topuz, at'tan oluþan bir ayrým, doðrudan bir kreþendoya karþýlýk düþebilir. (Oysa) Puþkin buna deðiþik bir sýralama vermektedir. Puþkin vuruþun 'aðýrlýðýný', yalýn bir yükselme çizgisine yerleþtirmez de, zincirin orta halkasýndaki bir 'gerileme' ile ortaya koyar: (yani) oktopuz-at þeklinde deðil, þöyle: topuz-ok-at Biri topuzun vuruþuyla yuvarlandý, Öbürüne uzaktan bir ok gelip saplandý, Beriki devrilip kendi kalkanýnýn altýnda, Ezildi parlamýþ bir atýn ayaklarýnda.** Böylece, (sinemada) gözün, ( þiirde ise zihinsel gözün) ayrým boyunca soldan saða doðru bu ayrý ayrý devinimleri, 'tüm ruhuyla' saðdaki bir yerlere doðru yönelirken, solda bir þeyler olduðu duygusuna katýlmaktadýr.” Kuþkusuz, bir sonra olacaklar için yaratýlan beklenti duygusu da devinimi beslemektedir. Þiir dilinin içerdiði devinimin ise, þiirsel gerilimi destekleyebileceðini de ekleyebiliriz. Bir örnek de, Eski Mýsýr þiirinden: ..... Ayaklarý yanýyor kumda, gövdesi bitkin ölesiye, Ölüm korkusuyla saðrýsý çatladý çatlayacak Avcýlar kovalýyor, tazýlarýn tutmasýna kýl payý kalýyor Ansýzýn tozda kayboluyor… ..... Nazým Hikmet'in pek çok þiirinde de devinim belirgindir ve iç müziðin omurgasýný oluþturan ritim de devinimi ayrýca destekler. Zaman-öte'lik Þiir dili zaman kiplerini sevmez. Zaman-dýþý deðil ama zaman-öte nitelik taþýr. Bunun þiirin kendisinde görülebilir nedeni, tikel ile geneli, öznel ile evrenseli, geçmiþ ve

Görüþ ve deðerlendirmelerin bu alt baþlýklarda sürdürülebilmesi için, her alt baþlýk için çok kýsa birer girizgâhta bulunmayý deneyeceðim. Görsellik Görsellik, zihinsel görü, zihinde canlandýrma anlamýnda kullanýlmaktadýr. Ýnsan beyni dediðimiz ve bedeni de imlemeleri itibariyle kendinde taþýyan diyalektik bütünlük, zihinsel dilini görsellik temelinde çalýþtýrýr. Zihinselliðimizi oluþturan çeliþkili birliðin geriliminde bir yok-yer olan, zihinsel etkinliklerin hem kurucu ögesi, hem de türevi olan imgelem ise yalnýzca görsel dili kullanýr. Acý, elem, kaygý, cinsellik, hatta koku, renk gibi duygulaným imgeleri* bile, rasyonel akýlda deðilse de imgelemde hýzla ve puslu da olsa görselliðe kayarak belirir. Rasyonel düþüncenin henüz belirli bir geliþkinliðe ulaþmadýðý ilksel dünyada konuþma dilinin þiirsel-dil olmasý, zihinsel / görsel dil ile olan rahimsel ikizlenmeleri nedeniyledir. Sanat dallarýnýn çoðu gibi ama özellikle þiir, imgelemden doðar ve imgeleme oynar. Bir bakýma, bugün de ilksel dünyanýn dilini konuþmayý sürdürür. Bu noktada birkaç belirlemede bulunabiliriz: - Görsellik, imgeyi de içine alýr ama imgeden çok daha fazlasýdýr. Bu nedenle þiir dilinin temel bileþenlerinden ilki “imge” deðil, onu da kapsamak üzere, görselliktir. - Gidimli dil, kendini tonlama ve kývrýmlandýrmalarla iki boyutlu olmaya zorlaya ama özünde tek boyutlu ve ardýþýk dizilimli dildir. Görsel dil ise üç boyutlu, uzamsal bir dildir. Þiir tam da bu birbirine uyumsuz iki yapýlanmanýn doðurduðu gerilimde yer alýr. Ýmgelem adýna, onun alabildiðine zengin dilini en az kayýpla þiirin görsellik temelindeki diline taþýtmayý vaat eder. - Has þiir dilinin “anlatmak” yerine “göstermek” yeðlemesi baþkaca nedenlerin yaný sýra, bu teknik nedenden kaynaklanýr. (…..)

gelecek ile þimdiyi buluþturabilmesinde çökelmiþtir. Günlük yaþamda nesnelerle sayýsýz karþýlaþmalar ve bu deneyimlerden yükselen bilgiler zihinselliði ve doðaldýr ki þiiri zenginleþtirerek geliþtirirken, üç temel itki dediðimiz beslenme, savunma ve üreme ile, bunlarýn çevresindeki türevsel olgular, algýsal olarak zaman-öte'lik ve “ebedilik” taþýrlar ve þiir de, ayrýntýlardan yola çýktýðýnda bile, kalýcý olana oynar. Açýk ya da örtük, temalar genellikle varoluþsal üç temel-itki ve çevresindeki olgulardan köklenirler. Zaman-öte'liðin imgelemde aranabilir nedeni ise, nesnelerle karþýlaþmalarýmýzdan doðan im'lerin ve iz'lerin zamansallýkla çerçevelenmiþ “aný”lardan farklý olarak bellekte hiyerarþisiz ve kronoloji-dýþý mevcudiyetleridir: gülün kokusu zaman-ötedir, alevin yakýcýlýðý zamanötedir, vbg. Bu materyal ile, bu parçacýklar ile imgenin oluþumu ya da zihinsel-kurmaca imge'nin kuruluþu, zaman baðlamýnýn ötesinde gerçekleþir. Ýmge (ve has þiir dili) uzamsaldýr ve bir baþlangýç noktasý, bildik geliþim çizgisi ve bitim noktasý içermez. Þiir dilinin geçmiþi, þimdiyi, geleceði eþ-ânlý olarak buluþturmasý, zamanöteliði sayesindedir. Bunun temelini kuran ise ân'ýn zaman-öte bir kavram oluþu kadar, “þimdi”nin namevcudiyetidir. Bunu felsefi olarak söylemek gerekirse, Jean-Paul Sartre'ýn anlatýmýyla, “An bölünmez olan ve zamana baðlý olmayandýr; çünkü zaman ardýþýklýktýr; ama dünya sonsuz bir ardýþýklýk tozaný halinde çöker.” Baþka bir ifadeyle ân'lar ardýþýk deðildir; kurulur-daðýlýr-yeniden kurulurlar. Sartre'ý biraz daha izleyelim: “…þimdiki zaman var deðildir. (…) Hatalý biçimde þimdiki zaman diye adlandýrýlan þey, þimdiki zamanýn kendisine mevcut olduðu varlýktýr. Þimdiki zamaný an formunda kavramak mümkün deðildir, çünkü o takdirde an, þimdinin olduðu an olurdu. Oysa þimdiki zaman yoktur, kendisini kaçma formu altýnda þimdileþtirir.” Þiir dilinin varlýklara dair heryerdelik niteliði, ona zamaný aþýrtýr. (…..) Ritim Ritim, makro-kozmosun ve tüm mikro-kozmoslarýn varlýk belirtisidir. Devinimin sesi ve kanýtýdýr. Ýnsanlardaki döngüsel, çizgisel ya da geri dönüþlü ve sýçramalý zaman kavrayýþlarý zihinseldir ve “zaman”, insan tarafýndan kültürel bir formasyonun içinden nesnelleþtirilir. Reel olan, enerji ve onun kendini var ettiði devinimdir. Ritim, enerji / devinim yayýlýmlarýnýn ve dönüþümlerinin asal bir enstrümanýdýr. Ýlkel insan günün ve mevsimlerin döngüsel ritmini ve doðadaki kimi biçim özelliklerinin yineleniþlerini kavrýyor, nabýz atýþlarýndaki ve nefes alýþ-veriþlerindeki ritmi duyuyor, iþ yaparken kurduðu ritmik devinimleri yaþýyordu. Bu noktada, bazý bilgileri anýmsayabiliriz. Bilimsel verilere göre insan beyninin üç temel geliþim aþamasý olmuþtur. Ýlk aþamadaki beyin, canlýnýn yalnýzca “otomatik, ritmik hareketlerini” kapsar. Üçüncü aþamadaki bugünkü insan beyninde de beyin kabuðunun uzantýsý halindeki amigdal bölge, en eski beynin iþlevini yüklenmiþtir ve insanlardaki ritmik hareketleri koþullamaktadýr ki, hücrelerin bile ritmik hareketleri vardýr. Ýtilim ve geri itilim, uyarým ve bastýrma, ritmi birlikte kurarlar ve enerjiyi iþlevselleþtirirler. Elbette bizi burada

