You are on page 1of 101

Peter L.

Berger
Thomas Luckmann
Modernite, oulculuk
ve Anlam Krizi
Modern nsann Ynelimi
Trke Syleyen
Mustafa Dervi Dereli

mum

1 9 9 5 Verlag Bertelsmann Stiftung, Gtersloh. Original


title of German edition: Peter L. Berger, Thomas Luckmann:
Modernitat, Pluralismus und Sinnkrise -D ie Orientierung
des modernen Menschen.
Heretik Yaynlan: 23 - Sosyoloji Dizisi: 7
ISBN: 978-605-84466-4-9
2 0 1 5 Heretik Basn Yayn
Tm haklar sakldr. Yaync izni olmadan ksmen de olsa
fotokopi, film, vb. elektronik ve mekanik yntemlerle
oaltlamaz.
1. Bask: 2015, Ankara
Yayna Hazrlayan: Levent Unsald
Trke Syleyen: Mustafa Dervi Dereli
Redaksiyon: Abdullah mer Yavuz - H. Alpay znazik
Dizgi: smet Erdoan
Kapak: Ali mren
Heretik Basn Yayn Sanayi ve Ticaret Limited irketi
Kltr Mahallesi, Yksel Caddesi, 41/2, Kzlay, ankaya,
Ankara
Tel: +90 (312) 418 52 00 Faks: +90 (312) 418 50 00
nternet Sitesi: www.heretik.com.tr
Twitter: twitter.com/heretikyayin
Facebook: facebook.com/heretikyayin
E-mail: heretikyayin@gmail.com

Peter L. BERGER ve

Thomas LUCKMANN

Modernite, oulculuk ve
Anlam Krizi
Modern insann Ynelimi

Modernity, Pluralism and the Crisis of Meaning


The Orientation o f Modern Man

Trke Syleyen
Mustafa Dervi Dereli

Peter L. Berger: 1929da Avusturyada, Viyanada dodu. II.


Dnya Savandan sonra, ailesiyle birlikte Amerika Birleik
Devletlerine g etti. Wagner Collegeden 1949da lisans, New
School for Social Researchten 1950de yksek lisans, 1952de
de doktora derecelerini ald. 1956dan 1958e kadar University
of North Carolinada asistan olarak, 1958den 1963e kadar da
Hartford Theological Seminaryde doent olarak grev yapt.
Daha sonra, New School for Social Research, Rutgers University
ve Boston Collegede profesrlk yapan Berger, 1985 ylndan
emeklilie ayrlncaya kadar, Boston niversitesi bnyesindeki
The Institute for the Study of Economic Culture isimli ku
ruluun yneticiliini yapt. Din sosyolojisi alannda dnyann
nde gelen isimlerinden birisidir. Sosyolojik teori, din sosyolojisi
ve eitli alanlar ile ilgili krktan fazla kitab ve yz elliye ya
kn makalesi bulunmaktadr. Halen American Interest adl Onli
ne dergide yazlarna devam etmektedir. Bir ksm Trkeye de
evrilen eserlerinden bazlar unlardr: The Social Construction
o f Reality, NY: Doubleday, 1966 -Thomas Luckmann ile birlik
te- (Trkesi: Gerekliin Sosyal nas, ev. Vefa Saygn tle,
Paradigma yay., stanbul, 2008); The Sacred Canopy, NY: Doub
leday, 1967 (Trkesi: Kutsal Semsiye, ev. Ali Cokun, Rabet
yay., stanbul, 2000); A Rumor o f Angels, Middlesex: Penguin,
1971 (Trkesi: Melekler Hakknda Sylenti, ev. Ali CokunNebile zmen, Rabet yay., stanbul, 2012); The Homeless
Mind, Middlesex: Penguin, 1974 -B. Berger ve H. Kellner ile
birlikte- (Trkesi: Modernleme ve Bilin, ev. Cevdet Cerid,
Pnar yay., stanbul, 2000); Pyramids ofSacrifice: PoliticalEthics
and Social Change, NY: Doubleday, 1974; Facing up to Modernitiy: Excursions in Society, Politics and Religion, NY: Basic Books, 1977; The Heretical Imperative: Contemporary Possibilities
o f Religious Affirmation, Garden City, NY: Doubleday, 1979; A
Far Glory: The Quest fo r Faith in an Age o f Credulity, NY: The
Free Press, 1992; Many Globalizations: Cultural Diversity in the
Contemporary World -Samuel P. Huntington ile birlikte- Oxford

University Press, 2002 (Trkesi: Bir Kre Binbir Kreselleme,


ev. Ayla Orta, Kitap yay., stanbul, 2012); Adventures o f an
Accidertal Sociologist -Hov to Explain the World Without Becomirga Bore-, Prometheus, 2011.
Thomas Luckmann: 1927 ylnda Slovenyada dodu. Sosyoloji
eitimini Vienna, Inssbruck gibi Avrupann eitli niversite
lerinde ve Amerikada (New School for Social Research in New
York) tamamlad. Akademik hayat ise daha ok Almanyada
geti. 1994 ylnda emekliye ayrld. Balca ilgi alanlar iletiim
sosyolojisi, bilgi sosyolojisi, din sosyolojisi ve bilim felsefesidir.
1967 ylnda yaymlam olduu The Invisible Religion adl ese
riyle din sosyolojisi sahasnda olduka fazla ilgi uyandrmtr.
Baz eserleri unlardr: The Social Construction o f Reality, NY:
Doubleday, 1966 -Peter L. Berger ile birlikte- (Trkesi: Ger
ekliin Sosyal nas, ev. Vefa Saygn de, Paradigma yay.,
stanbul, 2008); The Invisible Religion: The Problem o f Religion
in Modern Society, NY: Macmillan, 1967 (Trkesi: Grnme
yen Din: Modem Toplumda Din Problemi, ev. Ali Cokun-Fuat
Aydn, Rabet yay., stanbul, 2003); The Sociology o f Language,
Indianapolis: Bobbs Merrill, 1975; Life-World and Social Realities, London: Heinemann, 1983.

iindekiler

Takdim........................................................................................ 9
nsz........................................................................................13
Modernite, oulculuk ve Anlam Krizi -Hangi Temel
nsani Ynelim htiyalar Giderilmeli?
1. nsan hayatnn anlamllnn temelleri ...........................19
2. Sosyal ilikilerin anlamll, anlam birlii ve
anlam krizlerinin genel koullar...................................... 31
3. Modernite ve anlam krizi.....................................................43
4. Sorgulanmakszn kabul edilenlerin kayb..........................59
5. Allm anlam ve anlam krizleri.........................................71
6. Toplumlar anlam krizlerinin stesinden nasl gelebilirler:
yanlsamalar ve olaslklar..................................................81
7. leriye dnk beklentiler.......................................................91

Sosyoloji ve din sosyolojisinin nde gelen iki ismi P. Berger ve


T. Luckmann tarafndan kaleme alman bu kitap, Almanyada
kkl bir gemie sahip olan Bertelsmann yaynevinin kl
trel ynelim konusunda hayata geirdii proje dizisinin
ikinci aamasn oluturmaktadr. nce Almanca olarak
baslan, sonra da ngilizceye evrilen bu alma, Berger ve
Luckmannn hem birlikte hem de ayr ayr kaleme aldklar
eserlerde yaptklar fenomenolojik tahlillerin tamamlaycs
mahiyetindedir. Bergerin din sosyolojisi merkezli dnce
lerine ithafen yazlan Peter Berger and the Study o f Religion
adl eserde Luckmann n da dikkat ektii gibi bu kitap, her
ikisinin ibirliini ve uyumunu ak ekilde gstermektedir.
Berger ve Luckmann insan hayatnn genel artlarn ve
temel yaplarn tehis etme amacyla anlam derinlemesine
irdelerler. Onlara gre anlam, insan bilincinde, yani bir beden
ierisinde bireyleen ve bir ahs olarak sosyalleen bireyin bi
lincinde ina edilir. Yine onlara gre anlam, bilincin karmak
bir formundan baka bir ey deildir; kendi kendine var ol
maz, daima bir referans noktas vardr. Anlam sahalar kat-

manldr. Tabii ve toplumsal dnya gerekleriyle ilgili dk


anlam katmanlar olsa da, antik dnemlerden bu yana deer
sistemleriyle ilgilenen din adamlar ve filozoflar araclyla
gelien yksek anlam katmanlar sz konusudur. Bu yksek
anlam katmanlar hem gndelik hayat ierisindeki hem de
gndelik hayat aan gerekliklerle ilgili krizleri ama iddiasn
tamaktadr. Fakat modern dnemle birlikte anlamn retil
mesi ve iletilmesi bir kriz ierisine girmitir.
Toplumdaki ve bireylerin hayatlarndaki anlam krizlerini
oluturan en nemli faktr ise, onlara gre modern seklerizm deil, modern oulculuktur. Zira modern oulculuk,
aklselim bilgiye zarar vermitir. Dnya, toplum, yaam ve
bireysel kimlik sorulara tabi tutulmutur. Bunlarn hepsi ok
lu yorumlara maruz braklm ve her yorum kendi muhte
mel eylem perspektiflerini tanmlamtr. Eylemleri dzenle
yen, kimlie dayanak oluturan anlam ve deer sistemlerinin
sorgulanmakszn kabul edilme statsn yerle bir etmitir.
Btn sosyal ve psikolojik sonular ile birlikte sorgulanmak
sam kabul edilen eylerin kaybnn en belirgin grnm ise
din alannda gereklemitir. Modern oulculuk, dini kurumlarn bir zamanlar keyfini srd tekelciliin zeminini
kaydrm, artk inanlar bile seenekler arasndan tercih edi
lir hale gelmitir.
Anlam krizinin nne geilebilmesinin bir imkn var
mdr? Yazarlara gre bu ancak, birey ile toplum ierisinde
sistemlemi olan deneyim ve eylem kalplar arasnda ba ku
ran arac kurumlarn modern toplumda yeniden tesis edil
mesiyle mmkn olacaktr. nk kadim dnemde bu tarz
problemlerin stesinden gelebilecek kilise gibi kurumlar var
ken, moderniteyle birlikte bunlar g kaybetmilerdir. Oysa
onlara gre, arac kurumlar anlamlar retmeye ve bireylerin/
topluluklarn yaamlarnda onlar desteklemeye hizmet eder

ler. Bir btn olarak kapsayc anlam ve deerler dzenini


toplumun artk ayakta tutamad zamanlarda dahi insanlara
bir yn verirler. Modern toplumda henz balang aamasn
da olan anlam krizinin bir virs ya da salgn gibi yaylmasnn
nne geerler. Bireyler de ancak bu kurumlar araclyla
toplumsal anlam stokunun retimine ve ileyiine aktif bir
ekilde katkda bulunurlar.
Trke sylemekle ilgili birka hususu zikretmekte fayda
var. ncelikle ngilizce metinde iki tire ya da iki virgl arasn
da yazlan ifadeleri kimi zaman ana cmle ierisine dhil etsek
de metnin orijinal haline sadk kalmak amacyla ounlukla
ekli aynen korumaya gayret ettik. Yazarlarn meramnn tam
olarak anlalabilmesi iin nemli grdmz baz kelime
lerin ngilizce asllarm parantez ierisinde gsterdik. htiya
olduunu dndmz baz kavram ve ifadeleri de Trke
Syleyen Notu (T. S. N.) eklinde dipnotta ksaca aklamaya
altk.
Bu evirinin ortaya knda pek ok kiinin emei bu
lunmaktadr. ncelikle yksek lisans tezi kapsamnda beni
Berger almaya ynlendiren hocalarm Prof. Dr. Hayri Er
ten ve Prof. Dr. Mehmet Akgle, eviriyi inceleme nezaketi
gsteren hocalarm Prof. Dr. A. Vahap Tatan ve Prof. Dr.
Celaleddin elike, orijinal metinde zorlandm yerlerde
bana destek olan hocam Do. Dr. lkay ahine, eviri srecince teviklerini esirgemeyen hocam Yrd. Do. Dr. Mehmet
Harmancya, metni batan sona okuyarak nemli katklar
sunan Dr. Faruk Karaarslana, metnin son okumasn yapan
Ar. Gr. Abdullah mer Yavuza ve son olarak da eseri ya
ynlayan Heretik Yaynlarna en iten teekkrlerimi sunarm.
Mustafa Dervi Dereli
Kayseri - Nisan 2015

nsz

Kltrel ynelimle ilgili sorular, modern toplumun en hayati


sorunlar arasnda yer alrlar. Zira bireyselcilik ve oulculuk,
bireylerin, kendi yaamlarna rehberlik edecek standartlar ve
deerleri tayin etme konusunda gittike daha fazla zorlukla
karlamalaryla sonulanmaktadr. Bireyler, tercih yapma ve
karar alma zorunluluuyla snrlanm konum ierisinde bir
yn bulabilmek iin bu deerlere ihtiya duymaktadrlar.
merkezi soru grubu, Bertelsmann Kuruluunun (Vak
fnn), kltrel ynelim konusunda bir dizi proje hazrlaya
rak stesinden gelmeye niyet ettii olduka nemli problem
lerin bize bir taslan izmektedir:
Bireyler oulcu tercih eitlilikleri arasndan seim
lerde bulunarak hayatlarn nasl anlaml hale getirebilir
ler?
nsanlar, etkileim ierisinde bulunduu saysz rolleri
ve sosyal alar nasl koordine etmektedirler? Baka bir
deyile; kendi kimliklerini nasl dengede tutmaktadrlar?
Onlarn iyi ve ktye dair fikirlerine hangi deer sis-

temleri yol gstermektedir? Mademki bireyler ortak deer


kalplarn paylamaktalar, o halde baz mteakip sorular
sormak zorundayz: Hangi topluluklar, benzer anlam ka
lplarn paylaan ve yaamlarn ayn deer sistemleriyle
anlamlandran bu tr bireylere ekil vermektedir? Velha
sl: Bu topluluklar, bir btn olarak toplumun btnle
mesine nasl katk salamaktadrlar ya da bunlarn byle
bir btnlemeyi tehlikeye atmasnn boyutlar nelerdir?
Modern toplumlar gerekli balar nasl oluturabilir?
stikrarl ynelimler elde eden bireyler, kendi zkavraylarna ynelik varolusal tehditler karsnda, her der
de deva bir ilaca sahiptirler. Bu kiiler phe tamayan bir
kimlie sahip olduklarn dnrler ve toplumun tamamn
daki etkilerine gre eylemlerini anlamlandrmalarna olanak
tanyan etik standartlardan da yararlanrlar.
Bu dzeyin hepsinde, bireyler, geleneksel olarak apak
meydanda olan ve sorgula(n)makszn kabul edilenler do
rultusunda hareket etmekten vazgemeye balarlar. Bundan
dolay da sorgulanmakszn kabul edilenlerin kayb, nelerin
anlaml, iyi ve toplumsal anlamda kabul edilebilir olduuna
karar verme olaslna, hatta zorunluluuna yol amtr. Bu
kararlar bireyseldir, bundan dolay toplumun btnlemesi
sknt ierisine girecek olursa kararlar tartlabilir hale gelir.
Bunun yannda, bu tr kararlarn oulcu zenginlii, kendi
yelerinin sadakatlerinin keyfini sren fakat toplumun tama
mnn refahn zorunluluk olarak hesaba katmayan topluluk
larn ortaya kmasna imkn tanyacaktr.
Kltrel ynelim konusundaki proje dizileri, Yneli
min Kayb Modern Toplumda Btnleme Krizi (yalnzca
Almanca yaymland) balkl ilk ciltle yayn serisine balad.
Proje sahasnn ikinci aamasnda ise, birtakm uzmanlarn
bir araya getirildii komisyonlar oluturduk. Bunun ilk sonu
cu olarak, Peter Berger ve Thomas Luckmann, modern top

lumda bir anlam lcrizine yol aan mekanizmayla ilgili kendi


analizlerini sunmaktadrlar. Bu alma, yakn sosyal evrede
ki ynelimle ve i evresi ile irket hiyerarilerindeki (sosyal)
iletiim ynelimiyle ilgili bir proje ieriinden ortaya km
tr. Dier alt-projeler daha ok, politik eylemin meruluuna
ve sosyal srelerin devlet kontrolnn snrlarna ya da mo
dern bireylerin yz yze kald bilgi karmaklnn ve bilgi
aknn giderek artan bir seyir gstermesinden dolay ortaya
kan yeni meydan okumalara odaklanacaktr.
Peter Berger ve Thomas Luckmann, modern anlam krizi
nin sebepleri arasnda, modernleme srelerini, oulculuu
ve -zellikle de Avrupa toplumlaryla ilgili olarak- seklerlemeyi zikrederler. Bu da bizi, paylalan anlam geerlilii
nin, toplum ierisindeki daha geni birey gruplar tarafndan
srdrlmesinin zor olduu sonucuna gtrecektir. Anlam
kalplar daha kk topluluklar tarafndan paylalmakta ve
srdrlmektedir. Bundan dolay bireylerin bu topluluklara
ekil vermek iin hangi yollarla bir araya geldiklerini ayrt et
mek olduka nemlidir. stelik onlarn (bireylerin) hepsinin,
politika, ekonomi ve bilim gibi toplumdaki ilevsel makrosistemlerle de balantlar vardr. Bu dzeyler ve topluluklar
arasndaki etkileim, arac kurumlar, kitle iletiim aralar ve
gndelik hayattaki ahlak ifadeler araclyla bir dzen ieri
sine sokulmaktadr. Bu hususta hangi kurumlarn etkin rol
alaca ve grevlerini nasl yerine getirecekleri ile ilgili kesin
bilgiyi tesis etmek iin daha ileri soruturmalara ihtiya var
dr. Byle bir alma ise, en nihayetinde, toplumdaki merkezi
eilimlere sava ama olasl konusunda delil tekil edebilir.

Prof. Dr. Werner Weidenfeld


Bertelsmann Vakf
Ynetim Kurulu yesi

Modernite, oulculuk ve Anlam Krizi Hangi Temel nsani Ynelim htiyalar


G iderilm eli?-

1. nsan Hayatnn Anlamllnn Temelleri

Bugnn dnyasndaki anlam krizi hakknda konumann,


modern insann hayatndaki yeni bir ynelim kayb formu
na karlk gelip gelmeyecei aikr deil. Acaba bu, yalnzca,
eski bir matemin son tekrarn iittiimiz anlamna gelebilir
mi? Acaba bu, daha deiken bir hal alan dnya yzeyinde,
insanla tekrar tekrar ac veren strap hissini aa vuran bir
ikyet olabilir mi? Dier bir ifadeyle, insan hayatn, lme
doru giden bir hayat haline getiren eski bir matem mi? Yoksa
bu, akn kurtulu tarihinde yaamn anlamn bulduu bir
phe ifadesi mi? Yahut byle bir anlam yoksunluunun orta
ya kartt bir umutsuzluk mu? Ecclesiastes kitab1 (Her
ey hiliktir! Her ey beyhudedir!) dneminin ok uzaklarndayz bugn; fakat 850 yldan daha uzun bir zaman nce
yazlm olan, Piskopos Otto von Freisingin Kroniinin
ruhunun uzanda da deiliz: Biz, hepimiz, gemi eyleri
1 Trke Syleyen Notu [T.S.N.]: Ecclestiastes, Eski Ahitin Vaiz blmne
verilen addr.

hatrlamaktan, bugnn basksndan ve gelecek deiiklikle


rin korkusundan o kadar bunalrz ki, lm hkmnn he
pimizin iinde olduunu ve hayatn kendisini bktrc hale
getirebileceini kabul ederiz. Ayrca ve yine de Tukididisten
Albert Camusya kadarki tarih ierisinde insan kaderi ile ilgili
kavraylar birbirinden ok da ayrks deildir.
Gnmz toplumunun ve kltrnn modern (ve postmodern) eletirmenlerinin temel ald eyler, yaadmz
an krizinin, gemiin btn aclarndan kkten farkl ol
duuna bizi ikna eder mi? Bu gzlemciler nadiren insanlk
ahvaliyle conditio hum ana- ilgili radikal bir deiimin ger
ekletii varsaymndan hareket etmektedirler. Bundan daha
ziyade onlar, anlam ortadan kaldran ve insan hayatn ta
rihsel olarak biricik bir krizin ierisine srkleyen modern
dnemde, insan hayatnn yeni bir sosyal anlam inasna p
heli bakyor grnmektedirler. Bu tr speklasyonlar gl
fikirler verebilir, ikna edici de grnebilir; fakat bunlarn ger
ekten deneysel soruturmalara dayand anlamna gelmez.
ada sosyolojik analizlerin, insan eyleminin bir gerekesi
ve modern anlam krizinin karsndaki bir fon olarak anlam
ve anlamllk gibi varolusal bir dzlemi kolayca kabul etmeye
meyilli olduklar aikrdr. Bundan dolay analize baz antro
polojik ncllerle balamak gerekecektir. Bunlar anlaml in
san hayatnn genel artlarn ve temel yaplarn tehis etme
abasnda olacaktr. Anlamn zel yaplar ierisindeki deiim
anlaylarmz gelitirmek yalnzca bu ekilde mmkndr.
Anlam, insan bilincinde -y an i bir beden ierisinde bireyleen ve bir ahs olarak sosyalleen bireyin bilincinde ina
edilir. Bilin, bireyleme, bedenin zgll, toplum ve ahsi
kimliin tarihi-sosyal inas, trmzn, zerinde dnme
ihtiyac bile hissedilmeyen rksal ontojenezimizin2 karakte
2 T.S.N.: Ontojeni veya ontojenez, bir organizmann ilk olumaya balad

ristik zellikleridir. Ancak biz, insan hayatndaki deneyim ve


eylemin ok-katmanl anlamllndan oluan bilincin genel
temsilleriyle ilgili ksa bir eskiz karmaya alacaz.
Bilincin kendisinin iinde idrak edilen hibir ey yoktur,
daima bir eyin bilinci vardr. O, yalnzca dikkatini nesneye,
bir amaca doru ynelttii kadar var olur. Bu amasal nes
ne, bilincin eitli yapay kazanmlar tarafndan ina edilir ve
onun bir alg, hatra ya da hayal olup olmad kendi yaps
iinde anlalr: Merkezin etrafnda yer alan amasal nesne
temas, ak bir ufukla snrlar belirlenen tematik bir saha
ya kadar geniler. Bireyin kendi beden farkndalna tekrar
tekrar boyun edirildii bu ufuk da tematikletirilebilir. Birbirleriyle btnleik temalar dizisi, -b iz bunu kavraylar
{apprehensions) eklinde isimlendirelim- kendi ierisinde yine
anlamszdr. Bununla birlikte bu dizi, anlamn var olmaya
balad bir temeldir. Zira basite ve birbirinden bamsz
olarak deil de benliin ilgisini ynlendirdii eylere gre ger
ekleen bu kavraylar, tematik aklamann da yksek bir
derecesine eriir: Bu kavraylar aka d hatlar belirlenmi
deneyimler haline gelirler.
Bireysel olarak elde edilen deneyimler halen anlamsz ola
bilirdi. Ancak, z bir deneyim, kavraylarn arka planndan
kendisini kopardndan dolay, bilin dier deneyimlerle
bu zn ilikisini yakalar. Bu tarz ilikilerin en basit formla
r, eit, benzer, farkl, ayn lde iyi, farkl ve daha
kt vb.dir. Bylece anlamn birincil dzeyi ina edilir. An
lam, bilincin karmak bir formundan baka bir ey deildir:
Kendi kendine var olmaz, daima bir referans noktas vardr.
Anlam, deneyimler arasnda var olan bir iliki gerekliinin
bilin halidir. Tersi de dorudur: Deneyimlerin -v e ileride
andan erikin bir birey haline gelmesine kadarki sreci, yani birey oluu
ifade eden Franszca bir terimdir.

