DÜNYA KLASİKLERİ DİZİSİ: 12 YAŞLILIK & DOSTLUK Bu kitabın hazırlanmasında, Yaşlılık ve Dostluk'un MEB Latin Klasikleri dizisinde yayınlanan ilk

baskısı temel alınmış ve çeviri dili günümüz Türkçe’sine uyarlanmıştır. Yayına hazırlayan: Egemen Berköz Dizgi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş. Baskı: Çağdaş Matbaacılık Yayıncılık Ltd. Şti. Eylül 1998 C İ C E RO YAŞLILIK & DOSTLUK Yaşlılık Dr. Ayşe Sarıgöllü; Dostluk Türkân Tunga tarafından Latince'den çevrilmiştir. C Cumhuriyetimizin 75. yılı coşkusuyla... Hümanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aşama, insan varlığının en somut anlatımı olan sanat yapıtlarının benimsenmesidir. Sanat dalları içinde edebiyat, bu anlatımın düşünce öğeleri en zengin olanıdır. Bunun içindir ki bir ulusun, diğer ulusların edebiyatlarını kendi dilinde, daha doğrusu kendi düşüncesinde yinelemesi; zekâ ve anlama gücünü o yapıtlar oranında artırması, canlandırması ve yeniden yaratması demektir. İşte çeviri etkinliğini, biz, bu bakımdan önemli ve uygarlık davamız için etkili saymaktayız. Zekâsının her yüzünü bu türlü yapıtların her türlüsüne döndürebilmiş uluslarda düşüncenin en silinmez aracı olan yazı ve onun mimarisi demek olan edebiyatın, bütün kitlenin ruhuna kadar işleyen ve sinen bir etkisi vardır. Bu etkinin birey ve toplum üzerinde aynı olması, zamanda ve mekânda bütün sınırları delip aşacak bir sağlamlık ve yaygınlığı gösterir. Hangi ulusun kitaplığı bu yönde zenginse o ulus, uygarlık dünyasında daha yüksek bir düşünce düzeyinde demektir. Bu bakımdan çeviri etkinliğini sistemli ve dikkatli bir biçimde yönetmek, onun genişlemesine, ilerlemesine hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Türk aydınlarıa şükran duyuyorum. Onların çabalarıyla beş yıl içinde, hiç değilse, devlet eliyle yüz ciltlik, özel girişimlerin çabası ve yine devletin yardımıyla, onun dört beş katı büyük olmak üzere zengin bir çeviri kitaplığımız olacaktır. Özellikle Türk dilinin bu emeklerden elde edeceği büyük yararı düşünüp de şimdiden çeviri etkinliğine yakın ilgi ve sevgi duymamak, hiçbir Türk okurunun elinde değildir. 23 Haziran 1941. Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel SUNUŞ Cumhuriyet'le başlayan Türk Aydınlanma Devrimi'nde, dünya klasiklerinin Hasan Âli Yücel öncülüğünde dilimize çevrilmesinin, kuşkusuz önemli payı vardır. Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. yılında, bu etkinliği yineleyerek, Türk okuruna bir "Aydınlanma Kitaplığı'' kazandırmak istedik. Bu çerçevede, 1940'lı yıllardan başlayarak Milli Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanan dünya klasiklerinin en önemlilerini yayınlıyoruz. Cumhuriyet YAŞLILIK ÖNSÖZ Cicero'nun Cato Maior'u İ.Ö.44'te, altmış iki yaşındayken yazdığı kabul edilmektedir. O sırada devlet işlerinden uzak olan Cicero'nun yapıtta Cato'nun ve başka yaşlı kimselerin siyasal eylemlerinden uzunca söz etmesi onun bu yapıtı yalnızca, kendisinin dediği gibi, yaşlılık denen yükü hafifletmek için değil, biraz da, yaşına karşın devlet işlerinde yine de pek yararlı olabileceğini anlatmak için yazdığını gösterir. Ancak Cicero'nun sevgili kızı Tulliola'yı yitirişi ve yaşının ilerleyişi de onu kesinlikle felsefeyle uğraşmaya ve bu

türden yapıtlar arasında, yaşlılık konusunda da bir kitap yazmaya yönlendiren nedenler arasındadır. De Divination adlı yapıtından anladığımıza göre, Cicero ahlâkın düşük olduğu bir dönemde gençliğe ders vermek, yardımda bulunmak istemiştir. Cato Maior'u işte biraz da gençlerin kaçınmalarını istediği tehlikelerden söz etmek için yazmıştır. Yapıtta Cato'ya soru soran gençler Cicero'nun sevdiği, değer verdiği ve birçok yapıtında övdüğü P .Cornelius Scipio Aemilianus ile arkadaşı C. Laelius'tur. Cicero yaşlılık konusundaki düşüncelerini Cato'ya söyletir; çünkü onun tarihsel bir kişilik olması dolayısıyla önem ve ilgiyle dinleneceğini düşünür. Öte yandan, Cato'nun siyasal ve yazınsal yapıtlarına hayran olduğu da bilinmektedir. Yapıtta konuşan üç kişiden başka Cicero onlara aşağı yukarı bir yakınlığı olan birçok değerli Romalıdan da söz etmiştir. Cicero'nun bu kitabı kendisinden üç yaş büyük olan candan arkadaşı T. Pomponius Atticus'a adamasının nedeni, bu kahramanlar konusundaki birçok tarihsel ve süredizimsel (kronolojik) bilgileri onun Liber annalis adlı yapıtına borçlu oluşudur. Cicero'nun bu küçük yapıtı başkalarından kapma değilse de, bütünüyle özgün de sayılamaz. Cicero burada başka yapıtlarındaki kimi düşüncelerini yinelemiş, Yunan yazar ve filozoflarının görüşlerini aktarmış ve aynı konuda yazılmış yapıtları az çok yansılamıştır. Buna karşın insanlara özgü soylu duygulardan öyle içtenlik ve coşkuyla söz etmiş, hem kendisini hem başkalarını avutmayı öyle candan istemiştir ki, yapıt oradan buradan alınan düşüncelerin ustaca birbirine bağlandığı duygusunu vermemektedir. Cicero yaşlılık konusunda birçok yazı okumuş olabilir; ama yapıttaki canlılık, sözünü ettiği duyguları duymuş ve düşünmüş, onlara kişiliğinden bir şeyler katmış olduğunu gösteriyor. Dr. AYŞE SARIGÖLLÜ YAŞLILIK "Titus (1), senin yardımına koşsam, hafifletsem derdini, Ödülüm ne olur?" Seni kavuran, içini burkan derdini,

ATTİCUS (2) : "Yoksul ama kendisine güvenilir o adam"ın Flamininus'a söylediği bu dizeleri ben de sana aynen söyleyebilirim. Ama Flamininus gibi sana "Gece gündüz dert içindesin..." diyemeyeceğime de inanıyorum. Çünkü ruhunun ılımlı ve dingin olduğunu biliyorum; senin Atina'dan yalnızca bir sanla değil, kültür ve görgüyle döndüğünü bilmiyor değilim. Ama beni üzen olaylar (3), arada bir seni de üzüyor diye kuşkulanıyorum; bu üzüntüleri avutmaya gelince, bu öyle kolay bir iş değil, bunu başka bir zamana bırakmak gerek. Şimdilik niyetim sana yaşlılık üzerine bir şeyler yazmak. Her ikimizde de ortak olan, başımıza çöken ya da hiç değilse çökmek üzere olan bu yaşlılık denen yükten hem seni, hem de kendimi kurtarmak istiyorum; aslına bakarsan, her şeye olduğu gibi senin buna da sabırla, akıllı uslu bir insan gibi katlandığını bilmiyor değilim; ama yaşlılık üzerine bir şey yazmak istediğimde ikimizin de işine yarayacak olan bu yapıtı sana sunmayı düşündüm: bunu hak ettiğini düşündüm. Sonra bu kitabı kaleme almak benim için öyle zevkli bir iş oldu ki, yalnızca yaşlılığın olanca sıkıntısını yok etmekle kalmayıp, onu artık tatlı ve hoş bir duruma soktu. Onun için felsefe ne kadar övülse azdır; felsefeye uyan insan, ömrünün her çağını sıkıntısız geçirebilir. Bu konuda çok söz ettik, gene de sık sık ederiz. Şimdi gelelim sana gönderdiğim, yaşlılık konusundaki kitaba: Söylenceye kulak asmazlar diye, ben Khioslu Ariston'un (4) yaptığı gibi sözü Tithonos'a vermedim, kendisini dinletmesini bilen yaşlıya, Cato'ya verdim. Cato'nun yanında bulunan Laelius ile Scipio onun yaşlılığa kolayca katlanmasına hayranlık gösterirler, Cato da onlara yanıt verir (5). Cato burada genellikle kendi yapıtlarında olduğundan çok bilgili görünüyorsa, bu, bilindiği gibi yaşlılığında Yunanca yapıtlara hevesle bağlanmış olmasından ileri gelir. Ama çok söze ne gerek var? Benim yaşlılık konusunda düşündüklerimi Cato kendi sözleriyle enine boyuna anlatacak. SCIPIO: C. Laelius ile ben çoğu kez senin her işte gösterdiğin üstün ve yetkin bilgeliğin karşısında hayranlık duyarız, ama asıl hayran olduğumuz şey yaşlılığın sana hiçbir zaman yük olmayışı; oysa yaşlı kimselerin çoğuna göre yaşlılık öyle kötü bir şeydir ki "Onun yükünü taşımak Aetna'yı taşımaktan daha ağırdır" derler. CATO: Bana öyle geliyor ki ikiniz de pek güç olmayan bir şeye hayran oluyorsunuz; kendilerinde iyi ve mutlu ömür sürmek için azıcık yetenek olmayan kimselere her çağ ağır gelir; ama her iyiliği kendinden bekleyen insanlar için doğal zorunlukların hiçbiri kötü görünemez (6). Bunların başında da yaşlılık gelir; yaşlılığa herkes ulaşmak ister, ulaşınca da onu kötüler: bilge olmayanlar işte bu derece mantıksızdırlar, bu derece dengesizdirler. Yaşlılığın düşündüklerinden daha çabuk, sinsice geldiğini söylerler. Bir kez, bu adamlara kim, "Yanlış hesap yapın" demiş? Gençlikten yaşlılığa geçiş, çocukluktan gençliğe geçişten daha mı çabuk oluyor sanki? Sonra, insan ha seksen yaşında, ha sekiz yüz yaşında olmuş, yaşlılığın ağırlığı aynı değil midir? Öyle ya, geçmiş zaman ne denli uzun olursa olsun, bir kez akıp geçti mi, düşüncesizlerin yaşlılığını kolaylaştıracak avuntu yoktur. Diyeceğim şu ki, eğer bilgeliğime hayransanız (keşke bu bilgelik, sizin ilginize değer ve sanıma denk olsa!), bu bilgelik en iyi önder olan doğanın, tanrıymış gibi peşinden gitmek, ona uymaktan başka bir şey değildir. Her bölümü iyi yazdığı halde son perdeye aldırış etmeyen beceriksiz şair

gibi, doğanın öbür çağlara önem verip de yaşlılığa aldırış etmemesi olacak şey değil. Ama tıpkı ağaçta ve yerde yetişen meyvaların zamanı gelince olgunluktan geçmesi ve düşmesi gibi, insan ömrünün de bir sonu olması zorunluydu. Bilge insan buna uysallıkla katlanır: Doğaya karşı gelmek, devlerin yaptığı gibi tanrılara kafa tutmak değil midir? LAELIUS: Öyle ise, Cato, biz yaşlanmayı umduğumuza, hiç olmazsa istediğimize göre, gittikçe ağır gelen çağa ne gibi çarelerle kolayca katlanacağımızı, şimdiden bize öğretirsen büyük bir iyilik etmiş olursun. Bunu Scipio adına da söylüyorum. CATO: İsteğini yerine getirmeye hazırım Laelius, hele, dediğin gibi, bundan ikiniz de hoşnut olacaksanız. SCIPPIO: Cato, sen bizim de geçeceğimiz yol kadar uzun bir yolun aşağı yukarı sonuna gelmişsin, zahmet olmazsa, ulaştığın bu yerin nasıl bir yer olduğunu bize göstermeni istiyoruz. CATO: İstediğinizi elimden geldiğince yapmaya çalışacağım, Laelius. Yaşıtlarımın sızlanmalarını çoğu kez dinledim. (Eski bir atasözüne göre birbirine benzer kimseler bir araya kolayca gelirler.) Aşağı yukarı yaşıtlarım olan, eski konsüllerden C. Salinator ile Sp. Albinus (7) yaşamı yaşam yapan zevklerden yoksun oldular; kendilerine saygı göstermiş olan kimseler artık aldırış etmiyorlar diye sızlanıp dururlardı. Bana, onlar asıl suçlanması gereken şeyi suçlamıyorlar gibi gelirdi. Öyle ya, eğer suç yaşlılıkta olsaydı aynı dertleri ben de çekerdim, diğer yaşlı kimseler de; oysa öylelerini tanırım ki yaşlılığa sızlanmadan katlanırlar, ne iyi oldu da tutkuların zincirinden kurtulduk, derler; eş dost tarafından da bir yana bırakılmazlar. Bu tür sızlanmaların tümüne yol açan suç yaşta değil, huydadır. Ilımlı olan, hırçınlık, terslik etmeyen kimselerin yaşlılığı dayanılmaz bir şey değildir; huysuzlukla terslikse, insanı her çağda sıkar. LAELİUS: Cato, dediğin doğru ama ya biri çıkar da 'Evet, yaşlılık sana dayanılması kolay bir şey gibi geliyor; ama senin elinde maddi, manevi her olanak var, toplumda belirli bir konumdasın da ondan; bu olanaklarsa pek çok kişide yoktur' derse... CATO: Dediğinde doğru bir yan var; ama bunlarla her sorun çözülmüyor ki: anlattıklarına göre, Themistokles (8), bir tartışmada kendisine, şansını kendi kişiliğine değil de yurduna borçlu olduğunu söyleyen Seriphoslu bir adama: "Herakles hakkı için, ben Seriphoslu olsaydım, kimse beni tanımayacaktı, ama sen Atinalı olsaydın gene de ün kazanamazdın" diye yanıt vermiş. Yaşlılık konusunda da aynı şey söylenebilir. Yaşlılık başı pek darda olana bilge olsa da kolay gelmez; ama bilge olmayana, bolluk içinde yaşasa bile ağır gelir. Yaşlılığa karşı en yetkin silahlar nedir, bilir misiniz? Bilgili ve erdemli olmak. Bu erdemler uzun ve dolu bir ömür sürdükten sonra insana tadına doyulmaz bir zevk verir; çünkü bunlar insanı hiçbir zaman, dahası yaşlanınca bile terketmezler (işin asıl önemli yanı da budur ya...); üstelik, iyi yaşadım diye düşünebilmesi, yaptığı birçok hayırlı işi anımsayabilmesi, son derece tatlı bir şeydir. Örneğin, ben delikanlıyken Q. Maximus'u (9), Trentum'u geri alan Maximus'u, yaşlı olmasına karşın yaşıtımmış gibi sevdim. Çünkü o adamın cana yakın bir ağırbaşlılığı vardı; yaşlılık da huylarını değiştirmemişti; daha doğrusu, ben ona bağlanmaya başladığımda pek öyle yaşlı da değildi; ama, yaşı artık pek ilerlemiş bulunuyordu; nitekim o, ben doğduktan bir yıl sonra ilk kez konsül olmuştu; onun dördüncü konsüllüğünde de ben hemen hemen çocuk denecek yaşta er olarak Capua'ya gittim; beş yıl sonra da Tarentum'da kuestordum; sonra edil (10) oldum ve dört yıl sonra pretor seçildim; bu görevde Tuditanus ile Cethegus'un (11) konsüllüğü sırasında bulundum; iyice yaşlanmuş olan Q. Maximus'un Cincia'nın (12) avukatlara verilen ücret ve armağanlar konusunda yaptığı yasayı desteklemesi işte tam o zamana raslar. Bu adam pek yaşlı olduğu halde genç gibi savaşırdı; gençlik ateşiyle parlayan Hannibal'i (13) sabrıyla yatıştırdı; dostumuz Ennius bunu pek güzel anlatır: "Bir adam çıktı, temkinli davranarak yurdu kurtardı; çünkü o, söylentilere bakmaz, yurdun esenliğini düşünürdü, İşte onun için ünü bugün daha da parlak!" (14) Gerçekten, Tarentum'u geri alırken ne denli uyanık, ne denli sakıngan davranmıştı! Kent elden gittikten sonra iç kaleye kaçan Salinator ona böbürlene böbürlene, "Q. Fabius, Tarentum'u benim sayemde kurtardın!" dediğinde Fabius gülerek, "Doğru, sen onu yitirmeseydin, hiçbir zaman düşmandan geri alamazdım!"(15) demiş. Savaş işlerinde olduğu denli siyaset işlerinde de üstün bir insandı: ikinci konsüllüğünde iş arkadaşı Sp. Carvilius elini kolunu bağlamış otururken, senatonun salık verdiklerini hiçe sayarak Picenum ve Galya topraklarını bölen halk tribünü (16) C. Flaminius'a (17) gücü yettiği kadar karşı koydu; augur (18) olduğu zaman da, devletin esenliği uğruna yapılacak her iş için bakılan fallar, uğurlu; zararlı olacak her iş için bakılan fallar uğursuzdur demek gözüpekliğini gösterdi. Bu adamda ben çok üstün nitelikler gördüm, ama asıl hayranlığımı uyandıran şey onun konsüllük etmiş, ün kazanmış bir insan olan oğlunun ölümüne katlanışıdır. Yazdığı ağıt elimize geçmiştir; onu okuduğumuzda hangi filozofu küçümsemeyiz? O adam yalnızca toplumsal yaşamda, yurttaşlarının gözü önünde büyük değildi; özel yaşamında, evinde daha üstün bir insandı. O ne konuşaydı! Ne özlü sözleri vardı! Eski zamanları ne iyi tanır, augur yasasını ne iyi bilirdi! Roma'lı olmasına göre de çok okumuş sayılırdı. Her şeyi aklında tutardı,

Aciliu (22) bu görevlerine Ennius'un ölümünden on dokuz yıl sonra başladılar. manevi güçlerle yapılabilecek işler yok mudur? Q. beden güçsüz olsa da. 'gemide kimi direğe tırmanır. "Yaşlılığa kötüdür demem için hiçbir neden yok ki!" demiş. Yaşlılık. onun yerle bir olduğunu görmedikçe içim rahat etmeyecek (33). ülke dışındakileri de. Curius. bu.. böyle bir savda bulunmakla. Genellikle yaşlılar bu artamlardan yoksun olmak şöyle dursun. tam bir insan olan oğlumun (25) kayınbabası L. o öldükten sonra bana bir şeyler öğretecek kimse bulunmayacağını önceden sezmiş gibi sözlerini can kulağıyla dinlerdim.. Yabancı ülkelerde olup bitenleri bir okur ya da dinlerseniz. kendisinin dediğine göre. Ennius yetmiş yaşında iken (o kadar yaşadı). Hocası Leontinoili Gorgias tam yüz yedi yıl ömür sürmüş. yaşlı olduğu için üzülür müydü sanki? Evet. dördüncüsü. üstelik kör (28) de olmuştu. şimdi dinleniyor. Büyük işler kol gücü ya da hız ve çeviklikle değil. görürsünüz ki en büyük devletler gençlerce yıkıma sürüklenmiş. seksen bir yaşını bulan ve yazı yazarken ölen Platon'un ömrü öyle geçmiş. Flamininus ile M. kılıç elde göğüs göğüse dövüşmeyle değilse de. İşte parlak ve bilge insana yakışır bir yanıt. İsterseniz... dingin. Eğer er. İsokratesinki (20) de öyle. triumphus (19) törenlerini anımsayın. en ağır sayılan iki şeye. ortaya doğru düşünceler atmayla başarılır. gür bir sesle savunduğum sıralara raslar: o zaman altmış beş yaşındaydım. karada. sağduyulu ve parlak düşünceleriyle iş görürdü. Gerçekten böyle etkinlik gösterdiğini dedelerimizden de dinledik. keşke ölümsüz tanrılar o onuru sana verse. Ama hiç de öyle değil. dümenciyse dümen elinde geminin kıçında rahat rahat oturur.. bu nedenleri bir bir alıp önemlerini ve ne dereceye dek gerçek olduklarını görelim. denizde dümencinin hiçbir işe yaramadığını söylemiş gibi oluyorlar. Bunlar olmadan da. denizde girdiği savaşları. kimi sintineyi boşaltır. zevkli bir yaşamdan sonra gelen yaşlılık rahat ve tatlı olur. bunlardan sanki hoşlanırmış gibi katlanırdı. insanı hemen hemen her zevkten yoksun kılması. o şiiri bilirsiniz elbette. öğütleriyle devleti koruyan Fabricius. ikincisi. onları artırmışlardır bile. o başka. saldırı. benim Voconius yasasını (24) bağıra bağıra. Aklı kıt olanlarsa kendi kusurlarını. 'Öyle ya' diyorlar. Maximus'un ne diye bu kadar uzun boylu sözünü ettim biliyor musunuz? Onunki gibi bir yaşlılığa kötü demenin doğru olmadığını anlayasınız diye. ben de iyi düşününce yaşlılığı kötü gösteren dört neden buluyorum: Birincisi. legat (32) ve konsül olarak türlü savaşlara girmiş olan beni. suçlarını yaşlılığa yüklerler.. çünkü nelerin yapılması gerektiğini ve nasıl yapılacağını senatoya ben gösteriyorum: öteden beri kötü niyetler besleyen Kartaca'nın savaş ilan etmesini beklemeden ben ilan ediyorum. Şair Naevius'un Ludus'unda şöyle bir soru sorulur: . Sparta'da en onurlu görevlerde bulunan kimselere "Yaşlılar" denir. Maximus hiç mi bir şey yapmıyordu? Ya senin babana. hiçbir zaman da çabalamayı ve çalışmayı elden bırakmamış. Çünkü şimdi konsül olan T. Yüz yaşına dek yaşasaydı. Scipio. biraz önce sözünü ettiğim Ennius bunu yapmazdı: "Olimpia'da çoğu kez alanın sonuna değin varıp. Sanki başıma geleceği. insanı işlerden uzaklaştırması. lekesiz. ondan sonra beş yıl daha yaşamış. dediklerine göre. ben konsülken o da ikinci kez konsül olmuştu (34). Panathenaikos adlı kitabını doksan dört yaşındayken yazmış. Ama herkes Scipiolar. ölüme yakın oluşu. şimdi savaşmıyorum diye boş duruyor sanıyorsanız. yaşlılarca da kurtarılmış ve kalkındırılmıştır. sözünü geçirme. uzaktan mızrak atma. ama çok daha büyük."(21) Yaşlılığını güçlü ve yengi kazanan bir atınkine benzetiyor. çok daha iyi işler görürler.' Yaşlılar gençlerin yaptığı işleri yapmazlar. siz bunu pek iyi anımsayabilirsiniz. Doğrusu. Maximuslar gibi olamaz ki! Kentler aldığını. Paulus'a (26) ne dersin? Ya öteki yaşlılar. Dünyada neden öyle çok kalmak istediği sorulunca.yalnızca içerdeki savaşları değil. Ennius Caepio ile Philippus'un (23) konsüllüğü zamanında öldü. üçüncüsü. düşünceleriyle. bunlar elleri boş mu duruyorlardı? Appius Claudius yaşlılığında. anlaşmaya yanaştığı sırada Ennius'un şiirine soktuğu şu sözleri söylemekte duraksamadı: "Şimdiye dek başınızda olan aklınız nereye gitti de Çılgınlar gibi yolunuzu şaşırdınız?" (29) Bundan ötesi de böyle çok güçlüdür. yani yoksullukla yaşlılığa. insanı işlerden uzaklaştırırmış. atalarımız meclislerin en yükseğine senato adını vermezlerdi (35). bedeni zayıflatması. Coruncaniuslar (27). kimi güvertede koşuşur. düşünce. Demek ki Pyrrhos (31) savaşı sırasında adamakıllı yaşlıydı. Ben kensor olmadan bir yıl önce ve konsül olduktan dokuz yıl sonra öldü. baskın. aslında bizzat Appius'un kendi söylediği söylev de saklanıp korunmuştur. Hangi işlerden? Gençlik ve güç isteyen işlerden mi? Yaşlılara göre. Demek yaşlıların işe yaramadığını söyleyenler boş konuşuyorlar. Bu artamlar yaşlılara vergi olmasaydı. Yengi kazanan at gibi yaşlılıktan çökmüş. tribun. Hem Appius bu işi ikinci konsüllüğünden on yedi yıl sonra görmüştür. üstelik iki konsüllüğü arasında on yıl geçmiş ve konsül olmadan önce kensorluk (30)da yapmıştır. Scipio. ama gene de senato Pyrrhos'la barışmaya. bunlar gerçekten de yaşlıdırlar (36). keşke dedenin yarıda bıraktığı işleri sen sona erdirsen! O öleli otuz üç yıl oluyor: ama gelecekteki bütün kuşaklar onun adını anacak.