ilgilendiren, þiir dili ve ritim iliþkisidir. Bu iliþkini kaynaklarýna yönelindiðinde ise, bir yandan ilksel dünyadaki dilin þiirsel-dil oluþu ile karþýlaþýrýz. Þiirsel-dil fizyolojik-beyinsel geliþmenin baþlangýç aþamasýnda bulunuþuyla ilgilidir ve baþlangýçta “ünlü” sesler çýkartýlabilmektedir. Seslem (hece) ise iki seslinin bir ses halinde kaynaþmasý (diftong) ile kurulmaktadýr. Vico “Ýnsan sesini yükselt(ebildiði)tiði zaman diftonglar ve þarkýlar oluþturur.” diye kaydeder ki, e, a, u, ü, i, o.. gibi seslilerin kurduðu ikili kombinasyonlar (iki seslinin kaynaþtýrýlmasýndan doðan tek sesler), iki ses arasý zorunlu boþluklar (suskular) nedeniyle kaçýnýlmaz biçimde ses yinelemelerinin kurduðu ritmi taþýr. Diðer yandan ilksel insanýn avlanmak, bir taþ kütlesini hareket ettirmek, yontmak, vbg eylemler dahil, “iþ” yaparken sergilediði devinim, karþýsýndaki nesnenin özellikleri kadar, bedensel olanaklarýnýn nitelikleri ile de ilgilidir. Ýþ yapmak, çalýþma ritminin, varlýksal ritim ile uyumlandýrýlmasýna gereksinir. Ernst Fischer de “Ritmik hareketler çalýþmaya yardým eder, çabayý düzenleþtirir ve bireyle topluluk arasýnda bað kurar.” diye iþaretler ve biraz da spekülatif bir eklemede bulunur: “Ritmik bir ezgi yoluyla çalýþma sürecini düzenleþtiren, böylece insanýn toplu iþgücünü artýran ilk örgütleyici de bir sanat yalvacýydý (yalvacý olmalýydý).” Ýlk ritmik iþ þarkýsýnýn örgütleyicisi bir yalvaç mýydý, bilemiyoruz. Ama þiirsel dil / koþuk dili ile iþ þarkýlarýnýn ritmik bir dil içinde örgülendiklerini belirtebiliriz. Bugünkü þiir dili, varlýksal kökleri olan bu ritim duygusunu hâlâ taþýyor ve ses yinelemeleriyle, ritim kesintileriyle, ritim atlamalarýyla þiirin iç müziðini kurmakta ondan destek alýyor ve þiirsel devinimi de ritim yoluyla besliyor. (…..) Boþluk Þiir dilinin bir bileþeni olarak “boþluk” konusuna girizgâhý, susku ve hiç'lik gibi ögeleri de katarak, bir sonraki metinde ele alacaðým. * Alain Badiou “Felsefe ve Þiir” baþlýklý metninde, “Yani felsefe þunlarý yapacaktýr” derken, þiir dilinin bileþenlerinden ikisine, en büyük katsayýyý verir: “…þiiri, ritim ve imgenin içine konmuþ hissedilir mevcudiyetin hakikati olarak ama bu ritim ve imgenin bedensel cazibesine düþmeksizin- tahayyül etmek.”
(*) (**) (***) : Adlandýrma Sartre'a aittir. : Nijat Özön çevirisi : T. S. Halman çevirisi

Kaynakça
Alain Badiou; Sonsuz Düþünce; ç. Iþýk Ergüden-Tuncay Birkan; Metis Y.; 2006 Ýstanbul. Ernst Fischer; Sanatýn Gerekliliði; ç. Cevat Çapan; de Y.; 1968 Ýstanbul. Giambattista Vico; Yeni Bilim; ç. Semra Önal; Doðubatý Y.; 2007 Ankara. Ýsmail Mert Baþat; “Þiirin Köklerine Yolculuklar”; Akatalpa; sayý 111 (Mart 2009) sayý 115 (Temmuz 2009) ve Sayý 116 (Aðustos 2009) Jean-Paul Sartre; Varlýk ve Hiçlik; ç. Turhan Ilgaz-Gaye Çankaya Eksen; Ýthaki Y.; 2009 Ýstanbul. Sergey M. Eisenstein; Film Duyumu; ç. Nijat Özön; Payel Y.; 1984 Ýstanbul. Talât Sait Halman; Eski Mýsýr'dan Þiirler; YKY; 1994 Ýstanbul.

ÝMAJ
Papyon takma günü bugün ava çýkma günü Ellerin titremeden müþteri vurma günü bugün Bugün terk ediþinin kaçýncýyýldönümüolan gün Trafiðe takýldýðýmýz mezuniyete yetiþemediðimiz Günlerdir mýsra bile yazamadýðým Veresiye kuyruðuna umutla girdiðimiz Boynuzlarýmýzla Telaþlý günlerimizin en telaþlýsý þiiri balkona çýkardýðýmýz Abaküs kýrdýðýmýz rakibi yuhaladýðýmýz daðlara çýktýðýmýz Sinemada kollarýmý omzundan attýðým sýnavda sýfýr çektiðim Kýrýþýk gömleklerle ezan dinlediðim þiirden büsbütün koptuðum Hafta altý gün olsa ne çýkar dediðim Eve dönme çamaþýrcýya uðrama kapýyý bir kere çal Gözlerin kararmasýn bileklerin çatýrdayýp kýrýlmasýn Cenaze namazýna katýl saðcýlara solculara sövmeden gel Tabela oku yaðmura yakalan þemsiyeni açma ama Kapkaççýya karþý çýk fikrini savun bir koþu Ev sahibini selamlamadan alnýn açýk omuzlarýn dik Fener bugün avrupa sahalarýnda Elbet bir gün avrupa sahalarýnda Ýstediðimiz olur kuponlarý biriktirir þansýmýzý deneriz Caným bu melankoliden çýkmak istiyor parmak ýsýrtmak Kâðýt helva istemiyor istemiyor pencereyi delmek Ne de pencereyi delen karanfil olmak Göðe bakmak reklâm dergisi okumak Adam vurmak istiyor caným çete kurmak Kill Bill çekmek çünkü Charles Chaplin günleri çok geride Gözyaþlarýn demin kuruda daha Bugün ordudan attýlar bizi Bir otobüs yoldan çýktý kupa evinde kaldý Canavar gibi þiirler yazdý bazý adamlar Pusulanýn göstereceði son yere de ateþ açtýlar Sloganla geçti boðaz köprüsünü yahudi otomobilleri Unuttum o þakrak türkülerle geçen günleri Bu çalýmlý koridorlara çok fazlasýn bu müziksel göklere Bu malihulya bu kolera mutsuz susuz Bu ilginç týlsýmlý kasýtlý parýltýsýz sýzýlý gözlerinden okunuyor Senin Türkiye'ni vurdular gaste tirajlarý avrupa imajlarý için Þimdi bir Cemil Meriç ne Ýsmet Özel Hepsinin kafiyelerini konuþuyoruz Odada yahut denize karþý çay içerek Bugün eskisi kadar inat deðiliz Evren KUÇLU

kuþ kusuzluk
özürlüdür etraflýca toplanýlan þer düþünmediðim anlaþýlan deðil kanaat da deðil kapalý falý çok reel yabandan bahis açmayalým av günü dolmadan fakat olmasýn faal (ve) taraf olmasýn köpek olmayan imge arkasýný býrakmasýn ben bir de her yerde kendisini anlayan im'di belki çoktan bildirilir belki parçadan biçok yerine zulüm edilmiþ belki selbes imdi kullanýlmýþ fakat antika cilalý imdi yarýlmýþ þimdi elindeki hazlarýndan kurtulurmuþ eþyaya deðiþilmiþ olsun görmek istediðin olmasýn alýþýlmýþýn ve kolayýn peþinden mi gidersin ghidersin ghiderr zo r oyunu bo razan eder bu yolu takip et nenasýl bir iþaret ne nasýl bi'þaret nen asýl bu yolu takip et tekamül ve tahammül eyleyesin sen sokaktan çýkt dedimdi yani keþke çýksan her keþmekeþte sen ve ben böyle inansak içimize yetiþir miyiz sokakta kal(ýt)sak ýslak ve yarým her iki halde zor dediðim bu olsa gerek ýslanacaksam eþit ve bir ýslanmalýyým þimdidir ispatsýz söyleyebilirim ilm'siz yere basmasýz ama uçmasýz gecikmiþ bir arada travmalý kuþkusuz kuþkusuz kuþkusuz asýl varsa bu yolu takip et zorrrroyunubooozarrr birlkteynamayalým derler

Bülent KEÇELÝ

ÝÞKEMBE OKULU
diriyarý körel dönme epikriz kapanýna gizli gökler çarpan parçalý uyarý girintisi: gidiþ at dolmalýk kenar al aval biçimsiz çekilme eþkali esna oturunca dön elin gübrek dönme devrilhanesine baþotu tavaniye hýsým yetiþe zan töhmet kalkmanýn hýzýný soku kesin besin yetke uyrukçu masaj klozet kulaklý bir kamunun çifte kanlýlýk kamp kampüsü dinç ölüleri kazandýrma meclisi izli okþanak darp demo raks silik aidiyet tok on iki eylülin üstüne üstlük asliye bulaþýk inkar vekil oyun ihale beþlik uluk butik namusiye piknik neo koþuma lama þanlý lastik anarya kulpu lenger ekip þanlý bilimsel þanslý kültürkýyým kemikler yaladý cunta kadimliðin iþkembe okullarý örtülü hilali kanca ticareti gayrý reddiye kavmin darbekeþ Iþkence okulu: bir sermaye hayvaný olarak ücret (çýplak disiplin) bir sermaye kýlý olarak para- (paralý askerlik) bir sermaye kurgusu olarak pahalý oyuncaklar (flim icabý) bir sermaye uydusu olarak demokratlar (prim icabý) (özne tuzu, þekeri, çapý, gölgesi sinsimetresine göredir. aðýz eðrilikleri nasihaten ispiyon katre þeklinde, bozuk nefesleri düzeniçi hazým renklilikten bukalemun icabý halkýn acýsýna seyirgen, gözetlenmenin boðaz rejimine taparlar. baþkasýnýn haklarýndan korkukeþtirler, tehlikelidirler. çünkü; demokratlar demokratik titremez) anlayamadým? “annem beni yetiþtirdi bu vatana yolladý” marþ-dizesinden etkilenme sonucu yukarýdakiler aþaðýdakiler yazýlmýþtýr. anladým… masummiyet icabý: (oyuncaklar) çöpkutusunda ve sahipsiz çocuklarýn ellerinde ancak; oyuncaklar demokratik titrer ve kendine döner Osman ERKAN

düþünce özgürlüðü
Derya VURAL

ÝKÝ ÞÝÝR

Mitat ÇELÝK

kýrký
ben bulurum sakla yýldýzlarý cevizin yerinde asýlý duran isme bak kýrpmadan iç dolamý iki teyelli pýrnaldan doldu iki meme uçundan girdi kulpsuz testi annenin olan

ilenç
durdum yol üstünde yýllar sonra düþünüyorum bunu kayaönünde nar tepsi dalýndan deve denklerdik durdum yol üstünde yýllar sonra düþünüyorum bunu kayaönünde nar tepsi dalýndan deve denklerdik baldýran yaným ceviz aðaçlarý

