You are on page 1of 47

DNYA KLASKLER DZS: 3CANDIDEya dayimserlik zerineBu kitabn hazrlanmasnda, CANDIDE'in MEB Fransz Klasikleri dizisinde 1959'da yaynlanan

ikinci basks temel alnm ve eviri dili gnmz Trkesine uyarlanmtr.Yayna hazrlayan : Egemen BerkzDizgi : Yenign Haber Ajans Basn ve Yaynclk A..Bask : ada Matbaaclk Yaynclk Ltd. ti.Temmuz 1998V O L T A I R ECANDIDE ya dayimserlik zerineFehmi Balda tarafndan Franszca'dan evrilmitir.CCumhuriyetimizin 75. ylcokusuyla...Hmanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aama, insan varlnn en somut anlatm olan sanat yaptlarnn benimsenmesidir. Sanat dallar iinde edebiyat, bu anlatmn dnce eleri en zengin olandr. Bunun iindir ki bir ulusun, dier uluslarn edebiyatlarn kendi dilinde, daha dorusu kendi dncesinde yinelemesi; zek ve anlama gcn o yaptlar orannda artrmas, canlandrmas ve yeniden yaratmas demektir. te eviri etkinliini, biz, bu bakmdan nemli ve uygarlk davamz iin etkili saymaktayz. Zeksnn her yzn bu trl yaptlarn her trlsne dndrebilmi uluslarda dncenin en silinmez arac olan yaz ve onun mimarisi demek olan edebiyatn, btn kitlenin ruhuna kadar ileyen ve sinen bir etkisi vardr. Bu etkinin birey ve toplum zerinde ayn olmas, zamanda ve meknda btn snrlar delip aacak bir salamlk ve yaygnl gsterir. Hangi ulusun kitapl bu ynde zenginse o ulus, uygarlk dnyasnda daha yksek bir dnce dzeyinde demektir. Bu bakmdan eviri etkinliini sistemli ve dikkatli bir biimde ynetmek, onun genilemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Trk aydnlarna kran duyuyorum. Onlarn abalaryla be yl iinde, hi deilse, devlet eliyle yz ciltlik, zel giriimlerin abas ve yine devletin yardmyla, onun drt be kat byk olmak zere zengin bir eviri kitaplmz olacaktr. zellikle Trk dilinin bu emeklerden elde edecei byk yarar dnp de imdiden eviri etkinliine yakn ilgi ve sevgi duymamak, hibir Trk okurunun elinde deildir. 23 Haziran 1941.Milli Eitim BakanHasan li YcelSUNUCumhuriyet'le balayan Trk Aydnlanma Devrimi'nde, dnya klasiklerinin Hasan li Ycel nclnde dilimize evrilmesinin, kukusuz nemli pay vardr.Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. ylnda, bu etkinlii yineleyerek, Trk okuruna bir "Aydnlanma Kitapl'' kazandrmak istedik.Bu erevede, 1940'l yllardan balayarak Milli Eitim Bakanl'nca yaynlanan dnya klasiklerinin en nemlilerini yaynlyoruz.CumhuriyetNSZ"Candide", Voltaire'in Klasikler dizisinde kan nc kitabdr. Bundan nce "Safolan" diye evrilen "Ingenu" ile "Felsefe Szl" diye evrilen "Le Dictionnaire philosophique" adndaki yaptlar, Voltaire'i, iki ynyle Trk okuyuculara tantmt: Biri hikyeci, dieri filozof Voltaire. "Candide", Voltaire'in bu iki ynn birden aklayan bir hikyedir. Bu hikyesinde Voltaire, gen ve her eyden habersiz Candide'e, Alman dnr Leibniz'in felsefesini temsil eden Pangloss ve saduyunun temsilcisi olan filozof Martin'le birlikte btn dnyay dolatrr. Almanya'dan Hollanda'ya, talya'ya ve sonunda Trkiye'ye giden Candide, bu gezileri srasnda bin bir felaketle karlar. Almanya'da asker olur. Hollanda'da ok byk aalamalara urar, retmeni Pangloss'u amansz bir hastala yakalanm olarak bulur; Portekiz'de bir engizisyon mahkemesinde acmasz bir cezaya arptrlr; adam ldrr, Amerika'da yamyam yerliler tarafndan yenilmek zere iken son anda kurtulur; Fransa'da tuzaa der ve paralarn aldrr; talya'da talarn, tahtlarn yitirmi alt kraln servenlerini dinler ve sonunda Trkiye'de, yaamann ne demek olduunu renir. Bandan geen onca olaya ramen filozof Pangloss'un dediklerine uyarak her eyin "iyi" olduuna inanr ve bu dncesinden ancak Trkiye'de vazgeer. Ona yaamn amacn, yaamn anlamn Trkiye'de tand bir derviin "bahemizi yetitirelim" sz retir. O zaman Candide, bunca zamann

bouna geirdiini anlar, bin bir felaketten sonra bir araya toplanan hikyenin kahramanlarna birer i verir, hepsini bir uraa kavuturur ve bahesini yetitirir. Hikyeci Voltaire'in asl karakterini aa vuran bu kitabdr. Burada alay son snrna ulamtr. lkelerin, krallarn, uluslarn detleri, gelenekleriyle, insanlarn karakteriyle alay eden filozof inesini saplamak iin en zayf yanlar bulmakta glk ekmiyor. rnein engizisyonla alay etmek iin gerek bir olay ele alyor. 1756 ylnda Lizbon'da yaanan bir yer sarsntsn nlemek amacyla engizisyon, ayn kentte iki Yahudiyi yakmaya karar verdii srada yeniden iddetli bir yer sarsntsnn olduunu aktaryor. Bylece XVI. ve XVII. yzyllarda yok yere engizisyonun hmna urayan meslektalarnn intikamn alm oluyor.Bu alay biiminin dilini burada anlatmak olduka g bir i. Yalnzca unu syleyelim ki Franszcann baka bir ad da "Voltaire'in dili"dir. Bu dil kvraktr; cmleler, szckler anlatlmak istenen olaylara uyumludur.. Ne klasiklerin ar ve kuru dili, ne de romantiklerin uzun ve ssl cmleleri Voltaire'in diliyle karlatrlabilir. Onun heykelini grenler ince dudaklarnn kysnda ve iri gz bebeklerinde insan ldrtan bir alaycl sezmekte glk ekmezler. Onun dili bu gzlerde ve dudaklarda ima edilen alayn kda dklmesidir.. Bu anlatm biiminden tat almamak olanakszdr. nsana kendi z varlnn ac ve iyi yanlarn gsterdii iindir ki bu dil ylan gibi kvrmlar oluturarak ete saplanan bir ine etkisi yapar. nsanln olduu kadar toplumun da iyi ve kt yanlarn gren, Moliere kadar gldren, Racine kadar alatan Voltaire, "Candide"i tam altm be yanda yazmt. Grlyor ki en olgun anda yazd bu yapt elence olsun diye yazlan yaptlarndan ok farkldr. Onun felsefesi belki eskimitir, tiyatro oyunlar artk oynanmayacak kadar bayatlamtr, fakat Candide, Voltaire'nin modas hi gemeyecek bir yaptdr. Bugn hi kimse,Candide'i okumadan, dnya edebiyat hakknda her aydnn edinmesi gereken bilgiye sahip olduunu syleyemez. Daha ileri gideceiz, "Candide" her aydnn, Franszlarn "livre de chevet" dedikleri, yani yatarken kartraca ve birka sayfa okuyaca bir baucu kitab olmaldr.CANDIDECANDIDE (1)ya dayimserlik zerine (2)Doktor Ralph'n Almanca yazd kitaptan evrilmitir. Bundan baka 1759 ylnda Minden'de ld zaman doktorun cebinden kan ekler de kitapta yer almaktadrBRNC BLMCandide gzel bir atoda nasl yetiti ve oradan nasl kovuldu. Vestfalya'da, Baron Thunder-ten-Tronckh'un atosunda, yaradltan yumuak huylu bir delikanl vard. Yznden ruhu okunurdu. Basit bir zeks, olduka doru bir akl yrtme yetisi vard. Ona Candide adnn verilmesi de sanrm bundand. Evin emekli hizmetileri onun, Baron'un kzkardeiyle yaknlarda oturan iyi, kibar bir soylunun ocuu olduundan kuku duyarlard. Denildiine gre Baron'un kzkardei bu soylu kiiyle evlenmek istememiti. nk o soylu, atalarn ancak yetmi birinci gbee kadar sayabilmi, soyaacnn kalan blm zamann iinde yitip gitmiti. Baron, Vestfalya'nn en gl derebeylerinden biriydi. nk atosunun kaps ve pencereleri vard. Hatta atonun byk salonu, gzel duvar hallaryla sslyd. Avludaki kpeklerini, gerekince ava gtrr, seyislerine de it uakl yaptrrd. Kyn papaz, Baron'un zel papazln yapard. Herkes ona Monseigneur der, hikyeler anlatt zaman da glerdi. Madama la Baronne yz elli libre arlyla evresindekilerin byk saygsn kazanmt ve kendisini daha da saygdeer klan bir incelikle konuklarn arlard. On yedi yalarndaki kz Cungonde, al yanakl, etine dolgun, itah uyandran bir kzd. Baron'un oluysa grnyle her bakmdan babasnn oluydu. retmeni ve eitmeni Pangloss, atonun akl hocasyd. O kk Candide de onun derslerini, yann ve huyunun btn saflyla dinlerdi.Pangloss, Mtaphysico - Thologo - Cosmolo - Nigologie (3) retirdi. Nedensiz sonu olamayacan, olabilecek dnyalarn en

iyisinde, atolarn en iyisinin Baron'un atosu, Madame'n da madamlarn en iyisi olduunu eksiksiz bir biimde kantlard."Olaylarn baka trl olamayaca kantlanmtr, nk her eyin bir amac vardr; o halde her eyin, en iyi ama iin olduu kanlmaz bir gerektir. Burun, gzlk takmak iin yaratlmtr. Bunun iindir ki gzlk kullanyoruz. Bacaklar dizlik giymek iin yaratlmtr. Onun iin dizlik kullanyoruz. Talar yontulmak ve ato yaplmak iin oluturulmutur. Onun iin de Monseigneur'n gayet gzel bir atosu var; lkenin en byk Baronu en iyi yerde oturmal deil mi ? Domuzlar da yenmek iin yaratldndan, biz de btn yl domuz yeriz. Bylece her eyin iyi olduunu syleyenler aptalca bir sz etmiler; her ey en iyidir demek gerekirdi."Candide, Pangloss'u dikkatle dinler ve safa inanrd; nk Matmazel Cungonde'u ok gzel bulurdu; ama bunu bir trl kendisine syleyemezdi. Bylece u sonuca varrd: Mutluluun birinci aamas Baron Thunder- ten-Tronckh olarak domakt; ikincisi Matmazel Cungonde olmak; ncs onu her gn grmek; drdncs de lkenin, dolaysyla btn dnyann en byk filozofu olan stat Pangloss'u dinlemekti.Bir gn Cungonde, atonun yannda, park denen koruda gezinirken, allarn arasnda Doktor Pangloss'un, madame la Baronne'un gzel, uysal, esmer, kk hizmetisine deneysel fizik dersi verdiini grd. Matmazel Cungonde'un bilimlere kar byk bir yatknl vard. O yzden grd bu deneyi soluk almadan izledi. Doktor Pangloss'un "yeter sebebi"ni, sonularn ve nedenlerini aka grd. Heyecanl ve dnceli, bir gn bilgin olmak isteiyle taarak geri dnd. Gen Candide'in de bir "yeter sebebi", delikanlnn ise kendisinin "yeter sebebi" olabileceini dnd. atoya dnerken Candide'le karlat ve kzard. Candide de kzard. Cungonde ona buulu bir sesle "Bonjour" dedi. Candide de ona bir eyler syledi ama ne sylediini bilmiyordu. Ertesi gn akam yemeinden sonra sofradan kalkldnda, Cungonde ile Candide bir paravanann arkasnda bulutular. Cungonde mendilini yere drd. Candide onu yerden ald. Cungonde, Candide'nin elini masumca tuttu. Delikanl da gen kzn elini ayn duyguyla, fakat kendine zg bir sertlik, bir duyarlk ve incelikle pt. Dudaklar birleti, gzleri alevlendi, dizleri titredi, elleri saptt. Baron Thunder- ten-Tronckh paravanann yanndan geti ve olup biteni grnce Candide'in kna bir tekme atarak onu atodan kovdu. Cungonde bayld. Kendine gelince Madame la Baronne'dan bir tokat yedi. Bylece mmkn olan atolarn en gzel ve en sevimlisinde needen iz kalmad.KNC BLMBulgarlar arasnda Candide'in bana gelenler.Cennetten kovulan Candide, nereye gittiini bilmeden, alayp szlayarak, gzlerini bazan ge kaldrarak, bazan Baron kzlarnn en gzelinin bulunduu atolarn en gzeline evirerek bir hayli yol ald. Tarlalarda iki sapan izi arasnda bombo bir mideyle yatt. Lapa lapa kar yayordu. Ertesi gn Candide, souktan donmu, alktan ve yorgunluktan bitkin bir halde bacaklarn sryerek Veldberghoff Tararbk Dikdorff adndaki komu kente kadar yrd. Cebinde be paras yoktu. Boynunu bkerek bir meyhane kapsnn nnde durdu. Mavi elbiseli (4) iki kii delikanly grd. Biri tekine, "Arkada" dedi. "te yakkl bir delikanl. Boyu da tam aradmz gibi". kisi birden Candide'e doru yryp byk bir nezaketle delikanly yemee davet ettiler. Candide de onlara sevimli bir alak gnlllkle, "Baylar" dedi, "ltifatnza teekkr ederim. Ama yemekten payma deni deyecek param yok." Mavililerden biri, "Ah baym", dedi. "Sizin grnnzde ve deerinizde olan kimseler hibir ey iin para vermezler. Boyunuz be ayak ve be parmak deil mi?". Candide eilerek, "Evet efendiler, boyum bu kadardr" dedi. "Aman baym ltfen buyurunuz. Yemek paranz demek yle dursun, sizin gibi bir insann parasz kalmasna bile katlanamayz. nsanlar birbirlerine yardm iin yaratlmlardr". Candide, "Hakknz var" dedi, "stat Pangloss da bana hep byle sylerdi. Ben de imdi her eyin en iyi

olduunu gryorum". Adamlar birka aka vermek iin ricada bulundular. Candide paray ald ve karlnda bir senet vermek istedi. Mavililer almadlar. Hep birlikte sofraya oturuldu. Candide'e sordular, "tenlikle seviyor musunuz?". Candide, "Evet; Matmazel Cungonde'u canmdan ok seviyorum" diye yantlad. Adamlardan biri, "Onu deil, Bulgarlarn kraln candan sevip sevmediinizi soruyoruz" dedi. Candide, "Hayr asla. nk kendisini hi grmedim" diye yantlad. "Nasl, nasl ? O krallarn en sevimlisidir; haydi onun erefine ielim". Candide, "Hayhay baylar..." dedi ve iti. Sonunda mavililer, "Artk yeter. te imdi Bulgarlarn kahraman, koruyucusu, dayana ve kolu oldunuz. ansnz size gld. an eref artk sizin iin" dediler. Ayaklarn zincire vurup alaya gtrdler. Saa dndrdler, sola dndrdler, tfek astrdlar, ate ettirdiler, ayak deitirttiler, stelik bir de otuz sopa vurdular. Ertesi gn Candide askeri talimde biraz daha iyiydi. Yalnzca yirmi sopa yedi.Daha ertesi gn de on sopa. O artk, teki askerlerin, silah arkadalarnn gznde bir harikayd.akna dnen Candide, niin bir kahraman olduunu bir trl kestiremiyordu. Hayvanlar nasl bacaklarn istedikleri gibi kullanyorsa, insanlarn da bacaklarn tpk yle kullanabileceklerini sanan Candide, gzel bir ilkbahar sabah rasgele yrmeye niyetlendi. Henz iki fersah yrmeden, her biri alt ayak boyunda drt kahraman, delikanly yakalayp baladlar ve delie tktlar. Ynetmelik uyarnca btn alay tarafndan otuz alt kere sopalanmay m, yoksa beynine on iki kurun yemeyi mi tercih ettiini sordular. Candide, irade zgrlnden sz edip, ne onu ne de tekisini istediini bo yere savunduysa da sonunda birincisini semek zorunda kald. zgrlk denilen Tanr vergisi uyarnca otuz alt kere sopadan gemeye raz oldu. Alay iki kere nnden geti. Alayda iki bin kii vard. Bu da Candide'in ense kknden kuyruk sokumuna kadar bedenindeki btn kaslarn ve sinirlerin dar frlamasna yol aan drt bin denek demekti. ncye sra gelince artk derman kalmayan Candide beynini patlatmak ltfunda bulunulmasn diledi. Bu ii ona baladlar; gzlerini balayp diz ktrdler. Tam o srada Bulgar kral oradan geti. Zavallnn suunu sordu. Byk bir dahi olan kral, Candide'e sorduu sorulardan, bu gencin dnya ilerinden habersiz bir metafiziki olduunu kavrad ve delikanly sonralar her yzyln ve her gazetenin vecei bir merhametle affetti. yi bir cerrah olan Dioscoride, bulduu merhemlerle Candide'i iyi etti. Bulgar kral Abar kralyla savamaya balad zaman Candide'in srt biraz deri balamt. Delikanl artk yryebiliyordu.NC BLMCandide Bulgarlardan nasl kurtuldu ve ne oldu.Dnyada hibir ey bu iki ordu kadar gzel, evik, parlak ve dzenli olamazd. Borularn, fltlerin, trampetlerin, obualarn ve toplarn sesi cehennemde bile benzeri olmayan bir uyum oluturuyordu. nce toplar her iki taraftan altar bin kii devirdi; sonra tfekler dnyalarn en iyisinin yzn pisleten dokuz, on bin kadar edepsizi ortadan kaldrd; sngler de birka bin kiinin lmnn "yeter sebebi" oldular. Bunlarn hepsinin tutar aa yukar otuz bin kii kadard. Bir filozof gibi titreyen Candide, bu kahramanca cankrmnda elinden geldii kadar sakland. Sonunda her iki kral, kendi kararghlarnda zafer arklar syletirken, Candide, nedenlerle sonular stnde dnmek iin baka bir yere gitmeye karar verdi. lm ya da can ekien insan ynlarnn stnden geerek en yakn kye ulat. Buras bir Abar kyyd ve kl olmutu. Bulgarlar kamu hukuku yasalarna dayanarak ky atee vermilerdi. Bir yanda vcutlar delik deik yallar, ocuklarn kanl memelerinde tutan boazlanm karlarnn can ekimelerini seyrediyorlard. Bir yanda da birka kahramann doal ihtiyalarn giderdikten sonra karnlarn detikleri gen kzlar son nefeslerini veriyorlard. Yar yanm kzlar, yaamlarna son verilmesi iin yalvaryorlard. Yerlerde, kesilmi kollarn ve bacaklarn yannda beyin

paralar da grnyordu.Candide, koarak baka bir kye gitti. Buras da bir Bulgar kyyd. Abar kahramanlar da burada ayn eyi yapmlard. Candide rpnan insanlarn yannda ve ykntlar zerinde durmadan yrd. Bylece antasnda kumanyas, aklnda Matmazel Cungonde, sava alanndan dar kt. Hollanda'ya geldii zaman yiyecei tkenmiti. Fakat burada herkesin varlkl ve Hristiyan olduunu duyunca, Matmazel Cungonde'un gzel gzleri iin kovulduu Baron'un atosundaki kadar iyi baklacandan kuku duymaz oldu. Birok arbal insana el atysa da, hepsi ona, bu sanatta devam ederse yaamasn rensin diye bir slah evine kapatlacan syledi.Sonra byk bir toplantda, tam bir saat sadaka hakknda konuan bir adama (5) bavurdu. Bu hatip Candide'e yan gzle bakarak, "Buraya ne yapmaya geldiniz? Byk dava iin mi?" diye sordu. Candide boynunu bkerek, "Nedensiz hibir sonu yoktur. Her ey zorunlu olarak birbiriyle baldr ve her ey en iyi ekilde yaratlmtr. Matmazel Cungonde'un yanndan kovulmam, sopa yemem ve ekmek buluncaya kadar dilenmem gerekti. Baka trl de olamazd", diye cevap verdi. Hatip, "Aziz dostum", dedi. "Papa'nn deccal olduuna inanyor musunuz?" Candide, "imdiye kadar byle bir ey duymadm. Ama Papa ister deccal olsun, ister olmasn, benim yiyecek ekmeim yok" dedi. Adam "O halde ekmek yemeye layk deilsin. Defol apkn kerata, bir daha da yanma sokulma" diye bard. Hatibin kars pencereden ban karp Papa'nn deccal olduuna inanmayan birini grnce, oturan Candide'in kafasna boaltt. Yce Tanrm, kadnlarda gl din duygular ne byk taknlklara yol ayor!..Hi vaftiz edilmemi, Jacques (6) adl, iyi kalpli bir anabaptist iki ayakl, canl, kanatsz bir varla, kardelerinden birine kar yaplan bu insafsz ve irkin davrana tank oldu.Candide'i kolundan tutup evine gtrd. Ykad. Ekmek ve bira verdi; sonra da cebine iki florin koydu. Hatta delikanlya Hollanda'da, ran kumalar dokuyan kendi tezghlarnda nasl alldn da retmek istedi. Candide, bu adamn nnde secdeye varrcasna eilerek: "stat Pangloss bo yere, bu dnyada her eyin en iyi olduunu sylememiti. nk kara cbbeli adam ve karsnn kabalndan daha ok sizin bu merhametiniz beni duygulandrd" dedi.Ertesi gn Candide gezinmeye ktnda, yz sivilceli, l bakl, burnunun ucu dm, az arplm, dileri rm, grtlaktan konuan, bedeni iddetli bir ksrkle srekli sarslan ve her ksrnde bir dii daha frlayan bir baldr plak grd.DRDNC BLMCandide eski felsefe retmeni Doktor Pangloss'la nasl karlat ve balarna neler geldi.Candide, korkudan ok merhametten doan bir heyecanla iyi kalpli anabaptist Jacques'n verdii iki florini, bu yrekler acs baldr plaa uzatt. Hayalet, delikanlya dikkatle bakt, alad ve boynuna atld. Candide korktu, geri ekildi. Bu zavalllardan biri tekine, "Demek sevgili Pangloss'unuzu tanmadnz ha!" dedi . "Aman neler duyuyorum? Banzdan nasl bir felaket geti? Niin o gzelim atoda deilsiniz? Kzlarn incisi, doann bir aheseri olan Matmazel Cungonde'a ne oldu?" Pangloss, "Gcm tkendi" dedi... Candide, stad derhal iyi kalpli anabaptistin ahrna gtrd ve bir para ekmek yedirdi. Panglos kendine gelince, Candide, "Peki", diye sordu, "Cungonde ne oldu?" Pangloss, "ld" dedi. Bunu duyunca Candide bayld. Arkada ahrda raslant sonucu bulunan kt bir sirkeyle Candide'i ayltt. Candide gzlerini at ve "Cungonde ld m?.. Ey dnyalarn en iyisi neredesin? Hangi hastalktan ld? Sakn sayn babasnn atosundan tekmelenerek kovulduum iin lm olmasn" diye bard. Pangloss, "Hayr", dedi. "Tm Bulgar askerleri onun rzna getikten sonra karnn detiler; yardmna koan Baron'un da kafasn paraladlar. Madame la Baronne da para para edildi. Zavall rencime de kzkardeine yaptklarnn aynn yaptlar. atoya gelince... Ta stnde ta kalmad. Ne otlak, ne bir koyun, ne bir rdek, ne de bir aa.Ama cmz alnd; nk Abarlar

da bir Bulgar senyrne ait olan komu baronlukta ayn eyi yaptlar".Candide bunlar duyunca yeniden bayld. Kendine gelince de aklna gelen her eyi syledi. Sonra da Pangloss'u byle acnacak bir duruma dren gerek nedeni renmek istedi. stat, "Ak... ak", diye bard. "nsanln avutucusu, evrenin koruyucusu, btn duygulu varlklarn ruhu, tatl ak..." Candide, "Ah, ben de kalplere hkmeden, ruhumuzun ruhu olan ak tandm. Ama bu tatl ey bana, bir pckle kaba etime yediim yirmi tekmeye mal oldu. Peki ama nasl oldu da byle tatl bir neden, sizde bu kadar korkun bir sonuca yol at?" diye sordu.Pangloss yle yantlad: "Sevgili Candide. Hametli Madame la Baronne'un gzel hizmetisi Paquette'i bilirsiniz. Beni kemirdiini grdnz bu cehennem azaplarn douran cennet zevklerini onun kollar arasnda tattm. Bu derde o da tutulmutu, belki de imdi lmtr. Paquette, bu armaan, armaann kaynan bilen, bilgin bir Cordelier papazndan kapm; o da bunu yal bir kontesten; kontes bir svari yzbasndan; yzba bir markizden; markiz bir valye yardmcsndan; valye yardmcs bir cizvit papazndan; papaz da bunu, henz papaz adayyken, dorudan doruya Colombus'un bir arkadandan kapm. Bana gelince, ben bunu kimseye bulatramayacam, nk lyorum".Candide: "Ey Pangloss; bu ne tuhaf bir soyaac. Hepsinin kk eytand deil mi?" diye bard. Byk adam, "Asla", dedi. "Bu, dnyalarn en iyisinde gerekli bir ey, zorunlu bir cevherdi. nk, Colombus, bir Amerika adasnda, remenin kaynan zehirleyen, ok kere remeye bile engel olan ve hi phesiz doann yce amacna aykr olan bu hastala yakalanmasayd, ikolata ile krmz bceinden yoksun kalacaktk. Ayrca unu da syleyeyim ki bugne kadar, din atmalar, savalar kavgalar gibi, bu hastalk da yalnzca bizim ktamzda, yalnzca bizde var. Trkler, Hintliler, Acemler, inliler, Siyamllar ve Japonlar onu henz tanmazlar. Birka yzyl sonra, sras gelince onlarn da bunu renmeleri iin yeter bir neden bulunur. Ama imdilik bizim aramzda. Hele uluslarn alnyazlarn belirleyen, ok iyi yetitirilmi, cretli askerlerden olumu byk ordularda, bu hastalk hzla yaylmaktadr. Bylece savamak iin kar karya geen otuzar bin kiilik iki ordudan her birinde aa yukar yirmi bin frengilinin bulunduuna inanabilirsiniz."Candide, "ok iyi! Ama, gene de tedavi edilmeniz lazm" dedi. Pangloss, "Nasl tedavi yani?" diye sordu. "Nasl tedavi ettireceiz? Cebimde be para yok, yeryznde para vermeden veya bakas senin yerine parasn demeden ne kan aldrabilirsin, ne de bir tenkiye yaptrabilirsin".Bu son sz Candide'i harekete geirdi; koup merhametli anabaptistin ayaklarna kapand ve ona arkadann dt durumu o kadar ackl bir dille anlatt ki iyi kalpli adam, Doktor Pangloss'a yardm etmeyi kabul etti ve tedavi masraflarn stlendi. Tedavinin sonunda, Pangloss bir gzyle bir kulan kaybetti. Ama o yaz yazmasn iyi biliyor ve ok iyi hesap yapyordu. Anabaptist Jacques onu ktip olarak yanna ald. ki ay sonra, baz iler iin gemiyle Lizbon'a gitmek zorunda kalnca bu iki filozofu da birlikte gtrd. Pangloss ona her eyin mkemmel olduunu anlatt. Anababtist Jacques ise bu grte deildi. "nsanlar da doay biraz bozmu olmallar. nk insanlar kurt domadklar halde kurt olmular. Tanr onlara ne yirmi drtlk top, ne de sng verdi. Oysa onlar, birbirlerini yok etmek iin sngler, toplar yaptlar. Ayrca alacakllar paralarn alamasnlar diye iflas edenlerin mallarna el koyan adaleti de bu arada sayabilirim" dedi. Tek gzl stat, "Btn bunlar gerekliydi; nk genel iyilik zel felaketlerden doar; yle ki ne kadar ok zel felaket olursa, her ey o kadar iyi olur" diye yantlad. Pangloss bylesi akl yrtmeleri srdrrken hava karard; dnyann drt yanndan rzgrlar esmeye balad. Lizbon liman aklarnda gemi korkun bir frtnaya tutuldu.BENC BLMFrtnada geminin batmas, yersarsnts, stat Pangloss'un, Candide ve anabaptist