Bizim Statius'un Synephebi adlı komedyasında dediği gibi: "Kendisinden sonra geleceklere yarasın diye ağaç dikerler (42)". gene onun söylediği şu sözlerden daha doğrudur: "Pollux hakkı için. şimdi de gençlikteki gücümü yitirişim (yaşlılığın ikinci kötü yanı buydu) umurumda değil. bu uğraşı yüzünden malını yönetmeyi savsaklıyor gibi göründüğü için oğulları onu mahkemeye verdiler. Krotonlu Milon'un (46) sözünden daha . görmek istemediği birçok şeyi görür. en yaşlı zamanında bile tragedyalar yazdı. kendi halinde bir ömür sürenler için de böyledir. hoşa gittiklerini söylemek daha doğru olur: öyle ya. biçim. ne kadar yaşlı olursa olsun. dedelerini de tanırım ve mezarlar üzerindeki yazıları okurken. Ya hukukçular. yapıt okunduktan sonra da yargıçların kararıyla aklanmış.. Yaşlıların can sıktıklarını değil.. bu. ve her ne işe girişirsen. aklı başında yaşlılar iyi huylu gençlerden nasıl hoşlanır. kime verecekleri olduğunu akıllarında tutarlar. Yaşlıların aklına bir şey olmaz. düşüncesizlik çiçeği burnundakilere. bunları okumakla ölüler belleğimde canlanır. sanki çoktandır süren bir susuzluğu dindirmek istermiş gibi. Ya yeni yeni şeyler öğrenenlere ne dersiniz? Örneğin Solon'un. Platon'u. nasıl oldu da o koca devleti öyle yıkıverdiniz (37)?" Verilen türlü yanıtlar arasında başlıcası şudur: "Yeni yeni söylevciler türemişti. kimden alacakları. "Yaşlı olduğum halde her gün yeni bir şey öğreniyorum (45)" diye övündüğünü görüyoruz. sizin duyduğunuz zevkten az değildir. hem de zorlu işler görüler. Homeros'u. Stesikhoros'u. Sophokles." (43) Öyle ama. dahası. bunlar kafasızdılar.. boş durdukları yoktur. zayıflar elbette. Yeni yetiştiğim sıralarda bir boğa ya da bir fil kadar güçlü olmak umurumda olmadığı gibi. buna karşılık gençler de yaşlıların öğütlerini dinlemekten zevk alır ve onlar sayesinde erdeme karşı bir heves duyarlar. pontifexler (39). çünkü. buna gücünün yetip yetmeyeceğini düşün. öyle çok şey anımsarlar ki onlar. yalnızca parlak ve onurlu konumlarda bulunan kimseler için değil. niyetim demin size örnek olarak verdiğim şeyler üzerine bilgi edinmekti. yargıçların öylece. onu benden sonrakilere bırakmamı da istiyorlar. Ama. Sabin topraklarında komşum ve ahbabım olan öyle Romalı köylüler sayabilirim ki. bu serveti yalnızca dedelerimden almamı değil. Simonides'i. delice sarıldım." Caecilius'un kendisinden sonraki kuşağı düşünen yaşlı adam üzerine söylediği o söz. Bizde servetini iyi yönetemeyen babaların. insan önceleri neyle uğraşmışsa. en büyük filozofları. dizelerinde. yaşı ilerlediğinde Aristeides'e Lysimakhos (38) diye mi selam vermeye başladığını sanıyorsunuz? Bana gelince. servetini elinden almalarını istiyorlardı. bir yıl daha yaşayabileceğini düşünmeyen var mıdır? Ama uğraştıkları işlerden hiçbir yarar görmeyeceklerini bile bile didinenler de vardır."Baksanıza. bu adamı. demin söz etmiş olduğum İsokrates'i. Elinde olanı kullanmak gerek. Gorgias'ı. demekle daha da çok yanılmıştır. "Bence yaşlılıkta en acı şey: O yaşa gelen insanın başkalarına sıkıntı verdiğini masıdır" (44). Sokrates'in sazla uğraştığını öğrendiğim zaman benim de o işi yapacağım geldi (eskiler saz çalmasını öğrenirlerdi). yaşlı filozoflar. ben yalnızca bugün yaşayanları tanımakla kalmayıp. elbet yaşlılığında da onunla uğraşır. Xenokrates'i. benim sizinle birlikte bulunmaktan duyduğum zevk. kimin için ekiyor diye sorana hiç duraksamadan şu yanıtı verir: "Ölümsüz tanrılar için. Kleanthes'i ya da sizin Roma'da gördüğünüz stoacı Diogenes'i (41) çalışmalarına son vermek zorunda bırakmış mıdır? Hepsi yaşadıkları sürece etkin de olmamışlar mıdır? Haydi bu yüce uğraşları bir yana bırakalım. sonra. gençler kendilerine saygı ve sevgi gösterdiklerinde yaşlılığa nasıl daha kolay katlanırlarsa. sanıyorum. Dediklerine göre. Pythagoras'ı. dedikleri gibi belleğimi yitirmekten korkmam. sazla değil ama hiç olmazsa Yunan yazınıyla uğraştım. devlet işlerinden uzak. Demokritos'u. bilgisizdiler. yaşlılar çalışkandırlar. akıllılık da yaşını başını almış olanlara vergidir. hem istenmedik şeyler çoğu kez gençlikte de başa gelir. belki görmek istediği birçok şeyi de görür. Themistokles bütün yurttaşlarının adlarını bellemişti. o zaman yaşlı adam. başka hiçbir dert getirmesen de gelirken yanında getirdiğin şu dert yeter: İnsan çok yaşayınca. mallarıyla uğraşmasını yasaklamak nasıl gelenekse (40).. yaşlandıkça bellek zayıflar. angurlar. çünkü onlar. sanki o aklını yitirmiş bir insanmış gibi. yeter ki çabalarını ve eylemlerini sürdürsünler. Görüyorsunuz ya uyuşuk ve devinimsiz olmak şöyle dursun. Ama bunda pek şaşılacak bir şey yok: Öyle ya. elinde tuttuğu ve az önce yazmış olduğu Oidipos Kolonos'ta adlı yapıtını yargıçlara okumuş ve bu yapıtının deli işine benzeyip benzemediğini sormuş. Bir yaşlının hazinesini gömdüğü yeri unuttuğunu doğrusu hiç duymadım." Doğallıkla. İşletmezsen ya da yaratılıştan ağır işliyorsa. derler. Caecilius. ürünün ambarlara yerleştirilmesi gibi en önemli tarla işleri hemen hemen hiç görülmez. mahkeme için saptanan günleri. ey yaşlılık. onların babalarını da. yaşlılar iş edindikleri şeyleri. daha sonra Zenon'u. İşte yaşlılık. ben de öyle bu yaşlılığımla Yunan yazınını öğrendim: bu işe. onlar başta olmadan ekim. Gerçekten de çiftçi yaşlı olsa bile.

yaşlandığında. Kartaca savaşında asker ya da aynı savaşta questor olduğum ya da İspanya'da konsüllük ettiğim ya da dört yıl sonra Termopiller'de M. soylu gençler arasında bulunmakla mutlu görünüyorlardı: güçleri azalsa ya da yok olsa bile. Sana böyle bir beden gücünün mü. bilmem nasıl olur da bir canlılık gelir. hem babası gibi yüksek ruhluydu. yaşımı da görüyorsunuz. senatoda. Buysa yaşlılığa özgü bir eksiklik değil. konuklarımla konuşurken. Kyros ölürken. doğal durumlardır. Africanus'un seni evlat edinen oğlu (60) nasıl da zayıftı! Sağlığı nasıl da bozuktu! Daha doğrusu nasıl da sağlıksızdı! Böyle olmasaydı. ben de Kyros'un övündüğü şeyle övünebilmek isterdim. çökertmedi. Sağlığı göz önünde tutmak. ikinci konsüllüğünden dört yıl sonra pontifex maximus (49) olmuş ve rahiplikte yirmi iki yıl çalışmış olan Metellus'u (50) ömrünün sonunda gençliğini aramayacak denli güçlü gördüğümü anımsarım. onlara toplumsal görevlerin hepsini öğretecek güçte olmadıklarını mı söyleyeceğiz? Bundan da daha güzel bir iş olabilir mi? Bence. daha iyi. sözü gene kendime getiriyorum: Seksen dört yaşındayım. Dediklerine göre Milon (57) Olympia alanına omuzlarında canlı bir öküzle girmiş. o adam yola yaya çıktı mı. Öyle ya. gençlikteki yaramazlıkların bir sonucudur. Hem yalnızca bedene değil. ve her çağın kendisine göre bir durumu vardır. orta yaşlılarda ağırbaşlılık. yaşlılığım kısa sürsün. arkadaşlarımla. yıkıma uğrarlar.. Homeros'un dediği gibi. sağlığa bağlı bir şeydir. Acilius Glabrio (54) konsülken askerî tribün (55) olarak döğüştüğüm zamanlardaki gücüm yoksa da. devletin ikinci bir güneşi olurdu. yeni yetişenlerin zevke düşkünlüğü ve taşkınlığı. iyice yaşlanmış olmasına karşın. erken yaşlan" öğüdünde bulunan o eski ve beğenilen atasözüne benim hiçbir zaman aklım yatmadı. asıl zihne ve ruha özen göstermeli. Cn. Pontius'un (56) gücü yok. "Evet ama öyle halsiz yaşlılar vardır ki hiçbir görevle uğraşamaz. Gerçi kendisinden söz etmek yaşlılığa özgü olan ve biz yaştakilerde hoş görülen bir şeydir. Scipio ile P. bir yaşlının çevresini almasından daha hoş bir şey var mıdır? Yaşlıların yeni yetişenlere ders verecek. ondan çok önce yaşamış olan T. elden gittikten sonra onu arama: yok eğer delikanlıların çocukluğu. aynı zamanda soluk ve güç işidir. ve atalarından ikisi: T. Sizde de yüzbaşı T. Scipio. Crassus (47) hiç böyle sızlanmadılar. Ağzından. Xenophon'da okuduğumuza göre. dünyada ata binmez. bir Laelius'a yol gösterebilirsin. Coruncanius. gücünün azalmasından korkuyorum. "İşim var" demedim. basit bir yol. başı açık gezer. Ömrün gidişi bellidir. insan gücünü yönetmesini bilmeli. şimdiye dek beni görmek isteyen hiç kimseye. çünkü onun işi yalnızcaca zekâ işi değil. Homeros'un destanındaki Nestor'un. soğuk dinlemez. son sözleri olarak. Böylece yalnızca yapamadığımız değil. ama o güçlüdür diye sizden daha mı değerlidir? Yalnızca. sağlam yapılı bir vücudu vardır ve bu sayede krallığın bütün görev ve işlerini başarır. kusurlarını çabalarımızla gidermek gerek. yaşamda yapılması gereken işlerden hiçbirini yapamazlar" diyen olabilir. bunlar da beslenmezse. Dedeni konuk etmiş olan doksanlık Masinissa'nın (58) bugün neler yaptığını sanırım duymuşsundur. bunları zamanında kabullenmek gerekir. P. ama ben kendimden söz etmeye hiç gerek görmüyorum. Yaşlıların gücü mü yoktur? Yaşlıların güçlü olmaları istenmiyor ki! Yasa ve gelenekler. bedeni ölçülü olarak işletmek. bu tatlılığa sahip olmak için de hiç beden gücüne gereksinmesi yoktu. konuşmasını bilen bir yaşlının iyi hazırlanmış ve dingin sözleri. bu nimet elindeyken yararlan. atla çıkınca da attan inmez: yağmur. Söylevciye gelince. ancak gücünün yettiği kadarına el atmalı: işte böyle olursa.. doğanın çizdiği bir tek yol vardır. Erken yaşlanmaktansa. bununla birlikte Yunanlıların o ünlü önderi. haklı olarak övünürken. Nestor'a benzer on adamı olsun ister ve bu isteği yerine gelecek olsa Troya'nın kısa sürede yenileceğinden kuşkusu yoktur. yaşlılarda olgunluk. Öğrenmek hevesiyle dolu gençlerin. çoğu kez dinleyicileri etkiler. Africanus. gücümün eksikliği duyulmuyor. P. iyi ve yararlı şeyler öğretenlerin mutlu olmadıklarını sanmamak gerek. onları yetiştirecek. yetişkinlerde taşkınlık. kürsüde. Demek ki beden eğitimi ve ölçülü yaşamayla. (53) Her neyse.. yaşlıların kimileyin zayıf bünyeli olmalarında şaşılacak ne var? Yaşlılığa katlanmak. gücümüzü yok edecek denli değil. yoksa Pythagoras'taki zekâ gücünün mü verilmesini isterdin? Her neyse. çünkü yağsız kalan lambanın söndüğü gibi. Yurttaşları için hukuk kurallarını kaleme alan Sex. o başka. ama hiç olmazsa diyebilirim ki. gerçekten baldan tatlı sözler akardı (52). ben şimdiye dek bunu yitirmiş değilim. çocuklarda zayıflık. onda kendini beğenmiş ya da geveze görünme korkusu yoktu. hiçbir zaman kendi değerinle ün kazanmadın ki. Aelius. gördüğünüz gibi. yaşlılığa miras olarak güçsüz bir beden bırakır. yaşlılık beni büsbütün güçsüzleştirmedi. Gerçi ak saçlı yaşlıların sesine. insan yaşlanınca bile eski gücünün bir kısmını koruyabiliyor. eski gücüm kalmadı diye yazıklanmaz. ününü sen ciğerlerine ve pazuna borçlusun. Hey akılsız! Onlar senden daha cansız değil. tazeleyecek denli yiyip içmek gerek. bunlar öldü artık!" demiş. müvekkillerimle. Scipio. Aias'a değil. hem kuşkusuz ki bu güçsüzlük yaşlılıktan çok. nasıl durup durup kendi artamlarından söz ettiğini (51) elbette bilirsiniz. hem üstelik daha derin bilgisi vardı. Bakın.çok küçümsenecek söz olabilir mi? Milon artık yaşlı olduğu sıralarda. böyle olsa da yaşlılara dingin ve durulmuş bir konuşma yakışır. "Ah. bir Scipio'ya. "Yaşlılığın uzun sürsün istiyorsan. Ben henüz çocukken.. yaşlılığında hiçbir zaman kendisini gençliğindekinden daha zayıf duyumsamadığını da söylemiş (48). çünkü. onların bilgileri son nefeslerine kadar sürdü. alanda beden eğitimi yapan atletleri görmüş ve kendi kollarına bakıp ağlaya ağlaya. yapabildiğimiz işlerden de uzak tutuluyoruz. biz yaştakileri güçsüz yapılamayacak işlerden bağışık tutuyor (59). haklı olarak. Oysa gücüm her ikinizinkinden de azdır. Aemilius ile P. yaşları biraz ilerlemiş olanların delikanlılık çağını aramaları doğruysa. bu işi kendin beceremezsen de. üç insan kuşağı görmüştü. ama. Çok yorucu olan bir . Gençler bile zayıf bünyeli olabildiğine göre. insan.

biliyor musunuz? Size şunu anlatmak istiyorum: Uslamlamayla. tembel. her duyduğum. yaşlılarda da gençlerin kimi özelliklerinin bulunması. yeni yetiştiğim ve Q. Camillus (64) ile Appius Claudius'un konsüllüğü sırasında Tarentum'a geldiğini de tarihte okudum. hep bu düşüncenin kabul ettirilmesini isterlermiş: Kendilerini zevke vermeleri ve böylelikle kolayca yenilebilmeleri için M. o evde. uslamlamanın düşmanıdır. Çünkü bir de yeğin ve sürekli olursa. düşmanlarla gizli görüşmeler hep ondan çıkar: şehvetin göze aldırmadığı hiçbir suç. O söylediklerini bana. ta çocukluklarında yaşlılardan duymuşlar. şu zevk düşkünlüğünün rezil bir şey olduğunu göstermek gerekir diye düşündüm. çünkü yay gibi gergin bir zekası vardı. Büyüklerim. beden bakımından yaşlanabilir. Yaşlılık bizden gençliğin o en kötü eksinliğini uzaklaştıryorsa. akılla zevk isteğini kendimizden uzak tutamadığımıza göre. sofrasındaki kötü bir kadının sözüne uyup işledikleri suçtan dolayı idam cezasına çarptırılarak hapse atılmış olanlardan birinin başını vurdu. bizim Tarentumlu Nearkhos. Çünkü kendisini işe veren. Öncelim olan kardeşi Titus censor iken L. genellikle bunaklık denen ve yaşlılara özgü olan aptallık da her yaşlıda değil. hem o konuşmada Atinalı Platon da bulunmuş. kuşkusuz bedeni ağırlaştırır. Bunu Fabricius'dan duyan M. Appius dört güçlü oğlunu. bunu büyüklerinden duyduğunu söylerdi. "Her yaptığımız işin sonunda zevk olmalıdır" dediğini duyunca şaşakalmış. İster doğa. İşte insan kendisini böyle savunur. insanoğluna her şeyden üstün olan aklı verirken. Arkhytas bunları Caudium savaşında. her şeye inanıveren. gevşemiş yaşlıları anlatmak ister. işletildiğinde çevikleşir. işte bu yoldur. yaşlılığın ne zaman geldiğini duymaz. bunu elde etmek için doymak bilmez istekler. yani zevklerden yoksun olmasına. Samnitlere ve Pyrrhos'un kendisine. akıl gücüyle savunuyorum. Onun düşüncesine göre. Platon'un L. augur ve pontifex hukukunu. Decius'un (68) . bu bağışa en büyük düşman olmasını istemiş. doğrusu Flaccus ile ben hiçbir bakımdan hoş görmedik. hiçbir şeye kafa yormaz. şehvetin bu tanrısal armağana. gündüzleri her dediğim. alın teri dökerken beden gücümün yokluğunu pek duymuyorum. başka bir nedenle değil. hepsi de onu severdi. çalışan insan. konsül Sp. Roma dostluğuna bağlı kalan.beden eğitimi. Böylece yavaş yavaş. daha zararlı bir şey yoktur. düşünce ve ılımlılıktan uzak olarak alevlenir. Çünkü bu adam konsül olarak Gallia'da bulunduğu zaman. çocuklar çekinir. "Zevke son derecede kapılmış bir insan düşünün" diyormuş. anlatır dururlardı: C. ister bir tanrı. o kadar müvekkili. her türlü uslamlamadan uzak olur. Gelelim yaşlılığa buldukları üçüncü eksikliğe. beş kızını. devleti yıkmalar. Atina'da bilge diye geçinen biri bulunduğunu ve bu adamın. hem (deyiş yerindeyse) aklın gözlerini körleştirir ve erdemle hiç ilgisi yoktur. bundan başka Yunan yazınıyla da çok uğraşıyorum. evinde ahlâksızca. hem de kör olmasına karşın yönetirdi. senatoya sık sık gidiyor. İstemeye istemeye bir iş yaptım: yiğit T. uyuşuk. ama ruh bakımından hiçbir zaman yaşlanmaz. Pyrrhos'a elçi olarak gittiğinde Thessalialı Kineas'tan (66). kimseye uymaz.Curius ile T. Gençlerde yaşlıların. Flaminius'un kardeşi L. ama gençlerin de hepsinde değil. hem de üzerlerinde iyice. insanlar fuhuş. doğru olmayan bir şeyin önüne geçtiği için yaşlılığa karşı büyük bir minnettarlık duymamız gerek. Arkhytas'a göre maddî zevk. belleğimi işletmek için. zina ve bunlara benzer her rezaleti şehvetin çekiciliğine kapılarak yaparlar. Yurda ihanet etmeler. Flaminius'u (65) yedi yıl konsüllük ettikten sonra senatodan çıkarttım. zihinse. Bu sözlerle neyi anlatmak istiyorum. dedelerden kalma göreneklere ve düzene uyulurdu. uzun uzun düşünülmüş düşünceler ortaya atıyorum. işinde onursuzca davranmasına yol açacak denli çirkin ve önüne geçilmez bu zevk düşkünlüğünü. son soluğuna dek ailesine sözünü geçirirse. ayrımına varmaksızın yaşlanır ve birden çöküvermez de ağır ağır söner. ilerlemiş yaşında. büyük ve ünlü bir adam olan Tarentum'lu Arkhytas (62) bakın bir zamanlar neler söylemiş. doğanın insanlara verdiği en uğursuz belâdır. hiçbir kötü eylem yoktur. ahlâkı şöyle böyle olanlarda görülen eksiklikler olduğu gibi. eski zamanlarla ilgili bütün yapıtları topluyorum. onun. Arkadaşların yardımına koşuyor. Onun için maddi zevkten daha tiksinilecek. Şimdi Origines adlı yapıtımın yedinci kitabıyla uğraşıyorum. Bu işlerle uğraşamayacak duruma gelirsem. Böyle işlere kendimi verip çalışırken. hakkını korur. kimse kuşku duymaz ki böyle bir insan. bu zevkin etkisi altında kaldığı sürece her türlü düşünceden. Bunu daha iyi anlatmak için Arkhytas. Postumus ile T. Caecilis (61) "komedyalardaki budala yaşlılar" derken. dördüncü kez konsüllük ederken devlet uğruna canını veren P. Bu düşünceleri de beden gücüyle değil. onlara üstelik hükmederdi: köleler ondan korkar. Ruhun yapacağı eğitim budur. hafif akıllı yaşlılarda olur. uykucu bir yaşlının eksiklikleridir. Fabricius. bence iyi bir şeydir: Bu düşünceyi benimseyen. Veterius'u yenen adamın babası olan Samnit kavminden C. ne büyük bir iyilik ediyor! Değerli gençler. kendi konsüllüğünden beş yıl önce. şehvetin egemen olduğu yerde erdem tutunamaz. bu eksiklikler de yaşlılığın değil. Çünkü kendisini zevke kaptıran insanda ılımlılık diye bir şey kalmaz ve genellikle. öyle koca bir evi. Pontius ile konuşmuş (63). ruhun bütün ışığını söndürür. her yaptığım şeyi akşamları aklımdan geçiryorum. yurttaşlar hukukunu inceliyorum. Coruncanius (67). ama ne yapayım. Maximus ile Tarentum'da bulunduğum sıralarda anlatmışlardı. Çünkü zevk isteği insanda düşünce bırakmaz. artık o yapamadığım şeyleri yattığım yerde düşünmek de gene benim için bir zevk olur. Pythagorasçılar gibi. savunmuş olduğum önemli dâvâlar dolayısıyla verdiğim söylevlerin hepsini gözden geçiriyorum. zihnin tutacağı yol. ama sürdüğüm ömür gene eylemli olmama olanak veriyor. unutkan. Taşkınlık ve zevk düşkünlüğünün yaşlılardan çok gençlerde. dinçliğini yitirip yaşlılığa boyun eğmemişti: Evindekilerden yalnızca saygı görmekle kalmaz. Curius. yaşlılığı onurlu olur. Flaminius bunun cezasını çekmedi.

yaşlılar bu zevkleri duyamayacak durumda değildirler. Yaşlılar şölenlerden. ama bunlar. gene dedelerimizde görenek olduğu gibi. zevke. Yalnızca yaşıtlarımla değil (aslında bunlardan pek az kaldı). yaşlılar uzaktan bakarlar. o zamana dek görülmemiş bir şeydi. içmek insanın hoşuna gidebilir (zevke pek savaş ilân eder gibi olmayayım. Çocukluğumda. ama. Yunanlılar "convivium"a karşılık. dedikleri gibi. Zevkin tadına kolay kolay doyamadığımıza göre. Şölenlerde de maddi zevklerden çok arkadaşlarımla birlikte olmaya. aklı başında ve iyi yetişmiş kimselerde yaş . insanı küçülten zevklerdir. ama o zaman gençlik ateşi vardı. ama gözü doymuşlar. Kartacalıları deniz savaşında ilk kez yenen Marcus'un oğlu C. ona. devlet işleriyle ilgisi olmayan bir kimsenin böyle şeyler yapmaya kalkması. Bu sözcük. kışın güneşin ve ateşin sıcaklığından hoşlanırım. tiyatronun. sık sık kadeh boşaltmaktan uzak mı kalıyorlar? Öyleyse sarhoşluktan. sözünü ettiğim Pub. Frikyalı Büyük Ana'nın Kültü (71) ülkeye girdikten sonra. Plautus da Truculentus'u. sanırım daha çok zevk duyarlar. kendisiyle başbaşa yaşaması. Bana gelince. yetişkinlik çağıma kadar yaşamış olan Livius'un (77) da yaşlılığını gördüm. ruhun yapayalnızca kalması." Tutkulu kimseler için bu gibi şeylerden yoksun kalmak çekilmez ve üzücü bir dert olabilir. küçük olurlar ve damla damla içilirlerse içki kadehlerinden (73). Konuşma hevesini artırıp. değişik konular üzerinde konuşarak bu şölenleri gecenin geç saatlerine dek. haklı olarak. Cento ile Tuditanus'un (76) konsüllüğü sırasında tiyatro oynatmış. tutkuların tümüne sanki hizmet ettikten sonra. dediğim gibi. Ne diye zevk üzerinde bu kadar çok duruyorum sanki? Çünkü yaşlıların zevki aramamaları bir eksiklik değil. şöyle demiş: "Tanrılar korusun! Ben ondan elimi eteğimi seve seve çektim. Dedelerimiz iyi etmişler de arkadaşları bir araya toplayan sofralara "convivium" demişler. Galus'un (75) yeri. yazın serinlikten. kuşkusuz ki insanlar yemle yakalanan balıklar gibi zevke kapılıp kötülüğe sürüklenirler) zengin sofralarda bol bol yiyip içmekten çekinsek bile. İşte bu adamı Fabricius da. siz yaştakilerle de. yaşlılar onları duyamazlar. düşmanlıklara. yaş ilerleyince her şey günden güne daha ılımlılaşıyor. Pseudolus'u yazdılar diye ne büyük sevinç duyarlardı! Ben doğmadan altı yıl önce. Yemek. Seipio'ya (78) ne dersiniz? Bu saydıklarımın hepsinin. üzerine yaşlılık çöktüğünde. ama gene de emek isteyen işlere ne diyeyim? Naevius.. ona erişmeye çalışır. sonra yaşlılar bu zevkleri doya doya tadamıyorlarsa da. başkalarını geçmek için didinmeye. diyebilirsiniz. şölenlerde sofranın başında oturanın bir konuşma yapmasından. öteden beri bir tarikata bağlıyım. zevki küçümser. Evet. İyi ama. ama arka sıralardan seyredenler de zevk duymaz değiller. göğü ölçmekle uğraştığı sıralarda bitkinleştiğini gördük. yanında mumların. "İnandırıcılığın ta kendisi" (79) dediği M. işte bunun gibi. Scipio. kötü kadınların vereceği zevk karşılaştırılabilir mi? Bilimsel çalışma. Doğru. sofranın başında oturmaktan hoşlanırım. İşte Sabinlerdeki çiftliğimde aradığım şeyler bunlardır. Bu gibi zevklerle sofra eğlencelerinin. ben ne diye başkalarından söz ediyorum? Kendime döneyim artık. Decius'un davranış biçimine dayanarak şöyle bir yargıya varıyorlardı: Kesin olarak yaratılış bakımından en güzel. Öyle ya. hem yemek hem içmek imgesini uyandıran birer sözcük (72) kullanmakla en az önemi olan şeye. bana sorarsanız. flüt çalan birinin bulunması hoşuna giderdi. yükselme hırsına. elbette daha çok zevk duyar. babanın candan arkadaşı olan C. onurlu bir şey vardır. kaba. yeme içme hevesini azaltan yaşlılığa pek çok minnet borçluyum. daha doğrusu. sindirimsizlikten. tanrısal bir buluşla. Ennius'un haklı olarak. Ambivius Turpio'yu (74) ilk sıralardan seyreden biri. çılgın bir efendinin elinden kurtulmuş gibiyim. "Aşkla aran nasıl?" diye sorulunca. ününden dolayı hoş görülüyordu. Xenophon'un Symposion'undaki gibi. bir şeye karşı istek duymayan ondan yoksun kalmış değildir. Licinius Crassus'un pontifex hukuku ve yurttaşlar hukuku konusundaki çalışmalarına. Sophokles'e. onun bu keyfî davranışı. insana istediğini yapma zamanı bırakan yaşlılıktan hoş bir şey de yoktur. Nice zamanlar gün ışığı. bunlardan büsbütün yoksundurlar da denemez. en çok önem vermiş oluyorlar. ama onlar da yeter derecede zevk duyarlar. gençlik denen o mutlu çağda bu zevkler daha çok tadılır. "kötülüklerin yemi" (69) der. güzel sofralardan. bir yana bırakır da. Bence istek duymamak daha hoş bir şeydir. ileri yaşlarında da o işlerle canla başla uğraştıklarını gördük. övünülecek bir şeydir. Benimle aynı tarikattan olan kimselerle çok sıradan bir sofrada yemek yerdim. yemekten sonra evine döndüğünde sık sık görürdüm. ama. onları tatmaktan daha hoştur. Bir kez. nice zamanlar gece onu. erken kurulan sofraya oturmak doğrusu hoşuma gider. komşularımı her gün soframa toplarım. ne paha biçilmez bir zevktir! Öğrenim ve bilgiyle beslenirse. Söyleşmek benim için bir zevk olduğundan. Cethegus'un da (80) yaşlılığında bile güzel söz söylemeye ne büyük bir çabayla çalıştığını görürdük. dahası. benim questorluğumda başka tarikatlar da kuruldu. insanın sanki içini gıcıklayan öyle zevkler vardır ki. belki de bir dereceye dek. gençler mutluluk veren duygulara yakından bakarak. bu şey. onlar bu zevklerin yokluğunu da duymazlar. Yunanlıların aynı anlama gelen sözcüklerinden daha güzel. P. Zevk düşkünlüğüne.yakın arkadaşıydı. hevesini almışlar için böyle zevklerden yoksun kalmak. yaşlandığımızda da biraz yer vermek gerekiyorsa (Platon. uykusuzluktan da uzak kalıyorlar demektir. hele sizlerle. sabahtan beri uğraştığı bir işin başında bulmuştur! Ay ve güneş tutulmalarını bize çok önceden bildirmek onu ne çok sevindirirdi! Bunlar gibi ağır olmayan. Duillius'u (70). tersine. kendisi için istenir ve insan olan. doğaya uygun bir şeydir ). insan birlikte yemek yedikleriyle birlikte yaşar. Kartaca Savaşı'nı. Coruncanius da bilirdi. dedelerimizden kalma bir göreneğe göre. geçen gün pontifex maximus olan şu P. alçakgönüllü sofralardan pekâlâ zevk alabiliriz. uzatabildiğimizce uzatırız. onu geceleyin çizmeye koyulduğu çizimlere dalmış görmüş.. bunlar kendi yaşamlarına. çünkü. söyleşiye değer verirdim. Ama. Yokluğunu duymadığın şeyin üzüntüsünü de duymazsın.

