You are on page 1of 491

DE NATURA DEORUM

Tanrlarn Doas

HUMANITAS
Yunan ve Latin Klasikleri
Ltnceden eviren

idem Menzilciolu

CCERO
DE NATURA DEORUM
TA N RILARIN DOASI

<
Kabalc Yaynevi: 373
Humanitas Dizisi: 27

Cicero
De N atura Deorum / Tanrlarn Doas
Kabalc Yaynevi, stanbul, 2006
Birinci Bask: Ocak 2012
Dizi Editr: idem Drken
Yayn Ynetmeni: Murat Ceyiakar
Yayma Hazrlayan: Eyp orakl
Kapak Tasarm: Gken Yanl
KABALCI YAYINEV
Glbahar Mah. Cemal Sahir Sok. elik I Merkezi No. 16 D Blok
Mecidiyeky-lstanbul
Tel.: (0212) 347 5451 Faks: (0212) 347 5464
yayinevi@kabalci.com.tr www.kabalciyayinevi.com
internetten sat: www.kabalci.com.tr
Sertifika No. 11245
KTPHANE BLG KARTI
Cataloging-in-Publication Data (CP)
Cicero
De N atura Deorum / Tanrlarn Doas
1. Felsefe 2. Tanrbilim 3. iki Dilli

ISBN

978 975 997 173 1

Bask: Melisa Matbaaclk (0212) 674 9723


iftehavuzlar Yolu, Acar San. Sit. No. 4 Davutpaa-lstanbul
Sertifika No 12088

M. TULLIUS CCERO

DE NATURA
DEORUM
T A N R IL A R IN D O A SI
Latince den eviren
idem Menzilciolu

KABALCI YAYINEV

NDEKLER

ONSOZ

................................................................................................................ 7

SUNU: Cicero ve De N atura D eo ru m ...................................................... 9


DE NATURA DEORUM
TANRILARIN DOASI
LBER PRM U S......................... 34

I. KTAP............................................. 35

LBER SECUN DUS................ 162

II. KTAP.......................................... 163

LBER T E R T U S..................... 338

III. K T A P ....................................... 339

FRAGMENTA.......................... 444

FRAGMANLAR............................. 445

NOTLAR..........................................................................................................449
KAYNAKA
DZN............

483

Bu eviri almam manevi desteiyle bana g veren


sevgili anneme ithaf ediyorum.

N S Z

Romal bir dnrn zihninde canlandrd bir sohbette


tanrlarn doas ve dnyevi ilere etkileri gibi esasl konular
irdeledii De Natura Deorum, znde Eski Yunan dnyasnn
nemli felsefe okulunun -Epicurus, Stoa, Academia- belli
bal temsilcilerinin konuya ilikin yaklamlarnn toplu hal
de bir sunumudur. Cicero bu eseriyle Yunan felsefesini sadece
kendi halknn anlayaca bir kla sokmakla kalmaz, ayn za
manda dndnn ok tesinde evrensel bir amaca hizmet
eder. Szgelimi eserleri gnmze ulamam pek ok filozo
fun tanr kavrayyla ilgili retisini bizler bugn Ciceronun
derin bir bilgi birikimiyle kaleme ald De Natura Deorum sa
yesinde renmekteyiz. zellikle bu ynyle ele alp evirisini
sunduumuz De Natura Deorum, antika dncesinde ev
renin oluumundan itibaren tanrnn varln aklamak iin
gelitirilen yntemlerin oluturduu ahlak anlayn ve bu an
laya gre ekillenen dinsel inancn Roma toplumundaki ye
rini daha iyi anlayabilmemiz asndan nemlidir. Bunun yan
sra De Natura Deorum'un zellikle ikinci kitab, antika in
sannn doay inceleyerek ulam olduu bilgiler bakmndan
-rnein canllarn reme ve beslenme ekilleri, insan vcu
dunun yaps ve ileyii, gezegenlerin hareketleri ve yldzlarn
konumlar- hem ilgi ekicidir hem de nemli bir kaynaktr.

Metnin 2006 ylnda Dost Kitabevince yaymlanm ve F. Gl


zaktrk ile Fafo Telatara ait bir baka evirisi de mevcuttur.

eviride Latince metin iin H. Rackham (trans.), Cicero. De


Natura Deorum, Academica, The Loeb Classical Library, England, 2000 knyeli edisyon temel alnmtr. Yine evirideki
aklamalarda H. Rackhamm Loeb edisyonundaki aklayc
notlarnn yan sra P. G. Walsh (trans.), Cicero. The Nature
o f the Gods, Oxford University Press, Oxford-New York, 1998
knyeli almadaki notlardan yararlanlmtr. Ayrca birinci
kitapla ilgili aklamalar iin Andrew R. Dyck (ed.), Cicero. De
Natura Deorum, Book I, Cambridge, 2003 knyeli almadan,
ikinci kitapla ilgili aklamalar iin de J. B. Mayor, M. Tullii
Ciceronis De Natura Deorum Libri Tres, with introduction and
commertary, vol. II, Cambridge, 1883 knyeli almadan ya
rarlanlmtr. Antika yazarlarndan yaplan alntlar iin,
baka trl belirtilmedike, Loeb Classical Libraryd e yaym
lanm edisyonlar temel alnmtr. Ayrca eviride geen kii
isimleri konusunda Latince yazlm benimsenmitir; yer isim
lerinde Trke kullanmlar tercih edilmi, Latince olarak b
raklan isimlerinse corafi konumlar aklanp gnmzdeki
karlklar verilmitir.
eviriyi byk bir dikkatle okuyarak deerli katklarda
bulunan, felsefi terimleri Trkeletirirken karlatm zor
luklar amamda yardmlarn benden esirgemeyen ve akade
mik almalarmda her zaman byk desteini ve yardmm
grdm deerli hocam Prof. Dr. idem Drkene teek
kr bor bilirim.

idem Menzilciolu

stanbul, ubat 2007

Cicero ve De Natura Deorum


Ksa Yaam yks
Roma tarihinin en alkantl dneminde yaayan Cicero,
Romamn yaklak 100 km. gneyindeki Arpinumda, atl s
nfndan varlkl bir ailenin ilk ocuu olarak 3 Ocak 106
tarihinde dnyaya gelir. Romann kaderini deitiren Iulius
Caesardan alt ya byktr. Ciceronun ilk ocukluk yllar
Germanial ve Gallial kavimlere kar yrtlen savalarn ya
and dneme denk der. lk genlik yllarnda, yani on yedi
on sekiz yalarnda ise Marius ile Sulla arasnda kan i savaa
tank olur. te bu yllarda yaam boyunca elde edecei baar
larn temelim oluturan eitimi almak zere babas onu erkek
kardeiyle birlikte nce Romaya, sonra Yunanistana gnde
rir. Mithridates Savanm neden olduu karklktan kap
Romaya yerleen Epicurusu Phaedrusun, Stoac Diodotusun
ve Academiac Philonun derslerine katlr. Dnemin en iyi
retmenlerinin gzetiminde hitabet, felsefe ve hukuk eitimi
alr. Bu eitim sonucunda da avukatlk kariyerinde ksa srede
ykselmeye balar ve ounlukla savunma tarafnda yer ald
davalarda elde ettii baarlarla yerini salamlatrr. 80
ylnda, henz 26 yanda gen bir avukat olarak Amerilial (g
nmzde Amelia) Sextus Rosciusu diktatr Sullann adamla
rna kar savunurken, Sullamn diktatrlk rejimiyle beraber
gittike artan siyasi bunalm yznden hem ona hem de yne

timine kar cesurca eletirilerde bulunmaktan da kanmaz.


Ama bu ekilde saysz siyasi dman da kazanm olur. Bu yz
den hem bu dmanlarndan kamak hem de fazla almaktan
bozulan saln geri kazanmak amacyla 79da Romadan
bir sreliine ayrlp Atinaya gider ve burada Plilonun l
mnn ardndan Academiann bana geen Antiochusun,
Epicurusu Zenonun ve hatip Demetriusun derslerine kat
lr; oradan da Rodosa geip Molon ile Posidoniusun rencisi
olur. Ardndan Smyrnaya (zmir) gelir ve burada P. Rutilius
Rufusun derslerini izler. Ciceromm Yunanistan ve Kk
Asyada felsefe ve hitabet konusundaki bilgilerini pekitirdii,
yaklak iki yl sren bu eitim srecinde Sulla grevden e
kilir ve ksa bir zaman sonra da lr ( 78). Bunun zerine
Cicero da Romaya dnerek Terentiayla evlenir. Bu evlilikten
76da kz Tullia, 65te ise olu Marcus doar.
Sullanm lmnn ardndan Romann siyasi tablosuna
baktmzda her trl rezaletin ve kanunsuzluun kol gezdi
i bir ortam karmza kar. Bu dnemde ban Spartacusun
ektii ve klelerle zgrlk sahibi kyller tarafndan
desteklenen kle hareketleri, Pompeius ve Crassusun Sullanm
ykt rejimi yeniden kurmak zere yeltendikleri darbe giri
imleri ve ikisi arasnda yaanan kiisel ekimeler Roma ta
rihinin akna yn verir ve Roma artk iddetli atmalarn
sahnesi olur. Senatus yeleri gelenekleri bir tarafa brakp ken
di servetlerini artrmann yollarn arar, equites (atl) snf ise
gitgide glenir. Ksacas antikam son zgr devletinin
ke geiinin ayak sesleri duyulmaktadr.
Cicero ite byle bir kargaa dneminde byk bir tutkuy

la bal olduu lkesine hizmet etmek amacyla avukatlk kari


yerinin yan sra devletin eitli kademelerinde de grevler alp
siyaset adam kimliine brnerek cursus honorumunu tamam
lamaya koyulur. Cumhuriyeti ilkelerinden dn vermeksizin
snflar aras uyum (corcordia ordium) adna sava verir, ilk
olarak 75 ylnda Sicilyada quaestor\uk yapar, ardndan s
rasyla aedilis ( 69), praetor ( 66) ve consul ( 63) olur.1
Ciceronun consul olduu 63 ylnda Catilina da bu greve talip
olur, ancak consulua seilemeyiinin ruhunda yaratt hezi
met onu talyada silahl ayaklanma planlar yapmaya iter. An
cak Catilinanm devleti buhrana srkleyecek planlarn haber
alan Cicero hi vakit kaybetmeden Senatusta Catilina aleyhine
tarihi bir konuma yapar. Bu konuma Catilinanm Romadan
uzaklamasn salad gibi Romay da olas bir i atmadan
kurtarr. Bu baarsndan dolay Catulus tarafndan pater patriae: vatann babas (In Pisonem 3.6; Pro Sestio 51.21; Plinius,
Naturalis Historia, 7.30.117) unvanna layk grlse de, Catilina
ve yandalarnn yakalandklar yerde sorgulanmadan derhal
ldrlmelerine ilikin son Senatus ka ra n (senatus consultum
ultmum) yznden Pompeius, Crassus ve Caesarin kurduu
ilk triumvirliin (l ynetim) verdii srgn kararndan kur
tulamaz ( 58). Birdenbire yldz snen Ciceronun evi yklr,
bir yl srgn hayat yaar. Buna ramen bu davadaki karar
nn hakllndan yaamnn sonuna kadar hi kuku duymaz
ve Romay byk bir karklktan kurtard inancn bir an
olsun yitirmez. nce Thessalonicaya (Selanik), sonra Illyriaya
1 63 ylnda Iulius Caesar da pontijex mccimus (barahip) seilmi
tir.

(gnmzde Yunanistan ve Arnavutluk snrlar iinde kalan


blge) gider. Pompeius ve T. Annius Milonun giriimleriyle
Romaya geri arldnda grkemli bir trenle karlanr.
Avukatlk kariyerine devam eder ve 56 ylnda Pompeiusun
basksyla tekrar kamu grevine girerek Pompeius, Crassus ve
Caesarla birlikte almaya balar, ancak inanmad bir siyasi
dncenin iinde yer almak onun iin giderek imknsz hale
gelince, 51de Ciliciaya bir yllna proconsul (vali) olarak
gitmeyi kabul eder ve bylece Romada ortak olmak istemedii
bir siyasetten ekilme olanan bulmu olur.
Yapt konumalarn kaleme alarak edebiyat tarihi
ne kazandran Cicero, hitabet sanatna ilikin bir eser olan
De inventioneyi yazmasndan yllar sonra, 55 ylnda De
O ratoreyi kaleme alr ve ardndan felsefeye ynlenip 54-51
yllar arasnda De Republica adl eserini yazar; 52 ylnda ise
De Legibus adl kitab iin almalara balar.
Ciliciadan dndnde Romada Caesar ile Pompei
us arasnda patlak veren i savata Pompeiusun yannda
yer alr, ama dier sen atorh rb birlikte Epirusa gittii halde
Pharsaliada Pompeiusun ar yenilgisiyle sonulanan ( 48)
savaa katlmaz. Pompeiusun yenik dmesi zerine Cicero
geride kalan birka cumhuriyet yanlsyla birlikte hareket et
mektense Caesardan zr dilemeyi yeler. Yine de Caesarm
cumhuriyetin ilkelerinden uzaklap askeri monarinin temel
lerini atarak diktatrlk yolunda ilerlemesine scak bakmaz.
Bu yzden siyaseti tamamen brakp daha nce De Republica
ve De Legibus adl eserleriyle yneldii felsefe almalarna
arlk verir. Felsefeye yneliini De Natura Deorumda kendi

azndan u szlerle aklar (De Natura Deorum, 1.4.7): Benim


kamu ilerinden tamamen elimi eteimi ektiim ve devleti
mizin de tek bir adamn hkm ve iradesine teslim olmak zo
runda kald bir dnemde, bu kadar ciddi ve bu kadar sekin
konularn Yunan edebiyatnda olduu gibi Latin edebiyatn
da da bulunmasnn lkemizin saygnl ve hreti asndan
ok nemli olduunu dndmden her eyden nce dev
letimizin yararna insanlarmza felsefe retmeliyim dedim.
Ciceroyu felsefeye ynelten bir baka neden de ok sevdii
kz Tullianm beklenmedik lm ( 45) karsnda teselliyi
felsefede aramasdr (De Natura Deorum, 1.4.9).
Cicero Yunan felsefesini Roma halkna aktarmay kendisi
iin deta bir vatandalk grevi kabul eder. Yaamnn son
yllarn ard ardna felsefi eserler kaleme almakla geirir. Paradoxa Stoicorum, Consolatio, Hortensius, Academica Priora, Academica Posteriora, De Finibus Bonorum et Malorum, Tusculanae
Disputationes, De Natura Deorum, De Divinatione, De Falo, Cato
Maior de Senectute, Laeius de Amicitia, De Officiis ve gnmze
ulamayan De Gloria, De Virtutibus, De Auguriis 46-44 yllar
arasnda yazd birbirinden deerli felsefe eserleridir.
15 Mart 44te Caesarm Senatusta ldrlmesi zerine
lkesi yeni bir karkla srklenince, yaanan olaylar k
esinden sessizce izlemek yerine tekrar siyasi arenaya dnen
Cicero, Marcus Antoniusun devleti tek bana ele geirme ar
zusu karsnda Caesarm evlatlk olu Octavianusu destekler.
Ancak Ocatvianusun Antoniusu yenip onunla birlik olmas ve
Lepidusu da yanma alarak Senatusa kar ikinci triumvirlii
oluturmas, Ciceronun cumhuriyet ynetiminin yeniden ku-

rulacama dair tm umutlarnn yklmasna neden olur. Ci


cero iin kanlmaz son artk yakndr, nk hakknda lm
karar karlmtr. Romadan kaar, ama Antoniusun askerle
rine yakalanmaktan kurtulamaz. Mahkemelerin bu en baarl
avukat, konuma sanatnn bu en byk ustas, cumhuriyeti
deerlerin ylmaz savunucusu 7 Aralk 43 ylnda Formiaeda
katledilir. Bylece hem siyasi arenada hem mahkemelerde ka
zand byk hretin yan sra edebiyat ve dnce alanna
da ok deerli katklar salayacak eserler kazandran Cicero
altm yanda yaama veda eder.
D e N atura D eorum
Avukat, devlet adam, hatip ve dnr olarak tarihe mal
olan Ciceroya Antik Dnya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler
ve Mitolojiler Szlnde verilen tannbilimci sfat artc
olmakla birlikte nemli bir saptamadr. Schilling ona verdii
bu sfat yle aklar: ... o an herhangi bir din dn
rnden daha nemlidir belki de. ncelikle bu konuyu ileyen
o dneme ait en nemli yaptlar ona aittir, ayrca bunlar nl
filozoflara ait ok sayda yapt kayp olduundan, bugn daha
da nemli hale gelmilerdir.2
Din ve tanrbilim konusunda kaleme ald De Natura De
orum, De Divinatione ve De Fato adl eserler Ciceronun tanrbilimci olarak tanmlanmasna neden olmutur. Bu eser
2

R. Schilling, Cicero (Tannbilim ci), ev. Mehmet Emin zcan, An


tik Dnya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Szl,
yn. Yves Bonnefoy, Trke basky yayma hazrlayan Levent z
denin-, I. cilt (A-K), Ankara, 2000, s. 136.

atikada tanr kavram ve neticesinde oluan dinsel inan


la birlikte kehanet ve yazg zerine gelien temel dnceleri
iermesi bakmndan nemlidir. Cicero De Natura Deorumun
daha ilk cmlesinde tanrlarn doasyla ilgili sorunun etrefil
ve girift olduunu, ancak bu sorunun aydnlatlmasnn dinsel
inancn dzenlenmesi ve insann zihnini kurcalayan belirsizli
in akla kavuturulmas bakmndan nem tadn vur
gulayarak konunun titizlikle ele alnmas gerektiine dikkat
eker (De Natura Deorum, 1.1.1-2).
Cicero bu eserde tanrlarn varlndan phe duyan ya da
hi var olmadklarna inanan filozoflara kar bir tavr sergi
ler ve konuyla ilgili tartmaya tanrlarn var olduu grn
kabullenerek balar. Ardndan tanrlarn nasl bir doaya sahip
olduklarna, nerede yaadklarna, dnyevi ilerde ne derece
etkin olduklarna ilikin sorulara cevaplar aramaya giriir. Ama
genelde kendi dncelerini aklamak yerine dnemin belli
bal felsefe okulunun, yani Epicurus, Stoa ve Academiann
retilerini irdeleyerek sorularna cevap aramay yeler, by1ece aslnda bu okulun konuyla ilgili grlerini hem Roma
dnyasna hem de felsefe tarihine aktarm olur. Ancak bu
aktarm gerekletirirken de Romal dnce yapsndan asla
dn vermedii dikkatlerden kamaz.
kitaptan oluan De Natura Deorumun birinci kitabn
da Epicurusu retiyle bu retiye kar Academiac gr,
ikinci kitabnda Stoac retiyi, nc kitabnda ise Stoac
retiye kar Academiac gr ele alr.
Tanrlarn

doasna ynelik

aratrma,

Aristotelesten

sonra sistematik bir hal alarak mantk, fizik ve ahlak olmak


zere blme ayrlan felsefenin dnyay nasl biliyorum,
dnyann doas nasldr ve dnyada mutlulua ulamak
iin nasl yaamam gerekiyor gibi temel sorulara arad
cevaplarla belirlenir. Bu temel soruya verilen cevaplarda
Epicurusularla Stoaclar ayn fikirleri paylarlar. Bu fikirle
rin zeti yledir: Duyularmz bilginin tek kaynadr; madde
tek gerekliktir; mutluluk tutkularla, korkularla ve arzularla
rselenmemi bir zihinsel dinginlie baldr. Her iki okul ayn
sorulara ayn cevaplar verdikleri halde Epicurusular bu zi
hinsel dinginliin iradenin doa yasasndan bamsz olmasy
la, Stoaclarsa doaya boyun emekle kazanldm dnrler
ve aralarndaki kutuplama doa dzenini alglaylarndaki
gr ayrlklaryla keskinleir. ncelikli ama ahlakn temel
ilkelerinin belirlenmesidir. Bu nedenle de tanr retisinin
k noktas dini bir ilgi yerine, ahlaktr.
Bunun yan sra Eski Yunan ve Roma toplumlarnda gele
neksellemi bir tanr dncesi de vardr. zellikle Homeros
ve Hesiodosun eserlerinde filizlenen insanbiimli tanr anla
y Yunan edebiyatnda ve dolaysyla toplum yaamnda et
kindir. Bu insanbiimli tanrlara insanlara zg tm zellikler
atfedilmitir, hatta bu yzden tanrlar da insanlar gibi hata ya
pabilirler, tutku ve arzularna ket vuramazlar, ksacas insan
larn zayflklarndan nasiplerini almlardr. Her ne kadar Yu
nan etkisiyle zaman iinde insanbiimli tanr anlay Romaya
girdiyse de, balangta Romann geleneksel dininin tanrlar
numenlerdir. Latincede ba sallayarak onay verme; tanrsal
isten, tanrsal buyruk; tanrnn gc, tanrsallk anlamlar ta

yan numenler iftilik gelenei ile beslenen Roma toplumuna


uygun olarak zellikle tarm kltr ve aile yaantsyla ilgili
kutsal ruhlardr. Doadaki her eyin iinde olduuna inanlan
ve glerini sergiledikleri belirgin olaylar dnda varlklar ol
mayan bu soyut gler, eylemleriyle belirginlik kazanrlar.3
Sonradan insana zg niteliklerle donanan ve lmszlk
zelliiyle insandan daha nemli bir varlk anlam kazanan nu
men kavramyla gelien tanr anlay Romanm dinsel inanla
rn dzenlemesi bakmndan da nem tar.
Romada din devletin gdmndedir, baka deyile devlet
dini esastr. Ciceroya gre bu dinin kurucusu Numadr ve din
devletin gvenliini salamaktadr (De Republica, 2.26-28). An
cak Cicero devlet dinini dinsel bir duyarllkla deil, siyasi bir
gayeyle istemektedir; bu gaye ise en iyi devlet olan eski Roma
devletini kurmaktr. Nitekim oktanrl bir din olan devlet
dini Roma devletinin varlm, blik ve btnln koruyan
ve tm vatandalarn sadakatle balandklar eitli inan ve
faaliyetler btn olarak tanmlanmaktadr.4
Cicero eserinde tanrlarn doas gibi cesaret isteyen bir
konuda temkinli bir yaklam sergilemekten yanadr. Dindar
lk (pietas), kutsallk (sanctitas) ve din (religio) ortadan kalkar
sa byk bir kargaann kanlmaz olaca, bununla birlikte
gvenin, insanolunun birliinin ve adaletin de yitip gidecei
grndedir (De Natura Deorum, 1.2.3-4). Cicero saf bir ah
lak anlayn benimsese de, dinsel inan temeline dayanmayan

idem Duruken, R om anm Gizem Dinleri, stanbul, 2000, s. 9.

Duruken, A.g.e., s. 15.

bir ahlakn geliemeyeceine inanr.5 Bu bakmdan De Natu


ra Deorumun birinci kitabnda ele ald Epicurusu retiye
kar olduunu belirtir.
Democritusun atom kuramn temel alan Epicurusu re
tiye gre evren ncesiz ve sonraszdr; stelik belli bir arl
ve bykl olan, ancak gzle grlemeyecek kadar kk
yapdaki saysz atomlarn boluktaki hareketinden olumu
tur. Democritusun retisinde atomlarn doal ve zorunlu ola
rak hareket etmesine karn Epicurus atomlarn aaya doru
dleri srasnda kendi dorultularndan saparak (dinamen)
rast gele dier atomlarla arptklarn ileri srer. Dnyamz,
nesneler ve saysz dier dnyalar atomlarn bolukta rastgele
birlemesinden doan geici kmelerden ibarettir ve belli bir
ama olmakszn srekli bir olu ve bozulu meydana gelmek
tedir. Baka bir deyile atomlarn srekli arpmasyla gerek
leen her zaman iin bir olu sz konusudur. Peki, Epicurusular tanrlar yok mu sayarlar? Elayr, onlara gre mademki
btn insanlk igdsel olarak tanrlara inanmaktadr, yley
se tanrlar vardr. Ama onlarn tanrlar atomlarn birlemesin
den oluur. Tanrlar oluturan atomlarsa ok ince yapdadr
ve dier atomlar gibi zamanla ayrp bozulmazlar, dolaysy
la tanrlar lmszdr, ama dnyevi ilerle hi ilgilenmeyip
dnyalar aras bolukta (intermundia) tam bir mutluluk iinde
yaarlar.
Ruhumuz da tanrlar gibi ok ince atomlardan olumu ol
masna ramen bu atomlar bedeni ynetecek gtedir. Atom
5 Horace C. P. McGregor (trans.), J. M. Ross (intr.), Cicero. The Nature o f the Gods, England, 1972, s. 25.

larn ayrmas ya da dalmasyla lm gerekleir. Birleme


yaam, ayrma ise lm getirir. Epicurus lm bozulma,
dalma veya ayrma, yani bir yok olu olarak grd iin,
lmden sonra insan bekleyen baka bir yaam olmadn
ve ldkten sonra insanlarn sanld gibi tanrlar tarafndan
cezalandrlmayacan syleyerek lm ve lmden sonraki
yaama dair korkulan ortadan kaldrr. ncesiz ve sonrasz
bir haz iinde yaayan tanrlar ise sayg duyulmas gereken
varlklar olarak kabul eder. Birtakm bencilce kayglarla tan
rlara tapmlmasna kar kar. Kendi kendilerine yeten birer
varlk olarak uyandrdklar hayranlkla bu saygy zaten hak
ettiklerini dnr. Epicurus tanrlarn varlna deil, onla
rn dnyevi ilere kartklar dncesinden kaynaklanan ve
insanlarn mutsuzluunun temel nedeni olarak grd batl
inanlara kar kar. Epicurusuluk tanrnn tanrsal grevi
ni kabul etmediinden ve dolaysyla toplumda yerleik olan
dinsel inanca ball zayflattndan, dinsel inancn ahlakn
temelini oluturduunu dnen Ciceronun anlayna ters
dmektedir.
Epicurusa gre yaarken lm, lm geldiinde ise yaam
yoktur. Epicurus insanlar her trl korkudan arndrarak
onlara yaama sanatn retmeyi amalar. Felsefenin balca
hedefinin insan mutlulua ulatrmak olduu grndedir
ve bu dnceden yola karak hazc bir reti gelitirir.
retisinin balca amac insanlar en yce erdem olarak grd
ruh dinginliine (ataraksia) ulatrmaktr. Bu yolda en nemli
arac, bilginin de tek kayna olarak kabul ettii duyularmzdr. Sadece duyularmz araclyla hazz ve acy duyumsaya

biliriz. Epicurus duyularmzdan elde ettiimiz hazlar ahlak


anlayna yerletirir. Mutluluu salayan hazlarn ancak ruh
dinginlii iinde her trl arlktan ve arzudan kanmakla,
azla yetinmekle gerekleecei ilkesi zerine temellendirilmi
bir ahlak retisi sunar.
Cicero, De Natura Deorumun ikinci kitabnda Stoa felse
fisini ele alr. Stoac filozoflar felsefeyi mantk, fizik ve ahlak
olmak zere blme ayrr. Stoaclar da tpk Epicurusular
gibi, bilginin kaynann duyularmz olduu ynndeki Aristotelesi retiyi benimserler. Stoac retinin balca ilkesi tek
iyi olan erdeme ulamak ve tanrsal arzuyu yerine getirmektir.
Bu ilkeye ulamak iin belirledikleri yol ise doaya uygun y aa
m ak ya da doa yasasna boyun emektir.
Stoaclar Ionia felsefesinin, zellikle de Heraclitusn etkisi
altnda panteist bir dnya gr benimserler, baka deyile
her eyi Tanr, Doa ya da Akl olarak tarif edilebilecek birlikli
bir btne indirgerler:6 Stoaclara gre, etkin ve edilgin olmak
zere evrenin iki ilkesi vardr: Edilgin ilke nitelii olmayan
tzdr, yani maddedir, etkin ilke ise bu tzn iindeki neden
dir, yani tanrdr. Tanr sonsuzdur ve maddenin tm kapsam
iinde her eyin yaratcsdr (Diogenes Laertius, 7.134).7 Stoa
fizii maddecidir. Btn evren maddeden ve tanrdan ibarettir.
Her eyin ilk kaynann ate olduunu ve her eyin tekrar bu
ana atee geri dneceini dnr. Ancak burada bir yok olu
deil, dngsel bir balang sz konusudur, nk nceden
6 McGregor (trans.), Ross (intr.), A.g.e., s. 42.
7 Diogenes Laertios, nl Filozoflarn Yaamlar ve retileri, ev.
Candan entuna, stanbul, 2004, s. 346-347.

olduu gibi her ey ayn dzen iinde yeniden oluacaktr.


Aralksz tekrarlanan bu srete doay sanatkr bir ate olarak
kabul ederler. Hava, su, toprak srasyla bu ateten hayat bulur
ve yine srasyla bu atee geri dner. Bu ate hep vardr ve asla
snmez. Stoaclar iin doa, tanr ve ate terimleriyle eanlam
ldr.8 Bununla birlikte evrenin tanr, tanrnn da evren oldu
unu sylerler, hatta daha da ileri giderek yldzlar ve tm
gksel cisimleri inceleyip belli bir dzen iinde gerekletir
dikleri seyirlerinden dolay onlar da canl ve akll varlklar
kabul ederek tanr yerine koyarlar. Stoa fiziinde rastlantya
yer yoktur, evrende her ey belli ve nceden belirlenmi bir
amala dzenlenmitir. Bu durumda Stoac retide yazg (jatum) olaylarn akn tayin eden mutlak bir zorunluluktur ve
Roma dininde nemli bir yer tutan kehanet iin de uygun bir
temel oluturur. Dnyay nceden belirlenmi bir ak iinde
yneten doadaki ikin ve dinamik kuvvete ilikin Stoac
gr Romada kabul grr ve geleneksel Roma diniyle kolayca
uyum salar.9 Stoa ahlak bir de providentiadan bahseder; bu
da tanrnn kendi yarattklar ve kendi evreni zerine olan
kontroll bak, yaamn en kk ayrntsna egemen olan ve
kontrol altnda tutan ilahi gcdr.10
Doa dzenindeki birliktelik, uzlam ve uyum, her eyin
iine ileyerek varlklara biim veren tanrsal ve srekli bir so
8 J. Brun, Stoa Felsefesi, ev. Medar Atc, stanbul, 2006.
9

P. G. Walsh (trans.), Cicero. The Nature o f the Gods, Oxford-New


York, 1998, s. xxxv.

10 Seneca, Tanrsal ngr, ev. idem Durken, stanbul, 1997, s.


22-23.

luk olan pn eum ayh bir arada tutulur. Doadaki uyum, Stoa
clar tanr kavramna gtrr. Her eyi kendinden var eden
tanr, yani doa ya da evren bu dzen iinde etkin bir rol oyna
maktadr ve stn bir akla sahiptir. Her eyi bu tanrsal aklla
(logos) meydana getirir ve ynetir.
Tektanrcla doru ynelen Stoaclarn tanr kavram ko
nusunda sylediklerinde tam bir btnlk olmad gibi, za
man zaman bu konudaki grlerinde bir eliki de olduu
aktr. Bir yandan evrenin tanr olduunu sylerken bir yan
dan da bu tanrsall gksel cisimlere ve yldzlara verirler,
stelik inan (fides), zihin (mens), erdem (virtus), uzlam
(concordia) gibi kavramlar da tanrlatrrlar. Bazen de tanr
y Zeus/Iuppiter olarak adlandrrlar. Stoa ahlak her eyden
stn kabul ettii tanrlara sayg duymay ve onlara dindarca
bir ballkla tapnmay tler. Bylece antikam en etki
li felsefe grlerinden biri olur. Stoa, Eski Yunan ve Roma
dnyasnn ok farkl topluluklarnda olumsuzluklarla kar
laan bireye destek olabilecek bir ahlak sistemi ortaya koyar.
Dinsel inanc desteklemesi sebebiyle Romada taraftar bularak
gelien bir retidir.11 dneme yaylan Stoa retisinin son
dnemine Roma Stoas denir. Roma Stoasnm en nemli tem
silcileri Seneca, Epictetus ve Marcus Aurelius Antoninustur.
De Natura Deorumun birinci kitabnn sonunda Epicu
rusu, nc kitabn tamamnda ise Stoac tanr anlaynn
Academiaclarm eletirel sorgulama yntemiyle rtlmesine yer verilir. Plato tarafndan 385 ylnda kurulan ve Elisli

11 K. Jaspers, Felsefi nan, ev. Akn Kanat, zmir, 2003, s. 235.

filozof Pyrrhonun temellerini att Rukuculuktan beslene


rek, bilginin kaynan duyularmza balayan Epicurusu ve
Stoac retilere kar kan Academia okulu be dnemde
incelenir. Platonun lmnden sonra Speusippus, Xenoc~
rates ve Polemusun okulun birinci dnemindeki balca ilgi
alan Platonun oluturduu ahlak retisini gelitirmektir.
Academiaclarm balca hedefi Platonun izinden giderek
apraz soru yntemiyle geree en yakn bilgiye ulamaktr.
kinci Academia ya da Orta Academia olarak adlandrlan
dnem Arcesilasla balar ve onunla birlikte Kukuculuk en
u noktasna ular. Arcesilas Socratesin yalnz bir ey biliyo
rum, o da hibir ey bilmediimdir szn, bunu da kesin
bir bilile bilmiyorum diyerek kukuculuunu daha da ileri
gtrr.12
Bilgi kuram konusunda Academiaclarla Stoaclar arasn
daki bitmek bilmeyen tartmada Academiac tarafta Carneades ne kar. Duyularmzn yanlabilir olduunu syleyerek
kesin bilgiye ulalamayacan syler, ancak olaslktan sz
edilebileceini de dile getirir ve her trl dogmacla kar
kar. Buradan hareketle Stoaclarn tanr anlayyla ilgili ileri
srdkleri retileri kar tezlerle rtr. Onlarla hem ahlak
hem de din alannda tartr. Yine de tanrlar yok saymak iin
tatmin edici savlar ileri sremez. Carneadesle birlikte Academiac reti yeni bir bak as kazanr. Bu nc ya da Yeni
Academia dnemidir. Academia kukuculuu onunla daha sis
temli ve etkili bir hal almtr. Arkada hibir eser brakmasa

12 Cicero, Academica, 1.12.45

da Carneadesin retisi zerine Clitomachus pek ok kitap


yazmtr ve Cicero bu kitaplar araclyla onun retisi hak
knda ayrntl bilgiye sahibi olur. De Natura Deorumda hem
Epicurusu hem de Stoac retilere kar getirdii eletiriler,
temelini Carneadesin grlerinden alr.
Clitomachusun lmnden sonra okulun bana geen
Larissal Philo ile Academia, Drdnc dnemine girer. Bu
dnemde Philonun nclnde Eski Academia ile Yeni Aca
demia retilerini uzlatrma ynnde bir aba sergilenir. Ken
dinden nceki filozoflarn bilgi kuramyla ilgili olarak, Stoacla
rn getirdikleri ltlere kar kmakla birlikte bilginin olabi
lirliini reddetmediklerini ve zellikle Carneadesin vurgulad
olas bilgi kuramnn Platodan bu yana sregeldiini syler.
Philonun rencisi Antiochusla Academiada Beinci ve
Son Dnem balar. Antiochus, Academiann Platocu retiden
tamamen uzaklat dncesiyle Arcesilas ve Carneadesin
nderlik ettikleri Kukuculuu brakarak Eski Academianm
daha geleneki ilkelerine geri dner. Platocu bir temel zerine
dneminin eklektik eilimiyle Academia, Stoa ve Peripatetik
retileri tek bir sistem iinde birletirmeyi dener.
Academiaclar tanrlar konusuna da okullarnn genel ei
limi olan kukucu bak asyla yaklamaktadrlar. Tanrlarla
ilgili nesnel bir kesinlik olmad grnde birleirler, ancak
dier konularda olduu gibi her trl aceleci yargdan kan
mak gerektiini de vurgularlar.
Ciceronun De Natura Deorumu tam olarak bitirmeyip
son dzeltmelerini yapmad, hatta bu kitabn yaymlad

na ilikin bir kant olmad dnlmektedir.13 Cicero eserini


kaleme alrken Platonun izinden giderek karlkl konuma
yntemini kullanr, ancak bu yntemi kullannda ondan
olduka farkl bir slup gelitirir. Platonun diyaloglarnda
Socrates apraz sorularla konumann akna yn verir. Oysa
Ciceronun diyaloglarnda her konumac kendi benimsedii
grleri sz kesilmeden btnyle dile getirdikten sonra di
er konumac sz alp kendi eletirilerini yneltir. Sonuta
her bir soru ak bir zme ulatrlmakszm lehte ve aleyhte
tartlr. Ama diyaloglarn yardmyla farkl fikirlerin ortaya
konmasn ve bir sorunun birbirine kart ynleriyle ele alnp
ieriinin tm plaklyla sergilenmesini salamaktr.
De Natura Deorum Ciceronun da dinleyici (1.7.17) ola
rak bulunduu kii arasnda geen kurgusal bir sylei
dir. Dyck, Ciceronun bu syleide sadece bir dinleyici olarak
varln aklamasnn ona eserinin dier blmleri iin pek
ok yarar salad kansndadr; ncelikle bu syleiyi kitap
haline getirirken dinlediklerini dorudan doruya aktarmasn
salar, ikinci kitapta Balbus evrenin dzeninden yola karak
gelitirdii tezinde Ciceronun Areteadan Latinceye evirdii
blmlere yer verdiinde (2.40.104) Cicero kendi kendisine
iltifatlarda bulunur, son olarak syleide drt kiinin varl
konunun bir tarafta Velleius ve Cotta, dier tarafta ise Cicero
ve Balbus arasnda eit olarak paylatrlmasna ve syleinin
bir sonuca balanmasna olanak tanr; bylelikle Cicero kita

13 H. Rackham (trans.), Cicero. De N atura Deorum, Academica, England, 2000, s. xiii.

bin sonunda usta bir Academiac tavryla kararn dikkatli bir


biimde, dorudan doruya yant vermekten kanarak yle
aklar: Cottanm syledileri Velleiusa doru grnyordu,
bense Balbusun sylediklerinin geree daha yakn olduunu
dnyordum.14
Cicero otobiyografik nsz nitelii tayan giri blmnde
felsefe alannda ald eitimle ve kendisini felsefe konusun
da yazlar yazmaya iten nedenlerle ilgili aklayc bilgiler ver
mekle birlikte, Academiann hibir konuda dogmatik olmayan
dnce yapsn zellikle tanrbilim konusunun tartlmasna
ok uygun grdn dile getirir. Ancak Epicurusu ve Stoac
retilere kar Academiac retinin getirecei kukucu tar
tmann, Epicurusu retiden yana sonulanmasn isteme
diine ilikin bir izlenim brakmaktan da kanmaz. Ardndan
tanrlar sorununun irdelenecei kurgusal syleinin nerede, ne
zaman ve kimler arasnda getii bilgisini vererek okuyucunun
zihninde bu hayali ortamn canlanmasn salar. Gaius Velleius
Epicurusu; Quintius Lucilius Balbus Stoac; Gaius Aurelius
Cotta ise Academiac retinin temsilcileri olarak konuurlar.
Konumaclardan Velleius ve Balbus hakknda De Natura Deo
rum ve De O ratorede yazlanlar dnda bir bilgi bulunmamak
tadr. De O ratorede Velleiusun hatip L. Licinius Crassusun
arkada olduu sylenir; Balbus hakknda ise gnn Stoaclar
arasndaki iki Balbustan (duo Balbi) bahsedilir (3.31.78). De
Natura Deorum'dan rendiimize gre Velleius senatrdr ve

14 Andrew R. Dyck (ed.),Cicero. De N atura Deorum, Book I, Cambridge, 2003, s. 6-7.

lipicurusular onu ilk Romal taraftarlar olarak kabul eder


ler, Balbus ise Stoa retisinde Yunanlarla karlatrlabilecek
kadar bilgilidir (1.6.15). Velleiusun bir senatr olarak devlet
ilerinden uzak, sakin bir yaam tleyen Epicurusu re
tiyi benimsemesi artc olmakla birlikte, onun bu retiyi
yaam tarz olmaktan ok entelektel bir tavrla setiine ia
ret eder.15 Dier yandan bilgenin zellikle devlet ilerinde et
kin olmasn tleyen Stoa retisinin taraftarln stlenen
Balbusun devlet ilerinden uzak kalmas, onun da bu felsefenin
taraftarln entelektel bir tavrla stlendiini gsterir.
konumac iinde en tannan Cottadr. Cotta Romanm nde
gelen hatibi Licinius Crassusun yakn arkadadr, Durususun
talyan mttefiklerinin isyann cesaretlendirmesine destek
verdii iin, kendisine alan davalar sonucunca 91-82
yllar arasnda srgn hayat yaar, geri dnd yl pontifex
(rahip)16 olur, 75 yl consulluuna seilir, ardndan Gallia
Cisalpinaya vali olarak atanr; burada byk bir zafer kaza
nr, ancak zafer kutlamalarna katlamadan yaamn yitirir.
Bu syleide Cotta Academianm temsilcisi olmasnn yan sra
pontifex olarak tantlr.
Bu sylei Latin Bayramlar (Feriae Latinae) srasnda,17

15 W alsh (trans.), A.g.e., s. xxxviii.


16 Romada dinsel geleneklerin ve kurallarn retilmesi ve yrtl
mesi grevini stlenen rahipler kurulu yesi.
17 Romallarla Latinler arasnda anlama salanmasnn ansna son
kral Tarquinius tarafndan dzenlenen bayramdr. gn sren
bu bayramda bir gn kurban trenlerine ayrlr, dier iki gn ise
tatil yaplr.

Cottanm evinde gerekleir. Ancak kesin bir tarih verilme


mitir. Bu kurgusal syleinin, katlmclarnn mesleki kari
yerleri gz nnde bulundurularak yaplan saptamalarla be
lirlenen tahmini tarihi 77 yl sonu ya da 76 yl badr.18
Syleinin gne yayldna ve nc gnn akamnda
sona erdiine (3.40.94) ilikin belirgin ipular vardr. rne
in Balbus 2.29.73te Velleiusun Stoaclarnprovidentasma ge
tirdii eletiriden (1.8.18) sz atnda onun dn (hesterno
die) sylediklerini hatrlatr; Velleius 3.1.2de Cottamn Stoac
retiyi rtmek iin tam donanml gelecei beklentisi iin
dedir; Cotta 3.7.18de, Balbusun tanrsall dnyaya ve gksel
cisimlere atfetmesine (2.29-44) kar karken onun bu konu
hakknda nceki gn (nudius tertius) konutuunu belirtir.19
Bu blmlerden anlald zere, kitabn her birindeki ko
numalar birer gne yaylr ve ertesi gn yeni bir kitapla tekrar
balar.
Velleius konumasn blme ayrr, ncelikle Platocu
ve Stoac kozmoloji anlayn eletirip Stoaclarn tanrsal
ngr retisine kar kar (1.18-24), ardndan Thalesten
balayarak Stoa okulunun kurucusu Zeno ve ardllar da dahil
olmak zere daha nceki Yunan filozoflarnn ve airlerinin de
tanrlarn doas hakkmdaki grlerine yer verir (1.25-41),
son olarak Epicurusu tanr anlayn aklar (1.42-56).Birinci
kitabn sonraki blmnde ise Cotta Velleiusun syledikleri
ni eletirerek onun dncelerini rtr (1.57-124). Cicero

18 Dyck (ed.), A.g.e., s. 7; ayrca bkz. Walsh (trans.), A.g.e., s. xxxviii.


19 Dyck (ed.), A.g.e., s. 3; Rackham (trans.), A.g.e., s. xiii.

hu blme Velleiusn aklamalarndan daha geni yer ay


rr. Cottamn Epicurusu retiye ynelttii eletiriler bir Acatlemiac dnrn azndan km olsa da, Rossa gre bu
eletiriler Stoac bir kaynaktan alnm olmaldr.20 Rackham
hu blmde Ciceronun temel kaynann Posidoniusun Peri
Then ( Tanrlar zerine) adl eseri olabileceini ileri srmekle
birlikte, blmn znde Academiac bir havay yansttn ve
Carneadesin retilerini kaleme alan Clitomachusun yaptla
rnn kaynak olarak kullanlm olabileceini de syler.21 Walsh
ise Ciceronun Epicurusu retiye Academiac yntemle kar
klan bu blm Carneades, Arcesilas ve Larissal Philonun
sylediklerinden yola karak yazd kansndadr.22
Konumasyla Velleiusun iddialarn rten Cottanm ar
dndan Balbus Stoac retiye gre konusunu drt ana ba
lk altnda toplar: nce tanrnn varln kantlar (2.4-44),
sonra tanrnn doasnn nasl olduunu anlatr (2. 45-72) ve
dnyann tanrsal ngryle ynetildiini (2.73-162), tanr
larn dnyevi ilerle ilgilendiklerini (2.162-168), gerek do
ann incelenmesinden elde ettii verilerle gerekse tarihten
ald rneklerle dorulamaya alr. Cottanm din adaml
kimliini vurgularken de (2.1.2; 2.2.67.168) kendi grlerine
yneltilecek eletirilere deta yn vermek ister gibidir.
Cotta ise Stoac Balbusun belirledii konu balklarn izle
yerek nce onun sylediklerini hatrlatr, ardndan da Academiaclara zg tavrla konuya ilikin kart tezler ileri srer ve
20 McGregor (trans.), Ross (intr.) A.g.e., s. 29.
21 Rackham (trans.), A.g.e., s. xvi-xvii.
22 Walsh (trans.), A.g.e., s. xxix.

Stoaclarn tanr anlayn sert bir biimde eletirir. Cottanm


amac, dinsel inanc zedelemeden batl inanlar ortadan kal
drmaktr. Bu nedenle konumasnn sonunda tanrlarn var
ln inkr etmediini, ancak bu konunun ok belirsiz ve
aklanmas g bir konu olduunu syler (3.49.93). Tanrla
rn doas zerine yaplan bu tartma, daha nce sylediimiz
gibi, syleide dinleyici olarak bulunan Ciceronun, tanr anla
ynda Stoac grleri geree daha yakn bulduunu akla
masyla son bulur.
De Natura Deorumda Ciceronun kendisine zg bir tanr
anlayn kesin izgileriyle sergilediini syleyemeyiz. Amac
antikam belli bal felsefe okulunun tanr anlay konu
sundaki retilerini Romanm geleneksel din anlayyla uyum
lu hale getirerek kendi halkn bu konuda bilgilendirmektir.
Ancak Cicero bu yaptyla amacnn ok tesinde yzyllara
uzanan bir etki yaratr. Kitapta oktanrcla yneltilen ele
tiriler zellikle Hristiyanlarn ilgisini eker. Augustinus ve
Lactantiusun nerdeyse baucu kitab olur. Ortaada da De
Natura Deoruma kar duyulan ilgi artarak devam eder.

M. TULLIICICERONIS

DE NATURA
DEORUM

M. TULLIUS CCERO

TANRILARIN
DOASI

AD M. BRUTUM

LIBER PRIM US

I. C um m ultae res in philosophia nequaquam


satis adh u c explicatae sint, tum perdifficilis, Brte,
quod tu m inim e ignoras, et perobscura quaestio est
de natu ra deorum , quae et ad cognitionem anim i
pulcherrim a est et ad m od eran dam religionem necessaria. De qua tam variae sint doctissim orum ho
m inum tam que discrepantes sententiae, u t m agno
argum ento esse debeat causam et principium philosophiae esse inscientiam , prudenterque A cadem icos a rebus incertis adsensionem cohibuisse: quid
est enim tem eritate turpius? aut quid tam tem erarium tam que indignum sapientis gravitate atque
constantia quam aut falsum sentire aut quod non
satis explorate percep tu m sit et cognitum sine ulla

dubitatione defendere? Velut in h ac quaestione plerique (quod m axim e veri simile est et quo om nes
duce natu ra venim us) deos esse dixerunt, dubitare
se Protagoras, nullos esse om nino D iagoras Melius et Theodorus C yrenaicus putaverunt. Qui vero

M arcus Brutus'a

I. KTAP

I. Felsefede imdiye dek yeterince aklanmam pek


ok konu var, ama tanrlarn doasyla ilgili sorun, senin
de gayet iyi bildiin gibi Brutus,1 bunlarn iinde en zor
ve en belirsiz olan. Oysa bu, hem zihnin bilgisine ermek
hem de dini dzgn ekilde yaamak iin ok nemli.
Bu sorun hakknda en byk limlerin bile ok deiik
ve eliik dncelere sahip olmas da gsteriyor ki, bu
felsefi tartmann kknn kkeninin bilgisizlik oldu
unu ve Academiac filozoflarn saduyulu davranp bu
tr belirsiz konular hakknda kesin bir sonuca varmak
tan kanm olmalarn oturup ciddi ciddi dnmemiz
gerek. Gerekten de dayanaksz bir dnceden daha an
lamsz ne olabilir? Baka deyile bir felsefecinin ciddiyeti
ve tutarll, yanl bir fikri benimsemek veya yeterin
ce ak ve seik alglanmam ve anlalmam bir fikri
gz kapal savunmak gibi aklszca ve anlamszca bir

eyi kaldrabilir mi? Bir rnek vermek gerekirse, incele


diimiz konuyla ilgili olarak ou felsefeci tanrlarn var
olduunu ileri srm (ok da doru, nk her eyden
nce doann kendisi bizi byle bir sonuca gtryor),
ama Protagoras2 bu konuda kukularnn olduunu syle
mi, Meloslu Diagoras3ve Cyreneli Theodorus4 ise hi tar
tmasz tanrlarn var olmadn dnm. Tanrlarn

deos esse dixerunt, tanta sunt in varietate et dissensione u t eorum m olestum sit enum erare sententias.
N am et de figuris deorum et de locis atque sedibus
et de actione vitae m ulta dicuntur, deque his sum m a philosophorum dissensione certatur; quod vero
m axim e rem causam que continet, u trum nihil agant,
nihil m oliantur, om ni curatione et adm inistratione
reru m vacent, an contra ab iis et a principio om nia
facta et constituta sint et ad infinitum tem pus regantur atque m oveantur, in prim is m agn a dissensio est,
eaque nisi diiudicatur, in sum m o errore necesse est
hom ines atque in m axim aru m reru m ignoratione
versari.
qui

II.

om nino

h u m an aru m

Sunt

enim

nullam

philosophi

habere

procurationem

et

censerent
deos.

fuerunt
rerum

Q uorum

si

vera sententia est, quae potest esse pietas, quae


sanctitas, quae religio? H aec enim om nia pure
atque caste tribuenda deorum num ini ita sunt,
si anim advertuntur ab iis et si est aliquid a deis
inm ortalibus hom inum generi tributum . Sin autem
dei neque possunt nos iuvare nec volunt, nec
om nino cu ran t nec quid agam u s anim advertunt,
nec est quod ab iis ad hom inum vitam perm an are

var olduunu ileri srenlerin dnceleri ok deiik ve


eliik olduundan, her birinin dncesini burada tek
tek sralamak mmkn deil. nk gerek tanrlarn
biimleri, gerek yaadklar mekanlar ve meskenler ge
rekse yaam tarzlar hakknda yle ok ey sylenmi ve
bu konularda felsefeciler arasnda yle ok fikir ayrl
yaanm ki. Ama asl anlamazlk u sorulardan kaynak
lanyor: Acaba tanrlar etkin mi, yoksa deil mi; acaba
dnya dzeniyle ya da ynetimiyle hi alakalar yok mu,
yoksa tam tersi ta bandan beri her ey onlar tarafn
dan m meydana getirilmi ve dzenlenmi; hatta her
ey byle sonsuza dek onlar tarafndan m ynetilecek
ve ynlendirilecek? zellikle bu sonuncu soru byk fi
kir ayrlklarnn kayna ve bu soru cevap bulmadka
biz insanlarn ok byk yanlglara dmesi ve yaamn
en ciddi konularndan byle bihaber yaayp gitmesi
3

kanlmaz. II. nk gnmzde tanrlarn dnya ile


rine hi karmadn ileri sren filozoflar var; byleleri
daha nce de vard zaten. Bunlarn dncesi doruysa,
o zaman dindarlktan, kutsallktan veya dinden sz edile
bilir mi? nk tanrlarn ululuu karsnda duyulacak
bu trden btn hisler, ancak tanrlar katnda bir nemi
olduunda ve lmsz tanrlar tarafndan insanoluna
bir iyilik bahedildiinde saf ve samimi bir ekilde or
taya kar. Ama tanrlar bize yardm edemiyorlarsa ya
da yardm etmek istemiyorlarsa ve bize kar tamamen
kaytsz kalp yaptklarmz hi umursamyorlarsa, yani
ksaca tanrlarn insan yaamna nfuz edecek bir etkileri

possit, quid est quod ullos deis inm ortalibus cultus


honores preces adhibeam us? In specie autem fictae
simulationis sicut reliquae virtutes item pietas inesse
non potest, cum qua simul sanctitatem et religionem
tolli necesse est; quibus sublatis perturbatio vitae
4

sequitur et m agna confusio, atque hau d scio an


pietate adversus deos sublata fides etiam et societas
generis hum ani et una excellentissim a virtus iustitia
tollatur.
Sunt autem alii philosophi, et ii quidem m agni
atque nobiles, qui deorum m ente atque ratione om nem m u n d um adm inistrari et regi censeant, neque
vero id solum , sed etiam ab isdem h om inum vitae
consuli et provideri; nam et fruges et reliqua quae
terra pariat, et tem pestates ac tem porum varietates
caelique m utationes quibus om nia quae terra gign at m atu rata pubescant, a dis inm ortalibus tribui
generi hum ano putant, m ultaque (quae dicentur
in his libris) colligunt quae talia sunt u t ea ipsa dei
inm ortales ad u su m h om inum fabricati paene videantur. C ontra quos C am ead es ita m ulta disseruit ut
excitaret hom ines non socordes ad veri investigandi

cupiditatem . Res enim nulla est de qua tantopere

yoksa, o zaman niin lmsz tanrlara tapalm ki, niin


onlar onurlandralm ve onlara yakaralm ki? Ayrca di
er erdemler gibi,5 dindarlk da sahte bir grnm altn
da var olamaz ve o ortadan kalktnda, onunla birlikte
zorunlu olarak kutsallk ve din de ortadan kalkar. Bun
larn topyekn ortadan kalkmas da yaam altst eden
4

korkun frtnalar ve byk karmaalar getirir beraberin


de ve muhtemeldir ki tanrlara duyduumuz ballk or
tadan kalk anda insanlarn birbirine gveni, toplumsal
ball ve en stn erdem olan adalet de ortadan kalkar.
Geri gayet saygn ve nl baka filozoflar da var
ve bunlar tm dnyann tanrlarn zihniyle ve aklyla
ynlendirildiini ve ynetildiini, hatta bununla da kal
mayp tanrlarn insan yaamyla ilgili kararlar alp ngrl hareket ettiklerini ileri sryorlar; nk topra
n yetitirdii ekinlerden tutun da aklnza gelebilecek
btn rnlerin, ayrca topran sunduu bu rnleri
bytp olgunlatran her eyin, yani hava koullarnn,
mevsim deiikliklerinin ve iklim farkllklarnn lm
sz tanrlarn insanoluna birer armaan olduunu
dnyorlar ve bu ekilde lmsz tanrlar tarafndan
insann yararna yaratldklarna inanmamz salayacak
olan (kitabmzn ilerleyen blmlerinde deineceimiz)6
tm kantlar bir araya topluyorlar. Ama bu filozoflara
karlk Carneades7 dar grl olmayan herkesi haki
kati bulmaya ynlendirecek o kadar ok kant ortaya

koymu ki. nk srf eitimsiz insanlarn deil, eitimli

non solum indocti sed etiam docti dissentiant;


quorum opiniones cum tam variae sint tam que
in ter se dissidentes, alterum fieri profecto potest u t
earum nulla, alterum certe non potest u t plus una
vera sit.
III. Q ua quidem in cau sa et benivolos obiurgato-

res placare et invidos vituperatores confutare possum us, u t alteros reprehendisse paeniteat, alteri
didicisse se gaudeant; nam qui adm onent am ice do~
cendi sunt, qui inim ice insectantur repellendi.
6

M ultum

autem

fluxisse

video

de

libris

nostris, quos com pluris brevi tem pore edidim us,


varium que serm onem partim adm irantium unde
h oc philosophandi nobis subito studium extitisset,
p artim quid quaque de re certi haberem us scire
cupientium . M ultis etiam sensi mirabile videri eam
nobis potissim um p robatam esse philosophiam
quae lucem eriperet et quasi noctem quandam
rebus offunderet, desertaeque disciplinae et iam
p ridem relictae patrocinium necopinatum a nobis
esse susceptum .
N os

autem

n ec

subito

coepim us

philosop-

hari nec m ediocrem a prim o tem pore aetatis in


eo studio operam
cum

m inim e

curam que consum psim us et

videbam ur,

tum

m axim e

philo-

sophabam ur, quod et orationes declarant refertae philosophorum sententiis et doctissim orum

insanlarn da ok farkl fikirler ileri srebilecei bir baka


konu daha yok. Bu insanlarn dnceleri ylesine dei
ik ve kendi ilerinde bile ylesine tutarsz ki, muhteme
len bunlarn hibiri doru deil ya da birden fazla doru
olmasna kesinlikle imkn ve ihtimal yok.
III.

in asl byle bir konuda ben hem iyi niyetli eletir

menleri ikna edebilirim hem de kt niyetli eletirmenle


ri susturabilirim; bylece biri mantksz kar klarn
dan piman olur, dieri de bilgilendii iin mutlu olur.
Sonuta dosta uyanda bulunanlara aklama yapmal,
dmanca saldranlara ise haksz olduklarn gstermeli.8
6

Ama gryorum ki yenilerde yaymladm kitapla


rm ok fazla ses getiriyor, haklarnda kan eitli dedi
kodular dalga dalga yaylyor; kimileri felsefeye olan bu
ani merakmn nereden kaynaklandn merak ediyor,
kimileri de belli bal konularda ne dndm
renmek istiyor. Hatta gryorum ki biroklar u
kapatp da meseleleri deta gecenin karanlyla rten
felsefi sistemi zellikle benimsememe hayret ediyor, yani
u herkesin terk ettii ve uzun sredir soluk alamayan
retinin umulmadk ekilde taraftar olmama.
Ancak ben felsefeye ne yle birdenbire baladm ne
de ocukluumdan itibaren bu disipline yle sradan
bir zen ve aba gsterdim; tersine felsefeyle ok az
ilgileniyormuum gibi grndm zamanlarda bile faz
lasyla urayordum onunla; gerek filozoflarn zdeyile
riyle dolu sylevlerim, gerek evimden hi eksik olmayan

h om inum
nostra

fam iliaritates

quibus

sem per

dom us

floruit, et principer illi Diodotus Philo

A ntiochus Posidonius a quibus instituti sum us.


Et si om nia philosophiae praecepta referuntur ad
vitam , arbitram ur nos et publicis et privatis in rebus
ea praestitisse quae ratio et d octrina praescripserit.
IV. Sin autem quis requirit quae causa nos inpulerit
ut h aec tam sero litteris m andarem us, nihil est
quod expedire tam facile possim us. N am cum otio
languerem us et is esset rei publicae status u t eam
unius consilio atque cura gubernari necesse esset,
p rim u m ipsius rei publicae causa philosophiam
nostris

hom inibus

explicandam

putavi,

m agni

existim ans interesse ad decus et ad laudem civitatis


res tam gravis tam que pr aeclaras Latinis etiam litteris
contineri; eoque m e m inus instituti m ei paenitet
quod facile sentio quam m ultorum non m odo
discendi sed etiam scribendi studia com m overim .
C om plures enim G raecis institutionibus eruditi ea
quae didicerant cum civibus suis com m unicare non
poterant, quod illa quae a Graecis accepissent Latine
dicipossediffiderent:quoingeneretantum profecisse
vid em u r u t a Graecis ne verborum quidem copia
vincerem ur. H ortata etiam est u t m e ad haec

bilge insanlarla kurduum yakn dostluklar gerekse


yanlarnda yetitiim Diodotus, Philo, Antiochus, Posidonius gibi sekin hocalarm bun un birer kantdr.9
7

Eer felsefenin tm ilkeleri yaamla birebir balantly


sa, ben hem kamu yaammda hem de zel yaammda
akln ve bilginin buyurduu bu ilkelerle hareket ettiim
kansndaym. IV. Ama imdi birisi kp da bana bu ko
nular neden bu kadar ge bir zamanda yazya dkt
m soracak olursa, baka hibir soruya bu kadar ko
lay cevap veremem herhalde. Benim kamu ilerinden
tamamen elimi eteimi ektiim ve devletimizin de tek
bir adamn hkm ve iradesine teslim olmak zorunda
kald bir dnemde,10 bu kadar ciddi ve bu kadar sekin
konularn Yunan edebiyatnda olduu gibi Latin edebi
yatnda da bulunmasnn lkemizin saygnl ve hre
ti asndan ok nemli olduunu dndmden her
eyden n ce devletimizin yararna insanlarmza felsefe

retmeliyim dedim. Pek ok kiiyi renmeye olduu ka


dar yazmaya da heveslendirdiimi aka grdke de bu
giriimim beni pek de hayal krklna uratmad. nk
Yunan eitimi alan pek ok insan rendiklerini kendi va
tandalaryla paylaamyordu; bunun nedeni onlara gre
Yunanlardan renmi olduklarnn Latincede ifadesinin
mmkn olmamasyd. Ama imdi bu alanda da epeyce
yol katettiimizi dnyorum, en azndan kelime da
arc asndan bile Yunanlardan aa kalmadmza

gre. Bundan baka kaderimin ar ve acmasz darbesi

conferrem anim i aegritudo fortunae m agna et gravi


com m ota iniuria; cuius si m aiorem aliquam levationem reperire potuissem , non ad hane potissim um
confugissem , ea vero ipsa nulla ratione m elius frui
potui quam si m e non m odo ad legendos libros sed
etiam ad totam philosophiam pertraetandam dedissem. O m nes autem eius partes atque om nia m em bra tum facillume noscuntur, cum totae quaestiones
seribendo explicantur; est enim adm irabilis quaedam continuatio seriesque rerum , u t alia ex alia nexa
et om nes inter se aptae conligataeque videantur.
V.

Qui autem requirunt quid quaque de re ips

sentiam us, curiosius id faciunt quam necesse est;


non enim tam auetoritatis in disputando quam
rationis m om enta quaerenda sunt. Q uin etiam
obest plerum que iis qui discere volunt auetoritas
eorum qui se docere profitentur; desinunt enim
suum iudicium adhibere, id habent ratu m quod
ab eo quem probant iudicatum vident. N ec vero
probare soleo id quod de Pythagoreis accepim us,
quos ferunt, si quid adfirm arent in disputando,
cu m ex eis quaereretur quare ita esset, respondere
solitos 'ip se dixit'; 'ipse' autem erat Pythagoras:
tantum opinio praeiudicata poterat, u t etiam sine
ratione valeret auetoritas.

sonucunda girdiim ruhsal bunalm da11 beni felsefeye


yneltti. Eer daha etkin bir teselli yntemi bulmu ol
saydm, zellikle kap da felsefeye smmazdm. imdi
artk felsefi kitaplar okumak kadar bsbtn felsefi ya
zlar kaleme almaya da kendimi adamsam, gerekten
de baka ekilde mutlu olamadmdandr. Ayrca felse
fi sorunlar yazya dklerek aklandnda, felsefenin
tm blmleri,12 tm dallar ok kolay renilir. nk
bunlar dikkat ekici ekilde kesintisizce birbirini izler;
deta hepsi birbirine ilmek ilmek rlmtr ve birbiriyle uyumlu ve balantldr.
10

V. Bunlarn her biri hakknda ne dndm


renmeye alanlar gereksiz bir merak iindeler, n
k tartlan bir konuda tartan kiiden ok tartma
mantnn doruluuna bakmak gerekir. Gerekten de
kendilerini retmen olarak sunan kimselerin yetkinli:
ounlukla renmek isteyenlere engel oluturur, nkt
renciler kendi grlerini bir kenara koyup yetkin ola
rak grdkleri kimsenin onaylad gr benimserler
Ben ahsen Pythagoraslarn benimsediini duyduun
u yntemi hi onaylamyorum. Sylenenlere baklrs;
Pythagoraslar bir tartma srasnda herhangi bir gr
benimsediklerinde, onlara neden o gr benimse
dikleri sorulunca, hep stat byle syledi, diye ceva]
verirlermi; stat dedikleri de Pythagorastan bakas
deildi. Grld zere nceden verilen hkm o ka
dar basknd ki, hkm verenin yetkinlii hi tartmas
kabul ediliyordu.

11

Qui autem ad m irantur nos hane potissim um disciplinam secutos, iis quattuor A cadem icis libris satis responsum videtur. N ec vero desertaru m relictarum que reru m patrocinium suscepim us; non enim
h om inum interitu sententiae quoque occidunt. sed
lucem auetoris fortasse desiderant; ut haec in philosophia ratio contra om nia disserendi nullam que
rem aperte iudicandi profeeta a Socrate, repetita ab
Arcesila, confirm ata a C arneade usque ad nostram
viguit aetatem ; quam nunc prope m od um orbam
esse in ipsa G raecia intellego. Q uod n on A cadem iae
vitio sed tarditate h om inum arbitror contigisse; nam
si singulas disciplinas percipere m agn um est, quan~
to m aius om nis? quod facere iis necesse est quibus
propositum est veri reperiendi causa et contra om nis

12

philosophos et p ro om nibus dicere. Cuius rei


tantae

tam que

difficilis facultatem

consecutum

esse m e non profiteor, secutum esse prae m e


fero. N ec tam en fieri p otest u t qui hac ratione
philosophentur ii nihil habeant quod sequantur.
D ictum est om nino de h ac re alio loco diligentius,
sed quia nim is indociles quidam tardique sunt
adm onendi videntur saepius. N on enim sum us

11

Benim zellikle Academiac retinin izinden gitmeme


aranlara, A cadem ka adl eserimin drt kitabnda yeterli
cevab verdiimi dnyorum. Ben yle bir tarafa bra
klm ve khnemi bir retinin savunuculuuna soyun
madm; nk insanlarn lmesiyle dnceleri de lmez,
olsa olsa o dnce sahibinin yorumundan mahrum kal
nr. rnein felsefede Socratesin balatt, Arcesilasm 13
srdrd, Carneadesin de gelitirdii yntem, yani
her konuya kart bir iddia sunma ve hibir konuda ak
seik bir karara varmama yntemi zamanmza kadar
geerliliini korumutur. Ama imdi bu yntemin nere
deyse Yunanistanda bile hi taraftarnn kalmadm g
ryorum. Bunun da Academia felsefesinin eksikliinden
deil, insanlarn dar grllnden kaynaklandm
dnyorum. nk tek tek her bir retiyi kavramak
byk bir ise, dnsenize hepsini birden kavramak
ne byk itir! Gerei bulma uruna hem btn filo
zoflara kar gelmeye hem de hepsinin yannda olmaya

12

olmaya niyetlenenlerin byle davranmas da kanlmaz


dr. Bu kadar nemli ve bu kadar zor bir iin ustas ol
duumu iddia etmiyorum, sadece elimden geldiince bu
iin peini brakmayacam sylyorum. Ama sz ko
nusu yntemle felsefe yapanlarn da izinden gidecekleri
hibir ey yoktur. Bu konuyu baka bir eserimde daha
btnsel bir bak asyla, daha ayrntl ekilde ele al
mtm,14 ama anlalan o ki, bazlar ok yava ren
dikleri ve ok ge algladklar iin, bunun kendilerine
birka kez hatrlatlmas gerekiyor. Biz Academiaclar

ii quibus nihil verum esse videatur, sed ii qui


om nibus veri falsa quaedam adiuncta esse dicam us
tanta similitudine u t in iis nulla insit certa iudicandi
et adsentiendi nota. E x quo exstitit illud, m ulta esse
probabilia, quae quam quam non perciperentur,
tam en, quia visum quendam haberent insignem et
inlustrem iis sapientis vita regeretur.
VI.

Sed iam , u t om ni m e invidia liberem, ponam

in m edio sententias philosophorum


deorum . Q uo quidem

de natu ra

loco convocandi om nes

videntur qui quae sit earum vera iudicent; tum


dem um mihi p ro cax A cad em ia videbitur, si aut
consenserint om nes aut erit inventus aliquis qui
quid veru m sit invenerit. Itaque mihi libet exclam are
u t in S yn ephebis:
pr

deum,

popularium

omnium,

<mnium>

adulescentium
clmo postulo bsecro oro ploro atque inplor
fdem
non levissum a de re, u t queritur ille 'in civitate' fieri
'facm ora capitalia'
ab amico amante argentum accipere meretrix non
vult,
sed u t adsint cognoscant anim advertant, quid de

hibir eyin doru olmadm dnenlerden deiliz,


yanllar ve dorular arasndaki balant birbirine son
derece benzer olduundan elimizde onlar deerlendire
cek ve onaylayacak trde kesin bir ltn bulunmad
n dnenlerdeniz. Bu dncemizden kan sonu da,
pek ok eyin olas olduu ve doruluklar kantlanmasa
bile ok belirgin ve anlalr olduklar iin bilgelerin ya
amna klavuzluk ettikleridir.
13

VI. Ama imdi her trl eletiriden uzak olmak iin,


felsecilerin tanrlarn doas hakkmdaki grlerini ak
layacam. Onlarn dncelerinden hangisinin doru
olduuna karar vermek iinse, bana gre herkesi buraya
armak gerek. Bunlarn hepsi ayn gr paylamsa
ya da ilerinden en azndan biri dorularn ne olduu
nu kefetmise, ite ancak o zaman ben Academiaclarn hadlerini bilmediklerini dneceim. Bu nedenle
Synephebi'5 oyunundaki oyuncu gibi haykrmaktan ken
dimi alamyorum:
Ey tanrlar, tm vatandalar ve genleri koruyun,
size haykryorum, yalvaryorum, talep ediyorum, rica
ediyorum, niyaz ediyorum ve gzyalar iinde size ya
karyorum.

Ama benimki, o oyuncunun kentte idamlk sular ile


niyor,
odalk ndan para almak istemiyor,

14

gibi yaknmalarna benzemiyor, aksine ben herkes burada

religione pietate sanctitate caerim oniis fide iure iurando, quid de tem plis delubris sacrifidisque sollemnibus, quid de ipsis auspiciis quibus nos praesum us existim andum sit (haec enim om nia ad hane
de dis inm ortalibus quaestionem referenda sunt):
profecto eos ipsos qui se aliquid certi habere arbitran tur addubitare coget doctissim orum hom inum
de m axu m a re tanta dissensio.
15

Q uod cum saepe alias, tum m axim e anim adverti cum apud C. C ottam fam iliarem m eu m accurate
sane et diligenter de dis inm ortalibus disputatum
est. N am cum feriis Latinis ad eum ipsius rogatu
arcessituque venissem, offendi eum sedentem in
exed ra et cu m C. Velleio senatre disputantem , ad
quem tum Epicurei prim as ex nostris hom inibus
deferebant. A d erat etiam Q. Lucilius Balbus, qui
tantos progressus habebat in Stoicis u t cu m excellentibus in eo genere Graecis com pararetur.
Tum u t m e Cotta vidit, "Peropp ortun e" inquit
"venis; oritur enim m ihi m agn a de re altercatio
cum Velleio, cui pro tuo studio non est alienum te
interesse/'

16

VII. "Atqui m ih i qu oqu e v id e o r" in q u am "v en isse


u t dicis opportune. Tres enim triu m d isciplinarum

bulunsun ve din, dindarlk, kutsallk, dinsel ayinler, inan


ve yeminle ilgili konularda ya da tapmaklar, kutsal me
kanlar, kurban trenleri ve bizim gzetimimizde gerek
letirilen kehanetlerle ilgili konularda neleri gz nnde
bulundurmamz gerektiini aratrp bunlar zerine iyice
dnp tansn istiyorum; (nk bu konularn hepsi
dnp dolap sonuta tanrlarla ilgili meselelere daya
nyor). Gerekten de bu kadar nemli bir konuda gayet
aydn kiiler arasnda yaanan fikir ayrlklar, belli fikir
lere sahip insanlar bile pheye drecek niteliktedir.
15

Bu fikir ayrl benim fazlasyla dikkatimi eken bir


konu oldu, zellikle de yakn dostum Gaius Cottann
evinde lmsz tanrlar hakknda byk bir ciddiyet
ve zenle yrttmz bir tartma srasnda.16 Latin
bayramnn kutland gnlerde Cottanm ricas ve da
veti zerine onun evine gitmitim, kendisi salonda otur
mu senatr Gaius Velleiusla tartyordu. O dnemde
Epicurusular Velleiusu Romal taraftarlar arasnda en
ba sraya yerletirmiti. Quintus Lucilius Balbus da ora
dayd; Stoa retisinde ok byk bir ilerleme kaydetti
inden, bu okulun nde gelen Yunan temsilcileriyle ayn
kefeye konuyordu.
Cotta beni grnce, Zamanlaman mthi, dedi,
nk tam da Velleiusla ok nemli bir konu zerinde
tartmaya balamtk; almalarn asndan yabancs
olmadn bir konu bu, senin de ilgini ekecektir.

16

VII. Bence de yle, dedim, dediin gibi tam zama


nnda gelmiim demek. Baksanza okulun byk

p rin d p es convenistis. M. enim Piso si adesset,


nullius philosophiae, earu m quidem quae in honore
sunt, vacaret locus."
Tum Cotta "Si," inquit, "liber A ntiochi nostri,
qui ab eo nuper ad hunc Balbum m issus est, vera
loquitur, nihil est quod Pisonem fam iliarem tuu m
desideres; A ntiocho enim Stoid cum Peripatetid s re
con d n ere videntur, verbis discrepare; quo de libro,
Balbe, velim scire quid sentias."
"E g o n e?" inquitille, "m iro r A ntiochum hom inem
in prim is acutum non vidisse interesse plurim um
inter Stoicos, qui honesta a com m odis non nom ine
sed genere toto diiungerent, et Peripateticos, qui
honesta com m iscerent cum com m odis, u t ea inter se
m agnitudine et quasi gradibus, non genere diff errent.
H aec enim est non verborum parva sed reru m per17

m agn a dissensio. Verum h oc alias; nunc quod


coepim us, si vid etur."
"M ihi v ero ," inquit Cotta, "videtur. Sed u t hic
qui intervenit" m e intuens "ne ignoret quae res
agatu r, de n atu ra agebam us deorum , quae cum
mihi videretur perobscura, u t sem per videri solet,
Epicuri ex Velleio sciscitabar sententiam . Q uam ob
re m ," inquit "Vellei, nisi m olestum est, repete quae
coep eras."

temsilcisi de burada toplanm. Bir de Marcus Piso17 bu


rada olsaym, saygn felsefe okullarmzn hibirinin yeri
bo kalmam olacakm.
Bunun zerine Cotta, Sevgili Antiochusumuzun ge
enlerde Balbusa yollad kitab dorulan yanstyorsa,
yakn arkadan Pisonun eksikliini duymana hi gerek
yok. nk Antiochus kullandklar kavramlarda anlaamasalar da Stoaclarn zde Peripatetiklerle anlatklarn
sylyor. Bu kitap hakknda sen ne dnyorsun Balbus, zellikle bilmek istiyorum.
Ben mi? diye sordu Balbus ve devam etti: ahsen
ben Antiochus gibi zeki birinin erdemlerle karlar sade
ce kavram olarak deil, anlam olarak da tamamen ayran
Stoaclarla, erdemlerle karlar ayn kefeye koyup ara
larnda sadece nem ve gya derece fark olduunu, z
asmdansa herhangi bir fark olmadn syleyen Peripatetikler arasndaki o byk ayrm hi grmemi olma
sna hayret ediyorum. nk bu yle sadece kavramsal
bir ayrm deil, ierik asndan da ok byk bir ayrm.
17

Her neyse, bu konuyu baka zamana brakalm; imdi, si


zin iin de uygunsa, baladmz noktaya geri dnelim.
Benim iin uygun, dedi Cotta ve bana bakp ama
bu arkadamz daha yeni aramza katldndan, neler
konutuumuzdan bihaber kalmasm. Benim iin hep ka
ranlkta kalm bir konu olan tanrlarn doas zerine
konuuyorduk ve ben Velleiustan Epicurusun bu konu
hakkmdaki dncesini renmeye alyordum. Bu ne
denle, senin iin de sakncas yoksa Velleius, bata syle
diklerini tekrarla ltfen.

"R epetam vero, quam qu am n on mihi sed tibi


hic venit adiutor; am bo enim " inquit adridens, "ab
eodem Philone nihil scire didicistis."
Tum ego: "Q uid didicerim us C otta viderit, tu
autem nolo m e existim es adiutorem huic venisse
sed auditorem , et quidem aequum , libero iudicio,
nulla eius m odi adstrictum necessitate u t mihi
velim nolim sit certa q uaedam tuenda sententia."
18

VIII. Tum Velleius fidenter sane, u t solent isti,


nihil tam verens quam ne dubitare aliqua de re
videretur, tam quam m od o ex d eorum concilio et
ex Epicuri interm undiis descendisset,

"A udite"

inquit, "n o n futtilis com m enticiasque sententias,


non opificem aedifcatorem que m undi, Platonis
de Tim aeo deum , n ec anum fatidicarn Stoicorum
rcvoav, quam Latine licet providentiam dicere,
neque vero m u n d u m ipsum anim o et sensibus
praeditum , rotu n d u m ardentem volubilem deum,
portenta
sophorum
19

et

m iracula
sed

non

disserentium

som niantium .

Quibus

philo
enim

oculis anim i intueri potuit vester Plato fabricam


illam tanti operis, qua construi a deo atque aedificari

Olur, tekrarlarm; her ne kadar arkadamz buraya


benim deil de senin taraftarn olarak gelmise de, dedi
ve sonra glerek, yle ya ikiniz de hibir eyi bilmedii
nizi rendiniz Philodan, diye ekledi.18
Bunun zerine ben lafa girdim: Ne rendiimize b
rakalm da Cotta karar versin, ama benim buraya tarafl
olarak geldiimi dnmeni istemem dorusu; tam tersi
salt bir dinleyici olarak burada bulunduumu dn
yorum, hem de tarafsz ve nyargsz bir dinleyici olarak.
Zaten istesem de istemesem de belli bir gr savunma
m gerektirecek bir durum yok.
18

VIII. O zaman Velleius, kendi okulunun dier d


nrleri gibi, herhangi bir konuda kukulu grn
mekten ekindiinden kendinden tamamen emin bir
tavr taknp sanki az nce tanrlarn meclisinden, yani
Epicurusun dnyalar arasndaki boluundan19 aa
inmiesine yle dedi: Dinleyin yleyse u deersiz ve
hayal rn olmayan dncelerimi; dnyann yaratc
snn ve mimarnn Platonun Timaeusundaki tanr olma
dn; Latinceye Tanrsal ngr olarak evirmeyi uygun
grdmz, Stoaclarn Pronoea dedikleri yal falc
kadn olmadn; evrenin akl ve duyularla donanml,
kresel, ateten ve devinen bir tanr da olmadn; btn
bu alamet ve mucizelerin aklyla dnen filozoflarn
deil de, d gren filozoflarn yaratmlar olduunu.

19

Sahiden sizin Plato bu muazzam eserin inasn nasl bir


hayal gcyle zihninde canlandrabildi, neye dayanarak
evrenin tanr tarafndan kurulduunu ve ina edildiini

m u n d u m facit? quae m olitio, quae ferram enta, qui


vectes, quae m achinae, qui ministri tanti m uneris
fuerunt? quem ad m od um autem oboedire et parere
voluntati architecti aer ignis aqua terra potuerunt?
unde v ero ortae illae quinque form ae ex quibus
reliqua

form antur,

apte

cadentes

ad

anim um

afficiendum pariendosque sensus? L on gum est ad


om nia, quae talia sunt u t o ptata m agis quam inventa
20

videantur; sed illa palm aria, quod qui n on m odo


n atu m m un d u m introduxerit sed etiam m anu paene factum , is eum dixerit fore sem pitem um . H unc
censes prim is u t dicitur labris gustasse physiologiam , id est n aturae rationem , qui quicquam quod r
tm sit p utet aetern um esse posse? Q uae est enim
coagm entatio non dissolubilis? aut quid est cui
principium aliquod sit, nihil sit extrem um ? Pronoea
vero si vestra est, Lucili, eadem , requiro quae paulo ante, m inistros m achinas om nem totius operis
dissignationem atque app aratu m ; sin alia est, cur
m ortalem fecerit m u n d um , non quem ad m odum

21

Platonicus

deus

sem pitem u m .

IX. Ab utroque

autem sciscitor cu r m undi aedificatores repente


exstiterint, innum erabilia saecla dorm ierint; non
enim , si m un d u s nullus erat, saecla non erant
(saecla n u n c dico non ea quae dierum noctium que

ileri srd? Evrenin inasnda nasl bir yntem izlendi?


Hangi aletler, hangi manivelalar, hangi makineler kulla
nld? Bu muazzam iin iileri kimlerdi? Peki hava, su,
ate ve toprak nasl evrenin yaratcsnn arzusuna bo
yun edi ve teslim etti kendini? u be biim20 de nere
den km; hani geri kalan dier eylere biim veren,
zihnimizi etkilemeye ve duygularmz ortaya karma
ya bu kadar uygun den u be biim. Bunlarn hep
sini sayp dkmek uzun i; grld zere bunlar bir
aratrmann rn olmaktan ok yle olmas arzulanan
20

eyler. Ama dnrn syledikleri arasnda takdire


ayan eyler de var; evrenin sadece bir balangc olmad
n, neredeyse elle yapldn iddia etmesi, hatta sonsuza
kadar var olacam sylemesi gibi. Birisi balangc olan
bir eyin sonsuz olabileceini dnyorsa, onun physiologiay, yani doa felsefesini, denildii gibi stnkr bil
diini dnebilir misin? Hangi bileim21 ayrtrlamaz?
Ya da balangc olup da sonu olmayan ey ne? Gerekten
Lucilius, sizin Pronoeam z22 Platonun dediiyle ayn ey
se,23 demin sorduklarm tekrar sorarm o zaman; iileri,
makineleri, eserin tamamndaki tm dzenlemeyi ve ha
zrl. Yok, eer Platonun dediinden farklysa, o zaman
da aklma u soru geliyor: Niin evreni lml klm,

21

Platonun tanrs gibi sonsuz klmam? IX. imdi ikinize


birden soruyorum, niin dnyann yaratclar yzyllarca
uyuyup da sonra birden ortaya kmlar, sonuta evren hi
olmasayd da, yzyllar olurdu; (buradayzyllarla demek
istediim gece ve gndzn art arda geliiyle tamamlanan

n um ero annuis cursibus conficiuntur, nam fateor ea


sine m undi conversione effici non potuisse; sed fuit
quaedam ab infinito tem pore aeternitas, quam nulla
circum scriptio tem p oru m m etiebatur, spatio tam en
qualis ea fuerit intellegi potest, quod ne in cogitationem quidem cadit u t fuerit tem pus aliquod nullum
22

cu m tem pus esset)isto igitur tam inm enso spatio


quaero, Balbe, cur Pronoea vestra cessaverit. Laborem ne fugiebat? At iste n ec attingit deum nec erat
ullus, cum om nes n aturae num ini divino, caelum
ignes terrae m aria, parerent. Quid autem erat quod
concupisceret deus m u nd u m signis et luminibus
tam quam aedilis ornare? Si u t [deus] ipse melius
habitaret, antea videlicet tem pore infinito in tenebris tam q uam in gurgustio habitaverat; post autem
varietatene eu m delectari p u tam us qua caelum et
terras exornatas videm us? Q uae ista potest esse oblectatio deo? quae si esset, non ea tam diu carere

23

potuisset. A n haec, u t fere dicitis, hom inum causa a


deo constituta sunt? Sapientium ne? Propter p aucos
igitur tanta est facta reru m m olitio. A n stultorum ? At
prim u m causa non fuit cu r de inprobis bene m ereretur; deinde quid est adsecutus? cum om nes stulti
sint sine dubio m iserrim i, m axim e quod stulti sunt
(m iserius enim stultitia quid possum us dicere?),

yllk zamanlar deil, nk bu anlamdaki yzyllarn ev


rendeki dairesel hareket olmadan oluamayacan kabul
ediyorum; benimse szn ettiim, gemiin snrszl
ndan kaynaklanan, hibir zaman dilimiyle llemeyen bir sonsuzluk; bunun nasl bir ey olduu uzamla
anlalabilirdi, nk zaman mevcut deilken, zaman
22

dnlemez bile). te Balbus bu yzden soruyo


rum, sizin Pronoeam z niin o bitimsiz srete bo bo
oturmu? ten mi kayordu yoksa? Fakat bu i ne tan
ry ilgilendiriyordu ne de ortada bir i vard; nk
btn doa, yani gkyz, ate, karalar ve denizler tan
rsal istence boyun emiti. Peki, niin tanr, sanki bir
aedilis gibi, evreni heykelciklerle [takmyldzlarla]24 ve
klarla sslemek iin urasn ki? Daha iyi bir yerde
oturmak iinse, akas ncesindeki bitimsiz srete
karanlkta sanki bir barakada oturmutu; gkyzn
ve yeryzn ssleyen, grdmz eitli gzellik
ler mi sonradan tanrnn houna gitmi, buna m ina
nyoruz? Bu tr eyler tanrya zevk verebilir mi? Ver
mise eer, yle uzun sre kendini bunlardan yoksun

23

brakmazd. Yoksa sizin genelde sylediiniz gibi, tanr


bunlar insanlar iin mi oluturmu? Bilgeler iin mi?
yleyse bu kadar byk bir emek birka kii uruna
harcanm. Yoksa budalalar iin mi? Tanr niin ktle
re iyilik etsin ki, bir anlam yok; sonra bundan kazanc
ne ki? Zaten btn budalalarn, zellikle budala olduk
lar iin son derece zavall olduklarna kuku yok; (hem
budalalktan daha zavallca bir ey syleyebilir misin?)

deinde quod ita m ulta sunt incom m oda in vita ut


ea sapientes com m od oru m conpensatione leniant,
stulti nec vitare venientia possint nec ferre praesentia? X. Qui vero m u n du m ipsum anim antem
sapientem que esse dixerunt, nullo m od o viderunt
anim i natu ra intellegentis in quam figuram cadere posset. De quo dicam equidem paulo post,
24

nunc autem hactenus: A dm irabor eorum tarditatem


qui anim antem inm ortalem et eundem beatum
rotu n d um esse velint quod ea form a neget ullam esse
pulchriorem Plato; at mihi vel cylindri vel quadrati
vel coni vel pyram idis vid etur esse form osior. Q uae
vero vita tribuitur isti rotundo deo? N em pe u t ea
celeritate contorqueatur cui p ar nulla ne cogitari
quidem possit; in qua n on video ubinam m ens
constans et vita beata possit insistere. Q uodque
in n ostro corpore si m inim a ex parte t significetur
m olestum sit, cur h oc idem non habeatur m olestum
in deo? Terra enim profecto, quoniam m undi
pars est, pars est etiam dei; atqui terrae m axum as
regiones inhabitabilis atque incultas videm us, quod
p ars earu m adpulsu solis exarserit, p ars obriguerit
nive pruinaque longinquo solis abscessu; quae, si
m undus est deus, quoniam m undi partes sunt, dei
m em b ra p artim ardentia partim refrigerata dicenda
sunt.

Bir de yaamda ylesine skntlar vardr ki, bilgeler


menfaatlerle dengeleyerek hafifletirler bunlar, budala
lar ise ne yaklamakta olan skntlardan kanabilirler
ne de iinde bulunduklar skntlara katlanabilirler. X.
tin dorusu evrenin canl ve akll olduunu syleyen
ler akll bir canlnn doasnn hangi biimde olduunu
asla bilemediler. Birazdan bundan bahsedeceim elbette,
24

imdi bu konuya gelmeden nce, Platonun hibir bii


min kreden daha gzel olmadn sylemesi zerine
lmsz ve mutlu bir canlnn kresel olduunu iddia
eden kiilerin budalalklarna hayretimi dile getireceim;
ne var ki bana gre silindirin, kpn, koninin ya da pira
midin biimi daha gzel. Peki, nasl bir yaam sunulmu
bu kresel tanrya? Benzerinin hayal dahi edilemeyecei
u sratiyle nasl da frl frl dner! Bu sratte salam bir
akl ve mutlu bir yaam nerede durabilir acaba, hi bilmi
yorum. Bedenimizin kck bir yerinde bile olsa can
mz actan eyin tanrya da strap vermedii ne malum?
Evet, yer kabuu evrenin bir paras olduuna gre, tan
rnn da bir parasdr; bir yandan da bakyorsun, top
raklarn ok byk blm yaamaya ve ekip bimeye
uygun deil, nk bir ksm Gnee yaknlndan do
lay kavruluyor, bir ksm ise uzun sre Gneten uzak
kald iin kar ve krayla donuyor; evren tanrysa,
bunlar da evrenin paralarysa o zaman unu sylemeli
yiz: Tanrnn uzuvlar ksmen kavurucu ksmen dondu
rucudur.

25

"Atque h aec quidem vestra, Lucili; qualia vero **


est, ab ultim o rep etam superiorum . Thales enim Milesius, qui prim us de talibus rebus quaesivit, aquam
dixit esse irdtium rerum , deum eam m entem quae
ex aqua cuncta fingeretsi di possunt esse sine sensu; et m entem cur aquae adiunxit, si ipsa m ens constare potest vacans corpore? A naxim andri autem
opinio est nativos esse deos longis intervallis orientis occidentisque, eosque innum erabilis esse m undos. Sed nos deum nisi sem pitem um intellegere

26

qui

possum us?

statuit,

eum que

Post
gigni

A naxim enes
esseque

aera

deum

inm ensum

et

infm itum et sem per in m otu: quasi aut aer sine


ulla form a deus esse possit, cum praesertim deum
non m od o aliqua sed pulcherrim a specie deceat
esse, aut non om ne quod ortu m sit m ortalitas
consequatur. XI. inde A n axagoras, qui accepit ab
A naxim ene disciplinam, prim us om nium rerum
discriptionem et m od um m entis infinitae vi ac
ratione dissignari et confd voluit; in quo non
vidit neque m otum sensui iunctum et continentem
infinito ullum esse posse, neque sensum om nino
quo non ipsa natu ra pulsa sentiret. D einde si
m en tem istam quasi anim al aliquod voluit esse,

.'!5

imdiye kadar anlattklarmz senin temsil etti


in okulun25 retileri Lucilius; dierlerinin nasl d
ndklerini ilk filozoflardan balayarak ele alacam.
rnein bu konular hakknda ilk aratrma yapan Mi
le tulu Thales her eyin ana maddesinin su olduunu,
-ayet tanrlar duyular olmadan da var olabilirlerse-26
tanrnn btn eylere sudan biim veren canlandrc
g olduunu syledi; bu g bedensiz de var olabilir
se, niin canlandrc gc suya katm? Anaximanderin
dncesi ise yledir: Tanrlar doumludur, doumla
r ile lmleri arasnda geen sre ok uzundur, stelik
tanrlar saysz dnyalardr. Ama bizler tanry lmsz
olmasnn dnda nasl canlandrabiliriz ki zihnimizde?

26

Sonra Anaximenes gelir, o da u sonuca varmtr: Tanr


havadr, balangc vardr, lsz ve snrszdr, hem de
srekli devinim halindedir: Bunu ya hibir ekli olmayan
hava sanki tanr olabilirmi gibi -sonuta tanr u ya da bu
grnmde deil de mutlaka en gzel grnmde olma
ldr- ya da lm doan her eyi penesine drmezmi
gibi dnd de yle syledi. XI. Ardndan Anaximenesin
retisiyle yetien Anaxagoras ilk defa u iddiada bulun
du: Btn evrendeki dalm ve dzen snrsz bir zihin
sel g ve aklla tasarlanm ve gerekletirilmitir; ama
Anaxagoras bunu iddia ederken unun farkna varmad:
Snrsz olanda ne duyuma bal ve kesintisizce sren
bir devinim olabilir ne de duyum doal bir etki olma
dan ortaya kabilir. Dahas bu zihinsel yetinin sanki
canl bir ey olduunu iddia ettiyse, o zaman daha isel

erit aliquid interius ex quo illud anim al nom inetur; quid autem interius m ente? cingetur igitur
27

corpore externo; quod quoniam n on placet, aperta


sim plexque m ens, nulla re adiuncta qua sentire
possit, fugere intellegentiae nostrae vim et notionem
videtur. Crotoniates autem A lcm aeo, qui soli et
lunae reliquisque sideribus anim oque praeterea
divinitatem dedit, n on sensit sese m ortalibus rebus
inm ortalitatem dare. N am Pythagoras, qui censuit
anim um esse p er natu ram reru m om nem intentum
et com m eantem ex quo nostri animi carperentur, non
vidit distractione hu m an oru m anim orum discerpi
et lacerari deum , et cum m iseri animi essent, quod
plerisque contingeret, tum dei partem esse m iseram ,

28

quod

fieri

non

potest.

C ur

autem

quicquam

ignoraret anim us hom inis, si esset deus? quo


m od o porro deus iste, si nihil esset nisi animus,
aut infixus aut infusus esset in m undo? Tum
Xenophanes, qui m ente adiuncta om ne propterea
quod esset infinitum deum voluit esse, de ipsa
m ente item reprehenditur u t ceteri, de infinitate
autem vehem entius, in qua nihil neque sentiens
neque coniunctum p otest esse. N am Parm enides
quidem com m enticium quiddam : coronae simile

bir ilke olmal ki, bundan dolay ona canl denilsin. Zi


hinden daha isel ilke ne olabilir ki? ite bu yzden zihin
27

dtan bedenle evrilmitir; ama bu vardmz sonu


Anaxagorasm retisiyle badamaz, fakat Anaxagorasm
retisinde de bizim anlama gcmz ve kavraym
z aan bir durum sz konusu, o da u: hissedebilecei
hibir eyle alakas olmayan basit ve yaln bir zihin. Bir
de Crotolu Alcmaeo27 var; o da tanrsall Gnee, Aya
ve dier gk cisimlerine, hatta ruha atfederken lm
szl lml varlklara verdiinin ayrdmda bile de
ildi. imdi Pythagorasa bakalm; o da tanrnn btn
doaya nfuz eden ve yaylan bir ruh olduunu, bizim
ruhlarmzn da bu ruhun birer paras olduunu iddia
etti. nsan ruhunun bu ruhtan ayrlmasyla tanrnn par
alandn ve darmadan edildiini ve ruhumuz mut
suz olduunda, oumuzun bandan gemitir hani,
tanrsal ruhun da mutsuz olacan dnemedi, ama

28

bu imknsz bir eydir. imdi insan ruhu tanrsalsa,


niin her eyi bilmiyor? Dahas Pythagorasm bu tanr
s ruhtan baka bir ey deilse, nasl olup da dnyaya
mhlanp kalm ya da dnyann iine nfuz etmi? Evet,
srada Xenophanes28 var; o da evreni aklla donatp son
suzluundan dolay tanr olduunu iddia etti; akl konu
sundaki dnceleri dier felsefecilerinki gibi eletiriye
aktr, ama sonsuzluk konusundaki iddias ok daha
ar eletirilere urar, nk sonsuzlukta alglayan ve
birbiriyle balantl hibir ey yoktur. Parmenidese ge
lince, o da gerekten taca benzeyen d rn bir eyi

efficit (aTj)dvr)v appellat), continentem ard oru m


lucis orbem qui cingit caelum , quem appellat
deum ; in
sensum
eiusdem

quo neque

quisquam
m onstra,

discordiam ,

figuram

suspicari
quippe

qui cupiditatem

divinam

potest,
qui

neque

m ultaque

bellum,

ceteraque

qui

generis

eiusdem ad deum revocet, quae vel m orbo vel


som no

vel

oblivione

vel

vetustate

delentur;

eadem que de sideribus, quae reprehensa in alio iam


29

in hoc om ittantur. XII. Em pedocles autem m ulta alia


peccans in deorum opinione turpissum e labitur.
Q uattuor enim natu ras ex quibus om nia constare
censet divinas esse vult; quas et nasci et extingui
p erspicuum est et sensu om ni carere. N ec vero Protagoras, qui sese n egat om nino de deis habere quod
liqueat, sint non sint qualesve sint, quicquam vid e
tur de n atu ra deorum suspicari. Q uid? D em ocritus,
qui tum im agines earum que circum itus in deorum
n u m eru m refert, tum illam n atu ram quae im agines
fundat ac m ittat, tum sententiam intellegentiam que n ostram , nonne in m axim o errore versatur?
cu m idem om nino, quia nihil sem per suo stat
m aneat, n egat esse quicquam sem piternum , nonne
deum om nino ita tollit u t nullam opinionem eius
reliquam faciat? Q uid? aer, quo D iogenes A polloniates u titur deo, quem sensum habere potest

ispatlamaya alm, (buna stephane adn vermi), gk


yzn epeevre saran bu k kmesine tanr demi;
ancak sz konusu bu eyde ne tanrsal bir biim ne de
alg varsaylabilir. Parmenidesin tuhaf fikirleri var; sava
, anlamazl, ehveti ve bu gibi eyleri tanrlatrr; sz
konusu bu eyler ya hastalkla, ya uykuyla, ya unutkan
lkla ya da geip giden zamanla yok olup gider; yldz
lar da tanrlatrm, baka bir felsefecinin29 grlerini
anlatrken bunu zaten eletirmitik; imdi burada bu
29

konuyu geiyorum. XII. Empedocles30 ise baka pek ok


konuda olduu gibi tanrlar konusundaki dncesinde
de son derece utan verici bir yanlg iindedir. Evet, o
da her eyin kkeni olduuna inand drt tze tanr
lk atfeder; oysa bunlarn hem doduklar, hem ldk
leri hem de tm duyulardan yoksun olduklar aktr.
Protagoras tanrlarn var olup olmadklar ya da nasl
olduklar konusunda belli bir gr olmadm sy
ler, anlalyor ki tanrlarn doas zerine fikir beyan
etmemi. Peki ya Democritusa31 ne demeli? O da ok
byk bir yanlg iinde deil mi, bazen dolanp duran
imgeleri,32 bazen bu imgeleri yayan ve gnderen u tz,
bazen de bilgimizi ve zekmz tanr yerine koyarken.
Bir de u var: Hibir eyin srekli kendi konumunda
kalmayacandan hareketle ncesiz-sonraszl reddet
tiinde, geride hi tanr inanc brakmayacak biimde
tanry tmden yok saym olmuyor mu? Peki ya una
ne demeli: Apollonial Diogenesin33 tanr yerine koy
duu hava bir duyuya ya da tanrsal bir biime nasl

30

aut quam form am dei? lam de Platonis inconstantia


longum est d iere, qui in Tim aeo p atrem huius
m undi nom inari n eget posse, in Legum autem
libris, quid sit om nino deus anquiri oportere non
censeat. Q uod vero sine corpore ullo deum vult esse
(ut G raeci dicunt a co p a ro v ), id quale esse possit
intellegi non potest: careat enim sensu necesse est,
careat etiam prudentia, careat voluptate; quae om nia
una cum deorum notione conprehendim us. idem et
in Tim aeo dicit et in Legibus et m u nd u m deum esse
et caelum et astra et terram et anim os et eos quos
m aioru m institutis accepim us; quae et per se sunt
falsa perspicue et inter se vehem enter repugnantia.

