),.

,

I

IlLAHiYAT 'PAKiiLTE i
D€RGiSi
ANKARA fiNivERSiTESi iLAHiYAT FAKULTESi TARAFINDAN YILDA BiR f;IKARILffi

D.vol/$?

I
i

I.

I
I
I

TURK

TARiH

KURUMU

BASIMEVi-ANKARA

1961

KuRAN-I KERiM'DE trcuncu SARIS ZAMIRiNiN ~ , i~ARET ZAMIRi OLARAK KULLANILI~I
(XVII. $arkzyydtcllar. Kongresine sunulmus TaM HOSEViN Kdhire Edebiyyat Fakiiltesi Profesiirii Cev.: MEHMED HATiBOGLU Arap gramerinde, iie;iincii §ahls zamirinin kendisine tekaddiim eden isme, daima tekabul etmesi gerektigine dair degi§mez bir kaide vardir. Bu isim, metinde ya sarahaten zikredilmis, yahud bizzarfire ve vazihen konulmus olmahdrr. Zamirin, aym kaide geregince, kendisine mukabil olanla cins ve sayica mutabakat etmesi icap eder. Gramerciler, salus zamirinin tam esasiru ifade eden bu kaidede istisna kabul etmezler 1. Bununla beraber, Kur'an dikkatlice okunursa gorulur ki, biitiin iie;iincii salns zamirlerinin, kendilerine tekaddum eden ve onlarla cins ve sayica mutabakatte bulunan bir isme gercekten muadil olduklarr oldukca uzak bir keyfiyettir. Zamirlerden oyleleri vardir ki, metinde hicbir §eyle katiyyen mutabakat etmezler, digerlerinin ise zahiri bir mukabili vardir, fakat onunla ya hie; etmez, yahud kismen mutabakat ederler. Sunu itiraf etmek gerekir ki, §arifler ve dilciler, boyle pek cok metinleri gramer kaidesine uydurmak icin, gorulmemis bir gayret sarfetmislerdir, Baska ttirlti yapmak caresi kalmaymca, kelimeleri takdir etmek ve onlan icadetmek maharetini gostermislerdir. Kendilerini eziyyete sokmuslar, ve bazan bizzat metni altiist etmislerdir. Ve bununla beraber mezkfir zamirler muannid bir halde kalrmslardir. Hal boyle iken Kuran-i Kerim'in, biitiin mevsuk §iir ve nesirlerden daha evvel Arap gramerine temel vazifesi gordiigiinde §iiphe -yoktur 2 •. Gramer kaidelerinin takviyesi icin zikredilmis olan siirfnetinlerinin, Kuran-i Kerim'ce te'yid edilmis boyle bir gramer kaidesinin siir tarafindan da te'yid edildigini gostermek icin ekseriya i§ isten gectikten soma icadedilmis olduklan intibai da vardir Halbuki iie;iincii sahis zamirlerinin hali busbutiin bunun aksinedelildir. Bizi mesgul eden gramerkaidesi, §iirle tam mutabakat halindedir ama, Kurani metinle hie; te uyusmamaktadir. Bu defa, gramerciler, zamir kaidelerini koymak icin Kuran'Ia mesgul olmaksizm yalmz siire dayanmislardir denebilir mi? Bugaripgorilnttyor. Daha garibi ise, bir baska mulahazarun nazar-i itibare almmasi hali: yani, kaide, yalmz §iir iizerine tatbik edilmez, fakat ister islamdau once veya vahiyle muasir olsun, isterse Emeviler devrinin mahsulii bulunsun.ibtittin nesir metinlerine tatbik edilir. Demek Kuran, ama yalmz Kur'andir ki gramercilerin dikka tli tahkikinden kacrmstir? . Nitekim II. ve III. asrm nice dilcisiniri Kuran'm arap lisamna en mtikemmel ornek oldugunu ispat etmiye cahsnklan bilinmektedir. Bunu hem miiessirvesaf bir
s.

teblig)

1

zamirin

Eski metinlerde bulunan seyrek istisnalar, ne ismin ne de zamirin mutabakatine raci olup, ancak ciimledeki yerine aiddir. Bazan zamirin isimden evvel geldigi goruniirse de, hakikatte ve hie; Zaten bu mesele, biitiin gramerlerde, olan eserim J.o>~1 ~.)':}IJ s. lIg, j.<.UJI bahsinde Kahire I927. ve mil-

olmazsa mantiken isim once gelmektedir. kemmelen islenmistir, 2 Bk. Islamdan
3

evvelki edebiyat

uzerine,

Bk. 1]:1irici Nafi' tarafmdan sonralan genislemistir,

IbntAbbas'a

tevcih edilmis sorular,

.)_;;J!

j..lSJl de nakledilmis

MEHMED HATiBOGLU

sekilde yapryorlardi, zira, Kuran lisanmm ve nahvinin biltiin eski §airlerde bulundugunu iyice gostermek icin, Kurani sekillere muadil §iir parcalan icadetineye kadar gitmislerdir. Fakat vuzfiha varmak lazimdu-: bunlar, ticuncu §ahlS zamirine teallnk eden hususta, mukaddes metni yakmdan tedkik etmernislerdir, aksi takdirde, yuzlerce Kurani metinle nakzedilmis bulunan bir kaideyioldugu gibi muhafaza etmek, onlar icin miimkiin olmayacakti. Soyle denilebilirdi: kaide gercek olarak kahr, Kurari'da gordiigumiiz seyler, ancak vahyedilmis metne has hususiyyetleri gosterir. ilk fikrimin bu oldugunu itiraf ederim. Ama bu nevi hususiyyetler tabiatile de nadirdir; mevzu- . Ian ve nazil olduklan ahval ne olursa olsun, surelerin hepsinde, onlara 0 kadar sik rastlamlmayacakn ki. Burada, Arap nesrinin edebi bir san' at haline geldigi anda umumi olmasi gereken bir .hadise var. Nesir, bilhassa bu devirde, konusma diline ziyadesile medyundur, Ve Kurari'da rastladigmuz hadiseyi Peygamberin, ilk halifelerin ve 1. am hatiplerinin hadisleri ve nutuklarmda oldugu kadar §iiphesiz konusulan lisanda da tesbit edecektik, eger btitiin bunlar, Kuran metni kadar incelik ve ashna sadakatle bize ulasmis olsaydi. Maalesef biitiin bunlar, muhafaza edilmis olmaktan cok rivayet edilmistir ve zaten bize de ancak bir kisrru kalrrustir 1. Demek ki, 0 devir Arap nesrinin .tek sahih metni olarak, Kuran'i nazar-i itibare almak mecburiyetindeyiz, Onda tesbit ettigimiz gramer vakialari, Kureys lisanimn umumi vakialandir. Gene kabul etmek mecburiyetindeyiz ki, gramerciler gramerlerini, billiassa zamire tealluk eden hususlarda siire istinad ederek yazmislardir. Bundan baska, onlann koydugu sekilde zamire aid kaide hakkinda, Kuran'a tatbik edilince artik dogru degildir denebilir mi? Hayir. Kaide tamamen dogrudur. Yalmz kifayetsizdir. Filhakika Kuran'da III. sahis zamiri, kendinden evvel gelen isme her zaman uymakta ve onunla cins ve sayica mutabakatte bulunmaktadir, Fakat bu, zamir yalmz hakiki salus zamiri oldugu zaman dogrudur. Halbuki her zaman boyle .degildir, ve her ne kadar aym sekli muhafaza etse de, muhtemelen eski, pek eski §iirde sahib olup sonradan kaybettigi bambaska bir mana kazanmaktadir, Iste bu, i§ariyye • manasidir. Biz, kaideyi asan ve §oylece tertip edilebilen zamirlerin muhtelif tabakalannda bunu meydana cikarmayi tecribe edecegiz : I. TABAKA Kuran'in nazil oldugu ahval, Peygamberin yapdlgt devre, Kuran'm hitabettigi ve bahsettigi kimseler ve kullandigi lisanm tavn nazar-i itibare ahrursa, Mukaddes Kitab'da i§aiiyyenin, bilhassa hitabi kisnnlarda miihim bir rol oynamasi icabettigi miikemmelen anlasihr, Mesela,Peygamberin Mekke'de ikameti sirasmda kendisile hemsehrileri arasmdaki miicadele cetin, ve polemik siddetliydi. Kuran'm her defasmda bahsettigi muarizlaruu isimlendirmesi liizumlumuydu? Umumiyyetle dtlsmanlarmca oldugu kadar Musliimanlarca da gayet iyi tamnan kabile isimlerinin, kabile reislerinin ve diger §ahsiyyetlerin yerine zamir kullanmak daha basit, daha muciz ve daha zarif olmazmrydi? Kureysliler, daha dogrusu reislerinden ii<; veya dordu Peygambere
1 Gramerciler hemen hemen §UllUll uzerinde hemfikirdirler : Bir gramer kaidesini teyidetmek icin Peygamberin hadislerine istinad edilemez. Qiinki bu had isler, metin bakimmdan aynen nakledil-

mis degildir. Bu polemik, ($.)I~I .J.)lAJl~ , y.)")JI;;;\ j>- nin mukaddimesinde hulasa edilmistir. 1. asir nutuklarma gelince, zannederim onlarm yalmz esaslari muhzfaza edilmistir . .Onlara bizim bildigimiz sekilleri II. asrm tarihci ve hatipleri vermislerdir. Thucydide, Tite-Live yahut Tacite'teki eski Grec ve Romain hatiplerine atfedilen nutuklara benzemektedirler.

