Welcome to Scribd, the world's digital library. Read, publish, and share books and documents. See more ➡
Download
Standard view
Full view
of .
Add note
Save to My Library
Sync to mobile
Look up keyword
Like this
2Activity
×
0 of .
Results for:
No results containing your search query
P. 1
Kemal Tahir - Namuscular

Kemal Tahir - Namuscular

Ratings: (0)|Views: 334|Likes:
Published by carpe_diem_23272134

More info:

Published by: carpe_diem_23272134 on Jan 06, 2013
Copyright:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See More
See less

05/16/2013

pdf

text

original

 
Kemal Tahir - Namuscular - Malatya Cezaevi NotlarıBİLGİ YAYINLARI : 200KEMAL TAHİR MALATYA CEZAEVİ NOTLARI: I Namuscular Birinci Basım Ağustos 1974BİLGİ YAYINEVİÎÇİNDEKÎLER Birkaç Söz.............................................................................. 7Bilgi Yayınevinin Notu........................................................ 9 Namuscular 1973................................................................11Malatya Notları 1945 ......................................................... 83Telgrafçı Abdürrahim........................................................ 231Şeyh Süleyman Efendi .........................................................369BİRKAÇ SÖZ1973'de, 20 Nisan'ı 21'e bağlayan gece, sabaha karşı 5,30'da Kemal Tahir bir daha açmamak üzere gözlerini kapadı ve bizi ebediyen terketti. Her şeye rağmen beklenilmeyen korkunç bir olaydı bu, anî olarak geldi ve bizi şaşkına çevirdi.Kemal Tahir hiç bir şey söylemeden, hiç bir vasiyette bulunamadan aramızdanayrıldı. Ancak bu büyük romancı bütün söylemek istediklerini, romanlarındahemen hemen söylemişti.Arkasında bir sürü sarı defterle, yarım kalmış birkaç roman bıraktı. Bu bırakılanları, biz, elimizden geldiğince hiç değiştirmeden yayınlamayaçalışacağız. Değiştirmek, ya da tashihde bulunmak bizim haddimize düşmez.Bazı yerlerde, çok samimî olarak, «Kemal Tahir öleli bir yıl olduğu halde, hiç bir şey çıkmadı», diye yayında bulunuldu. Ne var ki bıraktıklarını sırayakoymak, eski yazıdan yeni yazıya çevirerek daktilo etmek, pek de sanıldığıkadar kolay olmadı. Bir hayli uğraştık. Şimdi, aşağı yukarı bir şeyler meydanaçıktı: Beşer yüz sahifelik, not halinde bırakılmış beş büyük roman:«Namuscular», «Dam Ağası» «Hür Şehrin İnsanları», «Sakin Bir Memleket», ve«Bir Mülkiyet Kalesi». Bunlar yayına hazır, imkân buldukça, sırasıyieyayınlayacağız.Bu romanlarında Kemal Tahir, gazeteci Murat'ın kişiliğinde daha çok kendiyaşantısını dile getirmiştir. Sahife kenarlarına koyduğu notlardan anlaşıldığınagöre, bütün mahpusların uyuduğu korkunç hapishane gecelerinde sabahlarakadar çalışarak bu sarı defterleri üst üste yığmış, korkunç hapishane yıllarını,oradan oraya sürülmelerini tadına doyum olmayan türkçesiyle anlatmıştır.Anadolu hapishanelerinin koyu zindanları, gerçek insan sömürüsü, mahpuslarınıstırapları, sevinçleri, heyecanları, bütün bunların hepsi otantik olarak 
 
verilmektedir. Kişiliğini yapan görülmemiş cesaret, metanet, soğukkanlılık,şakacılık ve insancıl davranışlar, bu romanlarında da açıkça görülüyor.Elimizde, bu hapishane notlarından başka, bitirmeye ömrünün vefa etmediği«Topal İhanet», «Batı Çıkmazı» gibi iki dev romanı mevcut. Bunları daimkânlar nisbetinde değiştirmeden yayınlamayı düşünüyoruz. Ayrıca «Tarih Notları»nı da yayınlayacağız. Bu notların beş yüz sahifesi zaten sağlığındadaktilo edilmişti. Bundan böyle eski yazı olarak kalan kısımları da daktiloedilecektir.Bu vesileyle burada, Kemal Tahir'den geride kalanların hazırlanmasında bizdenyardımlarını esirgemeyen Dr. Sabire Dosdoğru'ya, Nihat Ülken'e ve bu notlarıyayınlamakta büyük gayret gösteren Kemal Tahir'in editörü Ahmet Tevfik Küflü'ye teşükkür ederim.Türk edebiyatına ve dünya edebiyatına ölmez eserler bırakarak giden KemalTahir'in ellerini saygı ile öperiz. Sağol.Eşi Semiha Kemal Tahir BİLGİ YAYINEVİNİN NOTUBüyük romancı Kemal Tahir'in ardında bıraktıklarını düzenli olarak yayınlamayıamaçlayan Yayınevimiz, ölümünden sonraya kalanların ilki olarak «Namuscular»ı sunuyor. «Namuscular» yazarın «Malatya Cezaevi Notları’nınilk kitabını oluşturmaktadır. İkinci kitap ise «Karılar Koğuşu» başlığı altındayakında yayınlanacaktır.Kemal Tahir, cezaevi yıllarında tuttuğu bu notlardan, daha o zaman bir romançıkarmıştı. Son yıllarında, bu ana metni bir roman bileşimi için temel olarak kullanmayı kararlaştırmış, 1973'de esere yeniden el atarak bu ^kitabın başındaki bölümü oluşturan yeni bir romanın ilk sahifelerini yazmıştır. «Namuscular’ın buyeni biçimini bitiremeden öldü.Kitabın sonraki bölümleri 1945'te Malatya Cezaevinde yazdığı metni bütünüyleiçermektedir. Ayrı ayrı zamanlarda yazılmış ana metinle, onun başına aldığımızson çalışmanın karşılaştırılması, Kemal Tahir'in gerek dil, anlatım, gerekseroman mimarisi yönünden geçirdiği değişikliklerin kavranmasına yardımcıolmaktadır.Yayınevimiz hem anısına duyduğu saygının bir belirtisi olmak, hem de bu ilginçkarşılaştırmayı sağlamak bakımından, Kemal Tahir'in ölümü dolayısıyla bitiremediği 1973'deki çalışmasını bu kitabın ilk bölümü olarak sunmayı uygungörmüştür. Onu 1945'de yazılmış olan «Namusculan’ın tamamı izlemektedir. NAMUSCULAR 1973Mazmanoğlu Hacı Aptullah bir haftadan beri, yani on iki yıl ağır hapis cezasınınüç ay kaldığını anladığı günden beri yerinde duramıyordu. Mahpus damındamahpus milleti aklını sıçratıp sayı saymayı unutarak ayı günü birbirinekarıştırmadıkça bin yıl cezası olsa kaçını yattığı, çıkmaya kaç gün kaldığı üresi
 
üresine bilir, bilmekten başka apansız sorulsa, hiç duraklamadan aynen askeriyeusulü hazır ola gelerek tekmilini verip savuşur.Mazmanoğlu Hacı Aptullah o sabah da rahat uyanmış, gerinmiş, esnemiş bir cigara yakıp bu günü sayarak ne kadar ceza kaldığını, her günkü gibi hesabavurunca apansız tam üç ay cezası kaldığını anlayarak «hıh» diyerekten soldirseğine dayanıp kalkınmıştı. «Ceza üç aya... Hey koca tanrı ne demektir bu?Cezayı biz tepelemişiz yahu! On iki yılı on iki başlı yılan ejderhası gibitepeleyip savuşmuşuz koca tanrının desteğiyle... Oh ki gücünekuvvetine kurban olduğum koca tanrı...» işte davranış o davranış! Yatağıdirsekleyip yekinme o yekinme! O gün bu gündür uyku muyku, yeme içme,gülüp eğlenme hatta adam gibi öfkelenip ağız tadıyle dalaşma hak getire... Her  bir işin yarısında, «Aman üç aydan gün aldık. Ya nedir koca tanrı... Biz bu on ikiyılı sakın çiğnedik geçtik mi sayende gırtlağından kavrayıp yere çaldık mı?»diye elini bir zaman dizlerine bir zaman yanağına vuruyordu. Yeni huylar  peydahlamıştı ki, mahpus milletini şaşırtan huylar peydahlamıştı. Damaoynarken oyunu yarıda bırakıp hemi de tam şu kadar taş kıraraktan damayaçıkacağı yerde bırakıp «Of of nedir hey allah!» diye sıçrayıp kalkmalar  peydahlamıştı ki o sıra mendili kafasına yetiştirmese yarım metrelik yazmamendil suya sokulmuş gibi terden ıpıslak kesilmekteydi. Sazı çalarken, «Vayki vay! Bizim saz maz nemize ey ihvanlar!» demesiyle fukara sazı duvaradayarken kırayazıp elleri apış arasında imleyerek iki büklüm savuşuyordu.Voltaya düşmüştü. İlleki herkes yattıktan sonra aralık voltalarına düşmüştü kifırt fırt gidip gelmesinden kovuşlar uykuyu yitirmişlerdi. Voltaları başkacagitgide kısaltıyor, dört adıma belki de üç adıma indirip durduğu yerde topaç gibidönüyordu. «Nedir?» diyenlere karşılığı, «Yanıma bir namussuz gelipkoşulmasın diyerektir emmi!» deyip fırt diye dönüyor, başını biraz sallayarak voltayı bıraktığı yerden kapıyordu. Aslında yemekten içmekten de kesilmişti.Yemeğin ortasında iştahı baltalanmış gibi kopuyor, bir lokmadan önce, iki saatiçli köfte yesem doymazım sanırken ikinci lokmayı bir türlü yutamıyor, neyapacağını şaşırarak ağzında dolandırırken kusası geliyordu. Lokma surdakalsın, bir bardak suyu bile artık ağız tadıyle içerek yürek yanıklığınısöndüremez olmuştu. Bardağın tam yarısında şap aklına eve göndereceği haber geldi mi, suyu muyu bırakıp selâmlık kapısına koşuyor, geceyse voltayı ele alıpsabaha kadar hışır hışır fırlanıyordu.Hasılı Mazmanoğlu Hacı Aptullah Bozo, on iki yıl cezanın üç ay kaldığınıanladığı günden beri, Malatya Cezaevinde anasını yitirmiş kuzuya dönmüştü.Sabahın erkeninde canını kovuşlardan cümle kapısı tarafına atıyor, her sözekarışırım sanıp, «ha hi» diyerekten şuradan şuraya seğirtip kasabadan haber soraraktan debeleniyordu. Bu zamana gelinceye kadar saygılı mahpuslardaniken bir aydan beri önce gardiyanların sonra da meydancıların daha sonramüdüriyet kısmında cümle kapısının iki yanında bulunan karılar koğuşuyleçocuklar koğuşunun maskarası olmuştu. Mahpusanede olup bitenlerle bütünilişkisini tamamıyle kesmiş gibiydi. Eskiden pire zıplasa seyirtip sonuna kadar 

You're Reading a Free Preview

Download
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->