gsterilecei gibi eylemlerin- anlam, bilincin ilikisel ile


yii araclyla ina edilmelidir. u anki, zel bir andaki de
neyim, yakn ya da uzak bir gemiteki bir eyle ilgili olabilir.
Genel olarak her deneyim bir dieriyle ilgili deildir; fakat
pek ok deneyimden elde edilen, ya znel bilgi olarak depola
nan ya da toplumsal bir bilgi deposundan alnan bir deneyim
tryle, bir deneyim emasyla, bir zdeyile, ahlki bir me
rulatrmayla ilikilidir.
Bilincin bu ok-katmanl ileyi fenomenolojisi karmak
grnmesine karn, aslnda sonular gndelik hayatmzda
ki anlamn basit unsurlardr. rnein bir iein kavranndaki kendine zg getalt; koku, dokunu ve kullanmn
tipik bir biimiyle alakal olan tipik bir renkle ilikilidir. G
dml bilinte bu idrak edi deneyim haline gelir, bu dene
yim ise dier deneyimlerle (olduka fazla iekle) ya da top
lumsal bir bilgi stokundan (bir Alpin ieinden) alnan bir
snflandrmayla iliki kurmayla edinilir ve nihayetinde de bir
eylem planna (onu topla ve sevdiin birisine gtr!) dhil
edilebilir. Bu srete yer alan oklu tipler (Alpin iei, se
vilen kii), oluumsal bir ema (onu topla ve gtr) ie
risine dhil edilir ve daha karmak, fakat anlamn gndelik
birimi olan bir birim ierisinde eritilir. Eer bu proje, rnein
ahlaki anlamda temellenmi bir zdeyile (onu toplama! o
nadir grlen bir iek!) atmasndan dolay nihai anlamda
basit ekilde ilerlik kazanmazsa, o zaman bir karara varlr
ve deer ile ilgilerin ilikisel deerlendirilmesi yoluyla daha
yksek dzeydeki bir anlam ina edilir.
Bu rnek, eylemi yapan ile eylemin ifte anlamn gs
termektedir. u an gerekleen eylemin anlam, ileriye dnk
ekilde ina edilir. Tamamlanm bir eylem gemie bakarak
anlamldr. Yerlemi bir amaca ynelik bak as dorultu
sunda eyleme yn verilir. Bu tasarm, ierisinde, eylemi ya

pan kiinin gelecek durumlar sezinleyecei, onun ekiciliini


ve acilliini deerlendirecei ve onun beraberinde getirecei
admlar gz nnde bulundurduu unsurlarn olduu bir
topyadr u var ki sre daha nceki emsal eylemlerle ben
zerlik gstermez ve bir alkanlk haline de gelmez. Eylemle
rin anlam, eylemde sakl olan, amaca ilikin unsurlarla ina
edilir. Baarl olsun ya da olmasn tamamlanm eylem -h atta
tam olarak tasarlanm eylem -, dier eylemlerle karlatrla
bilir, ilkelerin tamamlanmas olarak anlalabilir, aklanabi
lir, yasalarn yerine getirilmesi eklinde merulatrlabilir, bir
normun ihlali iin mazeret gsterilebilir ve hatta baz snrlar
iinde kendi kendisine kar inkr edilebilir. ifte anlam ve
anlamn karmak yaps, btn eylemlerin karakteristiidir;
fakat her gnk rutin ierisinde bunlar bulank ekilde gz
kebilir.
Sosyal eylemler, elbette ki bu anlam yapsn paylar fakat
ilave karakteristik boyutlar da edinir: Bu, dolayl ya da do
rudan olabilecei gibi, ift ya da tek tarafl da olabilir. Sosyal
eylemler var olan ya da olmayan, lm ya da henz do
mam olan dier insanlar dorultusunda da ynlendirilebilir.
Onlar ya farkl anonimlik dzeylerindeki toplumsal tipler ya
da yalnzca sosyal kategoriler olarak kendi ahsiyetleri ierisi
ne yerletirme araynda olur. Herhangi bir cevab elde edip
etmeme dorultusunda bir cevap olabilir de olmayabilir de
ynlendirilmi de olabilir. Biricik bir ey olarak tasarlanabilir,
dzenli tekrarlar elde etmeyi veyahut daimi olmay amala
yabilir. Sosyal eylemin ve sosyal ilikilerin karmak anlam,
anlamn farkl boyutlarnda ina edilir.
Aka grlecei zere, bireyin bilincindeki anlamn
inasn konuurken, bu ina, soyutlanm bir konu, yani
penceresiz bir monad3 anlamna gelmez. Gndelik hayat
3 T.S.N.: Monad, nl Alman filozofu Leibnizin metafiziinde basit, baka

birbirlerine balanm saysz sosyal eylem zincirlerinden


ibarettir ve kiinin bireysel kimlii yalnzca bu eylem ieri
sinde biimlenir. Yalnzca znel kavraylar anlam inasnn
temelindedir. Anlamn basit katmanlar bir kiinin znel tec
rbesinde oluturulur. Anlamn daha yksek katmanlar ve
anlamn daha karmak yaps ise sosyal eylem ierisindeki
znel anlamn nesnelliine baldr. Birey yalnzca etrefilli
mantksal karmlarda bulunur ve toplumsal balam ierisin
de mevcut olan deneyim zenginliinden yararlanarak eylemin
farkllam dizilerini kontrol edebilir. Gerekten de anlamn
unsurlar, sosyal eylemin daha gemi dneme ait bir eylem
silsilesi (gelenekler) tarafndan ekillenirler ve hatta birey
sel tecrbenin en dk anlam katmannda dahi bulunurlar.
Tipletirme, snflandrma, deneyim kalplar ve eylem ema
lar, byk lde toplumsal bilgi stokunun yerini alan znel
bilgi depolarnn unsurlardrlar.
Anlamn znel inas, kesin bir ekilde, btn bir top
lumsal bilgi stokunun ve insanlarn belirli bir ada belirli
bir toplum iinde domasnn ekillendirdii anlamn tarih
sel birikiminin balang noktasdr. Bir eylem deneyiminin
anlam herhangi bir yerde doar, bilinte bir zamanlar
oluur. Bir bireyin problem zme eylemi ise onun tabi ve
toplumsal evresiyle ilikilidir. Ancak birey, dier insanlarn
yaamlarndan kaynaklanan ou problemle de kar karya
kaldndan dolay, bu problemlerin zm yalnzca znel
bir eye indirgenemez ve yok edilemez birim; evrenin ve evrendeki bileik
eylerin kendisinden meydana geldii en kk birlik; kendi iinde, mad
di tzlerden farkl olarak, gler ieren psiik etkinlik merkezi ya da etkin
tzdr. Leibniz, evrenin geri kalannn, bir monadn davrann etkileme
diini gstermek zere, monadlarn pencerelerinin olmadn sylemitir.
Monadlar arasnda hibir iliki bulunmadn syleyen filozof, evreni mey
dana getiren monadlarn dzenli eylemlerini aklayabilmek iin, sz ko
nusu monadolojinin kozmik bir uyum teorisini gerektirdii dncesinden
hareketle, nceden kurulmu uyum fikrine bavurmutur [Ahmet Cevizci,
Felsefe Szl, 7. Bask, Paradigma yay., stanbul, 2010, s. 1118].

deil, ayn zamanda zneler-aras bir balamdan geer. Her


iki problem de ilikisel sosyal eylemden neet eder, bu yzden
de zmler mterek ekilde bulunabilirler. Bu zmler;
iaretler, aralar, yaplar, fakat her eyden te bir dilin iletiim
formlar araclyla nesnelletirilebilirler ve bylece dierleri
iin de eriilebilir hale gelirler.
Nesnelletirmelerde4 herhangi bir deneyimin ya da eyle
min znel anlam, zgn artlarn biricikliinden bamsz
deildir ve toplumsal bilgi stoku ierisinde kabul grmek iin
kendisine zg bir anlam tedarik eder. Farkl insanlar ben
zer meydan okumalara benzer ekilde reaksiyon gsterdikle
rinden dolay, onlar birbirlerinden bu standart reaksiyonlar
bekleyebilirler ya da hatta u ya da bu ekilde bu tipik durum
la ilgilenmeleri iin birbirlerini zorlayabilirler. Bu, eylemlerin,
toplumsal kurumlar ierisinde dntrlmesinin n artdr.
Anlamn ve kurumlarn tarihsel birikiminin ortaya kmas,
belirli artlarda birdenbire sfrdan ortaya kan deneyim ve
eylemle ilgili problemleri zme konusunda bireyin ykn
hafifletmektedir. Somut artlar zaten nceden bilinen artlar
la ayn ise, o zaman, birey deneyim ve eylemin o allm ve
pratii snanm formlarna bavurabilir.
Bununla birlikte, nasl ki durmadan tekrar edilen btn
eylemler kurumsallamyorsa, znel olarak ina edilen ve
zneler-aras nesnelleen anlam, btnyle toplumsal bilgi
stoklar ierisinde btnyle zmsenmez. Dier sreler
araclk ederlerken anlamn nesnelletii sreler toplumsal
olarak ilem grr. Bu sreler byk lde baskn sosyal
ilikiler tarafndan saptanr. Otoritenin ve i dnyasnn var
olan kurumlan, hepsinden te olaand glerle etkileimi
4 T.S.N.: Berger ve Luckmannn birlikte sistemletirdikleri dsallatrma,
nesnelletirme ve iselletirme kavramlaryla ilgili daha fazla bilgi iin bkz.
Peter Berger-Thomas Luckmann, Gerekliin Sosyal nas, ev. Vefa Saygn
tle, Paradigma yay., stanbul, 2008.

salayan kurumlar, kendilerini, anlamn retildii farkl d


zeylere ve alanlara doru yneltirler. Bu kurumlar farkl ba
arlarla bu retimi etkilemeye ya da buna mdahale etmeye
alrlar. Denetim derecelerindeki farkllklar bir tek dnem
ierisinde bile muazzam bir biimde var olagelmitir ve bu
durum halen srmektedir. Bu durum, birisinin, antik Msrla
srail ve Babil ya da bugnn ranyla sve arasnda anlam
retimi konusundaki denetimi karlatrmas durumunda
daha da aikr olacaktr. Birisinin, modernitenin balangc
na dek ortak bir yapsal zellik -tekelle(tir)m e eilim i- bu
lunduunu varsaymas durumunda dahi, birbirini takip eden
alar inceleyerek farkllklar gzlemlemesi, ok daha nem
li olacaktr.
Deneyim ve eylemle ilgili problemlere ynelik bireysel
zmler, dierleriyle iletiim kurma sonucunda zneleraras yeniden elde edilebilir hale gelen anlamn birincil
nesnelletirmeleri, toplumsal anlamda, tarih boyunca byk
apta deiime urayan farkl yollar zerinde ileme tabi tu
tulurlar. Kurumsal olarak kontrol edilen ikincil srelerin
ou ise, haddinden fazla gz ard edilirler; dier eyler uy
gunsuz hatta tehlikeli grlerek bir keye atlrlar. Sre iin
yararlanlan anlam nesnelletirmelerinin bir ksm yalnzca
istif edilir, belirli unsurlar rnek olma ilevini elde ederken,
hakknda yeterli ya da doru eklinde hkm verilen eyle
re ise bir dzen formu verilir. Bu yzden bilgi hiyerarileri
ve deer sistemleri -belki de olduka birbirine eklemlenmi
ekilde- modern-ncesi dnyadaki gibi oluturulurlar -y a
da birbirlerinden bamsz ekilde geliebilirler-. stelik bu
kaybedilmeyen anlam unsurlar ve anlam sistemleri, gelecek
nesillere aktarlmas iin, uygun bir ekle dnrler. Hemen
btn toplumlarda, zellikle de karmak olmayan toplumlarn ounda, bu ilevin yerine getirilmesi iin uzmanlar bu
lunur. zel olarak eitilmi uzmanlar, sk denetim, kutsama,
sistemletirme ve pedagoji fonksiyonlarn stlenirler.

Btn bu etkinliklerin genel sonucu olarak, toplumsal


anlam birikiminin zel tarihsel yaps ortaya kar. Bu yap,
toplumun btn bireylerinin ulaabilecei genel bilgi ile eri
imin snrl olduu uzmanlk bilgisi arasndaki oranla ekille
nir. Anlam birikiminin bir ksm, bireyin, an tabii ve sosyal
evresiyle baa kmak zorunda kald gndelik saduyunun
nvelerini ekillendiren genel bilgidir. Bu ksm kapsayc bir
sistematik yapya sahip deildir. Bununla birlikte bu ksm
yapz da deildir; idare edilmek zorunda olunan gndelik
gereklik alanlarn haritasn kartan anlam sahalarna ve ola
and gerekliin derinlerine inen anlamn dier kesimine
sahiptir. Bu anlam sahalarnn bir ksm, zel bilgi sistemle
rinden ithal edilmesi yoluyla gndelik hayatn pratik rutinle
riyle snrl kalan yaplardan daha ziyade, daha yksek bir yap
derecesine sahip olur. Modern toplumlarn gndelik hayat,
gittike artan bir biimde, bu tr ithallerle ekillenir: Kitle
iletiim aralar, uzmanlk bilgilerini popler bir form ieri
sinde datr ve insanlar bu bilginin uygun paralarn alarak,
onlar kendi deneyim depolaryla birletirirler.
Anlam sahalar katmanldr. Tabii ve toplumsal dnya ger
ekleriyle ilgili en dk, en basit tipletirmeler, farkl dene
yim ve eylem kalplarnn temelleridirler. stif edilmi bu tip
letirmeler, daha yksek deerler dorultusunda gerekleen
eylemlerin dsturlar tarafndan dzenlenmi eylem emala
rdrlar. Yksek deer yaplandrmalar kadim yksek kl
trlerden bu yana, deer sistemleriyle ilgilenen din adamlar,
daha sonraki dnemlerde de filozoflar araclyla gelimitir.
Bunlar hem gndelik hayatn rutinlii hem de gndelik ha
yat aan gerekliklerle (teodisi) ilgili krizlerin stesinden
gelme konusunda toplulukla ilikili olarak bireyin hayatnn
gidiatn dzenleme ve anlaml ekilde aklama iddiasn ta
maktadrlar.

Yksek deer yaplandrmalarnn ve deer sistemlerinin


hayatn tamamn anlamla doldurduu iddias, ounlukla
ok farkl sahadaki eylem modellerini de beraberinde geti
ren bir ema ierisinde belirginlik kazanr ve onlar doum
dan lme uzanan bir anlam projeksiyonu ierisine katar.
Bu anlam emas, hayatn tmn, bir bireyin hayatn aan
bir zaman dilimiyle (rnein, sonsuzluk) ilikilendirir. Bi
zim biyografik anlam kategorileri olarak adlandrdmz
ey, uzun-menzilli eylemlere uzun-sreli bir anlam bahe
der. Gndelik rutinlerin anlam btnyle kaybolmaz; fakat
hayatn anlamna tabiidir. Pek ok tarihsel biyografik ema
inas arasnda, biz burada yalnzca ibret verici bir hayatn
kk bir trn, kutsal yaamn daha byk bir trn,
kadim bir kahramanlk destann ve modern bir kahraman
lk efsanesini rnek olarak vereceiz (rnein Prens Eugene,
George Washington, Baron von Richthofen, Antoine de St.
Exupery, Rosa Luxemburg, Stakhanov).
Btn kurumlar, zel bir ilevsel sahada belirli sosyal ey
lem kurallar ierisinde kendisini onaylayan orijinal bir
eylem-anlamn temsil eder. Bu kurumlar arasnda, anlamn
toplumsal ileyiine katkda bulunanlar zel bir neme sahip
tirler. Hepsi ierisinde en fazla neme sahip olanlar ise temel
ilevleri anlam retmek ve iletmek olan kurumlardr. Bu tarz
kurumlar arkaik olanlar dnda hemen btn toplumlarda
bulunurlar. Kadim yksek kltrlerde, erken modern dnem
toplumlarnda ve sonrasnda (rnein, bugnlerde ran), dini
ahlki kurumlar, otorite ynetim aygtlaryla yakn bir ba
ierisindedirler. Bu kurumlar, grece tutarl bir anlam hiye
rarisini hem retme hem de yayma konusunda nispeten ba
arl oldular. Bununla birlikte eer toplumsal anlamn retim
ve datm artlar ak bir piyasa olmaya yaklarsa, bunun
anlam btesi asndan dikkate deer sonular olur. Byle
bir durumda pek ok anlam tedarikisi, mevcut anlam zen

ginlii ierisinden en uygun anlam seme zorluuyla kar


karya kalan halkn lehinde yarmaya balar. Bu konuya ile
ride tekrar dneceiz.
Kurumlarn, hem zel artlarda hem de btn bir haya
tn idamesinde, bireyin eylemlerine ynelik anlam depolama
ve bu anlam eriilebilir yapma gibi vazifeleri vardr. Bununla
birlikte kurumlarn bu fonksiyonu, z itibariyle, bir tketi
ci, hatta baz durumlarda anlamn bir reticisi olarak, bireyin
rolyle ilikilidir.
Bu iliki hem arkaik toplum hem de kadim yksek kltr
ler ierisinde basit bir ekilde karlatrlabilir. Bu tr medeni
yetlerde, bireyin eylem alanlarnn anlam, hayat batan sona
kuatan anlamda herhangi bir krlma yaanmakszn gerek
lemektedir ve bu kendi ierisinde grece uyumlu bir deer
ler sistemine referansta bulunur. Anlamn iletilmesi, anlam
retiminin kontrolyle de eklemlidir. Eitim ya da dorudan
telkinler, bireyin yalnzca dnmesini ve toplumun temel
normlarna uymasn salama abasndadr. Aleni olarak sy
lenilen her eyin kontrol ve denetimi, muhalif dncenin
yaylmasnn nne gemek amacyla retilir ya da bu yn
deki amalar vazedilir. sel ve dsal mcadelelerden kanlr
ya da bertaraf edilir (tabi her zaman baarl ekilde deil!).
Eylemlerin ve hayat idamesinin anlam, btn bunlara bal
olarak sorgulamaz bir kural eklinde dayatlr. rnein evli
iftlerin kendi aralarndaki ve ebeveynle ocuklar arasndaki
ilikiler, tartma gtrmeyecek ekilde belirlenir. Ebeveynler
ve ocuklar genelde buna uyarlar; bunun dna kmak ise
ak bir ekilde, kuraldan sapma eklinde tanmlanr.
Modern toplumlarda ise artlar farkldr. Elbette ki kendi
zel eylem alanlarnda, eylemlerin anlamyla irtibat kuran ku
rumlar halen var; elbette ki halen hayat idamesi balamnda

anlaml kategoriler olarak baz kurumlar tarafndan ynetilen


deerler sistemi var. Ancak, ileride de grlecei gibi, modern
ncesi toplumlarla kyasladmzda modern toplumlarda,
anlam retimi, anlam iletimi ve bunun dayatlmas konu
sundaki isel ve dsal rekabetten dolay deerler sisteminin
tutarllnda farkllklar sz konusudur. Bir kez daha rnee
dnelim: Modern toplumlarda, ebeveynler ve ocuklar ara
sndaki ilikileri eit biimde her iki tarafa bal olacak ekilde
ve sorgulanamayan kat deerler sistemiyle tanmlanabilecek
ekilde bulmak olduka zor olacaktr.

