You are on page 1of 188

JRGEN HABERMAS

NSAN OPASININ
GELECEG
E V R : KAAN H. KTEN
FELSEFE

EVEREST

J R G EN HABERM AS
1 9 2 9 da D sseldorf Almanyada doan Jrgen Habermas, Gttingen ve B o n n
niversitelerinde felsefe renim i grd, bir sre T heod or A dornoya asistanlk
yapt. 1 9 6 0 ve 19 7 0 li yllarda Heidelberg ve Frankfurt niversitelerinde retim
grevlisi olarak alt. 1 9 7 1 de Starnbergdeki M ax Planck Enstitsne bakanlk
yapmaya balad, 1 9 8 3 te Frankfurt niversitesine dnd ve 1 9 9 4 ylnda em ek
li olana dek burada felsefe profesrl yapt. E n tannm A lm an toplum kuram
clarndan biri olan Habermas, Frankfurt O kulunun temsilcilerindendir. Haberm asn T rkede yaynlanan baz kitaplar unlardr: teki O lm ak, tekiyle
Y aam ak: Siyaset K uram Y azlan (Yap Kredi, 2 0 0 2 ), deoloji O la rak T ekn ik ve Bi
lim (Yap Kredi, 2 0 0 1 ), letiimsel Eylem K uram 1. Cilt: Eylem Rasyonellii ve Top
lum sal Rasyonelleme 2. C ilt: Ilevselci A kln Eletirisi zerine (Kabalc, 2 0 0 1 ), Sos
yal Bilimlerin M ant zerine (Kabalc, 1 9 9 8 ), Kamusam Y apsal Dnm
(letiim , 1997).

KAAN H. KTEN
1 9 6 9 da Sam sunda dodu. stanbul niversitesinde uluslararas ilikiler okudu,
Paul Feyerabend zerine yksek lisans tezi yazd. Bu srada ayn yerde aratrma
grevlisi oldu. 1 9 9 6 -1 9 9 7 yllarnda D A A D bursuyla Almanyada Gttingen n i
versitesinde Heidegger, Kant ve Hristiyanlk konularyla ilgili doktora almala
rn yrtt. stanbula dnd ve Im m anuel K antn b an anlay zerine hazrla
d tezle 2001 'de doktor oldu. Halen M altepe niversitesi B F de yardmc do
en t olarak alyor. Reformasyon Dnemi Siyasal ve Dinsel Dnce Tari/ine Giri
(Alfa, 2 0 0 3 ) ve Heidegger ve niversite (Everest, 2 0 0 2 ) adnda yaymlanm iki telif
eseri ve ok sayda makalesiyle evirisi bulunm aktadr. Evli ve bir ocuk babasdr.

Jrgen Habermas

NSAN DOASININ
GELECE

insan Doasnn Gelecei


Jrgen Habermas

zgfin Ad:
Die Z u ku n ft d er m enschlichen Natur.
Suhrkam p, 2 0 0 1 , Frankfurt

Kapak tasarm: M ithat n ar


A lm ancadan eviren: Kaan H . kten
2 0 0 1 ; Suhrkam p Verlag
2 0 0 3 ; bu kitabn Trke yayn haklan
Everest Yaym lanna aittir.

1. Basm : Nisan 2 0 0 3 (Everest)


IS B N : 9 7 5 - 2 8 9 - 0 7 0 - 9

Bask ve C ilt: M elisa M atbaaclk

E V E R E S T Y A Y IN LA R I
atalem e Sokak N o: 52/2 C aalolu/STA N B U L
T el: 0 2 1 2 5 1 3 3 4 20-21 Fax: 0 2 1 2 5 1 2 3 3 76
G enel Datm: Alfa, T el: 0 2 1 2 511 5 3 0 3 Fax: 0 2 1 2 5 1 9 3 3 0 0
e-posta: everest@alfakitap.com
www.everestyayinlari.com

Everest, Alfa Yaynlanm n tescilli markasdr

NSZ
3E

2000 yl E>r. M argrit Egnr dl'nn bana layk grl


mesi vesilesiyle 9 Eyll 2000 tarihinde Zrich niversitesi'nde yaptm konuma, elinizdeki kitabn birinci blmn
m eydana getirm ektedir* Sz konusu konum ada, boa harcanm ayp dolu dolu geen iyi bir hayatn ne dem ek olduuna
dair can alc soru karsmda, post-metafizik dncenin ken
dine grev edindii o m eum sessiz kaln sebebini ve temellendiriliini, Kant'n adalet kuram ile Kierkegaard'n 'kendi
olm a etii' arasnda bir ayrm a giderek gsterm eye alm
tm. Bu balam da, gen-teknolojisindeki gelimelerin neden ol
d u u bir kavgadan doan u kar soru d a bu zem in zerin
de belirginlemektedir: Felsefe, bylesi tr-etik sorular kar
snda sergiledii sessizliini m azur gsterebilecek midir?
Kitabn ikinci ve kapsam olarak ana blm , 28 H aziran
2001 tarihinde M arburg niversitesi'nde verdiim gelenek
sel Christian W olff D ersi'ne dayanm aktadr. Bu m etin, m etafizik-sonras dncenin nkabullerinden vazgem em ek ko
uluyla yukarda sz edilen kavgaya m dahale etmektedir.
u ana kadar, genetik aratrm alar ve gen-teknolojisi zerine
yaplan kavga, kii-ncesi insan hayatnn ahlki durum u
evresinde dnen beyhude tartm alardan ibaretti. O ysa
ben, gelecekteki bir olas zam an dilim inden geriye dnp
bakm ak suretiyle gnm zde halen tartm al kabul edilen
am a ileride belki de gerekleecek olan, piyasnm arz ve ta
lep m ekanizm as tarafndan dzenlenen liberal bir jenii**
ele alyorum . nk bana gre, em briyon aratrm alar ve

*) Konumann ksaltlm metni iin bkz. Neue Rundschau, yl 112,


2001, say 23, s. 93-103.
**) irsi zelliklerimizi belirleyen genetik malzemenin esenliini ve
saln korumaya alan mdahaleler btn (soyartm). (.n.)

PD* gibi konularda insanlarn kavgaya tutum asnn sebebi,


bunlarn 'insan yetitirm e' m etaforuyla ifade edilen tehlike
lere rnek gsterilm esinden ileri gelmektedir. Zira, kim se
den hesab sorulam ayacak bir nesiller-aras edim ler silsilesi
nin olum asndan sebepsiz yere endie ediyor deiliz. Bu
edim ler silsilesi tek ynde, dikey olarak am zn karlkl
etkileim alarn delip geer niteliktedir. Buna karlk, tm
gen-teknolojik m dahalelerin snrlandrlp bunlarn yasa
larla belirlenmesi gerektiini savunan szm ona dzeltici
hedefler, m dahaleleri gereksiz ve dar snrlar iine hapset
m eye alm aktadr. N itekim byle bir d urum da m dahale
yi yapacak olan tp uzm an, rzalarn varsaym ak zorunda
kalaca 'ikinci kiiler'le ibirlii yapm ak du rum unda ola
caktr.
Yln son gnlerinde kalem e aldm "Son N o t", bana y
neltilen eletirilere bir cevap niteliini tad halde, savun
duum grlerde bir revizyona gitm ediim i, bilakis asl y
nelimimin daha da belirginletirilmesi gerektiini ortaya
koym aktadr.
Kitaptaki son m etin "nanm ak ve Bilm ek", bana layk g
rlen A lm an Yaynclar Birlii Bar dl'nn takdim i d o
laysyla 14 Ekim 2001'd e yaptm konum aya d ayanm akta
dr. Bu yaz, 11 Eyll'den bu yana yeniden gndem e yerle
en bir konuyu ele alm aktadr: Post-sekler toplum larda
oluan bir evre iindeki dem okratik anayasa devleti y u rt
talarnn 'seklerletirilmesi' sreci insanlardan (hem ina
nanlardan, hem de inanm ayanlardan) neleri beklemektedir?

Jrgen Habermas
Stamberg, 31 Aralk 2001
*) Praimplantationsdiagnostik (PD): 'Pre-implantasyon tehisi' (dl
lenmi yumurta hcresini anne rahmine yerletirmeden nce onda
genetik bozukluklarn var olup olmadna bakan tehis yntemi),
(.n.)
V

NSAN DOASININ
GELECE

SESSZ KALIIN SEBEB VE TEMELLENDRL


'Doru Hayat Nedir?' Sorusuna Verilebilecek
Post-Metafizik Bir Cevap Var m?
m

Max Frisch'in Stiller isimli eserinde savc, romann


kahraman Stiller'e u szleri yneltir: "nsanolu ken
dine biilen hayat sresini nasl kullanyor? Bu soru
nun doru drst bilincinde bile deildim; o, sadece
beni rahatsz eden bir soru olarak ortada duruyordu."
Frisch bu soruyu bildirme kipiyle kaleme almt. yle
ki, bu konuda daha derinlemesine bir dnceye dalan
okur, bizatihi kendisinden kayg duymak suretiyle so
ruya etik bir yn kazandracakt: 'Bana biilen hayat
sresini nasl kullanmalym?'
Filozoflar asrlardr bu soruyu zecek uygun ce
vaplara sahip olduklarn dndler. Oysa gnmz

de, yani metafizikten sonraki felsefede, kiisel ve hatta


kolektif hayat idamesine ilikin sorulara balayc bir
cevap vermeye artk cesaret edilememektedir. rnein
bu balamda Adorno, Minima Moralia'ya, hem Nietzsche'nin en bilimine melankolik bir nazirede bulunarak,
hem de nemli bir aczimizi itiraf ederek balamaktadr:
"Dostlarma bir eyler sunduum bu hznl bilim,
klbeldan beri felsefenin en sahihi saylan [...] doru
hayat retisine dairdir."1Adorno'ya gre etik, olsa ol
sa 'hasarl hayattan yansmalar' zerine birtakm da
nk aforizmalara izin verebildiinden, bir tr hznl
bilim dzeyine dmtr artk.
I
Bir zamanlar felsefe, doaya ve tarihe bir btn ola
rak hkim olduunu, bu balamda da, bireysel olarak
ve topluluk halinde idame edilen insan hayatnn uyma
s gerektii, szmona sabit bir anlamlandrma ereve
sine sahip olduunu iddia etmekteydi. Nitekim kosmozun ve insan doasnn yapsyla dnya ve selamet tari
hinin aamalar, doru hayata aklk getiren (normatif
adan ykl) olgular yaratmaktayd. Burada 'doru',
emsal oluturucu bir anlamda kullanlyordu; bylece
hem bireyin, hem de siyasal topluluun taklit etmesi
zendirilen bir hayat modeli yaratlmt. Tpk semavi
dinlerin, kurucularnn serencamm selamete varma yo
1) T. W. Adorno, Minima Moralia, Frankfurt am Main, 1951, s. 7.

lu olarak sunmalar gibi, metafizik de baz hayat model


leri sunmaktayd -tabii, ounluktaki kitleler asndan
farkl, aznlktaki bir avu seilmiler asndan ise ok
daha farkl bir hayat modeliydi bu. Bu anlay iinde iyi
hayat ve adil toplum, etik ve siyaset gibi konulardaki
retilerin tamam tek bir kalptan kmayd. Oysa top
lumsal deiimin hz kazanmasyla ahlki hayata dair
bu modellerin miyatlar da giderek ksald. Sz konusu
miyatlar (ister Yunan polis'ini,* isterse Ortaa'm societas
civilis'ini** oluturan zmreleri, kent kkenli Rne
sans'n 'umll' bireylerini ya da Hegel'de olduu gibi
aile, burjuva toplumu ve meruti monarinin oluturdu
u bnyeyi temel alsnlar) hzla ksalyordu.
John Rawls'un savunduu siyasal liberalizm bu ge
limenin son noktasdr. Rawls, dnya grlerindeki
bollua ve hayat tarzlarndaki giderek artan bireysel
lemeye bylece kendine gre bir tepki gstermektey
di. Ayrca, felsefenin belirli hayat minvallerini rnek
gsterme ya da genel anlamda balayc ekilde tarif et
me denemesinde baarsz kalmasndan kesin sonular
karyordu. Rawls'a gre 'adil toplum', 'kiilere bii
len hayat sresince ne yapacaklar'n yine kiilerin ken
di takdirlerine brakmakt. Bu karm, herkese ayn z
grl garanti etmekte, etik bir benlik anlaynn ge
liimini salayabilmekte ve insanlarn 'iyi hayat'a dair
*) Kent devleti, site anlamnda, (.n.)
**) Ruhban olmayan, sekler veya sivil toplum katmanlar anlamn
da. (.n.)

kiisel tasarmlarn kendi imkn ve kararlan dorultu


sunda gerekletirebilme ans tanmaktayd.
Bireysel hayat tasarmlar tabii ki, zneler arasnda
paylalan yaamsal iliki balarndan bamsz biim
de oluamaz. Ama karmak bir toplum rgtlenme
sinde bir kltrn baka bir kltr karsnda kendini
idame ettirebilmesi, ancak bir kltrn yeni yetien ve
'hayr' diyebilme imknna sahip olan nesillerini, dn
yay kefedip onu belirgin klan semantiklerinin avan
tajlarn ve edime ynelik gcn tantarak ikna etme
siyle mmkndr. Kltrel dzlemde bir 'trlerin ko
runmas' olamaz ve olmamaldr. Demokratik bir hu
kuk devletinde ounluk, aznlktaki kesimlere kendi
kltrel hayat biimini, yani szmona rehber kltr
-memleketin ortak siyasal kltrnden farkllk gster
dii lde- zorunlu klamaz.
Yukardaki rnekten de anlalabilecei gibi, gn
mzde pratik felsefe genel normatif akl yrtmeler
den vazgemi deilse de, kendini byk oranda ada
let sorunsalyla snrlandrmtr. Gnmzde pratik
felsefe, herkesin kendi karna olduu kadar, herkes
asndan iyi olan saptamak durumunda olan norm ve
edimleri hangi kstasa gre deerlendireceimiz soru
sunu aa karma gayreti iindedir. Zaten, ilk bakta
ahlk kuram ile etiin ayn sorudan hareket ediyor iz
lenimi yaratmas da bu nedenledir: 'Ben ne yapmal
ym, biz ne yapmalyz?' Oysa buradaki 'grev kipi',
dahil edici biz-perspektifinden hareketle herkesin bir

birine ykledii hak ve grevleri sorgulamay bir kena


ra brakp, birinci tekil ahs kipinden hareket ederek
kendi hayatmzla ilgilendiimizde ve uzun vadede
-ve her eyi bir btn olarak ele aldmzda- 'benim
iin' ya da 'bizim iin' en iyi neyin olduunu sormaya
baladmzda bambaka bir anlama kavuacaktr: Zi
ra benim kendi iyiliim ve ktlme ilikin bylesi
etik sorular, belirli bir hayat yksnn ya da zel bir
hayat biiminin sunduu balam iinde ortaya kar
lar. Sz konusu sorular, kendimizi nasl anlamamz ge
rektii, kim olduumuz veya ne olmak istediimiz gi
bisinden kimlik sorularyla da yakndan ilgilidir. yle
anlalyor ki, bu sorulara verilebilecek, ilgili balam
dan bamsz, yani tm kiileri eit biimde balayc
bir genel cevap yoktur.
Bu sebeple, gnmzde adalet ve ahlk kuramlar,
birbirlerinden ve klasik anlamda doru hayat retisi
demek olan 'etik'ten ayr yollar takip etmektedirler.
Oysa ahlki noktadan hareket ettiimizde, byk metafiziksel ve dinsel anlatlar halinde nesilden nesile ak
tarlan, baanl olan veya baka bir deyile baarsz ol
mayan hayat anlaylarndan artk geri adm atmamz
gerekir. nk varolusal zanlaymz sz konusu
geleneklerden beslenmeye devam ediyor olsa da, inan
sistemleri arasndaki bu kavgada felsefe, hakl olarak,
mdahale edip taraf tutacak durumda deildir. zel
likle de bizim amzdan nemi ok fazla olan sorular
da, felsefe bir st aamaya geerek, sadece insann ken

di kendisiyle anlama srelerinin ekli niteliklerini in


celemekle yetinmekte, bunlarn ieriklerine ilikin her
hangi bir gr bildirmemektedir. Bu durumun tatmin
edici olmad ortadayken, salam biimde temellen
mi olan bylesi bir sessiz kalma rneinin aleyhinde
ne ne srebilir?
Varolusal zanlama ekilleri zerine uzmanla
m olan bir etikle birlikte alan bir ahlk kuram, sz
konusu ibirlii karsnda yksek bir fiyat demekte
dir. nk ne yazk ki bu ekilde, doru edimde bu
lunma motivasyonu ile ahlki yarglar emniyete alan
balam btn ortadan kalkmaktadr. Nitekim ahlki
igrler, insann zbeksn adalet ilgisiyle bir araya
getiren etik bir zanlay iine yerletirildiinden ira
deyi etkin biimde balarlar. Kant' takip eden deontolojik* kuramlar, ahlki normlarn nasl temellenip kul
lanldn istedii kadar iyi aklyor olsunlar; esasen
neden ahlki tavrlar almak durumunda olduumuz
sorusunu cevaplayamamaktadrlar. Ayn ekilde siya
sal kuramlar, demokratik kamusal btn iindeki
yurttalarn bir arada yaama ilkelerine ilikin verdik
leri kavgada, bir amaca aklc biimde hizmet eden
'mzakere edilmi geici durum'la neden yetinmeyip,
kamu yararn rehber almalar gerektiine bir cevap
bulamazlar. Oysa etikten kopmu adalet kuramlar,
toplumsallama sreleri ile siyasal hayat biimlerinin
*) Hangi devlerin yerine getirilmesi gerektiini ele alan ahlkn bir
alt disiplini, (.n.)

'kolaylk gstereceklerini' mit etmekten baka bir ey


yapamazlar.
te yandan felsefi etiin, alann, psiik rahatszlkla
rn giderilmesinde 'yaama ynelme' gibi klasik devle
ri pek fazla tereddt gstermeden stlenen psikoterapi
yntemlerine neden terk ettii sorusu daha da tedirgin
edicidir. rnein bu anlamda psikanalizin felsefi z,
zellikle Alexander Mitscherlich'te belirgin bir biimde
gn na kmaktadr: Mitscherlich, psiik rahatszl
, zgl bir insani varolu minvalinin engellenmesi
olarak grmektedir. Ona gre psiik rahatszlk> insann
kendi kendine sebebiyet verdii bir zgrlk kayb an
lamna gelmektedir: Psiik adan hasta olan kii, bilinsizletirdii rahatszln hastalnn semptomlaryla
telafi etmektedir -bir baka deyile, hasta kii, kendi
zn gizleyerek bu rahatszlktan kamaya almak
tadr. Mitscherlich'e gre, bu durumda uygulanacak te
davinin amac, kiiyi yeniden zbilgi sahibi klmaktr,
"ki bu, ou kere hastal rahatszla evirmekten iba
rettir, ama bu rahatszlk, zgrln yok etmedii
iin homo sapiens'in mertebesini ykseltmektedir."2
Psiik 'hastalk' kavram, somatik* hastalk kavra
myla bir benzeim kurularak ortaya atlmtr. Peki
ama biz, psiik alanda salkl olma konusuyla ilgili
gzlemlenebilir ve tereddt etmeksizin deerlendirile
2) A. Mitscherlich, Freiheit und Unfreiheit in der Krankheit, Studien zur
psychosomatischen Medizin 3, Frankfurt am Main 1977, s. 128.
*) Bedensel anlamnda, (.n.)

bilir parametrelerden byk oranda yoksun olduu


muz halde, byle bir benzeim kurmaya almamz ne
kadar yerindedir? yle anlalyor ki, noksan olan so
matik gstergelerin yerini, 'rahatsz edilmemi bir ken
di olmaklk'la ilgili normatif bir anlay almaktadr.
Hastann straba dayanamayp psikanalistine gitmesi
sonucu bu strabna ket vurulup, sz konusu rahatsz
lk dikkat ekmeden normal hayatnn iine szdrld
nda bu durum daha da belirginlik kazanmaktadr. Pe
ki, psikanalistin yapabileceinden emin olduu bir ey
den felsefe niye ekinsin ki? Burada sz konusu olan,
baarl ya da baarsz bir hayata dair klinik verilerin
sezgisel anlaynn akla kavuturulmas davasdr.
Zaten Alexander Mitscherlich'in yukardaki szleri, Kierkegaard'm ve varolu felsefesine mensup takipileri
nin izlerini tadn aka belli etmektedir. stelik bu
bir tesadf deildir.
II
Kendi hayatnn baarl olup olmad konusuyla il
gili temel etik soruyu, metafizik-sonras bir kavram
olan 'kendi olma imkn'yla cevaplayan ilk kii Kierkegaard'dr. Ltfkr Tann'ya dair Lutherci temel soruy
la bouan bu protestan; Heidegger, Jaspers ve Sartre
gibi felsefi takipileri iin zor bir lokma olmutur. Do
ru hayata ilikin Hegel'in speklatif felsefesiyle mca
dele eden Kierkegaard, bu konuda post-metafizik olsa

da olduka dinsel ve teolojik olan bir cevap ortaya at


mtr. Oysa metodik ateizmi izleyeceklerine yemin et
mi olan varolu filozoflar, etik soruyu artc ve ye
niliki bir tarzda yeniden sorup, hem esasl hem de ye
terli lde formel (daha dorusu, hakiki etik sorular
da her trl vasilii reddeden meru bir dnyagrsel oulculuk perspektifinden bakld takdirde, ye
terli lde formel)3 biimde cevaplayan Kierkegaard'm dnr ynn ancak yava yava kefetmi
lerdir. Onlarn felsefi hareket noktas, 'etik' ile 'estetik'
hayat grn kar karya getiren Ya/Ya Da'nm Kierkegaard'dr.
Erken romantisizmin ekici renklerinden yararlanan
Kierkegaard, heyecansz-ironik biimde akp giden,
derin dnceye ve iinde bulunulan lahzaya taklp
kalan benmerkezli kolayc varolua olduka sempatik
yaklamaktadr. Bu hazcln zdd, bireyden kendini
toplamasn ve altnda ezildii dnyann bamllkla
rndan kendini syrmasn talep eden kararl etik hayat
biimidir. Birey, bireysellik ve zgrlnn bilincine
erimek iin kendini kapmasna toparlamaldr. Bylece, kendi kendine neden olduu nesneleme durumun
dan kurtulula birlikte, kendisiyle arasnda bir mesafe
de kazanacaktr. Artk o, nefes nefese kalrcasma para
lara ayrlm bir hayatn ad konmam dalmlndan kendini toplayp, zn geri getirmek suretiyle
3) J. Rawls, Politischer Liberalismus, Frankfurt am Main 1998.

hayatna sreklilik ve effaflk katabilecek bir konum


dadr. Toplumsal boyut asndan byle bir kii, ger
ekletirdii edimlerin sorumluluunu stlendii gibi,
bakalarna ynelik olarak da sorumluluk altna gire
bilmektedir. Zamansal boyut asndan bakldnday
sa, kiinin kayglanrcasma kendisiyle ilgilenmesi, ge
mi ile gelecein ayn nda birbirine geen ufuklar
iinde cereyan eden varoluunun tarihsellik bilincini
meydana karmaktadr. Bu ekilde kendisinin bilinci
ne varan kii, "kendisini bir dev olarak grr, bu dev
ona verilmitir; oysa grnrde o, bu devi kendisinin
setiini ve kendisinin dev olduunu dnr."4
Kierkegaard kendi znn bilinciyle varolan bire
yin, sa'nn da vaaznda zetledii dstur erevesi
iinde kalarak srekli kendi hayatnn muhasebesini
yapacan kabul etmektedir. Oysa Kant'm eitliki
evrensellik anlayyla sekler bir ekle kavuan ahl
ki ltler hakknda Kierkegaard pek fazla sz sarf et
mez. O, dikkatinin tamamn kendi olma imknnn
yaps zerine, yani kendi hayatna dair yrtt ta
sarmn baarl biimde sonulandrlmasna ilikin
sonsuz bir ilgiden hareket eden etik ztefekkr ve ztercih ekline odaklar. Birey, bir olgu olarak mevcut
bulduu ve somut olarak imdiletirdii hayat yk
snn gemiini, gelecekteki edim imknlar asn
dan tartarak zeletirel biimde kendine ml eder.
4) S. Kierkegaard, Entweder/Oder, H. Diem ile W. Rest, Kln ve Ol
ten 1960, s. 830.

Dolaysyla, bakasnca yeri doldurulamayacak bir ki


i ve bakasyla kartrlamayacak bir birey haline an
cak bu ekilde gelebilir.
Ardndan birey, hayatnn gemite kalan ksmnda
ki menfur dnemlerinden pimanlk duyduu iin,
kendini bulup bildii o edim rneklerini utanp skl
madan srdrmeye karar verir. Bylece, bakalarnca
bilinip takdir edilmesini istedii kendi zanlayn di
le getirmi olur. Artk o, ahlki adan titiz bir deer
lendirmeye giderek ve bir olgu olarak mevcut bulduu
hayat yksn eletirel ynleri ar basacak ekilde
kendine ml ederek, hem olduu hem de olmak istedi
i kii olarak kendini temellendirir: "Kendi zgrl
yle temellenmi olan her ey zsel olarak ona aittir,
istedii kadar tesadfen kazanlm gibi grnse de..."
Ancak Kierkegaard'm, bundan sonra u cmleyi
sarf ederken, Sartrevari bir varoluuluktan alabildi
ince uzaklat grlmektedir: "Bu ayrm, etik birey
iin kendi keyfiyetinin bir meyvesi deildir. [...] O ken
di kendinin yaz ileri mdrdr, ifadesini kullanmak
daha yerinde olur; o, sorumlu yaz ileri mdrdr
[...], iinde yaad eyann dzenine ve Tanr'ya kar
sorumlu olan bir yaz ileri mdr."5
Kierkegaard kiinin kendi gcyle ortaya kard
etik varolu biiminin ancak ve ancak iman sahibi biri
nin Tanr'yla ilikisi iinde salamlatrlabileceinden
5) A.g.y., s. 827.

emindir. Bylece speklatif felsefeyi ardnda brakt


ndan, post-metafizik dnceye dahil grnd
halde post-dinsel deildir. Oysa bu balamda, Hegel'in
Kant'a kar kulland bir argman kendisinin de kul
lanmas ironiktir: ze dair aratrmalann ltn ve
ren ahlk, Sokratesi ya da Kant anlamda sadece in
sani bilgi zerine temellendii takdirde, ahlki yargla
rn pratie dntrlmesi iin gerekli gdlemeler
den yoksun olacaktr. Kierkegaard'n kar kt ey
bilisel yn deil, ahlkn zihinsel adan yanl anlal
masdr. Nitekim ahlk, bilen znenin istencini salt ha
yrl sebeplerle harekete geirebiliyor olsayd, zaman
nn sivri dilli eletirmeni olan Kierkegaard'n srekli
olarak ne srd o vahim durumu (yani, Hristiyan
lk asndan aydnlanm ve ahlki adan kendinden
menkul olduu halde son derece rm olan toplu
mu) aklamak mmkn olamazd: "Tm bu bilgi ve
anlaylarn insanlarn hayat zerinde hibir gce sa
hip olmamasna hem glnebilir, hem de alanabilir."6
Kierkegaard'a gre, bu adaletsiz dnya hlinin nor
malleerek phtlaan ketvrumu ya da sinik biimde
takdiri, bilgi eksikliinden deil, irade rmesinden
kaynaklanmaktadr. Nitekim, daha iyiyi bilecek du
rumda olan insanlar, bunu bilmeyi istememektedirler. Bu
sebeple de Kierkegaard, ortada bir su deil gnahn
6) S. Kierkegaard, Die Krankheit zum Tode, L. Richter, Frankfurt am
Main 1984, s. 85.

varlndan sz etmektedir. Nitekim suu gnah ola


rak yorumladmz ndan itibaren, balanmaya
mahkm olduumuzu ve tm umutlarmz, tarihin gi
diatna geriye dnk biimde mdahele eden, bozu
lan dzenin ve onun kurbanlarnn btnln yeni
den tesis etme imknna sahip olan mutlak bir gce ba
lamamz gerektiini biliriz. yle ki, bu selmete erme
vaadi, bir tarafta koulsuz talep edicilie sahip ahlkla,
dier tarafta kendi kendimizle kayglanrcasma ilgilen
me arasndaki gdleyen balanty salayabilmekte
dir. Post-nanevi vicdan ahlk, dinsel bir zanlay
zerine temellendii takdirde, bilinli bir hayat srd
rebilmenin billrlama oda haline gelebilir. Bylece,
motivasyon sorununu Sokrates'le Kantla kar kulla
nan Kierkegaard, sa Mesih'e ulam olur.
Oysa Climacus (Philosophische Brocken'de [Felsefi
Krpntlar] Kierkegaard bu takma ad kullanr) hipote
tik bir 'dnce tasarm' diye grd Hristiyan sel
met mjdesinin, dnyagrsel nrtln post-metafizik snrlarnda gezmen isel dnceye kyasla daha
'hakiki' olup olmadndan hi de emin deildir.7 Bu
sebeple Kierkegaard, Anticlimacus adnda baka bir
karakteri daha sahneye kararak, karsndaki sekler
Climacus'un aklc argmanlarla deil, psikolojik fenomenolojiden yararland igrlerle 'Sokrates'i ama
d' iin n ayak olmaktadr.
7) S. Kierkegaard, Philosophische Brocken, L. Richter, Frankfurt am
Main 1984, bkz. "Die Moral" balkl son ksm, s. 101.

Kierkegaard baz semptomatik hayat biimlerine


bavurarak saaltc 'lmcl Hastalk'm grn bi
imlerini ve nceleri ket vurulan, ama daha sonra bi
lin eiini geerek benmerkezli bilincin geri kazanl
mas iin art olan aresizliin formlarn betimlemek
tedir. aresizliin bu biimleri, sahih bir 'kendi olma'y
mmkn klabilecek varolusal bir temel ilikinin baa
rszlnn da grnmleridir. Kierkegaard, kaderi
'kendi olmak zorunda olan' bir kiinin, bu durumun
bilincine vard halde, "aresizce kendi olmak isteme
mek, ya da daha da aalatc: kendi olmamay are
sizce istemek, ya da en aalatc: kendinden baka bi
risi olmay istemek"8 gibi alternatiflere sndnn ra
hatsz edici yksn anlatr. aresizliin kaynann
durumlarda deil, kendi izlediimiz ka hareketle
rinde olduunu bilen birisi, bakaldrd halde mit
siz bir 'kendi olma istei'ni yerine getirmeye alacak
tr. Bu son g gsterisinin -sadece kendi olma isteine
odaklanarak talaan bir kendi olma iradesinin- mit
siz baarszl, fani ruhun kendini amasn ve baka
sna baml olduu halde kendi zgrlnn burada
temellendiini takdir etmesini salamaktadr.
Bu dn, modem akln seklerletirilmi zanlaymn almasna, varolma taliminden baka bir ey
yapmayan insann dnm noktasna iaret etmektedir.
nk Kierkegaard, bu yeniden doumu Fichte'nin B
8) S. Kierkegaard, Die Krankheit zum Tode, s. 51.

lim retisi'nin ilk paragraflarn hatrlatan bir forml


le betimlerken, olgusal edimin zerk anlamn da tersi
ne evirmektedir: "Benlik; kendisini kendisiyle ilikilendirerek ve kendi olmay^ isteyerek kendini tayin
eden gc effaf klmaktadr."9
Kendi olmay doru hayatn bir biimi olarak mm
kn klan temel iliki burada grnr hale gelmekte
dir. Kendi olma imknnn, zerine temellendii bir
'g'e atfta bulunmasn dinsel yne ekerek anlama
ya almak zorunda olmasak da Kierkegaard, insan ti
ninin ancak gnah bilinciyle kendi fani varoluunun
doru anlayna eriebileceinde diretmektedir: Benli
in hakiki varoluu ancak Tanr'nm ehresine bakla
rak mmkn olabilmektedir. mitsiz aresizliin aa
malarn ancak ve sadece bir inanan olarak gemek
mmkndr. Bu durumda o, kendisiyle iliki iinde ol
maktayken, her eyini ona borlu olduu, mutlak ola
rak farkl bir tekiyle iliki iinde bulunur.10
Kierkegaard, Tanr hakknda tutarl bir kavram
oluturamayacamz vurgulamaktadr: ne via emirentiae'yle, ne de via negationis'le* nk her idealletirme
9) A.g.y., s. 14.
10) M. Theunissen, Das Selbst auf dem Grnd der Verzweiflung, Me
isenheim/Frankfurt am Main 1991.
*) Via negationis': Ortaa Avrupa felsefesinde Tanr'yO'nun ne ol
madm syleyerek bilme yaklam. Via eminentiae': Yine Ortaa
Avrupa felsefesinde Tann'y O*nun hem ne olduunu, hem de ne ol
madn syleyen yaklamlar birletirici yaklam, (.n.)

giriimi, ykselme operasyonunun hareket noktas


olan fani temel yklemlere bal kalmaktadr; bu se
beple de, mutlak tekiyi fani belirlenimler kullanarak
olumsuzlama yoluyla belirlemeye alan aklmz, ba
arsz kalmak zorundadr: "Akl, mutlak ayrm d
nemez. Mutlak olarak bizatihi kendisini olumsuzlayamaz, nk bu amala kendisini kullanmakta ve ayr
m kendi iinde dnmektedir."11 Bilmek ile inanmak
arasndaki uurumu dnce vastasyla amak mm
kn deildir nitekim.
Doal olarak bu, onu izleyerek felsefe yapanlar a
sndan bir ylgnlk kaynadr. Vahyedilen hakikatler
zerine temellenmek istemeyen Sokratik dnrler
bile, 'lmcl Hastalk'm alayc fenomenolojisini iz
leyebilir ve fani tinin, kontrolnn dndaki olanakllatrma koullarna bal olduu grn kabul ede
bilirler. Dolaysyla, etik adan bilinli bir hayatn ida
mesi, darkafal bir kendini kudretlendirme giriimi ola
rak anlalmamaldr. Nitekim Sokratik dnr, ze
rinde tasarruf edilemeyen bir gce baml olmay, do
alc aklamalarla kavramann mmkn olamad,
daha ziyade kiiler-aras bir ilikiyi ilgilendirdii konu
sunda Kierkegaard'a hak verecektir. Zira kiinin her
trl ahlanmalar ikinci bir kiiye kar olsa da, nn
de sonunda kii yine mitsizce kendi olmay isteyecek
tir. Oysa konuma ve edimde bulunma yeteneine sa
l ) S. Kierkegaard, Philosophische Brocken, s. 43.

hip zneler olarak bizlerin, hayatlarmz boa harca


mama kaygs iinde, kr krne baml olduumuz
ve zerinde hibir tasarrufta bulunamadmz eyi
'zamana dhul etmi Tanr'yla zdeletirmesi, metafizik-sonras dncede artk pek mmkn deildir.
Bu konuda dilbilimine yeniden ynelmek, 'tmyle
teki'ye ilikin armdnc bir yorum imkn sunabilmek
demektir. Tarihsel ve toplumsal yaratklar olarak bizler, kendimizi daima dilsel olarak yaplandrlm bir
yaam dnyas iinde buluruz. yle ki, dnya iindeki
bir ey zerine birbirimizle ve kendi kendimizle anla
mamz salayan iletiim biimlerinde bile akmlatran bir gle karlarz. Bu sebeple dil, zel mlkiye
timizde deildir. Nitekim, anlamamz salayan ve kiiler-arasnda paylamak durumunda olduumuz or
tak aracmz zerinde kimsenin zel bir tasarruf yetki
si yoktur. Hibir katlmc birey, anlama ve kendini
anlama srelerinin yapsn ve hatta akn kontrol
altna alamaz. Konuan ve iitenlerin, evet ya da hayr
eklindeki iletiimsel fikir beyan etme zgrlnden
nasl yararlandklar znel keyfiyet konusu deildir.
Zira bunlar, belirli bir temellendirmeye ihtiya duyan
karlkl talep ve beklentilerin balayc gc sayesin
de zgrdrler. Dilin logos'unda*, konuanlarm znel
liinden nce gelip de, onu temellendiren zneler-arasln gc vcut bulmaktadr.
*) Akl, kelam, dnce, anlam, temel ilke gibi eitli ve derin an
lamlar olan eski Yunanca felsefi terim, (.n.)