I

KURAt'l-I

KERiM'DE

UQUNGO ;;AHIS

igfalkar bir sual sorduklan ve Kuran bun a cevap vermek istediginde : Abu Sufyan, An-Nadr Ibnu'l-Harig, Ubayy ibnu tfalaf, Abu Cahl ve fulan mevzfida sana soran digerleri, diyecek yerde: Onlar sana sorarlar; .. demesi, daha yiiksekten cevap vermek olurduo Onlar, zira, gizlice degil bilakis umumi meydanda sorduklarina gore, herkes onlan biliyordu. Peygamber Medine'ye hicret ettigi ve Yahudiler suallerle taciz .et,tikleri zarnan, aym sekilde Kuran, cevabmda soranlann isimlerini zikretmernistir. , Herkes bu salnslan goruyor, isitiyor ve tanryor oldugu icin, onlar zamirile iktifa edilmistir. Kendilerine tekaddiim edilmeksizin Kuran, isimlerin yerine zamirleri ,bu kadar sikca kullamyor olduguna gore, beyan etmek gerekir ki, Mekke ve Medine devrinde konusulan dilde de bu boyleydi, Zamirin isim yerine ayru kullamhs hali, ne Mekke'li mtisrikler ve ne de Medine yahudileri olup fakat, §u veya bu §e~'i mesele hakkmda Peygambere damsmaya gelen, §u isin munasip olup olmayacagi iizerinde onun nezdinde malfimat edinen, boyle veya §oyle bir hareketin Allah ve Resulu nezdinde makbul olup olmadigmi ondan soran pek saf Miisliimanlarda da goriilmektedir.' Onlan da herkes biliyordu. ' Emin olarak soyleyebiliriz ki: "Sana soruyorlar- "~U.)"l L.... ~" ciimlesinin gec;tigi biitiin ayetlerde onlar zamiri, yalruzca onlar yahud bunlar, d!J _,I veya .:1y. i§aret deger ve manasiru tasimaktadir. Bu §ahlslann huviyyeti hakkmdaki malumati rivayet ve Sireden edinmekteyiz '. Fakat hiiviyyet miihim oldugunda, Kuran onu zikretmeyi ihmal etmemistir, Mesela §u rastladiklanrmz boyledir : "Ehl-i K~tiib sana §unu sunu soruyor ...". "Halk senden kryamet hakkmda soruyor". Zamirin mutadyerinde ismin kullamlrms 'olmasi, hususi bir manaya delalet etse gerek; "Ehl-i Kitab sana soruyorlar" dendigi zaman, yalmz Medine Yahudilerinin mevzu-i bahs olmadigim, fakat daha muhtemelen, Mtlsliimanlarm tammadigi diger Ehl-i Kitab'm da buna dahil oldugunu kabul etmek icabeder. "Nas senden kryamet hakkmda soruyor" ele ahmrsa, burada mevzu-i bahsolamn _Mekke musrikleri degil, fakat diger memleketlerdekiler oldugunu farzetmek gerekir. Hakikaten b~ cesit ayetlerde, onlar zamirinin, Peygamberin Mekke veMedine'de temasta bulundugu kimsele~e aid bir ozel isim mevkiine gectigi sezilmektedir. Hatta Mekkelilerle, Medine Yahudilerile ve Medine munafiklarile olan uzun uzadryapolemiklerde Kuran, sahislan isimlendirmekten ihtimamla cekinmekte, ve ozel isimlerin yerine tipleri ikarne etmeye cahsmaktadir. Bunlar:"kafirler", "rnusrikler", "Ehl-i Kitab" yahud "munafiklar" tabirleridir. Kuran'm ism-i mevsullerle tesbit ettigi daha az umumi ve~daha az miibhem tipler de vardir: "Soyle diyen yahud §oyleyapan kimse ... " gibi. Kuran bir defa tesbit ettikten sonra artik onlan ismen zikretmez. Onlardan bahsettigi zaman, sahis zamirini isaret manasmda kullanmakla 'iktifa eder; bu, daha mucizvdaha kullamhsh 2, ve bilhassa daha ziyade tesirlidir. 'Binaenaleyh, musriklerle, Yahudilerle yahud da munafiklarla olan polemikleri nakleden yahud onlara cevap veren biitiin ayetlerde, ne zaman metinde gec;en bir isme tekabtil etmiyen yahud onunla cins ve sayica mutabakat etmeyen bir zamire rastlamhrsa, bu zamirin, bir isaret zamiri oldugu ikrar edilebilir ",
Bk. J._r..Jl LlW:11 c. II, s. 16g-177, ahire 1278. K • L 'W"I - Bk. ~.r.-" II U ~ C. II, S. 170. 3 Bk.: II, (75, 102, 142, 170, 18g, 210, 215,217, 21g, 220, 222)-III (159)-IV (8g, 101, 102, II7, 120,127,140)-V (4)-VI (138)-VII (187,Igo)-VIII (I)-XI (35)-XIII (5, 13)-XIV (46) -XVI (62,79)-XVII (85)-XVIII (83)-XX (I05)-XXIV (47)-XXV(2).,-XXVI (3)-XXXVII (11)-XLIII (20)-L (2)-LXXVIII (I)-LXXIX (42)-LXXXIV (20) -LXXXVI (15)LXXXVIII (17).
1 """ ..... J

_"0 ,..

f

I
MEHMED HATiBOGLU

II. TABAKA Allah, Peygamberin muanzlarmdan §u veya buna yahud digerlerine hatta Miisliimanlara hitaben Kuran'dan bahsederse, her zaman onu ismen zikretmez. Hatta ondan, nisbeten pek az bahseder. Umurniyetle, 0, yahud onu zamirini kullamr: "Biz onu vahyettik." "0 haktir." "Biz anu inzal ettik." gibi. Bu herkesce bilinmekteydi. Kuran, ancak Kuran'm isirnlerine herhangi bir maksad dogrudan dogruya taalluk ettigi zaman (Kitab), (Vahy) veya (Zikr) diye isimlenmistir. Demek ki, metinde zikredilmemis Kuran kelimesine tekabiil eden zamir, §iibhesiz bir i§ariyyedir 1. III. TABAKA

Zikrigecmis yahud mecburi olarak zimnen anlasilrrus hicbir isme tekabul. etmiyen fakat, vazlhen Peygambere muadil olan 0, ana, onu gibi zamirlere bir cok defalar rastlamhr. Bunlar, muanzlanmn kendisi hakkmda az veya cok diismanca diistinceleri mevzu-i bahs oldugu zaman Allah'm, kendisine cesaret vermek, tesvik etmek vebazan da ta'yib etmek icin hitab ettigi Peygambere racidir, Bu zamirler §iiphesiz i§ariyyedendir 2. IV. TABAKA Herhangi bir nokta-i nazar zimnen ifade edilmis ve buna dair soyle fiil yahud boyle bir vaziyet sena edilerek serdedilmis olduktan sonra Kuran, bu kendine has olan umumi tarzt beyana <;ah§tI~ zaman, nokta-i nazara, vaziyete yahud tavsiye edilen fiile tekabiil eden zamirlere rast gelinir; fakat nokta-i nazar, fiil, hareket hie zikredilmemistir; hatta tafsil edilmistirvBu zamirler, mezkur yahud zimnen ifade edilmis bir isme tekabiil etmemektedirler. l§te bunlar i§ariyyedir. Burada bir misal vermek belli luzumlu olacak; II, 149,. ayet ki bunda Allah, Peygambere kiblenin degismesini emretmektedir, §Usekilde:
0,

"Nerderi cikarsan cik, yiiziinii Mescid-i Haram cihetine dondiir, ve muhakkak Rabbinden gelen bir haktir, ve Allah yaptiklarmizdan gafil degildir" 3.