2. Sosyal likilerin Anlamll, Anlam Birlii ve Anlam


Krizinin Genel Koullar

Toplumsal olarak nesnelletirilen ve ilenen anlam stoklar,


tarihsel anlam rezervlerinde muhafaza edilir ve kurumlar
tarafndan ynetilirler. Bireyin eylemleri, toplumsal bilgi
stoklarndan tedarik edilen nesnel anlamca ekillenir ve ku
rumlarca ortaya karlan eylere intibak olma basks yoluyla
da iletilir. Ancak anlam bir kiinin her eyden nce syle
yebilecei g ib i- bireyin ierisinde eylemde bulunduu ve ya
amn srdrd sosyal ilikilerin zneler-aras yapsna da
balanabilir.
ocuk en batan itibaren, ailesi ve yaknndaki dier kii
lerle birlikte sosyal ilikilerin ierisinde bulunur. Bu ilikiler,
dzenli, dorudan ve karlkl etkileimler halinde geliir.
Dorusunu sylemek gerekirse, yeni doan bir bebek, keli
menin tam manasyla eylemi yapabilecek durumda deildir.
Ancak, zgn bir organizma olarak, dierlerine ynelik dav
ran gelitirebilen insan trnn doasnda bulunan fizik
ve bilin kapasitesine sahiptir. ocukla ilgili olan dier ey

lemlerin kendisi byk lde toplumun anlam rezervinden


elde edilen deneyim ve eylem emalar araclyla belirlenir.
ocuk gn getike eylemlerin karlklarn kavramay ve
onlarn ne manaya geldiini anlamay renir. Bylece tarih
sel serven nda olumu deneyim ve eylem kalplar ie
risindeki karakteristik eylemler olarak eylemlerini anlayabilir.
ocuk, toplumsal anlam stoklaryla ilikili olarak kendisini
konumlandrr. Bu sre ierisinde de tedricen kendi bireysel
kimliini gelitirir. Eylemlerinin anlamn kavramaya balad
zaman, ayn zamanda ilkesel anlamda kendi eylemlerinden
de sorumlu tutulduunu anlayacaktr. Bu da bireysel kimliin
zn oluturan eydir: Eylemin znel kontrol, nesnel an
lamda sorumlu olan kii iindir.
Anlam aktarmnn bu temel konumu iin, uyarlanm
ideal-tipler anlamnda belirlenmi iki deiken hayal edelim.
Bunlardan ilk varsaym; tarihsel anlam rezervinin farkl kat
manlarnn gayet iyi bir ekilde koordine olduu, toplumun
btn iin geerli olan bir deerler sistemi bulunsun, ikinci
varsaym; ebeveynler ve ocuun kiisel iliki ierisinde bu
lunduu dier nemli kiiler, tarihsel anlam rezervindeki ka
lplara gre kendi kimliklerini ekillendirmi olsunlar. Byle
bir rnekte ocuun davran, dierlerinin eylemleriyle uy
gunluk arz edecek ekilde yansyacaktr. ocuun masadan
bir taba drmesi durumunda, aileden birisinin bir gl
cyle dllendirilmeyecek ve dierlerinin kzgn bakla
ryla cezalandrlacaktr. Bu artlar altnda ocuun kimlii,
ebeveyninin kimliinin ekillendii tarzla ayn tarz ierisinde
normal bir ekilde, hibir zorluk ekmeden - anlam krizi
imdilik bir kenarda dursun- gelimi olacaktr. Yani toplu
mun anlam rezervindeki deerler sistemi ve biyografik kate
gorilerle uyumlu olarak bu gerekleecektir.
te yandan tam aksi ynde olan ikinci rneimizi ele ala

lm. Genel anlamda herhangi bir balayc deerler sistemi


yoktur, biyografik kategorilerin ve eylem emalarnn bulun
duu uyarlanm bir anlam rezervi yoktur, ocukla sosyal ili
ki ierisinde bulunan insanlar, davranlarn dahi neredeyse
yanstmyorlar. ocuun geliiminin karakteristik sonular
bu durumda elbette ki nceden kestirilebilir. Yukarda sylen
dii gibi, mkemmel bir uyum asla baarlamaz; fakat arkaik
toplumlar ve kadim yksek kltrler bu tarz rnekleri orta
dan kaldrmak konusunda birbirlerinden ok da farkl sayl
mazlar. Bununla birlikte kart rnek hibir gereklikle ilgili
deildir: Herhangi bir deerler sistemi ekline ve uyarlanm
anlam stoklarna sahip olmayan toplumlar, bir toplum ola
rak hayal etmek gerekten zordur. Bir ocuk olarak herhangi
birisi, -deien boyutlarda- anlam topluluklar da olan ya
am topluluklar (Lebensgemeinschaften) ierisinde doar. Bu,
evrensel manada paylalmayan anlam stoklarnn dahi, tekil,
kapal deerler sistemine uyarlanmas durumunda, anlam
gruplarnn (commonality) topluluklar ierisinde gelitirile
bilecei ya da tarihsel anlam rezervinden yararlanlabilecei
anlamna gelir. O halde elbette bu mterek anlam, grece
uyumlu ekilde ocuklara iletilebilir.
Yaam topluluklar, uzun mrl sosyal ilikiler ierisinde
dzenli ekilde tekrar edilmesi ve dorudan iki tarafl eyleme
dayanmas ile karakterize olurlar. Bunlar, topluluun uzun
mrll ierisinde kurumsal anlamda bir mekn ya da
baka bir deyile salama alnm gveni gerektirirler. Bu te
mel gruplarn tesinde toplumlar arasnda, kendi ilerinde
kurumsallaan topluluklarn farkl formlar konusunda b
yk apta farkllklar sz konusudur. Evrensel temel form, bir
kiinin ierisinde doduu yaam topluluklardr. Ancak ayn
zamanda bir kiinin benimsedii ve buna bir baka kiinin
katld -evlilikteki iftler g ib i- yaam topluluklar da sz
konusudur. Baz yaam topluluklar da baz insanlarn hayat

larn, gerek anlamda uzun sreli olarak tasarlanmayan ve


dierlerinin bir ekilde nclk etme ihtiyac hissettii sosyal
ilikilerin srekliliine adapte etmek suretiyle kendilerine e
kil verirler. Kendilerini czzam hastanesi, huzurevleri ya da
hapishaneler gibi anlam topluluklar eklinde ina eden takdis
merasimleri de buna rnek olarak verilebilir.
Yaam topluluklar az da olsa ortak bir anlamn var olduu
nu kabul ederler. Bu lt baz toplumlarda ve baz topluluk
formlar iin olduka minimum seviyede olabilir: Bu belki de
eski kle evlerindeki ya da modern hapishanelerdeki gibi, yal
nzca gndelik sosyal eylem emalarnn nesnel anlamyla rtmesiyle alakal olabilir. Yaam topluluklar, baz manastr
dzenlerindeki gibi ya da belirli ideal evlilik tiplerindeki gibi,
hayat idamesinin btn kategorilerini ierisine dhil eden an
lamn btn katmanlarnda uyumu tamamlama arzusunu da
duyabilirler. Ancak farkl toplumlar ve alar boyunca yaam
topluluklarnn ou, bu minimumla maksimum arasnda bir
dereceye kadar paylalan anlam arzu etmilerdir.
Minimuma yakn olan beklentiler, en fazla bask ve g
ile kurumsallatrlan topluluklarda yaygndr. Onlarn prob
lemleri, neredeyse bu anlamla hi ilgili deildir. Beklentilerin
dikkate deer biimde minimumun zerinde olduu ve ya
am topluluklar iin temel tekil eden anlamn yksek kat
manlarnda dahi belirli bir uyumun var olduu yerlerde bile,
anlamn belli katmanlarndaki bir uyumsuzluk, topluluun
gerek hayatndaki problemlerinin tesinde muhtemel baz
glkler ortaya karabilecektir - u da var ki, beklentilerle
pratik gereklik arasndaki uyumsuzluk o kadar da fazla ol
m az-. Eer bir toplumun deerler sistemi, yaam topluluk
larnn ve anlamn uyumlu olmas gerektiini ngryorsa
o zaman durumlar farkllar; rnein topluluklar ierisinde
yaayan btn insanlar kendi deneyim ve eylem ekillerini

uyumlu hale getirmelidirler. Byle bir rnekte, grn iti


bariyle olduka nemsiz olan herhangi bir anlam uyumsuz
luu, herhangi bir uzlamazlk, yaam topluluu ierisinde
beliren bir anlam krizini balatabilir.
rnein evli bir ift, yaad toplumun ideallerini takip
edebilir ve birlikte gzel ve mutlu ekilde yalanmay arzula
yabilir. Kadn, toplumun ortaya koyduu anlamlar ile kendi
somut deneyimi arasndaki byk elikiyi tecrbe ederken,
yalnzca erkek, somutlatrlm bir alg ierisinde, yalln
normalde seyrettii ekliyle tecrbe eder. Eer bir kadnn ie
risinde yaad toplumda evlilikler kusursuz bir anlam top
luluuyla karakterize edilmezse, evlilikteki iki e arasndaki
genel yallk algsnn yorumlanmasndaki uyumsuzluk, a
tmaya ve bir dizi tartmalara sebebiyet verebilir; fakat bu
nun, kendi topluluk hayatlarn tehdit eden bir anlam krizine
dnme ihtimali olduka zayftr. Ancak, topluluun varsa
ym, bir evliliin eksiksiz bir anlam topluluu olmas gerekti
ine ynelik ise, o zaman onlarn ikisi arasndaki anlamazlk,
her ikisi iin de sancl bir hal alr ve anlam krizi bir yaam
krizine dnr.
rneimizle ilgili eksik kalan bir yeri tamamlayalm. Var
sayalm ki kadn, kendi yaygn yalanmalaryla ilgili -kocalar
tarafndan paylalan baskn grlerle uyumayan benzer
bir perspektife ulam dier yal evli kadnlarla karlasn.
Anlam topluluunu tecrbe etme konusunda gr alveri
inde bulunmalar, onlarn bu grlerini deitirebilir. r
neimizin ilk eklinde, bu anlam topluluu kocayla yaanan
anlamazlk kadar ksmi kalr ve bundan dolay da yenisiyle
deitirmekten daha ziyade telafi grevi grr. kincisinde ise,
herhangi bir ksmi anlamazlk btncl olarak yorumla
nr ve yeni bulunan anlam topluluu bozulan evliliin yerini
alabilir.

Yaam topluluklar, minimum bir anlam topluluunu var


saymak zorunda olsa da, tersi doru deildir. Anlam topluluk
lar belirli artlar altnda yaam topluluklar olabilir, bununla
birlikte yalnzca ift-tarafl eylemler araclyla oluturulup
srdrlebilirler. Bu topluluklar dolayl farkl anlam pratii
katmanlarnda bulunabilirler ve farkl anlam sahalaryla ilgili
olabilirler, rnein erken modern dnemin hmanist dng
s gibi felsefi; gnmzn pek ok e-mail gruplar gibi bi
limsel ya da Heloise ve Abelard arasnda geen konumadaki
mehur karlyla ruhlarn bulumas gibi.
Biz belirli artlar altnda problemlerin, ocuun bireysel
kimliinin zneler-aras inas ierisinde gerekleebileceini
ve buna znel anlam krizi denilebileceini daha ncesinde
belirtmitik. Eer ocuun davran, etrafndaki yetikinlerin
srekli olarak uyumsuz reaksiyonlaryla kar karya gelirse, o
zaman ya glkle ya da glk ekmeden eylemlerinin nes
nel toplumsal anlamlarn ayrt edebilecektir. Eer ocuk ben
kimim? sorusunun karl olarak mantkl cevaplar alamaz
sa, batan sona kendi davrann ortaya koyar, o zaman da
kendi sorumluluunu stlenir ve byk glklerle yz yze
gelmek zorunda kalr. Bir kiinin kimlii daha uygun art
lar altnda problemsiz bir ekilde olusa bile, onun dayanma
gc, ilerleyen dnemlerde dierlerinin eylemlerindeki srar
c, sistematik uyumsuzluklarn kendi eylemlerine yansmas
sonucu tehlikeye girer.
stelik yine belirli artlar altnda zneler-aras anlam krizi
nin de gerekleebileceini daha ncesinde ifade etmitik. Ya
am topluluklarnn farkl formlarndan kendisine zg tutar
llk ltlerine sahip olmas beklenir -v e bunlar toplumdan
topluma, dnemden dneme deiiklik arz eder. Bir anlam
krizinin oluma art, belirli bir yaam topluluu yelerinin,
kendilerinden beklenilen anlam uyumu katmanlarn sorgu

suz sualsiz kabul ederek bunlar bir araya getirememeleri so


nucunda oluur. Daha ncesinde de vurguland gibi, olan
ile olmas gereken arasndaki bu tutarszlk, ounlukla, bir
yaam topluluu ideallerinin, bu topluluun eksiksiz bir an
lam topluluu olmas gerektiini dayatmasyla gn yzne
kar.
Eer znel ve zneler-aras anlam krizleri bir toplumda
birlikte cereyan eder ve genel bir sosyal problem ierisinde ge
liirlerse, o zaman kii bunun sebebini ne znenin kendisin
de ne de insan varoluunun zneler-aras verilerinde aramak
zorunda kalacaktr. Bu sebeplerin daha ziyade sosyal yapnn
kendi ierisinde bulunmas beklenir. Bundan dolay tarihsel
anlamda bir toplumun hangi yaplarnn anlam krizinin ge
liimine kar koyabileceini, hangilerinin ise byle bir geli
meyi tevik edebileceini soruturmak gerekecektir. Daha da
netletirecek olursak: Bireysel kimliin oluumunun temelin
de sreen anlamn etkili olmas gibi zneler-aras yansma
lardaki yeterli bir uyumluluk derecesi iin de yapsal artlar
nelerdir? Bu sreler ne zaman znel bir anlam krizi meyda
na getirirler? Krize direnen yaam topluluklarnn esas olan
toplumsal ilikilerin yeterli ldeki uyumunu, hangi yapsal
artlar ilerletirken hangileri bunu engellemektedir?
Bu sorulara modern toplumun tarihsel geliiminin n
da somut olarak cevap verme giriiminde bulunacaz. Ancak
buna gemeden nce birka soyut genel anlaytan bahsetmek
istiyoruz. Bunun iin -pratik anlamda toplumlar arasnda
sonsuz eitlilik ve nem farkllklar bulunsa da btn a
lar iin geerli olan -an lam krizinin ortaya knn yapsal
koullar hakkndaki sorgulamamzla ilgili olarak- iki temel
yap eklini belirlemek mmkndr.
Anlam krizinden kolay etkilenmeyenlerin ilk tipi ierisin

de, anlamn farkl katmanlarnn ve anlam sahalarnn birbiriyle btnlemi durumda olduu tek ve genel anlamda
balayc olan deerler sistemine sahip toplumlar yer alr:
Deneyim ve eylemin gndelik emalarndan hayat idamesi
nin yksek kategorilerine ve olaanst gereklikler dorul
tusunda ynlendirilmi kriz ynetimine kadar (...) anlamn
btncl sermayesi, toplumsal kurumlar ierisinde depolanr
ve ynetilir.
Eylem emalar nesnelletirildii ve toplumsal kurumlar
ierisinde zorunlu hale getirildiinden dolay, zel anlamn
daha yksek konumunda yer alan ortak bir deerler sistemi
dorultusunda ynlendirilirler ve bu tip toplumda kurumlarn, pratik hayatla temel mutabklk ierisinde anlam dzenini
ayakta tutmas garanti altna alnr. Deyim yerindeyse onlar,
ou gndelik eylemin anlamn kendi zihinlerine sokmak
suretiyle bunu dorudan yaparlar; yine onlar yaam topluluk
laryla ilgili olan biyografik anlam kategorilerini, zellikle de
toplum yeleri ierisinde yetien ocuklarn bireysel kimliini
biimlendirme konusunda teminat verilenleri, btn kapsa
myla belirleyerek bunu gerekletirirler.
Farkl toplumlar bu temel modelle farkl boyutlarda birbirleriyle rtr. Arkaik toplumlar ise ounlukla bu mo
delle daha uygun ekilde rtr. Kompleks, kadim yksek
kltrler bir para daha az yakndrlar; fakat bu eklin temel
karakteristii, modern zamanlarn modern-ncesi toplumlarnda dahi bulunabilir. Btn dier toplumlar gibi bu top
lumlar da kurumlarla ilgili pek ok probleme sahiptirler,
yeleri de herkesin yaamnn ierisinde bulunabilecek olan
-tabiatla, meslekle, otoriteyle, yaamla ve lmle ilgili- prob
lemlere sahiptirler. Doal olarak birey iin anlam sorular da
sz konusudur. Fakat dierlerine kyasla daha sabit, hatta o
unlukla statik olan bu toplumlar, sosyalleme srelerinin ve

eylem kurumsallamasnn uyumlu olmas sayesinde byk


lde istikrarl olan bir anlam dzeni aktarrlar. Bu sre
ler yaam-topluluklar ve farkl sosyal alanlarla ilikili olarak
anlamllk ierisinde var olurlar. Bu temel tr, bir ideal tip
eklinde yalnlatrlabilir, bununla birlikte yaplar bu ekle
benzeyen toplumlar dahi, znel ve zneler-aras anlam krizi
nin geliimi ve genilemesi iin temel tekil etmezler.
Paylalan ve balaycl bulunan deerlerin artk herkes
e kabul grmedii ve yapsal anlamda teminat salamad
toplumlarda durumlar deiir ve byle toplumlarda sz konu
su deerler hayatn btn alanlarna eit biimde ve uyumlu
bir ekilde yaylmaz. Bahsettiimiz bu ey, hem znel hem
de zneler-aras anlam krizinin yaylmas iin olmazsa olmaz
arttr. Krize meyyal olan bu temel toplum tipini formle
ederken, onun yapsal karakteristiklerini basitlii ierisinde
belirlemeye almak amacyla pek ok detay ihmal edeceiz.
Bu tarz toplumlarda gemi dnemlerden bu yana oluan
bir anlam stoku olarak gelenekten miras kalan bir deerler sis
temi bulunabilir. Bu deerler sistemi toplumsal bilgi stokun
da nesnelletirilir ve orada burada halen zelle(tiril)mi (dini)
kurumlar tarafndan idare olunur. Hatta daha fazla oranda
hayali mzelik anlam depolarndan ithal edilmi birtakm
deerler dahi bulunabilir. Bu noktada oulculuk denilen so
runsalla iliki kurmaya almadan oklu bir deerler siste
minin bir arada bulunma ihtimalini ele almaya koyulacaz.
Bir toplum, yalnzca tek bir deer sistemine, kelimenin tam
manasyla, yksek deerler dorultusunda adm adm dzen
lenmi hayatn btn alanlarn kapsayan anlam unsurlarn
(deneyim ve eylem emalarndan hayat idamesinin genel ka
tegorilerine varncaya kadar) ierisinde barndran tek bir sis
teme sahip olmas durumunda dahi, krize meyyal olabilir.

Hatta byle bir toplumda bir deer sistemi hem buluna


bilir hem de bulunmayabilir. Byle bir toplumda (ekono
mik, siyasal ve dini anlamda) byk kurumlar kendilerini
yksek deerler sisteminden ayrmlar ve bireyin eylemine
onlarn idaresi altnda bulunan ilevsel saha ierisinde karar
vermilerdir. Ekonomik ve siyasal kurumlar, sorumlu olduk
lar alan ierisinde eylem emalarnn arasal-rasyonel ve nes
nel anlamlarn mecburi tutarlar. Ayrca, tabiri caizse, dini
kurumlar da bir bakma hayat idamesi iin deer-ynelimli rasyonel (vertrational) kategoriler sunarlar. Biz burada
sunma terimini, burada varsaydmz, oklu, birbirleriyle
yanan sistemler dorultusunda deil de yksek deerler do
rultusunda dzenlenmi yalnzca bir anlam dzenine sahip
olan toplum rneinde kullanacaz. nk bu rnekte dahi,
dini kurumlar, hayat idamesinin btnne anlam katma ka
pasitesinde olan yksek dzen kategorilerini aktarrlar; fakat
dier sistemlerle rekabet etmeden, bu kategoriler balayc
olmayabilir ve insanlarn yaam idamelerini etkilemeyebilir.
Her eyden te, bu tip toplumsal kurumlar artk hayatn pra
tiiyle uyumlu ve balayc tarzda dzenli bir anlam ve deer
stokunu tayamaz.
Btnyle ortak deerlerden ve paylalm gereklik yo
rumlarndan soyutlanm bir toplum dnlemez. Byle bir
toplum tipinde apak ekilde moderne meyilli olan deerle
rin doas nedir ve onlar nerede bulunur? uras kesindir ki,
farkl ilevsel alanlar ierisinde kurumsallatrlan eylem e
malar, bunlar eyleme dntrmek iin balayc ve nesnel
bir anlama sahip olurlar. Tekil bir alan ierisindeki eylemin
organize ediliinde bir anlam topluluu kesinlikle bulunur.
Bununla birlikte bunlarn ou gruplar yoluyla gemez. Ku
rumsallatrlan eylem emalarnn nesnel anlam, bu sahann
ilevleri dorultusunda arasal olarak ynlendirilir. Arasalrasyonel eklinde genelletirilebilir vehesi bir yana kurumsal

latrlan bu eylem emas alanlar arasnda transfer edilemez ve


kesin bir biimde yksek anlam emalar ierisinde btnletirilemez. Eylemin nesnel anlam kendi ierisinde, zneye ve
e zamanl biimde yksek bir deer sistemine doru ynlen
dirilmeye atfta bulunan kategoriler ierisinde bir araya gele
mez. Yalnzca dini ve yar-dini kurumlar, byle bir genellik
iddiasyla anlam kategorilerini iletebilirler. Bununla birlikte
bu iddia, dier byk kurumlarn eylem emalarnn nesnel
anlamlar tarafndan rtlr. Bu anlamlar, aktarlan yksek
anlaml hayat emalaryla uyumluk arz etsin ya da arz etme
sin, gndelik hayatn pek ok sahasnda bireyin eylemlerine
yn verirler. Birilerinin hayatn yksek bir deer sistemiyle
btnletirme iddias, esasen yalnzca dier byk kurumlarn dokunmad bir alanda, yani toplumsal anlamda zel
alan olarak tanmlanan bir alanda geree brnebilir.
Bir toplumda en asgari dzeyde paylalan anlamlar,
fonksiyonlarn ileyii konusunda varlan genel uzla kap
samna girer, rnein, her eylem davran sahas ierisindeki
uzla, arasal-rasyonel gereklilikler dorultusunda ynlendi
rilmelidir. Bu asgari uzla birey varoluunun zel rezervleri
ierisindeki genel kabul tarafndan gvenceye alnr ve yaam
topluluklar, kendilerini dier bireylerden ve gruplardan ay
rtrarak, takip edilebilecek olan yaam anlamlaryla yollarn
ayrr. Bu tip toplumlarda dahi bu asgari dzeyin snrlar a
labilir. ncelikle, byk kurumlarn kendi zel anlamlar
n -k en di ilerindeki eylem kuruluunun rasyonelliinden de
te - genel deerlere eklemlendirmesi, rnein kamu yara
r gibi, dikkate deerdir. Bu yolla asgari dzeyi ama, eylem
emalarnn kendisi el dememi ekilde kalrken, hepsinden
te meru amalar yerine getirebilir. Dahas, ikinci olarak,
bireyler ve anlam topluluklar, bir byk kurum tarafn
dan arasal-rasyonel nesnel anlamnn tesine geen yksek
deerler dorultusunda ynetilen bir alan ierisinde kendi

eylemlerine yn verme giriiminde bulunabilirler. Ancak, bu


yalnzca zel arasal-rasyonaliteyle atma durumunda mey
dana gelebilir.
Kurumlarn meru amalar iin yksek deerlerle balant
kurmas giriimi, yalnzca ruhsuz bir forml meydana getire
bilir ve deer-ynelimli hayat idamesi mahremin korunma
syla snrl kalabilir. Bu durum, znel ve zneler-aras anlam
krizinin yaylmasna yol aan artlara eklenecektir. Hlbuki
bu, e zamanl olarak baka bir eyin, yani farkl deerler siste
minin ve farkl sistem paracklarnn ayn toplum ierisinde
birlikte var oluunu ve dolaysyla olduka farkl anlam toplu
luklarnn paralel ekilde varoluunun n artn da olutura
caktr. Bu n artlardan ortaya kan sonu, oulculuk olarak
isimlendirilebilir. Eer oulculuun kendisi, bir toplum iin
yksek bir deer haline geliyorsa, biz de o halde modern o
ulculuktan bahsedebiliriz.

