You are on page 1of 25

TÜRKİYE’DEKİ ALMAN VAKIFLARI RAPORU

Dr. Necip Hab lemitoğlu Almanya’daki Türkleri biliriz de, Türkiye’deki Almanları bilenimiz var mıdır? Kastedilen, Almanya’daki 2.5 milyon Türk vatandaşına karşılık Türkiye’de yaşayan –çoğu emekli- yaklaşık 100.000 Alman değildir: Türkiye’de her türlü etnik, dinsel-mezhepsel ajitasyonu gerçekleştiren; toplumsal-siyasal-ekonomik ve hatta genetik alanlarda hazırlattığı projelerle her türlü espiyonaj faaliyetini sürdüren; yerel basında-yerel yönetimlerde- üniversitelerde-sendikalarda-kamu kurum ve kuruluşlarında, kısaca stratejik öneme sahip birimlerde “etki ajanı” ve “Alman sempatizanı” yetiştire n; şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasal partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye’ye, Atatürk ilke ve devrimleri ile Cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus-devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan – deyim uygunsa- bir avuç Alman istihbarat çısıdır. Türkiye’de istihbarat kuruluşları, Almanya’nın Türkiye içindeki “Beşinci Kol” faaliyetlerinin farkında mıdırlar? Elbette ki evet!.. Ne var ki, klasik bürokrat uzlaşmacılık anlayışı, “bu iş benim boyumu aşar” mantığı, siyasal baskılar, siyasal erke güvensizlik, mevcut istihbarat kuruluşları arasındaki olumsuz rek ab et ve koordinasyonsuzluk gibi nedenlerle önlem alınamamaktadır. Önlemden vazgeçtik, kamuoyu bilgilendirilememektedir. Bu acizlikte, hiç şüphesiz, sözkonusu istihb arat kuruluşlarımız içindeki şeriatçı ve de etnik görüntülü kadrolaşmaların payını da yadsımamak gerekmektedir (1). Türkiye’deki Alman “Derin Devleti”nin temsilcileri, gerçekte Alman Dış İstihb arat Servisi olan “Bundesnachrichtendienst” (BND) mensubu olup, bir kısmı diplomatik dokunulmazlık kapsamında, bir kısmı gazeteci, akademisyen (arkeolog, dilbilimci, Türkolog, siyasetbilimci, çevrebilimci, ekonomi st, sosyolog, etnolog ve ilahiyatçı ağırlıklı), serbest araştırmacı, sendikacı kimliğinde ve diğerleri de vakıf temsilcisi olarak kesintisiz faaliyet göstermektedirler (2). Bu araştırmanın konusunu, sadece Alman vakıfçıları oluşturmaktadır (3). Alman istihb arat çılarının Türkiye’de vakıf temsilcisi statüsünde de olsa görev yapmalarına, vakıflar mevzuatı olanak tanımamaktadır (4). Buna rağmen, Türkiye’deki Sivil Toplum Örgütleri (NGO) olgusunu çok iyi kullanan, zaafları ve mevzuat açıklarını çok iyi değerlendiren Alman istihb arat çıları, Türkiye’yi tanımakla işe başlayıp, kısa sürede hemen her alanda Türkiye’yi yönlendirecek aşamalara gelmişlerdir. Konunun daha iyi anlaşıl abilmesi için öncelikle, emperyalizmin hedefi konumundaki ulusdevletlerde ve bu doğrultuda Türkiye’de mevcut işbirlikçi NGO’lara yüklenen misyonların açıklanması gerekmektedir.

1. TÜRKİYE’DEKİ KÜRESELLEŞMECİ YA DA İŞBİRLİKÇİ NGO’LAR

Küreselleşme sürecinde, uluslararası sermayen in serbest dolaşımının önünde en büyük engel oluşturan ulus-devletlerin zayıflatılması ve mümkünse yıkılması doğrultusunda AB D, Almanya, İngiltere gibi ülkeler ile AB, NGO’lara (Non-Governmental Organizations) yani hükûmetdışı sivil toplum örgütlerine aşağıdaki görev ve sorumlulukları öngörmektedirler: (a) Yerel kültürlerin yaşatılması kapsamında alt kültür kimliklerinin siyasallaştırılması ve etnik karşıtlıkların belirginleştirilmesi; (b) misyoner faaliyetlerine karşı toplumsal reaksiyonu törpüleyecek sürecin başlatılması ve geliştirilmesi; (c) dinsel özgürlükler kapsamında dinlerarası diyalog ve hoşgörü söylemlerinin kullanılmasıyla, tarikat-cemaat ve benzeri yapılanmaların farklı hukuklarının yaşam a geçirilmesi ve eğitimöğretim birliğine son veren girişimlerin desteklenmesi; (d) hükûmet politika larını ve kamuoyunu önemli ölçüde yönlendirme gücüne sahip siyasal partilerin, meslek odalarının, medya kuruluşlarının, sendikaların, birliklerin, vakıfların, derneklerin, tarikat ve cemaatlerin ve de illegal örgütlerin, rejim-devlet aleyhine -farklı siyasal kamplarda yeralsalar da- asgari müştereklerde buluşturulması ve kullanılması; (e) demokratik kitle örgütlerinin süratle NGO’laştırılması ve “sivil itaatsizlik” çağrıları ile kitlelerde kamu düzeni-devlet otoritesi aleyhine başkaldırı refleksinin oluşturulması; (f) “sivil denetim” stratejisi ile devlet kurum ve kuruluşlarının denetlenmesi ve hedeflenen gizli bilgilere doğrudan ulaşılması; (g) bağlı NGO’ların baskı grubu olarak kullanılmasıyla hükûmetlerin siyasal, toplumsal, kültürel, hukuksal ve de ekonomik politika larının doğrudan ya da dolaylı etkilenmesi; (h) resmi ideoloji-sivil ideoloji ayrımı ile mevcut sistemden hoşnut olmayan, ezildiğine, sömürüldüğüne inanan kitlelerin toplumsal dayanışma bağlamında yönlendirilmesi ve resmi ideolojiyi temsil eden tüm kurum ve kuruluşlara, değerlere, resmi politikalara düşmanlaştırılması; (i) etnik ve dinsel amaçlarla yerel yönetimlerin önplana çıkarılması; (ı) “küresel vatandaşlık” kavramının “etki ajanlığı” ile istismar edilmesi, hedef ülkedeki etki ajanlığı potansiyelinin böylece geliştirilip güçlendirilmesi vs. vs.”. Küreselleşmeci NGO’ları, ulusal düzeydeki demokratik kitle örgütlerinden ayıran en önemli kriterler ise şöyle belirlenmektedir: Küreselleşmeci NGO’lar, hiçbir şekilde hükûmetten yani resmi makamlardan yardım almayacaklardır. Bu bağlayıcı özellik, onların devlet tarafından teslim alınmalarının ve de kullanılmalarının önüne geçecektir. Ancak, aynı NGO’ların dış ülkelerden yardım almalarında ve yönlendirilmelerinde-kullanılmalarında ise hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Bir başka ifadeyle, yasal demokratik kitle

örgütleri (dernekler, vakıflar, meslek odaları ve birlikleri, sendikalar vd.) ne kadar ulusal görüntüye ve niteliğe sahiplerse, küreselleşmeci NGO’lar da o ölçüde ulusallık karşıtı-işbirlikçi (agent) görüntü ve niteliğe sahiptirler. Diğer taraftan, küreselleşmeci NGO’lar için, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, ülke ekonomi sinin gelişmesi, üretimde ve işgücünde verimlilik, işçi-memur-köylüöğrenci-esnaf-kadın hakları, sendikal müc adel e, devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmezliği, bilimsel aktiviteler, sömürü, sömürgeler gibi konu ve kavramlar pratikte hiçbir anlam ve değer ifade etmemektedir. Buna karşılık, küreselleşmeci NGO’ların kayıtsız şartsız savundukları iki temel özgürlük vardır: Dinsel özgürlükler (mezhep, tarikat, cemaat ve hatta yasadışı radikal dinci yapılanmalar arasındaki farklılıkları derinleştirme, kışkırtma) ve de etnik parçalama-parçalanma özgürlüğü. Laik hukuk sisteminin çökmesiyle ya da alt kültür kimliklerinin siyasallaştırılmasıyla ortaya çıkacak iç savaş ve bu iç savaşta ortadan k alkacak olan başta yaşama hakkı olmak üzere, yokolacak tüm temel insan hak ve özgürlüklerinin hesab ı hiç önemli değildir. Örneğin, Yugoslavya’nın parçalanma sürecinde yaşanan etnik temizlik operasyonlarında öldürülen, tecavüz edilen, işkence gören kadınların, çocukların envanterini çıkaran, haklarını arayan ve sorumluların gerçekten izini süren kaç küreselleşmeci NGO vardır küreselleştiği söylenen dünyada? Keza, Irak, Çeçenistan, Kosova, Filistin ve Afganistan gibi ülkelerdeki yansımaları izleyen ve kamuoyunu bilgilendiren, gerçekten takipçi küreselleşmeci NGO’lardan söz edebiliyor muyuz? Kuzey Irak deneyimi göstermiştir ki, “insani yardım” amaçlı yüzü aşkın NGO’nun neredeyse tamamı, AB D, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin istihb arat servislerinin tamamlayıcı ve kamufle edici unsuru olarak görev üstlenmişler; bu servislere ajan peşmerge devşirmişlerdir (5). Bu bağlamda bölgeye en ciddi insani yardım, NGO’lar arasında adı bile geçmeyen Türk “Kızılay”ından gelmiştir. Bunca yaşananlar ortadayken, küreselleşmeci NGO’lar, eylem yerine, “insan hakları ve özgürlükleri” söylemlerini yeğlemektedirler. Kimlere karşı? Sadece kendi devletine ya da diğer ezilen devletlere karşı, tabii kendilerini yöneten-yönlendiren emperyalist devletin ya da devletlerin verdikleri izin ölçüsünde!.. Çelişkiler sadece bu kadar mı?!. Elbette ki hayır!.. Tıpkı, örgüt içi demokrasinin (seçimle işbaşına gelmek, kaydıhayat şartıyla yönetimde kalmamak, görev ve sorumlulukları paylaşmak, kişisel çıkar sağlamamak vb.) olmadığı yapılanmaların NGO kabul edilemeyeceğine ilişkin genel tanım ve tutuma rağmen, tarikat ve cemaatlerin bir nevi NGO olarak (Sivil Toplum Cemaatleri) tanınmaya zorlanması gibi. Küreselleşmeci NGO’lar, dinsel mürit-militanlığın ya da etnik faşizmin yolaçacağı sorunları değerlendirmek yerine, “işkenceye hayır”, “düşünceye özgürlük” gibi temelde tüm insanların katılacakları sloganları, sadece hedef hükûmetleri köşeye sıkıştırma aracı olarak kullanmaktadırlar. Örnek mi?!. Türkiye başta olmak üzere tüm hedef ülkelerde, küreselleşmeci-işbirlikçi NGO’lar, haftalık-aylık ve yıllık insan hakları raporları hazırlayıp bunu kendi ülkesini küçük düşürecek, aşağılayacak, şikâyet edecek biçimde yayınlamaktadırlar. Bu raporların sunumu, yönetilip yönlendirildikleri ülkelerin dışişleri bakanlıklarınadır. Bu bağlamda, Türkiye’deki İnsan Hakları Derneği’nin ya da Mazlum-Der’in ya da Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın, ABD, Almanya ya da AB ülkelerindeki insan hakları ihlâllerine ilişkin rapor hazırlamaları kesinlikle sözkonusu değildir. Daha açık ifadeyle, insan hakları ve özgürlüklerine ilişkin konular, küreselleşmeci NGO’larla, kendilerini yöneten-yönlendiren, para aldıkları yab ancı devletlerin “müdahale-baskı-şantaj” aracı olarak sürekli gündemde tutulmaktadır, yoksa gerçekten samimi oldukları için değil. Tüm bu fonksiyonları ile küreselleşmeci NGO’lar, kendilerini yöneten-yönlendiren ülke silahlı kuvvetlerinin, casuslarının yapamayacakları tüm alanlarda hizmet sunmaya, dolayısıyla da kendi devletine yönelik çok yönlü vatana ihanet suçunu –hem de alenen- işlemeye deva m etmektedirler. Satın alınmanın adı, “proje bedeli” olmuştur. Buna karşılık, Türkiye dahil hedef ülkeler, küreselleşmeci NGO’lara karşı yasal önlemleri alamaz konuma getirilmişlerdir. Örneğin, ilgili devlet ya da hükûmet başkanlarının ve parlamenter heyetlerinin Türkiye’ye ziyaretlerinde, sözkonusu küreselleşmeci NGO’ların yöneticileri ile görüşmeleri rutin kabul edilmekte ve gezi programının üst sıralarında yer almaktadır (6). Bu olgu, sözkonusu NGO’lara bir nevi itibar kazandırmakta ve örtülü dokunulmazlık sağlamaktadır. Bütün bu olumsuz gelişmelere karşı Türk Devleti ne yapmaktadır? Ulusuna ve tarihine lâyık olmayan ya da “etki ajanı” konumundaki kimi politika cıların, kimi istihb arat çıların, kimi medya mensuplarının, kimi akademisyenlerin, kimi tarikat şeyhlerinin, kimi işadamlarının varlığı, Türk Devleti’nin sözkonusu küreselleşmeci NGO’lar karşısında sadece seyirci konumuna gelmesine neden olmuştur ve olmaktadır. Tipik bir örnek olmak üzere, Başbakanlığa bağlı olarak kurulan İnsan Hakları Üst Kurulu’nun küreselleşmeci benzerlerinden farklı hiçbir fonksiyonu bulunmamaktadır. Ekonomik önlemler için hükûmet, milyonlarca üyesi olan ulusal nitelikli sivil toplum kuruluşları yerine, sıradan bir dernek statüsündeki TÜSİAD’dan öncelikle görüş alırken, eleştirilerinin gereğini de anında yerine getirmektedir. Kısaca, Türk Devleti, kendini savunma mekanizmasını çalıştıramadığından, kendi NGO’larını da kuramamaktadır. Özellikle kurulan devlet kaynaklı vakıfların, kamu çıkarları yerine, kimi devlet bürokratlarına hareket –daha doğrusu harcama- esnekliği ve serbestisi sağlaması, uluslararası literatürde GONGO olarak nitelendirilen “Governmental NGO”ların artışına yol açmaktadır (7). Tapu-Kadastro, Adalet, Polis, MEB, Üniversiteler başta olmak üzere hemen hemen tüm kamu kurum ve kuruluşlarının katrilyonlara hükmeden GONGO’ları, kamu kaynaklarından ve halkın sırtından haksız kazanç sağlamaya devam etmektedir. Sorun sadece bu kadarla kalsa yine kabul edilebilir boyutlarda. Daha kötüsü, sırf kamu kaynaklarını hortumlamak amacı ile kurulan yüzlerce NGO’ya en tipik örnek, vakıf üniversiteleridir. Devlet malına vakıf olunamayacağına ilişkin tarihsel ilkeye rağmen, kurulan vakıf üniversiteleri, kimi sermaye sahiplerine ya da cemaat şeyhlerine, reklâmın yanında, yüzbinlerce metrekarelik bedava arsa, hatta boğaz manzaralı orman arazisi, vergi indirimleri, cari harcamaların % 45’ine varan ölçülerde devlet desteği de sağlanmaktadır. Harcama faturaları biraz şişirildiğinde, vakıf üniversitelerinin neredeyse cari harcamalarının tamamı devlete yükletilirken, zaten maddi olanaksızlıklar içinde kıvranan devlet üniversitelerine bütçe içinde ayrılan pay da giderek azalmaktadır. Özetle söylemek gerekirse, Türk Devleti’nin ne küreselleşmeci NGO’lara, ne kendi GONGO’larına ve ne de halk deyimi ile “hortumcu” NGO’lara karşı belirlenmiş bir politika sı bulunmamaktadır. Bu acizlik görüntüsü, 21-22 Haziran 1919 tarihli

ülkelerin içişlerine sorun y arat madan karış abilmek için ne tür ‘kamuflaj projeleri’ kullanab ileceği üzerine bir dizi ‘pratik örnek’ verilmektedir. AB D Kongresi denetiminde oluşturulmuş resmi bir para fonu olduğundan. Alman Parlamentosu’nda grubu bulunan partilerin bünyesi içindeki bu vakıfların tamamı. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi gösteriyor” (8). 1984’den itibaren Türkiye’ye gelerek ve de yasal boşluklardan yararlanarak. ilâveten uluslararası şirketler ve stratejik müttefik ülkeler de destek sağlıyor. Vakıf ajandasının üçüncü maddesi. gerçekte Alman İstihb arat Servisi BND’nin kontrolünde çalışan.. CIPE (Uluslararası Özel Girişimciler Merkezi).. AB ülkelerinin de aynı amaçlı “birinci sınıf” NGO’ları bulunuyor. Türkiye’nin etnik çetelesini tutmakla meşgul ve hem Alman Dışişleri Bakanı ile hem de aynı bakanlığa bağlı Alman resmi ‘araştırma’ enstitüleri ile ortak çalışmakta. Dolayısıyla. Alman Dışişleri Bakanlığı’nın . iktidar-muhalefet ayrımı yapılmaksızın Federal Hükûmetin “Politik Eğitim Fonu”ndan finanse edilmektedir. NED (Demokrasi Milli Fonu) üzerinden Cumhuriyetçi Partiye bağlı IRI (Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü) ve Demokrat Partiye bağlı NDI (Ulusal Demokrasi Enstitüsü) ağırlıkta olmak üzere. ACILS (Amerikan Uluslararası İşçi Dayanışması Merkezi).Amasya Genelgesi’nde ilk maddede yer alan aşağıdaki yargıyı hatırlara getiriyor: “. ‘Türkiye’de yerel yönetimlere işlerlik kazandırmak’ amacıyla Almanya’da adı var. Kemalizmin iflas ettiğini ve sorunun geçici bir hükûmet sorunu değil. Yeşillerin Heinrich Böll Vakfı ‘federal yönetimin nimetleri’ni Doğu Anadolu konusunda gündeme getirmektedir. Sözkonusu Alman vakıflarının yıkıcı-bölücü ve de espiyonaj faaliyetlerine karşı ilk kez Türk kamuoyunu bilgilendirerek uyaran Türkiye’nin tek Doğubilimcisi Tamer Bacınoğlu. SPD’nin Friedrich Ebert Vakfı da. Resmen Alman Hükûmeti’nden yardım alan sözkonusu vakıflar. daha ‘global’ bir yaklaşımla ‘Türkiye’de sivil toplum kurulabilmesi’ için çaba gösterirken. vakıf şubelerine alınan Türk elemanlar için ödenen Alman ‘kalkındırma yardımı’. İşin ilginç tarafı. üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getire memektedir.‘Toplumun değişik katmanlarını Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak’ ve buna paralel olarak ‘kürtçü gruplar’ ile Almanya arasında köprü kurmak. ancak Türkiye’ye baktığımızda. ‘federalizmi tanıtma’ ç ab alarını genelde Batı Anadolu’da yürütürken.. Etkinlik alanlarının farklılığı. FDP’nin Friedrich Naumann Vakfı. Bu fona sadece Federal Bütçeden kaynak aktarılmıyor. Hoover Enstitüsü gibi merkezlere sahip olduğu biliniyor. 1. Konrad Adenauer Vakfı’na. özellikle Almanların başı çektikleri gözlemleniyor. en etkin Avrupalı NGO’lar arasında. Ankara ve İstanbul’da şubeleri bulunan tüm Alman parti vakıflarının programları k ab aca şu üç maddeden oluşur: Birinci maddedeki etkinlikler. burs verilen doktora öğrencileri.. Türkiye dahil hangi üçüncü dünya ülkesinin hangi işbirlikçi NGO’su bu merkezlerden hangi miktarda nakit yardım almış. aralarındaki görev dağılımından kaynaklanır.hükûmet. her biri birer “taşeronun taşeronu” legal Türk NGO’sunun tab elâsı ardında faaliyetlerini sürdürmektedirler. Türkiye’de faaliyet gösteren Alman vakıfları ve enstitüleri. Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak’.‘Alevilerin aşırı islâma karşı oluşlarını dikkate alarak. Aynı şekilde. parti programlarının farklılığından değil. İkinci maddedeki etkinlikler.. Alman NGO’larının Türkiye’deki ilk sıçrama noktaları olarak k abul ediliyor.. ‘yerli köprübaşları oluşturmayı’ öngörür. daha çok ‘ekonomi ağırlıklı diyalog arayışı’nda olduğu izlenimini vermek istiyor. harcamalarının gizliliği bulunmuyor. sözkonusu vakıflarla ilgili şu çok önemli değerlendirmeyi yapmaktadır: “. Örneğin. C. Bu vakıfların yurtdışı faaliyet giderleri de tamamiyle Federal Hükûmet tarafından karşılanmaktadır. Almanya’ya davet edilen Türk akademisyenleri. NED. . tüm masrafları Federal Bütçeden karşılanan “taşeron” NGO’lardır. dış ülkelere “Hükûmetdışı Sivil Toplum Örgütleri” yani NGO olarak takdim edilmektedir. ‘Politik Vakıflar’ın bu bağlamda ‘diyalog programları ile yapıcı bir rol oynayacakları’ en yetkili ağızlardan itiraf edilmektedir. B. hemen her vakıf.. Sosyal Demokrat Partisi-SPD’nin Friedrich Ebert Vakfı.‘Toplumun değişik katmanları ile siyasal islâmcıları bir araya getirmek’ ve buna paralel olarak islâmcılar ile Alman devleti arasında köprü kurmak. -aşırı sağcı CSU ve solcu PDS dışında. Bu çerçevede üçlü bir strateji izlenir: A. İşte bu vakıflar. TÜRKİYE’DEKİ ALMAN VAKIFLARININ GENEL KARAKTERİSTİĞİ AB D’nin hedef ülkelerdeki küreselleşmeci NGO’lara dolaylı parasal destek için. devlet finansmanlı çok özel NGO’lardır ve Alman dış politika sının önemli bir aracı durumuna gelmişlerdir. kendi yok ‘federal sistem’i Türkiye’ye tanıtmayı hedefler. Türkiye’de ‘İslâmı demokrasiyle barıştırmak’ yolunda en kapsamlı projeler ise CDU’nun Konrad Adenauer Vakfı’nca yaşam a geçiriliyor. ‘yapay ve uyduruk Türk ulusunu tepeden inme yöntemlerle yaşatmaya çalışan Türk devleti’ olduğunu kanıtlamayı amaçlar. aydınlar. Hür Demokrat Parti-FDP’nin Friedrich Naumann Vakfı da aynı statü içindeki vakıflar arasında yer almaktadır.rejime entegre sorunu olmayan mevcut siyasal partilerin birer yan kuruluşudur. Yeşiller’in bu vakfı şu sıralar. internet e yüklenmiş resmi kaynaklardan kolaylıkla öğreniliyor (9). Türkiye’de faaliyet gösteren Alman Kültür Merkezleri’nin yanısıra. yayınında. Alman parti vakıfları.. Yeşiller ise Heinrich Böll Vakfı’na sahiptir. Beyrut merkezli “Morgenlaendische Gessellschaft”a bağlı Orient Institut’un İstanbul Şubesi ve Goethe Enstitüsü.. Almanya’nın en büyük partilerinden biri olan Hristiyan Demokratik Birliği-CDU. bazı duyumlara göre yıldan yıla katlanarak artırılmaktadır.