O,zamiri, mezkur yahud zrmnen ifade edilmis bir ismin yerini tutmuyor; Musltimanlara yiizlerini Mescid-i Haram'a cevirmelerini bildiren emri temsil ediyor. Su halde bu, Rabbinden gelen hakikattir. Gramerciler ve mufessirler, bu cesit zamirlerle karsrlastiklari zaman, zamm, .ernir veya nehiy bildiren fiilin zimni masdanna tekabtil ettirmek maharetini gosterrni§lerdir. "Adilolunuz 0, takvaya daha yakmdir." 4 ayeti, dagru almak takvaya daha yakmdir, manasma delalet edecekti. Arria mevzu-i bahs olmayan bir rnasdan zrmnen ifade
1 Bk.: II (97)-VI (25,6g, !O5,IIo)-XI (35)-XVII (105)-XVIII (57)-XIX (97)-XXI (5)-'-XXII (16, 55)-XXVI (lg2)-XXXVI(6g)-XXXVIII· (86)-XLIV(58)-LII (33)-LVI (77)-LXVIII (52)-LXIX (40)-LXXIV (54)- LXXX(12)-LXXXI (lg)-XCVII (I). 2 Bk.:VI (37}-IX (40)- XI (35)-XIII (7,27)-XvI (103)-XXI(5)-XXIII (67)-XXIX (50)-XXXVI (6g)-LXXX (I).

~
3 ~

J~

J-

.Gl
;::.....

-0J~r:..:..J
4

«I.SJO~-;;~~ ~ ~:fl

G JJ~~ J'&i C. J -~~ -

....

J

-

il~:J,:1..t.~:":Jl
....

-

;k:,;, -c..e;~J-J:J:9 ::':':(J:>' ~:::>- 0_" J 4 • J
0

o:_'-'-

:J~ l)_~l_n

-

KuRAN~I KERiM'DE UQUNCU ~AHIS

153

etrnek neden? Zamir, tarnarnenbir i§ariyyedir: 'Adil olunuz bu, takvaya daha yakmdir. Oyleyse hernen kaydedelirn, eski grarnercilerin ve mufessirlerin zimni bir rnasdara tekabiil ettirrnis olduklan btittin zamirler, i§ariyyedir 1. _

V.TABAKA
.Uctmcu §ahlS zamirlerinin diger bir tabakasr, grarnercilerive rni.ifessirleri oldukca milskilata sokmustur, Zira, bir yandan bu zarnir hie mutabakati olmaksizin, kendinden evvel gelen ismetekabul etrnekte, bir yandan da, kendisile tarnarnen mutabakat halinde olarak mantiki ve bilfiil takibettigi bir isrne muadil olmaktadrr, Bu zamirleri kaideye sokrnanm imkansizhgi, grarnercilerin ve rni.ifessirlerin hunerlerini ellerinden almistir. Onhirdan bazilan, bu zamirlerin i§ariyye krymet vernanasmda olduklanm itiraf etrnek mecburiyetinde kalmisnr. Bunlar yani, belirsizler denen za-

0C:~:; ..

mirlerdir ki, onlan izahetmek icin baska seylere de ihtiyac vardir. Buna dair bir misal, IV, 4. ayette bulunmaktadir, bunda soyle deniliyor: "Kadmlara dugun hediyelerini gonul nzasile veriniz, eger Ondan bir kismma razi olurlarsa, onu yeyiniz ..." 2. _ zamiri, uOJ...c.., kelirnesi cemi miiennes oldugu icin buna baglanarnaz. Za-

o ./

mahsari acikca soyluyor ki 3 buradaki §ams zamiri, i§aret zamiri yerindedir. Daha uzaga giderek anlatryor : bir dilci, meshur Ru'ba'nm §U beytinde ge<;en benzer bir zamirin izahim §airden soruyor. ~

•J~I

~:;:j _..L1!' ~

J

t;-es--

.~~ J }fj:" .:;:,0

1,;~ y

Ru'ba, onunla bu .!.~_) dernek istemis oldugu cevabmda bulunuyor. Dernek ki, u<;uncu sahis zamirinin isariyye yerinde, siirde oldugu gibi Kuran'da da kullamlabilecegini eskiler ibizzat bilrnektedirler. Bildikleri halde onlann grarner ve serh hususlarma §amil buttin neticeleri cikarmamis olrnalan hayret vericidir. Zamahsari yukanda zikri gecen parcada, salus zamirinin Kuran'da i§ariyye veya i§ariyyenin zamir yerinde kullamldigim soyler gorunmektedir. Zamirin yerine kullamlrnl§ isariyyeye misal olarak su ayeti gosteriyor, III, 15 ki burada ge<;en~_) bu kelirnesi, 14. ayette sayilrrus bulunan fikirlere tekabtil eden L:. kelirnesi yerine kullamlrmstir. o buna daha etrafh ve acik' bir misal verebilirdi. Bu, IV, 2+ ayette ge<;en i§aret zamiridir ki bu zamir, IV, 22 ve 23. ayetlerde siralanmis olan, kendisile evlenilemiyecek kadmlara tekabul etrnektedir. Buradaki i§aret zamiri, _ hicbir §liphe imkam birakmaksizm .:r salus zamirinin yerine gecmektedir, Fakat hadiseye isaret etmis olan Zamahsari, onu derinlestirmemis, ve ondan, gereken butun neticeleri cikarmarrusur. Zira, mufred rnlizekker olan i_) i~aret zamirinin

p_)

p_)

1 Bk.: II (144,282)-III (124,125,126, 173,180)- IV(2, 66, 140,157,158, I59)-V (4S)-VI (68, 112, 121, I37)-VIII (10, 73)-XII (68)-XVI (IIO, I26)-XIX (g, 2I)-XXI (I !I)-XXII (30,32, 54)-XXIV (28)-XXVI (110,127,145,164,I80)-XXX (27, 5I)-XXXIII (S)-XXXIX (II, 49)-LI (53)-LX (I)-LXXXVI (13):
:::: 0 .,.,

2

l......,.w ~
~":'.J!I .j

.J "

:c.s"::'
a...

0..,..

o= r- _J
"~

- ~J::,

"

"

0

p -U;-,W
... 0

-;;

..J:~U

..,.. J

_

"..

J""",

$-l_ . .i.ll I_,-j I

....

!f!

J-

....

_J))

«~

'"

- Bk. 3

.r-"

- f. -

J J J/_ 0 _J.[>..j

l.!S"

c. I, s. 160, J:JY, baskisi,1281h.

154

MEHMED HATiBOGLU

kendinden evvelki ayette zikredilmis hususlara muadiliyyeti dolayisile miifred miiennes .!Jlj olmasi gerekirdi; veya cerni halinde miizekker yahud muennesi farksiz olan .!B); ve IV, 24. ayette menedilmis kadmlara tealluk ettigi icin de cemi halinde .!B:.,I olmasi lazimdi. Kuran'm, III, 15. ayette sahis zamiri kullanmis oldugunu farzedelim. Onu ya mufred miiennes l;., yahud da cemi muennes .:r olarak koymasi gerekirdi. IV, 24. . ayette, cemi miiennes .:r haline konmusolacakti. Nasrl olup da sahis zamirinin yerine i§aret zamiri koyarak, cins ve sayica olan mutabakat ihmal edilmistir? Iste-ne dilcinin, ne de mufessirlerin mesgul oldugu bir mesele. Va kia, Kurau'da sabit bir kaide vardir ; 0 da, c!.~~ isaret zamirinin bu mufred muzekker seklile yalmz mtifred miizekker manasmda degil, fakat bir cok §eylerin mecmuunu (bu Zamahsari'nin verdigi misaldir), bir cok §ahisiann mecmuunu (benim verdigim misal) hatta ne miizekkeri ne muennesi, mesela bir fikri dahi gostermek icin kullarnldigidir, Bir cok seylerin yahud §ahisiann sayihsmdan soma, onlar hakkmda toplu bir fikir vermek icin .kullatulrrustir. Fiilden soma masdanbelirtmek icin zamir olarak 1 dahi bulunur; bu halde cins ve sayi tamamen kalkrrustrr 2. Bu iki vakiamn neticesi, yani i§aret I~ .slmn sahis zamiri yerine, yahud salus zamirinin i§aret zamiri oran I~ yerine kullamlnus olmalan, her seyden evvel, bu iki zamirin aym mana ve kullanihsta oldugunu gosterir. Soma, sahis isaret yerine kullamlrugr zaman, cins ve sayica olan mutabakat hususunda onun gibidir, yani bu mutabakat bir yana birakilmistrr, IV, 4, ayetteki misalde de goruluyor. Zamir, cemimuennes bir isme tekabtil ettigi halde mufred miizekkerdir. Bu belirsiz ve kendini takip edip tekaddum etmeyen bir isim tarafmdan izah edilmis zamirin baska bir misali, cok kullamlan bir formiilde mevcuddur: "Bu ancak ... rur"yerine, "0 (miizekker) ancak ... dir" yahud "0 (muennes) ancak ... drr" sekilleri. "Bu ancak bizim birinci hayatmuzdrr", "Bu ancak bir vahiydir" yerine, "0 ancak bizim birinci hayaturuzdir" 3, "0 ancak bir vahiydir" 4 sekilleri gibi 5. VI. TABAKA Bu tabakayi, rabt (syntaxe) zamirlerininki diye isimlendirmeye niyet edilecekti, zira, her ne kadar bu zamirler, metinde mezkur bir isme tekabul etmeseler de, 'siyak sibak sayesinde anlasilmaya birakilrmslardir. Dogrusu yalmz siyak ve sibakonlarm neye tekabtil ettiklerini anlatmaya kafi gelmeyecektir. Baska yardimlara ihtiyac vardir ki: hitabi parcalann tavr-i ifadesi, dinleyici veya okuyucunun yazi yahud halk rivayetleri yolile edinebildikleri malumat, gibi. Zahiren butun bunlarla 0 derece iinsiyyet peyda edilmisti ki, artik fazla dikkat sarfedilmiyordu. Tekabtil edenleri metinde zirnnen gortintiyor oldugu icin, mecburiyet tahtmda gramer kaidesine boylece gire1