Jacques'n balarna gelenler.Yolcularn yars, geminin iddetle sallanmasnn sinirlerde ve ii dna kan vcutlarda yaratt katlanlmaz acdan o kadar bitkin dmt ki bir de frtnadan doan tehlikenin tasasn ekecek halde deillerdi. tekiler de baryor, dua ediyordu. Yelken yrtlm, direkler krlm, geminin dibi delinmiti. Gc yeten alyor, kimse kimsenin ne dediini anlamyordu ve komuta eden kimse kalmamt. Anabaptist Jacques geminin manevra yapmasna elinden geldiince yardm etmeye alyordu. Gvertede abalarken; kendinden gemi bir gemici, ona var gcyle vurdu ve yere serdi. Ama kendi de vurduu yumruktan ylesine sendeledi ki ba aa, gemiden dar frlad; krk direin bir tarafna aslp, takl kald. yi kalpli Jacques onun yardmna kotu, yeniden gemiye kmasna yardm etti. Ama yardm edeyim derken bu kez gemicinin gzleri nnde kendisi denize dt. Gemici boulan zavallya dnp bakmaya bile tenezzl etmedi. Candide gverteye yaklat, bir an suyun stne kan, sonra sonsuza dek sulara gmlen koruyucusunu grd. Onun ard sra denize atlmak istedi ama filozof Pangloss onu tuttu ve Lizbon Koyu'nun bu iyi kalpli anabaptistin boulmas iin zel olarak yaratldn kantlad. O, bunu, "a priori" olarak kantlarken gemi de ikiye blnd. Pangloss, Candide ve erdemli anabaptisti boan o gemiciden baka her ey yok oldu. Gemici olacak herif, Candide ile Pangloss'un bir tahta parasna tutunarak ulatklar kyya yzerek kabildi.Biraz kendilerine gelince Lizbon'a doru yrdler. Bir ka kurular kalmt. Bununla da frtnadan sonra iyice bastran alktan kurtulabileceklerini umuyorlard.Koruyucular iyi kalpli anabaptistin lmne alayarak kente ayak basar basmaz ayaklarnn altndaki topran sarsldn hissettiler; (7) limanda bile deniz kaynayarak ykseliyor ve demir atm gemileri paralyordu. Alev ve kl kasrgalar sokaklar ve alanlar kaplyordu. Evler yklyor, damlar temellerin zerine kyor, temeller dalyordu. Her yatan ve her cinsten otuz bin kii ykntlarn altnda eziliyordu. Kurtulan gemici slk alp kfrler ederek, "Bize burada iyi i kacak" diyordu. Pangloss ise, "Bu olayn nedeni ne olabilir" sorusuna yant aramaktayd. Candide de, "te kyamet alameti!" diye barmaktayd. Gemici ykntlarn, kntlerin ortasnda lgnca kouyor, para bulmak iin lme meydan okuyor, para buluyor, hemen alyor, kafay ekiyor, aylnca da ev ykntlar zerinde ve can ekienlerle llerin arasnda, karsna kan ilk gnl zengin kz satn alyordu. Bu srada Pangloss onu kolundan ekiyordu: "Dostum iyi etmiyorsun, aklszlk ediyorsun; ileri srasz yapyorsun" diye uyaryordu ama beriki, "Bana vz gelir. Ben bir gemiciyim. Batavya'da dodum. Japonya'ya yaptm drt seferde drt kere kutsal ha inedim. (8)Tam da akldan sz edilecek adam buldun", diye yant veriyordu. Frlayan baz ta paralar Candide'i yaralamt. Sokaa uzanm, st ba ykntlarla rtlmt. Pangloss'a, "Allah akna bana biraz arapla merhem bul, lyorum" diyordu. Pangloss, "Bu yer sarsnts yeni bir ey deil. Geen yl Amerika'da Lima kenti benzeri bir depremle sarslmt. Ayn nedenler, ayn sonular. Mutlaka yeraltnda, Lima'dan Lizbon'a kadar uzanan bir kkrt eridi var" diye yantlyordu. Candide: "Olabilir. Ama Allah akna biraz merhemle arap" dedi. Filozof: "Olabilir de ne demekmi" dedi. "Ben size, bu kantlanm bir gerektir diyorum". Bu srada Candide kendinden geti. Pangloss, ona yakndaki bir emeden biraz su getirdi.Ertesi gn ykntlarn arasna girerek biraz yiyecek bulduklarndan canlanr gibi oldular. Sonra bakalar gibi, lmden kurtulan insanlar avutmaya altlar. Yardmlarna tank olan birka Lizbonlu, onlara byle bir felaket srasnda sunulabilecek en iyi yemei sundular. Yemek gerekten de yrekler acsyd. Sofradakiler ekmeklerini gz yalaryla slatyorlard. Ama Pangloss, bunun baka trl olmasna olanak bulunmadn kantlayarak onlar teselli etti:

"nk", dedi, "btn bunlar olanlarn en iyisidir. Madem Lizbon'da bir yanarda var. Demek ki bu yanarda baka bir yerde olamazd. nk nesnelerin, bulunduklar yerlerden baka yerde bulunmalar olanakszdr. nk her ey iyidir".Pangloss'un yannda duran ve Engizisyonla ilikisi olan kara yzl, ufak tefek bir adam (9) nezaketle sz ald ve "Bu beyin ilk gnaha inanmad anlalyor. Eer her eyin olduu gibi olmas en iyisi ise, demek ki ne cennetten kovulma, ne de ceza vardr".Pangloss daha byk bir nezaketle: "Efendimiz beni hogrsn ama, cennetten kovulmas, lanete uramas sayesinde insan zorunlu olarak, olabilecek dnyann en iyisine girmitir" diye yantlad. Engizisyonla iliii olan adam, "Demek bu bey, zgr iradeye inanmyor" dedi. Pangloss, "Efendimiz beni balasnlar", dedi, "zgr irade ancak mutlak zorunlukla birlikte var olabilir. nk zgr olmamz zorunluydu. nk ne de olsa saptanm olan irade..." Pangloss, henz cmlesinin ortasndayken, engizisyonla iliii olan adam, bardana Porto ya da Oporto arab dken uana bayla bir iaret verdi.ALTINCI BLMYer sarsntlarna engel olmak iin gzel birauto-da-fe (10) yaklyor ve Candide pataklanyor.Lizbon'un drtte n yok eden yersarsntsnn ardndan, lkenin bilgeleri her eyin yklmasn nlemek iin halka gzel bir auto-da- fe vermekten daha etkili bir are bulamamlard. Coimbre niversitesi, byk bir trenle birka kiinin hafif atete yaklmasnda, yersarsntsna engel olacak kesin bir deva bulunduuna karar vermiti. Bu nedenle, vaftiz anasyla evlendiine kanaat getirilen bir Biscayal (11) ile pili yerken yan karan iki Portekizliyi yakaladlar. Yemekten sonra da, stat Pangloss'la mezi Candide'i baladlar. Biri ileri geri konumu, teki de onaylayan bir edayla dinlemiti. kisini de gnein kendilerini hibir zaman rahatsz etmeyecei, son derece serin iki ayr daireye gtrdler. Sekiz gn sonra her ikisine birer Sanbenito (12) giydirdiler. Kafalarn kttan klahlarla sslediler. Candide'in klahyla Sanbenito'sunda, tersine fkran alev resimleriyle kuyruksuz ve ayaksz eytan resimleri vard. Buna karlk Pangloss'un eytanlarnn ayaklar ve kuyruklar vard, ayrca onun alevleri dikineydi. Bu klklaryla alay halinde yrdler ve ok dokunakl bir vaazla onun ardndan ok sesli sylenen gzel bir ilahi dinlediler. Candide, ilahi sylenirken mzikle patakland. Biscayal ile ya yemek istemeyen iki adam yakldlar. Pangloss, det olmad halde asld. Ayn gn toprak korkun bir grltyle yeniden sarsld.(13) Korkmu, arm, lgna dnm olan Candide, kan ter iinde titreyerek, kendi kendine, "Mmkn olan dnyalarn en iyisi buras ise tekiler kimbilir nasldr" diye soruyordu. "Yalnzca pataklanmakla kalsam iyi... Bulgar'lar da beni patakladydlar. Evet beni patakladlar, ama ey benim sevgili Pangloss'um, ey filozoflarn en by, nedenini bile bilmeden, sizin asldnz da m grecektim? Ey benim sevgili anabaptist dostum, insanlarn en iyisi, sizin de limanda boulmanz m gerekiyordu? Ey Matmazel Cungonde, kzlarn incisi, sizin karnnzn yarlmas da m kanlmazd?". Candide vaz dinledikten, dayak yedikten, af edilip kutsandktan sonra glkle ayakta durarak geri dnerken yal bir kadn ona yaklat, "Olum" dedi, "metin ol, arkamdan gel".YEDNC BLMYal bir kadn Candide'e bakyor,Candide sevgilisini buluyor.Candide, metin olamad, ama bir ykntya kadar yal kadnn ard sra yrd. Kadn ona bedenini omas iin bir kutu merhemle, yiyecek iecek verdi. Olduka temiz bir yatak gsterdi. Yatan yannda bir takm elbise vard. "Yiyin, iin, yatn" dedi, "Monseigneur St. Antoine de Padoue, Notre-Dame d'Atocha, Monsiegneur St. Jacques de Compostelle yardmcnz olsun. Yarn yine geleceim". Grdklerine, ektiklerine ve daha da ok yal kadnn merhametine ap klan Candide, kadnn elini pmek istedi. Kadn, "plecek el benimki deil" dedi, "yarn yine geleceim. Merhemle bedeninizi iyice oun, yemek yiyin ve uyuyun". Pepee gelen

ansszlklara ramen ramen Candide, yedi, iti ve uyudu. Ertesi gn yal kadn ona kahvalt getirdi, srtn yoklad ve baka bir merhemle Candide'nin bedenini kendi elleriyle odu. Daha sonra le yemeini getirdi. Akama doru da akam yemeini. Ertesi gn de ayn ileri yineledi. Candide ona, "Siz kimsiniz" diye sorup duruyordu, "Bu kadar iyilii sizin aklnza kim soktu? Btn bunlara karlk size nasl bir iyilikte bulunabilirim?" Yal kadn, hi yantlamyordu. Akama doru yine geldi, ama bu kez yemek getirmedi. "Sesinizi karmadan benimle gelin" dedi. Candide'in koluna girdi ve birlikte, krlara kp bir eyrek fersah kadar yrdler. Baheler ve parklarla evrilmi ssz bir eve geldiler. Yal kadn kk bir kapy ald. Kap ald. Kadn Candide'i gizli bir merdivenden geirip yaldzl bir odaya gtrd. Diba kumalarla kapl bir kanepeye oturttu, kapy kapad ve gitti. Candide kendini dte sanyor, gemi btn hayat ona bir karabasan, iinde bulunduu an ise tatl bir d gibi geliyordu. ok gemeden yal kadn grnd. Boylu poslu, prltl, kymetli mcevherler takm yz peeli, heyecandan titreyen bir kadna destek olmaya abalyordu. Yal kadn, Candide'e, "u peeyi kaldrn" dedi. Delikanl yaklat, titreyen eliyle peeyi kaldrd. Olur ey deil. nanlmaz bir ey! Matmazel Cungonde'u grdn sand; gerekten de onu gryordu, ta kendisiydi. Gc kesildi, bir kelime syleyemedi, ayaklarna kapand. Cungonde kanepenin stne ylverdi. Yal kadn zerlerine ispirtolu sular dkt. Kendilerine geldiler, konumaya baladlar. nce kesik kesik szckler, karlkl sorular ve yantlar, i ekmeler, gzyalar, barlar. Yal kadn, daha az grlt etmelerini tledi ve onlar babaa brakt. Candide, "Demek sizsiniz? Sizi Portekiz'de buluyorum! Size el srmediler mi? Filozof Pangloss'un beni inandrmak istedii gibi karnnz demediler mi?" diye sordu. Gzel Cungonde. "Bunlarn hepsi oldu", dedi. "fakat bu iki kazadan da insan her zaman lmez". "Peki annenizle babanz ldrmediler mi?". Cungonde alayarak, "Ah, yle oldu" dedi. "Ya kardeinizi?". "Onu da ldrdler". Candide son olarak, "Peki niin Portekiz'desiniz?" diye sordu. "Ne yaptnz da beni buraya getirdiniz?". Kz, "Btn bunlar size anlatacam. Ama daha nce, bana verdiiniz o saf pckten ve yediiniz o tekmelerden bu yana banza gelenleri anlatn ". Candide derin bir saygyla kzn dediklerini yerine getirdi. Heyecan iindeydi. Sesi ksk ve titrekti. Srtysa hl aryordu. Gene de ayrldklar andan bu yana ektiklerini saf bir dille anlatt. Cungonde gzlerini ge doru dikti. Temiz kalpli anabaptistle Pangloss'un lmlerine gz yalar dkt. Sonra da Candide'e kendi hikyesini anlatmaya balad. Kz anlatrken Candide bir szcn bile karmyor ve sevgilisine onu cannn iine sokuverecekmi gibi bakyordu.SEKZNC BLMCungonde'un hikyesi."Tanr, Bulgar'lar, gzel Thunder - ten - Tronckh atomuza gnderdii srada ben yatamda derin bir uykuya dalmtm. Babamla kardeimi boazladlar. Annemi de para para kestiler. Bu grnt karsnda kendimden getiimi gren alt ayak boyunda bir Bulgar, rzma gemeye balad. Bu aklm bama getirdi. Kendime geldim, bardm, ardm, rpndm, diledim, trmaladm. atomuzda olup bitenlerin aslnda olaan olduunu bilmediimden, koca Bulgarn gzlerini karmak istedim. Kaba herif, sol brme bir bak saplad. Hl izini tayorum". Saf Candide, "Vah vah! ey, o yara izini greceim deil mi?" diye sordu. Cungonde, "Greceksiniz. Ama biz hikyeyi srdrelim" dedi. Candide de "Srdrn" dedi. Cungonde, hikyesini kald yerden srdrd. "Bir Bulgar subay ieri girdi, beni kanlar iinde grd. Asker istifini bile bozmuyordu. Subay bu kaba herifin kendisine kar gsterdii saygszla kzd ve onu benim zerimdeyken ldrd. Sonra yaram ykatt ve sava esiri olarak beni kararghna gtrd. Bir iki gmlei vard; onlar ykyor, yemeini piiriyordum. Dorusu beni pek gzel buluyordu. Hem de ne yalan

syleyeyim ben de onun boyunu posunu gzel, tenini beyaz ve yumuak buluyordum. Yalnzca zekdan ve felsefeden yana o kadar parlak deildi. stat Pangloss'un yetitirmedii hemen belli oluyordu. ay sonra kumarda btn parasn kaybettiinden, benden de bktndan, beni, Hollanda ve Portekiz'de ticaretle uraan ve kadnlara lgnca dkn olan Don Issacar adnda bir Yahudi'ye satt. Bu Yahudi bana ok baland, fakat isteklerine ulaamad. Ona, Bulgar askerlerinden daha ok dayandm. Namuslu bir kimsenin bir kere rzna geilir, ama bununla onun erdemi salamlar. Yahudi beni yola getirmek iin bu grdnz kke getirdi. O zamana kadar yeryznde Thunder - ten - tronckh atosu kadar gzel bir ey yok sanrdm; meer yanlmm.Bir gn byk engizitr beni grd. Uzun uzadya szd ve benimle gizli baz iler hakknda konumak istediini bildirdi. Beni sarayna gtrdler. Ona kim olduumu syledim. Bana bir Yahudi'nin mal olmakla dzeyimin ne kadar altnda bulunduumu anlatt. Onun adna, beni, Monseigneur'e brakmas iin Don Issacar'a neride bulunuldu. Sarayn bankeri ve saygn bir adam olan Don Issacar neriyi geri evirdi. Engizitr onu atee attrp yakacan syleyerek tehdit etti. Bu tehdit karsnda sfr tketen benim Yahudi, sonunda yle bir pazarlk yapt: Evle ben ikisinin ortak mal olacaktk. Pazartesi, aramba ve perembe gnleri Yahudi'ye, haftann dier gnleri de engizitre ait olacaktk. Bu anlama yaplal alt ay oluyor. Bu alt ay yle kavgasz gemedi. nk cumartesiyi pazara balayan gecelerin eski yasaya gre mi, yoksa yeni yasaya gre mi saptanacanda anlaamadlar. Bana gelince, ben yasalarn ne eskisine, ne de yenisine uydum ve sanrm bu yzden de her zaman sevildim.Sonunda engizitr depremin yolunu deitirmek ve Don Issacar' korkutmak iin bir auto-dafe treni dzenlemek ltfunda bulundu. Trene davet etmekle bana da onur verdi. ok iyi bir yerde oturdum. Dini ayinle sulularn yaklmas arasnda geen zamanda konuk bayanlara souk erbetler sundular. ki Yahudi ve sadcyla evlenen namuslu Biscayal yaklrken gerekten dehet duydum. Fakat bir Sanbenito ile bir klhn altnda Pangloss'un yzne benzeyen bir yz grnce ne kadar rktm, ne kadar korktum, ardm bilseniz!.. Gzlerimi outurdum, dikkatle baktm ve Pangloss'un asldn grdm. Kendimden gemiim. Kendime gelir gelmez, bu kez de sizi grdm, stelik rlplaktnz. Bu dehetin, kederin, acnn umutsuzluun son snryd. Ne yalan syleyeyim, sizin teniniz Bulgar subaynn derisinden daha beyaz ve daha gzeldi. Bu, beni zen ve iimi kemiren btn duygular artrd. Barmak, "Vahiler, durun!" demek istedim. Fakat sesim kmad. Zaten bunun bir yarar da olmayacakt. Siz gzelce dayanz yedikten sonra kendi kendime, "Sevgili Candide'le bilgin Pangloss, kapatmas olduum engizitrn buyruuyla biri yz krba yemek, teki aslmak zere nasl oluyor da Lizbon'da bulunuyorlar? Demek Pangloss dnyada olup bitenlerin en iyi eyler olduunu syledii zaman beni insafszca aldatyormu" dedim. Bylece heyecanlanm, akna dnm, kendimden gemi, gcm tkenmi, bitkin bir hale dmtm. Kafam, babamn, annemin lmyle, kaba Bulgar askerinin kstahl ve karnma saplad bayla, hizmetiliimle, ahlk sanatmla, Bulgar yzbamla, irkin Don Issacar'mla, iren engizitrmle, Doktor Pangloss'un aslmasyla, siz dayak yerken sylenen ok sesli lm ilahisiyle ve ille de sizi son grdm gn, paravann arkasnda size verdiim o pckle doluydu. Bu kadar felaketten sonra sizi bana geri veren Tanr'ya krediyordum. Yal kadna, sizi tedavi etmesini ve baarabildii an buraya getirmesini buyurdum. Verdiim grevi yerine getirdi. Sizi grmek, dinlemek ve sizinle konumak gibi anlatlmaz bir mutluluu tattm. Karnnz ok ackm olmal. Benim de ok itahm var. Gelin ilk i olarak sofraya oturalm". Birlikte sofraya oturdular. Yemekten sonra, daha nce sz gemi olan o gzel kanapeye kuruldular. Evin iki efendisinden biri olan Don Issacar geldii zaman, hl

oradaydlar. Gnlerden cumartesiydi. Yahudi sahibi olduu bir eyin tadn karmaya ve ona duyduu derin ak anlatmaya geliyordu.DOKUZUNCU BLMCungonde'un, Candide'in, byk engizitrn ve Yahudi'nin bana gelenler.Bu Don Issacar, Babil tutsaklndan bu yana srailoullar arasnda grlmemi lde fkeli bir ibraniydi. "Nasl!" dedi, "Galileli kpek kar. Engizitr yetmiyormu gibi u apknn da seni benimle paylamas m gerek?". Bunu syleyerek her zaman yannda bulundurduu uzun bir haneri ekti, rakibinin de silahl olacan dnmeden Candide'n stne atld; fakat bizim saf Vestfalyal, yal kadndan giysilerle birlikte gzel de bir kl almt. Yumuak huylu olmasna ramen klcn ekti ve Yahudi'yi l olarak yere, gzel Cungonde'un ayaklarnn dibine serdi.Cungonde: "Aziz Meryem Ana!" diye haykrd. "imdi ne yapacaz? Evimde ldrlm bir adam var! Hermandade (14) gelirse mahvolduk". Candide, "Pangloss aslmam olayd, bu aresiz anmzda bize bir t verirdi. nk o, byk bir filozoftu. O olmadna gre yal kadna danalm" dedi. Yal kadn dncesini sylemek zere iken bir baka kk kap daha ald. Gece yarsndan sonra saat birdi. Pazar gnnn balangcyd. Bugn de engizitrn gnyd. Engizitr ieri girdi ve dayak cezasna arptrd Candide'i elinde klcyla, sonra yerde yatan ly, akn Cungonde'u, tler vermekte olan yal kadn grd.Bakn o anda Candide'in iinden neler geti ve nasl bir akl yrtt: "Bu aziz zat, imdat diye barrsa, mutlaka beni yaktrr. Cungonde'a da ayn eyi yapabilir. Hi acmadan beni krbalatt. Dmanm saylr. Hem insan bir kere ldrmeye balad m, artk dnmeye gelmez". Bu akl yrtme kesin ve hzl oldu. Engizitrn kendine gelmesine zaman brakmadan klcn adamn bir yanndan sokup br yanndan kard ve onu da Yahudi'nin yanna frlatt. Cungonde, "te bir tane daha", dedi. "Artk balanacak yanmz kalmad. Aforoz edildik ve son saatimiz ald. Siz ki o kadar yumuak huylu yaratlmtnz, nasl oldu da iki dakika iinde, hem bir Yahudi'yi, hem de bir engizisyon papazn byle ldrp yere serdiniz?". Candide, "Benim gzel kadnm", diye yantlad. "nsan hem k, hem kskan olur, stelik bir engizitrn dayan da tadarsa artk o ne yaptn bilmez." O vakit yal kadn sz ald ve dedi ki, "Ahrda koum takmlaryla birlikte Endls at var. Cesur Candide onlar hazrlasn; hanmm da mayadorlarn, elmaslarn alsn. Her ne kadar ancak tek bir kaba etimin zerine oturabiliyorsam da hemen atlara binelim ve Cadiz'e gidelim. Darda hava ok gzel ve gece serinliinde yolculuk byk bir keyiftir".Candide, derhal at eerledi. Cungonde, yal kadn ve Candide otuz fersah yol aldlar. Onlar uzaklarken kutsal Hermandade eve geldi. Engizitr gzel bir kiliseye gmdler, Issacar' da genel mezarla attlar. Candide, Cungonde ve yal kadn SierraMorena dalarnn ortasnda Avacena adnda kk bir kente varmlar; bir meyhanede oturmu konuuyorlard.ONUNCU BLMCandide, Cungonde ve yal kadn, Cadiz'enasl bir umutsuzluk iinde geldiler ve gemiyenasl bindiler.Cungonde alayarak, "Paralarm, elmaslarm kim alm olabilir? Neyle yaayacaz? Ne yapacaz? Bana para ve elmas verecek engizitrlerle Yahudileri nerede bulmal?" diyordu. Yal kadn, "Ne yazk ki" dedi, "Dn Badajos'ta bizimle ayn handa kalan bir Cordelier papazndan kukulanyorum. Tanr gnah yazmasn ama, iki kere odamza girdi ve bizden ok nce ekip gitti". Candide, "yi kalpli Pangloss bana, dnya nimetlerinin btn insanlarn mal olduunu, herkesin bu dnyada eit haklara sahip bulunduunu kantlar dururdu. Bu ilkelere gre o Cordelier papaz, bize hi olmazsa yolculuumuzu bitirecek kadar para braksayd. Demek hibir eyimiz kalmad, yle mi gzel Cungonde'um?" diye sordu. Cungonde, "Bir Maravdis (15) bile yok!" dedi. Candide, "Ne yapacaz" dedi. Yal kadn, "Atlardan birini satalm. Geri ancak bir kaba etimin stnde oturabiliyorsam da ben Matmazel'in terkisine binerim,

bylece Cadiz'e varrz" dedi.Ayn handa bir Bndictin bapapaz vard. At ucuza satn ald. Candide, Cungonde ve yal kadn, Lucna, Chillas, Lebria'dan getiler ve sonunda Cadiz'e vardlar. Burada bir donanma hazrlanyor ve Saint Sacrement ehrindeki kabilelerinden birini, spanya ve Portekiz krallarna kar ayaklandrmakla sulanan Paraguayl saygdeer cizvit papazlarn yola getirmek iin asker toplanyordu (16). Candide, Bulgarlarda askerlik yapm olduundan, kk ordunun generalinin karsnda yapt Bulgar usul talimde yle eviklikler gsterdi ki kendisine hemen bir piyade bl komutanl verdiler. Bylece bir komutan olup kverdi; Cungonde, yal kadn, iki uak ve Portekiz byk engizitrnn iki Endls atyla gemiye bindi. Yolculuk boyunca, zavall Pangloss'un felsefesi stne bir hayli tarttlar. Candide, "Baka bir dnyaya gidiyoruz. Orada kesinlikle her ey iyidir. nk, dorusunu isterseniz bizim dnyamzda, maddi ve manevi olup bitenlerden az da olsa yaknlabilir " diyordu. Cungonde, "Sizi btn kalbimle seviyorum. Ama grdklerimden, yaadklarmdan ve ektiklerimden ruhum hl korku ierisinde!" diye yantlyordu. Candide onu, "Her ey iyi gidecek", diye yattryordu. "Bu yeni dnyann denizi bile Avrupamzn denizlerinden daha iyi, daha sakin. Rzgrlar, rzgrlarn en iyisi, yeni dnya olabilecek dnyalarn en iyisi olacak". Cungonde, "nallah!" diyordu, "Fakat ben, bizim dnyada o kadar mutsuz oldum ki, kalbim hemen hemen her umuda kapal!". Yal kadn sze girdi ve onlara, "Halinizden yaknyorsunuz", dedi. "Oysa, benim uradm felaketlere uramadnz ki..." Cungonde glecek gibi oldu ve kendinden daha mutsuz olduunu ileri sren bu iyi yrekli yal kadn ok akac buldu. "Ah, zavall kadnm", dedi. "ki Bulgar askeri rznza gemeden, karnnza iki bak yemeden, atolarnzdan ikisi yklmadan, gznzn nnde iki sevgilinizin birden krbalandn grmeden, nasl olur da benden daha mutsuz olduunuzu syleyebilirsiniz. Bunlara, yetmi iki gbekten soyu belli bir Barones olarak doduumu ve ahlk yaptm da ekleyiniz..." Yal kadn, "Matmazel", diye yantlad, "Kimin nesi olduumu bilmiyorsunuz. Size kaba etlerimi gstersem byle konumaz, yargnz da ertelerdiniz" Bu szler Cungonde'la Candide'in iinde derin bir merak uyandrd. Yal kadn anlatmaya balad:ON BRNC BLMYal kadnn yks."Benim de gzlerim her zaman byle kzarm ve altlar hep byle morarm deildi. Benim de bir zamanlar burnum eneme sarkm deildi ve byle bir hizmeti paras deildim. Ben, Papa X. Urban'la (17) Palestrine prensesinin kzym. On drt yama kadar sarayda bydm. Sizin Alman Baronlarnzn btn atolar bir araya gelse, bu sarayn ahr bile olamazlard. Giysilerimden yalnzca biri bile Vestfalya'nn btn grkeminden stnd. Gzelliim, zerafetim, niteliklerim, nee, sayg ve umut iinde geliiyordu. Daha o zamandan bana sevdalananlar vard. Memelerim kabarmaya, kmaya balamt. Hem de ne memeler! Vnus de Mdicis'inki gibi bembeyaz, sert! Onlar ne gzlerdi! Onlar ne gz kapaklaryd! Ya simsiyah kirpikler! Gz bebeklerim yle bir alevle ldyordu ki sarayda yaayan ozanlarn dedii gibi, yldzlarn prltsn bile glgede brakyorlard. Beni giydirip soyan hizmeti kadnlar, bana nden, arkadan baktka hayran olmaktan kendilerini alamyorlard. Btn erkeklerse o kadnlarn yerinde olmak isterlerdi.Massa-Carrara kral olan bir prensle nianlandm. Hem de ne prens! O da benim kadar gzel; nazlanarak, nee iinde bym; zeks parlak, sevgisi ateli bir prensti. Onu, insan ilk k olduu zaman nasl severse yle seviyordum. Taparcasna, lgncasna... Dn hazrlklar balad. Bu iitilmemi bir zenginlik ve grkemdi. Ard arkas kesilmeyen lenler, elenceler, komik operalar... Btn talya benim iin, biri bile anma layk grlmeyen soneler yazd. Tam mutlulua ereceim srada, eskiden prensimin metresi olan yal bir markiz onu, evine scak ikolata imeye davet etti. Prens iki saatten