TİSK.1. Ortağımız TBD. Bize ev sahipliği yapan Ardahan Valisi. böylece ben de bilgi sahibi ol abildim.Almanya kökenli vakıflar.. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti. Seminerin konuları arasında şehircilik. ‘biz NGO’yuz’ diyor. Hepsi de ‘dost ve müttefik Almanya’ hesab ına çalışıyor. Vakıf Temsilcisi Dr. Arı Hareketi. Alman vakıfçıları. 2. ehliyetleri ve coşkuları karşısında etkilenmiştim.1. Ardahan ilinde belediye başkanları ve belediyede ve idarede çalışanlar için iki günlük bir seminerin açılışını yapmıştım. Wulf Schönbohm ve yardımcısı Dirk Tröndle gibi iyi derecede Türkçe ile. İşte bu vakıflardan birkaçı ve saptanan faaliyetlerinden bazıları: 2. TOSYÖV. Wolfgang Feurstein adlı bir istihb arat çı akademisyen (halkbilimci) bu yıllarda bölgede çalışmış ve sonuçta “kaybolan laz ulusunu kurtarmak” misyonu adına. Vakıf. . Türkiye’de 47 ayrı etnik halk söyleminden yola çıkan Alman istihb arat çı akademisyenleri. Almanların bölgedeki etnik çalışmaları. Türkiye’nin zaaf boyutlarındaki etnikdinsel-ekonomi k-siyasal ve de toplumsal sorunlarını çok iyi bilen iki servis elemanı tarafından yönetilen bu vakıf. kendi ülkelerinde iki laz örgütünün yanısıra. özel bir alfabe (Lazuri Alfabe) yarat mıştır. Aynı zamanda bu yöredeki doğanın güzelliği. ‘Türk devletinin varlığı sorundur. Almanların Artvin. Söylev’deki ‘Her tarafta ecnebi z ab it ve memurları ve hususi adamları faaliyette.’NIN BASIN VE KAMUSAL İLİŞKİLERİ Dr. ihaleler. Önceleri. dev bir gerçeğin küçük bir yansımasıdır. valiler tarafından ağırlanarak. tab elâsı ardında faaliyet gösterdiği Türk Demokrasi Vakfı. Federal Alman İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Aralık 2000’de yayınlanan “Yeni Türkiye Konsepti”. sistem karşıtı eleştirel ve alternatif medya cılığı teşvik. Türk Demokrasi Vakfı’nın işbirliği çerçevesinde kamufle etmeye çalışmaktadır (12). Wulf Schönbohm’un ülkemizdeki etkinliği konusunda. daha sonraki çalışmalarımız için bana bir esin kaynağı oldu. kuramadığı sivil toplum kuruluşu ya da resmi kurum ve kuruluş neredeyse sözkonusu değildir. Örneğin.” (11). Türk ulusu uyduruk bir yapıdır’ da diyebiliyorlar.. faaliyet gösterebilmektedirler. Alman vakıflarına. açık yüreklilikleri.. her yıl Türkiye’nin bütün yöre ve illerinde aşağı yukarı 100’e yakın bu tür meslek eğitimi semineri düzenlemektedir. KONRAD ADENAUER VAKFI Halihazırda Dr.A. Ancak ‘sivil toplum’. daha sonra giderek yoğunlaşmıştır.yeni görevler yüklemektedir: “Köylülerde çevre bilincini geliştirmek. Ardahan ve Rize illerine olan özel ilgisinin geçmişi 1960’lı yıllara dayanmaktadır. Bu semineri uzun yıllar birlikte çalıştığım Türk ortağımız Türk Belediyecilik Derneği (TBD) ile birlikte düzenlemiştik. artık Alman vakıfları sayesinde örgütsel faaliyetlerini alenen yürütmektedirler. Bu konuşmalar. üniversitelerde kürsüler oluşturmuşlardır (14). nezaket gösterip kendi özel Cumhuriyet nüshasını bana verdi. K. KA-DER ve daha yüzü aşkın sivil toplum örgütünün yanısıra. sadece Türk Belediyecilik Derneği değil. İstanbul’da da şube düzeyinde temsil edilmektedir.V. vs. Türk yasaları izin vermediğinden dolayı.. faaliyetlerini. Türkiye’nin bu ücra köşesindeki insanların özel dostluk ve candanlıklarını da tanımak fırsatını buldum” (13). ‘küresel ekonomi ’ ve ‘insan hakları’ için uğraşı verdiklerini iddia ederken. TBD ve Konrad Adenauer Vakfı (KAV). Almanya’da basılan laz alfabesiyle yazılmış kitap ları valizlerine gizleyerek bölgeye ge tiren bu istihbarat çılar. belediye başkanının. üniversiteler ile de Konrad Adenauer Vakfı (KAV) müşterek etkinlikler düzenlemişlerdir (15). Türkiye’nin hemen her yerine rahatça girebilmekte. rutin faaliyetlerinin yanında –özellikle espiyonaj ağırlıklı. Wulf Schönbohm’un yazdıkları. iyi işleyen bir yönetim ve demokrasi için yerel düzeyde nitelikli yöneticilerin bulunmasını ve bağımsız yetkilerle donanmış bir yerel yönetimin varlığının önemli bir önkoşul olduğu görüşünde birleşiyorlar. otoyollara ve baraj inşaatlarına karşı sivil itaatsizlik eylemleri organize etmek vs. Schönbohm ve yardımcısı Tröndle’nin ilişki kurmadığı.1. telefonla arayıp Cumhuriyet Gazetesinde Türkiye’deki Alman vakıflarının çalışmalarını kötü bir biçimde yansıtan bir makale yayımlandığını bildirdiler. Bu ziyaret vesilesiyle Ardahan ve Artvin il merkezleri ve ilçelerinden sayısız memurla konuşma fırsatı da bulmuş. çevre düşmanı yatırımlara özellikle turizm bölgelerinde gereksiz endüstri tesislerine. deyim yerindeyse. bizzat kendi yazdığı şu satırlar. hem de konaklamalarını orduevlerinde yapara k. bir fikir verecek düzeydedir: “Bu yılın 6 Temmuzu’nda Ardahan Subay Gazinosu’nda akşam yemeğindeydim.” sözlerini hep anımsamalıyız” (10). 1984’den bu yana ülkemizde faaliyet göstermektedir. Ankara’da müstakil bir binaya sahip olup. Vakıf Temsilciliği. Diğer yandan biliyoruz ki. köylü kadınları politika ya duyarlı hale getirmek. belediye meclisinin ve belediyenin görevleri ve birbirleriyle ilişkileri vardı. ellerini kollarını sallayarak.

.. Bu temasların her iki tarafın çalışmaları için çok faydalı olmakla kalmayıp. BND danışmanlarından Prof. atölye çalışması ve sempozyum düzenlemektedir. Bay Dr. “Alman Okullarında İslâm Din Dersi” konulu kongre. 2000 yılı içinde aşağıdaki uluslararası kongreleri düzenlemiştir: “ Turkey on Her Way to EU-Membership ” başlıklı bir yuvarlak masa tartışması. hatta MGK’dan da güvenilir bir kaynağa (!) atıfta bulunmaktadır.A.. Vakfa göre. Katılımcıların temsil düzeyi. 2000 Yılında Avrupa Halk Partisi (EVP) milletvekili Bayan Dr. siyasi müşaveredir. Holger Mey ve “ Türkiye’de İnsan Haklarına Saygı Eğitim i” konulu forumun konuşmacısı Prof. asıl gövde gösterisini 29-30 Haziran 2000’de düzenlediği “ Türkiye’de Anayasa Reformu-Prensipler ve Sonuçlar ” adını taşıyan kongrede yapmıştır. Alman iç istihbarat örgütü olan “Federal Anayasa’yı Koruma Teşkilâtı”nın (BfV) en gözde hukukçularından Avukat Dr. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Yıldırım Akbulut’un kongrenin açılışı ile ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisindeki siyasi bir takdim konuşması yapmaları konunun önemini vurgulamış ve etkinliği düzenleyenleri ve katılanları onore etmiştir” (16).. Bu kongreye. “ siyasi diyaloğun diğer önemli bir bileşeni. Renate Sommer’in ziyareti. Aslında ordu Türk siyaset sisteminin Avrupalılaşması konusunda pek çok siyasal parti veya hükümetten daha fazla katkıda bulunmuş olsa da. Ancak. “ Yüksek Teknoloji lerdeki Devrimsel Gelişmeler-Silahlı Kuvvetler İçin Sonuçlar ” konulu forumun konuşmacısı Dr.. ‘sivillerin’ etkili egemenliği talep edilmiştir. “Türkiye’de Anayasa Reformu-İlkeler ve Sonuçlar” konulu kongre. “dokunulmazlık sağlama”. Rumpf.2. Dr. seminer. Türkiye açısından en kritik konulardan biri “ AB Üyesi Olarak. önemli siyasetçiler ve şahsiyetler ile yerinde görüşme ve durum hakkında yerinde fikir edinme imkânı sağlanır. “Globalleşme- . Siyasal diyalog kapsamındaki bu tartışma forumlarının her birine.Dr.. vakıf için adeta “aklanma”. Yeni seçilen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer. İonna Kuçuradi’dir. “prestij artırma”. TEHLİKENİN BOYUTU: K. Zira bu temel düşüncelerin..V. Milli Güvenlik Kurulu kararlarının hukuki açıdan bağlayıcı kararlar değil. “Almanya’nın Birleşmesinin 10. Konrad Adenauer Vakfı. Kay Hailbronner. Yılı” konulu etkinlik.400’dür. Atatürk’ün yaşadığı dönem itibariyle çağın koşullarına ve gereksinimlerine tamamiyle zıt “anti-emperyalist” bir müc adele sonrasında ülkesine bağımsızlık kazandırdığı gerçeğini es geçmekte ve Kemalizmin yorumunun saptırılarak AB talepleri çerçevesinde yeniden yapılmasını ima etmektedir. Tıpkı bildirilerin toplandığı kitap çığın önsözünde Dr. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk gibi kamuoyunun yakından takip ettiği isimler katılmıştır. Schönbohm’un yazdığı gibi: “. tebliğleri değerlendirirken şu mesajları vermeyi ihmal etmemiştir: “Temel haklar konusu herhalde Türk anayasa sistemindeki en ağır yaradır. Vakfın sadece 2000 yılında saptanan 33 etkinliğine katılan davetli sayısı 3. aynı zamanda önyargıların tasfiye edilmesi ve karşılıklı diyaloğun sağlamlaştırılmasına önemli bir katkı sağladığı geçmişteki uygulamalarda görülmüştür. Oturumlarda gözüken yaklaşımla doğal olarak Milli Güvenlik Kurulu yapısının yeniden düzenlenmesi istenmiş.. her yıl çok sayıda konferans. böylece egemen bir ordunun Avrupa’nın özgürlükçü demokratik temel düzeniyle bağdaşamayacağı şüphesizdir.’NIN ÖNEMLİ ETKİNLİKLERİ Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilciliği. AB’ye entegrasyonun berab erinde getirdiği milliyetçi strüktürlerin bir kısmının tasfiyesine çelişki arz etmektedir” (18). Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer..Vakıf. “Karadeniz/Ereğli’de Bölgesel Gelişme” konulu kongre. Bu hususta Alman siyasetçilere. 2000 Yılı itibariyle üç tartışma forumu düzenlenmiştir. Gerçekten bugüne kadar Milli Güvenlik Kurulu’nun tüm tavsiyelerinin yerine getirildiğini ve 28 Şubat 1997 tarihli köktenciliğe karşı müc adel e hususundaki ‘tavsiyelerinin’ çok ağır gerçekleştirilmesinin de o zamanki Erbakan hükûmetinin sonu olduğu görülmüştür. Öncelikle anayasanın birçok bağlamda orduyu da kattığı tespit edilmelidir. “ Türkiye’de Okul Reformu Sonrasında Yab ancı Dil Dersi Reformu” konulu sempozyum. 2. sadece hükümete ‘tavsiye’ niteliğinde olması da önemli değildir. Christian Rumpf ise. “ilgi odağı olma” yorumlarına yolaçmıştır. “Küreselleşme ve Modernleşme Sürecinde Kültürel Kimlik” konulu kongre. kendi alanlarında sivrilmiş 100’er davetli katılmıştır: “ Orta Ölçekli Sanayinin ve Modern Teknolojinin Bavyera Eyaletinde Teşviki ” konulu forumun konuşmacısı Müsteşar Hans Spitzner.Dr.. Norbert Lammert’in ziyareti (Milletvekili ve Alman Federal Parlamentoda Hristiyan Demokrat Partisi/Hristiyan Sosyal Birliği CDU-CSU dış siyasi sözcüsü) ve milletvekili Manfred Grund başkanlığında Thüring Eyalet Grubunun ziyareti gerçekleşmiştir” (19) . özellikle Kemalist milliyetçiliğinin çağın gereksinimlerine aykırı olan yorumu.000 olup. “Türkiye ve AB -Ulusal Egemenlik Haklarının Devri” konulu kongre. toplam 281 etkinliğe katılan davetli sayısı ise 23.1. Kemal Atatürk’ün kendisinin ve o zamanki partisinin temel düşüncelerini bugünkü Avrupa’nın entegrasyon gelişmeleriyle bağdaştırmak zorunludur. Kongrede. Türkiye’nin ergeç yola gireceğinin kanıtı ve emaresi olarak “ tüm Türkiye’de faaliyet gösteren İnsan Hakları Derneği ilk defa işkence vakalarında belirgin bir azalma tespit etmiş ” diyerek güvenilir.. sıkça Türkiye’nin gizli iktidarı olarak görülen Milli Güvenlik Kurulu’yla bağlantılı olarak dile getirilmiştir. Ordunun Türk anayasa düzeni içerisindeki rolü. Egemenlik Haklarının Devri Sorunu” üzerine katılımcıları Almanya’dan edinilen deneyimler (!) çerçevesinde bilgilendirmiştir (17).

Rudolf Schmidt ve de Vakıf Temsilcisi Dr. bu etkinliklerle ulaşmak istediği hedefi ise şu cümlelerle ifade etmektedir: “ Partnerimiz TDV sayesinde. KAV Temsilcisi Dr. Wulf Schönbohm’un yanısıra. Büyükelçi Dr. Federal İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı’nca hazırlanan “Alman NGO’larının 2001 Türkiye Konsepti”nde Konrad Adenauer Vakfı’ndan “ANAP merkeziyle ve taşra bürokratlarıyla ilişki ağı kurması” istenilmektedir. En önemli sonuç.Dr. destek verdiği projelerin yanısıra. Vakfın. Türkiye’nin sorunlarına (!) ilgi yelpazesi öylesine geniştir ki.Dr. Roland Eckert. KAV bu nedenle geçen yıl toplam üç gençlik konferansı (09. sonuçları bir komünikede toplanmıştır. özellikle de gençlerin siyasi fikir oluşturma sürecine katılımı. Christopher Kubaseck. Özellikle ‘Türkiye’nin Geleceği. KAV’nın Türkiye’ye. Gerd Mutz. Rüdiger Bolz tarafından müştereken gerçekleştirilen “Konrad Adenauer Vakfı’nın 20. Tartışma Forumu”nun konusu ise. farklı menşelerle ilgilenmesi.Alman Büyükelçisi Dr. 17. 31. 4 çalışma grubuna ayrılmış ve muhtelif konuların ele alınması ile görevlendirilmiş olup. 3 Mayıs 2001’de ise.Türkiye İçin İktisadi Zorluklar ve Şanslar” konulu kongre. çok iddialı biçimde basına “görüşmediğim yerel basın kalmadı” biçiminde demeçler vermektedir. keza Vakıf Yönetim Kurulu’nda iki ANAP milletvekilinin Emre Kocaoğlu ve Türkiye’de etnik hobileri ile tanınan Yılmaz Karakoyunlu’nun da bulunduğu gözönüne alınacak olursa. Türkiye nüfusunun % 70’inin 35 yaşın altında bulunduğu dikkate alındığında özellikle şaşırtıcıdır. Bu kapsamdaki faaliyetlerde. 4 Nisan 2001’de Ankara’da Türk Kadınlar Konseyi Derneği ile müşterek düzenlenen ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Konrad Adenauer Vakfı’nın Güneydoğuya ilgisi. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Karadeniz Ekonomi k İşbirliği Sekreteryası’na sponsor olarak da destek vermektedir (24). Yılı’ konulu etkinlikte olduğu gibi geçen yıl düzenlediğimiz etkinlikler için konuşmacı olarak önemli siyasetçiler kazanılmıştır. TDV yani Türk Demokrasi Vakfı’nın Başkanının ANAP milletvekili Bülent Akarcalı olduğu. Ankara’daki Alman Büyükelçiliği ile birlikte organize edilen ‘Almanya’nın Birleşmesinin 10. Rudolf Schmidt’in daha güven mektubunu sunmadan KDP Temsilcilik Resepsiyonuna katılması. “Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Sınırötesi İşbirliği-Strateji ve Projeleri” konulu kongre vd. yayınları da mevcuttur. Mesut Yılmaz’ın kazanılmasıyla ilgili bilinenlere yeni bir ekleme yapmamaktadır. Kaldı ki. Vakıf Temsilcisi Dr. Türkiye’de yoğun olarak ihmal edilen bir sahadır.2000 tarihleri arasında Kuşadası/Aydın’da gençlik günleri konulu bir forum düzenlemiştir.05/1. Kendi cümleleriyle işte amaçları: “Gençlerin teşvik edilmesi. dönemin iki Bakanı. FARKLI MENŞELERE rağmen. KAV ayrıca. önemli politika cıların yanısıra. bu defa 11 Nisan 2001’de Ka-Der (Kadın Adayları Destekleme Derneği) ile müşterek olarak İstanbul’da yinelenmiştir. Beyza Bilgin’in konuşmacı olarak katıldığı “ İslam’da Kadının Rolü-Türkiye’de Kadın” konulu konferans. Yüksel Yalova ve Sadettin Tantan’ın isimleri zikredilmiştir. “ 1930’lu Yıllarda Türkiye’deki Alman Göçmenler ” olarak belirlenmiştir (28).06. 27 Nisan 2001’de TOSYÖV Başkanı Işın Çelebi –ki o da ANAP milletvekilidir. Konrad Adenauer Vakfı.2001’de İstanbul’da Konrad Adenauer Vakfı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen “Almanya ve Türkiye’de Devlet. Geleceğin Türkiyesini Konuşuyor’çalışma konusu altında düzenlenen Van’daki etkinlik.12. Vakıf. Schönbohm ile İstanbul Goethe Enstitüsü yöneticisi Dr. KAV. Belçika ve Türkiye’den gelen siyasetçiler ve karar organları. Foruma katılan 140 kişi. bu etkinlikler sayesinde önemli siyasetçilere kanca atılarak kazanılması hedefinin alenen ifade edilmesidir. Almanya birleşmesini Türk bakış açısından inceleyen Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz KAZANIL AB İLMİŞTİR” (20) . Wulf Schönbohm’un müştereken açılışını yaptıkları AlternatifYenilenebilen Enerji Kaynaklarına ilişkin sempozyum gerçekleştirilmiştir (27). Köln’de ‘Yapısal Dönüşüm İçerisinde Bulunan Orta Ölçekli İşletmeler” konusunda Alman/Türk ekonomi toplantısı ve 09. Ancak önemli olan. Konrad Hummel.11.Dr. Türk ve Alman yerel gazetecilerin katıldıkları seminerler. Kongre’deki konuşmacılar arasında özellikle BND’nin İstanbul’daki “Kürt ve Arap” uzmanı kadrolu elemanı Gottfried Plagemann ile BND’nin Türkiye etnik ve dinsel azınlıklar uzmanı Dr. Gisala Anna Erler de . Diyarbakır’da “biji Apo”.2000 tarihinde Brüksel’de ‘Türkiye ve AB’ konulu uluslar arası sempozyum.05. açılışta söz alacak konuşmacılar arasında Dr. Vatandaş ve Sivil Toplum Kuruluşları” konulu Uluslararası Kongre’nin davetiyesinde. KAV’ın konsepsiyonel katkıda bulunduğu bu etkinlikte Almanya. Bu husus. Türkiye dar gelmekte ve kimi zaman faaliyetler ülke dışına taşmaktadır: “KAV’ın faaliyetleri sadece Türkiye ile sınırlı kalmamıştır. Prof. yerel medya ile öylesine sıkı bir ilişki kurmuştur ki. yukarıda da ifade edilen. diğer partnerleri ile birlikte Almanya ve Belçika’da üç etkinlik düzenlemiştir. Günter Seufert dikkati çekerken. Bahsi geçen bu etkinlik için. kültürel bir birlikte yaşamanın temeli sayılab ilecek müşterek ideallerin ve fikirlerin var olduğu yönündeki tespit olmuştur” (21) . KAV’nın Almanya’dan gelen resmi direktiflere nasıl bağlı kalmakta duyarlılık gösterdiği anlaşılacaktır. KAV. bu alanda tek “burnunu sokmadığı” alana da el atmış ve 22-23 Haziran 2000’de Kemer/Antalya’da “ Uluslararası İhtilafların Çözümü Konusunda Medya nın Rolü” konulu seminere Türk.05. KAV.2000’de Van) ve 23-25. “kürdara azadi” pankartları ve sloganları altında şehir içmesuyu tesislerinin temelini atması gibi ayrıntılar (!) Türk istihb arat kurumlarının engin hoşgörüsü (!) altında yeni yeni etkinliklerin davetiyesini çıkarmaktadır (22). Dr. Bunlar münferit olarak: Berlin’de 21-24. Türk gazetecilerinin “bilgi ve görgülerini artırmaya yönelik Almanya ziyaretleri” ağırlıklı yer işgal etmektedir.04. 2000 Yılında vakıf yayınları arasında çıkan kitap sayısı 14’tür (26). gençlerin de “kazanılmasına” büyük önem vermektedir. Alman Federal Anayasayı Koruma Teşkilâtı BfV bağlantılı faaliyetleri ile yakından tanıdığımız Prof. Gerçi Vakıf.09. Schönbohm. Vakfın 2001’de yaptığı çok sayıda etkinlikler arasında. katılanlar için bir tartışma forumu sunmuştur. Alman ve Yunan gazetecilerinin katılımını sağlamıştır (25).2000 tarihlerinde ‘Helsinki’den Sonra Almanya-Türkiye İlişkileri İçin Gelecek Perspektifleri: Gelişmeler ve Şartlar’ konulu uzman toplantısı.2000 tarihinde Gaziantep.2000’de Mardin ve 19-21. fikir alışverişi fırsatı bulmuştur” (23).