görüyorsunuz ya. diyorum. süt. ama bu konu üzerinde söylediklerim çok bile. kimi zaman kazanç azdır. Hesiodos tarım konusundaki kitabında (82) bunların sözünü bile etmez.ilerledikçe artan bir zevktir. Topraktan çıkan bütün bitkilerin yaşama gücünü bir yana bırakıyorum. sanki artık erginleşiyormuş gibi. ikinci bir kiler derler. demin de söylediğim gibi. ama çoğu kez bol olur. bir çiftçi igibi yaşayarak geçirdi. bundan daha hayırlı bir yaşlılık olamayacağından kuşkum yok. bahçe ve meyvelikler. peynir. Sabinleri. senatoya köydeki evlerinden çağırılırlardı. üzüm de bundan olur. "Her gün bildiklerime birçok şey katarak yaşlanıyorum" demesi. Malının başında bulunan meraklı bir çiftlik sahibinin şarap. nasıl büyüdüğünü anımsatmaya ne gerek? Ama. üzüm. yapraklarla örtülü olduğundan. toprağın suyu ve güneşin etkisiyle büyür. dediğim gibi. arı sürüleri. L. filizleriyle rasladığı şeylere sarılır. yetiştirilmesini de. güneşten de kavrulmaz. hiçbir zaman buyruklara uymazlık etmez ve aldığını hep bol bol geri verir. İşte böylece. birinin bırakılması hoşuma gider. filizler. tarımda hiçbir iş bunlar gibi beceri istemez. türlü türlü aşı yapmak da zevklidir. Hem ben yalnızca ürünü değil. erzakı bulunur. bağcı onu bıçakla budayıp dağılmasının önüne geçer. sonra olgunlaşınca tatlılaşır. o toprak ki. Boş zamanlarda kuş tutma. doğanın kendisini de severim. asma yerde sürünerek şuraya buraya kollar salınca. ondan birkaç yüzyıl önce yaşamış olduğunu kabul ettiğim Homeros ise. kırallıkta gözü olan Sp. Tarla işlerini insana hoş gösteren yalnızca ekinler. Pyrrhos'u yendikten sonra yaşamının son bölümünü işte böylece. ona büyük miktarda altın getirdiklerinde. çimenlikler. kütüklerin bağlanmasını. Tarla işlerinin verdiği zevklerden daha pek çok söz edebilirim.. yaşlılığın bütün eksikliklerinden sıyrıldığımı ileri sürmüyorum. yaşlılığımın erinç ve sevincini oluşturan şeyleri size anlatmak zevkine doyamıyorum. ister güneşte. ömürlerini tarlada geçirirlerdi. diğer yaşlılar olsun. Sonra bahçeye de çiftçilerin kendileri. doğaları gereği. asma dallarından birinin budanıp. toprak yumuşatılmış ve sürülmüş bağrına tohumu aldıktan sonra. İyi bakılmış bir topraktan. küçücük bir incir ya da bir üzüm çekirdeğinden ya da başka meyve ve fidanların ufacık tohumlarından koca koca kökler. toprağı işletme zevkine engel olmak şöyle dursun. daldırma çubukları insana hayranlık dolu bir sevinç vermez mi? Yapı olarak dik duramayan ve desteği olmazsa toprağa düşen asma kendisini dik tutabilmek için elleriyle sarılırmış gibi. yani yaşlılar. doğrusu onun köydeki evine baktığımda (benimkinden çok uzak değildir ). kökteki liflere dayanarak yavaş yavaş boy atar. tavuk. nitekim. dediğim gibi. inanılmayacak kadar hoşlandığım çiftçilik zevklerine geçiyorum: Yaşlılık hiçbir zaman bu zevklere engel olamaz ve bunlar. incecik dallar. Yalnızca türlü türlü ekme yolları değil. M. asma daldırmasını da severim. topraktaki verim gücünü de. aslında yaşlılar. bu kılıftan çıkınca da sıra sıra dizilen buğdayı oluşturur ve kendisini küçük kuşların gagalarından kılçıktan bir siperle korur. asma sırıklarının sıra sıra duruşunu. zeytinyağı kilerleri her zaman dolu olur. bir kılıfa girer. onları kapı dışarı etmiştir. baldan yana zengindir. önceleri tadı çok ekşidir. o adamın yaşlılığını hoş bir duruma sokmaz mıydı hiç? Ama sözü kendimden uzaklaştırmamak için gene çiftçilere getiriyorum. sonra. koyunların kuzuların otlaması. o güç ki. ılımlı bir ısıdan yoksun kalmadığı gibi. kendisi için bir onurdur. Ama aşılar. tanrılara tapınmalarına yarayan her şeyin bol ve verimli olmasını sağlaması nedeniyle de yararlı bir iştir ve bu maddelerin yokluğu bazılarına acı verdiğine göre. çünkü beni böyle çok konuşmaya tarla işlerine karşı duyduğum heves itti. sık sık filiz vermesin ve çok büyüyüp her yana yayılmasın diye. hem o adamın yalın yaşayışına. Çünkü bu zevkler toprağa bağlıdır. çelikler. İşte Solon'un önce de sözünü ettiğim bir dizesinde. görünüşü bakımından daha güzel ne olabilir? Elbette. Quinctius Cincinnatus'a (85) diktatör olduğu haberi. Servilius Ahala. zeytinliklerin güzel görünümünden uzun uzadıya söz etmeye ne gerek var? Kısa keseceğim. Curius olsun. ilkyaz geldiği zaman budanmayan çubukların filiz düğümlerinde sürgün denen şey çıkar. kuzu. artık zevkle barışıyorum." diyerek. hem de o dönemdeki ağırbaşlılığına ne denli hayran olsam azdır. bağlar ve fidanlıklar değildir. tarlanın sürekli sürülmesini öveyim mi? Tarlayı gübrelemenin yararını anlatmaya gerek var mı? Tarla işleri üzerine yazdığım kitapta bunları anlattım. Curius (84) Samnitleri. nasıl yeşerdiğini. ağaçların sıra sıra duruşundan. onu önce kapalı tutar. bilge olan bir insanın yaşamıyla yakından ilgilidir. Şimdi. Yaşlılık. avlanma köy yaşamını bir kat daha tatlılaştırır. bütün insanlara yaraması bakımından yalnızca bir görev değildir.. bana kalırsa. dallar oluşturur. bu meyveden daha verimli. bağların. salkımların kafesli tahtalara tutturulmasını. "Bence altın sahibi olmak değil. bunun yalnızcaca ürününü değil. bu ot. Maelius'u (87) işte bu diktatörün buyruğuyla yakalayıp öldürtmüştü. oğlak. Evinde oturan Curius'a Samnitler. Curius. tarlasını sürerken verilmiş. biraz gevezedirler. İşte böyle yüksek bir ruh. evi hep bolluk içindedir. düğümlü anız olarak dimdik yükselir. ondaki özü de severim. Tarımla uğraşmak. magister equitum (86) C. Asmaların nasıl dikildiğini. çiçeklerin çeşit çeşit oluşu da bize zevk verir. yarar bakımından daha verimli. Sorarım size: tarlalarını ekip biçmekle ömürlerini hoş eden bu insanların yaşlılığı acınacak bir yaşlılık mıdır? Bana kalırsa. insanı bu zevki tatmaya bile çağırır. onları almaya gidenlere işte bunun için "viatores" (88) denmiştir. domuz. altın sahibi olanlara egemen olmak onurlu bir şeydir. Eskiden senato üyeleri. toprak ısısıyla ısınan tohumu basınçla çatlatır ve yeşil bir ot çıkartır. Hoş görün. manevi zevklerden daha üstün olamaz. görünüş bakımından daha güzel bir şey olamaz. toprağı çok daha verimli kılan sulamaları. Laertes'in oğlunun özlemini hafifletmek için tarlasına baktığını ve onu gübrelediğini anlatır (83). Bu çağa eren bir kimse. ister ateş başında ısınmak için köyden iyi bir yer. verdiği zevk dolayısıyla insanların besinine. bu kapama işini gösteren "occatio" (81) sözcüğü de bundan gelir. mevsimi gelince de . Şurası kesin ki hiçbir maddi zevk. Çayırların yeşilliğinden.

ona akıl danışmak gibi önemsiz ve sıradan görünen şeyler bile ona gösterilen saygının belirtisidir. "Atinalılar iyilik nedir bilirler. tokmaklı sopalar. Xenofon'un kitapları. maddi bir zevk var mıdır? Bu ödüllerin en parlaklarını elde etmiş olanlar bence yaşam denilen tiyatro oyununu sonuna dek oynamışlar. avlar. İşittiğime göre. saygının en güzel meyvalarına erişir. onu geçirmek. önüne geçmemek. hem de acemi oyuncular gibi. toprağın bölümlenmesi hep benim işim." İşte yaşlılar böyle bir mutluluğa pekâlâ erebilirler.Valerius Corvinus (92) çalışma yaşamından çekildikten sonra yüz yaşına dek köyde oturup toprağını işletmiş. Seyircilerin hepsi birden onları alkışlayınca. Bir de şunu anlatırlar: Atina'da yaşlı bir adam oyunun ortasında tiyatroya girince. ne yüzdeki kırışıklar insana hemen saygı sağlayamaz: ancak onurlu bir yaşamdan sonra bu olgun çağa yetişen kimse. Lysandros ağaçların boyuna. dokunsanız ağlayacak durumdadırlar. kendileriyle alay ettiğini sanırlar. haklı olarak erk sahibidir. Yalnızca. aksiliği hiçbir bakımdan doğru bulmam. birçok bakımdan yararlıdır. yol kısaldıkça yolluğu arttırmaktan daha saçma bir şey olabilir mi? . hem tiyatroda Adelphoi (100)'daki iki kardeşe bakarak anlaşılabilir: birisi nasıl da sert. önce en yaşlı olanın düşüncesini söylemesidir. yaşlılıktan ileri gelmezler ki. becerisine de şaştığını söylemiş. dedelerimizin yaşlılığın başlangıcı diye saptadıkları yaşa (93) dek onurlu memurluklarda bulunmuştur. Herkesin övmekte söz birliği ettiği insan. bu ağaçların çoğunu kendi elimle diktim.Caecilius Metellus'a. çünkü yaşlılar oyunsuz da mutlu olabilirler. ama her şeyde olduğu gibi bir dereceye değin. Somurtkanlık ve sözünü ettiğim bu eksiklikler bir dereceye değin bağışlanabilir. Bir zamanlar pontifex maximus olan P. ahlâkları oranında başka uluslarda da uyulur. Ama yaşlılar somurtkan.Crassus. Hele bedence güçten düşmüşlerse. ondan sonra aynı rahiplikte gördüğümüz M. çeşitli oyunlardan biz yaşlılara aşık kemiklerini ve zarları bıraksınlar. en güzeli. çünkü sende değerle servet birleşmiş.Lepidus. pırıl pırıl durumuna. güçlükleri azalmıştı. ona bağdaşıklardan armağanlar getirdiği zaman. yanına yaklaşmak. ama yapmak istemezler. kısa mızraklar. Perslerinki gibi bol altınlı ve değerli taşlardan yapılmış süslerine uzun uzun bakmış ve demiş ki: "Sana haklı olarak mutlu diyorlar Kyros. Demek ki o. rica ederim. aşağı gördüğünü. beşer ağaçlık tarhların düzgün sıralarına. zavallıdır. mülk yönetimi konusundaki Oikonomikos (89) adlı kitapta tarımı ne çok över! Bir kıral için toprağı işletmeye çalışmaktan daha uygun bir iş olmadığını anlayasınız diye. M. öteki nasıl da sevimlidir! Sorun şu: her şarap eskimekle ekşimediği gibi. top oyunu. onun. ağaçları özenerek dikilmiş bir toprağı göstermiş. ama elçi oldukları için özel yerlerde oturan Spartalıların yanına yaklaşınca. hiçbir yerde öylesine saygı gösterilmez. hep. Kyros da ona şöyle yanıt vermiş: 'Bütün bunları ölçüp biçen benim. unutmayın ki bütün konuşmamda gençlikteki temellere dayanan yaşlılığı övdüm. herkesin kendilerini küçümsediğini. buna aklım ermiyor. o zaman saygınlığı artmış. siz o kitapları okuyorsanız.' O zaman Lysandros kıralın erguvan renkli giysilerine. Atilius Calatinus'a (94) ne çok saygı gösterilirdi! A. Calatinus için şu mezar yazıtı yazılmıştır: "Birçok kimse. Bir yaşlıya selam vermek. Yaşlıların elisıkılığına gelince." Mezarına kazılmış olan bu şiirin bütününü biliyorsunuz. içlerinden biri. Lysandros'a bir dost gibi ve incelikle davranmış ve bu arada çitle çevrilmiş. L. Yaşlılar bu eksiklikleri edinmekle haklı değilse de mazur görülebilirler: yaşlılar. çiçeklerden çıkan kokuların hoşluğuna hayran olmuş ve toprağa ölçü ve düzenle biçim verenin yalnızcaca çalışkanlığına değil. sırası gelmişken söyleyeyim. ortasında olduğundan daha mutlu yaşamıştır. Bunlar huyların yarattığı özelliklerdir. Sparta'nın yaşlıların en onurlu olarak yaşayacakları bir yer olduğunu söylemiş. her insan da yaşlanmakla aksileşmez. nasıl yaşanacağını bilen kimselerde bu kötü yönler daha az duyumsanır. yalnızcaca yüksek konumdakiler yaşlı augurlardan sonra gelirler. Saygınlık da yaşlılığın şanındandır. atlar. bu işi dikkatle yapın. koşular gençlerin olsun. ağaçların sıralanışı. yurttaşların en seçkini olduğunu düşünür. bir baş hareketlerinden bile belli olurdu. Africanus'a ne diyeyim? Ya önce de sözünü ettiğim Maximus'a (96) ne diyeyim? Bunların etkinliği yalnızcaca buyruklarından değil. Bu adamın birinci konsüllüğüyle altıncısı arasında kırk altı yıl geçmiştir. Yaşlılık. yaşlılığın engel olmadığı başka işler de vardır ama özellikle tarım. bu da hem yaşama. öyle ya. son perdede yere yıkılmamışlardır. huysuz." demiş. Dediklerine göre. tasalı. Öyle ya.gölgeliklerde ve su kıyılarında serinlemekten çok sağlığa yarar bir şey bulabilir mi? Silâhlar. ne adamlardı (95)! Paulus'a. o kalabalık seyirciler içinde hiçbir yurttaşı kendisine yer vermemiş. çabucak kızar. bu saygı gösterilerine bizde de. Ne ak saçlar. dahası elisıkı olurlarmış. Sizin rahipler kurulunda (98) birçok güzel gelenekler vardır. sözünü daha önce de ettiğim Spartalı Lysandros (97).onu görünce ayağa kalkmak. pek değerli bir insan olan Spartalı Lysandros Sardeis'e gelip. öyle ya. sürülmüş ve temiz toprağa. kendisini sözle savunan bir yaşlı. Saygının bağışladığı ödüllerle karşılaştırılabilecek. hiçbir yerde yaşlılara o denli önem verilmez. yaşımız son derece ilerleyince de uğraşabileceğimiz bir iştir. Yaşlılıkta ağırbaşlılığı doğru bulurum. bundan çıkan sonuç: bir gün söyleyip herkese kabul ettirdiğim gibi. Mal. hele onurlu bir ömür sürenlerin yaşlılığı insana bütün gençlik zevklerinden daha değerli sayılacak derecede büyük bir saygınlık kazandırır. hepsi ayağa kalkmış ve yaşlı kimseyi oturtmak istemişler. Sokrates bu kitapta Kritobulos (90) ile konuşur ve der ki: "Zekâsı ve saltanatının onuruyla herkesten üstün olan Pers kıralı genç Kyros (91). İyi huylu. ama. bunları da isterlerse bıraksınlar. Hem Valerius Corvinus ömrünün sonunda.

Evet. Bir oyuncunun hoşa gitmesi için oyunun bitmesine gerek yoktur. böyle olmasaydı insanlar daha iyi. Tartessus (101) kıralının yaşamına bakalım: Evet. ve geçmiş zaman hiç geri gelmez. Yaşlılığın nerede biteceği hiç belli olmaz. aklın ve duyguların oldukları gibi kalmalarıdır. sen de en yüksek orunlara aday olan kardeşlerini yitirmekle ölümün yaşa bakmadığını anladık. kısa da olsa. bizden daha önemli hastalıklara tutulurlar. efendimiz. Bize verilen ömür ne kadar olursa olsun. bir binayı yapmış olan kimse onları nasıl daha kolayca parçalar. insan yaşamında uzun süren ne vardır ki? En uzun sürmüş yaşamı ele al. geleceği de bilemezsin. Anlaşılan yakınlarının kendisini sevmelerini istiyor. harlı bir ateşin bol suyla söndürülmesi gibi gelir. bu nedenle gençlerden daha gözüpek. yaşlılar olgunluktan ölür. yaşlıların ölümüyse. işte bilge bir insan da yaşamının "plaudite"sine (102) dek yaşamak zorunda değildir. öleceğimiz kesin. insan öleceğini duyumsayabilir. İşte yaşlılar. daha akıllıca yaşarlardı. kesin olmayan bir şey varsa. Bilge Solon'un bir mezar yazıtı vardır. onlar olmasaydı devletler de olmazdı. şu da var ki. iyi ve onurlu olarak yaşamaya yetecek denli uzundur. Öyle ama. Ölümü gözümüzde büyütmemek için. çok değerli oğlumu. Çünkü sona varılınca. ama bu duygu kısa sürer. Doğaya uygun olan her şeye iyi demeli. Birçok kez söylediğim gibi. en zalim düşmanın bile ölüsünü onurlu bir cenaze töreninden yoksun kılmaya gönlü razı . saatler geçer gider.. sanırım Ennius. Üçüncü bir olasılık da yoktur ya. bu çağda elinden geldiği sürece görevini yapıp ölümü küçümsemekle akıllıca yaşamış olursun. geçmiş bir ateşin hiçbir etkiyle değil de. kimse öldüm diye sızlanmasın. Bir ömür sonunda en iyi şey. hepsi geçer. Hey büyük tanrılar! Aslında. Bundan dolayı. çünkü. özellikle yaşlı bir kimsede. İşte onun için yaşlı olanlar çok azdır. ne diye korkayım? Genç bile olsa. yaşamdaki görevlerinden kaçmayı yasak eder. Ya öyledir. atlarını sürüp ölüme gönüllü giden iki Decius'u (105). yanlış bir şeye doğru demekten daha aptalca bir şey olur mu? Yaşlı bir insanın umut yolu yokmuş. yıllar. yaşlıların ölmesi kadar da doğaya uygun ne vardır? Gençlerin başına ölümün gelmesi doğaya aykırı bir şeydir. Saçma bir umut. Bilmem ama. ölüm yaşlılardan uzun süre uzak kalamaz. insanı oluşturan doğa onu en iyi bir biçimde ortadan kaldırır. yaşlılığın meyvası da o çağa gelmeden önce bol bol iyilik etmiş olduğunu anımsamaktır. oynadığı perdede beğenilmesi yeter. arkasından sonsuzluk gelen ölüme yas tutmaya değmez diye düşünüyor. çiftçilerin tatlı ilkyazdan sonra yazın. ondan sonraki mevsimler ürün alma mevsimleridir. o zaman istenilmesi gereken bir şeydir. böyle düşünülmezse. tıpkı onun gibi.. bir yerde okuduğuma göre. yıkarsa." (103) demekle daha doğru bir söz etmiştir. yaşlıların iki günlük ömürlerini aç gözlü gibi harcamaları.. öteki uzun süre yaşamıştır. Bu olgunluk bana öyle tatlı geliyor ki. kimsenin içi rahat edemez. sonu olan bir ömür uzun sürmüş sayılmaz. Atilius'u (106). ortada bir neden yokken de o kısa ömrü yaşamaktan vazgeçmeleri iyi olmaz. İşte bunun için gençlerin ölmesi bana. ölüme yaklaştıkça. seksen yıl hüküm sürmüş. Solon'un tiran Peisistratos'a verdiği yanıttan da bu anlam çıkar: Solon. iyice olgunlaşınca düşerlerse. düşünce de yaşlılarda olur. Cannae'deki bizim için onursuz olan çarpışmada arkadaşının düşüncesizliğini canıyla ödeyen deden L. aylar. uzun bir deniz yolculuğundan sonra karayı görür gibi oluyor. güzün gelmesine üzüldüklerinden fazla üzülmeye değmez. o da bugün ölüp ölmeyeceğimizdir. doğa kendi yarattığı yapıtı yavaş yavaş yok ederken. kendisine bu kadar cüretle karşı koyduğunu soran Peisistratos'a. neye güvenerek. geçmiş zaman akıp gitmiştir. Öyle ya. "Yaşlılığa!" diye yanıt vermiş. daha metin olurlar. Ennius. Scipio. ya da duygu diye bir şey yoktur. günler. ölmüşlerimizi anımsayalım. Ama bence. akşama dek yaşayacağını kesin olarak söyleyecek kadar aptal bir insan var mıdır? Hem gençlerde insanı ölüme götüren nedenler bizden daha çoktur: Gençler hemen hastalanıverirler. yaşamdan. gelecekteki meyvaları müjdeler. Ama gene herkese kıyan ölüme geliyorum. bir genç uzun süre yaşayacağını umar. Çünkü ilkyaz. gencin umduğunu ele geçirmiş olduğuna göre daha iyi bir durumdadır. Ölümün her saat insana kıyabileceğinden korkan bir kimse yüreğini sağlam tutabilir mi hiç? Bu konu üzerinde uzun uzun konuşmaya bence gerek yok. Biri uzun süre yaşamayı umar. yaşlı. hoşnut olmak gerek. ölümden sonra duyumsamak ya istenilir bir şeydir. Ama onca yıl yaşayıp da ölümün küçümsenmesi gerektiğini anlamayan yaşlıya yazık! Ölüm ruhu tamamıyla yok ediyorsa. Kartacalıların yolunu bedenleriyle kapatmak isteyen iki Scipio'yu (107). yok onu sonsuz bir ömür yaşayacağı bir yere götürüyorsa. gençlik demektir. Pythagoras da. Diyebilirler ki: "İyi ama. düşmana verdiği sözde durmak için işkenceye ayağıyla giden M. kesin olmayan bir şeye kesin. bunu daha gençken düşünmeliyiz. yani Tanrı buyurmadan.. Gades'de Arganthonius adında. eskimiş olan ise kolayca dağılır. elde kala kala erdem ve dürüstlükle kazandığın şey kalır. "Kimse benim için gözyaşı dökmesin. Ölüm gençlerin de başında olduğuna göre neden yaşlılığı kötülemek için bir neden olsun? Ben. Evet. Öldükten sonra mutsuz olmayacaksam. öylece gençlerin canını bir güç çeker alır da. yaşlı bir insan böyle bir umut besleyemez. Ve yeni oluşan bir bütün güçlükle dağılır. düşünme de. Paulus'u (108). sonunda limana varacağımı sanıyorum. hele mutlu da olacaksam. Yok daha uzunsa. kendiliğinden sönmesi gibidir. ölüme yakın oluşu. yüz yirmi yıl yaşamış biri vardır. çünkü bir ömür. orada dostlarının ölümüne acımasını ve ağlamasını istediğini söyler. ama yurdu kurtarmak uğrunda ölen L. Brutus'u (104). daha güç iyileşirler. Nasıl elmalar hamken çekilip kopartılır.Yaşlılığa kötü dedirten dördüncü bir neden kaldı: biz çağdakilere en çok üzüntü ve tasa veren. üzerinde durmaya değmez. Öyle ya. akıl da. Bir gemiyi.

