You are on page 1of 156

Tanr Dal Akkartal 1.

Blm
Mete Han'n Hikayesi /Akkartal'n douu

Hsrev zel Koca Turul, yal kl ustas, maarann sol yannda kurulu demirci ocann banda, terlemesine aldrmadan, elinde ki kl taslana biteviye eki sallyordu.

TANRI DALI AKKARTAL Eski an bir Fil ylnda uzun sren karak nihayet gidip, acun yeniden snnca, eriyen kar susuz dere yataklarn doldurmu, Uygur diyar alayan sesleriyle nlyordu. ncelen karn altndan kardelenler, alan gnei grmek iin ba uzatrken, mor izgili beyaz tal nazenin idemler, turuncu, gevrek yaprakl nevruzlar, uuan kelebekler, envai tr gmen kular, kertenkeleler, gelincikler ile enlenen Asya ktas yeni bir ilkbahar selamlyordu... tken'den gnler ncesinde yola kan bir ulak, ulu Tengri'de kurulu Koca Turul Derghna, Kaan, Kutluk Kl Bilge'nin umaa varp, tahta yeni kaan oturaca haberlerini getiriyordu. Tre gerei, oul Moyen or, len babas iin (745) Yu yaparak, onu Tanr beldesine uurlamak ve kendi kaanl erefine byk toy yapyordu. Moyen or bunun iin Acun'un her yanna haberler salp, hner, bilek ve yreine gvenen btn yiitleri, tren ve yarlara davet ile kazananlara byk dller vaat etmiti.. Tanr Da Dergh'nn Turan diyarndaki yeri ok muteberdi. Dergah'da, hkmdar adayndan, dilma ve savasna kadar, talep eden herkese ilim ve sanat retilirdi. Dergaha ocuk yata gelen renciler, sk bir eitimle yetiir, ilerleyen yllarda kamu hayatnda nemli grevler alrlard. Dergahn eitim dzenine gre; sabah erkenden koularnda uyanan renciler, kuluk vaktine kadar bedeni eitim ve silah talimi yapar, len vakti topluca yemee giderlerdi. leden sonra atlyelerde grlen pusat yapm dersine ek olarak, sair el sanatlarna dair kurslar grlrd. Akam yemei sonras dergh mabedinde toplanlr, vukuf ehli hocalarn naklettii trl ders ve hikayeler izlenirdi. Hafta sonu geldiinde, byk meydanda toplanlr, harada yetien cins atlarla heyecanl Gkbr oyunlar oynanrd. Eski an naml yiitlerinden Kazan'n sekizinci gbekten torunu, Kam Ulutolga (aman), bu derghn ba retmeni iken, Kl piri Gkbr, Karg piri Boran, Grz piri, Dahan ve Tirendazlk piri Tarhan, pusat ve savaa ilikin dersleri verirlerdi... tken ulann verdii haber Dergahta sevin ve znty bir arada yaatm, toplanan ynetim kurulu, yarlar iin seim yapmt. tken'e gidecek olan opendozlar (Gkbr oyunu oyuncular) takm be kiiden oluacak, ferdi yarlara o yln birincisi ile alt yeni mezun katlacakt. Byk meydanda yaplan uurlama treni akabinde opendozlar ekibi yola karken, Dergahta kalanlar byk dershanede toplanm, konuanlar yarlara gidenlerin baar ansn sorgularken, eski an nl kahramanlarndan Bahadr Akba'n yedinci kuaktan torunu Akkartal' favori gryorlard. Dergahta mutat hayat devam ederken, Ulutolga'nn sohbet saati gelmi, Kam bu defa insan ruhu ve onun kii olarak yaratlmas konusunu nakledecekti. beyaz tyl post zerinde bada kurup, sze balayan Kam; -Aziz ve asil ulusumun deerli evlatlar, canlarm! Derken, dershane kubbesinde yanklanan davudi sesi ile yle devam ediyordu: -Kk zaman deryasnn dibinde balayp, ucu gnmze kadar ulaan eski kaynaklarmza gre, insann yaratlmas olay yledir; ' Kii, Tanr Beldesi'nde nce, uyuuk, hareketsiz, ekilsiz, renksiz, kokusuz bir halde bulunur iken, yce Tanr dilemi, o da ozlaarak , alev ve k topu haline gelip, dne dne yeryzne inmi ve burada yeniden ozlaarak, yeryz kiisi olmutur. Tanr katndan geldii iin kii erefli ve kutsaldr. Nitekim bu kiiler toplanp, aralarndan birini Bu seerlerdi. beylere, 'Kutsama Treni' ile Gne'in ei Ay tarafndan, ait olduklar Budun'a kul gibi hizmet etme

grevi verilirdi. beyler ise mrleri tamam olup, ldklerinde, Budun toplanarak muhakemeleri yaplr, Budununa iyi hizmet etmi olanlara 'ALP' sfat verilirdi. Kutsama treninde cesedi yaklp, bedeni kl olan beylerin Tinleri ozlaarak, alev ve k halinde semaya ykselerek Tanr katna geri dnerlerdi..." Anlat bylece srp giderken, aradan saatler geiyordu. Geni dershane zeminini kaplayan nakl hallar zerinde, ba kede beyaz tyl postuna yeni doan yldz misali oturan Kam Ulutolga, uzun ak sakallarna tezat tekil eden kara kalarn hafife kaldrp, sanki alar ncesinde balam bir uykudan uyanyordu. Parltl ela gzleri, etrafnda hilali saflar tutmu, kendisini can kulayla dinleyen rencilerini sevecen nazarla szyordu. Talebeler hu u ve skun iinde beklerken, sessizlii bozan Kam, bu kez yle diyordu; - imdi sra, saz ve deyiler ile ruhlar ozlatracak sazende ve ozanlarda. E, eh, hani nerede kopuz, cura, tef, davul ve kavaln ustalar? Diyordu... Bu daveti bekleyen renciler sevinle kprdanp, anlan sazlar bir bir ortaya kyordu. Annda oluan otantik koro, nmayie bir perevle balyor, temaa icra edilen dier eserler ile devam ediyordu. Dershane kubbesinin muhteem akustik yaps, insan mest eden bu musikiyi, ilh kudret adna kendi boluuna alrken, onu sonsuza kadar ayn tazeliinde, ayn gzelliinde saklayacak gibiydi. Bu esnada oluan duygu saana btn dergh kuatrken, dinleyenler isel bir ozlama yaard. lmeden, yanmadan eriilen bu ruhsal deiimin verdii haz, Kam Ulutolga'y ziyadesiyle duygulandrp, yanaklarndan minyatr derecikler akarken, aslen muharip olmak iin yetien talebelerine, bylesi bedii yetenekleri de baheden yce Tanrya medh- senalar gnderiyordu... Bir baka gn sra Tanhu Mete (Ouz Kaan) ve Koca Turul Dergh'nn tarihesine gelmiti. Bu, sadece ok merak edildii iin deil, ayn zamanda Dergh Mfredat'nn mhim bir parasyd. Ulutolga bu bahsi kitaplkta itina ile korunan, el yazmas, kadim "Tanhu Mete" kitabndan okuyacakt. Derin bir nefes alan Kam, ounu ezbere bildii nakle balarken, btn dikkatler onda, meraklar doruundayd: "Ba dumanl, gs imenli ulu Tengri Da'nn gney yaslannda, bir yanda gne alp, bir yanda yamur yayordu. Yksek am ve mee aalarnn gizledii byk maaradan gelen metalik sesler, bu kayalk blm mekan tutan doan, kartal ve atmacalarn sesleriyle karp, etrafa aks'i sedalar yaylyordu... Koca Turul, yal kl ustas, maarann sol yannda kurulu demirci ocann banda, terlemesine aldrmadan, elinde ki kl taslana biteviye eki sallyordu. Eski zamanlarda olumu bu byk maarann taban yer yer dikitli, tavan sarktl, yanlar kavi, binlerce yldan beri yzeyini yalayarak geen damlalarn tad renkli kil ve kalk dalgalaryla kaplyd. Koca Turul bu klc, krk alt senelik ustal bir yana, yaplma sebep ve tekniini bir dte grd ekilde yapmak istiyor, bu nedenle merakndan yorulmak nedir, bilmiyordu. Bu esnada, dan doruklarna doru trmanan kei yolunda iki atl dne dne geliyorlard. Omuzlarnda yay ve ok dolu sadaklar, terkilerinde avlanm ku dolu, nakl heybeleri vard. Burun deliklerinden buular saarak, yol alan atlar, serin havaya ramen terliyorlard. Maara nne geldiklerinde anszn duyduklar gr sesle irkilerek balarn yukar kaldran iki atl, orada dimdik duran kara brkl, ak sakall, din ustay hemen fark etmiler, rahatlamlard. ki adam boyu ykseklikten onlara glmseyen Koca Turul; -Sarbr'y rastlamadnz, deil mi yiitlerim? Her neyse, ho gelip, sefalar getirmisiniz! Hele inin atlardan, zavall hayvanlar nefeslensinler. Solumalarn ta nereden iitti u ihtiyar kulaklarm! Diyip, yant beklemeden ieri giriyordu. Balarndan gemleri karp, otlanmalar iin atlar serbest brakan avclar, doal ta merdiveni trmanp, heybeler omuzlarnda maaradan ieri girmilerdi. htiyar usta az tede, trl edevatn dizili olduu rafn nnde, ta yontusu masann banda onlar bekliyordu. nnde kmz dolu bir testi ve imir oymas amak vard. Glmseyen gzlerle masaya konuklar davet ederken, amaklara kmz dolduruyordu.

Sonra mfik bir sesle: -Hele yle gelin, oturun yiitlerim. Diyordu. Heybeleri bir kenara brakan konuklar, masay evreleyen post sarl alak oturaklara oturmulard. Koca Turul; -Hal, keyif ve ileriniz nasl gitmekte Toman Be? Bu yaz bahadrlardan geni omuzlu, engel bykl ve kara gzl olan Tuku Oyma'nn nderi Toman, dieri Tamgal oymana mensup bir gen avc idi. Toman Be mayal ksrak stnden mamul, keskin kmzdan bir yudum alp, sonra elinin tersiyle azn silerek: - Ne desem bilmem ki Turul Ei... Durumdan honut olmad edasndan belliydi. Szlerine devamla; kayda deer bir gelime yok, vaziyet ncesinden farksz. Sonra, dozu giderek artan esef ve umutsuzlukla konuup, szn yle tamamlyordu: - Urad son hezimeti unutturup, unutmaa balad egemenlik hazzn, beylik ve bahtiyarl Kara Budun'a yeniden hatrlatmak hi kolay deil Turul Ei. z yurdunda esarete alan ahalide, her eyi kabul edip, kanksayan kt halleri var. Ne ederiz, bilemiyorum bu gidile. Yolda Kula, onu tamamlamak iin, yadrg ve asabiyetle: - Alnan fahi vergiler ve her an satalan onuruna ramen, hem bu tutum!? Koca Usta, gayr-i ihtiyari yzn burutururken, Toman Be sz tekrar alarak: -Evet Ei, her eye ramen zannm o ki, eer tez zamanda yeniden silahlanmz mmkn olmazsa, korkarm bu hal ok daha ktye gider. Aksi olursa, dman bu kez yurttan silip, atarz. Derken, tasdik etmesini ister gibi Kula'ya dnyordu. Kula nce Koca Turul'a, sonra Toman'a bakarak; - Evet ama, her halde bu, nce Tengri, sonra da sizlerin abalarna baldr. Diyordu. Bu izahatlar dikkatle dinleyen Koca Turul, kendisinden beklenmeyen bir i kuvvetiyle glerek: - Umudunuz krlmasn yiitlerim. Biz neler grp, bu gibi hallere dair neler iitmedik ki gemiimden. Her ey olacana varr, merak etmeyin. Pusat hazrlklarna gelince, bu uurda elimizden geleni yapacaz. Bakn, daha imdiden be sandk dolusu retip, ura iin hazr etmiiz. Byle derken, yerde, rafn nnde duran grz, yay ve kl dolu sandklar ile raf terasna dizili kalkan ve kamalar iaret ediyordu. Sonra szlerine devamla: -Bunlar Gz'e kalmaz iki, belki misli olur. Dier ustalar da gayret ederse, ki bunda kukum yok, umarm orduyu donatacak hale geliriz. te yandan, halkn u sraki hallerine bakp, kulak asmayn. nk onlar btn bu ilerden habersiz, onun iin yle meyus olabilirler. Amma, hele o gn gelip, pusatlarn kuandklarnda, dman yurttan atmak iin nasl boz kurt, kaplan kesileceklerini, grrsnz. Bir an durup nefes tazeleyen Koca Turul, ses tonuna hamasi vurgu ykleyerek; - Hem unutmamal yiitlerim ki, her ne kadar krlrsa krlm olsun, Trk ilinde er tkenmez, o da tutsak yaamaz, yaayamaz. nk er kiinin z Tengri'den gelir. Bunu byle bilip, ferah tutasnz ilerinizi. Bu arada sakn ola abalarnz aksatp, Budun'a nder olmaktan beri durmayasnz. nk ndersiz ordu, ordusuz sava, urunda savasz da yurt olmaz yiitlerim. Bunun zerine davranan Toman Be, konumaa balamadan nce kemerinde tad, ii altnla dolu deri keseyi Koca Usta'nn nne iteleyerek: - Sa olasn Turul Aam! Bu szlerin maneviyatmz ykseltip, inancmz bytt. Pusat olmadan ordu olunup, ura kazanlamaz elbet. Bununla biraz daha ihtiya gidermek her halde mmkn olur. Hem bunlar brakmak, hem biraz hasbihal etmek iin uramtk. abalarmz kukusuz srecektir, ta ki yeniden ayaklanp, yurt kurtulana dek. Ei, imdi destur verirsen dnmek vaktidir. Lakin ne are ki, bu kez kardeimiz Sarbr'y gremeden

ayrlacaz. Selam sylersin artk bizden, gelince. Bylece konuklar ayrlm, Koca Turul almasn srdrmek zere gene ocak bana dnmt. Brakt yerden ie koyulan Usta, saatlerdir atete kzdrp, rs stnde ekil verdii taslaa su vermek istiyordu. Yeni klcn stnlk bakmndan farkn oluturacak nirengi noktas bilhassa bu su veri tarznda gizliydi. Bunun iin klcn azn bir parmak, srtn ise iki parmak kalnlnda zel bir balkla svayp, onu tekrar harl ocaa srp, krn bana gemiti. Tam bu srada bir atn kinemesi duyulmu, Koca Turul memnun, yz glmee balamt. Evet, hayatta kalan tek evlad Sarbr idi nk gelen. Dier olunu, zgr bir yurt uruna, daha nceki isyanlarda meyyit vermiti. Az sonra glerek ieri giren Sarbr, kucanda getirdii eski demir paralarn bir kenara brakp, hemen krn bana gemiti. Babasna yardm iin, ya eki sallar, ya byle krk ekerdi. Sarbr adna yakacak denli sarn, yeil gzleri daima glen, gl ve zeki bir genti. Her gn dze iner, ihtiya duyulanlar veya olan bitene dair haber almaya alrd. Babasnn n, onun her yerde tannp, itibar grmesini salamakla kalmaz, ilerini de kolaylatrrd. Krn tempolu devinimleri ok srmeden atein harn ykseltirken, Koca Usta ham taslan atein tesiri ile ald renkleri dikkatle izliyordu. Nitekim kaln balkla sval kl srt kiraz krmzsna, az taraf beyaz kor haline gelip, kre dur demiti. Beklenilen tav nihayet oluup, klca su verilmek vakti gelmiti. Bu durumda su verilen kl srt nisbeten yumuak ve esnek, az asil elik olacakt. Maayla tuttuu ham tasla kzden karp, hi bekletmeden madeni suyla dolu ta oymas tekneye daldryor, fokurdayan su ksmen buharlarken, kzgn namlu suyunu alyordu. Kl imalatnn son adm zen ve sabr isteyen klalama iiydi. Kaln, ince, yal ve yasz kla talarndan geen kl namlusu gnler sonra bir ayna kadar przsz ve parlak, bir ustura kadar keskin ve alc olmutu. Bu arada, bir ahesere yakan kemik kabza ve halis deriyle kapl kn da yaplmt. Derken kabza taklp, sra eserin snanmasna gelmiti. Deneme iki aamada yaplp, ilkinde sertlik ve salaml, ikincisinde klcn keskinlii snanmt. Sertlik denemesini Koca Usta'nn gzetiminde Sarbr yaparak, onunla masif rs demirinin yana doru uzanan sivri ucunu koparrken, azda bir entik bile olumamt. Keskinlik ve alclk denemesini Koca Usta bizzat yapm, bunun iin dzdeki akarsu yatana inmiti. Uygun yerde suya dikey soktuu klca doru yzerek gelen yapraklara kar sabit tutulan kl, onlar hayrete ayan bir ekilde tek tek ikiye blyordu. Btn denemelerden baaryla kan klca, son ilem olarak, Usta'nn damgas, kurt ba ve klcn mstakbel sahibinin adlar, kabzann bir parmak nne nakedilip, aheser tamam olmutu. Ulusu, gelecekte layk olduu dzeye ulatracan dte grd, henz domam birine armaan diye yapt bu klc bir ipek parasna sarp, hususi eyasn saklad ceviz sandna koymutu. Yarm kula uzunluunda, her bakmdan dengeli, ustas kadar asil olan kl, kendisi o zamana ulaamasa bile, mstakbel sahibine olu Sarbr tarafndan mutlaka verilecekti. Toman Be ile yolda Kula'nn yaadklar blge kut da Tengri'nin Kuzeybat eteklerinde kalan topraklard. Otlak ve ormanla evrili bu engebeli arazide dank yaayan Trk boylar, birlikleri bozulup, devletleri yklarak uzunca sren esaret ve sefalete dmlerdi. Yaptklar kanl ayaklanmalar iki defa akamete uram, pek ou krlmt. Bu havalide yaayan oymaklarn ou igal altnda bulunan dou illerinden, tken tarafndan gmlerdi. stilaya urayan dier blgelere kyasla, buralar daha gvenliydi. Buna ramen hayvan besleme, tarm ve metal ilemek yannda, deri ve dokuma ilerinde ileri gitmi olmalar fayda vermiyor, retimden salanan gelirin ou vergilere gidiyordu. Toman Be ve onunla alan bir grup avc, zaman zaman gizli kervanlar dzenliyor, ykledikleri mallar vergisiz satarak, kurulacak gizli ordu iin gelir salyorlard. lke farkl kkene sahip dman tarafndan igal edildiinden, aralarnda bulunan doal rekabeti kullanmak mmkn olup, birinin hakim olduu blgeden karlan mallar, dier yrelerde rahatlkla alc buluyordu. Tengri Da'nn eteklerinde, Ikgl'n kuzey kysn rten byk bir orman vard. Ormann

gle bakan kysna yakn bir dzlkte ulu narn altnda bir al iinde koyun ve keiler, nnde yatan iki iri kpek ve bal at durmaktalard. Yan tarafta, etraf allarla evrili byk bir kara adr kuruluydu. Yolda Kula ile ayrlan Toman Be, obasna sabahn s eher vaktinde ulamt. adrnda onu bir srpriz bekliyordu. Zira, ileri dzeyde hamile olan esmer gzeli ei Kngl doum yapm, yannda ml ml uyuyan bir de ocuklar vard. Aln nnde atndan inip, yolda avlad da keisini terkisinden indirmi, atn koumlarn zmekteydi. Geliini nce kpeklerin rmesi, sonra nal sesleri ve atnn kineyiinden anlam olan ihtiyar ana, ei oktan lm, oullarndan n ayaklanmalarda kaybetmi, herkese saylan Tolun hatun, oluna mjde vermek iin dar kmt. Toman Be, eyeri aln it srklarndan birinin stne koyarken, annesinin seslenii ile dnmt; - Gzlerin aydn ola, ey oul! - Ne oldu ki ana? -Daha ne olsun oul, gelin glle gibi bir olan dourdu bize. krler olsun yce Yar atana! Toman Be sevincini belli etmeyerek; - Ne diyorsun ana, doru mu bu dediklerin? - nanmadnsa git kendi gznle gr! Bunun zerine adra giren Toman Be, hakikati grnce ok sevinmi, sonra atna binip, evre oymaklara byk len haberini vermek iin yola kmt. Bu olaya belki en ok sevinen Kam Koca Turul olmu, at binip, olu Sarbr'yle birlikte gelmilerdi. ardaklar kurulup, kebaplar evrilmi, yenilip, iilerek sra yeni doana ad konulmasna gelmiti. Buna dair ilk neri Koca Turul'dan gelip: - Ad yiit, kahraman anlamna gelen "Mete" olsun! Demiti. Bununla kalmayp, azatlk mcadelesine ilikin gayretlerinden tr verek, Toman Be'i bu uran "Babu'u" olmas gereini dile getirmiti. Aksakalllarn oyuna sunulan bu neri derhal onaylanm, gnll nderlii resmiyet kazanan Toman Be'e "Yapgu" ei Kngl'ne ise bundan byle "Katun" san verilmiti. Aradan geen bir ka ay iinde btn hazrlklar tamam olup, yeniden kurulan ordu Yapgu'nun komutasnda ataa gemiti. Bu esnada kar koyan dman kltan geirilirken, direnmeyene hayat balanp, takas ve fidye iin esir alnyordu. Temkin ve tedbirde hata yaplmamas sayesinde, bu kez dman gafil avlanp, yeniden toparlanmalarna frsat verilmiyordu. Baskn eklinde gelien saldrlar dman panikletirken, olay duyan dank budun erleri drt bir yandan skn eden svariler ile muharip says gibi byyordu. z snrlar dna tarlmayan bu sava nihayet kazanlp, Yeiler hari, dier dmanlar (inli ve Sienpiler) ile bar antlamalar yaplmt. Bylece yadan temizlenen yurt, yksek egemenlik hukukunu yeniden kazanp, gnen ve onur geri geliyordu. Aradan yl gemiti ki, vuku bulan talihsiz bir olay Budun'u yasa bomakla kalmayp, bir takm kt oluumlara da kap aralamt. Zira Tigin Mete, hastal sonucu annesini kaybedip, kk yata ksz kalmt. ok gemeden tekrar evlenen Yapgu, hamile kalan einden bir erkek evlada daha sahip olmu, ordu komutanlarndan biri olan days Uruz, onun adn "Ulu" koymutu. ksz kalan Mete, vey annesinden daha ok, gsterdii yararlklardan tr artk yzba olan Sarbr ile kalmay yeliyor, ondan ayrlmak istemiyordu. Yatlar analarnn etei dibinden ayrlmaa bile korkarken, Mete, Sarbr ile at srtnda ava gitmee baylyordu. Doutan acar bir ocuk olan Tigin Mete'yi yakn gelecekte bir vahamet bekliyordu. nk, yeni Katun, onun yerine kendi olunu veliaht yapmak istiyordu. Oysa tre icab bu hak byk oula mahsus olup, o lmedike bakas veliaht olamazd. Onun iin de, Katun muhakkak bir yol bulup, Mete'den kurtulmak istiyordu. Bunu salamak zere tacir, oban, gezgin, Yeili adna ne bulduysa, hudut haricinde bile olsalar yakalatp, eziyet ettiriyordu. Devam eden bu hal, iki halk arasna dmanlk tohumlar yeertiyordu. Bu iler daima gizli yapldndan, ierde kimse duymuyor, kar tarafn yapt misillemeler sebepsiz satama saylp, byk tepkiyle karlanyor, taraflar her geen gn savaa bileniyordu. Yeiler, Hunlular'a kar

eski mttefikleri olan inli ve Sienpiler'i kkrtyor, onlar yeni bir Hun tehlikesine kar birlikte hareket etmee aryordu. Bu olaylardan bkp, usanan Budun, toplanan her kurultayda ikayet konusu ederek, ynetimden acil are talep ediliyordu. Lakin Katun ve yandalar olaylar daima rtbas edip, bar ve huzura olan ihtiya iddetlendiriliyordu. Bunu salamak iin el altndan nerdikleri tek yol; Yeiler'e bir rehin verilmesiydi. Ulu Tigin henz kk olduundan, Mete'nin rehin olmas uygun grlyordu. Bu gidiata artk bir son vermek isteyen Yapgu, halktan gelen youn itirazlara ramen, Yeiler'le saldrmazlk paktn temin iin Mete'yi, bir sreliine olsun, onlara rehin etmee raz oluyordu. Bu duruma ok zlen Yzba Sarbr, pederi Kam Koca Turul'a gidiatn nereye varacan soruyordu. Kam, hrsl Katun'un her eye ramen ilk frsatta sava kartmak istediini biliyor, onun iin hemen nlem almak gerei zerinde duruyordu. Tigin Mete sava kmadan nce rehinlikten kurtarlmalyd. Bu ii stlenen Yzba Sarbr, gvendii muhafzlardan n gizlice Yei lkesine salyordu. Bunlar, onba temi bata olmak zere, Mete'yi seven, Treye bal, lisan ve sair konularda yetenekli yiitlerdi. Nitekim yiit iki snr arasnda kalan tampon blgede, yollara uzak dmeyen, asude bir yerde adr kuruyor, burada av ve hayvan besleyerek yaarken, az zamanda birer Yeili'den farksz oluyorlard. Bu arada Yei Babuu Barak bir at yar dzenliyor, buna katlan temi ustal ile gz doldurup, Barak tarafndan dllendirilmekle kalmyor, Tigin Mete dahil, hanedan ocuklarna binicilik retmeni yaplyordu. Bylece ok srmeden Tigin Mete ile karlaan temi, ona asl maksadndan sz etmeyip, alakas, kabiliyetli bir renci ile retmen arasnda beklenen ekilde kalyordu. Bundan sonra at gezintileri yapmak dahil, her gn birlikte olabiliyorlard. Bylece aradan yl geip, emeli malum Katun ve yandalar tahrik eylemlerine yeniden balaynca durum aniden deiiyordu. Onlarn bu tavrna nce pek anlam veremeyen Barak Han, temi'in zaman zaman tlattklar dolaysyla, aslnda Tigin'in kurban edilmek istendiini anlyordu. Hun tresini bilen Barak Han, onu her eye ramen elinde teminat olarak tutmak istiyor ve bunun iin tedbir alp, bir ok hareket serbestisini kstlayp, gzetim nlemlerini arttryordu. Bu gidiat, henz olaylarn farknda bile olmayan Tigin bakmndan vahimdi, nk bir sava durumunda hayat tehlikedeydi. Fakat her eye ramen onun arkasnda kkl bir ulusu temsil eden, feragat ve asalet sahibi bir avu yiit ile onlara u acunda ad veren kadim bir Tre vard. Bu "Trk Tresi" ve onun kii dimanda yer alan manevi hakimiyetinin ezeli ve ebedi tahtyd. nk o taht; onlar ve treyi yaratann tahtyd. O taht, Trkln namus ve eref timsali, uruna savaan ruhlarn mihrabyd... Bu srada tken'de son kurultay toplanp, harp karar alarak dalyor, artk sava davullar alnyordu. Olan biteni yakinen izleyen Sarbr, hemen mahut plan uygulamaa koyup, Bozok adl ula sezdirmeden yola karrken, ona u talimat veriyordu; -Tigin Mete ilk frsatta karlp, esen olarak, Tengri Da'na ulatrla!... Yeller gibi esip, kular gibi uan atyla yol alan Bozok, Yei snrn geerken, Hun ordusu blkler halinde yola diziliyordu. Nihayet bir gn bir gece sonra tampon blgede bulunan sse ulap, temi'e bu emri iletmek grevini orada daimi bulunan Bars ve Berki'e devredip, ald muhtemel uygulama plan ile geri dnyordu. Bu emri alr almaz yola kan Bars, temi'i adrnda yalnzken buluyordu. Bars'a, adrda beklemesini tembih eden temi, derhal at binip, binlerce adrdan oluan Yei Payitaht Hargon'a sryordu. Hargon, kk bir ayn kenarnda, srtn ormana vermi, rakm giderek ykselen, aal ve imenlik bir dzlkte yer alyordu. Kendi kald adr biraz darda, kuytu bir yerde kuruluydu. Yukarlardan bakldnda, etraf iri mantar evlekleri ile evrili bir da eteini andran bu dzlk, iki yandan geni bir ovaya alyordu. temi Kuzeyden gelip, gneye doru gidiyordu. Mevsim yine deimi, etrafta serin gz yelleri esiyordu. adrlarn evreledii meydanlarda ocuklar kouuyor, koyunlar meleiyor,

kular gnlnce uuuyordu. Biraz ileride ceviz ve narlarn evreledii grkemli Han Otan gren temi, iinde bir rpertinin serince kprdandn hissediyordu. Yumuak usulde ie yarar midiyle, gerektiinde bu i iin kullanlmak zere, yannda biraz altn ve gm getiriyordu. imdi ilk i, bir yolunu bulup, Tigin Mete'ye ulamaa kalyordu. nceleri olsa bu ok kolayd. Ama imdi onunla ancak haftada bir gn, o da esasen yarn olmak zere, bir araya gelmeleri mmknd. Ayrca ncesinden farkl olarak, onun kald adr gz altnda tutan yeni nbetiye daha grev veriliyordu. temi, Han Otana elli adm kadar yaklam, pr dikkat etraf taryordu. Ortalk hayli hareketli, ama onun umduu trde bir tela havas sezilmiyordu. Bu ise, sava haberinin oraya henz ulamadn gsteriyordu. nnde eli kargl, beli kll bir manga erinin daima nbet tuttuu tulu Han Otann hemen sana den byk yaslanda, etraf bodur ardlar ve yer yer servilerle evrili kk bir meydanlk vard. Esasen burada eriler talim yapar, onlar ekilince yerini ocuklar veya yetikin delikanllar alr, aralarnda greir veya oyunlar oynarlard. Gne uzaklarda grlen sradan arkasnda guruba (gnbatm) girerken, gkyznde kobalt mavisi zemin zerine sar, turuncu, eflatun renkli devingen katlar olumasna yol ayordu. temi bu meydann giriine doru dikkat ettiinde, orada bir grup ocuun arasna melmi, onlara bir eyler anlatan Gabor'u fark ediyordu. Fakat Tigin Mete, henz ortalkta gzkmyordu. Az daha yaklatnda, beyaz brkn alnndan geri iten Gabor da onu fark edip, ocuklar brakarak, neeli bir yzle ona doru yrmee balyordu. Gabor, Tigin'in en eski muhafzyd. temi onunla iyi anlar, kmz iip, birlikte elenirlerdi. Nihayet birbirlerine adm kala, nce Gabor yaltaklanarak: -O,oo! temi Aam, nerelerdeydin? Ka gndr hi uramaz olmutun buralara. Derken, temi buna karlk yapay bir neeyle: - Ohoooh! Nerede olacak, elbette ki ayn yerimizde, hani bilmezmi gibi konuursun. Hem bu sraki keyiflerimizi de hi sorma... Derken, bu arada gz krpp, eliyle bir kadehin iiliini iaret ederek, devamla: Sizleri merak edip, sonunda geldik ite. Diye ekliyordu. temi bu tarz bir karlamay her zaman olsa umard, ama gizli niyetinden tr olacak, bu gn beklemiyor, o nedenle kendini ansl gnnde sayyordu. Derken eyerden atlyor ve sa elini uzatp, Gabor'un omzunu svazlyordu. Ayn dostluk edasyla karlk veren Gabor: -Bilirim, greten holanrsn, hele bir de senin yenilmez rak, Hun Tigin'i greirse. Hele uraya baksana, gene greiyorlar ite. Diyordu. Bunu duyan onbay bir heyecan saana yalayp geiyor, at yularndan ekerek, yakndaki bir serviye balayp, koar adm ocuklarn arasna dalyordu. Meydann te ucuna doru giderken, Gabor ardndan ona yetimeye alyordu. Greenleri izleyen kalabalktan , Tigin'i kollayan yeni muhafzlard. Tigin artk ince, kara yaz ve srm gibi bir gen olmu kyasya greiyordu. Karsndaki rakip iri kym bir genti. Bir elense ve parat bir elme ile rakibini bir anda srt st yere ykan Tigin, onun gs kafesine kyordu. Bata temi olmak zere, bunu beenen herkes Tigin'i alklyordu. Gne batncaya kadar gre daha yapan Tigin, gene rakiplerini yeniyor ve seyredenlerden bol alk alyordu. Greler srerken, dier muhafzlara yaklaan Gabor, biraz sonra kurulacak muhtemel ilingir sofrasndan laf ballandrarak bahsedince, onlarn itahlar da kabaryordu. Onlar gz ucuyla izleyen Onba, Gabor'a yaklaarak, bol kmzl mkemmel bir sofrann donatm iin gereken paray veriyordu. Biraz sonra kmee balayan karanlkla meydanlar boalp, ortalkta kimseler kalmyordu. Bu arada temi oktan gidip, iret sofras iin gereken nevaleyi getirmi, sonra gelip onlar da alarak, hep birlikte Tigin'in kald adr drt yandan kuatan nbeti adrlarnn arasna kyorlard. ri bir adrn giriini tercih eden nbetiler, bylece hem ieriden yansyan amdan yla aydnlanacak, hem Tigin'i gz altnda tutabileceklerdi. Meze olarak getirilip, kzartlm etlerden bir kuzu budu alan Tigin, yemek ve yatmak iin adrna ekilirken, temi'in yapt bir gz iaretinin anlamn bir trl zemeyip, bunu

merak ederken uykuya dalamyordu. adrda yere serili yataa srt st uzanm, bu arada dardan gelen seslere kulak kabartyor, keskin kalite kmzla esriyip, peltekleen dudaklardan dklen szleri anlamaa alyordu. Nitekim nbetiler szp, kimi oraya kimi buraya ylrken, konumalar kesilmi, etrafta bayku sesinden ve uyuyanlardan gelen horultulardan baka ses duyulmaz olmutu. Onlar tekrar yoklayarak kalkan temi, sessizce Tigin'in kald adra girmiti. Hala gz uyku tutmam olan Mete, onu bir siluet halinde bile olsa tanmt. Nitekim fsltyla seslen Onba: Mete Tigin, haydi hemen kalkp hazrlan. Artk buradan gitmek vakti gelmitir! z yurdumuza, bizi bekleyenlerin yanna dnyoruz. Buna ok aran Mete heyecanlanp, sesi kslarak; -Kaacak myz yoksa buradan hocam? - Evet Tigin'im, Haydi davran bakalm. - Vay anasn, demek siz bizden biriydiniz? Tamam, o iaretinizin srn imdi zdm. Diyen Mete, hemen kalkp yeleini, brkn, izmelerini alrken, bu olan bitene gene de tam inanamyor, kendini bir dteymi sanyordu. Derken ok gemeden sessizce dar kp, az tede duran atlardan ikisine biniyorlard. Oradan ayrlrken, Hargon'a girmeyip, orman arkadan dolanarak onbann adrna varyor, bu srada, merakndan yerinde duramayan Berki'i biteviye voltalar atarken buluyorlard. Derken, hemen o da davranp, atl Kuzey bat ynne drtnal uzaklayorlard. Hava akamkine nazaran daha lmand. anslarna, biraz nce lacivert semada hi grnmeyen yarm ay da ortaya kp, lgarla giden atlarn yolu grmelerine yetecek uay yer yzne gnderiyordu. Bu srada Yapgu, tepeden trnaa pusatl be bin kiilik atl ordusuyla Yei snrna dayanyordu. Gn batarken yola kan ordu, gece boyunca yol alm, ortalk yeniden yordu. beyaz aygr ile nde giden Yapgu, Yei snrndan girilince atn trsa kaldrmt. Hun ordusu bir kara ylan gibi bkle, kvrla giderken, ortalk gmbrdeyen nal sesleriyle sarslyordu. Bu srada, Mete ve fedaileri tampon blgeye varm, burada kurulu adr sklerek, yreye hakim bir tepeyi trmanmlard. Uzaklardan duyulan bu uultuya ancak hareket halinde olan bir ordunun sebep olacan kestirmi, fakat onun ne taraftan gelip, geeceini henz kestiremiyorlard. Ordunun izledii gzergaha be ok atm mesafede yer alan bu tepe, tamamen mee ve fndk kmeleri ile rtl, nisbeten emin bir yerdi. Kk kafile ak bir alanda, gnein stt ebnemli imenlere oturmu, ordunun uzaklamasn beklerken, bir eyler yiyip, hemen yola koyulacaklard. Bars ve Berki tepenin evre dzlklere bakan sa ve sol cephelerine siperlenmi, etraf kolluyorlard. Bir kndan ald kzarm, souk av etlerini iaret eden Onba, Tigin Mete'ye: Tiginimiz'in azna layk olmasa da, bunlardan baka yiyecek yok yanmzda. - Bunlar bulduk ya, siz ona bakn hocam. Seslenelim Bars ve Berki'e, beraber yiye lim. Derken onlar da gelip, yemek henz bitmiti ki, beklenen ey, yerleri sarsan nal seslerinin, kasrgay andran uultusu artk iyice yakndan geliyordu. Hemen kalkp, hzla sesin geldii kuzey istikametine komulard. Bulunduklar yer kar dzlkleri grmee msait, fundalk bir noktayd. imdi buradan, drt nala gelen koca bir ordunun havaya kaldrd youn toz bulutunun, yaklatka bymesini hep birlikte izliyorlard. Onba ve yiit erileri her eyi muhtemel saydklar halde, biraz sonra olabilecekleri umursamyor gibi sakindiler. Buna sebep, uruna ba koyduklar kutlu davayd. Henz mulak bu durum karsnda acep gen Tigin neler dnyordu? Bu sorunun cevabn, sanki ayn eyleri dnm gibi, Onba temi veriyordu: - Gelecein Yapgu'su Mete Tigin! Diyerek sze balyor ve konutuka duygular depreip, gzleri puslanarak; -Bu grdklerinden hi tasa etme. zgvenimizin kayna Gktanr biliyor, biz yaadka sana kimseler dokunamaz. Sonra arkadalarna dnerek;

-Kardeler hele buraya gelin, sonuna dek Tigin Mete'nin yannda yer alacamza birlikte ant ielim! Nitekim kllar ekilip, avazla hep bir azdan: Szmzden dnersek; Gk gire, kzl ka! Derken, silah zerine yemin ediyorlard. Ordu olur da ncs, arts olmaz myd? Bakn ite sol yamatan be atl dolu dizgin yaklamaktayd bile. Bizimkiler ok ve yaylarna davranp, gelenlere, aala girdiklerinde, ah ekmek iin atlmlard. Az sonra ncleri yerlerine mhlayan kat emir, yandan ve azdan ayn anda kp, zerlerine nianlanan demir ok temrenleri kadar keskin ve onlar kadar caydrc olmulard: - Durun! Sakn kprdamayn! sesin sahipleri, ellerinden kurulu yaylar, birer birer allarn arasndan kmlard. nce yerlerinde donup kalan ncler, sonra temi'i tanynca bir an ferahlam, lakin onun ciddi tavr ve; - Hemen at inip, silah brakn! Emrinden sonra, yukar gelmelerini istemesiyle aknlklar sryordu. Yukar kan ncler Mete'yi tanm deillerdi. aknlklar s ryordu. Kendini ilk toparlayan nc ba, temi'e hitaben: - Onbam, acaba bu hissim doru ve karmzda ki Tigin Mete'mi? Diye sormu, Onba bayla onaylarken, onurla glmsyordu. Bunun zerine nc ba; - Hain tutumunuzun asl sebebi imdi anlald. Lakin Tiginimiz ltfen balasn, nk biz sadece birer emirberiz. Amirimiz de malum, Yapgu, yani, kendi babalardr ahsen. Diyordu. Buna karlk veren Onba'nn bak yine kinayeliydi. Olumsuz manada ba sallarken: - Bilmem nereden balamal. Ama bilip, tanm olduunuz gibi, Tiginimiz Mete, el'an karnzda olup, tre uyarnca gelecekte ki Yapgu'muzdur. Sizler, u topraklara, merte haber bile vermeden saldrrken, bunun neye mal olacan ya hi dnmemi olan yozlar (sr), yahut da vicdansz, treye bilerek ihanet eden hainlersiniz. Derken, bir an durup, bunlar kvanla izleyen Mete'ye bakm, sonra szlerine devamla; - Amma, kr Tengri'ye ki sonu, fesatlarn umduu gibi deil, ite byle olmutur. Bu szleri tartmaktan geri kalmayan Mete, nclere bakarken glmsyor, onba ve dier erileriyle iftihar ediyordu. Artk dayanamayan ncler bir azdan: - Ne mutlu sizlere! Derken, duyduklar byk mahcubiyetten alamakl idiler. Mete hemen mdahale ederek, onlar teskin iin, mazeret ve masumiyetlerini kabul ediyordu. Buna ok sevinip, minnet duyan ncler, hemen ant iip, olan biteni Yzba Sarbr ve sonra gvenilen herkese sylemek zere at binip, ordu ynne sryorlard. ok gemeden azgn sel gibi akan orduya katlan ncler, orta saflarda Yzbay bulmulard. Bu arada yan taraflardan girenler konuyu hemen duyurmu, bulank sel gibi akan ktalar nce yavalam, sonra tamamen durmulard. Son durumu renen Sarbr ok sevinmi, sava nedeniyle tasas kalmamt. Bu arada n saflarda at koturan Yapgu ve Tmen balar, arkalarnda eksilen nal seslerini fark edince durmulard. Katun'un byk kardei Tmen ba Uruz fkeyle kalarn atarak: -Ne oldu bu eriye? Neden dururlar? Delirdi mi bu adamlar, yoksa ne?! Yapgu bu duruma yol aan mehul sebebi sanki garip bir igdyle bekliyor gibi, manen bizar, zihnen allak bullakt. yle ki, u an burada olduu dahil, her eyin bir d olmasn diliyordu. Nitekim yaln gerekle bir an nce yzlemek iin atn, dizgin kasp, durmu olan saflara doru mahmuzluyordu. Herkese soruyor, lakin kimseden cevap gelmiyordu. Son olarak, n saflarda at stndeki Sarbr'y fark edip, ona hitaben: - Koca Turul'un olu, sen syle! Neden durdunuz, bunun iin emir veren mi oldu? Bulunduu saftan bir at boyu ne kan Yzba Sarbr, yksek sesle: - Ordu iinde bir yanlg var ya, ondan tr sayn Yapgu! - O ne demek? Nasl bir yanlg bu Yzba?

- Sevgili Tiginimiz Mete, halen dman elinde rehin sanlmyor mu? Yapgu birden afallayp, istemeden sesi titreyerek: - yle deil mi yani imdi ? Duyduu gnenten sesi daha da grleen Sarbr: - Gktanr'ye kr ki, deil artk! Tigin Mete zgr ve esenliktedir u an! itilen bu szler, ordu iinde bir soruturma balatr ki, sormayn nasl. Sonucun byle olacan bilse hi sormazd Yapgu. Lakin, yaydan kan ok gibi, soru sorulmu, cevap verilmiti bir kez. ok gemeden ordu ikiye blnp, az Yapgu, ou Sarbr yannda kalyordu. ounluk aznla stn gelecek durumdayd, lakin, karde kan dklsn istemiyordu Sarbr. Derken ounluk duramayp, arka arkaya glbanklar atarak: - Yaasn Tre! - Yaasn Yzba Sarbr! - Yaasn Tigin Mete! Nidalar yeri, g inletirken, bu srada kar taraftan t kmyordu. ounluun muhtemel "Kahrolsun Yapgu" nidalarn duymaktan ekinen Yapgu, derhal yz geri edip, yannda kalanlarla tken istikametine dnerken, Sarbr ile kalanlar beklemiyor, atlar dolu dizgin, Mete ve fedailerinin durduu tepeye doru srlyordu. Bu arada dzde olan biteni izleyen tepedekiler de vaziyeti anlam, cokuyla bayr aa at koparyor, az sonra dzlkte bir araya geliniyordu. Coku dolu bulumadan sonra, atlar Gnbatsna, Tengri dana doru srlyordu. TENGR DAINDA DERGH KURULUYOR Mete ve yandalar , bir akam st Ikgl kysna varyorlard. erilerin bir ksm burada sadakat and verip, arlnca yine gelmek zere terhis edilirken, Mete ile kalan yz subay ve binbeyz er, Tengri Da yolunu tutuyorlard. Kadim maarann hemen nne, nceleri Dergah olarak kurulmakta olan bir bina, artk hem dergah hem ordugah olacak ekilde, yeniden dzenlenecekti. Hemen adrlar kurulup, bal iler hzla yrtlecek, gece gndz demeden allp, bina dikilecek ve k gelmeden iine girilecekti. Ustalk ve bilgelikte anna layk bu eser, Koca Turul'un yol gsterisi ve gayretleri ile bir an nce yaplp, onun adyla, zaman durduka anlacakt. Nihayet inas bitirilen muazzam eser, gn gelip, kutsama trenleriyle kullanma alyordu. Budun iin bu ayn zamanda yeni bir dzenin balangc olacakt. niformalarn giyen subay ve erat, aada, byk meydanda itima ediliyor, her yan taklar, tular, sancak ve bayraklarla donatlyordu. Siyah, beyaz, sar, krmz, mavi, yeil, varln btn renkleri simgelenirken, yeni doan gnete etraf prl prld. Bu srada Dergah mabedinde mihraba ynelen Mete, Gktanr'ye hamd ve senalar ediyordu. Byk meydanda merasim bandosu cokulu marlar alarken, Mete mabetten henz ayrlm, ardnda maiyeti, cmle kapsndan kyorlard. Bu esnada musiki sazlar eliinde nce ozanlar; ze Tengri temr da, Oklar birle bir bulut Babuumuz Tanr kut'tur! Tanr kut'tur! Tanrkut! Dizelerini yksek sesle tegann ve terennm ediyor, yanklanan bu seda, dalga dalga gk kubbeye ykseliyordu. Akabinde byk Toy balyor, sofralar kurulup, kurbanlar kesiliyor, yenilip, iiliyor, cilasunlar sava sanatlarnda yaryor, bahadrlara dller veriliyordu. Gece merasiminde gelecee dair nizam ve hiyerari belirlenip, Budun'un idari tarz yeniden ekilleniyordu. Sarbr artk Bayaver, Koca Turul, Dergah ve tm Budun'a bilgelik yolu gsteren, Kam oluyorlard. temi Binba, Bars ve Berki Yzbala terfi ediyor, layk olan herkese mnasip bir mansp, makam veriliyordu. Bu arada, bilinen sebeplerden tr ayrlan Yapgu, halen muhteris Katun'un tesiri altnda,

entrikalara alet olmakta devam ediyordu. nk Katun emelinden asla vazgemeyip, Mete yaadka buna eriemeyeceini bildiinden, onu yok etmek iin baba oulu can dman etmee bakyordu. Ayrca Sienpiler'i ona kar kkrtmak istiyor, bunun iin Mete'nin onlara saldraca haberini salyordu. Mete el'an dahi hatr saylr bir g ve buna niyetsiz deildi, lakin, vakit bu maksatlara ulamak iin henz erken olup, biraz daha hazrlk yapmak istiyordu. Bunun iin, gerek sava aletlerini ve gerekse muharip kalitesini artrmaya alyor, nam salm en iyi sava hocalarn yanna alyor, mahir ustalar getirtiyordu. Bu esnada kendisi dahil, herkes byk gayret ve zveriyle alyor, beceriler geliirken, ordu byk gaye iin hazrlanyordu. Derken, aradan aylar geerken, hazrlklar tamam olup, Mete artk yayla llemeyecek kadar gelikin bir sava, yetkin bir komutan olmutu. Yllardr Koca Turul'un zel sandnda bir sr gibi sakl duran aheser kl artk mstakbel sahibine takdim edilmeyi beklemekten bkm, nihayet bunun iin zel bir tren, farkl bir len yaplmt. Asya'nn en naml kl ustalar Akba ile Kazan bunun erefine karlam, gn boyu yeniemedikleri halde, Mete'ye balanmakta birlemilerdi. ok gemeden tken'e de ulaan bu haberler Katun'u kplere bindirip, Yapgu'yu, Mete'nin onlara saldraca fikrine kani etmiti. Lakin tek bana bu ata gze alamayan Yapgu, kayn birader Uruz'un nerisi ile komu Sienpiler'le birlemek yoluna gidiyordu. Mete diyarnda barnp, Katun'a haber uuran bir at (casus) varsa, tken'de Mete iin alan saysz adam bulunduu iin, taraflar olan biteni ou kez, az bir zaman farkyla da olsa, nceden reniyorlard. Nitekim bu haber Tengri dana ulatnda, derhal emir verilip, ordu byk meydanda itima oluyordu. Tmen ba ve Komutanlar, ay altnda, at stnde bir araya gelen orduyu niha teftie ktklarnda arm, Tengri Dan kargdan bir ormanla evrili sanmlard. Dman bundan az deil, sayca oktu, lakin, aralarnda mhim fark; Mete ve ordusunun Koca Turul tarafndan zafer iin temin edilmi olmas ve muhariplerin bundan kukusuz olmalaryd. Kam zaferle mjdelemiti nk onlar. Son defa, ktalar grmek isteyen Mete, yerinde duramayan kheylanlar zapt etmekte zorlanan ilk ktadan balarken, "Karayel" adl at stnde, hafif zrhyla vakur bir kara doan andryordu. Onu hemen fark eden saflar; "Yaasn Tanhu Mete!" ze Tengri temr da, Oklar birle bir bulut, Babuumuz Tanrkut'tur! Tanrkut'tur! Tanrkut! Diye grlyor, yanklanan nidalar ortal inletiyordu. Mete bu kalabalk nnde "Alpagut" ad verilen klcn ilk defa kndan ekip, k saan namluyu havay bierek yukar kaldrrken, bu kvrak hareket orduyu coturup, alaylar yksek sesle ant iiyordu; -Yaasn Tanrkut Mete! Ardndan dnersek gk gire, kzl ka! Bu toplu seste ifade bulan iman younluu ara kadar ykselirken, Mete, havada dik tuttuu prltlar saan klcn ne doru uzatp, birleerek zerlerine gelen iki orduyu karlamak zere kuzey bozkrlarna doru harekat emrini veriyordu. Usuz bucaksz Asya bozkrnda gnlerce at sren Mete ordusu, nitekim rakiplerine yarm gnlk mesafede geni bir vadiye gelince konaklyordu. nc birliklerin getirdii bilgilere gre; eer gece yars hareket edilecek olursa, muhtemelen sabahn fecrinde onlar ani bir basknla yakalamak mmkn olabilecekti. Ordu bu arada dinlenip, zuhur eden ihtiyalar gideriliyordu. Gece yary bulunca yola devam edilip, rakip orduya yeterince yaklald bir yere gelince tekrar durup, atlarn ayaklarna kee sarlyordu. Bir baskn iin bylece daha yakna sokulmak mmkn olabilecekti. nclerden alnan istihbaratta; srtn iki yandan sarp dalara veren dman, sadece iki yandan saldrya maruzdu. Tmen ba Sarbr ve emrindeki baskn birlikleri daha nce davranp, savan geecei alana hakim tepe ve sair nemli noktalar ele geirilmee balanmt. Bu srada sessiz oklar kullanan kemankeler

(oku), yeri geldiinde, kendi icatlar, slkl bir vnlamayla uarak, dman panie sevk eden delikli oklar kullanacakt. kiyz adma kadar ok atan bu birlikler, ok srmeden etraf kollayan rakip gzcleri bertaraf ederken, her naslsa sa kalan biri saldry haber veriyor, bylece toplu hcumdan kesin sonu alnmyordu. Lakin her eye ramen, kar tarafta balayan bir panik, glerin sevk ve idaresini dumura uratnca, Mete ordusu bundan yararlanp, dman hrpalyordu. lk saldrda zayiat verenler genelde Mool soyundan gelen Sienpiler olduundan, almak zere toparlanp, tekrar ataa geenler yine onlard. Lakin bu defa da amansz bir ok yamuruna tutularak krlmlard. Yapgu'nun askerleri ilk anda onlarn ger isinde kaldklarndan kayp vermemi, ama az sonra hcuma getiklerinde vzldayan ok saanandan paylarna deni almlard. Her eye ramen sava sonulanamayp, imdi i yakn dvn silahlar kl, karg, topuz ve baltaya dmt. Ordular toparlanp, yek dieri zerine dehetengiz birer misali at koparnca, atma kanl olup, iki taraf da byk zayiat veriyordu. Bu arada isabet eden bir okla Yapgu ve Uruz vurulmu, onlarn lmyle sava durup, asker gruplar halinde teslim oluyordu. Katld ilk byk savata kahramanca vuruarak, kendini kantlayan Mete, bandaki tolgay karnca, trl yaralar alm olsa da, at karayel stnde dimdik, yznde acya dair bir emare grlmyordu. Derken ordu yeniden toparlanp, yaralar sarlarak, cesetler gmlyordu. Nitekim yeniden dzene giren ordu, bu kez tken yolunu tutuyordu. ok srmeden kadim bakent tken'e ulaan haberler ehri velveleye vermi, orada amansz frtnalar kopmutu. Daha nce tutumlarn gizleyen pek ok Mete taraftar imdi aka ba kaldrm, Mete oraya varmadan Bakent teslim alnyordu. Tam bir felaketin eiinde olduunu anlayan Katun, olu ile at binip, firar deniyordu, lakin, izleyen Mete yanllarndan kaarken acele ile fark etmeyip, anszn nlerine kan uurumun dibini boyluyorlard. Mete'nin kadim Payitaht tken'e girii muhteem oluyor, budun yediden yetmie bir bayram sevinci yayordu. Verilen onca kayba ramen ordu byyor, tm ktaya korku salan dehetengiz bir g haline geliyordu. Byle hzl bymelerinden kuzeyde yaayan komu Tunguzlarn rahatsz olduu haberi gelse de, Mete bu topluluu akraba sayp, mecbur olmadka onlara kar savamak istemiyordu. nk onun asl hedefi birlik olup, ine akn etmekti. Bir gn, yine kurultay toplanm, lke sorunlar tartlrken Tunguzlardan eli gelmiti. Hemen huzura arlan kiilik heyetin szcs, suratnda ki seyrek sakal ve byklar kstah bir eda ile svazlarken: - Hanmz Knn'n hanlnzdan ivedi istekleri olup, bunlara derhal uyulmas ya da savaa hazr olunmasn bildirmek iin geldik. Sizden istedikleri ise; at, avrat ve topraktr! Diyordu. Alays bir glle ksa konuan Mete: - At ve kadn olur, lakin, toprak asla. imdi git ve Han'n olacak kiiye bunu bylece ilet! Diyordu. Mete'nin bu tavr, eli heyeti dahil, herkesi artmt. Tunguz elisi arkadalarnn yzne hayretle bakarken, bylesi bir karl beklemedikleri anlalyordu. nk onlarn istedii, malum; savat. Bunun en ksa ilan da ite byleydi. Mete kasten, denileni anlamazlktan geliyor, sonra olacaklardan vicdanen sorumlu olmamak iin byle diyordu. Bu srada hazr bulunanlardan Sarbr hayretli bir tebessm ve resmi bir hitapla yle soruyordu: -Hakanmzn Tunguzluya verdii cevap, en az onlar kadar bizleri de hayrete srkledi. Bunun sebep ve hikmetini aramzda merak etmeyen kimse var mdr, bilmem? Buna vakarla cevap veren Mete: - Kadn ve at ahsma aittir. Kendime ait eyler iin toplu savaa, katliama raz deilim. Fakat toprak Budun'a ait olup, onun bir karn bile savasz vermem. Evet, ordu son hazrln yapsn, Tunguzlunun asl istedii budur nk. Diyordu. Nitekim aradan gn gemiyor, ayn eli tekrar gelip, hanlarnn toprak talebinde srarl olduunu bildirirken, aksi halde yine sava tekrarlyordu. Bu kez Mete sava kabul ediyor ve

yaplan savata Tunguzlar hezimete uratrken, at, avrat ve topraklarna btnyle el konuluyordu... N SET AILIYOR Yei Babuu Barak han, bu zaferden sonra artk Mete ile baa klamayacan anlayarak, ona balanp, yllk vergi vermei kabul ediyordu. Eski yenilgilerin cn almak isteyen Mete, imdi in'e yneliyordu. O srada in "Han Dinastisi"nin (Hanedan) ynetimindeydi. Mete bu akn iin bir Yei snr ehri olan Kansu'dan yararlanp, buray bir s olar ak kullanacakt. Bu arada askerini yeniden tanzim edip, iki yz bin atldan oluan ordusunu onar yzer, biner ve on binerli gruplara ayryor, ncesinden farkl olarak, ipek yolunun denetim ve iletimini de onlara veriyordu. Bu tedbir ile askerlik mesleini daha cazip klyor, bar zamanlarnda ilenmek zere, halka tmar arazisi tahsis ediyordu. Bylece, bu nemli gzergahta gvenlii salayp, posta ve ticaret kervan seferlerine yeni imkanlar sunuyordu. stihbarat ve sair almalar denetlemek iin Kansu'ya nce kendisi, sonra ordusu gelmiti. Sarbr oraya ok daha nce gelerek, saat gibi dzenli ileyen bir tekilat kurmutu. Kansu'da geirecei gnler iin Mete'ye gzel bir saray tahsis edilmi, ehir asayi gvenliini temin iin iki bin asker grev yapyordu. Bu saynn on misli hudutlarda dolarken, duvarl duvarsz demeden, btn snrlar alp, in ilerine aknlar yaplyor, imparator Gao-Ti'nin tepkisi yoklanyordu. Ordunun asl mevcudu, biri dierine ok uzak olmayan aralarla, ehre yarm gnlk uzaklkta olup, doaya ve yaya (Dman) kar daima eitim yaplyordu. Kukusuz, bir ordunun muazzam in seddini aarak, lke ilerine akn edebilmesi, en az bilek-yrek gc kadar, zeka ve beceri sahibi olmasn da gerektiriyordu. Bu arada in'in nceki imparatorluk Hanedan Tengler, kaybettikleri taht geri alma maksadna ynelik olarak, prenses Huian' Mete'ye zevce olarak vermilerdi. Kendi gayesine de uygun olan bu izdivac kabul eden Mete, bir yl iinde in dilini renmi, Tengler vastasyla in ilerine salnan ajanlardan gelen istihbarat ilk elden alarak, hazrlk yapyordu. Havann gnlk gnelik olduu bir gnde Mete, ei Huian ve onun erkek kardei Prens Wang, zevkli dzenlenmi saray bahesinde, iek tarhlar arasnda dolarlarken, az ileride, tatan yaplm, mimari bir sanat eseri olan kameriyenin nne gelmilerdi. Bir an duran Prens Wang, elini duvardan sarkan yeil sarmak ve asmalar arasna uzatarak, oradan taze bir dal koparmt. Bunu inceledikten sonra enitesine dnerek; -Efendim, baknz aklma ne geldi? Derken, seyrek dilerini gstererek srtyordu. Sonra szlerine devamla; - Tanhu Cenaplar'na ait o ssl klc bilge usul denemek? - !? Mete ile karsnn akn baklar altnda szn yle bitiriyordu; - Bunda aracak bir ey yok? Kk bir deneme yapacaz, o kadar. u nezih dal, tuttuum yerin az nnden bir vuruta kesmee dayanan, basit bir ey. Mete glerek: - Kayn biraderim gcenmesinler, lakin, bu husustaki nerim bunu kendi yapmalardr. Klcm Alpagut'a gvenim tamdr benim. nk o, ustasnn elinde, gerekirse demir zrhl bir in erisini dahi ikiye blecek kadar keskin ve de salamdr! Diyordu. Buna ramen pikin gl ve srar sren Wang: -Sakn, Tanhu Hazretleri kllarn kmsediimi sanyor olmasnlar? Bu ne haddimize efendimiz. Benim maksadm farkl bir deneme tarzdr sadece. Bu ekilde in'de biz, hem kl namlularnn kalitesini, hem de onu hareket ettiren kolun sratini leriz. Diye akladktan sonra, szlerine ek olarak; - Mazur grn ltfen, ama bu bence, o demin sylediiniz iten ok daha zordur. Ne dersiniz efendim? Mete yine glerek: - Ya demek byle. Peki, madem yle, bir kez daha gster bakalm neymi bunun srr? Diye

neriyordu. Bu neriyi kabul eden Wang, nezih asma daln Mete'ye uzatp, bir adm geri ekilmiti. Akabinde, sol yannda aslan kavisli, u ksm yatay kesik ve enlice klcn ekip, hi duraksamadan dal parasna indirmi ve usta bir manevra ile onu knna koymutu. Den paray yerden alan Wang, Mete'ye uzatmt. Mete dala ksaca bir gz gezdirip: - Hmm. Sanrm bu deneme, kesilen yerin dz ve przsz oluuna gre sonu veriyor. yle mi? Wang memnun, bildik haliyle glerek: - Tamamen yledir efendimiz! Derken, szlerine devamla: imdi de siz denemek ister miydiniz? Fakat Mete tavrnda inatyd, nitekim: - Hayr, buna gerek yok. Zira bence mhim olan, bir klcn baka bir klc bimesidir. stersen kllarmz deneyelim, ne dersin Wang? Bu szler Wang' ilk defa ve anszn ciddiletirip, suratnda abartl bir inli endiesine has mimikler oluturmutu. - Tanhu cenaplarnn kymetli kllarna bir ziyan gelsin istemem. Zira klcmn elii karsnda ortadan ikiye biilmese dahi, korkarm, namlusuna telafisi nkabil bir entik alacaktr. Ne dersiniz? Benden yana hava ho. Mete kaytsz: - Benim iin hakeza. Derken, karlkl geilip, yaplan edit hamle sonucu atan kllardan etrafa kvlcmlar salrken, Alpagut karsnda bir anda ikiye biilen in klc, az kalsn sahibini de ayn akbete uratacakt. Surat o an allak bullak olan Wang: - Hayr, bu olacak i deildi. Lakin klcnza gvenirken hakknz varm efendim. Derken, zntsnden neredeyse alayacakt. Alpagut'u knna koyan Mete, dudanda alayl bir tebessm gezinerek: - Dorusu, ben de bir an Koca Turul'un armaanna bir ey olacak, diye kayglanmtm. Demiti. Nedense, birden gzleri parlayan Wang, mehur inli nezaketiyle atlarak: - Efendim, klcnz Alpagut'u bir kez yakndan grebilir miy dim? Wang'n aklnda, Mete'nin klcnda bir entik alm olaca midi vard. Mete onu krmyor ve kndan ektii klc uzatyordu. Yzne yaklatrarak asil namluyu iyice inceleyen Wang, umduu eyi gremeyince yine hayal krklna urayp, tesell midi hepten yok oluyordu. Nitekim laf olsun diye klcn meneine dair sorular sorarken, bu arada gptadan te bir kskanlk duymaktayd. Bunu mimiklerinden anlayan Mete, bilahare ayn Usta'nn yapt baka bir klc ona armaan ederek, klsz brakt kayn biraderinin gnln almay bilecekti. Bir gn yine, gelinen yolun iki kenarnda bambu kamlar ykselen, nnden bir derenin akt aa cenneti iinde kurulu sarayda akam olmutu. Tanhu Mete ve konuklar, ssl salonlardan birinde toplanm, inli gzel nedimelerin hizmet ettii zengin sofralarda yenilip, iilerek, sohbet ediliyordu. Sarbr tefti gerekesiyle biraz sonra ayrlm, onu dier Tmenba'lar, Akba, Kazan ve sair konuklar izlemilerdi. imdi geriye Wang, Mete ve prenses Huian ba baa kalmlard. Bir ara Mete kmz ve in arab imekten artk dili peltekleen kayn Prens Wang'a taklarak: - Ne diyorsun Wang, hala in tahtn ele geirip, Gao-Ti'nin yerine oturmak niyetinde misin? - Ha, ben mi? Eh, tabi tabi. Bundan hi vazgeer miyim?. Ehm, tabii ki, kadirinas enitem bizi desteklemek ltfunu esirgemezler ise, deil mi ya? Mete bu defa kars Huian'a: - Acep bu hususta sevgili Konuyu'mun (E) telakkileri nedir? Derken, Huian yumuack, albenili kimonosu iinde, nce kk azn bzm, sonra

pembe dudaklarn diliyle slarken, yay kalar yukarda ve kanarya sesiyle: - Bence Hakanm, kardeim Wang'n ii kolay olmayp, bilakis ok zor grnmektedir. mparator Gao-Ti'ye dman, zengin ve kudretli baka ok hanedan varken, onlar dahi bir ey yapamyorlar. Bu durumda Wang'n tahta oturabilmesi ho bir dten baka ne olabilir? Diyordu. Mete bu arada Wang'n tepkisini lmek iin ona bakarken, o kz kardeine hemen itiraz ederek, hararetle: - O ne demek, tabii ki bunu baarabilirim. nk benim bir mttefikim daha var. nl usta Chang-Hua. O bence in'in en nfuzlu adamdr. Daha mhimi, onun tahtta gz yoktur. mparator olduumda bir iki imtiyaz karlnda bana destek vereceine dair sz var. Bu aklamay dinleyen Huian hafife glerek: - Sanrm salt bu yzden tahtta gz olmadn sylyordur. Ama ona ne kadar gvenilir ki, hem ok tarafl oynamad ne malum? Wang'n tepkisi gelmeden, hafife iki yana sarkan kumral byklarn svazlayan Mete: - Birliklerimiz ok defalar in snrndan akn ettii halde mparatordan halen bir tepki gelmemi olmasna ne demeli? Buna, kendinden gayet emin bir eda ile cevap veren Wang: - Bence, Gao-Ti i istikrar henz salayamad, onun iindir. Yoksa en azndan bir eli gnderip sizi tel'in ve tehdit ederdi. Anlalan u sra sava gze alacak durumda deil. Fakat prenses Huian'n gr farklyd: - Kim bilir, belki bunlardan haberi bile olmamtr. nk onun gazabndan korkan adamlar, bu aknlar pekala gizlemi olabilirler Gao-Ti den. Buna tebessmle cevap veren Mete: - ayet duyduklarmn tm doru ise, halkna bu denli korku veren bir hkmdar bizzat gvenden yoksun olmal. Hem bunu yaknda deneyip, daha iyi greceiz. Derken, Wang sevinle atlarak: - Aynen bence de yle. nk bu adam dlek ve sadist, zalimin tekidir. Halk, parayla tuttuu katil silahorlarn basks ile susta tutup, saltanatn bylece srdryor. Yoksa onu kalpten tutan kimse yoktur lkede. Buna karlk Mete: - Pekala, diyelim ki yarn ordumuz yola kp, in snrndan girdik, sence nasl bir ordu buluruz karmzda Wang? Bu soru karsnda birden heyecanlanan Wang, sa eliyle akan okayp, kalarn kaldrarak: - Sanrm en azndan drt-be yz bin ve ou yaya asker olabilirler. Fakat bir sorun var, nk savaa tutumak iin nce byk duvar ap, karya gemek gerek. O muazzam seti tamamen atl, koca bir ordunun nasl aaca hususunu hi dndler mi acep Tanhu cenaplar? Mete bu soruyu bekliyor olmalyd ki, beyaz dilerini aa karan bir ekilde glmee balamt. Sonra da: - Yerinde bir soru bu prens Wang ve elbette ki dndm. Ama buna dair cevab gene senin vermeni istiyorum. Bakalm dncelerimiz ayn ynde mi olacak? Wang nce afallam, sonra seslice dnmeye balamt: - Ben olsam, evet ben olsaam... Tamam buldum! nce gzc kulelerine saldrrdm. Derken, aniden durdu ve soruyu sahibine iade ederek: - Sahi siz nasl ederdiniz efendim? Mete cevaben: - Bu aknda sevgili Wang isterse bizimle gelip, o muhteem duvar aarak, tesine nasl geeceimizi gzyle grebilir. imdi de, ne zaman olacak bu, diyorsun, deil mi? - Evet, sahi ne zaman? - Yolda ve her an ulamasn beklediimiz baz mhim haberler var. Onlar renince.

Bu aklamadan sonra morali iyice ykselen Wang, artk istirahata ekilmek zere kalkm, inli gzdesi ile sarayn ikinci katnda, kendilerine ayrlan daireye gemilerdi. Bir an sonra Mete ve ei, en st katta bulunan kendi dairelerine kmlard. Zemin kat hizmetiler ve Huian'n nedimeleri paylayordu. Salonun toparlanmas iin almalar srerken, kap muhafzlarnn yanna dardan bir ulak gelmi, dediine gre; Mete'nin Hun asll ei Katun Aytolun gn nce tken'de grbz bir olan ocuu dourmutu. Fakat bu haber Tanhu'ya ancak yarn sabah verilecekti... Nihayet o gn gelip, tekmil ordu kuzeyden Junnan ovasna girii engelleyen yksek duvar uzaklardan gren bir alanda toplanrken, bunun drtte biri, Koca Turul'un emrinde i gvenlii salamak zere yurtta braklyordu. Ordunun banda Tmen komutanlar, Sarbr, Akba, Kazan gibi nl komutanlar olmak zere, her biri kendini savalarda kantlam olan pek ok bahadr bulunmaktayd. Uzun bir vadinin nnde bulunan geni alanda sabah erken toplanan ordu, nc, art ve yanclarn tayini akabinde ar ar gneye doru akmaa balyordu. Bu vadinin giderek daralp, sonra bittii yerde, sada ki tepeye klnca, hemen kar dalarda yksele alala sonsuzmu gibi uzayp giden in seti, olanca garabeti ile grnmekteydi. Yksek duvarn yanna varmak iin bir tepenin eteini dolamak gerekiyordu. Ordu bu noktada konaklam, nclerden gelecek habere gre davranlacakt. lk etapta dikkat ekmeden duvar gemek denenecekti. nceden belirlendiine gre, her kulede olduu gibi, karda duran kuleden de bu tarafa alan bir kap vard. Buradan olmazsa baka bir yerden denenecek, ama bu duvarn tesine mutlaka geilecekti. Aksi halde duvarn alt ban dolamak iin uzun ve dalardan geen meakkatli yollar kat edilecekti. temi komutasnda bulunan sekin ncler nihayet vadiyi geride braktklarnda len olmutu. Her yz admda bir gzc ve barnma kulesi bulunan in duvarnda daima ok sayda nbeti bulunur, tehlike annda ate, ayna gibi vastalarla haberleerek, ge rekince yardmlarlard. Drt adm eninde, alt-yedi adm yksekliinde olan duvarn stnde yaya veya atl olarak hareket etmek mmknd. Hedef alnan ilk kulede bulunan inliler, dzlkten yaklaan atllar grm, lakin saylarnn azlna bakarak, dier kulelere uyar iareti vermemilerdi. Yaklak yz adm ileride duran nc birlikten iyi dil bilenlerden atar, temi'in emri ile kargsnn ucuna beyaz bir bez paras balayp, duvarn stnden bakanlara doru ilerlemee balamt. Duvarn ykseklii burada drt adam boyunda faland. Daha yksek olan kulenin burlarnda okular vard. Duvarn kule ile birletii noktaya iyice yaklaan atar'a yukardan seslenen inli bir beki: - Hey! Ne istiyorsun yabanc, kimsin?! - Hi, bir tacirim. zin verin kule komutan ile konuaym. O yoksa yardmcsyla greyim! Yukardan seslenen: - Pekala, biraz bekle! Dedikten az sonra, iki ta basaman stnde ykselen demir kemerli kaln kap gcrtyla aralanmt. Akabinde dar kan be inli, atndan inen eliyi hemen ieri alp, kapy kapatmlard. Buras mahzen vazifesi gryordu. eride, kar tarafa alan ikinci bir kap bulunuyordu. Onu ta merdivenlerden karp, kulenin ikinci katnda bulunan komutan odasna gtrmlerdi. Komutan orta yalarda, krl bykl, ekik gzl, sar benizli bir adamd. Sarkan kei sakalnn ucundan yakalam, aa doru ekitirirken, sessizce atar' szyordu. Bir sre sonra: - Anladma gre sen bir Hunlu'sun, benimle grmek istemene sebep nedir yabanc? - Dorusu Bilge bir adama benziyorsunuz sayn komutan. Fakat d grnm sizi ltfen yanltmasn. nk ben aslnda bir Yei taciriyim. Hunlar' da hi sevmem. Malum, u sra lkem onlarn igali altnda bulunuyor. Dikkat ekmemek iin onlar gibi giyiniriz. Aksi halde snrlar geip, ticaret yapamaz ve hatta bu arada yce imparator Gao-Ti hesabna haber tayamazdk, deil mi ya? atar bunlar bir rpda sralarken, bir yandan komutann tepkisini lyordu. Komutan ve iki nbeti atarn bu szlerinden etkilenmilerdi. Nitekim komutan, iki yannda ayakta

bekleyen kule nbetilerine manidar nazarla baktktan sonra: - Ya, demek yle. Sonra devamla: yi ama, bir tacirin u karg ve klla ne ii olur ve u ilerde bekleenler necidir? -Ha, onlar. Ticaretle uraan kimselerdir. lerinde Hunlu olan da vardr. Malum ya efendim, dikkat ekmemek gerek. Tadmz karg ve sair pusat, ani bir saldr karsnda savunmamz iindir. ayet kar tarafa gememize msaade edilirse, buna karlk olarak adam ba on altn Yen demee de hazrz. -Hayr, bu olmaz, hepsi olmaz! Sadece sen dahil kiiye izin verebilirim. O da imparatorumuz lehine altn iin, tamam m? - Fakat efendim, bunu niin hemen ret ediyorsunuz. Ltfen bir kez daha dnn. nk size yz altn Yen vereceiz. Sanrm bu sizin bir yllk kazacnzdan bile fazla bir yekun eder. Ne dersiniz? atar'n srarlar fayda etmemi, inli komutan ilk kararnda diretmiti. Bununla yetinmeyen atar, sayy hi olmazsa bee karmak istemi, lakin baarl olamamt. Komutan sanki altnc hissiyle balarna gelecei tahmin etmiti. atar tekileri armak zere tekrar dar kmt. Aa inerken toplam nbeti saysna ve etrafa dikkat ediyordu. At halen az tede ve uysalca durmaktayd. Hemen binip topuklam ve durumu az sonra dierlerine izah etmiti. Kulede on inli vard. kii onlar haklamaa yeterli olmalyd. temi: - Tamam, ben geliyorum, bir de Balaban olunca, onlara fazla bile geliriz. Dedikten sonra, geri kalanlara, gidiat izleyerek ona gre davranma emri vermiti. Derken hemen hareket etmi ve az sonra kule dibine vardklarnda, yukardan ilk seslenen gene: - H e y ! tekiler orada neden bekliyor hala!? Diye sorguluyordu. atar: - Ne yapsn garipler, ola ki komutan insafa gelir, onlara da izin kar, diye umuyorlar! Bu arada kule kaps tekrar alyordu. Ama bu defa aaya karlayc inmiti. Alan kapdan nce atar girmi, atlarn kar tarafa geebilmesi iin br kapy da aan nbeti ile karlamt. Geride kalan ncler birden harekete geip, kuleye doru hzla at srmlerdi. Bunu gren kule nbetileri telalanm, barp, armaya balamlard. Biri hemen yayna davranrken, bu arada aadakilere; - abuk kapy kapatn! Diye sesleniyordu. Bu srada ncler ok menzili kadar yaklamlard. Kule kaps halen akt. Darda bulunan nbetiler aknlk ve telatan ne yapacaklarn bilemiyordu. temi kapnn hemen yannda, son anda klca davranmak zere tetikte bekliyordu. Nitekim kule burcundakiler yay gerip, gelenlere nian almaa ve bu arada "Durun!" emirleri vermee balamlard. Ama buna aldran yoktu. Aksine, onlar da yay gerip, kirie ok koyarak, koan atlara ramen, seilen hedeflere nian alyorlard. Nitekim yaylar salnp, oklar burlarda bulunan hedeflerini vurmulard. Nbetilerin tamam isabet alrken, nclerden sadece biri, o da kolundan yaralanmt. Dardaki nbetiler burlardan gelen canhra feryatlar iitince ieri kamak istemi, ama bunda ge kalmlard. nk vnlayarak gelen ok nefeslerini kesip, onlar da yere sermiti. Giri kapsndakiler kl ekemeden teslim alnrken, az sonra gelen dier ncler ieri dalm, makam odasndan henz kmam olan komutanla bir askeri saf d etmilerdi. Komu kuleler bunlar duyamadan, ilk kulenin teslim alnd haberi orduya ulatrlm, Prens Wang ve Sarbr birlikte gelmilerdi. ok srmeden kyafet deitiren bahadrlar, yrede ki on kuleyi kontrolleri altna alm, bylece kar tarafa gemenin yollar almt. Ele geirilen en son Bat kulesinden belli zaman sonra gelmesi gereken iaret ulamaynca, kontrol iin, i zeminden gelen inliler vaziyeti nihayet anlam ve hemen merkeze haber yollamlard. Bu srada, grkemli saraynda tantana ve debdebe iinde hkm srmekte olan imparatorun hi istemedii ey, bir ordunun saldrmakta olduuna dair haberdi. Oysa bu srada, yer

yznn en byk ta engelini aan Hun cengaverleri bir kasrga gibi in ilerine doru esmee balamlard. Bu haber nihayet saraya ulatnda, imparator nce inanmam, muhalif glerin bir oyunu sanmt. Fakat daha sonra ard arkas kesilmeden gelen ulaklardan gerek anlalp, kar koymak zere Hun ordusunun kat bir orduyla yola klmt. Bu arada tutsak edilen bir ok kule ve kale komutanlar Prens Wang'n yanna getiriliyor, durumu grenler Wang'n anlattklaryla taraf deitiriyorlard. mparatorun ordusu ve hareket tarzna dair bir ok mhim bilgi reniliyor, savan kazanlma ihtimali ykseliyordu. Zaferden sonra in tahtna Prens Wang'n oturacan duyan pek ok kale komutan hemen teslim olup, taraf deitiriyorlard. Alnan istihbarata gre; imparator Gao-Ti'nin ordusu sava Bag-Teng kalesi yaknlarnda kabul edecekti. Lakin Mete'nin askerleri onlar oraya varmadan nce, henz yollarda yakalayp, ani basknlarla hrpalamak, en sonunda meydan savana girimek taktii gdyorlard. inlilerin asl ana yurdu olarak kabul edilen Junnan, ansi ve ensi blgelerini hedef alan Hun ordusu, gneye doru hzla ilerlerken, yollarna kan bir ok irili ufakl kaleyi zapt etmiti. Basknlarda bilhassa baar gsteren temi ve erileri, in ordusuna ait ncleri zeri kayalarla kapl, etei fundalk bir tepenin zerinden grmlerdi. Bunlar elliyi akn bir svari kolu idi. Garip ekiller oluturan bu kayalk, inli nclerin geecekleri gzergahn hemen stnde yer alyordu. Asl ordu yarm gnlk mesafede konaklamt. temi biraz sonra nlerinden geecek olan atllara on kiiyle saldryordu. Nitekim ok menziline giren in erileri anszn uuan oklara birbiri ardndan hedef olup, sapr sapr atlarndan derken, panik iinde geri kalncaya kadar yarya inmilerdi. Onlar takibe koyulan ncler atlarn bu kez bayr aa srmlerdi. Bu arada toparlanan inli svariler tekrar geri dnm, yaln kl, kar ataa gemilerdi. Halen ok kalabalk olduklarn gren ncler, atlar lgar ederken ok salp, onlar kl klca vuruma saysna getirmilerdi. Derken yakn dv balayp, ok srmeyen vuruma nclerin yengisiyle noktalanmt. Bu arada sa kalanlardan in ordusunun kesin saysnn drt yz bin ve bunun yarsn yayalarn oluturduu renilmiti. Nitekim akam karanl basarken orduyla yeniden buluulup, in ordusuna ilk saldr konaklad yerde ve sabaha kar yaplmt. Bir ara iyice bunalan mparator, areyi yaknlarda bulunan salam Bag-Teng kalesine snmakta bulmutu. Mteakiben muhasara edilen kale, gnler sren ablukaya ramen dmeyip, netice, mparatorun bar teklifi, artlar Hun ordusu lehinde olmak kaydyla, kabul edilerek alnmt. Buna gre Gao-Ti; sava tazminat ve yllk vergiye ek olarak, ticaret serbestisi tanyor, prens Wang'n vergi muafiyeti ile kendi malikanesine dnn temin ediyordu... Nihayet, otuz be yl sren hkmdarl esnasnda kendi soyundan boy ve topluluklar tek bayrak altnda toplamay baarp, Asyada irili ufakl yirmi alt devletin ulu Hakan olan Tanhu Mete, in gibi byk bir gce dahi ba edirip, devlet snrlar Kuzeyde Sibirya, Batda Ural, Hazar, gneyde Himalaya ve Douda Byk Okyanusa kadar uzanan koca bir imparatorluk kuruyordu. Nisbeten ksa sren mrnn geri kalan zamanlarn kah Kansu, kah tken'de geirip, devletin i ilerini dzenlemekle uraan Mete, nitekim tutulduu bir illetten tr umaa varrken, kazand baarlar ozanlarn dilinde onu lmsz bir destan kahraman yapyordu... " Ulutolga bylece szlerini bitirirken, saatler gece yarsn buluyor, renciler yatakhanelerin yolunu tutuyordu. 2. Blm GKBR OYUNU Byk sarayn nnde yer alan geni dzle pek ok adr kurulup, msabakalarn yaplaca blmler dzenlenmiti. Yarmalara katlmak zere, uzak il ve lkelerden gelen konuklar Kaan Ota'nn solunda kurulu ssl adrlara yerleirken, sadakilerde lke

iinden gelen sekin konuk ve yarmaclar konaklyordu. Yksek duvarlarla evrili sarayn arkasnda balayan ormanlk alan, yarma ve enliklerin yaplaca geni sahay da evreliyordu. Yirmi gndr sren lenin ardndan asl ilgiyi, balayacak olan yarmalar ekiyordu. O gne kadar yenilip, iilerek elenilmi, bundan sonra yiitler er meydanna boy lmek iin kyordu. O nedenle ehrin btn hanlar lebalep dolmu, pek ok yeni adr kurulmutu. Bu yarlara uzak diyarlardan itibar edilecei bilindii iin, ferdi msabakalar ikinci faslada yaplacakt. Nihayet vakit dolmu, yar davullar almaa, yarlar er meydann doldurmaa balamlard. Gzel bir bahar sabahyd. Muhteem on alt direkli, dokuz tulu otan hemen nnde, yksek bir zeminde kurulu, ayaklar som altn, grkemiyle gz kamatran Taht, yeni sahibinin oturmas iin zenle hazrlanmt. Bu tren iin, en arkada seyirci kitlesi, onlarn biraz nnde grkemli niforma ve pusatlar ile kolluk kuvvetleri, onlarn nnde opendozlar uzunca bir sra oluturmu, kaann terifi bekleniyordu. Nihayet ssl otan zmrt yeili giri perdeleri yana alp, krk yalarnda, orta boylu, ince bykl, uzun sal, keskin bakl, hafif ekik gzl kaan Moyen or seri admlarla nden kyordu. Onu, hemen arkasndan dnya gzeli gen kz ve onlar lkenin saygn Tarkan, Noyan ve beyleri izliyordu. Bu kzlardan biri kuanaca klc, biri kaanlk tacn, dieri ise sar-krmz-yeil renklerden oluan paral ipek bir flama tayorlard. Kaan, hal deli yolu be admda geerken, pahal kumalarla rtl basama trmanp, altn tahtn nnde tebessmle evresini szyordu. Onu izleyen kzlar ikinci basamakta srayla tadklar geleneksel simgeleri kaana sunuyorlard. nce tac, ardndan klc kuanan kaan, bu grntsyle daha bir hamet ve heybet kazanyordu. Yakut ve zmrt kakmal gm ta, tam ortasnda altndan bir kurt ba ile tezhip edilmiti. Giysileri son derece mahirane ilenmi, deri ve al renkli ipekten yaplmlard. Kendisine en son sunulan renkli flamay alan kaan, sa eliyle sol yanndan sarkan kurt bal klc ekerek havaya kaldryor, o ana kadar sessizliin hakim olduu ortam birden canlanyordu: -Yaasn yeni Kaan Moyen or! Tezahratlar ykselirken, bunu ekilerek yukar kaldrlan kl akrtlar, alnan davul ve zil sesleri takip ediyordu. Tebrik ve selamlamadan sonra ilk yar olan, tresel "Gkbr" oyunu balayacakt. Kaan sol elinde tuttuu flamay havaya kaldrm, hzla aa indirerek byk oyunu balatyordu. Oyuna itirak eden takmlar beer kiilik yedi ayr gruptan oluuyordu. Yaklak yz adm tede bir ukura basz bir olak braklm, kazanacak takm bu olak gvdesini oradan alarak, rakip takmlara kaptrmakszn, yarn balad, renkli, ananevi len bayrann asl bulunduu gnderin dibine brakacakt. Derken, nal sesleri yerleri sarsmaa balam, opendozlar bir an nce olan bulunduu noktaya ulamak zere at koparmlard. Bunun iin kamlanan atlar, koarken azgn bir andryordu. Rakibi engellemek iin bu oyunda, hemen her ey serbestti. Kamyla ele, yze vurmaktan tutun da, ekerek attan drmeye varncaya kadar her hareket yaplabilirdi. Halk nezdinde bu ananevi oyun ok yer tutup, katlan taraflar iin sava gibi ciddi saylyordu. Nitekim ok srmeyip, hzla giden atllar bir biri ardndan olan bulunduu ukurun yan bana ulayordu. Ancak henz hi biri ukurdaki olaa hamleye yeltenemiyor, daha elverili bir an iin etrafnda daireler iziyorlard. Takmlar tamamen karm, meydan bir sel girdab durumuna gelmiti. Esasen, kim kimin nerede kotuuna dikkat etmek ve ona gre davranmak zorundayd. Nitekim, ilk frsat deerlendiren bir opendoz, kara donlu atyla dolu dizgin ukurun bana gelince, at hzla yanndan geerken yere eilmi ve ola arka ayak bileinden kaparak kaldrmt. Bu, oyununun en zor hareketi ve mhim bir aamasyd. Atn biti ukuruna doru hzla srerken, altndaki kara donlu aygr komaktan te, sanki uuyor gibiydi. Onu bir at boyu arkadan izleyen dorat takm arkadalarndan birini tayordu. Sa ve sol gerisinden gelen atllar dier takmlarn opendozlar olup, atlar hzla koarken, onlar naralar atyorlard. Orta noktadan balayan bir helezonik alm, nde koann ard sra

giderek geniliyordu. nde giden kara donlu kheylana yetimek iin lgn bir tempo ile kamlanan atlar aray kapatmaa balyorlard. Nitekim iki taraftan iyice yaklaan iki takm arkada onu ortalarna almlard. Arkadan ve dier yanlardan yetimek zere olan rakip opendozlar ne gemek istiyorlard. Bylece ola kapabilecekleri bir ortam yaratmak peindeydiler. Zira nde koan l grubun hzn ancak bu ekilde kesmek mmkn olabilirdi. Bu baarlrsa, sra ola kapma giriimine gelecekti. Ancak, kara donlu kheylan gemek halen zor grnyordu. Bunun iin arkadan gelen rakiplerin onun sratini kesmeleri gerekiyordu. Onlarn konumunu bilen l grubun opendozlar, ola kapm olan arkadalarn korumak iin kamlarn geri ve saa sola dnerek, nleyici bir ekilde sallyor, ne ona yaklalmasna, ne geilmesine frsat veriyorlard. Arkadan takip eden sralar devaml deiiyor, atllarn kimi ne geerken, kimi geride kalyordu. Bu helezonik kou durumu giderek daha geni bir embere dnrken, bu arada kendiliinden olaa hamleye imkan verecek tehlikeli bir ortam oluup, her an bir karambol kabilirdi artk. nk nde gidenler en arkada gidenlere yetimi ve bunlarn ou rakip opendozlard. Nitekim durumu fark eden rakipler dizgin kasp, atlarn hzn hemen keserek, saa sola sarklarak yanlardan geie engel olmaa balyorlard. Bu durumda kara brkl ve takm arkadalar mecburen yavalyordu. te tam bu srada arkadan yetien bir opendoz, engellemelere ramen sol yandan sokulmu ve sol eliyle ola bir bacandan yakalyordu. Onu izleyen takm arkadalar da onu arkadan desteklemek iin yaklayordu. Bir hamle ederek, yakalad ola kendine ekmi, lakin onu kara brklden alamamt. Bir iki deneme daha yapm, ama gene baaramamt. Bu defa btn gcyle aslmak iin harekete gemi, lakin az sonra buna piman olmutu. nk her hareketini izleyen kara brkl, bu ekie kar direneceine, bunun tam aksini yaparak, ola serbest brakrm gibi aniden o tarafa eilmi, bu ise onu yakalayana dengeyi kaybettirip, ola braktrmakla kalmam, onun attan dmesine sebep olmutu. Bylece rakibinden kurtulmay baaran kara brkl, arkadalarnn yol amasndan da yararlanarak, atn biti noktasna doru topuklamt. Lakin bu srada, elli adm ilerde ve ayn ynde daireler izen baka atllar vard. Onun yn deitirip, kendilerine doru geldiini grdklerinde hemen gem kasp, durmulard. Seyirciler bu esnada nefeslerini tutmu, heyecanla bu mcadeleyi izliyordu. Kara donlu aygrn ilerde bekleyenlerle korkun bir ekilde arpmas an meselesiydi. Eer yolu kesenler ekilmezlerse, bu kanlmaz grnyordu. Fakat korkulduu gibi olmayp, gelen atlnn kararl tutumu nn kesenleri caydrp, onlar son anda yoldan ekilmeye zorluyordu. Bu srada hemen arkasndan takip eden rakip atllarla arasnda ancak iki at boyu mesafe vard. Yoldan ekilenlerden alan aralktan sadece bir atl geebilirdi. Nitekim onun geiinden bir lahza sonra, arkadan gelenler, yoldan henz tam ekilemeyenlerle grltyle arpp, atlarndan yere uuyorlard. Bu arada yolu tamamen alan kara donlu opendoz halkn youn alklar arasnda biti noktasna yneliyordu. Arada az bir mesafe kalm, biraz sonra yar bitecek grnyordu. Fakat bu esnada hi hesapta olmayan bir ey olarak, her naslsa atna tekrar binmei baaran ilk den, arkadan gene yetimek zereydi. Kara donlu bundan henz habersizdi. Lakin bir an i gdsel olarak geriye bakarak onu fark etmi, atn yeniden mahmuzlam, her ihtimale kar sa yanndan sarkan ola soluna aktarmt. Son anda onu kaptrmak niyetinde deildi. Derken bayrak direinin dibine varnca gem kasan kara brkl, at aha kalkarken ola biti noktasna brakarak, seyirci kitlesinin cokun alklar arasnda takmyla bu zorlu mcadelenin galibi oluyordu. Bu takm, nl Koca Turul Dergah yarlar ve bu opendoz, kadim kl Alpagut'u tayan, her daln favorisi Akkartal'n ta kendisiydi. Nitekim, bu takm yarn ferdi msabakalar izliyor ve yaplan karlamalarda rakiplerine stn gelen Akkartal'n henz yeniemedii bir rakip olup, onunla klta berabere kalyorlard. Bu Tamuro adl yabanc kkenli bir savayd. Nitekim, gsterdikleri baarlardan tr alklar eliinde onlar dllendirmek isteyen Kaan, karsnda dimdik duran, bu yiitliin timsali savalara hitaben: - Deerli Cilasunlar, gsterdiiniz hnerleri geri zevkle izlemi bulunuyoruz. Lakin,

yarlarn birincisi olabilmek ve yiitler yiidi namna ulamak iin, sizleri son bir yar daha beklemektedir. Bu ise, en asli ve en kadim yarma tr olup, silah sadece szdr. Derken, bir an etraf szen Kaan, sze devam etmek iin ses tellerini akortlayp, sonra zel bir vurguyla; - Unutmamal ki, bu bir oyun olmaktan te, ciddi bir karlamadr. Sz ksa, izan keskin olan kazanr. Var msnz imdi buna?! Derken, karlk veren savalar, tok sesle: - Varz ulu Kaan! - O halde buyurun, derhal balayabilirsiniz! Kaann bu szlerinden sonra etraftan t kmyor, seyirciler merakn zirvesini yayorlard. ki sper sava arasnda az sonra geecek olan szel msabakann nasl balayp, nasl sonulanaca tam bir muamma idi. lk sz, adet olduu zere, konuk savaya ait olacandan, Akkartal dahi merak iinde bulunuyordu. Acaba rakip Tamuro ne ile ve nasl balayacakt sze? Aralarnda bulunan mesafe sadece bir buuk admlkt. Ynleri nce kaana dnk iken, onu balaryla selamlayp, akabinde birer yarm dnle kar karya gelmilerdi. Birbirine dikilen baklar, atan iki yldrm misali, kvlcmlar sayordu sanki etrafa. zleyenler, istem d kendi gzlerini krpm, bu bakma, zihinlerde infilak eden bir bomba tesiri yaratmt. Zorlu rakiplerin baklar kprtsz, yekdierinin ruhi derinliklerine inmek ve onu zp, geri pskrtmek ister gibi, birbirine saniyelerce dikili kalyor, bu an, seyredenlere dakikalar gibi uzun geliyordu. Gzleri hafif ksk duran Tamuro, sa tepesinde deri bala balanm bir topuz iken, Akkartal kumral hafif bukleli gr san kara bir brkle rtyordu. Adaleli kollar, geni omuz hizasndan itibaren plak ve bilekleri pazbentli idiler. Her ikisi de siyah deriden mamul sava yelekleri, izme ve kispet giymi, ince bellerini saran yaldzl kemerlerden uzun ve grkemli kllar sarkyordu. Nitekim, ar bir ses tonuyla konumaa balayan Tamuro, tane tane: - nce kendini tant ey rakip, adn, sann nedir, onu bilelim? Bu soru izleyenlere, sanki sadece Akkartal'a deil, herkese ynelik imi gibi tesir ediyordu. Akkartal duraksamadan: - Tanr Dal Akkartal'm ben. Baka sorun var mdr ey Tamuro? Derken, Tamuro'nun bir anlk hakimiyetini gr sesiyle ihlal ediyordu. Buna karn Tamuro alays bir tebessmle: -Bu kadarn bilirdik, ancak emin olmak gerekti. Diyordu. Akkartal'n cevabn, nce glen gzleri, sonra aralanan dudaklar arasnda beliren muntazam dileri vermi, sonra tok sesiyle: - Temin oldun mu artk ey rakip? - Evet, kesinlikle! Akkartal bu szel zemin zerinde rakibe son dar beyi indirmek iin: - Emin olan adama baka soru gerekir mi ey rakip? Beklenmeyen bu kesi Tamuro'yu bir an bocalatarak: - E, evet. Maalesef! Dedirtiyordu. Marur baklar yere ynelen Tamuro'yu izleyenler, hayret ve aknlk iinde kalm, lakin cevap alamaynca omuz silkip, dudak bkyorlard. Grne baklrsa karlama bitmiti. Fakat meselenin zmn ou kimse henz kavrayamamt. nk bu ksa diyalogun mn derinliini tahlil etmek sradan kiiler, kara budun iin kolay olmayp, hatta belki de imkanszd. Oysa Tamuro bu sonuca o denli esef etmeyip, bunu rakibin elini itenlikle skarak gstermiti. Kaan bata olmak zere, tavr sahibi kiiler konuma akn bloke edip, onun kaybetmesine yol aan nokta-i nazar ok srmeden anlamlard. Kaan selamlayan iki sava, cokun alklar arasnda huzurdan ayrlyordu.