2

Bk.daha evvelkiIV. tabaka. Misalolarakbakilabilir II (49,52, 54)-IV (24)-V (59,60)-:-x,,'CIII72)-LXX (31). : (

«
4

c;/ ..u1l::Jl~==-- ~\

~~

·01~})

~:_;:>-j ~\ j~

·01~})

5 Bk.: II (84, 85, g6)-IV (4)-IV (2g,46)-VII (I55)-XII (28, 2g)-XIV (52)-XVII (50, 5I)-XVIII (82)-XX (II3)-XXI (97)-XXII (46)-XXIII (37)-XXXVII (Ig)-XXXVIII (67)-XXXIX (49)-XLI (I2)-XLIV (I2)-XLIV (35)-XLV (24)-XLVI (24)-LIII (4)LXXX (II)-LXXXV (21).

r

KUR.AN-I KERtM'DE UQUNCU ~AHIS

155

bilen bu zamirlerin manasim anlatmaya siyak u sibakm yetecegine -inanmaya temaytil ediliyordu. Maalesef rnetin, kullarnlan zamiri neye tekabiil ettirecegi hususunda sarih bir kelime hatirlatmamaktadir. Mesela, II. 65 ve66. ayette §oyle denmistir: . "Ve icinizden cumartesi gunune hilafen hareket edenleri ve kendilerine: hor maymunlar olunuz, dediklerimizi elbette bildiniz. Ve 0 vakit onu, orad a .bulunanlara ve sonra geleceklere bir ders yaptik." 1 Gramerciler (ki bu zamir cesidine bir mesned bulmak icin, birbirlerile zaten hie bir zaman uyu§mu§ olmaksizm 0 kadar zahmete katlanrruslardir) D..::....:.. yanidegistirme fiilini, yahud ~_. 1 yani millet kelimesini zimnen kabul etmislerdir. Metindeki

.,

hie bir sey bu kelimelerifarzettirmemekte yahud hatrrlatmamaktadir. Zamirin burada mukabili yok. Cumartesi giiniinii gelisi giizel degistirenlerin ugradIklan akibete te.' kabul ediyor. Bunu fehmettiren tek metin bu degildir, bu Kuran'm hitabettigi Israil ogullanmn ona dair malik olduklan bilgidir de. Bu zamir pekala isariyyedirvBunu bir ders yaptik, dernektir, Aym surenin 7'2 ve 73. ayetleri gene yahudilere hitabediyor: "Ve vakta ki bir kimseyi oldiirdunuzdti de kabahati birbirinize atrrustnuz, Bununla beraber Allah gizIediginiz §eyi acacakti. Dedik: (inegin) parcalanndan birile ona vurunuz. Boylece Allah oluleri diriItir." 2 Ona zamirinin nefs'caid oIdugu",a§ikar; ama maaIesef isim ve zamir cinsce birbirine uymuyor; gramerciler ve mufessirier onun, bizzarure nefs kelimesiIe ifade edil. mis sahsa, yahut oldurdunuz fiilile ifade edilmis maktule tekabtil ettigini farzetmislerdir. Fakat sahis yahud maktul bizzaruremetne idhal edilmis degildir, Magduriin cesedi pekala zrmnen de ifade edilebilirdi. 0 halde bu zamirden bir i§ariyye crkarmak daha dogrudur: gordiigiiniiz bunlara, inegin parcalarmdan birile vurunuz. Baska bir misal, VII, 13, ayette bulunmakta. Allah Seytam, Adem'in oniinde secde etmeyi reddettikten sonra, §oyle diyerek Cennetten koguyor: "Ondan in" 3

0, zamiri, drrmryor fakat, , XXXVIII, 77. likle ayru tarz-i

zikredilmemis olan Cennet'e muadiidir. Metindeki hicbir "§eyonu anvaka, Tevrat'm tekvin bahsi sayesinde iyice bilinmektedir. XV, 34 ve ayetlerde, inmek fiili yerine cikmak fiili kullamlarak ufak bir degisikifade gorulmektedir. bir

Diger misal: XVI, 61. ayette deniliyor ki: "Eger Allah, zulumleri yuzunden insanlan cezalandirsaydi, onun uzerindehic hayvan birakmazdi." 4

2

c~.6:9.~0J~'/7·(:.s
«l+.- ~""I
II

a ~·J~lI ".lill

~;>I;~ (..c~. l;'f~j ~ ~
0

o/~y~~~J:~~" .~~ O;'li~_/~u 1....:I.; O~D-:iJ c. .lill)
.,J~~;';1
0

·~I~» J

4

((}~(

~

0-;:l+.J~ ~ C. °r:~[~ ;...,81 .,.lilT"l:>I~ :,J J D !J~~ .

MEHMED HATiBOGLU

. 0, belli ki yerdir. Peygamberin, bu hitabi ayeti naklederken, tam bir jestle nakline katilarak topragi gosterdigi tahayyiil edilebilir. Bu rabt (syntaxe) zamirleri, .Kuran'da cok sayida mevcuddur '. VII. TABAKA Hukuki metinlerde Kuran, zikredilen kaidelere hususi bir ihtisam vermekle beraber icaz ve ihtisara birytik bir itina gostermistir ki zaten bu vasfa, umumiyyetle eski hukuk metinlerinde az veya cok rastlamhr. N etice olarak, iictinci; sahis zamirinin burada bazi zorluklara ugradigma ve kaideye uyan bir tarzda, kendinden evvel gelen bir isimle mutabakat etmedigine vanhr, Kuran, metnin heyet-i mecmuasma, ahvale ve §eri ayeti isiten yahut iokuyanlarm anlayisma bilyuk ehemmiyyet vermektedir. Baska deyisle, Kuran burada, isaret manasi vererek pek cok §ahls zamiri kullanmaktadrr. Madem ki alelade i§ariyyenin kullaruhsi yerinde olacakti, nicin boyle olmus diye sormak hatira gelmistir. Bu, salns zamirinin matlup icaza, evvelinde Lo gelip sonra J ve !.I in takip ettigi i§ariyyeden daha elverisli olusundandir. Demek oluyor ki, bir §eri ayette, metindeki hicbir seye mukabil olmayan yahut, kendisine zahiren tekabul edenlerle mutabakat etmeyen zamirlere rastgelindigi zaman, kati surette bunlarm i§ariyye olarak izah edilmeleri gerekir, Iste misal olarak, talak'r kaidelestiren II, 229 ve 230. ayetler: "Talak iki kerredir. Ve sonrasi adaletle muhafaza yahut iyilikle birakmadir, Onlara verdiginiz seyden bir §ey almaruz size helal degildir, ta ki Allah'm hadlerine tecaviizden ikisi de korkmus bulunsunlar. ~ayet onlann, Allah'm hadlerini yerine getirmemelerinden korkarsamz, 01l111l (kadmm), kendisile kocasmdan bosanacagi §eye tealluk eden hususta, ikisi uzerine de gtinah yoktur, Iste Allah'm hadleri. Onlan ge<;meyin. Kim ki Allah'm hadlerine tecavuz eder, iste onlar zalimlerdir." 2 daki ikisi, metinde hicbir §eye tekabiil etmiyor. Mevzu-i bahs olan talak olduguna gore, kan kocaya teallnk ettigi asikardir, Bir tek harften ibaret olusundan dolayi zamirin kullamhsi, ayeti pek muhtasar kilmaktadir ; tesniye l i; bu §iiphesiz bir i§ariyyedir: ta ki bunlar (talaktan bahsedildigi zaman mevzu-i bahs olanlar, bosayan erkek ve bosamlan kadm), Bosanacagi, daki a (miiennes) zamiri dahi, metindeki hicbir isme tekabill etmemektedir ve bununla beraber, madem ki talak ve, kadinm hiirriyetine kavusabilmesi icin kocasma odeyebilecegi para mevzu-i bahsdir, 0 halde 0 hicbir supheye yer vermeksizin zevceye teallfik etmektedir. Bu zamir dahi, ~ _,j isminden yahut malum i§ariyye •..Lo. veya.!.llj den daha muhtasardir, ve sebebi var, zira telaffuz edilmis degildir: Arap gramercilerinin dedigi gibi,
Ta ki ikisi korkmus bulunsunlar,
1 Neticeyitamamlamakicin, bk.: II (65,66, 72, 73, 130,131,132,143,255)-III (35,36, 45)- . VI (38, 128)-VII (4, 13, 14,82)-XII (23, 70, 71, 77)-XV (34, 74)-XVI (16,6I)-XVIII (21, 22, 32)-XX (I06)-XXI (78, 79)-XXVII (37, 42)-XXX (51)-'-XXXV(45)-XXXVIiI (77)XLII (II, 41, 45)-XLIII (28)-LIII (28)-LV (26)-LVI (83,8S)-LXIX (12, 27)-LXX (15)LXXV (26, 28). 2

O/>J ~~::.:f J .",~£",::"_1:."to;:'; J_\
....0....
J), .... "

o

0_U _.uI\'~.J ...\.~ t-::?-:. ~ \ Ut~

....

i:.................