bunca şey bulma yeteneği var olduğuna göre. baban Paulus (111). bedendeyken de. Öyle ya. yaşamdan da aldı demektir. Oraya doğru bir yollanayım. sizden ayrıldıktan sonra hiçbir yerde olmayacağımı. barışta ve savaşta geceyi gündüze katıp. gözü daha sağlam olan ve ileriyi daha iyi seçen birincilerin. nereye gideceği bellidir. ben kendim ne duyuyorum? Bunu size söylemeye neden çekiniyorum bilmem. Yaşlıların âdetidir. kimse beni kolay kolay tutamaz. ölümsüz tanrılar topraklara baksın ve gökteki düzeni seyrettiğinden yaşamındaki uyum ve ölçüyle o düzeni yansılasın diye insanın vücuduna ruh vermişlerdir. aşağı yukarı böyle düşünür. hem ruh hep devinim durumundadır. Yaşlılıktaki hevesler. ten kafesi içinde tutsak kaldıkça bir zorunluğun yükünü taşıyor ve ağır bir iş görüyoruz. onca güçlüğü üzerime alır mıydım sanıyorsun? İşsiz güçsüz. ruhların ölmezliği konusunda söylediklerini de bana açıkladılar. olacakları kestirebilme. amcası (114) ve adlarını saymaya gerek yok. dedelerin Paulus ve Africanus (112). sonsuzca yaşayacakmış gibi. bölünemeyince de yok olamaz. bölünemez. en akıllı insanların ölüme hemen boyun eğmesi. ölüm zamanının geldiğini gösterir. ruh bedenle birlikte ortadan kalkacaksa. bedende ne varsa. en akılsız insanların da gönül rızasıyla ölmeyişleri. Africanus'un babası (113). Pelias gibi diriltemez (115). hem bence onların yaşadığı. Ve özellikle uyuyanların ruhu. keskin bakışlı olmayan ötekilerin de bunu göremediklerini anlatmaz mı? Beni sorarsanız. Evet. Ama öyle sanıyorum ki. gençler onların eksikliğini duyar mı? Yeni yetişmeye başlayanların da hevesleri vardır. Scipio. C. zahmetsiz. bu devinimin de başlangıcı yoktur. sanki bu yaşamdan ayrılınca. Beni buna inanmaya yönelten ince ince düşünmem değil. insanların doğmadan önce epey şey bilmeleri de ruhun ölmezliğine önemli bir kanıt oluşturur: Öyle ya. bunca şey bilme. bari biraz kendimi öveyim: ünümle yaşamım aynı zamanda bitecek olsa. "Dünyada olmaz!" derdim. sen de. ölüm insan organizmasını dağıtınca ruhtan başka. genellikle. orta yaş denilen çağda onlar artık aranır mı? Bu çağın da hevesleri vardır ve bunları yaşlılar aramaz. dingin. konuşmalarda. Çocukların kendilerine göre hevesleri vardır. İşte Platon. Kimse beni bunun tersine inandıramaz. saydığım babalarınızı görmek hevesiyle içim içime sığmıyor. birçok ünlü insan gelecektekilerin belleğinden çıkmamak için o kadar uğraşmazlardı. ruhum uzanır. Öncekiler gibi onlar da gelir geçer ve o zaman yaşama doymuş olmak. . çünkü bana öyle geliyor ki. kendileriyle ilgili benim de yazı yazdığım kimselerle bir araya gelmek için can atıyorum. ölümlü olamaz. bana bir tanrıymışım gibi saygı gösterin. Bundan başka. bence ruh. bunları başarabilen. tanrılardan biri bana bu yaştan yeniden çocukluğa dönmemi bağışlasaydı bile. Ölüm denince. bunlara hiçbir zaman aklım yatmadı doğrusu. Ve ruh doğadan daha basit. büyük adamlara ölümlerden sonra da saygı gösterilmezdi. hem yalnızca kendi tanımış olduğum kimselerle değil. bunları ilk kez öğrenmiyorlar da anımsıyorlar sanılır. Kendilerini daha uzun süre anmamız için ruhları bize etki etmeseydi. en büyük filozofların bu konudaki değerli ve yetkili düşünceleridir. Sizinle olduğum sürece ruhumu görmüyordunuz. çünkü ruh kendiliğinden devinir ve hiçbir zaman kendisini bırakmadığına göre. yalnızca ruh. var olmayacağımı sanmayın sakın. geleceğe bakardı. Laelius: ben pek ünlü insanlar ve dostlarım olan babalarınızın yaşadığını sanıyorum. Bundan başka. bir insan her şeyden hevesini aldı mı. olup bitenleri anımsama. Bakın. siz gene bütün bu evrendeki güzelliği koruyan ve yöneten tanrılara saygı göstermekle dindar ve sadık insanlar gibi beni anın. en son heveslerdir. sevdiğim. bilgelerin bilgesi dediği Sokrates'in öldüğü gün. Çünkü ruhlar dingin ve özgür olunca gelecekte olacak birçok şeyi önceden görürler ve bundan. bunca şey yapma. Xenophon'un kitabında. Yok. Ölüme en çok benzeyen şeyin uyku olduğunu da. Dinle P. kaba saba delikanlıların bile aldırış etmedikleri bir şeyden. Hiçbir belirtisini görmediğiniz zaman bile onun varlığına inanın. okumuş yazmış yaşlılar mı korkacak? Bilmem ama. yaşam demeye değer biricik var oluştur. doğadaki varlık. Yalnızca okumamış değil. tanrısal ve sonsuz doğasına aykırı bir yer olan dünyaya batırılmış gibidir. asıl birleşmiş olduğu bedenden kurtulup da saf ve katıksız olmaya başladığı zaman düşünür olur. ruh düşünceden yoksun olan bedenden kurtulunca düşünemezmiş. kendisinden daha farklı. Marcellus'u (109) değil de (Origines'te de yazdığım gibi) hiçbir zaman dönmeyi düşünmedikleri o yere çok kere içleri ateş ve gurur dolu giden ordularımızı anımsayalım. ayrılınca da gözükmez. bu devinimin sonu da yoktur. Pythagoras'ın ve hemen hemen yurttaşlarımız sayılan ve bir zamanlar İtalyalı filozoflar adı verilen Pythagorascıların ruhumuzun evreni kapsayan tanrısal ruhtan kopmuş bir parça olduğundan hiç kuşku duymadıklarını anlatırlardı. ölmek üzere olan yaşlı Kyros şu sözleri söyler (110): "Benim sevgili çocuklarım. daha güzel bir yaşama kavuşmak üzere yola çıktıklarının ayrımında olduklarını.olmayan M. bana öyle geliyor ki." Kyros ölmeden önce işte bunları söylemiş. Scipio. ölüme yaklaştıkça onu daha iyi seziyorum. Çok söze ne gerek? Bu konuda düşündüğüm ve duyduğum şu: Beyinde bu denli çabuk işleme. Böyleyse. tanrısallığını gösterir. kendisine benzemeyen bir şeyle karışmış olmadığından. her şey geldiği yere gider. kitaplarda sözü geçen. ruhların ölümsüz olduğunu düşünmeseydi en değerli insan bile ölümsüz bir ün için didinip durmazdı. çünkü göksel olan ruh. geleceğe bağlı olabileceklerini düşünmeselerdi. ama. Apollon tapınağındaki bilicinin. beden bağlarından büsbütün kurtulunca ruhların ne olacakları anlaşılır. sayısız şeyleri öyle çabuk sezerler ki. sanırım bilirsiniz. İsterseniz ben de bu konudaki düşüncelerimi söyleyeyim. Ruhlar ölümlü bedenlerdeyken yaşayıp da onlardan ayrıldıktan sonra ölürmüş. onun bu bedende olduğunu yaptığım işlerden anlıyordunuz. o pek yüksek yuvasından indirilmiş. savaşımsız bir ömür sürmek daha iyi olmaz mıydı? Ama bilmem nasıl. çocuklar güç bilgileri edinirken.

hem de okumuş yazmış kimselerin. alanın varış noktasından başlangıç noktasına getirilmeyi istemezdim doğrusu. Papirius Carbo'nun. De Amicitia'da Scipio doğrudan doğruya konuşmaya katılmıyor.Ö. 129 ) birkaç gün sonra. 129 yılında geçer. yaşlılıktan usanmaktan da kaçınmalıyız. benden dinlediklerinizin doğru olduğunu kendi deneyiminizle görebilseniz!. 147 yılında Kartaca'yı yakıp yıktığı için Africanus sanını almıştır. İ. bana bağlı olarak gitti. diyalogda o hep karşımızdadır. Laelius'la Scipio Africanus Maior'un dostluğu gibi. ama Pompeius'a karşı yitirmiştir. Polybios gibi yazarlarla ve Laelius gibi hukukçularla yazınsal bir çevre yaratmıştır. bir oyunun bizi usandırmasından nasıl kaçınıyorsak.Ö. o tanrısal birliğine kavuşacağım. 142 yılında Scipio'nun desteklemesiyle konsüllüğe adaylığını koymuş. Doğal olarak. daha yaşlı olduğu için. Burada da Terentius ve Lucilius'la dost olmuştur. Bazı değersiz filozofların (117) sandığı gibi. doğa. Mucius Scaevola ve C. 145'te praetor olmuş ve bir söylevle. 147 ) onun legatı olarak çalışmıştır.koşu alanının bir başından bir başına gittikten sonra. aynı zamanda stoacı Diogenes'i. ne güzel gün! Çünkü o gün. 131 yılında Scipio'yla birlikte halk tribünü S. ama aramızdaki uzaklığın. İ. çünkü. Ölümsüz olmayacaksak da. 157 yıllarında doğmuştur. dostluk konusunda hep onun düşüncelerini aktardığından. bundan başka Platon ve Aristoteles'i yakından tanıyan bir düşünürdü. nasıl oluyor da yaşlılık bana ağır gelmiyor ve üzücü olmamakla kalmayıp tatlı da görünüyor diye Laelius ile hep şaştığınızı söyledin. yalnızca. bedenini ben yaktım. çünkü öyle bir ömür sürdüm ki. İ. yaşarken ona verilen bilge adından ve Scipio'yla olan yakın dostluğundan ileri gelir. ruhu benim de gideceğimi düşündüğü yere. görevini yapmakta kimselerin geçemediği Cato'ma da kavuşacağım. Tib.Ö. Lucilius. ama bunlar ya insanı bıktırır ya da bir dereceye dek tatlıdırlar. Yaşlılık yaşamın son perdesidir. bir gün yatağında ölü olarak bulunmuştur. benim Cato'ma (116). beni bırakarak değil de. asıl onun benimkini yakması sıralı olurdu.Ö. yoksa öldürüldüğü mü iyice anlaşılamamış. güç olmayan nesi vardır? Yaşamda tatlı şeyler vardır. Büyük bir komutan olan Scipio. İ. hukukçu ve rahip yetiştiren ünlü Scaevola soyundandır.. İ. yaşamın nesi hoştur? daha doğrusu. ayrılığın uzun sürmeyeceğini düşünerek kendi kendimi avutuyordum. yaşamaya da bir sınır koymuştur. Ertesi yıl adaylığını yeniden koyup kazanmış ve 140 yılında Q.Ö. Babası Paulus Aemilios'tur. Laelius'un ünü. Laelius Scipio'ya bir Tanrı gibi tapardı. o da genç yaşta Scipio Aemilianus'la dost olmuş ve onun yazınsal çevresine girmiştir." P. 44 yılında yazılmıştır. öldükten sonra hiçbir şey duymayacaksam bile. Siyasal yaşama ne zaman başladığı bilinmemekle birlikte. Laelius'la Scipio arasındaki dostluğu Cicero.Ö. İ. Licinius Crassus'un "rahip kurullarının halk tarafından seçilmesi" önergesini reddettirmiştir. Çünkü her şeye olduğu gibi. Laelius İ. Fannius'tur.Ö. dünyaya boşuna geldiğimi düşünemem. Gracchus öldürüldükten sonra. Scipio'nun arkasından ne kadar yaşadığı bilinmemekle birlikte. Gracchus'ların annesinden kuşkulanılmıştır. Diyalog biçiminde olan bu kitaptaki konuşma. Sanki Scipio Aemilianus'un ölümünden ( İ. Cornelius Scipio Aemilianus Africanus minor. Diyaloğu yöneten C. yaşamdan yakınmam doğru olmaz ve yaşadığıma pişman değilim. Bu yüzden Scipio'yla Pompeius'un arası bozulmuştur. Cicero'ya aktarır. 190 yılında doğmuş olmalıdır. iyilikte eşi bulunmayan. çok yaşamamış olmalıdır. kendi canına mı kıydığı. Babası C. biraz durup geçeceğimiz bir uğrak vermiştir. ama Laelius. doğa bize öyle uzun uzadıya oturulacak bir yer değil. Yaşlılık üzerine söyleyeceğim işte bu kadar. bu yaşamdan kendi evimden değil de bir konukluktan ayrılıyormuş gibi ayrılıyorum. İkinci Pön Savaşında Scipio'nun konsüllüğü sırasında ( İ. Panaitios'u.Ö. sık sık yaptığı gibi. Servius Caepio ile birlikte konsül olmuştur. İ. onun yandaşlarını tutuklatmak için kurulan konsüller kurultayına katılmıştır.Ö. Başıma gelene dirençle katlanır göründüm. Stoa felsefesini yakından tanımış. ama. sivil yaşamda. 129 yılında. işte nedenleri: İnsan ruhunun ölümsüz olduğuna inanmakta yanılıyorsam bile. Mucius Scaevola. DOSTLUK ÖNSÖZ Cicero'nun felsefî yapıtlarından biri olan Laelius ya da De Amicitia (Laelius ya da Dostluk Üzerine) İ. Gracchus'un önayak olduğu iç savaşta da Gracchus'a karşı çalışmıştır.Ö. Diyaloğun öteki kişileri. bir az önce sözlerini ettiğim kimselere değil. 185 yılında doğmuştur. Onun. damatları Scaevola ve Fannius'la "dostluk" üzerine konuşur. kabul.Ö. ölmüş filozofların yanıldım diye benimle alay etmelerinden de korkum yok. keşke siz de o çağa erseniz de. Çevresine topladığı yüksek kültürlü Terentius. Diogenes.Ö. bu çamurdan ayrılacağım gün. Scipio'nun çok yakın dostu Laelius.Ö. Scipio. Tusculanae 112'de şöyle anlatıyor: "Askerlikteki eşsiz ünü yüzünden. Öyle ya. 117 yılında . Laelius'un damatları Q. Q. halk tribünlerinden C. 132 yılı başında Tib. bu kalabalıktan. Bu konuşmayı sonradan Scaevola. birçoklarının. İ. hele yaşama doymuşsak. Scipio Laelius'a bir babaya gösterilen saygıyı gösterirdi. insanın zamanı gelince göçüp gitmesi gene istenilir bir şeydir. Panaitios'un düşüncelerini Roma çevresine yaymıştır. 129 yılında çok sevdiği dostu Scipio Aemilianus'u yitirmiştir. bu tatlı bir yanılma ve ben yaşadıkça hoşuma giden bu yanılmanın elimden çekilip alınmasını istemiyorum. duygusuz olduğumdan değil. halk tribünlerinin yeniden seçilmesi önergesini reddettirmiştir. Scipio Africanus'un evlatlığı olduğu için Scipio soyadını. İ. Ruhların o tanrısal topluluğuna.

konsül olmuş. dostluk üzerine konuşacak.Ö. Her konuşmasında ona bilge demekte duraksamazdı. Cicero'yla kitabını adına sunduğu Atticus arasında. bundan sonra bu yaşlı adamın yanından. halkın şaşkınlığı ya da buna yerinmesi de diyebilirsin. C. Fannius Strabo. Africanus'un ölümünden birkaç gün sonra. senin isteğin üzerine birçoklarına yararlı olmak için. Aslında "Dostluk"a birçok bakımdan benzeyen "De Officiis"de de Cicero bu kitabı örnek almıştır: Dostluk'ta diyaloğu stoacı Laelius yönetiyor. eski ve büyük bir dostluk. evinde benim ve birkaç yakın dostunun bulunduğu bir toplantı sırasında. ayrılmadım. Kitabın birçok yerinde Aristo ve Theophrasos'a yaklaşır. Sulpicius'un (5) çok yakın dostu olduğun için daha iyi anımsarsın. bu işi seve seve üzerime aldım. Atticus. arasıra kendimin değil. Ondan dinlediğim birçok ciddî konuşmayı kısa. Africanus'un ölümünden sonra kaynataları Laelius'u görmeye giderler. tarih alanındaki kişisel çalışmalarıyla. . özellikle bir gün anımsıyorum. tatlı tatlı anlatırdı. Cicero'nun bu kitabı örnek aldığına kesin bir kanıt olarak gösterilemez. ne denli büyük olmuştu! İşte Scaevola bu olayı andıktan sonra. Laelius üzerine anılarını olduğu gibi. o zaman hemen herkesin dilinde olan bir konudan söz açmıştı. Bu konuşmadaki düşünceleri ezberimde tuttum. Ölümünden sonra. onu okurken kendini bulacaksın (11). kesinlikle anımsarsın. Bundan başka. 10'da Cicero'nun. bu. Ama Cicero'nun yapıtı kendisine kaynak olarak gösterilebilecek yapıtlardan şu noktada ayrılır: Cicero. Cicero. Laelius'un ta kendisi konuşuyor say. Cicero'nun. 88 yılında ölmüştür. Atticus siyasal yaşama karışmamış. Rica ederim. ticaretle. o zamanın konsülü Q. Dostluğun tanımı tam anlamıyla stoa felsefesine uygundur. Üçüncü Pön Savaşına katılmıştır. Şimdi hem bilge -çünkü bilge sayılmıştır. Cato'nun konuştuğunu sanırım (10). Cicero'nun. birlikte içli dışlı bir yaşam sürdüğü. yaşlıyken bir yaşlı için yaşlılık üzerine yazdığım gibi. bu kitapta da çok yakın bir dost olarak. kayınbiraderinden biraz yaşlıdır. hem uzun bir yaşlılık çağı geçirmiş. Fannius ve Q. pontifex (3) Scaevola'yla yakınlık kurdum. hakseverliğiyle yurttaşlarımız arasında seçkin bir yer aldığını söylemekten çekinmem. Cato'dan daha büyük bir yetkiyle söz edemez. Scipio) canlandırıyor. Cato konuşmuştu. bu kitapta kendime göre anlattım. Laelius yanıtlar. kişileri doğrudan doğruya konuşturdum (8). çok ünlü. O. bu konu herkese tanıtılmaya değer. Bu Scaevola'nın yeteneği.hem de dostluğuyla ün salmış Laelius. Laclius'un. Yaşlılık üzerine senin adına sunduğum Cato Mairo (9) adlı kitabımda yaşlı Cato'yu konuşturdum. çünkü stoacılara göre dostlukta temel. kendisi ve öteki damadı Marcusoğlu Fannius'la (7) yaptığı dostluk üzerine konuşmayı aktardı. Cicero bunu "consensio" sözcüğüyle çeviriyor. C. genç yaşlarında başlayıp Cicero'nun ölümüne dek sürmüştür. Laelius ve P. Cicero'nun bütün yaşamı boyunca Atticus'a yazdığı mektuplar büyük bir deste tutar. Aulus Gellius Noctes Atticae 13. "dedi"nin araya girmemesi ve okurlara karşılarında konuşuluyor sanısını vermek için. DOSTLUK I Augur (1) Q. K. hem de yaşlılığında parlak bir konuma erişmiştir. dostum için dostluktan söz açtım. canlanıyor. tarihe karışmış kimselerin saygınlığına dayanan bu tür konuşmaların. Böylece. birlikte yaşamaktan çok "symphonia" (anlaşma) dır. Scipio arasındaki dostluğun pek ünlü olduğunu öğrendiğimiz için. yalnızca birçok "dedim". O zaman aşağı yukarı zamanının en yaşlısı ve en akıllı uslu adamı. Sulpicius halk tribünüyken önce çok sevdiği. Scaevola her zaman türlü konularda söz söylerdi. Erkek togasını (2) giydikten sonra babam beni de Scaevola'ya götürmüştü. Scaevola. hiç kimse yaşamın bu çağından. Pompeius'tan (6) kanlı bıçaklı düşman olarak ayrılınca. Dostluk üzerine yazmam için beni her zaman sıkıştırırdın. hele P. bilmem neden. kaynatası C. Çeviri için kullanılan metin. Laelius'u yazmadan önce Theophrasos'un Peri Philias (Dostluk) adlı kitabını okumuş olduğunu söylüyorsa da. Söze onlar başlarlar. Roma'nın en ünlü hukukçularından biri idi. Bu yüzden. daha büyük bir değer kazandığı sanılır. babalarımızdan C. Onun için yazdıklarımı okurken. malının yönetimiyle uğraşmıştır. Simbeck'in düzenlediği Teubner'in 1917 Leipzig baskısındaki metindir. Romalılaşıyor. Mucius Scaevola. bu düşünceleri onlara uyguluyor. ama ondan başka bir zaman söz açarım. Brutus'ta pek de iyi bir dille anlatmadığı bir tarih kitabı vardır. Öte yandan. Cicero'nun kitaplarını da o yayınlamıştır. yerinde söylenmiş sözleri ezberimde tuttum. alışkanlığı üzere hemicyclium'da (4) otururken. çünkü bence. elimden geldiği kadar ve bana izin verildiği kadar. hem de aramızdaki yakınlığa uygundur diye düşündüm. Laelius bana dostluk konusunu inceleyecek en uygun kişi göründü. De Amicitia'yı yazarken hangi kitabı örnek aldığını kesin olarak söylemiyor. şimdi augura dönüyorum. Mucius. Yunan yazarlarının dostluk üzerine düşüncelerini birbirine dost iki Romalıda (Laelius. onun bilgisiyle daha bilgili olmaya çalışıyordum. bütün konuşması dostluk üzerinedir. İ. Aristo ve Theophrasos'un düşüncelerini içine alan Panaios'un Peri Kathekontos adlı kitabından esinlendiği kabul edilebilir. Laelius'un bu konudaki düşüncelerini aktarmıştı daha önce. bir zaman için beni düşünme. Böylece düşünceler kişilik kazanıyor.

bana inan ki.bir dost gibi davranıyorsun. haksız mıyım. gökteki tanrılara erişmiştir. şunları bilin benim için: III Scipio'nun yokluğuna yanmıyorum desem. artık ne mutluluğuna. Önce bu adı Cato'ya veriyorlardı. (çünkü bu konuyu inceden inceye araştıranlar. doğru söylüyorsun. ne de değerli sayılmayı isterim. daha çok çalışmaların ve bilgin yüzünen bir bilgesin. aslında bu onun insanlığına yakışmaz. Atina'da bir tek bilge olduğunu biliyoruz. bunu daha çok soruyorlar. Scipio'nun felâkete uğradığını sanmıyorum. o da Cato'ydu. inanılmayacak bir yetenek göstererek. Roma halkının. herkese karşı adaletli oluşu için ne diyeyim? Bütün bunlar bildiğiniz şeyler. sanırım Scaevola'dan da. Konsüllüğe adaylığını koymadığı halde bir kez zamanından önce (21).düpedüz yalan söylemiş olurum. . cenaze töreninde tutulan yastan anlaşıldı. yalnızca sana bilge adını veriyorlar.II FANNIUS . daha ünlü bir kimse yoktu. Babalarımızın zamanında L. Ölümünden bir gün önceydi. Benim düşünceme göre sağlam karakteri olan bir insanı görevinden alıkoyacak hiçbir olay olamaz. yalnızca seni bilge sayıyorlar. en büyük avuntum da. hele geçen ayın Nonae'sinde (16). iki kez konsül seçildi. artık ikinize de sesleniyorum. birçokları bu soruyu soruyorlar. Sense bir başka yönden. Catonunkiyse olgun bir çağdaydı. Yurttaşların onu ne denli sevdiği de. o ünlü gün olmuştur. dostlarının ayrılışından acı duyan insanların düştüğü yanlışa düşmemektir. Bu yüzden yaşlılığında bilge sanı Cato'nun artık takma adlarından biri olmuştu. keskin yanıtları anlatılırdı. ama yurdu için geç sayılabilecek bir zamanda. ama her ikisi de ayrı bir nedenden. ama. Yalnızca şurası gerçek olarak söylenebilir: gördüğü birçok onur ve neşe dolu günlerin en güzeli. Sağlıklıyken sürekli olarak yaptığın bu görevden acım beni alıkoymamalı. Çünkü eşine sanırım hiç raslanmayacak. Bu yüzden bir başkasını.Evet. ama bundan acı duymamak elinde değildir. Öteki davranışlarını bir yana bırakalım. halkın anladığı anlamda değil. Acilius'a (12) da bilge dendiğini biliyoruz. dostunu değil. gerçekten Africanus'tan daha iyi. ne ününe eklenecek bir şey kalmıştı. ötekinin sözleri övülüyor. ama oğlunun ölümüne nasıl katlanmıştı! (18) Paulus'u (19) anımsıyordum. Nonae'deki toplantımızda bulunmamasına gelince. C. hastalığıdır. Fannius'un dediği gibi. bu toplantı günlerini hiç kaçırmadığın ve bu görevini her zaman yerine getirdiğin halde bu kez gelmediğini görenler. yalnızca yaradılışın ya da ahlâkınla değil. (Cato'nun ölümünden bir yıl önce Scipio ve benimle birlikte bu konuyu incelediğini anımsıyorum) (23) onda hâlâ var olan dinçliği alıp götürecekti. Nasıl öldüğünü söylemek zor.Hakkın var Scaevola. senatoda oturum kapandıktan sonra. Galus'u (20) görmüştüm. ona da. bilgeler düşünsün.insanlar için tanrıların suç saymadığı neyi elde etmemiştir? Daha çocukken yurttaşlarının onun için beslediği çok büyük umutları. -bu konuda haklı mıyım.Evet öyle Laelius. ama ilaca gereksinmiyorum. ama ben onlara durumu gördüğüm gibi anlatıyorum: diyorum ki çok büyük. bir kez de kendisi için zamanında. ama öyle sanıyorum ki. hiç mi hiç raslanmamış olan böyle bir dosttan yoksun olduğuma yanarım. kızkardeşlerine karşı eliaçıklığı. kendini sevmek olur. Acilius yurttaşlar hukukunda çok bilgili sayıldığı için. akşam üstü senato üyelerinin. bana bu derece değer verildiğini söylerken -ben ne kendimi bu kadar değerli bulurum. inatçı savunmaları. Bu yüzden benden. gelecek savaşları da ortadan kaldırmış oldu. sanki onurun bu en yüksek basamağından ayrılarak yer altındaki ölülere karışmamış. Cato'nun gerek forumda (13) gerek senatodaki uslu akıllı ve ileri görüşleri. kendi kendimi avutabilirim. Öyle bir yaşam sürdü ki. Gerçi yaşlılık kötü bir şey değildir. söylediğin gibi Apollon'un "en büyük bilge" dediği o insanı bile Cato'ya üstün tutmaktan sakın: Çünkü Cato'nun davranışları. fazlasıyla aşmıştır. LAELİUS . hemen genç yaşta. SCAEVOLA . Laelius. Apollon'un sözcüsü bile "En büyük bilge" (15) demişti: İşte sende böylesine bir bilgelik bulunduğuna inanıyorlar: sen her şeyin sende bulunduğunu sanırsın ve erdemi insanla ilgili her şeye üstün tutarsın. aynı zamanda çok sevdiği arkadaşının ölümüne soğukkanlılıkla katlanıyor. bilginlerin bu sözcüğe verdikleri anlamda bir bilge. o. bağdaşıkların ve Latinlerin onu evine götürdüğü. Cato ise yaşamdaki görgüsü yüzünden. Aslında daha birkaç yıl yaşamasının ne yararı olurdu. Ahlâkının güzelliğini nasıl anlatayım? Annesine olan bağlılığı. Ya kimse bilge olmadı (buna ben daha çok inanırım) ya da bir bilge varsa. Cato üzerine kanıların doğru değil. öylesine ansızın geldi. Bana gelince. bir felâket geldiyse bana gelmiştir: kara bahtına yanmaksa. böylece. Brutus'un (17) bahçelerinde her zamanki çalışmalarımız için toplandığımızda. Egemenliğimizin amansız düşmanı olan iki kenti yakıp yıkarak (22) yalnızca zamanın savaşlarını değil. yakınlarına ettiği iyilikler. bunun nedeni acısı değil. Bütün Yunanistan'da böyle bir bilge yetişmedi. neden kuşkulanıldığını biliyorsunuz (24). Sana gelince Fannius. Yazgının ona güler yüz göstermediğini kim ileri sürebilir? Ölmezliğe erişmek isteğinden başka -bunu düşünmekten o çok uzaktı. augur D. değeri denenmiş bir delikanlıydı. Ama şimdi bütün gözlerin sana çevrilmiş olduğunu düşünmelisin. bilge denilen "Yediler"i (14) bilge saymazlar. ama onların çocukları pek küçüktü. Ölümünü de duymadı bile. Africanus'un ölümüne nasıl katlandığını soruyorlar.