Şevki Yılmaz. Türkiye’de son yıllarda gerçekleştirilen rejim karşıtı pek çok etkinliğin ardında Böll Vakfı yeralmaktadır. Almanya için stratejik öneme sahip olan.. muhafazakâr söylemleriyle tanınan Merkez Valisi Recep Yazıcıoğlu. “yab ancılar”a yönelik faaliyetler. (29). “arka bahçe” ülkeleridir..Dr. uzun yıllardır ülkemize gelenler içinde tanıdığım en dengeli ve sorunlarımıza çok müspet bakab ilen. kürsüsünde yapmıştır. Cumhuriyet Savcıları da işlem yapmamıştır (32). Yücel Sayman. Hasan Mezarcı ve benzerleri gibi T. Yezidiler. Fethullahçılar. oldukça özgürdür. Protestan ve Katolik Kilise Akademileriyle yine bunlara bağlı h ab er ajansları ve diğer medya kuruluşları ile koordineli organik ilişki içindedir. kokteyl. Bülent Ecevit. sempozyum. Yurtdışı faaliyetlerinin tamamı. gazetecilere vd.M. ayrıca kadın hakları ile ilgili etkinliklere de ilgi göstermektedir. Gökhan Çapoğlu. Konrad Adenauer Vakfı’nın tüm bu etkinlikleri gerçekleştirmedeki niyet ve emellerini bir kenara bırakıp. Zafer Üskül ve Alman vakıflarının gedikli konuşmacısı Prof. Böll Vakfı. başta Türkiye olmak üzere. Dolayısıyla sorun. Kaplancılar. Claudia Roth. apolitik çevre projelerinden ibarettir. 1988’de Berlin’de kurulan Heinrich Böll Vakfı’nın. Şanar Yurdatapan gibi isimlerin yanısıra. Federal Anayasa’yı Koruma Teşkilâtı. HEINRICH BÖLL VAKFI Alman Yeşiller Partisi’ne bağlı Heinrich Böll Vakfı. en yoğun işbirliği yaptıkları Türk sivil toplum kuruluşları arasında İstanbul Barosu. Sadettin Tantan. ikinci cumhuriyetçi çizgide k ab ul gören Ali Bayramoğlu. tıpkı Mesut Yılmaz. Ercan Karakaş. BAŞKALARININ ÜLKEMİZDE NE YAPTIĞI DEĞİLDİR. Süleymancılar. Jonathan Sugden gibi Türkiye karşıtı olarak tanınan Avrupalı parlamenterlere. bulunmaktadır. Yeşiller .Vakıf. uluslararası faaliyetleri ile yakından izlenmesi gereken Arı Hareketi’nin Başkanı Kemal Köprülü. Milli Görüşçüler. yeminini Alman Parlamentosu’nda değil.M.B. KOMKAR. bizim niye dışarıda hiç ama hiçbir şey yapmadığımızdır. Mali. bu kapsamda. Ayrıca.M.. BUNA İNANARAK YAZIYORUM. Prof.Dr. Türk istihb arat kuruluşları nezdinde dikkat çekmemek için de. Türkiye’de uzmanlaştığı başlıca üç konuda faaliyet göstermektedir: Birincisi. Bülent Akarcalı. yemek. BND’nin espiyonaj faaliyetleri kapsamında en çok kullandığı vakıf olarak dikkat çekmektedir. Kaldı ki.M. Leyla Zana. KALDI Kİ GİTTİKÇE BÜTÜNLEŞEN DÜNYADA BU KAÇINILMAZDIR. Türk konuşmacılar arasında ise şu isimler özellikle dikkatleri çekmiştir: Sermaye kesimini temsilen AB D’den proje bazında destekli TESEV’in Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Argüden. vakfın İstanbul’da “Pazartesi” adlı feminist ve ordu düşmanı bir periyodiği finanse ettiği kaydedilmektedir. Keldaniler. 2. Düşünce Suçuna Karşı Girişim. Tembelliğin mazereti y ab ancıya kızmak olmamalıdır” (30). Süryaniler. tıpkı diğer vakıflar gibi. Unutmadan ekleyelim ki. Mazlum-Der. Sudan ve Mısır’ın yanında ‘kadın haklarının ezildiği ülkeler’ listesinde yer almaktadır.Dr. Benzeri bir ihbar hattı da Mazlum-Der tarafından yaşam a geçirilmiştir (33). Ülkemizde en aşırı sağdan en aşırı soluna. Vakfın Almanya faaliyetleri. ciddi siyasi geçmişi ve inandırıcılığı olan kişidir. Böll Vakfı.) yanısıra. İkinci bölümdeki faaliyetlerin ağırlık noktasını ise Türkler oluşturmaktadır. Prof. Nizam-ı Alemciler. Birinci bölüme yönelik faaliyetler. misyonunun gereğini yerine getirmede ise. ideolojik ve dinsel yapılanmaların (PKK. Türkiye karşıtı tüm etnik. DHKP-C ve Tikkocular vd. Ama daha da düşündürücü olan gerçeği. Ve tabii ki. Burhan Şenatalar. rastlamak genellikle olanaklıdır. Bu etkinliklerin birinde.. Pontusçular. Esas sorun. iki bölümden oluşmaktadır: Gerçek Almanlara yönelik faaliyetler.Alman Devleti’nin resmi politika larını anlatmışlardır. atölye çalışmaları ve benzeri etkinliklerde. üyesidir ve uzun yıllardır iktidara ortak olmuş milliyetçi-muhafazakâr (!) söylemli bir partinin. Federal Dışişleri Bakanlığı ve Federal İstihb arat Servisi’nin (BND) “örtülü fonları”ndan karşılanmaktadır. Bu kuruluşlarla müşterek panel. Türkiye İnsan Hakları Vakfı vd. İçişleri ve Dışişleri Bakanlığı. ortak platformlar oluşturma ç ab ası içinde görünen vakıf. içeriği itibariyle suç boyutu taşımasına rağmen. İçişleri Bakanlığı’nın “global fonları” ve değişik bakanlıkların proje güdümlü kaynaklarından karşılanmaktadır ki. sıradan bir belgeymişçesine kamuoyunda tartışılmamış. Ermeniler. tıpkı diğer vakıflar gibi. “insan hakları” konusu ki.. çay gibi organizasyon masraflarını hesaplamaya kalktığınızda bile. 1999 yılı için -sadece Almanya içi faaliyetlere. ikinci cumhuriyetçilerden etnik bölücülere uzanan çizgide.Devletten alınan yardım tutarı 67 milyon marktır. Vakıf broşürlerinde Türkiye. sadece otel. İnsan Hakları Derneği. Helsinki Yurttaşlar Derneği. aynı zamanda T. İbrahim Kab oğlu vd. yukarıda da ifade edildiği üzere.. KAV’ın Türkiye’deki en önemli “ işbirlik partneri” olan Türk Demokrasi Vakfı’nın Başkanı Bülent Akarcalı’nın aşağıdaki sözlerinde bulmak mümkündür: “Son iki yıldır vakıf Türkiye Temsilcisi olan Wulf Schönbohm. bu vakfın ve de vakfın arkasındaki Alman Devletinin Türkiye’yi ne kadar sevdiği (!) ve düşündüğü (!) ortaya çıkacaktır. Böll Vakfı’nın asıl faaliyet alanı. Hükûmetin öngördüğü sınırlar içinde. Angelika Graf. Hasip Kaplan.B. ANAP’ın mensubudur. Hüsnü Öndül. Alternatif Toplum Merkezi. davetlilere dağıtılan “kendi devletini ihbar anketi”. ortak paydası Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı olan tüm birey ve örgütleri biraraya getirme. Vakfın Almanya faaliyetlerinin finansmanı. özelllikle espiyonaj faaliyetleri dışında tutulan normal bir Türk vatandaşını Temsilci olarak göstermektedir (31). Murat Bozlak. Alman iç politika sına karışması yasaktır.

‘Sorblar’. Pakistan’daki ‘etnik ve dini azınlıklar’dır. Tarih Vakfı. daha önceki yedi sempozyumda uygulanan çalışma yöntemi izlenecek ve ilk gün uzman sunumları. Alman İslâmı projesi uyguluyor” (37). Türkiye’deki Ermeni vakıflarının avukatı. STK Sempozyumu’nun Düzenleme Kurulu’nda ise önceki katılımcılara ilâveten Marmara Vakfı da yer almaktadır (41). Yöret Vakfı gibi sivil toplum kuruluşlarının yeraldığı anlaşılmaktadır. Bu rakamın % 60’ı. Ne var ki. Almanya’nın çıkarları lehinde. Almanya’da üç milyona yakın Türk toplumunu azınlık olarak k ab ul etmediği gibi. kendi dillerinde eğitim hakkına sahipler. Örneğin. Ayrıca. Türkiye İnsan Hakları Vakfı. Vakıf. ulus-devletleri etno. ülkelerinin azınlık konseptlerini savunan kişilerden oluşuyor. Almanya bu harikulâde ‘azınlık’ sistemini Türkiye’ye önerirken. Karadeniz Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Forumu ile yakın ilişkiler kurulmuştur ve amaca uygun etkinlikler düzenlenmektedir. Beyaz Nokta Vakfı. Yeşil Adımlar Çevre ve Eğitim Derneği.. yine aynı adreste 2-3 Haziran 2001’de toplanan “ Sivil Toplum Kuruluşlarında Örgütiçi Demokrasi ve Gönüllülük ” konulu 9. Polonya asıllılar Almanya’da azınlık k ab ul edilmiyor. Vakfın bu konudaki hedefi. ÇareSİZ Hareketi.Partisi’nin yayın organı olan “TAZ”ın “Perşembe” adlı ekinin içeriği de. y ab ancı ülkelerden tecrübe aktarımları ile genel tartışmalar yer alacaktır. Sözkonusu sempozyumun Düzenleme Kurulu’nda. salt tepkisel ve duygusal boyutlarda bir çevrecilik hareketine dinamizm kazandırmak ve oluşturulan bu dinamik güçleri. ‘biz nasıl Sorblara. Böll Vakfı.‘Sorb’ları göstermelik azınlık olarak pazarlıyor. İkinci gün ise önceden belirlenmiş konularda atölye çalışmaları gerçekleştirilecektir. Almanya’nın ekonomi k çıkarları doğrultusunda çifte standart esasına göre faaliyet gösteren sözde çevreci FIAN örgütü ile de paslaşmaktadır (39). 40 bin kişilik ‘Sorb azınlığı’ içinde ‘Sorbça’ bilenlerin sayısı ikibin. Çingeneler. Uluslararası Af Örgütü’nün (Amnesty International) İstanbul Ofisi ve özellikle de Almanya Şubesi (38). galip güçlerin baskısıyla verdi. Leeds Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olup. “ çevre sorunları” üzerinedir. Ulusalüstü ve Uluslararası Hukukta AZINLIK HAKLARI (Birleşmiş Milletler. bilimsel ve akılcı bir çevrecilik yerine. International Comittee of the Red Cross. Karadeniz Çevre Platformu. sadece ikiyüz civarında. Türkiye’de sanayileşmenin. Arı Hareketi. 15-16 Aralık 2000’de. Doğa ile Barış Derneği. süratle küreselleşmeci NGO çizgisine çekmektir. gerek zamanlama. Türkiye gibi ulus anlayışı dil temeline dayanan bir ülkede. Steven Wheatley. İstanbul Avrupa Gençlik Forumu Derneği. Örneğin. Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarını. istisnasız tamamı kendisini Alman olarak gören insanlardan oluşuyor. Avrupa Konseyi. İstanbul Çevre Konseyi. Almanya Danimarka kökenli yurttaşlarına ‘azınlık statüsü’nü mütek ab iliyet esasına göre ve daha da önemlisi. Batı Akdeniz Çevre Platformu. Avrupa Birliği. Pakistan asıllı İngiliz Javaid Rehman. TESEV. böyle bir azınlığın doğmaması için. Not: Museviler. Vakfın ikinci faaliyet konusu. Vakfın üçüncü uzmanlık konusu ise. Türkiye’ye karşı koz kullanmak olarak özetlenebilir. Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı. Diran Bakar. İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen “Türkiye-AB Bütünleşmesinde STK’ların Rolü” konulu 8. ‘etnik ulus’ düşüncesine Hitler dönemindeki kadar bağlı ‘çağdaş’ Federal Almanya’nın tanıdığı ‘ulusal azınlıklar’ın toplam nüfusu toplam 100 bin kişi!. Böll Vakfı’nın yanısıra. Almanya öncülüğünde bir ‘azınlık hakları’ sempozyumu yapıl ab ilmesi. ilk okullarda ‘Sorb dili dersi’ alan öğrencilerinki ise. Son olarak. özetle ifade etmek gerekirse. Helsinki Yurttaşlar Derneği. Bir uzmanın bu sempozyumla ilgili son derece önemli değerlendirmeleri şöyledir: “Sempozyumun yab ancı konuşmacıları. Lozan Antlaşması )” konulu sempozyum. 21. International Centre for Human Rights and Democratic Development) başı çekmektedir. çalışma alanı. Geriye kalan 40 bin kişilik ‘Sorb azınlığı’ ise. Böll Vakfı. ERNK. “sivil . İstanbul Orient Enstitüsü. vakfın işbirliği içinde olduğu diğer dış kuruluşlar arasında. madenciliğin ve enerji kapsamında hidroelektrik santrallerin karşısında. yani 60 bini Schleswig Eyaletinde oturan Danimarka kökenliler. bu kuruluşa teşekkürlerimizi sunuyoruz” (40) . İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Azınlık Hakları Çalışma Grubu’nun Heinrich Böll Vakfı işbirliğiyle 8-9 Haziran 2001’de İstanbul’da gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olan “ Ulusal. Atlanta Ana Merkezi Uzay ve Teknoloji Derneği. Bu bağlamda. Doğu Akdeniz Çevrecileri. Sempozyumun zorunlu giderleri Heinrich Böll Vakfı’nın desteği ve katılımıyla karşılanmaktadır. Keza. Yüzyıl Eğitim ve Kültür Vakfı. Danimarkalılara azınlık statüsü verdiysek. gerek katılımcılar ve gerekse tebliğ konuları itibariyle oldukça dikkat çekmektedir (36). Almanya ‘Kopenhag Kriterleri’ni eksiksiz uyguladığı için. Zira.kültürel kimliklerle parçalama projesinin Anglosakson mimarlarından biri olarak tanınıyor. Konrad Adenauer Vakfı ve diğerleri (Kurdish Human Right Projects. siz de aynı hakları Kürtlere ve diğer azınlıklara vermelisiniz’ diyor. Almanya’nın emperyalist politika larından h ab ersiz Türk NGO’larını. STK Sempozyumu’nun ilk çağrısında konumuzla ilgili şu bilgiler verilmektedir: “Sekretaryası Tarih Vakfı tarafından yürütülen bu sempozyumda da. AB ve Kopenhag Kriterleri çerçevesinde Türkiye’deki insan hakları-azınlık hakları konusunu sık sık gündeme getirmektedir (35). Doğal Hayatı Koruma Derneği. aşağı yukarı aynıdır (34). Bir başka deyişle Almanya –sırf dış dünya ya azınlık hakları dayatab ilmek amacıyla. Nicole Guismazenes’in ilgilendiği alan. ‘y ab ancılar ve ilticacılar’. aymazlığın ve aptallığın zirvesi olsa gerek.

BND kadrolu rahiplerin en ünlüsü olan Wolfgang Jungheim’in temsilciliğini yaptığı Uluslararası Katolik Barış Hareketi. Almanya ve AB ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşları arasındaki dinsel ve etnik bölücülüğün yanısıra. 1994’den itibaren tekrar Beyrut’a taşınmıştır. Volkswagen Vakfı. Almanya’nın Türkiye dahil Orta Doğu’da gözü-kulağı olan ve BND’nin kadrolu elemanlarına “bilimadamı” kamuflajı sağlayan. Alman Protestan Kilisesi Konseyi ise. sendikal eğitim teknikleri. Keldanilik doğrultusunda destek çalışmalarında bulunan Alman misyonerleri. Ebert Vakfı’nın Alman emperyalizmine mi. NGO’lar ve üniversitelerle ortak olarak. Türk-Alman ilişkilerinin geliştirilmesi yolunda. Doğu ve Güneydoğu’nun yanısıra. Almanya’daki Türklerin arasında yürütülen çalışmaların yanısıra. tüm bu istihb arat çı-misyonerlerin ikâmet adresi olarak gösterdikleri evlerin her nedense tamamı Alanya’dadır. SDP’ye bağlı. işsizlik ve eksik işgücü sorunları. Özellikle Tarih Vakfı’nın projelerine verilen desteğin yanısıra. Türkiye’deki 47 ayrı etnik halk söylemini yaşam a geçirmeye yönelik olarak etnik farklılıkların ortaya çıkarılması ve mevcut farkların derinleştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunmaktadırlar. farklı kilise gruplarını temsil ediyorlarsa da. ortak olarak Almanya’nın Türkiye’deki Büyükelçiliği’nin koruması altında bulunmaktadırlar. Enstitü’nün İstanbul Şubesi tarafından desteklenmekte. fethullahçılar ve milli görüşçüler olmak üzere. yoksa Türk halkına mı hizmet sunmakta olduğu açıkça görülmektedir (43). Vakfın asli görevlerinden biri. Bu raporlara bakıldığında. demokratikleşme.din değiştirme faaliyetlerini sürdürmektedirler. ormancılık. Böll Vakfı’nın çalışma alanına girilerek. Türkiye’deki faaliyetlerin bilimsel sonuçlarının raporlaştırılarak Alman Hükûmeti’ne sunulmasıdır. Naumann Vakfı’nın etkinlik konuları arasında yer almaktadır (47). Enstitü’nün tüm masrafları Federal Hükûmet (Eğitim ve Araştırma Bakanlığı) tarafından finanse edilmektedir. yayınlar ve benzeri etkinlikler gerçekleştirilmiştir. ülke sınırları içinde PKK ile özdeşleştirilen Türk ve Türkiye düşmanı alevilik hareketinin yanısıra. İslâmi yapılanmalara ilişkin konuların yanısıra.itaatsizlik” bağlamında merkezi otoriteye karşı dinamik bir güç olarak örgütlemeye çalışmaktadır. Fritz-Thyssen Vakfı gibi BND ile koordineli ilgili Alman Vakıfları. sosyal demokrat istihdam politika ları gibi konu başlıklarını içeren çok sayıda bilimsel toplantı düzenlenmiştir (44). ayrıca. Karadeniz bölgesinde de -hedef kitle Kürtler. Gerek Almanya’daki ve gerekse Türkiye’deki etnik bölücü yapılanmalara Alman Devleti’nin tüm olanaklarını dolaylı olarak sunan bir başka merkez ise. sevk ve idare edilmektedir. hedef bölgelerde iş yapan Alman ya da işbirlikçi Türk şirketlerinde istihdam ederek kamuflajı sağlamaktadırlar (50). . medya . kısa bir süre sonra ruhani yardım (!) aşamasına geçen Alman Protestan Kilisesi. çalışma ekonomi si ve sendikalar üzerinedir: Türkiye’de iç göç. çalışan çocuklar. insan hakları gibi konular. kobiler. başta süleymancılar. TürkiyeAlman Kiliseleri Birliği ve Federal Alman Kilisesi buna örnek gösterilebilir. Mürted yani din değiştirmiş Türk asıllı misyonerleri ise. Örneğin. etnik tarih. Körber Vakfı ve Georg Ecker Enstitüsü . Tehdit Altındaki Halklar Derneği’dir (48). 1987’de Lübnan’daki iç savaş nedeniyle tüm ajan kadrosunu İstanbul’a nakleden Enstitü. Urfa ve çevresinde Yezidilik. Türkiye’de lise düzeyinden itibaren Alman sempatizanı bir nesil yarat mak gibi geniş vizyonlu (!) bir misyona da sahiptir (46). Friedrich Naumann Vakfı ise. Türkiye karşıtı tüm örgüt. toplumsal ve ekonomik değişim. tarikat ve cemaatlerle ilgilenmektedir (52). Türkiye’deki Alman kökenli etnik bölücülüğün en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul edilen Orient (Doğu) Enstitüsü . Ayrıca. işçiler. üniversiteler ve sendikalar arasındaki ilişkiler. Süryanilik. Ebert Vakfı. sözkonusu Enstitüye ek kaynak oluşturmaktadırlar. kimi projelerin finansmanında ve gerçekleştirilmesinde. Enstitü. atölye çalışmaları. Türkiye’de Cumhuriyet karşıtı tüm bölücü unsurların “entelektüel” düzeydeki yazar. Tüm Türkiye’de faaliyet gösteren BND orijinli Alman misyonerleri. sendikalarda kadın eğitimi. Günter Seufert’in yönetimindeki Enstitü Şubesi. Hamburg’daki Alman Orient Enstitüsü. Vakfın Türkiye’deki ağırlıklı faaliyet alanı. Türkiye’deki siyasal partiler içinde en çok CHP ile ilişki içindedir (45). Körber Vakfı. özellikle Körber Vakfı’nın ilgi alanına girmektedir. 1961’de Beyrut’da kurulmuştur. sanatçı ve gazetecileri. 3.Tarih Vakfı’na amaçları doğrultusunda proje desteği de sunmaktadır. Asurilik. FREIDRICH EBERT VAKFI VE DİĞERLERİ Böll Vakfı gibi ilgi ve sorumluluk yelpazesi hayli geniş olan Alman vakıflarından bir diğeri. Türkiye’yi etnik ve dinsel açıdan para mparça federal bir yapılanmaya götürecek stratejinin taşeronluğunu üstlenmiştir. paneller. İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ve AB organları arasındaki koordinasyonu da üstlenmektedir (51). Türkiye’de misyonerlik faaliyeti yürüten Alman merkezleri de mevcuttur. merkezi Bonn’da bulunan Friedrich Ebert Vakfı’dır (42). Lazlar ve Aleviler. “Alman İslâmı” y arat ma projesi doğrultusunda tüm sünni ve şafii yapılanmalara lojistik destek sağlamaktadır (49). ki deprem sonrası Sakarya’da insani yardımla gelip. Ayrıca. Ayrıca. merkezden kopmak isteyen halkların (!) kendi kaderlerini tayin hakkının ifadesi olarak yerel yönetimleri kullanması. Alman istihbarat çılarının en önemli barındırma-kamuflaj işlevine sahip merkezler olarak nitelendirilmektedir (53). Alman Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ebenhaussen Bilim ve Politika Vakfı’nın yanısıra. sendikalar. dış politika ve de Avrupa Birliği konularını içeren konferanslar. Türkiye’deki Goethe Enstitüsü ve Alman Kültür Merkezleri ise. Mardin. yine BND’nin doğrudan gözetiminde. Yerel yönetimlerin merkezi hükûmet aleyhine güçlendirilmesi. endüstri ilişkileri. Türkiye’de kimlik ve normların değişimi konusu. Türkiye’nin etnik ve dinsel yapısını en iyi bilen y ab ancı istihb arat çı olarak nitelendirilen Dr.

Alman vakıflarının arada bir gerçekleştirdikleri “sakıncasız” ve “zararsız” etkinliklerinin de hakkını teslim etmek icap etmektedir. iki temel yöntemin kullanıldığını görürsünüz. “araştırma bedeli”. Türkiye’deki devlet ihaleleri başta olmak üzere. GTZ biriminin görevi ise. bu amaç doğrultusunda. “proje bedeli”. Ankara’daki Büyükelçilik (Kültür Ataşesi) ve İstanbul Başkonsolosluğu üzerinden gerçekleştirilmektedir. bilirsiniz ve önlemini alırsınız.. “şerefiye”. Tanırsınız. Türkiye’nin güçlü ve zaaf (yumuşak karın) noktalarını ortaya koyan bu bilimsel dosyalar. İşte. Alman Büyükelçiliği’nin bünyesinde mevcut Türkische Medien birimi. yetiştirmek ve bunları gündem belirleyici olarak etkili medya kuruluşlarında desteklemekle yükümlüdür. Türk akademisyenlerine yaptırılmıştır. Düşmanlığı. 4. Türk bursiyerler için her yıl yüzmilyonlarca mark harcayan Alman vakıfları. “bedava tatil”. TÜRKİYE’DEKİ ALMAN VAKIFLARININ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ Türkiye’ye yönelik dış tehditleri kategorize ettiğinizde. siyasal. buna kendileri bile inanmazlar. Örneğin. Dost görünmek için arada bir zorlasalar da.d. İzmir Karab urun ve Ayvalık’ın yanısıra. casusluk değildir. Almanya. Almanya’nın konumu. Türkçe öğrenecek Alman istihb arat çılarına dil eğitiminin yanında. doğrudan ulus-devlete ve ulusal bütünlüğümüzedir. Tipik bir örnek olmak üzere. tüm taleplere cevap verecek ekonomik serbestiye sahiptirler. Bu arada. Elbette ki bu vakıflardan burs alan Türk vatandaşlarını potansiyel Alman “etki ajanı” olarak kab ul etmek yanlıştır.. Ve hiçbir Türk NGO’su da. başta kobiler. Hem müttefiktir. gözlerini yummaya. bu otellerde. “burs”. bulmak. . Dostluk ya da düşmanlığın nerede başlayıp ne zaman ve nerede biteceğine tek taraflı kendileri karar verirler. toplumsal ve kültürel farklılıklar ve değişimlerle ilgili. Alexander von Humboldt Vakfı.. Boehringer Ingelheim Fonds Vakfı. Örneğin. Türkiye’deki yerli işbirlikçilerin yani etki ajanlarının temini ile güçlendirilmesi amacına yöneliktir. yapılan işbirliği etikdışı olarak da algılanmamaktadır. Yunanistan.v. Hanns Seidel Vakfı v. tüm bu orta ve uzun vadel i yatırımların meyvelerini toplama aşamasına gelmiştir. Almanya’nın çıkarı olan tüm ekonomi k gelişmeleri izlemek ve gereğini yerine getirmektir (54). dinsel. Bütün bunlar. çevrecilere adeta para dağıtmakta. Türk Devleti’nin istihb arat birimlerinin acizliğinden ve siyasal irade yoksunluğundan istifadeyle. bu iki temel kategorinin arasındadır. Türk Üniversitelerinde görevli çok sayıda akademisyene. Suriye gibi ülkelerin düşmanlığı nettir. Deutscher Akademischer Austauschdienst e. gözümüze adeta “soka-soka” yapılırken. kısmen çevrecilik ve kadın sorunları olmak üzere. Almanya aleyhine hiç yazı ve h ab er yayınlanmayan gazete ise fethullahçıların Zaman gazetesidir. Tüm bu alandaki faaliyetler.D. ulusal ve yerel düzeydeki Türk Basınında Alman sempatizanı ve de “tetikçisi” gazetecileri araştırmak. gibi müttefik ülkelerin “dostluk” anlayışları ise. Türk Basınında Almanya aleyhine en çok yazı ve h ab er yayınlanan gazete Hürriyet. Zaman gibi medya kuruluşlarının sayısını arttırmaktır. bugün Alman Devleti’nin istihbarat arşivinde temel başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. son derecede gelişmiş yöntemlerle hareket ettiklerinin farkına varırsınız. bir başka ifadeyle istihb arat değeri taşıyan konularda bugüne kadar yüzlerce proje. dışarıdan Bakan atamak ya da kendi etki ajanlarını doğrudan yönetime getirmek. işbirliği yaptığı Türk NGO’larına proje başına para vererek kendi yanına çekmekte ve yönlendirmektedir. Yine yukarıda örnekleri verildiği üzere. Carl Duisberg Gessellschaft e. Bu bağlamda Alman vakıflarının yukarıda açıklanan faaliyetleri. Örneğin. Proje başına para alan Türk NGO’larının ulusal duyarlılıkları sözkonusu olmadığından. ekonomik.. Şimdilerde. kulaklarını tıkamaya devam etmektedirler. Bu yüzden. Almanya karşıtı medya kuruluşlarını ve mensuplarını pasifize ederek. İran. Friedrich Naumann Vakfı. başta memur sendikacıları olmak üzere tüm sendikacılara. Alman vakıfları. . bu ülkede en az AB D’nin olduğu kadar güçlü “etki ajanı” kadrosuna sahip olmaktır. akademisyenlere. hem ucundan dostluk gösterir ama buna karşılık en k ab a ve sıradışı yöntemlerle sizi önce parçalamaya ve sonra “arka bahçesi” içinde sindirmeye çalışır.B. meslek odaları yöneticilerine. teknik deyimle “çengel atmaya” çalışmaktadır. Fritz Thyssen Vakfı. kendilerine proje hazırlatan veya sponsorluk yapan Alman vakıflarının Türk mevzuatına göre yasal konumda olup olmadığını sorgulamamaktadır. etnik bölücülüğü teşvik kapsamında Güneydoğu ve Karadeniz ağırlıklı tüm prestij yatırımlarının takibi ile. BND. Alanya. Alman vakıfları. Sözkonusu birimin temel görevi. hedef ülkeleri işgal etmek yerine. Mersin ve İskenderun’da oteller kapatmakta. ulusal ya da uluslararası etkinliklerini beş yıldızlı otellerde yapmak isteyen iddialı NGO’lardan. “masraf”. etkinliklerinde sadece salon tahsisi ve çay-pasta ikramına razı (!) mütevazi NGO’lara kadar uzanan çizgide. Kesin olan gerçek şu ki. AB D vakıfları kadar sonuç almada başarılı (!) değillerdir ama bu ileride başarılı olmayacakları anlamına da gelmemektedir. gazetecilere. kendilerini anarşist. bölücü. mülki ve yerel yöneticilere.v. Bu ekonomi k serbestinin her yıl yüzmilyonlarca mark harcanarak elde edildiğinin altını çizmek gerekmektedir. Kısaca. Yapılan iş hiç şüphesiz legaldir. TÜRKİYE VE ALMANYA: ÇATIŞAN POLİTİKA LAR . Türk üniversitelerinde ve de bürokraside “etki ajanı” (en olumsuz halde Alman sempatizanı) yetiştirmek için de büyük meblağlar harcamaktadır. Amaç. A. alenen ve k ab aca. eski bursiyerlerle ilişkiyi koparmamak için DAAD yani Alman Akademik Değişim Servisi harekete geçirilmiştir. Almanya. Örneğin. sadece kendi çıkarları açısından sözkonusudur. BND. Ekonomik-siyasal-kültürel bir egemenliği ve sömürüyü hedeflediklerinden. “inceleme gezisi”. projelendirilen kritik konularda çalışmalar yaptırılmıştır ve yaptırılmaya da devam edilmektedir: Türkiye’deki etnik. sosyalist olarak tanımlayan en marjinal siyasal gruplar dahil tüm Türkiye Cumhuriyeti karşıtlarına bedava hizmet sunmaktadır. Bu birimin yaptırdığı bilimsel araştırmalardan birinin sonucuna göre.1. “telif” gibi adlar altında Türk NGO’larına. ilgililer ve de yetkililer.