3. Modernite ve Anlam Krizi

oulculuk, insanlarn, ayn toplum ierisinde pek ok farkl


yolla hayatlarna yn vermeleri olarak tanmlanacak olursa,
herhangi birisi bunu zel olarak modern bir fenomenle ilikilendirmeyebilir. Birisi ya da baka herhangi bir toplumda
oulculuun bir trn bulabilir. Eski Hindistan da bugn
k Hindistan gibi, grnm oulculuuyla, Ortaa Avrupas da malikne oulculuuyla karakterize olmutu. Fakat
bu rneklerde, hayatn farkl formlar halen ortak bir deerler
sistemiyle ilikiliydi ve yaam topluluklar arasndaki etkile
im snrl ve olduka sk ekilde dzenlenmi haldeydi. Birisi
oulculuu, ortak bir deerler sistemine atfta bulunmayan
farkl yaam formlarnn bir toplumda birlikte bulunmas
eklinde tanmlayacak olursa, buna rnekler bulabilecek
tir; rnein ekonomik ve politik adan tek bir toplum olan
Roma imparatorluu gibi. Fakat burada dahi farkl gruplar
ve insanlar -uras var ki, onlar blgesel anlamda ayrmamlardr- arasndaki etkileim, farkl yksek anlam stoklarnn,

ilevsel alanlarn kurumsallam eylem emalaryla ayrlmala


r eklinde dzenlenmitir. Bundan dolay farkl gruplar, bir
yandan kendi deer sistemlerine bal kalrken, dier taraf
tan arasal-rasyonel eylem alanlaryla etkileim kurabilirler.
rnein Yahudiler ile Yahudi olmayanlar arasndaki ilikiler,
yasalar erevesinde dzenlenmitir.
Bu dzenlemeler artk srdrlmez ya da srdrlemeyecek olursa, o zaman yeni bir durum ortaya kar: Dnya g
rlerinin kapsayc grnmleri ve deerler sisteminin sorgulanmakszn kabul edilme statsyle ilgili ciddi bozulmalar
meydana gelir. Farkl anlam stoklar tarafndan snflandrlan
etnik ve dini gruplar, dier gruplar ve yaam topluluklar, ar
tk (rnein bir toplumun ya da lkenin eitli blgelerinde,
mahallelerinde veyahut bir ehrin varolarnda olduu gibi)
ne meknsal anlamda birbirinden ayrmtr ne de yalnzca
kurumsallatrlan ilevsel alanlarda kat ekilde birbirlerinden
ayrlm eylem dizilerinin belirsiz yerleri araclyla etkileim
de bulunurlar. Belirli artlar altnda, farkl deer sistemleri ve
dnya grleri arasndaki rastlamalar kanlmazdr.
Gemite de bu olup-bitenlere yakn eyler olmutur, r
nein Antik Yunanda. zellikle Antik Yunanda bu oulcu
luk formunun iaretleri bulunsa da, anlam krizinin yaylma
syla zorunlu olarak ilikili deildi. Bu oulculuk ekli tam
anlamyla yalnzca modern toplumlarda gerekleti. Burada,
bu oulculuun merkezi yapsal veheleri, farkl ekilde bir
likte var olan ve rekabet eden deerler sistemlerinin zerinde,
aydn bir deer statsne ykseltildi. Bu yzden rnein
hogrye mkemmel bir aydn erdem gzyle bakld,
nk yalnzca hogr araclyla bireyler ve topluluklar,
varolularn farkl deerlere ynelterek, birbirleriyle yan yana
ve bir arada yaayabilirdi. Ancak, bu modern oulculuk
formu, ayn zamanda znel ve zneler-aras anlam krizinin

yaylmasnn temel artdr. Modern oulculuun zorunlu


olarak byle bir krize ynlendirip ynlendirmeyecei ise ucu
ak bir problemdir. Bununla birlikte, birisi keskin bir kana
atle, olduka gelimi endstri toplumlarnda, rnein mo
dernlemenin en ileri boyutlara ulat modern oulculuk
formunun btnyle gelitii yerlerde, deer sistemlerinin ve
anlam stoklarnn artk toplumun btn yelerinin ortak bir
mal olmadn syleyebilir. Birey, hayatn farkl alanlarnda
ki eylemleri belirleyen ortak deerlerin ve ayn zamanda her
ynyle zde olan tekil bir gerekliin bulunmad bir dn
yada byr. Birey, ierisinde yetiip byd yaam topluluunca oluturulmu olan yksek bir anlam sistemiyle adeta
cisimleir. Ancak buna dier insanlarn anlam sistemi gzy
le baklamaz (M itm enschen). Bu dier insanlar da, ierisinde
yetiip bydkleri yaam topluluklarnda bulunan olduka
farkl anlam sistemleri tarafndan ekillendirilmi olabilirler.
Avrupada, paylalan ve kapsayc olan yorumlama sistemleri
modernlemenin ilk evrelerinde sarsntya uramt. Son yz
yldaki totaliter ideolojilerin tarihi, hibir eyin, hatta hibir
radikal gerilemenin, bu tr yorumlayc emalar kalc ekil
de restore edemeyeceini ya da onlar modern bir toplumun
yapsal karakteristii haline getiremeyeceini gstermiti. Yeri
gelmiken syleyelim; nc Dnya olarak adlandrlan l
kelerdeki kktenci giriimlerin, hangi younlukta kapsayc
olacana ve gnmzde savunulan anlam stoklarnn ulus
lararas balayclna baklmakszn baarl olup olmayaca
da sorgulanabilir.
Bu tr artlarn znel ve zneler-aras anlam krizinin ya
yln artrd ifade edilmelidir. Fakat baz artlar bu tr
krizleri hzlandrrken, baka artlar onlar engeller. Modern
oulculuun solmu yksek deerleri bu gce sahip deildir.
Bununla birlikte onlar, anlam krizinin yaylmasyla dorudan
doruya karlamaya da uygun deillerdir. Onlar bireylere,

kendi dnya grlerinde farkllaan dier insanlar ve grup


lar karsnda nasl davranacan anlatrlar. Ancak, gelenek
sel dzenin sorgulanamaz geerlilii sarsldnda, birisinin
kendi hayatn nasl ynlendirmesi gerektiiyle ilgili bireye
bir ey tavsiye etmezler. Bu ancak farkl anlamlar yoluyla ger
ekletirilebilir. Gerekliin paylalan yorumlar konusun
da toplumsal geerlilik artlar de getike, farkl yaam
topluluklar, gittike artan biimde, yar-zerk anlam toplu
luklar ierisinde gelimeye balar. Bu topluluklar kendileri
nin grece istikrarl olduunu ispat ederlerse, yelerini an
lam krizinden koruyabilirler. stikrarllk, bu tarzdaki yaam
topluluklarnn, kendi ilerinde byyen ocuklarn bireysel
kimliinin uyumlu ekilde olumasnda ve bu yolla da znel
anlam krizine kar koruyabilmesinde oynad rol asndan
zellikle nemlidir. Yar-zerk anlam topluluklar gibi somut
yaam topluluklar ve daha istikrarl ekilde, ayn-fkirde (Gesinnungsgemeinschafien) olan saf insan topluluklar da an
lam krizinin evrensel yayln etkisiz hale getirirler. Ancak
onlar, modern toplumda yapsal ekilde demirlenen anlam
krizinin yaylmasn ilerleten n artlarn tesine geemezler.
Dahas, bu noktay tekrar edecek olursak, beklenilen ile ger
ek anlam topluluu arasnda tutarszln bulunduu yaam
topluluklar, byk lde kendi kendilerine, zneler-aras
anlam krizini tetikleyebilirler.
Anlam kayb ile yeni anlamlarn oluturulmas ya da anlam
erozyonu ile onun yeniden ina edilmesi arasndaki bu diya
lektik iliki, en ak biimde din rneinde gzlemlenebilir.
Her koulda bu, sistematik olarak yapsallatrlan ve anlam
bakmndan zengin olan kapsayc deneyim ve deer kalplar
nn en nemli formudur. nsanlk tarihinin ok byk bir b
lm iin, her eyi ve herkesi kuatan bir din olmakszn bir
toplumun bulunmas imknszdr. Atalarmn Tanrlar ayn
zamanda doal olarak benim de Tanrlarmd; benim Tanrla

rm da tabiatyla kabilemin ya da kasabamn btn yelerinin


de Tanrsyd. Arkaik toplumlarn ou bu ekildeydi. Uzun
alar boyunca, ok sayda farkllam toplumsal kurumlar
araclyla oluan yksek kltrler de bu ekildeydi. Daha
sonra birey ile toplum ve birey ile deer dzenindeki en yk
sek otoriteyi temsil eden Tanrlar arasndaki btnlk, farkl
yerlerde ve deiik dini hizipleme tiplerinde sarsnt geirdi.
Bu durum, modernitenin balangcndan ok daha nceleri
gerekleti, rnein srailin Orta D ounun birleik sembolik
dzeninden knda ya da hatta daha radikal bir biimde
Hristiyanln, klasik uygarlklarn sembolik dzeninden ay
rlnda bu grlebilir. Bu tr hiziplemelerden sonra yksek
anlam sistemini yeni bir temel, belki de daha kk bir saha
(kltrn yerine alt-kltr) zerinde yeniden onarmak iin
pek ok teebbste bulunuldu srail kabileleriyle Tanrlar
arasndaki btnlemedeki gibi ya da Hristiyan kiliselerinin
bir araya gelmesi iin srekli aray ierisinde olunmas gibi.
Hristiyanlk bak asyla Avrupa Orta anda, tek, or
tak ve yksek bir anlam sistemi altnda belirli bir hkimiyet
sahas ierisinde btn insanlar bir araya getirme ve onlar
bir arada tutma teebbsnde bulunuldu. Biz byle bir giri
imin btnyle hibir zaman baarl olamadn biliyoruz.
Hristiyanlk ierisinde aznlklar kendi zel sembolik sistem
lerini korudular -Yahudiler, sapkn gruplar, pagan gemiten
gelen kltler. Hristiyanln btnl zaman zaman dtan
(slam) zaman zaman da iten (Yunan Ortodoks Kilisesi)
paraland. Bu btnlk, aslna baklrsa en keskin ekilde
Reform ile sarsld. Bu sarsntnn sonular tasarlanmamt, nk reformu yapanlar birleik bir Hristiyanl restore
etmeyi ve onu yeni bir temel zerinde korumay istemiler
di. Kiliselerin hizipilikleri Avrupa dzeyinde bu giriimi
engelledi. Ortodoks kilisesinin yannda iki yeni Hristiyan
lk ortaya kt: biri Katoliklik, dieri Protestanlk. Merkezi

Avrupada din savalarnn sona ermesiyle birlikte oluan tablo


-cu iu s regio, eius regi>
- , en azndan baz kk kurallar ere
vesinde sembolik btnl restore etme giriiminin temelini
oluturmaktayd. Ancak, modernitenin saldrlarndan dolay
bu blgesel zmler dahi yalnzca ksa bir sre yaayabildi.
Endstrileme, ehirleme, g ve kitle iletiim aralar Kato
lik ve Protestan eklinde insanlar ak biimde ikiye blme
yebilir. Modern merkezi Avrupada Katolikler ve Protestanlar
(ve artan oranda pek ok inan sahibi kii, dinsiz insanlarn
artan says da iin cabas) rnein evlilik araclyla kaynar
ve birbirlerine karrlar.
Bundan dolay Westfalya Bar formlndeki blge kav
ram, meknsal anlamn kaybetmektedir. Blge bir anlam
topluluu iin iletiim alan olmakta ve inan genellikle belir
li bir alanla snrl kalmamaktadr. Birisi, komular Protestan
olsa bile, Katolik bir dini toplulua ait olarak ve dier Kato
lik kurumlarda yer alarak Katolik olabilir. Bu alt-kltrler,
genel olarak gnll dnce topluluklar, artk eski yaam
topluluklarnn teminatn ve sosyal deer-anlam dzenle
rinde gml olan anlam salayamamaktadrlar. Bununla
birlikte, farkl iletiim formlar ve sosyal ilikiler araclyla,
stesinden gelinemeyen anlam krizinden bireyi kurtarabilir
ler. Onlar eer radikal biimde toplumun karsnda olmaz
ve en azndan toplum tarafndan hogryle karlanrlarsa,
o zaman toplumdaki anlam krizinin yaylna bir bakma set
koyabilmek iin kitlelere etki edebilir. Aydn yneticiler bunu
fark edecek kadar zekiydiler, vatandalarna nerede bulurlar
sa orada mutluluu aramay miras braktlar. Katoliklerin
Prusya krallnn sadk destekileri olacana dair bu iyi te
mellendirilmi umut, tersine dnd.
5 T.S.N.: 1555 ylnda gerekleen Augsburg Barnn temel ilkesidir. kti
dar kimin elindeyse onun dini geerlidir anlamnda bir zdeyitir.

Dinin grd ilevler hakknda sylenilen eyler, hemen


hemen, dier kapsayc anlam dzenleri iin de geerlidir.
Modernleme, yerelletirilmi anlam ve deer sistemlerinin
tekellii iddiasn, tamamen imknsz ekilde olmasa da b
yk zorluklarla, btn toplumlar iin gl bir ekilde vur
gulad. Ayn zamanda modernleme, akn alana (rnein
kapsaml ideolojiler araclyla) inanan topluluklarn dn
m geirmesine sebebiyet verdi ve daha kk topluluklarn
paylalm anlamlarn bu anlam stoklarndan ortaya kartt.
Bu ihtimale ramen, batan sona gerekleen btn gelime
ler, hepsinden te, hem birey eylemlerinin yneliminde hem
de hayatn btn alanlarnda yksek derecede bir gvensizlik
dourdu.
Bununla birlikte, sonucu hemen modern topluluklarn
kapsaml anlam krizlerinden ac ektiine getirmek, kolayc
lk olacaktr. nk bu artlar altnda bile, hl kendi yaan
tlarndaki deneyimleri ile onlara teklif edilen farkl yorum
layc olaslklar arasnda anlaml bir iliki kuran ve bundan
dolay da yaantlarn grece anlaml klan insanlar var. Ayr
ca, akn deerleri ve anlam ynlarn somut sosyal ilikilere
nakleden kurumlar, alt-kltrler ve inan topluluklar da var.
Bu anlam adalarnn tesinde modern toplumun baars,
sosyal yaamn kurallarn ve onun modas gemi ahlkTn
ve hatta daha fazla ya da daha az uzmanlatrlan belirli eylem
alanlarn resmi olarak ahlkiletirerek yasallatrmasndan
kaynaklanmaktadr. Yasallatrma, bir toplumun tm yeleri
iin balayc olup yazyla sabitlenen soyut normlar tarafla
rndan dzenlenmi ilevsel bir sistem anlamna gelmektedir.
Ahlakiletirme ise, bireysel eylem alanlarnda grnen somut
etik problemleri zme giriimidir. rnein Amerikada aka
demik disiplinler ierisinde bu tarz bir tp etii ya i etii
ortaya kt. Yasallatrma bu etkilenen farkl deer sistemleri
ni grmezden gelir. Mesleki alanlar ahlkiletirme, kapsayc

bir anlam dzeni olmadan da ortaya kar. Ayn zamanda da


insanlarn kapsayc ve paylalm ahlk deerleri olmadan
kendi gndelik yaamlarn ynetebilecekleri artlar meyda
na getirir.
Byle bir toplum trafik kurallar sistemiyle de karlat
rlabilir. Birisinin krmz kta durmas, yeil kta devam
etmesi ve bu kurallar srdrmesi, yoldaki btn srcleri
ilgilendirmektedir. Bundan dolay birisi normal olarak, de
rinlikli ahlki artlar altnda kendi kendisine yasallatrlan
kurallar olmakszn insanlarn bu kurallara uyacana bel ba
layabilir. Kurallarn inenmesi durumunda ise o kii, hukuki
yoldan ya da ticari kurumlar veyahut salk kurulular ta
rafndan korunup srdrlen devlet-d kurallar araclyla,
trafik kurallarn ineyen(ler) in akln bana getirebilir.
Kendine zg ekilde, demokratik toplumlarda rakip kara
sahip gruplar, devlete yasal hale getirilen ve kendileri iin
en nemli ey olan trafik kurallarna sahip olma teebb
snde bulunurlar. uras aktr ki, benzetme yalnzca ksmi
dir: Trafik kurallar yalnzca bireyin sosyal hayat alanlar
ierisindeki pratik meselelere gndermede bulunabilir. Hatta
burada ahlkiletirilmi, deer-ynelimli bir retorik de iletil
melidir.
Bilhassa birtakm zel kurallara ilgi duyan gruplar, bu
kurallar yasallatrmak iin demokratik oluumu kullanmak
isterlerse, o zaman onlar -h e r ne kadar dzenlenmesi zor g
rnse d e - bunlar toplumun tamamyla ilgili olan deerlere
referansla merulatrma araynda olmaldrlar.
Kanunlarn etkisinin ve zel alann etiklerinin tesinde
bireyler kendi kapasitelerine terk edilirler. Ahlk kurallar
meslek hayatndaki ya da zel alandaki dzenleyici kurallar
bir kenara brakrsak- bireysel yaamdaki anlam krizlerinin ve

atmalarnn stesinden gelebilmede olduka snrl ekilde


katkda bulunur. Ancak, biz trafik kurallaryla ilgili yapt
mz analojinin tam olmayan bir benzeim olduu gereini
grmezden gelsek bile, bu yalnzca normal bir durum iin
dahi olsa bir geerlilie sahiptir. Peki, bunun ne anlam var
dr? Bu, en azndan yksek derecede ekonomik refaha ula
m, dardan herhangi bir ani tehdit durumunu tecrbe et
memi ve farkl ilgi gruplar arasnda grece barl ekilde
bir mzakere ortam oluturmu bir toplum varsaymnda
bulunan bir analoji anlamna gelir. Bu yzyln en i karartc
tecrbelerinden biri, bu tr normalliklerin daima krlgan
olmasdr. Eer artlar normal deilse ve zellikle de birey
lerden kendi ilgilerini bir btn olarak toplumun gerisine
konumlandrmalar istenirse, o zaman trafik kurallar artk
yeterli olamayacak bir hal alr. Byle bir durumda ise, nasl
kurulduuna baklmakszn, kuatc bir ahlakilik toplumsal
bir mecburiyete dnr.
Bizim burada iddia ettiklerimiz, her eyden nce Emile
Durkheim ve onun kurmu olduu Fransz okuluna kadar
izi takip edilebilen geleneksel sosyolojik teoriden beslenir.
Bununla birlikte, onlarn baz temel varsaymlarn redde
der. Durkheim hibir toplumun kuatc bir ahlk olmaks
zn hayatta kalamayacana inanyor ve bu kuatc ahlkisembolik dzeni din eklinde isimlendiriyordu. Biz nor
mal artlar iin bu zorunluluu kabul etmememe konusunda
Durkheimden ayrlyoruz. Durkheimle kurulan irtibat bizim
bu normal artlar daha ak bir ekilde ifade etmemizi
gerektiriyor. Durkheim, kendi karlarn ve olaanst du
rumlarda yaamn toplumun btnl iin kurban etmeye
gnll olmann, bir toplumun hayatta kalabilmesinin vazge
ilemez nitelii olduunu dndnden dolay kurban fe
nomenini incelemeye ok fazla gayret sarf etti. Durkheimin
varsaym, varolusal bir tehdide maruz kalan bir toplum fik

rini tamaktadr. Fakat elbette ki bu, normal artlar ieri


sinde bulunmayan bir tehdittir. Trafie dhil olanlar kendi
menfaatleri ierisinde kurallara uyma ihtiyacn hissederler;
herhangi bir kurban olmaya cret etmezler. Modernleme bu
tr normal artlar gemi dnemlerde olduundan daha
fazla olaslkla ortaya karr. Bununla birlikte allageldik
ekliyle siyasal istikrarla ilikili olarak grece ekonomik geli
meyi salar. Btn vatandalar, bir dzenin hayatiyeti maddi
bir refahla gvence altna alndnda, bunun meruiyetini
sorgulamaya daha az zendirilir. Ancak bu duruma gvenli ve
tersine evrilemez gzyle bakmann da ciddi bir hata olaca
vurgulanmaldr.
Modernitenin saldrlar ile birlikte, zayflayan hatta
kntye urayan kuatc anlam dzeni, artk neredeyse bir
roman konusu haline geldi. Aydnlanma ve onun halefleri,
zgrlk ve akl zerine temellenen yeni bir dzenin oluu
muna sebebiyet veren bu sreci itenlikle karlad. Devrim
sonras Fransz gelenekselcileri ve dier muhafazakr d
nrler ise ayn srece bir gerileme ve k gzyle bakarak
hayflandlar. Modernite ve onun sonular ister honutlukla
kabul edilsin ister reddedilsin, meselenin gerekleri zerinde
geni bir uzla var. Tam olarak tesis edilememi olsa da, biz
bu uzlann karmak bir durumu ar derecede basitletir
diini sezinliyoruz. Bu geni apl uzla uzmanlarn yan sra
kapsayc anlam dzeninin paralann gerekletiren ana
etkenlerle ilgili saduyulu yaklam paylaanlarda da var. Bu,
dinin geriledii dncesinde de bulunabilir. Buradaki din
kelimesi, Durkheimin ifade ettii herhangi bir kapsayc an
lam dzeni ya da dnya dzeni manasnda deil, daha ok ge
leneksel manasna yakn ekilde -T anrya, te dnyaya, kur
tulua inan g ib i- kullanlmtr. Modern Batya referansla
diyebiliriz ki, bu aslnda Hristiyanln knn modern
anlam krizine yol at dncesini ima eder.