daha az bir zamanda korkun rpnmalar ierisinde ld. Ama bu daha bir ey deil. Umutsuzlua den, benden daha az ac ekmeyen annem, bir sre iin byle uursuz bir yerden uzaklamak istedi. Gaeta (18) yaknlarnda ok gzel bir kona vard. Roma'daki San Pietro kilisesinin mihrab gibi yaldzl bir talyan kadrgasna bindik. Birden Saleli (19) bir korsan gemisi zerimize yneldi ve gemimize rampa etti. Askerlerimiz kendilerini Papa'nn askerleri gibi savundular. Hepsi hemen silahlarn atarak, "In articulo mortis"(20) af dileyerek diz ktler.Derhal onlar, annemi, yanmzdaki kzlar ve beni maymunlar gibi rl plak soydular. Bu adamlarn herkesi soymak konusunda gsterdikleri abukluk vlesidir. Fakat beni daha ok artan, biz kadnlarn, yalnzca rngann ucunun sokulmasna izin verdiimiz yere, bunlarn parmaklarn sokmas oldu. Bu tren, bana ok tuhaf geliyordu; Doal olarak, insan lkesinden dar adm atmazsa her ey hakknda byle yanl yarglar ediniyor. ok gemeden bunu, oralarmza elmas saklayp saklamadmz anlamak iin yaptklarn rendim. Bu denizlerde dolaan uygar uluslar arasnda, bilinmeyen zamanlardan beri yerlemi bir detmi. Maltal sofu valyelerin, Trk erkeklerini, kadnlarn yakaladklar zaman da hep byle yaptklarn rendim. bu, insanlarn deimez haklarndan biriymi.Annesiyle birlikte Fas'a esir olarak gtrlmenin bir prenses iin ne kadar ar olduunu size anlatmaya gerek grmyorum. Korsan gemisinde neler ektiimizi kolayca tahmin edersiniz. Annem hl gzeldi. Yanmzdaki kzlar, sradan oda hizmetilerimiz, btn Afrika'da elerine raslanmayacak kadar gzel kadnlard. Bana gelince... ok gzeldim. Zerafetin, gzelliin ta kendisiydim; stelik kzolan kzdm. Ama bu uzun srmedi. Massa Carrara'nn gzel kral iin saklanm olan bu iek, korsanlarn reisine nasip oldu. Bu adam, iren bir zenciydi. stelik bununla bana byk bir onur verdiini sanyordu. Palestrina prensesiyle benim, Fas'a gelinceye kadar ektiklerimiz gz nne alnrsa dorusu ok dayanklymz. Neyse geelim. Bunlar, tekilerin yannda o kadar olaan eyler ki szn etmeye bile demez. Fas'a geldiimiz zaman ortalkta kan gvdeyi gtryordu. mparator Molla smail'in (21) elli olunun her birinin yandalar vard: Bu da siyahlarn siyahlara, siyahlarn Habelere, Habelerin Habelere, melezlerin melezlere kar at elli i sava demekti. Yani, btn imparatorlukta srekli bir boazlama vard.Karaya ayak basar basmaz, benim korsann dman olan kesimden zenciler, ganimetlerini elinden almak iin kageldiler. Elmaslardan ve altndan sonra en kymetli ey bizdik. Sizin, Avrupa topraklarnda hi grmediiniz bir savaa tank oldum. Kuzey uluslarnn kan o kadar ateli deil. Afrikallarn o lgnca kadn dknl onlarda yok. Sizin Avrupallarn damarlarnda sanki st akyor; Atlas Dalaryla, o evrede oturanlarn damarlarnda ise slfrik asit ve ate... Kimin payna deceimiz belli olsun diye, oralarda yaayan aslanlar, kaplanlar ve ylanlar gibi kendilerinden geerek dtler. Annemin sa kolunu bir Magripli, sol kolunu da benim korsann yardmcs tuttu. Bir baca Magripli bir askerin, teki de bizim korsanlardan birinin elindeydi. Bir an iinde hemen hemen btn kzlar byle drt asker tarafndan ekitirilmeye baland. Korsanm beni arkasna gizliyordu. Klcn kavram, karsna kan biiyordu. Sonunda annemin de, btn talyan kzlarnn da kendilerini paylaamayan canavarlarn elinde para para edildiklerini, kesildiklerini, boazlandklarn grdm. Arkadam olan esirler, onlar ele geirenler, askerler, denizciler, siyahlar, Habeler, beyazlar, melezler ve sonunda korsanm, herkes ldrld ve ben yar l bir halde, bir l ynnn stnde kaldm. Buna benzer olaylar, bilindii gibi, Muhammed'in emrettii be vakit namazda kusur edilmeyen yz fersahlk bir blgede olaan ilerdendi.stste ylm kanl l srlerinden glkle syrldm ve oralardaki bir rman kysndaki byk bir portakal aacnn altna kadar srndm. Korkudan,

yorgunluktan, dehetten, umutsuzluktan ve alktan bitkin, oraca yldm. Btn duygularm o kadar hrpalanmt ki ok gemeden, uykudan ok baygnla benzer bir uykuya daldm. Ben bitkin ve duygular krelmi durumda lmle hayat arasndayken, bedenimin stnde kmldayan bir eyin beni sktn farkettim. Gzlerimi atm, stmde soluk solua, dilerinin arasndan bir eyler syleyen, beyaz, iyi yzl bir adam grdm: "O che sciagura d'essere senza c..." (22) ON KNC BLMYal kadnn felketlerinin sonu."Ana dilimi duyunca hem ardm, hem de sevindim. Ama daha ok, bu herifin edepsizce szlerine atm. Ona yaknd felaketten daha byk felaketler olduunu syledim. Birka szckle bama gelenleri anlattm. Tekrar kendimden getim. Beni yaknda bulunan bir eve gtrd, yataa yatrd, yiyecek verdi. Bana hizmet etti ve avuttu. Sonra okad, benim kadar gzel bir yaratk grmediini, hi kimsenin kendisine geri veremeyecei bir eye sahip olabilmeyi, hibir zaman bu kadar istemediini syledi. "Napoli'de dodum", dedi, "Orada her yl iki, bin ocuu idi ederler. Bazlar bundan lr; bazlar kadnlarn sesinden daha gzel bir sese sahip olur; bazlar da devletlerin bana geer (23). Bu ameliyat bana byk bir baaryla yaptlar; Palestrina prensinin kilisesinde ilahiler syledim". "Annemin kilisesinde" diye bardm. Adam alayarak, "Annenizin kilisesinde mi?" diye bard. "Nasl? Yoksa siz alt yana kadar yetitirdiim, daha o zamandan, bu kadar gzel olaca belli olan o gen prenses misiniz?".Yant verdim: "Ta kendisi. Annem buradan drt yz adm tede, param para, bir l ynnn altnda yatyor".Bama gelenlerin hepsini ona anlattm. O da bana kendi servenini anlatt. Bir Hristiyan devleti tarafndan bir anlama yapmak zere Fas kralna nasl gnderildiini syledi. Bu anlama gereince, teki hristiyanlarn ticaretlerini yok etmesine yardmc olsun diye Fas kralna barut, top ve gemi verilecekti (24). Kurtarcm olan bu namuslu idi, "Grevim bitti", dedi, "Ceuta'da gemiye bineceim, sizi de talya'ya gtrrm! O che sciagura d'essere senza c..!"Gzyalarm tutamayarak kendisine teekkr ettim. Oysa o beni, talya'ya gtrecek yerde Cezayir'e gtrd ve bu eyaletin derebeyine satt. Satlr satlmaz, Afrika'y, Asya'y ve Avrupa'y dolaan veba, Cezayir'de de ba gsterdi. Yer sarsntlarn yaadnz ama Matmazel, hi vebaya tutuldunuz mu?" Cungonde, "Hayr" diye yantlad."Yal kadn devam etti: "Vebaya tutulmu olsaydnz, onun yer sarsntsndan ok daha kt olduunu kabul ederdiniz. Bu hastalk Afrika'da salgndr. Ben de yakalandm. Daha on beindeyken ay iinde yoksullua ve tutsakla den, hemen her gn rzna geilen, annesinin drt paraya blndn gren, alkla, savala karlaan, Cezayir'de vebadan lmek zere olan bir Papa kz iin bu durumun ne demek olduunu kavrayabiliyor musunuz? Ama yine de lmedim. Buna karlk o idi de, beni satn alan derebeyi de, Cezayir'in hemen hemen btn saray halk da ld. O korkun vebann ilk deheti geince Cezayir beyinin esirlerini sattlar. Bir tccar beni satn alp Tunus'a gtrd. Orada beni, Trablus'ta tekrar bir bakasna satan bir tccara satt. Trablus'tan skenderiye'ye satldm. skenderiye'den zmir'e, zmir'den de stanbul'a satldm. Sonunda bir yenieri aasnn cariyesi oldum. ok gemeden de aa, Ruslarn kuattklar Azak' savunma emrini ald (25).ok kibar bir adam olan aa, btn sarayn da birlikte gtrd ve bizi, Palus M'eotide stnde, iki harem aasyla yirmi askerin koruduu kk bir kaleye yerletirdi. arpmalarda ok sayda Rus ldrld; ama, onlar da bizden bir o kadarn ldrdler. Azak kan ve ate iinde kald; ne kadnlara, ne de ocuklara, yallara acdlar. Yalnzca kk kalemiz kald ; onu da dman bizi a brakarak ele geirmeyi denedi. Yirmi yenieri teslim olmamak iin and imiti. Aln son snrna ulanca, yeminlerini bozmak korkusuyla bizim iki harem aasn yemek zorunda kaldlar. Birka gn sonra da kadnlar yemeye karar verdiler. ok sofu

ve ok iyi yrekli bir imammz vard. Verdii gzel bir vaazla onlar, bizi tamamyla ldrmemeleri iin ikna etti. "Bu bayanlarn kaba etlerinin yalnzca bir tarafn kesin", dedi. "ok gzel bir yemek yaparsnz. Gerekirse birka gn sonra bir o kadar et daha bulursunuz. Bu insanca davrannzdan tr Allah sizden honut olur, size yardm eder".mam iyi konumasn biliyordu. Onlar inandrd. Bize o korkun ameliyat yaptlar. mam bize, snnet edilen ocuklara srlen merhemden srd. Hepimiz l gibiydik. Yenieriler, kendilerine saladmz yemei henz yemilerdi ki Ruslar altlar dz kayklarla kageldiler. Yenierilerin biri bile kurtulmad. Ruslar bizim halimize aldr etmediler. Her yerde Fransz cerrahlar vardr. lerinde son derece becerikli olan biri bizi tedavi etti. yiletim. Yaralarm iyice kapandktan sonra da bana anlattklarn btn mrmce hatrlayacam. Hepimize, zlmememizi syledi; birok kuatmada buna benzer eylerin olageldiini, bunun bir sava yasas olduunu syledi.Arkadalarm yrmeye balar balamaz Moskova'nn yolunu tuttular... Paylamada beni bahvanla getiren ve bana gnde yirmi krba vuran bir Boyar'a dtm. ki yl sonra baz saray entrikalarna kartklarndan dolay otuz Boyar'la birlikte efendim de ikence tekerleinde can verince bunu frsat bilip katm. Btn Rusya'y boydan boya getim. Uzun zaman Riga, sonra Rostok, Weimar, Leipzig, Kassel, Utrecht, Lyon, La Havre, Rotterdam meyhanelerinde hizmetilik ettim. Kaba etlerimden birini yitirmi olarak, bir papa kz olduumu hi aklmdan karmadan, yokluk ve sefalet iinde yalandm. Belki yz kez kendimi ldrmek istedim. Ama yaam hl seviyordum. Bu gln zayflmz belki en vazgeilmez dknlklerimizden biridir. nk her zaman yere almak istediimiz bir yk, srekli tamaya almaktan, varlmzdan dehete dtmz halde, ona balanmaktan, ksacas bizi kemiren ylan kalbimizi yiyinceye kadar okamaktan daha budalaca bir ey olur mu?Kaderin beni srkledii lkelerde ve altm meyhanelerde varlklarndan nefret eden birok insan tandm. Ama bunlardan yalnzca on ikisinin yaamlarna isteyerek son verdiklerine tank oldum. zenci, drd ngiliz, drd Cenevizli, biri de Robek adnda bir Alman profesrd Sonunda yahudi Don Issacar'n yanna hizmeti girdim. Beni sizin yannza verdi, gzel hanmm; ben de kendi kaderimi sizinkine baladm. Sizin banza gelenlere kendi bama gelenlerden daha ok ilgi duydum. Hatta beni biraz inelememi olsaydnz ve bir gemide can skntsn gidermek iin hikye anlatmak det olmasayd, kendi felaketlerimin szn bile etmezdim. Ne de olsa, gzel hanmm, ben ok deneyimliyim. Dnyay tanyorum. Hoa vakit geirmek isterseniz herhangi bir yolcuyu bandan geenleri anlatmaya arn. Yaamna lanet okumayan, ou kez kendi kendine insanlarn en mutsuzu olduunu sylemeyen bir tek kii bulursanz, beni, ba aa denize atn."ON NC BLMCandide, gzel Cungonde'la yal kadndan nasl ayrlmak zorunda kald.Gzel Cungonde, yal kadnn hikyesini dinledikten sonra, ona, o kratta, o deerde bir kimseye gsterilmesi gereken saygy gsterdi.neriyi kabul etti; btn yolcular, pepee servenlerini anlatmaya davet etti. Candide'le birlikte, yal kadnn hakl olduunu itiraf ettiler.Candide: ''Ne yazk ki bilge Pangloss bir auto-da-fe'de yakld. Bize karalarla denizleri kaplayan ktlkler hakknda ok gzel eyler anlatabilirdi; ben de kendimde, ona saygyla itiraz edecek kadar g bulurdum'' dedi.Herkes bandan geenleri anlatrken gemi de ilerliyordu.Buenos Aires'e yanald. Cungonde, komutan Candide ve yal kadn, Vali Don Fernando d'baraa y Figueora y Mascarenes y Lampourdos y Souza'ya gittiler. Bu beyzade, bu kadar uzun ad olan bir insana yakacak kadar azametliydi. nsanlarla, en soylu biimde yukardan bakarak konuuyordu, sesini o kadar acmaszca ykseltiyor, yle hkim bir tavr alyor, yle azametli bir hal taknyordu ki kendisine selam duranlarn onu dvecei geliyordu.

Kadnlar ise lgncasna seviyordu. Cungonde ona, imdiye kadar tand kadnlarn en gzeli grnd. lk ii, Cungonde'un, komutann kars olup olmadn sormak oldu. Bu soruyu sorarken taknd tavr, Candide'i telaa drd; gerekten kars olmad iin karmdr diyemedi; kzkardei olmad iin de kzkardeim demeye dili varmad; bu yar resmi yalan, bir zamanlar ok moda (26), yeniler iin de ok yararl olmasna ramen; ruhu, gerei gizleyemeyecek kadar saft. ''Matmazel Cungonde kendisiyle evlenme onurunu bana verecek; Efendimizden, nikhmz kymaya tenezzl etmesini rica ederiz'' dedi.Don Fernando d'baraa y Figueora y Mascarenes y Lampourdos y Souza byk bkerek ac ac gld, Komutan Candide'e gidip bln denetlemesini emretti. Candide boyun edi; vali Matmazel Cungonde'la kald. Kza ilan ak etti; ona ertesi gn ya kilisede ya da houna neresi gidiyorsa orada evlenebileceklerini syledi. Cungonde ondan, dnmek, yal kadna danmak ve karar vermek iin on, on be dakika izin istedi.Kocakar, Cungonde'a: ''Yetmi iki gbeiniz belli ama be paranz yok" dedi; "Gney Amerika'nn en gzel bykl, en byk senyrnn kars olmak elinizdeyken, bin bir tehlikeyle dolu bir gelecee mahkm olmak da neden? Bulgarlarn tecavzne uradnz; bir Yahudiyle bir engizisyon yargc ltfunuza nail oldular. Felaketler insana baz haklar verir. tiraf ederim ki, yerinizde olsaydm valiyle evlenip Komutan Candide'in geleceini gvence altna almakta hi duraksamazdm.'' Yal kadn bunlar, yann ve deneyiminin verdii tm ihtiyatla sylerken, limana kk bir geminin girdii grld; gemide engizisyon yargcyla zaptiyeler vard ve bakn neler olmutu.Yal kadn, Candide'le birlikte hzla kaan Cungonde'un parasn ve elmaslarn, Badajos ehrinde zengin bir Cordelier papaznn aldn iyi tahmin etmiti. Bu papaz deerli talardan birkan bir kuyumcuya satmak istemi. Tccar bunlarn byk engizitrn olduunu anlam. Cordelier papaz aslmadan nce bunlar aldn itiraf etmi, sahiplerinin kim olduklarn ve nereye doru gittiklerini sylemi. Zaten Cungonde'la Candide'in katklar biliniyor. Arkalarndan Cadiz'e gelmiler; zaman kaybetmeden pelerinden bir gemi gndermiler... te bu gemi, Buenos Aires limanna gelmiti bile. Bir engizisyon yargcnn karaya kaca ve byk engizitrn katillerinin aranaca haberi ortala yayld. Tedbirli kocakar ne yapmak gerektiini derhal anlad. Cungonde'a: ''Siz kaamazsnz, korkacak bir eyiniz de yok; engizitr siz ldrmediniz ya; sizi seven vali size kt davranmalarna dayanamayacaktr; kaln'' dedi. Arkasndan Candide'in yanna kotu, ona da: ''Kan, dedi; yoksa bir saat sonra yaklacaksnz.'' Kaybedilecek bir saniye bile yoktu; ama Cungonde'dan nasl ayrlmal, nereye snmal?ON DRDNC BLMParaguayl Cizvitler, Candide'le Cacambo'yu nasl karlyorlar. Candide, Cadiz'den gelirken yannda, spanya kylar ile smrgelerinde eine ok raslanan bir uak da getirmiti. Bu adam, Tucuman'da bir melezden domu drtte bir spanyol'du; kilisede ilahicilik, zangoluk, gemicilik, papazlk, posta datcl, askerlik, uaklk yapmt. Ad Cacambo idi; efendisini de ok severdi; nk o, ok iyi bir insand. ki Endls atn abucak eerledi: ''Haydi efendim, kocakarnn szn dinleyelim, gidelim ve arkamza bakmadan koalm'' dedi. Candide, gzyalar dkerek: ''Sevgili Cungonde'cuum, valinin nikhmz kyaca bir srada byle ayrlacak mydk? Dnyann bir ucundan buralara kadar getirdiim Cungonde, senin halin ne olacak?'' diye szland.Cacambo ''Ne olabilirse o olacak, dedi; kadnlar hibir zaman kendileri iin skntya dmezler; Tanr onlar kayrr; koalm.'' Candide: ''Beni nereye gtryorsun? Nereye gidiyoruz? Cungonde'suz ne yapacaz?'' diyordu. Cacambo: ''Hani St. Jacques de Compostelle Cizvitleriyle birlikte savaacaktnz; haydi gidelim onlar iin savaalm: yollar az ok bilirim, sizi onlarn lkesine gtreyim. Bulgar usul talim yaptran bir komutanlar olunca

pek sevinecekler; zengin olacaksnz; insan bir dnyada eriemedii eylere, brnde eriir. Yeni eyler grmek, yeni eyler yapmak byk bir zevktir'' dedi.Candide: ''Demek sen daha nce de Paraguay'da bulundun ?'' diye sordu. Cacambo: ''Evet, dedi; Assomption Koleji'nde mezlik etmitim, Los Padres topraklarn, Cadiz'in sokaklar gibi bilirim. Ne gzel bir lkedir oras!.. Neredeyse yz fersahtan daha genitir; otuz eyalete ayrlmtr. Orada her ey Los Padres'lere aittir; halkn ise hibir eyi yoktur.Bu, akln ve adaletin bir aheseridir. Bana gelince, ben spanya ve Portekiz krallarna kar burada savap Avrupa'da onlarn gnahlarn kartan; spanyollar burada ldrp Madrid'de cennete gnderen Los Padres'lerden daha tanrsal bir ey gremiyorum. Baylyorum ben buna; haydi yryelim; insanlarn en bahtls olacaksnz. lkelerine Bulgar usul talim bilen bir komutann geldiini renince Los Padresler ne kadar sevinecekler bilseniz.''(27)Snra gelince, Cacambo ileri karakola, bir yzbann, komutan hazretleriyle grmek istediini syledi. Byk karakola haber gnderdiler. Paraguayl bir subay, haberi ulatrmak iin komutann ayana kadar gitti. nce Candide'le Cacambo'nun silahlarn aldlar; iki Endls atn da alkoydular. ki yabanc, iki sra asker arasndan ieri alndlar; banda keli apkas, cbbesini syrm, belinde klc, elinde sngsyle komutan ba tarafta duruyordu. Bir iaret verir vermez yirmi drt asker yeni gelenlerin evresini sard. Bir avu onlara beklemek gerektiini, komutann kendileriyle konuamayacan, sayn Bapapazn, bir spanyol'un ancak kendi huzurunda azn amasna izin verdiini, lkede saatten fazla kalmasna ise izin vermediini syledi. Cacambo: ''Sayn Bapapaz nerede?'' diye sordu. avu: ''Kilisede dua ettikten sonra askerleri denetlemeye gitti" dedi: Mahmuzlarn ancak saat sonra pebilirsiniz!''. Cacambo, ''yi ama, benim gibi komutanm da alktan lyor; stelik de o spanyol deil, Almandr; Bapapaz beklerken biraz bir eyler yiyemez miyiz?'' dedi.avu hemen bu szleri komutanna iletmeye kotu. Komutan: ''Hay Allah raz olsun" dedi. "Madem ki Almanm, onunla konuabilirim; ardama getirsinler.'' Candide'i, yeilli sarl gzel stunlar, ilerinde papaan, sinek kuu, sinekcil kuu, spen tavuu ve daha bir sr ender kuun bulunduu kafeslerle ssl bir ardaa gtrdler. Altn sahanlar iinde nefis yemekler hazrlanmt. Paraguayllar gnein altnda tarlalarda tahta anaklar iinde yemek yerlerken, sayn Komutan-Rahip ardaktan ieri girdi.Bu, toparlak yzl, olduka beyaz, kanl canl, kalar kalkk, baklar diri, kulaklar pembe, dudaklar krmz, gururlu; ama ne bir spanyol'a, ne de bir Cizvit'e benzemeyen bir biimde gururlu, ok gzel bir delikanlyd. Candide'le Cacambo'ya, elkonulan silahlaryla iki Endls atn geri verdiler; Cacambo, ne olur ne olmaz diye, gzlerini onlardan ayrmadan, ardan yannda atlara yulaf yedirdi.Candide nce komutann cbbesinin eteini pt; sonra sofraya oturdular. Cizvit ona Almanca: ''Evet sayn efendimiz!'' dedi. Bu szleri sylerken ellerinde olmayan bir aknlk, bir heyecan iinde bakyorlard. ''Almanya'nn neresindensiniz? diye szn srdrd.'' Candide: ''O uursuz Vestfalya eyaletinden" dedi; "Thunder-ten-Tronckh atosunda dodum.'' Komutan: ''Ulu Tanrm! Bu nasl olur!'' diye bard. Candide: ''Ne mucize!'' diye bard. Komutan: ''Yoksa siz...?'' dedi. Candide: "olanaksz!'' dedi. kisi birden srt st dtler. '' Sayn efendimiz, siz misiniz? Siz, gzel Cungonde'un kardei ha! Siz ki Bulgarlar tarafndan ldrlmtnz! Siz Monsieur le Baron'un olu! Siz Paraguay'da bir Cizvit! Bu dnya gerekten de ok acayip! Ah Pangloss! Pangloss! Aslm olmasaydnz, imdi ne kadar sevinirdiniz!''Komutan, kesme kristalden bardaklar iinde iki sunan zenci tutsaklarla Paraguayllar savd; Tanr'ya ve St. Ignace'a bin kere kretti; Candide'i barna basyordu; yzleri gzyalaryla srsklam olmutu. Candide: ''Size, karnn

detiklerini sandnz kzkardeiniz Cungonde'un sa ve esen olduunu sylersem daha ok sevinecek, havalara uacaksnz!'' dedi. ''Nerede?'' ''Yaknnzda, Buenos Aires Valisi'nin yannda; ben de savamaya geliyordum''. Bu uzun konumada syledikleri her sz aknlk stne aknlk yaratyordu. Ruhlar, dillerinin stnde uuyor, kulaklarnda dikkat kesiliyor, gzlerinde kvlcm sayordu. Alman olduklar iin, Sayn Bapapaz' beklerken uzun zaman sofradan kalkmak bilmediler; bu arada komutan sevgili Candide'ine unlar anlatt:ON BENC BLMCandide sevgili Cungonde'unun kardeininasl ldrd?Anamla babamn ldrld, kzkardeimin rzna geildii o mthi gn, tm yaamm boyunca aklmdan kmayacak. Bulgarlar ekilince, sevgili kardeimi aradlarsa da bir trl bulamadlar; anam, babam, beni, boazlanan iki hizmeti kzla kk ocuu, atalarmn atosundan iki fersah tedeki Cizvit kilisesine gmmek iin bir arabaya koydular. Bir Cizvit bize kutsal su serpti; meer ne tuzlu eymi! Birka damlas gzme kat; papaz gz kapam krptrdm grd: elini kalbime koydu, arpntsn duydu; tedavi edildim, hafta sonra da hibir eyim kalmad. Candide'ciim, o zamanlar ne kadar gzel olduumu bilirsiniz, daha da gzelletim; onun iin kilisenin bapapaz olan Sayn Rahip Croust (28) benimle sk fk dost oldu; bana mezlik elbisesini giydirdi; biraz sonra da Roma'ya gnderildim. Byk Cizvit Bapapaz'nn, gen Alman Cizvitlerinden kurulu yeni bir papaz ordusuna ihtiyac vard. Paraguay hkmdarlar birliklerine ellerinden geldiince az spanyol Cizviti alrlar; daha hkim olduklarn sandklar yabanclar tercih ederler. Byk bapapaz, beni, gidip bu bada alacak yetenekte grd.Tirol blgesinden biri, bir de ben yola ktk. Buraya gelir gelmez de zango yamaklyla temenlie ykseldim; bugn hem albay, hem de rahibim. spanya kralnn askerlerini iddetle karlarz; onlar aforoz edip yeneceimizden emin olabilirsiniz. Tanr sizi buraya bize yardm edesiniz diye gndermi. Ama sahiden sevgili kzkardeim Cungonde bu kadar yaknlarda, Buenos Aires Valisi'nin yannda m?'' Candide ant ierek, bundan daha doru bir ey olamayacan syledi. Yeniden gzya dkmeye baladlar. Baron durup durup Candide'i kucaklamaktan kendini alamyordu; ona "kardeim", "kurtarcm" diyordu. ''Ah Candide'ciim" dedi;" belki de muzaffer olarak kente girer, kardeim Cungonde'u kurtarabiliriz.'' Candide: ''Benim de btn dileim bu; nk onunla evlenmek istiyordum, hl da istiyorum'' dedi. Baron: ''Siz ha, kstah! diye yantlad. Yetmi iki gbei belli kzkardeimle evlenmek sizin haddinize mi dm? Byle kstaha bir niyet besleyip bana sylemeye cesaret etmenizi dorusu aklm almyor.'' Bu szlerden dona kalan Candide ona yle yant verdi: ''Sayn papaz, dnyann btn gbekleri be para etmez; kzkardeinizi bir Yahudi ile bir engizitrn kollarnn arasndan aldm; bana birok ey borludur, benimle evlenmek istiyor. stat Pangloss bana her zaman insanlarn eit olduklarn sylerdi, onun iin ben de nasl olsa onunla evleneceim''. Cizvit Baron Thunder-ten-Tronckh ''Grrz apkn!'' dedi; ve ayn zamanda klcnn tersini suratna indirdi. Candide hemen kendi klcn ekip kabzasna kadar Baron Cizvitin vcuduna saplad; fakat klcn karrken de alamaya balad: "Heyhat! Tanrm," dedi; "eski efendimi, dostumu, kaynm ldrdm; dnyann en iyi insan olduum halde, bununla kii ldrm oluyorum; stelik, n ikisi de papaz.''ardan kapsnda nbet bekleyen Cacambo kotu. Efendisi ona: ''Artk bize hayatmz pahalya satmak kald," dedi; "neredeyse ardaa gelecekler, silah elde lmek gerek.'' Byle eyleri ok grm olan Cacambo hi armad; Baron'un giydii Cizvit cbbesini ald, Candide'in srtna geirdi, ona lnn drt ke apkasn verip ata bindirdi. Btn bunlar kala gz arasnda oldu. ''Drtnala gidelim, efendim; herkes sizi emirler vermeye kan bir Cizvit sanacak; onlar arkamzdan komadan da biz snr am oluruz.'' Bu szleri sylerken ve spanyolca: "Yol verin sayn