İran gibi stratejik önemi olan ülkeler gibi Türkiye'de de görev yapan tüm diplomatlarını (Büyükelçi. sonra dört) olmak üzere. Türkiye’de yönetenler değişmediği sürece. bölücü. marksist terör örgütleri. adeta toplumsal lab oratuvar gibi çalıştıkları 2. Alman şirketlerine yönelik ihale ya da ithal kısıtlaması sözkonusu değil.500.000 (onikimilyar) DM. Keza. Ve Alman Bakana. Yalnız bir farkla. bağımsızlığının tehlikede olması!. etki ajanlığı ve benzeri faaliyetlerle müc adel eyi üstlenen Federal Anayasayı Koruma Teşkilâtı BfV (Bundesamt für Verfassungsschutz)'ın yanısıra.000.. Gelelim Türkiye'deki "Almanya"ya. Almanya. bu kısır döngü bir karayazgı biçimde tecelliye deva m edecek. Türkiye'de maalesef böyle bir misyonu olan resmi kurum yok!. cani Soysal'ın üzerinden çıkan Mönchengladbach (Eyalet Ofisi-LfV) mahreçli 0790937 No. Türk Devletine. Olmadığı için de Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kendini savunma mekanizması felç olmuş durumda!. sadece insan hakları ve de işçilerimizin can güvenliği ile sınırlı olarak takip ediliyor. Almanya'da geçerli bir “etki ajanlığı” programı bile bulunmuyor. faşist Almanya’nın emperyalist politika larını etkisizleştire cek bir stratejiye maalesef sahip değil!. Almanya'daki Türklere yönelik olarak bu istihb arat servislerinin koordineli biçimde yürüttükleri faaliyet sonrasında. Her ne kadar tek yanlı çalışan Gümrük Birliği Anlaşması dolayısıyla aksi mümkün olmasa da. Ya Türkiye için bugüne kadar harcanan milyarlarca mark?!.casusluk suçlamasıyla sınırdışı edilmek istenmiştir. işte sözkonusu misillemenin kaynağını oluşturmuştur. Zira. kuklalaştırılmış sözkonusu örgütlerin tamamı. Türkiye. Bonn'da. üstüne üstlük PKK'nın bir başka katili olan Cevat Soysal'ın 21 Temmuz 1999'da Moldova'da MİT görevlilerince derdest edilerek Türkiye'ye getirilmesi ile tüm dünya istihbarat servislerinin önünde resmen aşağılanmıştır. Basın-Eğitim -Kültür Ataşeleri) BND kadrosundan atamaktadır. ulusal polis örgütü ve de dış istihb arat servisi BND (Bundesnachrichtendienst) arasında koordinasyonu sağlamakla yükümlü ve de geniş yetkiye sahip -Ernest Uhrlau'nun yönetiminde. kısaca Türkiye'ye karşıdırlar. AB D. Üstelik ellerinde. Tıpkı.sevk ve idare edilmektedirler. Rudolf . Örneğin.000 civarındaki etnik Alman vatandaşını izleme. Almanya'da kontr-espiyonaj. Türk Toplumunun minimize halini oluşturan. BND. toplan sekiz diplomatımızın "casus" suçlaması ile Türkiye'ye dönmeleri sağlanmıştı. laik hukuk sistemine.. sözkonusu diplomatlarımızın. Askeri ataşelerinin bile ANBw (Amt für Fernmeldwesen Bundeswehr) mensubu olduğu tüm ilgililerce bilinmektedir. diplomatlarımız geri çekilmiştir. hepsi o kadar. 1989'da Stuttgart Başkonsolosluğumuzda görev yapan iki. yine "casusluk" suçlaması ile geri gönderilmişti. k ab ul edilebilir sınırlar dışında. belki bu acizliği bir dereceye kadar hoş gören “nemelâzımcılar” çık ab ilir. Nürnberg'de. halihazırdaki MİT Müsteşarı döneminde -ki bu dönemde Almanya'nın desteğindeki PKK'nın üst düzey yöneticilerine yönelik iki başarılı sınırdışı operasyonu: " Yarasa Operasyonu" (Şemdin Sakık ve Arif Sakık). Sorun. İlk kez Türkiye'ye yönelik düşmanca faaliyetlerden dolayı hem de resmi bir belgenin hesab ının sorulması ve de tavır konulması. 1994'de Bonn'daki Büyükelçiliğimizde iki. Almanya'nın Dışişleri Bakanı Joschka Fisher'in Türkiye ziyareti sırasında -özellikle. Türkiye'nin Almanya'daki vatandaşlarının ulusal kimliklerinin korunması. Soysal'ın yakalanmasının açıklaması. gerçek gerekçenin bir misillemeden ibaret olduğu yadsınamayacak ölçüde açıktır: Önceki MİT Müsteşarı döneminde. Berlin Konsolosluğumuzda görev yapan iki. her derecedeki Sekreterler. geçtiğimiz yılın başında.yapılmıştır. Tıpkı. hatta saldırganlığı yeni bir olgu değildir..5 milyon Türk var. ikinci cumhuriyetçi. İşte. bu bütçeyi kullanarak Yugoslavya’yı etnik çatışmaya sürükledi ve amacına ulaştı. Almanya'nın Türkiye'de yaşayan 100. Türkiye'deki siyasal-dinsel ve de etnik bölünmüşlüğün küçük bir modeli oluşturulmuştur. Berlin'de ise bir diplomatımız. Almanya'da faaliyet gösteren her türlü şeriatçı-mezhepçi. Alman istihb arat servislerinin kontr-espiyonaj ve etki ajanlığı faaliyetlerine karşı kendi ülkesindeki duyarlılığı. hedef ülkelerde etki ajanlarını en yoğun biçimde kullanan ve kendi ülkesinde ise hasım ülkelerin etki ajanlarına hayat hakkı tanımayan örnek: Almanya!. Almanların irredandist-şoven ırkçılığı ise.Dış İstihb arat Servisi BND’ye tahsis ettiği bütçe 12..000 vatandaşının mevcu diyet ine karşın. nizâm-ı âlem ülkücüsü. Resmi gerekçe her ne kadar.. bu ülkenin Ankara Büyükelçiliği'ne geçtiğimiz yılın başında atanan Dr. Alman istihbarat servislerince sımsıkı kontrol altında -Türkiye'ye karşı.Tüm bu olumsuz gelişmeler karşısında Türk Devleti’nin Almanya’ya karşı uyguladığı bir strateji var mı? Kesinlikle yok!. Almanya’nın. Türkiye. MİT'i kontrol altında tutma ve yönlendirme ç ab alarındaki başarıları bilinen BND. huzur ve can güvenliklerinin sağlanması yolunda izlemede bulunması sadece bir hak değil.lu seyahat belgesi gösterilerek açıklama istenmiştir. iki grup halinde (önce üç. Kısaca hiçbir olumsuz önyargımız olmadığı gibi. Türkiye'nin 2.. Başkonsolos ve tüm Konsoloslar. Ve MİT Müsteşarı. tıpkı son olmayacağı gibi. bu iş için bizzat Ankara'ya gelen Almanya İstihb arat Servisleri Koordinatörü Ernest Uhrlau'nun baskılarına -koşullu da olsasonuçta boyun eğmiş. Türkiye Almanya'nın bu yükümlülüğüne saygı duyuyor. Müsteşar. tarafımdan yazılan ve geçen yıl yayınlanan “Türkiye’de Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu” başlıklı makalede yeralan aşağıdaki satırlara rağmen hiçbir şeyin değişmediği gibi: “ Türkiye dahilinde kontr-espiyonaj faaliyetlerini yürütmek MİT'nın asli görevidir. yine Türk kimliğine. Yugoslavya’nın parçalanması aşamasında –Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlıklarını kazanmaları için.ayrı bir birim daha bulunmaktadır. Almanya ise asla. "Safari Operasyonu" (Abdullah Öcalan) gerçekleştirilmiştir. Askeri alanlarda da hiç şüphesiz TSK istihb arat kuruluşları faaliyet gösterme yetkisine sahiptir? Ya etki ajanları ya da nüfuz casusları için?!. 350 Türk vatandaşının ölümünden doğrudan sorumlu olan PKK'nın sözde komutanı Cemal kod adlı Murat Karayılan'ı izleyerek casusluk (!) faaliyetinde bulunmaları ise de. Hamburg'da ve Köln'de görev yapan birer diplomatımız olmak üzere. diplomatik nezaketsizliği.000. Hiçbir konuda alınmış önlemi ya da misilleme politika sı bulunmamakta!. Ancak sorun. Hâlâ hatırlardadır. uluslararası mevzuata göre de k ab ul edilmiş bir yükümlülük. Çin. koruma. Rusya Federasyonu. hak ve hukukunu savunma yükümlülüğü gibi.. olumsuz yaptırım politika mız da yok. Bu konularda Almanya'nın tek yanlı kural tanımazlığı.kendilerine yönelik tüm bilgi akışının kesilmesinden dolayı paniklerken. kendi vatandaşlarının sorunları ile ilgilenmek gibi asli görevlerini yerine ge tire n diplomatlarımızdan yedisi. Cumhuriyete. Türkiye'nin Almanya'nın ulusal bütünlüğü aleyhine hiçbir amacı ya da girişimi yok. Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmezliğinin. bu gelişmelere tavır olarak Almanya'ya yapacağı planlı gezisini iptal etmiştir. onların Türklükten ve Türkiye’den koparılması olsa. adeta paranoya derecesindedir. Örneğin.

Askeri Güvenlik Servisi ( Militaerischer Abschirmdienst-MAD ). araştırmacı.3.Dr. Hatta o kadar ki. genel emniyet hizmet sınıfından ayrı üç grupta kümelenen farklı istihbarat örgütleri bulunmaktadır: Başbakanlığa bağlı Federal İstihbarat Servisi ( Bundesnachrichtendienst-BND ). Bağımsızlığın. hasım Almanya’yı tanımak. Ayrıca ilgili diğer bilgiler için internet üzerinden bkz. Bunun adı. Bu dosya bilinmeden. bugüne kadar hiçbir Alman diplomatını ve de görevlisini sınırdışı etme irade ve kararlılığını gösterememiştir. İstanbul Emniyet Müdürü ve Valisi arasında yaşanan gerginlikle ortaya çıkan belgeler. Almanya tehlikesini görmek. en az onun kadar önemli olan bir diğeri misilleme yapmaktır. Türkiye'ye girilmesine izin verilmeyecek 56 kişilik sakıncalılar listesinde. Türkiye’de yürütülen Alman ve ABD orijinli espiyonaj faaliyetlerinin üzerine gidilmemesi de. Ama Türkiye. Türkiye aleyhine faaliyet yürütmektedir. emperyalist karşıtı söylemlerin nasıl ifade edildiği. bölge halkına ülkesi adına doğrudan destek mesajı vermiştir. İçişleri Bakanlığı'nın 24.hablemitoglu2002. bu olgunun hâlâ var olduğunu ortaya koyan somut gelişmelerdir. kadrolaşma 2. Türkiye’deki Almanya’nın gücünü ifade etmek için. vatanseverlik ya da devlet adamlılığı değildir. Alman Dışişleri Müsteşarının "artık kürtler için federasyonun tartışmaya açılması" talebi gelmiştir. Almanya'nın Federal İstihbarat Servisi . Ak ab inde. bağımsız dış politika nın olmazsa olmaz türünden en önemli ilkesinin biri ulusal güç kaynaklarını harekete geçirmekse. sahip olduğu bilgi ve kadro gücünün Türkiye’nin çıkarları aleyhine nasıl kullanılab ileceğini anlamak için. Fethullah’ın Copları. arkeolog.1973 tarihli İşbirliği Tüzüğü ile tüm bu örgütlerin işbirliği esasları belirlenmiş olup. "Federal Alman Kilisesi " ve "Türkiye-Alman Kiliseleri Birliği". “Arnavutçu” vb. binlerce Türk vatandaşını İslâmiyetten koparmayı başarmışlardır. Tipik ve güncel bir örnek olmak üzere bkz. http://www. tüm belge ve ayrıntıları ile ikinci bölümdeki dosya içinde yeralacaktır. "Heinrich Böll Vakfı" gibi vakıfların yanısıra. Türk istihbarat birimleri arasında yıllardır var olduğu bilinen “Çerkezci”. Yeni Zellanda'dan Romanya'ya kadar pek çok ülkeden isim bulunurken bir tek Alman'ın ismine rastlanılmamaktadır. Bolu'ya.6. anlamak ve de Almanya’ya karşı sağlıklı politika lar üretmek tek kelime ile olanaksızdır. sözde depremin yaralarını sarma gibi son derecede insancıl amaçlarla izin alarak Adapazarı'na gelip de burada psikolojik sorunlarını deva m eden depremzedelere din değiştirme telkinatı yapan BND bağlantılı üç örgüt: "Alman Protestan Kilisesi ". Alman Sefaretinin diplomatik dokunulmazlığı ile gerçekten dokunulamayan BND misyonerleri. yıkıcı faaliyetlerini el'an sürdürmektedirler. çevreci vb.net Almanya'nın birbirleriyle koordinasyonlu biçimde faaliyet gösteren. inisiyatif kullanmama boyutu ayrı bir araştırma konusudur. istihbarat birimlerindeki bu etnik ve dinsel zaafiyetin bir sonucudur.cjb. sevk ve idare eden "Humboldt Vakfı". Son polis eyleminde atılan sloganlar. gazeteci. bunu diğer Alman heyetleri izlemiştir. DİPNOTLAR : 1. nasıl bir sorumsuzluk ve onursuzluktur? Kaydedilen o ki. -karar mekanizmalarına yuvalanan Alman etki ajanlarının engellemesiyleuygulayamamaktadır. çevrecilerin. kimliğinde yüzlerce değil. Zübeyr Kındıra. Örneğin. işadamı. Yozgat'a değil. olsa olsa manda zihniyetli maşalıktır. sosyolog. Arkasından.2000 tarihinde yürürlüğe koyduğu. "Konrad Adenauer Vakfı". Türk ulusalcılarının. öncelikle “Fian Örgütü-Bergama Dosyası”nın sayfalarını açmanız gerekecektir. 27. BND'nin kontrolünde Türkiye'de etki ajanı bulan-yetiştire n. yukarıda verilen bilgiler son derecede yetersiz ve yüzeyel kalmaktadır. KDP'nin İrtibat Bürosu'nda (sözde Kürdistan Büyükelçiliği) verilen izinsiz nevruz resepsiyonuna katılmak olmuştur.2000'de. Büyükelçi. bir de yetkili koordinatörlük tesis edilmiştir.Schmidt'in ilk işi. 2000). "kürdistan" mizanseni içinde katılarak şov yapmıştır. Görünen acizliğin sorumluluk almama. Mondros Mütarekesi ile Sevr Antlaşması'nda yeralan "vilâyat-ı sitte"ye yapılmaktadır. Alman emperyalizmi adına. Peter Trevner başkanlığındaki heyetin sözde yatırım amaçlı gezisi -hem de iki ay içinde iki kezsözkonusu olurken. 12 Eylül 1980 sonrasında Fethullahçıların ve Nakşibendilerin de devreye girmesiyle daha da sakil bir çeşitlilik kazanmıştır. alevi kökenli protest karakterli Türk köylülerinin nasıl kullanıldığı. Nedense ziyaretler. bir başka koldan "misyonerlik" kisvesi altında da faaliyet sürdürmektedirler. daha doğru deyişle. Türkiye'deki şeriatçı yapılanmalarla doğrudan ilişki içinde bulunan BND ajanları. Alman Kalkınma Enstitüsü Başkanı Prof. antiemperyalist kesimlerin. Hem ulusal güç kaynaklarını harekete geçiremeyeceksiniz ve hem de misilleme politika larını üretip yürürlüğe koyamayacaksınız. Bu. (İstanbul: Su Yayını. Bir başka deyişle.6. yoksa ekonomi k açıdan çok daha geri olan Kastamonu'ya. misilleme politika sı uygulamamaktadır.5 milyon DM'a malolacak atıksu arıtma tesisinin temel atma törenine. Diyarbakır'da 39. Türkiye. “Gürcücü”. Savunma Bakanlığı'na bağlı Federal Silâhlı Kuvvetler İstihbarat Teşkilâtı ( Amt für Nachrichtenwesen der Bundeswehr-ANBw ). etki ajanlığıdır ya da gafilliktir” (55) .binlerce BND ajanı Türkiye'de. Federal Silâhlı Kuvvetler Radyo İzleme Teşkilâtı ( Amt für Fernmeldwesen Bundeswehr-AFMBw ). Federal Hükûmetçe yayınlanan 27. hareketi. İçişleri Bakanlığı'na bağlı Federal Anayasayı Koruma Teşkilâtı ( Bundesamt für Verfassungsschutz-BfV ) ile 16 ayrı Anayasayı Koruma Eyalet Teşkilâtı ( Landesamt für Verfassungsschutz-LfV) ve ayrıca Enformasyon Teknolojisi Güvenliği Federal Teşkilâtı ( Bundesamt für Sicherheit in der Informationstechnik-BSI ). Bunun adı.

bütün Alman medya sı ile devlet istihb arat teşkilâtı arasındaki geniş ilişkileri sıralamıştır. İngiltere. Alman diplomatların yanısıra. Fian Örgütü de mutlaka izlenmesi gereken Alman merkezleri arasındadır. Romanya'da. Slovenya'nın ve Hırvatistan'ın bağımsızlığını ilân etmesi.. Schmith-Eenboom. Yugoslavya'da. Türkiye'de ağırlıklı espiyonaj faaliyetleri gösterirken. K/Espiyonaj faaliyetlerini yürütmekle yükümlüdür. sekreterlerin. birinci derecede federal yönetim tarafından finanse edildiği ve devletin ‘sivil toplum örgütleri’ni oluşturdukları da bilinmelidir”. doğrudan Başbakanlığa bağlıdır ve Almanya dışı Espiyonaj. müttefiki olmasına rağmen. Goethe Enstitüsü. Hitler’in Doğu Cephesi İstihbarat Şefi General Reinhard Gehlen’i getirmesi ile başlayan ırkçı gelenek.N. BND'nin toplanan tüm verileri kaydettiği yüksek kapasiteli ve çok gelişmiş bir bilgisayar sistemi bulunmaktadır. ataşelerin ve müsteşarların tamamının. Dünya Savaşı sonrasında C. 7.Pullach'tadır.500'e çekmeyi planlayan BND 'nin Almanya dışında 1500 kadrolu personeli mevcuttur. ayrıca. Georg Eckert Enstitüsü. Friedrich Naumann Vakfı. İran. Necip H ablemitoglu. GÜNDE 2 KEZ. Undercover isimli kitab ında. hedef ülkelerde ise Büyükelçilerin de BND'nin kadrolu-bağlantılı elemanları arasından atanmasına dikkat edilmektedir. "Özgürlük Radyosu".D.hablemitoglu2002. Dr. Türkiye’deki etnik ve dinsel ayrılıkların derinleştirilmesi. BND . görev süresi içinde HADEP yöneticileri ile sıkı ilişkileriyle dikkat çeken ve Şubat 2000'in son haftasında Türkiye'deki görevi sona eren Fransa'nın Ankara'daki Büyükelçisi Jean Claude Cosserand. 1970'li yıllardan bu yana Türkiye'de görev yapan Alman Büyükelçilerinin tamamının bağlantılı BND elemanı oldukları. Alman İstihb arat Teşkilâtı (BND). daha Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem'i ziyaret bile etmeden. Geniş bilgi için bkz. anti-komünist karakterde ancak Almanya'nın kısmen müttefik işgali altında bulunması nedeniyle bağımlı bir statüye sahiptir. Personelinin yaklaşık 1/10'unu askeri istihbaratçılar oluşturmaktadır (askeri h aberalma. 2000'li yıllarda personel sayısını 4. doğrudan Fransa İstihbarat Örgütü Başkanlığı'na getirilmiştir. Zamanın Almanya Başbakanı Konrad Adenauer’in. Bugün. BND. BND. İsveç dahil pek çok ülke için de sözkonusudur. tarafından Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı üyelerine yönelik espiyonajajitasyon-propaganda amacıyla Alman topraklarında konuşlandırılan "Hür Avrupa Radyosu". özellikle Sovyetler Birliği ve Doğu Almanya'ya karşı faaliyet gösterdiği "Soğuk Savaş" döneminde. Alman Orient Enstitüsü. Başbakanlık. Irak. Federal Hükûmetten maaş alarak yurtdışına görevlendirilen görevlilerin tümü. ve 4. Friedrich Ebert Vakfı. “Türkiye (M. Bu tesis. BND’nin başına. Hans Seidel Vakfı özellikle dikkat çekenleridir. İngiltere'nin AB ülkesi olmasına rağmen NSA'ya lojistik destek vermesinden rahatsız olan Almanya.3. kuruluşu ve tüm kadrosu itibariyle ırkçı eski-yeni Nazilerden oluşmaktadır.T. Almanya'nın dış ülkelerdeki güç ve imajı ile doğru orantılı kadroya. Dr. Prof. değerlendirme ile birlikte.I. Ayrıca. Almanya'nın yurtdışındaki sefaretlerinde görev yapan genellikle 2. çok iyi yetişmiş 6. II. telekomünikasyon istatistikleri için özel bir birim oluşturmuştur. BND. ANBw-AFMBw ve MAD ile koordinasyonu sağlamak üzere).ayağının tozu ile. Yine Schleswig-Holstein'deki Husom'da bir bilgi toplama merkezi ve arşivi yeralmaktadır. Doğu Almanya'nın koparılması ve iki Almanya'nın birleştirilmesi. 3. Dedegil’in Ankara’da 16-17 Aralık 2000’de gerçekleştirilen “ AB ve Türkiye Sempozyumu”na sunduğu “ Almanya’da Kamuoyu Oluşumu ve Yab ancılaşma ” başlıklı tebliğden. Alman “derin devleti”ni en iyi tanıyan Türk akademisyenlerinden Dr. Yavuz Dedegil. BND "hizmetiçi akademisi"nde gidecekleri ülke ile ilgili eğitime tab i tutulmaktadır. İstihb arat teşkilâtı kendi içinde ‘h aber fab rikaları’ kurmuştur ve istediği h ab erleri değiştirmekte veya kendisi üretmektedir.izleyen ve bu doğrultuda sürekli kendini geliştiren "Echelon ağı"nı kullanan Ulusal Güvenlik Ajansı'na ( NSA ) muadil olarak inşa edilmiştir. tarafından yeniden yapılandırılan BND . Ayrıca. faks. teknik yardımda da bulunmaktadır. Bu meyanda Alman siyasi partilerinin ‘kendi vakıfları’nın da. Körber Vakfı. Batılı istihbarat servislerinin yanısıra ve onlardan farklı olarak. BND ve Alman vakıfları arasındaki organik ilişkiyi şu cümlelerle değerlendirmektedir: “Eyaletler ve özellikle federal düzeyde ise.D. dünya nın hemen her tarafındaki istasyonlarından online olarak gelen durum raporlarını. Belçika sınırındaki Hoefen'de çok iyi kamufle edilmiş bir telekomünikasyon istasyonu çalıştırmaktadır.B. Bosna ve Kosova'daki gelişmeler. medya içinde doğrudan elemanlara sahip olduğu gibi.B.300 kadrolu personele ve mükemmel ötesi teknolojik olanaklara sahip bulunmaktadır. Ancak. Arnavutluk. e-mail dahil elektronik hab erleşmeyi ve elektronik arşiv belgelerini -hem de gizli belgelerin şifrelerini çözerek.cjb. BND için deneyim kazanılan "staj yeri" olarak önem taşımıştır. ekipmana ve bütçeye sahip prestijli bir istihbarat servisidir. kamuoyunu yönlendirme daha büyük boyutlardadır. A. Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar. olan BND (Bundesnachrichtendienst). Schleswig-Holstein'in batı kıyısında tesis ile işletmektedir. Heinrich Böll Vakfı. hiç şüphesiz Rusya Federasyonu. -tab iri caizse. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra faaliyetlerini globalleştirmiştir. gerek bu ülkede ve gerekse Doğu Almanya'da. "Sovyetler Birliği'ni Öğrenme Enstitüsü" gibi kuruluşlar. sözde Kürdistan Devleti'nin lideri Barzani'nin Temsilcisi tarafından Ankara'da verilen skandal resepsiyona katılmıştır. A. Aynı diplomatik nezaketsizlik. Türkiye'de görev yapan Alman gazetecilerin ise doğrudan sözleşmeli BND elemanı oldukları kaydedilmektedir. Libya ve Çin Halk Cumhuriyeti istihbarat servisleri ile de ikili istihbarat antlaşmalarına (eğitim ve bilgi değişimi dahil) taraf olarak büyük güç ve etkinlik kazanan BND. A. Ayrıca. Toplam kadrolu personelinin yarısına yakın sözleşmeli personel de çalıştıran BND 'nin merkezi Münih . Polonya'da. izleme. Alexander von Humboldt Vakfı. .D. bugün de ödünsüz sürdürülmektedir. Rudolf Schmidt. İçişleri ve diğer ilgili departmanlara iletmekle yükümlüdür. İstihbaratçı diplomatlara en tipik bir örnek olarak.D. en son atanan Almanya Büyükelçisi Dr. 21 Mart 2000'de.600 personele sahip. bölgesel faaliyetlere de özel bir önem verilmiştir. Alman Kültür Merkezi.A. ‘Dpa’ veya ‘Reuter’ gibi enternasyonal çalışan h ab er ajansları ile organik bağlar içindedir.) ve Almanya (B./BfV) Arasındaki Yüzyıllık Güç Kavgası”.İ.B.Dr.'nin tüm dünyadaki telefon. http://www. A. BND 'nin rüşdünü ispat ettiği bölgesel faaliyetler kapsamındadır. benzeri bir istasyonun Fransa'da da kurulması için bu ülkeye telkinin yanısıra. Dışişleri.'ni ve tüm Atlantik ötesini izleyen güçlü bir istasyonu.. BND. Örneğin.B. Aynı şekilde.D.net Bu vakıflar arasında Konrad Adenauer Vakfı.