'teki'nin zayf ve sresel bir okuma biimi, 'koulsuzluk'un hem yanllanabilen ve hem de gayrikukucu olan anlamn korumaktadr. Dilin logos'u bi
zim kontrolmzn dnda olsa da, bu ara sayesinde
konuma ve edimde bulunma yeteneine sahip olanlar
bizleriz. Dil hep 'bizim' dilimiz kalmaktadr. Hakikat
ve zgrln koulsuzluu pratiklerimizin zorunlu
koulunu olutursa da, bu koulsuzluk, 'bizim' hayat
biimimizi temellendirmesinin dnda herhangi bir
varlkbilimsel teminatn dndadr. Bylece 'doru'
etik zanlaym ne vahyedilmi, ne de baka bir yoldan
'verilmi' olduu sonucu kmaktadr. 'Doru' etik
zanlay, ancak ve sadece ortak bir gayretle elde edile
bilmektedir. Bu perspektiften bakldnda kendi olma
mz mmkn klan eyint mutlak bir gten ziyade znelr-aras bir g olduu anlalmaktadr.
III
Kierkegaard'm post-metafizik etii, baarszla
uramam bir hayat, yukarda sz edilen post-dinsel
adan da karakterize edebilme imkm sunmaktadr.
Kendi olma imknnn hllerine ilikin genel ifadeler
youn betimlemeler olmasa da, normatif ierie ve ci
het oluturma gcne sahiptirler. Sz konusu deer
lendirme etii, varolusal kipliin deil ama bireysel
hayat tasarmlaryla tikel hayat biimlerinin belirli y
nelimlerinin dnda olsa da, dnyagrsel oulculu

un btn koullarn tatmin edebilmektedir. Ne il


gintir ki, post-metafizik sessiz kal 'tr-etii' evre
sinde gelien sorulara gelindiinde kendi duruunun
sonuna varm olur. Felsefe, konuma ve edimde bu
lunma yeteneine sahip znelerin etik zanlay bir b
tn olarak sz konusu olduunda, ierie ilikin mta
laalarda bulunmaktan kanamayacaktr artk.
Gnmzde byle bir durumla kar karyayz. Biyo-bilimlerdeki ilerleme ve biyo-teknolojilerdeki geli
me, bildik edimde bulunma imknlarn artrmakla
kalmyor, yepyeni bir mdahalede bulunma tipini
mmkn klyor. u ana kadar organik doa olarak
'verili' olup da olsa olsa 'yetitirilebilir' olanlar, hedefodakl mdahalelerin alan iine girmeye balamtr.
nsan organizmasnn da bu mdahale alanna dahil
edilmesi sz konusu olduunda, Helmuth Plessner'in
gzlemledii 'vcut olarak var olmak' ile jeden sahibi
olmak' arasndaki fenomenolojik ayrm yepyeni ve a
rtc bir gncellie kavumaktadr: 'Var' olarak bul
duumuz doa ile kendi kendimize 'verdiimiz' orga
nik donanm arasndaki snr netliini kaybetmektedir.
Bylece, vcuda getirme yeteneine sahip zneler ola
rak bizler asndan, organik zn derinlerine inen
bambaka bir ziliki kurabilme biimi ortaya kmak
tadr. Zira artk, bu yeni tercih etme ve karar verme
uzamnn nasl kullanlaca, znelerin zanlayna
bal kalacaktr -ya demokratik irade oluturma sre
cine giren normatif mlahazalarn nda zerk, ya da

piyasa zerinden tatmin edilen znel tercihlere dayan


d iin keyfi olacaktr. Burada sz konusu edilen ey,
bilimsel bilginin alklanas ilerlemelerine kar kltreletirel bir yaklam deildir. Tek ama, bahse konu
bilimsel kazanmlarn uygulanmasnn edimde bulu
nan sorumluluk sahibi yaratklar olarak bizleri etkile
yip etkilemedii, etkiliyorsa nasl etkilediini ele al
maktr.
nsan genomuna* mdahale edebilme imknn (ka
tegorik adan ele alndnda bu yepyeni bir imkn
dr), normatif olarak dzenlenmeye ihtiya duyulan bir
zgrlk olarak m, yoksa herhangi bir zsmrlamaya ge
rek duymayan ve tercihe bal dnmleri onaylamak
olarak m greceiz? Bu temel soru, birinci seenek ter
cih edilmek suretiyle cevaplanmadka, hastalklarn
ortadan kaldrlmasn amalayan, negatif tipte olmad
iin yanl anlamaya yer vermeyen 'jenik' zerine
tartlamaz. Bu konuyla ilgili temelde yatan soruna,
onun sadece tek bir vehesini ele alarak deinmek isti
yorum: modern zgrlk anlaynn bu sebeple kar
karya kald meydan okuma vehesini. Nitekim, in
san genomu ifresinin zlmesiyle imkn dahiline gi
ren mdahaleler, normatif zanlaymz asndan do
al olduunu sanarak imdiye dek konu etmediimiz,
ama artk zsel bir koul oluturduunu anlamaya ba
*) irsi zelliklerimizi belirleyen biyo-kimyasal, yani genetik malze
me btn, (.n.)

ladmz 'zgrlk' konusunu ok tuhaf bir k altna


sokmaktadr.
Avrupa modernitesinde hem sekler dnce, hem
de dinsel inan, imdiye dek bir yeni-doann genetik
materyalinin ve bununla birlikte onun ilerideki hayat
yksnn organik balang koullarnn 'teki kiiler'in programlama ve kasti maniplasyonundan ba
k olduunu varsayyordu. Kukusuz ki hayat yk
mz, onu 'kendimize ml edebileceimiz' ve Kierkegaard'm kulland anlamda 'sorumlu olunarak devrala
bileceimiz' bir maddeden yaplmtr. Oysa artk g
nmzde bambaka bir ey tartlmaktadr: iki farkl
kromozom setinin nceden belirlenemez kombinasyo
nundan oluan bir olumsal dllenme srecinin artk
var olmaydr tartlan. Pek dikkat ekmeyen bu olum
sallk, ona egemen olunduu andan itibaren, insann
kendi olma imknnn zorunlu koulunu ve kiiler-aras ilikilerimizin esasen eitliki doasm tehdit eder bir
nitelie kavumaktadr. nk gnn birinde yeti
kinler, ocuklarnn genetik donanmn kiisel arzu ve
isteklerine gre seip, bu ocuklar deta belirli bir ta
sarma sahip biimlendirilebilir rnler haline dn
tnde, annebabalar, genetik olarak maniple edil
mi bu rnler zerindeki spontane zilikilerinin so
matik temellerine ve 'teki kii'nin etik zgrlne
mdahale etmi olurlar. Halbuki imdiye kadar insan
da deil, sadece eya zerinde uygulanmasna izin ve
rilen bir tasarruftu bu. Bu durumda ocuklar, genom

reticilerinden hesap sorabilecek, hayat yklerinin


kendileri iin uygun olmayan organik balang artla
rnn dourduu sonulardan onlar sorumlu tutabile
ceklerdir. Bu yeni sorumluluk yaps, kii ile eya ara
sndaki snrn ortadan kalkmasndan domaktadr.
Gncel bir rnekte, bebekleri sakat doan bir annebaba, bu sakatln maddi sonularn karlamalar iin
doum-ncesi yanl tehis koyan sorumlu hekimler
aleyhinde 'tazminat' davas am, hekimlerin beklenti
sinin aksine sakat doan bu bebein hukuken 'mal zi
yam' gibi ilem grmesini talep etmilerdir.
Bir kiinin teki bir kiinin 'doal' donanmyla ilgi
li verdii geri dndrlemez bu kararla birlikte, daha
nce hi yaanmam bir kiiler-aras iliki domu
olur. Yeni tipteki bu iliki, modern toplumlarm huku
ken kurumsallatrlm kabul grme ilikileri iinde
ayrks durduu iin ahlk duygumuzu zedelemekte
dir. Birisi tekisi iin geri dndrlemez, onun organik
materyaline derinlemesine nfuz eden bir karar verdi
inde, zgr ve eit kiiler arasnda esasen var olan so
rumluluk simetrisi snrlandrlm olur. yle ki, geno
mumuzun doum-ncesi oluumuyla karlatrld
nda, yaadmz kendi toplumsallama yazgmz
iinde bu oluumdan esasen farkl bir zgrle sahip
bir durumda oluruz. Bir gn gelecek, yetime anda
ki gen kendi hayat yksnn ve kendi varlnn so
rumluluunu stlenecektir. O, kendi oluum sreci
zerinde akl yrtp dnsemelerde bulunabilir,

zanlaym revizyondan geirebilir ve bylece ocuun


yetitirilmesinde annebabann tad asimetrik so
rumluluu geriye dnk olarak dengeleyebilir. Kendi
oluum tarihini zeletirel biimde kendine ml etme
imkn, genetik bakmdan maniple edilmi materyal
lerle karlatrldnda bu ekilde verili deildir. Ye
tikin kii, teki kiinin gzden geirilemez kararma
kr bir bamllk gstermek durumunda kalacak ve
akranlar arasndaki ilikide gerekli olan sorumluluk
simetrisini geriye dnk biimde ve akl yrterek ye
niden kurma ansna sahip olamayacaktr. Tereddt
edenler ise kadercilie dme veya kin besleme see
nekleri arasnda skp kalacaklardr.
Embriyon kavramn nesneletirip, yetikinin kendi
genomu zerinde znesneletiren dzeltmelerde bu
lunmasn mmkn klacak ekilde genilettiimizde,
yukarda tarif edilen durumda ne deiebilir? Her iki
durum da, biyo-teknik mdahalelerin imdiye kadarki gibi sadece ahlki sorular dourmakla snrl olma
dn, baka trden sorulara da gebe olduunu gster
mektedir: Verilecek cevaplar, bir btn olarak insanl
n etik zanlayma dokunmaktadr. rnein Nice'te
ilan edilen Avrupa Birlii Temel Haklar art, dllenme
ve doum alannda normatif zanlaymz asndan
zsel olan doal yollarn artk olmadn dikkate al
mtr bile. Bedensel ve ruhsal sal ve dokunulmaz
l teminat altna alan Madde 3'te, "stn gen yarat
ma uygulamalarnn, zellikle insan seleksiyonunu

amalayan biimlerinin yasaklanmas" ve "insan


klonlanmasnn yasaklanmas" hkmlerine yer veril
mektedir.* Peki, eski Avrupa'ya dair bu deerler man
zumesi sevimli, ama an gerisinde kalm ho bir tu
haflk olarak -zellikle de ABD'de ve baka yerlerdegrlmyor mu artk?
Hl kendimizi, karlkl dayanma iinde sorum
luluklar stlenen ve birbirimizden eit sayg bekleyen
normatif yaratklar olarak grmek istiyor muyuz ki?
Normsuz-ilevselci kavramlara dntrlebilen top
lumsal yaayta bundan byle ahlk ve hukukun de
eri ne olabilir? Oysa son zamanlarda zellikle doal
c seenekler ok revatadr: sadece doabilimcilerin
indirgemeci nerileri deil, gelecein robot nesilleri
nin stn yapay zeklar zerine yaplan olgunlama
m speklasyonlar bu seenekler arasnda en fazla
tartlanlardr, rnein.
Bylece 'kendi olma imkn etii', mevcut pek ok
seenek arasndaki bir seenek durumuna dmekte
dir. Byle bir zanlaym dayana, rakip cevaplara
kar kendini artk sadece formel argmanlarla savunamamaktadr. zellikle 'doru hayat'a ilikin asl felsefi
soru, gnmzde antropolojik bir tmellik halinde ye
niden sorulmaya balanmtr. Yeni teknolojiler, bizati
*) Trkesi, resmi hkmet belgesinden alnmadr: http://ekutup.dpt.gov.tr/ab/hukuk/temelhak.pdf (Avrupa Birlii ile likiler
Genel Mdrl, Kasm 2001). (.n.)

hi kltrel hayat biimlerine ilikin doru anlayn ne


olduu zerine kamusal bir sylem gelitirmektedirler.
Ve artk filozoflarn, bu tartma konusunu biyo-bilimcilere ve bilim-kurgu merakls mhendislere terk et
meleri iin hibir salam neden ve gerekeleri kalma
mtr.

TRMZN ETK Z ANLAYIIN A


LKN KAVGA
m

"Gelecein annebabalar an bir zbelirlenim hakkm


talep ederlerken, gelecein ocuklar iin zerk bir hayat
srdrebilme ansnn garanti edilmesini savunmak da
hakl ve adil bir talep olacaktr."
(A ndreas Kuhlm ann)

1973'te genomun temel yap talarm ayrp yeniden


birletiren bir deney baaryla sonulanmt. Genlerin
bu yapay rekombinasyonundan beri, gen-teknolojisi
tp alanndaki, zellikle yapay dllenme bilim dalnda
ki gelimeleri hzlandrm, doum-ncesi tehis yn
temlerinde ilerleme salanm ve 1978'ten bu yana ya
pay dllenme ilemi baaryla uygulanagelmitir. Yu

murta hcresinin sperm hcresiyle laboratuvar orta


mnda (in vitro) dllenmesiyle birlikte, insan kk hcre
sinin* anne karnnn dnda da genetik aratrma ve
denemelere ak olmas imkn elde edilmitir. 'Tbben
desteklenen dllenme' yle uygulamalara yol amtr
ki, nesil silsilesi artc ekilde bozulmu, toplumsal
annebabalk ile biyolojik annebabalk ilikisi ortadan
kalkmtr. rnein, tayc annelik ve anonim sperm
bankalar, menopoz sonras gebelii mmkn klan yu
murta bankas ya da donmu yumurta hcrelerinin za
man gecikmeli olarak kullanlmas aklma gelen ilk r
neklerdir. Rprodktif tp ile gen-teknolojisinin bir ara
da kullanlmaya balanmasyla pre-implantasyon te
hisi ve gen materyaline tedavi amal mdahaleler
mmkn olmu, organ yetitirme imknlar artmtr.
Oysa bunlar, biz yurttalardan meydana gelen genel
kamuoyunun gznde, ahlki arl alldk siyasal
kavgalar kat be kat aan sorulardr. Peki, sorun nedir?
Pre-implantasyon tehisi sayesinde drdnc hcre
blnme aamasndaki (yani, sekiz hcreli aamadaki)
embriyonu genetik bakmdan kontrol etmek, herhangi
bir hastala yol ap amayacana bakmak artk mm
kndr. Bu tehis yntemine, zellikle genetik hastalk
*) "Kk hcre, bir canlnn vcudunda ok uzun bir sre blnme
ye devam ederek kendini yenileyebilen ve bu sayede farkllam
hcreler oluturabilen farkllamam hcrelere verilen ad." (Seluk
Aslan, "YeniBinyln Tedavi Aralar: Kk Hcreler", Bilim ve Tek
nik Dergisi, Eyll 1998; h ttp ://w w w .biltek.tubitak.gov.tr/dergi/OO/ mayis/kok.pdf). (.n.)

tayan annebabalarda risk nleme amacyla bavurul


maktadr. Laboratuar ortamnda incelenen embriyon,
gerek grld takdirde anne kamna yerletirilmemekte, bu doum-ncesi mdahale yntemine bavuru
larak ileride muhtemel bir krtaj uygulamasna artk ge
rek kalmamaktadr. Totipotent kk hcreler* zerinde yap
lan aratrmalar da genel tbbi salk mlahazalarna da
hil olmak zeredir. Aratrmaclarn yan sra ila sana
yii ve ekonomik kayglar iindeki siyasetiler, organ na
killerinde karlalan zorluklarn yakn bir tarihte embriyonal kk hcrelerden elde edilen organa zg doku
larn yetitirilmesiyle alacann, daha ilerideyse ar
monogenetik** hastalklarn ilgili genoma mdahale
edilerek tedavi edilebileceinin mjdesini vermektedir
ler. Halihazrda Almanya'da yrrlkte olan Embriyon
Koruma Yasas'nn bu adan tadili iin yaplan basklar
giderek artmaktadr. Aratrma zgrlnn embriyo
nu korumaktan nemli olduunu savunan Alman Ara
trma Cemiyeti (DFG; Deutsche Forschungsgemeinsc
haft), yeni tedavi yntemleri gelitirmek amacyla bu
yndeki 'gereki olanaklarn dikkate alnarak 'erken
dnem insan hayatnn aratrma amal olarak retil
mesini deil ama kullanlabilmesi'ni talep etmektedir.
*) Tam gizilgKi' (totipotent) kk hcreler, dlyatana yerletirildi
inde tam ve btn bir canl oluturabilecek kk hcrelerdir, (.n.)
**) Tek genli' anlamnda. "Gnmzde 6500'n zerinde tek gen
hastal tanmlanmtr. Bu hastalklar bir genin iinde oluan mutasyon nedeniyle ilgili genin kodlad proteinin fonksiyon kayb
sonucu ortaya karlar" (http://www.premed.com.tr/gen_disease_b.htm; 30.11.2002). (.n.)

Oysa bu argman dile getiren yazarlar, 'tedavi etme


mant'na kendileri de pek gvenmiyorlar. Aksi tak
dirde normatif bir syleme bavurmaktan kanr, tar
tmaya gzlemci perspektifinden bakmazlard. Yapay
olarak dllenmi yumurta hcrelerinin zaten donduru
lup saklandm, nidasyon engelleyicilerinin (yani, dl
lenmeyi deil, ama rahme yerlemeyi engelleyen spiral
lerin) uzunca bir sredir kullanldn ve mevcut krtaj
kurallarn hatrlatan bu aratrmaclar, 'yapay dllen
me uygulamasna geildiinden beri bu tartmalarn fi
ilen alm olduunu, embriyonun yaama hakkna
ilikin zaten var olan kararlar ortamnda toplumumuzun zaman geri evirerek eski statkoya dneceine
inanmann gereki olamayaca'n belirtmektedirler.
Sosyolojik bir kestirim olarak bu gr belki doru ola
bilir. Ama ahlki olarak temellendirilmi hukuksal-siyasal bir akl yrtme iinden bakldnda, yukardaki
cmlelerde savunulan 'fiili olann normatif gc vardr'
gr, bilim, teknoloji ve ekonominin barndrd sistemik dinamiklerin normatif ereveye geri dndrlemeyecek oldu-bittiler yaratacandan, durumu endi
eyle izleyen kukucu kamuoyunu hakl kartr nitelik
tedir. DFG'nin drst olmayan bu manevras, byk
oranda sermaye piyasas tarafndan finanse edilen bu
aratrma alanndan gelen yattrc deerlendirmeleri
deersiz klmaktadr nitekim. Biyo-genetik aratrmalar
yatrmcnn kr gds ve ulusal hkmetlerin baar
hrsyla kol kola gittii iin, biyo-teknolojik gelimeler,
kamuoyu nnde uzun uzadya yrtlmesi gereken

normatif aklama ve tartma srelerini ezip geme


tehdidini dourmaktadr.12
ze ilikin siyasal anlama ve anlatma sreleri ko
nunun z gerei ve hakl olarak uzun smektedir. Bu
sre asndan en byk tehlike perspektif yoksunlu
udur. Oysa tartmalar gncel teknolojik dzey ve d
zenleme ihtiyacna taklp kalmamal, gelimelerin b
tnne yaylmaldr. rnein, orta vadeli gelimeleri
yanstan muhtemel senaryolardan birisi yle zetlene
bilir: Siyasal kamuoyunda ve parlamentoda yaplan
tartmalar potansiyel olarak maduru olabilinen tanm
lanm ar genetik hastalklarla snrl tutulduunda,
halk, tek bana ele alnan PD'in ahlken geerli ya da
hukuken kabul edilebilir olduu grn kabul eder.
Biyo-teknolojik ilerlemelerin ve genetik tedavi imkn
larnn sunduu baarlarla birlikte bylesi bir snrl
izin, bu (ve benzeri) genetik hastalklarn nlenmesi
iin beden hcrelerine (ve hatta dlyatama)15 mda
12) R. Kollek, I. Schneider, "Verschwiegene Interessen", Sddeutsc
he Zeitung, 5 Temmuz 2001. Embriyon aratrmalarnn siyasal te
mellerinin ardnda yatanlar hakknda bkz. Chr. Schwgerl, "Die
Geister, die sie riefen", FAZ, 16 Haziran 2001.
13) Halen yasak olan dlyata tedavisinin genel ya da beden hc
resi tedavisinin dlyatan deitirebilecek ikincil sonularyla il
gili nesiller aras etkilere ilikin zgn ahlki sorumluluk sorular
na burada girmek istemiyorum. Bu konuda bkz. M. Lappe, "Ethical
Issues in Manipulating the Human Germ Line", der. H. Kuhse ve P.
Singer, Bioethics, Londra (Blackwell) 2000, s. 155-164. Metnin bun
dan sonraki sayfalarnda zel bir ayrma gidilmeden, doum-ncesinde gerekleen 'genetik mdahaleler'den sz edilecektir.

hale edilebilecek ekilde geniletilebilir. Birinci kararn


koullan asndan bakldnda, hem herhangi bir
mahzuru olmayan, hem de onun doal bir sonucu gibi
grnen bu ikinci adm, sz konusu (doru kabul edi
len) 'negatif' jenii, (henz doru kabul edilmeyen)
'pozitif' jenikten ayrma zorunluluunu dourmakta
dr. Bahse konu snr, kavramsal ve pratik sebeplerden
dolay bulank olduundan, dzeltici genetik zellik
deitirmenin snrlarn aan genetik mdahaleleri
durdurma giriimimiz bizi paradoks bir durumla kar
karya brakr: Baka bir deyile, snrlarn bulank ve
geiken olduu bir yerde olduka kesin snrlar izip
bunlar uygulamak durumunda kalyor olunacaktr.
Oysa tam da bu argman silsilesi, gnmzde tedavi
edici ve dzeltici mdahaleler arasnda bir snr bulun
madn iddia eden, ama zellik deitirici mdahale
lerde hedeflerin seimiyle ilgili bireysel tercih hakkn
piyasa oyuncularna devreden liberal jeniin savunu
su iin kullanlmaktadr.14
Almanya Cumhurbakan'nm 18 Mays 2001'de yap
t konumann temelinde bylesi bir senaryonun yat
tn dnyorum. Cumhurbakan u ikazlarda bu
lunmutu: "nsan hayatn arasallatrmaya balad
mzda, yani yaamaya deer olan ile yaamaya deer ol
14) N. Aar, "Liberal Eugenics," der. H. Kuhse, P. Singer (2000), s.
173: "Liberaller hastalk kavramnn, tedavi edici/jenik ayrmnn
gerekli kld ahlk kuramsal devle badamadndan kuku
duyarlar."

mayan arasnda bir ayrma gittiimizde, dura olma


yan bir gzergha sapm oluruz."15Oysa gen-teknolojisi lobicileri, zerinde pek fazla dnlmeyen emsal
durumlardan ve dikkat ekmedii iin ainalk kazand
rlan uygulamalardan (rnein, gnmzdeki doumncesi tehis yntemlerinden) geriye ileyecek biimde
yararlanarak, ahlki kayglar karsnda omuz silkip 'ar
tk ge kaimdi' demekte ve bu sorunlar bir kenara itebilmektedirler. Bu ve benzeri durumlarda kullanlan
'baraj kmesi' argmanysa hi uyarc olamamaktadr.
nk bu argman, yntemsel adan doru iletildi
inde, gncel gelimeleri normatif olarak deerlendirir
ken kullandmz sorularn, gnn birinde -henz ku
ramsal da olsa- gen-teknolojik gelimeleri dikkate alma
larn salk verir (uzmanlar bu gelimelerin olaslklar
nn ok dk olduunun teminatn verseler bile).16Bu
dstur, olay dramatikletirme amacyla ortaya atlm
deildir. Yann br gn alacak olan snrlan imdiden
dramatik biimde izerek gnmzn sorunlaryla da
15) Johannes Rau, "Der Mensch ist jetzt Mitspieler der Evolution
geworden", FAZ, 19 Mays 2001.
16) Ben de, dier arkadalarm gibi, biyo-bilimlerde hzl, biyo-teknolojik olarak deerlendirilebilen gelimelerin mmkn olduunu
dnyorum: "ou zaman bilim, en iyi niyetli ngrleri bile ge
ride brakr. Bu sebeple Hiroima'nn genetik mhendislik alann
daki eiyle hazrlksz olarak karlama riskini zerimize alamayz.
mknsz durumlar da ele alan ilkelere sahip olmak, birdenbire ba
mza gelen durumlarla ilgili hibir ilkeye sahip olmamaktan iyi
dir." N. Agar, "Liberal Eugenics", der. H. Kuhse ve P. Singer (2000),
s. 171-181, alnt s. 172.

ha kolay ilgilenebilir ve ikaz edici tepkilerin zorunlu


etik sebeplerle karlanmayacan kendimize daha ra
hat itiraf edebiliriz. Bundan kastm, dnyagrsel a
dan oulcu olan bir toplumda aklc kabul grme bek
lentisinin dourduu sekler sebeplerdir.
Zira pre-implantasyon tekniinin uygulanmasyla
birlikte u normatif soru karmza kmaktadr: "Belir
li bir kukucu duru iinde retilen ve baz genetik in
celemelerden getikten sonra varolmaya ve gelimeye
layk olduuna karar verilen bir hayat anlay insanlk
onuruyla badar m?"17 Seme amacyla insan hayat
zerinde serbeste hkm verilebilir mi? Gnn birin
de -kendi bedenimizin hcrelerinden bile- nakledilebilir dokular yetitirebilme ve bunlar (yabanc hcrelere
kar mcadele eden baklk sistemimizin yarataca
sorunlar ortadan kaldrarak) bedenimize yerletirebil
me ans varken, bu amaca hizmet edecek embriyonla
rn 'tketilmesi' sorununa nasl yaklalmaldr? Bu so
ru, az nceki soruyla rtmektedir. Tbbi aratrmalar
yapmak amacyla embriyonlarn retilmesi ve kullanl
mas yaygnlap, bu tip uygulamalar normalletike,
doum-ncesi insan hayatna ilikin kltrel algmz
deimekte, bunun sonucunda fayda-maliyet hesapla
rna ilikin ahlki hassasiyetlerimiz tamamyla krelmektedir. Ama imdilik bu tr nesneletiren pratikleri
mstehcen buluyor ve kendi kendimize, kiisel narsisist tercihlerimize bu derece nem verip vermeycei17) R. Kollek, Praimplantationsdiagnostik, Tbingen ve Basel (A.
Francke) 2000, s. 214.

mizi, normatif ve doal hayat temellerimize kar tam


bir gayri-hassaslk iinde bulunan bir toplumda yaa
mak isteyip istemediimizi soruyoruz.
nsanolunun kendi varoluunun biyolojik temelle
rini kullanarak balatt kendini arasallatrma ve optimize etme sreci asndan bakldnda, PD ve kk
hcre aratrmalar ayn balam iine oturmaktadr.
Ahlaken emredilen ve hukuken teminat altna alman
kiinin dokunulmazl ve bedensel cismaniliinin doal
hali zerinde tasarrufta bulunulamazln ounlukla
gzden kaan normatif birliktelii tam bu noktada g
ze arpmaktadr.
rnein, PD uygulamalar srasnda istenmeyen
genetik malzemenin seilmesi ile bunlarn optimizasyonu arasndaki snrlar korumak imdi bile pek
mmkn olamamaktadr. Bu uygulamada birden fazla
muhtemel 'ok sayda okhcreliler'* arasndan seim
yapmak sz konusu olduundan, ikili evet/hayr ka
rarlaryla snrl kalnamamaktadr. Bu durumda, ar
bir hastal olan ocuun dnyaya gelmesini nlemek
ile onun genetik malzemesini dzeltmek (ki bu aka
jenik bir karardr) arasndaki kavramsal snr kesinli
ini yitirmektedir.18 nsan genomuna daha kapsaml
mdahalelerde bulunma ve monogenetik hastalklar
*) Yapay dllenmeyle elde edilen ama henz ana rahmine yerleti
rilmemi olan ve ilk hcre blnme aamasnda bulunan laboratuar
ortamndaki ok saydaki dllenmi insan yumurtas hcresi, (.n.)
18) A. Kuhlmann, Politik des Lebens, Politik des Sterbens, Berlin 2001,
s. 104 vd.

dan korunma imknlar arttka yukardaki sorunun


pratik nemi daha da artacaktr. Dolaysyla, jeniin
nlenip kavramsal olarak snrlandrlmas davas siya
sal yasakoyucunun sorunu haline gelecektir. Tp ala
nnda marjinal noktalarda bulunan baz kiilerin insan
organlarnn rproduktif klonlanmas* zerinde al
tklarn da hesaba kattmzda, insan trnn ok ya
kn bir tarihte kendi biyolojik evrimini kendi eline al
mas durumuyla kar karya kalacaz.19 Trmzn
kendi kendini dntrmesi artk yakn bir gelecekte ger
ekleecek gibi grnmektedir. Nitekim, bu gelimeyi
betimlemek zere 'evrimin e aktr' ve hatta 'Tanr
olmak' gibi metaforlara bavurulmaktadr.
Evrim kuramnn insann yaam dnyasna dald
na ilikin telkinler kamuoyundaki tartmalarn ar
m ufkuna ilk kez giriyor deildir. On dokuzuncu
yzyln sonuyla yirminci yz yln balarnda Pax Bri
tannica' nm* koruyucu emsiyesi altnda yaylan Darwinizm'le serbest ticaret ideolojisinin oluturduu patla
yc karm, yle grnyor ki, globalleen Yeni Liberalizm'in yldz altnda bir kez daha parlamaktadr. Ta
bii artk konu, biyolojik mlahazalarn ar sosyal-Darwinist genellemeleri deildir. Konu, biyo-teknolojik
*) Bir bebek yaratmak amacyla annebaba genomunun klonlanmas
(genetik kopyalanmas), (.n.)
19) James D. Watson, "Die Ethik des Genoms. Warum wir Gott
nicht mehr die Zukunft des Menschen berlassen drfen", FAZ, 26
Eyll 2000.
*) ngiliz dnya egemenlii srasndaki 'bar' ortam, (.n.)

ilerlemeye engel olan 'sosyo-ahlki prangalar'n tbbi


ve iktisadi sebeplerle gevetilmesidir. Zaten tam da bu
cephede Schrder ile Rau'un, FDP ile 'Yeiller'in* siya
sal yaklamlar birbiriyle elimektedir.
Akla durgunluk veren speklasyonlar da yok deil
dir tabii. Bir avu lgn entelektel, doacla dn
m bir post-hmanizmin falma bakp gelecei kestir
meye almaktaysa da, neticede onlarn yaptklar, szmona zaman duvarnn ('hiper-modernite'ye kar
'hiper-ahlk') dibinde durup buram buram Almanya
kokan bir ideolojinin ziyadesiyle tandk motiflerini r
meye devam etmek olmutur.20 Elitler 'eitlik yamlsamas'n ve adalet sylemini terk etseler de ne kadar
anslyz ki, onlarn henz bu fikirleri geni kitlelere
bulatracak gleri yoktur. 'nsanln byk yetitiri
cileri ile kk yetitiricileri arasndaki kavga'da 'gele
cein temel atmas'n gren ve 'kltrel ana fraksi
yonlar' 'fiilen ele geirdikleri seme kudretlerini artk
gerekletirme'ye cesaretlendiren kendinden menkul
Nietzscheci artistlerin fantazi gc imdilik sadece ba
sn yaynda yaygara koparmaktan ileriye gidememektedir.21 Ben ise bunun yerine, korkutulup rktlen ah
lk duygularmza, oulcu bir toplumdan oluan ana
*) Almanya Babakan Schrder, Almanya Cumhurbakan Rau,
Alman Hr Demokrat Partisi FDP, Almanya Yeiller Partisi-ttifak
90 'Yeiller', (.n.)
20) Bu konuda ok aydnlatc bir yorum iin bkz. Thomas Asshe
uer, "Der knstliche Mensch", Die Zeit, 15 Mart 2001.
21) Bkz. Zeit-Dokument 2,1999, s. 4-15.

yasal hukuk devletinin kupkuru ncellerinden22 hare


ketle sylemsel bir aklk getirmeye alacam.23
Ancak bu yaz, birbirine girmi duygular bir nebze
effaf klmaya alan bir denemedir. Bu giriimde tam
bir baar salam olduuma kendim de inanmadm
halde, burada sunulandan daha tatminkr zmleme
lerin pek de mevcut olmad bir gerektir.24 Bizi bura
da rahatsz eden fenomen, kendimiz olarak varolduu
muz doamz ile kendimize verdiimiz organik malze
me arasndaki snrn bulanklamasdr. Bedensel va
roluumuzun genetik temelleri zerinde tasarrufta bu
lunup bulunulamay sorusunun, bizim hayat biimi
miz ve ahlki yaratklar olarak zanlaymz asndan
sahip olduu nem, benim gen-teknolojisi alannda
22) ]. Habermas, Faktizitt und Geltung, Frankfurt am Main 1992; J.
Habermas, Die Einbeziehung des Anderen, Frankfurt am Main 1996.
23) Filozoflar arasnda yaplan tartmalara rnek olmas bakmn
dan bkz. Die Zeit, S. 4-10,2001.
24) Lutz Wingert ile Rainer Forst'la yaptm youn gr alveri
i benim iin ok yardmc oldu. Yapt ayrntl yorumlar sebebiy
le Tilmann Habermas'a da mteekkirim. Doaldr ki, bana yar
dm a olan bu kiilerin bu konuda ok sayda ekinceleri var. Benim
en byk ahsi ekincem, eitimimin biyo-etik konusunda olmad
halde bu konuyu ele alyor olmamdr. rnein Ailen Buchanan,
Daniel W. Brock, Norman Daniels ile Daniel Wikler'in From Chance
to Choice, Cambridge UP, Cambridge, Mass. 2000 isimli almalar
na bu metni yazdktan sonra ulam olmann eksikliini hissediyo
rum. Sz konusu deerlendirmelerde savunulan deontolojik pers
pektifi ben de paylayorum. Yine de baz konularda var olan fikir
ayrlklarmza, metnin yazmndan sonra ekleyebildiim birka
notta deinebildiimi belirteyim.

herhangi bir dzenlemeye gerek olup olmadna ili


kin tartmalara bakm belirlemektedir (I). Krtaj tar
tmalar srasnda kullanlan argmanlar bence tart
may yanl yne srklemektedir. Zira maniple edil
memi genetik malzemeye sahip olma hakk, gebelie
son verme dzenlemelerinden farkl bir konudur (II).
te yandan gen maniplasyonu, tr-kimliiyle ilgili
sorulara temas etmektedir. Ama unutulmamaldr ki,
bir tr-yarat olan insann kendi zanlayyla ilgili
hukuk ve ahlk tasavvurlarnn yuvaland balam da
bu noktada oluturulmaktadr (III). zellikle ilgilendi
im soru, 'doup yetien' ile 'yaplp edilen' arasnda
ki alldk ayrmn biyo-teknoloji eliyle ortadan kald
rlmasyla, znel ile nesnel olana ilikin imdiye kadarki tr-etiksel zanlaymzm nasl deiecei (IV) ve
genetik olarak programlanan bir kiinin kendi zanlayma nasl nfuz edeceidir (V). Genetik malzemesi
nin jenik olarak programlanm olduu bilgisinin, ki
inin kendi hayatm zerk olarak biimlendirme zgr
ln snrlandracan ve zgr ve eit kiiler ara
sndaki esasen simetrik olan ilikinin altn oyacan

varsayabiliriz (VI). Embriyon tketen aratrmalar ve


PD, hzla yaklaan liberal jeniin barndrd tehli
keleri yantan birer rnek olduklarn dndmz
iin byk tepkilere neden olmaktadr (VII).
*) Yapay dllenme srasnda dllenmi olup da ana rahmine yerle
tirilmemi olan 'atk' dllenmi insan yumurtalarnn laboratuar or
tamnda bilimsel aratrmalar iin kullanlmas, (.n.)

NSAN DOASININ AHLAKLETRLMES


NE DEMEKTR?
Molekler genetik alannda yaanan ve byk yan
klar uyandran ilerlemeler, yava yava 'doamz ge
rei' sahip olduumuz hereyi biyo-teknolojik mda
haleler sahasnn iine ekmektedir. Deneysel doabilimler asndan bakldnda, insan doasnn bu e
kilde teknolojikletirilmesi, aslnda doal evre ze
rindeki tasarruf imknlarmzn giderek artmasna g
zel bir rnek oluturmaktadr. Oysa yaama dnyas
asndan bakldnda, teknolojikletirme 'i' ve 'd'
doa snrn at anda bizi ciddi bir sorunla kar
karya brakmaktadr. rnein, Almanya'da yasakoyucu, hem PD ve embriyon tketen aratrmalar,
hem de baka memleketlerde yaplmasna izin verilen
tedavi maksatl klonlama, 'tayc annelik' ve 'tena
zi'* uygulamalarnn Almanya'ya getirilmesini yasak
lamtr. imdilik, dlyatama mdahale edilmesi ve
insan organlarnn klonlanmas dnya apnda yasak
lanmtr -bunlarn sadece beraberinde getirdii risk
ler yznden deil. Wolfgang van den Daele'nin bir
szn kullanacak olursak, burada 'insan doasnn
ahlkiletirilmesi'nden sz edilebilir: "Bilimler aracl
yla teknolojik bakmdan yaplabilir olan eyler, ah*) Tedavi edilemeyecek hastalarn kendi rzasyla, bu mmkn de
ilse yaknlarnn talebi zerine hekim kontrolnde yaama veda
ettirilmesi, 'lmeyi seme hakk', (.n.)

lki kontrollerle normatif bakmdan uygulanamaz ha


le getirilmektedir."25
Yeni teknolojik gelimeler genellikle baz yeni d
zenlemeleri de zorunlu klar. Oysa normatif dzenle
meler asndan bakldnda, bunlarn imdiye dek
toplumsal deiimlere sadece ayak uydurmakla snrl
kald grlmektedir. retim ve takas, iletiim ve ula
m, askeriye ve salk alanmdaki teknolojik yenilikle
rin sebep olduu toplumsal deiiklikler tekilere k
yasla genellikle hep nde gitmitir. rnein klasik top
lum kuramlar bile hl, post-geleneksel hukuk ve ah
lk tasavvurlarn, modern bilim ve teknolojide yaa
nan ilerlemelerle ayn anlamda gelien kltrel ve top
lumsal akliletirme hlleri olarak tarif etmektedir. Sz
konusu ilerlemelerin tahrik merkezi olarak da kurum
sallam aratrmalar kabul edilmektedir. Liberal ana
yasal devlet asndan bakldnda aratrmalarn
zerklii korunmaldr, kukusuz. Ama doa zerin
deki teknolojik egemenliimizin kapsam ve derinlii
nin artmasyla, hem verimlilik ve refah art vaat eden
iktisadn, hem de bireysel karar verme imknlarnn ar
tacam vaat eden siyasetin bir kez daha nem kazan
d grlmektedir. Nitekim, seme zgrlndeki
artlar bireyin zerkliini artrdndan, bilim ve tek
noloji imdiye dek liberal temel tasavvurlarmzla (ya
ni 'her yurtta kendi hayatn zerk olarak biimlendir
25) W. van den Daele, "Die Natrlichkeit des Menschen als Kriteri
um und Schranke technischer Eingriffe", Wechsel/Wirkung, Hazi
ran/Austos 2000, s. 24-31.

me konusunda eit imknlara sahip olmaldr' dstu


ruyla) kendiliinden ittifak halinde bulunuyordu.
Tm bu tartmalara ramen, bilim ve teknolojinin
toplumsal adan kabul grmesinde sosyolojik adan
bakldnda herhangi bir azalma olmayacaktr, yeter
ki insan doasnn teknolojikletirilmesi tbben daha
salkl ve uzun bir mr salamaya devam etsin. Ni
tekim, zerk yaama imknn gerekletirme arzusu,
'daha salkl ve uzun bir hayat' eklinde zetleyebile
ceimiz o byk kolektif hedefle kol kola gitmektedir.
O halde, tp tarihi asndan bakldnda 'insan doa
snn ahlkiletirilmesi' giriimlerini kukuyla karla
mak gerekir: "Ann bulunuundan kalp ve beyin ze
rinde yaplan ilk ameliyatlara, organ nakillerinden ya
pay organlara ve hatta gen tedavilerine kadar insann
tbbi amala teknolojikletirilmesinin en son snrna
ulalp ulalmad, bu gelimelerin doru olup olma
d hakknda pek ok tartma yrtlegelmitir. Ama
tartmalardan hibiri teknolojinin ilerlemesini durduramamtr."26 Empirik bulgulardan yola karak akl
mz bamza getirmeye alan bu gre gre, biyo
lojik aratrmalara ve gen-teknonolojik gelimelere y
nelik snrlayc yasal mdahaleler, toplumsal modernitenin egemen zgrlk eilimlerine direnmeye al
an beyhude abalar olarak grlmelidir.27 Bu ba
26) A.g.y., s. 25.
27) W. van den Daele, "Die Moralisierung der menschlichen Natur und
die Naturbezge in gesellschaftlichen Institutionen", Kritische Viertel
jahresschrift fr Gesetzgebung und Rechtswissenschaft 2 (1987), s. 351-366.

lamda incelendiinde, insan doasnn ahlkiletirilmesi giriimi, tartma gtrr bir 'yeniden kutsalla
trma giriimi' grnmndedir. Buna gre bilim ve
teknoloji, zgrlk sahamz d doann toplumsuzlatrlmas ya da sihirsizletirilmesi pahasna genilet
tiinden beri, durdurulmas imknsz grnen bu ei
lim, birtakm yapay tabular yaratlarak (yani, i doa
yeniden sihirletirilerek) durdurulmaya allmtr.
Bu balamdan hareket ettiimizde kukusuz ki u
tavsiye edilecektir: Gen-teknolojisiyle retilen ucubele
ri, yetitirilen ve klonlanan insanlar ve deneysel ama
larla tketilen embriyonlar tiksinti yaratan rnekler
olarak gsteren sz konusu arkaik duygu artklarn
btn plaklyla aydnla kavuturmak en iyi yol
dur. Oysa 'insan doasnn ahlkiletirilmesi'ni tretiksel bir zanlaym kendini hkim klmas anlamn
da ele aldmzda (zira kendimizi, her zamanki gibi z
hayat hikyemizin blnmez mellifi olarak anlama
mz ve birbirimizi zerk davranan kiiler olarak kabul
etmemiz buna baldr), karmza bambaka bir g
rnt kmaktadr. Bu durumda, liberal jenie gizli
den gizliye ainalk kazanmamz salayan gelimelere
hukuksal yntemlerle engel olmaya abalamak; veya
remeye, yani annebabann kromozon setlerinin birbiriyle kaynamas ilemine bir lde olumsallk ya da
doallk garanti etmeye almak, banaz bir modernizm-kart direniten ok farkl bir ey olacaktr. n
k modernitenin pratik zanlaymm muhafaza koulla

rn gvence altna almak anlamna gelen bu deneme,


kendi kendine gndermede bulunan ahlki edimin si
yasal bir eylemi haline gelecektir. Kukusuz byle bir
yaklam, refleksif hale gelen modernitenin sosyolojik
grntsne daha ok uymaktadr.28
Yaam dnyalarnn geleneksizletirilmesi, toplum
sal modernlemenin nemli bir vehesini temsil etmek
te olup, insanlarn bilimsel-teknolojik ilerlemeden ya
rarlanrken yeniden ve yeniden devrimler geiren nes
nel hayat koullarna bilisel olarak intibak etmeleri bi
iminde de anlalabilir. Geleneklerin sunduu destek
ler, sz konusu medeniyet sreleri iinde neredeyse
tmyle tketilmi olduundan, modem toplumlar
ahlki ba enerjilerini kendi sekler stoklarndan, bir
baka deyile, kendilerinde ikin zkurgulama bilinci
ne erien yaam dnyalarmn iletiimsel kaynaklarn
dan yeniden retmek zorundadrlar. Bu adan bakld
nda 'i doa'nn ahlkiletirilmesi, meta-sosyal daya
naklarn koruyuculuklarn kaybettii ve kendi sosyoahlki ballklarnn yeniden tehdit altnda olmasna
seklerleme ataklaryla (zellikle dinsel kazanmlann
zerine ahlki-bilisel ynden eilmek suretiyle tepki
de bulunarak) artk cevap veremeyen, neredeyse t
myle modernletirilmi yaam dnyalarnn 'kaskatl'nm bir iareti niteliindedir.
28) Ulrich Beck, Risikogesellschaft, Frankfurt am Main 1986; J. Habermas, "Konzeption der Modeme", Die Post-nationale Konstellation,
Frankfurt am Main 1998, s. 195-231.