albay- papaza, yol verin!'' diye barrken umaya balamt bile...ON ALTINCI BLMki yolcuyla iki kzn, iki maymunun ve Oreillon (29) denen vahilerin balarna gelenler.Candide'le ua snr atlar; ordughta daha kimsenin Alman Cizvitinin ldnden haberi yoktu. Akgz Cacambo antasn ekmek, ikolata, sucuk, yemi ve birka ie arapla doldurmutu. Endls atlaryla, hibir yol iz bulamadklar, bilinmeyen bir lkeye daldlar. Sonunda, nlerine, yer yer rmaklarla kesilmi gzel bir ayr kt. Bizim iki yolcu hayvanlarn otlattlar. Cacambo efendisini yemee ard ve kendisi ona rnek oldu. Candide: ''Monsieur le Baron'un olunu ldrdkten, gzel Cungonde'u artk bir daha hi grmemeye mahkm olduktan sonra, nasl olur da sucuk yerim? Madem ki ondan uzaklarda, vicdan azab ve umutsuzluk iinde srneceim, sefil gnlerimi uzatmak neye yarar? Trvoux (30) gazetesi btn bunlara ne diyecek?'' diyordu.Hem byle sylyor, hem de attrmaktan geri kalmyordu. Gne nerdeyse batacakt. ki kafadar kadn sesine benzeyen sesler duydular. Bu seslerin acdan m, yoksa needen mi ileri geldiini bilmiyorlard; ama, bilinmeyen bir lkede, her eyden duyulan ekingenlikle, korkuyla yerlerinden frladlar. Bu sesler ayrn kysnda koarak kamaya alan rlplak iki gen kzdan geliyordu; iki maymun da kzlarn kaba etlerini srarak arkalarndan kouyordu. Candide zavalllarn haline pek acd; Bulgarlardan silah kullanmasn renmiti, yapraklara dokunmadan bir allktaki fnd drebilirdi. spanyol iftesini ald, ate etti, iki maymunu ldrd. ''Cacambo'cuum, ok kr u iki zavally byk bir tehlikeden kurtardm; eer bir engizitr ve bir Cizviti ldrmekle gnah ilediysem iki kzn hayatn kurtarmakla bunun karln fazlasyla dedim. Belki bunlar nemli ailelerin kzlardr; bu macerann da bize bu lkede byk yararlar dokunabilir...''Szn srdrecekti ama, iki kzn iki maymunu sevgiyle kucakladklarn, cesetlerinin zerinde hkrarak aladklarn ve ac ac bararak ortal nlattklarn grnce dili tutuldu. Sonunda Cacambo'ya: ''Dorusu ya, iyi yrekliliin bu kadarn da beklemezdim'', dedi. O da ona yle yant verdi: ''Efendim, olaanst bir i grdnz; bu hanmlarn sevgililerini ldrdnz.'' "Sevgilileri mi?! mkn m var? Benimle alay ediyorsunuz, Cacambo; size nasl inanaym?'' Cacambo: ''Benim sevgili efendim," dedi; "her zaman, her eye ayorsunuz; niin baz lkelerde hanmlarn iltifatna nail olan maymunlarn bulunmas size tuhaf geliyor? Ben nasl drtte bir spanyolsam, onlar da yar buuk insan saylrlar.'' Candide: "Heyhat!" dedi; "stat Pangloss'un vaktiyle bu gibi kazalarn olduunu ve birlemelerinden egyapanlarn, faunlarn, satirlerin (31) doduunu, ilk an birok byk adamnn bunlar grdklerini sylediini anmsyorum; ama, ben bunlar masal diye dinlemitim''. Cacambo: "Artk bunlarn gerekliine inanmsnzdr," dedi; "dzgn bir eitim grmemi insanlarn bu hayvanlar ne ilerde kullandklarn grdnz; ben bu hayvanlarn bamza bir bela karmalarndan korkuyorum.''Bu doru dnceler Candide'i, ayr brakp bir ormana dalmaya srkledi. Burada Cacambo ile akam yemeini yedi ve ikisi birden Portekizli engizitrle Buenos Aires Valisi'ne lanet okuduktan sonra, imenlerin stnde uyudular. Uyandklar zaman kmldayamadklarn hissettiler; nedeni geceleyin, o lkede yaayan Oreillonlarn aa kabuundan yaplm iplerle kendilerini balam olmalaryd; onlar o iki kz ele vermiti. Oklarla, topuzlarla, akldan baltalarla silahl, rlplak elli kadar Oreillon evrelerini sarmt; birka byk bir kazanda su kaynatyor, brleri de ileri hazrlyorlard ve hep birden: ''Bu bir Cizvittir, bu bir Cizvittir... c alacaz ve gzel bir yemek yiyeceiz; hadi Cizvit yiyelim!'' diye baryorlard.Cacambo boynunu bkerek: ''Benim sevgili efendim, ben size bu kzlar bize kt bir oyun oynayacaklar dememi miydim?'' dedi. Candide, kazanla ileri grnce: ''Bizi ya kzartacaklar, ya da

kaynatacaklar! diye bard. Ah! eitilmemi, babo insan doasnn nasl bir ey olduunu grseydi acaba stat Pangloss ne derdi? Her ey iyi, iyi ama, dorusu Matmazel Cungonde'u kaybedip Oriellonlarn elinde ie geirilmek ac bir ey!'' Cacambo hibir zaman soukkanlln kaybetmezdi. Umutsuzlua kaplan Candide'e: ''Hi umutsuzlua kaplmayn, ben bu kabilelerin dillerini biraz anlarm, onlarla konuacam'' dedi. Candide: ''zellikle, insanlar piirmenin ne byk bir vahilik olduunu, bunun Hristiyanla aykr dtn kafalarna sokmaktan geri kalmayn!'' dedi.Cacambo: ''Efendiler, dedi, demek ki bugn bir Cizvitin etini yemek niyetindesiniz; l! Elbette insan dmanlarna bundan farkl davranamaz. Gerekten, doa yasas bize, 'kendi cinsinizden olanlar ldrn' der: yeryznde herkesin yapt da budur. Biz kendi cinsimizden olanlar yemeye gerek grmyorsak, bunun nedeni, yiyecek bir sr baka gzel eyin olmasdr. Ama sizler, bizim sahip olduklarmzn tmne sahip deilsiniz. Kukusuz, insan zaferinin meyvesini kargalara kuzgunlara terk edeceine kendisi yemek ister. yi ama efendiler, herhalde siz de dostlarnzn etini yemek istemezsiniz. Bir Cizviti ileyeceinizi sanyorsunuz, halbuki kzartmasn yapmak istediiniz kimse sizin dmanlarnzn dmandr. Bana gelince, ben sizin lkenizde dodum; u grdnz zat benim efendimdir, Cizvitlikle de hi ilgisi yoktur; daha az nce, bir Cizviti ldrd. Srtndaki giysiler onun giysileri. te sizi yanltan da bu. Szlerimin doru olup olmadn anlamak isterseniz, aln elbisesini, Los Padres krallnn ilk snr kapsna gtrn; efendimin bir Cizvit subayn ldrp ldrmediini renirsiniz. Bunun iin yle uzun zaman beklemek de gerekmiyor. Eer dediklerim yalan karsa, bizi yemek her zaman elinizde; ama, eer doruysa, bize canmz balayacak kadar, kamu hukuku ilkelerini, gelenekleri, yasalar bilirsiniz.'' Oreillonlar bu szleri ok doru buldular; gerei abucak renmek iin ilerinden ileri gelen iki kiiyi setiler. ki eli zeki insanlara yakacak biimde devlerini yerine getirdiler, ok gemeden iyi haberlerle geri dndler. Oreillon'lar iki esiri zdler, onlara her trl nezaketi gsterdiler; kendilerine kzlar, serinlik verecek ikiler sundular; onlar neeyle: ''Cizvit deilmi! Cizvit deilmi!'' diye bararak lkelerinin snrlarna kadar uurladlar. Candide bu iten nasl olup da yakay syrdklarna amaktan bir trl kendini alamyordu: ''Ne millet, diyordu; ne insanlar! Ne biim detler! Eer klcm Matmazel Cungonde'un kardeine saplamam olsaydm herifler beni bal gibi yiyeceklerdi. Her neyse, saf doa iyiymi; nk bu insanlar Cizvit olmadm renir renmez beni yiyecekleri yerde bin bir iltifat ettiler.''ON YEDNC BLMCandide'le ua, Eldorado (32) lkesine nasl vardlar, orada neler grdler?Oreillonlarn snrna ulanca, Cacambo Candide'e: ''Bu yar krenin tekinden daha iyi olmadn gryorsunuz," dedi; "inann bana, en kestirme yoldan Avrupa'ya dnelim.'' Candide: "Nasl dnmeli, nereye gitmeli" dedi. "lkeme gitsem Bulgarlarla Avarlar orada herkesi boazlyorlar; Portekiz'e dnsem yaklacam; bu memlekette kalrsak her an ie geirilmek tehlikesi var. Ama, dnyann bu yar kresini, Matmazel Cungonde'un oturduu bu yar kreyi nasl terk etmeli?''Cacambo: ''Cayenne'e (33) doru dnelim," dedi; "orada dnyann drt bucana giden Franszlara rastlarz; bize yardm edebilirler. Elbet Tanr da bize acr.'' Cayenne'e gitmek kolay deildi: ne taraftan gidileceini aa yukar biliyorlard; fakat dalar, rmaklar, uurumlar, haydutlar, vahiler, her yandan kan korkun engellerdi. Atlar yorgunluktan ld; yiyecekleri bitti: tam bir ay yabani yemiler yediler; sonunda kendilerini, hayat ve umut veren, Hindistan cevizleriyle evrili kk bir rman kysnda buldular.Her zaman yal kadn kadar iyi tler veren Cacambo, Candide'e dedi ki: ''Artk gcmz kalmad, bir hayli yrdk, kyda bo bir kayk gryorum, onu Hindistan

ceviziyle dolduralm, iine atlayalm, kendimizi akntya brakalm; bir rmak, insan her zaman bir barnaa gtrr. Hoa gidecek eyler bulmasak bile yeni eyler buluruz.'' Candide: ''Haydi", dedi, "Kendimizi Tanrya emanet edelim.''Bazen iekli, bazen plak, bazen sarp kylar arasnda birka fersah yol aldlar. Irmak srekli geniliyordu; sonunda gkyzne kadar ykselen korkun kayalardan bir kemerin altnda kayboldu. ki yolcu kendilerini bu kemerin altnda sulara brakmak cesaretini gsterdiler. Burada darlaan rmak onlar korkun bir hzla, grltyle srkledi. Yirmi drt saat sonra tekrar gkyzn grdler; fakat kayklar kayalara arparak paraland. Tam bir fersah, kayadan kayaya srklendiler; sonunda almaz dalarn ereveledii geni bir ufuk grdler. Bu topraklar, gereksinim iin olduu kadar, zevk iin de ekilmi biilmiti; yararl olan her ey ayn zamanda gzeldi de. Yollar parlak bir maddeden, parlak bir biimde yaplm arabalarla dolu, daha dorusu sslyd; ok gzel erkeklerle kadnlar tayan bu arabalar, Endls'n, Tetuan'n ve Mequinez'in en gzel atlarn geride brakan iri krmz koyunlar hzla ekiyordu.Candide, ''te Vestfalya'dan daha gzel bir lke'' dedi. Rastladklar ilk kyn yaknnda Cacambo ile birlikte karaya ayak bast. Altn ilemeli yrtk giysiler giymi birka kyl ocuu, kyn alannda kaydrak oynuyordu. Bizim iki eski dnyal, onlara bakarak elendiler. Kaydrak talar, acayip bir parlt saan, olduka byk, yuvarlak, sar, krmz, yeil talard. Yolcular bunlardan birka tanesini almak hevesine kapldlar; bunlar, en k Moolistan tahtnn en byk ss olabilecek altn, zmrt, yakut paralaryd. Cacambo, "Bu ocuklar, lke kralnn kaydrak oynayan ocuklar olmal" dedi. Bu srada, ocuklar okula sokmak iin gelen ky retmeni grnd. Candide, ''te kral ailesinin eitmeni" dedi.Kk ocuklar, talarn ve oynadklar her eyi yerde brakarak oyunu kestiler. Candide bunlar toplad; eitmene doru kotu, kk prenslerin altnlarn ve deerli talarn unuttuklarn iaretlerle anlatmaya alarak onlar nezaketle kendisine vermek istedi. Ky retmeni gld ve talar yere att. Bir an hayran hayran Candide'in yzne bakt, sonra yoluna gitti.Yolcular altnlar, yakutlar, zmrtleri toplamaktan geri kalmadlar. Candide, ''Neredeyiz? diye bard; kendilerine altn ve deerli talar hor grmeyi rettiklerine baklrsa bu kral ocuklarnn ok iyi yetimi olmalar lazm.'' Cacambo da Candide kadar armt. Az ileride tek katl bir yap grdler. Kapnn nnde byk bir kalabalk, ierdeyse daha byk bir kalabalk vard. Ho bir mzik duyuluyordu, nefis bir yemek kokusu geliyordu. Cacambo kapya yaklat ve Peru diliyle konuulduunu duydu; bu onun ana diliydi. Herkes Cacambo'nun, Tucuman'da yalnzca bu dilin konuulduu bir kyde doduunu bilir. Candide'e: ''Size evirmenlik yapacam; girelim, buras bir lokanta'' dedi. Konukevinin, altn kumalara brnm, salar kurdelelerle bal iki erkek, iki de kz hizmetisi onlar sofraya oturmaya ard. Her birinde iki papaan, iki yz libre arlnda halanm bir akbaba, son derece lezzetli kzarm iki maymun bulunan drt eit orba, bir tabakta yz sinekcil kuu, bir baka tabakta da alt yz sinek kuu, ok lezzetli yahniler, nefis pastalar getirdiler; btn bunlar kesme kristal tabaklardayd. Konukevinin kz ve erkek hizmetileri bardaklara eker kamndan yaplm eitli ikiler boaltyorlard.ou tccar ve arabac ve hepsi de son derece eitimli olan konuklar, Cacambo'ya, fazla merak gstermeden saygyla baz sorular sordular; onun sorularna da kendisini doyuracak yantlar verdiler. Yemek bitince Candide gibi Cacambo da yerden topladklar byk altn paralarndan ikisini masann stne frlatarak yemek parasn deyeceini sand. Lokantann sahibiyle kars, brlerini tutarak, uzun sre katlrcasna gldler; sonunda da kendilerine geldiler. Konukevinin sahibi, ''Efendiler", dedi, "Yabanc olduunuz anlalyor; bizler yabanc grmeye alk deiliz. Bize ana

yollarmzn akl talarn para diye verdiinizi grnce gldmz iin bizi balayn. Belki sizde bizim lkemizin paras yoktur; ama burada yemek yemek iin de paraya gerek yok. Ticarette kolaylk olsun diye kurulan btn konukevlerinin giderlerini hkmet der. Burada kt bir yemek yediniz, nk buras yoksul bir kydr; ama lkenin baka yerlerinde layk olduunuz ekilde arlanrsnz.'' Cacambokonukevi sahibinin btn szlerini Candide'e aktaryor, Candide de dostu Cacambo'nun bu szleri anlatrken duyduu aknln aynn duyarak dinliyordu. kisi de, ''Dnyann baka hibir yerinde bilinmeyen, doas bizimkinden bambaka grnen bu lke acaba neresi?" diye soruyorlard. Candide,"Buras herhalde her eyin en iyi olduu lke olacak; nk elbet byle bir lke vardr. Hem stat Pangloss ne derse desin, ben Vestfalya'da her eyin ou zaman bir hayli kt olduunun farkna varmtm.'' diye dnyordu.ON SEKZNC BLMEldorado lkesinde neler grdler?Cacambo, konukevinin sahibine, kendisini aknla dren, merak ettii eylerin hepsini aklad; o da ona, ''Ben ok bilgisizim ama bundan da hi yaknmyorum; burada saraydan km bir yal adam var; o, lkemizin en bilgin, en cana yakn adamdr'' dedi. Cacambo'yu hemen o yal adamn yanna gtrd. Candide artk ikinci derece bir rol oynuyor, uann arkasndan gidiyordu. ok basit bir eve girdiler; nk kaps ancak gmten, odalarn tavanlar ise altndand; ama o kadar zevkle ilenmiti ki en zengin tavanlar bile bunlardan stn olamazd. Bekleme odas gerek zmrt ya da yakutla ilenmiti; her eyde grlen uyum bu ar yalnl gzlerden gizliyordu.Yal adam, iki yabancy, sinek kuu tylerinden yastklarla kapl bir sedirde kabul etti; onlara elmas kadehler iinde ikiler sundu; ondan sonra da u szlerle meraklarn giderdi:''Yetmi iki yamdaym; kraln seyisi olan rahmetli babamdan, Peru'da tank olduu hayret verici ayaklanmalar dinledim. Bulunduumuz lke, buradan, dnyann bir blmn istila etmek iin kan, sonunda spanyollar tarafndan yok edilen Inkalarn eski yurdudur.Bu ailenin anayurtta kalan hkmdarlar daha akll ktlar; milletin rzasn aldktan sonra, kk lkemizden hi kimsenin dar kmamas iin emir verdiler; ite saflmz ve zenginliimizi korumamz salayan da bu oldu. spanyollarn bu lke hakknda kesin bir bilgileri yoktur; buraya Eldorado adn verdiler; hatta Chevalier Raleigh (34) adnda bir ngiliz, aa yukar yz yl nce buralara kadar gelebilmiti; fakat yanalmaz kayalar ve uurumlarla evrilmi olduumuzdan, topramzn akllaryla amurunu anlalmaz bir hrsla arayan, bunlar elde etmek iin de en son bireyimize kadar bizi ldrmeyi gze alan Avrupa milletlerinin yrtclndan imdiye kadar kurtulduk.''Konuma uzun srd; hkmet biimi, gelenekler, kadnlar, genel elenceler ve sanatlar zerine syleildi. Metafizie kar her zaman ilgi duyan Candide, Cacambo'nun yardmyla bu lkenin bir dini olup olmadn sordu. Yal adam biraz kzard. ''Bundan nasl kuku duyabilirsiniz?" dedi. "Bizi nankr m sanyorsunuz?'' Cacambo utanarak, Eldorado dininin ne olduunu sordu. Yal adam yine kzard. ''Baka baka dinler olabilir mi?", dedi. "Sanrm bizim de, herkesin dini gibi bir dinimiz var; akamdan sabaha kadar Tanrya taparz.'' Candide'in kukularna tercman olmaya devam eden Cacambo: ''Siz yalnzca bir Tanrya m taparsnz?'' diye sordu. Yal adam: ''Tabii deil mi ya," dedi; "Tanr ne iki, ne de drt tanedir. Dorusu ya, sizin dnyanzda yaayanlar ok acayip sorular soruyorlar.'' Candide bu iyi yal adama soru sordurmaktan bkmyordu; Eldorado'da Tanrya nasl dua edildiini renmek istedi. yi ve sayn bilgin: ''Biz Tanrya hi dua etmeyiz ki," dedi; "ondan isteyecek hibir eyimiz yok; bize gereken her eyi vermi; biz kendisine durmadan krederiz.'' Candide papazlar grmek hevesine kapld; nerede olduklarn sordurdu. yi yal adam glmsedi: ''Dostlarm," dedi; "biz hepimiz papazz; kral ve btn aile reisleri her

sabah trenle ilahiler sylerler; be alt bin kiilik bir saz heyeti de onlara elik eder.'' ''Nasl? Sizin ders veren, tartan, yneten, kavga eden ve kendi dncelerinde olmayan kimseleri yaktran papazlarnz yok mu?'' Yal adam: ''Btn bunlar yapmamz iin deli olmamz gerekir," dedi. "Burada hepimiz ayn dncedeyiz, sizin papazlarla ne kastettiinizi anlamyoruz.'' Candide btn bu szlerin karsnda kendinden geiyor, iinden: ''Buras Vestfalya'dan ve Monsieur le Baron'un atosundan ne kadar farkl bir yer," diyordu. Dostumuz Pangloss, Eldorado'yu grm olsayd artk Thunder - ten - Tronckh atosunun dnyann en iyi yeri olduunu sylemezdi; u kesin ki insan yolculuk yapmal!''Bu uzun konumadan sonra iyi yal adam, alt koyunlu bir araba hazrlatt ve uaklarndan on ikisini kendilerini saraya gtrmek zere onlarn emrine verdi. ''Yallm sizinle birlikte gelmeme izin vermedii iin beni balayn, dedi; kral sizi honut kalacanz biimde kabul edecektir; lkemizin detleri arasnda hounuza gitmeyenler olursa elbette bunu da ho grrsnz.'' Candide'le Cacambo arabaya bindiler. Alt koyun adeta uuyordu; drt saatten daha ksa srede, hkmet merkezinin bir ucunda bulunan kral sarayna vardlar. Kap iki yz yirmi ayak yksekliinde ve yz ayak geniliindeydi; hangi maddeden yaplm olduunu bilmek olanakszd. Yalnzca, altn ya da deerli ta dediimiz akl talarndan ve kumlardan ne kadar stn olduu aka grlyordu.Candide ile Cacambo'yu arabadan inerken muhafz alayndan yirmi gzel kz karlad; konuklar hamama gtrdler, sinek kuu tynden yaplm giysiler giydirdiler; bundan sonra sarayn yksek rtbeli kadn ve erkek subaylar onlar, olaan tren gereince her biri bin kiilik iki sra mzisyenin arasndan geirerek hkmdarn dairesine gtrdler. Tahtn bulunduu salona yaklanca Cacambo, yksek rtbeli bir subaya, hkmdar nasl selamlamak gerektiini, nnde diz mi kmek, yoksa yzkoyun yere mi kapanmak; elleri ba stne mi, yoksa arkaya m koymak; salonun tozunu mu yalamak lazm geldiini, ksaca, trenin nasl yerine getirileceini sordu. Yksek rtbeli subay; ''Tren gereince, kral kucaklamak ve her iki yanandan pmek gereklidir" dedi. Candide'le Cacambo kendilerini akla gelebilecek btn iltifatlarla karlayan ve nezaketle yemee aran kraln boynuna atldlar.Yemek zamanna kadar onlara kenti, gklere kadar ykselen kamu yaplarn, binlerce stunla ssl pazar yerlerini, ar su emelerini, karanfil ve tarn kokusuna benzer bir koku karan bir tr deerli tala deli byk alanlarda eker kamndan yaplm ikilerin hi durmadan akt emeleri gsterdiler. Candide, adalet saray ile parlamentoyu grmek istedi; kendisine byle eyler olmadn, kimsenin kimseyi dava etmediini sylediler. Cezaevi olup olmadn sordu; hayr dediler. Onu en ok artan ve en ok sevindiren ey, iinde, batan aa matematik ve fizik aletleriyle dolu iki bin ayak uzunluunda bir galeri bulunan bilgiler saray oldu.leden sonra, kentin aa yukar binde birini gezdiler ve yeniden kraln yanna dndler. Candide, hkmdarla ua Cacambo'nun ve bir ok bayann arasnda sofraya oturdu. Hibir zaman bu kadar gzel yemek yememi, hibir zaman hkmdarn yemekte syledii nkteli szlere benzeyen szler duymamt. Cacambo kraln nktelerini Candide'e anlatyordu, bunlar evrildikleri zaman bile ayn gzellii koruyorlard. Candide'i artan eyler arasnda en ok artan da buydu. Bir ay konukevinde kaldlar. Candide, Cacambo'ya hi durmadan: ''Dostum, diyordu; bir kere daha syleyeyim, doduum atonun bu lke deerinde olmad doru; ama ne de olsa burada Matmazel Cungonde yok; phesiz sizin de Avrupa'da bir sevgiliniz vardr. Burada kalrsak herkesten bir farkmz olmayacak; halbuki Eldorado akllaryla ykl yalnzca on koyunla bizim dnyaya dnersek, krallarn hepsinden daha zengin oluruz; artk engizitrlerden de korkumuz kalmaz ve Matmazel Cungonde'u alabiliriz.''Bu szler, Cacambo'nun houna gitti: nsan,