Ensaroğlu. Sorumlulardan eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan. Dr. zaman zaman hükûmetleri. sahip oldukları cazibe. TÜSES. dernek ve vakıf kavramını zedeleyen.4. Yeni Hayat. daha doğrusu kamu otoritesini de NGO’lar kurmaya yöneltiyor. Türk Parlamenterler Birliği. Gönüllü kuruluşların (NGO’ların) kazandıkları prestij. 1959. 8 Nisan 2000). zaman zaman belli ölçüde kamu gücünün devredildiği. düşünce özgürlüğü. yardımlarını belirli şartlara bağlamaları. TİHAK Başkanı Nevzat Helvacı.Dr. Türkiye’deki insan hakları. 8. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri . TUSİAD. seçici davranmamalarını. Türk Kızılayının bu bölgede “insani yardım” faaliyeti göstermesini istemeyen sözkonusu NGO’lar. gelmiş geçmiş hükûmetlerin siyasal irade ve 5. bölgede en güçlü kadroya sahip olan CIA de. bu faktörün insan hakları standardının gelişmesinin önünü açağını ifade etti” (Zaman.000. s. Bunlara. 203).000. ülke çıkarlarının gözetilmesi ve milli politika ların gösterdiği hedefler doğrultusunda faaliyette bulunmalarının sağlanması açısından STO’ların demokratik bir şekilde yapılanmalarını. peşmergelerin vahşi saldırısına uğramıştır. s. idari ve mali açıdan şeffaf olmalarını gerektirmektedir. Türk Kızılayının görevlileri. http://www. Ayrıntılı bilgi için bkz. bu bağlamda DIŞ DİNAMİKLERİN de önemli olduğunu kaydetti. Başkanı Ali Ersin Gür. 13-29. Toplantıya. Bu durum. İonna Kuçuradi katıldı. yaklaşık 7. 7. Dava konusu makale için bkz. Mart 2001. Siyasal irade ve kararlılık yokluğu. 146-148.hablemitoglu2002. ama. insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı M. Milli Mücadel e Başlarken. Beş Yıllık Planda da ifadesini bulmuştur ancak nedense gereği bir türlü yapılmamaktadır. işkence ile vahşice öldürülen Türk Kızılayının mensupları için en küçük tepki göstermemişlerdir. Tayyib Gökbilgin. Çevre. Ankara. o da yab ancı istihbarat servisi elemanlarına ya da sahte NGO’larına değil. bu NGO’ların içyüzlerinin bilinmesine rağmen. ÇHD Gn. idari kontrol sağlama ve yönlendirme gayretleri Sivil Toplum Organizasyonlarının inisiyatif kullanmalarını etkileyebilmektedir. “Governmental Non-governmental Organization” veya “Governmental NGO”. “Etki Ajanları-Nüfuz Casusları ve Fethullahçılar Raporu”. Türkiye’deki insan hakları sorunlarının çözümlenmesinde asıl görevin Türkiye’nin iç kamuoyuna düştüğünü belirten Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu. Türkiye’nin insan hakları ihlallerine ilkeli ve KUŞATICI yaklaşmalarını. Kızılhaç üzerinden değil de sözkonusu NGO’lar üzerinden ulaştırılmaktaydı. Duhok. Yab ancı vakıfların ve yerli işbirlikçileri küreselleşmeci NGO’ların yarattığı bu rahatsızlık. Çatışmaların şiddetlenmesiyle. Elaltından verilen . 1. STO’ların milli politika hedefleri istikametinde faaliyet göstermeleri sağlanacaktır. Konunun en acı olan tarafı. Ağustos 2000. Örnek oluşturacak tipik bir h aber: “Alman Cumhurbaşkanı Johannes Rau. CIA bağlantılı merkezlerden sadece NED’den “proje bedeli” adı altında para alan Türk STK’larından TESEV. ulusal egemenlik ilkesi ise. Kuzey Irak’da bir Kürt Devleti’nin oluşumu için faaliyet gösteren sözde “insani yardım” amaçlı NGO’ların sayısı 100’ü geçmekteydi (Zaho. bürokrasinin katı kurallarından uzak olan esneklik ve hareket kab iliyeti. Ankara. İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül. Vakıflar mevzuatının kesinlikle izin vermemesine rağmen. idam cezasının kaldırılması. şahsıma. 86. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmamı sağlamıştır. ‘siyasi irade NGO’ların düşüncelerini dikkate alması gerekir’ dediği belirtildi. Halen Batılı istihb arat servislerinin sevk ve yönetimindeki bu NGO’ların büyük bölümü tekrar geri dönerek “insani yardım” faaliyetlerini sürdürmeye başlamışlardır. s.net 1990’lı yılların başında. demokratikleşme. AB üyesi ülkelerin. Konuyla ilgili bir makalemden dolayı 25.). kendi üyelerine ve devlete yönelik olarak demokratik. 6:70. (1974) Ulusal ve uluslararası kaynakların harekete geçirilerek kalkınma ç ab alarının güçlendirilmesi amacıyla. Basın Savcılığı vasıtasıyla da İstanbul 2. Türkiye. kararlılık gösterememeleri nedeniyle. 8. (1978) STO’ların katkı yaptıkları kesimlere. Alman ya da AB D vakıf ya da resmi kurumları ile birebir parasal ilişki ve işbirliği içinde olan Türk dernek ve vakıflarının da yerine getirmeleri gereken zorunlu prosedürlere uymadıkları bilinmektedir. dün insan hakları örgütleri ile bir toplantı yaptı. Türkiye’de NGO’larla siyasi irade arasında bir kopukluk olduğu ve NGO’ların düşüncelerinin kaale alınmadığı tespitini yapan Rau’nun. 9. Alman vakıflarının espiyonaj ve ajitasyon faaliyetlerine gözyummak konumundadır. 6. Ali İrtemçelik’in geçtiğimiz yıl Kasım ayında NGO’larla yaptığı toplantının deva mının gelip gelmediğini sordu. 22-23. yine İngilizce’de. azıcık şaka yollu. gönüllü kuruluş kavramını. Necip H ab lemitoğlu. bir tek istihb arat çıya yönelik bir tek saldırı bile sözkonusu olmazken.500 yerli ajanını Türkiye üzerinden bir operasyon gerçekleştire rek Guam adasına nakletmiştir. GONGO’lar. bürokratik kurallara uymadan at oynatılan kuruluşlardır. insan haklarının uluslararası çıkarlara feda edilmemesini istedi. 1961.000 TL manevi tazminat davası açarken. y ab ancı istihbaratçıları ve yerli işbirlikçilerini giderek pervasızlaştırmaktadır: Tam bağımsızlık kavramının içi boşaltılırken. giderek Berlin’e veya Washington’a ya da Brüksel’e koşulsuz teslimiyet ilkesine dönüştürülmektedir. Bkz. (1979) Sivil Toplum Organizasyonlarıyla ilgili gerekli yasal düzenlemeler yapılacaktır” (s. Erbil Süleymaniye vd. Türk Demokrasi Vakfı en tanınmışları. sadece bir tek girişimde bulunmuştur. İnsan hakları alanındaki adımlarda ulusal ve uluslararası demokratik kamuoyuna güvendiklerini belirten İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül ise. “ Uzun Vadel i Strateji ve Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı 2001-2005” de mevzuat ve uygulamadaki boşluklara dikkat çekilmektedir: “(1972) Özellikle uluslararası bağışçıların ve teknik yardım sağlayanların.cjb. daha da kısaltılarak “GONGO” deniyor. Aynı şekilde. yargı reformu ve işkence konularının gündeme geldiği toplantıda Alman Cumhurbaşkanı Rau. bütün bu NGO’lar sessizce bölgeden çekilirken. Ka-Der. Ayrıca internet üzerinden bkz. Birleşmiş Milletlerin ve AB’nin insani yardımları. şeffaf ve sorumlu bir çerçevede faaliyetlerini sürdürmesi sağlanacaktır. TİHV Genel Başkanı Yavuz Önen. Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu. “Gongoları Ayıklayalım”. Avukat Yusuf Alataş ve İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Komitesi Başkanı Prof. s. sözkonusu elemanlarının dışında. TESAV.

Tr abzon. Cumhuriyet. Cumhuriyet. Proje Koordinatörü Zuhal Yeşilyurt sağlamaktadır. Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yokettiler.82 e-posta: kas konrad. 52 Beyoğlu adresinde faaliyet göstermektedir.1999. Seminer.48 ve 441. “Şifre Çözücü: Project Democracy 1”. Bayburt. Tamer Bacınoğlu. sonra da Rumları.. Bülent Akarcalı’nın Türk Demokrasi Vakfı’na 106. hem de Amnesty International adına Türkiye raporları hazırlar. 1997’den bu yana Türkiye’de K. “Alman-Türk Dostluğunu Güçlendirme”. Bu enstitü. Müdafaa-i Hukuk. Vakfın telefonları: (312) 440.1. kaswulf dominet. 9-10 Temmuz 1998’de İsparta’da gerçekleştirilen ve Akdeniz-Ege bölgesindeki yerel gazetecilerin katıldığı “ 6.. Müslüman/Laik. Wulf Schönbohm. Fax: (212) 292. 21 Ocak 2001. Laz alfabesi ile basılan kitap ve dergiler de.A. AB D. Rize. “Türkiye’de Alman Vakıflarının Marifetleri”. 13. Kastamonu.. Ordu. Türk Ekonomi k ve Sosyal Etüdler Vakfı’na 1. Bülent Akarcalı. 292. Schönbohm. BND. 11. Bölümü şu cümlelerle başlamaktaydı: “ Laz memleketine ulaşmak için 75 km.500 dolar. Ardeşen’den önce bir köprü görünür. Kürtleri şu güne kadar neden yok etmediler. 7. Neal Acherson’un “Black Sea” adlı kitab ıyla tanıdı. Türkiye’de çalışan tüm Alman vakıflarına ‘bilimsel’ yol göstericilik görevini üstlenmiştir”. mevcut iki dernekte olduğu gibi.96.32.000 dolar vd. Alman Doğu Enstitüsü’nün İstanbul şubesi bünyesinde ‘Gazi Mahallesi Araştırması’nı da yapmıştır. vs. katılımcılar açısından rekor düzeyde olmuştur. Geniş bilgi için bkz. Kit ab ın 7. Atatürk’ün bir Paşa fermanıyla y arat tığı yapay bir ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. 1997’de Çorum’da düzenlenen seminere. Emre Kocaoğlu gibi ANAP mensubu milletvekilleri yer almaktadır. No.org.. Örgütlenme tabandan başlatılmalı. 15 Eylül 1998 günü Katolik Kilisesine bağlı Lingen Akademisi’nin çağrısı üzerine verdiği ‘İslâmın Avrupa İçin Önemi’ konferansında şöyle demiştir: ‘Sorun. Erzincan. Sinop. 10 Ekim 1998’de Elazığ’da (9 ilden 70’e yakın gazeteci katılımı ile) gerçekleştirilmiştir. No. 32: Mart-Nisan 2001. kendisini Batı’ya geçiren BfV-BND ekseninde ve kontrolünde “aşırı solcu” kimlikle öğrencilik hareketlerinde rol aldı. 1941’de Doğu Almanya’da Bad Saarow’da (Berlin) doğdu. bilinemez.54. Doğu Ergil’in TOSAV’ına Türk-Kürt sorunu çözüm çalışmaları için 92. bir millet yaratma (!) çab ası sergileyen Wolfgang Feurstein’a bir de “ Güney Kafkas Dilleri ve Kültürleri Derneği ” kurdurmuştur (1992). NDI’nin diğer Türk STK’larına verdiği 824. s. 25 Haziran 1999’da ise Kütahya’da “ 12. IRI’den “proje bedeli” alanlar arasında ise ARI Grubu 278. Pontus Alplerinin zirvelerinden gelen bu su Kaçkar Dağından çıkar. Sözkonusu merkezler hakkında derli toplu bilgi için bkz. Türkiye’de yaşayan Kürt/Türk. Sivas. Artvin.27. özellikle köylü hareketlerine öncelik tanınmalıdır. Wulf Schönbohm.111. Aynı binadaki bu iki vakıf arasındaki koordinasyonu. 27 06550 Çankaya-Ankara. Çok sayıdaki müşterek etkinliklerden rastgele seçilmiş birkaçı: K. Aydınlık.36-91.7. Olmadığını. her yıl bölge bölge “ Yerel Gazetecilik Meslekiçi Eğitim Seminerleri” düzenlenmektedir. Temsilcisi olarak görev yapmaktadır. Sorun. Samsun. Bolu. Bu Laz adıdır. Günter Seufert ile birlikte. Anayasa’yı Koruma Eyalet Teşkilâtı’nın (LfV) Stutgart Ofisi’nde de çalışan Dr.10. Vakıf Bürosunun telefonları: (212) 249. Tokat. Böyle bir ulus yoktur. Sovyetler Birliği’nden Batı Almanya’ya geçtikten sonra.in. “ Konseptin mesajı açık: ‘Lider sultası altındaki partilerle Türkiye’de sivil toplum inşa edilemez. Liberal Düşünce Topluluğu’na 111.000 ABD doları ile 6250 pound.604 dolar. “Alman NGO’larının 2001 Türkiye Programı”. Stei nbach’ın elemanlarından ‘Alevilik ve Kürtlük uzmanı’ Heidi Wedel. Mustafa Yıldırım. para sal ve lojistik yardım sunmalıdırlar ” : Argun Erbay. daha sonra “sosyal demokrat” kimlikle CDU’da ve Konrad Adenauer Vakfı’nın bir departmanında yönetici olarak çalıştı. zorlama ve yapay Türk ulusudur.2001. 33: Mayıs 2001 s. Stratejik Araştırmalar Vakfı’na 190. resmen verilenler bellidir. Vakfın AB projeleri başta olmak üzere diğer enternasyonal faaliyetlerini ise Kamil B.. Lazlar ve Hemşinliler Türk değildir. Amasya. “Çok Veren Maldan mı?”. Konrad Adenauer Vakfı ile en yoğun ilişki içinde olan Türk Demokrasi Vakfı’nın yönetiminde.) yanısıra. Alevi/Devlet çatışmalarında görmekteyiz.V. “ Ülkemizdeki Alman vakıflarının programını en özlü ifade eden kişi sanırım Stei nbach’dır. 15. (İstanbul: Sorun Yayını. 12. 23-39.500 dolar ile dikkat çekmektedir. Türkiye’de ikâmeti acilen gözden geçirilecekler arasında yer almaktadır. 14. 26. 23. Aynı şekilde.40.A. Yerel Televizyonculukta Meslekiçi Eğitim Semineri ” .tr Vakfın İstanbul Bürosu ise Yeni Çarşı Cad.96. kadar Trab zon’un doğusuna gitmek gerekir.900 doların yanısıra. Ayrıca bkz.24. Yozgat ve Zonguldak illerinden gelen yerel gazete sahipleri katılmışlardır. Ve de bu yardım (!) merkezlerinin internet teki web sayfaları. Fax: (312) 440. Attila İlhan.766 dolar. Karaormanların Schopflock köyünde yaşayan Wolfgang Feurstein adında bir Alman Akademisyen. Kırıkkale.100 dolar. uyduruk. hem SPD’nin Friedrich Ebert Vakfı ile yakın ilişkidedir. 1960’larda Lazların memleketine gitti. Gümüşhane. BND bütçesinden finanse edilmektedir. Örneğin. Feurstein’i Dr. 39-56. Örneğin. Master ve Doktorasını Bonn Üniversitesi’nde yapan Schönbohm. Yerel Medya Meslekiçi Eğitim Semineri ”. Yılmaz Karakoyunlu. Cumhuriyet .tr. Kars. DilTarih-Kültür-Gelenekleriyle Lazlar. Raif ve Jülide Mollaoğlu yürütmektedir.193 dolar.80. Yeni FORUM Dergisine verilen bedel 150 bin dolar ve ayrıca 11. Giresun. Türk halkı bu konularda tecrübesiz olduğu için. Ali İhsan Aksamaz. Çankırı. Gökhan Çapoğlu’nun ANSAV’ına parti örgütlenmesi için 189. yardımların (!) kanıtlanması mümkün olmamakla birlikte. Örneğin. Pontus amacına yönelik faaliyet yürüten örgütlerin ve web sitelerinin yarısından çoğu Almanya’da bulunmaktadır. Alman NGO’lar teorik. Erzurum.-Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte 1998’den bu yana her yıl düzenlenen “ Yerel Gazetecilik Ödülü” yarışmasının (birinciye 2000 DM.’ Alman devletinin finanse ettiği Stei nbach’ın enstitüsünün Türkiye’de bağlantısı olmadığı Alman vakfı ya da ‘araştırma kurumu’ yoktur.25. Dr. Bartın. yerel düzlemde örgütlenmelere gidilmeli. vs. Kar ab ük. 6 Temmuz 1999. Sorun. Konrad Adenauer Vakfı’nın adresi: Ahmet Rasim Sok. Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Dr. Wulf Schönbohm.V.com. Fırtına nehrinin mavi yeşil akan suları köpürerek taşların üzerine dökülür. 2000). Ardahan. Bir millet yaratmak istiyordu”. üç yıl Orduda teğmen olarak görev yapan Schönbohm.