31

Atque etiam X enophon paucioribus verbis eadem


fere peccat; facit enim in iis quae a Socrate dicta
rettulit Socratem disputantem form am dei quaeri
n on oportere, eundem que et solem et anim um
d eum dicere, et m odo un u m tum autem plures deos;
quae sunt isdem in erratis fere quibus ea quae de

32

Platone dbdmus. XIII. Atque etiam Antisthenes in


eo libro qui Physicus inscribitur popularis deos
m ultos naturalem unum esse dicens tollit vim et
n atu ram deorum . N ec m ulto secus Speusippus
Platonem avunculum subsequens et vim quandam
dicens qua om nia regantur, eam que anim alem ,

/()

sahip olabilir ki? imdi Platonun tutarszlndan bah


setmek uzun hikye; Timaeus adl eserinde bu evrenin
babasna bir ad verilemediini, Yasalar adl eserinde
ise tanrnn ne olduunun aratrlmamas gerektiini
syler. Plato bir de tanrnn bedensiz olduunu iddia
etmi, (Yunanca karl asmatos), ama bunun nasl
bir ey olduu anlalr gibi deil; nk bu durum
da duyulardan, hatta bilgelikten ve hazdan da mut
laka yoksun olmaldr; ama sz konusu bu eylerin
hepsini biz bir tek tanr kavramyla badatrrz. Pla
to hem Timaeusta hem de Yasalarda evrenin, gn,
yldzlarn ve ruhlarmzn tanr olduunu syler, bir
de atalarmzdan gelen gelenekle tanr olarak kabul et
tiimiz o kiilerin; bu iddialarn kendi balarna yanl,
kendi aralarnda ise tutarsz olduklar gn gibi ortada.

31

Bu konuda bir iki laf etmi olsa da Xenophon da ayn ya


nlg iindedir. Kitabnda Socratesin dediklerini yineledi
i blmlerde, Socratesin tanrnn biimini aratrlamaz
olarak grdn, ayrca hem Gnein hem de ruhun
tanr olduunu sylediini, bazen sadece tek bir tanr
dan bazen de pek ok tanrdan sz ettiini ifade eder.
Bunlar Platoda saptadmz yanlglarla aa yukar

32

ayndr. XIII. Antisthenes34 de Doa Filozofu balkl kita


bnda halkn inand birok tanr olduunu, ama doada
tek bir tanr bulunduunu sylerken tanrlarn gcn
ve doasn yok sayar. Speusippusun35 da, izinden gittii
days Platodan aa kalr yan yoktur, o da her eyi yne
ten bir gcn bulunduunu ve bu gcn canl olduunu

33

evellere ex anim is conatur cognitionem deorum .


A ristotelesque in tertio de philosophia libro m ulta
turbat a m agistro suo Platone <non> dissentiens;
m od o enim m enti tribuit om nem

divinitatem,

m od o m un d u m ipsum deum dicit esse, m odo


alium quendam praeficit m undo eique eas partis
tribuit u t replicatione

quadam

regat atque tueatur, tum

m undi m otum

caeli ardorem

deum

dicit esse, non intellegens caelum m undi esse


p artem quem alio loco ipse designarit deum . Q uo
m odo autem caeli divinus ille sensus in celeritate
tanta conservari potest? ubi deinde illi tot di, si
n u m eram us

etiam

caelum

deum ?

cu m

autem

sine corpore idem vult esse deum , om ni illum


sensu privat, <privat> etiam prudentia. Q uo p orro
m odo [m undus] m overi carens corpore, aut quo
m odo sem per se m ovens esse quietus et beatus
34

potest? N ec vero eius condiscipulus Xenocrates


in h oc
sunt

genere prudentior,

de

n atu ra

deorum

cuius in libris qui


nulla

species

divina

describitur; deos enim octo esse dicit, quinque


eos qui in stellis vagis m oventur, unum qui ex
om nibus

sideribus

quae

infixa

caelo

sunt ex

dispersis quasi m em bris sim plex sit putandus


deus,

septim um

solem

adiungit

octavam que

lunam ; qui quo sensu beati esse possint, intellegi


non potest. E x eadem Platonis schola Ponticus

33

sylerken ayn ekilde tanr fikrini zihinlerimizden s


kp atmaya alr. Aristoteles de Felsefe balkl ese
rinin nc kitabnda hocas Plato yla fikir ayrlna
d<memek>36 iin birok eyi karma kark bir hale
sokar. rnein bazen btn tanrsall zihne atfeder,
bazen evrenin kendisinin tanr olduunu syler, bazen
de bir baka varl evrenin yneticisi yapar ve ters de
veranla37 ona evrenin hareketini ynetme ve koruma
ilevi verir, sonra gksel atein38 tanr olduunu syler;
gn, baka bir yerde tanr olarak gsterdii evrenin
bir paras olduunu fark etmez bile. Ama ge atfe
dilen bu tanrsallk bilinci byle byk bir hz iinde
nasl korunabilir? Sonra btn o tanrlar nerede, g
tanr sayyorsak? Aristoteles de Plato gibi tanrnn bedensiz olduunu ileri srdnde, tanry btn du
yulardan, hatta bilgelikten bile yoksun brakr. Ayrca
bedensiz bir [evren] nasl hareket ettirilebilir ya da s
rekli hareket halindeyken nasl dinginlie ve mutlulua

34

eriebilir? Elbette Aristotelesin akran ve rencisi Xenocrates39 de bu konuda daha ihtiyatl deildir, Tanrlarn Do
as adl kitaplarnda tanrsal hibir biim betimlenmez;
sekiz tanr olduunu, be tanesinin gezegenlerden ileri
geldiini, bir tanesinin gkyzndeki tm yldzlar ol
duunu, btn bu yldzlarn her birinin sanki uzuvlar
oraya buraya uzanan tek bir tanr olarak dnlmesi ge
rektiini syler, yedinci olarak Gnei, sekizinci olarak
da Ay sayar. Bunlarn hangi duyuyla mutlu olabildikle
rine akl sr erdirilemez. Platonun okulundan Pontuslu

H eraclides puerilibus fabulis refersit libros et [tamen]


m od o m undum , tum m entem divinam esse putat,
errantibus etiam stellis divinitatem tribuit, sensuque
deum privat et eius form am m utabilem esse vult,
eodem que in libro rursus terram et caelum refert in
35

deos. N ec vero Theophrasti inconstantia ferenda


est; m odo enim m enti divinum tribuit principatum , m odo caelo, tum autem signis sideribusque
caelestibus. N ec audiendus eius auditor Strato, is
qui physicus appellatur, qui om nem vim divinam
in n atu ra sitam esse censet, quae causas gignendi
augendi m inuendi habeat sed careat om ni et sensu
et figura.

36

XIV. "Z en o autem , u t iam ad vestros, Balbe, veniam , n atu ralem legem divinam esse censet, eam que
vim obtinere recta im perantem prohibentem que
contraria. Q uam legem quo m odo efficiat anim antem intellegere non possum us; deum autem anim antem certe volum us esse. Atque hic idem alio loco
aether a deum d icitsi intellegi potest nihil sentiens
deus, qui num quam nobis occu rrit neque in precibus neque in optatis neque in votis; aliis autem lib
ris rationem quandam p er om nem natu ram rerum
pertinentem vi divina esse adfectam putat. idem
astris h oc idem tribuit, tu m annis m ensibus annorum que m utationibus. C um vero H esiodi Theogoniam , id est originem deorum , interpretatur, tollit
om nino usitatas perceptasque cognitiones deorum ;

Heraclides40 ise kitaplarm ocuka hikyelerle doldur


mutur. Bazen evrenin bazen de zihnin tanrsal olduunu
dnr, hatta tanrsall gezegenlere bile atfeder ve tan
ry duyulardan yoksun brakr. Biiminin deiken ol
duunu iddia eder ve ayn kitapta topra ve g tekrar
35

tanrlar arasnda sayar. Theophrastusun41 tutarszl


da katlanlr gibi deil; nk tanrsal stnl bazen
akla, bazen ge ve sonra tekrar takmyldzlara ve gk
teki yldzlara atfeder. Doa filozofu diye anlan rencisi
Stratoya42 da kulak asmamak gerek. Ona gre btn tan
rsal g doada bulunur, bu doa doumun, geliimin
ve zevalin nedenidir, ama her trl duyudan ve biim
den yoksundur.

36

XIV. imdi Balbus, srada sizin okulun felsefecileri


var. Zenoya43 bakalm, doa yasasnn tanrsal olduunu
ve dorular buyuran, aksini yasaklayan bir gce sahip
olduunu ileri sryor. Bu yasay nasl canl kldna
akl er diremiyoruz; bir yandan da tanrnn kesinlikle can
l olmasn arzuluyoruz. u Zeno baka bir kitabnda da
esirin44 tanr olduunu syler -hibir ey duyumsamayan
tanry bir anlayabilsek- sz konusu bu tanr ne dua etti
imizde, ne yakardmzda ne de adaklar adadmzda
bize kendini gsterir; dier kitaplarnda ise btn doa
ya nfuz eden bir akim tanrsal gle donatlm olduu
grn savunur. Bu ayn gc benzer biimde yldzla
ra, baka bir zaman da yllara, aylara ve mevsimlere isnat
eder. in dorusu Hesiodosun Theogonia, yani Tanrla
rn Kkeni adl eserini yorumlarken, tanrlarla ilgili all
m ve benimsenmi fikirleri tamamen ortadan kaldrr;

neque enim lovem neque Iunonem neque Vestam


neque quem quam qui ita appellatur in deorum habet
num ero, sed rebus inanimis atque m utis per quandam
37

significationem h aec d ocet tributa nom ina. Cui


us discipuli A ristonis non m inus m agno in errore
sententia est, qui neque form am dei intellegi posse
censeat neque in deis sensum esse dicat, dubitetque
om nino deus anim ans necne sit. Cleanthes autem ,
qui Z enonem audivit una cum eo quem proxim e nom inavi, tum ipsum m u n d um d eum dicit esse, tum
totius n atu rae m enti atque anim o tribuit h oc nom en,
tum ultim um et altissim um atque undique circum fusum et extrem u m om nia cingentem atque conplexum ard orem , qui aether nom inetur, certissim um
d eum iudicat; idem que quasi delirans, in iis libris
quos scripsit contra voluptatem , tum fingit form am
quandam et speciem deorum , tu m divinitatem om nem tribuit astris, tum nihil ratione censet esse divinius. ita fit u t deus ille quem m ente noscim us atque in animi notone tam quam in vestigio volum us

38

reponere nusquam p rorsu s appareat. XV. At Persaeus eiusdem Zenonis auditor eos esse habitos deos a quibus aliqua m agn a utilitas ad vitae
cultum esset inventa, ipsasque res utiles et salutares deorum esse vocabulis nuncupatas, u t ne
h oc quidem diceret, illa inventa esse deorum ,
sed ipsa divina; quo quid absurdius quam aut
res sordidas atque deform is deorum honore adficere aut hom ines iam m orte deletos reponere in

nk ne Iuppiteri, ne lunoyu, ne Vestay ne de dier


lerini tanrlar arasnda sayar, aksine sz konusu bu adla
rn bir eit simge olarak cansz ve dilsiz eylere verilmi
37

olduunu

gsterir.

Zenonun

rencisi Aristonun45

dncelerindeki yanlglarn da aa kalr yan yok.


Ne tanrlarn biiminin anlalabildiini dnr ne de
tanrlarda duyum olduunu syler, evet aslna bakarsan
tanrnn canl olup olmadndan da kuku duyar. Bir de
Cleanthes var, o da demin szn ettiim u Aristoyla
birlikte Zenonun derslerine katlm. Bazen evrenin tanr
olduunu syler, bazen btn doann zihnine ve ruhu
na tanr der, bazen de esir dediimiz, en yukarda ve en
yksekte bulunan, her yan kaplayan, her eyi epeevre
sarp kucaklayan atein en tartmasz tanr olduu
yargsna varr; hazcla kar yazd kitaplarda, tpk
bir deli gibi, bazen tanrlarn biimini ve grntsn
zihninde canlandrr, bazen btn tanrsall yldzlara
atfeder, bazen de akldan daha tanrsal bir ey yoktur
der. Sonuta aklmzla kavradmz ve tpk bir iz gibi
zihnimizde yer etmesini istediimiz u tanr hibir yerde
38

kendisini ak ak gstermiyor. XV. Sonra Persaeus, o


da Zenonun rencisi. nsanla byk yarar salayan
bulular yapanlarn tanr yerine konduunu, yarar
l ve salkl eylere de tanrsal adlar verildiini syler.
Persaeusun bu ifadesiyle kastettii, bunlarn tanrlarn
bulular olmad, tersine bu bulularn tanrsal oldukla
rdr.46 Adi ve baya eyleri tanrsal onurlarla donatmak
tan ya da artk lp gitmi ve yas iinde hrmet edeceimiz

deos, quorum omnis cu ltu s e s s e t futurus in Iuctu?


39

lam vero C hrysippus, qui Stoicorum som niorum


vaferrum us habetur interpres, m agn am turbam
con gregat ignotorum deorum , atque ita ignotorum
u t eos ne coniectura quidem inform are possim us,
cu m m ens nostra quidvis videatur cogitatione
posse depingere, ait enim vim divinam in ratione
esse positam et in universae naturae anim o atque
m ente, ipsum que m u n d um deum dicit esse et
eius anim i fusionem universam , tum eius ipsius
principatum qui in m ente et ratione versetur,
com m unem que

reru m

n atu ram

[universam ]

atque om nia continentem , tum fatalem vim et


necessitatem reru m futurarum , inem praeterea
[et] eum quem ante dixi aethera, tum ea quae natu ra
fluerent atque m anarent, u t et aquam et terram
et aera,
reru m

solem
qua

lunam

om nia

sidera universitatem que

continerentur,

atque

etiam

hom ines eos qui inm ortalitatem essent consecuti.


40

Idem que disputat aethera esse eum quem hom ines


Iovem appellarent, quique aer p er m aria m anaret
eum esse N eptunum , terram que eam esse quae
Ceres

diceretur,

similique

ratione

persequitur

vocabula reliquorum deorum . Idem que etiam legis


perpetuae et aeternae vim , quae quasi du x vitae et
m agistra officiorum sit, Iovem dicit esse, eandem que
fatalem necessitatem appellat <et> sem pitem am
rerum futurarum veritatem ; quorum nihil tale est ut

kiileri tanr yerine koymaktan daha sama ne olabilir ki?


39

Bir de Stoac dlerin en kurnaz yorumcusu saylan


Chrysippus47 var; o da mehul tanrlardan byk bir
grup oluturur. Ona gre tanrlar ylesine mehul
ki, her ne kadar dnce yoluyla bir eyleri zihnimiz
de canlandrabilsek de, tanrlar sz konusu olduunda
varsaymda bulunsak bile onlar gzlerimizin nne
getiremeyiz. Chrysippus, tanrsal g aklda, evrenin
ruhunda ve zihnindedir der ve yle devam eder: Ev
ren tanrdr; her tarafa yaylan evren ruhu tanrdr; bu
ruhun zihinde ve aklda bulunan ynetici ilkesi tan
rdr; evrenin ortak ve her eyi barna basan doas
tanrdr; nceden belirlenmi yazg ve gelecekte ola
caklar yneten kanlmazlk tanrdr; sonra demin
esir dediim o ate tanrdr; ayrca su, toprak, hava gibi
doadan yaylan ve doada kalan eyler tanrdr; G
ne, Ay, yldzlar ve her eyi kucaklayan evrensel birlik
tanrdr; hatta lmszle ermi insanlar da tanrdr.

40

Yine Chrysippusa gre insanlarn Iuppiter dedikleri


esirdir, Neptunus denizin iine ileyen havadr, Ceres
diye adlandrlan da topraktr. Geri kalan teki tanrla
rn adlarn da benzer bir yntemle sralar. Bir de Iuppiter iin yasann kalc ve ezeli-ebedi gc der, ona
gre bu g yaammzn klavuzu ve grevlerimizin
reticisi gibidir. Bu ayn gce Yazg, Zorunluluk ve
gelecekte olacaklarn Sonsuz Doruluu da der; oysa
bunlarn hibiri, iinde tanrsal bir g barndrdn

41

in eo vis divina inesse videatur. E t h aec quidem in


prim o libro de natura deorum ; in secundo autem
volt O rphei M usaei H esiodi H om erique fabellas
accom m od are ad ea quae ipse prim o libro de deis
inm ortalibus dbcerat, u t etiam veterrim i poetae, qui
h aec ne suspicati quidem s in t, Stoici fuisse videantur. Q uem D iogenes Babylonius consequens in eo
libro qui inscribitur de M inerva p artu m Iovis ortum que virginis ad physiologiam traducens diiungit a fabula.

42

XVI. "E xp osu i fere non philosophorum iudicia


sed delirantium som nia. N ec enim m ulto absurdiora
sunt ea quae p oetarum vocibus fusa ipsa suavitate
nocuerunt, qui et ra inflam m atos et libidine furentis
ind u xerun t deos feceruntque u t eorum bella proelia
pugnas vulnera viderem us, odia praeterea discidia
discordias, ortus interitus, querellas lam entationes,
effusas in omni intem perantia libidines, adulteria,
vincula, cum hum ano genere concubitus m ortalisque

43

ex inm ortali procreatos. C um p oetarum autem errore coniungere licet portenta m ag oru m A egyptiorum que in eodem genere dem entiam , tum etiam
vulgi opiniones, quae in m axim a inconstantia veritatis ignoratione versantur.

41

dndrtecek trden eyler deildir. Evet, bu anlattk


larmz Chrysippusun Tanrlarn Doas adl eserinin bi
rinci kitabndan. kinci kitapta ise Orpheus,48 Musaeus,49
Hesiodos ve Homerosun anlatt hikyeleri, lmsz
tanrlar hakknda birinci kitapta sylediklerine uyarla
mak ister; amac en eski airlerin de Stoac olduklarn
gstermektir, onlar bu konularda varsaymda bulunma
m olsalar bile. Chrysippusun ardndan gelen BabiIIi Di
ogenes50 de Minerva adl kitabnda Minervann Iuppiter
tarafndan dourulup dnyaya getirilmesi olayn doa
felsefesine aktarrken sylenceden uzaklatrr.

42

XVI. Filozoflarn dncelerini deil de, akln ka


rmlarn hezeyanlarn akladm kabaca. Sonuta bu
anlattklarm airlerin bize ekici gelse de aslnda zarar
veren szleri kadar samadr. yle ya airler fkeden ku
duran, ehvetten deliye dnen tanrlar anlatmlar, tan
rlarn savalarn, ekimelerini, kavgalarn, yenilgileri
ni gzmzn nnde canlandralm diye aralarndaki
dmanlklar, ayrca boanmalarn, anlamazlklarn,
doumlarn, lmlerini, yaknmalarn, feryatlarn, her
trl taknlk iindeki dizginsiz tutkularn, yasak ak
larn, zincire vurulmalarn, insanlarla cinsel ilikilere
girmelerini ve lmsz soylarndan lmller dnyaya

43

getirmelerini yazmlar tek tek. airlerin bu gerek d


uydurmalaryla byclerin tyler rpertici hikyeleri
ve Msrllarn bu tarz aptalca masallar, hatta cehalet y
znden son derece byk bir tutarszlk iinde gelien
yaygn inan bir tutulabilir.

"E a qui consideret quam inconsulte ac temere dicantur, venerari Epicu ru m et in eoru m ipsoru m n u m ero de quibus haec quaestio est habere
debeat. Solu enim vidit prim um esse deos, quod
in om nium

anim is eorum

notionem

inpressis-

set ipsa n atura. Q uae est enim gens au t quod genus hom inum , quod non habeat sine doctrina anticipationem quandam deorum ? quam

appellat

7iooAr]i|>v Epicurus, id est anteceptam anim o rei


quandam inform ationem , sine qua nec intellegi
quicquam n ec quaeri n ec disputari possit. Cuius
rationis vim atque utilitatem ex illo caelesti Epicuri de regula et iudicio volum ine accepim us.
44

XVII. Q uod igitur fundam entum huius quaestionis


est, id praeclare iactum videtis. C um enim n on instituto aliquo au t m ore aut lege sit opinio constituta
m aneatque ad unum om nium firm a consensio, in
tellegi necesse est esse deos, quoniam insitas eorum
vel potius innatas cognitiones habem us; de quo au
tem om nium natura consentit, id veru m esse neces
se est; esse igitur deos confitendum est. Q uod quoniam fere constat inter om nis non philosophos solum
sed etiam indoctos, fatem ur constare illud etiam ,
hane nos habere sive anticipationem u t ante dixi
sive praenotionem deorum (sunt enim rebus novis
n ova ponenda nom ina, u t Epicurus ipse 7TQoAr]i|>LV

Simdi kim bu anlattklarmzn yle alelacele ve d


nlp tanlmadan sylendiini dnecek olursa,
Epicurusa sayg gstermesi ve onu tartma konumuz
olan tanrlarn yerine koymas gerekecek. Gerekten de
ilk o fark etmiti tanrlarn var olduunu; nk doa
tanr fikrini insanolunun zihnine kazm olmalyd.
Hangi ulus ya da insan soyu, tanr retisi olmasa da,
doutan tanrlarla ilgili bir nbilgiye sahip deildir
ki? Epicurus bu nbilgiye prolepsis der, yani nesnele
rin zihinde ilk elde beliren tasarm; bu olmadan ne bir
ey anlalabilir, ne aratrlabilir ne de tartlabilir.51
Epicurusun Kural ve Yarg52 adl u yce kitabndan
bu akl yrtme yetisinin gcn ve yararn rendik.
44

XVII. Peki aratrmamzn temeli ne? Grdnz gibi


bunu aka belirttim. Sahiden tanr inanc herhangi bir
gelenekle, treyle ya da yasayla oluturulmadna ve
istisnasz herkes bu konuda sarslmaz bir gr birlii
iinde olduuna gre, tanrlarn var olduklar mutlaka
kabul edilmelidir; nk tanr inanc bize alanm ya
da baka deyile biz bu inanla domuuz, insanolunun
doal olarak gr birliinde olduu bu inan doru
olmaldr. Bundan da u sonu kar: Tanrlarn var ol
duu kabul edilmelidir. Zaten bunu hemen herkes bi
liyor, felsefecisi de, cahili de; evet kabul edelim ki u
da aikr: nceden de sylediim gibi, tanrlarla ilgi
li ya doutan gelen nbilgimiz ya da n dncemiz
var. (Aslnda yeni fikirler iin yeni kavramlar kullanl
mal; Epicurusun prolZpsis demesi gibi, sonuta ondan

appellavit, quam antea nem o eo verbo nom inarat)


45

hane igitur habem us, u t deos beatos et inm ortales


putem us. Q uae enim nobis natu ra inform ationem
ipsorum deorum dedit, ead em inseulpsit in mentibus u t eos aeternos et beatos haberem us. Q uod si
ita est, vere exposita illa sententia est ab Epicuro,
quod b eatum aeternum que sit id nec habere ipsum
negotii quicquam nec exhibere alteri, itaque neque
ra neque gratia teneri quod quae talia essent inbecilla essent omnia.
"Si nihil aliud quaererem us nisi u t deos pie colerem us et u t superstitione liberarem ur, satis erat
dictum ; n am et praestans deorum n atu ra hom inum
pietate coleretur, cum et aeterna esset et beatissim a
(habet enim venerationem iustam quicquid excellit), et m etus om nis a vi atque ra deorum pulsus
esset (intellegitur enim a beata inm ortalique natu ra
et ram et gratiam segregari, quibus rem otis nullos a
superis im pendere m etus). Sed ad hane confirm andam opinionem anquirit anim us et form am et vitae
aetionem m entisque agitationem in deo.

46

XVIII. "Ac de form a quidem partim natu ra nos


adm onet, partim ratio docet. N am a n atu ra habem us
om nes om nium gentium speciem nullam aliam nisi
hu m an am deorum ; quae enim form a alia occurrit
um q u am aut vigilanti cuiquam aut dorm ienti? Sed
ne om nia revocentur ad prim as notiones, ratio hoc

nce kimse bu kelimeyi bu anlamda kullanmamtr).


I.'>

Dediim gibi, tanrlarn mutlu ve lmsz olduklarna


inanmamz salayan bir nbilgimiz var. nk bize
tanr fikrini baheden doa, ayn ekilde onlarn ncesizsonrasz ve mutlu olduklar inancn da zihnimize kaz
m. Bu durumda Epicurus'un ileri srd u dnce
dorudur: Mutlu ve ncesiz-sonrasz olan bir varlk ne
kendi ban derde sokar ne de bakasnn; ite bu yz
den de ne fkeye ne de sevince kaplr, nk bu tr
eylerin hepsi acizliktir.53
Tanrlara gnlden tapmamz ve batl inanlardan
kendimizi arndrmamz dnda bir ey aratrmyor ol
saydk imdiye kadar anlattklarmz yeterli olurdu; tan
rlarn doas hem ncesiz-sonrasz hem de pek mutlu
olduu iin onlarn bu stn doasna insanlar dindarca
taparlar, (bu doa her eye baskn kan hakl bir sayg ka
zanmtr), bir de tanrlarn gc ve fkesinden kaynak
lanan her trl korkuyu gidermek iin; (evet, anlalyor
ki, fke de sevecenlik de mutlu ve lmsz bir doaya
aykr der; bunlar ortadan kalknca tanr korkusuna da
yer kalmaz). Ama aklmz bu inanc glendirmek zere
tanrnn biimini, yaam tarzn ve tanrdaki zihinsel ile
yii aratrmaya koyulur.

46

XVIII. in dorusu tanrlarn biimi konusunda bazen


doa bize ipular verir, bazen de akl bilgi sunar. Doadan
anladmza gre tanrlar insan biimindedir, baka bir
biimde deil. Evet, ayk olduumuzda ya da uyuduu
muzda tanr baka hangi biimde gzmzn nne ge
lir? Ama her eyi de ilk fikirlerimize54 balamayalm, akl

47

idem

ipsa

declarat.

N am

cum

praestantissu-

m am naturam , vel quia beata est vel quia semp item a, convenire vid eatu r eandem esse pulcherrim am ,

quae

conform atio

conpositio

liniam entorum ,

m em brorum ,

quae

quae

quae

figura,

species h u m an a potest esse pulchrior? Vos quidem, Lucili, soletis (nam Cotta m eus m odo hoc
m od o illud), cum artificium effrngitis fabricam que divinam , quam sint omnia in hom inis figura
non m o d o ad usu m veru m etiam ad venustatem
48

apta describere. Q uodsi om nium anim antium for


m am vincit hom inis figura, deus autem anim ans est,
ea figura profecto est quae pulcherrim a est om nium ,
quoniam que deos beatissim os esse constat, beatus
autem esse sine virtute n em o potest nec virtus sine
ratione constare nec ratio usquatn inesse nisi in ho
minis figura, hom inis esse specie deos confitendum

49

est. N ec tam en ea species co rm s est, sed quasi


corpus, n ec habet sanguinem , sed quasi sanguinem .
XIX. "H aec quam quam et in/enta sunt acutius

et dicta subtilius ab Epicuro, <(uam u t quivis ea


possit agnoscere, tam en fretus itellegentia vestra
dissero brevius quam causa dssiderat. Epicurus
autem , qui res occultas et peiitus abditas non
m odo

v id eat

anim o

sed

etiam

sic

tractet ut

m anu, docet eam esse vim et n atu ram deorum


u t prim um n on sensu sed m ete cernantur, nec
soliditate quadam n ec ad n umurum, u t ea quae
ille

p ro pter

firm itatem

(jTc)epva

appellat,

1/

da tpatp ayn eyi gsterir. Mutlu ya da sonsuz olduu


iin, en stn doann en gzel doa olmas uygun gr11

yorsa, kollarla bacaklarn hangi dalm, yz hatlar

hangi izgisi, hangi biim, hangi grnm insamnkinden


daha gzel olabilir? in dorusu Lucilius, (nk dos
tum Cotta bir yle bir byle syler),55 siz Stoaclar tanrsal
sanat ve yaratcl anlatrken insan anatomisindeki her
eyin ilevselliiyle birlikte ne kadar da gzel olduunu
I

hep belirtirsiniz, insan biimi tm canllarn biimlerin


den stnse, te yandan tanr da canlysa, tanr elbette
btn biimlerin en gzeli olan insan biiminde olacakt.
imdi herkes tanrlarn ok mutlu olduunu, erdemsiz
mutlu olunamadm, akl yoksa erdemin olamayacam,
akln da insan biiminden baka bir biimde bulunmas
nn mmkn olmadn bildiine gre, o zaman tanrnn
insan grnmnde olduunu kabul etmek gerekir. Ama

49

grnrde bir beden yoktur, sz konusu sanki beden gibi


bir eydir; kan da yoktur, sanki kan gibi bir ey vardr.
XIX. Epicurus bunlar herkesin anlayabilecei ekilde
gayet zekice aklar ve olduka ayrntl anlatr, ama ben
sizin zeknza gvenerek mevzuu daha fazla uzatmyo
rum. Epicurus gizli sakl konulan aklyla bulup kar
makla kalmaz, bunlar sanki avucunun iinde tutuyor
mu gibi dikkatle inceler, ilkin tanrlarn znn ve doa
snn duyuyla deil, tersine akl yoluyla anlalabildiini,
dayankllklarndan dolay steremnia56 adn verdii
eyler gibi maddi ya da llebilir olmadn anlatr.

sed im aginibus similitudine et transitione perceptis,


cu m infinita sim illum arum im aginum series ex innum erabilibus individuis existat et ad deos adfluat,
cum m axim is voluptatibus in eas im agines m entem intentam infLxamque nostram intellegentiam
50

capere quae sit et b eata natu ra et aeterna. Sum m a


vero vis inlnitatis et m agn a ac diligenti contem platione dignissim a est, in qua intellegi necesse est
eam esse n atu ram u t om nia om nibus paribus paria
respondeant. H ane crovojaLav appellat Epicurus,
id est aequabilem tributionem . E x h ac igitur illud
efficitur, si m ortalium tanta m ultitudo sit, esse inm ortalium non m inorem , et si quae interim ant innum erabilia sint, etiam ea quae conservent infinita
esse debere.
"E t quaerere a nobis, Balbe, soletis, quae vita

51

deorum sit quaeque ab iis degatu r aetas. Ea videlicet


qua nihil beatius, nihil om nibus bonis affluentius
cogitari potest. Nihil enim agit, nullis occupationibus
est inplicatus, nulla opera m olitur, sua sapientia et
virtute gaudet, habet exp loratum f ore se sem per cum

52

in m axim is

tu m

in

aeternis voluptatibus.

XX.

H unc deum rite beatum dbcerimus, vestrum vero


laboriosissim um . Sive enim ipse m und u s deus est,
quid potest esse m inus quietum quam nullo puneto
tem poris interm isso versari circum

axem

caeli

adm ir abili celeritate? nisi quietum autem nihilbeatum


est; sive in [ipso] m undo deus inest aliquis qui regat,

Ona gre birbirlerine ok benzeyen imgelerin snr


sz silsilesi saysz atomlardan karak tanrlara akp
da imgeler benzerlik ve arm yoluyla57 renilince,
en byk hazlarla birlikte bu imgelere ynelip odak
lanm zihin hem mutlu hem de ncesiz-sonrasz bir
50

doann nasl olduunu kavrar. Gerekten de snrszl


n etraflca bir incelemeyi fazlasyla hak eden muazzam
bir gc vardr. Bu gte her eyin her eye tpatp kar
lk geldii bir doann var olduu mutlaka anlalr. Epi
curus buna isonomia,5S yani doa glerinin dengeli da
lm der. yleyse bundan u sonu kar: lmllerin
says bu kadar oksa, lmszlerin says da daha az ol
mamaldr ve ykc eyler sayszsa, koruyucu eylerin de
snrsz olmas gerekir.
Biz Epicurusulara sorar durursunuz Balbus, tanr-

51

larm yaamlar nasl, zamanlarn nasl geiriyorlar diye.


Elbette onlarn yaamlarndan daha mutlu, iyiliklerle
daha fazla dolup taan baka bir yaam dnlemez.
nk tanr hibir ey yapmaz, hibir eyle uramaz,
hibir ie gayret sarf etmez, bilgeliinin ve erdeminin ta
dn karr, en derin ve sonsuz hazlar daima tadacan

52

kesinlikle bilir. XX. Bu tanrnn tam anlamyla mutlu ol


duunu, ama siz Stoaclarn tanrsnn gerekten rgat gibi
alkan olduunu syleyebiliriz. Ya da evrenin kendisi
tanrysa, gk kubbenin ekseninin etrafnda artc bir
hzla bir an bile ara vermeden dnmesinden daha rahatsz
edici bir ey olabilir mi? Dinlenmeden mutlu da olunmaz
ki. Tanrnn bu evrendeki varl, evrene egemen olsun

qui gubernct, qui cursus astrorum , m utationes tem p oru m reru m vicissitudines ordinesque conservet,
terras et m aria contem plans hom inum com m oda vitasque tueatur, ne ille est inplicatus molestis
53

negotiis et operosis! N os autem beatam vitam in


anim i securitate et in om nium vacatione m un erum
ponim us. D ocuit enim nos idem qui cetera, natura
effectum esse m undum , nihil opus fuisse fabrica,
tam que eam rem esse facilem quam vos effici negatis
sine divina posse soller ti a, u t innum erabilis natura
m undos effectura sit efficiat effecerit. Q uod quia
quem ad m od um n atu ra efficere sine aliqua mente
possit non videtis, u t tragici poetae cu m explicare
argum enti exitum non potestis confugitis ad deum ;

54

cuius

operam

inm ensam

et

profecto

non

interm inatam

desideraretis
in

om nis

si

partis

m agnitudinem regionum videretis, in quam se


iniciens anim us et intendens ita late longeque
peregrinatur ut nullam tam en oram ultim i videat
in qua possit insistere. In h ac igitur inm ensitate
latitudinum longitudinum altitudinum infinita vis
innum erabilium volitat atom orum , quae interiecto
inani cohaerescunt tam en inter se et aliae alias
adprehendentes continuantur; ex quo efficiuntur
eae reru m form ae et figurae quas vos effici posse
sine

follibus et incudibus non putatis, itaque

inposuistis

in

cervicibus

nostris

sem piternum

donunum , quem dies et noctes tim erem us: quis

ve onu ynetsin, yldzlarn hareketini, mevsimlerin de


verann ve evrendeki dzeni devam ettirsin, karalar ve
denizleri gzlemlerken insanlarn karlarn ve yaam
larn kollasn diye ise, dorusu tanr skc ve zahmetli
!>3

grevlerden ban alamaz ki! Biz Epicurusularsa mutlu


bir yaam ruh dinginliine ve her trl grevden aza
de olmaya balyoruz. Evet, Epicurus bize baka eyler
de retti; rnein evren doa tarafndan yaratlmtr,
hibir biimde bir sanatnn eseri deildir; oysa sizin
tanrsal bir hner olmakszn gerekletirilemeyeceim
sylediiniz bu i o kadar kolaydr ki, doa saysz dn
yalar yaratacaktr, yaratmaktadr ve yaratmtr da. Ama
siz zihni ie kartrmadan doann bunu nasl gerekle
tirdiini anlamadnz ve konuya bir zm getiremedi
iniz iin tragedya airleri gibi tanrya bavuruyorsunuz.

54

Her tarafa yaylan boluun llemez ve sonsuz byk


ln fark etseydiniz,59 elbette tanrsal yardma gerek
grmezdiniz. Akl kendisini bu bolua atp yaylnca,
enine boyuna ylesine yol alr ki, durabilecei son nok
tay ya da snn grem ez. D em ek ki genilik, uzunluk ve
ykseklik bakmndan bu usuz bucaksz bolukta snr
sz miktarda saysz atom etrafta uuur, boluk onlar
ayrsa bile yine de birbirlerine yaprlar ve birbirlerini
yakalayp ayrlmazlar, sonuta nesnel biimler ve grn
tler oluur. Sizler bunlarn krksz ve rsz meydana
getirilebildiine inanmazsnz, ite bu yzden de gece
gndz korktuumuz lmsz bir hkmdar bamza

enim non tim eat om nia providentem et cogitantem


et anim advertentem
55

putantem

curiosum

et om nia ad
et plenum

se pertinere

negotii deum ?

Hine vobis extitit p rim u m illa fatalis necessitas,


quam Lpa>|avqv dicitis, u t quicquid accidat id
ex

aeterna veritate

causarum que

continuatione

fluxisse dicatis. Q uanti autem h aec philosophia


aestim anda
quidem

est

indoctis,

cui

tam q uam

fato

fieri

aniculis,

videantur

et

iis

omnis?

Sequitur pavxcr] vestra, quae Latine divinatio


dicitur, qua tanta inbuerem ur superstitione, si
v os
56

audire

vellem us,

ut

haruspices,

augures,

harioli, vates, coniectores nobis essent colendi.


H is terroribus ab Epicuro soluti et in libertatem
vindicati n ec m etuim us eos quos intellegim us nec
sibi fingere ullam m olestiam nec alteri quaerere, et
pie sancteque colim us n aturam excellentem atque
praestantem .
"Sed elatus studio vereor ne longior fuerim.
E rat autem difficile rem tantam tam que p raeclaram
inchoatam relinquere; quam quam non tam dicendi
ratio mihi habenda fuit quam audiendi."

57

XXI. Tum Cotta com iter u t solebat: "Atqui,"


inquit, "Vellei, nisi tu aliquid dixisses, nihil sane
ex m e quidem audire potuisses. Mihi enim non

diktiniz. Dorusu her eyi ngren, dnen, fark eden


ve her eyin kendisini ilgilendirdiini sanan, merakl ve
Mi

ii bandan akn bir tanrdan kim korkmaz ki? Bunun


sonucunda sizin ilk ilkeniz ortaya kt: yazgsal zorunlu
luk. Buna heim armene60 diyorsunuz. Bu kavramla demek
istediiniz udur: Olup biten her ey ncesiz-sonrasz bir
gerekliin sonucudur ve n eden -son u ilikisinin deva
mdr. Bu durumda tpk yal kadnlar ve kara cahiller
gibi her eyin yazgya gre gerekletiini dnen bu
felsefeye ne kadar deer verilmeli acaba? Srada mantike
dediiniz retiniz var, Latince karl divinatiodm (ke
hanet).61 Sizleri dinleseydik, bu reti yznden yle ok
batl inanlarn penesine derdik ki, khinlere, falclara,

56

bilicilere, gaipten haber verenlere ve rya yorumcularna


tapardk mutlaka. Epicurus bizi bu korkulardan kurtard
ve bize zgrlk yolunu at; onun sayesinde tanrlarn
kendilerini skntya sokmadklarn ve bakalar iin de
sknt kayna olmak istemediklerini anladk; bu tanr
lardan korkmadmz gibi onlarn kusursuz ve stn
doasna gnlden ve huuyla tapyoruz.
imdi aka gelip konuyu daha fazla uzatmaktan kor
kuyorum. Ama bu kadar derin ve bylesine harika bir
konuyu tamamlamadan kesemedim bir trl, oysa bu
rada bulunma nedenim konumak deil de dinlemek
olmalyd.

57

XXI. O zaman Cotta her zamanki nazik tavryla sze


girdi: Pekl Velleius, dedi, bir ey sylemeseydin,
kukusuz ben de tek laf etmezdim. Bir eyin neden yanl

tam facile in m entem venire solet quare verum sit


aliquid quam quare falsum ; idque cum saepe tum
cum te audirem paulo ante contigit. Roges m e qualem n atu ram deorum esse ducam , nihil fortasse respon d eam ; quaeras p utem ne talem esse qualis m odo
a te sit exposita, nihil dicam mihi videri minus. Sed
ante quam adgrediar ad ea quae a te disputata sunt,
58

de te ipso dicam quid sentiam . Saepe enim de [L.


Crasso] familiari illo tuo vid eor audisse cum te togatis om nibus sine dubio anteferret, paucos tecum
Epicureos e G raecia com p araret; sed quod ab eo te
mirifice diligi intellegebam , arbitrabar illum propter benivolentiam uberius id dicere. Ego autem , etsi
vereor laudare praesentem , iudico tam en de re obscu ra atque difficili a te dictum esse dilucide, neque
sententiis solum copiose sed verbis etiam ornatius

59

quam solent vestri. Zenonem , quem Philo noster

coryphaeu m

appellare

Epicureorum

sole-

bat, cu m Athenis essem audiebam frequenter, et


quidem ipso auctore Philone credo, u t facilius iudicarem quam illa bene refellerentur cum
a

principe

Epicureoru m

accepissem

quem

ad

m o d u m dicerentur. N on igitur ille u t plerique,


sed isto m od o u t tu, distincte graviter ornate.

olduunu

syleyebildiim kadar kolay syleyemem

neden doru olduunu. Bu durum ok defa bama


geldi; tabii demin seni dinlerken de. Bana tanrlarn
doasnn nasl olduunu dnyorsun diye sorsan,
belki de hi cevap veremem. Senin akladn gibi ol
duunu dnyor muyum diye sorsan, pek ihtimal
vermediimi syleyeceim. Eletirilerimi imdi anlat
tklarna yneltmeden nce hakknda ne dndm
58

syleyeyim. Aslna bakarsan dostun [Lucius Crassusun]62


azndan senin hakkmdaki dncelerini sk sk dinle
dim; seni Romal Epicurusular arasnda kukusuz ilk
sraya koyuyor ve birka Yunan Epicurusuyu seninle
kyaslyor. Ama onun sana fazlasyla deer verdiini bil
diim iin bunu dostluunuzdan tr daha da abartl
bir biimde sylediini dnyordum. imdi her ne
kadar yzne kar seni vmekten ekinsem de, itiraf
etmeliyim ki belirsiz ve g bir konu hakknda dn
celerini aka anlattn, konuyu okulunuzun felsefeci
lerinden daha ayrntl bir ekilde ele almakla kalmayp

59

daha tumturakl kelimelerle yaptn bunu. Atinada bu


lunduum sralarda, bizim Philonun Epicurusularrn nderi dedii Zenoyu gerekten de onun tavsiyesi
zerine sk sk dinlemiimdir;63 Epicurusularn nde
rinden bu retinin aklamasn dinleyince, sanrm
bunlar tmyle rtmenin ne kadar kolay olduuna
karar verdim. Evet, Zeno dier Epicurusular gibi deil
di; senin gibi ak, etkileyici ve kusursuz bir tarz vard.

Sed quod in illo mihi usu saepe venit, idem m odo


cum te audirem accidebat, u t m oleste ferrem tantum ingenium (bona venia m e audies) in tam leves, ne dicam in tam ineptas sententias incidisse.
60

N ec ego nunc ipse aliquid adferam melius. U t enim


m od o dixi, omnibus fere in rebus sed m axim e in
physicis quid non sit citius quam quid sit dixerim .
XXII. Roges m e quid aut quale sit deus, auctore u tar
Simonide, de quo cum quaesivisset h oc idem tyrannus H iero, deliberandi sibi unum diem postulavit;
cum idem ex eo postridie quaereret, biduum petivit; cu m saepius duplicaret nu m erum dierum adm iransque H iero requireret cu r ita faceret, 'Q uia
quanto diutius considero,' inquit, 'tanto mihi res vi
detur obscurior.' Sed Sim oniden arbitror (non enim
p oeta solum suavis verum etiam ceteroqui doctus
sapiensque trad itu r) quia m ulta venirent in m entem
acuta atque subtilia, dubitantem quid eorum esset

61

verissim um desperasse om nem veritatem . Epicurus


vero tu u s (n a m c u m illo m alo disserere quam
tecum ) quid dixit quod non m od o philosophia
dignum esset sed m ediocri prudentia?
"Q u aeritu r prim um in ea quaestione quae est
de n atu ra deorum , sintne di necne sint. 'Difficile est n egare.' Credo si in contione quaeratur, sed
in huius m odi serm one et consessu facillimum.

Onu dinlerken hissettiim eylerin aynsn seni dinler


ken de hissettim; bu kadar byk bir dehann, (szle
rimin bir mahzuru yoksa), byle sama fikirlere deil
de, byle nemsiz konulara ynelmesi canm skyor.
.O

imdi ben de daha iyi bir ey ileri sremem ki! nk


demin sylediim gibi, hemen her konuda, ama zellikle
doa felsefesi konusunda neyin doru olduunu deil
de neyin doru olmadn rahatlkla syleyebilirim.
XXII. Bana tanrnn varln veya doasn sorsan,
Simonidesin64 yaptn yaparm: Tiran Hiero ona bu
soruyu sorduunda bir gnlk dnme sresi istemi;
ayn soruyu ertesi gn de sorduunda iki gn daha is
temi; her seferinde gnlerin saysn iki katma karn
ca Hiero hayrete dp niin byle yaptn sormu,
o da nk dndke konunun ne kadar belirsiz
olduunu gryorum, demi. Ama bana kalrsa Simonides (sylenenlere gre nktedan bir air olmakla
birlikte dier alanlarda da eitimli ve bilgiliydi) akima
zekice ve kusursuz pek ok fikir geldii iin bunlardan
hangisinin doru olduundan kukuya kaplnca btn

61

doru bulduklarndan vazgeti. Sizin Epicurus (senden


ok onunla tartmay yelerim) brak felsefeyi, sradan
bir saduyuya bile uygun den ne syledi ki?
Tanrlarn doasyla ilgili bir tartmada ilkin tanrla
rn var olup olmadklar sorulur. Tanrlarn varln inkr
etmek gtr. Halk meclisinde gndeme getirilecek olur
sa, evet bence de gtr, ama bu tarz bir sohbette ve top
lantda tanrlarn olmadklarn sylemek ok daha kolay.

Itaque ego ipse pontifex, qui caerim onias religionesque publicas

sanctissim e

tuendas arbitror,

is h oc quod prim um est, esse deos, persuaderi mihi non opinione solum sed etiam ad veritatem plane velim. M ulta enim o ccurrun t quae
conturbent,
62

Sed

vide

com m unia

ut

interdum

quam

tecum

nulli esse
agam

sunt vobis cum

videantur.

liberaliter:

quae

ceteris philosophis

non attingam , u t hoc ipsum ; placet enim omnibus


fere m ihique ipsi in prim is deos esse, itaque non
pugno. R ationem tam en eam quae a te adfertur
non satis firm am puto. XXXIII. Q uod enim om nium
gentium

generum que hom inibus ita videretur,

id satis m agnum argum entum esse dixisti cur


esse

deos

confiterem ur.

Q uod

cum

se tum etiam falsum est. Prim um


tibi notae

leve

per

enim unde

sunt opiniones nationum ?

Equidem

arbitror m ultas esse gentes sic inm anitate efferatas


63

u t apud eas nulla suspicio d eorum sit. Q uid, Di


agoras, dGeo qui dictus est, posteaque Theodoru s nonne aperte deorum n atu ram sustulerunt?
N am Abderites quidem Protagoras, cuius a te
m odo m entio facta est, sophistes tem poribus illis vel m axim us, cum in principio libri sic posuisset, 'D e divis, neque u t sint neque u t non sint,
habeo

d ice re / Atheniensium

iussu urbe

atque

agro est exterm inatus librique eius in contione


com busti; ex quo equidem existim o tardiores ad
hane sententiam profitendam m ultos esse factos,

Bu yzden dinsel trenlerin ve halkn dinsel inancnn


korunmas gerektiini dnen bir pontifeK65 olarak
en bata ben tanrlarn var olduuna sadece fikren de
il, geree uygun bir biimde aka ikna edilebilsem
keke. Zaman zaman aklma tanrlarn hi var olma
dklarn dndrtecek tarzda akla zarar eyler gelir.
62

Bak, ne kadar da kibar tartyorum seninle. Dier filo


zoflarla hemfikir olduunuz grlere saldrmayacam.
yle ki: Tanrlarn var olduunu neredeyse herkes ka
bul eder, zellikle de ben. Bu yzden bunu tartmyo
rum bile. Ama dnyorum da ileri srdn kant ye
terince gl deil. XXIII. Tanrlarn var olduklarn niin
kabul ettiimize yeterince nemli bir kant olarak btn
uluslarn ve rklarn byle dndn syledin.66 Bu
dnce bal bana sama, hatta yanltr. Bir kere ulus
larn inanlarn sen nereden biliyorsun? Dorusu bar
barlktan ylesine yabanl kalm halklar var ki, onlarn

63

tanrlarla ilgili hibir fikirleri yok bana sorarsan. Peki ya


una ne demeli? Tanrtanmaz dedikleri Diagoras, arkasn
dan da Theodorus tanrlarn varln aka inkr etme
diler mi? Sonra biraz nce szn ettiin, zamannn en
nemli sofisti Abderal Protagorasa gelelim, o da kitabna
yle balamt: Tanrlarn ne var olduklar syleyebilirim
ne de var olmadklarn. Atmallarn emriyle kentten ve
lkesinden srld, kitaplar da halkn nnde yakld.
Bu rnekten hareketle pek ok kiinin bylesi bir dn
ceyi aklama cretini gsteremediini dnyorum;

quippe cum poenam ne dubitatio quidem effugere


potuisset.

Q uid

de

sacrilegis,

quid

de

impiis

periurisque dicem us?


Tubulus si Lucius umquam,
si Lupus aut Carbo aut Neptuni fllius,
u t ait Lucilius, putasset esse deos, tam periurus aut
64

tam inpurus fuisset? N on est igitur tam explorata


ista ratio ad id quod vultis confirm andum quam
videtur. Sed quia com m une h oc est argum entum
aliorum

etiam

philosophorum ,

om ittam

hoc

tem pore; ad vestra propria venire malo.


65

"C o nced o esse deos; doce m e igitur unde sint, ubi


sin t, quales sint corpore anim o vita; haec enim scire
desidero. Abuteris ad om nia atom orum regno et
licentia; hine quodcum que in solum venit, u t dicitur,
effingis atque efficis. Q uae prim u m nullae sunt. Nihil
est enim . . . quod vacet corpore; corporibus autem
om nis obsidetur locus; ita nullum inane, nihil esse

66

individuum potest. XXIV. H aec ego nunc physicoru m oracula fundo, vera an falsa nescio, sed
veri tam en similiora quam vestra. Ista enim flagitia D em ocriti sive etiam ante Leucippi, esse
corp u scu la quaedam levia, alia aspera, rotunda
alia, p artim au tem angulata, cu rvata quaedam et

yle ya kuku duymak bile paay kurtarmaya yetmiyor.


Tanrtanmazlar, gnahkrlar ve yalan yere yemin eden
ler hakknda ne syleyelim? Luciliusun67 dedii gibi,
Tubulus Lucius
ya da Lupus, Carbo veya N eptunusn olu,68

tanrlarn var olduunu dnseydi, yle yalan yere ye64

min eder miydi, bu denli adi olur muydu? Demek ki bu


kant, zannettiiniz gibi iddianz dorulamaya yetmiyor.
Ama dier filozoflar da bu iddianz benimsediinden,
imdilik bunu bir tarafa brakacam. Daha ok sizin
okulunuzun retilerine deinmeyi yeliyorum.

65

Tanrlarn var olduklarn kabul ediyorum; im


di anlat bana: Nereden kt bu tanrlar? Nerede bulu
nurlar? Maddi ve manevi yaplar nasl, yaamlar nasl?
Evet, bilmek istiyorum bunlar. Btn bunlar atomlarn
keyfi hareketiyle aklamaya alyorsun. Sylendii
gibi, meydana gelen her eyi atomlardan biimlendirip
ortaya karyorsun. Bir defa atom diye bir ey yoktur.
Evet, cismi olmayan hibir ey yoktur. . ,;69 ama etraf
mz cisimlerle dolu. Demek ki boluk da yok, blnemez

66

bir ey de. XXIV. imdi doa filozoflarnn u khince


szlerini aktaryorum, bunlar doru mu yanl m bil
miyorum, ama sizin sylediklerinizden daha mantkl.
Democritusun ya da ncs Leucippusun u sama
sapan iddialarna gre blnemez paracklar varm,
bunlarn bazlar przsz, bazlar prtkl, baz
lar yuvarlak, bazlar keli, bazlar da kavisli veya

quasi adunca, ex his effectum esse caelum at~


que terram nulla cogente natu ra sed concursu
quodam

fortu itohane tu

opinionem ,

C. Vel-

lei, usque ad hane aetatem perduxisti, priusque


te quis de om ni vitae stat quam de ista auctoritate

deiecerit; ante

enim

iudicasti Epicure-

u m te esse oportere quam ista cognovisti: ita ne


cesse fuit aut haec flagitia concipere anim o aut
67

susceptae philosophiae nom en amittere. Quid enim


m ereas u t Epicureus esse desinas? 'Nihil equidem '
inquis 'u t rationem vitae beatae veritatem que deseram .' Ista igitur est veritas? N am de vita beata nihil
repugno, quam tu ne in deo quidem esse censes nisi
plane otio langueat. Sed ubi est veritas? In m undis
credo innumerabilibus omnibus m inimis tem p o
n u n punetis aliis nascentibus aliis cadentibus; an
in individuis corpusculis tam praeclara opera nulla
m oderante n atura, nulla ratione fingentibus? Sed
oblitus liberalitatis m eae qua tecu m paulo ante uti
coeperam , p lura com plector. C oncedam igitur ex
individuis constare omnia: quid ad rem ? deorum

68

enim n atu ra quaeritur. Sint sane ex atom is; non


igitur aeterni. Q uod enim ex atom is, id natum
aliquando est; si nati, nulli dei ante quam nati; et
si ortus est deorum , interitus sit necesse est, u t tu

kanca eklindeymi, doann itici gcne gerek kalma


dan bunlarn geliigzel arpmalaryla gkyz ve
yeryz olumu. Sen de Gaius Velleius, btn yaamn
boyunca smsk sarldn bu gre; btn yaam tarzn
bir rpda deitirirdin de bu retinin taraftarln
brakmazdn. nk daha bunlar renmeden Epicurusu olman gerektiine karar vermitin; yle ki ya bu
sama sapan iddialar benimsemen ya da kucak atn
67

bu felsefenin taraftarln brakman gerekiyordu. Doru


su Epicurusu olmaktan vazgeersen ne elde edersin ki?
Eer mutlu yaam ilkesinden ve hakikatten vazgeiyor
sam, tabii ki hibir ey, dersin. yleyse Epicurusu haki
kat bu mu? Mutlu yaam konusunda bir diyeceim yok,
vaktini iten gten uzak, aylaklk iinde geirmedike
tanrnn bile mutlu bir yaam olmadna inanyorsun.
Ama hakikat nerede? Acaba her an bazlarnn doduu
ve bazlarnn yok olduu saysz dnyalarda m, yoksa
doann ya da akln hibir denetimi olmadan byle ola
anst eserlere biim veren blnmez cisimciklerde mi?
Demin gsterdiim kibarl artk bir tarafa brakp daha
derin konulara dalyorum. Farz edelim ki her ey grn
mez paracklardan ibaret; iyi de ne kar bundan? nk

68

burada tanrlarn doasm aratryoruz. Etadi tanr


lar atomlardan olumu olsun, demek ki ncesiz-sonrasz deiller. nk atomlardan oluan eyin ortaya
kt bir zaman vardr; eer tanrlar ortaya ktysa, o
zaman ncesinde hi tanr yoktu; sonra tanrlarn bir
balangc varsa, mutlaka sonu da olmal, tpk demin

paulo ante de Platonis m u nd o disputabas. Ubi


igitur illud vestrum b eatum et aeternum , quibus
duobus verbis significatis deum ? quod cum cfficere
vultis, in d um eta conrepitis: ita enim dicebas, non
corpus esse in deo sed quasi corpus, nec sanguinem
sed tam q uam sanguinem .
69

XXV. "H o c persaepe facitis, u t cum

aliquid

non veri simile dicatis et effugere reprehensionem velitis adferatis aliquid quod om nino ne fieri quidem possit, u t satius fuerit illud ipsum de
quo am bigebatur concedere quam tam inpudenter resistere. Velut Epicurus cum videret, si atom i ferrentur in locum inferiorem suopte pondere,
nihil fore in nostra potestate, quod esset earum
m otus certus et necessarius, invenit quo m odo
necessitatem effugeret, quod videlicet D em ocritum fugerat: ait atom um , cum pondere et gravitate directo deorsus feratur, declinare paululum .
70

H oc dicere turpius est quam illud quod vult non


posse defendere. idem facit contra dialecticos;
a quibus cu m traditum sit in om nibus diiunctionibus in quibus 'au t etiam aut non' p oneretur
alterum u tru m esse verum , pertim uit ne si concessum esset huius m odi aliquid 'au t vivet cras
aut non vivet Epicurus,' alterutrum fieret necessarium : totu m h oc 'au t etiam aut non' negavit
esse necessarium ; quo quid dici potuit obtusius?

Platonun tasarlad evreni tartrken sylediin gibi.


Peki sizin u mutlu ve ncesiz-sonrasz eyiniz nerede?
Hani bu iki kelimeyle tanrya iaret edersiniz ya. Bunu
ispatlamaya kalktnzda da dikenli allara dolanrsnz:
yle ya, tanrda beden deil de beden gibi bir ey olduu
nu, kan deil de kan gibi bir ey olduunu sen syledin.
69

XXV. Hep yaptnz ey: Gerekle alakasz bir ey


syleyip sonra da eletiriden kamaya alrken ze
rinde tartlan konu hakknda sylediiniz o eyde y
lesine kr krne srarc olmaktansa ondan vazgeme
yi yeleyip her seferinde tamamen imknsz baka bir
ey ileri srersiniz. rnein Epicurus atomlarn sabit
ve kanlmaz hareketlerinden dolay aa dmeleri
durumunda hareketleri belirli ve zorunlu olacandan
hibir hareket imknmz kalmadn anlaynca, zo
runluluk ilkesinden kurtulacak bir yntem bulur; bu
Democritusun gznden tamamen kamtr. Epicurus
yle bir zm getirir ve der ki: Atom arln etkisiy
le aaya doru hareket ederken yolundan biraz sapar.

70

Bunu sylemesi iddia ettii eyi savunamamasmdan daha


utan vericidir.70 Epicurus ayn eyi mantklara kar da
yapar. Y a ... ya d a ... deil varsaymlarnn yapld btn
ayrklklarda71 mantklar iki olaslktan birinin doru ol
duunu ileri srnce, Epicurus yarn ya yaar ya yaamaz
tarznda bir nerme kabul edilirse, iki seenekten birinin
zorunlu olmas Epicurusu dehete drd; bu yzden
btn bu ya ... ya da ... deil ayrklklarnn gereksiz
olduunu syledi; bundan daha sama ne syleyebilirdi?

U rgu eb at A rcesilas Zenonem , cum ipse falsa om nia


diceret quae sensibus viderentur, Zenon autem
nonnulla visa esse falsa, non om nia; tim uit Epicurus
n e si u n u m visum e s s e t falsum nullum esset verum :
om nes sensus veri nuntios dixit esse. Nihil h orum
nim is callide; graviorem enim plagam accipiebat ut
leviorem repelleret.
71

"id em f acit in natu ra deorum ; dum individuorum


corp orum

concretionem

fugit

ne

interitus

et

dissipatio consequatur, n egat esse corpus deorum


sed tam q uam corpus, nec sanguinem sed tam quam
sanguinem . XXVI. Mirabile videtur quod non rideat
haruspex cum haruspicem viderit; hoc mirabilius,
quam vos inter vos risum tenere potestis. 'N o n est
corpus sed quasi corpus': hoc intellegerem quale
esset si in ceris fngeretur aut fictilibus figuris; in
deo quid sit quasi corpus aut quid sit quasi sanguis
intellegere non possum . N e tu quidem, Vellei, sed
non vis fateri.
72

"Ista enim a vobis quasi dictata red d u ntur quae


Epicurus oscitans halucinatus est, cum quidem
gloriaretur, u t videm us in scriptis, se m agistrum
habuisse nullum . Q uod

etiam non praedicanti

tam en facile equidem crederem , sicut m ali aedifirii


dom ino glorianti se architectum non habuisse; nihil

Arcesilas72 duyularla alglanan her eyin yanl olduunu


sylerken Zenoyu keye sktryordu; Zeno ise hepsi
nin deil, bazlarnn yanl olduunu sylemiti. Epicu
rus da bir ey duyularla yanl alglanyorsa, hibir eyin
doru alglanamayacandan korkmutu. Bu nedenle b
tn duyularn doru bilgiler verdiini syledi. Bu iddiala
rn hibirinde fazla zekice davranmamt; nk ne ka
dar keye sktrldysa konuyu o kadar hafife alyordu.
/1

Tanrlarn doas konusunda da ayn eyi yapar; tan


rlarn atomlarn birlemesiyle bedenlenmesi fikri, yok
olu ve dalma fikrini de beraberinde getirmesin diye
bu varsaymndan uzaklarken tanrlarn beden deil de
sanki beden gibi bir eye, kan deil de sanki kan gibi
bir eye sahip olduklarn sylemitir. XXVI. Bir khinin
bir khini grnce glmemesi artc gelir; ama siz Epicurusularm birbirine glmeden durabilmesi ok daha
artcdr. Beden deil de sanki beden gibi bir ey. Balmumundan ya da topraktan yaplm olsayd, bunun na
sl bir ey olduunu anlayabilirdim. Ama tanrdaki sanki
beden gibi bir eyin ya da sanki kan gibi bir eyin ne
olduunu anlayamyorum. Velleius, sen bile anlayamyorsun da aa vurmak istemiyorsun.

72

Sizler Epicurusun atp tuttuu batan savma szleri


sanki kendiniz sylemisiniz gibi yineliyorsunuz, hal
buki yazlarndan okuduumuz kadaryla hi hocasnn
olmamasyla vnyordu o Bunu aklamasayd da ko
layca inanabilirdim ona, tpk evini bir mimara yaptr
madyla vnen sakil bir evin sahibine inandm gibi;

enim olet ex A cadem ia, nihil ex Lycio, nihil ne e


puerilibus quidem disciplinis. Xenocraten audire
potuit (quem virum , di im m ortales); et sunt qui
p utent audisse, ipse non vult credo plus nemini.
Pam philum quendam Platonis auditorem ait a se
Sami auditum (ibi enim adulescens habitabat cum
patre et fratribus, quod in eam p ater eius N eocles
agripeta venerat, sed cum agellus eum non satis
73

aleret, u t opinor ludi m agister fuit); sed hunc


Platonicum mirifice contem nit Epicurus: ita m etuit
ne quid um qu am didicisse videatur. In N ausiphane
D em ocriteo tenetur; quem cum a se non neget
auditum , v exat tam en om nibus contum eliis; atqui
si h aec D em ocritea non audisset, quid audierat?
quid enim est in physicis Epicuri non a D em ocrito?
N am etsi quaedam com m utavit, u t quod paulo ante
de inclinatione atom oru m dixi, tam en pleraque
dicit eadem , atom os inane im agines, infinitatem
locoru m innum erabilitatem que m undorum , eorum
ortus interitus, om nia fere quibus naturae ratio
continetur.

74

"N u n c istuc 'quasi corp u s' et 'quasi sanguinem ' quid intellegis? Ego enim te scire ista m elius

nk sylediklerinde Academia okulunun, Lyceum


okulunun retilerinden hibir iz yoktu, hatta ocuklara
okulda retilenlerden bile bir iz yoktu.73 Xenocratesin
(ey lmsz tanrlar, ne retmendi ama!) derslerine ka
tlabilirdi. Geri onun derslerine katldn dnenler
var, ama kendisi byle bir ey sylemiyor; ben de elbette
onun szne inanyorum. Epicurus Samosta Platonun
rencisi olan Pamphilus adnda birinin derslerine katl
dn syler; (Epicurus genliinde babas ve erkek kar
deiyle birlikte Samosta yayordu, nk babas Neocles
toprak datmndan kendisine pay istemek zere buraya
gelmiti,74 ama kk bir arazi geinmelerine yetmeyince,
73

kanmca, Epicurus bir okulda retmenlik yapmaya


balamt); ama iin tuhaf Epicurus bu Platocuyu da
kmser; bakasndan bir ey rendiinin dnl
mesinden ylesine korkuyordu ki! Sra Democritusu
Nausiphanese75 gelince gafil avlanr; derslerine katl
dn inkr etmese de ona trl trl hakaretler ya
drr.

Democritusun retilerini dinlemediyse, peki

ne dinlemiti? Dorusu Epicurusun doa felsefesinde


Democritusa dayanmayan ne var ki? Demin atomlarn
sapmas konusunda belirttiim gibi, baz eyleri deitir
diyse de syledii pek ok ey Democritusun retisiyle
ayndr; mesela atomlar, boluk, imgeler, sonsuzluk, sa
ysz dnyalar, bunlarn douu ve yok oluu, yani doa
biliminin konusu olan hemen her ey.
74

imdi u sanki beden gibi bir ey ve sanki kan


gibi bir ey ifadesinden ne anlyorsun? Aslnda senin

quam m e non fateor solum sed etiam facile patior;


cu m quidem sem el dicta sunt, quid est quod Velleius intellegere possit, Cotta non possit? Itaque cor
pus quid sit, sanguis quid sit intellego, quasi corpus
et quasi sanguis quid sit nullo prorsus m odo intel
lego. N eque tu m e celas ut P yth agoras solebat alienos, n ec consulto dicis occulte tam q uam H eraclitus,
sed, quod inter nos liceat, ne tu quidem intellegis.
75

XXVII. Illud video pugnare te, species u t quaedam sit


deorum , quae nihil concreti habeat nihil solidi nihil
expressi nihil eminentis, sitque p ura levis perlucida.
D icem us igitur idem quod in Venere Coa: corpus
illud non est sed simile corporis, nec ille fusus et
candore m ixtus rubor sanguis est sed quaedam
sanguinis sim ilitudo; sic in Epicureo deo non res sed
sim ilitudines rerum esse. F ac id quod ne intellegi
quidem potest mihi esse persuasum ; cedo mihi
istorum adum b ratoru m deorum liniam enta atque

76

form as. N on deest hoc loco copia rationum quibus d ocere velitis hum anas esse form as deorum ;
p rim u m quod ita sit inform atum anticipatum que
m entibus nostris ut homini, cum de deo cogitet, for
m a o ccu rrat hum ana; deinde quod, quoniam rebus
om nibus excellat natura divina, form a quoque esse
pulcherrim a debeat, nec esse hum an a ullam pulchriorem ; tertiam rationem adfertis, quod nulla in

bunu benden daha iyi bildiini kabul ediyorum, hatta


bundan ok da honut oluyorum; bunlar bir kere dile
getirildiinde neden Velleius anlayabiliyor da Cotta an
layamyor? Sonuta bedenin ne olduunu, kann ne
olduunu anlyorum, ama sanki beden gibi bir ey ve
sanki kan gibi bir eyin ne olduunu hi mi hi anla
myorum. Pythagorasm bakalarna hep yapt gibi
beni bilgisiz brakmyorsun, Heraclitus gibi kasten
karma kark da konumuyorsun, ama hadi biz bize
konualm, sen bile bunlardan bir ey anlamyorsun.
75

XXVII. Tanrlarn belli bir grnm olduunu, ama


bu grnmn kat ya da sert, belirgin ya da grlebi
lir deil de sade, ince ve saydam olduunu iddia etti
ini gryorum. Demek ki Coslu Vens76 iin de ayn
eyi syleyeceiz: Onun bedeni de beden deil, ama
bedene benzer bir ey, o her tarafn kaplayan ve be
yaz tenine renk veren krmzlk ise kan deil de kana
benzer bir ey; ite bu rnekteki gibi Epicurusun tan
rsnda da gerek olanlarn yerine benzerleri var. Bunu
anlayabilmem mmkn deilse de kanksadm farz
et; bu glge-tanrlarn zelliklerini ve biimlerini anlat

76

bana. Bu konuda kantlarn da az deil hani; bunlarla


tanrlarn insan biiminde olduunu kantlamaya niyetle
niyorsun; birinci iddian zihnimizde oluturduumuz n
yargmz; diyorsun ki ne zaman tanr zerine kafa yorsak
onu hayalimizde insan biiminde canlandrrz; kincisi
tanrsal doa her eyden stn olduuna gre biimi de
mutlaka en gzel olmaldr ve insan biim in den daha g
zel bir biim de yoktur; ileri srdn nc iddia ise,

77

alia figura dom icilium m entis esse possit. Prim um


igitur quidque considera quale sit; arripere enim
mihi videm ini quasi vestro iure rem nullo m odo
probabilem . <Primum> om nium quis tam caecus
in contem plandis rebus um qu am fuit u t non videret species istas hom inum conlatas in deos aut
consilio quodam sapientium , quo facilius anim os
im peritorum ad deorum cu ltum a vitae pravitate
converterent, aut superstitione, u t essent sim ulacra quae venerantes deos ipsos se adire crederent?
A uxerunt autem h aec eadem poetae, pictores, opifices; erat enim non facile agentis aliquid et molientis deos in aliarum form arum im itatione servare.
A ccessit etiam ista opinio fortasse quod hom ini h o
mine pulchrius nihil videbatur. Sed tu hoc, physice,
non vides, quam blanda conciliatrix et quasi sui sit
lena n atu ra? A n putas ullam esse terra m arique beluam quae non sui generis belua m axim e delectetur? Q uod ni ita esset, cur non gestiret taurus equae
contrectatione, equus vaccae? A n tu aquilam aut
leonem aut delphinum ullam anteferre censes figuram suae? Q uid igitur m irum si h oc eodem m odo
hom ini n atu ra praescripsit u t nihil pulchrius quam
hom inem putaret? . . . eam esse causam cu r deos
hom inum similis putarem us?

77

baka hibir biimde zihne ait bir ke yok. imdi bu id


dialar nasl grnyor, tek tek bir dn bakalm; bence
sanki haklymsnz gibi imknsz savunuyorsunuz. Her
eyden nce sorunlar derinlemesine incelerken tanrlara
atfedilen bu grnmlerin nedenini gremeyecek denli
kr biri var m? Bunun nedeni ya bilgelerin verdii bir
karardr, cahil insanlar sefil bir yaam tarzndan tanrlara
tapmaya daha kolay ynelsinler diye; ya da batl inan
tr, tanrlarn heykelleri olsun da insanlar tanrlara dua
ederken dorudan doruya onlara ulatklarna inansn
lar diye. te yandan bu ayn iddialar airler, ressamlar,
sanatlar da glendirdiler; nk faal ve hareket ha
lindeki tanrlar baka biimlerde muhafaza etmek kolay
deildi. Bir de u var tabii: Hibir ey insana insandan
daha gzel grnmedii iin bu inan geliti belki de.
Sen doa filozofusun, doann ne kadar ekici bir mu
habbet tellal olduunu ve sanki kendi kendini batan
karttn da m grmyorsun? Karada olsun, denizde ol
sun zellikle kendi trnden bir hayvann etkileyiciliine
kaplmayan bir hayvan tr var m sanyorsun? Varsa
niin boa ksran, at inein dokunularndan heyecan
duymasn? Yoksa kartaln, aslann ya da yunusun kendi
fiziini bir bakasna yelediini mi sanyorsun? insann
da kendisinden daha gzel bir ey olmadn dnmesi
doann buyruuysa, o halde hayret verici olan ne? . .

tanrlarn insanlara niin benzediine inanmamzn ne


deni bu mu?

78

"Q u id censes si ratio esset in beluis? nonne suo


quasque generi plurim um tributuras fuisse? XXVIII.
At m ehercule ego (dicam enim ut sentio) quam vis
am em ipse m e, tam en non audeo dicere pulchriorem esse m e quam ille fuerit taurus qui vexit Europam ; non enim hoc loco de ingeniis aut de orationibus nostris sed de specie fguraque quaeritur.
Q uodsi fingere nobis et iungere form as velim us,
qualis ille m aritim us Triton pingitur, natantibus
invehens beluis adiunctis hum ano corpori, nolis esse? Difficili in loco versor; est enim vis tanta
naturae ut hom o nem o velit nisi hom inis similis

79

esse et quidem form ica form icae; sed tam en cuius


hom inis? quotus enim quisque form onsus est? Athenis cu m essem , e gregibus epheborum vix singuli
reperieb antur video quid adriseris, sed ita tam en
se res habet. D einde nobis, qui concedentibus philosophis antiquis adulescentulis delectam ur, etiam
vitia saepe iucunda sunt. 'N aev u s in articulo pueri
delectat' A lcaeum ; at est corporis m acula naevus;
illi tam en h oc lum en videbatur. Q. Catulus, huius
collegae et familiaris nostri pater, dilexit m unicipem tuu m Roscium , in quem etiam illud est eius:
constiteram exorientem Auroram forte salutars,
cum subito a laeva Roscius exoritur.
pace mihi liceat, caelestes, dicere vestra:
mortalis visust pulchrior esse deo.

78

Hayvanlarda akl olduunu bir dn. Her biri s


tnl kendi trne atfedecekti, deil mi? XXVIII. Her
cules akna, (nasl hissettiimi syleyeyim), kendimi
beensem de, Europay78 srtlayan boadan daha gzel
olduumu sylemeye cret etmem; nk tarttmz
zekmz ve konuma yeteneimiz deil, grnm ve bi
im. imdi kendimize bir biim vermeyi ve bunu eitli
biimleri birletirerek yapmay dnsek, insan bedeniy
le deniz canavarlarnn btnlemesi eklinde resmedi
len u deniz tanrs Triton79 gibi olmak istemez misin?
G bir durumla kar karyaym. Doann gc ne
byk! Hibir insan insandan baka bir eye benzemek

79

istemiyor; ve tabii karnca da karncaya benzemek istiyor;


ama insan hangi insana benzemek ister acaba? Dorusu
yakkl insan pek de az! Atinada bulunduun sralarda
ephebus80 gruplarndan ksa ksa yakkl bir iki kii
kard ancak; niin gldnn farkndaym, ama durum
bu ite. Sonra bizler, eski filozoflarn izniyle genlerin
cazibesine kaplp kusurlarn da ounlukla ho kar
larz. Delikanlnn bileindeki ben byler Alcaeusu;81
oysa ben bedende bir lekedir, ama bu ona bir ssm
gibi geliyordu. Meslektam ve dostumun babas Quintus
Catulus82 hemerin Rosciusa83 kt, hatta dizelerinde
yle seslenmiti ona:
Tesadf durmutum afan skn karlarken,
solumdan kverdiinde Roscius;
syleyebilsem, ey tanrlar, izninizle:
o lml, benim iin tanrdan da gzel.

H uic

deo pulchrior; at erat,

sicuti hodie

est,

perversissim is oculis: quid refert, si hoc ipsum


salsum illi et venustum videbatur?
"R ed eo
strabones
n aevu m

ad

deos. XXIX. Ecquos si non tam

at paetulos

esse

arbitram ur,

ecquos

habere, ecquos silos flaccos frontones

capitones, quae sunt in nobis? an om nia em endata


in illis? D etur id vobis; num etiam un a est om nium
facies? nam si plures, aliam esse alia pulchriorem
necesse est: igitur aliquis non pulcherrim us deus. Si
una om nium facies est, florere in caelo A cadem iam
necesse est: si enim nihil inter d eum et deum differt,
nulla est apu d deos cognitio, nulla perceptio.
"Q uid si etiam , Vellei, falsum illud om nino est,
nullam aliam nobis de deo cogitantibus speciem
nisi hom inis occurrere? tam enne ista tam absurda
defendes? Nobis fortasse sic occu rrit u t dicis; a
parvis enim Iovem Iunonem M inervam N eptunum
V ulcanum

Apollinem

reliquos

deos

ea

facie

novim us qua pictores fictoresque voluerunt, neque


solum facie sed etiam ornatu aetate vestitu. At non
A egyptii n ec Syri n ec fere cuncta barbaria; firmiores

Catulusa gre Roscius tanrdan bile gzeldi; gelgelelim


Rosciusun gzleri o gn de ok ayd, bugn de. Bu
nun ne nemi var ki, onun al Catulusa ho, hem de
ekici geliyorsa?
80

Tanrlar konusuna geri dnyorum. XXIX. Tanrla


rn bazsnn Roscius kadar olmasa da biraz a olduu
nu, bazsnn benli, bazsnn kimi insanlar gibi kalkk
burunlu, kepe kulakl, geni yzl, koca kafal olduu
nu dnr myz? Yoksa tanrlardaki her ey kusursuz
mudur? Hadi kabul edelim ki yle; acaba hepsinin de
grnmleri ayn m? nk farklysa, biri dierinden
mutlaka daha gzel olmaldr. Sonuta tanrlarn en g
zeli yok. Hepsinin grnmleri aynysa, gk kubbede
Academianm yldznn parlamas gerekir. nk hibir
ey bir tanry dierinden ayrmyorsa, tanrlarla ilgi ne
bir bilgi, ne de bir kan vardr.

81

Hatta Velleius, tanr zerine dndmzde, insan


biimi dnda bir biimin aklmza gelmedii tamamen
yanlsa ne olacak? Bylesine sama sapan eyleri yine
de savunur musun? Belki de tanrlar, sylediin gibi, biz
Romallarn dnd ekildedir; nk kkl
mzden beri luppiteri, Iunoyu, Minervay, Neptunusu,
Vulcanusu, Apolloyu ve dier tanrlar ressamlarn ve
heykeltralarn hayallerinde yaratklar grnmleriyle,
stelik sadece bu grnmlerle de deil, tadklar onur
iaretleriyle, srdkleri mrle ve giydikleri kyafetler
le tandk. Ne Msrllar, ne Syriallar ne de tm barbar
dnyas tanrlar bu biimde dnr; nk onlarn belli

enim videas apud eos opiniones esse de bestiis


quibusdam quam apud nos de sanctissim is tem plis
82

et sim ulacris deorum . Etenim fana m ulta spoliata


et sim ulacra d eorum de locis sanctissim is ablata
videm us a nostris, at vero ne fando quidem auditum
est

crocod ilu m

ab Aegyptio.

aut ibin

aut

faelem

violatum

Q uid igitur censes? A pim

illum

sanctum A egyp tiorum bovem nonne d eum videri


A egyptiis? Tam, hercle quam tibi illam vestram
Sospitam . Q uam tu num quam ne in som nis quidem
vides nisi cum pelle caprina cum hasta cum scutulo
cum calceolis repandis: at non est talis A rgia nec
R om ana Iuno. Ergo alia species Iunonis Argivis,
alia Lanuvinis, alia nobis. Et quidem alia nobis
83

Capitolini, alia Afris H am m onis Iovis. XXX. N on


p u d et

igitur

physicum ,

id

est

speculatorem

venatorem que naturae, ab anim is consuetudine


inbutis p etere testim onium veritatis? Isto enim
m odo

dicere

licebit

Apollinem

sem per

Mirervae,

caeruleos

Iovem

sem per

inberbem,
esse

barbatum ,

caesios

N eptuni.

oculos

Et quidem

laudam us esse Athenis V olcanum eu m quem fecit


Alcam enes, in quo stante atque vestito leviter
apparet

claudicatio

non

deform is:

C laudum

igitur habebim us deum quoniam de Volcano sic


accepim us. A ge et his vocabulis esse deos facimus

hayvanlara bizim tanrlarn en kutsal tapnaklanna ve hey


kellerine gsterdiimiz saygdan daha salam bir inanla
82

bal olduklarn grebilirsin. Aslna bakarsan vatanda


larmzn birok tapma yamaladm ve en kutsal ma
hallerden tanrlarn heykellerini aldn grdk, ama bir
Msrlnn timsaha, eltik kargasna ya da kediye zulmet
tii iitilmi bile deildir. imdi ne dnyorsun? M
srllar kutsal saydklar u kz, yani Apisi tanr yerine
koymuyorlar m? Kesinlikle koyuyorlar, sizin u Koruyu
cu Iunonuzu84 tanra yerine koyduunuz kadar. Koru
yucu lunonuzu ryanda bile kei postu, mzra, kk
kalkan, burnu kalkk terlii olmadan asla grmezsin.
Gelgeldim ne Argos85 Iunosu ne de Roma Iunosu byledir. Sonuta lunonun grnm Argoslular iin baka,
Lanuviumlular86 iin baka, bizim iin baka trldr.
Tabii ki bizim Capitolium Iuppiterimiz ile Afrikallarn

83

Hammon Iuppiteri87 de birbirinden farkldr. XXX.


imdi bir doa filozofu, yani doann gzlemcisi ve ta
kipisi olarak gerein kantn gelenekle esinlenmi d
ncelerde araman utan verici deil mi? Bu yntemle
Iuppiterin daima sakall, Apollonun daima sakalsz,
Minervanm gzlerinin gri, Neptunusunkilerin ise mavi
olduunun sylenmesi doaldr. Evet, Alcamenesin yap
t Atinadaki u Vulcanus heykeline vgler yadrrz;
bu heykelde tanr ayakta durur ve elbisesinin iinden ha
fife topallad bellidir, ama gzmze irkin grnmez.
Vulcanusu byle kabul ettiimiz iin, demek ki onun to
pal bir tanr olduunu dneceiz. Syle hadi, tanrlara

84

quibus a nobis nom inantur? At prim um , quot


hom inum linguae, tot nom ina deorum . N on enim,
u t tu Velleius, quocum que veneris, sic idem in Italia
Volcanus, idem in A frica, idem in H ispania. D einde
nom inum non m agnus num erus ne in pontificiis
quidem nostris, deorum autem innumerabilis. A n
sine nom inibus sunt? Istud quidem ita vobis dicere
necesse est; quid enim attinet, cu m una facies sit,
p lura esse nom ina? Q uam bellum erat, Vellei,
confiteri potius nescire quod nescires, quam ista
effutientem nauseare atque ipsum sibi displicere!
A n tu m ei similem putas esse aut tui deum ? Profecto
non putas.
"Q uid ergo, solem dicam au t lunam au t caelum
deum ?

Ergo

etiam

beatum :

quibus

fruentem

voluptatibus? et sapientem : qui potest esse in


eius m odi trunco sapientia? H aec vestra sunt.
85

Si igitur nec hum ano visu, quod docui, nec tali


aliquo, quod tibi ita persuasum est, quid dubitas n egare deos esse? N on audes. Sapienter
id quidem , etsi h oc loco n on populum m etuis
sed ipsos deos: novi ego Epicureos om nia sigilla venerantes, quam quam video non nullis videri Epicurum , ne in offensionem Atheniensiu m caderet, verbis reliquisse deos, re sustulisse.

84

adlarn biz vermiyor muyuz? Bir kere ne kadar lisan


varsa o kadar da tanr ad vardr. nk nereye gider
sen git senin adm hep Velleiustur, ama Vulcanusun ad
talyada, Afrikada, Ispanyada farkl farkldr.88 Bizim
pontifexlerin kaytlarnda bile ok sayda tanr ad yoktur,
ama tanrlar sayszdr. Adlar m yok acaba? Dorusu siz
Epicurusularm byle sylemesi kanlmaz; tanrlarn
tek grnmleri olduuna gre, pek ok adlar olmas
nn ne anlam var ki! Bilmediin bir eyi bilmediini ka
bul etmen, samalayp rezil olmandan ve kendini kk
drmenden ok daha iyi olabilirdi Velleius! Yoksa tan
rnn bana ya da sana m benzediine inanyorsun? Tabii
ki hayr.
Peki o zaman Gnein, Ayn veya gn tanr ol
duunu syleyebilir miyim? Dolaysyla mutlu oldu
unu; ama hangi mutluluklar ona haz verir ki? Sonra
akl olduunu; iyi de akl bu tarz biimlerde nasl var
olabilir ki? Bunlar sizin grleriniz. Bu durumda tanr

85

insan grnmnde deilse, nk bunu kantladm,


baka bir grnmde de deilse, nk sen de buna ikna
olmusun, niin tanrlarn olmadn sylemekten eki
niyorsun? Cesaretin yok da ondan. Bu konuda halktan
deil de tanrlardan korkuyor olsan bile, gerekten ol
duka akll davranyorsun. Tanrlarn her trl kk
heykelciine tapman Epicurusular tanyorum, geri u
nun da farkndaym: Bazlarnn dncesine gre Epicurus tanrlarn varln yadsyor, ama srf Atmallarn
saldrsna uramamak iin lafta kabul ediyor onlar.

Itaque in illis selectis eius brevibusque sententiis,


quas appellatis cua 6 a, haec u t opinor
prim a sententia est: 'Q uod beatum et inm ortale
est, id n ec habet nec exhibet cuiquam negotium .'
XXXI.

In

hac

ita

exposita

sententia

sunt

qui

existim ent, quod ille inscitia plane loquendi fecerit,


fecisse consulto; de hom ine m inim e vafro m ale
86

existim ant. D ubium est enim u tru m dicat aliquid


beatum esse et inm ortale an, si quid sit, id esse tale.
N on anim advertunt hic eum am bigue locutum esse
sed m ultis aliis locis et illum et M etrodorum tam
aperte quam paulo ante te. ille vero deos esse putat,
nec quem quam vidi qui m agis ea quae tim enda
esse n egaret tim eret, m ortem dico et deos; quibus
m ediocres hom ines n on ita valde m oventur, his ille
clam at om nium m ortalium m entes esse perterritas;
tot milia latrocinantur m orte proposita, alii omnia
quae p ossunt fana conpilant: credo aut illos m ortis
tim or terret au t hos religionis!

87

"Sed quoniam non audes (iam enim cum ipso


Epicuro loq uar) negare esse deos, quid est quod
te inpediat aut solem aut m u n d u m aut m entem
aliquam sem piternam in deorum num ero ponere?
'N u m q u am vidi' inquit 'an im am rationis consiliique participem in ulla alia nisi hum ana figura.'
Q uid? solis num quidnam au t lunae aut quinque

Epicurusun sylediklerinden derlenen Kyriai Doksai (Te


mel lkeler)89 adm verdiiniz u zl szlerin ilk deyii sa
nrm yledir: Mudu ve lmsz olan bir eyin ne ken
disi sknt eker ne de bir bakasna sknt verir. XXXI.
Epicurusun kasten byle bir cmle kurduunu dnen
ler var, ama o kendini ifadeden aciz olduu iin byle sy
lemiti. Kurnazlktan anlamayan bir insan hakknda kt
86

dnyorlar. nk mutlu ve lmsz bir ey oldu


unu mu, yoksa bir ey varsa, onun byle olduunu
mu syledii ak deil. Epicurusun burada belirsiz ko
nutuu, ama baka pek ok yerde hem onun hem de
Metrodorusun90 tpk senin demin konutuun kadar
ak konutuu dikkatlerini ekmemi. Epicurus gerek
ten de tanrlarn var olduunu dnr. Korkulmamas
gerektiini syledii eylerden, yani lmden ve tanrlar
dan, onun kadar korkan birini daha grmedim. Sradan
insanlar bunlardan yle ok etkilenmiyor, Epicurus ise
lmn ve tanrlarn btn lmllerin korkulu rya
s olduunu haykryor; gelgeldim cezas lm bile olsa
binlerce kii soygun yapyor, kimileri de frsatn bul
duunda tapmaklar yamalyor. Sanrm soyguncular
lm korkusu, yamaclar da din korkusu sarm!

87

Fakat tanrlar yoktur demeye cesaretin olmadna


gre, (evet, imdi Epicurusla ahsen konusam), Gnei
veya evreni ya da ncesiz-sonrasz bir zihni tanr yerine
koymana engel olan nedir? nsan biimi dnda bir biim
de akll ve iradeli bir ruhun bulunduunu hi grmedim,
diyor. imdi bu ne demek? Gnee veya Aya ya da be

errantium siderum simile vidisti? Sol duabus unius


orbis ultimis partibus definiens m otu m cursus
annuos conficit; huius hane lustrationem eiusdem
incensa

radiis

m enstruo

spatio

luna

com plet;

quinque autem stellae eundem orbem tenentes, aliae


propius a terris, aliae rem otius, ab isdem principiiis
88

disparibus tem poribus eadem spatia confciunt.


N um quid tale, Epicure, vidisti? N e sit igitur sol ne
luna ne stellae, quoniam nihil esse potest nisi quod
attigim us au t vidim us. Q uid? deum ipsum num ne
vidisti? C u r igitur credis esse? O m nia tollam us ergo
quae aut historia nobis aut ratio nova adfert. ita fit
u t m editerranei m are esse non credant. Q uae sunt
tantae anim i angustiae? U t, si Seriphi natus esses
nec um qu am egressus ex insula in qua lepusculos
vulpeculasque saepe vidisses, n on crederes leones
et pantheras esse cum tibi quales essent diceretur,
si vero de elephanto quis diceret, etiam rideri te
putares.

89

"E t tu quidem , Vellei, non vestro m ore sed dialecticorum , quae funditus gens vestra non novit,

argum enti

sententiam

conclusisti.

Beatos

esse deos sum psisti: concedim us. Beatum autem


esse sine virtute nem inem posse. XXXII. Id quoque dam us, et libenter quidem. Virtutem au
tem sine ratione constare non posse: conveniat
id quoque necesse est. A diungis nec rationem

gezegene benzer bir ey grdn m hi? Gne hareke


tini bir yrngenin iki ucuyla snrlaynca yllk seyrim
tamamlam olur.91 Gnein nlaryla aydnlanan Ay,
Gnein katettii yolu bir aylk srede tamamlar; ayn
yrngedeki kimi yeryzne daha yakn, kimi daha uzak
be gezegen ayn balang noktasndan hareket edip
88

ayn mesafeleri farkl srelerde kateder. Acaba byle bir


ey grdn m Epicurus? Dokunduumuzun ya da gr
dmzn dnda hibir ey olamadna gre Gne
de olmasn, Ay da, yldzlar da. Ne olacak imdi? Sen tan
ry grdn m yoksa? yleyse niin tanrnn var oldu
una inanyorsun ki? O zaman tarihin ya da bilimin bize
naklettii her eyi bir tarafa brakalm. Bu durum giderek
yle bir hal alr ki, denizden uzak yerlerde yaayanlar
denizin olduuna inanmazlar. Nasl kt zihinler bunlar?
rnein sen Seriphusta92 domu ve srekli yavru ya
bani tavanlarla kk tilkileri grdn bu adadan hi
dar kmam olsaydn, aslanlarla panterlerin nasl ol
duklar sana anlatldnda bunlarn var olduuna inan
mazdn; hatta birisi filden bahsetse kendinle alay edildi
ini bile dnrdn.

89

Evet, sana gelince Velleius, sen de tartmay sizin


okulunuzun yntemiyle deil, hi alk olmadnz
diyalektik yntemle sonuca baladn. Tanrlarn mutlu
olduunu farz ettin; kabul ettik. Kimse erdemsiz mut
lu olamaz, dedin.93 XXXII. Bunu da onaylyoruz, hem de
can gnlden. Erdem de akl olmadan var olamaz, de
din. Bunu da onaylamalyz. Bir de unu ekledin: Akl

esse nii in hom inis figura: quem tibi h oc daturum


putas? si enim ita esset, quid opus erat te gradatim
istuc pervenire? sum psisses tuo iure. Qui autem est
istuc grad atim ? nam a beatis ad virtutem , a virtute
ad rationem video te venisse gradibus: a ratione ad
hu m an am figuram quo m odo accedis? Praecipitare
istuc quidem est, non descendere.
90

"N ec vero intellego cu r m aluerit Epicurus deos


h om inum similes dicere quam hom ines deorum .
Q uaeres quid intersit; si enim h oc illi simile sit, esse
illud huic. Video, sed hoc dico, non ab hom inibus
form ae figuram venisse ad deos; di enim sem per
fuerunt, nati num quam sunt, siquidem aeterni sunt
futuri; at hom ines nati; ante igitur hum ana form a
quam hom ines, eaque erant form a di inm ortales.
N on ergo illorum hum an a form a sed n ostra divina
dicenda est.
"V erum h oc quidem u t voletis; illud quaero, quae
fuerit tanta fortuna (nihil enim ratione in reru m
n atu ra factum esse v u ltis)sed tam en quis iste

91

tantus casus, un d e tam felix concursus atom orum ,


u t repente hom ines deorum form a nascerentur.
Sem inane deorum

decidisse de caelo putam us

in terras et sic hom ines p atru m similes extitisse?

insan dnda bir biimde bulunamaz. Bunu kimin onay


layacan sanyorsun? nk byleyse, senin bu nok
taya adm adm varmana ne gerek vard ki? Bunu kendi
grn olarak ileri srseydin. Nasl da adm adm ama?
Evet, mutluluktan erdeme, erdemden akla adm adm
getiinin farkndaym. Peki akldan insan biimine han
gi yolla varyorsun? Bu gerekten de yava yava inmek
deil, ba aa hzla yuvarlanmaktr.
90

Epicurus niin tanrlar insanlara benziyor demeyi,


insanlar tanrlara benziyor demeye yeliyor, hi anlam
yorum. Ne fark eder diye soracaksn; evet, o buna ben
ziyorsa, bu da ona benzer. Anlyorum, ama demem o ki
tanrlarn grnm insanlardan tanrlara gememitir;
nk ncesiz-sonrasz olduklarna gre tanrlar hep var
olmu, asla domamlardr; ama insanlar doar; demek
ki insanolundan nce de insan biimi vard ve bu da
lmsz tanrlarn biimiydi. O halde tanrlarn insan bi
iminde olduu deil, bizim tanr biiminde olduumuz
sylenmeli.
Her neyse, dediiniz gibi olsun; ama bu ne byk
bir anstr diye sorarm o zaman, (doada hibir eyin
planl programl bir ekilde yaratlmadn iddia ediyor
sunuz ya) -n e olursa olsun, bu nasl gl bir rastlant ki,

91

atomlarn bylesine uurlu birleiminden insanlar ani


den tanr biiminde douvermiler? Tanrsal tohumlar
gkyznden yeryzne dm de bylece babalarna
benzeyen insanlar m domu, biz buna m inanyoruz?

Vellem diceretis; deorum cognationem agnoscerem


non invitus. Nihil tale dicitis, sed casu esse factum
u t essem us similes deorum .
"E t n un c argum en ta quaerenda sunt quibus
h oc refellatur? U tinam tam facile vera invenire
possem

quam

falsa

convincere. XXXIII.

Etenim

enum erasti m em oriter et copiose, u t mihi quidem


adm irari luberet in hom ine esse Rom ano tantam
scientiam , usque a Thale M ilesio de deorum natura
92

philosophorum sententias. O m nesne tibi illi delirare visi sunt qui sine m anibus et pedibus constare
deum posse decreverint? N e h oc quidem vos m ovet
considerantis, quae sit utilitas quaeque opportunitas in hom ine m em brorum , u t iudicetis m em bris
hum anis deos non eere? Q uid enim pedibus opus
est sine ingressu, quid m anibus si nihil conprehend endum est, quid reliqua discriptione om nium corporis partium , in qua nihil inane, nihil sine causa,
nihil supervacaneum est, itaque nulla ars imitari
sollertiam n aturae potest? H abebit igitur linguam
deus et n on loquetur, dentes palatu m fauces nullum ad usum ; quaeque procreationis causa natura
corpori adfinxit ea frustra habebit deus; n ec externa
m agis quam interiora, cor pulm ones iecur cetera,
quae detracta utilitate quid habent venustatis? quandoquidem haec esse in deo p rop ter pulchritudin em voltis.