POETRY DERGÝSÝ VE GÖRSEL ÞÝÝR
Ayþegül TÖZEREN
2008 yýlýnýn sonlarýnda Amerika'da 1912 yýlýndan beri yayýnlanan Poetry Dergisi'nde görsel þiire özel bir yer ayrýldý. Bu özel dosyanýn editörlüðünü, görsel þiirleri ve görsel þiir üzerine yazýlarýyla tanýnan Geof Huth yaptý. Poetry Dergisi'ndeki özel dosya ile ilgili yaklaþýk yedi aydýr bir yazý çýkmasýný bekledim, ancak editöre gönderilmiþ birkaç okur mektubu dýþýnda, farklý bir yaklaþým içeren deðerlendirme yazýsý yayýnlanmadý. Hatta son aylarda ben de dosya ile ilgili bir deðerlendirme yapmaktan vazgeçmiþtim, tâ ki akademik veritabanlarýnda "görsel þiir" ile ilgili tarama yapmaya kalkana kadar. Tümünde ilk sýrada Poetry Dergisi'nin bu özel dosyasýndaki yazý ve þiirler çýkýyordu. Muhtemelen bu deðerlendirme, o veritabanlarýnda yer almayacak ve görsel þiir ile ilgili bilgi edinmek isteyen akademisyenler, ilk olarak Huth'ýn yazýsýyla karþýlaþacaktýr. Öncelikle, Poetry Dergisi'nden söz etmek gerekiyor. Poetry Dergisi, görsel þiirle baðlantýsý açýsýndan ana akým dergilerini düþündüðümüzde ne Varlýk Dergisi'ne, ne de Türk Dili Dergisi’ne benziyor. Ancak bu özel dosyayý deðerlendirirken, Türkiye'de Türk Dili Dergisi'nde görsel þiirle ilgili bir dosya yapýlacak olsa, bu þekilde bir yazý ile mi giriþ yapýlýrdý sorusunu aklýmýzda tutabiliriz. Poetry Dergisi'nin görsel þiire ilgisine geri dönersek, 19121915 yýllarý arasýný hatýrlamamýz gerekir. 1912 yýlýnda dergiyi kurarken, Harriet Monroe'nin aklýnda ressamlarýn ve heykeltýraþlarýn yeni yüzyýlýn iddiasýna cevap verebildiklerini, ancak Amerikan þiirinin bu anlamda ondokuzuncu yüzyýlýn alacakaranlýðýnda "çýkmazda" kaldýðý vardý. Elli iki yaþýndaki Monroe Chicago Halk Kütüphanesi'nde haftalar geçirerek, yeni dergi için olasý katýlýmcýlarýn listesini hazýrladý. Bu listedeki isimlerden ilk cevap, yirminci yüzyýl þiirinin en önemli aktörlerinden bir tanesinden geldi: Ezra Pound Pound, cevabýnda derginin Amerikan þiiri için rönesans getireceðini söylüyor ve açýlýþ için iki þiirini yolluyordu. Bundan sonra Monroe ve Pound, Amerikalý okurlara Modernist þiiri tanýtmakla sorumluydular. Bu yýllarda Pound, yirmi sekiz yaþýnda genç bir þairin de ilk þiirini yayýnladý: T.S. Eliot'un. Ezra Pound'un Poetry Dergisi'nin varlýðýný kanýtlamasý adýna ne kadar önemli bir yerde olduðunu daha fazla anlatmaya gerek yok. Dergi için bu kadar özel bir figürün iliþkilerini incelediðimizde ise, vortisist BLAST dergisinde önemli bir yeri olduðunu, ideogramlar üzerine ilgisinin görsel þiiri etkilediðini görürüz. Bu sýrada pek çok Japon þairle iletiþime geçmiþ, Japon VOU þiir grubunun kurucusu plastik þiir manifestosu ile tanýnan Kitasono Katue ile de kapsamlý bir baðlantý kurmuþtur. Hatta Pound'un XX. Kantosunun ardýndan kendilerini "Noigandres" olarak adlandýran Brezilya somut þiir hareketi ile Katue'yu bir araya getirme giriþiminde bulunduðu da belirtilmektedir. Görüldüðü üzere Poetry Dergisi'nin görsel þiirle güçlü bir baðlantýsý mevcuttur, bu açýdan derginin görsel þiire zarif bir þekilde özel bir yer ayýrmasý þaþýrtýcý deðildir. Þaþýrtýcý olan ise bu özel sayýda bu baðlantýlarla ilgili herhangi bir deðini veya þiir bulunmamasýdýr. Huth'ýn yazýsýyla devam edersek, "Görsel Þiir Bugün" isimli yazýnýn giriþi kýsa bir tanýmlama ve tarihçe ile baþlamaktadýr. Ýlk cümlede görsel þiir, "þiirin ve görsel sanatlarýn çocuðu" olarak ifade edilmekte, bu ifadenin tarihsel anlatýmdaki devamlýlýðý Yunan desen þiirine kökenini dayandýrýlarak, sürmektedir. Oysa görsel þiiri iki birbirine yabancý öðenin çocuðu olarak görmek yerine, monolit olarak ayný ekosistemin parçalarýnýn birbirleriyle etkileþimi olarak görmek, yazýda bahsedilmeyen doðudaki kökeni için de uygun bir tanýmlama olacaktýr. Huth'ýn, görsel þiirin doðuya yaslanan kökeninden bahsetmemiþ olmasýnýn nedeni bu konudaki bilgilerini Dick Higgins'in görsel þiir kökeni ile ilgili kitabýna dayandýrmasýndan ileri gelmektedir. Görsel þiiri sadece desen þiire indirgemek, yazý sistemlerine yol açan dünyanýn çeþitli yerlerinde bulunan kaya resimlerini, kaligrafiyi bu alandan dýþlamak olur ki bu pek hakkaniyetli bir yaklaþým deðildir. Ayrýca tarihsel geliþimden bahsederken, 1970'lerden 1990'lara uzanan uluslararasý görsel þiir örneklerini yayýnlayan ofset dergilerden, daha önemlisi postada sanat yaklaþýmýndan bahsedilmemektedir. Belki bunlar bir derece detay olarak kabul edilse de, "duvarlarýn dili" olarak kabul edilen, küresel anlamda bir hareket olan graffiti'den hiç söz etmemesi pek kabul edilebilir deðildir. Bu yazýnýn ve ardýndan gelen þiirlerin, kaç okuru görsel þiirle ilgilenmeye ittiðini bilemem ancak Poetry Dergisi'nde yayýnlanan dosya ile ilgili az sayýdaki mektup, bu sayýnýn fazla olmadýðýný göstermektedir.
Yazýda, Poetry Dergisi'nin tarihçe bölümünden ve Karl Kempton'la yaptýðýmýz uzun sohbetlerden yararlanýlmýþtýr.

minör muhteva
zeyl-dil melduð s. nehiy hattat þiir: beni uzattýðýna piþman küð erbain, meydan geniþleten felek kablonun geniþliði belki, postniþin hali çokraðan gurubî: Tahini býçakla sürün Tahin kan yapar bangladeþ'te lama öksürüðü ayrý tutulmayan hayvan, kendi ile müstesna giyotin ide, lümen, þýrlaðan.. cibre.

mat baðlarda dolaþtým / bihaber niteliðinde ajanslara
kazýndýðý kadar var mýþýl mý ýþýl, korku aðlarý bekler akýllý kalýp galip geldiðince ipucu bulunamaz bey namaz oldukça niyaz edene menfi olgu dolamaz denir dendikçe denenecek baský þeyler var daha mürekkep tutamam akrep var demimde, gün de mim de deðiþmez sanýlýr mahluk tezlerle demiurgos cinnisi boþ küme mat baðlarda gezdim toplamaya derlitoplumu, coplantýya mealen! gemi azýya alýnca çoðaldý tayfa, günah kelam sahi iplerine remil boyunca telef, halef sahibine boyu devril esince her matbuda baþka bir buda ki budaya budaya devrildi kiþi ilikleri, linkleri baðrýna basan selef canlý uçurtma-k! motivasyonunu boðarak daðýlýyorum söz geliþi, suçüstü yaptýydým ya yarým yamalak katý ýlýmcýya dilimi dayadým damaðýna takma diþin takým takva latif sýzýntýya mübarek bir kapý koydum yordam salyasýyla sývalý mevcudiyetimin diyetini ödeyen benim udi hayretine halli mevzu aidiyetimin ödünç olmasý deðil mi deðil deðinilmiþin belleði kaç kilo bayt'la sürmene olur bilen var ben deniz, diliyordum dökülmeyi kýzýl ötesi hun harca! takibe alýnmýþtýr gömleðin ütüsü, üstün ýrk sanki! akabinde sarýlmýþtýr etrafý, akabe sanki! kiriþ kiriþ bina edilmiþtir þüphe karýþlanýp kasýlmaya yol açan dizüstü aletimde illet san ki: az daha dýþarýdaydý baþarý, köklüydü körüðü beterin beteri terli betona alttan yanaþan doðal haz borusu! haþarýlýða gelinmiþti, ne denmiþti? butonlara basarým haaa analiz bahanesiyle batý ekseninde beta virüsü çýkmýþtý linklerden enjekte dile edile ediylebüdüyü kendi eliyle büyüttü sýrayla buzluðun bir gözünde edip dik yerinde büyüdü ser inliklerden dip frizli çýktý eti budu diðerinde haz hormonlu kelamdan, ha? dileyen baz istasyonunda konuþlanabilir, teknik mecelle dileyense, dimaðýna takabilir anteni, nasýl taktik aklilik!? ikilemimi çözdün, rahatla, adýmla, eeee þimdi? -sýfýrbir an týðýna göre bitmedi görev, iþbu belgeyi belleyemezsin -istifra eylemsizliðimi kullandým imza sirkülerinde -yapayanlýþ anlaþýlmanýn altýna koydum lekemi mürekkep kere deli mi ne, daha konduramadým kendimi kendime, dilimime deli mi, kat kat tabakalarýmýn arasýnda sýkýþan hal de ne? -dene istersen soyup soðaný çevirmeyi söz çeperinde yakýcý -ar soyan sayaç yapýlandýrýlsa aidiyetimi hal edecektir haliyle tini bütün mat baðlarda dolaþtým, çöktüm mü, çoktum… Murat ÜSTÜBAL

II- akþam küð'ü aðrý bekleyen atlara vurdu kýr düþü sinilerde kargýþý ucma skolastik uyku batan güzelavratotunun hezen kýblesi gürültü duyuran maðara hayret mertebesi: askerliðini yapmamýþ bardak ormaný yalnýz kesiyor sýraca -o t u …

gurubî gövdemi durdurdum ve taþýn ortodonti dûþ mücavir örümcek iki sayý arasýndaki roman çokraðan.. küpenin kestiði ses: ýþkýrlak usturlap