'?.J~:;_.o.j
::: 0'.... ;;; ..,.".

"!.\C~

J~ _0t'j:~
:;,'
_

, lr:ikfl
}.J

))
....

0,

0 \ ~ \_ ~~
........

..

, :J.J'

1.:-- _L!.L~j
::
J

.~4.j ~_ ~~~ \ C~:9 ~~~L
J.... .... Jt..,.. ... ....... ,-' J.
;;....

CG~_ _ _:J.J>1.:-- c.~~~r;( °~~A.-!" ~ dSli
0

,.:r~.J.~..j1

J

J J o,_

l-:.. \.J..l>
'" ..

o~_

U 0\

0

« • 0 .J.~ U2.11r" L!.lp U _.ull :J.J..l.;... ~-:.
.... J

0....J

. V.J J...:..,W

"

.... 0

,

,

~

_.ull

KURA.N-I KERiM'DE UQUNGO $AHIS

157

o girlenmis ;.:._, dir. Bu ciimlenin tercemesinin anlasilabilir olrnasi icin, §alus yerine i§ariyyekullanrnak gerekir: 0 §ey ki onunla bu (kadm) serbestligekavusuyor, 230. ayetin tercemesi §u: "Eger 0 (erkek) onu (kadnu) bosarsa, ondan (erkekten) baska bir kocaya nikahlamncaya kadar artik ona (erkege], 0 (kadm) helal olmaz. Eger 0 (erkek), onu (kadim) bosadigmda, (ikisi) Allah'm hadlerini yerine getireceklerini zannederlerse, birbirlerine donmelerinde ikisi iizerine bir gunah yoktur." 1 Eg,er 0 onu bosarsa, daki birinci 0, sarih olarak, metinde zikredilmeyen zevc' e racidir: eger bu beriki, onu (kadiru) bosarsa, demektir. Diger 0 zamiri (ikinci "0 onu bosarsa" daki), pek mazbut olarak ikinci zevc'e i§aret etmektedir. Bir baska misal, II, 234. ayette veriliyor: "Icinizden zevceler birakarak alenler,onla·r (zevceler) dart ayon giin beklerler." 2 Onlar zamiri, muttariden zevceler kelimesine mukabildir ve onunla cins ve sayica mutabakat etmektedirvBoyle olmakla beraber, onu i§ariyye olarak kabul etmek mecburiyetindeyiz, zira, Arap gramerine gore, onlar beklerler cumlesi, ifinizden o'lmiij olanlar, daki ism-i mevsulun haberi olmasile, bu mevsule tekabul eden bir salus zamiri ihtiva etmesi gerekir. Baska tiirlii ciimle anlasilmaz ve yanhs olur. Gramerciler ve miifessirler, bu zorlugu iki sekilde gidermeyi dusunmuslerdir. Ya ism-i mevsulden evvel zrmni bir kelime bulunacak ve bu kelime mubteda olacaktrr ki ciimle soyle olur: icinizden olenlerin geriye kalan dullan .. beklerler. .. Yahut, haber ciimlesinde zrmni bir kelime kabul edilecekti ki 0 zaman : onlar (kafhnlar), onlardan sonra dart ay on giin beklerler, olurdu. Her .iki hal tarzi da, zorlamali ve sunidir, Bununla beraber, ayet hie te gii<;: degildir, yeter ki ;.; zamiri bir i§ariyye olarak ahnsm, Kuran'm hemen biitiin §eri parcalannda oldugu gibi, ism-i mevsule §art manasi verilsin. 0 zaman ayet §oyle terceme edilebilecektir: Eger icinizden herhangi biriniz... bu berikiler (kadmlar) dart ay on giin beklerler. Oorultryor ki, salus zamiri, kendine tekaddiim eden bir isme kaidesincetekabtil ettigi zaman, i§ariyye krymet vernanasma damalik olabiliyor. Buzamirler, hemen hemen buttin ahkarru ayetlerde bulunmaktadir. Miras hiikiimlerini bildiren IV, I I. ayete bilhassa dikkatinizi cekerirri. Bu ayetin zamirleri, gercekten bir zorlukarzederler. Zannediyorum ki onlar, gramer bakimmdan, ancak yukanda ge<;:en izahatla anlasihr hale gelirler 3. VIII. TABAKA Typique olarak isimlendirecegimiz sahis zamirile, pek kansik bir meseleye gIrlyoruz. Bu, gramerciler kendisile mesgul olduklan ve ondan bir kaide cikarmaya <;:ah§tiklan icin mesele olmustur. Once, hangi zamirlerin bahse koi:m oldugunu tesbite cah1 .. "'"

19...Uk 0~u
"J. .....
.J
0

.... _t:

....

I)

....

).--0

....

:::0

0 .r~J;. t: ....

~..,3 C:.-~;_; 1$:"::0 ........ _ .... __. 0

........

o ....

~ ....

)0_0

..L ~
0

0:,4 J
__

J.

~

J::>....i
........

,

............

~U l+AJ.b 0~U))

_~

__

0,

....

((~.ul\ ~..,..L>2

~~-:.

0 \ L:_b 0 \~ l_..._~J":-:' 0 \ L:i--::-[y Ll.:.~ \ ~0;;J~

"""J

~j

~4~~~\
).0_

~0~irl=- ~ 0~;i"-:. ~\J~.f\

J 0(5:-::..:

~0~jj.i-:. ~ 0:.,JJ\ J))

« \~..,

~o,_

..3 listesini tamamlamak icin bk.rH 130, 135, q6)-XXIV (6, 7, 8, g)-LVIII (3)-LXV

'" Bu zamirlerin

J"f'::'!

(180, 181, ·182, 22g, 230,. 234)-IV (6).

(II, 35, 12g,

MEHMED HATtBOGLU

sahm. Bunlar, &' ism-i mevsulune tekabiil ettikleri zannolunan sahis zamirleridir ki, hakikatte, bazan cinsce fakat bilhassa SaYICa,onunla mutabakat etmemektedirler. &' ism-i mevsuliyle ona tekabul eden zamir arasmdaki bu mutabakatsizlik, Kuranda cok tekerrtir etmektedir. Siirde pek sik rastlamlmaz : arnk grarnerciler, ancak meshur Farazdak'm bir nusrami zikredebiliyorlar ki, onda §oyle denmekte: "Dostane munasebet kuranlar (musenna) gibi olacagiz, ey kurt." 1 0' ism-i mevsulu, bir musenna, bir cemi kadar pekala da bir mufred olabilecegine gore, bu misram hakikattegayr-i kryasi olmadigirn pesinen mulahaza etmek gerekir. ~airin . dusuncesinde bu ism-i mevsul, musenna idi, yani bizzat kendine ve kendisile konust~gu kurda muteallikti. Hem bunu, bu beriki ki yerine, bunlar ki diye terceme etmek daha dogruydu. . Kuran'da, ism-i mevsul ..r ile, ona tekabiil eden zamir arasmda sik sik rastlamIan mutabakatsizlik bambaskadir. Sik sik diyorum fakat her zalll:an demiyorum, zira ciimlecik ve ism-i rnevsuliin haberi, her ikisi, ekseriya mufred halinde gelirki bu normal olandir, II, 158. Fakat, ism-i mevsultl takibeden cumlecik miifred, haber isecemi olarak gelebilir (bk. II, 38). Pek nadir olarak, butiin Kitab'da yalmz iki defa, X, 42 ve XXI, 82. ayetlerde ciimlecik cemidir, Kuran'm bu a§ikar serbestligi karsismda gramerciler bu kaideyi, ki bu bir tek degildir ve her devrin biltiin gramer kitaplannda bulunmaktadir, §oylece tertip etmislerdir: u' ism-i mevsulii, harf olarak mufreddir, . mana cihetinden mufred, musenna ve, cemidir ; 0 halde, cumlecik ve haberle gerek harfce gerekse manaca mutabakat edebilir. Hatta ciimlenin iki unsurundan herbiriyle farkh olarak mutabakat edebilir. Diger tabirle, bu ism-i mevsfiliin kullamhsina teallfik eden seyde kaide yoktur. Fakat, evvela, &' ism-i mevsulunun harfi nedir ve gramerin tarif ettiginden baska bir cumlede nasil nazar-i itibare ahnabilir? Eger her kelimenin harfi de manasi da gozonune ahnsaydi, gramer ve bizzat lisan, bir oyuncaktan baska bir §ey olmazdi, Boylece, muennes bir sekil gosteren muzekker isim fiil ve zamirle, harfce yahut rnanaca, muennesde oldugu kadar pekala muzekkerde de mutabakat edebilecekti. Fakat hakikatte, muennes seklindeki miizekker isimlerin hepsi, miizekker olarak kabul edilmislerdir, Demek ki, fiil yahut zamirle olan mutabakatine tealluk eden hususta ism-i mevsulun harfini goz online alan goru§, yanhs bir gorustur, Ve bununla beraber Kuran'm, &' ism-i rnevsuhinii, a§ikar genis bir serbestliklekullandigi bir vakiadir. Demincek isaret ettigimiz II, 38. ayeti, misal olarak alahm: "0 kimse ki hidayetime tabi' olur, onlara korku yok, mahzun da olmayacaklar." 2 fiiIi mufred, haber ise cemidir. II, 158. ayette: "Safa ve Marva, Allah'a olan ibadet meyanmdadir. Haec veyat / edenkimse, ikisinin etrafim tavaf edebilir." 3 Hepsi normal: ism-i mevsul, cumlecik ve haberle miifred' olarak mutabakat ediyor.
Cumlecigin
.... , 0 ....