Gen maniplasyonu, tr-yaratklar olarak bizlerin


zanlayyla modem hukuk ve ahlk tasavvurlarna
saldrrken, toplumsal btnlemenin vazgeilmez
normatif temellerini derinden zedeleyecek lde de
itirebilir. Modernleme srelerinin alglan biimle
rinin bu derece deimesiyle, biyo-teknolojik ilerleme
leri yaam dnyasnn effaflaarak ne kan iletiimsel yaplarna uydurmaya alan 'ahlkiletirme' de
nemeleri, artk bambaka bir k altnda grnmeye
balar. Nitekim byle bir kast, yeni bir sihirliletirme
giriimi deil, kendi snrlarn yine kendisi iin aa
kavuturan modernitenin refleksif olmaya balamas
anlamna gelir.
Bylece konumuz, maniple edilmemi genetik
malzemenin btnln koruma giriiminin, kiisel
kimliin biyolojik esaslar zerinde tasarrufta bulunulamazlk lt zerine temellenip temellenemeyecei
sorusuna indirgenip snrlandrlabilir. Bu konuda sa
lanacak hukuksal bir koruma, 'yapay yollardan mda
hale edilmemi bir genetik malzemeye sahip olma hak
k' olarak ifade edilebilir. Oysa Avrupa Konseyi Parla
menter Heyeti'nin bir zamanlar talep ettii byle bir
hakla, rnein tbbi sebeplerden hareket eden negatif
jeniin uygun olup olmad konusunda henz bir
karara varlm olunmamaktadr. Zira ahlki mlaha
zalar ve demokratik irade oluumu sreci, bir gn by
le bir sonucu uygun grdnde, temel bir hak olan
maniple edilmemi genetik malzemeye sahip olma

hakk, rnein, negatif jenie izin verecek ekilde smrlandrabilir.


Konumuzu sadece gen deitiren mdahalelerle s
nrlandrdmzda teki biyo-politik konulan gz ard
etmi oluruz. rnein liberal adan bakldnda, hem
yeni trden rprodksiyon teknikleri, hem de organ
ikameleri veya tbben desteklenen lmler, insanlarn
kiisel zerkliklerini artrd izlenimini dourabilir.
Halbuki konuya eletirel adan yaklaanlar, ounluk
la sz konusu liberal varsaymlar zerinde deil, hem
karlkl rzaya dayal reme, hem de lm nn belir
leme uygulamalarnn yan sra orgam cesetten kar
ma amacyla gerekletirilen tartmal uygulamalarn
ve tbben desteklenen lmlerin hukuken dzenlen
mesinin yarataca toplumsal yan etkiler zerinde dur
maktadrlar (aslmda bu konulan, mesleki etik temelin
den hareket eden uzmanlann profesyonel muhakeme
ve takdir etme gcne brakmak daha yerinde olacak
tr). Bunlarn yan sra, gen testlerinin kurumsal yollar
dan kullanmyla kestirimsel gen tehisi yntemlerinin
salad bilgilerden kiisel amalarla yararlanlmas
da yine ayn hakl sebeplerden tr tartmaldr.
Elbette en nemli biyo-etik soru, insan doasma te
his amacyla nfuz edip, ona tedavi amal da olsa ege
men olmaya kalkmakla ilgilidir. Oysa seme ve nite
lik deitirme amal gen-teknolojisinin yan sra bunu
yapabilmek iin gelitirilmeye allan gen tedavi yn
temlerine ynelmi aratrmalarla birlikte (yle ki, bu

rada temel aratrmalarla tbbi uygulamalar arasndaki


ayrm neredeyse ortadan kalkm gibidir29), yepyeni
trden bir meydan okumayla kar karya kalnmakta
dr.30Bunlar 'doal olarak olduumuz' fiziksel temelle
rimizi tartmal hale getirmektedir. Zamannda
Kant'n 'zorunluluklar lemi'ne dahil ettii eyler, evrim-kuramsal adan birer 'tesadfler lemi'ne dn
mtr. Bu sefer de gen-teknolojisi, zerinde tasarruf
ta bulunulamayan 'doal temel' ile 'zgrlkler lemi'
arasndaki snn kaydrmaktadr. '' doamzla ilgili
olarak sz konusu olan bu 'olumsallk genilemesi'ni,
benzeri seenek artrmlarndan farkl klan, 'ahlki serencammzm btn yapsn deitirmesi'dir.
Ronald Dworkin, ahlki yarg ve edimlerin sarsl
maz sanlan geerli koullarnn gen-teknolojisi eliyle
bir tr vehe deiimine maruz kaldn dile getirmek
29) L. Honnefeider, "Die Herausforderung des Menschen durch
Genomforschung und Gentechnik", Forum (Info der Bundeszentrale
fr gesundheitliche Aufklrung), S. 1, 2000, s. 49.
30) Bu vesileyle, tedavi amal liberal jenik ynnde adm atmak
isteyip istemediimizin mmkn olup olmadna ilikin asl soru
zerine odaklanyorum. Bu tr uygulamalarn adilane biimde ye
rine getirilmesine ilikin sorulara girmiyorum. Esas itibanyla pozi
tif kabul edilen bir jenik yaklamn ardndan gelen bu gibi norma
tif sorunlar, Buchanan v.d. (2000), s. 4'te Rawls'un adalet kuramn
dan hareketle cevaplyorlar: "Bu kitabn birincil am ac... tek bir so
ruya cevap bulmaktr: Genetik mdahalelerin kullanmyla ilgili
olarak, genetik mdahalelerde bulunma imknlar gnmzden
ok daha gelimi olan adil ve insancl bir toplumda kamusal siya
seti ve bireysel seimi ynlendirecek en temel ahlki ilkeler hangi
leridir?"

tedir: "Doann evrimle yarattklar [...] ile bizim bu


dnyada kendi genlerimizle ne yaptklarmz arasnda
bir ayrma gidilmeye balanmtr. Her halkrda by
le bir ayrm, ne olduumuzla ilgili elimizdeki kendi
mirasmzla, yine kendi sorumluluumuz altnda neler
yaptmz arasna bir snr koymaktadr. Tesadf ile
zgr karar verme arasndaki bu kritik snr, ahlkm
zn belkemiini oluturmaktadr. [...] Tesadf ile karar
verme arasnda bulunan ve deer ltlerimizi temel
lendiren bu snr kaydrd iin bir insann baka bir
insan tasarlayarak retmesinden korkuyoruz."31
Gen deitiren jenik mdahalelerin ahlki serencammzm btn yapsn deitireceini savunmak, ol
duka ciddi bir iddiadr. Bunun bir anlam, gen-teknolojisinin bizi, ahlki yarg ve edimde bulunma koulla
ryla ilgili pratik sorularla kar karya brakacadr.
Tesadf ile zgr karar verme arasndaki snr'm kay
drlmas, ahlaken edimde bulunan ve varlyla ilgili
kayg iinde olan kiilerin zanlaym bir btn olarak
etkilemektedir. Bu ise bilincimize, ahlki zanlaymz
ile tr-etiksel arkaplan arasndaki ilintiyi tamaktadr.
Kendimizi, kendi hayat ykmzden sorumlu olan bi
rer mellif olarak grp grmememiz, birbirimizi 'bir
birine denk' kiiler olarak kabul edip etmememize, ant
ropolojik adansa tr-yarat olarak kendimizi nasl
anladmza da baldr. Trmzn gereklemekte
31) R. Dvvorkin, "Die Falsche Angst, Gott zu spielen", Zeit-Dokument (1999), s. 39; ayrca bkz. "Playing God. Genes, Clones, and
Luck", Sovereign Virtue, Cambridge 2000, s. 427-452.

olan genetik zdnmn bireysel zerkliimizi ar


trma yolu olarak grebilir miyiz? Yoksa bu yolu sr
drdmzde, hem kendi hayatlarn idame ettiren,
hem de birbirlerine karlkl sayg gsteren kiilerin
normatif zanlaymn altn m oymu oluruz?
kinci seenein geerli olmas durumunda elimize
fazla arpc bir ahlki argman gememi olsa da tretii asndan hem verimli, hem de dikkat ve imtiriaya
davet eden bir yn kazanm oluruz. Tartmay bu
ynde srdrmeden nce, bylesi dolambal bir d
nce yoluna neden gerek olduunu aklamak istiyo
rum. Embriyonun 'batan itibaren' insanlk onuruna ve
mutlak hayat gvencesine sahip olduunu savunan ah
lki (ve anayasa hukuku kkenli) argman, tartmaya
ne yazk ki en nemli yerinde son vermektedir. Oysa bu
temel sorular zerinde, toplumumuzun dnyagrsel
oulculuunu dikkate almamz gerektiini hkme
balayan anayasal-hukuksal ana kstasa bal kalmak
suretiyle ve siyasal adan bir karara varmak gerekir.
II
NSANLIK ONURU - NSAN HAYATININ ONURU
Embriyon tketen aratrmalarn ve PD'in uygun
olup olmadna ilikin felsefi kavga32, imdilik krtaj
32) Bu konuda Alman Ceza Yasas'nn 218'inci maddesinin sonu
larna ilikin hukuksal tartmaya girmiyorum. Federal Almanya
Anayasa Mahkemesi, dnyaya gelmemi hayatn korunmasnn

tartmalar iinde skp kalmtr. Bu tartmalar so


nucunda Almanya'da, gebeliin on ikinci haftasndan
nce gebelii sona erdirmenin hukuka aykr olduu,
ama cezai yaptrma yol amad bir durum ortaya
kmtr. Tbben gerekliyse ve anne bunu istiyorsa
krtaj hukuken mmndr. Baka lkelerde de oldu
u zere krtaj tartmas Alman kamuoyunu iki kam
pa ayrmtr. Tartma halihazrda 'hayat taraftarlar'
ile 'seme zgrl taraftarlar' arasnda kutuplaa
rak srmekte ve dnyaya henz gelmemi olan
varln ahlki stats zerine odaklanmaktadr. Mu
hafazakr kesim, dllenmi yumurta hcresinden iti
baren hayatn mutlak anlamda korunmas gerektiini
savunarak gen-teknolojilerindeki gelimelerin nne
rahme dme anndan itibaren geerli olduu grn kabul et
mektedir. Herta Dubler-Gmelin ile Ernst Benda'nm varsaydklar
zere, mahkemenin bu kararnn dllenme anmdan itibaren insan
hayatnn mutlak olarak korunaca anlamna gelip gelmedii hu
kukular arasnda tartma yaratmakta ve bana da pek doru gel
memektedir; bkz. M. Pawlik, "Der Staat hat dem Embryo alle
Trmpfe genommen", FAZ, 117 Haziran 2001. Hukuksal belirleme
lerin kapsam hakknda bilgi vermesi bakmndan bkz. R. Erlinger,
"Von welchem Zeitpunkt an ist der Embryo juristisch geschtzt?",
Sddeutsche Zeitung, 4 Temmuz 2001. te yandan bilinmektedir ki,
anayasa yorumlan, uzun erimli renme sreleridir. Bu yzden
Anayasa Mahkemesi'nin verdii eski hkm ve kararlarn da gz
den geirildii olur. Baka tarihsel durumlar karsnda yeni ahlki
sebeplerin mevcut hukuk uygulamalanya kar karya kald yer
lerde anayasal ilkeler (ahlken temellenmi olanlar dahil) hukukun
ahlki mlahazalara uymas gerektiini emreder.

bir set ekeceini ummaktadr. Ancak krtaj tartma


syla gen-teknolojisi arasndaki grnrdeki koutluk
lar yanltcdr. Zira PD'in uygun olup olmadn kr
taj konusundaki normatif temel inanlardan hareketle
tartmak ve bu konuda benzer ekilde taraf tutmak
mmkn deildir. te yandan, kadnlarn kendi be
denleri zerinde zgrce karar verebileceklerini savu
nan liberal kesim, erken dnem embriyonun korunma
sna ncelik verme konusunda kendi iinde bir fikir ay
rlna dmektedir. Deontolojik sezgileri temel kabul
edenler, embriyonlarn arasal amalarla kullanlmas
nn herhangi bir mahzuru olmadn savunan faydac
grtekilerle bu yzden pek badaamamaktadrlar.33
Oysa PD'e bavurmak suretiyle genetik adan sa
kat olan ekstrakorporal* kk hcrelerin 'atlmas' saye
sinde bir krtaj engellemek ile gebelii krtajla sona
erdirmek arasnda nemli noktalarda farklar bulun
maktadr. stenmeyen bir gebelie krtajla son verme
halinde, kadnn kendi hayatyla ilgili kamr verme z
grlyle embriyonun korunmaya muhta olma hali
atmaktadr. Oysa teki durumda, henz., dnyaya
gelmemi olan bebein hayatnn korunmas, bir ocuk
isteyip de belirli salk standartlanna uymad iin
embriyonun anne rahmine yerletirilmesinden vazge
33) Bkz. R. Merkel, 'Rechte fr Embryonen?', Die Zeit, 25 Ocak 2001;
U. Mueller, 'Gebt uns die Lizenz zum Klonen!', FAZ, 9 Mart 2001.
*) 'Beden difmda bulunan' anlaminda. (q.n.)

en annebabalarn yararllk deerlendirmesi birbiriyle


atr. Bu atmaya annebabalar kazara dahil olmu da
deildir; onlar, embriyon zerinde genetik kontrol ya
plmasn kabul edip, bu atmay bilerek hesaba kat
maktadrlar.
Bu tr bir kasti nitelik kontrol, tartmaya yeni bir
vehe katmaktadr: belirli kayt ve artlar altnda reti
len insan hayatnn nc kiilerin tercih ve deer yar
glar dorultusunda arasallatnlmas. Seme karar,
genomun arzu edilen bileimini temel almaktadr. Bu
rada, var olma ya da yok etme karan, potansiyel fiili var
la gre verilmektedir. Oysa gebeliin sona erdirilme
sine ilikili varolusal karann, doum-ncesi hayat ni
teliksel olarak kullanma ve seme uygulamasyla ortak
hibir yn yoktur -nitekim hayatn aratrma maksat
l olarak tketilmesiyle de ortak bir yn yoktur.
Byle bir farka ramen onyllardr byk bir ciddi
yetle srdrlen krtaj tartmasndan bir ders kart
mak da mmkndr. Erken dnem insan hayatnn ah
lki statsne ilikin devam eden bu kavgada, dnyagr asmdan ntr, yani nyarglardan uzak ve sekler toplumun tm yurttalar asndan kabul edilebi
lir bir tarife henz varlamamtr.34 Tartmann bir ta
raf, erken geliim aamasndaki embriyonu 'hcre k
mesi' olarak betimleyerek, onu yeni-doan varln sa
hip olduu kiilik niteliiyle ayn tutmaktadr. Bu du
34) R. Dworkin, Life's Dominion, New York 1994.

rumda, ahlki anlamda insanlk onuru ancak bir yenidoan bebekte sz konusu olabilmektedir. te yandan
dier taraf, insan yumurta hcresinin dllenmesini ba
lang noktas kabul etmekte, bireysellemi, kendi ken
dini yneten bir geliim srecinin bu andan itibaren
baladn savunmaktadr. Buna gre, biyolojik olarak
belirlenebilir olan her insan tr rnei, potansiyel bir ki
ilik ve temel haklar taycs olarak grlmelidir. Ama
tartmann her iki taraf da, anayasa gerei vazgeile
mez temel haklar tayan bir hukuksal kiilik statsne
sahip olmayan bir eyin de 'zerinde tasarruf edilemez'
nitelikte olabileceini gzden karyor gibidirler. 'ze
rinde tasarruf edilemez' olanlar sadece insan onuruna
sahip olanlar deildir. rnein bir ey, vazgeilemez ya
da mutlak anlamda geerli olan temel haklar (bunlar,
Alman anayasasnn birinci maddesi gerei 'insanlk
onuru'nun temellendirici unsurlardr) gerei 'dokunu
lamaz' olmasa da, salam ahlki sebeplerden dolay
zerinde tasarruf edilemez durumda olabilir.
Anayasal teminat altnda olan 'insanlk onuru'nun
kimlere verileceine ilikin kavgay salam ahlki se
beplerle bir karara balamak gerekseydi, gen-teknolojisinin antropolojik adan ok derinlere inen somlan al
ldk gndelik ahlki sorulann tesine geemezdi. Oy
sa bilimselci doacln ontolojik temel varsaymlan
(bunlarda doum ciddi bir varolusal koputur), metafiziksel ya da dinde karlatmz arkaplan varsaym
lardan (bundaysa doum tam tersi bir anlama sahiptir)

daha alelade veya daha 'bilimsel' deildir. Her iki taraf


da bir yanda dllenme ya da hcre birlemesi, dier ta
raftaysa doum arasnda kati, ahlki adan geerli bir
ayrm koymaya alan her giriimin keyfi olduunu sa
vunurlar. nk onlara gre, organik balangta ilk
nce duyumsal, sonra kiisel hayatn byk bir srekli
lik iinde olutuu kabul edilir. Oysa eer benim deer
lendirmem doruysa, sz konusu sreklilik tezi, ontolojik ifadelere bavurarak normatif adan balayc
'mutlak' bir balang noktasm belirlemeye alan her
iki denemenin karsnda yer almaktadr aslmda.
Geliiminin ge dnemlerindeki35 bir ceninle kar
latrldnda erken ve orta dnem embriypnlara yne
lik deerlendirici duygu ve sezgilerimizdeki adm adm
deiim srasnda yaanan, ahlki adan tek bir anlam
ats altma sdrlmaya allan ve bu srada bir bu ya
na, bir teki yana meyleden maddi taahhtlerden hare
ket eden grnglerden doan kararszlk olduka key
fi deil midir? oulcu toplumlarda aklc sebeplerle tar
tmal kalmak durumunda olan olgular dnyagrsel
adan etkilenip, belirlenen tariflere gre deerlendir
mek durumunda olduumuzda, bunlarn ahlki stat
lerini kesin biimde belirleyebilme ansna sahip oluruz
-ister Hristiyan metafizii, isterse de doaclk anla
mnda olsun. Hi kimse doum-ncesi insan hayatnn
35) Bu yaklam Aristotelesi-Skolastik 'adm adm ruha kavuma'
retisinden hareket eder; bkz. H. Schmoll, 'Wann vvird der
Mensch ein Mensch?', FAZ, 31 Mays 2001'deki genel bak.

ikin deerinden phe etmiyor -buna ister 'kutsal'


densin, isterse kendi kendisinin amac olan eyleri 'kut
sallatrmaya' kar olduumuz iddia edilsin. Zira kiincesi insan hayatnn korunmas gerektiini syleyen
normatif dayanak, kendini ne empirisizmin nesnelleti
ren dilinde, ne de din dilinde tm yurttalar asndan
kabul edilebilir bir ekilde ifade edebilir.
Sonu itibariyle, demokratik bir kamuoyu nnde
cereyan eden bu normatif kavgada sadece dar anlam
daki ahlki ifade ve nermeler geerlidir. Ancak herkes
iin eit derecede iyi olan dnyagrsel adan ntr
biimde ifade ederek, bu iyinin hakl sebeplerden dola
y herkese kabul edilmesini talep edebiliriz. Aklc se
beplerden dolay kabul edilebilir olduunu talep eden
ile edim atmalarnn 'adilane' zmnde karla
lan nermeler arasndaki fark, bir hayat yks ya da
paylalan bir hayat biimi balamnda 'benim iin' ya
da 'bizim iin' neyin 'iyi' olduu konusunda ortaya
kmaktadr. Adaletin ne olduuna ilikin sorularn bu
zgl anlam, bize yine de 'ahlkn temeli'nin ne oldu
una ilikin bir karsama sunabilmektedir. Bana gre
ahlk bu ekilde 'belirleyerek' -tartmal ontolojik be
lirlenimlerden bamsz olarak- ahlki hak ve devle
rin muhtemel taycs olan bir evrenseli nasl belirle
yebileceimizin anahtarna eriebiliriz.
Kendi yasalarn kendisi koyan ahlki yaratklarn
topluluu dendiinde, hak ve devler dilinde normatif
dzenlemelere ihtiya duyan tm ilikiler anlalmak

tadr; ama sadece bu topluluun yeleri karlkl olarak


birbirlerini ahlki olarak balayabilir ve birbirlerinden
normlara uygun davranlar bekleyebilirler. Hayvanlar
ahlki devlere konu olmaktadr, nk bunlar, duyumsayabilen yaratklarla mnasebet iinde olan bizlerin bizatihi onlar namna dikkate aldmz ahlki dev
ler kapsamndadr. Oysa hayvanlar, zneler-aras ka
bul grm kural ve yasaklan birbirlerine ynelttikleri
bir evrenin yesi deildirler. Gstermek istediim gibi,
dar ahlki ve hukuksal anlamda 'insanlk onuru' bir
ilikiler simetrisine baldr. nsanlk onuru, rnein
zek ya da mavi gzllk gibi doa gerei 'sahip olu
nan' bir nitelik olmayp, kiiler-aras ilikilerdeki kar
lkl kabul grme ve kiilerin birbirleriyle olan ilikile
rindeki eitlikte bir anlama kavuan 'dokunulmazla'
iaret etmektedir. Ben bu 'dokunulmazl', 'zerinde
tasarrufta bulunamama'yla ayn anlamda kullanmyo
rum, nk kii-ncesi insan hayatyla nasl mnasebet
iinde olacamza ilikin soruya verilebilecek metafizik
sonras bir cevap, insan ile ahlkn indirgemeci biimde
belirlenmesinden kanarak verilebilir gibi deildir.
Ben ahlki davran, organik malzememizin gayrimkemmelliine ve bedensel varoluumuzun krlgan
lna (zellikle de ocukluk, hastalk ve yallk aamalannda) dayanan bamllk ve tabiyetlere ynelik ya
pc bir cevap olarak gryorum. Kiiler-aras ilikile
rin normatif olarak dzenlenmesi, narin bedenin ve on
da cisimleen kiinin kar karya kald olumsallk

lardan onu koruyan gzenekli bir klf gibidir. Ahlki


dzenlemeler hem fiziimizi bedensel incinmelere,
hem de kiiyi isel ya da sembolik yaralanmalara kar
ayn anda koruyan krlgan yaplardr. nsan bedenini
ruh sahibi bir tin kab haline getiren znellik, tekiyle
zneler-aras iliki kurularak meydana kmaktadr. Bi
reysel zne, sadece toplumsal dlama yoluyla meyda
na gelmekte ve salam kabul grme ilikilerinin olu
turduu a btn iinde istikrar kazanabilmektedir.
tekiye bamllk, bireyin teki tarafndan yarala
nabilmesini de aklamaktadr. Kii, kendi kimliini
gelitirmek ve btnln muhafaza etmek anlamn
da en fazla muhta durumda olduu ilikilerde, yara
lanmalara en korumasz biimde ak kalmaktadr -rnein- bir ee ballkla kurulan mahrem ilikide.
Kant'm aknszlatran versiyonunda 'zgr irade',
dnme yetisine sahip yaratklarn bir nitelii olarak
gkten inip kucamza dmez artk. zerklik daha
ziyade fani varolanlarn krlgan bir kazanmdr, zira
onlar sadece fiziksel yaralanabilirliklerini ve toplumsal
tabi olularn unutmadan 'kuvvet' gibi bir eye erie
bilirler.36Eer ahlkn 'temeli' buysa, 'snrlar' da by36) M. Nussbaum, Kant'n edimde bulunan, dnsel ve bedensel
varolu asndan ayrmasn eletirmektedir: "Kant'n ayrmndaki
yanl nerede? [...] Onurumuzun bir hayvan cinsinin onuru olduu
olgusunu gz ard etmektedir; nasl ki, iek am bir kiraz aac
nn gzellii bir prlantada olmad gibi, lml ve yaralanabilir
olmayan bir varln sahip olamayaca bir onurdur bu." Dsabled
Lives: Who aresi, Yaymlanmam Yaz, 2001.

lece kendiliinden aklk kazanmaktadr. Ahlki d


zenlemelere ihtiya duyan ve bu dzenlemelere ehil
olan, muhtemel kiiler-aras ilikiler ve edimler evreni
dir. nsanlar ancak meru olarak dzenlenmi kabul
grme ilikilerinden meydana gelen bu a btn iin
de kiisel bir kimlik gelitirebilir ve onu -fiziksel b
tnlkleriyle birlikte- muhafaza edebilirler.
nsan biyolojik anlamda 'tamamlanmam' dodu
undan ve bir mr boyu toplumsal evresinden yar
dm, ilgi ve takdir beklediinden, DNA paralarnn bi
reyselletirilmesinin tamamlanmaml toplumsal bi
reyselleme sreci balad anda tebarz etmektedir.37
Yaam-tarihsel bireyselleme, toplumsallama yoluyla
olmaktadr. Organizmay doumla birlikte kelimenin
tam anlamyla bir kii haline getiren ey, onu toplum
sal adan bireyselletiren bir edim olan zneler-arasna, yani blnm bir yaam dnyasnn kamusal etki
leim btnne kabul etmedir.38 Anneyle olan sembiyotik ilikinin ortadan kalkmasyla ocuk, onunla kar
laan, onu adyla aran teki konuan kiiler dnyas
37) Helmuth Plessner ile Amold Gehlen bu temel hakikati George
Herbert Mead'le paylamlardr.
38) Hannah Arendt (Vita Activa, Mnih 1959), insan varlnn te
mel zelliklerinden biri olarak 'oullua' iaret etmitir. nsan ha
yat, teki insanlarla interaksiyonda bulunma koulu altnda ger
eklemektedir: nsan iin yaamak - bildiimiz milletler arasnda
belki de en derinden siyasal olanlarn kulland Latince'de de - 'in
san arasnda olmak (inler homines esse) demektir ve lmek 'insanlar
arasnda olmay brakmak' (desinere inter homines esse) (a . g . y s. 15).

na dahil olur. Bir reme topluluu rnei olmas bak


mndan henz anne karnndayken genetik adan bi
reysellemi olan bu yaratk, asla 'zaten' kii deildir.
Bu doa yarat, ancak dil topluluunun kamusallmda bir birey ve akl sahibi bir kii olur.39
letiimsel biimde edimde bulunan kiilerin kar
lkl sayg ve takdir ilikisinin oluturduu sembolik a
btn iindeki bir yeni-doan, bizden "bin' olarak zdeletirilmekte ve yava yava kendini de zdeletir
mesini renmektedir - yani, hem bizatihi bir kii, ya
ni toplumsal topluluun/topluluklarn bir paras ya
da yesi olduunu, hem de ei benzeri bulunmayan,
ahlki adan bakasyla yer deitiremeyen bir birey
olduunu renmektedir.40 Bu zilikisel ayrmlama
ya dilsel iletiimin yaps da yansmaktadr. Sadece bu
39) Dnme yetisine sahip olmak demek, toplumsal dnyaya katl
ma anlamnda doumun ayn zamanda kii olma imknnn herhan
gi bir ekilde gereklemeye balad an olmasdr. Bu sebeple, ko
mada yatan bir hasta da bu hayat biiminden pay almaktadr. Bkz.
M. Seel, Ethisch-sthetische Studien, Frankfurt am Main 1996, s. 215
vd.: "Bu sebeple ahlk, insan trne ait her yeyi, kiisel bir hayat
arzu eden (bunu fiilen ne lde yaayp yaamadklar hi nemli
deildir) canllar olarak ele almaktadr. [...] Kiilerin birbirlerini
karlkl olarak kabul grmeleriyle tesis edilen tekinin kiilik b
tnlne sayg olgusu, istisnasz tm insanlar iin geerli olmal
dr; her insan kiisel hayattan pay alma ve kiisel hayata katlma te
mel hakkna sahiptir, kendilerinin belirledii bir katlm gsterme
yeteneklerinin ne lde olduu (var olup olmad, geici olup ol
mad) burada hi nemli deildir. Ahlkn z ok basittir: tm
insanlara birer insan olarak yaklamak."
40) L. Wingert, Gemeinsinn und Moral, Frankfurt am Main 1993.

rada, yani sylemsel olarak alan space o f reasons [se


bepler uzam] (Sellars) iinde kltrel bir tr-yetisi
olan akl, eitli z ve dnya perspektiflerinin ayrmla
r dahilinde kendi ahsi, oydatrc kuvvetini amlayabilmektedir.
Kamusal etkileim btnne dahil olunduktan son
ra insan hayat, devlerimizin odak noktas haline gele
rek hukukun koruma emsiyesi altna girer. Bunun iin
insann bir dev znesi ve insan haklar taycs olma
sna bizzat gerek yoktur. Ama bu cmleden yanl bir
sonu karlmamaldr. Annebabalar rahim iinde (in
utero) bymekte olan ocuk hakknda konumakla kal
mazlar; bir bakma ocuun bizzat kendisiyle iletiim
kurmu da olurlar. Ceninin ultrason ekrannda grnen
kuku gtrmez insani hatlarnn grselletirilmesi, an
ne kamnda hareket eden ocuu bir tr anticipatory so
cialization [mstakbel toplumsallama] anlamnda ileti
im znesi haline getirir. Ama bununla da kalmaz, n
k ona kar ve kendi z gerei doal olarak ahlki ve
hukuksal devlerimizin de olduunu gsterir. kinci a
hs ('sen') rol biilen bir dilde onunla konuulabilen, bir
aamann berisinde olup da kii-ncesi hayatta etik ola
rak tesis edilmi olan bir hayat biiminin btnne ili
kin btnleik bir deeridir burada sz konusu olan. n
san hayatnn onuru ile her kiinin hukuken sahip oldu
u insalk onuru ayrm bu adan ortaya kmaktadr
-ki bu ayrm, lenlerimize ilikin duygu ykl edimle
rimizin fenomenolojisinde de gstermektedir kendisini.

Ksa bir sre nce Bremen Eyaleti Defin Yasas'nda


yaplmas dnlen deiiklikler hakknda gazetelere
baz tartmalar yansmt. Buna gre, l doumlarn
yan sra erken doumlarla klinik gebelik sonlandrmalar da dikkate almarak, l ceninlerle olan mnasebe
tin lye sayg erevesi iinde yrtlmesi talep edil
miti. Ceninler -hukuk dilindeki ifadesiyle- 'etik nite
likleri haiz atk' olarak ortadan kaldrlmayacak, me
zarlklarda zel ama isimsiz toplu mezarlarda defnedi
lecekti. Okurun, ceninle ilgili olarak hukuk dilinde kul
lanlan bu tiksindirici ifadeye kar verdii tepki bile
-insan utandran dier 'cenin ortadan kaldrma uygulamalan'm dikkate bile almyoruz- ol\i embriyon kar
snda yaygm olan ve derinlerde bir yerlerde bulunan,
hibir uygar toplumun pervaszca kurcalayamayaca
'oluan insan hayatnn btnl'ne dair mahubiyetimizi gstermeye yetmektedir. Gazetedeki bu haber
de, defin ileminin isimsiz toplu mezarlarda yaplaca
na ilikin grteyse sezgisel bir ayrma bavuruldu
u grlmektedir ki, bence nemli olan nokta da budur: "Bremen Belediye Meclisi, embriyon ve ceninlerin
doum-sonras lenlerle ayn ltlere gre defnedil
mesi gerektiini savunmann uygunsuz olacan, hat
ta bunun hastalkl bir kolektif mateme eit decei
nin bilincindeydi. [...] lye sayg devi, eitli defin
biimleriyle de yerine getirilebilir."41
41) St. Rixen, "Totenvvrde", FAZ, 13 Mart 2001.

zetlersek, ahlk sahibi kiiler topluluunun kat s


nrlarnn tesinde bir yerlerde normatif adan kayg
szca edimde ve hayaszca ilemde bulunabileceimiz
bir gri saha yoktur. Ahlk tartmalar asndan doy
gunluk noktasna varan 'insan hakk' ile 'insanlk onu
ru' gibi hukuksal kavramlarn iini ar ekilde geni
leterek bu kavramlarn hem ayrm keskinlii, hem de
eletirel potansiyelleri kaybolmaktadr. nsan haklarna
aykr edimler, deer tasavvurlarna aykrlk dzeyine
drlmemelidir.42 Gzden geirilmesi bile mmkn
olmayan haklar ile nem srasndaki yerini yaplacak
baz deerlendirmelere gre alan deerler arasndaki
ayrm silinerek ortadan kaldnlmamaldr.43
Doumdan nceki ve lmden sonraki insan haya
tyla ilgilenirken tanmlanmas zor snrlarla karla
mamz, semantik adan elastik ifadelerin kullanlmas
na sebebiyet vermektedir. Anonim biimleriyle bile in
san hayat 'onur' ve 'sayg' znesidir. Burada 'onur' ifa
desi, geni bir semantik yelpazeyi kapsad, daha z
gl olan 'insanlk onuru' kavramna da gndermede
bulunduu iin yaygn bir seimdir. 'eref' kavramnn
modemite-ncesi kullamm hlleri dolaysyla daha da
belirgin biimde artrd anlam ierikleri, 'onur7
42) W. Kersting, 'Menschenrechtsverletzung ist nicht Wertverlet
zung', FAZ, 17 Mart 2001.
43) R. Dworkin, Rechte emstgenommen, Frankfurt am Main 1984; K.
Gnther, Der Sinn fr Angemessenheit, Frankfurt am Main 1988, s.
335 vd.

kavramnn semantiine etki etmi, onda birtakm izler


brakmtr -bir baka deyile bu kavram, toplumsal
statye bal bir ethos'u artrmaktadr. Kraln onu
ru; evli kadndan, raktan, zanaatkardan ve cellattan
farkl bir hayat biimini yanstan dnce ve davran
stiliyle ortaya kp gelimitir. Belirli bir onur anlay
nn somut hallerinden hareket edilerek daha soyut an
lamlara geilmi, bizatihi kiinin kendi hissesine den
evrenselci anlamdaki bir 'insanlk onuru' kavramna
varlmtr. Oysa ki, 'insanlk onuru'na ve Kant'm biri
cik 'insan hakk'na varan bu soyutlama admnn te
sinde olup, zgr ve eit insan haklan znelerinden
meydana gelen bir ahlk topluluunun, noumenal* tednyadaki bir 'amalar lemi'ni oluturmadklan, so
mut birer hayat biimi olduklar ve kendi ethos'lan iin
de yer aldklan unutulmamaldr.
III
AHLKIN TR-ET NE YERLETRLMES
Ahlkn yeri dilsel olarak yaplandrlm bir hayat
biimiyse, embriyon tketen aratrmalann ve PD'in
uygun olup olmadna ilikin imdilerde yrtlen
kavgann, insanlk onuruna ve dllenmi yumurta hc
resinin temel haklardan pay alan statsne dayanan
*) Noumen: Kant felsefesinde bir yanda gerek, bir yandaysa kendi
iinde bilinemez olan tz. (.n.)