TİSK ile müştereken yapılan “ AB ve Türkiye’de Sosyal Diyalog. Türk Belediyecilik Derneği ile ile 27 Kasım 1998’de Ankara Sheraton Oteli’nde “ Yerel Yönetimler ve Organize Sanayi Bölgeleri ” konulu bir panel gerçekleştirilmiştir. 57-70. 17. Dr. a. 16. tüm Alman ırkçı kamu görevlileri (istihbarat çılar. Kürtlerin kültürlerinin garan ti altına alınmasını talep ediyorum. Oldukça eski bir kuruluş mâzisine (10 Haziran 1946) sahip olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin K.e.A.. Konrad Adenauer tarafından 25 Haziran 1997’de Almanya’ya Bonn’a götürülmüştür. Mesut Yılmaz.V.g. ‘Af toplumsal barış açısından fevkalâde önemlidir’ yorumunda bulunduğunu aktardı” (Hürriyet. Bugün Diyarbakır’da çok güzel bir hava var. çocuk yardımı. işkence gibi söylemlerle Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını ve laik hukuk sistemini ortadan kaldırmaya çalışan örgüt ve tarikat-cemaatlara “göz kırpan” bir diğer proje de “ Demokrasi ve İnsan Haklarını Güçlendirme Halk Eğitim i Projesi” dir (DİHGHEP). s. 23 Kasım 2000) . Kültür-İletişim Haritası da K..ekonomik yapıları güdümlü olarak değişime tab i tutulan yörelerde. demokratikleşme. Mesut Yılmaz’ın Almanya’nın Türkiye’deki etnik ve dinsel farklılıklara yönelik emperyalist politika larının yanısıra. diplomatlar. Roth. Tıpkı. Çıkarılan af sadece belli bir kesimi değil. 19. “ Demokrasi ve İnsanı Kalkındırma Projesi” (DİKAP). 129-43. dağ köyleri ve sosyo. Alman politika cılarının bu yoldaki saldırgan tavır ve söylemlerini eleştiren ya da Almanya’daki Türk Toplumuna uygulanan ayrımcı ve baskıcı uygulamalara karşı çıkan söylemleri hiç olmuş mudur? Arşiv taramasında böyle bir bulguya rastlanamamıştır. s. Görüşmede. “ Türk Alman Gazeteciler Diyaliz Programı ” kapsamında çok sayıda etkinlik gerçekleştirilmiştir. Bu güneşin barış getirmesini umuyorum. başta parçalanmış aileler. Herkesin anadilini konuşması hakkıdır.g. panel ve sempozyum düzenlenmiştir. a. ‘yoğun. Almanya’da da gerçekleştirilen etkinlikler de sözkonusudur (Berlin’de düzenlenen “ Türkiye-AB ” konulu toplantı gibi). Ekonomik ve Sosyal Konseyler Semineri ” ise 14-15 Haziran 1996’da Ankara’da gerçekleştirilmiştir. Doğu ve Güneydoğu Gen Haritasının çıkarılma çalışmaları gibi). Claudia Roth’un “Sömürge Valisi” edasıyla yaptığı şu açıklamalarına Başbakan Yardımcısı olarak tepki vermemesi gibi: “ Kürtlerin kürtçe yayın hakları olduğuna inanıyorum. Yunanistan’dan akademisyen ve gazeteciler de konuşmacılar arasında yer almışlardır (Türkiye’den Zaman gazetesi Danışma Kurulu üyesi Şükrü Elekdağ. sendikacılar. Keza. ‘azınlıklar’ konusunun da konuşulduğunu söyledi. dün Mesut Yılmaz ile yaptığı görüşmeden memnun ayrıldı.’nın 21 Haziran 1999’da gerçekleştirdiği “ Almanya’daki Türk Gençliği” toplantısı. Aynı şekilde istihbari değer ve önem taşıyan “ Media Scape Türkiye 98 ” Raporu.). seçme-seçilme. Ayrıca. Kaldı ki. Örneğin. K. bana Kürtçe TV ve radyo yayınlarının yapılmasına karşı olmadığını söyledi’ dedi. “Deutsche Welle”den Türkiye karşıtı yazılarından tanıdığımız Dieter Weirich’in ve K.V. Yıl 2000 – Konrad Adenauer Vakfının Türkiye’deki Faaliyetleri. Aynı şekilde. Bu çerçevede insan haklarını da ele aldıklarını belirten Roth. 1995’den bu yana yine Türk Demokrasi Vakfı ile birlikte yürütülen ve halen deva m etmekte olan projeler bulunmaktadır: Örneğin.V. Christian Rumpf’ın. Yılmaz’ın daha önce ‘AB ’ye giden yol Diyarbakır’dan geçer’ sözlerine atıfta bulunan ve bu çerçevede ‘Kürtlerin kültürel haklarını da’ konuştuklarını belirten Roth. insan hakları. aynı zamanda Alman parlamenterlerin rahatça ziyaret edebildikleri bir isim. ile işbirliğinin tarihçesi. idam cezası konusunun da ele alındığını anlatan Roth. 3. Türkçe eğitim ve öğretim hakları gibi temel insan hak ve özgürlüklerine getirilen kısıtlamalara hiç atıfta bulunmadığı görülmektedir. Farklı konularda da etkinlikler düzenlenmiştir. Alpay Şahin.e. hukukçular. Türkiye’de siyasi yetkililerin ölüm cezası kaldırılmadan AB ’ye üyeliğinin mümkün olmayacağının bilincinde olduğunu söyledi’ dedi. (Ankara: Konrad Adenauer Vakfı Yayını. 1993’de kitap haline dönüştürülmüştür. 4.e.düzenlenmiştir. Almanya’da vakıflarca ağırlanan ilk ve tek parti lideri olduğu kesin.Türkiye’ye her seyahatinde yaptığı açıklamalarla tepkilere yol açan Alman Yeşiller Milletvekili Claudia Roth.A. yine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Alman-Türk Vakfı ile müştereken Antalya’da “ İhtilâfların Azaltılmasında Medya nın Rolü” konulu bir seminer düzenlemiştir. ülkelerinde yaşamakta olan 2.5 milyonluk Türk Toplumunun. katkıları ile ortaya çıkarılmıştır (tıpkı gizlilikle yürütülen Karadeniz. bir başka ifadeyle en çok ajitasyona ve provokasyona açık bölgelerde uygulanmaktadır. büyük kent lerdeki gecekondular. s. BND Türkiye ve Balkan uzmanlarından Jean Pierre Froehly. s.g.) gibi. Mesut Yılmaz’ın Alman vakıfları tarafından kaç kere Almanya’ya davet edildiği bilinmemekle birlikte. Bkz. Başbakanlık’taki görüşmeyi. turizm etkisindeki kırsal bölgeler. Tıpkı. 2001). 22-23 Haziran 2000’de. merkezi Almanya Hessen’de bulunan ve finansmanı Federal Bütçeden sağlanan Türkiye Araştırmalar Merkezi ile K. ‘Yılmaz. Alman Kültürevi’nde yapılmıştır.V.. Kürt güneşi parlıyor. 18 Aralık 1997’de “ Türkiye’de ve Almanya’da Sosyal Güvenlik Sistemleri Reformu” toplantısı gibi. gazeteciler vd.A. Bu işbirliğini kanıtlayan 14 kitap yayınlanmıştır. a. 20. ‘Yılmaz. Alman Dış politika Kurumu adına konuşmacı olarak katılmıştır. Kendisi.. Türkiye Temsilcisi Dr. Aynı şekilde. misyonerler.A.A. ayrıntılı ve açıksözlü’ şeklinde tanımlayarak. Türk Demokrasi Vakfı ile “ Demokrasi Eğitim i Projesi” dahilinde çok sayıda konferans. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya İzleme Grubu ile müştereken hazırlanan “ Türkiye’de Medya ve Seçimler ” başlıklı araştırma sonuçlarını 1999’da kitap olarak bastırmıştır. “ Türk Alman Parlamenterler Semineri ”. Bu seminere. aşağıdaki h ab erde olduğu gibi: “ Madam Roth Memnun Kaldı. hapiste . 5. Wulf Schönbohm’un yanısıra. Bu güneşten bir parça hapiste bulunan arkadaşım Leyla Zana’ya gönderiyorum. s. 18..V. Bu projede 100 öğretim elemanının çalıştırılması (legal çıkar sağlanması) öngörülmektedir. ancak 1997 yılına dayanmaktadır. Türk Belediyecilik Derneği ile de çok sayıda işbirliği yapılmıştır: “ Yerel Yönetimlerin Ekonomi k İşlevleri ” konulu sempozyuma sunulan tebliğler. Yılmaz’ın af konusunda. Aynı şekilde.V. K.A. Türkiye’de Anayasa Reformu Prensipler ve Sonuçlar. Nail Güreli vd.

s. ABD “derin devleti”nin üçüncü dünya ülkelerine yönelik faaliyetlerde kullandığı “Demokrasi İçin Ulusal Fon”a (NED) bağlı National Democracy Institute tarafından desteklenen Türk Demokrasi Vakfı ve TESEV’in yanısıra. 23. Yerel Gazetecilik Yarışmasında “Ödül ve Mansiyonlar” (Türkçe). “Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitü” (IRI) tarafından proje bazında desteklenen Arı Hareketi. 26. Büyükelçi Dr. 24. Yayını). Türkiye’de İnsan Haklarına Saygı İçin Eğitim (Türkçe). ile düzenlemekle. Alman-Türk Gazeteciler Semineri-Türkiye ve Almanya’da Gazetecilikte Etik (Almanca-Türkçe).5 milyon marklık Atıksu Arıtma Tesisleri’nin temel atma töreni. Schmidt bu konuşmasında. 22. Daha sonra kürsüye gelen HADEP’li Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Feridun Çelik.. Ionna Kuçuradi. yeşil renkli flamalar eşliğinde zafer işaretleri yapara k halay çekti. gözyumdukları sığınmacı. demokratik cumhuriyet’. 5. Halil Yurdakul Yiğitgüden tebliğ sunmuştur. Türk Demokrasi Vakfı. Enerji ve Tab ii Kaynaklar Bakanlığı adına da Müsteşar Doç. Türkiye aynı zamanda etnik ve azınlık gruplarının insan hakları konusunda önemli rol oynamaktadır. İstanbul’daki Goethe Enstitüsü’nün Galipdede Cad. İki katılımcıdan biri Prof.V. Thomas Scheben ile Hannover Üniversitesi’nden Prof. Islam and Democracy. Öke-Ünal Mütercimler. Tab ii ki. ‘OHAL ve koruculuk kaldırılsın’. Türkiye İçin Sosyal Piyasa Ekonomisi (Türkçe). Sözkonusu etkinlik. 2.Dr. Nilüfer Narlı’nın yanısıra. dürüst ve şeffaf bir anlayışla hizmet yürütmelerine rağmen. ‘İdama hayır.21. Ayrıca bkz. Üye olamamasına karşın Almanya.A. 6.Dr. Almanya’da bulunan 100. Paul-Josef Raue-Wolf Schneider. Toplantının düzenleyicileri arasında K. Kemal M. Küreselleşme ve Modernleşme Sürecinde Kültürel Kimlik. DEİK içinde Türkiye’den daha fazla yönlendirme gücüne sahip bulunmaktadır.A. 127 s.Rüdiger Benninghaus. Wulf Schönbohm’dan başka. Nüfusu 1 milyonu bulan Diyarbakır’da altyapı sorunlarının giderilmesi amacıyla Almanya tarafından finansmanı sağlanan Atıksu Arıtma Tesisi’nin temel atma törenine katılan davetliler. HADEP bayrakları ve sarı.. Yıl 2000 . ünlü RAND Şirketi’ne bağlı RGS (The Rand Graduate School)’da doktora yaptığı ... Yıl 2000 .6.Dr. Vakfın. barış için tüm engellerin kalkması gerektiğini söyledi.. Mutlu Binark-Barış Kılıçbay. Görüleceği üzere. sayısız engellerle karşılaştıklarını ileri sürdü.. Peter Alford Andrews . havaya güvercin uçuruldu”.ekonomik organizasyonlara bir şekilde dahil olmanın yolunu bulmaktadır. a. ‘Yaşasın demokratik cumhuriyet’ pankartları açıldı.000’den fazla PKK mensubuna kendi sınırları içinde ve dışında verilen lojistik destekleri.Dr.V. Mete Tuncay (Bilgi Üniversitesi). herhalde barışa katkı (!) için imal edilen Alman mayınları ile hayatını ya da organlarını kaybeden binlerce şehidimizi ve gazimizi de anamazdı. iki Alman konuşmacı tebliğ sunarak katılmıştır (Stefan Kohler ve Gerd Ketelhake). Tören alanında ‘Çözüm idam değil.. Arı Hareketi ve Uluslararası Kongre de bulunmaktadır. siyasidir’. s. Rudolf Schmidt ve Dr.g. Şerif Mardin. Olağanüstü Hal tekrar uzatıldı. tutsaklara özgürlük’. 85 Tünel-Beyoğlu adresindeki eski merkezinde gerçekleştirilmiştir.e. s. Konrad Adenauer Vakfı’nın 1999’da yayınladığı kitap lardan en ilginç olanı World. Yapılan konuşmalardan sonra havaifişekler atıldı. Diyarbakır Belediye Başkanı Feridun Çelik iyi bir yönetici ve iyi bir büyükelçi olab ileceğine inanıyorum”. Hermann Schlapp. Norman Stone’dur (Bilkent Üniversitesi). Hüsnü Erkan. 1. Gazeteciliğin El Kitab ı (Türkçe). ERNK’ya sağladıkları diplomatik ayrıcalıkları. uluslararası hareket alanlarını ve vizyonlarını (!) genişletmiş olmaktadırlar. ‘Sorunumuz ekonomi k değil. Ethnic Groups in the Republic of Turkey. 15. kesinlikle şaşırtıcı gelmemektedir. 29. (Ankara: K.V. Peter Antes ve de tab ii ki Prof. 3. sözkonusu etkinliği K. Ayrıca Tübingen Üniversitesi’nin pafta pafta etnik haritaları da görülmeye değer. Gazeteciliğe Giriş (Türkçe). Mehmet Aydın. 5. diğeri Prof. 2001 yılı içinde çıkardığı kitap ların en ilginci ise. 28. Almanya’nın Türkiye’deki etnik farklılıklara gösterdiği derin ve anlamlı (!) ilginin en önemli kanıtı için bkz. 28. Bunu iyi bir gelişme olarak değerlendirmiyorum. Yüzyılda Yerel Yönetimler (Almanca-Türkçe). Yerel Gazetecilik Yarışması “Ödül ve Mansiyonlar” Türkçe. Yıl 2000 . XIV. Dr.Dr. Prof.. s. Dr. 25.. dpn. Almanya ve Türkiye’de Yerel Gazetecilik (Türkçe).. Özelleştirme ve Mali Gücün Güçlendirilmesi-21. bulunan Kürtleri ve Leyla Zana’yı da kapsamalıdır. İngilizce yayınlanan bu kitap ta. Ya da PKK’nın Türk güvenlik kuvvetlerine karşı kullandığı. Güneydoğu’da şiddetin etkisini yitirmeye başladığını belirterek. ‘Anadilde eğitim’. Bu etkinlik de İstanbul-Taksim Armada Oteli’nde gerçekleştirilmiştir. Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Dr. İstanbul Taksim’de Armada Oteli’nde gerçekleştirilen bu etkinlikte. beyazkadın ticaretini ve haraç toplama eylemlerini ve benzeri düşmanlık örneklerini elbette ki sıralayamazdı. Globalleşme ve Türkiye (Türkçe). ‘Apo’ya özgürlük’ sloganı atıldı. “arka bahçesi” olarak nitelendirdiği bölgedeki tüm siyasal.A. No. Törende bir konuşma yapan Büyükelçi Dr. 27. narkotik madde. Türkiye ve Almanya’da İslam Din Dersi Tartışmaları (Türkçe). Ionna Kuçuradi’nin bulunması. (Wiesbaden: 1989). Almanya.2000 Tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanan h aber (yorumsuz): “Alman Elçi’ye Apo’lu Slogan – Diyarbakır’da tamamı Alman Kalkınma Bankası’ndan sağlanan finansmanla projelendirilen 39. kırmızı. fethullahçılara yakın söylemleriyle dikkati çeken isimlerden Prof.’nın yanısıra. ‘Türkiye’de hiçbir belediyenin maruz kalmadığı ön yargılı tutum ve davranışlarla karşı karşıyayız’ dedi. Türkiye ve Avrupa’da Gençlik (Türkçe) ve Türkiye’de Anayasa Reformu-Prensipler ve Sonuçlar (Türkçe). Rudolf Schmidt’in eşi Utto’yla birlikte katıldığı temel atma töreninde. Rudolf Schmidt.Dr.Dr. Bu toplantının katılımcıları arasında yer alan TESEV’in Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Argüden’in. Tüketim Toplumu Bağlamında Türkiye’de Örtünme Pratiği (Türkçe). Konrad Adenauer Vakfı’nın Mısır Temsilcisi Dr. HADEP’in mitingine dönüştü..

Bülent Akarcalı.02. çünkü Greenwood ile öngörüşmeyi yaptıktan itibaren CIA'nın "müşfik kanatları" tarafından şefkatle (!) sarıldığınızı ve tüm kapıların -Delta ve TWA'ya ait uçak kapıları dahil. Diyelim ki. 31.54 ve 293. 4. İngiltere’de olduğu gibi.. suçun nerede işlendiği ve kurbanın adı hakkında bilgi toplamağa çalışıyoruz. “Şifre Çözücü: Project Democracy (4)”. Türkiye'desiniz. tam bağımsızlık gibi kavramlar hiç değişmiyor. e-posta: hbsist superonline. Türkçe ihbar mektubunuzun formu bile hazır: . Konrad Adenauer. Belge.A. pardon Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türk Polisini şikâyet etmek için önce 600 Pennsylvannia Avenue. Hem de ingilizce bilmenize bile gerek yok.30. Department of Democracy. Emniyet ya da Cumhuriyet Savcılıklarınca başlatılmış yada hâlâ sürdürülmekte olan -bilinen. izinli toplantılarda. Tam aksine halka açık mekânlarda.45. devlete sadakat kavramı gibi. Hacıhanım Sok. ülke yönetiminde mevcut yerli işbirlikçilerinin sağladıkları "dokunulmazlık" sayesinde casusluk mesleği. Diyelim ki. aile kavramı gibi. Kim tarafından? Sözde dost ve müttefik AB D tarafından. Almanya’da. Çünkü. İsterseniz. Eğer doğrudan bir birliği tespit edemezseniz. AB D'ne gitmek için şartlarınız uygun değil. Heinrich Böll. (202) 544. gizli yöntemlerle mi dağıtılmaktadır? Hayır!. Hoover. ancak Bülent Akarcalı gibi olunuyor. Bu belgede. Fulbright. Ve yol para nız yok. Star . önesürülmektedir.de Rüşvetin belgesi olur da Türkiye Cumhuriyeti'ne ihanet belgesi olmaz mı? Elbette olur. birliğe işaret edebilecek başka bilgiler toplamağa çalışınız. pervasızca "icra-i faaliyet" gösterebilmektedirler. Akarcalı’nın K..size açıldığını görürsünüz. Almanya. 32.. kısaca hemen her yerde. Almanya. 10/12 Gümüşsuyu Taksim-İstanbul. Sorumluları hakkında MİT. Bu belge. Kendisiyle görüşmek. Heinrich Böll Vakfı’nın sponsorluğunda gerçekleştirilen bir panelde dağıtılan tipik bir belgeden rastgele alıntılar: “ Araştırmanız sırasında insan haklarının bozulması konusunda bilgi toplarken. Aralarından bazıları da Doğu Almanya kökenli” Halit Kakınç. kamu kurum ve kuruluşlarında. bayrağa saygı gibi. almış oldukları eğitimlerindeki "gizlilik" gibi teknik düzeydeki temel hususları bir kenara bırakarak.. Merkez Sağ’ın biri ülke çapında.00 nolu telefondan dahili 222 numaralı telefonu isteyerek bizzat bir öngörüşme ile randevu da alabilirsiniz. “Batıyla İlişkilerimiz”. Tubingen gibi vakıf. ‘Konrad Adenauer Vakfı’ tarafından gönderilmişler.8. Bu bağlamda demokrasi ve hoşgörü kavramı ne kadar değişip gelişse de. . legal dernek ve siyasal partilerde.. kavramlar. Tıpkı AB D’de. Genel Merkezi Berlin’de bulunan Heinrich Böll Vakfı’nın İstanbul Temsilcisi olarak gösterilen Figen Uğur. AB D. Müdafaa-i Hukuk. Üstelik ille de Türkiye Cumhuriyeti'ne ihanet etmek ya da en azından devletinizi gammazlamak istiyorsunuz. suçun mahiyeti. 5. Georgetown. İşte bu durumda. İran ve benzeri ülkelerin casusları.. vatan kavramı gibi. Türk vatandaşlarından Türk Silahlı Kuvvetler ve Polis Teşkilâtı mensupları hakkında -muhbirlik değilresmen casusluk yapmaları istenilmektedir. şu gerçeği ortaya koymuştur: Türkiye. değerler genel olarak sürekli değişim halinde. Nasıl mı? Gönüllü casus aday adaylarının irtibat kur ab ilecekleri adres ve telefonlar verilerek!.05. United States Department of State. enstitü.. 50-51.. Anlaşılan.derdest edilerek İstiklâl Mahkemesi’ne sevkedilirdi. çok acıdır ama bir casus cennetidir.. Mustafa Yıldırım.2000. askeri veya polis birliğinin hangi bölümünün bu işle ilgisi olduğunu sorunuz. hangi tarihte işlendiği. ulusal onur ve gurur gibi.”. casusetki ajanı bulmak için klasik yöntemlere. Türkiye sözkonusu olduğunda. Örneğin: Ne tip silahlar kullanıldı? Askeri birlik operasyonunu hangi şehirden yürüttü? Üssü neredeydi? Askerler hangi yoldan ilerlediler? Üniformaları nasıldı? Onların üniformalarının üzerindeki rütbeler ve araçlarının üzerindeki işaretler nelerdi? Bilgilerinizi şu adrese gönderiniz: Officer for Turkey. Washington DC 20003 adresindeki "Amnesty International USA" binasına giderek 5. üniversitelerde özel seçime ve eğitime gerek kalmamıştır. çaresiz olduğunuzu hiç düşünmeyin. Human Rights and Labor. örneğin. vakfın sadece sekreterya işlerine bakmaktadır. Washington'da telefonla ulaşab ileceğiniz iyi derecede Türkçe bilen resmi görevlinin adı Mauerau Greenwood. Ayrıntılı bilgi için bkz. bu açıklamayı Atatürk döneminde yapmış olsaydı.. Washington. ile ilişkisi hakkında küçük bir bilgi: “ Bülent Akarcalı dostumuz.15. 1. “Türkiye.resmi bir takibat sözkonusu mudur? Kesinlikle hayır!. SE. ABD sefaretinden vize alabilmek için deklare edebileceğiniz bir mal beyanına da sahip değilsiniz.05. Her neyse. tarikat ve cemaat mekânlarında. DC 20520. 33: Mayıs 2001. Bülent Akarcalı. tekniğe ihtiyaç duyulmayacak yöntemlerle adeta arab eskleştirilerek dejenere edilmiştir. Atatürk döneminin koşulları ile günümüz koşulları bir değil. s. kattaki odasında yüzyüze konuşabilirsiniz. Türk insanını ülkesi ve devleti aleyhine casusluğa azmet tire n bu Türkçe belge. diğeri yalnızca güneyde söz sahibi –CDU (Hristiyan Demokrat Birliği) ve CSU (Hristiyan Sosyal Birlik) çıkışlılar. kurumlar.V.1999. Biz suçlu. hiç şüphesiz -bu doğrultudaki icraatlarıyla birlikte. İngiltere.. Bilgi Üniversitesi’ne bir grup Alman parlamenter getirdi.İşte. Ne var ki. biz yine sözkonusu belgemize dönelim. Adresi: İnönü Cad. size bu olanağı da hazır altın tepsi içinde sunuyor. Cumhuriyet. tab iri caizse ayağa düşürülmüştür. İnsanlar. Telefonları: (212) 249. Değişirse de.

Irkçılık Avrupa merkezli. kamu görevi ve askerlik yaptırmamak. Dünya nın hiçbir demokratik ülkesi.. Yücel Sayman (yorumsuz). “Siyasal Gerekçeleri ve AB D Örneği Çerçevesinde Ulusal Andıç Raporu”. Şanar Yurdatapan (yorumsuz). Keza. 16 Mart-15 Mayıs tarihleri arasında.. 74: Aralık 2000. Almanya'da Anayasa dokunulmazlığı ölçüsündedir. hiçbirinin bu belgenin içeriğine ters düşmeyecek isimlerden oluştuğu görülüyor: Anne Burley (Amnesty International USA Avrupa Seksiyonu Başkanı). Yeni Hayat. Gelişmekte olan ülkelerden çalışmak için Avrupa’ya gelen . Almanya’daki ırkçılığı. 20-39. AB ’deki yurttaşlarımızın günlük hayatının ayrılmaz bir parçasıdır. Necip Hab lemitoğlu. Dr. hem de Almanya’da yaşayan bir Cumhuriyet aydınının kaleminden: “. savunmaya çalışanlardan daha özgür ve güçlü olduğu garip bir ülkedir. Almanya Dış İstihbarat Servisi BND'nin kontrolünde Türkiye'de etnik ve dinsel bölücülükle doğrudan ilgili espiyonaj ve provokasyon faaliyetlerini sürdüren. bu haliyle -pardon vurdumduymazlığıyla.. Mazlum-Der gibi kuruluşların Güneydoğu şube yöneticileri.hablemitoglu2002.cjb. pasaport sınırlamaları vd.. Türkiye'nin Güney Doğusunda "Kürdistan"ı ve de başkenti olarak da Diyarbakır'ı "de facto" pozisyonunda k abul ve ilân eden Konrad Adenauer Vakfı ile Heinrich Böll Vakfı temsilcileri-uzmanları ve daha pekçokları. İHD. DC 20520 Sayın Bakan Albright.lu telefon. http://www. sürekli izlemede tutulan bireylerine sınırsız özgürlük tanımazlar.net 33. Dankert (Avrupa Parlamentosu Türkiye Delegasyonu Başkanı). (212). eleştirip yargılayan. İkinci sınıf konumundadırlar. Türkiye. anlaşılan yukarıdaki örnekten aldığı esinle.MEKTUP ÖRNEĞİ (BURAYA TARİH KOYUN) Sayın Madeleine Albright Dışişleri Bakanı Amerika Birleşik Devletleri Dış İşleri Bakanlığı Vaşington. AB D'nde "sol" damgası vurulan aydınların maruz kaldıkları baskılar (taciz ölçüsünde izleme. Yılmaz Ensaroğlu (yorumsuz). Irkçılığın Avrupa ülkelerindeki bugünkü biçimi yab ancı düşmanlığıdır.I.com). Türkiye. ihlal ihbar hattına yapılan 155 başvurunun. Helsinki Yurttaşlar Derneği.. 90’ını “inanç özgürlüğü” yani üniversitelerdeki türban yasağı uygulaması ile ilgili olduğunu saptamıştır. Cumhuriyeti özgürlükler adına yıkmaya çalışanların. Akın Birdal (yorumsuz). Bu kanıt konusunda size bilgi vermek istiyor ve burada adı geçen birliğe Leahy Kanununun uygulanıp uygulanmaması gerektiğine karar vermek amacıyla bir tahkikat başlatılmasına gereğini arz ediyoruz. Batı kaynaklıdır. IRA taraftarı olduğundan kuşku duyulan birinin sözde özgür ve özerk BBC'den konuşma yapması mümkün değildir. en az şikâyet başvurusunun yapıldığı bölge. Ayrıntılı bilgi için bkz. hatta dolaylı h ab er olarak bile verilmesi olanaksızdır. Heinrich Böll Vakfı’nın en önemli partneri Mazlum-Der.-USA Avrupa Seksiyonu Sekreteri). (İMZALAYIN). Dört sayfalık bu ihanete azmettirici belgenin alenen dağıtıldığı ilk yer. ABD ve AB ülkeleri dahil. Toplantının davetlilerine bakıldığında. Dış Operasyonlara Ödenek Ayrılması hakkındaki kanunun 570 ci maddesi olan Leahy Kanunu ile ilgili olarak bir güvenlik birliği tarafından insan haklarına aykırı hareket edildiği dikkatimizi çekmiş bulunuyor. s. rejim karşıtlarının tipik ve bilinen bir örnek olarak Bader Meinhoff çetesi üyelerinde olduğu gibi yaşama hakları bile sözkonusu edilemez ve kimse de Alman Devleti'ni imaen bile olsa suçlayamaz”. (BELİRLİ GÜVENLİK BİRLİĞİNİN İNSAN HAKLARINA AYKIRI DAVRANMASI HAKKINDA DETAYLI BİLGİYİ YAZIN) Bu konuyu gözden geçireceğiniz için çok teşekkür ediyoruz. Irkçılığı göğüslemek. İstanbul Barosu'nca düzenlenen uluslararası bir toplantı. Bu gerçeği diri diri yakılarak öğrendiler. uluslararası baskı talep eden bir tek Alman vakfı ya da derneği görülemez. insan hakları ihlâllerini gündeme ge tire n. Türkiye’ye insan hakları dersi vermeye gelen Alman vakıflarının yok saydığı gerçeklerden bazıları. İhbarların dağılımına bakıldığında. P.22. sadece 4 adet ihbarla Güneydoğu Anadolu Bölgesidir. Dernekte oluşturulan “Hak İhlallerini İzleme Komitesi”. Derek Evans (A. kendi ihbar hattı projesini yaşama geçirmiştir. Oysa.534. Çağdaş toplumda olması gereken en temel yurttaşlık hakları yoktur. kamu düzeninin korunması.47 No. kamu güvenliği gerekçesiyle kayıtlara geçmiş. ihbarlara tahsis edilmiştir (ihbarlarda kullanılacak eposta adresi ise şöyle: ihlalihbarhatti°hotmail.) artık hiç kimsenin meçhulü değildir. HADEP.dünya nın özgürlükleri en sınırsız ülkesidir.