Keke byle sylemi olsaydnz da, tanrlarla akrabal


mz can gnlden onaylayabilseydim. Byle de de
miyorsunuz, aksine tanrlarla benzerliimizi rastlantya
balyorsunuz.
imdi bunu rtecek kantlara bakmaya gerek var
m? Keke yanllar ispatlayabildiim kadar kolay bulabilseydim dorular. XXXIII. in asl tanrlarn doas
konusunda filozoflarn ileri srdkleri grleri Miletuslu Thalesten balayarak ezbere ve eksiksiz anlattn, ger
ekten de bir Romalnn bu derece bilgili olmasn takdir
92

etmekten mutluluk duyuyorum. Sence tanrlarn elsiz


ayaksz olduklarn syleyen herkes mi delirmi? insan
daki uzuvlarn nasl yararl, nasl yerli yerinde olduunu
etraflca dndnzde, bu dnce bile tanrlarda
insana zg uzuvlara gerek olmad yargsna varmanz
salamaz m? Ne gerek var acaba yrnmyorsa ayakla
ra, hibir ey tutulmamalysa ellere ya da hibiri yararsz,
nedensiz ve ar olmayan bedendeki dier btn uzuvla
ra? yle ya doann bu ustaln hibir sanat taklit ede
mez. O halde tanrnn dili olacak, ama konumayacak;
dilerini, daman ve boazn da hi kullanmayacak;
doann remeyi salamak iin bedene yerletirdii or
ganlar da tanrda bou bouna bulunacak; tabii dtaki
organlar kadar itekiler de; kalp, akcierler, karacier
ve dierleri; peki ama bunlarn bir yarar yoksa gzel
lii nerede? Siz Epicurusular sz konusu bu eylerin
tanrlarda bulunmasn gzelliklerine balyorsunuz ya.

93

"Istisne fidentes som niis non m odo Epicurus


et M etrod oru s et H erm archu s contra P yth agoram
Platonem Em pedoclem que dixerunt sed m eretricula etiam Leontium contra T heophrastum scribere
ausa est? scito illa quidem serm one et Attico, sed
tam en: tantunn Epicuri hortu s habuit licentiae. Et
soletis queri; Zeno quidem etiam litigabat; quid
dicam Albucium ? N am P haedro nihil elegantius
nihil hum anius, sed stom achabatur senex si quid
asperius dixeram , cum Epicurus Aristotelem vexarit contum eliosissim e, Phaedoni Socratico turpissim e m ale dixerit, M etrodori sodalis sui fratrem Tim ocraten quia nescio quid in philosophia
dissentiret totis volum inibus conciderit, in Dem ocritum ipsum quem secutus est fuerit ingratus,
N ausiphanen m agistrum suum a quo non nihil
didicerat tam m ale acceperit. XXXIV. Zeno quidem
non eos solum qui tum erant, A pollodorum Silum
ceteros, figebat m aledictis, sed Socraten ipsum parentem philosophiae Latino verbo utens scu rram
A tticum fuisse dicebat, C hrysippum num quam

94

nisi C hrysippam vocabat. Tu ipse paulo ante cum


tam quam senatum philosophorum recitares, sum m os viros desipere delirare dem entis esse dicebas.
Q uorum si nem o verum vidit de natu ra deorum ,
verendum est ne nulla sit omnino.

93

Yani

Epicurus,

Metrodorus

ve

Hermarchus94

bu hayallere mi gvenip Pythagorasa, Platoya ve


Empedoclese kar kt, hatta gzel fahie Leontium95
da Theophrastusun dncelerini eletiren yazlar yaz
maya cret etti? Leontium sahiden de Attica slubunun96
zarafetiyle yazm, ama yine de hepsi bir. Epicurusun
bahesinin byle bir serbestlii vard ite. Durmadan
da ikyet edersiniz. Evet, Zeno97 da mcadele ediyor
du. Albuciustan98 sz etmiyorum bile. Phaedrusa "
gelince, ok kibar ve ok insancl bu ihtiyar, kendisini
eletirdiimde fkeden kuduruyordu. Gelgelelim Epi
curus Aristotelese aalayc bir biimde saldrmt,
Socratesin rencisi Phaedoya100 son derece irkin ha
karetlerde bulunmutu, dostu Metrodorusun kardei
Timocratesi felsefi gr biraz farkl olduu iin b
tn kitaplarnda yerin dibine batrmt, izinden gittii
Democritusa kar nankrce, kendisine her eyi re
ten retmeni Nausiphanese ise ok kt davranmt.
XXXIV. iin dorusu Zeno da sadece kendi adalarna,

yani Apollodorusa, Silusa ve dierlerine kt szlerle


satamakla kalmyor, felsefenin babas Socrates iin de
Latince bir kelime kullanarak onun Attical bir soyta
r101 olduunu sylyordu; Chrysippusa ise Chrysippus
94

deil de Chrysippa102 diyordu hep. Demin sen sanki fi


lozoflar meclisindeymiesine en sekin felsefecilerin
adlarn yksek sesle anarken bunlarn aptalca davran
dklarn, delirdiklerini, akllarn yitirdiklerim sylyor
dun. Eiibiri tanrlarn doas hakkmdaki gerei fark
etmediyse, tanrsal doann hi var olmadndan kuku
duymamz gerekir.

"N a m
m enticia,

ista quae vos dicitis sunt tota com vix

digna

lucubratione

anicularum .

N on enim sentitis quam m ulta vobis suscipienda sint si inpetraritis ut concedam us eandem
h om inum esse et deorum figuram . Om nis cultus et curatio corporis erit eadem adhibenda deo
quae adhibetur hom ini, ingressus cursus accubitio inclinatio sessio conprehensio, ad extrem um
95

etiam serm o et oratio; nam quod et m aris deos et


fem inas esse dicitis, quid sequatur videtis. Equidem
m irari satis n on possum unde ad istas opiniones
vester ille princeps venerit. Sed clam are non desinitis retinendum h oc esse, deus u t beatus inm ortalisque sit. Quid autem obstat quo m inus sit beatus si
non sit bipes? aut ista sive beatitas sive beatitudo dicenda est (utrum que om nino durum , sed usu mollienda nobis verba su n t)veru m ea quaecum que
est cur aut in solem illum au t in hunc m undum aut
in aliquam m entem aeternam figura m em brisque

96

corporis v acu am cadere non potest? Nihil aliud


dicis nisi: 'N u m q u am vidi solem aut m undum
b eatum .' Q uid, m u nd u m p raeter hunc um quam ne vidisti? N egabis. C ur igitur n on sescenta milia esse m u n d orum sed innum erabilia ausus es
dicere? 'Ratio docuit.' Ergo h oc te ratio non docebit, cu m praestantissim a n atu ra quaeratur eaque beata et aeterna, quae sola divina natu ra est,

Siz Epicurusularn sylediklerine gelince, hepsi


uydurmadr, olsa olsa yal kadnlarn kandil nda
kurduklar hayallere benzer. nsanlarla tanrlarn ayn
biimde olduunu bize kabul ettirdiniz diyelim, bu du
rumda banza ne byk bir i sardnzn farknda
deilsiniz. yle ya insanlarn yaptklar her trl beden
eitimini ve bakm tanrlarn da mutlaka yapmas gere
kecek, yani tanrlar da yryecek, koacak, yaslanacak,
eilecek, oturacak, tutacak, konuacak, hatta nutuk bile
95

atacak; bir de tanrlarn hem erkek hem de kadn ol


duunu sylyorsunuz, bundan da ne kacan gre
ceksiniz. Sahi sizin u nderiniz nereden kaplm bu
fikirlere, hayretten donakalyorum dorusu. Ama sizler
tanrnn mutlu ve lmsz olduu dncesinin korun
mas gerektiini haykrmaktan vazgemiyorsunuz. yi de
tanr iki ayakl deilse, onu mutlu olmaktan ne alkoyar
ki? Ne demek gerekiyorsa yle diyelim, ister mutluluk
hali isterse mutluluk,103 (her ikisi de kulaa tuhaf geli
yor, ama kelimeleri kullana kullana dilimize yerleme
lerini salamalyz), ite bu her neyse, niin u Gnee,
bu dnyaya ya da bedensiz, uzuvsuz, ncesiz-sonrasz

96

bir zihne mal edilemesin? Bir tek unu syleyip duru


yorsunuz: Gnein ya da dnyann mutlu olduunu hi
grmedim. Nasl yani, bunun dnda bir dnya grdn
m ki? Hayr diyeceksin. Peki, binlerce deil de saysz
dnya olduunu sylemeye nasl cret ettin? Bunu bize
akl gsterdi diyeceksin. O en stn, o mutlu ve ncesiz-sonrasz doay, yani balbama tanrsal olan doay

u t inm ortalitate vin cam ur ab ea natura sic ani


mi praestantia vinci, atque u t anim i item corporis? C u r igitur cum
sim us

form a

pares

ceteris rebus inferiores

sum us?

ad

similitudinem

enim d eorum propius accedebat hum ana virtus


97

quam figura. XXXV. [An quicquam tam puerile


dici potest (ut eundem locum diutius urgeam )
quam si ea genera beluarum quae in rubro m ari
Indiave gignuntur nulla esse dicam us? Atqui ne
curiosissim i quidem hom ines exquirendo audire
tam m ulta possunt quam sunt m ulta quae terra
m ari paludibus fluminibus existunt; quae negem us
esse quia num quam vidim us!]
"Ipsa vero quam nihil ad rem pertinet quae vos
delectat m axim e similitudo! Quid, canis nonne
similis lupo? atque, ut Ennius,
simia quam similis turpissuma bestia nobis!
at m ores in utroque dispares. Elephanto beluarum

98

nulla prudentior:

ad

figura

quae vastior?

De

bestiis loquor: quid, inter ipsos hom ines n on


ne et simillimis form is dispares m ores et m oribus simillimis figura dissimilis? Etenim si semel,

aratrrken, lmszlnden dolay bu doann biz


den stn olduunu, bu yzden zihinsel stnlkte
bizi getiini ve zihinsel adan olduu kadar beden
sel adan da bizden stn olduunu akl sana gs
termeyecek mi? Dier ynlerimizle tanrlardan aa
seviyedeysek, biimsel ynden niye tanrlarla eit du
rumda olalm? Ama benzerlik sz konusu olduunda,
insan grnm bakmndan deil de erdem bakmndan
97

tanrlara daha yakndr.104 XXXV. [(Konuyu biraz daha


aacak olursak) Kzl Denizde ya da Hindistanda ya
ayan eitli hayvan trlerinin varln inkr etmekten
daha ocuka bir ey olabilir mi? En merakl kiiler bile
karada, denizlerde, bataklklarda ve nehirlerde ne kadar
ok canl bulunduunu aratrsalar da renemezler;
hadi yleyse, hi grmediimize gre bunlarn varln
inkr edelim!]
Sizin ok tuttuunuz u benzerlik iddianz kadar da
konuyla alakasz bir ey yok. Ne yani, kpek kurda ben
zemiyor mu? Enniusun105 da dedii gibi,
maymun, hayvanlarn en ucubesi; ne kadar da benziyor
bize!106

Ama ikisinin de huylar farkl. Yabanl hayvanlarn hibiri


98

filden daha akll deildir; peki biimsel adan hangisi


ondan daha iri yar? Yabanl hayvanlardan bahsediyo
rum elbette; iyi de grnmleri birbirine ok benze
yen insanlarn huylar, huylar benzeyen insanlarn da
grnmleri birbirinden farkl deil mi? iin dorusu

Vellei, suscipim us genus h oc argum enti, attende


quo serpat. Tu enim sum ebas nisi in hom inis
figura rationem inesse non posse; sum et alius
nisi in terrestri, nisi in eo qui natus sit, nisi in eo
qui adoleverit, nisi in eo qui didicerit, nisi in eo
qui ex anim o constet et corpore caduco et infirmo,
postrem o nisi in hom ine atque mortali. Q uodsi
in om nibus his rebus obsistis, quid est quod te
form a un a conturbet? H is enim om nibus quae
proposui adiunctis in hom ine rationem esse et
m entem videbas; quibus detractis deum tam en
nosse te dicis, m odo liniam enta m aneant. H oc est
non considerare sed quasi sortiri quid loquare.
99

Nisi forte ne h oc quidem attendis, non m odo in ho


m ine sed etiam in arbore quicquid supervacaneum
sit aut u su m non habeat obstare. Q uam m olestum
est uno digito plus habere! Q uid ita? Quia nec ad
speciem n ec ad u su m alium quinque desiderant.
Tuus autem deus non digito uno red undat sed capite collo cervicibus lateribus alvo tergo poplitibus
m anibus pedibus feminibus cruribus. Si u t inm ortalis sit, quid h aec ad vitam m em bra pertinent? quid
ipsa facies? M agis illa, cerebrum cor pulm ones iecur: h aec enim sunt dom icilia vitae; oris quidem habitus ad vitae firm itatem nihil pertinet.

100

XXXVI. "E t eos vituperabas qui ex operibus


magnificis atque praeclaris, cu m ipsum m undum ,

Velleius, bu tr bir tartmaya girersek, nereye kadar uza


yp gideceine dikkat et. Evet, akln insan biimi dnda
bir biimde bulunmasnn imknsz olduunu iddia edi
yorsun; bir bakas da kp akln yeryznde yaayan,
burada doan, byyen, renen, ruhtan ve gelip geici
zayf bir bedenden oluan bir varlktan, ksacas lml
insandan baka hibir eyde bulunmadn iddia edecek.
Ama bunlarn hepsine birden itiraz ediyorsanz, neden
acaba bir tek biim konusuna taklp kalyorsunuz? Be
nim btn sylediklerimi bir araya getirdiinde, akim ve
zihnin insanda bulunduu sonucuna varyordun; ancak
tanr akl ve zihinden soyutlansa da, d grnm yerin
de kald srece onu tanyabileceini sylyorsun. Bunu
dnerek sylemiyorsun,
99

rastgele atp

tutuyorsun.

Sadece insanda deil, aata da gereksiz, ie yaramayan


bir ey olsa, bunun engel oluturaca belki hi dikkatini
bile ekmiyor. Bir parman daha olmas ne fena! Niye
mi? nk ne grnm ne de kullanm asndan be
parmak dnda bir parmaa daha ihtiya var. Senin tan
rnn da fazladan bir parma yok, ama ba, boynu, en
sesi, br, karn, srt, dizleri, elleri, ayaklar, uyluklar,
bacaklar var. Bu uzuvlarla yaam arasnda nasl balant
var, madem onu lmsz klyor bunlar? Peki ya yz?
Beyin, kalp, akcier, karacier yaamla birebir balant
ldr; nk bunlar yaamn yuvaland yerlerdir. Yz
zelliklerinin ise yaamn srmesine hi katks yoktur.

100

XXXVI. Dnyaya, dnyann blmlerine, yani gky


zne, yeryzne ve denizlere, bunlar ssleyen Gnee,

cum eius m em bra caelum terras m aria, cum que


h orum insignia solem lunam stellasque vidissent,
cum que tem porum m aturitates m utationes vicissitudinesque cognovissent,

suspicati essent ali-

quam excellentem esse praestantem que n aturam


quae haec effecisset m overet regeret gubem aret.
Qui etiam si aberrant a coniectura, video tam en
quid sequantur; tu quod opus tandem m agnum
et egregium habes quod effectum divina m ente videatur, ex quo esse deos suspicere? 'H abem us'

inquis

'in

anim o

insitam

inform ationem

quandam dei.' Et barbati quidem Iovis, galeatae


101

M inervae: num igitur esse talis putas? Q uanto


m elius h aec vulgus im peritorum , qui non m em bra
solum hom inis

deo

tribuant

sed

usu m

etiam

m em brorum . D ant enim arcum sagittas hastam


clipeum fuscinam ful m en, et si actiones quae sint
d eorum non vident, nihil agentem tam en deum
non queunt cogitare. ipsi qui inridentur A egyptii
nullam beluam nisi ob aliquam utilitatem quam ex
ea caperent consecraverunt; velut ibes m axim am
vim serpentium conficiunt, cu m sint aves excelsae,
cruribus rigidis, co m eo proceroque rostro; avertunt
pestem

ab A egyp to,

cum

volucris

anguis

ex

vastitate Libyae vento Africo invectas interficiunt


atque consum unt, ex quo fit u t illae nec m orsu
vivae n ocean t nec odore m ortuae. Possum

de

ichneum onum utilitate de crocodilorum de faelium

Aya ve yldzlara baknca, sonra mevsimlerin dzeni


ni, deiimini, pepee gelilerini kefedince bu olaa
nst ve grkemli eserden dolay bunlar yapan, hare
kete geiren, kontrol eden ve yneten kusursuz, hem
de olaanst bir varln mutlaka var olduundan
kukulananlar

eletiriyordun.107 Varsaymsal sonu

tan saptklar halde, yine de neyin peinde olduklarn


gryorum; ama sana gelince, tanrsal bir zihinle ya
pldn aka gsteren hangi eseri dikkate alyor
sun da, ona dayanarak tanrlarn var olduunu ileri
sryorsun? Zihnimize alanm bir tanr dnce
si vardr, diyorsun. Tabii ya, sakall Iuppiter, miferli
101

Minerva; sen byle olduklarna m inanyorsun yoksa?


Tanrya insanolunun uzuvlarn yaktrmakla kalma
yp onlarn bu uzuvlar kullandklarna da inanan ca
hiller gruhu nasl da akllca dnyormu meer.
Evet, tanrlara yay, ok, mzrak, kalkan, dili mzrak,
yldrm da verirler ve ne yapp ettiklerini grmeseler
bile yine de hibir ey yapmayan bir tanr dnemez
ler. u alay ettiimiz Msrllar hibir hayvan, kendile
rine yarar dokunmadka kutsallatrmamlardr. r
nein eltik kargalar gergin bacakl, uzun kalkk gagal,
boylu boslu kular olduklar iin ok sayda ylan itlaf
ederler; Libya lnden gneybat rzgryla srkle
nen ylanlar ldrp yiyerek bir belay Msrdan uzak
latrrlar, bylece bu ylanlar ne canlyken srklaryla
ne de ldklerinde le kokularyla insanlara zarar verir
ler.108 Firavun faresinin, timsahn, kedinin yararndan da

dicere, sed nolo esse longus. ita concludam , tam en beluas a barbaris p ropter benefcium consecratas,
ficium
102

vestrorum

nullum

deorum

extare

sed

non
ne

m odo

factum

bene-

quidem

om nino. 'Nihil habet' inquit 'negotii.' Profecto Epi


curus quasi pueri delicati nihil cessatione melius
existim at. XXXVII. At ipsi tam en pueri etiam cum
cessant exercitatione aliqua ludicra delectantur:
d eum sic feriatum volum us cessatione torpere u t si
se com m overit veream u r ne beatus esse non possit?
H aec oratio non m odo deos spoliat m otu et actione
divina sed etiam hom ines inertis efficit, si quidem
agens aliquid ne deus quidem esse beatus potest.

103

"V erum sit sane u t vultis deus effigies hom inis


et im ago: quod eius est dom icilium , quae sedes,
qui locus, quae deinde actio vitae? quibus rebus
id quod vultis beatus est? U tatu r enim suis bonis
oportet et fruatur qui beatus futurus est. N am
locus quidem iis etiam naturis quae sine animis
sunt suus est cuique proprius, u t terra infimum
teneat, hane inundet aqua, superior aeri, aetheriis
ignibus altissim a ora red datur. Bestiarum autem
terrenae sunt aliae, partim aquatiles, aliae quasi
ancipites in utraque sede viventes; sunt quaedam
etiam

quae

ine nasci p utentur

appareantque

bahsedebilirim,109 ama skc olmak istemiyorum. Bu


anlattklarm yle bir sonuca balayacam: Uygar ol
mayan uluslar hayvanlar kendilerine saladklar yarar
lar yznden kutsallatrmlar, ama sizin tanrlarnzn
insanla hibir yarar olmad gibi yaptklar bir ey
102

de yok. Tanrnn hibir ykmll yoktur, der Epicurus. Sahiden de Epicurus, sanki mark ocuklar
gibi aylaklktan daha iyi bir ey olmadn dnyor.
XXXVII. Ne var ki bu ocuklar bile aylaklk ederken be

densel etkinliklerle elenirler. Rehavet iindeki tanr


nn aylaklkla ylesine uyuup kalmasn istiyoruz ki,
kmldarsa mutlu olamayacandan m korkuyoruz? Bu
sylem tanrlar hareketten ve tanrsal edimden yoksun
brakt gibi insanlar da tembelletirir, yle ya tanr bile
bir ey yaparken mutlu olamyorsa.
103

Hadi iddia ettiiniz gibi, tanr insan biiminde ve g


rnmnde olsun; peki evi neresi, yuvas neresi, mekn
neresi? Sonra yaamnda ne yapar eder? Ona atfettiiniz
o mutluluu salayan nedir? Sonuta mutlu olacak kii
nin kendi stnlklerinden yararlanmas ve zevk alma
s gerekir. Mekn konusuna gelince, cansz varlklarn
bile her birinin kendine ait belli bir yeri vardr; yle ki
toprak en alttadr, onun stn su rter, hava sttedir,
en tepede gksel ate yer alr. Hayvanlarnsa bazlar ka
rada, bazlar denizde, bazlar da sanki yzergezerler
gibi hem karada hem de denizde yaarlar; hatta ateten
doduklar dnlen110 ve ounlukla yanan ocaklarn

104

in ardentibs fornacibus saepe volitantes. Q uaero igitur vester deus prim um ubi habitet, deinde
quae causa eum loco m oveat, si m od o m ovetur
alicjuando, porro, cum hoc p roprium sit anim an
tium u t aliquid adpetant quod sit n aturae accom m od atu m , deus quid appetat, ad quam denique rem m otu m entis ac ratione utatur, postrem o quo m odo beatus sit quo m o d o aetem us.
Q uicquid enim horum

attigeris, ulcus est: ita

m ale instituta ratio exitum reperire non potest.


105

Sic enim dicebas, speciem dei percipi cogitatione


non sensu, nec esse in ea ullam

soliditatem ,

neque eandem ad nu m eru m perm anere, eam que


esse eius visionem u t similitudine et transitione
cem atu r

neque

deficiat

um q uam

ex

infinitis

corporibus similium accessio, ex eoque fieri u t in


h aec intenta m ens nostra beatam illam n atu ram
et sem piternam putet. XXXVIII. H oc per ipsos deos,
de quibus loquimur, quale tandem est? N am si
tantum m od o ad cogitationem valent nec habent
u llam soliditatem nec em inentiam , quid interest
u tru m de H ippocentauro an de deo cogitem us?
om nem enim talem conform ationem animi ceteri
philosophi m otum
adventum
106

in

inanem

anim os

et

vocant, vos
introitum

autem

im aginum

dicitis. U t igitur Ti. G racchum cu m videor contionantem in Capitolio videre de M. O ctavio deferentem
sitellam tum eum m otum anim i dico esse inanem ,

104

etrafnda uuurken grlen canllar da vardr. imdi so


rarm size; nerede yayor tanrnz? Gnn birinde yerin
den ayrldysa, onu yerinden eden ne? Canllarn kendi
doalarna uygun grdkleri eyi arzulamalar tipik zel
likleri olduuna gre, tanrnz neyi arzuluyor? Sonra zih
nini ve akln hangi konuda kullanyor? Son olarak nasl
mutlu oluyor; nasl ncesiz sonrasz oluyor? Gerekten
bu sorularn hangi birine deinsen, elinde kalr; bylesine kt kurgulanm mantkla bir sonuca ulaamazsnz.

105 Evet, yle aklyordun: Tanrnn grnm duyu


larla deil, dnceyle kavranr; ne katdr ne de say
ya gelir; benzerlikle ve atomlarn arpmasyla anla
lr; saysz atomlardan benzer biimlerin olumas asla
sona ermez; sonuta bu eylere younlaan zihnimiz
bu doay mutlu ve ncesiz-sonrasz olarak dnr.
XXXVIII. Haklarnda konutuumuz u tanrlar adna,
bu nasl bir eydir yleyse? yle ya tanrlar sadece d
ncemizdeyse, hibir salamlklar ya da belirginlikle
ri yoksa bir Hippocentaurus111 ya da bir tanr hakknda
fikir yrtmemiz arasnda ne fark olur o zaman? Dier
felsefeciler bu tr fikirlere bo hayal der; ama sizler
bunu imgelerin zihnimize ulap nfuz etmesi olarak
106

aklyorsunuz. yleyse Capitoliumda nutuk atan Tiberius Gracchusu 112 Marcus Octavius iin oy kab
dolatrrken grr gibi olduumda, ben bunu zih
nimin rettii bo bir hayal diye aklyorum, sen ise

tu autem et G racchi et O ctavi im agines rem anere


quae in C apitolium cum pervenerim tum ad anim u m m eu m referantur: h ocid em fieri in deo, cuius
crebra facie pellantur animi, ex quo esse beati atque
107

aeterni intellegantur. F ac im agines esse quibus


pulsentur

animi:

species

d u m taxat

obicitur

q u aed am n u m etiam cur ea b eata sit cur aeterna?


"Q u ae au tem istae im agines vestrae au t unde?
A D em ocrito om nino h aec licentia; sed et ille
reprehensus a m ultis est, nec vos exitum reperitis,
totaque res vacillat et claudicat. N am quid est quod
m inus probari possit, quam om nino in m e incidere
im agines

H om eri

Archilochi

P yth agorae Platonisn edum

Romuli

N um ae

ea form a qua illi

fuerunt? Q uo m odo illae ergo et quorum im agines?


O rpheum

p oetam

docet Aristoteles

num quam

fuisse, et h oc O rphicum carm en Pythagorei ferunt


cuiusdam

fuisse

Cercopis; at Orpheus,

id est

im ago eius u t vos vultis, in anim um m eum saepe


108

incurrit. Q uid quod eiusdem hom inis in m eu m


aliae, aliae in tuum ? quid quod earum rerum
quae

num quam

om nino

fuerunt

neque

esse

potuerunt, u t Scyllae, u t C him aerae? quid quod

Capitoliuma geldiimde hem Gracchusun hem de


Octaviusun zaten orada olan grntlerinin aklma gel
diini sylyorsun:113 Dediine gre, ayn durum tanr
lar iin de sz konusu; tanrnn imgeleri zihnimizi tek
rar tekrar etkiler, bunun sonucunda da tanry mutlu ve
107 ncesiz-sonrasz olarak alglarz. Farz et ki zihnimizi et
kileyen bir takm imgeler var, bu durumda zihnimizde
sadece belli bir biim oluur. yi de bu biim niye mutlu
ve ncesiz-sonrasz olsun ki?
Peki sizin u imgeleriniz nasl eyler, nereden kay
naklanyorlar? Bu ftursuzluk Democritusun bann
altndan kt; ama o da biroklar tarafndan eletirilir
ve siz Epicurusular da bu duruma bir zm getirmez
siniz, sonuta her eyiniz sallantda, her eyiniz eksik.
Homeros, Archilochus,114 Romulus, Numa, Pythagoras veya Plato ya ait imgelerin zihnimde belirmesinden
daha ihtimal d ne olabilir ki, hele de onlarn biim
leri asla bu imgelerdeki gibi deilken? O halde bu im
geler nasl belirir? Kimlerin imgeleridir bunlar? Aris
toteles, Orpheus adnda bir air yoktur, der; Pythagoraslar da Orpheusa atfedilen iiri Cercops adndaki
birinin yazdn sylerler; ne var ki Orpheus, yani si
zin iddia ettiiniz gibi onun imgesi, ikide bir zihnimde
108

canlanp duruyor. Peki ayn insann senin zihninde ve


benim zihnimde farkl farkl grntlerle canlanmas
nn nedeni ne acaba? rnein Scylla115 ya da Chimaera116 gibi asla olmayan ve olmas mmkn de olmayan
varlklarn zihnimizde canlanmasnn nedeni ne? Hi

hom inum

locoru m

urbium

earu m

quas num -

quam vidim us? quid quod simul ac mihi collibitum est praesto est im ago? quid quod eti
am

ad

dorm ientem

veniunt

invocatae.

Tota

res, Vellei, n ugatoria est. Vos autem non m odo


oculis
109

im agines

sed

etiam

anim is

inculcatis:

tanta est inpunitas garriendi. XXXIX. At quam licenter! Fluentium frequenter transitio fit visionum, ut
e m ultis una videatur. P u d eret m e dicere non intellegere, si v os ipsi intellegeretis qui ista defenditis.
Q uo m odo enim probas continenter im agines ferri, aut si continenter quo m od o aeternae? 'Innum erabilitas' inquis 'sup p editat atom oru m .' N um
ead em ergo ista faciet u t sint om nia sem piterna?
Confugis ad aequilibritatem (sic enim ioovopLav si
placet appellem us) et ais quoniam sit n atu ra m ortalis inm ortalem etiam esse oportere. Isto m odo
quoniam hom ines m ortales sunt sunt aliqui inm ortales, et quoniam nascuntur in terra nascantur
in aqua. 'E t quia sunt quae interim ant, sunt quae
conservent.' Sint sane, sed ea conservent quae sunt:

110

deos istos esse non sentio. Om nis tam en ista rerum


effigies ex individuis quo m odo corporibus oritur?
quae etiam si essent, quae nulla sunt, pellere se ipsa

grmediimiz halklar, yerler, kentler neden zihnimiz


de canlanyor? Canmn istedii eyin grntsnn
zihnimde canlanvermesi neden? Hatta uykuda imgelerin
kendiliinden belirivermesi neden? Bunlarn hepsi uydur
ma eyler Velleius. Ne var ki size gre imgeler gzmzn
nne gelmekle kalmyor, zihnimizin iine de szyorlar.
109 Nasl da aznza geldii gibi konuuyorsunuz! XXXIX.
Nasl da dstursuzca! Salnp duran imgeler srekli ora
dan oraya gei halindedir, elbette birinden biri grlsn
diye. Sizler savunduunuz bu eyleri anlyorsanz eer,
ben anlamyorum demekten utanrm. Sahiden imgelerin
srekli oradan oraya geip durmasn nasl ispatlyorsun;
hadi diyelim ki imgeler srekli gei halindeler, peki na
sl olur da ncesiz-sonrasz olurlar? Saysz atomlar sa
yesinde, diyorsun. yleyse her eyin lmsz olmasn
bu saysz atomlar m salyor? Doa glerinin dengeli
dalm ilkesine bavuruyorsun (evet, isonomia dersek
ho olur) ve lml varlklar olduuna gre lmsz
varlklar da olmak zorundadr, diyorsun. Bu durumda
lml insanlar olduuna gre lmsz insanlar da var
dr ve insanlar karada doduklarna gre suda da doar
lar. Ykc gler olduuna gre koruyucu gler de var
dr, diyorsun. Kim bilir belki de bu dediin doru, ama
bu koru yucu gler ancak var olan eyleri koruyabilirler;
110

ama ben sizin tanrlarnzn varlndan emin deilim. Bir


de nesnelerin u grnts117 atomlardan nasl oluuyor?
Geri atom diye bir ey yok; ama olsa bile bu atomlar
herhalde birbirlerini drterler ve byle bir arpmayla

et agitari inter se concursu fortasse possent, form are


figurare colorare anim are non possent. N ullo igitur
m od o inm ortalem deum efficitis.
XL. Videam us nunc de beato. Sine virtute certe
nullo m odo; virtus autem actuosa, et deus vester nihil
agens; exp ers virtutis igitur; ita ne beatus quidem.
111

Q uae ergo vita? 'Suppeditatio' inquis 'bonorum


nullo m alorum interventu.' Q uorum tandem bo
n orum ? V oluptatum credo nem p e ad corpus pertinentium : nullam enim novistis nisi profectam a
corpore et redeuntem ad corpus anim i voluptatem .
N on arbitror te, Vellei, similem esse Epicureorum
reliquorum quos p udeat quarundam Epicuri vocum , quibus ille testatur se ne intellegere quidem
ullum bonum quod sit seiunctum a delicatis et obscenis voluptatibus, quas quidem non erubescens

112

persequitur om nis nom inatim . Q uem cibum igi


tur aut quas potiones aut quas vocum au t florum
varietates aut quos tactus quos odores adhibebis
ad deos, u t eos perfundas voluptatibus? A c poetae quidem n ectar am brosiam <que> <in> epulas
con p aran t et aut Iuventatem aut G anym edem pocula m inistrantem , tu autem , Epicure, quid facies? neque enim unde habeat ista deus tuus video
nec quo m odo utatur. Locupletior igitur hom i
n u m n atu ra ad beate vivendum est quam deo
rum , quod pluribus generibus fruitur voluptatum .

tlevinebzlirlerdi, ama bir ey oluturamazlar, bir eye bi


im, renk ve ruh veremezlerdi. Demek ki lmsz bir
lannnn varln hibir ekilde ispat edemiyorsunuz.
XL. imdi gelelim mutluluk konusuna. Erdem ol
madan mutluluk olamaz; erdem ise faal bir nitelik
tar, ne var ki sizin tanrnz hibir ey yapmaz; o hal
de erdemden yoksundur; yleyse mutlu da deildir.
I I I Peki asl bir yaam var?

iyiliklerle dopdolu ve

ktlklere hi bulamam, diyorsun. Peki hangi iyi


likler? Sanrm hazlar demek istiyorsun, ha elbette be
densel hazlar; ne de olsa bedenden kaynaklanan ve
bedenin duyumsad hazlar dnda zihinsel bir haz
tanmyorsunuz. Senin dier Epicurusulara benzedi
ini dnmyorum Velleius. Onlar Epicurusun baz
szlerinden utanrlar. Epicurus bu szlerinde sefahat ve
bedensel hazlarla ilgisi olmayan bir iyiliin kendisine bir
ey ifade etmediini ak ak syler, hatta utanmadan
112 bunlar tek tek sayar. Peki tanrlar hazza bomak iin
onlara hangi yiyecei, hangi ikiyi, hangi ahenkli ses
leri, hangi iek eitlerini, hangi tensel temas, hangi
kokular sunacaksn? Hadi airler nektarl, ambrosial ziyafet sofralar tertipler, saki olarak da luventas 118
veya Ganymedesi 119 sunarlar; peki bir

Epicurusu

olarak sen ne yapacaksn? Senin tanrnn bu hazlar nereden ediniyor ya da bunlardan nasl keyif alyor,
hi anlamyorum. Demek ki insanlarn mutlu bir ya
am srmeye tanrlardan daha elverili bir doalar
var, nk insanlar ok eitli hazlann tadna varrlar.

113

At has levioris ducis voluptates, quibus quasi


titillatio (Epicuri enim h oc verbum est) adhibetur
sensibus.

Q uousque

ludis?

N am

etiam

Philo

noster ferre non p oterat aspernari Epicureos mollis


et delicatas voluptates; su m m a enim m em oria
pronuntiabat plurim as Epicuri sententias iis ipsis
verbis quibus erant scriptae; M etrodori vero, qui
est Epicuri collega sapientiae, m ulta inpudentiora
recitabat: accu sat enim Tim ocratem fratrem suum
M etrodorus quod dubitet om nia quae ad beatam
vitam pertineant ventre metiri, neque id sem el dicit
sed saepius. A dnuere te video, nota enim tibi sunt;
proferrem libros si negares. N eque nunc reprehendo
quod ad voluptatem om nia referantur (alia est ea
quaestio), sed doceo deos vestros esse voluptatis
expertes, ita vestro iudicio ne beatos quidem.
114

XLI. A t

dolore v a ca n t/

Satin est id

ad illam

abundantem bonis vitam beatissim am ? 'C ogitat'


inquiunt 'adside b eatum esse se; habet enim nihil
aliud quod agitet in m ente.' C onprehende igitur
anim o et propone ante oculos deum nihil aliud
in om ni aeternitate nisi 'M ihi pulchre est' et 'Ego
beatus sum ' cogitantem . N ec tam en video quo
m odo non vereatu r iste deus beatus ne intereat, cum

II

Ama bu hazlarm, gdklandmzda hissettiimiz gibi,


(evet, bu sz Epicurusndur), duyulara ynelik gayet
sradan hazlar olduunu dnyorsun. Ne kadar daha
oynayacaksn bu oyunu? nk bizim Philo bile Epicurusularm kadns ve abartl hazlar kmsemelerine
katlanamyordu. ok gl bir bellei vard, Epicurusun
pek ok zl szn kelimesi kelimesine aktarrd.
Ayn ekilde Epicurusun bilge dostu Metrodorusun
da yz kzartc pek ok deyiini ezbere sylerdi: As
lnda Metrodorus kardei Timocratese kyor, nk
Timocrates mutlu bir yaamla ilgisi olabilecek btn
eyleri mideye gre deerlendirmekte tereddt ediyor;
stelik bunu bir kez deil, defalarca sylyor. Ban
la onayladn gryorum, demek onun bu szlerini
biliyorsun, inkar etseydin, kitaplar ortaya karrdm.
imdi her eyin hazza balanmasn eletirmiyorum, (bu
baka bir incelemenin konusu), fakat sizin tanrlarn
zn haz almaktan yoksun olduklarn, bylece sizin d
ncenize gre mutlu bile olmadklarm gsteriyorum.

114 XLI. Ama tanrlar ac duymaz diyorsun. Szn ettiin


iyiliklerle dolup taan o mutlu yaam iin bu yeterli mi?
Tanr kendisinin hep mutlu olduunu dnr; nk
zihnini kurcalayacak hibir ey yoktur, diyor Epicurusular. Tamamen sonsuzluk iinde y i vakit geiriyorum!
ve Ben mutluyum! diye dnmenin dnda baka
hibir ey yapmayan bir tanry zihninde canlandr ve
gzlerinin nne getir. Bu mutlu tanrnn yok olmak
tan nasl korkmadn bir trl anlayamyorum, nk

sine ulla interm issione pulsetur agiteturque atom oru m incursione sem piterna, cum que ex ipso im agines sem per afluant. ita nec beatus est vester deus
nec aeternus.
115

" 'At etiam de sanctitate, de pietate adversus deos


libros scripsit Epicurus.' At quo m odo in his loquitur?
U t T. C oruncanium aut P. Scaevolam pontifices
m axim os te audire dicas, non eum qui sustulerit
om nem funditus religionem nec m anibus u t Xerxes
sed rationibus deorum inm ortalium tem pla et aras
everterit. Quid est enim, cur deos ab hom inibus
colendos dicas, cum dei non m odo hom ines non

116

colant sed om nino nihil curent nihil agant? A t


est eoru m exim ia quaedam praestansque natura,
u t ea debeat ipsa per se ad se colendam allicere
sapientem .' A n quicquam exim ium p otest esse in ea
n atu ra quae sua voluptate laetans nihil n ec actura
sit um q u am neque agat neque egerit? quae porro
pietas ei debetur a quo nihil acceperis? aut quid
om nino cuius nullum m eritum sit ei deberi potest?
Est enim pietas iustitia ad versum deos; cum quibus
quid p otest nobis esse iuris, cu m hom ini nulla cum
deo sit com m unitas? Sanctitas autem est scientia
colendorum deorum ; qui quam ob rem colendi sint
non intellego nullo nec accepto ab iis nec sperato

117

bono. XLII. Quid est autem quod deos venerem ur

akmlarn aralksz saldrsyla srekli darbeler alr ve


.srekli sarslr; ayrca kendisinden birtakm grntler
ortaya kar. Demek ki sizin tanrnz ne mutludur ne de
ncesiz-sonraszdr.
II.1*

Evet, Epicurus da kutsallk ve tanrlara ballk ko


nusunda kitaplar yazd. Peki, bu kitaplarda nasl konu
ur? Sanki Xerxes120 gibi elleriyle deil, ama savlaryla
lmsz tanrlarn tapmaklarn ve sunaklarn ykp
btn dinsel inanc tamamen ortadan kaldran birisini
deil de barahip Tiberius Coruncaniusu 121 ya da Pub
lius Scaevolay122 dinlediini syleyebilirsin. Tanrlar
insanlar korumamakla kalmyor, stelik de hibir eyle
ilgilenmiyor ve hibir i yapmyorlarsa, o zaman niin,

116 ne diye insanlar mutlaka tanrlara tapmaldr, diyorsun.


'Ama tanrlarn doas stn ve esizdir, yle ki tek ba
na bu doa akll birini mutlaka kendisine tapmaya davet
eder, diyorsun. Kendi ald hazla mutlu olurken asla bir
ey yapmayacak, yapmayan ve yapmam olan bu doada
stn bir ey olabilir mi? Ayrca insan kendisine hibir
ey vermeyen o doaya nasl ballk hissetsin? Ya da hi
bir ie yaramayan o doa iin insan kendim neye mecbur
hissedebilir? Tanrlara ballk adalettir; ama insanlarn
tanrlarla hibir ortakl olmadna gre tanrlarla bizim
aramzda nasl bir hukuk olabilir? Din de tanrlara tapn
ma bilgisidir; tanrlardan hibir iyilik grmeyecek ya da
beklemeyeceksek, ne diye onlara tapnmak gerekiyor,
117

anlamyorum. XLII. Tanrlarn doasnda stn hibir ey

pro p ter adm irationem eius n atu rae in qua egregium


nihil videm us?
"N a m superstitione, quod gloriari soletis, facile
est liberari cum sustuleris om nem vim deorum ; nisi
forte D iagoram aut Theodorum qui om nino deos esse
negabant censes superstitiosos esse potuisse; ego ne
P ro tag oram quidem / cui n eutrum licuerit, nec esse
deos n ec non esse. H oru m enim sententiae om nium
non m od o superstitionem tollunt in qua inest tim or
inanis deorum , sed etiam religionem quae deorum
118

cultu pio continetur. Quid, ii qui dixerunt totam de dis inm ortalibus opinionem fictam esse
ab

hom inibus

sapientibus

rei

publicae

causa,

u t quos ratio non posset eos ad officium religio duceret, nonne om nem religionem funditus
sustulerunt? Quid, P rodicus Cius, qui ea quae
prodessent hom inum

vitae

deorum

in num e-

ro habita esse dixit, quam tandem religionem


119

reliquit? Quid, qui aut fortis aut claros aut potentis viros tradunt post m ortem ad deos pervenisse,
eosque esse ipsos quos nos colere precari venerarique soleam us, nonne expertes sunt religionum
om nium ? quae ratio m axim e tractata ab Euhem ero est, quem noster et interpretatus et secutus
est p raeter ceteros Ennius; ab Euhem ero autem
et m ortes et sepulturae dem onstrantur deorum ;

grmediimiz halde, bu doaya hayranlmzdan dolay


tanrlara tapnmamz nedendir acaba?
Batl inan konusuna gelince, bu konuda kendinizi
ve ve bitiremezsiniz, sonuta tanrlarn btn gc
n ortadan kaldrdnzda batl inanlardan kurtulmak
kolay; tanrlarn var olmadn syleyen Diagorasm ya
da Theodorusun batl inanl olabileceini dnmyor
san tabii; ben kendi adma tanrlarn var olup olmad
konusunda emin olmayan Protagorasm bile batl inanl
olamayacan dnyorum. nk hepsinin de or
taya koyduu grler yersiz tanr korkusundan ibaret
batl inanlar ortadan kaldrd gibi tanrlara dindarca
118

tapnmadan ibaret dini de ortadan kaldrr. Akim grev


duygusuna yneltemedii kiileri din yneltsin diye lm
sz tanrlar hakkmdaki her trl inancn bilgeler tarafn
dan devlet yararna uydurulduunu syleyenler, her tr
den dinsel inanc kknden kazmadlar m? nsanlarn
yaamna yarar dokunan eylerin tanr yerine konulduu
nu syleyen Ceoslu Prodicus123 geride hangi dinsel inanc

119 brakt ki? Cesur, nl ve gl kiilerin lmden son


ra tanr katma ykselmi olduklarn ve bizim srekli bu
kiilere taptmz, dualar ettiimizi ve sayg duyduu
muzu syleyenler her trl dinsel inantan yoksunlar,
yle deil mi? Bu kuram esasen Euhemerus gelitirmi
tir. Bizim Enniusumuz ondan eviriler yapm ve dier
felsefecilerden daha ok onun izinden gitmitir. Euhe
merus tanrlarn lm ve defin biimlerini betimlemi;

utrum igitur hic confirm asse videtur religionem


an penitus totam sustulisse? Omitto Eleusinem
san ctam illam et augustam ,
ubi initiantur gentes orarum ultimae,
praetereo Sam othraciam eaque quae Lem ni
nocturno aditu occulta coluntur
silvestribus saepibus densa,
quibus explicatis ad rationem que revocatis reru m
m agis n atu ra cognoscitur quam deorum .
120

XLIII. "M ihi quidem etiam D em ocritus vir m agnus

in prim is, cuius fontibus E picurus hortulos suos


inrigavit, nutare videtur in natura deorum . Tum
enim censet im agines divinitate praeditas inesse in
universitate rerum , tum principia m entis quae sunt
in eodem universo deos esse dicit, tu m anim antes
im agines quae vel prodesse nobis soleant vel
nocere, tum ingentes quasdam im agines tantasque
u t universum m undum conplectantur extrinsecus.
Q uae quidem om nia sunt patria D em ocriti quam
121

D em ocrito

digniora;

qus

enim

istas im agines

conprehendere anim o potest, quis adm irari, quis


aut cultu aut religione dignas iudicare?
"E p icu ru s vero ex anim is hom inum extraxit
154

imdi bundan ne anlayacaz; Euhemerus dinsel inanc


onaylam m, yoksa tmyle ortadan m kaldrm? O
kutsal ve aziz kent Eleusini124 bir tarafa brakyorum,
buradan yaylr yeryznn en cra kelerindeki ulus
lar.125

Samothraciay ve Lemnostaki eyleri de geiyorum,126


geceleyin taplr gizemlere,
ormanlarda, allk kuytularda.127

Bu gizemler aklanp akla dayandrlsa, tanrlarn doa


sndan ok evrenin doas hakknda bilgi edinilir.
120

XLIII. ok nemli bir dnr olan Democritusun


bile -Epicurus minik baheciklerini onun kaynaklaryla
sulamt- zellikle tanrlarn doas konusunda kararsz
kaldn dnyorum. nk bazen evrende tanr
sallkla bezenmi grntlerin bulunduunu dnr;
bazen ayn evrendeki zihinsel ilkelerin tanr olduunu,
bazen tanrlarn bize yarar salayabilecek ya da zarar ve
rebilecek trden canl imgeler olduunu, bazen de on
larn btn dnyay dtan smsk evreleyecek kadar
byk, koskocaman belli imgeler olduunu syler. Sahi
den de btn bunlar Democritustan ok Democritusun

121

memleketine daha uygundur;128 evet, kim bu imgeleri


zihninde canlandrabilir? Kim bunlara hayranlk duyabi
lir ya da kim bunlar tapnmaya ve dine uygun sayabilir?
in dorusu Epicurus lmsz tanrlarn insanlara

radicitus religionem cum dis inm ortalibus et opem


et gratiam sustulit. C um enim optim am et praestantissim am n atu ram dei dicat esse, negat idem
esse in deo gratiam : tollit id quod m axim e propriu m est optim ae praestantissim aeque naturae. Quid
enim m elius aut quid praestantius bonitate et beneficentia? Q ua cum carere d eum vultis, nem inem
deo n ec d eum n ec hom inem carum , nem inem ab
eo am ari, nem inem diligi vultis. ita fit u t non m odo
hom ines a deis sed ipsi dei inter se [ab aliis alii]
neglegantur. XLIV. Q uanto Stoici melius, qui a vobis
reprehenduntur: censent autem sapientes sapientibus etiam ignotis esse am icos; nihil est enim virtute amabilius, quam qui adeptus erit, ubicum que
122

erit gentium a nobis diligetur. Vos autem quid


mali datis cum <in> inbecillitate gratificationem
et benivolentiam ponitis! U t enim om ittam vim
et n atu ram deorum , ne hom ines quidem censetis
nisi inbecilli essent futuros beneficos et benignos
fuisse? N ulla est caritas naturalis inter bonos?
C aru m ipsum verbum est am oris, ex quo am icitiae
nom en est ductum ; quam si ad fructum nostrum
referem us non ad illius com m oda quem diligimus,
non erit ista am icitia sed m ercatu ra quaedam
utilitatum suarum . Prata et arv a et p ecudum greges

yardm ettii ve iyilii dokunduu dncesini reddedin


ce, insanlarn zihninden de dinsel inanc kknden s
kp atm olur. nk tanrsal doann en iyi ve en stn
doa olduunu sylerken, bir yandan da tanrsal doada
iyilik etme yetisinin bulunmadn syler; yani en iyi ve
en stn doada bulunmas gereken en tipik zellii or
tadan kaldrm olur. Evet, bir bakasna iyilik etmekten
ve yardmseverlikten daha iyi ya da daha stn bir ey var
m? Tanrnn bu zelliklerin birinden yoksun olduunu
iddia ettiinizde, tanrnn tanrya ve insann tanrya sevgi
sinin olmadm, tanrnn kimseyi sevmediini, kimseye
deer vermediini iddia etmi olursunuz. Bundan da u
sonu kar: Tanrlar ne insanlar nemserler ne de bir
birlerini. XUV. Eletirip durduunuz Stoaclar ne kadar
da hakl!129 Bilgelerin, tanmadklar bilgelerle bile dost
olduklarn dnrler; nk erdemden daha ekici bir
ey yoktur, kim erdeme ulamsa, dnyann neresinde
122

olursa olsun ona hayranlk duyarz. Ama sizler iyilik


severlii ve yardmseverlii zayflk olarak deerlendir
diinizde, nasl da ktlklere yol aarsnz! Tanrlarn
gcn ve doasn bir tarafa brakalm, insanlarn bile
zaaflar olmasa, iyiliksever ve dost canls olmayacaklar
n dnyor musunuz? yiler arasnda doal bir ba yok
mu hi? Sevgi (am or) szc nemlidir, bundan dost
luk (amicitia) szc tretilmitir. Dostluu, sevdiimiz
kiinin yararna deil de kendi kazancmz dorultusun
da kurarsak, bu dostluk olmayacak, tersine kar ilikisi
olacaktr. ayrlar, tarlalar, koyun srleri bu ekilde

diliguntur isto m odo, quod fructus ex iis capiuntur,


hom inum caritas et am icitia gratuita est; quanto igi
tur m agis deorum , qui nulla re egentes et inter se diligunt et hom inibus consulunt. Q uod ni ita est, quid
veneram u r quid p recam ur deos, cur sacris pontifices cur auspiciis augures praesunt, quid optam us a
deis inm ortalibus, quid vovem u s? 'At etiam liber est
123

Epicuri de sanctitate.' Ludim ur ab hom ine non tam


faceto quam ad scribendi licentiam libero. Q uae
enim potest esse sanctitas si dei hum an a non curant,
quae autem anim ans n atu ra nihil curans?
"Verius est igitur nim irum illud quod fam iaris
om nium nostrum Posidonius disseruit in libro
quinto

de

n atu ra

deorum ,

nullos

esse

deos

Epicuro videri, quaeque is de deis inm ortalibus


dixerit invidiae detestandae gratia dixisse; neque
enim tam desipiens fuisset u t hom unculi similem
deum

fingeret,

liniamentis

d u m taxat

extrem is

n on habitu solido, m em bris hom inis praeditum


om nibus u su m em brorum ne m inim o quidem,
exilem quendam atque perlucidum , nihil cuiquam
tribuentem

nihil

gratificantem ,

om nino

nihil

curantem nihil agentem . Q uae natu ra p rim um


nulla

esse

potest,

idque
158

videns

Epicurus

re

sevilir, nk onlardan da yarar salanr; ama insanlarn


sevgisi ve dostluu gnlden gelir. Tanrlarn dostluu ise
ok daha youndur, onlar hibir eye ihtiya duymadklar
halde birbirlerini severler ve insanlar koruyup kollarlar.
Byle deilse, niin tanrlara tapyoruz, niin dua ediyo
ruz? Niin din adamlar kurban trenlerini, kubiliciler
kehanet ilerini ynetiyor? Niin lmsz tanrlardan
dilek diliyoruz? Niin adak adyoruz onlara? Ama Epicu123 rusun da dindarlk konusunda bir kitab var, diyorsun.
O bizimle alay ediyor, yoksa dobra dobra, cretkrca
yazlar yazacak kadar zeki deil. Tanrlar dnyevi iler
lerle ilgilenmiyorlarsa, dindarlk nasl olabilir? Bir de hi
bir eyle ilgilenmeyen canl varlk nasl olabilir?
Bu yzden hepimizin dostu Posidoniusun Tanrlarn
Doas adl eserinin beinci kitabnda, Epicurusun tanr
larn asla var olmadna inandm ve lmsz tanrlar
zerine her ne sylediyse nefret uyandrmamak iin sy
lediini ileri srmesi pek manidardr. nk Epicurus
tanrnn sradan insana benzediini sanacak kadar delir
mi olamazd; sonuta tanry btn nitelikleriyle deil,
yalnzca fiziksel olarak insana benzetir; onun kafasndaki
tanrlarda insandaki btn uzuvlar mevcuttur, ama bun
lardan en basit biimde bile yararlanamazlar, naif ve say
damdrlar, kimseye bir ey balamazlar ve ltufta bu
lunmazlar, kesinlikle hibir eyle ilgilenmezler ve hibir
ey yapmazlar. ncelikle bu yapda bir varlk sz konusu
olamaz. Epicurus bunun farkndadr, bu yzden konuyu

124

tollit oratione relinquit deos; deinde si m axim e talis


est deus u t nulla gratia nulla hom inum caritate
teneatur, valeat quid enim dicam 'propitius sit'?
esse enim propitius potest nemini, quoniam ut
dicitis om nis in inbecillitate est et gratia et caritas."

124

kapatp tanrlar lafta brakr. Sonra insanlara hibir iyi


likte bulunmayan ve onlara kar hi sevgi beslemeyen
byle bir tanr varsa, uurlar olsun ona -n iin merhamet
etsin diyeyim ki? nk sizin dediiniz gibi, her trl
iyilik ve sevgi acizlik iareti olduuna gre kimseye mer
hamet edemez.

lib e r se cu n d u s

I. Q uae cum C otta dixisset, tu m Velleius "N e


eg o"

inquit "in cau tu s qui cum

A cadem ico

et

eo dem rhetore congredi conatus sim. N am neque


indisertum A cadem icum pertim uissem nec sine
ista philosophia rhetorem quam vis eloquentem ;
neque enim flumine conturbor inanium verborum ,
n ec subtilitate sententiarum si orationis est siccitas.
Tu autem C otta utraque re valuisti; corona tibi et
iudices defuerunt. Sed ad ista alias: nunc Lucilium ,
si ipsi com m od u m est, au d iam us."
2

Tum Balbus: "E u n d em equidem m alim audire


Cottam , d u m qua eloquentia falsos deos sustulit
eadem veros inducat. Est enim et philosophi et
pontificis et C ottae de dis inm ortalibus habere
non erran tem et v agam u t A cadem ici sed u t nostri
stabilem

certam que

sententiam .

N am

contra

E p icu ru m satis superque dictum est. Sed aveo


audire tu ipse C otta quid sentias."
"A n" inquit "oblitus es quid initio dixerim ,
facilius m e, talibus praesertim de rebus, quid non

II. KTAP

I. Cotta bunlar syleyince Velleius yle cevap verdi:


Ben bir Academiac, stelik bir sz stadyla tartmaya
girmekle ne byk dncesizlik etmiim. Yoksa konu
masn bilmeyen bir Academiacdan korkmazdm, kald
ki felsefeden bihaberse belagatli bir hatipten de korkmaz
dm; kuru bir slupla ifade edildikten sonra istedii ka
dar konumas anlamsz sz ynlaryla, ayrntl dn
celerle dolu olsun yine de kafam karmazd. Oysa sen
Cotta, her iki alanda da yetkinliini gsterdin, tek eksiin
etrafn saran dinleyicilerinin ve seni yarglayan kimse
nin olmamasyd.130 Ama sz bakalarna brakalm ar
tk; kendisi iin de uygunsa Lucilius dinleyelim imdi.

Bunun zerine Balbus lafa kart: Kendi adma


Cottay bir kez daha dinlemeyi yelerim, tabii eer uy
duruk tanrlar ortadan kaldrrken kulland o belagatini bu kez bize hakikilerini de tantmak iin kullanacaksa.
nk Cotta gibi hem felsefeci hem de rahip bir kiinin
lmsz tanrlar hakkmdaki grleri Academiaclarnki
gibi deiken ve belirsiz olamaz, aksine ancak bizimkilerinki gibi sabit ve kesin olur. Epicurusa haddinden fazla
kar kld. Artk bu konuda senin ne dndn
dinlemeye can atyorum, Cotta.
Konumamn banda ne sylediimi131 unuttun mu?
diye sordu Cotta ve devam etti: zellikle byle konular
hakknda ne dndm deil de ne dnmediimi

sentirem quam quid sentirem posse dicere? Q uodsi


haberem aliquid quod liqueret, tam en te vicissim
audire vellem, cum ipse tam m ulta dbdssem ."
Tum

Balbus:

"G eram

tibi m orem ; et agam

quam brevissum e potero, etenim convictis Epicuri


erroribus

longa

de

m ea

disputatione

detracta

oratio est. O m nino dividunt nostri totam istam de


dis inm ortalibus quaestionem in partis quattuor:
prim u m doent esse deos, deinde quales sint, tu m
m u n d um ab iis adm inistrari, postrem o consulere
eos rebus hum anis. N os au tem h oc serm one quae
p riora duo sunt sum am us; tertium et quartum / quia
m aiora sunt, puto esse in aliud tem pus differenda."
"M inim e vero" inquit C otta; "nam et otiosi
sum us et s de rebus agim us quae sunt etiam
negotiis anteponenda."
4

II. Tum Lucilius "N e eere quidem vid etur"


inquit "oration e p rim a pars. Q uid enim potest esse
tam ap ertum tam que perspicuum , cum caelum
suspexim us caelestiaque contem plati sum us, quam
esse aliquod num en praestantissim ae mentis quo
h aec regan tu r? Q uod ni ita esset, qui potuisset
adsensu om nium dicere Ennius:
Aspice hoc sublime candens, quem invocant
omnes Iovem

daha kolay dile getirebilirim, demitim. Aka dile geti


rebileceim bir fikrim var, ama yine de nce seni dinle
mek isterim, nk ben fazlasyla konutum.
Balbus bunun zerine yle cevap verdi: Pekl, se
nin dediin gibi olsun; elimden geldii kadar ksa konu
acam, dorusu sen Epicurusun yanllarn gsterdik
ten sonra, bana syleyecek pek bir ey kalmad. Bizimki
ler tanrlarla ilgili felsefi sorunu drt blme ayrrlar:132
lkin tanrlarn var olduunu gsterirler, ikinci olarak
doalarnn nasl olduunu, nc olarak evrenin tan
rlar tarafndan ynetildiini ve drdnc olarak da tan
rlarn insan yaam zerinde bir karar mercii olduunu.
Bu syleide imdilik ilk iki blm ele alalm; nc
ve drdnc blm daha kapsaml olduu iin, onlar
baka bir zamana ertelesek bence daha iyi olur.
Hayr, olmaz, dedi Cotta, zaten u sralar yapacak
bir iimiz yok, ayrca u an iten gten de nemli konu
lar zerine tartyoruz.
4

II. Bunun zerine Lucilius yle devam etti: Bana


gre ilk blmn tartlmasna bile gerek yok. Gky
zne baktmzda ve gksel cisimleri seyre daldmz
da, tm bunlar yneten en stn akla sahip bir tanrnn
varl kadar ak ve net baka ne olabilir ki? Byle olma
m olsayd, Ennius herkesin kabul ettii u gerei dile
getirebilir miydi:
Bir bak stmzde parldayan u gk kubbeye, herkes
ona yakaryor Iuppiter diye.133

illum vero et Iovem et dom inatorem reru m et om nia


nu tu regentem et, u t idem Ennius,
patrem divumque hominumque,
et p raesentem ac p raepotentem deum ? Q uod qui
dubitet, haud sane intellego, cur non idem , sol sit an
nullus sit dubitare possit; qui enim est hoc illo evidentius? Q uod nisi cognitum conprehensum que
anim is haberem us, non tam stabilis opinio p erm aneret n ec confirm aretur diuturnitate tem poris nec
una cum saeclis aetatibusque hom inum inveterari
potuisset. Etenim videm us ceteras opiniones fictas atque vanas diuturnitate extabuisse. Quis enim
H ip pocentaurum fuisse aut C him aeram putat, quaeve anus tam excors inveniri potest quae illa quae
quondam credebantur ap u d inferos portenta extim escat? Opinionis enim com m enta delet dies, naturae iudicia confirmat.
"Itaque et in n ostro populo et in ceteris deorum
cultus religionum que sanctitates existunt in dies
m aiores atque m eliores, idque evenit non tem ere
nec casu, sed quod et praesentes saepe di vim suam
declarant, u t et apud Regillum bello Latinorum ,
cum A. Postum ius dictator cu m O ctavio Mamilio
Tusculano proelio dim icaret, in nostra acie C astor

O gerekten hem Iuppiter, hem evrenin efendisi hem de


her eyi tek bir ba iaretiyle154 yneten, Enniusun de
dii gibi,
tanrlarn ve insanlarn babas,135

her yerde var olan ve her eye gc yeten bir tanr m?


Bundan kuku duyan birisi varsa, ayn ekilde Gnein
var olup olmadndan da niin kukulanmyor, hi
;>

anlamyorum;

yle ya

Gnein

varl

luppiterin

varlndan nasl daha bariz olur? nsanlarn zihnine


kaznm bir tanr kavram olmam olsayd, bylesine
gl bir tanr inancmz da olmayacakt, bu inan ne yllar
yl byle glenecekti ne de kuaktan kuaa asrlar boyu
srecekti, iin dorusu dier uydurma ve bo inanlarn
uzun zaman iinde yok olup gittiklerini gryoruz. Ar
tk kim Hippocentaurusa ya da Chimaeraya inanyor ki?
Ya da bir zamanlar yeralt dnyasnda olduuna inanlan
zebanilerden korkacak kadar akl kt bir kocakar var m
hl? nk zaman hayal gcnn uydurduklarn si
ler, doadan yola karak varlan yarglarysa glendirir.
Bylece hem bizim halkmzda hem de baka halk
larda tanrlara tapm ve dinsel kurumlar zamanla daha
6

nemli ve daha yerleik bir hal alr. Bu durum ne yle bir


denbire ne de rastlant sonucu olmutur, aksine tanrlarn
sk sk g gsterileriyle varlklarn hissettirmelerinden
kaynaklanmtr. rnein Latinlerle savatmz srada136
diktatr Aulus Postumius, Regillus Gl137 civarnda Tusculumlu138 Octavius Mamiliusla arprken, Castor ile

et Pollux ex equis pugnare visi sunt, et recentiore


m em oria iidem Tyndaridae Persem victu m nuntiaverunt. P. enim Vatinius, avus huius adulescentis,
cum e praefectura Reatina R om am venienti noctu
duo iuvenes cum equis albis dixissent regem Per
sem illo die captum , <cum> senatui nuntiavisset,
prim o quasi tem ere de re publica locutus in carcerem coniectus est, p ost a Paulo litteris allatis cum
idem dies constitisset, et agro a senatu et vacatione
donatus est. Atque etiam cum ad fluvium Sagram
C rotoniatas Locri m axim o proelio devicissent, eo
ipso die auditam esse eam pugnam ludis Olym piae m em oriae proditum est. Saepe Faun oru m voces
exauditae, saepe visae form ae deorum quem vis non
aut hebetem aut im pium deos praesentes esse confiteri coegerunt.
111.

"Praedictiones vero et praesensiones rerum

futuraru m quid aliud declarant nisi hom inibus ea


quae futura sint ostendi m onstrari portendi praedici? ex quo illa ostenta m onstra portenta prodigia
dicuntur. Q uodsi ea ficta credim us licentia fabularum , M opsum Tiresiam A m p h iarau m Calchantem
H elenum (quos tam en augures ne ipsae quidem
fabulae adscivissent si res om nino repudiarent),

Polluxun139 at srtnda bizim safmzda savatklarna ta


nk olunmutur; yakn tarihimizde de yine bu Tyndareusoullar Persesin yenilgi140 haberini bize iletti. nk
adam olan u gencin dedesi Publius Vatmius,141 valisi
olduu Reateden142 geceleyin Romaya gelirken beyaz atl
iki gen ona kral Persesin o gn yakalandn syleyin
ce, o da bunu Senatusa bildirmi, ama devlet meselesiyle
ilgili temelsiz bir haber getirdii gerekesiyle apar topar
zindana atlmt. Sonra Paulustan gelen bir mektupla
bu olayn tam da o gn meydana geldii dorulannca,
Senatus Vatiniusa hem bir arazi verdi hem de onu as
kerlikten muaf tutarak dllendirdi. Ayrca Locri hal
k 143 Sagra Nehri144 civarnda Crotolulara145 kar byk
bir zafer kazandnda,146 bu savan tam da Olimpiyat
oyunlarnn dzenlendii gnde duyulmu olmas ha
fzalarmzdan hi silinmemitir. Bir insan dar kafal ve
zndk deilse, Faunuslarm147 ska duyulan seslerinden,
tanrlarn ska beliriveren grntsnden de tanrlarn
var olduunu muhakkak anlayacaktr.
7

III. Gelecekle ilgili ngrler ve nseziler insanlara


ileride olacaklarn gsterilmesinden, bildirilmesinden,
kehanet edilmesinden, nceden haber verilmesinden
baka ne anlama gelir? Zaten bu yzden onlara alamet,
iaret, belirti, mucize denir. Mopsusun,148 Tiresiasm ,149
Amphiarausun,150 Calchasn151 ve Helenusun152 hik
yelerinin kafadan uydurulmu eyler olduklarna inansak
bile, (ama gerekler anlatlanlardan tamamen farkl ol
sayd, onlar bu hikyelerde bile augur15i olarak anlmaz -

ne dom esticis quidem exem plis docti num en deorum


conprobabim us? Nihil nos P. Claudi bello Punico
prim o tem eritas m ovebit? qui etiam p er iocum deos
inridens, cum cavea liberati pulli non pascerentur
m ergi eos in aquam iussit, ut biberent quoniam esse
nollent; qui risus classe devicta m ultas ipsi lacrim as,
m agn am populo R om ano cladem attulit. Q uid?
collega eius Iunius eodem bello nonne tem pestate
classem am isit cum auspiciis non paruisset? Itaque
C laudius a populo condem natus est, Iunius necem
sibi ipse conscivit. C. Flam inium Caelius religione
neglecta cecidisse apud T ransum enum scribit cum
m agn o rei publicae vulnere. Q uorum exitio intellegi
potest eorum imperiis rem publicam am plificatam
qui religionibus paruissent. Et si conferre volum us
nostra cum externis/ ceteris rebus aut pares aut
etiam inferiores reperiem ur, religione id est cultu
deorum m ulto superiores. A n Atti N avii lituus
ille, quo ad investigandum suem regiones vineae
term inavit,

contem nendus

est?

C rederem ,

nisi

eius augurio rex H ostilius m axim a bella gessisset.

lard), tarihimizden rendiimiz bunca rnek ortada


dururken nasl olur da hl tanrlarn kudretini kabul
etmeyiz? Publius Claudiusun I. Kartaca Savandaki
u dncesizce davranndan hi mi etkilenmeyece
iz yani? Hani tavuklarn kmesten dar karlp da
yem yemediklerini grnce, tanrlarla akacktan alay
edip, mademki yem istemiyorlar, yleyse su isinler
diyerek onlarn suya atlmalarn emretmiti ya. Ama
sonradan tm donanma bozguna uraynca, bu alay
cl onun gzyalaryla, Roma halknn da byk bir
felaketle kar karya kalmasyla sonuland. Dahas?
Claudiusun meslekta Iunius kehanetleri hie sa
ynca, ayn savata kan bir frtnada ordusunu yitir
medi mi? Sonuta Claudius halk tarafndan suland,
8

Iunius da intihar etti.154 Caelius,155 Gaius Flaminiusun


dinsel ykmllklerini yerine getirmedii iin Trasumenus Glnde156 hayatn kaybettiini, dolaysyla dev
letin de byk zarara uradn kaydeder. Bu adamla
rn akbetlerinden de anlalaca gibi, devletimiz ancak
dinin gereklerini yerine getiren insanlarn zamannda
bu kadar bym. Hatta kendimizi yabanc halklarla
karlatrmaya kalkarsak, baka birok hususta onlarla
eit seviyede ya da belki onlarn aasnda yer aldm
z, ama dinde, yani tanrlara ibadette onlardan kat kat

stn olduumuzu grrz. Yoksa Attus Naviusun o


deneiyle alay m etmeliydik, hani domuzunu bul
mak iin zm ban dnmlere ayrd denekle?157
Kral Hostilius en byk savalarn Attusun kehanetine
gre yapmam olsayd, bu soruya cevabm evet olurdu.

Sed

neglegentia

om issa

veritas

nobilitatis
auspiciorum

augurii
spreta

disciplina
est,

speci-

es tantum retenta; itaque m axim ae rei publicae


partes, in is bella quibus rei publicae salus continetur,

nullis

auspiciis

adm inistrantur,

nulla

perem nia servantur, nulla ex acuminibus, nul


la cu m viri vocantu r (ex quo in procinctu testam enta perierunt, tum enim bella gerere nostri
10

duces incipiunt cum auspicia posuerunt). At vero


ap u d m aiores tanta religionis vis fuit u t quidam
im peratores etiam se ipsos dis inm ortalibus capite
velato verbis certis p ro re publica devoverent.
M ulta

ex

haruspicum
quibus

ea

Sibyllinis

vaticinationibus

responsis

m ulta

com m em orare

confirm entur

quae

dubia

ex

possum
nem ini

debent esse. TV. Atqui et nostrorum au gurum et


Etruscoru m haruspicum disciplinam P. Scipione
C.

Figulo

consulibus

res

ipsa

probavit;

quos

cum Ti. G racchus consul iterum crearet, prim us


rogator u t eos rettulit, ibidem est repente m ortuus.
G racchus cu m com itia nihilo m inus peregisset
rem que

illam

in

religionem

populo

venisse

sentiret, ad senatum rettulit. Senatus 'quos ad


soleret' referendum censuit. H aruspices introducti
172

Ama soylularn ilgisizlii yznden kehanet retisi bir


tarafa braklnca, kehanetlerin gereklii de reddedilir
oldu; sadece kehanet trenleri srgit devam etti. Artk dev
letin en nemli ileri, lkenin gvenliinin bal olduu
savalar da dahil, kehanetlere danlmadan yrtlyor;
rma geerken bavurulan kehanetler, mzran ucunun
prldamasndan askeri zaferlere ilikin kehanetler,158 in
sanlar silaha arldklarnda bavurulan kehanetler bir
tarafa brakld, (bu yzden komutanlarmz savaa hazr
lk aamasnda vasiyet brakmaktan da vazgetiler, nk
10

kehanetlere srtlarn dnp derhal savaa giritiler).


Oysa atalarmz iin din ylesine nemliydi ki, yneticile
rimizden159 bazlar balarm rtp bilindik dualarla dev
letimiz uruna kendilerini lmsz tanrlara adak olarak
sunmutu. Sibyllann kehanetlerinden ve khinlerin ce
vaplarndan birounu tek tek sayabilirim ve bu saydk
larm da hi kimsenin kuku duymamas gereken ger
ekleri dorulam olur. IV. Geri Publius Scipio ve Gaius
Figulusun consulluklar srasnda yaananlar hem bizim
kubilicilerimizin hem de Etrsk khinlerinin retisini
dorulamt.160 Tiberius

Gracchus ikinci

consuluu

srasnda o consullarn seimine bakanlk ediyordu; sa


ym bakan tam onlarn seildiini aklayacakt ki, ora
ckta lp yere ylverdi.161 Buna ramen Gracchus o se
imin tm gerekliliklerini yerine getirdi, ama bakt ki bu
seim halkn gnlnde kukulara neden olacak, o zaman
meseleyi Senatusa tad. Senatus da mutat danma heye
tinin fikrinin alnmasna karar verdi. Khinler ieri alnd

respon d eru nt
11

non

fuisse

iustum

com itiorum

rogatorem . Tum G racchus, u t e patre audiebam , in~


census ra: 'Itane vero? ego non iustus, qui et consul
rogavi et au gu r et auspicato? an vos Tusci ac barbari
au sp iciorum populi Rom ani ius tenetis et interpretes esse com itiorum potestis?' Itaque tum illos exire
iussit; p ost autem e provincia litteras ad collegium
m isit se cum legeret libros record atu m esse vitio sibi
tabernaculum captum fuisse hortos Scipionis, quod
cu m p om eriu m postea intrasset habendi senatus
causa in redeundo cum idem pom erium transiret
auspicari esset oblitus; itaque vitio creatos consules esse. A ugures rem ad senatum ; senatus u t abd icarent consules; abdicaverunt. Q uae quaerim us
exem pla m aiora? Vir sapientissim us atque haud
sciam an om nium praestantissim us peccatu m suum
quod celari posset confiteri m aluit quam haerere in
re publica religionem , consules su m m um im perium
statim deponere quam id tenere p un tum tem poris

12

contra

religionem . M agna

quid, h aru sp icum

au gu ru m

ars nonne

divina?

auctoritas;
H aec et

ve cevaben seimde saym bakamnm bulunmasnn adil


lI

olmadn sylediler. Bu olay zerine Gracchus, babam


dan dinlediim kadaryla, birden alevlenmi ve yle
demi: Sahi mi sylyorsunuz? O zaman bir consul ve
augur olarak benim de mi bu seime bakanlk etmem
adil deildi, stelik kehanetlere gre de byle uygun bir
zamanda? Roma halknn kehanet sistemini denetleyecek
ve seimlerinin kurallar zerine yorum yapacak kiiler
siz Etrskler misiz yani, ya da sizin gibi yabanclar m?
Bunlar syledikten sonra da hepsinin dar kmasn
emretmi. Geri sonradan bulunduu eyaletten khinler
heyetine bir mektup yollam ve bu mektubunda ke
hanet kitaplarn okurken kehanet adrn yanllkla
Scipionun bahesinde kurduunu, bu yzden consullarn seimlerinde yanllk yapldn yazm; nk
Senatusu ynetmek iin kent snrndaki alana girerken
ve dnte ayn alandan geerken kehanet alametleri
ne bakmay unuttuunu anmsam.162 Bunun zerine
khinler meseleyi Senatusa iletmiler, Senatus da consullarm grevi brakmalarna karar vermi; consular da bu
karara uyarak istifa etmi. Bundan daha arpc bir rnek
bulabilir miyiz? Son derece bilge ve belki de herkesten
stn bir kii olan Gracchus hatasn saklayabilecei
halde, devletin dinsel inancn zedelememek adna itiraf
etmeyi yelemi, consular da dine kar gelecek bir g
revde bir an bile kalmamak adna o stn yetkilerinden

12

hemen soyunmular. te khinlerin nfuzu bylesine


gl. Peki u falclarn sanat da tanrsal deil mi sanki?

innum erabilia

ex

eodem

genere

qui

videat

nonne cogatu r confiteri deos esse? Q uorum enim


interpretes sunt eos ipsos esse certe necesse est;
deorum autem interpretes sunt; deos igitur esse
fateam ur. At fortasse non om nia eveniunt quae
praed icta sunt. N e aegri quidem quia non om nes
convalescunt idcirco ars nulla m edicina est. Signa
ostenduntur a dis reru m futurarum ; in his si qui
erraverunt, non deorum

n atu ra sed hom inum

coniectura peccavit.
"Itaque inter om nis om n ium gentium sum m a
constat; om nibus enim innatum est et in anim o
13

quasi insculptum esse deos. V. Q uales sint varium


est, esse n em o negat. Cleanthes quidem noster
quattuor de causis dixit in anim is hom inum inform atas deorum esse notiones. Prim am posuit eam
de qua m odo dixi, quae orta esset ex praesensione reru m futurarum ; alteram , quam ceperim us ex
m agnitudine com m od oru m quae percipiuntur ca
eli tem peratione fecunditate terraru m aliarum que

14

com m od itatum com plurium copia; tertiam quae


terreret anim os fulminibus tem pestatibus nimbis
nivibus

grandinibus vastitate

pestilentia

terrae

m otibus et saepe fremitibus lapideisque imbribus


et guttis im brium quasi cruentis, tum labibus aut
repentinis terraru m hiatibus, tum p raeter naturam
hom inum pecudum que portentis, tum facibus visis

Gzlerinin nnde ayn trden bir sr rnek bulunan


insan hi tanrlarn varln kabul etmezlik edebilir mi?
nk tanrlar yorumlayanlar varsa, kendileri de mutla
ka var olmak zorundadr; tanrlar yorumlayan kimseler
vardr; o halde tanrlarn da var olduunu kabul etmek
zorundayz. Evet, belki tahmin edilen eylerin hepsi ger
eklemeyebilir. Ama btn hastalar iyilemiyor diye,
hekimlik sanat diye bir eyin olmadn syleyemeyiz
ki. Tanrlar bize gelecekteki olaylarn iaretlerini gste
rir; insanlarn bu iaretleri yanl yorumlamasnn gnah
tanrlarn doasna deil de, insanlarn karmlarna mal
edilir.
"Her ulustan her insan tanrlarn var olduu konusun
da hemfikirdir. nk bu fikir herkeste doutan vardr,
13

ya da baka deyile insanln zihnine kaznmtr. V. Tan


rlarn doasnn nasl olduuna ilikin eitli grler
olsa bile kimse onlarn varln reddetmez. Bizim Cleanthesimiz163 insanlarn zihninde tanrlarn varlna ilikin
fikrin drt nedene bal olarak gelitiini sylemitir. Ona
gre ilk neden, demin de bahsettiim gibi, gelecekte ola
caklarn nceden sezilmesidir; kincisi lman iklimden,
topran bereketinden ve bunlar gibi daha nice kaynaktan

14

elde ettiimiz saysz nimettir; ncs yldrmlarn,


frtnalarn, yamurlarn, karlarn, dolularn, salgn hasta
lklarn, depremlerin, pe pee gelen gk grltlerinin,
ta yamurlarnn, kan kzl saanaklarn, kh heyelanla
rn ya da toprakta birdenbire oluan yarklarn, kh insan
veya hayvana benzemeyen yaratklarn, kh gkyznde

caelestibus, tum stellis iis quas G raeci com etas


nostri cincinnatas vocant, quae nuper bello O ctaviano

m agn aru m

fuerunt

calam itatum

prae-

nuntiae, tum sole gem inato, quod ut e patre audivi Tuditano

et Aquilio

consulibus

evenerat,

quo quidem anno P. A fricanus sol alter extinc~


tus est, quibus exterriti hom ines vim quandam
15

esse caelestem et diviam suspicati sunt; quartam


causam esse eam que vel m axim am aequabilitatem
m otus conversionum que caeli, solis lunae siderum que om nium distinctionem varietatem pulchritudinem ordinem , quarum reru m aspectus ipse satis
indicaret n on esse ea fortuita. U t, si quis in d om um
aliquam aut in gym nasium aut in forum venerit,
cu m videat om nium reru m rationem m odum disciplinam non possit ea sine causa fieri iudicare sed
esse aliquem intellegat qui praesit et cui pareatur,
m ulto m agis in tantis m otionibus tantisque vicissitudinibus, tam m u ltarum reru m atque tantarum ordinibus, in quibus nihil um quam inm ensa et infinita vetustas m entita sit, statuat necesse est ab aliqua
m ente tantos n aturae m otus gubem ari.

beliriveren gktalarnn, kh Yunanlarn kuyrukluyldz,


bizimkilerinse uzun sal yldz dedii, hani u geenlerde
Octavius Savanda164 byk felaketlerin habercisi olan
yldzlarn, kh ift olan Gnein ruhumuza sald kor
kudur. Bu sonuncusunu babamdan iitmitim, Tuditanus
ve Aquiliusun consulluklarmda olmu bu olay, tam da
dier gneimiz Publius Africanusu yitirdiimiz ylda;165
hatta bu iki olay insanlar yle dehete drm ki,
15

gksel ve tanrsal bir gcn varlna iyiden iyiye ina


nr olmular. Cleanthesin drdnc ve belki de en
nemli nedeniyse gkyznn tek tip hareketi ve sey
ri, Gnein, Ayn ve tm yldzlarn birbirinden farkl,
deiik ve gzel grnen bir dzenlerinin oluudur ki,
aslnda hepsinin sergiledii bu manzara bile hibirinin
rastlant sonucu meydana gelmediine yeterli bir delildir.
Bir eve, bir okula veya bir mahkeme salonuna girip de
orada her eyin belirli bir plana, aya ve dzene gre
yerletirilmi olduunu grdmzde, nasl btn
bunlarn kendiliinden byle olduunu sylemiyor da,
aksine bu iin banda mutlaka birinin olduunu ve ona
itaat edildiim sylyorsak, ite ayn ekilde bundan ok
daha byk hareketlerin, ok daha byk deiimlerin
yaand bir durumda, saysn ve bykln hesap
bile edemeyeceimiz kadar ok olayn o sonsuz, o snr
sz gemiten bu yana hi sapmadan pe pee geldii bir
durumda, onca doal hareketin de bir akl tarafndan y
netildiini syleriz.

16

VI. "C h rysippu s quidem / quam quam est acerrim o ingenio, tam en ea dicit u t ab ipsa n atu ra didicisse n on u t ipse repperisse videatur. 'Si enim '
inquit 'est aliquid in reru m n atu ra quod hom inis
m ens quod ratio quod vis quod potestas hum ana
efficere non possit, est certe id quod illud efficit
h om ine m elius; atqui res caelestes om nesque eae
q uarum est ordo sem piternus, ab hom ine confici
n on possunt; est igitur id quo illa conficiuntur h o
m ine melius; id autem quid potius dixeris quam
deum ? Etenim si di non sunt, quid esse potest in
reru m n atu ra hom ine m elius? in eo enim solo est
ratio, qua nihil potest esse praestantibus; esse au
tem hom inem qui nihil in omni m undo m elius
esse quam se pu tet desipientis adrogantiae est;
ergo est aliquid melius; est igitur profecto deus.'

17

A n vero si dom um m agn am pulchram que videris


non possis adduci ut etiam si dom inum non videas m uribus illam et m ustelis aedificatam putes:
tantum ergo ornatum m undi, tantam varietatem
pulchritudinem que rerum caelestium , tantam vim
et m agnitudinem m aris atque terrarum si tuum ac
non deorum inm ortalium dom icilium putes, nonne
plane desipere videare? A n ne h oc quidem intellegim u s om nia supera esse m eliora, terram autem esse
infimam , quam crassissim us circum fundat aer? u t
ob eam ipsam causam quod etiam quibusdam regionibus atque urbibus contingere videm us hebetiora
ut sint hom inum ingenia p ro p ter caeli pleniorem

li'

VI. Chrysippus yksek bir dehaya sahip olmasna


ramen, yine de bu konuda bildiklerini kendisinin ke
fetmediini, hepsini doadan rendiini belirtir. Eer,
der, 'doada insan zihninin, aklnn, yeteneinin, g
cnn yapamayaca bir ey varsa, bunu yapan kesin
insandan daha stn bir eydir; u gksel cisimleri ve
u sonsuz dzendeki tm varlklar bir insann meyda
na getirmesi imknszdr; o halde hepsi insandan daha
stn bir ey tarafndan meydana getirilmitir. Syle
yleyse, o eye tanr demeyeceksin de ne diyeceksin?
Tanrlar yoksa, doada insandan daha stn ne olabilir
ki? nk yalnz insanda akl var ve hibir ey akldan
daha stn deil. Ama insann u koskoca evrende ken
disinden daha stn bir eyin olmadn dnmesi, sa
dece budalaca bir kibir olur. Bu yzden insandan daha
stn bir ey vardr, dolaysyla kesinlikle tanr vardr.

17

Sen mimarn grmediin halde byk ve gzel bir ev


grsen, kimse seni bu evin fareler ve sansarlar tarafndan
ina edildiine inandramaz; o halde dnyann bunca s
snn, eit eit, gzel mi gzel bunca gksel cismin, bu
kadar gl, bu kadar byk karann ve denizin tanrla
rn deil de senin evin olduunu dnrsen, dpedz
akim karm saylmaz msn? Yoksa yukarda olan her
eyin daha iyi olduunu,166 topransa en altta olup en
youn havayla evrelenmi olduunu da m alglayamyoruz? te tam da bu nedenle baz blgelerde ve baz
ehirlerde havann bask olmasndan dolay oralarda ya
ayanlarn zekca kt olduklarna tank olmuuzdur; ite

naturam , h oc idem generi hum ano evenerit quod


in terra h oc est in crassissim a regione m undi
18

conlocati sint. Et tam en ex ipsa hom inum sollertia esse aliquam m entem et eam quidem acriorem
et divinam existim are debem us. U nde enim hane
h om o 'arripu it' (ut ait apud Xenophontem Socrates)? Q uin et u m orem et calorem qui est fusus in
corpore et terrenam ipsam viscerum soliditatem,
anim um denique illum spirabilem si quis quaerat
unde habeam us, apparet quod aliud a terra sum psim us aliud ab um ore aliud ab igni aliud ab aere
eo quem spiritu dicim us. VII. illud autem quod vincit haec om nia, ra ti nem dico et, si placet pluribus
verbis, m entem consilium cogitationem prudentiam , ubi invenim us, unde sustulim us? A n cetera
m undus habebit om nia, hoc unum quod plurim i
est n on habebit? Atqui certe nihil om nium rerum
m elius est m undo nihil praestabilius nihil pulcrius,
n ec solum nihil est sed ne cogitari quidem quicquam m elius potest. Et si ratione et sapientia nihil est
melius, necesse est haec inesse in eo quod optim um

19

esse concedim us. Quid vero, tanta reru m consentiens conspirans continuata cognatio quem non
coget ea quae dicuntur a m e conprobare? Possetne u n o tem pore florere, dein vicissim horrere ter
ra, aut tot rebus ipsis se inm utantibus solis accessus discessusque solstitiis brum isque

cognosci,

aslnda bu durum bir anlamda btn insanlk iin de ge


erli, nk insanolu yeryznn en bask blgesi olan
I

dnyaya yerlemi. Yine de insann zeksndan hareket


le evrende bir akl olduunu ve bu akln insanmkinden
daha keskin ve tanrsal olduunu dnmemiz gerekir.
Gerekten de (Xenophonun eserinde Socratesin de sor
duu gibi) insan kendi akln nereden ald?167 Bedenimi
ze nfuz etmi bu svy, bu sy, etimizin u topraks
katlm ve iimize ektiimiz u nefesi nereden edindik
diye soracak olursa biri, cevap ak: Birini topraktan, di
erini sudan, tekini ateten ve en sonuncusunu da solu
duumuz havadan edindik.168 VII. Ama tm bu elerin
stnde olan eyi, benim ak dediim, olmad zihin, ka
rar verme yetisi, dnce, saduyu gibi baka kelimelerle
de ifade ettiim eyi nerede bulduk, nereden edindik?
Dnyada baka her ey olacak da, bir tek bu en deer
li ey mi olmayacak yani? u kesin ki, u koca kinatta
dnyadan daha stn, daha mkemmel, daha gzel bir
ey yok; hatta olmad gibi daha iyisi de hayal edilemez.
Dolaysyla eer akl ve bilgelikten daha iyisi yoksa, bun
larn en iyi ey olarak dndmz dnyada da olmas

19

tartmasz bir gerek. Dahas nesneler arasndaki bu


uyumlu, bu bir rnek ve kesintisiz balant, sana benim
sylediklerimin doruluunu kantlamyor mu? Yoksa
toprak nasl bir mevsim ieklenirken bir mevsim ye
niden oraklaabilirdi; ya da yaz geip de k gelirken
doann kendi iinde meydana gelen onca dnm
bize Gnein geliini ve gidiini nasl haber verebilirdi;

aut aestus m aritim i fretorum que angustiae ortu


au t obitu lunae com m overi, aut una totius caeli
conversione cursus astroru m dispares conservari?
H aec ita fieri om nibus inter se concinentibus m undi
partibus profecto non possent nisi ea uno divino et
continuato spiritu continerentur.
20

"Atque haec cum uberius disputantur et fusius,


ut mihi est in anim o facere, facilius effugiunt
A cad em icoru m calum niam ; cu m autem , u t Zeno
solebat,
tu m

brevius

apertiora

ut profluens
conclusa

angustiusque

sunt
am nis

autem

ad

reprendendum .

aut v ix

aqua

concluduntur,
N am

aut nullo m odo,

facile

conrum pitur,

sic

orationis flumine reprensoris convicia diluuntur,


angustia

autem

conclusae

se ipsa tutatur. H aec enim


21

rationis

non

facile

quae dilatantur a

nobis Zeno sic prem ebat: VIII. 'Q u od ratione utitur


id m elius est quam id quod ratione non utitur;
nihil au tem m undo melius; ratione igitur m undus
utitur.'

Similiter

effici

potest

sapientem

esse

m undum , similiter beatum , similiter aeternum ;


om nia enim haec m eliora sunt quam ea quae sunt
his carentia, nec m undo quicquam melius. E x quo
efficietur esse m undum deum . Idem que hoc m odo:
22

'N ullius sensu carentis pars aliqua potest esse


sentiens; m undi autem partes sentientes sunt; non

ya o denizlerdeki gelgitler, o dar boazlardaki akntlar


Ayn douuyla ve batyla idare edilebilir miydi, ya
da yldzlarn birbirinden farkl seyirleri o koskoca gk
yznn tek bir devinimiyle srdrlebilir miydi? ite
evreni oluturan tm bu paralar her eye nfuz etmi
olan tanrsal, tek bir soluk tarafndan birbirlerine kenet
lenmemi olsalard,169 aralarnda bylesine bir uyumun
olmas da imkanszlard.
20

Bu reti, benim amaladm ekilde daha geni ve


daha ayrntl olarak tartlrsa, Academiaclarm itirazlar
ok daha kolay savuturulur; ama Zenonun hep yapt
gibi ksa ve kaamakl karmlarla ifade edilirse, eleti
riye daha ak hale gelir. nk akan nehir yle kolay
kirlenmez, ama durgun su kolayca kirlenir; ayn ekilde
akc bir konumada eletirmenin eletirileri de akar gi
der, ama dar kapsaml bir tartma kendini yle hemen
savunamaz. rnein bizlerin ak ak dile getirdii

21

dnceleri Zeno yle zetliyordu: VIII. Akla sahip olan


sahip olmayandan daha stndr; hibir ey evrenden
daha stn deildir; o halde evren akla sahiptir. Ben
zer bir karmla evrenin bilge, kutlu ve ncesiz-sonrasz
olduu da kantlanabilir, nk bu zelliklerin hepsine
sahip olanlar, bu zelliklere sahip olmayanlardan daha
stndr; dolaysyla evrenden daha stn bir ey yok
tur. Bu da bizi evrenin tanr olduu sonucuna vard
rr. Ayn sonuca Zeno u ekilde varmtr: Duyumdan

22

yoksun olan bir eyin herhangi bir parasnn da du


yuma sahip olmas imknszdr; oysa evreni meyda
na getiren paralar duyuma sahiptir; o halde evren

igitur caret sensu m u n d u s/ Pergit idem et u rget


angustius: 'Nihil' inquit 'quod anim i quodque
rationis

est

expers/ id

generare

ex

se

potest

anim antem com potem que rationis; m undus autem


generat anim antis com potesque rationis; anim ans
est igitur m undus com posque rationis.' Idem que
similitudine

ut

saepe

solet rationem

conclusit

hoc m odo: 'Si ex oliva m odulate canentes tibiae


n ascerentur, num dubitares quin inesset in oliva
tibicinii quaedam scientia? Q uid si platani fidiculas
ferrent num erose sonantes? idem scilicet censeres
in platanis inesse m usicam . C ur igitur m undus non
anim ans sapiensque iudicetur, cum ex se procreet
anim antis atque sapientis?'
23

IX. "Sed quoniam coepi secus agere atque initio

d ixeram (negaram enim hane prim am partem eere


oratione, quod esset om nibus perspicuum deos
esse), tam en id ipsum rationibus physicis (id est
naturalibus) confirm ari volo. Sic enim res se habet ut
om nia quae alantur et quae crescant contineant in se
vim caloris, sine qua neque ali possent nec crescere;
nam om ne quod est calidum et igneum d e tu r et
agitur m otu suo; quod autem alitur et crescit m otu
quodam u titur certo et aequabili; qui quam diu
rem an et in nobis tam diu sensus et vita rem anet,
refrigerato autem et extincto calore occidim us ipsi
24

et extinguim ur. Q uod quidem Cleanthes his etiam

duyumdan yoksun deildir. Ardndan bu iddiasn sr


drr ve daha dar bir ereveye oturtur: Cansz ve akl
dan yoksun hibir ey, kendisinden canl ve akl sahibi
bir varlk meydana getiremez; oysa evren canl ve akll
varlklar meydana getirir; o halde evren canl ve aklldr.
Bu iddiasn da her zaman yapt gibi bir karlatrmayla
u ekilde sonulandrr: Ahenkli melodiler fleyen flt
zeytin aacndan yaplmsa, acaba zeytin aacnn da flt
almay bildiinden kuku duyar miydin? Ya nar aa
larndan ritmik sesler karan lirler meydana getirilseydi?
Ayn ekilde nar aalarnda da mzik bilgisi olduunu
dnrdn. yleyse evren de kendisinden canl ve akl
l varlklar vcuda getirdiine gre, niin onun da akll
ve canl olduunu dnmeyelim?
23

IX. Ama konuyu ilk bata sylediimden daha fark


l ekilde ele almaya baladm,170 (ele aldm konula
rn ilk blm hakknda bata konumaya gerek duy
mamtm, nk tanrlarn varl herkese aikrd),
oysa imdi bu konuyu doa felsefine uygun karmlarla
(yani doal karmlarla) kantlamak istiyorum. 5u bir
gerektir ki, beslenen ve byyen her eyin kendisinde
doal bir s vardr, bu olmadan beslenmesi ve bymesi
imknszdr; nk scak ve ateli olan her ey kendi de
vinimiyle kmldar ve canlanr. Ama beslenen ve by
yen bir eyin devinimi sabit ve dzenlidir ve bu devinim
bizde devam ettii mddete, duyumsama ve hayat da
devam eder, ama s dp de yok oldu mu bizler de

24

lp yok oluruz. Cleanthes, bedenlerimizdeki snn ne

argum entis docet, quanta vis insit caloris in om ni


corpore: n egat enim esse ullum cibum tam gravem
quin is nocte et die concoquatur; cuius etiam in
reliquiis inest calor iis quas n atu ra respuerit. lam
vero venae et arteriae m icare non desinunt quasi
quodam igneo m otu, anim adversum que saepe est
cum cor anim antis alicuius evolsum ita m obiliter
palpitaret u t im itaretur igneam celeritatem . O m ne
igitur quod vivit, sive anim al sive terra editum ,
id vivit p ropter inclusum in eo calorem . E x quo
intellegi debet eam caloris n atu ram vim habere in
se vitalem per om nem m u n du m pertinentem .
25

"Atque id facilius cernem us toto genere h oc ig


neo quod tranat om nia subtilius explicato. O m nes
igitur partes m undi (tangam autem m axim as) calore fultae sustinentur. Q uod prim u m in terrena n atu
ra perspici potest. N am et lapidum conflictu atque
tritu elici inem videm us et recenti fossione terram
fum are calentem , atque etiam ex puteis iugibus
aquam calidam trahi, et id m axim e fieri tem poribus
hibernis, quod m agna vis terrae cavernis contineatur caloris eaque hiem e sit densior ob eam que causam calorem insitum in terris contineat artius. X.

26

L on ga est oratio m ultaeque rationes quibus doceri


possit om nia quae terra concipiat sem ina quaeque
ipsa ex se generata stirpibus infixa contineat ea

kadar gl olduu konusunda u iddialar ne srer:


Bir gnde ve bir gecede sindirilemeyecek kadar ar bir
yiyecek yoktur; hatta bu yiyecein doal olarak dar
atlanlarnda bile bir s vardr. Dahas atardamarlar ve
toplardamarlar bir atein hareketine benzer ekilde hi
durmadan srekli atar. ok kez grmzdr, bir can
lnn kalbi karldnda, yle hzl hzl atar ki, sanr
sn titreyen bir ate. yleyse yaayan her varlk, ister
hayvan olsun, isterse topran bir rn, kendinde bu
lunan sdan dolay yaar. Buradan da anlalacaktr ki,
snn doasnda btn evrene yaylan yaamsal bir g
mevcuttur.
25

Hatta ayrntl bir aklama yaparsak, her eye nfuz


eden bu ate ilkesini tmyle ok daha rahat kavrayabili
riz. Evrenin her bir parasnn (ben en nemli olanlarna
deineceim) s yardmyla ayakta kald aktr. Bunu
en bata yeryznn kendi doasnda gzlemleyebiliyo
ruz. rnein talar birbirine arptnda ya da srtnd
nde bir ate ktn gryoruz, yeni kazlan topran
ssndan buhar ktn gryoruz, kuyulardan ekilen
suyun bile halen scak olduunu gryoruz, zellikle de
k aylarnda; nk yeraltnn oyuklarnda ok gl
bir s mevcut, toprak kn daha kesif hale geldiinden
kendisindeki bu sy da daha youn ekilde emiyor. X.