tek bir gl argmanla karara balanmas mmkn


deildir. Byle bir argmana niin bavurulmak isten
diine ilikin temel gayeyi anlyor ve buna ahsen kat
lyorum. nk insanlk onuru kavramnn snrland
rc kullanm, embriyonun korunmaya muhta ve la
yk oluunu insan hayatn arasallatracak, ahlki ta
lep ve beklentilerinin ise altn oyacak bir deer hesap
lamasna kaplar amak demektir. Bu sebeple de ikna
edici, dnyagrsel adan ntr bir zm aray (za
ten anayasal bir ilke olan hogr ilkesi bizi buna mec
bur klar) giderek nem kazanmaktadr. Ahlkn teme
liyle snrnn nasl anlalmas gerektiine ilikin
olarak benim gelitirdiim neri, bu beklentiye cevap
verecek dzeyde olmasa ve metafiziksel tarafgirlii ispatlansa bile tartmanm sonucu asndan bir deiik
lik yaratmayacaktr. Nitekim, dnyagrsel adan
konuya ntr yaklaan bir devlet, demokratik anayasal
bir dzene sahipse ve vatandalarna ynelik katlmc
davranyorsa, rnein Alman anayasasnn birinci ve
ikinci maddesinin 'etik' adan sorunlu biimde tart
maya dahil edilmesi hususunda taraf olamaz. Oysa
domam insan hayatyla nasl mnasebet kurulaca
na ilikin sorunun etik bir nitelii varsa, argmanlara
dayal bir fikri tartmann yaplmasn beklemek son
derece olaandr (zaten Alman meclisinde 31 Mays
2001 tarihinde yaplan tartma da bunun bir gsterge
sidir). Bylece felsefi tartmalar verimsiz dnyag
rsel kutuplamalardan arndrmak ve trmze uy

gun bir etik zanlaym ne olduu konusu zerine yo


unlamak mmkn olacaktr.
Ancak her eyden nce, burada kullandm dille il
gili baz aklamalarda bulunmam gerekir. Ben 'ahlki'
ifadesini, adil bir birarada yaamla ilgili tm sorular
iin kullanyorum. Edimde bulunmak suretiyle tekiy
le atmaya den kiiler iin bu tr sorular, toplum
sal etkileimlerin normatif dzenleme ihtiyalarnda
ortaya kmaktadr. Bu tr atmalarn, herkesin eit
kar dorultusunda esasen rasyonel biimde karara
balanmas gerektii ynnde aklc bir beklenti sz
konusudur. Oysa atma durumunun tarifinde ve ana
normlarn temellendiriliinde, genelde tercih edilen ya
ama minvali ile varolusal zanlaym, yani kirtliklerimizi tayan bireysel ya da yurtta grubunun yorum
sisteminin bal olduu durumlarda sz konusu aklc
kabul edilebilirlik beklentisi yoktur. Bu tr arkaplan
atmalar 'etik' sorulara ilikindir.
Varolular her zaman iin baarszlkla sonulanabilme ihtimali olan kii ve topluluklar asndan bakl
dnda, hayat yklerine ya da yaama biimlerine
yn veren deerler asndan baarl bir hayatn nasl
srdrlebilecei sorusu ortaya kmaktadr. Bu tr
sorular, insanlarn hayat balamlar iinde kendilerini
ne olarak anlamak istedikleri ve bir btn olarak bakl
dnda kendileri iin hangi uygulamalarn en iyisi ola
ca perspektiflerinden hareket etmektedir. rnein
bir ulus, kendi tarihi iinde tecrbe ettii bir siyasal re

jimin yol at kitlesel cinayetlerle dier bir ulusa gre


daha farkl yollardan hesaplamaktadr. Ulusun tarih
sel serencamna ve kolektif zanlayma bal olarak ya
bir affetme ve unutma, ya da cezalandrma ve hesap
lama stratejisine karar verilebilmektedir. Bir baka r
nek olmas bakmndan, devletlerin atom enerjisini na
sl kullanacaklar, ekonomik refah artyla kyasland
nda gvenlik ve insan sal konularna ne kadar
nem verdiklerine bal olacaktr. Bu tr-etik-siyasal
sorular asndan 'farkl kltrlerde farkl uygulamalar
grlr' nermesi geerlidir.
Oysa kii-ncesi insan hayatyla nasl mnasebette
bulunulacana ilikin sorular ok daha baka bir bo
yuta sahiptir. Bu sorular, kltrel hayat biimlerinin
eitlilii iinde karlalan u ya da bu ayrma deil,
birer insan, olarak kendimizi zdeletirdiimiz ve teki
canllardan ayrt ettiimiz sezgisel zbetimlemelere
(yani, bir tr-canls olarak kendi zanlaymza) te
mas etmektedir. Burada sz konusu olan ey, her yer
de farkl yaanan kltrler deil, farkl kltrlerin
-antropolojik genelleme iinde z her yerde ayn
olan- 'insan'a ilikin ortaya konulan tasarmdr. Embri
yonlarn aratrma amacyla 'tketilmesi' ya da 'embri
yonlarn belirli kaytlar altnda retilmesi' konusunda
ki tartmalar doru deerlendiriyorsam eer, gsteri
len duygusal tepkilerin kayna, ahlk konusunda du
yulan kzgnlk deil, tiksindirici bir ey karsnda his
sedilen irenmedir. Bu durum, salam sanarak zerine

bastmz zeminin ayamzn altndan kayarak ba


mz dndrmesine benziyor. Nitekim, safdil halimizle
'sarslmaz' sandmz tr-snrlarmm almasyla orta
ya kan ucubelere bakarken yaadmz irenme
duygusu semptomatiktir. Otfried Hffe'nin hakl ola
rak iaret ettii 'etik adan bilinmeyen topraklar'44tam
da tr-kimliiyle ilgili yaanan bu tereddd yanstr
niteliktedir. Gen-teknolojisi alannda izlenen ve yaan
masndan endie edilen gelimeler, bir kltrel trcanls olai 'insan'a dair kendimizin yaratt -ve her
hangi bir alternatifinin bulunmadn dnd
mz- tasarma ynelik bir saldrdr.
Bu tasarmlar tek deil oktur, buras doru. Zira
kltrel yaama biimlerinin kapsam iine, insann
kozmostaki yerine atfta bulunan ve geerli ahlki ko
da ilikin 'youn' bir antropolojik yerletirme balam
sunan yorumlama sistemleri de girmektedir. Bu sebep
le, oulcu toplumlarda hem insann zne, hem de
dnyaya ilikin sz konusu metafizik ya da dinsel yo
rumlar, hakl olarak, dnyagrsel adan ntr olan
anayasal hukuk devletinin ahlki temellerine tabi tu
tulmu olup, bunlar arasnda barl birarada yaama
ya zorunlu klnmtr. Fakat metafizik sonras dnce
artlarnda, kendini belirli geleneklere ve yaama bi
imlerine vakfetmi tr-etiksel zanlaytan hareketle,
genelgeer olduu varsaylan bir ahlkn yrrllk
44) O. Hffe, 'Wessen Menschenwrde?', Die Zeit, 1 ubat 2001.

iddialarn aabilecek argmanlar artk tretilememektedir. Oysa ki, 'adil olann iyi olana gre ncelii' ilke
si, insan haklar znelerinin soyut aklc ahlklarnn da
ahlk sahibi btn kiilerce paylalan ncesel bir tre
bal etik zanlaya dayandn grmemizi engelleme
melidir.
Semavi dinler gibi metafizik retilerle hmanist
gelenekler de bize 'ahlki serencammzm btnsel ya
ps' iine yerlemi balamlar sunarlar. Bunlar, zerk
bir ahlka uygun den bir antropolojik zanlay u
ya da bu ekilde dile getirirler. Dnyaya ve zmze
ilikin olup, bir krlma devrinde ortaya km olan
yksek kltr rn dinsel yorumlar, byle bir ahlka
destek veren asgari bir tr-etiksel zanlayta birle
mektedirler. kisi uyum iinde olduu srece, adil ola
nn iyi olan karsnda ncelik sahibi olmasnda her
hangi bir sakmca yoktur.
Oysa bu perspektiften bakldnda, insan doasnn
teknikletirilmesinin kendimizi etik adan zgr ve
ahlk asndan eit; norm ve nedenleri cihet alan can
llar olarak grmemize engel olacak ekilde tr-etiksel
zanlaymz deitirip deitirmedii sorusu akla
gelmektedir. artc alternatiflerin beklenmedik bi
imde ortaya kmasyla asli arkaplan varsaymlarm
zn aikarl sarsntya uramaktadr ('trnn dna
km ucubeler'den meydana gelen yeni trans-genetik
organizmalar, arkaik ncellerini deeri artk kalmam
mitolojik imgelerde bulsalar bile). Bu trden artc

gelimelere, imdilerde bilim-kurguya dayanan senar


yolar araclyla gnlk gazetelerin bilim eklerinde bi
le rastlanmaktadr. rnein baz uuk yazarlar, insan
soyunun bedenlerimize yerletirilen mikroiplerle ge
litirileceini ya da insann yerini daha zeki robotlarn
alacan dahi ne srebilmektedirler.
Nanoteknoloji* uzmanlar, insan organizmasnn
yaamsal srelerine teknik destekte bulunmak zere,
insanla makineyi bir potada eriten bir retim tesisi ta
sarmn gelitirmektedirler. Bu tesiste kendi kendini
dzenleyen bir sevk ve idare sistemiyle srekli yeni
lenme, kesintisiz onarm ve gelitirme sz konusu ola
bilecektir. Bu vizyona gre kendini koplayarak yeni
den retebilen minik robotlar insan bedeni iinde al
acak ve organik malzememizle birleerek, szgelimi,
yalanmamz nleyecek ya da korteksimizin** ilevini
artrabileceklerdir. te yandan, bilgisayar mhendisle
ri de bu alanda ar gibi almakta olup, gelecekte zerk
ileyen robot tasarmlarnn peinden komakta, sade
ce et ve kemikten oluan insanysa 'seri sonu rn' d
zeyine drecek makineler tasarlamaktadrlar. Bu s
tn zek sahibi teknik varlklar sayesinde, insann or
ganik donanmnda grlen engel ve darlklar kolay
lkla alabilecektir. Beynimizin iinde kodlanm olan
*) Boyutlar milyonda bir metre mertebesinde olan ok kk tek
nik aygtlar zerine alan teknik dal. (.n.)
**) Beynimizin dnce retimi ve soyut dnceyle ilgili d bl
gesi. (.n.)

yazlmn iimizden kartlarak makinelere aktarlma


syla hem lmszlk bizim olacak, hem de sonsuz bir
mkemmellie sahip olacaz.
leri performans artrc protezlerle doldurulan be
denler ya da gkteki meleklerin hikmetinin sabit disk
ler zerinde saklanmas gibi eyler tabii ki fantastik ta
sarmlardr. Ancak bu tasarmlarla birlikte, imdiye
dek gndelik hayatmz iinde deta akn bir zaruret
olarak kar karya kaldmz snrlandrma ve ilinti
ler ortadan kalkmaya balayacaktr. Bir yanda organik
olarak byyp gelimi olan ile teknik olarak imal
edilmi olanlar birbirleriyle kaynamakta, dier yan
daysa insan beyninin semeresi, yaant sahibi znelli
inden blnp ayrlmaktadr. Bu tr speklasyonla
rn tertibinde ne lde lgnln, ne lde ciddi n
grlerin bulunduu; bunlarla ne lde eskatolojik ih
tiyalarn kaydrld ya da bunlarn bilimkurgusal bir
bilimin ne trden bir yeni varyasyonu olduu nemli
deildir. Ben bunlar sadece tr-etiksel zanlaymz
deitirmeye- kkrtan insan doasnn teknikletiril
mesine dair rnekler olarak ele alyorum -oysa bu, ken
di kendini belirleyerek yaayan ve sorumluluk sahibi
olarak edimde bulunan kiilerin normatif zanlayyla
uyum iinde tutulamayacak bir teknikletirmedir.
Halihazrda gerekletirilmi olan ya da gerekle
tirilmesi muhtemel olan gen-teknolojik ilerlemeler bi
zi henz bu lde kkrtmamtr. Ama bu konuyla
ilgili ciddi benzetirmelerin bulunduu da bir gerek

tir.45 Her gn biraz daha zmlenen insan genomu


nun bileimine ynelik maniplasyonlar arttka ve
evrimin geliimini elimize geireceimize ilikin bek
lentileri besleyen genetikiler var olduka, halen tasar
rufumuz dnda bulunan znel ile nesnel arasndaki
kategorik ayrm, yani doa gerei byyp gelien in
san eliyle yaplan arasndaki snr ortadan kalkacaktr.
Burada sz konusu olan, kkleri derinlere inen ve
kendimizi betimlerken deimez kabul ettiimiz kate
gorik ayrmlarn biyo-teknolojik yolla ortadan kald
rlmas, ayrmszlatrlmasdr. Bu, ahlk bilincimizi
de etkileyecek ekilde tr-etiksel zanlaymz dei
tirebilir -yani, hayatmzn biricik mellifleri ve ahl
ki topluluun eit yeleri olarak kendimizin doal b
45) rnein Buchanan v.d. 'genetik komnitaryanizm' dedikleri
korkutucu bir senaryoyu ortaya atmaktadrlar (s. 177 vd.). Bu se
naryoya gre eitli alt kltrler, insan trnn jenik zoptimizasyonunu farkl ynlerde ilerletmekte, bylece bir referans zemini
olan ve u ana kadar btn insanlarn kendilerini ayn ahlki top
luluun yeleri olarak grdkleri ve karlkl olarak birbirlerine
sayg gsterdikleri insan doasnn birlii tartma konusu olmaya
balamaktadr: 'nsan doas olarak anlann tek bir halefinin olaca
n varsaymama devam etmem mmkn deildir. Gelecekte bir
zaman, eitli insan gruplarnn genetik teknolojiden yararlanarak
farkl gelime yollarn izleyecekleri ihtimalini gz ard edemeyiz.
Eer byle bir ey olursa, nasl ki ortak seleflerden gelip de tesad
fi mtasyon ve doal seme yoluyla farkl hayvan cinsleri ortaya
kmsa, birbirleriyle sadece ortak bir selef (insan rk) dolaysyla
ilikili olan farkl varlk gruplan olacak ve her bir grup, kendine z
g 'doasna' sahip olacaktr.'

yme ve gelime artlarnda deiim olabilir. Ben,


kendi genomumuzu programlama bilgisinin, beden
sel varoluumuza ya da bir beden olarak 'var' olma
mza ilikin aikrl bozabileceini, bylece kiilerarasmda kurulan kendine zg yeni bir asimetrik ili
ki tipinin doacan dnyorum.
Buraya kadarki akl yrtmelerimizin bizi nereye
ulatrdna bir daha bakalm. Dnyagrsel oul
culuk koullar asndan bakldnda embriyona, vaz
geilmez temel haklarn taycs olan 'kii'ye zg
mutlak hayat korumasn 'bandan itibaren' vermek
mmkn olamamaktadr. te yandan, kii-ncesi in
san hayatnn, rekabet yoluyla dzenlenen mal piyasa
snn bir paras olamayaca sezgisi de ok gldr.
Bu sezgiyi aklayabilmek iin, yolumuzu biraz uzat
may gze alarak, halihazrda ABD'de ayrntl biimde
tartlan, ama henz ancak kuramsal dzeyde mm
kn olabilen 'liberal jenik' konusundan hareket etmek
istiyorum. Bylece ekillenen bir perspektiften bakld
nda, gncelliini koruyan tartma konularnn hatla
r daha da belirginleip keskinleecektir.
Embriyonal hayatla ilgili normatif zsmrlandrmalar, bizatihi genetik mdahaleler aleyhine olamaz. Do
aldr ki sorun gen-teknolojisi deil, onun kullanm
tarz ve menzilidir. Ahlki topluluumuzun potansiyel
yelerinin genetik malzemesine mdahale etmenin ahlken herhangi bir sorun yaratmyor olmas, bu konu
ya nasl yaklald ve mdahalenin nasl gerekleti

rildiiyle ilgilidir. rnein, genetik yollardan tedavi edi


ci mdahaleler srasnda embriyon, 'mstakbel ikinci
ahs' olarak grlmekte ve mdahaleler srasnda ona
gre davranlmaktadr.46 Bylesi bir 'klinik yaklam'
merulatrc g, evet ya da hayr diyebilecek bir te
kinin ileride bir zamanda rzasn alabileceimiz varsa
ymdr. Bylece, mdahalenin normatif adan yerindeliini ispatlama ykmll, fiilen alnmas im
knsz olan bir teyidin verileceini tahmin eden bir n
grnn yerindelii konusuna kaymaktadr. Bu, ancak
embriyon zerinde tedavi edici bir mdahalede bulu
nulduktan sonra teyit edilebilecek bir ngrdr (nle
yici doum sonlandrlmasmdaysa byle bir teyidi al
mak zaten mmkn deildir). Oysa byle bir teyit ar
tnn, PD ve embriyon aratrmalarndaki gibi zaten
bir doum olaym hem hipotetik olarak* hem de uygu
lamada hedefleyen pratiklerde ne anlama geldii ko
nusu henz ak deildir.
zerinde genetik mdahalede bulunulan kiinin
gsterecei varsaylan bu rzay, genetik bozuklua da
yal hastalk ve sakatlklarn tanmas herkese redde
dilen ve tartmasz derecedeki an bozukluklarn n
lenmesi iin ngrlebilir. Oysa demokratik-anaysal
46) Bu nemli fikir, Lutz Wingert'le yaptm bir tartmada ortaya
kmtr. Onun Essen'deki Kulturwissenschaftliches Institut iin
verdii proje nerisi de ok aklaycdr: "Was macht eine Lebens
form human? Unsere Kultur zwischen Biologie und Humanismus'
(Yaynlanmam Proje nerisi, 2001).

ulus-devlet yurttalarndan oluturduu siyasal gn


delik hayatn dnyevilii iinde yer alan bir ahlki top
luluk, baz spontane yaamsal operasyonlardan hare
ketle bedensel varoluumuz iinde kimin hasta, kimin
salkl olduuna ilikin kriterler tretmek zorunda ka
lacaktr. 'Tedavi mant'n belirleyen ve bizi bylece
negatif ile dzeltici jenik arasnda bir snr izmeye
zorlayan durum (ki liberal jenikte bu konuda geni bir
hareket serbestisi vardr), ikinci ahslarla giritiimiz
arasallatrlmam mnasebetlerimizin ahlki vehe
sidir. Liberal jenik program, kendini bu skntdan
ancak, edim ekillerinin biyo-teknolojik aynmszlatrlmasn dikkate almad hallerde, syrabilecektir.
IV
DOAL OLARAK BYYP GELEN LE
NSAN ELYLE YAPILAN ARASINDAK AYRIM
Yaam dnyamz bir bakma 'Aristotelesi' biimde
yaplanmtr. rnein, gndelik yaantmz srasnda,
organik doayla inorganik doa arasnda bir ayrm ko
yar, bu ayrm zerinde pek fazla dnmeyerek bitki
leri hayvanattan, hayvan leminiyse akl sahibi toplum
sal insan doasndan ayrt ederiz. Bu kategorik snflan
drmann (ki onun artk ontolojik geerliliini yitirdii
ni dnyorum) akllarda bu kadar yer etmesinin se
bebi, bizim dnyayla mnasebette olma formlarmz
dan doan bak amzdr. Bir baka deyile, dnyayla

mnasebette olmann bu formlann Aristoteles'in temel


kavramlarndan hareketle zmlemek mmkndr.
Aristoteles'e gre doaya mdahale etmeksizin onu
gzlemleyen kuramsal duruun yan sra iki farkl duru
daha vardr. yle ki, reten ve belli bir amaca ynelik
edimde bulunan, bylece doaya mdahale ederek
aralar kullanan ve malzeme tketen znenin teknik du
ruu ile aklla ya da trel olarak edimde bulunan, etki
leim ilikileri iinde birbirleriyle karlaan kiilerin
pratik duruu (ister karsndaki oyuncunun kararlarn
kendi nceliklerine gre kestirmeye alp deerlendi
ren stratejistin nesneletiren duruu olsun, isterse de
zneler arasnda ortaklaa biimde bltrlm olan
yaama dnyasnda ikinci bir kiiyle dnyadaki bir ey
zerine hasbhal eden iletiimsel kiinin performatif
duruu olsun) yukarda sz edilen kuramsal durutan
farkldr. Hayvanlarm gdp, tarlasn sren iftinin
pratikleriyle hastalklar tehis edip hastalarn tedavi
eden hekimin pratikleri ve bir poplasyondaki kaltsal
zellikleri kendi amalan dorultusunda yetitiren ve
gelitiren yetitiricinin pratikleri birbirinden ok farkl
dr. Bu klasiklemi bakm, tedavi ve yetitirme pratik
lerinin ortak yn, kendi kendini dzenleyen doann
zdiriamiine gsterdikleri saygdr. Ekip bimeye, te
his koyup tedavi etmeye ya da seip yetitirmeye yne
lik mdahaleler, eer giriimlerinin baansz olmalar
n istemiyorlarsa, sz konusu zdinamii mutlaka te
mel almak durumdadrlar.

Oysa Aristoteles'te belirli sahasyla snrl tutulan ve


sadece bunlar zerinde tatbik edilen bu edim biimle
rinin 'mant', dnyann zgl bir kesimini bizlere a
t iin hak ettii ontolojik erefini oktan kaybetmi
tir. Bunda modem deneysel bilimlerin nemli bir rol
vardr. Mdahale etmeyen gzlemcinin nesneletirici
duruu, gnmzde deneysel etkiler elde etmeye ma
tuf ekilde mdahale eden gzlemcinin teknik duru
uyla birlemitir. rnein, bunun sonucunda kosmos
saf tefekkr sahasndan kartlm, buna karlk ad
biimde 'ruhsuzlatrlan* doa baka trden bir nesneletirmeye tabi tutulmutur. Bilimin nesneletirilmi
doann teknik olarak hizmete almna dnmesi,
toplumsal modernleme sreci zerinde derin etkilere
neden olmutur. Sz konusu bilimselletirme giriimi
srasnda praksis alanlarnn ou, bilimsel teknolojile
rin kullanm 'mant'yla belirlenip yeniden yapland
rlmtr.
Toplumsal retim ve giriim ekillerinin bilimselteknik ilerlemeye uydurulmasysa neticede tek bir
edim biimini, yani arasal edimi deta dev niteliin
de egemen klmsa da, edim biimlerinin aritektonii
deimeden kalmtr. Bu sebeple ahlk ve hukuk pra
tii, gnmzn karmak toplumlannda bile hayatla
rmz normatif olarak sevk ve idare etmeyi srdr
mektedir. te yandan tbbn; mstahzarlar ve aparey
sanaynin teknolojik ilerleyi ve nfuzuna baml
dm olmas, iletme mantyla rasyonelletirilen

tarmdakine benzer krizlere neden olmutur. Ama bu


krizler, hekim pratiinin zn ya da doayla ekolojik
mnasebette bulunma mantn bir kez daha hatrlat
m, bu mant ortadan kaldrc bir etki yaratmam
tr. lgintir ki, en geni anlamyla 'klinik' edim biim
lerinin merulatrc gc, toplumsal bantlar d
tke artmaktadr. rnein, gnmzde genetik ara
trmalar ve gen-teknolojik geliimler beslenme, salk
ve mr sresini uzatmak gibi biyo-politik hedeflerin
altnda merulatrlmaktadr. Oysa yetitirme
pratiklerinde yaanan gen-teknolojik devrimin, doa
nn zdinamiine ayak uyduran klinik kip iinde ok
tandr yrmedii sklkla unutulmaktadr. Sonuta bu
gelimeler, birer tr-canls olarak bizlerin zanlaym
da belirleyen temellendirici bir aynmn ayrmszlatnld izlenimini dourmaktadr.
Trlerin tesadf eliyle ynlendirilen evrimi, gen-teknolojisinin ve buna bal olarak kendi sorumluluumuz
iine giren edimlerin mdahale sahasna dahil olduun
da, yaam dnyasnda halen kat bir kategorik ayrma
sahip olan insan eliyle yaplan ile doal olarak byyp ge
lien arasndaki fark aynmszlar. Bu ayrmn bizim iin
aikrl, bir yanda malzemeleri teknik olarak ilemek,
dier yandaysa organik doayla ekip bime ya da saal
tma mnasebet iinde olmak zerine kurulu alldk
edim biimlerinden domaktadr. zidare mekanizma
larn bozma imknna esasen sahip olduumuz snr
koruyucu sistemlerle dikkatle iliki kurmak, hayat sre

cinin zdinamiine sadece bilisel olarak dikkat etmekle


snrl kalamaz. rnein, mnasebette olduumuz tr
bizim trmze ne kadar yaknsa, o kadar pratik bir dik- kate de gerek duyulmaktadr, hatta bu. durumda mna
sebetimiz bir nevi saygy da iermektedir. Pratik edim
ler iin mihenk ta niteliini tayan organik hayata empati duymak ya da 'birlikte titreyerek anlamak', yle an
lalyor ki, kendi bedenimize duyduumuz hassasiyet
zerine ve maniple edilebilir nesneler dnyasnn az
ya da ok znel bir dnyadan farkl olduu gr ze
rine dayanmaktadr.
Klinik tedavinin yerine geen biyo-teknolojik mda
haleler dier canllarla olan bu 'rtme'yi kknden
koparmaktadr. Oysa biyo-teknolojik edim halinin, bir
mhendisin teknik mdahalesinden fark, hizmete
alm bir doayla bir bakma 'ibirlii' iinde olmas
ya da onun zerinde 'denemeler'47 yapmasdr: "l
maddede retici olan, edilgen malzeme zerinde yeg
47) Bir yanda laboratuar artlarnda yrttmz kendi biyo-tek
nolojik mdahaleleri izin doa iinde yorumlanmasyla, dier
yanda rnein F. Jacob'da (Das Spiel des Mglichen, Mnih 1983) ol
duu gibi doann kendi evrimini bir deneme modeliyle yorumla
mamz arasnda tabii ki bir fark vardr. Birincisini kincisiyle birle
tirdiimizde bu fark normatif olarak nemli bir hale gelir ve biyoteknolojinin doal evrimi onun kendi aralarna bavurarak devam
ettirmesinden ibaret olduunu savunan doac bir yanl karmla
kar karya kalnr. Ben bu konuda, u yaynlanmam yazmaya
dayanyorum: P. Janich ve M. Weingarten, Verantwortung ohne Vers
tndnis. Wie die Ethikdebatte zur Gentechnik von deren Wissenschaftst
heorie abhngt, Marburg 2001.

ne edimde bulunandr. Organizmalarda faaliyet faali


yetle karlar: biyolojik teknik adan etken bir malze
me, doal yollardan alan ve yeni bir determinanta
kavuturulan biyolojik bir sistemin zfaaliyetiyle ibir
lii iindedir. [...] Teknik edim, ina etme deil mda
hale etme biimindedir."48 Hans Jonas bu tariften hare
ketle karmak ve kendi kendini idare eden bir faaliye
te mdahale etmenin (ve bundan doan kontrol edile
mez sonularn) kendine zg zreferansm ve geri
dndrlemezliini karsamaktadr: "Burada 'imal et
mek', reticinin de iinde srp gittii oluu kendi ak
na terk etmek demektir."49
Mdahale, insan genomunun yapsna ne kadar
umarszca uygulanrsa, bu mdahalenin klinik stili biyo-teknolojik mdahale stiline o kadar yaknlamakta
ve doal olarak byp gelienle insan eliyle yaplan,
baka deyile znel olanla nesnel olan arasndaki sezgi
sel ayrm da o derece birbirine kartrmaktadr (kii
nin bedensel varoluuna ilikin zreferansm kaybede
cek lde). Jonas bu geliimin hareket noktasn yle
nitelendirmektedir: "Teknoloji sayesinde hkmettii
miz doa, imdi biz insanlar bir kez daha kapsam ii
ne ald halde, insan (daha nce) teknoloji araclyla
doann karsmdaki hkmdar gibiydi." nsan geneti
48) H. Jonas, "Lasst uns einen Menschen klonieren", Technik, Medizin und Eugerik, Frankfurt am Main 1985, s. 165.
49) A.g.y., s. 168. Dlyatana yaplan mdahalelerle kontrol edile
mezlik derecesi daha da artmaktadr (bkz. dipnot 2).

ine dayal mdahaleler sayesinde doa zerindeki


hkmranlk, bylece tr-etiksel zanlaymz dei
tiren ve zerk bir hayat srdrp evrenselci bir ahlk
anlaynn zorunlu koullarna temas edebilecek bir ne
vi zhkimiyete dnmtr. Jonas bu rahatszl u
soruyla.dile getirmektedir: "Peki, ama bu kimin kudre
tidir -ve kimin ya da neyin zerindeki bir kudrettir?
yle anlalyor ki, imdikilerin gelecektekiler zerin
deki kudretidir; onlar gnmzn planlayclannm ile
riye dnk kararlarnn savunmasz nesneleri konu
mundadrlar. Bugn sahip olunan kudretin teki yz,
ileride yaayacaklarn, llerin birer kulu olmalardr."
Jonas tartmay bu ekilde dramatize ederek genteknolojisini aydnlanmann zykc diyalektii bala
mna tamaktadr. Buna gre doa hkmranl, do
aya dmlk yoluyla trmzden intikam almak
tadr.50te yandan 'tr7olarak kolektif bir tekillikle ifa
de edilen bu kavram, doa teleolojisi ile tarih felsefesi
(bir yanda Jonas'la Spaemann, dier yanda Horkheimer'le Adomo) arasndaki mcadelenin de mihenk
noktasn oluturmaktadr. Ancak bu tartmann yapl
d soyutlama dzeyi ok yksektir. Oysa bizim, jeniin otoriter ve liberal versiyonlar arasnda kesin bir
ayrm koymamz gerekir. Henz biyo-politikann ama
c, bir btn olarak trmzn gen havuzunun iyile
50) M. Horkheimer, T. W. Adomo, Dialektik der Aufklrung, Amster
dam 1947, s. 54.

tirilmesi (her nasl tanmlanrsa tanmlansn) deildir.


Buna benzer kolektivist hedefler uruna bireyleri trnumuneleri olarak arasallatrmaya alan her trl
giriimlerin karsnda duran ahlki argmanlar, ana
yasann ve hukukun temel ilkelerine hl salam bi
imde kk salm durumdadr.
Oysa, liberal toplumlarda jenie ilikin kararlar
annebabalann bireysel seimlerine, hatta mteri ve
mvekkillerin anarik arzularna brakan kr amac ve
talep ncelikleri piyasalar tarafndan sevk ve idare edi
lecektir: "Eski moda otoriter jenikiler, merkezi olarak
tasarlanm tek bir rnee gre yurtta retmek pein
deyken, yeni liberal jeniin en ayrt edici zellii, bu
konuda devletin tarafgir olmamasdr. Genetik tedavi
lerin menzili hakknda bilgilendirilen annebaba aday
lar, sahip olmay dndkleri ocuklarda hangi zel
likleri ne kartp gelitirmek istediklerine kendi de
erlerine dayanarak karar vereceklerdir. Otoriter je
nikiler, doum-ncesi alldk zgrlkleri ortadan
kaldrmaktadrlar. Oysa liberaller bu zgrlklerin ra
dikal biimde geniletilmesini savunmaktadrlar."51
Ancak bu programm siyasal liberalizmin temel kstas
laryla uyum iinde olabilmesi iin, genetik yollardan
tedavi edilen kii zerindeki pozitif jenik mdahalele
rin sz konusu kiinin zerk hayat idamesini de, teki
kiilerle eitliki bir iliki iinde olma imknn da snr
landrmamas gerekmektedir.
51) N. Agar, der. H. Kuhse ve P. Singer (2000), s. 171.

Liberal jeniin savunucular, sz konusu mdaha


lelerin normatif adan sakncal olmadn hakl gs
termek iin genetik malzemenin deitirilmesi, tavr ve
beklentilerin toplumsallatrc deitirmeleriyle kar
latrmaktadrlar. Burada gstermek istedikleri ey, ah
lki adan jenik ile eitim arasnda szmona her
hangi bir ciddi farkn bulunmaddr: "Eer zel hoca
tutmak, okul semek, antrenman programlan hazrla
mak ve hatta ocuun boyunun birka santim daha
uzamas iin byme hormonlan vermek annebabalarn en doal hakk olarak grlyorsa, normal ocuklan daha da gelitirmek amacyla yaplan genetik mda
haleler neden daha az meru olsun ki?"52 Bu argman
la, annebabalarm temel haklan arasnda saylan eitim
veliliinin, kendi ocuklanmzm genetik malzemesini
iyiletirmeye ynelik jenik zgrl de kapsayacak
ekilde geniletilmesi amalanmakta ve buna ynelik
giriimler hakl gsterilmeye allmaktadr.
Nitekim annebabalann jenik zgrl, ocuklann etik zgrlkleriyle ters dmemek kaydyla mm
kn olabilir. jenik zgrl savunanlar, genetik m
dahale kararlannn her zaman evreyle olumsal biim
de etkileim iinde olduunu ve fenotipin zellikleriy
le dorusal biimde rtmediini iddia ederek teselli
aramaktadrlar. Bu sebeple de onlara gre, genetik bir
52) John Robertson, akt. N. Agar, der. H. Kuhse ve P. Singer (2000),
s. 172 vd.

programlama, programlanan kiinin gelecee ilikin


hayat planlarn izinsiz biimde deitirme anlamna
gelmemektedir: "jenik zgrlk ile annebabalarn
eitim konusundaki ya da beslenmeye dayal iyiletir
meler hususundaki sakl zgrl, ancak sz konusu
modern yaklam iinde ele alndnda bir anlam te
kil etmektedir. u anda sahip olduumuz zellikler a
sndan genler ve evre kout neme sahipse, bunlardan
bir tanesini deitirmek suretiyle kiileri deitirmeye
almak ayn ciddi incelemeye layk olacaktr. [...] De
itirmenin her iki tipi hakknda benzer dncelere
sahip olmalyz."53Oysa bu argman, doal olarak b
yyp gelien ile insan eliyle yaplan, yani znel ile
nesnel arasndaki ayrm ortadan kaldran tartmal bir
koutluk zerine dayanmaktadr. Koutluk varsa arg
man geerli, koutluk yoksa geersizdir.
nsann genetik malzemesi zerindeki maniplasyonlar, daha nce de grm olduumuz gibi, klinik
edim ile teknik retim arasndaki fark ahsi isel doa
mz asndan ortadan kaldrmaktadr. Bir embriyona
mdahalede bulunan kiinin znel doas, dsal nes
nel doayla ayn vehe iine kaymaktadr. Bu adan
bakldnda bir insan genomunun yapsna mdahale
etmek, bymekte olan bir kiinin evresi zerinde et
kide bulunmak ve onu deitirmekten pek farkl deil
mi gibi grnmektedir: nk bu durumda, sz ko
53) A.g.y., s. 173. Ayn koutluk iin bkz. Buchanan v.d., s. 156 vd.

nusu kiiye ahsi doas 'isel evre' olarak tayin edil


mektedir. Peki ama, mdahil asndan bakldnda,
onun yapt bu tayin etme ii, mdahale edilenin zalglamasyla kar karya gelmiyor mu?
Kii bir vcut olarak -hayatnn .gerekletirilmesi
olarak- 'var' ise kendi bedenine 'sahip'tir. Vcut ola
rak var olmakla beden sahibi olmann eanl bir feno
men olmasndan hareket eden Helmuth Plessner, insa
nn 'eksantrik konumu'nu tarif edip zmlemitir.54
Bilisel geliim psikolojisinin de gsterdii gibi, beden
sahibi olmak, ncesel anlamda vcut olarak var olma
durumuna en erken genlik anda kavuulan nesneletiren gzlemleme yetisinin bir sonucudur. Birincil
olan, vcut olarak var olma tecrbesidir; insan kiilii
nin znellii de bundan 'beslenerek' yaamaktadr.55
'Tecrbe edilen hayat' perspektifinden bakan bir ka
tlmc iin kendisi, jenik maniplasyonla byyp
gelien birisidir; vcuduysa insan elinden kmadr
(deta bir reticinin ya da maket yapmcsnn nesneletiren bak asdr bu). nk annebabalar, ocu
un genetik program hakknda verdikleri kararla, ile
ride ocuun sahip olmas istenen kendi beklentilerini
nesneletirmektedirler. Oysa bunu yaparken ocuun
54) H. Plessner, Die Stufert des Organischer (1927), Gesammelte Schriften, c. IV, Frankfurt am Main 1981.
55) Tilmann Habermas, 'Die Entvvicklung sozialen Urteilens bei jugendlichen Magerschtigen', Ata Paedo-psychiatrica, 51, 1988, s.
147-155.

bu karara ilikin gzden geirici bir gr bildirme im


kn hi yoktur. Hrsl ve deney yapmaya yatkn ya da
sadece evhaml annebabalarn programlayc gayeleri,
tek ynl ve itiraz edilemez bir beklenti statsne sa
hiptir, ki bu da ok tuhaftr. Dntrlm bu gaye
ler, bir sre sonra ocuun hayat yks iinde kendi
etkileimlerinin normal eleri olarak kendi karsna
kmakta ve iletiimsel anlamann karlkllk koul
larnn dna dmektedir. Bu durumda annebabalar,
herhangi bir rzay almadan ve sadece kendi ncelikle
rine gre, deta bir eya sz konusuymu gibi karar
vermilerdir. Fakat sz konusu 'eya' bir kiiye dn
mek zere geliip bydnden, annebabalann bu
benmerkezli mdahalesi, bymekte olan kii iin varolusal sonulara yol aabilecek iletiimsel bir edim an
lamna gelmektedir. Oysa genetik olarak sabitlenmi
bu 'davetler'e sahih anlamda cevap vermek mmkn
deildir. nk programlayan roln oynayan annebaba, ocukla bu davetin mellifi olarak karlama im
knna sahip bir hayat yks dilimine henz girme
mitir. Liberal jenikiler, doayla toplumsallama
yazglarn birbiriyle kout klarak, aslnda var olma
yan kestirme bir yola bavurmu olmaktadrlar.
Klinik edimin maniple edici mdahalelerle eitlen
meye allmas, negatif ve pozitif jenik arasndaki o
nemli fark da ortadan kaldrma giriimi iin kolayla
trc bir rol oynamaktadr. Baklk sistemini glen
dirmek ya da mr beklentisini uzatmak gibi olduka

genelletirilmi hedefler kukusuz olumlu amalardr


ve bunlar klinik hedeflerle tabii ki ayn dzlemde bu
lunmaktadrlar. Tikel rnekler zerinde tedavi edici,
yani hastalklar giderici mdahaleleri jenik mdaha
lelerden ayrt etmek her ne kadar zorsa, ynelmen s
nrlandrmalarn tabi olduu dzenlemeci fikrin teme
li de bir o kadar basittir.56Tbbi mdahale, bir hastal
giderme ya da salkl bir hayat iin tedbir alma gibi
klinik tedavi hedefleri tarafndan ynlendirildii sre
ce, mdahaleyi yapan kii, tedavi edilen ya da tbbi
tedbirler uygulanan hastann rzasn alm olduunu
kendiliinden varsayabilir.57 Rza art, benmerkezli
olarak idare edilen bir edimi iletiimsel bir edime d
ntrr. Bu sebeple, mdahaleyi yapan insan genetik
isi kendini bir hekim olarak grd srece, embriyo
56) Buchanan v.d. (2000), s. 121: "Ruhsal ve fiziksel hastalk ve g
szlk, trmz iin tipik olan normal ilevsel organizasyon ekil
lerinden ayrlmalar olarak tanmlanmaktadr. ... Hastalk ve g
szlk ile normal ilev grme arasndaki snr, biyomedikal bilim
lerin sunduu ve geni biimde tanmlanan olduka gayri-speklatif ve nesnel bir balam iinde izilmektedir." lgili yazarlar 'nor
mal ilev grme'yi normatif vehelerden hareketle ele almakta ve
Rawls'un takdim ettii toplumsal temel iyilerle benzetirerek bun
lar 'doal birincil iyi'ler olarak tartmaktadr.
57) J. Harris, "Is Gene Therapy a Form of Eugenics", der. H. Kuhse
ve P. Singer (2000), s. 167: "Bu nemlidir, nk bir yanda potansi
yel olarak bilin sahibi olan gametler, embriyonlar, ceninler ve yeni-doanlarda, dier yandaysa geici olarak bilincini kaybetmi
olanlarda (ilgili kiinin rzasn almann mmkn olamad haller
de) uygulayabileceimiz bir engellilik ltne ihtiyacmz var."

nu bir teknisyenin nesneletiren duruu iinde retilen,


onarlan ya da arzu edilen bir veheye ynlendiren e
ya olarak ele almak zorunda deildir. O, bir etkileim
sistemi yesi olarak performatif bir durua sahip olabi
lir ve mstakbel kiinin, esasen itiraz gtrr bu teda
vi hedefini uygun bulacan varsayabilir. Burada
nemli olan, mdahale edenin statsnn ontolojik be
lirlenimi deil, birinci ahsn, u anda bir nevi varsa
ymsal olup da ileride ikinci ahs olacak olan karsn
dakine ynelik klinik duruudur.
Tedbir olmas bakmndan, doum-ncesi bylesi
bir mdahaleye maruz kalarak 'tedavi' edilen bir has
ta, ileride, genetik malzemesi -nc ahslarn nce
likleri dorultusunda ve kendisinin sanal rzas aln
madan gerekleerek- programlanan baka bir ahs
tan farkl davranabilir. Nitekim byle bir rza almama
durumunda genetik mdahale, insan doasnn 'tek
nikletirilmesi' anlamna gelir. Klinik mdahaleden
farkl olarak burada genetik malzeme, nesnel alanda
kendi hedeflerini arzu edilen belirli bir durumu yarat
mak zere 'ibirliine dayal' tarzda ve arasal olarak
eyleyen birisinin bak asna gre maniple edilmek
tedir. zellik deitiren genetik mdahaleler, 'tedavi
mdnt'nm uurlarm, yani hastalklar giderme konu
sunda gsterilen uzlama durumunu atklar takdirde
pozitif jeniin kapsamna girerler.'
O halde liberal jenik, doal olarak byyp gelien
le insan eliyle yaplan, bir baka deyile znel ile nesnel

arasndaki ayrmn alglanan ayrmszlatrlmasnm


zerk hayat idamesi ve programlanan kiinin ahlki
zanlay asndan herhangi bir sonu dourup do
urmadm tartmak zorundadr. Zira mdahale edi
len kiinin kendi perspektifine sahip olmakszn norma
tif bir deerlendirme yapmamz mmkn deildir.
V
ARASALLATIRMA YASAI, NATALTE VE
KEND OLMA MKNI
jenik programlama konusunda ahlki duygular
mz neyin alt st ettiini Andreas Kuhlmann souk
kanl biimde dile getirmektedir: "Tabii ki annebabalar, ocuklarnn geleceiyle ilgili pek ok istek ve arzu
ya sahiptirler. Ama ocuklarn, varlklarn borlu ol
duklar o nceden retilmi beklentilerle yz yze kal
malar bambaka bir durumdur."58Oysa bu sezgiyi ge
netik determinizmle birletirmeye altmzda yanl
bir yola girmi oluruz.59nk gelecekteki kiinin zel
lik, nitelik ve yetilerinin genetik programlamayla fiilen
nasl ve ne lde sabitlenip davranlarnn belirledi
inden bamsz olarak, ileride byle bir mdahaleye
maruz kalndnn renilmesi, ilgili kiinin bedensel
ve ruhsal varoluuna dair zreferansna ciddi lde
58) A. Kuhlmann (2001), s. 17.
59) Buchanan v.d. (2000), s. 90 vd.

etkide bulunabilir. Buradaki deiim kiinin kafasnda


gerekleecektir: Bilin durumundaki deiim, birinci
ahsn tecrbe ettii kendi hayatyla ilgili performatif
duruta yaanacak bir perspektif deiimidir. Bu dei
im onu, doum-ncesinde kendi bedeninin bir mda
hale nesnesi haline geldiine ilikin gzlemci perspek
tifine doru itmektedir. Kendi genetik malzemesi ze
rinde baka birisinin belirli bir dizayn izleyerek onda
zellik deitirici mdahalelerde bulunduunu re
nen kii, kendini nesneletiren alglama iinde doal
olarak byyp gelien bir vcuda sahip olma pers
pektifini brakp, insan eliyle yaplm olma perspekti
fine geebilir. Bylece, doal olarak byyp gelien
ile insan eliyle yaplan arasndaki farkla yaanan ayrmszlatrma, kiinin kendi varoluuna dhul edebi
lir. Doumumuzdan nce yaplan genetik bir mdaha
le sonucunda, zerinde tasarrufta bulunamayacamz
znel doamzn dsal doann bir parasnn arasallatrlmasyla ortaya kt dncesi -ki bu ba dn
drc bir dncedir- bilincimizde kendine yer ede
bilir. Kendi genetik malzememizin nceden program
landn gzmzde canlandrmak demek, vcut ola
rak var olmay beden sahibi olmann ardna ve altna
yerletirmeyi deta zorunlu klmaktadr.
Kukusuz ki bu durumu dramatize etmeme konu
sunda daha dikkatli olmamz gerekir. yle ya, kendi
genom yapmzn baka birisinin dizaynna gre mey
dana geldiini bilmemizin kendi hayatmz asndan

herhangi bir etkiye sahip olup olmadn kim bilebilir?