Esasen Denizler lkesinin tebdili kyafet etmi hkmdar olan Tamuro, bir gn sonra yurduna dnmek iin yola karken, byk dl, koca bir kese altna ilaveten, kaanln "Yiitler yiidi" kadirinas belgesini de yannda tayordu. Gerekte, Tamuro'nun atalar da yz yllar ncesinde bu anakaradan derya iine serpilmi gibi duran adalar lkesine g etmilerdi. Orada kendilerince bir uygarlk kurmu, bamsz olarak yayorlard. Tamuro bu yarlara dair haberi, lkesine gelen ticaret gemilerinden renip, kendini denemek iin yola km, imdi geri dnyordu. nce gnein olu Tamuro'yu lkesine salimen iade edip, sonra byk yarlar akabinde neler olup bittiine dnelim: kinci gnn akamnda, " Yiitler yiidi " san ve byk dl hak eden Akkartal, takm arkadalaryla birlikte sarayda, kaann eref konuu olmulard. Kaan ve maiyetinden baka, sadece hizmetilerin bulunduu bu davet, bilhassa onlar iin dzenlenmiti. Zengin donanml, byk dikdrtgen masada oturulmu, sa ksa kenara tek bana oturan Kaan Moyen or, sa yanna Akkartal' alarak, onunla bilhassa ilgilenirken, kar ksa kenara kaann yeni yetien olu Bg ad ile opendoz takmnn teki elemanlar masann uzun kenarlarn paylamlard. Kaann hizmet alma teklifini Akkartal hari, btn arkadalar sevinerek, hemen kabul etmilerdi. Zira yaamaktan bir amalar da buydu zaten. Akkartal bu teklifi bir artla kabul edip, bu meyanda olarak; - Ulu Kaana hizmet, budun ve kamuya hizmet demektir. Bundan kanmak gemek aklmzdan. Lakin, destur olursa, bendeniz bunu fahri olarak icra etmei diler kaanm? Derken, Kaann ho ve uygun gren mimikleriyle rahatlyor, kaanlktan ulaacak her buyrultuyu eref sayp, buna derhal icabet etmei teminen ekliyordu. Bundan memnun ve msterih olan Kaan, ilerleyen vakit nedeniyle istirahata ekilirken, Akkartal'a hitaben: - Akkartal, demek yarn sabah yola kmakta kararlsn? - Evet kaanm, destur verilirse niyetimizde bu var. Zira, dergaha ulamak ve m uazzez hocamz Kam Ulutolga'ya Kaanmzn selam ve hediyelerini gecikmeden sunmak isteriz. Kaan: - Pekala yiidim, destur senindir. stediin zaman gitmekte azatsn, amma bizleri unutmayacan umar, ilk frsatta gene grmek isteriz ha. Akkartal: - Yola gidenin akbetini geri Tanr bilir, lakin bize kalrsa sizleri grmekten daima bahtiyar oluruz. Kaanmz bundan kukusuz emin olabilirler. Akkartal'n son szleriyle glmseyen Kaan; - Bu "emin" sznle aamayacan kap, alamayacan kale yok gibi. Ben laf uzatmadan, "sana inanyor ve bekliyorum", diyeceim, tamam m? Buna glmsemekten kendini alamayan Akkartal: - Fakat size kar baarl olamadm gryorum. "Eminim" demediniz nk Kaanm! Diye latife yapnca, bu szler kaann houna gidip, en bir kahkaha atmasna yol aar ve sonra: - Gzel vakit geirdik, imdi hepinize iyi geceler diliyorum! Derken kalkyordu. Onu izleyen herkes, sarayda kendisine tahsis edilen bir odaya ekiliyordu. Akkartal, yol gsteren bir uakla odasna giderken, lo bir koridordan geiyorlard. O esnada sa tarafta bir odann kaps alarak, ierde yanan kta gzel bir gen kz ile orta yata bir kadn grnp, aralarnda anlaml bir ekilde bakm ve sonra glerek, kapatyorlard tekrar kapy. Ayn koridorun sonunda bulunan odaya geldiklerinde, Uak onu ieri buyur edip, geri dnmt. eri giren Akkartal, kapy rtp, hazrlanm olan misk'i amber kokulu yn yataa srt st uzanyordu. Bir sre bylece yattktan sonra, kede yanmakta olan amdan sndrmek ve soyunmak zere tekrar ayaa kalkmt ki, kap yavaa alnp, sonra aralanarak, ieri gen bir kz giriyordu. Bu, az nce koridorda grd kzd. Akkartal ona bakarken aknd. Kz, dalgal kumral salar, kestane rengi gzleri, atma kalar, zarif burnu, uzun kirpikleri, kvrml uh dudaklar ve mevzun boyuyla destans bir gzellie sahipti. zerine sadece mavi ipekten, hafif dekolte bir gece tuvaleti giymi, amdann ,

giysileri, uzun salar ve pembe dudaklarnda hareler meydana getiriyordu. Nitekim kz ona hitaben muzip bir eda ile: - Sizi rahatsz etmiyorum umarm! Diye balayp, onun duraksamasndan yararlanarak, yle devam ediyordu; - Beni tanyamadnz galiba? Tmen ba Arkbua'nn kz Tangl'ym. Hatrladnz m, sizin yarlar balatan flamay tayan ve onu kaana veren bendim? Akkartal yar balatan o iarete bilhassa dikkat ettiinden, onu hatrlayarak; -Evet hatrladm imdi. Ne yapabilirim sizin iin? Kz, sanki aklndan geenleri anlam gibi: - Sizinle konumak ve tanmak istemitim. nk bunun iin baka yerde frsat olmad u ana dein. Ama taciz etmisem balayn, kp giderim hemen. - Hayr, vaktin gekin oluu karsnda biraz ardm, o kadar. Sonra kz izin isteyerek, ama cevap beklemeden, az nce onun kalkt yataa yaklap, alt kenarna oturuyordu. O ise halen ayakta ve hayretle kz izliyordu. Kz, konuma ve davran tarzyla ok doald. Yatan st kenarn gsterip, ona da oturmasn rica ediyordu. Fakat onun tereddt ettiini grnce, alayla glerek: - Hayret, yiitler yiidi Akkartal, meydanlardaki kadar cesur deilmi meer. Hani nerede kald o pervasz tavrlarnz? Kzn bu tarz, beklenmedik konumalar Akkartal' neredeyse ileden karacakt. Fakat o kendini tutarak: - Kim demi. Lakin biraz fazla ileri gitmiyor musunuz Noyan kz? Hem umarm buraya gelmeden nce babanzdan destur almsnzdr? - Tremiz onsekizini am bekar kii iin buna gerek brakmaz? Ama siz ola ki bu yanlarn bilmezsiniz trenin. - Pekala Tangl hatun, beni temin ettiinizi var sayalm. Baka ne sormak istiyordunuz imdi benden? - Dorusu ak szlymdr, bunu fark etmi olduunuza eminim. Btn kzlar gibi ben de sizi deer grp, muhakkak tanmak istedim. Ayrca, bekar olduunuzu iittim. Ancak bir yavuklunuz da yok muydu, bunu ok merak ettim? Tangl glmseyerek bunlar sayarken, aleni tavr; u acunda cezp edemeyeceim erkek bulunamaz, diyordu. Dorusu, bunda haksz da deildi. Akkartal glmseyerek, ksaca: -Siz kzlar hep byle merakl msnzdr bilmem. Ama, dorusunu isterseniz, cretinize hayran kaldm. Gzellik ve cazibenize, Tanr balasn, diyecek yok. Sorunuza dair cevabm ise; hem var, hem yok. -Fakat bu nasl olur? Akkartal bu tatl bela karsnda daha fazla dayanamayp glm ve sonra ona cevaben: - Bunu kolay anlamayacanz biliyorum. Evet, bir yavuklum yok ve olmaz da. En azndan daha uzun bir sre iin bu olmamal. Bilmem anlatabildim mi? -Hayr, anlayamadm. Hem anlalacak gibi bir gereke sylemediniz henz. Umarm alay etmiyorsunuz benimle Akkartal Be? -Hayr, kesinlikle. Anlalan bunu size anlatmam zor i, hatta belki imkansz. Fakat, deil mi ki bendeniz bir sava ve yolu kl yoludur, o halde bylesi bir mesuliyeti tayamaz. Yani, aksi halde ikisinden birini brakmak gerek. u durumda ise ben, gcenmeyin ltfen, nce klc semiim. Umarm anlatabilmiimdir artk? - Evet, sanrm imdi anlyorum. Ancak size yine de hak veremiyorum. nk bence hayat zaten bal bana, klla da klsz da tehlike ve risk tar. Zira lm kl tayanlara has bir akbet deildir. Bilakis, yaama vadesi tamam olup, mr mhleti biten herkes bir gn lr. yle deil mi? - Yo, yoo, beni yanl anladnz. lmden baka eyleri kast etmitim ben nk. Kz, kar konmaz cazibesi ve mantkl szleriyle bastrrken, o bundan kurtulma ve bir

ekilde savma abasndayd. Ama nafile, zira bu aklc szlere kar cevap bulmak ok zordu. Onunla bu konuda tarttna hayflanrken, mevzua yanl balam olduunu dnyordu. imdi o da, Tamuro gibi hata yapm ve ite kaybediyordu karlamay. Oysa ki, onunla bu konuyu hi tartmayp, daha balangta: "Bak gzelim, ben sevmek ve sevdalanmay kendime yasak etmiim. Haydi sana gle gle.." diyerek, bitirmeliydi sz. Fakat o bunu yapmam, yapamamt nedense. nk el kz us ve albenisiyle yaman kmt. Hem ka tane Tangl'ne rastlamt henz ki. elik temrenine zehir srl on oktan bile daha amansz ve daha lmcl bir silahla vuruluyordu ite. Ba dnyor, beyni zonkluyor, dt hale inanamyordu. imdi aklndan geen, bu kzn kendiliinden kalkp, bir kelime dahi sz etmeksizin gitmi olmasyd. O an hemen yataa der, sabah uyandnda bunlar bir dten ibaret sayabilirdi. Ama yapmyordu ite, kalkp gideceine, oturduu yerde hafife geriye kayklarak, yataa dayad sa kolunu destek etmi, masum ve mahzun tavrna halis bir hayranlk katarak onu izlerken, gitmeyi hi dnmyor gibiydi. Nitekim dakikalar sonra, olanca iradesini toplayan Akkartal tekrar konuabiliyordu. - Kim bilir, belki sen haklsn. Yok yok, belki deil, tamamen haklsn, ama ne olur, ltfen bu konuyu burada keselim, ve sen artkOnun btn hallerini kah elem, kah mitle izlemi olan Tangl, oturduu yerden bir hamlede ayaa kalkp, sonra titreyen sesiyle; - Tamam! Anladm. Merak etme hemen gidiyorum. Sana tatl uykular dilerim. Fakat beni unutma emi. Uzun yollarn bir gn biter, veya bkarsan artk o yollar amaktan, ara beni, olur mu? Bu srada krplan uzun kara kirpikleri arasndan szlen iki damla gz ya gl pembesi yanandan yuvarlanrken, Akkartal ona sadece: - Dilerim yle olur. Diyordu. Bir rpda kapdan kan Tangl lo koridorda ceylan eviklii ile odasnn yolunu tutarken, elinde sadece onun eline bir an dokunmu olmann yakc scakl kalmt. Akkartal stndekileri bile soyunmadan, bir testi arap iip, sarho olmuasna bir harabati ile ak duran yataa dyor ve ylece kalyordu... O imdi bir dteydi; Yola kal beri at Karaimek ile Tam bir hafta gemiti yorucu hareketle Bir pnarn bana uramt yollar Yeil imen rtl bir ayrd buras Karaimek otlakta gnlnce yaylrken O'da yedi aznda kurutulmu etlerden Biraz dinlenmek iin imenlik pek gzeldi ok gemedi aradan, yere uzanverdi Ac kinemesiydi atn, biraz sonra duyulan Frlayp ayaa kalkt uyand uykudan El kabzada, etrafna baknca sr'atle, Bir kobrann bayd grd az ilerde Kabzay brakp, ald ok ve yayn yerden Nian alarak oku frlatacakken, Ne hikmetse o ylan dile gelerek birden; Ey cengaver! Diyerek ona hitaben; Gerekmez stme salvermen okunu Ne atna, ne sana zarar vermek kastm yok Sana iletilecek haberlerimse pek ok... Ya, demek yle, syle bari bilelim haberlerin ne ise? Ben Denizler lkesinden gelirim.

Sen ise Tanr dal Akkartal diye bilirim. nisidir Tamuro'nun beni size gnderdi Bir zalimin tuzana dmek zere kendi. Sana haber iletmeyi bacsna o syledi... Ey filan; Tamuro'yu nerden bildin, bilemem, lakin, Danrm bu hususa hocama Uygun grr, derim tez yollara Bulurum ben onlar gerekten. DENZLER LKESNE YOLCULUK Akkartal sabah yatanda uyandnda, neredeyse kuluk vakti olup, herkes oktan kalkmt. O halen grd tuhaf ryay hatrlyor, bylesiniz daha nce hi yaamadn dnyordu. Derken kap alp, dn gece Tangl ile grd hatun, bir tepside getirdii kahvalty masaya brakp, kyordu. Bu Tangl'nn halas Aytolun'du. Biraz sonra onu koridorda karlayan Aytolun, ona gl rengi, ipek bir mendil verirken, bunun Tangl'den yadigar olduunu sylyordu. Erken kalkan Tangl, bu srada yat kzlarla balara, gezintiye kmt. Misk kokulu mendili teekkr ile alan Akkartal, az sonra yola revan oluyordu... Olaysz bir yolculuk ve gnler sonra dergaha geri dnen Akkartal, getirdii armaanlardan tr sevinle karlanm ve bunun erefine len tertiplenmiti. Nitekim Yalnz kaldklar bir srada, grd d Kam Ulutolga'ya nakletmi, hocasndan buna dair yorum sormutu. Kam, bu d zlmeye deer bir muamma sayarak, gereince davranmakta onu serbest brakrken, yolda, izde temkinli olmasn tlyordu. Akkartal bu dn hakikatle ne denli alakal olduunu renmek istiyor, ksa bir hazrlktan sonra yola kyordu. Hemen herkes dergahn nne, onu yolculamak iin kmt. Yola kmak iiz her ey uygun, hava gzeldi. Hocalar ve arkadalaryla vedalaan Akkartal, koumlu bekleyen at Karaimee binip, topuklarken, "Uur" iin gen talebeler, onun ardndan yere su serpiyordu. Soylu at rahvan yry ile yorulmadan yol alyordu. lk menzili Karakurum ehriydi. Bunun iin en zorlu yol Gobi lnden geendi. Sonra Hanbalk ve derken deniz yoluna ulap, anlan lkeye muhtemelen haftalar sonra ancak varacakt. Akkartal usuz bucaksz gibi grnen Asya steplerinde bir hayli yol kat ettikten sonra, nihayet msait bir mola yeri baknmaa balamt. leride, bozkrn nn kesen, kylar aalk bir dere yata grnmt. Buras Orhun Irma'nn kk kollarndan biri olan Selenga aynn bir balangcyd. Yanna yaklatka dere belirginleip, evrenin gzellii ortaya kyordu. Sarkan dallar suya deen kaln st ve kavak aalar trl kularla doluydu. Sa kyda yer alan geni dzlkte yal bir ahlat aac ve bunun dibinde kmelenmi, ylece duran bir koyun srs vard. Gnein scak nlarndan kaan koyunlar, ahladn glgesine snmlard. Akkartal dereye baknca, fazla derin olmayan yeil, berrak sularda kaan iri balklar olduunu fark edip, ani bir kararla attan iniyordu. Gem ve koumlarn indirip, at o dte grdn andran, diz boyu taze otla dolu bkle salyordu. Sonra sadandan demir temrenli bir ok alp, bunu bir zpkn gibi kullanmak ve bir ka semiz balk avlamak istiyor, bunun iin en uygun yeri bulmaa koyuluyordu. Nihayet s suyun derince bir orttan (su birikintisi) karak, aa doru akt bir noktasnda, bir ksm su stnde kalm iki iri kaya grm ve bunlarn her birine bir ayayla basmt. Aradan geen kol kalnlnda alabalk ve sazanlar vurmak iin daha uygun yer yoktu. Henz bir balk vurmutu ki, on drt-onbe yalarnda bir erkek ocukla, onu izleyen duman renkli bir oban kpeinin yan taraftan yaklatn fark ediyordu. Gelenler onu tanmadklar iin, ekinerek yarn stnde durmu, "Acep bu yabanc da kim?" diyen baklarla, bakyorlard. Giyim kuam, hal-tavryla, ister istemez bu cra yrede dikkat eken Akkartal, dnp onlara glmseyerek baknca, bundan cesaret alan ocuk:

- Bkte yaylan o gzel at senin mi Aam? Derken, ata kar duyduu hayranlk yznden okunuyordu. Akkartal, eskimi pantolon ve beli kemerli abas, deri arklar, banda beyaz brk, kemerinde asl ba ve elinde bir denekle duran kara yaz, sempatik bakl ocua cevaben: - Eer sahip kan olmazsa, evet! - O ne gzel, ne bakml bir at. Byle bir atm olsa, baka ey dilemezdim u acunda! - Aldrma, elbet bir gn senin de olur! ocuk, umutsuz bir eda ile: - Ama bu olacaa hi benzemiyor Aam, nk byle bir at buralarda bulunmaz. Bylesi ancak Hakanlarda, beylerde olur. Oysa ben sadece bozkrda bir garip obanm. - Hmm, demek ki o koyun srs de seninmi? - Evet, onlar omar ve ben gderiz, ama hepsi bizim deildir. omar derken kpeini iaret etmi, sanki szden anlam, onaylamak istermi gibi, kpek de ona bakarak kuyruunu sallamaktayd. Sanar, aniden aklna gelen bir fikirle: - Aam sen dur, o balk tutma iini ben hemen hallederim. - Ya... Sahi mi? - Elbette. Bu da oban Sanar'n bir ikram olsun. - Pekala, haydi bakalm, balk avnda ne kadar ustasn, grelim. - Yok Aam, bunun ustalkla bir ii yok. Dereye nceden kurduum tuzaklar var. Sen az bekle, ben hemen geliyorum. Akkartal Sanar'n dediini yapp, dere kenarna kmt. Az sonra o da, neredeyse bir sele dolusu balkla kagelmiti. Alabalklar henz canl ve bilek kalnlnda idiler. Bu ii sk yapt anlalyordu. Az tede bir st kovuunda ise ate yakmak iin hazrlanm kuru odunlar vard. Hemen bunlar tututurmu ve az sonra temizlenen balklar ie takp, atete kzarmak zere hazrlamaa balamt. Nitekim balklar korlaan atete kzarrken, onlar konuuyordu. - Demek hep buralarda yaamaktasn Sanar? - Evet Aam! Bu bozkr, bu dere boylar ve evre dalar benim yurdumdur. - Peki oyman ne tarafta kalyor? - Uzak deil, hemen u tepeyi anca, kar dan eteinde grnr. - Peki tken'i hi duydun mu? - Tabii ki... Hi duymaz olur muyum? Ama oraya hi gitmiliim yoktur. Daha nceleri gidemeyiim hadi neyse, ama geenlerde, yeni kaann tahta k enliklerinde bulunamayma ok zldm. Meer o srada neler olmu, neler...? - Demek o tr eylerden bile haberin oldu, le mi? - Evet Aam, lakin keke olmasayd. nk katlamadktan, yakndan gremedikten sonra o yarlar, haber almak zmekten baka bir iime yaramaz. Bunlar derken, Sanar'n gerekten zgn olduu i ekilerinden anlalyordu. Sonra szlerine devamla: -Ne are ki ora bize ok uzak, yoksa bizim Pulat'la kap, giderdik. Arkadamn addr Pulat. Birazdan, ereklemek iin o da buraya gelir. Orada olanlar dedesinden duymu, bana o anlatt. Ah keke senin kadar ben de bym olsaydm Aam! - Gamlanma, nasl olsa ileride sen de byrsn, sonra istersen benzeri yarlara da katlrsn. Deer mi bunca yerinmeye imdi be Sanar?! Leziz balklar yemekten bile itah kesilmee balayan gen oban bu konudan savsaklamak isteyen Akkartal: - Brak o yersiz hayflanmalar da u balklarn tadna bak be Sanar! Diyor ve hemen szlerine devamla: Belinde ki bak da ok gzelmi, bir bakabilir miyim una? - Haa, bu mu? Dedem yllar nce tken'den getirtmiti. Bu koyunlar gtmemin tek sebebi budur desem yeridir.

Derken iki azl elik kamay knndan syrm, Akkartal'a uzatyordu. Kendisi iin ok nemli olduu anlalan bu kamann vlmesinden memnun olmutu. Bu arada Akkartal yarlar konusunu unutturdum sanrken, o gene al yeni batan ederek: -Sahi sen katlmadn m o yarlara Aam? Tadn u grkemli klca ve bindiin o kheylana baklrsa bu kendiliinden anlalyor. Ne olur biraz anlatverseydin be Aam? Diye srarla sorguluyordu. Akkartal bir an ne diyeceini armt. Sonra zihnini toparlayp: - Bu kama usta elinden kma benziyor. Namlu elii ve kemik kabza da gayet gzel, salam ve dengeli. Her halde bunu senden satn almak isteyenler olmutur? -Evet, bir ka kii oldu, ama sen beni atlatmak istiyorsun Aam. Ne olurdu sanki biraz anlatsaydn? rnein, Akkartal' grdn m? Tarifler doruysa, senin gibi biri olmalym hem o da. Akkartal iyice arm, bu soruya bir an ne cevap vereceini bilemiyordu. - O dediin de kimmi be Sanar? - A, aa?! Bu da oldu mu yani Aam! Anlalan benim gibi sen de oraya gidememisin. Onu grmemi olabilirsin, bu tamam, ama hi deilse yle bir yiidin namn duymu olman umardm... Derken mola fasl bitmi, Akkartal kamay Sanar'a iade ederek, at kara imei bir slkla yanna armt. Hemen koumlarn vurup, bir srayta eere oturmutu. Sanar btn bunlar hayranlk ve gptayla izliyordu. Atn topuklamak zere olan Akkartal ona tekrar dnerek: - Haydi esen kal Sanar! kramn iin ok sa ol. Umarm yolum buralardan tekrar geer ve gene grrz! Dedikten sonra biraz ilerlemiti ki, Sanar'n sesi tekrar duyuldu: - Sormay unuttum Aam! Adn balamaz msn gitmeden!? Gemi kaslan Karaimek o an aha kalkarken, Sanar'a ulaan cevap: - Adm Akkartal! Diyordu. Bunu duyan Sanar, heyecandan sesi kslarak, tekrar sorar: - Tanrdal Akkartal myd Aam? - Hayr! Kara brkl! Diyen Akkartal glerek ona el sallyor ve yerinde duramayan atn gemini salyordu. Sanar cokuyla karlk verirken, yanndan ayrlmayan kpei de ondan etkilenmi, havlyordu. Ardnda bir toz bulutu brakan Karaimek drtnal uzaklarken, ok srmyor bozkr ufkunda kara bir nokta oluyordu... YEL EJDER ADASI Rzgar ve uan kularla yaran Akkartal yoluna devam ededursun, biz henz ona mehul, Denizler lkesi dahilinde bulunan Yeil Ejder adas ve ahvaline bir gz atalm: Bu adack, eteklerinde bodur bitki trlerinin yan sra, uzun boylu aalarn, palmiye ve bambularn yer ald, kayalardan olumu yksek bir tepeden ibaretti. Tepenin zirvesinde, grntsyle ok uzaklardan bile insana rperti veren, kuleli ato tipi bir kale ykseliyordu. Bu meum kaleye dardan ulaan bir yolun olmay yannda, nasl yaplabildii de insan hayrete dryordu. Ancak adaya gneyden yaklap, kardan baklnca, ieriye alan, kk gemilerin rahata sokulabildii byk bir maara girii grlyordu. nsanlk aleminin ba belas, byc, despot Zungo ve adamlar ite burada yetmi yldr yaamaktalard. Zirvedeki ato benzeri i kulenin giriinde eli kargl iki insan azman nbet tutar, ancak bunlar gemek kabil olduunda Zungo'nun makamna ulalabilirdi. Aada kalan orta kulede muhafzlar barnrd. En alttaki kulede ise dnyann drt bir bucandan karlarak veya hile ile getirilen kleler tutulurdu. Buraya deniz seviyesinden ykselmee balayan spiral bir ta merdivenle klrd. En yukardaki i kulenin devasa kanatl abanoz kapsn

bekleyen insan azmanlarn geip, ieri girildiinde bir hol ve kapyla karlalrd. Sa kap Yaver Zebo'nun, sol kap dier nemli yardmclarn kald odalara alrd. Tavandan yukar alan yuvarlak pencere, bo ve sade ta duvarlar, tahta deli zemin, drt kede birer iri ya mealesi, krsye yakn sa ve solda iki iri amdan ve bunlarn nnden ka kadar uzanan, her birinde yirmi kiinin oturabilecei iki ahap, cilal kanepe bulunan mekan Zungo'nun hkmdarlk makam idi. Taht be basamakl bir mermer krs zerine kurulmutu. Hemen arkasnda, tavana kadar ykselen tun kabartma bir eytan temsiliydi. Sivri kulaklar, yakuttan gzleri, kei benzeri boynuz ve n ayaklar olan, ne kadn, ne de erkek olduu belirsiz bir surat gya eytan resmediyordu. Onu grenler Zungo'nun ruhu sanmaktalard. Tahtn hemen arkasnda, mekanik bir dzenle alp, kapanan bir baka kap kamufle edilmi olup, bunu ondan baka kimse bilmiyordu. Buras onun tapnmak ve byclk iin kulland zel bir blme alyordu. Zungo'nun ne zaman, nerede olduu kolay kolay bilinemezdi. Bu kanepelere, balar nde oturmu yirmi kadar kle, onun verecei talimatlar almak zere beklerdi. Deil izinsiz konumak, ksrmek-aksrmak bile yasak olup, kendini tutamayp, bu suu (!) ileyenlerin cezas lm olabilirdi. Zungo'nun surat ve klna gelince; daima krmz gzler, prtlek. Krl salar, seyrek teller halinde rmcek a gibi. Avurtlar buruuk patates benzeri, ie kk, elmack kemikleri kabark, alnnda hendeks krk izgiler dolam dolam. Gaga burun kemikli ve uzun, ince boyun yal akbabalar gibiydi. Dudaklar birer krk izgi. Kei sakal eneden aa dz tahta gse sarkmt. Eller prsk deriyle kapl, parmaklar ince-uzun birer angal kemik. Trnaklar, biimden yoksun, cams. Neredeyse baklamayacak kadar irkin ve rkn olduu iindir ki, Zungo'nun yzene baklmas dahi yasaklar arasndayd. Onun huzuruna kldnda eller daima dizlerde, ba nde olunur ve emirler sadece koca gbekli, dazlak kelleli yaveri Zebo vastas ile duyurulurdu. Grmeler srasnda Zebo'nun gzleri daima onun uzun trnakl sol iaret parmanda olur, iaret edilince, ba nde bekleyen Zebo, yere bakarak basamaklar kp, kulan ona uzatarak, crtlak sesin ne dediini dinlerdi. El'an oturmakta olduu basamakta iken, ayn basaman stne birden Zungo'ya ait iaret parmann glgesi dp, Zebo derhal ayaa kalkarak, her zaman ki dsturu ile yanna kmt. Kulak zarn trmalayan ses tonuyla yz straptan buruarak, onun sylediklerini dinleyen Zebo, nihayet talimat bitince ba eerek, gerekenin derhal yaplacan belirtip, yavaa huzurdan inerken, yanna srnerek gelen yardmclarndan birine yeni emirleri aktarp, sonra yerine oturmutu. Emri teslim alan bir an dorulup, geri geri yryerek dar km ve az sonra yine geri gelmiti. Bilahare bunu, rotas Kanhantu adas olan bir ektirinin (kk, hzl gemi tr) maara kndan dar szld grlmt. Haftalar boyu at srtnda yol alan Akkartal, sonunda ktann denize ulaan ularndan biri olan antung ehrine varyordu. Burada ilk ii uygun bir han bulup, atn teslim ederek, dar kmak ve o yreye has giysiler satn almak oluyordu. Sonra geri dnm, geceleyecei han odasnda kyafet deierek, gene kyordu. ehirde biraz dolaarak, Yeil Ejder Adas hakknda bilgi toplamakt istiyordu. Bu yeni d grnnde onu yerli halktan ayran en belirgin fark, basz uzun salar ve uzun klcyd. Kendisini, herkese Kagarl bir tacir olarak tantyordu. Akkartal, ehir caddelerinde dolarken, gittike kalabalaan dar bir sokaa sapyordu. Biraz ilerleyince oval bir meydana alan sokak hareketliydi. Burada kumarhaneler, meyhaneler, ahaneler, berberler, kunduraclar ve ksaca btn meslek ve mereplerde insan ile mekanlar mevcuttu. Yaplar Asya tipi mimarinin temel zelliklerini tayor; etraflar itle evrilmi ok blmeli, zarif panjurlu ahap evler, sanki sr perdesi arkasndalar imi gibi, merak uyandryorlard ilk gren insanda.. Caddeler sokaklara, sokaklar daha dar sokaklara ayrlp, nisbeten dz zemine alan karnca yuvalarna giden yollara benziyordu.

Biraz daha ilerleyen Akkartal'n dikkatini, meydann kar kenarnda krmz daml, katl bir binann nnde, bir eyi ablukaya alm bir topluluk ekiyordu. Alan dolduran ve trl ynlere hareket halindeki dier insanlar da o yne dikkat ekip, merakla bu cazibe merkezine yneliyordu. Oraya gitmek isteyenlerin kimi kararszlk iinde bocalarken, kimi seri admlarla yryordu. Aheste yryenler arasndan syrlan Akkartal, seri admlarla cazibenin merkez noktasn hedef alyordu. Hedef noktaya varmaa on adm kalmt ki, kaynaan nokta sadan, aniden yarlp, iinden sendeleyen bir adam kyordu. Bir an yerinde yaylanan adam, gvdesi dibinden kesilmi bir aa gibi yere yz st kapanyordu. Akkartal biraz daha yaklap, yerde tozlar iinde yatan orta boylu adama iki adm mesafede duran kiinin yanna dikiliyordu. Kaps ak duran krmz daml bina esasen bir kumarhane ve giren, kan eksik olmuyordu. Zemin katn nnde ki ta verandada krl bykl, kalkk kal, ekik gzl, konveks burunlu, geni gvdeli iri yar bir adam durmu, burnundan soluyarak yerde yatana bakyordu. Omzundaki mavi ipek pelerin, yzn gri bulutlarn arasndan henz karan gne nlarn geri yanstyordu. Sa eli krmz kuana sokulu duran klcn kabzasn tutarken, etraftaki btn gzler onu izliyordu. Kzgn adama bakan yzlerde gizli bir yadrgama vard. Hedef adam yere denin kalkmaya yeltenmediini grnce, fkeli baklaryla evreyi taryordu. Bunun anlam; "Var m bir itiraz olan?" demekti. Buna itiraz eden baklar kendi ayak ularna ynelirken, itiraz iin nedeni olmayan bir kii nce bakt gibi bakyor ve bu tarama ona gelince sekteye uruyordu. Bu asabi baklara tnmadan kar koyan Akkartal'dan bakas deildi. Onun tavr herkese meydan okuyan adam kzdrma benziyordu. Baklar srarla ayn noktada, Akkartal'n zerinde taklm, lakin tesir edemiyor, onu karlk vermekten caydramyordu. Bu durum ok gemeden etraftakilerce fark edilip, imdi herkes iinden "Ne oldu bu adama byle birden? Hani bunun deminki pervaszl?" diye sorarken, gereken k yapamayan adama aniden, tok sesle hitap eden Akkartal: - Ne yapt sana ki, yle davrandn!? Diye sorarken, sa eli yerde yatan iaret ediyordu. Hedef adam bana vurulmu gibi birden afallayarak: - E, ey. Kumarda hile yapt. stelik hakaret edip, bana meydan okuyunca, mecbur kaldm. Derken, Akkartal gerekeyi makul karlamakla beraber; ona hitaben: - Anlalan burada yabancsn, dikkat et de ban derde girmesin! Hedef adam bu szler karsnda ba eip, yavaa dnerek, kalabaln arasna karyordu. Akkartal ayn noktada dururken, yerde yatan, nce kprdanp, sonra suratn ovuturarak ayaa kalkyor ve sokaklardan birine yneliyordu. Kumarhaneye girmek isteyen Akkartal'a, giren kanlarn gsterdikleri sayg dikkat ekiciydi. Yanndan geenler ona demekten imtina ediyor, belli bir mesafeyi koruyorlard. Nitekim akam olmu, etraf yksek ta duvarla evrili, kattan oluan hana dnmt. Han cephesi ilenmi ahap kaplamalyd. evre duvarn iten ykselen yeil asmalar rtyordu. Avluya giren Akkartal, duvar dibine ekilip, nne semiz ot ylm olan sevgili atyla megulken, gn batmak zereydi. Bu srada yanlarna gelen gen bir kadn: - Selam, ismim u, ho geldiniz. Babamn bahsettii yeni konuk olmalsnz? Derken, prltl gzleri glmsyordu. Akkartal mtebessim: - Evet, sanrm! Ho bulduk. Bu ksa yanttan sonra u tekrar konuarak; - Efendim, arzu ettiiniz gibi, nc katta bulunan odanzn balkonunda masanz kurulu, yemeiniz hazr beklemektedir. Bunu hatrlatmak istemitim. Dileriz ki gzel atnz da burada halinden memnundur? Diyordu. - ok teekkrler u Hanm! Atm halinden memnun grnyor. Deil mi Karaimek? Munis hayvan, sanki anlamasna, nce kulaklarn krpp, sonra ban sallyor, dudaklarn aprdatyordu. u, kendisine umduunca dikkat etmeyen bu adam bende etmek istiyor,

bunun iin soyunun btn yeteneklerini tatbik ediyordu. Esasen her bakmdan albenili ve mtenasip bir bedene sahip ve gerek bir in dilberiydi. Akkartal'a refakatle odasn gsteriyor, ayrlrken birazdan gelip, masay toplayacan sylyordu. Nar gibi kzarm rdek, in pilav ve salatalardan oluan akam yemei lezizdi. Han odasnn balkonundan bakldnda, ksmen grnen ehir limannda demir atm irili ufakl teknelere artk klar yaklmaktayd. Akkartal, oturmakta olduu sarkal koltuktan balkonun alak trabzanna dayam olduu koluna, ban yaslam, ylece ehrin akam manzarasn seyre dalmt. Bir an kap alp, ieri u giriyordu. Bu geli iin bilhassa hazrlanm gibiydi. Giyim kuam ve zenle uygulanm makyaj ve srnd misk-i amber kokularyla in imparatorunun cariyelerinden farksz grnyordu. Elinde bir fafur srahi ve iki zarif fincan getirmiti. Bunlar masaya brakm, yznde beliren uh tebessm yalandan bastrrken: - Sayn konuumuz belki sklmtr, diyerek, bunlar getirdim. Bizde kmz bulunmaz, fakat buna karn size yllanm in araplarnn en tercih edilenini getirdim. Dilerseniz bir kadehle akamnza eni katmanz mmkndr efendim? Akkartal cevaba davranrken, u kadehleri dolduruyor, sonra geip, karsndaki koltua oturuyordu. - u hanm, dorusu bunu beklemiyordum. Bu kadirinaslk iin sa olunuz. Derken, ilk kadehler iki ellin parmak ularyla kavranarak, ba hizasna kaldrlan fincanlar hafife tokuturulup, geri ekilirken gzlerle erefeleip, balar geri dikilirken in arab art arda yudumlanyordu. Bylece balayan akam muhabbeti, karlkl sorularla bir ka saat srp, bu yarenlik hancnn gzel kz u'nun yar istemsiz kalkarak, tekrar aa inmesiyle son buluyor, erken uyanmak isteyen Akkartal hazr yatana uzanyordu... Sabah olup, erken kalkan Akkartal, hanc yamaklarndan birini limana gndererek, Denizler lkesi'ne giden bir gemi sorduruyordu. Geri gelen yamak biraz sonra hareket edecek olan bir gemi bulunduunu ve ondan kendisi iin yer ayrtm olduunu bildiriyordu. At ve baz ahsi eyasn u'ya emanet olarak brakan Akkartal, en ksa zamanda dnmek zere vedalap, limana yryordu. Limanda iki byk yelkenli, be mavna ve bir ka kk tekne bulunuyordu. evrede a ren, yelken onaran balk yamaklar gze arpan ilk tiplerdi. Biri uzun, direkli ve serenlerinden byk yelkenler sarkan gemiyi grnce, kendisine yer ayrlan geminin bu olacan dnerek, onun yanna gelip, gemiyi rhtma balayan babalarn nnde durmutu. Nisbeten salam ve yeni grnen bu gemi, dier gemilerden daha bykt. Bu srada, srtn kpeteye yaslam olduu halde, ambara erzak istif eden tayfalar izleyen bir adama yaklaarak: - Hey arkada, bu geminin kaptan kim? Hitap edilen adam yava yava ona dnmt ki; -! Fakat o da ne? Grdne, onun kadar Akkartal da aryordu. nk karsnda duran kii, dn ki "Hedef adam"n ta kendisiydi. Kk bir duraksamadan sonra, adam: - Benim, neden sormutunuz? Derken, sanki kendisini ilk defa imdi gryormu gibi yapmt. Akkartal ayn tavrla: - ayet doru ise, geminiz az sonra Denizler lkesi'ne hareket edecekmi. Bana bu gemiyle seyahat edebileceim sylenmiti? - Evet, dorudur! Buyurun, ltfen bordaya gein! Akkartal gemi bordasna tahta bir kprden getiinde, kaptan oraya gelmi ve elini dostane bir tavrla uzatrken: - Gemime ho geldiniz, ben kaptan Huan! - Ho bulduk Kaptan. Ben de Akkartal, tkenli bir gezginim. Bu son kelime kaptan artsa da, o bunu geitirmeyi yeliyordu. - ki yolcumuz daha olacak, onlar da gelince yelken aarz. ok srmez, gelirler... Akkartal, bu aklamaya, ziyan yok, anlamnda bir eda ile karlk verip, etrafna baknarak, nce pupaya doru yrmt. Gemi rhtma ktan yanam, ykleme ii sancak tarafnda ki

iskeleden yaplyordu. Gezinerek u ksma kadar ilerleyen Akkartal, geri dnp, tekrar kaptann yanna gelerek: - Kaptan, ayet vakit varsa bir eyler almak iin rhtma kmam gerek, imdi aklma geldi? - Tabi, tabii buyurun! Az sonra deri bir anta ve omuzlarndan sarkan vaak postundan yaplma bir pelerinle geri dnmt. Bu arada dier yolcular da gelmilerdi. Derken kaptan; " Demir al!" ve "Yelkenler fora!" emirlerini vermi, tayfalar ie koyulmulard. Akkartal kpete nnde saa sola baknrken, yolcu olarak baka kimler var, diye aratryordu. Bu gemi esasen kuru yk tayordu. Kaptann dedii gibi, ondan baka sadece iki yolcu binmiti. Bunlardan biri esmer orta boylu, kara sakall, mor sarkl, yeil kaftanl, belindeki turuncu kuaa uzun bir haner sokulu, gen bir adamd. teki, san kknden kaztm, batan aa sarlar iinde, boynu tespihli, aya arkl, elindeki uzun asasyla bir Buda rahibiydi. Seren direinin dibinde bir sanda oturmu, nne bakyordu. ok gemeden indirilip, yerlerine sabitlenen iri yelkenler rzgarla dolarken, ar ar hareket eden gemi belli rotasnda ak denize ilerlemee balyordu. Akkartal mor sarkl adama yakn, k kpetesine abanm, geminin geride brakt kpkl ize bakmaktayd. lk menzil antung liman olup, buraya ulamak iin gereken sre takriben on gn alacakt. KASIRGA Kam Ulutolga bu yolculuk esnasnda dikkat nermi olduundan, Akkartal her eyi yeniden mlahaza ediyor, bir takm zihinsel hesaplar yapyordu. Daha nce grp, tanmad iklimlere, deiik hayat ortamlarna seyahat ediyordu. Gayesi, sradan bir seyahat olmadna gre, buna paralel olarak, karsna kabilecek engeller de tr ve boyut olarak farkl olabilirdi. Buna dair imdiden tahmin yrtmek ancak, peinde olduu gayenin niceliini somutlatrp, daha ak bir tanmlamak yapmakla mmkn olabilirdi. nk belirsiz bir mania beklemek, gerekte tehlike beklememek olacandan, byle durumlarda kii gafil avlanabilirdi. Her durum iin, uyank olmak ve nelere bilhassa dikkat etmek gerektiini tesbit etmeliydi. yle ki; Tamuro ve kz kardei o dte ima edildii gibi bir tuzaa dtlerse, bunun sebebi ve msebbiplerin kimler olduunu bilmek gerekirdi. Cevab bulunmak olasl bulunan ilk soru bu olup, buna dair cevabn almnda rakiplerin muhtemel tepki trleri ile bu meyanda ahsen ne yapmak gerekecei belli olurdu. Mahut dte anld gibi bir dman varsa bile, onun niyetinden haberdar olmadka, kendisini engellemek abasna girmesi mmkn olamazd. u halde bu gemide ki herkes kadar emniyette saylrd. Ancak bu yaklam, bir meselenin para normal fizik kurallar yntemiyle zmnde geerliydi. Onun niyetinden haber alp, kar tarafa ileten bir casus olmadka, durumun menfi ynde deimesi beklenemezdi. Hi bir rakip, tabiat st bir haber alma yeti ve yntemine sahip olmayacana gre, mesele yok demekti. Bu durumu sadece olaan st bir rakip deitirebilirdi ki, buna da hi denecek denli az ihtimal veriyordu. Ulutolga da zaten salt bundan tr dikkatli olmasn istiyordu. Akkartal bu konular dnrken, o an iittii; - Baki Huda'ya hamd ve senalar olsun. Yolculuk iin ne gzel, msait bir hava! Diyen adamn sesiyle saa ve dolays ile fiziki hayatn gereklerine dnmt. Kendi kendine konuan kii, mor sarkl yolcudan bakas deildi. Akkartal onun varlndan techl etmeyip, bilakis nezaket icab ona hitaben: - Evet, gerekten yle. Umarm yolculuun sonraki gnleri de byle olur! Diyordu. Mor sarkl cevaben: - nallah yle olur! Diyordu. Akkartal'n ilgisi, adamn daha yakna gelmesine yol am, imdi her ikisinin kollar kpeteye dayal, kah denize, kah gk yzne bakyor, bu diyalogun srmesi iin baka konular kuruyorlard. Nitekim mor sarkl sa kolunu kpeteden ekip, dnerek: - Adm Mirza, ranl bir tacirim!

Derken, altn ve gm yzkler takl sa elini ona doru uzatyordu. Akkartal kollarn kpeteden ekmi, kendisine uzatlan ele karlk verirken: - Ben Akkartal, tkenli bir gezginim. Diyordu. Akabinde, nceki durumlarna dnp, bylece konumaa devam ediyorlard. Bir ara Mirza: -Bir ticaret erbab olarak ok dolatm iin, sizin Turan diyarna da urayp, oralarda, mesela Kagar ve Talas'ta deerli dostlar, Mslman din kardeleri dahi tandm. Derken, muhatabnn tepkisini lmek ister gibi yzne bakyordu. Akkartal o zamana kadar "Mslman" kelimesini lafzen iitmi, lakin onu temsil eden kimseye hi rastlamamt. O nedenle ilgiyle: - Siz de Mslmansnz anlalan. - Evet, elhamdlillah artk Mslman'z. - Daha nce deil miydiniz yani? - Ha, evet, bizim atalarmz, nceleri Mecusi imiler. Ancak, Peygamberimiz, sizin deyiinizle "Yalva", Muhammed El Emin hazretlerinin sahabelerinden olan Selmn- Fris sayesinde slam ile tanp, onun tavassutuyla bu yeni ve mkemmel Dine gemiler. Mirza bu izahat yaparken, yn kar ufuklara doru olan Akkartal ondan tarafa dnerek: - Siz, ranllarn nceki Dininizi hocamdan ksmen dinlemi, biraz olsun malumat edinmitik. Ancak, Din deitirmek gibi mhim bir konuda nasl karar kldnz anlayamadm. - Ya, peki ne biliyordunuz Mecusilik hakknda? - Hatrladm kadaryla, bu inancn retmeni Zerdt, insann yaratln aklarken " Ik ve ate klt"ne dayanyordu. nancnz bu bakmdan bizim inancmzla benzerlik gsterdii iin, bilhassa bu kalm aklmda. Hangi gerekelerin sizi din deiikliine gtrdn bilmek isterdim. Tabii aklamanz mmknse? Bu soru karsnda bir an tereddt eden Mirza; - Dorusu, Turanl yolda, bunun asli sebep ve gerekelerini fazla bilmem. Bilgim, dinimizin kaideleri ile snrldr, denebilir. Fakat sanrm bunun asl sebebi slam'n nceki dinimizden daha stn olmasdr. Ama siz bu konulara dair, yle anlalyor ki, daha fazla bilgiye sahipsiniz, ayet anlatmak isterseniz memnuniyetle kulak misafiri olurdum. Akkartal bu cevaba pek memnun olamamt. nk o, inan ve itikatlarn derin nazar bilgi ile aklayp, pragmatik olarak savunacak muhataplar aryordu. Zira deiik bir kurama dair salkl bilgi ortaya ancak byle kard. Fakat her eye ramen, kiisel davranlarn da ok mhim olduunu kabul ediyordu. Yani, kii insan olarak, drst ve mert olsundu da, varsn hangi inan ve kanaat zre yaarsa yaasnd. Mirza drst birine benziyordu. Bu dncelerini ona akladktan sonra: - Umarz bu konularda sohbet etmek iin ok frsatmz olur, bol bol konuuruz Mirza yolda. u kadarn syleyelim ki, bizim grmze gre; kii, z yaantsnda zgr davranmak hakkna sahiptir. Ancak sz konusu toplumsal hayat olursa, toplum karsnda her fert eit dzeyde feragat ve zveriyi, drstlk ve mertlik adna, asaleten gsterir. Aksi durumlarda, o toplumda dirlik, uyum ve birlik olmayaca tabiidir. Bize gre, asaletimizin menei, insan nce Tin, sonra beden sahibi "Kii" sfatyla yaratm olan tek ve en yce kudret olan "GkTanr"dr. Bizler bylece iman ve itikat ederiz. Derken, bir an durup nefes tazeleyen Akkartal, Mirzann dinleme eilimini grnce, szlerini srdrerek; - Ancak, hayatta "Kii yaratl"nn aama ve Tanr'nn hikmetleri icab olan baz mutlak eliik kaideler de sz konusudur. Bunlar hemen her kavramda grmek mmkndr. Kii "Ruh ve Beden" olarak, biri birinin kart ve ayn zamanda tamamlaycs olarak (ErkekKadn) iki asal varolu unsurundan meydana geliyor. Sonra bunlar kendi ilerinde ve yaratllarnn zel kural gerei, trl zt yaplar barndrabiliyorlar. Varolu'un genel kaidesi zaten; "Bir ey ancak kendi zddyla vardr". Kart olmayan ey, yok demektir. Ktlk olmasayd iyilik bilinip, fark edilemezdi. Buna, gzellik, irkinlik, souk ile scak kavramlarn da rnek verebiliriz. Bunlarn sarf ve kontrolnde, ite sizin "Din vecibeleri", bir

bakasnn "Ahlak kurallar" diye niteledii, terbiye ve disiplin kural ve retileri sz konusu oluyor. Bu kanlp, yadsnamaz tabii gerek karsnda, hangi din insan birey ve toplum olarak, daha mutlu klacak kural ve kaideleri, davran yntemlerini "Nizam" halinde sunuyorsa, o din daha ok tutulup, taraftar toplar. le deil mi? Bu aklamak karsnda Mirza takdir ve tasdik mnasnda ban salladktan baka, sitayi ederek: - Azna salk Turanl yoldam, vallahi izahatn ok gzeldi! Diyordu. Tam bu srada kaptan, gemi tayfalarndan birini nce sert szlerle paylayp, sonra iddetli bir tokatla yere ykmt. Yedii darbenin iddetiyle geriye uan tayfa, kpeteye arpmasa denize uuyordu. Az sonra onun yan bana gelen kaptana: -Ne oldu Huan? Neden vuruyorsun o garibe, sende hi insaf yok mu?! Diye asabileen kii, az tede derin tefekkre dalm gibi oturan, sar giysili, eli asal adamdan bakas deildi. Kaptan ona dnerek, serte: - Sen bu ie karmasan daha iyi olacak Tao-Li! Unutma ki bu geminin kaptan benim! Hemen mukabele eden Tao-Li: - Gemi kaptan olman, her cann ektii zaman birine ktek atma hakkn vermez sana. Bu, emrindeki basit bir tayfa bile olsa! Sen de bunu unutma ve bunun sebebi her neyse bize de syle, tamam m Kaptan efendi? Ona cevap veren kaptan deil, ann yama Taro olmutu: - Bu herif daha ar bir ktei bile hak etti Tao-Li karde. nk bana, su flarndan ak olana katmam iin bir avu zehir ve buna karlk rvet nerdi! imdi anladn m bunun nedenini?! - Ya, demek yle! O halde kusura bakma kaptan, byle olduunu bilsem iine karmazdm! Kaptan sabotaj peinde ki adama dnerek: - Hadi syle bakalm, bunu neden yapmak istedin pis herif!? Derken, halen kpetenin nnde az, burnu kanayan tayfaya kyor, fakat o cevap vermiyordu. Bu srada dier gemi personeli gibi, Mirza ve Akkartal aralarnda konumaktalard. nce sz Tao-Li adl adam ve taknd fevri tavrdan almt. Fakat bu, Akkartal'a daha nce geen bir olay hatrlatarak; - Ne o Mirza yolda, yoksa bu adam tanyor muydun? - Ha, evet. Tibetli bir Lama olan Tao-Li'yi daha nce bir yolculukta grmtm. Tabii kaptanla da tanrlar. Diyordu. Akkartal Lama'y kast ederek: - Kendisine biraz fazla gveniyor gibi geldi bana. Ne dersin Mirza Yolda? - Olabilir ve bence bunda hi haksz da saylmaz Tao-Li! - Nasl yani? Mirza bu kez aleni vgyle: -u elinde duran sopay nasl kullandn grm olsaydnz, bunu sormaa gerek grmezdiniz sayn dostum! Diyen Mirza szlerine devamla: Abartm olmayalm, ama, hi unutmam, demir aldmz rhtmda, bir gn o sopayla eli silahl on kiiyi perian etmiti. Bir o kadar da kaarak kurtulmutu. - Ya, demek yle. Dorusu hatr saylr bir kabiliyet, lakin bence bu yine de genel geer g olarak saylmaz. nk kiinin gerek gc rakiplerin saysndan ziyade kaliteleri ile llr. Hi belli olmaz, belki gn gelir kendisi gibi bir kiiden o dayak yer. Muhtemelen gene byle, sonunda piman olduunu ifade edecei bir duruma zppadak mdahil olduu iin... - Ee, tabii el elden stndr. Ama Lama bo kii deildir, onu sylemek istemitim ben sadece. Bu srada iki tayfa suikast peindeki adam kk seren direine balamakla meguldler. Kaptan, yznde samimi bir tebessm olduu halde Akkartal ve Mirzann yanna gelerek:

- Selam, sayn yolcularm! Bu hadiseden tr sizden zr dilerim. Ancak maalesef buna mecbur kaldk. Ona karlk veren Akkartal: - Haklsnz Kaptan! O adamn kast ve sebebi her ne ise bilmek isteriz. Demiti. Akabinde kaptan Huan sorgulamay srdrmek zere tekrar adamn yanna dnyordu. Bu srada hava giderek kararmaya, hafiften esen rzgar iddetlenmee balamt. Bu durum yolcular kamaralara inmee zorlayacak gibi grnyordu. nk bozan hava soumakla kalmayp, iddetli bir yamura gebe grnyordu. Akkartal ve Mirza kamaralarna inmek iin davranrken, kaptan suluyu diree balam, banda duran iki tayfaya: - Bu sefih herif hala konumad deil mi!? - Hayr Kaptan, konumad bir yana, sanki hi bir halt yememi gibi " Ben kime ne yaptm, neden beni cezalandryorsunuz?" diyor. ldrm m ne? -Peki yleyse, hemen zn iplerini ve arkamdan getirin, ben onu konuturmasn bilirim! Diyen kaptan gemi burnuna doru yryordu. Tam bu srada gemi aniden sarslp, hzla ykselmee balyordu. Bunu fark eden kaptan geri dnp, derhal yelkenlerin indirilmesi emrini veriyordu. Bordada zorlukla ayakta duran tayfalar emirleri yerine getirmek iin kouyordu. Ama her ey o kadar kontrol d bir hzla ilerliyordu ki, zamannda davranm ak imkansz gibiydi. Bak gibi kesici rzgar, kabaran dalgalar hmla gemiye saldrtrken, tekne su alyor, gittike azan dev dalgalar koca gemiyi kattan yapma kk bir kaya benzetiyordu. Az sonra etraf karanlk bir geceye brnrken, gemi kah metrelerce ykseliyor, kah hzla aalara dyor, direkler bir biri ardndan krlrken, patlayan bu ani frtnada her ey tarumar oluyordu. Aalara umamak iin can havliyle tutunduu yerden artk kimse kprdayamyor, aresizlik iinde, akbet gemiyle souk sulara gmlmei bekliyordu. Derken o dehetli an gelip, ald sularn arlna artk dayanamayan gemi, son ykseliinin ardndan atrdayarak, tepe st azgn bir girdaba gmlyordu. O an ortal sarsan yldrm saikalar bir biri ardndan patlyor, adeta bu durumu arzulayan kt bir ruhun zafer kutlamalar yaplyordu. Bu srada metrelerce su altnda, bordadan zorla koparlm olan kazazedeler, kendilerini kurtarmak iin karanlk sularla bouuyor, amansz bir lm kalm sava veriyorlard. Tekneyle beraber sulara gmld an saa doru kula atan Akkartal, derinlere srklenmekten kurtulup, az sonra su yzeyine kmak zereydi. Ba nihayet su stnde grnp, ilk nefesi ald yer iri bir dalgann srtyd. Hareketli su kitlesi bir yana doru akarken, az sonra sulardan kafa daha frlyordu. Azlar alp, havaszlktan patlamak zere olan hanereler taze nefesle ihya oluyor, onlar, yzeye ulamay baaran dier kafalar izliyordu. Deniz ve zerindeki hava ok gemeden tuhaf bir istihale geirip, manzara bir anda deiiyordu. Demin patlayan o cehennemi frtnadan artk eser kalmayp, sanki btn hncn batan gemiden almak istemi gibi, o ortadan kalknca her yan stlimana dnmt. Sa kalmay baaran kazazedeler bu duruma ok sevinmilerd i, lakin idrak edilen bir hakikat, sevinci ye'ise dndryor, skut-u hayal kalplere girip, kan haner oluyordu. nk hayatta kalma sava btn acmaszlyla devam edip, bu hal kim bilir kadar srecekti? Su yzeyine be-alt parmak yukardan etrafa bakan biare gzler, usuz bucaksz grnen akam ufkunda karaya dair bir emare gremiyordu. Patlayan o amansz frtna ve alaborann tesiriyle beyni bir anda allak bullak olan kaptan, yn bulma melekesini kaybetmi gibiydi. Aklnda sadece, frtna kopmadan nce, bulunduklar yere uzakl, yaknl, koca derya iinde yer alan ekenar bir genin ke noktalar gibi duran, kk adann olduuna dair bilgi kalmt. Ancak, bunlarn her biri ne tarafta ve en yakn ka mil uzakta, bunu bilen kimse yoktu. Henz imal yldz yoktu grnrde. Islanan giysiler ve kiminin stnde bulunan silahlarn arl su stnde tutunmay gletiriyordu. Bu durumda elzem olan, en ksa zamanda bir yn tayin edip, glerinin son demine kadar kula atarak, beyhude g ve vakit kaybn

nlemekti. Bunu idrak eden kazazedeler su yznde bir daire meydana getirecek ekilde toplanp, yn tayini ve izlenilecek yol tartlmaya balanyordu. Tayfalar Kaptan Huan' takip etmek isterken, o bu konuda kendine gvenmiyordu. Kaptan nce iki tayfa arasnda bulunurken, sonra kula atarak, yan yana duran Mirza ve Akkartal'n yanlarna gelmiti. Az telerinde Lama ve suikast bulunuyordu. Yeni konumunda tayfalara ynelen kaptan, zgn bir sesle: - Gveniniz iin sa olun arkadalar, ama, u an buna karlk verecek durumda deilim, ne yazk ki. Akas, bu hayati konuda karar alacak zgvenden yoksunum. Diyordu. Sonra yan banda duran Akkartal'a dnyor, lakin zikretmek istedii halde adn hatrlayamyordu. Bunu fark eden Akkartal: - Adm Akkartal'd kaptan, bir ey mi diyecektin? Kaptan memnun olarak: - Sayn Akkartal, neden diye sormayn ltfen, bir mahzuru yoksa, ahsen sizi takip etme fikrindeyim. Akkartal bir an ne diyeceini dnp; - Bu gvene teekkr ederim, lakin henz gideceim yne karar vermi deilim. Az sonra yce Tanrya tevekkl edip, bir yn tutacak ve mecalim bitene kadar onu izleyeceim. Bu ynn kesin doru olaca hususunda kimseyi temin edemem. Her eye ramen beni izlemek isteyen varsa bunda serbesttir. Bu aklamadan sonra kaptan tayflara hitaben: - Arkadalar, hala beni takip etmekte kararl msnz!? Tayfalar hep birlikte: - Evet kaptan! - yleyse ben de sizi takip edeceim sayn Akkartal! - Ben de! Diyen Mirzay Lama izliyor, bylece Akkartal'a uymakta umumi ittifak salanyordu. Ancak hangi yn tutaca konusunda halen karar vermemi olan Akkartal, bunun iin duyu organlarna mracaat ederek, ban sulara daldrp, bir sre kprtszca denizi dinliyordu. Bu hayat konuda tamamen igdyle davranmaktansa, fizik olarak sahip olduu duyu glerini de kullanmak istiyordu. Akkartal'n nihayet takibe karar verdii yn, el'an bulunduu noktaya gre saa den ynd. Sulardan ban karp, o yne doru belli bir tempoda kula atarken, dierleri onu takibe koyuluyordu. Bu amansz yolda zaman zaman dinlenme molalar vererek, g tazeleyen kazazedeler, sonra gene ayn ynde uzun sre yzyorlard. Bir ara hzn artran kaptan, nde giden Akkartal'a yetierek; - Biliyor musun dostum, tuttuumuz ynn doruluuna u an daha eminim ve yolumuz hayli azald sanrm! Derken. Bunu artk grnmee balam olan Kuzey yldzyla sebeplendirip; -Hem de, evrede bulunan adadan en byk olanna kacaz! Diye ekliyordu. Buna memnun olan Akkartal, ona cevaben: - Sa ol kaptan, dilerim gerekten haklsndr! Derken koyu kobalt mavisi gk kubbe altnda iki mil kadar daha yol almlard. Bir ara kaptann sevin haykr ykselip, bunu dierleri takip etmiti. nk bir o kadar, belki dahaca fazla bir mesafede grnen yksek bir karalt nihayet grnr duruma geliyordu. Esasen mecalleri tkenmek zere olan kafile, plak gzle tespit edilen kara karsnda cana gelip, kulalar yeniden hzlanyordu. Bereket versin, deniz akam dalgasz ve ilerlemeyi gerekenden ok engellemiyordu. Biraz sonra ayn yksek karaltnn arkasndan ay douyordu. Kalan son glerini sarf edip, nihayet birbiri ardndan kyya ulaan kazazedeler, henz sudan dar kmadan ayak basyorlard s sahile. Az sonra kumsalda bir araya toplanp, s evin gzyalaryla sarlarak: -Kurtulduk! Yaasn kurtulduk! Derken, sevin ve minnet duygularn;

-Yaasn Akkartal! Nidalaryla srdryorlard. Onlar bu kurtuluu kutlarken, Akkartal iinden kendisini mahcup etmeyen yce Tanrya hamd ve senalar gnderiyordu. Nitekim kaptana hitaben; - Kaptan Huan, umarm bu arada adamlarnzdan eksilen olmamtr? Diye sorduunda, kaptan mahzun bir ses tonuyla cevaben: - Artk gemisi olmayan bir kaptanm ve sayenizde eksilen yok aramzdan. Fakat unu belirtmeli ki, buraya ulamakla kurtulua gtren yolun sadece yarsna varm saylrz. nk, bildiim kadaryla bu adaya kolay kolay gemi uramaz. O nedenle, nasl eder de tamamen kurtuluruz, bu henz bana mehul. Kabul ederseniz, bu meyanda benim nerim; bundan sonra da kararlar sizin vermenizdir. Kaptann bu sesli nerisine kar kan olmayp, bilakis, herkes benimsiyordu. Nitekim Akkartal: -Arkadalar, yleyse derhal harekete geip, nce bir ate yakmaa bakalm. Sonra ne yaplacana karar veririz. Haydin imdi i bana! Derken, herkes evreye dalp, ellerinde uzunlu, ksal kl, bak her ne varsa, bunlarla etraftaki aalardan kuru dallar kesip, belirlenen noktaya toplamaa koyulmulard. ok gemeden byk bir kayann dibinde ate yakmak zere yeterli odun ylm, Lama yakma iini stlenmiti. Bunun iin iki yntem biliyordu. lki, bulup getirdii iki akmak ta, dieri ise iki kuru aa dalnn srtnmesi ve etrafa yerletirilen kuru otlarn tututurulmas usulleriydi. Tatbik edilen ikinci yntem netice verip, bu konuda deneyimli eller, kk kvlcmlar ok srmeden byk bir atee dntrmeyi baaryordu. Biraz sonra herkes ate banda kendisine bir yer edinmi, kardklar slak giysileri, kurumalar iin atee tutuyordu. Ferli ate ok srmeden bu ii halletmi, giyitler kuruyup, tekrar giyinilmiti. 3.Blm KORSANLAR Adann bat tarafnda bulunan kahramanlarmz, bu inanlmaz olayn tesirinden, atein verdii kyassz yaam erkiyle snarak arnrken, sair tm ihtiyalarn unutup, ho sohbetlere dalmlard. Bu gibi durumlarda ok grld gibi, onlar da bilhassa metafizik ve mistik konularda sohbetler ap, bilhassa -drt kii konuurken, dierleri skunet ve mitle onlar dinliyordu. Bu konular ouna alk hissini unutturacak denli ho gelse de bu duygunun midesinde yaratt ayaklanmaya artk engel olamayan biri, leziz ate ba sohbetini hissettirmeden brakp, adann dousunda kalan korulua yneliyordu. Bu giden biraz sonra omzunda bir dzine ada tavan ile geri dnp, herkesi hayretler iinde brakyordu. Az sonra kesilip, soyulan tavanlar atete kzarrken, ate ba sohbeti tam bir len havasna dnyordu. Bu lene sebep olan kii, olaylar zincirinin artk unutturmaa balad suikast Takimo'dan bakas deildi. Bir ara Lama ona hitaben: - Yahu Takimo, sen ne acayip adamsn, anlayamadm. Az kalsn bizi zehirle ldrtecek iken, imdi tutmu alktan kvranan midelerimize em olacak iler yapyorsun. Bu olayn asl neydi, ne olursun artk syle? Diyordu. Fakat o; -Ben mi zehirletecektim sizi? Sen neden bahsediyorsun, inan anlamyorum! Diye, masum bir tavrla hala itiraz ediyordu. Oysa, onu itham eden yamak Taro da ayn samimi tavr zereydi. Bu konu imdilik bir muamma olarak kalacak gibiydi. Zira kaptan, o tutumuna makul bir sebep gremiyor, sulu olduuna artk inanmyordu. Akkartal mahut hadiseyi olmam saymyor, lakin temkinli olarak, zmlenmesi iini zamana brakyordu. Vakit artk gece yarsn bulup, zaten serin olmayan hava ve atein tesiriyle etraf iyice snm, evresindekileri rehavet ve uyku sarmt. Derken, bulunduu uygun bir doa yastna ban koyan herkes yatp, uyumu, etrafta halen yanan atein trtlarndan baka ses duyulmaz

olmutu... Kahramanmz Akkartal, ban derme atma bir yasta koymu, uyurken, zihninden geenler mimiklerine yansyp, yznde deien edalar, grd bir baka ryann eseri olmalyd. imdi onun muhayyilesinde alan d ekranna bir gz atp, orada el'an vizyona giren hadiselere bakalm, neler olmakta... "... Ya hayli ilerlemi, nur yzl, ak sakall bir adam elinden tuttuu alt yalarnda bir ocukla, iri stunlar arasndan geerek, nlerine kan ift kanatl, maun kapya doru yryorlard. Yal adam getirdii bu ksz ocuun dedesiydi. Dede eitimi i in onu, acunun bu en eski ve en gzide dergahna renci olarak getiriyordu. Bu i onun iin bu bal bana bir mutluluk vesilesiydi. Mermer deli hol zemini geip, nlerine kan baka bir kapdan ieri girmilerdi. Yeni gelenlerin kayt ve teslim ilemleri burada yaplrd. Az ilerde kurulu maun bir krsde kara brkl bir zat vakarla oturmaktayd. Onlarn ieri girmesiyle ayaa kalkp, selamlamakdan sonra sa yanndaki raftan siyah kapl ceylan derisi bir defter alp, yerine geiyordu. Onu bu deftere kaydetmek iin adn soran kara brkl, sylenen ad duyunca, kendisi gibi ela gzl, olana glmsyordu. Bu i bitince dedesiyle vedalaan ocuu elinden tutup, onu geni hole karm, hemen yanlarna gelen daha genten bir hocaya teslim edip geri gelmiti. Dede ile bir miktar daha konuup ayrlmlard. Gen hoca, refakat ettii bu ocuu uzun koridorun sonunda bir dershaneye brakrken, yal dede dergah nnde bekleyen emektar atna binmi, mehul bir yne doru hareket ederken, iinde mhim bir grevi yapm olmann gnencini yayordu. D bu ya, aradan yllar geip, ela gzl, elimsiz ocuk grbz bir yiit oluvermi, ve nihayet bu dergahtan mezun olup, d dnyaya alacakt, lakin, bunun iin art olan etin snavlar vermeliydi. Bu snavla denene n bir renci, aamalardan birinde taklacak olsa bile icazet verilir, lakin derecesi ona gre kayd olunurdu. ok uzun yllardan beri, be aamal bu etin snavn son merhalesinden mezun olan kmam, en baarl renciler bile ancak drdnc aamadan icazet almlard. Snavn etinlii, bu snavda girenin karsna kan lc rakiplerden tryd. Bunlardan geebilenin karsna mlakat ve son denemeyi izleyen Ulutolga kyordu ki, bu erefe nail olan henz yoktu. Nitekim o an gelmi, kubbeli salonda snav Jrisi onu bekliyordu. Ulutolga, buraya getirildii gnden beri onu yakinen izlemi ve bu mstesna kabiliyetin eitimi ile bizzat alakadar olmutu. Lakin gene de son merhaleyi baaracandan henz emin deildi. nk bu snavda onu, kendisi deil, bizzat kadim kl "Alpagut" deneyecekti. Zira bu kl, dergahn ilk piri Kam Koca Turul tarafndan "Tanhu Mete" adna yapm olduu o aheserden bakas deildi. Alpagut'un bir tini vard ve eer o, kabzasn kavrayann ruhu ile badayorsa umulan ne tice alnyor, yoksa bu asla olmuyordu. nk ondaki ruh, bu klcn ustas ile onun ilk sahibi Tanhu Mete'nin ortak zelliklerini tamaktayd. Aday olan herkes gibi, o da bundan haberdar ve bu snav muhakkak baarmak istiyordu. Snav salonuna girdiinde ba eip, diz krarak pirler heyetini selamlayp, denemenin uygulanaca kurulu tezgahn bana geiyordu. Bu tezgah, yerden bir diz boyu yksekte kurulu, salam ve genie bir krsnn zerine tahkim edilmi olan demir bir sehpa idi. Bunu sadan gren daha yksek bir divanda ise, ortada Ulutolga ve onun her iki yannda yer alm olan nceki aama pirlerinden oluan Jri, uzun tyl postlar zerinde oturmulard. Yaplacak i; iki demir atal zerinde duran, bilek kalnlnda ve bir kar uzunluunda bir demir parasn, el'an Jrinin nnde ve baka bir sehpa zerinde knnda duran "Alpagut" ile ortasndan ikiye bimekten ibaretti. Alpagut, Kl piri Gkbr tarafndan kendine has merasimle, yerinden alnarak, ona uzatlmt. O da ayn merasimle klc alp, Kl Piri ve Jriyi selamladktan sonra, deneme sehpas nndeki yerine geliyordu. imdi ierde tam bir sessizlik vard. Derken, henz knnda durmakta olan klc iki eliyle kavrayp, asil elik namluyu grkemli knndan ekmi, kn sehpa zerine brakmt. Sonra kabzay iki eliyle kavram, prltlar saan namluyu yz hizasna kaldrmt. imdi elinde tuttuu klla batn bir diyaloga girmi, kendi gcn klla

birletirmek istiyordu. Saniyeler sren bir konsantrasyondan sonra, bir admla hedefe uzanp, ona tam ortasnda bir noktada namluyla dokunup, tekrar geri ayn durua gemiti. Ayak ve kollar belli hareketleri refleks haline getirmek iin tekrar edip, sonra gr bir nara duyulurken, gzle izlenemeyecek bir hzla demire inen kl etrafa kvlcmlar saarken, hedef iki paraya blnp yere dmt. Akabinde, tre icab ve Jrinin oy birlii ile, o andan itibaren ve ondan sonra gene ayn mekana teslim edilmek zere, mr boyu tamas iin Alpagut ona veriliyordu... " Saatler sonra, etrafta ten kular aday adeta bir ku cennetine evirmilerdi. Akkartal bu dten uyanr uyanmaz eli yanndan hi ayrmad kadim kl Alpagut'a gitmiti. Neredeyse gne domak zereydi. Adann gzel semalarndan gelen amatal bir mart srs, henz uyumakta olan dier kazazedeleri de uyarm, derken toparlanp, ayaa kalkmt herkes. Denizin dnki vahi dalgalarndan kurtulmu, nihayet parlak bir gne daha balyorlard. Ancak, yaplacak ok i vard. Bunun iin nce ackan karnlar doymalyd. Zira glerini olabildiince korumak gerekliydi. Bunun icabna bakmak iin hemen evreye dalan tayfalar, ot, meyve, bitki kk namna, yenilebilir ne buldularsa toplayp, getirmilerdi. Derhal atei canlandrarak ban evrelemi, ok gemeden karnlar doymu olarak kalkmlard. kinci i, adann drt bir etrafnda bulunan yksek noktalara ateler yakarak, bunlar ya aa dal ve yapraklaryla besleyip, bol duman salmalar salanacakt. Eer yine de bir kurtulu yolu olumaz ise, o zaman son are, bir sal ina etmeyi denemek olacakt. Derken kararlatrlan hemen yaparak, drt ynde, uygun noktalara ateler yaklmt. Dounun en uzak noktasnda belirmeye balayan youn aart, bir anda stlerine sabah gneini dourmutu. Gklerin sultan gne, sanki onlara "te ben de geldim, haydi yeniden deneyelim" demek istermi gibi, scak tebessmler gnderiyordu. Nitekim ok gememi, adann Kuzey-bat ynnde bulunan gzcnn bir iareti, btn gzlerin o tarafa ynelmesini salamt. nk ufukta alan gnele yelkenleri parlayan bir gemi bu tarafa geliyordu. Biraz sonra btn kafileyi byk bir sevin sarp, elleri havalarda coku nidalar atarak dolarken, sonra toplanp, adann o kesimine yrmlerdi. Buras, geldikleri yne gre rakm gittike artan, nce aalk, sonra geni bir ukur ve sahile yukardan bakan kayalara gtren bir tmsekti. Buradan kumsala inmek iin tek yol, kayalktan aaya doru kaymakt. Kafile ukuru ap, dzle ulatnda, yelkenli de bir hayli yakna gelmiti. Denizden adam boyu yksekte, aatan oyulma bir ejder ba, yaklaan grkemli geminin burnunu oluturuyordu. Byk serenlerinde bir ok yelken geriliydi. Bu yelkenlerin stnde siyah, motifsiz bir de bayrak aslyd. Dzl evreleyen fundalk, nlerine duvar rm gibi skt. Bu duvarn arasndan yer yer ykselen bambulardan yelkenliyi grmek pek mmkn olmuyordu. Gemiyi net olarak grebildikleri noktaya geldiklerinde ise kaptan: - Arkadalar, bunun bir korsan gemisi olduuna kalbm basarm. Bahtmza ka ka i te bu kt sonunda. Sakn bu adamlarn eline gemeyelim, yoksa bizi zincirle kree balayp, mr boyu forsa yaparlar ona gre. - Yanlmadna emin misin kaptan? Diye soran Mirza idi. Bu soru hemen herkes iin geerliydi. Nitekim umarl bir edayla glen Akkartal: - Madem ki bu bir korsan gemisiymi, o halde onlara hemen grnmeyelim. Kalabalk olduumuz anlalmasn. Aksi halde sahile kmak istemeyebilirler. Oysa sahile kmalar pekala iimize gelebilir. Zira u veya bu ekilde bir gemiye acil ihtiyacmz var, yle deil mi kaptan? Kaptan: - Doru, aksi halde durumumuz zaten vahim. Ha, bunun iin aklma bir fikir geliyor, ama bilmem siz ne dersiniz? Akkartal: - Sanrm ayn fikirdeyiz kaptan, nce siz syleyin bakalm! - Bana kalrsa, bunlarla ilk grmeyi iki kii yapsn ve niyetleriyle, gemideki korsan saysn

renelim. Ama onlar da belli mesafeden baka bir ikili gizlice izlesin. Daha beride kalan ounluk duruma gre davranp, gereken neyse yapsn. Ne dersiniz? Bu fikir genel onay alm, hemen uygulamaya geilmiti. Hepsi on sekiz kiiydiler. blm yaplarak, ilk diyalog iin kaptan ve Cheng adl tayfa seilmiti. Taro ile a yama ise onlar izleyeceklerdi. Akkartal ek olarak: - Mmknse onlar bu ukura ekersiniz. Biz sizi buradan izleyeceiz. Derken, herkes silahlarn gzden geirip, gemiyi grebilecei bir pusuya ekiliyordu. Biraz sonra gemi iyice yaklap, sahile yz kula akta demir atmt. Yakndan bakldnda gemi ok daha byk ve yeni grnyordu. Kaptan kprs, geni bordas ile iki kk, bir de byk seren direi vard. Grne gre bordasnda en azndan elli kiilik mrettebat olmalyd. Nihayet Kaptan ve Taro sahile inmi, bir kayann zerinden gemiye doru el kol iareti yaparak, yardm istiyorlard. Onlar fark eden gemidekiler suya iki kayk indirmilerdi. Sonra her bir kaya drder kii binip, kreklere aslmlard. Az sonra sahile ulaan filikalardan inenler gerekten korsan tipli, iri yar adamlard. Bol yenli, bol bedenli, krmz kumatan mintanlarn kaln kemerlerle kstrm, altlarnda koyu mavi ortlar bulunan kiilerdi. Enli kemerlerinde dikkat eken palalar taklyd. Bu csseli, farkl rklara ait olduklar izlenimi veren adamlarn kimi sakall, kimi serpulu, kimi de iri halka kpeliydiler. yice yaklatklarnda onlar yapay bir tebessmle karlayan kaptan Huan: - krler olsun, sizi buraya her halde Amida Budha'nn bir ilham gndermi olmal. Derken, hemen aklna, yaktklar o ateler ve saldklar onca duman gelince; e, ey, yani eer hala ttmekte olan o dumanlar grmediyseniz? diye dzeltiyor, korsanlar bu szlere kahkahalarla glyordu. Onlardan en iri yapl olan, kaln bouk sesiyle: - Syleyin bakalm, siz burada ne aryorsunuz, kimsiniz? Kaptan: - Ben bir kaptanm, yani kaptandm. Ama dn akam frtnaya yakalandk. Gemim ne yazk ki, adann te tarafnda kayalara arparak paraland. Btn mallarmz suyun dibini boylayp, burada aresiz ve mahsur kaldk. Diye yaknnca, korsan hayal krklyla kzarak: - Hi bir ey kurtaramadnz m yani gemiden? Sadece siz mi kaldnz hayatta? Her halde salt ikiniz deildiniz sefere kan? Kaptan zoraki glerek: - Hayr, tabii ki sadece ikimiz deildik, ama on adamm sulara kaplp bouldular. Sadece biz ve te tarafta bekleyen zengin dostum Persiyal Prens Mirza ile bir adam kurtulduk. Bu son cmleye kadar surat ask duran korsan, birden neelenerek: - Ya, yle mi? Demek bakalar, hem de zengin biri daha var aranzda ha? - Evet, bize yardm ederseniz borcumuzu fazlasyla deriz. Geri dostumun sandk dolusu altnlarn henz karamadk, ama batk yerini biliyoruz, hem ok derin de deil oras. - Nasl? Bir sandk dolusu altn m vard geminizde? Yerini biliyorsunuz hem de, yle mi? Adam altn lafn duyunca birden histeriye tutulmu gibi olup, gzleri dnmee, az salyalanmaa balamt. Sonra yanndaki adamlarna hitaben: - abuk bunu gemiye, reis Kato'ya gtrn, bir de o konusun bakalm! Demiti. Ama kaptan kvrak bir manevra ile atlarak, buna gerek olmadn, ok lazmsa birinin gidip reisi buraya armasnn daha yerinde olacan sylemi ve bu fikir annda kabul grmt. Nitekim az sonra Reis Kato ve iki krekisi yanlarndayd. Reis Kato kara yaz, ablak ehreli, seyrek bykl ve sol yananda uzun ve derin bir yara izi bulunan, irikym bir adamd. Kaptana hitaben: - Senin adn Huan deil miydi? Beni tanmadn m yoksa? - Reis Kato, kusura bakma ama, senin adn, sann az ncesine kadar hi duymamtm! - Bu imdi mhim deil, sen nce abuk o bana sylenenin doru olup olmadndan haber

ver! Altnlar nerede? Zengin adam hani, yerlerini gster cann tatlysa? Korsanlarn reisi bunlar syleyince, adamlar ellerini pala kabzalarna gtrp, gzda vermek istemilerdi. Gnll korkak kaptan, bundan etkilendiini ziyadesiyle abartarak gsterip, korsanlar daha da martyordu. Nitekim korsanlarn ba: - Bana nl Reis Kato derler, btn bu denizler benden sorulur, krallar bile bana hara verir, bunu sen nasl bilmezsin bre sersem!? Diye bbrlenmee balyordu. Kaptan: - ok af edersin reis Kato, cahilliime say, ben ilerimle o denli meguldm ki, inan kendi komularm dahi tanyamadm. -Fazla uzatma, d nme imdi, beni o adamn yanna gtr. Sakn aklndan da bir aldatmaca gemesin, yoksa postu hemen deldirirsin, ona gre?! - Tamam reis, ne haddimize, buyurun hemen gidelim! Bunun zerine Kaptan nde, on bir kiiden oluan korsan srs arkada, Akkartal ve arkadalarnn bulunduklar ukurlua doru yola kmlard. Henz ukurlua girmeden bile gemi aalar arkasnda kalp, grnmez oluyordu. Nitekim byk bir kayann nnden gelinmiti ki: - Durun! Hemen silahlarnz brakp, teslim olun! Diye grleyen bir ses, ilk anda korsanlar yerlerine yaptrmt. Ban sesin geldii yere, kayaya doru eviren Kato, orada, eli klcnn kabzasnda duran Akkartal' yalnz grnce, fkelenerek: - Hey, sen de kim oluyorsun? lmne mi susadn be adam?! Cevaben Akkartal; - Brak soru sormay, dediimi yap sersem. Yoksa ban omuzlarna yk etmee mi balad? Bu szleri tek kiiden duymaya alk olmayan korsanlar, nce umursamak istememiti. Nitekim kaptan ve Taro kllarn ekip, yana atlarken, Mirza, Tao-Li ve dierleri, yaln kl allarn arkasndan ortaya kp, etraf sarmlard. Ge de olsa bir tuzaa drldklerini anlayan korsanlar, silahlarn atm, teslim olmulard. Nitekim tekrar sahile dnp, gemiye gtren kaya dolumulard. Reis Kato, eli ylan burmas hanerli Mirza'nn tehdidi altnda, gkn bile karamadan syleneni yapyordu. Gemide ki korsanlar, hep beraber gemiye bininceye kadar gerek vaziyet anlayamamlard. Nitekim bordaya knca sktrlan reisin emri, btn korsanlara silah braktrp, hepsi tutsak edilerek, ambar boylamlard. Homurdanarak iki ayr blmeye kapatlan korsanlar, daha sonra eski forsalaryla yer deitirmi, Kato bu defa da forsa ba olmutu. Hem yelken, hem de krek marifetiyle ileyen bu gemi, ann en hzl deniz tat saylrd. Eski forsalar ilk frsatta salverileceklerini duyduklarnda, nce kulaklarna inanmayp, sonra bahtlarn deitiren kahramanlara teekkr ederek, bu ani dnm karsnda sevin gz yalar dkp, bayram etmee balyorlard.