1999’a göre 2000’de Türklere yönelik saldırılarda % 20 artış oldu.. Irkçılık en yaygın biçimiyle Almanya’dadır ve esas olarak yurttaşlarımızı hedef almaktadır. Sempozyumun ikinci gününde. özellikle Atatürk ve ulus devletle ilgili her türlü kavram saldırıya uğrayıp aşağılanmaktadır. Ionna Kuçuradi. ırkçılığı besleyen etmenlerdir. insan hakları adı altında yeni Sevr dayatıcılarına platform . Medya da çok yoğun olarak ülkemiz aleyhinde yayın yapılıyor. altı oturumda ( İnsan Hakları. Tarık Ziya Ekinci. Yugoslavya’nın parçalanmasının mimarlarından olan Fischer gibi politika cılar çıkarttı.. ‘Her kültür ve farklılığa saygı göstermek’gibi lanse edilen bu kavram.. BND’den MI6’ya uluslararası bir açılım (!) sergi lemiştir. Çünkü: Ülkemize Sevr Planlarının dayatıcısı vakıflarla işbirliği yapılmaktadır. 29-30 Nisan 2000 tarihleri arasında yöne Böll Vakfı ile Ege Kadın Dayanışma Vakfı. AB ülkelerinden yedi konuşmacı katılmıştır. Böll Vakfı’nın sayıca az olan yarar getirici etkinlikleri arasındadır. Bu politika ları irdelediğimizde.. ulusal kültürümüz ve dilimizi hedef alan Almanya ve Batı’nın geleneksel politika sından kaynaklanan derin köklere sahip olduğunu görürüz. Aydınlık’ta h ab eri yayınlandı. İstanbul Barosu yönetimi. yedi y ab ancı davetli de yer almıştır.. Almanya’nın geleneksel politik güçlerini oluşturan Birlik Partilerinin (CDU ve CSU’nun) yürüttükleri ‘yönetici’ veya ‘hakim-üst kültür’ (Leit Kültür) tartışması da. 19901993 arası yıllık saldırı ortalaması ise 1580’dir. Bu sempozyum. ulusal devlet bilincimiz.34. Böylece. İstanbul Barosu’na kayıtlı Cumhuriyet aydını-yurtsever avukatlar tarafından aşağıdaki açıklamayla kınanmış ve protesto edilmiştir: “ DUYURU.. Kürt sorunu. 36.. Duvarlarda ‘Türkler defolun’. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin yine Heinrich Böll Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirdiği etkinliklerden biri olan “ Ulusal. Yeşiller ve Sosyal Demokratların ‘çok kültürlü toplum’ (multikültürel) projesiyle üst kültür kavramı birbirini tamamlıyor. Uluç Gürkan.. Açılış konuşmalarını İbrahim Kab oğlu. gibi. Demokrasi ve İnsan Hakları-Uluslararası Hukukta ve Ulusalüstü Hukukta Azınlık Hakları-Lozan Antlaşması ve Diğer Uluslararası Belgeler Işığında Türkiye’deki Mevzuat ve UygulamaUlusal Çözümler-Türkiye İçin Çözüm Önerileri-Genel Değerlendirme ) 20 tebliğ sunulmuştur. ordu ve 28 Şubat hedef alınıyor. ‘Alman İslâmı’. Bu mektuplarda.. İstanbul Barosu’na kayıtlı avukatlar olarak.. 8-9 Haziran 2001’de İstanbul Taksim Dorint Park Plaza Oteli’nde yapılmıştır... Teori. Karen Fogg ve Volkan Vural’ın yaptığı sempozyumda. ‘Multi kültür’ kavramı. Cem Özdemir gibi. herhalde ilgisi nedeniyle olacak. Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Hasip Kaplan yapmıştır. “ Kadına Yönelik Şiddet ve Toplumsal Boyutları: Önlenmesi ve Yükümlülükler” konulu bir başka etkinlik gerçekleştirmişlerdir.. İnsan hakları. Heinrich Böll Vakfı.. Irkçı saldırılara dönersek.. Gençlerin sık sık uğradığı diskoteklerin önünde nöbet tutanlar. ‘kara kafaları’ geri çevirir. Ermeni sözde soykırımı.. vatandaşlarımızın ulusal kültür bilincini parçalarken. İngiltere Konsolosluğunun katkıları alınmaktadır. ayrıca da birçok mahalli dazlak grubu vardır.. Yücel Sayman. yıllık ırkçı saldırı ortalaması 119’dur. ‘Ermeni Soykırımı tasarıları’ ve her türlü kültürel-etnik farklılıkları kaşımaları. Prof. emekçilere karşı sistemli olarak yürütülmektedir. Örneğin. İçeriğinde. Daniel C. 35. Konuşmacı ve oturum başkanları arasında. Viladimir Goati gibi. kapitalistemperyalizmin biçimlendirdiği insan müsveddelerinin sefilliği görülür. konuşmacı olarak Karen Fogg (Avrupa Birliği Türkiye Büyükelçisi). Sayın Ersen Bayhan’ın makalesiyle deşifre ile kamuoyuna da malolmuştur. etnik sorunlar. Geniş bilgi için bkz. Baskın Oran’ın yanısıra.. 7 Alman gazetesinde sadece dört gün içinde ülkemiz ve yurttaşlarımız aleyhinde 65 h ab er ve yorum çıkmış. Türklerin İslâmı en iyi Almanya’da yaşadığı yazılıyor. istenmeyen bir olaya karışmış Türk kökenli bir gencin h aberi öncelikle kökenine vurgu yapılarak veriliyor. “Avrupa’da Irkçılık ve Yab ancı Düşmanlığı”. bunun yerine Avrupa’nın emperyalist kültürünü pompalıyor”. esas dikkat çeken “ AZINLIK HAKLARI: Kültürel Haklar mı.Dr. ‘y ab ancılar defolun’ gibi sloganlar her tarafta görülebilir. s. inançlara baskı yapılması vb. Zafer Üskül. Türkiye’ye karşı insan hakları sopası sallanıyor. Karen Fogg gibi. Alman milletvekili Cem Özdemir. Sık sık yurttaşlarımıza ait işyerleri kundaklanmaktadır. ‘Kürt politika sı’. bir diğer vazgeçilmez partneri İstanbul Barosu’nun Kadın Hakları Uygulama Merkezi. katkıları için İngiliz Konsolosluğu’na teşekkür edilmiştir. Ulusalüstü ve Uluslararası Hukukta Azınlık Hakları ” sempozyumu.. Alman medya sı ve bu politika yı savunan çevrelerde. Prof. İbrahim Kab oğlu. mülteci solu ajanlaştırıp Türkiye aleyhine çeşitli biçimlerde yönlendirilmeleri.Bizler. Ordu ve polis içinde çok sayıda kayıtsız üye ve taraftarları var. Yücel Sayman gibi isimlerin yanısıra.. ezilen dünya nın etnik ve dinsel farklılıklarının kurcalandığı bir proje olarak hayata geçmektedir. İstanbul Barosu’nun 8-9 Haziran 2001 tarihinde düzenlediği ‘Azınlık Hakları’ sempozyumunu protesto ediyoruz. Heinrich Böll Vakfı ve İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin işbirliği ile 24-25 Haziran 2000’de İstanbul Taksim Dorint Park Plaza Oteli’nde gerçekleştirilen “ Kopenhag Kriterleri: Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği’nin Ortak Paydası mı?” konulu sempozyuma. Katılımcılardan Cem Özdemir’in Alman “derin devleti”nin hizmetinde gerçekleştirdiği eylem ve söylemler.. Şubat 2001. Bendit ve Claudia Roth gibi ülkemize ve sorunlarına tam bir sömürge valisi ve misyoner gibi yaklaşanların bu teorilerin baş savunucuları olması. Yaygın bir saldırı biçimi de tehdit ve aşağılamayı içeren mektuplardır.. Ali Mercan. ırkçılığın öyle münferit saldırılardan ibaret olmayıp. ‘üst kültür’kampanyası. Bu partilerin 1993’te üye sayıları 100 bin civarında idi ve bir o kadar satan yayın organları vardı. Slobodan Milocic gibi. Amerikan Başkonsolosluğu Basın Kültür Merkezi ve British Council ile 11-13 Mart 2000’de “ Kadına Yönelik Cinsel Şiddete Karşılaştırmalı Hukukun Yaklaşımı ” konulu bir sempozyum düzenlemiştir. Almanya’da 1983-1986 arası dört yılda. Bu iki etkinlik.. durumu yeterince açıklamaktadır. Bugün bu örgütlerin üye sayıları oldukça artmış durumda. Bu teorinin şampiyonluğunu yapan Yeşiller . Almanya’da tespit edebildiğimiz kadarıyla 15 adet aşırı sağcı ve NAZİ partisi. Oysa gençlerin bir çoğu Alman pasaportu taşıyor. ırkçılığın derinlere inen köklerine işaret etmektedir. Avrupa medya sının y ab ancı ve Türklerle ilgili bütün h ab erlerine ırkçılık çok ince ve sinsi bir şekilde gizlenmiştir.. Yani Büyük Almanya ile birlikte yurttaşlarımıza yönelik saldırılar on misli artmıştır. Sempozyum davetiyesinde. Siyasal Haklar mı? ” konulu oturumun başkanlığını.Dr. Bu arada. 57-66.

Av. Merkezi devletin kaldırılması çerçevesinde ise. Heinrich Böll Vakfı. İnsan Hakları 2001 ödülü ile Uluslararası Af Örgütü Almanya Seksiyonu (AI-Almanya). ırkına. “Dil kimliğinin güvenceye alınması” talebinin birinci maddesi. Yeşil vakfın aynı anda hem Tibet. Eren Keskin’e vermiştir. hem de Japonya’nın desteğinde Rusya ve Çin’e karşı kurulacak Moğol İm para torluğu’nu idare edecek k ab iliyettedir” sonucuna varmıştı. bir başka ifadeyle. bu % 70 mongolid.amnesty. Bağımsız bir Kürdistan. Alman Fian Örgütünce her yıl verilen çevrecilik ödülünün alt sınırı 150. yerli işbirlikçileri de Türk Devleti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği ilkesini yoketme. “ başta Kürtler olmak üzere diğer etnik azınlıkların çocuklarına kendi ana dillerinde eğitim verilmeye başlanması ” oluyor. Cumhuriyet’in kazanımlarını koruma azmiyle aynı düşünceleri paylaşmaktadır. 39. Bütün bunların ardından “ Kürtlerle Türklerin barışması ” safhası başlıyor.44. % 30 euro poid millet.228. maddelerinin sadece geniş bir özetinden ibaret.. Bakalım Yeşiller “demokratikleşme”den neyi anlıyorlar: “. hem bizim.73. linguistik ve dinsel sınırlarla ayrılmış farklı halk gruplarını içeren ve bu nedenle homojen olmayan bir nüfusu barındırmaktadır ”. 1941’de Himmler’in talimatıyla kurulan Hedin Enstitüsü. Almanya’nın Tibet’e duyduğu ilgi. Cermenlere yakın bu halkın Türklere ve Araplara duyduğu tiksintiye yakın nefretten yararlanmalıyız. http://www. Bölücülük propagandası gibi düşünce suçları kaldırılacak.306. öteden beri Yeşil vakfa havale etmiş durumda. Af Örgütünün İnsan Hakları Ödülü.Yeşil Alman vakfının en ilginç faaliyeti ise. sekiz bin Tibetli’nin kafatasını inceledikten sonra. sembolik onurlandırmanın para sal bedelinden de bahsedilmemiştir.. Yine bu grup tarafından. Türk/Kürt toplumlarının barışması ”. bölge. 63 ve 64. 40. hem de Kürt ‘sorunu’yla ilgilenmesi. Alman Birlik 90/Yeşiller Partisi’ne doğrudan bağlı Heinrich Böll Vakfı’nın Kürtçülere olan özel ilgisi ile ilgili olarak şu önemli bilgiler verilmektedir: “. aynı zamanda Eylül 1998’den bu yana İnsan Hakları Derneği’nin İstanbul Şubesinde Başkanlık görevini yürütmektedir. Ödül açıklamasının Türkçe çevirisi aynen şöyledir: “ Bonn.49.de Şubeden bizzat bilgi almak isteyenler için telefon: 0. Merkezi Almanya-Heidelberg’de bulunan ve Birleşmiş Milletler Örgütü’ne akredite olması nedeniyle BND tarafından ekonomik “ taşeron ” olarak kullanılan Fian kuruluşu hakkında ikinci bölümde geniş bilgi verilecektir.. cinsiyet. bu yıl 27 Mayıs Pazar günü avukat ve insan hakları savunucusu Eren Keskin’e verildi Gözaltında tecavüz ve cinsel tacize uğrayan kadınlara hukuki yardım sunan bir projenin kurucularından biri olan Eren Keskin. Sevr’in “Kürt Sorunu”nu düzenleyen 62. Av. merkezi devletin kaldırılması.0. Almanya’da bir şeylerin hiç değişmediğini gösteriyor”. “ Türkiye-AB Bütünleşmesinde STK’ların Rolü” konulu 8. adayın şu anki koruma gerekliliğini de bir kriter olarak belirlemiştir” . Ödülle ilgili geniş bilgi için bkz. emperyalistlerden ve işbirlikçilerinden öğreneceği hiç bir şey yoktur. Adayın kimden ya da kimlerden koruma gerekliliği. 50/1 Teşvikiye. Fian. Kısaca. Rengine. Yüzyıllardan beri sömürge olmayı reddederek bağımsız ve özgür yaşayan Anadolu insanı onurludur. üyeleri bilgilendirmek amacıyla dağıtımı yapılan yazarı belirsiz bir makalede. Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya Şubesi. Eren Keskin’in insan hakları müc adel esindeki büyük kişisel ç ab alarını ve katkılarını takdir etmek istemektedir. “Düzenleme Kurulu” adına Tarih Vakfı üstlenmiştir.. Yeşil Sevr grubunun talepleri şunlar: “ Demokratikleşme. Heinrich Böll Vakfı’nın “sahibi” Yeşiller Partisi’nin 29 Ocak 2001’de Bonn’da bir basın toplantısı ile açıkladığı “ TürkKürt Çatışmasına Çözüm Konsepti ”. etnik partilerin kurulmasına izin verilecek. yeniden Sevr amaçları doğrultusunda gündeme getirilmekte. en az Kürtlere duyduğu ilgi kadar eski ve derin. Alman devleti. ‘işkencesiz bir dünya ’ adlı uluslararası kampanyanın çerçevesinde yer alıyor ve insan hakları ihlallerinden sorumlu olanların cezasız kalmalarına karşı verilen müc adel enin önemini vurguluyor. etnik grupların dil kimliğinin güvenceye alınması. Yakın Doğu’da muhteşem bir köprü başı olmaya namzettir’ deniliyordu. vatanı satma yarışındadırlar. Tel: (212) 258. Nazi kurmaylarının planlarında Kürtlere de aynı rol biçilmişti. bu hassas konuyla uğraşma görevini. Konsept özetle diyor ki: “ Türkiye. bizzat Kürtler arasında da derin bir kin ve nefret doğurmuş” muş ve “Güney Afrika örnek alınmalı”ymış (Ersan Bayhan). bütün dünya daki binlerce insan hakları savunucusunun büyük kişisel ç ab alarını ve çoğu kez hayati tehlikeler altında verdikleri insan haklarından yana müc adel eyi sembolik olarak onurlandırmayı amaçlıyor. Bergama’da altın üretimini engelleme programında Böll Vakfı’nı partner olarak kullanmaktadır. hazırlanmasına Baromuz aracı olmaktadır. 2001 İnsan Hakları Ödülü’nü. zira “ yıllar boyu süren savaş sadece Kürtlerle Türkler arasında değil. alt kimlikler tahrik edilerek etnik çatışma ortamı y arat ılmak istenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti karşıtı tüm küreselleşmeci NGO’ların sevk ve idare edildiği merkezlerden biri olan Uluslararası Af Örgütü’nün İstanbul adresi: Muradiye Bayırı Sok.67 Fax: (212) 258. ‘insan ve azınlık hakları’ alanında gözlemleniyor. Partiler Yasas ı’nın partileri Kemalist ilkelere sadık kalmaya mecbur eden hükümleri kaldırılacaktır ”. STK Sempozyumu’nun organizasyonunu. kendi ülkesindeki Türkler başta olmak üzere yab ancıların sorunları ve de onlara yönelik insan hakları ihlâlleri uğraşmak yerine. . ‘Türklerden çok. 38. 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan’da çözüme ulaştırılan sorunlar.Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu”. üstü kapalı bir mesaj olarak geçiştirilirken. Uluslararası Af Örgütü. tanınmışlık ve faaliyet alanlarının içeriğini dikkate alırken. dinine bakılmaksızın tüm insanların kardeşçe yaşama ve insan haklarından yararlanma kutsal mücadel esini emperyalist saptırma ile Azınlık Hakları adı altında daraltmaya ve kardeşçe yaşamı bozmaya yönelik girişimlere İstanbul Barosu hizmet edemez.59 ve eposta: “amnesty°superonline.983. birbirinden etnik. bağlı olduğu partinin konseptinin gereklerini yerine getirirken. AI-Almanya tarafından ikinci kez verilen bu ödül.37.43.000 marktır. temel ilgi alanı olarak Türkiye’ye odaklanmıştır. ödül adaylarını belirlerken. 28 Mayıs 2001 – Uluslararası Af Örgütü Almanya Şubesinin (Amnesty International Deutschland) ilk kez 1998 yılında verdiği İnsan Hakları Ödülü. İstanbul Barosu’nun ezici çoğunluğu.com”. En çok Heinrich Böll Vakfı ile paslaşan BND kontrolü altındaki Şube. ‘Kürt sorunu’nun yanısıra vakfın en ilgi gösterdiği ‘etnik azınlık’ Tibetliler. Örneğin. “ Kürtlere ve diğer etnik azınlıklara yerel ve kültürel özerklik verilmesi ” talebi başta geliyor.

SODEV adlı vakfın tanıtım metninde şu ilginç açıklama yer alıyor: “ Ayrıca. 33. No. Almanya’nın yeni entegrasyon politika sı karşısında Türk ulusal kimliğinin y arat tığı endişeden kaynaklanmaktadır. “ Sendikalarda Uzmanlık Grubu Eğitim leri Atölye Çalışması” (17-18 Eylül 1998). ezan. Orhan İşhanı. Nitekim. Heinrich Böll Vakfı’nın katkılarıyla düzenlenen STK Sempozyumlarının birincisi 16-17 Aralık 1994 tarihinde 42. “Şifre Çözücü: Project Democracy”. Böylece bu kişiler karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin söz söyleme hakkı kaybolacaktır. Dr. 10/5. 44. gerçekleştirilmiştir. müslümanların giysilerine karışılmayacak. Diyalog. Yerel yönetimler. Modelde ayrıca İslâmcı şeriatçı örgütlere imam nikâhı kıyma hakkı verilmesi ve bu nikâhın Alman resmi makamlarınca da tanınması yer almaktadır. DİTİB’in imamları maaşlarını Türkiye Cumhuriyeti’nden almakta. Buna göre. Atilla Doğan gibi akademisyenlere verdirilen konferanslar. Alman Hükûmetinin tanıması ve teşvikiyle Milli Görüş Münih İslâm Merkezine bağlı “İslâmi İlkokul” kurulmuştur. Ebert Vakfı’na katkıları nedeniyle bir de plaket veriliyor (Cumhuriyet 6 Ekim 2000). yedincisi “ Sivil Toplum Kuruluşları ve Devlet” konu başlığı ile 2-4 Haziran 2000 ve dokuzuncusu da “ Sivil Toplum Kuruluşlarında Örgüt İçi Demokrasi ve Gönüllülük ” konu başlığı ile 23 Haziran 2001’de gerçekleştirilmiştir. Mustafa Yıldırım.91. Ankara Üniversitesi Ataum Merkezi ile Dr. Müslümanlar anayasal hakları sağlandığı gerekçesiyle sevindirilmeli. Alman Hükûmetinin. Bu tür örgütlerle diyaloğa girmemek. örgütlerin merkezleriyle değil. İkincisi “ Küçülen Dünya mızda Büyüyen Sivil Toplum ” konu başlığı ile 23-24 Haziran 1995’de. Eğer Almanya’da bir caminin lokalinde Atatürk resmi varsa. TÜSES (Türkiye Sosyal Ekonomi k Siyasal Araştırmalar Vakfı) ile ortak düzenlenen “ Sosyal Demokrat İstihdam Politikaları ” etkinlikleri (Ekim 1997) vd. Emil Mintchev. Merkezi Hamburg’da bulunan Körber Vakfı’nın Başkanlığını Dr. Rapora göre bu uygulamalarla. Raporun tam anlamıyla uygulamaya konulmasıyla irtica için Almanya’nın ideal ülke olacağı sanılmaktadır. “ 90’larda Türkiye’de Endüstri İlişkileri Araştırma Projesi” (Mart-Ekim 1998). Alman tarafı için “bumerang”a dönüşebilir. İslâmi okul. Bu modelin yürürlüğe girmesiyle İslâmi anaokulu da kurulab ilecektir. 29 ve dpn. altıncısı “ 17 Ağustos Depreminden STK’lar Olarak Neler Öğrendik? ” konu başlığı ile 12-13 Kasım 1999’da. Vatandaşlık yasası reformuna göre Alman yurttaşlığına geçişin kolaylaşacağı düşünüldüğünde.. Alman Devleti. Beşiktaş. cami yapımı. İslâmi örgütler bir güç faktörüdür. diğer müslümanların aleyhinedir. CHP Gençliğinin sosyal demokrasi eğitiminin sonunda. “ Önde Gelen Sivil Toplum Kuruluşları Araştırması ” (Ocak 1997). Raporda. adı istihb arat raporlarında adıgeçen İGMG ve Süleymancı örgütlerle diyalog kurmalıdır. Peter Ludlow.com Alman Hükûmetinin en büyük ortağı SDP tarafından kendisine bağlı olan Friedrich Ebert Vakfı’na hazırlattığı ve Alman arşivlerine “devlet raporu” olarak geçen “ Almanya’da İslâmi Örgütler” başlıklı rapora göre: “DİTİB-Diyanet İşleri Türk İslâm Birliği” en büyük Türk İslâm örgütüdür ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kontrolündedir. CHP yönetimlerinde bulunan kişilerce kurulan vakıfların da Friedrich Ebert gibi Alman vakıflarıyla eğitim programları düzenledikleri görülüyor.. adresi şöyledir: Asariye Cad. Fax: (212) 258. Kat: 5. Konrad Adenauer Vakfı’nın ajandasına . 45. Aralık 2000’de CHP’nin Alman Sosyal Demokratlarıyla birlikte bir dostluk derneği kurma girişimlerinin Bakanlar Kurulu’nun onayından geçmediği gazetelerde yer alıyor. Jörg Becker. “ Türkiye’de İç Göç: Sorun Alanları ve Araştırma Metotları Sempozyumu ” (6-8 Haziran 1997). yerel şubeleriyle kurulmalıdır. “ İslâma bu kadar önem verilmesi. dini talepleri karşılanan müslümanlar devlete karşı daha sadık olacaklardır ” görüşü savunulmaktadır. Haklarında istihb arat kaynaklı uyarılar var diye Milli Görüşçülerle diyaloğa girmemek hatadır. 43. Raporda ilginç tespitlerde bulunulmaktadır. anadili Türkçe olmayan müslümanlara yardım edememektedirler. Prof. Genel Merkezi Bonn’da olan Friedrich Ebert Vakfı’nın İstanbul Temsilcisi Jörg Lange olup. 32: Mart-Nisan 2001. “ Sendikalarda Kadın Eğitim i Atölyesi ” (22-23 Haziran 1998). Prof. DİTİB’in varlığı.70. sözkonusu raporda belirtilen hususların bir kısmını uzun süredir uygulamaya çalıştığı. 20. Süleymancılık ve Milli Görüş gibi tüm irticai oluşumlar övülürken. Farklı bir diğer adres de şu: Serencebey Yokuşu. Ayrıntılı bilgi için bkz. “ Yazılı Malzemelerin Sendikal Eğitimde Kullanılması Olanakları Atölye Çalışması” (1 Ekim 1998). Müdafaa-i Hukuk. DİTİB’le ilişkilerde mesafeli olunmalıdır. A. Tel: (212) 258.. Nitekim.41. Nurculuk. İslâmi mezarlık. Ayrıca. No. kurban kesimi. Beşiktaş. bu yeni vatandaşların dini kimliklerine önem verilerek ulusal kimliklerinden uzaklaştırılacaklardır.01. “ Üniversiteler ve Sendikalar Sempozyumu ” (24-25 Eylül 1999). Ebert Vakfı’nın rastgele seçilmiş etkinliklerinden birkaçı: “ Gündelik Yaşamın Müzelere Yansıması Sempozyumu ” (16 Aralık 1995). Mehmet Ali Bey Sokak. e-posta: fesist° superonline. İslâmi defin. 46. s. “ Türkiye’de İşsizlik ve Eksik İşgücü Araştırma Projesi” (Nisan-Ekim 1999). Sonuncu sempozyumun sekreteryasını “Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı” üstlenmiştir. beşincisi “ Sivil Toplum Kuruluşları ve Etik” konu başlığı ile 1-2 Temmuz 1999’da. dördüncüsü “ Sivil Toplum Kuruluşları ve Yasal Çerçeve ” konu başlığı ile 4-6 Nisan 1996’da. “ Çalışma Ekonomi si ve Endüstri İlişkileri Bibliyografyası Araştırma Projesi” (Başlangıç 15 Mayıs 2000). Almanca din dersi gibi haklar tanınacaktır.Dr. Wolf Schmidt.70. “ Sendikal Eğitim Teknikleri Atölye Çalışması” (11-12 Haziran 1998). İslâmi örgütlerin ihtiyaçları konusunda işbirliği yapmalıdır. Alman Hükûmetinin entegrasyon modelindeki temel hedefler şöyle olacaktır: Müslüman Türkler ulusal kimlik ve kültürlerinden uzaklaştırılmalıdır. o cami DİTİB’e bağlıdır. Bu insanlara temel sorunlarının dini ihtiyaçları ve talepleri olduğu aşılanmalı ve gündemde tutulmalıdır. Türkiye’den mümkün olduğunca uzaklaştırılmalıdır. üçüncüsü “ Sivil Toplum Kuruluşları Arasındaki İletişim Sorunları ve Çözümleri ” konu başlığı ile 7-9 Aralık 1995’de. uluslararası planda Alman Friedrich Ebert vakfıyla da önemli çalışmalar yürütülmektedir” . “ Yeni Teknolojilerin Sendikal Eğitimde Kullanılma Olanakları Atölye Çalışması” (2-3 Ekim 1998).Dr. Almanya’nın neden bu ülkede din dersi verme yetkisini Milli Görüş yanlısı İslâm Federasyonu’na verdiği daha net olarak anlaşılmaktadır. Almanya’daki vatandaşlarımızın Türk kimliğinden uzaklaşması amacıyla din eksenli alternatif entegrasyon modeli öngörülmektedir.