26

Topran barna ald her tohumun, kendiliinden ha


yat verdii ve kklerini kendi iinde tuttuu her bitki
nin, ondaki snn younluuna gre doup bydn
gsterebilmek iinse ok daha uzun bir konuma ve ok

tem peratione caloris et oriri et augescere. Atque


aquae

etiam

adm ixtum

esse

calorem

prim um

ipse liquor aquae declarat [effusio], quae neque


conglaciaret

frigoribus

neque

nive

pruinaque

concresceret nisi eadem se adm ixto calore liquefacta


et

dilapsa

diffunderet;

itaque

et

aquilonibus

reliquisque frigoribus adiectis durescit u m o r et


idem vicissim mollitur tepefactus et tabescit calore.
Atque etiam m aria agitata ventis ita tepescunt
u t intellegi facile possit in tantis illis um oribus
esse inclusum calorem ; nec enim ille externus
et adventicius habendus est tepor sed ex intimis
m aris partibus agitatione excitatus, quod nostris
quoque

corporibus

contingit cum

m otu

atque

exercitatione recalescunt. ipse vero aer, qui natu ra


est m axim e frigidus, m inim e est expers caloris;
27

ille vero et m ulto quidem calore adm ixtus est, ipse


enim oritur ex respiratione aquarum , earum enim
quasi vapor quidam aer habendus est, is autem
existit m otu eius caloris qui aquis continetur, quam
sim ilitudinem cernere p ossum us in iis aquis quae
effervescunt subditis ignibus. lam vero reliqua quarta p ars m undi: ea et ipsa tota natu ra fervida est et
ceteris naturis omnibus salutarem inpertit et vitalem

28

calorem . Ex quo concluditur, cum om nes m undi


partes sustineantur calore, m u n d um etiam ipsum
simili parique natu ra in tanta diuturnitate servari,
eoque m agis quod intellegi debet calidum illud

daha fazla kant gerekir. Suya gelince, her eyden nce


akkan olmas zaten ona da snn karm olduunu
gsteriyor, nk iine sinmi olan bu syla eriyerek
zlp akmasayd ne souk havalarda donabilirdi ne
de karda veya buzda katlaabilirdi. Bu yzdendir ki s
vlar kuzeyin ayazyla ya da baka blgelerden esen so
uk rzgrlarla katlar, havann snmasyla birlikte de
yeniden lnr, zlr ve erir. Denizler bile rzgrlarla
dalgalandnda yle snr ki, buradan rahatlkla bu s
nn o engin sularn iine kadar sinmi olduunu anlarz,
nk sz konusu scakln dsal ya da yabanc bir ey
olarak deil de, denizin en derinlerinde meydana gelen
alkantlardan hayat bulduunu dnmeliyiz; ayn ey
bizim bedenimizde de olur, hareket ettiimizde ya da id
man yapp sndmzda. Havaya gelince, yaps gerei
ok souk olmasna ramen sdan da yoksun deildir,
tam tersine iinde epeyce s sz konusudur. nk hava
sularn buharlamasndan doar, yani havay oluturan,
sulardan ykselen bir nevi buhardr ve bu buhar sulardaki
snn hareketlenmesi sonucunda oluur; benzer bir hare
keti atein stne konan suyun fokur fokur kaynamasnda
da grebiliriz. Geriye evrenin drdnc esinin ak
lanmas kald. Bu e doaca ateten ibarettir, dier
elerin hepsine sal ve yaamn scakln baheden
:,S

edir. Buradan da anlalacaktr ki, evreni oluturan


tm paralar syla ayakta duruyorsa, evrenin kendisi de
bunun benzeri ya da buna denk bir eyle bunca zaman
dr varln koruyor. Hatta daha da anlalmas gereken

atque igneum ita in om ni fusum esse n atu ra u t in


eo insit procreandi vis et causa gignendi, a quo
et anim antia om nia et ea quorum stirpes terra
continentur et nasci sit necesse et augescere.
29

XI. "N atu ra est igitur quae contineat m undum

om n em eum que tueatur, et ea quidem n on sine sensu atque ratione; om nem enim n atu ram necesse est
quae non solitaria sit neque sim plex sed cum alio
iuncta atque conexa habere aliquem in se principatum , u t in hom ine m entem , in belua quiddam simile m entis unde oriantur reru m adpetitus; in arboru m autem et earum reru m quae gignuntur e terra
radicibus inesse principatus putatur. Principatum
autem id dico quod G raeci r)y[aovLKv vocant, quo
nihil in quoque genere nec potest nec debet esse praestantius; ita necesse est illud etiam in quo sit totius
n aturae principatus esse om nium optum um om nium que reru m potestate dom inatuque dignissim um .
30

Videm us autem in partibus m undi (nihil est enim


in om ni m undo quod non pars universi sit) inesse
sensum atque rationem . In ea parte igitur in qua
m undi inest principatus h aec inesse necesse est, et
acriora quidem atque m aiora. Q uocirca sapientem
esse m u nd u m necesse est, naturam que eam quae
res om nes conplexa teneat perfectione rationis
excellere, eoque deum esse m undum om nem que
vim m undi natura divina contineri.

nokta, bu scak ve ateli e doaya yle yaygndr ki, ken


disinde hem dourtma imkn bulunur hem de dourma
nedeni; bu yzden kkleri toprakta olanlar da dahil ol
mak zere her canl mutlak olarak ondan doar ve rer.
29

XI. yleyse tm evreni kucaklayan ve koruyan bir


g sz konusudur, stelik bu g ne duyudan ne de
akldan yoksundur. nk kendi bana olmayan ya
da tek bir doaya sahip olmayan, aksine baka bir eyle
birleik ve balantl olan her varlkta ynetici bir ilke
vardr, rnein insanda akl vardr, hayvanda da istek
lerinin kayna olan akl benzeri bir ey bulunur. Aa
larda ve topraktan biten eylerde ise ynetici ilkenin
onlarn kklerinde bulunduuna inanlr. Ben Yunan
larn hCgemonikon171 dediine ynetici ilke diyorum ki,
varlklarn hibir trnde bundan daha stn ne ola
bilir, ne de olmaldr. yleyse btn doann ynetici
ilkesini ieren o g mutlak olarak her eyin en iyisidir
ve tm evrene hkim olacak ve onu ynetecek yetidedir.

30

Artk anlyoruz ki evrenin paralarnda, (u koca evrende


hibir ey yoktur ki, btnn bir paras olmasn), hem
duyum hem de akl sz konusudur. O halde evrenin y
netici ilkesinin bulunduu o parada da bunlar zorunlu
olarak vardr, hem de ok daha keskin ve ok daha s
tn ekilde. Evrende akln olmas bir zorunluluksa, her
eyi kucaklayp saran sz konusu gcn en stn akla
sahip olmas gerekir. Dolaysyla evren bir btn olarak
tanrdr ve evrenin tm canll tanrsal olan bu gte
bulunur.

"Atque etiam m undi ille fervor purior perlucidior


mobiliorque m ulto ob easque causas aptior ad sensus
com m ovendos quam hic noster calor quo haec quae
31

n ota nobis sunt retinentur et vigent. A bsrdm


igitur est dicere, cum hom ines bestiaeque hoc calore
teneantur et propterea m oveantur ac sentiant,
m u n d u m esse sine sensu qui integro et libero et
p uro eodem que acerrim o et mobilissimo ardore
teneatur, praesertim cum is ard or qui est m undi
non agitatus ab alio neque externo pulsu sed per se
ipse ac sua sponte m oveatur; nam quid potest esse
m u n d o valentius, quod pellat atque m oveat calorem

32

eum quo ille teneatur? XII. Audiam us enim Platonem


quasi quendam deum philosophorum ; cui duo
p lacet esse m otus, un u m suu m alterum externum ,
esse autem divinius quod ipsum ex se sua sponte
m oveatu r quam quod pulsu agitetur alieno. H unc
autem m otum in solis anim is esse ponit, ab hisque
principium m otus esse du ctu m putat. Q uapropter
quoniam ex m undi ardore m otus om nis oritur,
is autem ard or non alieno inpulsu sed sua sponte
m ovetur, anim us sit necesse est; ex quo effi citur
anim antem esse m undum .
"Atque ex h oc quoque intellegi poterit in eo inesse
intellegentiam , quod certe est m undus m elior quam

stelik evrendeki bu hararetli s fazlasyla belir


gin, geirgen ve devingendir; ite bu sebeple de evrenin
ss duyumlar uyarmaya bizim smzdan ok daha el
verilidir; evrenin bu ss sayesinde bildiimiz ne varsa
31

korunur ve hayatta kalr. yleyse insanlar ve hayvan


lar syla hayatta kaldklarna, hem de hareket etmele
rini ve duyumsamalarn sya borlu olduklarna gre
evrenin sdan yoksun olduunu sylemek sama olur;
kusursuz, bamsz, katksz, en iddetli ve en devin
gen snn evrenin iine nfuz ettii gz nne alnacak
olursa. zellikle evrendeki bu s dtan gelen bir dr
tyle deil, tam tersine kendi bana ve kendiliinden
oluur. Evrenden baka, kendisinin iine ileyen bu s
y etkileyebilecek ve harekete geirebilecek daha etkin

32

ne olabilir ki? XII. Evet imdi de Platoya kulak verelim,


filozoflar arasnda adeta bir tanr gibidir o;172 ona gre
iki trl hareket vardr: Biri kendi kendine olur, teki
dtan kaynaklanr; kendiliinden hareket eden ise baka
bir itici gle hareket edene gre daha tanrsaldr. Dier
yandan Plato bu hareketlerden ilkinin sadece ruhlarda
bulunduunu varsayar ve onlarn hareketin temel kay
na olduuna inanr. Bundan u sonu kar: Her tr
hareket evrenin ssndan kaynaklandna, bu s da ba
ka bir itici gle deil, kendi bana harekete getiine
gre bu ate mutlaka ruhtur; buradan da anlalacaktr ki
evren canldr.
Bu karmdan evrende zek olduu da anlalacak
tr, nk evren kesinlikle herhangi bir esinden daha

ulla n atu ra; u t enim nulla pars est corporis nostri


quae non m inoris sit quam nosm et ipsi sum us, sic
m u n d um universum pluris esse necesse est quam
partem aliquam universi; quod si ita est, sapiens sit
m undus necesse est, nam ni ita esset, hom inem qui
esset m undi p ars, quoniam rationis esset particeps,
pluris esse quam m u nd u m om nem oporteret.
33

"Atque etiam si a prim is incohatisque naturis ad


ultim as perfectasque volum us procedere, ad deorum
natu ram perveniam us necesse est. P rim a enim anim ad vertim u s a natu ra sustineri ea quae gignantur
e terra, quibus natu ra nihil tribuit am plius quam u t

34

ea alendo atque augendo tueretur. Bestiis autem


sensum et m otum dedit et cu m quodam adpetitu
accessum ad res salutares a pestiferis recessum ;
hoc hom ini am plius quod addidit rationem , qua
regeren tur anim i adpetitus, qui tum rem itterentur
tum continerentur. XIII. Q uartus autem est gradus
et altissim us eorum qui natu ra boni sapientesque
gignuntur, quibus a principio innascitur ratio recta
constansque, quae supra hom inem putanda est
deoque tribuenda, id est m undo, in quo necesse est
perfectam illam atque absolutam inesse rationem .

35

N eque enim dici potest in ulla reru m institutione


non esse aliquid extrem um atque perfectum . U t
enim in vite u t in pecude nisi quae vis obstitit
videm us n aturam suo quodam itinere ad ultim um

stndr; nasl ki bedenimizde bizim tm varlmz ka


dar deerli bir blm yoksa, ayn ekilde evrenin btn
evrenin herhangi bir blmnden mutlak olarak daha
deerlidir; yleyse dnyann akll olmas kanlmazdr,
nk akll olmasayd, dnyann bir paras olan in
san akll olduuna gre btn dnyadan daha deerli
olurdu.
33

Ayrca ilkel ve geliimini henz tamamlamam


varlklardan geliimini tamamlam ve en stn ni
telikteki varlklara bakacak olursak, sonunda mutla
ka tanrsal doaya ularz. ncelikle topraktan biten
eylerin doa tarafndan korunduu dikkatimizi e
ker; doa besleyip byterek gz kulak olmak dnda

34

bir ey salamaz bunlara. Oysa hayvanlara duyum ve ha


reket etme yetisinin yan sra kendilerine yarayan eylere
yaklama, zarar veren eylerden de uzaklama igds
n vermi; insana ise daha da cmert davranm ve bir de
akl vermi; ruh bu akl sayesinde arzularn ynetebili
yor; arzularnn bazlarna boyun eebiliyor, bazlarn da
dizginleyebiliyor. XIII. Drdnc ve en son aamada doa
iyi ve akll varlklar dourur, en bandan beri onlarda
doru ve tutarl bir akl vardr; bunu insann stnde bir
varlk olarak dnmeli ve onu tanrya, yani kusursuz ve
eksiksiz akla mutlaka sahip olan evrene mal etmeliyiz.

35

nk doa dzeninde her eyin en son eklini alp m


kemmellie ulatn inkr edemeyiz. Mesela zm ba
larna ya da hayvanlara bakalm, bir g onlara engel ol
madka doann kendi yolunda en son haline ulatm

pervenire, atque u t pictura et fabrica ceteraeque artes habent quendam absoluti operis effectum , sic in om ni n atu ra ac m ulto etiam m agis
necesse est absolvi aliquid ac perfiri. Etenim ceteris naturis m ulta extern a quo m inus perficiantur p ossunt obsistere,

universam

autem

n atu

ram nulla res potest im pedire, p ropterea quod


om nis natu ras ipsa cohibet et continet. Q uocirca necesse est esse quartum illum et altissim um
36

g rad u m quo nulla vis possit accedere. Is autem est


gradus in quo reru m om nium natura ponitur; quae
quoniam talis est u t et praesit om nibus et eam nulla
res possit inpedire, necesse est intellegentem esse
m u n d um et quidem etiam sapientem .
"Q uid autem est inscitius quam eam natu ram
quae om nis res sit conplexa non optu m am dici,
aut cu m sit optum a non prim u m anim antem esse,
deinde rationis et consilii com potem , postrem o
sapientem ? Qui enim potest aliter esse optim a?
N eque enim
bestiarum ,

si stirpium

optum a

similis sit aut etiam

p u tand a

sit

potius

quam

deterrum a; nec vero si rationis particeps sit nec sit


tam en a principio sapiens, non sit deterior m undi
potius quam hum ana condicio; hom o enim sapiens
fieri potest, m un d u s autem si in aeterno praeteriti
tem poris spatio fuit insipiens, num quam profecto
sapientiam consequetur; ita erit hom ine deterior.
Q uod quoniam absrdm est, et sapiens a principio
m un d u s et deus habendus est.

gryoruz; tpk bir resimde, bir mimari eserde ve di


er sanatlarda bitmi bir eserin gzle grnen son ekli
gibi, doadaki btn her ey bu ekilde, hatta fazla faz
la tamamlanm ve kusursuzlua ulam olmaldr, iin
dorusu birok d etken btn teki varlklarn son
halini almasna engel olabilir, ama doaya tamamen en
gel olabilecek hibir ey yoktur, nk doa her varl
barna basar ve bir arada tutar. Bundan da u sonu
kar: Bu drdnc ve en son aama mutlaka olmaldr,
36

hibir d g onu etkilemeyecektir. imdi bu da evrensel


doann yerletirildii aamadr; bu evrensel doa mutla
ka akll ve bilge olmaldr, nk hem her eyden stn
dr hem de hibir g ona engel olamaz.
Dier yandan her eyi kucaklayan bu doann en iyi
olmadnn ya da en iyi olduu halde ncelikle canl ol
madnn, sonra akl ve irade sahibi olmadnn, hatta
bilge olmadnn iddia edilmesinden daha budalaca bir
ey olabilir mi? Hakikaten bu doa baka trl nasl en
iyi olabilirdi ki? nk bu doa bitkilere ya da hayvan
lara bile benzese, onun en kt doa olduundan ok en
iyisi olmadna inanlmaldr. Evren akldan pay alm
olsa bile bandan beri bilge deilse, insandan ok daha
kt bir durumda olurdu. nk insan akll olmaya
mecburdur, ancak evren geip giden sonsuz zamanda
akldan yoksun kaldysa, gerekten de bilgelie asla erimeyecektir; bu durumda insandan daha aa seviyede
olacaktr. Bu sama olduuna gre, evrenin batan beri
bilge ve tanr olduu anlalmaktadr.

37

"N eq u e enim est quicquam aliud p raeter m u n


dum quoi nihil absit quodque undique aptum atque
p erfectum expletum que sit om nibus suis num eris et
partibus. XIV. Scite enim Chrysippus, u t clipei cau
sa involu crum vaginam autem gladii, sic praeter
m u n d u m cetera om nia aliorum causa esse generata, u t eas fruges atque fructus quos terra gignit
anim antium causa, anim antes autem hom inum , ut
equum vehendi causa arandi bovem venandi et custodiendi canem ; ipse autem hom o ortus est ad m u n
dum contem plandum et im itandum , nullo m odo

38

perfectus, sed est quaedam particula perfecti. Sed


m undus

quoniam

om nia

conplexus est neque

est quicquam quod non insit in eo, perfectus


undique est; qui igitur p otest ei deesse id quod
est optim um ? nihil autem est m ente et ratione
m elius; ergo haec m undo deesse non possunt.
Bene igitur idem Chrysippus, qui similitudines
adiungens om nia in perfectis et m aturis docet
esse m eliora, ut in equo quam in eculeo, in cane
quam in catulo, in viro quam in puero; item
quod in om ni m undo optim um sit id in perfecto
39

aliquo atque absoluto esse debere; est autem nihil


m u n d o perfectius, nihil virtute m elius; igitur m undi
est propria virtus. N ec vero hom inis natu ra perfecta
est, et efficitur tam en in hom ine virtus; quanto igitur
in m undo facilius; est ergo in eo virtus. Sapiens est
igitur, et propterea deus.

37

nk evren dnda hem hibir eye gereksinim


duymayan hem de tm ayrntlaryla ve tm blmle
riyle uyum iinde, kusursuz ve son eklini alm bir ey
daha yoktur. XIV, Chrysippus kalkan iin klfn ve k
l iin knn yaplmas gibi evrenin dnda dier btn
eylerin baka eyler iin yaratldn zekice aklar, r
nein tohumlar ve topran meydana getirdii rnler
hayvanlar iin, hayvanlar ise insanlar iin yaratlmtr;
at yk tasn, kz topra ilesin, kpek avlasn ve
bekilik etsin diye; insan ise evreni incelemek ve tak
lit etmek zere domutur;173 hibir biimde kusursuz

38

deildir, ama kusursuz olann kk bir parasdr. Ev


ren ise aksine her eyi kucakladna ve hi eksii ol
madna gre tmyle kusursuzdur; bu durumda en
iyi olan ey nasl olur da onda olmaz ki? Oysa zihinden
ve akldan daha iyi bir ey yoktur; o halde evren bun
lardan yoksun olamaz. Bundan hareketle Chrysippus
benzer durumlar arasnda karlatrma yaparak, atn
taydan, kpein enikten, yetikin insann ocuktan daha
stn olmas gibi, kendi trnde olgunlua ve kusur
suzlua ulam her eyin bu aamaya ulamam olan
dan daha stn olduunu ustaca anlatr; keza evrende
var olan en iyi ey kusursuzlua ve son haline ulam

39

olanda da var olmaldr; ama evrenden daha kusursuz ve


erdemden daha iyi bir ey yoktur; demek ki erdem evre
ne zgdr. Aslnda insan doas kusursuz deildir, ama
yine de erdem insanda ortaya kar; dolaysyla evrende
ok daha kolay ortaya kar; bu yzden evrende erdem
vardr. Demek ki evren aklldr ve neticede tanrdr.

XV. "Atque h ac m undi divinitate perspecta tribuenda est sideribus eadem divinitas; quae ex m obilissim a purissim aque aetheris p arte gignuntur neque ulla p raeterea sunt ad m ixta n atu ra totaque sunt
calida atque perlucida, u t ea quoque rectissim e et
anim antia esse et sentire atque intellegere dicantur.
40

Atque ea quidem tota esse ignea d u oru m sensuum


testim onio confirm ari Cleanthes pu ta t, tactus et
oculorum . N am solis calor et cand or inlustrior est
quam ullius ignis, quippe qui inm enso m undo tam
longe lateque conluceat, et is eius tactus est non ut
tepefaciat solum sed etiam saepe com burat, quorum
neu tru m faceret nisi esset igneus. 'E rg o ' inquit 'cu m
sol igneus sit Ocearique alatur um oribus quia nullus
ignis sine pastu aliquo posset perm anere, necesse
est aut ei similis sit igni quem adhibem us ad usum
atque victu m aut et qui corporibus anim antium

41

continetur. Atqui hic noster ignis quem usus vitae requirit confector est et consum ptor om nium ,
idem que quocum que invasit cuncta disturbat ac
dissipat; contra ille corporeus vitalis et salutaris
om nia conservat alit auget sustinet sensuque adficit.' N egat ergo esse dubium horum ignium sol
utri similis sit, cum is quoque efficiat ut omnia floreant et in suo quaeque genere pubescant. Q uare

XV. Evrenin tanrsallm saptadmza gre ayn


lanrsalh yldzlara da bahetmeliyiz; yldzlar esirin en
hareketli ve en berrak blmnden domular ve baka
hibir eyle birlememilerdir, tmyle scak ve prl
prtldrlar. yleyse hakl olarak yle diyebiliriz: Yldz
lar canldr, duyumsama ve alglama yetileri vardr.174
I>

Cleanthes bu yldzlarn tamamen ateten ibaret olduk


larnn, u iki duyumun, yani dokunma ve grme du
yumunun bulgularyla dorulandna inanr. Gne
nlan ateten ibaret herhangi bir eyden daha parlak
tr, nk usuz bucaksz dnyaya ylesine uzaktan
ve enine boyuna k saar ve bu nlarn etkisi o ka
dar gldr ki, sadece stmakla kalmaz, ou zaman
da kavurur. Gne ateten ibaret olmasayd bunlarn
hibirini yapamazd. Cleanthes yle aklar: O halde
Gne ateten ibaret olduuna ve denizlerden kaynak
lanan nemle beslendiine gre,175 ayrca hibir ate bes
lenmeden srekliliini koruyamayaca iin, Gnein ya
ihtiyalarmz ve beslenmemiz iin kullandmz atee
ya da canllarn bedenlerindeki atee benzemesi gerekir.

4I

Gndelik yaammz iin ihtiyacmz olan u ate y


kcdr ve her eyi tketir, iine nfuz ettii her eyi
bozar ve datr; bedendeki o yaamsal ve salkl ate
ise aksine her eyi korur, besler, bytr, destekler ve
duyumla donatr. Haliyle Gnein bu iki ateten han
gisine benzedii konusunda hi kukusu olmadn da
syler, nk Gne de her eyin kendi trnde gelime
sinin ve olgunlamasnn balca nedenidir. Bu durumda

cu m solis ignis similis eoru m ignium sit qui sunt in


corporibus anim antium , solem quoque anim antem
esse oportet, et quidem reliqua astra quae oriantur
in ard ore caelesti qui aether vel caelum nom inatur.
42

C um igitur aliorum anim antium ortus in terra sit,


aliorum in aqua, in aere aliorum , absrdm esse
Aristoteli videtur in ea parte quae sit ad gignenda
anim antia aptissim a anim al gigni nullum putare.
Sidera autem aetherium locum obtinent, qui quoniam tenuissim us est et sem per agitatur et viget,
necesse est quod anim al in eo gignatur id et sensu
acerrim o et m obilitate celerrim a esse; quare cu m in
aethere astra gignantur, consentaneum e stin iis sensum inesse et intellegentiam . E x quo efficitur in de
orum n u m ero astra esse ducenda. XVI. Etenim licet
videre acutiora ingenia et ad intellegendum aptiora
eorum qui terras incolant eas in quibus aer sit purus ac tenuis, quam illorum qui utantur crasso caelo

43

atque concreto; quin etiam cibo quo utare interesse aliquid ad mentis aciem putant; probabile
est igitur praestantem intellegentiam in sideribus
esse, quae et aetheriam p artem m undi incolant
et m arinis terrenisque um oribus longo intervallo extenuatis alantur. Sensum autem astrorum
atque intellegentiam m axum e declarat ordo eo
ru m atque constantia; nihil est enim quod ratione et n um ero m overi possit sine consilio, in quo
nihil est tem erarium nihil varium nihil fortuitum ;
ordo autem siderum et in om ni aetem itate cons
tantia neque n aturam significat (est enim plena

Gneteki ate bedenimizdeki atee benziyorsa o zaman


Gne canl olmaldr, hatta esir ya da gkyz deni
len gksel ateten doan dier yldzlar da. Demek ki
42

canllarn bazlar toprakta, bazlar suda, bazlar da


havada doduundan Aristotelese gre canllarn do
masna en elverili olan o blmde hibir canl varln
domadna inanmak ok samadr.176 Yldzlar ise esir
tabakasn kaplar; esir son derece ince yapda, srekli
hareket halinde ve canl olduu iin burada doan var
ln da hem ok keskin bir duyumu hem de ok hzl
bir hareket etme yetisi olmaldr; o halde yldzlar esirde
doduklarna gre, onlarn da duyumu ve zeks olma
ldr. Buradan da anlalacaktr ki, yldzlar tanrdr. XVI.
Akas havas temiz ve bask olmayan lkelerde yaa
yan insanlarn etin ve ar iklim koullarna maruz ka
lan insanlardan daha kvrak zekl olduklarn ve daha

43

abuk kavradklarn gzlemleyebiliyoruz. Gerekten de


tketilen yiyecekle zeknn keskinlii arasnda bir ba
lant olduuna inanlr. Demek ki yldzlarn da stn
zekl olmas olasdr, nk hem evrenin esir tabakasna
yerlemilerdir hem de denizden ve karadan ykselip o
byk bolukta giderek seyrelen nemle beslenirler. Ayr
ca yldzlar arasndaki dzen ve uyum onlardaki duyumu
ve zeky zellikle aa vurur; nk dzenli ve ritmik
bir hareket plansz programsz mmkn deildir; bu
harekette keyfi, deiken, rastlantsal hibir ey yoktur;
imdi yldzlarn dzeni ve btn sonsuzluk iinde sergi
ledikleri uyum ne doal aka (nk fazlasyla aklcdr)

rationis) neque fortunam

quae am ica varietati

constantiam respuit; sequitur ergo u t ipsa sua


44

sponte suo sensu ac divinitate m oveantur. N ec vero


A ristoteles non laudandus est in eo quod om nia
quae m oventur aut n atu ra m overi censuit aut vi aut
voluntate; m overi autem solem et lunam et sidera
om nia; quae autem natu ra m overen tu r haec aut
pon d ere deorsu m aut levitate in sublime ferri, quorum neu tru m astris contingeret, propterea quod eo~
ru m m otus in orbem circum que ferretur; n ec vero
dici potest vi quadam m aiore fieri u t contra n atu
ram astra m oveantur; quae enim potest m aior esse?
restat igitur u t m otus astroru m sit voluntarius.
"Q u ae qui videat n on indocte solum veru m
etiam im pie faciat si deos esse neget. N ec sane
m ultum interest u trum id n eget an eos omni
p rocuratione atque actione privet; mihi enim qui
nihil agit esse om nino non videtur. Esse igitur deos
ita p erspicuum est u t id qui n eget v ix eu m sanae
m entis existim em .

45

XVII. "R estat ut qualis eoru m n atu ra sit consi-

derem us; in quo nihil est difficilius quam a consuetudine

oculorum

aciem

mentis

abducere.

ne de deikenlikten yana olup istikrardan holanmayan


talihe iaret eder. Bundan da kan sonu udur: Yldzlar
44

akllarndan ve tanrsallklarndan dolay kendi zgr


iradeleriyle hareket ederler. Aristoteles hareket eden her
eyin hareket nedenini ya doal bir drtye, ya dtan ge
len bir gce ya da zgr iradeye balar ve bu grnden
dolay vgy hak eder.177 imdi Gne de, Ay da, b
tn yldzlar da hareket halindedirler; doal bir drty
le harekete geenler ya hafiflikten yukar karlar ya da
arlktan aa derler. Ama bunlardan hibiri gksel
cisimler iin sz konusu deildir, nk onlarn hareke
ti daireseldir. Zaten gksel cisimlerin kendi doalarnn
aksine daha byk bir d gle hareket ettirildikleri de
sylenemez. Hangi d g daha byk olabilir? Anlal
yor ki, gksel cisimlerin hareketi iradidir.
Birisi bu gerei grp de tanrlarn varln inkr
etmise sadece cehaletini deil, inanszln da sergile
mi olur; nk gerekten de tanrlarn varln inkr
etmesiyle, onlar her trl denetim gcnden ve her tr
l edimden yoksun brakmas arasnda hibir fark yok
tur; kanmca hibir edimde bulunmayan bir varlktan
sz edilemez bile. Sonuta tanrlarn var olduu ylesine
ak seik ortadadr ki, bunu inkr eden kiinin aklnn
banda olduunu dnmemin imkn ihtimali yoktur.

45

XVII. Bize de tanrlarn nasl bir doas olduunu d


nmek kalyor; bu konuda hibir ey zihnin gcn gz
alkanlklarndan uzaklatrmaktan daha zor deildir.

E a difficultas induxit et vulgo im peritos et simile s philosophos inperitorum u t nisi figuris hom i
n u m constitutis nihil possent de dis inm ortalibus
cogitare; cuius opinionis levitas confutata a Cotta
non d esiderat orationem m eam . Sed cum talem
esse d eu m

certa notione anim i praesentiam us,

p rim u m u t sit anim an s, deinde u t in om ni n atu ra


nihil eo sit praestantius, ad hane praesensionem
notionem que n ostram nihil video quod potius accom m od em quam u t prim u m hunc ipsum m und u m quo nihil excellentius fieri potest anim antem
46

esse et d eum iudicem . His quam volet Epicurus


iocetur, hom o n on aptissim us ad iocandum m inim eque resipiens patriam , et dicat se non posse intellegere qualis sit volubilis et rutundus deus, tam en ex h oc quod etiam ipse p robat num quam m e
m ovebit: placet enim illi esse deos, quia necesse
sit p raestan tem esse aliquam n aturam qua nihil sit
m elius. M undo autem certe nihil est melius. N ec
dubium quin quod anim ans sit habeatque sensum
et rationem et m entem id sit m elius quam id quod

47

his careat. ita efficitur anim antem , sensus m entis


rationis m u nd u m

esse com potem ; qua ratione

d eum esse m u n du m concluditur.


"Sed
ex

haec paulo post facilius cognoscentur

iis rebus

interea,

ipsis

quas

m undus

Vellei, noli quaeso

prae

efficit. XVIII.
te

ferre vos

plane exp ertes esse doctrinae. C onum tibi ais et

te bu zorluk hem sradan cahil insanlarn hem de ca


hilden farksz filozoflarn178 lmsz tanrlar insan
biimine koymadka onlar zerine hibir ey dne
memelerinin nedenidir. Zaten Cotta bu kannn yzey
selliini eletirdi; bylece benim de bir ey sylememe
gerek kalmad. Zihnimizde beliren kanyla tanrnn il
kin canl, sonra da btn doadaki her eyden daha
stn olduunu nceden sezdiimize gre, bu nse
zimize ve kanmza bir de en ok u yargy ekleme
yi uygun buluyorum: Her eyden stn olan bu evren
H>

canldr ve tanrdr. yle nkteden filan anlamayan, hat


ta kendi vatanna zg nktelerin bile tadna varama
yan Epicurus bu sylediklerimizle ne kadar alay ederse
etsin ve kendi ekseni etrafnda dnen, kresel bir tan
rnn nasl bir tanr olduunu anlayamadn ne kadar
sylerse sylesin, aslnda kendisinin de kabul ettii bu
dnceden beni asla caydramaz. Zaten o da tanrlarn
var olduunu kabul eder, nk her eyden daha iyi olan
stn bir doa mutlaka olmaldr. Bu durumda evren
den daha iyi bir ey olmad aktr. Duyumla, aklla
ve zekyla donatlm canl bunlardan yoksun olan can
ldan hi kukusuz daha stndr. yleyse bundan u

47

sonu kar: Evren canldr, duyumu, zeks ve akl var


dr. Bu karmdan da anlyoruz ki, evren tanrdr.
Biraz sonra evrenden meydana gelen eyleri anlat
tmda demin sylediklerim daha kolay anlalacak.
XVIII. Aman Velleius, rica ediyorum, okulunuzun bilgi
den yoksunluunu sergilemeyi bir tarafa brak. Koninin,

cylindrum et pyram idem pulchriorem quam sphaeram videri. N ovu m etiam oculorum iudicium
habetis! Sed sint ista pulchriora d u m taxat aspectu, quod mihi tam en ipsum non videtur, quid
enim pulchrius ea figura quae sola om nis alias
figuras com plexa continet, quaeque nihil asperitatis habere nihil offensionis potest, nihil incisum angulis nihil anfractibus nihil eminens nihil
lacunosum ?

cum que

duae

form ae

praestantes

sint, ex solidis globus (sic enim acjjaoav interpretari placet), ex planis autem circulus aut orbis,
qui k ic A o Graece dicitur, his duabus form is contingit solis u t om nes earum partes sint inter se sim illum ae a m edioque tantundem absit <omne>
48

extrem u m , quo nihil fieri potest aptius sed si h aec


non videtis, quia num q u am eruditum illum pulverem attigistis, ne hoc quidem physici intellegere
potuistis, hane aequabilitatem m otus constantiam que ordinum in alia figura non potuisse servari?
Itaque nihil potest indoctius quam quod a vobis
adfirm ari solet: nec enim h u n c ipsum m undum p ro
certo rotundum esse dicitis, nam posse fieri u t sit
alia figura, innum erabilesque m undos alios aliarum

49

esse form arum . Q uae si bis bina quot essent


didicisset Epicurus certe non diceret; sed dum
palato quid sit optim um iudicat, 'caeli palatum ,' ut
ait Errnius, non suspexit.

.ilindirin ve piramidin sana kreden daha gzel gndn

sylyorsun.179

Gzlerin

bile

arm

durumda! Bunlar ancak d grnmleri bakmndan


ilaha gzel olabilirler, ama ben byle dnmyorum,
gerekten de tek bana btn dier biimleri kavrayp
bir arada tutan, hi prz, hi kusuru olmayan, k
elerinin ya da kvrmlarnn birbirleriyle hi akma
d, hi girintisi knts olmayan bir biimden daha
gzel ne olabilir? Btn biimlerden stn iki biim
vardr: Hacimsel olanlar arasnda kre (sphaira keli
mesini byle evirebiliriz), dzlemsel olanlar arasn
da da Yunancada kyklos denilen daire ya da ember.
Sadece bu ikisinin btn blmleri birbirine tpatp
benzer ve merkezinden evresindeki her noktaya eit
in

mesafededir, hibir biim bundan daha uygun olamaz


-fakat bu retici toza180 hi elinizi dedirmediiniz
iin bunu grmyor olsanz bile doa felsefecileri ola
rak da m gksel cisimlerin devinimindeki bu eitliin
ve dzenlerindeki bu tutarlln baka bir biimde ko
runamadn anlayamyorsunuz? Demek ki sizin srekli
ileri srdnz iddialardan bilime daha aykr bir ey
olamaz: Evrenimizin yuvarlaklnn kesin olmadm,
baka bir biimde olabileceini, saysz dnyalarn oldu
unu ve bunlarn da baka baka biimlerinin olduunu

49

sylyorsunuz. Epicurus iki kere ikinin ka ettiim bir


renseydi bu sylediklerini asla sylemezdi; fakat kendi
zevkine gre neyin en iyi olduuna karar verirken kafa
sn kaldrp da Enniusun gkyznn dama dedii
yukarya bakmam bile.

XIX. "N am cum duo sint genera siderum , quoru m alterum spatiis inm utabilibus ab ortu ad occasum com m eans nullum u m q u am cursus sui vestigiu m inflectat, alterum autem continuas conversiones
duas isdem spatiis cursibusque conficiat, ex utraque
re et m undi volubilitas, quae nisi in globosa form a
esse non posset, et stellarum rotundi ambitus cognoscuntur.
"P rim u sq ue sol, qui astroru m tenet principatum ,
ita m ovetu r u t cum terras larga luce com pleverit
easdem m od o his m odo illis ex partibus opacet; ipsa
enim u m b ra terrae soli officiens n octem efficit. N octurnoru m autem spatiorum ead em est aequabilitas
quae diurnorum . Eiusdem que solis tum accessus
m odici tum recessus et frigoris et caloris m odum
tem perant. C ircum itus enim solis orbium quinque
et sexaginta et treccntorum quarta fere diei p ar te
ad d ita conversionem conficiunt a m u a m ; inflectens
autem sol cursum tu m ad septem triones tum ad
m eridiem aestates et hiem es efficit et ea duo tem pora quorum alterum hiem i senescenti adiunctum est
alterum aestati. ita ex quattuor tem porum m utationibus om nium quae terra m arique gignuntur initia
causaeque ducuntur.
50

"la m solis annuos cursus spatiis m enstruis luna


consequitur, cuius tenuissim um lum en facit proxi~
m us accessus ad solem, digressus autem longissim u s quisque plenissim um . N eque solum eius sp ed es ac form a m u tatu r tum crescendo tu m defectibus
in initia recurrendo, sed etiam regio, quae tum est

XIX.

ki eit gksel cisim vardr,181 bunlardan bir ta

nesi sabit bir mesafede doudan batya doru gidip gelir


ken kendi seyir ynn asla deitirmez, dieri ise hem
kendi ekseninde hem de yrngesinde kesintisiz iki ayr
devir tamamlar. Bunlarn her ikisinden de hem evrenin
kendi ekseninde dnmesi -b u da evren kre biimde de
ilse imknszdr, hem de yldzlarn dairesel dnleri
saptanr.
ncelikle gksel cisimler arasnda Gne en bata
gelir. yle hareket eder ki, dnyay a boduktan
sonra ayn yerleri bir o yandan bir bu yandan karanlkta
brakr; dnyann glgesi Gnein m kestiinde ise
gece olur. Geceyle gndzn gzerghlar eit uzunluk
tadr. Ayn Gnein bazen birazck yaklamas bazen de
birazck uzaklamas soukla scan derecesini dengeler.
Gne dnyann evresindeki bir yllk devrini yaklak
365 ve bir eyrek gnde tamamlar;182 dier yandan G
ne seyir ynn bazen kuzeye bazen gneye doru e
virince yazlar, klar ve biri k bitiminden, dieri de yaz
bitiminden sonra gelen iki mevsim daha oluur. Mevsim
deiimleri karada ve denizde doan her eyin var olma
nedenidir.
50

Bundan

baka

Gnein

bir

ylda

tamamlad

seyri Ay aylk gzerghlaryla tamamlar; Gnee


yaknlatnda ok azalr, Gneten uzaklatn
da ise artar. Ay bydnde ve gzden kaybolup
balang noktasna geri geldiinde, grnm ve biimi
kadar gkyzndeki konumu da deiir; bazen kuzeye

aquilonia tum australis. In lunae quoque cursu est


et b ru m ae quaedam et solstitii similitudo, m ultaque
ab ea m an an t et fluunt quibus et anim antes alantur
augescantque et pubescant m aturitatem que adsequantur quae oriuntur e terra.
51

XX. "M axu m e vero sunt adm irabiles m otus ea-

ru m quinque stellarum quae falso vocantu r errante s nihil enim errat quod in om ni aeternitate conservat progressus et regressus reliquosque m otus
constantis et ratos. Q uod eo est adm irabilius in his
stellis quas dicim us, quia tum occultantur tum ru rsus aperiuntur, tum ad eu n t tum recedunt, tu m antecedunt tu m autem subsecuntur, tum celerius m oventur tum tardius tum om nino ne m oventur quidem sed ad quoddam tem pus insistunt. Q uarum ex
disparibus m otionibus m agn u m annum m athem atici nom inaverunt, qui tum efficitur cu m solis et lunae
et quinque errantium ad eandem inter se com parationem confectis om nium spatiis est facta conversio.
52

Q uae q uam longa sit, m agn a quaestio est, esse


vero certam et definitam necesse est. N am ea quae
Saturni stella dicitur cuvcdvque a Graecis nom inatur, quae a terra abest plurim um , triginta fere
annis cursum suum conficit, in quo cursu m ulta
m irabiliter efficiens tu m antecedendo tum retardando, tum vespertinis tem poribus delitiscendo
tum m atutinis ru rsum se aperiendo, nihil inm utat
sem piternis saeclorum aetatibus quin eadem isdem

bazen de gneye gelir. Ayn seyrinde de hem k hem de


yaz mevsimlerinin gndnmlerine benzer bir ey var
dr. Ay pek ok ey zerinde etkilidir; canllarn beslen
mesini ve gelimesini, topraktan bitenlerin bymesini
ve olgunlamasn salar.
!11

XX. Yanllkla gezegen183 diye adlandrlan u be yl


dzn da hareketleri olaanstdr; nk btn sonsuz
luk iinde ilerleyiim, geri dnn, dier belli bal ha
reketlerini koruyan bir ey babo gezinmez. Bu durum
sz konusu yldzlarda daha da olaanst bir biimde
gerekleir, nk bazen gizlenirler bazen tekrar gr
nrler, bazen yaklarlar bazen uzaklarlar, bazen nden
giderler bazen geriden gelirler, bazen daha hzl bazen
daha yava hareket ederler, bazen hareket bile etmezler,
sadece bir sreliine duraklarlar. Bunlarn farkl hareket
lerinden matematikiler Byk Yl184 hesaplamlardr;
Gne, Ay ve be gezegenin hepsi bir seferlik seyirlerini
tamamlayp birbirleri arasnda eit mesafedeki konum
larna ulatklarnda bu Byk Yl tamamlanm olur.

52

Byk Yln ne kadar srede tamamland tartma


l bir konudur, yine de sabit ve kesin bir sresi olma
ldr. Yunanlarn Phainon (Aydnlatan) adm verdikleri,
Saturnusun yldz demlen u yldz dnyaya en uzak
yldzdr, bir seyrini yaklak 30 ylda tamamlar; seyri s
rasnda bazen nden giderek bazen geride kalarak, bazen
akamlan kaybolarak bazen sabahlar yeniden grnerek
olaanst bir biimde birok eye yol aarken yzyl
larn ncesiz-sonrasz alarnda hi deitirmeden hep

tem poribus

efficiat.

Infra

autem

hane

propi-

us a terra Iovis stella fertur quae <&ae0an/ di-

53

citur,

eaque

eundem

bem

annis

quas

Saturni

duodecim

duodecim
stella

signorum

con fidt

efficit in

or-

easdem que

cursu

varietates.

H uic au tem p roxim u m inferiorem orbem tenet


1 lu o o t i,

quae

quattuor

et

stella M artis

viginti

appellatur,

m ensibus

sex

ut

eaque
opinor

diebus m inus eundem lustrat orbem quem duae


superiores. Infra hane autem stella M ercurii est
(ea

L t( (3 c o v

appellatur a G raed s), quae anno fere

vertente signiferum lustrat orbem neque a sole


longius u m q u am unius signi intervallo discedit tu m
antevertens tum subsequens. Infima est quinque
errantium
quae

terraeque

O )c t6 6 o o c ;

p roxim a

stella

Veneris,

Graece Lucifer Latine d id tu r

cu m antegreditur solem , cum subsequitur autem


r'EoTteo; ea cursum anno conficit et latitudinem
lustrans signiferi orbis et longitudinem , quod idem
faciunt stellae superiores, neque um q uam ab sole
d u oru m signorum intervallo longius discedit tum
antecedens tum subsequens.
54

XXI. "H an e igitur in stellis constantiam , hane


tantam tam variis cursibus in omni aeternitate
convenientiam tem p oru m n on possum intellegere
sine m ente ratione consilio. Q uae cum in sideribus
inesse videam us, n on p ossum us ea ipsa non in
deorum nu m ero reponere.

ayn zamanlarda ayn eyleri yapar. Bunun altnda ise


dnyaya daha yakn olan Phaethon (Iltl) ad verilen
luppiterin yldz hareket eder ve on iki burcun izledi
i yrngeyi on iki ylda tamamlar, seyri srasnda Sa
tarm yldznn gsterdii eitliliin aynsn sergiler.
Daha aada yer alan buna en yakn yrngeyi Marsn
yldz denilen Pyroeis (Ateli) tutar, daha stteki iki
yldzn dolat yrngeyi yirmi drt aydan san
rm alt gn eksik bir srede dolar. Bunun altnda ise
Mercuriusun yldz vardr, (Yunanlar buna Stilbon (Ik
saan) derler), burlar kuam yaklak bir yllk sre
de dolar ve nnden giderken de gerisinden gelirken
de Gneten asla bir burca olan uzaklndan daha fazla
uzaklamaz. Be gezegenin en aasnda yer alan ve dn
yaya en yakn olan ise Vensn yldzdr, Gnein nn
den giderken buna Yunancada Phosphoros (Ik getiren)
Latincede Lucifer (Sabah Yldz), Gnein gerisinden
gelirken ise Hesperos (Akam Yldz) denir; seyrini bir
ylda tamamlar, burlar kuan zikzak izerek dolar
ken daha yukardaki yldzlarn yaptnn aynsn yapar;
nnden giderken de gerisinden gelirken de asla iki bur
ca olan uzaklndan daha fazla uzaklamaz Gneten.185
54

XXI. Sonuta yldzlarn bu dzenini ve tm sonsuz


lukta ylesine eitli seyirleri srasnda gsterdikleri za
manlamay akla manta dayandrmadan anlamam mm
kn deil. Szn ettiim bu eyleri yldzlarda gzlemli
yorsak, onlar tanrlar arasnda saymadan edemeyiz.

"N e c vero eae stellae quae inerrantes vocantu r


non significant eandem m entem atque prudentiam , quarum est cotidiana conveniens constansque
conversio nec habent aetherios cursus neque caelo
inhaerentes, ut plerique dicunt physicae rationis ignari; n on est enim aetheris ea natura u t vi sua stellas conplexa contorqueat, n am tenuis ac perlucens
et aequabili calore suffusus aether non satis aptus
55

ad stellas continendas videtur; habent igitur suam


sphaeram stellae inerrantes ab aetheria coniunctione
secretam et liberam. Earum autem perennes cursus
atque

perpetui

cum

adm irabili

incredibilique

constantia declarant in his vim et m entem esse


divinam , u t haec ipsa qui non sentiat deorum vim
habere is nihil om nino sensurus esse videatur.
56

"N u lla igitur in caelo nec tortun a nec tem eritas


n ec erratio nec vanitas m e s t contraque om nis
ordo veritas ratio constantia; quaeque his vacant
em entita et falsa plenaque erroris, ea circum terras
infra lunam (quae om nium ultim a est) in terrisque
versantur. C aelestium ergo adm irabilem ordinem
incredibilem que constantiam , ex qua conservatio et
salus om nium om nis oritur, qui vacare m ente p u tat
is ipse m entis expers habendus est.

57

"H a u t ergo, u t opinor, erravero si a principe

investigandae

veritatis

huius

disputationis

Dahas sabit yldzlar denilen yldzlar da ayn akl ve


bilgelii sergilerler. Bunlarn birbirleriyle uyumlu ve bir
dzen iindeki dnleri gndeliktir, doa felsefesinden
habersiz pek ok kiinin syledii gibi, bunlarn seyir
leri ne esirdeki yrngelerinden ne de gk kubbedeki
sabit konumlarndan kaynaklanr; nk esirde kendi
gcyle yldzlar kucaklayp dndrecek bir yap yok
tur, dorusunu sylemek gerekirse az basnl, geirgen
ve evresine eit s yayan esir yldzlar kendi iinde
barndrmaya da pek uygun deildir. Sonu olarak sa
bit yldzlarn esirden ayr ve ondan tamamen bamsz,
kendilerine ait bir kresi vardr.186 imdi bu yldzlar ara
sndaki olaanst ve inanlmaz uyumun yan sra hi
kesintisiz devam ettirdikleri seyirleri bunlardaki tanrsal
gc ve akl gsterir. Bu yldzlardaki tanrsal gc anla
yamayan kii hibir eyi anlayamayacaktr.
!>o

Grlyor ki gkyznde ans, rastlant, yanlg, de


ikenlik diye bir ey yoktur; aksine dzen, doruluk,
akl ve uyum vardr. Sz konusu niteliklerden yoksun,
sahte, yanl ve yanlglarla dolu her ey yeryz ile Ay
(ki btn gksel cisimlerin en sonuncusudur) arasndaki
blgede ve yeryznde bulunur. Sonuta gksel cisimle
rin her eyin tam bir korunmasn ve gvenliini sala
yan olaanst dzeninde ve inanlmaz uyumunda akl
bulunmadm zanneden kiinin kendisi akldan yoksun
kabul edilmelidir.

57

imdi bu tartmann ilk ilkesini gerein bulunup


karlmasna nclk eden Zenodan karrsam, sanrm

principium

duxero.

XXII.

Zeno

igitur n aturam

ita definit u t eam dicat inem esse artificiosum,


ad gignendum progredientem via. Censet enim
artis m axu m e

proprium

esse creare et gigne-

re, quodque in operibus n ostraru m artium m anus efficiat id m ulto artificiosius n aturam effcere, id est u t dixi inem artificiosum, m agistrum
artium

reliquarum . Atque hac

quidem

ratione

om nis n atu ra artificiosa est, quod habet quasi


58

v iam q uandam et sectam quam sequatur; ipsius


vero m undi, qui om nia conplexu suo c o e r c e t e t
continet, natu ra non artificiosa solum sed plane
artifex ab eodem Z enone dicitur, consultrix et
p rovid a

utilitatum

oportunitatum que

om nium .

Atque ut ceterae n aturae suis sem inibus quaeque


gignuntur augescunt continentur, sic n atu ra m undi
om nes m otus habet voluntarios conatusque et
adpetitiones quas o o p a G raeci vocant, et his
consentaneas actiones sic adhibet ut nosm et ipsi
qui anim is m ovem u r et sensibus. Talis igitur m ens
m undi cu m sit ob eam que causam vel prudentia
vel providentia appellari recte possit (Graece enim
7i d v o l

dicitur), haec potissim um providet et in

his m axim e est occupata, p rim um u t m undus quam


aptissim us sit ad perm anendum , deinde u t nulla re
egeat, m axu m e autem u t in eo exim ia pulchritudo
sit atque om nis ornatus.
59

XXIII. "D ictum est de universo m undo, dictum

etiam est de sideribus, u t iam prope m odum


ap p areat m ultitudo nec cessantium deorum nec

y;ulm olmam. XXII. Sonuta Zeno doay yle ta


mnlar: Doa var etmek zere kendi yolunda ilerleyen
'..natkr bir atetir.187 Ona gre yaratmak ve retmek
zellikle sanatn iidir ve bizim sanat eserlerimizde el
lerimizle yaptmz doa ok daha sanatsal bir biim
de yapar, yani demin sylediim gibi, doa geri kalan
lam sanatlar reten sanatkr bir atetir. Evet, bu akl
yrtmeye gre btn doa sanatdr, nk deta
'm

izinden gittii bir yolu vardr; Zenoya gre her eyi ii


ne alp kucaklayan evrensel doa sadece sanat deildir,
aka bir sanatdr, her eyin ie yaramasn ve uyum
iinde olmasn planlar ve ngrr. Dier tm varlklar
kendi tohumlarndan doup bydklerine ve birbirleri
ne kenetlendiklerine gre, o zaman evrensel doada her
trl istee bal hareket, itici g ve Yunanlarn hormai
dedii iddetli arzular sz konusudur; bizim dnce ve
duyularmzla hareket etmemiz gibi, o da bunlar sayesin
de iyi iler yapar. Evrensel akim doas byle olduuna
ve bundan tr saduyu ya da ngr olarak anlmay
hak ettiine gre (nk Yunancada pronoia denir), ken
disine en uygun den eyi yapar ve zellikle u konu
larla ilgilenir: evrenin varln srdrmesi iin ncelikle
en uygun artlan salamakla, sonra hibir eyini eksik
brakmamakla, ama zellikle evreni esiz bir gzellie
ulatrmakla ve sslemekle.

59

XXIII. Evreni etraflca anlattk, hatta yldzlardan


da bahsettik ve u sonuca vardk: ok sayda tanr var
dr, ama bunlar ne bo bo otururlar ne de zahmetli ve

ea quae agant m olientium cu m labore operoso


ac m olesto. N on enim venis et nervis et ossibus
continentur n ec iis escis aut potionibus vescuntur u t aut nim is acres au t nim is concretos um ores colligant, nec iis corporibus sunt u t casus aut
ictus extim escant aut m orbos m etuant ex defetigatione m em brorum , quae verens Epicurus m on ogram m os
60

deos

et nihil

agentes

com m entus

est. illi autem pulcherrim a form a praediti purissim aque in regione caeli collocati ita feruntur m oderanturque cursus u t ad om nia conservanda et tuenda consensisse videantur.
"M ultae autem aliae n aturae deorum ex m agnis
beneficiis eorum non sine causa et a G raeciae
sapientissim is et a m aioribus nostris constitutae
nom inataeque

sunt.

Quicquid

enim

m agnam

utilitatem generi adferret hum ano, id non sine


divina bonitate erg a hom ines fieri arbitrabantur.
Itaque tum illud quod erat a deo natu m nom ine
ipsius dei nuncupabant, u t cum fruges C ererem
appellam us vinum autem Liberum , ex quo illud
Terentii
sine Cerere et Libero friget Vens,
61

tu m autem res ipsa in qua vis inest m aior aliqua sic appellatur u t ea ipsa nom inetur deus,
u t Fides, u t Mens, quas in Capitolio

dedica-

tas

Scauro,

videm us

proxim e

M.

Aemilio

\kc bir alma iinde didinip dururlar. Tanrlarda da


mar, sinir sistemi ve kemik yoktur; ne yedikleri ne de
ilikleri gl olmalarna ya da zayf dmelerine ne
den olur; ne bedensel yaplan sayesinde dmekten ya
ila darbe almaktan korkarlar ne de yorgunluktan uzuv
larnn gszlemesi endiesini tarlar. Epicurus bu
saydm tehlikelerden endie edip tanrlarn belli be
lirsiz olduklarna ve hibir ey yapmadklarna inanr.
mt

Oysa tanrlar ok gzeldirler ve gkyznn en berrak


blgesine yerlemilerdir, hareketlerim ve seyirlerini bu
derece denetim altnda tutmalarndan anlyoruz ki, her
eyi koruma ve kollama konusunda ibirlii iindeler.
Dier birok tanrsal varlk ise byk iyiliklerinden
dolay, yani nedensiz yere deil, hem Yunanistandaki
en bilge kiiler hem de bizim atalarmz tarafndan tesbit edilmi ve adlandrlmtr. nk insan soyuna ya
rar dokunan ne varsa, bunun insanlara ynelik tanrsal
bir iyilie bal olmadan olumadna inanlr. Sonuta
insanlar tanrnn yaratt o eye bir tanr ad veriyorlar
d, rnein topran rnlerinden bahsederken Ceres,
araptan bahsederken Liber dememiz gibi. Bundan dola
y Terentius188 yle der:
Ceres ve Liber olmazsa buz keser Vens.189

01

Baz durumlarda iinde olduka byk bir g barnd


ran inan veya Zihin gibi herhangi bir ey de tanr ad
olur; getiimiz gnlerde Marcus Aemilius Scaurusun
Capitoliumda bunlara tapmaklar adadna tank olduk;

ante autem ab A. Atilio Calatino erat Fides consecrata. Vides Virtutis tem plum , vides H onoris
a M. M arcello renovatum quod m ultis ante annis erat bello Ligustico a Q. M axim o dedicatum .
Quid Opis, quid Salutis, quid C oncordiae Libertatis Victoriae? quarum om nium reru m quia vis
erat tanta u t sine deo regi n on posset, ipsa res deorum nom en optinuit. Q uo ex genere Cupidinis
et Voluptatis et Lubentinae Veneris vocabula consecrata sunt, vitiosam m reru m neque naturalium
(quam quam Velleius aliter existim at), sed tam en
ea ipsa vitia n atu ra vehem entius saepe pulsant.
U tilitatum igitur m agnitudine constituti sunt ei di
qui utilitates quasque gignebant, atque is quidem
nom inibus quae paulo ante dicta sunt quae vis sit in
quoque declaratur deo.
XXIV. "Suscepit autem vita hom inum consuetudoque com m unis u t beneficiis excellentis viros in
caelum fam a ac voluntate tollerent. Hine H ercules
hine C astor et Pollux hine A esculapius hine Liber
etiam (hunc dico Liberum Semela natum , non eum
quem nostri m aiores auguste sancteque

[Libe

rum ] cum C erere et Libera consecraverunt, quod


quale sit ex m ysteriis intellegi potest; sed quod
ex nobis natos liberos appellam us, idcirco Cerere
nati nom inati sunt Liber et Libera, quod in Libera
servant, in Libero non item )hine etiam R om ulus, quem quidem eundem esse Q uirinum putant,

daha nce de Aulus Atilius Calatinus Inan tanrla


l rmt. Bir tarafta bakyorsun Marcus Marcellusun
onartt Erdem Tapma, bir tarafta yllar nce Liguria
Savanda Quintus Maximusn kutsallatrd Onur
Tapma. Peki ya Zenginlik, Esenlik, Uyum, zgr
lk, Zafer ne olacak? nk bunlarn her birini tanr
yerine koymazsak, sahip olduklar glerle ba ede
meyiz. ite tanr adn tam da bu gcn kendisine ve
riyoruz. Bu snflandrmaya gre Arzu, Zevk, Tensel
Ak kelimeleri de tanrlatrld, bunlar ahlaka ve do
aya aykr glerdir, (her ne kadar Velleius byle d
nmese de), ama yine de bu zaaflar ounlukla doal
igdlerimizi olduka iddetli bir biimde uyarrlar.
Sonuta yaptklar iyiliklerin bykl onlar tanr ye
rine koymamz salyor ve hangi tanrda hangi gcn
bulunduunu biraz nce saydm adlarla belirtiyoruz.190
XXIV. Ayrca tecrbelerimiz ve yaygn gelenekleri
miz nl ve minnettarlk duyulan kimseleri tanr katma
ykseltmemize olanak tanr. Hercules, Castor ile Pollux,
Aesculapius,Liber (burada kastettiim atalarmzn Ceres
ve Liberayla birlikte grkemli bir biimde ve dindarca
kutsadklar Liber deil, Semelenin olu olan Liberdir;
aralarnda nasl bir anlam fark olduunu yle anlayabi
liriz: Ceresin oluna Liber ve kzma Libera dendii iin
biz de kendi ocuklarmza liber (ocuklar) deriz; Libera
szcnde Ceresin kz anlam varken Liber szcn
de Ceresin olu anlam yoktur),191 hatta Quirinusla192
bir tutulan Romulus da bu duruma birer rnektir.

quorum cu m rem anerent anim i atque aeternitate


fruerentur, rite di sunt habiti, cu m et optimi essent
et aeterni.
63

"Alia q u o q u e e x ratione et quidem physica m agn a fluxit m ultitudo d eorum qui induti specie hum ana fabulas poetis suppeditaverunt, hom inum autem
vitam superstitione om ni referserunt. Atque hic locus a Zenone tractatu s p ost a C leanthe et Chrysippo
pluribus verbis explicatus est. N am cum vetus haec
opinio G raeciam opplevisset, exsectum Caelum
a filio Saturno, vinctum autem Saturnum ipsum a

64

filio Iove, physica ratio n on inelegans inclusa est


in im pias fabulas. Caelestem enim altissim am aetheriam que naturam , id est igneam , quae per sese
om nia gigneret, vacare voluerunt ea parte corporis quae coniunctione alterius egeret ad procreandum . XXV. Saturnum autem eum esse voluerunt
qui cursum et conversionem spatiorum ac tem porum contineret; qui deus G raece id ipsum nom en
habet: K oovo enim dicitur, qui est idem XQvo,
id est spatium tem poris. Saturnus autem est appellatus quod saturaretur annis; ex se enim natos
com esse fingitur solitus, quia consum it aetas tem p orum spatia annisque praeteritis insaturabiliter
expletur; vinctus autem a Iove ne inm oderatos
cursus h aberet atque u t eu m siderum vinclis alligaret. Sed ipse Iu p piterid est iuvans pater, quem
conversis casibus appellam us a iuvando Iovem ,

Ilmlarn ruhlar baki kald ve lmszl tatt iin


tanr yerine konmay hak ederler, nk hem mkem
mel hem de lmszdrler.
..i

Baka bir teoriye, stelik de nemli bir bilimsel te


oriye gre ise ok sayda tanr vardr. Bu tanrlar insan
klna girip airlerin hikyelerine esin kayna oldu
lar ve insanlarn yaamn da trl trl batl inanla
doldurdular. Zenonun ele ald bu konuyu sonradan
Cleanthes ve Chrysippus daha ayrntl bir biimde
aklad.193 Gkn, olu Saturnus tarafndan hadm edil
diine, Saturnusun ise olu Iuppiter tarafndan zincire
vurulduuna dair u eski inan Yunanistanda yaylnca,

<>4

bu ahlaka aykr hikyelere titiz bir bilimsel aklama ge


tirildi. Dolaysyla her eyi kendinden douran, en stteki
gksel esirden, yani ateten ibaret olan doada bedenin
dourmak iin baka cinsle birlemesine yarayan reme
organlarna gerek olmadn iddia ettiler. XXV. Mevsim
lerin dnmn ve zamann akn ise Saturnusun
idame ettirdiini ileri srdler; bu tanrnn Yunanca ad
Kronostur, bu da zaman dilimi anlamna gelen khronos ile ayn eydir.194 Yllarla doyduu (saturaretur) iin
de Latincede Saturnus denir. Anlatlanlara gre Kronos
kendi ocuklarn srekli yutarm; zaman da, zaman
dilimlerini yutar ve yllarn gelip gemesiyle bir trl
doymak bilmezmi. Sonra Iuppiter, seyri snrsz olma
sn ve yldz kuaklaryla engelleyebilsin diye ablukaya
alm Saturnusu. ekimlenii nedeniyle iuvare (yardm
etmek) fiilinden dolay Iovis adn verdiimiz Iuppitere,

a poetis 'p ater divom que hom inum que' dicitur,


a m aioribus autem nostris optum us m axum us, et
quidem ante optum us, id est beneficentissimus,
quam m axim us quia m aius est certeque gratius
prodesse omnibus quam opes m agnas h ab ere
65

hunc igitur En n ius u t su pra dixi nuncupat ita


dicens:
aspice hoc sublime candens quem invocant omnes
Iovem,
planius quam alio loco idem :
cui quod in me est exsecrabor hoc quod lucet quicquid
est;
hunc

etiam

augures

nostri

cum

dicunt 'Iove

fulgente, tonante': dicunt enim 'caelo fulgente et


to n a n te / Euripides autem u t m ulta praeclare sic
h oc breviter:
vides sublime fusum immoderatum aethera,
qui terram tenero circumiectu amplectitur:
hunc summum habeto divum, hunc perhibeto Iovem.
66

XXVI. "A er autem , ut Stoici disputant, interiectus


inter m are et caelum Iunonis nom ine consecratur,
quae est soror et coniux Iovis, quod ei similitudo est
aetheris et cum eo sum m a coniunctio; effem inarunt
autem eum Iunonique tribuerunt quod nihil est eo

yani yardm eden babaya, airler hem tanrlarn hem de


insanlarn babas, atalarmz ise en iyi, en yce derler ve
gerekten en iyi, yani en ok iyilik eden sfat en yceden
">nce sylenir, nk herkese yararl olmak byk servete
sahip olmaktan daha nemli ve kukusuz daha gzeldir.
Bu yzden Ennius, daha nce de sylediim gibi195 on
dan bahsederken yle der:
Bir bak stmzde parldayan u gk kubbeye, herkes
ona yakaryor Iuppiter diye;

Ayn air bir baka yerde daha ak ekilde yle der:


Ik saan eyle, h e r neyse o,
lanet edeceim u adama.

Hatta khinlerimiz Iovis k saarsa, grlerse dedikle


rinde, aslnda gkyz k saarsa ve grlerse demekte
dir. Euripides ise pek ok zl sz gibi buna da ksaca
yle deinir:
Bak yukar snrsz genilikteki esire,
yeryznn etrafn hafife sarmalayan;
dn ki o tanrlarn en ycesi,
syle Iovis o .196

66

XXVI. Denizle gkyz arasnda kalan hava, Stoacla


rn akladklarna gre, luppiterin kz kardei ve kars
Iunonun adyla tanrlatrlmtr, nk Iuno havaya
benzer ve ikisi arasnda byk bir ba vardr; daha yu
muak bir ey olmad iin havay kadmslatrp Iunoya

m ollius. (Sed Iunonem a iuvando credo nom inatam .) A qua restabat et terra, u t essent ex fabulis tria
regn a divisa. D atum est igitur N eptuno alterum ,
Iovis u t volunt fratri, m aritim um om ne regnum ,
nom enque p rodu ctu m u t Portu n u s a portu sic N eptunus a nando pau lu m prim is litteris im m utatis.
Terrena autem vis om nis atque natura Diti patri
dedicata est (qui Dives u t apud G raecos rioTJv),
quia et recidunt om nia in terras et oriuntur e terris. Cui nu ptam dicunt Proserpinam (quod G raeco ru m n om en est, ea enim est quae naaec|x)vr]
G raece nom inatur) quam

frugum

sem en esse

volunt absconditam que quaeri a m atre fingunt.


67

M ater autem est a gerendis frugibus Ceres (tam quam Geres, casuque prim a littera itidem im m utata
u t a G raecis; nam ab illis quoque Aqpr]T;qQ quasi
yrj

nom inata est). lam qui m agn a verteret

M avors, M inerva autem quae vel m inueret vel m in aretur. XXVII. C um que in om nibus rebus vim haberent m axu m am prim a et extrem a, principem in
sacrificando Ianum esse voluerunt, quod ab eundo n om en est ductum , ex quo transitiones perviae iani foresque in liminibus profanarum aedium

mal ettiler. (Ama kanmca Iuno ad iuvare (yardm et


mek) fiilinden tremitir.197) Efsaneye gre kralln
ie bltrlmesi srasnda geriye su ve toprak kal
n ili. Bu yzden kincisi, yani btn denizlerin kral
l,

luppiterin kardei Neptunusa tahsis

edilmi;

lortunusun adnn portus (liman) szcnden tretilmesi gibi Neptunus ad da ilk harflerin biraz deitiril
mesiyle nare (yzmek) fiilinden tretilmitir. Yeryz
nn btn bereketini ve doasn baba Dise mal ettiler,
(Yunancada ona Plouton dendii iin bizim dilimizde
de Dives (zenginlik) szcne yakndr), nk her
ey topraktan doar ve topraa geri dner. Syledikle
rine gre Proserpina Disle evliymi, (bu ad Yunanca
dr, nk Yunanca karl Persephonedir); onu top
raktaki rnlerin tohumu sayar ve gzden kaybolan
Proserpinay annesinin arayp durduuna inanrlar,
o'/

Annesi ise Cerestir, bu ad da topran rnlerim tamak


anlamna gelen gerere fiilinden tretilmitir; (asl Gerestir,
Yunanlarn yapt gibi ilk harfi yanllkla deitirilmitir,
nk Yunanlar da sanki Ge Meter198 szcn bozup
Demeter yapmlardr). Yine ayn biimde magna vertere
(byk karklk yaratmak) ifadesinden Mavors,199 minuere (zayflatmak) ya da minr (tehdit etmek) fiillerin
den Minerva ad tretilmitir. XXVII. Her ite balang ve
sonu ok nemlidir, bu nedenle Stoaclar kurban tren
lerine Ianusun nderlik ettiini ileri srerler; lanus ad
ire (gitmek) fiilinden tretilmitir, buradan hareketle de
geitlere iani, kutsal olmayan binalarn ana kaplarna da

ianuae nom inantur. lam Vestae nom en a Graecis;


ea est enim quae ab illis E utio . dicitur; vis autem
eius ad aras et focos pertinet, itaque in ea dea, quod
est reru m custos intum arum , om nis et precatio
68

et sacrificatio extrem a est. N ec longe absunt ab hac


vi di Penates sive a penu ducto nom ine (est enim
om ne quo vescuntur hom ines penus) sive ab eo
quod penitus insident, ex quo etiam penetrales
a poetis vocantur. lam Apollinis nom en est Graecum , quem solem esse volunt, D ianam autem et
lunam eandem esse putant, cum sol dictus sit vel
quia solus ex omnibus sideribus est tantus vel quia
cu m est exortu s obscuratis omnibus solus apparet, Lu n a a lucendo nom inata sit; eadem est enim
Lucina, itacjuc, u t apud G raecos D ianam eam que
Luciferam , sic apud nostros Iunonem Lucinam
in pariendo invocant. Q uae ead em D iana Omnivaga dicitur non a venando sed quod in septem

69

n u m eratur tam quam vagantibus. D iana dicta quia


noctu quasi diem efficeret. A dhibetur autem ad
p artus quod ii m atu rescu nt aut septem n on num quam aut u t plerum que n ovem lunae cursibus,
qui quia m ensa spatia conficiunt m enses nom i
nan tu r; concinneque u t m u lta Tim aeus, qui cum in
historia dixisset qua nocte natus A lexander esset

uuae ad verilmitir. Vesta ad da Yunancadan Latinceye


gemitir; nk Yunanca karl Hestiadr; Vestann
fCc sunaklara ve aile ocaklarna kadar nfuz eder, bu
yzden btn dualarda ve kurban trenlerinde en son
i'M

hu tanrann ad sylenir; nk en isel eylerimizin


bekisidir. Penates ya da ev tanrlarnn gc de sz ko
nusu bu gce yakndr; Penates ad ya penus (besin depo
su) szcnden (nk insanlar besleyen her ey besin
deposudur) ya da evin iinde bulunduklar iin pentus
(daha ilerde) szcnden tretilmitir, bundan dolay
airler onlara penetrales (ierdekiler) de derler. Apollo ad
da yine Yunancadjr, onu Gnele bir tutarlar; Dianay
da Ayla zde sayarlar; Sol (Gne), solus (yalnz) szc
nden tretilmitir, nk bunca yldz arasnda yal
nz Gne bu kadar byktr veya doduunda btn
yldzlar glgede brakp yalnz o parlar; Luna (Ay) da
lucere (k samak) fiilinden tretilmitir, nk Luna
ile Lucina200 birdir, Yunanlarn Dianaya ve ona Lucifera
(k getiren) demesi gibi, biz de Iunoya doum srasnda
Iuno Lucina deriz. Dianaya Omnivaga (her yerde dola
an) da denmesi avclndan deil de yedi gezegenden

69

biri kabul edilmesinden ileri gelir.201 Geceyi deta gnd


ze evirdii iin de Diana denir. Doum srasnda ondan
da yardm dilenir, nk gebelikler Ayn genellikle ye
dinci ya da daha ok dokuzuncu seyrinde son bulur,
Ayn bu seyirlerinde ll (mensa) sreler tamam
land iin bunlara menses (aylar) denir. Timaeus202
yazd tarih kitabnda Byk skenderin doduu gece

ead em D ianae Ephesiae tem plum deflagravisse,


adiunxit m inim e id esse m irandum , quod D iana
quom in p artu O lym piadis adesse voluisset afuisset
dom o. Q uae autem dea ad res om nes veniret
Venerem nostri nom inaverunt, atque ex ea potius
venustas quam Vens ex venustate.
70

XXVIII. "Videtisne igitur u t a physicis rebus


bene atque utiliter inventis tracta ratio sit ad
com m en tidos et fictos deos. quae res genuit falsas
opiniones erroresque turbulentos et superstitiones
paene anile. E t form ae enim nobis deorum et
aetates et vestitus ornatusque noti sunt, genera
praeterea coniugia cognationes, om niaque trad ucta
ad similitudinem inbedllitatis hum anae. N am et
perturbatis anim is inducuntur: accepim us enim
d eorum cupiditates aegritudines iracundias; nec
vero u t fabulae ferunt bellis proeliisque caruerunt,
nec solum u t apu d H om eru m cum duo exercitus
contrarios alii dei ex alia p arte defenderent, sed
etiam u t cum Titanis u t cum G igantibus sua propria
bella gesserunt. H aec et dicuntur et creduntur
stultissime et plena sunt futtilitatis sum m aeque

71

levitatis. Sed tam en his fabulis spretis ac repudiatis


deus pertinens per n atu ram cuiusque rei, per terras

Dianamn Efesteki tapmann yanp kl olmasn o her


zamanki sade slubuyla anlatrken buna hayret etmemek
gerektiini de ekler, nk Olympias203 doum yaparken
Diana da kadnn yannda olmay arzu etmi ve bu sebep
le evinden ok uzaklamt. Her durumda gelen (yenire)
u tanraya ise bizimkiler Vens204 adn verdiler; ayrca
Vens, venustas (gzellik, cazibe) szcnden tretil
memi, aksine venustas szc Venustan tretilmitir.
70

XXVIII. Sahi gryor musunuz iyi ve yararl fizik ko


nularndan dsel ve uyduruk tanrlara nasl gelindiim?
te olan oldu, asl astar olmayan dnceler, kafa kar
klklar, yal kadnlarn anlattklarn da bastran batl
inanlar dodu. yle ki tanrlarn biimlerini, yalarn,
klk kyafetlerini, hatta soyaalarm, evliliklerini ve
ilikilerini bile biliyoruz; stelik tm bu saydklarmzn
insani zayflklar olduunun da farkndayz. Evet, tanr
lar altst olmu bir haleti ruhiye iindeler: ihtiraslarn,
kederlerini, fkelerini dinledik onlarn; hikyelerde an
latlanlara gre, savalardan ve atmalardan uzak dur
mamlar; Homerosun anlattna gre kendi aralarnda
ikiye ayrlp iki dman ordusunun farkl taraflarna
destek vermi, bir taraftan da kendileri savam, mesala Titanlarla ya da Devlerle. Anlatlanlar da, inanlan
lar da son derece aptalcadr; stelik yararsz ve ipe sapa

71

gelmez eylerle doludur. Ama bu hikyeleri kmse


yip reddetsek bile, doa bize ayr ayr her bir esinin
iine nfuz etmi tanry gsterir; topraktan Ceresin,

Ceres per maria Neptunus alii per alia, poterunt intellegi qui qualesque sint, quoque eos nomine consuetudo nuncupaverit, hoc eos et venerari et colere
debemus. Cultus autem deorum est optimus idemque castissimus atque sanctissimus plenissimusque
pietatis ut eos semper pura integra incorrupta et
mente et voce veneremur. Non enim philosophi so
lum verum etiam maiores nostri superstitionem a
72

religione

separaverunt.

Nam

qui

totos

dies

precabantur et immolabant ut sibi sui liberi


superstites essent superstitiosi sunt appellati, quod
nomen patuit postea latius; qui autem omnia quae ad
cultum deorum pertinerent diligenter retractarent
et tamquam relegerent, <hi> sunt dicti religiosi ex
relegendo, ut elegantes ex eligendo ex diligendo
diligentes ex intellegendo intellegentes; his enim
in verbis omnibus inest vis leendi eadem quae in
religioso. ita factum est in superstitioso et religioso
alterum vitii nomen alterum laudis. Ac mihi videor
satis et esse deos et quales essent ostendisse.
73

XXIX.

"Proximum

providentia

est

mundum

ut

doceam

administrari.

deorum
Magnus

sane locus est et a vestris, Cotta, vexatus, ac


nimirum

vobiscum

omne

certamen est. Nam

vobis, Vellei, minus notum est quem ad modum

denizden Neptunusun, baka eylerden de baka tanr


larn neler olduunu ve nasl olduklarn anlayabiliriz.
Gelenee gre aldklar adlarla bu tanrlara dua etmek
ve tapmak zorundayz. Tanrlara tapnmann en iyi, en
drst, en kutsal ve en dindar yolu onlara her zaman
drst, iten ve masum bir yrekle ve dille dua etmektir.
in dorusu filozoflar kadar atalarmz da batl inanlarla
72

dinsel inanlar birbirinden ayrmtr. ocuklar kendi


lerinden daha uzun mrl olsun (superstes) diye btn
gn dua edip kurban kesenlere superstitiosi (batl inan
llar) denmitir; tabii bu kelimenin kullanm zamanla
daha da yaygnlam. te yandan tanrlara tapnmayla
alakal her eyi dikkatlice gzden geirip bunlar aynen
tekrar edenlere relegere (tekrar etmek) fiilinden dolay
religiosi (dindarlar) denmitir; tpk diere den (semek)
elegansm (zarif), diligereden (deer vermek) dikgensin
(dikkatli) ve intellegereden (anlamak) intellegensin (akll)
tretilmesi gibi. nk bu kelimelerin hepsinde de legere
(toplamak) fiilinin religiosus (dindar) sfatndaki anlam
mevcuttur. Bylece superstitiosus (batl inanl) szc
olumsuz, religiosus (dindar) szc ise olumlu bir an
lam kazanr. Sanyorum tanrlarn varl ve doas ko
nusuna yeterince aklk getirdim.

73

XXIX. imdi de evrenin tanrsal ngryle ynetil


diini ortaya koymam gerek. Kukusuz derin bir konu
bu, hem de okulunuzun205 kar kt bir konu Cotta,
elbette bunu seninle tartacam. Sana ve senin okulu
nun mensuplarna gelince Velleius, sylediklerimin ne

quidque dicatur; vestra enim solum legitis, vestra amatis, ceteros causa incognita condemnatis.
Velut a te ipso hesterno die dictum est anum fatidicam Tipovoav a Stoicis induci, id est providentiam; quod eo errore dixisti quia existumas
ab iis providentiam fingi quasi quandam deam
singularem quae mundum omnem gubernet et
74

regat. Sed id praecise dicitur: ut, si quis dicat Atheniensium rem publicam consilio regi, desit illud
A reop agi/ sic cum dicimus providentia mundum
administrari deesse arbitrato 'd eoru m / plene au
tem et perfecte sic dici existimato, providentia
deorum mundum administrari. ita salem istum,
quo caret vestra natio, in inridendis nobis nolitote consumere, et mehercle si me audiatis ne experiamini quidem; non decet, non datum est, non
potestis. Nec vero hoc in te unum convenit, moribus domesticis ac nostrorum hominum urbanitate
limatum, sed cum in reliquos vestros tum in eum
maxime qui ista peperit, hominem sine arte sine litteris, insultantem in omnes, sine acumine ullo sine

75

auctoritate sine lepore. XXX. Dico igitur providen


tia deorum mundum et omnes mundi partes et
initio constitutas esse et omni tempore administ
rari; eamque disputationem tris in partes nostri
fere dividunt, quarum prima pars est quae ducitur

anlama geldiim bile anlamazsnz; sadece kendi yaz


dklarnz okur ve beenirsiniz, dier okullar ise din
lemeden mahkm edersiniz. rnein dn206 Stoaclarn
pronoiay, yani ngry yal bir falc kadn olarak ta
nttklarn sen kendin syledin.207 Stoaclar ngr
y sanki btn dnyay yneten ve idare eden yegne
tanra olarak tahayyl ediyorlar eklinde bir yanlgya
74

kapldn iin byle dedin. Aslnda syledikleri eksiltili


bir ifadedir. rnein birisi Atmallarn devleti dan
manlar kuruluyla ynetilir derse burada Areopagus208
kelimesi eksiktir; ayn ekilde dnyann ngryle yne
tildiini sylediimizde, burada da tanrlar kelimesinin
eksik olduunu ve bu ifadeyle tam olarak Dnya tan
rlarn ngrsyle ynetilir, dendiini anlamalsn. Bu
yzden sizin kabilenizin yoksun olduu u nktedanl
bizimle alay ederek harcamayn ve Heracles akna, bana
sorarsanz buna kalkmayn bile; hi yakk almaz, be
ceremezsiniz, elinizden de gelmez zaten. Dorusunu is
tersen bunu yapmak hele de sana hi yakmaz, nk
sen aile gelenekleriyle ve Roma halknn gelenek gre
nekleriyle trplenmi birisin; ama sizin okulun dier
yelerine, zellikle de retileri reten, kltrsz, bil
gisiz, herkesi hor gren, anlaysz, otoritesiz, cazibesiz

75

u adama gayet gzel yakr. XXX. O halde imdi akl


yorum: Evren ve evrenin tm blmleri ta bandan beri
tanrlarn ngrsne gre dzenlenmitir ve her zaman
da bu tanrsal ngryle ynetilmektedir. Biz Stoaclar bu
iddiay genelde blme ayrrz: lk blm tanrlarn

ab ea ratione quae docet esse deos; quo concesso


confitendum est eorum consilio m undum adm inistrari. Secunda est autem quae docet om nes res subiectas esse n atu rae sentienti ab eaque om nia pulch erru m e geri; quo constituto sequitur ab anim antibus principiis ea esse generata. Tertius est locus
qui ducitur ex adm iratione reru m caelestium atque
terrestrium .
76

"P rim u m igitur aut negand u m est esse deos,


quod et D em ocritus sim ulacra et Epicurus im agines inducens quodam p acto negat, aut qui deos
esse concedant iis fatendum est eos aliquid agere idque praeclaru m ; nihil est autem praeclarius
m undi adm inistratione;

deorum

igitur consilio

adm inistratur. Q uod si aliter est, aliquid profecto sit necesse est m elius et m aiore vi praeditum quam deus, quale id cum que est, sive inanim a n atu ra sive necessitas vi m agna incitata h aec
77

p u lcherrim a opera efficiens quae videm us; non est


igitur n atu ra deorum praepotens neque excellens, si
quidem ea subiecta est ei vel necessitati vel n aturae
qua caelum m aria terrae regantur. Nihil est autem
praestantius deo; ab eo igitur m u n d u m necesse est
regi; nulli igitur est naturae oboediens au t subiectus
deus, om nem ergo regit ipse naturam . Etenim si

var olduunu gsteren bir karmdan ibarettir; yle ya


tanrlarn var olduu kabul edilirse, dnyann tanrlarn
iradesiyle ynetildiinin de kabul edilmesi gerekir. kinci
blmde ise btn her eyin duyumsayan bir doaya209
boyun edii ve her eyin o doa tarafndan en gzel bi
imde ynetildii kantlanr. Bu kantlandnda da do
ann canl ilkelerden yaratlm olduu sonucuna var
lr.210 nc blmde anlatlan konu ise gkyzndeki
ve yeryzndeki eylere kar duyulan hayranlktr.
76

lk blm iin yaplacak iki ey var: Ya Democritusun


grnler, Epicurus da imgeler retisiyle yapt gibi
tanrlarn var olduu reddedilmeli ya da tanrlarn var
olduunu kabul edenler tanrlarn bir eyler yaptklarn
ve bunlar da gz kamatrc bir biimde yaptklarn da
kabul etmeliler. u durumda hibir ey evrenin ynetil
mesinden daha gz kamatrc deildir; dolaysyla ev
ren tanrlarn iradesiyle ynetilir. Eer bu byle deilse,
mutlaka tanrdan daha iyi ve katbekat gl bir ey var
olmaldr; ne olursa olsun bu, ister cansz bir doa isterse
de grdmz bu olaanst gzellikteki eyleri sahip

77

olduu byk gle yaratan mutlak bir zorunluluk. Bu


durumda tanrlarn doas gkyzn, denizleri ve ka
ralar yneten zorunlulua veya doaya tabi olacan
dan, ok gl ve olaanst deildir. Halbuki hibir
ey tanrdan stn olamaz; demek ki evrenin tanr ta
rafndan ynetiliyor olmas gerekir; yleyse tanr hibir
doaya boyun emez ve tabi olmaz; bu yzden de b
tn doay kendi bana ynetir. in dorusu tanrlarn

concedimus intellegentes esse deos, concedimus


etiam providentes et rerum quidem maxumarum.
Ergo utrum ignorant quae res maxumae sint quoque
eae modo tractandae et tuendae, an vim non habent
qua tantas res sustineant et gerant? At et ignoratio
rerum aliena naturae deorum est et sustinendi muneris propter inbecillitatem difiicultas minime cadit
in maiestatem deorum. Ex quo efficitur id quod volumus, deorum providentia mundum administrari.
78

XXXI. Atqui necesse est cum sint di (si modo sunt,

ut profecto sunt) animantis esse, nec solum animantis sed etiam rationis compotes inter seque
quasi ivili conciliatione et societate coniunctos,
unum mundum ut communem rem publicam atque
79

urbem aliquam regentis. Sequitur ut eadem sit in


iis quae humano in genere ratio, eadem veritas utrobique sit eademque lex, quae est recti praeceptio
pravique depulsio. Ex quo intellegitur prudentiam
quoque et mentem a deis ad homines pervenisse;
ob eamque causam maiorum institutis Mens Fides
Virtus Concordia consecratae et publice dedicatae
sunt, quae qui convenit penes deos esse negare cum
earum augusta et sancta simulacra veneremur? Quodsi inest in hominum genere mens fides virtus con
cordia, unde haec in terram nisi ab superis defluere
potuerunt? Cumque sint in nobis consilium ratio
prudentia necesse est deos haec ipsa habere maiora,

akll olduunu kabul edersek, tanrsal ngry ve en


nemli meselelerdeki ngrlerini de kabul ederiz. Peki,
acaba tanrlar en nemli meselelerin neler olduunu ve
bunlarn nasl ynetilmesi ve idame ettirilmesi gerektii
ni bilmiyorlar m, yoksa bu kadar byk meseleleri kont
rol edebilecekleri ve ynetebilecekleri glerden mi yok
sunlar? Bilgisizlik tanrsal doayla badamaz; zayflk
yznden sorumluluklar yerine getirmede zorlanmak
da tanrlarn byklne yakmaz. Bundan da anla
lacaktr ki, evren tanrlarn ngrsyle ynetilmektedir.
78

XXXI. Tanrlar mutlak olarak varsa, (farz edelim ki var


lar, aslna bakarsan yle zaten), elbette canldrlar, canl
olduklar gibi akll ve kendi aralarnda sanki bir toplulu
a ve cemiyete balymasna birlik ve beraberlik iin
dedirler, tek bir evreni ortak devletleri ve kentleri gibi

79

ynetmektedirler. Bundan u sonu kar: nsandaki


akl tanrlarda da vardr; ayn hakikat ve doruyu salk
verip yanltan men eden ayn yasa her ikisi iin de geerlidir. Bundan da anlyoruz ki, gerek saduyu gerekse
akl tanrlardan insanlara gemitir; ite bu nedenle ata
gelenei olarak Zihin, nan, Erdem, Uzlam tanrlat
rlm ve devlet adna kutsanmtr; peki biz heybetli ve
kutsal heykellerine taptmz halde bunlarn tanr olma
dklarn nasl syleyebiliriz? Eer insanolunda zihin,
inan, erdem, uzlam gibi eyler varsa bunlar yukar
da sz edilen tanrlardan deil de nereden yeryzne
inmi olabilir ki? Bizde de irade, akl, saduyu olduu
na gre tanrlarda bunlar mutlaka katbekat olmaldr,

nec habere solum sed etiam iis uti in maxumis et


80

optumis rebus; nihil autem nec maius nec melius


mundo; necesse est ergo eum deorum consilio
et providentia administrari. Postremo cum satis
docuerimus hos esse deos quorum insignem vim et
inlustrem faciem videremus, solem dico et Iunam
et vagas stellas et inerrantes et caelum et mundum
ipsum et earum rerum vim quae inessent in omni
mundo cum magno usu et commoditate generis
hum ani, efficitur omnia regi divina mente atque
prudentia. A c de prima quidem parte satis dictum
est.

81

XXXII. "Sequitur ut doceam omnia subiecta esse

naturae eaque ab ea pulcherrime geri. Sed quid


sit ipsa natura explicandum est ante brevi ter, quo
facilius id quod docere volumus intellegi possit.
Namque alii naturam esse censent vim quandam
sine ratione cientem motus in corporibus necessarios, alii autem vim participem rationis atque ordinis
tamquam via progredientem declarantemque quid
cuiusque rei causa efficiat quid sequatur, cuius sollertiam nulla ars nulla manus nemo opifex consequi
possit imitando; seminis enim vim esse tantam ut
id, quamquam sit perexiguum, tamen si inciderit
in concipientem conprendentemque naturam nanctumque sit materiam qua ali augerique possit, ita
fingat et efficiat in suo quidque genere, partim ut

Ic bunlara sadece sahip olmakla da yetinmezler,


m nemli ve en hayrl ilerinde mutlaka bunlardan
m

y:rarlanrlar da; ayrca hibir ey evrenden daha byk


ya da daha iyi deildir; demek ki evren mutlak olarak
lamlarn iradesiyle ve ngrsyle ynetilmektedir. NiIlayet stn glerini ve gz kamatrc yzlerini grd
mz bu eylerin, yani Gnein, Ayn, gezegenlerin,
sabit yldzlarn, gkyznn, hatta evrenin kendisinin
ve btn evrende insanla yarar ve iyilii dokunan
eylerde bulunan gcn tanr olduunu gsterdiimize
gre, bundan u sonu kar: Evren tanrsal bir aklla ve
saduyuyla ynetilmektedir. lk blm zerine yeterince
konutum.

XXXII. imdi de her eyin doaya bal olduunu ve


doa yoluyla en gzel biimde ynetildiini gstermeli
yim. Ama ncelikle doann ne olduunu ksaca akla
malym ki, ileri srdmz iddia daha kolay anlalsn.
Doa, kimilerine gre cisimlerde zaruri hareketlere yol
aan akldan yoksun bir gtr; kimilerine gre de kendi
yolunda ilerleyen, yapt eyi niin ve hangi amala yap
tn ve neden ama edindiini aklayan, hibir sanatn,
hibir insan elinin, hibir zanaatkrm taklit ederek bile
ustalna eriemeyecei akll ve dzenli bir gtr. Sz
gelimi tohum ok kk olduu halde gc ylesine b
yktr ki, kendisini iine alp smsk tutan bir doann
iine derse, beslenebilecei ve byyebilecei cevheri
de elde ederse, kendi trndekilere yle biim verir ve on
lar yle oluturur ki, sonuta oluturduu bu eylerden

tantu m m odo per stirpes alantur suas, partim ut


m overi etiam et sentire et appetere possint et ex sese
82

similia sui gignere. Sunt autem qui om nia n aturae


nom ine appellent, u t Epicurus, qui ita dividit:
om nium quae sint n atu ram esse corpora et inane
quaeque his accidant. Sed nos cum dicim us natu ra
constare adm inistrarique m undum , non ita dicim us
u t glaebam aut fragm entum lapidis aut aliquid eius
m odi sola cohaerendi n atu ra, sed u t arborem u t
anim al, in quibus nulla tem eritas sed ordo apparet
et artis quaedam similitudo.

83

XXXIII. "Q uodsi ea quae a terra stirpibus continentur arte n aturae vivunt et vigent, profecto ipsa
terra eadem vi continetur [arte naturae], quippe
quae gravid ata sem inibus om nia pariat et fundat
ex sese, stirpes am plexa alat et augeat ipsaque alatur vicissim a superis externisque naturis. Eiusdem que exspirationibus et aer alitur et aether et
om nia supera. ita si terra n atu ra tenetur et viget
ead em ratio in reliquo m un d o est; stirpes enim
terrae inhaerent, anim antes autem adspiratione
aeris sustinentur, ipseque aer nobiscum videt nobiscum audit nobiscum sonat, nihil enim eoru m
sine eo fieri potest; quin etiam m ovetur nobiscum ,
quacum que

enim

im us

quacum que

m ovem ur

bazlar sadece kendi kkleriyle beslenir, bazlar da hare


ket edebilir, alglayabilir, arzulayabilir ve kendilerinden
m.1

kendi benzerlerini dourabilir. Ama Epicurus gibi, var


olan her eye doa adn verenler de var; hani yle bir
blmleme yapar ya Epicurus: Var olan her eyin doa
snda atomlar, boluk ve bunlarn znitelikleri bulunur.
Ama biz evrenin doadan olutuunu ve onun tarafndan
ynetildiini sylediimizde, kastettiimiz evrenin top
rak veya ta paras ya da bu tarzda bir doayla birleik
herhangi bir ey olduu ve geliigzel bir grnme sa
hip olduu deildir; aksine onun bir aa gibi, bir canl
gibi bir dzeni ve sanat yansttn syleriz aka.

.'O

XXXIII. Fakat topraa kk salanlar doann ustaly


la yayor ve geliiyorsa, kesinlikle toprak da ayn gten
[doann ustalndan] destek alr, tabii ki tohumlarn
ekilmesiyle toprak her eyi kendisinden retir ve bolca
rn verir, kkleri kavrayp besler ve bytr, kendisi
ise yukardan gelen ve kendisinde olmayan baka un
surlarla beslenir. stelik topran soluk alp vermesiyle
hem hava, hem esir hem de btn gksel cisimler bes
lenir. Bylece toprak doayla korunuyor ve gelitiriliyorsa, dnyann geri kalan blmlerinde de ayn dzen
sz konusudur; nk kkler topraa sk skya bal
dr, canllar ise havay soluyarak yaamlarn srdrr
ler; bakarken, dinlerken, konuurken hava bizimle i
iedir; nk hava yoksa bunlarn hibiri yaplamaz;
hatta bizimle beraber oradan oraya tanr durur; ne
reye gidersek gidelim, nereye hareket edersek edelim

84

vid etur quasi locum d are et cedere. Q uaeque in


m edium locum m undi qui est infimus et quae a
m edio in superum quaeque conversione rotunda
circum m edium feruntur, ea continentem m undi
effciunt unam que

natu ram .

Et

cum

quattuor

genera sint corporum , vicissitudine eoru m m undi


continuata natu ra est. N am ex terra aqua ex aqua
oritur aer ex aere aether, deinde retrorsum vicissim
ex aethere aer, inde aqua, ex aqua terra infima.
Sic naturis his ex quibus om nia constant sursus
deorsus ultro citro com m eantibus m undi partium
85

coniunctio continetur. Q uae aut sem piterna sit


necesse est hoc eodem ornatu quem videm us, aut
certe perdiuturna, perm anens ad longinquum et
inm ensum paene tem pus. Q uorum utrum vis u t sit,
sequitur natu ra m undum adm inistrari. Q uae enim
classium navigatio aut quae instructio exercitus aut,
rursus u t ea quae n atu ra efficit conferam us, quae
p rocreatio vitis aut arboris, quae porro anim antis
figura conform atioque m em b rorum tantam naturae
sollertiam signilicat quantam ipse m undus? Aut
igitur nihil est quod sentiente natura regatur, aut

86

m u n d u m regi confitendum est. Etenim qui reliquas


natu ras om nes earum que sem ina contineat qui
potest ipse non natu ra adm inistrari? ut si qui
dentes et pubertatem n atu ra dicat existere, ipsum

sanki bize yer aar ve boyun eer gibidir. Dnyann en


iteki blm olan merkezine doru ve merkezinden
yukar doru hareket eden, dairesel dnle merkezinin
evresini dolaan hava dnyann yegne ve srekli do
asn oluturur. Drt trl cevher olduuna gre, bun
larn birbirlerine dnm dnyann doasn srekli
klar. nk topraktan su, sudan hava, havadan esir
doar, sonra geriye doru srasyla esirden hava, hava
dan su, sudan en aadaki toprak. Dnyann blmleri
arasndaki kaynama her eyi oluturan, yukardan aa
ya, bir yandan br yana gidip gelen bu cevherlerle

85

salanr. Bu kaynama, grdmz bu ayn dzen


iinde ya sonsuz ya da kesinlikle ok uzun sreli ol
maldr, kesintisiz ve nerdeyse zaman snr tanmadan
mutlaka srmelidir. Hangisi doru olursa olsun u so
nu kar ortaya: Evren doa tarafndan ynetilmektedir.
Donanmalarn hangi yolculuu, ordunun hangi srala
n ya da (doann oluturduklarn tekrar ele alrsak)
asmann veya aacn hangi rn, hatta bir canlya ait
uzuvlarn hangi biimi, hangi yaps doadaki bu b
yk ustal bizzat evren kadar ak seik gzler n
ne serer? Geriye iki seenek kalyor: Ya alglayan do
ann ynettii hibir ey yoktur ya da evrenin onun

86

tarafndan ynetildiini kabul etmek gerekir. Dorusu


doann dier btn tezahrlerini ve bunlarn tohum
larn iinde tutan evren nasl olur da doa tarafndan
ynetilemez? Birisi insann dilerini ve kllarn doa
meydana getirmitir, ama bnyesinde bunlara sahip olan

autem hom inem cui ea existant non constare natura,


non intellegat ea quae ecferant aliquid ex sese perfectiores habere natu ras quam ea quae ex iis ecferantur. XXXIV. O m nium autem reru m quae natu ra adm inistrantur sem inator et sator et parens u t ita dicam
atque edu cator et altor est m undus om niaque sicut
m em b ra et partes suas nutricatur et continet. Q uodsi m undi partes n atu ra adm inistrantur, necesse
est m u nd u m ipsum n atu ra adm inistrari. Cuius quidem adm inistratio nihil habet in se quod reprehendi possit; ex s enim naturis quae erant quod effici
optim um potuit effectum est. D oceat ergo aliquis
potuisse melius; sed nem o um q u am docebit, et si
quis corrigere aliquid volet aut deterius faciet au t id
quod fieri non potuerit desiderabit.
"Q uodsi om nes m undi partes ita constitutae
sunt u t neque ad u su m m eliores potuerint esse
neque ad speciem pulcriores, videam us u trum
ea fortuitane sint an eo stat quo cohaerere nullo
m odo potuerint nisi sensu m oderante divinaque
providentia. Si igitur m eliora sunt ea quae natu ra
quam illa quae arte perfecta sunt, nec ars effici t
quicquam sine ratione, ne n atu ra quidem rationis
expers est habenda. Qui igitur convenit, signum
aut tabulam pictam cu m aspexeris, scire adhibitam
esse

artem ,

cum que

procul

cursum

navigii

videris, non dubitare quin id ratione atque arte

insan doa var etmemitir derse, kendisinden her


hangi bir ey meydana getiren eyin meydana getirdi
i eyden daha stn bir doas olduunu anlamyor
demektir. XXXIV. Dier yandan doann ynettii her
eyi yaratan, tohumlarn atan ve vcuda getiren, tabi
ri caizse byten ve besleyen evrendir; her eyi sanki
uzuvlar ve kendi blmleriymi gibi besleyip iinde
barndrr. Evrenin blmleri doa tarafndan ynetiliyorsa, evrenin de doa tarafndan ynetilmesi gere
kir. Gerekten de evrenin ynetiminde uygunsuz ka
an hibir ey yoktur; nk olabileceinin en iyisi bu
87

doalardan var edilmitir. Gstersin hadi birisi daha


iyisinin olabileceini; ama bunu gsterecek kimse yok
ve birisi de herhangi bir eyi dzeltmeye kalkrsa ya
daha kt bir hale sokacak ya da yapamayaca bir ie
giriecek.
Ama evrendeki tm blmler yle ina edilmise,
bunlarn hibiri ne kullanll bakmndan daha iyi ola
bilirdi ne de grn bakmndan daha gzel. Hadi bir
dnelim bakalm neden? Rastlant m, yoksa tam tersi
ynetici akl ve tanrsal ngr olmazsa uyum iinde ol
mas asla mmkn olmayan evrensel dzen mi? Demek
ki doann yaratcl sanatn yaratclndan daha iyiyse
ve sanat da akl olmadan hibir ey retmiyorsa, o halde
doann akldan yoksun olduu dnlemez bile. imdi
syle, bir heykele ya da bir resme baktnda bunun sa
nat rn olduunu biliyorsun, uzaktan bir geminin yol
aldn grdnde akl ve sanatla hareket ettiinden

m oveatur,
vel

ex

aut

aqua

cum

solarium

contem plere,

vel

descriptum

intellegere

ri h oras arte non casu, m undum

declara-

autem ,

qui

et has ipsas artes et earu m artifices et cuncta


conplectatur, consilii et rationis
88

putare. Q uodsi in Scythiam aut


sp haeram

aliquis

tulerit

esse expertem
in Brittanniam

hane

quam

nuper

familiaris noster effecit Posidonius, cuius singulae


conversiones idem efficiunt in sole et in luna et in
quinque stellis errantibus quod effidtur in caelo
singulis diebus et noetibus, quis in illa barbaria
dubitet

quin

ea

sphaera

sit perfeeta

rarione?