gezmeyi, tandklarnn yannda vnmeyi, yolculuklarnda grdklerini anlatmay o kadar sever ki, bizim iki mutlu kiimiz de, artk daha fazla mutlu olmamaya, gitmek iin hkmdardan izin istemeye karar verdiler. Kral onlara: ''Budalalk ediyorsunuz, dedi; lkemin abartlacak bir yannn olmadn biliyorum; fakat insan bir yerde yle byle rahat etti mi, orada kalmal. Yabanclar burada alkoymaya hakkm yok kukusuz; bu, detlerimizde de, yasalarmzda da yeri olmayan bir zalimlik olur; btn insanlar zgrdr; cannz ne zaman isterse o zaman gidin; ama k ok gtr. Kayalardan oluan kemerlerin altndan geerek mucize kabilinden atnz o korkun dereden yukar kmak olanakszdr. lkemi evreleyen dalarn on bin ayak ykseklii vardr; duvar gibi diktirler: Her birinin genilii de on fersahtan fazladr; buralardan aa ancak uurumlardan inilir. Ama madem ki gitmek istiyorsunuz, sizi rahat gtrsn diye mhendislerime bir makine yapmalarn emredeceim. Sizi dalarn arkasna ulatrdktan sonra hi kimse sizinle gelemez; nk milletim dalarn evresinden kmamaya ant imitir; antlarn bozmayacak kadar da bilgedirler. Hounuza giden ne varsa benden isteyin.'' Cacambo: ''Efendimizden lkenizin tayla toprayla ve biraz da yiyecekle ykl birka koyun istiyoruz'' dedi. Kral gld: ''Topramza, bu sar amura kar siz Avrupallarn nasl bir istek duyduunuzu anlamyorum; bununla birlikte, istediiniz kadar gtrebilirsiniz: hakknzda hayrl olsun!'' dedi.Kral mhendislerine, bu iki garip insan, lkeden dar karmak iin bir makine yapmalarn emretti. En iyi bin fiziki bu i iin alt; makine on be gn iinde bitti ve lkenin parasyla yirmi milyon sterline mal oldu. Candide'le Cacambo'yu makinenin zerine oturttular; makinede, dalar atktan sonra binsinler diye, eerlenmi iki iri krmz koyun, erzak ykl yirmi koyun, memleketin en nadide rnlerinden armaanlar ykl otuz koyun ve nihayet altn, deerli ta ve elmas ykl elli koyun vard. Kral, iki kafadar sevgiyle kucaklad. Yolcularn yola kmalar ve koyunlarla birlikte dalarn tepelerine doru ustalkla ykselmeleri ok gzel bir grntyd. Mhendisler onlar esenlie kardktan sonra izin istediler; bundan sonra da Candide'in, koyunlarn gtrp Matmazel Cungonde'a armaan etmekten baka bir istei, amac kalmad. ''Matmazel Cungonde'u elde etmek iin Buenos Aires Valisi'ne verecek kadar paramz var. Cayenne'e doru yola koyulalm, vapura binelim, hangi lkeyi satn alabileceimizi sonra dnrz'' dedi. ON DOKUZUNCU BLMSurinam'da balarna neler geldi?Candide, Martin'le nasl tant?Bizim yolcularn ilk gn olduka gzel geti. Asya, Avrupa ve Afrika'nn bir araya getiremeyecei kadar byk bir servet sahibi olduklar dncesi onlar cesaretlendiriyordu. Heyecana kaplan Candide aalarn stne Cungonde'un adn yazd. kinci gn koyunlardan ikisi bataklklara sapland ve srtlarndaki yklerle orada kald; bir ka gn sonra iki koyun daha yorgunluktan ld; daha sonra bir lde yedi sekiz koyun alktan ld; birka gn sonra koyunlardan birou uuruma yuvarland. Sonunda, yz gnlk bir yryten sonra ellerinde yalnzca iki koyun kald. Candide, Cacambo'ya "Dostum dedi; u dnya nimetleri bakn ne kadar geici eyler; Matmazel Cungonde'a kavumann mutluluu, bunun nimeti kadar dayankl hibir ey yok bu dnyada!" Cacambo: "Dorusu yle," dedi; "bununla birlikte elimizde spanya kralnn bile hibir zaman sahip olamayaca kadar byk bir servetle iki koyun daha var; uzaklarda da Hollandallara ait olduunu sandm bir kent gryorum; galiba Surinam olacak. Aclarmz sona eriyor, mutluluumuz da yeniden balyor."Kente yaklanca, srtndaki tek giysi ancak yars kalm mavi bezden bir don olan yere serili bir zenci grdler; zavallnn sol bacayla sa eli yoktu. Candide ona Hollanda diliyle: "Hey Allah'm" dedi. "Bu feci durumda burada ne yapyorsun?" Zenci: "Efendim olan nl tccar Vanderdendur'u bekliyorum" diye yant verdi. Candide: "Seni bu

hale sokan efendin Vanderdendur mu?" diye sordu. Zenci: "Evet efendim; burann deti byle; elbise olarak bize ylda iki kez, bezden bir don verirler; eker fabrikasnda alrken parmamz deirmen tana kaptrrsak elimizi keserler; kamak istersek bacamz keserler: ben bu iki felakete de uradm. te siz Avrupa'da bu sayede eker yiyorsunuz. Bununla birlikte anam beni Guyana kylarnda on Patagon akesine satarken bana: "Sevgili olum, demiti; tanrlarmz kutsa, onlara her zaman tap; onlar da seni mutlu yaatrlar. Beyaz efendilerimizin esiri olmak erefini kazanyorsun; bunu yapmakla da anann, babann mutluluunu salyorsun." Onlarn mutluluunu salayp salamadm bilmem, ama onlar benim mutluluumu salamadlar. Kpekler, maymunlar ve papaanlar bizden bin kat iyidirler; beni Hristiyan yapan Hollandal din adamlar, her pazar gn ayinde, beyaz siyah, hepimizin dem babamzn ocuklar olduumuzu sylyorlar. Ben soyaac uzman deilim, ama eer bu vaizler doru sylyorlarsa hepimiz amca ocuklaryz. imdi siz syleyin, insan akrabasna bundan daha feci bir davranta bulunabilir mi?"Candide: "Ey Pangloss!" diye bard; "sen bylesine bir faciann olabileceini hic dnmemitin ; artk olan oldu; sonunda senin iyimserliinden vazgemem gerekecek!" Cacambo: "yimserlik de neymi"? diye sordu. Candid "Heyhat!" dedi; "iyimserlik, insann kt bir durumdayken her eyin iyi olduunu ileri srmek lgnlna tutulmasdr." Sonra zenciye bakarak gzyalar dkt ve alayarak Surinam'a girdi. lk sorduklar ey, limanda, Buones Aires'e gidecek bir geminin bulunup bulunmad oldu. Bavurduklar adam spanyol bir kaptand. Herif onlarla esasl bir pazarlk yapmak istiyordu. Bir meyhanede bulumak zere ayrldlar. Candide'le sadk Cacambo iki koyunla birlikte kaptan orada beklemeye gittiler. ini dkmekten zevk alan Candide balarndan geen eyleri spanyola anlatt; ona, Matmazel Cungonde'u karmak istediini de syledi. Kaptan: "Sizi Buenos Aires'e gtrmekten ekinirim," dedi; "beni de asarlar, sizi de. Gzel Cungonde, valinin gzdesidir." Candide yldrmla vurulmua dnd; uzun uzun alad; nihayet Cacambo'yu bir kenara ekti: "Bana bak, azizim, dedi; imdi ne yapacaksn, biliyor musun? Senin de, benim de ceplerimizde be alt milyonluk elmas var; sen benden daha beceriklisin; Buenos Aires'e git, Mademoisselle Cungonde'u al, getir; vali glk karrsa kendisine bir milyon ver; raz olmazsa iki milyon ver. Engizitr sen ldrmediin iin, senden ekinmezler. Ben de bir baka gemi hazrlatrm; gider seni Venedik'te beklerim; oras Bulgarlardan, Araplardan, Yahudilerden ve engizitrlerden korkulmayan zgr bir lkedir." Cacambo bu akllca karar alklad. Samimi bir dost haline gelen iyi bir efendiden ayrlmak gcne gidiyordu; ama ona yararl olmann zevki ondan ayrlmann acsna stn geldi. Gzya dkerek kucaklatlar. Candide ona, yal kadn unutmamasn salk verdi. Ayn gn Cacambo yola kt. u Cacambo ne iyi adamd!..Candide bir sre daha Surinam'da kald; baka bir kaptann, kendisini ve iki koyununu talya'ya gtrmesini bekledi. Uaklar tuttu, uzun bir yolculuk iin gereken eyleri satn ald; sonunda byk bir geminin sahibi olan Bay Vanderdendur gelip onu buldu. Candide: "Beni, adamlarm, eyam ve u iki koyunumu dorudan doruya Venedik'e gtrmek iin ne istiyorsun?" diye sordu. Kaptan on bin kurua raz oldu. Candide hi duraksamad.Uyank Vanderdendur kendi kendine: "O, o!" dedi. "u yabanc bir rpda on bin kuru veriyor.. ok zengin olmal." Biraz sonra geri dnerek yirmi bin kurutan aa yola kamyacan syledi. Candide: "Peki, yirmi bin olsun," dedi; "veriyorum." Tacir alak sesle: "Vay canna! Bu adam on bini nasl veriyorsa yirmi bini de yle rahat veriyor" dedi ve Venedik'e otuz bin kurutan aa gtremeyeceini syledi. Candide: "Peki, otuz bin olsun" dedi. Hollandal tacir kendi kendine: "O, o!" dedi; "otuz bin kuru bu adama vz geliyor; kesinlikle bu iki koyun byk bir servet ykl; fazla srar etmeyelim, nce otuz bin kuruu

alalm, sonra gereine bakarz." Candide, en k kaptann istedii paradan daha deerli olan iki kk elmas satt; kaptann parasn pein verdi. ki koyun gemiye bindirildi. Candide, limanda bulunan gemiye gitmek iin bir kaya bindi; kaptan da frsattan yararland, yelkenleri iirdi ve demir ald; rzgr da ileri kolaylatrd. lgna dnen Candide ok gemeden gemiyi gzden kaybetti. "Heyhat! te eski dnyaya lyk bir dolap!" diye bard. Ac iinde kvranarak kyya dnd; ne de olsa yirmi hkmdar zengin edebilecek bir servet kaybetmiti.Hollandal yargcn evine gitti; biraz heyecanlanm olduu iin kapy hzla ald; ieri girdi, bana gelenleri anlatt ve gereinden biraz fazla bard. Yarg, kard grltden dolay Candide'e on bin kuru detmekle ie balad. Sonra onu sabrla dinledi, tacir dner dnmez ii aratracana sz verdi; Danma creti olarak on bin kuru daha ald.Bu olup bitenler Candide'i bsbtn umutsuzlua drd; gerekte bundan bin kere daha ac felaketlerle karlamt; ama yargcn ve parasn alan kaptann soukkanllklar onu zvanadan kard, derin bir kedere drd. nsanlarn ktl btn irkinliiyle kafasnda canlanyor, aklna yalnzca kt eyler geliyordu. Sonunda bir Fransz gemisi Bordeaux'ya hareket etmek zere olduundan, Candide'in de gemiye bindirecek elmas ykl koyunlar olmadndan, gemide tam fiyatla bir kamara kiralad ve eyaletin en mutsuz ve durumundan en ok nefret eden adam olmas kouluyla, kendisiyle birlikte yolculuk etmek isteyen namuslu bir insana yol ve yiyecek masraflarndan baka iki bin kuru da vereceini kentte ilan etti.Bir donanmann alamayaca kadar istekli kii kt. Candide, en gsterililer arasndan birini semek istediinden, hepsi tercihe lyk olduklarn iddia eden ve sz sohbeti yerinde yirmi kii ayrd. Onlar bulunduu konukevine ard, kendisine en ok acnacak halde grneni ve hakl olarak halinden en ok ikyet edeni seeceine, dierlerine de bir miktar para deyeceine sz vererek herkesin bandan geenleri olduu gibi anlatmasn art koup hepsine yemek yedirdi.Toplant sabahn drdne kadar srd. Candide bu maceralar dinlerken, Buenos Aires yolunda yal kadnn sylediklerini ve gemide, bana byk felaketler gelmemi kimsenin bulunmadna dair girdii bahsi hatrlyordu. Kendisine anlatlan her macerada Pangloss'u dnyordu. "u Pangloss," diyordu, "kuramn kantlamakta hayli glk ekerdi. Burada olmasn isterdim. Her ey olabilecei kadar iyiyse, bu kesinlikle yalnzca Eldorado da byledir, dnyann geri kalan yerlerinde deil..." Sonunda Amsterdam kitaplar iin on yl alm zavall bir bilginde karar kld. (35) Anlattklarn dinleyince, dnyada bunun kadar iren bir meslek bulunmad sonucuna vard.Zaten iyi bir adam olan bu bilgini, kars soyup soana evirmi, olu dvm ve bir Portekizli'ye kaan kz da yzst brakmt. imdiyse ekmek parasn karabildii kk bir ii de elinden almlard. Surinam'daki papazlar da, Socinien (36) diye kendisini hi rahat brakmyorlard. Dorusunu isterseniz tekiler de en az onun kadar talihsizdiler; ama Candide, bilginin kendisini yolda avutacan umuyordu. Seilenin rakibi olan dier adaylar Candide'in kendilerine byk bir hakszlk ettiine inanyorlard; ama Candide, her birine yzer kuru vererek hepsinin gnln ho etti. YRMNC BLMCandide'le Martin'in denizde bana gelenler.Bylece Martin adndaki yal bilgin, Candide'le birlikte Bordeaux'ya gitmek zere gemiye bindi. kisi de ok grm, ok geirmi kiilerdi. Gemi mit Burnu'ndan geerek Surinam'dan Japonya'ya bile gitse, her ikisinin de btn yol boyunca maddi ve manevi aclar zerine konuacak eyleri vard.Yine de Candide'in Martin'e byk bir stnl varsa, o da, Matmazel Cungonde'u grmekten hi umudunu kesmemesiydi; Martin'in ise hibir umudu yoktu. Ayrca Candide'in altnlar, elmaslar vard; dnyann en byk servetleriyle ykl yz krmz koyun kaybetmi olmasna, Hollandal kaptann dzenbazl iine dert olmakta devam

etmesine ramen, cebinde kalanlar dndke, hele yemekten sonra Cungonde'dan sz atka Pangloss'un iyimserliine akl yatar gibi oluyordu.Bilgine: "Ya siz Bay Martin," dedi; "btn bunlar hakknda ne dnyorsunuz? Maddi, manevi ktlk zerindeki dnceniz nedir?" Martin: "Efendim," diye yantlad; "papazlarm beni Socinien olmakla suladlar; ama gerekte ben Mani dinindenim." (Manicheen) (37) " Candide: "Benimle alay ediyorsunuz, dnyada artk Mani dininden kimse kalmad" dedi. Martin: "Ben varm," dedi; "ne yapacam bilmiyorum ama baka trl de dnemiyorum." Candide: "yleyse sizin iinizde eytan var" dedi. Martin "eytan bu dnyann ilerine o kadar ok karyor ki, her yerde bulunduu gibi benim vcudumda da bulunabilir" diye karlk verdi. "Ama, itiraf ederim ki u yerkreye, daha dorusu yerkrecie gz attm zaman Allah'n onu ktlk eden bir varln eline braktn dnyorum; tabii Eldorado her zaman bu genellemenin dnda kalyor. Yanbandaki kentin yok olmasn istemeyen bir aile hemen hemen hi grmedim. Her yerde zayflar nlerinde srndkleri gllerden nefret ederler, gller de onlara yn ve eti satlk srler gibi davranrlar. Daha namuslu bir i olanaklar bulunmad iin, talim grm bir milyon katil, ekmeini kazanmak amacyla Avrupa'nn bir ucundan br ucuna giderek dzenli bir biimde adam ldrr, haydutluk eder; bar iinde yaar gibi grnen sanatlarn gelitii kentlerdeki insanlar, kuatlm bir ehrin urad felaketten duyulan acdan ok, haset, gaile ve kuku iinde kvranrlar. Gizli aclar genel felaketlerden daha acdr. Szn ksas, o kadar ok ey grdm ve o kadar ok ektim ki Mani dininden oldum."Candide: "Btn bunlara karn, u dnyann iyi yanlar da var" dedi. Martin: "Olabilir, ama ben bilmiyorum." diye yantlad.Bu tartmann ortasnda bir top sesi duyuldu. Grlt gittike artt. Herkes drbnn ald. Aa yukar mil uzakta iki geminin savaa tututuu grld. Rzgr bu gemilerin ikisini de Fransz gemisine o kadar yaklatrd ki gemidekiler sava gzelce seyretmek zevkine erdiler. Sonunda gemilerden biri tekine yle derinden ve yle isabetli bir darbe vurdu ki, ona denizin dibini boylatt. Candide'le Martin, batan geminin gvertesinde yz kadar insan grdler; hepsi ellerini gkyzne doru kaldryor, korkun sesler karyorlard; bir anda her ey denize gmld.Martin: "te, dedi; grdnz ya, insanlar birbirlerine nasl davranyorlar!.." Candide "Bu ite eytann parma olduu kesin..." dedi. Bunlar sylerken, geminin yannda, ne olduu belli olmayan ak krmz bir eyin yzdn grd. Bunun ne olduunu anlamak iin denize bir filika indirdiler: Bu Candide'in koyunlarndan biriydi. Candide'in koyununu bulmaktan duyduu keyif, hepsi Eldorado'nun byk elmaslaryla ykl yz koyununu kaybettii zaman duyduu acdan daha bykt.Fransz kaptan ok gemeden, su yznde kalan geminin bir spanyolun, batan geminin ise bir Hollandal korsann olduunu anlad; Candide'i soyup soana eviren ite bu korsand. Alak herifin alm olduu byk servet kendisiyle birlikte batm ve bir tek koyun kurtulmutu. Candide, Martin'e: "Gryorsunuz ya," dedi; "su her zaman cezasz kalmyor; u alak Hollandal gemici layk olduu cezay buldu." Martin: "Evet ama," dedi; "gemisine ald yolcularn lmesi mi gerekiyordu ? Tanr o dolandrcy cezalandrd, ama tekileri de eytan bodu." Fransz gemisiyle spanyol gemisi her eye karn yollarna devam ettiler; Candide de Martin'le konumay srdrd. On be gn, boyuna tarttlar; on beinci gnn sonunda da ilk gnknden fazla anlaabilmi deillerdi. Fakat ne de olsa konuuyorlar, dncelerini birbirlerine sylyorlar, avunuyorlard. Candide, koyununu okuyor: "Madem ki seni buldum," diyordu; "elbette Cungonde'u da bulurum."YRM BRNC BLMCandide ile Martin, dne konua Fransakylarna yaklayorlar.Sonunda Fransa kylar grnd. Candide: "Bay Martin, hi Fransa'da bulundunuz mu?" diye sordu. Martin: "Evet," dedi; "birok eyaletini dolatm. Nfusunun

yars deli olan eyaletler var; bazlarnn halk ok kurnaz, bazlarnnki ise olduka saf, olduka aptal; bazlarnda zerafet sergileniyor; ama hepsinde birinci i ak, ikincisi dedikodu, ncs de gevezelik." "yi ama Bay Martin, Paris'i grdnz m?" "Evet, Paris'i de grdm; orada btn bunlarn hepsi birden var; oras herkesin zevk peinde kotuu, sanrsam da bulamad karma kark bir yer. Paris'te ok az kaldm; daha ayak basar basmaz, St. Germain panayrnda yankesiciler nem var nem yok hepsini aldlar. Beni hrsz sandlar, sekiz gn cezaevinde kaldm; ondan sonra da yaya olarak Hollanda'ya dnebilecek kadar para kazanmak iin bir basmevinde dzeltmenlik yaptm. Yazarlar gruhunu, dedikoducu bilgiler gruhunu, meczuplar gruhunu, hepsini tandm. Bu ehirde ok iyi eitilmi insanlarn bulunduunu sylyorlar; buna inanmak isterdim."Candide: "Benim Fransa'y grmeye hi merakm yok," dedi; "bir ay Eldorado'da kaldktan sonra insann dnyada Matmazel Cungonde'u grmekten baka bir arzusu olamayacan tahmin edersiniz; onu Venedik'te bekleyeceim; Fransa'dan, talya'ya gitmek iin geeceiz; benimle gelmeyecek misiniz?" Martin: "Memnuniyetle," diye yant verdi; Venedik'in yalnz Venedikli soylular iin gzel olduunu, ama eer zenginlerse yabanclarn da iyi kabul grdn sylerler. Benim param yok, sizin var; nereye gitseniz arkanzdan geleceim." Candide: "Aklmdayken unu da soraym," dedi; "kaptann o koca kitabnda yazld gibi btn dnyann balangta bir deniz olduuna inanyor musunuz? " (38) Martin: "Hibir eye inandm yok," dedi; "son zamanlarda anlatlan masallara da inanmyorum." Candide: "Peki, bu dnya neden kurulmu?" diye sordu. Martin: "Bizi kudurtmak iin," diye yantlad. Candide devam etti: "Oreillonlar lkesinde karlatmz, size maceralarn anlattm iki kzn iki maymunla sevimesi tuhafnza gitmedi mi?" Martin: "Hi de gitmedi," dedi; "bu tutkunun tuhaflk neresinde? Ben yle olaanst eyler grdm ki, artk olaanst ey kalmad." Candide: "nsanlarn bugnk gibi her zaman birbirlerini ldrm olduklarn, her zaman onlarn byle yalanc, hilekr, hain, nankr, haydut, zayf, vefasz, alak, kskan, obur, sarho, hasis, hrsl, katil, dedikoducu, serseri, tutucu, iki yzl ve budala olduklarn m sanyorsunuz?" diye sordu. Martin: "Atmacalarn her zaman gvercin bulsalar yiyeceklerine inanr msnz?" dedi. Candide: "Elbette!" diye yantlad. Martin: "O halde, madem ki, atmacalar hi huylarn deitirmemiler, niin insanlarn huy deitirmesini istiyorsunuz?" dedi. Candide: "Yo..... dedi, arada ok fark var, nk..." Bylece birtakm dnceler ileri srerek Bordeaux'ya vardlar.YRM KNC BLMCandide'le Martin'in Fransa'da balarna gelenler.Candide, Bordeaux'da ancak Eldorado'nun talarndan birkan satacak ve iki kiilik rahat bir araba bulacak kadar kald; nk artk filozof Martinsiz edemiyordu. Yalnzca, Bordeaux'da, Bilimler Akademisi'ne brakt koyunundan ayrlrken ok zld. Akademide o yl alan yarmann konusu olarak, bu koyunun postunun niin krmz olduu sorusunu ortaya koydu; dl, "A art B eksi" denklemiyle koyunun krmz olmas gerektiini ve sakadan leceini kantlayan kuzeyli bir bilgine verildi (39).Bu srada, yoldaki meyhanelerde grd btn yolcular Candide'e: "Paris'e gidiyoruz" diyorlard. Herkesin oraya gitmeye byle can atmas, sonunda onda da bakenti grme istei uyandrd; kald ki bu yzden Venedik yolundan pek uzak dm de olmayacakt.Kente, St. Marceau d mahallesinden girdi; kendini Vestfalyann en kt kylerinden birinde sand.Candide kalaca pansiyona varr varmaz, yorgunluktan hafif bir hastala yakaland. Parmanda iri bir elmas ve arabasnda ok ar bir ekmece grdklerinden, armad halde yannda hemen iki doktor, peini brakmayan birka "iten" dost ve orbasn stan iki efkatli dindar kadn beliriverdi. Martin: "Ben de ilk geliimde Paris'te hastalanmtm" dedi;" ok yoksuldum; bunun iin de ne dostum, ne bana efkatle bakacak kimsem, ne de doktorum vard: ama sonunda iyi

oldum."Sonunda o kadar ok ila verdiler ve o kadar ok kan aldlar ki Candide'in hastal ciddileti. Mahallenin eskilerinden biri gelip ondan, diller dkerek teki dnyada hamiline denmek zere bir senet istedi (40). Candide anlamazlktan geldi; dindar kadnlar bunun yeni bir moda olduunu sylediler. Martin, herifi pencereden aa atmak istedi. Softa bu durumda, Candide'in lnce gmlmeyeceine yeminler etti. Martin de kendilerini rahatsz etmeye devam ederse softay gmdreceine yemin etti. Kavga kzt: Martin herifi omuzlarndan yakalad, kap dar etti; bu da, tutanaklara geen byk bir rezaletin kmasna yol at.Candide iyi oldu; iyileme dneminde de sofras hi konuksuz kalmad. Byk paralarla kumar oynanyordu. Candide, o kadar iskambil kart arasnda aslarn niin kendisine gelmediine ayor, Martin ise bunu gayet doal buluyordu. Candide'e kenti gezdirenler arasnda Prigordlu kk bir abb (41) vard; bu, her an emre hazr, her zaman akgz, her zaman ie yarar, kstah, dalkavuk, arabulucu, yabanclarn yolunu kollayan, onlara toplum hayatnn dedikodularn anlatan ve her keseye uygun elenceler neren adamlardan biriydi. Herif, Candide'le Martin'i nce tiyatroya gtrd. Burada yeni bir tragedya (42) oynanyordu. Candide birka zppenin yanna dt. Bu onun, mkemmel oynanan sahnelerde alamasna engel olmad. Yanndaki bilgilerden biri perde arasnda ona: "Alamakla ok hata ediyorsunuz," dedi. "Bu bayan oyuncu ktnn ktsdr, onunla oynayan erkek oyuncuysa ondan da kt; oyunsa oyunculardan da beterdir. Yazar tek kelime Arapa bilmez, oysa olay Arabistan'da geer; stelik, doutan inansz bir adamdr. Yarn size, ona saldran yirmi cilt kitap getiririm". Candide, abb'ye: "Baym," dedi, "Fransa'da ka tiyatro oyunu var?" Abb yle yantlad: "Be ya da alt bin". Candide: "Ne de ok", dedi; "Peki, bunlarn ka iyi oyundur?" Beriki: "On be ya da on alts", diye yantlad. Martin: "Ne okmu!" dedi.Ara sra oynanan olduka tatsz bir tragedyada, Kralie Elisabeth (43) roln oynayan bir kadn oyuncu Candide'in ok houna gitti. Martin'e: "Bu oyuncu ok houma gidiyor; Matmazel Cungonde'u andryor; onunla tanmak isterim" dedi. Prigordlu abb, Candide'i kadnn evine gtrmeyi nerdi. Almanya'da bym olan Candide, grg kurallarnn burada nasl olduunu, Fransa'da ngiltere kralielerine nasl davranldn sordu. Abb: "unu ayrt etmek gerek," dedi. "Tarada onlar meyhaneye gtrrler; Paris'te ise gzel kaldklar srece sayg gsterirler, ldklerinde de genel bir mezarla atarlar." Candide: "Kralieleri genel mezarla m atarlar?" diye sordu. Martin: "Evet dorudur" dedi. "Sayn abbnin hakk var; Matmazel Monime (44), deyim uygunsa, bu dnyadan brne gt zaman Paris'teydim; bu adamlar cenaze treni yaplmasna, yani mahallenin btn serserileriyle birlikte kadnn da korkun bir mezarlkta rmesine engel oldular. Btn dostlarndan ayr, yalnz bana, Bourgogne sokann bir kesine gmdler. Her halde ruhu bundan ok ac ekmitir. nk soylu dnceleri olan bir kadnd". Candide, "Bu, byk bir terbiyesizlik" dedi. Martin, "Ne yapalm, dedi. Bu insanlar da byle yaratlmlar... Mmkn olan btn aykrlklar, btn uygunsuzluklar dnn, bunlarn hepsini bu tuhaf halkn hkmetinde, mahkemelerinde, kiliselerinde ve elence yerlerinde grrsnz". Candide, "Paris'te insanlarn her zaman gldkleri doru mudur?" dedi. Abb, "Dorudur," dedi. "Ama ac ac. nk burada her eyden kahkaha atarak yaknrlar, hatta en iren ileri bile glerek yaparlar." Candide, "Beni o kadar alatan oyunla holandm oyuncular hakknda kt szler syleyen o iko domuz kimdi?" diye sordu. Abb, "Btn oyunlar, btn kitaplar ktlemekle hayatn kazanan canl bir musibettir o," dedi. "diler salamlardan nasl nefret ederse, o da edebiyatn pislikle, zehirle beslenen yanlarndan biridir; bir yazar bozuntusudur". Candide, "Yazar bozuntusu dediiniz de nedir?" diye sordu. Abb, "Bir kt karalaycs" dedi. "Bir Frron." (45)Candide, Martin ve