ok orijinal olmayan bu yorum bir gerek olarak kabul


edildi ve saylar gittike artan filozoflar ve entelekteller tara
fndan honutlukla karland. Fakat hemen tm muhafazakr
ideolojik dnrlerce bu duruma yas tutuldu. Bu tartma
nn ana iddias, din sosyolojisinde kkl bir ekilde yer edinen
seklerleme tezinin, modernlemenin kanlmaz olarak
seklerlemeye yol aaca fikrine dayanmasyd. Seklerle
me, bir taraftan, dini kurumlarn toplum nezdindeki itibarn
yerle bir ettii kadar, dier taraftan da insanlarn bilinlerin
deki dini yorumlarn kabulnn de bir anlamda kne yol
ayordu. Bylece tarihsel olarak, hem kendi hayatn hem de
sosyal varoluunu din olmadan srdrebileceine inanan yeni
bir insan tr ortaya kt: modern insan.
Bu modern insanla karlama, Hristiyan teologlarn he
men btn nesilleri iin nemli bir konu haline gelmiti ve
Bat lkelerindeki Hristiyan kiliselerde merkezi bir program
noktas tekil etmiti. Bu tezden dolay, tabi ki, pek ok tar
tma da ortaya kt. Tarihsel kantlar en azndan 18. yzyl
dan bu yana kiliselerin sosyal etkisinin yine en azndan Bat
Avrupa iin azaldn ve nemli kurumlarn (rnein eitim
sisteminin tamam) daha nceki dini balarndan kendilerini
zgrletirdiklerini gstermektedir. Buna ilave olarak mo
dern insan terimi, gereklikten tamamen ban koparmamt. Muhtemeldir ki (daha nce tanmland anlamnda)
dini inansz ya da dini pratiksiz hayatlarn idame ettiren
pek ok insan var. Sekler varoluun bu eklinin mutlak bir
yenilik olup olmad sorgulanabilir. O da muhtemelen, ki
liseler var olmadan nce ve sonra olmakszn bu dnyada
mutluluu bulan insanlarn daima var olmas idi. Fakat bunu
gzden karsak bile, modernite ve seklerleme denklemine
pheli bir ekilde yaklalmaldr. Seklerleme tezi eer dn
yann herhangi bir yerine uygulanacaksa, oras Bat Avrupa
olmaldr (hatta orada bile kiliselerin kurumsal gerileyiinin,

bilinlerdeki dini yorumlarn gerileyiiyle eit olup olmad


sorguya tb tutulmaldr). Avrupada dini alanla ilgili gzlem
yapan (bu almann iki yazarndan birinin de ierisine dhil
olduu) kiiler, uzunca bir sre, anti-kleriklemenin (declericalizationb) dinin kaybyla kartrlmamas gerektiine iaret
ettiler. Her ne ekilde olursa olsun, geleneksel sklerleme
tezi Bat Avrupa snrlarndan ayrlr ayrlmaz hzl bir ekilde
inanlrln kaybetmektedir.
Seklerleme teorisini yaralayan Amerikadaki din devleti
idi. Amerikan toplumunu, kabul edersiniz ki, modern olma
yan bir toplum olarak tanmlamak ok gtr. Amerikada din
ok gl ekilde hayatta ve canl bir ekilde yaamaktadr. Bu
durum, hem kurumsal dzeyde hem de milyonlarca insann
bilinlerinde ve yaam idamelerinde geerlidir. Bu durumun,
seklerleme tezinin ngrd ynde deitiine dair birka
iaret bulunmaktadr.
Avrupa ve Kuzey Amerika dnda, bu tez her ekilde ol
duka anlamszdr. nc Dnya olarak adlandrlan lkele
rin gerekten dini hareketlerin hamleleriyle salland ortada
dr. Islami Rnesans dnyada olduka dikkat uyandrmakta
dr; fakat bu tekil bir rnek olmaktan uzaktr. Herhangi birisi,
dnya genelinde Evanjelizmin en arpc ksmn oluturan
Evanjelik Protestanln baar hikyesinin izini srebilir. Bu
yeni Protestanlk Dou ve Gneydou Asyann geni alan
larnda, Byk Sahrann Gney Afrikasnda ve en artcs
da Latin Amerika lkelerinin hemen tamamnda bir bozkr
6 T.S.N.: Anti-klerikalizm, kamusal ve politik yaamda ya da bir kiinin gn
lk hayatnda var olan kurumsal dini glere kart olan bir harekettir. Bu
hareket seklerlikten daha aktif ve partizan bir tavr ister ve hatta bazen
kilise mlkne zarar vermek veya almak gibi iddetli tavrlar alabilir. 18.
yzylda dini ilgisizlik temeline dayal olarak siyasi ve dini bir akm eklinde
gelimi ve kilisenin dogmalarna, imtiyazlarna, mlklerine ve siyasi nfuz
larna kar kmtr.

atei gibi yaylmaktadr. uras aktr ki, dini cokunlua en


hassas olan toplumun bu katmanlar da sklkla modernle
meden nasibini almtr. Gnmzn kitlesel dini hareket
topluluklar, nc Dnyann geleneksel kylerinde deil,
yeni ehirlerinde bulunabilir. Modern niversitelerde eitim
gren insanlar ounlukla bu hareketin ekirdek kadrosunu
oluturmaktadrlar.
Ksaca syleyecek olursak: Seklerlemi modernitenin
Avrupa modeli yalnzca snrl deerler retmekle kalabilir.
Toplumdaki ve bireylerin hayatlarndaki anlam krizlerini
oluturan en nemli faktr, szm ona modern seklerizm
deil, modern oulculuktur. Modernite, nitel oulculuk
kadar nicel oulculuk anlamna da gelir. Bu gerein yap
sal sebepleri ise herkes tarafndan bilinir: artan nfus, gler,
bununla da ilikili olarak ehirleme, fiziksel ve demografik
anlamda oullama, piyasa ekonomisi, pek ok trden in
sanlar bir araya getiren ve onlar mantksal olarak barl
ekilde birbirleriyle iliki kurmaya zorlayan endstrileme,
hukuk kurallar ve bu barl bir arada olua kurumsal garan
trlk salayan demokrasi(...) Kitle iletiim aralar ise daimi
ve phe gtrmeksizin hayat ekillerinde ve dnlerde bir
oulluu tehir etmektedir. Bu, hem kitlesel okur-yazarlk
zerine temellenen basl materyalin, nfusun tamam ze
rine zorunlu okullama ile yaylmasndan ve hem de en yeni
elektronik medyann etkisinden kaynaklanmaktadr. Eer bu
oulculuun meydana getirdii etkileimler, u ya da bu e
kilde yasalarn ereveleriyle engellenemezse, etkisini btn
gcyle gsterecek ve beraberinde nemli sonularndan biri
ni getirecektir: yapsal anlam krizi.
Yasalarn erevesinden daha nce bahsedilmiti. Rabbinik Judaizm, Yahudiliin pratiini onun sekler grntlerin
den ayr tutarak bu ereveyi oluturdu. Bunlar ayn zamanda

yzyllardr ounlukla kendilerine dman olan Hristiyan


ya da slam toplumunda Yahudi topluluunun hayatta kal
masna da imkn tanmtr. Birisi yasalarn erevesinin bu
toplumlarda yaayan insanlar oulculuktan koruduunu
syleyebilir. Bu korunma Yahudilerin Bat toplumlarnda z
grlklerine kavumasyla kmtr ve zellikle etki altnda
kalan insanlar sonu olarak anlam krizine maruz kalmlardr.
Modern Yahudi dnrlerin ve yazarlarn zellikle youn bir
ekilde bu tr anlam krizlerinden endie etmeleri, yalnzca bir
tesadf deildir. Dier taraftan birisi, oulculuun sonula
rndan kendisini korumak isteyen bir grubun kendisine zg
yasa erevelerini ina etmesi gerektiini syleyebilir. Daha
nce de getii gibi tarih boyunca, rnein ge antik an
byk kasabalarnda ve muhtemelen ticaret gzerghlarnn
yer ald Asyann ehir merkezlerinde, oulculuun pek
ok grnm sz konusu olmutur. Modern oulculama
sreleri, nceki oulculama ekillerinden kendisini yalnz
ca muazzam uzanmlar (bunun etkiledii daha geni evreler)
ile deil, ayn zamanda hzl ekilde gereklemesiyle de ayrt
etmektedir: Onlarn etkileri tedricen yeni lkelere kadar ge
nilerken, zaten yksek derecede modernlemi toplumlarda
da duraan kalmamakta ve hzla ivme kazanmaktadr.
Modern oulculuk deer sistemlerinin ve yorum ema
larnn kusursuz ekilde grecelemesine yol aar. Baka bir
biimde syleyecek olursak, eski deer sistemleri ve yorum
emalar artk de-kanoniktir {decanorize1) . Bireylerin ve b
tn gruplarn ynszlemesi, uzun yllardr sosyal ve kltrel
tenkitin balca temasn oluturmaktadr. Yabanclama ve
7 T.S.N.: Kanonik kelimesi, genel olarak kabul edilen veya otoriterler
ce dorulanm anlamnda kullanlr. zellikle de Roma Katolik Kilisesi,
Dou Ortodoks Kilisesi ve Anglikan Kilisesi tarafndan olmak zere, ekmenik konsiller tarafndan kabul edilen kilise kanun ve kurallarndan bah
sedilirken dillendirilir. Anti-kanonik ise bu kanun ve kurallardan syrlmay
ima eder.

anomi gibi kategoriler, modern dnyada yollarn bulmaya


alan insanlar tarafndan tecrbe edilen zorluklar tanmla
mak iin ileri srlr. Bu tarz klie anlaylarn gszl,
onlarn anlam krizini abartt anlamna da gelmez. Onlarn
zafiyeti, kendi deerlerini ve yorumlarn muhafaza etmek
amacyla hem bireylerin kapasitelerine hem de farkl yaam
ve anlam topluluklarna ynelik krlk ierisinde bulunma
larndan kaynaklanmaktadr. Kierkegaarddan Sartrea kadar
varoluu filozoflar, yabanclaan insanolunun en etkileyi
ci kavray biimini gelitirdiler. Son dnem Bat edebiyat
boyunca bunun farkl rnekleri bulunabilir, hatta tek bana
Kafkadan bahsetmek bile kfidir. Ancak, bu insanlk grn
mn modern toplumlarn yalnzca kk bir ksmna (her
ne kadar bu ksm belirli alardan nemli dahi olsa) uyarlama
konusunda phe duyulmamaldr. Bu toplumlardaki ou
insan, bir Kafka romanndaki karakterler gibi aylak aylak gez
mez. Bu kiiler korkuyla cezalandrlmamakta ve inan s
raylarn umutsuz hale getirecek ekilde ayartlmamaktadr.
Bunun yannda da kendilerine zgrle mahkm gzyle
bakarlar. u ya da bu ekilde, din ile ya da dinsiz, hayatlaryla
ba edebilirler. nemli olan, onlarn bunu nasl yaptklardr.
Fakat bu sorunun peine dme giriiminden nce, biz bir
kez daha oulculuun modernitedeki anlam krizinin sebebi
olduu iddiamza geri dnmek istiyoruz. Anlamn sosyo-psikolojik statsnn ve sorgulanmakszn kabul edilen bilginin
kaybolduu sre ile anlam ynnn nemini daha yakndan
incelemeliyiz.

4. Sorgulanmakszm Kabul Edilen eylerin Kayb

Eer yaam ve anlam topluluklar toplumsal beklentilerin ta


lep ettii boyutlarda birbirleriyle rtrse, o zaman sosyal
yaam ve bireyin varoluu, allageldii ekliyle neredeyse
kendi kendilerine ilerleyip gider. Bu, illa ki bireylerin yaa
ma dair problemlerinin olmayaca ya da kaderleriyle mutlu
olacaklar anlamna gelmez. Ancak, onlar en azndan dnya
hakknda biraz bilgi sahibi olan, dnyada nasl davranaca
n, hangi eylerin beklentisinde olacan ve en nemlisi de
kim olduklarn bilen kiilerdir. rnein, bir klenin rol el
bette ki i ac olmayacaktr. Bununla birlikte bu rol yerine
getiren kiiler, ne kadar honutsuz olurlarsa olsunlar, davra
nlarn rahatlkla dzenleyebilecekleri olduka sabit ve ak
bir ekilde ngrlebilir bir dnyada yaamalar durumunda,
beklentileri ve kimlikleri ksmen de olsa gven ierisinde ola
caktr. Varolularnn anlamn hemen her gn tekrar tekrar
tanmlamak zorunda kalmayacaklardr. Klelerin efendileri
klelere gre ok daha msterih ekilde varolularn anlam-

landrsalar da, hem kleler hem de onlarn efendileri, dnya


daki varoluun bu kesin tanmn birlikte paylarlar. Ne kle
ne de onlarn efendileri, Sartren syledii gibi, zgrlne
mahkmdur (klelerin isyan edebilme ya da efendilerinin
bir kei olmak iin onlar terk edebilme ihtimalleri, gerein
yaygnlna gre daha nadir durumlar olduu iin, burada
kapsam dnda braklmtr).
Modern oulculuk, aklselim bilgiye zarar verdi. Dn
ya, toplum, yaam ve bireysel kimlik, hepsi sorulara tabi tu
tuldu. Bunlarn hepsi oklu yorumlara maruz brakld ve
her yorum kendi muhtemel eylem perspektiflerini tanmlad.
Hibir yorum, hibir muhtemel eylem dizisi, bugn tek do
ru ve sorgulanamaz gerek olarak kabul edilemez artk. Bi
reyler, bundan dolay, hayatlarnn imdiye kadar olanndan
ok daha farkl bir tarzda olup olmamas gerektii sorusuyla
sk sk kar karya kaldlar. Bu durum bir taraftan byk
bir zgrlemeye, yeni ufuklara ve yaam olaslklarna yelken
aarak, eskinin dar kalplarndan kurtaran ve varoluun sor
gulanamaz modeli eklinde tecrbe edildi. Ancak, ayn sre,
genelde ayn bireyler tarafndan, kendi gerekliklerindeki yeni
ve allmadk olanlar tekrar tekrar anlamlandrmaya zorla
yan bir bask unsuru olarak da grld. Bu baskya kar koyabilen insanlar olduu gibi, onun keyfini sren insanlar da
grebilmek mmkn. Birisi bunlar oulculuun hnerleri
olarak tanmlayabilir. Ancak, insanlarn pek ou, alternatif
hayat ekillerine skca bal olan yorum olaslklaryla dolu
karmakark bir dnyada kendilerini gvensiz ve kaybolmu
hissetmektedirler.
Arnold Gehlenin kurumlarla ilgili teorisinde gelitirmi
olduu kavramlar bu karmakark durumu anlamamza yar
dmc olacaktr. Biz zaten kitabn giri blmnde gerek
hayattaki insan ynelimleriyle ilgili olarak kuramlarn ne

minden bahsederken, bu beden teorisine atfta bulunmutuk.


Kurumlar, dnyay yeniden kefetme ve kendilerini onun
ierisinde her gn yeniden dzenleme konusunda bireyleri
rahatlatmak iin tasarlanmtr. Kurumlar sosyal etkileimin
idamesi ve bireysel zgemiin oluturulabilmesi iin plan
lar oluturur. Onlar, insanlara davranlarn ynlendirebile
cekleri test edilmi kalplar salar. Bu kurallarla belirlenmi
davran ekillerini pratie dkerek birey belirli rolleri (rne
in koca, baba, ii, vergi verme, trafie katlma, tketici olma
vb.) nasl yerine getirecei ile ilgili beklentilerini eletirmeyi
renir. Eer kurumlar mantkl ekilde normal seyrinde i
levlerini yerine getirirse, o zaman bireyler toplum tarafndan
kendilerine yklenen rolleri, kurumsallam eylem emalar
ierisinde yerine getirir ve bu sayede kurumsal olarak gvenin
tesis edildii bir ortamda, byk oranda sorgulanmakszn
kabul edilen ve toplumsal olarak ekillendirilen bir plan ieri
sinde hayatlarn ynlendirebilirler.
Kendi etkileri erevesinde kurumlar, igdlerin yerlerine
geebilir ve hesaba katlmak zorunda olunan btn alterna
tifler olmadan da eyleme izin verebilirler. Toplumsal anlamda
nemli olan pek ok sosyal etkileim, yar-otomatik ekilde
gerekletirilir. Her zaman kleler efendilerinden bir emir
alrlar ve bu emirlere uyup uymamay gzden geirmeye dahi
ihtiya duymazlar. Ayn ekilde klenin efendisi de hibir za
man ona emir verme yetkisine sahip olup olmadn dn
mez. Ne kleler ne de klelerin efendileri, kendilerinin ya da
bakalarnn yapm olduklar eylemleri sorgulamazlar, tipik
olarak onlarn eylemleri dnce rn deildir. Gehlenin
kurumlar teorisini, George Herbert M eadin (bireysel kim
liin oluumuyla ilgili daha nceki tartmada da kendisine
minnettar olduumuz) sosyal psikolojiye dair grleriyle
irtibatlandrarak birisi kurumsal planlarn bireylerin bilin
cinde iselletirildiini ve bireylerin kendine zg anlamlar

na yabanc olmayacak ekilde eylemlerini ynlendirdiklerini


syleyebilir. Planlar ok-katmanl sreler ierisinde isel
letirilir: Bu ncelikle, bireysel kimliin oluumunu hazrla
yan kurumlar ierisinde birincil sosyalleme eklinde, son
rasnda ise esas olarak alma dnyasnda, sosyal gereklik
rollerine bireyi ynlendiren ikincil sosyalleme ierisinde
gerekleir.
Toplumsal yaplar, bilincin yaplar olurlar. Kle ve efen
di yalnzca rolleriyle uyumlu ekilde davran gstermez, ayn
zamanda rol davranlarna uyan tarzlar ierisinde kendileri
ni dnr, hisseder ve idrak ederler. Bireyin znel dnyas,
toplumsal olarak somutlatrlm gereklikle zorunlu olarak
tastamam rtmez. Bu zaten imknsz bir eydir. Sosyalle
me srecinde gerek paralanmalar yoksa bile en azndan k
k atlaklar sz konusu olur. Kiiliin oluumunda en iyi
ihtimalle tam bir anlam mutabakatna yaknlama olabilir.
Birincilden ikincil sosyallemeye doru olan kusursuz bir ge
i, birok toplum iin bir istisnadr, bu bir kural deildir.
Birey, ryalarn gndelik hayata aktarabilmek ve toplumsal
planlar dnda maceralar bulabilmek iin nevi ahsna mn
hasr drtlere ve cretlere sahiptir. Bununla birlikte, bu
bile normallik hakknda konumak kabilinden saylabilir.
Kurumsal planlardan sapmalar ve toplumun tarihsel anlam
birikimlerinden (ve anlam rezervlerinden) ayrmalar, grece
daha nadir grlr ve genelde bireyle snrl kalr. Bu, onlarn
iletiimsel srelere dhil olamad ve denetimin, tehli
keli dncelerin iletilmesinde ve nesnelletirmenin en alt
seviyesinde dahi etkili olduu anlamna gelir. Eer denetim,
bireyin isel yaamnda yer alan sapmalar kapsamazsa, o za
man sapknln tedavisinde zel kurumsal planlar uygulanr.
Bu tedavi hem dsal hem de isel boyutlara sahiptir. Dsal
anlamdaki tedavilerin seviyesi, doru yoldan sapan kiilerin
fiziksel tasfiyesinden kaybolan koyun iin manevi bir ilgi

duyma tutkunluuna varncaya kadar deikenlik arz eder.


u ya da bu ekilde sapkn davran, (programn yrtlmesi
anlamnda) zararsz eklinde yorumlanmaldr. Sistemin yu
muak ekilde ilev grmesini engelleyecek eyler ortadan kal
drlmaldr. Bu sosyal kontrol srecinin isel boyutu ise sap
kn davran durdurmaya ynelik teebbste bulunmak ve
normalliin nceki dncesiz kabuln restore etmektir.
Kurumlar glerini, sorgulanmam meruiyetin devaml
lndan alrlar. Bir kurum, insanlarn kurumsal roller, kim
likler, yorum emalar, deerler ve dnyay kefetme yollar
hakknda dnmeye balad anda tehlikeyle kar karya
kalr. Muhafazakr filozoflar daima bunu hissettiler; kdemli
polisler bunu pratik tecrbeleriyle bilirler. Normal artlar
ierisinde tehlikeli dnce mantkl ekilde kontrol altna
alnabilir. Ancak, oulculuk bu kontrol ok daha zor hale
getirir. Klfetli ekilde zgrle geile ilgili burada ak bir
sosyal-psikolojik diyalektik var: Sorgulanmam yorum ka
lplarna ve davran normlarna tutunmadan bireyleri ken
di hayatlarna ynlendirmeye mecbur brakmak olaanst
derecede zordur. Bu, zgrln bulunmad eski iyi gn
ler iin yaygarac bir nostaljiye sebebiyet verir. zgrleme
mulk bir kavramdr. Gehlenin syledii gibi: zgrlk ya
banclamadan domutur ve onu tersine evirmitir.
Modern edebiyat bunun rnekleriyle doludur. Bir kii yal
nzca tarallk temas, kasaba ile ehir arasndaki biyografik
diyalektii ya da oklu muhtemel zgrle giden yollar
(Arthur Schnitzler) ile ilgili dnme ihtiyac hissedebilir.
M adam Bovary kendi dar, taral dnyasndan strap duyar.
Fakat eer Parise gitme ansna sahip olmu olsayd, muh
temelen uzun sre mutlu kalamam olacakt. Yabanclama,
onun daha geni apl zgrlnn bedelidir. Onun k
kenlerinden yoksun ocuklar, kesin olarak onlarn hibir su

rette farkna varamadklar ve sorgulanmakszn kabul edilen


lerin hkim olduu eski taral dnyann her eye ramen baz
iyi ynlere sahip olduu fikrini byk olaslkla gz nnde
bulunduracaklardr. Bu dnyaya fiziksel bir dn artk nere
deyse imknsz gibidir. Bununla birlikte, isel bir dn (dini,
siyasal, teraptik) ve yabanclamann acsn dindirecek ifa
yollar iin ne srlen rotalar konusunda da bir noksan bu
lunmamaktadr. yi eski dnyay restore etmeyi amalayan
projeler hemen hemen daima oulculuun snrlarn dur
durma fikrini ierir. Bu iyi bir gerekeyle yaplr: oulculuk
hi durmadan alternatifler sunar, alternatifler insanlar dn
meye zorlar, dnmek iyi eski dnyann btn grnm
ekillerinin temelini ve bu dnyann sorgusuz varoluunun
varsaymlarm yerle bir eder.
Modernleme, insan varoluunun tm dsal artlarnn
radikal dnmn ima eder. Bu dev dnmn motor
gc, sk sk sylendii gibi, son alarn bilim-temelli tekno
lojisidir. Yalnzca maddi alanlarda bile, bu gelime ok geni
bir olaslklar dizisini beraberinde getirmitir. Nesilden nesle
aktarlan son birka teknolojik arata maddi varoluun kuru
luu gereklemesine ramen, u an ucu buca bulunmaya
cak ekilde grnen ve srekli gelien teknolojik sistemlerin
oulluu sz konusudur. Hem bireyler hem de byk ku
rulular bu oulluk arasnda bunu ya da unu seme zorun
luluu ile yz yze kalmaktadr. Bu seme zorunluluu, en
vr zvr tketim mallarndan (hangi marka di macunu) en
temel teknolojik alternatiflere (motorlu ara endstrisi iin
hangi hammadde) kadar uzanmaktadr. Seme dizilerindeki
ykseliler ayn zamanda sosyal ve entelektel alana da uzan
maktadr. Burada, modernleme, kader tarafndan nceden
bilinerek ynlendirilen bir varolutan, birok geni seim
olaslklar bulunan bir duruma olan dnm ifade eder.
Kader, modern-ncesi dnemde hayatn hemen her safhas