Sinan ULAKCI

MÜLKÝYE ÜTOPYASI
Karl Marx'a ve Nâzým Hikmet'e 1. sabit fiyatlarla artan ortalama mesela baþkasýnýn okulu sanarak kendi okuluyla münasebette bulunan devletin yararýný her þeyin üstünde tutan kunduz bataklýk kunduzu misk sýçaný merdiven boþluðunun duvarý boyunca tutturulmuþ merdiven kiriþine dayanan baþkalarýnýn ilerlemesine ayak uydurmalýydý organizmanýn dengeli büyümesi için muhakkak gerekliydi mezarlara yanaþýlabilirdi mezarlara oturulamazdý yem olarak geniþ ölçüde kullanýlýrdý baðdaþ kurmuþ katip bilinmeliydi tarlalarý geniþletmek yasaklanmýþtý çiðnenen yer ayak altýna alýnan yer bir düzlemin bir eðrinin bir noktadaki sapma merkezi gün geçtikçe ecza isteyenlerin sayýsý çoðaldý cezalandýrma iþlemini yerine getirmek için izin gerekmezdi çok büyük enerjili çekirdek içi etkileþmeler oyun sýrasýnda meydana gelemezdi vakit geçirmek için oynarken evet

3. Þeklini ortaya attý bir dereceye kadar güzel sayýlabilen ayný zamanda yerini yeni baðlantýlara býrakmaya karar verdi yaprak çýkarma iþlerinde kullanýlmasý güçleþti andýran beyaz çiçekleri dallarýn ucunda bulunurdu yollandý fakat ona saldýrmayý göze alamadý onu alýncaya kadar beklediði süre siyasi alandaki baþarýsýzlýklarýndan bu þart yerine getirilmedikçe çekilmeyeceðini belirtti böylece eski dinlerin kuklasý olaylarý bildirmek için harekete geçti erkek organ ve boyuncuk ve iç kabuðu baðýmsýz bölümler veya katlar meydana getirilmeliydi ülkenin durumunu gösterdi buna karþýlýk son bulma sebebi anlaþýlamadý bu suretle o ezgi ortaya çýktý beyazlýktý berraklýktý güzellikti bölge ormanlarýnda yetiþen yapraksýz týrtýlsý çiçekli bir aðaçtý o neyse o deðildi o olmadý

4. çekirdeði çömlekle þehirde bulundururdu yepyeni apayrý bir ölçüyle iþlenmiþti ayný maddenin sahibi ölüm üzerine susmuþtu yanýnda geometriyi ve aksiyomu görünüþten ibaret zanneden bir zan ebesi bulunmaktaydý ayný yýl musahhihliðe getirildi okul musahhihliðine eylül itibariyle kýþ düzenine dönülürdü gece konusunu yalnýz duygu yönünden ele almaktaydý bedenler açýsýndan en önemli olay üreme fonksiyonunun ortaya çýkmasýydý artýk taç giyme töreni yapýlmamaktaydý

2. bu tür vergi iki þekilde alýnýrdý mukataa deyimi kullanýlýyordu küçük bir kapýyla soðukluða geçilirdi zenginlikleri hakkýnda fazla bilgi yoktu noktasýz harflerle yazýlmýþ þiirler vardý çeþitli iktisadi sektörler arasýndaki münasebeti açýklýða kavuþturmuyordu olumsuzluk eki kaybolan belirsiz dýþ ticarete çoktan açýlmýþtý odysseus kýyýda uzanmýþ yatarken hayýr hangi kýyýda orada kýyý yoktu çýðlýklarýyla uyanýlabilecek arkadaþlar vardý mezbahalarda yaygýn rastlanan böceðe orada da rastlanýlýrdý serbest ve çoðu zaman hareketsiz öte yandan birimsiz bir bütünün gösterilmesi sevinçle karþýlanýyordu geçidi aþarak vadiye vardý ovaya hakim bir tepede sýnýfý kurdu telaþa kapýlarak yaklaþtý devlet batý düþüncesinin normlarýna baðlý kalmakla beraber

Nazmi Cihan BEKEN

DOKUNAKLAR
Murat ÜSTÜBAL
Eksik Etek Sanat yapýtýnýn yönünü ve yükünü belirleyen özellik eksik olmasýdýr. Yönünü diyorum çünkü yapýtýn popülerliðini de ele geçirilmezliðini de eksik olmasý belirler. Yapýt deðiþen güncel söyleme doðru evrilecekse eksikliðe ve eksiklik yaratan duyguya ihtiyacý var. Yine, derin yapý ve yarýklarýn arasýnda sessizce gezineceðim diyorsa, ele avuca gelmez bir eksiklik fenomeninin varlýðý kaçýnýlmaz. Sarsýntýda kiriþlerde durmayýn!

Ýkinci Yeni þiirlerinde hala bir bütünlük hissi var. Öyle ki, Ece Ayhan atonal ritimleri (daha doðru bir ifadeyle on iki ton ritimleri) þiiri için baþat görüyordu mesela. Oysa, on iki ton müziðin kendisi bile anlatýlan her þeyi açýkta býrakýr der Webern. On iki ton müziði esas notadan kopar sadece. Böylece, on iki ton müziðindeki sýralar(diziler) bütünlük iþlevini görmeye baþlar.( Derin bütünlük) Þiirde bütünlük her anlamda kýrýlmalýdýr; tonalitesinde bile. O yapý içinde, yeni bir bütünlük anlayýþý sezdirilene kadar bütünlük yok demektir bu. Ek Ders A.Schönberg, Beste yaparken en önemli þey silgidir diye tahtaya yazdý; A.Webern göz kýrparak 'Gerçekte bütün bunlar esas notayý korumak, tonaliteyi geniþletmek için - tonalitenin bozulmasýný önlemek için yapýlýyordu, ne var ki tonalitenin boynunu kýran da kesinlikle bu oldu.' dediðinde takvimler 4 Þubat 1933'ü gösteriyordu. Andaç

Eksiklik hatta parçalýlýk hali artýk sanatýn sonu deðil mi. Bize sanat diye sunulanýn. Oysa bunlarýn ötesinde sanatýn kiriþlerini oynatan yaþamýn sonsuzluðuna sanatýn sonuyla ulaþmak deðil mi. Ve de susmaya inat. Hayýr! Mümkünatý yok…

On iki ton müziðini oluþturan yarým notalarýn Klasik Türk Sanat Müziði'nde Batý’dan çok daha önce kullanýldýðýný anýmsamak bizi rahatlatmýyor mu? Rahatlatmalý. Çünkü kulak alýþýr, göz kamaþmaz. Bizde anlam çoðulluðunu imleyen parçalarýn varlýðý daha yaþamsaldýr. Þiir de bu yaþamsallýða dahildir, unutulmasýn! Eskiler alýrým

Bizim hamlemiz, þiirin uçsuz bucaksýzlýðýnýn keþfedilmesidir. O yüzden, þiirin yalnýzca yapýlan bir þey olduðu yönündeki görüþe katýlmamýz mümkün deðil. Böyle bir yaklaþým þiirin icat edilen bir þey olduðu sonucuna varmamýza hizmet eder ki bu operasyonel olarak bizi þiirin bakir yaratýcý alanlarýndan uzaklaþtýrmaya niyet edenlerin iþine gelir. Tonlarca þiir Bazýlarý sorabilir; Ýkinci Yeni'yi aþýrýlaþtýrdýðýný nasýl düþünebilirsin/düþünebildin diye. Gördüðüm bir þeyi kimse görmüyor mu:

Yeni olan eskiciye düþene kadar eskir, sonra durur bu eskime. Edebi akýmlarýn yol göstericiliði deðiþebilir, eskiyebilir. Doðaldýr bu! Ýkinci Yeni eskiciye düþene dek eskiyebilir sadece. Bir kavramýn ya da mefhumun aþýlmasý onun indirgendiði anlamýna gelmez.Tam tersine, daha fazla yýpranamayacaðý anlamýna gelir. O yüzden, Ýkinci Yeni aþýlýrken deðeri korunur, tarihe mal olur. Ama Ýkinci Yeni'ye uymayan yamalar dikmek bizim iþimiz deðil!