Perigordlu, oyundan sonra merdivenlerde durmular, halkn kn seyrederek sohbet ediyorlard. Candide, "Her ne kadar Mademosielle Cungonde'u grmeye can atyorsam da akam yemeini Matmazel Clairon'la yemek isterdim. Dorusu ya onu olaanst buldum" dedi. Abb, yalnzca yksek tabakadan kiilerle konuan Matmazel Clairon'un yanna bile yaklaacak adamlardan deildi. "Bu akam ii vardr," dedi. "Ama ben sizi yksek tabakadan bir hanmn evine gtrmekle onurlanacam. Orada Paris'i, sanki burada drt yldr oturuyormusunuz gibi tanyacaksnz." Doutan merakl olan Candide, St. Honor mahallesinin kenar sokaklarndan birinde oturan o hanmn evine girmekten ekinmedi. Burada Pharaon (46) oynanyordu. On iki kumarbazdan her biri, elinde, talihsizliinin drt ke defterini, yani bir deste iskambil kd tutuyordu. Derin bir sessizlik iinde duran kumarbazlarn alnlar krm, yzleri solmutu. Bankoyu tutan adamn yzyse endieliydi. Bu insafsz bankocunun yannda oturan ev sahibi kadn, yaban kedisini andran gzleriyle her oyuncunun ktlarn kvrmasna yol aan btn "parolileri" btn "sept-elle va de campagne"lar izliyor; ktlarn kvrmlarn ciddi fakat nazik bir uyaryla dzeltiyor ve kazancndan olmak korkusuyla hi kzmyordu. Ev sahibi kadn kendisine Markiz de Parolignac dedirtiyordu. On be yandaki kz da kumarbazlarn arasna oturmu, talihin ihanetini onarmak isteyen bu zavalllarn hilelerini bir gz iaretiyle annesine haber veriyordu. Prigordlu abb, Candide ve Martin ieri girdiler. Kimse ne ayaa kalkt, ne selam verdi, ne de bakt. Herkes kendinden gemi, kumara dalmt. Candide, "Madame la Baronne Thunder-ten-Tronckh bunlardan daha terbiyeliydi" dedi. Bu srada abb, Markiz'in kulana eildi; kadn sandalyesinde yar dorularak Candide'i zarif bir glmsemeyle, Martin'i de soylulara zg bir ba emesiyle selamlad; Candide de iki partide elli bin frank kaybetti. Bundan sonra nee ierisinde akam yemei yendi. Herkes Candide'in bu kadar byk bir kayp karsnda kln bile kprdatmamasna at. Uaklar kendi aralarnda, uak diliyle, "Bu her halde bir ngiliz lordudur" diyorlard. Yemek, Paris'teki yemeklerin ou nasl geerse yle geti. nce sessizlik, sonra hibir ey anlalmayan bir sz grlts, daha sonra ou tatsz akalar, yanl haberler, kt akl yrtmeler, biraz siyaset, bir sr de dedikodu. Hatta yeni kitaplardan bile sz edildi. Prigordlu abb, "lahiyat doktoru Gauchat'nn (47) romann okudunuz mu?" diye sordu. Konuklardan biri, "Evet", dedi. "Fakat bitiremedim. Ortalkta bir alay mnasebetsiz kitap var; ama bunlarn tm ilahiyat Gauchat'nn kstahlnn yannda hi kalr. Bizi boan, bu iren kitap bolluundan yle nefret ettim ki, kendimi kumara verdim". Abb, "Ba diyakos Troublet'nin (48) Mlanges adl eseri hakknda ne dnyorsunuz?" diye sordu. Madame de Parolignac, "Ah can skc!" dedi. "Btn dnyann bildii eyleri sanki pek ilginmi gibi anlatyor! yle zerinde durmaya bile demeyen sorunlar nasl da ciddi ciddi tartyor! Bakalarnn akalarn nasl da kendine mal ediyor! Ardklarn nasl da berbat ediyor! rendiriyor beni! Ama artk irendirmeyecek; ba diyakoz hazretlerinden bir iki sayfa okumak yeter."Sofrada, Markiz'in szlerini onaylayan, beenileri incelmi bilgin bir adam vard. Daha sonra tragedyalardan sz ald. Evsahibi hanm, baz tragedyalarn oynand halde niin okunmadn sordu. nce beenileri olan bilgin, hemen hibir deeri olmayan bir oyunun neden ilgi uyandrdn pek gzel aklad. Btn romanlarda bulunan ve izleyicilerin her zaman houna giden sahnelerden birkan gstermenin yetmediini; tuhaflklara kamadan yeni olmak, olabildiince yce ve her zaman doal olmak gerektiini; insan kalbinin ne olduunu bilmek, oyunda kalbi konuturmak, oyun kiilerinden hibiri airlik taslamad halde byk air olmak, dili ok iyi kullanmak, oyun kiilerini, anlam uyaa kurban etmeden srekli bir uyumla ve tertemiz konuturmak gerektiini birka szckle

anlatt ve ekledi: "Bu kurallara uymayan bir yazar, tiyatroda alk toplayan bir iki tragedya yazabilir. Ama hibir zaman byk yazarlar arasna giremez. Gzel denecek tragedyalarn says pek azdr. Kimileri iyi yazlm, iyi uyaklandrlm diyaloglarla ak masallar; kimileri izleyene uyku veren siyasal deerlendirmeler ya da i skc uzun monologlar; kimileri de kaba bir slupla yazlm deli samalar, ipsiz sapsz szler, insanlara seslenmeyi beceremedikleri iin tanrlara yneltilen tiradlar, yanl zdeyiler, iirilmi beylik szlerdir..."Candide bunlar dikkatle dinledi, konuan adamla ilgili olumlu izlenimler edindi. Markiz onu kendi yanna oturtmak inceliini gsterdiinden kulana eildi, ona bu kadar gzel konuan adamn kim olduunu sormak cesaretini gsterdi. Markiz, "Bu kumar oynamayan bir bilgindir," dedi. "Rahip efendi onu, ara sra bize yemee getirir. Kitaplardan, tragedyalardan ok iyi anlayan, slklanan bir tragedyayla bana imzalad bir nshas dnda, hibir nshas kitapnn vitrininden darya kmayan bir de kitap yazmtr". Candide, "Byk adam! Bu da bir baka Pangloss!" diye mrldand. Sonra ona dnerek, "Baym," dedi; "hi kukusuz, maddi ve manevi dnyada her eyin en iyi olduunu ve var olan hibir eyin, baka trl olmayacan sanyorsunuz?" Bilgin, "Ben mi?", diye yantlad. "Hi de yle dnmyorum. Bizde her eyin tersine olduunu gryorum. Hi kimse konumunun, grevinin ne olduunu, ne yaptn, ne yapmas gerektiini bilmiyor. Olduka neeli geen, hepimizi birletiriyor gibi grnen yemek zamanlar dnda zamanmz hep sama sapan kavgalarla geiyor; Jansniste'ler Moliniste'lere (49), parlamentodakiler kilisedekilere, edebiyatlar edebiyatlara, dalkavuklar dalkavuklara, bankerler halka, karlar kocalara, akraba akrabaya kar sonsuz ve srekli bir dmanlk iinde." Candide, "Ben daha beterlerini grdm," dedi. "Ama sonradan aslmak felaketine urayan bir bilge bana, btn bunlarn mkemmel olduunu sylemiti. Bunlar gzel bir tablonun glgeleridir demiti". Martin, "Sizin aslan bilge, dnyayla dalga gemi. Sizin glge dedikleriniz aslnda berbat birer lekedir" dedi. Candide, "Lekeleri de yapanlar insanlardr, onlardan kurtulamazlar" diye yantlad. Martin, "O halde bu, onlarn suu deil", dedi. Bu konuulanlardan hibir ey anlamayan kumarbazlarn ou iiyordu; Martin de bilginle konumaktayd. Candide ev sahibesine bana gelenlerin bir ksmn anlatt. Yemekten sonra Markiz, Candide'i odasna gtrd, bir kanepeye oturttu. Ona, "Demek Matmazel Cungonde de Thunder-ten-Tronckh'u hl lgnca seviyorsunuz, yle mi?" diye sordu. Candide, "Evet Madame!" diye yantlad. Markiz tatl bir glle: "Vestfalyal bir gen gibi yant veriyorsunuz," dedi. "Bir Fransz olsa, bana, 'Evet Matmazel Cungonde'u sevmitim; fakat sizi grnce Madame, artk onu sevemeyeceimden korkuyorum' derdi". Candide, "Ah Madame!" dedi. "Nasl isterseniz yle yant veririm". Markiz, "Ona beslediiniz ak, mendilini yerden almakla balam; ben de dizbam yerden almanz istiyorum" dedi. Candide, "Btn kalbimle!" dedi ve dizban yerden ald. Markiz, "Gryor musunuz," dedi. "Bazen, Parisli klarm on be gn zerim, ama siz yabancsnz; size daha ilk geceden kendimi teslim ediyorum; nk Vestfalyal bir delikanlya lkeyi tantmam gerek!" Aslnda gzel kadn, bu yabanc delikanlnn iki elinde, iki byk elmas grmt. Onlar yle iten vd ki elmaslar, Candide'in parmaklarndan Markiz'in parmaklarna geti.Candide Prigordlu rahiple birlikte dnerken Matmazel Cungonde'a ihanet ettii iin biraz vicdan azab duydu. Abb de onun acsn paylat. Candide'in oyunda kaybettii elli bin frankla, yar armaan edilen, yar arlan iki elmasta onun da ufak bir pay vard. Niyeti Candide'nin safl yznden elde edecei karlar elinden geldiince artrmakt. Ona epeyce Matmazel Cungonde'dan sz etti. Candide de ona, Venedik'te sevgilisine kavutuu zaman bu ihanetinden dolay af

dileyeceini syledi.Prigordlu nezaketi, yaknl artryordu. Candide'in btn sylediklerine, yaptklarna ve yapmak istediklerine pek yakndan ilgi gsteriyordu. Ona, "Demek onunla Venedik'te buluacaksnz, yle mi?" diye sordu. Candide, "Evet. Kesinlikle gidip Matmazel Cungonde'u bulmalym" dedi. "Sonra da sevdiinden sz etmenin tadna kaplarak, Vestfalya'nn bu nl gzeliyle olan macerasnn bir blmn anlatt. Abb, "Anlyorum ki," dedi, "Bu Matmazel Cungonde ok zeki bir kadn. Hem kimbilir ne gzel mektuplar yazyordur!" Candide, "Ondan hi mektup almadm," dedi. "nk dnsenize, onun akndan dolay atodan kovulduktan sonra kendisine yazamadm; ok gemeden ldn duydum, sonra kendisini tekrar buldum, yine yitirdim. imdi de buradan iki bin be yz fersah uzaa bir adam yolladm; onun getirecei yant bekliyorum."Abb dikkatle dinliyor, biraz da dalgn grnyordu. Az sonra iki yabancy sevgiyle kucaklayarak ayrld. Ertesi gn Candide uyanr uyanmaz yle bir mektup ald:"ok deerli sevgilim! Sekiz gnden beri bu kentte hastaym. Sizin de burada olduunuzu rendim. Yerimden kmldayabilseydim, kollarnzn arasna uarak gelirdim. Bordeaux'dan getiinizi rendim. Sadk Cacambo ile yal kadn orada braktm. Buenos Aires valisi her eyimi ald. Ama kalbiniz bana kalyor. Gelin! Sizin yanmda olmanz beni ya diriltecek, ya da sevinten ldrecek."Bu gzel, bu umulmayan mektup Candide'e anlatlmaz bir sevin, ama sevgili Cungonde'un hastal da sonsuz bir ac verdi. Bu iki kart duygu arasnda kalan Candide, altn ve elmaslarn ald ve Martin'le birlikte Cungonde'un kald otele gitti. Heyecandan titreyerek ieri girdi. Kalbi arpyor, sesi titriyordu; yatan perdelerini amak, ortal aydnlatmak istedi. Ama odadaki hizmeti kadn, "Sakn ha! Ik onu ldrr", dedi ve perdeyi yine kapad. Candide alayarak "Sevgili Cungonde'um, naslsnz? dedi. Beni gremiyorsanz, bari konuun!" Hizmeti kadn, "Konuamaz", dedi. O zaman, yataktan dar yumuk bir el kt; Candide bu eli uzun uzun gzyalaryla slatt; sonra avucunun iine bir sr elmas koydu; koltuun stne de altnla dolu bir kese brakt.Bu heyecan dolu ann tam da ortasnda, balarnda bir avula bir takm asker ve Perigordlu abb kageldiler. Abb, "te kukulu iki yabanc bunlar!" dedi. avu derhal onlar yakalad ve askerlere, onlar cezaevine gtrmelerini emretti. Candide, "Eldorado'da yolculara byle davranmazlar" dedi. Martin, "Her zamankinden daha manichen'im" dedi. avu ise, "Zindana!" dedi. Kendine gelen Martin, Cungonde olduunu syleyen kadnn bir dzenbaz, Perigordlu abbnin, Candide'in saflndan yararlanan bir dolandrc, avuun da savulmas kolay bir baka dolandrc olduunu anlad. Zaten asl Cungonde'u grmek iin sabrszlanan Candide, Martin'in tlerini dinleyerek, hukuk yasalaryla karlamaktansa, avua her biri bin pistole deerinde elmas vermek istedi. Fildii bastonlu avu ona, "Ah baym!" dedi. "Dnlebilecek btn cinayetleri ilemi olsanz bile siz dnyann en namuslu adamsnz. elmas! Her biri bin pistole deerinde elmas! Baym sizi bir zindana gtreceime urunuzda lmeye bile razym. Btn yabanclar yakalyorlar, ama siz ii bana brakn. Normandiya'da, Dieppe'de bir kardeim var, sizi oraya gtreyim. Kendisine verilecek birka elmasnz varsa o da benim gibi size hizmet eder". Candide, "Peki, ama, btn yabanclar niin yakalyorlar?" diye sordu. Prigordlu abb sz ald ve "nk Atrbatie lkesinden bir dilenci, budalaca eyler sylenildiini duymu. Bu duyduklar babasn ldrmesine yetmi. Ancak bu cinayet, 1610 ylnn Mays'nda ilenen cinayete deil de, 1594 ylnn Aralk aynda ya da baka yllarda, baka aylarda, gene budalaca eyler sylendiini duyan baka serserilerinin iledii cinayetlere benzemekteymi." (50)O zaman avu, sorunun ne olduunu anlatt. Candide, "Ah canavarlar!", diye bard. "Bu nasl i? Demek dans eden, ark syleyen bir halkta da byle korkun eyler olurmu! Maymunlarn

kaplanlara rahat vermedii bu lkeden bir an nce kamayacak mym? lkemde aylar grdm. nsana yalnzca Eldorado'da rasladm. Tanr akna avu efendi, beni Venedik'e gtrn; orada Matmazel Cungonde'u bekleyeceim". avu: "Sizi ancak aa Normandiya'ya gtrebilirim" dedi. Derhal zincirlerini zdrd, yanldn syledi, adamlarn gnderdi. Candide'le Martin'i alp Dieppe'e gtrd ve onlar kardeine teslim etti. Limanda kk bir Felemenk gemisi demirliydi. Yine elmasn yz suyu hrmetine insanlarn en igzar kesilen Normandiyal, Candide'le adamlarn, ngiltere'de Portsmouth'a giden bu gemiye bindirdi. Venedik'in yolu oras deildi; ama, Candide, cehennemden kurtulduunu sanyor ve ilk frsatta Venedik'in yolunu tutacan umuyordu.YRM NC BLMCandide ile Martin'in ngiltere kylarna gidileri ve orada grdkleri.Candide Felemenk gemisinde, "Ah Pangloss! Ah Martin! Martin! Ah sevgili Cungonde'um! Meer bu dnya neymi?" diyordu. Martin, "Sama sapan, feci bir ey" diye yantlad. Candide steledi, "Siz ngiltere'yi biliyorsunuz; orada da insanlar Fransa'daki gibi deli mi?" diye sordu. Martin, "Onlarn delilii de baka trl", dedi. "Bu iki ulusun, Kanada yaknlarnda bir iki dnmlk yer iin savatklarn, bu sava iin de btn Kanada'y satn alacak kadar para harcadklarn bilirsiniz. (51) Bu lkelerden hangisinde daha ok tmarhanelik bulunduunu kestirmeye gelince, pek az olan bilgim bunu zmeye yeterli deil. Yalnzca karlaacamz insanlarn genellikle fkesi burnunda kiiler olduklarn biliyorum".Byle konua konua Portsmouth'a yanatlar; bir sr insan kyy doldurmu, dikkatle, donanmaya bal gemilerden birinin gvertesinde diz km olan, gzleri bal olduka iman adama bakyorlard. Karsnda dizilmi drt asker gz gre gre, adamcazn beynine er mermi sktlar. Halk da son derece mutlu dald.. Candide, trenle ldrlen bu iman adamn kim olduunu sordu. Bir amiral olduunu sylediler. "Peki ama bir amirali niin ldrdler?". "Yeter sayda insan ldrtmemi de ondan", dediler. "Bir Fransz amiraliyle savat. Sava srasnda dmana yeter derecede sokulmadna karar verdiler". Candide, "Herhalde," dedi, "Fransz amirali kendisinden ne kadar uzaksa ngiliz amirali de ondan o kadar uzaktayd." "Dorusu bu dediklerinize kar klamaz. Ama bu lkede teki amirallere ders olsun diye ara sra bir amiral ldrmek adettendir" (52).Candide, grdklerine, duyduklarna yle at, yle can skld ki, karaya ayak basmak istemedii gibi Felemenkli kaptanla (Surinam'daki kaptan gibi kendisini soymasn da gze alarak) Venedik'e gitmek iin pazarla bile giriti. Kaptan iki gn sonra hazrd. Fransa kylarn syrarak getiler. Lizbon nlerinden geerken Candide titredi. Boaz'a, sonra da Akdeniz'e girdiler ve sonunda Venedik'e ulatlar. Candide, Martin'i kucaklayarak: "Tanrya krler olsun, gzel Cungonde'a ite burada kavuacam. Cacambo'dan kendim gibi eminim. Her ey yolunda, her ey yolunda gidiyor, her ey olabilecei kadar yolunda gidiyor" diye bard.YRM DRDNC BLMPaquette ve papaz Girofle zerine.Candide, Venedik'e kar kmaz, btn meyhanelerde, btn kahvelerde, btn genelevlerde Cacambo'yu aradysa da bulamad. Her gn btn gemileri, btn kayklar aramak iin adam gnderiyordu. Ama Cacambo'dan hibir haber yoktu. Martin'e, "Nasl olur" diye soruyordu. "Ben Surinam'dan Bordeaux'ya, Bordeaux'dan Paris'e, Paristen Dieppe'e, Dieppe'den Portsmouth'a gidecek, Portekiz ve spanya kylarndan geecek, btn Akdeniz'i aacak, Venedik'te birka ay kalacak kadar vakit bulaym da Cungonde hl gelmesin. Onu bulacama bir orospu, bir de Prigordlu abb ile karlatm! Bence Cungonde lmtr, benim de artk lmekten baka arem kalmad. Ah, u lanet olas Avrupa'ya dnmektense Eldorado cennetinde kalmak daha iyi deil miydi? Yerden ge kadar hakknz var azizim Martin! Yeryznde haylden, beldan baka bir ey yokmu".Candide, derin bir zntye kapld. Ne "alla moda" bir operaya

gitti, ne teki karnaval elencelerine katld. Hibir kadn onda en ufak bir istek bile uyandrmad. Martin ona, "Cebinde be alt milyon olan bir melez uan, gidip sevgilinizi, dnyann br ucundan Venedik'e getireceini umuyorsanz siz gerekten ok safsnz," dedi. "Onu bulursa kendisine alr. Bulamazsa bir bakasn peydahlar. Size uanz Cacambo ile sevgiliniz Cungonde'u aklnzdan karmanz tlerim".u Martin de insan hi teselli etmiyordu. Candide'in kederi arttka artt. Martin de ona, hi kimsenin gidemedii Eldorado dnda, yeryznde ok az iyilik, ok az mutluluk olduunu gstermekten geri kalmyordu.Bu nemli konuda tartp Cungonde'u beklerken, Candide, San Marco Alan'nda kolunda bir kzla gen bir papaz grd. Papaz, gen, etine dolgun, gl grnyordu; gzleri parlak, kendinden emin, ba dik, yry grkemliydi. Kz ok gzeldi; arklar mrldanyor, papazna sevgiyle bakyor, ara sra da tombul yanaklarn imdikliyordu. Candide, Martin'e: "Hi olmazsa bunlarn mutlu olduklarn kabul edersiniz ya," dedi. "Eldorado dnda, dnyann oturulabilen her yerinde imdiye kadar yalnzca mutsuz kimseler grdm; fakat u kzla papaza gelince, bahse girerim ki, bunlar ok mutlu insanlar." Martin: "Ben de byle olmadna bahse girerim" dedi. Candide: "Sorun basit," dedi; "onlar yemee arrz; yanlp yanlmadm grrsnz."Hemen onlara yaklat, iltifatta bulundu ve onlar makarna, Lombardiya keklii, mersin bal yumurtas yemeye ve Montepulciano, Lacryma-Christi, Kbrs ve Sisam araplar imeye ard. Gen kz kzard; papaz ary kabul etti ve gen kz birka damla gz yann glgeledii akn ve mahup gzlerle Candide'e bakarak papazn arkas sra yrd. Candide'in odasna girer girmez gen kz: "Nasl olur da Monsieur Candide, Paquette'i tanmaz?" dedi. Yalnzca Cungonde'la megul olduu iin o ana kadar gen kza dikkatle bakmam olan Candide ona: "Heyhat! Zavall ocuum; demek doktor Pangloss'u grdm o feci hale sokan sizdiniz, yle mi?" dedi. Paquette: "Ne yazk ki efendim, benim," dedi; "gryorum ki, her eyi biliyorsunuz. Madame la Baronne'un evindekilerle gzel Cungonde'un uradklar korkun felaketleri rendim. Kendi aln yazmn da bundan aa kalmadna ant ierim. Beni tandnz zaman ok masumdum. Gnahlarm kartan bir Cordelier papaz beni de kolayca batan kard. Bunun sonular korkun oldu; Monsieur le Baron sizi tekmeleyerek kovduktan sonra ben de atodan ayrlmak zorunda kaldm. nl bir doktor bana acmasayd oktan lmtm; minnettarlk duygusuyla bir sre doktorun metresi oldum. lgncasna kskan olan kars beni her gn acmadan dvyordu, deli gibi bir eydi. Doktor irkinin irkiniydi, ben de sevmediim bir adam yznden boyuna dayak yediim iin talihsizlerin talihsiziydim. Huysuz bir kadn iin doktor kars olmann ne kadar tehlikeli olduunu bilirsiniz. Karsnn kendisine ettiklerinden usanan doktor bir gn, yakaland kk bir nezle iin ona yle etkili bir ila verdi ki, kadn iki saat iinde korkun aclarla kvrana kvrana ld. Kadnn akrabalar doktora kar cinayet davas atlar; doktor kat, ben de hapsedildim. Biraz gzel olmasaydm masumluum beni kurtarmayacakt. Yarg, doktorun yerini almak kouluyla beni serbest brakt. Ama ok gemeden bir rakip yerimi ald; ben de bir dl bile verilmeden kovuldum; siz erkeklere o kadar ho grnen, bizim iin de bir sefalet uurumundan baka bir ey olmayan bu iren meslei srdrmek zorunda kaldm. Venedik'e, mesleimi burada icra etmeye geldim. Ah efendim! Yal bir tccar, bir avukat, bir papaz, bir gondolcuyu, bir abbyi istemeye istemeye okamak zorunda olmann, btn hareketlere, btn kt davranlara maruz kalmann, iren bir herif kaldrsn diye ou zaman bir eteklii bile dn alacak kadar alalmann, birisinden alnan paray bir bakasna aldrmann, yarglara rvet vermenin, gelecekte de sizi korkun bir yalln, bir hastane kesinin ve bir pln beklediini dnmenin ne demek olduunu bilseniz, dnyann en talihsiz insanlarndan biri olduumu kabul

ederdiniz." Paquette bylece, bir odada iyi yrekli Candide'e Martin'in yannda iini dkt. Martin Candide'e: "Gryorsunuz ya," dedi; "daha imdiden bahsin yarsn kazandm bile." Papaz Girofle yemek odasnda kalmt; bir yandan yemeini beklerken bir yandan da arap iiyordu. Candide, Paquette'e: "yi ama," dedi; "sizinle karlatm zaman ne kadar neeli, ne kadar honut bir haliniz vard; ark sylyor, iten gelen bir istekle papaz okuyordunuz; imdi ne kadar mutsuzsanz, o zaman bana o kadar mutlu grnmtnz." Paquette: "Ah efendim! diye" yantlad; "bu da bizim meslein sefaletlerinden biridir. Dn, bir subay param ald, stelik bir de dvd; bugnse bir papazn houna gitmek iin neeli grnmem gerekiyor."Candide daha fazla sormak istemedi; Martin'in hakl olduunu kabul etti. Paquette ve papazla birlikte sofraya oturdular; yemek olduka neeli geti ve sonlara doru daha bir gvenle konuuldu; Candide, papaza: "Rahip efendi, bana yle geliyor ki, imrenilecek bir durumunuz var. Maallah neredeyse yananzdan kan damlayacak; yznz mutlu olduunuzu gsteriyor; bo zamanlarnz iin elinizde ok gzel bir kz var, papazlktan da honut grnyorsunuz", dedi. Papaz Girofle: "Dorusunu isterseniz, btn papazlarn denizin dibinde olmalarn isterdim efendim," dedi; "belki yz kez manastr yakmaya ve gidip Trk olmaya niyetlendim; o Allah'n belas aabeyime biraz daha fazla servet brakmak iin, anamla babam, daha on beimdeyken, u iren cppeyi srtma geirmem iin beni zorladlar. Manastrda, kskanlk, anlamazlk, lgnlk egemen. Ne yalan syleyeyim, birka kt vaaz verip biraz para kazanyorum, bunun yarsn da bapapaz alyor! Geri kalan da kzlara yediriyorum. Fakat akam manastra dndm zaman, kafam yatakhanenin duvarna arparak paralayacam geliyor; btn meslektalarm da ayn durumda."Martin her zamanki soukkanllyla Candide'e dnerek: "Eh, bahsi tmyle kazandm, deil mi?" dedi. Candide, Paquette'e iki bin, papaz Girofle'ye de bin kuru verdi ve: "Bu parayla mutlu olacaklarna gvenebilirsin" dedi. Martin: "Hi sanmam, diye yantlad; belki de kurularnzla onlar bsbtn mutsuz edeceksiniz." Candide: " olacana varr," dedi; "yalnzca bana bir ey avuntu veriyor; insan ou zaman, bir daha hi bulamayacan sand kimselerle karlaveriyor; krmz koyunumla, Paquette'le nasl yeniden karlatmsa Cungonde'la da yle karlaabilirim." Martin: "Onun, gnn birinde sizi mutlu etmesini dilerim," dedi; "ama dorusu bundan pek pheliyim." Candide: "ok acmaszsnz" dedi. Martin: "Hayatn ne olduunu biliyorum da ondan" diye yantlad.Candide: "Fakat u gondolculara bakn: durmadan ark sylemiyorlar m? diyerek gondolcular gsterdi. Martin: "Onlar bir de evlerinde karlaryla, ocuklaryla grn," dedi. "Doge'un da, gondolcularn da kendilerine gre dertleri vardr. Bununla birlikte bir gondolcunun yazgs bir Doge'unkine her bakmdan yelenebilir; ama aradaki farkn ne kadar nemsiz olduu, sanyorum ki incelemeye bile demez." Candide: "Brenta zerindeki u gzel sarayda oturan ve yabanclar olduka iyi kabul eden senato yelerinden Prococurante'den sz ediliyor. Onun iin kederin ne olduunu bilmiyor, diyorlar" dedi. Martin: "Bu esiz insan grmek isterim" dedi. Candide, hemen Prococurante'den, kendisini ertesi gn gidip grmeleri iin izin istetti.YRM BENC BLMVenedikli soylu Signor Prococurante'nin saraynda.Candide'le Martin, gondolla Brenta'y izleyerek soylu Prococurante'nin sarayna vardlar. Baheler doal bir biimde ok gzel dzenlenmi, mermerden gzel heykellerle sslenmiti: saray, gzel bir slupta yaplmt. Altm yalarnda ok zengin bir adam olan ev sahibi iki merakly byk bir nezaketle kabul etti, ama pek candan karlamad. Candide buna pek skldysa da Martin hi etkilenmedi. nce st ba temiz iki gzel kz birer fincan kpkl kakao ikram etti. Candide onlarn gzelliine, inceliine, becerikliliine hayran olmaktan kendini alamad. Senato yesi