Vcut olarak var olma perspektifinin nceliinin, gene
tik biimde dzenlenip ayarlanan bir bedene sahip ol
mann gerisine dmesi pek mmkn deildir. Tecr
be edilen vcut olarak var olmann katlmc perspekti
fini, (kendini) gzlemleyen bir dsal perspektife dn
trmek ancak dnml olarak mmkndr. nsan
eliyle yaplm olmann zamansal nceliinin zyabanclatran etkisinin olmas art deildir. nsan buna 'Ne
olmu yani?' diye cevap vererek kendini kurtaramaz
m? Kopernikus ve Darwin'in dnyamerkezli ve insanmerkezli dnyagrmze indirdikleri darbeler
sonucunda aldmz narsistik yaralanmalardan sonra,
dnyagrmzde yaanan bu n adem-i merke
ziletirme hareketini de -vcudumuzun ve hayatm
zn biyo-teknolojiyle tabiyet halini almas- belki daha
rahat biimde gsleyebiliriz.
jenik olarak programlanan bir insan, kendi genetik
malzemesinin hedef gzetilerek yaplan bir fenotipik
zellik mdahalesiyle maniple edilmi olduu bilin
ciyle yaamak zorundadr. Bu durumu normatif olarak
deerlendirmeden nce, bylesi bir arasallatrma so
nucunda hangi ltlerin ihlal edilmi olabileceini
aa kavuturmak gerekir. Daha nce de belirtildii
zere, ahlki inan ve normlar, yelerinin iletiimsel
edimleriyle yeniden retilen hayat biimlerinde kendi
lerine yer edinmilerdir. Bireyselleme toplumsallat
ran youn bir dilsel iletiim arac iinde gerekletiin

den, her insann kiisel btnl zellikle tekilerle


itina ve ihtimaml bir mnasebet iinde olmaya bal
dr. Bence Kant'm ahlk ilkesinde dile getirdii o nl
iki forml bu ekilde anlamak gerekir.
Nitekim kategorik buyruun 'ama forml', her ki
iye 'her zaman kendinde bir ama olduu' lde bak
maya ve onlan 'hibir zaman bir ara olarak' kullanma
maya armaktadr. atma durumlarnda bile taraf
larn, iletiimsel edimler gelitirerek etkileimlerini sr
drmeleri istenir. Birinci ahsn tekine ynelik katlm
c perspektifinden, nesneletiren ve kendi amalan u
runa arasallatnlan nc ahs durumuna deil
ama, bir konu zerinde anlatklan ikinci ahs duru
muna dnmesi beklenmektedir. Arasallatrmann
ahlk asndan nemli olan snn, ikinci ahs karsn
da birinci ahsn mdahalelerinin zorunlu olarak onun
dnda kalandan gemektedir -rnein, iletiimsel ili
kiden, yani cevap verme ve mtalaa etme imknnn ge
erli kalmasndan, bir baka deyile bir kiinin kendi
kald, edimde bulunup kendisini eletirenlere cevap
verebildii her eyden. teki kiilere sayg gstermek
zorunda olduumuz zamacn 'z', her zaman ahsi
beklenti ve taleplere gre ekillenen bir hayat idamesi
nin mellifliinde kendini gstermektedir. nk her
kes dnyay kendi perspektifinden yorumlamakta, ken
di saiklerinden hareket etmekte, ahsi tasanmlar geli
tirmekte, kendi kar ve amalannn peinden komak
ta ve sahih taleplerin meneini kurmaya almaktadr.

Kukusuz ki, edimde bulunan zneler ahsi amala


ryla ilgili seimlerini yine kendi, ama bu sefer daha st
derecedeki ahsi amalaryla kyaslayarak (Harry
Frankfurt'un savunduu gibi daha genellemi hedef
lerle, rnein deerlerle) kontrol etmek suretiyle arasallatrma yasana uymu saylmazlar. Kategorik
buyruk herkesten, birinci ahs perspektifini zneler
arasnda paylalan ve herkesin birlikte genelletirilebi
len deer cihetlerine ulaabildikleri bir biz-perspektifi
uruna terk etmelerini talep etmektedir. Ama form
lnde, zaten yasa formlne bir kpr atld grl
mektedir. nk geerli normlarn genel kabul grme
si gerektii fikri, tuhaf bir belirlemeyle kendini belli
edecektir. Her kiiyi bir zama olarak grerek onda
'insanla' sayg gstermemiz gerekir: "nsanla hem
kendi kiiliinde hem de herhangi bir teki kiide her
zaman bir ama olarak duyduun, ama asla bir ara
olarak gerek duymadn ekilde edimde bulun." n
sanlk idesi bizi biz-perspektifini kabul etmekle, hepi
mizi kapsayan, kimseyi dta brakmayan bir toplulu
un yeleri olarak grmekle ykml klar.
atma hallerinde normatif bir anlamann ne e
kilde mmkn olacaysa kategorik buyruun yasa
formlnde dile getirilmektedir. Buna gre, burada
kendi irademizi, herkesin isteyebilecei genel bir yasa
olacak ekilde balayan bir maksim sz konusudur.
Bundan, zerk olarak edimde bulunan znelerin, te
melde bulunan deer cihetleriyle ilgili bir uyumazlk

sz konusu olduunda, dzenleme gerektiren bu konu


da temellendirilmi bir rzaya herkese layk olan norm
lar kefetmek ya da gelitirmek iin karlkl konuma
iine girmeleri gerektii sonucu kmaktadr. fade edi
len bu iki forml, ayn sezgiyi iki ayr vehesiyle akla
maktadr. Bir taraftan, bir birey olarak ahsi ve devredi
lemez bir hayat srdrmesi istenen kiinin 'zamasall' sz konusudur; dier taraftan, birer kii olarak her
kesin layk olduu eit sayg sz konusu olmaldr. Bu
sebeple, herkese eit bir muameleyi teminat altna alan
ahlki normlarn genellii soyut kalmamal; herkesin
bireysel hayat durum ve tasarmlarna hassasiyet gs
terilmeli ve bunlara kar saygl olunmaldr.
Bu ise, bireyselletirmeyle genelletirmeyi bir araya
getiren bir ahlk kavramyla mmkn olabilir. ahsi
tecrbeler, sahih talep ve sorumluluk getiren edim ve
giriimler, nihayet kendi hayat idamesinin mellifi ol
ma durumunu kapsayan birinci ahsn otoritesi, ahl
ki topluluun zyasama srecinde bile sakatlanmamaldr. Zira ahlkn, bireyin ahsi hayatn idame ettire
bilme zgrln teminat altna alabilmesi iin genel
normlar uygulanrken, bireysel hayat tasarmlan yara
tp gerekletirme alan uygunsuz biimde daraltlmamaldr. Geerli nrmlann genelliinde bile asimile et
meyen, zora bavurmayan, karlann ve yorum pers
pektiflerinin hakl eitliliini tm boyutlanyla takdir
eden, yani tekilerin (yabanclarn, kartlarn ya da
gszlerin) sesini ne eitleyen, ne ezen, ne marjinal

letiren, ne de dlayan bir zneler-aras ortaklk dile


gelmelidir.
Bu koula, bamsz znelerin aklc biimde doan
'rza gsterme' durumu uyacaktr: Sylemsel olarak el
de edilen her rza; geerlilik gcn, hakl olarak red
dedilen itirazlarn ifte negasyonundan salamaktadr.
Oysa pratik sylem iinde elde edilen bu mutabakat,
elden geirilen itirazlarn tm karmakl ve dikkate al
nan kar durumlar ve yorum perspektiflerinin snr
landrlmam okluu gz nne alnd takdirde ezi
ci bir oydama halini almaz. Bu sebeple, ahlki olarak
yargda bulunan kii asndan ahsi kendi olma imk
n, ahlki olarak edimde bulunan kii asndan teki
nin kendi olma imkn kadar nemlidir. Syleme katlanlarn hayr diyebilme imknnda, grleri kabule a
yan olmayan bireylerin hem spontane zanlaylan,
hem de dnya anlaylar dile gelebilmelidir.
Edim iin geerli olanlar, sylem iin de geerlidir:
her 'evet' veya 'hayr' nemlidir, nk gaye, giriim
ve taleplerin ardndaki kii, onun bizatihi kendisidir. Biz
kendimizi ahlk sahibi kiiler olarak grdmzde,
sezgisel olarak unu varsayarz: bizim yerimize baka
s geemez, bizim edim ve yarglarmz bakas bizim
admza gerekletiremez -biz konutuumuzda, biz
den bakas konuuyor deildir. Genetik programla
may gerekletirerek hayat ykmze dhul eden 'ya
banc gaye'nin rahatszlk verici bir etken olmas, zaten
sz konusu 'kendi gibi olma imkn' perspektifinden

anlalmaldr. Kendi gibi olmak iin, kiinin kendi v


cudu iinde kendini yabanc hissetmemesi gerekir. V
cut kiisel, varoluun bedenlemi aracdr. Bu varolu
gerekletike her trl nesneletirici zreferans (rne
in, birinci ahs kipindeki ifadeler) hem gereksiz, hem
de anlamszdr.60 Bedenle birlikte merkez ve evre, be
nimki ve bakasnmki gibi yn ve aidiyet duygular sz
konusu olur. Kiinin vcut iinde bedenlemesi, sade
ce etken ve edilgen, oldurma ve oluma, yapma ve bul
ma ayrmn mmkn klmakla snrl kalmaz; kendi
mize ya da bakalarna atfettiimiz edimler arasnda
da bir ayrm tesis etmeye zorlar bizi. Vcut olarak va
roluumuz byle bir perspektivist ayrm tek bir artla
mmkn klmaktadr: kiinin kendisini kendi vcu
duyla zdeletirmesi. Kiinin kendi vcuduyla bir
olabilmesi iin doal olarak byyp gelimi olduu
duygusu ok nemli gibi gzkmektedir -kiinin iin
den doduu o kendi kendini rejenere eden organik
hayatm bir devamcs olarak.
ahsi zgrlmz, zerinde doal biimde tasar
rufta bulunamayacamz bir eylerle ilintili olarak tec
rbe edilmektedir. Kalmsz olduu halde kii, kendini
edim ve taleplerinin asl kayna olarak bilmektedir.
Peki, bunun iin, kendi meneini, zerinde tasarruf
edilemeyen bir balangca dek geri gtrmek zorunda
60) E. Tugendhat, Selbstbewusstsein und Selbstbestimmung, Frankfurt
am Main 1979, s. 68 vd.; B. Mauersberg, Der lange Abschied von der
Bewusstseinsphilosophie, Frankfurt am Main 2000.

mdr -yani, bu yle bir balang olmaldr ki, teki ki


ilerin tasarrufta bulunma imknlarnn dnda kalma
l (Tanr ya da doa gibi) ve balangcn zgrln
bir nyargya tabi tutmamal mdr? Doumun doall
bylesi bir 'zerinde tasarrufta bulunulamayan ba
lang' rolnn kavramsal ieriini doldurmaktadr.
Oysa ki felsefe, bu ilikileri nadiren izlek haline getir
mitir. B konudaki az saydaki istisnalar arasnda,
edim kuram erevesinde 'natalite' kavramn kulla
nan Hannah Arendt bulunmaktadr.
Arendt, doan her ocukla birlikte hem baka, hem
de yeni bir hayat yksnn baladn vurgulamak
tadr. nsan hayatnn bu empatik balangcn Arendt,
edimde bulunan znelerin kendiliklerinden 'yeni bir
balangta bulunabilmek'e imkn tanyan zanlaylanyla birletirir. Ona gre, Kitab Mukaddes'teki "bize
bir ocuk doacak"* ifadesi her douma eskatolojik bir
prlt kazandrmakta, Ebedi Tekerrr'n sonsuz zinci
rinde yepyeni bir balangta bulunabilme umudunu
tamamza ans tanmaktadr. Yeni domu bebein
yzne byk bir merak ve duygusal younlukla ba
kanlar, aslnda bylece 'beklenmeyenin beklenilmesi'ni
yanstm olurlar. Yeni olana ilikin bu belirsiz umutla
birlikte gemiin kudreti, gelecein karsnda param
para olacaktr. Arendt, bu natalite kavramyla, bir
mahlk olarak balamak ile yetikin znenin yeni edim
*) Yeaya 9:6. (.n.)

zincirlerini harekete geirebilme bilinci arasnda bir


kpr kurmaktadr: "Her yeni doanla dnyaya gelen
yeni balangcn dnyada kabul grmesinin sebebi, ye
ni doann yeni bir balang yapabilme, yani edimde
bulunabilme imknna sahip olmasdr. Her insan faali
yetinde giriim anlamnda -initium (balang) koy
mak- bir edim esi bulunmaktadr. Bu ise, sz konu
su faaliyetlerin dnyaya domak suretiyle gelen ve natalite artlan altnda var olan canllar tarafndan icra
edildiinden baka bir anlama gelemez."61
nsanlar edimde bulunurlarken yeni bir eye bala
ma zgrln hissederler, nk doayla kltr
arasndaki ayrm noktas olarak doum yeni bir balan
gca iaret eder.62 Ben bu ifadeyi yle anlyorum: Do
umla birlikte, kiinin toplumsallama yazgs ile orga
nizmann doa yazgs arasnda bir ayrmlama bala
maktadr. Doa ile kltr arasndaki ayrma, bir baka
deyile, zerinde tasarruf edilemeyen balang ile ta
rihsel pratiklerin ekillendirilebilirlii arasndaki ayr
ma atfta bulunulmu olmas bile, edimde bulunana bir
performatif ztayin imkn sunmaktadr. Bu imknlar
olmasayd, kii kendini edim ve taleplerinin mellifi
olarak anlayamazd. nk kiinin kendi olmas, bir
oluum srecinin ananevi balanyla etkileim ilintileri
nin tesinde yer alan, kiisel kimliin hayatyksel ola
rak biimlendii bir referans noktasma ihtiya duyar.
61) H. Arendt (1959), s. 15 vd.
62) A.g.y., s. 243, ayrca bkz. s. 164 vd.

Kukusuz ki kiinin, kendini sorumluluk sahibi


edimlerin mellifi ve sahih taleplerin kayna olarak
grebilmesi iin, hayat yks iinde onu kendisiyle
zde klan benliinin devamll sz konusu olmal
dr. Byle bir devamlln bulunmamas durumunda
kendi toplumsallama yazgmzla refleksif olarak yz
yze gelemez, gzden geirici bir zanlay gelitiremezdik. Kendi edim ve taleplerimizin mellifi oldu
umuza ilikin fiili bilincimiz, eletirel biimde ml
edilmi bir hayat yksnn mellifi olma yazgmz
la i ie gemitir. Oysa sdece belirleyen ve baa ge
len bir toplumsallama yazgsnn rn olan bir kii,
oluum salayan dzenek, iliki ve nemliliklerin ak
iinde 'benliini' yitirecektir. Kendi olmann de
vamll, hayat ykmzn deiimi iinde ne oldu
umuz ile bamza nelerin geldii arasndaki ayrm,
toplumsallama srecinin ardna uzanan bir doa yaz
gsn srdren vcut olarak var olmaya balayabildi
imiz iin mmkndr. ncesel doa yazgs zerin
de tasarrufta bulunamyor olmamz, zgrlk bilinci
miz asndan asli gibidir -peki, bizatihi kendi olma
imkn iin de geerli midir bu?
Hannah Arendt'in derinlikli betimlemesinden, genteknolojisiyle ilenmi organizmalarn gerekletirdik
leri anonim edim zincirlerinin kendi olmann temeli
olarak ahsi vcudu deersiz kld, sonucu bu aama
da kartlamamaktadr. Kendi organizmamzn gene
tik programnda yabanc gayeler yer ettikten sonra do

um, edimde bulunan zneye her an yeni bir balan


gta bulunabilme bilincini veren balang olma anla
mn kaybeder mi? Kukusuz ki, genetik malzemesinde
yabanc gayelerin eleriyle karlaanlar bu durumla
hesaplamak zorundadrlar. Programlanan kii, deii
me uratlm genomunda cisimleen programlaycsnn gayelerini, kendi edim sahasn doa gerei snrla
yan olumsal bir durum diye gremez. Programlayc,
kendi gayesini gerekletirerek bu etkileime bir part
ner olarak katld halde, programlanann edimde bu
lunma sahas iinde bir taraf olarak ortaya kamaz. Pe
ki ama, baka bir insann ynelim ve seimleriyle bir
insann hayat yksne mdahale etmenin ve onun
genlerini deitirmenin tuhaf dokunulmazlnda ahlken tartmal olan nedir?
VI
JENN AHLK SINIRLARI
Liberal toplumlarda her yurtta, bireysel hayat plan
larn 'elinden geldiince' gerekletirme konusunda
ayn hakka sahiptir. Ters gidebilecek bir hayattan
mmkn olduunca iyi bir sonu kartma konusun
daki sz konusu etik hareket serbestisi; kiinin genetik
yetenekleri, mizac ve nitelikleriyle de belirlenmitir.
Kendimizin seemedii organik balang koullarmz
iinde hayatmz srdrme konusundaki etik serbesti
asndan bakldnda, programlanan kii ilkin, doal

yoldan dllenmi kiiden farkl bir durumda deildir.


Arzu edilen nitelik ve mizalarn jenik biimde prog
ramlanmas, ancak ilgili kiiyi nceden belirlenmi bir
hayat planna zorlad, kendi hayatyla ilgili seme z
grln zgl biimde snrlad takdirde ahlki
sorunlar yaratmaktadr. Nasl ki ocuun, annebabasnn mesleki ananelerini devam ettirmesi sz konusuy
sa, ihtimaml annebabalarn doum-ncesinde ocukla
ilgili belirli yetenekleri semeleriyle oluan 'yabanc'
gayelerin de bymekte olan ocuk tarafndan kabul
edilip onlara balanlmas kukusuz mmkndr. B
ymekte olan ocuun muhteris annebabanm beklenti
lerine (rnein, onu matematik ya d mzik dehas ha
line getirmeye almalanna) var olan evsel toplumsal
lamann sk dokusu iinde dnmde de bulunarak
genetik programyla karlk verip veremedii, ilgili ki
inin bu beklentileri kendi hedefleri haline getirdiinde
ve dardan bakldnda fark edilen yeteneklerini bir
ans ve sorumluluk olarak algladnda pek nemsiz
bir mertebeye der.
'Ml' edilmi byle bir ynelime sahip olma duru
munda, vcutsal-ruhsal varoluuna yabanclama ve
'ahsi' bir hayat srdrmeye ynelik etik zgrln
snrlandrlmas gibi bir etki ortaya kamaz. Oysa
kendi beklentilerimizin yabanc gayelerle uyumlatrl
mas teminat altna alnmadnda bu konuda atlak
seslerle de mutlaka karlalacaktr. Bu gibi durumlar

da, doa ve toplumsallama yazgsnn ahlki adan


ciddi derecede birbirinden ayrld grlmektedir.63
Toplumsallama sreleri sadece iletiimsel edimle
mmkn olup, onlarn ekillendirici gleri yaanan
anlama sreleri ve verilen kararlar araclyla ortaya
kmaktadr. Halihazrdaki bilisel geliim dzeyinde
ocuun kendisi iin 'sebepler uzam' henz aikrlk
kazanmam olsa da, bunlar referans alman yetikin ki
ilerce baz isel sebeplerden hareketle birbirlerine ba
lanmlardr. ocuun her zaman ikinci ahs roln
stlendii geliim ve eitim srelerinin interaktif ya
ps, annebabalarm karakter biimlendirici beklentileri
ni esasen 'itiraza ak' hale getirmektedir. ocuklarn
psiik olarak snrlandrld 'vekleten'lii bile, se
bepler ortam ve aracnda mmkn olabilecei iin, ye
timekte olan kiiler cevap verme ve bu vekillikten
kendilerini syrabilme ansna esasen sahiptirler.64On
lar daha sonra bu ocuksal bamlln yaratt asi
63) Buchanan v.d. (2000), s. 177 vd.: 'Birey, modifiye edilmemi
kendi doas iindeyken annebabalarm seimlerinin etkisi altnda
kalmayacaktysa da, doal bir lotaryaya karlk annebabalarimizin
bindirilen deerlerinin sonularn kabullenme karsnda ou
muz farkl dnrdk. Skp kalma hissinin gc farkl hissedi
lecektir.' Ne gariptir ki, yazarlar bu argman sadece 'komniteryen jenik' tabir ettikleri bir durum karsnda kullanmakta, taraf
tan olduklar liberal jeniin genel pratiklerineyse uygulamamak
tadrlar.
64) Bu konuda yukarda Kierkegaard'dan ilk modem etiki olarak
sz etmitim.

metriyi dzeltebilir ve yaratllarm eletirel biimde


yeniden ele alarak zgrlklerini snrlandrc toplum
sallama srelerinden kendilerini armdrabilirler. Ni
tekim, nevrotik fiksasyonlar bile analitik olarak, igr
kazanmak suretiyle zlebilmektedir.
Oysa annebabanm kendi nceliklerine gre gerek
letirdikleri genetik belirlemelerde ite bu imkn bu
lunmamaktadr. Genetik bir mdahale, planlanan o
cukla ikinci ahs olarak anlamay salayacak srece
dahil eden iletiimsel hareket sahasn ac nitelikte
deildir. Yetimekte olan kiinin perspektifinden ba
kldnda, arasal bir belirleme patojen bir toplumsal
lama olay olarak grlemez ve 'eletirel ml etme'
yoluyla gzden geirilemez. Kendisi zerinde doumncesi bir mdahaleyi izleyen yetikine gzden geirici
bir renme srecini tanmak mmkn deildir.
nc ahsn genetik olarak sabitlenmi gayesiyle e
kime iinde atmann k yolu yoktur. Genetik
program sessiz ve bir anlamda da cevaplanamaz bir
olgudur; zira genetik olarak sabitlenmi gayelerle e
kime iinde atanlar, doal yoldan doan kiiler gi
bi refleksif biimde ml edilen ve iradi olarak srdr
len hayat yksndeki yeteneklerle (ve zrlerle),
zanlaym gzden geirici ve balang durumuna
retken bir cevap gelitirecek ekilde karlk bulamaz,
bununla hesaplaamazlar. Aslnda bu, modelletirici
kii ve hayat yks asndan gecikmeli bir 'ikizi'

olan ve kendi geleceinden mahrum braklan klonlarn durumuna benzemektedir.65


yiletirici jenik mdahaleler, ilgili kiiyi nc
ahslarca reddedilen, fakat geri dndrlemez gayele
riyle sabitledikleri ve kendilerini, hayatlarnn btnl
nn blnemez mellifleri olarak anlayabilmelerini
engelledii iin etik zgrl snrlandrmaktadr.
Belki kendimizi mizalara ve hatta niteliklere nazaran
yetenek ve becerilerle zdeletirebilmemiz ok daha
kolay olabilir, ama ilgili kiideki psiik yansma asn
dan tek geer ake, programlamayla amalanan tasar
mn kendisidir. Nitekim sadece an ve yksek derece
de genelletirilmi hastalklar engelleme olarak sunu
lan negatif durumlarda, ilgili kiinin jenik hedefleme
ye rza gstereceini varsaymak iin elimizde yeterli
sebepler bulunmaktadr, o kadar.
65) Bkz. Hans Jonas'n argman, a.g.y. (1985), s. 190-193; bununla
ilgili K. Braun, Menschenwrde und Biomedizin, Frankfurt am Main
2000, s. 162-179. Buchanan v.d. (2000) ocuun 'geleceinin ak ol
mas hakkn' tanmlasalar da (ki bunu Joel Feinberg baka bir ba
lamda talep etmitir: "The Child's Right to an Open Future", der.
W. Aiken, H- LaFollette, Whose Child? Children's Rights, Parental
Authority, and State Power, Totowa, NJ, 1980), bu hakkn gecikmi
ikiz modelinde -hatal bir- genetik belirlenimcilik varsaymyla s
nrlandrlabileceini dnmektedirler. Oysa onlar, iyiletirici je
nik pratiklerdeki gibi esasen genetik bir mdahalenin gerekletiril
dii ynelimin nemli olduunu unutmaktadrlar. lgili kiinin bil
dii gibi bu maniplasyon, belirli bir genetik programn sadece fenotip zelliklerini deitirmek iin gerekletirilmitir (bu amala,
gerekli tekniklerin daha nce baarl olmu olmalar gerekir).

Liberal jenik, programlanan kiinin herhangi bir


engellenmeyle karlamadan kendi gibi olma imkn
na halel getirmekle kalmaz. Byle bir pratik, emsali ol
mayan bir kiiler-aras ilikiyi de ortaya karmakta
dr. Bir kiinin genom yapsyla ilgili baka bir kii ta
rafndan verilen geri dndrlemeyen kararlarla bir
likte, bu iki kii arasnda, zerk olarak edim ve yarg
da bulunan kiilerin ahlki zanlayna ilikin imdi
ye kadar aikr saylan koullar tartlr klan yeni
bir iliki tr gelimektedir. Oysa evrenselci bir hu
kuk ve ahlk anlay, kiiler-aras ilikilerin eitliki
dzeninin karsnda ilkesel dzeyde herhangi bir en
gelin bulunmadndan hareket etmektedir. Kukusuz
ki toplumlarmz, kendisini hem da vuran, hem de
yapsal dzeyde kalan bir iddetin etkisi altndadr.
Toplumlarmz sessizlik iinde gizlenen basklarn
mikro kudretinin etkisiyle, despotik zulm, siyasal
hakszlk, toplumsal gszlk ve ekonomik smr
sebebiyle bozulmutur. Oysa bu utandrc koullarn
farkl olabileceini bilmeseydik bunlar hakknda sinir
leniyor olamazdk. Btn kiilerin ayn normatif sta
tye sahip olduu ve birbirlerine karlkl-simetrik
kabul grme iinde bulunmalar gerektiine olan
inan, insanlar aras ilikilerde temel olarak tersine
evrilebilirlik koulundan hareket etmektedir. Hi
kimse bakasna, ilkesel dzeyde tersine evrilemez
bir tarzda baml olmamaldr. Oysa genetik prog
ramlamayla birlikte pek ok adan asimetrik bir iliki

meydana gelmektedir -bu, kendine zg bir paternalizmdir.


Annebaba-ocuk ilikisinin toplumsal bamlln
dan farkl olarak (ki bu bamllk nesillerin gelip ge.mesiyle ve ocuklarn annebaba olmasyla her seferin
de ortadan kalkmaktadr) ocuklarn annebabalanna
genealojik bamll kukusuz ki tersine evrilemezdir.
ocuklar dnyaya getiren annebabalardir, tersi deil.
Ancak bu bamllk sadece varolula ilgilidir (bu ko
nuda bir eletiride bulunmak ise olduka tuhaf bir so
yutlama olurdu). ocuklarn nelikleriyle, gelecekteki
hayatlaryla ilgili herhangi bir niteliksel belirleme de
ildir. Toplumsal bamllkla karlatrldnda
programlanan kiinin, onu tasarlayana genetik baml
l tek bir sorumlu edimle zetlenebilmektedir. jenik
pratik erevesindeki bu tr edimler -edimde bulun
malar olduu kadar, edimde bulunmaylar da bu tr
dendir- 'eitler arasndaki eitliki karlkll' orta
dan kaldran bir toplumsal ilikiyi temellendirmektedir. Program planlayan kiiler, baka bir kiinin gene
tik malzemesi zerinde tek tarafl olarak ve hakl bir r
zay varsaymadnda, baml olanm hayat yks
asndan ciddi kararlar vermeye ynelik patemalistik
gayelerle ona hkmediyor demektir. Sz konusu gaye
ler programlanan kii tarafndan daha sonra yorumlanabilse de, gzden geirilemez ya da tersine evrilemez
bir durumla kar karyadr. Bu patemalistik gayeler,
66) Bkz. eletirilere verdiim cevap: J. Habermas, Die post-nationale Konstellation, Frankfurt am Main 1989, s. 243-256.

ilgili* kiinin elini kolunu balayan genetik bir prog


ramla gerekletirildii ve iletiimsel olarak aktarlan
toplumsallatrc bir praksis iinde cereyan etmedii
(ve bu sayede 'ocuklar' tarafndan ilenemedii) iin
onlarn sonular tersine dndrlemez niteliktedir.
Tek tarafl olarak gerekletirilen gen maniplasyonlannn neden olduu sonularn tersine dndrlemezlii, byle bir karar vermeye kendini yetkin hisseden ki
iye problematik bir sorumluluk yklemektedir. Peki
ama bu durum, ilgili kii asndan ahlki zerkliinin
tanm gerei snrlandnl anlamna m gelmek zorun
dadr? Doal yoldan doanlar dahil btn kiiler, u ya
da bu ekilde genetik programlarna bamldrlar. Oysa
kasti biimde belirlenmi bir genetik programa baml
lk, programlanan kiinin ahlki zanlay asndan da
ha farkl bir nedenle ciddiye alnmaldr. Bu durumda
programlanan kiinin, onu programlayanla yerleri de
itirmesi ilkesel dzeyde imknszdr. Daha sivri bir
ifadeyle; rn, onu tasarlayan iin bir tasan gelitiremez. Bizi burada ilgilendiren ey, programlamann ba
kasnn kendi olma imknn ve etik zgrln snrlandmp snrlandrmad deil, programlayan ile bu
'kader' e sahip rn arasnda kurulmas muhtemel bir si
metrik ilikiyi engelleyip engellemedii, engelliyorsa
bunu nasl yaptdr. jenik programlama, toplumsal
yerleri asmdan birbirleriyle yer deitirmelerinin ilke
sel dzeyde imknsz olduunu bilen kiiler arasndaki
bamll srekli klar. Oysa, tanm gerei bir noktada
sabitlendii iin tersine evrilemez olan byle bir top

lumsal bamllk, zgr ve eit kiilerin oluturduu


ahlki ve hukuksal bir topluluktaki karlkl-simetrik
kabul grme ilikileri iinde yeri olmayan bir engeldir.
imdiye kadarki toplumsal etkileimlerde, insan
eliyle yaplmayp doal olarak domu kiiler yz y
ze geliyordu. Oysa liberal jenikilerin betimledikleri
biyo-siyasal gelecekte sz konusu yatay ilinti, kasten
deitirilmi mstakbel nesil genomlarnn iine dikey
olarak nfuz eden nesiller aras edim ve iletiim ilinti
sinin altmda ezilecektir.
Nesiller arasndaki karlkllk esasndaki bu nok
sanlk, baz uygulamalar hukuken kurumsallatrarak
salamak ve bozulan simetriyi genelletiren bir norm
lar kmesiyle yeniden kurmak iin aslnda demokratik
anayasa devletinin ok uygun bir ereve ve imkn su
nabilecei fikri ortaya atlabilir. Geni tabanl bir etiksiyasal irade oluumuna dayanan bylesi bir normlatrma ii, annebabalar salt kendi nceliklerine gre
verdikleri bireysel kararlarn tartmak sorumlulukla
rndan kurtarm olmaz m? Genel demokratik bir ira
denin sunduu meruiyet, ocuklarnn genetik yazg
sn kendi nceliklerine gre ekillendiren annebabalar patemalizm sulamasndan aklayp, mdahale edi
len ilgili kiiye dierleriyle eit olan bir staty iade et
mez mi? Bylece onlar, nesilleri kapsayan bir uzla
mayla varlan yasal bir dzenlemenin ortak mellifleri
cihetiyle kendilerini baml insanlar olarak grmekten
kurtulacaklar, tikel durumlardaki dzeltilemez asimet

riyi genel iradece tayin edilen bu daha st argman d


zeyinde ortadan kaldracaklardr.
Oysa bu dnce deneyi, bahsedilen onarm dene
mesinin neden baarsz kalacan olanca plaklyla
gzler nne sermektedir. Zira bu i iin gerekli olan si
yasal uzlama ya ok fazla ya da ok zayf olacaktr. ok
fazla olacaktr, nk ittifakla tehis edilen hastalklarn
tesine geen kolektif hedeflerin balayc biimde belir
lenmesi, yurttalarn zel zerkliklerine mdahale ola
candan anayasaya aykrdr. te yandan ok zayf ola
caktr, nk etik zgrln snrlandrlmasndan
kaynaklanan problematik sonular dta tutulamayaca
ndan, tek bana jenik yntemleri kullanma izni, annebabalan olduka kiisel olan jenik hedefleri seme
sorumluluundan kurtaramayacaktr. yiletirici jenik
pratikler, arzu edilen mizalarn seiminin belirli hayat
planlarnn nceliklerinden a priori olarak ayr tutulama
yacandan, her yurttaa zerk hayat idamesi hakkn
tanyan demokratik anayasal oulcu toplumlar iinde
bunlar meru yollardan 'normalletirilemez'.
VII
TRMZN KEND KENDN
ARASALLATIRMASININ AYAK SESLER M?
Yukardaki zmlemelerimize baktmzda, bun
lardan kk hcresi aratrmalar ve PD uygulamalar
nn deerlendirilmesi asndan ne gibi sonular kar-

tlabilir? Kitabn ikinci blmnde, bu tartmay tek


bir ciddi ahlki argmanla karara balamann neden
mmkn olamayacan gstermeye altm. Felsefi
adan bakldnda, insanlk onuru argmannn insan
hayatnn 'bandan itibaren' geerli olduu sonucu zo
runlu olarak kmamaktadr. te yandan, kiinin kayt
sz artsz insanlk onuru ile esasen baka hukuk nesne
leriyle kyaslanabilen embriyonun hayatnn korunma
s arasnda hukuksal adan bir ayrm koymak da etik
hedefler zerinde nafile kavgalara neden olmaz. Zira
kii-ncesi insan hayatnn deerlendirilmesi, nc
blmde de gsterdiim gibi, teki iyiler arasnda bir
'iyi' hakknda yrtlen bir deerlendirme deildir.
Doum-ncesi insan hayatyla (ya da lmlerinden
sonra insanlarla) nasl bir mnasebet iinde olacamz,
birer tr-canls olarak bizlerin sahip olduu zanlayla ilgilidir. Tr-etiksel bu zanlay ile kendimizi birer
ahlk sahibi kii olarak grmemiz arasnda sk bir
rnt sz konusudur. Kii-ncesi insan hayat hakkndaki grlerimiz -ve sz edilen bu hayatla mna
sebetimiz- insan haklan znelerinin aklc ahlkna ili
kin deta istikrar salayc tr-etiksel bir ortam sala
maktadr. Bizatihi ahlkm kaygan bir zemin zerinde
durmasn istemiyorsak sz konusu balamn kopma
mas gerekir.
Hayat koruma etiinin kendimizi, ahlki temellen
dirmeleri cihet alan zerk ve eit canllar olarak grme
tarz ve minvalleriyle olan isel ilintisi, muhtemel bir li

beral jeniin arkaplanmda ok daha belirgin biimde


karmza kmaktadr. Byle bir uygulamann hipote
tik bakmdan karsnda olan ahlki sebepler, liberal
jenik yolunu aan uygulamalar zerine de uzun bir
glge drmektedir.
Bugn kendimize u soruyu sormamz gerekir: Gele
cek nesiller, kendi hayatlarm srdrme konusunda
kendi hayat yklerinin blnmez mellifleri olma du
rumundan vazgeecekler mi, vazgeeceklerse bunu na
sl yapacaklar ve bu konudan sorumlu olmaktan ka
caklar m? Onlar ahlk ve hukukun eitliki koullarna
uymayan bir kiiler-aras ilikiyle yetinecekler mi? Peki,
bu olurumda ahlki dil oyunlarmzn gramatik yaps
(yani, konuma ve edimde bulunma yetisine sahip z
nelerin kendilerini 'normatif sebeplerin geerlilik sahibi
olduu canllar' olarak grmeleri) tmden deimeye
cek mi? Drdnc, beinci ve altnc blmlerde dile
getirdiim argmanlar, yaanmakta olan gen-teknlojik gelimeler karsnda yukardaki sorularn gn
mzde ciddi hale geldiini ortaya koymaya ynelikti.
Hekim ile hasta, annebaba ile ocuk arasndaki esasen
iletiimsel olan ilikilerin snrlarn aan ve jenik zdnm yoluyla normatif olarak yaplandrlm olan
hayat biimlerimizin altm oyan sz konusu zellik de
itirici gen-teknolojik mdahale uygulamalarnn artk
ihtimal dahilinde olmas tedirginlik yaratcdr.
Bu tedirginlik, biyo-etik tartmalara (rnein Al
man parlamentosundaki konuyla ilgili yaplan gr

melere) bakldnda da kendini belli etmektedir zaten.


