You are on page 1of 74

HARRIET B.

STOWE

TOM AMCA’NIN
KULÜBESİ
Bandrol Uygulamasına İlişkin Usul ve
Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5. mad­
desinin ikinci fıkrası çerçevesinde ban­
drol taşıması zorunlu değildir.

O BEYAZ BALİNA YAYINLARI


ÇOCUK KLASİKLERİ 30

ISBN: 975-8756-32-X

TOM AMCA NIN KULÜBESİ / Harriet B. Stowe

Yayın yönetm eni: Bülent Oktay


Editör: Nermin Baltacı
İngilizce aslından çeviren: Neşe Ünalan
Redaktör: Nesrin Evcil
Düzelti: Safiye Atakan
Kapak ve iç tasarım: Beyaz Balina Creative
Baskı Cilt: Melisa M atbaası, İstanbul

1. baskı: Beyaz Balina Yayınlan. İstanbul 2002


2. baskı: Beyaz Balina Yayınlan, İstanbul 2003
3. baskı: Beyaz Balina Yayınlan, İstanbul 2003
09 08 07 06 05 0 4 03 9876S4İ

O BEYAZ BALİNA YAYINLAR)


Binbirdirek Mah. Suterazisi Sok. No: 4 /2
34 i 22 Sultanahm et - İstanbul
Tel. : 0 2 1 2 / 6 3 8 62 64
Faks: 0 2 1 2 / 6 3 8 62 65
TOM AMCA’NIN
KULÜBESİ
H.B. STOWE

Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye


Kurulu B aşkanlığı’nm 3 Temmuz 1995
tarih, 2434 sayılı Tebliğler D ergisi’nde
yayınlanan kitap yazm a yönetm eliğine
uygun olarak hazırlanm ıştır.
HARRIET B. STOWE (1811-1896)
14 Haziran 181 1 Litchfield C o n n eticu t'd a d o ğ d u . 1 T em m uz
18 9 6 'd a öldü.
Amerikalı olan S tow e, Tom A m ca 'n ın Kulübesi ile ün y ap m ış­
tır.
Stow e, 1832 yılında ö ğ retm en liğ e başladı. Aynı za m a n d a e-
debiyatla da ilgilenip, öyküler ve d ers kitapları yazm aya başladı.
1836 yılında din adam ı Calvin Ellis S tow e ile evlendi.
C incinnati'de 18 yıl yaşayan Harriet Beecher S to w e bu d ö ­
n e m d e kaçak kölelerle tanıştı. 1 8 5 0 'd e Tom A m ca'nın K ulübe­
s i ni yazdı. Bu kitabı büyük yankı uyandırdı.
Çeşitli romanlar, toplum sal d en e m e ler v e dinsel şiirler yazdı.
TOM AMCA’NIN KULUBESI 5

•• l. BÖLÜM • •

oğuk bir şŞubat günü, yemek salonundaki

S masada oturan iki erkek, hararetli bir soh­


bete dalmışlardı. Ev sahibi olan Shelby:
— O halde hallettik.
Öteki şarap bardağını kaldırarak:
— Hayır, olanaksız, dedi.
— Neden olanaksız Haley? Sizi temin ederim ki,
Tom namuslu ve yetenekli bir işçidir. Sizden istediğim
parayı hak eder. Böylece hesabımız da kapanır.
Sir Shelby içini çekerek konuşmasına devam eder:
— Kölelerimden ayrılmak hoşuma gitmiyor. Zor
durumda olmasaydım, onu satmayı düşünmezdim bile.
Tüccar:
6 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— Hayır, bu kadar parayı veremem. En azından bir


çocuk veya bir kız vermelisiniz, dedi.
O sırada içeri küçük bir melez girdi. Patron onun
kıvırcık saçlarını okşayarak:
— Gel buraya Harry, dedi. Gel de bu bey’e nasıl
şarkı söylediğini ve dans ettiğini göster.
Çocuk kom ik hareketlerle öyle güzel şarkı söyledi
ki; iki adam gülmekten kendilerini alamadılar. Daha
sonra odaya, çocuğun annesi olduğu anlaşılan güzel
bir m elez kadın girdi.
Ev sahibi:
— Ne oldu Elisa? diye sordu.
— H arry’i arıyordum efendim.
Shelby:
— Tamam, onu götürebilirsin.
Kadın çocuğu kucaklayarak dışarı çıktı. Arkaların­
dan hayran hayran bakan tüccar, Shelby’e dönerek:
— Vay be, işte bu kadını New O rleans’ta satarak
çok zengin olabilirim.
Shelby:
— Hayır, Elisa’yı satmam. Üstelik karım da onu
bırakmak istemez.
— O halde çocuğu vereceksiniz.
— Satmaktan vazgeçerim, daha iyi.
— Anlıyorum, kolay değil! Birkaç gün annesini
uzaklaştırmamız gerekir.
— Düşünmem gerek.
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 7

Tüccar dışarı çıktıktan sonra, Shelby “Ne utanmaz


bir adam. Ona kaldığımı ve zor durumda olduğumu bil­
diğinden, bundan yararlanm ak istiyor.” diye düşündü.
Shelby, dürüst bir adamdı. Zencilerin iyiliğini her
zam an düşünmüştü; fakat şimdi H aley’in elindeki
kağıtları imzalamak zorundaydı.
Elisa, küçük oğluyla verandada oynadığı sırada
omuzuna dokunan bir elle, arkasına dönüp baktı.
— O sen misin, George? Seni gördüğüme sevindim.
George üzüntüyle:
— Seninle karşılaşmamış olmayı isterdim,dedi.
Kadın şaşırmış ve korkmuştu. Kocasının söyledik­
lerine inanamayarak ağlamaya başladı:
— George, neden böyle konuşuyorsun? Mutlu değil
misin yoksa?
Kocası:
— Efendim bana işkence etm ek için fırsat kaçır­
mıyor. Artık sabredemiyorum. Bana evlilik izni ver­
mekle hata yaptığını söyledi ve artık seni görmemi ya­
sakladı. İşte bunun için, seninle karşılaşmamış olmayı
isterdim. Karıcığım cesur ol!.. Elveda...
— Gidiyor musun George? Nereye?
—K anada’ya... Orada kölelik yok ve çalışıp, sizi
kurtarabilirim. Tek umudum uz bu!
— Tanrı aşkına George, dikkatli ol.
Birbirlerine sarılıp, vedalaştılar.
* * *
8 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Tom, uzun boylu ve yakışıklı bir zenciydi. Yüzün­


deki ağır ve ciddi ifade, Afrikalı hatlarını tam am lıyor­
du. Bütün davranışlarından cesur biri olduğu anlaşılı­
yordu. Tom A m ca’nın kulübesindeki masanın etrafın­
da herkes sessizce otururken, Bay Shelby’nin yem ek
salonunda esir tüccarıyla tartışma devam ediyordu.
Tüccar:
— Bu kağıtları imzalamandan başka bir şey kalmadı.
Shelby, kağıtları alıp imzaladıktan sonra:
— Tom ’un, kim in eline düştüğünü bilmeden sat­
mayacağınıza söz verdiğinizi unutm azsınız umarım.
Tüccar “tam am ” anlam ında başını sallayıp, kağıt­
ları aldı ve aceleyle çıktı.
O sırada odaya giren Bayan Shelby:
— Kimdi o adam Arthur? diye sordu.
— Haley adında biri. Bir işimiz vardı da...
— Köle tüccarına benziyordu.
— Aslında doğru. Emilia, itiraf etmem gerekiyor...
İşlerimiz çok kötü ve kölelerimizden bazılarını satmak
zorunda kaldım, Tom ’u ve Elisa’nın oğlunu.
— Tom mu? Sana, çocukluğundan beri hizmet eden
Tom’u ha! Ya zavallı Harry, Elisa’nm biricik çocuğunu...
Ah, keşke o küçüğü kurtaracak kadar mücevherim ol­
saydı.
Shelby:
— Artık çok geç! Kontratlar Haley’in elinde.
Karı koca konuşurlarken, yandaki odaya bir şey
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 9

koymak için giren El İsa, oğlundan bahsedildiğini anla­


mış ve tüm konuşulanları dinlemişti. Sapsarı bir yüzle
odasına koşup, çocuğunun eşyalarını topladı ve Tom
A m ca’nm kulübesine gitti.
— Elisa, bizi korkuttun. Bu saatte burada ne arı­
yorsun? Ne oldu?
— Oğlumla birlikte kaçıyorum. Efendim onu satmış.
—Satm ış mı? Sen nereden biliyorsun?
— Efendimle hanım ım ın konuşmalarını duydum.
Siz de Tom, bir köle tüccarına satıldınız.
Cloe Teyze:
— Tanrı yardımcınız olsun! İhtiyar, sen neden
kaçmıyorsun? Elisa ile gitsene.
Tom, yavaşça başını kaldırdı ve:
— Efendim in güvenini hiç sarsm adım ,dedi ve
hıçkırıklarla gövdesi sarsıldı.
Elisa, Cloe teyze ve Tom amcayla vedalaşıp,
oğlunu kucağına aldı. Karanlığın içinde kayboldu.