Prococurante: "Bunlar pek yle irkin saylmazlar," dedi; "ara sra onlar yatama alrm; nk, kent gzellerinin cilvelerinden, kskanlklarndan, nazlarndan, kklklerinden, gururlarndan, budalalklarndan, bir de onlar iin yazlmas yahut smarlanmas gereken gzellemelerden bktm; ama sonunda bu iki kz da canm skmaya balad."Candide le yemeinden sonra uzun bir galeride gezinirken tablolarn gzelliine hayran oldu. lk iki tablonun hangi ustann frasndan ktn sordu. Senato yesi: "Raffaello'nundur," dedi; "birka yl oluyor, laf olsun diye onlar ok pahalya satn aldm. Bunlarn talya'daki en gzel eyler olduunu sylyorlar, ama benim hi de houma gitmiyor; renkler ok koyu, yzler yeter derecede belirtilmemi, iyice ortaya karlmam; kumalarn da kumaa benzer yeri yok. Ksacas, ne derlerse dersinler, tek szckle syleyeyim, ben burada doann gerek bir taklidini bulamyorum. Bir tabloyu, ancak onda doann kendisini grdme inandm zaman seveceim; ama tablonun bu tr yok. Bir ok tablom var, ama artk onlara bakmyorum bile."Prococurante, yemek hazrlanrken bir konser verdirdi. Candide mzii ok gzel buldu. Prococurante : "Bu grlt insan yarm saat kadar elendirebilir," dedi; "daha uzun srerse, kimsenin itiraf etmeye dili varmaz ama, herkesi usandrr. Gnmzde mzik, yalnzca g eyleri almak sanat haline geldi; oysa g olan eyler sonunda hi hoa gitmez. Operay, beni isyan ettiren bir ucube haline sokmak srrn bulmasalard belki daha ok severdim; bu mzikli tragedyalar, iki mnasebetsiz arknn yerli yersiz sylenmesi, srf bir kadn arkcnn haneresini deerlendirmesi iin yaplm eyler...Onlar isteyen gitsin grsn. Bir idiin Sezar ya da Cato roln mrldandn ve sahnede acemi acemi dolatn grp de zevk alan veya alabilen varsa gitsin zevk alsn; bana gelince, bugn talya'nn nn salayan, hkmdarlarn da bol keseden para dedikleri bu acnacak eylerden oktan vaz getim." Candide, biraz tartt ama fazla ileri gitmedi. Martin de tmyle senato yesinden yana kt.Sofraya oturdular ve mkemmel bir yemek yedikten sonra kitapla getiler. Candide olaanst ciltlenmi bir Homeros grnce, senato yesini ince zevkinden dolay vd: "te," dedi; "Almanya'nn en iyi filozofu byk Pangloss'un tadna doyamad bir kitap!" Prococurante souk bir edayla: "Benim houma gitmiyor," dedi; "vaktiyle onu okurken zevk duyduuma beni inandrmlard; ama, o hep birbirine benzeyen savalarn durmadan yinelenmesi, o hibir i grmeden boyuna harekete geen tanrlar, savaa neden olduu halde oyunun bir oyuncusundan baka bir ey olmayan o Helena, kuatlan, ama bir trl alnamayan o Troia yok mu, btn bunlar bende ldrc bir can sknts uyandryordu. Bazen bilginlere, onu okumaktan benim kadar sklp sklmadklarn sorarm. ten olanlar bana kitabn ellerinden dtn, bununla birlikte bir eski zaman ant gibi ya da artk piyasada geer ake olmayan paslanm madalyalar gibi, bunun da kitaplkta bulundurulmasnn gerektiini sylerler." Candide: "Efendimiz herhalde Vergilius hakknda byle dnmyorlardr" dedi. Prococurant: "Eneas'n ikinci, drdnc ve altnc kitaplar dorusu ok gzel ama, sofu Eneas'na, gl Coonthes'ine, dost Akhat'na, kk Ascanius'una, budala kral Latinus'una, o hanm hanmck Amatas'na, o tatsz Lavinia'sna gelince, bunlar kadar souk ve zevksiz bir ey olabileceini sanmyorum. Tasso ile Ariosto'nun sama sapan hikyelerini onlara deimem" dedi.Candide: "zin verirseniz, imdi de Horatius'u okumaktan byk bir zevk alp almadnz soracam" dedi. Prococurante : "Onda toplum adamnn yararlanabilecei zdeyiler var; bunlar gl dizelere sktrldklar iin aklda daha ok kalyorlar. Fakat Brindisi'ye yapt o geziden, betimledii o ktlklerden, szleri irinle dolu dedii bilmem hangi Pupilus'la (53) szleri sirke gibi keskin olan bir bakas arasnda geen o hamal kavgasndan bana ne? Yal kadnlarla

sihirbaz karlara kar yazd o kaba dizeleri adeta tiksinerek okudum; sonra dostu Mecenas'a, kendisini eer lirik airler arasna koyarsa yce alnyla yldzlara vuracan sylemesinin nasl bir deeri olabileceini anlayamyorum. Budalalar, deer verilen bir yazarn her eyine hayran olurlar. Ben yalnzca kendim iin okurum; yalnzca yaradlma uygun olan eyleri severim" dedi. Hibir ey hakknda bizzat karar vermeyecek biimde yetitirilmi olan Candide, duyduklarndan aknla dyor, Martin ise Prococurante'nin dn biimini olduka akla yakn buluyordu. Candide: "Ha, ite bir Cicero," dedi; "sanrm bu adam okumaktan bkmyorsunuz." Venedikli: "Onu hi okuduum yok," dedi. "Rabirius'u yahut da Cluentius'u savunmu bana ne? Haklarnda yargya vardm yeter sayda davam var; felsefe zerine yazd yaptlarla belki daha iyi uyuabilirdim; fakat her eyden phelendiini grnce, bunu benim de onun kadar bildiimi ve bilgisiz olmak iin hi kimseye gereksinim duymadm anladm?" Martin: "Ha, ite bir bilim akademisinin seksen ciltlik dergisi, bunun iinde iyi bir eyler bulunabilir" dedi. Prococurante: "Bulunabilirdi" dedi; "eer bu karmakark eyleri yazanlardan biri, ine yapma sanatn icat etmekle yetinseydi, bulunabilirdi kukusuz; ama btn bu kitaplarda ancak bo sistemler var, yararl bir ey yok."Candide: "u yandaki raflarda ne ok tiyatro oyunu gryorum!" dedi; "talyanca, spanyolca, Franszca!" Senato yesi: "Evet" dedi; " bin tane var, ama bunlarn dzinesi bile iyi deil; hepsi birden Seneca'nn bir sahifesi etmeyen u vaaz dergilerine ve btn bu byk din kitaplarna gelince, bunlar ne ben aarm, ne de bir bakas... Bunu da anlarsnz tabii!" Martin ngilizce kitaplarla dolu raflar grd. "Bir cumhuriyetinin, zgrce yazlm olan bu yaptlarn oundan holanacan sanrm" dedi. Prococurante: "Evet," diye yantlad; "dndn yazmak iyi eydir; bu, insanlara tannm bir ayrcalktr. Bugn talya'da herkes dndn deil de dnmediini yazyor. Sezar'larn, Antonius'larn yurdunda oturanlar bir Yakubinin iznini almadan hibir dnce sahibi olmaya cesaret edemezler. Tutkular ve yandalk bu deerli zgrln deerini drmemi olsayd, ngiliz dahilerine esin kayna olan zgrl severdim." Candide, Milton'un bir kitabn grnce, Prococurante'ye bu yazar byk adam kabul edip etmediini sordu. Prococurante: "Kimi?" dedi; "Tekvin'in birinci blmn on kitaplk ar dizelerle uzun uzun yorumlayan o barbar m; yaradln biimini deitiren ve Musa Peygamber, evreni bir szle yaratan sonsuz varl temsil ederken, eserini izmesi iin Mesih'e gkteki dolaptan bir pergel aldran u kaba Yunan taklitisini mi? Tasso'nun cehennemiyle eytann martan, eytan kh kurbaa, kh cce klna sokan, ona yz kez ayn szleri syleten, onu ilahiyat konusunda tarttran, Ariosto'nun ateli silahlar hakkndaki gln icadn ciddiye alarak gkyznde eytanlara top oynatan adam m byk sayacam! talya'da ne ben, ne de baka kimse bu gibi acnacak tuhaflklardan holanmamtr. lmle gnahn dourduu kara ylanlar, zevki biraz ince olan herkesi tiksindirir; bir hastaneyi uzun uzadya anlatmas da, yarasa yarasa ancak bir mezarcnn iine yarayabilir. Karanlk, acayip ve iren olan bu manzume doduu zaman da sevilmemiti zaten. Bugn ben bu yapta, kendi yurdunda adalarnn davrand gibi davranyorum. Zaten ben ne dnyorsam onu sylyorum; bakalarnn da benim gibi dnp dnmediklerine aldr bile etmem." Candide, bu szlerden alnmt, Homeros'a sayg duyuyor, Milton'u da biraz seviyordu. Alak sesle Martin'e: "Yazk," dedi; "sakn bu adam Alman airlerinden de nefret ediyor olmasn". Martin: "yle de olsa ne kar?.." dedi. Candide dilerinin arasndan hl: "Ah ne yksek adam! u Procourante ne byk bir dahi! Hibir ey onun houna gidemiyor" diyordu. Bylece btn kitaplar gzden geirdikten sonra baheye indiler. Candide bahenin btn gzelliklerini vd. Ev sahibi: "Bunun kadar zevksiz bir ey

grmedim; burada yalnzca zevksiz ve tatsz iekler var; ama yarndan tezi yok daha soylu biimler verdirerek baka iekler diktireceim" dedi. Bizim iki merakl, senato yesinden ayrldklar zaman, Candide Martin'e; "Artk bunun btn insanlarn en mutlusu olduunu kabul edersiniz ya" dedi; "nk sahip olduu eylerin hepsinden stn bir adam!" Martin: "Sahip olduu her eyden tiksinmi bir hali olduunu grmyor musunuz?" dedi; "Platon bundan ok zaman nce, en iyi midelerin her yemei kabul edemeyen mideler olmadn sylemiti". Candide: "yi ama" dedi, "her eyi eletirmenin, bakalarnn gzel sandklar eylerde kusur bulmann da bir zevki yok mudur?" Martin: "Yani zevk almamakta zevk vardr demek istiyorsunuz, yle mi?" dedi. Candide: "yleyse Matmazel Cungonde'u grdm zaman benden daha mutlu kimse olmayacak" dedi. Martin: "Umut her zaman tatl eydir" diye yantlad. Bu arada gnler, haftalar geiyor, Cacambo bir trl gelmiyordu. Candide kendi acsna yle dalmt ki Paquette'le papaz Girofle, kendisine teekkr etmek iin dahi grnmediler diye azn bile amad. YRM ALTINCI BLMCandide ile Martin'in alt yabancyla yedikleriakam yemei ve bunlarn kim olduklar zerine.Bir akam Candide, Martin'le ve ayn otelde kalan yabanclarla birlikte sofraya otururken kapkara suratl bir adam arkasndan geldi ve koluna girerek ona: "Bizimle yola kmaya hazrlann," dedi; "frsat karmayn!" Candide dnd, Cacambo'yu grd. Ancak Cungonde'u grseydi bu kadar arr ve sevinirdi. Sevinten ldracak gibi olmutu. Sevgili dostunu kucaklad. "Yoksa Cungonde burada m ?" dedi. "Syle nerede? Beni ona gtr, onun yannda sevinten leyim!" Cacambo: "Cungonde burada deil, stanbulda" dedi. "Aman Allahm, stanbul'da, ha? in'de bile olsa, oraya uarm, haydi gidelim." Cacambo: "Yemekten sonra yola kacaz," dedi; "daha fazlasn syleyemem; ben bir kleyim, efendim beni bekliyor; gidip ona sofrada hizmet etmeliyim; bir ey sylemeyin; yemeinizi yiyin ve hazr olun."Sevinle ac arasnda kalan, sadk uan grmekten memnun olan, fakat onu kle olarak grnce akna dnen Candide, sevgilisini bulacan dne dne, kalbi arparak, kafas altst olmu bir durumda, btn bu olan biteni soukkanllkla izleyen Martin'le ve karnaval Venedik'te geirmeye gelmi olan alt yabancyla birlikte sofraya oturdu. Bu alt yabancdan birinin bardana arap dolduran Cacambo yemein sonuna doru efendisinin kulana eildi, ona: "Efendimiz ne vakit isterlerse o vakit hareket edebilirler, gemi hazr" dedi. Bu szleri syledikten sonra da dar kt. aknlk iinde kalan davetliler bir kelime sylemeden bakrlarken baka bir uak efendisine yaklaarak: "Efendimizin arabas Padova'da, kayk da hazr" dedi. Efendisinin iareti zerine uak kt. Btn davetliler yine baktlar; genel aknlk artt. nc bir uak nc bir yabancya yaklaarak: "Efendimiz, inann bana, daha uzun zaman burada kalmamalsnz. Her eyi hazrlayacam" dedi ve derhal kayboldu. Candide'le Martin'in, btn bunlarn bir karnaval elencesi olduuna artk kukular kalmamt. Drdnc bir uak drdnc efendiye, "Efendimiz, istedikleri zaman yola kabilirler" dedi ve tekiler gibi kt. Beinci uak da beinci efendiye ayn eyleri syledi. Fakat altnc uak, Candide'in yannda bulunan altnc yabancyla baka trl konutu, ona dedi ki: "Vallahi efendimiz, artk hi kimse ne size, ne de bana bor vermek istemiyor; bu akam siz de, ben de delie atlabiliriz; ben bamn aresine bakmaya gidiyorum, Allaha smarladk!" Btn uaklar dar knca alt yabanc, Candide ve Martin derin bir sessizlik iinde kaldlar. Sonunda Candide sessizlii bozdu: "Efendiler," dedi; "bu ne acayip aka, ne diye hepiniz krallk taslyorsunuz? Bize gelince, ne ben, ne de Martin kral deiliz." O vakit Cacambo'nun efendisi ar bir edayla sze balad ve talyanca:"Hi de aka etmiyorum; adm nc Ahmet'tir," (54) dedi. "Uzun yllar padiahlk ettim; ben kardeimi tahttan indirdim, yeenim

beni; vezirlerimin boyunlarn vurdular; hayatm eski sarayda geiriyorum. Yeenim Sultan Mehmet, salm iin bazen yolculua kmama izin verir; ben de karnaval Venedik'te geirmeye geldim." Ahmet'in yannda bulunan delikanl ondan sonra sz ald ve dedi ki: "Adm van (55); btn Ruslarn imparatoruydum; daha beikteyken tahtmdan indirildim; babamla anam hapsettiler, beni de hapishanede byttler. Muhafzlarmla birlikte ara sra yolculuk yapmama izin verirler, karnaval Venedik'te geireceim."nc yabanc: "Ben ngiltere Kral Charles S. Edward'm, (56) dedi; babam krallk haklarn bana brakt; bu haklar savunmak iin savatm, yandalarmdan sekiz yznn cierlerini sktler, yanaklarn kestiler, ben de hapsedildim. Roma'ya, benimle byk babam gibi tahtndan indirilmi olan babam grmeye gidiyordum, karnaval geirmek iin Venedik'e uradm." Drdnc yabanc sz ald ve dedi ki: "Ben Polonyallarn kralym (57); sava sonunda varisi olduum lkelerden yoksun brakldm; babam da ayn talihsizlie urad; tanr uzun mrler versin, ben de Sultan Ahmet, ar van ve Kral Charles Edward gibi yazgya boyun eiyorum; karnaval Venedik'te geireceim." Beinci yabanc "Ben de Polonyallarn kralym(58) dedi; iki kez lkemi kaybettim; fakat kader bana baka bir lke verdi. Orada, bugn Sarmat krallarnn Vistule rma kylarnda yaptklarndan daha iyi iler yaptm; ben de kadere ba eiyorum; karnaval Venedik'te geirmeye geldim."Sra altnc hkmdara gelmiti: "Baylar," dedi; "ben sizin kadar byk bir hkmdar deilim; ama ben de sizler gibi kral oldum: Adm Theodore'dur. Korsika kral seildim (59); benimle de hametmeap diye konutular; imdi ltfedip yalnzca bay diyorlar. Kendi adma para bastrdm, imdi meteliim bile yok! ki bakanm vard, imdi bir uam var. Tahtta oturduum zamanlar oldu, sonra da uzun zaman Londra hapishanelerinde samanlar stnde yattm. Her ne kadar ben de efendilerimiz gibi karnaval Venedik'te geirmeye geldimse de, burada da ayn davranla karlamaktan korkuyorum."teki be kral bu szleri soylu bir heyecanla dinlediler. Giysi ve gmlek satn alsn diye her biri kral Theodore'a yirmi sekino verdi; Candide de iki bin sekinoluk bir elmas armaan etti. Be kral; "Bizim verdiimiz parann yz katn verebilecek gte olan bu adam da kim?" diye dnyorlard.Sofradan kalkacaklar srada, ayn otele, sava sonunda lkelerini kaybeden ve karnaval Venedik'te geirmeye gelen drt hametmeap daha geldi. Fakat Candide bu yeni gelenlere dikkat etmedi bile. O imdi yalnzca stanbul'a gidip sevgili Cungonde'unu bulmay dnyordu.YRM YEDNC BLMCandide'in stanbul yolculuuSadk Cacambo, Sultan Ahmet'i stanbul'a gtrecek olana geminin kaptanndan Candide'le Martin'i gemiye almas iin sz almt. Her ikisi de, zavall hametmeabn nnde eildikten sonra gemiye bindiler. Yolda Candide, Martin'e: "te tahtlarndan indirilmi alt kral. Onlarla birlikte akam yemei yedik, bu alt kraldan birine de sadaka verdim. Kim bilir, belki daha byle talihsiz baka prensler de vardr. Bana gelince, ben yalnzca yz koyun yitirdim ve Cungonde'un kollarna atlmak iin uuyorum. Sevgili Martin, bir kez daha syleyeyim, Pangloss'un hakk varm: Dnyada her ey iyidir" dedi. Martin: "yle olmasn dilerim" dedi. Candide: " Venedik'te yaadklarmz ne kadar gerekstyd, deil mi? dedi.Tahtlarndan indirilmi alt kraln hep birlikte bir meyhanede yemek yedikleri dorusu ne grlm, ne de iitilmi bir eydir!" Martin: "Bu, bamza gelen eylerin oundan daha olaanst saylmaz; krallarn tahtlarndan indirilmeleri pek olaandr; onlarla birlikte yemek yemek erefine gelince, zerinde durulacak kadar nemli bir ey deil. nsan az tadyla yle bir yemek yesin de kiminle olursa olsun" dedi. Candide gemiye ayak basar bazmaz eski ua, dostu Cacambo'nun boynuna atld. "Cacambo, Cungonde'dan ne haber? Yine bir gzellik harikas m? Beni hl seviyor mu? Nasl, iyi mi?" diye sordu. Herhalde sen ona stanbul'da

bir saray almsndr?" Cacambo: "Sevgili efendim," dedi; "Cungonde, Marmara kylarnda, pek az kap kaca olan bir prensin bulaklarn ykyor. Sultana snm, onun verdii ake gndelikle yaayan Ragotski adnda eski bir hkmdarn klesi; ama daha da ackls, Cungonde, btn gzelliini kaybetti, korkun denecek kadar irkinleti." Candide: "ster gzel olsun, ister irkin; ben namuslu bir adamm, grevim onu her zaman sevmektir," dedi. "Ama, yanna be alt milyon alp gittiin halde nasl oldu da byle aalk bir duruma dtn ?" Cacambo: "Bakn nasl oldu," dedi; "iki milyonunu Buenos Aires valisi Senor don Fernando d'baraa y Figueora y Mascarnes y Lampourdos y Souza'ya Mademoisselle Cungonde'u almak iin verdim. st tarafn da, bizi Venedik'e gtrecek olan kaptana dedim. Yolda karlatmz bir korsan, alp bizi Mataban Burnu'na, Milo'ya, Nicarie'ye, Sisam'a, Patras'a, anakkale Boaz'na, Marmara'ya, skdar'a gtrmez mi! Cungonde ile yal kadn szn ettiim prensin evinde alyorlar, ben de tahtndan indirilen Sultan Ahmet'in klesiyim." Candide: " Bu ne korkun felaketler zinciri," dedi; "ama ne gam, elimde birka elmas daha var; Cungonde'u kolaylkla kurtarrm. Ne yazk ki, irkinlemi."Sonra Martin'a dnerek: "te gryorsunuz," dedi; "syleyin bakalm imdi ben mi daha acnacak haldeyim, yoksa Sultan Ahmet mi, ar van m, Kral Charles Edward m?" Martin: "Dorusu ya, bilmiyorum," dedi; "bunu bilmek iin kalplerinizi okumak gerek." Candide: "Ah!" dedi; "Pangloss burada olsayd, bunu bilir, bize de retirdi." Martin: "Sizin Pangloss'unuzun insanlarn felaketlerini nasl bir teraziyle lp tartabileceini, aclarna nasl deer bieceini bilemem," dedi. "Bildiim bir ey varsa o da, yeryznde Kral Charles Edward'dan, ar van'dan ve Sultan Ahmet'ten ok daha beter durumda milyonlarca insan bulunduudur." Candide: "Doru, olabilir!" dedi.ok ksa bir zamanda anakkale Boaz'na vardlar. Candide, nce Cacambo'yu ok pahalya satn almakla ie balad, sonra vakit kaybetmeden arkadalaryla birlikte, ne kadar irkin olursa olsun Cungonde'a kavumak iin Marmara kylarna gitmek zere, bir kadrgaya atlad.Kadrgada ok kt krek eken iki mahkm vard. Doulu kaptan ara sra, bunlarn plak omuzlarna kz sinirinden yaplm krbala vuruyordu. Candide iten gelen doal bir davranla bunlara dier mahkmlardan daha dikkatle bakt, acyarak yanlarna gitti. Biimini kaybetmi bu yzlerin baz izgileri, Panglos'la Matmazel Cungonde'un kardei o zavall Cizvit Baron'unkilere benziyor gibi geldi. Bu dnce iine dokundu, onu kederlendirdi. Onlara daha dikkatle bakt. Cacambo'ya: "Tanr bilir ya, stat Pangloss'un asldn grmeseydim, Baron'u kendim ldrmek felaketine uramasaydm, u kadrgada krek ekenlerin onlar olduuna inanrdm" dedi.ki mahkm, Baron ve Pangloss adlarn duyunca avazlar kt kadar bardlar, sralarnda durakladlar, kreklerini braktlar. Doulu kaptan zerlerine yrd; kz sinirinden krba srtlarna inmeye balad. Candide: "Durun efendimiz, durun," diye bard; "size dilediiniz kadar para vereyim!" Mahkmlardan biri: "Aman yarabbi bu Candide mi?" diyor; teki de "Candide ha?" diyordu. Candide: "D m gryorum? Uykuda mym? Yoksa kadrgada m? u karmdaki, ldrdm Monsieur le Baron mu? u da asldn gzlerimle grdm stat Pangloss mu?" diye mrldand.Onlar srekli olarak: "Biziz, biziz! Evet biziz!" diye baryorlard. Martin: "Ne, o koca filozof bu mu?" diye sordu. Candide: "Ey Doulu kaptan efendi," dedi; "mparatorluun birinci baronlarndan olan Monsieur de Thunder ten - Tronckh ile Almanya'nn en derin metafizikisi M. Pangloss'u azat etmek iin ne istiyorsunuz?" Doulu kaptan: "Gvurun kpei," diye yantlad; madem ki u iki gvurun kpei mahkm baronmu, metafizikiymi, kukusuz kendi lkelerinde saygdeer adamlardr. Onlar iin bana elli bin sekino vereceksin." "Pekl, vereceim; bizi yldrm hzyla stanbul'a gtrn, paranz derhal alrsnz; ama durun, beni

Matmazel Cungonde'un yanna gtrn." Candide'in nerisi zerine, Doulu kaptan geminin burnunu oktan kente doru evirmi; havalar yaran bir kutan daha hzl krek ektiriyordu.Candide, Baron ile Pangloss'u belki yz kez kucaklad. "Sevgili Baron, sizi ldrmemi miydim? Ya siz sevgili Pangloss'um, asldktan sonra nasl oldu da hl yayorsunuz? Sonra ikiniz birden niin Trkiye'de krek mahkmu olarak bulunuyorsunuz?" dedi. Baron: "Sevgili kzkardeim de burada m?" diye soruyor; Candide: "Evet burada!" diye yantlyordu. Pangloss: "Demek sevgili Candide'e yine kavuuyorum?" diye haykryordu. Candide onlara Martin ile Cacambo'yu tantt. Hep birden kucaklayorlard. Kadrga uuyordu; limana gelmilerdi bile. Hemen bir Yahudi arttlar; Candide ona yz bin sekino deerindeki bir elmas elli bine satt; Yahudi, daha fazla veremeyeceine, Hazreti brahim'in ba zerine yeminler etti. Derhal Baron'la Pangloss'un kurtulu paralarn verdi. kincisi, kurtarcsnn ayaklarna atld ve onlar gz yalaryla slatt; teki de bir ba iaretiyle teekkr edip ilk frsatta bu paray deyeceine sz verdi. "Fakat, diyordu; kzkardeim sahiden Trkiye'de mi? Buna olanak var m?" Cacambo:"Kzkardeiniz, Transilvanyal bir hkmdarn yannda bulak ykadna gre, pek l da olanakl" diye yantlad.ki Yahudi daha arttlar; Candide onlara da elmas satt. Cungonde'u kurtarmak iin hep birlikte baka bir kadrgaya binip yola ktlar.YRM SEKZNC BLMCandide'in Cungonde'un, Pangloss'un, Martin'in ve dierlerinin balarna gelenler.Candide, Baron'a: "Tekrar affnz dilerim," dedi; "vcudunuzu klcmla deldiim iin sayn rahibim, sizden bir kez daha af diliyorum." Baron: "Artk bu konuyu kapayalm," dedi; "dorusu ya ben de biraz sert davrandm; ama, madem ki nasl krek mahkmu olduumu renmek istiyorsunuz, anlataym. Cizvitlerin eczacs yaralarm iyiletirdikten sonra bir spanyol etesinin saldrsna uradm. Kzkardeim yola kt srada beni Buenos Aires'te hapse attlar. Roma'ya, Cizvitlerin bakannn yanna dnmek istedim. stanbul'da Fransz elilii papazlna atandm. Greve balayal sekiz gn olmutu ki, akama doru gzel endaml, gen bir iolan buldum. Hava ok scakt; delikanl ykanmak istedi; ben de frsattan istifade ykanmak istedim. Gen bir Mslmanla rlplak bir arada bulunmann bir Hristiyan iin byk bir gnah olduunu bilmiyordum. Bir kad, kaba etlerime yz denek vurdurdu ve beni kree mahkm etti. Kimsenin bundan daha byk bir hakszla uratldn sanmam. Fakat kzkardeimin niin Trklere snm Transilvanyal bir hkmdarn mutfanda bulaklk ettiini renmek isterdim." Candide: "Ya siz sevgili Pangloss, nasl oluyor da sizi yeniden grebiliyorum?" dedi. Pangloss: "Asldm grdnz dorudur," dedi; "aslnda yaklmam gerekirdi; fakat beni kzartacaklar zaman bardaktan boanrcasna yamur yadn anmsarsnz. Frtna o kadar iddetli oldu ki, atei yakmaktan umudu kestiler. Baka bir ey ellerinden gelmedii iin asldm. Bir cerrah cesedimi satn ald, evine gtrd ve yard. nce, gbeimden kprck kemiime kadar uzanan ha biiminde bir yark at. Beni ok kt asmlard. Kutsal engizitrn yksek buyruklarn yerine getiren diyakos yardmcs, insanlar ok gzel yakyordu, ama asmaya gelince buna alk deildi. p slakt, fena kayd, iyi dmlenmedi; szn ksas henz soluk alyordum. O ha biimi yark beni yle bir bartt ki, cerrah srt st yere dt ve eytan paraladn sanp korkusundan titreyerek kat; kaarken de merdivenden dt. Yandaki odadan grlty duyan kars koup geldi; beni vcudumda ha biimindeki yarkla masann stne uzanm grd. Kocasndan daha ok korktu, kat ve onun stne dt. Biraz kendilerine gelince, kadnn kocasna: "Zavall kocacm, bu znd paralamak da nereden aklna geldi? eytann her zaman bu adamlarn iinde yattn bilmiyor musun? Hemen gidip bir papaz araym da onu okuyup flesin!" dediini duydum. Bu sz duyunca titredim. "Bana acyn!" diye barmak iin btn gcm