n ynlendiren bir eydi, bireyler ocukluk, gei trenleri,


i durumu, evlilik, ocuk sahibi olma, yallk, hastalk ve
lm gibi daha nceden belirlenmi olan kalplara gre aama
aama ilerliyordu. Kader ayn zamanda bireyin isel hayat
n, yani hislerini, dnya yorumlarn, deerlerini ve bireysel
kimliini de belirliyordu. Tanrlar, takip edilen sosyal roller
dizisinin tamamnda olduu gibi, kiinin doum annda da
zaten oradayd. Farkl bir ekilde syleyecek olursak, daha
nce verilmeyen, sorgulanmayan her trl faraziye, insan va
roluunun en geni blmlerine kadar uzanyordu.
Modernleme temel olarak ite bu durumu deitirmitir.
Doum ve lm -sad ece bu ik isi- halen kader tarafndan ta
yin ediliyor. M addi bir seviyedeki muhtemel seimlerin o
ulluuna paralel olarak ok-katmanl modernleme sreci
sosyal ve entelektel seviyede de bir seimler dizisinin kaps
n aralad: Hangi ie sahip olmalym? Kiminle evlenmeliyim?
ocuklarm nasl yetitirmeliyim? Tanrlar bile bu srete
muhtemel olaslklar arasndan seildi. Ben dini mensubiyeti
mi, yurttalm, hayat-tarzm, kendi imajm ve cinsel al
kanlklarm deitirebilirim anlay ortaya kt. Sorgulanmakszn kabul edilen varsaymlar dizisi, tanmlanmas g
grece kk bir merkeze indirgendi. Bu deiimin teknolojik-ekonomik temelleri maddi seviyede idi; fakat onun sosyal
boyutlar oulculuk tarafndan younlatrld. oulculuk
yalnzca birisinin seimlerine (i, koca ya da e, din, parti)
izin vermekle kalmad, ayn zamanda kiiye, modern tketim
mallar dizisinden birisini semeye zorlad (Persil, Ariel, VW
veya Saab vb.). Birisi artk sememeyi seemez, nk birisi
nin ald bir kararn farkllk arz edebilecei gereine insan
larn gzn kapatmalar imknsz hale gelmektedir. Modern
toplumun iki merkezi kurumu, seim olaslklarndan seme
zorunluluuna geii salar: piyasa ekonomisi ve demokrasi.
Kurumlar hem birey seimlerinin toplamnda yer edinmi

olur hem de kendi kendilerine devam eden seme ve ayrma


ilemine tevikte bulunur. Demokrasi ethosu insan haklarna
ynelik kkl bir tercihtir.
Sorgulanmakszn kabul edilen eyler, olduu gibi kabulle
nilen gvenli bilgiler alan idi. Sorgulanmakszn kabul edilen
eylerin kayb, bu alan yerinden etti: Ben daha az ve daha az
biliyorum. Bunun yerine seenekler dizisine sahibim. Bu se
eneklerden bazlar birisinin inan diye adlandrabilecei bir
eyde younlamaktadr. Bunlar, benim bugn bile snrlar
zorlayabileceim, hatta urunda hayatm dahi feda edebile
ceim ama artk byk olaslkla sorgulanamaz olmayan see
neklerdir. Toplumun ve bireyin normal yaamnn ierisin
de var olan eylerin doasnda bulunan bu tr snrlandrma
rnekleri grece olduka nadirdir. Modernlemenin normal
seyrinde, ben hibir ekilde inancm ya da daha nemsiz se
enekler iin hayatm gzden karp karmama konusun
da hibir zorlamayla kar karya deilim. Sorgulanmam
gvenli bilgi, son derece gevek ekilde birbirine balanm
zorunlu seenekler yn arasnda artk eriyip gitmektedir.
Gerekliin kat yorumlan da hipotez durumundadr. nan
lar, lezzet ekilleri; buyruklar ise artk tavsiyeler olarak alg
lanmaktadr. Bilinteki bu deiim ise kesin bir dzeysizlik
etkisi oluturmaktadr.
Bir kii bireyin bilincini, st ste binmi farkl dzlem
katmanlar eklinde hayal edebilir. Derinlerde (bu terim
burada Freudun derinlik algs psikolojisi erevesinde kulla
nlmamtr) sorgulanmakszn kabul edilen yorumlar yer alr.
Bu, sorgulanmam, mutlak bilgiler alandr. Alfred Schtz
bunu sorgulanmakszn kabul edilen dnya (vorld-takenfor-grarted) dzeyi eklinde isimlendirir. Robert ve Helen
Lynd ayn tr elbette ki ifadeleri (of-course-statements) kav
ramyla nitelerler. Tam zt kutbunda, yani bilincin en st kat

mannda (buradaki en st kelimesi yzey anlamna yakn


ekilde kullanlmtr) ise sorgulanmakszn kabul edilmeyen,
ilkesel olarak yeniden gzden geirmeye ve hatta vazgemeye
hazrlkl olduum seeneklerin yer ald gvensizlik alan
yer alr. Bu alan chacur a son g o f %mottosuyla kurallatrlabilir. Bu katman modelinde, bilincin modernlemesi bir
derinlik kayb olarak gzkr. Daha byleyici ekilde bi
risi bilince muazzam bir kahve makinesi gzyle bakabilir:
Bilincin btn ekillerinin ierii yukarya doru buharla
maktayken, tortuda kalanlar ciddi ekilde ekilmi ve kahve
olduka hafif olmutur.
Btn sosyal ve psikolojik sonular ile birlikte sorgulanmakszn kabul edilen eylerin kaybnn en belirgin grn
m -herhangi birisinin tahmin edebilecei gibi- din alannda
olmutur. Modern oulculuk, dini kurumlarn bir zamanlar
keyfini srd tekelciliin zeminini kaydrmtr. Onlardan
holanlsn ya da holanlmasn dini kurumlar, bir dini see
nekler marketinin tedarikileri idi. Kiliseye giden insanlar
pek ok kilisede iki elin parmaklar ile saylabilecek kadar bir
ye saysna kadar azald gitti. zel bir kiliseye yelik, artk
sorgulanmakszn kabul edilen bir ey deil, daha ok kastl
bir seimin sonucudur. Anne-babalarnn ikrarlaryla kalmaya
karar verenler bile ya bu ikrarlarn veya dinlerini deitirdiler
ya da daha kolay bir ekilde kiliseye gitmeyi tmden brakt
lar. Bu, ncelikle kiliselerin, kendi teolojik z-imajlarnn bu
gidiat kabullenip kabullenmeyecei gibi meselelerde sosyal
konumlarnda deiiklie gitmelerine sebebiyet verdi. Kili
seler hayatta kalmay gerekten istiyorsa, yelerinin istekle
rini gzden geirmeye ciddi ekilde ihtiya duymaktadrlar.
Serbest piyasada kendilerini ispat etmelidirler. zel bir inan
satn alan insanlar, bir grup tketici haline gelmilerdir.
8 T.S.N: Herkesin tarz kendine anlamna gelen Franszca ifade.

Teologlar her ne kadar inada bu gerei grmezden gelerek


kabul etmeyi reddetseler de, eski bir ticari zdeyi bilgelii
- mteri daima hakldr- kiliselere bask yapmaktadr. Kili
seler tabii ki her zaman bu zdeyie uymazlar, ama en azndan
belirli lde bunu yapabilirler.
Kiliseler piyasaya srlemez olan dogmalar ve pratikleri
muhafaza etmek iin gittike artan bir zorlukla kar karya
kalmaktadrlar. Ayn sre kiliselerin birbiriyle olan ilikileri
ni de deitirmektedir. Onlar artk kitleleri kiliselere ynlen
dirmek ya da rakiplerinin stesinden gelmek iin devlete bel
balayamazlar. oulcu durum rakip kiliseleri birbirleriyle iyi
geinmeye zorlamaktadr. steksizce balayan bu zorunlu ho
gr, daha sonra teolojik olarak yasal hale getirilmitir (ekmenik haline getirilmitir). Amerikan kilise tarihisi Richard
Niebuhr mezhepler kavramn u ekilde tanmlamaktadr:
Bir mezhep, dier kiliselerin var olduu gereini kabul eden
bir kilisedir. Mezhep teriminin, modern oulculuun n
cs olarak grlebilecek bir toplumun rnei olan Amerika
merkezli km olmas tesadfi deildir. Dier modern toplumlardaki dini artlarn Amerikadaki dini artlarla gittike
artan bir benzerlie sahip olmas, -belirli ideolojik gerekeler
le bazlarnn inanmaya alt gibi kltrel bir Amerikan
lama sreciyle aklanamaz. Benzerlik yzeysel olarak Ame
rikan etkisinden kaynaklanmaktadr. Oysa bunun asl sebebi
modern oulculuun kresel yayldr.
Bu deiikliin bireylerin bilin seviyelerinde de bir kar
l vardr. Din de yukarya doru buharlamaktadr; o da
sorgulanmakszn kabul edilme statsn kaybetmektedir.
Bu deiiklik inan konusunda u cmlede temellenen ola
slklarn statsn oluturmaktadr: Bildiim eye inanmak
zorunda deilim. Teologlar modernitenin dini nemsizletirmesine hayflanrken bu dini olaslklar, byk olaslkla

gzden karld. Ancak, bu tip teologlar, erkek ya da kadn


olarak kahverengi ya da mavi gze sahip olan ve doumundan
beri bahar nezlesinden sknt eken birisinin ayn sorgulanmakszn kabul edilen yol ierisinde bir Hristiyan olabilece
iyle ilgili bir durumu kabul etmeye meyilli deillerdir. Bu
nunla birlikte bu inan olasl, zellikle Protestan teologlara
akla yatkn gelmelidir. Zira Protestanlk, Lutherin vicdan id
raki ( Verstandnis des Gewissens) kavramndan Kierkegaardn
iman srayna varncaya dek, mkemmel bir modern
dindir. Teologlar bu fikirleri ktmserlikten daha ok umutla
kabul edebilirler. Sosyal bilim perspektifinden hareketle mo
dern toplumun, Kierkegaardc anlamda iman valyesinin
ciddi bir birikimini grmediinin farkna varlmaldr. Daha
karakteristik olan ise bir ekilde bir kiliseye olduka gevek
ekilde de olsa bal olan, teologlara gre rahatsz edici biim
de tketimin dier alanlarna da yakn olan, Hristiyanlk
dncelerine sahip kii tipidir. Dini dncelere sahip
olan insanlar, bir mezhep ierisindeki yelikleri her defa
snda deitirmeseler bile, bu dini dncelerini grece daha
kolay deitirebilmektedirler. Geleneksel Hristiyan Kiliseleri,
zellikle de Avrupadakiler, bu deiimi kabul etmede halen
ciddi zorluklar yaamaktadr. Aslna baklrsa onlar gzlerini
bu geree kapatmay istemektedir. rnein Roma Katolik
Kilisesi kendisini bir mezhep olarak adlandrmay reddet
mektedir. Nfusun byk blmne halen olduka cazip g
rndn zanneden Protestanln farkl kollar da benzer
skntlara sahiptir. stisna yalnzca Anglo-Sakson dnyada
yaygn olan ve zaten balangcndan beri oulcu grnm
arz eden yerleik olmayan kiliseler iin geerlidir.
Dini bilinteki derinliin kaybolmasnn izleri (tesa
dfi olmayacak ekilde) Amerikan dilinde de grlebilir.
Amerikada bir dine inanmann en yaygn ifadesi, dini tercih
( religious preference) kelimeleriyle ifade edilir: Dini tercihim

Lutheryanlktr demek gibi. Almancaya bu cmle u ekilde


tercme edilir: leh ziehe es vor, Lutheraner zu seir. Kyasla
ma yaparsak, ifade Kta Avrupasnda halen teslim/aidiyet
kelimesiyle geer: Ben Lutheryancym {im o f the Lutherar confession). Buradaki confession ifadesinde ahit olmak
ile hatta bir ehidin cann feda etmeye isteklilii ile ilgili bir
duru alma biimi sz konusudur. Buna kart olarak, sz
konusu kelimenin Amerikan ifadesi, tketim dili sahasndan
ve ekonomi biliminden (preferences ve preference scales
kelimeleri, ticari bir eyann ya da hizmetin piyasasn belirle
mektedir) gelmektedir. Bu, bir balln olmadn ima eder
ve gelecekte daha baka bir eyi tercih edebilme olaslna
referansta bulunur. Bu durum, Avrupann imdiki grnt
snn tarihsel bir ironisidir, rnein Almanlar, kendilerinin
Lutheryan olduklarn sylerken aslnda dini tercihini ifade
etmekten daha fazlasn kastedememektedirler. Sorgulanmakszn kabul edilenlerin kayb, bugn kresel bir fenomendir.

5. Allm Anlam ve Anlam Krizi

Gnlk eylemler, bir alkanlk olarak devam ettirilir. Onlarn


rtl anlamlarna genellikle dokunulmaz. Zor, tehdit edici
zamanlar hayatn baz alanlarnda anlam krizlerinin ortaya
kna sebebiyet verir. Hatta sonrasnda dier alanlar, eski al
lm anlamlarn etkisi altnda kalr. savalarda ve deprem
lerde bile insanlar, eer su kesilmemise dilerini fralamaya
devam ederler. Byle dnemlerde edebiyat, rnein savan
son yllarndaki Almanya ile ilgili olarak yazlm anlar ve
onun dorudan neticeleri, kyamet (apocalypse) ile normalliin yan yana birlikte var olabileceinin etkileyici bir ispatdr.
Zor zamanlarda bile, anlam krizleri nadiren de olsa haya
tn tm alanlarn e zamanl olarak ayn gle etkiler. zel
likle allm eylem, pek ok alanda zor ya da imknsz hale
geldii zaman, alkanlklar dorultusunda devam eden bin
lerinin olduu alanlarda, anlam krizlerine kar korur. Anlam
krizlerinin, ciddi felaketlerin ve toplu savalarn ardndan ger
eklemedii toplumlarda, srdrlen allm normallikler

yelpazesi elbette ki daha geni boyutlarda gerekleir. Fakat


sorgulanmakszn kabul edilen alkanlklar, yalnzca toplu
luklarn kaderiyle ilgili ciddi olaylar tarafndan deil, ayn
zamanda bireyin yaamndaki radikal deiimler tarafndan
da tehdit edilir. Btn toplumlarda, eer toplumsal anlamda
onaylanmamlarsa, anlam krizlerini birdenbire ortaya kara
bilen belirli tipik deiimler sz konusu olur. Antik ve gele
neksel toplumlarda bu deiimlere anlam veren gei trenleri
vardr. Ergenlie giri, cinsellie adm, bir ie girme, yalanma
ve lm gibi eyler konusunda daha az belirsizliklerin olmas
umulur; nk davran kodlar bu yaam-yksel krlma
larla ilikili olarak var olagelmitir. Anlamn sosyal temeli, bu
deiimlerin birey tarafndan varolusal tehditlere yol aan
derin krizler eklinde tecrbe edilmemesini temin etmekte
dir. Modern toplumlarda gei trenlerinin zayflamas hatta
tmden ortadan kalkmas, yava yava ykselen bir anlam kri
zinin bir semptomu -v e ortak n ed en i- olarak da okunabilir.
Bu ilerleyi, nemli lde modern oulculukla ilikilidir.
Sylenenleri daha da akla kavuturmak iin, bireyin
varoluunda olduka anlaml bir yer tutmasna ramen kriz
ierisindeki iki yaam alan gz nnde bulundurulmaldr.
Bunlar, cinsellik ve meslektir. Anlam krizlerine her zaman ve
her yerde sebebiyet veren cinsellik, popler ifadelerde ve ede
biyatn btnnde yeterince belgelendi. Btn lkelerdeki
popler arklarn ana temas, ak, ak derdi ve imknsz ak
zerinedir. Eski dnemlerde bugn halen i hayatnda kar
lalan bu tarz problemlerin stesinden gelmek iin gerekli
olan unsurlar kurumlar idi, bu kurumlar arasnda da en bata
gelen kiliseler idi. Bu noktaya ileride tekrar temas edeceiz.
Ancak, sz konusu kurumlar arasnda yalnzca kiliseler yoktu;
bununla birlikte sz konusu alanda etkin kalan sadece kilise
ler oldu. Nerede var olmaya devam ederlerse etsinler, ilikisel
etkileim alar, anlamn retimine ve aktarlmasna hizmet

eden toplumsal kurumlara aittir. u ya da bu cinsel problem


le kar karya olan gen insanlar, bugn bile iyi bir anlama
sahip olan amca, teyze, bykanne/bykbaba ya da vaftiz
ebeveynine dnebiliyorlar. Bununla birlikte burada da,
kiliselerde olduu gibi, bir gvenirlilik kayb sz konusu ol
maktadr. Corafi ve sosyal hareketlilik ilikisel etkileim a
n zayflatr. Dahas durum gittike yle olmaktadr, rnein
iyi-niyetli amca yalnzca uzak yerlerde yaamaz, ayn zamanda
kendi ak hayatyla zihnini umutsuz ekilde allak bullak eder.
Ayn ey alma hayatndaki problemler iin de sylenebilir:
Uygun stajla ilgili endieler ve patronla ve alma arkada
laryla ilgili problemler; isizlik ve belli bir noktadan sonra,
genellikle kariyerin ortalarnda, mit edilen her eyin baarlaca ve artk birisinin en iyi ihtimalle sosyal hareketliliin
aasna dmeden kamay umut edebilecei kanlmaz bir
tasavvur ortaya kar.
Her iki alanda da modern toplum, anlamn retilmesi ve
aktarlmas iin yeni kurumlar icat etmitir: psikoterapinin
farkl trleri; cinsel ve mesleki danmanlar (her ikisi de zaten
okul ierisinde verilmektedir); yetikinlerin eitimi iin zel
kurslar ve seminerler; refah devletinin farkl blmleri, psiko
lojik olarak eitilmi (ya da daha ziyade yar-eitilmi) perso
nel subaylar; son olarak belki de bunlar ierisinde en nemli
si olan kitle iletiim aralar. Papaz ve yal teyze ara sra halen
yardmc olabilirler. Fakat modern insann yeni ynelim
kurumlarna doru gitmekte olduu daha muhtemeldir. Bu
ama iin kii, bir ofisi, bir kurumu ziyaret etmek ya da bir
pratii yerine getirmek zorunda kalmaz. Olduka basit bir bi
imde televizyona bakarak bir dizi teraptik programla yz
yze gelir. Bunun yerine dier bir kii de kitapya gider ve
kitaplklardan hayatn dsal ya da isel ynleriyle ilgili gn
mz zorluklarna uyarlanm kiisel geliim kitaplarn seer.

Kitle iletiim medyasnda bir kelimenin iletilmesinde


dahi, yaynclktan televizyona, bu gei fark edilir. Sk sk
doru ekilde sylendii gibi, bu kurumlar modern anlaml
ynelimde -y a da daha ak ekilde anlamn iletilmesindeanahtar bir rol oynamaktadr. Onlar, tipik problemler iin
tipik yorumlar salayarak kolektif ve bireysel tecrbe arasn
da araclk yaparlar. Dier kurumlar gerekliin ve deerle
rin yorumlanmasyla ilgili ne yaparlarsa yapsnlar, medya bu
rnleri seer, paketler, onlar sre ierisinde dntrr ve
datm eklini belirler.
Modern toplum, anlamn retimi ve aktarlmas iin bir
ok zelle(tiril)mi kuruma sahiptir. Bu kurumlarn ileyi
ekillerinin analizi ve tipolojilerinin karlmas zaruri olma
sna ramen, sosyal bilimciler bu problemin stesinden gel
meye tereddtl bir ekilde yaklamlardr. lk tahminden
hareketle dahi ak bir piyasa (rnein psikoterapi) zerinde
yorumlayc hizmetlerini sunan kurumlar ile daha kk, o
unlukla da daha iddetli biimde kapal bir anlam ve mane
viyat (sektler, kltler ve daha kat ekilde tanmlanm yaam
tarzlaryla btnlemi gruplar) topluluu gereksinimini gi
deren kurumlar birbirinden ayrt edilebilir. Eski ve yeni kurumlardaki anlam-retim tarzlar konusundaki farklln baz
faydalar vardr. Gerekliin kendi yerleik yorumlarn yapa
bilecei en iyi ekilde yaparak ilemeye devam eden ve bu yo
rumlar oulcu ortam ierisinde rekabeti bir ekilde sunan
eski tip kurumlar (en nemlileri kiliselerdir) var. Daha yeni
kurumlar ise balang izgisinden balamaldrlar; onlarn da
geleneksel anlamlardan farkl kltrlere ve dnemlere serbest
e gidip gelebilme avantajlar vardr. Bu tr kurumlar her
ne kadar tekil, iyi tanmlanm, antik bir anlam ynna bal
kalmaktan zgr olsa da, onlar da istisnasz senkretik gr
nme sahiptirler. Asyadan ithal edilen meditasyon teknikleri
ve psikoterapinin en yeni pratikleriyle birlikte, ba dnd

rc cinsel deneyimler de snrl bir kk-burjuvann aile


mutluluu idealinde grnr olmaktadr. Bunlarn hepsi ge
kapitalizmin kitlesel aptaki reklamcl araclyla dnyaya
yaylmaktadr. Gerekliin bu farkl yorumlar zerinde dei
iklikler yapmak, iyi derecede bir kabiliyeti gerektirir ve zaten
bunun sonucunda da bu yetenekler konusunda uzmanlam
birok profesyonel i kolu ortaya kmtr. Bunlar, ekono
mistlerin sektr olarak adlandrd bilgi endstrilerinin i
kollardr. Helmut Schelsky bunlar eitim, danmanlk ve
dier insanlarn planlanmasyla ilgili olan meslekler eklinde
tasvir eder.
Anlam reten kurumlar bir dizi muhtemel seeneklere sa
hiptir. Ancak, stratejik adan bu kurumlar toplumdaki yo
rumlayc grnmlerini zorla kabul ettirmeyi seerek muh
temel seenekleri iki ana olaslkla snrlandrrlar. Bir taraftan
eski ve yeni tedarikileriyle birlikte rekabeti biimde hayatta
kalmak zorunda olduu piyasaya girebilirler. Dier taraftan
ise amalar iin devleti seferber edebilirler. reticiler ya yasallatrmalar yoluyla tekelci bir pozisyon elde edebilir yalnzca
kalifiyeli psikologlar psikoterapiyi uygulayabilirler- ya re
timleri bir devlet desteini kendisine ekebilir -k am u sal
sigortas psikoterapinin cretini deyebilir- ya da retimleri
nin devlet araclyla datmn yapabilir -belirli su katego
rileri, bir psikoterapist tedavisi iin ibraz etmeye zorlanabilir.
Bu geliim belli bir ironiden mahrum deildir. Kiliselerden
alnarak demokratik, kanun temelli devletlere verilen tekellik pozisyonu, anlam retimiyle ilgili oluturulmaya allan
birtakm yeni kurumlar, imdilerde demokratik refah devle
tince tartlmaktadr. Artk eski anlamda kurulu kiliselerden
bahsetmek ok zordur. Bunun yerine resmi terapiler ve Philip
Rieffin ifadesini baka bir ekilde syleyecek olursak, teraptik bir devlet var. Ancak bu gzlem, almann snrlarnn
ok tesine uzanan dncelere ynlendirmektedir.