XXXV. H i autem dubitant de m undo ex quo et


oriuntur et fiunt om nia, casune ipse sit effectus
aut necessitate aliqua an ratione ac m ente divina,
et

A rchim edem

arbitrantur

plus

valuisse

in

im itandis sphaerae conversionibus quam natu ram


in efficiendis, p raesertim

cum

m ultis partibus

sint illa perfeeta quam haec sim ulata sollertius.


89

U tque ille apud A cciu m pastor qui navem num quam ante vidisset, u t procul divinum et novum veh iculum A rgon au taru m e m onte conspexit, prim o
adm irans et perterritus hoc m odo loquitur:
tanta moles labitur
fremibunda ex alto ingenti sonitu et spiritu:
prae se undas volvit, vertices vi suscitat,
ruit prolapsa, pelagus respergit, reflat;

kuku duymuyorsun, gne saatini ya da su saatini gz


lemlediinde saatlerin rastlant sonucu deil de sanatla
ilerlediini anlyorsun; peki nasl oluyor da hem bu
sanatlar, hem sanatlarn hem de her eyi kucak
layan evrenin iradeden ve akldan yoksun olduuna
88

inanyorsun? imdi biri kp da dostumuz Posidoniusun


geenlerde yapt, hani her bir turunda Gnein, Ayn
ve be gezegenin gkyzndeki yirmi drt saatlik devi
nimlerini aynen tekrarlayan u kreyi211 alp da Scythiaya
ya da Britanniaya gtrse, o medeniyetten uzak toprak
larda bu krenin akim nderliinde yapldndan kuku
duyan birisi kabilir mi? XXXV. Bir yandan da bakyor
sun ki her eyi douran ve var eden evrenin bir rastlant
veya zorunlulukla m, yoksa tanrsal bir akl ve zihinle
mi vcut bulduuna dair kukular olan felsefeciler var.
Archimedesin kresinde taklit ettii gksel cisimlerin
devinimini doadakinden daha baarl bulurlar, gel gr
ki asl pek ok ynyle taklidinden katbekat stndr.

89

Tpk Acciusun212 bir eserindeki oban gibi; daha nce


hi gemi grmemi bu oban bulunduu da bandan
Argo Gemicilerinin o tanrlara zg, tuhaf aracn grn
ce nce ar, sonra da korkuya kaplp yle der:
ylesine byk bir ktle szlr,
grleyerek derinden byk bir grlt ve esintiyle;
yuvarlar dalgalan nnde, harekete geirir girdaplar
var gcyle,
ilerleyip savrulur, su srar denizden, gerisin geri gelir,

ita dum interruptum credas nimbum volvier,


dum quod sublime ventis expulsum rapi
saxum aut procellis, vel globosos turbines
existere ictos undis concursantibus,
nisi quas terrestris pontus strages conciet,
aut forte Triton fuscina evertens specus
subter radices penitus undanti in freto
molem ex profundo saxeam ad caelum eruit.
D ubitat prim o quae sit ea n atu ra quam cernit ign otam ; idem que iuvenibus visis auditoque nautico
cantu:
[sicut] inciti atque alacres rostris perfremunt delphini
item alia m u lta
Silvani melo
consimilem ad aures cantum et auditum refert.
90

Ergo u t hic prim o aspectu inanim um quiddam


sensuque v acu um se p u tat cernere, post autem signis
certioribus quale sit id de quo dubitaverat incipit
suspicari, sic philosophi debuerunt, si forte eos
prim us aspectus m undi conturbaverat, postea, cum
vidissent m otus eius finitos et aequabiles om niaque
ratis ordinibus m oderata inm utabilique constantia,

sanki para para yamur bulutu patlyor,


tepelerden rzgrlarla, frtnalarla kopan
kaya paralan yuvarlanyor ya da pe pee
gelen dalgalarn arpt kresel girdaplar oluuyor,
deniz karalar ykma uratmasa bari,
ya da Triton dili asasyla oyuklar kartrrken
kklerinin altndan dalgal denizde
kayadan bir ktleyi suyun derinliklerinden gn na
karmasa bari.

ilkin bu grd ve nceden hi tanmad nesnenin ne


olduunu merak eder; savalar grdnde ve denizci
arksn iittiinde ise yle devam eder:
Hzl ve evik yunuslar gibi solurlar uzun burunlarn
dan.

Keza baka eyler de ekler:


Silvanusun213 namesini andran bir ark arpar ku
laklarma.

90

Bu yzden o oban ilk bakta cansz ve duygusuz bir


ey grdne inanr, daha sonra ise hakknda kuku
duyduu o eyin nasl bir ey olduunu belli iaretlerden
tahmin etmeye balar, tpk felsefecilerin bana geldi
i gibi; belki de onlar ncelikle evrenin grnts a
rtmt, sonra evrenin snrl ve dzenli hareketlerini,
her eyin sabit bir dzenle ve deitirilemez bir uyum
la denetlendiini grnce, bu gksel ve tanrsal evde

intellegere inesse aliquem non solum habitatorem


in h ac caelesti ac divina dom o sed etiam rectorem et
m od eratorem et tam q uam architectum tanti operis
tantique muneris.
XXXVI. "N u n c autem mihi videntur ne suspicari
quidem quanta sit adm irabilitas caelestium reru m
91

atque terrestrium . Principio enim terra sita in


m edia parte m undi circum fusa undique est hac
anim ali spirabilique n atu ra cui nom en est a e r
G raecum illud quidem sed perceptum iam tam en
u su a nostris; tritum est enim pro Latino. H unc
rursus am plectitur inm ensus aether, qui constat ex
altissim is ignibusm u tuem ur h oc quoque verbum ,
dicaturque tam aether Latine quam dicitur aer, etsi
interpretatur Pacuvius:
hoc quod memoro nostri caelum, Graii perhibent
aethera
quasi veto non G raius h oc dicat! 'At Latine loquitur.'
Si

quidem

nos

non

quasi

G raece

loquentem

audiam us; docet idem alio loco:


Graiugena: de isto aperit ipsa oratio.
92

Sed ad m aiora redeam us. E x aethere igitur innum erabiles


orum

est

flam m ae

princeps

sol

siderum

exsistunt,

qu-

om nia

clarissim a

luce

conlustrans, m ultis partibus m aior atque am plior quam terra universa, deinde reliqua sidera

birisinin sadece ikamet eden biri olarak bulunmadn,


onun ayn zamanda bir hkmdar, bir ynetici olduu
nu ve bu muazzam eserin, bylesine byk bir yapnn
deta mimar olduunu da anladlar.
XXXVI.

Dnyorum da, gkyznde ve yeryzn

de olanlarn ne byk bir hayranlk yarattndan kuku


91

bile duyulmuyor. ncelikle evrenin orta yerindeki yer


kre drt bir taraftan canl ve solunabilen bir maddeyle
evrelenmitir. Bu madde havadr; esasen Yunanca olan
bu kelime (aer) bugne dek bizim halkmz tarafndan da
kullanlagelmitir, nk Latince bir kelime gibi gnde
lik dilimize yerlemitir. Bu havann etrafn da en tepede
yer alan ateten ibaret usuz bucaksz esir (aether) ev
reler; bu kelimeyi de dn almz ve aer kelimesi gibi
aether kelimesini de sanki Latinceymi gibi kullanmz,
halbuki Pacuvius214 onu Latinceye yle evirir:
Bizim gk kubbe dediimize Yunanlar aether diyor.

Bunu syleyen de sanki Yunan deilmi gibi! Ama La


tince konuuyor, diyeceksin. Sanki onu Yunanca konu
urken dinlememiiz gibi; bir baka yerde de yle der:
Aslm Yunan benim; telaffuzum da aa vurur bunu.

92

Neyse dnelim asl konumuza. Esirden saysz gksel


ate doar, bunlarn banda da gayet parlak yla her
eyi aydnlatan Gne gelir, stelik dnyann tamamn
dan ok daha byk ve genitir; ondan sonra gelen dier

m agn itu d in ib u s inmensis. Atque hi tanti ignes tam que m ulti n o n m od o nihil nocent terris rebusque
terrestribus, sed ita prosunt, u t si m oti loco sint
conflagrare te rra s necesse sit a tantis ardoribus m oderatione et tem p eration e sublata.
93

XXXVII. " H i c ego non m irer esse quem quam qui

sibi p e rsu a d e a t corp ora quaedam solida atque individua vi e t gravitate ferri m undum que effici ornatissim um e t p u lcherrim um ex eorum corp oru m
concursione fo rtu ita? H oc qui existim at fieri potuisse, non intellego cur non idem putet, si innum erabiles u nius e t viginti form ae litterarum vel aureae vel qualeslibet aliquo coiciantur, posse ex iis
in terram excu ssis annales Ennii u t deinceps legi
possint effici; quod nescio an ne in uno quidem

94

versu possit tantum valere fortuna. isti autem quem


ad modum adseverant ex corpusculis non calore
non qualitate aliqua (quam TtoorrjTa Graeci vocant)
non sensu praeditis sed concurrentibus temere atque casu m undum esse perfectum, vel innumerabiles potius in om ni puncto temporis alios nasci alios
interire,quodsi mundum efficere potest concursus atom orum , cur porticum cur templum cur domum cur u rb em non potest, quae sunt minus operosa et multo quidem [faciliora]? Certe ita temere de
mundo effutiunt ut mihi quidem numquam hunc
admirabilem caeli ornatum (qui locus est proximus)
suspexisse videantur. Praeclare ergo Aristoteles

yldzlar da llemez byklktedir. Bylesine muaz


zam, bylesine ok ate ktlesi yeryzne ve yeryzndeki eylere hibir biimde zarar vermez, tam tersine ya
rarl olur; ama yerlerinden kmldatlrlarsa, denetleyici
ve dzenleyici g ortadan kalkacandan yeryznn
ar sdan dolay alev alev yanmas kanlmazdr.
1>;i

XXXVII. imdi bu noktada kat ve blnmez atom


larn kendi arlk ve gleriyle hareket ettiklerine ve
rastlantsal arpmalar sonucunda bu ssl m ssl,
bu gzeller gzeli evrenin meydana geldiine kendisini
inandran birinin bulunmasna armak mym? Bunun
olabileceini dnen biri, yirmi bir harfin215 altndan
ya da hangi maddedense artk, saysz kopyas frlatlp
atlsa, yere den bu harflerin okunduunda Enniusun
Annalcsini ortaya karabileceini niin dnmez, hi
anlam deilim. Bunun neredeyse tek bir dizede bile

114

olma ans yok. Dier taraftan Epicurusular nasl oluyor


da dnyann ss, nitelii (Yunanlar buna poiotes der) ve
duyusu olmayan atomlarn geliigzel arpmalarndan
tesadfen olutuunu ya da her an saysz baka evren
lerin doduunu, baka bazlarnn de yok olup gittiini
srarla iddia ediyorlar; bir dnsenize atomlarn arp
mas- evreni var edebiliyorsa, niin bir kemer altn, niin
bir tapma, niin bir evi, niin bir kenti var edemesin ki?
stelik de bunlar gayet kk ve gerekten de gayet basit
iler. Aslna bakarsanz evren hakknda hi dnmeden
yle atp tutuyorlar ki, dersiniz olaanst gzellikteki u
gkyzn, (az sonra onu da anlatacam), sanki hi sey
retmemiler. Sonuta Aristoteles konuya aklk getirir

95

'Si essent' inquit 'qui sub terra sem per habitavissent bonis et inlustribus domiciliis quae essent
ornata signis atque picturis instructaque rebus iis
om nibus quibus abundant ii qui beati putantur, nec
tam en exissent um quam supra terram , accepissent
autem fam a et auditione esse quoddam num en et
vim deorum , deinde aliquo tem pore patefactis terrae faucibus ex illis abditis sedibus evadere in haec
loca quae nos incolim us atque exire potuissent:
cum repente terram et m aria caelum que vidissent,
nubium m agnitudinem ventorum que vim cognovissent aspexissentque solem eiusque cum m agn i
tudinem pulchritudinem que tum etiam efficientiam cognovissent, quod is diem efficeret toto caelo
luce diffusa, cum autem terras nox opacasset, tum
caelum totu m cernerent astris distinctum et ornatum lunaeque lum inum varietatem tum crescentis
tu m senescentis eorum que om nium ortus et occasus atque in om ni aeternitate ratos inm utabilosque
cursus quae cum viderent, profecto et esse deos
et h aec tanta opera d eorum esse arb itraren tu r/

96

XXXVIII. Atque haec quidem ille; nos autem tenebras


cogitem us

tantas

quantae

quondam

eruptione

A etn aeorum ignium finitimas regiones obscuravisse


dicuntur, ut per biduum nem o hom inem hom o
agnosceret, cum autem tertio die sol inluxisset tu m u t
revixisse sibi viderentur: quodsi hoc idem ex aeternis
tenebris contingeret u t subito lucem aspicerem us,
quaenam species caeli vid eretu r? Sed adsiduitate

95

ve der ki: Topran altnda heykellerle ve resimlerle ss


l, iyi denmi, rahat ve gz kamatrc evlerde yaayan
insanlar olsa, mutlu olduklarna inanlan bu kimseler asla
yerin altndan kmam olsalar da kulaktan dolma bilgi
lerle tanrnn ya da tanrsal glerin var olduunu kabul
etseler, sonra gnn birinde yeryznn az alnca o
gizli evlerinden kaabilseler ve bizim yaadmz u yer
lere kabilseler; aniden yeryzn, denizi ve gkyzn
grnce, bulutlarn bykln ve rzgrlarn gcn
anlaynca ve Gnei grp de onun btn gkyzne
yayd yla gndz olmasn salad iin bykl
ve gzellii kadar gcn de anlaynca, sonra geceyle
birlikte yeryzne karanlk ktnde btn gkyz
nn yldzlarla sslenip donandn, Ayn kah artan kh
azalan kararsz klarn, btn bu gksel cisimlerin do
ularn ve batlarn, sonsuzluk iindeki sabit ve dei
tirilemez seyirlerini grnce; bunlarn hepsini grnce
kesinlikle hem tanrlarn var olduuna hem de bylesine
byk eserlerin tanrlarn ii olduuna inanrlard.210

96

XXXVIII. Bu alnt Aristotelesten; biz Stoaclar ise yle


aklyoruz: Zifir gibi bir karanlk hayal edelim, mesela
Etna Yanardanm217 patlamasyla komu blgeleri kap
lad sylenen karanlk gibi, hani iki gn boyunca gz
gz grmemi, sonra nc gn Gne knca halk
kendisini yeniden dnyaya gelmi gibi hissetmi. Ayn
eyin bizim de bamza geldiini dnn bir, usuz
bucaksz karanlktan birdenbire gn na ksak aca
ba gkyzn nasl alglardk? Her gn gre gre gz

cotidiana et consuetudine oculorum adsuescunt


anim i, neque adm irantur neque requirunt rationes
earu m reru m quas sem per vident, proinde quasi
novitas nos m agis quam m agnitudo reru m debeat
97

ad exquirendas eausas excitare. Quis enim hunc


hom inem dixerit qui, cum tam certos caeli m otus
tam ratos astrorum ordines tam que inter se omnia
conexa et apta viderit, neget in his ullam inesse
rationem ,

eaque

casu

heri

dicat quae

quanto

consilio gerantur nullo consilio adsequi possum us?


An, cu m m achinatione quadam m overi aliquid
videm us, u t sphaeram ut horas u t alia perm ulta, non
dubitam us quin illa opera sint rationis, cum autem
im petum caeli cum admirabili celeritate m overi
vertique

videam us

constantissim e

vicissitudines anniversarias cum

conficientem

sum m a salute

et conservatione reru m om nium , dubitam us quin


ea non solum ratione hant sed etiam excellenti
divinaque ratione?
98

"L icet enim iam rem ota subtilitate disputandi

oculis

quodam

m od o

contem plari

pulchri-

tudinem rerum earu m quas divina providentia


dicim us

constitutas.

XXXIX. A c

principio

terra

universa cernatur, locata in m edia sede m undi,


solida et globosa et undique ipsa in sese nutibus
suis conglobata, vestita floribus herbis arboribus
frugibus, quorum om nium incredibilis m ultitudo insatiabili varietate

distinguitur. A d de huc

alkanl olutuundan zihnimiz ainalk kazanr, bun


dan dolay da srekli grp durduumuz eyler karsnda
ne arp kalrz ne de bunlarn nedenlerini aratrmaya
kalkarz; demek ki bizi olaylarn nedenlerini aratrmaya
97

ynelten, konunun nemi deil de yenilii. Gkyzndeki hareketlerin ne kadar dzenli, yldzlardaki dzenin
ne kadar muayyen, her eyin birbiriyle ne kadar balant
l ve uyumlu olduunu grp de bunlardaki dzenleyici
akl reddeden ve bizim aklmzla kavrayabileceimizin
tesinde bir aklla gerekletirilen bu eylerin tesad
fen olduunu ileri sren birine kim insan diyebilir ki?
Kre,218 saat219 ve daha pek ok eyde olduu gibi, bir
eyin belli bir sistemle hareket ettiini grdmzde,
bunun akim eseri olduundan kukulanmaz myz? Gkyzndeki dairesel hareketlerin artc bir hzla ger
ekletiini ve bunun sonucunda da yln deiik mev
simlerinin birbiri ard sra geldiini ve tam bir emniyet
iinde her eyi koruyup gzettiini grdmzde tm
bu eylerin aklla, hem de stn ve tanrsal bir aklla ger
ekletiinden kukulanmaz myz?

98

imdi inceden inceye tartmay bir tarafa brakalm


da,

tanrsal

ngryle

yaratldn

sylediimiz

gzelliklere evirelim gzlerimizi. XXXIX. ncelikle g


zmze yerkre arpar. Evrenin tam orta yerindedir,
kaskat kresel bir ktledir, kendi arl sayesinde her
bakmdan yusyuvarlaktr; akla hayale smayacak kadar
ok ve bitmek tkenmek bilmez eitlilikte ieklerle,
bitkilerle, aalarla, rnlerle bezenmitir. Bir de bu

fontum gelidas perennitates, liquores perlucidos


am nium , riparum vestitus viridissim os, speluncarum concavas altitudines, saxorum asperitates,
inpendentium

m ontium

altitudines

inm ensita-

tesque cam poru m ; adde etiam reconditas auri


99

argentique venas infinitimamque vim m arm oris.


Q uae vero et quam varia genera bestiarum vel
cicurum vel ferarum ! qui volucrium lapsus atque
cantus! qui pecu d um pastus! quae vita silvestrium!
Quid iam de hom inum genere dicam ? qui quasi
cultores terrae constituti non patiuntur eam nec
inm anitate beluarum efferari nec stirpium asperitate
vastari, quorum que operibus agri, insulae litoraque
collucent distincta tectis et urbibus. Q uae si u t animis,
sic oculis videre possem us, nem o cunctam intuens

100

terram de divina ratione dubitaret. At vero quanta


m aris est pulchritudo! quae species universi! quae
m ultitudo et varietas insularum ! quae am oenitates
oraru m ac litorum ! quot genera quam que disparia
p artim subm ersarum , p artim fluitantium et innantium beluarum , partim ad saxa nativis testis inhaerentium ! Ipsum autem m are sic terram appetens
litoribus alludit ut una ex duabus naturis conflata

101

videatur. Exin m ari finitum us aer die et nocte distinguitur, isque tum fusus et extenuatus sublim e fertur, tum autem concretus in nubes cogitur
um orem que colligens terram auget imbribus, tum
effluens h u c et illuc ventos efficit. idem annuas

saydklarmza buz gibi kaynaklar, rmaklarn berrak su


larn, kylarnn yemyeil rtlerini, maara oyuklarnn
derinliklerini, sarp kayalar, yaln dalarn yksekliini
ve ovalarn usuz bucakszlm ekle; hatta gizli altn ve
99

gm damarlarn, snrsz mermer kaynaklarm da


ekle! Bir sr de hayvan trn, ister evcil, ister yaba
nl! Kularn uularn ve tlerini! Koyun meralarn!
Krsal yaam! Peki insan soyu iin ne demeli? Sanki ile
ri gleri topra ekip bimektir, ne yabanl hayvanlarla
yabanllamasna ne de verimsiz allarla oraklamasna
izin verirler; onlarn abalaryla araziler, adalar, sahiller
evlerle ve kentlerle bezenip gz kamatrr. Bunlar zihin
lerimizde canlandrdmz gibi gzlerimizle de grebilseydik, btn dnyay dikkatle gzlemleyen hi kimse

100

tanrsal bir akim varlndan kuku duyamazd. Baksana


deniz ne kadar da gzel! Ya o engin grnts nasl! Bir
sr ada eit eit! Peki ya deniz kylarnn ve sahille
rin gzelliine ne demeli! Deniz canllar ka eit, nasl
da birbirlerinden farkl farkl! Kimi dipte yayor, kimi
suda yzyor, kimi de kabuklaryla kaya paracklarna
smsk tutunuyor! Ya denizin kendisi! Karaya hasret, k
ylarla yle bir oynar ki, iki ayr doa yekvcut olmu

101

sanrsn. Srada denizle snrda hava var; gndz ba


ka trl gece baka trldr, bazen younluunu azal
tarak dalp yukar ekilir, bazen younlaarak bu
lutlarn iine skp kalr ve nemi kendi iine toplayp
yadrd yamurlarla topraa bereket verir, bazen
de hava akmlaryla rzgrlara neden olur. Yl iinde

frigon u n

et calorum

facit

varietates,

idem que

et volatus alitum sustinet et spiritu ductus alit


et sustentar anim antes. XL. Restat ultim us et a
dom iciliis nostris

altissim us

om nia

cingens

et

coercens caeli com plexus, qui idem aether vocatur,

extrem a

ora

et determ inatio

m undi,

in

quo cum adm irabilitate m axim a igneae form ae


102

cursus ordinatos definiunt. E quibus sol, cuius m agnitudine m ultis patribus terra superarur, circum eam
ipsam volvitur, isque oriens et o cd d en s diem noctem que conficit, et m odo accedens tum autem recedens
binas in singulis annis reversiones ab extrem o contrarias facit, quarum in intervallo tum quasi tristitia
quadam contrahit terram , tum vicissim laetificat ut

103

cu m caelo hilarata videatur. Luna autem , quae


est, u t ostendunt m athem atici, m aior quam dimidia pars terrae, isdem spatiis vagatu r quibus sol,
sed tum congrediens cu m sole tum degrediens
et eam lucem quam a sole accepit mittit in terras
et varias ipsa lucis m utationes habet, atque eti
am tum subiecta atque opposita soli radios eius
et lum en obscurat, tum ipsa incidens in u m bram
terrae, cum est e regione solis, interpositu interiectuque terrae repente deficit. Isdem que spati
is eae stellae quas vagas dicim us circum terram
feruntur eodem que m od o oriuntur et occidunt,
quarum m otus tum incitantur, tum retardantur,

104

saepe etiam insistunt. Q uo spectaculo nihil potest

snn artp azalmasn, kularn umasn, solunduunda


canllarn beslenip bymesini ve yaamasn salar. XL.
Bizim yaam alanmzn ok uzanda ve ok yksekler
de her eyi kuatan ve gkyzn sarp sarmalayan bir
e daha vardr; buna da esir denir, buras dnyann en
u kenar ve snrdr; burada bulunan ateten cisimler,
102

belirlenmi seyirlerinde artc bir ekilde gidip gelirler.


Bunlarn arasnda dnyadan katbekat byk olan Gne
dnyann etrafnda dner. Gne doduunda gndz,
battnda ise gece olur. Dnyaya nce yaklap sonra
tekrar geriye ekildiinde bir yl iinde ulat en uzak
noktadan ters yne doru iki dn tamamlar; bu dn
ler srasnda dnyay kh hznlendirir kh sevindirir,

103

hem de gkyzyle birlikte sevince boulacak kadar. Ay


ise matematikilerin hesaplarna gre dnyann yarsn
dan daha byktr,220 Gnele ayn gzerghta dolar,
ama bazen Gnee yaklar, bazen de ondan uzaklar ve
Gneten ald dnyaya yollar; eit eit deiken
vardr; bazen Gnein altnda ve aksi ynnde kalp
nlarna ve na engel olur, bazen de dnyann glge
sinde kalp da Gnein aydnlatt blgenin dna knca
araya dnyann girip na engel olmasyla aniden gz
den kaybolur. Bizim gezegen dediimiz yldzlar da dn
yann evresini ayn yrngelerde dolarlar; ayn biimde
doup batarlar; bazen hzl bazen yava hareket ederler,

104

ounlukla da sabit dururlar. Bundan daha olaanst

admirabilius esse, nihil pulchrius. Sequitur stellaru m inerrantium m axim a m ultitudo, quarum ita
descripta distinctio est u t ex notaru m figurarum similitudine nom ina invenerint." XLI. Atque h oc loco
m e intuens "U ta r," inquit, "carm inibus Arateis,
quae a te ad m odu m adulescentulo conversa ita me
delectant quia Latina sunt ut m ulta ex iis m em oria
teneam . Ergo, ut oculis adsidue videm us, sine ulla
m utatione aut varietate
cetera labuntur eleri caelestia motu
cum caeloque simul noctesque diesque feruntur,
105

quorum

contem platione

nullius

expleri

potest

anim us n atu rae constantiam videre cupientis;


extremusque adeo duplici de cardine vertex
dicitur esse polus.
H un c circum A rctoe

duae feruntur n um quam

occidentes;
ex his altera apud Graios Cynosura vocatur,
altera dicitur esse Helice,
cuius quidem

clarissim as stellas totis noctibus

cernim us,
quas nostri Septem soliti vocitare Triones;
106

paribusque stellis similiter distinctis eundem caeli


v erticem lustrat p arv a C ynosura:

ve daha gzel bir manzara olamaz. Ayrca yldzlar belli


ekillerde kmeler oluturur ve hepsi de adn benzedii
eyden alr. XLI. Bu srada Balbus bana bakp konuma
sna yle devam etti: Aratusn221 iirlerinden yararla
nacam,222 hani sen delikanllk yllarnda bunlar Latinceye evirmitin. yle gzel bir Latinceyle evirmisin ki
birou hl ezberimde. Gzlerimizi dikip baktmzda
grdmz gibi, herhangi bir deiiklik veya farkllk
olmadan,
kayp gider hzla dier gk cisimleri
dolanrken gece gndz gkyznde.

105

Doadaki uyuma hayran biri bunlar incelemekten ken


dini alamaz;
eksenden en uzak iki noktaya
kutup denir.

Hi batmayan iki takmyldz, yani Bykay ve Kkay


takmyldzlar kutup evresinde dner durur;
Yunanlar birisine Kkay,
dierine Bykay der.

Bykay takmyldznn gerekten de en parlak yldzla


rn gece boyunca grrz,
halkmz bunlara Yedi Triones der.

106

Eit sayda yldzla benzer biimde gruplaan Kkay


takmyldz gkyznde ayn kutup etrafnda dner:

hac fidunt duce nocturna Phoenices in alto;


sed prior illa magis stellis distincta refulget
et late prima confestim a nocte videtur,
haec vero parva est, sed nautis usus in hac est;
nam cursu interiore brevi convertitur orbe.
XLII.

Et quo sit earum stellarum admirabilior

aspectus,
has inter, veluti rapido cum gurgite flumen,
torvus Draco serpit supter superaque revolvens
sese confidensque sins e corpore flexos.

Eius cum totius est praedara species, <tum> in


prims aspicienda est figura capitis atque ardor
oculorum:
huic non una modo caput ornans stella relucet,
verum tempora sunt duplici fulgore notata
e trucibusque oculis duo fervida lumina flagrant
atque uno mentum radianti sidere lucet;
opstipum caput ac tereti cervice reflexum
optutum in cauda maioris fig ere dicas.

Et relicum quidem corpus Draconis totis noctibus


cemimus:
hoc caput hic paulum sese subito aequore condit,
ortus ubi atque obitus partem admiscetur in unam.

Geceleyin derinden gven verir on u n nderlii Fenikeli


denizcilere,
dier yldzlardan daha az k sasa da,
her yerden grlr alacakaranlkta bile,
kktr, ama yararldr denizcilere,
dolar daha ierlek, daha ksa bir yrngede.

XLII. Bu yldzlarn grnmn daha da olaanst ya


pansa,
aralarnda dolu dizgin akan bir nehir gibi,
kvrm kvrm dolanan yabanl Ejderha takmyldz
ylan gibi bklm bklm bedeniyle.

107

Gz kamatran grnm, zellikle de bann biimi ve


gzlerinin parlakl grlmeye deerdir:
Ssl psl banda sadece parlak bir yldz yoktur,
ifte parlt vardr akaklarnda;
saar zalim gzlerinden iki ate topu k,
enesinde prl prl tek bir yldz;
atm ban arkaya, emi zarif boynunu,
sanki kenetlenmi baklar Bykay takmyldznn
kuyruuna.

108

Ejderha takmyldznn bedenindeki dier blmleri de


gece boyunca grrz:
O ba aniden kayboluverir ufukta,
birbirine karr douuyla bat orada.

Id autem caput
attingens defessa velut maerentis imago
vertitur,

quam quidem Graeci


Engonasin vocitant, genibus quia nixa feratur.
hic illa eximio posita est fulgore Corona.

Atque haec quidem a tergo, propter caput autem


Anguitenens,
109

quem claro perhibent Ophiuchum nomine Graii.


hic pressu duplici palmarum continet Anguem,
atque eius ipse manet religatus corpore torto,
namque virum medium serpens sub pectora cingit.
ille tamen nitens graviter vestigia ponit
atque oculos urget pedibus pectusque Nepa.

Septentriones autem sequitur


Arctophylax, vulgo qui dicitur esse Bootes,
quod quasi temoni adiunctam prae se quatit Arctum.

110 Dein quae sequuntur: huic enim Booti


subter praecordia fixa videtur
stella micans radiis, Arcturus nomine claro,

cuius <pedibus> subiecta fertur

Bu ba ise,
yas tutan birinin bezgin grnts gibi
dolanr durur.

Aslnda Yunanlar buna


Engonasin223 derler, dizlerinin stnde dolar nk,
ite orda olaanst parlaklyla Ta yldz.224

Ta yldz hemen arkasndadr, bann yannda ise Ylat


Tayc takmyldz,225
109

Yunanlar Ophiuchus derler, ne anl anl bir ad!


iki elinin arasnda tutar Ylan takmyldzn,226
sarmalanp kalm onun kvrm kvrm bedeniyle,
insann beline dolanm ylan.
Yine smsk basyor yere, ayaklarnn izi kalyor,
eziyor ayaklaryla Akrep takmyldznn gzlerim, g
sn.

Ardndan Yedi yldz kmesi227


Arctophylax,22S halk dilinde Bootes,
sanki boyundurua vurulmu Bykay ve Kkay
takmyldzlarn kutba srkledii iin.

110

Sonra Bootes,
gsnn altndaki sabit yldz
prl prl parlyor, ad da anl anl Arcturus.

Ve onun ayaklarnn altnda dolar

spicum inlustre tenens splendenti corpore Virgo.


XLIII. Atque ita dem etata signa sunt u t in tantis
discriptionibus divina sollertia appareat:
et natos Geminos invisses sub caput Arcti,
subiectus mediaest Cancer, pedibusque tenetur
magnus Leo tremulam quatiens e corpore flammam.
Auriga
sub laeva Geminorum obductus parte feretur;
adversum caput huic Helicae truculenta tuetur,
at Capra laevum umerum clara obtinet.
[Tum quae sequuntur:]
verum haec est magno atque inlustri praedita signo,
contra Haedi exiguum iaciunt mortalibus inem.
Cuius sub pedibus
corniger est valido conixus corpore Taurus.
111

Eius caput stellis conspersum est frequentibus:


has Graeci stellas Hyadas vocitare suerunt,
a pluendo (u t iv enim est pluere), nostri im perite
Suculas, quasi a subus essent, non ab imbribus

prl prl bedeniyle Baak burcu, ltl bir baak tutar


elinde.

XLIII. ylesine dzenli ki yldzlarn sralan, tanrsal ya


ratcl gsteriyor aka:
Greceksin Bykay ve Kkay takmyldznn ba
larnn altnda ikizler burcunu,
bunun da belinin altnda Yenge burcu, ayaklarna tu
tunmu
koca Aslan burcu, yayar bedeninden titrek prltlarn.

Arabac takmyldz
gizlenip szlr kizler burcunun solundan alta;
karsnda korkun suratyla Bykay takmyldz,
sol omzuna ise aslp kalm parlak Capra.229

[Sonra da unlar gelir:]


Koskocaman prl prl bir yldz,
Olaklar230 ise tam tersi, azck k saar lmllere.

Onun ayaklarnn dibinde,


melmi boynuzlu Boa burcu gl bedeniyle.

111

Ba sk tk yldzlarla bezenmi:
Yunanlar Hyades derdi bu yldzlara.

Bunlar adlarn yamurdan alr (nk hyein fiili Yunancada yamurun yamas anlamna gelir), bizim halkmz
ise bu yldzlarn ad sanki yamur szcnden deil
de domuz (sus) szcnden tretilmi gibi cahillik edip

nominatae. Minorem autem Septentrionem Cephe


us passis palmis a tergo subsequitur:
namque ipsum ad tergum Cynosurae vertitur Arcti.

Hunc ante cedit


obscura specie stellarum Cassiepia.
hane autem inlustri versatur corpore propter
Andromeda aufugiens aspeetum maesta parentis.
huic Equus ille iubam quatiens fulgore micanti
summum contingit caput alvo, stellaque iungens
una tenet duplices communi lumine formas
aeternum ex astris cupiens conectere nodum.
exin contortis Aries cum cornibus haeret:

quem propter
Pisces, quorum alter paulum praelabitur ante
et magis horriferis Aquilonis tangitur auris.
112

XLIV. Ad pedes Andromedae Perseus deseribitur,


quem summa <a> regione aquilonis flamina pulsant;

cuius
propter laeum genus omni ex parte locatas
parvas Vergilias tenui cum luce videbis.
inde Fides posita et leviter convexa videtur,
inde est ales Avis lato sub tegmine caeli.

bunlara Suculae231 der.232 te yandan Cepheus233 ise K


kay takmyldzn ellerini am arkadan takip eder;
Ay takmyldzlarndan Kkaynm pei sra dner.
C ep h eu su n da n nd e
belli belirsiz yldzlaryla Cassiepia.2j4
Dolanr durur onun yannda prl prl bedeniyle
kederli Andromeda236 annesinin baklarndan kaarcasma.
Sallarken At takmyldz236 yelesini titrek parltsyla,
dokunur karnyla da onun bana ve kaynap tek bir
yldz olup yakalar yla ikizini,
arzular aralarnda yldzlaryla sonsuz bir ba olusun,
hemen ardnda Ko burcu durur kvrml boynuzlary
la.

Yannda da
Balk burcu, bir tanesi biraz nden szlr
ve daha aktr Kuzey rzgrnn rpertici esintilerine.
112

XLIV. A n d ro m ed an m ayaklarna d oru da P erseu s iziliverm i,


arpar dondurucu Kuzey rzgrlar baucuna;
onun
sol dizinin yannda, epeevre yerlemi
kk lker burcunu237 greceksin lgn yla,
yannda da ilyak takmyldz hafiften kavisiyle,
sonra da gkyznn engin gk kubbesinin altnda kanatl
ku.238

Capiti autem Equi pro xim a est Aquarii dextra


totusque deinceps A quarius.
tum gelidum valido de pectore frigus anhelans
corpore semifero magno Capricomus in orbe;
quem cum perpetuo vestivit lumine Titan,
brumali flectens contorquet tempore currum.
113

H ic autem aspicitur
ut sese ostendens emergit Scorpios alte
posteriore trahens plexum vi corporis Arcum,
quem propter nitens pinnis convolvitur A [es,
at propter se Aquila ardenti cum corpore portat.
D einde Delphinus,
exinde Orion obliquo corpore nitens.

114

Q uem subsequens
fervidus ille Canis stellarum luce refulget.
P ost Lepus subsequitur
curriculum numquam defesso corpore sedans;
at Canis ad caudam serpens prolabitur Argo,
hane Aries tegit et squamoso corpore Pisces
Fluminis inlustri tangentem corpore ripas.

At takmyldznn bann yannda ise Su Tayc takm


yldznn sa kolu, sonra da btnyle Su Tayc ta
kmyldz.
Ardnda gl kalbinden dondurucu hava soluyan
yar insan yar hayvan bedeniyle Olak takmyldz b
yk yrngenin iinde;
donatr Gne onu srekli yla,
iki bklmdr dndrrken arabasn k dnencesine.

113 te imdi
Akrep burcu gsterirken kendini nasl da kar tepelere
tepelere,
gl kuyruuyla eker iki bklm Yay burcunu,
yannda dner durur kanat rpan Ku takmyldz,
onun da yannda uar Kartal takmyldz alev alev be
deniyle.

Sonra Yunus takmyldz,


rpnr durur sonra Orion239 eri br bedeniyle.

114

Onun pei sra gelir


o azgm Kpek yldz240 ltl yldzlaryla prl prl.

Arkasndan Yabanl Tavan takmyldz gelir,


yorulup da asla pes etmez koudan,
szlmektedir yavaa Kpek yldznn kuyruuna
doru Argo;241
dokunduunda prltl bedeniyle nehrin242 kylarna
kapatr Ko burcu, onu da pullu Balk burcunu da.

Q uem longe serpentem et m anantem aspicies,

proceraque Vincla videbis,


quae retinent Pisces caudarum a parte locata .. .
inde Nepae cemes propter fulgentis acumen
Aram, quam flatu permulcet spiritus Austri.

Propterque Centaurus

cedit Equi partis properans subiungere Chelis.


hic dextram porgens, quadrupes qua vasta tenetur,
tendit et inlustrem truculentus cedit ad Aram;
hic sese infemis e partibus erigit Hydra,

cuius longe corpus est fusum ,

in medioque sinu fulgens Cratera relucet,


extremam nitens plumato corpore Corvus
rostro tundit; et hic Geminis est ille sub ipsis
Ante-Canem,

115

H d o k ik o v

Graio qui nomine fertur.

H aec om nis discriptio siderum atque hic tantus


caeli ornatus ex corporibus h u c et illuc casu et
tem ere cursantibus potuisse effici cuiquam sano

l Jzun uzun srklendiini ve aktn greceksin,


ve greceksin upuzun Zincir takmyldzlarn,
tutar Balk burcunu taklp kuyruklarna . . .
Greceksin orada, parlak Akrep takmyldznn ine
sinin yannda
Sunak takmyldzm, Gney rzgrnn usulca yalayp
getii.

Ve yannda Centaurus,243
Atn uzuvlarm yakalama tela iinde taklr Akrep ta
kmyldznn kskalarna,
kocaman sa elini uzattnda tutuverir drt ayakly,244
devam eder yoluna ve ular parlak Sunak takmyld
zna acmaszca;
orada yukar kar yeralt dnyasndan, Yedi Bal Su
Ylan.245

Sere serpe yaylp uzanm


k saar tam orta kvrmnda prl prl arap Kab ta
kmyldz,
kuyruuna basan, tyl Karga takmyldz
gagalar gagasyla ve ite orada kizler burcunun altnda,
Kk

Kpek

takmyldznn

en

byk

yldz,

Prokyondur Yunancada karl.

115 Hangi akl banda insan yldzlardaki bu dzenin, u


muazzam gksel gzelliin, bir o yana bir bu yana gelii
gzel ve rastlantsal hareket eden atomlardan olutuuna

videri potest? an vero alia quae natura mentis et


rationis expers haec efficere potuit? quae non modo
ut fierent ratione eguerunt sed intellegi qualia sint
sine summa ratione non possunt.
XLV.

"N ec vero haec solum admirabilia, sed nihil

maius quam quod ita stabilis est mundus atque ita


cohaeret, ad permanendum ut nihil ne excogitari
quidem possit aptius. Omnes enim partes eius undique medium locum capessentes nituntur aequaliter. Maxime autem corpora inter se iuncta permanent cum quasi quodam vinculo circumdato colligantur; quod facit ea natura quae per omnem mundum omnia mente et ratione conficiens funditur
116 et ad medium rapit et convertit extrema. Quocirca
si mundus globosus est ob eamque causam omnes
eius partes undique aequabiles ipsae per se atque
inter se continentur, contingere idem terrae necesse
est, ut omnibus eius partibus in medium vergentibus (id autem medium inlim um in sphaera est) ni
hil interrumpat quo labefactari possit tanta contentio gravitatis et ponderum. Eademque ratione mare,
cum supra terram sit, medium tamen terrae locum
expetens conglobatur undique aequabiliter neque
117

redundat umquam neque effunditur. Huic autem


continens aer fertur ille quidem levitate sublimis,
sed tamen in omnes partes se ipse fundit; itaque
et mari continuatus et iunctus est et natura fertur
ad caelum, cuius tenuitate et calore temperatus

inanabilir? Yoksa gerekten zihinden ve akldan yoksun


baka bir varlk bunlar yaratabilir miydi? Bunlarn yara
tm bir akl olmadan mmkn olamayaca gibi doalar
n da stn bir akl olmadan anlamak mmkn deildir.
XLV. Evet, bu saydklarmzn hepsi olaanst, ama
hibiri evrendeki uyumdan ve dengeden stn deil;
sonuta yaamn devamll iin evrenden daha elve
rili bir ey hayal bile edilemez. Evrenin btn blm
leri merkezine her taraftan eit mesafededir. Sanki bir
eit zincirle balammasna btn blmler bir araya
geldiklerinde birbirlerine balanp srekli byle kalr;
ite bunu yapan, her eyi zihin ve aklla meydana geti
ren, btn evrene nfuz eden, en utaki paracklar bir
116 merkeze eken ve ynelten doadr. Dolaysyla ev
ren yuvarlaksa ve bu nedenle onun btn blmleri
her ynden kendi ilerinde ve kendi aralarnda eit bir
dengede tutuluyorsa, bu durum yerkre iin de mutla
ka geerlidir; nk onun da btn blmleri merkeze
yneldiinde (merkez ise krenin en alt noktasdr) e
kim gcnn ve ktlesinin bu denli birbirine rlm
yapsn hibir ey zayflatp bozamaz. Ayn ilkeye gre
deniz, yeryznn stnde olsa da, her yandan ayn bi
imde yeryznn merkezine ynelince kre eklini alr,
117 ne snrlarnn dna akar ne de taar. Denize biti
ik hava ise hafifliinden dolay yukar kar, ama yine
de her yana yaylr; bylece denizle ban koparma
dan onunla btnleirken doas yznden de gky
zne doru ykselir; gkyznn hafiflii ve ssyla

vitalem et salutarem spiritum praebet animantibus.


Quem complexa summa pars caeli, quae aetheria
dicitur, et suum retinet ardorem tenuem et nulla
admixtione concretum et cum aeris extremitate coniungitur. XLVI. In aethere autem astra volvuntur,
quae se et nisu suo conglobata continent et forma
ipsa figuraque sua momenta sustentant; sunt enim
rotunda, quibus formis, ut ante dbdsse videor,
118

minime noceri potest. Sunt autem stellae natura


flammeae, quocirca terrae maris aquarum vaporibus
aluntur iis qui a sole ex agris tepefactis et ex aquis
excitantur; quibus altae renovataeque stellae atque
omnis aether refundunt eadem et rursum trahunt
indidem, nihil ut fere intereat aut admodum paululum quod astrorum ignis et aetheris flamma consumit. Ex quo eventurum nostri putant id de quo Panaetium addubitare dicebant, ut ad extremum omnis
mundus ignesceret, cum umore consumpto neque
terra ali posset nec remearet aer, cuius ortus aqua
omni exhausta esse non posset; ita relinqui nihil praeter inem, a quo rursum animante ac deo renovatio

119

mundi fieret atque idem ornatus oreretur. Nolo


in stellarum ratione multus vobis videri, maximeque earum quae errare dicuntur; quarum

yumuayan hava canllara salkl yaam soluu verir.


Havay ise gkyznn en yksek blm sarp sarma
lar, buna esir tabakas denir, kendi halis lk scakln
muhafaza eder ve havann yzeyiyle birleir. XLVI. Esirde
ise yldzlar kendi yrngelerinde dnp dururlar, bun
lar hem kendi ekim gleriyle kre biimini alrlar hem
de kendilerine zg biimleri ve orantl yaplar sayesin
de devinimlerini srdrrler; nk bunlar yuvarlaktr,
nceden de sylediim gibi,246 yuvarlak olan biimlere
118

en ufak bir zarar verilemez. Yldzlarn doas atelidir,


ite bu yzden de topraktan, denizlerden ve nehirlerden
kan buharlarla beslenirler; bu buharlar Gnein stt
topraklardan ve sulardan ykselir; ite yldzlar ve esir
bu buharlarla beslenip can bulur; sonra bu buharlar ayn
biimde geldikleri yere geri dnerler, sonra bir kez daha
ayn kaynaklardan yldzlara ve esire ularlar, bu srada
da miktarlarnda neredeyse hi azalma olmaz ya da yl
dzlarn atei ve esirin alevi ok az bir ksmn tketip
azaltr. Bizim Stoaclar bu anlattklarmzdan, syledik
lerine gre Panaetiusun kukuyla karlad u sonucun
kacana inanrlar: Su buhar tkenince toprak besle nemeyecei, su tamamen bitince de ykselemeyen hava
deveran edemeyecei iin btn evren en nihayetinde
byk bir yangnla tutuur,247 bylece geriye ateten
baka hibir ey kalmaz; bu canl ve tanrsal ateten de

119

yeniden bir evren doar ve tekrar nceki halini alr.248


Yldzlar, zellikle de u gezegen adn verdiklerimi
zi anlatrken arya katm dnmenizi istemem;

tantus est concentus ex dissimillimis motibus ut,


cum summa Saturni refrigeret, media Martis incendat, his interiecta Iovis inlustret et temperet infraque Martem duae soli oboediant, ipse sol mundum
omnem sua Iuce compleat ab eoque luna inluminata graviditates et partus adferat maturitatesque
gignendi. Quae copulatio rerum et quasi consentiens ad mundi incolumitatem coagmentatio naturae
quem non m o ve t, hunc horum nihil umquam reputavisse certo scio.
120

XLV. "Age ut a caelestibus rebus ad terrestres

veniamus, quid est in his in quo non naturae ratio


intellegentis appareat? Principio eorum quae gignuntur e terra stirpes et stabilitatem dant iis quae
sustinent et e terra sucum trahunt quo alantur ea
quae radicibus continentur; obducunturque libro
aut cortice trunci quo sint a frigoribus et caloribus tutiores. lam vero vites sic claviculis adminicula tamquam manibus adprehendunt atque ita
se erigunt ut animantes. Quin etiam a caulibus, si
propter sati sint, ut a pestiferis et nocentibus refugere dicuntur nec eos ulla ex parte contingere.
121

Animantium vero quanta varietas est, quanta


ad eam rem vis ut in suo quaeque genere permaneat! Quarum aliae coriis tectae sunt aliae villis
vestitae aliae spinis hirsutae; pluma alias alias

lnnlarm farkl farkl devinimlerinden kaynaklanan mu


azzam bir uyum sz konusudur; be gezegenin en sl ndeki Saturnus dondururken, ortadaki Mars kavurur,
bunlarn arasnda kalan Iuppiter ise hem aydnlatr hem
de scak souk dengesini salar. Marsn altndaki iki ge
zegen Gnee tabidir; Gne btn evreni a boar,
onun aydnlatt Ay da gebelik, doum ve yetikinlik
nedenidir. Btn bu eylerin birbirleriyle kurduklar
badan ve deta evrenin gvenlii iin doada meydana
gelen uyumdan etkilenmeyen biri varsa, o kii kesinlikle
bu konularn hibiri zerine kafa yormamtr.
!.!)

XLVII.

imdi

gkyzndekileri

brakalm

da

yeryzndekilere gelelim. Bunlarda da akll bir varl


n tasarmm ak seik gstermeyen ne var ki? nce
topraktan biten bitkilere bakalm: Beslendikleri yere
kk salarlar ve oraya aklp kalrlar, kkleriyle topra
a smsk tutunup kendilerini besleyen besi suyunu
oradan ekerler; souktan ve scaktan daha iyi korun
malar iin gvdeleri ince ya da kaim bir kabukla kap
ldr. Sonra asmalara gelelim, deta el gibi kullandklar
filizleriyle hereklere tutunurlar ve canllar gibi dik du
rurlar. Sylendiine gre, lahanalara yakn dikilmilerse,
bulac hastalktan ya da zararl bir eyden kaarcasma
kaarlar onlardan ve onlara hibir ekilde demezler.249
121

Peki ya hayvanlar, ne kadar da cins cins! Her biri ne


kadar da azimli kendi trn devam ettirmeye! Kimi
si deriyle kapl, kimisi post geirmi zerine, kimisinin
de kllar var diken diken; bir bakyorsun bazlar tyl

squama videmus obductas, alias esse cornibus armatas, alias habere effugia pinnarum. Pastum au
tem animantibus large et copiose natura eum qui
cuique aptus erat comparavit. Enumerare possum
ad eum pastum capessendum coniiciendumque
quae sit in figuris animantium et quam sollers subtilisque descriptio partium quamque admirabilis fabrica membrorum. Omnia enim, quae quidem intus
inclusa sunt, ita nata atque ita locata sunt ut nihil eo
rum supervacaneum sit, nihil ad vitam retinendam
122 non necessarium. Dedit autem eadem natura beluis
et sensum et appetitum, ut altero conatum haberent
ad naturales pastus capessendos, altero secernerent
pestifera a salutaribus. lam vero alia animalia gradiendo alia serpendo ad pastum accedunt, alia volando alia nando, cibumque partim oris hiatu et dentibus ipsis capessunt, partim unguium tenacitate
arripiunt, partim aduncitate rostrorum, alia sugunt
alia carpunt alia vorant alia mandunt. Atque etiam
aliorum ea est humilitas ut cibum terrestrem rostris
123

facile contingant; quae autem altiora sunt, ut anseres ut cygni ut grues ut cameli, adiuvantur proceritate collorum; m anus etiam data elephanto est, quia
propter magnitudinem corporis difficiles aditus habebat ad pastum. XLVIII. At quibus bestiis erat is cibus
ut alius generis bestiis vescerentur, aut vires natura
dedit aut celeritatem. Data est quibusdam etiam
machinatio quaedam atque sollertia, ut in araneolis

bazlar da pullu, bazlar boynuzla silahlanm, bazlar


da kanad uup kaabilsin diye. Doa da canllara c
mert davranm, trlerine gre bol bol yiyecek vermi.
imdi tek tek sayabilirim, besinlerini bulup yesinler diye
canllarn nasl tasarlandn, organlarnn ne kadar us
taca ve dikkatlice yerletirildiini, uzuv yaplarnn ne
kadar da olaanst olduunu. Btn i organlar yle
oluturulmu ve yerletirilmitir ki, bunlarn hibiri ge
reinden fazla, hibiri yaamn devamll iin gereksiz
122

deildir. Ayn doa ayrca hayvanlara hem duyum hem


de itah bahetmi; biriyle doalarna uygun yiyecek
leri bulmaya ynelsinler, dieriyle de zararly zarar
szdan ayrt etsinler diye. Baz hayvanlar yiyeceklerine
yryerek, bazlar srnerek, bazlar uarak, bazlar
yzerek yaklar; kimisi yemeini azn aarak dileriy
le kapar, kimisi peneleriyle kavrar, kimisi de kvrml
gagasyla yakalar, sonra bazlar emer, bazlar koparr,
bazlar yutar, bazlar da iner. Ayrca bazlar ksa
boyludur, bylece azlaryla yerdeki yiyecee kolayca

123

ulaabilirler; buna karn kaz, kuu, turna, deve gibi baz


trler ise uzun boyludur; onlar da uzun boylu olmann
avantajlarndan yararlanrlar; file ise bir el250 bahedil
mi, nk gvdesi o kadar iri ki, yiyeceine baka trl
ulamas zor. XLV1II. Daha baka hayvanlar da var, bun
lar da baka hayvan trlerini yiyerek beslenirler; bunun
iin de doa onlara ya kuvvet ya da eviklik vermitir.
Baz trlere de maharet ve kurnazlk; mesela baz rm
cek trleri a rer, srf oraya yapan canl lsn diye;

aliae quasi rete texunt, ut si quid inhaeserit


conficiant, aliae autem u t . . . ex inopinato observant
et si quid incidit arripiunt idque consumunt. Pina
vero (sic enim Graece dicitur) duabus grandibus
patula conchis cum parva squilla quasi societatem
coit comparandi cibi, itaque cum pisciculi parvi
in concham hiantem innataverunt, tum admonita
<a> squilla pina morsu conprimit conchas; sic
dissimillimis bestiolis communiter cibus quaeritur.
124

In quo adm irandum est congressune aliquo inter


se an iam inde ab ortu n atu ra ipsa congregatae
sint.

Est etiam adm iratio non nulla in bestiis

aquatilibus iis quae gignuntur in terra: veluti


crocodili

fluviatilesque

testudines

quaedam que

serpentes ortae extra aquam simul ac prim um niti


possunt aquam persequuntur. Q uin etiam anitum
ova gallinis saepe supponim us, e quibus pulli orti
prim o aluntur ab iis u t a m atribus a quibus exclusi
fotique sunt, deinde eas relinquunt et effugiunt
sequentes, cu m prim um aquam quasi n aturalem
dom um

videre

potuerunt:

tantam

ingenuit

anim antibus conservandi sui natura custodiam .


XLIX. Legi etiam scriptum esse avem quandam quae
platalea nom inaretur; eam sibi cibum quaerere
advolantem ad eas avis quae se in m ari m ergerent,
quae

cum

em ersissent

piscem que

cepissent,

usque eo prem ere earu m capita m ordicus dum


illae captum am itterent, in quod ipsa invaderet.

I>;zlar da pusuya yatp . . . iin alarn rer251 ve an ii c bir ey der dmez onu yakalayp yutuverir. iki geni
kabuu olan midye de (Yunancas da Latincesiyle ayndr)
kk karidesle deta ibirlii iindedir; midye yiyeceini
yakalamak iin kabuklarn ak tutar, kk balklar bu
ak duran kabuklarn iine girdiklerinde karides midye
yi uyarr, o da kabuklarn kapatr, bylece birbirlerine
benzemeyen iki kk hayvan yemeklerini birlikte arar.
I -M Bu olayda u nokta merak uyandryor: Acaba aralarnda
bir ortaklk anlamas m var, yoksa var olduklar andan
itibaren doa m onlar birbirlerine kenetlemi? Elbette
karada doup suda yaayan canllar da merak uyandrr:
rnein timsahlar, su kaplumbaalar ve suyun dnda
doan baz ylan trleri, daha srnmeye balar balamaz
suya ynelirler. Yalnz bu da deil, evet bir de rdekler
var; yumurtalarm genellikle tavuklarn altna koyarz,
yumurtalardan doan yavrular nce kendilerini yumur
tadan karan ve kendilerine analk eden tavuklar tarafn
dan beslenir, ama sonra bu yavrular deta doal yuvalar
olan suyu grdkleri anda, pelerinden gelen tavuklar
terk edip kaarlar, ite doa canllara bylesine gl bir
kendini koruma igds bahetmi. XLIX. Hatta bir ki
tapta kak kuu denilen bir ku olduunu okumutum;
bu ku yiyeceini aramak iin, denize dalp yakaladklar
balklarla su yzne kan dier kularn arkasndan uu
yor ve yiyeceklerini dnnceye kadar o kularn kafala
rn gagalyor, sonra da bu yiyecee kendisi konuyormu.
Yine bu kitapta yazdna gre, bu ayn ku midesini

Eadem que haec avis scribitur conchis se solere com plere easque cu m stom achi calore concoxerit evom ere, atque ita eligere ex iis quae sunt
125

esculenta. R anae autem m arinae dicuntur obruere


sese haren a solere et m overi prope aquam , ad quas
quasi ad escam pisces cu m accesserint confici a
ranis atque consum i. M uo est quoddam bellum
quasi naturale

cum

corvo;

ergo

alter alterius

ubicum que nanctus est ova frangit. Illud vero


(ab Aristotele

an im adversum

quo pleraque)

quis potest non m irari, grues cum loca calidiora


petentes

m aria

transm ittant

trianguli

efficere

form am ? eius autem sum m o angulo aer ab iis


adversus pellitur, deinde sensim ab utroque latere
tam q uam rem is ita pinnis cu r sus avium levatur;
basis autem trianguli, quam efficiunt grues, ea
tam quam a puppi ventis adiuvatur; eaeque in
tergo

praevolantium

colla

et capita

reponunt;

q uod quia ipse d ux facere non potest, quia non


h abet ubi nitatur, revolat u t ipse quoque quiescat,
in eius locum succedit ex iis quae adquierunt,
eaque
126

vicissitudo

in

om ni

cursu

conservatur.

M ulta eius m odi proferre possum , sed genus ipsum


videtis. lam vero illa etiam notiora, quanto se pere
custodiant bestiae, u t in pastu d rcu m sp ecten t,
u t in cubilibus delitiscant. L. Atque illa mirabilia,

kabuklu deniz canllaryla doldurup duruyormu, son


ra bunlar mide scaklyla sindirip kusuyor, bylece
I

yenilebilir ksmlar bunlarn arasndan seiyormu. Son


ra su kurbaalarnn zerlerini hep kumla rttkleri ve
hep su kenarna yneldikleri, kendilerine yaklaan ve
yem olarak grdkleri balklar ldrp yedikleri anlat
lr. Ayrca kargayla aylak arasnda deta doal karlanan
bir sava vardr, bu yzden biri dierinin yumurtalarn
bulduu yerde krverir. Pek ok konuda Aristotelesten
alntlar yaptm; onun dikkat ektii u konu, yani daha
scak yerler arayan turnalarn denizleri geerken gen
ekli oluturmalar kimde merak uyandrmaz? Bu ge
nin ucuyla, kar karya kaldklar havay delip geerler,
sonra aama aama her iki yanlarndaki kanatlar sanki
krek grevi grr gibi uularn kolaylatrr; dier
yandan turnalarn oluturduu bu genin taban sanki
gemi pupas gibi rzgrlarn yardmna aktr; turnalar
boyunlarn ve balarn nlerindeki kularn srtlar
na dayarlar; bataki ku bunu yapamaz, nk nnde
dayanabilecei baka bir ku yoktur, o da dinlenmek
iin arkaya geer, dinlenenlerden birisi de onun yerini
alr; bu dei toku btn uu boyunca srdrlr.

126

Bu tarzda birok rnek ileri srebilirim, ama ana fikri


anladnz. Hatta daha iyi bilinen rnekler de var; rne
in hayvanlar kendilerini nasl da byk bir dikkatle
korurlar, beslenirken etraflarna baknrlar, yuvalarnda
pusuya yatarlar. L. Hayret verici daha baka eyler de var:

quodea quae nuper, id est paucis ante saeclis,


medicorum ingeniis reperta suntvomitione canes,
purgando autem alvo se ibes Aegyptiae curant.
Auditum est pantheras, quae in barbaria venenata
carne caperentur, remedium quoddam habere quo
cum essent usae non morerentur, capras autem in
Creta feras, cum essent confixae venenatis sagittis,
herbam quaerere quae dictamnus vocaretur, quam
cum gustavissent sagittas excidere dicunt e corpore.
12 7 Cervaeque paulo ante partum perpurgant se quadam

herbula quae seselis dicitur. lam illa cernimus, ut


contra vim et metum suis se armis quaeque defendat
comibus tauri, apri dentibus, morsu leones; aliae
fuga

se

aliae occultatione tutantur,

atramenti

effusione sepiae torpore torpedines, multae etiam


insectantis odoris intolerabili foeditate depellunt.

LI. "U t vero perpetuus mundi esset ornatus,


magna adhibita cura est a providentia deorum ut
semper essent et bestiarum genera et arborum
omniumque rerum quae a terra stirpibus continerentur. Quae quidem omnia eam vim seminis
habent in se ut ex uno plura generentur, idque
semen inclusum est in intuma parte earum bacarum quae ex quaque stirpe funduntur; isdemque seminibus et homines adfatim vescuntur
et terrae eiusdem generis stirpium renovatione

Mesela kpekler kusarak, Msrdaki ekik kargalar


ise barsaklarn temizleyerek kendi kendilerini tedavi
ederler; bu tedavi yntemleri yakn bir tarihte, yakn de
diysem birka yzyl nce, hekimlerin dehas sayesinde
kefedilmi ancak. Anlatldna gre, yabanc lkelerde
zehirli etle ele geirilen panterlerin kendilerini lmden
kurtarmak iin uyguladklar tedavi yntemleri varm;
Giritteki yaban keileri ise zehirli oklarla delik deik
edildiklerinde geyikotu denilen bir ot ararlarm, de
diklerine baklrsa bu otu yiyince oklar bedenlerinden
l

dermi. Dii geyikler de doum yapmadan hemen nce


sesdis denilen bir otla kendilerini batan aa temizler.
Yine aka grdmz gibi hayvanlar iddete ve tehli
kelere kar kendilerini kendi silahlaryla korurlar; me
sela boalar boynuzlaryla, yabandomuzlar da dileriyle.
Baz hayvanlar kaarak, bazlar da gizlenerek kendilerini
korur, mesela mrekkep balklar simsiyah bir sv ak
tarak, torpil bal uyuturarak; bazlar da dayanlmaz
iren kokular kararak pelerine denleri uzaklatrr.
LI. Dorusunu isterseniz tanrsal ngr, dnya d
zeninin srekliliini korumak iin btn hayvan, aa ve
kkleriyle topraa tutunan bitki trlerinin daima var ol
masna byk zen gstermitir. Gerekten de btn bit
kilerde kendisinden pek ok bitkiyi retecek tohum var
dr ve bu tohum her bir bitkiden fkran o meyvelerin
en i ksmnda bulunur; ayn tohumlarla hem insanlar
yeteri kadar beslenirler hem de toprak ayn trden yeni

128

conplentur. Quid loquar quanta ratio in bestiis


ad

perpetuam

conservationem

earum

generis

appareat? Nam primum aliae mares aliae feminae


sunt, quod perpetuitatis causa machinata natura
est, deinde partes corporis et ad procreandum
et ad concipiendum aptissimae, et in mare et
in

femina

commiscendorum

corporum

mirae

libidines. Cum autem in locis semen insedit, rapit


omnem fere cibum ad sese eoque saeptum fingit
animal; quod cum ex utero elapsum excidit, in iis
animantibus quae Iacte aluntur omnis fere cibus
matrum lactescere incipit, eaque quae paulo ante
nata sunt sine magistro duce natura mammas
appetunt earumque ubertate saturantur. Atque ut
intellegamus nihil horum esse fortuitum et haec
omnia esse opera providae sollertisque naturae,
quae multiplices fetus procreant, ut sues ut canes,
iis mammarum data est multitudo, quas easdem
paucas habent eae bestiae quae pauca gignunt.
129

Quid dicam quantus amor bestiarum sit in educandis custodiendisque iis quae procreaverunt,
usque ad eum finem dum possint se ipsa defendere? etsi pisces, ut aiunt, ova cum genuerunt relinquunt, facile enim illa aqua et sustinentur et fetum
fundunt. LII. Testudines autem et crocodilos dicunt, cum in terra partum ediderint, obruere ova,
deinde discedere; ita et nascuntur et educantur

:,8 bitkilerle donanr. Hayvanlara gelince, trlerinin devam


lln salamak iin ne kadar akll olduklarn gsteri
yorlar zaten, bilmem anlatmama gerek var m? Doada
devamll salamak zere kurulu bir dzen olduun
dan, bir defa hayvanlarn bazlar erkek, bazlar diidir;
sonra bedenlerindeki uzuvlar hem remeye hem de gebe
kalmaya pek elverilidir, hatta hem erkekte hem de dii
de iftlemek iin olaanst bir arzu vardr. Tohum ise
yerini bulduunda, nerdeyse btn besini kendine eker
ve orada yuvalanp canl bir varla dnr; bu canl var
lk rahimden kayp knca, stle beslenen bu canllarn
annelerinin nerdeyse btn yedikleri st olmaya balar ve
yeni doan yavrular kimse retmeden, igdyle anne
lerinin memelerine ynelir ve st dolu memelerle karn
larn doyururlar. Anlyoruz ki bunlarn hibiri rastlant
sonucu olmamtr, aksine btn her ey ngrl ve h
nerli bir doann eseridir; mesela domuz gibi, kpek gibi,
bir batnda ok sayda yavrulayan hayvanlarn memeleri
de fazladr, az sayda yavrulayanlarn ise memeleri azdr.
129

Hayvanlarn, kendilerini savunabilecekleri duruma ge


linceye kadar yavrularm koruyup kollama konusunda
ne kadar gl bir arzular olduunu sylememe ge
rek var m? Sylenene baklrsa balklar yumurtladktan
sonra yumurtalarn terk etseler de, su bu yumurtalar
korur ve yavrular yumurtalardan kolayca kar. LII. Yine
dediklerine gre kaplumbaalar ve timsahlar yumurta
larm karaya brakp gmyor, sonra da onlar terk edip
gidiyorlarm; bylece yavrular hem kendi kendilerine

ipsa per sese. lam gallinae avesque reliquae et


quietum requirunt ad pariendum locum et cubilia
sibi nidosque construunt eosque quam possunt
mollissume substernunt, ut quam facillume ova
serventur; e quibus pullos cum excuderunt, ita
tuentur ut et pinnis foveant ne frigore laedantur
et si est calor a sole se opponant. Cum autem pulli
pinnulis uti possunt, tum volatus eorum matres
130

prosequuntur, reliqua cura liberantur. Accedit ad


non nullorum animantium et earum rerum quas
terra gignit conservationem et salutem hominum
etiam sollertia et diligentia. Nam multae et pecudes
et stirpes sunt quae sine procuratione hominum
salvae esse non possunt.
"Magnae etiam opportunitates ad cultum homi
num atque abundantiam aliae aliis in locis reperiuntur. Aegyptum Nilus inrigat et, cum tota aestate obrutam oppletamque tenuit, tum recedit mollitosque
et oblimatos agros ad serendum relinquit. Mesopotamiam fertilem efficit Euphrates, in quam quotannis quasi novos agros invehit. Indus vero, qui est
omnium fluminum maximus, non aqua solum ag
ros laetificat et mitigat sed eos etiam conserit; magnam enim vim seminum secum frumenti similium

131

dicitur deportare. Multaque alia in aliis locis

douyorlar hem de kendi kendilerine byyorlarm.


Ayrca tavuklar ve dier kular yavrulamak iin sakin
bir yer arar, kendilerine yatacak yer ve yuva yapar, s
telik yumurtalarn rahatlkla koruyabilmek iin de
yuvalarnn altn mmkn mertebe yumuak otlarla
rterler; civcivlerini yumurtalarndan karttklarnda
ise onlar yle korurlar ki, souktan incinmesinler diye
onlar kanatlaryla str, hava scaksa kendileri Gnee
geip onlar glgede brakrlar. Civcivler minik kanat
larn kullanmaya baladklarnda, ite o zaman annele
riyle birlikte uarlar, bylece anneleri de yavrular iin
130

endielenmeyi brakr. Tm bu anlattklarmza ilaveten


insanlarn becerisi ve gayreti de kimi canllarn ve top
raktan biten eylerin korunup gzetilmesine katkda bu
lunur. nk insanlar ilgilenmezse nice hayvan ve bitki
tr yok olur gider.
Dnyann

drt bir

yannda

insanlarn

topra

ilemesine ve bereketli klmasna yarayacak byk ola


naklar var. Ni) Nehri Msr sular; sularn tarp yaz
boyunca topraklarn susuz kalmamasn salar, sula
rn geri ektii zaman da amura bulanp yumuam
topra ekip bimeye hazr hale getirir. Frat Nehri de
Mezopotamyaya bereket verir; her yl sanki yepyeni
topraklan Mezopotamyaya tar. Dnyann en byk
nehri ndus252 ise suyuyla sadece topraklan gbrelemekle ve yumuatmakla kalmaz, tohum da saar. n
k rivayete gre ok miktarda tahl benzeri tohumu
131

beraberinde srkler. Baka yerlerdeki kayda deer

commemorabilia proferre possum, multos fertiles


agros alios aliorum fructuum. LIII. Sed illa quanta
benignitas naturae, quod tam multa ad vescendum,
tam varia et tam iucunda gignit, neque ea uno
tempore artni, ut semper et novitate delectemur
et copia! Quam tempestivos autem dedit, quam
salutares non m odo hominum sed etiam pecudum
generi, iis denique omnibus quae oriuntur e terra,
ventos Etesias! quorum flatu nimii temperantur
calores, ab isdem etiam maritimi cursus celeres
et certi deriguntur. Multa praetereunda sunt [et
132

tamen multa dicuntur]. Enumerari enim non possunt fluminum opportunitates, aestus maritimi
m ultum t accedentes et recedentes, montes vestiti
atque silvestres, salinae ab ora maritima remotissimae, medicamentorum salutarium plenissimae
terrae, artes denique innumerabiles ad victum et
ad vitam necessariae. lam diei noctisque vidssitudo
conservat animantes tribuens aliud agendi tempus
aliud quiescendi. Sic undique omni ratione concluditur mente consilioque divino omnia in hoc mundo ad salutem omnium conservationemque admirabiliter administrari.

133

"Hic quaeret quispiam, cuiusnam causa tantarum


rerum molitio facta sit? Arborumne et herbarum,
quae quamquam sine sensu sunt tamen a natura sustinentur? At id quidem absrdm est. An bestiarum?

rnekleri de sayabilirim, mesela deiik trde rnler ve


ren dier bereketli topraklar gibi. LIII. Doann ne byk
ltf bu! Yememiz iin bylesine ok, bylesine eitli,
bylesine lezzetli rnleri kendinden verir ve bunlar y
ln sadece tek bir zamann da vermez, yle ki her mevsim
bu tazeliin ve bolluun keyfini sreriz. imdi bir bak,
doa nasl da mevsimine uygun, nasl da shhat getiren
meltemler vermi, bunu sadece insanlara deil, hayvanla
ra ve topraktan biten bitkilere de vermi. Bu rzgrlarn
esmesiyle bunaltc scaklarn etkisi azalr, bir de bu
rzgrlar gemilerin denizde hzl ve gvenli bir ekilde
yol almasn salar. Birok rnei atlamam gerekiyor
132

[ama yine de birounu anlattm] 253 nk nehirlerin


yararlarn, denizin yaklap geri ekilmesiyle oluan gel
gitleri, ormanlarla rtl dalar, deniz kysndan ok
uzaktaki tuz yataklarn, ifal otlarla dolup taan toprak
lar, son olarak beslenme ve yaam iin gerekli olan say
sz yntemi saymama imkn yok. Ayrca gece ve gnd
zn birbirini izlemesi canllarn saln korur; gndz
alma zamandr, gece de dinlenme. Tm bu deerlen
dirmelerden varlan sonu udur: Tanrsal bir zihin ve
irade, esenlik vermek ve koruyup gzetmek amacyla bu
dnyadaki her eyi hayret verici bir biimde ynetmek
tedir.

133

imdi birisi kp unu sorabilir: Bu muazzam dzen


kim iin kuruldu? Duyumdan yoksun olsalar da doa
dan beslendiklerine gre aalar ve bitkiler iin mi? Ama
bu gerekten de ok sama. Yoksa hayvanlar iin mi?

Nihilo

probabilius

deos

mutorum

et

nihil

intellegentium causa tantum laborasse. Quorum


igitur causa quis dixerit effectum esse mundum?
Eorum scilicet animantium quae ratione utuntur;
hi sunt di et homines, quibus profecto nihil est
melius, ratio est enim quae praestet omnibus. ita
fit credibile deorum et hominum causa factum esse
mundum quaeque in eo [mundo] sint omnia.
LIV.

"Faciliusque intellegetur a dis inmortalibus

hominibus esse provisum si erit tota hominis fabricatio perspecta omnisque humanae naturae figura
134

atque perfectio. Nam cum tribus rebus animantium


vita teneatur, cibo potione spiritu, ad haec omnia percipienda os est aptissimum, quod adiunctis naribus
spiritu augetur. Dentibus autem in ore constructis
manditur atque ab iis extenuatur et mollitur cibus.
Eorum adversi acuti morsu dividunt escas, intimi au
tem conficiunt qui genuini vocantur, quae confectio

135

etiam a lingua adiuvari videtur. Linguam autem ad


radices eius haerens excipit stomachus, quo primum
inlabuntur ea quae accepta sunt ore. Is utraque ex
parte tosillas attingens palato extremo atque intimo
terminatur. Atque is agitatione et motibus linguae
cum depulsum et quasi detrusum cibum accepit, depellit: ipsius autem partes eae quae sunt infra quam
id quod devoratur dilatantur, quae autem supra

136

contrahuntur. Sed cum aspera arteriasic enim


a medicis appellaturostium habeat adiunctum

Konuma yetisinden ve akldan yoksun hayvanlar iin


tanrlarn bu kadar zahmete katlanmas olacak i deil.
Peki, dnyann kimler iin var edildiini kim syleyebi
lir? Hi phesiz akln kullanan canllar iin. Bu canllar
sa tanrlar ve insanlardr, sahiden de hibir ey onlardan
daha iyi olamaz, nk akl her eyden stndr. Bu
yzden dnyann ve dnyadaki her bir eyin tanrlar ve
insanlar iin var edildiine inanabiliriz.
LIV. nsann btn yapsn, insan doasnn biimini
ve mkemmelliini incelersek, tanrlarn insanlara zenip
134 bezendii daha iyi anlalacaktr. Canllarn yaamas
eye baldr: yeme, ime ve soluk alp verme. Bunlarn
hepsi iin en uygun organ azdr, burun delikleri de daha
fazla havann ieri ekilmesine yardmc olur. Azdaki
dilerle yemekler inenir, ufalanr ve yumuatlr. ndeki
diler keskindir, yiyecekleri srp bir lokma alrlar, geri
deki dilerse az dileridir, ineme iini yaparlar; tabii bu
135

ineme iinde dil de onlara yardm eder. Dilden son


ra onun kklerine bal yemek borusu gelir, aza al
nanlar ilkin buradan geer. Her iki taraftan badem
ciklere bitiik olan yemek borusu daman gerisine ya
da en i ksmna kadar uzanr. Yemek borusu dilin et
kinlik ve hareketiyle aa srklenen ve deta aa
itilen yiyecei alnca onu daha da aa iteler. Yutulan
yiyecekler yemek borusundan aa inerken yiyecein
altnda kalan blm geniler, stnde kalan blmse

136

daralr. Soluk borusunun ya da sert atardamarn (n


k hekimler byle adlandrr), yemek borusunun dile

linguae radicibus paulo su p ra quam ad linguam


stom achus adnectitur, eaque ad pulm ones usque
pertineat excipiatque an im am eam quae d ucta est
spiri tu, eandem que a pulm onibus respiret et reddat,
tegitur quodam quasi operculo, quod ob eam causam d atu m est ne si quid in eam cibi forte incidisset
spiritus im pediretur. Sed cu m alvi n atu ra subiecta
stom acho cibi et potionis sit receptaculum , pulm o
nes autem et co r extrinsecus spiritum ducant, in
alvo m ulta sunt m irabiliter effecta, quae constat fere
e nervis, est autem m ultiplex et tortuosa, arcetque
et continet sive illud arid um est sive u m idu m quod
recepit, u t id m utari et concoqui possit, eaque tum
astringitur tu m relaxatur, atque om ne quod accepit
cogit et confundit, u t facile et calore, quem m ultum
habet, et terendo cibo et p raeterea spiritu om nia cocta atque confecta in reliquum corpus dividantur. LV.
In pulm onibus autem inest raritas quaedam et adsimilis spongiis m ollitudo ad h auriendum spiritum
aptissim a, qui tum se contrahunt adspirantes, tum
in respiratu dilatantur, u t frequenter du catu r cibus
137 anim alis quo m axim e aluntur anim antes. E x intestinis autem et alvo secretus a reliquo cibo sucus
is quo alim ur p erm anat ad iecur p er quasdam a
m edio intestino usque ad p ortas iecoris (sic enim
appellantur) d u ctas et d erectas vias, quae pertinent ad iecur eique adhaerent; atque inde aliae
<alio> pertinentes sunt, per quas cadit cibus a iecore dilapsus. Ab eo cibo cu m est secreta bili eique
u m ores qui e renibus profunduntur, reliqua se in
sanguinem vertun t ad easdem que p ortas iecoris

baland noktann biraz stnde dilin kklerine bal


bir girii vardr; soluk borusu akcierlere kadar uzanr;
solumakla ieri ekilen havay alr, sonra bu havay d
ar verir ve akcierlerden atar; soluk borusu deta bir
kapakla kapatlmtr, sanki kazara buraya yiyecek ka
masna ve solunumun kesilmesine engel olsun diye. Ak
cierler ve kalp havay dardan ieri ekerken, yemek
borusunun altnda yer alan mide yiyecek ve iecek de
posudur. Midede olaanst iler gerekleir; tamamen
kasl liflerden oluur; ok katl ve sarmal bir yaps var
dr; ald kat ya da sv besini zmseyebilsin ve sindirebilsin diye iine hapseder ve orada tutar. Bir kaslp bir
geveyerek iindeki her eyi sktrp kartrr, sonuta
fazlasyla sahip olduu syla, yiyeceklerin tlmesiyle,
bir de solunumun etkisiyle sindirip hazr hale getirdii
her eyi bedendeki dier uzuvlara kolayca datr. LV.
Akcierlerde ise nefes alp vermeye ok uygun yumu
ak ve sngerimsi bir doku vardr, nefes alrken geni
ler, verirken bzlr; sonuta canllarn yaam kayna
137

olan hava tekrar tekrar alnp verilir. Yiyeceklerin sal


glad zsu ise mide yoluyla barsaklardan karacie
re akar; orta barsaktan254 karaciere uzanp ona ba
lanan belli kanallarn ve dz geitlerin iinden geerek
karacierin kaplarna (nk byle adlandrlr) kadar
ular. Karacierden de uzanan baka kanallar vardr,
karacierden dalan besin de bunlarn iinden geer.
Safra ve bbrekten szlen svlar bu besinden ayrtr
lnca, geriye kalanlar kana dnr ve karacierin btn

confluunt, ad quas om nes eius viae pertinent; per


quas lapsus cibus in h o c ipso loco in eam venam
quae cava appellatur confunditur perque eam ad
cor confectus iam coctusque perlabitur; a corde au
tem in totu m corpus distribuitur per venas adm od u m m ultas in om nes partes corporis pertinentes.
138

Q uem ad m od um autem reliquiae cibi depellantur


tum astringentibus se intestinis tum relaxantibus,
h au d sane difficile dictu est, sed tam en praetereun d u m est ne quid habeat iniucunditatis oratio.
illa potius explicetur incredibilis fabrica naturae:
nam quae spiritu in pulm ones anim a ducitur, ea
calescit prim um ipso ab spiritu, deinde contagione pulm onum , ex eaque p ars redditur respirando, p ars concipitur cordis parte quadam quam
ventriculum cordis appellant, cui similis alter adiunctus est in quem sanguis a iecore per venam illam cavam influit; eoque m od o ex his partibus et
sanguis p er venas in om ne corpus diffunditur et
spiritus p er arterias; utraeque autem crebrae multaeque toto corpore intextae vim q uandam incredibilem

139

artificiosi operis

Q uid dicam

divinique testantur.

de ossibus? quae subiecta corpo-

ri m irabiles com m issuras habent et ad stabilitatem aptas et ad artus finiendos adcom m odatas
et ad m otu m et ad om nem corporis actionem .
H u c adde nervos, a quibus artus continentur, eorum que inplicationem corp ore toto pertinentem ,

kanallarnn ulat sz konusu kaplara akar. Bu kap


larn iinden kayan besin tam da bu yerde cava vena2SS
olarak adlandrlan o toplardamara geer, sonra bu da
mar araclyla artk tam anlamyla ilenmi ve sindiril
mi olarak kalbe gider; kalpten de bedenin her yanma
uzanan pek ok damar sayesinde btn bedene dalr.
li'.K Barsaklarn kaslp geveyerek besinden artakalan
lar nasl dar attn anlatmak elbette zor deil, ama
anlattklarm iimizi kaldrmasn diye bu konuyu ge
iyorum. Bunun yerine doann o akl almaz ustaln
aklayaym: rnein solunumla akcierlere ekilen hava
nce solukla, sonra akcierlere temas ederek snr, bu
havann bir ksm solunumla gerisin geri dar verilir,
bir ksm da kalbin kalp karnc demlen blmnde
toplanr; sayesinde kann karacierden akt cava vena
denen sz konusu toplardamara benzeyen bir baka da
mar da kalp karncna baldr. Bylece hem toplarda
marlar araclyla kan hem de atardamarlar aracly
la soluk bu uzuvlardan tm bedene yaylr. Her iki256
damardan da ok sayda bulunur, ayrca btn bedene
bir a gibi rlmtr her ikisi de, ustalkla yaplm
tanrsal bir eserin olaanst gcn kamtlarcasma.
139

Peki, ya kemikler hakknda ne demeli? Bedenin iske


letidir onlar; hayret verici kkrdak yaplar hem denge
salamaya uygundur, hem eklemlerin birbirlerine ba
lanmasna hem de hareket etmeye ya da her tr bedensel
etkinlie. Buna bir de eklemleri birletiren sinirleri ve bu
sinirlerin btn bedene yaylan karmak yapsn ekle;

qui sicut venae et arteriae a corde tracti et profecti in


corpus om ne ducuntur.
140

LVI. "Ad hane providentiam n atu rae tam diligentem tam que sollertem adiungi m ulta possunt e quibus intellegatur quantae res hom inibus a dis quam que exim iae tributae sint. Q uae prim um eos hum o
excitatos celsos et ereetos constituit, ut deorum
cognitionem caelum intuentes capere possent. Sunt
enim ex terra hom ines n on u t incolae atque habitatores sed quasi speetatores superaru m reru m atque
caelestium , quarum spectaculum ad nullum aliud
genus anim antium pertinet. Sensus au tem interpretes ac nuntii reru m in capite tam quam in arce mirifice ad usus necessarios et facti et conlocati sunt. N am
oculi tam q uam speculatores altissim um locum obtinent, ex quo plurim a conspicientes fungantur suo

141

m unere; et aures, cum sonum percipere debeant


qui natu ra in sublime fertur, reete in altis corp orum
partibus collocatae sunt; item que nares et quod
om nis o do r ad supera fertur reete sursum sun t et
quod cibi et potionis iudicium m agn um earum
est non sine causa vicinitatem oris secutae sunt.
la m gustatus, qui sentire eoru m quibus vescim ur
genera debet, habitat in ea parte oris qua esculentis
et potulentis iter natu ra patefecit. Tactus autem

tpk kalpten kp btn bedene yaylan toplardamarlar


da ve atardamarlarda olduu gibi.257
140

LVI. Doann bu akll ve kl krk yaran ngr


sne pek ok rnek verilebilir; bu rneklerin hepsi de
tanrlarn insanlara ne kadar anlaml, ne kadar ms
tesna eyler bahettiini gsterir. Doa ncelikle yer
den kaldrp ayaklarnn zerinde dimdik durmalarn
salam insanlarn, gkyzne bakp tanr kavramna
ulaabilsinler diye. Evet, topraktan neet eden insan bu
rada deta yukardaki gksel cisimlerin gsterisini, hani
baka hibir canl trnn ilgisini ekmeyen o gsteriyi
seyre gelen bir seyirci gibidir; topraa ait, toprakta ya
ayan bir canl gibi deil. Bir de duyularmz var, etra
fmzda olup biteni yorumlayan, haber veren; zorunlu
ihtiyalarmz gidermek iin olaanst bir biimde
oluturulup sanki bir kaleye yerletirilir gibi yerleti
rilmiler bamza. Gzler deta bir gzc gibi en yu
karda, buradan pek ok eyi aka grp grevlerini

141

yerine getirsinler diye; kulaklar da uygun olarak bede


nin st tarafna yerletirilmi, nk doal olarak yukar
doru ykselen sesi alglamalar gerekiyor. Keza burun
deliklerinin de yukarda olmas uygun, nk her trl
koku yukar doru ykselir. Ayrca burun deliklerinin
aza yakn olmas da nedensiz deil, nk yiyecek ve
iecekleri semede byk rol oynarlar. Grevi yediimiz
yiyeceklerin trlerini ayrt etmek olan tat duyusunun
yeri ise yzde, doann yenilip iilen eylerin giriine
mahsus bir yol at blmdr. Dokunma duyusu tm

toto corpore aequabiliter fusus est, ut om nes ictus


om nesque m inim os et frigoris et caloris adpulsus
sentire possim us. Atque u t in aedificiis architecti
avertunt ab oculis naribusque dom inorum ea quae
profiuentia necessario taetri essent aliquid habitura,
sic n atu ra res similis procu l am andavit a sensibus.
142

LVII. "Q uis vero opifex p raeter naturam , qua


nihil

potest

persequi

esse

callidius,

potuisset in

tantam

sensibus?

sollertiam

quae prim um

oculos m em branis tenuissim is vestivit et saepsit,


quas prim um perlucidas fe d t u t p er eas cem i
posset, firmas autem u t continerent; sed lubricos
oculos fecit et m obiles, ut et declinarent si quid
n oceret et aspectum quo vellent facile converterent;
aciesque

ipsa

qua

cernim us,

quae

pupula

vocatu r, ita p arva est u t ea quae nocere possint


facile vitet, palpebraeque, quae sunt tegm enta
oculorum , m ollissim ae tactu ne laederent aciem ,
aptissim e factae et ad claudendas pupulas ne
quid incideret et ad aperiendas, idque providit
u t identidem fieri p osset cum m axim a celeritate.
143

M unitaeque

sunt

palpebrae

tam quam

vallo

pilorum , quibus et apertis oculis si quid incideret


repelleretur
oculis

ad

et

som no

cernendum

n on

coniventibus,
egerem us,+

cum
ut

qui

tam q uam involuti quiescerent. Latent p raeterea


utiliter et excelsis undique partibus saepiuntur;

bedene eit lde yaylmtr, hem her trl temas hem


de scak ve souun en kk etkisini bile duyumsayabi
lelim diye. Nasl ki mimarlar binalarndan akan pis sular
ev sahiplerinin gzlerinden ve burunlarndan uzaklat
rrlarsa, ayn biimde doa da benzer eyleri duyu organ
larmzdan uzak tutar.
142

LVII. Her eyden daha usta olan doa dnda hangi


zanaatkr duyularn oluturulmasnda bu kadar byk
bir ustalk sergileyebilirdi? Doa gzleri ilkin ipinceck zarlarla giydirip korumaya ald, bu zarlarn iinden
grebilelim diye bunlar saydamlatrd, gzler iinde
kalsn diye de salam yapt; ayrca gzleri, kendilerine
zarar verebilecek eylerden korunmalar ve baklarm
istedikleri yere kolayca evirmeleri iin kaygan ve ha
reketli kld. Aslnda grmemizi salayan organn ad
gzbebeidir, o kadar ufaktr ki, kendisine zarar vere
bilecek eylerden kolayca kaabilir. Gz kapaklar gz
lerin rtsdr, ok yumuak bir dokular vardr; gz
bebeklerine dediklerinde onlara zarar vermesinler diye.
Gze bir ey kamamas iin de kapatp amaya ok uy
gun bir ekilde oluturulmular ve bunu da son dere
ce sratli bir ekilde art arda yapabilmeleri salanm.

143

Gz kapaklar sanki kll bir siperle korunur. Gzlerimiz


akken iine herhangi bir ey kaarsa bunlarn sayesinde
geri itilir ve gzlerimiz uykuya geerken artk grmek
iin onlara ihtiyacmz kalmaynca sanki gz kapakla
ryla rtnp dinlenirler. Gzler kullanmlarna uygun
biimde korunurlar, etraflar kntlarla evrilmitir.

p rim u m enim superiora superciliis obducta sud orem a capite et fronte defluentem repellunt;
genae deinde ab inferiore parte tutan tur subiectae leniterque em inentes; nasusque

ita loca-

tus est u t quasi m u ru s oculis interiectus esse


144

videatur. Auditus autem sem per patet, eius enim


sensu etiam dorm ientes egem us, a quo cum sonus
est acceptus etiam e som no excitam ur. Flexuosum
iter habet, ne quid intrare possit si sim plex et
d erectu m

pateret;

p rovisum

etiam

ut

si

qua

m inim a bestiola con aretur inrum pere in sordibus


aurium

tam q uam in visco inhaeresceret. Extra

autem em inent quae appellantur aures, et tegendi


cau sa factae tutandique sensus et ne adiectae
v oces laberentur atque erraren t prius quam sensus
ab iis pulsus esset. Sed duros et quasi com eolos
habent introitus m ultisque cu m flexibus, quod
his naturis relatus am plificatur sonus; quocirca
et in fidibus testudine resonatur aut cornu, et
ex tortuosis locis et inclusis <soni> referuntur
145

am pliores. Similiter nares, quae sem per p ropter


necessarias utilitates patent, contractiores habent
introitus,

ne

quid

in eas

quod

noceat possit

pervadere; um orem que sem per habent ad pulverem


m ultaque alia depellenda non inutilem. G ustatus
praeclare saeptus est, ore enim continetur et ad
u su m apte et ad incolum itatis custodiam .

Bir defa stteki kntlarda kalar var, batan ve aln


dan gzlere terin akmasna engel olurlar; sonra altta
hafife kk elmack kemikleri var, bunlar da gzle
ri aadan korurlar; ve nihayet burun, o da yle yer
letirilmitir ki, gzleri birbirinden ayran bir duvar
144

sanrsn, iitme organ ise her an hazr bekler, nk bu


duyuya uyurken bile ihtiyacmz var; bir ses duyduk mu
hemen uykudan uyanrz, iitme organnda ylankavi bir
yol vardr, iine herhangi bir ey kamasn diye; bu dm
dz ve basit bir yol olsayd, iine her ey girebilirdi, oysa
minicik bir bcek bile ieri girmeye kalksa sanki kse
otuna yapm gibi kulak kirine yapp kalmas nce
den planlanmtr. Da doru da kulak adn verdiimiz
organlar uzanr; bunlar hem iitme organlarn rtmek
ve korumak amacyla hem de kan sesler geip gitmesin
ve iitme organlarna arpmadan etrafa yaylmasn diye
oluturulmu. D kulak serttir, sanki boynuza benzer ve
kvrm kvrmdr, nk ses bu nitelikte bir eye arpnca
artar; kaplumbaa kabuu ya da boynuzdan yaplan lir
de sesin yksek perdeden kmas bu yzdendir, bir de
dolambal ve kapal yerlerden kan ses daha gl bir

145

ekilde yanklanr. Burun delikleri de vazgeilmez ya


rarlar yznden kulaklar gibi hep hazr bekler, burun
deliklerinden giriler de dardr, zararl olabilecek eyler
ieri girmesin diye. Bir de orada tozu ve dier pek ok
eyi uzak tutmaya yarayan nem vardr srekli. Tat duyu
su da mkemmel biimde korunmutur, nk azda
bulunur; buras da hem iini yapmas hem de korunmas
iin gayet uygundur.

LVIII. "O m nesque sensus hom inum m ulto antecellunt sensibus bestiarum . P rim u m enim oculi in
iis artibus quarum iudicium est oculorum , in pictis
fictis caelatisque form is, in corp oru m etiam m otione
atque gestu m ulta cernunt subtilius, colorum eniam
et figranm [tum] venustatem atque ordinem et u t
ita dicam decentiam oculi iudicant; atque etiam alia
m aiora, nam et virtutes et vitia cognoscunt, iratum
propitium , laetantem dolentem , fortem ignavum ,
146

audacem

tim idum que [cognoscunt], A urium que

item

adm irabile

est

quoddam

artificiosum que

iudicium , quo iudicatur et in vocis et in tibiarum


n ervorum que cantibus varietas sonorum intervalla
distinctio,

et

vocis

genera

perm ulta,

canorum

fuscum , leve asperum , grave acutum , flexibile


durum , quae hom inum solum auribus iudicantur.
N arium que item et gustandi et <quadam ex> parte
tangendi m agna iudicia sunt. A d quos sensus
capiendos

et

perfruendos

plures

etiam

quam

vellem artes repertae sunt. Perspicuum est enim


quo

conpositiones u nguentorum ,

quo

ciborum

conditiones, quo corp oru m lenocinia processerint.


147

LIX. "lam vero anim um ipsum m entem que hominis rationem consilium prudentiam

qui non

divina cu ra perfecta esse perspicit, is his ipsis rebus mihi videtur carere. De quo dum disputarem tuam mihi dari vellem, Cotta, eloquentiam .

LVIII. nsanlarn btn duyular hayvanlarnkinden


kat kat stndr.268 lk srada gzlerimiz gelir; resim,
heykel, oyma gibi sanatlarda gzlerin izlenimi sz ko
nusudur, bedensel hareketler ve jestlerde de; gzlerimiz
birok eyi olduka hassas bir biimde alglar, doruyu
sylemek gerekirse renklerin ve ekillerin gzelliine,
dzenine ve uygunluuna, hatta daha nemli baka eyle
re onlar karar verir; nk hem erdemleri hem de kusur
lar bilirler; fkeli, cana yakn, neeli, kederli, dayankl,
146 gsz, cesur, korkak insanlar anlarlar. Ayn biimde
kulaklarmzn da gerek seslerdeki gerekse flemeli ve
yayl alglarn ezgilerindeki tnlarn eitliliim, per
desini, farklln ayrt etmesi olaanst ve sanatsaldr.
Sesin de bir hayli nitelii, ezgilerin boukluu, incelii,
kalnl, ykseklii,

alakl, yumuakl, kabal

sadece insan kulayla anlalr. Ayn biimde burun de


liklerimizin, tat alma duyumuzun ve bir lye kadar
dokunma duyumuzun da izlenimleri nemlidir. Benim
tasavvur edebileceimden ok daha fazla sanat bu duyu
lar uyarmak ve etkilemek iin icat edilmitir. Bu durum
koku karmlarnn, yiyecek baharatlarnn, insanlarn
cicili bicili sslerinin ortaya kyla da kendini aka
belli eder.
147

LIX. imdi zihnin kendisini ve insann zeksn, akln,


iradesini ve saduyusunu ele alalm; bunlarn mkemmel
liinin tanrsal bir zene bal olduunu gremeyen biri
bana gre bunlardan yoksundur da. Bu konuyu tartrken
Cotta, endeki konuma yetenei ben de olsayd keke.

Q uo enim tu illa m o d o diceres quanta prim um


intellegentia, deinde consequentium reru m cum
prim is coniunctio et conprehensio esset in nobis;
ex quo videlicet iudicam us quid ex quibusque
rebus efficiatur idque ratione concludim us, singulasque res definimus circum scripteque com plectim ur; ex quo scientia intellegitur quam vim
h abeat qualis<que> sit, qua ne in deo quidem est
res ulla praestantior. Q uanta vero illa sunt, quae
vos A cadem ici infirm atis et tollitis, quod et sensibus et anim o ea quae extra sunt percipim us
148

atque conprendim us; ex quibus conlatis inter se


et conparatis artes quoque efficimus p artim ad
u su m vitae p artim ad oblectationem necessarias.
lam vero dom ina rerum , u t vos soletis dicere,
eloquendi vis quam est praeclara quam que divina:
quae p rim u m efficit u t et ea quae ignoram us
discere et ea quae scim us alios docere possim us;
deinde h ac coh ortam u r h ac persuadem us, hac
consolam ur afflictos, h ac deducim us perterritos
a

tim ore,

cupiditates
n os

iuris

h ac

gestientes

iracundiasque
legum

urbium

conprim im us
restinguim us,
societate

hac
haec

devinxit,

149 h aec a vita inm ani et fera segregavit. A d u su m au


tem orationis incredibile est, si diligenter attenderis,

nk sen her eyden nce zekmzn ne kadar gl


olduunu nasl da iyi ifade ederdin, sonra da idrak et
tiimiz eylerin nclleriyle sonularn birbirine balayabilme yetimizi; bu yeti sayesinde hangi nermeler
den hangi sonucun kacana karar veririz, bu sonuca
da aklla varrz ve kesin bir tanm getirerek tek tek te
rimlerle aklarz bunlar; buradan hareketle bilginin
gcnn ve doasnn nasl olduu anlalr, ki tanrda
bile bilgiden daha stn bir ey yoktur. Siz Academiaclarn rtp ortadan kaldrdklar bu eyler ger
ekten ne kadar da nemlidir, nk hem duyularla
hem de dnceyle bizim dmzda olup biteni alglar
148

ve kavrarz. Bunlar kendi aralarnda gruplandrp alg


larmzla karlatrarak da ksmen yaama faydas do
kunan ksmen de zevke ynelik olmazsa olmaz sanatla
r yaratrz. rnein sizin hep sanatlarn kraliesi diye
bahsettiiniz u konuma yetisinin ne kadar muhteem,
ne kadar tanrsal olduuna bir bakn! Bir defa bu sanat
hem bilmediimiz eyleri renebilmemizi hem de bil
diklerimizi bakalarna retebilmemizi salar; sonra
bu sanatla insanlar yreklendiririz biz, bu sanatla on
lar ikna ederiz, bu sanatla zntlleri teselli ederiz,
bu sanatla korkuya kaplanlar korkularndan kurtar
rz, bu sanatla heyecanllar yattrrz, bu sanatla ar
zularmz ve fkemizi bastrrz. Bizi adalet, hukuk ve
toplum bayla balayan ite bu konuma sanatdr;

149

ite bu konuma sanat bizi vahi ve uygar olmayan ya


amdan ayrr. Dikkatlice dnrsen, konuma yetisinin

quanta

o pera

m achinata

n atu ra

sit.