insanlar arasında toplumsal bir bağ bulunur. ama hiç olmazsa bunların iyi insan olduklarını kabul etsinler. FANNIUS . doğanın. Fannius'un dediği gibi de. çok sevindirirsin. ondan önce doğduğum için. dostluktaki yakınlık. birçok konularda yaptığı gibi. bunu yapmazlardı. ama insanlar bize yakın olduğu ölçüde. ölümle her şeyin yok olduğunu söyleyenlerin düşüncesinde değilim (25). gerek mutlu. Ama dostluğumuzun anısı bana öyle tatlı geliyor ki. Laelius. en adaletli ruhların en çabuk göğe eriştiklerini söyleyen insana inanıyorum (27).hem de bu ülkede yaşamış. Onunla devlet işlerinde. deyiş yerindeyse. oysa. V LAELİUS . dürüstlük. ama bu dostluk sağlam değildir. dersin? Bu konuda koyduğun temeller nelerdir? SCAEVOLA . hiçbir zaman bilge diyemem.üç gün devlet üzerine konuştu. Ama bedenle birlikte ruhun da öldüğü ve hiçbir duygunun kalmadığı düşüncesi daha doğruysa bu durumda ölümde hiçbir kötülük de yoktur. ama böyle düşünmekle. halkın yararına pek az yardım ederler: çünkü bir insanın bilge olmadan iyi olabileceğine inanmazlar.IV Çünkü ben son zamanlarda ruhun bedenle birlikte öldüğünü. özel yaşamımızda hep birlikteydik. Sanki öleceğini bilmiş gibi. örneğin yukarda saydıklarım gibi. onlara biz de iyi diyelim: çünkü onlar. Çünkü duygu yok olunca. bir kez dostluktan söz açıldığına göre. İkimizi de sevindireceksin. şehvet ve küstahlıktan uzak çok direngen kimseler. beni demin Fannius'un anımsattığı.Kendime güvenim olsaydı. Bu yüzden yukarda söylediğim gibi. kimin tanrılara yükselişi Scipio'nunkinden daha kolay oldu diye düşünebiliriz? Bu yüzden onun ölümüne yanmak. Fabricius (31). Mutsuz olan benim. bu filozofların koydukları kuramlara göre. Scipio da aynı düşüncedeydi. önce ayrılmam daha doğru olurdu. Ben o kanıya vardım ki. yani en iyi insanların ruhları ölümden sonra. dostluktan çok kıskançlık olmasın. bunun için yurttaşları yabancılara. her zaman vardır: işte bu noktada dostluk . gelecek kuşaklarca tanınacaktır. Bu yüzden bu dostluğun anısının ölmez olacağı umudu. yani hem ölüler için bu kadar kutsal haklar tanıyan atalarımızın -çünkü onlar. benim düşünceme göre. Ama. Curius (32). akrabalar arasındaki yakınlık yitebilmesine karşın. Yunanlıların alışık olduğu bir iştir. hiç güçlük çıkarmazdım.Böyle olacak. dostluk ancak iyi insanlar arasında olabilir. akrabalarımızı başkalarına yeğ tutarız. şimdi yıkık.Gerçekten. Onların belki hakları var. bu ulus var oldukça da bundan sevinç duyacak. Ben size. hakseverlik ve cömertlikleriyle beğenilecek bir davranış ve yaşama yolu tutan. kimileyin şöyle kimileyin böyle konuşmayıp. Bütün geçmiş yüzyıllar boyunca bu türlü dostluklardan (30) üç ya da dört çift sayılabileceğini düşünerek daha çok sevinç duyuyorum. iyi sözünü katıksız iyi anlamında kullanmıyorum. Philus. o zaman parlak Büyük Yunanistan'ı (26) düzenleri ve kuramlarıyla aydınlatmış olanların düşünceleri daha değerlidir. Bence eski insanların. yani insan ruhlarının tanrısal olduğunu. bu konuda hep aynı şeyi. onun alın yazısı mutluydu. Bu doğruysa. her türlü açgözlülük. sen de benimle gelmiştin. iyi olarak tanınmışlardır. Ama ben kimim? Benim ne yeteneğim var ki? Verilen bir konuda hazırlanmadan söz söylemek bilginlerin. yalnızca Scipio'yla yaşadığımı düşünerek mutlu yaşamış olduğumu sanıyorum. Evimiz birdi. boş zamanımız da var. Önce. askerlik yaşamımız bir. bir insanın elinden geldiği kadar. günlük yaşamda uygulanabilecekleri göz önüne almalıyız. ama bu konuyu derinden inceleyenler gibi. gerek kara günlerimiz için daha elverişli değildir. Ama biz. ama Fannius önce davrandı. yaratılışımıza onun gibi uymaz. Dostluk üzerine ne düşünüyorsun? Nasıl olmalıdır. zevklerimizde. karanlık bilge sözünü kendilerine saklasınlar. senden sorulan öteki konularda düşünceni bildirdiğin gibi. hem de sanırım Scaevola'yı. yaradılışımız gereği. düşüncelerimizde -dostluğun bütün gücü buradadır. Bunu bile yapmazlar: bu sıfat bilgeden başkasına verilmez derler (34). Bunun için filozoflar bu kıskançlık dolu. Doğruluk. Coruncaniuslara (33). ruhların ölmezliğinden söz açtı ve bize düşünde bunları Africanus'tan dinlediğini söyledi (29). kaba bir mantıkla düşünelim (35). Gerçekten de. doğanın ta kendisidir. korkarım. dostluğu insanla ilgili her şeyin üstünde tutmanızı salık verebilirim. Tib. siz dostluk konusunda söylenecek sözleri. bu en iyi yaşayış yolunu gösteren önderin izinden yürürler. bu bağ daha güçlü olur. Peki öyle olsun diyelim: ama onların anladığı anlamda da bilgeliğe hiçbir ölümlü erişememiştir. aslında yerinde de olmayan bilge ünümden daha çok sevindiriyor. sanki zincirlerle bağlandığı beden zindanından kurtularak çok büyük bir kolaylıkla göğe dönüyorsa. en iyi. hem beni. Atalarımızın bilge saydığı C. boş zamanımız var. Bu da güçtür ve büyük alıştırmaları gerektirir. Manilius (28) ve daha birçoklarının bulunduğu bir toplantıda -Scaevola. Çünkü konu güzel. isteklerimizde. insan sanki hiç doğmamış gibi olur. M. Bizse hayâl ve dilekte kalan şeyleri değil. dostluk üzerine düşüncelerini de söylersen. bedenden ayrıldıktan sonra göğe dönüş yolunun açıldığını. hiçbir şeyin ölüleri ilgilendirmediğine inansalardı. Umarım ki Scipio ve Laelius'un dostluğu da bunlar arasında sayılacak. o doğduğu için kıvanç duyuyoruz. Çünkü hiçbir şey.tam anlamıyla anlaşıyorduk. Bunun için bana kalırsa. bu konuyu kendilerine iş güç edinenlerden sorun. Akrabalar arasında dostluğu doğuran. Giderek Apollon'un sözcüsünün bile "en büyük bilge" saydığı. bundan ben de sevineceğim. Konuşmasının sonunda. ölümünden birkaç gün önce.

-söylemesi güç!. VII Dostluğun çok ve büyük yararları olmakla birlikte.Geçende Scipio'nun bahçelerinde devlet konusunda düşünce yürütülürken bulunsaydın. VI Dostluk insanların. birçok iyiliği bir araya toplar. toplumsal konum. Çünkü gerçek dosta bakan insan. "Orestes benim!" diye direniyordu. Bu kadarı yetmezse. gözlerini nereye çevirirsen onu orada hazır bulursun. SCAEVOLA . ayakta. Phillus (36) gibi iyi sayılan insanlara iyi diyelim. Hem ben burada. dahası. hem sürdüren. birçokları da zevkleri üstün tutarlar. gelecek için parlak bir umut ışığıdır. bedenini istediğin gibi kullanmana yardım eder. ötekilerin yaşamı övülmeye değer sayılır. uzaktaki dostlar yanımızdadır. Bu sonuncusu hayvanlara yaraşır. o denli sıkışmış. Gerçeği karşısında kim bilir ne yapacaklardı? Doğa burada gücünü kolayca ortaya koydu: insanlar. anlaşmazlıkla ayrıldığını bildirirmiş. kimi tam sağlığı. övülme. kendilerinin yapamadığı şeyi bir başkasının yaptığını görünce onun davranışını doğru buldular. Bilgelik bir yana bırakılacak olursa. Bundan başka söylenecek şeyler varsa. biri ötekilere çok üstündür: dostluk. Ennius'un (37) dediği gibi. dostluğun. bizim kararlarımızdan çok yazgının cilvesine bağlıdır. Dostluk. yaşam mıdır? (38) Karşısında kendinle konuşuyormuş gibi her şeyi söylemeyi göze alabileceğin birini bulmaktan daha tatlı ne var? İyi günlerinde senin kadar sevinecek biri olmasaydı mutluluğundan ne zevk alırdın? Öte yandan da. Katıksız iyiliğin erdemde bulunduğuna inananların çok hakkı var. Önce. Pacuvius'un (40) yeni oyunu oynanırken. Seyirciler.adları sayılan birkaç kişinin dostluğu gibi gerçek ve yetkin dostluktan söz ediyorum. yakınlık ve sevecenlik duygularıyla anlaşmasıdır.Adaletli bir insan için adaleti savunmak çok kolay olmuştur. onu parlak sözcüklerin ölçüsüne vurmayalım: Paulus. bütün tiyatrodan yükselen o övgü sesleri neydi! Kral (41) hangisinin Orestes olduğunu bilmediğinden. Onun için onların ölümü mutlu. yakınlık ortadan kalkarsa. özlemi o derece insanın içindedir. sözlerini seve seve de dinledim. Bu yüzden tehlikeye atılarak ya da tehlikeyi paylaşarak dostuna yardım etmek gerektiği zaman yardım eden insanın bu davranışını göklere çıkarmayacak kimse var mıdır? Daha geçenlerde konuğum ve dostum M. kara günlerinde senden çok üzülecek bir dostun olmasaydı. Bütün ölümlüler de böyle düşünür ve davranışlarıyla bunu tanıtlarlar. harcamaya yarar. bütün dünyada ve evrende duran ya da kımıldayan her şeyin dostlukla birleştiğini. sözü geçerlik. görmeliydin (42)! FANNIUS . Scipio. isterseniz. bu sorunları inceleyenlerden sorun. o günlere katlanmak güç olurdu. Doğadan sevgi ve yakınlık bağı kaldırılsa. Laelius. tanrıların esiniyle yazdığı Yunanca şiirlerinde. ölmez tanrıların insana bundan daha iyi bir şey verdiğini sanmıyorum. ötekileri geçici. Philus'un o kadar özenle hazırlanmış söylevine karşı. zevkler. nasıl adaletin savunmanı kesildi.bunları. güçsüzler güçlü. Kimi zenginliği. düşünce ayrılıklarından ve anlaşmazlıklardan kestirilebilir: hangi güçlü aile. Pylades onun yerine kendisini feda etmek üzere. kimi etkililiği. erdemdir. bu sözleri daha güçlü söylerdin. Cato.Biz daha çok senden dinlemeyi isterdik. Dostluğun gücü özellikle şundan anlaşılabilir: doğanın insanları birbirine yaklaştırıp oluşturduğu sayısız insan toplulukları içinde dostluk.ölüler yaşamayı sürdürürler: dostlara duyulan saygı. hiçbir kent ayakta duramaz. Derler ki. hiçbir ev. ama akrabalık sürer. Şimdi günlük yaşamda ve dilimizde erdem sözcüğüne verilen anlamı açıklayalım: birçok bilginin yaptığı gibi. erdem olmadan dostluğun hiçbir türü olamaz. dostluğun karşılıklı yakınlığında kendisini dinlendirmeyen insan için yaşam. kin ve anlaşmazlıklarla temelinden sarsılmasın? Bundan dostlukta ne büyük iyilikler olduğunu anlayabilirsin. Bu gibi kimseler arasındaki dostlukta özel yararlar vardır ki. neşe getirir. . bu uydurma olayı alkışlıyorlardı. ateş ve sudan çok dosta gereksinmemiz vardır.akrabalığa üstündür. hiçbir yere yabancı. kimi toplumsal konumları. kendisinin Orestes olduğunu söylüyor. saygınlık. Dostluk üzerine bildiklerimi söyleyebildim sanırım. Tarım bile yapılamaz. bunun için derler ki. FANNIUS . Bu yüzden. Dostluk mutlu günleri daha aydınlık yapar. Gerçi bu konuyu onlardan da sordum. hiçbir zaman yersiz ve can sıkıcı değildir. anlaşmanın gücü. ruhu güçsüzlüğe düşmekten ve kendini kapıp koyuvermekten alıkor. saymakla bitiremem. Son olarak. insanlarla ve tanrılarla ilgili her şeyde. o denli dar bir alana sığınmıştır ki. Galus. Çünkü dostluğu hem doğuran. ama senin konuşma biçimin bambaşka. acıdan kurtarır. hiçbir yerde. Agrigentumlu bir bilgin (39). yıkımları dağıtıp paylaşarak hafifletir. hangi sağlam devlet vardır ki. kuşkuludur. Onların iyiliği her günlük yaşam için yeter. hiçbir zaman bulunmayan insanları da bir yana bırakalım. dostluk adı da kalkar. -sanırım pek çok vardır. ancak iki ya da birkaç kişi tam bir sevecenlikle birbirlerine bağlanır. sanki onda kendi örneğini görür. sağlık. Orestes de gerçekte Orestes olduğu için. onların anısı. peşinde koşulan her şey genellikle bir tek işe yarar: servet. halk arasındaki ya da düzeyli insanlar arasındaki dostluktan değil -bunun bile kendilerine göre zevk ve yararları vardır. yoksullar zengin olur.

Sp. Bu yüzden. sırası gelince karşılığını yapmak mıdır? Yoksa bu yardımlaşma dostluğun özelliğidir de. Bu sevginin ne türlü olduğu hayvanlarda bile fark edilebilir. yardım istemekten çok yardım etmeye hazır olsunlar. sanırım. Scaevola'dan daha büyük olduğum için. . daha gerçek bir temel sağlanacak. Ama ben onun erdemine hayran olduğum için. tanrısal bir şeye çeviremez (51). bize kendini. Africanus bana gereksinmiyor muydu? Herakles hakkı için.İşte buna zorbalık derler. ötekinden. Dostluğun doğuşunda ondan ne çıkarlar elde edileceği düşüncesinden çok. FANNIUS . Dostluğun güçsüzlükten. Hayvanlar bir süre için yavrularını o kadar severler ki. insanda büyük ve hayran olunacak bir sevgi alevlenir. Böylece hem dostluktan birçok yarar elde edilecek. iyi duygularla anımsamaz? Tersine kim. Başkalarını minnet altına sokmak için iyiliksever ve eliaçık değiliz (çünkü iyilik faize verilemez. sevgileri apaçık görülebilir. konuşmanı sürdür Laelius.Peki? Dostluğu büyük bir bağlılık. çıkar kalmayınca dostlukların da çözülmesi gerekirdi. bizi eliaçık olmaya yaratılışımız zorlar). sevmeye başladıkları insanın yakınlığından ve yaradılışından yararlanmak için birbirlerine bağlanırlar. hem de haksızlık olur: Dostluk konusunda düşündüğümde. oysa dostlukta hiçbir şey yalan ve yapmacık değildir. sevgiyle. dürüstlük belirtisi gördüğümüz kimseye duyduğumuz sevgiyi ve yakınlıktan ileri gelen sevecenliği doğanın yarattığını anlayalım. Çünkü erdemden daha çok sevilebilecek hiçbir şey yoktur. Bu yüzden bu insanları konuşmamızın dışında bırakalım. IX Dürüstlüğün gücü. doğanın yarattığı kabul edilince. bu sevgi insanlarda daha da açıktır: önce. Ama damatlarımın isteklerine karşı koymak. görülen iyilikle. Curius'u (45). biz. ilgi gösteren insanlardan bile elde edilebilir. hem de. insanların yakınlık duygularıyla birbirine bağlanmasında başlıca nedendir. Aklı bu derece aşağı görülen bir sorunda olan insan. düşmanda bile sevdirtecek kadar büyükse. dinleyelim. Maelius'tan (48) nefret etmez? İki komutan. Beni nasıl konuşmaya zorlamış olursanız olun. hiçbir zaman. dahası var. kendisinde sanki bir adalet ve erdem ışığını gördüğümüzü sanarak alışkanlıklarıyla. Bir insanın kendisine güveni ne denli tamsa. Çünkü çıkarlar çok kez kendine dost süsü veren ve durum gerektiği için saygı. aralarında onurlu yarışma bu olsun. dostluğu gereksinim değil. direnç ve doğrulukla koruması yüzünden ün almış bir insan için. daha soylu.Evet. Alışkanlık yakınlığımızı güçlendirdi. bence dostluk. M. dostluğun daha derin. yaklaşırlar. ona daha ciddi. Pyrrhos (49) ve Hannibal (50) İtalya'da egemenliği ele geçirmek için bize karşı savaştılar: ilki adaletli olduğu için bizde büyük bir nefret uyandırmadı. sezilen ilgiyle ve bunlara eklenen alışkanlıkla güçlenir. isterler ki. ruhların sevgiyle bağlanması var. o da belki. yaradılışımız değişmeyeceği için gerçek dostluklar ölümsüz olur. zulüm yaptığı için bu ülke hep nefret edecek.SCAEVOLA . hiç görmediğimiz insanlarda. hep şu noktayı göz önünde tutmalı diye de düşünürüm: acaba dostluğu arattıran neden güçsüzlük ya da gereksinim midir? Acaba karşılıklı yardımlaşmaya girişirken insanların amacı tek başlarına pek başaramayacakları şeyi bir başkasının yardımıyla elde etmek. ama dostluğumuz çıkar kaygısından doğmuş değildir. sevgide eş olmak ve eş hakka erişmektir. Cassius (47). Fabricius'u (44). Bu böyle olsaydı kendisini en güçsüz duyan kimsenin dostluğa en uygun olması gerekirdi. Tarquinus Superbus (46). salt doğanın yarattığı başka bir nedeni mi vardır? Dostluğa adını veren sevgi (43). dost olabileceğimiz kimselerde erdem ve iyilik sezdiğimiz zaman ruhlarımızın eyleme geçmesine niçin şaşmalı? Gerçi bu sevgi. Buna şaşmamalı. gözlerini hiçbir zaman yüksek. olağanüstü. yaratılışıyla uyuştuğumuz insanı bulunca bizde bu türlü bir sevgi uyandığı için. hiçbir şey onun kadar kendine sevgi çekemez: bunun için erdem ve dürüstlükleri için hiç görmediğimiz insanlara bile sevgi duyarız. o denli dost edinmek ve dostunun yakınlığını kazanmakta kendisini gösterir. Kim. her şey gerçektir ve içten gelir. Sp. hiçbir şeye gereksinmeyecek. Hayvanlar gibi her şeyi zevke bağlayanlar bu düşünceden çok ayrılırlar. dostluktan söz açmak kolay olmayacak mı? VIII LAELİUS . Oysa ki durum bambaşkadır. hem de iyi bir işte olursa. SCAEVOLA . ahlâkım için çok kötü bir düşünce beslemediğinden birbirimizi sevdik. dostluğun kökeni işte budur. Peki. doğa yaratır. Çünkü dostluğu perçinleyen çıkar kaygısı olsaydı. hem güçtür. ama kendimize gelince. Sözlerime katacak bir şeyiniz yoksa. bir ödül almak kaygısıyla değil. sonra da. ona çok aşağı ve hiç de soylu olmayan bir doğuş vermiş olurlar. sonunda ruhun ilk kımıldanışı ve yakınlaşması bunlarla birleşince. onun yerine de yanıt veriyorum. dostluğu güçsüzlüğün değil. yaptığınız zorbalıktır. ana baba ve çocuklar arasında ancak kötü bir cinayetin ortadan kaldırabileceği sevgi yüzünden. Ben de ona gereksinim duymuyordum.Haklısın. hiç görmediği halde C. dostluğu gereksinim ve zorunluktan doğmuş saymakla. her şeyin yalnızca kendisinde bulunduğuna inanacak denli erdem ve bilgelikle donanmışsa. Gerçi bu dostluktan birçok yararlar elde ettik. Dürüstlüğü arayanlar. bütün kazancı yalnızca o sevgide olduğu için aranmalıdır. istedikleri. herkesin kendisinde olmayan şeyleri bir başkasından elde etmek isteğinden doğduğunu söyleyenler.

hem de aralarında çok yakın dost olduklarını anlatırlar. Fannius ve Scaevola..Günden güne iş sarpa sarıyor. Bu çılgınlık içinde yeni bir soruşturmadan korkarak Asya'ya kaçtı. Roma halkı böylesini hiç görmüş.. Dostlukları daha uzun sürse bile. dostluk süremez.. bundan bir aksaklık. Tib. C. erdeme karşı duyulan saygıya dayandığına göre. Cracchus'u (55). Böyle bir yardımı yapmayanların davranışları gerçi onurlu bir iştir. istenildiği için yapmak da aynı derecede bir suçtur. Ama biz önümüzdeki. büyük ve çok kez haklı anlaşmazlıklar çıkar... M. Bundan birçok içli dışlı dost arasında büyük düşmanlıklar doğmuştur. Cato. kara alınyazıları gibi.Peki. Sevgileri gençlik çağına dek sürse bile bir yarışma. Scaevola. daha çoğunu bile yaptı! Çünkü Tib. kendisini bağışlatmak için şu nedeni ileri sürüyordu: Tib... devletin çıkarına aykırı bir şey istediğini sanmak bile yerinde olamaz.' XI Bunun için." dedi. Ama Laenas (57) ve Rupilius'un konsüllüğü zamanında. dost sevgisi nereye kadar gitmelidir. hem utanç verici. bozuşuyorlar. şimdi bu kadar yeğinlikle davranan kardeşi C. bir eksiklik doğmaması için. Gracchus kıral olmaya kalkıştı.. bir çıkar ayrılığı çok kez ortaya çıkabilir ya da devlet işlerinde aynı düşüncede olunmayabilir. Scipio'ya göre.. Önce Lex Gabinia (70). 'İşte derdi. o ne isterse yapmak gerektir sanırmış. Gracchus'un izinden gittikleri halde." Bakın. Gracchus'un uğradığı son cezayı düşünerek Carbo'ya (68) elimizden geldiğince katlandık. doğruluğun onuruna içtikleri sırada. Grascchus'un tribünlüğünden ne beklediğimi şimdiden söylemek istemiyorum.. Bir suçu dost uğrunda işlemiş olmak. Gracchus onunla birlik olmamıştı (65). hepimizin örnek birer bilge olmamız gerekirdi. iki kez birlikte konsül censurada (62) iş ortağı oldular. bir kez başlayınca. konuğumuz Cumaeli C. Dostların her istediğini yerine getirmeyi ve onlardan her şeyi istemeyi doğru bir iş sayarsak. ona yol bile gösterdi: çılgın öfkesinin yardakçısı değil. XII Utanç verici bir şeyi istememeyi. "Böyle bir şeyi hiçbir zaman istemezdi. isterseniz önce. devletin başına gelecekleri uzaktan görebiliriz. çünkü bu insanlar için. Ama bakın. birkaç ay kral gibi egemen oldu.. onları dostluk kurallarına uymamakla suçlarlar. Luscinus'un yakın dostuydu (bunu babalarımızdan öğrendik. dediğini yaptı... bir evlenme ya da ikisinin birden elde edemeyeceği bir çıkar yüzünden yok olur. Devlette kargaşalık çıkaran Tib. Gracchus'a öyle saygısı varmış ki. hele devlete karşı işlenen suçların dost uğrunda yapıldığını ileri sürmek. O zaman "Capitolium'u (60) ateşe vermeni isteseydi de mi?" dedim. Scipio'ya (67) yaptıklarını gözlerim yaşarmadan söyleyemem. aynı göreve istekli olurlarsa. çöküntüye yönelen bir durum.. dostları Vecelinus'a (53). talihin işidir. özellikle bilgeliğe en çok yaklaşanlardan alalım. dostundan böyle bir şeyi istemek de. Dostlardan doğru olmayan bir şey. Biz. bunlardan kaçınmak. Yakınmaları. daha doğrusu.. Tubero'nun (56) ve yaşıtı dostlarının yüzüstü bıraktığını gördük. (69) . kayar gider. Dostundan her şeyi istemeyi göze alanlar. Her suçun. günlük yaşamda raslanan kimselerden konuşuyoruz. örneğin. istendiği zaman da yapmamayı dostluğun kutsal bir yasası olarak kabul edelim. Curius (63) ve Tib. Atalarımızın töreleri yollarından (66) epeyce saptı. Q. "Ama isteseydi. o suçu bağışlatmak için bir neden değildir. Dahası. yalnızca bu istekleriyle. yalnızca eski yakınlıklarını bozmakla kalmaz. iki yıl sonra Lex Cassia'yla (71) . Sözlerine örnek olarak gençliği alıyordu.X LAELİUS . derdi. önderi oldu. çünkü çocuklar toga praetextayla birlikte en güçlü sevgilerini de bir yana atıyorlar. Çünkü dostluğun temeli. Gracchus'un küstahlığına yardım etmekle kalmadı. bitip tükenmeyen nefretlere bile yol açar. gördüğümüz ya da söz edildiğini işittiğimiz. Scipio. Carbo (64) ve C. üstün insanlar: Scipio'yla çok kez incelediğimiz dostluk üzerine düşüncelerimizi dinleyin öyleyse. devlete karşı işlediği cinayetin ağır.. Çünkü Tib. Maelius'a (54) yardım etmeli miydiler? 37. üzerine çöken yaşlılık yüzünden başka huyları vardır. dostları için her şeyi yapacaklarını açıkça bildirirler. ama yerinde olan cezasını çekti. işitmiş miydi? Ölümünden sonra bile onun izinde yüreyerek. öyle bir noktada bulunuyoruz ki. Coruncanius'un. onu görelim. bence insan bilgeliğinin değil. Papus Aemilius (61). Çünkü dostluk için birçoklarındaki para hırsından. olgun insanlar arasındaki konum ve ün çekişmesinden daha büyük bir yıkım olmaz.. insanların huyu da değişebilir: insanın yıkım yüzünden başka. elde edemeyeceklerdi demek gerekli midir? Çok dürüst kimselerdi onlar. dostların üzerine çöken öyle raslantılar vardır ki... ama istekleri yerine getirilmeyen kimseler. örneklerimizi onlardan. Coriolanus'un (52) dostları olsaydı. ama C. Ama bunlardan birinin dostundan. örneğin şehvete aracı olmaları ya da bir haksızlık yapmak için yardım etmeleri istendiği zaman. dostlarından böyle bir şey istemiş olsalardı bile. hem de hiç kabul edilmeyecek bir özürdür.. gerçi dostluğu ömrün son gününe kadar sürdürmekten daha güç bir şey yokmuş: çünkü derdi. insan erdemden ayrılırsa. acaba onunla birlikte yurda karşı silâha sarılmalı mıydılar? Acaba kral olmaya kalktığı zaman. Tib. Blossius (58) kurulda (59) bana dileğini bildirmeye geldiğinde.. ne uğursuz bir söz! Herakles hakkı için. hem onlarla. arkadaşlarının ve yakınlarının P. yapardım. düşmana katıldı.