Bu kurumlar Arnold Gehlenin terminolojisiyle ikincil


kurumlar eklinde tanmlanabilirler. Bu ifade, sz konusu
kurumlarn artk gemite olduu gibi toplumun merkezinde
yer almad anlamna gelir -zira bir zamanlar kiliseler kyn
ortasndayd. Bunun yerine onlar bugn snrl ve olduka
uzmanlam ilevler icra etmektedir. Daha te bir farkll
zikretmek bu balamda faydal olabilir. Bir taraftan bireylerin
kendi kiisel deerlerini zel yaamlarndan toplumun farkl
alanlarna aktarmasna ve toplumun geri kalann ekillendi
recek bir g vermesine imkn tanyacak ekilde bu deerleri
ni uyarlamalarna imkn tanyan kurumlar olduu gibi, dier
taraftan, bireylerin sembolik trenlerinin daha ok ya da daha
az pasif bir nesnesi olarak ancak bireylere yardmc olabilecek
kurumlar da sz konusudur. Durkheimden beri sosyolojide
iyi ekilde bilindii gibi, bunlara arac kurumlar ismi veri
lir. Birey ile toplum ierisinde sistemlemi olan deneyim ve
eylem kalplar arasnda araclk etmesinden hareketle bun
lara arac ad verilmitir. Bu kurumlar araclyla bireyler
toplumsal anlam stokunun retimine ve ileyiine aktif bir
ekilde katkda bulunurlar. Var olan anlam stokunun, otori
ter bir ekilde verilmi ve kurallarla belirlenmi ekilde deil
de, toplum bireyleri tarafndan ekillendirilen ve daha sonraki
deiimlere ak olan bir olaslklar repertuar eklinde tecr
be edilmesi, bu kurumlarn etkilerinden kaynaklanmaktadr.
Arac ve arac-olmayan kurumlar arasndaki farkllklar
bir zet halinde ele alnamaz. Bir eylem alannn somut bir
ileyiinin deneysel analizleri araclyla bu ancak mmkn
olabilir. Yerel bir kilise topluluu, psikoterapist bir grup, hatta
refah devletinin bir temsilcisi, onunla ilikili olan insanlarn
aralarndaki yapy badatrma konusunda doru ekilde rol
alabilir. Ancak, kurumun ayn formu, empoze edici, zorlay
c bir yaratk olarak grlebilir ve hatta kendisiyle ilgili olan
bireylerin yaam dnyalarna dmanca bir tavr da taknabi

lir. Bunlarn her ikisi de ikincildir ve her ikisi de anlamn


iletimini salamaktadr. Bununla birlikte nce zikrettiimiz
kurum tipi, modernlemenin yabanclama ve anomi gibi
negatif ynlerini yumuatmaya ve hatta anlam krizinden s
tesinden gelmeye uygundur. Eer bu tr kurumlar ikincil bir
forma brnrlerse, bu kez yabanclamaya sebep olacak
lardr.
Bizim bir ileri mlahazamz da kiliseler hakknda olacak
tr. Pratik olarak btn modern-ncesi toplumlarn birin
cil kurumlan arasnda din merkezi bir yer tekil eder. Bu
merkeziyetlik, Durkheimin din kavramna temel oluturur.
Din, ona gre gerekliin btn mterek yorumlarn, dn
yann tutarl bir grnm ierisinde toplayan, hem bilin
hem de vicdan anlamnda toplumsal ahlkn oluumunu
salayan, toplumun tm katmanlarnda etkisi grnen sem
bolik bir are idi. Daha nce de bahsedildii gibi, modern
toplumlardaki dini kurumlar artk bu pozisyonda olduklarn
iddia edemezler. Onlar artk yksek deer ve anlam dzen
lerinin tek hamili konumunda deillerdir. Hzl bir ekilde
ikincil kurumlar seviyesine doru inmektedirler. Merkezden
krsaln periferisine ekilmilerdir. Halen mze gibi ayakta
duran azametli resmi binalar ve teolojik olarak merulatr
lan z-tanmlamalar (Katoliklik, una sancta,9 insanlarn
kilisesi gibi) artk deneysel gerekliklere ayak uyduramamaktadr. Kiliseler kendi kymetsiz kamusal rollerini terk ederek,
kilise yeliini devam ettiren ya da yakn zamanlarda kiliseye
katlm olan kiilerin yaamlarnda zel bir rol stlenmitir.
Roldeki bu deiiklik, yalnzca negatif anlamda bakmay ge
rektirmemektedir. Toplumdaki merkezi roln btnyle
kaybetmesine ramen -b u kayptan dolay baz durumlarda
ak bir ekilde- kilise, halen, hem bireylerin hayatlar hem
9 T.S.N.: Katolik kilisesinin tek kutsal kilise olduu ve sonsuza kadar da var
ln srdrecei iddiasn tayan bir akmdr.

de toplumun btnl asndan pozitif etkilere sahip ol


makta ve bir arac kurum olarak fonksiyonunu youn ekilde
srdrmeye devam ettirmektedir. Birey iin kilise en nemli
anlam topluluu olabilir; kilise araclyla birey zel yaam
ile toplumsal kurumlara katlma arasnda anlaml bir kpr
kurabilir. Zira kilise, hem aile hayatna ve hem de bir devlete
tabiiyete anlam katar. Toplumun btnne nemli bir atf
ta bulunur. Byk kurumlarn (ve hepsinden te devletin)
istikrarn ve gvenirliliini destekler ve bireylerin topluma
yabanclamasn azaltr. Bu elbette ki dinin merkezi top
lumsal rolnn daimi olmasyla ilgilidir. Ancak, kilise bugn
bir arac kurum olarak fonksiyonunu srdrrken, bunu her
hangi bir cebir kullanmakszn yapmaktadr. nceki rolne
zt olarak, buras nemli bir ayrm noktasdr.
Kiliseler, sosyal ilevlerle ya ilikisiz ya da ok az ilikili
olarak nemli ve btnyle dini fonksiyonunu da yerine ge
tirebilirler. Bu, yalnz yaayan, ailesi ve meslei olmayan, si
yasal ilgisi bir gazetenin rastgele okunmasyla snrl olan yal
bir insan rneinde geerlidir. Bu insanlar iin kilise hayat
na katlmak, ciddi bir neme sahip olabilir -kilise ayininde,
dualarda, ncil snflarnda ve toplumsal olarak tanmlanan
rollerin tesine geen eylemlerde, bu tr insanlar kendilerini
anlam topluluklarnn yeleri olarak hissedebilirler. Eer kili
seler sosyal ilevleri de yerine getirirlerse, yukarda tartld
ekilde anlam iletimini salayabilirler ya da kilise yelerinin
yalnzca zel hayatlarnda etkili olabilirler. Sonraki bahsetti
imiz fonksiyonlar uzun bir zamandr Pietistler ya da Protes
tanln evanjelik kollar tarafndan icra edilmektedir. Fakat
bu tr zelletirilmi dinler dolayl olarak sosyal sonula
ra sahip olabilmektedir ki, rnein Max Weber bunlarn ne
kadar nemli olduunun farkndayd. Mesela dini deerlerle
dzenlenmi bir aile hayatnn, meslek davranna (ve bylece ekonomiye) ya da siyasal alandaki davrana hangi boyut

larda etki ettii meselesi cevaplanmam bir sorudur. Her ha


lkarda, bir arac kurum olarak kiliseler, kendi dnya gr
araclyla bireyi kamusal rolleri konusunda ve sonra da dini
anlam topluluunun dier yeleriyle uyum ierisinde kamu
sal yaamda bunlar nasl eyleme dkeceiyle ilgili dnmeye
sevk ederek dorudan bir ekilde toplumsal sonularn sr
drmektedir. Kiliselerin bu rol, demokratik olarak olumu
toplumlarda ayan beyan ekilde zel bir neme sahiptir. Alexis de Tocqueville de Amerika Birleik Devletlerindeki de
mokrasi ile ilgili almasnda zaten bu sonuca varmt.
zetleyecek olursak; teorik mlahazalarla vardmz so
nulardan hareketle znel ve zneler-aras anlam krizinin ya
ylmasyla ilgili yapsal artlar, her ne kadar onlar kendilerini
olduka farkl ekilde gstermeye alsalar da, gnmzn
btn Batl toplumlarnda bulunur. Bu artlarn en nemlisi
modern oulculuktur. nk o, eylemleri dzenleyen, kim
lie dayanak oluturan anlam ve deer sistemlerinin sorgulanmakszn kabul edilme statsn yerle bir etme eilimin
dedir. Bununla birlikte, modern toplumlar anlam krizlerinin
etkileyici yayln normal ekilde tecrbe etmez. Hem
znel hem de zneler-aras anlam krizi, bu tr toplumlarda
ok daha yaygn ekilde meydana gelir, bununla birlikte onlar
btn bir toplumu etkileyecek ekilde genel bir anlam krizine
dnmez. Modern toplumlardaki normalliin karakteris
tik artlar, gizli bir anlam krizi eklinde isimlendirilebilir. Bu
artlarn nedenleri, modern oulculuun sonularnn zdd
na hareket eden eitli faktrlerdir ve bunlar en ok anlam kri
zinin retilmesine kar sorumludurlar. Bize gre bu faktrler
ierisinde en nemlisi, arac kurumlarn temel bir stokunun
bulunmasdr. Bu kurumlar anlamlar retmeye ve hem bi
reylerin yaamlarndaki hem de topluluklarn uyumundaki
anlamlar desteklemeye hizmet etmektedir. Onlar, bir btn
olarak kapsayc anlam ve deerler dzenini toplumun artk

ayakta tutamad zamanlarda dahi insanlara bir ynelim ve


rerek, farkl deerler sisteminin bir tr dzenleyici rnei gibi
davranrlar. Btn toplumlar iin geerli olan bu kurallar bir
arada yaamaya olanak tanyarak, herhangi bir ortak deerler
dzenini empoze etmeden, farkl anlam topluluklarnn ibir
lii ierisinde olmalarna hizmet ederler.
Biz, bundan dolay, arac kurumlarn baklk sistemi
etkili olmaya devam ettii mddete, normal modern toplumlarn, anlam krizlerinin bir salgn gibi yaylmasndan za
rar grmeyecei hipotezini ileri sryoruz. Bu artlar devam
ettii mddete, btn modern toplumlarn bnyesinde var
olan anlam krizi virs nlenmi olacaktr. Ancak, eer ara
c kurumlarn baklk sistemi belirli oranda dier etken
ler tarafndan zayf duruma drlrse, virsn yaylmasn
nleyebilecek hibir ey kalmayacaktr (karakteristik olarak,
arac kurumlarn zayflamasna bir rekabet formu olarak yar
dmc olan devlettir). Bize olduka makul gelen bu hipotez,
ne kadar formlasyonu basitletirilirse basitletirilsin, elbette
ki dikkatli deneysel sorgulamalar gerektirmektedir. Son k
smda da bu deneysel sorgulamalara deineceiz.

6. Toplumlar Anlam Krizlerinin stesinden Nasl Gele


cekler: Yanlsamalar ve Olaslklar

Kltrn bozulmas, modernitedeki anlam kayb, ge


kapitalizmde insanolunun yabanclamas, kitle toplumundaki anlam enflasyonu ve bunun gibi meselelerle ilgili
ikayetler olduka yenidir. Teologlar, filozoflar, sosyologlar,
akademik olmayan sa ya da sol kanattan ahlki mteeb
bislere varncaya kadar hemen herkes bu ikyetleri pek ok
insan nesli iin dile getirmektedir. Farkl ideolojik simgeler
altnda, btn hayal edilebilir areler, bireyin ahlki olarak
glendirilmesinden btn politik-ekonomik sistemin dev
rimci dnmne kadar, bireyin ve toplumun bu hastalk
lar iin tantlmaktadr. Kltrel artlarn en fazla mbalaa
edilen tanlaryla ilgili phelerimizi giri blmnde st ka
pal ekilde belirtmitik. Buraya bir eyi daha ilave edelim: Biz
nerilen terapilere de ayn pheyle yaklamaktayz -radikal
bireyciliin, en nihayetinde bir bencillik haline gelecei gibi,
radikal-toplumcu dnceler de en sonunda mutlaka totaliter
hale gelir.

Gerekliin bir znn abartlarda bulunup bulunama


yacan ve tehislerin yalnzca zel modern krizlerin ger
eklemesinde yanlgya dp dmediini grmek iin,
organizmay kendi salkl artlarnda tasvir etme giriimin
de bulunduk. Biz ilk bata insan trnn asli unsuru olan
eylem ve yaamn anlamllna ve sosyal sreler ile yaplarn
artlandrm olduu ekiller ierisindeki grnmne atfta
bulunduk. Sonrasnda ikinci bir adm olarak, modern ina
nn, anlamn aktarlmasnn, hayatn anlamnn gvence alt
na alnmasnn ve modernitedeki eylemin niteliinin kendine
zg zelliklerini tasvir eden tarihsel deiimleri tanmladk.
Kendi makul teraptik nerilerimizi karlatrmal olarak
formle etmeden nce, tehisimizin sonularn ksaca zet
lemeye alacaz.
Anlamn retimi iin zellemi kurumlan gelitirmemi
olanlar dahil olmak zere btn toplumlar, anlam retim s
releriyle bir ekilde ilgili olmulardr. Yine btn toplumlar
her halkrda, anlam unsurlarnn toplumsal bilgi stoklarnda
zmsenmesi, tarihsel anlam stoklarnn toplum bireylerine
aktarlmas ve bunlarn yeni ihtiyalara uyarlanmas ile ilgili
sreleri kontrol etmek isterler. Kurumlar sayesinde toplum
lar kendi anlam stoklarnn temel unsurlarn muhafaza eder
ler. Kurumlar, bireye ve bireyin ierisinde yetiip byd,
alt ve ld yaam topluluklarna anlamn aktarlmas
n salarlar. Bu eylemlerin nesnelle (tiril) mi anlam, otorite
ve ekonominin byk kurumlan tarafndan dikte edilirken,
eylem sahasnn geni alanlarnda onlar znel anlam da tayin
ederler. Btn toplumlarda bunlar u ya da bu ekilde gerek
lemeye devam eder; fakat bu hikye farkl baar dereceleriyle
nihayete erer. Bundan dolay da biz bu farkllklara dair genel
sebeplerin olup olmad sorusunu sormaya devam ettik.
Bizim bireysel kimlikle ilgili ilk kaygmz, eylemsel ve ya-

amsaJ anlamn bireysel referans noktas zerineydi. ocuun


bireysel kimlii, kendisine yakn olan kiilerin eylemlerinde
yansyan davranm grmek suretiyle ekillenir. Bu kiilerin
eylemlerindeki kesin bir uyum, bundan dolay, bireysel kim
liin uyumlu geliimi iin en nemli arttr. Eer bu artla
karlalmazsa, znel anlam krizinin olasl ykselie geer.
Bundan baka, yaam topluluklarnn, gerekliin yorum
laryla minimum dzeyde rtmesi gerektiini gstermeye
altk. Yalnzca bu artlar altnda, topluluklar, yelerinin
yaamlarndaki anlamn retilmesi ve beslenmesinde des
tekleyici bir rol alabilirler. Beklenilen anlam topluluu ile
hlihazrdaki anlam topluluu arasndaki uyumun derecesi,
zel bir nemi ortaya karmaktadr. Biz, uyumsuzluun de
recesi arttka zneler-aras anlam krizinin daha byk boyut
lara ulaacan ne srmekteyiz.
Dikkatimizi modern toplumlara ynelttiimizde, onlarn
kendinden nceki toplumlara kyasla anlam sabiteliini nle
me gibi farkl bir zellie de sahip olduklar ak bir ekilde
mahede edilir. Bireysel kimlik araclyla oluan bu tr s
relerdeki uyum, yaam topluluklarnda paylalan anlamla
rn ykselmesinde yaand gibi, olduka zorluklar ierisinde
ekillenmektedir. Hem znel ve hem de zneler-aras anlam
krizinin tekrar etme skl, modern toplumlarn, zellikle de
modern Bat toplumlarnn yapsal karakteristiklerinin so
nular gz nne alndnda, olduka anlalabilir hale gel
mektedir. Kimlik krizleri hakknda konumak ve birbirinden
ayr istatistikleri birletiren desenler, bu iki noktay da onay
lamaktadr.
Modern toplumlarn yaygn, temel bir zellii, eylemle
rin (dier toplum ekillerinde bunlar halen anlama bal ve
onunla ilikilidir) kendine zg kurumsal alanlarndan b
tnyle farkllamasdr. Byk oranda baar elde edilen

bu eylemlerin her biri, kendine zg normlarn dzenleme


konusunda zerklii amalamaktadr, rnein yksek sosyal
deerlerden kurtulma gibi. Ekonomi, siyasal otorite, din gibi
birtakm kurumlar tarafndan tanmlanan eylem emalar,
kendi temel fonksiyonlaryla balantl olan nesnellemi bir
anlama sahiptir. Bu yzden, dini hari tutarsak, bu anlam
arasal anlamda rasyoneldir ve hayat yorumlama konusunda
znel emalardan ayr durmaldr. Bireyler, isteklerini kendi
deer yarglarna uyarlamaktansa, kurumun amalarna ken
dilerini uyarlamaldrlar. Modern toplumlarn yapsal farkl
lamas bundan dolay genel anlamda birbirlerine bal olan
anlam ve deer sistemleri ile ve devam eden yksek varolula
badamamaktadr. Ancak bu, bireysel kimliin oluumunda
toplumsal anlamda garantiye alnm uyumun ve yaam top
luluklarnda yksek dzeyde paylalan anlamn bulunmas
nn artdr.
Modernliin yapsal karakteristiklerine, zellikle de Bat
toplumlar iin, kendi temel karakteristiiyle olduka yakn
ilikide olduu daha ileri bir zellik eklemek gerekir ki bu,
modern oulculuktur. Bu oulculuk, yaam topluluklar
ierisinde yer alan anlam stoklar etrafndaki koruyucu er
evelerin artk btnyle srdrlemedii bir sretir. ere
vedeki aralklardan dolay insanlar telere bakamaz olur. Bu
da eylemleri ve hayat ynlendiren mutlak anlam katmanla
rnn sorgulanmakszn kabul edilme statsn kaybetmesine
sebebiyet verir. Bu durumun, patlak veren anlam krizlerinin
tipik bir sebebi olduunu gsterdiimizi umuyoruz. Modern
oulculua iki u ve birbirine zt reaksiyon sz konusudur.
Bir grup, koruyucu erevedeki boluklar kapatmaya y
nelik aresizce giriimlerde bulunurken dierleri erevede
daha fazla boluun olmasn arzu etmektedir. Bu tepkiler
yalnzca bireyler iin deil, ayn zamanda kurumlar, toplu

luklar ve sosyal hareketler iin de iki farkl tavr ierisinde temellendirilebilir. Kktenci konum al, eski deerler ve ge
lenekler iin toplumun tamamn yeniden fethetmeyi ama
lar. Siyasetiler kendi amalaryla balant kurarak bu tavr
tekrar tekrar istismar ederler, Bat toplumlarnda bu biraz da
baaryla yerine getirilir. Temellere geri dn sloganyla
Babakan John Majr, bu tavr kendi kar iin kullanma
y kefeden son dnemdeki politikaclardan yalnzca biridir.
Buna zt ekilde, rlativist konum al, herhangi bir trdeki
ortak deerlere ve anlam stoklarna vurgu yapmay terk eder.
Postmodern teorisyenler bu meakkatli ii seve seve yaparak,
bir trl rahat braklmayan bireyin zihnine dahi toplumun
oulculuu fikrini yerletirirler.
oulculua kar gsterilen reaksiyonlar yanl ve hatta
tehlikeli olabilir. Radikal deikenleri ierisinde, zayf grup
larn eylemlerini kontrol altna almak istedii zamanlarda,
kktenci konum al, z-ykma sebebiyet vermektedir.
Dier konum al ise gl gruplarn bu tavr eyleme dk
meleri halinde yklm olur. Bu iki tutumun ara formu da
kendi grubunun toplum ierisinde bir btn olarak gettolamasna yol aar. Bunu baarmak olduka zordur ve elbette
ki farkl bedelleri sz konusu olacaktr. Pensilvanyadaki Amilerin, New Yorktaki Hasidik Yahudilerinin, Fransadaki Ce
zayirlilerin, Berlin-Kreuzbergdeki Trklerin rnekleri bunu
gstermektedir. Ne kktenci ne de rlativist konum al,
pratik nedenlerle uzlaabilir. Fakat rlativist konum al,
kendi iyaps anlamnda dahi tutarszdr. Eyleme dklmesi
halinde bu durum, toplumdan ayrlan bireyi ortaya karr.
Her iki tarafl da eliik olduka farkl normlar eit ekilde
kabul eden bir kii, sorumluluunu stlenecei tutarl bir ey
lemi gerekletiremeyecektir. Byle bir kii bir eylemi niin
u ekilde deil de bu ekilde yaptna gereke gsteremeye
cektir. Eylemleri btnyle keyfi grnecek ve hi kimse bu

kiinin bir sonraki durumda karakterini tamamen deitirip


deitirmeyeceini garanti edemeyecektir. Bundan dolay bi
reyler, sosyal ilikilerin ift tarafl sorumluluuyla eylemlerini
srdrmemesinden sorumlu olmayacaktr. Yaam toplulukla
rnn varoluu iin hayati derecede nemi haiz olan en asgari
dzeydeki karlkl sayg da bundan dolay toplumun btn
iin ortadan kalkm olacaktr. Bununla birlikte kktenci
konum al, inanlar dorultusunda hareket ederken, rlativist olan konumaya mahkm ekilde kalacaktr.
Modern toplumlarn anlam kriziyle nasl baa kaca
sorusu gndeme gelirse eer, en azndan, modern toplumun
iki farkl yapsal karakteristiinin farkl sonular douracan
kavramak hayatidir. Yapsal ilevlerin farkllamas (ve onla
rn ekonomideki arasal-rasyonel kurumlan olan ynetim ve
hukuk) ve modern oulculuk, modern toplumun yelerine
sunabildii uzun avantajlar listesi iin n hazrlk artlarndandr: ekonomik refah; yalnzca maddi anlamda deil, ayn
zamanda hukukla kuatlm refah devletinin fiziksel gvenli
i ve parlamenter demokrasi gibi. Bununla birlikte ayn yap
sal karakteristikler, modern toplumlarn, anlamn retilmesi,
iletilmesi ve korunmas gibi btn toplumlarn yerine getir
dii temel antropolojik bir ilevi yerine getirememesinden de
sorumludur. Ya da en azndan denilebilir ki, modern toplum
lar, kendisinden nceki dnemlerde grece baarl ekilde
gerekleen bahsini ettiimiz sosyal oluumlar ayn ekilde
icra etmemektedirler. Modern toplumlar anlamn retilmesi
ve iletilmesi iin zelle (tiril) mi kurumlara sahip olabilirler
ya da bu tr kurumlarn gelimesine izin verebilirler; fakat
artk anlam ve deer sistemlerini toplumun tamamna genel
anlamda birbirini balayan bir tarz ierisinde aktaramaz ya da
bunlar muhafaza edemezler. Mreffehlik ya da baka avan
tajlarla n plana kan modern toplumlarn yaps, znel ve
zneler-aras anlam krizinin ortaya knn artlarn mey
dana getirir.