*
10 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 2. BÖLÜM • •

abahleyin Bayan Shelby, çıngırağı defalarca

S çaldıktan sonra, Elisa’nın ne yaptığını dü­


şündü.
Bayan Shelby, başka bir köleye seslendi:
— Andy, Elisa’nın kapısına vur.
Andy kısa sürede döndü:
— Hanım efendi, Elisa odada yok! Çekmeceleri
boşalm ış ve yatağı hiç bozulm am ış, dedi.
Shelby:
— Belki bir şeyler anladı ve kaçtı.
Bayan Shelby:
— Böyle bir şeyi düşündüğü için Tanrı’ya şükürler
olsun.
Haberi öğrenen Tüccar çok sinirlendi. Shelby, Elisa’-
yı aratacağm a söz verdi. Onu yemeğe davet ederek sa­
kinleştirmeye çalıştı.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 11

Elisa ise oğlunu göğsüne bastırmış, nehre doğru


koşuyordu. N ehirin çam urlu suyu üzerinde, buz
tabakaları vardı. Elisa bir otele sığındıktan kısa bir
süre sonra, pencereden Haley ve iki adamının otele
doğru geldiğini gördü. Çocuğunu kaptığı gibi nehire
atıldı. Tüccar onu farkedip, peşinden koşmaya başladı.
Tam yakalanacağı sıra Elisa, kendini bir buz par­
çasının üzerine attı. Haley ve adamları kıyıda kalmıştı.
Elisa, buz parçasından bir diğerine ondan, bir tah­
ta parçasına atlayarak O hio’nun diğer kıyısına ulaştı.
Kıyıya çıkm asına yardım eden bir adam ona:
— Cesur bir kızsın sen! dedi.
Elisa öyküsünü anlatınca adam, büyük beyaz bir
evi göstererek:
— Oraya gidin. Orada çok iyi insanlar oturuyor,
mutlaka size yardım ederler, dedi.
Elisa adama teşekkür edip, o eve doğru ilerledi.

* * *

Buz parçaları üzerinde zıplayarak kaçan Elisa’nın


ardından Haley, ne yapacağını şaşırmıştı. Meyhanede
sinirle oturup, ne yapacağını düşünürken uzun boylu,
kuvvetli Tom Loker’i ve ufak tefek, kurnaz M arks’ı
gördü. Başından geçenleri acıklı bir şekilde onlara
anlattı.
Marks:
— O kadını yakalamak mı istiyorsun? diye sordu.
12 TOM AM CA’NIN KULÜBESÎ

— Kadın beni ilgilendirmiyor, dedi Haley, bir tek


çocuk bana ait.
— Kadın nasıl bir şey?
— Beyaz, güzel, terbiyeli...Shelby’e onun için bin
dolar verirdim.
Marks:
— Beyaz ve güzel ha! diye yineledi.
— Tamam. Çocuğu sana getiririz ama kadın da
bizim olur.
— Size iyi bir iş buldum. Hakkımı almalıyım, dedi
Haley.
— Tehlikeli bir işe boşuna mı atılacağız? Eğer
yakınırsan çocuğu da alırız, dedi Marks.
Haley korkuyla:
— Peki, dedi. Fakat sözünüzden dönm eyecek­
siniz..
Bu sözlerin üzerine adam lar el sıkıştı.
Bu arada gösterişli evde Senatör Bird’in eşi koca­
sının eve dönüşünden mutluydu.
— Senatoda ne iş yaptın hayatım?
— K entucky’den kaçan köleleri yardımı yasakla­
yan bir kanunu oyladık.
— Nasıl? O zavallılara yiyecek bir şeyler vennek,
bir gecelik kalacak yer sağlamak artık yasak mı?
— Evet canım. O bölgenin insanlarını sakinleştir­
mek için bu gerekiyordu.
— Utanmalısın John. Aç ve soğuktan titreyen biri­
ni nasıl kovabilirsin kapından?
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 13

Karısından daha yııfka yürekli olan Senatör, hu­


zursuzca öksürdü. Tam o sırada ihtiyar zenci uşakları
Cudjoe, içeri girip hanımını m utfağa çağırdı. B ir daki­
ka sonra Bird, karısının kendisine seslendiğini duydu.
M utfağa girince kanlar içinde yerde yatan melez bir
kadın gördü.
Eliza:
— Oh...hanımefendi bizi koruyun. H arry’imi ka­
çırmalarına izin vermeyin.
Kadın, tatlı bir sesle:
— Merak etme, burada kimse size kötülük yapamaz.
Elisa hıçkırarak:
— Tanrı sizi korusun efendim ,deyip heyecan
içinde öyküsünü anlattı.
Senatör, kadın ve çocuğu dinlendikten sonra onları
güvenli bir yere götürmeyi teklif etti.
Tom amcanın kulübesinde ise ümitsizlik devam
ediyordu. Tom, kederli ve üzgün bir şekilde çocuk­
larını okşuyordu. Geceyi keyifsiz geçiren Haley, onu
almaya geldi:
— Hazır mısın Tom?
Tom, efendisine, hanımefendisine ve oğlu George’a
selamını bırakıp, gözü yaşlı bir şekilde atına bindi.
Sevdiklerine ve evine son kez bakıp, hızla yola koyuldu.

*
14 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

• • 3. BOLÜM • •

entucky kasabasına yağm urlu bir gün,

K uşağıyla bir İspanyol geldi. M eyhaneciyi


selamlayarak bir oda istedi’. İsmi Enrico
Butler d ’Oaklans olan yabancı, bir masada oturan
yaşlı bir adam a yanaşıp:
— Yanılmıyorsam siz Bay W ilson’sunuz. G örüyo­
rum ki siz de beni unutmamışsınız.
— Ya...ya... diye kekeledi Wilson.
— Eğer sizin için de uygunsa odamda görüşmek
isterim.
İhtiyar adam onu izledi. Odaya girip, kapıyı kapat­
tıktan sonra genç adam W ilson’a gülümsedi.
İhtiyar:
— Georğe! diye haykırdı.
Delikanlı:
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 15

— Evet benim. İyi boyanm ışım değil mi?


— George, büyük bir tehlikeye giriyorsun.
Delikanlı gülümseyerek:
— Sorumluluğu üzerim e alıyorum.
— Ama ülkemizin kanunlarına karşı geliyorsun.
— Ülkem mi? Sizin bir vatanınız olabilir Bay Wilson,
ama benim ve benim gibi köle doğanların yok. Kamçı,
açlık ve kötü sözden başka kanun görmedim. Sizin
yanm ızdayken insanca söz ve davranış gördüm. Fakat
şimdiki patronum beni karım Elisa ve çocuğumdan
ayırıyor. Artık yeter! Özgürlüğüme kavuşmak için
kanımı son damlasına kadar harcayacağım.
Bu öykü, iyi kalpli W ilson’u derinden etkilemişti.
— Haklısın oğlum fakat dikkatli ol. Bu kadar yakın
bir otele gelmen...
— Kim se benim burada olacağım ı düşünm ez.
Yarın şafakla birlikte yola çıkacağım ve ertesi akşam
özgür topraklarda olacağım.
George, W ilson’a karısının küçük oğluyla nasıl
kaçtığını anlattı.
Haley ve Torn kendi düşüncelerine dalmış, yolları­
na devam ediyorlardı. Haley, gazeteden kentte köle
satışı olduğunu öğrenince oraya gitmeye karar verdi.
Yol boyunca üç köle daha aldı. Bunlar arasında aıjne-
sinden zorla kopartılmış bir çocuk da vardı. Sonra
hepsi Ohio nehri üzerinde bir gem iye bindiler.
Gemide, New Orleans’ta oturan zengin bir aileden
16 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

genç bir adam vardı. Yanında da altı yaşlarındaki kızı


ve onun dadısı vardı. Tom, bu güler yüzlü sevimli kızı
büyük bir ilgiyle izliyordu. Onun, Haley ve adamları
etrafında dolaştığını, üzgün bir şekilde zincirli insan­
lara baktığını ve onlara m eyva getirdiğini görüyordu.
Bir ara kız çocuğuna dönüp:
— Adınız nedir? diye sordu.
— Evangelina Saint Clare. Fakat babam ve diğer­
leri bana Eva derler. Ya sizin adınız nedir?
— Tom. Fakat K entucky’de bana Tom amca diyor­
lar.
— O halde bende size Tom amca diyeceğim. Peki
Tom amca nereye gidiyorsunuz?
— Bilmiyorum Bayan Eva.
— Nasıl bilmiyorsun?
— Birine satılacağım am a kime olduğunu bilm iyo­
rum.
— Babam sizi satın alır. Hemen gidip ona söyleye­
ceğim.
— Size m innettar olurum sevgili bayan.
Ertesi gün gemi New O rleans’a varınca Evangeli-
na’nın babası, H aley’den Tom ’u satın aldı. Sonra
Tom ’un çenesini kaldırarak şakacı bir tavırla:
— Söyle Tom, yeni patronun nasıl sence?
Tom, genç ve güzel yüze bakarak “Tanrı sizi kom ­
şun efendim” dedi.
— Peki Tom, araba sürmesini bilir misin?
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 17

— Hep atlar arasındaydım efendim.


— Güzel. İyi bir arabacı olacağına inanıyorum.
Eva sevinçle:
— Babam herkese karşı çok iyidir, çok memnun
kalacağına eminim, dedi Tom ’a.
Babası E va’ya:
— Baban bu tavsiyenden dolayı sana minnettar,
dedi ve uzaklaştı.