ne denli az güçlü duyarsa o denli çok dostluk ararmış. zevk düşkünlerininse ölçülü kimseleri en çok kaygılandırdığını görebilirsin. Yunanistan'da bilge sayıldığını işittiğim bazı kimseler. birçoklarının derdini üzerine almaması için. ama birçok bakımdan kaçınılacak bir şeydir. benim düşünceme göre. Yunanistan'da Themistokles'ten (72) daha ünlü. böylece insan kendisini ne denli az sağlam. deyiş yerindeyse (75). Fannius ve Scaevola. aslında herkesin derdi kendine yetermiş. ama bir başkasına uyanın cezası. yirmi yıl önce bizde Coriolanus'un yaptığını o da yaptı. şaşılacak düşünceler ileri sürmüşler (ama onların inceden inceye araştırmadıkları hiçbir konu yoktur) (73): kimi der ki. iyi şeyler için sevinmek. yapı. yok. kadınların erkeklerden. öyle ki. Ben. bir insanın. katlanamadı. dost uğrunda onurlu şeyler yapmayı dostluğun ilk kutsal yasası olarak tanıyalım. istekle yapılan karşılıklı yardımdan daha tatlı olamaz. kaçınılmaz olarak kendisine karşı olan şeyleri aşağı görüp onlardan nefret ettiğine göre: örneğin iyilik. sanki dostluk. kötülükten. ister gevşetirmişsin. bence. benzerlerini kapan hiçbir şey yoktur. görüyorsunuz. iyi insanların iyileri sevmeleri. sevgiye sevgiyle karşılık vermesini bilen bir ruhtan hoşlanmamak saçma bir şey değil mi? Çünkü hiçbir şey bu sevgi alışverişinden. ta ki. bu birleşme sonunda sevginin doğması kaçınılmaz olur: Onur. ruhta erdem ışığı belirince dostluk oluşur. Bunun için kötü insanların bu gibi anlaşmaları dostluk perdesiyle örtülmemeli. o başka!. Bu sözleri niçin söylüyorum? Hiç kimse ortaksız böyle bir işe girişemez de ondan. ün. O durumda. özgürce öğüt vermeyi göze alabilelim. erinç içinde yaşamakmış.oy kağıtlarında ne hatalar yapıldı. bu ruha benzeyen başka bir ruh yaklaşır. XIII Dosttan onurlu şeyler istemeyi. ılımlılık. Ama bu gidişe bakılırsa. ona bağlanır. aslında birçok işte olduğu gibi. daha etkili kim vardı? Pers savaşlarında komutan olarak Yunanistan'ı tutsaklıktan kurtardıktan sonra. bu yüzden ikisi de kendilerini öldürdüler. yurduna karşı bile savaşan dosta yardım için izin vardır sanılmasın. dostluğun desteğini aradıkları sonucu çıkar. iyi insanlar arasında sanki kaçınılmaz denebilecek bir yakınlık. dostun bizden yardım istemesini bile beklemeyelim. devletin bugünkü durumundan olduğu kadar. bu . kara günlerinde sıkışır. Bu yüzden haksızlığın doğruları. kesinlikle vardır. Aynı biçimde kimi sıkıntı ve üzüntüler doğurabilir diye erdemden vazgeçilecek de değildir. ölmez tanrılar insanlara dostluktan daha iyi. ama insanla ağaç kütüğü. İyi öğüt veren dostların yetkisi güçlü olsun. Anlattıklarına göre. Erdem. bir insan birçoklarının kaygısını çekerse bu erinçten yararlanamazmış. daha tatlı bir şey vermedi. Onlara göre. Ey yüksek bilgelik! Dostluğu yaşamdan kaldırmak isteyenler. Bu yüzden dost için duyulacak kaygı dostluğu yaşamdan kaldıracak denli büyük değildir. uzak olsun. sevebilen. böyle dostlara düşmüş iyi insanları. Peki? sözlerimize bir de şunu eklersek. yakınlık ve sevecenlik görmek için değil de bir destek bulmak. başkaları insanlığa çok daha aykırı şeyler ileri sürerlermiş (74) -bu noktaya az önce dokunmuştum-. dostun mutlu günlerinde sanki genişler. yoksulların zenginlerden. Çünkü doğa denli benzeri arayan. mutsuzların mutlu sayılanlardan çok. mutlu yaşamakta asıl olan. görünüşte çekicidir. hem de demir gibi sert olmasını isteyenlerin sözlerini dinlemeyen erdem. sanki aralarında bir akrabalık ya da doğadan gelen bir bağ varmış gibi birbirlerine bağlanmaları yerinde bir iştir. aşırı dostluklardan kaçınmalıdır. çekemezlik yüzünden sürgüne gönderilince. ağır gelirmiş. özellikle dostlukta yumuşaktır ve işlenebilir.kaçınılmaz olarak kabul edilecektir ki. kötü insanlar içinse cezalar koymalı. nankör yurdun yaptığı haksızlığa katlanması gerektiği halde. güneşi dünyadan ayıranlara benzerler. Bunun için. benzerliğin insanları dostluğa çektiği kadar hiçbir şey başkasını kendisine çekip sürüklemez dersek -bunu demeye de hakkımız vardır. Çünkü bu olayların nasıl yapıldığını öğrenenlerin sayısı bunlara nasıl karşı konulduğunu öğrenenlerden daha çok olacak. belki bir gün bu böyle olacak. duraksama.biraz üzülmemek için dostluğu yaşamdan büsbütün kaldırmak neden? Ruhta eylem olmazsa. gözüpeklik. her türlü insanca duygunun onun ruhundan koparıldığını düşünürsek. Aslında bu erinç dedikleri de nedir? Bu. giysi. tutkudan. tersine her türlü cezaya çarptırılmalı. -kesin olarak da duyar. Bilge acı duyuyorsa. erdemden de kaçmalıyız. beden bakımı gibi boş şeylerden hoşlanıp da erdemle donanmış. onları ister kasar. Bunun için bilmeden. Üzücü olabilir diye onurlu bir işe başlamamak ya da başladıktan sonra yarıda bırakmak akla sığacak bir iş midir? Üzüntüden kaçarsak. Onlara yurtlarına karşı gelmede yardım edecek kimse çıkmadı. XIV Yukarıda söylediğim gibi. devlete karşı büyük bir suç işleyen dostlarını yüzüstü bırakmayacak kadar kendilerini onlara bağlı saymamaları için uyarmalı. ölümünden sonraki durumundan da kaygılanıyorum. alçaklığın yiğitleri. alçaklıktan nefret eder. kaya ya da bu gibi bir eşya arasında ne ayrım kalır? Çünkü kendisinin sert. yardım isteği hep hazır. insanla hayvan arasında demiyorum. kötülükler için acı duymak dengeli bir ruhun özelliğidir. bir de başkalarının işlerini yüklenmek. açıkça. en iyisi dostluğun gemlerini alabildiğine gevşek bırakmalıymış. ihanete önder olanınkinden aşağı olmamalı. Buradan. Daha şimdiden halkın senatodan ayrıldığını. en ciddî sorunlarda ayaktakımının keyfine göre davrandığını görür gibi oluyorum. durum gerektirirse sert uyarılar bile yapmak için bu yetkilerini kullansınlar ve onlara baş eğilsin. yardım görmek kaygısıyla aranırmış.

herkesin dostuna karşı kendisine karşı beslediği duyguları beslemesini isteyen birinci düşünce doğru değildir: gerçekten. Çünkü dostlukta hoş olan. Bundan başka. Bu. korktuğu ya da kendisinden korktuğunu sandığı insanı kim sevebilir? Ama tiranlara da bir zaman için yalancı bir saygı gösterilir. acı ve kıskançlık duyması gerekecek. ne de ne uğurda çalıştıklarını bilirler (bunlar kim güçlüyse onun malıdır). dostu da ona o derece değer vermelidir. dostluğu ortadan kaldırmaktan başka bir işe yaramaz. güler yüz gösterdiği kimselerin de gözünü kör eder. Bir insan kendisi için ne düşünüyorsa. tanrıların ve insanların hakkı için kimseyi sevmeden. Gerçek dostluk daha zengin. her türlü varlık ve bolluk içinde yaşamayı isteyecek bir insan olabilir mi? Çünkü. hizmetçileri. iyi insanlar kendilerinden çok dostları yararlansın diye. Eğer bir gün. dostluğu çok ince ve derin hesaplara vurmaktır. Bunun. ne sevgiye. dost seçerken daha dikkatli olmak salık verilmeliydi. sanırım. ancak sevgiyle birlikte olursa zevklidir. Çünkü kimi insanların gözüpekliği kırılmış ya da zengin olma umutları yitmiş olabilir. dosttan gelen bir şeydir." derdi. "İnsan dostunu bir gün nefret edecekmiş gibi sevmelidir diyen kimsenin sözünden daha büyük bir düşman bulunamaz. dostluğa yer yoktur. kesin olarak böyle yapmazdı. Olmadık birine dilekte bulunmak. daha eliaçıktır. çok zengin insanların varlığı da kendilerine bağlı dostlukları kendilerinden uzaklaştırmış olur. birçok çıkarlarından el çekerler ya da buna razı olurlar. deyiş yerindeyse. Varlık. bir açgözlünün ya da her şeyde kendi çıkarını düşünen bir insanın sözü olmalıydı. dostluk için. Bundan başka öyle durumlar vardır ki. şiddetle saldırmak. ona daha iyi umut ve düşünceler aşılamalı. Kimilerinin. dostların karşılıklı yakınlıkları birbirlerine tam anlamıyla eş olsun isterler.ve başkasına gereksinme duymayan insanlar çok eliaçık ve iyilikseverdirler. Gereksinmenin dostluğun nedeni olması şöyle dursun. aldığından çok vermemekte bu denli titiz davranmaz: dostlukta yapılanların yitmesinden. elde edilecek yarardan çok. ne de uygulanışını bildikleri dostluk üzerine yürütecekleri düşünceleri dinlememeli. hiçbir şey de talihli bir budaladan daha çekimsiz olamaz. halk sevgisine yabancı olsaydı. dostluğu eşit emek ve eşit iyi niyetle tanımlar. zenginliğe. dost sevgisidir. tersine. dost uğrunda yaparız. İkinci düşünce. "Yediler"den biri sayılan Bias'ın (76) sözü olduğuna bir türlü inanamıyordu. kuşkusuz böylesi. ne de sürekli bir yakınlığa güven vardır. her şey hep kuşku ve kaygı vericidir. düşmanlık günlerini göz önüne getirmektense. öte yandan da dostunun doğru davranışları ve başarıları karşısında üzüntü. Scipio'ya göre. ne kuramını. parayla alınabilecek her şeyi. Çünkü bütün ulusları koruyan ve onların iyiliği için çalışan erdem insanlıktan uzak. Bu kimsenin ahlâkı gerçek dost kazanmasına engel olduğu gibi. hiç kimsece de sevilmeden. ne savaşta Scipio benim yardımıma ya da öğüdüme gereksinme duymasaydı. Scipio'nun her zaman pek çok yerdiği şeyi söyleyeceğim. ona sevgimi nasıl tanıtlayabilirdim? Demek çıkar düşüncesi dostluğu doğurmaz. eski dostluklarını aşağı görüp yenilerine bağlandıkları da. dostluğun arkasından gelir. dostunun da onun için aynı şeyi düşünmesi. yalvarmak. taşmasından ya da hakkından çoğunu almaktan korkmamalı. üçüncüsüne göre. Sürgüne gönderildiğinde Tarquinius "Dostlarımdan hangisinin bana bağlı. ne denli az dostları olduğu o zaman anlaşılır. atları. benlikçi. Çünkü. yani bir insan kendine verdiği değer denli dostundan saygı görmelidir diyen düşünce hepsinden beter. Ama ben onun bu kadar burnu büyüklük ve küstahlıkla birini dost edinebilmesine şaşarım. öyle sanıyorum ki. erke. tersine dostu. dostluğu. bu duruma katlanmalıdır. Onlar çok kez kendini beğenme ve aşağı görme duygusuna kapılırlar. bütün bunlar kendimiz için yapılınca hiç de onurlu olmadığı halde. Çünkü. yaşamın bu en değerli ve güzel süsünü elde etmemelerinden daha budalaca bir şey var mıdır? Çünkü başka şeyler alırken ne kimin için aldıklarını. mutluluğa eriştikten sonra değiştikleri. ta ki.duygu. . erk ve etkinlik elde etmiş kimselerin. Üçüncüsü. Yapılan ve görülen iyiliklerin eş olmasını istemek. dostluğa yaraşmaz. birine pek kötü çıkışmak. güzel giysileri. sanıldığı gibi. Bu üç düşünceden hiçbirini uygun bulmuyorum. insanın bozulmuş ruhsal durumunu yükseltmeye çalışmalı. Onun yerine. insan kendisine ne denli değer verirse. Hem de dost ille bir şeye gereksinme duymamalı mı bilmem: ne barışta da. bir kötünün. değerli vazoları elde edip de. kendimiz için yapmayacağımız nice işler vardır ki. özellikle erdeme erişmiş erdem çok büyük bir destektir. XV Bu durumda zevke boğulmuş kimseleri. kendini beğenmiş değildir. dostluğun kökenini çıkar kaygısında görenler. doğanın yarattığı dostluk kaynağıdır. komuta ve yetki elde ettikten. bu bağın en güzel düğümünü çözmüş olurlar. Bu durumda gerçek dostluğun sınırlarını başka türlü çizmek gerekecek. ama önce. dost uğrunda yapılınca çok onurludur. dostunun yapabildiği kadar çok hata işlemesini bile isteyip dilemesi. Ama onların iyiliği halka da yayılır. önceleri iyi ahlâklıyken. Scipio. artık onlara karşılık veremeyeceğim bir zamanda öğrendim" demiş. Bunun için bu düşünce kimin olursa olsun. bir gün nefret edeceğimiz birisiyle dostluğa başlamayalım. çok kez olduğu gibi düşerlerse. bir tiran yaşamı sürmek olur: bu yaşamda ne bağlılığa. kuşkusuz ki görülebilir. hangisinin bağlı olmadığını. Dost seçerken çok şanslı olmasak bile. Çünkü talihin gözü kör olmakla kalmaz. İnsan bir gün düşman olabileceği bir kimseyle dost olabilir mi? Üstelik yerme fırsatını çok bulabilmek için.

Ama. suçlamalara da inanmayacak. bağlı ve bağlılıkta sürekli olamaz. çünkü o her fırsatta dostluktan söz açardı) insanların dostluktan başka her işlerinde çok daha dikkatli olmalarından yakınırdı: örneğin hepsi ne kadar keçisi. deneme olanağını ortadan kaldırır. Bütün bunlar dostluktaki bağlılığa yardım eder. dostunun bir hata işlediğine hiçbir zaman inanmamalıdır. dost seçimine önem vermezler. dostların yaşamı ya da onuru söz konusu olan bir sorun ortaya çıkar ve onların pek doğru olmayan isteklerine yardım etmek zorunda kalınırsa. arabanın hızını gemler gibi. ama dostun gelgeç gönüllülüğünü. . askersel komutları. Sözlerimize şunu da katalım: Dost. daha tatlı. Ama raslar da. (her zaman ona dönüyorum. ancak eskileri. dostluğa uygun gördüğümüz yeni dostları eskilerine üstün tutmalı mıyız? İnsana yakışmayan bir kuşku! Birçok şeye olduğu gibi dostluğa da doyum olmaz. hem kötü günde ciddî.XVI Bence dostuluğun sınırlarını şöyle çizmeli: dostların ahlakı tertemiz olmalı. yeter ki büyük bir onursuzluğa düşülmesin: çünkü dostluk için kimi şeyler bir dereceye kadar bağışlanabilir. tam bir anlaşma olmalı. doğru yoldan biraz sapılabilir. tanrılaşmış gibi bir soydan geldiğine inanmalıyız. etkililiği dostluğa üstün tutmayan insanları nerede bulmalı? Bir yana bütün bu konumlar. insana ağırbaşlılık verir. Keçi. Böylece dostluk yargıdan önce gelir. umulan meyveyi sonunda bir gün veren bitkiler gibi. Buna dostluğun hiç de küçük sayılmayan zevklerinden birini. Çünkü şu iki noktaya dikkat etmek. ahlâkının tatlılığını eklemeli. "İnsanların dostluğa elverişli olup olmadıklarına bir karar verebilmek için görünür belirtileri yoktur. alışmadğı yeni bir ata binmeyi. çok para önünde ne olduğunu ortaya kor. XVIII Burada ince bir sorun önümüze çıkıyor: Genç atları eskilerine üstün tuttuğumuz gibi. Karışık. hile dolu bir kafada bağlılık olamaz. iyi insanın (ona bilge de denebilir) özelliğidir: önce. ama birçokları için kötü günlerde birbirine bağlı kalmak. ama dostluk daha gevşek. bize etkinliği küçümsetecek denli büyük değildir. hep aynı kararda olan dostlar seçelim. Ennius haklı olarak: "Belli dost bellisiz işlerde belli olur (77)" diyor. her tür yapmacık ve yabancı gösterişten kaçınmalı. onun yaradılışıyla uyuşmayan insan. bizimle aynı zevkte. dostların ahlâkını az çok denedikten sonra bu sevgiye yol verelim. alıştığı bir ata binmeye yeğ tutmaz. suçlarının örtüleceğini sanırlar. dostluktaki sevginin atılımını yavaşlatır. XVII Dostlukta aradığımız bu süreklilik ve kararın temeli bağlılıktır. Bu durumda sağlam. koyunu olduğunu söyleyebilir de dostlarının sayısını bilmez. birincileri. Bundan başka. yalın. uygun oldukları konumda tutmalı. değişmez bir dostluk gösteren insanın pek seyrek.Ama Scipio. yani aynı şeylerden zevk aldığımız kimseyi seçmeli. çünkü açıkça nefret etmek. düşünüşlerinde. devlet işlerini. yönetimsel memurlukları. Hem iyi. Dostunun seçilmesini kendininkine üstün tutacak insanı nerede bulmalı? Haydi bu denli ileri gitmeyelim. İyi dost olabilmek için birlikte birkaç tutam tuz yemeli diyenlerin hakkı var. kendisi de kuşkucu olmamalı. Bütün bunlar deminden beri üzerinde durduğum dostluktaki karara yardım eder. en eski dostlar en zevkli olmalı. zayıflıklarını şu iki şey ortaya koyar: iyi günlerinde dostlarını aşağı görürler. Alışkanlığın gücü yalnızca canlılarda değil. dağlık. cansız eşyalarda bile kendini gösterir: Uzun zaman oturduğumuz yerleri. koyun satın alırken bile titiz davranır da. severiz. Yalnızca başkalarının suçlamalarını reddetmekte kalmamalı. direngen. Böylesine pek az raslanır. Gerçi asık bir yüz. hem de çoğunlukla. ayrımsız. Az paraya kapılmayan kimi de. herkesle dost. Böylece memurluk ve siyaset yaşamına atılmış insanlar arasında gerçek dostlara çok güç raslanır. Dostluğun ancak iyi insanlar arasında (başta söylediğim gibi) olabileceği düşüncesi böylece doğrulanmış olur. nasıl da güç bir iştir! Yıkımı paylaşmaya razı olacak insan kolay kolay bulunamaz. Dostun hoşlandığı şeylerden zevk almayan. söyleşilerinin. isteklerinde. değişmeyen. Atları denediğimiz gibi. meyve vereceğini umduğunuz yeni dostlardan da kaçınmamalı. her türlü sevgi ve senlibenliliğe daha açık olmalı. Demin sözünü ettiğim atlara gelince." derdi. bu denemeyse ancak dostluğa girişmekle yapılabilir. suçlamaktan hoşlanmayacak. dostluğa üstün tutmayacaklar mı? Doğanın gücü. Parayı dostluğa üstün tutmayı küçüklük sayan kimseler bulunsa bile. Kiminin ne denli hafif olduğu bir az parayla anlaşılır. insana sevgi kazandıran erdemden de hiç ayrılmamalı. En eski şaraplar gibi. Dostluktan el çekerek etkinlik elde edenler. hiç kimse bir engel olmadıkça. ormanlık bile olsa. aralarında her konuda. Hem de denemeden karar vermek zordur. dostluğu unutturan nedenin büyüklüğünü öne sürmekle. O olmadan hiçbir şey sürekli olamaz. Bu yakınlığı yüze gülüp dalkavukluk etmekle kazanmaya çalışmak küçüklük olur. Böylece ılımlı bir insan. her durumda ciddilik. Çünkü alışkanlığın ve eskiliğin gücü büyüktür. ama insan kendi ününü de savsaklamamalı. toplumsal konumu. öteki yana dost olmak hakkı konsa. hem de bir iş yaparken halkın yakınlığını yabana atılacak bir silâh saymamalı. kötü günlerinde yüzüstü bırakıp giderler. asıl düşüncesini gizlemekten daha soylu bir davranıştır.

Q. Yaptıkları iyilikten bile pişman olan iğrenç insanlar! Bir iyiliği yapan anmamalı. daha az değerli olanlara eş olmak zorunda oldukları gibi. onlara onur ve saygınlık versinler: tıpkı tiyatro oyunlarındaki soyu sopu bilinmediği için köle olmuş insanların. ama sonunda yine dostlarının onurunu kıran kimi eksiklikleri birden bire ortaya çıkıverir. örneğin gençliklerinde avlanmayı ya da top oynamayı sevenler. bu yalnızca aralarındaki yaradılış ve zevk ayrılığının alabildiğine büyük oluşundandır. Çünkü aşağı görüldüklerini sanarak dostluğun tadını kaçıran kimseler de vardır. bundan örnek almalı. bu eğlencelerden hoşlananları o zaman sevdikleri halde. bunu çok daha fazlasıyla yapmalı. Ayrı yaradılış özellikleri. Bu gibi kimselerin bir çoğu ya hep bir şeyden yakınır ya da bir şeye kusur bulur. bütün dostları yüksek konumlara getirmek olanaklı değildir. Pompeis'le (87) olan dostluğundan vazgeçti. Her dost için önce elden ne gelirse.Dostlukta kendinden aşağıda olana eş olmak sorunu çok önemlidir. kabaca gönül kırmadı. yardım edilen kimse ne kadarını kaldırabilecekse. yetenekçe. Ne denli yüksek olunursa olunsun. bunlara da katlanmalı. Bu da ancak. Her şeyde dostundan ne istediğini. üstün olanlar. yanında büyüdüğü Lykomedes'in sözünü dinleseydi. yalnızca dostluğun bozulmasını değil. sonradan kendilerine yakın duymazlar. zekâ ve zenginlikten yana zayıf yakınları varsa. kendi katlarına yükseltmeye çalışmalı. Bu durumda hemen alışverişi kesip ayrılmamak ne doğru ve onurlu bir iştir. yalnızca aşağılayanın haksız olduğunu kabul etmeli. Çok kez olduğu gibi. Çünkü hiçbir şey bir zamanlar çok yakın olduğun birisine savaş açmaktan daha ayıp değildir. P. ama onlara başka türlü değer vermeli (84). hele biraz çabalayıp zorluğu göze alarak dostluklarını gösterecek bir iş yaptıklarını sandılar mı. bunları yakınlarıyla bölüşsünler. Herkes böyle yapmalı. onları da savsaklamamalı. iyilerle dost olamazlarsa. olduğundan üstünmüş gibi saygı gösteriyor. zevklerinde bir değişme ortaya çıkarsa ya da siyaset alanında aralarında düşünce ayrılığı olursa (çünkü az önce söylediğim gibi. Eski dostluğa duyulan saygı yüzünden. . İyiler. Bunlardan yavaş yavaş sıyrılmalı. bir gün bir Tanrı ya da bir kral oğlu oldukları anlaşılınca. XIX Dostlarına ve akrabalarına üstün olan kimseler. kendilerini aşağı duyanların başına gelir. Rupilius'a (79). Gerçek ve belli babalar söz konusu olunca. yeter ki katlanılamayacak bir haksızlık alevlenmemiş olsun. yakınlarını kendi desteğiyle büyütmek istiyordu. Çok kez dostlardan ayrılmayı gerektiren büyük olaylar olabilir. kendisinden yaşça büyük olan ağabeyi Q. Bu yüzden önce dostla bozuşmamaya çaba göstermeli. yaşı ilerleyip kişiliğini bulduktan sonra dostluk üzerine bir karar verebilir. onun senden ne istemesine katlanacağını göz önünde tutmalı. XX Kimi zaman bir yıkım da başa gelebilir: dostluğu bozmak zorunda kalınır (çünkü artık bilgeler arasındaki dostluğu bırakıp halk arasındaki dostluklara geçtik). göz yaşlarıyla onu yolundan çevirmeye çalışan. böyle dostlukları yırtmaktansa sökmeli. onları da ellerinden geldiği kadar. her iki durumda da büyük bir ağırbaşlılıkla davrandı. aşağılamalar doğar. Dostlukta haklı olarak şu da öğütlenebilir: çok kez olduğu gibi. ayrı zevkler de dostları ayırır. bizim küçük sürümüzde Scipio böyle oldu. kötüler. Genellikle insan ancak. varlık ve saygınlıkça kendilerine üstün olmasından acı duymamalı. Örneğin orta halli aileden doğmuşlarsa. aşırı bir düşkünlük yüzünden. herkesin dostluğundan söz ediyorum). Ama dostluğun büyük bir düşmanlığa çevrilmesinden de kaçınmalı: bunlardan kavgalar. paylaşsınlar. Ama katlanılabilecek şeylerse. Bu yüzden dostluğa hak kazanmaz. Dostunun yokluğuna katlanmanın güç olacağını düşünerek. Neoptelemos (85). bu olayları önlemeye çalışan insan. onun bunlardan ne kadarını kaldırabileceğini göz önünde tutmalı. kötülerle. çünkü kimi üstün kişiler vardır. Mummuis'e (80). gevşek ve zayıf doğuşludur. artık bilgelerin dostluğundan değil. ona o kadarını vermeli. aşağılananın değil. Yoksa süt nineler ve lalalar. onların olanaklarını çoğaltsınlar. ne de olanaklıdır. yakınmaları daha da artar. erdem ve her türlü üstünlükten en çok yararlanmak için. insan onları yakınlarıyla paylaşmalıdır. düşmanlığa çevrilmiş görünmesini de önlemeye çalışmalı. Rupilius'u (82) konsül yapabildi ama onun kardeşi Lucius'u (83) hayır! Bir insana her şeyi vemek elde olsa bile. Deyiş yerinde olursa. Çok kez insanların ya doğrudan doğruya dostlarına ya da başkalarına zarar veren. Trioa'yı alamayacaktı. sövgüler. uzun zaman baba sandıkları çobanları sevmekten geri kalmadıkları gibi. Bu yüzden. Yetenek. Siyasal düşünceleri ayrı olduğu için meslektaşımız Metellus'dan (88) uzaklaştı. Bildiğiniz gibi benim için Scipio. davranışlarla da vazgeçirmeli. ama böyle bir şey başa geldi mi. Onları bu düşünceden yalnızca sözlerle değil. Yoksa dostluklar kararlı olamaz. dostlukta ötekilerin katına indikleri gibi. eski olduklarını ileri sürerek herkesten çok sevilmek isterlerdi: doğru. Erdemce. Cato'dan işittiğim deyişle. dostların elde edebilecekleri büyük yararlara engel olmamalı. dostluğun birdenbire kesildiği değil yavaş yavaş söndüğü sanılsın. Scipio. sonra sevilen. değerce kendisinden aşağı konumdaki dostlarına üstün tutmadı. Söylenceden bir örnek alırsam. ötekiler de dostlarının zekâ.Mazimus'a (81). Sivrilmiş bir adam olmakla birlikte. insanın ahlâkında. Ama o hiçbir zaman kendisini Philus'a (78). varlıkça üstün olanlar.