Modern toplumda anlam krizinin ortaya kmasna ve


yaylmasna kar koyan hibir sre ve yapnn kalmamas
durumunda, bu toplumlar en gl anlam krizi salgnna ev
sahiplii yapacaktrlar. Bu da kesinlikle modern toplumlarn,
krizleri ortaya karan baz nedenlere dayanak tekil eden des
teklerin ve gvencenin faturasn yksek bir bedelle deyecei
anlamna gelecektir. Ar bir ekilde bu yksek bedele odak
lanarak ve ayn zamanda elde edilen avantajlar grmezden
gelerek, modern toplumun szm ona ciddi hastalklarna
karlk radikal tedavi yntemleri de uygulanabilir. Tedavi
yntemlerinin fiilen totaliter rejimler tarafndan uyguland
byle durumlarda, bu tedaviler hastalklardan daha lmcl
hale dnebilmektedir.
Bununla birlikte, nclleri yanl olduundan dolay by
le bir tahminin dahi tek bana avantajlarndan ve dezavantaj
larndan anlam karma giriiminde bulunmaya dahi ihtiya
duyulmayabilir. Sorgulanmakszn kabul edilen tek bir an
lamlar ve deerler stokunun genel olarak geerli olduu modern-ncesi toplumlarn yeniden inasyla, maddi zenginliin
genel bir anlam krizini boydan boya kuatt bir toplumun
mukayese edilmesi tezat oluturmaz. Yalnza modern anlam
daki zorlamayla mmkn olabilecek olan modern-ncesi top
lumsal yapy restore etme giriimleri ksa ya da uzun vadede
baarszlkla sonulanmtr. Fakat bu nokta, bu balamda
modern toplumlarn karakteristik grntsnn karmak
hale getirildii gereinden daha az nemsizdir. Daha ak
ekilde sylersek, temel toplumsal yapnn anlam krizlerinin
ortaya kna imkn salayan ve bu tr krizlerin yaylma
ihtimalini artran sz konusu toplumlarda, zel nleyici s
reler, anlam krizlerinin engelsiz yaylnn nne gemi ve
krizin toplumun tamamna etki etmesine mani olmutur. Bu
yaplarn en nemlisi, bizim arac kurumlar kavramn kul
lanarak anlatma teebbsnde bulunduumuz eydir. nceki

balkta bu kurumlarn gl ve zayf ynlerini tartmtk.


Sadeletirerek tekrar syleyecek olursak: Modern toplumlarn
temel yaps, henz balang aamasnda olan anlam krizi
ne yol amaktadr. Ancak, modern toplumlarda, anlam krizi
alevinin toplumun tamamna sirayet etmesini nleyen ksmi
yaplar, hepsinden nemlisi de arac kurumlar vardr. Bun
lar, modern toplumlardaki niceliine ve niteliine bal ola
rak daha ok ya da daha az baarl olurlar. Bahsi geen benzer
yapsal artlar, bu krizleri nleyici glerin baarszlna se
bebiyet vermekte ya da -b u zorlamalar glendirici unsurlar
anlam krizine engel olunmasna yardmc olsa d a - bu yap
larn belirli zayflatc unsurlar anlam krizlerinin yaylna
sebebiyet verebilmektedirler.
Bu tartmadan anlam krizleriyle teraptik ekilde ste
sinden gelebilen toplumlarla ilgili birka mantkl, gereki
metottan birini sonu olarak syleyebiliriz. Anlam krizleri
nin temel sebepleri hakknda, rnein modern toplumun
temel yaplar hakknda, vehimlere kaplmann gerei yok
tur. Farkllamaya ve henz kendini lmcl bir konumda
ifa etmeyen oulculua kar bir panzehir yoktur. Arac
kurumlar homeopatik ilalar10 yalnzca idare edebilir. Has
taln grnmlerini yumuatmalarna ve bu hastala kar
baklk gcn artrmalarna ramen bahsini ettiimiz ara
c kurumlar, sebepleri tamamen ortadan kaldramaz. Onlar
anlam krizlerini ancak balang aamasnda tutarak toplu
mun tamamna yaylmasna engel olur. Anlam krizlerine olan
srekli eilimlerin, zel olarak naho kabul edilmedii artlar
ierisinde, hasta daima hayatta tutulur.
Moderniteye

kar

gsterilen

rlativist

tepkinin

10 T.S.N.: Homeopati, bir hastaln yol at hastalk belirtilerinin, ayn be


lirtileri salam bir insanda ortaya karabilecek ilalarn ok dk dozlarda
verilmesiyle ortadan kaldrlabilecei ilkesine dayanan tedavi yntemidir.

imknszl ile kktenci tepkinin korkutucu olaslklar


arasnda baka bir konum daha vardr. En iyi ihtimalle yapsal
farkllamann ve modern oulculuun negatif sonularyla
barlabilir. Birisi modern toplumun totaliter rejimler tara
fndan yklmasna kar kar; fakat dier taraftan modern
oulculuun kutsanna katlmak iin de bir gereke gr
mez. Sezinlediimiz kadaryla bu gsterisiz fakat gereki bir
plandr: Arac kurumlar, kktenci tavrlar temsil etmedii,
anlam ve inan topluluklarnn oluturduu kk yaam
dnyalarn (uzun yllar nce Benita Luckmann tarafndan
ne srlen bir terimdir) tevik ettii ve yelerini oulcu bir
sivil toplumun tayclar olarak gelitirdii yerlerde des
teklenmelidir. Kk yaam dnyalarnda ilikisel anlam
temsilcileri tarafndan sunulan eitli anlamlar, basit ekilde
tketilmemektedir; daha ziyade bunlar iletiimsel olarak
benimsenmekte, anlam ve yaam topluluklarnn unsurlar
ierisinde semeci ekilde ileme tabi tutulmaktadrlar. Bu
sradan fakat hibir surette edilgen durumda olmayan temel
konum al -devletlerin sosyal ve kltrel politikalarnn te
sinde yer a la n - medya politikalar iin nemli imalar barn
drmaktadr. Anlam iletiminde bulunan nc temsilcilerin,
rnein kitle iletiim aralarnn, sorumluluklarndan biri,
anlam konusunda hkmet denetiminden km bir piyasa
balam ierisinde arac kurumlan desteklemektir. erik a
sndan onlar kktencilerin dogmatik toplulukululuu ile
postmodernitenin deiken solipsizmi/tekbencilii arasnda
bir orta yolda seyretmektedirler. Modern Bat toplumlarnda
sosyal ve kltrel politikalar, ksmen elikili ilevleriyle birlik
te olduka fazladr. Eer gzlemlerimiz doruya yaklaacaksa,
devletin temel sosyal ve kltrel politika abalarnn henz
balang aamasnda olan anlam krizinin stesinden nasl
geleceiyle ilgili nasl bir yol takip etmesi gerektii ak bir
ekilde belirtilmelidir. rnein oulcu sivil bir toplurnda

arac kurumlarn nasl geliecei, ilerleyecei ve bunlar yaam


ve inan topluluklarn anlam kaynaklar bakmndan nasl
destekleyecei gibi unsurlar aka ortaya konulmaldr.
Daha nce de sylendii gibi, arac kurumlarn kimliklendirilmesi daima kolay gereklemez. Arac kurumlar, kendile
rini referans gsterdikleri eyler yoluyla deil, etkileri aracl
yla n plana kabilir. Bundan baka, bu tarz kurumlarn en
etkili ekilde nasl destekleneceine dair tek bir basit forml
de yoktur. Ancak, bu ikiz problemler deneysel aratrmalarla
zme ak grnmektedirler. Bu arac kurumlarn gerek
anlamda tevik edilmesine dair istein bulunup bulunmamas
da bir baka meseledir. Bu hem byk ideolojilere, partilerin
s gndelik politikalarna hem de anlamn iletilmesinden so
rumlu temsilcilerin ticari ilgilerine baldr. Akademisyenler
en iyi ihtimalle politika ve i dnyasnda istek uyandrabilir
ler; fakat byle bir ball gerek anlamda ynlendirme gibi
bir sorumluluklar yoktur.

7. leriye Dnk Beklentiler

nceki tartma konumuzda baz sorunlara ancak kapsam


l deneysel almalarla cevaplar retilebileceine birok kez
iaret etmitik. Tartmamz ok katmanl ve kompleks bir
problem ile ilikiliydi. nsan hayatndaki ve eylemleri ieri
sindeki anlam inasnn antropolojik temelinden modern
dnyada anlam krizlerini oluturan zel artlara kadar mo
dern toplumlardaki anlamn yapsn derinlemesine ele aldk.
Bundan dolay eitli problem alanlarnn pek ou ierisinde
aratrma artlarnn, cevaplanm sorulardan daha ziyade ce
vaba ak sorularla karakterize olmas hi de artc deildir.
Bu, daha ncesinde de atfta bulunduumuz aratrma soru
larndan hareketle, epeyce yekn tutan problemlerin deneysel
soruturmalarla akla kavuturulmas gerektii anlamna
gelmektedir.
Bu soruturmann balarnda bilincin genel ak seyrindeki
bireysel deneyimlerin ayrlmasndan bunlarn dier deneyim
lerle ilikili olduu srece varncaya dek anlamn inasn izah

ettik. Bireysel deneyimlerin anlamnn deneyim emalarnda,


deneyim emalarnn anlamnn eylem kalplarnda ve eylem
kalplarnn anlamnn da hayat idamesinin genel kategorile
rinde yer aldn syledik. Farkl emalarn, kalplarn ve ka
tegorilerin anlamlarnn, yksek deerlerin dzenleniinden
hareketle farkl uzaklklarda konumlandn grdk. Btn
deneyim ve eylemlerin anlamnn ve daha kesin bir ekilde
hayat idamesinin anlamnn yksek deerlere, rnein ahlki
alanla ilikili olarak, referansla belirlendiini syleyenler ola
bilir. Fakat pek ok durumda yksek deerlerle olan balant,
dolayl ve st kapal iken; baz deneyim ve eylem emala
rnn anlamlar ise, dorudan ve bariz ekilde yksek deer
lerle ilikilidir. lkinin ahlkla olan ilikisi, ancak emalardan
yksek deerlere klavuzluk yapan balantlar analiz ederek
ve zeri kapal deerler ilikisini sarih hale getirerek akla
kavuturulabilir. Eer caddede bir czdan bulursam onu ka
yp mallar brosuna teslim ederim ilkesinin inendii bir
eylemin ahlki karakteri besbelli ortadadr. Buna mukabil,
birisinin orbann scak olduuna dair yorumda bulunmas
durumunda, eer yorum yapan kii orbay piiren kii de
ilse ve orbay yapan kii de o kiinin sylediklerini duyma
mesafesindeyse, buradaki ahlki ima olduka aktr. Ayn
kiinin bana orbay yine scak verdin cmlesini sylemesi
durumunda ise, ifade etmeye altmz ima daha da ak
hale gelir.
Farkl deneyim ve eylem emalarnn ahlki armlaryla
ilgili bu tr ayrt edici zellikler, anlam ve deer sistemleri
ni analiz etmeyi arzu eden ve anlamn ahlki grnmleriyle
dorudan ilgilenenler iin olduka faydaldr. Bu tr ayrmsal
zellikler ayn zamanda yksek deer dzenlemelerinin eylem
ve ilke normlarna aktarlarak, adm adm sradan gndelik
eylemlere nasl dntnn izini srmek isteyen kiiler a
sndan da olduka faydaldr.

Modern toplumlardaki deer ve anlam sistemlerinin


analizi, zel zorluklarla baa kmaldr. Daha nce modern
toplumlarda tekil ve genel anlamda birbirine bal olan de
erler dzeni hakknda konumann ok ihtimal dahilinde
olmadn sylemitik. Merulatrlm davran normlar
sisteminin tesinde, halen genel anlamda ahlkiliin unsur
larnn var olduunu sylemek doru olabilir. Fakat itinal
almalar yaplmakszn bu unsurlarn neleri ierdii ve bun
larn birlikte yerleik bir ahlakilik erevesi oluturup olutur
mad konusunda bir karara varmak kolay deildir. Paral
kateizm11 formlarnda ve tikelci ideolojik programlar ieri
sinde belirlenebilecek olan farkl yaam ve inan topluluklar
boyunca yaylm oklu bir ahlkiliin bulunduu kesin g
zkmektedir. Bu farkl ahlkiliklerin -b iz burada daha nce
tarttmz herhangi bir zel ilevsel alann (tp etii ya da
i etii gibi) etiklerinden bahsetmiyoruz- ne lde m
terek unsurlara sahip olduu sorusu, mevcut aratrmalarn
tatmin edici bir cevap veremedii meselesine kadar gtren
ucu ak bir sorudur. Bu tr mterek unsurlar yoksa bile,
bu, modern toplumlardaki insanlarn eylemlerini ve yaam
tarzlarn, topluluklarnn yaamnda ve inancnda geerlili
e sahip yksek deerlere gre ynlendirmedikleri anlamna
gelmez. Hatta ahlkszca davrananlar bile, kurallar ihlal
edilerini gizlemeye ya da bunlar iin bahaneler retmeye gi
rierek (riyakrlk erdeme kar ktlkle denen bir saygdr)
ahlkilie genellikle boyun eecektir.
Her halkarda modern toplumda bireyler, anlam gven
sizliinin ve ahlki gerekelendirmedeki belirsizliin stesin
den gelmek zorundadr. Her eyden nce onlar kendilerinin
iyi ve doru gzyle baktklar eylere bakalarnn da iyi ve
doru eklinde bakacaklarn beklememelidirler; ikinci ola
l T.S.N.: Kateizm, Hristiyanlkta dini trenlerde uygulanlan rimellerin,
dualarn ve ilahilerin retorik olarak retilmesi iine denir.

rak, bireyler kendileri iin dahi neyin iyi ve doru olduunu


kesinkes bilemezler. Kurumlar, eylemlere ve muhtemelen baz
zel etik trlerine objektif ekilde karar verebilen kendi ara
sal-rasyonel tekilatlarna sahiptirler. Farkl anlam stoklarna
sahip yaam topluluklar, yksek koruyucu duvarlarla birbi
rinden ayrlmaz ve inan topluluklar ileyiini srdrrse,
deyim yerindeyse bunlar toplumun btn hatlarn izerler.
Aratrmalar anlamn retilmesi, iletilmesi ve kabul ol
mak zere dzey dorultusunda ynlendirilmelidir. Bun
larn karl ise srasyla i)kitle iletiim aralar; ii)topluluklar
ierisindeki gndelik iletiim; iii) byk kurumlar, topluluk
lar ve birey arasnda arac rol stlenen arac kurumlardr.
i) Kitle iletiim aralar dzeyi: Kitle iletiim aralarnn
ierii ahlki anlamda ykldr; baz durumlarda st kapal
(rnein reklamlar ve haber bltenleri), ara sra daha doru
dan (rnein polisiye filmleri ve belgeseller) ve bazen de bi
reysel yaamn ve toplumun ahlki veheleri, bilinli ekilde
adreslerine gnderilir (rnein televizyon vaazlar ve siyasi
yorumlar). Bu bakmdan kamu medya kurulular ile bt
nyle zel olan medya kurulular arasnda baz farkllklar
sz konusudur; fakat biz henz bu farkllklarn hangi boyut
larda olduunu bilmiyoruz. Bununla birlikte kitlesel medya,
devlet, kiliseler ya da olduka eitli programlarla (evrecilik;
etnik, cinsel ya da dier trden aznlklar koruma gibi) d
nce topluluklarnn temsilcileri olarak gnll kurulular
gibi ahlki mteebbisler tarafndan, kendi amalar dorul
tusunda farkl derecelerle ak bir ekilde kullanlr.
ii) eitli trdeki topluluklarn gndelik hayatlarnda ya
ayan birey dzeyi: Her gnk szl iletiimde (ailede, barda,
komuyla kurulan diyalogda, i yerinde ve arac kurumlarn
yksek derecedeki kurulu dzeyine erimemi olan, bun-

dan dolay da bir sonraki aamada ele alnacak olan dn


ce topluluklarnda) sabit bir ahlkiletirme sz konusudur.
ikyetlere, zrlere, birtakm zel normlara ve dedikodulara
yaplan referanslarda bu ahlkiletirme gze arpar. letiimin
ahlki vehesi (rnein karlkl atmalarda) bu var olanlara
referansta bulunabilir ya da var olmayan dierleri (rnein
dedikodu) dorultusunda ynlendirilebilir veyahut da rnek
lere genel bir yol ierisinde atfta bulunabilir (rnein televiz
yondaki bir kii -m esela M aradona- hakknda aile bireyleri
nin birbirleriyle tartmas).

iii)
Arac kurumlar dzeyi: Daha nce de tartld gibi
bu mesele, birisinin, hangi eylerin bu kategoriye girdii so
rusuna cevap vermek zorunda olduu ve aratrmaya bala
madan nce yle kolayca zemeyecei zel bir problemdir.
Biraz gvenle birisi kp arac kurumlarn blgesel anlamda
rgtlenmi dnce topluluklarnn (evreci gruplar, kilise
ler gibi kurumlar) ierisine dahil olduunu ve bunlarn blge
sel parti oluumlar; eitli trdeki kurulular gibi yaam top
luluklar iin anlam kaynaklar olarak hizmet vermeye yetecek
yerel kklere sahip olduunu ifade edebilir. Bu kurululardan
hangilerinin arac kurumlar ismini almaya layk olduuna
ancak onlarn blgesel anlamdaki ileyii incelendikten sonra
karar verilebilir. Eer onlar byk toplum kurumlan ile ya
am topluluklarndaki bireyler arasnda araclk yapamyorlarsa, o zaman gerek arac kurumlar deillerdir.
deal grnmnde arac kurumlar ift-ynldrler. On
lar bir taraftan byk kurumlara, yani yukarya doru ba
karken dier taraftan da bireyin varoluuna yani aalara
doru bakmaktadr. O halde anlam stoklarn yalnzca yu
kardan aaya iletmezler, ayn zamanda sivil toplum
dncesinin ne srd gibi, aadan yukarya da
iletirler. Bu olduka nadirmi gibi grnr; fakat bu alann

gerek anlamda incelenmesi ancak genel bir pheciliin


farkl toplumlarda eit ekilde merulatrlp merulatrlamayaca sonucuna varlabilmesi ile mmkn olabilir. Bu
soruya verilecek bir cevap daha nemli olacaktr. Baz aratr
malara ve nceki gzlemlere dayanarak birisi devlet, kilise ve
medya yoluyla bireylere ulaan dier ahlki mteebbisler
ve bireylerin kendi kendilerine kabullendikleri deerler tara
fndan sunulan ahlklar arasnda genellikle byk elikilerin
bulunduunu gzlemleyebilir. Gndelik iletiim seviyesinde,
rnein aile ierisinde, bu ahlki seenekler yalnzca tke
tilmez. Onlar iletiimsel olarak ilem grr, seilir, reddedilir
ve bireyin kendi koullarna uyarlanr. Medyann tleriyle
gndelik gereklik arasndaki uurumun halen almaya de
vam etmesi hafife alnmamaldr. Eer hogr yukardan
tlenmise ve bu ortak iletiimsel abalar yoluyla insanlarn
kendi topluluklarnda paylalan anlamlar ierisinde zmsenmemise, bu, bireyler asndan nadiren nemli olacaktr.
Sk sk belirtildii gibi, arac kurumlara referansla sorul
mas gereken nemli soru udur: Bu kurumlar gerekten arac
olabilecekler mi ya da her iki ynde arabulucu roln stle
nebilecekler midir? Bu soruya verilecek deneysel cevap, her
ey hesaba katlarak sylenecek olursa, modern toplumlarn,
bizim yapabileceinden phe duyduumuz, en gizli anlam
krizlerinde dahi hkmn srdrp srdremeyeceini belir
leyecektir. Arac kurumlar bize gre yalnzca bireylerin znel
deneyim ve eylem kalplarnn toplumsal szlemeye aktarl
masn salamayacak, ayn zamanda onlarn modern dnyada
kendilerini tamamen yabanc gibi hissetmelerini engelleye
cek anlam nesnelletirilmesini garantiye alacaklardr. Ancak
o vakit, kriz ierisindeki modernitenin tahribatndan ya da
tehditlerinden bireyin kimliini ve toplumun zneler-aras
uyumunu kurtarmak mmkn olacaktr.

Peter L. Berger
Thomas Luckmann
Modemite, oulculuk
ve Anlam Krizi
Ortak deneyim, davran ve deer kalplarnn da iinde
yorulduu kapsaml anlam btnlklerinin muhafazas ve
aktarlmas, tm modem-ncesi toplumlarn birincil kurumlannm en temel ilevlerinden biri olmutur. Bu durum,
modemitenin tesisiyle sonulanan dnemden itibaren de
imi; bata din olmak zere btnlk anlam kalplan
zayflam ve hatta kntye uram ve devamnda da
byk apl bir anlam krizi meydana gelmitir. Gnmzn
nde gelen sosyologlanndan Berger ve Luckmann, bu
anlam krizinin nne geebilmek iin, arac kurumlar
adn verdikleri kuramlarn modem dnemde yeniden tesis
edilmesi gerektiini ne sryorlar. Yazarlara gre bu ku
ramlar, bireylerin znel deneyim ve eylem kalplanmn top
lumsal mutabakata aktanlmasn salamakla kalmayacak,
ayn zamanda onlann modem dnyada kendilerim tamamen
yabanc gibi hissetmelerini engelleyecek olan anlam sabitlemelerini de teminat altna alacaktr. Ancak o vakit, kriz
ierisindeki modemitenin tahribatndan ya da tehditlerin
den bireyin kimliini kurtarmak ve toplumun zneler-aras
uyumunu salamak mmkn olacaktr.