Prim um

enim a pulm onibus arteria usque ad os intim um


pertinet, p er quam v o x principium a m ente ducens
percipitur et funditur. D einde in ore sita Iingua est
finita dentibus; ea vocem inm oderate profusam
fingit et term inat atque sonos vocis distinctos et
p ressos efficit cum et dentes et alias partes pellit
oris. Itaque plectri sim ilem linguam nostri solent
dicere, ch ord aru m dentes, n ares cornibus iis qui ad
n ervos reson an t m cantibus.
150

LX.
artium

"Q u am

vero

m inistras

D igitorum

enim

aptas

m anus

quam que m ultarum


n atu ra

contractio

hom ini

facilis

dedit.

facilisque

porrectio propter molles com m issuras et artus


nullo in m otu laborat. Itaque ad pingendum ,
<ad> fingendum , ad scalpendum , ad n ervorum
elid en d os

sonos

ac

tibiarum

ap ta

m anus

est

adm otione digitorum . Atque haec oblectationis, illa


necessitatis, cultus dico agroru m extructionesque
tectorum ,

tegum enta

corporu m

vel

texta

vel

suta om nem que fabricam aeris et ferri; ex quo


intellegitur ad inventa anim o, percep ta sensibus
adhibitis opificum m anibus om nia nos consecutos,
u t tecti u t vestiti u t salvi esse possem us, urbes
151

m uros

dom icilia

delubra

haberem us.

lam

vero operibus hom inum , id est m anibus, cibi


etiam varietas invenitur et copia. N am et agri
m ulta efferunt m am quaesita quae vel statim

kullanm iin doann ne byk iler gerekletirdiini


akl sr almaz. Bir defa soluk borusu akcierlerden azn
i tarafna kadar uzanr, zihinden kaynaklanan ses bura
dan kar ve etrafa yaylr. Sonra azn iinde etraf di
lerle evrili dil var, bu da lszce kan sesi dzenler
ve ona son halini verir, hem dilere hem de azn iine
arpan sesin tonunu ayarlar ve onu anlalr hale geti
rir. te bu yzden bizim Stoaclar dilin mzraba, dile
rin mzik aletlerinin tellerine, burun deliklerinin de sesi
yanstan u boynuzlara259 benzediklerini syler dururlar,
-O

LX. Evet, doa insana eller de vermi; nasl da kulla


nl, nasl da sanat erbab o eller! nk parmaklardaki
eklem ve boumlar kolayca bklp almalarn sa
lar, bylece her hareketi hi zorlanmadan yapabilirler,
ite bu ekilde parmaklarn hareket etmesiyle el resim
yapmaya, bir eye biim vermeye, oymacla, lir ve flt
almaya uygun hale gelir. Zevke ynelik bu sanatlarn
yannda bir de ihtiyaca ynelik olanlar var, ziraat, in
aat, dokuma ve terzilik, bakr ya da demir iilii gibi
zanaatkrlklar kastediyorum. Buradan da anlyoruz ki,
bizim rahatmz salayan her ey zanaatkarn zihninde
yarattklarn ve duyularyla algladklarn el becerisiy
le birletirmesinden kaynaklanyor, bu sayede barna
biliyor, giyinebiliyor ve korunabiliyoruz; ehirlerimiz,

ISI

surlarmz, evlerimiz ve tapmaklarmz oluyor. imdi


insanlarn almalaryla, yani elleriyle yiyecekler eit
leniyor ve bollanyor. nk ellerin topra ilemesiy
le toprak da pek ok rn verir, bu rnler ya hemen

con su m an tu r vel m and en tur condita

vetustati,

et praeterea vescim ur bestiis et terrenis et aquatilibus et volantibus p artim capiendo partim alendo. Efficimus etiam dom itu nostro quadripedum
vectiones, quorum celeritas atque vis nobis ipsis
adfert vim et celeritatem ; nos onera quibusdam
bestiis nos iuga inponim us, nos elephantorum
acutissum is sensibus nos sagacitate canum ad utilitatem n ostram abutim ur, nos e terrae cavernis
ferrum eligim us rem ad colendos agros necessariam , nos aeris argenti auri venas penitus abditas
invenim us et ad usu m ap tas et ad ornatum decoras. A rb orum autem consectione om nique m ateria
et culta et silvestri partim ad calficiendum corpus
igni adhibito et ad m itigandum cibum utim ur,
p artim ad aedificandum u t tectis saepti frigora
152

caloresque pellam us; m agnos vero usus adfert ad


navigia facienda, quorum cursibus subpeditantur
om nes undique ad vitam

copiae; quasque res

violentissim as n atu ra genuit earum m oderationem


nos soli habem us, m aris atque ventorum , propter
n au ticarum reru m scientiam , plurim isque m aritim is
rebus fruim ur atque utim ur. Terrenorum item
com m od oru m om nis est in hom ine dom inatus: nos
cam pis nos m ontibus fruim ur, nostri sunt am nes
nostri lacus, n os fruges serim us nos arbores, nos
aquarum inductionibus terris fecunditatem dam us,
nos flum ina arcem us derigim us avertim us, nostris
denique m anibus in reru m n atu ra quasi alteram
n atu ram efficere conam ur.

tketilir ya da ileride tketilmek zere saklanr. Bir de


hayvanlarla besleniriz; kara hayvanlar, deniz canllar,
kular, tabii bunlarn bir ksmn avlayarak bir ksmn da
yetitirerek. Drt ayakl hayvanlar evcilletirerek onlara
yk tatrz; onlarn hz ve gc bizim de gcmze g,
hzmza hz katar. Birtakm hayvanlara yk ykleriz, bo
yunduruk vururuz, menfaatimiz iin fillerin ok keskin
duyularndan, kpeklerin koku almalarndan yararlan
rz; tarlalar ekip bimek iin gerekli olan demiri toprak
oyuklarndan kartrz, topran derinliklerinde gizli
bakr, gm ve altn damarlarn buluruz; bu madenler
hem ihtiyalarmz karlamamza hem de ss eyalar
yapmamza yarar. Aalar keseriz; kt hem ilenmi
hem de doal olarak her haliyle kullanrz, ate yakp s
nalm veya yemek piirelim ya da evler yapp scaktan
152 ve souktan korunalm diye. Gemilerin yapmnda da
ktn gerekten byk nemi vardr; sonra o gemiler
sefere ktklarnda dnyann drt bir tarafndan yaan
tmza zenginlik getirirler. En iddetli doa olaylaryla,
deniz ve rzgrlarla sadece biz insanlar ba ederiz, deniz
cilik bilgisi sayesinde denizle ilgili pek ok eyden yarar
salarz ve bunlar kullanrz. Keza toprak rnleri de
insann denetimindedir: Ovalk arazilerden ve dalardan
kendimize yarar salarz, nehirler de gller de bizim ma
lmzdr, topraa tohum ekeriz, aa dikeriz, sulayarak
bereketini arttrrz, nehirlere set ekeriz, aklarn d
zenleriz, ynlerini baka tarafa eviririz; ksaca doada
deta ellerimizle baka bir doa yaratmaya alrz.

153

LXI. "Q uid vero? hom inum ratio non in caelum


usque penetravit? Soli enim ex anim antibus nos
astroru m ortus obitus cursusque cognovim us, ab
h om inum genere finitus est dies m ensis annus,
defectiones solis et lunae cognitae praedictaeque
in om ne posterum tem pus, quae quantae quando
futurae sint. Q uae contuens anim us accedit ad
cognitionem

deorum , e qua oritur pietas, cui

coniuncta iustitia est reliquaeque virtutes, e quibus


vita b eata exsistit p ar et similis deorum , nulla alia
re nisi im m ortalitate, quae nihil ad bene vivendum
pertinet, cedens caelestibus. Quibus rebus expositis
satis

docuisse

videor

hom inis

natu ra

quanto

om nis anteiret anim antes; ex quo debet intellegi


nec figuram situm que m em brorum nec ingenii
m entisque vim talem effici potuisse fortuna.
154

"R estat u t doceam atque aliquando perorem ,


om nia quae sint in hoc m undo quibus utantur
hom ines hom inum causa facta esse et parata.
LXII. "Principio ipse m und u s deorum hom inum que causa factus est, quaeque in eo sunt ea
p arata ad

fructum

h om in u m

et inventa sunt.

Est enim m undus quasi com m unis deorum atque

hom inum

dom us,

aut

urbs

utrorum que;

soli enim ratione utentes iure ac lege vivunt. U t


igitur
um

A thenas

et

L acedaem on em

Atheniensi-

Lacedaem oniorum que causa p utan d um est

153

LXI. Dahas m? nsan akl gkyzne bile nfuz


etmedi mi? nk btn canllar iinde sadece biz in
sanlar yldzlarn douunu, batn ve yrngelerini
rendik; gn, ay, yl insan belirledi; Gne ve Ay tu
tulmalarn rendi ve ileride hangisinin olacan, ne ka
dar sreceini, ne zaman olacan nceden syledi. Akl
gksel olaylar gzlemlerken tanr bilgisine ular, tanr
bilgisinden de dindarlk doar, adalet ve dier erdemler
de ona katlr, bunlarn hepsinden de tanrlarn yaay
na e deer ve ona benzer kutlu bir yaam ortaya kar;
bu yaamn, iyi yaamakla herhangi bir ilgisi olmayan
lmszlk hari, hibir bakmdan tanrlarn yaamn
dan aa kalr yan yoktur. Bu konular da akladma
gre, sanyorum insan doasnn btn canllardan kat
kat stn olduunu yeterince anlattm. Bundan da ka
rlmas gereken sonu udur: Ne organlarn biimleri ve
yerleri ne de byle bir zihin ve akl gc rastlant sonucu
oluabilir.

154

imdi bir sonuca varrken, geriye bu evrende


insanlarn iine yarayan her eyin insanlar iin yaratld
n ve tasarlandn ispatlamam kald.
LXII. Her eyden nce evren tanrlar ve insanlar iin
yaratlmtr, evrende her ne varsa insanlarn memnuni
yeti iin hazrlanm ve tasarlanmtr. Evet, evren san
ki tanrlarla insanlarn ortak evi ya da her ikisinin ortak
kenti gibidir; evet, sadece tanrlar ve insanlar akllarn
kullanrlar, adalet ve yasaya gre yaarlar. Nasl Atinann
Atmallar, Spartanm da Spartallar iin kurulduunu

conditas esse, om niaque quae sint in his urbibus


eoru m p opulorum recte esse dicuntur, sic quaecum que sunt in om ni m undo deorum atque
155

hom inum putanda sunt. lam vero circum itus solis


et

lunae

reliquorum que

siderum ,

quam quam

etiam ad m undi cohaerentiam pertinent, tam en


et spectaculum
enim
ad

et
quae
156

insatiabilior

rationem

enim

hom inibus praebent; nulla est


species,

nulla

pulchrior

et

sollertiam que praestantior; eorum

cursus
varietates

dim etati

m aturitates

m utationesque

tem porum
cognovim us;

si hom inibus solis n ota sunt, hom inum

facta esse causa iudicandum est. Terra vero feta frugibus et vario legum inum genere, quae cu m m axu m a largitate fundit, ea ferarum ne an h om inum cau
sa gignere videtur? Q uid de vitibus olivetisque dicam , quarum uberrum i laetissum ique fructus nihil
om nino ad bestias pertinent? N eque enim serendi
neque colendi n ec tem pestive dem etendi percipiendique fructus neque condendi ac reponendi ulla
pecu d u m scientia est, earum que om nium rerum

157

hom inum est et usus et cura. LXIII. U t fides igitur


et tibias eorum causa factas dicendum est qui illis
uti possent, sic ea quae dixi iis solis confitendum est
esse p arata qui utuntur, n ec si quae bestiae furantur
aliquid ex iis aut rapiunt, illarum quoque causa ea

dnmek gerekiyorsa ve hakl olarak bu kentlerdeki her


eyin de onlarn halklarna ait olduu syleniyorsa, o hal
de evrende de her ne varsa hepsinin tanrlarla insanlara
11>5 ait olduunu dnmek gerekir. Hatta Gnein, Ayn ve
dier yldzlarn seyirleri evrendeki uyumla alakal olsa
da, bunlar gkteki gsterilerini insanlara sunarlar; nk
bu grntye bakmaya doyum olmaz; bundan daha gzel
bir manzara yoktur, akl ve ustal daha arpc sergileyen
de. Gksel cisimlerin seyir srelerim lerek mevsimlerin
zamann, mevsimler arasndaki farkllklar ve mevsim
deiimlerini reniriz. Bunlar sadece insanlar biliyorsa,
bundan karlmas gereken sonu udur; Bunlarn hepsi
156 insanlar iin yaratlmtr. Toprak eit eit sebze mey
veyle dolu; btn bunlar toprak o kadar bolca sunuyor
ki, acaba bu rnleri vahi hayvanlar iin mi, yoksa in
sanlar iin mi retiyor? Peki, ya zm balan ve zeytin
liklerle ilgili ne demeli? Onlarn en bereketli ve en ok
sevilen meyvelerine hayvanlar hi ilgi duymaz. nk
hayvanlarn ne tohum ekme, ne topra ileme, ne tam
zamannda ekin bime ve rn toplama ne de bunlar
saklama ve uygun yere koyma konusunda bilgileri var
dr; btn bu ileri yerine getirmek de, bunlarn keyfini
157

srmek de insana mahsustur. LXIII. Nasl ki lir ve fl


tn onlar kullanabilecek kiiler iin yapldm sylyo
ruz, ayn ekilde sadece demin bahsettiim eylerin de
onlar kullanan kiiler iin tasarlandm sylemeliyiz.
Hayvanlar bunlarn bazlarn gizlice alyor ya da kapp
gtryorsa, bunlarn bu hayvanlar iin yaratldn

nata esse dicem us. N eque enim hom ines m urum


au t form icarum causa frum entum condunt sed
coniugum et liberonun et fam iliarum suarum ;
itaque bestiae furtim u t dixi fruuntur, domini
158

palam et libere. H om inu m igitur causa eas rerum


copias com p aratas fatendum est, nisi forte tanta
ubertas et varietas p om oru m eorum que iucundus
non gustatus solum sed odoratus etiam et aspectus
dubitationem adfert quin hom inibus solis ea natu ra
donaverit. Tantum que abest u t haec bestiarum
etiam causa p arata sint, u t ipsas bestias hom inum
gratia generatas esse videam us. Quid enim oves
aliud adferunt nisi u t earu m villis confectis atque
contextis hom ines vestiantur? quae quidem neque
ali neque sustentari neque ullum fructum edere ex se
sine cultu hom inum et curatione potuissent. C anum
vero tam fida custodia tam que am ans dom inorum
adulatio tantum que odium in externos, et tam
incredibilis ad investigandum sagacitas narium
tanta alacritas in venando quid significat aliud
nisi se ad hom inum com m oditates esse generatos?

159

Q uid de bubus loquar? quorum ipsa terga declarant


non esse se ad onus accipiendum figurata, cervices
autem n atae ad iugum , tu m vires u m eroru m et
latitudines ad aratra [ex]trahenda. Quibus cum
terrae subigerentur fissione glebarum , ab illo aureo
genere, u t poetae loquuntur, vis nulla um quam
adferebatur;

sylemeyeceiz. nk insanlar erzak fareler ya da ka


rncalar iin deil, eleri, ocuklar ve aileleri iin saklar
lar; ama dediim gibi hayvanlar gizlice kullanr bunlar,
I 1.m ev sahipleri ise rahat rahat, zgrce. Kabul edilmeli
dir ki, sz konusu bu eylerin bol bol hazrlanm ol
masnn nedeni insanlardr; meyvelerin bu kadar bol
hol, eit eit olmas, lezzetleri kadar kokularnn ve
grnmlerinin de farkl farkl olmas rastlant deilse,
doann bunlar sadece insanlara armaan ettii kukusu
uyanr. Bunlarn hayvanlar iin tasarlanm olmas uzak
bir ihtimaldir; bizzat hayvanlarn insanlar iin yaratl
dklarn grnce. Evet, koyunlarn bize ne yarar var,
postlarn ileyip dokuduktan sonra giyinmemiz dnda?
Dorusu insanlar bakmazsa, ilgilenmezse bunlar ken
di balarna ne beslenebilirler, ne korunabilirler ne de
kendilerinden bir ey retebilirlerdi. Bir dn bakalm,
kpeklerin ylesine sadk bekilii, sahiplerine kar
ylesine sevgi dolu bir biimde yaltaklanmalar, yaban
clara kar ylesine byk nefret duymalar, iz srmek
iin burunlarnn ylesine inanlmaz keskinlikte koku
almas ve avclkta ylesine evik olmalar insanlarn ya
rarna yaratlm olmalar dnda baka neye iaret eder?
159

Peki kzler hakknda ne demeli? Srtlarndan yk ta


mak iin tasarlanmadklar anlalr, ama boyunlar bo
yundurua vurulmak, gl ve geni omuzlar da saban
ekmek iin yaratldklarm gsterir. kzler topra
kesek kesek altst ettikleri iin, airlerin de syledii
gibi, Altn a260 insanlar onlara asla kt davranma
mlar;

ferrea tum vero proles exorta repente est,


ausaque funestum prima est fabricarier ensem
et gustare manu vinctum domitumque iuvencum.

Tanta putabatur utilitas percipi e bubus ut eorum


visceribus vesci scelus haberetur.
LXIV. "Longum est mulorum persequi utilitates

et asinorum, quae certe ad hominum usum paratae


160 sunt. Sus vero quid habet praeter escam? cui quidem ne putesceret animam ipsam pro sale datam
dicit esse Chrysippus; qua pecude, quod erat ad
vescendum hominibus apta, nihil genuit natura
fecundius. Quid multitudinem suavitatemque piscium dicam? quid avium, ex quibus tanta percipitur voluptas ut interdum Pronoea nostra Epicurea
fuisse videatur? atque eae ne caperentur quidem
nisi hominum ratione atque sollertia;quamquam
avis quasdam, et alites et oscines, ut nostri augures
appellant, rerum augurandarum causa esse natas
161

putamus. lam vero immanes et feras beluas nanciscimur venando, ut et vescamur iis et exerceam ur in venando ad simitudinem bellicae disciplinae, et utamur domitis et condocefactis, ut
elephantis, multaque ex earum corporibus remedia morbis et vulneribus eligamus, sicut ex quibusdam stirpibus et herbis quarum utilitates longinqui temporis usu et periclitatione percepimus.

ite o zaman treyiverdi aniden Demir Soy


ilk defa bu soy cret etti ldrc klc yapmaya
ve tadna bakmaya elleriyle balayp evcilletirdii gen
kzn.261
Sonuta kzlerden o kadar byk yararlar salandna
inanlyordu ki, onlarn etlerini yemek su saylyordu.
LXIV. Sahiden de insanlarn yararlanmas iin yarat
lan katrlarn ve eeklerin yararlarn sayp dkmek uzun
160

srer. Evet, domuzun ne yarar var, yenmesi dn


da? Chrysippus domuza kokumasn diye tuz yerine
ruh verildiini syler; bu hayvan insanlarn beslenme
sine uygun olduundan, doa hibir hayvan ondan
daha dourgan yaratmamtr. Balklarn okluunu ve
lezzetini ne diye anlataym ki? Peki ya kular? Bunlar
o kadar byk haz kaynadr ki, zaman zaman bizim
Pronoeamz Epicurusu bir retiymi gibi grnr.
nsan akln ve kabiliyetini ie kartrmadan bu hayvan
larn yakalanmas bile imknszdr; ama baz kularn,
hani khinlerimizin dedii gibi, uan ve ten kularn262
gelecekte olacaklar haber versinler diye yaratldklarna

161

inanrz. Koskocaman vahi hayvanlar da avlayarak ya


kalarz, hem bunlarla beslenelim, hem av srasnda sa
va talimine benzer talimler yapalm hem de evcilletirip
eittikten sonra, fillerden yararlandmz gibi bunlardan
da yararlanalm, hastalklar ve yaralar iin tpk uzun
sre kullanarak ve deneyerek yarar saladmz bel
li baz kklerden ve otlardan elde ettiimiz ilalar gibi
onlarn bedenlerinden de birok ila elde edelim diye.

Totam licet animis tamquam oculis lustrare terram


gifera

mariaque

omnia:

atque

inmensa

densissimos
162

montium,

cernes iam spatia frucamporum


pecudum

vestitusque
pastus,

tum

incredibili cursus maritimos celeritate. Nec veto


supra terram sed etiam in intumis eius tenebris
plurimarum rerum latet utilitas quae ad usum
hominum orta ab hominibus solis invenitur.

LXV. "Illud vero, quod uterque vestrum arripiet


fortasse ad reprendendum, Cotta quia Carneades
lubenter in Stoicos invehebatur, Velleius quia nihil
tam inridet Epicurus quam praedictionem rerum
futurarum, mihi videtur vel m axum e confirmare
deorum providentia consuli rebus humanis. Est
enim profecto divinatio, quae multis locis rebus
temporibus apparet cum [in] privatis tum maxume
163

publicis. Multa cernunt haruspices, multa augures


provident, multa oraclis declarantur, multa vaticinationibus multa somniis multa portentis; quibus
cognitis multae saepe res ex hominum sententia
atque utilitate partae, multa etiam pericula depulsa sunt. Haec igitur sive vis sive ars sive natura ad
scientiam rerum futurarum homini profecto est nec
alii cuiquam a dis inmortalibus data.
"Quae si singula vos forte non movent, universa
certe tamen inter se conexa atque coniuncta movere
debebunt.

Hadi, btn yeryzn ve btn denizleri gznn


nnde bir bir canlandr: Usuz bucaksz verimli ova
lar, sk ormanlarla rtl dalar, hayvan srleriyle
dolu otlaklar, sonra da denizlerde inanlmaz bir hzla yol
162

alan gemileri greceksin. nsanlarn kullanmas iin yara


tlan ve sadece insanlarn bulup kard pek ok yararl
ey yerin stnde olduu kadar en derinindeki karanlk
larda da gizlidir.
LXV. Muhtemelen her ikinizin de eletirmekten ka
nmayaca u konu benim dnceme gre zellikle
tanrsal ngrnn insan ileriyle ilgilendiini kantlar;
oysa Cotta, sen bunu Carneades Stoaclara saldrmak
tan zevk ald iin, Velleius sen de Epicurus gelecekteki
olaylarn nceden haber verilmesi kadar hibir eyle alay
etmedii iin yapyorsun. Elbette kehanet konusundan
bahsediyorum; birok yerde ve durumda, kiisel iler
de olduu kadar kamusal ilerde de karmza kan

163

kehanetten. Haruspexler263 birok eyin farkna varr,


augurlar birok eyi nceden grr; birok ey kehanet
le, tahminle, ryalarla, alametlerle haber verilir. Bunlar
renildikten sonra ou defa pek ok ey insanlarn
isteine ve karma gre gereklemitir, hatta birok
tehlike savuturulmutur. Sonu olarak bu g veya sa
nat ya da doal yetenek gelecekte olacaklarn bilinmesi
iin tanrlar tarafndan sadece insanlara bahedilmitir,
baka canllara deil.
Belki bunlar tek balarna inandrc gelmiyor size,
ama btn olarak aralarndaki iliki ve balant kesinlikle
inandn gelecektir.

164

"N ec vero universo generi hominum solum sed


etiam singulis a dis inmortalibus consuli et provideri solet. Licet enim contrahere universitatem generis
hu mani, eamque gradatim ad pauciores, postremo
deducere ad singulos. LXVI. Nam si omnibus hominibus qui ubique sunt quacumque in ora ac parte
terrarum ab huiusce terrae quam nos incolimus
continuatione distantium deos consulere censemus ob eas causas quas ante diximus, his quoque
hominibus consulunt qui has nobiscum terras ab

165

oriente ad occidentem colunt. Sin autem his consu


lunt qui quasi magnam quandam insulam incolunt
quam nos orbem terrae vocamus, etiam illis consu
lunt qui partes eius insulae tenent, Europam Asiam
Africam. Ergo et earum partes diligunt, ut Romam
Athenas Spartam Rhodum, et earum urbium separatim ab universis singulos diligunt, ut Pyrrhi
bello Curium Fabricium Coruncanium, primo Punico Calatinum Duellium Metellum Lutatium, secundo Maxumum Marcellum Africanum, post hos
Paulum Gracchum Catonem, patrumve memoria
Scipionem Laelium; multosque praeterea et nostra civitas et Graecia tulit singulares viros, quorum
neminem nisi iuvante deo talem fuisse credendum

166

est. Quae ratio poetas maxumeque Homerum


inpulit ut principibus beroum, Ulixi Diomedi

164

lmsz tanrlar sadece tm insanl deil, tek


tek her bir bireyi dikkate alr ve gzetir. yle ya btn
insanl derece derece nce kk gruplara, sonra da
tek tek bireylere indirerek daraltabiliriz. LXVI. Sonuta
tanrlarn bizim u an yerleik olduumuz topraklardan
uzakta yer alan filan sahilde, filan kara parasnda yaa
yan insanlarn hepsiyle ilgilendiklerini dnyorsak, o
zaman yukarda belirtmi olduumuz nedenlere dayana
rak syleyecek olursak, onlar doudan batya her ktada

165

bizimle birlikte yaayan insanlarla da ilgilenirler. yleyse


bizim dnya dediimiz u koskoca ada grnmndeki
yerde yaayanlarla da ilgilenirler, bu adann ktalarnda,
yani Avrupa, Asya ve Afrikada yaayanlarla da. O hal
de bu ktalardaki lkeleri de koruyup kollarlar, tpk
Romay, Atinay, Spartay, Rodosu ve onlarn her bir
ehrini, toplumundan tek tek bireylerine kadar koruyup
kolladklar gibi; tpk Pyrrhus Savanda Curiusu,264
Fabriciusu,265 Coruncanusu,266 I. Kartaca Savanda
Calatinusu,267 Duelliusu 268 Metellusu,269 Lutatiusu,270
II.

Kartaca Savamda Maxumusu,271 Marcellusu,272

Africanusu,273 sonra Paulusu,274 Gracchusu, Catoyu275


ya da atalarmzn hafzalarna kaznm Scipioyu,276
Laeliusu,277 ayrca

hem

bizim

lkemizin

hem

de

Yunanistann yetitirdii dier birok sekin ahsiyeti


koruyup kolladklar gibi. nk tanrlarn yardm ol
masayd, bu insanlarn hibiri bulunduklar konumda
166

olmazd. Zaten airler, zellikle de Homeros byle d


ndnden, maceralarnda ve karlatklar tehlikeli

Agamemnoni Achilli, certos deos discriminum


et

periculorum

ipsorum
supra

comites

deorum

adiungeret.

saepe

commemoravi,

Praeterea

praesentiae,

declarant

ab

quales
iis

et

civitatibus et singulis hominibus consuli. Quod


quidem

intellegitur

etiam

significationibus

rerum futurarum quae tum dormientibus tum


vigilantibus

portenduntur;

multa

praeterea

ostentis multa extis admonemur, multisque rebus


ali is, quas diuturnus usus ita notavit ut artem
167

divinationis efficeret. Nemo igitur vir magnus


sine aliquo adflatu divino umquam fuit. Nec vero
<id> ita refellendum est ut, si segetibus aut vinetis
cuiuspiam tempestas nocuerit, aut si quid e vitae
commodis casus abstulerit, eum cui quid horum
acciderit aut invisum deo aut neglectum a deo
iudicemus. Magna di curant, parva neglegunt.
Magnis autem viris prosperae semper omnes res,
siquidem satis a nostris et a principe philosophiae
Socrate dictum est de ubertatibus virtutis et copiis.

168

LXVII.

"H aec mihi fere in mentem veniebant quae

dicenda putarem de natura deorum. Tu autem,


Cotta, si me audias, eandem causam agas teque
et principem civem et pontificem esse cogites et,

durumlarda belli tanrlar yolda olarak bakahramanlarnn, yani Ulixesin, Diomedesin, Agamemnonun,
Achillesin yanma katmak zorunda kalmtr. Dahas, yu
karda da belirttiim gibi, tanrlarn byle sk sk yery
znde bulunular onlarn hem toplumlarla hem de tek
tek bireylerle ilgilendiklerinin kantdr. Aslnda bunun
byle olduu insann gerek uyurken gerekse uyankken
gelecekte olacak olanlara ilikin iaretler almasndan da
anlalr. Sahiden de gerek mucizelerden, gerek kurban
larn i organlarndan, gerekse uzun tecrbeler sonucun
da kehanet sanatn oluturan baka belirtilerden birok
167

uyar alrz. Bu yzdendir ki tanrsal ilhamdan yoksun


hi kimse nemli bir adam olmamtr. Frtna birinin
budaylarn, balarn yerle bir ederse, ans eseri biri
yaamndaki konfordan yoksun kalrsa, bu talihsizlikleri
yaayan kiileri tanrnn kskandn ya da ihmal etti
ini syleyerek bu gre kar kamayz. Tanrlar b
yk ilere nem verir, kk ileri ise nemsemezler.
Bu yzden hem bizimkilerin hem de felsefenin babas
Socratesin erdemin bahettii zenginlik ve bolluk ko
nusunda sylediklerine kulak verecek olursak, byk
adamlarn her ii her zaman yolunda gider.

168

LXVII. te tanrlarn doas hakknda sylenmesi ge


rektiini dndm, ilk elde aklma gelen eyler,
aa be yukar byle. Sana gelince Cotta, bana kulak ve
rip de ayn davay savunursan, hem nde gelen bir vatan
da hem de bir din adam olduunu hi aklndan kar
mam olursun. Zaten sizin okulunuz bir konuyu hem

quoniam in utram que p artem vobis licet disputare,


hane potius sum as, eam que facultatem disserendi
quam tibi a rhetoricis exercitationibus acceptam
amplificavit

A cad em ia

potius

huc

conferas.

M ala enim et im pia consuetudo est contra deos


disputandi, sive ex anim o id fit sive sim ulate."

lehte hem de aleyhte tartmaya msait, o halde sen de


daha ok benden yana tavr alp hitabet altrmalarndan
edindiin ve Academianm zenginletirdii tartma yete
neini bu davada kullanabilirsin. nk tanrlar aleyhi
ne tartma yapmak, ister iyi niyetle olsun ister tarafgir
likle, sonuta yanl ve dini zedeleyici bir tutumdur.

LIBER TERTUS
I. Quae cum Balbus dixisset, tum adridens Cotta
"Sero" inquit "mihi Balbe praecipis quid defendam;
ego enim te disputante quid contra dicerem mecum
ipse meditabar, neque tam refellendi tui causa
quam ea quae minus intellegebam requirendi. Cum
autem suo cuique iudicio sit utendum, difficile factu
est me id sentire quod tu velis."
Hic Velleius

"N cscis"

inquit

"quanta

cum

exspectatione Cotta sim te auditurus. Iucundus


enim Balbo nostro sermo tuus contra Epicurum
fuit; praebebo igitur ego me tibi vicissim attentum
contra Stoicos auditorem. Spero enim te ut soles
bene paratum venire."
Tum Cotta "Sic mehercule" inquit "Vellei; neque
enim mihi par ratio cum Lucilio est ac tecum fuit."
"Qui tandem?" inquit ille.
"Quia mihi videtur Epicurus vester de dis inmortalibus non magnopere pugnare: tantum modo
negare deos esse non audet ne quid invidiae subeat
aut criminis. Cum vero deos nihil agere nihil curare
confirmat, membrisque humanis esse praeditos sed
eorum membrorum usum nullum habere, ludere

III. KTAP
I. Balbus bunlar syleyince Cotta glmsedi ve Bana
neyi savunacam sylemekte ge kaldn sevgili Balbus,"
dedi. nk sen dnceni aklarken ben buna karlk
ne sylerim diye kendi kendime dnp duruyordum;
seni rtmek iin deil tabii, daha ok anlamakta glk
ektiim bu meseleyle ilgili bana bir aklama yapman
iin. Herkesin kendince bir gr olduuna gre, be
nim de senin kastettiin eyi anlamam yle kolay deil.
O

srada Velleius lafa karp Seni dinlemek i

nasl sabrszlandm bilemezsin Cotta, dedi. nk


Epicurusa getirdiin eletiri dostumuz Balbusun epey
houna gitti. yleyse imdi sra bende, Stoaclara getire
cein eletirileri cankulayla dinleyeceim. Umarm her
zamanki gibi iyice hazrlanp gelmisindir.
Bunun zerine Cotta, nan ki doru Velleius, diye
cevap verdi. Sonuta Luciliusla tartmam seninle tar
tmam kadar kolay bir i deil.
Nasl yani? dedi Velleius.
nk stadnz Epicurusun lmsz tanrlar konu
sunda yle ciddi tartmalara girmediini dnyorum.
Srf kendisine kar bir nefret uyanmasn ya da sulamada
bulunulmasn diye tanrlarn varln inkr etmeye kal
kmyor. Gerekten de tanrlarn hibir ey yapmadkla
rn, hibir eyle ilgilenmediklerini, insanlar gibi uzuvlar
olduu halde bu uzuvlarn hi kullanmadklarn ileri

videtur, satisque pu tare si dixerit esse quandam


4

beatam

n aru ram

anim advertisti

et aetem am . A Balbo autem

credo

quam

m ulta

dicta

sint,

quam que etiam si m inus vera tam en ap ta inter se et


cohaerentia. Itaque cogito u t dixi non tam refellere
eius orationem

quam

ea quae m inus intellexi

requirere. Q uare Balbe tibi perm itto, responderene


mihi m alis de singulis rebus quaerenti ex te ea quae
p aru m

accepi, an universam

audire orationem

m eam ."
Tum Balbus "E g o vero si quid explanari tibi
voles respondere m al o, sin m e interrogare non
tam intellegendi causa quam refellendi, u trum
voles faciam : vel ad singula quae requires statim
respondebo vel cum peroraris ad om nia."
5

Tum C otta "O ptim e" inquit; "q u am ob rem sic


agam us ut nos ipsa d u cet oratio. II. Sed ante quam
de re, p au ca de m e. N om enim m ediocriter m oveor auctoritate tua, Balbe, orationeque ea quae
m e in perorando cohortabatur u t m em inissem me
e t Cottam esse et pontificem ; quod eo credo valebat, u t opiniones quas a m aioribus accepim us de
dis inm ortalibus, sacra caerim onias religionesque
defenderem . Ego vero eas defendam sem per sem perque defendi, n ec m e ex ea opinione quam a
m aioribus accepi de cultu d eorum inm ortalium ullius um qu am oratio au t docti au t indocti movebit.

srerken bana kalrsa ii alaya vuruyor; stelik kutlu ve


I

ezeli-ebedi bir doann varln kabul ettiine gre, bu


konuya fazlasyla kafa yorduu ak. Ama Balbusun bu
konuda syledii onca sz eminim dikkatinden kama
mtr; geri pek doru saylmazlar, ama kendi ilerinde
doru ve tutarllar. Bu yzden, dediim gibi, niyetim onun
konumasn rtmek deil de pek anlamadm bu
eyleri sorgulamak. yleyse tercih senin Balbus, anlamak
ta glk ektiim noktalar sana sorarken ister bana tek
tek cevap ver, istersen bekle konumam tamamlayaym.
Bunun zerine Balbus yle dedi: Aklamam iste
diin herhangi bir ey varsa, tabii cevap veririm. Ama
sorgulamann maksad meseleyi anlamak deil de beni
rtmekse, o zaman senin istediin gibi yaparm, yani
istersen sorularna annda tek tek cevap veririm ya da
istersen konuman bitene kadar beklerim.

Cotta bunun zerine yle cevap verdi: yleyse en


iyisi konumay akna brakalm. II. Ancak esas konu
ya gemeden nce kendimle ilgili birka ey syleyeyim.
nk Balbus, senin bilginden ve benim hem Cotta
hem de bir din adam olmam anmsatan konuman
dan epeyce etkilendim. Sanrm lmsz tanrlarla ilgili
atalarmzdan edindiimiz fikirleri, dinsel trenlerimi
zi ve inanlarmz korusan iyi olur, demek istiyorsun
bana. Evet, bunlar hep korumuumdur zaten, daima
da koruyacam; eitimli ya da eitimsiz hi kimsenin
konumas, lmsz tanrlara tapm konusunda atala
rmzdan edindiimiz fikirlerden beni asla caydramaz.

Sed cum de religione agitur, Ti. Coruncanium P.


Scipionem P. Scaevolam pontifices maximos, non
Zenonem aut Cleanthen aut Chrysippum sequor,
habeoque C. Laelium augurem eundemque sapientem, quem potius audiam dicentem de religio
ne in illa oratione nobili quam quemquam principem Stoicorum. Cumque omnis populi Romani
religio in sacra et in auspicia divisa sit, tertium
adiunctum sit si quid praedictionis causa ex portentis et monstris Sibyllae interpretes haruspicesve
monuerunt, harum ego religionum nullam umquam contemnendam putavi, mihique ita persuasi, Romulum auspiciis Numam sacris constitutis
fundamenta iecisse nostrae civitatis, quae numquam profecto sine summa placatione deorum
inmortalium tanta esse potuisset. Habe Balbe quid
Cotta quid pontifex sentiat; fac nunc ego intellegam
tu quid sentias. A te enim philosopho rationem
accipere debeo religionis, maioribus autem nostris
etiam nulla ratione reddita credere."
III.

Tum Balbus "Q uam igitur a me rationem

inquit "Cotta, desideras?"


Et ille

"Quadripertita"

inquit

"fuit divsio

tua, primum ut velles docere deos esse, deinde

Zaten din konusunda ben Zenonun, Cleanthesin ya da


Chrysippusun deil,278 Titus Coruncaniusun, Publius
Scipionun, Publius Scaevolanm, yani en st dzeydeki
din adamlarmzn izinden gidiyorum. Hem bir kubilici
hem de bir felsefeci olan Gaius Laeliusa da saygm b
yk; keke herhangi bir Stoac nderi deil de onun din
zerine verdii u nl sylevi dinleyebilseydim. Roma
halknn dini, genel anlamda dinsel ayinler ve kubilicilerin kehanetlerinden oluur; ancak Sibylla yorumcula
rnn279 ve kurbanlarn i organlarna bakp kehanette
bulunan khinlerin alamet ve mucizelerden yola ka
rak bizi gelecekte olacak bir olaydan haberdar etmeleri
durumunda, bu da dinin nc bir alan saylr. Ben
dinimizin hibir alannda kmsenecek bir ey olma
dn dnmmdr ve Romulusun kehanet kurumuyla, Numanm da dinsel ayinleri bir kurala oturtarak
devletimizin temellerini attna inanmmdr, yoksa
lmsz tanrlarn ulu himmeti olmasayd devletimiz
d

kesinlikle bu kadar byyemezdi. ite Balbus, hem


Cotta hem de bir din adam olarak benim ne dn
dm anlam oldun, imdi izin ver ben de senin ne
dndn anlayaym. nk hibir kant sunmam
olsalar da atalarmza inanmam gerekir, ama sen bir felse
fecisin ve bu yzden bana dinle ilgili bir kant sunmalsn.
III.

Bunun zerine Balbus, Benden nasl bir kant bek

liyorsun Cotta? diye sordu.


Cotta yle cevap verdi: Sen konuman drt bl
me ayrmtn; ilkin tanrlarn var olduunu gsterdin,

quales essent, tum ab iis mundum regi, postremo


consulere eos rebus humanis: haec, si recte memini,
partitio fuit."
"Rectissume" inquit Balbus, sed expecto quid
requiras."
7

Tum

Cotta

"Prim um

quidque

videamus"

inquit, "et si id est primum quod inter omnis nisi


admodum impios convenit, mihi quidem ex animo
exuti non potest esse deos, id tamen ipsum, quod
mihi persuasum est auctoritate maiorum, cur ita sit,
nihil tu me doces."
"Quid est" inquit Balbus, "si tibi persuasum est,
cur a me velis discere?"
Tum Cotta "Quia sic adgredior" inquit "ad hane
disputationem quasi nihil umquam audierim de
dis inmortalibus nihil cogitaverim; rudem me et
integrum discipulum accipe et ea quae requiro
doce."
8

"Dic igitur" inquit "quid requiras."


"Egone? primum illud, cur, quom [perspicuum
in] istam partem ne eere quidem oratione dixisses,
quod esset perspicuum et inter omnis constaret
<deos esse>, de eo ipso tam multa dbceris."
"Quia

te

quoque"

inquit

"animadverti,

Cotta, saepe cum in foro diceres quam plurimis


posses
eam

argumentis

facultatem

onerare iudicem,

tibi

daret

causa.

si modo

Atque

hoc

idem et philosophi faciunt et ego ut potui feci.

sonra nasl bir doaya sahip olduklarn, ardndan dn


yay ynettiklerini, son olarak da insanlarn ilerine
kartklarn syledin. Doru hatrlyorsam konuman
bu ekilde blmlemitin.
ok doru dedi Balbus, ama hl soracan soruyu
bekliyorum.
7

Bunun zerine Cotta, ncelikle her birini tek tek in


celeyelim, dedi. lk iddian tanrtanmazlar hari herkes
kabul ediyorsa eer, tanrlarn var olduunu benim de
kafamdan silip atmam mmkn deil; ama ben atalar
mzn fikrine dayanarak buna inandm, sen bunun niin
byle olduunu bana retmiyorsun ki.
Nasl yani? dedi Balbus. Zaten inanmsan, niin
bir de benden renmek istiyorsun?
Bunun zerine Cotta, nk bu tartmaya sanki
lmsz tanrlar hakknda evvelce hibir ey duymam
m, hibir ey dnmemiim gibi giriyorum; bu yz
den beni bilgisiz ve toy bir renci olarak kabul et ve
bilmek istediklerimi bana ret, dedi.

Syle o halde, nedir bilmek istediin, dedi Balbus.


Sahi mi? Peki, ilk sorum u o zaman: Tanrlarn var
olduu aktr ve bu da herkese kabul edilir diye bu ko
nuyu tartmaya bile gerek olmadn sylediin halde ni
in tam da bu konu hakknda bu kadar ok ey syledin?
nk dikkat ettim de Cotta, dedi, sen de mahke
mede konuurken, davann el verdii lde, olabildiin
ce ok iddiayla hkimin karsna kabiliyorsun.280 te
aynsn felsefeciler de yapar ve ben de elimden geldiince

Tu autem quod quaeris similiter facis ac si me


roges cur te duobus contuear oculis et non altero
coniveam, cum idem uno adsequi possim."
9

IV. Tum Cotta "Quam simile istud sit" inquit

"tu videris. Nam ego neque in causis, si quid est


evidens de quo inter omnis conveniat, argumentari
soleo (perspicuitas enim argumentatione elevatur),
nec si id facerem in causis forensibus idem
facerem in hac suptilitate sermonis. Cur coniveres
autem altero oculo causa non esset, cum idem
obtutus esset amborum, et cum rerum natura,
quam tu sapientem esse vis, duo lumina ab
animo ad oculos perforata nos habere voluisset.
Sed quia non confidebas tam esse id perspicuum
quam

tu velles,

propterea

multis

argumentis

deos esse docere voluisti. Mihi enim unum sat


erat, ita nobis maioris nostros tradidisse. Sed tu
10

auctoritates

contemnis,

ratione pugnas;

patere

igitur rationem meam cum tua ratione contendere.


"Adfers
sint,

haec

remque

argumentando

mea

omnia

argumenta

sententia

dubiam

facis.

minime

cur

di

dubiam

Mandavi

enim

memoriae non numerum solum sed etiam ordinem


argumentorum tuorum. Primum fuit, cum caelum
suspexissemus, statim nos intellegere esse aliquod
numen quo haec regantur. Ex hoc illud etiam:

byle yaptm. te yandan sorduun bu soru, bir tanesiy


le de grebilecekken neden sana iki gzmle bakyorum
da, dierini kapatmyorum gibi bir soruyla e deer.
>)

IV. Buna karlk Cotta yle dedi: Bunlarn birbiri


ne ne kadar benzediini sen takdir edersin artk. Asl
na bakarsan ben savunmalarmda herkese kabul edilen
apak dnceleri kantlamaya almam, (nk uzun
uzadya kantlamalar apak dnceleri bile buland
rr), kald ki mahkemelerdeki durumalarda byle yap
m olsam bile bu yntemi imdiki gibi hassas bir ko
numaya uygulamam. Ayrca madem iki gzn de ayn
eyi gryor, madem akll olduunu sylediin doa
zihnimizden gzlerimize alacak iki pencere olmasn
uygun grm, yleyse bir gzn kapaman iin hi
bir sebep yok. Ancak bu konudaki iddiann seni tatmin
edecek kadar ak olmadn dndnden, tanrla
rn varlm bir sr iddiayla kantlamak istedin. Ama
srf biz atalarmzdan byle rendik demi olsaydn, bu
benim iin yeterli olacakt. Oysa sen onlarn fikirlerini

10

kmsyorsun ve aklnla meydan okuyorsun; o zaman


benim aklmn da senin aklnla ekimesine hazrlan.
Sen tm bu iddialar tanrlarn varlm kantlamak
iin ileri sryorsun ve kantlamaya alrken de bana
gre ok ak olan bir konuyu kukulu hale getiriyorsun.
nk ben kantlarnn yalnzca saysn deil, srasn da
belleime kazdm, ilk kantn uydu: Gkyzne bakt
mz anda onu yneten tanrsal bir g olduunu anla
rz. Ardndan da u alnty yapmtn:281

aspice hoc sublime candens, quem invocant omnes


Iovem;

11

quasi vero quisquam nostrum istum potius quam


Capitolinum Iovem appellet, aut hoc perspicuum
sit constetque inter omnis, eos esse deos quos tibi
Velleius multique praeterea ne animantis quidem
esse concedant. Grave etiam argumentum tibi videbatur quod opinio de dis inmortalibus et omni
um esset et cottidie cresceret: placet igitur tantas
res opinione stultorum iudicari, vobis praesertim
qui illos insanos esse dicatis? V. 'At enim praesentis videmus deos, ut apud Regillum Postumius, in
Salaria Vatinius'; nescio quid etiam de Locrorum
apud Sagram proelio. Quos igitur tu Tyndaridas
appellabas, id est homines homine natos, et quos
Homerus, qui recens ab illorum aetate fuit, sepultos esse dicit Lacedaemone, eos tu cantheriis albis
nullis calonibus ob viam Vatinio venisse existimas
et victoriam populi Romani Vatinio potius homini rustico quam M. Catoni qui tum erat princeps
nuntiavisse? Ergo et illud in silice quod hodie apparet apud Regillum tamquam vestigium ungulae,

12

Castoris equi credis esse? Nonne mavi illud


credere quod probari potest, animos praeclarorum
hominum, quales isti Tyndaridae fuerunt, divinos

Bir bak stmzde parldayan u gk kubbeye, herkes


ona yakaryor Iuppiter diye;
11

sanki iimizden biri Capitoliumdaki Iuppitere deil de


u gk kubbeye Iuppiter adn vermi gibi; sanki Velleius ve daha bakalarnn canldan bile saymadklar u
gksel cisimlerin tanr olduu herkese kabul edilen
apak bir gerekmi gibi. lmsz tanrlarn varlna
inanmann genelgeer oluu ve gn getike bu inancn
yaygnlamas da nemli bir kantt senin iin. Ayrca bu
kadar nemli bir konuda budalalarn grn lt al
mak houna m gidiyor herkesin, zellikle bu budalalara
deli gzyle bakan sizlerin? V. Ama biz tanrlar gzle
rimizle grdk, tpk Postumiusun Regillus Glnde,
Vatinrusun da Salaria Yolunda grd gibi. Locri hal
knn Sagra Nehri civarnda yrtt muharebeyle il
gili olarak da byle bir hikye anlatlr. Sahi sen imdi
Tyndareusoullar diye adlandrdn, hani onlardan ksa
bir zaman sonra yaayan Homerosun Spartada gml
olduklarn syledii o insandan doma insanlarn282 yan
larnda hizmetkrlar olmadan beyaz beygirlerinin srtn
da giderken yolda Vatiniusla karlanca Roma halknn
zaferini dnemin ba senatr olan Marcus Catoya deil
de283 onun yerine bir kylye, yani Vatiniusa bildirdikle
rini mi sanyorsun? Bu yzden mi Regillus Gl kysn
daki bir kayada bugn hl bir toynak izi gibi duran izin

J2

Castorun atma ait olduuna inanyorsun? u Tyndareusoullar gibi nl insanlarn ruhlarnn tanrsal ve lmsz
olduuna inanmak bu kadar kolayken, sen tutup oktan

esse et aeternos, quam eos qui sem el crem ati essent


equitare et in acie pugn are potuisse? aut si hoc
fieri potuisse dicis, doceas oportet quo m odo, nec
fabellas anile proferas."
13

Tum Lucilius "An tibi" inquit "fabellae videntur?


N o n n e a b A. Postum io aedem Castori et Poiluci
in foro dedicatam , nonne senatus consultum de
Vatinio vides? N am de Sagra G raecorum etiam est
volgare proverbium , qui quae adfirm ant certiora
esse dicunt quam illa quae apud Sagram . H is igitur
auctoribus nonne debes m overi?"
Tum C otta "R um oribus" inquit "m ecu m pugnas,
Balbe, ego autem a te rationes requiro . . .

14

VI. " . . . sequuntur quae futura sunt; effugere enim

nem o id potest quod futurum est. Saepe autem ne


utile quidem est scire quid futurum sit; m iserum
est enim nihil proficientem angi n ec habere ne spei
quidem extrem um et tam en com m une solacium ,
p raesertim cu m v os iidem fato fieri dicatis omnia,
quod autem sem per ex om ni aetem itate verum
fuerit id esse fatum : quid igitur iuvat aut quid
adfert ad cavendum scire aliquid futurum , cum id
certe futurum sit? U nde porro ista divinatio? Quis
invenit fissum iecoris, quis com icis cantum notavit,

yanp kl olmu insanlarn at binip cephede savaabildiklerine inanmay m seiyorsun? Yok diyorsan ki byle
bir ey mmkndr, o zaman bunun nasl olabileceini
kocakar masallar anlatmadan aklaman gerekiyor.
I ;<

O srada Lucilius lafa kart ve yle dedi: Yoksa sen


bunlarn sahiden masal olduklarn m sanyorsun? Aulus
Postumius tarafndan forum da Castor ile Polluxa adanan
tapmaktan veya Vatinius hakkmdaki Senatus kararndan
haberin var, deil mi? Sagradaki savala ilgili olarak
Yunanlarn dillerinden dmeyen bir deyim vardr; bir
iddia ortaya attklarnda onun Sagrada olanlardan daha
kesin olduunu sylerler. Bu yzden onlarn bilgisine
gvenmek gerekmez mi?
Bunun zerine Cotta, Sen sylentilere bakarak bana
kar kyorsun Balbus, dedi, bense senden kantlar
bekliyorum. . . ,284

14

VI. . . . gelecekte olacaklar pe pee gerekleir;


nk kimse gelecekte olacaklardan kaamaz. Ama ou
defa gelecekte ne olacan bilmek yle faydal bir ey
de deildir; ne de olsa bo yere ac ekmek, hepimizin
ortak tesellisi olan o son umudu da yitirmek zc bir
durumdur, zellikle de siz Stoaclar her eyin yazgya
bal olarak gerekletiini, nk ezelden beri yazg
nn tek gereklik olduunu sylediinize gre. yleyse
gelecekte olacak olan bilmenin ya da olaca kesin olan
bir eyden kamann ne anlam var? Dahas u kehanet
sanatnn kkeni neye dayanyor? Karacieri blmek ilk
kimin akima geldi, kuzgunun ln ilk kim fark etti,

quis
Atti

sortis?
N avii

Quibus
quem

ego

credo,

nec

com m em orabas

possum

lituum

con-

tem nere; sed qui ista intellecta sint a philosophis


15

debeo

discere,

praesertim

cum

plurimis

de rebus divini isti m entiantur. A t m edici quoque'


(ita enim dicebas) 'saepe falluntur.' Q uid simile
m edicina, cuius ego rationem video, et divinatio,

quae unde oriatur non intellego? Tu autem etiam 1


D eciorum devotionibus placatos deos esse censes.
Q uae fuit eoru m tanta iniquitas u t placari populo
R om ano non possent nisi viri tales occidissent?
Consilium illud im peratorium fuit, quod Graeci
cjTQaTrjyr]|ja appellant, sed eoru m im peratorum
qui

patriae

consulerent

vitae

non

parcerent;

rebantur enim fore u t exercitus im peratorem equo


incitato se in hostem inm ittentem persequeretur, id
quod evenit. N am Fauni vocem equidem num quam
audivi: tibi si audivisse te dicis credam , etsi Faunus
om nino quid sit nescio. VII. N on igitur adhuc,
quantum quidem in te est, Balbe, intellego deos
esse; quos equidem credo esse, sed nihil doent
Stoici.
16

"N am Cleanthes u t dicebas quattuor m odis form atas in anim is hom inum p utat deorum esse notiones. U nus ex his is m od us est de quo satis dixi,
qui est susceptus ex praesensione reru m futurarum ;

ilk kuray kim ekti? Ben ahsen btn bunlara inan


yorum ve senin de szn ettiin285 Attus Naviusun
khinlik sopasn alaya almyorum, ama zellikle u
khinleriniz birok konuda uydurma eyler syledikleri
15

iin dorularn felsefecilerden renmek zorundaym,


iyi ama ou kez hekimler de yanlyor, (yle demitin
hani).286 Mantn kavradm hekimlik ile nereden kay
naklandn hi anlamadm khinlik arasnda nasl bir
benzerlik var ki? Dahas sen de Deciuslarm kendilerini
kurban ederek tanrlar yattrdklarn dnyorsun.
Tanrlar bu kadar m insafszd da, Roma halkna kar
duyduklar fke ancak bylesi sekin adamlarn l
myle yatabildi? Oysa Deciuslarm yapt Yunanlarn
taktik adn verdikleri askeri bir karard, yani vatanlar
nn kurtuluu iin hayatlarn feda etmekten saknmayan
komutanlara zg bir karar. nk bir komutan atn
mahmuzlayp dmann zerine yrrse, askerlerinin de
pei sra gelecei dnlrd, yle de oldu. Ben ahsen
Faunusun sesini hi duymadm, ama sen duyduunu
sylyorsan, Faunusun tam olarak ne olduunu bilme
sem bile yine de sana inanrm. VII. O halde Balbus, im
diye dek yaptn aklamalardan tanrlarn var olduunu
karamyorum. Ben zaten onlarn var olduuna inanyo
rum, ama Stoaclar bu konuda bana hibir ey retmiyor.

16

nk senin de bahsettiin gibi,287 Cleanthes in


sanlarn zihninde tanr fikrinin drt nedenle olutuu
na inanr, ilki gelecekteki olaylar nceden sezinlemeye
dayanr, ki bunun zerinde yeterince durdum; kincisi

alter

ex

perturbationibus

liquis m otibus;
quas

tertius ex

percipim us

ru m

ordine

one

dixim us.

et

copia;

tem pestatum

et

com m oditate

rerum

quartus

ex

re-

astro-

caelique constantia. De praesensiDe

perturbationibus

caelestibus

et m aritim is et terrenis non possum us dicere,


cum ea fant, non esse m ultos qui illa m etuant
17

et a dis inm ortalibus fieri existum ent; sed n on id quaeritur, sintne aliqui qui deos esse putent: di u trum
sint necne sint quaeritur. N am reliquae causae quas
C leanthes adfert, quarum u n a est de com m odorum
quae capim us copia, altera de tem p oru m ordine caelique constantia, tum tractabuntur a nobis cum disputabim us de providentia deorum , de qua plurim a

18

a te, Balbe, dicta sunt; eodem que illa etiam differem us, quod C hrysippum dicere aiebas, quoniam es
set aliquid in reru m natura quod ab hom ine effici
non posset, esse aliquid hom ine melius, quaeque
in dom o pulchra cum pulchritudine m undi com parabas, et cum totius m undi convenientiam consensum que adferebas; Zenonisque brevis et acutulas
conclusiones in eam p artem serm onis quam m odo
dix differemus, eodem que tem p ore illa om nia quae
a te physice dicta sunt de vi ignea deque eo calore
e x quo om nia generari dicebas, loco suo quaerentur; om niaque quae a te nudius tertius dicta sunt,

frtnalarn ya da benzer trde hava koullarnn yaratt


karmaalara; ncs elde ettiimiz maddi rahatlk ve
bollua; drdncs ise yldzlarn dzenine ve gky
znn deimez yapsna dayanr. nsezi zerine konu
mutuk. Gkyznde, denizlerde ve karalarda yaanan
karmaalara gelince, byle olaylar olduunda bunlar
dan korkan ve bunlarn lmsz tanrlarn ii olduunu
17

dnen pek ok insandan sz etmemiz mmkn. Ama


biz tanrlarn var olduunu dnen birileri var m
diye aratrmyoruz; tanrlar var m yok mu, onu ara
tryoruz. Cleanthesin ileri srd dier nedenleri,
yani elde ettiimiz rahatlk ve bollukla ilgili neden ile
mevsimlerin dzeni ve gn deimez yapsyla ilgi
li nedeni tanrlarn ngrs zerine tarttmz za
man ele alacaz, ki sen zaten bu konuda uzun uzadya

18

konumutun Balbus. Ayn ekilde Chrysippustan aktar


dn sz, yani doada insann yaratamayaca bir ey
var olduuna gre insandan daha stn bir eyin var ol
mas gerektii szn de sonraya brakalm; ayrca senin
bir evin iindeki gzellikleri evrenin gzellikleriyle k
yaslaman ve evrenin btnsel uyumu ve birliiyle ilgili
dnceni de. Bunun yan sra Zenonun vard ksa ve
z sonular da,288 dediim gibi, konumamzn o bl
mne erteleyeceiz; ayrca yine o srada btn her eyin
kendisinden trediini sylediin u ate ve s hakknda
bir doa filozofu gibi ileri srdn btn dnceleri
de zaman geldiinde ele alacaz; yine iki gn nce tanr
larn varln kantlamaya alrken sylediin her eyi,

cu m docere velles deos esse, quare et m undus


universus et sol et luna et stellae sensum ac m entem
19

haberent, in idem tem pus reservabo. A te autem


idem illud etiam atque etiam quaeram , quibus
rationibus tibi persuadeas deos esse."
VIII. Tum Balbus: "Equidem attulisse rationes
mihi

videor,

sed

eas

tu

ita

refellis

ut,

cum

m e interrogaturus esse videare et ego m e ad


respondendum
orationem

com pararim ,

repente

avertas

nec des respondendi locum . Itaque

m axim ae res tacitae praeterierunt, de divinatione


de fato, quibus de quaestionibus tu quidem strictim
nostri autem m ulta solent dicere, sed ab hac ea
quaestione quae nunc in m anibus est separantur;
quare

si

vid etur

noli

agere

confuse,

ut

hoc

explicem us h ac disputatione quod quaeritur."


20

"O p tim e" inquit Cotta. "Itaque quoniam quattuor in partes totam quaestionem divisisti de prim aque dixim us, considerem us secundam ; quae mihi talis vid etur fuisse, ut, cu m ostendere velles quales di
essent, ostenderes nullos esse. A consuetudine enim
oculorum anim um abducere difficillimum dicebas;
sed, cum deo nihil praestantius esset, n on dubitabas
quin m undus esset deus, quo nihil in reru m natu ra

yani hem bir btn olarak evrenin hem de Gnein, Ayn


ve yldzlarn duyum ve akla sahip olduu ynndeki
19

btn szlerini de o vakte brakacaz. Ama bu arada


ayn soruyu sana tekrar tekrar sormadan da edemeyece
im: Hangi gerekelerle kendini tanrlarn varlna inan
drdn?
VIII. Bunun zerine Balbus unlar syledi: Ben ah

sen dncelerimi gerekeleriyle ortaya koyduumu


dnyorum, ama sen bu dncelerime kar yle ey
ler sylyorsun ki, ne zaman bana bir soru sorar gibi
yapsan, ne zaman ben de tam cevap vermeye kalksam,
konumay birden baka yne eviriyorsun ve cevapla
mama frsat vermiyorsun. Zaten bu yzden kehanet ve
yazg gibi ok nemli konular hi konuulmadan kald.
Senin ksaca geitirdiin bu konular hakknda bizim
kiler uzun uzadya konumay severler; geri imdi ele
aldmz meseleyle bir alakas yok bunlarn. Bu yzden
ltfen konuyu saptrma da tarttmz meseleyi akla
kavuturabilelim.
20

Pekl, dedi Cotta. Btn meseleyi drt blme


ayrdna ve ilk blm hakknda zaten konutuumu
za gre artk ikinci blm zerine dnebiliriz. Bana
kalrsa sen tanrlarn doasn aklayacam derken, as
lnda onlarn hi var olmadklarn ortaya koydun. nk
zihni gzn grdnden ayrmann ok zor olduunu
syledin. Ama tanrdan daha stn bir ey olmadna
gre, evrenin de tanr olduunu sylemekte tereddt
etmedin; nk tm doada evrenden daha mkemmel

melius esset. Modo possemus eum animantem


cogitare, vel potius ut cetera oculis sic animo hoc
21

cernere! Sed cum mundo negas quicquam esse


melius, quid dicis melius? Si pulchrius, adsentior;
si aptius ad utilitates nostras, id quoque adsenti
or; sin autem id dicis, nihil esse mundo sapientius, nullo modo prorsus adsentior, non quod difficile sit mentem ab oculis sevocare, sed quo magis
sevoco eo minus id quod tu vis possum mente
comprendere. IX. 'Nihil est mundo melius in re
rum n atu ra/ Ne in terris quidem urbe nostra: num
igitur idcirco in urbe esse rationem cogitationem
mentem putas, aut, quoniam non sit, num idcirco
existimas formicam anteponendam esse huic pulcherrumae urbi, quod in urbe sensus sit nullus, in
formica non m odo sensus sed etiam mens ratio memoria? Videre oportet, Balbe, quid tibi concedatur,

22

non te ipsum quod velis sumere. Istum enim locum totum illa vetus Zenonis brevis et ut tibi videbatur acuta conclusio dilatavit. Zeno enim ita
concludit: 'Quod ratione utitur id melius est quam
id quod ratione non utitur; nihil autem mundo

bir ey yoktur, dedin. Eer evrenin canl olduunu dnebilseydik, dahas nesneleri nasl gryorsak bu
hakikati de zihnimizle yle kavrayabilseydik, o zaman
21

dediin doru olurdu. Peki sen evrenden daha stn


bir ey olmadn sylerken, daha stn bir eyle neyi
kastediyorsun? Daha gzel bir eyi kastediyorsan, kat
lyorum; bizim karlarmza daha uygun bir eyi kas
tediyorsan, ona da katlyorum. Ama evrenden daha
akll bir ey olmadn kastediyorsan, ite buna asla
katlmyorum; zihnimi gzlerimden ayrmak bana zor
geldiinden deil tabii, tam tersine onlar ne kadar ok
ayrrsam kastettiin eyi zihnimle kavramam o kadar
imknsz olduundan. IX. Tm doada evrenden daha
stn bir ey yoktur, diyorsun. Yeryznde de bizim
kentimizden daha stn bir ey yoktur; buradan hare
ketle kentimizin de akla, dnceye ve zihne sahip ol
duunu mu dnrsn? Yoksa btn bunlara sahip
olmadna gre, dnyann bu en gzel kentinin bir ka
rncadan daha aa grlmesi gerektiini mi dnr
sn; yle ya kentimizde duyum diye bir ey yok, ama
bir karncada srf duyum deil, ayn zamanda zihin, akl
ve hafza da var. Nasl bir sonuca vardn artk grmen

22

gerekiyor Balbus, ileri srdn eyi sen bile onayla


myorsun. Aslnda senin dile getirdiin btn bu ko
nular Zeno eskiden beri bilinen o ksa ve senin de
zekice bulduun karmnda zetlemiti.

Zenonun

karm yleydi: Akla sahip olan, akla sahip olmaya


na gre stndr; evrenden daha stn bir ey yoktur,

23

melius; ratione igitur mundus utitur.' Hoc si placet,


iam efficies ut mundus optime librum legere videatur; Zenonis enim vestigiis hoc m odo rationem poteris concludere: 'Quod litteratum est id est melius
quam quod non est litteratum; nihil autem mundo
melius; litteratus igitur est m undus/ Isto modo
etiam disertus et quidem mathematicus, musicus,
omni denique doctrina erudtus, postremo philosophus. Saepe dbristi nihil fieri nisi ex eo, nec illam
vim esse naturae ut sui dissimilia posset effingere:
concedam non m odo animantem et sapientem esse
mundum sed fidicinem etiam et tubicinem, quoniam earum quoque artium homines ex eo procreantur? Nihil igitur adfert pater iste Stoicorum quare
mundum ratione uti putemus, nec cur animantem
quidem esse. Non est igitur mundus deus; et tamen
nihil est eo melius, nihil est enim eo pulchrius, ni
hil salutarius nobis, nihil ornatius aspectu motuque
constantius.
"Quodsi mundus universus non est deus, ne
stellae quidem, quas tu innumerabilis in deorum
numero reponebas. Quarum te cursus aequabiles
aeternique delectabant, nec mehercule iniuria, sunt

24

enim admirabili incredibilique constantia. Sed non


omnia, Balbe, quae cursus certos et constantis habent
ea deo potius tribuenda sunt quam naturae. X. Quid
Chalcidico Euripo in motu identidem reciprocando

o halde evren akla sahiptir. Bunu kabul ediyorsan, o za


man evrenin mkemmel ekilde kitap okuyabildiini de
kabul etmen gerekir, hatta Zenonun izinden gidip yle
bir sonuca da ulaabilirsin: Eitimli olan eitimli olma
yandan daha stndr; hibir ey evrenden daha stn
deildir, o halde evren eitimlidir. Bu gidile evren ha
tip de olacak, matematiki de, mzisyen de; ksaca her
alanda bilgili olacak, hatta en sonunda da bir filozof ola
cak. Ayrca her eyin evrenden kaynaklandn, nk
doann kendisine benzemeyen eyleri meydana getirme
imkn bulunmadn defalarca syledin. yleyse bun
dan evrenin canl ve akll olmakla kalmayp bir de lavta
ve borazan aldm m anlamalym, bu sanatlarn erba
b olan kiiler evrenden doduklarna gre? Grlyor
ki u Stoaclarn babas evrenin bir akla sahip olduu
nu, hatta canl olduunu neden dnmemiz gerektii
konusunda bize hibir ey sylememi. yleyse evren
tanr deildir, ama ondan daha stn, daha gzel ve bize
onun kadar ifal da hibir ey yoktur; dahas grnm
onun kadar aaal, devinimi onun kadar dzenli hibir
ey yoktur.
Ama evren btnyle tanr deilse, o zaman senin
tanrlar arasnda saydn nice yldz da tanr deildir.
Onlarn bir rnek ve sonsuz seyirleri seni bylyor;
inan hi de haksz saylmazsn, nk yle ahane ve
24

inanlmaz bir dzenleri var ki. Ama belirli ve dzenli se


yirleri var diye hepsini doa yerine tanrya atfedemezsin
ki Balbus. X. Sular srekli ykselip alalan Chalcisteki289

putas fieri posse constantius, quid freto Siciliensi,


quid Oceani fervore illis ix locis
Europam Libyamque rapax ubi dividit unda?

Quid? aestus maritimi vel Hispanienses vel Britannici eorumque certis temporibus vel accessus vel
recessus sine deo fieri nonne possunt? Vide, quaeso,
si omnis motus omniaque quae certis temporibus ordinem suum conservant divina dicimus, ne tertianas
quoque febres et quartanas divinas esse dicendum
sit, quarum reversione et motu quid potest esse cons
tantius? Sed omnium talium rerum ratio reddenda
25

est; quod vos cum facere non potestis, tamquam in


aram confugitis ad deum.
"E t Chrysippus tibi acute dicere videbatur, homo
sine dubio versutus et callidus (versutos eos appello
quorum celeriter mens versatur, callidos autem quorum tamquam manus pere sic animus usu concalluit); is igitur 'Si aliquid est' inquit 'quod homo
efficere non possit, qui id efficit melior est homine;
homo autem haec quae in mundo sunt efficere non
potest; qui potuit igitur is praestat homini; homini autem praestare quis possit nisi deus? est igitur
deus.' Haec omnia in eodem quo illa Zenonis errore

26

versantur; quid enim sit melius, quid praestabilius,


quid inter naturam

et rationem intersit, non

Euripus290 boazndan daha dzenli bir ey dnebilir


misin, ya da Sicilya boazndan veya
agzl dalgalarn Europay Libyadan ayrd yerler
de291
fokur fokur kaynayan Okyanustan? Ne yani? Ispan
ya ve Britannia aklarnda yaanan gelgitler ve sularn
belli zamanlarda ykselip alalmas tanr olmadan ger
ekleemez mi? Rica ediyorum bir dn, her devinimin
ve belirli aralklarla kendi dzenini srdren her eyin
tanrsal olduunu sylyorsak, veya drt gnde bir
gelen stma nbetlerinin de mi tanrsal olduunu syle
yeceiz, nk onlar kadar dzenli nkseden daha ne
olabilir? Oysa btn bu olaylarn mutlak bir aklamas
25

var, ama sizler bunu baaramaynca bir melceye snr


gibi kap tanrya smyorsunuz.
Chrysippusun konumalarn da akllca bulduunu
sylyordun; evet, onun kvrak zekl ve mahir bir insan
olduuna hi phe yok, (ben abuk kavrayan insanlara
kvrak zekl diyorum; elleri iten, kafalar da kullan
maktan bilenenlereyse mahir). Neyse, sonuta o yle
demi: nsann meydana getiremeyecei trde bir ey
varsa, bu eyi meydana getiren, insandan daha stndr;
insan u dnyadaki eyleri meydana getiremez; demek ki
bunlar meydana getirebilen, insandan stndr; iyi de
tanr dnda insandan daha stn ne olabilir? yleyse
tanr vardr. Tm bu karm Zenonun iddiasyla ayn

26

hataya dmtr. nk neyin daha iyi, neyin daha


stn olduu ve doa ile akl arasnda ne fark olduu

distinguitur. Idemque, si dei non sint, negat esse


in omni natura quicquam homine melius; id autem
putare quemquam hominem, nihil homine esse
melius, summae adrogantiae censet esse. Sit sane
adrogantis pluris se putare quam mundum; at illud
non modo non adrogantis sed potius prudentis,
intellegere se habere sensum et rationem, haec
eadem Orionem et Caniculam non habere. Et 'Si
domus pulchra sit, intellegamus eam dominis'
inquit 'aedificatam esse, non muribus; sic igitur
mundum deorum domum existimare debem us/ ita
prorsus existimarem, si illum aedificatum esse, non
quem ad modum docebo a natura conformatum
putarem.
27

XI.

"A t

enim

quaerit

apud

Xenophontem

Socrates unde animum arripuerimus si nullus


fuerit in mundo. Et ego quaero unde orationem
unde numeros unde cantus; nisi vero loqui solem
cum Iuna putamus cum propius accesserit, aut
ad harmoniam canere mundum ut Pythagoras
existimat. Naturae ista sunt, Balbe, naturae non
artificiose ambulantis ut ait Zeno, quod quidem
quale sit, iam videbimus, sed omnia cientis et
28

agitantis motibus et mutationibus suis. Itaque illa


mihi placebat oratio de convenientia consensuque naturae, quam quasi cognatione continuata

aklanmamtr. Benzer ekilde yine Chrysippus, tanr


lar yoksa, doada insandan daha stn bir ey yoktur,
demi, ama insandan daha stn bir ey yoktur, diye
dnmeyi de tam bir kibir iareti saym. Ama insann
kendisini sadece evrenden daha deerli grmesi bir kibir
iareti saylabilir, yoksa insann kendisini bilin ve akl
varl olarak grmesi ve bunlarn hibirine Orionun ve
Caniculann sahip olmadn bilmesi bir kibir iareti de
il de daha ok bilgelik iareti saylmal. Ayrca demi ki,
Gzel bir ev grdmzde, bu evin fareler iin deil
de sahipleri iin ina edildiini biliriz; o halde evrenin
de tanrlarn evi olduunu dnmeliyiz. Kesinlikle
byle dnebilirdim, tabii eer dnyann ina edilmi
olduuna ve az sonra gstereceim gibi doa tarafndan
meydana getirilmemi olduuna inansaydm292
27

XI. imdi diyeceksin ki, ama Xenophonun eserinde


Socrates evrende hi akl yoksa, biz onu nereden edindik
diye sorar. Ben de ayn ekilde bu hitabeti, bu saylar,
bu mzii nereden rendik diye sorarm o zaman, tabii
sahiden birbirlerine yanatklarnda Gnein Ayla ko
nutuuna ya da Pythagorasm dnd gibi evrenin
ahenkli arklar sylediine inanmyorsak. Evet Balbus,
btn bunlar doann ii, ama Zenonun dedii gibi,
sanat edasnda yryen bir doann ii deil, (bunun
ne anlama geldiini az sonra greceiz); her eyi kendi

28

devinimleriyle ve deiimleriyle uyandrp harekete gei


ren doann ii. Bu yzden doadaki birlik ve uyum hakkmdaki konuman beendim, sen bu birlik ve uyumun

conspirare dicebas: illud non probabam, quod


negabas id accidere potuisse nisi ea uno divino
spiritu contineretur. illa vero cohaeret et permanet
naturae viribus, non deorum, estque in ea iste quasi
consensus, quam ca>prtd0Lav Graeci vocant, sed
ea quo sua sponte maior est eo minus divina ratione
fieri existimanda est.
29

XII. illa autem, quae Carneades adferebat, quem

ad modum dissolvitis? Si nullum corpus inmortale


sit, nullum esse corpus sempitemum; corpus autem
inmortale nullum esse, ne individuum quidem
nec quod dirimi distrahive non possit. Cumque
omne animal patibilem naturam habeat, nullum est
eorum quod effugiat accipiendi aliquid extrinsecus,
id est quasi ferendi et patiendi, necessitatem, et
si omne animal tale est inmortale nullum est.
Ergo itidem, si omne animal secari ac dividi
potest, nullum est eorum individuum, nullum
aetemum ; atqui omne animal ad accipiendam
vim externam et ferundam paratum est; mortale
igitur omne animal et dissolubile et dividuum
30

sit necesse est. U t enim , si om nis cera com m utabilis


esset, nihil esset cereum quod com m utari non posset, item nihil argenteum nihil aeneum si com m u
tabilis esset n atu ra argenti et aeris similiter igi
tur, si om nia [quae sunt] e quibus cun cta constant

deta kesintisizce sregelen bir akrabalk bana ben


zediini sylyorsun. Ama doa tanrsal bir solukla bir
arada tutulmadka bu srekliliin gereklemeyeceini
sylemeni onaylamyorum. Doann uyumunu ve s
rekliliini salayan tanrlarn gc deil, kendi gcdr;
doada Yunanlarn doal ekim dedikleri tarzda bir uyum
sz konusudur ve bu uyumu doa kendiliinden gerek
letirdii srece tanrsal akim mdahalesinin de azalaca
n bilmek gerekir.
;!')

XII. Bu arada Carneadesin ileri srd u iddia


lar nasl rtyorsunuz? Hibir nesne lmsz deil
se, hibir nesnenin sreklilii yoktur; ama hibir nesne
lmsz deildir, nk ayrlamaz ve paralanamaz
olmadndan blnemez de deildir. Ayrca her canl
nn duyarl bir doas olduundan, hibiri d etkilere
maruz kalmaktan, yani bir anlamda zorunlu olarak kat
lanmaktan ve dayanmaktan sakmamaz; her canl byle
olduuna gre, hibiri lmsz deildir. Benzer ekilde
her canl ayrlabilir ve blnebilir olduuna gre, hi
biri blnemez deildir, hibiri sonsuz deildir; o hal
de her canl d etkilere maruz kalmaya ve katlanmaya
yazgldr; yleyse lml olan her canl zorunlu olarak

30

zlr ve blnr. rnein balmumunun deiebilir


bir yaps varsa, balmumundan yaplm btn eyler
de deiebilir nitelikte olur; ayn ekilde gm ve bak
rn yaps deiebilir nitelikteyse gm ya da bakrdan
yaplm hibir nesne deiimden kaamaz. Benzer e
kilde btn her eyi meydana getiren eler deiebilir

m utabilia sunt, nullum corpus esse potest non m utabile; m utabilia autem sunt illa ex quibus om nia constant, u t vobis videtur; om ne igitur corpus m utabile
est. At si esset corpus aliquod im m ortale, non esset
om ne m utabile. ita efficitur u t om ne corpus m ortale
sit. Etenim om ne corpus au t aqua aut aer aut ignis
aut terra est, aut id quod est concretum ex his aut
ex aliqua parte eorum ; h orum autem nihil est quin
31

intereat; n am et terrenum om ne dividitur, et um or


ita mollis est u t facile p rem i conlidique possit, ignis
vero et aer om ni pulsu facillime pellitur naturaque
cedens est m axu m e et dissupabilis; praetereaque
om nia h aec tu m intereunt cu m in n atu ram aliam
convertuntur, quod fit cum terra in aquam se vertit
et cu m ex aqua oritur aer, ex aere aether, cum que
ead em vicissim retro com m eant; quodsi ea intereunt
e quibus constat om ne anim al, nullum est anim al

32

sem piternum . XIII. Et u t h aec om ittam us, tam en ani


m al nullum inveniri potest quod neque n atum um q uam sit et sem per sit futurum ; om ne enim anim al
sensus habet; sentit igitur et calida et frigida et dul
d a et am ara n ec p otest ullo sensu iucunda accipere,
non accipere contraria; si igitur voluptatis sensum
capit; doloris etiam capit; quod autem dolorem accipit, id accipiat etiam interitum necesse est; omne

melikteyse, o zaman hibir cisim deiemez deildir;


'..'i de kabul ettiiniz gibi, deiebilir nitelikte olan
..eylerden kan her ey deiebilir niteliktedir, yleyse
elsim deiebilir niteliktedir. te yandan bir cisim geici
olmasayd, asla deiebilir nitelikte olmayacakt. Bun
dan. da aka anlalyor ki, her cisim geicidir. Asln
da her cisim ya sudan ya havadan ya ateten ya toprak
lan oluur, ya da bu elerin hepsinin veya birkann
bileiminden. Ama bu elerin hibiri yok olmaktan
'I

kurtulamaz. yle ki topraktan meydana gelen her ey


blnebilir, svlar yle yumuaktr ki, tazyikle kolayca
sktrlabilir, ate ve hava da herhangi bir basnla yn
deitirebilir, nk bunlarn yaps ok kolay bel verir ve
kolayca datlabilir. Dahas btn bu eler baka bir ya
pya dntnde yok olur; rnein toprak suya dn
tnde, sudan hava meydana geldiinde ve havadan da
esir olutuunda, sonra ayn ekilde hepsi tekrar eski hali
ne dntnde olduu gibi. Btn her eyin kendisin
den meydana geldii eler yok oluyorsa, hibir canlnn

X\

sreklilii yok demektir. XIII. Bu grleri bir tarafa b


raktk diyelim, yine de u yeryznde hi domam ya
da her zaman var olacak bir canlnn bulunma ihtimali
hi yok. nk her canlnn duyular vardr; bu yzden
hem sca, hem souu, hem tatly hem de acy hisse
der; duyulan olmasayd ne houna giden eyleri algla
yabilirdi ne de houna gitmeyen eyleri; dolaysyla bir
canl zevk duygusunu tadabiliyorsa, acy da tadar; acy
tadyorsa, yok oluu tatmas da kanlmazdr. yleyse

33

igitur anim al confitendum est esse m ortale. Praeterea, si quid est quod n ec voluptatem sentiat
n ec dolorem , id anim al esse non potest, sin autem quod anim al est, id illa necesse est sentiat; et
quod ea sentit n on potest esse aeternum ; et omne
anim al sentit; nullum igitur anim al aetem u m est.
P raeterea nullum potest esse anim al in quo non
et adpetitio sit et declinatio n atu ra lis; appetuntur
autem quae secundum n atu ram sunt, declinantur
contraria; et om ne anim al adpetit quaedam et fugit
a quibusdam , quod autem refugit, id contra n atu
ram est, et quod est contra naturam , id habet vim
interim endi; om ne ergo anim al intereat necesse est.

34

Innum erabilia su n t ex quibus effici cogique possit


nihil esse quod sensum h abeat quin id intereat; ete
nim ea ipsa quae sentiuntur, u t frigus u t calor u t
voluptas u t dolor u t cetera, cum am plificata sunt interim unt; nec ullum anim al est sine sensu; nullum
igitur anim al aeternum est. XIV. Etenim au t sim plex
est n atu ra anim antis, ut vel terrena sit vel ignea vel
anim alis vel um ida, quod quale sit ne intellegi quidem potest; au t con creta ex pluribus naturis, quarum suu m quaeque locum habeat quo n aturae vi
feratur, alia infim um alia sum m um alia m edium :
h aec ad quoddam tem pus cohaerere possunt, sem p er autem nullo m o d o possunt, necesse est enim in
suum quaeque locum n atu ra rap iatu r; nullum igi
tur anim al est sem pitem um .

v,

her canlnn lml olduunu kabul etmek zorundayz.


te yandan ne haz ne de ac hisseden bir varlk olmu
olsayd, o zaten bir canl olamazd; nk bir canlysa
tm bu duygulan hissetmek zorundadr; bunlar his
seden bir canlnn da lmsz olmas imknszdr; her
canl bunlar hisseder, o halde hibir canl lmsz
deildir. Bunun yan sra igdsel anlamda arzusu ve
saknma hissi olmayan hibir canl yoktur; ancak ar
zulanan eyler doaya uygun eylerdir, saknlanlarsa
doaya aykr eyler; her canl baz eylerin peinden
gider, baz eyler dense kanr; kand eyler doaya
aykr eylerdir; doaya aykr eylerinse y o k etm e gc
vardr; yleyse her canlnn yok olmas kanlmazdr.

Duyular olup da lmeyecek olan bir canlnn var olmaya


ca sonucuna ulaabileceimiz saysz kant mevcuttur.
Gerekten de souk, scak, haz, ac ve benzeri duyulur
eyler, younluklar arttka zarar verici olurlar; duyusu
olmayan hibir canl olamaz; o halde hibir canl lm
sz deildir. XIV. nk her canlnn topraktan, ateten,
havadan veya sudan oluan basit bir yaps vardr (geri
bunun nasl olduu tasavvur bile edilemez) ya da bir veya
birka enin bileiminden oluan karmak bir yaps;
stelik bu elerin her birinin doal bir g tarafndan
belirlenmi bir yeri vardr; buna gre kimi en altta, kimi
en stte, kimi de ortada yer alr. Bu eler belirli bir sre
bir arada kalr, ama hep byle kalmalar imknszdr,
nk doa zorunlu olarak onlarn her birini kendi yer
lerine gtrr; yleyse hibir canlnn sreklilii yoktur.

35

"Sed om nia vestri, Balbe, solent ad igneam vim


referre H eraclitum u t opinor sequentes, quem ipsum
non om nes interpretartur uno m od o; qui quoniam
quid diceret intellegi noluit, om ittam us; vos autem ita
dicitis, om nem vim esse igneam , itaque et anim antis
cu m calor defecerit tum interire et in om ni natura
reru m id vivere id vigere quod caleat. Ego autem
non intellego quo m odo calore extincto corp ora
intereant, non intereant u m ore aut spiritu amisso,

36

praesertim cum intereant etiam nim io calore; quam


ob rem id quidem com m une est de calido; verum
tam en videam us exitum . ita voltis opinor, nihil
esse anim al intrinsecus in n atu ra atque m undo
p raeter inem : qui m agis quam p raeter anim am ,
unde anim antium quoque constet anim us, ex quo
anim al dicitur? Q uo m odo autem h oc quasi conced atu r sum itis, nihil esse anim um nisi inem ? p robabilius enim vid etur tale quiddam esse anim um
u t sit ex igni atque anim a tem peratum . Quodsi
ignis ex sese ipse anim al est nulla se alia adm iscente natura, quoniam is, cu m inest in corporibus
nostris, efficit u t sentiam us, non potest ipse esse
sine sensu. R ursus eadem dici possunt: quidquid
est enim quod sensum habeat, id necesse est sentiat et voluptatem et dolorem , ad quem autem dolor veniat ad eundem etiam interitum venire; ita
fit u t ne inem quidem efficere possitis aeternum .

35

Ama Balbus, sizin okulunuz her eyi atein yarat


c gcne balama eilimindedir; kanmca bu konuda
Heraclitusun izinden gidiyorlar,293 her ne kadar hepsi
ona farkl farkl yorumlar getirmi olsa da. Geri Heraclitus da sylediklerinin anlalmas taraftan olma
dndan, bu konuyu geelim. Sizler her eyin kayna
nn ate olduunu sylyorsunuz, ss tkendiinde
canllarn yok olacan ve doada ancak ss olan
eylerin yaadn ve glendiini de. Ama ben anlam
yorum, cisimler ssn kaybedince yok oluyorlar da, na
sl oluyor da nemlerini ve soluklarm kaybedince, hatta

36

zellikle slar ok fazla arttnda yok olmuyorlar.


Aslnda sizin syla ilgili iddianz dier eler iin de geerlidir. Ama nce vardnz sonucu bir grelim. Bana
kalrsa sizler doada ve evrende ateten baka canlan
drc bir g olmadn sylyorsunuz. Peki, ama ni
in ate de canllarn ruhunun kayna olan can deil,
stelik canlya bu yzden canl denmiken? Sanki kesin
bir sonumu gibi ruhun ateten baka bir ey olmadn
nasl sylersiniz? nk bana gre ruhun ate ve can
dan ibaret olmas akla daha uygun. Ama ate dier eler
olmadan srf kendinden ibaret bir canlysa, duyumdan
yoksun olamaz; nk onun bedenimizde olmas bizim
hissetmemizi salyor. Burada da ayn eyi tekrarlaya
biliriz: Duyuma sahip herhangi bir ey, hem hazz hem
de acy tatmak zorundadr; dahas acya maruz kalan
ayn zamanda yok olmaya da mahkmdur. Demek ki
sizler atein bile sonsuz olduunu kantlayamyorsunuz.

37

Q uid enim ? n on eisdem vobis placet om nem inem


pastus indigere, nec p erm anere ullo m odo posse
nisi alatur? ali autem solem, lunam , reliqua astra
aquis, alia dulcibus, alia m arinis? Eam que causam
Cleanthes adfert
cur se sol referat nec longius progrediatur
solstitiali orbi,
item que brum ali, ne longius discedat a cibo. H oc
totum quale sit m ox: nunc au tem concludatur illud:
quod interire possit id aeternum non esse natura;
inem au tem interiturum esse nisi alatur; non esse
igitur n atu ra inem sem piternum .

38

XV.

"Q u alem

autem

deum

intellegere

nos

possum us nulla virtute praeditum ? Q uid enim?


prudentiam ne deo tribuem us, quae constat ex
scientia reru m b on aru m et m alarum et nec bonarum
nec m alaru m ? cui mali nihil est nec esse potest,
quid huic opu s est dilectu bonorum et m alorum ?
Quid au tem ratione, quid intellegentia? quibus
utim ur ad eam rem u t apertis obscura adsequam ur;
a t obscurum d eo nihil potest esse. N am iustitia,
quae su um cuique distribuit, quid pertinet ad deos?
h om inum enim societas et com m unitas, u t vos
dicitis, iustitiam procreavit. Tem perantia autem
constat ex praeterm ittendis voluptatibus corporis,

37

Neden mi? Atein beslenmeye ihtiyac olduunu, bes


lenmezse asla varlm srdremeyeceini iddia eden siz
deil misiniz? Dahas Gnein, Ayn ve btn teki gk
cisimlerinin kh tatl suyla kh deniz suyuyla beslendik
lerini iddia eden siz deil misiniz?294 Cleanthes de
Gnein yaz k yrngesinden kp da daha telere
gitmemesini

ayn nedene balar, yani besin kaynandan uzaklamak


istememesine.295 Btn bunlarn nasl olageldiini az
sonra aklayacam. Ama imdilik u karma bakalm:
Yok olabilen bir ey, doas bakmndan sonsuz deildir;
ate beslenmezse yok olacaktr, demek ki ate doas ba
kmndan sonsuz deildir.
38

XV. Ama nasl olur da biz hibir eye kudreti ol


mayan bir tanr dnebiliriz? Ne yani? iyilerin, k
tlerin ya da ne iyi ne de ktlerin bilgisinden ibaret
olan saduyuyu tanrya m atfedeceiz? inde ktlk
olmayan, olmas da mmkn olmayan bir varlk iyile
rin ve ktlerin ayrmn yapmakla neden urasn ki?
Akla neden ihtiya duysun, neden zekya ihtiya duy
sun? Sonuta biz bilinenlerden bilinmeyenlere varmak
iin kullanrz bu yetileri, ama tanrnn bilmedii bir
ey olamaz ki. Adalete gelelim, herkese tek tek hakkn
veren adaletin tanrlarla ne ilgisi olabilir? nk, sizin
de sylediiniz gibi, adalet insanlarn birlikteliinden
ve bir arada yaamalarndan domutur. Bedensel hazlarn denetlenmesinden ibaret olan zdenetime gelelim;

cui si locus in caelo est, est etiam voluptatibus. N am


fortis deus intellegi qui potest? in dolore? an in
labore? an in periculo? quorum deum nihil attingit.
39

N ec ratione igitur utentem nec virtute ulla praeditum deum intellegere qui possum us?
"N e c vero volgi atque im peritorum inscitiam
despicere possum , cu m ea considero quae dicuntur
a Stoicis. Sunt enim illa im peritorum : piscem Syri
venerantur, om ne fere genus bestiarum A egyptii
consecraverunt; iam vero in G raecia m ultos habent
ex hom inibus deos, A labandum A labandis, Tenedii
Termen, Leucotheam quae fuit Ino et eius Palaem onem filium cu n cta G raecia, H erculem A esculapiu m , Tyndaridas; R om ulum nostri aliosque com pluris, quos quasi n ovos et adscripticios cives in

40

caelum receptos putant. XVI. H aec igitur indocti;


quid vos philosophi? qui m eliora? Omitto illa, sunt
enim praeclara: sit sane deus ipse m u n d u shoc
credo illud esse

sublime candens, quem invocant omnes Iovem.

Q uare igitur pluris adiungim us deos? Q uanta au


tem est eoru m m ultitudo! Mihi quidem sane multi
videntur; singulas enim stellas nu m eras deos eosque

gkyznde buna yer varsa, o zaman zevkler de sz


konusu. Sonra tanrnn cesur olduu nasl anlalabi
lir? Ac ekerken mi? Emek harcarken mi? Ya da tehlike
iindeyken mi? Bunlarn hibiri tanrya tesir etmez ki.
39

Peki aklm kullanmayan, hibir kudreti olmayan bir tanr


dnebilir miyiz?
Dorusu Stoaclarn iddialarn dndke, artk
avamn ya da cahillerin budalalna bir ey diyemem.
Nitekim cahiller de yle eyler sylyor: Syriallar bir
bala tapyorlar,296 Msrllar neredeyse her tr hayvan
kutsal saymlar; hatta Yunanistanda bir zamanlar insan
olan nice tanr var; rnein Alabandada297 Alabandus,
Tenedosta298 Tenes ve Yunanistann tamamnda ad bir
zamanlar Ino olan Leucothea, hatta onun olu Palaemon,
sonra Hercules, Aesculapius ve Tyndareusoullar. Bi
zimkilerin de Romulusu ve baka pek ok tanrs var;
hepsini de sanki gkyz nfusuna yeni kaydedilmi

40

vatandalar olarak gryorlar. XVI. te bunlar bilgisiz


insanlarn inanlar; ama ya siz felsefeciler? Sizin inanla
rnz sanki daha m iyi? Hepsini geiyorum, nk bun
lar malum eyler. Ama yine de evrenin tanr olduunu
kabul edelim. Sanrm bu yzden yle sylenmi:
stmzde parldayan u gk kubbe, herkes ona
yakaryor luppiter diye.

Peki yleyse neden daha fazla tanry iin iine katyo


ruz? Ne de ok saylar! En azndan benim iin ok faz
lalar; nk sen her bir yldz tanr yerine koyuyorsun

au t b eluarum nom ine appellas, u t C ap ram u t N ep am u t Taurum u t Leonem , aut reru m inanim arum ,
41

u t A rg o

u t A ram

concedantur,

u t C oronam .

reliqua

qui

Sed

tandem

ut haec

non

m odo

concedi sed om nino intellegi possunt? C u m fruges


Cererem , vinum

Liberum dicim us, genere nos

quidem serm onis utim ur usitato, sed ecquem tam


am entem esse p u tas qui illud quo vescatu r deum
credat esse? N am quos ab hom inibus pervenisse
dicis ad deos, tu reddes rationem quem ad m od um
id fieri potuerit aut cur fieri desierit, et ego discam
libenter; quo m odo nunc quidem est, non video quo
pacto ille cui 'in m onte O etaeo illatae lam pades'
fuerint, u t ait A ccius, 'in d om um aeternam patris'
ex illo ardore pervenerit; quem tam en H om eru s
apud inferos conveniri facit ab Ulixe, sicut ceteros
qui excesserant vita.
42

"Q u am qu am

quem

potissim um

H erculem

colam us scire sane velim ; pluris enim tradunt


nobis ii qui interiores scrutantu r et reconditas
litteras, antiquissim um Iove n atu m sed item Iove
antiquissim onam Ioves quoque pluris in priscis
G raecorum

litteris

invenim us:

ex

eo

igitur et

Lysithoe est is H ercules quem concertavisse cum


Apolline de tripode accepim us. A lter traditu r Nilo

ve onlara ya hayvan adlarn yaktrp Kei, Akrep, Boa,


Aslan diyorsun ya da onlar Argo, Sunak, Ta gibi cansz
41

eylerin adlaryla anyorsun. Hadi bunlar kabul ettik,


tekileri nasl kabul edeceiz, stelik bir de anlayabile
ceiz? Budaya Ceres, araba Liber dediimizde alldk
bir dil kullanyoruz diyelim, ama sen yediinin itiinin
tanr olduunu sanacak kadar kafasz biri olabileceini
nasl dnebiliyorsun? nsanken tanr katma yksel
mi olduunu sylediin kiilere gelince,299 sen byle
bir eyin nasl olabildiini ya da artk neden olamadn
aklayacaksn ki ben de renmekten mutluluk duya
cam. nk u anki aklmla henz kavrayamyorum;
nasl oldu da, Acciusun dedii gibi, cenazesi iin Oeta
Danda300 mealeler yaklan o kii o alevlerin iin
den kp da babasnn ezeli-ebedi evine ulat; nk
Homerosun anlatmna gre Ulixes yeraltnda onunla da
karlam, tpk bu dnyadan gp giden bakalaryla
karlat gibi.