Tanr Dal Akkartal 2. Blm


Kanhantu ve Rhtm Cinayetleri/Mahkeme Gverte sohbetleri Hsrev zel Sonra geyalarn hizmetinde, muhabbet ve elence faslna geiliyordu. Geyalar, hem yerel alglaryla mzik yapyor, hem de en zarif ve kvrak danslarn bu olaanst konuklar iin sunuyorlard. Bu masals uzak dou elentisinin tam ortasnda bulunulurken, verilen bir haberle kaptan dar kyordu.

3.Blm GVERTE SOHBETLER

Ambarnda aylarca yetecek erzak depo edilmi olan gemi, kaptan Huan'n emriyle hemen demir alm, sekteye urayan yolculuk daha grkemli bir gemiyle yeniden balamt. Kaptan kprsnn yan banda, maun motiflerle ilenmi gvertesi olan gemi, kim bilir hangi zenginden gasp edilmi olmalyd. Gvertede zemine sabitletirilmi, yuvarlak ceviz masa ve onu evreleyen yumuak oturakl btn bir kanepe vard. Tamamen sedir kaplama duvarlarda gmme dolaplar ve ekmeceler bulunuyordu. Ayrca, alt katta bir ok deli kamara bulunup, bunlardan herkese bir tane dmekteydi. Huan, el'an kaptan kprsnde gemiyi sevk ve idare ile megulken, Akkartal, Mirza ve Tao-Li gvertede a yama Taro'nun yapt ay servisini tadarak, sohbet ediyorlard. Bir ara dolap ve ekmeceleri merak eden yamak Taro, ortaya bin bir trl erez ile bir ka kutu keyif otu karyordu. Bunu gren Lama: -Vay anasn be, bu herifler damak tadn olduu gibi, meer keyflerini de biliyorlarm! Demekten kendini alamyordu. Sonra szlerine devamla; - Hayatmda bylesine tantanal bir yolculuk yaptm hi hatrlamyorum. Bu Huan'n da ok houna gidecektir. Demi ve kutular iaret ederken keyifle glmt. Dmeni deneyimli bir tayfaya brakan Huan, sanki bunlar duymu gibi, gverte kapsnda belirmiti. Onu gren ierdekiler glerek, hep bir azdan: - yi adam lafnn stne gelirmi! Kaptan glerek kanepeye otururken: - Ya, demek benden bahs ediliyordu, bu ne eref? Tao-Li neeyle: -u kutulardakine bir gz at, senden niye bahsetmi olduumuzu hemen anlarsn. Denileni yapan kaptan, inanamaz bir yzle; -ans dediin ancak bu kadar olurdu yani. Dorusu, u hnzr Kato ehl-i keyf adamm. yi ki kendisini Forsa ba yapmz, ha! ha! ha! Tao-Li: - yi, gzel de, bakalm bunu yakp tttrmek iin bir alet de var mdr buralarda? Otlar bulan yamak, az sonra baka bir ekmeceden uzun sapl bir tr pipo karp, ortaya koyuyordu. Kaptan bunu grnce hepten keyiflenerek: - te tamam aradmz ey. beyler, can eken buyurabilir artk! Bunu derken herkesin yzne bakmt. Bu davete ilk icabet Tao-Li'den gelerek: - Ben, tabii ki! Onun hemen yannda oturmakta olduundan, bir aklama yapmak gerei duyan Mirza: - Ben ahsen bu dahil, dinimizce men edilen keyif verici eyleri kullanmam. Derken Akkartal'a dnmt. O ise, kendisini izlemekte olan kaptan ve Lamaya bakarak: -Biz bunu belli an ve amalar iin, ama belli lde olmak kaydyla, kullanmakta bir mahzur grmeyiz. Siz balayn, belki sonra biz de itiyak duyarz. Derken, kendisini bilhassa izlemekte olan kaptan ve Lama'ya bakyordu. Kaptan: - Bu ok iyi. ahsen u anmzn kutlanmaya ziyadesiyle deecei kansndaym. Fakat Mirza Be, ltfen bala ama, bir dinin insana keyif ve honutluk veren bu tr eyleri yasaklama gayesi nedir, diye sormadan edemiyorum. Mirza: - Asl gaye, insan salyla alakal olsa gerek. Ama bunu her halde en iyi bilen insan ve alemi yaratan yce Allah'tr. Bizim din kitabmz, Kur'an'a- Kerim'de bu ot deilse de, arap tr iecekler yasak saylp, bizler de buna neden, niin diye, tartmadan uyarz. Kaptan buna hayretle: - Buna sebep nedir, diye sorup, hi dnmeden, salt bir kitapta yle yazyor olmas sizin iin yeterli mi geliyor yani? Hayret! Mirza ksaca: - Evet. Bu szleri herkes ilgiyle dinlemi, ama nce Tao-Li gr belirterek:

- Dorusu Mirza Be, ltfen kusura bakma, lakin bana kalrsa, tarafsz bir ahsn bakyla, siz Mslimler, eer gerekten dediiniz gibi yapyorsanz, ar dzeyde teslimiyeti ve gz bal inanmaktasnz bu kitapta yazlanlara. Oysa bence makul dstur; bir eyin ifrat veya tefritinin zararl olduudur. Konumasn kesen Tao-Li, Mirza'nn tepkisini beklemiti. Fakat onun cevap vermee yeltenmediini grnce devamla: - Sonra, bu kesin gveni neye dayanarak duyup, nasl byle kabulleniyorsunuz, bunu normal bir insann akl ve mantyla badatrmak mmkn m? Din kitabnz geri hi grp, okumu deilim, ama sanrm bu kitabn orijinal nshas dorudan gkten inmi olup, lisan btn insanlarca, kendiliinden anlalan ve daha nce yeryznde bulunan hi bir dile benzemeyen bir yap ve ierikte olsa gerek. yle mi sahi o da? Mirza glmseyerek: - Hayr, o kitabn ihtiva ettii kelam Allah, Resulnn gnlne hususi bir ilhamla intikal ettirmi olup, lafz onun azndan dklerek meydana kmtr. Bu daha sonra hem hafzlarca aynen ezberlenmi, hem de Arap lisan ve yazsyla oaltlarak, deri sayfal kitaplara geirilip, son halini almtr. Kaptan: - Tao-Li dostumuzun tarif ettii gibi deil bu ama? Mirza: - Evet, yle deildir. Tao-Li: -Fakat Mirza Be, az nce dediiniz trde bir tavr ve dstur iinde olarak, ieriine uyulacak olan bir kitabn nasl ve nereden gelmesi gerektiini akladk, oysa sizinki de yap ve ortaya k tarzyla dier kitaplardan farkl deilmi. Hal byle iken, hangi farkl sebepten tr ona byle uyar ve iman edebilirsiniz? Hem ne malum menein doru, iinde geen lerin hak ve hakikate uygun olduu? En nemlisi de, bu sorular sormak dahi sizce abes saylacana gre, sorusuz da cevap olmayaca malum, sizler nasl olur da kii olarak daha "Bizler akl ve irade sahibiyiz" diyebilirsiniz, anlayamyorum. nk insan, bir ifade veya iddiay nce sorgulayp, akl, mantk ve tabii duyularyla, denenmi malumatlarla kyaslar, ancak ondan sonra vaki olduuna inanr. Biz bunu byle biliriz. Akl sahibi birey olarak inanman hakiki dsturu bu deil midir? Mirza: - Fakat dostum, sizin tanmladnz tr ve ekilde baka bir kitap gelmediine ve asla da gelemeyeceine gre, bu kitab gerek Allah kelam olarak kabul ediimizi, inanmasanz dahi, anlamanz gerekmez mi? Dier ilk mesele hakknda ise, yani iki imenin haram saylmas hususu. arap denen iki slam'n Mekke devri esnasnda da serbest imi, ancak daha sonra, Medine devrinde bunun zararlar kantlannca yasaklanmtr. Kime ve neye istinaden bu gven, sorunuza cevaben ise; bu kitabn insan diliyle ifadeletirilmesinde vasta olan kiinin, daha o Resul olmadan nce bile " El'emin " sfatna layk grld iin, diyeceim. Tao-Li: - Sayn dostum, siz ayet, "Ben ahsen, hi bir sebebe dayanmasa bile, bunlar kullanmam" deseniz daha muteber gelirdi bana. Ama tutup bunu yce Yaratan'a balayarak, "nk O byle istiyor" derseniz, o zaman ben de hakl olarak, buna, ne malum, derim. nk bizim lisanmz da kukusuz ki, her lisan gibi, yce Yaratan'n bir baka vehesi olup, yce Yaratan bunda baka trl ifade ediyor kendisini ve bizim kitabmzla sizinki eliiyor, der ve tabii ki kendi kitabmzda yazlanlara gre amel ederim. Mirza: - Kur'an'da, o dediiniz manada bir ayet vardr ve bunda denir ki; " Sizin kitabnz size, bizim kitabmz bize ". Mirzann bu szleri karsnda artk ona bir ey demeyen Tao-Li, Akkartal'a dnerek: - Sayn Akkartal, bu konuulanlara dair siz ne dersiniz?

Akkartal: - Sizi dinledik ve Mirza yoldamz; "Bu konuyu artk tartmayalm" diye anlyorum. Herkesin grne, ahsi inan ve kanaatlerine sayg gstermek bence nezaket ve uygarlk icabdr. O nedenle, bunu tenkit etmek yerine, dilerseniz bu konularn bizim tresel inancmzdaki yerlerine deyineyim. Ne dersiniz? - Tabii, ltfen! Akkartal bu genel arzuya icabeten: - Mirza dostumuz ile daha nce de konumutuk. Sizlerle bu ilk olacak. Szlerimin banda unu belirtmek isterim ki; benim inanmak konusundaki dsturum, Tao-Li yoldamzn ifade ettikleriyle hayli benzemektedir. Dedikten sonra bir fincanda, taze servis edilmi trl, leziz aydan bir yudum daha alan Akkartal, geri yaslanarak szlerine yle devam eder: - Biz, her eyden nce, yce yaratc Gktanr'y iimizde ve dmzda, var biliriz. Sizler, yce Yaratc'y nasl tanmlarsnz bilmem, lakin biz onu yle tanr ve kabul ederiz: O tek bana tam, biz tek iken yarm olup, ancak ift isek bir ve tam oluruz. En yce Yaratc olarak o, ncesiz ve sonrasz, biz gemii ve gelecei olanz. O mutlak ve grecesiz var olan, biz ona gre var olanz. Onun ncesi bize mehul, bizim ncemiz ise yle bilinir; Tanr beldesinde, neredeyse bir hi "kokusuz, renksiz, ekil ve arlksz" iken; O'nun dilemesi ve yaratma sanatyla bir top k olup, yer yzne inmi, yerin tabiatla birleerek deiip, endam - vcut sahibi birer yer yz kiisi olmuuz. O'nu bilir, bakasn bilmeyiz biz. Szlerine bylece ara veren Akkartal, dinleyenlerin gr belirtmelerine mahal vermek iin, bekleyen ayn yudumluyordu. lk olarak Tao-Li : - Sayn Akkartal, sanrm bunlar, trenize has temel ilkeler ve nezdinizdeki yorumlaryd? Akkartal: - Aynen yledir dostum. Tao-Li szlerine devamla; - Bizleri dahi kuatan bu geni boyutlu ifadelere hakikaten hayran kaldk. Bir insan, bir millet, lah karsnda kendisini ancak byle tanr ve tantabilirdi. Bizler dahi kendimizi ayn ilh kaynaktan ve ona bal olarak kabul eder, onu ifade tarzmz az ok farkl olsa da, neticede ayn sonuca varrz. Diyordu. Umum hesabna konutuu halde, ona itiraz eden olmay, bu grn herkese paylaldna iaret ediyordu. Nitekim sz alan Mirza: - Sayn Akkartal, bu ifadeler gerekten gzel ve makul, ancak, sizin trenizde toplumsal bir nizam ve dzene dair izahat ve kaideler bulunmaz m? Akkartal: - Var kukusuz. Lakin, bilhassa sormak istediiniz bir konu varsa, bunu aka sorabilirsiniz. Mirza: - Evet, haram, helal, farz, vacip ve mekruh diye saylan bir ok davran lt var bizde, sizde yok mudur? Akkartal saylan bu liste karsnda mtebessim: - Aziz dostum, biz ksaca kt, irkin ve zararl olan eylere dikkat eder, bunlar yapmamaa zen gsterirken, iyi ve gzele dair ne varsa, bunlar yaamak, yaatmak yanlsyz. Bizde, hayatn yaanmasnda akl sahibi her birey iin genel dstur; insann kendi kendisine ve bakalarna zarar veren btn tutum ve davranlar ret edilir. Ayrca ilke olarak; sana yaplmasn istemediin bir eyi, sen de bakalarna yapma, dsturu geerlidir. Burada duraksayan Akkartal, demin balayan konuya deinmek iin de: nsan ser-ho edip, keyif veren eylere gelince; bunlar ahsi zgrlkler dahilinde saylp, serbest olmalarna karn, akl dengeyi zaafa uratacak denli ar kullanmlar "Ktye kullanmak" diye niteler, bunu yapanlara ho bakmaz, hatta ret ederiz. Onlar bu minval zere konuurken, akam karanl basyordu. eri gelen dmenci, kaptann

daima urad ada ehri Kanhantu'ya yaklald haberini veriyordu. Denizler lkesi'ne sefer yapan gemilerin nemli bir urak yeri olan Kanhantu, geni bir limana sahipti. Bunun zerine kaptan yanndakilere: - Dostlarm, nihayet Kanhantu'ya varmak zereyiz. Buray yakndan grmenizi salk veririm. Hem, eski forsalar indirir, salveririz, ne dersiniz? - Gemici meyhanelerinin ok olduu bu limanda genellikle hr gr olur. Ben istirahat yeliyorum. Diyen Tao-Li olmu, ekseriyet olumlu yant verip, Akkartal ve dierleri karaya kacaklard. Tayfalar her zaman olduu gibi, meyhanelere uramak istiyorlard. Buras hakikaten ilgin bir yerdi. Doal yaps, ku bak ve srrealist yorumla; srt st yatan devasa bir insan andran Kanhantu'ya giriyorlard. Ada adeta, bacaklarndan biri ileri uzanm, dier diz bir tepe yaratacak ekilde yukar kvrk, ayan olduu yer kayalk ve kollar yanlara ak yatan devasa bir adam andryordu. Liman, temsili bacaklarn arasnda yer alyordu. Sol dizin oluturduu tepenin stnde deniz feneri vard. Ahap evler bu tepenin hemen yanlar dibinde ve onlarn nnde, iskeleyi kasabaya balayan kumlu bir yol ile genie meydanlk bulunuyordu. leri uzatlm sa bacan ayak ucunda ise baka bir fener kuruluydu. Sa baca oluturan ksmn iki yan boyunca uzanan kumsal vard. Bunun az gerisine, gemicilere hizmet veren bir sr bina ve dkkanlar sralanmt. KANHANTU CNAYET Kanhantu bir Daimyo tarafndan ynetiliyordu. Daimyolar Denizler lkesi krallna bal Dere beylikler olarak, kkl hanedanlard ve bunlar lkeyi fiilen yneten ogun'a balydlar. ogun bu Dere beyiler tarafndan seilen ve krala bal olarak alan en yksek dereceli amir idi. Limana, yeni batmakta olan gnein hemen ardndan giren gemi, sahilden grenlerin telalanmalarna sebep olmu gibiydi. Nitekim az sonra rhtm silahl samurailer doldurmutu. Daimyo'nun maal askerleri olan samurailer, iki tekneyle gemiye doru hareket etmee hazr, bekliyorlard. Bu arada gvertede bulunanlar da dar km, limanda ki bu olaan d hareketlilii hayretle izliyorlard. Tao-Li glerek: - Bu da nesi kaptan? Seninkiler bizi enlikle karlamak niyetindeler gibi grnyorlar. Kaptan ararak: - Dorusu, bunlarn halini hi beenmedim. Bamz samurailerle derde girmese bari. Derken, kamarasna gemek zere olan Tao-Li'ye bakyordu. Onun bu duruma bir yorum getirmesini umar gibiydi. Tao-Li kahkahayla glerek: - Bunda anlalmayacak ne var, baksana u orta direkte dalgalanan bayraa dostum! Bu durumda bizi, buray basmaya gelen korsanlar sanmalarnda alacak ne var? Bunun zerine Kaptan glerek: - Evet haklsn, onu indirmeyi nedense hi akl eden olmam. Ama telaa gerek yok artk, bunlarn ou bizi tanr, sanrm birazdan durumu izah ederiz. Derken, az sonra gemiden iki filika denize indirilip, korsan bayra diree trmanan bir tayfa tarafndan sklerek, aa atlyordu. Filikalar, rhtm doldurmu olan samurailere doru hzla yol alrken, btn bunlar kenardan izleyen siviller merakla bekleiyordu. Nitekim yaplan grme sonucu durum aklanm gibiydi. Her eye ramen, kendini Daimyo karsnda salama almak isteyen samurai reisi gemiye gitmi ve gerei grmek istemiti. Zira bu ona inanlmaz geliyordu, Kato ve adamlarnn kree bal olduklarn grerek, ikna olmu, bu haberi Daimyo'ya bizzat iletecekti. ok gemeden olay duyan kasaba halk limana akn etmi; denizcilerin korkulu ryas korsanlar yakalamakla kalmayp, kree balayan kahramanlar yakndan grmek istiyor, bunun iin sabrszlanyordu. Derken Daimyo, kaptan ve arkadalarn konana davet ediyor, onlar, bu kendi iin ayr bir nemi haiz olaydan tr, kutlamak istiyordu. Dbkey, alak bir masada oturmakta olan Daimyo, kaln kal yuvarlak ehreli, seyrek dili bir adamd. Akkartal ve arkadalar onun

masasna soldan komu baka bir masada yer almlard. nce kaptan bu olayla ilgili sorulanlar cevaplam, sonra Daimyo: - Hametli Kralmz Tamuro bunu duyunca ok memnun olacaktr. ogun Hideyoi ve adamlar, bunu kendileri yapamadklar iin, daha ziyade kskanacaktr. Bylece ehrimiz btn lkede tannacaktr. Bu nedenle sizlere ayrca teekkr etmek istiyorum. Diyordu. Sonra geyalarn hizmetinde, muhabbet ve elence faslna geiliyordu. Geyalar, hem yerel alglaryla mzik yapyor, hem de en zarif ve kvrak danslarn bu olaanst konuklar iin sunuyorlard. Bu masals uzak dou elentisinin tam ortasnda bulunulurken, verilen bir haberle kaptan dar kyordu. Haberi getiren tayfalardan biriydi. Dediine gre; Takimo bir cinayete kurban gitmiti. Kaptan dnp, bu haberi ieridekilere aktardnda, Daimyo failin bulunup, derhal yakalanmas emrini vermi, hafiye samurailer harekete gemiti. Bu olay karsnda Akkartal herkesten farkl mlahazalar yaparak, daha ncesinde olanlarla balant kurup, kendine yle soruyordu; "ldrlen neden bir bakas deil de Takimo ve buna sebep nedir?" Bu arada kaptan tekrar dar km, olay dier tayfalardan sormak istiyordu. Akkartal iin ayrca dikkate deer bir husus da, Tamuro ismini Kral sfatyla birlikte ilk defa duymu olmasyd. Buna hayret etmi, ama belli etmemiti. Tand Tamuro ile bu ahsn ayn kii olup olmad henz mehul ve merak konusuydu. Bunun iin Daimyo'ya, mmknse, Kral Tamuro'nun bir tanmn rica etmiti. Bunu memnuniyetle yapan Daimyo, aka vnrken, ilk nce onun stn bir kl ustas olduundan dem vuruyordu. Akkartal bu anlatlanlar belli belirsiz bir tebessmle izliyor ve merak giderek artyordu. Bundan baka bir soru da Yeil Ejder Adas hakknda sormu ve ald cevap onu bsbtn meraka sevk etmiti. Ancak Daimyo, Tamuro ile ilgili kt bir durumdan kesinlikle sz etmiyordu. Aksine, kraln byk adann Kuzey-batnsnda yer alan Bakent Edo'da bulunan saraynda olup, ailesiyle birlikte mutlu bir hayat srdnden bahsediyordu. Bu arada, iin iinde kt emeller peinde olan bir bycden sz edildiini de ilk kez duyuyordu. Bylece kafasndaki dnceler yava yava daha makul bir ekil ve gerekeye balanmaa balayp, bu konuda Kato'ya da baz eyler sormak istiyordu. Acaba onun bu Zungo denen adamla bir alakas var myd? Suikast sonucu len Takimo'ya ayn soruyu sormak ne yazk ki, artk mmkn deildi. Daimyo'nun anlay gstermesiyle hemen konaktan ayrlan Akkartal, gemiye dnp, Kato'yu artarak, onunla grmt. Fakat ondan rendikleri Daimyo'nun dediklerinden farkl eyler olmayp, bycyle de hi ii olmadn sylyordu. Farkl olan sadece Zungo'nun adas ve burada bulunan kalesine dair yzeysel bilgilerdi. Bu srada yannda bulunan kaptann sormas zerine, grm olduu o tuhaf d ve yolculuunun asl gayesini zetle anlatm, sonra da: - te byle Kaptan, buralara kadar geliim, sanrm imdi daha iyi anlalmtr. - Hmm, ok iyi anlyorum. Bunu ben de ok merak etmee baladm. Keke daha nce bahsetmi olsaydn. Belki o lmeden nce, bu konuda Takimo'dan daha fazla ey renebilirdik. imdi Takimo'yu kimin ve niin ldrdn bulmalyz. Belki o, her kim ise, bulunursa, bize daha aklayc eyler syler. Bu arada ayrca umalm ki, samurailer faili bulup, biz sorgulayamadan nce idam etmeseler onu. - Haklsn, onun iin hemen harekete gemeli. Fakat daha nce Takimo'yu gren varsa, bulup, onlar sorgulamak gerek. - Evet var, onu meyhanede bir kadn ve bir adamla konuurken grdn syleyen Yokuta'y hemen artaym. Derken, kaptan dar kyordu. Yokuta tayfalardan biri olup, az sonra gelerek, sorulanlar yantlamt. Dediine gre; son olarak Takimo, krmz giysili, gen ve gzel bir kadn ve zayf, uzun boylu, siyah pelerinli bir adamla barda konumu. Sonra onlarla dar km. Biraz sonra tekrar ieri geldiinde ise surat ask ve asabilikle, ard ardna saki (o yre has alkoll iki) iip, gene dar km. Bir sre sonra ise onu, srtndan baklanm olarak, bir kaykta yatar bulmular. Bunlar dinleyen kaptan ve Akkartal tekrar rhtma kp, gelip

geenlerden eklleri tanmlanan tipte kadn ve adam sormulard. Fakat bilen, tanyan kimse yoktu. Daha sonra Mirza ve Lama gelmi, aramay drt ayr koldan srdrmee karar verip, sonra gene ayn noktada bulumak zere ayrlmlard. Bana gmi pamuktan bir atk dolayp, gk kubbeyi gneten teslim almln azametini yaayan hleli dolunay, etraf kesif uaya gark ederken, yerdeki her nesneyi glge atar duruma getiriyordu. Bu srada Akkartal, sa tarafna kayalk tepeyi alm, onun eteinden gerilere doru gidiyordu. Bu yol onu, tepenin arkaya den yamacnda bir kulbenin glgede kalan nnde, duvar dibine bada kurmu, kopuza benzer, telli algsyla ili ezgiler alan yal bir adamn yanna getiriyordu. Bir lahza durup, onu izlemi, ihtiyar adamn bu ay konserine bir an ara vermesinden yararlanarak; - Ozan baba, ok ili alyorsun. Yoksa sen de buralarda gurbette misin? Derken, yal ozan Akkartal'n sesinde ki itenlii tutarak, yumuak ses tonuyla ona cevaben: - yle saylr evladm, kimim kimsem yok buralarda, kendi halinde gezen bir seyyahm ben. - Ozan baba, acep sana bir ey sorsam cevaplar mydn? Hem buna karlk olarak sana bir de gm derdim. - Onun sz m olur, soracan her neyse bir sor, insaniyet namna, cevap verelim biliyorsak, ey evladm. Akkartal sz konusu sanklara dair ekali verir vermez, irkilen yal ozan: - Onlar aryorsun demek. Evet grdm, imdi sana, uzak dur onlardan, desem, dinleyecee pek benzemiyorsun! Derken, bunu sylemekte tereddt ediyordu. Fakat Akkartal srarlyd; - Demek onlar tandn ozan baba, bana yerlerini sylersen daha ok memnun edersin! - Pekala, sen bilirsin. Ama bana kalrsa bunlar tekin kiiler deil, dikkatli olmalsn. Her neyse, bu yol seni ileride bir korulua gtrr, oray geince, denize uzanan falezlerin hemen st gerisinde, katl bir ta yap grrsn. Ev mi, han m belli deil, ite orada kalrlar. Diyordu. KRNA Bunun zerine Akkartal vadettii gm ihtiyar adama uzatp, hemen tarif edilen yolu tutar. Biraz sonra anlan koruluktan geen, nisbeten karanlk yolda ilerledike, yalar ve boyutlar byyen am aalar giderek seyrekleiyordu. Etraf ok sessiz olup, amlardan uan iri kuun kanat sesleri duyuluyordu. Yerler ok nemli, izmeleri uzun otlara dedike slanrken, bu onun daha sessiz ilerlemesine yaryordu. Derken, az sonra aalar arasndan, tarif edilen ta yap grnmeye balyordu. Burada dikkatini, byk am aalarnn bina duvarlarna ok yakn olduu ekiyordu. Gerekirse, bunlara trmanarak oraya girilebileceini dnyordu. ansna, onun geldii yne alan bir pencereden dar clz bir k bile yansyordu. Bu pencere binann ikinci katnda bulunmaktayd. Bunun tam nnde iri ve kaln dall bir sar am, atya kadar ykseliyordu. Nihayet gelip, yere deen koyu yaprakl dallarn altnda duruyordu. Binann d kaps deniz tarafna yakn olan kenin az berisinde ve el'an kapal grnyordu. Bir lahza durup, etraf dinler ve sonra aa gvdesini inceleyip, trmana geer. Hzl ve sessiz bir trmanla, az sonra, demin k yanmakta olan pencere hizasndaki daln zerine ular. Fakat nedense k oradan kaybolmu, lakin pencere hl aktr. Buradan ieri girmek iten bile deildir. Nitekim az sonra, uzunca bir admla bunu denemek zereyken, k tekrar belirince durur. Hemen karda alan kapdan ieri, elinde kla biri girer. Az s onra bunun tarif edilen kadn olduu anlalr. Bir ara durup, ellerine bulaan am sakznn, o kendine has rayihasn koklar. Bu arada odadaki kadn, elinde tuttuu kla nce bulunduu yerde saa sola baknp, sonra tekrar dar kar. ok gemeden bir st pencereden yansyan k, onun yukar kata ktn gsterir. Hemen daha yukar karan dallara basp, amn doruuna ular. Ban k gelen yana evirmee davranrken, tam o srada akn ve iri iri bakan bir ift gz ile yz yze gelir. Bu sevimli bir Baykutur. ylece kprtsz dururken,

adeta "Sen de kimsin" dercesine onu izliyordu. Bayku bu haliyle ona ok sevimli gelip, elini uzatarak, tersi ile yumuak gs tylerini okar. Byle bir karlama ve temasa hi alk olmayan Bayku bir anda yerinden silkinip, yumuak tyl byk kanatlarn tam amadan, nce kendini boluu brakr ve dallar arasndan sessizce syrlp, tedeki aalara doru ynelirken kanat rpmaa balar. Duvardaki, belli yerine konacana, biteviye elde dolatrlan k, kadnn evde bir eyler arandn gsteriyordu. Nitekim o pencere de az sonra karanlkta kalp, bu kez baka bir blme geiyordu. Akkartal, ieri alan pencereden bir panter gibi evik ve sessizce geip, ak duran kapdan tahta deme koridora atlar. Bu srada ayak sesleri ve n ona doru gelmekte olduunu fark edip, kap ardna ekilir. Mahut kadn az sonra elinde erala oraya girer. Fakat sanki bir eyler sezinlemi gibi, bir an durur, sonra bir adm daha atp, tekrar durur. O anda arkasndan uzanan elik ellerden biri era tutan kolu kavrarken, dieri azna kapanp, skca kendine eker. Eli ve gs arasna skan kadn bir an dehetle irkilip, gerilerek lk atmak ister, lakin azndan iniltiden baka ses karamaz. Sonra onun ban kendine evirip, fsltya yakn bir sesle: - Cannn tatlysa kprdama. Dediklerimi yaparsan sana ktlk yapmam. Der ve bu teminatn pekitirmek iin onun yzn kendine evirip, korkuyla alm kara gzlerine bakarak onay bekler. Kadn, "tamam" anlamnda gz krpnca, elini azndan eker. Sonra caydrcl pekitirmek zere kemerindeki kamay eline alr; - imdi bana o uzun boylu, kara pelerinli herifin yerini gster, d nme, abuk ol! - O, imdi burada yok, ama birazdan gelir! Yirmi yan akn olan kadn heyecan ve korkudan olduu yerde titrerken, stndeki krmz ipek kimonoyu henz deimedii grlyordu. Akkartal: - Sen syle yleyse, Takimo'yu neden ldrdnz? - Bunda benim bir suum yok, onu ui ldrm. O srada yannda deildim. - ui dediin kimdir? Tam bu srada aa katlardan alp, sonra kapanan bir kapnn sesi gelmiti. Kadn telalanarak: - te bu gelen o olmal. Bir grmesi varm, oradan dnyor. Ben onun hizmetisiyim. Takimo ve ui ayn efendi hesabna alrlard. Ama aralarnda, neden bilmem, bir anlamazlk km. Gerisini ondan renmeniz lazm. Ne olur bana ktlk yapmayn efendim, inann ki benim hi suum yoktur! Bu szlerden sonra susulup, binaya giren adamn ayak sesleri dinlenerek, yerinin ke fi salanacakt. Kadnn tahminine gre, ui u srada alt katta bulunan zel odasna girmi olmalyd. Lakin orada ne yaptn hi bilmezmi. Girmesi yasakm nk. Kendi odas bu kattaym. kinci katn odalarnda gelen misafirler arlanrm. ui'nun emrinde baka geya ve hizmetiler de varm. Derken, k sndrlp kadn nde o arkada, ta merdivenlerden aaya, ui'nun bulunmas muhtemel saylan zel mekana doru inmeye balamlard. Az sonra ta kemerli bir kapnn karanlk nnde durmulard. Kadn kapy iterek am, birlikte ieri girmilerdi. Buras buhurdanlkla ttslenmi, lahuti kokan, alak tavanl, ierisi, bir kenarda yanmakta olan eran tam aydnlatamad lo bir mekand. ui ilerdeki altar'n (mihrap ve sunak) nnde bir krsye yerletirilmi, boynunda sarl ylanlarn, bandan sarkt, bir eli dizinde, bir eli yana ak oturan temsili bir kadn heykelinin karsnda diz kurmu, huu ile oturmakta ve belli ki kendince tapnmaktayd. Ak duran kapdan giren hava akm onu, ieri izinsiz giren biri olduuna dair uyarm olmalyd ki, bunu yadrgayarak ban evirip, geriye bakmt. Bakmasyla da irkilerek ayaa kalkmas bir olmutu. Ama ge kalmt. nk ieri giren yabanc oktan yan bana gelmi ve elindeki kama gsn hedef almt. Bunun zerine bouk bir sesle: - Sen kimsin, benden ne istiyorsun? Demiti. - Senden Takimo adl kiiyi neden ldrdn sormak isteyen biriyim. Syle bakalm imdi,

onu neden ldrdn? - Yabanc, bunu renmekteki maksadn aklamadan, beni ldrsen dahi konumayacam bilmelisin! - Maksadm seni neden bu denli alakadar ediyor peki? - Daimyo'nun mu, yoksa Zungo'nun hesabna m alyorsun? Takimo'nun cn almak iin gelmediinden eminim. nk onun burada, bunu yapacak hi bir yakn yoktur. - Ben ne onun, ne tekinin adna alrm, bilakis, tamamen kendi hesabma buradaym ve Zungo denen adam aryorum. Ona benden ne istediini soracam, hepsi o kadar! - O zaman i deiir. Ama bana nce kendini tantman gerek. - Adm Akkartal, Turan diyarndan gelirim. - Sakn sen bir Krina olmayasn? Yani, bir lahn yer yzndeki fiili temsilcisi. - Evet, Gktanr'nn ! Derken Akkartal aktrmadan glmsemiti. nk bu tr bir rol ona hem ok yakn, hem de ok yabancyd. Demek bu adamlarn kltr dnyasna has bir kavramd bu. Nitekim ivedi konuya dikkat ekerek: - Tamam, imdi sadede gelelim! - Adm ui Magahara, karln deyen herkesle alrm. Zungo'yu duymayan yok, bedelini fazlasyla deyerek, bana i verir, ben de bunu Takimo gibilere havale ederim. Son i bir gemide sabotajla ilgiliydi. Ama o gelip, bundan caydn sylyordu. Oysa, bu ileri o nceleri de yapard. Mamafih, bunu Zungo'nun duymas lm fermanmn kmas demek olacandan, aramzda anlamazlk kp, onu ldrmek zorunda kaldm. - Peki ama Kral Tamuro neden bir son vermiyor bu olanlara? - Sebep basit, nk Zungo'nun her yerde adam var. Hatta Daimyo ve ogun'un yannda bile. Bu diyarda, grnmeyen dnyay Zungo, zahiri hayat Tamuro idare eder. Lakin bu her an deiebilir. - Peki bu adam, yani Zungo, bunca kiiyi sadece para gcyle mi etki altna alyor, yoksa by, zorbalk ve baka silahlar da m kullanr? - Akla gelen her metot ve silah kullanr. - Peki, onu ve mekan olan aday tanr msn, oraya gittin mi hi? - Evet, bir kez, ama tekrar gitmek istemem. Akkartal yandaki heykele dikkat ekip: - Anlalan, tapnmakta kullandn grsel e oluyor bu sanem? - Evet, efkatli iva'dr o. - Gayesi sadece ktlk etmek olan bir albz (blis) hesabna alman anlamyorum. Senin hakknda bile tereddtsz lm karar verecek olan byle bir zalime, nasl olur alet, el-kol, hatta silah olursun? - Bulamz buna bir kez. stesek de kurtulamayz artk. - Peki, kurtulmak iin savaa ne dersin? - Nasl? Ben mi? Bu sorular sorarken dili dolaan adam, inanamayan gzlerle bakyordu. Akkartal, temin ve teskin eden ses tonuyla: - Evet sen, ben ve daha bakalar. Birleirsek bu belaya pekala son verebiliriz. Hem zaten Krinalar'n grevi deil mi byle eyler? ui'ya cesaret vermek isteyen Akkartal, adamn hala tereddt iinde olduunu grnce, onu iyice ikna etmek iin: - Unutmaman gereken bir ey, Zungo'nun, bu baarszlndan tr hakknda verecei malum karardr! - Doru, sanrm burada oturup, cellat beklemekten yedir savamak. Fakat biz ne yapabiliriz ona kar ki? - Bir planmz olur elbet. imdi gidelim. Ne yaplacan gemide belirleriz. - Tamam, gidelim.

ui kyafet deiip, tannmadan gemiye ulamlard. Hizmeti Fukuda'nn orada kalmas tehlikeli olacandan, onu yaknlarda oturan ailesinin yanna brakmlard. Bu arada kaptan ve dierleri gemiye dnmlerdi. Akkartal, yannda getirdii adam tantrnca hepsi armlard. Nitekim demir alp, hareket edilmiti. Olanlar ve maksadn aklayan Akkartal, onlardan tam onay alm, uygulanacak olan harekat plan yaplmt. 5.Blm ZUNGO'NUN HAZNELER Gemi gney rotasnda pupa yelken yol alrken, deniz gmi dalgalarla kprdanmaktayd. Nihayet iki gn bir gece sren sakin yolculuktan sonra, sabah erken Yeil Ejder adasnn Kuzey aklarna ulalp, zerinde yer alan dehet kalesi ak seik grnmee balyordu. Kuzeyden yaklaan yelkenli, aday batsndan dolaarak, gneye bakan maara giriine ynelmiti. Kaptan, olas her durum iin tayfalar rgtlemiti. Plana gre gemiden sadece Akkartal, ui,Tao-Li, Mirza ve Kaptan ineceklerdi. Maarann hemen nnde demir atlm, ieriye kayklarla girilecekti. Giri yeri byk olmasna ramen, bu ebatta bir gemi iin gene de kk kalyordu. Suya indirilen iki kayk ve tayfalarn kreklere aslmas, yanan byk eralar ile aydnlatlm olan merdivenin balad kapal limana iyice yaklalmt. Burada yan yana dizili duran be ektiri vard. O saatte hi kimseyi beklemeyen nbetiler, yaklaan ilk kay hemen fark etmeyip, aralarnda konumaktalard. Kaykta gelen Akkartal ve arkadalar, ta ve aala yaplm basit iskelenin hemen ucunda kenara atlamlard. Kaykta drt kreki tayfa kalmt. Dier kayk geride mevzilenip, duruma gre davranmak iin hazr bekleyecekti. Nitekim onlar fark eden be nbeti teyakkuza gemi, kargya, klca davranarak, gelenlere kar yrrken, ilerinden biri; - Hemen olduunuz yerde kaln! Derken, karglar dorultulup, hep beraber ilerlemee balamlard. Nihayet kar karya gelinince, ui kendinden emin bir eda ile: - Beni tanmadnz m? Ben efendimiz Zungo'nun sadk adamlarndan ui! Bunlar da adamlarm. ok mhim haberlerim var, ba yaver Zebo ile hemen grmeliyiz! Bu tabii tutum ve makul gereke karsnda bir an ne yapacaklarn aran nbetiler, ui'yu ismen hatrlamalarna ramen, ilerinden ikisinin refakat etmesi artyla, yukar kmalarna izin veriyorlard. Yksek ta merdiveni trmanmak bal bana bir iti. Nihayet en altta yer alan kule sahanlna yakn bir yere geldiklerinde ui'nun iaret vermesiyle bir anda tepelenen nbetiler, silahlar alnp, birlikte getirilen iplerle skca balanmlard. imdi onlar gzden uzak ve salam bir yere kapatmak gerekiyordu. Lakin buna yol amak iin st kattaki zindanclar da patrtszca saf d etmeliydiler. Mirza bunlar bekleyecek, tekiler yukar kp, yolu aacaklard. Az sonra zeminde bulunan kule sahanlna ulalmt. Burada zindanclara ait zel bir blm vard. Kapsnda bekleyen iki nbeti, dierlerinin uyumalarn temin ediyorlard. Bunlar ustaca avlayan Akkartal ve Lama, hepsini ierde yatanlarn yanna tkm, ald anahtarlarla ui kapy stlerine kilitlemiti. Buradaki mahzenlerin byle salam kapl olmalar ilerine ok yaryordu. Nitekim ayn tarz orta kule muhafzlarna kar da uygulanm, nbetiler saf d edilerek, esasen yenilmez bir ordu gibi gl muhafzlar, kilitli kaplar ardna hapsedilmilerdi. ui, bu imkansz gibi grd eylerin byle kolay halledilmesi karsnda hayretler iinde kalp, bazen bir d gryor sanyordu. Sra imdi Zungo'nun saltanatgah son kuleye gelmiti. Burada bekleyen, cssece azmani, zekaca cz'i nbetileri bertaraf etmek zor olmayp, kk bir dzenle onlar da bir biri ardndan mahzeni boylamlard. Akabinde byk kanatl kap alm, Akkartal ve ui holn karsnda bulunan kapdan, Lama ve Mirza saa alandan ieri dalm, henz yatanda bulunan yaver Zebo ve yardmclarn da bulunduklar yerlere hapsetmilerdi. Mirza holde hazr beklerken, her ihtimale kar Tao-Li en aadaki kuleye, merdivenin sahanlk bana inmiti. Olurdu ya, belki iskele nbetileri anszn yukar kp, ortaln

karmasna yol aacak ilere kalkabilirlerdi bilmeden. Akkartal ve ui Zungo'ya ait tahtn bulunduu salona girdiklerinde, buras bo, gizemli ve rkn bir atmosfere sahipti. Sanki, yksek krsnn nnde yanan iki amdan, aydnlatmaktan baka bir ie daha yaryor gibiydiler. Lo tavana doru ykselen bronz kabartmann gzlerinde klar saan bir ift yakut onu adeta canlandryor gibiydi. Zungo sanki tahtn korumas iin yerine eytan cismen brakm gibiydi. Buray ilk kez gren ui, her eye ramen, kapld dehetengiz duygularn igaline kar mcadele vermekteydi. Yllardr beyninde egemen olan Zungo deheti, onu bylesine tesir altna alp, rkek yapmt. Akkartal, krsye karan basamaklar trmanrken, ui yerinde durmu, bir gz arkasnda bulunan ak kapdayd. Ne olur ne olmaz, baklaryla adamn kann dondurduu sylenen Zungo'yla karlaabilirdi nk anszn. Bundan ekinmek ne kelime, hayali dahi dn koparmaya yetecek gibiydi. Akkartal, Zungo'nun tahtn gzden geiriyor, ona gtren bir iaret bulmay mit ediyordu burada. Tahtn arkasnda kalan duvar yzeyini inceliyor, teye beriye eliyle temas ediyordu. Derken, ayakla basnca aa doru hafife batan kare eklinde bir mermer paras, bal bulunduu gizli mekanizmay zp, nndeki duvara lo bir geit alvermiti. Bu durumu, o srada ui'nun yanna gelmi olan Mirza da grmt. Akkartal az sonra onlara "ben giriyorum" iareti verip, ieri girmee davranmt. admdan uzun olmayan bu dar geit, nn kesen bir koridorla saa ve sola alyordu. Buras nisbeten aydnlk olduundan, koridorun her iki ucunda kapal kaplar olduu grlyordu. Akkartal nce sadakini deneyerek, kapy yavaa aralayp, yaln kl ieri dalmt. Lakin burada, sol duvara alm byk kemerli ocakta yanan gr ateten baka kimseye rastlamamt. Bunun zerine karak sola ynelmi, bir tekmeyle svesini yerinden uratacakt ki, kapnn aralk olduunu grmt. Kapy dahaca aralayan Akkartal ieri girmiti. Be adm ilerisinde, srtnda yerlere kadar uzanan turuncu cbbesi, elinde gne sembol yakut kresi ve boynunda eytan kabartmal amuletiyle heyula gibi bir adam ayakta put gibi durmaktayd. Bu nl Zungo'dan bakas deildi. Kprtsz duran Zungo, souk baklarn ona yneltmi, btn gc korkun nazarlarnda, olanca garabetiyle onu tesir altna almak istiyor olmalyd. Fakat Akkartal, ftursuz drt seri admla ona yaklap, ektii kl namlusu boynuna deerken, yavaa sa omzuna koymutu. Seri bir hareketle ldrc bir yara aabilirdi artk ona. Nitekim iki ka arasna bakarken, tok sesle grleyerek: - Albz'n (blis) olu Zungo, sana selam yok! Beni tanyabilecek misin bakalm!? Diye sorunca Zungo birden rperip, yerinde sendeleyecek olmutu. O ana kadar heykel gibi sessiz ve esrarl duran Zungo, bu sesle irkilmi, bozulan vakaryla aciz bir ihtiyar olduunu gstermiti. Nitekim cevap vermek iin kekeleyerek sadece: - Se, sen yoksa o musun? Diyebilmiti. Akkartal buna souka glerken, hayretini gizlemeden: - Yoksa beni tanyor muydun sen gerekten? - Evet, Turanl sava Akkartal deil misin? - Vay anasn, beni cidden tanyordun demek. Derken, grd o acayip d hatrlayarak: - imdi syle bakalm, benden istediin neydi? Zehirletmek, olmad suda boarak ldrtmek istedin! Hadi cevap ver!? Yoksa o sefil cann hemen kazrgana yollayacam! Bu szler zerine nefesi kslp, kalbi daralan Zungo, titreyen sesiyle: - Seni esasen ldrtmek istemiyor, aksine, banim iin alman istiyordum. Fakat bunu rededecein, dahas ite byle, bana engel olmak isteyecein ve bunun iin peime dtn anlalnca, o karar vermek zorunda kalmtm. Oysa ki, benim yanmda yer alm olsan, seni bd eder, birlikte dnyann btn zenginliklerine sahip olurduk! Bu szlere alayla glen Akkartal: - Hangi kut ocandan geldiimi bildiin halde, saptrmaya kalkman ne ahmaklkt,

anlamsndr. Ama pimanlk iin artk ok ge kaldn. - Ey asil sava, canm balaman iin benden istediin ey nedir? Bana bir bedel syle yeter! - Bunun bedeli olamaz, ama soracam btn sorulara doru ve drst cevaplar alrsam, belki o zaman cezan bir kez daha dnrm. Seim hakkn yok zaten! Gzlerinin feri kap, benzi cesede dnm olan Zungo, bu durumda clz bir ans, bir mit sezinlemi olmalyd ki, tekrar canlanarak: -Tamam. Buyur, bilmek istediin neyse sor yiit! - Bana srlarn syle, gcn nereden alrsn, denildii gibi eytanla bir iin var m? Ayrca, grdm o dn asl neydi? Nasl olur byle eyler? Akkartal'n bu tr naif sorular umudunu glendirerek; - Ha, evet. Ben Lucifer hazretlerine, yani acunu yaratan kudret sahibinin bir vasta olarak kulland, iyilik kutbunun zdd ve ktlk kutbunun padiah, btn meleklerin hocas ve en kudretlisi olan, nam- dier, senin albz dediin eytana tapnr, ona hizmet ederim. Diye, laf bir tafrayla balamt. Akkartal gene safiyane bir tavrla; - Ya, demek yle. Peki ama, onunla nasl anlar, nasl grrsnz? Diye sorunca. Zungo ii zora koarcasna; - Bilmem bu ne iine yarar, eer rnek almayacaksan? - Onu brak da sen sorulana cevap ver! - Her neyse, madem srar ediyorsun arz edeyim. Onun asl atetendir, yan tarafta hi snmeden yanan bir ate var. Onun bir tecelli vastasdr. Onu vesile ederek, adn zikreder, zuhur iin yakarrsam gelir, konuur benimle. - Hmm, peki ya o d, konuan ylan? - Yce Lucifer'in iidir byle eyler. Evrende olan biten her eyden haberi olur onun. nk emrinde saysz hizmet edeni vardr. Bunlar en bata cinlerdir. Cin; cisimsiz olup, akl ve irade sahibi varlktr. nsan ve sair mahlukata tesir edip, kispetine girebilir her eyin. Bu bakmdan cinler, faydal ve yetenek sahibi elemanlardr. Lakin, Lucifer'in bu dnyadaki ba temsilcisi bizzat benim. Bu nedenle, emrimde cinler ve pek ok kii bulunur. Akkartal, alays bir ekilde szn keserek; - Bunlara unutmadan "idi" demelisin artk Zungo, tamam m? Diye uyarmt. Oysa Zungo ok baka maksatla konuuyor, bu amansz rakibi tesir altna almak istiyordu. midi gene krlan Zungo: - Evet, ne yazk ki artk yle grnyor. Derken, yine de iin iin, kendisini,bu inat savann keyfine gerekten terk etmi gibi grnen efendisine gceniyordu. Kestii onca ahkam ie yaramyordu artk nedense. Hani, sadk dostlar cinler neredeydi sahi? Kimseler yetimiyordu imdadna zavall Zungo'nun. Bu asrlk devran, bu despotik hakimiyet bir hsranla sona m erecekti yoksa? Oysa daha ne hayalleri vard Zungo'nun. Ah ne ac, ne acyd btn bunlar. Akkartal bir an iin, haline yansn diye, zaman tanmak istemiti ona. Fakat, vakit nakitti bu devirde, onun iin de: - E, hadi be Zungo efendi, seni dinliyoruz, ama brak imdi atp tutmay, maziyle yknme ve nostaljiler yapmay da, biraz icraat gster icraat! Derken onun tepkisini bekliyor, lakin ses gelmeyince devamla: - Durup dururken bana i atn, oysa nene lazmd senin, benim gibi bir delinin dne girmek, kafasn kartrmak?! Byle hatalar yakr myd hi senin gibi bir feraset ehline. Ck, ck, ck! Zungo'yu ahlar vahlar tutmu, hi de brakacak gibi deildi. O balangta sergiledii va kar ve azametinden artk eser kalmam, dokunsalar alayacakt imdi garip. Onun bu hal-i prmelline elik gibi kat yrekli Akkartal bile acmaa balayacakt neredeyse. Akkartal'n mimiklerine bakp, onun zihnini biraz okuyan Zungo:

- Ne diyorsun yiidim? Nasl, anlattklarm houna gitti mi? Beni balayacak msn artk? Akkartal buna kulak asmayarak; - Ha sahi, demin ne demitin, hadi u asrlk atein bana geelim de, ar bakalm efendin gelecek mi? Ben her duyduuma kolay inanmam, ama madem ki sen iddia ettin, haydi isbat et, gster bakalm karln. Zungo feryada benzer bir itirazla: - Aman efendim, sakn benden bunu isteme de, ne istersen iste! Yapamayacam tek ey budur ite; yani bir bakasnn yannda efendim Lucifer'i halvete davet etmek. nk, bu kesin olarak yasaklanmtr bana. Yasa dinlemez, srar edersem ok kzar ve beni iddetle cezalandrr. Bunu benden isteme ltfen, ne olur! Fakat ne are ki muhatab srarlyd: - Ama bunu ok merak ediyorum. Elimde deil, buna kar koymak Zungo efendi. Aksi halde seni u klla dorayacam zaten. Hem kim bilir, belki efendin Lucifer hazretleri yaptn onca hizmetten tr seni bu defalk mazur grp, bir defalk hatrna arz- endam eyler, biz de grrdk kendisini. Bundan kanamayaca Zungo'nun krl kafasna yatm, ilk ve son kez olmak zere, bir ar daha yapmay kabul etmiti. Hemen akabinde kar tarafa, yllardr yanmakta olan kadim atein bulunduu blme gemilerdi. Buras gerekten onun tapnak ve by hanesi idi. Burada ilk anda insan hayrete dren tek ey, alevle yanmasna karn iinde odun, kmr ya da ya bulunmayan bir atein var olmasyd. Ocan ta zemininde bulunan delikten, ta yerin altndan kp geliyordu sanki alevler. Zungo kesif alevler ykselen atein hemen yan bana durmutu. Akkartal adm gerisindeydi. Tam bu srada ieriye tekiler de girmi, gelip, Akkartal'n yanna dizilmilerdi. Ate bana diz km olan Zungo, sessiz mrltlarla bir takm szler terennm ediyor, kendince dualar, temennalar okuyordu. Alnnda ter damlalar bocuk boncuk olmutu. Bu hal ksa bir sre daha bylece srdkten sonra, yannda bulunan bir vazoya elini daldrp, oradan ald avu dolusu tozu alevlere serpitirmiti. Bunun zerine nce byyen ate, akabinde etraf kesif bir duman sarp, bir anda grnmez olmutu Zungo. Bunu takiben tyler rperten, canhra bir feryat duyulmu, Zungo anszn gayb alemine karvermiti. Biraz sonra her ey tekrar eski haline dnm, ate eski durumunda ve sanki hi bir ey olmam gibi yanmaya devam ediyordu. Oradakiler btn bunlar dehetle izlemi, tabiat st glerin olaan d bir tezahrne ahit olmulard. Hemen oray terk ederek, artk maziye karm olan Zungo'nun karargahna dnmlerdi. Buras lebalep insanla dolmutu. Tao-Li tutsaklara olacaklar aktarp, zindan kaplarn aarak, yukar gelmelerini sylemiti. Onlarn gizli geitten kmas, az nce sessizce bekleen esaret mahkumlarnn inanlmaz sevin lklarna yol am, pejmrde klk ve kyafetlerinin aksine, yzlerinde yepyeni bir hayatn coku ve midi yansmaya balamt. Tao-Li onlara hitaben yksek sesle: - Bundan sonra artk hepiniz zgr olacaksnz! Dedikten sonra, bata Akkartal olmak zere, kurtarclarn takdim etmi, akabinde, bekleyen gemilere binmelerini sylemiti. Esirler adna sz alan birisi, nce halaskarlarna kranlarn arz etmi, sonra Zungo ve zindanclarn kendilerine teslim edilmeleri ricasn arz etmiti. Fakat, Akkartal bu talebi u szlerle savmt: - Sizleri anlyorum, hakl olarak, size verdikleri onca eza ve cefann hesabn sormak istiyorsunuz onlardan. Fakat btn bunlarn ba sorumlusu olan iblisin olu Zungo idi ve o layk olduu cezay, en ac ekilde grp, tapnd ve adna tm bu ktlkleri iledii efendisinin atei tarafndan canl canl yutuldu. Bunu ben ve dostlarm biraz nce gzlerimizle grp, ac feryadn kulamzla iittik. Dedikten sonra szlerini yle balyordu: Bundan tr, sizlere yakan, btn bunlar gemite kalan bir kabus sayp, yeni balayacak olan zgr ve mutlu bir yaam iin, pein denmi bir diyet gibi kabul etmenizdir. Bu arada yukar gelen tayfalardan bir grup, tapnan bir kenarnda bulunan sandklar dolusu

altn ve mcevherattan oluan Zungo hazinesini aa indirerek, kayklarla gemiye tayorlard. Canlar kendilerine balanan muhafz ve zindanclar, korsanlarn yerini alp, kreklere balanarak, cezalarn bu ekilde ekmelerine karar veriliyordu. Kapal limanda bulunan ektiriler tutsaklarca paylalp, her gemiye, tutsaklara eit paylatrlmak zere, birer sandk dolusu altn braklyordu. Bu bltrme iini Mirza ve Kaptan yaparken, Akkartal ve Tao-Li onlar daha nce gittikleri gemide beklemekteler di. ok gemeden teki gemiler de maara giriinden birer birer kp, kahramanlarmzn bulunduu kalyonun yanna dizilmilerdi. Kaptan ve Mirza da geldikten sonra, tekilere kpeteden el sallayarak, veda edilip, Kanhantu rotasnda, kuzeye doru harekete geilmiti. Bu srada kendilerine merhaba, diyen gnei cokulu zgrlk arklar syleyerek karlayan eski tutsaklar, kimi yelkende, kimi dmende grev alyor, nden giden kalyonu takip ederken, meum Yeil Ejder Adas gerilerde kalyordu. Akkartal ve arkadalar kalyon gvertesinde gene eski yerlerini alm, nee iinde konuuyorlard. Bir ara Kaptan Akkartal'a hitaben: - Sayn Akkartal, dediiniz gibi, Zungo hazinesini oluturan on sandktan beini tutsaklara dattk. Gerisi buradadr. Bunlar ne yapacaz? Diye aklamt. Akkartal memnun olarak: - Bunlar da balklara m datsak? Diye akayla gldkten sonra, szlerine devamla; Birini hkmdar Tamuro'ya gndermek uygun olsa gerek. nk ne de olsa buras Denizler lkesine ait bir yer. Geri kalann birazn, hayatmz kurtaran u gemiye karlk Kato ve adamlarna, kalan ise aramzda pay ederiz, olmaz m? Demiti. Bu neriye itiraz eden olmayp, herkes uygun grmt. Onlar bu minval zere brakarak, bu srada hareketli saatler yaayan Kanhantu'ya bir gz atarak, orada olup bitenlerden habersiz kalmayalm: Bu lkenin en byk ve grkemli gemisi olan krallk kadrgas btn hametiyle limana girmi, demir atmaktayd. Rengarenk giysileri iinde, cokuyla el sallayan halk liman evrelemi, aaal bir karlama yaplmaktayd. Burada olanlardan her naslsa haber alm olan Kral Tamuro, maiyetiyle gelmi, kpeteden halk selamlyordu. Daimyo'yu tayan bir kayk, hzla kadrgaya yaklayordu. Nitekim kalyon bordasna kan Daimyo, adamlaryla birlikte yere kadar eilerek kral selamlyordu. Nitekim olan biteni grmek isteyen kral gverteye geerken iaret ediyor, Daimyo onu izliyordu. Tamuro, zel koltuuna bada kurarken, katana'sn, (Byk kl) krmz-siyah kimono kemerinden karp, nne koyuyordu. Sonra el pene divan duran Daimyo'ya hitaben gr sesiyle: - Bana iletilenler doru mu, o Turanl savann ad gerekten Akkartal myd? - Tamamen dorudur hametli Kralmz! Fakat ne yazk, maiyetlerinde bulunan adamlardan biri faili mehul bir cinayete kurban gidip, biz henz aratrmayla megul iken, onlar limandan ayrlmlar. Haklarnda bilinen, sadece gneye doru yelken atklardr. Derken, etrafa salnan aratrma gemilerinden gelen bir haber, kayp kalyonun birazdan liman aklarna grneceini bildiriyordu. Bu haber kral Tamuro'yu meraklandrm, kalyonun limana davet edilmesini buyurmutu. Karlayclar henz limandan hareket bile etmemilerdi ki, kalyonun limana ynelmi olduu haberi gelmiti. Bunun zerine yerinden kalkan Tamuro dar kar ve kalyonun gelmekte olduu sancak tarafna geer. Bu srada yannda ei kralie Tekimi, kz kardei Prenses Miyaki ve en sekin samuraileri Mushai ile Kojiro da bulunmaktadrlar. Kral Tamuro, daha nce tebdil-i kyafet ile yapt o mahut yolculuktan dnnce, orada olan biteni maiyetine aktarm olduundan, Turanl savay merak etmekteydiler. Derken, limana girmi olan kalyonda durum u minval zereydi; Akkartal ve arkadalar kpeteye yaslanm, batan gnein son nlaryla taranan limanda oluan olaan d manzaray izlerken, kadrgann da demirli olduu iskeleye doru ar ar yaklamaktaydlar. Gemiler nihayet yan yana gelmi, artk her iki gemi bordasnda bulunanlar birbirlerini grebiliyorlard. Kadrga kpetesinden kalyondaki Akkartal' tanyan Tamuro, el

kaldrp, onu selamlarken, adamlar kalyona hemen bir kpr atyordu. Nitekim maiyetiyle beraber kalyona geen Tamuro, orada kendilerini karlamak iin bekleyen Akkartal ve arkadalaryla buluuyordu. Tamuro bu defa ananev giysileri iinde, mtebessim: - Selam, Turanl dostum Akkartal! lkeme ho gelip, sefalar getirmisiniz! Derken, ne eilerek selam verir, Akkartal mukabele ederek: - Ho bulduk dostum Tamuro San! Der ve akabinde yaklaarak, kucaklarlar. Bu samimi karlamadan sonra misafirler nce kalyon gvertesine gemi, daha sonra kraln davetiyle kadrgaya gemilerdi. Bu arada, arkadan izlemekte olan dier gemiler de srayla limana girip, akabinde duyulan bu mthi haberle Kanhantu top yekun bir bayram yerine dnyordu. Gemilerden inen eski korsan ve tutsaklar, liman maazalarna koup, yeni giysiler alarak, meyhaneleri doldurmu, balarna biriken merakllara balarndan geenleri hararetle anlatyor, ama bitiremiyorlard. Mirza, Kaptan, Tao-Li gemide kalrken, Akkartal, Tamuro ve maiyetiyle, kraln zel dairesine geiyorlard. Nitekim yalnz kaldklarnda olan biteni onlara aktaryor, bu akllara durgunluk veren olaylar zinciri karsnda hepsi hayrete boulup, onu soru yamuruna tutuyorlard. zenle hazrlanp, yere kurulmu yuvarlak bir sofra etrafnda karlkl oturulmu, ortalarnda gzel ve zarif bayanlar, prenses Miyaki ve kralie Tekimi yer alyorlard. ki mahir geya hizmetlerine bakmaktaydlar. En byk ilgiyi, Akkartal'n buralara gelmesine sebep olan mahut d ekiyordu. Bunu anlattktan sonra, Tamuro: - ok ilgin, gerekten harikulade bir ey. Dostum, sayende hem o mel'anet herif Zungo'dan kurtulmu, hem de yeniden grm olduk. ok ok sa ol! - Sizleri byle esenlik iinde grmek benim iin ayr bir sevin vesilesi oldu. nk o dten sonra akbetinizi merak etmekteydim... Bu ekilde balam olan muhabbet ortam, zengin donanml sofradan yenilip, iilerek srmekteydi. Prenses Miyaki, adn duyal beri onu ok merak ettiini aka ifade etmekte bir beis grmyordu. Bunlar sylerken, hafif makyajl gzel yznde yer yer mahcup gller ayor, syleyemedii hislerinin aa kmasndan korkuyordu. Prenses, aa beyi Tamuro'dan iki ya daha kkt. Tamuro ve kralie Tekimi yeni evlenmilerdi. O nedenle, iilen saki (bir tr rak) kadehleriyle sermest olup, szlerin birini bitirmeden dierine atlyorlard. Baklar, yekdierini nasl bir tutkuyla sevdiklerini ifa ediyordu. Akkartal, Miyaki'nin kendisine ynelen buulu baklarndan kanyor, ona ancak o bakmazken bakyordu. Sz dnp dolaarak, evlilik konusuna geliyordu. Tamuro: - Akkartal San, biz evleneli bir ay oldu ve inan ki ok mutluyuz. Senin byle bir niyetin olmad m? yle ise geri hi amazdm buna ya. Akkartal mtebessim: - Dostum Tamuro evlenebilir, eiyle mutlu olduu iin kendisini itenlikle kutlar, saadetlerinin ebedi olmasn dilerim. Biz de bu ans ne gezer. Zira daha balangta ters yn semi, kl ve bilim yoluna dmz. Bunun uzun ve meakkatli bir yol olmas bahtmza. Kim bilir, belki bir gn sra bize de gelir. Hem byle mzmin bir yolcuya hangi akl banda hatun gnl drrd ki. Hakl olarak hi kimse. Tamuro glerek buna itiraz eder: - Buna herkes inansa da ben inanmam dostum. nk gzmle ahit olduum eyler var. Hatrlasana, hani o yarlar balatan flamay kaana veren gzel kz yok muydu. Seni yarlar boyunca bir an bile gznden ayrmadna eminim. Bunlar duyan Miyaki gzlerini Akkartal'a dikmi, yznde oluacak her manay okumak, sz edilen kzn onun nezdindeki yerini lmek istiyordu. Gzel Tangl'n Akkartal'a yeniden anmsatan bu szler, onu bir an mahzunlatrr ve: - Onlar gelip geici hislerdir dostum, zaman dediimiz trp zerinden geince, silip gtrr

her eyi. Biz bunlara gelip geici olarak bakmay bilmiyorsak bile, renmeliyiz artk. Bu szlere itiraz kralie Tekimi'den geliyordu: - Bu dncelerinize katlmyorum Akkartal San! Tamuro da ilk zamanlar tpk sizin gibi dnyordu, fakat benim kararl tutumum onu ikna etti sonunda ve yolun daha gzelini tercih etti. Buna karlk Akkartal: -Bu onun bakmdan uygun ve de gerekliydi sanrm. nk anlalan, hem toplum iindeki hiyerarik konumu, hem de sizin gibi srar ve cazibe sahibi bir hanma rastlam olmas bunu kanlmaz klm. Benim byle bir durumum yok ve muh temelen hi olmayacak. Fakat gene de ok iddial konumu olmayalm. nk zaman kalpleri ve kararlar deitirebilir pekala. Sohbet ortam bu minval zere bir sre daha srp, gecenin ilerleyen saatlerinde sofradan kalklarak, yatma vakti geliyordu. Tamuro, Akkartal' kesinlikle misafir etmek istiyordu. Nitekim onu kramayp, geceyi kadrgada ayrlan lks kamarada geiriyordu. Sabah erken kalkan Akkartal, hemen kalyona geip, merakla bekleyen arkadalarn gvertede, kahvalt ederlerken buluyordu. Onu nihayet karlarnda grnce hepsi seviniyordu. Bu arada ok merak ettikleri bir konu olan, Akkartal-Tamuro ile tanklnn ncesini soruyorlard. Buna dair aklamay ksaca yapan Akkartal, onlarla kahvalt edip, dar karak, krala verilmesi kararlatrlan sandn yerine ulatrlmasna nezaret ediyordu. Tamuro ve adamlarnn bundan hi haberleri olmayp, ok aryorlard. O akam hep birlikte Daimyo'nun davetine katlyorlard. Ancak bu defa salonda mzik ve raks olmayp, daha ziyade sekin erkek konuklar bir araya geliyordu. Bu arada, bu gibi ortamlarda reva bulan gr ve kar telakkilerin ele alnd konular zerinde konuulmaktayd. Kral Tamuro bir ara sz, hi aklndan gitmemi olan o konuya, Akkartal'a kar kaybetmi olduu mahut szel karlamaya getirip ve mevzuu ksaca, konuklar iin zetledikten sonra: - te dostum Akkartal San'n bana yapt o azizlii tabiatyla hi unutmadm! Diyordu. Bunun zerine o da kendine has glyle: -Ha, u mesele! Diye sze balyor, sonra da tevazu ile yle devam ediyordu: Aziz dostum Tamuro San'n, tabii ki sze ne ile balayp, nasl devam edeceini nceden bilmek mmkn deildi. Karlalan bir eyin niceliini bilmemek doaldr ki, gvene yer ve mahal brakmayp, hatta bir eksiklik yaratr. Bu da temin gerektirir. Muhatab zor durumda brakmak istenirse, onun zerinde duraca ilk tuza harekete geirmek yerinde olur. Bu da her halde, kelamda etkin tuzak olan "emniyet ve temin" ile alakal bir sz olacakt. "Kendinden emin olan, herkesten emin olur" kural gereine bal olarak, bunu kim kime temin eder duruma gelirse, tabii ki etik olarak, karlamada o stn konuma gelecekti. "Ben senden eminim" demek, seni en azndan kendim gibi bilirim, demek olacandan ve hi kimse de bu tarzda konumayaca iin, zira byle konuan artk kendi kedine konuuyor gibi olacaktr, bu da bunu syleyenin son sz olacaktr. te biz de acizane, szn gidiini sanrm bu mecraya srmtk. Diyen Akkartal, konuyu az daha aklamak iin szne devamla: Ama burada kar tarafn her bakmdan stn bir idrak yetisi ve hzl zm gc olmas art da vardr. te bu, Tamuro San da ziyadesiyle mevcut olduunun kantyd ki, durum o an iin aleyhine de olsa, kavrayp, mnazara bitiine vaktinde onay verebilmiti. Bu aklamadan memnun ve mesrur olduu grlen Kral Tamuro, itenlikle tebessm ederek: - Dorusu, aziz dostumun bu gzel izah beni kendisine kar bir kat daha temin edip, o denli onurlandrmtr. Bylece iimdeki bir ukde btnyle silinip, yerini mutlak b ir hayranla terk etmitir. Bunun iin kendisini huzurunuzda bir kez daha tebrik etmek istiyorum! Demiti. Buna karlk olarak Akkartal: - Aziz dostum sa olsun, ok tevazu gsteriyor, bu grlerine ben de aynyla mukabele ile kalpten teekkr ediyorum. Diyordu. Daha sonra Tamuro sz kllara getirerek, bu meyanda Akkartal'a: - Akkartal San izin verirse kl namlusuna bakmak isterdim? Diyordu. Bunu gayet tabii bir arzu olarak kabul eden Akkartal, bir rpda klc Alpagut'u knndan

karp, ona uzatyordu. Klc kabzasndan tutan Tamuro, onu yzne yaklatrp, prltl asil elikten namluyu inceliyor, az sonra yznde beliren hayret ifadesiyle: - Dorusu, bu gerek bir sanat eseri ve mkemmel bir kl. Eminim bizde bile daha stn bulunmaz. Ayrca, bu kl yap tarz olarak da bizimkilere benziyor, bence bizim n atalarmzn da ayn yerlerden gelmi olduuna bir iarettir bu. Diyordu. Buna memnun olan Akkartal, klca dair gemii ve kendisine verili nedenini anlatyordu. Bu tarihi karizma sahibi klc artk adyla da tanyan Tamuro, bylece onun zerinde hi bir entie rastlamaynn nedenini daha iyi anlam oluyordu. Oysa ki, bunu mahut yarma nedeniyle beklemekteydi. Zira kim bilir ka defa kllar atmt ve en azndan kendi klcndakine benzer kk getlemeler onda da meydana gelmeliydi. te salt bunun iin Alpagut'u yakndan grmek istiyordu. Bu aklamalarndan sonra kl yolunun dier savalar Akkartal'a bir kat daha gpta ykl baklarla bakyor, ondan savalara has kelam ve edebi dstura dair tahliller yapmasn rica ediyorlard. Kral Tamuro'nun en sekin samurailerinden biri olan Mushai: - Sayn Akkartal, sizden, kl ustas olmaktan daha stn, savalara has kelam konusunda feyizlenmek isterdik, ancak ne yazk ki, kaptan ve dier dostlarnzn dediine gre, buradan tez ayrlmak niyetinde imisiniz. - Evet, bir ka saat sonra demir almak istiyoruz. Fakat gene de feyiz alma konusunda esefinize sebep gremiyorum, nk yan banzda Tamuro San gibi bir stat bulunmaktadr. Mamafih, bu szlerinizle bana kvan verdiniz. Teekkr ederim. Bu sohbet, Tamuro ve Akkartal'n kadrgadan arlmalaryla burada noktalanyordu. ar, kralie Tekimi'den geliyordu. Nitekim onlar, Prenses Miyaki ile dn akam ki mekanda karlyorlard. Kralie, henz ayak st konuurken Tamuro'ya: - Sayn dostumuz ve arkadalar, eer duyduklarmz doruysa birazdan demir alacaklarm, bu ok erken deil mi? Derken, gz ucuyla Prenses Miyaki'ye bakyordu. Nedense o, bu gn biraz mahzun grnyordu. Cevap vermek iin Akkartal: - Evet Kraliem. Bu niyetteyiz. Zira bendenizin yolculuk gayesi bylece sonulanp, ahsen tanmak erefine nail olmu bulunuyorum hepinizle. imdi ise, destur olursa yolcu yolunda gerektir, diyoruz. Bu srada Tamuro zel kamarasna bir ey almak iin gemi olduundan, salonda bir hizmeti ve nden baka kimse yoktu. Hizmeti kapya yakn bir yerde megul iken, onlar sol yana alan byk lombozun nnde bir masada oturmulard. Bir ara ngrak sesi gelmi ve hizmeti dar kmt. Az sonra tekrar ieri gelen hizmeti ei Tamuro'nun Kralieyi armakta olduunu sylyordu. Bylece bir an yalnz kalan Akkartal ve Miyaki, nce konumakszn ylece otururlarken, Akkartal lombozdan dar bakyordu. - Sizi bir ka gn daha kalmak iin ikna edecek kimse yok mu, diye dnyor, ama ne yazk ki bulamyorum! Bu szler Miyaki'nin azndan umutsuzca dklrken, kendisi o an yere bakmaktayd. Akkartal: - Sevgi ve sayg deer Prenses buna o denli nem atfediyorlarsa, sadece emrederler, bu yeter. Ancak, sonunda ayrlk yine de kanlmaz ise, ki ne yazk, yle grnyor, o zaman bir gn ile on gnn ne fark olur? - Sizin iin bu gerekten byle mi? - Sanrm evet, gidilen bir yerde gereinden fazla kalmak, bir mecburiyet yoksa, daha iyi deildir. nk aksi halde bir takm almalar olur ve bu da ayrlk acsn ok daha iddetli klar. Bunun iin Prensesim, yolcu yolunda gerektir kansndaym. Tabii ki aksini emretmiyor iseniz? - Ben deil, lakin gnlm hep burada kalmanz emretmek isterdi, desem her halde ok

arrdnz, deil mi? Akkartal bu soru karsnda esasen pek arm saylmazd, ama o ok arm gibi yaparak: - Sevgili Prenses, gnlden sz ederken, bunu bendenizle ilikilendirmekle bana eref ve saadetlerin ahikasn ltfediyor. Lakin muannit bir "kl yolu yolcusu" bunu zor anlar. O nedenle, af ve azat edilmei dilerdim. - Peki, her eye ramen peki, ama unu olsun bilmek isterdim; acep, kl yolu yolcular bir gittikleri yerden bir daha hi mi gemezler, yoksa orasn tmyle unutur da m giderler? Esasen mantna kalsa aka "Evet prensesim, onlara kalsa bylesine tehlikeli ve tutsak eden yerlerden bir daha gemezlerdi" diyecekti. Ama o, kk de olsa bir mit vermeden edemez, bu kendisine uzun sren bir strap verecek olsa bile, byle nazenin bir gle kar asla kat yrekli, pein hkml olamazd. Nitekim: - Prensesim, tam aksine, nk onlar bir gittikleri yere, istisnasz olarak, en azndan bir kere daha ve gene en azndan bir nceki kadar kalmak zere mutlaka gitmek isterler, tabii buna yollar da vefa ederlerse. Bu szler prensesin mahzun yzn biraz olsun renklendirip, aydnlatmt ki, Tamuro ve kars tekrar ieri girmilerdi. Tamuro, Akkartal iin hatra armaan olarak, kemerde tanmak zere Katana'nn biraz daha k olan bir kl getirmiti. Bu da ok deerli ve ans olan bir klt. Bunu memnuniyetle alan Akkartal, dostlaryla vedalap, kalyona gemek zere dar karken, onlar da kpeteye kadar refakat ediyorlard. Akkartal'n kalyona gemesiyle hemen demir alnp, yelkenler fora edilmiti. Bu srada kadrgada kralie ve Tamuro ayn yerlerinde dururlarken, prenses ieri, kendi kamarasna gitmi, kalyonu gren lombozun nnde, puslu gzlerle, perde aralndan darya bakmaktayd. Yelkenleri kabaran gemi ar ar hareket ederken, Akkartal k kpetesine yaslanm, deniz yzeyinde parlayp snen yakamozlar seyre dalyordu. 4.Blm RIHTIM CNAYET VE MAHKEME Derken hareket edip, giderek hzlanan gemi ak denize ulam, Akkartal da istirahat etmek zere zel kamarasna ekiliyordu. Burada hazrlanm yataa srt st uzanp, imdiye kadar olup bitenler ve yaadklarnn muhasebesini yapyor, sonra gelecee ilikin dnrken uykuya geiyordu. Nitekim tan aarmasyla, yakndan duyulan mart, albatros sesleri onu tatl dlerinden uyandryor, kalkarak kl idman iin dar, burun bordasna kyordu. Gne ufukta belirinceye kadar orada sk bir alma yapan Akkartal, Pupa yelken hareket h alinde olan gemide dengeyi korumak iin normalden daha fazla gayret gerektirdiini fark ediyordu. Onu gren tayfalar bir kenara ekilip, idman bitinceye kadar seyretmilerdi. Nitekim gverteye yneldiinde, ayn eyi k bordasnda yapm olan Tao-Li'ye rastlyor, selamlaarak birlikte gverteye geiyorlard. Bu arada yamak Taro nce, ho kokulu bir tomurcuk ay servis edip, az sonra da kahvaltlk getiriyordu. ok gemeden Kaptan ve Mirza da gverte kapsndan dostlarn itenlikle selamlayarak, girip, masadaki yerlerini alyorlard. Bir yandan aylarn yudumlarken dier yandan kaptan: - yle grnyor ki aziz dostumuz Akkartal iyi bir gece geirmi, formunun da zirvesindedir. Diyordu. Akkartal bu samimi szlere kar tevazu ile: - Eh, Tanrya kr. Dedikten sonra; Sizler de ok zinde grnyorsunuz! Derken karlk veriyordu. Akkartal'n bu tutumu dierlerini de evke getirmi, ortam biraz daha canlanarak, karlkl soru ve latifelemeler balamt. Kaptan: - Akkartal dostumuz ltfen kusura bakmasn ama meraktan sabah zor ettik. Akkartal glerek: - Hayrola dostum, buna sebep neymi anlayamadm.