ÞÝÝRDE YENÝ VEYA ÖTEKÝ
Bülent KEÇELÝ
Modern þiir tanýmlamalarý veya alt açýlýmlarý tam bir muamma halini almýþken, kendi baþýna kalmýþken yeniyi öngörmek veya buna öteki gaybýnda bir taným getirmek, baþlý baþýna bir uðraþ alaný olarak önümüzde duruyor. Bu durumda, olana bakarak, þiir hangi dinamiklerle kendini var ediyor, çözümlemek gerekiyor. Bunun yanýnda imge ve þiir baðlantýsý, imgeci þiir veya rüya denilerek olay dýþý gösteriliyor. Ýmge, þiire yakýþmayan þey olarak þiir tanýmýndan uzaklaþtýrýlmak isteniyor. Oysa þiir toplum dinamiðinde sözü edilemeyecek bazý ifadeleri legal ya da illegal olsun imge yoluyla içine alan bir dinamiktir. Bunun için imge en kapsamlý araçlardan birisidir. Ýmgenin bir þiir içinde çeþitli plaseleri olabilir, fakat imge þiirden ayrýksý düþünülemez. þiirin bazý yeni dinamiklere kapýsýný açmasý için imge revizyonu olabilir, Ýmgenin kendisine de dilsel, zihinsel bir revizyon gerekebilir fakat imge þiirden tamamý ile yani atýlma düþüncesi ile atýlamaz, yani istenirse kovulamaz. Bunun politik taktikleri günlük politikalarýn içeriðinden, hayhuyundan, gidim geliminden farklý olmalýdýr. Ýmgedeki revizyonlar, yenilikler öteki olmaya açýlacak kapýlar da olabilir. Ýmgenin þiirin çözülemeyecek en küçük parçasý olmasý bir þiir özelliðidir. Bu da modern þiir açýlýmlarýna ,tanýmlamalarýna en yerinde cevaplarý hazýrlayan dinamiktir. Böylece yazýmýzýn ana malzemesinin imge ve þiir iliþkisi dolayýmýnda yeni veya öteki olmasýný isteyebiliriz. Öteki üzerinden bir þiir tanýmlamasýna giderek imgeden öteki varlýðýna bir yol açabiliriz.. Öteki dediðimizi modernin içinde o diye adlandýrýrýz veya çaðýrýrýz veya bahsederiz. Böyle olunca öteki olan fakat olunmak istenmeyen þey olarak yaný baþýmýzda durur. Öylece tuttuðumuz, artýk öykünmediðimiz kötü bazlý iþaretimizdir. Mesela deneysel diyerek o an topluluk kurallarýna veya dinamiklerine ters, uymayan bir þeyden bahsederiz. Yeni olduðu için yalnýz, modernin içinde bir yapboz olarak adlandýrýr bir o kadar marj býrakýrýz ve hiçbir politik yapýya uy(durul)maz bir nesne, oysa deneysel kelimesi bir iþtir þiir için ve mesajýný böyle verir. Þiir içindeki iþlerden herhangi biri. Deneysel þiir efektif deðildir iþ olduðu halde, yoktur, þiir varlýðýnýn içine sokulmak istenmez. Oysa bizim gerçekçi þiir tanýmýndan bulduðumuz sadece yazdýðýmýz þeyin þiir olacaðý deðildi. Baktýðýmýz þey, gördüðümüz þey yazmadan da çizmeden de þiir olabilir. Gözden vazgeçmesek de bu böyledir. Þiir için ya okursun ya da okursun neyi görüyorsan. Görmek sadece gözlere baðlý bir olgu deðildir; gördüðünün içine girebilmek söz olsun yazý olsun görüntü olsun bir maharettir. Görsel þiir de böylece bir imge yaratýr. Fakat görsel kelimesi þiir içi ayný yazýlý metin gibi sadece araçlarý fazlalaþtýrýr. Þiirin imgelerinden sadece birinden bahsetmiþ oluruz böylece. Ýþ okumaktýr bir bakýma. Okumayý bilmektir. Öteki ile epik þiir arasýnda anlamlý bir iliþki kurmaksa imgenin tam yamacýndan geçiyor. Öteki aslýnda bir yanýyla kahramaný da tanýmlayandýr. Olay dýþý kabul eden bir anlayýþla ötekine bakmadýðýmýzda ötekinin deðiþimci ve ilerici yaný daha güçlüdür. Daha doðrusu kahraman kelimesi mesela bir imgedir en baþta, böyle olunca bir idealle iþin özüne geçilmek istendiðinde imgenin kullanýrlýðý kadar inebilirsin kahramanýn þiirdeki iþlevine. Kahraman imgesi her yönüyle þiiri içine alan bir yapý deðildir. Bir yanýyla þiiri dýþarý alýr onu politikayla, toplumla haþýr neþir kýlar. Bir dil yaratma peþinde deðildir. Bir insan peþindedir. Daha doðrusu politikayý dýþlaþtýran, sunan bir dil peþindedir. Kahraman politikasý nedeniyle anlaþýlmasý beklenilen kiþi deðildir, uyulmasý düþünülen kurallarýn yarattýðý kiþidir. Kurallarý vardýr yazýlý olmayan ve bunlara itaat beklenir kamu-toplum tarafýndan. Bireyin es geçildiði ve bireyin yaratýlarýna izin verilmeyen bir toplum yapýsý öngörür. Kahraman bir yönetici deðildir elbette kamuyu baþkasý yönetir ve kahramaný bir piyon gibi kullanýr. Belki de esas kahramanlar bu baþkasý dediðimiz kimselerdir. Þiirde ise hayat kahramana þiirin ölçülerinde izin bulur. Kahraman kiþiliði þiirde kahramanlýk kiþiliðini tam olarak gerçekleþtiremez. Modern anlamda kahramana böyle bakabiliriz.

Þair Hakan Þarkdemir Kahramanýn Dönüþü (ebabil yayýnlarý, 2008) adlý eserinde kahramanýn günümüzdeki dönüþümünü kabul ederek bu vakýa kahramanýn þiir içi yansýmalarýndan yeni bir tür diye bahseder. Kahramaný bir tür modern yapý içine nakleder hatta modernin de ötesine. Modernin içinde yeni bir oluþumdaki yapý. Bu yapý çokta þiir içi bir yapýya ait deðildir. Nedeni ise modernliðin projesi içinde kalmýþ bir neo klasik kahraman imgesiyle karþý karþýya kalmamýzdandýr. Malum modernizm hep projelerin modernizmidir. Klasik epikte kahraman bir kurtarýcý pozundayken günümüzde dönüþen kahraman neredeyse asil tanýmýndan sýyrýlmýþtýr. Modernliðin içindeki bir kurtarýcý derinlikli bir yapýdýr, evrilen þey de artýk bir kahraman deðildir bu anlamda. Þiirin içindeyse bir kahraman imgesi aramak zordur. Baþkalaþan ve topluma yabancýlaþan birey olgusu yerinde olsa da bu bir kahramanlýk derecesine ulaþamamýþtýr. Ulaþmasý da zor görünmektedir. Kahraman bütün gözlerin kendisine çevrildiði kiþidir. Kahramanýn aslýnda ne toplumda ne de þiir içindeki var oluþunda bir özgürlük yoktur. Tamamen kendi olan ve bunu sunan bir kahramandan söz edemeyiz. Ne yazýk ki modern dünya kahramaný kendi imgesine dönüþtürmüþtür. Artýk bir kahraman aranacaksa analitik yönlü yani edilgen olmayan etkin bir kahraman aramalýyýz sadece

10

aktivist veya eylemci anlamýnda deðil daha yaratýcý ve olgulaþtýrýcý bir kahraman. Bir düþüncenin peþinden koþan bir kahraman. Kahramanýn ötekiden farkýný tanýmlamaya çalýþýrken ötekinin kahraman olamayacaðýný, olmadýðýný da anlatmaya çalýþtýk fakat modern zamanlar bir aþýrýlaþtýrmayla ötekiyi gitgide bir kahraman haline getiriyor, yavaþ yavaþ evrilen ve gözler önün(d)e düþmeye baþlayan bu durum þiirin modern sonrasý için bir takým öngörüler sunmamýzý gerektiriyor. Þair artýk klasik kimliðinden sýyrýlmýþtýr. Deðiþen zihinsel þartlar deðiþik düþünce biçimleri þairin þiiri baþka imkanlarla yazmaya çalýþmasý (görsel vb.) zihinsel bir farklýlýkta saðlamýþtýr. Buradan bir þekilde çýkýþ var mýdýr, çýkýþ olmasý gerekir mi bilmiyoruz. Bildiðimiz öteki olmanýn gitgide çoðaldýðýdýr. Bu kahramanlýk mýdýr, bir kahramanlýk ruhu taþýmakta mýdýr, bu, zaman içerisinde cevaplanmaya çalýþýlacaktýr. Þiir ne biçimci bir þiir algýsýnýn içinde olabilir ne öz dayatmasýnýn derinsizliðine aktarýlabilir, yapýlmak istenen anlamýn iðdiþliðinin önüne geçmek tabiri caizse öteki anlamý bulmaya çalýþmak yani ertelenen, üstü kapatýlarak, örtülerek baþka bir bahara kalan anlamý yenilemektir. Biçimse üzerinde en çok konuþulmasý gereken þeylerden olmasý gerekirken zira biçim katalizör görevi taþýr- hep dýþlanan ve aslýnda Türkiye'de þiirin asli unsurlarýndan biri sayýlmasý gerekirken hep göz ardý edilen anlamýn içinin boþaltýlmasýný saðlayan biçimsizliðin de adýdýr. Anlam olgusallýktan çýkar kliþeye dönüþürse yani bir formu olmadan elimizde durur veya elimize ulaþýrsa biçimin de önemi ortadan kalkar. Þiirde yeni veya ötekiyi sunmak deneysel þair olmayý gerektirmiyor, deneysel þiir yazmayý da gerektirmiyor. Yeniyi sunmak baþlý baþýna bir uðraþ alaný olarak dururken yeni bir þiirin veya bir þairin ön sýfatý olmayý hiç gerektirmiyor. Buna deneysel demek bu tanýmlamalarýn kaçýþ yolu. Deneysel diyerek ötekileþtiriyor ve uzaklaþtýrýyoruz ama paradigma sistemsel aygýtlarýný burada da boþu boþuna tutmuyor. Bu aygýtlarla bu yapýlarý (deneyselcileri, biçimcileri ) kontrol etmeye çalýþýyor. Deneysel þiir yazdýðý söylenenler ya da deðiþik bir anlayýþla biçimciler bir öteki olmanýn pratiðini yaþayarak kahramanýn þiirdeki klasik imgesini yok ediyorlar. Buna rüya dense de.

nostaljin
Derya VURAL

µ ZÝG ZAG µ
Diþlerin arasýnda sürtünen düþ Dillerde kilere atýlmýþ tozlanmýþ kilimler sanki kelimeler Desenleri cansýzlaþmýþ Salya madalya takýyor dalya derken… Kulak zarýmý döven tokmak sesler besler öfkemi Kemik teslimiyeti teskin ve keskin neþterin önünde nekes testere… nakýs mýknatýsla dahi çekingen gözleri kokunun oku kýkýrdaktan sokuluyor hýnca hýnç ruha silik iliklerine ilk dokunan þehvet duadan þua,duvardan duvara resimlerinde keza rua dizlerindeki hasýr izleri asýrlarýn ýsýrganlaþtýðý yakýcý duygularýnda þeffaf beyazlarýyla acizliðine teslim olmuþ… küvez üvey ayýrt etmez Salaþ telaþ salýverir damarlarýndaki buruþuk uykuya kendini. Klaketin vurduðu son bölüm unutturur kitinleþmiþ kini Sakin fikir hakir görüldükçe hariçten çoðalýyor içindeki buðuzla Uz giden hikaye üstün kavillerle baðlanýyor!!! Zigzaglar tesadüfün küfünde mi yetiþtirir Ýnsanlýðýmýn düþmanýný… Günündeyken kelebekler ne bekler bebekler Biri bir günde diðeri sayýnýp soyunduðu ecelinde Sülfür küfürle üfürür sýrf kýlýfýnda korunan hücreyi ÜCRADAN Mecraya tecelli, korkudan maþa giyinip kuþanmýþ besbelli…….. Giz gaz