Hr Demokrat Parti'ye (FDP) mensup milletvekilleri
nin izledii sylemi rekabet halindeki hukuk nesneleri
zerinden yrttmzde, konunun z gzden ka
rlm olur. nk bu tartma, kar muhasebeleriy
le karlatrldnda varolusal koulsuzluun a priori
olarak hakl olup olmad hakknda deildir. Pek o
umuz en erken aamadaki insan hayatnn aratrma
zgrlyle (ve aratrmada rekabet edebilirlikle),
ulusal retim olanaklarnn teminat altna alnmasyla,
salkl bir ocuk sahibi olma arzusuyla ve hatta (var
sayalm ki) ar genetik hastalklara kar bulunmas
muhtemel yeni tedavi yntemleriyle asla kyaslanmama
s gerektiine ilikin bir sezgiye sahibiz. nsan hayat
nn, kii hayatndaki gibi bamdan itibaren mutlak ola
rak korunmad tespitinden hareket ettiimizde, bu
sezgiyle neyi ifade etmeye alm oluruz?
Embriyon tketici aratrmalara kar duyulan nis
peten arkaik tereddtle karlatrldnda, PD hakkmdaki teredddmz daha dolaysz biimde temel
lendirebileceimiz! grrz. PD'i yasallatrmamz
engelleyen iki ey vardr: birincisi ihtiraz kaydyla bir
embriyonun retilmesi, kincisiyse bu ihtiraz kaydnn
bizatihi kendisidir. Hastalkl bir embriyonu gerekti
inde ortadan kaldrmak durumunda olduumuzu
varsayan bir rnekten hareket etmek, tek yanl olarak
belirlenmi kriterlere gre seim yapmak kadar tart
maldr. Zira seme, varsaylan bir rzaya dayanamaya

ca iin (nk burada kii, olumadan ortadan kald


rlmaktadr), tek yanl ve bu sebeple de arasallatrc
biimde gerekletirilmek durumundadr -oysa gen te
davi edici mdahalelerde ileride ilgililerin bu girile il
gili dncelerini almak en azndan mmkndr.
Embriyon aratrmalarndan farkl olarak bu durumda,
ileride kiinin ar bir hastal tayp tayamayaca
na ilikin en azndan ahlki bir tartmaya gitmek mm
kndr.67 Bu uygulamay monogenetik hastalklarn
baz apak ar rnekleri iin snrlandrarak dzenle
meyi savunanlar, kiinin hayatnn tahamml edileme
yecek derecede snrlandrmasyla madur olacan
dan dolay, onun imdiden karlarn savunmak ama
cyla ncelikle hayatn korunmasna kar kabilmek
tedirler.68
Ancak bakas iin sonulan ar bir hayatn yaama
ya deer ile yaamaya demez olup olmad ayrmna
gidiliyor olmas, her hal ve art altnda tedirgin edicidir.
Kendi karanyla ocuk sahibi olmak isteyen bir anneba67) Pim savunanlar, krtajla ilgili yrrlkte olan tbbi gereklilik
artn bir model olarak nermeye altklarnda, anne salna
zarar verme ile doacak ocua ilikin varsaylan tahamml edile
mez hastalk durumu arasnda bir perspektif deitirme imknn
dan yoksun kalrlar.
68) Bu yntemde de -eer kasti biimde yaplan seme vehesini
gz ard edersek- kadnn kendine dair karar verme zgrln
kapsayan, fakat buradaki rnekten farkl bir yapda olan krtaj ve
hesi sz konusu olabilir: yani annebabalar iin tahamml edilebilir
lik kriteri. Onlar, en ar artlar altnda bile, hayatlarn paylatkla
r ocuklarnn sorumluluunu tamak zorundadrlar.

ba, salkl ocuk hedefine uyan klinik seme kararlarn


verdiklerinde ya yanl yaparlarsa? Yoksa domam o
cukla, her ne kadar varsaymsal da olsa, ikinci ahs du
rumu iinde mi olacaklar ve ocuun snrl bir varolua
bizzat hayr diyeceini mi dnecekler? Ben bu konuda
ahsen emin deilim. Konunun kartlan (Almanya
Cumhurbakan'nn en son yapt gibi) insan hayatnn
kalitesinde varsaylan eksiklik haline gndermede bu
lunmann ardl sonularna ve sorunlara gebe aina
olma durumu yaratan etkilerine iaret ettiklerinde, hi
kukusuz ki, salam argmanlar ileri srm olurlar.
Gen-teknolojisinde yaanan gelimeler gnn birin
de ar genetik bozukluk tehisini mteakip gen tedavi
edici mdahalelerde bulunma imknn sunarak seme
ilemini gereksiz hale getirdiinde bambaka bir du
rumla kar karya kalnacaktr. Bu durumda negatif
jenik eii alm olacak ve bugn PD'in serbest b
raklmas iin savunulan ve yukanda aklanan sebep
ler, 'bertaraf' edilen embriyonun hayatnn korunmas
konusuna herhangi bir halel getirilmeden ve bu konu
da bir tartmaya gitmeden gen deitiren mdahaleler
iin de ne srlebilecektir Kuku gtrmeyecek teda
vi edici hedeflerle snrlandrlm (zellikle beden hc
releri zerinde yaplan) gen deitirme ilemi, salgn
hastalklarn ve halk arasnda yaygn biimde grlen
hastalklann ortadan kaldnlmasna benzetilebilir. Cer
rahi imknlann. nfuz derecesi, tedaviden vazgemeyi
hakl gsteremez.

Embriyon tketen aratrmalarn, henz nereye va


raca kestirilemeyen ve insan hayatn fayda (ve kr)
beklentileriyle deerlendiren bilimsel ilerleme uruna
arasallatnlmas karsnda duyulan tiksintiyse, ok
daha karmak bir aklamaya gerek duyar. Bu noktada,
"bir embriyonun -laboratuar ortamnda retilmi olma
s durumunda bile- mstakbel annebabanm mstakbel
ocuu olduu, bundan baka bir ey olmad; baka
amalar iin kullanlamayaca" (Margot von Renesse)
yaklam dile getirilmektedir. Oysa bu yaklam, kii
hayatnn balangcna ilikin ontolojik inanlardan ba
msz olduu srece, metafiziksel olarak Jcavranan bir
insanlk onurundan hareketle kendini hakl gsterme
mektedir. Benim liberal jenik aleyhine ne srdm
ahlki argman da burada geerli deildir, en azndan
dorudan anlamda. Embriyonu bir eya gibi baka
amalar uruna arasallatrmamamz gerektii duygu
su, belirleniminin ngrlmesinde ona ikinci ahs gibi
davranma talebi iinde kendine bir yer bularak, bu kii
dosayd sz konusu tedaviye olumlu yaklaaca varsa
ylmaktadr. Oysa aratrma laboratuarndaki salt de
neysel ya da 'tketici' embriyon almalar douma y
nelik deildir. O zaman, ileride rzas alnmas ilkesel
dzeyde varsaylan bu canlya ynelik klinik duruta
herhangi bir ^yanllk' nasl yaplabilir?
Mstakbel tedavi yntem ve tekniklerinde kolektif
bir iyiye gndermede bulunmak, klinik durula zde
letirilemeyen bir arasallk durumunu gizlemektedir.

Tabii ki embriyon tketen aratrmalar sadece klinik te


davi vehesine gndermede bulunularak hakl gsteri
lemez, nk klinik tedavi, ikinci ahslarla iyiletirici
mnasebet zerine kumludur. Doru biimde anla
lan klinik vehe bireyselletirmektedir. Peki, laboratu
ar aratrmalar iin sanal bir hekim-hasta ilikisine da
ir bir lt neden kabu edelim ki? Bu kar som bizi,
embriyonal hayatn 'sahih' belirleniminin ne olduuy
la ilgili zc tartmaya dndryorsa da, elde sonu
ak bir iyiler tartmasndan baka bir ey kalmayacak
tr. Bu tartma somsu, daha nce de nc blmde
aklamaya altm gibi, kii-ncesi hayatn kendine
zg bir arl olmas dummunda normal bir tartma
srecine varamaz.
Bu noktada, insan doas asndan insann antropo
lojik derinliklerinde yatan kategorik znel-nesnel ayr
m, yani doal olarak byyen ile insan eliyle yaplan
arasndaki ayrmn gen-teknolojisinde yaanan geli
meler nedeniyle kesinliini kaybettii argman iin
iine girer. Bu sebeple, kii-ncesi hayatm arasallatnlmasyla, kendimizi gelecekte de ahlken yarg ve
edimde bulunan canllar olarak grp gremeyecei
mizi karara balayan tr-etiksel bir zanlay sz ko
nusu olmaktadr. Elimizin altnda zorunlu ahlki se
bepler yoksa, tr-etiini rehber almamz gerekir.69
69) Rainer Forst, byle bir yaklamla deontolojik erdem yolundan
kolayca ktma olduka arpc argmanlar da ileri srerek beni
inandrmaya almtr.

Embriyon tketen aratrmalarn, kii-ncesi insan


hayatnn 'baka amalar'dan -yksek dzeydeki ko
lektif iyilerin gelitirilmesi ihtimalinden bile (rnein
yeni tedavi teknikleri)- korunmasn ikincil gren bir
uygulamann arlk kazandn varsayalm. Byle bir
uygulamaya altmzda insan doasna ynelik kaybe
deceimiz hassasiyetimiz liberal jenie giden yolu aa
caktr. Burada muhtemel bir oldubittinin izlerini imdi
den grebiliriz. leride, bu uygulamalar savunanlar sz
konusu oldubittiyi dnm noktas olarak greceklerdir.
nsan doasnn muhtemel geleceine baktmzda,
imdiden ortaya km olan dzenleme ihtiyalar hak
knda bilgi sahibi olabiliriz. Nitekim embriyonlar ze
rinde alma konusunda normatif snrlarn konulmas,
kiilerden oluan ve trnn kendi kendini arasallatrmasnn belirtilerine kar kan, iletiimsel olarak ya
plandrlm hayat biimini (diyelim ki, kendine ilikin
tr-etiksel varolu kaygs iinde) srdrmek isteyen
ahlki bir toplumun bak asna dayanmaktadr.
Embriyon aratrmalarnn ve PD'in bizi rahatsz et
mesinin ncelikli sebebi, 'insan yetitirme' vehesinden
bakldnda bunun ciddi bir tehlikenin emsalini olu
turmasdr. ki kromozom setinin olumsal biimde kay
namas olgusuyla birlikte ele alndnda, doal olarak
geliip bymenin salad nesiller aras balant (ki
imdiye kadar tr-etiksel zanlaymzm aikr arkaplann oluturuyordu) anlamn kaybetmektedir. nsan
doasnn 'ahlakiletirilmesi'nden vazgetiimizde,
ada etkileim alarna tek ynde ve dikey olarak d-

hul eden youn bir nesiller aras edimler ba ortaya


kabilir. Gadamer'in gsterdii gibi, kltrel gelenek ve
oluum srelerinin etkinlik yks soru-cevap ortam
iinde tebarz ederken, genetik programlar yeni do
anlarn cevap verme ansn ortadan kaldracaktr. n
san hayat hakknda belirli nceliklere dayanarak veri
len biyo-teknolojik kararlara ainalk kazanmamz, nor
matif zanlaymz da etkileyecektir.
Tartmal bu iki yeni gelime, bu adan bakldn
da, daha balang aamasndayken bile tedavi bala
mndan tamamyla kopan zellik deitirici gen-teknolojik mdahalelerin, kiinin edimlerinden zerkleip
ainalk kazandrd ve yaam halimizi nasl deitire
bileceini gzler nne sermektedir. Byle bir durum
da, iyiletirici jenik mdahalelerle gerekletirilen ge
netik olarak sabitlenmi 'yabanc' gayelerin, program
lanan kiinin hayat yksne egemen olmas kanl
maz olabilir. Oysa arasal olarak gerekletirilen gaye
lerde, kiiler arasnda taraf olunabilecek, yaplan m
dahaleyle ilgili gr beyan edilebilecek bir durum bu
lunmaz. Bylesi nesneletirici bir edimin kenedi gibi ol
ma imknmz ve tekilerle olan ilikimizi nasl etkile
yecei sorusu bizi hakl olarak tedirgin etmektedir.
Byle bir durumda kendilerini hayatlarnn blnmez
mellifleri olarak anlayan ve herkesi kendisiyle eit ki
iler olarak grp karlayan kiiler olarak grmeye de
vam edebilecek miyim? Burada, ahlki zanlaymzm
iki asli tr-etiksel koullar tartma konusu olmaktadr.

Bu tartmann anlaml olabilmesi ve ciddi kalabil


mesi iin, bir ahlki toplulua ait olma konusunda varolusal bir aba gstermeye devam etmemiz gerekir.
Oysa herkesten ayn saygy ve dayanmac sorumlu
luu talep eden bir topluluk yesi statsne sahip ol
may isteyip istemedimiz pek aikr deildir. Ahlki
olarak davranmak zorunda olmamz, bizatihi ahlkn
kendinde (deontolojik anlamda) temellenmitir. Peki,
biyo-teknoloji bizim tr-canllar olarak kimliimizin
sessiz sedasz iini boaltrken ahlki olmak istediimizi
kim sylyor? Ahlkn bir btn olarak deerlendiril
mesi ahlki deil, etik ya da tr-etiksel bir yargdr.
Sorumluluk ve sululuk, itham ve balama duy
gularnn ahlki arl, ahlki saygnn zgrletiricilii, dayanmac destein verdii mutluluk, ahlken
kmenin ezicilii, atma ve tartma iinde uygarca
mnasebet iinde olabilmenin 'sevimlilii' olmasa, in
sanlarn mesken tuttuu kainatn dayanlmaz bir hal
alacana hl inanmaya devam ederiz. Ahlki bir bo
lukta, ahlki sinizmi dahi tanmayan bir hayat biimi
olarak yaamak yaamaya deer olamazd. Bu yarg,
insan onuruna yarar bir hayat, ahlki kayglar tan
mayan bir hayat biiminin soukluuna tercih etme
'drts'n dile getirmektedir. Ontogenez* iinde yi
nelenen ahlki bilincin post-geleneksel aamasna ta
rihsel gei de ayn drtden hareket etmektedir.
*) Bir organizmann dllenmi hcreden balayp tam, yetikin ve
ayrmlam bir organizma haline geli sreci, (.n.)

Dinsel ve metafiziksel dnyagrler geerlilikleri


ni kaybedip de bizler (ya da oumuz) hogrye da
yal dnyagrsel oulculua geince, ne souk si
nikler, ne de umarsz rlativistler olduk, nk doru
ve yanl diye ayrdmz ahlki yarglarn ikili kodu
na sahip kmaya srdrdk -ve ileride de srdrme
yi istiyoruz. Ayrca, dnyagrsel fikir ayrlklarnn
tesinde ve insan onuruna layk bir hayatn ortak teme
lini saladklar iin yaam dnyasnn ve siyasal top
luluun uygulama ve tekniklerini aklc ahlk ve insan
haklar zerine kurduk.70 yleyse, tr-kimliimizin
muhtemel deiiminden duyduumuz endienin ya
ratt duygusal direnmeyi de belki benzer saiklerle
aklamak mmkn olabilir -ve bu pekl hakl gste
rilebilir.

70) J. Habermas, "Richtigkeit versus Wahrheit", Wahrheit und Recht


fertigung, Frankfurt am Main 1999, s. 271-318, burada zellikle s. 313

SON NOT
(2001 Yl Sonu, 2002 Yl Ba)

Bir sre nce, "nsan Doasnn Gelecei" baln ta


yan bu almada ne srdm tezleri, Ronald Dworkin ve Thomas Nagel'in ynettii Law, Philosophy and So
cial Theory (Hukuk, Felsefe ve Toplumsal Kuram) ad al
fanda dzenlenen iki haftalk bir kolokyumda sunup tar
tabilme ayrcalna sahip oldum.71 Orada ve zamanla
da Almanya'da72 karlatm argmanlar, kendi tezle
rim zerine bir kez daha dnmeme neden oldu. So
rumluluk sahibi biri olarak edimde bulunan kiilerdeki
zanlaym doal temellerine dokunan bu tartmann
derinliklerini daha da iyi grmeye balaynca, tezlerimi
gzden geirmek deil, daha iyi aklamak ihtiyacnn
bulunduunu anladm. Aslnda bu ek yazdan sonra bi
le aklama ihtiyacnn bulunacam biliyorum. Bence bu
konu zerinde hl yeterince ve ciddi biimde akl yor
madk. zellikle de, olumsal hayatyksel balang
noktasmda tasarrufta bulunamama halimiz ile etik hayat
biimlendirmemizdeki zgrlk arasndaki iliki daha
derin bir analitik irdelemeye ihtiya duymaktadr.
71) The Program in Law, Philosophy and Social Theory, NYU Law
Scholl, Fall 2001.
72) Bkz. Deutsche Zeitschrift fiir Philosophic 50 (2002) l'de Dieter Bimbacher, Ludwig Siep ile Robert Spaemann'm makaleleri.

(1)
Benim hareket noktam, Atlantik'in te ve beri ya
kasnda katldm tartmalarn iklim ve arkaplanmda
gzlemlediim ilgin farklar olacak. Felsefi tartmaya
Almanya'da katlanlar, ounlukla normatif doygun
lua ulatrlm ahs kavramndan ve metafizik ola
rak ykl doa tasarmlarndan hareket eden, gen-teknolojisindeki (zellikle de organ yetitirme ve repro
dksiyon tbb alannda) gelimelerin gereklilii konu
sunda daha ziyade kukucu ilkesel tartmalara dalar
ken, Amerika'daki meslektalarm, temelde artk tart
lmayan bir gelimenin nasl uygulanacana (ve gen
tedavi uygulamalarmn yan sra 'genetik spermarket
te al veri yapma'nm usullerine) kafa yormaktadrlar.
Kukusuz ki, bu yeni teknik imknlar, nesiller aras ili
ki zerinde devrim yaratacak etkiler douracaktr. An
cak daha pragmatik dnen Amerikal meslektala
rm iin bu uygulama ve teknikler esasen yeni sorunlar
yaratmamakta, datmc eitlik alannda ele alman es
ki sorunlarn sadece daha keskin bir hal almasm sala
maktadr.
Bu gelimelerin byle alglanmasnda herhangi bir
sorun grmeyenler, zellikle Locke'tan etkilenmi libe
ral gelenek iinde bilimsel ve teknik gelimeye sonsuz
bir gven duymaktadrlar. Sz konusu liberal gelenek,
bireysel anlamdaki hukuk sahibi ahslarn seme z
grlklerinin devlet mdahalelerine kar korunmasn
odaa tamakta ve karlalan yeni durumlarn
zmlenmesinde birincil olarak dikkatlerini, zel top

lum yesinin devlet erkine gre dikey boyuttaki iliki


sinde yaanabilecek zgrlk tehditlerine evirmekte
dirler. Siyasal iktidarn hukuka aykr olarak kullanl
mas tehlikesi karsnda, zel ahslarn teki zel a
hslarla karlkl olarak icra ettikleri ilikilerin yatay
boyutunda yer alan toplumsal iktidarn ktye kulla
nlmas tehlikesiyse ikinci plana itilmektedir. Nitekim
klasik liberalizmin savunduu hukuk anlaynda te
mel haklarn 'nc ahslara etkisi' gibi bir kavrama
yer yoktur.
Sz konusu liberal bak asndan ocuklarn gene
tik malzemesinin bileimine ilikin kararlann devlet
kontrolne devredilmemesi gerektii, nk bu hak
lan annebabalara ait olduu dncesi neredeyse ai
krdr. Gen-teknolojileriyle yava yava almakta olan
bu yeni karar verme sahasnn, rprodksiyon zgr
lnn ve annebaba hakknn, yani kiinin devlete
kar savunaca bireysel temel haklarn maddi geni
lemesi olarak grlmesi, anlan sebeplerden dolay,
kartlabilecek en yakn sonutur. Oysa znel-kamusal
haklan nesnel hukuk dzeninin yamsmas olarak gr
dmzde nmze bambaka bir perspektif al
maktadr. Bu perspektiften bakldnda devlet organ
lar -znel haklarn ahsen savunamayan doum-ncesi insanlarn hayatlarnn korunmas rneinde oldu- u gibi- haklan koruma grevine anlabilir. Byle bir
perspektif deiiminde, bir btn olarak hukuk dze
nini belirleyen nesnel ilkeler tartmann odana tam-

m olur. Nesnel hukuk; serbeste bir araya gelen, bir


likte hayatlarn pozitif hukuk aralaryla meru biim
de dzenleyen zgr ve eit kiilerin birbirlerine kar
lkl sayg gstermeleri fikrini cisimletirip yorumla
maktadr.
Demokratik bir kamusal dzene dayal esas tekilat
lanma asndan bakldnda, yurttan devletiyle olan
dikey ilikisi, yurttalarn kendi aralarndaki yatay ili
kiler ama gre daha imtiyazl deildir. Tarttmz
sorundan hareket edersek, annebabalarm jenik karar
verme hakknn genetik olarak programlanan ocuklar
zerinde nasl bir etki yaratt ve mstakbel ocuun
nesnel olarak korunan shhatini zedeleyip zedelemedi
i sorusu ortaya kmaktadr.
Annebabalarm genetik zellik belirleme hakk, labo
ratuar ortamndaki embriyonun mutlak olarak geerli
temel haklara sahip bir 'teki' olmas durumunda ba
ka bir ahsn temel hakkn ihlal ediyor olacaktr. Al
man hukukular arasnda tartma yaratan bu soru,
dnyagrsel olarak ntr bir anayasal dzenin koul
lar altnda onayc biimde cevaplanamaz.73 Ben, Al
manya Anayasas' nn birinci maddesi, birinci bendinde
hkme balanan, insanlk onurunun dokunulmazl ile
kii-ncesi insan hayat zerinde tasarrufta bulunulamazlt arasnda bir ayrma gidilmesi gerektiini ner
73) Bkz. Nationaler Ethikrat, Stellungnahme zum Import menschlicher
embryonaler Stammzellen, Aralk 2001,5.1.1.: "Rechtsethische berle
gungen zum Status frher embryonaler Lebensphasen."

dim. Bu ise anayasnn ikinci maddesi, ikinci bendinde


zellikleri ayr bir yasayla belirlenmesi hkme bala
nan, aamal hayat korumas olarak yorumlanabilir. Ge
netik mdahale gerekletii anda mutlak hayat koru
mas ya da embriyonun bedensel blnmezlii hakk
domuyorsa, nc ahslar etkileme argmann ye
rinden oynatma imkn bulunmayacaktr.
Ojenik bir uygulamann yol aaca 'nc ahsla
ra etki', bir bakma dolayl bir nitelie sahiptir. Bu, var
olan bir kiinin haklarn inemese de baz durumlar
da mstakbel bir kiinin statsn aaya ekecek ni
teliktedir. Bence byle bir durum, doum-ncesi tedavi
gren bir kiinin, kendisi zerinde yaplan bu zellik
deitirici tasannu rendii andan itibaren kendini z
gr ve eit kiilerden meydana gelen bir topluluun
zerk ve eit bir yesi olarak grmesi konusunda skn
t yaadmda ortaya karacaktr. Bu yoruma gre,
maddi anlamda annebaba hakknda genileme sala
yan jenik mdahale olanklan ocuun temel haklan
arasmda saylan 'salkla dorudan bir tezat oluturmasa da, onun zerklik bilincini -eit olarak datlm
znel haklardan yararlanma konusunda eit imknlara
sahip olmak isteyen, eitliki ve zgrlk biimde ya
plandrlm olan hukuk topluluunun her yesinden
beklenilen bu zerklik bilincini- olumsuz ynde etkile
yebilir. Bu konudaki muhtemel zarar, hakkn gaspedilmesinden ileri geliyor deildir. Burada sz konusu olan,
yurttalk hakiann tayan birisinin, kendi statsnn

bilincinden artk emin olamamasdr. Bu erevede b


ymekte olan kii, doal meneinin olumsallnn da
bilincine vararak, bir hukuk kiisi olarak eit haklara fi
ilen sahip olabilmek iin art saylan statsne ilikin
dnsel koullarn kaybetme durumundadr.
Hzl hzl ortaya koyduum bu aklamalarla ku
kusuz hukuksal tartmalarn nn kesmek, madur
larn szcln yapmak gibi bir niyetim yok. Farkl
ulusal hukuk ve anayasa geleneklerinden kaynaklanan
yaklam farklar, aslnda bireyselci aklc ahlkn ortak
laa biimde temel alnmasyla mmkndr. Her iki hu
kuk kltrnn birbiriyle karlatrlmas ve 'liberal
jeniin' sonularnn ahlaken deerlendirilmesi srasnda
bence nemli olan dzey farklarn bir hukuksal model
zerinde gsterme ve kurallarn koyma imkn sun
maktadr. Bana gre liberal jenik, dllenmi yumurta
hcresindeki genoma mdahale etme kararm annebabaya brakan tm uygulamalardr. Bu, ister doal yollar
dan dllensin, isterse genetik olarak programlanarak
. dosun, dnyaya gelen her kiinin ahlken hakk olan
zgrlklerine mdahale saylmasa da, kiinin zerk ve
sorumluluk sahibi birisi olarak edimde bulunma bilinci
nin doal koullarna ciddi biimde temas etmektedir. Ki
tapta bunun zellikle iki muhtemel sonucunu ele aldm:
Programlanm kiilerin, kendilerini, hayat yk
lerinin btnl bozulmam mellifleri olarak
grememeleri;

Kendilerinden nceki nesillerle karlatrldn


da, kendilerini, onlarla koulsuz olarak eit d
zeyde kiiler olarak grememeleri.
Bu potansiyel zararlarn yerini doru olarak belirle
yebilmek iin, 'amalar alemi'ni hukuksal aama mo
deline aktarmak faydal olabilir. Bu modelde, belirli
haklara sahip olmak ve bunlar icra edebilmek iin z
gr ve eit hukuk kiilerinden meydana gelen bir top
luluun yesi olmak gerekir. Buna gre jenik uygula
malar, genetik bakmdan deitirilerek bymekte
olan kiinin edimde bulunma zgrlne dorudan
mdahale etmeksizin, bu mstakbel kiinin ahlk sahibi
varlklardan meydana gelen evrensel bir topluluun
yesi olma statsn etkileyebilir. Sz konusu toplu
lukta herkes zerk ve eit yasa koyucu roln stlen
menin dnda genel yasalara bal olduu iin, bir ki
inin tekinin haksz keyfiyetine tabi olmas anlamn
daki yabancl belirlemeye ak deildir. Bir anlamda i
sel olan ve ahlki olarak edimde bulunan kiiler arasn
daki ilikinin dnda tutulan sz konusu yabancl be
lirlemeyi, ahlk sahibi toplulua girmeden nce ms
takbel kiinin yaad doal ve zihinsel durumundaki
ncesel yabancl belirlemeyle kartrmamak gerekir.
Genetik malzemenin dalmna doum-ncesinde
mdahale etmek, mstakbel kiinin kendi etik hayat
biimlendirmesini yaparken yararlanaca hareket sa
halarnn yeniden tanmlanmas anlamna gelir.

Aada, bu konularla ilgili drt itiraz (daha doru


su, drt itiraz kompleksini) ele almak istiyorum. Birin
ci itiraz, iyiletirici jeniin pratikleriyle mstakbel ki ilerin dolayl 'yabancl belirlenimi'nin sebepsel iliki
sini tam cepheden karsna almaktadr (2). kinci iti
raz, emsal olarak kabul edilen, ilgili varln kimliine
zarar vermeyen ksmi zellik deitirmenin ncelikle
re dayal seimini reddetmektedir (3). nc itiraz,
metafizik sonras dncenin temel varsaymlarn
kukucu biimde ele almakta Ve alternatif olarak 'ahl
kn tr-etiksel temellendirilii'nin gl ontolojik arkaplan varsaymlarna geirilmesini nermektedir (4).
Nihayet son itiraz, halihazrda tartma konusu olma
yan jenik uygulamalarn, PD veya embriyon tketen
aratrmalar konusunda yrtlmekte olan tartma
larda aklayc sonulara imkn verip vermedii ele
alnmaktadr (5).
(2)
Thomas Nagel, Thomas McCarthy ve onlarla bir
likte baz baka meslektalarm, zellik deitirici ge
netik mdahalelerden; nesiller-aras ilikinin ilkesel
dzeydeki eitliinin altm oyan, znel olarak tecrbe
edilebilen bir yabancl belirlenmeyi beklemenin sezgi
lerimize ters dtn savunmaktadrlar. Kiiler-aras ilikilerin oluturduu a iindeki kiinin ahlki ko
numu iin, genetik malzemenin kimin anne baba olma
sna ve doamn iine bal tesadfiliklere mi, yoksa il
gilinin ahsen herhangi bir etkide bulunamayaca gen
tasarmcsnn nceliklerine mi kalmasnn etkili oldu-

u tartlabilir. Oysa ahlki sz oyununa katlmak iste


yenler belirli pragmatik koullan nceden kabul etmi
saylrlar.74Ahlk yarglannda bulunarak edim gerek
letiren zneler, kendilerini karlkl olarak sorumlu
ve yetkin sayarlar, kendilerinin ve bakalarnn zerk
bir hayat srdrme yeteneklerinin olduklarn kabul
ederler ve birbirlerinden karlkl dayanma ve eit
sayg beklerler. Ahlki kamusal hayatn stat dzeni,
bizatihi katlmclarn kendileri tarafndan sembolik
anlamda retilip yeniden retildiinde, birisinin gene
tik malzemesinin doal olarak byyp gelimemi ol
masnn ahlki statsn nasl etkileyecei anlalama
maktadr.
Programlayan annebabalann laboratuardaki embri
yona kar nesneletirici durulannn, bebek dnyaya
geldikten sonra programlanan kiiyle yine eyletirici
bazda devam edeceini varsaymak hi de akla yatkn
deildir. Bu konuda D. Bimbacher, artk birer yetikin
olan tp bebeklere iaret etmekte ve hakl olarak rprodktif klonlama tekniklerini ya da jenik pratikleri ge
nele yayan bir toplumda genetik bakmdan deitiril
mi ocuklar ya da klonlan 'zgr ve eit etkileim
partnerleri' olarak kabul etmekte herhangi bir zorlan
ma yaanmayacan savunmaktadr. Oysa yabancl
belirlenme argman baka bir eye iaret etmektedir;
74) J. Habermas, Kommunikatives Handeln und detranszendentalisierte
Vernunft, Stuttgart 2001.

burada sz konusu olan, ilgili kiinin evresinden gr


d ayrmc yaklamlar deil, karsama yoluyla ken
di kendinin deerini azaltmas, ahlki zanlaymn
bundan zarar grmesidir. Burada zarar gren ey, ah
lki kamusal hayatta tam ye statsne sahip olabil
mek iin gerekli olan znel nitelikleridir.
Kendi nceliklerine (ya da toplumsal alkanlklara)
gre karar veren gen tasarmclar, teki kiinin ahlki
haklarn iniyor deillerdir: temel haklarn dat
mnda ilgili kiiyi madur etmeyecek, meru seme im
knlarnn nn kapamayacak, onu bakalarnn yap
mad belirli pratiklere zorlamayacaklardr. Burada
nemli olan nokta, mstakbel bir kiinin kimlik olu
um srecine tek tarafl ve geri dndrlemeyecek e
kilde mdahale edilmesidir. Bu sebeple baka bir kii
nin hayatn biimlendirme zgrlne herhangi bir
snrlama getirmi olmasa da, kendini yabanc bir haya
tn e mellifi konumuna ykselterek tekinin zerklik
bilincine deta iten mdahele etmektedir. Doal ola
rak byyp gelien biyografik balang koullarnn
olumsallk bilinci elinden alman programlanan kiide75
ahsi hayat iin geri dnp bakldnda biricik sorum
luluu tayabilmesi iin yerine getirilmesi gereken zi
hinsel koul eksik olacaktr.
Genetik bakmdan deitirilmi bir kii bu 'yabanc'
tasarm dolaysyla etik biimlendirme zgrln
75) ahsi hayat yksnn balang koullar, dinsel anlatmda da
programlayann keyfiyetinin dndadr.

kulland hareket sahasnda kstlama ve ynlendirme


hissettiinde, ahsi hayat yazgsnn mellifliini baka
bir mellifle paylamak zorunda olduu bilinci altnda
ezilecektir. Kendi kimliini yabanclatran bu yaylm
ya da bln, snrlar koruyup kiinin dokunulmazl
n, bireyin biricikliini ve hep ahsi olan znelliin
devredilemezliini teminat altna alan deontolojik ko
ruma klfnn geirgenletiine iarettir. Bylece by
mekte olan kiiyi annebabalarmden bamszlatran
nesiller-aras ilikilerdeki kopu noktas da silinmeye
balar. Kiinin kendi egemeni olamamas, kat bir eit
lik temeline dayal karlkl saygy da imknszlatrr.
ahsi hayat planlarnn bakalarnn genetik yoldan sa
bitlenen gayeleriyle kafa kafaya geldii bylesi bir yol
kapatc gelecek senaryosuna kar daha zel itiraz
dile getirilmitir:
(a)
Yetien kii maniple edilmi genetik malzemesi
ni neden doal biimde sahip olduu malzeme gibi ele
almasn ki? rnein mzisyen ya da sporcu olmak iste
diinde ister doal, ister programlanm matematik ye
teneini neden kullanmakszm 'kenara itmesin'? Bu iki
rnek u adan birbirinden farkldr ki, ocuuna u
deil de bu genetik imknlar sunmaya karar veren annebabalann ncelikleri sorumlu ve yetkin karar verme
alan iinde yer almaktadr. Tasarrufta bulunma gc
n mstakbel kiinin genetik malzemesini de kapsaya
cak ekilde geniletmek, ister programlanm olsun, is
ter olmasn, bundan byle her kiinin kendi genom ya-

pisini knad bir edimin ya da ihmalin rn grmesi


ni sz konusu etmek demektir. Yetien kii, tasarmc
sndan hesap sorabilir ve matematik yeteneklerinin ge
litirilmesi ynnde karar vererek, fiilen srdrmekte
olduu sporcu ya da piyanist kariyeri iin ok daha ya
rarl olabilecek atletik ya da mzikal yeteneklerini ne
den ihmal ettiinin sebeplerini renmek isteyebilir. Bu
durum yle bir soruyu gndeme getirir: Doal kay
naklarn datmnn ve bylece kiinin ileride kendi ha
yat tasarmn gelitirip gerekletirecei hareket sahas
nn sorumluluunu zerimize alabilir miyiz?
(b)
Doa yazgs ile toplumsallama yazgs arasn
daki ayrmn sanld kadar kat olmamas durumun
da bu argman etkileme gcn yitirir. Ayrmn kat
olmamasna fenotip zelliklere gre ve hedefe ynelik
olarak idare edilen bir e seiminin (at yetitiriciliin
deki gibi) uygulanyor olmas aklayc bir rnek sun
maz. Daha iyi rnekler, spora ya da mzie istidad
olan ocuklardr. Bunlarn tenis yldz ya da baarl
bir solist olabilmeleri iin muhteris annebabalarn bu
yetenekleri zamannda kefetmesi ve gelitirmesi gere
kir. Onlar bunu yle bir anda kefedip balatmaldrlar
ki, burada teklif zerine varsaylan kabul gibi bir du
rum geerli olmayp, disiplin ve altrmayla aa
kan deta bir kasti yetitirme sz konusu olmaldr. Bu
rnekte ele aldmz gen yetikinin kendi hayatyla
ilgili bambaka planlar olduunu, yararsz grd
bu altrmalarn annebabalar eliyle yaplan birer i

kence olarak deerlendirdiini, annebabalarmi bu a


dan suladn dnlelim. Bunun karnda baka
bir genci dnelim: Kendisinin geri plana itildiini
dnsn, yeteneklerinin gelitirilmediini savunsun
ve sz konusu destei vermediini her frsatta annebabalarne belli etsin.
Bir an iin byle bir pedagojik uygulamann, sonu
lan asndan jenik pratiklerden (antrenmann zorluk
larn azaltmaktan baka) neredeyse hi fark bulunma
dn varsayalm. Karlatrmamzn n esini,
baka bir kiinin hayat yksnn genel gzerghn
belirleyen kararlarn geri almamazl oluturmakta
dr. ocuklann neden belirli bir yata gerekli pedagojik
nerilere hzlandnlm renme sreleriyle cevap
verdiklerini aklayan olgunlama dnemlerinden
farkl olarak, rnek durumlarmzda genel bilisel geli
imin desteklenmesi ya da bunun ihmal edilmesi deil,
mstakbel hayat yksnn bireysel gidiat asndan
nemli sonular ieren zgl mdahaleler sz konusu
edilecektir. Peki ama, madurun bak asndan ve
iinde bulunduu balamdan bakldnda bask ya da
ihmal edilen destek, youn alma ya da ilgisizlik ola
rak grlebilecek olan an ok ya da an az dozdaki
altrma >programlar amacmza uygun kar arg
manlar olabilir mi?
Organizmaya deil toplumsallamaya mdahale et
tikleri halde bu programlar, sonulannm geri dndrlemezlii ve hayatyksel zgll asndan ba

kldnda benzer genetik programlamalarla ayn izgi


dedir kukusuz. Ama ayn sebeplerden dolay itham ve
iddialarla kar karya kalacaklan iin bir uygulamay
tekine ynelik itham ve iddialardan armdrmak ama
cyla tercih etmek mmkn olamaz. Annebabalar belir
li pedagojik ynelimlere sahip olmakla sulanabildikle
ri (mstakbel hayat yks iinde ikircikli sonulara se
bebiyet verecek yetenekleri ncelikli olarak tercih ettik
leri) iin, genetik programlarn mellifi de itham ve id
dialara ak bir durumda bulunmaktadr: mstakbel
bir kiinin zerk olma bilincine halel gelmemesi iin
hayatna ilikin kendi tamas gereken sorumluluu
buna ramen ondan alp ele geirmek gibi. Madurun
hayat yks asndan nceden kestirilemeyecek so
nular dolaysyla fiilen geri dndrlemez olan kat
bir eitimin tartmal olmas, ayn normatif arkaplana
baka bir ynden k tutmakta ve ilgili jenik pratikle
ri tartmal bir konuma sokmaktadr. Bu arkaplanda
etik adan tek bama sorumlu olma durumunun yan
sra toplumsallama yazgmza fatalist biimde teslim
olmak yerine ahsi hayat ykmz eletirel olarak
ml edebileceimize ilikin varsaym -her ne kadar fa
razi de olsa- bulunmaktadr.
(c)
Yabancl belirlenme argmannn geerli olabil
mesi iin alternatifler arasndan seilip oluturulan ge
netik malzemenin mstakbel hayat tasarmlarnn uf
kunu daraltyor olmas gerekir. Oysa belirli kimlik im
knlar zerinde snrl kalmak durumunda olmann

tehlikesi -hayal gcmz serbeste kullanacak olur


sak- programlanan niteliklerin (sa rengi, boy ya da
genel olarak 'gzellik'), mizalarn (iyi huyluluk, sal
drganlk ya da benlik duygusunun gelimilii'), ye
teneklerin (atletik yetenek ve g ya da mzikal yete
nek) ve 'temel zellikler' (yani bedeni kuvveti, zek ya
da hafza gibi genelletirilmi zellikler) srasna uygun
olarak giderek daha da azalmaktadr. Dieter Bimbacher ve dierleri asmdan, kiinin geriye dnp bakt
nda ahsi kaynaklarndaki art ve genetik temel
zelliklerindeki genilemeyi reddeceini dnmemiz
iin herhangi bir geer sebep yoktur.76
Oysa burada da u soru karmza kmaktadr: Ge
netik malzemedeki herhangi bir nitelik genilemesini ya
da artn bir kiinin hayat biimlendirmesini dzenle
dii hareket sahasn gerekten de arttrdn bilebilir
miyiz? ocuklar iin en iyisini isteyen annebabalar,
gerekten de vaki olabilecek durumlarn tmn -ve
onlarn birbirleriyle etkileimini- nceden kestirebilme
ansna sahipler midir? Gl bir hafzann ya da yk
sek zeknn (her nasl tanmlanrsa tanmlansn) hangi
artlar altnda kii iin yararl olacam kestirmek
mmkn m? yi bir hafza ounlukla yararldr, ama
bazen deil. Unutabilme imknndan yoksun olmak
bazen bir lanet halini alabilir. Oysa bantlarn anlam,
geleneklerin oluumu hafzamzn seici olmasna da
76) D. Bimbacher, "Habermas' ehrgeiziges Beweisziel - erreicht
oder verfehlt?", Deutsche Zeitschrift fr Philosophie (50) 1.