42

Bu arada gerekten hangi Herculese tapacamz da


zellikle bilmek istiyorum. nk ok derin ve anlal
mas ok g metinleri ince eleyip sk dokuyarak ara
tranlar bize birka Herculesten bahsediyor;301 en eski
sinin Iuppiterin olu olduu syleniyor, tabii yine ayn
ekilde en eski Iuppiterin; nk Yunanlarn ilk dnem
metinlerinde Iuppiterin de birden ok olduunu gryo
ruz. Demek ki o en eski Iuppiter ile Lysithoeden domu
olan Hercules bu, hani bize ayakl tabure iin Apollo
ile dvt anlatlan, ikinci Herculesin Msrl olduu

natus A egyptius, quem aiunt Phrygias litteras


conscripsisse. Tertius est ex Idaeis Digitis, cui
inferias adferunt. Q uartus Iovis est <et> Asteriae
L atonae sororis, qui Tyri m axim e colitur, cuius
K arthaginem filiam ferunt. Q uintus in India qui
Belus dicitur. Sextus hic ex A lcm ena quem Iuppiter
genuit, sed tertius Iuppiter quoniam u t iam docebo
pluris Ioves etiam accepim us.
XVII. "Q u an d o enim m e in hunc locum deduxit
oratio, docebo m eliora m e didicisse de colendis
dis inm ortalibus iure pontificio et m ore m aiorum
capedunculis iis quas N um a nobis reliquit, de
quibus in illa aureola oratiuncula dicit Laelius, quam
rationibus Stoicorum . Si enim vos sequar, dic quid
ei respondeam qui m e sic roget: 'Si di sunt, suntne
etiam N ym phae deae? si N ym phae, Panisci etiam
et Satyri; hi autem non sunt; ne N ym phae [deae]
quidem igitur. At earu m tem pla sunt publice vota et
dedicata; ne ceteri quidem ergo di, quorum tem pla
sunt dedicata? A ge porro: Iovem et N eptunum
deos num eras; ergo etiam O rcus frater eoru m deus;
et illi qui fluere apud inferos dicuntur, A cheron
C ocytus Pyriphlegethon, tum C h aron tum Cerberus

sylenir, hani Nilin olu olan; derler ki bu Hercules


Phrygia metinlerini derlemi. nc Hercules Cybele
rahiplerinden domu, Giritli kadnlar mezarna kurban
lar sunarm. Drdncs ise Iuppiterin, Latonamn302
kz kardei Asteriadan doma olu, kendisine zellikle
Tyrus ehrinde303 tapnlr ve Kartaca da onun kz saylr.
Beincisi Hindistanda tapm grr ve Belus adyla anlr.
Akncsn Alcmena dourmutur, babas ise Iuppiterdir,
yani nc Iuppiter; nk aada da aklayacam
gibi, biz birok Iuppiter olduunu da rendik.
43

XVII. Mademki konumam dnp dolap beni bu


ralara kadar getirdi, o zaman ben de tanrlara tapnma
konusundaki en iyi bilgileri Stoaclarn aklamalarndan
ok, rahiplik yasalar ve atalarmzn gelenek ve grenek
leri nda, Numanm bize miras brakt ve Laeliusun
da o paha biilmez konumasnda bahsettii u kck
kurban kaplarndan edindiimi gstereceim. nk siz
Stoaclarn peinden gidersem, o zaman yle bir soru
sorulduunda ne cevap vereceimi syle bana: Eer
bunlar tanrysa, Su Perileri de tanra m? Su Perileri
tanraysa, Panlar ve Satyruslar da tanr m?304 Ama
bunlar tanr deil; o halde Su Perileri de tanra deil.
Ne var ki devletimiz onlara tapmaklar dikmi ve onla
r kutsam. Bu durumda kendilerine tapmaklar dikilen
dierleri de tanr olmuyor mu? Baka bir rnek verelim:
Madem Iuppiter ve Neptunusu tanr yerine koyuyorsun,
yleyse kardeleri Orcus305 da, yeralt dnyasna aktklar
sylenen Acheron,306 Cocytus307 ve Pyriphlegethon308 ne
hirleri de tanr saylmal, hatta Charon309 ve Cerberus310

44

di putandi. At id quidem repudiandum ; ne O rcus


quidem igitur; quid dicitis ergo de fratribus?' H aec
C am ead es aiebat, non u t deos tolleret (quid enim
philosopho m inus conveniens?) sed u t Stoicos nihil
de dis explicare convinceret; itaque insequebatur:
'Q uid enim ?' aiebat 'si hi fratres sunt in num ero
deorum , n u m de patre eoru m Saturno negari potest,
quem volgo m axim e colunt ad occidentem ? Qui si
est deus, p atrem quoque eius C aelum esse deum
confitendum est. Q uod si ita est, Caeli quoque
parentes di habendi sunt, A ether et Dies, eorum que
fratres et sorores, qui a genealogis antiquis sic
nom inantur, A m o r D olu M etus L ab or Invidentia
Fatu m Senectus M ors Tenebrae M iseria Querella
G ratia Frau s Pertinacia Parcae H esperides Somnia,
quos om nis Erebo et N octe n atos ferunt.' Aut
igitur h aec m on stra probanda sunt aut prim a illa

45

tollenda. XVIII. Q uid? Apollinem V olcanum M ercurium ceteros deos esse dices, de H ercule A esculapio Libero C astore Polluce dubitabis? At hi
quidem coluntur aeque atque illi, apud quosd am etiam m ulto m agis. E rgo hi dei sunt habendi

44

bile. Ama bunlar tanr olarak gremeyiz, o zaman


Orcusun da tanr olarak grlmemesi gerekir. Bu du
rumda kardeleri iin ne diyeceksin? Carneadesin iddi
alar bunlar, ama o bunlar tanrlar ortadan kaldrmak
iin deil, (zaten byle bir ey bir filozofa hi yakr
m?), Stoaclarn tanrlar hakknda hibir aklama yap
madklarn kamtlamak iin ne sryordu ve iddiasn
yle srdrp Dahas, diyordu, u sz konusu karde
ler tanr saylyorsa, zellikle dnyann batsndaki halk
larn huu iinde tapt babalar Saturnusun da tanr
olduu inkr edilemez, deil mi? Ama Saturnus tanry
sa, onun babas Gkn de tanr olduunu kabul etmek
gerekir. Bu durumda Gkn ana babasn, yani Esir ve
Gn, ayrca erkek kardeleriyle kz kardelerini de tan
r yerine koymak gerekir. Eskinin ecerecileri bu karde
leri yle adlandrmlar: Ak, Kurnazlk, Evham, Emek,
Kskanlk, Yazg, Yallk, lm, Karanlk, Hzn, Yas,
Kayrma, Hile, inatlk, Yazg tanralar, Hesperus kz
lar, Dler. Bunlarn hepsinin Erebus311 ile Gecenin o
cuklar olduunu sylyorlar. Buna gre ya bunlar birer
canavar olarak kabul etmemiz gerekecek ya da bataki

45

iddialar toptan reddetmemiz. XVIII. Ne yani? Apollonun,


Vulcanusun, Mercuriusun ve dierlerinin tanr oldu
unu syleyeceksin, ama Herculesin, Aesculapiusun,
Liberin, Castor ile Polluxun tanr olduundan kuku
duyacaksn, yle mi? stelik bu sonunculara en az bi
rinciler kadar, hatta baz yrelerde ok daha fazla tapnlmakta. Dahas lml analardan doma bu ocuklar

m ortalibus nati m atribus? Q uid? A ristaeus, qui i


olivae dicitur inventor, Apollinis filius, Theseus
N eptuni, reliqui quorum patres di, non erunt
in

deorum

n um ero?

Quid

quorum

m atres?

O pinor etiam m agis; u t enim iure ivili qui est


m atre libera liber est, item iure n aturae qui dea
m atre est deus sit necesse est. Itaque Achillem
Astypaleenses insulani sanctissum e colunt; qui
si deus est, et O rpheus et Rhesus di sunt, M usa
m atre nati; nisi forte m aritum ae nuptiae terrenis
anteponuntur. Si hi di n on sunt, quia nusquam
46

coluntur,

quom odo

illi

sunt?

Vide

igitur

ne

virtutibus hom inum isti honores habeantur, non


im m ortalitatibus; quod tu quoque, Balbe, visus
es dicere. Q uo m odo au tem potes, si Latonam
deam putas, H ecatam non putare, quae m atre
A steria

est, sorore Latonae? A n haec quoque

dea est? vidim us enim eius aras delubraque in


Graecia. Sin h aec dea est, cu r non Eum enides?
Q uae si deae sunt, quarum et Athenis fanum est
et apud nos, u t ego interpretor, lucus Furinae,
Furiae deae sunt, speculatrices credo et vindices
47

facinorum et sceleris. Q uodsi tales dei sunt ut

tanr yerine koymal m? Ne yani? Apollonun olu, hani


zeytini bulduu sylenen Aristaeus,312 Neptunusun
olu Theseus ve babalar tanr olan dierleri tanr sa
ylmayacak m? Peki ya anneleri tanra olanlar? Bana
gre haydi haydi tanr saylmallar; nk vatandalk
hukukuna gre nasl ki zgr bir anadan doan ocuk
zgr saylyorsa, ayn ekilde doal hukuka gre de
tanra bir anadan doan ocuun tanr saylmas gere
kir. Zaten bu yzden Astypalaea adas313 halk Achillese
huu iinde tapmakta. Ama eer Achilles tanrysa, bi
rer Esin Perisinden doan Orpheus ve Rhesus314 da
tanrdr, tabii denizdeki evlilikler315 karadaki evlilik
lere gre daha deerli saylmyorsa. Ama bu sonuncu
lara srf hibir yerde tapnlmyor diye tanr gzyle
46

baklmyorsa, ncekiler nasl tanr oluyor? yleyse anla


artk, bu onurlar onlara lmszlklerinden dolay de
il, insani erdemlerinden dolay verilmekte. Galiba sen
de byle demitin Balbus. Sonra, eer Latonanm tan
ra olduunu dnyorsan, Latonann kz kardei
Asteriamn kz olan Hecatenin de tanra olabileceini
nasl dnemezsin? Hecate sahiden de bir tanra m?
Evet, nk Yunanistanda ona ait sunaklar ve tapmak
lar grmtk. Hecate tanraysa, Eumenides316 niin
tanra olmasn? Bunlar tanraysa, ki yleler, nk hem
Atinada tapmaklar hem de bizde Furina Korusu var,
(adndan dolay byle yorumluyorum), o zaman Furialar
da tanra; ben bunlarn sularn ve ahlakszlklarn izini

47

srp intikam aldklarn dnyorum. Ancak insanlarn

rebus

hum anis

intersint,

N atio

quoque

dea

putan d a est, cui, cum fana circum im us in agro


A rdeati

rem

divinam

facere

solem us;

quae

quia partus m atron aru m tueatu r a nascentibus


N atio nom inata est. Ea si dea est, di om nes illi
qui com m em orabantur a te, H onos Fides M ens
Concordia, ergo etiam Spes M oneta om niaque
quae cogitatione nobism et ipsi possum us fingere.
Q uod si verisim ile non est, n e illud quidem est
haec unde fluxerunt. XIX. Q uid autem dicis, si di
sunt illi quos colim us et accepim us, cur non eodem
in genere Serapim Isimque num erem us? quod si
facim us, cur b arbarorum deos repudiem us? Boves
igitur et equos, ibis accipitres aspidas crocodilos
pisces canes lupos faelis m ultas praeterea beluas in
deorum nu m erum reponem us. Q uae si reicim us,
48

illa quoque unde haec n ata sunt reiciem us. Quid


deinde? Ino dea ducetur et A e v k o B ecl a Graecis
a nobis M atuta dicetur cum sit C adm i filia, Circe
autem et Pasiphae et A eeta e Perseide O ceani filia
nati patre Sole in deorum num ero non habebuntur?
quam quam Circen quoque coloni nostri Cercienses
religiose colunt.

Ergo hane deam

duces: quid

M edeae respondebis, quae duobus avis Sole et


O ceano, A eeta patre m atre Idyia proereata est?
quid huius A bsyrto fratri (qui est apud Pacuvium

ilerine karan byle tanrlar varsa, Ardea ehrinde317


tapmaklarm ziyaret ettiimizde kendisine kurbanlar
sunduumuz Natio318 da tanra saylmaldr. Bu tanra
kadnlarn doumuna yardmc olduundan, Natio ad
n doanlar anlamna gelen kelimeden319 almtr. Eer
o da tanraysa, senin saydklarnn hepsi, yani Onur,
inan, Zihin, Uzlam, hatta Umut ve Para320 gibi sade
ce zihnimizde canlandrabildiimiz btn kavramlar da
tanradr. Bu karm yanlsa, o zaman bizi bu kar
ma gtren iddialar da yanltr. XIX. Sonra taptmz
ve kabul ettiimiz bu varlklarn hepsi tanrysa, Serapis
ve Isisi321 ayn snfa koymaymzm nedenini nasl ak
layacaksn? Bunlarn tanr olduklarn kabul ediyorsak,
neden yabanc halklarn tanrlarn reddedelim? yley
se kzleri, atlar, eltikkargalarm, ahinleri, engerek
ylanlarn, timsahlar, balklar, kpekleri, kurtlar, ke
dileri ve daha pek ok hayvan da tanr yerine koyaca
z. Bunlarn tanr olduuna itiraz edersek, bunlardan
48

doanlarn da tanr olduuna itiraz edeceiz. Dahas?


Yunanlarn Leucothea, bizimse Matuta dediimiz Ino
Cadmusu n322 kz olduu iin tanra olarak kabul gr
yorsa, Oceanusun kz Perseis ile Gnein ocuklar Circe, Pasiphae ve Aeetes323 de tanr olarak kabul grmeye
cek mi? Oysa Circeiili324 iftilerimiz Circeye gnlden
tapyorlar. Buna gre eer onu tanra olarak kabul ede
ceksen, dedeleri Oceanus ve Gne, babas Aeetes, annesi
de Idyia olan Medea iin ne diyeceksin? Peki (Pacuviusta
ad Aegialeus olarak geen, ama eski metinlerde Absyrtus

Aegialeus,

sed

illud

nom en

veteru m

litteris

usitatius)? qui si di non sunt, vereor quid agat


49

Ino; h aec enim om nia e x eodem fonte fluxerunt.


A n A m phiaraus erit deus et Trophonius? N ostri quidem publicani, cum essent agri in Boeotia
deorum inm ortalium excepti lege censoria, negabant inm ortalis esse ullos qui aliquando hom ines
fuissent. Sed si sunt hi di, est certe Erechtheus,
cuius Athenis et delubrum vidim us et sacerdotem . Q uem si deum facim us, quid aut de C odro
dubitare possum us au t de ceteris qui pugnantes p ro patriae libertate ceciderunt? quod si probabile n on est, ne illa quidem superiora unde

50

haec m anant probanda sunt. Atque in plerisque civitatibus intellegi potest augendae virtutis gratia,
quo libentius rei publicae causa periculum adiret
optim us quisque, viroru m fortium m em oriam honore d eorum im m ortalium consecratam . Ob eam
enim ipsam causam Erechtheus Athenis filiaeque
eius in num ero deorum sunt: item que Leonaticum
est delubrum Athenis, quod

eckoqlov

nom inatur.

Alabandenses quidem sanctius A labandum colunt,


a quo est urbs illa condita, quam quem quam nobiliu m deorum ; apud quos non inurbane Stratonicus u t
m ulta, cum quidam ei m olestus A labandum deum
esse confirm aret, H erculem negaret, 'E rgo ' inquit

ad daha yaygn olarak kullanlan) erkek kardei iin ne


diyeceksin? Bunlarn da tanr olmadn syleyecek
sen, Inoya ne diyeceksin acaba, ok merak ediyorum;
49

nk tm bu iddialar ayn kaynaktan kma. Yoksa Amphiaraus325 ve Trophonius326 da m tanr saylacak? Bizim
vergi tahsildarlar, censorlarla327 yaplan szleme uyarn
ca vergiden muaf tutulan lmsz tanrlara ait Boeotia328
topraklarmdayken, vaktiyle insan olup da imdi lmsz
olan hi kimseye rastlamadklarn aklamlard. Ama
Amphiaraus ve Trophonius tanrysa, Atinada tapmak ve
rahiplerini grdmz Erechtheus329 da kesinlikle tan
rdr. Bunu tanr sayarsak, Codrusun330 ya da vatanla
rnn zgrl uruna savarken len dierlerinin de
tanr olduklarndan nasl kuku duyabiliriz? Bu olas de
ilse, o zaman bizi bu sonuca ulatran nceki iddialar da

50

olas deil. Pek ok toplumda srf yreklendirmek


amacyla cesur insanlarn hatrasnn lmsz tanrla
rn katma kartlp kutsallatrlmas anlalabilir bir
durumdur, nk bylece iyi insanlar lkeleri ad
na tehlikelere daha bir evkle gs gererler. te bu
yzden Atinada Erechtheus ve kzlar tanrlar katnda
saylr; yine Atinada Leocorion adyla anlan Leonaticum tapma vardr.331 Alabanda halk kentin kuru
cusu Alabandusa bilindik tanrlardan herhangi biri
ne taptklarndan daha itenlikle tapar. Alabandusun
tanr

olduunu,

ama

Herculesin

tanr

olmadn

syleyip cann skan bir adama Stratonicus her zaman


ki alayc slubuyla halkn nnde yle demi: yleyse

51

'm ihi A labandus tibi H ercules sit iratus.' XX. illa


autem , Balbe, quae tu a caelo astrisque ducebas,
quam longe serpant non vides? Solem deum esse
lunam que,

quorum

alterum

A pollinem

G raeci

alteram D ianam putant. Q uodsi luna dea est,


ergo etiam Lucifer ceteraeque errantes n m erum
deorum obtinebunt; igitur etiam inerrantes. C ur
autem Arqui

species non in

deorum

num ero

reponatur? est enim pulcher et ob eam causam


quia

speciem

habeat

adm irabilem

Thaum ante

dicitur <Iris> esse nata. Cuius si divina natu ra est,


quid facies nubibus? A rcus enim ipse e nubibus
efficitur quodam m odo coloratis; quarum u na etiam
C entauros peperisse dicitur. Q uodsi nubes rettuleris
in deos, referendae certe erunt tem pestates, quae
populi Rom ani

ritibus

consecratae

sunt.

Ergo

im bres nim bi procellae turbines dei putandi. N ostri


quidem duces m are ingredientes inm olare hostiam
52

fluctibus consuerunt. lam si est C eres a gerendo


(ita enim dicebas), terra ipsa dea est (et ita habetur;
quae est enim alia Tellus?) Sin terra, m are etiam ,
quem N eptunum esse dicebas; ergo et flumina et
fontes. Itaque et Fontis delubrum M asso ex Corsica dedicavit, et in au gu ru m precatione Tiberinum

51

Alabandusun gazab benim zerime olsun, Herculesinki


de senin zerine. XX. Sonra gkyznden ve yldzlardan
verdiin rneklerin nerelere kadar uzandn grmyor
musun Balbus? Gnein ve Ayn tanr olduunu syle
din, Yunanlar bunlardan birinin Apollo, dierinin Diana
olduuna inanr. Ama Ay bir tanraysa, o zaman Lucifer
ve dier gezegenler de tanr saylmal; o halde sabit yldz
lar da tanr saylacak. Bu durumda Gkkua niin tanr
saylmasn ki? Sonuta gayet gzeldir o ve olaanst
grnnden dolay Thaumasm332 kz <Iris>333 olduu
sylenir. Gkkuann tanrsal bir doas varsa, o zaman
bulutlar iin ne diyeceksin? yle ya gkkua bir bak
ma rengrenk bulutlardan oluur. Ayrca bu bulutlardan
birinin Centauruslar dourduu da sylenir. Ama bu
lutlar da tanrlar arasna koyacaksan, o zaman kukusuz
Roma halknn ayinlerle kutsad hava olaylarn da tanr
yerine koyman gerekecek. Bu durumda yamurun, saa
nan, frtnann ve kasrgann da tanr olarak dnl
mesi gerekir. Ho, denize aldklarnda, amirallerimizin

52

dalgalara kurban kesmesi de det olmutur. Zaten, (se


nin de dediin gibi), Ceres adn gerere (rn vermek)
fiilinden alyorsa, toprak da (ter ra) bir tanradr; yle
de saylr, (sonuta Tellus334 topraktan baka bir ey de
il ki!) Toprak tanrsalsa, Neptunus adn verdiin deniz
de tanrsaldr; o halde nehirler ve pnarlar da tanrsaldr.
Demek ki Masonun Corsicada kazand zaferden do
lay Fonsa (Pnar) bir tapmak adamas bu yzdenmi,
demek ki bu yzden kubilicilerin dualarnda Tiberin,

Spinonem A lm onem N odinum alia propinquorum


flum inum

nom ina

videm us.

E rgo

h oc

aut in

inm ensum serpet, aut nihil horum recipiem us; nec


illa infinita ratio superstitionis probabitur; nihil
ergo h orum probandum est.
53

XXI.

"D icam us igitur,

Balbe,

oportet contra

illos etiam qui hos deos ex hom inum genere in


caelum translatos non re sed opinione esse dicunt,
quos auguste om nes sancteque veneram ur. . .
. Principio Ioves tres n um erant ii qui theologi
nom inantu r,

ex

quibus p rim u m

et

secundum

n atos in A rcad ia; alterum patre Aethere, ex quo


etiam

Proserpinam

n atam

alterum

patre

Caelo,

qui

dicitur,

q uam

principem

ferunt

et

genuisse
et

Liberum ,
M inervam

inventricem

belli

ferunt, tertium C retensem Saturni filium; cuius


in illa insula sepulcrum ostenditur.
etiam

apud

io c t k o u o o i

Graios m ultis m odis nom inantur:

prim i tres, qui appellantur A naces Athenis, ex rege


Iove antiquissim o et Proserpina nati, Tritopatreus
Eubuleus D ionysus, secundi Iove tertio nati et
Leda C astor et Pollux, tertii dicuntur a non nullis
A lco et M elam pus et Tm olus, Atrei filii, qui Pelope
54

natus fuit. lam M usae prim ae quattuor Iove altero


natae, Thelxinoe A oede A rch e Mele te, secundae

Spinonun, Almonun, Nodinusun ve Romaya komu


dier nehirlerin adlarna rastlamz. yleyse bu ya by
le sonsuza dek srp gidecek ya da bunlarn hibirini
kabul etmeyeceiz. Biz de bu sonu gelmez batl inan
silsilesini onaylamayacaz elbette, dolaysyla bunlarn
hibiri kabul edilebilir deil.
53

XXI. Bu yzden Balbus, itenlikle ve huu iinde ta


pndmz tanrlarn hakiki anlamda deil de fikren in
sani dnyadan gk kubbeye tandn iddia edenlere de
kar kmamz gerektiini belirtelim. . . . En bata tannbilimci olarak adlandrlan kiiler Iuppiter olduu
nu ve birinci Iuppiter ile ikinci Iuppiterin Arcadiada335
doduunu sylyorlar. Birincisinin babas olan Esir,
ayn zamanda Proserpina ve Liberin de babasdr; kin
cisinin babas olan Gk, ayn zamanda savalarn nderi
ve yaratcs olduu kabul edilen Minervann da baba
sdr; nc Iuppiter ise Saturnusun Giritli oludur,
mezarnn da bu adada olduu sylenir. Iuppiterin
oullar da Yunanlar arasnda birden fazla adla anlr;
yle ki: Atinada Kral diye anlan ilk , en eski kral
Iuppiter ile Proserpinamn ocuklardr ve adlar da
Tritopatreus, Eubuleus ve Dionysustur; ikinci grupta
kiler, nc Iuppiter ile Ledanm ocuklar olan Cas
tor ile Polluxtur; nc gruptakilere bazlar Alco,
Melampus ve Tmolus der, bunlar Pelopsolu Atreusun

54

oullardr. Esin Perilerine gelince, ilk grupta drt tane


Esin Perisi vardr, bunlar ikinci Iuppiterin kzlardr ve
adlar da Thehdnoe, Aoede, Arche ve Melete'dir; ikinci

Iove tertio et M nem osyne procreatae novem , tertiae


Piero n atae et Antiopa, quas Pieridas et Pierias
solent p oetae appellare, isdem nom inibus et eodem
n u m ero quo p roxim ae superiores. Cum que tu Solem
quia solus esset appellatum esse dicas, Soles ipsi
quam m ulti a theologis proferuntur. U nus eorum
Iove natus nepos Aetheris, alter H yperione, tertius
Volcano Nili filio, cuius urbem A egyptii volunt esse
eam quae Heliopolis appellatur, quartus is quem
heroicis

tem poribus

A cantho

R hodi

peperisse

dicitur, <pater> Ialysi Cam iri Lindi Rhodi, quintus


qui Colchis fertur A eetam et C ircam procreavisse.
55

XXII. Volcani item com plures: prim us Caelo natus,

ex quo et M inerva Apollinem eum cuius in tutela


Athenas antiqui historici esse voluerunt, secundus
Nilo natus, Phthas u t A egyptii appellant, quem
custodem esse A egypti volunt, tertius ex tertio Iove
et Iunone, qui Lem ni fabricae traditur praefuisse,
quartus M em alio natus, qui tenuit insulas p ropter
56

Siciliam

quae

Volcaniae

nom inabantur.

M er-

curius unus Caelo patre Die m atre natus, cuius


obscenius excitata natu ra trad itu r quod aspectu Proserpinae com m otus sit; alter Valentis et
Phoronidis flius is qui sub terris habetur idem

gruptakiler nc Iuppiter ile Mnemosyneden do


an dokuz Esin Perisidir; nc gruptakiler Pierus
ile Antiopamn kzlardr, airler arasnda genellikle Pierides ve Pieriae diye adlandrlan bu Esin Perilerinin
adlar ve saylar ikinci gruptakilerle ayndr. Sen tek
(solus) olduu iin Gnein adna Sol dendiini syl
yordun, oysa tanrbilimciler pek ok Gne olduunu
iddia ediyor. Bunlarn ilki Iuppiterin olu, Esirin to
runudur; kincisi Hyperionun336 oludur; ncs
Nilin olu Vulcanustan olmadr337 ve Msrllar Heliopolis olarak adlandrlan kentin ona ait olduuna ina
nr;

drdncsnn kahramanlar

anda Rodosta

Acanthodan doduu ve Ialysus,

Camirus, Lindus

ve Rhodusun babas olduu sylenir; beincisinin de


Colchiste338 Aeetes ve Circeyi peydahlad anlatlr.
55

XXII. Ayn ekilde birok da Vulcanus var. ilki Gkn


oludur ve eski tarihilerin Atinann koruyucusu say
dklar Apolloyu Minerva bundan dourmutur; kin
cisi Nilin oludur, Msrllar bunu Phthas diye anar
ve Msrn koruyucusu sayarlar; ncs nc
Iuppiter ile Iunonun oludur ve rivayete gre Lemnostaki demircilik ilerine nclk etmitir; drdn
cs Menaliusun339 oludur ve Vulcanus Adalar diye

56

adlandrlan Sicilya yaknlarndaki adalarn hkimidir.340


Mercuriuslardan birinin babas Gk, annesi Gndr;
Proserpinanm

gzelliiyle

bylendiinden,

cinsel

organ uyarlm ekilde betimlenir; dieri Valens ile


Phoronisin oludur, yeralt dnyasnn hkimi olarak

Trophonius, tertius Iove tertio natus et M aia, ex


quo et Penelopa Pananatum ferunt; quartus Nilo
patre,

quem A egyptii nefas habent nom inare,

quintus quem colunt Pheneatae, qui A rgu m dicitur interem isse ob eam que causam A egyptum
profugisse atque A egyptiis leges et litteras tradidisse:

h u nc

Aegyptii

Theuth

appellant,

eo-

dem que nom ine anni prim us m ensis apud eos


57

vocatur. A esculapiorum prim us Apollinis, quem


A rcad es colunt, qui specillum invenisse prim usque
volnus dicitur obligavisse, secundus secundi M ercurii frater: is fulmine percussus dicitur hum atus esse
C ynosuris; tertius A rsippi et Arsinoae, qui prim us
purgationem alvi dentisque evolsionem u t ferunt
invenit, cuius in A rcad ia non longe a Lusio flumine
sepulcrum et lucus ostenditur. XXIII. A pollinum antiquissim us is quem paulo antea e V olcano natum
esse dixi custodem A thenarum , alter C orybantis filius natus in C reta, cuius de illa insula cum Iove ipso
certam en fuisse traditur, tertius Iove tertio natus et
Latona, quem ex H yperboreis D elphos ferunt advenisse, quartus in A rcadia, quem A rcades N p ov
appellant quod ab eo se leges ferunt accepisse.

58

D ianae

item

plures:

prim a

Iovis

et Proserpi-

nae, quae pinnatum Cupidinem genuisse dici


tur; secunda notior, quam Iove tertio et Latona

Trophoniusla bir tutulur; ncs nc luppiter ile Maianm oludur, sylenceye gre Penelopeyle
birlemesinden Pan domutur; drdncnn babas
Nildir341 ve Msrllar bunun adn anmay gnah sa
yarlar; Pheneos342 halknn tapnd beincisinin ise
Argusu343 ldrd, bu nedenle Msra snd ve
Msrllara yasalar ve yazy rettii anlatlr; hatta M
srllar ona Theuth der ve yln ilk ayma da bu ad verirler.
57

Aesculapiusa gelince, bunlarn ilki Apollonun oludur,


Arcadiallar tapnr ona, sonday bulduu ve ilk defa ya
ralar sarglad sylenir; kincisi ikinci Mercuriusun
erkek kardeidir, yldrm arpmas sonucu ld ve
Cynosuraeda344 gml olduu sylenir; ncs
Arsippus ile Arsinoanm oludur, sylenene gre ba
rsak boaltmyla ilgili uygulamalar ve di ekimini
ilk o bulmutur; mezar ve kutsal korusu Arcadiada
Lusius Nehri civarna yer almaktadr. XXIII. Apolloya
gelince bunlardan ilkinin Vulcanusun olu ve Ati
nalIlarn koruyucusu olduunu az nce sylemitim;

kincisi Corybasm oludur ve Giritte domutur, hat


ta rivayete gre bu ada uruna luppiterle savam
tr; ncs nc Iuppiter ile Latonanm oludur,
Hyperboreiin345 yaad lkeden Delphiye geldii sy
lenir; drdncs Arcadiadadr ve Arcadiallar ona Nomios derler, nk yasalarn ondan aldklarn sylerler.
58

Ayn ekilde pek ok Diana vardr: ilki Iuppiter ile


Proserpinanm kzdr, kanatl Cupidoyu dourduu
sylenir; kincisi daha nldr, bunun nc Iuppiter

n atam

accepim us;

tertiae

p ater

U pis

traditur

Glauce m ater: eam saepe G raed U pim paterno


nom ine

appellant.

p rim u m

Iove et Proserpina natum , secundum

Nilo,

qui

Cabiro

N ysam

D ionysos

dicitur

m ultos

habem us:

interem isse,

patre, eum que regem

tertium

Asiae praefuisse

dicunt, cui Sabazia sunt instituta, quartum Iove


et

Luna,

cui

sacra

O rphica

pu tantur

confici;

quintum N iso n atu m et Thyone, a quo trieterides


59

constitutae

putantur.

Vens

prim a

Caelo

et

Die nata, cuius Elide delubrum vidim us; altera


spum a procreata, ex qua et M ercurio Cupidinem
secundum natu m accepim us, tertia Iove n ata et
Di ona, quae nupsit Volcano, sed ex ea et M arte
natus A nteros

dicitur; quarta

Syria

C yproque

concepta, quae A starte vocatu r, quam Adonidi


nupsisse

p roditum

est.

M inerva prim a,

quam

Apollinis m atrem supra dixim us, secunda orta


Nilo, quam A egyptii Sa'ietae colunt; tertia illa quam
a Iove generatam supra dbdmus, quarta Iove n ata
et C oryphe O ceani filia, quam A rcad es K o Lav
nom inant

et

quadrigarum

inventricem

ferunt,

quinta Pallantis, quae p atrem dicitur interem isse


virginitatem suam violare conantem , cui pinnarum

ile Latonann kz olduunu kabul ederiz; sylenene


gre ncsnn babas Upis, annesi Glaucedir, Yu
nanlar onu ounlukla babasnn adyla anar, yani ona
Upis der. Birok da Dionysusumuz var: lki Iuppiter
ile Proserpinamn oludur; kincisi Nilin oludur ve
Nysay346 ldrd sylenir;

ncsnn babas

Cabirustur, sylenene gre kral olarak Asyann bana


gemi, ayrca onuruna Sabazia enlikleri dzenlenmi
tir; drdncs Iuppiter ile Ayn oludur ve Orpheus
ayinlerinin onun adna dzenlendii dnlr; beincisi
Nisus ile Thyonenin oludur ve Trieteris enliklerini347
59

balattna inanlr. Venusa gelince, bunlarn ilki Gk ile


Gnn kzdr, Eliste348 ona adanm bir tapmak grdm;
kincisi deniz kpnden domutur, Mercuriusla birleip ikinci Cupidoyu dourduuna inanrz; ncs
Iuppiter ile Dionenin kzdr, Vulcanusla evlenmitir,
ama rivayete gre Marsla birleip Anterosu dourmu
tur; drdncs Syria ile Cyprustan domutur, Astarte
adyla anlr ve Adonisle evli olduu sylenir. Minervaya
gelince, bunlarn ilki yukarda Apollonun annesi olduu
nu sylediimiz Minervadr; kincisi Nilden domutur,
Saiste349 yaayan Msrllar ona tapnr; ncs yuka
rda Iuppiterden doduunu sylediimiz Minervadr;
drdncs Iuppiter ile Oceanusun kz Coryphenin bir
lemesinden domutur, Arcadiallar bu Minervaya Koria
adn verir ve onun drt atl arabann mucidi olduunu
sylerler; beincisi Pallasm kzdr, bekaretini bozmaya
kalkan babasn ldrd sylenir ve ayak bileklerinde

60

talaria

adfigunt.

C upido

prim us

M ercurio

et

D iana prim a n atus dicitur, secundus M ercurio


et Venere secunda, tertius qui idem est A nteros
M arte et Venere tertia. Atque h aec quidem aliaque
eius m odi ex vetere G raeciae fam a collecta sunt,
quibus intellegis resistendum esse ne perturbentur
religiones;

vestri

autem

non

m odo

haec

non

refellunt veru m etiam confirm ant interpretando


quorsum quidque pertineat. Sed eo iam unde huc
digressi sum us revertam ur.
61

XXIV. " . . . N u m censes igitur subtiliore ratione


opus

esse

ad

haec

refellenda?

N am

m entem

fidem spem virtu tem honorem victoriam salutem


concordiam ceteraque eius m odi reru m vim habere
videm us, non deorum . Aut enim in nobism et
insunt ipsis, u t m ens u t spes u t fides u t virtus ut
concordia, aut optandae nobis sunt, ut honos ut
salus u t Victoria; quarum reru m utilitatem video,
video etiam consecrata sim ulacra, quare autem in
iis vis deorum insit tum intellegam cu m cognovero.
Q uo in genere vel m axim e est Fortu n a n um eranda,
quam nem o ab inconstantia et tem eritate seiunget,
quae digna certe non sunt deo.
62

"lam

vero

quid vos illa delectat explicatio

fabularum et enodatio nom inum ? Exsectu m a filio


Caelum , vinctum itidem a filio Saturnum , haec et

60

kanatlarla betimlenir. Cupidoya gelince, ilkinin Mercurius ile birinci Diananm olu, ikincisininse Mercurius ile ikinci Vensn olu olduu sylenir; Anterosla
ayn olan ncsnn Mars ile nc Vensn olu
olduu anlatlr. te bu ve buna benzer baka hikyeler
Yunanistann eski sylencelerinden derlenmitir ve dini
inanlarmzn altst olmamas iin bunlarn aksini ispat
etmemiz gerektiini anlyorsundur. Ama sizinkiler kar
kmak bir yana, her birinin ne anlama geldiini yorum
layp akli hale getiriyor bunlar. Neyse imdi braktmz
asl konuya geri dnelim.

61

XXIV.

. , 35 0

Yoksa bunlar rtmek iin ok daha

ince bir akl yrtmeye gereksinim olduunu mu d


nyorsun? nk zihin, inan, umut, erdem, onur,
zafer, esenlik, uzlam ve benzeri deerlerin tanr deil,
soyut kavramlar olduunu gryoruz. Bunlar ya zihin,
umut, inan, erdem, uzlam gibi bizde var olan ya da
onur, esenlik, zafer gibi arzularmza konu olan deerler
dir. Bu deerlerin yararl olduunun farkndaym, hatta
onlara adanm heykelcikleri de gryorum, ama onlar
da niin tanrsal bir gcn bulunmas gerektiini ancak
renirsem anlayabilirim. zellikle Talihi bunlarn ara
snda saymak gerekir, nk hi kimse talihi deikenlik
ve rastlantdan ayr dnmez, bunlar da tanrya uygun
dmeyen niteliklerdir.
62

Ayrca sylencelerin akli hale getirilmesi ve adlarn


kkeni neden sizi bu kadar cezbediyor? Gk n olu tara
fndan hadm edilmesini, yine Saturnusun olu tarafndan

alia generis eiusdem ita defenditis ut ii qui ista


finxerunt n on m odo non insani sed etiam fuisse
sapientes videantur. In enodandis autem nom inibus
quod m iserandum sit laboratis: 'Saturnus quia se
satu rat annis, M avors quia m agn a vertit, M inerva
quia m inuit aut quia m inatur, Vens quia venit
ad om nia, Ceres a g eren d o / Q uam periculosa
consuetudo; in m ultis enim nom inibus haerebitis:
quid

Veiovi facies,

quid V olcano?

quam quam

quoniam N eptunum a nando appellatum putas,


nullum erit nom en quod non possis una littera
explicare unde ductum sit; in quo quidem m agis tu
63

mihi n atare visus es quam ipse N eptunus. M agnam


m olestiam

suscepit

et

m inim e

necessariam

prim us Zeno post C leanthes deinde Chrysippus,


com m enticiarum
vocabulorum

cur

fabularum
quidque

reddere
ita

rationem ,

appellatum

sit

causas explicare. Q uod cum facitis, illud profecto


confitemini, longe

aliter se rem

habere atque

h om inum opinio sit; eos enim qui di appellantur


reru m

naturas esse non figuras deorum . XXV.

Qui tantus error fuit u t perniciosis etiam rebus


non

m od o

n om en

deorum

tribueretur

sed

etiam sacra constituerentur; Febris enim fanum


in Palatio et <Orbonae

ad>

aram

Exquiliis

M alae

Fortunae

aedem

L aru m

et

consecratam

zincire vurulmasn ve bu trden baka masallar yle sa


vunuyorsunuz ki, bunlar uyduranlar deli deil de bilge
gibi gsteriyorsunuz. te yandan adlarn kkeniyle ilgi
li almalarnz da iler acs: Yllarla dolu olduu iin
(saturare) Saturnusa bu ad verilmi; Mavors byk ka
rklklar yaratt iin (magna vertere) bu ad alm, Minerva da zayflatt (minuere) ya da tehdit ettii (minr)
iin; Venusa her yere geldii (yenire) iin bu ad verilmi;
Ceresin ad da tamaktan (gerere) geliyormu. Ne riskli
bir i bu; nk banz artacak yle ok ad var ki! r
nein Veiovis351 iin ne diyeceksin, peki ya Vulcanus iin?
Neptunus adnn yzmek (nar e) fiilinden geldiini d
nyorsun, ama nereden trediini tek bir kelimeyle ak
layamayacan hibir ad yok ki senin; bu durumda bana
63

yle geliyor ki, Neptunustan ok sen denizlerde yz


yorsun. Sylencelere mantkl bir yorum getirmek ve
adlarn niye yle konulduunu aklamak gibi u ok
zahmetli, ama bir o kadar da gereksiz ie ilkin Zeno kal
kt, ardndan Cleanthes, sonra da Chrysippus. Byle
yapmakla, aslnda meselenin insanlarn kabulnden ok
farkl olduunu teslim ediyorsunuz demektir; nk
tanr olarak adlandrdnz eylerin tanrsal kiilikler
deil, doal varlklar352 olduu anlalyor. XXV. Bu yle
byk bir yanlgya yol at ki, zararl eylere bile tan
rlarn ad verilir oldu, stne stlk onlar iin kutsal
trenler dzenlendi. rnein Palatiumda353 Febris (Has
talk Atei) iin bir tapmak olduunu biliyoruz; ayrca
Lares354 tapma civarnda Matemin bir tapma oldu
unu ve Esquiliaeda355 Kara Talihe adanm bir sunak

64

videm us. O m nis igitur talis a philosophia pellatur


error u t cu m
dicam us

de dis inm ortalibus disputem us

indigna

dis im m ortalibus; de

quibus

habeo ipse quod sentiam , non habeo autem quod


tibi adsentiar. N eptunum esse dicis anim um cum
intellegentia p er m are pertinentem , idem de Cerere;
istam autem intellegentiam au t m aris au t terrae
non m od o com prehendere anim o sed ne suspicione
quidem possum

attingere. Itaque aliunde mihi

quaerendum est u t et esse deos et quales sint di


discere possim ; qualis tu eos esse vis <vide ne esse
65

non possint. N unc> videam us ea quae sequuntur,


prim u m deorum <ne> providentia m undus regatur,
deinde consulantne di rebus hum anis. H aec enim
mihi ex tua partitione restant duo; de quibus si
vobis vid etur accuratius disserendum p u to ."
"M ihi v ero " inquit Velleius "valde videtur; nam
et m aiora exspecto et iis quae dicta sunt vehem enter
adsentior."
Tum Balbus "Interpellare te" inquit "C otta, nolo,
sed sum em us tem p us aliud; efficiam profecto u t
fateare. Sed . . .
*

nequaquam istuc istac ibit; magna inest certatio.


nam ut ego illi supplicarem tanta blandiloquentia,
ni ob rem

c'1

bulunduunu da. O halde byle yanlglar felsefeden


uzak olsun ki, lmsz tanrlar zerine tartrken onlara
yaraan szler syleyebilelim. Tanrlar konusunda benim
kendi dncelerim var, ama bunlar seninkilerle uyu
muyor. Neptunusun denize sinen akl sahibi bir ruh ol
duunu sylyorsun, Ceres iin de benzer bir ey syl
yorsun. Ama ben denizin ya da topran bu aklm hi an
layamadm gibi, bununla ilgili en ufak bir ey sezdiimi
bile syleyemem. Bu yzden tanrlarn varlm ve doas
n renebilmem iin baka bir kaynaa bakmam gereki
yor; senin dediin gibi bir doalar olmas cimknsz, anla

65

artk. imdi>356 sradaki konulara geelim, yani ilkin


evrenin tanrlarn ngrsyle ynetilip ynetilmedi
ine, ardndan da tanrlarn insanlarn ilerine karp
karmadklarna. Senin yaptn blmlemeden bu iki
sini kendime ayrdm; sizler iin de uygunsa, bunlar ze
rine daha ayrntl tartmak gerektiini dnyorum.
Benim iin gayet uygun, dedi Velleius, nk hem
daha nemli eyler sylemeni bekliyorum hem de syle
mi olduklarna itenlikle katlyorum.
Bunun zerine Balbus, Szn kesmek istemiyorum
Cotta, dedi, ama bunu baka bir zamana brakalm;
seni kesinlikle ikna edeceim, bak gr. Ama . . 357
*
*
*
*
*
*
Bu i byle gitmeyecek; mesele ateten gmlek.
Ona yaranmak iin ne ok dil dktm,
bir ie yaramad halde.358

66

XXVI.

P arum ne

nefariam

ratiocinari videtur et sibi ipsa

pestem

m achinari?

Illud vero

quam

callida ratione:
qui volt quod volt, ita dat se res ut operam dabit
qui est versus om nium sem inator m alorum .
ille traversa mente mi hodie tradidit repagula
quibus ego ram omnem recludam atque illi perniciem dabo,
mihi maerores illi luctum, exitium illi exilium mihi.
H ane videlicet rationem , quam vos divino benefido
hom ini solum tributam dcitis, bestiae non habent;
67

videsne

igitur

quanto

m unere

deorum

sim us

adfecti? Atque eadem M edea p atrem patriam que


fugiens,
postquam pater
adpropinquat iamque paene ut conprehendatur parat,
puerum interea obtruncat membraque articulatim
dividit
perque agros passim dispergit corpus: id ea gratia
ut, dum nati dissipatos artus captaret parens,
ipsa interea effugeret, illum ut maeror tardaret sequi,
sibi salutem ut familiari pareret parricidio.

66

XXVI. Medeamn enine boyuna dnmedii ve o korkun


felaketi kendisinin hazrlad aka grlmyor mu? u
dizede ne kadar kurnazca dile getirmi bunu:
stediini gerekten isteyen kii kendisini iine yle ve
rir ki, arkas orap sk gibi gelir.359

te u dize tm ktlklerin balangcdr:


Allak bullak bir kafayla teslim etti anahtarlar bugn bana,
fkemin btn srglerim aacam onlarla, bela olacam
bana,
bana dert, ona matem; ona lm, bana srgn.360

te bu akl sahiden hayvanlarda yok, zaten siz de tanrlarn


ltfuyla sadece insanlara bahedildiini sylyorsunuz.
67

O halde tanrlarn bize bahetmi olduu bu armaann


ne yce olduunun farknda msn? Yine Medea babasn
dan ve vatanndan kaarken,
babas yaklatnda yamacna, tam yakalanacakt ki ona,
kesiverdi kafasn ocuun, lime lime dorad kolunu
bacam,
cesedim frlatp atverdi rastgele krlara: bundan maksad,
toplarken babas olunun oraya buraya salan paralarn,
o da kap gidebilirdi o ara, engel olabilirdi o kahr,
babasnn gelmesine ard sra,
bylece kurtulmu olurdu kendisi de, girerek kardeinin
kanma.361

68

H u ic u t scelus sic ne ratio quidem defuit. Quid? ille


funestas epulas fratri conparans nonne versat huc et
illuc cogitatione rationem ?
m a io r m ih i m o le s, m aiu s m isce n d u m st m alu m ,
q u i illiu s a c e rb u m co r co n tu n d am et con p rim am .

XXVII. N ec tam en ille ipse est praetereundus

q u i n o n s a t h a b u it co n iu g e m in lex e in stu p ru m ,

de quo recte e t verissum e loquitur Atreus:


. . . q u o d re in su m m a su m m u m e sse arb itro r
p ericlu m , m a tres co in q u in ari reg ias,
c o n tam in ari stirp em a d m isceri gen us.

At id ipsum q uam callide, qui regn um adulterio


quaereret:
ad d e (in q u it) h u c, q u o d m ih i p o rte n to caelestu m p ater
p ro d ig iu m m isit, reg n i stab ilim e n m ei,
ag n u m in te r p e cu d e s au rea claru m com a
q u o n d am T h y este m clep ere au su m e sse e regia,
qu a in re ad iu trice m co n iu g em cep it sibi.

69

V idetum e su m m a inprobitate usus non sine sum m a


esse ratione? N ec vero scaena solum referta est
his sceleribus, sed m ulto vita com m unis paene

68

Medeada canilik de var, akl da. Dahas? Erkek kardei


ne lmcl bir ziyafet hazrlnda olan o adam da362 bir
ekilde plann kafasnda kurmuyor mu?
Daha byk bela amalym bana, daha byk ktlk
getirmeliyim ki,
acmasz kalbini hizaya getirebileyim, dizginleyebileyim,363

XXVII. Geri Thyestesin yaptn da geitirenleyiz, n


k
evli bir kadn ayartp iffetsizlie srklemesi yetmedi ona.

Bu konuda Atreus ne doru, ne gereki konumakta:


. . . mesele bykse, tehlike de byktr bana gre,
sarayl kadnlarn iffetine leke srlmse,
oullan kirlenmi, soy sop lekelenmise.

Ama ne kurnazca bir fikir sahiden, zina ileyip krall


ele geirmek:
Dahas, dedi Atreus, tanrlarn babas bana uurlu bir iaret
yollamt bir de,
saltanatmn gvencede olacana dair;
srnn gzdesi, altn postu parl parl parlayan bir kuzu,
gnn birinde Thyestes saraymdan almaya kalkt onu,
karm da alet etti kendisine bu ite.

69

Bu byk ktl ilerken Thyestesin akln da ok iyi


kulland belli olmuyor mu? Bu tr canilikler srf tiyat
ro sahnelerinde sunulmuyor ki bizlere, gnlk hayat
mzda da karlayoruz bunlarla, hatta neredeyse daha

m aioribus. Sentit dom us unius cuiusque, sentit fo


rum , sentit curia cam pus socii provinciae, u t quem
ad m od um ratione recte fiat sic ratione peccetur, alterum que et a paucis et raro, alterum et saepe et a
plurim is, u t satius fuerit nullam om nino nobis a dis
inm ortalibus d atam esse rationem quam tanta cum
p em icie datam . U t vinum aegrotis, qua prodest
raro n ocet saepissim e, m elius est non adhibere om
nino quam spe dubiae salutis in apertam perniciem
incurrere, sic hau d scio an m elius fuerit hum ano
generi m otu m istum celerem cogitationis, acum en,
sollertiam , quam rationem vocam us, quoniam pestifera sit m ultis, ad m odu m paucis salutaris, n on dari
om nino quam tam munifice et tam large dari. Q uam
ob rem si m ens voluntasque divina idcirco consuluit
hom inibus quod iis est Iargita rationem , iis solis
consuluit, quos bona ratione donavit, quos videm us
si m odo ulli sunt esse perpaucos. N on placet autem
paucis a dis inm ortalibus esse consultum ; sequitur
ergo u t nem ini consultum sit.
XXVIII.

"H u ic loco sic soletis occurrere: no

idcirco non optum e nobis a dis esse provisum


quod

m ulti

eorum

beneficio

perverse

uteren-

tur; etiam patrim oniis m ultos m ale uti, nec ob


eam

causam

eos

beneftium

patribus

nul

lum habere. Q uisquam ne istuc negat? aut quae

bykleriyle. Evlerimizde, mahkemelerde, mecliste, se


im meydanlarnda, mttefiklerle ilikilerde, eyaletlerde
akl kullanarak doru iler yapld da olur, yanl iler
yapld da; gel gr ki pek az kii akln kullanp doru
iler yapar, o da nadiren, ama ou kii genelde yan
l iler yapar. yle ya lmsz tanrlarn bize hi akl
bahetmemi olmas, onu bunca ktlkle birlikte bah
etmesinden daha iyi olurdu. Tpk arap gibi, nadiren
yararl, ama genelde zararl olduu iin tedavi amacy
la hastalara hi verilmemesi, belki iyiletirir umuduyla
verilip hastalar felakete srklenmesinden daha iyidir;
benzer biimde bizim akl dediimiz zeknn bu abuk
luu, bu kvrakl ve yaratcl biroklar iin ykc,
birka kii yararl olduuna gre, eminim ki insan so
yuna hi verilmemesi bylesine cmerte, bylesine
70

oka verilmesinden daha iyi olurdu. Bundan dolay tan


rsal zihin ve irade insanlara akl verdii iin onlarla ilgi
leniyorsa sadece iyi aklla donattklaryla ilgilenir, byle
kimselerin hi yok deilse de ok az olduklarn gryo
ruz. te yandan lmsz tanrlarn birka kiiyle ilgi
lenmeleri uygun deildir; o halde bundan hi kimseyle
ilgilenmedikleri sonucu kar.
XXVIII.

Sizler bu iddiaya hep u ekilde kar kyo

sunuz: ou insann tanrlarn ltfunu ktye kullanma


s, tanrlarn bize gereken zeni gstermedii anlamna
gelmez. ou insan miraslarn da ktye kullanyor,
ama bu demek deil ki insanlar babalarndan hi iyilik
grmeyecek. Buna kar kacak biri olabilir mi? Bu iki

est in collatione ista sim ilitudo? N ec enim H erculi


nocere D eianira voluit cum ei tunicam sanguine
C entauri tinctam

dedit, n ec prodesse

Pheraeo

Iasoni is qui gladio v om icam eius aperuit quam


sanare

m edici

non

potuerant.

M ulti

enim

et

cu m obesse vellent p rofuerunt et cum prodesse


obfuerunt; ita non fit ex eo quod d atu r u t voluntas
eius qui dederit appareat, n ec si is qui accepit
bene u titu r, idcirco is qui dedit am ice dedit.

71

Quae enim libido quae avaritia quod facinus aut


suscipitur nisi consilio capto aut sine animi motu
et cogitatione, id est ratione, perficitur? Nam omnis
opinio ratio est, et quidem bona ratio si vera, mala
autem si falsa est opinio. Sed a deo tantum rationem
habemus, si modo habemus, bonam autem rationem
aut non bonam a nobis. Non enim ut patrimonium
relinquitur sic ratio est homini beneficio deorum
data; quid enim potius hominibus dedissent si iis
nocere voluissent? iniustitiae autem intemperantiae
timiditatis quae semina essent, si his vitiis ratio non
subesset?
XXIX.

"M ed ea m od o et Atreus com m em orabatu

a nobis, h eroicae personae, inita

72

subductaque

ratione nefaria scelera m editantes. Quid? levitates


com icae paru m ne sem per in ratione versantur?
p arum ne subtiliter disputat ille in Eunucho:

rnekteki benzerlik nedir? Ne Deianira,364 Centaurusun


kanma bulanm giysiyi Herculese verdiinde ona za
rar vermek istemiti ne de Pherael lasonun hekim
lerin bile iyiletiremedii bann klcyla deen o
adam ona iyilik yapmak istemiti. Gerekten de ou
insan zarar vermek isterken iyilik yapar, iyilik yap
mak isterken de zarar verir. Bu nedenle verilen ar
maan bu armaan verenin niyetini aa vurmad
gibi, armaan alann bunu iyi ekilde kullanmas da
bu armaan ona verenin dosta verdiim gstermez.
71

nk insan kararn vermeden ya da nceden dnp


tanmadan, yani akima danmadan hangi tutkuya, han
gi hrsa kaplabilir, hangi suu ileyebilir? Sonuta her
dnce bir akl yrtmedir; dnce doruysa akl da
doru yrtlmtr, dnce yanlsa, akl da yanl
yrtlmtr. Tanr bize salt akl vermitir ve bizim
sahiden bir aklmz varsa, bunu doru kullanmak ya da
doru kullanmamak bize baldr. Kald ki tanrlarn ltfuyla insanlara bahedilen akl yle babadan kalan mirasa
benzemez; tanrlar insanlara zarar vermek istemi olsay
d, zaten onlara akldan daha iyi ne verebilirlerdi ki? n
k adaletsizliin, lszln ve korkakln tohumla
rn eken akl deilse, peki bu kusurlar nereden kt?
XXIX.

Akllarn ileyecekleri o korkun cinayetleri

kendilerine kazandracaklarna, kaybettireceklerine har


cayan sylence kahramanlar Medeadan ve Atreustan
72

az nce sz ettik. E, peki! O sradan komedyalarda da


hi akl yrtme yok mu? Eunuchus365 komedyasndaki o
karakter u ekilde ayrntl dnm olmuyor mu:

qu id ig itu r faciam ? . . .
exclu sit, rev o cat; red eam ? n o n si m e obsecret.

ille vero in Synephebis A cad em icoru m m ore contra


com m unem

opinionem

non

dubitat

pugnare

ratione, qui 'in am ore sum m o' 'sum m aque inopia'


suave esse dicit

p aren tem hab ere avarum , in lep id u m , in liberos


d ifficilem , qui te n e c am et n e c stu d eat tu i

atque

hu ic

incredibili

sententiae

ratiunculas

suggerit:

a u t tu illu m fru ctu fallas au t p er litteras


av ertas aliqu od n o m en au t p er serv o lu m
p e rcu tias p av id u m ; p o stre m o a p arco p atre
qu o d su m as, q u an to d issip es lib en tiu s!

Idem que facilem et liberalem patrem incom m odum


esse am anti filio disputat:

q u em n e q u e qu o p acto fallam n e c qu id in d e au feram


n e c q u em d o lu m ad eu m a u t m ach in am co m m o liar
scio q u icq u am : ita o m n es m eo s d o lo s fallacias
p rae strig ias p ra e strin x it com m o d itas p atris.

Ne yapaym peki? . . .
Hem kap dar att beni hem de geri aryor; dnsem mi?
Hayr, yalvarmadka asla.

Synephebi oyunundaki o karakter de Academiaclar gibi


toplumun ortak dncesine aklyla meydan okumaktan
hi ekinmiyor ve diyor ki, ister akn doruklarnda ol
sun, ister byk dara dm olsun, ne byk mutlu
luktur
babann cimri, kaba saba olmas, evlatlarna sert
davranmas,
seni hi sevmemesi, seninle hi ilgilenmemesi.

73

Bu inanlmaz dncesini yle ufak hesaplarla da besli


yor:
Onun parasn dolandrrsn, ya uyduruk belgelerle
borca batrrsn ya da kleciini gnderip yreine korku
salarsn; sonra da cimri babandan
paralar arp nasl da gnlnce har vurup harman
savurursun!

Bu ayn karakter iyi huylu ve cmert bir babann, aka


tutulmu bir oul iin ba belas olacandan da yle
dem vuruyor:
Hibir ekilde kandramam onu, tek metelik bile
koparamam,
ne dolandrabilirim onu, ne de bir dolap evirebilirim
arkasndan.
Tek bildiim u: Baltalad benim btn yalan dolanlarm,
babamn bu kadar iyi oluu.

Q uid ergo isti doli, quid m achinae, quid fallaciae


p raestrigiaeque num sine ratione esse potuerunt?
O praeclaru m m unus deorum , u t Phorm io possit
dicere:

ced o sen em ; iam in stru cta su n t m i in co rd e con silia


om nia!

XXX.

"Sed exeam us e theatro, veniam us in forum

Sessum it precor. Q uid tu iudicetur? Q ui tabularium


incenderit. Q uod facinus occultius? at se Q. Sosius
splendidus eques R om anus ex agro Piceno fecisse
confessus est. Qui transscripserit tabulas publicas.
Id quoque L. Alenus fecit, cum chirographum sex
p rim oru m im itatus est: quid h oc hom ine sollertius?
C ognosce alias quaestiones, auri Tolossani, coniurationis Iugurthinae; repete superiora, Tubuli de
pecunia ap ta ob rem iudicandam , posteriora, de
incestu rogatione Peducaea, tu m haec cotidiana,
sicae veneni peculatus, testam en toru m etiam , lege
nova quaestiones. inde illa actio 'op e consilioque
tuo furtum aio factum e s s e / inde tot iudicia de fide

O halde akl iin iine karmadka bu yalan dolanlar,


bu kandrmacalar, bu dolaplar nasl ileyecekti? Ah,
tanrlarn nasl yce bir armaandr Phormionun366
yle diyebilmesi:
Grelim bakalm ihtiyar; on u n iin dndklerim
oktan kafamda yazl.

XXX.

Hadi tiyatroyu bir tarafa brakp mahkemele

bakalm: Yarg yerini almak iin krssne doru iler


liyor. Hangi davaya bakacak dersin? Arivleri kundakla
yan birinin davasna.367 Bundan daha sinsice ilenmi bir
su olabilir mi? Ama Roma svari snfndan nl Picenumlu368 Quintus Sosius bu suu kendisinin ilediini
itiraf etti. Sradaki, sicil belgelerinde oynama yapan biri.
Bunu da Lucius Alenus yapmt, st dzey memurlar
dan altsnn el yazsn taklit ederek; bu adamdan daha
marifetlisi var m? imdi de baka davalar getir gz
nn nne; Tolossadaki altn davasn mesela369 ya da
Iugurthamn370 komplosunu. Daha ncekileri de bir d
n; Tubulusun bir davay karara balamak zere rvet
ald iin alan davay mesela. Sonra daha yakn zamana
gel, Peducaeusun ensest iliki zerine sunduu yasa ta
sarsn hatrla.371 Dahas u tr davalarla da hergn kar
laabilirsin: Adam ldrme, zehirleme, zimmete para
geirme, hatta yenilerde yrrle giren bir yasann372
konusu olan sahte vasiyet dzenleme. Sonra soygunun
senin tavsiyelerin ve desteinle yapldn sylyorum
trndeki sulamalar yznden alan davalar da var;

m ala, tutelae, m andati, p ro socio, fiduciae, reliqua


quae ex em pto aut vendito au t conducto au t locato
contra fidem fiunt, inde iudicium publicum rei
privatae lege Plaetoria, inde everriculu m m alitiaru m
om nium iudicium de dolo m alo, quod C. Aquillius
familiaris

n oster

protulit,

quem

dolum

idem

Aquillius tu m teneri p u tat cu m aliud sit sim ulatum


75

aliud actum . H ane igitur tantam a dis inm ortalibus


arbitram ur m alorum sem entim esse factam ? Si
enim rationem hom inibus di dederunt, m alitiam
d ederunt; est enim m alitia versu ta et fallax ratio
n ocendi; iidem etiam di fraudem dederunt, facinus
ceteraque, quorum nihil n ec suscipi sine ratione nec
effic potest. U tinam igitur, u t illa anus optat

n e in n e m o re P elio secu ribu s


caesae accid isse n t abieg n ae ad te rram trabes,

sic istam calliditatem hom inibus di ne dedissent!


qua perpauci bene utuntur, qui tamen ipsi saepe a
m ale utentibus opprim untur, innum erabiles autem
im probe u tuntur, ut donum h oc divinum rationis et
consilii ad fraudem hom inibus, n on ad bonitatem
im pertitum esse videatur.

vasiliklerde, komisyonlarda, ortaklklarla, teminat konu


larnda gvenin ktye kullanlmasyla, dahas alm-satm ya da kiraya verme veya kiralama ilerinde szleme
ye uyulmamasyla ilgili onca yasa da; Plaetoria yasas373
uyarnca ahsi davalar iin kurulan kamu mahkemeleri
var; dostumuz Gaius Aquilliusun374 yrrle koyduu
kastl dolandrclkla ilgili her tr yanl hareketi ko
vuturan yasa da var; Aquilliusa gre bu tr dolan
drclk, yaplan bir iin baka trl gsterilmesidir.
A'i

O halde bu kadar byk ktlklerin tohumunun


lmsz tanrlar tarafndan m ekildiini dneceiz?
O zaman tanrlar insanlara ak verirken kt niyet de
verdiler. nk kt niyet kurnazlktr, zarar vermeye
ynelik aldatc dncedir. Tanrlar hileyi de bahettiler
o halde, bunun gibi dier kt davranlar da, yani akl
ie kartrmadka planlanmas ve yaplmas olanaksz
davranlar da. Keke o ihtiyar kadnn u dilei gerek
leseydi de,375
Pelion korusundaki kknarlar
baltayla kesilip de,
gemi olup ulaamasalard karaya,
bylece tanrlar insanlara kurnazlk yetisini kazandr
mam olsayd! nk ok az insan kurnazln iyiye
kullanr, zaten onlar da ounlukla ktye kullananlar
tarafndan ezilir. Bu yetiyi ahlakszca kullananlarn says
ise snrszdr, sanrsn mantk ve dnceden oluan bu
tanrsal armaan insanlara iyilik yapsnlar diye deil de
hile yapsnlar diye sunulmu.

76

XXXI. "Sed urgetis identidem hom inum esse


istam

culpam , non deorum

gravitatem

m orbi,

ut si m edicus

gubernator

vim

tem pestatis

accuset; etsi hi quidem hom unculi, sed tam en


ridiculi: 'Q uis enim te adhibuisset' dixerit quispiam
'si ista non essent?' C ontra d eum licet disputare
liberius: 'In hom inum vitiis ais esse culpam : eam
dedisses hom inibus rationem , quae vitia culpam que
excluderet.' Ubi igitur locus fuit errori deorum ?
N am patrim onia spe bene tradendi relinquimus,
qua possum us faili; deus faili qui potuit? A n
ut

Sol

in

cu rru m

cum

Phaethontem

filium

sustulit, aut N eptunus cu m Theseus H ippolytum


perdidit,
77

cum

ter

optandi

N eptuno

patre

habuisset potestatem ? P oetarum ista sunt, nos au


tem philosophi esse volum us, reru m auctores, non
fabularum . Atque hi tam en ipsi di poetici si scissent
perniciosa fore illa Jfiliis, peccasse in beneficio putarentur. U t si verum est quod A risto Chius dicere sol ebat, nocere audientibus philosophos iis qui
bene dicta m ale interpretarentur (posse enim asotos
ex A ristippi, acerbos e Zenonis schola exire), prorsus, si qui audierunt vitiosi essent discessuri quod

76

XXXI. Ama sizler srekli bunun tanrlarn deil de


insanlarn suu olduunda srar ediyorsunuz; hekimin
suu hastaln arlna, dmencinin de frtnann id
detine yklemesi gibi bir ey bu. Ama sonuta bu ikisi
zavall birer insan, buna ramen glnler. imdi biri
kp onlara yle sorabilir: Hastalk ya da frtna olma
sayd, sana kim bavururdu ki? Tanrya kar kmak
konusundaysa daha serbestiz: Suun insanlarn kusur
larnda olduunu sylyorsun; o zaman insanlara kusur
ve su ilemeyecek trde bir akl verseydin. O halde
tanrlar nerede hata yapt? Biz insanlar iyi beklentilerle
gelecek kuaklara miras brakrz, ama beklentilerimiz
konusunda aldanabiliriz. Peki, bir tanr nasl aldana
bildi? Acaba Gnein, olu Phaethonu arabasna bin
dirdiinde aldand gibi mi ya da Neptunusun, olu
Theseusa dileinin gereklemesi iin frsat verip
de torunu Hippolytusun lmne neden olduunda

77

aldand gibi mi?376 Bunlar airlerin uydurmalar, bizimse masallarla iimiz yok; gerekleri aratran felsefeciler
olmak istediimize gre. Ancak iirlerde geen bu tanr
lar yaptklarnn oullarnn felaketi olacan bilselerdi,
ite o zaman iyilik ederken ktlk ettikleri dnle
bilirdi. Chioslu Aristonun hep syledii gibi, eer filo
zoflar iyi szlerini kt yorumlayan rencilerine zarar
veriyorlarsa, (nk kendisi Aristippusun377 okulun
dan kan rencilerin havai, Zenonun378 okulundan
kanlarnsa dikbal olabileceini syler), dahas eer
o renciler filozoflarn szlerini kt yorumladklar

perverse philosophorum disputationem interpretarentur, tacere praestaret philosophos quam iis qui
78

se audissent nocere: sic, si hom ines rationem bono


consilio a dis im m ortalibus d atam in fraudem
m alitiam que convertunt, non dari illam quam dari
hu m an o generi m elius fuit. Ut, si m edicus sciat eum
aegrotu m qui iussus sit vinum sum ere m eracius
su m p tu rum statim que periturum , m agn a sit in
culpa, sic vestra ista providentia reprehendenda,
quae rationem dederit iis quos scierit ea perverse
et inprobe usuros. Nisi forte dicitis eam nescisse.
U tinam

quidem! sed non audebitis, non enim

ignoro quanti eius nom en putetis.


79

XXXII. "Sed hic quidem locus concludi iam potest.


N am si stultitia consensu om nium philosophorum
m aius est m alu m quam si om nia m ala et fortunae et
corporis ex altera parte ponantur, sapientiam autem
n em o adsequitur, in sum m is m alis om nes sum us
quibus vos optum e consultum a dis inm ortalibus
dicitis. N am u t nihil interest u tru m nem o valeat an
nem o possit valere, sic non intellego quid intersit
u tru m n em o sit sapiens an nem o esse possit.
"A c nos quidem nim is m u lta de re apertissum a;
Telamo autem uno versu locum totu m conficit cur
di hom ines neglegant:
n a m si cu rent, b e n e b o n is sit, m a le m alis; qu od
n u n c abest.

iin okuldan ahlaksz birer insan olarak kacaksa, o za


man filozoflar kendilerini dinleyen rencilerine ktlk
78

etmektense hi konumasalar daha yerinde olurdu. Ayn


ekilde insanlar da lmsz tanrlarn kendilerine iyi ni
yetle verdikleri akl hileye ve ktle kullanyorsa, insa
noluna akl verileceine keke hi verilmeseydi. Bir he
kim arab susuz imesini nerdii hastasnn bu arab
iince hemen leceini biliyorsa, bu yapt byk bir
su saylr, benzer ekilde u sizin tanrsal ngrnz akl
sapka ve ahlakszca kullanacaklarn bildii kimselere
veriyorsa, o da sulanmaldr. Belki tanrsal ngrnn
bunu bilmediini syleyeceksiniz. Ah keke syleyebilseniz! Ama buna cesaret edemezsiniz, nk onun ad
nn sizin iin ne kadar nemli olduunu ok iyi bilirim.

79

XXXII. Ama artk bu konuyu kapatalm. Btn filo

zoflarn dedii gibi budalalk insann hem yazgsndan


hem de bedeninin her bir parasndan kaynaklanan
ktlkten bile daha ktyse ve bilgelie de hi kimse
eriemiyorsa, demek ki hepimiz ok byk ktlkle
rin iindeyiz, oysa sizler hl lmsz tanrlarn bizi ok
nemsediklerini sylyorsunuz. nk kimsenin salk
l olmamas ile salkl olamamas arasnda bir fark yok
sa, kimsenin akll olmamas ile akll olamamas arasnda
neden bir fark olsun, hi anlamyorum dorusu.
Ama son derece ak olan bu konu zerinde fazla
syla durduk. Oysa Telamo tanrlarn insanlar niin
nemsemediklerini tek bir dizeyle yle zetlemi:379
Tanrlar insanlarla ilgilenseler, iyilere iyi eyler olurdu
ktlere de kt eyler; ama byle olmuyor.

D ebebant illi quidem om nis bonos efficere, siquidem


80

hom inum generi consulebant; sin id m inus, bonis


quidem certe consulere debebant. C ur igitur duo
Scipiones, fortissim os et optim os viros, in H ispania Poenus oppressit? cur M axim us extulit filium
consularem ? cur M arcellum H annibal interem it?
cu r Paulum C annae sustulerunt? cur Poenoru m
crudelitati Reguli corpus est praebitum ? cur Africanum dom estici parietes non texerunt? Sed haec
vetera et alia perm ulta; propiora videam us. C ur
avunculus m eus vir innocentissum us idem que doctissum us P. Rutilius, in exilio est? cu r sodalis m eus
interfectus dom i suae D rusus? cur tem perantiae
prudentiaeque specim en ante sim ulacrum Vestae
pontifex m axim u s est Q. Scaevola trucidatus? cur
ante etiam tot civitatis principes a C inna interem pti? cur om nium perfidiosissim us C. M arius Q. Catulum praestantissum a dignitate viru m m ori potuit

81

iubere? Dies deficiat si velim enum erare quibus


bonis m ale evenerit, nec m inus si com m em orem
quibus im probis optim e. C u r enim M arius tam
feliciter septim um consul dom i suae senex est
m ortuus? cu r om nium crudelissum us tam

diu

Cinna regnavit? At dedit poenas. XXXIII. Prohiberi


m elius fuit im pedirique ne tot sum m os viros
interficeret quam ipsum aliquando poenas dare.
Sum m o cruciatu supplicioque Q. Varius, hom o

Tanrlar gerekten insan soyuyla ilgilenselerdi, herkesi


80

iyi yapmak ya da en azndan iyilere ilgi gstermek zo


runda kalrlard. O halde niin Kartacallar o ok cesur,
o ok iyi insanlar, Scipiolar Ispanyada yendi? Maximus niin daha consulken olunu topraa verdi? Ni
in Hannibal Marcellusu ldrd?

Niin Paulusu

Cannaeda380 ldrdler? Niin Regulus Kartacallardan


ikence grd? Niin evinin duvarlar Africanusu ko
rumad?381 Ama bunlar epeyce eski rnekler ve bunlar
gibi daha niceleri var; imdi de daha yakn tarihteki
rneklere bakalm! Masumiyet abidesi ve aydn bir in
san olan amcam Publius Rutilius imdi niin srgnde?
Niin yoldam Drusus kendi evinde ldrld? Nefse
hkimiyet ve saduyunun timsali olan barahip Quintus Scaevola, niin Vesta heykelinin nnde boazlan
d? ncesinde niin onca sekin vatandamz Cinna
tarafndan hunharca katledildi? Kallelerin kallei bir
adam olan Gaius Marius, son derece saygdeer bir zat
olan Quintus Catulusun ldrlmesini nasl oldu da
81

emredebildi?382 iyilerin bana gelen ktlkleri sayma


ya ve ktlerin bana gelen iyilikleri anlatmaya kalksam
gnler yetmez. Evet, niin Marius yedinci kez consul
seilmenin mutluluuyla yalanp kendi evinde eceliyle
ld?383 nsanlarn en acmasz olan Cinna niin yle
uzun sre saltanat srd?384 Ama cezasn da ekti, di
yorsun. XXXIII. Onca sekin insan ldrmesinin nne
geilip engellenmi olsayd, sonradan cezasn ekmi
olmasndan daha hayrl olurdu. Son derece zorba bir
insan olan Quintus Varius385 ar ikencelere urayp

im portunissum us,
ro

M etellum

periit;

veneno

si

quia D rusum

sustulerat,

illos

fer-

conser-

vari m elius fuit quam poenas sceleris Varium

82

pendere.

D uodequadraginta

tyrannus

fuit

annos

opulentissum ae

et

D ionysius
beatissum ae

civitatis; q uam m ultos ante hunc in ipso G raeciae


flre Pisistratus! 'At Phalaris, at A pollodorus poenas
sustulit.' M ultis quidem ante cruciatis et necatis.
Et praedones m ulti saepe poenas dant, nec tam en
possum us dicere n on pluris captivos acerbe quam
praedones

necatos.

tyran no

C yprio

Z enonem

A n axarch um

D em ocriteum

excam ificatum

accepim us,

Eleatem in torm entis necatum ; quid

d icam de Socrate, cuius m orti inlacrim are soleo


Platonem legens? Videsne igitur deorum iudicio,
si vident res hu ma nas, discrim en esse sublatum ?
83

XXXIV. D iogenes quidem Cynicus dicere solebat

H arp alum ,

qui

tem poribus

habebatur,

contra

deos

illis

praedo

testim onium

felix
dicere

quod in illa fortuna tam diu viveret. Dionysius,


de

quo

Locris
cum

ante

dixi,

expilavisset

cum

fanum

navigabat

secundissum o

vento

Proserpinae

Syracusas;
cursum

isque
tene re t,

ridens 'Videtisne' inquit, 'am ici, quam bona a


dis

inm ortalibus

navigatio

sacrilegis

detur?'

kvrana kvrana ld; lmnn nedeni Drususu k


ltan geirip Metellusu da zehirleyerek ldrmesiyse,
onlarn yaamlarnn balanmas Variusun iledii su
un cezasn ekmesinden daha hayrl olurdu. Dionysius otuz sekiz yl u ok zengin, u refah dolu kentin
82

tiranyd; Yunanistann o mreffeh kentinde kendi


sinden nce de Pisistratus uzun yllar tiranlk yapt!
Hl diyorsun ki, Ama Phalaris386 ve Apollodorus387
cezalarn ekti. Evet, ikence edip pek ok insan kat
lettikten sonra.ou haydut da yeri geldiinde ceza
larm ekmitir, ama hunharca ldrdkleri esirleri
nin saysnn bu haydutlarmkinden daha az olduunu
syleyemeyiz.

Kbrsl tirann Democritusun ren

cisi olan Anaxarchusun388 etlerini sktn, Eleal Zenonun da ikenceler iinde ldn iitmiizdir; ya Platoyu her okuduumda lmne gzyalar
dktm Socrates iin ne demeliyim? O halde tanrlar
insanlarn yaptklarn gz nnde tutuyorlarsa, insan
lar arasnda hi fark gzetmediklerini anlamyor musun?
83

XXXIV. Kinik filozof Diogenes389 zamannn ansl hay


dutlarndan

saylan

Harpalusunuzun

mrn

hep

mutlu mesut geirmi olmasnn tanrlar aleyhine bir


kant olduunu syler dururdu. Az nce bahsettiim
Dionysius Locrideki Proserpina tapman yamalam
ve Syracusaea doru yelken amt, elverili rzgrlar
eliinde yol alrken glerek G ryor musunuz dost
larm, demiti, lmsz tanrlarn tapmak hrszlarna
deniz yolculuu iin nasl da uygun artlar saladn?

Idque hom o acutus cu m bene planeque percepisset,


in ead em

sententia perseverabat; qui cu m

ad

Peloponnesum classem appulisset et in fanum


v enissetlovis Olympii, aureum ei detraxit am iculum
grandi pondere, quo Iovem o m arat e manubiis
Karthaginiensium tyrannus Gelo, atque in eo etiam
cavillatus est aestate grave esse aureum am iculum ,
hiem e frigidum , eique laneum pallium iniecit, cum
id esse ad om ne anri tem pus diceret. Idem que
Aesculapii Epidauri barbam au ream dem i iussit,
neque enim convenire barbatum esse filium cum in
84

om nibus fanis pater inberbis esset. Etiam m ensas


argenteas de om nibus delubris iussit auferri, in
quibus cum

m ore veteris G raeciae inscriptum

esset 'bonorum d e o ru m / uti se eorum bonitate


velle dicebat. idem Victoriolas aureas et pateras
coronasque quae sim ulacrorum porrectis m anibus
sustinebantur sine dubitatione tollebat, eaque se
accipere non auferre dicebat, esse enim stultitiam
a quibus bona p recarem u r ab iis porrigentibus et
dantibus nolle sum ere. Eundem que ferunt haec
quae dixi sublata de fanis in forum protulisse et
per

p raeconem

vendidisse,

exactaque

pecunia

edixisse u t quod quisque a sacris haberet id ante

Zeki bir adam olduundan, durumu iyiden iyiye ve ay


rntsyla kavramt, bu yzden de bu fikrinde srarc
davrand; donanmasn Peloponnesusa yanatrdktan
sonra, Olympuslu Iuppiter tapmana vard ve Iuppiter
heykelinin stnde bulunan, tiran Gelonun390 Kartacallardan elde ettii ganimetlerle ssledii, altndan yaplma
glle gibi ar pelerini ekip ald; altn bir pelerinin ya
zn bunaltc, kn da dondurucu olacan syleyip alay
etti ve her mevsime uygundur diyerek heykelin stne
ynl bir harmani att. Bir gn de Epidaurustaki391 Aesculapius heykelinden altn sakaln karlmasn emretti;
ona gre Aesculapiusun babasnn heykelleri btn tap
naklarda sakalszken olunun heykelinin sakall olmas
84

yakk almyordu.392 Hatta btn tapmaklardan gm


masalarn da kaldrlmasn emretmiti, nk bu masa
larn zerine Eski Yunanda det olduu zere iyi tanr
lara aittir, diye yazlmt; o ise tanrlarn iyiliinin kendi
iine yaramasn istediini sylyordu. Benzer ekilde
Zafer tanrasnn altndan minyatr heykellerim ve bu
heykellerin bize doru uzanan ellerindeki anaklar ve
elenkleri de hi tereddt etmeden alp gtrd; bir de
aslnda onlar alp gtrmediini, sadece kabul buyur
duunu syledi, nk ona gre kendilerine iyi eyler
iin yakardmz tanrlarn sunduklarn kabul etmemek
budalalk olurdu. Ayrca dedikodulara baklrsa, yuka
rda tapmaklardan aldn sylediim eyalar forum a
getirtmi ve orada ak arttrmayla satm, paralar da
topladktan sonra kutsal yerlerden bir ey alnmsa ksa

diem certam in suum quidque fanum referret;


ita ad im pietatem in deos in hom ines adiunxit
iniuriam .

XXXV.

H un c

igitur

n ec

O lym pius

luppiter fulm ine percussit nec A esculapius m isero


d iu tu m oq u e m orbo tabescentem interemit, atque
in suo lectulo m ortuus in + tyrannidis ro gu m
inlatus est, eam que potestatem quam ipse per
scelus erat nanctus quasi iustam et legitim am
85

hereditatis loco filio tradidit. Invita in hoc loco


versatu r oratio, v id etur enim auctoritatem adferre
peccandi: recte videretur, nisi et virtutis et vitiorum
sine ulla divina ratione grave ipsius conscientiae
pondus esset. Q ua sublata iacent om nia; u t enim nec
dom us nec res publica ratione quadam et discipJina
dissignata v ideatur si in ea n ec recte factis praem ia
extent ulla nec supplicia peccatis, sic m undi divina
[in hom ines] m oderatio profecto nulla est si in ea
discrim en nullum est bonorum et m alorum .

86

" 'At enim m inora di neglegunt, neque agellos


singulorum

nec

viticulas

persequuntur/

nec

si u red o aut grando quippiam nocuit, id Iovi


an im advertendum

fuit;

ne

in

reges om nia m inim a curan t':


Quasi ego
Rutilii

sim

paulo

regnis
sic enim

quidem
dicitis.

ante de fundo Form iano

questus/

non

de

am issa

P.

salute.

bir sre iinde ait olduu yere geri gtrlmesi gerek


tiini buyurm u; anlayacanz, tanrlara yapt sayg
szla bir de insanlara yapt hakszl eklemi. XXXV.
Ama sonuta ne Olympuslu Iuppiter onu yldrmyla
arpt ne de Aesculapius onun sinsi bir hastalktan ac
iinde inleye inleye lmesine neden oldu. Kendi yatan
da eceliyle ld ve krallarn393 yakld odun ynnn
zerine kondu. Su ileyerek ele geirdii bu egemenlii
de sanki hakkyla ve yasal yollardan edinmi gibi miras
H5

olarak oluna brakt. Bu konuda yaptm konuma is


ter istemez zihinleri kurcalyor, nk gnahkrla a
nak tuttuum dnlyor. ayet tanrsal akl iin iine
katmadan hem erdemlere hem de kusurlara kar vic
danmzn sesi ar basmasayd, doru da dnlyor
olabilirdi. Vicdan ortadan kalknca her ey anlamszlar;
bir evde ya da devlette doru davranlar dllendirilmi
yor, kabahatler de cezalandrlmyorsa, akla ve kurallara
dayal bir dzen olmad grlr; bu durumda dnyann
ynetiminde iyilerle ktler arasnda hi fark gzetilmiyorsa, kesinlikle tanrsal bir ynetimden de sz edilemez.

86

Ama tanrlar kk eyleri nemsemezler, tek tek


bireylerin ne ufack arazileriyle ne de zm balaryla
ilgilenirler. Hastalk ya da dolu frtnas mahsule zarar
verdiyse, Iuppiterin bu olay dikkatle izlemesi gerekmez;
krallar bile krallklarndaki ufak tefek olaylarla ilgilen
mezler. Bunlar sizlerin dncesi; sanki ben az nce
Publius Rutiliusun gvenliini yitirmesinden deil de
onun Formiaedaki394 itliinden ikayetiymiim gibi.

XXXVI. Atque hoc quidem omnes m ortales sic


habent,

externas

com m oditates,

vineta

segetes

o] ive ta, ubertatem frugum et fructuum , om nem


denique

com m oditatem

prosperitatem que vitae

a dis se habere; virtutem autem nem o um quam


87

accep tam

deo

rettulit. N im irum

recte; p ropter

virtu tem enim iure laud am u r et in virtute recte


gloriam ur, quod non contingeret, si id d on um a
deo non a nobis haberem us. At vero aut honoribus
aucti

au t

re

familiari

aut

si

aliud

quippiam

nacti sum us fortuiti boni au t depulim us mali,


tum dis gratias agim us, tum nihil nostrae laudi
ad su m p tu m arbitram ur. N um quis quod bonus
vir esset gratias dis eit um quam ? at quod dives,
quod

honoratus,

quod

incolum is.

Iovem que

optim um et m axim u m ob eas res appellant, non


quod n os iustos tem peratos,

sapientes efficiat,

sed quod salvos incolum is opulentos copiosos.


88

N eque H erculi quisquam d ecu m am vovit u m q u am


si sapiens factus esset quam quam Pythagoras
cum in geom etria quiddam n ovi invenisset Musis
b ovem im m olasse dicitur; sed id quidem non credo,
quoniam ille ne Apollini quidem Delio hostiam
im m olare voluit ne aram

sanguine aspergeret.

A d rem au tem ut redeam , iudicium h oc om nium


m ortalium est, fortunam a deo petendam , a se ipso
sum endam esse sapientiam . Q uam vis licet Menti
delubra et Virtuti et Fidei consecrem us, tam en

XXXVI. Btn lmller kendilerine dardan gelen iyi


likleri, rnein zm balarn, msr tarlalarm, zeytin
likleri, bereketli budaylar, meyveleri, ksacas yaam
larm rahatlatacak ve onlara yarar dokunacak her eyi
kendilerine tanrlarn saladna inanrlar, ama kimse
H/

kendisindeki erdemi tanrya mal etmez. ok da hakllar,


nk bizler erdemli olduumuz iin hakl olarak vl
rz ve erdemimizden dolay da hakl olarak gururlanrz;
eer erdemimiz kendimizden deil de tanrdan gelen bir
armaan olsayd, byle yapmazdk. te yandan mevkiler
ya da mal mlk asndan zenginletiimizde, rastlant
eseri daha baka iyilikler elde ettiimizde veya herhan
gi bir ktl bertaraf ettiimizde, tanrlara krede
riz ve kendimizi vmeyi bile aklmza getirmeyiz. Acaba
iyi bir insan olduu iin tanrlara hi kreden olmu
mudur? Ama zengin olduu iin, onur kazand iin,
salkl olduu iin kretmitir. luppitere en iyi ve en
yce dememizin nedeni, bizi adil, lml, akll kld iin
deil, salkl, esenlikli, gl ve zengin kld iindir.

88

Hi kimse akllym diye kazancnn onda birini Herculese


adamamtr -geri Pythagorasm geometride yeni bir ey
bulduunda Musalara bir kz kurban ettii sylenir,
ama ben buna gerekten de inanmyorum; nk o, su
na kanla lekelenmesin diye Deloslu Apolloya bile kur
ban kesmek istememiti. Neyse, esas konumuza dnecek
olursam, btn lmllerin vard kan udur: Talih tan
rlardan istenmelidir, bilgelik ise insann kendi iinden
gelmelidir. Zihine, Erdeme, nana tapmaklar adasak da,

h aec in nobis ipsis sita videm us; spei salutis


opis

victoriae

Inproborum

facultas

igitur

dis

expetenda

prosperitates

est.

secundaeque

res redarguunt, u t Diogenes dicebat, vim om nem


89

deorum ac potestatem . XXXVII. 'At non num quam


bonos exitus habent boni.' Eos quidem arripim us
attribuim usque sine ulla ratione dis inm ortalibus.
At D iagoras cum Sam othracam venisset, d eo ille
qui dicitur, atque ei quidam am icus 'Tu, qui deos
p utas h u m an a neglegere, nonne anim advertis ex
tot tabulis pictis quam m ulti votis vim tem pestatis
effugerint in portum que salvi pervenerint?' 'ita fit'
inquit, 'illi enim nusquam piti sunt qui naufragia
fecerunt in m arique perierunt.' Idem que, cum ei
naviganti vectores adversa tem pestate tim idi et
perterriti dicerent non iniuria sibi illud accidere qui
illum in eandem navem recepissent, ostendit eis in
eodem cursu m ultas alias laborantis quaesivitque
n u m etiam in iis navibus D iagoram vehi crederent.
Sic enim res se habet u t ad p rosperam adversam ve
fortunam qualis sis aut quem ad m od um vixeris
nihil intersit.

90

" 'N o n anim advertunt' inquit 'om nia di, ne


reges quidem .' Quid est simile? Reges enim , si
scientes praeterm ittunt, m agn a culpa est; XXXVIII.
at deo ne excusatio quidem est inscientiae. Q uem
v os p raeclare defenditis, cu m dicitis eam vim

bunlarn kendi iimizde olduunu bilmeliyiz; umut, g


venlik, zenginlik ve zafer iinse tanrlara bel balamalyz. Bu yzden Diogenes hep der ki, ahlakszlarn huzur
iinde olmalar ve talihlerinin yaver gitmesi tanrlarn
H>

btn gcn ve hkimiyetini kertir. XXXVII. Fakat


iyi insanlarn da ara sra iyi akbetleri olur. Evet olur,
ama biz bu akbetleri hi dnp tanmadan tanrla
ra yorarz. Oysa tanrtanmaz olarak bilinen Diagoras
Samothraciaya geldiinde tam tersi olmutu: Bir arka
da ona, Tanrlarn insan ilerine karmadn syle
yen sen, ne kadar ok insann dualar edip frtnalarn
gazabndan kurtulduunu ve sa salim limana ulatn
resimleyen u tablolar da m grmyorsun? demiti. O
da, Gryorum, ama deniz kazasna urayp da denizde
boulup gidenlerin hi resmi yok, diye karlk vermiti.
Kendisi de bir gn gemiyle seyahat halindeyken frtna
kopmutu. Mrettebat panik halindeydi ve o panikle
bunun bouna olmadm, onu gemiye aldklar iin bu
olayn balarna geldiini syleyip duruyorlard. Bunun
zerine Diagoras onlara ayn gzergh takip eden ve ayn
felaketi yaayan baka gemileri iaret edip o gemilerde
de Diagorasm olduunu mu sanyorsunuz, diye sordu.
nk iin asl, talihinin iyi ya da kt olmas kiinin ka
rakterine ya da srdrd hayat tarzna bal deildir.

90

Tanrlar her eyi dikkate almazlar, krallar da yle,


diyor. Bunlarn arasnda nasl bir benzerlik var? Kral
lar bildikleri halde aldr etmiyorlarsa, ok byk su
ilerler; XXXVIII. ama tanrnn bilmemek gibi bir ma
zereti olamaz. Oysa insan ldnde iledii sularn

deorum

esse

ut

etiam si

quis

m orte

poenas

sceleris effugerit exp etan tu r eae poenae a liberis a


nepotibus a posteris. O m iram aequitatem deorum :
ferretne civitas ulla latorem istius m odi legis, ut
condem naretur filius au t nepos, si p ater au t avus
deliquisset?
qinam Tantalidarum intemedoni modus
paretur, aut quaenam umquam ob mortem Myrtili
poenis luendis dabitur satias supplici?

91

U tru m p oetae Stoicos depravarint an Stoici poetis


dederint auctoritatem non facile dbcerim; portenta
enim ab utrisque et flagitia dicuntur. N eque enim
quem H ipponactis iam bus laeserat aut qui erat
Archilochi

versu

volneratus,

deo

inm issum

dolorem , non conceptum a se ipso continebat, nec


cu m A egisthi libidinem aut cu m Paridis videm us a
deo cau sam requirim us, cum culpae paene vocem
audiam us, nec ego m ultorum aegrorum salutem
non ab H ip pocrate potius quam ab Aesculapio
d atam iudico, n ec Laced aem on ioru m disciplinam
d icam

u m q u am

ab

Apolline

potius

Spartae

quam a L ycurgo datam . Critolaus inquam evertit


C orinthum , K arthaginem H asdrubal: hi duo illos
oculos

orae

m aritum ae

effoderunt,

non iratus

aliqui quem om nino irasci posse negatis, deus.

cezasn ekmekten kurtulsa bile, tanrlarn gc onun


cezasn ocuklarndan, torunlarndan, torunlarnn to
runlarndan karmaya yeter de artar dediinizde, tanry
aka hakl karm oluyorsunuz. Ah tanrlarn muhte
em adaleti! Bir devlet, babas ya da dedesi bir su iledi
diye, olunun ya da torununun da mahkm edilmesini
yasalatrmak isteyen birine hi gz yumar m?
Tantalusun torunlarm nereye kadar katledeceksin
ya da Myrtilusun m yznden dvnp duran
yakmm, ekilecek onca ceza teselli edecek mi?395

91

airler mi Stoaclar batan kard, yoksa Stoaclar


m airlere yetki verdi, bunu yle hemen syleyemem;
nk her iki taraf da akl almaz ve rezalet hikyeler
anlatr.

Hipponaxn396 iam bushnyla

parampara

ol

mu ya da Archilochusun iirleriyle delik deik olmu


kiinin ektii acnn nedeni tanr deildir, doutan
kendisidir. Aegisthusun ya da Parisin ehvetine ta
nk olduumuzda, buna tanr neden oldu diyemeyiz,
nk iledikleri suun l neredeyse kulaklarmz
da nlyor. Ben birok insann salna kavumasnn
nedenini Aesculapiusa deil de Hippocratese bal
yorum. Lacedaemonii397 kanunlarn Spartaya Lycurgus398 deil de Apollo verdi hi diyemem. Bana gre
Corinthus399 Critolaus,400 Kartacay Hasdrubal ykt.
Sahil eridinin bu gzde kentlerinin altn stne geti
ren bu iki adamd, fkeli bir tanr deil; zaten sizler de
bir tanrnn fkelenmesi mmkn deil, diyorsunuz.

92

At subvenire

certe

potuit et conservare

urbis

tantas atque talis; XXXIX. vos enim ipsi dicere


soletis nihil esse quod deus efficere non possit,
et quidem sine labore ullo; u t enim hom inum
m em bra nulla contentione m ente ipsa ac voluntate
m oveantur, sic num ine deorum om nia fingi m overi
m utarique posse. N eque id dicitis superstitiose
atque aniliter sed physica constantique ratione;
m ateriam enim rerum , ex qua et in qua om nia
sint, totam esse flexibilem et com m utabilem , ut
nihil sit quod non ex ea quam vis subito fingi
convertique possit; eius autem universae fictricem
et

m od eratricem

divinam

esse

providentiam ;

hane igitur, quocum que se m oveat, efficere posse


quicquid velit. Itaque aut nescit quid possit, aut
neglegit res hum anas, aut quid sit optim um non
93

potest iudicare. 'N o n cu rat singulos h o m in es/ N on


m irum : ne civitates quidem . N on eas? N e nationes
quidem et gentes. Q uodsi has etiam contem net,
quid m irum est om ne ab ea genus hum an u m esse
contem ptum ? Sed quo m odo iidem dicitis non om
nia deos persequi, iidem voltis a dis inm ortalibus
hom inibus dispertiri ac dividi som nia? idcirco haec
tecum quia vestra est de som niorum veritate sententia. Atque iidem etiam vota suscipi dicitis oportere?

' ::

Ama tanr bu kadar byk ve bylesine gzde ehirlerin


en azndan yardmna gelebilirdi ve onlar koruyabilirdi;
XXXIX. nk sizler her zaman tanrnn gerekletire
meyecei hibir ey olmadn syler durursunuz; hatta
bunu hi zahmet ekmeden baaracan da. Nasl ki in
san dncesine ve iradesine gre kollarn bacaklarn
oynatabilir, ayn ekilde her ey tanr kudretiyle biim
lenebilir, hareket edebilir ve deiebilir dersiniz. stelik
bunu batl inanlara, kocakar masallarna dayandrarak
deil, akln deimez doasna uygun olarak sylersi
niz;401 nk size gre her eyi oluturan ve kapsayan
ana maddenin esnek ve deimez bir yaps var, yle ki
o olmadan eylerin var olmas, birdenbire biim alp yok
olmas olanaksz. Diyorsunuz ki ite btn bu madde
yi biimlendiren ve ynlendiren tanrsal ngrdr; ve
tanrsal ngr ne yne hareket ederse etsin, istedii
her eyi gerekletirebilir. yleyse tanrsal ngr ya
neler yapabileceinin farknda deil, ya insanlarn iine
hi karmyor ya da insanlar iin neyin en iyi olduuna

93

karar veremiyor. Diyeceksiniz ki Tanrsal ngr in


sanlarla tek tek ilgilenmez. Hi artc deil; kentlerle
de ilgilenmez ki. Kentler ne ki? Ne uluslarla ilgilenir, ne
soylarla. Bunlar bile kmsyorsa, insanolunu k
msemi ok mu? Peki, tanrlarn hem hibir eye al
drmadn sylyorsunuz hem de insanlara tanrlarn
dler dattn ve paylatrdn sylyorsunuz, bu
olacak i mi? Dlerin gerek olduu sizin okulun gr
olduuna gre, bu soruyu sana soruyorum. Bir de tan
rlara adaklar adanmas gerektiini mi sylyorsunuz?

N em pe singuli vovent: audit igitur m ens divina


etiam de singulis; videtis ergo non esse eam tam
o ccu p atam quam putabatis? F ac esse diten tam,
caelum

versan tem

terram

tuentem

m aria

m oderantem : cu r tam m ultos deos nihil agere et


cessare patitur? cur non rebus hum anis aliquos
otiosos deos praeficit qui a te, Balbe, innum erabiles
explicati sunt?
"H a e c fere dicere habui de n atu ra deorum , non
u t eam tollerem sed u t intellegeretis quam esset
obscura et quam difficiles explicatus haberet."

XL. Q uae cum dbdsset, Cotta finem. Lucilius


autem "V ehem entius" inquit, "C otta, tu quidem
invectus es in eam

Stoicorum

rationem

quae

de providentia deorum ab illis sanctissum e et


providentissum e

constituta

est.

Sed

quoniam

advesperascit, dabis nobis diem aliquem ut contra


ista dicam us. Est enim mihi tecu m pro aris et focis
certam en et p ro deorum tem plis atque delubris
proque urbis m uris, quos vos pontifices sanctos esse
dicitis diligentiusque urbem religione quam ipsis
m oenibus cingitis; quae deseri a m e, dum quidem
spirare potero, nefas iudico."

nsanlar birey olarak tanrlara adaklar adarlar ve tanr


sal zihin de bireyleri iitir; yleyse onun sizin sand
nz kadar megul olmadn gryorsunuz, deil mi?
Diyelim ki tanrsal zihin ok megul, bir yandan g
devindiriyor, bir yandan yeryzn koruyor, bir yandan
da denizleri ynetiyor; peki, niin onca tanrnn hibir
ey yapmadan bo bo oturmasna katlansn? Niin isiz
gsz tanrlarn bazlarn insanlarn ilerinin bana ge
tirmesin ki Balbus, stelik sen onlarn saysz olduunu
da sylemiken?
Tanrlarn doas zerine syleyeceklerim hemen
hemen bunlar. Niyetim tanrlarn varln reddetmek
deil, sadece bu konunun ne kadar bulank olduunu ve
aklamada ne kadar zorlanacamz size anlatmak.
94

XL. Cotta bunlar syleyip konumasna son verdi.


Lucilius ise ona yle karlk verdi: Stoaclarn tanrla
rn ngrs zerine son derece ciddiyetle ve saduyulu
bir biimde oluturduklar retilerine olduka iddetli
saldrdn Cotta. Ama artk akam olmakta, bu yzden bu
sylediklerine cevap vermemiz iin bize bir gnn daha
ayracaksn. Seninle sunaklarmz, evlerimizdeki ocakla
rmz, tanrlarn tapmaklar ve kutsal yerleriyle, ayrca
kentimizin surlaryla ilgili tartmak istediim konular
var, nk siz din adamlar buralarn kutsal olduunu ve
kentimizin onu evreleyen surlarla deil de dini inancyla
korunacan sylyorsunuz. Zaten hayatta olduum s
rece kutsal yerlerimizden vazgemeyi kendi adma dine
saygzlk olarak kabul ederim.