bu birliktir. bunu da özlemle ve insan sevgisine benzeyen bir biçimde yapar. saygı da bulunacak. yalın bir yaşam süren birçok insan. o zaman ne denli yanılmış olduklarını anlarlar. Çünkü herkesin kendisini sevmesi. Ama birçokları insanlarla alış verişlerinde iyi diye yalnızca kazanç getireni tanırlar. birbirleri için her şeyi yapacaklar. bu sevgiden bir kazanç beklediği için değildir. yaşam olamaz. Böylece. onun en büyük süsünü kaldırmış olur. Bunun için (bunu her seferinde yinelemeli) bir kanıya vardıktan sonra sevmelisin. yanında öfkesinin ağusunu dökecek bir insan aramamaya katlanamaz. onun amacı şudur: erdem tek başına en yüksek katına erişemediğine göre. Deminden beri söylediğim sürekli bir dostluk ancak şu kimseler arasında sağlamca kurulur: yakınlık duygularıyla birbirine bağlanmış insanlar önce başkalarının tutsağı olduğu tutkuları yenecekler. salt kendisi için. sanki iki ruhtan bir tek ruh yaratmak üzere ruhunu onunkiyle birleştirir. ama dostluk konusunda herkes.Bütün bu eksiklik ve sakıncalara karşı bir tek umar ve önlem vardır: ne çok çabuk sevmeli. Bu düşünce. daha değersiz bir şey olmadığına inanır. Erdemsiz ne dostluğa. Dostlukta da bundan örnek alınmazsa. yaratılışımızın gerektirdiği her şeyi bol bol verdiği halde bir insan görmek olanağını yok etseydi. gerçekten. eski atasözünün yasağına aldırmayarak boşuna emek veririz (89). bütün bu zevklerin tadını hangi insandan alıp götürmezdi? O zaman. ne de uygun olmayanları sevmeli. Kimi de başkalarını tutkuyla yakıp tutuşturan orunu o derece küçümser ki. yaşam mutluluk doludur. yanılmıyorsam Taroslu Arkhytas'ın (91) sözü. giderek kendilerini zevke kapıp koyuverenler. başkaları için hiç de değeri yoktur. XXII Böyle önemli bir sorunda bu derece kayıtsız davranmak çok ayıplanacak bir şey! İnsanlarla ilgili sorunlar arasında dostluğun yararı. Birçok işlerde olduğu gibi. Bunlara çok az raslanır. Çünkü dostluktan saygıyı kaldıran. O bile. bunlara bağlanır. birden dostluğu yarı yolda kesiveririz. Bütün bunlar var olunca. herkesçe. İnsanlardan kaçacak. sonra eş takımdan hayvanlara istek duyar. birçok erdemi bile gösteriş ve cakadır diye küçümser insanlar. hem de bir başkasını arar. XXI Ama birçokları kendilerinde bulunmayan şeyleri dostlarında aramaktan -hadi sıkılmıyorlar demeyeyim deyanılgıya düşüyorlar diyeyim. bence. tehlikeli biçimde yanılırlar. Erdeme değer vermeden dost edindiklerini sanan insanlar bir gün kötü bir olayla karşılaşmak zorunda kalırlarsa. nefret edecek kadar sert yaradılışlı. hiç kimse hiçbir zaman gerçek bir dost bulamayacaktır: çünkü dost sanki insanın bir ikinci kendisidir. onurlu ve doğru olmayan hiçbir şeyi istemeyecekler. ruhun dinginlik ve sevincini içine alan birlik. sonra kendine benzeyeni aramak doğru olur. sonra doğruluk ve adaleti sevecekler. oraya. Üstün olan her şey az olduğu gibi. ne de istenen herhangi bir şeye erişebiliriz. Dostluğun bu gücünün ne denli değerli ve ne denli büyük olduğunu anlamak için kendi kendilerinden de örnek almasını bilmezler. ünü. bu. sevdikten sonra bir kanıya varmamalısın. bu seyir ona . zenginliği aşağı görür. Doğa. İşte. devlette görev almadan kendi işlerinde güçlerinde çalışanlar. Oysa. Atina'da Timon (90) adlı birinin böyle olduğunu anlatırlar. dostluğu. doğrudur: "Biri göğe yükselip evreni ve yıldızların güzelliğini seyretseydi. herkese kendi varlığı değerlidir de ondan. hayvanlarda. denizde. İş işten geçtikten sonra aklımız başımıza gelir. Bunlar olmadan yaşam mutlu olamaz. kendi türünde her yönden üstün olanı bulmaktan daha zor bir şey yoktur. Kendilerini siyasete verenler. karada yaşayan evcil ve yabanıl bütün hayvanlarda görülür. erdem kazanmaya çalışalım. onları katıksız iyiliğe götürecek en iyi ve en mutlu birlik sayılmalı. bilgi ve bilimle uğraşmaktan zevk duyanlar. başkasıyla birleşip ortak olarak erişsin. dahası karşılıklı yardımlarla birbirimize sıkı sıkıya bağlandığımız bir sırada. Dostlarına vermedikleri şeyleri onlardan istiyorlar. Hayvanları arasında olduğu gibi. dostsuz yaşam. Azla yetinen. Bu birlik en iyi ve üstün bir iyilik olduğuna göre. onuru. aralarında yalnızca sevgi ve beğenme değil. Birçoklarının gözlerini kamaştıran şeylerin. yanılgıların yardakçısı olsun diye değil. Bu duygu insanda nasıl da daha içtendir! İnsan hem kendisini sever. Bunun için dostlukta her türlü tutku ve yanılgıya izin verilmiş olduğunu sananlar. dostları arasında da en çok kazanç umduklarını en çok severler. insanların peşinde koşmaya değer sandıkları her şeyi. önce iyi insan olmak. kim böyle bir yaşama katlanabilecek denli taş yürekli olabilirdi? Bu yalnızlık. hiçbir türde yaşamın kendisine yabancı olmasına izin vermez. hep aynı düşüncededirler: insana yakışır bir yaşam sürmek istenirse. bunları arar. ondan daha boş. havada. herkesin yaşamına karışır. onu elde etmek istiyorsak. yaşlıların başka yaşlılardan duyarak bize anlattıkları. her canlıda doğuştan vardır). Bu türlü bir birlik kimi insanlar arasında var olmuş ya da olacaksa. kendi değeri yüzünden aranan bu en güzel ve doğanın yarattığı dostluktan yoksun olurlar. Bu. özellikle dost seçiminde ve dostluk kurmakta savsaklayıcı oluşumuzun cezasını hep çekeriz. ama birbirlerinden. Günlük yaşayışımızla. beklenmedik bir kırgınlık ortaya çıktı mı. ayrımsız. Çünkü dostluk bilmem nasıl olur da. Bunlar önce kendilerini sever (çünkü bu duygu. şu örnekle daha iyi anlaşılır: elde olsaydı da bir tanrı bizi insanlarla konuşmaktan alıkoyup ıssız bir köşeye yerleştirerek. aynı duyguyu paylaşır. oybirliğiyle kabul edilen tek konudur. Sevilecek olan kimseler dostluk kurmaya uygundur. erdemin yardımcısı olsun diye vermiştir. yabanıl bir insan bulunsa.

bilmem nasıl oluyor da. dalkavukça dostluğu gerçeğinden ayırarak tanımak da insanın elindedir. ama beni bırakalım. şu sözü de çok ünlüdür: "Kimileri için. Mancinus'un konsüllükleri sırasında. Çünkü bu yasaya göre rahip kurullarına yeni üye seçme hakkı rahip kurulundan alınıp halka bırakılıyordu. Gözboyayıcı ve yalancı olan her şey. . zenginlik ve ünleri ona üstündür. hem bağlı kalmak hem de yararlı olmak istendiği zaman çıkabilecek kırgınlıklara katlanmak yerinde olur: çünkü çok kez dostlara öğüt vermek ya da onları yermek zorunda kalınır. iyi niyetle söylendikleri için dostça karşılamalı. acı sözlü düşmanları. Scipio'dan söz açmak daha hoştur benim için. halktan. çeşitli ruhlar bulunursa. Dostluk için yaranmadan. dâvânın ta kendisi savundu. bir tiranla başka türlü yaşanır. oysa onsuz dostluk adının hiçbir değeri kalmaz: dostluğun bütün gücü birçok ruhlardan tek bir ruh yaratmak olduğuna göre. evet der. konuşanın Roma halkının yardımcısı değil. Scipio'nun kardeşi Q. yüzüne gülündü diye yanlışa düşen insandır. halk tribünlerinin yeniden seçilmesi üzerine bir yasa önerirken C. Tam tersine yanılgısı için üzülmek. daha belirsiz ne olabilir? Aynı Terentius bu kez Gnathonun (94) kişiliğinde: "Biri hayır der." Nefreti. Licinius Crasus'un (97) önerdiği rahiplik yasası nasıl da halkçı bir yasa sayılıyordu. Hiçbir zaman gerçeği söylemeyen. her birinde. bu dostluk ağusunu doğuruyorsa. halkın oyuyla reddedildi. her şeyde kötüdür -çünkü gerçek üzerine bir kanıya varılmasına engel olur ve gerçeği bozar. daha birçok adlar bulmalı. dalkavukluktan ve yaltaklıktan daha büyük yıkım olamaz. Cato'nun (93) birçok sözleri gibi. bunu düzeltme fırsatı çıktığı için de sevinmek gerekirdi. Ölmez tanrılar! Bu ne ciddi. düşmanları çok kez gerçeği söyler. Yalnızca. ne aradığını. Böyle bir insanı dost edinmek düşüncesizliğin ta kendisidir. hep bir desteğe dayanmak ister: çok yakın dostlukların en tatlı yanı da budur. neyi istediğini böyle işaretlerle belli ettiği halde. Licinius Crassus forumda söz söylerden yüzünü halka çeviren ilk söylevciydi (98) de. ne ulu bir söylevdi. tek bir ruh. ama suçları hoş görerek. dostumun Andria'da (92) söylediği söz doğrudur: "Yüzegülücü dost. C. yüzünün anlatımına ya da baş devinimlerine göre bile değişen insanın ruhundan daha kararsız. dikkat edilirse. Böylece halkın yararına olan bir yasa. hep aynı kalan tek bir ruh değil de. doğa yalnızlığı sevmez. Licinius Crassus'un bu çok tutulan söylevini kolayca yendi. bu birliğe nasıl varılabilir? (93) Bir başkasının yalnızca duygu ve keyfine göre değil. Birçokları da Gnathon'a benzer. Bunlardan kaçınmak. önderi sanırdı. karışık. yererken de aşağılamaya kaçmamaya çabalayarak özen göstermeli. hayır derim. Papirius (95) halk kurultayında kulaklara ne dalkavukça sözler fısıldadı! Bu önergeye biz karşı koymuştuk. Bu olay konsüllüğümden beş yıl önce. Hiç eğitim görmemiş insanlardan oluşmasına karşın halk kurultayı bile. yalnızca hoşa gitmek için konuşan gelgeç gönüllü ve aldatıcı insanların bu eksinkiğini belirtmek için. bilmem niçin. bu söylev de elimizdedir. XXIV Dostun açıkça ve sertliğe kaçmadan uyarılması. değişebilen. gerçekten kötü bir şey. XXIII Doğa ne istediğini. Ama.hoş gelmeyecekti. Ama gerçeği dostundan bile duyamayacak denli kulaklarını kapayan insanın kurtuluş umudu olamaz. gerçek ve içten olandan ayrılıp tanınabildiği gibi. gerçek dostluğun özelliklerinden biridir.ama asıl dostlukla taban tabana karşıttır. çünkü. Dostluk alış verişi çeşitli ve çapraşıktır. C. hiç kızılmayacak şeye kızması ne de şaşılası bir durum! Yanılgıya düştüklerine üzülmezler de yerilmek ağırlarına gider. bizim savunmamızla ölmez tanrıların dâvâsı C. gerçek nefreti kazandırır. Ama yüzegülme sözünde -Terentius'un sözcüğünü kullanmaktan hoşlanıyorum. yerine göre hafifletmek. yerine göre katlanmak bir bilgenin yapacağı iştir. kendimize yapılan uyarıların da sabırla ve karşı koymadan kabul edilmesi."incelik" bulunsun da. ama yanında. dalkavuklukları daha da tehlikeli olur. Kuşku ve kırgınlık için çok neden çıkabilir. yani dalkavuk ve düşüncesiz yurttaşla. önce uyarırken sert olmamaya. yumuşak görünen dostlarından daha çok işe yarar. açık yürekliliği ortadan kaldırır. praetor sırasında olmuştu. bundan çok hoşlanacaktı. yalanlarına saygınlıkları eklenince. En büyük suçlu da gerçeği aşağı gören. Yapmacık. ciddi ve ağırbaşlı yurttaş arasındaki ayrımı anlayabilir. yanılgıların yardakçısı dalkavukluk uzak olsun: dalkavukluk bir dostla başka türlü. evet derim: yani ben kendime her şeye baş sallamayı ilke edindim" diyor. sadece soy. dostunun uçuruma yuvarlanmasına göz yuman yüzegülme daha da kötüdür. sağırlaşıyor ve uyarmalarına kulaklarımızı tıkıyoruz. Şimdi de kendime döneyim: anımsarsınız." Evet. Böylece bu dâvâyı büyük bir yetke değil. ötekiler hiçbir zaman!" Uyarılan insanların asıl kızılacak şeye değil de. Maximus (96) ve L. dostlukta. Bu durumda. gördüklerini anlatacak bir dostu olsaydı. Daha geçenlerde. insan. Ama siz de oradaydınız. Bu öğüt ve yermeleri. Buna karşın.

yeniliverirler. bir kuşaktan başka bir kuşak doğduğuna göre. L. ondan hoşlanan insandan başka kimseye zararlı değildir. hiçbir şeyden emin olamazsın. bir düşünün! Dedikleri gibi dostunun yüreğini açamazsan hiçbir şeye güvenemez.XXV Halk kurultayı denilen sahnede bile. Kısa süren her acıya. . Fanius. her ikisi de "sevmek" sözcüğünden geliyor. istenmeden bile dostluktan çiçeklenir. Furius. insanın her şeyi zayıf ve ölümlü olduğuna göre. gezide. yaşlı kişilerinden daha çok alay edip beni düpedüz maskara ediyorsun. Alay edilmekten daha ayıp bir şey var mı? Bu duruma düşmemek için daha çok dikkat etmeli. Ama düzenli ve sinsi bir insanın yavaş yavaş damarımıza sokulmasından sakınmalı. A. Halkın gözlerinden uzak bir köşede. Sp. büyük düşlemler ve umutlar besleyemeyecek. Yaşamın ve doğanın kurduğu düzen gereğince. ne denli sevilmeye değer olduğunu bilir. XXVI Erdem diyorum. gelecek kuşaklar için de parlak ve değerli olacak. dostluk olmaz. söz geçici dostluklara döndü. çünkü kendisini pek iyi tanır. Scipio'nun kaynatası Ti. Bu erdem ışıklıdır hâlâ. insan yarışa başladığı insanlarla aynı zamanda yarışın sonuna erişmeyi her şeyden çok istemeli. "Bugün benimle. Asıl konumuza dönelim ve sözlerimizden bir sonuç çıkaralım. dostluk. yaşım bana bir avuntu verirdi. hiçbir yarar beklemeden sevilen insana bağlanmak demektir." Gerçekten tiyatroda bile bu şaşkın. ama benim için o yaşıyor ve hep yaşayacak. Açıkça dalkavukluk yapanı herkes anlar. Mummius arasında daha da ışıklıdır. Kendi payıma yazgının ya da doğanın bana sunduğu iyiliklerden hiçbirini Scipio'nun dostluğuyla ölçemem. ama yarar. Rutilius (103). meğer ki büsbütün budala olmasın. Bundan sevgi ya da dostluk tutuşur. Cato. yalnızca erdem. ama o yitmek şöyle dursun. Çünkü onun özlemi daha uzun süremez. Çünkü dalkavuk. Q. Tubero'nun sevgisinden zevk duyuyoruz. Mucius. Erdemini yakından tanıdığım için. Dalkavukluk ne denli tehlikeli olsa da. benimle Scipio. "Thais bana çok mu teşekkür ediyor?". Ama şimdi erdemden değil. "Evet. Q. Verginius'la senli benli olmaktan da hoşlanıyorum ben. "Sonsuz teşekkürler!" diye karşılık veriyor. komedyaların en aptal kişileridir. ama ağırbaşlı. Kendisini gösterip ışığını parlattığı zaman. en ufak bir şeyde bile incittiğimi bilmem. zevk dolu bir dinginlik buldum. C. onu iyi karşılayan. Scipio'yu hiçbir zaman. Bu yakınlık yaşıtlar arasında. öteki yalana hazır olduğu zaman. onun düşlemini göz önüne getirmeden. köy yaşamımızda hep birlikteydik. Gençken yaşlı insanlara. boş zamanlarımızı seve seve verdiğimiz. Komedyalardaki dalkavuklar övüngen askerlere dalkavukluk etmeselerdi. Bunun için kendi kendisine dalkavukluk eden ve kendi kendisini pek beğenen insan. gerçeğin değeri olmasına karşın. Bunlardan büsbütün yoksun bile olsaydım. ondaki ışıktan da ışık alır. dedikleri gibi. Genellikle erdem kendisini sever. İşte dalkavukluktan hoşlananlar bunlardır. M. Kendilerine. her şeyin gerçekle ölçüldüğü dostlukta gerçeğin değeri ne olmalıdır. sevdiğinden ve sevildiğinden bile! Çünkü bunun ne denli gerçek olduğunu bilemezsin. Ama. Paulus. sözlerine o denli aşırılıklar ekler. Bundan başka. Bunlar kolay kolay anlaşılmaz: çünkü karşı koymakla bile dalkavukluk ederler. çok!" demek yeterken (99). yani bilgelerin (burada insanların erişebileceği bilgelikten söz ediyorum) dostluğundan konuşurken bilmem nasıl oldu da. gerçekten böylesine sevdiğim ve bağlı olduğum adamın yokluğuna hiç katlanamazdım. anısı yalnızca benim gözlerimde canlı kalmayacak. P. dalkavukların sözüne en çok kulak asan insandır. Graccus'a (102) bu tür bir yakınlıkla bağlandık. keyiflerine göre uydurulmuş sözler söylenince. düşlemsel ve yalancı gösterişin önemli bir yer tuttuğunu gözönüne koymak ve belirtmek koşuluyla. çünkü. onda sağlamlık. bir evde oturduk. hoşuna gitmeye çalıştığı insan ne kadar aşırı olmasını isterse. sevmekse. evet. Hiç kimse Scipio'yu anmadan. Çünkü sevgi ve yakınlık olmazsa. komedyaların budala. Gerçi ölüm Scipio'yu umulmadık bir zamanda benden kopardı. Nasica. P. Çünkü ben onun erdemini sevdim. tartışır görünür. Ama örnek insanların. ne denli büyük olsa da katlanılabilir. C. örneğin sizin. budala yaşlılar. sonunda alaya aldığı insan daha anlayışlı görünsün diye yenilgiyi kabul eder. yaşamın hiçbir zevki kalmaz. Galus. L. onu düşünüp andıkça daha da büyüyor. dostlukları hem kurar. başkasında parladığını gördüğü erdem ışığına yaklaşır. bunları çağıran insanlar değer verir. özel işlerim için öğüt. bari seveceğimiz. Biri gerçeği duymak istemediği. güçleniyor. ciddî insanları kurnaz dalkavuklara kapılmamaları için uyarmalı. hem korur. bize gülünç gelmezdi. Ondan istemediğim hiçbir şey işitmedim. Gerçi bu dalkavukça yalanlara yalnızca onları işitmeye can atan. P. o yeni bir şey öğrenmek ve yeni bir bilgi edinmek aşkını nasıl anlatayım? Bütün bunların anısı onunla birlikte ölseydi. aynı yemekleri birlikte yedik. Rupius. onda süreklilik vardır. Bu dostlukta devlet işleri konusunda anlaşma. Yalnızca askerlikte değil. hiçbir şeye gereksinmeden. Çünkü onda her türlü uyum. bizi sevecek insanları arayalım. Şimdi biz de yaşlı çağımızda gençlerin sevgisinden. bir erdem anlayışından söz açıyorum: çünkü birçokları erdemi elde etmekten çok öyle görünmeyi isterler. bu boş sözlerin kendi değerlerine birer tanık olduğunu sanırlar.

"On iki levha" yasaları arasında yer alan yasaya göre. 36. sonunda. Augur: Kuşların uçuşuna. 10. Ribbeck. XII.. Cn. Ann. Bu sözleri bir çoban 168'de Konsül T. Triumphus töreni: Utku kazanmış bir komutanın Roma'ya girişinde yapılan tören. Themistokles: Atina'nın ünlü generali. Cicero burada M'Livius Salinator ile M'Livius Macatus'u karıştırmıştır.Ö. yaşlılıktan çok güçsüzleşen Tithonos'a tanrılar acıyıp ağustos böceği biçimine sokmuşlar. Quingtius Flamininus ile M. 21. Claudius Caecus 310'da kensor. 275'te ve 274'te. 19. 5. Curius Dentatus 290'da. Cornelius Scipio Africanus.. 38. 40. Cinelus Alimentus'un önerdiği bu yasa. 35. 155'te Atina'dan Roma'ya gelmişti. Ann. 25. Annales. 32. -onsuz dostluk olamaz. 214. Ennius. Sözü edilen senato toplantısı. 29. avukatların armağan ve ücret almasını yasaklar. 215. Caesar'ın iki quaestoru: Senato'da İmparator'u temsil eden memurlar. Ennius. 28. Tribun M.. T. Pontifex: Roma'da dinsel hukukla uğraşan rahip. Acilius Balbus. s. Quaestor. 169'da halk tribünü Q. Lysimakhos Aristeides'in babası idi. Diogenes. Pydna'da Perses'i yenmişti. 6. 202. besinlerine. Senatus sözcüğü "yaşlı" demek olan "senex" kökünden gelir.erdemden başka hiçbir şeyin dostluğa üstün tutulabileceğine inanmayın. Servilius Caepio ile Q. Tuditanus ile Cethegus'un konsüllüğü 204 yılına raslar. 17. 228.Ö. M. Atticus. bak. 13. olasılıkla 183'te ölmüştür. Size gelince. 182 ve 168'de konsül olan L. 209 yıllarında konsüllük etmiş. 23. Önsöz. 15. Naevius. 14. ötüşlerine dayanarak gelecekle ilgili kehanette bulunan rahip. 186'da konsüllük etmiş. 180'de ölmüştür. Geruria üyelerinin en az altmış yaşında olmaları gerekiyordu. 374. Marcius Philippus 160 yılının konsülleridir. Cato Licinianus Paulus'un kızıyla evliydi. Halk tribünü. 18. IX. Q. Simonides: Yunan şairi. Kensor: Roma'da nüfus. X 385 Vahlen. 14. Aemilius Macedonicus. ya 280/279'da Herakleia utkusundan ya da 279/278'de Ausculum savaşından sonra olmuştu. Tithonos'a âşık olan tanrıça Eos onun sonsuz bir ömür yaşamasını sağlamıştı. Stesikhoros: Sicilyalı lirik şair. Galya topraklarının bölünmesini istemiştir. 4. Khioslu Stoa feylesofu Ariston yapıtında Tithonos'u konuşturur. ahlak ve emlak işlerine bakan büyük memur. kadınlara bırakılan mirası sınırlar. 9. Hannibal: İkinci Kartaca seferinde Kartacalıların komutanı. 33. 37. App. Scipio Laelius: Bk. Ennius. Lud. Voconius Saxa tarafından önerilen yasa. 41. Plebs sınıfının çıkarlarını gözeten memur. Burada Caesar'ın diktatörlüğünü krallığa çevirmek isteyen kimselerin yol açtığı olaylar anıştırılıyor. 12. 170'de ölmüştür. Bu konuşmadan iki yıl önce ölmüştü. Fabius Maximus Verrucusus Cunctator 238. ancak yaşlanmasının önüne geçememiş. Legat: Askerlikte. Ann. Pyrrhos: Romalılara karşı yaptığı seferle tanınmış Epir kralı. Ünlü "Delenda est Carthago" (Kartaca yok olmalıdır) sözüne anıştırma. Önsöz. 34. Sparta'da senato anlamına gelen Geruria sözcüğü de "yaşlı" anlamındaki bir sözcük kökünden gelir.Dostluk üzerine söyleyeceklerim işte bunlar. 235'de doğan P. 3. C. 20. Gaius Livius Salinator İ. Cato'nun büyük oğlu Marcus Porcius. Tib Coruncanius 280'de konsüllük etmişlerdir. AÇIKLAMALAR YAŞLILIK 1.Quinetius Flamininus'a söyler ve onu dağ yolundan Makedonya Kıralı Philippos'un ordugâhına götüreceğine söz verir. siz erdeme öylesine değer verin ki. 7. XII. 11. Fabricius Luscinus 282'de ve 278'de. 30. Cato. Platon'un ve stoacıların düşüncesi. İsokrates: Meşhur Atinalı söylevci. 31. 307'de ve 369'da konsüllük etmiştir. Falaminius 232'de tribun iken. 8. 24. Spurius Postumius Albinus İ. 205'te ve 194'te konsüllük etmiş. 150 yılının konsülleridir. C. 22. . komutan vekili. 2. Hannibal'e karşı savaşmış ünlü komutan. 370. İmparatorluk döneminde. 26.. 188'de konsüllük etmiş. Cumhuriyet döneminde Roma'da genel hazineye ve devlet veznesine bakan memur. 27. 39. 16. Ennius.