Hasan KARAYEL

kitabý vermek ama geri gelmesi

Liman MEHMETCÝHAT
Rey’e, Niþabur’a, Merv’e

Yarý at yarý hayvan çýkar yok kuþlarý ötük en Vardýr böyle kuþlar kent demezler de kant derler. Klüp brüj çekerek öteki rujlarýyla. Kaza yerinden erken davranmat gerekebilir boya gitsin Tüm zavallarýn en iyi hav sesi iþte o köpek iþte de attan yozma yokuþ çukur teb'e atlak dalýk gitmesi Fakat o kamyonun vizesible yok çok üzülüyorum. Bugün de kargo olmak. Andýr layn bi orta vehpi ot geliyor maraþ'tan Öz türkçesi dururkel orda ben tüyüyorum yavaþtan Zamanlar hazret-i muaviyeyi gece reyonda gördüðüm Yemin olsun musluklar da akýyor mecazý mürseli yok bu isin Rabbim; Bendeki açký bilmeyen bazý insanlar parodi marodi diyecekler Xenon'lara inanma Muavine söyledim beni kaza yerinde indirekt T.C. ama bunun için g elen a Karþýdan kamyonun kasasýndan t t t ý r a bilirim Logos Ýlhan Berk YAPI KREDÝ YAYINLARI "Þiir duvarcýnýn elinden düþürdüðü tuðlanýn yere düþmesinde deðildir/ havada asýlý kalmasýndadýr." "Ýyileþmez" bir þiir ustasýnýn, þiire bakýþ ve onu tanýmlama denemeleri. (Arka Kapak) %25 indirimli Kitapyurdu Fiyatý: Liste Fiyatý: 6,00 TL.

4,49 TL.
Tedarik süresi: SATIÞ YOK (TÜKENMÝÞ)

Kazanacaðýnýz puan: 8

Ýþte Rabbim; bu kitap o Kitab. Bu kazayý da çok çok bir aðaç dökülmesinden hatýrlarým. Asfaltlarýma elektrik gelen bir devle okulu fakat. Ýsmini okumadýðým orta çaðkentlerini, allahýn tan bulmanýn bir yol usu üs üstte gelmek o yol. Ve kazandýðým o sekiz puanla gruptan çýkarým. Foto aklý bir tamgüneþ açtýðýnda görme aðýrlýklý. Araplar arpadan vurduðu kimden kablo çeksin atýn öldüðü. Kazânýn olduðuna inanýyorsun da ? Bir süreç en atýn baþý kesir benz. Hit kimse odur arasýndaki kula varýnda fark. Benim de bir akülü aram olmuþtu. Kolonyayý kibarca reddeden kadýnlardan. Ýþte süreç insaný alýp kötü rtüðü at bozukluðu. Limancm kitabni çntana koydum. Kent Kart. Fotoðraf Makinesi. Kýþ Bilgisi. Ücra 31. Ege Kitap Günleri 4. Gidiyorum Bu. Sonat 3. MP3 Player. Rey-Niþabur-Merv. Hata Devam Ediyor. Dil Hapishanesi Yapýsalcýlýðýn ve Rus Biçimciliðinin Eleþtirel Öyküsü. Dada Korkut. Defter. Çakmak. Usb Bellek. Logos. Lüzumsuz Adam. Pilot Kalem. Lodos Denizcisi. Þ þiir dergi 1. Defter. Maximum Kart'ýn Var mý. Güzel Boþluk. Keçeli Kalem. Bridging Cultures Through Education. Selpak. Hertz 2. Ege Sigarayý Býrakýyor. En çok da Cuma vakitleri görüþelim rabbim. Dâr-ül harp'te yaþamanýn getirdiði eve ekmek.

Yayýn Yýlý: 2009 Ýthal Kaðýt 68 sayfa 13,5x21 cm Karton Kapak ISBN:9753635907 Dili: TÜRKÇE

ÝLGÝLÝ KONULAR: Edebiyat > Deneme (yerli)

ÜCRA HAKKINDA HER ÞEY
Söylem Kurmak
Osman ÖZBAHÇE
Ben, söylem kýrmaya deðil, söylem kurmaya yatkýným. Yaptýðým iþlerde, doðrudan ya da dolaylý, temel hareket noktam budur. Modern þiirimiz esas alýndýðýnda da söylem kuran en önemli þairimiz Sezai Karakoç'tur. Karakoç'un yapýcý, kurucu ve hayatýn bütünlüðünü esas alan kuþatýcý söylemi içinde þiir sadece bir unsurdur. Kuruculuk vasfý itibariyle Karakoç benzersiz bir adamdýr. Benim Düþmanlýk'taki, “Bir Kurtuluþ Savaþý” baþlýklý þiirin “gerçek adý” “Bir Kuruluþ Savaþý”dýr. Bu þiir Yedi Ýklim'de benim için son derece sürpriz bir isimle yayýmlandý: “Bir Kurtuluþ Savaþý.” Haydaaa dedim, haydaa. Galiba þiirin baþlýðýný tashih ettiler veya þiirime katkýda bulunmak istediler. Bu þiiri kitaba dergide yayýmlanan baþlýkla aldým. Hem þiirde yeterince kuruluþ savaþý geçtiði için, hem okuyucuyla bu baþlýkta buluþtuðu için, hem de sonradan deðiþtirmiþ durumlarýndan elimden geldiðince kaçýnmak için. Oysa (söylem) kýrýcý ve kurucu kelimeleri, kurtuluþ ve kuruluþ kelimeleri birbirlerinden ne kadar da farklýdýr. Sizi bambaþka bir söylemin içine yerleþtirirler. Ben o þiirde bir ülkeyi kurtarmaktan deðil, kurmaktan söz ettim ve þiir doðrudan kuruluþu mesele edinen bir þiirdir. Modern þiiri, söylem kýrmaktan ibaret gören anlayýþlar, bence modern þiirin en kolay ele geçirilen yönü olan eleþtirellikle iþi sýnýrlayan anlayýþlardýr. Eleþtiri getirerek ilerlemek ayný zamanda en kolay ilerleme biçimidir. Bunun için kuruculuk, ki Karakoç'un en önemli, en temel vasfýdýr, sadece yýkarak deðil, ayný zamanda kurarak ilerlemeyi esas alýr. Ben Ücra'nýn 1. döneminde, bu döneme karakterini veren söylem kýrmanýn içinde iþleyen bir kuruculuk görüyorum. Söylem kýrmak çabasý 1. dönemde öteki uðraþlarý öteleyen asýl uðraþ olduðu için bu çabanýn içinde taþýnan kuruculuk vasfý silik kaldý. Tekâmüle ve etkileþime açýðýz vurgusuyla baþlayan 2. döneminde bu özelliklerin kuruculuk vasfýný daha çok besleyeceðine inanýyorum. Ýlk dönem Üstübal ve Keçeli çok iyi anlaþan bir ikili oluþturdular. Birinin adý ötekini çaðýracak derecede. Bu dönemde de bu ikili derginin baþýnda. Aslýnda ilk dönem sadece bu iki þairden ibaret; oysa 2. dönemde daha geniþ bir kadro yapýsý var. Derginin ilk döneminde günümüz þiirinin meselelerine yaklaþýmda çok önemli yazýlar yayýmlandý. 2. dönemin ilk sayýsýndaki Celâl Soycan imzalý “Þiir Dilinin Yapýsal Özellikleri ve Anlam” baþlýklý yazý, bu yazýlarýn ilk dönemdeki gibi sadece Üstübal'la sýnýrlý kalmayacaðýný gösteriyor. Son yapraðýn Keçeli ve Üstübal arasýndaki muhavereye ayrýlmasý derginin tipik özelliði. Bu konuþmalar, þiirimiz hakkýnda iyi bir yazýya doymak kadar kýymetli, iyi çalýþýlmýþ metinler. 2. dönemin en ayýrt edici farkýysa þiir meselesinde; Üstübal ve Keçeli'nin yaný sýra Evren Kuçlu, Yavuz Altýnýþýk, Enes Özel gibi þairlere yer vermesi Ücra'nýn daha kuþatýcý, daha geniþ bir perspektifle yayýn yapacaðýný gösteriyor. Fakat en temel fark, þiir üzerinden giderek en temel fark; artýk bu dergiyi, þiirini belirli bir yola sokmuþ, Gen Tecrübeleri ve Huyname'yi çýkarmýþ iki þairin çýkarýyor olmasýdýr. Ýlk dönem bu iki þairi kurdu, inþa etti, þimdi verimlerini göreceðiz. Dolayýsýyla 2. dönem daha zor bir dönem olacak. Hem ilk dönemleri, hem yeni dönemin ilk sayýsý bu zorluðun üstesinden geleceklerinin kanýtý.

Yataðýný bulmuþsa niye akmasýn þiir
Vural KAYA
Ücra'nýn edebiyat dünyasýnýn aklýna kazýnmýþ, kazýnmaya devam edecek en büyük özelliði arka sayfa konuþmalarý bana göre. Bülent Keçeli ile Murat Üstübal'ýn içerikli, saðlam okumalardan damýtýlmýþ þiir düþüncelerinin yeri “ücra'ça” olmuþtur. Türk edebiyatýnda az rastlanan bir þeyi denedi iki þair. Karþýlýklý “renga” yaptýlar yani þiir üzerine. Söyleþi - manifesto tarzý bir þey gibi görünse de bu bir “renga” sonuçta. Rahat, kasýntýsýz bir þiir mutfaðý iþi. Ama hýzla tüketilemez bir þey ayrýca. Popüler anlayýþlardan, algýlayýþ biçimlerinden beri. Kimi zaman þiir üzerine düþünmenin verdiði hazla kavramsallaþtýrmalar denediler. Her þeyi þiir yörüngesinde algýlayarak þiire ram olmak onlar için galiba hayatlarýndaki en vazgeçilmez þey. Ücra þiirlerine gelince. Dize kýrmalar Ücra þiirlerinin en görünen, ayrýksý yönü. Bazý þiirlerde bu dize kýrmalarý biraz zoraki görmüþümdür. Bazý þairler Ücra'nýn bu hususiliðini abartýlý biçimde dikkate alarak ürün gönderiyorlar sanki diye düþündüðüm olmuþtur mesela. Yapý söküm uç beyidir Ücra þiirlerinin. Yenilerek, yenilenerek þiire soyunmak gerektiði tezi, algýsý çok yüksek dergide. Buna Türk þiirinin her zaman ihtiyacý var. Duraðan, zorlamacý dergi anlayýþýný kýrmýþtýr bu yönüyle. Farklý isimler farklý kuþaklar buluþtu bir de Ücra'da. Zor zanaat farklýlýklarla geçinmek, onlarla uðraþmak. Emek harcamak ya da. Ama Üstübal ve Keçeli bu zorluðu da sevdiler. Þimdilerde Ücra için Mütekamiliyetçi þiir var zor gitmeyen bir tek. Bülent Keçeli diliyle, onun deyiþleriyle dillendirdim Mütekamiliyet'i. Murat bey galiba bunu dillendirmiyor. Bir de þu var. Birbiriyle bu kadar uzun süreli iyi geçinen baþka bir ikili yoktur sanýrým þairler dünyasýnda. Dostluklarýnda da bir “renga” var yani. Yeni yüzüyle Ücra daha büyük. Bu haliyle birkaç 30 sayý daha çýkar bence. Ücra'ya þunu sormalý: Yataðýný bulmuþsa niye akmasýn þiir.