yanmaktadr. Bazen dolu bir veri deposu, nemli veri


lerin verimli biimde ilenmesini imknsz klar.
Benzer eyler, parlak bir zek iin de geerlidir. Pek
ok durumlarda yararl olduunu nceden kestirmek
mmknse de, bylesi bir /balang avantaj'na sahip
ken rekabeti bir toplumda stn yetenekli bu kiinin
karakter oluumu zerindeki etkileri ne olacaktr? lgi
li kii kendi ayrt edici yeteneklerini nasl yorumlaya
cak, nasl kullanacaktr -soukkanllk ve ar ballk
la m, yoksa durmak bilmeyen bir ihtiras iinde mi?
Onu dierlerinden ayran ve belki de evresinin ks
kanlklarna hedef olan bu yeteneini toplumsal m
nasebetlerinde nasl massedecektir? Oysa salkl bede
nimizin ok genelletirilmi zellikleri bile deiik ha
yat yklerinin eitli balamlarnda ayn deere sahip
olamamaktadr. Annebabalar hafif bir bedensel zrn
ocua belki de ileride daha byk avantajlar salayp
salayamayacan bilemezler.
(3)
Bu adan bakldnda, rnek olmas iin set
im genetik zellik deitirme uygulamasna kar y
neltilen itirazlar da cevaplamak mmkn olacaktr.
Ronald Dworkin beni, dnce deneyime sessiz seda
sz kattm drt koulla ilgili olduka aklayc var
yasyonlarla kar karya brakmtr. Kitapta ele ald
m yabancl belirlenim rneinde:
Genetik mdahale madur tarafndan deil
nc bir kii eliyle gerekletirilmektedir (aa);

Madur daha sonra geriye dnp baktnda doum-ncesi mdahaleden haberdar olmaktadr
(bb);
Kii kendisini tikel genetik zellikleri deitiril
mi birisi olarak grse de, genetik mdahale kar
snda hipotetik bir kar duru sergileyebilecek
kadar kendisiyle zde kalmay baarmtr (cc);
Genetik deiikliklerin 'kiiliinin birer paras'
olduunu reddetmektedir (dd).
aa) Yabancl belirlenme argman, madur kiinin
dnyaya gelmeden nce deta ihtiraz kayd altnda ger
ekletirilen bir genetik mdahaleyi ileride ansz san
csz biimde iptal ettirebilmesi durumunda ya da gene
tik mdahaleyi kendi karan gerei bir tr genetik/be
den hcresi saaltm olarak yaptrtmas (kozmetik bir
cerrahi mdahaleye benzer biimde) durumunda boa
gitmi olur. Bu zmaniplasyon eidi, yukandaki ar
gmanmzn metafizik sonras anlamn tam olarak
gn na kard iin olduka ie yarardr. nk
yabancl belirlenmenin eletirisi, insan genomunu olu
turan paralarn analizine ve yapay olarak rekombinasyonuna kukuyla yaklalmas gerektii varsaymndan
hareket etmemektedir. Sz konusu eletiri, 'isel doa'nm teknikletirilmesinin doal smrlann almas anla
mna geldiini savunuyor deildir. Eletirimiz sapknca
'alp bozulan' doal hukuk dzeni ya da ontolojik d
zen tasarmlarndan tam anlamyla bamszdr.

Yabancl belirlenme argmannn gc, tasarmc


nn baka bir kiinin hayat ve kimliine ekil veren ve
bir daha gzden geirilemeyecek olan kararlar onun
kendi nceliklerine gre vermesinden gelmektedir. Bu
ise gnn birinde hayatn kendi ellerine alp ve tek ba
na karar verip, onu sevk ve idare edecei inkar edile
mez olan mstakbel kiinin deontolojik olarak korunan
ekirdek alanna mdahale etmek demektir.
bb) ahsi hayat planlarnn baka birisinin genetik
olarak sabitlenen gayeleriyle atmaya girmesi, kuku
suz ki yetimekte olan kiinin doum-ncesi mdaha
leden haberdar olmas halinde mmkndr. Bu konu
da aydnlatlmam olmak kiilik sorunlarnn doma
sn engelleyecek midir? Engelleyeceini dnmek,
zerkliin engellenmesini herhangi bir atma bilin
cinden bamsz olarak lokalize etmeye alan (ister
madurun /bilindmda/, isterse de bilincin eriiminin
tesindeki, diyeceim ki organizmann 'vejetatif' kat
mannda) ontolojikletiren bir giriime dayanmaktadr,
ki bu doru deildir. Sz konusu rtk genetik mda
hale varyant zaten u ahlki soruyu dourmaktadr:
Biyografik adan nemli bir olguyu (rnein, annebabalann kimliini) kiiden gizlemek doru mudur? Ye
tien kiide kimlik sorununun oluumunu nlemek
maksadyla potansiyel bir sorunun oluum koullarn
onunla paylamamak, hatta bu nemli hayat koulu
nun gizlenmesini salayacak bir programlamaya git
mek tabii ki doru deildir.

cc) Elbette dnce deneyimizi, genetik programla


mann mstakbel kiinin, btn kimliini kapsayacak
ekilde de yrtebiliriz. rnein, bugn PD sayesinde
mstakbel ocuun cinsiyetini semek uygulanabilir
bir seenektir.77 Bu mdahale sonrasnda dnyaya ge
len kz ya da erkein bu durumdan haberdar olduun
da annebabalarmi ahlki adan ciddiye alnmas gere
ken u ithafcnla sulayacan pek hayal edemeyiz:
'Keke bir erkek (ya da kz) olsaydm.' Bu tr hayalle
rin var olmadn sylemek istemiyorum. Demek iste
diim ey, bu ithamlarn ('normal' bir cinsiyet rol kazanmndan hareket ettiimizde) ahlaken arlnn ol
maddr. Yetikin kiilerde grlen ve zgl belirtiler
eliinde yryen cinsiyet deiimlerini gz ard ettii
mizde, blu amda zlemi duyulan teki cinsel kim
lie sahip olma durumu aslnda /bo bir soyutlama'dan
ibarettir, nk ilgili kiinin kendi kimliini gemiteki
cinsiyet asndan ntr balangca dek geri gtrmesi
mmkn deildir. Bir kii erkek ya da kadn olarak var
dr, u ya da bu cinsiyete sahiptir -baka bir cinsiyeti se
ip ona sahip olmas, onu baka bir kii yapmadan
mmkn olamayacaktr. Oysa geriye dnp baktn
da doum-ncesi mdahaleyi gz ard etmek suretiyle
srekliliini korumak ve bu mdahaleye kar kendini
savunmak asndan kendi kimliini korumak mm
77) Seme konusu ayn bir sorunsal olduu iin burada bunu tart
myorum; beni burada ilgilendiren sadece cinsiyetin doum-ncesinde belirlenmesi vehesidir.

kn deilse, ayn kiiyi referans noktas kabul etmek de


mmkn deildir.
Bir kiinin bireysel hayat yksne bakldnda,
baka bir hayat srdrmeye ynelik salam etik sebep
ler bulunabilecekken, baka bir kii olmak istemeye y
nelik byle bir argman bulunamaz -kendini bamba
ka bir kiiye dntrme projeksiyonu bile kiinin ken
di hayal gcyle snrldr. Kimlik tanmlayan cinsiyet
seimi gibisinden derin etkilere yol aan byle bir kara
rn bu sebeple madur tarafndan ciddiye alnabilecek
bir ithamla eletirilemeyeceini bekleyebiliriz. Bana ya
plan itirazlar bu noktadan hareket edip yle devam
etmektedir: Kimlik kazandran zelliklerin belirlenmesi
iin byle bir ey geerliyse, herhangi nitelik, miza ya
da yeteneklerin genetik olarak deitirilmesi de ayn
ekilde ithama kapal olacaktr. Oysa Dworkin'in tart
malar srasnda dile getirdii bu itiraz sadece ilk bak
ta akla yatkn gelmektedir.
Konuyla ilgisi olmayan birisine yaplan mdahale,
madurun bizzat eletiride bulunmas mmkn olma
d hallerde bile eletiriye aktr. rneimizdeki kim
lik tanmlayan kararm sorun oluturmad dncesi,
sezgisel olarak kabul edilen bir ayrmclk yasana da
yanmaktadr: Belirli bir cinsiyeti tercih etmek iin ahlken savunulabilir herhangi bir sebep bulunmadn
dan, madur kii iin kz olarak m, erkek olarak m
dnyaya gelmi olmas fark etmemelidir. Oysa bundan,

mstakbel kiinin (rnein, bir Golem'in yaratlmasn


da) biyolojik kimliini bir btn olarak etkileyen, yani
'temelden' yeni bir inam meydana getiren genetik
programlamann herhangi bir kukuya yol amayaca
sonucu kmaz. Ancak bu eletiri, madurun kendisi
tarafndan ileri srlemeyecektir, oysa byle bir eleti
ri, kesintisiz biimde geriye tayabileceimiz kimlii
mizi bir bakma bozmayan genetik zellik deiikliin
de mmkndr.
Bu sebeple, yukardaki drt koulla tarif edilen du
rumdaki bir yetimekte olan kiinin bak asna sahip
olmay neriyorum. Bu durumda, genetik maniplasyonun gayelerine ilikin madur ile tasarmc arasnda
kabilecek fikir ayrl yabancl belirlenme durumunu
gn na kartacaktr. Kukusuz ki ithamn ahlki
sebebi, zerklik bilinci etkilenmi kiinin bizzat sz al
mamas halinde de (nk itiraz edecek durumda de
ildir) ayn kalacaktr. Elden geldiince insanlar ac ve
straptan kurtarmak tabii ki grevimizdir. Bakalarna
yardmc olmak durumundayz. Onlarn hayat koulla
rn dzeltecek her eyi yapma hakkna sahibiz. Oysa
mstakbel hayata ilikin tasarmlarmzdan hareketle
baka kiiler iin ileride etik hayat biimlendirmelerin
de yararlanacaklar hareket sahalarm belirlemek hak
kmz deildir. lml tinimiz, genetik mdahale so
nularn baka bir kiinin mstakbel hayat yks
balamnda tartmak iin gerekli ngrsel bilgiye (en
iyi artlar altnda bile) sahip deildir.

Bakalar iin potansiyel olarak neyin iyi olduunu


bilebilir miyiz? Tikel durumlarda belki evet, ama bu
durumlarda bile bilgimiz yanllanabilir niteliktedir ve
sadece klinik neriler kabilinden aktarlmaldr, nk
neriyi yapan kii, tekini hayat yksel anlamda bi
reysellemi bir varlk olarak tanmlayp bilmektedir.
Domam ocuun genetik tasanmma ilikin geri al
namaz kararlar olsa olsa ukalacadr. Karardan istifade
eden kiinin, buna dair hayr diyebilme ans olmaldr.
Deerlere ilikin ahlki igrlerin tesinde nesnel bil
gimiz olmadndan ve tm etik bilgilerin temelinde
birinci kii perspektifi yattndan, lml insan tini,
ocuklarmzn hayat yks iin 'en iyi' genetik mal
zemenin hangisi olduuna dair aklamalar yapp ka
rar verme beklentisi karsnda kapasitesinin snrlar
na dayanmaktadr.
dd) Bu tr uygulamalar yasal olarak dzenlemesi
gereken demokratik bir kamusal rgtlenmenin yurtta
lar olarak bizler, kendimizi madurun olas rzasn ya
da itirazn almak ya da en azndan bunu ngrmek zo
runluluundan syrlm addedemeyiz. zellikle de en
gelli kiinin ahsi karlar uruna ar genetik hastalk
larda gen saaltc mdahalelere (ve hatta semeye) izin
vermemiz durumunda. Negatif ile pozitif jenik arasn
daki snrn pek kesin olmadna iaret eden pragmatik
itirazlarn akla uygun rneklere dayand kuku gtr
mez. Ayrca, ncelikle 'normal' olarak grnene ilikin
hogr snrnn birike birike ainalk kazandran etki

leri dolaysyla daha talepkr salk normlarna -ve izin


verilen genetik mdahalelere- doru kaydn ngr
mek de akla uygun gibidir. Ancak yorumlanmaya ihti
ya duysa da ilkesel dzeyde eletirilemeyen bir snr
ekme ltn oluturan yle bir dzenleyici fikir var
dr ki o da udur: Doum-ncesi yaplanlar dahil btn
saaltmc mdahaleler, ilgili kiinin bizzat rza gster
diini en azndan varsaymak zorundadr.
Negatif-jenik uygulamalara izin verilip verileme
yeceine ilikin kamuoyunda yurttalar arasnda yr
tlmekte olan tartma, yasa koyucu tarafndan ayrnt
l biimde belirlenen ve belirtileri aka anlalan gene
tik hastalklar listesine odaklanacak, bu listeye yapla
cak her yeni eklemede yeniden alevlenecektir. Zira do
um-ncesi gerekletirilecek yeni bir gen saaltma
mdahaleye izin vermek, ilkesel sebeplerden dolay
mdahalede bulunma izninden yararlanmak isteme
yen annebabalara akl almaz bir yk bindirmek demek
tir. zin verilen ve hatta ainalk kazanm olan jenik
bir uygulamadan cayp n alnabilecek bir sakatl
riske edenler, ihmalle sulanacak ve belki de z evlat
larnn kinini zerlerine ekeceklerdir. Bu gibi sonula
r nceden grmek, yasa koyucunun bu yolda att her
yeni admda karlat hukuksal-meru savunma ihtiyaini -neyse ki- daha da arttrmaktadr. Genel siya
sal gr ve irade oluumu krtaj tartmasndan fark
l bir durum iinde srecekse de, ayn derin polarizas
yonlarn yaanaca bir gerektir.

(4)
zellik deitirici bir genetik mdahaleyi tek ta
rafl olarak, yani rza gstereceinden emin olunan
ikinci kiiye ynelik klinik duru iinde olmayarak ger
ekletirmekle jenik yabancl belirlenmenin neden ol
duu tehlikeyi ortadan kaldrmak mmkn deildir.
Byle bir varsaym, ancak gvenilir biimde tehisi ko
nan ve hastaln arlndan kuku duyulamayan du
rumlarda geerlidir. Ancak ve sadece ok byk araz
larn ortadan kaldrlmasna ynelik uygulamalarda
aslnda birbirinden olduka farkl deer cihetleri konu
sunda geni bir uzlamaya varlacan bekleyebiliriz.
Geriye dnp baktnda domadan nce programlan
m olduu bilgisine sahip olan ve annebabalannin ge
netik olarak sabitlenen gayeleriyle kendisini zdeleti
remeyen yetimekte olan kiinin durumunu bir sorun
olarak ortaya koymutum. nk yetimekte olan kii
iin, bundan byle kendini hayatnn blnmez melli
fi olarak grememe ve daha nceki nesillerin giderek
younlaan genetik kararlarnn klesi gibi deerlen
dirme tehlikesi vardr.
Ancak yine de toplumsallama yazgs sayesinde bir
btn olarak etki eden bu yabancl belirlenme edimi
dolayldr. Madur kiinin ahlki kamusal btnde y
rtlmekte olan dil oyununa kaytsz artsz katlmasn
imknszlatrmakta, bu dil oynunaysa bizatihi mdaha
le etmemektedir. nk evrenselci aklc ahlkin dil
oyununa u idealize edici koul altnda katlabiliriz:
Her birimiz, ahsi hayatmzn etik biimlendiriliin-

den bizzat sorumlu olmal, ahlki mnasebetlerdeyse


hak ve devlerde kaytsz artsz tersine evrilebilirlik
anlamnda statler eit olmaldr. Oysa jenik yabancl
belirlenim bizatihi dil oyununun kurallarn deitiri
yorsa, onun bu kurallara dayanlarak eletirilmesi
mmkn deildir.78Buna karlk liberal jenik, ahlkn
bir btn olarak deerlendirilmesi gerektiini talep et
mektedir.
O halde burada tartma konusu olan, bizatihi eit
liki evrenselciliin modem biiminin kendisidir. Eit
liki evrenselcilik, dnyagrsel oulculua sahip
toplumlarda edim atmalarnn normatif dzenlen
mesine ynelik yegne kabul edilebilir aklc temeli
oluturduu dorudur. Ama karmak toplumlar ne
den normatif temellerinden koparlp tamamyla sistemik ya da -gelecekte- biyo-genetik idare mekanizma
lar zerine kurulmasn ki? nsan trnn ahlki dil
oyununu deitirici jenik zarasallatrlmasma kar
yine bu ahlki dil oyunundan almma argmanlar
hibir ie yaramaz. Doru olan argman dzlemi,
edim gerekletiren sorumluluk sahibi kiilerin ahlki
zanlaynn doa gerei (ve bu sebeple zihinsel) ko
ullarn kapsayan ahlken zdnmsel, tr-etiksel
akl yrtmelerdir. Oysa bylesi tr-etiksel deer yar
glan, kat ahlki nedenlerin varsaylan zorlayc g
cnden mahrumdur.
78) Bu aynm gz ard etmek, (2)'de ele aldm itiraza sebebiyet
vermektedir.

Tr-varl olarak insann kimliiyse sz konusu


olan, daha batan iki farkl yaklam birbiriyle rekabet
iinde bulunmaktadr. Fizik, nroloji ya da evrim biyo
lojisinin diliyle tarif edilen doalc insan grleri ok
tan beri din ve metafiziin klasik insan grleriyle re
kabet halindedir. Gnmzdeyse temel tartma, tek
nik zoptimizasyona gvenen doalc futurizm ile ye
ni Darvvinciliin (ve genel olarak bilimin) bulgularna
borlu kalan, ama sebeplerden hareket eden konuma
ve edimde bulunma yeteneine sahip znelerin norma
tif zanlaym altn bilimselci bir zihniyetle oymayan
ya da kurgusal biimde amaya almayan 'zayf do
alcla' dayal antropolojik yaklamlar arasnda ce
reyan etmektedir.79Genelletirme seviyesi daha yksek
olsa da tr-etiksel akl yrtmelerin, bireye ilikin etikvarolusal akl yrtmeler ve uluslarn etik-siyasal akl
yrtmeleriyle ortak yan yorumlayarak ml eden zel
hayat balanandan hareket etmeleridir. Burada da in
san trnn birer rnei olduumuza ilikin antropo
lojik olguyla, kendimizi nasl anlamak istediimize ili
kin deerlendirici akl yrtmeler bilisel dzeyde bir
birine balanmaktadr.
Tr-etikse/ yaklamlarn biz-perspektifleri, tm ka
tlmclarn mevcut perspektifleri karlkl olarak dev
ralmalaryla yapc bir kar dengelemesi zorlamasn
79) Bkz. J. Habermas, Wahrheit und Rechtfertigung, Frankfurt am Ma
in 1999, 'Giri' ksm. Aynca bkz. Deutsche Zeitschrift r Philosophie
49 (2002) 6, s. 857-927 ('doalclk' ve 'doa tarihi'yle ilgili yazlar).

douran ahlki biz-perspektifi iinde btnletirilemez. Tr-etiinin sylem evreninde -kendimizi yanl
tc metafizik teminatlara dayandrmak istemiyorsaksrekli fikir ayrlnn olacan varsaymamz makul
dr. Yine de bence, trn hangi etik zanlaynn da
ha iyi olduuna ilikin kavgada bir argman ok daha
arlkl ve nemlidir: Btn yaklamlar ahlken so
rumlu kiiler olarak bizlerin zanlayyla ayn ekilde
ahenk iinde deildir. Genetik spermarkette (ve top
lumda oluan ainalkla) biim bulan mterilerin da
nk ncelikleriyle, trmzn jenik olarak zarasallatnlmasyla mstakbel kiilerin ahlki statleri
nin deimesi ok yakm tarihlerde gerekleecek bir
dehet senaryosu deildir: 'Ahlki bir bolukta, ahlki
kinizmi dahi tanmayan bir hayat biimi olarak yaa
maya deer olmazd.'
Bu argman bizatihi ahlki bir argman olmasa da
kii-ncesi hayatn optimizasyonu ve umarszca arasallatrlmasyla bir arada olmas mmkn olmayan
tr-etiksel zanlaya dair bir ahlki argmana bavur
duu da bir gerektir.80 Ludwig Siep'e gre, ahlki ha
yat biiminin tercih edilmesi (ben olsaydm 'hayata bi
imlerinin ahlki yaplandrlmas' derdim) bizatihi
80) Georg Lohmann argmanmdaki bu noktay u ekilde ifade et
mektedir ("Die Herausforderung der Ethik durch Lebenswissensc
haften und Medizin", Yaynlanmam Yaz, 2002, s. 19): "Etik ar
gmann dolayl biimde ahlki olarak balanmas, dorudan dnyagrsel argmana kyasla ok daha arlk sahibidir."

'tr-etiksel bir seenei' n plana karmaktadr.81 Bu


argman, kabul etme asndan ahlkn uygun bir tretiksel inan evresine bilisel olarak yerletirilmesine
baml klyor deildir -insanlarn ahlki adan iyi
kabul ettiklerinin ontolojik olarak mmtaz bir 'iyi dn
ya durumlar' erevesi iine yerletirildii durumlar
gibi deildir yani.
Edim atmalarnn adilane biimde zmlenmesi
gayesiyle ahlki perspektife bavurulduu her defasn
da, insanlarn birbirlerine eit sayg ve dayanmac
dikkat zerine kurulu ahlk, aklc sebepler havuzun
dan hareketle hakl gsterilebilir. Oysa ahlk dnya
resimlerinden kurulu temellendirmelere baml kl
mak ya da Robert Spaemann'm savunduu gibi ikisi
nin dairesel bir temellendirme iliki iinde olmas, dnyagrsel adan ntr aydmlanmac ahlk ve insan
haklan tasanmyla elde edilen hogr kazanmndan
vazgemek, kltrel ve dnyagrsel atmalar nor
matif olarak inandrc biimde bantramamay daha
batan kabul etmek anlamna gelecektir.82
Modemitenin en byk kazanm olarak eitliki evrenselcilik yaygn bir kabul grm, teki ahlk ya da
tr-etiksel anlaylarca tartma konusu edilmemitir.
Bu kabul sarsacak olan, tepkisizce aina olunan uygu
lamalarn yaratt sessiz sedasz sonulandr. Ahlkn
81) L. Siep, "Moral und Gattungsethik", Deutsche Zeitschrift fr
Philosophie 50 (2002) 1 (basm aamasnda).
82) R. Spaemann, "Habermas ber Bioethik", a.g.y.

-k i hi kimse aka onu sarsmak istememektedir- do


a gerei (ve bunun sonucunda zihinsel) koullarnn
altn oyan, doalc dnya resimleri deil, dur durak
bilmeksizin ileriye gtrlen biyo-teknolojilerdir. Bu
kuramsz ama pratikte sonulan ar altm oyma hare
ketine kar; zerklik bilinci ya nesiller-aras eitlik gibi
imdilik aikr grnen yaklamlar sinsice gzden
geiren giriimlere aina olmamak iin, bu ahlkn de
er ve koullarm bilincimize tayan ahlkmzn istik
rar salayc ekilde tr-etiksel bir zanlay iine yer
letirilmesi en iyi yntemdir.
(5)
Nihayet Ludwig Siep, PD ve embriyon tketen
aratrmalarn caiz olup olmadna ilikin aktel kararlann deerlendirilmesinde pozitif jenik aleyhine dile
getirilen hakl itirazlardan ciddi sonular karabilece
inden kuku duymaktadr. Buna gre aamal bir embriyonal hayat korumasn varsaysak bile, bu en ok 'ba
raj kmesi argmanlan' niteliinde olabilecektir. Oysa
bu argmanlann arl u durumlara baldr:
Hipotetik bir Tjaraj kmesi' halinde meydana
gelecek zararn bykln nasl deerlendir
diimize;
Eletirilen admlann gerekten de 'baraj kmesi
ne' yol ama olaslnn ne olduuna.
Birinci durum asndan bakldnda, ou meslek
tamn pozitif jenii bir zarar deil, bir ans olarak

grdklerini mahade ettim. Onlar ya yaban.cl belirle


nim argmann inandrc bulmuyorlar (Nagel ya da
McCarthy gibi), ya da nesnel deer bilgisi asndan ba
kldnda ocuun hayrna yaplacak genetik zellik
seimlerinin meru olduunu dndklerinden ne
srlen argman esastan yanl bulmaktadrlar (Dworkin gibi). Bence btn bu yaklam ve aklamalar, he
nz gereklememi olup da aslnda olanaksz olmayan
bir uygulamaya ilikin yaptmz ve ne ekilmi bir
cephe grnmn arzeden bu tartmalarn bo spe
klasyonlardan ibaret olmadn gstermektedir.
Bu tr jenik uygulamalar ister ilkesel olarak, ister
se imdilik taktik sebeplerle reddedenler, baraj kme
si argmanna baka bir adan da kar kabilirler.
PD ve kk hcresi aratrmalarn belirli bir hedefe
doru ilerleyiimizin ayak sesleri olarak grebilmek
iin bunlarn belirli bir ynde srekliliinin grlmesi
gerekir. Sz konusu hedefi, klinik amalarla hakl gsterilemeyen ve -ana tezimiz budur- mdahaleye ma
ruz kalan kiinin hem zerklik bilincini, hem de ahlki
statsn olumsuz etikleyen jenik uygulamalar bal
yla nitelendirmitik. Peki ama, PD ve kk hcresi
aratrmalarnn, pozitif jenik eiini de aacak bir ge
liim dinamiine yol ama olasl ne kadardr? Biyogenetik bilgi daarcmzn ve gen-teknolojik beceri
mizin artrlmas arzu edilir bir durumdur. Ama onla
rn sadece klinik amalar iin kullanlmasn salaya
cak bir snrlandrma mmkn deildir. Bu sebeple,

pre-implantasyon tehisi ve insan embriyonlarnn kk


hcreleri stnde yaplan aratrmalarn, negatif jenikten potizif jenie geii kolaylatracak ve yaygn
destek bulacak yaklamlara gerek duyup duymad
sorusu bu balamda nemlidir.
kisi arasndaki snr, yaklam ayrm olarak ifade
etmek mmkndr. Mdahaleyi yapan kiinin, klinik
bir uygulama erevesinde mdahaleyi yapaca can
lyla mstakbel ikinci kii olarak bir mnasebet kur
mas ve onun olurunu aldn varsaymas hakl ola
rak mmkndr. Oysa genetik mdahalenin tasarm
cs, bu tasanma gre genetik malzemesi deitirilecek
embriyonla hem optimize edici, hem de arasallatnc bir yaklam iindedir: sekiz hcreli embriyonun ge
netik yaps, znel olarak seilen standartlar nda
iyiletirilecektir. Embriyonal halde bile bir kii olarak
ele alnan ve evet ya da hayr diyebilen mstakbel bir
kiiye ynelik performatif yaklam yerine pozitif jenikte, klasik yetitiriciliin hedefini (yani, bir trn ir
si zelliklerinin iyiletirilmesini) bir mhendisin belir
li bir operasyon kipine gre ileyen, kiisel bir tasar
ma dayal, arasal olarak mdahale eden ve embriyo
nal hcreleri bir malzeme olarak ileyen bir girim ge
mektedir. 'Kaygan zemin'den (baraj kmesi arg
manlarna ngilizce'de bu ad verilmektedir: slippery
slope arguments) sz edebilmek iin, (a) PD'e ve (b) in
san embriyonu kk hcreleri stndeki aratrmalar
na izin verilmesinin kii-ncesi insan hayatnn iyile

tirilmesi ve nesneletirilmesi yaklamlarn birbirine ka


rtracak bir ainala yol atna ilikin hakl sebep
lerin gsterilmesi gerekir.
(a)
PD uygulamasnn iine yerleik olduu edim
btn her iki yaklam da sz konusu etmektedir. s
tenmeyen gebelik durumundan farkl olarak burada
embriyonun hayatnn korunmas hakk ile kadnn te
mel hakk olan zbelirlenim hakk arasnda bir rekabet
sz konusu deildir. Bu rnekte, ocuk sahibi olmak is
teyen annebabalar koullu bir ocuk yapma karan ver
mektedirler. nceleme yaplp tehis konduktan sonra
ya birok seenek arasndan seim yapacaklar, ya da
embriyonun rahme yerletirilmesi veya imha edilmesi
olarak zetlenebilecek iki seenekli bir karar verecek
lerdir. Burada iyiletirme yneliminin sz konusu oldu
u ortadadr. nk iradi seme karar, bir insann ge
netik niteliklerinin deerlendirilmesine bal olmakta
ve genetik optimizasyon arzusuna uygun dmekte
dir. Daha salkl bir canly hedefleyen bir seme edi
mi, jenik uygulamalarda grlen ayn yaklam ken
dine rehber almaktadr.
Oysa bu uygulamay ar irsi hastalklarn nlenme
siyle snrlandrmak, negatif jenikle (ki bizce bunda
dndrc bir ey yoktur) paralellikler yaratmakta
dr. Annebabalar domam ocuun karlar dorul
tusunda onun ac ekmemesi ve hatta eziyet dolu bir
hayat srdrmemesi iin doru karar verdiklerini id

dia edebileceklerdir. Bu tariften anlalaca zere, bu


rada embriyonun hayatm koruma hakk domam ki
inin byle bir hayata hayr diyecei varsaylarak snr
landrlmaktadr. Bu zanlaym temelinde klinik bir
yaklam yatmakta olup, optimizasyonu hedeflememektedir. Peki ama "hayata deen' ve 'hayata deme
yen' hayatla ilgili tek tarafl ve -negatif jenik rnein
de olduu gibi- geri alnmas mmkn olmayan ayrm
klinik yaklamla uyuum halinde olabilmekte midir?
Sz konusu yorum, ncesinden art koulmu bir iste
in temsil ettii benmerkezcilii gya diergam biim
de gizleyen bir ikililik deil midir? Durum budur: Al
ternatifleri olduu halde doacak bebek kendi ocu
um olacak, ama dnyaya gelebilmesi iin belirli nite
lik ltlerine uymas gerekecek.
Kendi kendine ynelen bu sam, laboratuar ortamn
daki embriyonla nesneletiren bir mnasebet iinde ol
makla daha da glenmektedir. ocuk sahibi olmak is
teyen annebabalar, yaplacak bir inceleme ve konula
cak bir tehis sonrasnda kii-ncesi bir insan hayatnn
devam edip etmeyecei hususunda zgrce karar ve
recekleri bir durum yaratmaktadrlar. Bu arasallatrma, pre-implantasyon tehisinin iinde yer ald edim
btnnn kanlmaz parasdr. Kat biimde nesne
letiren bu yaklamn vicdanen rahatsz olmay nle
mek amacyla bavurulan psikolojik bir ka olduu
da sylenebilir. nk son tahlilde, salkl bir ocuk

sahibi olmay arzulayp ncelikleri bu ynde koymak,


embriyonal hayat koruma hakknn inenmesini hak
l gsteremez.
(b)
nsan embriyonu kk hcreleri zerinde yaplan
aratrmalar yetitirme ve zoptimizasyon perspektifi
altnda yer almasa da, tanm gerei 'embriyonal hcre
yn' karsnda arasallatrc bir yaklam gerekli
klar. Laboratuardaki deneyselce 'tketici' edimler
olas bir doumu bile.hedeflem||iinden, mstakbel
kiilere ynelik klinik yaklam zedelemesi zaten
mmkn deildir. Burada karlalan edimler btn,
bilgi daarcnn artmas ve teknik geliim imknlar
gibi ereklerce belirlenmi olup, Ludwig Siep'in de vur
gulad gibi, baka bir tarifin kapsam altndadr. Zira
embriyonal kk hcreler bu amalarla retilip, aratr
lp, alldnda baka trden bir uygulamayla kar
karya kalnmaktadr (dnyaya gelmesi iin dllenen
ve genetik malzemesi maniple edilebilen bir insan
varlndan farkl olarak). Bu aklama, 'kaygan zemin'
argman iin nemli olan nermeyi onaylamaktan
baka bir ie yaramaz: Bu aratrma pratikleri, kii-ncesi insan hayatyla nesneletiren bir mnasebeti, bylece jenik uygulamalarn bir zellii olan yaklamlar
la ayn yaklam gerekli klmaktadr.
Ancak bilim ve aratrma zgrl kavramlaryla
birlikte baka bir rakip temel hak ve yksek deerle
karlarz: salk, kolektif bir iyidir. Bu yle bir akl
yrtmeyi gerekli klar ki, bunun sonulan insan emb

riyonu kk hcreleri stnde yaplan aratrmalarn


baka gen-teknolojik aratrmalardan nasl yararlana
camzn iaretisi olacak ekilde ortaya koyacaktr.
[Almanya] Ulusal Etik Konseyi'ndeki aznlk gr,
'yabanc alnalarla embriyonun arasallatrlmas'm
ilkesel olarak reddetmekte, baraj kmesi argmanm
bir adm daha ileriye gtrp insan embriyonlarnn
korunmasnn 'kendini koruyamayan ve bu ynde ah
sen argman ne sremeyen' herkese ynelik bir sem
bol ilevini grdn savunmaktadr.
Bu konudaki akl yrtmeler srasnda, fazlalk
embriyonal kk hcrelerinin dzenli biimde yurt d
ndan temin edilttesine izin verilmesi gerektiini sa
vunanlarn ne srd iki snrlandrc argmana
pek rabet edilmemesi gerekir. Ahlk asmdan bakl
dnda, 'fazlalk' embriyonlar aratrma amal kul
lanmak ile arasallatrma maksadyla dorudan ret
mek arasnda herhangi bir ciddi ayrm sz konusu de
ildir. Siyasal adan bakldndaysa, mevcut kk hc
relerinin yurt dndan temin edilmesiyle snrl kalan
bir uygulama, bu konudaki aratrmalarn kapsam ve
sresini daha iyi kontrol altnda tutabilmenin iyi bir
yolu olabilir. Oysa Etik Konseyi'nin bu konuda ne
srd siyasal talepleri kavrayabilmek iin, bu ara
trma pratiklerinin pek de 'helal' olmadn dnmek
gerekecektir. Dllenmi insan yumurta hcresinin toti
potent olmay ne zaman sona erdirdii konusunda uz
manlar arasnda cereyan eden kavgaya herhangi bir

katkm olamaz. Ama pluripotent ile totipotent kk hcre


si arasndaki yaygn aynm, kii-ncesi insan hayatnn
aamal olarak korunmas tasarmndan hareket edildi
inde (bu ayrm destekleyen ounluk byle yapmak
tadr) izafilemektedir. Bu kavramn kapsamna, tan
m gerei bir insan varlnn gelimesi mmkn olma
yan pluripotent kk hcreler de girmektedir.