Yunancadan birçok yazınsal yapıt çevirmiş. Veturius Calvinus'u Caudium geçidinde kuşatmıştı. 166'da da konsüllük eden C. II. Caecilius. Romalılar altmış yaşında askerlik görevinden tamamıyla bağışık tutuluyorlardı. Licinius Crassus 205'de konsül. Ambivius Turpio Roma'da bir tiyatro yönetir ve oyuncu olarak da çalışırdı. d. Milon: Bak not 46. XI. 367-361'de Tarentum'u yöneten Arkhytas. Ephesieus. 74. P. Cicero. Caecilius. Solon: Ünlü Atinalı hukukçu ve söylevci. 295 yıllarında konsüllük eden P. Homeros. Kleanthes: Stoacı filozof. 55. sağlıksızlığı yüzünden babası gibi eylemli bir işte çalışamamış. Aslı Yunanlı olan Livius Andronicus. Askerî tribün: Roma ordusunda. 65.. 62. Pontius Herennius. Pontius'un gücü. üçüncü Kartaca seferi sırasında konuk etmiş ve ona. 56. s. 73. Xenophon. 206'da Scipio Africanus'ca Roma dostluğuna kabul edilmiş olan Numida Kralı Masinissa. Coruncianus Plebs sınıfından ilk pontifexdir. 54. 50. Gorgias: Ünlü sofist söylevci. 48. 46. kardeşi Lucius ise 184'de senatodan çıkarılmıştır.İsokrates: Atinalı ünlü söylevci. 72. 180'de augur olmuş ve P. 194'de kensorluk etmiş olan Sex. IX. 690. Zenon: Stoa okulunun kurucusu. Birinci Africanus'un oğlu P. 77. Decius Mus Sentinum savaşında yurdu uğruna canını vermiştir. döneminin tanınmış bilginlerindendi. 243'den 222 yılına dek pontifex maximus olarak çalışmıştır. ahlaka çok önem verirdi. L. Caecilius. 75. Tıb. Gaius Pontius'un babası C. Krotonlu Milon'un çok güçlü ve iştahlı oluşuyla ilgili birçok öykü anlatılır. 370. P. 76. 308. özellikle Terentius'unkiler oynanırdı. 69. Fabricius M. 212'den 183'te ölünceye dek. II. L. Makedonya Kralı Philippos'u yenmiştir. Homeros. Timaios. 44. 59 Ribbeck. 51. serbest bırakıldıktan sonra efendisinin adı olan Livius adını almıştır. Platon. not 27. No. Coruncanius: Bk. I. Cornelius Scipio. Kimilerine göre Milon. 71. II. 66. 47. 26. Sulpicius Galus. Claudius Cento ve M. Demokritos: Varlığı atomla açıklamak isteyen Yunan filozofu. 49. Titus Quinctius Flamininus. s. Sempronius Tuditanus. 79. Pontifex maximus olarak çalışmıştır. 240 yılının konsülleridir. 668. T. 25 v. 45. bu üç kişiye de çok değer verir. Pytagoras: Büyük Yunan filozofu ve matematikçisi. II. 260. Xenokrates: Platon'un öğrencilerinden bir filozof. L.. Pontifex maximus: Pontifex kurulunun başkanı. Syn. 67. II. Babası da 340'ta yurdu için ölmüştü. 59. bu sözcük. Büyük Ana'nın Kültü Roma'ya 204 yılında girmiştir. 260'ta konsüllük eden C. Knieas döneminin en ünlü söylevcilerindendi. 60. bir legiona komuta eden yüksek rütbeli subay. 33. Roma'da bir söylence gibi anlatılırdı. "içmek" demek olan "pino" kökünden gelir. 204'te ölmüştür. 191 yılı. 58. Aelius Paetus Catus en eski Roma hukukçularındandır. dedesinden coşkuyla söz etmiştir. 68. Caecilis Metellus 251 ve 247'de konsül. Plocium. "Symposion" sözcüğünden söz ediliyor. 249. genç Scipo'yu bu konuşmadan iki yıl sonra. Herodotos ve Ktesias Kyros'un savaş alanında öldüğünü söylediklerine göre bu konuşmanın tarihsel gerçekliği yoktur. 42. Mylae deniz savaşını kazanmıştır. Şölen. 43. Curius ve T. tiyatrosunda döneminin oyunları. konsül Sp Postumius ile T. 64. 53. 312. Duellius. 52. 39. söylevci ve gökbilimciydi. Pontifex: Bak. 57. Aemilius'un Cato ile konuşan oğlu. s. II. 55. 61. 297. Furius Camillus 349 yılının konsülüdür. 198'de konsüllük. Demosthenes'in öğrencisi. . Pthagoras'ın öğrencilerinden biridir. Caecilius için bak s. C. Homeros. II. Scipio Aemilianus'u evlat edinmişti. 63.

81. 308. tanınmış bir hukuk bilginiydi. başkentleri Gades'ti (Cadix). Curius. oğlu Iason'u sürgüne göndermiştir. Cornelius Scipio 212'de. not 68. 112. 108. Servilius Ahala onu öldürür. 98. sürgüyle düzleme. Crassus: bk. 105. I. Ennius. 80.. Scipio ile Laelius angurdular. L. Cn. Plaudite: "Alkışlayın". 91. Glaudius Marcellus. 87. not 26. Maelius. not 58. Od. 115. 267 ve 256'da konsül olan M. Paulus: bk. Oyunların sonuna böyle yazılırdı. Ennius Ann. 104. Decius: bk. 222. 222'de konsüldü. 152 yılında ölmüş olan oğlundan söz ediyor. Terentius'un bu oyunu 160'ta oynanmıştır. Cornelius Scipio. topladığı orduda Xenophon da vardı. Maelius mahkemeye gelmediği için C. 116. Trakya tahtını haksızlıkla ele geçirmiş. senatoyu değişimden vazgeçirmiş. 85. 101. Kartacalılara tutsak düşmüş ve tutsakların değişimi işini kotarmak için Roma'ya gönderilmiştir. Hesiodos İşler ve Günler adlı yapıtında. Babası ölünce kardeşi Artaxerxes'in elinden tahtı almak istemiştir. 150'de pontifex maximus olarak çalışan P. 90. Atilius Calatinus 258 ve 254'te konsül. 96. soylular onu kırallıkta gözü olmakla suçlarlar ve diktatör olan Cincinnatus onu dâvâ eder. Imperium: Konsül. Tarquinus'un oğlu Arruns ile savaşırken ölmüştür. 99. Magister equitum süvari komutanı. 34 Maximus: bk. 17 Vahl. M. Caecilius Metellus: bk. Cicero bu kitabı gençliğinde çevirmişti. Africanus: bk. Hannibal. 226. Aemillius Paulus: bk. 247'de kensor olarak çalışmıştır. ve P. 371'de doğmuş olan M. 216'da H. ama. Pélias. Homeros. 214. 100. Atilius Regulus. 208'de ölmüştür. P.Valerius Corvinus 348. rakibi Aison'u öldürmüş. Lydis satrapıydı. 107. not 50. 95. 343. 249'da diktatör. CN. Cicero burada rasgele bir sözcük kökü kullanmış. 86. IV. evini yıktırır. Xenophon'un düşlem gücünün yarattığı bu konuşmayı. Ix. . 20. Xenophon. 218 yılı konsülüdür. 106. Epikurosçular. 109.. Hasdrubal tarafından öldürülmüşlerdir. 111. Samnitleri ve Sabinleri 290'da. Viator: Resmî haberci. Kyros 401'de ölmüştür. not 47. L. Terentius Varron'un düşüncesizlik edip açtığı Cannae savaşında ölmüştür. L. Cornelius Cethegus 204 yılının konsülüdür. Pelios'un kızlarını babalarını aynı biçimde gençleştirsinler diye kandırmıştır. 210 ve 208 yıllarında konsüllük eden M. Tartessuslular İspanya'nın Güney Batısında otururlardı. küllerini gümüş bir kapta oğluna göndermiştir. not 34. not 9. Peleponez savaşında Lysandros'a Atina'yı yenmek için yardım etmiştir. İspanya'da. not 47 M. 103. özellikle tarımdan söz eder. Pyrihos'u 275'te yenmiştir.Aemilius Lepidus 187 ve 175'te konsül. L. Roma yasasına göre bu çağa kırk altı yaşından sonra girilir. 94. Kartaca'ya dönmüş ve işkence edilerek öldürülmüştür. Iunius Brutus. Corwelius Scipio Africanus 205 ve 194'te konsüldür. 102.. M. 335. Lysandros: Ünlü Sparta generali. 93. 117. 83. 113. 346. P. Cornelius Scipio Nasica.78. not 60. Paulus: bk. Konsül L. Aemilius Paulus. 114. Var. Aison'u bir tencerede kaynatarak gençleştiren Medeia.Crassus: bk. 180'de pontifex maximus olarak çalışmıştır. 439 yılındaki kıtlık sırasında halka bol bol yiyecek dağıtmıştı. Cornelius Scipio Calvus. P. Genç Kyros Pers Kralı değil. Cicero burada serbest olarak aktarmıştır. Cincinnatus da Maelius'un mülkünü sattırıp. 110. Oikon. 460'da konsül. 89. 84. 82. Cicero burada Aison ile Pelias'ı karıştırmıştır. Quinctius Cincinnatus. Oyundaki iki kardeş iki ayrı eğitim yöntemini savunurlar. Zengin bir şövalye olan Sp. 97. Dentatus. 458 ve 439'da diktatör olarak çalışmıştır. pretor ve diktatörlere verilen yüksek yetki. Occati: Toprağı düzleme. 79. Roma Cumhuriyeti'nin kurucusudur. 92. 300 ve 299 yıllarında konsüllük yapmıştır. XXIV. 88. 215. 162 ve 155 yıllarında konsül.

23. 30. Antikitenin tanınmış dostları şunlardır. Sulpicius Rufus'a karşı koymuş ve bu savaşımda forumda çıkan bir kargaşalık sırasında öldürülmüştür. Akhilleus ve Patroklos. Mayıs. 16. büyük babalığı Yaşlı Cato'nun kendisine. not 19 ) komutasında Persuas'a karşı çarpışmıştır. Yunanistan'da yedi filozofa verilen ad (Yedi Bilgeler). Pontifex. Lex Villia Annalis'e ( İ. Furius Philus ve 149 yılı konsülü hukukçu ve söylevci M. Gracchusların annesi Cornelia ve daha birçokları onu öldürmüş olmak kuşkusu altında kalmışlardı. Q. Bunda 85 yaşına dek yaşamış olan Cato. 13. Sokrates'e gönderme: Sözcü. Aemilius Paulus Macedonicus. Forum: Pazar yeri. Epikuroscular. Sulpicius Rufus. öteki ayların beşinci gününe verilen ad. 5. 18. yaşlılık üzerine düşüncelerini söylüyor. 7. 8. Marcus Porcius Cato. Buna "toga praetexta (kenarlıklı toga) derlerdi. Scipio önce 147. Temmuz. Ekim aylarının yedinci. 4.Ö. Cicero. daha sonra. 129'da toprak dağıtımını öneren M. 19. Yengisini kutladığı günden bir gün önce bir oğlunu. devlete ve bireylere dinsel borçları öğretmekle görevli kurulun üyesi olan rahip. Lucius Acilius. C.DOSTLUK 1. L. Solon ve Periandros olduğu kabul edilirdi. 2. 138 yılı konsülü. Kartaca İ. Pompeius Rufus ve meslekdaşı L. Ad Atticum.Ö. Gökbilimdeki bilgisiyle ün almıştı. Augur. Corba'ya karşı koyduğunun ertesi günü yatağında ölü bulunmuştu. 234-149): Eski dönemin ülküsel Romalı tipini canlandırır. Roma toplumsal ve siyasal çalışmalarının merkezi. 3'de şöyle diyor: "Sana yolladığım Cato Maior kitabımı sık okumalıyım. Khilon. 152 yılında Praetor olduktan sonra daha görevine başlamadan ölmüştür. Cato Maior ya da De Senectute (Yaşlılık): Cicero'nun De Amicitia'dan (Dostluk) az önce yazdığı bir kitaptır. 24. 21. 15. bahçede yapılmış. 26." 11. Bunların genellikte Miletli Thales. Yaşlı Cato'nun oğlu. P. 12. 168'da Pydna yöresinde. Eski Latin geleneklerine çok bağlı olduğu için. inatçı ve savaşımcıdır. sonra 134'te konsül olmuştur. Sulla'yla 88 yılı konsülüydü. Pittacos. 3. 27. De Senectute'yi söylemek istiyor. C. İ. Euripides daha bilgedir. İ. Rahatça oturup konuşabilmek için. 88'de halk tribünü olarak Marius ve halk partisinin ateşli bir yandaşı olmuştur. Dinsel geleneklerin korunması. M. Bir yıl son yengisini kutlamıştır. Önce Optimatların güçlü bir temsilcisi. Cato Censorius'un çağdaşlarından biri. D. Cicero 94 yılı Mayısında Atticus'a yazdığı bir mektupta. her şeyden alınıyorum. Cracchus. 21.Ö. P. Numantia da 133'te yakılıp yıkılmıştır. 17. Lucretius'un De Rerum Natura kitabıyla Roma'da yayılan bu felsefeyi birçok yerde taşlar. Orestes ve Pylades. 14. Cicero yine Atticius'a sesleniyor. Manilius arasında geçer. Roma halkının toplanma yeri. Çünkü yaşlılık beni daha hırçın yaptı. Magna Graecia (Büyük Yunanistan) adı. De Re Publica'nın sonunda Scipio. Theseus ve Pirithous. Önsöze bk. 180 ) göre konsül olma yaşı 43 olduğu halde. C. 116 yılı konsülü. Sulpicius Galus." demiş. sert. Iunius Brutus. Hemicyclium. Fulvius. İsa'dan sonra da Damon ve Phintias. İtalya'nın güney parçasına verilirdi. 20. 28. Roma'yı bozacağı kaygısıyla Yunan kültürün Roma'ya girmemesi için uğramıştır. 146'da. Kleoboulos. 6. Scipio. . Bu yüzden o zamanın konsülü Q. içinde oturacak yeri olan yarım daire biçiminde taş bina. Aemilius Pauls'un (bk. Makedonya Kralı Perseus'u yenmiştir. 25. Sokrates bütün insanların en bilgesidir. 168 yılı savaş tribünü. Cicero burada dostu Atticus'a sesleniyor. Erkek togası (toga virilis). İ. ilk konsüllüğü sırasında 36 yaşındaydı. 136 yılı konsülü L. Bias. Scipio'nun zehirlenmiş ya da öldürülmüş olmasından kuşku duyulmuştur. 14. Cicero'nun De Re Publica adlı kitabında konuşma. "Sophokles bilgedir. 22. üç gün sonra bir ikincisini yitirmiştir. Roma takviminde Mart.Ö. 29. Cicero'ya göre On İki Levha Yasası'nun koyucularından biridir. Pompeius Rufus. ruhların ölmezliği üzerine söylediklerini aktarır. Corneius Sulla'yla araları açılmıştı. De Senectute kitabını sık sık okuduğunu söylüyor. 9. Sokrates.Ö. Genç Romalılar 16 yaşına dek kenarlarına erguvan geçirilmiş ak bir giysi giyerlerdi. Carbo. Porcius Cato Cessorius (İ.Ö. 10. Doğa olaylarının gözleminde gelenekten gelen kuralları korumakla görevli rahip. L. Bu yaştan sonra da "toga virilis"i (erkek togası) giyerlerdi.

Bir toprak yasası önermiş. Spurius Cassius Vicelinus. Gracchus'a. Aemilus Papus ve C. Q. 37. Curius ve Tib. dostluk). Roma yazınının ilk döneminde L. Bk. İ. Her ikisi de kendisinin Orestes olduğunu ileri sürer. Fabricius Luscinus. 440'da bir kıtlık sırasında yoksullara buğday dağıtan krallığı ortadan kaldıracağından kuşkulanıldığından öldürülmüştür. 279). Stoacılar. Kırım'a gelen yabancılar Arthemis'e kurban edilirlerdi.Ö.Ö. sonra Scipio Africanus'a Zama'da yenilmiştir (206). ona Superbus (Gururlu) adı takılmıştır. Herakleia ve Ausculum'da Romalıları yenmiştir (İ. Yukarıda adı geçen Euripides'in İphigeneia Tauris'te tragedyasından alınmış olmalı. Kral Orestes'i ölüme yargılar. 59. 36. Bk. Epikuroscuları taşlıyor. 290 ve 275 yılları konsülü. not 62) olmuşlardı. 60. Semronius Gracchus. fakat kral yenilince kendisini öldürmüştür (130). 493. Pyrrhos: Romalılara karşı savaşmış Epeiros kralı. 61. İ. not 48. Tarquinius Superbus. Genç Africanus'un kızkardeşinin oğlu. Q Aelius Tubero. T. Gracchus öldürüldükten sonra suçlandığı için Roma'yla savaşan Kral Aristonikos'un yanına Bergama'ya kaçmış. Doğa Üzerine adlı felsefî bir şiirinde dostluk ve savaşın. krallığı ortadan kaldırmayı düşündü diye suçlanarak öldürülmüştür. not 32. 38. (İ. Andronicus ve Naevius'tan sonra Roma şiirinin gelişmesinde büyük rolü olan şair. Tib. Önsöz). aşağı yukarı 450'de Agrigentum'da doğmuş olan Empedokles. "Amor" (sevi) "amicitia" (dost sevgisi. 50. De Re Publica'da Philus devletin haksızlık yapılmadan yönetilemeyeceğini söylemişti. Birçok tragedyası vardır. Pacuvius. 45. burada bir sözcük oyunu vardır. onları Romalılara karşı savaşa kışkırtmışsa da annesinin ve karısının yalvarması üzerine bundan vazgeçmiştir. C. Curius Dentatus.Ö. 53. 43. 282 ve 278 yılları konsülü. 274-183) Kartaca komutanı Hamilcar Barcas'ın oğlu. 252 yılında Pontifex Maximus olan ilk pleb. Ancak 132'de yasalara aykırı olarak kendisini yeniden tribünlüğe seçtirmek isteyince forumda çıkan kargaşalıkta öldürülmüştür. 62. Ilımlılığıyla tanınmıştır. 275'de censor (bk.Ö. 130'da ölmüştür. Ennius (240-169). 46. ama yakalanırlar. Bk. İ. not 47. Ennius'un kızkardeşinin oğlu. sonra da düşmana teslim olmamak için kendini öldürmüştür.31. Konusu: Orestes dostu Pylades ile Arthemis'in resmini çalmak için Kırım'a giderler. 123'te de C. Roma'da nüfus sayımı. Capitolium. Yurduna büyük hizmetler görmesine karşın halk tribünlüğünü kaldırmak istediği için plepin nefretini kazanmış. 132'de. Cicero. Sabinleri ve Pyrrhos'u yenmiştir. Fabricius Luscius. yüzyılda yaşamış Roma komutanı. Trasimenus gölü kıyısında (217) ve Cannea yöresinde (216) yenmişse de. Coruncanius. Hannibal. 133'te belki halk tribünüyken Tib. Thoas: Kırım yarım adası hükümdarı. Önce Romalıları Trebia savaşında (218). Bk. Rupilius 132 yılı konsülleriydi. 52. Tib. 56.Ö. Pyrrhos'a karşı yapılan savaşta dürüstlüğü ve doğruluğuyla ün salmıştır. . 133 yılı halk tribünü. Spurius Maelius. M. 47.Ö. Censor. 44. 39. Tragedya'nın Latince adı bilinmiyor. Söylenceye göre. evrenin birleştirici ve ayırıcı ana güçleri olduğunu söyler. 54. Gracchus'a karşı savaşım vermiştir. not 31. C. M. 486 yılları konsülü. Gracchus'un planlarına yardım etmiştir. tragedya ve komedyaları vardır. 280 yılı konsülü. 32. ama hangisinin Orestes olduğunu bilmez. M. Samnitleri. 282 ve 278'de birlikte konsül. Tribünlüğü sırasında soyluların büyük toprak sahibi olmalarına engel olmak ve köylü çiftlikleri kurmak üzere bir tarım yasası önermiştir. 502. "vita" (yaşam) sözcüğünden bir sıfat yapıyor: "vitalis" (yaşanabilir). Metindeki sözler bu sırada geçer. 58. 33. halk tribünlerince suçlanarak sürülmüş. Bundan başka katıldığı Pön savaşlarını (218-201) anlatan destanı. Ti.Ö. tragedya şairi. 42. Roma şiirine heksametre ölçüsünü sokan o olmuştur. Ephesos kralı Antiokhos'a sığınmış. Coruncanius. Censura: censorluk. Roma söylencesindeki "yedi kıral"dan sonuncusu. öldürülen halk tribünlerinin yandaşlarını tutuklamak için kurulan konsüller kurulu (Bk. 57. 40. 41. 35. not 19. İ. 49.Ö. Tib. 48. 55. Bk. törelerin ve genel servetin korunmasıyla görevli bir memurdu. 20. Çok sert ve acımasız olduğundan. Bk. 51. Capitolium tepesindeki Iuppiter tapınağı. Bir atasözü: Pingui Minerva agera (İnce eleyip sık dokumamak). not 32 ve 33. 34. 220'de Brundisium'da doğmuş. 28. İ. İ. Bloussius. Ennius. V. 615'den 510'a kadar egemen olmuştur. "amare" (sevmek) aynı kökten gelen sözcüklerdir. 63. Populis Laenas ve P. Roma tarihinin başından kendi zamanına dek geçen olayların destanını Annalesinde anlatır.

"yarış yeri" anlamına gelen bu sözcükleri. 71. belli olmak) ile sözcük oyunu yapılıyor. "incertus" (emin olmayan. 66. (Thukydides. ama ona karşı olan senato yandaşı M. Bu yüzden Laelius C. 4'üncü yüzyılda yaşadığı sanılır. P. Pompeius Neopos. 84. Gracchus gibi köylüye toprak dağıtımı uğrunda çalışmış. V. Metnin bundan sonraki kısmında küçük bir eksiklik vardır. C. Yalnızca gereksinmeleri göz önünde tutan Kyrenaikler. yüzyılın ilk yarısında yaşamış Pythagorasçı filozof. Tib.Ö. Neoptolemus. Matematikte de çok bilgili imiş. Bk. Cicero yeni bir sözcük yaratırken. Gracchus'un yolunda yürümüş. Gracchus'un koyu yandaşlarından biri. Akhilleus'un ölümünden sonra Odysseus. Q. Akhilleus ve Skyros kıralı Lykomedes'in kızı Daidameia'nın oğlu. 90. Kendisini öldürdüğü söylenmekle birlikte. Q Fabius'u evlat edinmişti. 87. Bk. Q. 83. ikisinin de Augur kurulunda üye olmalarındandır.Ö. 141 yılı konsülü. gidip onu yanında büyüdüğü Lykomedes'ten almıştır. aşağı yukarı 525 yılında doğmuş Atina komutanıdır. boşuna emek verme). Scipio ve Laelius'un dostu. Genç Scipio Africanus'un kardeşi. 81. Spurius Mummius. 114 yılı konsülü. Özlü sözlerinden birkaçı kalmıştır. Themistokles. Q. Atinalı Timon. İ. Tib. 145'te konsülken Lusitanların komutanı Viriathus'a karşı yaptığı savaşta başarı göstermiştir. Cicero'nun De Re Publica'sında konuşan kişilerden biri. Q. 79. Eski atasözü: "Actum ne agas" (Yapılmış işi yapma. 68. Fabius Aemiliannus'un kardeşi Genç Scipio çapında değildi. Fabius Maximus Aemilinus. 92. Burada Laelius. Latince "spatium" ve "curriculum"un Türkçe tam karşılığı olmadığı için "koşu yeri"." 78. ancak babasının ölümünden sonra çok genç yaşta. halkın istediği zaman tribünleri yeniden seçmek hakkını elde etmesi için bir yasa önermiştir. Gracchus ilk kez 123'te halk tribünü olmuştur. Lucius Rupilius. 74. not 57. Büyüğü Tib. Bias'ın İ. Kserkses'in Yunanistan'ı alması sırasında Atina donanmasının komutanı olarak Persleri Salamis'te yenmiştir. Carbo ve Flaccus'la birlikte "triumvir agro dividendo"dan (toprak dağıtımı için -seçilen. Orada 460'ta ölmüştür. Az sonra Bergama'da üzüntüsünden ölmüştür.64. çok kez "ut ita dicam" (deyiş yerindeyse) diyor. 72. Cicero'nun kullandığı benzetmeden vazgeçerek.Ö. Gracchus daha halk tribünü değildi. İ. 69. Kendi kendine uçan güvercin yapmayı başarmış. 91. 82. Fabius Maximus Cunctator'un oğlu da. İ. Tib. C. Euripides Hekabe 1226: ''İyi insanlar kara günde en güvenilir dostturlar. bir elçilik bahanesiyle Asya'ya göndermiştir. Bu yüzden Scipio'yla araları bozulmuş. Caecilius Metellus. Troia önündeki Yunan ordusuna girdi ve bu yüzden Neoptolemos (Genç Savaşçı) adını aldı. Roma'da Scipio Africanus'a karşı olan bir partinin önderiydi. bu sıfatla kargaşalıklara yol açmıştır. 131'de tribünken. Andria. 89. belli). Bk. 138). Manisa'da hastalanıp öldüğünü söyleyenler de vardır. Gracchus'un öldürülmesinde önemli bir rol oynamış ve Senato onu Tiberius'un yandaşlarına karşı korumak için. C. 1. 139 yılında onaylanan bu yasaya göre (lex tabellaria) seçimde gizli oy usulü konuyordu. Taraslı Arkhitas. bir sözcüğü yeni bir anlamda ya da bir benzetmede kullanırken. Metnin bu bölümünde bir parça eksiktir. 93. IV. Q. Papirius carbo (164 119). ilerde (55) dostluğu bir eşyaya (supellex) benzetirken çeviride "süs" yerine bu deyişi kullanacaktır. Pontifex Maximus idi.Üçler) biri olarak görevlendirilmiş.Ö. yüzyılın sonlarına doğru yaşamış ünlü adamcıl. halkı Gaius aleyhine çevirmiştir. not 57. 76. 131 yılı tribünü. 73. sonra kendisini konsül seçtirmiş. Diktatörlüğü ele geçirmek istediği ileri sürülerek suçlanmış ve toprak dağıtımı için yapılan çarpışmalar sırasında öldürülmüştür (121). 65. Livinius Drusus. Lex Cassia'ya göre yargıçların kararları gizli oyla verilecekti. Laelius'un "meslektaşımız" demesi. 70. not 28. 68. Genç Scipio'yu. 85. bellisiz) "cerni" (anlaşılmak. ve 86. 88. . Yaşlı Cato.Ö. O zaman C. 132 ve 122'de kendisini halk tribünü seçtirmiştir. "yollarından" biçiminde çevirdik. Laelius'a konsül olması için yardım edeceğine söz vermiş. C. Dostluğu rahat yaşamak için bir araç olarak kabul eden Epikuroscular.Pers savaşından sonra Atina'da demokrat partisinin önderi olmuştur. 67. P. 77. Bu konuşma İ. 75.Ö. Grasschus'un tribünlüğü üzerine ancak "bilicilik" edebilirdi. Cornelius Scipio Nasica Serapio. 80. bilici Neoptolemos olmadan Troia'nın alınamayacağını bildirdiği için. Themistokles gibi bir adam bile kendisini kurtaracak dostu olmadığı için. yine de İ. Lucius Aemilius Paulus'un büyük oğlu. 129'da geçiyor. Gracchus. Asıl adı Pyrrhos'tu. Burada "redamare" (sevgiye karşılık yapmak) sözcüğünü yaratıyor. bir Coriolanus'un yaptığını yineledi diyor. Yaşlı Scipio Africanus'un oğlu. Latince metinde "certus" (emin. Rupilius'un kardeşi. 1. Ama 471'de yolsuzluk yapmakla suçlanarak Atina'dan sürülmüş ve Perslere sığınmıştır. Terentius. Cato: Yaşlı Cato'nun torunu. 143 yılı konsülü.

not 43. İ. L. Numantia kuşatmasında Scipio Aemilianus'un yanında tribünüs militaris idi. Scipio'nun kaynatası. 98. Eunuchus (391-392). Bk. Bk. Mancius. Bu parça Ennius'un çağdaşı Caecilius Statius'un. 104. Rutilius. Laelius o zaman praetordu.94. A. etkinliğini kullanıp bu önergeyi reddettirmiştir. evet derim. Daha önce söylevciler senatonun toplandığı Curia yönüne dönerlerdi. elimizde birkaç parçası bulunan bir komedyasından alınmıştır.'' 95. evet der. Biri hayır der. 102. Dalkavuğuna Thais'in bu armağandan hoşlanıp hoşlanmadığını sorar. P. 99. yani ben kendime.Ö. Gracchus. not 64. Asker. . hayır derim. 103. döner de aynı şeyi reddederlerse. not 81. sevdiği Thais'e armağan gönderir. Tib. 100. her şeye baş sallamayı ilke edindim. 101. 97. 3. Eunuchus 251-252: "Ne derlerse överim. 145'te konsül Licinius Crassus. Gracchusların babası. Verginius üzerine pek az çok bilgimiz vardır. "cooptatio" hakkının rahip kurullarından alınıp halka verilmesini önermiştir. onu da överim. Terentius. Bk. 96. Terentius. Pön savaşına katılmış ve Kartaca alındığı sırada kente ilk girenlerden biri olmuştur (146).