KESÝTLER

Rehabilitasyon 2

Saba KIRER

Annem tedavi faydalý, sürdürülsün demiþmiþ, heyetteki doktorlar evet evet demiþ. Beyaz bir gelinlik üzerimde, doktor duvaðýmý açýyor, alnýmdan öpüyor, kocam da deðilmiþ. Daha evvelinden tanýþmýyormuþuz hiç. Gönülsüz, ameliyata hiç girmemiþ, bir cesede el sürmemiþ, kadavra üzerinde çalýþmamýþ, bir morgu teneffüs etmemiþ, herhangi bir yaraya dikiþ atmamýþ, müþahede altýnda bir hastayý gözaltýnda tutmamýþ, nöbet odasýnda uyumamýþ, uyanmamýþ, bir hemþireye usulca hiç sokulmamýþ. Gömleðinde bir kýrýþýklýk, kolunda bir kat izi olsa! Gözbebeði. Lehim. Kaynak makinesiyle yuvasýna sabitlenmiþçesine. Lehim. Bir çift göz. Lehim. Bir yabancý! Lehim. Tedaviye, tedavime baþlayacakmýþ. Lehim. Bir lehim! Bu kolye sizin için. …bu bizim niþanýmýz. Ýlk ve son armaðaným. Ellerimle, kendim takmak isterim, izin verir misiniz? Tabi tabi doktor, ben de sizi bekliyordum, siz saygýdeðer eþimi, beni rehabilite edebilecek yegâne sevgili eþimi.

Rehabilitasyon 3
Onunla ben, aramýzda bir levha, hep beraber toplanýp resim sergisine gidiyoruz bir akþam, yol boyu çim, devasa spotlar, çift kanatlý ceviz kapýdan sonra karanlýk bir dehliz, salona açýlan koridor, içerideyse aydýnlatma yerden yapýlmýþ, aðzýmýz açýk tablonun önünde, susmuþuz: Sessiz bir gecede soluðu kesen bir baskýnýn þiddetiyle, daralan göðüs! Þamdanlarýn ýþýðýnda, üzerine beyaz poplinin gerildiði bir masa, masada yüzü poplin kadar beyaz bir hasta, barok dönemden bir býçak, ölümü hatýrla! Yutkunma güçlüðü, boðazda kuruma, býçaktan ince bir yansýyýþ, bulutsu, dil ucunu hafifçe yalayan, yaladýðý anda hastanýn kalbi, kalbi, o anda kalbini yarmasý. Elif, lam, mim! Bir yastýk istiyorum yardýmcýmdan, fildiþi renginden koton, koton deðil bir ipek! Sanki hiç insan eli deðmemiþ, dokuma kumaþ deðil, yaratýlanlardan. Göz aldatýcý yumuþaklýkta, kaygan, aplikelerinde su motifi, biz verdik sana hakikatte Kevser! gelgit, iç okþayýcý, bir pudra þekerinin uçuculuðunda tatlý, arkama yaslanýyorum. Doðruluyorum. Gelinlik! Allý pullu deðil, telli duvaklý deðil, bornozmuþ, ayak bileðime kadar inen sarýmsý bornoz, ayaklarým bu kadar büyük müydü, ilk defa fark ediþim, kemikleri bir bir saysam, yalýnayak oluþum? Doktor, elimi tutun! Ýsteðim onu hiç þaþýrtmýyor, yerine getirmeye alýþkýn olduðu sýradan bir istekmiþçesine elini elime hafifçe vurup geri çekiyor. Doktorun ellerini benden, hastasýndan sakýnmasý. Elleriyle perdelediði, utanç. Her sakýným kendi gerçeðini açýða çýkarmaz mý aslýnda? Oysa ben, elleri ne yumuþak sanki bu dünyadan deðil, þeffaf bir beyazlýk, giderek ýþýk saçýyor, parmaklarý birdenbire o ziyada yitiyor, boynumu doðrultuyor, kafamý kaldýrýyorum, doktor gitmiþ, þimdi buradaydý diyorum içimden, o sýra terapist geliyor, süre dolmak üzere diyor, tensler bað yerinden kaymýþ, düzeltiyor, elektrotlar… Ýçimden meradaki koyunlarý sayýyorum, meralara da mera denemez ya - O gün ki insanlar çýrpýnýp yayýlan pervaneler gibi olacak.kupkuru býrakýlan ova!

Rehabilitasyon 4
Hasta kabini, n'lerden oluþan bir dizi. Elektrotlarýn baðlantý yerlerinden sabun köpüðüymüþ irili ufaklý, rengârenk uçuþuyor o an. Diðer hastalarý rahatsýz edecek bu baloncuklar kaygý deðil içimde sevinç. Savrula savrula esen rüzgâra köpükten baloncuklar uçuþturan apartman penceresindeki o kýz çocuðuyum sanki. Ýçindeki her bir boþluðu baloncuklarla savuþturan küçük kýz. Öðretmeni ev ödevi vermezse aslýnda caný hiç sýkýlmayacakmýþ, annesi Ziraat Bankasý'nda mesaide, bazý geceler hiç gelmezmiþ, uzak tarlalara görevlendirildiðinde ya da seralarý kontrole çýktýðýnda. Rabbiniz size niþanlý beþ bin melekle yardým edecektir! Belki diðer hastalar da bu baloncuklarý görünce mutlu olur, belki benim kýzým gibidir çocuklarý, beni anlarlar. Ama annem Elif'i benden uzaklaþtýrdý, neden ama neden Elif'i benden uzaklaþtýrdý, nedenini bilsem, düþünebilsem belki bulacaðým, bir çýkarsam, hatýrlamýyorum þimdi? Terapist biraz elektrik, biraz radyoaktif daha zerk ediyor. Elif, gitmiþ! -Yemin olsun o k ý z g ý n a t e þ i çaresiz göreceksiniz!Anne, anneciðim soframýzda ne var? Annem: Hem inci, inciçiçeði de soframýzda, ekose soframýzda, parfümeride kullanýlan, iþtahýnýzý açacak kokusuyla hiç doymak bilmez çocuklarýma, parfüm sanayinin iþtahýný kabartan siz çocuklarýma, nefis! -Sonra kasem olsun, o gün o nimetten muhakkak sorulacaksýnýz!-

Bülent KEÇELÝ Murat ÜSTÜBAL

M.Ü.: Ýþte bir yandan dizenin, sözcüðün parçalanýþýný öngören görsel þiir örneði var önümüzde. Görsel þiir de farklý bir yerden görüntü gibi görünse de aslýnda zihinsel algýnýn tarafýndan bakarak bu parçalanmayý betimlemeye çalýþýyor. Ücra'nýn görsel þiiri önemsemesinin altýnda bu yatýyor aslýnda, bir tür zihinsel algý dönemini yaþayan görsel þiir var; bir yandan da harfin tüm daðýlma refleksine raðmen yeni kelimeleri öngören bir ücra var. Bunlarýn ikisi birden bu yeni süreçte dilin yeniden metaforlaþmasýna yardýmcý oluyorlar. Tabii þu var, açýkçasý burada gelenekten kopan bir þiir var. Bu þiir her ne kadar kendini bile deðillemek zorundaysa da bir anlamda yine de bir þeylerin devamý. Aslýnda yine de kendi geleneðimizin devamýyýz hala. Bunu dilsel süreçler koparmaya ayný anda da yan yana tutmaya çalýþacak. Buradan doðan gerilim bir travmadýr. B.K.: Dilin dinamikliði bunu saðlayacak. Sonuçta, bu dili bir tek biz kullanmýyoruz, toplumun tüm kesimleri kullanýyor. Bu dil dinamik olmak zorunda. Þair de bu dili, her gördüðü yerde alýp, o örneklemelere göre götürmek zorundadýr. Bugün dilin kullanýlýþ alanlarýnýn sýfýr olduðunu düþünüyorum. Her tarafta bunu görebilirsin. Çok farklý, yerel olsun raconik olsun bunlarýn hepsini görebilirsin. Þimdi görsel þiir baðlamýnda ise görsel þiiri dilden münezzeh göremeyiz. Görsel þiir tam da dilin içindedir. Görmek demek dili aradan kaldýrmak veya þiirin en son anlarýný aradan kaldýrmak demek deðil. Dilden ve okumadan münezzeh göremeyiz. Bir þekilde bir bahþ var, bahþetme var. Bu bahþetmenin içinde yaþar hepsi. Görsel þiirdeki imgeyi tartýþabiliriz bu anlamda. Görsel þiirdeki imgenin yazýlý kültürdeki yapýyla arasýndaki fark nedir, ben bir fark görmüyorum. Ýmge ayný imgedir. Bu sefer onun görselliðini kullanýyorsun. Bununla ilgili bir tartýþma doðaldýr. Görsel þiir mantýðýnýn bildik þiir mantýðýndan çok farklý olduðunu düþünerek hareket etmiyorum.