NANMAK VE BLMEK

Setiimiz konu bal, bugnlerde yaanan olaylar


sebebiyle kendiliinden deitike, biz entelekteller
arasndaki John Waynevari silahorlar hzla silah ek
me yarma girerler. Daha ksa bir sre ncesine kadar
baka bir konuda byk tartmalar yaanyordu: nsa
nolunun gen-teknolojik zarasallatrmasn gerek
letirip gerekletirmedii, gerekletirdiyse ne oranda
gerekletirdii, zoptimizasyon hedefini takip edip
etmememiz gerektii ok tartlyordu. Bu yolda atlan
ilk admlar, rgtl bilimin nderleriyle kiliseler ara
snda bir inan mcadelesine yol amt. Bir taraf, ar
kaik duygu krntlarna dayanan bilim kukuculuun-

dan, bilim snrlandrmasndan ve obskrantizmden*


dem vuruyor, dier tarafsa ahlkn altn oyan kaba do
alcln bilimselci ilerleme inancna kar kyordu.
Ama 11 Eyll gn, sekler toplum ile din arasndaki
gerilim bambaka biimde patlak vermitir.
Sivil uaklar canl bombalara dntrmek ve Bat
medeniyetinin kapitalist kalelerine evirmek zere in
tihar gze alan katiller, Atta'nm vasiyetinden, grd
mz ve Usame bin Ladin'in azmdan duyduumuz
gibi dinsel inanlaryla motive olmulard. Onlar iin
kresellemi modernitenin bu antlar Byk eytan'
temsil etmekteydi. Oysa bu 'apokaliptik' olayn televiz
yonlar karsndaki evreisel grg ahitleri olarak bizIer de Manhattan'daki kiz Kuleler'in ykln yans
tan grntlerin mazohiste tekrarlanmas karsnda
ncilvari imgeler iine dalyorduk. Aktarlan intikam
yeminlerinin dili de (ki bu inanlmas g olay karsn
da sadece Amerikan Bakan tepkisini belli etmekle ye
tinmiyordu) Eski Ahit sylemini kullanr gibiydi. San
ki bu kr edici suikast, sekler toplumun en derinlerin
deki dinsel eyi harekete geirmiti: dnyann drt
bir yannda havra, kilise ve camiler dua edenlerle do
lup tamaya balamt. Ama yine de temellerde yatan
bu bire bir eleme, bundan hafta nce New York
stadnda yaplan sivil-dinsel cenaze merasiminde bir
kin simetrisine neden olmamt: Kabaran yurtseverlik
"O 'Aydnlanma kartl', 'karanlklk' anlamnda, (.n.)

duygularna ramen, ulusal ceza yasasnn snr tesi


kullanmna imkn verecek sava rtkanl yapl
mamt.
Kulland dinsel dile ramen fundamentalizm
mnhasran modem bir fenomendir. Mslman katil
lerin ne srd motifler ile kulland aralar ara
sndaki a uyumsuzluu hemen dikkat ekiyordu.
Bu, katillerin memleketlerinde yaanan kltrle top
lum arasndaki a ayrmn da yanstr niteliktedir,
bu ayrm radikal biimde yabanclatran modernle
meyle mmkn olabilmitir. Bizde en iyi artlar altn
da en azndan yaratc ykm sreci olarak alglanabilen
eyler, onlarda geleneksel hayata biimlerinin yok olu
unu karlayacak deneyimler olarak yaanmamakta
dr. Oysa maddi hayat koullarn iyiletirme umudu
sadece bir kstastr. nemli olan, aalanma duygusu
sebebiyle tinsel dnmn bloke edilmi olmasdr.
Bunun siyasal grnm dinle devletin birbirinden
ayrlmasdr. Yzyllar sren modernitenin Janus* y
zne hassas bir yaklam kazanma tarihinde Avru
pa'da bile 'seklerleme' -gen-teknolojisine ilikin
kavgada grld zerem ikircikli duygulan meyda
na karmaktadr.
Katlam ortodoksluklar Orta Dou ve Uzak Dou'da olduu gibi Bat'da da, Yahudiler ve Mslman*) nde ve arkada olmak zere iki yz olan Roma zaman ve ba
lang tanrs, "(.n.)

lar arasnda olduu gibi Hristiyanlar'da da grlmek


tedir. Kltrler-aras sava nlemek iin, Bat'nm seklerleme tarihindeki tamamlanmam diyalektii hatr
lamamz yeterli olacaktr. Terre Kar Sava' bir sava
deildir. nk terrizmde; terristlerin ye roketlerin
sessiz iddetinin tesine geen ortak bir dil gelitirmek
zorunda olan dnyalarn uursuz-afallatc arpmas
da dile gelmektedir. Snrsz piyasalara dayal kresel
leme karsnda oumuz siyasal olann baka bir eh
reyle yeniden karmza kacan mit ediyordu: mit
edilen ey polisiye, istihbari ve askeri boyutlaryla kre
sellemi gvenlik devletinin Hobbesu asli biimi de
il, tm dnyay kapsayan medeniletirici bir biimlen
dirme kudretiydi. Oysa imdi elimizde, aklmzn oyna
yaca oyuna ilikin snk bir mit kalmtr -ve biraz
da ztefekkr. nk sz konusu afallama/kendi evi
mizi de ikiye ayrmaktadr. Baka memleketlerde rayn
dan kan seklerlemenin risklerine ll biimde ce
vap verebilmek iin, post-sekler toplumlanmzda se
klerlemenin ne demek olduunu aa karmamz
gerekecektir. Bu maksatla, eski bir konu olan 'nanmak
ve Bilmek' konusunu yeniden ele alyorum. Yani bura
da benden, bililerini hop oturtup hop kaldran, polarize
edici bir 'pazar sohbeti' beklemeyiniz.
POST-SEKLER TOPLUMLARDA SEKLERLEME
'Seklerleme' kavram bata hukuksal bir kavram

olup, kilise mlknn sekler devlet gcne zorla dev


redilmesi anlamnda kullanlyordu. Kavramn sz ko
nusu anlam daha sonra bir btn olarak kltrel ve
toplumsal modemitenin oluum srecini yanstmak
zere kullanlr oldu. Bylece, kilise otoritesinin devlet
eliyle baarl biimde terbiye edilmesinin mi, yoksa
gayri-hukuksal ml ediliinin mi ne kartldna ba
l olarak 'seklerleme' dendiinde birbirine zt deer
lendirmelerle karlalmtr. Bir yaklama gre, bura
da dinsel dnce tarzlar ve hayat biimleri aklc, en
azndan akla dayal edeer biimlerle ikame edilmek
teyse de, baka bir yaklama gre, modem dnce ve
hayat biimleri hakl sahiplerinden gayri-meru biim
de alman varlklar olarak gzden drlmektedir. ka
me modeli modemitenin sihir-bozan, ilerlemeye iyim
ser bakan bir yorumunu sunarken, ml etme modeli
kmekte olan evsiz-yurtsuz bir modemite yorumunu
verir. Oysa her iki yaklam da ayn hataya dmekte
dir. nk onlara gre, seklerleme sfr toplaml bir
oyuna benzer: Bir tarafta kapitalizm sayesinde zincirle
rinden syrlm bilim ve teknolojinin retici gleri,
te taraftaysa din ve kilisenin muhafaza edici gleri
bulunmaktadr. Modemitenin tahrik gcn destekle
yen liberal kurallara gre oynanan bu oyunda sadece
bir taraf kazanabilir, tekisiyse kaybetmek zorundadr.
Ama byle bir tarif, srekli olarak seklerleen bir
evre iinde dinsel topluluklarn devam zerine daya
nan post-sekler bir topluma uymamaktadr. Byle bir

tarifte, kltr mcadelesinin kakafonisinde bilim ile


din arasnda deta nc taraf olarak kendi yolunu i
zen ve demokratik olarak aydnlatlm olan akl seli
min medeniletiren rol da itilmektedir. Liberal dev
let asndan bakldnda dinsel topluluklara 'aklc'
diyebilmek iin bunlarn kendi inan hakikatlerini ger
ekletirmekte iddetten ve kendi inananlar zerinde
militant bir vicdani bask kurmaktan (ve tabii intihar
saldrlarnda bulunmalar iin onlar maniple etmek
ten) kendiliklerinden ve bilip isteyerek vazgemi olmalar
gerekmektedir.83 Byle bir igrye sahip olabilmek
iin inananlarn oulcu toplum iindeki kendi yerleri
zerine konuda akl yrtmeleri gerekir. Birincisi,
dinsel bilincin teki mezhep ve dinlerle karlatnda
ortaya kan bilisel atmann stesinden gelmesi ge
rekir. kincisi, dnyevi bilginin toplumsal tekelini elin
de tutan bilimlerin otoritesini gz almaldr. Nihayet
ncs, yine dnyevi bir ahlk zerine temellenen
anayasa devletinin temel ilkelerini kabul etmi olmal
dr. Bu konuda akl yrtmeyen tek tanrl dinler,
umarszca modernize edilmi toplumlarda ykc bir
potansiyel oluturmaktadrlar. Dinlerin 'akl yrtme
si' tek tarafl ve tamamlanm bir sre deildir kuku
suz: Karlatmz her yeni atmada bu akl yrt
me ii, demokratik kamuoyunun tartma ortamnda
83) J. Ravvls, Polilischer Liberalismus, Frankfurt am Main 1998, s. 132141; R. Forst, "Toleranz, Gerechtigkeit, Vemunft", Tolerarz, Frank
furt am Main 2000, s. 144-161.

srp gitmektedir.
Siyasal gndemde varolusal adan ciddi bir soru
yerini ald anda ister inanl, ister inansz olsun
yurttalar dnyagrsel renklerle bezenmi fikirleriy
le kar karya gelirler ve rahatszlk verici olabilen
dnyagrsel oulculuk olgusunu kamuoyunda
yksek sesle tartlan fikir ayrlklarna katlarak biz
zat yaarlar. Onlar bu olguyu, siyasal bir btn bir
arada tutan ba koparacak iddet eylemlerine girme
den kendi yamlabilirliklerinin bilinciyle birletirdikle
rinde, post-sekler bir toplumda anayasal bir hkm
olan sekler karar verme temellerinin ne anlama geldi
inin bilgisine kavuurlar. Zira dnyagrsel adan
ntr olan devlet, hak iddia eden bilgi ve inan kavga
snda siyasal kararlan verirken u ya da bu tarafa nce
lik vermez. Yurttalar topluluunun oulculam ak
l, gl gelenek ve dnyagrsel ieriklere neticede
eit uzaklkta durmaya zorlayarak seklerleme dina
miine uymaktadr. Ama yurttalar renmeye aktr:
onlar kendi benliklerinden vazgemeksizin her iki tara
fa da geirgen biimde ak durmaktadrlar.
AKLI SELMN BLMSEL OLARAK
AYDINLATILMASI
Kukusuz ki, dnya hakknda pek ok yanlsamaya
sahip olan akl selimin bilimler eliyle koulsuz biimde

aydnlatlmas gerekir. Oysa yaama dnyamza dhul


eden bilimsel kuramlar, konuma ve edimde bulunma
imknna sahip kiilerin zanlaylaryla i ie olan
gndelik bilginin erevesine z itibariyle dokunmaz
lar. Dnya hakknda ve dnya iindeki varlklar olarak
kendimiz zerine1yeni bir ey rendiimizde, zanlaymzn ieriinde bir deiim meydana gelir. rne
in, Kopemik ve Darwin dnyamerkezli ve insanmerkezli dnya resmimizi alt st etmitir. Oysa gk cisim
lerinin hareketiyle ilgili sahip olduumuz astronomik
yanlsamann yklmas yaama dnyamzda pek
nemli izler brakmamtr. Fakat insann doa tarihi
iindeki konumuna dair biyolojik yanlsamann bozul
mas bizi ok derinden etkilemitir. yle grlyor ki,
bilimsel bilgiler bizi ne kadar yakndan ilgilendiriyorsa
zanlaymz o kadar ok sarsabilmektedir. rnein
beyin aratrmalar, bilincimizin fizyolojisini aa
kartmaktadr. Peki ama, tm edimlerimize elik eden
sezgisel ahsi melliflik ve sorumluluk bilinci bylece
deimi mi olur?
Max Weber'le birlikte 'dnyann sihrinin bozulma
s' srecinin ilk gnlerine dnp baktmzda iin ne
kadar ciddi olduunu grrz. Doa, nesnelletiren
gzlem ve nedensel aklama yollarna ald lde
gayri-kiiselletirilmektedir. Bilimsel yollardan arat
rlan doa; tecrbe eden, birbirleriyle konuan ve
edimde bulunan, birbirlerine karlkl olarak ama ve
motifler atfeden kiilerden oluan toplumsal referans
sisteminin dna der. Kiiler bizzat bu doabilimsel

betimlemeler iinde yava yava ele alnmaya balan


dnda ne olacaktr? Yoksa sonunda akl selim, bilim
lerin sezgisel olmayan bilgisinin rehberliinde gider
ken onun iinde yok olup gidecek midir? Filozof Winfrid Sellars bu soruyu 1960'da ("Philosophy and the Sci
entific Image of Man" balkl nl konumasnda)
sormu ve cevap olarak yle bir toplum senaryosu ne
srmt: Gndelik hayatmzn eski moda z oyun
lar ortadan kalkm, yerine bilin srelerini nesnelle
tiren betimlemeler gemitir.
Tinin doallatrlmasnn mihenk noktas; insana
dair fizik, nrofizyolojik ya da evrim kuramnn uzanmsal kavramlarna dayal bilimsel resimdir. Bu bi
limsel resimde zanlaymz tamamyla gayri-toplumsallam durumdadr. Kukusuz ki, bunun byle ola
bilmesi iin insan bilincinin ynelimsellii ve edimin
normatiflii ne srlen bu zbetimleme iinde tama
myla tketiliyor olmas gerekir. rnein bu balamda
gerekli olan kuramlar, kiilerin gramatik, kavramsal ya
da ahlki kurallara nasl uyduunu veya bu kurallar
nasl inediini aklayabilmelidir.84 Sellars'm ren
cileri hocalarmn sonusuz dnce deneyini yanl an
layp bir aratrma programna dntrmlerdi.85
84) W. Sellars, Science, Perception and Reality, Altascadero, Cal. 1963,
1991, s. 38.
85) P. M. Churchland, Scientific Realism and the Plasticity of Mind,
Cambridge U.P., Cambridge 1979.
86) J. D. Greenwood (der.), The Future of Folk Psychology, Cambrid
ge U.P., Cambridge 1991, 'Giri' ksm, s. 1-21.

Gndelik psikolojimizin doabilimsel yollardan modernize edilmesi projesi86 dnsel ierikleri biyolojik
olarak aklamaya alan semantik yaklamlar bile
gelitirmeyi denemiti .87 Ama bu en yeni yaklamlarla
mtasyon ve uyum, seme ve hayat kavramlar zeri
ne kurulu Darwinci sz oyununa dahil ettiimiz amasallk kavram bile, kurallar inediimizde (bir sfat
yanl kullandmzda ya da ahlki bir devi yerine
getirmediimizde) ifade etmeye altmz, var olan
ile olmas gereken arasndaki fark aklamakta yetersiz
kalmaktadr.88
Kiinin istemedii ve yapmamas gereken bir eyi
yaptn betimlerken bir betimlemede bulunmu oluruz,
ama bu, onu doabilimsel bir nesne olarak ele ald
mz anlamna gelmez. nk kiileri betimlerken iin
87) W. Detel, "Teleosemantik. Ein neuer Blick auf den Geist?",
Deutsche Zeitschrift fr Philosophie 49 (2001), s. 465-491. Teleoseman
tik, semboller kullanan ve durumlar temsili imgelerle gsterebilen
canllardaki normatif bilincin nasl gelimi olabileceini yeni Dar
winci varsaymlar ve kavramsal zmlemeler yardmyla ak
lamaya almaktadr. Buna gre insan tininin ynelimsel z,
hemcinslerince temsili imgeler olarak yorumlanan belirli davran
tarzlarnn (rnein, arlardaki dans benzeri hareketlerin) semeci
avantajlar salamasna dayanmaktadr. Bu tr imgelerin kopyalanmasyla sapkn davran tarzlar yanl imgeletirmeler eklinde
yorumlanr olmaktadr -ve bylece normatifliin menei doal yol
dan aklanabilmektedir.
88) W. Detel, "Haben Frsche und Sumpfmenschen Gedanken?
Einige Probleme der Teleosemantik", Deutsche Zeitschrift fr
Philosophie 49 (2001), s. 601-626.

iine konuma ve edimde bulunma yetisine sahip z


nelerin nbilimsel zanlay hlleri sessiz sedasz dahil
olur. rnein bir olay kiinin edimi olarak betimledi
imizde biliriz ki, burada bir ey sadece doa olay gi
bi aklanmakla kalmaz, gerektiinde hakl gsterilmek
durumunda da kalnr. Arkaplanda, karsmdakinden
hesap sorabilen, tanm gerei normatif olarak dzen
lenmi etkileimler iinde bulunan ve bir kamusal se
bepler evreni iinde tekiyle karlaan kii resmi dur
maktadr.
Gndelik hayatta "beraberimizde bulundurduu
muz bU vehe, hakl gstermelerin sz oyunlaryla salt
betimleme arasndaki ayrm da aklamaktadr. Bu iki
cilik, indirgemeci olmayan aklama stratejilerinin sn
rn da verir.89nk onlar da gndelik bilincimizin (ki
aratrmalarn hakl gsterici pratikleri bu gndelik bi
linten beslenmektedir) katlmc perspektifinin kolay
ca dahil ettirilemedii seyirci perspektifinden hareket
eden betimlemelerde bulunmaktadrlar. Gndelik m
nasebetlerinizde karmzdakinin yzne bakp, ona
'sen' deriz. kinci kiilere ynelik sdece bu yaklam
da tekinin 'evet' ya da 'hayr'n anlayabilir, birbirimi
ze borlu olduumuz eletiriye ak mtalaalarmz
89) Sz konlsu aratrma stratejileri, daha yksek geliim basamak
larnda yeniden karlalan niteliklerin (rnein, organik ya da
zihinsel hayatn) karmaklna layk, olabilmek iin, daha yksek
geliim basamandaki ilemleri daha dk basamaktaki ilemlere
ait kavramlarla betimlemekten kanmaktadrlar.

kavrayabiliriz. Hesap verme sorumluluunda olan


bylesi bir melliflik bilinci; kendini sadece katlmc
perspektifi iinde aan, ama kendini gzden geirici bi
limsel gzleme kapayan bir zbilincin ekirdeini mey
dana getirir. Gnn birinde kiisel zanlaymz yerine
nesnelletiren bir zbetimlemenin geleceini uman bi
limseldi bilim inanc bir bilim deil, olsa olsa kt bir
felsefeden ibarettir. Her ne kadar bilimsel olarak aydn
latlm olsa da gen-teknolojik mdahalelerin mmkn
kld mlekler-biyolojik betimlemelerin kii-ncesi
insan hayatyla nasl bir mnasebet kurmamz gerekti
ine ilikin deerlendirmelerde akl selimin yerini bi
lim alamayacaktr.
BRLYLE DNSEL ERKLERN
AKTARILMASI
Demek ki akl selim; inisiyatif sahibi olan, hata yapan
ve hatalarn dzeltebilen kiilerin bilinciyle i ie olup,
bilimler karsnda kendine zg bir perspektifler yap
ma sahiptir. Doala yollardan ele alnamayan bu
zerklik bilinci, normatif ieriklerinden beslendiimiz
dinsel gelenee mesafeli durmann da temelini olutur
maktadr. Akla temellendirme talepleri ne sren, de
mokratik anayasal devletin aklc-hukuksal biimde ya
plandrlm bnyesindeki yerini alan ve bilimsel ola
rak aydnlatlm olan bir akl selim bu tartmada han
gi tarafn tutulacan belirliyor gibidir. Eitliki aklc

hukukun kklerinin dinsel olduu kukusuzdur. Bu


kkler, byk semavi dinlerin ykseliiyle dnce
minvalimizi alt st ederek devrimletirmitir. Oysa hu
kuk ve siyasetin aklc-hukuksal yollardan merulatnlmas, oktandr dnyeviletirilmi olan dinsel gelenek
menbalanndan beslenmektedir. Demokratik olarak ay
dnlatlm akl selim din karsnda sadece tek bir inan
topluluunun yeleri iin kabul edilebilir olan bir tu
tum taknmaz. Bu sebeple de liberal devlet, inanllarn
gznde tartmak bir konumdadr: Bat'nm seklerleme tarihi dini bir kenara iten tek ynl bir yol olabilir.
Dinsel zgrln teki yz, gerekten de dnyagrsel oulculuun sonularna bal oiarak deien
banlatrmadr. Zira liberal devlet, halen sadece inan
l. yurttalarna kimliklerini kamusal ve zel diye ikiye
ayrmaya davet etmektedir. Onlar argmanlarnn o
unluka kabul grme ansna sahip olabilmesi iin din
sel inanlarn sekler bir dile aktarmak durumundadr
lar. rnein, gnmzde Katolikler ve Protestanlar ana
rahmi dnda dllenen yumurta hcresini de temel
haklarn taycs olarak grdklerini beyan ederlerken,
insan mahlkatnm Tann'yla ayn surette yaratlm ol
masn anayasann sekler diliyle ifade etmeye al
maktadrlar (ve belki de bu konuda acele etmektedirler).
Dinin kamuoyundan haksz yere dlanmamas ve se
kler toplumu nemli bir anlam verme menbandan
kesmemesi isteniyorsa, sekler tarafn genel kamuoyunca kabul grecek sebepler bulmaya akrken din

sel dilin kendini ifade etme gcn muhafaza etmesi


gerekir. Sekler ile dinsel sebepler arasndaki snrlarn
da zaten geiken olduu bir gerektir. Bu nedenle, iki
si arasnda tartma yaratan snn belirleme ii, her iki ta
raftan da tekinin perspektifini alabilmeyi talep eden i
birliine dayal bir grev olarak addedilmelidir.
Liberal siyaset, toplumun sekler zanlayyla ilgi
li bu kesintisiz kavgay dsallatrmamak, yani konu
yu inanllann vicdanlarna terk etmemelidir. Demok
ratik olarak aydnlatlm akl selim tekil halde olma
yp, ok sesli kamuoyunun zihinsel durumunu betimle
mektedir. Bu tr sorularda sekler ounluk, inanla
rnda zedelendiklerini dnen muhaliflerin itirazn
dinlemeden karar vermemeli; bu itiraz bir tr gecikti
rici veto olarak grmeli ve nemli bir renme frsat
olarak deerlendirmelidir. Ahlki temellerinin dinsel
meneini dikkate alan bir liberal devlet, yepyeni mey
dan okumalar karsnda 'vasati insan akl kltr'nn
(Hegel) kendi oluum tarihindeki kendini ifade etme
dzeyini yakalayamamas ihtimalini de hesaba katma
ldr. Piyasa dili toplumun tm gzeneklerinden ieri
ye szmakta ve insanlar-aras btn ilikileri kiisel n
celiklerin ze gnderimde bulunan ynelim emas ii
ne sokmaya zorlamaktadr. Oysa karlkl sayg teme
line dayal toplumsal ba; szleme, aklc seme ve
fayda maksimizasyonu kavramlannca tam anlamyla
tketilememektedir.90
90) A. Honneth, Kampf um Anerkenrung, Frankfurt am Main 1992.

Bu sebeple Kant, kategorik dev kavramnn aydnla


tlm zkar kavramnn girdab iinde yitip gitmesini
istememi, keyfilik zgrln zerklik dzeyine yk
seltmi ve seklerletiren ve ayn zamanda kurtarc olan
inan hakikatlerinin yapskmnn -metafiziin ardmdan- ilk byk rnei olarak gstermitir. Ahlki dev
lerin koulsuz geerliliini ne sren Kant'ta Tanrsal
emirlerin otoritesini iitmemek mmkn deildir. Kendi
ne zg zerklik kavramyla Kant, Tann'nn ocuklar ol
mamza ilikin geleneksel tasavvuru krm olsa da,91din
sel ierii eletirel olarak zmseyerek ii boalm snk
ve genelgeer sonularnn nn kesmi olur. Radikal
ktl Kitab Mukaddes dilinden akla din diline ak
tarma denemesi bizi pek tatmin etmese de, devralnan bu
kavramsal gelenekle gnmzde ftursuzca urama
mz da, ahlken yanl olan ile kkten er olan arasnda
ki semantik ayrma ilikin halen uygun bir kavrama sa
hip olmadmzn ispatdr. eytan yoktur, ama cennet
ten kovulan bu bamelek dnyada halen istedii gibi at
oynatabilmektedir: canice bir eylemin tepe taklak edilmi
hayn kisvesiyle olduu gibi, onun hemen ardmdan gelen
snrsz ket vurma arzusuyla.
91) Kant, Die Religion innerhalb der Grenzen der bloen Vernunft'un
birinci basmnn nszne u cmlelerle balamaktadr: "zgr
olduu iin kendi aklyla kendini koulsuz yasalara balayan bir
varlk olarak insan kavramna dayal bir ahlk, devinin ne ol
duunu bilmesi iin ne kendinden stn bir varlk idesine, ne de
yasadan baka bir tahrik noktasna gerek duyar" (I. Kant, Werke
(Weischedel), c. IV, s. 649).

Bir dilin bir zamanlar sahip olduu anlam ortadan


kaldrmak isteyen sekliler diller karklklara neden ol
maktadr. Tanrsal emirlere kar gelmek insan elinden
kma yasalar inemeye, yani gnah sua dnt
zaman, bir eyler kayboldu. Zira affetme arzusuyla
bakasna yaplan hakszl ortadan kaldrma arzusu
(ki hi de duygusal deildir) i iedir, insanolunun te
lafi etme imknlarn tmyle aan bo yere kt dav
ranlm, erefi inenmi, katledilmi hakszlk kur
banlarnn karlat gemi hakszlklarn geri almamazlysa biz ok daha fazla rahatsz etmektedir. Ba
lanma ve dzeltme umudunun tkenmesi hissedilir
bir boluk yaratmtr. Benjamin insani hafzann yeni
den iyiletirici gcne fazlaca inanyordu. Oysa Horkheimer bundan hakl olarak kuku duymaktayd: "Kat
ledilenler gerekten de ldr." Ama bu, deitirile
mez olanda yine de bir eyleri deitirmeye abalama
drtsn -stelik bu gsz bir drtdr- inkr et
mek deildir. Benjamin'le Horkheimer arasndaki mek
tuplama 1937 ilkbaharna dayanr. Her ikisi de, yani
hem sz konusu hakiki drt, hem de bu drtnn
gszl, Holocaust'tan sonra fena ama zaruri 'ge
mii yeniden ele alma' (Adorno) pratikleriyle devam
etmitir. Bu pratiin yakkszlna ilikin ykselen
ikayetlerde bundan baka bir ey kendini da vurma
maktadr. Byle zamanlarda modernitenin inansz ev
latlar, dinsel gelenek aktarmnn sunduundan ok
daha fazla karlkl sayg beklentisi iine girerler - san

ki o gelenein semantik potansiyelleri tam anlamyla


tketilmi gibi.
FELSEFEYLE DN ARASINDAK MRAS KAVGASI
Kant'tan bu yana Alman felsefesi tarihini bir mahke
me olarak grmek mmkndr: zme kavuturula
mam bu miras meselesi davas grlmeye devam et
mektedir. Hristiyanln Helenlemesi dinle metafizik
arasnda bir sembiyozun olumasna yol amtr. Bu
sembiyozu Kant ortadan kaldrmtr. O, aklc dinin
ahlki inancyla ruhlarn iyilemesine katkda bulun
duu halde, "btn ekleri, ynergeleri ve kurallaryla
[...] neticede bir ayak ba' haline gelen pozitif vahiy
inanc arasmda keskin bir snr izmektedir.92 Hegel
iin bu, 'aydnlanmann [pr] dogmatizmi'dir. Hegel,
akim sahte bir zafer kazandn, galebe ald halde
galip geldii milletin tinine teslim olan barbar
Pyrrhus'a benzediini, sadece 'dsal grnte stn
geldiini' alayc biimde savunmaktadr.93 Tahdit eden
akln yerini kabzeden akl almtr. Hegel, Tanr Olu'nun hata lmn kendi dncesinin odana
yerletirir ve Hristiyanln pozitif biimini almlamaya alr. Ona gre, Tann'mn insan oluu felsefi ti
nin hayatn sembolize eder. Bu sebeple mutlak olan da
kendine gre teki olana almaldr, nk mutlak
92) Kant, Die Religion ..., s. 785.
93) G. W. F. Hegel, "Glauben und Wissen", Jenaer Schriften 18011807 (Werke, c. 2), Frankfurt am Main 1970, s. 287.

kudret olarak kendini tecrbe etmesi ancak zsnrlandrmann ac veren olumsuzluundan karak mm
kndr. Bylece dinsel ierikler, felsefi kavram bii
minde barndrlarak zlr. Ama Hegel, gelecein
selamet-tarihsel boyutunu kendi iinde dnp duran bir
dnya srecine kurban etmektedir.
Hegel'in rencileri, ufukta grnen ve umutlar
sndren aynnn ebedi dnnn yaratt kader
cilii terk ederler. Onlar dini, dncede barndrp
zmekle yetinmeyip, dnyeviletirilen ieriklerini
dayanmac bir abayla geree dntrmek isterler.
Tanr'nm Krall'n bu dnyada asilletirmeden ger
ekletirme heyecan Feuerbach'tan Marx'a, ondan da
Bloch, Benjamin ve Adomo'ya kadarki din eletirisinin
taycs olmutur: "Teolojik ierikteki her ey deie
cektir; herkes sekler olana, dnyevi olana dhul etme
deneyine maruz kalacaktr."94 Oysa tarihsel gidiat
gstermitir ki, byle bir proje akl iin fazla iddial bir
giriimdir. mknlarnn snrlarna dayanan akl artk
kendinden kuku duyup mitsizlik iinde boulunca Ador
no, metodik bir gayeyle de olsa, mesihi veheyi sa
lam kabul etmek zorunda kalmtr: "Bilgi, selametten
doup dnyay aydnlatandan baka bir a sahip
deildir."95 Horkheimer'in bir btn olarak Eletirel
94) T. W. Adorno, "Vernunft und Offenbarung", Stickworte, Frank
furt am Main 1969, s. 20.
95) T. W. Adorno, Minima Moralia, Frankfurt am Main 2001 (1951
basksnn yeniden basm), s. 480.

Kuram iin syledii u cmle, Adorno iin de geerlidir: "Tanr'nm olmadn bilir, ama yine de O'na
inanmay srdrr."96 rnein, gnmzde Jacques
Derrida -baka varsaymlardan hareket ettii haldebenzer bir anlay iindedir ve bu yzden gerekten de
Adomo dl'n hak etmitir. Derrida, mesihilii
'her eyden soyulmu kuru mesihiliksellie' indirge
mek niyetindedir.97
Felsefeyle din arasndaki snr blgesi kukusuz ki
maynlarla doludur. Kendi kendini inkr eden akl, oda
ndan edilip anonimlemi bir kudsiyetin otorite ve
tavrn sadece dn alma yoluna gidecek ekilde ken
di kendini ayartabilir. rnein Heidegger'de tefekkr
hayflanmaya dnmtr. Selamet tarihinin muha
keme gn varlk tarihinin belirlenemez bir hadisesi
olarak buharlap gittiinde yeni igrler elde etme
miz imknsz olur. Post-hmanizm Mesih'ten ve Sokrates'ten ncesinin arkaik balanglarna geri dnle
rek gerekletirilecekse, dinsel kitin hkmranlk za
man gelmi demektir. O zaman sanatn byk maa
zalar dnyann drt bir yanndan gelen sunaklara ka
plarn aacak, oradan buradan gelen papaz ve amanlarsa al elencesinin figrleri olacaklardr. Buna
karlk karalar balamayan dnyevi akl, teodize konu
96) M. Horkheimer, Gesammelte Schriflen, c. 14, s. 508.
97) J. Derrida, "Glaibe und Wissen", J. Derrida, G. Vattimo (der.),
Die Religion, Frankfurt am Main 2001, s. 33; ayrca bkz. J. Derrida,
"Den Tod geben", A. Haverkamp (der.), Gewalt und Gerechtigkeit,
Frankfurt am Main 1994, s. 331-445.

sunda yeniden ve yeniden alevlenen kor odaa o kadar


byk sayg gstermektedir ki, dine ok yakn durma
maktadr. Byle bir akl, kutsal olann kudsiyetinin or
tadan kaldrlmas srecinin; sihrin sihrini bozan, mito
su aan, kurban iselletiren ve srlar ifa eden sema
vi dinlerle baladn bilir. Bu sebeple de dinden uzak
durduu halde, kendini onun perspektifine kapamaz.
GEN-TEKNOLOJS RNE
Bu ikircikli yaklam; kltr mcadelesi iinde pa
rampara olan burjuva toplumunun zaydmlanmasm
doru gzergha sokabilir. Post-sekler toplum dinin
mitos zerinde yaratt etkiyi bu sefer din zerinde
srdrmektedir. Ama bu, melez gayelerini gerekle
tirmek iin dmanca ifal yoluna gitmek suretiyle de
il, kendi yurdundaki kt kaynaklarn sessiz sedasz
entropisine dur diyebilmek iin, yani sonuta kendi
karlar dorultusunda gereklemektedir. Demokratik
olarak aydnlatlm bir akl selim, tm toplumsal ar
lk farklarnn medya aracyla umarszlatnlmasn ve
bo bo konuulmasn da bir tehdit olarak alglamak
durumundadr. imdiye kadar ancak dinsel bir dil kul
lanldnda kendine yeterli ve uygun bir aynmlatrc
ifade bulabilen ahlki serencamlar; neredeyse unutul
mu olup da ikin olarak aranmakta olan kurtarc bir
formlasyona varldnda kendilerine genel bir yank
bulabileceklerdir. mhakar olmayan bir seklerleme

ancak aktarm kipinde gerekleebilir. rnein bazla


r, insan embriyonuyla olan mnasebete ilikin tart
malarda Yaratl 1:27'ye gndermede bulunmaktadr:
'Tanr insan kendi suretinde yaratt; onu Tanr sureti
olarak yaratt.' 'Kendi suretinde' ifadesini anlamak
iin, sevgi olarak var olan Tanr'nn Adem ve Hav
va'nn ahsnda kendi suretinde zgr varlklar yarat
tna inanmak zorunda deiliz. Zira bakasn bilmek
sizin sevgi, karlkl sayg olmakszn zgrlk var
olamaz. nsan suretindeki bu karlkllk da bizatihi
zgr olmaldr, eer Tanr'ran ltfkar ilgisine kar
lk verilmek isteniyorsa. nsanolu Tanr suretinde ya
ratlm olduu halde, teki insan da kukusuz Tan
r' nn mahlkat olarak tasavvur edilecektir. Menei iti
baryla insan Tann'yla eit olamaz. Suretin mahlkat
oluu, dinsel konularda pek olumlu dnmeyenlere
bile bir ey ifade eden bir sezgiyi dile getirmektedir as
lnda. Hegel Tannsal 'yaratlma' ile Tanr'dan salt 'do
ma' arasndaki ayrm fark etmiti.98 Tanr'nn 'zgr
insanlarn Tanr's' olarak kalabilmesi iin bizlerin ya
ratanla mahlkat arasndaki snr ortadan kaldrma
mamz gerekir. Ancak o zaman Tannsal biimletirme,
insann zbelirleniminin kucana den bir belirlenim
anlamna gelmez.
98) Oysa onun 'doma' dncesi, doay kendi iinden 'darya
brakan' mutlak ide kavramyla karlanyordu. Bkz. Hegel, Vorle
sungen ber die Philosophie der Religion II, Werke c. 17, Frankfurt am
Main 1969, s. 55 vd. ile 92 vd.

Tanr ayn anda hem yaratc, hem de selamet verici


olduundan yaratc bir teknisyen gibi doa yasalarna
ya da bir enformatiki gibi belirli kodlarn kurallarna
baml olmak zorunda deildir. Tanr'nm hayat veren
sesi ncesel olarak ahlaken hissedilen belirli bir evren
iinde iletiim kurmaktadr. Bu sebeple Tanr insan ay
n anda hem zgr klp, hem de ona zgrl bir
dev tayin etmek anlamnda 'belirleyebilir.' Oysa ya
ratma kavraVinda varsaylm olan ayrmn ortadan
kalkp, yerine bir grup tasarmcnn getii durumlar
da nedensel olarak tasavvur edilen bir bamllktan
ok farkl bir eyin oyuna dahil olduunu anlamamz
iin teolojik varsaymlara dayanmak zorunda deiliz.
Yani, bir insan annebabasmdan gelen kromozom seti
nin tesadfi kombinasyonuna, ilgili tekilerin rzasn
en azndan zmnen varsaymadan kendi nceliklerine
gre mdahale ettiinde byle bir durumla karlal
m olur. Bu yaklam, daha nce ele aldm bir soru
yu ortaya karmaktadr. Baka bir insann doal ken
diliini kendi isteine gre belirleyen o ilk insan, farkl
lklar teminat altna alan eitler arasndaki zgrlkle
ri de imha etmi olmaz m?

Gnm zn b iy o -te k n o lo jik ve genetik g elim e le ri, insan d o a sn n


g elece ine ilik in pek ok tartm ay b e ra b e rin d e getiriyor. Bu biy oteknolojik g elim e lerin felsefi, etik ve s iy a s a l so n u la rn ele ala n
Habermas'n ynelttii en arpc sorularn ba nd a, insann tasarmcsnn
Tanr ya da baka bir yce varlk d e il, yine bir insan olm asnn, insann
kendini ta n yp bilm esi a s n d a n nasl bir sonu d o u r a c a g eliyo r.
insan bir 'tr' v a rl olmas g ereind en hareketle ele ala n H ab erm as,
'iyi ve doru hayat srme'ye ynelik felsefi-metafizik sylemlerin tkendii
bir a d a b iy o -te k n o lo jin in ve onun temel tahrik gc olan geneti in
sunduu im knlarn bir kez d a h a deer ve etik so ru n la rn , am a bu sefer
ba m b a k a b ir boyutta so rg u la m a m z g erektiini savunuyor. O nu en ok
ra h a tsz eden durum ise, felsefenin bu so ru la r k a r s n d a k i se s s iz li i.
Pratik felsefenin adalet kuramlar tartmalar iinde tkanmasn eletirip,
a h l k n 'tr-etiksel' bir a n la y iin d e ele a ln m a s g erektiini savunan
H ab e rm a s, doal y o lla r d a n byyp gelien ile insan elinden km ak
suretiyle var olan insan doasna ilikin son derece arpc akl yrtmelere
yer v e rirk e n , insan d o a sn n a r a s a lla t r lm a s n a kar k y o r, b iy o teknolojik tasarm a d a y a l insan hayat modelinin a c z in i g zler nne
seriyo r ve a m z a uygun bir 'kendi olma im k n 'n n han gi felsefi ve
etik temeller zerine oturmas g erektiini sorguluyor.
nsann yaam kalite sini arttrc genetik ve b iy o -te k n o lo jik gelim elerin
k a r s n d a o lm a y p , d a h a z iy a d e bu g elim elerin felsefi ve etik a d a n
dikkatle ele a ln m a s g erektiini v u rg u la y a n H a b e rm a s, bu son
a l m a s y la , bilim -felsefe ilikisin e yeni ve d erin lik li bir boyut katmakta
ve in san ya k n gelecekte bekleyen en cid d i varolu so ru n la rn d a n biri
ka r s n d a uya n k o lm a ya a rm a k ta d r.