- Merak sebebi bir deil ki, bilmem sormaya hangisinden balasak? - En acili hangisiyse sormaya ondan balayabilirsiniz. Ayrca, sanrm bunun iin ziyadesiyle vaktimiz olacan hatrlatmaa gerek yok. Tao-Li tasdik ederek: - Haklsn, en azndan iki gn antung'a var, ondan sonras da haftalar srer. Kaptan dayanamayarak sorar: - Kral Tamuro ile tanmanz ve bunun hikayesini daha nce hi anlatmadnz, oysa onca yolculuk esnasnda buna frsat oktu. Dorusu biz olsak bundan bahsetmeden kesinlikle edemezdik, hem de nasl vnerek. Akkartal glerek: - Amma yaptn be dostum, ben onu bizim gibi bir sava olarak tanyordum, kral tandm var, diye bir de gvenerek mi vnecektim yani? Kaptan alenen hayret ederek: - Aziz dostum gcenme ltfen, ama sen gerekten ok alem bir adamsn. Bir de verdiin nem yznden kalkp, aylar sren uzun yollara derken, ayn de bir sohbet ortamnda bile, srf gerek sanlr diye, hi deinmiyorsun. Bu nasl i? Kaptann bu sorusuna cevap Tao-Li'den geliyordu, nk Akkartal skutu tercih ediyordu: - Yahu Kaptan, bu tr zevzeklikleri ancak senin benim gibilerin yapacan hi dnmez misin be kuzum. Tao-Li'nin bu yar ciddi kna ses karmayan Kaptan'a Akkartal arka karak: - Dostum, iin dorusu sanrm, ondan bahsetmenin hi aklma gelmeyii olsa gerek. Derken, kahramanlarmz yolculuu bylece tek dze olmaktan karp, olabildiince renklendiriyorlard. Nihayet denize ilk k liman olan antung'a tekrar varmak zereydiler. Neredeyse gene akam oluyordu. Yolda alnan ortak karara gre; burada bir gn kalp, sonra hep birlikte tekrar gneye, ama bu defa daha ziyade ky eridi izlenerek, yelken alacakt. Akkartal, epeydir zledii at ve brakt dier emanetlerini almak iin hana urayacak, sonra yol arkadalaryla msait bir noktaya kadar birlikte seyahat ederek, orada uygun bir yerde veda edilip, herkes kendi yurduna dnmek zere ayrlacaklard. Nitekim atn brakt ift kanatl han kapsndan girdiinde, Karaimek gene ayn yerde ve itahszca nndeki ot ynndan yemekteydi. Fakat ald ani bir kokuyla ban kaldrp, geri dnnce sahibini nihayet fark etmi, akabinde kulaklarn krpp, kineyerek ona doru atlrken, az kalsn yularn bal bulunduu direi kknden skecekti. Buna kalmadan Akkartal yanna koup, onu sakinletirmiti. Dardaki bu grlty iiten hancnn gzel kz u da hemen kapya karak, atnn yannda onu teskin etmek iin efkatle sarsn okamakta olan Akkartal' grmt. Hemen oraya gelen u, heyecandan bir an ne yapacan arm, bir ey konuamadan onun arkasnda ylece beklemekteydi. Bir an dnnce onu fark eden Akkartal: - O! u hanm, demek sen de buradaydn, naslsn? Diyerek hatr sormutu. u, "Ho geldin" derken, bu srada ona o kadar yaklamt ki, atlp boynuna sarlmamak iin kendini zor tutmutu. ift rgl uzun siyah salar, kara yay kalar, kuyruklu uzun kirpikleri, gamzeli yanaklar ve kaln kiraz dudaklarna ek olarak, orantl vcut lleriyle u, son derece mtecazip ve onu etkilemeyi baaran nadir kadnlardand. Aklndan geeni uygulamak iin ortam uygun deildi. Nitekim onu ieri, hala bo ve intizaml duran odasna davet edip, darda yapamadklarnn ziyadesini yapmt. Yannda getirdii deerli bir ka mcevheri kendisine armaan ederek, oradan ananev giysileri ve atyla sabah erken ayrlan Akkartal, limana vardnda erzak ykleyen tayfalar onu bir an iin tanmakta glk ekmilerdi. Karaimek gemiye bindirilirken biraz huysuzlam, ama ambarda kendisi iin hazrlanan blmeye itiraz etmemiti. antung'tan yola kal haftalar olmu, anghay limanna uramayp, aktan geerek, btn in Denizi kylarn dolap, nihayet bir len vakti Hint Denizi'ne ulamlard. Hava son derece scak ve baskt. Deniz aka buharlap, sular ge ykseliyordu. Ak denizde

buular iinde kalan gnei grmek artk mmkn olamyordu. Bir an grnse bile ufack bir k topuna benziyordu. Oysa karadan grnen gne ok daha farklyd; kzldan turuncuya geen renklere brnrken, ateten kocaman bir siniyi andryor, hararet ortal yakp kavuruyordu. Gemidekiler tatl su dolu flar bitirmi olduklarndan, acil su ihtiyac ba gstermiti. Bunun iin ilk frsatta yanalacak bir koy, bir liman aranyordu. Nitekim saatler sonra, zerini yeil yaprakl aa ve bitkilerin neredeyse tamamen rtt kk bir koy kasabasn gzlerine kestirmilerdi. Gemi artk olabildiince kydan seyrediyor, buradan serinleme cenneti gibi grnen koya bir an nce demir atmak istiyorlard. Biraz daha yaklaldnda, koyda derme atma bir iskele ve bunun nnde irili ufakl bir ka balk kay seilir olmutu. Buraya uzaktan bakldnda, bir an orada hi kimse yaamyor sanlabilirdi. nk youn scak hayat durdurmu gibiydi. Oysa iskeleye iyice yaklaldnda yosunlu direklere tnemi, bacaklar lk suda bir sr ocuun orada oynat grlrd. Yaklaan devasa yelkenliyi gren ocuklar, heyecan ve meraktan lk la iskeleye trmanm, selam durur gibi yukar kalkan elleri, gnein gz kamatran nlarn kesme abasndaydlar. Tenleri gnete kapkara kesilmi olan bu ocuklar, bir an bile karmakszn gemi bordasn izliyorlard. Nihayet demir atlp, gemiyi iskeleye balayacak palamarlar kydaki akl duran iri kazklara taklm, herkes bir an nce rhtma atlamak istiyordu. Aa kattaki krek eken korsanlarn bart ve kfrleri yukar kadar geliyordu. nk bu scakta oras btn sularna kar gelen cezalarn misliyle detildii gerek bir dnya cehennemini andryordu. O nedenle ilk dolup gelen su flar onlara veriliyordu. Harareti ykselen beyinler sadece forsalarnkiler deildi. Tayfalar da onlardan aa kalmyorlard. Buna are bulmak iin ou biraz ilerideki asmalar altnda kaybolmu gibi duran denizci meyhanelerine komulard. Gemi bordasnda sadece kaptan ve iki de tayfa kalmt. Buradaki evler, kk bir vadi durumundaki iki yamata ve adeta biri dierinin stne kurulmu gibi sk duruyorlard. Burasna kent mi, kasaba m denirdi, bilen yoktu. Rhtmn gerisinde bir de meydanlk vard. Kumlu, akll meydanlk iskeleden balayp, az tedeki meyhanelerin nnde bitiyordu. Bir ka denizci ura meyhane, bir o kadar ahane ve zerzevat dkkan bu meydanl evreliyordu. Tayfalarn ou buralara taklm, serinlemee alyorlard. Bunlardan birinin ak havada oturmaya msait, zeri top yekn sarmal asmalarla kapl kameriyeli olan vard ki, burada kede kurulu tahta masadaki ilingir sofrasn drt tayfa evirmi, hem iiyor hem bir konu zerinde tartyorlard. Lakin bu tartmann harareti giderek artma eiliminde grnyordu. Tayfalardan alnnda L eklinde bir yara izi olan Wang adn tayordu. nndeki arap dolu kupay diktikten sonra azn elinin tersiyle silmi, ardndan geirerek, dumanl kafayla etrafa bir bak atm, sonra ban ne emiti. Onun sanda, gzleri kan anana dnm, iri pazl, kaln enseli Yasuaki vard. O da kupasn bir dikite indirmi, konumadan yanndaki gaga burunlu Hakido'ya bakyordu. teki ise ksa boylu, ince bykl, clz Cheng idi. Bunlar ise balarn ne emi, kendi kupalarna bakmaktalard. Derken Wang yanndaki testiden kupasn tekrar doldurup, bunu yarya kadar itikten sonra, birden: - Hayt! Nerede kald u bizim beyzadeler be!? Yetti artk bu yolculuktan ektiimiz! Cheng buna itirazla: - Wang, gcenme ama, onlardan bahsederken yerinde olsam biraz daha dikkatli konuurdum! Diye uyarmt. Wang sinirlenerek: - O da niyeymi anlayamadm. Aramzda muhbir mi vard yoksa?! Cheng alttan alarak: - Yok ama, unutma ki yerin kula vardr! Derken dier masalara doru bakmt. Wang yine asice: - Onu bunu bilmem arkada, ben kaptandan baka kimseye sayg gstermee mecbur deilim!

- Yani sen kaptan tekilerden daha stn m tutuyorsun? - Evet, bizden biri Huan! Sonra sylediine piman olmu gibi: - Ama yazk ki onda da i yokmu! Dedikten sonra dierlerine bakarak susmutu. Nitekim Yasuaki: - Eer onda i olsayd, burada, bu berbat koullarda deil, kim bilir dnyann hangi gzel kelerinde keyif atyor olurduk, deil mi ya ama? O da Hakido'ya bakarak susmutu. Hakido neelenerek: - te bu gre tamamen katlyorum. Sen byle dnmez miydin sanki Cheng? Cheng bunlarn ayn fikirle daha nce de megul olduklarn anlam, fakat bunun nasl bir karara konu olabileceini henz karamamt. Bunu renmek iin: - Yani kaptan istemi olsa, tekileri toz, duman m ederdiniz? - Tabii, ya ne sandnd? Diyen Yasuaki idi. Cheng alays bir glle ban sallayarak: - Hi zannetmem! Kaptan Huan kesinlikle byle bir ey dnmezdi. Tandm kadaryla o akll, mert ve drst bir adamdr! - Hem de ne akll, ha ha ha haaaa! Diyerek, ardndan asabice glen Wang idi. Bu tavr clz Cheng'i eni konu kzdrarak; - Bu tavrn gren de, onlar tokatlayp, her gn ayr bir sygaya ektiini sanrd. Komik olma Wang! Derken, seyrek dilerini gstererek glyordu. Onun bu hali, Hakido ve Yasuaki'yi kahkahalar atarak gldrmee yetmiti. O denli bir glt ki bu, bir trl susamayp, avurtlar saniyeler boyunca gerili kalmt. lk anda ok komik bulduklar bu durumdan tr glerken kzaran avurtlar, giderek sararr ve nitekim Wang'a baktklar anda bu b irden buz gibi souk bir gle dnr. Btn bunlar her an byyen bir kinle izleyen Wang, eer aklna ilk geleni yapmazsa, bu tahkirden sanki asla kurtulamazm gibi geliyordu. Nitekim, elini beline atmasyla ektii uzun haneri, akn Cheng'in kalbine saplamas bir olmutu. Bu histerik dar beyi canhra feryat izlemi, devrilen kupalarn yerine, cansz bedeni kapaklanmt zavallnn. aknlk iinde baka kalan Yasuaki ve Hakido, hemen baklarna el atp: - Ne yaptn bre aptal herif?! Diye kmlard. Az sonra dikkatleri eken bu feci olay, evrede telal bir kalabala yol amt. Dehet ve tehditle kark baklara hedef olan Wang, elinde kanl ba, ylece durakalmt. Benzi solup, piman olmas ne ie yarard. Anlay gsterip, destek kar myd toplum sanki buna? Elleri kabzada bekleyen Yasuaki ve Hakido hemfikir dostlar, hempalar deiller miydi yoksa? Olay iiten kaptan, kalabal yarp, olay mahallini grdnde ok kzarak: - Bunu hangi sersem, neden yapt!? Diye krken, Yasuaki ve Hakido sulayan baklaryla Wang' iaret etmilerdi. Nefsine ram olarak, mteharrik olup, bu arada bir insana kymann utancyla ban een Wang. Birden ba kaldrarak: - Bu sizlerin yznden, evet kaptan, bunda hepinizin katks var! Derken fkeliydi. Bu szleri anlamsz bulan kaptan kzarak: - Sen ne diyorsun bre sersem, kimin ne alakas olabilir senin yaptn bu hayvanlkla, ak konu?! Diye barmt. Wang daha lml bir eda taknarak: - Evet, bu sizin ve u ikisinin ve teki beyler in yznden oldu. Kaptann eli kl kabzasndayd. Akln yitirmi olmalyd bu adam. Bu kukusu olmasa, ekip uuracakt boynunu orackta. Bu srada kalabalk peren peren kalrken, elleri kllarnda Akkartal ve Mirza oraya gelmilerdi. Akkartal; - Dur kaptan, ne oldu? Derken. - Kim yapt bunu? Diye soran Mirza idi.

Bunun zerine kaptan: - te u ahmak. stelik, yapt sua bizi de ortak etmee kalkyor sklmadan! Ekseriyet bunu baklaryla teyit ediyordu. Duruma o an el koyan Akkartal, makt ul gstererek: - Onu alp, gemiye gelin. Bunu orada mahkeme ederiz. Az sonra herkes bordada toplanp, gvertede bir "Yarg Heyeti" kurularak, sank ve tanklar ayr ayr kamaralara kapatlmlard. Drstln kurban olarak, derin yarasndan hala kan szan cansz Cheng, bir tahtaya srt st uzatlmt. Sanki bunu bekliyormu gibi, rzgar km, ortalk hzla serinlemekteydi. Bunu, yelkenlerin gerilmesi, palamarlarn zlmesi ve demir alnmas izlemi, bat rotasn tutan gemi, yeniden hareket etmiti. Bu muhakeme iin Akkartal "Yargc", Mirza "Savunmac", Tao -Li "Sorgucu", Kaptan "nfaz amiri" grevlerini stlenirlerken, Wang sank, Yasuaki ve Hakido olayn tanklar idiler. Yargcnn emriyle, ilk etap sorgulama iin, olayn tanklarn tek tek, Tao-Li, san Mirza alarak, birer kamaraya ekilmilerdi. Yargca ilk raporu sunan Mirzay, Tao-Li izlemiti. Sank ve tanklar ayr kamaralarda, yarg iin yargc karsna arlmay beklerken, Yarg Heyeti olay gryor, niha karar belirlemee alyordu. Sorgucu Tao-Li'nin adaletince, yarg niha karar : "Bir insan hayatna mal olan bu olayda, ksas uygulanarak, rakibe z savunma ans verilmeyip, haksz, cana kyld iin, idam cezasna hkmedilmeliydi..." Savunmac Mirza'ya gre ise: inde kast bulunmayan bu olayda, katks olan birok etken, mil ve saikler vard. Bu olayn meydana gelmesinde dorudan veya dolayl olarak etken olan saikler ise unlard: Birincisi, halen gemide bulunan ve en byk tahrik sebebi olan sandklar dolusu altn ve mcevheratt. Bu denli yksek miktarda para, hemen her insan yoldan karabilirdi. Kald ki, savunduu kii, ikincil neden olarak ayrca her trl tahrike msait bir durumda ve sarhotu. Oysa insan, makul yasaya gre; yasak olan ve su saylan eyleminden tr bireyin sorumlu tutulabilmesi, onun akl denge ve uurunun yerinde olmasna balyd. O nedenle, sana bu durumda "Ksas" uygulanamazd. Niha Yargnn olumasnda Yargc sfatyla Akkartal, kaptan Huan'dan gr almt. Ona gre; ksas uygulanmalyd, nk fail yapt bu menfur eyleminden kaynaklanan suunu itiraf ile piman olup, utan ve pimanlkla yazgsnn takdirini yarg kurulunun adaletine brakacana, o bihakkn, kendi suuna bakalarn da ortak etmee yelteniyor. Bir kii, haksz ve yersiz olarak, insan hayatna son verirse, "Yce Yaratan'n yaama hak ve zgrl yasasn" inerse, bunun kar yaptrm olan ksas da gze alm demektir. Sankta en azndan, cezay hafifletici bir erdem olan "Hatay kabul ve sonucuna katlanma rzas" dahi bulunmamaktadr. Belirlenen yarg karar ve bunun tatbikini temin iin tayfalar adna iki kiinin grne daha ba vurulmu, onlar da ksas lehinde konumulard. Btn bunlar bir kez de huzura getirilen sann yzne kar tekrarlanp, infaz, ayaklara arlk balanarak denize atlmak eklinde tatbik edilmiti. Olaya sebebiyet vermekten ayrca yarglanan tanklar, hazineden haklarna decek olan payn tmn kaybetme cezasna arptrlmlard. Gnler sonra, Hint Yarmadas'n en gneyinden dnerlerken, karlarna kk bir yelkenli km, bordasnda kalyona rampa etmek iin el kol iareti yapanlar vard. Az daha yaklatklarnda, geminin yelkenlerinde yrtklar, halatlarnda kopuk ve kesikler olup, zar zor yol aldklar grlyordu. zerinde onbe kii ancak bulunan bu hrpani gemi bir ticaret gemisi olmalyd. Kaptan'n emriyle, tayfalar teyakkuz durumuna gemi, sonra rampa iin izin verilmiti. Artk karlkl konumak mmknd. Kpete nnde duran kaptan, kar taraftan seslenenlere doru eilerek: - Ne oldu, bu ne hal, frtnaya m tutuldunuz yoksa?! Diye sorduunda, banda turuncu renkte, intizamla sarlm bir turban bulunan Hintli cevaben: - Ey sahip, maalesef saldrya maruz kaldk. Bize kast edenlerle aramzda kan vuru ma sonucu ite bu hale geldik. Bize, varsa biraz yelken bezi ve halat verebilirseniz ok memnun

olurduk? Demiti. Bu talep karlanp, geldikleri yer hakknda malumat alndktan sonra tekrar hareket edilmiti. rendiklerine gre, Hintlilere saldran Arap asll, Emevi askerleriymi. Hintliler'den hara istenmi, buna itiraz edilince saldrmlar. kan atmada be adamlar lm. Mslman ve tabi olmay ret edenlerle bu tr srtmeler zaten teden beri sregelmekteymi aralarnda. Bu konu gvertede grlr de, bir Mslman olan Mirza'ya sz dmez miydi. Nitekim o da bildii kadaryla bu mcadelelere dair sebep ve saikleri anlatmt. Mirzann aktardna gre: zerinde halen yaadklar Yarmada da irili ufakl derebeyi airetleri halinde yaayan Arap kavmi, beinci asrn sonlarna doru aralarnda zuhur eden Peygamber Hz. Muhammed'in savaa varan ciddi mcadeleleri sonucu slam esaslar kabul edilip, nceki din ve yaam tarzlarn ksmen terk etmi olan kabileler, trl ayrc, yerel farkllklarn da bertaraf edip, birleerek, yeni idare ve devlet kurmulard. Bu mcadeleler nceleri kendi aralarnda vuku bulurken, imdi bu deimi, stlenilen slamiyet misyonu, bunu ister istemez hudutlar dna tarm, oralarda dikkat ve trl tepkiler ekilmiti. D tepkilere kar koymakta baarl olmann tabii sonucu olarak Araplar, byyen nfuzlaryla dnyada tannr olmulard. Mirzann bu aklamalarna ek olarak, gr sahibi olanlardan Tao-Li, bu meyanda sz alarak: - Mirza dostumuza teekkr ederken, kanaatlerimi aklamak isterim. Demi, kabul grmesi zerine devamla: - Mirza Be'in anlattklar doru. Zira bir lkede, bir cemiyette oluan dzen ve intizamn, bir takm olumlu sonular olaca tabiidir. Bunlarn banda kukusuz ki, adli hukuk ve ahlak davran kural ve kuramlar gelecekti. Bunlar olunca, ortaya toplumsal varlk, dinamik bir g, erk oda olan Devlet kacak ve bu ister istemez yakn-uzak evreye etki edip, doal ki, bilhassa dardan tepki grecekti. Bu devlet, daha dorusu, yeni oluumun, elbette ki bir takm iddia ve dierlerine gre farkllklar, ilgi ve dikkat eken yenilikleri de olacakt. "Tabii G Oluumu'nun temel art" da zaten bu deil miydi. lk teekklnden belli bir sreye kadar bu g, dier yrelerde daha nce kurulmu, ama artk eskimi, revatan dp, khnemi dzenler, yani devletler aleyhine geliecek ve bir gn onun da miad dolup, dierleriyle ayn mukadderat paylaarak yklp, yerini yeni oluumlara terk edecektir. Bu olguyu ben ahsen ksaca byle yorumluyorum. Diyordu. KANLI BORDA SAVAI Akkartal'n dnce ve konuya dair zmlemeleri hemen hemen aynyd. Bu baarnn kendi ulusuna da myesser olmas ba temennisiydi. Bu minval zere devam eden deniz yolculuu, nihayet gnler sonra Muhankodaro limanna ulalmasyla yeni bir safhaya eriiyordu. Limana ok az bir mesafe kalmt. Burada demir atlp, hazine paylaldktan sonra, herkes kendi yoluna gitmek zere veda edilecekti. Liman olaanst hareketliydi. Rhtmda kaynaan insanlar, demirli gemilere kaar gibi doluuyor, erzak yklyor ve bunlar hemen denize alyorlard. Gemiden rhtma geen kaptan ve Mirza, ksa bir soruturma yaparak gelmilerdi. Bu limanda hemen her rk ve soydan insana rastlamak mmkn olduu iin, dnyann her yeriyle ilgili doru yanl haberler almak mmknd Dediklerine gre; buralarda ortalk ok karkt. Hatta yaknlarda sava dahi bekleniyordu. Akkartal iin, tken'den bile haberler vard; Dediklerine gre Kaan Moyen or ine akna km imi. Kuzeyli Karluklar ile, Basra'y halen elinde tutan Emeviler in ordularna kar Talasta ittifak ettikleri iin aralarndaki ilikiler uzun zamandan dzgn bir seyir izliyor, halktan kimileri Mslmanla dahi geiyordu. Karluklar bir Ouz boyuydu. Ulu kaanlktan ksmen bamsz olan bu boy, doal snrlarna yakn olmas nedeniyle, gney ve gneydoudan gelen Arap-in basksna kar durmak ve gerekirse her an savamak zorundayd. Gemi gvertesinde bunlar konuulup, sra Zungo hazinesinin paylamna gelmiti. Buna ilikin Kaptan: - Arkadalar, hazineden ahsen pay istemiyorum. stediim bu geminin batan gemime karlk

olarak bana braklmasdr. Tam bu srada, panik ve dehetle ieri dalan bir tayfa: -Kaptan, kaptan bamz dertte! gemi tarafndan sarlm durumdayz! Diye barm, bunun zerine herkes yaln kl dar frlamt. Gerekten, ii silahl askerle dolu ektiri ablukaya almt kalyonu. ok tehlikeli biimde yaklaan ektiriler ok menziline girilince gizlendikleri yerden kan gerili yaylar, borday ani ve amansz bir ok yamuruna tutmulard. Bu srada bordaya km olanlar gafil avlanm, kalanlarsa kpete ve sair bir yere siperlenerek hedef olmaktan son anda kurtulmulard. Ok yamurunu izleyen rampalamadan sonra atlan kancalar kpeteye taklp, kolay zafere alk saldrganlar er beer kalyona atlyorlard. Onlar nasl bir akbetin beklediinden habersiz zafer naralar atarak saldrya geiyorlard. Artk ok yamuru durmu, Akkartal siperlendii yerden kalkarak yaln kl ileri frlamt. Bu srada okla vurulmu, yerde feryat ve iniltiler iinde yatan tayfalar, srt ve gslerinden ok yemi Mirza ve kaptan grm, fkenin lm makinesi kesilmiti. Kalyona atlayanlarn yeterince oalmas dardan ok gelme ihtimalini en aza indirgiyordu. Saldrganlar, yanlardan rampa etmi olan iki gemiden atlayanlard. Arkada duran gemi henz teyakkuz halinde ve her halleri ile bunlardan farkl grnen askerlerle doluydu. Az sonra elinde kargs her vuruta can alan Lama'y ve bundan kaanlarn, kolay hedef sanarak, ona hcuma gemeleriyle keyiflenmiti. Elinde Alpagut ataa geen Akkartal, gelenlere daha ilk anda, bilmeden yaptklar bu hatay pahal detip, yamurdan kaarken doluya tutulmak neymi, retiyordu. Ona uzanan her eyi annda bien Alpagut'la ksa zaman zarfna sdrd saysz hamleyle saldranlarn ardn getiren Akkartal, Tao -Li'ye yardma komutu. nk ondan kaabilenler tekrar geriye, Lama'ya dnmlerdi. Rampalayan gemilerden bordaya atlayanlar hala kyordu, lakin bunlar suya den kar taneleri gibi ok srmeden eriyorlard. Derken gemi bordas kzl kana boyanm, ortalk mezbahaya dnmt. Etrafa kopmu kol, bacak ve kafalar salm, yarallardan feryatlar geliyordu. Btn bunlar ilk anda gremeyen arka gemidekiler, biraz yakna geldiklerinde ksmen kendilerine benzeyen giyitleriyle, sava ilah gibi kl ren bir yiit olduunu fark edip, kendi dillerinde "O bizden! O bizden!" diye barrken, bu srada sa gemide Akkartal' hedefleyen bir oku, yayn geriyordu. Onu son anda fark eden Akkartal bir anda yer deitirince oktan kurtulmutu. kinci ok da skalamt. nk atlan ok, etrafna klla izdii dairelerle geilmez bir yrnge oluturan Akkartal tarafndan daha havadayken biilmiti. Bunu gren baka bir oku ayn eyi denemee kalkm, ama bununla kalmt. nk daha okunu salmadan, btn bunlar arka gemiden izleyen usta bir tirendazn okuyla akandan vurulmutu. Bunu dier arkadalarnn oklar izleyince yanlardan rampa eden gemilerde ayakta kimse kalmamt. Bunu gren Akkartal hemen yaral arkadalarnn yanna komu, ne are ki bir okla yaral olduu halde henz hayatta olarak sadece Tao-Li'yi bulabilmiti. Az sonra arka gemiden gelen drt eri ve onlarn komutan olduu anlalan uzun boylu, engel bykl, ba tolgal bir sava: - Selam, yiidim. Uran kutlu ola. Adn ve bu in gemisinde bulunma sebebini balar msn? Diye sormutu. znt iinde meldii yerden yava yava dorulan Akkartal: - Koca Turul Dergah'ndan Akkartal. Ya siz? Akkartal daha sorusunu sormadan muhatabnn akn ve hayretli nazarlarn zerinde hissetmiti. Nitekim: - Yiit, sakn sen u nl Akkartal olmayasn?! - Adm Akkartal, ama nlsnden haberim yoktu. Bu cevap komutann bir adm daha atarak onu hararetle kucaklamasna yetmi, sonra da sitayile: - Bu bakas olamazd zaten. Yiidim kusurumuza kalma, bilseydik zamannda mdahale eder, arkadalarnz bu Emevler'e oklatmazdk. Ama yazk ki olan oldu bir kere. Sadece bir

arkadanz sa, o da maalesef yaral. - Evet, maalesef. Tibetli dostum Tao-Li'nin sa kalmas bir tesell oldu. Yarasn sarmak iin hemen bir eyler yapabilirseniz ok memnun olurum. Derken, onu kendi gemisine aldran komutan Kutalm, hemen bir otac arlmas emrini vermiti. Bu arada Akkartal merak ettii eyi sorarak: - Fakat sizin iiniz ne onlarla, ortak m alrsnz yoksa sahiden? - Evet. Byle bir karar almt Yapgu. Akkartal: - Peki ama, bu olay onlarla olan ortakl etkilemeyecek mi imdi? Diye sorduunda, Kutalm umursamaz bir tavrla: - Bunu, tabii ki size kar yaplan yanlla mahsuben hal yoluna koyacaz. Ulu Hakan Moyen or'un zel niann tayan, Turan llerinin naml bahadr Akkartal'a kar ilenen bir kabahatin cezasz kalmayacan herkes kabul edecek. Deil mi? Diyen Komutan yanndakilere bakm ve onlar da bunu tereddtsz tasdik etmilerdi. Bu izah yolu Akkartal ve Tao-Li'yi her eye ramen glmsetmiti. Bundan sonra onlar kendi gemisine davet eden Kutalm, Tao-Li'nin uyarsyla atn ve ziynet eyas dolu sandklar da oraya naklettirmiti. Akama kadar temizlenerek, stndeki cesetler defnedilen gemi, Kutalm tarafndan bir komutana teslim edilmiti. Tao-Li, alm olduu ok yarasndan tr mustarip olduundan, gelen otac yarasn tmar edip, sarmt. Ok sol krek kemiinin hemen altndan girip, onu bir anda nefessiz brakmt. Gene de ans vard ki, isabet eden ok, geriden engelsiz olup, karlmas zor olmamt. Fakat bu dz Arap oklarnn zehirli olma ihtimalleri de yok deildi. Buna kar, yaray saran otac, panzehir etkili ot zleri kullandn sylemiti. En ksa zamanda yola koyulmakta serbest olan Akkartal ve Tao-Li, buradan kara yoluyla geri dn iin yanlarna be katrla bir at ve bunlarn ynetimi ve klavuzluk iin atl tutmulard. Haftalardr sren deniz yolculuundan sonra, nihayet at srtna yeniden kavuan Akkartal, karadan yolculuun hazlar, trl kr ieklerini, aalar ve ku seslerini ne ok zlemiti. Orta yalarda, iri yar ve Petu kkenli olduunu syleyen Temar adl klavuz, atn bir ara hzlandrarak Akkartal'a yaklap : -Efendi, u ilerdeki yol ayrmndan saa sapalm derim. Akkartal tereddtle: - Fakat oras da yolu deil mi? - Evet ama Efendi, bylece yolumuzu en azndan yarm gn ksaltm olacaz! - yi ama da balarnda bin bir trl tehlike kol gezer, sakn bir apulcu srsne rast gelmeyelim sonra? - Yo, yo Efendi, tam aksine. nk bildiim kadaryla, Pahtu soyundan gelen bir aki (haydut) gruhu belki imdi u vadide pusu kurmutur. Dzlk diye aldanp, buradan geecekleri beklemektedirler ola ki. Bizim yola gre orada tehlike ok daha fazladr, inann bana! - Dediin gibi olsun Petuni, seni takip edeceiz! - Hay hay Efendi, bundan kazanl kacaksnz! Onlar byle konua dursun, el'an uzaklardaki bir tepede durmu olan iki kii, merakl gzlerle onlar izlemekteydi. Kk kafilenin dz yoldan saptn fark edince, hemen tepenin arkasnda braktklar atlara komu, aada bir maarada bulunan dier arkadalarna haber vermilerdi. Biraz sonra yirmi kadar apulcu, fark ettirmeden kervann nn kesecek ekilde srmlerdi atlarn. Bizimkiler onlardan habersiz, gk yznde daireler izen kartallar da umursamadan, giderek yokulaan kei yolunda yava yava ilerliyorlard. Buras bodur aa ve geven kmelerinin yzeyini kapatt bir yama idi. ok ilerilerde eflatun renkli sra dalar ykseliyordu. Dalarn etekleri ormanlk ve engebeliydi. Bir hayli yol almlard ki, burada yoku bitip, ini balamak zereyken nlerine seyrek bir am koruluu kmt. amlarn te tarafndan amatayla kalkan bir karga srs havada dolayor, bir alalp bir ykseliyorlard. Yaam boyunca hep bu yollarda klavuzluk ederek geimini salayan Petu Temar, bundan

kukulanarak, hemen kervan durdurup, etraf biraz kolaan etmek istiyordu. nk kargalarn bu tavr, bir tehlikeye iaret saylrd. Buna sebep vahi bir hayvan olabilecei gibi, bir haydut srs de olabilirdi. Nitekim kervan durmu, btn gzler etraf taramaktayd. Temar atn aalarn arasndan kargalarn bulunduu yne doru srerken, dierleri olduklar yerde onu bekliyorlard. Biraz sonra geri dnen klavuz, durumu yle aklyordu: - Kukulanmakta haklymz Efendi. Ne yazk ki pusuda bekleyen bir sr uru (Hrsz) grdm. sterseniz hemen geri dnelim. Akkartal ban saa sola sallayarak: - yi, beklesinler bakalm. Bizi takip mi ettiler dersin Petuni? - htimal ki yledir, geri dnyoruz, deil mi Efendi? - Hayr, hayr. Bunca yoku yolu geri dnmek iin kmadk. - Aman Efendi, bu adamlarn ne gaddar caniler olduklarn ben ok iittim, sakn ola ellerine dmeyelim? - Korkma Petuni, haydi imdi d nme ve onlarn yerini gster, gerisini de bana brak. Tamam m? - Peki, Efendi. Siz nasl isterseniz yle olsun. Bu szlerden sonra Akkartal heybesinde devaml tad manda gnnden ift katl cenk yeleini kartp, srtna giymiti. Sonra oklarn ve yayn gzden geirip, atn klavuzun biraz nce gittii seyrek amla doru srm, takip eden Klavuz da arkasndan yetimiti. Akkartal'n nasl bir sava olduunu bilen Tao-Li, imdiden haydutlara acmaa balamt. Fakat yanndakiler bunu henz bilmediklerinden, biraz endieliydiler. Koruya girdiklerinde klavuz nde Akkartal arkadayd. Biraz sonra durup atlardan inmi, onlar yaban yoncalar arasnda serbest brakmlard. Az sonra yle bir noktaya ulamlard ki, buras haydutlarn bulunduu kesimi yukardan gren kayalar ve yksek palamutlarla kaplyd. Haydutlar yolun iki yann tutacak ekilde ikiye ayrlm, pelit kmelerinin arkasna siperlenmilerdi. Akkartal ve klavuz yarm ok menzili mesafede bir sre durmu, onlar izlemilerdi. Bu arada haramilerden beinde ok ve yay, dierlerinde ise sadece kl ve karg bulunduunu grmlerdi. Kervann gelmesini sabrszlkla bekleyen urular, kimsenin gelip gememesi zerine sklp, bazs sakland yerden dar kmlard. evreyi aratran klavuz, akilere ait atlarn gizlendikleri yeri de kefedip, bunu Akkartal'a haber vermiti. Atlar dahaca geride, etraf aalarla evrili bir ukurlukta gizlemilerdi. Bulunduu yerden haydutlarn ounu grebilen Akkartal, ilk etapta bunlarn okularn saf d brakmak istiyordu. Omzundaki sadaktan kullanaca be oku karp, nne koymutu. Sonra bir biri ardndan uan oklar, her defasnda hedeflerini vurup, akabinde ormanda bir feryad yanklatmt. Daha ne olduunu anlayamadan saf d kalan okularn bu hali dierlerini o denli akna uratmt ki, onlar nce akadan baryor sanmlard. Fakat bedenlerine saplanm olan tyl oklar grnce, birer yaban kaz gibi gafil avlanacaklar korkusuyla panikleyip, saa sola kamaa balyorlard. nk dman okunun yerini dahi henz kefedemiyorlard. Nitekim Akkartal, elde Alpagut bayr aa kayarak yanlarna inip, aralarna bir toz koparan gibi dalyordu. Bunu metal sesleri ve ykselen canhra feryatlar izlemi, ok gemeden haydutlarn te ikisi ar yaralarla yerlere serilirken, dierleri kartal grm il yavrular gibi etrafa dalmt. Bilahare toparlanan haydutlar atlarna bindikleri gibi, arkalarna bakmadan topuklamlard. Aldklar yaralarla yerde inleyerek, acyla kvrananlarn yanna gelen Akkartal: - Hadi, imdi hemen def olun ve sakn bir daha buralarda grnmeyin! Diye haykrmt. Ona karlk veren bir yaral: - Tamam cengaver, kerem eyle kyma bize. Bu ders olur, bundan sonra asla yol kesmez, can yakmayz! Bylece onlara yedi tvbeyi bir anda verdiren Akkartal, hayatlarn balamt. Sonra ald bir slkla nce klavuz aa inmi, ardndan atlar kagelmiti. Akkartal orada beklerken, klavuz kervana haber etmi, az sonra da onlar gelmiti. Halen yerde perian yatan haydutlar

grnce aknlklarnn yerini alayl glmeler alp, ayn tempoyla yola devam etmilerdi. nl Pamir Da eteklerine ulatklarnda artk akam olmak zereydi. Burada mola verip, geceyi hemen kurulan kl adrlarda geireceklerdi. Sonbahara girilmi olmasna ramen buras hala yeil imenle bezeli geni bir yaylakt. telerde yerleik gebe adrlar bekler halinde grnrken, otlaa yaylm srlerin zil, ngrak sesleri ve uzaklardan yanklanan oban kavallar duyulmaktayd. Klavuz ve katrclar bu topraklarn insan olduklarndan, yreye has her eyi biliyorlard. adrlar kurduktan sonra etraf aratrp, ok gemeden bir anta dolusu mantarla dnmlerdi. Bu mantarlar sadece tuzlanarak yenebilecei gibi, atete kzartlarak da yenebilir trdendi. Fakat onlar yamalardaki kuru mee dallarn yn yapp, bir ate yakmlard. Biraz sonra ykselen dumanlar, btn havaliye burada konakladklarn belli etmiti ki, iki gen atl ok gemeden ilk ziyaretileri oluyordu. Klavuz ve katrclarla ayn kkenden gelen bu genler onlar nceden tanyorlard. O nedenle karlamalar hayli scak olmu, aralarnda geen ksa konumadan sonra tekrar at binen genler, yaylan aa kesimine, orada otlayan bir koyun srsne doru srmlerdi. ok gemeden kesilerek temizlenmi, sonra da kendi postlarna sarlm iki semiz toklu ile geri geliyorlard. Bunlardan birini hemen orada kebap ederken, dierini daha sonras iin ayrmlard. Devresi gnn ikindi a eritiinde, zirvesi karl Pamir Dalarn trmanm, bir sarp geitten te yze doru iniyorlard. Hava serin ve ok berrakt. Ak mavi semalarda kartallar szlrken, sarp yamalarda yaban keileri, karacalar dolayordu. Bu srada Akkartal ve Tao-Li kafilenin arkasndan yan yana, konuarak geliyorlard. Fakat Tao -Li birden atnn yelesine doru dp, orada tutunamayarak yere yuvarlanmt. Bunu gren Akkartal hemen kervan durdurmu, kendisi atndan atlayarak, hemen onun yanna komutu. Yerde soluk benizle yatan Tao-Li'yi omuzlarndan tutup, ban dizine yasladktan sonra, mfik bir sesle: - Ne oldu dostum, imdi naslsn? O konumasa da ehresi kendiliinden belli ediyordu halini. Gzlerinin feri bir anda kam, rengi solmu, kollar yana sarkm, enesini kprdatmakta dahi zorlanr olmutu artk Tao -Li. Nitekim glkle konuarak: - Aziz dostum, benden geti artk, bir daha ki hayatta grmek zere, esen kal, Gktanr seni korusun! Derken, buulu gzleri yumulmutu. Akkartal zntyle: Tao-Li! Aziz dostum, uyan, kendine gel! Diye seslendikten sonra onu hafife sarsp, kulan yzne yaklatrmt. Ama ne are ki bu onun son nefesi olmu, artk nefes almyordu. Bu duruma zlen Akkartal , onun ban yavaa kara topraa yatryordu. Sonra dorulup, ba ucunda mteessir baklarla kendisini izleyen adamlara hitaben: -Hhemen bir mezar kazn... Demi, en uygun yeri kendisi semiti. Buras az geride, yolun kenarnda kalan yksek bir tepeydi. Onu kollarnda oraya kadar tam, ruhuna haz verecek ekilde, giysileriyle beraber defnedip, sonra da alak sesle: " Sayg deer, aziz Yoldam Tao-Li, u an beni iiten ulv ruhun ad olsun. Keke bana daha nce, payn ulatrp, teslim edeceim bir yer ve orada bir kii ad verebilseydin" demiti... Bundan sonraki gnlerde kayda deer bir hadise olmayp, sakin sren yolculuk, Narya nehri boylar izlenerek devam etmiti. Bilhare Ik gln gneyinden geilerek, haftalar sonra bir len vakti ba bulutlara deen Tengri Da eteklerine ulamlard. Nihayet, bazalt ve granit bloklardan oluan gl duvarlar ve grkemli stunlar zerine oturtulmu gk mavisi ana kubbe ve dier tonozlar, gzetleme kulelerinde parlayan alemleri ile kad im dergah gzkmee balam, Akkartal' ok farkl bir heyecan sarmt. Yukarlara doru kvrm kvrm trmanan dar yol, dergaha gelenlerin susuzluk gidermeleri iin biraz daha aada tala bulunan bir pnarn nnden geiyordu. Bu pnarn banda yeni yetimekte olan iki gen oturmu, kurnalardan rltyla akan suya bakarken, aralarnda konumaktalard. Az sonra yukardan yanlarna iki ocuk daha gelmi, biri eilerek, kurnalardan avucuna doldurduu

suyu itikten sonra, ikinci kez doldurduu suyu oturmakta olan arkadalarnn zerine serpiyordu. Bu muziplik karsnda grecei tepkiyi tahmin etmi olduundan, hemen oradan aa doru kouyordu. Oturduklar yerden yarm fkeli edayla kalkan su serpilen ocuklar, kaann peine taklarak, komaa balyorlard. emenin bulunduu yer nisbeten dzlk olduundan, biraz koan ocuklar, yolun inie dnd yere gelmilerdi. Buraya daha nce varan ndeki, hala koarken, onlar durup: - uraya bakn, bu tarafa gelenleri grdnz m? Dedikten sonra, nde koana seslenerek; - Dur hele opur! Bu yana yukar gelen atllara baksana hele! Haydin dergaha haber edelim! Bunun zerine geri dnp, hep birlikte koar adm dergaha giderler. Onlar kap nnde rastlayan retmen ui: - Bu ne tela aanlar, ne oldu? Diye sorunca, cevap opur'dan gelerek: - Efendim, balayn, ama aalardan bu yana gelen bir takm atl grdk! Diye yantlyordu. retmen ui glerek: -Anlalan, gelenler daha epey aadalar ve kim olduklarn karamadnz, yle mi? ocuklar, evet anlamnda balarn sallamlard. - Peki, imdi gidip emenin banda bekleyin. Vardklar zaman haber iletirsiniz! retmen ui, d kapdan ieri girerken, ocuklar geri dnyorlard. retmen ui durumu Kl Piri Gkbr'ye haber vermi, o da bunu Ulutolga'ya itletmiti. Ulutolga her nedense buna memnun olarak; - yle mi? Buna sevindim. Bana kalrsa bu bizim Delikartal olmal. nk dn dmde onu, gelmi, diye, grmtm. Derken haber, btn Dergaha yaylp, herkes avluya inmee davranmt. Pnarn yannda bekleen ocuklar az sonra koar adm geri dnerken, sevin lklar atyorlard: - Heeey! Mjde, mjdeler olsuun, Akkartal geliyooor! Bunun zerine ui hemen onlar yanna arp: - Doru mu bu ocuklar? Gelen Akkartal Aabeyiniz midir? Sakn yanlm olmayasnz? ocuklar hep bir azdan: - Hi olur mu hocam, onu ve at Karaimek'i hemen tandk, ama yanlarnda baka atl ve katrlar da var. - yi yleyse, birazdan grrz naslsa! Derken ou dergah erkan aaya inmi, heyecanla beklerken, cokuyla koan ocuklar, yar yolda karlyordu onlar. ok srmeden, hep beraber dergah avlusuna ulatklarnda, her ey anlalm, gelenlere ho geldin yarna giriilmiti. Akabinde ykler indirilip, zenle getirilen pahal sandklar, dergah piri Ulutolga'nn makamnda geni bir yaygya dklyordu. Alan sandklardan ortaya kan zengin hazine, bakanlarn gzlerini kamatracak denli grkemliydi. Nitekim Ulutolga Akkartal'a; - Ey Oul, bunca altn ve ziyneti nereden buldun, nasl ettin? - Bunu daha sonra anlatsak olmaz m, ok uzun bir hikaye bu nk hocam? Ulutolga: - Hay hay! Amma ve lakin, bunca zenginlikle neyler, ne i yaparz biz oul? Derken yanndaki hocalara bakyordu. Onlar susarken Akkartal: - Bunlarla ne i yaplacan sizden iyi kim bilir Hocam. Ama dilerseniz bir ksmn kaana iletir, lakin byk ksmn saklar, dergahmzn giderleri ve budunun ktlk anda kullanrz, olmaz m? Bu gr makul gelip, herkesten takdir alrken, sra merak edilen sorulara ge liyor, lakin Akkartal, imdilik kaydyla, ok ksa zetliyordu olanlar. Bir hafta sre ile dergahta konuk edilen klavuz ve katrclar, emeklerinin karln alm, memnun geri dnerek, orada grp, yaadklarn anlata anlata bitiremiyorlard. Hoca Kam Ulutolga ve Akkartal bir gn yalnz oturmu, oradan buradan konuulurken, her nedense Noyan Arkbua'nn kz Tangl adn

zikrediyordu. Sonra da, onunla evlenmei dnecek olursa, tken'e bizzat gidip, onun iin babasndan isteyebileceini sylerken, bu meyanda olarak da: - Ey oul, kukusuz hangi yol zre olduunu biliriz. O nedenle evlenip bir ocaa bal kalmak henz zor gelir sana. Lakin bundan zarar gelmez, ayrca, budun karsnda grevdir bu her yiide. reyip, oalmak, ve bu topraklar elde tutmak zere Budun'a ordu gerek. Derken, o an kesin cevap vermese de, hocasnn tavr karsnda kaytsz kalmayan Akkartal, biraz dolamak iin tken'e yeniden gitmeyi dnyordu... 5.Blm YEN BR DNE ARI Emel Araplarndan, Kaan Moyen or'a gelen bir ar, tahlili ve usulnce cevaplandrlmas temennisiyle, Koca Turul Dergah'na havale edilmiti. Konuyu gren Dergah Erkan, alnan karar Kaanla danmak zere Akkartal' grevlendirmek istiyordu. Hemen harekete geen bir atl, o an yoldaki Akkartal'a geri dnmesi haberini iletecekti. tken gzergahnda bulunan hanlardan sorarak gelen atl, onu bir gn sonra Karaar yaknlarnda Kzlhanda bulabilmiti. Bunun zerine hemen geri dnen Akkartal, dergaha varnca, Kam Ulutolga'nn zel odasna gitmiti. Kam, beyaz postu zerinde bada kurmu, ba nde, gzleri elindeki iri taneli tespihte, yalnz ve tefekkr iindeydi. Salnarak gkten den bir yaprak zarafetiyle sevgili hocasnn yanna diz Kur'an'a Akkartal: - Buyurun Hocam, beni grmek istemisiniz. Ban kaldran Ulutolga, efkatli bir tebessmle: -Ne abuk geldin byle. Sa olasn oul. Hele ge yle otur, istirahat et biraz, daha sonra konuuruz. Derken, onu hemen karsnda bulunan baka bir post zerine davet ediyordu. eride, daima olduu gibi, yine mistik, lahuti bir hava vard. Nitekim; -Evet oul. Kaan Moyen or'un bize havale ettii bir mesele u; Gnbatsndan esmekte olan ve adna slam m, sam m denen bir l esintisi varm ki, eer ulu Tengri'nin gz demedik mavi buzlarna kadar ularsa, onlar eritip, yok etme istidad bile tarm. Mamafih bu durum karsnda, deil mi ki bizler bu Ulus'un gk kubbesini ycelerde tutan ana stunlar, boranlar, har ve buhar geirmez karayelleriymiiz la, onun iin buna karlk, temeli zl sze dayanan cevab vermek de bize dermi... Bylece sze balayan Ulutolga, Kaandan gelen yazy ve bunda geen sair detaylar Akkartal'a aklamt. Nitekim Akkartal: - Desturunuzla Hocam, Kaan byle dnmekte haksz olmasa gerek. Lakin o kendine den sorumluluklar yerine getirirse, biz dergaha den, her ne ve ilgilisi her kim ise, gerekeni yapmaktan aciz kalmayz. Bundan msterih olunuz. Diye, hocasn temin ettikten sonra, szlerine devamla: - Sz konusu dinsel reti hakknda nce de konumutuk. Bu ar geri makul grnyor, lakin her eyi ile incelenmek gerekir. Gelecekte bunun ne hal alp, nelere mal olacan imdiden kestirmek iin konuyu daha yakndan grp, tahlil etmek gerekir, kansndaym. Ulutolga: - Haklsn oul. Her eyi kendi kaynanda grp, sorgulamak gerekir. Bu durumda sana yeniden yol grnyor demektir. nce kaanla gr. Sonra selammla, mnzevi, aziz dostum Bilge Ata'y bulursun. Bu hususlarda onun bilgi ve grgsnden yararlanman isabetli olur. Bylece hocasndan ayrlan Akkartal, her zaman kald ve halen bo tutulan odasnda istirahata ekilmiti. Bu arada dergahn dier pirleri ile danm, bir ka gn sonra, tekrar yola koyulmutu. Bu srada ordusunun banda olan Kaan in yolunda sefere gidiyordu. Kuzeybatdan dolu dizgin gelen Akkartal, onu beinci gnn len vakti Karahoo'nun gneyinde, Lop Gl

yaknlarnda doru atnn srtnda buluyordu. Nitekim danma iin gl kysnda orduya mola verilip, bir korunun eteinde kurulan otada toplanlmt. Toplantya Kaan, len ilk einden olan olu Bg ad ve Tmen balar katlyordu. Mahut konuyu amak iin Akkartal: - Desturunuzla ulu Kaan, hocam Kam Ulutolga adna, bizimle danmak istediiniz hususlarda grmek zere geldim. Derken, Kaan, altn ve gm ilemeli demir tolgasn bandan karm, evirip evirdikten sonra yanna koymutu. Sonra tebessm ederek: - Akkartal, Kam Ulutolga bu grevi sana vermekle gene isabet etmi. Her neyse, biz sadede gelerek nce konuya dair sorulmas gerekenleri bir soralm. Konuya giriinden, Kaann bu meseleye verdii nemin ikincil derecede olduu gzleniyordu. Onun iin mhim konu elbette iinde bulunduu in seferiydi. nk hazine giderek azalrken, bal beyler birlikten ayrlma noktasna gelmi, hatta kimi kopmalar ba gstermiti. Trl din ve manevi akmlar btn Budun'a tesir edip, fertler yeni araylar iine girmiti. Mill duygular zayflam, gven ve mutluluk baka budunlara ait kiiler ve onlarn deer yarglarnda aranr olmutu. Nitekim kaan, Arap elisinden aktarlanlar tekrar ettikten sonra, ortaya: -Bylesi bir arya karlk vermek gerekirse, sizce bu ne olmaldr? Bu soru karsnda herkes fikrini sylerken, Akkartal konuanlar izliyordu. Bu meyanda komutan Kl Bilge soukkanllkla; - Bence bu adamlar; sanki bizim ulusal tremiz ve kiisel dimamzda tek olan yce bir Yaratcya hi yer yokmu gibi farz edip, bizleri gz, izan kr, kara cahiller gibi sayarak, hayatmza yn vermek iin kendi kurallarna tabi olmamz istiyorlar. Derken, uzun sal, atk kal Tung Baka Tarkan parldayan tolgal ban ota direine yaslam, hayret kark bir eda ile; - Tanrm, bunlarla da m karlaacaktk? Demekle yetiniyordu. Tmen ba Kutluk Bilge ise, eli akanda biraz dndkten sonra: - Kl Bilge doru syledi. Bence bu adamlar baz zafiyetlerimizi sezinledikleri iin karmzda byle pervasz konuabiliyor, bize dstur retmee kalkyorlar. Derken, Kaan Akkartal'a bakmt: -Ulu Kaan bizden yana mutmain olabilir. Zira kkl ulusumuza layk olan en edit cevap oktan hazrdr. Lakin, Tmen ba Kutluk Noyan'n da isabetle belirttii gibi, bu konuya dair asl cevap Ulu Kaan ve beylerin uhdesinde olandr. Bu sefer sonucu elde edilecek byk bir baar her eye yeni bir anlam kazandrabilir. Hocam Ulutolga buna dair bir mjdeyi imdiden vermemi sylemiti. Kaan meseleyi iyice kavradn belli ederek: - Bize deni elbette yapacaz, bunda kukuya yer yok. Dndklerimizi gerekletirmek mmkn ve myesser olursa, bu mesele kendiliinden zlebilir. Oturum bylece sona eriyor, mola kaldrlp, yeniden harekete geiliyordu. Elbette ki bu grev ncelikle, Ulus'un siyas, asker ve ekonomik gcn temsil edenlere derdi. Son zamanlarda kopuk yaayan boylar, tpk Tanhu Mete ve Bilge Kaan ile Kltigin zamanlarnda yaptklar gibi, tek bayrak, tek buyruk altnda toplamak ve devlet gcn olabildiince arttrmak gerekliydi. Aksi halde dardan gelecek deiim nerilerine toprak talebi, igal ve zulm eklenirdi. in ordusu yapt bir ok savata yenilince, ierde karklar km, bu durum karsnda erisiz kalan mparator, Kaan Moyen or'dan yardm talebinde bulunuyor. Kaan onun iin bu sefere kyordu. Bylece, i muhalefet Krgz beyleri, onu pasif ve milli onurdan taviz veriyor, diye sulayamazlard. Dahas dalma tehlikesi bertaraf olabilirdi. Derken, ordu tekrar yola koyulurken, Akkartal bu grme sonucunu iletmek zere dergaha dnyordu.

6.Blm KAM KL ERKN ile SYLE Bu srada, kadim Bakent tken'in Dou Kapsnda byk bir panayr kurulmu, iri sayvan ve adrlarda, ktann drt yanndan gelen kervanlardan yklan envai trde meta, ipek, baharat, dar, pirin, silah, ss eyas ve saire kurulan tezgahlarda sata sunulurken, satc ve mteriler arasnda hararetli pazarlklar yaplmaktayd. Heyecanl gsterilerin yapld Bat Kapsnda kurulu sayvanlarda, usta cambazlar, hokkabazlar ve glge oyuncularna mteri toplayan rtkanlarn sesli arlar susmak nedir bilmiyordu. Da mavisi iri bir adrda kalender bknlar toplanm, kmz, arap ve yemek sunulan masalarda yiyip, ierken, trl sohbet konular almaktayd. Geni masalardan birinin evresi kalabalk, oturanlardan, tknaz, kara pos bykl gen bir adam hararetle konuurken, dierleri prdikkat onu dinlemekteydi. Konuan, kendisini "Akkartal'n Yolda Okyaran" olarak tantrken, gya onunla geen servenlerini anlatyordu. Bu arada cua gelip, kucanda hazr duran klcna da el atmaktayd. Kendini tehir etmekte usta grnen bu gen adam, bakalm neler diyordu: - Gney Hindistan'daydk, diye balayan Okyaran, devamla; Racann adamlar elli kii ve takriben yetmi adm mesafedeydiler. Raca Kundera'nn oluna vermek iin zorla getirdikleri ahane Hint dilberi bu srada titreyerek ona sarlm, "Akkartal, ne olur durma, haydi hemen kaalm buradan" diye yalvaryordu. Adamlar yaln kl, vurun, tutun naralaryla zerlerine gelirken, o, kzn uzun dalgal kuzguni salarn koluna dolam, kendine ekerken ise; "Gel bakalm gzelim, frsat bu frsattr, az sonra bakarsn umaa mumaa varrm, sonra gzm ak gitmesin" diyordu. Her neyse, bu srada ben, yandaki ta kulenin burcunda, be adam boyu yukardan olanlar izlerken, gelenler on adm kalncaya kadar yaklam, ama o halen iekten bal alan ar misali, kzn kvrml dudaklarndan ayrlamamt. Srf bu yzden neredeyse postu deldirecek diye korkuyordum. kr son anda kz alp, duvarn arkasna brakm, pusata davranarak ala kl heriflere bir dalmt ki, bu ne ben zer Bozbr'nn krdaki akal srsne dalmasna. Vay anam, vay babam, orada olsa da grebilseydiniz keke bu olanlar." Bu srada yandaki masaya yeni gelenler vard. Kvrak tavrl, csseli iki gen bahadrla, beyaz brkl, kr sal, ak sakall, uzun boylu vakur bir adam gelip, bo duran masaya ve oturaklara bakarken, Genlerden kara byklar seyrek olan, ihtiramla : - Hocam buyurun, dilerseniz yle oturalm, etrafta baka bo masa da yok zaten! Diyordu. Kara cppeli Hoca keskin baklarla etraf tarayp, sakin bir eda ile yerine otururken, uzun yamlarn toparlayan gen bahadrlar masada yer alyordu. Muhtemel, gelenlerle birlikte ieri giren esrarengiz bir vakar, burada hakim olan keyfiyeti etkilemi, yksek sesler giderek kslrken, etrafa bir ciddiyet ve skun yaylyordu. evredekiler ilgiyle, gelenlere bakmak iin o yana dnerken, kendisine kar azalan ilgiyi gren Okyaran buna ierleyip, nce o yzle bakmt gelenlere. Fakat o da neydi? Tanrnn iine bak, Kam Kl Erkin bu! Derken hayretten az ak kalrken, o yana bakanlara karak, ne; - Onlar kim, bildiniz mi? Diye soruyor, sonra cevab kendi veriyordu; Hi sanmam bileceinizi. Bakp dinleyin yleyse. Ben onu da, Akkartal'n hocas Ulutolga'y da tanrm. O grdnz ak sakall nl gezgin Kam Kl Erkin, tekiler de onun akirtleridir! Diyerek, yeni bir atakla dalan dikkatleri kendine yneltmei baaran Okyaran, bu arada fsltya indirgedii ses tonuyla: - Durun hele aalar, belki Kl Erkin cenaplar o ebleh yzlerinize nazar etme klfetine katlanmay ltfeder ve sayemde tanm olursunuz onu sizler de. Ama sakn ola sorulmadan konumaynz huzurunda ha! Bu tembihten sonra yerinden kalkan Okyaran, onlarn masaya gitmi ve rencilerden yakn bulduuna doru eilip, kulana bir eyler fsldamt. O, bunu Kam Kl Erkin'e aktarnca nihayet izin kp, Okyaran'n bir iareti hepsini oraya toplamt. Edeple gelip, iri masada yer

alanlar Kam Kl Erkini umulann aksine, mtevaz ve mfik bulmulard. - aanlar, sizlerle tantma sevindim! Derken, hepsinin adlarn soruyordu. Nitekim onlarn adna konuan Okyaran: -Muhterem Hocam, size rastladmza ok sevindik. Heyecanmz ltfen mazur grnz... Bylece balayan tanma, iki taraf da memnun ederken, yudumlanan kaliteli kmzlarla yeni sohbet konular alp, hemen her konuya ve hatta el'an lke genelini alakadar eden siyas ve kltrel mevzulara bile deinilerek, onlar soruyor, Kam Kl Erkin aklyordu... Kam'n dediine gre: Gnmzde insanlar zaman ve mekan artlarna gre deimekteydiler. Bunun tabii sonucu olarak da, esasen tartlmaz olan kadim Tre bile artk tartlr, ierii bakalaryla kyaslanr hale geliyordu. Bunlardan en etkini, son zamanlarda zerinde oka durulan Mani Dini idi. (Budizm, Hristiyanlk, Brahmanlk ve Zerdtlk Dinlerinin karm olan bir Din). Buna yol aan sebep, kadim trenin yetersizliinden tr myd, yoksa harici nedenlere maruz kald iin mi byleydi, henz belli deildi. Maiyeti ile dolaan Kam, ite bunun cevabn aramaktayd. nk bundan etkilenen baz kiilerin et yerine artk ot tr eylerle beslendikleri, hayvan dahi olsa, bir canly yemek iin avlamak, ldrmek istemedikleri, bunu yapanlar ise knadklar ve sonu olarak da halk etkileyerek, Mani Dini'ne gemee ardklar duyuluyordu. Fakat dier yandan, nlem alnmazsa, varln beden-kol gc ve gerekirse savala korumak, hayatiyetiyeni srdrmek durumunda olan, nfusu az bir ulus iin bu yanl bir davran olacakt. nk sava sadece fizik gcne dayanan bir olay deil, ayn zamanda ruhsal bir vaka idi. Zira, az da olsa kan grmee alkn olmayan bir muharip, sava annda adam vuramaz, kelle alamazd kolay kolay. Sayca nfusu fazla olan uluslar iin bu, rnein in ve Hint iin pekala gerekli ve yararl olabilirdi. nk ayn zamanda bu, o toplumun i huzurunun salanmasna yarayp, fazla enerjiden kaynaklanan bir takm kt davranlarn nlenmesinde yararl olabilirdi. Kam konular dorudan halka aarak, onlar uyarmak ve ayn zamanda olas tepkileri imdiden snamak istiyordu. Nitekim bu meyanda ortaya: -Sizler ne dersiniz buna peki? Diye soruyor, oradakilerden ounluk; "Biz Treden yanayz, ondan asla amaz, aanlara da ok aarz" cevabn alyordu. Bir ara Okyaran el edasyla sz isteyerek: - Sayn Hocam, Treyi terk eden kiinin artk Trk saylamayaca doru deil midir? Diye soruyor ve bu soru Kam Kl Erkin'e ok uygun bir frsat veriyordu. nk bunlar, bilhassa aklanmas gereken konulard. Nitekim masay evrelemi olan kitleyi sadan sola tekrar szerek: - Evet, nk bize bu umumi ad veren Tredir. Onu terk eden, gl, kudretli, yiit anlamna gelen " Trk " sfatn her halde kaybetmi olacaktr. - Tremizle o Din, Manilik miydi neydi, arasnda sadece bu et yeme fark m var, yoksa baka farklar var myd Hocam? Diye soran Kam Kl Erkinin rencilerinden Salur idi. Onlarn bu ve benzeri konulara ilikin karlklar bilmelerine ramen, bunu sormalarnn asl nedeni, bunlarn Kam tarafndan halka aklanmasna yol amak iindi. Nitekim Kam buna cevaben: - Bunlarn dininde, bizden bazlarna bile cazip gelen husus, lmn mutlak son olmadna ve insan ruhunun yaratltan gelen mekan (beden) deitirme kabiliyetinin olduuna dair inanlardr. Ancak, deiecei var saylan mekann nicelii konusunda bir tercih imkan bulunmayp, buna bel balamaksa, l susuzluunda iken, gkten deceine inanlan tek bir damlann kendi azna deceini sanann durumuna benzer. nk bu dinsel retide insan iken lenin, gene bir insan bedeninde, yani insan olarak yeniden hayat bulacana dair hi bir gvence yoktur. Bilakis, ruhun tecelli edecei bedenin ekli bir bcek olabilecei gibi, bir bitki, ya da baka bir ey de olabilirmi.

-Ola ki, onlarn asl gayesi; yeniden doup lmelerle insanca yaamay renip, ruhen arnarak, (ekilen byk cezalarla), kusursuz bir kii haline gelmek ve bu surette Nirvanaya (Ebedi mutluluk) erimektir. Bu nedenle, ldkten sonra yeniden domay (Reenkarnasyon), riskleri gze alnan zaruri bir gei sreci, diye, kabul ediyor olmallar. Buna karn, bizim bu konulara bak ve hareket siklerimiz farkl olup, itikadmz daha gvenceli ve ilevseldir. nk biz, bir defalk mr iinde kutsal tremizden gelen terbiye ve ozlama sayesinde mkemmele yakn bir uur ve insan davran tarzna erierek, vakti geldiinde Tanr katna ykselmei hedefler, yersiz hatalardan imdiden kanmay yeleriz. Ancak, tamamen hatasz olmak gibi bir iddia ve saplantdan daima uzak dururuz, nk bize gre hatasz kii olamaz, varsa bile bu bize gre yok demektir. nk kusursuzluk yalnzca en yce varlk olan Tanrya ait bir hususiyet olup, insan, gerek hayat ancak, sonunda pimanlk duya bilecei trl hata ve yanllardan sonra renebilir. Yine Okyaran: - Hocam, bizim tremizde nirvana yok mudur? - Hi olmaz olur mu? Var. Lakin bu onlarn ki gibi deildir. Baknz, onlar her yeniden doutan bir medet umarken, nk ne olarak doacaklar bile henz mehul, itikadmzla biz, midi daha batan maya ve hamurumuza katlm olarak bilir, bunu pein bilmenin farkyla, bu dnyada tresi kendine has, daima hr kiilerden oluan bir "Budun" olarak yaarz. Millet olarak dier Uluslar ve mahlukattan farkmz, idare grevini ifa ederken, bunu kutsal bir grev sayar, adaletten ayrlmadmzda grrz. Bunu terk etmek istemeyiz, nk aksi hal hem bize, hem aleme zarar verir. te asl nirvana bize gre bunda ve buradadr. lmden ve yaamdan korkmadan mcadele etmenin salam ve genel geer nedenleri Tre ve harsmzda mevcuttur. Bunu byle bilmeyip, harici din veya trelere gerektiinden fazla itibar edenlerin, onlara tabi ve onlar tarafndan ynetilir duruma duar olmalar kanlmazdr. Son olarak Okyaran: - Sevgi ve hogr hocam, bizim tre ne diyordu bu konularda? - "Sevgi ve hogr" tremizin biri dierinden ayrlmaz en kkl ve asil temelleridir oul. Kii ya da bir toplumda ilk nce ruhen ve bedenen gl ve kudretli olmas art aranr. l belli; ne kadar gl isek, o denli ok hogr sahibi olabiliriz. Aksi mmkn ola maz. Kendimize her bakmdan gvenimiz tam ve bu hakl ise, o zaman bize kar ilenen bir kusuru, cezalandrabilecek durumda oluruz. Byle isek, yaplan kusur ve hakszlklar istediimiz kadar ho grebiliriz. Hogr sahibi olmak bize gre ite budur. Aksi halde, zayf ve gsz iken, uranan hakszlk karsnda ses karmamak hogr deil, boyun emektir. O nedenle biz, ho grdmz ayn zamanda severiz de, nk yce Tanr insanl yaratrken bunu byle klm ve hayata temel kural yapmtr. Sevginin de buna bal olduu bellidir. Her eye ramen sevebilen belki sevilebilir. Lakin, gl olan ayn zamanda muhterem ve muteber saylaca iin, sevilmee muhta olmaz. nk o tercih sahibidir ve ancak buna layk olan ve istediini sever, herkesi deil. te bunun iin, Trenize ve dolaysyla asl ve asaletinize sahip olun. Aksi halde her eyi ve herkesi, mecburen sevmek zorunda kalrsnz ki, bu ne sevmek ne de yaama olur. nk insanda sevgi zorla deil, ancak ve sadece kendiliinden, gzellikle oluur. Sevgisiz bir hayat ise yaamak deildir. Bu kez de geday: - Bu konu ok gzeldi, Okyaran sorduu iin sa olsun, ama ben, izninizle gene o dinle ilgili ve baka fark yok mu, diye soracam, Hocam. Dilerinin ucu grlecek kadar ilk defa glen Kam: - Evet, baka farklar da var elbet, oul. Zira onlar, kendilerine ritel tapnma iin, ayn niyet ve mnda olarak olsa bile, resim, heykel gibi baz eyay ara ederler iken, bunlar bizde yaplmaz. Tapnmak iin grsel bir nesneyi vasta olarak kullanmayz, nk yce Yaratan' onun yaratt her eyde ve her yerde zaten grrz. Ayrca onlar, insann "Karma"dan (Olgun ve kamil insan haline gelinceye kadar bir ka kez yaayp, lerek yeniden dnyaya gelme varsaym) sonra bizzat o seviyeye eriebileceine inanr ve buna "Nirvana" derler.

- Hocam, Tremiz geri asla yitip, bozulmaz ya, diyelim ki bir an iin bozulmu oldu, bunun sonucu ne olurdu? Okyaran, sanki bir gn Trk Tresi, naml Bilge Kaan'n gven dolu szlerine ramen, "Ey Trk milleti, stte mavi gk kubbe yklp, altta yaz yer delinmedike, senin lini, Treni kim bozabilir?" yklp, yerle yeksan olacakm, kukusuyla soruyordu. Buna cevap veren Kamn yznde belli belirsiz bir istihza gezindi. Sonra da: - O zaman, bu duruma daha nce dm olanlar gibi, ulusal benliimizi yitirir , Tanr korusun, her yerde hakir grlen, asaletsiz bir gruh gibi ortada kalrz. nk insan iin "milli benlik" ister ulus olarak, isterse birey olarak, ikamesi mmkn olmayan manevi bir cevherdir. Bunu insan veya bir ulus ancak, zorla veya cehalete dme sonucu kaybedebilir. Bu hale duar olmak istemeyen bir budun, ilk nce mazide bulunan gerek derinliini bilmee muhtatr. - Hocam, szlerinizin sonunda "Bir Budun" demitiniz ya, bu genellemeyi de aklar mydnz, neden buna gerek duydunuz ki? Diye soran geday idi. Kam bunu yle aklyordu: - Ey oul, yarat dsturu icabndan olarak, balangta Tanr, asal ya da asil trler var etmitir insandan. Yani yaratlta her tr, her Ulus asil idi. Ama zaman iinde kimileri bunu, bilinen nedenlerle hepten kaybedip, asli deerlerini, din ve tresini unutup, kendilerini kaybetmilerdir. Biz, uluslarn balangta tekil olmayp, oul olduu kansndayz. Aksi hal, Gktanr'ya has bir zellik olurdu. Bundan tryd oul. Salur: - Hocam, gnmzde o iptidai var olutan gelen ve asaletlerini kaybetmemi olan baka uluslar da yok mudur? - Vardr her halde oul. Lakin, belki artk bu, yekun bir ulus eklinde deildir. Dier uluslarda da bunlar, aileler ve en azndan kiiler olarak bulunurken, potansiyel avantajlarndan tr, iinde bulunduklar toplumun ileri gelen Bilge ve sanat adamlar olarak, gze arparlar. Bylece szlerini tamamlayan Kam Kl Erkin ve maiyeti, oradakilerle vedalap, atlarn teslim ettikleri handa binitlenip, gene mehul menzillere doru yola kmlard. Kam oradan ayrlm, ama konutuklar, adeta sonsuz bir hacimle yaylan ho kokulu bir esans gibi, atmosfer iinde masadan masaya, sayvandan sayvana, yreden yreye geerek, her yana, her iklime yaylp gitmekteydi. Bozyayla yolunda, lk gz yellerinin estii Akpnar'n banda mola veren, Kam Kl Erkin ve talebeleri, uzun zaman lgar edip, ikindiye kadar yol aldklarndan, artk yorulup, susayan hayvanlar su iirip, biraz dinlendirmek istiyorlard. Geldikleri yolun devam, onlar biraz ilerideki yamatan dz ovaya indiriyordu. Bu pnar, tam srttaki kuburnu ve kzamk kmeleri, st, ide ve dut aalarnn arasnda bulunan bir ukurdan kp, nnde gllenen berrak su, iksir gibi, susam atlara g katyordu. Kam Kl Erkin'in hayvanlara kar yaklamnda sz konusu at olunca, ok ey deiiyordu. nk ona gre at, insan kadar nemli ve deerli bir varlkt. Onlar insann can yolda, koan ayaklar ve bedenin uzvi bir uzants gibi vaz geilmezdi. Bu bak tarz, itinayla kolanlarn zp, terden slanm olan koumlar indirerek, atlarn su bana eken talebelerince aynyla benimsenmiti. Biraz sonra Kam ve maiyeti yeniden at binip, yeilin btn tonlaryla hakim olduu ovaya doru inmee balamlard. Bu srada uzakta, mavi Lop glnn yer ald geni ova, bir atlnn kular kskandran grkemli lgaryla enleniyordu. Bu Akkartal ve onun at Karaimek'ten bakas deildi. Kam ve yanndakiler onu henz fark etmemilerdi. Ovaya sa yandan aa inmekte olan atly nce fark eden Akkartal, tam karlarna den bir noktada dizgin kasp, durmutu. Kl Erkin'i daha uzaktan semiti nk. Bu srada geday da onu fark ederek, arkada Salur'a hitaben: - uraya bak hele! Bunlar Akkartal ve naml kheylan Karaimek deiller mi Salur? - Evet, gerekten onlar! Salur ve geday Akkartal', son byk gkbr oyunu esnasnda tanm, onun en etin rakibi

olmulard. Hatta bir ara az kalsn ola ondan kapacak olan opendoz da bu geday'dan bakas deildi. Nitekim elli adm mesafeye geldiklerinde taraflar net olarak bir birlerini tanyp, el kaldrarak selamlam, az sonra yan yana gelerek, at stnde ksa bir hal hatr etmilerdi. Kam Kl Erkin dostu Ulutolga ile grmek istiyor olduundan, ayn menzile doru birlikte at srmlerdi. Yollarda verilen molalarda lke gndeminde yer tutan konulara deinip, karlkl gr alveriinde bulunmulard. Gnler sonra, nihayet dergaha ulatklarnda akamn ge vakitleriydi. Gelenler olduuna dair ilk iareti havlayan kpekler vermi, kule gzcleri yer nbetilerine gelenlerin karlamasn seslenmilerdi. Bunun zerine yetikin rencilerden be kii gelenleri karlayp, hemen ieri almlard. Sonra dergahn geni hemhal odasna geilmi, yemein ardndan Ulutolga dahil olmak zere, Dergah leri gelenleri ile toplanlmt. Kl Erkin'i tekrar grmek Ulutolga'y ayrca memnun etmiti. nk onunla ocukluk gnlerinde tanm, bu dergahta birlikte yetimilerdi. Ama sonra o gezginlii yelemi, Ulutolga, hocalar or Bilge Alp'n vefatndan sonra, ynetimi stlenmiti. Gremeyeli beri hayli zaman gemiti. Karlkl hal hatr sorulduktan sonra sz dnp, dolaarak, lkenin sosyo-politik meselelerine gelmiti. Ulutolga Arap diyarndan gelen mahut arya, Kl Erkin, in ve Tibet kaynakl Manihaizm akmlarna deinmilerdi. Kl Erkin ve maiyeti bir hafta misafir kaldktan sonra seyrana devamla, gneydouya gideceklerdi. nk her eye ramen, lke ahvali beklenmedik oluumlara gebe grnyordu. Ayrca bu olan bitenden dier kamlar haberdar edip, Ulutolga'nn dergah hazinesinden, dier dergah ve kamlar iin yapt yardmlar da yerlerine ulatracak, danmalarda bulunacaklard.

TKEN YOLUNDA Yaklak on gn sonra tekrar yola kan Akkartal, Karaar, Turfan, Urumi, Urungu ve nihayet Altaylardan geerek, hafta sren serven dolu bir yolculuktan sonra tken'e varacakt. Karaar' biraz getikten sonra, konaklad Oan Han'nda smarlad oban kebabn yerken, ok kalaba olmayan han ahanesinde, bir masada yksek sesle konuan bir adamn szleri ekmiti dikkatini. Yannda oturanlara hitaben konuan kaln bykl, nobran grnml, iri dz burunlu adam: - Durumlar vahim arkada, eer zamannda nlenmezse lkede ve bilhassa da Gnbats'nda iler ok karacaa benzer. Diyordu. Krl sakall, iri burunlu, koyu parlak gzl olan muhatab ise: - Ooo hooh! Gelenlerin dediklerine baklrsa, oralarda iler oktan karm bile dostum. nk oymaklarn kimi Budistlie, kimi sevilie, kimi Musevilie ve kimi de son zamanlarda adn ska duyuran, sevilikle Museviliin karm dedikleri, Muhammedlie itibar etmekte imiler. - Ya, fakat buna sebep neymi peki? Diye soran baka birine, krl sakall bunu yle aklyordu: - Sebep belli deil mi. inli, frsat bulduka Kuzey-batya yklenip, Turani boylar trl siyasetlerle yek dierinden ayrp, tek ve zayf kalanlar sktrp, hakimiyet altna ekmek istemiyor mu. Tre'ye ters dp, bir birinin hak ve hukukuna tecavzden ekinmeyen, yersiz gayz ve garez gden Hakanlar, lteber ve beyler'in aralar bu ekilde almyor mu. Hal byle olunca, ite byle yalnz kalp, zayf dlyor. Tabiatyla, bunlar frsat bilen baka gler, trl bahaneler ileri srp, yerli yersiz taleplerde bulunabiliyorlar. te btn bunlara, bir de Araplar eklendi. Ama onlarn yaklam tarz inlilerden farkl. Zira onlar selam gnderip, nce ksaca; "Biz sizi Allah rzas ve onun Elisi Muhammed Bin Abdullah adna hak dini slam'a aryor, yeni batan ekillenmenizi salamak istiyoruz" derken, sonra buna " Asl ve gemiinize dair hemen her eyi unutup, bize uyarak, slam'a teslim olacaksnz. ayet bu davete uyulur ise hayatlarnz balanaca gibi, sizi din kardei sayp, haksz muamele etmeyecek, rzalar olmadan (nikhsz olarak) kadn ve kzlarnzla beraber de olmayacaz"

diye ekliyorlar. Bunun benzeri muhteval tebliler, Arap atllarnn ulaabildii bir ok lkeye yollanp, ret cevab verenler zerine ordular gnderiliyor. Diyordu. Akkartal bunlara hi mdahale etmeden, sadece dinlemekle yetinmi ve sonra yola devamla, ancak haftalar sonra tken'e varabilmiti. Payitaht saraynn altndan geen yolda ar ar ilerleyen Akkartal, yolda Arkbua Noyan'n Yaveri Temir Aa'ya rastlam, onunla ksaca grerek, az nce ayrlmlard. Yaver, Noyan'n attan derek bacan krm olduunu, orduya katlmayp, gney korusu eteindeki konanda istirahat ettiini sylyordu. gney korusu, ehrin gney-bat yakasnda yer alan, ordu mensubu st dzey asker ve devlet adamlarnn oturduu, nisbeten bakml bir semt idi. Akkartal, kendisini hemen tanyan yavere hem kzyor, hem de minnet duyuyordu. Kzyordu, nk ondan Tangl'nn oturduu yeri renmi, isterse onu grebilirdi. Minneti ise, oray bakasna sormaktan kurtulmasndan ileri geliyordu. nceleri onu arada bir hayal meyal hatrlarken, imdi onun nerede kaldn da biliyor bu ise merakn kamlayp, onu muhakkak grmek istiyordu. Oysa onun bu tr kayglar olmayp, yolda izde bulunurken btn dikkatini evreye verebilmesi iin huzurlu olmas gerekirdi. Hem imdi onu grmee kalkacak olsa bu da ayr bir meseleydi. Kararszlk iinde, nasl edeceini dnrken, birden aklna yaverin syledikleri ve bu meyanda babas Arkbua'nn krlan baca geliyordu. Bu ise ziyaret iin doal bir gereke olabilirdi. Bu srada Yaver Temir Aa, atnn terkisine ykledii bir takm erzakla, Arkbua'nn malikanesine doru ilerliyordu. Umulmadk bir anda oluan bu imkan iini heyecanla doldururken, ani bir kararla atn evirip, onun arkasndan srmt. Az sonra yetierek; - Temir Aa, hele dur beraber gidelim. Buraya kadar gelmiken, Noyan Arkbua'ya urayp, gemi olsun demeden ayrlmak olmaz. Diyordu. Akkartal'n hatr sayp, efendisini grmee gelmek isteyii uzun burunlu, seyrek dili, ipil gzl, Yaveri ok memnun edip, ona glmseyerek: - Tabii, ok iyi olur bu yiidim. Moral verir Noyanmza bu ziyaretin, buyur gidelim. Diyordu. Yol ok uzun deildi, lakin o gene de, konaa varncaya kadar bilmek istedii mhim eyleri Temir Aa'dan renebiliyordu. Uygun bir sorma bahanesiyle konuyu anca, Yaver ksaca yle diyordu; bu gne kadar Tangl ile izdivaca niyetli, her bakmdan varlk ve mevki sahibi kiiler kt, lakin o bu talepleri, sebep bile belirtmeden, hep redediyor. Glgeler nihayet bat ynnde uzanrken, onlar mamur caddelerden geerek, byk bir meyve bahesinin iinde kurulu, ksmen ahaptan yaplm, geni ve muntazam konaa varmlard. Etraf it ve bodur aalarla evrili konan yksek bahe kaps nnde pusatl iki eri nbet tutmaktaydlar. Geldiklerini grnce hemen kanatl kapy ap ve ieri yol vermilerdi. Kardaki konaa gtren yol kenar ss bitkileri ve ieklerle donatlmt. Konaa iyice yaklatklarnda Arkbua'y ahap verandada, iki direk arasna gerili bir hamakta yatar bulmulard. Sol baca ayak bileinden dizine kadar kskaca alnmt. Onlar fark edip, yatt yerden dorulmu ve hemen yannda duran koltuk deneine yaslanarak ayaa kalkmt. Sap kakmal, uzun haneri belinden sarkyordu. Arkbua, kna krmzs gr byklar, kaln kalar altndaki yeil tonlu gzleri ve muntazam ehresiyle namna layk, gl bir komutand. Ya ortay gekin olsa da, sakal, by krlamam, sa uzun ve reng i koyu kahverengiydi. Nitekim gr sesiyle onlara hitaben: - Temir aa, o yanndaki yiit sakn u bizim nl opendoz Akkartal olmasn? - Evet Noyanm, ta kendisi. Ahvalinizi duyunca grmeden edemedi. - Ho geldi, safalar getirdi. Zaten canm da sklp duruyordu. Arkbua konuurken, Akkartal henz atndan inmemiti. Sonra inerek onu yavere teslim edip, kendisi diz krp, ba eerek Noyan selamlayp,sonra da: - Gemi olsun Noyanm! Umarm tez gnde nekahet bulur, eerinize shhatle oturursunuz gene! Diye temenni ediyordu.

Arkbua honutlukla: - ok sa olasn Yiidim. Ben de yle umarm. Buyur, ister ieri geelim, istersen yle oturup, bir amak kmz ieriz, ne dersin? - Siz bilirsiniz Noyanm, lakin hava msait, burada oturabiliriz bence. Derken, arkasnda bir pencere bulunan zeri yumuak minderle deli bir ahap peykeye yan yana oturmulard. Yaverin, misafir hatrlatmasndan biraz sonra, elinde bakr tepsi zerinde krmz toprak testiyle, gm bardak olduu halde, gzeller gzeli Tangl kagelmiti. Akkartal' karsnda greceini hi beklemiyor olmalyd ki, onu grnce bir an durmu, adeta gzlerine inanamamt. Helecandan titremee balad fark ediliyordu. Az kalsn elinden decek olan tepsiyi, zamannda davranp, babasyla Akkartal arasnda kalan bo yere brakm, nce babasna, sonra Akkartal'a dnerek: - Demek tanyordunuz, bize ho geldiniz Akkartal Be! Demiti. Akkartal tebessm ederek: - Ho bulduk Tangl Hanm. Elbette tanyorduk Noyanmzla. Bunun zerine salnarak tekrar ieri giren Tangl, gzden kaybolunca, nce sinesinde glkle bastrm olduu byk heyecan 'huuuh!' diye boaltp, sonra nnde oturulan odaya geiyordu. Penceredeki mor in ipeinden perdenin nnde bulunan makata oturmu, burada bal duran gergefini ilemeye koyulmutu. Az sonra yanna ya kk olan erkek kardei Sungur gelerek, alak sesle: - Bakyorum da, Abla Hanm ok telal grnyor. Yoksa gelen konuklardan tr m? Diye soruyordu. Tangl yalan syler gibi glmseyerek: - Kim bilir, belki de? Sungur n yargsndan emin: - Yok canm sende, hi sanmam. Seni ondan, yani Akkartal'dan baka birinin byle heyecanlandracana inanmam! Tangl bundan memnun, rahat bir ifadeyle: - yi ya ite, dardaki misafir de ondan bakas deil zaten. Bu aklama Sungur'u adeta oke etmi, helecandan sesi kslarak: - Do, doru mu sylyorsun Abla? - Tabii, gerek diyorum. Sungur gene de inanmayarak: - Bu, bu olamaz, beni takazaya alyor olmalsn? Tangl elini iki duda arasna gtrerek, ona nce sessiz olmasn iaret ederken, fsltyla: - nanmyorsan git gznle gr, bak babamla oturan kimmi? Hem, yakndan grm mydn sen onu? - Yoo, hi grmedim, ama o kadar ok tarif ettin ki, onu bir alay iinde grsem tanrdm her hal. Dur bakaym, eer yalansa bozuuruz bak! Derken dar kan Sungur, yanlarna gelince. Onlar tan eden Arkbua, olu Sungur'a: - Bu konuumuz nl Akkartal, olum! Sungur iinden "Vay anasn, ablam doru sylemi, meer bu gerekten o imi" diye geirdikten sonra Akkartal'a: - Ho geldiniz Aa Be, adm Sungur, sizi yakndan grp tandma ok sevindim, hep merak ederdim nk. Akkartal glerek: - Ben de yle Sungur! Az sonra tekrar ieri, ablasnn yanna gelen Sungur, ona ksaca: - Abla hanm, gerekten haklymsn! Der ve manidar bir ekilde yzne bakar. Sonra orada bulunan, nisbeten alak bir masay kucaklayp, dar gtrr. Tekrar dnp, iki iskemle daha alarak, birine kendisi oturur. Biraz sonra, byk giri kapsndan iki hanm ieri girerler. Bunlardan biri, Akkartal'n saray koridorunda grd Tangl'nn halas Aytolun iken, dierini henz tanmyordu. O srada komu ziyaretinden dnyorlard. Aytolun hatun, be

basamakla klan verandaya iki adm kala fark etmiti Akkartal' ve heyecanla iek hatuna yaklaarak: - Yenge bak kim gelmi? Hayret, Akkartal bu, Tangl nerede acep? Diye fsldamt. Onlar gren Arkbua Akkartal'a: - Bunlar da bizim ev sahibi iek Hatun ile kz kardeim Aytolun'dur. Diyordu. Bu konumalar iiten Tangl hemen dar karken, siyah desenli bindalls zerine, krmz motifli bir yelek giymi, bukleli kumral salar beline kadar sarkyordu. Bandaki el ii gm tacn ssleri arasndan bir tutam perem, sa kann zerinde yana sarkk, bir an eikte grnp, geri ekiliyordu. Tangl bu haliyle bir baka gzeldi. Kadnlar Akkartal'a ksaca ho geldin diyerek, doruca eve giriyorlard. Bu srada konan arka tarafnda bulunan tavlada iini bitiren Temir Aa, gerekli talimat seyis ve uaklara vererek yanlarna geliyordu. Arkbua'nn u an yaylakta yz altm kadar cins at ve bunlara ek olarak da, be yz koyun ve yz sr bulunuyordu. Btn bunlarn ynetimiyle yaver Temir Aa ilgilenmekteydi. lerini ok iyi yrten Temir Aa, Noyan nezdinde nemliydi. O nedenle, Arkbua onu yanlarna davet edip, olu Sungur'a onun iin de kmz doldurmasn sylyordu. Neredeyse len vakti geldiinden, kadnlar ierde yemek hazrlarken, bu arada Tangl'den olan biteni sormaktalard. Biraz nce yenen leziz yemekten sonra Arkbua sz sefer konusuna getirmi ve buna katlamayna nasl zldn anlatyordu. Bo bulunduu bir anda atnn hendekten atlamasyla dengesini yitirmi, yere derken de ayak bileinin kaval kemii bir taa arparak krlmt. Ama artk neredeyse kaynam olan kemiin kskatan karlma vakti erimi saylrd. Bu arada Akkartal da orduya nerede yetitiini ve Kaan Moyen or'la geen grmesine anlatyordu. Arkbua sze girerek: - Ya, demek yle. Hatta baz Boylar onlarla g birlii dahi yapmaktalar, yle mi? Diye hayret ediyordu. Akkartal: - Evet, sanrm her boy kendisine d mttefikler bulmaya balam. ayet Kaan'n bu seferi muvaffak olursa, ki bu muhtemel grnyor, Budun iin belki o zaman bir derlenip, toparlanma frsat doabilir. - Peki, ya ulu Kamlar ne demekteler bu konuda? nk malum, halkn meselelere bak, genel olarak onlarn bakna benzer. - Bu, haliyle umumi bir kaygya yol am durumdadr. Bu meyanda bendenize bir grev verilmi olup, dergahn aklamas gereken sorulara tez elden cevap bulmak iin yoldaym. Gerekirse bunun iin ok uzak diyarlara kadar gitmem de sz konusu. - Anlyorum yiidim. in hi kolay gibi grnmyor, hatta bu belki bir orduyu ynetmekten bile zordur. Ama biz senin baaracana kaniiyiz. Derken, ayaa kalkan Akkartal, yola kmak iin izin istiyordu. Fakat Sungur, rica ederek, birlikte bir at gezintisi yapmak istiyordu. Onu kramayan Akkartal, az sonra getirilen atna binerek, hemen arkada yer alan orman yoluna srmlerdi. Onlar gzden henz kaybolmulard ki, beyaz ksrana binen Tangl de arkalarndan gidiyordu. Ayrlrken babasna seslenerek; - Onlara bir srpriz yapacam ! Diyordu. Sungur ve Akkartal orman iinden geen dz yolda rahvan yryle yol alrken, arkadan drtnala gelen atldan henz habersizlerdi. Sungur babasna ok benziyor ve muhtemelen gen Arkbua'nn tam bir kopyasyd. At biniteki yatknl, onun iyi bir opendoz olacana iaret ediyordu. Bol virajl, serin orman yolunda sratli giden bir binici, ayet dikkat etmezse atndan aa yuvarlanmakla kalmaz, ar yararlanabilirdi. nk yer yer karlarna, her iki yanda ykselen am aalarndan yola sarkan kaln dallar kyordu. Biraz ileride bir su alts duymaa balamlard. Derken bulduklar yolun sol taraf birden yamala haline gelip, aa dallar arasndan, kar kayalktan den kk bir elale grnmee balamt.

Burada yol da atallayordu. Onlar sola giden yolu izleyerek, elalenin bana geleceklerdi. Lakin o srada sk ormandan sa yola inen bir ceylan grmler di. Sungur hemen davranarak, terkisinde takl duran yay ve sadandan bir ok ekip, atn o tarafa doru topuklarken, bu arada dnerek sadece; - Ben imdi geliyorum Aa Be! Diye sesleniyordu. Akkartal Sunkur'un bu av tutkusunu tebessmle karlayarak, arkasndan: - Haydi rast gele! Diyordu. Mahmuzlanan at ok gibi ileri frlarken, nal sesleriyle rken ceylan zplayarak, son hzla yol buyu komaa balyordu. ok srmeden her ikisi de gzden kaybolmulard. Akkartal sola sapacak ekilde hareket etmiti ki, arkadan gelen bir atlnn nal sesleri iyice yakna gelip, az sonra aalar arasndan beyaz ksrayla gzel Tangl d gibi kvermiti ortaya. Durmakszn sol yola srerken ise: - Atna gvenen varsa arkamdan gelsin, yaralm! Diyerek meydan okumay da ihmal etmiyordu. Yanlarndan yel gibi geen beyaz ksrak ve gzel Tangl, Akkartal kadar Karaimei de heyecanlandrm, hemen ardndan gemi azya almasna kopmutu. Bu yol, arkadan dolanarak, elalenin yan bana ulatndan, hayli uzundu. O nedenle, Karaimek nden gidenleri ayn dzlkte iri kayalarn arasndan getii imenlik ksmnda ancak yakalayabiliyordu. Akan su az ileride hzla aalara dklrken uultular karyordu. Nihayet arkadan yetien Akkartal, atnn zerinde iken kz kavryor ve az sonra yere, imenlerin zerine brakyordu. Nitekim kendisi de aa atlyordu. Ama Tangl yerinde duracana, biraz nce kaan ceylan gibi sekip, etraftaki seyrek aalar ve allar arasnda kayboluyordu. Akkartal nce duraksam, belki geri gelir diye bekliyordu, ama nafile. Sonra aresiz onu aramaya km, ku seslerinin su sesine kart allar arasnda iz srmee balamt. Bu arada Karaimek ve beyaz ksrak kineyerek yan yana gelmi, imenler zerinde koklayorlard. Hava gnelik ve esasen scakt. Fakat ormann serinletici etkisi bu sca ho bir lmanla eviriyordu. lk denemede baarsz olan Akkartal, geri dnp, atlarn bulunduu imenlie gelmiti. Bu arada dikkatini, ksran eerinin karn altna kaym olduu ekmiti. Bu durum, her halde binicisini zerinden ekerken husule gelmi olmalyd. Hemen atn yanna giderek, kolan zp, eyeri bir kenara koymutu. Tam bu srada suyun aaya dt yerden, bir kadn l yanklanarak ykseliyordu. Akkartal hemen kara imein yanna koup, terkide takl yay ve sada kaparak, sesin geldii tarafa atlyordu. lklar ve imdat ars halen devam ediyordu. Az sonra kayalarn stne ulap, aa baknca, elalenin gllendii yerde, kara bir panterin kkreyerek suyun ortasnda duran Tangl'ne tehlikeli bir ekilde yaklatn grmt. Yerinden uram gibi alan gzlerini kara panterin beyaz iri dilerine odaklam, lklar atan Tangl, yukardan yanklanarak gelen Akkartal'n tiz sesini duyamyordu. Akkartal tekrar ederek: - Tangl! Korkma buradaym! Derken, demir temrenli bir oku, tam karsna den panterin iki gznn arasna nianlayarak yayn geriyordu. Tangl ile panterin aras yarm kula var, yoktu. Srtn kamburlatran panter, avna atlmak zere gerilmiti. Son anda salnan ok isabet ediyor, acyla ayaklanan panter, bu kez ikinci oku sa brnden yerken kvranarak yana, kenarna yklyordu. Akkartal hemen yana atlayarak, orada bulunan msait bir yamatan aaya kayyordu. Bu srada gsne kadar suya dalm olan Tangl, kyya kmaa abalyordu. Akkartal oraya indiinde, o da i amarlar srlsklam, dar km, dehetten titrerken, ona glkle tutunabiliyordu. Akkartal onun gzel ban efkatle gsne yaslayarak: - Geti, tamam geti artk. Korkma gzelim, haydi toparlan yukar kalm! Diyordu. Sonra onu kollarna alp, sa yandaki ini yolundan yukar doru yrmee balyordu. Fakat

az sonra kendini toparlayan Tangl ileriyi gstererek: - u alnn ardnda balm ve sair giysilerim kald, ltfen dur onlar alalm! Diyordu. Akkartal, onu yere indirip, tarif edilen allarn arkasna gitmi ve orada bulunan bindall, ta, yamak ve yeleini alarak geri gelmiti. Sonra el ele tutuarak yukar, iri bir am aacnn altna kadar trmanmlard. Orada yaban otlar ve iekler arasna yan yana, bir sre hi konumadan, ara sra bakarak oturmu, yerde solmaya yz tutan yaban orkidelerini, kuzukulaklarn, menekeleri ve erelti otlar arasnda kouturan karncalar seyretmilerdi. Bylece artk iyice sakinleen Tangl, nihayet konuma inisiyatifini ele alarak: - Aman Tanrm, bir an nasl korktum bir bilsen? Sen olmasan imdi o pantere yem olmu olacaktm. ok teekkr ederim! Akkartal glerek: - Teekkre gerek mi var Tangl? Ben olmasam, sen de burada olmazdn, en azndan bu gn. yle deil mi? u halde ne mutlu ki, grevimi yapabildim. Gzel dilerini aa karacak ekilde glen Tangl: - Haklsn sanrm, ama gene de sa ol ! - Peki, sen de gr! Akkartal, bir an yerdeki otlar kartrrken, dnyordu. Sonra aklna gelen bir fikri dile dkmek iin; - Gryorsun, hi beklenmedik ekilde ve bir anda neler oluyor hayatta, deil mi? Diyordu. Bu sorunun tam mahiyetini anlamayan Tangl, bunu belli ederek, gzel gzlerini ona dikmi, daha ak bir ifade iin bekliyordu. Nitekim Akkartal; - Anlamadn, nk dncelerimin balangcn bilmiyorsun. - Evet ama, anlatrsan ok sevinirdim? Akkartal, o an aklna gelen, nceki bir kararndan tr gene glmsyordu. nk iinden, az kalsn tuzaa dyordum, diyordu. Fakat karsndaki meneke gzler her halinin hesabn soruyor, ne dndn annda bilmek, lafzen duymakta srarlydlar. Bu nedenle, artk konutuu her kelimeye dikkat etmesi gerektiini yeniden kaydediyordu. Demin aklna gelen mahut karar; kadnlarla ve bilhassa Tangl ile mmkn olduu kadar az konumak ya da hi konumamakt nk. Yarenlik fazla uzarsa, gene zor duruma deceinden ekiniyordu. Bunu imdi ona aklasa m aklamasa m, diye dnrken, karsndaki buulu gzler sanki; konu, ne olur konu, diye yalvaryordu. Nihayet Akkartal: - Geen seferi, yani ilk tanmamz ve konutuklarmz, hatrladn m? te o an hatrladm iin gldm. Diye aklyordu. Fakat, bu aklama nazenin muhatabn teskin etmek yle dursun, onu daha bir gcendirmi gibiydi. - Tabii hatrladm, hem de btn detay ile, fakat bunda glnecek ne vard, onu anlayamadm. Derken, Tangl her geen saniye deruni bir krgnla gmlyor, bunun emareleri yznde belirirken, gzlerindeki mutluluk prlts snp, gzel dudaklar arplyor, pembe yanaklar soluyordu. Onu bu halde grmee dayanamayan Akkartal, hemen atlarak; - Yoo, yanl yorumlama hemen gzelim, nk bu gln sebebi ne alay etmekten tr, ne de seninle ilgiliydi. Aksine, tamamen ve sadece kendimle alakal olan bir husustan tr gldm, inan. Diye dzeltmek istemiti. Fakat Tangl hala krgn : - Aman sen de, insan meraktan ldrrsn yani, sylemezsen var syleme! Diye steleyince : - Tamam, tamam syleyeceim; dorusu, bunun sebebi, buraya, yani size ve seni grmeye gelip gelmeyeceimle ilgiliydi. Yani, kararszdm bunun iin. Ama ne var ki, gene son karar hislerimin gds verdi. Oysa mantma gre, yani nceki kararma uyacak olsam bunu

yapmayacak, gene sonraya erteleyecektim. Fakat u merak duygusu yok mu, buna engel olamadm ve sonunda geldim ite. Nasl, umarm rahatlamsndr artk? Tangl, ilk tavizi koparm olmasna ramen, bundan tr duyduu keyfi da asla vurmuyor, bunu iine hapsedip, duyduklarndan tatmin olamam gibi bakyordu. Bundan kast elbette onu mmkn olduu kadar ok konuturabilmekti. Nitekim sun bir esefle yine soruyordu: - imdi buna piman m oldun yani? Akkartal glerek: - Ah sen yok musun sen, sakn sorularnla beni ne duruma drmek istediini bilmiyorum sanma! Tangl bu defa kendini tutamayarak, Akkartal'n tahminini dorularcasna: - Hah hah hah haaa! Diye uh bir kahkaha atyordu. Sonra da bilmiyormu gibilerden gelerek: - Ne hale getirmek istiyor muum seni, anlayamadm. stersen imdi biraz da ben konuaym, sen dinle, olmaz m? - yi, konu, konu ama azndan kana da ltfen dikkat et, tamam m? Tangl muzipe glerek: -Tamam, tamam! Dedikten sonra szlerine devamla: Her eye ramen, beni grmee gelmene ok sevindiimi bilmelisin. nk ben de seni grmek istiyordum, hem sandndan ok daha fazla. Hatta yerini bilmi olsam, daha nce ben gelirdim, bundan emin ol. Akkartal birden atlarak: - Aman ha, sakn yle bir ey yapaym deme. Zaman gelince, ite byle gene gelirim. Sana bir ey daha sylememi ister misin? - Tabii ki, bu sorulur mu hi, ltfen, haydi syle! - O gece ki konumamz hatrlarsn, seni tekrar grmek isteyiim ve buna cesaret ediimin sebebini biliyor musun? - Bilmem, ne idi? - Ayrlrken sylediin son szlerin ve tutumundu buna sebep. Aksi tavr iinde olup, yani metin olup, feragat ve tevekkl edemeyen biri olsaydn, buna bir daha cesaret edemezdim kolay kolay. O gn bana sanki, ok elastik, hatta sonsuzmu hissi veren, uzun ve salam bir bala balanmz gibi bir his vermitin. Ltfen bala. Fakat, bunun senin iin o an ne anlama gelip, nasl bir klfet oluturduunu takdir ve tahminden korkarm ki u an bile acizimdir. - Bunun benim amdan bakla ne anlama geldiini elbette biliyorum. Aklamak istemediim bir sebebi var hem bunun. Kim bilir, belki ileride bir gn bu da olur, tabii eer unutmaz ve bunu bana tekrar sormak ltfunda bulunursan. Akkartal ne soracan dne dursun. Tangl'nn aklndan geebilecekler malumdu. nk kendisine meyil ve hayranln aklad kiiden, ak bir teminat, mit veren bir sz bile alamadan ayrlmak zorunda kalan her gen kza ar gelebilecek bir durumd u bu. Nitekim Akkartal samimi bir ehreyle: - Dilerim. Bunu unutmamay gerekten dilerim. Diyordu. Fakat o an Tangl'n gayr-i ihtiyari bir hzn dalgas saryordu. Bunun nedeni muhtemelen, gene aklndan geen baz dncelerdi. Sonra tekrar konumaa balayarak: - Biliyorum, bu gn, belki biraz sonra kalkp, gene gideceksin. Tanr bilir, hangi uzak diyarlara. Onun iin diyorum ki; ayrlp, gitmeden nce, eer bakaca bir ey sylemek istersen, kulam sende! Akkartal onun esasen hakl olduunu bildii iin, bu tarz konumasndan ister istemez etkilenmiti. Nitekim cevaben: - Tangl, eer aramzdaki o ba katlatrmak ve bir an hepten kopacak duruma gelmesinden korkmam olsam, sana daha neler neler sylemek isterdim, bir bilsen. ok, ok hassas bir konu bu, biliyorsun. Umarm u an aklma gelmeyen, ama daha sonra uur altmda

bir hicran, bir ukde olabilecek, sana iletmek isteyeceim bakaca bir ey yoktur. - Sahi yok mudur? Bir dn bakalm. Eer gerekten yoksa? Bunlar telaffuz eden, Tangl'nn sesinde beliren bir melankolik yank, muhatabnn gnl sarayn bu ana dein koruyan surlar ykp, btn zrhlarn delmi, koyduu btn kurallar lavederek, iinde nlenmez bir ozlama yaratarak; - Peki, peki var! Dinle bak ne diyeceim imdi sana? Demesine yol ap, sonra da onun, insan byleyen gzel yzne bakarak, vurguyla, tane tane sylemee balamt: Uyusaydm bir saati, dmde seni grerek. Bir buse kondururdum gl yanana, iim titreyerek. Ellerim dokunurdu irin ellerine, kalbini hisleyerek. Gzlerim dalard sevda denizlerine gzlerinde, boulmay zleyerek. Yeterdi bana, seni dmde grmek... Bu dizeler, bir kat sava yreinin de ozlap, bunu byle ortaya koyabileceini gstermi, Tangl'n onun umulmayan bir ynyle tantrmt. Bunlar terennm eden tutkulu ses tonu, maukun rikkatli gnln okayp, onu sermest ederek, muhayyel d alemlerinde dolatrmaa yetiyordu. Bu iir serenadndan dakikalar sonra, realiteye geri dnen Tangl, sanki gerek bir dten uyanmasna, buulu gzel gzlerini krptrrken, adeta fsltyla: - Bu harikulade idi. ok, ok teekkr ederim. Diyordu. Akkartal bir yandan onun byle memnun oluuna sevinirken, lakin dier yandan, szn ettii o ban elastikiyetini artk yitirip, lokmalar her an kalnlaan bir demir zincire dnmee balamasna da esef ediyordu. Bu srada aklndan geenleri okumu olan Tangl'nn hazin baklarna dayanamayan Akkartal, onu omuzlarndan kendine ekerek, przsz alnna yumuak bir tesell busesi ko ndurmadan edemiyordu. Sonra kuru giysilerini iaret ederek: - stersen giyin de, atlarn yanna dnelim artk. Hem neredeyse Sungur da kagelir. Derken, yerinden dorularak imenlie doru yava admlarla yrmeye balyordu. Bu arada halen nemli giysileri zerine kuru olanlar da giymekte olan Tangl: - Sahi Sungur nereye gitmiti ki? Diye sesleniyordu. Akkartal yarm dnle ona cevaben: - Hani bana rastladn yol ayrm yok mu, ite orada grd bir ceylann ardndan gitmiti. Sanrm daha sonra burada buluacaktk. Bylece atlarn keyifle yaylmakta olduklar imenlie gelmilerdi. Az sonra gerekten,Sungur da kagelmi, ardndan gittii ceylan terkisinde asl duruyordu. Akkartal'n yannda ablasn da grnce, bir an arm, sonra gevrek gevrek glerek: - Abla hanm, dayanamayp ardmzdan geleceini tahmin etmedim sanma. Diyordu. Sonra avn gururla gstererek; - Siz ne yaptnz? Her halde byle aylak aylak gezelemediniz buralarda? Ona cevaben Tangl; -elalenin oraya git, bak grrsn ne yaptmz! Diye neriyordu. Bunun zerine, henz attan inmemi olan Sungur atn oraya srmt. Az sonra geri geldiinde hayretini aa vurarak: - Vay canna, yoksa o kara panteri siz mi hakladnz? - Akkartal Be vurdu onu, hayatm kurtarmak iin. Dnebiliyor musun, zamannda yetimese, imdi Ablan, o vahi panterin midesinde olacakt. - Yok be! Vay anasn! Akkartal Aa Be, ok teekkr ederim, sana ebedi minnet borluyuz. -Yok canm, daha da neler! O kadar abartma koum, biz sadece gerekeni yaptk, o kadar! - Bunu Noyan babam duyunca ok memnun olacaktr. Haydin, binin de hemen dnelim, olmaz m? Daha sonra ben onu alr, postunu yzp, iini doldurur, senin hatran olarak kuruturum. Derken, kara panteri kast ediyordu. Nitekim atlarna binip, birlikte geri dnmlerdi.

Akkartal attan inmeden yola koyulmak istiyordu. Ama Noyan Arkbua srar etmi, bunu yarna erteletmeyi baarmt. Akkartal o geceyi Arkbua'nn malikanesinde geireceini hi dnmemiti oysa. Lakin, gerek Tangl'nn baklar, gerekse Sungur ve babasnn srarlar sonu vermi, gzel denmi bir odada gnn yorgunluunu atmak iin, peykede serili yumuak bir yn yataa uzanyordu. Nitekim saatler gece yarsn geip, o da herkes gibi oktan derin uykulara dalmt. Fakat gzn henz uyku tutmam biri vard yatanda. Bu, duyduu o dizelerin ve yaadklarnn etkisinden henz kurtulamam olan Tangl'den bakas deildi. Bir ara, yatanda dorulup, ayaa kalkm, bir uyurgezer gibi koridora ynelmiti. Onu uyurken grmek, yan banda oturup, onu izlemek arzusuna kar koyamamt. Nitekim, geni holde bir kedi sessizlii ile yryp, Sunkur'un odasnn nne gelmiti. Onun tam karsnda bulunan odann kapsn yavaa aralarken, kalbi helecanl, yerinden urayacak gibi arpyordu. Nitekim, bir glge gibi yava ve tereddtsz szlvermiti kapdan. Bir an durup, heyecan yatr gibi olmutu. Sonra yumuak admlarla onun ba ucuna yrmt. Pencereden ieri szan ua huzmesinin kayna gkteki dolunayd. Ne anst ki, perde aralndan giren k onun yastktaki yzn aydnlatyordu. O an balayan heyecanla, kalbi delice vuruyor, gs kafesi sanki patlayacakm gibi inip kalkyor, nefeslerine hakim olamyordu. Nitekim daha ayakta duramayarak, yatan bo kenarna oturarak, onu izlemeye koyuluyordu. Gl kollar bann altnda apraz uyurken, adaleli geni gs muntazam aralarla inip kalkyor, rahat ve uzun aral nefesler alyordu. ylece durup, zlemli baklarla onu uzun uzun seyretmi, ayrlma vakti iin karar veremiyordu bir trl. Vakit ok ilerleyip, nihayet ayrlma karar alabilmiti. Lakin daha nce, neye mal olursa olsun, ondan bir veda pc alacakt. Nitekim, kalbi helecanla feveran ederek, zerine eilip, atein dudaklar temas etmiti. Bu tutkulu aka sadece, ezeli yrngesinden bakmakta olan ay dede ahitlik ediyordu. Nitekim tekrar kendi yatana uzandnda horozlar tyor, sabah oluyordu.

Tanr Dal Akkartal 3. Blm


Kam Bilge Ata/Bizans yolunda/Krgzlar tken tahtn alp Gktrk Devleti yklyor Hsrev zel Yorgo: - Ben ahsen aileden bir Ortodoks'um. Ama dostum Arpad bir istisna adeta, nk lkesinde atalarnn din ve tresi oktan terk edildii halde, o bir " Son Hunlu "dur. Akkartal bu "Son Hunlu" nitelemesi zerinde durarak Yorgo'ya: - Yani imdi Arpad dostumuz "Hun" aslndan m gelmektedir?

BLGE ATA Akkartal Bat istikametinde yol alrken, tken'den ayrlal gnler olmutu. Drt nl Kamdan ncs Bilge Ata ile muhakkak grmek istiyordu. Ulutolga bunu bilhassa nermiti. Bilge Ata, Yedisu civarnda, Zengibar danda bir maarada mnzev hayat srmekteydi. Oraya varmak iin, Altaylar ve Tarbagatay dalarndan amas gerekiyordu. Tengri Da'nn kuzeyinden ap, Trgiler diyarna ulamt. Buradan yola devamla, Balasagun ve Fergana zerinden geerek, Semerkant ve Buharaya kadar gidecekti. Aslnda, nl kamlardan drdncs olan Kra Ata'y da grmek istemi, lakin onun Kagar civarnd bulunuu, bunu daha sonraya ertelemesini gerektirmiti. Hem nasl olsa Kam Kl Erkin ona uram, lke ahvali ve gidiatndan haberler vermitir, diyordu. Nihayet Yedisu'ya ulatnda glgeler douya doru uzanyor, gn akam oluyordu. Ufukta ykselen Zengibar Da, uzaktan sisler ve dumanlar arasnda bir siluet gibi grnyordu. Biraz nce dinmi olan yamur yerleri slatm, amurdan kanmak isteyen Akkartal, yoldan kenara karak, atn otlu bozkrdan sryor, karanlk basmadan varmak istiyordu oraya. Bozkrn ortasnda ykselen bu da, esasen ok yksek saylmazd, etrafta baka tepelerin

olmay, buray olduundan ok daha yksekmi gibi gsteriyordu. lk anda koyu yeil grnen etekler, yaklaldka deiik ton ve nanslara brnyor, mor ve turuncu kesimler, o yredeki yaban kavaklarnn hazan yaadn iaret ediyordu. Kk patikadan trmanarak ulat bir dzln tam ortasnda, sarp ve kayalk bir tepe daha ykseliyordu. Sradan atlarn kolay kolay kamayaca bu yoku, Karaimek iin pek bir sorun tekil etmiyordu. Da keileri gibi mahirane trmanan evik at, nihayet zirveyi oluturan devasa kayann dibine gelip, durmutu. Bilge Ata'nn barna olan maara ite bu yaln kayann brnde bir yerde olmalyd. Bu srada kartal, bu ulu kayann semasnda biteviye daireler izmekteler di. Akkartal atndan inip, onu, yerleri dolduran uzun yaprakl otlarn, mayho kuzu kulaklarnn tadna bakmak zere serbest brakyordu. Kendisi daha yukarda bulunan maara giriine trmanmaa hazrlanyordu. Terkisinden, Kam iin zel olarak getirdii baz eyann bulunduu kk deri torbay alarak, yukar doru trmanmaa balamt. Bir sre yoku trmandktan sonra, sola dnnce maara girii nihayet grnyordu. Ayn anda, yan yana duran iki boz kurdun arasnda, orta boylu ak sakall, nur yzl bir adam beliriyordu. Kurtlar hrlayarak atlmak istiyor, lakin emir bekliyormu gibi, yerlerinden kprdamyorlard. Bu adam Bilge Ata'dan bakas olamazd. Gelen olduunu bir ekilde haber alm, maarasnda yanan ate bandan kalkp, bakmak iin dar kmt. Ulutolga'nn bu isimde bir rencisi olduunu elbette ki o da iitmi, lakin henz ahsen tanmyorlard. Buraya yle, her aklna esenin gelemeyeceini bildiinden, bu gelenin ancak bir tandk tavassutuyla burada olacan kestiren Kam, aa doru seslenerek: - Hey, sava kimsin, burada kimi ararsn? - Adm Akkartal, size hocam Ulutolga'nn selamn getirdim. Destur olursa yukar gelmek isterim. Ulutolga'nn adn duyan mnzevi Kamn gzlerinde bir sevin prlts uumu, sonra eliyle hemen yukar gelmesini iaret ederek, ieri girmiti. Bu srada, irikym boz kurtlar da bir biri ardndan aa doru komu, kuyruk sallayarak Akkartal'n yanna gelmilerdi. Sonra adeta ho geldin eder gibi, ayaklanarak, akacktan onun elini kolunu srmaya balamlard. Nitekim Akkartal' brakp, sanki etraf kolaan etmeye memur edilmiler gibi, oradan ayrlmlard. Akkartal yukar ktnda, maarann kaya kntlarna tnemi bir ka kartal daha grmt. ok dikkatini eken bir ey, Bilge Ata'nn bir bakma Ulutolga'ya benzemesiydi. Akkartal bu benzerlie ararak, bir ara onlarn ikiz karde olabileceklerin i bile dnmt. Bu srada misafiri iin maarada yanan ate banda klbast yapmakla megul olan Kam, onun ieri girdiini fark edince dorulmu ve efkatli bir ses tonuyla onu buyur ederek : - Ho geldin oul! Hele ge otur, nce bir gzel karnn doyur, sonra konuuruz! - Ho bulduk Bilge Atam! Sa olasn, cidden hayli ackmtm. Derken, ate banda serili bir ay postunun stne bada kurup oturmutu. Bu srada korlam atete czrdayarak pimekte olan etlerden yaylan nefis koku itah kamlyordu. Pierek, artk yenecek duruma gelmi olan etlerden iri bir paray, maasyla kavrayan Kam, bunu hemen ona uzatmt. Geyik eti olan bu klbastlar kadar lezizini baka hi bir yerde yemediini teslim ederek, karnn doyuran Akkartal, merakndan: - Bu ne etiydi, Bilge Atam, ok lezizdi eline salk? - Geyik etidir oul. Yoksa imdi de bunlar, bu yata nasl avladm m soracaktn? - E, ey... Diye tereddt eden Akkartal, gerekten bunu dnmt. - Tamam, tamam anladm. Ama bu ileri kendim yapmam, av etmek yardmclarmn iidir nk oul! - Demek baka yardmclarnz da vard? Onu, yalnz yayor diye sandndan, bu ifade karsnda hayli aryordu. Fakat, Bilge Ata'nn glerek;

- E, tabii, insan yapa yalnz da yaayamaz ki bu da banda oul. Yardmclarm, ite o grdklerin, yani kurtlar ve kartallardr. Derken, bu cevap, Akkartal'n aknln hayrete eviriyordu. Nitekim: - Demek bu kurt ve kartallar yle mi? - Evet. Onlar benim can dostlarm ve yegane yardmclarmdr, hem uzun yllardan beri byledir bu oul! Bilge Ata bunu derken kvanla glmsyordu. Akkartal'n hayreti onun houna gidip, gururunu okam olacakt. nk bir insan olu olarak, kurt ve kartal gibi byle vahi ve asil hayvanlara sz dinletip, hatta onlarla dost olabilmek her baba yiidin harc olamazd. Bunu baarabilen bir kiide bulunmas gereken iradi g ve ruh derinliini lmek imkanszd her halde. - Koca Tolga nasldr, ne haldedir oul? Brak bunlar da biraz da aziz dostumdan bahset imdi bana! nk yllar geti gremedik halen bir trl. Diyerek, konuyu deitiren Bilge Ata'ya cevaben Akkartal: -Hocam, krolsun Gktanr'ya ki, shhat ve afiyet redirler Bilge Atam. Tedrisata devam etmektedir el'an dergahta. kacam yolculuktan nce size muhakkak urayp, fikir danmam salk veren de kendisi olmutu zaten. Akkartal'n yolculuktan bahsetmesiyle hemen ilgilenen Kam: - Ha, sahi yolculuk ne tarafayd, yoksa gney-batya doru mu uzanmak niyetindeydin oul? nk Tolga, olsa olsa bu nedenle beni salk vermitir, zira bilir ki, biz de bundan hayli zaman nce, senin gibi at srtndan inmez, dnya kazan biz kepe, acunu diyar diyar gezer, dolar idik. -Benimkisi, gezip grme meraknn yannda, biraz da zorunluluktan kaynaklanyor Bilge Atam. cap eden bir aratrma ve keif gezisi diyebiliriz buna. - Ya, demek yle, ne hakknda bu peki? - Treler, yreler ve dinler hakknda. Budunun youn ilgi ve dikkatini eken Musevilik, sevilik ve Mslmanlk dinleri hakknda. ncelikle eski bir gezgin olarak, sizin bu konudaki malumatnz renmek isterim. Tabii, lutf ederseniz Bilge Atam? - Bundan yllar nce bir seyahatimde, bu konularla bir Hintli ve bir Arap Bedev'si araclyla tanp, onlardan dinlemitim. Tanr tarafndan gnderildiine inanlan Yalvalardan (Resul) renildii iddia edilen dinlere semav dinler denip, bunlar, demin saydklarnd. Anladma gre bu dinler, kaynak ve usulde bir, sadece pratikte baz deiiklerle ayrlyorlarm. Mevcut ve yaayan sair tre ve dinlere ise, tabii dinler, yerel inanlar diyorlar. Durum imdi nicedir? Zaman iinde deimeler olmusa, bunlar nedir, bizzat grmek, sanrm en iyisi olur oul. Vaktin olursa bir ara gene bana urar, gzlemlerini anlatrsn. Ama hi deilse, yolda yarar olacak baz somut eyler verebilirim sana. Onlar byle konuurken, biraz sonra batmaya balayan gne, dou semalarn eflatuna boyam, cephesi gneydouya bakan maara, giderek karanla gmlmekteydi. Bilge Ata, yanmakta olan atete tututurduu mealeyi, yukarda bir oyuu sokmu, ierisi olabildiince aydnlanmt. Bu arada Akkartal maara kna gitmi, oradan dar bakmaktayd. Bunu gren Bilge Ata: - Ne o, atn m merak edersin yoksa oul? yle ise buna hi gerek yok. nk grdn o kartal ve kurtlarn korkusundan yaklaan olmaz buralara. in rahat olsun. Diyerek onu temin etmekte ge kalmamt. Derken tekrar ate bana oturmulard. Bu arada Bilge Ata, iri bakr bir bakratan, topraktan yaplma aydanla su aktarm, bunu atee koymutu. Onlar sohbet ederken, su da kaynamt. Bilge Ata: - Sana, buraya zg bir ay demliyorum imdi oul. nk kmz pek bulunmaz buralarda. Hem bunun yeri gene de ok bakadr ya. Buna Zengibar ay derler. Her bakmdan yararl

olan bu nimet iin ulu Tanrya ne kadar kredilse yeridir. Aatan oyma bir kavanozdan ald yarm avu ay, kaynam suya boca etmi, sonra onu atee yakn bir kenara, dem almak zere koymutu. Akkartal bu vlen ay bir an nce denemek iin sabrszlanyordu. Nitekim hazr olan ay, maun oyma amaklara konulup, iilmee hazr hale gelmiti. lk yudumdan sonra, ayla ilgili izahatna devamla Bilge Ata : - Bundan sana da vereceim oul. Yolculukta iine yarayacaktr. yle ki, bu aydan bir ka yudum alan, alk ve yorgunluk nedir bilmeyecei gibi, iyi bir tasnif ve tahayyl yetisine erierek, uzun yollar boyunca bile yalnzlk ekmeyecektir. Diyordu. Buna memnun olan Akkartal, merak daha da artarak; - Bu tam benim aradm eymi meer Bilge Atam. Ayn etkileri hissedebilirsem ne ala! - Bundan hi kukun olmasn oul. Nitekim, ilk defa denedii bu aydan ard arda bir ka yudum alan Akkartal, biraz sonra beyninde deiik bir kprdanma hissedip, zihninde daha nce hi duymad oluumlar duymaa balamt. Ald bir ka yudumdan sonra yerinden kalkma ihtiyac duyarak: - Hissettiim ilgin bir etki var Bilge Atam. imdi biraz darya, mehtaba bakacam. Demiti. Bunu bekledii anlalan Kam, tebessmle: - Tabii oul, tabii, buyur dilediin gibi yap! Maara azna gelen Akkartal, burada d cephe nne oturup, geri yaslanarak, ban yukar kaldrmt. Gzlerinin nne serilen manzara muhteemdi. Dolunay sanki bana beyaz ipekten esiri bir serpu dolam gibi haleli, sema viyolet mavisi ve renk o denli youn ki, ay normalin bir ka misli byklnde ve uzayda, kendine has bir mekana alan sihirli, tnelimsi bir kapy andryordu. Burada yaayp da mistik hayallere dalmamak mmkn olamazd. Sanki kinat onunla yz yze konuarak srda olmak ve btn gizemlerini amak istermi gibi yaknd. Havadaki bulutlar gelii gzel olmayp, adeta bir ressam frasndan kan, boyutlu cisimleri biimliyor, devasa filler, kartallar, leylekler, zrafalar hareket halinde, saa sola devinip durmaktalard. Bu denli pitoresk bir mehtab ilk defa seyre dalmann hazzyla uzun sre sessiz kalan Akkartal, nihayet aklna en bir dizi soru ve aklamay paylamak iin ate bana, Bilge Ata'nn yanna dnmt. - Bilge Atam, mehtabn buradan grn bir harika. Buralardan ayrlamaynzn gize mi, sanrm anlalyor artk. - Haklsn, galiba bunun iin seviyorum buralar oul. Ama zaman zaman sizlerin hayatna gpta etmiyorum deil ha. - Size sormay ta bandan beri istediim bir husus var, destur verirseniz ? - Elbette oul, ona ne hacet, buyur sor ne soracaksan? - Size, neden Bilge yerine, Bilge diyorlar? Bu soru Bilge Ata'y seslice gldrm, nitekim: - Oul, bunun cevabn o, hocanz olacak kftehordan sorsan daha iyi olurdu. Ama ne var ki, imdi burada deil ve bize dyor bu i. Evet, doru ekli senin dediin gibidir. "Bilge" lakabn talebelik yllarmzda Tolga takmt. Bylece srp bu gne geldi ite. Bilge Ata'nn bu izahatndan sonra bir sre sessiz kalmlard. Akkartal bu arada yarn sabahla balayacak olan yolculuunu ve geecei yerleri dnmt. Nitekim sessizlii bozarak; -Bilge Atam, grmemi bilhassa salk vereceiniz yerler var m, diye sorsam ne derdiniz? - Tabii ki vardr oul. Mesela, Batllarn Kostantinopol dedikleri bir yer vardr, orasn gidip grmeni isterdim. Dorusu uzaktr, ama o zahmete deer. Buras ayn zamanda sa dini, dier adyla Hristiyanln dou merkezidir. Bir de bat merkezi Roma vardr. Mekke, Kahire, Atina ehirleri de vardr. Ama bunlar da uzaktr. Ancak, artlarn elverirse git heps ini gr, derim. Bir sre daha bylece sohbet edip, yatma vakti eriince, mevcut ay postlarna brnm,

huzur iinde uyumu, sa selim sabah bulmulard. ay ve yemekten sonra vedalam, Bilge Ata, ceylan derisine yaplm bir harita ve torba dolusu Zengibar ayn eline tututurmu, gene grmek dilei ile ayrlmlard. Aada, kendi haline brakt atn yerinde ve sapa salam ayakta bulunca sevinen Akkartal, onu bir insanmasna selamlayp, sarsn okam ve koumlarn vurup, elindekileri heybenin bir gzne koymutu. Bu srada Bilge Ata ve kurtlar ayn yerlerinde durmu, yukardan izlemekteydiler. Nihayet at binip, yukar el sallayarak onlar son bir kez daha selamlayarak, hareket etmiti. lk ura Almaata'dan sonra Tokmak, Balasagun ve Fergana ya varm, sonra kuzeye ynelerek, Talas yaknlarndan gemiti. Burada edindii bilgiler, duyduklarn tasdik eder vaziyetteydi. Bir sava olup, salanan Arap ittifakyla, in igali artk kaldrlm, daha nce dman olarak grlmelerine ramen, bu kan deiip, ilikiler yumuamaya balamt. Buradan tekrar gneye ynelip, nl ehirlerden Takent, Semerkant ve Buharaya varm. Buralarda urad lteberler, dou Ulu Kaanl hakknda sylediklerinden pek memnun olmazken, kendi ynettikleri ahalinin huzursuzluunu da izah edememilerdi. Buradan yola devamla Merv, Nesa, Grcan, Teberistan ve Reyden kuzeye ynelip, nihayet Tebriz'e ulamt. Buras, Turan illerden Azerbaycan'n byk ve mamur kentlerinden biriydi, lakin, siyas ynetim Araplara gemi olup, Mervan isimli bir Emel Valisi tarafnda idare ediliyordu. Talas yengisinde pay sahibi olan Araplar, bunun sonucu itibar ve nfuz sahibi olmu, ahalinin sosyal hayatna dorudan etki ediyorlard. Bu etkiyi en barizinden, ar-pazarda dolaan kadnlarn giyimlerinde grmek mmknd. Kimi kadnlar, gzleri hari, tm bedeni rten, araf ve peelere brnrlerken, kimisi sadece yz ve ellerini akta brakacak ekilde rtnmlerdi. Etrafta belli yerlere, Mescit ad verilen yeni mabetler kurulmu, mimari grkemi haiz bu binalar, toplu ibadet iin almlard. Buralara bilhassa erkeklerin gidip geldikleri grlmekteydi. Ancak ahaliden ou henz din deitirmemiti. slamlk'ta bu bakmdan zor kullanmak yok, fakat daha ziyade milli-siyas amalar gzeten Vali Mervan, bu kural keyfince uyguluyor, yerine gre uymak iine gelirken, yerine gre uymamay yeliyordu. Nitekim zorla Mslman ettii eski ynetici ve nfuz sahi bireyler vastayla fiili idareyi ele geirip, sair halka ho grnr duruma gelebilmiti. Alicenaplk iin, onlar din deitirmee zorlamamak bile yetebiliyordu artk. Buna maruz kalanlarn her trl angarya iin yapmna raz olaca belliydi. Byle bir durumda slam' kabul etmi olan kimi Beylerin, takiyye yaparak, durumlarn dzeltip, kendilerini baskdan kurtardktan sonra, gene eski inanlarna dndklerine bile rastlanyordu. Nallarndan biri dp, dierleri ksmen eskimi olan at yedeinde, yryen Akkartal, onu nallatmak iin Tebriz sokaklarnda dolayor, bu arada usta bir nalbant aryordu. Nitekim, evresinde haar ocuklarn oynat, devasa emsiyeyi andran ulu bir narn altnda, grd kurnasndan akan sularn doldurduu havuzlarndan atna su iirmek istiyordu. Kk kurun (havuz) bunun iin yaplm olup, atn doruca onun bana ekmiti. Berrak suya eilen at imee balarken, Akkartal sla almaa balamt. Bu slk at iie tevik ederken, kuyruk ve kulak hareketleri atn duyduu hazz gsteriyordu. Etrafta oynaan ocuklarn dikkatlerini eken, her haliyle farkl grnen bu atl, oyunlarn kesip, ona yaklamalarna sebep olmutu. ocuklarn merakl baklarna glmseyerek karlk veren Akkartal, su imekte olan atna slk almaya devam ediyordu. Bu hareket, on -on iki yalarnda akr gzl bir olann dikkatini bilhassa ekmi olacak ki, yanndakilere hitaben, hayretle: - Grdn m Yaman, bu yabanc tpk bizim gibi yapyor? Demesine yol amt. Akkartal'n slkla ald "su iiren ezgi" dalga dalga srp giderken, Karaimek daha bir keyifle imeye devam ediyordu. Nitekim slk kesilince, at da dudaklarn aprdatarak, ban sudan kaldrp, saa sola sallyordu. Her molada olduu gibi, gene atnn ban, gr yelesini, gelikin kaslarn efkatle okam, onu tekrar yedeine alarak, uzaklamaya balamt. Az sonra arkasndan seslenen biri:

- Beim, nalbant ararsan u ilerden saa sapnca, hemen karna kar! Diyordu. Bu akr gzl ocuktan bakas deildi. ocuklar nce emenin banda dururken, imdi ona yaklamaa balamlard. Nitekim Akkartal : - Nalbant aradm nereden bildin? Bunun zerine ocuk glerek: - Elbette ki atn yrmesinden anladm. Bizim atmz da var beim. Demin aldn slk, ne Arap ne Fris olmayp, bizim budundan biri olacan dndryor, ama? - Ya, demek yle? Peki, sizlere ne denir, kimlerdensiniz? - Mene andar derler, u karndam lkut, bu da taydam Yaman. Hepimiz Ouz-Bozok boyundanz. Aam ya sen? - Men de Ouzdanm! Bu yant hepsini glmsetmiti. Sonra Akkartal akr gzl ocua: - Haydin, imdi o nalbandn yerini gsterin ki, size birer dl verem, tamam m? Bu neriyi sevinle kabul eden ocuklar hemen koturup, ne gemi, nitekim az sonra nalbant dkkanna gelmilerdi. Kemerinde takl keseden bir avu gm karan Akkarta l, bunlar ocuklara datm, sevinle oradan ayrlmlard. ocuklarla konumasn izlemi olan Nalbant, onu kapda karlayarak, saygyla buyur etmi, at iin gerekenleri zenle yapmt. Bunu beenen Akkartal, Usta'nn emeini ziyadesiyle karlam, m emnuniyetle ayrlmlard. Ta deli ehir caddelerinde bir sre daha dolaan Akkartal, nihayet tavsiye edilen hann kapsnda durmutu. Atn orada hazr bekleyen han seyislerine teslim ederek, ierdeki ahaneye girmi, yemek iin bo bir masaya oturmutu. Buras hayli byk ve ilekti. lk i, smarlad etli pilav, salata ve revani tatlsndan oluan bir yemek yemi, sra etrafa gz gezdirmee gelmiti. evrede yirmiden fazla masa vard. Bunlarn etraf trl meslekten adamla evriliydi. Kimi yiyor, kimi iiyor, kimi sohbet ediyordu. Nitekim ieri giren bir adam, Akkartal'n gzne taklp, ilk anda onu tan birine benzetmiti. Ama kime? Banda ak kahverengi sark ve belinde haneriyle onu, talihsiz yolculuk arkadalarndan merhum Mirza'ya benzetmi olmalyd. in garibi bu adam, evre masalarda bo yer bulunmasna ramen, doruca onun masasna ynelmi, az sonra da yanna gelince: - Bir mahsuru yoksa oturabilir miydim beim? - Hayr. Elbette, buyurunuz. Masaya oturan adam a yaman beklerken konuuyordu: - Burann yemekleri iyi olur. Ben Tebriz'e her gelmemde burada konaklarm. Sizi ilk defa gryorum. Akkartal cevaben: - Bu zaten ilk geliimdir. - Gn dousundan geldiiniz belli, sanrm bir gezgin olmalsnz, belki de bir eli, yoksa yanlyor muyum? Adamn tahminleri Akkartal' artacak denli isabetliydi. Nitekim, hafif yadrgl bir tebessmle, cevaben: - Tahminleriniz yerinde. Siz de bir tacir olmalsnz. Adam yadrganmaya aldr etmiyordu. Ayn tarz konumayla cevap veriyordu. - Evet, doru! Peki ama nasl anladnz bunu? - Bir rastlant her halde. - Nasl yani? - Bana birini hatrlattnz, sanrm ondan tr. - Kimi, nasl birini? - sfahanl bir taciri. Bunu duyan adamn merak birden artarak: - Demek yle. O da Fris miydi yoksa?

- Evet. Hem, ne rastlantysa, d grn bakmndan size benziyordu. Bu szler adam iyice heyecanlandrmt; - Ad neydi onun peki? - Mirza. Evet Mirza'yd talihsiz dostumun ad. Neden sordunuz? - Talihsiz mi dediniz, ona ne oldu ki? Byle diyorsunuz. Derken, adam endielenmee, hatta zlmee balamt. Sakn onun bir yakn olmasnd? Akkartal bu sansn gidermek iin: - Onu tanyor muydunuz yoksa? Oysa tarif bile etmedim henz. Adam son derece kaygl bir sesle; - Korkarm evet. Ama gene de inallah korktuum gibi deildir, diyorum. Szn ettiiniz kiinin bana kt bir ey gelmie benziyor. "talihsiz dostum" demeniz buna iaret ediyor. Hayli zamandr haber alnamayan kardeimin ad Mirza olup, o da benim gibi douya, batya seyahatler eden bir tacirdir. Akkartal, adamn bu szlerinden sonra aksi tesadf iyice anlam, onun adna zlm, sonra olan biteni ksaca nakletmiti. Nitekim duyduklarna ok zlen adam: - Vah zavall kardeim vah! Demek yle oldu ha? - Evet maalesef. - Her eye ramen, kaybolan zavall kardeime dair akbeti renmeme vesile olduunuz iin size teekkr ederim. nk devaml merakta kalarak, kaygyla yaamak daha elem vericiydi bizler iin. Aralarnda bylece balayan konuma, konular deierek, uzunca bir sre devam etmi ve nitekim Mirza'nn byk kardei olduu anlalan Cihangir: - Demek Bizans'a gitmek istiyordunuz, o halde size bir dostumu tantraym, nk kendisi byk bir kervanla oraya gitmek zere yola kacaklard. sterseniz birlikte gidersiniz. Bir hafta sonra bizim kervan da yola kacak. - Ya, yle mi? Fazla vaktim yok, o nedenle, ben bugn yola devam edeceim. - O halde imdi buyurun yanlarna gidelim. ehrin bat kapsndaki byk kervansaraydan neredeyse yola kmak zeredir onlar da. Bylece masadan kalkp, kendilerini saygyla yolculayan hancya bir miktar bahi veren Akkartal ve Cihangir, atlarn alp doruca kervann bulunduu yere varmlard. Kum tandan yaplm olan kervansarayn yksek ve geni cmle kaps, ok sayda oymal penceresi, yirmi kubbe ve on tonozlu byk bir dam vard. ndeki geni alanda, takriben yetmie yakn kii ve bir sr deve, at ve katrla karlamlard. Etraf akasya, ceviz, nar ve servi aalaryla evrili bulunan meydanlkta toplanm olan kervan, yklenerek, harekete hazr hale getiriliyordu. evreye ylm olan ticaret mallar, rule yaplm hallar, ipek toplar, baharat torbalar, misk-i amber kutular ve sair eya, develere yklenirken, aalarn altna kurulu sayvanlarda oturmu, yemek yiyen, sohbet eden bir sr kadn-erkek, oluk ocuk vard. nsanlar bir sayfiye havas iindeydiler. Cihangir, ileri gelen zevata Akkartal' takdim edip, ayrlmlard. Az sonra da, gelmesi beklenen kervan muhafzlar skn edip, hep birlikte hareket edilmiti.

6.Blm BZANS YOLUNDA MOLA SOHBETLER Akama kadar durmakszn yol alnarak, henz gne batmadan etekleri dz ve geni bir otlakta biten yeil bir korunun eteinde ilk molay vermilerdi. Buras onlarn daimi mola yerlerinden biriydi. Yre her bakmdan elverili olup, kervanclar etraf gayet iyi tanmaktalard. Ykler hemen indirilip, hayvanlar otlaa salnrken, evredeki uygun yerlere adrlar kurulup, nlerine ateler yaklmaktayd. Muhafzlar evreyi kolaan ederken, kervan

cariyeleri gayretke, trl yemekler hazrlamaa girimilerdi. Cihangir'in dostu Cbir zengin bir tccard. Kervanda mal bulunan iki arkada daha vard. Bunlardan biri Ermeni asll Agop, dieri Musevi Salamon'du. abucak kurulmu olan ssl sayvanda, yerlere serilen hal ve kilimler zerine atlan minderlere oturup, ortaya konan byk bakr bir sininin etrafn evirmilerdi. Bir yandan zarif fincanlarda cariyelerce sunulan yemen kahveleri iilirken, bir yandan latife ve nkte dolu sohbetler balyordu. Akkartal ayet kervandan ayr ve yalnz gidecek olsa, imdi en az drt misli fazla yol kat etmi, olacakt. Lakin, o lke corafyalarn gezmekten ziyade, insanlarla grp, tanarak belli bal konular zerinde gzlem yapmak istiyordu. Bu bakmdan byle bir ortam onun iin biilmi bir kaftan saylrd. Buna, bir bakma merhum yol arkada Mirza ve sonra onun biraderi vesile olmu, dolaysyla onu minnetle anyordu. Cbir ve tccar arkadalar orta yalarn hayli am, olgun, gn grm ve neeli insanlard. Akkartal onlar ismen tanm, bunun deve yryyle alnan bu uzun yola deecek bir mavereye yol aacana imdiden kani olmutu. Nitekim Cbir, aniden aklna gelmi gibi: - Akkartal Be, Cihangir Bizans'a gitmek istediinizi sylemiti, lakin, sebep neydi buna diye sorsak? Akkartal, karsnda bada kurmu olduu halde oturan Cbir'e cevaben, anlayla: - Cbir Efendi, Oraya, fikrine bilhassa deer verdiim birinin tavsiyesi zerine, gezip grmek ve ayn zamanda Ulu Kaan Moyen or'a fahri eli olarak, Bizans mparatoru ile grmek zere gidiyorum. - Ya, ylemi, ok ilgin! Szne devam eden Akkartal; - Bunun dnda baka bir arzum da buralara has inan ve treleri aratrmaktr. Diyerek, asl maksadn aklamt. Bu cmlesine neeyle ilk karlk, Cbir'den geliyordu; - Ya, ne kadar ilgin! Dahas tam yerine rastlad dostumuz, yle deil mi arkadalar? Diyerek tekilere bakmt. Bunun zerine kr sal, Salamon: - Ben de uzun yol boyunca ne eder, molalarda neler konuuruz, diye dnyordum. Desenize ki, sohbet konusu bol olacak! Ermeni asll Agop neeyle glerek: - Bre, al benden de o kadar! - Akkartal Dostumuz belki bilmez, biz mz ayr ayr dinlere mensup, ok da iyi arkadalarz. Derken kvanla glmsyor, tekilere bakyordu. Akkartal; - Takdire ayan bir olay. O halde bu konular, sohbetlerinizde geiyor olmal ? - Elbette, bizde herkes fikrini aklamakta hrdr. Kimse kimsenin dinine karmaz, yermez. Ama aramzda latife eksik olmaz, taklrz bir birimize dosta. Diye cevap veren Cbir idi. nsana, din ve tresinden zorla bahsettirilemezdi. Akkartal bu konuda konuacak gnlller aryordu. Burada umduundan iyi bir kaynaa rastlam gibiydi. Nitekim Salamon kendini tantarak: - Akkartal Efendi, arkadalarmn bildii gibi, ben ok sofu bir Musevi deilim, ama gene de dinime balymdr evvel Yehva (Yahova), ne de olsa en eski, dolaysyla en hakiki olandr bizimkisi bu dinlerin. Diyerek, sun bir kurum ve azametle etrafndakileri szm ve szlerine devamla; umarm buna kimsenin bir itiraz olamaz! Diye eklemiti. Salamon'un bu szlerini tebessmle karlayan Akkartal, dierlerinin tepkilerini okumak iin onlara bakyordu. Nitekim buna ilk itiraz sev (Hristiyan) olan Ermeni Agop'tan geliyordu: - Yo, Yoo! Salamon efendi, bak ite burada hakszsn. Niye dersen, nk dininizin daha eskiye dayanyor olmas onun ayn zamanda en doru olduunu hi gstermez. Hem o en hakiki diye nitelediiniz din, eer cidden doru olmu olsayd, Rabbn Olu sa'y armha

gerer miydiniz. Deil mi ya? Salamon sath bir krgnlkla: - Amma yaptn bre Agop, sa'y armha gerenin bizimkiler olduunu sana kim demi? Onu biz deil, Romallar ldrmtr bir kere! Dedikten sonra muzipe glerek; -Hem o yalancnn tekiymi canm; yok Rabbn oluymu, yok babasz dnyaya gelmi imi, bu konuda bir yn safsata uydurulmu. imdi niye kimse babasz domuyor mu peki ama? - Salamon Efendi, Salamon Efendi, szlerini tart biraz da yle konu, tamam m. nk o, kendisi "Ben Rabbn oluyum" diye hi dememitir her halde. Onu ekemeyip, mahkum ettirmek isteyen sizinkiler yle uydurmu olmallar bunu. Bir de baz fanatik cahiller. nk onun ortaya koyduu mthi mucizelere baka trl bir mn verememi olacaklard. Hem lleri bile diriltebilene sen olsan ne derdin onlarn yerinde ki? Diyen Agop, onun cevap vermesini beklemeden szlerine hemen devamla: Her halde Yehva'nn ta kendisi derdin, deil mi? Salamon umursamaz bir tavrla: - Aman, bre Agop Efendi, sen bunlar cidden olmu eylerden mi sayarsn? Hi demez misin, lleri dahi diriltebilen hi ldrlebilir mi, buna kimin gc yeter, diye? Agop vakur bir eda taknarak: - Bu, bir itikat meselesidir Salamon Efendi. Kald ki, sizinkiler zaten onu ldrememilerdi, nk o, daha sonra gene dirildi ve Rab Baba tarafndan gklere karld, ta ki zaman gelip, tekrar yer yzne dnnceye kadar. Salamon glerek: - Ya, ne zaman gelecekmi peki o zaman? Agop: - Dedik ya ite, kyamet gne yaklama vakti geldiinde. Gelme tarihini de biz deil, Rab bilir gene. Salamon yzndeki umarszlk ifadesiyle: - Geri, ne onun ne de o zamann gelecei falan yok ya, ama diyelim ki bir gn kp, hayr, inip geldi gkten. Peki ama, o zaman onun sa olduunu nasl anlayacaksnz Agop Efendi? Agop bu defa tevekkl ederek: - Hele o bir gelsin de, anlarz her halde bir ekilde gelenin kim olduunu. Burada Cbir sze girerek: - Hayret, Mslmanlar olarak oysa biz, sa Aleyhisselamn yerine, ona benzeyen bir haydudun armhta ldne inanrz. Sizin ifadeleriniz neden byle anlayamadm. Derken, teessf ediyordu. Bu konu aralarnda ilk kez alm olmalyd ki, kimse dierinin bu konuda nasl inandn bilmiyordu. Salamon, Cbir'in bu szleriyle Agop'u desteklemi olmasna tepkiyle: - Cbir Efendi, mademki ona katlyordun, o halde az nceki sorulara neden cevap vermedin, anlayamadm. Cbir: - Hangi sorular kast ediyorsun? Salamon: - Bunlar yeniden mi tekrarlamal. Sizin kitabnz ya da Peygamberiniz, sa'dan bahsederken, ona Allahn olu ve yeniden gelecek mi, diyor? Buna cevaben Cbir: - Esasen, sizlerin bu konulardaki ahsi tartmalarnza katlmak istemezdim, ama bu mevzulara dair bizim kitabmz, her halkarda sizin kitaplarnzda geenlerden daha farkl ifadeler ierir. Kur'an'a gre Allah trl yaratma rnei vermi; Ademi ana ve babasz, sa'y sadece babasz, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed ve dier insanlar ise hem anal hem babal yaratmtr. Agop: - imdi Salamon Efendi, acaba pek beyendikleri Mose'lerinin (Musa) aslnda adam ldren

bir katil olmasna ne diyecekler bakalm? Salamon: - Musa Efendimizin birini ldrm olduu dorudur, fakat onun bunu neden yaptn bilmeyen cahiller ite byle, sanki o, sradan bir katil olup, durduk yerde cana kyan bir cani imi gibi konuurlar. Oysa ki o, haksz yere ve savunmasz bir kadn ldren Msrl bir Firavun askerini ldrmtr. Var myd sizin sa'nzn da byle bir yiitlii, syle bakalm? Agop alayla glerek: - Bizim sa'mzn ii ldrmek deil, aksine insanlar, hastalarsa saaltmak ve hatta lmlerse diriltmekti. Bu yiitlik deil ise, o halde nedir, syler misin? Bu soru karsnda bir an susmak zorunda kalan Salamon, yeni bir k yapabilmek iin sr'atle zihnini aratrrken, Akkartal: - Yaptnz bu konumalar cidden dikkate deerdi dostlar. Yalnz, henz anlalmayan baz hususlar var. Bunlarn banda; hem hepimiz ayr dinlere mensubuz demeniz, ve hem de din kitaplarnzn baz ortak konular ele alm olmalarna ek olarak, hatta ayn kiilerden b ile bahsetmi olduklarna dair zannm geliyor. Bu doru mu? Ayn kiilerden, ki siz bunlara Peygamber diyorsunuz, bahsediliyor mu gerekten bu kitapta da? - Evet Akkartal Be, burada kitap sz konusudur. Geri bir de Zebur ad verilen ve Davut Peygamber'e gelen kitap var. Diye balayan Cbir, szlerine devamla: Bunlar, bizim lisanmzla Tevrat , ncil ve son kitap olan Kur'an'a- Kerimdir. Bu kutsal kitabn ele aldklar konular, mahreleri, ortaya ktklar topraklar ayn, ama ismi geen peygamberler biraz farkldr. Onlarn kitaplarnda bizim peygamberin ad pek gemez, lakin, onlarn ismi Kur'an'da sk zikrolunur. Bu farkn bence en mhim sebebi; bizim kitabmzn en son kitap olmasdr. Ayrca bizim kitabmz en son olmakla kalmaz, en yeni, tahrif edilmemi ve en sahih olandr bu kitaplarn. Derken, glerek arkadalarna bakan Cbir, szlerine devamla: - Dierleri, yani bunlarn kitaplar, bizim kanmzca, asl nshalar kaybolup, deiiklie uram, bu nedenle, artk hkmleri kaldrlp, geerlii kaybolan kitaplardr. Bir baka kayda deer husus ise; bizim peygamberimiz Hazret-i Muhamme'in Arap Milleti aslndan olmasna ramen, o btn insanlara, hatta cinlere, meleklere ve tm kainata Peygamber olarak gelmi olduu halde, ondan ncekilerin, srail oullar halkndan olarak, sadece onlar iin gnderilmi olmalardr. Bu izahat karsnda Akkartal: - Muhterem Cbir Efendi, bu dedikleriniz bence henz belirsiz ve kark ifadeler olup, anlalmak iin baz ek sorulara ihtiya vardr. Bana cevap verebilir miydiniz, rica etsem? - Tabi, tabii Akkartal Be, anlayamadnz ne varsa, buyurun sorun. Bildiimiz kadaryla cevap vermee hazrz. Cbir byle derken dierlerine bakm, onlar da buna balaryla onay vermilerdi. Akkartal batan balayarak: - nce isterseniz ben, bu ifadelerden ahsen ne anladm aklayaym. Derken, bir an durup, sonra bilhassa Cbir'i muhatap alarak szlerine devamla: Yani siz diyorsunuz ki, bizim, el'an dahi geerli olan kitabmz Kur'an'da yazl bulunan ilh ifadeler, onlarn kitaplarnda geenleri de kapsar ve bunlar onlarn daha sahih, veciz ve doru olanlardr, yle mi? Agop ve Salamon Akkartal'n Cbir'e ynelik szleri karsnda afallam, aknlk iinde kah ona, kah birbirlerine bakmaktalard. Nitekim Cbir: - Evet, yledir. Akkartal: - Sonra, diyorsunuz ki, Tevrat ve ncil gelmi olduklar zamanda doru ve sahih olmalarna karn, daha sonra, yeniden yazllar esnasnda, ilk ierdikleri ksmen olsun deitirilip, asllarndan tahrif ve tai (sahteletirme) edilmilerdir, yle mi? Akkartal'n ksa ve kesin tanmlamalar karsna Agop ve Salamon aknlkla balarn

bkerken, Cbir sadece: - Evet, yledir! Diyordu. Sonra tahlile devam eden Akkartal: - imdi gelelim bu kitaplarda geen kelam oluturan cmleleri ilk telaffuz eden az sahipleri olan kiilere, yani Peygamberlere dair sorulara: Diyordunuz ki, Tevrat' ilk vaz eden Peygamber Musa'dr, o ve ncil'in vaz edeni olan Peygamber sa, yani her ikisi de srail Oullar'ndan tremi kiilerdi, yle mi? Cbir: - Evet, yle. Akkartal: - Buna karn sizin, bizim Peygamberimiz, dediiniz, yani Arap Milliyetinden tremi olan ve Kur'an'a'n ilk vaz edeni olan Peygamber, yani Muhammed Bin Abdullah isimli Zat, btn kinata hitap etmitir, yle mi? Cbir: - Evet. Akkartal: - imdi gelelim, tereddtle karlamakta olduumuz sorulara: Bir kere, Araplarla srail Oullar ayn topraklar zerinde yaam ve halen dahi oralarda yaamalarna ramen, nasl olup ta u nisbeten ufack olan yarmadada tamamen gayr, yani baka soylardan tremilerdir, ya da bu doru deil midir yoksa? Bu soruya cevap Salamon'dan gelmiti: - Bu doru deildir, nk Araplar ve srail oullar esasen ayn soydan gelip, birbirlerine amcazade olurlar, nk daha ncesinde hepsinin ortak ad ayn ve buna Sami kavimleri denirdi. Akkartal: - Ya, demek yleymi. Dedikten sonra, Cbir'den bir tepki beklemiti, ama o skut ediyordu. - O halde Cbir Efendi, demin ki, "Bizim Peygamberimiz Arap Milletindendir, ama o srail Peygamberleri gibi sadece kendi kavmi iin gelmeyip, aksine btn insanla ve hatta top yekn Kainata peygamber olarak gnderilmitir" eklindeki, ak bir iddia demek olan ifadeleriniz ksmen hasara uramaktadr, yle deil mi? Cbir'den gene cevap gelmeyince szlerine devam eden Akkartal: - Biz, yalnz ve sadece ar gerei aratrmak adna, ncelikle, bir kitabn btn kainata ve top yekun insanlk alemine hitap edebilmesinin ekil ve artn; "o kitabn hem mn, hem de yazl ifadesinde kullanlan dil ve alfabe itibar ile btn insanlar tarafndan dorudan okunabilir ve anlalabilir durumda olmasdr", diye tanmladktan sonra, gene soruyoruz ki; ad geen dier iki kitaptan farkl olarak, nasl oluyor da sizin kitabnz btn insanla, dierleri ise sadece o peygamberlerin bizzat iinde yaam olduklar kavimlere hitap etmi oluyorlard? Bu, sizin kitabn ieriindeki hitap eklinden tr m, yoksa yazld dil ve bunda kullanlan alfabeden tr myd? Siz eer, yazld dil ve yaz trnden trdr, derseniz; o zaman dnyadaki btn insanlarn, ilk yaratltan beri Arapa okur olmas, ve de hepsinin Arap neslinden tremi olmas icap etmez miydi? Bu gerekten byle midir imdi? Yok, eer bu iddiaya temel, o kitabn ieriindeki hitaptan trdr, ise, byle bir iddiaya temel tekil edebilmesi iin bir kitabn, gerekten evrensel bir dil ve onun yazl ifadesiyle yazlm olmas icap ederdi. Oysa ki, byle bir dil henz mevcut bile deildir. Nitekim sz balamak iin Akkartal: - Netice olarak bana, yukardaki "Bizim kitabn mstesna zellikleridir" bal altnda ne srdnz iddialar, fasit ve dayanaktan yoksun ifadeler gibi geliyor. Yoksa yanlyor muyum? Bylece irdelemesini bitiren Akkartal, Agop ve Salamon'u hayret ve aknla, C bir'i derin dncelere sevk ediyordu. lk toparlanan Agop:

- Akkartal Be, msaadenizle bir hususa aklk getirmek istiyorum. O da, bizim davranlarmza yn veren dini kaidelerimizin yazl bulunduu kitap, Cbir dostumuzun dedii gibi, aslnda sahteletirilmeyip, bilakis, sadece vukuf ehli kiilerden oluan bir heyet tarafndan, deien an gereklerine uygun hale getirilmee allmtr, ki bizce bunun bir mahsuru da yoktur. Nihayet o kurallar, tm fayda ve zararyla pratikte yaayacak olan da gene bizleriz. Bunu duyan Salamon da, Cbir'in demin ki aleyhte bulduu szlerine cevap vermek istiyordu. Bu meyanda olarak da: - Bizim kitabmzn ncelikle kendi kavmimize hitap ettiini inkar etmee hi gerek ve sebep olmad gibi, bence bundan tabii bir ey de yoktur. Bunu ncelikle vurguladktan sonra, imdi gelelim bir kitabn herkese hitap eden, cihanmul mul olma zelliine; bizim dilimizi bilen, ya da salt dinimizi merak ederek, tetkik ile renmek isteyen herkes, eer isterse, bunu pekala yapabilir. Zira, isteyen bunu kendi diline evirip, nshalarn sayszca oaltabilir. Hal byle iken, daha nasl olur da bu zellik sadece Cbir dostumuzun kitab olan Kur'an'a inhisar edilebilir ve byle bir iddiann asl, esas olur mu? Cbir bu arada yeniden toparlanarak: - Bu szlerimde esasen, bizim kitabn tm kinat ve insanlk alemine gnderilmi olmas zelliini aklarken, onun kapsad anlam itibaryla, demek istiyordum. Ayrca, demin de dediim gibi, bizim kitap Kur'an'da, onlarn kitaplarda geen btn peygamberler ve bunlarn hayatlarna dair hikaye ve ibret veren yklere yer verilmiken, onlarn kitaplarnda bu yoktur, onun iin. Akkartal: - Cbir efendi, eer "Btn insanlk alemi" derken, yekun dnya nfusu yannda sadece devede kulaktan ibaret kalan bir srail Oullar'n kast etmiyorsanz, zira szlerinizin anlam budur, o halde nerede bunun delili? Yoksa baka milletlerden yce yaratan hi mi Resul gndermemiti? Cbir: - Akkartal Be, Aslen bir ranl olarak, bu konuda ben de tereddt ediyorum, ama gene de, madem Kur'an'da byle deniyor, zahir bu dorudur diyorum. Son sorunuza ilikin ise, Kur'an'da ad geen yirmi be tane Peygamber vardr, lakin Yaratan'n her millete muhakkak bir ok peygamberler gnderdii de zikrolunur, ama ne var ki, ak isimlerine yer verilmemitir bunlarn. Akkartal: - O halde kitabnzn gerekten ve her bakmdan cihanmul olmay kendiliinden ortaya kyor denebilir. Bunu geerek, bir soru da, Agop efendinin "O ldkten sonra tekrar Baba Rab tarafndan diriltilip, gklere karld, vakti gelince sa tekrar gelecek" eklindeki iddias zerine hasl olmutu. Hem bunda, aka syledii gibi, Salamon efendinin de kukusu varm. Bu durumda siz ahsen, ve "son kitap" denen Kur'an'a ne diyor? Bu soru karsnda her de dikkat kesilmilerdi. Agop gene Cbir'den bir destek umarken, Salamon merakla onun ne diyeceini bekliyordu: Cbir: - Dorusu bu konuda kitabmz Kurann ak bir beyanna ben rastlamadm, var diyeni de duymadm. Ama sorsan ou Mslman sa'nn bir gn geleceini sylerdi. Akkartal: - Fakat nasl olur? Bu kadar nemli ve daha mhimi, insan ve slamln gelecei ile ok alakal grnen bu konuda, eer bu gerekten bir gn vuku bulacaksa, bir tek cmle olsun nasl yer almazd kitabnz Kur'an'a'da. Yoksa bu var da siz mi bilmiyorsunuz? Cbir: - Emin deilim bundan. Ama bana kalrsa, ben de byle bir izahn olmas gerektiine inanyorum. Kur'an'a ayetleri pek ok yerde sa Mesih'ten bahsederken, onun tekrar dnyaya geleceinden neden hi bahsetmemi olsunlard ki? Dorusu, bu konuyu daha nce hi byle

dnmemitim. Akkartal: - Sizin szn ettiiniz bu kitaplarn hem ayn konular ierip, hem de bazen ok mhim iddialar ieren konularda birbirini tutmamalar ok ilgin. Bu durumda, hangisinin ar gerei ierdiini ortaya karmak da imkanszlayor. O nedenle, biz gene insanlarn pratik hayattaki bireysel davranlarna gre hkm vermekte devam edeceiz demektir. Bu szlerinden hemen sonra, Akkartal'n aklna merhum yolda Mirza gelip, onunla olan hatralar muhayyilesinde yeniden canlanmt. Sonra deminki tahlilleri ve en sonki szleriyle balantl olarak, Cbir'in ilgisini ekebileceini dnd bir konuya deinmek istiyordu. Mirza'dan bahsedecekti. nanlarnda kararl, davranlarnda mutedil, uyumlu ve gvenilir bir arkadat nk Mirza. Onun ansna hrmeten, Cbir'i de el'an bulunduu mulaklk halinden arndrmak midiyle: - Muhterem Dostlar, imdi arzu ederseniz size, bundan ok nceleri gene bir yolculukta geen bir hatramdan bahsetmek isterim. Diye genel bir soruyla balamt. Az ncesine kadar srm olan skut ortamndan giderek sklmaya baladklarndan, byle bir neriyi hepsi memnuniyetle karlayp, itenlikle "Hay hay!" demilerdi. Bunun zerine Akkartal: - Uzakdou'da bir gemiyle deniz yolculuunda tanmtm onlarla. Hepsi on sekiz kiiydik ve daha yolculuk balar balamaz bin bir trl tehlikeden geerek, lmlerden dnm, nihayet Tanrnn yardmlar, bizlerin yeti ve metanetleriyle kurtulduktan sonra, ite byle mzakereler yapp, din ve treleri konu edebileceimiz uygun ortamlara kavumutuk. Orada da, buradakine benzer bir oul inan zmresi oluturmutuk. Aramzda bir Mirza, bir Tao -Li, bir de Kaptan Huan vard. Hemen hepimiz ayr diyarlardan gelmi, ayr din ve trelere sahiptik. ounluk orta ve uzak Asyalydk ya, bize gre Bat olan bu diyarn din ve inanlarna, o zamana kadar aina olamayp, aksine ok yabancydk. Bu nedenle, merhum dostumuz Mirzann da mensup olduu slam Dini'ni ve buna dair ameli yaklamlarn, kendi dinince yasak saylan belli bir konudaki tavrn, oradakilerin yadrgayp, kar kmalarna ramen, nasl srarla savunduunu hi unutmam. Diyen Akkartal, bir an, hem nefes tazelemek, hem de muhataplarnn, bilhassa da Cbir'in ilgisini yoklamak iin duralamt. Tahminde yanlmamt, zira Cbir merak iinde ve devam etmesini bekliyordu. Nitekim Akkartal szlerini srdrerek: - Konu, keyif veren bir otun kullanlmasyla balam, sonra arap iilme keyfiyetine gelmi ti. Herkes "olur veya neden olmasn" dncesinde iken, merhum dostum Mirza: "Ben, ahsen bu dahil, dinimizce yasak olan, keyif verici eyleri kullanmak istemem". Diyordu. Buna karn bizim Kaptan ona: "Fakat bir Din, insana keyif ve honutluk veren eyler i neden yasaklar, anlamak zor Mirza Be! Bunu, mmknse aklayabilir miydiniz" Diye soruyor, Mirza ise cevaben: "Evet, sanrm. Bunun ad dorudan zikredilmi olmasa da, arap gibi ikiler dinimizin kitab olan Kur'an'a'da aka yasak olan iecekler arasnda sayldndan, bir Mslman bunlar kullanmaktan neden, niin demeksizin, kanr. nk biz o kitab Allah kelam olarak bilir, onda yazlan her eye istisnasz iman ederiz" diyordu. te bu ifadelerde yer alan itikat ve teslimiyet, dikkatimi bilhassa eken nokta-i nazar olmutu. Kald ki ou toplumlarda bir kiiye, o kiinin mensubu olduu dinde "yasak" diye sz edilen eylere kar nefsini engelleyebilmesine ve bunun karsnda gsterebildii feragate baklarak gven duyulur. Bu, her ne kadar, gven yaratmann asgari tarz olsa da, duyulan gvene hakllk kazandran somut bir delil olarak takdir edilir. Malumdur ki, insanlarn yek dierinden olan en mhim beklentisi, karlkl gven ve bunun bir ekilde temin (garanti) edilmesidir. Szlerini bylece bitiren Akkartal, meselenin tarihi alm ve kkenlerinin mantkla irdelenmesi bir yana, pratikte yaanan ve mspet izlenim brakan bir olayn kendi dinda tarafndan ortaya konulmu olmasn duymak ve hakknn teslim edilmi olmas karsnda, Cbir hakikaten memnun olmutu. Nitekim yznde belirgin bu ifadeyle Akkartal'a:

- Siz Uygurlar meer gerekten uygar, kelam ve kemal sahibi insanlarmsnz. Bunu geri duyardk, ama tank olmak bu gne nasipmi. Sizi itenlikle tebrik ederim Akkartal Be. Milletiniz sizinle vnebilir. - Bre al bizden de o kadar! Diye hemen ekleyen Agop ve Salamon, Cbir'e rekabet etmekten geri kalmyorlard. Nitekim hazr olan yemekler, kurulu sofraya tabak tabak dizilip, yemek fasl balaynca, sohbet imdilik burada noktalanyordu. Fakat bunun ilerdeki gnlerde, hatta saatlerde devam edecei de kesindi. nk taraflarn yekdierine amak istedikleri daha bir ok konunun bulunuu bir yana, Akkartal' kendi dinleri iin kazanmay bile umuyorlard. Derken gn akam yaklam, neredeyse karanlk kmek zereydi. Etrafta otlayan hayvanlar bir yere toplayan kervan hizmetileri onlar birbirlerine balayp, sonra yaktklar atelerin bana mlerdi. Kervanla gelen kpeklerin varl, karanln basmasyla rmee balamalar sonucu daha bir belirgin hale gelmiti. Etrafta otuzu akn adr kurulmutu. stlerinde duran koyu bulut ktlesi ile altndan uuan krlanglar bir arada olunca, bu kervanclarn hayat defterinde, yamay bekleyen yamur demekti. Fakat altndan altndan esen yel yok muydu, damlalar demiyordu yere bir trl. Keke esmee devam eden yel u kara bulutu yerinden alp, kar yatan kara dan ardna atsa, diyenler bile vard. Zira yaacak olan yamur, kervanclarn en az istedikleri eydi. Onlar ksmen slatp tmesi bir yana, yollar da amur batak iinde brakacakt nk. Fakat ne umulan, ne de korkulan olup, ksa sren bir saanakla balayan yamur, adeta aka yaparken, dinmeyen rzgarn stnde kayan bulutlar, yldzlarn bile grnmee balad lacivert bir gk yz brakvermiti geride. Yamur baladnda adrlara doluan kervan halk, az sonra dinen saanan ardndan gene dar dklrken, snmee yz tutan atelere odunlar atlmaa, ieri alnan hal, kilim yerlere serilmee, zerleri yeniden minder ve yumuak tyl postlarla denmee balamt. Zaman zaman hayatlara mal olan yol kesen haramiler de olmasa, u kervanclar kadar gzel yaayan kimse yok denebilirdi bu dnyada. Srsz kurt, dikensiz gl bahesi olur muydu hi. Bu bakmdan, hayatn bir baka ad da arena olsa yeriydi. Varolu'un bir art myd ne; her eyin ve herkesin muhakkak bir kart bir rakibi bunuyordu. Hem de kyasya dmancl, bitiresiye hmla dolu. Uzaa gitmee ne hacet, ite size buna dair bir rnek: Biraz nce kulaklarn krpm, uzun bacaklar ve ince beliyle rzgar gibi hzl koan bir Afgani taz ve onun ardndan lgar eden iki atl, bir havar tutturmu gidiyorlard ki, sormayn nasl. Bunun nedeni meer, elli adm ilerde bir bostan ve burada otlanan uzun kulak bir tavann grlmesiymi. Lakin imdi tavanck, cansz ceresiz haliyle, o taznn sivri dileri arasndan sarkyordu. Kim derdi ki, o da az nce harikulade bir canlyd ve koup oynayordu gnlnce. Hem bunu dnen kimdi? Av yakalayan taz baarsndan memnun, taz sahibi kvanta, tekilerse bundan gptalydlar. Sanki tavana acyp, tazya su ykleyen mi vard. Kr m kap, kurtulmay becerseydi o da. Hayatn z byleydi ite; byk balk k, hzl taz yava tavan yakalard. Sanki biri tutmak, dieri tutulmak iin yaratlmlard. Yaam daha mfik, her canl iin yaanlr klmak iin gelmi olan Yalvalarn onca aba ve ilesi beyhude gibiydi. Onun iin, tabiatn hain kucanda doup, boz kurtlarla byyen nl kamlar Kl Erkin, Bilge Ata bo yere demiyorlard ki; "Ey can Bahadrlarm, aanlarm, siz siz olun, her bakmdan Bilge ve gl olun ki, iinizde bulunan en yce haslet, sevgi ve acma daima baki kalsn, aksi durumda ne bu mmkn olur, ne de hayat yaayabilmek." Akkartal nne oturduu atee bakarken dncelere dalp, evreden uzaklamt bir an. Nitekim, salarna aklar dm olduu halde, tacirlerin en genci olan Salamon ona seslenerek: - Bre Akkartal efendi bakarm da ok derinlere dalm gibisin. Ne oldu, yoksa sevdaln m dt aklna? Derken, ban kaldran Akkartal, Cbir ve Agop'un kendisine baktklarn grp, glmseyerek: - Evet, biraz tefekkre dalmtm. Belki Salamon efendi hakldr sansnda. Derken, Salamon hemen atlarak:

- Bre, bilmez miyim ben bu yalarn adamn, hele bir de bylesine yahi, yaman biri olursa dalanmadan durabilir mi kadn milleti, imkan yok rahat brakmazlar adam! Agop ise bu konuya baka bir adan bakarak: - Akkartal efendi gibilerin byle kadn, kz gibi konulara vakit ayracan pek sanmam. Derken, Salamon'a zt gidiyordu gene. Fakat Salamon: - Agop Efendi, sen galiba bu akla, Akkartal dostumuzun tad o grkemli kltan tr hkmediyorsun. Fakat unutma ki, gnl ferman dinlemez. Onlar byle havadan sudan konuurken gn savuup, gene bir akam karanl kavumu, atein ykselen alevlerinden salan k, etrafta dolaan pervaneleri oraya armt. Bunlardan kimi yanmakta olan kuru odunlarn zerine konmaa alrken, annda kavruluyor, kimisi k ekseninde divaneler gibi biteviye daireler iziyordu. Az nce taznn tavan kovalayp, imdi bir baykuun tt dzlk giderek aydnlanyordu. nk hemen arkalarnda yer alan orman, domakta olan ayn yanstt ualar kesip, bulunduklar yeri kesif karanlkta brakyordu. Ayn bu hareketi, istenirse kervann yola devam edebileceini gsteriyordu. Nitekim Cbir'in nerisi kabul grp, az sonra toparlanan kervan yeniden yola diziliyordu. Gecenin serinliinde yol alp, gndzn muhtemel scanda mola vermek, onlarn zaten devaml uyguladklar bir tarzd. Kervan bu minval zere brakp, imdi de Kostantinopol ehrine ksaca bir gz atalm: Byk Anatolya yarm adasnn boazla kesilerek, bittii yerin kar yakasnda, halile boaz arasnda kalan sahada (Altn boynuz) grkemli, yksek surlarn iinde kurulmu olan nl ar (ehir) Kostantinopol o an terletici bir sca yaamaktayd. mparator Heraklis'in palikaryalar (asker) talim edip, sokaklarda devriye gezerken, surlarn dibinde kurulan pazar yerinde toplanan halk, alan sergilere alveri iin hcum ediyor, yabanc meneli mallar adeta kaplyordu. in, Hint, ranl ve Turanl tacirlerin uzun ipek yolunu enmeden izleyerek, ta buralara kadar gelmelerinin sebebi bu olmalyd... Sabaha kadar olaysz devam eden yolculuk, yeil bir vadide mola verilmesi ile bir kez daha noktalanp, yorulan kervann dinlenme vakti gelmiti. Yine hayvanlar ayrla salnp, adrlar kurulmaa balyordu. Henz atndan inmi olan Akkartal, yanndaki Cbir'e: - Geri sizlerle yolculuk ok ho, fakat bu ekilde Bizans'a krk gnde zor varrz gibime geliyor. Oysa benim bu kadar zamanm yok, ne yazk ki. O nedenle, biraz moladan sonra, ayet gcenmez iseniz, yola yalnz devam etmek niyetindeyim. Diyordu. Cbir az da olsa ararak: - Size hak vermiyor deilim Akkartal Be, sizinle yolculuk etmekten biz ok memnunduk, lakin karar sizindir elbette ve istediiniz an bizden ayrlabilirsiniz. Biz hafta, yahut aksilik olmazsa bir ayda oraya vasl oluruz diye umarz. ayet biz gelinceye kadar orada kalrsanz, yine grrz. Yok, biz gelmeden ayrlrsanz bu da bahtmza. imdi buyurun bizimkilerin yanna gidelim. Bakn, oturmu gene sizi bekliyorlar. Akkartal at kara imei yaklaan bir kervan hizmetlisine teslim ederken, kendis i az ileride Agop ve Salamon'un oturduklar adrn nndeki imenlie ynelmiti. Ondan nce gitmi olan Cbir, durumu anlatm olmalyd ki, neeleri birden kam gibiydi. Nitekim Salamon esefle: - Bre Akkartal Efendi, yaplr myd bu yani imdi bize. Refakatinize ok almtk nk. Akkartal onu yattrmak iin; - Hemen imdi yola kacaz demedik Salamon Aa, neden byle keyfiniz kaar ki. Hem inann, ben de sizlere ok almtm, ama ne yaparsnz ki yolum ok uzun, zamanm ise azdr. Bu izahtan sonra, kar tarafn nisbeten yatmasyla tekrar karlkl oturulmu, Akkartal'a ynelik ilk soru Agop'tan geliyordu :

- Akkartal Efendi, ahsen ben ve dostlarmn ok merak ettikleri bir ey var, o da sizin dininiz ile bizimkiler arasndaki fark. Sahi sizde nasl ve neye gre inanlr? Sizin de bir kitap ve peygamberiniz var myd? Bu soru zerine Akkartal yle ksaca bir dndkten sonra: - Bizim dinimiz temel ve esas bakmndan sanrm sizinkilere gre biraz farkllk gsterir. Bu meyanda, birletiimiz bir ok noktadan en mhimi "Tek lah"a inanyor olmamzdr. Geriye kalan detaylar anlatmak uzun srer. Sormak istediiniz varsa, en iyisi siz sorun ben izah edeyim, nasl? Salamon hemen balayarak: - Size de bir veya daha ok Peygamber gelip, kutsal kitaplar getirmi midir? Baka bir deyile; Din ya da trenizi neye gre yaarsnz desem? - Bizde, sizdeki anlamda bir peygamber ad gemez, lakin, kukusuz, bilge kiiler on binlerce yldan beri gelip geerken aramzdan, elbette bunlar hayat, insan ve kainata hakknda kitaplar da yazmlardr. Ayrca, derin dnceli ulu kiiler, gerek tabiat dorudan okuyarak ve gerekse ilham yoluyla ilh gerek ve niha gayeyi kefedip, bunlar kuaktan kuaa, dilden dile nakil ile bu gne gelmilerdir. O nedenle, bizde, sizlerde grld gibi, atalara tapnmaya varan ifrati tavrlar olmaz, kitaplar okunur, mn ve yorumlar iirlere yazlp, trklerle sylenir. Ayrca bizde "sabit ve asla deimez" gzyle sadece Gktanr'ya baklr. Yani, geri kalan hemen her ey zaman ve mekan artlarna gre deiir hayatmzda. - Sizde sabit deer hi mi bulunmaz yani? Bu sorunun sahibi Cbir idi. Buna cevaben Akkartal: - Byle sorulunca, buna ncelikle; bizde sabit olmayan deer hi yoktur, diyebiliriz. Lakin, her eyin zaman ve mekana bal bulunmas kanlamayacak bir gerek olduuna gre, ve bunu deitirmek her zaman kendi irademizde olamayaca iin, elbette ki deien deerler de olur. Fakat gene de, bunlarn sonsuza kadar byle kalaca iddia edilmez. Zira, zaman iinde hayatta, ihtiyalara daha iyi cevap veren yeni zmler gerekebilir pekala. Salamon: - Mesela imdi hangi deer yarglar sabittir, diye sorsak? Akkartal: - Bu meyanda; masum olduu halde adam ldrlemez, rzas dnda kimsenin malna, rz ve namusuna dokunulamaz, yalan sylenmez, kan iilmez gibi kurallar hemen sayabiliriz. Agop: - Kadn ve erkek arasnda fark gzetilir mi peki sizde? Akkartal: - Kadn ve erkek, biri dierini ikame edemeyen iki asal yaam unsuru olarak, kuram ve kuralda eit saylr. Fakat baz hususiyetlerini mukayese edersek, aralarnda belli durumlarda ister istemez fark oluur. Mesela, bir zorunluluk olmadka kadnlar hkmdar seilmez, ama yardmc idareci her zaman bir kadn olabilir. Evlilikte ihanet olmaz, olursa bu birlik bozulacandan, eler ayrlr. Bir kadn ayn zamanda iki erkekle yaayamaz, fakat kadn onaylayacak olursa, erkee istisna yaplabilir. Cbir: - imdiye kadar syledikleriniz bizdekilerin ayn olmasa bile, ok zt da deiller idi, fakat domuz eti yer misiniz? - Bizde domuz beslenmeyip, eti de yenmez, ancak her eyde olduu gibi, bunun istisnas da olabilir. Cbir: - Peki ama istisnalar kaideyi bozmaz m? - Hayr, aksine, istisna kural tasdik ve teyit eder. nk, istisna olmadan kural da olmaz. Kuraln olumas ancak bir istisna ile mmkn olur. - Bu nasl olur Akkartal Be, bunu biraz daha aklar msnz ltfen? - rnein bu, bir kez msaade edilip, sonra kesin yasaklama eklinde olabilir. Zira ancak bu

ekilde kural koyucunun otoritesi belli edilmi olur. Buna, bir defalk olmak zere, affetmek bile denebilir, tabii sz konusu bir su olursa. Baka soru gelmeyince Akkartal: - imdi isterseniz ben bir ka soru soraym, siz cevap verin? Diye nermi ve onlardan mspet cevap gelmesi zerine: - Sizce, insan nasl yaratlmtr, desem? Cbir: - Sanrm bu konuda verilecek cevap her mzce de ayn ierikte olacaktr. sterseniz ben syleyeyim? Derken nce tekilerin yzne bakm, onay gelmesi zerine de: - Bizim kitaplarda geenlere gre insan, ilk insan ve ayn zamanda er kii Hz. Adem ve onun bir parasndan yaratlm, ilk kadn olan Havva'dan tremitir. Akkartal: - Yani tek ruh ve tek bedenden mi oalyor, demek istiyorsunuz insan? - Evet, yle anlalyor kitaplardan. - Yani bu durumda insanlar ruh olarak bir tek kaynaktan geliyor, o tamam, fakat irsi olarak da ayn soydan m tremi oluyorlar? - Evet, yle. - Oysa ki bizim trenin izah daha farkl ve ona gre; insan ruhu yer yzne indii yere gre, hars ve hamur bakmndan zelliklerinde farkl olur. Bu ise, yer yznde farkl rklar bulunmasnn sebebidir. Siz bunu nasl izah ediyorsunuz peki? Cbir: - Allahn ii ve hikmeti olsa gerek. Akkartal: - Yani, daha tabii bir izahnz yok mu buna ilikin? - Bu bize yetiyor iman iin. Akkartal: - Fakat biz, insan aklna daha uygun somut bir izah benimseyerek, bylece beyaz, sar ve siyah rk nasl olur, sorularna da cevap veriyoruz. Oysa siz, rk farkn izah edemeyip, insanlarn ayn ebeveynden tremi olduklar halde, nasl olup da farkl renklerde olduklarna ancak hayret ediyorsunuz. yle deil mi? Salamon sze kararak: - Evet, yaratann ii diyoruz. Bizim kitaplar byle diyor, biz de byle kabul ediyoruz. Hem bir an, farkl rkta bir nesil treyebilmesi iin, belki de ayn ana, farkl renkte baba sz konusu olmutur, diye aklma geliyor. Salamon: - Bizim inandmz eklin bir zarar yok insanla. nsanlar karde ilan edip, birletirmeye ynelik bir sav bu nihayet. Akkartal: - Faydas nerede peki bunun? Yaplm ve halen yaplagelen bunca sava ve dklen kanlar olmam sayp, grmezden, duymazdan m gelelim yani? Salamon: - Bu bir bakma, ne yazk ki doru, yani bunun zarar yoksa bile, faydas da pek yok gibi. Akkartal: - O halde, bir takm tutarsz iddialar ieren kitaplara inanm olmuyor musunuz bylece? Salamon: - Burada, yani bizim kitaplarda geenler, esasen bir nasihat, bir temenniden ibaret eylerdir, iddia deil bence. O nedenle doruluklarnn kantlanmas da beklenmemeli. Akkartal: - Fakat burada ister istemez bir kyaslama yapyor ve daha akas, bizim treden gelen verilerle, sizin dinlerinize dair vecibeleri mukayese ederek, doru olan bulmaya alyoruz.

yle deil miydi yoksa? Salamon: - yle, fakat sizce daha makul bir izah var myd peki bunun ? Akkartal: - Bizim inancmz daha tabii ve fayda bakmndan daha ilevsel. yle ki; bize gre her rkn, farkl hars ve hamurundan tr olan kendine has stn zellikleri vardr. Bunu kesin doru olarak alr ve her rka, toprak anann ocuklar olan insanlk ailesi iinde, onun en iyi yapaca grev verilirse, karmaa ve anlamazlklar nlenebilir, diyoruz. Olamaz m? Salamon: - Bu izah makul grnyor, ama hangi rkn stn zelliinin ne olduunu nasl tespit edeceiz? Akkartal: - Tabii ki bunu, milletlerin tarih iinde gsterdikleri idari, ynetsel ve sanatsal yeteneklerine ve bunun sonularna bakarak tespit edebiliriz. Salamon: - Akkartal efendi, dediklerin makul grnyor, ama biz bunlar yapmak iin ok ge kalmz. nk bunun iin insanln yeni bir eitim-retim ile buna imkan salayan bir nizama sahip olmas icap ederdi. Bir takm yanl koullanmalar, ki bunlar imdi her toplumda ayyuka km durumda, daha balangta olumasnd. Akkartal: - Yani, yanllar devam edecek, insanlar hayvanlardan ve vahi tabiat yasasndan ayrlp, gerek anlamda insan olamayacak ve ayakta kalabilmenin tek imkan ve art gl olmaktan geecek, yle mi? Salamon: - Evet, ne are ki. Akkartal: - Sizin dediiz gibi srp gidecek belki bu yanl dzen, ama gene de, insan olarak, umutsuz ve aresiz seyretmek yerine yanllar, gerek dilimizle, gerekse elimizle dzeltmee mrmz olduka devam etmeliyiz bence, yle deil mi? Diyerek szlerini bitiren Akkartal'a hepsi katlmlard. Nitekim onun ayrlma vakti gelip, getirilen atna binerek hareket ederken, kendisini yolculamak iin toplanm olanlara hitaben son olarak: - Dostlarm, haydi esenlikle kaln, belki dnte gene rastlarz bu yollarda! Her ey iin ok teekkr ederim! Onlar gene hep bir azdan: - Yolun ak olsun Akkartal, Gle gle!

4.blm AKKARTAL BZANS'TA Gnler sren yolculuktan sonra nihayet bir kuluk vakti, boazn beri yakasnda bir tepede durmu, mavi gk yznde, arkasndan yava yava ykselen prltl bir gnein eliinde, nefes kesen gzelliiyle Bizans'n kurulu bulunduu efsanev ehri seyre dalmt. Bulunduu yerden uzun bir mddet ehri seyreden Akkartal, nitekim atn, boazn te yakasna gei salanan bir kysna srmt. Buradan karya adam ve yk geiren irili ufakl bir ok gemi vard. Atn ykleme yaplan byk bir geminin yanam bulunduu iskeleye srm, hem krek, hem de yelkenle hareket eden gemi, ok srmeden kar kyya ulamt. Yksek surlarn nndeki byk kapdan giren, kan oktu. Bunlarn iinde iki tekerlekli zahire, meyve ve arap fs ykl kanlaryla ve drt tekerlekli at arabalaryla gelmi olan kyller ve svariler vard. Byk kapnn nnde duran muhafzlar, gzne kestirdiklerini hemen durdurup, ancak sorguladktan sonra ieri brakyorlard. Onun yaklatn gren,

elinde kargs, banda uzun tyl miferi, ksa etekli, deri saakl, yelekten oluan niformasyla bir nbeti seslenerek: - Hey atl, dur bakalm. Kimsin, ne maksatla girmek istersin Bizans'a? - Turan diyarndan, Bizans mparatoru Heraklis ile ulu kaan Moyen or adna grmek iin gelen bir eliyim. Her halde bana refakat eder, imparatorluk sarayna yol gsterirsiniz?! Bu szler karsnda bir an bocalayan asker: - Olabilir, fakat buna dair bir kimlik kantlayc belgeniz var m, yoksa giremezsiniz ieri. Akkartal: - Elbette! Dedikten sonra, bir zamanlar Kaann vermi olduu, ceylan derisi zerine altn yaldzla ilenip, damgalanm olan berat ve buyrultuyu, koynundaki mahfazasndan karp, gstermiti. Bunu gren nbeti, ieriini okuyup anlayamam olmasna ramen, grd eyin resmi nitelik tayan bir evrak olduuna kanaat etmi ve durumu dier arkadalaryla danp, ilerinden birisi ona refakatle grevlendirilmiti. mparatorun saray i hisar dahilinde kalyor ve olsa olsa iki yz admlk bir mesafedeydi. Oraya doru atlaryla ynelirken, ehir ok hareketli ve kalabalkt. Saray muhafzlarnn bulunduu yksek giri kapsnn nnde durulup, vaziyet aklannca, haftada bir eli kabul yaptn ve bununsa yarna tekabl ettiini renebilmilerdi. Fakat buna ramen, ieri alnan Akkartal, saray misafirhanesine kabul edilip, terifatla arlanmt. Yarna kadar ok zaman olup, kp biraz dolamak istemi, bunun iin yanna hemen bir mihmandar verilmiti. Mihmandar Vasili misafirine kar ok kibar davranan, mparatorun zel hafiyelerinden biriydi. Akkartal isterse, biraz sonra hipodromda yaplacak olan karlamalar dahi izleyebileceklerini sylemiti. Burada mparatorun zel muhafzlarndan seilmi olan cilasunlara kar dven esirler, ya da gnll savalar, kran krana kapyorlarm. Akkartal bu teklifi kabul etmi ve kalabaln arasndan geerek tribnlerden birinde, halkn arasnda yer almlard. Paral girie tabi olan bu karlamalar, ounlukla kanl bittiinden ok ilgi gryorlard. Bu nedenle tribnlerde adeta bir izdiham olup, hi bo yer kalmamt. Bu karlamalar sonucu elde edilen haslatn bir blm de kazanan savalara veriliyormu. Buna daha ok esir savalar ilgi gsterip, esaretten kurtulma vaadi dolaysyla itirak etmektelermi. Ancak, kazananlar genellikle imparatorun adamlar olurmu. Nadiren de olsa kazanan baz esirler olmuyor deilmi. te bu gn dvmesi beklenen Arpad da halkn favorisi olan Macar asll bir esirmi. Denildiine gre imdiye kadar yapt dlerde mparatorun adamn yenerek, ldrmeyi baarm imi. Fakat bu gn nisbeten daha etin rakiplerle ii varm. ayet bunlar da yener ve karsna bakaca rakip de kmazsa, zgrln hak kazanabilecekmi. Hkmdar Locas Akkartal'n da bulunduu tribnn tam karsnda yksek stunlar zerinde kurulmutu. Yarlarn balang ve bitiini onun verecei iaretler belirliyordu. Nihayet yksek stunlu grkemli revak zerinde maiyetiyle azamet iinde oturan mparator, elindeki mor mendili hzla aa indirmiti. Bunu izleyen saniyelerde arenann her iki yanndan karlkl alan kaplardan, ayn anda iki iri yapl, eli kll sava, izleyenlerin cokun amatalar arasnda grnm ve ar ar meydana doru yrmlerdi. Arpad adl Macar savasnn, seyirci kitlesini yukar kaldrm olduu elleriyle selamladka, lehine yaplan tezahrat etraf nlatyordu. Bu arada onun son durumunu grmek iin sabrszlkla bekleen bahisiler de hemen paralarn yatrmaya balamlard. Bir aksilik olmadka, onun yine kazanacana inanlyordu. Kahverengi uzun sal, konveks burunlu, uzun eneli, geni alnl Macar sava, ayn zamanda uzun boylu ve geni omuzluydu. Kaslarnn uzaktan dahi seilir olmas, onun ok idmanl ve gl bir yapya sahip olduunu gsteriyordu. Karsndaki rakip de ondan aa olmayp, sakall yz ve iri hatlaryla daha kaba ve gorilimsi bir yapya sahipti. Her ikisinin de belden st plakt. stlerinde sadece kaln kemerli ksa birer deri ort ve ksa konlu deri izmeler vard. Bu kyafet orada dven btn savalarda tek tipti. Derken iyice yaklaan savalar, yekdierini tartan baklarla bir an duraladktan sonra,

Bizans tipi birer uzun mele saldrya gemilerdi. lk etapta Macar'n daha atik olmasna karn, Slav asll dier savann daha sert darbeler indirdii fark ediliyordu. Fakat atik olana hamle isabet ettirmek ok daha zordu. Bu yzden kar tarafn ou hamlesi boa gidiyor, geen zamanla ataklar hzn kaybediyordu. Seyirci kitlesi nefesini tutmu d izliyordu. Bir ara Akkartal, yanndaki mihmandar Vasili'ye dnerek: - Sizce kim yenecek? - Elbette ki ay gor! - Neden buna hkmediyorsunuz peki? - Ondan ekinmeyen gladyatr yok da onun iin. - yle mi, bakalm greceiz biraz sonra. - Sizin favoriniz teki anlalan. - Yalnz benim mi, baksanza, sizden baka herkesin. - Olsun, bence gene de ay gor kazanr. Mihmandar geri lafzen byle diyordu, ama gerekte o da bundan pek emin deildi artk. nk ilerleyen dakikalarda ay gor'un hayli yavalad gzden kamyor, buna kan Macar dvnn hz artyor, her hamlesi rakibini biraz daha yalayp geiyordu. Bu gidile isabet ettirmesi an meselesiydi. Nitekim beklenen olmu, gor'un ar aksak bir hamlesini eskivle atlatan Macar, onu gsnn tam ortasndan ileyivermiti. Gvdesine saplanan klcn geri ekilmesiyle bir feryat koparan gor, annda yz st yer kapaklanmt. Bunu izleyen tribnlerin kard amata yeri g inletir olmutu. Kazandn belirten bir jestle klcn yukar kaldran Arpad, seyircilerin lk ve slklarnn dinmesinden sonra, ynn mparatorun oturmakta olduu tarafa dnerek yksek sesle: -mparator hazretleri durumu gzleriyle grdler! Ya karma baka birisi ksn, yahut destur verin hemen serbest braklaym artk! Demiti. Bir adamnn daha yenilmi olmas mparatorun keyfini karm, bir iaretle hemen baka birinin gnderilmesini buyurmutu. Bunun zerine len savann km olduu kap tekrar alm ve oradan bu defa eli baltal, beli kll bir insan azman olan Bizansl Kosta kmt. Macar dv bu adam hemen tanmt. Sol gz, ald bir kl yarasndan tr az ok sakatlanm olduundan, ona lakap olarak "Kr Kosta" diyorlard. Kr Kosta kurala aykr davranarak arenaya iki silahla birden kmt. Bir ara elindeki baltay iaret parma gibi kullanarak rakibine " imdi sana gsteririm " diyordu. Kara kvrck salar, geni avurtlar, kk burnu, geni aln ve kaln beliyle rktc bir grn vard. Macar savasnn ii bu defa daha zor gibiydi. Ama baka seenei de yoktu. Ya bu adam da yenip muhtemelen serbest kalacak, ya da lp, bu esaretten artk o ekilde kurtulacakt. Nitekim kar karya geldiklerinde, Kr Kosta iren bir ekilde glmt. Hemen ardndan da rakibinin boynunu uurmaya ynelik ilk hamlesini yapmt. Fakat atik davranan Macar bundan son anda geri srayarak kurtulmay bilmiti. Ancak Kosta ok hzl olarak, hakl bir ne sahipti. Darbelerinin ard arkas kesilmiyor, rakibine bir hamle frsat bile vermiyor, onu hep geri sryordu. Az sonra kenardaki duvarn dibine varlacak ve orada daha zor duruma decei ii, Macar bir anda geri ekilme ynn deitirmiti. Fakat Kosta hi ara vermeden saldryordu. Elindeki iri sava baltas kaln pazulu kollarnda bir oyuncak kadar hafif ve hzl lm kavisleri iziyordu. Bir anda durup, tasdik deitirmee ve daha ar hareket etmee karar veren Macar, rakibini bylece bir tuzaa drecekti. Aralarndaki mesafe bir adm kadarken, onu ortadan ikiye bimeye ynelik bir hamleye kalkan Kosta'y kt bir akbet beklemekteydi. nk bu gidile tuzaa dmesi an meselesiydi. Biraz nce, artk yakalanacakm gibi yavalayp, yerinde sabit duran Macar, son salisede kenara ekilmi ve o anda ne sert bir drt yaparak, onu tam ene altndan yakalamt. Neye uradn anlayamayan Kr Kosta, hykrp, bouk sesler karrken ve bir anda boazndan fkran kzl kana boyanmt. Geri ekilen ucu kanl klca ve onun sahibine bir an durup inanamayan gzlerle bakm, sonra dengesini kaybedip, srt st yere yuvarlanm, orada bir iki debelendikten sonra ylece kalmt.

Bu durum mparatoru hepten kzdrrken, izleyenleri daha bir coturmu, kan grmekten adeta zevk alan bu kitleyi lgna evirmiti. mparatorun onu serbest brakmak, ya da oku mfrezesine oklatmaktan baka seenei kalmamt. Gereksiz tepki ekmek istemediinden, fkesini dizginleyip, onun hemen serbest braklmasn emretmiti. Tribnlerdeki kalabaln att sloganlar, Macar savasnn hemen serbest braklmasn dayatyordu. Bu srada Akkartal ve Vasili darya ynelmilerdi. Yan taraftan darya alan baka bir kapdan da Macar sava karlmt. mparator zel k kapsn kullanarak oradan daha nce ayrlmt. Akkartal ve yanndaki mihmandar nihayet dar ktklarnda, on adm telerinde Arpad' grmlerdi. Koarak kendisini kucaklayan gen bir adama: - Gzlerime ve yaadklarma inanamyorum Yorgo, senin gibi, nihayet ben de zgr oldum galiba! Diyen Arpad, dostu olduu anlalan bu gen adam halen brakmamt. Nitekim ayrldklarnda: - Buna ok ok sevindim Arpad. Tribnde ok dua ettim. kr ki kazanmay bildin sonunda. Haydi hemen gidelim buradan. Bylece onlar nden giderlerken, Akkartal ve mihmandar Vasili on adm arkalarndan takip eder gibi yryorlard. Vasili bir ara Akkartal'a: - ok affedersiniz, fakat acilen bir yere uramam gerektii imdi geldi aklma. Hem sara ya yalnz da dnebilirsiniz, ben de iimi grp birazdan tekrar gelirim. Olmaz m? - Tabi, tabii buyurun iinize bakn siz. Beni merak etmenize de gerek yok. Derken oradan ayrlan Vasili, seri admlarla yandaki dar bir sokaa dalmt. Bu durumu aktrmadan izlemi olduu anlalan Yorgo, hemen Arpad'a dnerek: - Dostum hadi davran, bana kalrsa hava bozmaa balyor. Hemen buradan kaybolsak daha iyi olacak. nk korkarm bamz yeniden derde girecek! Demi ve hemen ardndan hzla bir yan sokaa sapmlard. Onlar izleyen Akkartal da durumun farkna varmt. Yanndan alelacele ayrlan mihmandarn bu tavrn zaten pek hayra yormayp, konuulanlar da iitince kukusu kesinlemiti. Anlalan oydu ki; mparatorun adamlar ortalk sakinleip, seyirci kitlesi dalnca Macar' tekrar yakalamak istiyorlard. Macar ve dostunun girmi olduklar kuytu sokaa sapan Akkartal, o an iin pek ummad bir durumla karlamt. Eski tutsaklarn artk kap, izlerini kaybettirmi olacaklarn sanyordu nk o. Fakat girdikleri sokan sonunda bir alanda, etraflar pusatl bir palikarya mangasyla sarlm, balarnn yeniden dertte olduunu grmt. Yanlarnda silah olarak sadece Yorgo'nun getirmi olduu iki kamay fora ederek, srt srta dayanm, kendilerini zo rla bile olsa teslim almak isteyen askerlere kar direnmeye hazrlanyorlard. Her nasl haber almlarsa, gelerek etraflarn sarm olan askerlere kar pek anslar yok gibiydi. Akkartal da seri admlarla oraya ynelirken, askerlerin komutan onlara hitapla: - Silahlarnz atp, hemen teslim olun, yoksa g kullanmak zorunda kalacam! Bu srada oraya ulam olan Akkartal hemen mdahale ederek, sert bir tonla: - Hey siz! Ayp deil mi bu yaptnz. mparator hazretlerinin alenen serbest braktrd, bunu ok da hak etmi olan bir adam ne hakla yeniden tutuklamaya kalkyorsunuz?! - Sen de kim oluyorsun be adam, var git iine, canna m susadn yoksa?! Bu szler zerine, elini kabzaya atp, sorunu artk klcn zeceine karar veren Akkartal, hayli zamandr i tutmam olan Alpagut'u yeniden syrmadan, son bir defa: - Bu adamlar rahat brakn, hakszlk etmeyin diyorum! Diyerek, ihtar etmiti. Ama onlarn cevab kl ve karglarla zerine yrmek olmutu. Bu andan itibaren ilemeye balayan sava makinesi, bir anda korkun bir frtnaya dnm, havalardan kl ve karg paralar yamaya balamt. Bir anda neye uradklarn anlayamayan Bizansl askerler, aldklar yaralarla canlarndan olmamak iin kamaya balam, ok gemeden ara s okaklarda kaybolmulard. Btn bunlar hayretle izlemekte olan Arpad ve Yorgo derhal onun yanna gelerek:

Yorgo: - ok sa ol sava, bizim iin ban derde sokmu oldun. stersen birlikte gidelim. nk ok srmez daha kalabalk gelirler. - Merak etmeyin, nk az sonra beni hi aramayacaklar bir yerde olacam. Siz gidebilirsiniz. Macar Arpad: - Bari ayrlmadan adn balayp, sonra tekrar greceimiz bir yer syle sava. nk bu iyiliin altnda kalmak istemem. - Turan diyarndan gelen bir gezginim, adm Akkartal. Saraydan baka bir yer ad da bilmem. Belki tesadfen karlarz gene. - Tamam, ilk frsatta gene greceiz. Bu ksa konumadan sonra hemen oradan ayrlm, dar sokaklarda kaybolmulard. Akkartal saraya gelmi, kendisi iin ayrlan misafirhanede istirahat ederken, neredeyse biraz sonra kagelmiti Vasili de. Ama yzndeki ifade, kafasnn hayli kark olduunu gsteriyordu. Ondan ayrldktan sonra, ihbarda bulunmak iin gittii garnizondan ayrlmayp, sonucu beklemiti. Zira o gelmeden biraz nce dier hafiyelerin vermi olduu habere gre hemen harekete gemi olan askeri birlik, hezimete uramann perianl ile geri dnm, yaadklarna dair abuk sabuk eyler sylyorlard. Kimisi on gladyatrn ani saldrsna uram olduklarn, kimi kiiyle baa kamadklarn anlatyordu. Nitekim Akkartal Vasili'ye: - Sayn mihmandarm dndren bir konu mu vard yoksa? - E, ey, bu gn acayip bir i oldu, daha dorusu olmu. Ama ne olduunu tam olarak bilen yok, ben de henz anlam deilim. - yle mi, neyle ilgiliydi bu i ki? - Hani bu gn arenada dverek galip gelen o adam vard, ite onunla alakal. - Ha, yle mi? -Evet, o adam esasen bir Macar komutanyd ve bize ok pahalya mal olduktan sonra, g bela esir alnabilmiti. mparator hazretleri aslnda bu nedenle onu serbest brakmak istemiyordu. O, ya arenada lmeli, veyahut yalanncaya kadar zindanda yaamalyd. - E, eh sonra ne oldu? Tekrar tutukland m bari? - Hayr, bizi dndren de bu ite. Adam her naslsa kap, kayplara karm. mparator bunu duyarsa mahvolduk demektir. - Hmm. Ama gerekten iyi bir savaym bu Macar. Sradan askerlerin elinden kurtulmasnda alacak bir ey yok bence. - Fakat askerler, ona dardan yardm geldiini sylemekteler. Kendilerini engelleyenler, kimine gre , kimine gre on-onbe kiilermi. Bu doruysa mesele daha ciddi bir boyut kazanyor demektir. mparator bunu renirse gerekten halimiz harap demektir. Derken Vasili ona bir arzusu olup olmadn sorup, iyi akamlar dileyerek ayrlmt. Bu srada, saraya uzak olmayan, tenha bir han odasnda Arpad ile dostu Yorgo ba baa vermi, olan biteni konuuyorlard. - Gryor musun alaklarn ettiini Yorgo, o Turanl sava yetimese, belki imdi yine kodeste olacaktm. - Dorusu, onu Teo (Tanr) gndermi olmal, seni onlara teslim etmemek iin lm dahi gze almtm nk ben de. Adam da dvyordu hani, bylesini daha nce hi grmemitim ahsen. Sahi ad neydi onun? - Akkartal. Gerekten haklsn dostum. mparatorun adamlar aralarna yldrm dm gibi bir anda darmaduman oldular. imdi sarayda olup, sorumlularn ne hale dtklerini grmek isterdim. Hem anladma gre, Akkartal u an sarayda olmal. Umarm bir aksilik olup, onu tanyan kimse kmamtr karsna. - Bu Akkartal da tam bir muamma yani. Hem tutup hi tanmad kiiler iin ban belaya sokuyor, hem de iine engel olduu adamlarn saraynda kalyor. Sakn yanl anlam

olmayalm. Arpad: -Yok canm, eminim "Burada saraydan baka yer bilmem" demiti. Fakat orada ne sfatla ve ne zamandan beri bulunuyor bu mehul. Bunu nasl renebiliriz acep? - Bilmem. Fakat Turanl olduuna gre, her halde ya bir eli, ya da mparatorun hizmetinde bir danman, belki de bir sava retmenidir. Kim bilir? - Ha, dur hele, belki bunu renecek birini bulabiliriz. Bizim Eleni'nin kardei sarayda nemli bir makamdayd, ama hangisinde olduunu u an bilemiyorum. Ondan yardm isteyelim. Bylece dar kan Yorgo, biraz sonra glerek tekrar ieri gelmiti. - Aziz dostum, hi merak etmeye gerek yok artk. nk az sonra bizzat Eleni saraya gidecek ve ne mmknse yapacak. Kardei Yuhannis meer orada Bapiskopos imi. - Ya demek yle, ben de duymutum bu adamn adn. Aradan ok gememiti ki, Akkartal'n kald odann kaps yavaa alnp, yannda gen bir bayan ile uzun boylu bir adam ieri girmilerdi. Kyafeti srad olan bu adamn, boynunda, gmten, iri bir ha aslyordu. Akkartal onlar ayakta karlayp, oturmalar iin yandaki masay gstermi, sonra da nezaketle: - Buyurunuz, sizin iin ne yapabilirim? Adam tane tane konuarak: - Efendim, rahatsz ettikse ltfen mazur grnz. Adm Yuhannis, Sarayn Bapiskoposuyum, bu da kz kardeim Eleni. Diyerek, kendilerini takdim etmiti. Bunun zerine Akkartal: - Bendeniz de Turanl Ulu Kaan Moyen or'un fahri elisi Akkartal. Tantmza ok memnun oldum, ziyaret sebebinizi neye borluyum? Bu kez konuan, uzun boylu, sarn bir bayan olan Eleni idi. - Bu gn siz de arenadaydnz deil mi? - Evet? - Arpad, adn hatrladnz sanrm? - Hmm, sanrm anlyorum . -Arpad ve Yorgo dostlarmzdr, sizi grp, daha sonra kendilerine haber vermeye sz verdik. ok merak ediyorlar nk sizi. - Evet anlyorum, kendilerine selam syleyin ltfen. Fakat bu vesileyle ben sayn Bapiskopostan, mmknse yarn iin zel bir randevu rica edecektim? Yuhannis: - Tabi, tabii efendim, ne zaman isterseniz memnuniyetle grebiliriz. Derken, Yuhannis byle bir talebi hi beklemiyor olmalyd ki, hayli armt. Bunu fark eden Akkartal, maksadn ksaca belirtmi olmak iin: - Bendenizin ikinci ve hatta daha mhim bir grevi de, dnyadaki din ve treler hakknda aratrma yapmaktr. Hazr tanmken, bu konular zerine sizinle de konumak isterdim. - Hay hay, ok memnun olurum Akkartal Be. Dediim gibi, nasl ve ne zaman arzu ederseniz. Mihmandarnzn haber vermesi yeter. sterseniz burada, isterseniz mabedimiz Ayasofya'da konuabilirdik. Bylece vedalap, hemen ayrlmlard. Kendilerine bu ksa grmeye ilikin haber ulatnda, Arpad ve Yorgo son derece sevinmi, Akkartal' yakndan tanmak iin sabrszlanmaa balamlard. Hristiyan Ortodoksluunun merkezi olan Bizans, bir monari olmasnn yannda, ayn zamanda teokratik bir ynetim ekline sahipti. Ruhan-dn misyonlar dolaysyla, halk nezdinde azizlerden saylan Bizans imparatorlar, devletin hem siyas, hem de dinsel nderi sfatn tayorlard. Bundan tr, mparator Heraklis din adamlarna itibar eder, Bapiskopos diledii zaman onunla grebilirdi. Bu bakmdan bir Bapiskopos, mparatordan sonra Bizans'n ikinci yksek makamna sahipti. Devresi gn ilk grmeyi onunla yapmak istediini syleyince, mihmandar Vasili bunda

tereddt etmi, lakin Akkartal srar edince, buna ilikin haber muhterem pedere iletilmiti. Yuhannis'in bunu derhal kabul etmesi Vasili'yi ayrca artmt. Akkartal bu grmeyi Yuhannis'in makamnda yapmay uygun grm, kalkp oraya gitmiti. Kendisine kapya kadar refakat eden Vasili, Bapiskoposun emrindeki papazlar tarafndan ieri alnmaynca bozuma uramt. Fakat buna kar yapabilecei bir ey bulunmuyordu. Akkartal, kendisine yol gsteren papazla Yuhannis'in makamna giderken, baka bir papaz da Vasili'ye onun bilmedii mhim eyleri izah etmekteydi. Dediine gre bu Turanl, ayn zamanda Hristiyanln Asya ilerindeki yaplanmasnda ok mhim bir rol oynayacak ve Bizans'n bu meyandaki menfaatlerini gzetecekti. Anlalan oydu ki, Bapiskopos bu grmeler iin gereken klf ok iyi hazrlam, pheye mahal brakmak istememiti. Onu kap nne kadar getiren papaz, alarak ieri girmi ve beklenen konuun gelmi olduunu haber verip, hemen geri dnmt. nce ilenmi byk abanoz kapdan ieri giren Akkartal, kendisini ayakta bekleyen Yuhannis tarafndan karlanm ve antika bir koltua buyur edilmiti. Bulunulan mekann i demine gz atan Akkartal, burada zgn bir mistik hava kefetmiti. Etrafta, duvarlarda grlen dinsel nemi haiz ikonalar, fresk ve tablolar ilk etapta dikkatini ekmi olan nesnelerdi. Yal boya tablolardan biri sa'nn armha geriliinin alegorik temsilini yanstyordu. Dier tablolarda baz azizlerin portreleri ve Meryem ile kucanda ocuunun temsili resimleri bulunuyordu. Akkartal'n bunlarla alakadar olmas, her halde pek ummamt ki, Bapiskopos Yuhannis'i hayli artma benziyordu. Nitekim mtebessim: - Sayn Akkartal, yanlmyorsam sanatla yakndan ilgilisiniz. - Biraz aziz Peder. nk biz bu dahil, btn sanatlara nem atfederiz. Mabetlerimizin ibadet mahallerinde pek resim bulunmaz. tablolar genelde koridorlara aslr. ahsen yetimi olduum kadim dergahta sanatn bir ok dalnda ders veren statlar bulunmaktayd. O nedenle, kiminde bizzat ilerken, kiminde sadece nazar malumat edinmekle yetinmiim dir. lediklerim arasnda resim ve kelam (retorik), sayabiliriz. Burada birden sze giren Yuhannis: - Akkartal Be, bunlar bir yana, sizin dn ortaya koymu olduunuz sanat, btn Bizans allak bullak etmi, kimse bunu izaha muktedir olamyor, tabii ki, sizin de bildiiniz iki kiiden baka. Derken hayranlkla glmsyordu. Akkartal bu szleri iitmemi gibi gene etrafna baknrken, Yuhannis: - mparator ayet bu ynnzle tanm olsa, size arlnzca altn deyip, hassa askerlerine bu sanat retmenizi isterdi. Ne dersiniz, isterseniz takdim edebilirdim sizi? Akkartal: - Alakanza teekkrler aziz peder, fakat bunu sakn yapmayn, nk burada uzun sreli kalmamn imkan yok ve en ksa zamanda lkeme geri dnmem gerekiyor. Yuhannis: - Dnk hadiseden tr, ayet bir kaygnz varsa, bunu hi tasa etmeyiniz, mparator bunun iin sizi derhal affeder. Hem bu onun nezdinde en geerlisinden bir referans demektir adnza. - Yo, onu kast etmedim aziz peder, geri dnmemin sebepleri ok daha baka. nk her bakmdan beni bekleyenler var lkemde. - Anlyorum, ben sadece, belki arzu edersiniz diye dnmtm. Madem ki durum baka, o halde yapacak bir ey yok demektir. Bylece balayan sohbet, gnn ileri saatlerine kadar srm ve Akkartal Yuhannis 'ten deerli malumatlar edinmiti. Esasen mparatorla ahsen konumas gereken bir husus olmadndan, huzura kabul talebini iptal ettirmiti. Ayn gn Arpad ve Yorgo ile buluacaklard. Yuhannis bunu da stlenmiti. Nitekim saraydan birlikte ayrlm ve doruca kendi evine gitmilerdi. Biraz sonra gizlice onlar da kagelmiti. Halen her yerde aranmakta olan Arpad iin en emin yer Bapiskoposun eviydi. Buras geri gndzleri girip kmaya pek uygun deildi, nk saraya en fazla yz admlk bir mesafedeydi ve darda iken grlme

tehlikesi vard. Bunun iin en uygun saat akamn karanlyd. Ama onlar Eleni'den Akkartal'n evde olduunu iittiklerinde, yerlerinde oturup akam olmasn bekleyememi, hemen bunun bir yolunu bulmulard. yle ki, Akkartal bile ilk grdnde tanyamamt onlar. nk oraya gelmeden nce grnlerini deitirip, birer rahip kyafetine girmilerdi. lkesindeki iyi konumu nedeniyle, Arpad'n ehir esnafndan birok adam vard. Zira kendisi Macar kral Hunyad'n hem yeeni hem de en iyi komutanyd. imdi Yuhannis'in, etraf aalar ve yksek duvarlarla evrili, iki katl kagir konann st katnda bulunan misafir odasnda oturmu, diledikleri gibi sohbet edebiliyorlard. Az nce Eleni sofray kaldrm, sra, Akkartal'n zel olarak getirdii, nl Zengibar ayna gelmiti. Biraz sonra, Akkartal'n tarifine gre yaplan ay, servise hazrd. Porselen fincanlarda servis yapan Eleni, az sonra dar km, onlar gene yalnz brakmt. lk yudumdan biraz sonra, Arpad yznde beliren hayretle: - Aziz dostum, ben galiba zihnimdeki deiikliin ilk emarelerini hissetmee baladm bile. Yorgo helecanla atlarak: - Sanrm benim duyumsamaya baladm eyleri anlatmaya imkan yok. nk daldan dala atlyor, bir yn eyi bir anda dnyor gibiyim. Bu ok deiik bir tesir. Arpad glerek: - imdi kalkp at binerek, boaz, Altnboynuz'u ve hatta daha teleri gren tepelere doru uzanmak geliyor iinden, deil mi? Diye sorunca, Yorgo'nun aknl daha da artarak: - Gerekten yle, ama bir farkla; bunun iin ata binmek gelmemiti aklma, oralara bir kouda kendim varrmm gibi geliyor nk bana! Neeyle glerken kendi kendine hayret ediyordu. Arpad aniden aklna gelen bir fikirle: - Bunlar bir yana da, dostumuz Akkartal demek ayn zamanda bir aratrma yapmak iin gelmi bu taraflara, hem de din ve treler hakknda, biliyor muydun bunu Yorgo? - Hayr. Gerekten mi? Bunu Akkartal'a bakarak sorduu iin o da: - Evet, dorudur. Bundan amacm ne olabilir, diye sorabileceiniz aklma geliyor, yanlyor muyum Yorgo? - Bunu merak etmedim deil, ama eer aklamak istemiyorsanz hi gcenmem tabi. Derken Arpad'a bakmt. O da bayla Yorgo'yu tasdik ediyordu. Buna karlk Akkartal: - Ortada aklanmayacak bir sr yok. ayet bilmek istediiniz bir husus varsa ekinmeden sorabilirsiniz. Diyerek onlar konumaya tevik ediyordu. Nitekim Yorgo: - Sormak istediim belli bir ey yok, ben sadece u ana kadar edindiiniz genel izlenimleri duymak isterdim, sayn Akkartal? - Genel kanm o ki, bize gre, batya zg bu dinler, esasen ayn menee sahip olmalarna ramen, aralarnda muhtelif farkllklar olumu ve tabii her biri kendi dorularnn en doru olduu kanaatini yaymak istemekteler. Buna karlk olarak da, tekileri tamamen kksz, mesnetsiz ve uyduruk sayamadklarndan olacak, onlar hepten veya ksmen deitirilmi olarak grmek eilimindeler. Ha, bir de hazr yeri gelmiken, sizlere hangi itikat ve kanaat zresiniz, diye sormak isterdim. Yorgo: - Ben ahsen aileden bir Ortodoks'um. Ama dostum Arpad bir istisna adeta, nk lkesinde atalarnn din ve tresi oktan terk edildii halde, o bir " Son Hunlu "dur. Akkartal bu "Son Hunlu" nitelemesi zerinde durarak Yorgo'ya: - Yani imdi Arpad dostumuz "Hun" aslndan m gelmektedir? Buna cevaben Arpad: - Evet dostum, bizim slalenin, kimilerince "Tanrnn Krbac" diye anlan, Bat Hun mparatoru naml Atila'ya kadar dayand kabul edilir.

Akkartal: - te bu ok ilgin, nk bizi de efsanev Hun Tanhu'su "Mete Han" slalesi Tuku'ya dayandrrlar. Tanmalarnn bu raddesinde her ikisi de etkilenmiti. Birbirlerine, yeni tanyorlarm gibi baktktan sonra, elini Akkartal'a uzatan Arpad: - Dostum, desene ki biz meer soydamz! Akkartal memnuniyetle glerek: - Sadece soyda deil, ayn zamanda Gardamz biz meer. Demiti. Btn bunlar hayranlkla izleyen Yorgo, onlarn duygularn lemese de, olabildiince paylamaya hazrd. Nitekim sz dnp dolaarak gene balangta alan konulara gelmiti. Akkartal: - Demek yle dostum, kutsal Tre bu diyarlarda ancak ve sadece senin gibi bir ka soylu yiidin ahsnda yaamakta. Buna karn kadim Budun giderek bir baka halk olmu, dilini, gemiini unutup gitmitir. - Evet, maalesef. - Bu nasl olmu peki? - Bunun sebebi, tabii ki ulu Hakan Atila'nn Bat Roma seferinden dn akabinde zehirlenerek lmesi ve yerini tutamayan oullar lek ve rnek'in ierde balayan Cermen isyanlarn bastramayarak, devletin paralanmas ve anlalaca zere, zayf duruma dlmesidir. Akkartal: - Cemiyetlerin, dolaysyla halkn din ve tre deitirmesinin en mhim sebebinin devletin her bakmdan g kaybetmesinden kaynakland konusunda hemfikir olmamza armadm gibi, ahsi kanaatm dorulad iin buna sevindim sanki. Ancak bu hal imdi de kkl Budunumuzun dou kanadnn bandadr. Geri bu zlmeye sebep, douda Cermenler gibi bir yabanc tebaann isyan olmayp, bilakis Ulu kaanln zde ki unsurlarnn serkelikleri, beylerin bana buyruk ve kk hesaplara dayanan hodbince davranlardr. Anlalan o ki, netice kanlmaz gibi grnyor. Tabii bu meyanda bize den, aratrarak muhtemel oluumlar nceden tespit etmek ve buna ilikin gelecekteki niha areye dair tabii tohumlar ekmeye devam etmektir. Arpad: - Aziz dostum, "niha areye dair tabii tohum" derken, sanrm bununla kast edilen; sonradan ithal edilmeyip, kutsal treden yaratlmzla beraber gelen deer yarglardr, le deil mi? Akkartal bunu bayla da onaylarken; - Evet dostum, bunu demek istemitim. Arpad kendi kafasnda baz zmlemeler yaparak: - Yani, nasl olsa zamanla baz kilitlenmeler, balanmalar kanlmaz bir mukadderat olarak karmza kacak. O halde bunu aabilecek anahtarlar da imdiden tespit etmek ve uygun mahallerde muhafaza altna almak gerekmektedir, diyorsunuz? Akkartal: - ok iyi bir tanmd bu aziz dostum. nk yapmak istediimiz ey de ilke olarak aynen byledir. Tek fark, tpk bizden nceki ecdadmzn yapm olduu gibi, bu bilimsel tohumlar, ulu Tengri'de kurulu Koca Turul Dergah'nda bulunan, sayca az ama nitelik bakmndan zl ve dinamik olan yetenekli hafzalara belleterek salamak istiyoruz . -Anlyorum, byle bir olanak varsa bu ok iyi bir tedbir olurdu kukusuz. Ne yazk ki batya gen bizler, her trl gce sahip olmamza ramen, bir gn gelip ulusumuzun var olu ve beka mcadelesinde ie yarayabilecek byle bir tekilatlanmay zamannda yapamam, o nedenle bu gn byle meydanlarda tek tk kalmz ite. 7.Blm TURAN DYARINDA YEN OLAYLAR

Akkartal geri dnmek zere yola ktnda, aradan bir hafta gemi, orada kald srece Arpad'la her konuda sohbet etmilerdi. Arpad ilk frsatta lkesine dnecek ve gecikmeli de olsa, benzeri bir kurumu tesis ve teekkl ettirmek iin n ayak olacakt. Akkartal' dn yolunda brakp, bu arada Turan diyar ve in'de neler olup bittiine bir bakalm... Bu srada inde nemli bir siyas buhran patlak verip, tam bir karklk balamt. Oluan artlar lehte kullanmasn bilen, anas Uygur as keri bir vali ve komutan olan Gan-Lu-an, bir ayaklanmaya nderlik yaparak, emrindeki kuvvetlerle hkmet merkezlerinden Lo -Yang ve ang-An' ele geirip, kendisini Fafur (in imparatoru) ilan etmiti. Yal mparator bu durumda tacn, tahtn brakp, cann kurtarmak iin gneye kamt. Onun yerine olu, ikinci mparator sfatyla in tahtna oturmu, fakat asilerle baa kabilecek gte olmad iin, ananevi inli itiyadyla Uygur Kaanndan yardm istemee karar vermiti. Moyen or'un in'e akn ettiine dair kan haberin asl buydu. Gan-Lu-an bunu haber alnca, bir yandan ordu kurarken, bir yandan te taraftaki daylarna ve bal bulanan boylara haber salyordu; - in ksmen elimize gemi olup, ok srmez tamamn alm oluruz. Bize tez elden yardm gnderiniz... Bunun bir hedefi de Kaan caydrmakt. Fakat bu ar, muhalif Krgzlarn eline gemek suretiyle, ya yerini bulmam veya ok ge ulamt menziline. Kaana kar kmak zere bir ordu kurulmas gerekiyor, lakin bu hi kolay grnmyordu. Zira, Talas yenilgisinden beri fazla zaman gememi olup, yaanlan hezimetin acs henz silinmemiti. O nedenle inliler buna hi hazr ve istekli deillerdi. Nitekim, kendine bal glerden oluturduu zoraki bir ordu ile yola kan Gan - Lu-an, Moyen or'u Lo-Yang ehri yaknlarnda karlam, fakat daha ilk arpmada vurulup, atndan dnce ordusu dalmt. Bylece, nisbeten kolay bir zafer kazanan Kaan, eski Fafuru tahtna karp, buna karlk ondan yirmibin top ipek ile Fafurun kz Prenses Hue'yi kendisine e olarak alarak, bu akndan yksek bir moral ve ganimetlerle tken'e dnmt. Bu baar kaana, son zamanlarda bozulmaya yz tutan saygnln yeniden kazandrm, ama bir inli Prensesle evlenmi olmann aleyhte kullanlmasndan kurtulamamt. nk siyas muhalifleri, onu ypratmak iin trl fesat ve fitne karmaktan geri durmuyor, bu meyanda onun Budistlie getiini dahi yayyorlard. Nitekim ok gemeden, bir sabah yatanda l bulunmutu. lm sebebi tam anlalamayp, kimi kalp sektesinden, kimi zehirlenerek ldn sylyordu. Ke, bucak her yana ulaan bu kara haber, Budun'u top yekun zntye gark edip, yas davullar alnmaa balyor, kopuzuna sarlan btn ozanlar at yakarken, Altayl Yaz Ozan yle diyordu: KAAN LNCE Dada kurtlar uludu, Glde sular kurudu Kaan Moyen or ld, imdi dman sevinir. Dor at yemeden durdu Katun salarn yoldu Moyen or Kaan utu Artk Budun dalr. Gz alad kan doldu, Kalp alad burkuldu, Kaan Moyen or ld, Dman kimse gnenir. Ozan alar kopuzu, Yiit salar topuzu,

Gayr Moyen or ld, Tahta kurulur Bg. Nitekim Yaz Ozann dedii kp, Bg ad kaanlk tahtna kurulmutu. Kaann lm aklanamaynca, bu belirsizlii kullanmak isteyen muhalifler, ki bunlara bir de Gan-Luan'n ana tarafndan olan akrabalar dahildi, kastl yorumlar yapp, Bg ad' zan altna srmek istiyorlard. Denildiine gre; Kaan in prensesiyle evlenince, bunu kabul etmeyen oluyla aras almt. Nitekim, baka kardei olmad iin, babasn zehirleten oul, onun yerine "ltutmu Bg Kaan" unvanyla tahta gemiti. lkenin her bakmdan glenmesi gereken bylesi bir zamanda, kaann lmesi bir yana, daha nitelikli birinin baa gememesi Budun iin ciddi bir talihsizlikti. Oysa ki, Bg ad kiilik olarak kaanlk tahtna oturacak olgunlua bile henz sahip deildi. Dmanlarn pheyi onun zerine ekmek istemeleri bal bana bir hatayd. nk buna kendilerinden baka kimseyi inandrmay baaramamlard. Dier Yandan Bg, bedensel zellikleri bakmndan baba tarafna pek ekmeyip, her bakmdan vasata yakn kalmt. Zorunlu gelenekten olmasa, silah bile tamayacakt. Ak kestane rengi salar, ayn renk seyrek byklar, giderek genileyen konkav burnu, ak renk gzleri, kesiz enesi, dolgun yanaklar ve genie bir aln vard. Devrin gzde becerileri saylan sava sanatlarnda, akranlar arasnda son sralara yaknd yeri. Ne var ki, nefesli sazlarda hayli kabiliyet ve marifet sahibiydi Bg. Bunun yannda bir ok da el becerisi vard. Az bir sre iin Koca Turul Dergah'nda eitim bile grm, lakin burada musiki ve sofistike konular hari, baka konularla alakadar olmamt. Zeka ynnden geri olduu sylenemezdi, lakin sahip olduu zeka, tr bakmndan yapaca ile pek uyumlu deildi. Nitekim Kaan olunca, nce kendi mizacna uygun bulduu kiileri etrafna toplamak istemi, fakat bunlar gerektiinde idari, askeri kararlar alp, bunlarn plan ve uygulamasn salayacak dirayette adamlar deillerdi. Nitekim yakn evresinden gelen youn tenkitler, onu vazgeirip, babas zamannda verilmi olan makam ve mansplar eski sahiplerinde kalmt. ok kez olduu gibi, bu tarz belki baarl olur, ast kademelerde yer alan, bilgi sahibi, cesur kom utanlar, istisnalar bir yana, batakilerin her trl eksikliini rtmee kafi gelirdi. Kaan'n zamansz lmesi, lke yeniden toparlanma srecine girerken, gidiat olumsuz etkiliyor, yurt geneline yaylan ynetimdeki istikrarszlk, halk gven bunalmna srklyor, siyas, itimai alkantlar kapda bekliyordu. in'de durum bundan farkl saylmazd. Zira karklk ve isyan yer yer devam ediyor, Gan -Lu an ldrlm olsa bile, asiler onun yerine geen olu Tanlung'un etrafnda toplanyor, gn getike saylar artyordu. Buna, frsat ganimet bilerek, ine kar saldrya geen Tibetliler eklenince, vaziyet daha vahim bir hal alyordu. Bu durumdan en az zararla kurtulmak isteyen in saray, bu defa Kaan Bg'den yardm istiyorlard. Bu durum tabii ki, konumunu glendirmek, in gibi byk bir pazar elden karmak istemeyen Bg Kaan iin bulunmaz bir frsat oluyordu. Nitekim Tmenbalar Kutluk Bilge, Noyan Arkbua ve Tung Baka Tarkan' karar iin toplayan Bg, bu yardm talebini kabul edip, orduyla in'e yneliyordu. Bu srada, isyanclarn toplandklar ang-an yaknlarndaki eski bir kalede asilerin lideri Tanlung, elebalar ile konumaktaydlar. Tanlung st dudandan balayp, yanlardan aa sarkan uzun kara byklarn svazlayarak: - Moyen or'un ii tamam, imdi sra olu olacak o snepeye geldi. ayet hazrladmz plan tutarsa yaptklarn deyecekler. Derken, elebalardan biri srtarak: - Dur, nce Tibetlilerle kapsnlar, her iki taraf da bu arada hrpalanr, bylece diimize uygun lokma kalr her biri. Sonra karz karlarna. Bir dieri dikkatli; - Fakat gene de her bakmdan uyank olmalyz.

-Doru! Demiti bir bakas ve devamla; teki kuvvetlerimiz bir araya gelmeyip, devaml hareket halinde bulunsunlar. Derken, mdahale eden Tanlung ilk konuana; - Ajanlarmzdan ne haber Konfu? Diye sormu, sa banda topuz edilmi, uzun yzl, omzunda klcyla konuan adam: - Kar taraftan gelen son haber, Bg kuvvetlerinin snrlardan girmi olduunu bildirmekte. Bu arada Tibet ordusuyla mparatorun ordusu temas iin henz uzaklar. Henz kesin olmayan bir karara gre; Tang ve Bg kuvvetleri daha nce bir yerde birleecekler. Bu da olsa olsa Seuan yaknlarnda bir yer olabilir. Tanlung; - Hmm, demek yle yapacaklar. Derken bu tahmin gerekten doru kyordu. Nitekim iki g anlan yerde bir araya gelmi, Tibet ordusuyla karlalacak mevki kesinlemiti. Buras Seuan yaknlarnda byk bir vadiydi. Batdan gelen Tibet ordusu, douya, in ilerine hareket etmek istiyo rsa ya buradan gemesi ok muhtemeldi nk. O halde bu vadi, yaknda bulunanlarca bir tuzak gibi etkili bir karlama yeri haline dntrlebilirdi. Nitekim yle olup, buray gemek isteyen Tibetliler, karlarnda her bakmdan stn bir g bulmu ve balayan savala ok srmeden bozguna uramlard. Dnp kaarken canlarn kurtaranlar, geride bir ok Budist rahip ve savay, l ve yaral esir brakmlard. Bu arada asilerin savatan bekledikleri sonu kmam, gl ittifak ordusunca tek tek yakalanp, ou idam edilmilerdi. Nitekim Kaan Bg, mparator Tang'la birlikte Lo-Yang'a gelmi, onun zel konuu olarak son derece itibarla arlanrken, maiyetiyle kendisine tahsis edilen bir sarayda diledii kadar kalabilecekti. Fakat o biraz dinlendikten ve in'de maruf, sofistik konular aratrp, nde gelenleriyle ile grtkte sonra, lkesine dnmek istiyordu. Burada kald srece hemen her gn etraf gezen Bg, daha ziyade sanat evleri ve manastrlara dikkat etmi, buralarda tanm olduu kiileri davet edip, onlarla sohbetler etmekteydi. te gene yle bir akamda kiiden oluan bir rahip grubunu konuk ediyordu. Bunlardan ikisi mparator Tang'n adamyd. Rahiplerden biri sz alarak: - Ulu Kaan, esirleriniz arasnda Mazda isimli ok ilgin bir kii var. Bizler ona ancak rak olabilirdik. Emir ve msaade ederseniz kendisini huzura arsnlar, bir de siz yakndan grnz. nk bize soracaklarnza en yetkin cevaplar o bilir. Bg Kaan meraklanarak: - Ya, demek yle. Bu ok iyi! Nitekim Mazda isimli adam bulup getirmilerdi. Fakat konuklarn arland salona girmeden nce, zerindeki pejmrde klk deitirilip, ykanarak, bedenini saran kir, pastan da arndrlmt. Bg Kaan krk yalarndaki bu adamla ilk konumasndan sonra ok etkilenir. Mazda, eskiden beri bilinen, sevilik, Budizm, Brahmanizm, Zerdtlk, gibi dinleri naslsa badatrm, kendine has bir sentez oluturmu, bunu savunuyor ve buna da "Manilik" diyordu. Mazda'ya gre; zerinde barndrdklaryla Dnya, deiik iklimlere sahip olarak, daima deien yaplara brnen cennetin ta kendisiydi. Bunda hayat ebediydi. Onu bozan ve yok eden, cehenneme eviren sadece insan oluydu. Onun iin kiiler ruh ve beden terbiyesine ok nem vermeliydiler. Bunun yolu ona gre, ilk etapta et yememekten geiyordu. Ne olursa olsun insan asla ldrmemeliydi; ne hayvan, ne de insan hi bir zaman katledilmemeliydi. Nefsi veya meru mdafaa bile yoktu. Bunu ilk etapta et yemeyerek yapacakt. nsen saldrmaz, cana kymazd. Bg'ye gre bu adamn dini, insan ve toplum iin gzel prensipleri ieriyordu, o halde yaylmas gerekirdi, hatta kendi lkesinde bile. Bylece geri dnmeye karar verirken, bu maksada uygun olarak drt Mani rahibini birlikte tken'e getiriyordu. Ancak bu karar komutanlar Tung Baka Tarkan ve Kutluk Bilge tarafndan benimsenmedii gibi, lkede

tepkilere yol ap, baars dahi saylmyordu. Budun'un nde gelenlerine gre doru olan da zaten buydu. nk aksi hal, Kam Kl Erkin'i hakl karacak gibiydi. Akkartal bu olaylar Fergana ar'nda duymutu. Buradan tekrar kuzeye ynelerek, Yedisu ve dolaysyla Zengibar dan mekan tutmu olan Kam Bilge Ata'ya uramt. Artk Sonbahar gerilerde kalm, Zengibar danda k balamt. Havalar kararszd. yle ki; bazen ok souk olup, Karaka dnrken, bazen gnlk gnelik olup, Yaza yknyordu ayam. Maara giriini bir ay postuyla kapatm olan Bilge Ata, harla yanan ocak banda otururken, sabah erken oradan ayrlm olan Kl Erkin'in anlattklarn dnyordu. Derken bir ara dardan gelen belli belirsiz sesler iitip, ne olduuna bakmak iin dar kmt gene. Aada tam o srada atndan inen de Akkartal'd. Bunu gren Bilge Ata, yandan umulmayacak bir eviklikle hemen kayalardan aa inmi ve onu itenlikle kucaklayarak: - Ho geldin oul, safalar getirdin. Dnm olmana pek sevindim! - Ho bulduk Bilge Atam. Ben de yle. Derken hemen yukar km, serin havada ocak banda oturmulard. nce o, Bizans seyahatine ilikin izlenimlerini, sonra Bilge Ata bu arada ulaan yerel havadisleri nakletmilerdi. Bu meyanda olarak Bilge Ata: - Ya, ite byle oul, kim derdi bir gn gelip, Ana soyundan bir Kaan, kutsal Treye, bir baka inanc tercih edecek. Ama yazk ki byle imi. Diyerek yaknyordu. Buna karn Akkartal: - Bilge Atam, Kaan Bg ad' tanyorduk. Yani, ftrat olarak ondan bu tr bir sapma beklenmez deildi. nk bedensel yetileri bakmndan iktidar yeterli deildi. Bu da, malum ki, henz yetime anda olan bir gente nemli ruhi arazlara yol aard. Byle birinin Kaan olmasnn sonular mehul deildi. En azndan mizac kara Budun'a sirayet edip, halk, kanmas gereken, olumsuz akbetlere doru ynlendirebilir. Bilmem ne dersiniz, ahsen onun Ana soyundan gelmi olacan sanmyorum. - Bu bizce de yle grnyor oul. Sanrm ki, bu hal onunla kalmayacak. Muhtemel ki, ileride baka Hanlar gelip, yabanc budunlarda ihdas edilmi din ve trelere itibar edip, kendi kimliklerinden sapacaklardr. Bu bir kez balamaya grsn, gayr ard alnamaz. - Bilge Atam, bu konuda elimizden geleni henz tam yapamadk, bu nedenle yolcu yolunda gerek. Sonrasn Tanr bilir. - Bence, bu bir mukadderattr oul. Budunumuz, bu yanln bedelini zaman iinde ac ile deyecek, ve sonra zne dnecektir. Olacaklar nlemek artk ok zor. - Haklsn Bilge Atam, ancak gene de kutsal tre ve Budun adna bir yerlerde direnmeler olmal. Bilge Ata kendi kendine glerek: -te baksana,yllardr nasl direnmekteyiz urada oul! - Dnya deise bile asil olan deimez, senin gibi Bilge Atam. Kut deerlerimiz uruna bedel deyeceiz, bu ister istediimiz iin olsun, ister kanlmazlndan. Nitekim vedalaarak ayrlrlar. At binen Akkartal, kutlu belde Tengri'ye gitmek iin gneye doru srer. Gidildike yumuamaya balayan iklim, at srtnda yolculua el veriyordu. Nalnda amur tutmayan Karaimek, uzaklar yakn edip, dergaha ulamlard.Orada duyduklar ikillenmesine yetmiti. Kaanlktan gelen emir zerine, Ulutolga ve dier Dergah Pirleri atlanp, gn nce payitaht tken'e yola kmlard. Akkartal, Bg Kaan'a itimat etmiyor, her ihtimali olas sayyordu. Dergahta fazla kalmayp, tekrar yola koyulmutu. Bizzat setii yirmi kl rencisini yanna almt. Yol boyunca uradklar yerlerde kendilerine katlmak isteyenler olup, ileride gerek duyulmas halinde haber verilecei vaat edilmiti. Nitekim bir akam st tken'e vardklarnda, Arkbua Noyan'n malikanesine gitmilerdi. Kendisi orada deildi, fakat Yaver ve Sungur Noyan'n muhafz klasna buyur edilmilerdi. letilen habere icabeten klamaya gelen Arkbua, grmekten memnun olmutu. Akkartal, buraya gelilerindeki maksada deinerek, kam Ulutolga ve dier pirlerin akbetlerini sorunca, bir an yz glgelenen Arkbua:

- Kendileri salkla ulam olup, sarayda konukturlar. Kaygl gibisin Akkartal Beg, niye ki? Akkartal: o Kaan inde baka bir dine gemi. Dergaha yapt bu daveti bu nedenle manidar bulduk.Sizce yle deil mi Noyanm? Arkbua hal diliyle onu dorulayan bir ba hareketi yaptktan sonra: - Bak Yiidim, gerei saklayacak deilim. Belki de haklsnz. in kts, halkn ou bu nedenle,biz dahil btn idarecilere kem gzle bakmaktalar. Oysa bizim bir kusurumuz varsa, o da asker olmaktr. Kayg konusu mevzu, Kam Ulutolga ve dier hocalarn kurultay salonuna arlarak, taraftar kitle nnde, in'den gelen rahiplerle tartmaya icbar edilmeleri ve Kaan'n bu yabanclar destekler bir tavr iinde olmasdr. - Tahmin ettiim gibi. Sanrm gayeleri; bir ekilde bizi aciz klarak, halk nezdinde itibarmz ykp, kendi, szde yeni reetelerini tek mutluluk sr ve yntemi diye satmak. Byle bir karlama hi oldu mu ki? -Evet, ilk oturum dn leden sonra yapld. Geri Mani rahipleri Ulutolga ve maiyetine kar bir varlk gsteremediler, ama Kaan'n desteklemesi, izleyen topluluu lehte etkilemi olabilir. - Baka oturum sz konusu mu peki? - Evet, yarn ayn vakitlerde. Bu ksa grmeden sonra Arkbua kendi hanesine gitmi ve akam Sungur da gelip, Akkartal' eve davet etmiti. Veranday geip, kap nne ulatklarnda, kapy Tangl am, elini uzatarak ona ho geldin, demiti. izmelerini hayatta karp, sonra yan odada ei ve yaveri ile oturan Arkbua'nn yanna girmilerdi. Herkes yeniden ho geldin demi ve yanmakta olan ocan karsnda, peykeye oturmulard. Bir sre sohbetten sonra, gelen ani haberle acele kalkp, doruca saraya gitmilerdi. Geldikleri haberini alan Kaan, Akkartal' grmek istiyordu. Byk kurultay salonunda, ift kanatl kapnn karsnda Kaan'n taht vard. Tartanlar tahtn nnde kurulmu, bir krsde, postlar zerinde karlkl olarak yer alyorlard. Onlarn etrafnda kalan hal deli, geni saha, saflar halinde zemine oturacak olan izleyenler iin ayrlyordu. Akkartal ve Arkbua saraya birlikte gelmi, ancak kararlatrdklar gibi, ierde ayrlmlard. Buna gre, Arkbua Kaan'n ahsi dairesine geerken, Akkartal hocalarn bulunduklar mihmanhaneye gemiti. Bu srada ierde oturmu, olan biteni gzden geiren Dergah zevat; hocalar hocas Ulutolga, Pir Gkbr, Pir Boran, Pir Dahan ve Tirendazlar Piri Tarhan, Akkartal' karlarnda grnce, sevinle kucaklayp, yanlarnda yer vermilerdi. lk konuan Ulutolga: - Buraya geliimiz hakknda bir malumatn var m oul? Derken, pek memnun olmadklar belliydi. Akkartal metanetini koruyarak: -Evet hocam, olan bitenden haberliyiz. Belki bizzat Kaan hazretleri ( ! ) ile teerrf ederiz. Her eye ramen, sizleri esen grmekten ok memnun olduk. Onun szlerine hepsi aynyla mukabele etmilerdi. Buras mtevaz denmi nisbeten byk bir odayd. Her birinin yatabilecei be yatak sa taraftaki byk bir peykeye yan yana hazrlanmlard. Sol tarafta,geni kemerli, iinde odunlar yanan bir ocak ve ahap dolaplar vard. Az sonra kap alnp, gezgin Kam Kl Erkin ile daimi rencileri Salur ve geday ieri girmilerdi. Onlarn arldklarn duyunca hemen yola dp, tken'e gelmilerdi. Ulutolga Kl Erkin'e: - Aziz dostum, demek sizler de geldiniz. - Buraya davet edildiinizi duyunca yle bir uramadan edemedik. Bu arada olan bitenden habersiz deildik. Diye izah etmiti. O anda kapya gelen bir refakati onlar kurultay salonuna armaktayd. Vardklarnda salon dolmutu. Kaan tahtnda otururken, Arkbua ve dier Tmen balar onun sa ve solunda

yer almlard. ounluk kara budundan bir kalabalk, hemen nlerinde tek basamakla klan krsnn sol yannda konuan Mani rahiplerini izlemekteydi. Kanatl kapnn birden almas ve heybeti byk savalar Gkbr, Tarhan, Boran, Dahan, Akkartal, geday ve Salur'un ieri girip, rkerek kenarlara kalan kalabalk arasndan Kamlara yol amalar, o ana dein hkm sren Manilik atmosferini berhava edip, btn erkan kendi aslna tebdil eylemiti. nden yrmekte olan hametli savalarn etrafa satklar elikten souk ciddiyet, Kaan dahil, herkesi yerinden uratp, Kamlarn nnde top yekun ayaa kaldrmt. Sonra, Tre buyruu icab, elleri kl kabzalarnda diz krp, selam veren savalar, Kamlar izlemilerdi. Derin bir oh, ekerek, tekrar yerine oturan Bg Kaan, konumadan nce, eliyle, ayakta akn bakan Mani rahiplerine tekrar oturabileceklerini, bayla ise Kamlara, krsdeki hazr yerlerine buyurmalarn iaret etmiti. Drde kar iki olmak zere, rakipler karlkl oturmu, gya sze dn kalnan yerden devam edilecekti. Savalar, hocalarnn hemen arkasnda ayakta saf tutmu, al Kaann yapmas bekleniyordu. Nitekim Bg Kaan; -Bu mnakaann alenen yaplmas ve Budun'un muhteviyat zerine bilgilenip, aydnlanmas bizim iin ok mhimdir. Bundan trdr ki, gerek ta in diyarndan buralara kadar zahmet etmi olan deerli konuklarma ve gerekse Koca Turul Dergah'nn saygn Kam ve Pirlerine tekrar teekkr etmek istiyorum! Dedikten sonra bir an nefes tazelerken, szlerinin etkisini grmek ister gibi, etrafna gz gezdiriyordu. Sonra devamla: - Hatiplerden kim nce balamak isterse bunda serbesttir. Demiti. Bunun zerine, bilhassa deneyimli Kam Kl Erkin hemen sze balayarak: -inli, sayn konuklarmz, tespitimize gre, her nereden estiyse demeyeceim, nk bu pekala, u ana kadar iinde yaam olduklar kendi cemiyet, ya da toplumlarnca duyulan baz ihtiyalardan kaynaklanm olabilir, yeni bir din ve anlay dsturu ihdas ederek, bunu yegane kurtulu yoluymu gibi, mmknse btn aleme yaymak istemekteler. Onlar dinleyip, varsa yeni grlerini tanmakta elbette bir beis yok, ancak, bu anlay ve yaam dsturuna bizi ram ederek, bunu kabul ettirmek niyetindeler ise, ilerinin hi kolay olmayacan bilmeliler. nk din ve tre deitirmek, hrka deitirmek gibi basit ve sradan bir husus olmayp, aksine bu, insan ya da bir topluma ruh ve benlik deitirtmek anlamna gelir. Buna ise olsa olsa, ancak kkleri yzeyde bulunup, mazi derinlii s, ya da hi olmayan uluslar ihtiya duyabilirdi Bu da zaten ylelerine yakrd, bize deil. Burada duraklayp, etraf szen Kl Erkin, szlerinin yaratt etkiden memnun, devamla: Bu nedenle, bu maverenin nezdimizdeki yeri sradan bir sohbetten te olmayacaktr. Zira Budunumuzun kadim insanlk tarihindeki mstesna yeri bir hakikattir. Hal byle iken, ne ilahiyat, ne de hayatiyeti bakalarndan renmek ihtiyacmz yoktur. Buna ramen, bir Budun kendi gemii, din ve tresini deitirmee zorlanamaz. Zorlanrsa asl ve asaletini yitirirse, o ulus bitmi saylp, bunu ise bata Kaan olmak zere, kimse isteyemez. Fazla uzatmadan, bu sohbete itirak etmemize vesile olabilmek iin uzak diyarlardan gelmi olan yabanc konuklarmza teekkr ediyorum. Demiti. Kl Erkin'in szlerini tahlil edebilen herkes gibi, Mani rahipleri de hilafna syleyecek sz bulamayp, gln duruma deceklerini sezinleyerek, susmulard. Bylece tartma bir monolog olarak kalp, ister istemez bitmiti. zleyici kitlesi dalmaya balamt. Kaan, belli etmese de, sonutan memnun olmamt. nk dn yaptn bu gn yapamam, Kl Erkin buna hi mahal vermemiti. Nitekim tahtndan kalkm ve arkaya alan kapdan keyifsizce kp, gitmiti. Olanlardan sonra kamlarn sarayda kalp kalmamakta bir an tereddde dtklerini gren Arkbua, gerekirse onlar memnuniyetle misafir edebileceini sylyordu. Lakin bunun greneklere ters deceini de biliyordu. nk misafir bir yere konar ve orada akam olursa, anane gerei, gene orada gecelerdi. Buna bir de konuk evinin hususi ehemmiyeti eklenince, o zaman bu bir zorunluluk olurdu. Aksi halde o tavr hem konuk, hem

onu kabul eden tarafndan nceki mekan sahibine kar hakaret saylrd. Geri Kaan buna mstahakt, fakat ona uyan da onunla eit saylaca dncesinde olan Kamlar, Arkbua'nn teklifini geri evirmilerdi. Akkartal ve Arkbua onlarla vedalap, dndklerinde, evdekiler merakla onlar bekliyordu. Olan biteni zetleyen Arkbua, yarn erken kalkmak iin yatmaa gitmi, az sonra da iek Hatun ayrlmt. Ocak ba sohbetinde imdi sadece Tangl, Sungur, Aytolun ve Akkartal kalmlard. Sungur glerek: - Demek Kaan Bg fena bozuldu Aabey. Umarm aklndan bir ktlk gemese. Akkartal kararllkla: - Pek sanmam, nk bu hkmdarln sona erdirmekle kalmaz, akbeti ok daha kt olur. Tangl kaygyla: - Umarm kt bir ey olmaz. Aytolun kukuyla: - Kaann ahsen bir ktlk yapmayacan, ama bakalarnn bu ie karacandan korkarm. Akkartal meraklanarak: - Nasl yani, yoksa bir bildiin mi var Abla Hanm? Aytolun mtereddit: - Emin deilim, ama bu konuda kulama daha nceden bir eyler gelmiti. Akkartal ayn tavr zere: - Ne gibi eyler Abla, daha ak konuamaz msn ltfen? Aytolun belleini dzenleyerek: - Merhum Kaan Moyen or'un lmnden bir ka gn sonrayd. Sarayda yzlerini gremediim iki kiinin konumalarna rastgelip, kulak kabarmtm. Bunlar fsltyla "imdi herkes Bg ad'dan kukulanacak, bu da ilerde ok iimize yarar."diyorlard. Akkartal fkelenerek: - Ya, demek yle. Kaan bir suikasta kurban gitmi desene? Aytolun mahzun ve kaygyla: - Sanrm evet. O kiiler hala sarayda ise, bunlarn yine bir ktlk yapacandan korkuyorum. Akkartal: -Anlalan sarayda bir takm karanlk emel kiiler varm. Bunlardan kimseye daha nce bahsetmi miydin Abla Hanm? - Hayr, nk kim olduklarn grememitim. Aralk duran bir kapnn ardnda ve ksk sesle konuuyorlard. Onlar byle konuurlarken, tam bu srada lo saray koridorunda on silahl adam, yaln kl mihman odalarnn bulunduu tarafa doru sessizce ilerliyordu. Vakit gece yarsn oktan gemiti. Nitekim, Kl Erkin ve maiyetinin konuk bulunduklar odann kapsnda durup, beer kiilik iki sra oluturmulard. Ayn koridorun devam be adm ilerden saa dnyor ve buradan hemen sola alan bir kapdan Ulutolga ve dier pirlerin bulunduklar mekana girile biliyordu. Silahl adamlardan ndekiler kapy yavaa aralayp, seri hareketlerle ieri dalarken, biri darda kalmt. Karanlk odada, yeri belli yataklara kl rdklerinde, ok gemeden afallamlard. nk serili yataklarda kimse yoktu. Ayn baskn teki mihman odasna da yapm ve gene bo yataklarla karlamlard. Elebalar nihayet fkeyle konuarak: - Bu bir tuzakm meer, hemen bulup, gebertin u mel'unlar! Diye emir vermiti. Adamlar koridordan cmle kapsna doru hareket etmi, hzla ilerliyorlard. Kapya ulatklarnda geni holde, drt yanda, aniden beliren klarla gzleri kamap, kl tutan elleri gzlerinde, aknlkla etraf semee alyorlard. Bir anda vnlayan oklar, canhra feryatlar izlemi ve on avc, ava giderken avlanvermilerdi.

Avlayanlar ellerindeki mealelerle, yukar kata gtren hal deli ta merdivene ynelmi ve bir araya geldiklerinde bunlarn be kiilik bir kemanke (oku) ekibi olduklar grlmt. Sonra onlar yukarki koridorda bir odaya girerken, aada harekete geen kalabalk bir baka grup, d kap nlerine serilmi olan cesetleri toplamaya, yerlerdeki kanlar silmeye balamlard. Bu srada Arkbua'nn nbetilerinden biri gelerek, evin kapsn hzla almt. Bakmak iin hemen kapya koan Sungur, az sonra helecanla geri gelerek Akkartal'a: - Aabe hele ko, sarayda iler karm, bir takm adamlar Kaandan sonra Kamlar ve dierlerini ldrmek istemiler. Geri bunu baaramayp, kendi canlarndan olmular, ama imdi yolda bulunan Kamlar tehlikede saylrm. Derken klada hemen alarm verilmi, savalar hemen at binip, drtnala tken'i terk etmilerdi. Balarnda Akkartal ve Sungur olmak zere, Dergahtan gelen yirmi gen sava, olas bir tuzaa dmeden Kamlara yetimek iin kyasya kamlyorlard atlarn. KAMLARIN LM Uzaktan izlendiklerinden habersiz, lman bir havada yavatan uuarak den iri kar taneleriyle brk ve yamlar beyazlamt. ki Kam ve be sava, rahvan yryen atlarla sular cokun bir ay kenar boyunca yol alyordu. afak oktan skp, tan aarmt. ay yata giderek derinleiyor, evresi kk bir vadiye dnyordu. Sular bulank ay biraz ileride, ukurda kalan kk bir gle dklyordu. zledikleri yol gln yar evresini dolap, gneybatya doru yneliyordu. Henz gle varmadan, sa yanda plak bir tepe ve bunun nnde kk bir koruluk vard. Yol bu koruluun hemen dibinden geerken, alt ksm bayrlap, gle inen aalk ve meyilli bir yama halini alyordu. Korulua iki yz adm yaklatklarnda aalar arasnda bir takm kprdanmalar grlyordu. Koruluun hemen arkasnda, kayalk tepenin st noktasnda duran bir adam el, kol iaretleri yaparken fark ettiklerinde duruma dair netameyi anlamaa balamlard. Bu bir tuzak olmalyd. Arkadan ve nden olmak zere, iki atl takmnn zerlerine hzla gelmekte olduu grlyordu. Bizimkiler yava yava pusatlarna el atarken, sa tarafta ykselen bozlak yamatan aa bir sr atlnn daha geldii grlyordu. Btn bunlarn ne manaya geldii kesinleince, Kl piri Gkbr dierlerine hitaben: -Arkadalar, ynden stmze at srenlerin iyi niyet tadklarn sanmyorum. O halde en yakndakilere varp soralm. Demi ve ilk olarak aalar arasnda kaynaan atl gurubuna hm gibi saldrmlard. Er meydannda her kalkp inite bir can alan kl, karg ve grzleriyle Gkbr, Boran, Tarhan ve Dahan naralar atarak ilerliyor, ortalarna kimseyi yaklatrmyorlard. Onlar vuruurken, elinde ok ve yay, etrafta atyla drt dnen kemankeler piri Tarhan, yardm gereken herkese, att oklar hedefi annda delerek yetiiyor, dmana lm yadryordu. Fakat dman says krmakla tkenmiyor, aksine oalyordu. Bu arada arkadan ve yandan gelenler de yetiip, vuruma daha bir iddetlenmiti. Biraz sonra kzla boyanan kk derecikler aadaki aya karyordu. afakla balayan vuruma kuluk vakti yaklat halde devam ediyor, dman krmakla bitmiyordu. Bu zorlu urata btn yiitler yara alm olmalarna ramen, her hareketleri hala bir cana mal oluyordu. Kl piri Gkbr bir ok, iki de kl yaras almt. Karg piri Boran'n srtna ok isabet etmiti. Grz piri Dahan'a bir karg, bir de ok demiti. Kemankeler piri Tarhan'n sadanda artk ok kalmayp, elde kl yakn de girdiinden, o da trl yaralar alm, lakin hala dmemiti. Kamlara gelince; henz yara almam, ellerinde kllar, etraftaki gl yiitlerden oluan sipere ramen, ulaan ataklar savmaya alyorlard. Ald ar yaralarn neelerini bozamad yiitler, bir yandan vuruurken, dier yandan akalamaya devam ediyorlard. Gkbr cenkda Dahan'a taklarak: -Dostum, o srtna sapl duran uzun diken cann yakacaa benzer, yanma yakla bari sapn

budayvereyim unun! Byle derken, arkadann srtna saplanm olan kargy kast ediyordu. O ise buna karlk: - Gam etme dostum, bizim srtmzdaki deri iki kat manda gn zrhtan bile kalndr. Lakin bu ahmaklar bilmez bunu. Dur hele, bak arkanda tamuya yolculanmak isteyen biri daha var. Bari u garibe de bir iyilik edelim, sonra gene konuuruz. Onlar gren Boran ve Tarhan da hemen rakiplerini atlarndan uurarak, yan yana gelmi ve kalkanlarn toka yapar gibi tokuturarak: - Yaa bre! Vur u kazrgan (mezar-cehennem) kaknlarna ki onmasnlar yiidim! Bu srada Akkartal ve savalar karda at izlerini srerek hzla gelmektele rdi. Nitekim er meydanna ulap, ilk dar beyi arkadan saldranlara indirmi, ablukada aslanlar gibi vuruan ko yiitlere yardma yetimilerdi. Birden ne olduklarn anlayamayan bu akal ve srtlan srs, arkadan yetien boz kurtlarn can alc vurularyla ifter ifter eerlerinden yuvarlanmaya balamlard. Bunu ilk fark eden, srtndan ve gsnden birer ok isabet etmi olan Ulutolga olmutu. Etraflarnda vuruurken ar yaralar alp, artk yorulmaya balayan Salur ve geday'a seslenerek de: - Dayann bahadrlarm, ite deli kartal ve dier ko yiitlerim de yetimi, bakn ite urada, krp geirmekteler azgn yay! Onu sesleniini dier yiitler de duymu, bu szlerle bir kat daha coarak nlerindeki dman msr saplar gibi doruyor, ortaya doru ilerliyor, daralan lm emberini yaryorlard. Arkadan bindiren bu taze kuvvete artk dayanamayan kalaba dman, hissedilir bir ekilde erimeye balam, frsat bulanlar kayor, kaamayanlar leini brakyordu kanl meydana. Dakikalar geiyor, ablukadaki yiitler mecallerinin son demlerinde bile lm samaya devam ediyorlard. Nihayet yekun dman bertaraf edilip, bir araya toplanmlard. Aldklar yaralar tmar iin koan gen savalar, grdkleri manzara karsnda arp kalmlard. nk, atlarndan dmemi olan bu Alp erenlerin hemen hepsi oktan umaa varm, sadece Kamlar son demlerini yaamaktaydlar. Hemen atlarak onlara yardm ve yaralarn tmar iin atlarndan indirmek istemilerdi. Lakin onlar kesinlikle yere inmek istemiyordu. Nitekim glkle konuan Ulutolga: - Bizi kendi halimize brakn yiitlerim ve sakn ola ardmzdan zlp, yas da tutmayn. Tam bize gre bir terk-i dnya nk bu. Myesser eyledii iin yceler ycesi ilahmz Gktanr'ya hamd ve senalar olsun. Bundan sonrasn sizlere brakyoruz. Bakaca almayn sakn. At ve pusatlarmzla bizi bylece brakp, dergahtaki vazifelerinize dnn. Dileriz Tanr'dan ki, Budunumuz ad ve tresiyle dnya durduka yaayp, payidar olur. Ulutolga'nn bu szlerini puslu gzlerle dinleyen yiitler, nce onun sonra Kl Erkin'in gslerine den balarn grp, onlarn artk asumana gm olduklarn anlayarak, hep bir azdan: - Aziz ruhlarnz ad, Trk Tresi var olsun! Bu szlerden sonra at nden giden Ulutolga'y iz leyen bu Alp erenler kafilesi kuzeyin sonsuz bozkrlarnda mehul bir yere doru yola dizilmilerdi. htimal ki, bu asil atlar onlar, atalarnn geldii, sr alemi Ergenekon'a geri gtryorlard. Onlar puslu gzlerle izleyen savalar, imdi buradan ayrlacak, ama sonra mutlaka gene gelip, bu kzl hatray, adlarna balballar dikerek ebediletireceklerdi. Onlar oradan henz ayrlmlard ki, evreden gelen birileri, etraf dolduran onlarca cesedi hemen toplayp, glde kaynaan pirana srlerine atyorlard. Aniden patlak veren bu inanlmaz olaylar zinciri dn yolundaki Akkartal' btn bunlarn sebep, sik ve msebbipleri zerinde dndrmekte idi. Bunu aratrmak iin tekileri Dergaha gnderip, tken'e tek bana dnmek istiyordu. lerinden ya ve kdemce en bykleri olan Tardu'ya: - Burada ayrlp, dergaha dnecek ve benden haber almadan belli ilerden bakasna el atmayacaksnz. Ben dnnceye kadar vekilim sen olacaksn. Tamam m Tardu?! - Ama hocam, siz olmadan yolda izde soranlara biz bunlar nasl izah ederiz ve dahas, dergaha ne deriz ? Ne olur birlikte gelseniz. Diyordu.

Akkartal: - Bunlara dair cevab benim bizzat vereceimi sylersiniz. Ben de ok srmez dnerim zaten. Merak etmeyin. aresiz ikna olan Tardu: - Ba stne Hocam, siz de merak etmeyin! - Haydi, yolunuz ak olsun yleyse! KIRGIZLAR TAHTI ELE GERYOR Bylece veda edip ayrlmlard. O gece zuhur eden zincirleme olaylar bakentin siyas ehresini tamamen deitirip, lke idaresi sabaha el deitirmiti. Tung Baka Tarkan kaan ilan ediliyordu. Olaylar yle gelimiti: Krgzlarn taht ve idareyi ele almak istedikleri teden beri biliniyor ve onlar bu ilerde, intikam peinde olan, Tanlung'un yerli akrabalarn kullanmlard. Fakat, bu adamlar plandan ayrlarak, Kamlardan nce Kaan Bg'y ldrrler. Bu dzeni balangtan beri, gizlice izleyen Tung Baka ve mttefikleri Arkbua ve Kutluk Bilge'ye bal adamlar, tutumunu sevmedikleri Bg'y gzden kardklar halde, bir bahane ile Kamlar yola karp, sonra, kaana suikast yaptklar gerekesiyle, Tanlung'un yaknlarn idam ederler. Bu arada, olan biteni uzaktan izleyen Krgzlar, esasen, kullandklar bu Gan-Lu an'n ana tarafndan akrabalarn, sonra yok etmei kurduklarndan, gece saraydan ayrlanlar onlar sanp, yolda mahut tuza kurmulard. nk onlara kalsa, gya Kamlar ldrtt iin, su Bg'ye yklenecek ve onlar da bu bahane ile onu ldrtm olacak ve bylece kendi iktidarlar iin halk destei salanm olacakt. Akkartal tken'e vard nda btn bunlar olup bitmi, dnen dolaplar ancak Arkbua'nn evinde renebilmiti. Nitekim, Kam ve hocalarn hayatlarna mal olan bu hadiseden tr onlara ok gcenen Akkartal, zamannda uyanmad iin sitem etmiti. Lakin Arkbua, iin bu raddeye tam bilmese de, her eye ramen kamlarn gvenlii iin onlar kendi evine davet ettiini, buna uyulmu olsa, o elim hadisenin hi vuku bulmayacan ne sryordu. Arkbua btn bu izah ve zrlerine ramen Akkartal' yeni Kaan'a biate raz edemiyor, sonunda dargn ayrlyorlard. Bu durum Sungur ile Tangl'n bilhassa zyor, ilk frsatta onun yanna, Tengri Da'ndaki dergaha kamay kuruyorlard. Buna ilikin konumalarn iiten anne iek Hatun, bunu kocasna haber verince, onlarn gz hapsine alnmasna yol am, Arkbua bilahare, bir taliplisi karsa Tangl'n evlendirmeye karar veriyordu. Bir talipli esasen dnden hazrd, fakat, Akkartal'n yavuklusuna gz koymak kolay yutulur bir lokma deildi. O nedenle bunu asla dar vuramayan bu talipli, Arkbua'nn zel birliklerinin komutan, binba Kyandan bakas deildi. Akkartal sonunda dergaha dnm, hocal ele alp, tedrisata balayal aylar gemiti. Tangl'n buna ramen unutamamt, lakin tken'le aralar soumu olduundan, kimse kimseye gidip gelmiyor, olan bitenden haber dahi alamyordu artk. Orada bulunduklar srada, bunu renmi olan ba yaver Tardu, onu dalgn ve dnceli grp, zlyor, buna bir are bulmak istiyordu. Fakat Akkartal'n onur meselesi yaparak, Tangl gibi, her bakmdan stn nitelikli bir gzeli unutmasnn kolay olmayacan da bildiinden, bunu ilk frsatta kendisiyle konumak istiyordu. Nitekim bir gn yalnz kaldklarnda, sz dndrp dolatrp, o konuya getirerek: - Hocam, belki bana kzacaksnz ama, sizi bazen derin dnceler iinde, mahzun gryorum. Acep, buna sebep Arkbua'nn kz Tangl Hatun mu ola? Akkartal uzun zamandr bu ismi bir bakasnn azndan duymad iin, bir an ararak ona bakm ve sonra kalar atlarak: - Demek bu kadar kesin gzlemler yapabiliyordunuz kahin Be? - Hayr Hocam, bunun kahinlikle bir alakas yok, nerede bende o kabiliyet. Bunu, hem orada bulunduumuz srada kendim hissetmi, hem de Sungur buna dair bir eyler tlatmt. Onun iin. imdi ka zamandr, kim bilir o bahtsz da ne elemler iinde yanmaktadr Hocam? - E, eh. Ne yapalm yani bunun iin? Her halde onu karp, buraya getirelim diyecek

deilsin? - Neden olmasn Hocam? - Haydaa! Bize yakr m bu Tardu, deli olma? - Yakmayacak nesi kald Hocam? Bu sevday duyup bilmeyen mi kald bu lkede. Babasnn onay mmkn deilse, biz de gider karrz olur, biter. - Sahi mi bu dediin Tardu, yani bunu baka bilenler de mi vard? - Hocam, galiba ar iitir oldunuz, lkede bilmeyen kalmad d iyorum. Hem kimse yaktramyor size byle biare, sevdiinden ayr ve zlem iinde yaamay. nann bana. Bir emir verin bu yeter. Tardu'nun bu szleri karsnda bir an iini eken Akkartal, sonra ksaca: - Tamam Tardu. imdi beni yalnz brak da bir dneyim. Bu srada Arkbua tken'de, geen bunca zaman iinde bu sevda unutulmutur sanarak, gz hapsini kaldrp, serbest brakmt artk Tangl'n. Fakat ok yanlmt. Zira, biraz av etmek bahanesiyle, sabah erken at binen Sungur ile Tangl, akam olduu halde geri dnmemilerdi halen. Nitekim bu durumdan kukulanan Arkbua, onlar bulup, hemen getirmeleri emriyle, Kyan komutasnda bir svari birlii gnderiyordu arkalarndan. Tangl ile Sungur oysa bu srada, Altaylara doru doludizgin at s ryor, takip eden olursa, ynlerini hemen bulamasnlar diye de, nce gneye, sonra Batya ve daha sonra gney-batya dnyorlard. Niyetleri Tengri danda bulunduunu rendikleri o mehur dergaha gidip, Akkartal' bulmakt. Bu menzile erimek iin izlenecek olan gzergah daha nce ksmen de olsa renmi olan Sungur, yollarnn ilk etapta Urumi, Turfan ve Karaar'dan geeceini de biliyordu. Bunlar, aklnda tutmas iin Tangl'ne de sylyordu. Yollarda, ynlerini kaybedecek olurlarsa, rastladklar yolcu veya obanlardan soracaklard. Sunkur artk iyice yetimi, tam bir avc olmutu. Bunun yan sra babasndan kl dersleri de alm, ananevi llere gre, savalkta kayda deer ilerlemeler gstermiti. Tangl'nn iddial olduu dallar okuluk ve at binicilii idi. Yannda daima tad sadak dolusu demir temrenli oklar, iyi bir yay ve sivri ulu keskin bir ba vard. Bandaki beyaz kuzu postundan brk, uzun salar, mevzun beden lleriyle, beyaz ksra zerinde tanra Ayzt kadar albenili grnyordu. Fakat uzaktan onu gren, gerek bir avc sanabilirdi kendisini. Gene Bahar gelmi, boz krn her yan taze ot ve ieklerle bazenmi, yksek dalarda eriyen karlar, yazn kuruyacak olan bir ok derecikler meydana getirmiti. Tangl Akkartal' grmeyeli iki k gemi, onu pek ok zlemiti. At stnde, bitmez tkenmez gibi grnen yollar ona hi yle grnmyor, sanki her da eteini dnp, her tepeyi anca ona rastlayacakm gibi heyecan nbetleri geiriyordu. Fakat bu gerek olmayp, kk hayal krklklar yaasa bile ye'se dmyor, mit ve sevincini kaybetmeden yol alabiliyordu. Sungur ok daha neeliydi. Kah n sra umakta olan kular yakalamak iin at sryor, kah lgarla giden atn eerinde dikiliyor, bazen da yere eilerek, kopard bir kr ieini ablasna ikram ediyordu. Geri heybelerinde daima olduu gibi, gene azk olarak kuru et, tuz ve avdar ekmei bulunuyordu. Ama onlara daha ziyade, avlanmann mmkn olmad yerlerde ve belki bir pnar banda mracaat ediyor, yoksa daha ok taze kzartlm av etleriyle karn doyuruyorlard. Dolu dizgin takipiler, kimi zaman sorarak, kimi zaman iz srerek pelerinden gelirken, aralarndaki mesafe giderek azalyordu. Zira, tken'den kta denemi olduklar artma taktiine ramen, asl hedefleri takipilerce tahmin edilmi olduundan, zaman kaybndan baka bir ie yaramam gibiydi. Bu esnada, nihayet karar vermi olan Akkartal tken'e gitmek iin yola kmt. Tardu'nun btn srarlarna ramen, yanna kimseyi almak istememiti. Karaimek ve Akkartal iki yldan beri uzun yolculuklar yapmayp, bu tr servenleri de hayli zlemilerdi hani. tken yollarn neredeyse ezbere bilen Karaimek, mevsimin de cokusuyla adeta rzgardan kanatlar varmasna sratliydi. Nihayet bir gn sonra Karaar'a vardnda, daha nceleri de konaklam olduu Kzlhan'da mola vermiti. Burada durmasnn bir nedeni de, epeydir uzaklat lke hayatndaki gidiata dair sondalamalar yaparak, halktan olup bitenler

hakknda taze malumat almakt. Hann nnde yer alan kameriyede, gzel havadan istifade etmek isteyen baka yolcular ve bir ka da mdavim oturmu, alak masalarda hem sohbet ediyor, hem yemek yiyorlard. Mdavimlerden biri, kaml kapdan az nce giren Akkartal' hemen tanr ve yanndaki yolculara usulca: - Gelenin kim olduunu bildiniz deil mi? Derken, yant kendisi vererek; Koca Turul Dergah'nn yeni Hocas Akkartal. Aklamasn yapyordu. Yanndaki kiiden biri: - Bilgilik taslamaya ne hacet, Akkartal' tanmayan m var sanki. Ama epeydir ortala kmayp, kendini dergah ilerine verdii syleniyordu. Derken, bir dieri: - Payitahtn Kaan deitirmesi esnasnda olanlardan tr, tken'le aras soukmu. Diyordu. Onlar byle kendi aralarnda konua dursunlar, bu srada yan masada, oturduu yerden kalkan, uzunca boylu, omzunda kl kabzas grnen, vakur bakl baka biri yavaa ona yaklaarak: - Adm Tue, Klg Bilge Noyan'n Binbasym, sizi tekrar grdme ok sevindim Akkartal Be! Derken, elini uzatmt. Akkartal kendisini tanyp, adyla hitap eden bu adama nezaketle davranp, oturmas iin masasna buyur etmi, sonra da: - Payitahtta durumlar ne alemde Binba, her halde siz bizden daha ilgilisinizdir orasyla? Binba bu karla tam inanmam gibi bir eda ile bakarken, cevaben; - Durumlar idare eder sanrm, fakat gnl isterdi ki daha iyi olsun. Ha, Noyanmz Klg Bilge, bilhassa bir tavrnzdan tr, sizden vgyle bahseder, bilmem tahmin edebiliyor musunuz bunun nedenini. - Olabilir. Fakat izin verirseniz, benim sizden sormak istediim baka bir ey daha var? - Tabii ki, buyurun! - Noyan Arkbua, hali keyfi nasldr, halen sa ve esen midir, diye soracaktm. Bu soru zerine byk altndan glen Binba, sonra zr dileyerek: - lh Akkartal Be, buna daha aka; grmeyeli beri Tangl hanm nasldr, deseydiniz ya? Bu kez de hicapla glmseyen Akkartal olmutu. Sonra gene Binba: - Haklarnda kulamza ulaan kt bir ey olmad, o halde sa ve esen olmallar, ama .... Evet, bir de amas varm bunun. Sanrm anlyorsunuzdur artk. - Sanrm anlyorum, teekkr ederim. - Yo, bu yetmez beyim, bana teekkr edeceinize, gidip o ama'ya bir are bulunuz, hem mmknse daha fazla gecikmeden. Bylece reneceini renmi olan Akkartal, akabinde Binbaya veda ederek, Turfan ve Bebalk istikametine giden yola dmt. Bu srada Sungur ve Tangl amansz takipilerinden habersiz ilerliyorlard. Kyan'n komutasnda bulunan birlik, bei izci olmak zere, onbe kiiden mteekkil idi. Neredeyse gece gndz demeden yol alyor olduklarndan, aralarnda artk bir ka saatlik mesafe kalmt. Sungur ve Tangl bu srada Altaylar gemi, Urungu'ya doru gidiyorlard. Akam olmu, gne batmak zereydi. Atlar da artk iyice yorulmutu. Bu blgelerde ato Trkleri meskn olup, ounluk gebe olarak yayorlard. Altay Dalar'nn yeil etekleri koyun srleri, at ylklar ve yak kzlerinin otlaklaryd. Atl obanlar yanlarndan geen iki atlya dikkat etmemi, nereden gelip, nereye gittiklerini sormamlard bile. Onlarn kuzeyinde Krgz Trkleri'nin yurdu vard. Onlar da geni steplerde oklukla hayvan yetitirip, avclk yaparak geinirlerdi. Hava serin ve giderek souyordu. nk esen yeller yksek tepelerde bulunan kar rtsn yalayp geerken, bu arada souyor ve bu aalara tanyordu. yi ki

yanlarna krk almay ihmal etmemilerdi. Yoksa halleri yamand. At srtnda iyi uyunamayacana gre, gecelemek iin dulda bir yer bulmalar gerekiyordu. Bunun iin yne kulak asmadan, ileride grdkleri kuytu bir aa ve kayalk bir yere srmlerdi atlar. Nitekim gn battnda kk bir dere kenarnda, yal byk aalar ve yksek kayalarn arasnda gizli bir oyuk bulmu, atlardan inip, etraf kolaan ederek, orada konaklamay dnyorlard. Arkalarndan gelen takipiler, rastladklar obanlara alaca karanlkta onlar sormu, lakin belirsiz ve yek dierini tutmayan cevaplar alm, sonra en makul istikamet olarak grdkleri, gneye doru devam etmilerdi. nk Tengri da yresine gitmek isteyen bir yolcunun her halde buray izleyeceini var saymlard. Fakat bizimkiler az kuzeyde bulduklar dulda kayalkta mola vermi, orada istirahata gemilerdi. Bu srada Akkartal, Karaar-Urumi arasnda kalan yoldayd. Son anda yn deitirip, Bebalk'a uramadan kuzeydeki Urumi ehrine ynelmiti. Bu araziler, Turfan dahil ok verimli ve bitek topraklard. Etraf balk bahelik, ok geni bir vadi grnmnde ve sulakt. Nfusun daha youn olmas ve yollarn ileklii, yol boyunca bir ok han kurulmasna sebep olmutu. Akkartal nc defa gecelemek iin bu hanlardan tand Bepnar hann tercih etmiti. Fakat buraya ulamak iin biraz daha ilerlemek icap ediyordu. Nitekim sabahn ilk klar ve ku sesleriyle uyanan Sungur, ay postundan tabaklanarak, yaplm olan krkne sarnm olarak halen uyuyan ablasna sevgiyle baktktan sonra, kahvalt hazrlamaya girimiti. Aradan ok gememiti ki, Tangl'de esneyip, gerinerek uyanm, mahmur gzlerini ovuturuyordu. Bu srada dere kenarna inmi olan Sungur'u gremeyince bir an tereddt ederek, ona seslenmi ve cevap alnca rahatlam, az sonra da kalkp yanna gelmiti. O anda balk avyla megul olan Sungur ablasna fsltyla: - Ablacm gnaydn, urada saklanan da avlarsam, az sonra gzel bir sofra donatrz. Derken, eli gerili yayda tetikte, gzleri ise durgun suya nfuz etmekteydi. Tangl sessizce yanna yaklatnda, onun tane iri balk avlam olduunu grmt. Geri derenin bu kesiminde balk boldu, ancak ounluk akta dolaanlar dahaca kktler. Derken Sunkur'un oku sald grld ve akabinde suya dikey girmi olan okun, hedefe isabetiyle su yzeyine ykselmesi ve yana yatmas ardndan, iri bir aynal sazann su stndeki son rpnlar izlenmiti. Hemen suya eilen Sungur, onu okla beraber dar alm ve: -Bu i tamam, haydi hemen atei yakalm imdi. Tangl: - Sen atei yakmaya bak, ben bu arada balklar temizce ayklayp, geleyim, olmaz m? Demiti. Sunkur bunu memnuniyetle onaylam ve etraftan al rp toplamaya balamt. Bu srada aalarn arasnda serbest duran atlarn yanna gelince, onlarn da bo durmayp, evrelerinde ot yaprak ne buldularsa, bunlarla karn doyurmaya altklarn grmt. Nitekim ok srmeden doymu olarak, tekrar atlara binmi ve gneye doru yola revan olmulard. Bu srada Kyan ve adamlar gece yarsna kadar at srm olduklarndan, artk nlerine gemi bulunuyorlard. Nitekim onlar da bulduklar doal bir mekanda gecelemi ve sabah erken uyanarak, etraf aratrmaya balamlard. Ama niha hedefleri belli olduundan fazla vakit kaybetmeyip, tekrar ileri, Urumi istikametine yollanmlard. O srada oktan yola km olan Akkartal, bir gnlk mesafede, ayn gzergah zerinde ve tam karlarndan gelmekteydi. Bu durumda iki tarafn, her hangi bir nedenle yol deitirmemeleri halinde, karlamalar kanlmazd. Fakat aradaki mesafe az olmayp, her ey olas saylrd. Sunkur ve Tangl rahvan yryen atlaryla ayn gzergah zerinde yol alrken, arkalarnda gelmekte olan doludizgin atly fark edince kenara ekilmilerdi. Fakat gelen atl onlar hemen tanyp, hzn kesmi, yanlarna gelince durarak: -Sungur Be ve Tangl Hatun, siz ha!? Diye sesleniyordu. Sunkur onu tanynca glerek, Tangl'ye: - Bu, gezgin Okyaran'dr Abla. tken'de tanmayan yoktur onu. Akkartal'a yoldalk yapt

bile syleniyor. Bunlar dinlerken bir an yz kzaran Okyaran, sonra glerek: - Kyan ve adamlar henz size rastlamamlar demek. Belki bunu bilmiyordunuz bile, ama u srada her yerde sizi aramaktalar, haberiniz olsun. Hem sahi, siz nereye gitmektesiniz byle? Bu soru zerine muhataplarnn tereddt ettiklerini grnce: - Bana kalrsa Tengri dana, Akkartal'n yanna, deil mi? Diye tahmin yrten Okyaran'a cevaben Sungur: - Diyelim ki yledir, ama bu seni neden alakadar ediyor, onu anlayamadk Okyaran Be? - Bu da sorulur mu Sungur Be. Deil mi ki biz Akkartal'n can dostu ve her eyden haberliyiz, belki bir yararmz olur, diye kalkp, rast geliriz midiyle yola revan olmu ve kr, ite byle bulmuuz sonunda sizleri de. Sunkur duyduklarndan memnun glerek: - yle ise ok sa ol, ama bilmem ki sana ne iimiz derdi Okyaran Be? Okyaran glmseyerek: - Hi kukunuz olmasn bundan Sungur Be, bu uzun ve zorlu yollar bizden iyi bilen az olur nk. En kestirme yollardan oraya ulamanz salamak iin ben hazrm. Sunkur onaylar anlamda Tangl'ne baktktan sonra: - Pekala, haydi gidelim o halde! Derken, yeniden hzlanarak, Okyaran'n ardna dmlerdi. Okyaran bu hsn kabulden tr kendini talihli sayp, hayatnn en nemli grevini stlenmekten tr ok mutluydu. nk bylece, Akkartal adl o efsane kahraman ile tanma midi gleniyor, hatta bu frsat nihayet yaknda kacak gibi grnyordu. Oymandan anszn yola kp, at srtnda uzun yollar kat etmesinin sebebi zaten bakas deildi. Akkartal' ilk defa Sanar'dan dinlemi ve ona hayran olmutu. Sonra merakn yenemeyip, onu bulmak ve mutlaka tanmak iin yollara dmt. Lakin aylar gemesine ramen aramalar sonu vermeyip, ona rast gelememiti bir trl. Nitekim buna dair midi artk ye'se dnmee balyordu ki bu frsat kmt karsna. Olurdu ya, ayet bu arzusu gerek olup, sonra bir gn tekrar oymana dnnce, Sanar dahil, kyn btn genleri ona kim bilir ne kadar gpta ederlerdi. Bunlarn hayali bile ona yetip, o an duyduu mutluluk iine smyordu. Aradan saatler gemi, gnn ikindi vakti yaklamt ki, Kyan ve adamlar kar ynden tozu dumana katarak gelmekte olan bir atl grmlerdi. Aralarndaki mesafe yz adma inince bu gelenin Akkartal olabileceine dair tahmin yrtenler karken, elli adma gelince, onu tanmayan kimse kalmyordu. Bu srada o da onlar tanm ve on admda gem kasm, Karaimek ahlanarak dururken; - Bu ne hal, nereden gelip, nereye gidersiniz Kyan Be? Demiti. Kyan cevap vermekte nce tereddt etmi, lakin sonra: - Noyanmzn buyruu ile Urumi ye gideriz. lteber Baytu'ya Kaan'n bir emrini tebli etmekle grevliyiz. Ya siz ne yana Akkartal Be? Akkartal cevaben: - Kesin belli deil, belki tken'e gider, vaktim olursa Noyan Arkbua'ya da urarm. - Ya, demek yle. Fakat Noyan Arkboa'nn sizinle grecei bir husus bulunduunu pek sanmam. Diyen Kyan, ona bundan vazgemesini ima ediyordu. Fakat Akkartal: - Olabilir, ama bu hi fark etmez, tken'de muhatabm tek o deildir nk. Kyan dudak bkerek: - Kaanla aranzn iyi olmadn da duymutuk. - Her duyduuna inanp, alakadar etmeyen konulara karacana, sabrm tarmadan yoldan ekilsen ok iyi edersin. Hadi davrann imdi! Akkartal'n tavr ve bu kat- emri karsnda birden rperen takipiler, ister istemez yolun kenarna ekilmilerdi. Adamlarnn rkmesi karsnda yalnz kalan Kyan, bu kez alttan alarak:

- beyim, bizden haber vermesi, gene de siz bilirsiniz ! Diyordu. Yerinde duramayp, aha kalkan atna tekrar yol veren Akkartal, arkasnda bir toz bulutu brakarak ileri atlmt. Onun arkasndan gizli bir kinle bakan Kyan, yannda o an kimse bulunmam olsa, sadandan hemen bir ok ekip, onu arkadan vurmaa kalkabilirdi. O nedenle, yannda bulunanlara iin iin kzyordu. Oysa onlar, Kyan'n bu dncelerinden habersiz, grevlerinin ise Akkartal'a satamak olmayp, kaybolan genleri bulmak olduunu biliyorlard. Kyan bu srada durmadan dnyor, bu meseleye bir hal aresi bulmak istiyordu. Tangl'nn onu istemeyii bir yana, hesabna gre, sorunun zm Akkartal'n ortadan kalkmasna balyd. Ama bu hi de kolay grnmyordu. Bir an, bir bahane uydurup, tek bana geri dnerek, ansn denemeyi dndyse de, bundan tez vazgeiyordu. Zira istese de artk Karaimek gibi, kouda esiz bir ata yetimesi mmkn olmazd. Nitekim, belki Tangl ve Sungur'u ileride tesadf ederiz, diyerek, atn tekrar mahmuzluyordu. te yandan, Akkartal hzla yol alrken, Kyan'n tavrn dnyor, bu taraflarda bulunmalar konusunda yapt aklama inandrc gelmiyordu. Baka bir amalar olduunu sezse de, bu, aklna en son gelecek ihtimal, olacandan, ne olduunu bilemiyordu. Bir sre bylece yol almt ki, kardan gelmekte olan atl grnmt. ok srmeden karlatklarnda, bunlarn kara arafa benzer, kukuletal giysileri iinde Kei (rahip) olduklarn grm, gem kasarak yanlarnda durmutu. Keiler karlarnda heybeti yrek oynatan silahl cengaveri grdklerinde, kendilerine bir ktlk yapaca zannyla korkmaa balamlard. Daha ilerilerde gene byle birine rast gelip, buna bin piman olmulard. nk o; "Demek Budun'u yoldan karp, treden soutanlar sizlersiniz" diye, sorgusuz itham ederken, elindeki kam srt ve balarnda patlam, canlarn fena yakmt. Fakat bunun kem gzle bakmas yle dursun, kendilerini selamlayp, hal hatr etmesini cana minnet saymlard. Sonra ilerinden en yal olan: - Yiidim, seni grnce ok korktuumuz iin kusura kalma. nk daha nce yolda birine attk ve srtlarmzda halen onun kam izlerini tamaktayz. Diye yaknmt. Akkartal buna inanamayp, gayr-i ihtiyari gln tutarak: - yle mi, buna sebep neydi peki? - Yiidim, onun yurttalarnn yoldan kp, kendi trelerinden soumasna sebep gya bizlermiiz. Halbuki bizim bunda ne suumuz olabilir. Hem yle bir kastmz da hi olmad inan ki. - Ya, demek yle. Nerede rastlamtnz peki ona? - lk olarak dn, Altaylar geerken rastlamtk. Aksi tesadf bu ya, biraz nce gene kmaz m karmza. Ama bu kez yalnz deil, yannda grkemli bir bayan ve genten bir de avc vard. Bizi grdnde gene kzarak, yannda bulunanlara hitaben ne yazk ki; " Sungur Be, u mel'un keileri gryor musunuz, kkn kazmal bunlarn" diyordu. Akkartal: - Hmm, demek yle diyordu. Halt etmi. Neyse, sonra hangi yoldan gittiler demitiniz Kei baba? - Biraz geriden gney-batya yol ayrlyor, ite oradan. Yani bu hesapla imdi, u karda grnen tepenin te yannda bir yerde olmallar, tabii eer sonra baka yne sapmadlarsa. - Sa olun, ben o densize rast gelirsem size yaptklarnn hesabn sorarm, siz hi merak etmeyin kei baba! Derken onlardan ayrlan Akkartal, yoldan hemen saparak, atn iaret edilen tepeye doru sryordu. Bir an nce onlar bulmak ve merakn gidermek istiyordu. Ad ada benzerdi lakin, yanlarnda bir de bayan bulunmas ve o an hatrlad Tangl'nn baz szleri ile Kyan ve adamlarnn yolda grlmesi, onu kukulandrmaa balyordu. Nitekim tarif edilen tepenin arka yznden giden yola ulaan Akkartal, az sonra ilerlemekte olan atly grecek duruma geliyordu. Bizimkiler, arkalarndan dolu dizgin gelmekte olan atly fark ettiklerinde, gne batmak zereydi. Alaca karanlkta, alaktan uan bir kara kartal gibi koan kara imei

tanyabilecek gz zor kard. Derken yaklaan atlya yol vermek iin kenara ekilip, durmulard. Bu gelenin Akkartal olaca akllarnn ucundan gemediinden olacak, onu elli adm mesafeye geldii halde bile henz tanyamamlard. Fakat az sonra Sungur ve Tangl ayn anda lk atarak: - Tanrm, meer bu gelen Akkartal'm! Diyorlard. Nitekim yanlarna varnca gemi kaslan at ahlanarak durmu, hemen yere atlayan Akkartal onlar tanmt lakin, hala grdklerine inanmayarak: - Hey kimleri gryorum karmda. Tangl, Sungur, siz ha? Tanrm, inanlr gibi deil. Demek, en ufak ihtimaller bile bazen gerek olabilirmi. O Keilere rastlamasam, kim bilir imdi nerelerde olurdum. O an Okyaran, ilk kez yakndan grd Akkartal' hayranlkla szerken, keiler szn iitince, birden; - Keiler mi? Diye soruyordu. Bu srada Akkartal ona dikkat edip, keilerin bahsettii o zorbann u karsnda duran irikym gen olduunu anlyordu. Nitekim memnun glerek: - Evet dostum, anlalan, sen ve o keiler, bilmeden bulumamza yardm ettiniz. ok sa olun. Derken tekrar hareket edilip, olayn gerisini yolda konuarak glmlerdi. Takip ettikleri yo l daha kestirme, lakin, sarp ve kayalk yerlerden geiyordu. Nihayet giderek ykselen da ap, bir dzle ve tekrar inie getiklerinde gn batm, yava yava akam karanl basyordu. Burada ay doarken tekrar gneye ynelip, Urumiye afak skerken varmlard. Orada verilen ksa bir moladan sonra yola devamla, Kzlhan'a ancak gn batarken vasl oluyorlard. Tangl ve Sungur yemek yiyip, istirahat etmek iin yukardaki bir odaya karken, Akkartal ve Okyaran geldiklerini duyarak, hemen oraya gelen Binba Tue'nin yannda kalp, onunla biraz daha konumak istiyorlard. Binba neeyle konuurken: - Bilmem bundan haberiniz var myd, ama Noyan Arkbua'nn adamlar da buralarda ve sanrm u an Aslanl hannda konaklamlar. Onlar da sizinkilerin peindelermi. Bu durumda ne yapmal dersiniz Akkartal Be? - Demek yle. Buralara kadar gelmiler. Sanrm bizim dergaha kadar gitmek niyetindeler. nk beni u srada tken yolunda,Sungur ve Tangl'n ise dergaha gidiyor sanmaktalar. Binba: - Bunu nereden bilecekler, yolda m rastlatnz yoksa onlarla? - Evet, Urumi yaknlarnda karlatk. Ama, nereye gittiklerine dair soruma cevaplar bakayd. Binba glerek: - E, tabii ki yle yapacaklard, deil mi ya? imdi de Akkartal glerek: - Haklsnz galiba Binbam. Artk onlarla sabah grrz. - Evet, siz yorgun olmalsnz, isterseniz buyurun istirahat edin, sabah olunca bir ara onlarla grr, bir haber anlatp, geri postalarz, olur biter. Bu fikirde mutabk kalp, ayrlmlard. Sabah erken kalktklarnda Binba Tue oradayd. Akkartal ve Okyaran ayn mahalde istirahat etmi, birlikte aa inmilerdi. Binba iyi haberle gelmiti: - Noyann adamlarna haber salp, Sungur Be ve Tangl Hatun'un sizinle birlikte, konuumuz olduklarn, bu durumda en iyisi hemen geri dnerek, Noyan Arkbua'ya bizden selam gtrmelerini tembihlemitim. Az nce at binip, dndkleri haberi geldi. Nasl, umarm bunda bir yanllk olmamtr? - Bilakis, yerinde davranmsnz, teekkrler Binbam! -Evet, artk teekkrnz kvanla kabul edebilirim Akkartal Be. Durun imdi de ben sizi

tebrik edeyim. Ama bu henz iin balangcdr. Bilahare yapacamz Toy-dn her eye bedel olup, btn ktada duyulmaldr. Nitekim esenlik iinde dergaha ulap, gerekli hazrlklardan sonra, yedi Budundan gelen davetliler eliinde, dillere destan bir dn yaplp, Kam Ulutolga'nn da dilemi olduu gibi, kutsal Tre ve bu topraklara sahip kacak erler yetitirmek zere, Akkartal ile dnyalar gzeli yavuklusu Tangl mutluluun ahikasnda evlenerek, dnya evine girmilerdi...

Tanr Dal Akkartal 4. Blm


Karahanllar Dnemi, Trkler Mslman m oluyor?Akkartal'n Olu Trk ad Hsrev zel - Bilim dsturu bizde iki trldr. lki, kendini tanmak, ikincisi dierlerini tanmaktr. Kendini tanmaa merak saranlarn rotas uzaklardr. Tandka herkes ve her eyden uzaklar, sonunda salt yalnzla varmak isterler, ki bu hal lm deilse bile, insana hapislik gibidir. Onun iin, yaarken, genelde lml bir tarz iinde olunur. Bu salanp, orta yol tutulunca, umumi hayat ve bunun yaanmasna dair ilkeler renilir...

KARAHANLILAR Sultanlarn ihtilaf iinde olduu Asya ktasnda, zmrt yeili yaylalar ve btn ufuklara hakim Tanr Da Dergah'nda, hayat sryor, dergahn Kuzeydou cephesine yaplan kagir evinde, Akkartal, ei Tangl ve iki ocuu ile mutluydu. Glenay adn kk kzna hemen vermi, ondan alt ya daha byk olan oul ise, tre icab, ismini kendi kazanmak zorundayd. Dergahtan her mevsim yola kan kolaan ekipleri yurdu dolarken, gidiata dair her trl haber ile yanlarnda yeni rencilerle dnyorlard. Koca Turul Dergah'nn nc piri olarak, kut mihrab postunu devralan Akkartal, etrafn evreleyen Dergah Kurultay ile danp, gelecee ynelik tedbirler alnyordu. tken ile aralarnda uzun zamandr iliki yoktu. Bilinenler sadece, ailesini ara sra ziyarete giden Sunkur'un sylediklerinden ibaret idi. Son gidiinden beri yl geen Sungur, bu kez dnmeyip, orada evlenerek, babasnn ilerini devralmt. Yal Arkbua ileri ona devretmi, kendi zamanlarn tken saraynda, kurultay yesi olarak geiriyor, sabah kp, akam evine dnyordu. Payitaht tken'de, Krgz Kaan Tunk Baka, kendisine biat etmeyip, gneyde devlet Kur'an'a Kl Bilge'ye ierlese de, halinden memnun grnyordu. Anas Uygur kkenli olduu iin, Krgz kaan Tunk Baka Tarkan'a kar, kendisini Uygur devletinin asli varisi sayan Karluk Babuu Kl Bilge, Yama ve Argu beylerinin destei ile yeni bir d evlet kurmu ve buna " Karahanllar", ad verilmiti. Bir sre Sr Derya ve u nehirleri arasnda kalan Talas rma boyunda yaanm, sonra gneye, Yedisu blgesinde payitaht kurulmutu. (Yl MS.840) Akkartal, Kl Bilge Han'a biat ediyordu. Tresel nemi dolays ile Koca Turul Dergahna ok deer veren Kara Han, Hkmdarlnn ilan iin yaplan kutlama enliklerine onlar davet etmi, Akkartal yirmi yetikin talebesi ile giderken, yardmcs Tardu ve Okyaran, yekunu 350 kii olan Dergahn idare ve gvenliini stlenmilerdi. Payitaht Kara-Ordu (Kara adr) yzlerce adrdan oluuyordu. Gidiata gre, kalc yerleime balanacakt. Kee ve kei klndan, renkli naklarla bezeli byk ota, am, ard ve kknarlardan oluan aa rtsnn sarmalad, sol yannda ykselen sarp kayalktan bir elalenin dkld, yksek tepenin hemen eteinde, imenli bir dzlkte kurulmutu. Etrafnda gece gndz nbetiler dolar, tirendazlar semada izinsiz ku uurtmazlard. Oradan baknca, hafif bir meyille aadaki byk dzlkte akan ay kenarna kadar engebesiz yaylan arazi, yeil, mor bir rtyle kaplyd. ayn suyu bol, kar tarafa geii bir

asma kpr salyordu. Kpr ayaklarnn iki tarafnda kurulu adrlarn nnde, kpekler ve ocuklar oynayordu. Kar tarafta ykselip, alalarak, uzayp giden ufuk izgisi, ba dumanl sradaa ulayordu. Sonsuz gibi geni ayrlarda at ylklar, inek, koyun ve kei srleri yaylyordu. Akkartal ve rencileri, ulu Tengri Da'nn dolambal yollarn inerken yava, dzle varnca drtnala kaldrmlard atlarn. Karaimek, ya ilerlemi olmasna ramen idmanl oluu sayesinde, hala gl ve evikti. Arkasndan gelen atlar ona ayak uydurmakta zorlanyordu. Menzile varldnda akam karanl kmek zere idi. Onlar grp, haber veren nbetiler, karlanmalar iin bir sipahi birlii karlmt. Han Ota nnde, dokuz tulu sancan altnda attan inip, ayakta onlar bekleyen Karahan'n huzuruna yrmlerdi. Diz krp, ba eerek selam veren konuklarn, iri cssesi, banda tulgas ile glerek karlayan heybetli Karahan, ayakta duruyordu. - Ho gelip, sefalar getirdiniz Koca Akkartal ve siz Yiitler, otamza onur verdiniz. yle buyurup, sizleri bekleyen sofralara oturunuz. Akkartal: -Bu onur bize ait ulu Kaan, ho bulup, sefa grdk. Sizleri yakndan grmek ne saadet! - Sa ol Akkartal Be. Yolculuk nasl geti? Kaan bunu derken, rengarenk hallarla deli byk otan sa kesinde, tahtnn evresinde kurulu sedirler ve yuvarlak masalar etrafna serili yumuak tyl postlar iaret ediyordu. Yemekle beraber uzun sohbet edilip, danmalar yaplacakt. Samanlerin yurt snrlarna yaptklar bask ve tecavzler, sorun haline gelmiti. Bu duruma ilikin istihbarata gre; Samanler, Araplardan rendikleri yeni din, Mslmanl yayma bahane ederek, ezeli rakipleri, Turan illerinde nfuz sahibi olmak ve sonra tmn kendilerine balamak istiyorlard. Bu giriimlere Badat, Abbasi sultan ve slam halifesi destek veriyordu. Oysa, Trk Budun'u daima zgr ve bu btn hayat boyunca byle srmeliydi. Buna karn, grg tanklar; etraflar anszn Samani askerlerince evrilen oba halklar ve obanlarn esir edilip, Mslman olma artna tabi tutularak, bu neriyi kabul ve rededilerine gre muameleye tabi tutulduklarn sylemilerdi. ikayetlerin oalmas, tedbir alnmasn ivedi klp, pek yaknda snr boylarna asker gndermek gerekiyordu. Buna dair karar alnm, sonra enliklere geilmiti. Akkartal ok meydannda balam olan yarlara doru yrrken, Tanr Dal tirendazlar oklarn salp, hedefi halka ortasndan vurduklarnda, etraf saran seyircilerin cokun nidalar duyulmutu. Bu hedefe artk kim cesaret ederdi ok salmaya derken, vnlayarak uan bir okun, hedefte sapl oklarn tam ortasna sapland grlyordu. Bu duruma ok hayret eden seyircilerin: -O, oooo! Sesleri ykselip: - Yaasn okular ncs Sanar! Diye, tezahrat yaptklar grlyordu. Az sonra gelen Akkartal, Sanar' bu baarsndan tr tebrik etmek iin yaklap: - Yiidim, bir ok ancak byle isabet ettirilirdi, helal olsun sana! Demiti. Bunun zerine Sanar gzleri yaararak: - Sayn Hocam, bendenizi tanyamadnz galiba. Bundan yllar nce, bir kez daha karlamtk. Akkartal bir an duraksam, hatrlamaya alrken, Sanar szlerini yle tamamlamt: - Bir dere kenarnda balk yemitik. Ben ite oyum, oban Sanar... - Vay canna, demek sendin o? Gel seni kucaklayaym Sanar. nanlr gibi deil. ok sevindim seni tekrar grdme Sanar... Akkartal memnun olmutu bu bulumadan. Zaten onu hi unutmamt. Bir gn sonra yarlar bitmi, Kaan yeni savalar arasnda Sanar' da katmak istedii halde, Akkartal rica ederek, onu istisna yapmasn salamt. Onu dergaha gtrmek istiyordu. Durumu renen Sanar, ok seviniyor, bu yaadklarnn bir d olmamas iin dualar ediyor; " Tanrm, bu mutluluu verdiin iin sana sonsuz krler olsun" Diyordu.

Devresi gn birlikte geri dnyorlard. Akkartal ona hitaben: - Biliyor musun Sanar, Kara Han' senin gibi bir okudan ediimizi bedava sanmayasn. lk seferde yannda savamaya sz verdik. Anlayacan; elini abuk tutup, dier silahlarda da ustalaman gerekecek. - Bu dert deil hocam. Yannzda olduktan sonra, gerekirse lme bile severek giderim. - Biz lmeni deil, hayatta kalman isteriz. Bunun iin seni sert bir hazrlk dnemi bekliyor, haberin olsun... - Ben her an hazrm hocam. - O halde vedalap, hemen yola kalm. Bylece kaan ve oradakilere veda edip, geri dnmek zere hareket etmilerdi. Ayam ak, kr ieklerinden yaylan trl havay teneffs ederek ilerliyorlard. Dere boylarndan, ova ve yaylalardan yol alyor, kestirmeden gidiyorlard. Akkartal bu yreleri bir yerci (Klavuz) kadar iyi tanyordu. Dzlklerde lgar ederken, engebeli yollarda yavalyor, konuarak yol alyorlard. Kaan Sanar'a gzel bir krat hediye olarak vermiti. Karaimek ile yol gitmekten hi ikayeti grnmyordu. lk molay orman eteinde, kk gln kenarnda verdiklerinde, kuzeydou ufkunda ykselen, ba bulutlu Tengri dan zar zor see biliyorlard. Akkartal bunu Sanar'a sylediinde ok sevinmi, gzlerinin ii glmt. Atlardan inmi, onlar su iip, biraz otlanmalar iin serbest brakmlard. Kendileri ise, terkilerinde ki heybelerden azklar indirmi, kurutulmu etleri yiyor, tulumlarndan kmz iip, dinleniyorlard. Bu srada duyulan nal seslerinden sonra, yakndan geen bir atlnn dizgin kasp, durduunu grmlerdi. Atl onlara sesleniyordu: - Hey! beyler! Adm Mengck, Fergana arndan gelir, Koca Turul Dergahn ararm. Bana yolu gsterebilir miydiniz acep? Bunu duyan Sanar glmseyerek Akkartal'a bakmt. Akkartal yolcuya dnerek: - Biliriz. Biliriz de, oraya gitmedeki maksadn nedir ey yolcu? - Babuum Kl or'un danma istei var. Onu ileteceim! - Ya? Ne hakknda danmak istiyormu peki Babuunuz Kl or Be? - Beim, brakn beni sorgulamay, u yolu tarif eder misiniz ltfen? im ivedi nk. - Diyelim ki oray gsterdik, gittin. Peki ama, orda kiminle danacan biliyor musun, ey Mengck? - Elbette, Koca Turul Dergahnn nl piri Akkartal ile! - Pekala yle ise, atndan inip, yanmza gelebilirsin artk. nk aradn kii karndadr. - Sakn elenmeyin benimle beyim. Ona cevap bu kez Sanar'dan geliyordu: - Hi kukun olmasn bre Mengck. Karnda grdn naml Akkartal'n ta kendisidir! Atl duyduklarna sevinmekle beraber, halen kukulu, yere atlam, atn yularndan ekerek yaklayordu. ki adma gelip, Akkartal' yakndan grmeden atn serbest brakmamt. Nitekim Akkartal onu ayakta karlam, sonra birlikte yeil imene oturmulard. - Aln varsa buyur, yoksa ne sormak istiyorsan, onu sor Mengck. - Sa ol beyim, alm az nce gidermitim. Soruma, daha dorusu beyimiz Kl or 'un bilmek istedii konuya gelince, bu slam. - Ya, demek yle? Peki ama bunun nesiyle ilgileniyor, ne bilmek istiyor ki byle? - Bu din bize yarar m, diye soruyor, beyim. - Bu soruya cevap vardr, lakin, bu neden icap etti, nce onu bilelim. - beyim, beyliimize komu Samani ve Araplardan ska arlar gelir. Ya onlara uygun cevap, veya her an savaa hazr olmamz sz konusudur. Lakin, onlara kar koymamz hayli zor grnyor. - Bu durumu Kaanla bildirdiniz mi peki?

- Evet ama halen bir cevap gelmi deil Karahandan. - yi, o halde bilesin ki, Kaan'n bu konuya verdii nemi gzle grp, kulakla bizzat iittik. Sizi bu skntdan kurtaracak admlar atlmak zeredir. O, din konusundaki tavsiyemize gelince; trenizi terk etmemeniz nereceiz, zira naslsa zor durumda olduunuzu bilenler iin, kabulnz makbul saylmayacaktr hem. Bilmem anlata biliyor muyum? - Evet, anlyorum hocam, sa olunuz. - Sizler, kaanlar tarafndan terk edilen, soyu, sopu, tarihi olmayan bir gruh deilsiniz ki, zor karsnda boyun eip, bakalarnca dayatlan bir eyi kabul edenlerden olasnz. - Dorudur bu hocam, ama, karmzdakiler zengin, kalaba ve iyi donatlm ordular var. Btn bunlara sahip olabildiklerine gre, ola ki bal olduklar dini ilkeler de dorudur, diye dnenler de yok deil aramzda. - Anlald. Lakin, bu vaziyet yaknda deiir. Zira Kara Han, yer tamaz ordusunu harekete geirmek zredir imdi. Biz dergaha gidiyoruz, dilersen birlikte gelir, birka gn konuumuz olursun. Yoksa gider Kl or Be'e bizden de selam sylersin. -Destur olursa, yle yapacaktm hocam? -O halde yolun ak, uurun bol olsun Mengck...

Dergaha vardklarnda gn batm, alaca karanlkta dergah nnde onlar karlayanlar iinde Adsz da vard. Henz onbir yanda olmasna ramen, evik ve glyd. Kopumu babasna benziyordu. Ayanda deri izmeleri, banda kara brk ile Tardu'nun yannda durmu, atllarn yaklamasn izliyordu. Atlar durup, gelenler yere ayak basnca, hemen yanlarna koup, Karaimein yularn yakalamt. Akkartal onu sevse de, bunu pek belli etmiyor, ba ve omzunu okamakla yetinirken, glerek: - Hey, dikkat et, sakn burunlamasn seni Karaimek! Diyordu. -Yok, yok, beni burunlamaz, stne binmeme bile ses karmyor. sterseniz, yarn binerim, grrsnz. Akkartal, Tardu ve yanndakilere Sanar' tantrm ve hep birlikte dergaha girmilerdi. Koridorlar sessiz, renciler az nce yemek haneden km, ett iin dershanelere girmilerdi. Etrafta sadece nbetiler vard. Akkartal kam Ulutolga'nn zel odasna, arada bir tozunu aldrma haricinde hi dokundurmuyor, oray olduu gibi tutuyordu. Kendi makam odas hemen yanndayd. Tardu ve Sanar'la birlikte ieri girmi, biraz konutuktan sonra kmlard. Akkartal ailesinin yanna dnp, Sanar, Tardu'nun gsterdii odaya yerlemiti. Kap nnde, kucanda kk kz ile bekleyen Tangl'n gren Akkartal, onlara glmsemi ve kzn yanandan perek, ieri girmilerdi. Adsz henz dnmemiti ahrdan. Seyislerin yannda kalp, atlar hakknda sorular soruyor, bilgi ve grgsn artrmak istiyordu. Akkartal yol giysilerini karrken, Tangl eine seslenerek: - Ackmsndr sanrm Be. Taze et suyu ve pilav var. Sen kznla oyalan, ben sofray kuraym. - Ackmadm, yolda mola vermitik. Ama sen hele gzelimi bana ver. Diyerek, yn yatak serili peykeye kzyla birlikte uzanmlard. Henz altnc baharnda olan kz ok irindi. Uzun bukleli, kumral salar, ela gzleri, etli dudaklar, tombul yanaklar vard. Kollar narin ve teni beyazd. Birden babasna sarlarak: - Baba, ben seni ok zledim! Diyordu. -Ya, niin peki, ok olmad ki ben gideli. -Olsun, yine de zledim. Bizi brakp, artk hi gitme emi. - Yo, bunu isteme, yoksa seni sevmem. Bilirsin, babalarn uzaklarda her zaman nemli ileri olabilir. steseler bile daima evlerinde oturamazlar kzm. - Evet ama. - Tamam, bak imdi Aa beyin de gelir, onunla ben yokken oynarsnz, olmaz m?

- Olur, ama o benimle oynamyor ki. Hep atlarn yanna veya teki ocuklarla oynamaa gidiyor. - Olsun, ben ona sylerim, seni yalnz brakmaz. - Syler misin? - Tabii ki. Onlar byle konuurken Tangl gelmi, yanlarna uzanmt. Teni ok gzel kokuyordu. Ban yasta koymu, gzleri evin ahap demesinde geziniyordu. Onun sessizliinde bir mn sezinleyen Akkartal, dnp yanan okayarak: - Ne o gzelim, bu gn biraz mahzun gibisin. Bir eye mi zldn yoksa? - Bilmem neden, sanki bir haber getireceksin gibime geldi.. - Nasl bir haber? Evet, evet Sungur'dan, baban gilden, deil mi? - Evet, baka kimim var haber bekleyecek? - Haklsn, ama sebebi biliyorsun. Onlara gidecek olsam, gnler srer. Byle sabah gidip, akam dnemezdim, bilirsin. - Haklsn hayatm. tken ok uzak. - Ama sen yine de zlme, yarn bir ulak salar, sana haber getirtirim oradan, olmaz m? - Sahi, yapar msn bunu Be? - A, aaa, o da sz m, yaparm tabi. ocuklar olmasayd seni bizzat gtrmek isterdim. - Evet, ok iyi olurdu. Ama ocuklar uzun yol iin henz kk. Sungur daylarn da ok zlemiler. Deil mi kzm? - Evet baba, Sungur daym neden gelmiyor artk bize? - Kzm, daynn ileri var. Ama gelecekmi, sen merak etme. Onlar byle konuurken Adsz da gelmi, annesinin koyduu yemekten yiyerek yatmt. Sabah erken kalkacan sylyordu. ocuklar uykuya getikten sonra Akkartal Tangl'ye: - Bak gzelim, evdeim, olur ki yaknda bir haber gelir, uzun yola gitmem gerekir, sakn merak edip, zlmeyesin emi? - Yoksa yine bir yere gitmee mi niyetlisin Be? - Kaann ba skntl. Bunu her an beklemek lazm. Bizi arabilirler. - Sava m olacak yoksa? - Olabilir. - Fakat seninle giden savalar orada kalmad m? - Doru, ama belki bize de grev der. Bylece konuarak uyumulard. Sabah gneinin ilk klaryla uyanan Akkartal, kahvalty dergah yemekhanesinde, dier hocalar ve Sanar'la yapmt. Sonra birlikte kp, sabah idmann ynetmiti. renciler ok iyi durumdayd. Pusatl, pusatsz vurumalarda, atl talimlerde mahir ve yorulmak nedir bilmiyorlard. Kaandan emir gelse, u anda iki yz kiilik bir blk karmak mmknd. Sanar daha ilk akam kl derslerine balam, Tardu onun ne kadar istek ve yetenekli olduunu anlatyordu. Dergahta hayat bu minval zere yrrken, tken'e, haber almak iin giden ulak, dolu dizgin yoldayd. lk konaklad yer Aksu, sonra Kuay'd. nnde Karaar, Bebalk arlar ve zorlu Altay dalar vard. Karaarda verdii molada yemek ve biraz dinlenmek iin girdii handa, gelen hanc yamana yemek smarlarken, yan tarafta bir masada oturan drt kii ve balarnda, ayakta duran arasnda geen bir tartma vard. Uzun sakall, ba sarkl, yalca Bezirgan, hemen karsnda duran, ince bykl, beli kll gen adama hitaben: - Be, bu iddialarn asl yok, kulaktan dolma, yanl eylerdir bunlar. Trk kaannn akrabasna iftiradan baka anlamalar da yok. Horasan diyarndan imdi geliyorum, orada bu sylediklerinizi dorulayan bir kii bile kmaz. -Kaanmz, baz yaknlarnn Mslman olup, Samanler ve Arap halifesi ile iliki iinde olduklarn zaten biliyor. nkara mahal yoktur Bezirgan. Siz, ipek yolu tacirlerinin onlara oktandr bilgi tadnzdan haberimiz var. - Be, Mslman olmamz sizi kukulandrp, bu tr iddialarda bulunmanza dayanak

olabiliyor, ama sizi temin ederim ki, bu bizim iin doru deildir. -Sus, sus kara Beziran, yoksul genlere verdiiniz ziyafet ve hediyelerle onlar kendinize ekip, sonra kaann akrabalarndan bahsederek, onlarn da sizden olduunu sylyor, bu ekilde cahil genlerin akln eliyorsunuz. Size, fazla vakit kaybetmeden lkenize dnmenizi tavsiye ederim. -Bu yargya nasl vardnz anlayamadm Be, u gen bana soru sordu, ben de bildiim kadar ile cevap verdim, hepsi o kadar. - Bu istisna deil kukusuz. Hem dedikleriniz doru bile deil. Onlara, dininize geerlerse bir anda zengin olacaklarm gibi konuuyor, bol keseden vaatlerde bulunuyordunuz. -Bana, buralarda alarak sadece karnlarn doyurduklarn syleyip, daha iyi nasl para kazana bileceklerini sordular, ben de cevap verdim Be. Yanl yaptm galiba. Ama sylediim i imkan gerektir. Bizim oralarda alarak, ok zengin olmasalar bile, her ay alacaklar maala imdiki durumlarndan birka misli daha iyi yaayabilecekleri kesindir. -Bu, asker maa olacak deil mi? Yani, bir tr kle creti alacaklar. -Bizde askerle kle ayn ey deildir beyim. ah Hanedan ayr kavimden muhafzlara i veriyor, zira, i meseleler dolaysyla kendi kavminden gelenlerden kuku duyarlar. Onun iin Hint'ten, Yemenden asker getirtirler. Buradan niin giden olmasn derim? -Gldrme insan Bezirgan, aramzn gergin olduu malum. Kendi milletlerine kar savamak zorunda kalmayacaklarn, onlar kalkan veya rehin olarak bize kar ne srmeyeceklerini kim temin eder? -!? -Hadi, imdi kalk git. Her lteber Kolcusu byle davranmaz. Unutma, tacir dokunulmazlnz bu yaptnz suu rtemez. - Sa ol Be, bir daha kimseyle konumam, sz. -Hadi genler, siz de ilerinizin bana. Unutmayn, nalbant raklndan kazanacanz para az bile olsa, bu, yaban elde kazanacanzdan iyidir. Bezirgan sus pus dar km, avluda bekleyen adamlar ve develeri ile geldikleri yne hareket etmilerdi. Tutumundan tr lteber kolcusuna takdirle glmseyen Kntegin, dar kp, atna binerek tken ynne sryordu. Atn mahmuzlayan ulak, tozlu yollarda tokurdayan nal sesleriyle Altay eteklerine kadar mola vermeden gitmiti. Altuni imenlerin rtt Altay yamalarndan birinde dizgin kastnda, gnein batmasna iki mzrak boyu kalmt. Burada, dulda bir yer bulup, koumlarn indirdii atn serbest brakm ve eeri yastk ederek, yatmt. Bir sre sonra uyandnda, etrafta ay stlimand. Kalkp, atnn koumlarn vurdu ve kutup yldzna bakarak tken ynne srd. KALMUKOLU Bu srada, hudutlara giden aratrma birliine Koca Turul Dergah'nda yetime yzba Kalmukolu komuta ediyordu. On kiilik birimin asl grevi, dman hareketlerini gzetleyip, ordu harekata baladnda klavuzluk etmekti. Sar Trgiler diyarnda dar bir geitte yol alyorlard. Takent yaknlarnda, Sr derya boylarnda karlarna bir manga eri kmt. Bunlar, babular Sulu or'u ldren, Komutan Kl or'a balydlar. Oklarn onlara dorultarak durdurmulard. Onlar, Kara Trgi nderi Tumoa'nn adamlar sanmlard. Kalmukolu ve ekibi tacir kyafetlerine brnm, yanlarnda kl, haner ve yay vard. Kl or'un askerlerine komuta eden kara brkl, gr sesle; -Durun! Sakn pusata davranmayn, yoksa hedefimiz olursunuz... imdi syleyin bakalm, kimsiniz, buralarda iiniz nedir? Cevap Kalmukolu'dan gelmiti: -Biz taciriz eriba, yanl anlamayn. Turfan, Karaar diyarndan gelir, Harezm civarna gideriz. - yi de, kervannz yok, byle ne alr ne satarsnz ki? -Bizim grevimiz oralarda ne alp, ne satabileceimizi aratrmaktr. Kervanlarmz, oradan salacamz haberden sonra yola kar.

-Konutuunuz duru lehe, tacirden baka bir greviniz olduunu dndryor. Tumoa'nn adam olmadnz bundan belli. Bizim iin nemli olan zaten buydu. -Bizden emin olabilirsiniz komutan. Biz Kara Han'n tebaasyz ve o dediiniz kii ile bir bamz yok. -Bize gelince, Arap Emevilerini Semerkant'ta yenen Babu Kl or'un emrindeyiz. zin verin de, sizi baka bir tehlikeye kar uyaralm. Araplarn mttefiki Samani erilerine yakalanmanz hi iyi olmaz! - Bize bir ey olmaz, merak etmeyin. Yaknda mdr bunlar? -Kk birlikler halinde u kar dalarn eteklerinde dolar, gelip geeni sorgudan geirmeden salmazlar. -Ticaret erbab olduumuzu renmelerinin bir yarar olmaz m? -Esasen olmal, ama onlar keyfi davranabilir, ilk defa yakaladklarna da iyi gzle bakmazlar, haberiniz olsun. Size nce dinlerinden bahseder, bunu kabul etmenizi isterler. Sakn, olmaz demeyesiniz, zira hakaret sayp, her ktl ederler. -Anlald. Uyar iin sa olun! - Tamam, yolunuz ak olsun! Atn kar dalara ynelten Kalmukolu, yksek sesle haykrarak: -Deh! Haydin yoldalarm, ya devlet baa, ya kuzgun lee. Bahtmzda ne varsa onu grrz nasl olsa... Bylece yola koyulmulard. Neye mal olursa olsun, anslarn deneyeceklerdi. Yolda kalabalk grnp, yersiz dikkat ekmektense, iki birime ayrlmaya karar vermi, birbirlerini gzden kaybetmeyecek kadar aray amlard. Kar dalarn eteklerine ulamak iin yarm gn gerekmiti. Kalmukolu'nun ba ektii birlik dan eteinde bir deirmenin yannda durmutu. Sonra erilerinden birine hitaben: -Biz u pnarn banda mola verirken, sen deirmende kim var, bir bak da gel Tumrul. Belki mterimiz olacak birine rastlarsn. - Tamam, imdi gelirim. Atn onlarn yannda brakan Tumrul, koar adm deirmen kapsna ynelmiti. Etrafta bol miktarda kavak aac bulunup, bunlarn yksek dallar ten kargalarla doluydu. Duvarlar ta, ats derme atma deirmenin geni ve kaln aatan kaps akt. Arka tarafnda yksek deirmen oluundan uultuyla akan su, deirmenin dibek tan dndryordu. eri adm attnda, karanlktan kimseyi gremeyip, armt. Fakat az sonra karanla alan gzleri, bir kede kl uvallara un dolduran deirmenciyi semi, o da zaten yanna geliyordu. -Buyur arkada, bir ey mi istemitin? -Selam deirmenci, ben ve dardaki arkadalarm taciriz, buralar pek bilmeyiz, yol sormak iin uramtm. -yle mi, peki ne alr-satarsnz? -Hemen her ihtiyaca cevap verecek mal istiflerimiz olup, buralara zg ne olsa alrz. Lakin kervanlarmz sonra gelecek. Biz soruturmaya geldik. -Tan grltsnden szlerini zor iitiyorum, istersen dar kp, yle konualm. -Hakkn var, ayn eyi nerecektim. Bylece st ba unlanm, orta yal deirmenci ile gen irisi Tumrul deirmen dna km, orada tahta bir kanepeye oturmulard. -Nereden gelip, ne tarafa gidecektiniz? -u ilerde, su banda konaklayan yoldalarm ile Urumi diyarndan geliriz. Ticari erzak ambarlarmz Turfan ehrinde bulunur. Babalarmz, amcalarmz byk kervanlar koar, acunun drt bir yanna, in'e, Hin'de, Yemen'e giderler. -Anlald. Bizim buralarda kutmu, kuma, ipek, baharat, deri eyalar ok aranr. Bunlardan getirirseniz muhakkak satarsnz. -yle mi, sa ol. -Deirmenci ba, istersen buyur, seni arkadalarma da tantaym, dilersen biraz kmz ieriz

birlikte. -Kmz dediiniz o iecein hamzl olduunu, adam esrittiini duymutum. Doru mu? -Dorudur. Neden, bir sakncas m vard bunun? -Evet, biz Mslmanz, dinimiz bu tr merubat imekten men eder bizi. -Anlyorum. O halde azmzdan, kurutulmu geyik eti, avdar ekmei yer, souk su iersin. Buyur gidelim. Buna itiraz etmeyen deirmenci ile Tumrul, tekilerin yanna gelmi, imenlerin zerine oturmulard. Bu srada alan heybelerden karlm olan yiyecekler, bu i iin kullanlan keten bir yaygnn zerine dizilmilerdi. Su tulumlarn taze su ile doldurmu, isteye n su, isteyen kmz ierek sohbet ediyorlard. Bu srada, onba Koray'n ynetiminde olan teki gurup, biraz ilerde, iki koyun obanyla tanm, benzeri bir sohbete balamlard. Srlerini drt ehil kpee emanet etmi olan obanlar, dere kysnda konaklayan be atlnn yanna gelmilerdi. Daha ilk grte, bir birlerinin Fars asll olmayp, Turani olduklarn anlamlard. Kara Trgi boyuna mensup olan obanlar Samani devletine bal byk bir toprak aasnn emrine girmilerdi. Akll oban kpeklerini de kendileri getirmilerdi. Uzun zamandr azlarna koymadklar kmz zlemilerdi. Onba Koray, ad Seegen olan uzun boylu obana: -Buralarda durum nedir, Samanler sizin gibilere nasl davranr Seegen? -Bize karan olmaz. Bizim sahip ok nfuzlu bir adam. imizi iyi yaptmz bildii iin kimseyi dokundurtmaz bize. -Mslman olmanz konusunda sizi serbest mi braktlar yani? -Teklif ettiler, ama hemen kabul etmemiz ynnde srarl olmadlar. Deil mi Sergder yolda? -Doru, bu konuda karar bize braktlar. Her admda bizi gzetleyecek halleri yoktur zaten. Ama ehirlerde yaayan soydalarmzn durumu farkl. Onlar takip etmeleri mmkn. ou sanatkar, esnaf ve ticaretle urar. Mslman olmayanlardan ok vergi alnr. Sahi, sizl eri bu taraflara getiren sebep nedir, yoksa i mi aramaktasnz kendinize? -yle saylr, bu tarafn beyleri bize de iyi i verirlerse alrz, ama asl grevimiz ticaret kervanlarmza pazar bulup, haber iletmektir geriye. -ittiimize gre, Turan Kaan, Kara Han, Samani ahna di biler imi. Belki sava kar bu yaknlarda, ha? -Bilgimiz yok bu hususta, ama olmaz olmaz. Bu haber size nasl ulat ki? -Bizim sahibin konanda alnd kulama. Hatrl bir kiidir ya, ahn adamlar sk urar konaa, ondan ne kadar asker vereceini soruyorlard. -ahn yeterli askeri yok muydu ki? -Vardr zahir, ama tam saysn bilemiyorum. Belki yetmez, diye dnr. Karahan'dan ekindikleri belli. Olabildiince ok asker toplamak istiyor olmallar. -Bunlarn ordu merkezleri nerede, ok uzak mdr buralara? -Eh, -be gnlk yol. ok yakn saylmaz at stnde, deil mi? Merv, Horasan, Kirman dolaynda olduklarn duymutum. Bu srada teki birlik kalkm, deirmenciye veda ederek, atlara binmilerdi. Onlar gren Koray ve adamlar da oban rkdalaryla, tekrar grmek midiyle ayrlmlard. Onlar biraz aray anca, yalnz kalan obanlar aralarnda yle konuuyordu: -Sergder yolda, bana kalrsa bunlar birer cengaver ve Kara Han'n askerleridir. Bak, gr dn m, be yz adm ilerde de atllar var. Hepsi ayn ama iin dolamaktalar. Haksz mym? -Bence de yle grnyor. Bizimkiler bu ileri iyi bilir. nce bir kolaan edip, etraf gzden geirir, yerleri tanrlar ve sonra da cenk iin ordular gelir. -Aman azn sk tut ve kimseye bahsetme sakn yolda. -kaza ne hacet? Biz aan deiliz her hal. Aksini yapacak ve etrafa daha ok kulak asacam. Olur ya, bakarsn yine karlarz onlarla. -Haklsn, kusura kalma, ben de yle dnyorum.

Bu srada bizimkiler atlarn mahmuzlam ve bir orman eteinde ndekilere yetimilerdi. Atlar yan yana giderken, Koray ve Kalmukolu konuuyordu: -Irkdamz obanlarn dediine gre, ah'n Ordusu toplanmakta olup, karargahlar Merv veya Horasan civarndaym. Oray kolaan etmee ne dersin? - Evet, bu grevi senin takma veriyorum. Oraya ulap, topladnz bilgileri Babu Bazrarslan'a ulatrr ve Tanr diler de Demirkap'ya dnerseniz, yeniden bir araya geliriz. - Tamam Kalmukolu. Haydi yoldalar, topuklayn atlar, nmzde en az gnlk yolumuz var! - Gle gle kolarm, kutunuz bol olsun! - Sa ol Yzbam, sizin de! Bylece uzlap, ayrlmlard. Onlar gneybatya, Kalmukolu ve yanndakiler Takent'e doru ynelmilerdi. Kente yarm gnlk yolda karlarna kan bir kervandan, orada olan bitenler hakknda aldklar bilgiye gre; Babu Kl or'un hakimiyetindeydi bu kent. Dman olan Tumoa yanllarna kar mcadele ediyordu. Kalmukolu ve adamlar gelerek bir hana yerlemilerdi. Takent byk ve mamur bir ard. Btn binalar tatan yaplmt. Yzba daha ziyade handa kalp, yeni gelenlere dikkat ederken, tekiler teker teker handan kyor, akama dein kentte dolayor, akam olup, handa bulutuklarnda herkes izlenimlerini aktaryordu. Toplanan bilgilere gre; halkn byk ounluu zuhur eden bu durumdan rahatszd. Kente gelen bezirganlarn faaliyetleri genler arasnda ayrmaya yol ayordu. Bu durum bir sre daha devam eder, mdahale olmazsa, Mslmanlk yolu ile Samani egemenliine girmeleri beklenirdi. Bir gn hana giren bir manga eri, ierde yakaladklar bir Persliyi alp, gtrmlerdi. Bu kii Kara Trgiler hesabna haber tayan bir Samani tccaryd. Onlar izleyen Kalmukolu Babu Kl or'un malikanesine ulam ve kendisini tantarak, huzuruna kmt. Konuacaklarnn mahremiyetini sebep gsterip, Babula yalnz gryordu. Kara yaz, yananda derince bir kl yaras gze arpan, keskin bakl, geni omuzlu bir yiit olan Kl or: -Bu adamlar bizim iin byk tehlike. kazlarmz hie sayp dini propaganda yapmalar yetmiyormu gibi, bir de dmanlarmza haber tayorlar Yzbam. Onu deifre eden adamnza iyi i grd, mteekkiriz. - Rica ederim Babuum, bu gibi iler bizim asli grevimizden saylr. - Buralarda bulunu gayenizi sormayacam, ama undan emin olunuz ki, biz her zaman ulu Kaan, Kara Han'n yannda yer alr, bu civarda tm olup bitenlerden ona haber uururuz. - Eksik olmayn Babuum. Kalmukolu ve adamlar bu grmeden sonra Takent'ten ayrlm, Demir kap yolunu tutmulard. gn sonra teki grup gelmi, bulumulard. Lakin aralarnda bir eksik vard. Tim komutan Tumrul bunu yle aklyordu: - erilerimizden Kutur'u her ihtimale kar orada braktk. Bir tccarn yannda alaca k ve en uygun zamanda bize yeniden katlacaktr. Bu tedbiri yerinde gren Yzba, onlar kutlam, bir sre dinlendikten sonra, toplanan bilgileri yerine ulatrmak zere Onba ile Batr adl erisi yola kmlard.Demirkap ile Kara Ordu arasnda dolu dizgin at koturup, Narin rmana ulatklarnda, bir kpr banda onlar bekleyen bir tehlikeden habersizlerdi. Kara Trgiler'e bal bir blk eri, onlar fark etmi, siperde bekliyorlard. Nihayet ok menziline girdiklerinde onlar tutsak etmi ve Babular Tumoa'nn yanna gtrmlerdi.Tumoa dmanlarnn diyarndan gelilerini kuku ile karlayarak kt muamele etmek istemi, fakat asl grevlerini rendiinde zr dileyip, serbest brakmakla kalmam, kaana ballnn iletilmesi ricasnda bulunmutu. Taze bilgilerin ulamasndan sonra ordu Ik Gl yaknlarnda toplanrken, kaann byk olu Bazrarslan Koca Turul Dergahna bizzat gitmiti. Akkartal onu kabul etmi, makamnda grmlerdi. Bandan elik tolgasn karp, nnde ki mas aya koyan Bazrarslan:

- Sayn Hocam, birliklerimiz drt bir yandan skn etmi, ordu batya hareket etmek iin toplanyor. Kaan babam, bir diyeceiniz var m, diye, sormak iin beni gnderdi. - Orduya itirakimiz isteniyorsa, nceden vaat ettiimiz gibi, buna her zaman hazrz Tiginim.. - Hayr, bizzat katlmanz ynnde bir talebimiz yok. Lakin, mahir talebelerinizden oluan bir bln ok yararl olacana da kukumuz yok. Bunun zerine Tardu'yu aran Akkartal, gnlllk esasna bal olarak, yetikin talebelerden yz kiilik bir blk kuandrp, onun komutasnda orduya katlmak iin gnderiyordu. Bundan ziyadesiyle memnun olan Kaan, iki gn sonra hareket emri vermiti. Tardu ve yiitleri kaann hassa askerleriyle birlikte, merkezde yer alacaklard. Kanatlardan birinde Bazrarslan, dierinde kk olu Oulcak Tmen balar olarak bulunacaklard. Krk bin kiiden oluan bu muazzam orduya, yars kadar da yollarda katlm olacakt. koldan yola km olan nc birlikler, her biri sava deneyimi olan askerler ve biner kiiden mteekkildiler. Getikleri yerlerde katlmlar oluyor, say giderek artyordu. zerlerine gelmekte olan devasa Turan ordusunu haber alan ah byk bir korku sarmt. Btn mttefiklerinden asker istemi, en byk katlm Emevi Araplarndan grmt. nk Asyada nfuz sahibi olmak ve slam yaymak iin Trkleri mutlaka itaat altna almak istiyorlard. Giderek byyen bir a dnen Turan ordusu nnde duracak g yoktu. Ortal tutan byk uultu ve sarsnt kentte deprem yaratm gibiydi.Tamamen atl birliklerden oluan tmenlerin nal sesleri giderek yaklayordu. Ne oluyor? Diyerek, heyecanla evlerinden boalanlarn arasnda, han avlusunda at binen Kalmukolu ve erileri de vard. Orduya katlmak iin hemen hareket etmilerdi. Bu srada ah ordusunu meydana getiren Samani askerleri Herat yaknlarnda konaklam, casus ve ulaklardan yeni istihbarat ulayordu. Verilen bilgiler rktcyd. Kara Han sandklarndan baskn km, dehetengiz bir orduyla zerlerine ge liyordu. Bir are bulunmazsa arpma kanlmaz olacakt. Belki bir yarar salar midiyle, sekin adamlarndan Mansur'u aran ah, Kaana bar elisi gndermek itiyordu. Bu, krk yalarnda, iri yar, bilge bir adamd. ah ona hitaben: -Turan Kaann, ne olursa olsun, savamamaya ikna etmen gerekiyor Mansur. Eer bunu biraz ertelemei baarrsak ok iyi olacaktr. u an saldr evkini bulmu olan dmann hevesi kursanda kalrsa, gelecek sefere bir eyleri kalmayacak ve onun vaktini biz tayin edeceiz. -ahm, bunu baarabilesek tabii ok iyi olurdu, ama Kaan buna ikna edebilmemiz ok zor. Hem, bunu mzakere iin karma kimin kaca bile belli deil. - Hakkn var. Ama, biz sana gveniyoruz. Kara Han ikna etmek iin gereken neyse onu yap. Kara Hann huzuruna ancak bir gn sonra alnan Samani elileri, vurgulu bir diplomat saygsyla otaa girmilerdi. Kara Han onlar ciddi baklarla szerken: - Sizi dinliyorum. Deyin bakalm imdi, Pers ahnn bizden istedii neymi? - Ulu Kaan, ahmz'n samimi sayg ve salamlarn ncelikle arz etmek isteriz. Kendileri, belki sandnz gibi, tek bir Budunun hkmdar olmayp, Mslman olan btn tebaasn ayn ekilde gzetmekte, btn halkn eref ve mutluluunu salamak iin aba sarf etmektedir. Turan ulu Kaan ile sava deil, bar iinde yaamak istediini bildiriyorlar. - ahnz, bunu nermek iin biraz ge kalmad m Eli ba? Nice zamandr beklerdik biz bu ary. -Ulu Kaan, takdir sizindir yine, ama arpma olursa, yok yere, yzlerce eri zayiat olacaktr ordularmzn. Buna hi lzum yoktur. Aramzda srm olan ihtilaftan ne zararnz olduysa syleyin, karlk deyelim. Olmaz m? - Hah hah, haaaaa! - Ulu Kaann houna gitti galiba szlerimiz? - Evet, hem de ok Eli ba. Bize ne zarar verebildiinizi tam lebilmek iin bunu kendi

azmzdan duymak istemeniz ok komik. Bu talebin karl benim nezdimde tekdir ve bu da savatr. Bize kim bir zarar verebilir ki, sonra tazmin de edebilsin? Bu ne mmkn Eli ba? - Ulu Kaan, biz size nasl zarar vermi olabiliriz, yok byle bir ey elbet, lakin, buraya kadar gelmeniz, zahmetlerinize karlk olsun isteriz, hepsi bu. - Eli ba, bize tabi oluunuzun gerektirdii haracn tutarn nce siz teklif edecek, sonra bizden onay bekleyeceksiniz. Bunda anlaamaz veya anlar, sonra teslimde kusur ederseniz elimden kurtuluunuz yok, bilesiniz! - Tamam, kabulmzdr ulu kaan, ok sa olunuz, siz ok iyi bir Kaansnz... ANTLAMA Bunun zerine Samanilerden yllk vergi olarak, her yl 400 deve, 10 bin sr, 500 at , 300bin altn, ipek, kuma almak kaydyla bar anlamas yaplp, ordu geri ekilmiti. Kaan ve Budun arasndaki ganimet lemesi adil olmu, ncesine kyasla herkesin durumu dzelmiti. Bu vaziyet ve salanan istikrar birka yl byle srm, fakat talihsiz bir olay sonucu, srek avnda atndan den Kaan hayatn kaybetmi, lke derin bir znt ve yasa brnmt. Kara Hann lm zerinden ok gemeden, Dounun ve ayn zamanda btn lkenin Hakan san ile tahta Bazrarslan gemi, kardei Oulcak Han, ortak kaan sfatn tamakla beraber, hkm sadece batda geecekti. nce kabul gren bu paylam, ok srmeden kardeler arasnda gizli bir rekabeti douracakt. nk, bat hkmdar olan Oulcak Han, dou Hakanlna baml kalmak istemiyordu. Bu srada, Samanler arasnda da taht kavgas balam, onlardan alnan vergiler bu nedenle sekteye uruyordu. Bu arada kan ihtilaftan dolay zor duruma den, ahn torunlarndan Prens irzat, ei ve iki ocuu ile Oulcak'a snmlard. Oulcak Han, hemen btn siyas, idari konularla olduu gibi, onlarla ilgilenme grevini de yetenekli yeen Satuk Bura'ya vermiti. ah varislerinden gelen vergileri de yneten Satuk Bura, bunun ounu kendi hazinelerine aktaryor, az bir miktarn dou Hakanlna gnderiyordu. Prens irzat, lkesindeki kavgadan galip kmak iin areler dnyor, benzeri bir ihtirasn sezinledii Satuk Bura ile anlaabileceini dnyordu. Bir birlerinden yararlanma durumunda olduklarn fark eden bu iki prens, ska buluup, trl planlar yapyorlard. Gnlerden bir gn, Satuk Bura ve irzat, Oulcak Han tarafndan Talas rma kenarna yaptrlm olan grkemli sarayn verandasnda oturmu, hem gzel manzaray seyrediyor, hem konuuyorlard: -Aziz dostum, senin durumun bana nazaran ok iyi. Arkanda, erkek evlad olmayan bir Han dayn var. Bir gn gelip, tahtn sana nasip olmas iten bile deil. Ama, ne zaman ve nasl, sorularna da cevap bulmak gerek, sanrm. -Doru dersin, ama, sanki senin bir bildiin var? -Yanl anlama dostum, bir bildiim olsa saklar mym. Bizim iin yaptklarnza ne kadar minnettar olduumu biliyorsun. - yi ama, bir dn, kendini yerime koy. Malum, bir olay dardan grmek daha kolaydr. Belki ben de senin iin ayn eyi yapabilirim. Hadi, bir dene bakalm. Bu davet zerine biran dnen irzat: -Dostum, bana kalrsa Oulcak Han yetkilerinin snrl olmasndan hi honut deil. Ama Tre gerei diye, byk kardeine kar gelmekten imtina etmektedir. Fakat sen istersen bu deiebilir, diye dnyorum. - Nasl yani? - Diyelim ki sen bizim de dinimiz olan, slam'a geip, Mslman oldun? - Nasl yani, o zaman btn benliim deimi olmayacak m? - Hem evet, hem hayr. Menfi ynde hayr, deimen sz konusu deil. Ama grnte kazanacan yeni stat, halk nezdinde seni farkl gsterecektir. Bunu ister bir tr klfa, istersen zrha evirebilirsin sonra... - Tam anlayamadm, unu az daha aar msn dostum?

- Bak arkadam, siz Turanllar ne yazk ki, pek ince zekal deilsiniz. Btn ilerin salt g ve kuvvetle halledileceini sanrsnz. Lakin, bu yapacamz tatan saray veya kpr deil, ok baka bir binadr oysa... - Ak olsun bre dostum, halen bana bilmece anlatyor gibisin. Biraz ak konuamaz msn sen birader? - Darlma hemen, ona da geleceiz, lakin billah ki, bir kez anlatacam. - Tamam, kulam sende. - Gzel, dinle yleyse: ster cidden, ister siyaset icab olsun, Mslmanl kabul etmi olduunu var sayalm. - Yok, bence, gerekten Mslmanlk ok ilgin bir din. - Neyse, szm ltfen kesme, sonunda karar kendin vereceksin. Mslman olduunu nce gizlemen daha iyi olur. Bunu derken, gizli yayman demek istiyorum, anlarsn tabii ki. Sonra bunu, btn dostlarna syleyecek ve onlar da sana katlmaa tevik edeceksin. Bu durumu, bata Badat slam Halifesi olmak zere, btn rakip lke yneticilerine bildirecek ve onlardan destek salayacaksn. Bu arada ben de sana her trl yardma hazr olacam. -yi ama, bakalm Oulcak Han buna ne der? - Onu bilemem tabii. - Ama, benimseyip, uygulayacamz yaklam tarz hakknda fikrin vardr elbet? - Evet. Bu durumda, Balasagun'da oturan Hakan Bazraslan ile aralarn iyice bozmak gerek. Bunun iin grevlendireceimiz hafiyeler, arada bir kar tarafa gidip, Oulcak Han'n ulu Hakandan gizli ne iler tuttuunu vs. aktaracaklar, ama o casuslar bizim grevlendirmi olduumuzu, kendileri dahil, hi kimse bilmeyecek. - Yok dostum, bu ok tehlikeli grnyor. Bana kalrsa ben nce daymla ahsen konuur, azn yoklayarak, genel durumdan memnun olup olmadna ve niyetine bakarm. Sonra msait ise, kendi grm aklarm. Nitekim bu tahmin doru kar. Oulcak Han btn tasarruflarnda yeenini serbest brakp, her ihtimale kar da Kagar'a tanarak, oray bakent yapar. Talas'dan Samanilere ulaan bu haber, onlarn her trl destei ile karlk grr. Satuk Bura, giderek zenginleir. Zamanla, Mslmanlardan oluan bir ordu kurup, nfuz sahibi olur. AKKARTAL'IN OLU TRK AD Bu srada Akkartal'n Adsz olarak 17. yana erien olu, Dergahta ki yatlar ve daha byklere kar koyabilecek kadar mahir bir sava olmutu. Btn yarlarda nde geliine ramen, adszl arkadalarnn alay konusu olur. Bu nedenle, herkes gibi ona bir ad koymad iin babasna iin iin gcenir. Nitekim bir gn, ad kazanmadan geri dnmemek zere, kimseye haber etmeden dergahtan ayrlmaa karar verir. Bir sabah erken, at Bozdoan'a binip, evden ayrldnda gne henz domamt. Herkes onu avlanmaya veya gezintiye kt sanrken, o tken yolundadr. At, Karaimein bir srgn olup, mahmuza, kamlamaya gerek yok, ha diyince umaktadr adeta. lk mola verdii yer Karaar civarnda bir handr. Hanc Yamtar, bu gencin grkemli pusatlarna deil, duruuna, bakna hayret eder, bir tanda benzetip, sorar: - Nerden gelir, nere gidersin oul? - Sorma be hanc baba, yokluktan gelir, hilie giderim. - Bu nasl cevap oul, bir ey anladysam Arap olaym. - Arap dediin ne ola hanc baba? - Kara tenli adamlara denir oul, hi duymadn myd yoksa? - Arap adn duydum da, kara tenli olduklarn ilk senden iitiyorum. - Hmm... Sen kolay konumayacak gibisin. Bari boyunu, soyunu babann adn de be yiidim, haydi naz etme! - Babam m, bana bir ad veremeyecek kadar zayf ve dkn adamn biri ite. Bilirsin ylelerini. Adn sann bo ver. Kara budundan biri olmam yetmez mi? - Tamam oul, kzma. Usuldendir diye soraym dedim.

- yi, imdi bana biraz yemek, atma da yem istiyorum. - Emrin olur yiidim. - Peki, o halde hazrda ne varsa getir, atma da arpa kark saman ver, yolum uzun, fazla da vaktim yok eylenecek. Nitekim hancdan tken yolunu sorup, handan ayrlan Adsz' Gklerde grnp, kaybolan ay nda yol alyordu. Bozdoan yollar biliyormu gibi, tkezlemeden ilerliyordu. Bir mddet byle gittikten sonra kk bir kyden geerken, kpekler ryp, sakinlerin dikkatini ekmilerdi. Bu srada aldan gelen yal bir adam onu grp, seslenmiti; - Bu vakit nerden gelir, nere gidersin oul, bir ey mi aramaktasn yoksa? -Evet, bir ey aramaktaym Ei, lakin kaybetmediim bir ey. -ok hosun oul. Ama bu karanlkta devam edersen, yolunu kaybedecein kesin. . stersen gel konuumuz ol. Evimiz, yerimiz var, ite urackta. Biraz sohbet ederiz, yemek yer, dinlenir, gecelemek istemezsen yoluna gidersin. - Sa ol Ei, senden holandm, nerini kabul ediyorum. - ok iyi, buyur oul, gidelim. Atndan inen Adsz, onu yularndan ekerek ahra gtren yal adam izliyordu. Sonra birlikte evin kapsn almlard. erde, kede yanmakta olan bir ya lambasndan yaylan k, evi aydnlatyordu. Evde, kapy aan gen ve gzel kzdan baka, ocak banda yemek piiren yalca bir de hatun vard. Ev sahibi yal adam onlara hitaben: -Bakn, Tanr bize bir konuk gnderdi hatun. Buyur, sen de yle ocak bana ge oul. Hava serinledi, ate bann tam zamandr imdi. Adsz orada hazr bir tahta iskemleye otururken, ihtiyar adamn kars, gzn Adszdan ayramayan kzna sesleniyordu: - Glbahar, kzm ne baknp durursun, uradan kmz getir, et hazrla, kzleme yapalm konuumuza. Yoldan gelir, al vardr zahir. - Sa ol hatun ana. Karnm ackm deil. Ama kmz varsa ierdim. - Olsun, olsun oul. Kzm sen dediimi yap. Yol adam acktrr. Hem kmzn, hem etin alas bulunur bizde oul. Glbahar evin iki odasndan birinin ak kapsndan ieri girerken, ihtiyar adam bir iskemle alp, Adsz'n karsna oturdu. Kars hemen onun yannda, kaln tyl bir post zerine oturmu, aryan baldrlarn ovalyordu. Adam eine bakarak ban sallam, sonra: - Sana, artk baa, bostana gitme derim hatun, ama sz dinlemezsin ki. - Hamlam olmalym bre Karako. Hemen bama kakn etme, bir eyim yok, gelir geer naslsa. - yi, iyi haydi yle olsun bakalm. - E, eh, haydi sen de kendini tant bakalm oul. Benim adm duydun, Karako. - Benim ki de Adsz! - Ya? Demek adn Adsz. - Evet. Aradm eyi de bylece renmi oldunuz Karako Ei. - Evet, anladm oul. Bu eski bir adettir. Dilerim tez zamanda kendine yakan ada nail olursun. -Demek bunun bir tre icab olduunu biliyordunuz siz de? -Elbette. Ama bu adet artk terk edilip, olanlar hazr adlara konmaktalar oul. -Bylesi kt m olmu yani Ei Be? -Kt deilse bile, iyi taraf da yok bunun oul. Bu adetin nemli bir nedeni olmasa atalarmz byle yapmazlard her halde. Onlar byle konuurken Glbahar kmz getirmi, amaklar iinde sunuyordu. Adsz kmz alrken ilk defa kzn yzne bakm ve iine tatl bir scaklk o an doluvermiti. Byle bir duyguyla ilk kez tanyordu. Gzleri kzn gzel gzlerine ynelince, yreinde hi tanmad arpntlar hissediyordu. Zorlukla gzlerini ateten yana evirirken, iinden: " sakn sevda dedikleri bu olmasn?" Diyordu.

Ayn duygular ve benzeri sorular Glbahar'n aklndan geiyordu. Ona doru kar konulmaz bir ekilde ekildiini hissediyordu. Henz onbeinde idi. Taze goncalar kadar, latif ve albeni sahibiydi. Kmzlar ve bir sahan iindeki etleri nlerine koyarak, annesinin yanna oturmutu. Karako olgun adamd. Gz ucuyla genlerin halini grp, iin iin glyordu. Bindii attan, konuma ve davran tarzndan onun soylu bir aileden geldiini dnyordu. Ama hi bir ey sylemek istemiyor gibiydi o buna dair. Bir sre havadan, sudan konuarak vakit geirdikten sonra Karako'un daveti zerine orada gecelemee karar vermiti. Yan taraftaki odaya serilen yn yatakta gzleri kapal, lakin dnyor, gzne uyku girmiyordu. Tndkten (pencere) zaman zaman yansyan ay oday aydnlatp, gzlerini anca, bir an Glbahar'n siluetini grr gibi oluyordu. Evin hayatnda Karako ve ei, dier odada ise Glbahar yatyorlard. Glbahar iki kez dar kp, ieri girmi, istedii halde onun yanna gidememiti. Sabah olup, yatandan kalktnda baba ve annesi oktan ahra gitmi, koyun, keileri ve inekleri sayorlard. Karako evresinde tannan bir adamd. Genliinde kaanlarn emrinde alm eski bir askerdi. Gsterdii yararlklarn karlnda hatr saylr bir konum edinmiti. ki olu bir kz olmutu. Oullar Kaan Bazraslan'n subaylar arasndayd. Yetitirdikleri hayvanlar arasnda birka da cins at vard. Bunlar kaan ulaklarnn ihtiyalarna cevap vermek iin beslenir ve daima iki at hazr tutulurdu. Evinin biraz tesinde oturan ocuklu bir seyis ailesi ona yardm ediyorlard. Adsz yataktan kalkp, hayata ktnda st piiren Glbahar' grp, glmlerdi. Sonra dar kan Adsz, aln yannda bal duran atn ve onu hayranlkla izleyen iki delikanly rastlamt. apo adl byk karde Adsz'a hitaben: -Bu kheylann sahibi sen olmalsn aa. Byle bir ata binmek iin, geri biraz toy grnyorsun ya... -Ne yani, genler byle atlara binemez mi, demek istedin yoksa aa? - Yok aam, onu demedik elbet, sadece umduumuzdan daha gen olduunu grp, ardk. Her halde hnerli biri olmalsn. -Ya sizler, kim ve ne i yaparsnz aalar, ola ki Karako beyin bahsettii seyislersiniz? -Evet, biz onun emrinde alan, kaanln seyisleriyiz. Bu srada Karako ve kars da ahrdan km, geliyorlard. Onlar grnce Karako glerek: -apo, nasl, mrnzde hi byle bir at grm mydnz? -Yok Aam, bylesine rastlamak hi kolay deil. Bu yiit kimdir, Han slalesinden mi yoksa? - Asilzade olduu belli de, kimlerden olduunu hi sylemedi. - Varsn o sylemesin, biraz sonra byk seyis Hzlkurt gelince naslsa bilir. Adsz bu ad duymutu. Karlama olaslna heyecanlanmt. - Hzlkurt mu, dediniz? - Evet, kendisi babamz olur aam. Adn duymuluunuz olabilir. - Evet, namn duymutum, ama nerede ve kimden, bunu u an hatrlayamadm. - Onu tanmayan ve onun tanmad yiit yoktur aam. Meraklanma, imdi nerdeyse gelir. Az sonra kar kulbeden kan uzun boylu, zayf yzl, yana ramen heybetli bir adam onlara yaklayordu. Yanlarna gelince nce Bozdoan' incelemi ve sonra: - Karako Be, bu hayvan bana Karaimek adl bir aygr hatrlatt. Yoksa deil, kesin onun bir srgn olmal. Demiti. Hzlkurt'un bu tahmini herkeste bir aknlk yaratrken, Karako hayretle soruyordu: - Deme ya, hangi Karaimek'den bahsediyorsun sen, yoksa? - Hangisi olacak, Tanrdal Akkartal'n at Karaimek. Hele unun bandaki asalete, bileklerinin incelii ve belinin kvraklna bir baksana Karako aa. O bunlar konuurken, Adsz hayretten dilini yutacak gibi bakyordu. Sonra ona dnen Hzlkurt, kahkahayla glerek: - Bu srgn de Akkartal'n kendisinden olmal. Yanl mym yoksa oul? - Ha, hayr, ama, btn bunlar nasl, nereden biliyorsunuz Ei? - Bizim iimiz emareden anlamak ve neye rastladmz bilmektir oul. Uzun srer

aklamas. unu bil ki, baban olacak o haylaz gayet iyi tanrm. Yatm ve btn yarlarda en etin rakibimiz olmutur. -Ayakta kalmayalm Hzlkurt, buyur yle hayata gein, stl orba ierek konuuruz. - Hayhay aam. nden buyurun. ok srmeden tekrar dar ktklarnda, apo'nun beyaz bir krat ekerek getirdiini grmlerdi. Niyeti onu denemekti. Bakalm babasnn bahsettii kadar var myd bu at ve tabii onun binicisi. Bunu anlayan Adsz, hazr bekleyen atna bir srayta binmiti. -Haydi bakalm Aa, ilk k hakkna sahipsin. - Derken itiraz etmeyip, atn mahmuzlayan apo, ardnda ufak bir toz bulutu brakarak ileri frlamt. Hedef, dere boyunca giden yolu izleyerek karda grnen kara tepenin etrafn dolaarak gelmekti. Onu Bozdoan izlemi ve tepenin eteine vardnda arkadan apo'ya yetimiti. Bir sre yan yana gitmiler ve tepeyi dnnce Bozdoan aray amaa balamt. Evin nne vardnda, ilk k sresi kadar bir zaman sonra da apo gelmiti. Olan biteni uzaktan izleyen Glbahar'n ii iene smyor, Adszla bir yolunu bulup, yalnz konumak istiyordu. tekiler az sonra ilerinin bana dnm, babas ile Adsz evin yannda duran elma aacnn dibinde oturuyorlard. Tam srasdr diyerek babasna yaklaan Glbahar, konukla yarmak istediini sylemiti. Karako kznn iyi bir binici olduunu biliyor, ama konuun ne syleyeceini bilmedii iin ona bakmt. Adsz glerek: -Bence bir mahsuru yok, buyur, ek atn da grelim nasl bir binici olduunu Glbahar! - Kendine ok gveniyorsun, ama unutma ki el elden stndr Adsz Be! - Kabul, haydi bakalm yleyse. Derken atlara binmi ve topuklamlard. Adsz bir at boyu arkadan izliyor, onu gemiyordu. Karatepe'nin eteine vardklarnda, atn topuklayp, yetierek onun dizginlerine aslmt. Bir anda frenleyen atlardan ikisi de az kalsn yere uuyorlard. Adsz ilerde ki bkl iaret ederek: - Brakalm yar da, istersen gel urada iki laf edelim. Atm biraz otlansn, nk yola devam etmek niyetindeyim. - Olur mu, hemen niin gitmek istiyorsun ki? - n de gel, anlatrm. Byle diyerek atndan atlam ve gemi karp, onu salvermiti. Glbahar yanna geldiinde, birlikte bir ardcn yanna oturmu, yaylan atlar izlerken, konumadan dnyorlard. Bir sre bylece oturmu, i geirerek bir birlerini incelemilerdi. Sonra ilk konuan Glbahar: - Sahi, nereye gitmek istiyorsun. Amacn nedir bu yolculuktan? -Dedim ya, adm bulup, onu hak etmek iin araytaym. tken'e gitmek ve orada ki daym ve dedemi grmek, onlarn nasihatini almak istiyorum. - Yani bu gn gerekten gidecek misin? Byle derken ona dnm ve yznde tarifsiz bir ac olduu grlmt. Adsz glmseyerek onun yanan okarken: - Gam etme, dnte yine urarm. -Olsun, ama hemen gitme ne olur. Derken biimli, zarif elleriyle onunkilere sarlmt. Adsz kenetli ellerini kaldrp, yanana gtrm, dudaklarn zerinde gezdiriyordu. Duyduu youn heyecan ve sevin, gen kzn yanaklarn al al etmiti. Sonra gsn zorlarmasna ksk bir tonla: - Senden ok holandm ve bunu saklayamadm iin kusura bakma! - Ben de seni ok sevdim. Ama nce yapacamz iler var. Hem naslsa henz ok genciz. - Olsun, ben senden ayr kalmak istemiyorum. Gidersen beni unutur, bir daha dnmezsin diye korkuyorum hem. Onun gzel ban gsne yaslayan Adsz, uzun siyah salarn okarken: - Merak etme gzelim, seni unutmam. Seni grdmden beri hissettiim duyguyu baka hibir kza kar duymadm. - Ben de yle.

Onlar byle konuurken, yanlarndan boyunlar ngrakl bir koyun srs ve obanlar geiyordu. Bir sre hi konumadan byle sarma dola oturmu ve bir birlerinin ruhlarn dinlemi, kokularn ilerine ekmilerdi. Otlakta balarn kaldran atlar, artk doyduklarn iaret eder gibiydiler. Nitekim kalkm ve binerek evin yolunu tutmulard. Karako'un avuluna vardklarnda geldikleri fark edilmemi gibiydi. Kars Dudu ana yalnzd. Kzn mutlu grnce o da sevinmi, ama yine de bir eylerden korkar gibiydi. nk henz ok gen ve evlenecek yata olmadklarn dnyordu. Bu yle gsteriyordu ki, ok sevdii biricik kz uzun zaman sevdalk ekecek, zlecekti. Adsz, Hzlkurt Ei ve dierlerinin yanna gidince, Glbahar ban annesini dizine koymu, gzlerinden yalar akyordu. Bir sre oturup dertletiler. Grm geirmi Dudu ana byle eylerle nasl baa klacan az ok biliyordu ki, kzn tesell etmi, yeniden gldrmt. Bu srada Adsz Hzlkurt ile sohbet ediyordu. Yal kurt ocuun niyetini anlaynca, onu bir denemeden geirmenin yerinde olacan dnmt. -Evlat, bak senin aradn eyin asl yiitlik ve kahramanlktr. Adn gizemli bir yerde yazmyor ki, gidip onu bulup, alasn. Ona ulamann yolu, kimsenin yapamad i veya ileri baarmaktan geer. Bildin mi? -yi ama, hi kimsenin yapamad ne ve nerededir ki, gidip kendimi deneseydim? -Kendini buna hazr hissediyorsan mesele yok. Ben sana bir sr dev verebilirim ki, emin ol, bunlarn yarsn yapabilsen, baaramayacan ura olmaz. - yi, o halde seni dinliyorum. Buyur bakalm Ei. Beni ok merak ettirdin. - Hah hah haaaa! -nce pusatsz olarak savamaya hazr olduunu grmeliyim. Ellerin, ayaklarn, kafan, dizin, dirsein her biri bir pusatm gibi ie yaramal oul. - Evet, haklsn. Ama belki sandn kadar idmansz olmadm grnce aacaksn Ei. Sakn alnmayasn sonra? -Vay, vay vay! Neler de bilirmisin sen bre yumurcak. Pekala, u kardaki it srn gryorsun, deil mi? -Evet. -Gidip onu ya bir ayak, ya da bir el darbesi ile kr da gcn grelim! - Emrin olur Eim. inde hayvan bulunmayan aln etrafn eviren ayak bilei kalnlndaki srn yanan varan Adsz. Birka saniye sonra bir nara atarak, havaya zplamasyla salam sr indirdii bir el kesmesi ile ikiye biivermiti. Bunu gren Hzlkurt sevin kahkahalar atarak: -Yaa bre Adsz! Bo yere babann olu olmadn pek gzel gstermektesin. Hzlkurt, Adsz'a benzeri bir ka deneme daha yaptrm ve her birini zorlanmadan gemiti. Son olarak onu suda denemi ve iyi yzmesinin yannda, su altnda, uzun sre nefessiz kalabildiini de grnce tam not vermiti. Sra kl, ok ve yay kullanmaa gelince, bu dallardaki mahareti Hzlkurt'u cidden hayrete sevk etmi, bu kadar da olmaz dedirtmiti. Hem yorulmak nedir bilmiyor, hem de ok hzlyd yaramaz. Tad pusatlar gerek usta elinden km, dengeleri mkemmeldi. Buna bir de gerek ustalara has blok ve drt tekniklerini ekleyince, yenilmez bir bahadr gibi duruyordu. Kendi oullarnn ikisi birden karsna dikilmi ve gz ap kapayncaya kadar kllarndan olmulard. Ok kullanmada hakeza hnerliydi. Denemelerin sonucunu Karako'a anlattnda, o bile duyduklarna inanamamt. -Bu olana ad vermeyen baba olamaz. Oul imdi sana tarif edeceim yere ular, ulu bir dan doruunda bir maarada yaayan o pire bizden selam syler, meramn nakledersen. O sana mnasip ad verecektir. Sonra da bahsi geen yere nasl ulaacan tarif etmiti. Bu durum Adsz'n srtndan byk bir ykn kalkmasn salam, artk daha mutlu ve huzurluydu. Glbahar ve ailesine veda edip, yola km, nce tken'e ulamt. Sungur yeenini sevgiyle kucaklam ve onu kendi ocuklarna tantmt. Dedesi Arkbua iyice yalanm, pir ihtiyar, torununu

grmekten pek memnundu. Gerekesini akladnda, hemen yola kmak istemesi normal karlanmt. Bir sabah geldii yne doru yola karken, arkasndan ona seslenen days: -Yeni adn renir renmez bize bildirmei sakn unutma oul! Diyordu. Bir akam st Karako'un avuluna tekrar geldiinde, Glbahar gzlerine inanamam, hemen yanna komutu. Atndan inen Adsz: - ok kalamayacam Glbahar, urayp, seni grmeden edemedim. -Ne yani, hi mi kalmayacaksn yoksa? - Darlma hemen gzelim, biraz mola verip, sonra gedeceim. - yi, o halde atn uraya bala, ieri gidelim. Babamlar bir toyda davetliler. Seyisler imdi gelip atnla ilgilenirler. - Dediin gibi olsun, ama fazla kalamayacam syledim. Bir iki saat mola vermei dnd halde, ancak yarn sabah hareket edebilmiti Adsz. Gen sevgilisi onu brakmam, sevdann has bahelerini dolatrp, snr gemee ramak kalmt. Delikanlyd, arzular snr tanmyordu, ama bildii, kutsal sayd bir tre vard ve buna gre: Bir delikanl, istedii ve kendisini isteyen kz ile dilediince oynar, ama bir snrdan teye geemezdi. nk bu hak sadece evlenenlere ait idi. Aksini yapmak byk su ve isbat halinde cezas ar olurdu. Arzularna hkmedemeyip, birleenlerin gnah, ki bu genellikle gebe kalnca anlalrd, kolay kolay affedilmezdi. Devresi gn yola kan Adsz, gn sonra tarif edilen yere varmt. Buras yedi gller yresi ve grmek istedii kii, babasnn dostu Kam Bilge Ata'dan bakas deildi. Bir sre, srar zerine, Karahan Kl Bilge ile kalm, onun lmnden sonra kalabalktan sklp, eski mekan ve gerek dostlar arasna dnmt.Yolda kartallarn haber etmesi zerine maaradan dar ktnda, at stndeki gen savay bir gece nce dnde grdn hatrlamt. beyhude deildi bu hayata katlanmas. O byk mutlululuu zerresine kadar hissediyordu. Sonra aa seslendi: - Hey, Bahadrm! Kimsin, kimin nesisin, burada ne ararsn? Dan doruundan gelen, bu kurt ulumasna benzeyen sesle bir an irkilen Adsz, ban yukarya kaldrmt. Grdkleri inanlmazd; iki yannda birer iri yapl boz kurt, omuzlarnda iki kara doan ve hemen bann stnde, semada daireler izen birden ok kara kartal olan ak sakall bir adam. D gryorum, sanmt bir an. Hzlkurt geri bir ak sakall Pir'den bahsetmiti, ama ya tekiler? Fazla gecikmeden cevaben: - Ey pirim, klavuzu Hzlkurt, atas Akkartal olan bir Adsz'm ben! - Anlald, anlald, atndan in ve yukarya gel oul! Bir lahza sonra, iki boz kurdun bekledii maarann giriindeydi. Bilge Ata onlarn yannda bekliyordu. Yanna varnca, ona hitaben: - Gel civanm, gel Akkartalm'n olu, yeenim, ekinme gel! Bu ar zerine elini kl kabzasndan indiren Adsz, ulu Kam Bilge Ata huzurunda yere diz vurmu ve sonra onu takiben maaraya girmiti. Bilge Ata'nn snmeyen atei yine yanyordu. Ocak bana oturup, hazr Zengibar ayndan ierek, syletiler. Sra sadede gelmi ve onun sormasna frsat bile vermeyen Ulu Kam: - Adn Trk ad olsun oul, bu sana Gktanr'dan bir armaandr. Bu ada layk olarak yaaman dilerim. Gnler sonra Dergaha dnen Adsz' tam bir srpriz bekliyordu. Babas ve dergah erkan Kurultay salonunda onun iin toplanmlard. Babas onu yeni adyla ararak: -Trk ad, oul adn kutlu ve uurlu olsun! Diyince, orada bulunanlarn hepsinden ziyade Trk ad armt. - ?! - Hah hah haaa! Ne o, ardn galiba evlat? - Evet, nk bunu henz benden baka kimse bilmiyor sanyordum burada baba. - Ne demi atalarmz, Yerin kula vardr; oul. - Haklsn baba, baka trl nasl olurdu nk b u . .

- E, eh, anlat bakalm yolculuun nasl geti, kimlerle tantn, neler yaptn? Yolda izde yaadklarn ksaca zetleyen Trk ad, ok zledii annesi ve kz kardeini grmek iin izin isteyip, eve gitmiti. Geliini pencereden grm olan Glenay, onu kapda karlam ve boynuna atlmt. - O, Tanrm, biricik kardeim gelmi. Ho geldin, sefa getirdin aa Be! - Ho bulduk gzelim, kz sen ne ok bymsn byle? Bu srada annesi gelmi, olunu barna basm, o da elini pp, yanna oturmutu. Sonra ortadan kaybolmasnn srrn, yaadklarn anlatp, sz Glbahar'a getirmiti. Annesi glerek: - Desene ki yaknda bir gelin sahibi ve kaynana olacam oul. - Evet anne, onu ok seveceksiniz. - Eminim oul, sen bu kadar sevdikten sonra O gn Koca Turul Dergah'nda karar alnp, bir hafta srecek kutlama toyu yaplacakt. Karako ve Ba Seyis Hzlkurt, aileleri ile bu toya arlacak, bu grevi bizzat Trk ad yerine getirecekti. Drt bir yandan sekin konuklar armak iin ulaklar yola karken, gelecek konuklar en gzel ekilde arlamak zere hazrlklara giriilmiti. Kendisine verilen grevi ifa etmek iin yola kan Trk ad, Karaar dolaylarnda bulunuyordu. nce Glbahar ve ailesine, sonra tken'de ondan haber bekleyen Sungur'a haberi verecekti. Karako avlusuna bir gnlk yolda, yorulan atn dinlendirmek iin mola vermi, Yksek bir yayla zerinde bulunan yaln kayann dibinde ykselen yal bir ard aacnn altna uzanmt. Atnn eerini yastk, minderini kendine dek yapmt. Bozdoan yeil yoncalarla karnn doyururken, o, yatt yerin bahettii byk huzur ile derin uyku ve uzunca bir de dalmt. Uuyordu atyla drt nal gn dousuna. Bir baheden kan kz el sallyordu ona. Acep kimdir bu gzel, kimin nesidir, derken, meer bu Glbahar imi, bakp ona glerken, yle demiti: Sendin demek gzelim, Dlerimin Ayzt', zleyip seni geldim, almak iin kapn. Glbahar ona yle karlk veriyordu: Uzaktan grdm seni Dlerimin lgen'i,, Ne gzel edip, geldin, alsana kapmz. Birden uyanan Trk ad, atn yan banda bulmu ve hemen binerek yola revan olmutu. Bir an nce Karako avuluna varp, Glbahar' grmek istiyordu. Bu srada acun dnyor, cad kazanlar fokurduyor, Talas rma kysndaki sarayda unlar konuuluyordu: - Bilmem duydun mu dostum, Koca Turul Dergah'nda byk toy olacakm? - Evet, haberim vard bundan. Koca Akkartal, ne yazk ki bizi davet etmemi. Olunun ad verilii kutlanp, yavuklusu ile nian yaplacakm. - cabet etmeyeceini dnyor olmal. -Muhtemelen yledir. Lakin, byle bir zamanda orada temsil edilememenin aleyhimize olaca da bir baka gerek. -Haklsn. O Dergah ve Erkan'nn btn Turan lkesi iin ne anlam tadndan haberim vardr dostum. Ama yine de, eer ok istersen, bir yolunu bulur, seni orada temsil ettirebilirdik dostum? -Geri kolay deil, ama bunu baarsak bile, bu durumda orada umduumuz tesiri yaratacamz hi sanmyorum. -Ben de yle. Ama durum yle gsteriyor ki, emeline ulamana en byk engel de orasdr. Bir yolunu bulup, oray ele geirmelisin dostum. -te bu, ne yazk ki imkan harici bir ey. Oraya saldrmak, btn Ulus nezdinde senelerdir

yaratma abasnda olduumuz itibarmz bir anda sfra indirir. Kald ki, alabileceimiz de ok kukulu. Bence, ine sava amak daha az tehlikelidir. - Peki ama bu dergah hangi kaynaktan beslenir, geimlerini ne ile ve nasl salarlar dostum? -te iin o yann ne ben, ne de baka kimse biliyor. Onlar byle gvenli ve herkesten bamsz klan da bu yanlar olmal. Oraya nfuz etmek, szmak hi mmkn deil. Zira genelde veriyor, yardm almyorlar kaandan bile. Ne zaman ve neye ihtiya duyarlar, bilinmez. - Bu tren dolaysyla bir ok hediyeler gidecei kesindir. -Kukusuz, ama onlar beylerden alr, yarta kazananlara ve yoksul halka datr, kimseli, kimsesiz ocuklar alr, yllar sren eitim verirler. Hi deilse orada yetien birka subaymz olsayd. - Evet, bitmez, tkenmez bir kaynak, bir hazine oras. - Aynen yledir dostum. - atm bu ie vallahi. Bu srada ulu Tengri Da'nn brndeki yeil yaylalara saysz adrlar kurulmu, lkenin her yanndan gelen konuklar yava yava toplanyordu. Trk ad dnm, Glbahar ve ailesi, Hzlkurt, Sungur ve iki olu birlikte gelmilerdi. Arkbua bu uzun yolculua dayanacak kadar gen ve zinde olmad iin gelememi, ama deerli armaanlar gndermiti. lenin en nemli konuu, Dou Hakan Bazrarslan olup, Ulu Tolga'nn zel mekanna kondurulmutu. Yannda getirdii muhafz alay ve bir kolordu, koca da ablukaya alm, yollarda ve tepelerde gece gndz nbet tutuluyordu. Nihayet btn konuklar gelmi, lenler balamt. Develer, srlar, koyun ve geyikler kesilmi, kazanlar dolusu pilavlar yaplmt. Kmzlar iiliyor, yemekler yeniliyor, trl dallarda yaran genler gnllerince eleniliyordu Bir akam, Kaan ve en yakn adamlar toplanm, Akkartal ve Dnr Karako ile Hzlkurt onlara katlmlard. Trk ad ile Glbahar'n nianlar taklp, konuklara tantrldktan sonra gitmilerdi. Ulutolga'nn maun makam masasnda vakarla oturan Hakan Bazrarslan, yanlarnda ve karsnda yer alm olanlara hitaben: -Deerli dostlarm, Trk Budununun yiit sava ve bilgeleri, sizlere son zamanlarda lkemizde grlen bir takm gizli-ak rahatszlardan sz edecek ve grlerinizi dinleyeceim. Diyerek, sze balam, bir an ara verdikten sonra yle devam etmiti: - Bir kardeimiz olduunu bilirsiniz. Oulcak Be, hakknda kt haberler ulap, yant istediimizde, verdii cevaplar bizi tatminden uzak, ama acizlik ierdikleri iin dzelmesi artyla hep mhlet veririz. Bu hayli zamandr byle srp gitmektedir. -Ulu Kaan, bu konuda bize ulaan bilgiler de var ve bunlar size ulaanlarla ayn ynde olmakla beraber, biraz daha detay ierir. Destur verilirse aklamak isteriz? Bu szler Akkartal'a ait idi. Kaann bayla iaret etmesinden sonra szlerine devamla: -rendik ki, Oulcak Han'n Talas ehrinde olan sarayn yeeni Satuk Bura'ya terk edip, Kagar'a gemi. Oysa bu daha nce tamamen keyfi bir seim olarak duyurulmutu. imdi anlalyor ki, orada olan bitenden sorumlu tutulacan dnyormu. Kendisi yok ama, orada neler olduunu bilmeyen yok artk. Zira, ahalinin ou Mslman olmu, nk Satuk Bugra Be, sadece Mslmanlardan oluan ordusunu dzenli maaa balam, bunlar arasnda btn uluslardan asker varm. -Dorudur Akkartal Hocam, bunun gerekesini sordurduumuzda bize verilen cevap: Samanler i savaa girdiklerinden, lke artk kimsenin hakimiyet ve sorumluluk alan saylmyor. Bizimle yaplan anlamay uygulamakla ykml kiiler, bu arada ynetme erkini kaybettikleri iin, bunu yeniden kazanmak abasndalar. Biz de, bunca zamandr onlara yardm ederek, bu sorumluluklarn bir an nce yerine getirmelerini salamak istiyoruz, diyorlar. Bu ifadeleri Oulcak Be de aynen onaylyor. -Ulu Hakan, grne baklrsa, orada her ey ok iyi ayarlanp, dardan mdahaleye frsat

verilmeyen bir oyuna dntrlm. Bir de, halkn ynla Mslman olmasna ne diyorlar? Onca paray nereden buluyorlar? Kendisinin Mslman olup olmad da belli deil. -Beni asl kukulandran da ite bu. Aralarnda bulunan, szde bize bal adamlar, kanmca ikili oynuyor ve bu bize yarardan ziyade, zarar veriyor. -Sanrm dndnz gibidir ulu Kaan. Doru bilgi edinme gerei ortada ve bu uurda bize deni yapmaya hazrz. -Bir yolunu bulup, aralarna gvenilir birka adam sokmalyz. Aksi halde hakikati aa karmamz mmkn olmayacak. -Bu konuda yardmc olmak iin gereken neyse yaparz ulu kaan, yeter ki siz destur verin. -Destur verilmitir. Ne gerekiyorsa yaplsn, ne lazmsa devlet hazinesinden alnsn. - Elimizde yeterince adam ve imkan mevcuttur bu iler iin, o yann bize brakabilirsiniz ulu Hakan. -Sa olunuz Akkartal Be, bu konuda ok deerli yardmlarnz umuyor ve Size, bu kutlu Dergahn gelmi gemi btn ahfad adna, her zaman olduu gibi, yine minnet duyacamz belirtmek istiyorum. -Siz var olunuz ulu Kaan, bu grev bizlere, Budunumuz adna, onur vesilesi olacaktr. Aradan bir hafta geip, len bitmi, konuklar ayrlmlard. Btn hocalara talimat veren Akkartal, kaana verilen szn gereini yerine getirecek elamanlar semek iin bir yoklama snav yaptrmt. ki yz kii arasnda yaplan n seimde stn baar gsterenler on kii idi. Bunlar bir hafta sren zel bir kursa tabi tutulup, tekrar eleme yaplm ve say e kadar indirilmiti. Bu birim Pulatolu, Karaku ve Trk ad'dan oluuyordu. Onlara Akkartal tarafndan ve gn sren son bir tamamlama kursu verilmi, bu esnada Mslmanln temel ilkeleri ve baz detaylarna dair konular belletilmiti. Nitekim greve hazr hale geldiine kanaat getirilen zel birim, Akkartal beraber olmak zere, bir sabah erkenden yola kmt. Akkartal, Balasagun-Talas yol ayrmna kadar birlikte gitmi, orada vedalaarak ayrlmlard. O, kaana bilgi vermek iin Balasagun'a gidecek, birlik Talas'a ulap, bir yolunu bularak saraya girmee alacakt. kafadar, kendi atlarn Dergah ahrlarnda brakm, sradan birer atla yola kmlard. Her ne kadar Trk ad onlara buyruk vermiyorsa da, onu nderleri sayyor, akalarnda arya gitmiyorlard. Talas'a vardklarnda doruca, arya uzak olmayan bir hana gitmi, atlarn ahra teslim ederek, karnlarn doyurduktan sonra, kmlard. Yanlarnda, herkeste olduu gibi, birer kl ve hanerden baka silah bulunmuyordu. Bir birlerini uzaktan izleyerek, ehri dolaacaklard. ehir ars, uzun drt ana caddenin ortasnda yer alan byk bir meydanda olumutu. Bu meydann kenarlarn saran kagir, ikier er katl binalarn ou beyaz kire badanal veya tamamen ahapt. Bina giri katlar i yerleri, dkkanlar, a ve barhanelere ayrlm, st katlar meskendi. Sokaklar nisbeten kalabalkt. arnn gney ynne giden cadde, iki yz adm ilerisinde kurulu bir ahap kpr ile Talas rmann iki yakasn bir birine balyordu. Bu caddede ehrin ileri gelenleri oturmaktayd. Kprden karya gemek, gece gndz yan banda nbet bekleyen nbetilerin iznine balyd. nk kar yakada, yksek nar, ceviz ve servi aalar arasnda muazzam duvar, revaklar ve ats grnen Satuk Bura Be'in saray vard. O yzden bu caddeye Saray yolu ad veriliyordu. Dkkanlar al veri yapan insanlarla doluydu. Seyyar satclar her trl yiyecek, giyecek ve silah malzemelerini satmak iin yksek sesle mteri aryorlard. ocuklar ve finolar bir oyana bir buyana kouturuyor, ar meydannn ortasnda ykselen devasa narn dallar saksaan ve alakargalarn sesleriyle nlyordu. Geen atllarn ahenkli nal seslerinin ykseldii caddeler ta deli, meydan imenle kaplyd. Etrafa gz atan serdengeti hafiyeler, ehri ok beyenmilerdi. evrede dolarken, bir birlerini kolluyor, onlara dikkat eden var m, diye bakyorlard. Trk ad, uzun ve gr kumral salarn rten tilki postu bir brk tayor, srtnda geyik derisinden yaplma bir yelek, be linde manda gn bir kl kemeri ve zvga adn verdikleri deri ve yn karm pantolonu diz kapana ulaan uzun konlu deri izmelerinin iinde bitiyordu. Karaku'un kuzguni renkli

salar tepesinde topuz, iki dudann stnden yanlara sarkan ince byklar, deri yeleinin kemerinden haneri aslyd. Pulatolu'nun giysileri de ona benzemekle beraber, byklar daha gr ve bandaki rl bir tutam sa, arkasndan srtna doru sarkyordu. lk etapta bunu arzu etmiyorlard geri, ama, ister istemez dikkat ekiyorlard. Onlara ilk dikkat edenler, etrafta ki evlerin tndkleri arkasndan bakan, evlenme ana gelmi gen kzlar ve sokaklarda oynayan haar ocuklard. Yanlarna sokulup, kl ya da hanerlerine ellemek istiyorlard. Byle bir anda, ocuklardan en gelikin olana seslenen Trk ad: - Yanma gel, bak sana ne diyeceim! - te geldim, ne var? - u orta yerdeki nar aacna trmana bilirsen sana bir gmm var. - Trmanrm, ama szn tutacaksn, tamam m? - Tamam. Derken meydann ortasnda bulunan dev narn yanna gelmilerdi. Onlar gren dier ocuklar da ayn yere yrmlerdi. nar ok kaln ve tutunacak budaklar ok yukardayd. ocuk etrafnda dolap, ulaabilecei bir budak arand, ama yoktu. - Ben buna trmanamam. - Neden kabul ettin peki iddiay, sen er kii deil misin? - Er kiiyim elbet, ama baksana hi buda yok. - Ben anlamam arkada, ne edersen et, trman, yoksa sznde durmam olacaksn. - Yapma ya aa Be, sen byk ve de akllsn, ho gr, brak yakam gid eyim. - Bir artla brakrm. - Neymi o, sakn yine byle imkansz bir ey olmasn? - Yok, bu olas bir ey. - yi, syle bakalm neymi? - u kardaki kpr yok mu? - E, eh, ne olmu o kprye? - Oradan geeceksin, tamam m? - Tamam, ama askerler beni dver. - Dayak yemekten de mi korkuyorsun? - Yok, dayaktan korkmam, ama karya geemeyebilirim. - Denemekten ne kar? - Tamam, deneyeceim. Bylece, nde iddiac, arkasnda Trk ad ve dier ocuk srs kprye doru yrmee balamlard. Ellerinde karglar, bellerinde kllar, balar miferli esmer tenli nbetiler gelenleri grnce, afallamlard. Nbetilerin yanna varan iddiac ocuk: - Sizden bir isteim var nbeti aa beyler! - yle mi, peki neymi o? - u kprden karya geip, sonra hemen geri dnmek istiyorum. - Olmaz, bu yasaktr. - Ama mecburum buna, onurum sz konusu nk. - Onurun mu? Deme ya, onun bununla ne alakas olabilir ki? - Var, u aa beye sz verdim, iddiaya girdim. - Senin gibi bir sabi ile iddiaya giren o densiz de kim imi? - ddiann asl bu deil, meydandaki u ulu nara trmanmak idi, ama onu baaramaynca, kar yol olarak bunu nerdi. Yoksa beraat ettirmeyecek beni. Hadi, ne olur brakn geip, geleyim. - Hmm. Anlald, ama olmaz. Nbeti ba inat, ya da stlerinden azar iitmekten korkuyor, izin vermiyordu bir trl. Ama ocuun haline de acyordu. Trk ad' kast ederek: - Hey sen, utanmyor musun u bacak kadar ocukla iddialamaa? - Ne o, yoksa sen mi buna talipsin?

- Beni iddiaya m davet ediyorsun yoksa? - Neden olmasn? rnein bilek greine var msn? - Varm tabi, ama bu yle bedava olmaz. - Tamam, karlk bedelini sen bi! - O belinden sarkan klc brakrsn! - Evet, bileimi ykabilirsen? Sen kaybedersen ama ben isteimde serbestim, tamam m? - Tamam, gel de boyunun lsn al bakalm. Bu ders olur sana. Derken Trk ad gelmi ve bilek grei iin msait grnen bir tan iki yanna melmilerdi. Asker en azndan yirminci baharnda olmal ve yaplyd. Rakibini g z hi grmyordu. Fakat daha tutar tutmaz bileinin taa at diye indiini grnce mosmor olmutu. tiraz ederek: - Olmaz, hile yaptn, ben tutmadan bastrdn, yeniden deneyeceiz! - Tamam, tamam, hemen kzma bakalm. Tekrar tuttuklarnda Trk ad ii biraz daha ardan almay yeledi. Bir an onun yklenmesini bekledikten sonra, yava yava bastrmaa balam ve nbetinin yz aldan mora, renkten renge girerek, bilei ta yzeyine yeniden yapmt. Grei seyreden arkadana mahcup dt yetmiyormu gibi, bir de ocuk srs nnde rezil olmutu. Suratn limon yemi gibi ekiterek: - Sen ne istiyorsan syle ve bas git hemen. - Ben karya gemek istiyorum. - Neden, ne yapmak istiyorsun orada? - beyinize benim gibi muhafzlar yarar, senin gibi ii gemi, halsizler deil. - Durup dururken tepemi attrdn yetmiyormu gibi, bir de bana hakaret mi ediyorsun? - Neden hakaret olsun ki, bileinin nasl bir ey olduunu grdk, halini tarif ettim, hepsi bu kadar. - Ya, demek yle, peki sen o belinde sallanan eyi kullanmay bilir misin, istersen onunla lelim bu kez de. - Olur, neden olmasn? - Ama bunda kaybedilen kelle olur, biliyor muydun? - Sen nasl istersen. Bylece kllar kndan ekilip, karlkl hamleler balamt. Nbeti giderek kzyordu. Esmer yzndeki fkeyle alan azndan sklan beyaz dileri dikkat ekiyor, gzlerinden ateler sayordu. Trk ad birka eskiv ile onun hamlelerini boa gndermi, hi bloke etmemi, kllar hi atmamt. Bir an rakibinin elinde duran klca ters bir vuru yapp, onu yere drm ve kendi klcn onun ene altna dayamt. Kl oyunu bylece sona ermiti. Bilekte kaybeden arkadalarnn fkesine glen teki nbetiler, bu kez surat asm, ellerini kl kabzalarna atmlard. Bunu gren Trk ad, srtarak: - Ne o baylar, yoksa siz de mi boy ls aldrmak istersiniz? - u ukalaya bak, kendini Akkartal m sanyor bu velet, nedir? - Vay, demek siz Akkartal' da tanyordunuz, yle mi? - Siz sakn karmayn arkadalar, ben bu kstaha haddini bildiririm imdi. - Durun! Bu emirle olaya mdahale eden uzun boylu, kaftanl, banda ipek sark bulunan bir sarayl idi. Meer kpr banda durmu ve kll karlamay izlemiti. Sonra yanlarna gelerek: - Ne oldu, niin kavgaya tututunuz? - Hi vezirim, durup dururken bu kstah bize satamak istedi. - Ama iyi de satat yani. Syle bakalm Cengaver, kimsin, karya neden gemek istersin? - Demek siz Vezirsiniz, o da ne demekse? - Be yaverlerine bizde Vezir derler! - Buras Arabistan m ki, byle diyorsunuz? - Fazla uzatma, i aryorsan sana verecek iimiz olur.

- Bunu bir vaat olarak sayalm m? - Elbette, yarn sabah gelir kayt yaptrrsn. Haydi imdi git. - yleyse sa ol Vezirim. Kusura da bakmaynz. - Tamam, tamam, yarn sabah erkenden gelirsin. Bylece hana dnen Trk ad' arkadalar hayretle izlemi, hemen arkasndan gelmilerdi. Karaku memnuniyetle glerek omzunu svazlarken: - Helalin var be Trk ad. Bir an kayglanp, kan dklecek sandk, ama ii o k gzel bitirdin. - Ben de kutlarm, ok iyi bir atak yaptn Trk ad. Artk bize de bir yer ayarlarsn, deil mi? - Olabilir. Durun bakalm hele yarn nasl olacak. Yemei odalarna aldrm ve o akam dar kmamlard. Yarn olabilecekler konusund a konumu ve yatmlard. Sabah erken kalkan Trk ad, kahvaltdan sonra doruca kprye gitmi ve bu kez hi beklemeden karya gemiti. Refakat eden bir nbeti, sarayn ift kanatl yksek avlu kapsndan ieri girilince, sadaki ta yapda kayt ileri yaplan blme gitmesini salamt. Sonra bir masa banda, yannda telek kalem, mrekkep okkas ve kara ciltli bir defter bulunan adama: - Ba vezirimizin emridir, bu arkada muhafz alayna kayd edeceksin katip efendi! - yle mi, peki ba stne. Demi ve kp gitmiti. Kaytlara ad yazlan Trk ad, ilk maan pein alp, kmt. Darda bekleyen baka bir adam, kendisini izlemesini istemi ve birlikte muhafz alay kouuna gitmilerdi. Oray tantan adam, o gn izinli olduunu, isterse akam gelip, gsterilen yatakta yatabileceini sylemiti. Saraydan kan Trk ad, hana gelmi ve durumu anlatp, arkadalarndan ayrlmt. Mmkn olduu kadar sarayda kalacak, bir an nce yeni dostluklar kurmaa bakacakt. Sahip olduu birok yetenek say esinde bunun ok zor olmayacan biliyordu. lk tant kiinin Vezir irzat olmas bir anst. Onun kayt yaptrdn duyunca grmek iin artmt. Vezirin makam odas sarayn en ssl kelerinden biriydi. eri girerken bayla selam verirken, eli kl kabzasndayd. Vezir askerle ii sk tutmak iin onda hemen bir kusur bularak: - Bizde makama girerken kl tanmaz, ama madem yle yaptn, o halde sa elin sol gsnde olarak selam durmalsn. - Balayn vezirim, bilmiyordum, ama artk rendim. - Tamam, bu mesele deil. E, syle bakalm, buray nasl buldun, nk uzun zaman burada yaayacaksn artk? - Memnuniyetle vezirim. Bu yzden size daima minnettar kalacam. siz gsz bir serseri gibi dolamaktan bkp, usanmtm. Vezirim, sizden bir ricam olacak, destur olursa? - Tabii, syle bakalm neymi? - Benim gibi bir yoldam daha var, o da i aryor. yi eri olur, grevde kusur etmez, ayet mmknse onu da ie alr mydnz? - Olabilir, ama muhafz alaynda mevcut imdilik tamamdr. Ona gre yer ve yatamz var. Bakalm, gzm tutarsa, baka blmlere alabiliriz. Ona haber ver, yarn sabah mracaata gelsin. Ben haber brakrm. - Tamam, ok teekkr ederim sayn vezirim. Allah sizden raz olsun. - Allah m dedin, yoksa sen Mslman mydn? - Tam saylmaz, ama inallah bir gn bu da olur. - Ya, ok gzel ok gzel. Arkadan nasl, o da slam' bilir mi? - Dedim ya vezirim, o da bana benzer. slam' yolda bir bezirgandan dinleyip, akla ok yatkn bulduk. - Buna memnun oldum. Arkadana da grev verdireceim. Umarm memnun olur. Tamam, imdi git ve ona da haber ver, yarn birlikte gelirsiniz. Trk ad'dan yeni haberi aldklarnda Karaku ve Pulatolu'nun azlar hayretten bir kar ak kalmt. Devresi gn, Pulatolu handa kalmaa devam ederken, zira posta iini o yapacakt. Karaku kayt yaptrm ve sarayn hassa askerleri arasna girmiti. Kendini Kaan

yerinde gren Satuk Bura'y merak ediyor, ama iki gnden beri gremiyorlard. O ise Vezir yapt ranl dostu ile kendince ok mhim stratejileri gryor, ondan slam dinini dinliyordu. Genelde oturup, zel konutuklar, nehre bakan balkondaydlar. irzat glerek anlatyordu: - Biliyor musun dostum. Sana iki yeni muhafz tedarik ettim. - Ya, nasllar, nereden geliyorlar? - Yabanc deil, Ala Da veya Altaylar civarndan geliyor olmallar. - Bizim lisan ok iyi kavramsn dostum. nsanlar artk lehelerinden de tanyabiliyorsun. - Eh, idare eder ite, az zaman geirmedim aranzda. Asl sylemek istediim bu ocuklarn slamiyet'e meyilli olduklardr. - Bu gzel ite. Demek, yava yava Ulu Kaanln ardna da dolanyoruz. - Evet. ayet almalarmz baarl olursa sonunda olacak zaten budur. - Badat'a gnderdiimiz habere mspet karlk geldi. Halife istediim yardm yapacakm. Yola kan kervan yaknda burada olur. - Umarm gelenler arasnda slam retecek kiiler de bulunur. Bu ynde byk talep olduunu biliyorsun. - Umarm. Mektubumda bundan bilhassa sz etmi, ricada bulunmutum. ki gn sonra beklenen kervan gerekten gelmiti. Deerli hediyelere ek olarak, iki erkek, iki de kadn hoca gelmilerdi. Bunlar ayn zamanda evli elerdi. Mslman olan kadnlara kadn hocalar ders verecekti. Akamn belli saatlerinde isteyen askerlere slamiyet'i tantc konumalar yaplyordu. Bizimkiler ba gnlller arasndayd. Bu ekilde hem teki askerlerle daha ili dl olabiliyor, hem de Vezirin gzne giriyorlard. ok srmeden bunun bir sonucu olarak, Trk ad muhafz blnn bakan olmu, Karaku birlik komutanlna terfi ettirilmiti. Yeni konumu Trk ad'a saray iinde olabildiince zgr dolama imkan veriyor, herkesle grebiliyordu. Bir akam Trk ad', Satuk Bura ve Vezir irzat birlikte kabul etmi, konuuyorlard. Niyetleri yeni komutan gzden geirmek ve ona yeni grevler vermekti. - Komutan, blk komutaln devraldn gnden beri sahip olduun idare ve eitim kabiliyeti sonucu gsterdiin baary takdir etmeyen yoktur. eriler eskisiyle kyaslanamayacak denli atak ve disiplinli davranyorlar. Btn bu srlar nerede veya kimden rendiini dorusu ok merak ettik - Ulu Kaan ve sayn Veziri, gerei saklayacak deilim. Bendeniz beceri adna btn bildiklerimi, sekizinci baharmda iken gtrldm bir dergahta renmitim. - Deme, sakn bu Koca Turul Dergah olmasn? Diye merak ve hayretle soran Satuk Bura'yd. Trk ad szlerine devam ederek: - Evet yce Kaan, aynen tahmin ettiiniz gibi. - E, sonra ne oldu peki? - Sonras efendim, mezuniyete kadar orada kalamayp, yl sonra istemeden ayrlp, bir daha dnemedim. - Peki buna sebep ne idi? Niin ayrldn oradan? - Size sama gelecek belki ama, bendeniz Karaar'da grdm bir ger kzna tutulmu, onsuz yaayamam kaygsyla, dergaha dnmem gerekirken, guruptan ayrlp, onlarn kervana katlmtm. - Ya! Peki sonra? Bu soru Vezire ait idi. - Sonras byk hayal krkl ve znt oldu, sayn Vezirim. nk kzn babas ve kardeleri durumu renince beni ret edip, kzn amcazadelerine beik kertmesi olduunu aklayarak, bana yolu gsterdiler. - Vah vah, sonra ne oldu peki? Diye soran Satuk Bura idi. - Bana baka bir ktlkleri olmad. Atm dalara, boz krlara doru srp, rastladm sr sahiplerine karn tokluuna bir zaman obanlk, kervanlara muhafzlk ettim. Bu arada ite dier arkadamla tanp, bildiklerimi ona da rettim. Bu duruma eriince ite yolumuz

buralara kadar geldi. - Meer, ok hazin, bir o kadar da ilgin hikayen varm Komutan. - Sa olunuz Kaanm, beni sabr ve anlayla dinlediniz. - Mslmanlkla ilk olarak nerede ve nasl tantnz peki? Soran vezirdi. - Arkadamla birlikte, btn varlmz olan atlarmza binip, pusatlarmz kuanarak, bize grev vereceini umduumuz beylere rastlamak iin yola revan olmutuk. Mola esnasnda urularn basknna maruz kalan bir ticaret kervanna yardm edip, onlar kovaladk. Bundan memnun olup, bizi sofralarna davet ettiler. Burada sohbetlerine katlp, merak ettiklerimizi sorduk. lgimizi grnce molay gn uzatp, bize Mslmanl anlattlar. - Peki ikna olup, iman edebildiniz mi slam Peygamberine? - Buna o an iin evet demek mmkn deildi, ama aralarndaki davran tarz, ballk, adalet ve ho gry ok takdir etmitik. Btn iyi hasletlerinin msebbibi olarak, Allah rzas ve Peygamber sevgisini zikretmeleri bizi hayli etkilemi, bu isimleri gzmzde daha znel bir hale getirip, anlam kazandrmtr. - Sevgi deer Komutanm, bu anlattklarn deerli ve makul ifadelerdi, ok memnun olduk, bu vesile ile seni tebrik ediyor, grevinde baarlarnn devamn diliyoruz. imdi istersen gidebilirsin. Bylece huzurdan ayrlan Trk ad, btn bunlar arkada Karaku'a nakletmekte gecikmemiti. Kursta retildiinden, esasen bunlar o da biliyordu, lakin bu sorgunun yapldn bilmesi, hazrlkl olmasna salayacakt. Trk ad yanlarndan ayrldktan sonra konumalarna devam eden Vezir ve Satuk Bura arasnda unlar geiyordu.: - Aziz dostum, hatrlarsan, daha nceki bir konumamzda o dergahtan arzu ettiin adamlardan bahsetmitin. Grdn m, bak ite yce Allah bu dileine bylece karlk vermi oldu. - Gerekten yle. Bu dergah ki, sen bilemezsin, yce yaratan Tanr'nn, sizin ifadenizle Allah'n inanlmaz ltuflarna yz yllar ncesinden beri nail olmaktadr. Orada eitilmi bir Trk cengaveri bana hazineler deerindedir. - Bununla ne demek isteini tam anlayamadm, biraz aklar msn dostum? - Tam deilse bile, bir eyler anladn muhakkak, sen onlar sylemeden benim yapacam aklama eksik olur. Sen imdi ne anladn sy ler misin? - Tabii, e, ey, nasl desem bilmem ki, evet, anladma gre, bu dergaha yce Yaratc, bizim lisanmz Fris ifadesiyle Huda, eer byle bir ltuf bahetmi ise, ki bu inanlmaz denli srpriz olurdu, oradan gelen bilgiler btn ile dorudur, demek istiyordunuz, deil mi? - Aynen yle dostum, dost gibi konutuun iin sa ol, aksi halde hemen katlini buyuracaktm. - Samimiyetimden hala kuku mu duymaktasnz yoksa Kaanm? - irzat, doruyu bulmann yegane yolu, daima kuku duyabilecek kuvvet ve kudrete sahip olmaktr. Bunu bildiin halde, neden sorarsn hala? - Ltfen balayn Kaanm, bir an yanld bu serke dilim! - Ama bu son olacak vezir. Aksi halde ecelinle oynarsn. - Tanr, sizden raz olsun. - imdi git, yarn bir karara varm oluruz. Satuk Bura'nn nasrna basan irzat, allak bullak bir suratla ayrlmt. Yanl n yarglarn, hakim olamad diline ifa ettirip, akbetini mulak ve vahim bir vaziyete sokmutu. Satuk Bura onun sandnn tesinde bir kiiliin sahibiydi. ranl, kendini zekaca ondan ilerde sanp, kendisine tannan uzatmal misafirliin tolerans snrn amakta beis grmeyip, onun, kendisine daima ihtiya duyacan sanmt. Oysa ki Satuk Bura, gelecei, madde ve manann sergiledii btn emarelerden okuyup, neyin, nasl olacan gremeyecek biri olsa, kukusuz ki, byle pervasz davranamazd. Badat halifesiyle kurulan irtibat bundan sonra bizzat yrtecek, bunun iin baka milletten vasta kullanmayacakt. Bu aamadan sonra ranl'nn yarardan ok zarar getireceini tahmin ediyor, yarn onu lkesine gnderme karar alyordu. Devresi gn bu kararn yrrle koyan

Satuk Bura Han, onu lkesine gtrme grevini Karaku komutasndaki birlie veriyor ve herkesi bir kez daha artyordu. Sabah erken yola kan kafile Narin rma boyunca ve gney bat ynnde ilerliyordu. Menzilde Semerkant vard. nde ve arkada okular gidiyordu. Onlarn arasnda iki kz ve kars ahsi eyalarn tayan develerle irzat vard. Azlarn bak amyordu. Semerkant' ta gvende olacaklar kansndaydlar. Orada kendilerini destekleyen ia yanllar ounluktayd. Atn bir an mahmuzlayan irzat, Komutan Karaku'a yaklaarak: -Sayn Komutan, iimde bir sknt var, yolda bir saldr olacakm gibi rperiyorum. Sizce ne kadar gvendeyiz? - Bence ekinecek bir ey yok ehzadem, neden kukulandnz anlayamadm. - Sebebini kestirmek zor, ama dmanlarmzn yolda olduumuzu bir ekilde renmi olmalar imkansz deil. Kendimden ziyade eim ve ocuklarm iin kayglanyorum. Tam bu srada nclerden biri: - Arkadalar, uraya bakn. Kar tepelerin zerinde bir gzc var, iaret veriyor kollaryla. Diyerek tekileri uyarmt. Ayn eyi hepsi teyit edince dizgin ekip, durmulard. Yanlarna gelen Karaku: - Ne oldu, neden durdunuz? - Komutanm, galiba izleniyoruz. Az nce kar tepelerde bir gzc vard. aretini verip gzden kayboldu. - Grdnz m Komutan, iimde ki sknt bouna deilmi. Haklsnz galiba, ama bir aresini buluruz elbet. Kayglanmayn. O an bulunulan yer, bir yan ormanlk, kar yan giderek ykselen tepelerin uzayp gittii derin bir vadi konumundayd. Irman kar tarafnda ykselen bu tepelere siperlenmi baka gzcler de olmalyd. Muhtemelen, asl tehlike biraz daha ilerde olmalyd. Bu bir blk olabilecei gibi, birka yz kiiden oluan bir apulcu srs de olabilirdi. Durum tespiti yapmak iin kafile durup, develer ormann kuytusuna ekilmiti. Karaku adamlarn beerli drt birime ayrp, her bir gruba ayr grevler vermiti. Birinci gurup, zerinde bulunulan gzergah izlerken, dier gruplar ikiye ayrlp, atlarn rman iki yakasndan ve yamalardan sreceklerdi. Dier grupsa nde gidenleri biraz geriden ve aralkl, tek sra halinde izleyecekti. nce yanclar hareket etmilerdi. Kei gibi evik ve dayankl atlaryla rma s yerinden geip, kar yakadaki engebeli, allklarla kapl yamalara doru srmlerdi. Dier yanclar kenardaki ormana dalm, nisbeten kyy izleyerek harekete gemiti. Onlardan bir mddet sonra ana gzergahta gidecek olanlar atlarn mahmuzlamlard. Karaku, irzat'n biri kzlar ve einin yannda kalmt. Kar yakadan harekete geenler bir sre sonra iki gzcy yakalam ama adamlar tek kelime etmiyorlard. Israr edilince bir tanesi kendini hanerleyip, intihar etmiti. Dieri bunu yapamam, ama ldrlse bile konumak istemiyordu. Onu yanna alan bir er, elini kolunu balayarak kafilenin bulunduu yere getirmi, bacaklarndan ve omuzlarndan bir am aacna balamt. Adam gren irzat ve Karaku hemen yanna gelmi ve sormaa balamlard. - Kimsin, kimin adna alyorsun? -! - Konu yoksa dilini u hanerle keserim! Diyen irzat idi. ok heyecanl, bir o kadar da fkeli idi. -! Onlar bylece gzcy sorgulamaa alrken, gzergah nclerinden biri atn tozu dumana kattrarak gelmi ve brne saplanan bir okun tesiri ile atndan yere dmt. Zorlukla konuarak yaadklarn aktarmt. Biraz ilerde kendilerinin on misli bir grupla atp, birka arkadann ar yaralandn ve saldranlarn kim olduklarn anlamadklarn sylemi ve son nefesini vermiti. Biraz sonra dierleri gelmiti. Ama saylar yarya inmi, kimisi yaralyd. Onlar takip edenler vard. Az sonra takipilerin grltleri duyulmaa balamt. Ormanda gizlenmi olan kafilenin yerini kefetmee alyorlard. Karaku adamlarn attan

indirip, yaylarn kuandrarak etrafa datmt. Korkun bir insan av balyordu. Takip edenlerin says elli civarndayd. Yol zerinde duran atlar ile ormanda savaamayacaklar iin yere inmi, etraftaki izleri inceliyorlard. zerlerinde hafif sava giysileri ve ounda Mool ii kltan baka silah yoktu. okular vard. Karaku ve adamlar biraz yukarda siperlenmi, aalarn arasndan onlar izliyor, yaklamalarn bekliyorlard. Tam bu srada azn balamay unuttuklar esir bararak yardm istemiti. Onu bir haner darbesiyle ldren irzat ge kalmt. Takipiler sesin geldii yne hcum etmilerdi. lk etapta dokuzu uuan oklara hedef olarak yklm, ama saylar fazla olduu iin hepsini durdurmak mmkn olamamt. Kafileye ilk saldranlar irzat ve Karaku kllaryla karlam, lakin kiinin ayn anda saldrsna urayan irzat omzundan yaralanmt. Dierlerinin drdn okular, n Karaku klcyla saf d etmi, geriye teslim olarak cann kurtaran iki kii kalmt. irzat, ald derin kl yaras nedeniyle ok kan kaybediyordu. Ei ve kzlar alayarak yan bana gelmi, yarasn sarmaa alyorlard. Utaclktan anlayan erlerden biri hemen evrede daima bulunan ifal bitkilerden toplam ve yarallara yardm etmiti. Yaras sarlan irzat byk tehlikeyi atlatm, ama durumu iyi saylmazd. Esirleri sorgulamak isteyen Karaku, konumadklarn grnce sinirleniyordu. Erlerden birinin aklna gelmesi zerine, zerleri aranan esirlerden birinde kama sokulu bir mektup bulunmutu. Bu Farsa yazlm ksa bir buyrultu idi. Mektubu eline alan Karaku, bu dili okuyamaynca, onu irzat'a uzatmt.. Bir an yazya gz gezdiren irzat'n rengi umutu. Zira buyrultunun sahibi Oulcak Han ve sz konusu kendi lm ferman idi. Hitap ettii kii, saldranlarn nderiydi. Bu durumda Karaku esirleri serbest brakmak gerektiini dnyordu. Fakat ehzadenin: -Bunlar serbest brakrsan durumu haber verirler ve sonra banz benim yzmden baka dertlere girer Komutan. Demesi zerine. - Galiba haklsn ehzade. O halde onlar da bizimle gelecekler. lmek mi, yoksa birlikte mi gelmek istersiniz? - Grevimizi baarmadan dndmzde zaten yaatmazlar bizi. Sizinle geliyoruz. Bu karar zerine yeniden toparlanan kafile gnler sonra menziline varm ve taraftarlarnn gsterdii byk bir konaa yerlemilerdi. Onlar gndermek istemeyen ehzade irzat, nce yorgunluk ve misafirliklerini ne srp, bir hafta alkoymu, sonra asl fikrini aklamt Karakua. - Size gveniyorum, daha dorusu sizden ok gvenebileceim kimse yok Komutan. Ltfen bizimle kaln. - Fakat nasl olur ehzadem, burada sizi sayan ve gelecein Hkmdar olarak kabul eden binlerce taraftarnz var? - Grne aldanma komutan, onlar durumu bilmiyor, Turan kaanl ile hala sk ilikim var, sanyorlar, bu itibarn asl nedeni budur. - Hmm, galiba anlyorum. ehzade irzat'n dier muhalifleri Horasan, Harezm ve Merv ehirlerini s tutmu, lke idaresini ele geirmek iin alyorlard. Gerek daha nce sahip olduu ve gerekse Satuk Buran'n vezirliini yaparken kazand paralar irzat'n ok gemeden hatr saylr bir ordu kurmasn salamt. Niyeti, Karaku'u yetikin kz Mahpeyker ile evlendirmekti. Karaku, naslsa istedii zaman buradan ayrlabileceklerini dnerek, ona damat ve ba komutan olma teklifini kabul etmiti. Zaten Mahpeyker, kara, uzun salar, yay kalar altnda prldayan kara gzleri, muntazam bedeni ile trl bahaneler yaratarak onunla gryor, ona olan alakasn gstermekten ekinmiyordu. Ancak bir sorun vard, o da din farkllndan kaynaklanyordu. irzat, nikahn Mslman adetleri dorultusunda yaplmasn daha uygun buluyordu. Bu arada Talas'da, Trk ad'n dalgn hallerini merak edip, soran Satuk Bura Han: -Ne o Komutan, dnceli bir halin var. Yoksa gizli bir derdin mi var, syle de are bulalm? - Ayptr sylemesi, lakin Han'm, sla ve yar zlemidir bunun sebebi. Bir yavuklum, bir de anam vard, yoluma bakan.

- Veda etmei mi dnyordun Trk ad? -Evet, izin verirseniz? - Olur, lakin bir artm var. -Tabii, buyurunuz. Baba ocana varnca bizden ok selam sylemendir Akkartal'a. -!? - Neden ardn? -Demek ta bandan beri beni tanmtnz Han'm. - Elbette, yoksa sana ne diye Komutanlk verdik sanyorsun? Niyetiniz neyse, onu rendiniz sanrm artk. Buray, bizi nasl tandysanz, yle anlatacanzdan eminim. - Bunun iin benim oraya gitmeme hi gerek yok Han'm. Btn bunlar oktandr biliyorlar zaten. -Ya, demek yle? Peki bundan nasl haberimiz olmad bizim? -Size tantrmadm, Karaku'tan baka bir arkadamz daha vard. Biz ona ilettik, o da Dergaha ulatrd ve oradan da tabii ki ulu Hakan Bazrarslan ve Oulcak Han'a... - Hmm, anlyorum. Desene ki bir yerlerden hayr duaya nail olmu ve kimi yanllarmzdan kendiliimizden dnmz. - Evet Hanm, aynen yle olmutur. Devresi gn Trk ad yine yoldayd. Aradan aylar gemi, btn sevdiklerini ok zlemiti. Satuk Bura Han'n hediye ettii soylu at, onun bu sabrszln isel bir duyu ile alglam gibi, olanca sratiyle ilerliyor, menzile bir an nce ulamak istiyordu. Maaral, kayalk bir yerden geiyorlard ki, kaya oyuklarnda yanklanan bir sesle durmu, dinlemee balamt bu sesi Trk ad. Birinci ses: - Kendim bata, insanolunu aciz ve hakir grrm! kinci ses kahkaha atarak; - Bunu, yksek feragat ve tevazu gibi sylyorsun ya. Bata ben, yani sen, olduktan sonra, nerede olacamn hi nemi yok. Bu dsturun erdemi neresinde ki yolda? Vallahi ben onu, bunu bilmem, peygamberimiz byle buyurmu. Sakn bir yanln olmasn? - Ne derler peki? - nsan, kendisinin aciz ve kk olduunu dnd kadar erdem kazanr, ve bununla byr, derler, aslnda. u halde, nereye varacandan emin olduun iin byle diyordun, peki ya bundan emin olmasaydn ne yapacaktn? - Bilmem. Her halde aklma ilk geleni. - Aklna ilk gelenin ne olacan demediine gre, biz buna her ey, diyebilir miyiz imdi peki? - Ltfen, byle bir ey yapmaynz. - Neden korkuyorsun ki, yoksa inancndan kukun mu vard? Doru yolda ve doru yaptndan emin olanlarda korku bulunmaz oysa. - Dorudur. Ama ya yanl karsa? Tamam, tamam, sen batan beri kuku kskacnda imisin. - Elimden gelip, gcmn yettiince inanmaa altm. Demek eksiim kalm, ne yapabilirdim ki buna kar... - Hah, btn mesele ite burada odaklanyor; eksiini biliyor muydun da yapmadn, bilmiyor muydun da? - Ne kadar bilsem de, benden iyi bilenler olabileceini dndm. - Peki, sence, mutlak, doru ve hakikat yol hi mi yok? Nasl yaayacaksn bu sorunun karln bulamadan; hep arayacaksn bunu nk? - Bilmem, belki vardr? - Bana inanacana, beni inandrmadan, bundan sz etmeyeceimi belirtmi olaym.

- Be hey yolda, bunu senden bakasnn bilemeyeceine inanmam, neden bu denli imkansz olsun ki, anlamyorum?! - Beni buna ikna etmen, hayli zor grnyor dostum, bilesin. - O halde yce Yaratan akna rica edeyim, ltfen, bana bundan bahseder misin ey Pir-i fani? - Beni artyorsun. Meer bu yetenek sende varm. O halde dinle. Bizde insan, bir takm temel deerlerle llr. Bunlarn banda Crm ve Bilgi dzeyi gelir. Beden ve Tin ile yaayana Kii, yani Adam denir. Crm bydke, buna bal olarak, bilgi ve tecrbesi de byyp, yarat ve syleme kudreti artar. - Bilim dsturu bizde iki trldr. lki, kendini tanmak, ikincisi dierlerini tanmaktr. Kendini tanmaa merak saranlarn rotas uzaklardr. Tandka herkes ve her eyden uzaklar, sonunda salt yalnzla varmak isterler, ki bu hal lm deilse bile, insana hapislik gibidir. Onun iin, yaarken, genelde lml bir tarz iinde olunur. Bu salanp, orta yol tutulunca, umumi hayat ve bunun yaanmasna dair ilkeler renilir... Konuulanlar ilgiyle izleyen Trk ad, bu seslerin sahiplerini yakndan grmek iin atndan inmi, yaya ilerliyordu. Meer bunlardan biri, mehur Bilge Ata ile Mslman olma eiliminde olan biriydi. Gayesi, son bir kez de ona danmakt. Az sonra Trk ad, iri bir kaya yarndan onlar cismen grebilecek durumdayd. Bir an konumak zere azn aan Bilge Ata'y, Trk adn seslenii susturmutu: - Esenbolzin Ulular! Balayn sznz bldm iin. Seslenmeden durmay evla saymayp, konuarak, kendimi belli ettiimin sebebi, sizleri, sayn Bilge Atam, tanm olduumdandr. - Berhudar olasn ey oul! Buyur, yakla da grelim hele. Fakat tam bu srada, grltyle sarslan yer ve ard arda balarna dmeye balayan kaya, toz ve topraklar... Bir an yer yarlp, stnde bulunanlar altna ekmek isterken, imdi ortasnda kurulu mermer stunlu emenin altnda, imenlere oturan Bilge Ata'y yalnz grmt -Bu neydi byle Bilge Atam? Usum, izanm at. - ekinme evladm, gel Ne oldu, ne grdn ki? - Az nce yannzda, birlikte konutuunuz kii ne oldu, uuruma m yuvarland? - Ha, u durum o benim aynadaki yansyan resmimdi. Ayna dt, o da kaybolup, gitti. Ama bu seni hi taciz etmesin evlat. - Bilge Ata, ltfen, bana burada ikinci bir ahs yoktu, kendi kendime konuuyordum, demeyiniz. - Hah hah haaa! Demek inandrmak kolay deildir seni? - Haa, yanl anlamayn Bilge Atam, siz yok, diyorsanz yok demektir. Fakat, var idiyse, nasl olduunu aklamay, sizin ltuf ve kereminize brakrz. - Gldrme adam behey Delikartal'n olu. Biri kaybolacaktysa, onun biz olmayna sevinmekten baka ne yapabilir, neyi sorabiliriz ki? - Haklsn, ok haklsn Bilge Atam. - Pekala, madem ki srarl olmadn, o halde sana olayn asln syleyim oul. - Ltfunuz olur Bilge Atam. - Yapmad olaydan tr sorum tamayana, nasl yaptn? Denemez. Tanrnn ii ve onun takdiri byle imi. Ha, o bir gerek kii idi. Bir ad, soyu-sopu ve bir cismi vard. - Hayret bir olay...? - Tevatr olarak hayrete ayan, ama gerek. Duygu ve akl ynl kararlarnda sabit olmad iin, hi bir noktaya tutunamayp, uuruma yuvarland o garip. Ben ise, u arkamdaki ard aacna tutunmakta tereddt etmeyince yerimde, olduum gibi kaldm oul. Sen ne ararsn, nerden gelir, nere gidersin byle? - Dorusu, Bilge Ata, Samanler diyarndan gelip, iki seenek arasnda seimsiz kalp, nereye nce gideceimi bilmiyordum. yi ki talih seni rastlatt. - Eeeh, sonra?

- Orada tekmil bilgileri edinerek dnmekti grevim, bu bitti, lakin, eve yalnz m, yoksa bir gelin ile mi dnmek arasnda kararszm. - Ah hah haaaaa! Anladm oul, anladm ki, hem nasl. En iyisi bir gelinle dnmektir elbet. Ama bunu nasl yaparsn, bilmem? - O konuda msterih olabilirsiniz Bilge Atam. - O halde, haydi rast gelip, uur ola ey oul. Ocanda, atan ve soranlara selam eyle. Bylece ayrlan Trk ad, yola koyulmu, bir an nce Glbahar'a ulamak ii atn mahmuzluyordu... Saatlerdir yol alrken, at yorulmu, bir dere kenarnda mola vermiti. Etrafta ku sesinden baka ses yoktu. Bir kervana ait olan deve katar grldnde, Trk ad, tuttuu balklar kzartarak, az nce karn doyurmu, imdi glgelikte dinleniyordu. Kervan byk ve zengindi. Onun iin de iyi korunuyordu. Tepeden trnaa silahl muhafzlar at oynatarak ne ktklarnda, dere kenarnda otlamakta olan cins ata dikkat etmilerdi. ki kii ayn anda; - Vay anasn be! Bir at ite bu kadar gzel olur, kimin ola ki? Dedikten sonra, atlarn ona doru srmlerdi. Yanna varmlard ki, anszn vzldayan oklara hedef olan dier muhafzlarn feryatlaryla geri dndler. Trk ad ayaa frlam, yay ve sadana el atmt. Az nce yanna yaklaan muhafzlardan birini, vurularak attan derken grm, onu vuranlarn kervan talan etmek isteyen haydutlar olduunu anlamt. Yz akn haydut srs kervann etrafn sarm, muhafzlarla aralarnda lmcl bir sava balamt. Say bakmndan haydutlar daha kalabalk, fakat muhafzlar kadar iyi sava deillerdi. lk baskn annda verdikleri zayiata karlk gelecek sayda adam kaybetmilerdi. u anda eit grnyorlard. Kllar, hanerler konuuyor, her kalkp inite bir feryat duyuluyor, yaz yer kzla boyanyordu. Trk ad yz adm ilerisinde srmekte olan bu kavgay eli tetikte izliyor, namert bulduu sinsi saldr sahiplerini taraf gzetmeden vuruyordu. Bunu izleyen birka kiiden biri de haydutlarn lideriydi. Dor atn ona doru mahmuzlarken, bir eli dizginde, dieri silahsz ve havadayd. Trk ad onu izliyordu. Yanna gelince gem kasm, at aha kalkarak durmutu; - Selam sana ey mert sava! Niyetim sadece tanmaktr. Kimsin, diye merak ederim. - Adamlar can pahasna vuruan bir nderin sohbet akna aarm. nce iini yap, sonra konuuruz, olmaz m? - Seni, bizi desteklemee arsam ne dersin ey yabanc? - Hmm, niyetin anlald harami ba, ama iin zor. nk beni buna zorlamaktan baka aren yok. - Yo, sandn gibi deil. Bu kervann kime ait olduunu ve bizim kim olduumuzu bilmiyorsun nk henz. - Tez cevabn ver de bir dnelim bunu. - Bunlar Samanilerdir, Badat'a gitmekteler. Bize Trgiler derler. Bu dalar ve tm bozkrda bizim szmz geer, Han, Kaan tanmayz. Bana Ulukurt derler. - Tamam, anlald Ulukurt, ardndan geliyorum, sr atn! ok srmeden sava sona ermi, kervan muhafzlar silah brakp, teslim olmulard. Esirlerin elleri arkalarndan balanp, bir zincir oluturmulard. Kervanc ban yakalayp, ifadesi alnacakt. Sorgu ve yarg grevi Trk ad'a verilmiti. - Syle bakalm Bezirganba, arlnz nedir? - yz deve yk kuma, baharat ve mcevherat vardr, mal olarak. Bunun yannda elli kadn ve yetmi atl kleden ibaretiz ey Yarg. - Nereli, hangi ulustansnz peki? - Biz Filistin Musevlerindeniz. imiz ticarettir sadece. - Ve istihbarat lkeler arasnda, deil mi? - Buna, evet demekten bakas yalan olurdu, evet, ey Yarg. - Pekala Bezirganba, de bakalm, geldiin diyardan, Badat'a gtrdn en mhim, en deerli istihbarat ne idi?

- Bu ulus, yani Trkistan'da yaayan sizler, ndersiz, babozuk zamanlarda ve zafiyet iindesiniz. Zafiyetiniz, beylerinizin bir bayrak altnda toplanmamasndan kaynaklanyo r. Koca bir ktay titreten Gktrk Ordusu paralanp, tek bana yetersiz blklere ayrlm durumdadr. Bu zgven eksiklii, her ulus gibi, sizi de ekingen yapacak, kendinizi koruma gdsnn klesi olacaksnz bu gidile. Bunun sonu malum; baka uluslarn iradelerine ram olmanzdr... - Dediklerin yanl deil, ama mkemmel de saylmaz. Badat'n istedii, Trklerin Mslman olmasdr, deil mi? - Evet, nk Badat Halifesi ancak byle hakim olabilir Turan diyarna. Zira bu milleti savata yenmek imkanszdr. O halde, Trkleri ikna iin kutsal deerler zerine kurulu Mslmanlk bu amaca en uygunudur. nk onurlarna dkn olan Trkler, insan nefsini yerdii kadar ven, erkek dini saylan, slaml kabulde pek zorlanmayacaklardr. - Trklerin onurlarna dknl neyse, ama, kadnlar ayran, muhalif bir din aray iinde olduklarn nerden karyorsun bre Bezirgan? - Fakat Yarg Be, bu teklifle karlaan Trkler, Mslmanla hayr dedirten kadn hakimiyeti altnda zaten yaamyorlar. Ben btn Trk illerinde, saraylarnda bunu grdm. - Kadnlarmz, her eye ramen ba tacmzdr. lahelerimiz gibi onlara deer verir, onlar iin yaar, onlar uruna lmekten kanmayz biz. - Fakat sayn Yarg, Trk kadnlar, erkeklerine doan gnee bakar gibi bakar, taparcasna severken, bir bakasn grmezler. - Bize dair gzlemlerin hayatn balatp, yaayabilecein kadar mal ve vasta ile serbest braklmana karar verilmesine mil oldu. imdi gidebilirsin. Trk ad'n kararn izleyenler arasndan ileri kan Ulukurt; - Yargnz hemen uygulanacaktr efendi, lakin imdi kymetli adn syleyip, bizleri erefyap etmez misin? - Evet, adm Trk ad, Tanrdal Akkartal'n oluyum. - Bakas olsaydn zaten aardk yiidim. Babanza bizden de selam gtr... Bu aklamadan sonra oradan ayrlmak zere harekete geen Trk ad, izleyenlerin sevin ve methiye nidalar altnda, atn alp, tekrar yola revan olmutu. Hava, gzeldi. Yce bir da eteinde, uurumlarla dolu bir vadide gne alyor, gk yz bulutsuz, nal seslerinden baka ses duyulmuyordu. Bir ara, iki devasa kayann kaplk ettii byk bir maara ekmiti dikkatini. Atn duraksatp, sonra o tarafa srd. erden ses, seda gelmiyordu. Bir slk alp , bekledi. Karlk veren olmaynca atndan inip, maaraya doru yrd. eri girdi. Be adm sonra lo mekan aydnlatan bir ate grd. Biraz ilerde, korlar grnyordu. Yan banda bada kurmu, oturan kiiyi fark ettii an eli kl kabzasna gidip, iki adm mesafede durdu. Atein kzl klar altnda deruni alemlere dalm bu garip kiiye seslendi: - Esen bulasn ey Dervi han! Yerinden kprdayan adamn sol eli ona, hemen karnda serili psteki zerine oturmasn iaret ederken, gzleri halen elinde ektii uzun tesbih tanelerinde sakindi. Trk ad bu skunet karsnda iaret edilen yere oturup, beklemee balad. Bu arada, bu kiinin, toplumdan uzak, dalarda yaayan bir mnzevi olduunu dnyordu. Az sonra tefekkr ve zikrini tamamlam olmal ki, Dervi: - Ho geldin yiidim, sefa geldin. Kalkp seni karlayamadm iin kusura bakma. - Ziyan yok Dervi baba, asl sen kusura bakma. Destursuz girip, belki ibadetini taciz ettim? - Yok evladm, bilakis ok memnun ettin. Nicedir bir insan olu ile konumuluum yoktu. - Sevindim yleyse. Buyur sor, ne sormak istiyorsan Dervi baba. - Ey oul, kimi kimseyi tanmam. Hem bana verdiin o ad da hi duymadm. - Bat illerinde, senin gibi, yalnz, Tanr ile arkada olan insanlara Dervi derler. - Hmm. - Dervi baba, sen kendini peki ne olarak bilirdin? - Baks, baks derlerdi bana bir zamanlar. Genlikte yaadm toplum byle bilirdi.

-Kimdi bu toplum? - Bize Gktrkler, derlerdi. - Nasl, anlayamadm. imdi ka yandasn peki Dervi baba? - Bilmem ki, iki yzden sonrasn saymadm oul. - Dede, sende bir sr, bir ila olmal, insan lmsz yapan? - Baka trl olmaz m bu diyorsun yoksa oul? - Her halde olmaz, olur mu yani?. - nsan lmsz yapan bir ey yok, ama mrn uzatan ok eyler vardr oul. - Nelerdir bunlar dede? -Birincisi, kadn drdrndan uzak, kalbini hi yormayacaksn sinirlenerek. -Ya? Baka ? - kincisi, en az bir sanat bilip, onda ilemekten byk haz duyacaksn. -Deme, nk benim bildiim sanat kl sallayp, ok atmak, adam ldrmek, dede. - yle ise, en ksa zamanda bir de yaratclk sanat renmen gerek oul. -Evet, anlyorum dede. - ster yaz, ister izi veya boya, istersen musiki ile, grp duyduklarn, idrakinde olan, tarif ve tasvir yapamayan kii, eksii bulunandr oul. - Haklsn dede. Bana tavsiyen nedir peki? - Bunu kendin bilip, semelisin. - Evet ama, imdi hal vaktim yok bunlar iin. in kts, ne zaman vakit bulacamda kukuludur. - Madem yle, aklnda bulunsun yeter. - Dede, bakaca bir ey yok mu bu ite? - Var elbet, bu hepsinden ziyade hem. - Nedir o? - Bu inanmaktr oul. Acunu kendi iinde tadna inanabilmektir hem. - Bu imkansz deil mi dervi dede? Btn acunu kii nasl iine sdra bilir? - O halde diman amal, bilmiyorsa renmeli. En byk hacim zenginlii ruhtadr nk oul. Ruh, kapsad kainat iinde hissetmekten aciz olup ve bilmiyorsa ne tadn; kuku ile rahatszlk duyar, hastalanp, tedaviye muhta kalr her zaman. - Anlald ama, kadnlara hi mi yaklamamal? Ya birini seviyorsak dede? Krk yz hatlar bir an gerilen Baks dede, ilk kez glerek: - l seiminde hr olduuna gre, yediine, itiine dikkat edersin artk. - Nasl yani Baks Dede? - ll olmay bilirsen, bir ey olmaz. Sevmek, ilmini haiz olmak kaydyla, insan mrn ksaltmaz, uzatr ayn zamanda oul. - Sevmenin de ilmi mi vardr dede? - Tabii ki ve her halde oul. Asl ilim ite burada olup, insan olunun bu dnyadaki en mhim ii de bunu baarabilmektir oul. Bu ayar iyi yapamayann hayatna trp girer, ok srmez, bitirir nk onu... - Haklsn dede. Bir yavuklum var. Yanmda olmas haz verse de, uzak kaln acs fazla oluyor. Ya onu yanma almal, ya da unutmalym hepten. - Bunu sen bileceksin. - Tamam dede. Destur verirsen imdi kalkp, yavuklumun yurduna gideceim. Belki onu da alp, birlikte dnerim. Nasihatlerin iin teekkr ederim Baks dede... Bylece yola kan Trk ad, gn gece sonra nianlsn alp, baba ocana dnm, yaplan dne, bata Satuk Bura Be, Turan lkesinin dier beyleri, ulu Hakan dahi katlarak, bilmem ne zamana kadar srecek olan yeni bir dirlik a balamt. -Son Hsrev zel