çeliþki var, hangi imgeyi öldürüyorsunuz? Kullanýlmýþ imgeyi mi yoksa hala zihnimizde barýnan ortaya çýkmayý bekleyen imgeyi mi? Ýkinci imge türünü öldürmek tehlikeli. Þiiri bir kýsýrlaþtýrmaya götürecek, o anlamda da belki bazý epik anlayýþlarýn, Beat Generation tarzý þiir yazanlarýn istediði noktaya getirecek þiiri. B.K.: Ama Beat de olsa epik de olsa somut yapýda da olsa bunlarýn içinde de imgeden baðýmsýz bir þiir göremeyiz. Sonuçta, bir yerde imgeden baðýmsýzlaþtýrmaya çalýþtýðýn þey aslýnda imgenin hareketlenmesidir. Yani senin bahsettiðin ikinci yapýdaki imgedir. Ýmgenin bu hale gelmesine yol açan yapýlardan biri de ideolojidir. Yani, imge, belirli ideolojik kalýplamalar ve yerleþtirmeler yüzünden bir türlü kendi dünyasýný açamýyor. Ýki binlerden sonra bu yapý artýk deðiþti. M.Ü.: Kapitalizmle beraber þöyle bir tehlike geliþti, imgeyi biz iþe yararlýk ve köklülük üzerinden tartýþmaya baþladýk. Meta arayýþlarý imgeyi tüketmeye yönelik hamlelerdir.

Yani, imge, belirli ideolojik kalýplamalar ve yerleþtirmeler yüzünden bir türlü kendi dünyasýný açamýyor. Ýki binlerden sonra bu yapý artýk deðiþti.
B.K.: Aynen dediðin gibi. Kapitalizm ve reklam kültürü. Bugün aslýnda þiirde kullanýlabilecek en etkin imgeler reklama ve kapitalizme hediye edilmiþtir. Bu yapý eðer kapitalizmin etkinlik alanýndan kurtulsaydý ve imge þiire dair bir þey olsaydý daha büyük bir oranda, o zaman bu dinamik yapýsýný da kaybetmeyebilirdi. Çünkü biz ikinci yeni'nin imgeye nasýl sahip çýktýðýný biliyoruz. Ýmgeyle nasýl zenginleþtiðini de gördük. Tekrar böyle bir yapý ortaya çýkabilir. Bunun da araþtýrmasý bir þekilde Ücra'nýn bu ikinci dönemi. M.Ü.: Ýmgenin ölümü Batý'da oldu belki ama Batý'nýn þiirinin ne hale geldiðini de görüyoruz. Ayný tuzaða düþmemiz mümkün deðil. Böyle bir imge anlayýþý da ister istemez kapitalizmin iþine geliyor. Eðer gerçekten imgenin sabitlendiðini, bittiðini ve yok edilmesi gerektiðini düþünüyorsak ve bu da imgenin metalaþmasý yoluyla olacaksa bu tabii ki kapitalizmin iþine yarar. B.K.: Ýmge metalaþtýðý anda zaten onun ölümünü de kabul etmiþ oluyoruz. Þimdi, metalaþmayacak yeri onu o nesnel durumdan kurtarmanýn yolu, hareketli diye nitelediðimiz dinamik yapýyý ortaya çýkaran imge anlayýþýdýr. Ýkinci Yeni örneðini bu yüzden veriyorum; o dönemin sýkýþmýþlýðýný bir düþünün, hem Türkiye'nin yapýsý açýsýndan hem de dünya açýsýndan bir sýkýþmýþlýk durumu vardý. Bu sýkýþmýþlýðýn karþýlýðýna tüm þairleri yönünden bakabiliriz Ýkinci Yeni'nin. Ece Ayhan'a da bakabiliriz Sezai Karakoç'a da… Ýmgeyle bu sýkýþmýþlýðý aþabilmiþlerdir. Bize kalabilen Ýki bin sonrasý þairlere- en büyük miraslardan biri Ýkinci Yeni'dir. Ýkinci Yeni

hangi imgeyi öldürüyorsunuz? Kullanýlmýþ imgeyi mi yoksa hala zihnimizde barýnan ortaya çýkmayý bekleyen imgeyi mi? Ýkinci imge türünü öldürmek tehlikeli.
M.Ü.: Þu an var olan yapýya tepki bile, var olamayan yapýyý muhatap aldýðý için ister istemez onun bir yan kolu ya da oradan farklýlaþan bir yapý olarak yerini alacaktýr Türk þiir tarihinde. Görsel þiir de oraya dahil olacaktýr. Ýmge kavramý biraz da imgenin ölümüyle beraber de abartýldý; yani imgeyi öldürenler tarafýndan da. Orada bir

üzerinden bir þiir dinamizmi ortaya çýkabilirdi ki biz bunu gösterdik. Açýkça söyleyelim yetmiþlerin seksenlerin o boþ küveti bir þey vermedi. M.Ü.: Ýmgeyi hareketi üzerinden dönüþtürürken imgenin davranma biçiminin de farklý olduðunu söylüyoruz. Yani imgeyle ilgili senin de söylediðin gibi Beat Generation veya epik þiirde imge olmadýðýný söyleyemeyiz. Ýmge farklý þekil ve baðlamlara giriyor, o baðlamlarla imge oluyor. Kimi zaman bir eylem gibi ortaya çýkýyor, kimi zaman bir lirik bir yapý gibi ortaya çýkýyor, kimi zaman da hakikaten yabancýlaþmýþ ya da mistik bir þey gibi ortaya çýkýyor. Bir de söylediðim gibi az önce, bir baðlamdan ortaya çýkýyor. Bir baðýntýdan, metonimik bir durumdan ortaya çýkýyor. O baðýntýnýn sonucunda zihnimizde oluþan þey sonuçta bir imge. Biçimci diyenler aslýnda biçimin tuzaðýna düþüyorlar. Ýmgeyi çok biçimsel ve algýsal bir þey olarak algýlayýp, tam da karþý olduklarý biçimin tuzaðýna deðil sadece, meta ve kapitalizmin tuzaðýna da düþüyorlar. Epik olduðu iddiasýndaki anlayýþlarda bunu görebiliyoruz açýkçasý. Veya yazarýn öldüðünü, þiirin öldüðünü söyleyenlerde…

M.Ü.: Ýmgesiz þiir bile bir imge oluþturabilir, zihnimizde oluþtuðu hazýr bir þey olmadýðý için. B.K.: Ýmgesiz þiir demek bile bir imgedir.

Meþruluk üzerinden þiir arayýþý varsa burada bir iktidar talebi vardýr. Ücra hiçbir döneminde iktidar talebi içinde deðildi, meþruluk diye bir derdi yoktu. Durduðumuz yer belli.
M.Ü.: Böyle bir durumda dilin bizi gönderdiði boyutu algýlamaya çalýþmak en iyisi. Dille beraber dolayýsýyla yaþamla beraber hareket etmek! Þöyle bir eleþtiri varsa kabul ediyorum: yaþamdan kopuk olduðumuz mesela! Ama bunu da tayin eden þimdi oluyor. Yarýn nasýl bir þiir olacaðýný, yarýnýn ne ifade edeceðinin hesabýný veremeyiz. Bugüne bakarak saptamalarýmýzý yaparken saptamalarýmýzýn geleceði baðlamadýðýný da belirtmek zorundayýz. Ücra þiirinin anlaþýlmadýðý, okunamadýðý söyleniyor ya -okunamazlýk abidesi, rüya þiiri, kapalý gibi tanýmlamalarý hesaba katarak- þu anda ve kendiliðimiz içinde buna karar veremeyiz, bunlarýn gelecekte nereye oturacaðý, neye karþýlýk geleceði konusunda kimse hüküm veremez. Soyut resim geçmiþte nereye oturduysa bu þiirler de bir þekilde bazý gerçekliklere karþýlýk gelecektir. Eðer illa meþruluk üzerinden bir þey aranýyorsa þiir zaten meþruluða karþý durur. B.K.: Doðru bir tespit. Meþruluk üzerinden þiir arayýþý varsa burada bir iktidar talebi vardýr. Ücra hiçbir döneminde iktidar talebi içinde deðildi, meþruluk diye bir derdi yoktu. Durduðumuz yer belli. Biz hala Konya'dayýz þükür ki. Ýktidar olmamanýn hesabýný ve anlamýný biz gayet rahat veririz. M.Ü.: Merkez-taþra ikiliðinden Ücra'ya geçiþimizdeki mânâ da ortaya çýkýyor böylece. Bazý çevrelerin merkeztaþra arasýnda nasýl gidip geldiklerini gördükçe, Ücra, belki bir çýkmaz sokakta belki bir sýfýr noktasýnda kalmanýn ne kadar deðerli olduðunu ve iþe yaramazlýk noktasýnda iþe yarar olduðunu ortaya koyuyor. Düþünsene, þiiri bu anlamda merkez-taþra arasýndaki o çift yolda son sürat koþturanlar bir anlamda o yolda heba oluyorlar.

Ücra þiirinin anlaþýlmadýðý, okunamadýðý söyleniyor ya -okunamazlýk abidesi, rüya þiiri, kapalý gibi tanýmlamalarý hesaba katarak- þu anda ve kendiliðimiz içinde buna karar veremeyiz.
B.K.: Bu þunun da göstergesi aslýnda, þiir içi çalýþmanýn eksikliðinin de bir göstergesi. Ýmgenin öldüðünü söylemek için ilk önce aþýrý bir þekilde þiir okumuþ ve yazmýþ olman gerekiyor. Böyle bir durum yok! Yani ne Beat'de ne epikte ne de somut þiirde bunu görebiliyoruz. Biçim üzerinden gitmeyenler oradaki iç devinimin farkýnda olmayabilirler. Ýç devinimin farkýnda olmak için bunun içine girip çalýþmasýnýn yapýlmasý lazým. Biz bu çalýþmayý ilk Ücra'yla yaptýk. Bu konudaki ýsrarýmýz iþin dibine kadar inmeye yönelik! Þimdi bu iþin bir yön kazanmasý gerekiyor, sadece bizim için deðil Türkiye'deki þiirin geleceði açýsýndan da böyle olmak zorunda. Dil kendi çözümlemesini yaþarken kendi yönünü de tayin etmek zorunda. Yönden de münezzeh görülemez dil bir yöne akmak zorunda. Her þeyin aktýðý gibi, imge ve þiir nasýl akýyorsa…

Sayý: 32 Kasým-Aralýk 2009

Office Dizgi&Grafik