(t0;:;_:':.J.
_ 3

«_0l~~
..-.J

J

0

.•

·~ ~..-_,•t?-.s- ~",:./;..>--)\"'J '->'-..\~ -e::?o ;-=9 '
,..
0

,-::".J_~

4

__

0

....

....

0-"

J!..:
0

0

....

05:.J))
"",.

D

c..4

_

......... _

')'...9 .JoA.'::-~'
0

.« L.:tj 0~~

0-\

_/;'f.s-

-

.,... _

_, ,

~+~11 c:::...:>- 0~..9

0_0

;;....

....

.........

0

_

-

.ul\ .JJ\.A.';'
....
"..

0·"

-

c.J .J--11 _, U..,.:2ll 0 \ D

.... 0_

"

....

.... -;;:

;;

KUR.A.t'l"-IKERiM'DE

DQDNGO ~AHIS

159

X, 42. ayette: "Onlann arasmda seni dinli yenler var." 1 Ism-i mevsulycumlecikle cemi olarak mutabakat ne de sayisi var.

etmistir. Haberin

ise ne cinsi,

Fakat Kuran'm bu serbestligi hakikimidir? Zannediyorum ki 0, ancak gorlinii§tedir, Ism-i mevsulun mutabakat etmesi veya etinemesi, tesadiifen degildir ; maksad belki, yalmz hangi kanunu takibeder oldugunu aramaktir, Isaret edelimki, mevsfi- . hin kaidesi geregince mutabakat ettigi parcalar, digerlerinden cok vdaha fazladir ve umumiyetle, Kuran'da ge<;en .r ism-i mevsuliinun mufred olarak kullarnldigi soylenebilir. Fakat, mutabakatin kaidesi geregince olmadigi ayetler de pek cok sayidadir ", Orada ism-i mevsul, ciimlecikle her zaman mufred olarak mutabakat etmekte fakat haberleetmemektedir. Bu hadisenin izahi nasildir ve onu icine alacak bir gramer kaidesi var rmdrr? Bir kaide bulmaya calisrnadan evvel iki hUSllSU tebeyyiin ettirmek lazundir. Evvela, Kuran, mutabakat etmeyenism-i mevsuliin haberinde, bilafark .!l!J JI i§ariyyesile, sahsiyyesini kullanmaktadir. sahsiyyesinin kullaruldigi II, 38. ayet, yu. kanda zikredilmistir. Ayru surenin 8I. ayetinde, i§ariyye gecmektedir:

r

r

"Bilakis, kimki . kotu bir i§ isledi ve kotiiliigii onu sardi, 0 kimseler atesde kahcilardrr 3." Saniyen, ism-i mevsul .r ile haberi arasmda rastlamlan mutabakatsizlige, tasrif'i ism-i mevsul 1S.iJ1 ile haberi arasmda, hatta ~ ve ':'wl gibi cins isimlerle haberleri arasmda dahi rast gelinir. Onlara, ozel isimlerle bunlara mukabil gibi gorunen zamirlei: arasmda da tesaduf edilir. XXXIX, 33. ayet §oyledir: "Ve hakikati getiren ve ona inanan kimse, 0 kimseler muttekilerdir."! . Gortiluyor ki, ism-i mevsul mufreddir ve ciimlecikle boylece mutabakat ediyor; fakat haber cem ihalindedir. Gramercilerle birlikte, ciimlecik ancak harfle mutabakat halinde iken haber, ism-i mevsuliin manasi ile .mutabakat etmektedir, denilemez, zira, ism-i mevsuliin manasi burada mufreddir, Hakikatte bu, miifred, musenna veya cemi olabilen .r ism-i mevsulii degildir ; bu 1S.iJ1 ism-i mevsuhidur ki kemiyyete gore tasrif edilip, tesniyesi .:,1.iJ1 veya J...iJ1 Ye cemi J...iJ1 olur. Demek ki maria yahut half goz ontine almsa da, isrn-i mevsulun burada mutred olusundan §iiphe edilemez. 0 halde nasil olur da haberi cemi halinde bulunur? Diger taraftan bu haber, II, 8I. . ayetteki .r ism-i mevsulunun haberindeki gibi, ~.wJI i§ariyyesini ihtiva etmektedir, Ustelik Kuran, mutabakatsizlik halinde (demin gordugumuz vechile) tasrif'i ism-i mevsfil 1S.iJ1 ile .!l!JJI isariyyesini nasil kullamyorsa, oylece sahsiyyeyi de, onu tamamen .r ism-i mevsulu ile yaptigi gibi kullanmaktadir, Hakikaten II, 264. ayette gorulmektedir ki: "Allah ve .ahiret giiniine inanmaksizm, mahrn, diinyada gosteris ic;in sarfeden boyle birisi, iizeri tozla ortulil cilah bir kaya gibidir ki, bir sagnak gelse, onu yikanrms
"
«(
o}

.!l-::JI, 0.J..Jt.:~ ....
lit ....
0

0_

....

J

:.-0..,.."

c:r- ~
~:JJ
"""

....

0

J

0;

....

J ))
J J....,...

Takriben ytiz kadar.
.... ,

J.,..

3

rA,..;[:j\
,

~~

\

lJ

c.~:k..:.:. ,<\:~I•.:.J",C.· I)

"

....

_

s:: ..... e :

4.1..~ .....~

.,..

$" ;',4u>j.~D

"..-

,
«(

0 J J.J l..:.:. l-r:-9 , .,

}

,

160

MERMEn· RATtBOGLU

ve pasparlak birakacak. Onlar (miizekker), kazandiklan §ey iizerinde hicbir iktidara sahip degildirler." 1 Buradaki ism-i mevsul tS.1J1 dir ve bun a miitekabil goztiken onlar zamiri, bir sahis zamiridir .. Demek ki mutlak musahebet, iki ism-i mevsul arasmda, XLVI. surenin 17 ve 18. ayetlerinde okunuyor: "Ve ebeveynine: off, uzatmaym artik l siz bana bir ba's gunu vadediyorsunuz, halbuki bend en evvel nesiIler gecti, diyen kimse. Ve bununla beraber, onlar (ebeveyn), Allah'dan inayet dilerler: yaziklar olsun sana! inan, zira Allah'm va'di haktir. Ve 0 cevab verir: bunlar ancak eskilerin masallan. Onlar (miizekker), 0 kimselerdir ki, kendilerinden evvel gecmis ins ve cin iimmetlerile birlikte cezaya carpilrmslardrr ... ".2 Goruliryor ki, 18. ayetteki .!l!J ..11 i§ariyyesi, 17. ayetteki tS.1J1 ism-i mevsuliine mukabil gibidir, ve bununla beraber mutabakat etmiyor. II, 17. ayette deniliyor: "Onlann (munafiklarm) misali, ates yakmaya cahsan kimse (muzekker) nin misali gibidir. Ve ne zaman ki ates etrafinda parlarrusur, Allah onlar (miizekker) in l§lbm kaldirrms ve onlan karanhklarda brrakrrusnr." 3 (r) onlar zamiri, ism-i mevsulle mutabakat etmiyor; demek ki, mufred ism-i mevsfil tS.1J1 nin kar§lhgl olarak, cemi §ahls zamiri konulmus. 0 halde, .:.:. ve tS.1J! ism-i mevsulii arasmda daimi bir musabehet var. Fakat biz demistik ki, bu kaide ism-i mevsulii gecer ve diger kelimeleri ihata eder, yeter ki bunlar, hususi bir manaya malik olsunlar. Hakikaten XLVI, 15 ve 16. ayetlerde deniliyor ki: "Biz insana, ebeveyni hakkmda iyi davranmasi tavsiyesinde bulunduk. Anasi onu karnmda mesakkatle tasnms vernesakkatle diinyaya getirmistir. Hamile olunusundan siitten kesilisine kadar otuz ay gecer, Sinn-i kernale eri§tigi ve kirkma vardigi zaman der ki: Ya Rabbi, gerek bana, gerek ana ve babama ihsan ettigin nimetine §ukretmeme, senin .razi olacagm iyi amelde bulunmama miisaade et, muktedir kII. Zurriyetim hakkinda da benim icin salah nasip et, Suphesiz ben sana dondum, ben mtislimlerdenim. Onlar (miizekker), islediklerinin en giizellcrini kabul edecegimiz, gunahlanndan gec;:ecegimizkimselerdir ... " 4

~~

.