95

Tum Cotta: "E g o vero et opto red argu i m e, Balbc,


et ea quae disputavi disserere m alui quam iudicare,
et facile m e a te vinci posse certo scio."
"Q u ip pe" inquit Velleius "qui etiam som nia putet
ad nos mitti ab love, quae ipsa tam en tam levia non
sunt quam est Stoicorum de n atu ra deorum oratio."
H aec cum essent dicta, ita discessim us u t Velleio
C ottae disputatio verior, m ihi Balbi ad veritatis
sim ilitudinem videretur esse propensior.

95

Bunun zerine Cotta yle dedi: Ben de sahiden ya


nldm bana kantlaman isterim Balbus. Bu yzden
dncelerimi hakl karmak yerine tartmaya sunmay
yeledim ve senin beni kolayca yenebileceinden de ke
sinlikle eminim.
Hi kukusuz, dedi Velleius, nk Balbus dleri
mizin bile bize Iuppiter tarafndan gnderildiini d
nyor; ama bu dler Stoaclarn tanrlarn doas hak
knda syledikleri kadar sradan deil.
Sohbet sona erdiinde fikren ayrldk, nk Cottanm
syledikleri Velleiusa daha doru grnyordu, bense
Balbusun sylediklerinin geree daha yakn olduunu
dnyordum.

FR A G M EN TA

E X LIBRO DE N A TU R A D EO R U M TERTIO

1. Lactant. Inst. div. ii.3.2: Irtellegebat C icero fa lsa


esse quae hom ines adorarent. N am curn m ulta dixisset
quae ad eversionem religionum valerent, ait tamer non

esse illa vulgo disputanda, ne susceptas publice


religiones disputatio talis extinguat.
2. Ib. ii.8.10: Cicero de n atura deorum disputars sic
a i t P rim u m igitur non est probabile eam m ateriam
reru m unde orta sunt om nia esse divina providentia effectam , sed habere et habuisse vim et n aturam
suam . U t igitur faber cu m quid aedificaturus est
non ipse facit m ateriam sed ea u titur quae sit parata, fictorque item cera, sic isti providentiae divinae
m ateriam praesto esse oportuit non q uam ipsa faceret sed quam haberet p aratam . Q uodsi non e s t a deo
m ateria facta, ne terra quidem et aqua et aer et ignis
a deo factus est.

3. M a ii vett. Interpr. Virg. p. 45 ed. M ed. apu d


C iceronem de n atura deorum LT, ubi de Cleom ene
L a ce d a e m o n io . . .

4. D iom edes i p . 3 13.10 Keil. C icero de deorum natura


tertio: hom ines om nibus bestiis antecedunt.

lirlann Doas A dl Eserin nc Kitabndan Kalan

FR A G M A N LA R

1. Lactantius, Divinae Institutiones, II.3.2: Cicero in


sanlarn tapndklar eylerin uydurma eyler olduklarnn
farkndayd. nk dinsel inanlar ykacak gte birok ey
syledii halde byle bir tartmann resmen tannan din
sel inanlar ortadan kaldrmamas iin bunlarn aka
tartlmamas gerektiini syler.
2. Ayn yapt, II.8.10: Cicero tanrlarn doas zerine
tartrken yle syler: O halde ncelikle her eyin ken
disinden kt ana maddenin tanrsal ngr tarafndan
yaratlmas olas deildir, ancak bu ana maddenin kendi
ne zg bir gc ve doas vardr ve var olmutur. O hal
de bir iinin bir eyi ina etmek zereyken ana maddeyi
kendisinin yapmamas, ancak hazrlanm olandan yarar
lanmas gibi, tpk heykeltran balmumunu kullanmas
gibi, tanrsal ngrnn kendisinin yapmad, ancak ha
zr bulduu bir ana maddenin olmas gerekiyordu. Fakat
ana madde tanr tarafndan yaratlmamsa, toprak da,
su da, hava da, ate de tanr tarafndan yaratlmamtr.
3. Vergiliusun antika yorumcusu Maius'un kitabnn
45. sayfasnda, ed. Milano. Cicero, De Natura Deorum III,
Spartal Cleomenesten . . .
4. D'omedes i. p. 313.10: Ke. Cicero, De Natura D eo
rum, III: insanlar btn hayvanlardan stndr.

5. Serv. ad Verg. A en. iii.284: Tullius in libro de natura


deorum tria m ilia annorum dixit m agnum annum
tenere.
6. Serv. ad Verg. Aen. iti. 600: spirabile . . . est serm o
C iceronis, quanquam ille spiritabile dixerit in libris de
deorum natura.
7. Serv. ad Verg. A en. vi.894: Per portam corneam
ocu li significantur, qui et corn ei su nt et du riores ceteris
m em bris, nam frig u s non sen tiu n t sicut etiam Cicero
d ixit in libris d e natura deorum .

5. Servius, ad Vergilii Aeneam, III.284: Tullius De Natu


ra Deorum balkl kitabnda Byk Yln bin yl kap
sadn syler.
6. Servius, ad Vergilii Aeneam, iii.600: Cicero De Natura
Deorumda spiritabile (solunabilir) demise de, spirabile
szc Ciceronun slubuna daha uygun der.
7. Servius, ad Vergilii Aeneam, vi.894: Boynuzlu kap
gz anlamna gelir, bunlar hem boynuzlu bir yapya sahiptir
ler hem de bedenin dier blmlerinden daha serttirler, n
k Ciceronun da tanrlarn doas hakkm daki kitaplarnda
syledii gibi souu hissetmezler.402

N O T LA R

44 ylnda Iulius Caesara kar dzenlenen suikastn planiayclarmdandr. Romamn entelektel evresinde saygn bir yeri
vardr. Felsefi anlamda Academia okuluna baldr. Ciceronun
mektuplarndan anladmz kadaryla aralarnda yakn bir dost
luk vardr. Cicero ayrca De Finibus ve Tusculanae Disputationes
adl eserlerini ona ithaf etmitir.

Antikam en nemli sofist dnr, ayn zamanda retorik ve


siyaset hocas ( yak. 490-420).

Democritusun rencisi; dinsel inanca kar kt iin 411


ylnda Atinadan srlr.

Aristippusun kurduu Cyrene okulunun taraftar. Tanrtanmaz

Yani kutsallk (sanctitas) ve din (religio).

Cicero, De Natura Deorum, 2.151 vd.

l nedeniyle Atinadan srlnce skenderiyeye yerleir.

Balangta Diogenesin rencisi olarak Stoa felsefisine ynelen,


ancak sonradan bu felsefeden uzaklap Atinada Stoaclara kar
Yeni Academia Okulunu kuran ve kukuculuun en nemli tem
silcilerinden biri haline gelen filozof ( yak. 214-129).

Cicero, De Natura Deorumu yazd srada Hortenisus, Academica,


De Finibus ve Tusculanae Disputationes yazm bulunmaktadr.
Burada bunlara kar getirilen eletiriler vurgulanmaktadr.

Burada sz edilen filozoflar Stoa ve Academia retisini benim


semilerdir. Stoac Diodotus 84ten 59a kadar Ciceronun evin
de yaar. Larissal Philo, 1. yzylda Academia okulunun ba
na geip Eski ve Yeni Academia retilerini uzlatrmaya alr. I.
Mithradates Sava srasnda Romaya snr. Cicero 81 ylmda
Romada onun derslerine katlr. Stoac Posidoniusun Rodosta
kurduu okul Stoa retisinin nde gelen merkezi olur. Burada
Pompeius, Cicero gibi Romanm nfuzlu kimselerine ders verir.
Academiac Antiochus, Philonun rencisidir. Academiac, Stoa

c ve Peripatetik retilerden oluan eklektik bir retiyi Platocu


retinin temeline oturtur. Cicero 79 ylnda Atinada onun
derslerine katlr. (Walsh, 1998: 148; 160; Gl, vd. 2002: 44).
10

Cicero i savalar srasnda Caesara kar Pompeiusun nderli


inde toplanan senatorlardan oluan cumhuriyeti taraf destek
ler. savalar sona erdikten sonra Caesar kendisine dost elini
uzatsa da Cicero kamu yaamndan uzaklap felsefeye ynelir.

11

ubat 45te kz Tullianm lm nedeniyle duyduu znt.

12

Yani fizik, etik ve mantk.

13

Orta Academiann temsilcisi; kukuculukta en u noktaya ular.

14

Cicero, Academica, 2.32.103 vd.

15

Caecilius Statiusun Menandrostan uyarlad komedya oyunu.

16 Bu kurgusal syleinin tarihi 76dr.


17 61 yl consulu olan Marcus P. Piso Calpurnianus siyasi grle
rinden dolay Ciceroya dmanlk besler. Ciceronun De Natura
Deorumu yazmaya balad 44 ylnda hayatta olmayan Mar
cus, buradaki tartmann taraflarndan biri olsayd, Aristotelesin
Atinada kurduu Peripatetik okulu temsil edecekti.
18 Academiaclarn her konuya kukuyla yaklamas vurgulanyor.
19 Epicurus tanrlarn dnyalar arasndaki bolukta (intermundia)
yaadna ve bu yzden dnyevi ilere karmadna inanr.
20 Platonun Pyhtagoras kuramdan yola karak ortaya att bu
be biim piramit, kp, sekizyzl, yirmiyzl ve onikiyzldr.
Bunlardan ilk drd srasyla topraa, atee, havaya ve suya zg
paracklardr. Evrenin yaratcs beinci biimden, yani onikiyzlden yldzlar kuan yaratmtr (Dyck 2003: 78; Walsh
1998: 149-151; Rackham 2000: 22, dip not: a).
21 lk defa burada karmza kan coagmentatio kavram Epicurusun
atomlarn birliktelii iin kulland synkrisis kelimesine karlk
olarak tretilmi olabilir (Dyck 2003: 79).
22 Stoac tanrsal takdir.
23 Platoya gre dnyann bir yaratcs olduu gr.
24 Cicero burada bir kelime oyunu yaparak signum kelimesini hem

heykel anlamnda tapmaktaki ss olarak hem de takmyldz


anlamnda luminibus kelimesiyle anlam btnl oluturacak
ekilde dnyadaki tanrsal sslemeyi belirtm ek amacyla kullan
m olabilir (Dyck 2003:81).
25

Stoa okulu.

26

Burada Epicurusu bir kar k sz konusudur; bu nedenle ifa


de iki izgi arasna alnmtr. nsanlarn zihinlerine sokulan te
mel kanlardan biri tanrlarn beati (mutlu) olduklar ynndedir.
Epicurusular iin mutlulua ulamak demek olan haz ancak du
yularla anlalabildiinden tanrlarn duyulardan yoksun olmas,
onlarn mutlu olduklar ynndeki nseziyle eliir (Dyck 2003:
85).

27 Pythagorasm rencisi ( 5. yy.). zellikle hekimlik konusunda


almalar yapan Alcmaeo ruhun lmsz olduunu ve Gne
gibi srekli devindiini kabul eder.
28 Homeros ve Hesiodosun ortaya koyduu insanbiimli tanr anla
yn iddetle eletiren filozof ( yak. 560-475).
29 Alcmaeo. Kar. Cicero, De Natura Deorum, 1.27.
30 495-435 yllar arasnda yaam Agrigentumlu doa filozofu.
31 yak. 460-370 yllar arasnda yaam Abderal filozof; atomcu
grn nclerinden Leucippusun rencisi.
32 Latincedeki imagines kelimesi Yunan felsefesinde atomcularn

tidla adn verdikleri kavrama iaret eder.


33 5. yy.da yaam Ionial filozof, Anaximenesin rencisi.
34 yak. 445-365 yllar arasnda yaam filozof; Socratesin ren
cisi ve Kinik okulun kurucusu.
35 Platonun, kendisinden sonra Academiam n bana geen yeeni.
36 Olumsuzluk eki olaslkla metne ait bir dzeltmedir (Rackham
2000: 34-35, dip not c).
37 Aristoteles gezegenlerin aka grnen dzensiz devinimlerini,
zt ynlerdeki farkl yrngelerin evresini dnmelerine balaya
rak aklar ve ters deveran iin aneiliksis terimim kullanr. Latince
metindeki replicatio kelimesi olaslkla bu terimin Latince karl

olarak kullanlmtr. Ancak bu deverann evren iin nasl dnlebildii belirsizdir (Rackham 2000: 36-37, not: a: ayrca kar.
Dyck 2003: 101).

38 Aether.
39

Chalcedonlu Yunan filozofu ve Aristotelesin rencisi (t yak.


396-314).

40
41

10 4. yy.da yaam Academiac filozof.


Plato ve Aristotelesin rencisi; Lyceumun Aristotelesten sonra
ki bakan.

42

Theophrastusun ardndan Lyceumun bana geen Lampsacuslu


Peripatetik filozof (10 yak. 287-269).

43

nsann doaya uygun yaayarak erdeme ulaabilecei retisini


savunan Stoacln kurucusu Kbrsl filozof ( yak. 334-262).

44

Evreni evreleyen ve gksel cisimleri besleyen btn elementle


rin en hafifi, aether.

45
46

Zenonun dostu ve rencisi ( 3. yy.).


Stoa retisini benimseyen Persaeusun bu gr Eski Yunan
dnr Messeneli Euhemerusun retisini yanstr. Bu re
tiye gre tanrlar sadece byk insanlar, kahramanlar, sava
lar gibi tanrlatrlm insanlardr ve bu kiilere kar duyulan
hayranlk, korku ve sayg insanlarn kendi tanrlarm yaratmasna
neden olmutur.

47

t yak. 280-207 yllar arasnda yaam Stoac filozof.

48

Apollo ile bir Musann olu olan air ve mzisyen.

49

Orpheusun olu veya rencisi saylan efsanevi ozan.

50

yak. 240-152 yllar arasnda yaam Stoac filozof. 155 yln


da Romaya gelir ve Stoacln Romada yaygnlamasnda nemli
rol oynar.

51

Epicurusu bilgi kuramnda gerein tek bir lt vardr, o


da duyumdur; ancak duyumlarn yardmyla oluan imgeler de
geree ulamada yardmc bir lt olarak kabul edilir. Epicurus bu imgeleri prolepsis (Diogenes Laertius 10.31), Lucretius ise

notitia (Lucretius, 4.476) eklinde tanmlar. Prolepsis Stoac bilgi

kuramndaki katalepsis ile edeerdir. Prolepsis ayn trden bir


nesnenin tekrarlanan duyu izlenimlerinin zihinde beliren imge
sine iaret eder ve bylece insan etki kaynaklan ortadan kalksa
bile o nesneyle ilgili genel bir kanya sahip olur. Ayrca Epicurus
duyumsal alglar sonucu oluan n kavraylar birbirleri iin
de ilikilendirerek tanr, adalet, iyilik gibi kavramlara ular. Bu
balamda Stoaclar da prolepsis i Epicurusularla ayn anlamda,
zellikle tanrlarn insan zihninde beliren imgesi iin kullanr. Bu
kavram Trkede n fikir/n kavray ya da sezinlemek/nde(yi)
lemek olarak karlanabilir (Peters 1967:164; Arslan 2008: 53, 62,
110; Gl, vd. 2002: 1184). Cicero bu Yunanca kavrama Latince
karlk olarak anticipatio kelimesini kullanr (De N atura Deorum,
1.44). Ancak Cicero bu kavram imgelerin duyulara ulamadan
nce insan zihninde oluan nbilgisi olarak yorumlar. Bylece
prolepsis kavramnn gerek anlamn arptr (Walsh 1998: 158).
52

Epicurusu bilgi teorisinin ele alnd bu kitap gnmze ulaa


mamtr.

53

Cicero burada Epicurusun Ratae Sententiae (Kyriai Doksai) adl


eserinden Latinceye eviri yapar.

54

P rim ae notiones: Bir ey hakknda akl yoluyla bilgi edinmeden


nce doadan elde ettiimiz fikirler.

55

Bu parantez iine alnm ifadede Academiaclarm duruma gre


eitli yarglara varmalarm salayan olaslk retisine alayc bir
yaklam hissedilmektedir.

56

Steremnia: Kat gerekler, alglanabilir nesneler. Bunlar madde


nin duyularca alglanamayan formlarndan farkldr, ak halinde
bulunan eidlaya zttr. Kelimeyi Epikuros kullanr; C icero keli
menin asl niteliini firmitas (dayankllk) kelimesini kullanarak
vurgular (Yonarsoy 1982: 67 dip not: 181-182).

57

Burada transitio kelimesi Yunanca hyperbasis szcnn karl

58

Epicurusun haz kuramnda eit dalm, denge ya da dengede

olarak kullanlm olabilir (Dyck 2003: 127).


olma durumu.
59

Epicurusular saysz dnyalar evreleyen boluun bitimsiz ol

duunu dnrler. Burada yaratc bir tanrnn yaratma gc


nn tesinde bir alan ima edilmektedir (Walsh 1998:159).
60

Eski Yunan felsefesinde, zellikle Stoaclkta, hakkna den pay


vermek ya da almak" anlamnda kullanlan kavram; yazg. Stoa
c reti yazgy hem logos (evrende egemen olan akl ynlendiren
tanrsal g), hem pronoia (ileriyi grme ya da olacaklar nceden
bilme) hem de Zeusla zdeletirerek insann yazgsnm tanr
nn elinde olduunu ileri srer (Gl, vd. 2002: 661-662; Peters
1967: 78).

61

Cicero mantike ile divinatio kavramlarn De Legibus, 2.32 ve De

Divinatione, 1.1de de edeer olarak kullanr. De Divinationede


divinatio gelecekte olacak olaylarn nsezisi (praesensio) ve bil
gisi (scientia) olarak tanmlanr. Ancak mantikeye gre divinatio
tarihsel sre iinde daha dar bir anlam tamaktadr. Buna gre

divinatio Roma dinsel inancnda gelecei ngrmek yerine niyet


edilen bir olay iin tanrsal onay ya da kar k soruturmak
iin kullanlrd. Dyckein yorumuna gre Velleius Stoaclara y
nelttii eletiride divinatio konusunu halk dinine en yakn anlay
la akllca sonlandra (Dyck 2003: 134).
62

Bu ad baz el yazmalarnda grlmez. De oratore, 3.77 vd.dan an


ladmza gre felsefe alannda zel bir bilgisi olmayan Crassus,
Ciceronun genlik dneminde nl bir hatiptir ve Velleiusun
dostudur. Crassusun dostunu vmesi derin bir felsefe bilgisi ge
rektirmez. Bkz. Rackham 2000:56, dip not a; W alsh 1998.160.

63

Cotta, Roma Senatusunda Drususun nderliinde toplanan bir


grubun yesidir. Drusus mttefik kentlerde yaayanlara da va
tandalk hakk verilmesi nerisinde bulununca bu giriim ilk n
celeri desteklenir, ama sonradan Drususun bana dert aar ve 10
91de dzenlenen bir suikast sonucu ldrlmesine neden olur.
Cotta ve grubun dier destekileri ise srgne gnderilir. Cotta
Atinada l 80li yllarn banda, Ciceroyla neredeyse ayn d
nemde Epicurusu Zenonun derslerine katlr. Bu blmde yer
alan Zenoyla ilgili yorumlar Ciceronun kendi yarglarn yanstr
(W alsh 1998: 160; Freeman 1996: 397-398).

Yunan lirik air ( yak. 556-468).


1 Romada dinsel geleneklerin ve kurallarn retilmesi ve yrtl
mesi grevini stlenen rahipler kurulu yesi.
""

Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 1.43. Antikada tanrlarn varl


n ex corsensu gentium (uluslarn gr birliine gre) aklamak
yaygn bir eilimdir.
Roma edebiyatnda yergi trnn babas olarak kabul edilen
nl yergi ustas ( 180-102),

l1'

Kaba ve acmasz kiiler iin kullanlan bir atasz (Rackham

"q

Bu blmde ok miktarda sayda kelime kaybolmutur (Rackham

70

Democritusun atom teorisinin izinden giden Epicurus atomcu

2000: 60 dip not: a).


2000: 62 dip not: c).
luk kuramna ondan tamamen farkl bir bak asyla yaklar.
Democritusun retisine gre olu atomlarn devinimlerinin
zorunlu bir sonucudur, rastlant ya da tesadf sonucu deil
dir. Epicurus ise oluun nceden belirli bir zorunlulukla deil,
atomlarn rastlant ya da tesadf sonucu arpmalar ve bir
lemeleriyle gerekletiini savunur.
71

nermelerin birbirine balanmas ileminde veya, ya .. .ya da


ile gsterilen iliki (Akarsu 1998: 26-27).

72

Burada Arcesilasm eletirisine hedef olan Epicurusu Zeno deil,


Stoac Zenodur.

73

Cottanm buradaki iddias, yani Epicurusun Academia ve


Lyceumun retilerini irdelemedii yolundaki k aslszdr (J.
M. Rist, Epicurus: An Introduction, Cambridge, 1972: 1. vd. urada
W alsh 1998: 163).

74

Atmal komutan Timotheus 366 ylnda Samosu (Sisam Adas)


igal edince, Atinal Neocles de yerlemek zere buraya g eder.

75

Nausiphanes, Epicurusun atomlarn rastlant sonucu birlemesi


retisinin aksine Democritusun zorunluluk ilkesini benimser.

76

Colophonlu ressam Apellesin 4. yzyla ait nl resmidir. De


nizin kpklerinden Vensn douunun betimlendii bu resim
Augustus tarafndan Kos Adas'ndan Romadaki Divus lulius Ta-

pmama getirtilmitir.
Buradaki baz kelimeler kaybolmutur (Rackham 2000:74, dip
not a).
Europa, gz kamatrc gzellikte bir gen kzdr. Iuppiter onu
grp de k olunca boa klna girip gen kzn ayaklarnn
dibine yatar. Europa boay okayp srtna binince, boa aniden
ayaklanp denize atlar ve dalgalarn arasndan Girite kadar gider
ve orada onunla birleir.
Poseidon ile Amphitritenin olu, deniz tanrs.
Eski Yunanda 18-20 yalarndaki delikanl.
yak. 4. yzylda yaam Mytileneli lirik air.
Roma soylu snfnn en kltrl ailelerinden birine mensuptur.
Cotta ile birlikte pontifex\k grevinde bulunur, 78 ylnda
consulluk yapar. Catilina ayaklanmasnn bastrlmas srasnda
Ciceroyu destekler. Hellenistik motifleri erotik iirlere uyarlayan
Catullustan nceki airler grubundandr. Burada fiziksel bakm
dan zrl bir ocua k olan air Alcaeusun Romal edeeri
konumundadr (Walsh 1998: 164).
Velleius gibi Lanuviumun yerlisidir. Cicero zamannda nl bir
oyuncudur. Sulla tarafndan atl snfna ykseltilmitir.
Doumlarn

koruyucu

tanras

olan

Koruyucu

Iunonun

Lanuviumda nl bir tapma olduu iin Koruyucu Iunonuz


ifadesi kullanlmtr (Walsh 1998: 165).
Yunanistan.
Lanuvium: Latiumda, Appia Yolu zerinde bir kent, bugnk
Civita Lavinia.
Siwa vahasndaki tapmayla bilinen bir Msr tanrs. Romallar
onu Iuppiterle bir tutarlar.
Vulcanusa verilen dier adlar iin bkz. Cicero, De Natura D eo
rum, 3.55.
Epicurusun rencilerine yazdrtt ve krk tane zl szde ilke
lerini toplad ksa yazlardr. Bunlar filozofun lmnden sonra
da Epicurusu retinin temeli haline gelir. Burada alntlanan ilk

zdeyi ataraksianm (ruh dinlii) Epicurusu idealini belirtir.


90
91

Epicurusun en nl rencisi.
Samoslu Aristarchus 3. yy.da Gne merkezli evren teorisi
ni ortaya atar, buna gre be tane sabit yldz ve Gne hare
ket etmeden durur, dnya Gnein etrafnda, bir daire evre
sinde dner; Gne ise bu yrngenin ortasnda yer alr. Ancak
Aristarchusun bu gr Romallar arasnda etkili olmamtr.
Romal filozoflar grbirliiyle Aristotelesin dnyay merkez
alan evren retisini benimsemilerdir.

92

Ege Denizinde kk kayalk bir ada, bugnk Seriphos.

93

Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 1.48.

94

nce bir hatip olarak yetitirilir, daha sonra Epicurusun sadk


bir rencisi olur. Epicurus onu ardl sayar ve yak. 270 ylnda
okulunun bana geirir.

95

Epicurusular okullarna kadnlar, hatta kleleri de kabul eder


lerdi. Leontium adndaki bu kadn da Epicurusun rencisi ve
sevgilisidir. Aristotelesin ardndan Lyceumun bama geen
Theophrastusu eletiren yazlar yazd sylenir.

96

Ssl anlatmdan uzak bir sluptur, hatta cmleler zensizce ka


leme alnm hissi verecek ekilde pe pee sralanr.

97

Burada ad geen Zeno, De Natura Deorum, 1.59da bahsedilen


Epicurusu Zenodur.

98

Sardiniada praetorken zorbalk yapt gerekesiyle Atinaya s


rlen ve orada kald sre iinde Epicurusular arasnda nemli
bir yer edinen Romal.

99

Epicurusu okulun bakan; bu konumann yapld tarihte (


76) halen hayattadr.

100 Socratesin gen dostu; Elisteki felsefe okulunun kurucusu.


101 Epicurusu Zenonun Socrates iin kulland soytar anlamna
gelen Latince scurra kelimesi Epicurusularm Socratese kar
duyduklar honutsuzluu yanstr.
102 Chrysippus adnn eril cinsten Chrysippa eklinde diil cinse
dntrlmesiyle Chrysippus kadnslatnlr, bu da antikada

ar bir hakaret olarak kabul edilir.


103 Cicero burada Eski Yunan felsefesinde mutluluk, her eyin yo
lunda gittii iyi olma hali anlamnda kullanlan eudaimonia kav
ramna Latince bir karlk bulma abas iindedir. Bu kavram
iin nce, De Natura Deorum, 1.24te vita beata (mutlu bir yaam)
ifadesini; burada ise beatitas ve beatitudo kelimelerini kullanr.
Ciceronun trettii bu kelimler sadece De Natura Deorum adl
eserinde geer; her iki kelimeyi de bir daha kullanmaz, ancak

beatitudo kelimesi Augustus-sonras Romal yazarlarn ou tara


fndan sklkla kullanlr.
104 Cotta, Epicurusu iddialar rtmek iin Stoa retisinin kant
larndan yararlanr, bunun yan sra De Natura Deorum, 3.38de
tanrnn belli bal erdemlere ihtiyac olduu ynndeki Stoac
kany iddetle reddeder (Walsh 1998: 168).
105 239-169 yllan arasnda yaam Romal edebiyat. Romamn
kuruluundan kendi ama kadarki Roma tarihini destan trn
de kaleme ald Annales adl eseriyle Roma edebiyatnn babas
unvanm kazanmtr.
106 Alnt Enniusun gnmze ulamayan kayp bir satirine aittir.
107 Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 1.53.
108 eltik kargalarnn uan ylanlarla karlamas ve onlar ldrme
sine ilikin anlatnn kayna Herodotustur (2.57; kar. 3.107 vd.).
109 Firavun faresi de benzer biimde ylanlara saldrr (Aristoteles,
Historia Animalium, 9.6). Ayrca timsahlarn da istilaclarn Nil
Nehrinden geime izin vermeyen bir savunma hatt oluturduu
dnlrd (Diodorus, 1.87).
110 Bkz. Aristoteles, De Generatione Animalium, 3.9; Historia Animali

um, 5.19; Plinius, Naturalis Historia, 11.42.


111 insan bal ve at gvdeli efsanevi yaratk.
112 Gracchus Kardelerin babas.
113 Tiberius Sempronius Gracchus, kk ifti snfnn haklarnn
korunmas iin toprak reformu yaplmas konusunda giriimlerde
bulunur. Bu reform tasarsna gre Gracchus, talyann fethi sra
snda Roma devletinin mlkne geen, ancak sonradan soylularn

sahip ktklar bu kamu topraklarnn topraksz kyllere da


tlmasn ngryordu. Tiberius Gracchus tribunus olarak, 133
ylnda, bu yasa teklifim comitia tributada (halk meclisi) oylamaya
sunduunda dier tribunus Marcus Octavianus topraklar ellerin
de bulunduran soylu snfnn karlarm gzeterek veto yetkisini
kulland. Bunun zerine Tiberius Gracchus halk meclisine ba
vurarak Octavianusun grevden alnmasn salad ve tasar oy
lanarak kabul edildi. Cotta tarihten setii bu rnekle Epicurusu bilgi kuramn eletirir. Bu olayn zerinden elli yldan daha
uzun bir sre gemesine karn olayn kahramanlarnn imgeleri
zihinlerde canllklarn hl korumaktadr (Walsh 1998: 169).
114

lambus ve elegia llerindeki iirleriyle nlenen Paroslu air.

115

Mesina Boazmn bir tarafndaki tehlikeli kayalklarn altnda ya


ayan, on iki ayakl, alt bal efsanevi yaratk.

116

Kimi zaman aslan bal, kei gvdeli ve ylan kuyruklu, kimi za


man da biri aslan ba, dier kei ba olmak zere iki bal ve
ylan kuyruklu olarak betimlenen ve azndan alevler saan efsa
nevi yaratk.

117

Rackhamm yorumuna gre Cicero burada olaslkla tanrlarn

118

Yunan mitolojisindeki Hebenin Romadaki edeeridir, genliin

119

Iuppiterin k olup Olympusa saki yapt delikanl.

grnts diye yazmtr (Rackham 2000:106, not: a).


tanrasdr.
120

Herodotus 8.109da Xerxesin Yunan tapmaklarn yakmasndan


bahseder. Cicero ise De Legibus, 2.10da Xerxesin, btn dnya
tanrlarn tapma olduu iin tanrlarn drt duvar arasna hap
sedilmesini nlemek zere Yunan tapmaklarn yaktm anlatr
(Walsh 1998: 170).

121

Plebs snfndan ilk defa pontifex mcocimus seilen kii ( 252).

122

Dinsel yasalar ve trenler konusundaki bilgisiyle n salm bir


kii, 131 yl pontifex mcocimusu.

123
124

Socratesin ncs kabul edilen bir sofist (d. yak. 465 ya da 450).
Ceres (Demeter) gizemleriyle nl eski bir Attica kenti, gn
mzde Lepsna.

125
126

Bu dizenin kayna bilinmemektedir (Rackham 2000: 114, not a).


Samothracia: Ege Denizinin kuzeyinde, Trakya kylarnda yer
alan Cabiri gizem tapnmalaryla nl bir ada, bugnk Semadirek adas.
Lemnos: Ege Denizinde Gkeadann batsnda bir ada; bugnk
Limnos (Limni) adas.

127

Attius'un Philoctetes adl eserinden bir alnt olabilir (Rackham


2000: 114, dip not b).

128

Democritus Abderaldr. Abdera Trakyada bir sahil kentidir ve


Roma dneminde ahmaklklarn vatan olarak kabul edilir (kar.
Iuvenalis, 10.50).

129

Bu blmde Cottanm Stoa retisinin insanlar arasndaki dost


luk anlayna yapt vg sanki Epicurusu retinin insanlar
arasnda dostluu nemsemedii gibi yanl bir kan dourabilir.
Oysa Epicurus ahlak retisi iinde sosyal yaamn temel ilkesi
olarak bu konuya fazlasyla nem yer verir.

130

Romada mahkemelere dzenli olarak kalabalk bir seyirci toplu


luu katlrd (Walsh 1998:172).

131
132

Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 1.60.


Cicero olaslkla Posidoniusun Peri Then {Tanrlar zerine) adl
eserini kullanr. Be kitaptan oluan bu eserin beinci kitabnda
Epicurusu tanr kuram kabul edilmez; ancak ilk drt kitap bu
rada sralanan konu balklarn kapsar (Walsh 1998:173).

133
134

Enniusun Thyestes oyunundan bir blm (fr. 351 Warmington).


Romallar, tanrlarn balarn ne eip olur anlamnda bir iaret
verdiklerine inanrlar.

135

Enniusun AnwA.es'inden bir blm (fr. 448 W ).

136

Livius Ab urbe conditada (2.19) Romanm Latin Ittifakna kar


nasl savatn ve 486da Regillus Gl civarndaki savata
onlar nasl bozguna urattn anlatr, ama dictator Aemilius
Postumiusun adaklarna karlk Castor ile Polluxun mucizevi
biimde araya girmesine deinmez. Plutarchus ise bu zaferi iki
tanrnn Romaya ahsen bildirdiini syler (Aemilius Paulus, 25).

137

Latiumda kk bir gl, bugnk Comufelle.

138

Bugnk Frascati Tepesi yaknlarnda yer alan eski bir Latium


kenti.

139

Iuppiterin kuu klna girip Lacedaemonia kral Tyndareusun


kars Ledayla birlemesinden doan ocuklar. Bunlara Tyndareusoullar da denir. Castor atlar evcilletirmesi ve at binmesiyle,
Pollux ise dvteki becerisiyle nldr.

140

Aemilius Paulus, III. Makedonya Sava srasnda 168 ylnda


Makedonya kral Persesi byk bir bozguna uratr ve sava so
nunda btn Makedonya kentleri Romallara teslim olur (Livius,
44.40.3 vd.; Eutropius, 4.7) .

141

Publius Vatinius 56 ylnda kt mahkemede Sestiusa kar


tanklk yapnca, Cicero Sestiusu savunduu konumasnda
Vatiniusa ar hakaretlerde bulunur. Ancak Vatinus 55 ve 54
yllarnda praetor seilince ve Caesar, Pompeius ve Crassusun
kurduu triumvirlie ballk gsterince, siyasal koullarn dei
mesiyle Cicero praetorluk seiminde Vatiniusa yneltilen rvet
sulamasna kar onu savunmak zorunda kalr.

142
143

Eski bir Sabin kenti, bugnk Rieti.


talyann gneyinde yerleik Brutti halkna ait topraklarda yaa
yan bir halk.

144

Aa talyada bir nehir.

145

Bruttiumun dou sahilindeki Crotoda yerleik halk.

146

yak. 560.

147

Eski bir Roma tanrs. Srlerin ve tarlalarn koruyucusu kabul

148

Argo Gemicileri seferine katlan ve sefer srasnda ylan sokmas

edilir ve Yunanlarn Panyla zdeletirilir.


sonucu len bir khin ya da Tiresiasm, Calchasm lmne ne
den olan torunu.
149

Thebael kr bilici.

150

Argoslu Amphiaraus kars Eriphyle tarafndan Thebaellara kar


sefere katlmaya zorlanr; geri pskrtlnce, sonradan kehanet
yeri haline gelen bir yark tarafndan yutulur.

s
152

Troia Savana katlm nl bilici.


Troia kral Priamus ile Hecubann olu. Troianm dnden
sonra Andromacheyle evlenir ve Epirusa yerleerek orada kk
bir Troia kurar.

153

Romada kularn uularna bakarak gelecekte olacaklar ng


ren khin.

154

Publius Claudius ve Lucius Iuniusun consuuklar srasnda


( 249), Claudius her trl kehanete inat Kartacallarla savar
(Eutropius, 2.26). Bu savata Roma ordusu Kartacal Adherbal
tarafndan Sicilyann bat sahilindeki Drepanada (gnmzde
Trapani) byk bir bozguna uratlr. Claudius iki yz yirmi
gemisinden ancak otuz gemisini kurtarp kaabilir. L. Iunius da
donanmasn deniz kazasnda yitirir, ancak ky yakn olduu
iin ordusunu sa salim kurtarmay baarr. P. Claudius Romaya
dndnde kendisine hyanet sulamasyla dava alr ve ykl
para cezasyla cezalandrlr. Romal tarihiler Romallarn bana
gelen bu felaketi tanrlarn uyarlarnn gz ard edilmesine ba
larlar.

155

Gracchus Kardelerin ada olan Caelius Antipater, nl bir ta


rihi ve avukattr. II. Kartaca Savan anlatt tarih eserinin yan
sra hukuk alannda da eserler kaleme almtr.

156

Etruriada, Perusia yaknnda yer alan bir gl; bugnk Lago Trasimeno ya da Lago di Perugia.

157

Navius yoksulluk iinde geen genlik yllarnda domuz oban


l yapar. Bir gn srsnden bir domuzunu kaybedince, onu
bulursa zm bandaki en byk zm salkmn tanrya ve
receine dair adak adar. Domuzunu bulduunda zm bann
ortasnda yzn gneye dnerek durur ve en byk salkmn
yerini bulmak zere sopasyla araziyi drt eit paraya ayrr.
Kulara bakp ilk blmde iine yaracak zm salkmnn bu
lunmadn anlaynca, dier blm sopasyla tekrar blmlere
ayrr ve alacak byklkte bir zm salkm bulur. Bu olay
zerine Naviusun n Romam n dna yaylr ve komu yre
lerden insanlar kehanet danmak zere ona bavururlar (Cicero,

DeDivinatione, 1.37.31-33; 2.38.80)


158 Livius ve Tacitus gibi tarihilerin dikkate alnmas gerekliliini
tekrar tekrar kaydettikleri bu mucize (Livius, 33.26.8; 43.13.6; Tacitus, Annales, 15.7) bazlar tarafndan fosforlu bir k yansmas
olarak yorumlanr. Ayrntl bilgi iin bkz. Mayor 1883: 81-82;
Walsh 1998: 174.
159 Burada kastedilen Deciusla slalesidir. Publius Decius Musun
Latin Sava srasnda 340 ylnda kendisini feda etmi olduu
sylenir (kar. Livius, 8.9.6) Ayn ad tayan olu, Etrsklere ve
Galyallara kar yrtlen Sentinum Savanda, 295 ylnda
babasnn izinden gider (Livius, 10.28.12 vd). Cicero (Tusculanae
Disputationes, 1.89; De Finibus, 2,61) onun torunun da 279 yln
daki Asculum Savanda benzer biimde davrandn iddia eder,
ancak aileyle ilgili bu bilgisinin tarihsel bir dayana yoktur. Bkz.
Mayor 1883: 83-84; Walsh 1998: 174-175.
160 Cicero burada anlatt anekdotla augur ve haruspex arasndaki
fark aka ortaya koyar. Roma tarihinin daha erken dnemiy
le balantl olan augurlar kulardan, drt ayakl hayvanlardan,
gkyznden, tavuklarn yem yemelerinden; Etrskl khinler,
yani haruspexler ise hayvanlarn i organlarndan, yldrmlardan
aldklar iaretleri yorumlayarak kehanette bulunurlar.
161 162 yl seimlerine Tiberius ve Gaius Gracchusun babas ba
kanlk eder. Bu yllarda Etrskl khinler decemvirinin grevini
elinden almaya kalkar, bu durum Gracchusun fkelenmesine ne
den olur ; din adamlarn Sibyllanm kitaplarm korumak ve ince
lemekle grevlendirir (kar. Livius, 32.1.14; 42.20.2). Sz konusu
seimin ardndan Sardinya eyaletine ekilir ve orada seimlerdeki
tutumunun yanl olduum dair bir itiraf yazar.

162 Askerlikle ilgili kehanetlerin geerlilii grevliler kente geri d


nnce sona erer.
163 331-232 yllar arasnda yaam Stoac filozof, Zenonun
rencisi. Yazd elli kadar kitaptan gnmze yalnzca fragmanlar
kalmtr.
164 Gn. Octavius 87 ylnda consul olur, bu srada Mithridatesle sa-

vamakta olan Sullay destekler; dier consul Cinna ise Mariusu


destekler. ki consul arasnda kavga kar ve Octavius yenik der.
165

C. Sempronius Tuditanus ve M. Aquilius 129 yl consullardr.


Bu yl iinde P. Scipio Africanus aniden lr.

166

Kar. Aristoteles, De Caelo, 2.5; 6.31; Cicero, Tusculanae Disputationes, 1.43; De Republica, 6.17; Plinius, Naturalis Historia, 2.21.

16?

Xenophon, M emorabilia, 1.4.8.

168

nsann bu zelliklerinin drt eye bal olduu gr,


Hippocratesten Platoya gemi (Timeaeus, 42), sonra da Stoaclar
arasnda yaygnlamtr. (Epictetus, 3.13; Marcus Aurelius, 4.4).

169

Burada Balbus Stoa retisindeki pneuma kavramna gnderme


yapar (Mayor 1883: 106; Walsh 1998: 176).

170

Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 2.4.

171

Eski Yunan felsefesinde, zellikle Stoaclkta kalpte yerleik bu


lunan tm ruhsal durumlara yn verebilme yetisine, yani ruhun
ynetebilme yetisine iaret eder. Diogenes Laertius hgemonikonu
ruhun en bata gelen bolumu, ynetici blm olarak tanmlar;
drtlerin ve konumann kayna olduunu, kalpte yer aldn
syler (Diogenes Laertius, 7.159). Bu kavram ayn zamanda evre
nin, aetherin veya gnein ynetici ksmn da ifade eder (Yonarsoy 1982: 21, not. 38).

172

Balbus, Platonun Timaeusundan (89A) alnt yapar. Eski Stoaclar


Platoyu eletirdikleri halde, sonradan Panaetius ve Posidonius
gibi daha eklektik nderler Platoya byk sayg gsterirler ve
ona tanr derler. Timaeustan eviri yapan Cicero, baka bir yerde
de (Epistulae adAtticum, 4.16.3) benzer biimde ona deus (tanr)
der. Balbus 2.5.14te ikiz gne zerine yapt konumasnda Sci
pio Aemilianusu ikinci gne olarak adlandrd gibi tanrsal
lk zerine yapt konumada tanr lakabm Platoya uygun bulur
(Walsh 1998: 177).

173

Chrysippus Stoa retisini benimsemi bir filozof olduu halde, in


sanlarn ve hayvanlarn yaradl zerine burada gelitirdii reti
Aristotelese dayanmaktadr (Mayor 1883: 128; Walsh 1998: 177).

174

Yldzlarn tanrsal olduklarna, bunun yan sra hem aklla hem

de duyularla donatlm olduklarna ilikin Stoa retisi Plato ve


Aristotelese, hatta Babil ve Msr dncesine kadar geri gider.
Anaxagoras, Democritus ve Epicurusular gksel cisimlerin can
sz olduklarn ileri srerler (Mayor 1883: 130; Walsh 1998: 177).
175 Socrates-ncesi dnemde yaygn olan bu gr Aristoteles tara
fndan eletirilir. Aristoteles denizden verilen bu tr soluklarn
tekrar yamur olarak dtn vurgular (Walsh 1998: 177).
176 Bu alntnn gnmze kadar ulamayan De philosophiadan yapl
d tahmin edilmektedir. Aristoteles bu dnceyi Platodan alr
(kar. Timaeus, 40). Bkz. Mayor 1883: 135; W alsh 1998: 177.
177 Buradaki alnt olaslkla Aristotelesin gnmze ulamayan De

ph'losophia adl eserinden bir blmdr (Walsh 1998: 178).


178 Buradaki eletiri Epicurusu filozoflara yneliktir.
179 Bkz. Cicero, De Natura Deorum, 1.24.
180 Antikada geometrciler diyagramlarn zerine toz serpilmi
tahtaya ya da yere izerlerdi (Rackham 2000:168, dip not: a).
181 Ayrm sabit yldzlarla gezegenler arasndadr; gezegenlerin hem
yldzlarn evresinde dolatna hem de dnyann evresinde
dndklerine inanlrd (Walsh 1998: 178).
182 Ciceronun De Natura Deorumu yazmasndan iki yl nce ( 46
ylnda) Caesar Roma takviminde deiiklik yaparak her drt yl
da bir ubat ayma fazladan bir gn daha ilave eder.
183 Babo gezmek anlamnda gelen erro fiilinin imdiki zaman

participium'undan elde edilen errantes kelimesi gezegen anla


mnda kullanlr.
184 Olaslkla Pythagoraslara kadar geri giden bu kavrama ilikin
gnmze ulaan en eski alnt Platoda (Timaeus, 39) geer. Bu
rada bu yln sresi 10.000 yl olarak hesaplanr. Baka bir yerde
Cicero ( Hortensius, fr. 26) bu sreyi 12.954 yl olarak verir (Mayor
1883: 151-152; Walsh 1998: 179; ayrca bkz. Cicero, FragmantaEx

Libro De Natura Deorum Tertio, 5).


185 Gnein yllk seyri on iki blme ayrlr, bunlarn her biri bur
lar kuann bir yldzyla gsterilir; bu nedenle aradaki mesafe
nin tek tek 30 ya da 60 dereceden kesinlikle daha fazla olmad

sylenir (Walsh 1998:179).


186 Socrates-ncesi Yunan filozoflar yldzlarn gkyzne akl ol
duklarna ve onunla birlikte dndrldklerine inanrlar ancak
bazlar da yldzlarn esirdeki anaforla srklendiini dnr
ler. Burada Balbus Stoac Chrysippusun retisiyle balantl
olmad halde her bir yldzn kendisine ait bir hz olduunu
tartr gibidir (W alsh 1998: 179).
187 Kar. Diogenes Laertius, 7.156.

188 Afrika kkenli komedya yazar ( yak. 185-159).


189 Bkz. Terentius, Eunuchus, 732. Bu dizeyi, meyve ve arap olmadan
ak hayat bulamaz biiminde yorumlayabiliriz.
190 Romallarn soyut eyleri tanrlatrma alkanlklar ksmen tan
rlarn ilk dnemlerdeki lakaplarndan ksmen de Yunan klt
nn etkisinden kaynaklanr. Buna gre Fides (nan) ve Libertas (zgrlk) Iuppiter kltne zg lakaplardan kar. Honor
(Onur) ve Virtusun (Erdem) askeri nitelikleri Marsn znitelikleridir. Opsun (Zenginlik) Consusla (Hasat Tanrs) balants
vardr" (Walsh 1998:180).
191 Mayor bu cmle iin yle bir aklama getirir: Libera szc
Ceresin kzn artrr; Liber szc ise soyuna hibir gn
derme yaplmadan arap tanrs Bacchusu dndrtr. Ayrca

liber szc tekil halde erkek evlat" anlamnda ge dnem Latincesinde ok ender olarak kullanlr. Klasik dnem Latincesinde kelime oul halde ocuklar anlamnda kullanlr.
192 Sabin kkenli eski bir Roma

tanrs.

Roma mitolojisinde

Romulusun tannlatrlmasmn simgesidir. Romallar Quirinus


ad altnda Romulus iin bir tapmak yaparlar.
193 Stoaclar Yunan dininin tanrlarn doa glerinin kiiletirilmi
ekli olarak kabul ederler (VValsh 1998: 181).
194 Bata Chrysippus olmak zere btn Stoaclar etimolojiye ok
nem verirler, ancak karmlar bilimsel olmaktan uzaktr. Khronos kelimesinden Kronosun tretilmesi antikada ska dlen
bir yanlgdr. Saturnus, Iuppiter ve Iovisin tretilileriyle ilgili
iddialar da gereklikten uzaktr (W alsh 1998: 181).

195 Cicero, De Natura Deorum, 2.4.


196 Euripides, fr. 386.
197 Varro da Iuno kelimesinin kkeniyle ilgili ayn neride bulunur
(De Lingua Latina, 5.67).
198 Ge Meter: Toprak Ana.
199 Sava tanrs Mars.
200 Doum tanras.
201 Diana kelimesinin etimolojik olarak dies (gn) ile balantl oldu
u dnlr.
202 ok nemli bir Bat Yunan tarihisidir ( yak. 356-260). Yaad
dneme kadarki Sicilya tarihini yazmtr.
203 Macedonia kral II. Philippusun ei, Byk skenderin annesi.
204 Romada nceleri meyve bahelerinin koruyucu tanras olarak
kabul edilen Vens sonradan Yunandaki ak ve gzellik tanras
Aphroditeyle zdeletirilir.
205 Academia.
206 Cicero burada ve 3.7.18de blme ayrlan bu tartmann,

Tusculanae Disputationesin be kitabnn be gne yaylmas gibi,


ayr ayr gne yayldna iaret eder.

207 Kar. Cicero, De N atura Deorum, 1.18.


208 Atinada, Akropolisin kuzeybatsnda yer alan Ares Tepesi; arkaik
dnemde danmanlar kurulunun toplant yeridir.
209 Stoaclar doay ounlukla her eyi harekete geiren ateli bir
Pronia olarak gsterirler. Ancak Balbus burada alglayan doa
ile doann alglamasn salayan tanrsal preuma (soluk) arasnda
bir ayrm yapar (Mayor 1883: 188; Walsh 1998: 183).
210 Mayorun yorumuna gre Cicero burada natura (doa) szc
n doann normal akn ifade etmek iin kullanr ve canl
ilkelerden (principia animanti) meydana geldiinden sz etmek
le evrenin belli aralklarla yemden douuna iaret eder (Mayor
1883: 189).

211 Posidoniusun bu kresi yldzlarn ve Gne sisteminin hareket


lerini simgesel olarak gstermektedir.

212 Accius ( yak. 170-90) Umbrialdr. Zamannn nl tragedya ya


zardr. Tragedyalarn yazarken kendisine Euripides, Sophocles
ve Aeschylusu rnek alr. Burada Acciustan alnt yaplan blm
Medea balkl trageyaya aittir.
213 Ormanlarn, korularn ve krlk alanlarn tanrs; Yunanlarn Pan
adl tanrsyla zdeletirilir.
214 Brundisiumlu tragedya yazar ve ressam ( yak. 220-130).
215 Latin alfabesinde genel olarak 23 harf olduu kabul edilir; i ile
j ve u ile v ayn harftir; son harf x harfidir; y ve z ise
Latin alfabesine ait harfler deildir, sadece Yunanca kelimelerin
yazlnda kullanlr.
216 Cicero, Aristotelesin gnmze kadar ulamayan De philosophia
adl eserinden uzunca bir alnt yapar.
217 Etna Yanarda Caesarm lmnden ksa bir sre nce, 44
ylnda patlar.
218 Yldzlar ve Gne sistemini simgesel olarak gsteren kre (kar.
De Natura Deorum, 2. 88).
219 Balbus burada gne saatinden ok su saatini dnr (Walsh
1998: 184).
220 Aslnda Ayn ap dnyann apnn drtte birinden biraz fazla
dr. Anaximander ve Xenophanes Ayn dnyadan 19 kat byk
olduunu dnr. Lucretius ise Epicurusu reti dorultu
sunda Ayn bize grndnden daha byk olmadn syler
(Lucretius, 5.577). Stoacllar ise genelde Ayn dnyadan daha b
yk olduunu dnrler.

221 Gkbilim konusundaki iirleriyle tannan Cilicial air ( yak.


315-240). Ba eseri, gnmze tam olarak ulaan Phaenomenadu.
222 Bu diyalogun gerekletirildii tarihte ( 76) Cicero otuz yan
dadr. Bu eviriyi ise yaklak on yl nce yapmtr.
223 Romallarn yas tutan birine benzettikleri bu yldz Yunan d
ncesine gre alan biridir ve genellikle Herculesin lm
szle ulamak iin Gaiann tanra Heraya dn hediyesi
olarak verdii altn elmalar koparmak zere Hesperidesin ejder
hasyla giritii mcadeledeki haliyle betimlenir.

224 Girit kral Minos, kz Ariadnenin Bacchusla evlenmesi zerine


onlara evlilik armaan olarak bir ta verir, Bacchus da bu tac
ge, takmyldzlarn arasna yerletirir.
225 Apollonun olu Aesculapius tp alanndaki engin bilgisinden
dolay lmden sonra tanrlatrlr. Ylan, hekimlik tanrs
Aeculapiusun semboldr. Efsaneye gre Aesculapiusun yld
rm arpmas sonucu lmesinin ardndan bu ylan onu yeniden
diriltmek zere yldzlarn arasnda ykselir. Anguitenens ise
Coronaya saldrmak zere olan bu ylan tutan yldz kmesidir.
226 Bykay ve Kkay takmyldzlar arasnda uzanan ve ylan
biiminde betimlenen yldz kmesi.
227 Bykay ya da Kkay takmyldzlar.
228 Ay koruyucu anlamndadr. Bootes diye de anlr. Kuzeyde,
Bykay takmyldznn yaknnda yer alr.
229 Arabac takmyldznn en parlak yldz Kapella (Dii Kei).
230 ^uriga takmyldzndaki iki kk yldz; Olaklar.
231 Latincede domuz yavrusu anlamna gelir.
232 Cicerodan sonraki dnemlerde Romallar Hyadesin etimolojisini
Yunanlar gibi hyein (yamur yamak) fiiline balar ve bu yldz
grubuna Su Tayc adn verirler. Halbuki kelimenin etimolojisi
nin huese (domuz) balanmas daha olasdr. nk takmyldz
lar genellikle canl varlklarn adlarn tarlar (Walsh 1998: 186).
233 Cepheus Ethiopia kraldr; Cossiopenin kocas, Andromedanm
babas, Perseusun kaynpederidir. Bu karakter lmlerinden
sonra yldzlar arasna katlrlar.
234 Andromedann annesi, lmnden sonra yldzlar arasna kat
lan bir takmyldz.
235 Ethiopia kral olan Cepheus lkesini korkun bir ejderin saldr
sndan kurtarmak iin halknn istei zerine kz Andromeday
kurban etmeye karar verir ve onu bir kayaya balar. Ejder kz
tam paralamak zereyken Perseus gkten inerek Andromeday
kurtarr ve evlenirler. Andromeda ldkten sonra yldzlar aras
na katlr.
236 pegasus jjjye de anlr; Medusamn kanndan domu ve sonra-

dan yldzlar arasna ykseltilmitir.


237

Pleiades de denilen bu takmyldz Boga burcunda yedi yldzdan


oluan lker burcudur. Bu yedi yldz Atlasn yedi kzn temsil
eder; bu nedenle bu takmyldza Yedi Kardeler de denir.

238

Efsaneye gre Tanr Apollo Liguria kral Cygnusu gzel ark


syledii iin bir kuuya dntrr; Iuppiter de onu gkyz
ne, yldzlarn arasna ykseltir.

239

Efsaneye gre Poseidonun olu olan Orion dev bir avcdr. Tan
ra Artemise tecavz etmeye kalknca, tanrann zerine sald
akrep Orionu topuundan sokar. Akrep de, Orion da birer burca
dntrlr. Orion burcunun Akrep burcundan srekli ka
mas bundandr.

240

Sirius olarak da bilinir; gkteki en parlak yldzdr. Orion yldz


nn gneydousunda yer alr.

241

Yunan kahramanlarn Iasonun nderliinde Altn Postu aramak


zere Colchise doru yolculuk yaptklar geminin ad. Sonradan
Minerva bu gemiyi bir takmyldz olarak gkyzne yerletirir.

242

Aratusa gre bu nehir gizemli Eridanus nehridir; birok kii onu


Kuzey talyadaki Padus (gnmzde Po) nehri ile bir tutar; ba
zlar ise onun Nil Nehri olduunu dnr (Mayor 1883: 234;
Walsh 1998: 187).

243

Yar insan, yar at biimli efsanevi yaratklar olan Centauruslar


gkyznde, gneyde yer alan bir takmyldz simgeler.

244

Quadrupes: Lupus (Kurt) olarak bilinir, ancak Yunanlar tarafn


dan buna zellikle bir ad konmamtr. Bu durum Phaenomenann
burada zikredilmeyen dizesinde de (212) vurgulanr: quam nemo

certo donavit nomine Graium: Kimse buna belli bir Yunanca ad ver
medi" (Mayor 1883: 235).
245

Hydra: Yedi bal efsanevi bir su ylan. Hercules on iki devin


den biri olarak bu ylan ldrr. Daha sonra bir takmyldz ola
rak gkyzne ykselir.

246
247

Kar. Cicero, De Natura Deorum, 2.47.


Bu Stoa retisi, ilk enin ate olduunu ileri sren Heraclitustan
kaynaklanr (Walsh 1998: 188).

248 Stoaclar dngsel yok olu retilerine Pythagoras Byk Yl


kuramn uygularlar (Walsh, 1998: 188).
249 Kar. Cato, De Re Rustica, 156; Varro, De Re Rustica, 1.16; Plinius,
Naturalis Historia, 17.24; 20.34.
250 Latincede fil hortumu anlamna gelen bir kelime yoktur; burada
ki manus Eski Yunancadaki proboskis kelimesine karlk olarak
kullanlmtr.
251 Metnin boluk ksmnda, Ciceronun akimda Aristotelesin His
toria Animaliumda rmceklerin farkl farkl tuzak tekniklerini
anlatt blm (9.39) vardr. Kayp olan blm olaslkla i ta
rafta gizlenen rmcein avm gafil avlamaya hazrlann anlatr
(Walsh 1998: 188).
252 Hint Okyanusuna dklen bir nehir; bugnk Sind Nehri.
253 Buradaki parantez iindeki ifadenin metne sonradan eklenmi ol
duuna dair yaygn bir kan vardr (Mayor 1883: 253; Rackham,
2000: 250, dipnot a).
254 Aristotelesin Historia Animaliumda (1.16) kulland mesenterion
(barsak asks) kelimesini Cicero medium intestinum eklinde kar
lamakla hatal eviri yapar (Mayor 1883: 259; Walsh 1998: 190).
255 Barsaklardan karaciere kirli kan nakleden byk kap toplar
damar.
256 Atardamarlar ve toplardamarlar.
257 Bu

blm

iin

Ciceronun

yararland

balca

kaynak

Aristotelesin Historia Animalium adl eseri olmakla birlikte Aris


toteles sinirlerin btn bedene toplardamarlar ve atardamarlar
kadar yayldn dnmez (Historia Animalium, 3.5).

258 Cicero burada aka insanlarn duyularn fiziksel alglarnn


kuvvetinden ok estetik ve ahlaki duyarllk bakmndan deer
lendirmektedir. Aksi taktirde bu ifade yanl bir iddia olarak de
erlendirilmelidir. Hayvanlarn baz duyularnn insanlarnkinden ok daha gelikin olduu bilinmektedir. rnein Aristoteles
hayvanlarn koku alma duysunun insanlarnkine gre ok kuv
vetli olduunu syler (De Anima, 2.9).
259 Kitharamn boynuza benzeyen i taraf.

260 Antika edebiyatnda pastoral yaam ve alar dngs ilk defa


Hesiodosun Erga kai Hemera (ler ve Gnler) adl eserinde be
timlenir. Bu betimlemede Altn a srasyla Gm, Bronz,
Kahramanlar ve Demir alar izler.
261 Bu dizeler Ciceronun Aratusun Phaenomenasmdan (129 vd.)
yapt eviridir.
252 Kartal ve akbaba ilk grupta, kuzgun, karga ve bayku ikinci grup
tadr (R. M. Oglivie, The Romans and their Gods, 1969: 56; Walsh,
1998: 192).

263 Etrsklerde kurbanlarn barsaklarna bakarak gelecekte olacak


lar nceden haber veren khin.
264 Romal asker ve devlet adam. kez consul, bir kez de consul
sufjectus olarak grev alr.
265 Romal devlet adam; 282 ve 278 yllarnda consul, 275 ylnda
censor olur.
266 Tusculumludur. 280 ylnda consul olarak grev alr. Pyrrhusun
kuvvetlerini Etrsk kentleriyle birletirme giriimlerine engel
olur ve kral Tarentuma geri ekilmeye zorlar.
267 258 ve 254 yllarnda consul, 247 ylnda censor olarak grev
alr. Sicilyada Hamilcara kar baarl bir biimde savar. Roma
ordusunu talyann dna, Sicilyaya gtren ( 249) ilk dikta
trdr.
268 260 yl consulu, Mylae aklarnda Hannibalm komutas altn
daki Kartaca donanmasn bozguna uratan komutan.
269 251 ylnda consul olarak grev alr. 250 ylnda Kartacallarm komutan Hasdrubala kar Panormus (gnmzde Palermo)
yaknlarnda byk bir zafer kazanr.
270 Ailesinde consulluk grevini elde eden ( 242) ilk kiidir.
Sicilyann batsnda, Aegates adas (gnmzde Egadi adas)
aklarnda Kartaca donanmasna cesurca kar koyarak I. Kartaca
Savan soniandrr.
271

Kartaca Sava srasnda ypratma politikasyla Romallarn fe


laketlere dayanmasna yardmc olur ve daha sonra Tarentumu
yeniden ele geirir.
II.

\>n

Noia yaknlarnda alan savata H amibala kar baarl bir bi


imde kar koyar. Daha sonra Karaallar Sicilyadan kovar ve
Syracusae fetheder ( 214-2l) .

.173

218 ylnda Ticinus Savanda Iribinus militaris olarak baba


snn hayatn kurtard sylenir eitli devlet grevlerinde
bulunur. 210 ylnda halk tarafndan Ispanya'nn ynetimine
getirilir, nceden consul ya da prae.or olarak grev almad hal
de consulluk yetkisi alan ilk kiidir. 209da Carthago Novay
(gnmzde Cartagena) fetheder. 216da Hasdrubal ar bir
yenilgiye uratr, ancak 211 ylnda Hasdrubal ve Mago tarafn
dan yakalanr ve ldrlr.

274

168 ylnda Pydnada kazand zaferle III. Makedonya Savan


sonlandran kii.

275

Romann politik ve kltr yaamnn nemli kiiliklerinden biri


dir. Hannibala kar yrtlen savalara katlr.

276

III. Kartaca Savan sonlandran zaferiyle ve Kartacay ykmasyla


nldr ( 146); Daha sonra Ispanyada Numantiay (gnmz
de Garray) zapt edip ykar.

277

Cornelius Scipio Aemilianusun ok yakn arkada ve Scipio gru


bunun bir yesi.

278

Zeno, Cleanthes ve Chrysippus, nde gelen Stoac filozoflardr.


Burada Cotta kendisini Stoa retisinden tamamyla uzak tutmak
ister (Walsh 1998: 194).

279

Yorumcular Sibylla kitaplarnn koruyuculardr. Ciceronun za


mannda bunlarn saylar on betir.

280

C icero Brutus adl yaptnda Cotta ve Sulpiciusu kendi neslinin


en iyi iki hatibi olarak gsterir (Brutus, 201).

2S1 Kar. Cicero, De N atura D eom n, 2.4.


Cottam n burada verdii bilgi Homerosun Jliasnda (3.243 vd.)
geer, ancak Homeros Odysseiada (11.301 vd) topran Castor ile
Polluxu diri diri yuttuunu, Zeusun ise yeralt dnyasnda bile
onlar onurlandrdm ve her ikisinin de lmszler gibi say
g grdn anlatr. Homerosun 7. yzyldan itibaren ad
gemekle birlikte yaad tarih kesin olarak bilinmemektedir.

O yzden burada ileri srlen Castor ile Polluxun Honerostan


ksa bir sre nce yaad iddiasnn doruluk pay tartmaldr.
2S3

284

179 ile 152 yllar arasnda ba senatr Cato deil, M. Aemilius


Lepidustur. Walshn yorumuna gre burada Cato nde gelen bir
figr olarak kullanlmtr (Walsh 1998: 195).
Cottamn tartmasna ait bir blm kayptr; bu blm olaslk
la kehanet ve nsezi konularna gei niteliindedir. (Rackham
2000:298, dip not: a).

285

Cicero, De N atura Deorum, 2.9

286

Cicero, De N atura Deorum, 2.12

287

Cicero, De N atura Deorum, 2.13 vd.

288

Cicero, De Natura Deorum, 2.21 vd.

289

Aulisin karsndaki Euboea Adas'nda yer alan bir kent, bugn


k Egribo ya da Negroponte.

290

Euboea Adas ile Attica arasndaki kanal, bugnk Egripo.

291

Ennius, Annales, fr. 456 Warmington.

292

Cotta burada aklayacan syledii konuya eserin ilerleyen b


lmlerinde (tabii kayp bir blm yoksa) deinmemitir.

293

Btnn kendisi olan bu kosmosu ne bir tanr ne de bir insan


meydana getirmitir. O, daima belli llere gre yanan, belli l
lere gre snen ezeli ve edebi bir atetir. (Heraditus, fr. 30).
Cengiz akmakm yorumuna gre bu fragman, Stoac Byk
Tutuma (ekpyrosis) retisini, yani her eyin toptan yok olup
atee dnecei dncesini hibir ekilde desteklemez. Bkz.
Herakleitos, Fragmanlar, eviri ve yorum Cengiz akmak, stan
bul, 2005: 89.

294
295

Kar. Cicero, D e N atura Deorum, 2.40; 118.


Cotta burada Balbusun 2.15.40taki szlerini hatrlar ve kayna
belirsiz bir iirden alnt yapar.

296

Yz kadn, bedeni balk eklinde betimlenen tanra Atargatis.

297

Caria blgesinde, Marsyas Irma evresinde Alabandus tarafn


dan kurulan kent; bugnk Araphisar.

298

Ege Denizinde, Troia aklarnda bulunan ve adn kral Tenesten

alan nl ada; bugnk Bozcaada.


299

Kar. Cicero, De N atura Deorum, 1.119.

300

Thessalia ile Aetolia arasndaki srada; burada Hercules iin ce


naze atei yaklmtr.

301

Antikada Varro zerine alanlara gnderme yaplmaktadr.


Varro, Hercules adn tayan krk kahraman olduunu syler
(Walsh 1998: 198).

302

Titan Coeus ile Phoebenin kz, Apollo ile Diananm annesi.

303

Fenikelilere ait nl bir ticaret kenti, bugnk Soor harabeleri.

304

Cotta devlet dininde Pan ve Satyruslann tanr olarak kabul edil


mediklerini belirtir; Cottanm iddias bunlarn kz kardeleri ola
rak tanmlanan Nymphalann da ayn biimde tanr saylmamas
ynndedir. Panlar obanlarn ve srlerin tanrlar olarak kabul
edilir ve yar insan yar hayvan biiminde tasvir edilirler. Satyruslar doay simgeleyen cinlerdir; gvdelerinin belden st insan,
belden aas at ya da teke biiminde tasvir edilirler.

305

lm ya da ller lkesini simgeler. Etrsk mezarlarnda uzun


sal, sakall bir tanr olarak betimlenir. Zamanla Yunan tanrlar
arasna girip Plton ya da Dis Pater adn almtr.

306

Yeralt dnyasnda yer alan bir rmak. Efsaneye gre Helios (G


ne) ile Gaianm (Toprak) oludur. Olympuslu tanrlarla Titanlar
arasndaki savata Titanlara su verdii iin Zeusun lanetine ura
yp yeralt dnyasna hapsedilmitir.

307

Yeralt dnyasnda, sular buz gibi akan efsanevi rmak.


Yeralt dnyasnda sular kaynayarak akan efsanevi rmak.

308
309

Yeralt dnyasnda lleri Archeron rmandan geiren kayk.

310

Yeralt dnyasnn bal korkun beki kpei.

311

Yeralt karanln simgeleyen tanr.

312

Apollo ile Cyrenenin olu; insanlara arcl, st samay ve zey


tin aac yetitirmeyi rettii sylenir.

313

Girit yaknlarnda bir ada, bugnk Astropalya.

314

Troia Sava srasnda Ulixes ile Diomedes tarafndan ldrlen


Thracia kral.

:ts

Peleus ile Thetisin evlilii.


16 ntikam tanralarnn merhametli ve balayc olanlar.

317

Latiumda yaayan Rutuli kavminin bakenti.

;i8

Doum tanras.

:U9 Nasci fiilinden treyen nascentes kelimesi doanlar, doan o


cuklar anlamna gelir.
320

Moneta, Esin Perilerinin annesi saylan Mnemosynenin Latinceye


aktarmdr. Ayrca Iunonun sandr ve Romadaki tapmanda
para baslr.

521 Serapis: Msrn ba tanrs.


Isis: Yunan ve Roma dnyasnda da kabul gren Msr tanras.
322

Thebae kentinin efsanevi kurucusu.

323

Colchis kral, Medeamn babas.

324

Latiumda yer alan bir burun; bugnk Circello.

325

Thebae Savanda yaamn yitiren, ancak Iuppiter tarafndan


kendisine lmszlk bahedildiine inanlan khin.

326

Lebadia yaknlarnda kehanet merkezi bulunan khin.

327

Romamn nfus saymn yapmak, ahlaki sulan, suu ileyenle


rin bulunduu mevkii bir alt dereceye indirerek cezalandrmak,
kentin yollarn, kprlerini ve binalarn gzetmekle ykml,
be yl arayla seilen kamu grevlisi.

328

Yunanistann gneyinde bir blge, Bacchus ile Herculesin do


um yeri.

329

Atinann efsanevi kral.

330

Halknn Spartallara kar zafer kazanmas iin kendim feda eden


efsanevi Atina kral.

331

Leonaticum olaslkla Leocorionun Latinceletirilmi eklidir;


Leosun kzlarnn tapma" anlamndadr. Bu tapmak Leosun
ktl nlemek iin kurban verdii kznn onuruna Atinada
ina edilmitir.

332

Pontus (Deniz) ile Gaianm (Toprak) olu.

333

Gkyz ile yeryz, yani tanrlarla insanlar arasndaki balant


y simgeleyen Gkkua tanras.

334
335

Bereketli Toprakm kiiletirilmi ekli.


Yunanistanda, Peeponnesusun ortasnda yer alan dalk blge.

336

Bir Titanla Gaiamn olu; Gnein, Aym ve afakm babasdr.


Burada bahsi geen Gne tanr Yunanlarn Heliosu ile zdetir.

337

Msrllarn Gne Tanrs Ra. Kutsal merkezi Heliopolis (gn


mzde Baalbek) Kahirenin kuzeydousundadr.

338

Karadenizin dousunda yer alan, Altn Post ve Medea sylencele


riyle nl kent; bugnk Mingerlia.

339

Metinde geen Memalio (Memalius), Menalius kelimesinin hatal


okunuudur.

340

Burada bahsi geen adalar Lipara adalardr (Liparae).

341

Nil nenrinin tanrlatrlm ekli, Nil Tanr.

342

Arcadiada bir kent.

343

Kimi sylenceye gre yz gzl, kimi sylenceye gre yznn


n tarafnda iki arka tarafnda da iki tane olmak zere drt gzl
bir devdir.

344

Atticada Marathonun batsnda bir burun; bugnk Schoinia ya


da Cap abala.

345

En kuzeyde yaayan efsanevi halk.

346

Dionysus'u byten nympha.

347

Dionysus (Bacchus) adna ylda bir dzenlenen enlikler.

348

Peloponnesusun en batsndaki blge.

349

Aa Msrda bir kent; bugnk Sa el-Hajar.

350

Burada Cottamn getii yeni konuyu tantc blm eksiktir.

351

Yeralt tanrs. Romada bu tanrnn onuruna ylda kez enlik


ler dzenlenir.

352

Soyut nitelikler.

353

Romamn yedi tepesinden biri.

354

Yol azlarm, evlerin iini koruyan Etrsk kkenli tanrlar.

355

Romamn yedi tepesinden en by.

356

Kaynak alman metne gre evrilmitir.

357

Burada nemli bir blm kayptr. Plasberg fragmanlarna gre


bunun bir ksmn Lactantius muhafaza etmitir (Rackham 2000:

348 dip not: a).


358

Bu dizeler Enniusun Medeasmdandr ve Euripidesin Medea'smn

359

Bu dizenin Enniusa ait olduu dnlmektedir (Rackham 2000:

365 ve devamna karlk gelir (Rackham 2000:348 dip not: b).


349 dip not: c).
360

Enniusun Medeasndan bir blm; (kar. Euripides, Medea, 3/1


vd., 394 vd.; bkz. Rackham 2000: 350 dip not: a).

361

Acciusun Medeasmdan bir blm olabilir. Hikyenin bu blm


Euripideste yoktur (Rackham 2000:350 dip not: b).

362

Burada Atreustan sz edilmektedir.

Atreus erkek kardei

Thyestesin kendi kars Aeropeyi batan karmas ve bilmeden


kendi z olu Pleistenesi ldrmesine yol amas zerine, karde
inden yaptklarnn cn almak iin korkun bir plan hazrlar.
Thyestesin olunu paralara ayrp halar ve yemesi iin ona
ikram eder.
363

Bu ve bundan sonraki alnt Acciusun Atreus adl tragedyasmdandr. Atreus kars Aeropeyi batan karan erkek kardei
Thyestesten nasl intikam alacan dr.

364

Herculesin kars. Gentaurus Nessus, Deiauram n rzna geme


ye kalknca Herculesin zehirli oklarna hedef olur. Nessus lmek
zereyken kann ak iksiri diye Deianiraya verir. Gnlerden bir
gn Hercules Iole adnda bir kadna k olunca, sevgisini yemden
kazanmak iin Nessusun kanma bulad bir gmlei Herculese
gnderir. Hercules gmlei giyer giymez aclar iinde can verir.

365

Romal komedya yazar Terentiusun bir oyunu.

366

Terentiusun ayn ad tayan komedyasndaki asalak karakteri.

367

1. yzyl Romasmda bu trden kundaklama eylemleri ok yay


gnd; kr Cicero, Pro Archia, 8; Pro Rabirio Postuma, 8, Pro Milo-

ne, 73. Bu diyalogun kurgusal tarihi 76 olduuna gre, Cicero


bunlardan sadece ilkine burada deinme frsat elde edilebilmitir
ve Pro Archiada sz geen Heracleadaki ariv kundaklama ey
lemi 90-98 yllar arasnda ttalyada kan snflar aras at
ma srasnda olduundan, bu olay kimin yapt kesinlikle belli
deildir. Ancak Cotta szn ettii kundaklama eyleminin sava

srasnda gerekleen bir olaydan ok kiisel bir eylem olduunu


ima eder. Yoksa baka trl Sosiusun yapt bilinemezdi (Walsh
1998: 209).
368
369

talyann dousunda yer alan, ya ve meyveleriyle nl kent.


Iugurtha Sava srasnda, Roma kuvvetleri ayn zamanda
Galliada Cimbriye (Kuzey Almanyada yerleik halk) kar da
bir harekat yrtyordu. Galliada bulunan Tolosa (gnmzde
Toulouse) kenti vergi demeye zorlannca Romaya kar Cimbri
halkyla birleir. Dnemin consulu Servilius Caepio ( 106) bu
kentin altn dolu tapmaklarn yamalar; sonradan yarglanr ve
Smyrnaya (zmir) srgne gnderilir.

370

Numdia kral.

371

114 yl sonbaharnda Roma, Vesta rahibeleri arasndaki ar


serbestlik sylentileriyle karmt: phe Vesta rahibesi ze
rine younlamt, ancak pontijex maximus ve meslektalarnn
yrtt soruturmada sadece biri sulu bulunmutu. Olay b
tnyle politik olmamakla birlikte ponti/exlerin su orta sanl
malarnn yaratt fke iinde tribunus Peducaeusun teklifi ze
rine davaya yeniden baklmas iin bir halk mahkemesi kuruldu

(The Cambridge Ancient History, volme IX, The Roman Republic,


ed. S. A. Cook, F. E. Adcock, M. P. Charlesworth, 1932: 97).
372

Bu konumann yapld tarihten ( 76) ksa bir sre nce


Sullamn yapt dzenlemeye gre dokuz asl mahkeme adam
ldrme, zehirleme, zimmete para geirme ya da devletin paras
n ktye kullanma davalaryla ilgilenir; sahte vasiyet dzenleme
davalarna ise yeni kurulan bir mahkeme bakar.

373

Genlerin tefeciler tarafndan sua ynlendirilmelerine kar d


zenlenen yasa.

374

66da Ciceroyla birlikte praetorluk yapan nl hukuku.

375

Cotta burada Euripidesin Medea tragedyasnn Enniusun yapt


Latince evirisindeki al dizelerinden alnt yapar. Yal kadn
Iasonun Altn Postu aramak zere sefere kaca geminin inas
iin Thessaliadaki Pelion Dann aalarnn kesilmesine hayf
lanr (Walsh 1998: 210).

376 Atina kral Theseusun babas Neptunus, olu ise Hippolytustur.


Theseusun ikinci ei Phaedra Hippolytusa k olur, ancak a
kna karlk bulamaynca kocasna ihbar edilmekten korkarak
kendisine sanki Hippolytus tarafndan tecavze uram ss ve
rir. Theseus byk bir fkeye kaplr, ama olunu kendi eliyle l
drmeyi de istemez ve Neptunusa danr. nk Neptunus o
lunun dileini yerine getirmeye sz vermitir. Bunun zerine
Neptunus, deniz kysnda atl arabasn sren Hippolytusun ze
rine bir deniz canavar gnderir. Atlar rkerler ve Hippolytusun
lmne neden olurlar.
377 Socratesin rencisi ve hazc Cyrene okulunun kurucusu.
378 Stoac Zeno.
379 Enniusun tiyatro yaptlarndan birinde geen bir kahraman. Bu
dizede Telamonol Aiaxm lmnn kendisinde uyandrd
derin znty dile getirir. Bu dize tanrlarn insanlarla ilgili me
selelere karmadklar ynndeki Epicurusu retiyi yanstr.
380 Apuliada, Canusiumun kuzeyinde bir kent, bugnk Canne.
381 Cotta, tanrlarn insanlarla ilgilenmemesine ilk rnek olarak Kartaca Savanda iyi insanlarn ektikleri skntlar verir. Scipiolar
211 ylnda ispanyada ldrlrler (Livius, 25.32 vd.). Fabius
Maximus Cunctator yallnda, 213 yl consulu olan olunun
lm zerine cenaze konumas yapar (Cicero, De Senectute,
12). Claudius Marcellus kendi acelecilii yznden 208 yln
da Venusiada ldrlr (Livius, 27.27); Aemilius Paulus 216
ylnda Cannaeda ldrlr (Livius, 22.49). I. Kartaca Savanda
Xanthippus tarafndan yenilen Atilius Regulus zincire vurularak
ldrlr (Eutropius, 2.21). Burada bahsi geen Africanus, Scipio
Aemilianustur.
382 Publius Rutilius Rufus, Panaetiusun gzetiminde felsefe eitimi
grr ve Stoa felsefesini benimser; M. Scaevolamn gzetiminde
de hukuk dersleri alr. Devletin eitli kademelerinde grev
ler stlenir. Legatus (vali yardmcs) olarak t 94-95 yllarnda
Asyada bulunduu srada atl snfndan olan vergi memurlarnn
dmanlm kazanr ve Romaya dnnde atl snfndan olu-

an bir mahkemede yarglanp Smyrnaya (zmir) srgne gn


derilir. Rufusun yeeni Drusus tribunus plebis olarak atl snfnn
siyasal nfuzunu azaltmak ve talyan halklarna politik haklar
n vermek zere kkl zm nerileri sunmasnn ardndan
91 ylnda bir suikasta kurban gider. Scaevola ( 95te consul;
89da pontifex mccimus) Brutus Damasippus tarafndan Sullaya
katlmak zereyken ldrlr ( 82). Cinna 87 ve 84 yllan
consuludur; Ciceronun burada ve baka yerlerde ondan dman
ca sz etmesine karn Mariusun mttefiki olarak onun arlk
larn engellemeye alan bir arabulucu rol oynar ve Mariusun
lmnden sonra Sulla ile uzlama yollan arar. nceden dost
olan Marius ve Catulus birbirlerine dman olurlar. Marius tara
fndan sulannca Catulus intihar eder; (Walsh 1998: 211-212).
383

Marius ilk consulluk grevini 107 ylnda yerine getirir, daha


sonra 104 ila 100 yllar arasnda pepee drt kez consul olur,
son consulluunu 86 ylnda Cinna ile birlikte yapar.

384

Cinna Romadan srlmesinin ve 87 yl consulluundan aln


masnn ardndan Romaya ilerler ve kenti ele geirir. Sonraki
yl boyunca, 86dan 84e kadar consulluk yapar. 84 ylnda
Brundisiumda bir isyanda ldrlene kadar politik hayatta etkin
rol oynar.

385

90 ylnda tribinus plebis olan hatip.

386

Zalimliiyle nl Agrgentumlu tiran ( yak. 565-649).

387

Casandreianm zalim hkmdar.

388
389

Byk skenderin Asya seferine katlan Democritusu bir filozof.


Antistenesle birlikte Kinik okulun kurucusu saylan Sinoplu filo
zof.

390

Himera Savanda ( 480) Kartacahlar bozguna uratan Syracusae kral.

391

Bugnk Pidhavro.

392

Burada Locri halknn yaad yerdeki Proserpina tapmayla


ilgili olarak Ciceroyu hafzas yanltmtr, nk Locri halk
Dionysiusun sadk mttefikidir. Ayrca Livius II. Kartaca Sava
srasnda Locri halknn kutsal mekanlarnn Romal propraetor

Pleminius, ncesinde de Pyrrhus tarafndan yamalandn anla


tr (29.18); ancak Dionysiusun yapt byle bir yalama olayn
dan bahsetmez. Ama Dionysiusun Crotoda bir tapma yama
lad bilinir (Burry 1951: 659, 663). Dionysiusun Peloponnesusu
ziyaret ettii baka bir kaynakta gemez. W alsha gre Cicero
burada da yanlyor olabilir; Olympiadaki Zeus tapman Syracusaedaki Olympius Zeus tapmaklarndan biriyle kartrm
olabilir. Ayn biimde Cotta Epdaurustaki Aesculapius heyke
linden sz ederken, Sicilyada bulunan Epidaureus Aesculapius
heykeliyle (bu heykelde sakal vardr ve etrafn epeevre saran
ylanla dier Aesculapius heykellerinden ayrlr) kartrm ol
maldr. Aesculapiusun babas Apollo hep sakalsz olarak betim
lenir (W alsh 1998: 213).
393
394

Metnin bu blm olaslkla bozuktur (Rackham 2000: 370,not: b).


Campania snrnda yer alan eski bir Latium kenti; bugnk Mola
di Gaeta.

395

Cicero bu dizeleri Acciusun kayp bir oyunundan, olaslkla


Atreus ya da O enomaustan almtlamtr (Warmington, 2570).

396

6. yy. sonlarnda yaam Ephesuslu air.

397

Lacedaimonii: Sparta halk, Spartallar.

398

Spartal yasa koyucu.

399

Mummius tarafndan yamalanp yklan nl Peloponnesus ken

400

Akhal bir komutan. Hasdrubal ise III. Kartaca Savanda Karta-

ti, bugnk Korinth ya da Gereme.


callarm komutan. Her iki komutann kentleri Romallar tarafn
dan ayn ylda, 146 ylnda yklr. Burada bu her iki komutann
beceriksizlii sz konusudur.
401
402

Cicero, De Natura Deorum, 2.63,


Cicero De Natura Deorumda gzlerle ilgili byle bir ifade kullan
mamtr; ancak kula betimlerken 2.144te yle bir ifade kulla
nr: Sed duros et quasi corneolos hdbent introitm multisque flexibus:
Fazlasyla kvrml dkulak serttir ve boynuza benzer."

KAYNAKA

Akarsu, B., Felsefe Terimleri Szl, stanbul, 1998.


Arslan, A . , lka Felsefe Tarihi. Hellenistik Dnem Fesejesi: Epikurosular,

Stoaclar, Septikler, stanbul, 2008.


Boethius, Philosophiae Consolatio: Felsefenin Tesellisi, ev. idem Druken, Humanitas: Yunan ve Latin Klasikleri Dizisi, Kabalc Yay
nevi, stanbul, 2006.
Brooks, F., Marci Tll Ciceronis De Natura Deorum, London, 1896.
Brun, J., Stoa Felsefesi, ev. Medar Atc, stanbul, 2006.

Burry.J. G., History of Greece,London, 1951.


Cook, S. A., F. E. Adcock, M. P. Charlesworth (ed.), The Cambridge
Ancient History, vol. IX: The Roman Republic, 1932.
Diogenes Laertios, nl Filozoflarn Yaamlar ve retileri, ev.
Candan entuna, stanbul, 2004.
Duruken, ., Romanm Gizem Dinleri, stanbul, 2000.
Dyck, Andrew R. (ed.),Cicero.De Natura Deorum, Book I, Cambridge,
2003.
Erhat, A., Mitoloji Szl, stanbul, 1984.
Freeman, C., Msr, Yunan ve Roma. Antik Akdeniz Uygarlklar, ev.
Suat Kemal Ang, Ankara, 1996.
Grimal, P., Mitoloji Szl. Yunan ve Roma, ev. Sevgi Tamg, stan
bul, 1997.

Gl, A. B., E. Uzun, vd., Felsefe Szl, Ankara, 2002.


Herakleitos, Fragmanlar, eviri ve yorum Cengiz akmak, Humani
tas: Yunan ve Latin Klasikleri Dizisi, Kabalc Yaynevi, stanbul,
2005.
Jaspers, K , Felsefi nan, ev. Akn Kanat, zmir, 2003.
Kingsley, P., Antik Felsefe, Gizem ve By. Pythagoras ve Empodokles
Gelenei, ev. Kenan Kalyon, stanbul, 2000.
Mayor, J. B., M. Tullii Ciceronis De Natura Deorum Libri Tres, with int-

KAYNAKA
roduction and commentary, vol. II, Cambridge, 1883.
McGregor, Horace C. P. (trans.), J. M. Ross (intr.), Cicero. TheNature

of the Gods, England, 1972.


Peters, F. E., Greek Philosophical Terms. A Historical Lexicon, New
York-London, 1967.

Publius Vergilius Maro, Georgica: itilik Sanat, ev. idem Duru


ken, stanbul, 2006.
Rackham, H. (trans.),Cicero. De Natura Deorum, Academica,The Loeb
Classical Library, England, 2000.
Schilling, R., Cicero (Tanrbilim ci), ev. Mehmet Emin zcan, An

tik Dnya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler ve Mitolojiler Szl,


yn. Yves Bonnefoy, Trke basky yayma hazrlayan Levent zdemir, I. cilt (A-K), Ankara, 2000: 136-138.

Seneca, Tanrsal ngr, ev. idem Duruken, stanbul, 1997.


Urmson, J. O., The Greek Philosophical Vocobulary, London, 1990.

Walsh, P. G. (trans., intr. & notes), Cicero. The Nature of the Gods,
Oxford-New York, 1998.
Yonarsoy, Y. K., Ciceronun Felsefesi Term inolojisi, Yaynlanm
Doktora Tezi, stanbul, 1982.

DZN

Absytrus, 387

Antiopa, 395

Academia, 47, 107, 115, 337

Antisthenes, 69

Academiac(lar), 35, 47, 49, 163, Aoede, 393


185,415
Accius, 253, 379

Apis, 117
Apollo, 115, 117, 233, 379, 383,

Acheron, 381

385, 391, 395, 397, 399, 433,

Achilles, 335, 385

437

Adonis, 299

Apollodorus (Casandreial), 427

Aeetes, 387, 395

Apollodorus (Stoac), 129

Aegialeus, 387

Aquillius C. Gallus, 419

Aegisthus, 437

Aratus, 269

Aesculapius, 225, 377, 383, 397, Arcesilas, 47, 105


4 2 9 ,4 3 1 ,4 3 7

Arche, 393

Aetna, 261

Archilochus, 143, 437

Afrika, 119, 333; (-llar), 117

Archimedes, 253

Alabanda, 377, 389

Arctophylax, 273

Albucius, 129

Arcturus, 273

Alcaeus, 113

Ardea, 387

Alcamenes, 117

Areopagus, 239

Alcmaeo, 65

Argo, 279, 379; (- Gemicileri), 253

Alco, 393

Argus, 397

Almo, 393

Arisppus, 397

Amphiaraus, 169, 389

Aristaeus, 385

Anaxagoras, 63, 65

Aristippus, 421

Anaxarchus, 427

Aristo, 75, 421

Anaximander, 63

Aristoteles, 71, 129, 205, 207, 259,

Anaximenes, 63
Anteros, 399, 401

261, 293
Arsinoa, 397

Astarte, 399

Catulus, 113, 115, 425

Asteria (Herculesin annesi), 381; Centaurus, 281, 391, 413

(Hecatenin annesi), 385

Cerberus, 381

Astypalaea, 385

Cercops, 143

Asya, 333, 393

Ceres,72, 223, 225, 231, 235, 379,

Atina, 93, 113, 117, 323, 333, 385,


391, 403,405
389, 393, 395; (-lllar), 97, 119, Charon, 381
2 39,323

Chimaera, 143, 167

Atreus, 393, 409, 413

Chrysippus, 77, 79, 129, 181, 201,

Attus Navius, 171, 353


Avrupa, 333

Cinna, 425

227, 329, 343, 355, 363, 365 403

Circe, 387, 395


Belus, 381

Circeii, 387

Boeotia, 389

Cleanthes, 75, 177, 179, 187, 203,

Bootes, 273

227, 343, 353, 355, 375, 493

Britannia, 253, 363

Cocytus, 381

Byk skender, 233

Codrus, 389

Cabirus, 399

Coruncanius, 151, 333, 343

Cadmus, 387

Cotta, 51, 53, 55, 85, 91, 109, 163,

Corinthus, 437

Caelius, 171

165, 209, 237, 315, 331, 335,

Calatinus, 225, 333

339, 341, 343, 345, 347, 351,

Calchas, 169
Camirus, 395

357, 405, 441, 443

Critolaus, 437

Canicula, 365

Croto, 65, 169

Cannae, 425

Cupido, 397, 399, 401

Carbo, 99

Curius, 333

Carneades, 47, 331, 367, 383


Castor ile Pollux, 169, 225, 351, Deciuslar, 353
383,393

Castor, 349
Cato, 333, 349

Delphi, 397

Democritus, 67, 99, 103, 107, 129,


143, 155, 241, 427

Devler, 235

Fabricius, 333

Diagoras, 35, 97, 153, 435

Faunus, 169, 353

Diana, 233,.235, 391, 397, 401

Fons (Pnar), 391

Diodotus, 43

Formiae, 431

Diogenes (Apollonial), 67

Furialar, 385

Diogenes (Babilli), 79

Furina Korusu, 385

Diogenes (Kinik), 427


Dionysius, 427

Gaius Flaminius, 171

Dis, 231

Gelo, 429

Drusus, 425, 427

Girit, 295, 397; (-), 381, 393

Duellius, 333

Glauce, 399
Gk(CaelUs), 227, 383, 393, 395,

Eleusin, 155

399, 401

Empedocles, 67, 129

Haedi, 275

Engonasin, 273

Hannibal, 425

Ennius, 133, 153, 165, 167, 211, Harpalus, 427


229,259

Hasdrubal, 437

Epicurus, 53, 55, 81, 83, 85, 87, Hecate, 385


89, 91, 93, 95, 101, 103, 105, Helenus, 169
107,
129,
159,

109, 119, 121, 123, 125, Heliopolis, 395


139, 147, 149, 151, 155, Heraclides (Pontuslu), 73
163, 165, 209, 211, 223, Heraclitus, 109, 373

241, 247, 331, 339


Epicurusu(lar), 51, 87, 89, 93,
101, 119, 127, 259, 329
Erebus, 383
Erechtheus, 389
Esin Perileri, 393, 395, 433
Eubuleus, 393
Euhemerus, 153, 155
Eumenides, 385
Euripides, 229
Europa, 113, 363

Hercules, 113, 225, 377, 379, 381,


383, 389, 391, 413, 433
Hermarchus, 129
Hesiodos, 73, 79
Hesperos, 217
Hestia, 233
Hiero, 95
Hindistan, 133, 381
Hippocentaurus, 141, 167
Hippocrates, 437

Hippolytus, 421

Leda,393

Hipponax, 437

Lemnos, 155

Homeros, 79, 143, 235, 333, 349, Leontium, 129


379

Leucippus, 99

Hyades, 275

Leucothea, 377, 387

Hyperion, 395

Liber, 223, 225, 379, 383, 393


Libera, 225

Ialysus, 395

Libya, 137, 363

Ianus, 231

Locri, 169, 349, 427

Iason, 413

Lucifer, 217, 391

Idyia, 387

Lucilius, 99

Indus, 299
Ino, 377, 387, 389

Luna, 233

iris, 391

Lyceum, 107

Isis, 387

Lycurgus, 437

spanya, 119, 425, 363

Lysithoe, 379

Lutatius, 333

Iuno, 75, 115, 117, 229, 231, 233,


395
165,

Marcellus, 225, 333, 425


77, 115, 117, 137, Marcus Octavius, 141, 143
167, 217, 227, 229, 231, Marius, 425

287,

349, 377, 379, 381, 393,

395,

397, 399, 429, 431, 433,

Iuppiter, 75,

443
Iuventas, 147

Kartaca Sava, 171, 333


Kartaca, 381, 437; (-llar) 425, 429;
Kzl Deniz, 133
Kronos, 227
Laelius, 333, 343, 381
Latona,381, 385, 397, 399

Mars, 217, 287, 399, 401


Maso, 391
Mavors, 231, 403
Medea, 387, 407, 409, 413
Melete, 393
Mercurius, 217, 383, 395, 397, 399
Metellus, 333, 427
Metrodorus, 121, 129, 149
Mezopotamya, 299
Msr, 137, 295, 299, 395, 397; (-l/
lar), 79, 115, 117, 137, 377,
379, 395, 397, 399

Mmerva, 79, 115, 117, 137, 231, Penates, 233


393, 395, 399, 403

Penelope, 397

Mnemosyne, 395

Peripatetikler, 53

Mopsus, 169

Persaeus, 75

Musaeus, 79

Perseis, 387

Nausiphanes, 107, 129

Persephone, 231

Neptunus, 77, 99, 115, 117, 231, Perses, 169


237, 381, 385, 391, 403, 405, Phaedo, 129
421
Phaedrus, 129
Nil Nehri, 299

Phaethon, 217, 421

Nisus, 399

Phalaris, 427

Nodinus, 393

Pheneos, 397

Numa, 143, 343, 381

Philo, 43, 55, 93, 149

Octavius Mamilius, 167

Pierides (Pieriae), 395

Octavius Sava, 179

Pisistratus, 427

Olympias, 235

Piso, 53

Ophiuchus, 273

Plato, 55, 57, 61, 69, 71, 103, 107,

Phthas, 395

Orion, 279, 365

129, 143, 195, 427

Orpheus, 79, 143, 385, 399

Plouton, 231

Pacuvius, 257, 387

Posidonius, 43, 159, 253

Portunus, 231
Palaemon, 377

Postumius, 167, 349, 351

Pallas, 399

Prodicus, 153

Pamphilus, 107

Pronoea, 57, 59, 329

P a n ,381,397

Proserpina, 231, 393, 395, 399, 427

Panaetius, 285

Protagoras, 35, 67, 97, 153

Paris, 437

Publius Africanus, bkz. Scipio

Parmerides, 65, 67

Publius Scaevola, 151, 343

Pasiphae, 387

Pyrrhus Sava, 333

Paulus, 169, 333, 425

Pythagoras, 45, 65, 109, 129, 365,

Peducaeus, 417

433

Pythagoraslar, 45

Seriphus, 123
Sibylla, 173, 343

Quintus Maximus, 225, 425

Silvanus, 255

Quintus Scaevola, 425

Simonides, 95

Quintus Varius, 425, 427

Socrates, 47, 69, 129, 183, 335,


365, 427

Reate, 169

Sosius, 417

Regillus Gl, 167, 349

Sparta, 323, 333, 349, 437

Regulus, 425

Speusippus, 69

Rhesus, 385

Spino, 393

Rhodus, 395

Strato, 73

Rodos, 333, 395

Stratonicus, 389

Roma, 117, 169, 171, 175, 239, Su Perileri, 381


333, 343, 349, 353, 391, 393,
417; (-l/lar), 51, 93, 115, 127

Tantalus, 437

Romulus, 143, 225, 343, 377

Tellus, 391

Roscius, 113, 115

Terentius, 223

Rutilius, 425, 431

Thaumas, 391
Thebdnoe, 393

Sabazia enlikleri, 399

Theodorus, 35, 97, 153

Sagra, 169, 349, 351

Theophrastus, 73, 129

Salaria Yolu, 349

Theseus, 385, 421

Samothracia, 155, 435

Theuth, 397

Saturnus, 215, 217, 227, 287, 383, Thyestes, 409


393, 401, 403
Thyone, 399
Scaurus, 223

Tiber, 391
Cornelius Africanus Tiberius Gracchus, 141, 143, 173,
Maior), 333; (Minr), 179, 425
175, 333

Scipio

(P.

Scipio(P. Cornelius Nasica), 173, Timocrates, 129, 149


343
Tiresias, 169
Scipio (P. ve Cn.), 425

Trasumenus Gl, 171

Serapis, 387

Trieteris enlikleri, 399

Triton, 113, 255

Xenocrates, 71, 107

Trophonius, 389, 397

Xenophanes, 65

Tubulus, 417

Xenophon, 69, 183, 365

Tyndareusogullar, 169, 349, 377

Xerxes, 151

Ulxes, 335, 379

Yazg Tanralar, 383

Upis, 399
Zeno(Eleal), 427

Valens, 395

Zeno (Epicuruscu), 93

Veiovis, 403

Zeno (Stoac), 73, 75, 105, 185,

Vens, 109, 217, 223, 235, 399,


401, 403

Vesta, 75, 233, 425


Vulcanus, 117, 119, 383, 395, 397,
399,403

219, 221, 227, 355, 359, 361,


403, 421

DE NATURA DEORUM

Tanrlarn Doas
Cicero
Romal hatip ve dnr Cicero'nun tanrlarn varl, doas ve
dnya ilerine karp karm adklarnn sorgulan d De Natura
D e o ru m adl eseri, filo zo fla rd a n o lu an hayali bir tartm a
m eclisinde, eski Yunan dnyasnn nem li felsefe okulunun
(Epicurus, Stoa, A cadem ia) konuya ilikin yaklam larn toplu
halde sunan bir eserdir... Am a bunun tesinde yaptlar gnm ze
ulam am pek ok filo zofun tanr kavrayyla ilgili retilerini
bize tantm akla da dnce tarihinde Cicero'nun bile tah rrin
edem eyecei nitelikte evrensel bir greve hizm et eder...