Kılcal damar gibi topluma yayılan bu enformasyon ağına ek olarak. hemen bütün Alman medya sınca kullanılır”.18. 20. Misyonerlerin Türkiye’deki faaliyetlerini ortaya koyan mükemmel bir çalışma için bkz.stiftung. Türk Toplumunu ulusal kimlikten koparmak ve Türkiye’yi parçalamak olduğunda.8. Kiliseler bu monopollerini garan tiye almak için yukarıda sayılan kuruluşlarda. kendi bünyelerinde kurdukları akademi ve seminerlerde iç. Centry ” konulu sempozyum. Yavuz Dedegil.88. dersin Almanca verilmesini kabul etmek ”. “Almanya’da Kamuoyu Oluşumu ve Yab ancılaşma”. PKK-ERNK başta olmak üzere tüm bölücü etnik yapılanmaların lojistik desteklenmesinden ve aralarındaki koordinasyondan doğrudan sorumludur. Chausse 10 21033 Hamburg-Deutschland. 49. “ dinlerarası hoşgörü. 50. şirketleşmelerine ve okul açmalarına izin verilecek. Vakfın adresi: Kuşkondu Sok. Geniş bilgi için bkz. Örneğin. 18 Ekim 2000’de Akdeniz Belediyeler Birliği ile “ Yerel Yönetimlerin Değişen Rolü” konulu sempozyum. Doğu-Batı Enstitüsü ile birlikte 8 Haziran 2000’de İstanbul’da The Marmara Oteli’nde gerçekleştirilen “ Building a Secure Eurasia for the 21.net. Bu kiliseler. “ Uluslararası İlişkiler”. 73-76. hangi dış odaklara tab i olduklarının işaretini vermektedirler. Alman kiliseleri. Dr. Almanya’daki hab er ajanslarının % 50’si kiliselerin malı olup.koerber. atölye çalışmaları vd.2000 tarihli bir basın bildirisi ile. Çocuk bahçelerinden başlayıp. Ocak 2001. 1996’da Ankara’da “ Rekab etin Korunması Hakkında Kanunun Kobilere Etkisi ” konulu seminer. Nakşibendilerden Fethullahçılara kadar tüm köktendinci yapılanmalara lojistik destek sağlayan kiliselerin son girişimlerinden biri. Attilâ İlhan. Balkanlar’da. Örneğin. himmet para sı toplamalarına.72502457. Tel: 040. Tilman Zülch. Tessa Hoffmann. e-posta: “fnst °ada. “Almanya ve Türkiye’de Sivil Toplumun Geleceği” gibi çeşitli konu başlıkları altındaki yarışmalar. aynı yurtseverlik (!) çizgisinde yeralan dava arkadaşları Akın Birdal.O. Kafkasya’da ve Orta Asya’da Alman dilinde eğitim veren okullar açacaklardır.47. İstanbul Buluşması”nın katılımcısı olarak.tr”. Mürtedlerin sayısının yüzbinlerle ifade edilmesine karşın. 1996’da Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Y.04.de Diğer vakıflar gibi bu vakfın da internet te sitesi bulunmaktadır. Amaç.koerber. başta Fethullahçılar olmak üzere Nakşibendiler. Tel: (312) 440. Bu seminerlerde Almanya’nın yakın geleceğe ilişkin politika larının temelleri atılır. yetim ve bakıevleri.47. BND ve Kiliseler. Antalya Barosu ile müşterek yürütülen “ Demokratikleşme Bilincinin Artırılması. başka mezhepten dahi insan çalıştırmazlar. Türkiye’de. Fethullahçıların Almanya ve AB sınırları içinde örgütlenmelerine. Türkiye’deki misyonerlerin faaliyetlerine. Kaplancılardan Süleymancılara. Friedrich Naumann Vakfı’nın Ankara Temsilciliğini Dr. Uluslararası Katolik Barış Hareketi Almanya Sorumlusu Rahip Wolfgang Jungheim. Alman vatandaşı olsa bile. Erbakan’ın yanısıra. geçtiğimiz yıl. Merkezi Almanya-Göttingen’de bulunan “Tehdit Altındaki Halklar Derneği”. ile gerçekleştirilen “ Türkiye’de Çalışan Çocuklar Sorunu ve Çözüm Yolları” konulu toplantının tebliğlerinin kitap olarak yayını. bütün bu kuruluşlarına dağıttıkları özel yayın organlarına da sahiptirler ve bu kuruluşların da kamuoyu monopolüne sahip oldukları söylenebilir. kiliseler küçük ‘h ab er ajansları’na da sahiptirler. Leyla Zana. okul. değil başka dilden. Ayrıca. “Katolik ve protestan kiliseleri Almanya’da. Tayyip Erdoğan ve İsmail Beşikçi’ye özgürlük talep etmiş. Tab ii. TCK 312. “Manzara-i Umumiye”.11. Fethullahçılara lojistik destek konusunda görüş birliğine varmışlardır. 27 Şubat 2000 tarihli basın açıklamasıyla “İslâm dininden ayrı bir cemaat olan Alevilerin. tamamen devlet veya hastalık sigortaları tarafından işletilen bir hastahanede. iki şartın yerine getirilmesi kaydıyla: “ Türkiye’ye mesafeli olmak. E-posta: turkei°stiftung. rüşdünü Yugoslavya’da ispatlamıştır. (Ankara: . Körber. Ergün Poyraz. bir Türk doktor veya bahçıvan çalışamaz. maddeye göre bir yıllık hapis cezası kesinleşen Necmeddin Erbakan için kampanya başlatmalarıdır. 1. “ Bilanço: 1923-1998 Uluslararası Kongre” (1998). ardından Heinrich Böll Vakfı’nın sponsorluğunda düzenlenen “ Düşünce Özgürlüğü İçin 2.2000. ruhani konuların çok uzağında. Teori. Cumhuriyet. karşılığında da Fethullahçılar. literatürü oluşturulur ve hatta görevlendirilecek kişiler tespit edilerek ilerideki görevlerine hazırlanır. Bu arada. Bonn gibi farklı şehirlerde yapılan. Fax: 438. gerek Almanya’daki Türk Toplumu ve gerekse Türkiye’ye yönelik devlet politika larının oluşturulmasında ve yaşama geçirilmesinde aktif biçimde rol oynamaktadırlar.2000’de Erbakan’ı Ankara-Balgat’taki evinde ziyaret etmiştir. Modern Demokratik Devletin ve AB İnsan Hakları Standartları Kavramlarının Tanıtılması ” projesi vd. Klaus Peter Volkman gibi azılı Türk düşmanı Alman istihb arat çılarını bünyesinde barındıran bu örgüt. diğer h ab er ajanslarından ucuz oldukları için. s. 19-21 Nisan 1996’da Bursa’da “ Doğal Kaynak Kullanımında Alternatif Yöntemler ve Yeni Yaklaşımlar” konulu sempozyum. http://www. Son bir gelişme olarak. Türk Silâhlı Kuvvetleri aleyhine. AB ’nin katkısıyla. “ Liseliler Tarih Bilinci-Anket ” (1995) ve ayrıca Hamburg. huzurevleri işleten kiliseler. dış ve ekonomik politika ların her alanında çalışmalar yaparlar. Süleymancılar ve diğer tarikat-cemaat ve radikal gruplar. Uluslararası Tarih Kongresi” (8-10 Haziran 1995). hastahane. göre de İstanbul temsilciliğini Esther Karay-Dinç yapmaktadır.de/tuerkei Körber Vakfı’nın doğrudan ya da müştereken gerçekleştirdiği etkinliklerden bazıları: “ 2. kamuoyuna malolan çeşitli istihbarat raporlarında da bu konuda ayrıntılı bilgiler mevcuttur. “ Türkiye’de Kimlik ve Normların Değişimi Sempozyumu ” (27 Eylül 1995). ideolojileri geliştirilir. Alman Protestan Kilisesi Konseyi Başkanı Manfred Kock. Wilhelm Hummen yapmaktadır. 7/8 Çankaya/Ankara. Dünden Bugüne Hristiyanlığın ve Yahudiliğin Analizi: MİSYONERLER ARASINDA ALTI AY”. 48. 12. Dikkat çeken bir başka önemli konu. “ Yerel Tarih”. Alman okullarında kendi dinlerini öğrenme ve öğretme hakkı”nın verilmesini istemiştir. Vakfın etkinliklerinden bazıları: Arı Grubu. Konrad Adenauer Vakfı’nın ajandasına göre. din derslerinin Milli Görüşçülere verilmesine ilişkin yargı kararından sonra. Buna göre. BND’nin örtülü fonlarından finanse edilen ve kadrolu elemanlarından oluşan bir örgüt olup. şeriatçı çevrelerin kesinlikle hiçbir biçimde tepki göstermemesidir. devlet politika sının bütün konularında aktif rol oynar ve kamuoyunu en çok etkileyen bir altyapıya sahiptir. diyalog ve uzlaşma ” söylemleri çerçevesinde tepki vermeyerek. kiliseler hiçbir ayrım yapmamaktadırlar. Genel Merkez adresi: Kurt A.7. Vakfın Türkiye’deki faaliyetleri için bkz.

60.83. sonra da –halk deyimi ile 72 parçaya. Tahtacılar-Kızılbaşlar. ağırlıklı olarak Türkiye’deki etnik ve dinsel bölünme sorunlarıyla uğraşırken. ulus devlet programının bir . Bu sonu olmayan bölücülüğün yorumunu. ister AAB F. vs. Kürt Alevileri-Türk Alevileri. “Avrupa’dan Para Alan Gazeteciler”.”.19. h) TC’nin resmi ideolojisi ve geleneksel ulus tasarımı gibi tartışmaları teşvik yolları. Doğu Perinçek olmuştur. Türk ulus-devletiyle. Türk müslümanlığı kavramından Alman müslümanlığı kavramına geçilmesi ve bunun için de Almanya’daki Türk Toplumunun.2. ilerki yıllarda Türkiye’de diplomat.tr~oli olup. Bedava kimse bir şey yapmayacak muhakkak ki ”. Örneğin Avrupa’dan bilim adamları davet edilebilir ya da yerli aydınlar Avrupa’ya seminerlere çağrılabilir..tr ve internet adresi: http://www.. -Almanya’da kalmaya deva m ettiği sürece.C. Sarsıntı” konulu araştırmasından dolayı Ümit Kıvanç’a ödeme yapıldı. tıpkı Asya Araştırmalar Enstitüsü gibi. raporlar hazırlamak.net. Türk İslam sentezcileri. Zaza Alevileri-Arap Aleviler.63. Günter Seufert’tir. Türkiye’deki ulusal devlet için de aynı senaryo öngörülmüş. Her yer bilgi aldığı zaman bir şey ödeyecek yani. Almanya’nın Alevilere yönelik din dersi ve benzeri bölücü kışkırtmalarına tepki veren tek siyasetçi. diğer yüzü Türkiye’ye.. İstanbul Susam Sokakta meskûn Alman Doğu Enstitüsü’nün 1998 projesi olan ‘Milliyetçilikle Avrupa Entegrasyonunun Gerilim Alanında Türkiye’ projesi. s. asistanı Christopher Kubaseck’in getirileceği öne sürülmektedir. Etyen Mahçupyan. Seufert’in yerine. Enstitü’nün asli görevlerinden biri de.. İstanbul Susam Sokakta (No: 16-18 D. mezhep-tarikat-cemaat farklılıklarının belirginleştirilmesi.’nin ulus anlayışına karşı tavırları. AB fonlarından da karşılanan projelerle hedef kişilere “ para dağıttığı” bilinmektedir. ortak amaçlar doğrultusunda AB organları ve özellikle de Dr. (212) 252.. Türk Devleti de karşı strateji geliştire memiştir..59. Başkanı Udo Steinbach..51. kendi alanında Alman Devleti’nin politika lar oluşturmasına yardımcı olmak. c) Kürt kökenli Alevilerin resmi ideolojiye bakışları. Aydınlık. 13. 2001). arkeolog ya da vakıf temsilcisi olarak görev yapacak genç istihbarat çıları “ araştırma görevlisi” kimliği altında yetiştirmektir.. b) Türk kökenli Alevilerin T.. Enstitü’nün İstanbul Şubesi.. Ödemeler hakkında bilgi için bkz. Paul Dumont’un yönetimindeki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ile yoğun bir ilişki sürdürmektedir. “ Merkez Sağ ” konulu araştırmasından dolayı Tansu Çiller’in eski danışmanı Şükra Karaca’ya. 382. hem de tutarlı bir değerlendirmeyle: “.hiçbirinden tepki gelmemiş. Merkezi Hamburg’da bulunan Orient Enstitüsü. merkez sağ dahil. 16-18. Alevi kökenli vatandaşlarımız üzerinde oynanmaktadır. Turna Yay.Türkiye’de oynanması öngörülen oyunlar için bir lab oratuvar işlevi görecektir”. kimi altışar aylık. Ersen Bayhan. Sünni ve Şafii kökenli vatandaşlarımız üzerinde oynanan ve önemli ölçüde sonuç alınan bu oyunlara siyasetçilerimizin –şeriatçılar. Enstitü’nün İstanbul Şubesini şu cümlelerle değerlendirmektedir: “Alman Devleti: Türkiye’de ırk merkezli etnik çatışmalar yaşandığını ispatlas ın diye.. Enstitü’nün. kimi birer yıllık en az onbeş ‘araştırma’ yapılmasını ve şu konuların araştırılmasını öngörüyor: a) Sünni örgütlerin resmi ideolojiye bakışları. “ ödeme yapılmasının bir mahzuru olduğunu sanmıyorum. bir Cumhuriyet aydını olan Ayşe Demir şöyle yapmaktadır: “Etnik parsellemede dünya şampiyonluğuna oynayan Alman derin devleti. bu amaca uygun olarak minare inşaatlarına ve ezan okunmasına izin verilmesi ve de tesettürün teşvik edilmesi vs. ‘Alevilik dersi. benzer teşhisi Türkiye Aleviliği için de yapıyor: ‘Türkiye’de 90’lı yıllarda yükselişe geçen Alevi rönesansının merkezi Almanya olmuştur’. Örneğin. Görevi. BND’nin “ think thank” işlevi gören bir yan kuruluşu ve doğrudan “Alman Denizaşırı Enstitüsü”ne bağlıdır. Onbinlerce şehidimizin ve yüzmilyarlarca dolar terör kaybının. Şube Müdürü ise deneyimli bir istihb arat çı olduğu ifade edilen Dr. Susam Sok. ister İslam Konseyi. f)Sosyal Demokrat kesimde birbiriyle çatışan zıt etnik mensubiyetler. Türkiye ikinci bir Yugoslavya olacaktır’ tehditini savuran Dietrich Jung’a göre. Merkezi Beyrut’ta bulunan Orient Enstitüsü’nün İstanbul Şubesi. “ Futbol ve Milliyetçilik ” konulu araştırmasından dolayı Birikim dergisi yazarı Tanıl Bora’ya. “ MHP ve Ülkü Ocakları ” konulu araştırmasından dolayı CNN muh abiri Kemal Can’a. Türkiye’den. etnik ayrım sürecinin yoğunluğu. Cihangir adresinde faaliyet göstermektedir. Şiddet faktörü ortadan k alkar kalkmaz. Önce Aleviler Türk kimliğinden koparılıp PKK benzeri bölücü yapılanmalarla özdeşleştirilecek. Almanya Türk toplumu ise. e) Sendikalar ve meslek grupları gibi fonksiyonel örgütlenmelerde. İşte bölücülüğün resmi belgesi ve de kaynağı!.. Laiklik. Türk/Kürt gruplarında alternatif ulus tasarımları. ‘Türkiye Kürtlerinin etnik uyanışında Almanya üs görevi görmüştür’ diyen Udo Steinbach. Hedef sadece Almanya Türk toplumunu yamalı bohçaya döndürmek değil. Alman İslamı’ bahane. Hamburg’daki Orient Enstitüsü ile İstanbul’daki Beyrut merkezli Şubenin eşzamanlı ve eşgüdümlü çalıştığı ortadadır. Yakında Türkiye’deki görev süresi bitecek olan Dr. BND’nin örtülü fonlarının yanısıra. 8)’bilimsel bir araştırma kurumu’na milyonlarca mark akıtıyor. aynı şekilde Aleviliğin ayrı din dersi olarak okul programlarında yer alması. 52.bölünecek: Ege Alevileri-Doğu Alevileri. Fax: (212) 249... vs. e-posta: oli°sim. Kaplancılar dahil en marjinal İslâmi cemaatlerin bile teşvik ile güçlendirilmesi ancak birbirlerine düşürülmesi. g) Resmi ideolojiyi reddeden Alevi/Sünni. Adı ister Milli Görüş olsun.2000. şiddetle ayakta tutulan ulus üstü bir kimlikle korun ab iliyor. din derslerinin Türkiye’nin kontrolünden çıkarılarak en büyük İslâmi örgüt olan “İslam Toplumu Milli Görüş Teşkilâtı”na (IMGT) verilmesi ve son aşamada bu derslerin Almanca verilmesinin sağlanması. vs. insanımızı ‘farklı dinsel kimlikli öbekler’e ayırmakla neyi amaçlıyor? Oyunun bir yüzü Alman içpolitika sına yönelik. Şimdilerde aynı oyun. Tel: (212) 292.. Alili Aleviler-Alisiz Aleviler vs. siyasal-dinsel ve etnik gerekçelerle kesin biçimde koparılması. Bu örgütler birer taşerondan ibaret. ‘Türkiye’nin birliği şu an için. laboratuvar olarak da Almanya’daki Türk Toplumunu kullanmaktadır: DİTİB’in etkisizleştirilmesi. ‘Merkezi devleti kaldırıp farklı kültürlere otonomi vermediği taktirde. gazeteci. “ Deprem Sonrasında Devlet ve Siviller.sim. yaşadığımız ve yaşayacağımız tüm olumsuzlukların baş sorumlusu olan Almanya’nın sözde akademik faaliyet gösteren kuruluşu!. Türkiye değişik uluslara bölünecektir’. brifing hizmeti sunmaktır.net. d) Gelir durumu yüksek Kürtlerin devletin Kürtlerin geleneksel yerleşim bölgelerinde takip ettiği Kürt düşmanı uygulamalara karşı tavırları. Almanya’nın derdi. No.67.

52 Beyoğlu-İstanbul adresinde faaliyet sürdürmektedir.63 (santral). İstanbul Batı Üniversitesi İrtibat Bürosu. Sünnilik.16.36. Alman Kalkınma İşbirliği Kurumu (GTZ). Hasan ve Hüseyinler de Almanlaştırılıyor.46. Avusturya Bölge Merkezi. Ankara’daki Alman Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü (Temsilci Dr. Tel: (312) 447.. No. İzmir’deki Goethe Enstitüsü’nün adresi ise Gaziosman Paşa Bulvarı No. http://www. Avusturya Liseliler Vakfı. seni dede olmaktan kurtardı. Alevilik vb. 72 cemaate 72 çeşit. Ali.. Binanın ilk üç katı Goethe Enstitüsü’ne (Temsilci Kurt Scharf) tahsis edilmiştir. Alman Devleti Muaviyeleşir ve Yezidleşirken. ulus vardı ve özgür yurttaş vardı. dinsel menkıbeler ve hurafeler vardır. Demokratik devrimler çağında. ancak Kerbelâ’nın ne olduğunu öğrenmeniz önlenmektedir. ama hepsi de Almanca cemaat ideolojisi vardır.63. Emevi sultanlarının Kerbelâsı tarihe karışırken. Artık emperyalist hakimiyet sisteminde. Dede soyundanmış. Avrupa devletlerinin bu süreci adım adım yürüttüklerini günlük temaslarda bile görmek mümkündür. İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı. Cumhuriyeti.13 olarak gösterilmektedir.249.64. Atatürk Bulvarı No: 131 Kızılay adresindeki müstakil binada faaliyet sürdürmektedir. ancak laiklik ol ab ilirdi.46. değil. Enstitüye ait Kütüphane. emperyalist sistemin itaatli kullarına dönüştürülmek anlamına geliyor. Tel: 0212. Tel: (232) 484. Yeniçarşı Cad. Fax: (312) 447. ‘Varsın Almanlaşsın. Bir gün Almanya’nın Offenburg şehrinde bir Alevi genci. doğal özümlemenin ne zararı var’ diyenler oluyor. 21/2 Gaziosmanpaşa-Ankara adresinde faaliyet göstermektedir. Güzel ama bugün Amerikanlaşmak ve Almanlaşmak. Fatma. Ayrıca. Cumhuriyetle savaşarak bizi kullaştırmak istiyor. 55.cjb. Alman Kültür Merkezi.hablemitoglu2002. Kristin Völker) de. Ulusal piyasa nın ideolojisi. Küreselleşme sürecinde. laiklik değil. bana ‘Cumhuriyet Devrimi bana ne verdi ki?’ diye öfkeyle sormuştu. Artık tarihsel olgular arasındaki iç bağlantıları araştıran toplumbilimi değil. emperyalizmle savaşarak kurmuştuk. Kendisine ‘Cumhuriyet.net . Kerbelâ’nın 72 çeşit bilimdışı yorumunu yapab ilirsiniz. Filistin Sok. Konrad Adenauer Vakfı Bürosu da aynı binada bulunmaktadır.54.53. Ve emperyalizm. 54. başımıza Alman Reich’ının Kerbelâsı geldi”. daha ne istiyorsun’ diye cevap vermiştim. parçasıydı.