1

d"::_J

_J~

" o_..]o·_~. s J __ J o~ .-:_"... )1_ e- p'. I J _.ull:~ c:;:" .J..~ ~ J U,:'" l..:J jl.\.J_ J 4.lL.. J:l.;.~ _...I.Jt.~) I c.S )
oj __ -: __

.~:;, ~~
::: J.,....;;;

-(jJ~ l.~ ~- (l.1:':' ~4~~:;J"J./J J:'~l:':'-O. ~I~~
.."...

«1 J-z._S' \__..

....:::-

o.:~y.~(j(J:;':'

J:::':S'

I-l~ C ~J J~A.:;";

2 ~(jJS~JI -~L;:~i "

I °(j-I L$':....il0}1 ...1..11 J.l - JC; c.SlJI J )} __ _ ,,'_,f.> .JlI-l.~J-: (jl °~r.J -~.L!J -.JlI (j lV":::~ ~ J L$...L;.ic:;... .

J i.J:;;'}

...I..~:n~s.J
.,..

4~: -.-

-

....

0c:;,::" ::,:(>o~i .. .... ~ }J~:.ill / '1

Jt:;;r:.~-:J:> -0.. J5I-~~J./1 _
t~_J.)-:~
.;-

,.....

....

-

0

....

0;~~-~01 J.;;~C"'-I~-:I

((~.. u~;~ol J _ c:;_:=;1I ::" °f~.:l~:; -0' }.i\~I~.-"-:' ~A-Jo.--l-"~-'-.l~;'-I-:-. .. - -_0_0 -:j "...oJ~ __ r...... L...U I.}..i ...I.'; ..... c.S_l.1_J"::-~ rg·J..::· .).::.. 1. . ..))
""" --"' "\ .J~ ~ -

{((jJ.r!,"~ ~ ~l-.1J; ~ rS'.?
JJo •4

....

oJ.

...

_.JJ.

oJ

.....,..... "'"

.)

0

.
\j\. >I__ 0\..;
o
0

.u.,....

....':::o.J.,o

j

l,.,..J5" ~.J

.... _"".':::oJJ~.JJo'J.

J l,.,..JS'<\_.4 I ~~

.... _:::

C

,i'-

~)JI

~~ -JCi"';C:':""~~-I-e~

'//...I.~,;;1-~1~ r~I.. -J

}ol:;'~:; Y:_\:O -J:i~1 °(j_1J ~-~IJ

~L:.:..::~n~:5\-~::~~~s.::.'1

;:> r;;;; -(j.)~f'j(./,(jr..a..__;-J
°(j~1

~r.J:~ (j1... ;YI I...~ J

0

o

.... otii

....

KURAN-I KERIMDE

UQUNCU ~AHIS

(16. ayetteki) d_,1 isariyyesi, 15. ayetteki miislimler'e mukabil olamaz, zira birinci ayette konusan insan oldugu halde otekinde Allah bu kimse hakkmda hiikiim veriyor, .!.1!l_,I i§ariyyesi demek ki insan kelimesine mukabildir fakat onunla mutabakat etmemektedir, XXXVI. surenin 77. ve miiteakip ayetlerinde: "Ya insdn, kendisinibir nutfeden yaratngimizr gormedi mi ki §imdi 0, aciktan a<;lga polemikte pek ileri. 0, kendi yaratihsmi unutarak bizebir temsil getirrnis: bu <;iiriimii§ kemiklere kim can verebilir? demis, De ki: onlan ilk defa yaratan diriltecek. biitim yaratihsi bilir. 0, yesil aga<;lardan sirin icin bir ates yapandir, Iste bakm siz ondan yakryorsunuz, Gokler ve yeri yaratan onlar (miizekker) gibisini yaratmaya kadir degil midir? Elbette. Ve 0 haliktir, alim-i kiill'diir." 1 Goruluyor ki, insandan miifred olarak bahsettikten sonra Kuran, ins ana cemi olarak hitap ediyor ve 'sonra ucuncti §ahIs zamiri onlar'i kullamyor. Demek ki insan kelimesi her iki ism-i mevsul .:r- ve tS.1J1 gibi, kendisine mukabil gibi gozuken ciirnlelerle mutabakat etmiyor ; ve onlar gibi de yeri, bilafark .!.1!l_,1 i§ariyyesi veya r sahsiyyesile doldurulu yor. Bu kaide, ozel isimlere dahi tesmil edilebilir. Hakikaten, XX, 24. ve devami olan ayetlerde okunuyor ki: "Firavun'a git. Qiinki 0, hakikaten azdi, (Musa) dedi: Ya Rab, gogsiime genislik ver, isimi kolaylastir, dilimden de bir diigiim <;ozki, onlar'sozleriIni iyi anlasmlar." 2 Onlar (miizekker) zamiri, ki Firavuna miitekabil gibi gorttnmektedir, cemi halinde olmasi sebebile onunla mutabakat etmiyor, Demek ki ism-i mevsfille olan benzerlik, mutabakatsizlik noktasmdan. Simdi biitiin bu misallerden bir kaide cikarmaya cahsilabilir, .:r- veya tS.1J1 ism-i mevsulunun, .JUI cins isminin, Firavun ozel .isminin.; umumi tipleri, mecmulan (sahis, nev-i beser; Firavun, _MlSlrhlar), gosteren saluslara pekala §aInil olmasi hususunda, ceminin oldugu kadar mufredin manasnu da hanrlatacak sekilde, bu misallerin hepsi birbirine benzer. halde bu kelimelerin, kendi hususi manalarmda ahnmalanna ve mooed olarak kendilerini tam eden ve tamarnlayan ciirnlecikle oylece mutabakat etmelerine hie bir §ey mani degildir, Fakat bir defa bunlar tarif edilmis olduktan sonra, muteakip hiikmun sahis iizerine degil de, onu temsil eden topluluk iizerine 'te§IniI edilmesine hicbir §ey engel degildir,

°

°

°

Tj 0-:: ~I~'J ' 1!..L(.lI~ u,JI~ r.s/_:.~J~~ u,~ 2(.; « •.• t";r!.C~ •~ ~fJG;::J~ 1_jJ.!c. ~ ~-I .~:'::_p J~_A:::j ~~"j '0;..~ ~~J~/f> 1'~,C9.,fa·b 0-:: JoG:A)~ IJ'I 0c....:;~·1-;. .f! jl » <.>~..ol ~~ .JJ ~r-::".;~:' J ~il~1 r.s;::..;_ .J_. , Jl:i Ji:a:r.>- ~~..J"j <a. C:J ~~'~·I .J;~I' 0-: ·f_] , J~ <.>~.15~1" .,jS..~!! J~~~~J }~~' J"J~ll~'t::.:n (-~ J 'O.r;, .,.J;:ll.~· u·;'.J~ 1 J ~I.J~I ..:;.1.:>. <.>;.iJ1 u--:JJ \ 0J J..!.J-j 4_~:"r_j 1 1~~u I}_i
,0:.~.1:11 ' ~
J J 1 ;· J
... ",.. g",.. 0 _ .... ".:;. _". .,..". 0 ........ ""'....)

I!.1pJJ1 ~JI

e:':'

"J

0

,}

"

..,.

'.

'.

::::

-

«

.J

r-!A:JI

J

J"~I
....

J~ '.J ~~
0 .... ·

·~i.G.:J.L;.,.~ ·0-1~)~ '
~Jl·~1

u,~ ~
«•

'J <'>,.J.J.~ u,~ C;:'I
....
0 ::::... 0) .

~ ".; , JlJ u,~b
oJo

J4_jl~ '0·.J~~~ JI~

D

u,J__,J ...