topladm. Sonunda Portekizli biraz cesaretlendi, derimi dikti; hatta kars bana bakt bile; on be gn sonra ayaa kalktm. Cerrah bana bir i buldu: Venedik'e giden bir Malta valyesinin ua oldum; fakat efendimin bana verecek paras olmadndan Venedikli bir tccarn hizmetine girdim, onun peisra stanbul'a geldim. Bir gn bir camiye gitmek hevesine kapldm; camide yal bir imamla tespih eken ok gzel, gen bir sofu kadn vard. Kadnn gs tamamiyle akt, memelerinin arasnda, laleden, glden, gelincikten, da lalesinden, dn ieinden ve smblden bir demet vard. Kadn demeti yere drd; demeti aldm, sayg gstererek hemen yerine koydum. Ama bu demeti yerine koymak ii o kadar uzun srd ki, imam gazaba geldi, Hristiyan olduumu grnce de: "mdat!" diye bard. Beni kadya gtrdler, o da tabanlarma yz denek vurdurdu, sonra da krek mahkmu olarak kadrgaya gnderdi. Monsieur le Baron'la ayn kadrgada ayn sraya zincirlendim. Bu kadrgada Marsilyal drt delikanl, be Napolili papaz, iki de Korfulu kei vard. Bunlar bize, bu gibi eylerin her gn olageldiini sylediler. Monsieur le Baron benimkinden daha byk bir hakszla uradn ileri sryordu; ben de bir kadnn gsne bir demet iek koymann bir iolanla rlplak yakalanmaktan daha kt olmadn sylyordum. Yaamn raslantlar sizi bizim kadrgaya gnderip bizi satn aldrtt srada, durmadan bunu tartyor ve her gn srtmza kz sinirinden yaplm yirmi krba yiyorduk." Candide ona: "yi ama sevgili Pangloss," dedi; "asldnz, paralandnz, dayak yediiniz, kadrgalarda krek ektiiniz sralarda da yine btn bu olup bitenlerin dnyada bundan daha iyi olup bitemeyeceine inanyor muydunuz?" Pangloss: "Ben nce nasl dnyorsam her zaman yle dnrm," dedi, "nk ne de olsa filozofum: Leibnitz haksz olamayacandan, sonsuz uyum da, doluluk ve dakik madde gibi dnyann en gzel eyi olduundan, bana szmden dnmek dmez."YRM DOKUZUNCU BLMCandide, Cungonde'la yal kadn nasl buldu?Candide, Baron, Pangloss, Martin ve Cacambo balarndan geenleri anlattlar. Bu dnyada mmkn olan ya da olmayan olaylar zerine fikir yrtp, neden ve sonular, manevi ve maddi gzellikler, zgrlk ve zorunluluk, Trkiye'de krek mahkmluu ederken duyulabilecek avuntular hakknda tartrlarken, Marmara kylarnda Transilvanyal prensin evine yanatlar. lk grdkleri, pekirleri kurutmak iin iplere seren Cungonde'la yal kadn oldu. Bu grnt karsnda Baron sarard. Duygulu ak Candide, gzel Cungonde'unu, teni kararm, gzleri morarm, boaz kurumu, yanaklar prsm, kollar kzarm, soyulmu grnce dehete derek adm geriledi; sonra nezaket icab ilerledi. Cungonde, Candide'le aabeyini kucaklad; yal kadnla da kucaklatlar. Candide ikisini de satn ald. Yaknda kk bir iftlik vard. Yal kadn Candide'e, talihleri daha yaver gitmeye balayncaya kadar bu iftlie yerlemeyi nerdi. Cungonde irkinletiinin farknda deildi; bunu ona kimse sylememiti. Candide'e verdii szleri o kadar kesin bir edayla anmsatt ki, iyi yrekli Candide'in bunlar yadsmaya dili varmad. Baron'a kzkardeiyle evleneceini ima etti. Baron: "Onun byle bir dknlk, sizin de byle bir kstahlk etmenize hibir zaman dayanamam," dedi; "byle bir alakln sorumluluunu da hibir zaman zerime alamam. Kzkardeimin ocuklar Alman meclislerine giremeyecektir. Hayr, benim kzkardeim evlense evlense ancak bir imparatorluk baronuyla evlenebilir." Cungonde aabeyinin ayaklarna kapand, onlar gz yalaryla slatt; Baronun kl bile kprdamad. Candide ona: "Hey gidi kak efendim," dedi; "seni krek mahkmluundan kurtardm; senin kzkardeini kurtarmak iin avu dolusu para verdim. Burada bulak ykyordu; artk irkinlemi de; byle olduu halde onunla evlenmek ltfunda bulunuyorum da sen hl bu ie ayak diremeye kalkyorsun. fkeme uysam seni bir daha ldrrdm." Baron "Beni bir daha ldrebilirsin, ama ben saken kzkardeimi

alamazsn!" dedi.OTUZUNCU BLMSonuAslnda Candide hi de Cungonde'la evlenmek istemiyordu. Ama Baron'un sonsuz kstahl evlenmekte srar etmesine neden oluyordu. Sonra Cungonde da kendisini o kadar zorluyordu ki sznden cayamyordu. Pangloss'a, Martin'e ve sadk Cacambo'ya akl dant. Pangloss gzel bir sylev vererek, baronun kzkardei zerinde hibir hakk olmadn ve Candide'le, hatta yasal olmadan bile evlenmesinin imparatorluk yasalarna tmyle uygun olduunu kantlad. Martin, Baron'u denize atmay, Cacambo da onu Doulu kaptana geri verip yeniden kree mahkm ettirmeyi nerdi; ondan sonra da ilk gemiyle Roma'ya byk Cizvit papazna gndereceklerdi. Bu dnceyi hepsi beendi; yal kadn da yerinde buldu; Cungonde'a hibir ey sylemediler; birka kurua bu i de zmlendi; ve herkes, bir Cizvit papazn cezalandrmak ve bir Alman baronunun gururunu krmak zevkini tatt.Bu kadar felaketten sonra sevgilisiyle evlenen; filozof Pangloss'la, filozof Martin'le, uyank Cacambo ve yal kadnla birlikte yaayan; zaten eski Inkalarn lkesinden bir sr elmas getirmi olan Candide'in ok gzel bir hayat sreceini dnmek kadar doal bir ey olamaz. AncakYahudiler onu yle soyup soana evirdiler ki, elinde kk iftlikten baka bir ey kalmad. Her gn biraz daha irkinleen kars hrnlat, dayanlmaz oldu; sakat olan yal kadn, Cungonde'dan da ok hrnlat. Bahede alan ve stanbul'a sebze satmaya giden Cacambo ok i gryor ve kt talihine lanet okuyordu. Pangloss da Alman niversitelerinden birinde parlayamam olduu iin umutsuzlua kaplyordu. Martin'e gelince, o, insann hibir yerde rahat olmadna kesin olarak inanmt; btn olaylar soukkanllkla karlyordu. Candide, Martin ve Pangloss ara sra metafizik ve ahlak zerinde ekiiyorlard. ou zaman iftliin pencerelerinin nnden, Limni'ye, Midilli'ye, Erzurum'a srlen paalarla, efendilerle dolu gemiler geiyordu; bir sre sonra da srlenlerin yerini alan ve sralar geldiinde kendileri de srlecek baka kadlarla, efendilerle dolu yeni gemiler... Bab- li'ye sunulmaya gtrlen, zenli bir biimde samanla doldurulmu insan kelleleri grlyordu. Bu grntler tartmalar artryordu; tartma olmad zaman can sknts ylesine byyordu ki, bir gn yal kadn onlara unu sordu: "Acaba hangisi daha kt, insana zenci korsanlarn yz kez tecavz etmesi mi, kaba etlerinden birinin kesilmesi mi, Bulgarlardan sopa yemesi mi, bir auto-da-fe'de krbalanp yaklmas m, paralanmas m, kadrgada krek mahkmu olmas m, ksacas bamzdan geen btn o felaketlere uramas m, yoksa burada hibir ey yapmadan oturmas m?" Candide: "Bu, gerekten de nemli bir soru," diye yantlad.Bu szler, yeni birtakm dncelere yol at. Hele Martin, insann kuku iinde kvranmak ya da can sknts iinde bocalamak iin yaratld sonucuna varyordu. Candide bunu kabul etmiyordu ama, kesin bir ey de sylemiyordu. Pangloss her zaman korkun aclar ektiini itiraf ediyor; bununla birlikte bir kez her eyin iyi olduunu ileri srm olduu iin artk sznden dnemiyordu. Fakat buna kendisi de inanmyordu artk.Sonunda bir olay, Martin'in lanet ilkelerinin doruluunu ortaya koydu; Candide'i her zamankinden daha fazla ikircime drd ve Pangloss'u g bir duruma soktu. Bir gn son derece sefil bir halde olan Paquette'le Papaz Girofle'nin iftlie geldiklerini grdler. bin kuruu abucak yemiler, ayrlmlar, barmlar, kamlard; sonunda da Papaz Girofle Trk olmutu. Martin, Candide'e: "Verdiiniz paralarn ok gemeden harcanacan ve onlar daha sefil bir hale dreceini size daha nce sylememi miydim?" dedi. Cacambo ile birlikte elinize byk bir servet geti; yine de papaz Girofle'den ve Paquette'den daha mutlu deilsiniz." Pangloss, Paquette'e: "Vah, zavall ocuum vah," dedi; "demek, Tanr sizi buraya bizim aramza srkledi! Bana burnumun ucuyla bir gze ve bir kulaa mal olduunuzu biliyor musunuz? Bakn siz de ne hale dmsnz! Ah bu dnya

ne ki!" Bu olay onlar her zamankinden daha fazla felsefe yapmaya yneltti.Yaknlarda, Trkiye'nin en iyi filozofu saylan tannm bir dervi vard; ona akl danmaya gittiler. Pangloss evirmenlik yapt, ona dedi ki: "stat, bize insan denen bu acayip hayvann niin yaratldn sylemenizi ricaya geldik." Dervi: "Sen buna ne karyorsun? Senin iin mi bu?" dedi. Candide: "Fakat sayn efendim, dnyada korkun ktlkler var," dedi. Dervi: "Ktlk ya da iyilik olmu, bundan ne kar? Sultan, Msr'a bir gemi gnderdii zaman iindeki farelerin rahat olup olmadklarn dnr m?" dedi. Pangloss: "O halde ne yapmal?" diye sordu. Dervi: "eneni tutmalsn," dedi. Pangloss: "Sizinle biraz, nedenlerle sonular hakknda, olas dnyalarn en iyisi, ktln kayna, ruhun nitelii ve sonsuz uyum hakknda tartabileceim diye seviniyordum," dedi. Dervi, bu szler zerine kapy suratlarna kapad. Bu konuma srasnda, stanbul'da iki vezirle mftnn boazland ve dostlarndan birounun da kaza vurulduu haberi ortala yaylmt. Bu haber birka saat iinde her yere ulat. Pangloss, Candide ve Martin kk iftlie dnerlerken, serinlemek iin kapsnn nndeki portakal aalarnn glgesine oturmu yal bir adamla karlatlar. Bilgi olduu kadar merakl da olan Pangloss ona, boazlanan mftnn adn sordu.Yal adam: "Bir ey bilmiyorum," dedi; "zaten ben hibir mft ile vezirin adn renmi deilim; sz ettiiniz olaydan da haberim yok. Kamu ilerine karanlarn ou zaman sefalet iinde ldklerini ve buna layk olduklarn sanyorum; hibir zaman stanbul'da neler olup bittiini renmeye almadm; bahemde yetitirdiim yemileri oraya satmaya gndermekle yetinirim." Bu szleri syledikten sonra yabanclar evine buyur etti. ki kzyla iki olu onlara kendi yaptklar eitli erbetlerden baka kaymakl turun reeli, portakal, limon, ananas, fstk, ne Batavia'nn, ne de adalarn o kt kahvesi karmam halis Moka kahvesi ikram ettiler. Daha sonra da bu iyi kalpli Mslmann iki kz Candide'in Pangloss'un ve Martin'in sakallarna kokular srdler.Candide, Trk'e: "ok geni, ok bereketli bir topranz olmal," dedi. Trk: "Yalnzca yirmi dnmlk bir yerim var," diye yantlad; burasn ocuklarmla birlikte eker bierim; bu i, byk ktlk olan can skntsn, ahlakszl ve yoksulluu bizden uzak tutar."Candide iftliine dnerken, Trk'n syledikleri zerine derin derin dnd. Pangloss'la Martin'e: "Bana bu iyi yrekli yal adamn, birlikte yemek yediimiz alt kraln hayatna deiilmiyecek bir hayat var gibi geliyor" dedi. Pangloss: "Filozoflarn szlerine baklrsa byk mevkiler ok tehlikelidir: nk Muhabitelerin kral Eglon, Aod tarafndan ldrld; Apalom salarndan asld ve vcudu ciritle delindi; Jeroboham'n olu kral Nadab' Bassa, kral Ela'y Zambri, Ochosias' Jehu, Attalia'y Joiada ldrd; kral Yoakim, kral Jeconias, kral Sedecias esir dtler. Kress'n, Astiage'n, Dr'nn, Siracusal Denis'nin, Pyrrhus'n, Perse'nin, Annibal'in, Jugurthha'nn, Arioviste'in, Sezar'n, Pompeius'un, Neron'un, Othon'un, Vitellius'un, Domitianus'un, ngiltere Kral II. Richard'n, II. Edward'n, VI. Henri'nin, III. Richard'n, Marie Stuart'n, I. Charles'n, Fransa kral olan Henrilerin, mparator IV. Henri'nin (60) nasl mahvolduklarn bilirsiniz! Bilirsiniz ki..." Candide: "Biliyorum," dedi; "bahemizi yeertmek gerektiini de biliyorum." Pangloss: "Haklsnz," dedi; "nk insanolu cennet bahesine konulduu zaman, oraya 'ut operatur eum' (61) yani onu ilesinler diye konuldu; bu da insann, dinlenmek iin yaratlmadn gsterir." Martin: " Fazla dnmeden alalm; bu, hayat dayanlr klan tek aredir," dedi.Bu gzel neriyi hepsi kabul etti; herkes elinden gelen ii yapmaya koyuldu. Kk toprak ok verimliydi. Cungonde gerekten ok irkindi ama ok iyi bir a olmutu; Paquette nak iler, kocakar amarlarla urard. Papaz Girofle'ye varncaya kadar, bir i tutmayan kimse

kalmad; o ok iyi bir doramac, hatta namuslu bir adam oldu. Pangloss, ara sra Candide'e: " Olas dnyalarn en iyisinde btn olaylar birbirine baldr," diyordu. "nk Matmazel Cungonde'un ak uruna gzel bir atodan knza tekme yiyip kovulmasaydnz, engizisyonun ikencesine uramasaydnz, yaya olarak btn Amerika'y dolamasaydnz, klcnz Baron'un vcuduna saplamasaydnz, gzel Eldorado lkesinden aldnz btn o koyunlar yitirmeseydiniz, imdi burada turun reeliyle fstk yiyemezdiniz." Candide de: "Bunlar gzel szler ama bahemizi yeertmek gerek," diye yantlyordu.AIKLAMALAR1) Candide: Saf, temiz, her eyden habersiz demektir.2) yimserlik: Bu yaptnda Voltaire, Alman filozofu Leibniz'in felsefesini rtmek istiyor. Leibniz 1646'da Leipzig'de domu ve 1716'da lmtr. Kendisi "optimisme"in, yani iyimserliin savunucusudur. Bu filozofa gre, dnyadaki her ey olanakl olann en iyisidir. Ancak Voltaire, Leibniz'in felsefesini ykabilmek iin karikatrize ediyor. Hikayenin kahraman Pangloss, Leibniz'in felsefesini retmekte ve yaygnlatrmaktadr.3) Metaphysico-TheologoCosmolo-Nigologie: Byle bir felsefe yoktur. Voltaire felsefeyle alay etmek iin byle bir ad bulmutur.4) Mavi elbise: Prusya kral Byk Friedrick, hassa alayna uzun boylu askerleri seerdi. Bu uzun boylu, mavi elbiseli adamlar da bu askerlerden olmallar. Bunlar kendilerine benzeyenleri grnce hemen alrlar ve birok vaatle kandrrlard. Aada sz geecek olan sava,1756'da balayan yedi yl savalardr.5) Bu adam bir protestan papaz olacak.6) Anabaptistler doduklar zaman vaftiz edilmezlerdi. Btn insanlarn eit olduklarna inanrlard.7) 1 Kasm 1755'te Lizbon'da byk bir yer sarsnts oldu. ehrin te biri ykld. Aa yukar 30.000 kii ld.8) 1637 ylnda bir Hollandal, Portekizlilerin Japonya'da bir suikast hazrladklarn haber verdi. O tarihten sonra Hollandallarn dndaki Hristiyanlarn Japonya'ya girmesine izin verilmedi. Hristiyanlarn Japonya'ya girmeleri iin ha inemeleri gerekiyordu.9) Engizisyon emrinde alan aa rtbeli bir casus.10) Auto-da-fe spanyolca bir szck olup, insanlar yakmak iin hazrlanan ate anlamna gelir. Sz geen "auto-da-fe", 26 Haziran 1756'da yaklmtr.11) spanya'da Biscaya blgesinde oturanlara verilen addr.12) Sanbenito, engizisyon zamannda spanya'da yaklmaya mahkm olanlara giydirilen elbisedir.13) 21 Aralk 1755.14) Hermandade, kutsal bir topluluktur. XIII. yzyla kadar srmtr.15) Maravdis, para deerinde spanyol paras.16) Cizvitler, yz elli yl nce Amerika'ya yerlemilerdi. spanya ile Portekiz Amerika'daki topraklarnn snrlarnn belirlenmesi iin bir anlama imzalaynca Cizvitler zarar ettiklerini sylediler ve 1757'de Saint-Nicolas'da isyan balattlar. 17) Yazarn ne kadar dikkatli olduunu burada gryoruz. O zamana kadar X. Urban adnda bir papa yoktu.18) Gaeta, Akdeniz kysnda bir talyan ehri.19) Sale: Fas'ta bir ehir. O zamanlar korsanlarn yatayd.20) In articulo mortis: Gnahlar karldktan sonra ldrlmeleri iin...21) Molla smail (1646-1737)'in bir sr ocuu oldu. Bunlar daha babalar saken birbirleriyle savaa tutumulardr.22) Ah idi olmak ne ac ey...23) Voltaire burada, ocukluunda idi edilmi olan Farinelli'yi kastediyor. nce nl bir kilise arkcs, sonra da spanya kralnn en ok sevdii kii olmutur.24) spanya taht savalarnda Portekiz kral, Fransa'ya kar Molla smail'den yardm istemitir.25) 1696'da Byk Petro'nun askerleri Azak' aldlar.26) Hazreti brahim, kars Sara'dan sz ederken 'kzkardeimdir' demi. (ncil, birinci kitap. XX.) Voltaire birok yaptnda ncil'in bu blmne deinmitir.27) Cizvitler Amerika'da Assomption ehrini merkez yapmlard. 1767'de Cizvitler 15.000 Amerika yerlisinin oturduu 30 ili buradan ynetiyorlard.28) Rahip Croust, Voltaire'in mcadele ettii bir Cizvittir. "Felsefe Szl"nde de ad geer.29) Oreillonlar yukar Amazon'un bir kolu olan Rio Nayo kylarnda oturan bir halktr.30)

Journal de Trvoux: Daha sonra Paris'te Cizvitler tarafndan karlan bir gazeteye halk arasnda verilen addr.31) Satir, Faun, Eyapan, kr tanrlardr. Eyapan, Pan'n baka bir addr.32) Voltaire, "Essais sur les Moeurs" adndaki kitabnda Avrupallarn uzun zaman, nkalarn istiladan kaarak uzak bir yere gizlendiklerine inandklarn syler.33) Guyana ehrinin denizle birletii yerde bu adda bir ada vardr. 1664'te Franszlar burada Cayenne adnda bir ehir kurdular.34) Walter Raleigh, 1596'da Eldorado'nun dillere destan zenginliklerine sahip olmak umuduyla Kba'ya gemitir. 35) Burada Voltaire, bizzat kendisinin kitaplarla olan mcadelelerini kastediyor.36) Socin, XVI. yzylda dine aykr dnceler ileri sren, byk gnah, teslisi ve ilahi aff inkar eden bir papazdr. 37) Manicilik III. yzylda ran'da yaylan bir dindir. Uygur Trklerinin de benimsedii bu din Ortadou, Kuzey Afrika ve Avrupa'da da yaylmaya balaynca Hristiyanlk iin tehlikeli grlm ve engellenmitir.38) Tevrat: "Tanrnn ruhu sularn zerinde hareket ediyordu."39) Doktor Akakia'nn Hicviyesi adl bir kitap yazan Maupertuis'le alay ediyor. Bu adam Berlin Akademisi'nin bakanyd..40) len adamn gnahnn karldna dair verilen balama belgesidir.41) Abb, papaz anlamna geldii gibi, elebi anlamna da gelir. Voltaire, bu kelimeyi bu klkta bir insan iin kullanarak papazlarla alay ediyor. 42) Sz konusu edilen"Orphelin de la Chine" (inli Yetim) oyunudur.43) Thomas Corneille'in "Comte d'Essex" adndaki oyunu.44) XVIII. yzyln tannm kadnlarndan Adrienne Lecouvreur'dr. 45) Frron, Voltaire'in en byk dmandr. Voltaire drt dizeyle Frron'un nasl bir insan olduunu anlatr: "Bir gn ormanda bir ylan Frron'u sokmu! Sonunda ne olmu biliyor musunuz? Ylan lm." 46) Pharaon, bugn artk oynanmayan bir iskambil oyunudur. Bakaraya benzer.47) Gauchat, filozoflarn dmandr. Voltaire kendisiyle mcadele etmitir.48) Bu adam papaz Troublet'dir. "eitli Konular" adl bir eseri vardr. Safolan'da ad geer.49) Cizvitlerin ilahi af hakkndaki dnceleri papaz Molina tarafndan aklandna gre, Molinist demek Cizvit demektir.50) Atrebatie, Artois eyaleti olacak. Arras'ta domu Damiens adnda birisi 5 Ocakta XV. Louis'yi akyla yaralamt. Damiens eskiden Cizvitlerin hizmetindeydi. Bu ii Cizvitlerin kkrtmasyla yapt sanld. Damiens lin edildi,. 1610'da IV. Henri'yi Revaillac ldrd, 1594'te de Jean Chastel adnda birisi IV. Henri'yi ldrmek istemiti. Son olaydan sonra Cizvitler Fransa'dan kovuldular.51) Yedi yl savalarndansonra Fransa Kanada'y ngiltere'ye brakt.52) Yedi yl savalarnn balangcnda Franszlarn Minorque'a asker karmalarna engel olamad iin 14 Mart 1757'de Amiral Byng kuruna dizildi.53) Burada Horatius'un birinci kitabnn yedinci hicviyesi kastediliyor. Senato yesinin Pupilus dedii Rupilius Ripiulus adnda biridir.54) III. Ahmed, Candide yaynlanmadan 20 yl nce lmt.55) VI. van l74l'de tahttan indirilmitir.56) Charles Edouard, Jacques Stuart'n oludur.57) III. Auguste (l696-l763) Polonya ve Saxe elektrdr. Yedi yl savalar sonucunda Saxe' kaybetti.58) Stanislas Lezinsky, Polonya Kral.59) Baron Theodore Nenf, l736'da Korsika kral oldu ve sekiz ay saltanat srd.60) Aod: srail oullarnn ikinci hkimi. Moabite'lerin kral Eglon'u ldrmek suretiyle Yahudileri zulmden kurtarm ve ordusunu datmtr.Abalom: Hazreti Davud'un oludur. Babasna kar bir suikast hazrlam ve Kuds'ten kamak zorunda kalmtr. Kendisini izleyen Joab, Davud'un verdii emre ramen Abalom'u ldrmtr.Jeroboham: srail oullarnn ilk kral. Milattan nce onuncu yzylda yaamtr.Nadab: Jeroboham'n olu ve srail oullarnn kraldr. Generallerinden Bassa tarafndan ldrlmtr.Ela: srail oullarnn kral olup kumandanlarndan Zambri tarafndan ldrlmtr.Ochosias: Milattan nce 853-852 yllarnda srail oullarna krallk etmitir.Jehu: Milattan ne 846'da domu, srail oullarnn sonuncu kral olmutur.Attalia: Bergama kral.Joiada:

Yahudilerin byk haham. Milattan nce IX. yzylda yaamtr.Joakim: Yuda kral. Milattan nce VII. yzylda yaamtr. Kuds'te lmtr.Kress: Milattan nce 56'dan 48'e kadar Lidya'da hkm srmtr. Zenginliiyle n kazanmtr. Dmanlar olan ranllarn yaklatklarn haber alnca kendisini atee atarak intihar etmitir.Dr: Milattan nce 550'de domu ve 486'da lmtr. ran hkmdar.Siracusal Denys: Milattan nce 430'da domu, 367'de lmtr. Siracusa'da krallk etmitir. Gl bir siyaset adamdr.Perse: Son Makedonya kral. Milattan nce 216'da domu ve 166'da hapishanede lmtr.Annibal: Annibal vardr. Birincisi vebadan lmtr. kincisi askerleri tarafndan ldrlmtr. ncs ise intihar etmitir.Jugurtha: Namidiya kral. Milattan nce 154'te domutur. Mamertine hapishanesinde alktan lmtr.Arioviste: sa'dan yzyl nce Suevlerin reisiydi. Sezar, Arioviste'in ordusunu Alsace ovasnda yenmitir.Sezar: Milattan nce yznc ylda domu ve 44'te lmtr. Roma'da diktatrlk etmitir. Arkadalar tarafndan hanerlenerek ldrlmtr.Pompeius: Romal devlet adam. Milattan nce 107'de domu ve 48'de kral Ptolem tarafndan ldrlmtr. Kellesi Sezar'a gnderilmitir.Neron: Roma imparatoru. Milattan sonra 37'de domu, 68'de isyan edip Galya'dan gelen Keltlerin nnden kaarken kendisini ldrmtr.Othon: Roma imparatoru. Milattan sonra 32'de domu, 69'da i savalardan bkarak intihar etmitir.Vitellius: Roma imparatoru. Milattan sonra 15'te domu, 69'da kumandanlarnn ihanetine urayarak lmtr.Domitianus: Asl ad Titus Flavius Domitianus'tur. Milattan sonra 51'de domu, 96'da lmtr. Suetonius'un tarihlerini yazd on iki Sezarn sonuncusudur. Bir kle tarafndan ldrlmtr.II. Richard: ngiltere kral. 1367'de domu ve yerine geen IV. Henri tarafndan 1400'de idam edilmitir.II. Edward: ngiltere kral; 1284'te domu, 1327'de lmtr.VI. Henri: 1422'den 1471'e kadar ngiltere kral. Londra kalesinde ldrld.III. Richard: ngiltere kral. 1452'de domu, 1485'de lmtr.Marie Stuart: skoya kraliesi. 1542'de domu, Fransa kral II. Franois ile evlenmi; kraln lm zerine vatanna dnm ve idam edilmitir.I. Charles: Burada kastedilen ngiltere kraldr. 1649'da ldrld. Henri'ler: Burada kastedilen Fransa krallar II, III, IV. Henri'lerdir.mparator IV. Henri: 1106'ya kadar Kutsal Roma Cermen mparatoru. Dostlarnn ihanetine uradktan sonra lmtr.(61) Ut operatur eum, "onu ilesinler diye" demektir.