*
18 TOM AMCA’NIN KULUBESI

•• 4. BÖLÜM • •

gustino Saint- Clare Luisiana’nın en zen­

A gin toprak sahibinin oğluydu. Ç ocuk­


luğunu, V erm ant’ta am casının yanında
geçirmişti. Duygulu, zeki ve kültürlüydü. Eğitimini
bitirdikten sonra güzel bir kızla tanıştı ve onu büyük
bir aşkla sevdi. Ancak kadın onu bir başkası için terk-
etti. Yaşadığı acıdan dolayı bir süre kendini dünyevi
yaşama verdi. Sonra güzel ve zengin bir kızla evlendi.
Ancak kısa bir süre sonra karısının hastalıklı bir yapısı
olduğunu farketti. Kızının iyi yetişmesi için Saint-
Clare, kuzeni O felia’nın yanlarına yerleşm esini istedi.
Saint Clare ve Eva onu almak için gittikleri Vermont’-
tan dönüyorlardı.
Eve vardıklarında arabadan inen Tom, şaşkınlıkla
etrafına baktı. Zencinin güzelliğe ve şiire karşı merakı
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 19

vardı. Bavullar indirilirken evin bütün uşakları aşa­


ğıya inmişti. Evangelina annesine koşup, sarıldı.
— Yeter kızım, migrenimi azdıracaksın.
Saint Clare de karısını kucakladı ve kuzeniyle ta­
nıştırdı. Sanit Clare uşakların ellerini sıkıp, onlara para
dağıttıktan sonra Tom’u gösterip:
— Bak Maria, sana iyi bir arabacı aldım.
— Onun da sarhoş olacağından eminim.
Eva annesine:
— Anneciğim, bir gecelik yanında kalyabilir m i­
yim?
Maria:
— Kızım sen ne saçma şeyler söylüyorsun. Benim
ne kadar acı çektiğimin kimse farkında değil zaten.
Maria, birkaç gün sonra evin bütün anahtarlarını
O felia’ya verdi. Ofelia kısa süre içinde eve çeki düzen
verdi.

* * *

Tom’un aklı ailesinde olmasaydı, Saint Clare’nin


muhteşem evinde mutlu olabilirdi. Küçük ve güzel bir
evde oturuyor; şık ve temiz giysiler giyiyordu. Görevi
Eva ile ilgilenmekti. Oturmuş ailesine mektup yaz­
maya çalışırken Eva yanma geldi:
— O Tom amca, çok kötü yazmışsın. Sana yardım
etmemi ister misin?
20 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Onlar mektubu yazarken içeri Saint Clare girdi:


— Ne yapıyorsunuz? diye sordu.
— Tom amcanın evine mektup yazdık, diye yanıt­
ladı Eva.
Saint Clare:
— Sizi kırmış olmazsam, benim yazmama izin verir
misiniz?
Eva:
— Yazdığımız şey çok önemli baba. Bir hanımı kur­
tarmak için para yollam ası gerekiyor Tom amcanın.
Saint Clare bunun, iyi efendisinin kendisini satm a­
ması için kölelerin düşünceleri olduğunu sanarak u-
zaklaştı. Ama yine de mektubu yazıp postalayacaktı.

*
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 21

•• 5. BÖLÜM • •

lisa, iyi tem izlenm iş geniş bir mutfakta otu­

E ruyordu. Yanında misafiri Rachelle Halliday


vardı.
— Yani K anada’ya mı gitmek istiyorsun?
Elisa kararlı bir şekilde:
— Evet bayan, yolum a devam etmem gerek.
O sırada içeri Rachelle’nin genç arkadaşı Ruth girdi.
— Güzel haberlerim var Elisa. Kocan kölelik top­
raklarından çıkmış. Dostlarımız onu bu akşam buraya
getirecekler.
Elisa çok heyecanlandı. Geceleyin oğlu uyurken
kocası geldi, ağlayarak birbirlerine sarıldılar.
Ertesi sabah, evde herkes çok neşeliydi. George ilk
22 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

defa kendini diğer insanlarla eşit hissediyordu. İlk kez


bir beyazın masasına oturmuştu. O andan itibaren Tanrı’-
ya inanmaya başlamıştı. Bir süre sonra Simeone ve
Rachelle’in oğlu kırmızı saçlı Phineas geldi.
Simeone:
— Dostum uz bizim için önemli birşey keşfetti
George, dedi.
Phineas:
— Bir m eyhanede konuşurlarken duydum. Bir
melezi eski sahibine götürmekten bahsediyorlardı.
Kadın için kendi m allan olduğuna hakim önünde
yemin etmişler. Onu N ew Orleans’ta satacak, çocuğu
da köle tüccarına iade edeceklermiş.
George, Phineas’ı yanm a rehber olarak aldı. Hep
birlikte üstü kapalı bir arabaya bindiler. Saat üçe
doğru kendilerinden biraz uzakta nal sesleri duydular.
George, Phineas’ı durdurdu.
— Bu Simeone olmalı. Atının sesini tanırım. Ne
oldu acaba?
— Sekiz on kişi bizi izliyor olmalı.
Phineas yaklaşınca:
— Çabuk inin. Sizi şu tepenin ardına götüreceğim.
Orada Simeone ile onlara karşı koyabilirsiniz.
Takip edenlerin hızla yaklaştığını duyuyorlardı. Ara­
bayı kayalıkların arkasına çektiler.
— Çabuk şu kayalıkların üzerine çıkın. Simeone,
arabayı atma bağla ve gidip A m eriah’ı buraya gönder.
Takip edenler, Tom Loker, Marks ve iki polisle bir-
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 23
24 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

likte, meyhanede şarapla kandırılmış birkaç serseriden


oluşuyordu.
George ateş açtı ve Loker’i yaraladı. Ancak çeki­
leceğine düşmanının üzerine atladı. Phineas uzanarak
Tom ’u uçuruma yuvarladı. Son anda bir ağaca tutunan
Tom ölmekten kurtuldu.
Marks geri çekilerek:
— Tanrı bizi korusun, bunlar şeytan, diye bağırdı.
Sonra diğerlerine dönerek:
— Arkadaşlar, siz Tom ’u alın. Ben gidip yardım
getireceğim, dedi.
— Lanet olası, onu burada bekleyip hayatımızı
tehlikeye atmayalım. Bizde gidelim, deyip yaralıya
aldırmadan atlarına bindiler.
Onlar gidince George:
— Şu zavallıya bir göz atalım, baksana ne biçim
inliyor.
Baygın yaralıyı bir güzel sarıp, arabaya yerleş­
tirdiler.
George, Phineas’a dönerek:
— Sizce yaralı nasıl? diye sordu.
— Yarası ağır değil am a çok kan kaybetti. Kurtu­
lur, merak etmeyin.
— Peki şimdi bu adamı ne yapacağız?
— Am eriah’ın evine bırakacağız. O hastalara iyi
bakar.
Bir saat yürüdükten sonra çiftliğe vardılar. Tom
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 25

Loker yatağa yatırıldı. Bir ara Tom üzerindeki örtüleri


atarak:
— Hepsinin canı cehenneme! diye bağırdı.
Kendisine bakan ninenin azarıyla sesini alçalttı:
— Bir daha yapmayacağım nine, soma kızgın bir
sesle devam etti, onlar burada mı?
— Evet.
— Bir an önce gitseler iyi olur. Dikkatli olsunlar,
bütün gemileri kontrol edecekler.
Onun verdiği öğütler çok işlerine yaradı. Önce Elisa
ile çocuk gitti, bir kaç gün sonra George. Sandusky’de
gölden geçmek için uygun zamanı beklediler. Elisa
erkek giysileri giydi, Harry ise kız çocuğu elbisesi.
Gemiye binmek için bilet alırlarken M arks’ın “bakın o
kadın... adamın elinde işaret var” dediğini duydular.
George’un bileti tutan eli titredi. Elisa’yı geminin
diğer tarafına gönderdi. M arks karaya indiği sıra
hareket çanı çaldı. Gemi limandan ayrılınca, George
rahat bir nefes aldı. Elisa’nın omuzuna dokunan eliyle
kendine geldi. H arry’i aralarına alıp birbirlerine
sarıldılar. Özgürlüğün ilk sevincini yaşıyorlardı.
Bayan Smith onları, kaçakları kabul eden fakir bir
misyonerin evine götürdü.

*
26 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

• • 6. BÖLÜM • •

felia, köşke ekmek getiren ihtiyar kadının

O yerine bir başkasının geldiğine görünce


merakla:
— Prue’ye ne oldu? diye sordu.
Dina:
— Yine sarhoş oldu ve patron onu döve döve
öldürdü. Ardından olanları bütün ayrıntılarıyla anlattı.
Ofelia, duyduklarından dehşete kapılıp, kuzenine an­
lattı.
Saint Clare:
— Böyle olacağını biliyordum, dedi.
— Demek biliyordunuz ve bir şey yapmadınız!
— Sevgili Ofelia, ben hiç bir şey yapamazdım.
Böyle despot insanlara karşı yasa yok ki.
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 27

— Böyle olaylar karşısında kayıtsız mı kalacak­


sınız?
— Bütün köleleri satın alamam ki sevgili kuzenim.
Annem soylu ve sevgi dolu bir kadındı. Bana başka­
larını sevmemi ve acımamı öğretti. Ah keşke o kadar
erken ölmeseydi...
Ofelia:
— Peki siz neden kölelerinizi serbest bırakma­
dınız?
— C esaret edem edim . Ekin işinde çalışanları
kardeşim A lfred’e verdim. Evde çalışan uşaklarımda
hallerinden o kadar memnundular ki, buna gerek duy­
madım. Hepimizin vahşi olduğunu mu düşünüyorsun
Ofelia?
— Ben sizin vahşi olmadığınızı biliyorum. Ama
olanlar dışarıdan öyle gözüküyor.
Maria:
— Eğer rahat dursalar, bunlar olmazdı.
Eva:
— Ama anneciğim, o adam mutsuz olduğu için içi­
yordu.
— Bu bir bahane değil. Ben de mutsuzum ve büyük
acılarım oldu ama içmiyorum.
Eva sesini çıkarmadı ama gözleri yaşla doldu.
Babası endişeyle:
— Neyin var canım?
— Böyle şeyler yüreğime hiç iyi gelmiyor baba.
— Ne demek istiyorsun Eva?
28 TOM AMCA’N IN KULÜBESİ

— Nasıl açıklayacağımı bilmiyorum baba...


Saint Clare kızının elinden tutup dışarı çıkardı. Az
sonra ikisinin kahkahaları duyuluyordu.
Bir gün Saint Clare, O felia’ya dokuz yaşında bir
zenciyi kendisi için satın aldığını söyledi.
— Agostino, böyle bir şeyi neden yaptın?
— Onu eğitmeniz için, dedi ve ekledi, Topsy, işte
yeni hanımın. Ona iyi davranmanı istiyorum.
— Peki efendim.
Ofelia:
— Bütün bunlar ne demek oluyor Agostino? Ev
zaten bunlarla dolu. Birine çarpmadan yürünmüyor
bile. Neden başkasını aldınız?
— Hep bu zavallıları eğitmekten bahsediyorsunuz.
İşte size denemek için fırsat. Bu çocuğu eğitin.
— Ama benim bu evde yapacak o kadar çok işim
var ki...
— Bakın kuzenim, bu kızcağız önünden sürekli
geçtiğimiz pis bir otelin sahibi, bir sarhoşundu. Onun
dövüldüğünü görmekten bıktım. Bana zeki gibi geldi
ve onun için birşeyler yapmak istedim. Siz de iyi bir
eğitimle ona birşeyler vermeye çalışın.
Ofelia Topsy’e yaklaşarak:
— Elimden geleni yapacağım, dedi.

*
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 29

• • 7. BÖLÜM • •

ay Shelby, güzel bir yaz akşamı verandada

B oturmuş, piposunu içerken karısıda yemek


hazırlıyordu.
Kadın bir ara:
— Arthur, Cloe Tom’dan mektup almış.
— Gerçekten mi? Nasılmış zavallı?
— Mektuba bakılırsa iyiymiş. Azledilmesi için
gerekli paranın ne zaman hazır olacağını soruyormuş.
— Bilmiyorum, işler kötü gidiyor biliyorsun.
— Zavallı Cloe teyze, bize ne kadar yardım ediyor.
—rGaliba gerçeği C loe’ye söylemeliyiz. Tom, baş­
ka bir kadın bulabilir, Cloe’de yeniden evlenebilir.
— Arthur, kölelere evliliklerinin bizimkiler gibi
kutsal olduğunu söyledim.
30 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— İyi yapmam ışsın Emilia.


— Ama İncil böyle diyor.
Zor ve sıkıcı bir hal alan konuşma Cloe teyzenin
gelmesiyle kesildi.
— L o u sv ille’de pasta yapm asını bilen kadın
aranıyormuş. Haftada dört dolar verilecekmiş. Git­
meme izin verirseniz, para toplamanıza yardım ede­
bilirim.
— Ama Cloe, çocuklarını bırakacak mısın?
— Hanımefendi, çocuklarım yeterince büyüdü.
— Tamam Cloe, gidebilirsin. B ütün kazancın
Tom’un azad edilmesi için biriktirilecek.
Cloe teyze, hazırlık yapm ak için kulübesine
döndü.

* * *

Ofelia, iki yıl sonunda garip öğrencisine alışmıştı.


O yaz, Clare ailesi tatili geçirmek için Pontchartman
gölü kıyısındaki yazlığa gitti. Eva ile Tom gölün
kıyısına oturmuşlardı. Eva, dostuna sürekli melekleri
gördüğünü, yakında kendisini yanm a alacaklarını
anlatıyordu. Tom kalbinde bir ağırlık hissetti. Son bir
yıldır Eva’nın zayıfladığının ve sürekli öksürdüğünün
farkındaydı. Ofelia bunu Sanit Clare’ye söylemiş ama
o önemsememişti.
Saint C lare’nin kardeşi Alfred, on iki yaşındaki
oğlu Enrico ile yanlarına kalmaya gelmişlerdi.
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 31

Bir sabah iki kuzen atla gezinti yapmaya karar ver­


diler. Enrico’nun melez zencisi Dodo, onun siyah atıy­
la, E va’nın beyaz atını beraber getirdi.Atmı yeterince
kaşağılanmış bulmayan Enrico, Dodo’ytı kamçıla­
maya başladı. Eva kızarak, zavallı çocuğa neden böyle
davrandığını sordu.
— Konuştuğu zaman hep yalan söylüyor, dedi
kuzeni.
— Ona böyle davranırsan korkudan yalan söyler.
E va’nın ata binmesine yardımcı olan Dodo, fısıl­
dayarak teşekkür etti. Eva gözleri dolu dolu melez
kızın yüzüne baktı.
Enrico sabırsızca:
— Al Dodo, işte sana oyalanman için para.
Gezi sonrasında Eva, kuzenine zencileri sevmesi
gerektiğini söyledi.
— Ne ilginç bir fikir Evacığım.
— İncil herkesi sevmemizi söyler... Zavallı Dodo’yu
benim hatırım için sevmeni rica ediyorum.
— Senin hatırın için her şeyi yaparım Eva. Çünkü
sen dünyanın en sevimli kızısın.
M isafirler gittikten sonra yorgunluktan iyice kö­
tüleşti Eva. Agostino bir doktor çağırdı. Doktor, kızın
yataktan çıkmamasını istedi.
O felia’nın bütün sözlerine karşı, Maria kızının
hasta olduğuna ne inandı, ne de onunla ilgilendi. Maria’-
ya göre kendisinden daha hasta kilitse yoktu.
32 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

On beş gün sonra Eva düzelir gibi oldu ve bahçede


koşmaya başladı.Babası sevinçten deliye döndü. Fakat
gerçeği sadece Ofelia ve doktor biliyordu.
Bir gün, Tom amcayla Eva İncil okurlarken Eva:
— Tom amca İsa’nın bizim için neden ölmek iste­
diğini şimdi anlıyorum.
— Neden Bayan Eva?
— Şimdi bende aynı arzuyu duyuyorum. Gemide o
zavallıları görünce, Prue’nin öyküsünü öğrendiğimde
onlar için ölebileceğimi hissettim. Onları kurtaracaksa
ölmek istiyorum.
Tom ona saygıyla baktı.
Eva babasını verandanın altında buldu:
— Baba sana söylemem gereken bir şey var. Tedavi
boşuna. Kısa zamanda sizden ayrılacağım, deyip ağla­
maya başladı.
Saint Clare titreyen bir sesle:
— Yapma çocuğum. Böyle düşüncelere kapılma.
— Ben iyi değilim baba. Sen ve diğer sevdiğim in­
sanlar olmazsa seve seve giderdim. Beni üzen o kadar
çok şey var ki, baba.
— Seni üzen ne kızım?
— Kölelerimiz özgür olsa...
— Onlara iyi davranılmadığını mı düşünüyorsun?
— Senin başına bir şey gelirse, onlara ne olacak
baba?
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 33

— Ah kızım, ne kadar duygusalsın... Ama köleleri


azat etmek o kadar kolay değil ki...
— Baba ben gidince... Söz ver , Tom’u serbest bı­
rakacağına.
— Peki canım, istediğin her şeyi yapacağım.
Babasına sarılan Eva:
— Beraber gitmemizi ne kadar çok isterdim.
— Nereye kızım?
— Cennete baba. Orada her şey o kadar güzel ve
huzurlu ki... Sanki daha önce orayı görmüş gibi babası­
na anlatmaya başladı.
— Benimle gelmek ister misin baba?
Saint Clare, yanıt vermeden onu göğsüne bastırdı.
O anda gerçeği anladı. Gece olunca kızım yatağına
götürdü ve o gece beraber uyudular.

*
34 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

• • 8. BÖLÜM • •

ir gün Eva, saçlarını kesmek için babasın­

B dan izin istedi. Kızının bu isteğine çok


şaşıran Saint Clare:
— Neden kızım? Ben senin bakım lı ve güzel
olmanı istiyorum, dedi.
— Saçlarımı arkadaşlarıma hediye etm ek istiyo­
rum. Bir de babacığım uşaklarımızı görmek istiyorum.
Ofelia, tüm uşakları odaya topladı. Eva hepsine
kederli gözlerle bakarak:
— Sevgili dostlarım, gitmek zorundayım. Hepinizi
çok seviyorum.
Küçük kızın sözleri zencilerin hıçkırıkları ile ke­
sildi. Hep bir ağızdan:
— Hepimiz sizi seviyoruz. Tanrı sizi kutsasın, di­
yerek genç kızın saçlarından birer tutam aldılar.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 35
36 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— Tom amca, diye seslendi Eva, seni cennette


göreceğime eminim, diyerek sarıldı.
Eva, o günden sonra hızla kötüleşti. Ofelia onun
yanından hiç ayrılmıyordu. Tom amca boş zam an­
larını küçük dostuyla geçiriyor, onu kucağında veran­
daya hava almaya çıkarıyordu.
O gün öğleden sonra Eva, her zamankinden daha
neşeliydi. Babası onun bu haline sevindi. Ancak gece
yarısı Ofelia, Tom ’u doktoru çağırmaya yolladı. Son­
ra da koşup, Saint C lare’yi çağırdı.
Kızının yanına gelen Saint Clare, onun uyuduğunu
gördü. Az sonra doktorla birlikte Tom geldi. M aria’da
kendi odasından koştu:
— Agostino, Ofelia Tanrı aşkına neler oluyor?
Saint Clare sert bir sesle:
— Sus, o ölüyor, dedi.
Bütün ev ayağa kalktı. Herkes yaşlı gözlerle bir
haber bekliyordu.
Eva’nın büyük mavi gözleri açıldı ve gülümsedi.
— Eva beni tanıyor musun yavrucuğum? diye sor­
du babası.
Eva son bir gayretle kollarını babasının boynuna
doladı:
— Canım babacığım, deyip yatağa hareketsiz bir
şekilde düştü.
Ertesi sabah Eva’nın odası, pancurlardan sızan
ışıkla öyle huzurlu gözüküyordu ki.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 37

Saint Clare, beyazlar içindeki kızını izliyordu.


Kapı açıldı ve içeri, gözleri ağlamaktan kızarmış Top-
sy girdi. Elindeki bir demet gülü yatağın baş ucuna
koyup:
— Oh Bayan Eva, sizin yerinize niye ben ölme­
dim, diye ağlamaya başladı.
Küçük kızın çığlıklarıyla Saint Clare’de ağlamaya
başladı.
Cenazeden sonra Maria, kendini tamamen yatağa
bıraktı. Uşaklara, kendisinden fazla acı çeken olma­
dığına inanarak daha fazla işkence çektirmeye başladı.
Tom ise efendisini bir dakika bile yalnız bırakma­
maya çalışıyordu. Onun sessiz hali kendisine daha
fazla acı veriyordu.
Birkaç gün sonra Saint Clare -ailesi kente döndü.

*
38 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

• • 9. BÖLÜM • •

üm umudunu kızına bağlayan Saint Clare

T ne yapacağını bilemiyordu. Her geçen gün


Tom ’a daha fazla bağlanıyor ve onun azat
edilme işleriyle uğraşıyordu. Bir akşam:
— En kısa zamanda Kentucky’e gidebileceksin,
senin azat edilme işlerinle uğraşıyorum, dedi.
— Çok sevindim efendim. Ancak siz yeterince
sakinleşinceye kadar yanınızdan ayrılmam.
— Sakinleşmek mi? Ne zaman sakin olacağım?
— Hristiyan olunca efendim.
Saint Clare gülerek, bir eline zencinin omuzuna
koydu:
— O zaman kadar kalacak mısın?
— Kalacağım ve o gün çabuk gelecek.
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 39

Saint Clare düşünceli bir şekilde uzaklaştı.


Ofelia bir gün:
— Agostino, ölümünüz halinde kölelerinizin gele­
ceği ile ilgili bir önlem aldınız mı? diye sordu.
— Hayır.
— O zaman onlara karşı gösterdiğiniz hoşgörü za­
limlik oluyor.
— Bununla ilgileneceğim, dedi Saint Clare.
— Ölüm bizi her an yakalayabilir Agostino.
Saint Clare konuşmayı kesmek için verandaya çık­
tı. Orada Tom’u İncil okurken buldu.
— Sana okumamı ister misin Tom?
— Oh efendim, çok memnun olurum.
Saint Clare kitabı alıp, Tom’un işaretlediği mıs­
raları okumaya başladı. M utsuzlardan ve kederlilerden
bahsediyordu mısralar.
— Galiba benim gibi rahat yaşayanlar fazla değil,
ha Tom?
Tom yanıt vermedi.
Saint Clare kalkıp, düşünceli bir şekilde dolaş­
maya başladı. Tom ona yemek saatinin geldiğini haber
verdi.
Saint Clare:
— Benim küçük Eva’m Benim yapmam gereken
iyiliği hep o yapıyordu.
Ofelia:
— Bunu bildiğiniz halde neden farklı davranma­
dınız?
40 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— Farklı olduğum için.


— Ya şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?
— Zavallılara ve felakete uğrayanlara karşı görev­
lerimi yerine getireceğim . Kendi kölelerim e bile
şimdiye kadar bir şey yapmadım.
Bir anlık sessizlik oldu. Saint Clare dalgın ve ke­
derli bir şekilde kalkıp, dolaşmaya başladı.
— Biraz dolaşıp, geleceğim, diyerek dışarı çıktı.
Tom onunla kapıya kadar gidip, eşlik edip ede­
meyeceğini sordu.
— Hayır Tom. Bir saat içinde dönerim, dedi.
Tom verandada oturup, özgürlüğüne ve çocukları­
na kavuşacağı günü düşünmeye başladı. Kapının hızla
çalınması üzerine kalkıp, kapıyı açtı. Birkaç adam
ellerinde bir sedye ile avluya girdiler. Sedyede, üzeri
pelerinle örtülü Saint Clare yatıyordu. Tom korkunç
bir çığlık attı.
Saint Clare, dinlenm ek için bir kahveye girmiş, iki
sarhoş arasındaki kavgayı ayırmaya çalışırken birinin
elindeki bıçakla yaralanmıştı.
Bütün ev ayaklandı. Ofelia hemen divanı hazırlat­
tı. Yaralıyı buraya yatırdılar. Saint Clare acıdan ve
kaybettiği kandan bayıldı. Kuzeninin çabalarıyla ken­
dine geldi ve bakışlarını annesinin portresine çevirdi.
Doktor geldiğinde yaralıyı iyice muayene etti ama
umutlu şeyler söylemedi.
Saint Clare kendini zorlayarak, yanında diz çök­
müş olan Tom’a döndü:
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 41

— Tom,zavallı Tom.
— Sevgili efendim, diye hıçkırdı Tom.
— Ben ölüyorum, benim için dua et.
Birden gözleri sevinçle parladı ve:
— Anneciğim, dedi.
Bunlar, son sözleri olmuştu.

*
42 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 10. BÖLÜM • •

aint Clare öldükten sonra, hanımlarının za-


lim karakterinden dolayı, köleleri bir korku
aldı.
Ofelia, cenazeden iki hafta sonra Vermont’a dön­
mek için hazırlık yaparken odasına, gözleri ağlamak­
tan şişmiş, genç ve kibar melez Rosa geldi.
— Bayan Ofelia, lütfen hanımımla konuşun. Beni
kamçılatmak istiyor!
— Ne yaptın ki?
— Kötü bir huyum var, bilirsiniz. Hanımın yeni
giysilerini deniyordum. Gelip bana bir tokat attı ben
de düşünmeden karşılık verdim. O zaman beni kır­
baçlamalarını emretti.
— Sen otur burada kızım. Gidip onunla konuşaca­
ğım.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 43

Ofelia, kızgınlıkla M aria’nın odasına girdi. Onu,


koltuğa oturmuş saçları taranırken buldu.Başka bir
melez ayaklarım ovuşturuyordu.
Ofelia:
— Bugün nasılsınız Maria?
— Ah, galiba hiç iyi olmayacağım kuzenim.
— Sizinle zavalı Rosa hakkında konuşmaya
geldim.
M aria’nın yüzü kızardı.
— Ne istiyorsunuz?
— İşlediği suçtan dolayı çok üzgün.
— Bu iyi. Birazdan cezasını da çekecek.
— Ona daha az utanç verici bir ceza veremez misiniz?
— Benim amacım onu utandırmak.
— Ama bir genç kızın gururunu incitirseniz onu
kötülüğe sevkedersiniz.
— Gurur mu? Onun ırkından biri için güzel bir
duygu. Ona bir dilenciden daha değerli olmadığını
öğreteceğim.
— Bu zalimliğin hesabını Tanrı’nın önünde vere­
ceksiniz.
— Bu sizin düşünceniz. Bunlara böyle davrana­
mazsa, başa çıkılmaz.
Ofelia tartışmanın anlamsızlığını anlayıp sinirle
dışarı çıktı. Rosa’ya bir şey yapamadığını söyledi.
Zavallı genç kız biraz sonra, biri tarafından sürük­
lenerek dışarı çıkarıldı.
44 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Bir gün bir köle, Tom’a yaklaştı ve:


— Biliyor musun, kısa zaman içinde hepimiz satı­
lacağız? dedi.
Tom:
— Nerden çıkardın bunu?
— Hanım avukatıyla konuşurken duydum. Birkaç
gün içinde hepimiz m ezata çıkarılacağız.
— Tanrı’nın isteği olur.
Tom, büyük bir sıkıntı ile Bayan O felia’nın yanı­
na gitti:
— Bayan Ofelia, efendim bana özgürlüğüm ile
uğraştığını söylemişti.
— Hanım ına bundan bahsedeceğim Tom. Ama
onun nasıl biri olduğunu biliyorsun.
Ofelia M aria’yı divana uzanmış ve G iovanna’nın
getirdiği kumaşları seçerken buldu. Ona, gelecek haf­
ta gideceğini söyledi.
— O kadar çabuk mu kuzenim?
— Evet.
— A gostino’nun kardeşinden mektup aldım. O da
kölelerin ve mobilyaların satılmasını uygun görüyor.
— Ben de sizinle bu satışlar hakkında konuşmak
istiyordum. Biliyorsunuz ki, Agostino Tom’a özgür­
lüğünü söz vermişti. Bu konuda yarım kalan işleri
tamamlamanızı um ut ediyorum.
— Üzgünüm bunu yapamam. Tom iyi para edecek
bir köle. Hem özgür kalıp ne yapacak?
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 45

— Bu kocanızın son isteğiydi. E va’nın ölüm


döşeğinde söz verdi. Bu sözü tutmanız gerekiyor!
M aria ağlamaya başladı:
— Biliyorum herkes bana karşı. Üzücü anılarımı
hatırlatıp bana acı çektiriyorsunuz.
Ofelia, Bayan Shelby’e Tom’un durumunu anlatan
bir mektup yazmaktan başka, yolu kalmadığını anladı.
Ertesi gün Tom ve yarım düzine köle mezatta,
pam uk çiftliği sahibi Simone Legree adında birine
satıldılar.

*
46 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 11. BÖLÜM • •

imone Lagree, satın aldığı köleleri ikişer

S ikişer zincirleyip, gemiye bindirdi. Gemi ha­


reket edince, bu insanlann önüne geldi:
— Şu kıravatı çıkar! diye Tom’a bağırdı.
Tom elleri zincirli olduğu için Hemen çıkaramadı.
Simone kaba bir hareketle, boynundan çıkardı ve
cebine koydu. Tom ’un yanındaki bavulu tekmeyle
açıp, içinden en eski kıyafetleri çıkardı. Zincirlerini
söküp o giysileri giymesini emretti. Tom hemen Incil’i
çıkarıp yeni giydiği pantolonun cebine koydu. Soy­
duğu giysilerin ceplerini karıştıran Simone bulduğu
ipek bir mendili boynuna doladı. Tom’a E va’dan
hatıra kalan herşeyi denize attı.Küçük bir dua kitabı
bulduğunda:
— Hristiyan mısın? diye sordu.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 47

— Evet efendim.
— Artık değilsin. Evimde dua eden zencilere daya­
namam. Senin efendinden başka kilisen yok! Anladın
mı? diye bağırdı.
Bavulun içindeki diğer eşyaları gemi mürettebatı­
na sattıktan sonra gelip, kölelerinin karşısına dikildi:
— Yüzüme bakın! Hepinize söylüyorum. Bu yum ­
ruğa iyi bakın, diye bağırıp Tom ’un elinin üzerine vur­
du. Bu yumruk, zencilerin üzerinde kullanılmaktan
demir gibi sertleşti.
Yumruğunu, gözlerini kapatan Tom’un yüzüne
yaklaştırarak:
-—Gözcülere para yedirtmem. İtaatkar olun ve
merhametli olmadığımı unutmayın, diye bitirdi konuş­
masını.
Kadınlar korkudan nefeslerini tutuyorlardı. Erkek­
lerde birbirlerine sokulmuş, kederli bir yüzle dinliyor­
lardı.
Gem i lim ana vardığında, Tom ve arkadaşları
Simone Legree’yi izleyerek yola koyuldular. Simone,
elindeki içki şişesinden bir yudum alıp, yanındaki köle
Em m elina’ya:
— İşte geldik güzelim, dedi.
K orkan genç kız, yanındaki arkadaşına iyice
sokuldu.
Legree, kölelere dönerek:
— Haydi bir şeyler söyleyin, diyerek kamçısını
kulaklarına şaklattı.
48 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Tom, kendi kutsal ayinlerinden birini söylemeye


başlayınca Legree:
— Sus, lanet olası karga, diye bağırdı.
Bu arada eve vardılar.
Legree, köpeklerini okşayarak kölelerine bağırdı:
— Eğer kaçmaya çalışırsanız kimlerle karşılaşa­
cağınızı görün. Bu köpekler sizi bir lokmada yutar.
Legree, önünde saygıyla eğilen iki köleden birine:
— Yokluğumda işler nasıl gitti, Sambo? diye sordu.
— Çok iyi efendim.
Bu iki zenci, çiftliğin gözcüleriydi. Legree onları
vahşi yapmak için elinden geleni yapmıştı.
— Sambo, bunları yerine götür. Bak bu da sana söz
verdiğim kadın, diyerek Em m elina’yı gösterdi.
M elez kadın tüm gücüyle:
— Efendim benim kocam New Orleans’ta, diye
bağırdı.
— Ama sen burdasın, sana bir başkası lazım, diye­
rek kamçısını kaldırdı. Şimdi benimle geliyorsun
küçük hanım,diyerek evine yöneldi.
Zencilerin mahallesi patronun evinden uzakta pis
ve harap kulübelerden oluşuyordu.
Torn, Sam bo’ya dönerek:
— Hangisi benim kulübem olacak? diye sordu.
— Bilmiyorum. O kadar kalabalık ki, nerede boş
yer bulursan, orada kalabilirsin.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 49

Geç saatte yorgun argın dönen işçiler, yeni gelen­


leri kötü karşıladılar. Küfürler, kadınların ağlamaları,
yemek hazırlamak için yapılan kavgalar dışında bir
şey yoktu kulübede. Tom, sempatik bir yüz arandı ama
şiddet ve işkence kurbanı olmuş, vahşi yüzlerden baş­
ka bir şey görmedi.
Sambo, yeni melezlerden birini, buğday öğütüp
kendi yemeğini hazırlamaya zorladı.
— Ben diğerleriyle kalacağım,dedi yeni gelen.
— Hayır lanet olası. Artık benimle kalacaksın.
Adın ne senin?
— Lucy. Fakat ben seninle kalmak istemiyorum.
—O halde ölürsün.
Lucy istemeden de olsa, Sambo için buğday öğüt­
mek için değinnenin yanma gitti.
Tom, uzun yolculuktan sonra bitkin düşmüştü.
Sambo ona içi buğday dolu bir çuval attıp, “Bu sana
bir hafta yeter” dedi. Tom ayakta duramayan iki kadı­
na acıyıp, kendinden önce onların buğdayını öğüttü.
Bu hareket, orada ilk defa görülen bir şeydi.İki kadın
çok duygulandılar ve Torn’a ekmeğini hazırlamakta
yardım ettiler.
Yemekten sonra Tom, ateşin ışığında okumak için
İncil’ini açtı. Kadınlardan biri:
— Nedir o kitap?diye sordu.
— İlahi iyilik kitabı İncil. K entucky’den ayrıldı­
ğımdan beri okuyamadım.
50 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— Siz de mi K entucky’lisiniz?
— Evet. Biraz okuyayım; ‘Acı çekenler, bana gelin
sizi kurtaracağım !’
— Ne güzel sözler, kim söylüyor?
— Tanrı!

*
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 51

•• 12. BÖLÜM • •

om, yeni hayatında neden korkacağını, neyi

T umut edeceğini kısa zaman içinde öğren­


mişti.
Legree, Tom’un ne kadar zeki ve çalışkan ol­
duğunu farketm işti. Birisine kötü davrandığında
Tom ’un kendisini hoş olmayan bakışlarla süzdüğünü
görüyordu. Bu da onu rahatsız ediyordu. Tom’u gözcü
olarak yetiştirmeyi düşünüyordu.
Bir gün Tom, işçilerin arasında kırk yaşlarında,
simsiyah gözlü ve gururlu bakışları olan bir kadın
gördü. Kadın kimseye bakmadan çalışıyordu. Diğer
köleler ise ona sevinçle bakıyorlardı.
Lucy ateşler içinde ve ayakta duramayacak bir
haldeydi. Tom görülme tehlikesine rağmen, kendi top­
ladığı pamukları Lucy’nin sepetine döktü.
52 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Kadıncağız korkuyla:
— Yapmayın, ya gören olursa.
Sambo bir tekm e atarak:
— Ne o Lucy, oyalanıyor musun?
— Şu an ölmek isterdim, diye mırıldandı Lucy.
Onun bu sözünü duyan Tom, topladığı pamuğu
Lucy’nin sepetine tekrar boşalttı. Tom ’un yanında ki
kadında kendi topladığı pamukları Tom’un sepetine
aktardı. Soğuk bir ifadeyle:
— Burada yenisiniz anlaşılan. Yakında düşüncele­
riniz değişir.
— Tanrı korusun, dedi Tom.
— Tanrı buralara hiç uğramaz.
Bu arada gözcü onları görmüştü. Kamçısını salla­
yarak kadının yanma geldi:
— Siz de mi zaman kaybediyorsunuz?
Kadın ona sert sert bakarak:
— Eğer cesaretin varsa dokun bana. Seni köpeklere
parçalatır veya diri diri yaktırabilirim.
Sambo korkarak geri çekildi ve gitti. Kadın ise
gayretle işine devam etti. Akşam, Lucy sallanarak yü­
rümesine rağmen sepeti tam doluydu. Legree yine de
ona sataştı:
— İşe yaramaz kadın, bir tarafa çekil! Hakkın olanı
yiyeceksin.
Cassy öne doğru çıkıp, Legree’ye fransızca bir
şeyler söyledi. Adam ona vurmak istedi, kadın küçüm­
seyen bir ifade ile onu durdurdu.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 53

O zaman Legree, Tom’a dönüp:


— Seni gözcü yapmak için aldım. Şimdi başla ve
bu kadını kamçıla!
— Özür dilerim efendim, fakat şimdiye kadar böyle
bir şey yapmadım.
Legree yüzüne kamçı ile vurarak:
— Alışmadığın her şeyi öğreneceksin. Şimdi, hala
yapm ayacak mısın?
Tom yüzünden akan kanları silerek:
— Gece gündüz çalışmaya razıyım ama benden
istediğiniz şeyi yapmak zorunda olduğumu sanmıyo­
rum.
Sesi itaatkâr ve saygılıydı. Ancak oradaki herkes
çok heyecanlanmıştı. Herkes nefesini tutmuş, olacak­
ları bekliyordu. Legree bir süre sonra:
— Lanet olsun kara hayvan, diye bağırdı. Bana ne
yapmam gerektiğini sen mi öğreteceksin?
Legree öfkeyle titreyip ona bir tokat atmakla
yetindi.
Gece Tom, terkedilmiş bir depoda kanlar içinde
yatıyordu. Havanın sıcaklığı ve sivrisinekler dayanıl­
maz bir haldeydi. Birden yanında bir ışık gördü.
— Kim var orda? Allah aşkına bana su verin!
Cassy, elindeki feneri yere bırakıp Tom’a su içirdi.
— Teşekkür ederim bayan, dedi Tom.
— Bana bayan demeyin. Sizin gibi zavallı bir köle­
yim bende. Şimdi buraya uzanın, diyerek onu getirip
yere serdiği çarşafa yatırdı.
54 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Tom ’un yanına oturup:


— İnat etmek boşuna sevgili Tom. Bir kahraman
gibi davrandınız ama o adam bir şeytan! Beş yıldır
buradayım. Etrafı bataklıkla çevrili ufak bir çiftlik
burası. Burada hiç bir ilahi kanun geçmez. Bizlere
istediğim yapabilir.
—Hayır, olamaz. Bu dünyada her şeyimi; karımı,
çocuklarımı, beni bir hafta sonra azad edecek olan
efendimi kaybettim. Bir de Tanrı’yı kaybedemem.
— Başaramazsınız.
— O halde öleceğim. Er ya da geç Tanrı’nın bana
yardım edeceğine inanıyorum.
Cassy, kendi kendine konuşur gibi:
— Belki de haklı... Biz kurtulma gücü olmadan
çamurun içinde yaşıyoruz.
Derin bir nefes alıp, öyküsünü anlatmaya'başladı:
— Buraya on beş yaşında getirildim. Lüks salon­
larda büyüdüm. Babam birden ölünce miras sorunu
ortaya çıktı. Alacaklılar malların listesini yaptılar. Bu
listede bende vardım. Annem esir bir kadındı. Babam
her zaman beni azat etmeyi düşünmüştü ama bunu
yapamadan öldü. Babamın karısı kendi çocuklarını
alıp, çiftliğe gitti. İşlerini bitirmesi için evde bıraktığı
genç avukat her gün gelip benimle kibar bir şekilde
konuşuyordu. Bir gün yanında genç ve yakışıklı bir
adam getirdi. Adam bana aşık olduğunu ve beni koru­
mak istediğini söylüyordu. Ama gerçekte iki bin dolar
verip beni satın almış. Kendisini çok sevdim, ölene
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 55

kadar da seveceğim. Beni güzel bir eve yerleştirdi ve


nikah kıydık. Bir gün New O rleans’tan kuzeni geldi.
Kuzeni onu kumara alıştırdı. Ardından kocam borç­
lanmaya başladı. Bir gün işi olduğu gerekçesiyle yol­
culuğa çıktı. M eğersem borçlarına karşılık beni ve
çocukları o alçağa satmış. O adama kendimi öldüre­
ceğimi söyledim. Aldırmadı. Çocuklarımı alıp sattı.
Sonunda Legree’nin eline düştüm. Beni satıp kazanç
sağlamayı umuyordu ama bir olay benim büyücü ol­
duğumu sanmasına yol açtı. Bu yüzden benden çekini­
yor. Güya kahyasıyım ama kızdığı zaman tarlaya yol­
luyor.
Kadın bir süre sustu ardından kalkıp, sessizce
ayrıldı.

*
56 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 13. BÖLÜM • •

imone Lagree, sevimli ve dindar bir anne

S tarafından yetiştirilmiş; çekingen annesinin


taptığı babasından ise kötü huylar kapmıştı.
Uyuyamadığı o gece, sarhoş bir şekilde Tom’un
bulunduğu kulübeye gitti. Tom, zalim patronunun
sesine uyandı.
— Nasıl gidiyor? diye soruyordu.
Tom yanıt vermedi.
Legree bir tekm e atarak:
— Ayağa kalk aptal, diye bağırdı.
Tom’un yaralarına rağmen kalkmaya çalıştığını
görünce gülmeye başladı. Ayağa kalkan Tom’a:
— Şimdi diz çök ve bana isyan ettiğin için özür
dile!
Tom hareketsiz kaldı. Legree kamçısıyla vurarak:
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 57

— Diz çök köpek! diye bağırdı.


— Efendim yapamam.
— Dediğimi yapmazsan başına neler geleceğini
biliyor musun?
— Korkunç şeyler yapabileceğinizi biliyorum. Be­
nim bedenimi öldürebilirsiniz ancak, ama ondan sonra
edebiyet var.
Legree sinirden dişlerini gıcırdatıyordu.
Tom:
— Efendim, beni satın aldınız. Kollarım ve gücüm
emrinizde ancak ruhum asla! Ölümden korkmuyorum.
Legree:
— Fakat ben seni eğeceğim.
— Beni eğemeyeceksiniz. Tanrı bana yardım ede­
cek.
— Bunu al ve cehenneme git! diyerek yumruk attı.
Tam bu sırada Tom’u bir el tuttu. Cassy idi. Kadın
Fransızca:
— Delirdiniz mi? Onu rahat bırakın ki işinin başına
dönsün, dedi.
Legree bir dakika düşünceli durdu:
— Bunun hesabını vereceksin! diye bağırarak dı­
şarı çıktı.
Kadın:
— Zavallı dostum, nasılsın? diye sordu.
— Tanrı beni korusun diye meleklerinden birini
yolladı, diye gülümseyerek yanıtladı Tom.
Legree, yaralan tam iyileşmeden Tom’a çalışmayı
58 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

emretti. Orada her türlü hakaretle karşılaşıyordu. A k­


şamları her İncil okuduktan sonra kırbaçlanıyor ve
kulübesine bitkin dönüyordu.
Tom ’un tek umudu O felia’nın Shelby’in evine
yazdığı mektuptu. Fakat günler geçtiği halde bir haber
gelmiyordu. Patronun alayları arasında İsa’yı kanlar
içinde, başında dikenli taçla gördü. Ondan sonra ne
hakaretler onu etkiledi ne de işkenceler...
Legree, Sam bo’ya:
— Tom’un neyi var? diye sordu.
— Bilmem efendim, belki kaçmayı düşünüyordur.
Legree vahşi bir ifadeyle:
— Hele bir denesin! Onu gözetle! dedi.
Aynı akşam Legree, kulübelerden gelen ayin sesi­
ni duyunca Tom ’a:
— Bu lanet olası sesten nefret ettiğimi bilm iyor
musun? diye çıkıştı.
Tom hem en itiat ederek:
— Peki efendim, dedi.
Onun uysallığı adamı daha fazla kızdırdı.Vur-
maya, tekm eler atm aya başladı. Tom isyan etmedi.
Legree, kölesi üzerindeki gücü kaybettiğini anladı.
Cassy bir gece Tom’un kulübesine giderek Legree’-
yi öldürmek istediğini söyledi. Fakat Tom, kötülüğün
iyilik getirm eyeceğini savunarak onu fikrinden cay­
dırdı.
*
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 59

•• 14. BOLÜM • •

ir gün, Cassy Legree’nin yanına giderek

B ona, odasını değiştirmek istediğini söyledi.


Legree sinirle:
— Yine ne var? diye bağırdı.
— Eğer gerçekten bilmek istersen, anlatabilirim.
— Söyle! •
— Bana deli diyeceksiniz belki ama gece yarısı
ambardan iniltiler, garip sesler duyuluyor.
Legree gülerek:
— Kim olabilir ki orada?
— Bir gece siz uyuyun da o odada görün, deyip
çıktı.
Cassy döşemedeki çatlaklara boş şişelerin boyun­
larını geçirdi. Onların içine giren rüzgar garip sesler
çıkarıyordu. Legree birden kendini korku atmosferi
60 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

içinde buldu. Evi sarsacak kadar fırtınalı o gece, sanki


hayaletler çarpışıyorm uş gibi sesler çıkıyordu.
Cassy:
— Sen hayaletlere inanıyor musun?
— İnanıp inanmamanın ne önemi var. Senin işit­
tiğin o gürültüyü fareler ve rüzgar yapıyor, dedi
Legree.
Cassy susuyordu ama gözlerinde Legree’nin kat-
lanamadığı bir parıltı vardı. Gözlerini adamın üzerine
dikmiş, nasıl bir etki olacağını bekliyordu.
— Fareler merdiveni çıkıp, kapalı bir kapıyı aça­
bilirler mi? Yatağa kadar eğilip, ellerini koluna koya­
bilirler mi?
— Ne diyorsun sen? Senin odana kimse girmedi.
— Eğer gerçekten bilmek istiyorsanız, siz deneyin.
— Gece yarısı gidip bir bakalım.
Ambara açılan kapıyı dinlemeye başladı. A şağı­
dan vahşi bir gürültü geliyordu. Legree’nin dizleri
titredi ve yüzü sarardı.
— Şimdi yukarı çıkın, diye fısıldadı Cassy.
— Gitmeyeceğim, diye bağırdı.
Adam onun, evin ambara bakan kapılarını açtığını
duydu. İçeri giren rüzgar feneri söndürdü. Ardından
korkunç çığlıklar duyuldu.Legree deli gibi Cassy ile
oturdukları salona kaçtı. Cassy intikamcı bir ruh ve
soğuk bir yüzle geldi.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 61

— Cassy sen mi yaptın?


— Ben kapıları kapamaktan başka bir şey yap­
madım. Siz ne zannettiniz?
— Hiç.
— Ruhlar sanki intikam alıyor!
Legree yanıt vermedi.

*
62 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 15. BÖLÜM • •

assy, her gece mutfağa inip kendilerine yete­

C cek kadar yiyecek hazırlıyordu. O gün her-


şey uygun gözüküyordu. Legree, civardaki
bir çiftliğe gitmişti. Cassy, Emmelina’nin odasına çıkıp
hazırlanmaya başladılar. Cassy çok sakindi:
— Şimdi beni iyi dinle. Biz arka kapıdan çıka­
cağız. Bataklığa doğru koşacağız. Sambo mutlaka bizi
görecektir. Am a bataklığa gelemezler. Biz de bu arada
evin arkasına geçecek ve tavan arasında uzun süre
gizleneceğiz, dedikten sonra elini uzattı:
— Hadi gel Emmelina!
İki kadın yavaşça evden çıktılar. Bataklığa doğru
giderlerken Legree’nin onlara bağırdığını duydular.
Onlar bataklığa daldıklarında Legree:
TOM AM CA’NIN KULÜBESİ 63

— Sambo neredesin? Bütün köleleri kaldır. Batak­


lıkta iki kadın var. Onları yakalayana iki altın vere­
ceğim. Hemen köpekleri salın! diye bağırdı.
Esirler koşuşturmaya başladı.
Cassy ve Emmelina eve döndüklerinde, ev bom­
boştu. Cassy, Legree’nin koltuğun üzerindeki ceke­
tinden bir anahtar çıkardı. Bununla bir çekmeceyi açtı
ve Em m elina’nın itirazlarına rağmen içinden bir mik­
tar para çıkardı:
— Özgür topraklara varana kadar paraya ihti­
yacım ız olacak. Hem bu hırsızlık sayılmaz. Bizim
üzerimizden kazanılmış paralar bunlar.
İki kadın tavan arasına çıkıp yerleştiler. Cassy ve
E m m elina’nın kaçm asına çok sinirlenen Legree
öfkesini Tom ’dan çıkardı.
Legree, ertesi sabah civar köylerden adam top­
layıp, bataklığı kuşatmaya girişti. Tavan arasından dı­
şarıyı gözleyen Cassy:
— Av başlıyor, dedi. Kulağını duvara yaslayıp,
konuşulanları dinlemeye başladı. Bir ara geri çeki­
lerek:
— Ah Tanrım, biz ne günah işledik ki bize böyle
davranıyorlar, diye mırıldandı.
— Tanrı’ya güven Cassy, O bizi kurtaracak.
Legree, oturma odasına girip kendini divana attı:
— Sambo, git ve o Tom denilen zenciyi buraya getir.
Bu işte onun da parmağı olduğuna eminim, dedi.
64 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Tom, haberi aldığında önce endişelendi. Sonra TamT-


ya sığınarak Sam bo’nun peşinden gitti.
Legree, yaklaşıp Tom ’u ceketinden tuttu:
— Seni öldürmeye karar verdim, biliyor musun?
Tom sakin bir şekilde:
— Böyle olacağı anlaşılıyor efendim, dedi.
Legree, köpürüyordu:
— Eğer o kızlar hakkında bildiklerini anlatmazsan
seni öldüreceğim. Hadi konuş!
— Efendim söyleyecek bir şeyim yok.
Legree, ona hiddetle vurarak bağırdı:
— Konuş! Bir şey biliyor musun?
— Evet efendim biliyorum ama konuşamam. Ö l­
meye razıyım.
— Beni dinle Tom! Öldürürüm seni. Boyun eğene
kadar kanını damla dam la alacağım.
— Efendim elinizden gelen her kötülüğü yapın.
Benim dertlerim birazdan bitecek ama sizinkiler...
Adam bir an durdu. Fakat sonra Tom’u yumrukla
yere devirip ona işkence yapm aya başladı.
Bir ara Sambo bile dayanamayıp:
— Efendim, bu zenci ölmek üzere, dedi.
— Gebersin! Alın konuşana kadar kırbaçlayın onu!
deyip dışarı çıktı Legree.
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 65

Sambo ve Q uim bo’nun da içleri gitmişti. Tom’u


yerden kaldırıp götürdüler. Yaralarını temizlediler.
— Sana çok kötülük ettik Tom, ne olur söyle Tanrı
kim? Bütün gece senin yanındaydı.
Bu sözler üzerine Tom, onlara Tanrı’yı anlatmaya
başladı. TanrTya bu iki zavallıyı affetmesi için dua
etti.

*
66 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

•• 16. BÖLÜM • •

felia’nın Bayan Shelby’e yazdığı mektup

O
bolmuştu.
uzun zaman sonra yerine ulaştı. Bu arada
Torn Kızıl Nehrin bataklıkları arasında kay­

Bayan Shelby, mektubu büyük bir üzüntüyle oku­


du. O sırada hasta olan eşiyle ilgileniyordu. Oğullan
George Shelby babasının işleriyle ilgileniyordu.
Bayan Ofelia, onlara St. C lare’lerin işlerini yürüten
avukatın adını da yazmıştı.
Bir kaç gün sonra Bay Shelby öldü. Aile çiftlik
işleriyle ilgilenirken avukattan mektup aldılar. Adam
esirin satıldığını ve parayı aldığım yazmıştı.
Mississippi kıyısında işi olan George, New Orleans’a
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 67

da uğradı. Tom ’un nerede olduğunu öğrenecek ve onu


geri alacaktı.
George tesadüfen Tom ’un nereye gittiğini binen
birileriyle tanıştı. Onu Legree’nin evine götürdüler.
Kendisini kaba karşılayan Legree’ye:
— Bildiğim kadarıyla New Orleans’tan Torn adın­
da bir esir almışsınız. Babamın çiftliğinde çalışırdı,
şimdi kendisini geri almak istiyorum, dedi.
Legree hiddetle:
— Evet öyle birini aldım. Terbiyesiz bir köpekti.
İki kızın kaçmasına neden oldu. Onu kırbaçlattım...
— Nerede o? Onu görmek istiyorum.
G eorge’yi Tom ’un kulübesine götürdüler.
— Ah, sevgili Torn Amca, ne hale getirmişler seni.
Beni tanıdın mı? Senin küçük G eorge’un geldi.
— TanrTya şükürler olsun! diye cevap verdi Torn.
Artık huzur içinde ölebilirim.
— Hayır, ölmeyeceksin! Seni eve götüreceğim.
— Artık çok geç efendim. Olanları Cloe’ye anlat­
mayın. Beni cennete giderken yakaladığını söyle. On­
ları bekleyeceğimi ve çok sevdiğimi söyle, diyen Torn
gülümseyerek sonsuz uykusuna daldı.
Sevdiği dostunun öldüğüne inanamayan George
bir süre Tom’a baktı. Arkasında duran Legree’ye dönüp:
— Onu ben gömmek istiyorum. Cesedi için ne kadar
vereyim?
68 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

— Ölü zencileri satmam ben. İstediğin yere götür,


dedi Legree.
George, Tom A m ca’sını pelerini ile sarıp, arabaya
yerleştirdi. Legree’ye dönüp:
— Bu insanlık dışı davranışınızı kınıyorum. Bu suç­
suz adamın kanı yerde kalmayacak. Resmi makam lara
şikayette bulunacağımı bilin.
Legree, küstahça parmaklarını şıklattı:
— İstediğiniz yere başvurun. Beni ne ile suçlaya­
bilirsiniz ki? Üstelik bir zenci ölüsü için bu yaygara
neden?
Bu söz üzerine George, Legree’nin suratına bir
yumruk atıp onu yere serdi. George yerdeki adama bir
kaç tane de tekme fırlattı.
Tom A m ca’nın cesedinin bulunduğu araba ile çift­
likten çıkan George, onu ağaçlı bir tepeye gömdü.
Mezarının başına çöküp:
— Tanrı şahidim dir ki sevgili Tom, bütün köleleri­
mi azat edeceğim. Bu esirlik rezaletinin bitmesi için
elimden geleni yapacağım.

*
TOM AMCA’NIN KULÜBESİ 69

•• 17. BÖLÜM • •

egree, Tom’un cesedinin götürüldüğü gün

L kasabaya gidip, iyice sarhoş oldu. Eve yor­


gun gelip, kendini yatağına attı.
Bir ara başucunda bulunan bir şeyin varlığıyla
uyandı. Hortlak yanında durmuş, korkunç bir sesle
“Gel! Gel!” diyordu. Legree korkudan bayıldı.
Kısa bir süre sonra etrafta Legree’nin ölmekte ol­
duğu söylentisi duyuldu. Fazla içkiden aklını kaçırdığı
düşünülüyordu.
L egree’ye hortlağın gözüktüğü gece Cassy ve
Emmelina, güneş doğarken kasabanın yakınındaki ağaç­
ların altında durdular.
Cassy, İspanyol hanımefendileri gibi giyinmişti.
Emmelina ise onun hizmetçisi rolüne girmişti. Girdik­
70 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

leri bir handa George Shelby dikkatlerini çekti. Cassy


onun Tom’un cesedini aldığını görmüştü.
George, Cassy’nin gemiye binmesine yardımcı
oldu. George, Cassy ve Emmelina büyük bir buharlı
gemiye bindiler. Cassy adamın kuşkulandığını düşü­
nüyordu. Sonunda başlarından geçen her şeyi ona
anlattı. George genç kadına hak verdi.
Gem ide bulunan De Thoux adında bir kadın,
K entucky’li olduğunu duyduğu G eorge’ye:
— Harris adında birin tanıyor musunuz? diye sordu.
— Evet bizim komşumuzdur. Ama pek tanımam.
— Onun yanında George isimli bir melez çocuk
varmaydı?
— Evet, George Harris. Annemin bir hizmetçisiyle
evlendi. Ama sonra K anada’ya kaçtılar.
— Şükürler olsun! O benim kardeşimdir. Çocuk­
ken beni H indistan’lı bir beye sattılar. Adam beni azat
etti ve evlendik. O öldükten sonra da ben kardeşimi
bulmaya ve onu kurtarm aya geldim. Evlendiği kızı
anlatın.
— Akıllı ve güzel bir kızdır Eliza.
Bu konuşmayı dinleyen Cassy atıldı:
— O kızı satan kişiyi biliyor musunuz?
— Sanırım Simon adında biriydi.
Cassy “Aman A llah’ım” deyip, bayıldı.

*
TOM AMCA’NIN KULÜBESÎ 71

•• 18. BÖLÜM • •

eorge, eve döner dönmez Eliza’nın satış

G senedini Cassy’e yolladı. Böylece kadın,


kızını bulabilecekti.
M adam De Thoux, Cassy ile Kanada’ya doğru
yola çıktılar. George ile Eliza’nın izini bulup, yanları­
na gittiler. Kendilerini tanıtınca büyük bir şaşkınlık ve
sevince kapıldı herkes.
M adam De Thoux, kardeşine istediği kadar para
verebileceğini söyledi. Bütün aile oturup, tartıştı. So­
nunda Fransa’ya gitmeye karar verdiler. George orada
üniversitede okudu. En sonunda yanlarına Emmelina’-
yı da alıp A frika’ya yerleştiler.
George Shelby ise evine çiftliğine döndü. Bütün
olanları bir bir anlattı. Tom A m ca’nm nasıl öldüğünü,
ölürken neler dediğini hep anlattı.
72 TOM AMCA’NIN KULÜBESİ

Tom A m ca’ya verdiği sözü tuttu ve bütün esirleri


azat etti. Onları birer bağım sız insan olarak yanında
tekrar işe aldı. Ve son olarak şöyle dedi:
— Tom A m ca’nın kulübesine baktığınız zaman
kendi özgürlüğünüzü anımsayın. Dürüst ve iyi bir
insanın anıtı sayılacak bu kulübeye bakın ve onun gibi
olmaya çalışın.

SON