0'

\.H·...4.j~u,Jl-.J, ,

J. .... o,.

r,j-" ;; J.-A_p J1.>-1J <.> .rr" I
.... ....

11

MEHMED HATIBOGLU

Evet, fakat bu halde mutabakatsizlik, gramer bakimmdan degil de mantiki olarak izah edilmektedir. Bununla beraber, yakmdan incelendigi zaman mtisahede edilir ki, i§ariyye, gosterilen §ey miistesna, kendine tekaddum eden isimle mutabakat etmeye mecb~r degildir. Ama madem ki bu tipik kelime1erin omlnde Kuran, i§ariyye ve §ahsiyyeyi bilafark kullamyor \ oyleyse bizim de, burada sahsiyyenin sadece i§ariyye krymet ve manasma malik oldugunu dusunmeye tamamile hakkirmz vardir. halde zamirin, ism-i mevsulun bazan harfile bazan manasile mutabakat edecegine dair gramer gorii§iiniin yanh§ oldugu neticesi cikanlabilir. 0 harf meselesi olamaz. Zarnir, ism-i mevsullun manasma da, bunu izah ve tarif ettigi zaman mutekabildir ve 0 zaman onunla mutabakat eder. i§ariyye olarak 0, bu ism-i mevsulun gosterdigi ve mutabakat etmedigi umumiyete muadildir, Bu kaide ism-i mevsulii gec;er ve ona benzeyen butiin tipik seyleri §amil olabilir. Nitekim, mezkur ayetlerin §arihleri okunsun, ism-i mevsfil olsun veya bu kelimeler olsun, goruhlr ki Kuran, belli §ahsiyetleri kasdetmektedir. Bir defa bu, Medine muhalefetinin reisidir 2, diger bir defa, Mekke mtisriklerinin reislerinden biri olan Ubay ibn Jj:alaf'mr3, bir iic;iinciisii bizzat Peygamberdir+, dorduncii olarak, Peygamberin arkadasi Abu Bakr'dir ", bir besincisi, bunun oglu 'Abdu'r-Rahmanmr6. Ism-i _mevsul yahut hususi kelimenin tipleri gostermedigi bu yerlerde onlar, normal olarak kullamlrmslar ve· kaidesi geregince mutabakat etmislerdir. -Verilmis misallerin bu nokta-i nazari hakh gostermeye kafi gelecegini zannediyorum. Bununla beraber onlan tamamlamak icin sunlara da bakmak Iaznndrr: II (8,17, Ig, 2g, 38, 48, 62,81, 112, 114, 134, 154, 165, 177,200,201,202,217, 22g, 264, 275, 28I)-III (6, 82, 94, Igg)-IV (13, -6g, 124, I72)-V (44, 45, 47, 59, 60, 6g)VI (48, 160)-VII (8, g, 35, 37, I78)-IX (23, 58, g8, gg)-XI (15, 16, 17, I8)-XVI (75, 97, 106, I I I)-XVII (Ig, 7I)-XIX (60, 75)-XX (28, 75)-XXIII (7, 102,. I03)-XXIV (52, 55)-XXV (70)-XXVII (8g, go)-XXX (44, 53)-XXXI (6)-XXXII (I8)-XXXIII (30, 31, 36)-XXXVI (21, 77 ve devarruj-X'XXl X (33)-XL (40)-XLVI (15, 16, 17, 18, 32)-XLVII (I6)-LI (II)-LIX (g)-LXIII (g)-LX(g)LXIV (I6)-LXVIII (44)-LXX (3 1)- LXXII (I4)-C (6, II)-CIV (8). IX. TABAKA Klasik gramer kaidesine girmeyen zamirler takmuru tamamlamak icin, bunlann arasmdan sahissu; sahis zamirleri (les personnels impersonnels) diye isimlendirmeye niyet edeceklerimden bir kacma isaret etmek Iazimdrr. Bunlar; iic;iincii saluszamirleri olmalan hasebile sahis zamirleri, mutlak olarak ne metinde ne de baska yerde, hicbir §eye tekabiil etmediklerinden,gayr-i §ahsi zamirlerdir. Bir seye isaret etmemeleri dolayisile artik visariyye de degillerdir. Gramerciler onlara .:,t.:J1 j~ §e;niyyet, olus zamirleri derler.Hakikaten, hadisenin yahut oylece asikar olmus olan seyin vasfim bazan ifade etmekte daha dogrusu kuvvetlendirmektedirler. Fakat umumiyyetle bu zayiflamis manayi kaybederek, cumleyi kuvvetlendirmek ve ona bir hasmet vermek ve
1 2

o

a
4 5 6

Birincisini 47 defa, Ikincisini 43. II, 8. XXXVI, 77. XXXIX, 33. XLVI, 15. XLVI, 17.

KURAN-I KERiMDE DoaNe-a

$AHIS

I
l:t

I

.hususi bir ehemmiyyet atfetmek icin fiili bir unsur olmuslardir, Hikemiyyatta kullaruhrlar: "~iiphesiz alan ~u ki, mticrimler felah bulmayaeaklar." (X, 17)1; yahut bir hikaye sirasmda: "Soyle: 0 bana vahyedildi, ki ada, einlerden bir gurubun dinlemis olduklandir." (LXXII, I) 2. Bu zamir, zaten Arap lisarunda bu giin dahi cok kullarulmaktadir. Bunlardan Kurari'da gecenlerine aid az cok tam bir liste; VI (54)-X (17)-XI (36)-XII (23,87, go)-XX (74)-XXII (4)-XXIII (r oq, 117)XXVII (g)-XXVIII (37)-LXXII (I, 3, 4, 6, Ig) ..

***
Ue;iineii §aills zamirinin siiratle gozden gecirdigim bu muhtelif guruplan - ki yakmda, daha etraf'h ve daha derinlemesine bir etudde bunu tekrar ele almak timidindeyim - ehemmiyyeti, dilcilerirnizin gozunden kacrms bir lisani hadiseler toplulugu temsil etmektedir. ~iiphesiz ovimulmeye deger olmakla beraber, bu kimselerin, Basra ve Kufa'da cizilmis kaidenin siki disiplinine onlan sokmak icin izhar etmis olduklan gayretler, ciddi olarak ele almamazlar. Bu gayretler, gorttlmtistur ki, hie; olmazsa faydasizdrr. Bundan baska, metne soktuklan ltizumsuz zorluklarla, ondaki guzelligi daima, ve manayi sik sik bozmaya sebep olmuslardir. Bu zamirlerin tevlid ettigi muhtelif guclukleri, bu kiiciik etudde kati olarak izale ettigimi iddia etmiyorum. Onlan belirtmek ve bunlar hakkmda bana makfil gorttnen izah tarznu arzetmek istedim. Bu giic;liikler yarunda, ehemmiyyeti inkar edilemiyeeek . bir sual sorulabilir: klasik Arap grameri §imdiki halile Kuran'i izah etmeye kafi gelir mi? Zannediyorurn ki hayir, 3. §aills zamirine tealluk eden guclukler, mukaddes Kitabin mutalaasmda karsilasilan yegane guclukler degildir. Bu ism-i mevsule aid olanlan, . bunun manasma oldugu kadar kullaruhsi bakimmdan, i§ariyyeye aid olanlan da bilhassa gosterilmis olan seyle ve hitabedilen sahis veya §ahlslarla olan mutabakati bakimmdan goriilebilmis olanlardir, Vebunlardan baska bir coklari da vardir, Fikrimee, Kuran'a has bir gramer, yalmz temenniye §ayan degil, elzemdir de. Kuran'rn kendisi bun a temel vazifesi gormelidir. Hakikatte, Kuran'Ia birliktedogmus bulunan bir edebi sanatla, btitiin gramatikal tekamiiltinti tamamlarms (yahut hemen hemen tamamlamak tizere olan) bir §iir sanati arasmda meveut olan ihtilaflarm Iayik-i vee, hile farkma vanlamaz. Kurani bir gramer iki kat faideli olabilir. Bir taraftan Kuran'i iyi izah edeeek, edebiyyat tarihimizin daha az ehemmiyyetli olmayan bir devrini daha iyi kavrataeak, Kuram, klasik gramerin l§lgl altmda okuyanlarm anlayismda hala devam eden ve bunlann arasmda, bulduklan tezadlann tam manasile tesirinde kalarak, Kuran'da gramer yanhslan bulundugunu tasrihte aeele edenlerin su-i tefehhiim ve §iiphelerini dagitacakur. Diger taraftan bir Kurani gramer, Araplisarurun yeni umumi gramerine cok faideli bir temel vazifesinigorecektir. Ben daha uzaga gidiyorum: eski metinlerimiz uzerinde nicin boylece calisilmasm ve onlar icin de gramatikal tahliller (monographie grammatieale) yapilmasm? Bu gibi cahsmalarm bizi bir hayli surprizlere gotureceginden §iiphe etmiyorum.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful