You are on page 1of 1128

I

Orhun Yaztlarndan Gnmze Trkiye Trkesinin Sz Varl

YAAR ABAYIR
(den-izz)

4 &

TKEN

mm ran m

lH M t 1 .1 1 5 9

DEN
denie, [Ar. d e n fe (deni:e) {OsT} is. Ayp; ir kin grnen durum, denilik, -i [den-lik] is. Alaklk; bayalk, denilme, [den-il-me] is. Adlandrlma veya syle nilm e eylemi, denilmek, [den-il-mek] edil. f. [-ir] 1. Ad verilmek; adlandrlmak. 2. Sz edilmek; sylenti olarak dolamak. denim, [den-im ? / dn-m] {az} is. B ir gidi ve geli; bir sefer. [DS] deni, [Ar. deni {OsT} sf. Kirli; pasl. deni, [deni > dei > deni] {az} is. Birbirinin ii ni karlkl olarak yapma biiminde uygulanan i yardmlamas. [DS] denim ek1 [degi-mek > den-i-mek] {az} gsz. f . , [-ir] Byyp gelimek; deimek. [DS] denim ek2, [den-i-melc > den-i-mek] {az} gsz. f. [-ir] Bir yerde ileri yapabilmek iin aba sarf et mek; ii dndrmek; yrtmek; yapmak; becer mek. [DS] denitirm ek, [dei-tir-mek > den-i-tir-mek] {az} g l . f [-ir] Deitirmek. [DS] deniz, [eT. ten (gl) > ten-iz [EREN] > deniz > deniz] is. 1. Yeryznn ukurluklarn dolduran geni ve tuzlu su ktlesi. 2. Dnyann yzey olarak drtte n kaplayan su ktlesinin karalar arasn da kalan belli bir paras. 3. gnl. Bu suyun rzgr etkisiyle dalgalanmas durumu. 4. mecaz. Bol m ik tarda bulunan; geni ve usuz bucaksz alan. 5. gnl. D eniz suyu. 6. Deniz kysnda bulunan yer veya ehir; sahil. 7. mecaz. Snrsz genilik. 8. m e caz. Belirli bir tutum sergilemeyen, deiik gr nler sunan, alkantl ey. 9. Ay yzeyinde da larla evrili geni dz alan. S deniz az, {eAT} zool. D eniz anas; medsa. || deniz akbal, zool. Hanigillerden, Karadeniz ve lk denizlerin s ke simlerinde yaayan, diileri yum urtalarn kylar daki bitkilere ve kayalara yaptran, boyu 60 cm.ye kadar ulaabilen, henz daha Akdeniz 'e bile yaylm am bir kemikli balk, (Lucioperca marina). || deniz almana, Denizcilikle ilgili astrono m ik hesaplar yapm aya yarayacak bilgileri ieren zet bilgiler izelgesinin bulunduu kitap.\\ deniz alt, 1. Denizin altnda bulunan veya orada y a p lan. 2. D enizden kyya doru esen rzgrn ve dalgalarn etkisine ak bulunan y e r veya liman. || deniz anas, ri yar kadn.\^ deniz ays, zool. Ok yanuslarda koloniler hlinde yaayan, yum uak uzun tyl postu olan iki metre dolaynda boyu olan bitkilerle beslenen canl (Arctocephalus ursinus). || deniz basmas, K ynn kmesi sonucu su altnda kalmas; transgresyon.\\ deniz bilimci, D eniz bilimi ile uraan bilim adam.|| deniz bili mi, Okyanuslar, denizleri, bunlarn sularn ve

dengesizletirme, [dengesizle-tir-me] is. Dengesiz hle getirme veya dengesini bozm a eylemi, dengesizletirmek, [dengesizle-tir-melc] gl. f. [-ir] 1. Dengesiz hle getirmek. 2. Dengesini bozmak, dengesizlik, -i [dengesiz-lik] is. 1. D engesiz olma durumu. 2. D engesiz olan eyin nitelii. 3. Bir kimsenin tutum ve davranlarnda beklenm edik biimde deimeler bulunm as hli; istikrarszlk, denge, [ten > *tene-mek > tene-] (dehe) {eT} sf. 1. Denk; e. [KB] 2. Ayn yata olan; akran. 3. a da. [Clauson] dengei, [tene- > tene--i > dene--i] (dehei) sf. Kyasla hareket eden. [KB] dengeik, -i [denge-ik] faz} sf. (ki ey iin) bir rnek. [DS] dengemek, [*tene-mek > tene--m ek > dene--mek] (dehemek) {eT} ite, f. [-r] D enklemek; denk gelmek. [DLT] [KB] denggel, [dengel] (denge:l) {eT} is. 1. Parm ak bou mu; eklem. 2. Buday vb. bitkilerin sapndaki bo umlar. dengil, [deng-il] {az} is. Yuvarlanma, dme, dev rilm e bildirir. [DS] S dengil dzen, {az} B ir i iin gerekli olan aralar; avadanlk; takm; dzen. [DS]|| dengil dombalak, {az} Takla. [DS] dengildemek, [dengil-de-melc] {az} gsz. f. [-r] [d(i)-yor] -* dengilmek. [DS] dengilmek, [deng-il-mek / teng-il-mek] {az} gsz. f. [-ir] 1. Yklmak. 2. Devrilmek. 3. Yuvarlanmak. 4. Yaslanmak; yan yatmak; dayanmak. [DS] dengiz, [eT. ten-iz] (deniz) {eAT} is. 1. Deniz. [Yknek] 2. Irmak. [DK] dengkde, [denk-de (denkde) is. E; benzer; kfuv. denglemek, [ten > ten-le-m ek / den-le-m ek Jio J f : ] (denle:mek) {eT} gl. f. [-r] 1. B ir eyi bir baka eye denk klmak; denkletirmek; denklemek. 2. stenilen m iktara ulatrmak. [KB] 3. {eAT} (Haber iin) sormak; toplamak, denglenmek, [ten-le-mek > ten-le-n-m ek > den-le-nmek] (denlenmek) {eT} dnl. f [-r] Kendi kendi ne dnmek; are aramak, denglemek, [ten-le-mek > ten-le--m ek > den-le-mek] (dertlemek) {eT} ite, f. [-iir] Denklemek; denge olumak. [DLT] dengl, [eT. den-lig > ten-l > den-l {eT} {eAT} zf. Denli; kadar, dengsiz, [ten > ten-siz > den-siz (densiz) {eT} {eAT} sf. 1. Saygsz; yakksz; mnasebetsiz. 2. nsafsz; haksz. 3. Fazla; ar. 4. Ei bulunmaz; esiz; emsalsiz. [KB] den, [Ar. den'et (alaklk) > den (deni:) {OsT} sf. 1. Alak, kt; soysuz; baya. 2. is. Soysuz kimse. S deniyyI-tab, {OsT} A lak tabiatl. (defl)

DEN diplerini, denizlerde yaayan bitki ve hayvan orga nizmalarn inceleyen bilim dal; oinografi,|| deniz bindirm ek, Denizden birdenbire frtn a kmak.jj deniz boncuu, {az} Salyangoz, eytanminaresi vb. bcek kabuu. [DS]|| deniz brlcesi, {az} Kazavagillerden, deniz kenarlarnda ve tuzlu topraklarda yetien, 40 cm. kadar boylanabilen, taze gvde ve yapraklar halandktan sonra salata olarak yenilen bir ok yllk bitki; (Salicornia europaea). [DS]|| deniz kmak, Denizde frtn a kmak. || denizde balk, nceden ele geirilip g e irilemeyecei belli olmayan ey. |] denizde kum ... de para, ok zengin olma durumu. \\ denizden bir (damla) avu su, ok olan bir eyden ayrlp al nan ok k k/7ar<7. || denizdeki baln pazarl, H enz gereklememi bir ii iin nceden anla m a yapm ak\\ denizden km bala dnmek, Yeni girilen bir i veya ortamda sknt ekmek; bunalmak.\\ denizden geip ayda boulmak, B y k glkleri at hlde kk bir engel yzn den baarsz olmak.|| deniz depremi, jeol. Deniz dibinde meydana gelen tektonik olaydan dolay deniz yzeyinde grlen su alkants; tsunami.|| deniz dibi, Denizin tabanda toprakla birletii yer.\\ deniz durmak, Denizde frtnann gem esi ve dalgalarn sakinlemesi.\\ deniz derya ayak altn da, D eniz manzaral ve gr alan geni olan yer.\\ denize almak, 1. Kydan ok uzaklamak. 2. Deniz tat ile yolculua kmak.\\ deniz ebesi, /az} Polip. [DS]|| denize kmak, Av veya yolcu luk amacyla kydan ayrlmak.]] deniz devleti, G cn zellikle denizlerde salad stnlkten alan devlet]] denize dkmek, (Dman) yendikten sonra denize kadar srp orada y o k etmek. || Deni ze den ylana sarlr. G durumda kalan her trl areyi dener. || Denize dse gtyle balk tutar. ok ansl olan kimseler olumsuz durumlar dan bile krl kmasn bilir. || Denize girse kuru tur. B ir kimsenin beceriksizlii yznden en olum lu imknlar bile yo k edebileceini ifade etm ek iin sylenen sz; uursuz. j| denize su gtrmek, ok zengin birine kk bir hediye gtrmek]] deniz feneri, dnz. Denizcilere geceleyin y o l gsterm ek amacyla kylarda veya adack zerinde kurulmu, belirli aralklarla yanp snen gl k kayna]] deniz gnll, {eAT} H er eyi ho gren]] deniz hamam, Denize girilen yer; plaj]] deniz haritas, D enizde seyreden gemilerin salkl ulamlarn salam ak zere her trl bilgiyi veren harita. || de niz hyar, zool. Deniz hyarlarndan yuvarlak ve yum uak vcutlu bir derisi dikenli, (Holothurion)]] deniz hyarlar, zool. rnek tr deniz hyar olan derisi dikenliler; holotiiritler, (Holothuroidea)]] deniz hukuku, huk. Denizlerde egemenlik, gem ici lik, sularn ve deniz tabannn kullanm konularn da uzun sreden beri uygulanan yerlem i teaml ler btn]] deniz iklimi, Denizin etkisinin aka grld ky blgelerinde grlen lk ve yal iklim.]] deniz kaplum baas, zool. Denizde yaa yan, ayaklar yzge biimindeki btn kaplumba alarn ortak ad (Chelonia)]] deniz kartal, zool. Esm er tyl, ba, kuyruu ve kanatlarnn bir b lm beyaz, gl ve engelli bir gagaya sahip, ayaklar parm aklarna kadar tysiiz, kanat akl 2.40 m .ye kadar ulaabilen gndz yrtclarnn genel ad, (Haliaets albicella)]] deniz ka, {az} Midye. [DS]|| deniz kaz, zool. rdekgillerden yaz kutuplarda, k lk blgelerde geiren, gagalar ince ve ksa, siyah bacakl bir tr kaz, (Bernicia). j] deniz krlangc, 1. zool. M artgiller den tatl sularn denizlere dkld yerlerde ko loniler hlinde yaayan kk deniz kularnn ge nel ad, (Sterna, Chlidonias, Gelochelidon). 2. zool. K k balklarla beslenen siyah tepeli krmz gagal su kuu; sumr, balkn, (Sterna hirundo).|| deniz kz, 1. Belden aas balk biiminde, bel den yukars kadn grnmnde, kayalklar ze rinde ark syleyen bir m asal yarat. 2. argo. Danimarka paras; kuron]] deniz koyunu, {eAT} zool. Kunduz]] deniz kp, lenm esi kolay ol duu iin biblo tr eya yapm nda kullanlan, beyaz ve gzenekli, doal hidratl magnezyum sili kat; lle ta; Eskiehir ta]] deniz kula, 1. zool. Yass kabuklu, ii sedefli, 10 cm. uzunluunda bir yumuaka, (Haliotis). 2. co. Denizden bir kum setiyle ayrlm ve sonradan g l hline gelm i s koy veya krfez; lagn; {eAT} hali. 3. Karalarn denize uzanan ksm; burun. 4. Kazlan bir yerden hzla fkran su.\] deniz kulunu, {eAT} Efsanelere gre, denizden veya nehirden kt sylenen bir aygrn ksraa amas ile doan tay. [DKJ|| deniz kurdu, Deneyimli, usta ve eski denizci.|| deniz kuvvetleri, as. B ir lkenin silahl kuvvetlerine ba l gem i ve denizle ilgili her trl ara gere, deniz ve kara birlikleri donanmlar ile baz hava tatla rnn tm]] denizler denizi, {eAT} En byk deniz; bahr-i muhit; okyanus.|| deniz limonu, zool. Avru p a kylarnda yalnz yaayan, portakal renkli bir tulumlu hayvan, (Halocynthia papillosa)]] deniz m ahsulleri, Denizden avlanarak karlabilen ba lk ve her trl yenebilir canl]] deniz marulu, bot. S sularda bulunan, ince levhaya benzeyen yap raklar olan yeil su yosunu, (Ulva lactuca)]] deniz mavisi, Yeile alan ak mavi renk]] deniz me nekesi, bot. an ieinin bir tr]] deniz mili, Denizcilikte ve havaclkta kullanlan 1852 m.lik uzunluk ls birimi]] deniz motoru, Motorla alan kk deniz teknesi.|| deniz otobs, Deniz yoluyla ulam salamada kullanlan hzl bir tr tat]] deniz otu, {az} Maydanozgillerden, deniz kylarndaki bataklklarda yetien ve turusu yap lan sivri yaprakl bir ot; deniz teresi, (Crithmum

.1 1 6 1

DEN

d enizalt, -y, -nn [deniz+alt-c] is. Denizaltnda grevli subay ve erlere verilen isim, denizaltclk, - [deniz+altc-lk] is. 1. Denizaltc olma durumu; denizaltcmn grevi ve meslei. 2. Denizalt ile ilgili her trl bilgi ve beceri ii. denizanas, -n, -alar [deniz+ana-s] is. zool. Selen terelerden, yass bir diske benzeyen, saydam, ser beste yzebilen bir deniz hayvan; medz, denizaslan, -n, -nlar [deniz+aslan-] is. zool. ri kulaklgillerden, Byk Okyanus ve gney denizle rinde yaayan, ksa ve kaba kll postlarnn altnda ince kll ikinci bir tabaka bulunan, kvrak yapl bir deniz'm emelisi, (Eumetopias jubatus). denizar, -ya, -s [deniz+ar] sf. Denizlerin te sinde bulunan, denizat, -n, -tlar [deniz+at-] is. zool. Ba at bana benzeyen, suda dik duran, kuyruk yzgeci olmayan, on be santim kadar boyunda bir deniz hayvan; (Hippocanpus hippocampus). {eAT} (ayn) denizci, [deniz-ci] is. 1. Denizde yol almakta ustalam kii. 2. Deniz tatlarnn bakmn yapmak ve ynetmekle grevli kii. 3. Deniz kuvvetlerine bal asker; bahriyeli. 4. Deniz sporlar ile uraan kimse. denizcilik, -i [deniz-ci-lik] is. 3. Deniz yolculuuna ve tamaclna ilikin etkinliklerin tm. 2. D e niz iletmecilii ve gemicilikle ilgili meslek. 3. Deniz kuvvetlerine ait askerlik ilerinin tm. 4. Deniz sporculuu, denizaks, -n, -lar [deniz+ak-s-] is. zool. D e nizlerde kuma dikine gmlerek yaayan iki enetli yumuaka, (Solen). denizdanteli, -ni, -leri [deniz+dantel-i] is. Scak de nizlerde mercan adalarnn olumasna yardm eden kalkerli hidra kolonisi, (Millepora). denizgergedan, -n, -nlar [deniz+gergedan-] is. zool. Kuzey kutup blgelerinde kk srler h linde yaayan, deniz canllar ile beslenen, erkekle rinin st enesinde metreye kadar varan gerge dan boynuzunu andrr bir di bulunan bir tr bali na, (Monodon monoceros). denizgiil, -n, -Heri [deniz+gl-] is. zool. K aya lklara yapk olarak yaayan, on bin metreyi aan derinliklere kadar her blgede yaayabilen pek ok cinsi ve bini akn tr bulunan omurgaszlar tak m; denizakay, (Anemonla sulcata). denizgzeli, -ni, -leri [deniz+gzel-i] is. zool. A tlas O kyanusunun tropikal kesimlerinin hali ve s ky sularnda, durgun akarsularda yaayan tembel, denizalas, -n, -a la n [deniz+ala-s-] is. zool. Tuzlu otul, memeli su hayvanlarnn ortak ad, (Tricsularda yaayan ancak rem e zamanlarnda tatl hechidae). sulara g eden alabalk trlerinin genel ad, denizhyar, -n, -lar [deniz+hyar-] is. zool. De(Salmo trutta). nizhyarlarmdan omurgasz bir derisidikenli hay denizalt, -y, -nn [deniz+alt-] is. as. Dalm du van, (Holothuria). rumda seyretmek zere yaplm sava gemisi. maritimum). [DS]|| deniz oynamak, {eAT} Deniz dalgalanmak.|| deniz rdei, zool. Soua kar dayankl, kn eti ok yal olan sarm trak bal iri bir av kuu; frtn a kuu.\\ deniz rmcei, zool. Yuvarlak ve kaln kabuklu, uzun bacakl bir tr yenge, (Maja squinado).\\ deniz piyadesi, as. Bir karma harektnda kyya ilk varan ve arkadan gelecek olan asl vurucu gc oluturan piyade birliklerine kolaylk salayan deniz kuvvetlerine bal snf.\\ deniz rezenesi, bot. M aydanozgiller den deniz kumsallarnda bol olarak yetien, y a p raklarndan salata ve turu yaplan trl bir bitki; deniz teresi, (Crithmun maritimum) ,\\ deniz sar ma, bot. Sarmakgillerden deniz sahillerinde yetien, yatk gvdeli kk kurt drc mshil olarak kullanlan pem be iekli otsu bir bitki, (Convolvulus soldenalla).\\ deniz seviyesi, Ak deniz yzeyinin yer ald sfr noktas. || deniz s r, {eAT} Bir efsanev hayvan.|| deniz soan, {eAT} Yaban soan. |j deniz suyu, Denizlere zg tuzlu ;.|| deniz tavancl, zool. Balk kartal.|| deniz tekesi, zool. Karides. || deniz teresi, {az} bot. Maydanozgillerden, deniz kylarndaki bataklk larda yetien ve turusu yaplan sivri yaprakl bir ot; deniz otu, (Crithmum maritimum). [DS-]j| deniz tosbaas, {az} zool. D eniz kaplumbaas. [DS]|| deniz ticareti, Bir lkenin ak denizlerde ve kendi i sularnda yapt her trl deniz tamaclna bal ticaret. || deniz tutmas, D eniz tatlarnn sallanmas sonucunda denge organnda meydana gelen uyumsuzluktan doan rahatszlk, mide bu lants.|| deniz tuzu, D eniz suyunun buharlamas ile elde edilen sodyum klorr.|| deniz ua, Su zerinden havalanp tekrar su zerine inebilen ve su zerinde durabilen hava tat. || deniz ss, as. Deniz kuvvetlerine bal gem ilerin ve dier ara gere ile personelin sevk ve idare edildii asker s. || deniz zm, bot. Akdeniz blgesi ile I A na dolu da yetien iki metre kadar ykseklikte, dallar yeil, yapraklar pulsu, bezelye byklnde kr mz meyveleri olan ok yllk bir bitki, (Ephedra majr). |! deniz yeli, Sabahlar karadan denize do ru, leden sonra da denizden karaya doru esen ky rzgr; imbat.\\ deniz ylan, zool. Ylanlar takmndan H int ve Pasifik okyanusunda yaayan, krek biiminde yass kuyruklu, ok zehirli bir y lan, (Hydrophis).\\ deniz yolu, dnz. D eniz tatlar nn izlemek zorunda olduklar yol.\\ deniz yuma, D enizin kyya att deniz hasr (Posidonia) ya p raklarndan meydana gelm i yumak.

DEN

lMHKCtS0M.n62

hlde yaayan derisidikenliler snf, (Crinoidea). denizhyarlar, [deniz+hyar-lar-] is. zool. Okyanus larda baz trleri s, bazlar derin sularda yaayan, Denizli horozu, [denizli + horoz-u] is. t. ri yapl, bin kadar tr bulunan omurgasz derisidikenli siyah gagal, uzun ve dik kuyruklu, orta byklkte hayvanlar snf, (Holothuroidea). bir sakal ve uzun bacaklar olan, uzun sre ve ahenkli t ile tannan Denizli tavuunun erkei. denizsl, [deniz+s-1] sf. (Gne enerjisi iin) ekva tor evresi denizlerin yzey katmannda s olarak D enizli tavuu, [denizli + tavu(k)-u] is. t. Salam depolanan. yapl, iri vcutlu, erkei uzun ve ahenkli ten bir denizsrganlar, [deniz+srgan-lar-] is. Salgladk tavuk cinsi. lar svlar ile insan derisinde srgan etkisi yaratan, denizlik, -i [deniz-lik] is. 1. K ayklarda borday airi medzleri iine alan selentereler snf, (Pelegia, an dalgalarn ieriye girmesini engelleyen eik Chrysaora, Aurelia). tahta. 2. in. Pencerelerin altnda sularn duvara szmasn nlem ek iin yaplm eik ksm. 3. De denizi, [deniz + Ar. -] sf. D eniz renginde, nize girerken kullanlan bir tr mayo, denizinesi, -ni, -eleri [deniz+ine-s-i] is. zool. Vcudu sert levhacklarla kapl, ince ve uzun v denizm aymunu, -nu, -nlar [deniz+maymun-u] is. zool. Tmballar takmndan, vcudu ince uzun, cutlu, boru eklinde uzam disiz bir az olan, byk bal, derin ve byk denizlerde yaayan bir gs ve kuyruk yzgeleri iyi gelimi, M an de nizi, Atlantik okyanusu ve A kdenizde ok rastla balk, (Chimaera monstrosa). nan bir kemikli balk, (Syngnathus acus). denizpalamudu, -nu, -tlar [deniz+palam(t)-u] is. Kylardaki kayalara yapk olarak yaayan, beyaz denizinei, -ni, -kleri [deniz+ine(k)-i] is. zool. Ame kalkerli plaklarla evrili koni biiminde kabuklu rika ve A frikann tropikal ky sularnda yaayan iki metre boyunda deniz memelisi, (Hydrodakk hayvan, (Balanus). malis gigas). denizpelidi, -ni, -tleri [deniz+peli(t)-i] is zool. Ky lardaki kayalara yapk olarak yaayan, beyaz kal denizirmek, [den-iz-ir-mek / den-ez-ir-mek] {az} kerli plaklarla evrili koni biiminde kabuklu k gsz. f. [-ir] Konumaya ve yrmeye ara vermek. [DS] k hayvan, (Balanus). denizkadayf, -n, -flar [deniz+kadayf-] is. bot. denizpiresi, -ni, -eleri [deniz+pire-s-i] is. zool. Esmer su yosunlarndan, Atlas Okyanusunun kaya Kumlu kylarda yaayan, pire gibi uzaa srayabilk kylarnda yetien geyik boynuzunu andrr dal len kabuklu kk bir hayvan, (Talitrus saltator). lanma gsteren, kurutularak yenebilen, boya, apre denizakay, -n, -klar [deniz+akay(k)-] is. ilerinde ve hayvan yemi olarak kullanlan krmz zool. Kayalklara yapk olarak yaayan, uzun ve bir su yosunu; alaria, (Chondns crispus). pek ok dokunac bulanan, iek gibi gzel gr denizkedisi, -ni, -ileri [deniz+kedi-si] is. zool. Atlas nml, renkli polip bei; denizgl, (Anemonia Okyanusu, Akdeniz ve Ege D enizinde yaayan, sulcata). kam biimindeki kuyruunda zehir bezleri bulu denizakayklar, [deniz+akayk-lar-] is. Btn de nan, dikenli uyuturan balgiller ve denizkenizlerde, zellikle gelgit blgelerinden on bin met disigiller fam ilyasndan baz kpek balklarnn reyi aan derinliklere kadar her yerde yaayan, pek genel ad, (Chimaera). ok cinsi ve bini akn tr bulunan omurgaszlar denizkestanesi, -ni, -eleri [deniz+kestane-s-i] is. takm, (Actinaria). zool. Birbirine kaynam saylabilecek kat kat lev deniztara, -m -klar [deniz+tara(k)-] is. zool. ki hacklardan olumu kireten, salam, yuvarlak enetli, kabuklu bir tr yumuaka, (Pecten). kabuklu, kestaneyi andrr grnmde bir derisi deniztavan, -n, -nlar [deniz+tavan-] is. zool. dikenli hayvan, (Echinus esculentus). Az dokunalar geni ve etli, uzun ve plak v denizkz, -n, -zlar [deniz+kz-] is. zool. Solunum cutlu bir deniz yumuakas, (Cyclopterus lumpus). lar hem akcier, hem de solungala olan, arka denizteresi, -ni, -eleri [deniz+tere-s-i] is. bot. 1. ayaklar olmayan amfibyumlar snfndan bir hay M aydanozgillerden ky kumsallarnda yetien, van, (Sirenidae). yapraklar salata ve turu yaplarak yenilebilen, denizkozala, -m , -klar [deniz+kozala(k)-] is. m avi-yeil renkli, etli ve sulu bitki; deniz rezenesi, zool. Koni biiminde bir kabuu olan coms ve (Crithmum maritimum). 2. Turpgiller fam ilyasn conidae fam ilyasn oluturan karmdanbacakl yudan, ky kumsallarnda yetien, iekli dallar idrar muakalara verilen genel ad; deniz klah, artrc, itah ac ve uyarc olarak kullanlan otsu denizkp, -n, -kleri [deniz+kp(k)-] is. min. bitki, (Cakile maritima). Beyazms ve gzenekli, doal hidratl magnezyum deniztilkisi, -ni, -ileri [deniz+tilki-s-i] is zool. Saban silikat, Eskiehir ta; lle ta, bal; ineli vatoz, denizlalesi, -ni, -eleri [deniz+lale-s-i] is. Bir sapla denizyldz, -m, -zlar [deniz+yldz-] is. zool. deniz dibine balanan be ve daha ok kollu, toplu Dnyann btn denizlerinde kayalklar zerinde

IIM

lffM

.1 1 6 3

DEN

yaayan, srt iskeleti a rgs grnml, be kol lu bir derisi dikenli, (Asterias). denizyldzlar, [deniz+yldz-lar-] is. zool. rnek hayvan denizyldz olan iki yzden fazla tr bu lunan derisidikenlilerin be snfndan birisi, (Asteridae). denk, -gi [in. deng (merdiven basama; derece; sra; eit; denk; benzer) => eT. tenli / denk] is. 1. Yk hayvanlarnn iki tarafna ykletilen ykn her biri; ii dolu uval. {eAT} (ayn) 2. {eAT} Birbirine eit iki eyden her biri; e; nazir; benzer; muadil. 3. Yatak, yorgan cinsinden eylerin sarlp balanm a syla meydana getirilen byk boha; balya. 4. me caz. eitli zellikler bakm ndan ayn dzeyde olan kii; emsal. S .fz. Ynleri ayn, destekleri pa ralel, iddetleri eit olan kuvvetler. 6. Eskiden kul lanlan arlk ls mskaln drtte biri. 7. sf. Arlka birbirine eit olan. 8. Byklke birbiri ne eit olan. 9. Nitelikleri birbirine eit olan; ede er. 10. {eAT} Yar. 11. {az} Ayn ya ve ayarda olanlar. [DS] 0 dengi dayanm ak, {az} Parasm en son kuruuna kadar harcamak; elinde avcunda hibir ey kalmamak. [DS]|| dengi dengine, K endi sine uygun deniyle.|| dengine alm ak, {az} D e er ve yaa kendisiyle bir tutmak; em sal saymak. [DS]|| dengine drm ek, {az} Srasn getirmek; tam zam anm bulmak. [DS]|| dengine getirmek, Uygun bir durumu ve zam an bulmak; frsatn y a kalamak; elverili ortamdan yararlanmak.\\ dengiyle karlamak, K endine yaplan bir harekete ayn biim ve yntem le karlk vermek.\\ denk durmak, {az} Uslu olmak. || denk etmek, 1. Bir tutmak. 2. dnz. Yk gem inin dengesini bozmaya cak ekilde dzenli yerletirmek.\\ denk gelmek, 1. Uygun dmek. 2. Rast gelmek, karlamak. 3. {az} E it gelmek. [DS]|| denk getirm ek, 1. Uygun duruma getirmek. 2. Uygun dm esini salamak. 3. Rast getirm ek.|| denk olmak, {eAT} E olmak; ben zer olmak; m uadil olm ak.|| denk ta, {eAT} Ykle rin, terazi kefelerinin veya kayklarn h a fif tarafla rna denkletirmek iin konulan arlk. || denk yapmak, Eyalar toplayp balya hline getirip balamak. denki, [denlc-i] is. Eyalar denk yapan, balayan ve dzenli olarak yerletiren kii. denkda, [denk-da] {eATf sf. -* denkde.

daha ok denklemden oluan ve hepsinin birlikte ve ortak zm istenen denklem grubu. denkleme, [denk-le-me] is. Denk durum a getirme veya denk yapma eylemi, denklem ek, [denk-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Denk duruma getirmek. 2. (Yk iin) balayp denk yapmak. 3. {az} D orusuna gitmek; dolan mamak. denklem iye, [denkleme-y-e > denkle-m(i)-y-e] {az} zf. 1. Tahmin. 2. Rasgele. 3. Bilmeden; kast gt meden. denklenme, [denkle-n-me] is. Denk duruma getiril me veya denk yaplma eylemi, denklenm ek, [denkle-n-mek] edil. f . [-ir] 1. Denk duruma getirilmek. 2. (Yk iin) denk yaplp ba lanmak. denkleme, [denkle--me] is. D enk durum a gelme eylemi. denklemek, [denkle--mek] dnl. f. [-ir] 1. Denk duruma gelmek. 2. Bir yerlerden bulup buluturul mak; temin edilmek; salanmak. 3. {az} Sal dzelmek. [DS] 4. {az} M al durumu dzelmek; salamlamak. [DS] denkletirici, [denkletir-ici] sf. 1. Denkletirmeyi salayan. 2. is. fiz. Bir elektrik devresinde dengeyi salamak iin bir etkiye zt etki ile kar koyan ara. 3. Paratonerin genleme etkisini gidermek iin eitli ksmlarda yer alan krml bakr levha, denkletirm e, [denkle-tir-me] is. Denk duruma gel mesini salamak eylemi, denkletirm ek, [denkle-tir-mek] gl. f . [-ir] 1. Denklemesini salamak. 2. (Para vb. iin) gereken miktar salamak. 3. spor. Bir kouya katlacak ya rmaclarn arlk, zaman veya mesafe anslarn eitlemek, denkli, [denlc-li] {az} sf. Zengin. [DS] denklik, -i [denk-lik] is. 1. Denk olm a durumu. 2. Birbirine uyma. 3. zel retim kurum lan ve y a banc okullar ile resm okullar arasndaki benzer eitim ve snf eitlii. 4. mat. E deerlik, denkserlik, -i [denkser-lik] is. fel. Gerekte var ol duu hlde insanlar, kanunlarla tannmam hakla r elde etmeye ynelten adalet duygusu; hakkani yet. denksiz, [denk-siz / den-siz] {az} sf. 1. (Kadn iin) denkde, [denk-de {eAT} sf. E; benzer; kterbiyesiz. 2. ok konuan; geveze. [DS] denksizlik, [denksiz-lik] is. Denk olmama durumu, fuv; muadil. denklem, [denk-le-mek > denk-le-m] is. 1. mat. in denkta, [denk-ta / denk-te] {az} sf. Denk; eit; kfv; akran; yat; e. [DS] de yer alan baz bilinmezlere uygun deer verildii zaman eitlii salanan cebirsel ifade; muadele, denkte, [denk-ta / denk-te] {az} s f -* denkta. [DS] (1935). 2. kim. Bir yanda tepkim eye giren m adde , ler ve atom olarak miktar, br yannda da mey denlem ek1 [den-le-melc] gl. f. [-er] [-l(i)-yor] (Ku, kmes hayvan vb. iin) yerden tahl tanele dana gelen ve aa kan m addeler ve miktar be rini toplayp yemek; yem yemek. lirtilen eitlik. S denklem ler sistem i, mat. ki ve

DEN d enlem ek2, [din-le-mek > den-le-mek] gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. Gizlice dinlemek; kulak misafiri olmak. 2. Beklemek. 3. A lay etmek; beenmemek, denlenmek, [den-le-n-mek] dnl. f. [-ir] (Tahl vb. iin) tane tutmak; baaklar tane ile dolmak. den li1 [eT. ten (benzer, l) > den-l > den-li] sf. 1. , Davranlar ve szleri ll; arbal. 2. {az} Uslu; terbiyeli. [DS] denli densiz, Saygszca ve geliigzel, | denli densiz konumak, D nm e j den, yersiz ve yakksz szler sylemek.\\ denli dzenli, {az} H er eyi yerli yerinde olan. [DS] denli2, [eT. teng (benzer, l) > ten-lig (ll; msavi) > den-l > denli] {eAT} e. stnlk derece si bildiren bir edat; kadar, denlilik, -i [deli-lik] is. ll ve dikkatli olma durumu. denl, [eT. ten-lig > denl] zf. 1. Kadar. 2. Bir tr ve deer oluturan; deerli. [DK] denlk, - [den-lk ?] {az} is. Ev ynetimi. [DS] denme, [de-mek > de-n-me] is. Ad verilm ek veya sylenmek eylemi, denmek, [de-mek > de-n-mek] edil. f. [-ir] 1. yle adlandrlmak; denilmek. 2. Sylenmek; sz edil mek; denilmek. 3. Bir ey hakknda yargda bulu nulmak. densek, -i [dense-k] {az} sf. Hoppa; hafifmerep. [DS] densem ek, [dan > den-se-mek] {az} gl. f. f-r] [s (i)-yor] Alay etmek. [DS] densinmek, [densi-n-mek] {az} gsz. f. [-ir] nem vermek; sayg gstermek. [DS] densiz, \eT. ten (benzer, l) > ten-siz] sf. Yakk sz ve yersiz davranta bulunan, sz syleyen, densizlenm e, [densiz-le-n-me] is. Densiz davranma durum u ve eylemi, densizlenmek, [densiz-le-n-mek] dnl. f. [-ir] Densiz davranmak; mnasebetsizlik etmek, densizlem e, [densizle--me] is. Densiz duruma gelme eylemi, densizlem ek, [densizle--mek] ite, f. [-ir] Yak ksz ve saygszca davranr duruma gelmek, densizlik, -i [densiz-lik] is. 1. Densiz olma durumu; mnasebetsizlik. 2. Yakksz ve saygsz davran biimi. 3. Densizce davran, densk, - [den-sk > den-sk] {az} sf. Hoppa; hafifmerep. [DS] densz, [eT. ten (benzer, l) > den > den-siz] {az} sf. -* densiz. [DS] denirme, [den-ir-me] is. Bozma, deitirme duru mu ve eylemi, denirm ek, [eT. tegi-m ek (bakalamak) > teg-(i)r-mek > den--ir-mek] gl. f [-ir] 1. kim. Bir bile iin yapsn bozmak, deitirmek. 2. B ir eyin yapsn veya niteliini bozmak; tayir etmek.

IMMtSM.
denye, [Fr. dign] is. B ir dokuma veya dokuma ipliinin 9.000.000 m. uzunluktaki parasnn ar ln gsteren l, denyo, [ing. denilo] is. O taoyununda aptal, srna k ve haylaz bir mahalle ocuunu canlandran tip. denzirm ek, [den-ez-ir-mek > denz-ir-mek] {az} gsz. f. [-ir] 1. L af atmak; sz dokundurmak. 2. Dedirmek; dokundurmak; isabet ettirmek. [DS] deodoran, [Lat. de (gideren) + odor (koku) > Fr. dodorant] is. V cut kokularn bastrarak duyul maz yapan kim yasal rn, deontoloji, [Yun. deon-ontos (zorunlu) + logos (bilim) > Fr. dontologie] is. 1. Yerine getirilmesi gereken devleri konu edinen bilim dal; insanlk grevleri bilgisi. 2. Bir meslei belirleyen ve o m eslekle ilgili kurallarn btn. dep 1, [dab / deb / dep / db / dib / dp (yans.)] is. Patrtl yrmeyi, dzensiz adm atmay, ayakla tepm e veya tepinmeyi; dengesi bozulma, yuvar lanma; km ldanm a ve bu yolla meydana gelen dr tleri anlatan kk. [Zlfkar] dep-e-le-mek, dep-er-tmek, deb-il-mek, dep-mek, dep-re-n-mek, dep-re-m dep2, [dab / dep (yans.)] is. D zensiz ve patrtl konumay, anlalmayan grltleri belirten kk. dep dp, dep dup dem ek depar, [Fr. dpart] is. spor. Bir yarn balama an; k. S depar hakemi, Yar balatan ve doru k yaplm asn salayan hakem. departman, [Fr. dpartement] is. 1. Fransada bir va li ve bir genel konsey tarafndan ynetilen bir yerel ynetim. 2. Bir okul veya niversitenin bir uzman lk dalnda eitim veren alt birim lerinden her biri; blm. depe, [dep-e] {az} is. Topra bellemekte kullan lan tarm arac; bel. depdelek, -i [depdele-k] {az} sf. Elinden i gelme yen. [DS] depdemek, [dep-de-mek] {az} gsz. f. [-r] [-d(i)yor] L af olsun diye konumak. [DS] depderin, [de(p)+de/rin] (de derin) pekt. sf. ok p derin. depdirm ek, [dep-dir-mek] {az} gl. f. [-ir] Bellet mek; bel ile topra iletmek. [DS] depdp, [dep (yans.) + dep+dp] {az} zf. 1. (Ko num ak iin) kekeleyerek. 2. (Yrmek iin) sen deleyerek. [DS] fi1 depdp deyip durmak, {az} 1. Kekeleyerek konumak. 2. Sendeleyerek yrmek; de kalka gitmek. [DS] depdrmek, [eT. tep-m ek > dep-dr-mek {eAT} gl. f . [-r] inetmek; tepeletmek; teptir mek. depd, [dep (yans.) +dep+d] {az} zf. De kalka. [DS S depd gitmek, D e kalka gitmek; sende leyerek yrmek.

0I8M K U .H 6S
depe1 [eT. tp / tp > depe v ] {eAT} is. 1. Tepe. , {az} (ayn) [DS] 2. Ban tepesi, {az} (ayn) [DK] [DS] 3. {az} Ba. [DS] 4. {az} U. [DS] S depe delik, {az} Toprak damlarn zerinden alan te pe penceresi. [DS]|| depen st, {az} Tepesi st ne; ba aa. [DS]|| depesini dmek, {eAT} K afa sn ezmek. [DS]|| depeye kartm ak, {az} ok martmak. [DS] depe2, [eT. tapa
40 ]

DEP ssl bir tr balk; ta. 2. kz yularnn tepe ksm. [DS] depenmek, [tepe-n-mek] {eAT} dnl. f. [-iir] Y r y yapmak; saldrmak. depere1 [tepe-re > depe-re o ^ ] {eAT} zf. 1. Tepeden , aa. [DK] 2. Tepesine; tepesi zerine 3. {az} Ku zeyden esen rzgra K ayseride verilen isim; poy raz. [DS] 0 depere almak, {eAT} Bana vurmak. [DK]|| depere tutmak, {eAT} Tepesi zerine kal drmak. depere2, [dep (yans.) > deper-e] {az} zf. Birdenbire; ani. [DS] deperek, -i [depe-rek] {az} s f Tepemsi. [DS] deperenmek, [eT. tepre-n-mek> deperen-mek] {eAT} dnl. f. [-r] Kmldamak; hareket etmek. deperi1 [depe-ru > depe-ri] {eT} zf. 1. Tepesine , doru. 2. Tepeden. 0 deperi aa, Tepeden aa doru; iniine. deperi , [tep-mek > teper-i > deper-i] {az} is. Rz grn etkisi ile ocakta yanan atein oda iine kan duman. [DS] depertmek, [deper-t-mek / depre-t-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. Hareket ettirmek; kmldatmak; sarsmak. 2. Hastal yeniletmek; depretirmek. [DS] deperu, [depe-ru] {eT} zf. Tepesine, depemek, [tep-e-mek > tep-e--mek] {eAT} ite, f . [-r] Karlkl olarak birbirini tepmek; tepimek, depge, -ci [dep-ge] {az} is. 1. Dolma tfekleri s klarken kullanlan ubuk. 2. Tfek tem izlemekte kullanlan ubuk; harbi. [DS] depgi, [dep-gi / tep-ki] {az} is. 1. Topra bellerken ayakla basabilmek iin bel kovannn st ksm n dan sapa geirilen iki yanl aa para. 2. zm ezilen yer. [DS] depgin, [dep-gin] {az} is. 1. Bir yerden batp baka yerden kan su. 2. Bir yerde iyileir gibi olurken baka bir yerden kan ban. [DS] depik, -i [dep-ik] {az}is. 1. Tekme; ifte. 2. Kuru ve ok inenmi toprak. [DS] S depik atmak, {az} Tekmelemek. [DS]|| depik depmek, {az} Tekmelemek. [DS] depiklemek, [depik-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)yor] 1. Tekmelemek; tekme atmak. 2. ifte atmak; tepmek. [DS] depilmek, [tep-mek > dep-il-mek d-Ulo] {eAT} edil. f. [-iir] 1. Tepilmek; sokulmak. 2. inenmek; ayak altnda kalmak. [DK] depimek, [dep-i-mek] {az} gsz. f. [-ir] (Az nemli olan ey iin) kurumaya yz tutmak; st kurumak. [DS] depingi, [tep-mek > dep-in-gii > tep-in-gi {eAT} is. 1. Binek hayvannn srtn incitmemesi iin eyerin ve semerin altna konulan ii doldurul-

{eAT} is. Taraf; yn. / Jyr ao] {eAT}

depeck, - [tepe > depe-ck i !

{az} is. Kk tepe; tepecik; toprak ve ta yn. [DS] depedek, -gi [de(p)-e+de/nk] {az} sf. Tamamen eit. [DS] depegen, [tep-mek > dep-egen jSJ /
40 ]

{eAT} sf.

(Hayvan iin) tekme atan; ok tepen; tepen, depek, -i [dep-ek] {az} sf. Sapk, ("deli ile birlik te kullanlr. deli d e p e k ; "Deli misin depek mi sin ? [DS] ) depeleme, [depe-le-mek] {az} z f Tepeleme; iyice dolu. [DS] d ep elem ek1, [tep-e-le-mek > dep-e-le-m ek / dil
40

{eAT} gl. f. [-r] Tepelemek; tekmelemek. [DK.] depelemek2, [eT. tp-le-m ek (bana vurmak) > depe-le-mek dU lo / dli *0 ] {eAT} gl. f. [-r] 1. inemek; ezmek; ldrmek; {az} (ayn). [DS] 2. Bir eyi bir yere doldurmak; ymak. [DS] depelem ek , [tep-mek > tep-e-le-mek] {eAT} gsz. f . [-r] Yol tepmek; koturmak; seirtmek, depelenilmek, [tepelen-il-mek > depelen-il-mek liUJbio] {eAT} edil. f. [-r] ldrlmek; tepelen mek. [DS] depelenmek, [tepele-n-mek > depele-n-m ek {eAT} edil. f. [-ir] 1. ldrlmek; tepelenmek. 2. {az} Yuvarlanmak; debelenmek. [DS] depelenti, [depele-nti] {az} is. 1. oka ayak bas lp inenmeye uygun yer; ayak alt. 2. zmn suyu sklp ras alndktan sonra geri kalan posa s; kspe. 3. sf. Ayak altnda inenen. 4. Arada kalan. [DS] depelemek, [depele--mek dU-iio] {eAT} ite, f [ir] Birbirini ldrmeye almak; m ukatele yap mak. depeleyici, [depele-y-ici {eAT} sf. ldrc. S1 depeleyici au, {eAT} ldrc zehir. depelik1, [debe-lik > depe-lik iUo] {eAT} is. Ftk ol ma durumu; kask yrtkl. depelik2, -i [tepe-lik > depe-lik] {az} is. 1. Eskiden kadnlarn balarna taktklar altn ve gmlerle

DEP mu kee. 2. {az} Bel denilen tarm aracnn ayak la basm aya yarayan yeri. [DS] deping, [tepin-gi > depin-g j&ja] {eAT} is. -* depingi. dcpinmek, [eT. tep-m ek > dep-in-mek liU^o] {eAT} dnl.f. [-r] 1. Tepinmek; rpnmak, {az} (ayn) [DS] 2. iddetle hareket etmek; yry yapmak; saldrmak. 3. {az} Ayak diremek; inat etmek. [DS] depinti, [dep-inti] {az} is. H afif atete piirilerek koyulatrlm koyun st. [DS] depi, [dep-mek > dep-i] {az} is. 1. Skma, tek meleme, ayakla tekrar tekrar basma. 2. Tepmek ey lemi ve biimi. [DS] S depi dp, {az} Skk. [DS] depimek, [eT. tep-m ek > tep-i-mek] {az} ite, f . [-ir] Tepimek. [DS] depit, -di [tep-i-mek > dep-i-mek > depi-t] {az} is. 1. oban kpekleri iin kepekli undan hazrlanarak hafife piirilmi olan ekmek. 2. Vuruk ve berele rin arsn gidermek iin zerine sarlan hafife pi irilmi hamur. [DS] depitm e1 [tep-it-me > dep-it-me] is. Sarsma; km l , datma. depitme2, [tepi-t-me > depi-t-me] {az} is. 1. Ekmek yapm ak zere hamurdan ayrlm kk topaklar; paz. 2. oban kpekleri iin kepekli undan hazr lanarak hafife piirilmi olan ekmek. 3. V uruk ve berelerin arsn gidermek iin zerine sarlan ha fife piirilmi hamur. [DS] depitm ek1, [tep-mek > tep-it-mek > dep-it-mek] {eT} g l.f. [-r] Kmldatmak; sarsmak; depretmek. depitmek2, [tep-i-t-mek > dep-i-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Ekmei acele ve geliigzel piirmek. [DS] depki, [dep-ki] {az} is. 1. Elle kullanlan bir tarm arac olan belin ayak basacak yeri. 2. eltik tarlala rnda su yollarnda biriken amurlar atmakta kul lanlan bir ara. 3. Halay. 4. Az dar su testisi. 5. Gm. 6. Taban geni, az dar bakr ya kab. [DS] deplasman, [Fr. dplacement] is. spor. 1. Spor ta km larnn kendi ehirleri dnda ma yapmas. 2. Bir oyuncunun oyun iinde topla veya topsuz ola rak yer deitirmesi. S deplasmana gitmek, (Spor takmlar iin) yabanc bir sahaya maa gitmek. |j deplasman yapmak, Oyun iinde srekli y e r de itirmek. deplasmanl, [deplasman-l] sf. Ayn rakip takmla hem kendi sahasnda hem de kar takmn sahasn da karlam ak deple, [tep(e) + eT. il (n, dou) / tepe-re ?] {az} is. Bir dan kenarndan baknca nndeki bir engel nedeniyle grnmeyen yerleri. [DS] deplek1 -i [Far. tabl-ek => deplek dll-s] {eAT} {az} , is. Kk davul; dmbelek; darbuka. [DS] deplek2, -i [dep (yans.) > deple-k] {az} sf. 1. n

ln HHCE SZLK.
ne bakmakszn dikkatsizce yryen. 2. Hovarda. [DS] depm e1 [tep-mek > dep-me 4 ^ ] {eT} {eAT} is. 1. , Tekme. [DK] {az} (ayn) [DS] 2. {az} Bel denilen tarm arac. [DS] 3. {az} Belin ayakla baslan yeri. [DS] 4. {az} Bir yerden batp baka bir yerden kan ban. [DS] 5. {az} Ynden dokunmu ve keelendirilmi kuma. [DS] 6. {az} Bir tr el doku mas kuma. [DS] S 1 depme urmak, {eAT} Tekme atmak; tekmelemek; tepmek. [DK] depme2, [Ar. debbe
40

=> depme] {az} is. 1. G

m. 2. Bakrdan yaplm az dar taban geni ya kab. 3. 60-70 teneke buday alabilen byk uval. 4. Az dar su testisi. [DS] depmek, [eT. tep-m ek > dep-m ek {eAT} g sz.f. [-er] 1. (Hayvan iin) tepmek; ifte atmak, {az} (ayn) [DS] 2. Saldrmak; hcum etmek. [DK] 3. At zengi ile drterek ileri srmek. 4. {az} Tekme atmak; tekmelemek. [DS] 5. {az} Ayakla ine mek; ezmek. [DS] 6. {az} Bir eyi basa basa dol durmak; tkmak. [DS] 7. (Deerini anlayamad ey iin) geri evirmek. 8. {az} gsz. f. Yeniden ortaya kmak; depremek; nksetmek. [DS] S depe depe kullanmak, Ypranmasna, bozulmas na aldrmadan hoyrata kullanmak. depmk, [tep-mek > dep-m k {eAT} is. Tek me; tepme. depo, [Fr. dpt] (depo:) is. 1. Korunmak, saklan mak veya gerektiinde kullanlm ak zere eya ko nulan yer. 2. Bir maln oka bulunduu veya top tan satld dkkn. 3. inde su, gaz veya yakt biriktirilen zel kap. 4. argo. ok bilgili kimse; konusunu iyi bilen retmen. S depo etmek, Bir eyi korunakl yere ymak, orada biriktirmek; sak lamak. depocu, [depo-cu] is. 1. Depoyu koruyan, depoya ba kan; depodaki m allardan sorumlu kii, 2. Depo memuru. 3. Bir mal depolayan, saklayan kii, depoculuk, -u [depocu-luk] is. Depocunun yapt i ve meslek. depolam a, [depo-la-ma] is. Depo etme veya biriktir mek eylemi. depolam ak, [depo-la-mak] g l.f. [-r] [-l(u)-yor] De po etmek, biriktirm ek; ymak, depolanm a, [depola-n-ma] is. Depo edilmek eylemi, depolanm ak, [depola-n-mak] edil. f. [-r] Depo edil mek; ylmak, depolitizasyon, [Fr. dpolitisation] is. Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliini yitirmesi, depozit, [t. deposito] is. -* depozito, depozito, [t. deposito] is. 1. Bir anlamaya bal olarak verilen gvence paras. 2. Geri alnan bir ma ln iade edilen ksm iin nceden alnm olan ve iade srasnda geri denen para.

i m

m o n . 1,67

DER

depozitolu, [depozito-lu] sf. Depozitosu olan, depozitosuz, [depozito-suz] sf. Depozitosu olmayan, deprem, [eT. tep-r-m ek (sarsmak) > dep-re-m] is. 1. Yer kabuunun belirli bir derinliinde meydana ge len krlma, kme ve yanarda patlamalarnn se bep olduu an ve ykc sarsntl hareket; yer sar snts; zelzele, {az} (ayn), (1935). [DS] 2. mecaz. (Toplum veya devlet iin) dzeni alt st eden b yk bunahm.fi 1 deprem bilim ci, Yer sarsntlarm inceleyen, sebeplerini aratran uzm an.\\ deprem bilimi, Depremleri ve topran eitli hareketlerini inceleyen bilim dal; sismoloji. || deprem blgesi, Depremin sarsnt olarak etkisini gsterdii alan. || deprem kua, ou depremlerin olutuu yeryzndeki dar uzun blgeler.\\ deprem merkezi, D ep reme sebep olan toprak olaynn m eydana geldii, sarsntnn balad yerin derinliindeki nokta. depremizer, [deprem+iz-er] is. Deprem sarsntla rnn iddetine uygun olarak bir dizi krk izgi e ken alet; sismograf, depremek, [tepr-mek>depr-mek] (depre:mek) {eT} gsz.f. f-r] -* tepremek. depremyazar, [deprem+yaz-ar] is. Depremlerin, ye rini, sresini ve iddetini tespit eden ok duyarl bir ara; sismograf, deprendirm ek, [depren-dir-mek f. [-iir] Harekete geirmek; kmldatmak, depreni, [depren-i \ jj] {eAT} is. D eprenm ek ey j lemi ve biimi; hareket tarz; kmldan, deprenme, [tepr-mek (kprdamak) > dep-re-n-me] is. 1. K prdanma eylemi. 2. {az} Deprem. [DS] deprenmek, [eT. tepr-m ek (kprdamak) > dep-re-nmek dnl. f. [-ir] 1. Kprdanmak, hareket etmek; yerinden oynamak; sarslmak. 2. {az} D ep remek. [DS] 3. mecaz. K abarmak; kaynamak. 4. (Belirli bir biimde) davranmak; tavr taknmak, depresif, [Fr. dpressif] psikol. sf. Ruhsal knt iinde bulunan; gnl km; mutsuz, depresyon, [Fr. dpression] is. psikol. znt ve kendini sulama eilimiyle beliren zihinsel ve fi ziksel gszlk, isteksizlik biiminde beliren ruh bozukluk; gnl knts, depredrm ek, [depre-dr-mek d U jjjijjj] {eAT} gl. f. [-r] Depretirmek; nksettirmek, depreim, [eT. tepre-m ek > depre-mek > depre-mek > depre--im] is. Deprem, denizalt volkan patlamas ve yer kaymas sonucu oluan sarsntnn yaratt, ak denizlerde alak, kylarda ise 2 0 metreye kadar ykselebilen okyanus yzeyi dalga s; tsunami. depreme, [eT. tepr-m ek (kprdamak) > dep-re-me] is. Yeniden ortaya km a durumu ve eylemi; nksetme. {eAT} gl.

deprem ek, [eT. tepre-mek (kprdamak) > dep-re-mek dnl. f. [-ir] 1. Yeniden ortaya k mak, etkisini gstermek; nksetmek; azmak; de ilmek. {az} (ayn) [DS] 2. {eAT} Hareket etmek; deprenmek. depretirme, [depre-tir-me] is. Yeniden ortaya karm ak eylemi, depretirmek, [depre-tir-mek] gl. f. [-ir] Yeniden ortaya kmasn, depremesini salamak; depre mesine sebep olmak, depretm ek, [eT. tepre-mek > tepre-t-m ek > depre-tmek. 'J-'o.^] {eAT} gl. f. [-r] 1. Kmldatmak; sarsmak; sallamak; kprdatmak; harekete getir mek; tepretmek. 2. Eelemek; kurcalamak, depsermek, [Far. tebsden (atele birlikte kzarklk ve atlaklk) => tebsi-r-mek ? {eAT} g sz .f. [-r] (Dudak, dil, yara, meyve vb. iin) kuruyup burumak. depelek, -i [dep-(i)-elek] {az} sf. 1. Yaramaz; geimsiz. 2. ok konuan. [DS] depter, [Ar. defter] {eT} is. Defter. [EUTS] depiik, [eT. tep-ig / tep-k > dep-k i!jjj] {eAT} is. 1. Tekme; tepik. {az} (ayn) [DS] 2. sf. {az} (Yer iin) zerine ok basld iin sertlemi ve kuru mu. [DS] fi* depke brakmak, {eAT} Tekmelet m ek,|| depk urmak, {eAT} Tekme vurmak; tekm e letmek. depngU, [dep-(i)n-mek > dep-n-g j o ] {eAT} is. -* depingi. depnmek,. [eT. tep-mek > dep-n-mek vigi] {eAT} dnl. f. [-r] Tepinmek, deprcm, [dep-rcm] {az} is. Azarlama; tersle me. [DS] -d e r-1 [-der-] {eAT} yap. e. Geililik yapan b ir fiil , den fiil tretm e ekidir, dn-der-mek, gn-der-mek. -d e r2, [Far. deriden (yrtmak, delmek) > -der ^ -] {OsT} son ek. Sonuna getirildii Farsa kelimelere, "yrtan, delen anlam katarak birleik sfatlar t reten son ek. ciger-der, perde-der, saf-der. der-3, [Far. der- ->>] {OsT} n ek. 1. Farsa kelim e lerden "iinde, -de" anlam lan ile birleik sfatlar yapan n ek. 2. is. Kap. 3. Maara. 4. Kez; defa; kere. 5. Cins; eit; tr; ksm; nevi, fi1 der-gu, {OsT} 1. Kucakta. 2. Kucaklama; sarma.\\ der-gu etmek, {OsT} Kucaklamak; sarmak.\\ der-liye, Ulu kap; stanbul.\\ der-am bar yapmak, {OsT} Stoklamak.\\ der-med, {OsT} 1. E li dolu gelme. 2. Gelir.|| der-n, {OsT} Derhl; hemen; o anda.|| der-bagal klmak, {OsT} K ucaklam ak,|| der-bn, {OsT} Kapc.|| der-bn-felek, {OsT} Gne ve A y.|| der-bee, {OsT} Kap yavrusu; kk kap.\\ der-

DER

I M

I M

best, {OsT} 1. Kapal kap. 2. Susmu; kapanm; kapal. |j der-ceng-i evvel, {OsT} 1. lk hamlede. 2. ilk tedbir olarak. 3. H er eyden nce. j| der-cep et mek, {OsT} 1. Kendi cebine indirmek. 2. Cebe koy mak; kazanmak; almak. || der-dest etmek, {OsT} Yakalamak.\\ der-htr, {OsT} H atr da der-htr etm ek, {OsT} Hatrlamak.|| der-kemn, {OsT} P u suda.|| der-kenr, {OsT} 1. Kenarda. 2. Kenara yazlan yaz; not.|| der-kenr etmek, {OsT} 1. K e nara yazm ak; not etmek. 2. Kucaklamak,|j der-meyn, {OsT} 1. Arada; ortada. 2. Sz arasnda sy leme, ortaya koyma. ' der-miyn, {OsT} Ortada; arada.|| der-niym, {OsT} (Kl iin) klfnda; kmnda.\\ der-pey, {OsT} Ard sra.\\ der-p, {OsT} 1. En nde bulunan. 2. Gz nnde olan. || der-saadet, {OsT} Mutluluk kaps; lstanbul.\\ der-uhde, {OsT} stne alma; yklenme. |j der-zencr (zengr), {OsT} Zincire vurulmu; zincirde. d er1 [eT. ter > der _ ] {eAT} is. Ter. S 1 der olan, , p {eAT} cretle alan gen; uak.|| der tola gel mek, {eAT} Ter iyi gelmek. der2, -rri [Ar. derr j.s] {OsT} is. 1. Kii; kimse. 2. sf. (, eser iin) gzel. derJ, [Far. der _p] {OsT} is. Kap. S der-bn, Kap csfl der-bn- felek, Gne.\\ der-best, Kapal kap .|| der-i bar, {OsT} H kmet kaps; divan kap s.,|| der-i ltf-i yr, {OsT} Sevgilinin l tu f kaps.\\ der-i md, Umut kaps. |j der-i mmd, {OsT} mit kaps. -dera, [Far. -der / -dery l_p / ^ tp ] (dera;) ek. So nuna getirildikleri Farsa kelimelerden durmadan sylenen, drlanan anlamnda birleik sfatlar ya pan son ek. dera, [Far. der ip] (dera;) {OsT} is. 1. Deve gibi hayvanlarn boynuna taklan byk an. 2. Kilise an. 3. Demirci ekici, fi1 der-yi deyr, {OsT} Ki lise an.\\ der-yi kense, {OsT} Kilise an. derahin, [Ar. dirhem > derhim ^ I p ] (dera.him) is. 1. Dirhemler. 2. Paralar; akeler. derakab, [Far. der- + Ar. akab y ^ p ] (d e rakab) {OsT} zf. Hemen arkasndan; hemencecik; derhl; akabinde deraliyye, [Far. der (kap) + Ar. aliyye a J^ p ] {Os T} is. 1. Byk kap; ulu kap; yce kap. 2. stan b u lun adlarndan birisi. deramed, [Far. dermeden (kmak) > dermed -ulp] (dera:med) {OsT} is. 1. Gelir. 2. Eli dolu gelme. deramet, [Far. dermed ? / T. der-mek ?] (dera;met) {az} is. 1. G; kuvvet; kudret. 2, are; ifa. 3. Derleyip toplama; hazrlama. [ D S deramet et S ] m ek, {az} Hazrlamak; salamak; toplamak. [ D

derametlemek, [deramet-le-mek] {az} gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. Hazrlamak; salamak; toplamak. 2. Onarmak; dzeltmek. [DS] deranetli1 [deramet-li] {az} sf. 1. (Yer iin) derli , toplu. 2. (Nesne iin) dzenli, toplu; derli toplu. 3. (Kii iin) dzenli; tertipli; derli toplu. [DS] deram etli , [deramet-li] {az} sf. (Kii iin) dertli; tasal; kederli. [DS] derare, [Far. derre jlp] (dera:re) {OsT} is. Kars nn kt hline gz yuman kimse, derar, [Ar. drr > derr lSjp] (dera.ri;) sf. (Yldz vb. eyler iin) parlak; renkli, deray, [Far. der > dery ^ lp ] (dera;) {OsT} is. n grak. derayende, [dery-ende J-olp] (dera.yende) {OsT} sf. an an eden; laklak. deraz, [Far. derz jlp ] (dera;z) {OsT} sf. Uzun. S derz-nefes, {OsT} 1. Uzun soluklu. 2. mecaz. Ge veze.|| derz-zebn, {OsT} 1. D ili uzun; kavgac. 2. mecaz. Gzel sz syleyen kimse. derban, [Far. der (kap) + ban jljp ] (derba;n) {OsT} is. Kapc; kapya bakan, derbar, [Far. der (kap) + br jU p] td erb a .n {OsT} is. 1. kametgh; saray. 2. Ev kaps, fi1 der-br- devlet-karar, {OsT} 1. Sultann saray. 2. stan bul.|| der-br- saadet-karar, {OsT} 1. Sultann saray. 2. stanbul. derbeder, [Far. der (kap) der-be-der jJ^p] {OsT} sf. 1. Kap kap dolaan. 2. Serseri; dank; avare. 3. Yaay bir kurala uymayan, derbederlik, -i [derbede-lik] is. D erbeder olma durumu; danklk; serserilik; avarelik; isizlik; baboluk. derbend, [Far. der-bend x jp ] {Os T} is. derbent,

derbendat, [Far. der-bendt ol-Lop] (derbenda;t) {OsT} is. Dar geitler; boazlar; derbentler, derbent, -di [Far. der-bend -i^p] {Os T} is. 1. Kap ba. 2. Balanm olan eya veya kii. 3. D ar ge it. 4. Kk kale. 5. lke snr. 6 . Baraj. 7. Deniz kenarndaki al veri merkezi. 8. Dalar zerinde veya geit yerlerinde, boazlarda kurulu gvenlik karakolu, derbent aas, {OsT} 1. Derbentilerin ba. 2. Geit karakolu muhafz.|| derbent az, {OsT} B ir geidin giri yeri.|| derbent muhafz, {OsT} 1. Derbentilerin ba. 2. Geit karakolu mu hafz.}] derbent resmi, {OsT} Derbentlerden gei srasnda denen vergi. derbenti, [derbent-i] is. 1. Geit ve kale bekisi. 2. m paratorluk dneminde dalk blgelerdeki geit ve boazlardan geen yolcularn, kervanlarn g S ] venliini salamakla grevli kimse.

1169

DER

derby, [ng. derby] (d e rbi) is. 1 . ngilterede her yl haziran aynda yandaki atlar arasnda yaplan bir at yar. 2. Drt tekerlekli, ak kasal ve ok hafif bir binek arabas. 3. Ylda bir yaplan nemli futbol karlamas; yllk ma. dere, [Ar. dere r p ] {OsT} is. 1. Arasna sktrma; solana. 2. Yaz tomar. 3. Gazeteye yazma. 4. Hat tatlarn alma yaptklar altrma tomar. 5. N a kl kda yazlm yaz. 6. Toplama; biriktirme. S dere etmek, Toplamak, biriktirmek, kaydetmek, yazmak. ||derc olunmak, Toplanmak, kaydedilmek. dercimek, [ter > de-ci-mek {eAT} gsz. f. [[-ir] ini r] Terler gibi olmak, derikmek, [derci-k-mek ?] {az} gl. f boaltmak. [DS]

vann grlmemesine ilikin taraflardan birinin itirazda bulunmas. derdeik, -i [de(r)+de/-ik] {az} zf. Darmadan; didik didik. [DS] derdikm ek, [Far. derd => derd-ik-mek] {az} g sz.f. [~()-ir] 1. Dertlenmek; dert edinmek. 2. Alamak l olmak; ilenmek. [DS] derdimek, [Far. derd => derd-i-mek] {az} g sz.f. [r] 1. Derdi tazelenmek. 2. lenmek. [DS] derdmend, [Far. derdmend j^o_p] {OsT} sf. 1. Hasta; mustarip. 2. Yoksul, dere, [Far. derre o_p] is. 1. ounlukla yazn kuruyan, kn akan kk akarsu ve bunlarn yata. 2 . ki da arasndaki uzun ukur arazi. 3. atlarda ya m ur sularn toplayarak olua veren st ak kire mit veya inko su yolu, fi dere bieii, {az} B ir ka derenin birletii yer. [DS]|| dere kertm esi, dnz. Byk boy, kurunlu serpme.]] dereden tepe den, (Konuma iin) geliigzel; belirli bir konusu ve amac olmadan.]] dere gibi kan akmak, ok kan akmak, savata ok insan yaralanm ak veya lmek.]] dere kabala, {az} Su kenarlarnda y e ti en, yapraklan kabak yaprana benzeyen yabani bir bitki. [DS]|| dere kayas, {az} zool. Sazangil lerden, karn kanatl, gl ve rmaklarda yaayan, eti yumuak, rengi siyah bir kaya bal azman. [DS]|| dere mc, {az} Byk bir dereden saa sola ayrlan kk derecikler. [DS]|| dere tepe, H er yer; her taraf]] dere tepe amak, Uzn yoldan g el mek.]] dere tepe dememek, H ibir engele aldrm a dan srdrmek.]] dere tepe dz gitmek, Engelleri aarak gitmek.]] dere yrm, {az} Sel yarnts. [DS]|| dereyi grmeden paalar svamak, Ortada henz bir ey yokken hazrlanmak; gereinden ok nceden hazrlk yapmak. derebeyi, [tre (dzen, yasa) + begi > derebeyi] (dere b e i) is. 1. Sahip olduu topraklar zerindeki in y sanlarn kendi klesi olduunu kabul ederek yne ten kimse. 2. mecaz. Zorba, derebeylik, -i [derebey(i)-lik] (derebeylik) is. 1 . Derebeyi olm a durumu. 2. zellikle Bat A vru p a da topra ve zerinde yaayan kylleri tek bir kimsenin mal sayan Orta a siyasi dzeni; feoda lite. 3. Derebeyi ynetimindeki blge. 4. mecaz. Zorbalk. derec, [Ar. derec j-.pj {OsT} is. Dereceler, derecat, [Ar. derece >derect oU-_p] (dereca;t) {OsT} is. Dereceler, f i derect- cennet, {OsT} Cennetin katlar.]] derect- mehkim, {OsT} Mahkemelerin dereceleri. derece1 [Ar. derece (ykselen basamak) *>->>] {OsT} , is. 1. Artmakta veya eksilmekte olan eyin at durumlardan her birisi; basamak; aama; rtbe; mertebe. 2 .fiz . l aletlerinin lek ksmnda b u

derd, [Far. derd jji] {eT} {OsT} is. -* dert. S d ed in, {OsT} Dertten anlayan.\\ derd-engz, {OsT} zc; skc.\\ derde varmak, {eAT} D erde d mek. || derd-i ak, {OsT} Sevgiden dolay ekilen ac.|| derd-i demdem, {OsT} Zaman zam an gelen sknt]i derd-i dern, {OsT} Gnl znts; kalp artsfy derd-i dil, {OsT} Gnl znts; kalp a rs.,|| derd-i hicran, {OsT} Ayrln verdii znt. || derd-i hired, {OsT} A kl derdi. || derd-i nihn, Gizli znt.|| derd-i ser, {OsT} Ba ars. || derd-i ikem, {OsT} tp. Karn ars.|| derd-ke, {OsT} Ac eken; dertlenen.\\ derd-mend, {OsT} Dertli; kaygl; zntl.\\ der-mendn, {OsT} D ert sahip leri; tasallar; kaygllar,|| derd-nk, {OsT} Dertli; kaygl; zntl.]] der-nme, {OsT} ikyet mek tubu.]] derd-perver, {OsT} Ac eken; dertlenen.]] derd-zede, {OsT} Dertli; kaygl; zntl. derda, [Far. derd b_p] (derda;) {OsT} nl. Eyvah; yazk; vah vah! derdala, [der+dala ?] sf. 1. Ba bo; bana buyruk. 2. Hoppa. derdedirgin, [de(r)+de/dir-gin / te(r)+te/dir-gin] sf. akn; budala. S derdedirgin olmak, {az} a rmak; aknlk iinde bulunmak; telaa dmek.
[DS]

derdek, -i [der-de-k ?] {az} is. Dokuma tezghnda masurann sarld kam. [DS] derdeme, [Far. derdeme {OsT} is. g k b. Yedi gezegen. derder, [Erme, derder] {az} is. Ermeni papaz. [DS] derdes, [Far. der-dest derdest, [Far. der-dest {az} s f arabuk, {OsT} is. 1. Elde tut

ma; yakalama. 2. sf. Ele alman; yaplm akta olan, fi derdest etm ek, Yakalayp tutmak; ele geirmek. derdestlik, -i [derdest-lik] is. Ele alnma, yaplm a durumu. S derdestlik itiraz, Ayn konuda dava nn taraflarnca ikinci bir dava alm ise, ilk da

DER

O M H S S D M 1170

lunan blm izgilerinden her biri. 3. kim. Bir zeltinin derimesini lmeye yarar birim. 4. mat. B ir emberin 360ta birine eit a birimi; sembol: (). 5. Scaklk lmeye yarar alet; termometre. 6 . Snav ve spor gibi yarma ve karlamalarda ba ar gstererek ilk sralarda yer alma. 7. e. Kadar; denli. S derece almak, 1. Baar gstererek dl kazanmak. 2. Hastann vcut scakln lmek.\\ derece derece, Yava yava; adm adm; tedricen. || derece-i arz, {OsT} Enlem. || derece-i glzet ve hiffet, {OsT} Kalnlk ve hafiflik derecesi. || derece-i hmziyet, {OsT} kim. A sitlik derecesi.|| derece-i hararet, {OsT} Scaklk derecesi; s derecesi.\\ de rece-i inhilal, {OsT} istk. Dalm derecesi.|| dere ce-i intiz, kim. znme derecesi. \\ derece-i kfi ye, {OsT} Yeter derece. || derece-i mirkd, {OsT} M erdiven basama. || derece-i msavat, {OsT} dbl. Eitlik derecesi.|| derece-i nihye, {OsT} Son dere ce.,|| derece-i saniye, {OsT} kinci derece.|| derece-i sllem, {OsT} Merdiven basama. || derece-i tafdl, {OsT} 1. dbl. Karlatrma derecesi.2. stn lk derecesi.\\ derece-i tl, {OsT} Boylam.|| derecei Ol, {OsT} Birinci derece. || dereceye girmek, B a ar gstererek dl alnacak dzeye gelmek. derece2, [Ar. derre => dere-ce] {az} is. K y evle rinde, ufak tefek eyleri koymak iin kaim duvarla r oymak suretiyle yaplm gz; hcre; delik. [DS] dereceleme, [derece-le-me] is. 1. Derecelere ayrma eylemi. 2. ed. Sz sanatlarnda sralama terim leri nin byyen veya klen bir srada dzenlenmesi, derecelem ek, [derece-le-mek] gl. [-r] [-l(i)-yor] 1 . Derecelere ayrmak. 2. Bir eyin hangi derecede yer aldn belirlemek, derecelendirilm e, [derecelendir-il-me] is. Derecelere ayrlm olmak durumu ve eylemi, derecelendirilm ek, [derecelendir-il-mek] edil. f. [ir] Derecelere ayrlmak, derecelendirme, [derecelen-dir-me] is. 1. Derecelere ayrm ak eylemi. 2. Petrol rnlerinin damtlmas ile bileenlerine blnmesi ilemi, derecelendirm ek, [derecelen-dir-mek] gl. f. [-ir] 1 . Derecelere ayrmak. 2. Pek ok nesnenin her biri nin srasn "belirtecek ekilde say vermek, derecelenme, [derecele-n-me] is. Dereceli durum al m a eylemi. derecelenm ek, [derecele-n-mek] dnl. f. [-ir] Bir durumdan baka bir duruma yava yava, dereceli bir biimde gemek, dereceli, [derece-li] sf. 1. Derecesi olan. 2. Derecele re ayrlm olan; kademeli, derecesiz, [derece-siz] sf. 1. Derecesi olmayan; de rece almam. 2 . llemeyecek kadar fazla. derek1 -i [ter-mek > ter-ek / der-ek] {az} is. 1 . , M utfak dolab. 2. Dolap. 3. Kk kfe.

derek2, -i [Far. der (kap)+-ek (klt, e.) iljj] {OsT} is. Derbenti. derekt, [Ar. derekt olS"_p] (derek.t) {OsT} is. 1. A lt basamaklar. 2. En aa katlar. S derekt- cehennem, {OsT} Cehennemin katlar, tabakalar. dereke, [Ar. dereke j^] {OsT} is. 1. Aa doru inen basamak. 2. En alt derece; en aa kat. dereke-i mirkat, {OsT} Merdivenin aadan birinci basama. derek, [Ar. dereke > derek (dereki;) {OsT} is. Gerileme. derelik, -i [dere-lik] {az} is. 1. Dere olan yer; dere. 2. Su kenarlarnda kadnlarn amar ykamalar iin yaplm kulbe; amarlk. 3. Etei paral kadn elbisesi; etek. derem 1 [der-m ek> der-em] jaz} is. K adnlarn bel , lerine baladklar kuak. [DS] derem2, [Far. derem j*_p] {OsT} is. Para; ake. S derem-gzn, {OsT} Sarraf.|| derem-ser, {OsT} Para baslan yer. deremahya, [Far. dere + mahiye UU_p] {OsT} is. Bir binada, dereyi oluturan damlalk andan mahya ana kadar eik olarak uzanan at iskeleti esi, deremet, [Far. dermed JloIjj] {az} is. 1. (Dn, k, pazar gibi iler iin) nceden hazrlk yapma; derleme toplama; salama; temin etme. 2. Eski el biseleri onarma; elden geirme. 3. Yardm. 4. a ba. 5. Klk ya, peynir. 6 . Hayvanlar sama cre ti olarak verilen ya, peynir, st. 7. are. [DS] S derem et etm ek, {az} Hazrlamak; salamak. [DS] deremetlemek, [deremet-le-mek] {az} gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. (Dn, k, pazar gibi iler iin) nce den hazrlk yapmak; derleme toplamak; salamak; temin etmek. 2. Ya, peynir, lor yapmak. [DS] deremetli, [deremet-li] {az} sf. Derli toplu; dzenli. [DS] deren, [Ar. deren (kirlenme, bulama) j j i ] {OsT} is. 1. Verem. 2. Ur. derence, [Ar. derece (ykselen basamak) / T. dire-nce] {az} is. M erdiven. [DS] derende, [Far. derende Jup] {OsT} sf. Yrtc; yrtan. derene, [Yun. drani] {az} is. Toprak daml evlerde damn toprann dklmemesi iin damn stne konulan ard kabuklar. [DS] dereni1, [Yun. drani] {az} is. Altnda hafif ate yaklarak zerine serilen kabuundan ayrlmam m sr ve ot kurutulan sergen. [DS] dereni2, [Ar. derem / dereniyye / t^ p ] (dereni:) {OsT} sf. Urla ilgili; ilikle ilgili, dereotu, [dere+ot-u] is. bot. M aydanozgillerden, bo arazilerde kendiliinden yetien, koyu yeil ve ince

1171

DER

yaprakl, baz yemeklere konulan ho kokulu bir bitki, (Anelhum). derey, [dere-y ?] is. bot. M aydanozgillerin m eyve sinde kabark izgileri birbirinden ayran aralk, dereyli, [derey-li] sf. (M eyve iin) dereyi olan, dergh, [Far. dergh (kap eii) j->] (derg:h) /OsT} is. 1. Kap yeri; kap n. 2. Bir byn kat, makam. 3. Saray. 4. tasvf. Bir tarikata men sup dervilerin toplanp zikrettikleri, tarikatn tre lerini uyguladklar yer; tekke. S1 dergh- li, (OsT} Padiah kaps. || dergh- li avular, {OsT} Divan- hmayun avularnn dier ad.|| dergh- li kapclar, {OsT} Padiah saray kap clarna verilen ad.|| dergh- lah, {OsT} Tanrnn huzuru.|| dergh- izzet, {OsT} Tanrnn huzuru.|| dergh- M evlana, {OsT} M evlev tekkesi.|| dergh- M evlev, {OsT} M evlev tekkesi. || dergh- mualla, {OsT} 1. Byk kap. 2. mecaz. Saray; p a diah kaps.|| dergh- erif, {OsT} Tekke. dergemek, [eT. *ter-ge-mek > dir-ge-m ek {eAT'} g l.f. [~r] Toplamak; bir araya getirmek, dergenmek, [eT. *ter-ge-mek>der-ge-n-mek dUjiTjj] {eAT} dnl. f. [-r] Toplanmak; birikmek; derlen mek. derge, [eT. ter-ge- j j> ] {eAT} is. Topluluk, dergemek, [eT. *ter-ge-mek > ter-ge--m ek > derge--mek dU -i?ji] {eAT} ite, f . [-r] Toplanmak; bir araya gelmek. dergi1 [eT. ter-gi ? , ji] {eAT} is. Sofra. dergi", [der-mek (toplamak, bir araya getirmek) > der-gi] is. 1. Belirli gnlerde kan, siyaset, bilim, edebiyat gibi konulara arlk veren yazlarn yer ald ok sayfal sreli yayn organ; mecmua, (1935). 2. {az} Trm k denilen tarm arac. [DS] 3. {az}] Hasat zaman. [DS] 4. {az} Kk pekmez veya turu kp. [DS] dergici, [dergi-ci] is. 1. Dergi yaynlamak ii ile u raan kii. 2. Dergilere yaz yazan yazar, dergicilik, -i [dergici-lik] is. Dergi karma ve ya ynlama ii. dergin, [ter-melc > ter-gin > der-gin] {eT} sf. Topla narak dzene konulmu; mdevven. derginlemek, [der-mek (toplamak, bir araya getir mek) > der-gin-le-mek] g l . f [-r] [-l(i)-yor] Da nk hlde bulunan iir, hikye gibi eserleri toplayp bir araya getirmek; tedvin etmek, dergi, [Far. der (deri:) {OsT} is. 1. ok kalabalk; izdiham. 2. Bir tr zerdali, derg, [ter-mek > ter-g > der-g] {eT} is. Eyer ka y; terki ba, dergtt, -c [der-g] {az} is. 1. Yeldirme. 2. Yal kadnlarn giydii manto. [DS]

derhl, [Far. der- (-da) + Ar. hal > derhal (d e rha:l, l ince sylenir) {OsT} zf. Hemen; imdi; acele olarak; abucak, derhast, [Far, der-hvst 1. '.yKp] (derhu:st) {OsT} is. (derderhatr et Dilek; istek. 2. Dileke,

derhatr, [Far. der- (-da) + Ar. hatr ha:tr) {OsT} zf. Aklda; hatrda. 0 mek, Hatrlamak. derhem, [Far. der-hem

{OsT} sf. 1. Birbirinin

iinde. 2. Birbirine girmi; kark; perian; dzen siz. 3. zntl; strapl. S derhem berhem ol mak, {OsT} Karm akark olmak. derhite, [Far. der-hite el akl. derhor, [Far. der-hr gun; mnasip; layk, derhur, [Far. der-hr derhor. derhu, [Far. der-hu {OsT} sf. Uygun; mna sip; layk. d eri1 [eT. teri > deri] is. 1. nsanlarla hayvanlarn , btn vcudunu rten kl, pul gibi maddelerle kapl koruyucu d tabaka. 2 . lenerek kullanlr duruma getirilmi hayvan postu, derisi. 3. Soyulmadan ye nen yemilerin ince kabuu veya kabuk altndaki zar. 4. sf. (Eya iin) ilenerek kullanlabilecek hle getirilmi hayvan derisinden yaplm. 0 deri alt, anat. 1. Derinin altnda bulunan. 2. st deri ile alt derinin altnda y e r alan ve genellikle bir y a doku su ile dolu olan deri tabakas. || deri balamak, tp. (Yara iin) iyilemek, kapanmak.\\ deri deitir mek, Vcudu rten deri katmannn atlarak yerine yenisi olumak. || deri hastalklar, tp. Deride or taya kan iltihap veya ur kkenli olmayan hasta lklarn genel ad; dermatoz. || deri kanat, {az} Yarasa. [DS]|| deri nakli, tp. Vcudun herhangi bir yerinden alnan deri parasnn, baka bir blge deki ya ra veya yan kapatm ak iin aktarlmas.|| derisi dikenliler, zool. Beli bakml, deniz kes taneleri, deniz hyarlar, deniz yldzlar, deniz y lanlar ve deniz lalelerini iine alan deniz hayvan lar dal, (Echinoderma).\\ derisi kemiklerine ya pm ak, ok z a y f olmak.|| derisin karmak, {eAT} Derisini yzmek. || derisine samamak, {eAT} Heyecannn fazlalndan kendini tutamaz olmak; kabna smamak.\\ derisine smaz, ok kibirli.\\ derisine smaz olmak, {eAT} Derisine samamak.|| derisini doldurmak, {az} (Ticari m al iin) deerinden fa zla paraya alc bulmak; deerinden fa zla etmek. || derisini yzmek, 1. D eri sini et ve kaslarndan syrp karmak. 2. mecaz. Birinin btn m al varln elinden almak. 3. B ir (derhu:r) {OsT} sf. -* _p] (derho:r) {OsT} sf. U y {OsT} is. Cmertlik;

DER

l t l

insann derisini hayvan derisi yzer gibi canl canl yzerek ikence ile ldiirmek.\\ deri tuluu, {az} Deriden yaplm yayk. [DS]|| deri yatm alk, {az} (Kii iin) vcudu fa zla yaralanm, berelenmi olan. [DS] deri2, [eT. terig > deri] {az} is. 1. Toplant; dn. 2. Panayr ya da pazarn kurulaca gnden bir gn ncesi. 3. Pazar veya panayr kurulan gn; demek. [DS] deriJ, [der-mek > der-i > dir-i ,_s_p] {eAT} is. 1. Parsa; bahi. 2. Devirme; derm ek suretiyle oluan. deri4, [Far. deri ^j-i] (deri:) {OsT} sf. 1. Saraya ait; padiah sarayna yakr. 2. Zarif; kibar. 3. is. Ak ve doru Farsa; fasih Farsa. 4. Flavas iyi ve ye illii bol olan da etei. d erici1 [deri-ci] is. Derileri ileyerek kullanm a uy , gun hle getiren ve bunlarn ticaretini yapan kii. derici2, [der-mek > der-ici] {az} sf. 1. Derme iini yapan; derme yolu ile geinen. 2. is. Kestane topla yan ii. [DS] dericil, [deri-cil] sf. (M ikrop ve bakteri iin) deriye ilgi gsteren. dericilik, -i [deri-ci-lik] is. 1. Koyun, kei, sr gibi hayvan derilerinin sepilenerek kullanm a uygun hle getirilmesi ilemi. 2. Sepilenmi deri ticareti. 3. Sepilenmi deriden giyecek ve eitli eya yap m. derie, [Far. der (kap) > derie *~_p] {OsT} is. 1. K k kap. 2. Pencere; delik. 3. Oyma kap, deride, [Far. deriden (yrtmak) > deride A>ji] (deri.de) {OsT} sf. Yrtlm; yrtk, derde-dehen, Boboaz. || derde-per, Kanad krk. derig, [ter-mek > ter-ig > der-ig] {eT} is. Demek; toplant. derik, -i [der-ik] {az} is. 1. Birikinti; toplant. 2. M eyve toplamaya yarar sepet. 3. sf. Ypranm. [DS] derilgi, [deril-gi ^ ] {eAT} is. Demek; toplant, derili, [deri-li] sf. 1. Belirtilen nitelikte derisi olan. 2. Deri ile kaplanm olan; deri bulunan, derilm e, [der-il-me] is. 1. Toplanma durumu ve ey lemi. 2. dbl. Bir ok nlnn bir tek nlde veya diftongda toplanmas olay. Kahvealt > kahval t. derilmek, [der-il-mek ^U p] edil, f [-ir] 1. Toplan mak; devirilmek; bir araya getirilmek. 2. {eAT} dnl. f. Toplanmak; bir araya gelmek; cem olmak. [DK.] 3. {az} Derli toplu olmak. [DS] derim 1 [Far. tarm / trem / triim => der-im j>_p] is. , 1. Drt santim eninde ve bir santim kalnlndaki keelerden rg biiminde yaplm kafes. 2 . {az} adrn etrafn koruyan ul siper. [DS] S derim

ban ev, {eAT} Byk adr.|| derim evi, 1. Kafes biiminde tahtadan yaplm geici ev. 2. {eAT} K e e adr. derim2, [? derim p i ] {eAT} is. 1. Ku yemi. 2. {az} Sonbahar ortasnda elm a derme gnleri. 3. Derme; toplama. derim 3, [der-mek > der-im j>>>] {eAT} is. Cemiyet; toplant. derim ek, [der-i-mek] {az} gsz. f. [-r] Gelmek. [DS] derimsi, [deri-msi] sf. Deriye benzeyen; deriyi and ran; deri gibi. derin1 [eT. terin > derin] sf. 1. Dibiyle yzeyi ara , sndaki uzaklk ok olan. 2. Bir hayli ieriye giren, dalan. 3. n yz ile arka yz arasndaki uzaklk ok olan. 4. Younluu, arl ok olan. 5. Sevgi ile belirginleen ve iten, gnlden. 6 . Ayrntlara ok fazla nem vererek yaplan; dikkatle; inceden inceye; etraflca. 7. (Kii iin) Belli bir bilim daln da geni bilgi birikimi olan, bilgili, olgun, etkileyi ci; en kark meseleleri anlayabilecek yapda olan. 8 . mecaz. (Eser iin) ierik asndan anlalmas, kavranm as zor. 9. is. Dip. 10. Belli olmayan uzak yer. 11. z f Ayrntlara inilerek, btn seenekleri gz nnde bulundurarak. 0 derin derin, nceden inceye, ayrntlarna inilerek.\\ derin derin dal mak, ok fa zla dnmek.\\ derin derin dn mek, aresizlik iinde ve zntl olarak dn m ek.|| derin devlet, Ynetimde gz nnde olma yan, devletin karlarn gzetip kollad ne sr len rtl g. || derin dondurucu, B uz retmek veya bozulabilecek yiyecekleri ok dk scaklk larda saklam aya ya ra r buzdolab.\\ derin gz, {az} Dere. [DS]|| derinlere dalmak, K arm ak ve zo r ileri dnmek.\\ derin uyku, 1. Uyanlmast g uyku; ar uyku. 2. Elektroansefalografim y a valad uyku evresi. derin2, [ter-mek > ter-in / der-in] {eT} is. Toplant; meclis; kongre, derince, [derin-ce] sf. Biraz derin, derincek, -i [eT. ter-in-mek > der-in-cek ^U-ji] {eAT} is. Ba rts, derinden, [derin-den] zf. 1 . ncelikle ve ayrntlary la. 2. ten. S derinden derine, Uzaklardan. derindi, [derin-ti] {az} is. Az taneli bozuk salkm. [DS] dermem ek, [derin-e-mek] {az} gsz. f. [-r] [-n(i)yo r] Derinlemek, dering, [terin > derin] (derin) {eT} s f Derin. S derin bilge, {eT} B yk bilgin; derin lim.|| derin r, {eT} Derin ve geni dere. derinlem esine, [derinle-mesine] zf. ok ayrntl biimde; derinliklerine nfuz ederek, derinleme, [derin-le--me] is. Derin duruma gelme eylemi.

1173

DER

derinlemek, [derin-le--mek] dnl. f [-ir] . Derin duruma gelmek. 2. Bir konuda bilgisini genilet mek, kkl ve salam bilgi edinmek. 3. (Ses iin) ses kaynann uzaklamasndan dolay az duyulur hle gelmek. derinletirme, [derinle-tir-me] is. Derin duruma ge tirme eylemi. derinletirmek, [derinle-tir-mek] g l . f [-ir] 1. De rin duruma getirmek. 2. A yrntlarna varncaya ka dar incelemek; derinliine incelemek. 3. Y ounlu u arttrmak. derinletme, [derinle-t-me] is. Derin duruma getirtme eylemi. derinletmek, [derinle-t-mek] gl. f. [-ir] Derin du rum a getirtmek, derinliine, [derinli(k)-i-n-e] zf. ok ayrntl biim de; derinlemesine, derinlik, -i [derin-lik] is. 1. B ir eyin dibi ile yzeyi arasndaki uzaklk. 2. fz. Bir cismin en ve boy d ndaki nc boyutu. 3. Bulunulan yere gre uzakta olan yer. 4. Kysnda bulunulan yerin daha ilerde ve uzaklarda bulunan ksm; kuytu. 5. Bir kimsenin ilk bakta anlalamayan bilgi ve dene yim younluu. 6 . mecaz. Varl henz ortaya karlamam uzak ve bilinmeyen dnem. 7. Bir e yin kapsam; ii. 8 . as. Bir birliin en ndeki ele man ile en uzaktaki eleman arasndaki mesafe. 0 derinlik kayalar, Yer kabuunun derinliklerinde biiyk ktleler hlinde katlam m agma kayalar. derinm ek1, [ter-mek > ter-in-m ek > der-in-mek] {eT} dnl. f. f- r j Kendisi iin dermek, toplamak. derinm ek2, [der-in-mek] {az} gl. f. [-ir] Bir eyi kartrp datmak; eelemek. [ D S ] derinti, [der-mek > der-in-mek > der-inti ^ . p ] is.
1.

derimek, [der-i-mek] gsz. f. [-ir] 1. Bir nokta etrafnda toplanmak; temerkz etmek, (1944). 2. kim. Bir eriyik iindeki su veya sv miktar azala rak koyulamak; teksf etmek. 3. {az} Devam etmek. deriter, [? deriter] {azjis. 1. M ahalle muhtar. 2. Para toplayan. [ D S ] deritirm ek1, [tr-mek > t 6r-i-mek > tr-i-tir-m ek > d 6 r-i-tir-mek] {eT} gl. f. [-iir] Birlikte toplat mak. deritirmek, [deri-tir-mek] {eAT} g l . f [-iir] D er mek; toplamak, derivasyon, [Fr. drivation] is. Bir akarsuyun yata n, rn deitirmek. S1 derivasyon kanal, Su getirmek, sulama yapm ak veya elektrik retmek amacyla yaplan kanal. derk, [Ar. derk i)ji] {OsT} is. 1. Derine inme. 2. Dibe varma. 3. En aa kat; dip. 4. gnl. Anlama; kav rama; idrak. 5. Ele geirme; yakalama. S derk etmek, Anlamak; kavramak; idrak etmek. || derk-i dakik (dekyk), {OsT} nce, alayl ve gln du rumlar kavrama.|| derk-i esfel-i cehennem, {OsT} Cehennemin dibi.\\ derk-i gavmz, {OsT} nce, alayl ve gln durumlar kavrama.\\ derk-i hakik, {OsT} nce, alayl ve gln durumlar kavrama. || derk-i netyic, {OsT} Sonular kavra ma. derkafa, [Far. der- (iinde) + Ar. kafa (ense) Is_p] (derkafa:) {OsT} sf. Hemen arkasnda olan, derkr, [Far. der- (iinde) + kr (i) j\Sji] (derk:r) {OsT} sf. 1. te olan.2. in iinde bulunan. 3. A pa k ortada olan, fi1 der-kr olmak, {eAT} g r mek. derken, [de-mek + r-mek > de-r + i-ken > der-lcen] zf. 1. Tam o anda, o srada; sz edildii anda. 2. ba. Sebep-sonu, kartlk ve tezlik bildiren iki cmleyi birbirine balar; dnlenin tam aksine. S 3. Bu] vesile ile. derkenar, [Far. der-kenr j l ^ j i ] (derkena.r) {OsT} is. 1. Yanda. 2. Yazda yandaki boluklara dlen not ve eklemeler; kma. 3. Kucaa alma; kucak lama. derlegen, [ter-le-mek > derle-gen j O p ] {eAT} sf. ok terleyen. derlem, [derle-m] is. Elence, bilgi edinme veya p a ra kazanm ak iin bir araya getirilip dzenlenmi eya veya para cinsi eyler; koleksiyon, derlemci, [derlem-ci] is. Koleksiyon yapan kimse; koleksiyon merakls, derlemcilik, -i [derlemci-lik] is. Elence, bilgi edinme veya para kazanma amacyla para, pul gibi eyleri bir araya getirme, dzenleme ii; koleksi yonculuk.

Toplant. 2. {az} Geliigzel, uradan buradan toplanm eya. [ D 3. {eAT/ ] Sadan soldan top S lanm insan kalabal; gruh. 4. p yn. 5. {az} Kimlii, seciyesi, ailesi belirsiz kimse. [ D 6. {az} Rzgrn, suyun srkleyip getirdii biri kinti. [ D S ] deridirmek, [der-mek > deri-dir-m ek dUjjuioji] {eAT} g l.f. [-iir] Toplamak; derlemek, deriik, -i [deri-ik] sf. 1. Derimi olan. 2. Birim hacim deki znm m adde oram ok ykseltilmi olan; konsantre; mteksif, m temerkiz . deriiklik, -i [deriik-lik] is. 1. Deriik olma duru mu. 2. Bir eriyiin birim hacminde zelmi hlde bulunan ktle miktar, derime, [deri-me] is. 1. Derimek durumu ve eylemi. 2. kim. Bir cismin bileimindeki suyu kay bederek daha koyu kvam a gelmesi; konsantrasyon, derimek, [ter-mek > ter-i-m ek > der-i-mek] {eT} ite, f. [-iir] Dermekte yardmlamak; birlikte dermek.

DER

H T lffU . dermandegn, [Far. der-mande-gan jl?j-Ljj] (derm andegm) {OsT} is. aresizler, dermansz, [derman-sz] sf. 1. (Hastalk iin) iyile m e im kn olmayan; tedavi edilemeyen. 2. (Vcut iin) gc, takati kalm am; yorgun, zayf; bitkin. 3. aresiz. S1 dermansz dmek, Kuvvetsiz, g sz kalmak. dermanszlama, [dermansz-la--ma] is. Dermansz duruma gelmek eylemi, dermanszlamak, [dermansz-la--mak] dnl. f [r] Gc kalmamak; gsz duruma dmek; g szlemek. dermanszlk, - [dermansz-lk] is. 1. Dermansz olma durumu. 2. Gszlk; bitkinlik; zafiyet. 3. Tedavi edilememe durumu, dermason, [Dermason (N idenin merkez ky)] is. B ir fasulye tr, dermatit, -ti [Fr. dermatite] is. tp. H afif bir kant ile birlikte grlen iltihapl deri hastal; dermit. dermatofit, -ti [Fr. dermatophyte] is. Kellie ve uyuza sebep olan ve deride yaayan mikroskobik mantarlar, (Acherion, Epidermatophyton, Tricho phyton). dermatolog, -u [Fr. dermatologue] is. Deri hastalk lar uzman hekim, dermatoloji, [Fr. dermatologie] is. Deri hastalklar nn tedavisi ile ilgili tp dal, dermatom, [Fr. dermatome] is. Yara ve yanklara kaplanmak zere ince deri paras karmaya yarar ara. dermatoz, [Fr. dermatose] is. Deri hastalklarnn ge nel ad. derme, [der-me] is. 1. Bir araya getirip toplama eylemi. 2. Ayn trden bir araya getirilmi, derilmi eylerin tm. 3. {az} lkbaharda hayvanlar iin toplanan ot. [DS] 4. {az} Bir kilim motifi. [DS] 5. {az} Hasat vakti. [DS] S derme atma, 1. Gelii g zel toplanm, bir araya getirilmi. 2. Aralarnda uyum bulunmayan; dzensiz; ireti. 3. Salam ve kullanl olarak yaplmam ; rk. || derme deirme, {az} uradan buradan toplayp biriktir me. [DS] derm ek, [eJ. ter-melc / tir-m ek > der-mek <iUji] gl. f. [-r] 1. {eAT} Toplamak. 2. Devirmek; derle mek. 3. {eAT} Biriktirmek. 4. {az} Ekini biip har man etmek. [DS] S deribdrmek, {eAT} Toplam olmak. [DK]|| derip devirmek, {eAT} Derleyip top lamak; ymak.\\ derp dttrl grmek, {eAT} D erlenip toparlanmak; hazrlanmak. derm en, [temre-n > demre-n > dermen ^y>jj] {eAT} is. Temren. dermeyan, [Far. der- (iinde)+m eyan (ortada) oWj->] (dermeya;n) {OsT} sf. Ortaya konmu; ortada. S dermeyan etm ek, Ortaya koymak, ileri srmek.

derlem e1 [der-le-me] is. 1. Seerek toplamak eyle , mi. 2. {az} Peynir iin ayrlan katlatrlm st. derlem e2, [der (ter) > der-le-me - jj] {eATI is. Tifo. 1 S derlem e hastal, {eAT} Tifo. derlem ek1 [der-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1 . , Seerek toplamak; bir araya getirmek; tedvin et mek. 2. Deiik yerlerden ve eserlerden alman be lirli konudaki bilgileri bir yazda veya eserde bir araya getirmek. 3. Bakalarndan aktarlan bilgiler le eser yazmak. 4. Dzgn biimde toplamak. S. argo. Kk kt paralarna kopyalk hazrlamak. fi1 derleyip toplamak, D ank olan eyleri bir araya getirip, eki dzen vermek. derlem ek2, [ter-le-mek > ter-le-mek {eAT} g sz.f. [-r] Terlemek, derlem ek , [der-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Sohbet etmek; konumay idare etmek. [DS] derlenme, [derle-n-me] is. Toplu hle gelmek eyle mi. derlenm ek, [derle-n-mek] edil. f. [-ir] 1. Toplu hle getirilmek; bir dzen verilmek. 2. dnl. Kendini toplamak; davranlarna veya giyim kuamna d zen vermek; toplanmak; dzene girmek; {az} (ay n). [DS] S derlenip toparlanmak, Davranlarna ve kendi organlarna dzen vermek; toplanmak; hazr duruma gemek. derletme, [derle-t-me -u Jji] {eAT} is. Tifo. S der letme hastal, {eAT} Tifo. derletm ek1, [der-mek > der-le-t-mek] gl. f . [-ir] Derleme iini bakasna yaptrmak. derletmek2, [derle-t-mek / ter-le-t-mek] {eAT} gl. f. [-r] Terletmek. [DK] derleyici, [derle-y-ici] is. Derleme yapan kii, derleyicilik, [derleyici-lik] is. Derleme yapma ii; derleyicinin yapt i. derli, [der(i)l-i > derli] sf. Derlenmi olan; toplanm. fi1 derli toplu, D ank olmayan; dzenli; toplu hlde. derlik, [ter-lik > der-lik j.s] {eAT} is. 1. Teri emen ince elbise. 2 . stten giyilen ince elbise, derman, [Far. derman jU j^] (derma;n) {OsT} is. 1. B ir hastal iyiletiren ila. 2. Takat, g; mecal. 3. kar yol; are. S derman aramak, Sknt veya hastal giderm ek iin eitli yollara bavurmak.\\ derm n-de, {OsT} Beceriksiz; zavall; ciz.|| der man getirmek, Dayanabilmek.|| derman kal mamak, Takatsiz kalmak; gsz duruma d me)1.1| derman kesilmek, Gsz duruma dmek; gszlemek. derm ande, [Far. der (iinde)+mande (kalm) oJ^j:>] {OsT} sf. aresiz; mitsiz; bitkin. S der-mndegn, {OsT} -* dermandegan.|| der-mnde-g, {OsT} Beceriksizlik; aresizlik; zavalllk.

K H I M f M .1 1 7 5

DER

dermit, -ti [Fr. dermite] is. tp. H afif bir kant ile birlikte grlen iltihapl bir deri hastal; dermatit. derneck, [deme-ck S i- jj] {eAT} is. K k lde demek; demekik. dernek, -i [eT. ter-in-mek (toplanmak) > tem ek > dem ek dkj.>] is. 1. {eAT} Toplant; toplant yeri. 2. Ayn amala bir araya gelen kiilerin meydana ge tirdii topluluk. 3. Elence amacyla yaplan top lant, dn. 4. Pazar veya panayr kurulan gn. S dernek kurmak, huk. Bilgi ve becerilerini srekli olarak birletirerek, en az yedi kii ile tiizel kiilii olan bir kurulu oluturmak. derneki, [demek-i] is. 1. Bir dem ee ye olan kii. 2. D em ek almalarna katlan kii. 3. Bir demee ok bal olan kii. 4. ekon. On dokuzuncu yzyln ilk yarsnda, bireysel enerjilerin daha zgrce geli ebilmesi iin federasyonlar oluturacak kk re tici gruplan kurularak toplum sal evrenin deiti rilmesini savunan bir grup sosyalist, dernekilik, -i [demeki-lik] is. 1. D em ek yelii veya dem ek almalar iinde yer alma ii. 2. D er nek alm alarna iten bal olma, dernekleme, [demekle--me] is. D em ek kurarak g ve alm a birlii salama eylemi, derneklemek, [demekle--mek] ite, f. [-ir] 1. Bir araya gelerek dem ek oluturmak. 2. almalarn dem ek ats altnda yrtmek, dernekli, [demelc-li {eAT} sf. 1. (Kii iin) v cudu derli toplu olan. 2. {az} (Kii iin) derli top lu; dzgn; dzenli. [DS] 3. (Yer iin) derli toplu; dzgn; dzenli, derneklice, [demekli-ce AJSjjj] {eAT} sf. Vcudu derli toplu olan, derneksz, [dem ek-sz hantal. dem em ek, [eT. ter-in-mek > der-(i)n-e-m ek {eAT} g l . f [-r] Toplamak; derlemek, derneecei, [der(i)ne-ece(k)~i {eAT} is. Toplanm a yeri, derneik, -i [der-mek > der(i)n-e-mek] sf. 1. Derli toplu, dzgn. 2. Bir araya toplanm olan. 3. istk. Baz zel deerler kmesini tem sil eden zet top lam byklk; global byklk. dernem ek1, [der-mek > der(i)ne-mek / dir-(i)n-emek dU-iJji] {eAT} ite, f. [-ir] 1. Bir araya toplan mak; bir araya gelmek; toplanmak; {az} (ayn). [DS] 2. {az} Toplu hlde konumak; grmek.
[DS]

dernetirmek, [derin-melc > der(i)ne-tir-mek] {az} gl. f. [-ir] Darmadan olan eyay bir araya top layp dzene sokmak, derngek, [ter-in-mek > ter-(i)n-gek > der(i)n-gek] {eT} is. Su sznts, derpetm ek, [depre-t-mek > derpet-mek] {az} gl. f . [-ir] Kmldatmak. [DS] derpi, [Far. der (iinde) + pi (n) ^ j - 5 (derpi:) ] {OsT} is. 1. ngrme. 2. Gz nnde tutma. 3. A k lndan geirme. 0 derpi etmek, 1. ngrmek. 2. Gz nnde tutmak. 3. Aklndan geirmek. derrace, [Ar. derrce (derra:ce) {OsT} is. 1. Eskiden kale diplerine yaklaabilmek iin kullan lan bir tr sava arabas. 2. Bisiklet. >5 derrcesvr, {OsT} Bisiklet srcs. derrak, [Ar. derk (anlamak) > derrk i! !_ ] (derra:k) ,:> {OsT} sf. abuk anlayan; anlayl, derre, [Far. derre o_p] {OsT} is. ki da arasndaki uzun ukur; dere. S derre-i smn, {OsT} Sam an yolu. derr, [Far. drr (inci) > drrl / d em cSjj] (derri:) {OsT} sf. nci gibi parlayan; parlak; ldak ders, [Ar. ders {OsT} is. 1. retmen tarafndan belli bir konuda ve belli sre iinde rencilere verilen bilgi. 2 . rencilerin renm ek zorunda olduklar bilgi. 3. Bir renim faaliyeti iin ayrlan sre. 4. Bir okul kitabnda belirli srede ilenmesi gereken konular toplam. 5. mecaz. H o olmayan bir olayn insanda brakm olduu gelecei yne lik retici etki; iz. 6 . Bir kiiye yanl davranla rn dzeltmesi iin verilen t; nasihat. 0 ders almak, 1. B ir olaydan deneyim sahibi olmak. 2. Azarlanmak; cezalanmak.\\ ders ara ve gereci, retim iinin etkin ve daha verimli olmas iin retmen ve rencilerin yararland her trl ara ve gerep.|| ders demek, {eAT} D ers vermek.|| ders d, D ers saatleri dnda; okul saatleri d n d a ^ derse kalkmak, Bildii veya hazrlad bir konuyu sz alarak anlatmak.\\ ders-hn, {OsT} Ders alan; renci. || ders-hne, {OsT} Ders yeri; ders verm ek iin ayrlm oda; s n f || ders-i ibret, {OsT} bret dersi; gz aacak ey; akl pay. || ders ii, Dersin konular ilenirken; ders saati iinde; ders sresinin iinde.\\ dersini almak, 1. M esle inde p e k ok rnekler grm olmak; iyice renmek. 2. mecaz. Azarlanmak; paylanmak. 3. in c i tici bir davranla karlamak. j| dersini iyi belle mek, K endisi yle olmad veya yle dnmedii hlde bakalarnn dncelerini kendisininmi gibi aktarmak veya tembih edildii ekilde dav ranmak:.|| (birine) dersini vermek, O kiiye kar bir konuda stnlk kazandn bbrlenerek sy leme.fc.|| ders olmak, Karlalan kt bir olay ve-

{eAT} sf. Biimsiz;

dernem ek2, [dir(e)ni-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1 . Direnmek. 2. Gerinmek; esnemek. [DS] dernetirme, [demetir-me] is. zel nitelikte baz brt verilerin mantksal olarak bir araya toplanm a s.

DER

I M

I M

y a durumla bir daha karlamam ak iin gerekli tedbirleri nceden almak; akln bana almak.\\ ders program, r. 1. Haftalk veya gnlk ola rak bir s n f veya ubede grlecek derslerin ders saatlerine gre dalmn gsteren cetvel. 2. H an g i snflarda hangi konularn retileceini; hangi davranlarn kazandrlacan, zamann ve sre sini belirten program.\\ ders saati, Gnlk zaman izelgesi iinde her derse ayrlan zaman dilimi.\\ ders vekleti, tar. im paratorluk dneminde, med rese rencileri ve bunlarn dersleri ile ilgilenen eyhlislam lk kapsndaki daire. || ders verm ek, 1. retici bilgileri aktarmak; ders ilemek; ders yapm ak 2. mecaz. Azarlamak; haddini bildirmek.\\ ders yapmak, Snfta veya ders iin ayrlm yerde belli bir konuyu ilemek; rencilere retmek. Dersaadet, [Far. der (kap) + Ar. sa'det (mutluluk) (dersaa;det) (OsT) is. 1. Mutluluk kaps. 2. stanbula eskiden verilen unvanlardan biri, (dersha.ne) dershane, [Ar. ders + Far. hne

{OsT} is. 1. retmenin nezaretinde rencilerle birlikte eitli ders aralarndan da yararlanlarak derslerin ilendii, aratrma ve incelemenin yapl d yer; snf; derslik. 2. Resm okullarn dnda cret karl, yetitirm e ve hazrlk amalar ile rencilere konular reten zel retim kuruluu. ders, [Ar. ders! / dersye W (dersi;) {OsT} sf. Dersle ilgili; derse ilikin; derse ait. dersiam, [Ar. ders + mm (genel) > ders-i mm (dersia;m) {OsT} is. 1. Eskiden herkese ders veren mderris (profesr); cami hocas. 2. Es kiden camilere gelen rencilere verilen ders. 3. M edreselerde ders veren mderrislere verilen un van; ordinarys profesr, dersiz, [der-siz] sf. Dank; derli toplu olmayan. S dersiz topsuz, Dzensiz; dank. derslik, -i [ders-lik] is. 1. Ders yaplan yer; snf. 2. sf. Belirli bir sayda dersten meydana gelen, ders, [der-mek > der-i-s-fl batan baa; hep; her tarafta, derrm ek, [eT. ter-i-mek > der-r-mek {eAT} gl. f. [-iir] Derlem ek toplamak; bir araya ge tirmek. dert, -di [Far. derd :>> ] is. 1. Ruhsal sknt; derin _.> znt; tasa. 2. gnl. Sreen hastalk; ar. 3. ban; tmr. 4. Sonuca ulatrmak iin insan ura tran sorun. 5. Yaknma konusu olan ey. 0 derde atmak, Skntya ramak.\\ derde derman, a re. || derde derman olmak, I. Skntlar gidermek. 2. are bulmak; ilala tedavi etmek. || derde dert katmak, Sknty artrmak. || derde dmek, Has talanm ak^ derde girmek, inden klmas zor bir {eAT} zm. Hepsi;

sorunla uramak zorunda kalmak. || derde sok mak, Skntl ve znt verici ilere bulatrmak.|| derdi deprem ek, {eAT} D erdi tazelenmek.]] (biri nin) derdi gn, O kiinin srekli ilgilendii ve bu sebeple evresini de rahatsz ettii konu. || derdin den deli olm ak, 1. K aybettii bir ey iin ok zlmek; kendini helak etmek. 2. Delicesine sevm ek.|| derdine derman olmak, Birisini iine d t skntdan kurtarm ak veya kurtulmasna yar dm etmek.|| derdine dmek, Yaplmas gereken bir ii sonuca ulatrm ak iin abalamak.\\ derdine yanmak, B ir zntden dolay sknt ekmek. || derdini amak, Skntsn y a da derdini anlatmak.\\ derdini ekm ek, B ir konu veya birisi iin kayg duym ak.|| derdini datmak, 1. Birinin kede rini gidermek. 2. iindeki sknty, kaygy gider mek.|l derdini demek, Bir kimsenin unutur gibi olduu derdini yeniden hatrlatp zlmesine sebep olmak.\\ derdini dkmek, Skntlarn anlatmak.\\ derdini M arko Paaya anlatmak, Bo yere ve hi are olmayacak, bir zm bulmaya almayan kiilere derdini anlatmak.\\ derdini tazelemek, Unutulmu ac ve strap veren bir konuyu hatrla tarak zntye neden olmak. || dert amak, Kendi beceriksizlii yznden skntya dmek. || dert an latmak, Skntsn, sorununu anlatmak; iini dk m ek,|| dert anlatamamak, Bir konudaki skntsn kar tarafa iletememek; syleyemem ek veya kar tarafa anlanmak istenmemek.\\ dert bilen, Baka snn derdini, iinde bulunduu sknty anlayan, ilgilenen, yardm c olan kii. || dert bilmez, Baka snn derdini, skntsn anlamayan, acmayan ve gerektii gibi yardm c olmayan kii. || dert ek m ek, 1. znt ve tasalara katlanmak. 2. Ac ve zntden kurtulamamak.\\ dert demek, Kendisini konuturarak birinin skntlarm anlatmasn salamak. || dert dinlemek, Bakalarnn kendi sknt larna ait konumalarn dinleyerek onlarn rahat lamasn salamak.\\ dert dkmek, Skntlarn anlatmak.\\ dert ehli, Kendisi ayn skntlar ekti i iin bakasnn strabn anlayabilen kii.|| dert deil, zlmeye demez.\\ dert edinm ek, B ir du rumu veya sorunu znt konusu etmek. || dert et mek, Kayglanmak; zlmek.]] dert kp, Derdi ok olan. || dert olmak, Sknt vermek; olay kar mak]] dert orta, 1. D ertleri ayn olan kiiler. 2. B ir kiinin sorununu anlatt, srlarn paylat kii.\| dert sahibi, 1. D erdi olan kii. 2. Hastalkl kii.|| dert soa, {az} "H a sta lkg ele! anlamnda ilen sz. [DS]|| dert vermek, Kederlenmesine, zlmesine neden olmak. || (birine) dert yanmak, O kimseye skntlarn aktarmak; iini dkmek; ya knmak. dertlenme, [dertle-n-me] is. zntye kaplma du rum u ve eylemi.

I I I U

1 .1 1 7 7

DER

dertlenm ek, [dertle-n-mek] dnl. f. [-ir] 1 . znt ye kaplmak. 2. Dert sahibi olmak, dertlem e, [dertle--me] is. Karlkl dertlerini bir birine anlatma eylemi, dertlem ek, [dertle--mek] ite, f. [-ir] Karlkl olarak birbirine dertlerini anlatmak; iini dkmek, dertli, [dert-li] sf. 1. Derdi olan; zntl. 2. Hasta. 3. zm belli bir abay gerekli klan. 4. ik yeti. dertlilik, -i [dertli-lik] is. Dertli olma durumu, d erto p , [Far. der (iinde) + T. top sHjkj-3 (d e rtop) ] zf. 1. (Etmek ve olm ak fiili iin) top gibi. 2. Bir araya getirilerek. 3. B zlerek.S d erto p etm ek, Bir araya getirmek; toparlamak; toplamak.\\ d e r top olm ak, Top gibi yuvarlak bir hle gelmek. dertsiz, [dert-siz] sf. Derdi olmayan. S dertsiz bam d erd e sokm ak, H i gerei yokken kendisine dert olacak bir ie girimek. dertsizlik, -i [dertsiz-lik] is. Dersiz olma durumu, d e ru h te, [Far. der + Ar. cuhde {OsT} is. Bir ii zerine alma; stlenme; yklenme. S d e ru h te et m ek, zerine almak; stlenmek; yklenmek. d eru n , [Far. dern j.p] (deru.n) {OsT} is. 1. I; ieri;

zar-g m , {OsT} Kilometre ta.|| dervaze-i nu, {OsT} mecaz. Az. d erv en d , [Far. derbend -Uy>] {eAT} is. Derbent; da geidi. [DK] dervi, [Far. der (kap) + y (arayan) dervi > (OsT} is. 1. Kap kap dolaan dilenci. 2. Yoksulluk iinde bulunan kimse; fakir. 3. tasvf. B ir tarikata girmi ve onun kurallarna sk skya bal kii. 4. gnl. Yoksulluu, ilekelii benimsemi, kanaat sahibi kimse; fakir. 5. argo. Uyuturucu sa tlan yerlerin mterisi, fi1 dervi h rk a s, Mevlevilerin giydii stle verilen ad. || derv-i ab p, {OsT} A ba giymi dervi.\\ derv-i dil-r, {OsT} Gnl yaral dervi.|| derv-i sultan-dil, {OsT} 1. Gnlii geni dervi. 2. Peygamber.\\ d e rv -nihd, {OsT} Dervi ruhlu, alak gnll kim se.|| dervi olm ak, Yoksul dmek; fakirlemek. d erv ian , [Far. dervn j l i ? j w (dervia.n) {OsT} is. p] Derviler. derviane, [Far. dervne 4iUjj_p] (dervia;ne) {OsT} zf. Derviesine; dervilere yakr biimde, dervie, [dervi-e] (d e rvie) zf. 1. Dervilere yakr biimde; hogrl.2. gnl. Kalenderce, dervilik, -i [dervi-lik] is. 1. Dervi olmann ge reklerini yerine getirme; bir tarikata bal bulunma. 2. A lak gnll olma. 3. A lak gnll kiinin nitelii.

i taraf; dahil. 2. mecaz. Gnl; ruh; kalp; yrek, d er n -b n , {OsT} tp. Vcut ii boluklar aydnla tarak muayene etmede kullanlan aygt.\\ derflnd r, {OsT} K in besleyici; kinci. || d e r n - hne, {OsT} E v ii.|| derfln- dilden, {OsT} Gnlden; iten. || d er n - ehr, {OsT} ehir ii.|| der n -n in , d ery a, [Far. dery Uji] (deya;) {OsT} is. 1. Deniz. 2. gnl. Bir eyin bol olduu yer. 3. Bir alanda derin {OsT} Yalnz kalmay seven.|| d e rfln -p erv er, {OsT} 1. Gnl yapc. 2. yi huylu.|| d e r n b ir n , bilgisi olan kii, t? d e ry -b r, {OsT} 1. D eniz gibi coan. 2. Deniz kysndaki kasaba. 3. Deniz; okya {OsT} ve d. nus'.|| d ery -b en d , {OsT} 1. Liman. 2. Tersane.|| d eru n e, [Far. derne (deru;ne) {OsT} is. -* d ery a beyi, tar. m paratorluk dneminde Gelibolu, derun. Arboz, nebaht, Karleli, Mistre, Rodos, Midilli, d eru n i, [Far. dern + Ar. - > dern (derr.ni;) Kocaeli, Biga, Sack sancaklar ile vergisi {OsT} sf. 1. e ait; ile ilgili. 2. ten; gnlden; saliyane olarak toplanan Sakz, Nake, M ehadiye yrekten. 3. Ruhsal, d e r n m rk e b e , {OsT} livalarn kapsayan Kaptanpaa eyaletine bal psikol. ie bak. sancak beylerine verilen unvan. || dery -d il, -* der yadil. || dery-feyz, {OsT} D eniz kadar bereketli. || d erva, [Far. derv (derva;) {OsT} sf. 1. akn; d e ry a gibi, 1. ok bilgili. 2. P ek ok. || d ery-ke, hayran. 2. Ba aa aslm. 3. Gerekli; zarur; la {OsT} ok ien; ayya. || d e ry a kuzusu, ri p a la zm. mut, torik gibi balklarn zelliini vurgulamakta d e rv a h 1, [Far. dervh oljji] (derva;h) {OsT} sf. -* kullanlr,|| d e ry a m isl, 1. D enizi andran. 2. ok derva. bilgili. 3. Pek ok. || dery -n ev l, {OsT} Ba ok olan.|| dery -n ev erd , {OsT} D enizi aan; denizler d erv ah 2, [Far. dervh b_p] (derva;h) {OsT} sf. 1. de dolaan; denizci. || d e ry a n n suyu h an m n h u (Kii iin) hastalktan yeni kurtulmu fakat daha yu, Kadn kaprislerinin okluunu ifade eden sz. || kendine gelememi. 2. Salam; muhkem. 3. Doru; d ery -n , {OsT} ok ien; ayya.|| d ery a o y n a gerek. 4. is. Cesaret. 5. Sertlik; kabalk. 6. Ayp; m ak , {eAT} D eniz oynamak.|| d ery - k h , {OsT} utanma. Korkun; heybetli. || dery -y adem , {OsT} 1. Yok dervaze, [Far. der-vze jb_p] (derva;ze) {OsT} is. 1. luk denizi. 2. mecaz. br dnya; lm. || d ery-y ehir ve kale kaps gibi byk kap. 2. mecaz. a h d r, {OsT} 1. Yeil deniz. 2. mecaz. Gkyz.\\ Gkyz; sema. S derv ze-b n , {OsT} Gardiyan.\\ d ery -y a h z r, {OsT} 1. Yeil deniz. 2. mecaz. d ervze-i g, {OsT} K ulak delii.|| d ervze-i heGkyzii.\\ d ery-y ak, {OsT} 1. A k denizi. 2.

DER

f l t M T lM C E S2IK1178
duvarlarda derzler oluturmak, gzel bir grnm salamak, des, [Far. des {OsT} is. Benzer; e.

tasvf. nsann kapld Tanr sevgisinin yceliini anlatan terim.\\ dery-y b-gern, {OsT} Sonsuz deniz.|| dery-y ebyz, {OsT} Akdeniz.\\ dery-y firavfln, {OsT} Byk deniz.\\ dery-y hmile, {OsT} 1. Gebe deniz. 2. mecaz. nci karlan de niz;|| dery-y hayret, {OsT} 1. aknlk denizi. 2. tasvf. Kulun, Tanr karsndaki bilgisizlik ve yeter sizliini anlatan terim. || dery-y kyr-gn, {OsT} 1. Katran rengi. 2. K aranlk gece. 3. Mrekkepli divit.|| dery-y ll, {OsT} 1. Krmz deniz. 2. m e caz. arap fs. || dery-y nur, {OsT} N ur derya s.|| dery-y rahmet, {OsT} 1. Rahm et denizi. 2. mecaz, tasvf. Tanrnn balayclmn, ycelii nin sonsuzluunu anlatan terim.\\ dery-y sile, {OsT} 1. inden inci kan deniz. 2. ki; arap. || dery-y tecell, {OsT} 1. Grnen gzellikler deni zi. 2. tasvf. Yaratanla yaratlan arasndaki iliik lerde birinin ebed, dierinin sonlu olan varlklar n dnmeyi ve kavramay anlatan terim. || deryy umman, {OsT} Okyanus; ak deniz. deryab, [Far. deryaften (anlamak) > deryb (deya:b) {OsT} sf. Anlayan; anlayl, deryae, [Far. derye *>-1*^] (derya:e) {OsT} is. 1. K k deniz. 2. Gl. deryadil, [Far. dery-dil (derya.dil) {OsT} sf.

desais, [Ar. desise (hile) > desis ^-Jl-o] (desa;is) {OsT} is. El altndan yaplan oyunlar; hileler; al datmalar. S desis-i eytanye, {OsT} eytanca hileler. desakir, [Ar. deskir jS'L.i] (desa;kir) {OsT} is. 1. Kasabalar. 2. Kyler. 3. Dalardaki kaleler. S deskir-g, {OsT} Kasabalar, kaleleri fetheden. desam at, [Ar. d esm t/ dessmt c j U ] (desa;ma;t) {OsT} is. Kapakklar, desame, [Ar. desme / dessme (desa;me) {OsT} is. D am arlarla kalpteki kapakklara verilen ad. desm e-i maaiye, anat. Onikiparmak bar sann ikinci blmnden ince barsaklarn so nuna kadar barsak ii zarnda bulunun bklm ler. desatir, [Far. destur / Ar. dtr > destr / L o ] (desa;ti;r) {OsT} is. Genel kurallar; dsturlar; hkm ler. desdeirmi, [de(s)+de/irmi {eAT} pekt. sf.

Yusyuvarlak, 1. Deniz gnll. 2. Gnl deniz kadar geni olan; desdire, [Far. dest+erre] {az} is. Testere. [DS] h er eyi ho gren; sabrl; gnl geni; ok sabrl; desdm bek, -i [Far. dest + dnbek] {az} is. D ar hogrl; kalender. 3. Denize kar; denizi gren, buka; dmbelek. [DS] deryafet, [Far. der (iinde) + yften (bulmak) > derdesem , [Ar. desem o] {OsT} is. 1. Ya. 2. Pis ya. yfet cJL_p] (derya:fet) {OsT} is. Anlama; kavrama. desem, [Ar. desem (desemi;) {OsT} sf. 1. Y a fi1 deryfet etmek, {OsT} Anlamak; kavramak. a ait. 2. Yaa benzer, deryainas, [Far. dery-ins (derya;idesen, [t. dsegno > Fr. dessin] is. 1. Bir yzeyde na;s) {OsT} sf. Denizi bilen; deniz kurdu, nesnelerin renklerini deil de izgilerini canland deryuze, [Far. deryz / deryze j j j j j / (derran resim; izgi resim. 2. Sadece izgiye dayal re yu;ze) {OsT} is. 1. Dilencilik. 2. Dilenme; isteme. 3. sim sanat. 3. izgilerle ve grafiklerle anlatm. 4. Fakirler iin toplanan yardm. 4. Dilenci. S derKuma, hal, kilim vb. zerindeki ss unsuru ekil yflze-ger, {OsT} Dilenci. || deryze-gern, {OsT} ler. S desen karm a, B ir ss unsurunun kareli Dilenciler.\\ deryflze-g, {OsT} Dilencilik. kt zerine llerine uygun olarak kopya edilmesi. || desene dkmek, Kuma veya hal, kilim derz, [Far. derz jji] {OsT} is. 1. Diki izi. 2. Yiv. 3. zerinde grlm esi istenen eklin izgilerini kareli Delik. 4. Duvarclarn har koymak iin ta veya kt zerinde gstermek. tula arasnda braktklar boluk, derzci, [derz-ci] is. Ta ve tula arasndaki boluklar desenci, [desen-ci] is. D esen sanatyla uraan kii; desen yapan. dardan harla doldurup ekiller vererek duvara desenli, [desen-li] sf. zerinde desen bulunan; desen gzel bir grnm salayan usta, lerle sslenmi olan, derzen, [Far. derzen oj_p] {OsT} is. ne, desensiz, [desen-siz] sf. zerinde desen bulunmayan; derzi, [Far. derzi jji] (derzi;) {OsT} sf. 1. Diki ile sssz; dz. ilgili. 2. Diki ile yiv yapan; terzi. 3. is. {eAT} Terzi, -desi, [-da-s- / -desi / -tas / -tesi] {eAT} yap. e. -* das. derzleme, [derz-le-me] is. Ta, tula veya beton bloklarla oluturulmu kgir duvarlarda derzler o- desi-, [Lat. desem (on) > Fr. dci-] ek. nne getiril luturarak gzel bir grnm salama ii. dii l birim inin onda birini gsteren Latince ek. derzlemek, [derz-le-mek] gl. f [-r] [-l(i)-yor] Ta, desibel, Fr. dcibel] is. fz. Ses iddetini gsteren tula veya beton bloklardan meydana gelen kgir birimin onda biri, ksaltmas dB.

e t

! . 1179

DES

desigram, [Fr. dcigramme] is. Bir gramn onda biri deerinde ktle l birimi; sembol: dg desigrat, [Fr. dcigrade] is. Bir gradm onda biri de erindeki a ls birimi; sembol: dgr desikatr, [Fr. dessiccateur] is. Kurutma kab; kuru tucu. desilitre, [Fr. dcilitre] is. Litrenin onda biri deerin deki hacim ls birimi; sembol: dl desimal, [Fr. dcimale] sf. Ondalk. S desinal sis tem, Ondalklara ayrlarak dzenlemi sistem ; on luk sistem. desimetre, [Fr. dcimtre] (desim etre) is. M etrenin onda biri deerindeki uzunluk ls birimi; sem bol: dm desinatr, [Fr. dessinateur] is. 1. izgi resim yapar kii. 2. Bir evin, bahenin veya bir yerin izgi res mini yapan kimse. 3. Endstri iin model izgi re simleri yapan kii, desinatrlk, - [desinatr-lk] is. Desinatrn ii ve meslei. desise, [Ar. desise 4-~-o] (desi:se) {OsT} is. El altn dan yaplan oyun; hile; aldatma. S desse-bz, {OsT} Hileci; oyuncu; kandrc.|| desse-kr, {OsT} Hile yapan; oyuncu; kandrc]] desse-krne, {OsT} Kandrcya yakr biimde. desiseci, [desise-ci] sf. Hile yapan; aldatan; oyuncu, desiseli, [desise-li] sf. Hileli; aldatc, desister, [Fr. dcistre] is. Odunlarn hacmini l mekte kullanlan sterin onda biri deerindeki hacim ls. deskere, [Far. destgre {OsT} is. 1. ehir veya kasaba. 2 . ki kii tarafndan hasta, ta vb. ykleri tamakta kullanlan tahta ara; teskere, despinis, [Yun. despina] is. argo. Gen bayan; kz;, despot, [Yun. despotes (sahip) > Fr. despote] (d e spot) is. 1. Bizans imparatorlarnn baz kimselere verdii yksek unvan. 2. Bir lkeyi zora dayanarak yneten kimse; mutlak hkmdar. 3. mecaz. evre sinde zora dayanan egemenlik kuran, dedii dedik kii; zorba; tiran. 4. m paratorluk dneminde, im paratorlua bal Ortodoks Rumlarn ruhan bakanlarma verilen isim. 5. mecaz. (Aile iinde) ka zak. despothane, [Yun. despot + Far. hne] (despotha.ne) is. Yunan Ortodoks kilisesinde, despotun grev yapt yer. despotik, -i [Fr. despotique] zf. Despota; mutlak zora dayanarak, despotizm, [Fr. despotisme] is. 1. Ynetim in kendi keyfince ve zora dayanan bir kiinin elinde olduu ynetim ekli; mutlak hkmdarlk; istibdat. 2 . Zorbaca uygulanan idare; zorbalk, despotluk, -u [despot-luk] is. 1. M utlak ve keyf

ynetim. 2. Despot unvann tayan Bizansl prenslerin ynettii devlet. 3. gnl. Zorbalk, dessam, [Ar. dessm j>Ui] (dessa;m) {OsT} is. K a pakk. S dessm- dekkk- ver, {OsT} anat. K r ince kapak.\\ dessm- ikll, {OsT} anat. kili kapakk. || dessm- z-selseti-erfe, {OsT} anat. l kapakk.|| dessm t- sniye, {OsT} anat. Sigma kapakklar. dessame, [Ar. dessme *U ] (dessa.me) {OsT} is. anat. Kapakk, dessas, [Ar. desise > dessas ^L-o] (dessa;s) {OsT} sf. Aldatc; hileci; oyunbaz; dzenbaz, dest, [Far. d esto ~ o ] {OsT} is. 1. El. 2. G; kudret. 3. Zafer; stnlk; galebe. 4. Yarar; menfaat. 5. Tarz; slp. <3 dest-ly, {OsT} Bulak el.|] dest-mz, {OsT} Yavru iken altrlm avc ku; ele alm ku.|| dest-viz, {OsT} 1. Aslan; dayanak; yardm c. 2. Kklerin byklere verdii hediye. 3. Yal varmaar.|| dest-azm, {OsT} Deneme; snam a.|| destb-dest, {OsT} E l ele.|| dest-bz, {OsT} 1. Oyunlar da eline abuk oyuncu. 2. Hokkabaz.\\ dest-bedehn, {OsT} E li aznda; arm. || dest-bedest, {OsT} 1. E l ele; elden ele. 2. Pein sa/z.j.|| destbend, {OsT} 1. E l ba; kelepe. 2. Bilezik. 3. E l ele tutuup oynanan bir oyun. 4. insan y a da hayvan dan olumu halka.\\ dest-ber, {OsT} stnlk, kuvvetlilik,|| dest-ber bla-y dest, {OsT} El, elden stndr.\\ dest-ber-sne, {OsT} Eli gsnde; ie hazr.|| dest-be-ser, {OsT} Eli banda; alk; dalgn; akn.\\ dest-beste, {OsT} 1. E li kolu bal. 2. Cim ri. 3. Hizm ete hazr.\\ dest-bfls, {OsT} E l pen.|| dest-bs, {OsT} E l pme; el .pme treni. || destby, {OsT} Ele srlen gzel kokulu madde.\\ destbrd, {OsT} Kuvvet; stnlk; zafer.|| dest-lak, {OsT} Eline abuk; atik.\\ dest-derz, {OsT} 1. E l uzatma; sarkntlk. 2. Uzun kollu. 3. E l uzatan; tecavz eden; zulm eden.|| dest-efn, {OsT} Tohum gibi alan maddeler.\\ dest-endz, {OsT} 1. E l at c; yankesici. 2. Yama; tecavz. 3. Szge. 4. Engebe. || dest-gh, {OsT} 1. Tezgh; dokuma arac; atlye. 2. Zenginlik.\\ dest-gh-dr, {OsT} A m ele ba; usta; kalfa; tezghtar.\\ dest-gre, {OsT} destgre.|| dest-gr, {OsT} Elden tutan; yardm c.|| dest-giry, {OsT} Zayf; gsz; elimsiz; kuvvet siz]] dest-g, {OsT} Avu aan; dilenci]] destgy, {OsT} E l aclk; avu aclk]] desgzr, {OsT} m dada yetien; yardmc]] destgzn, {OsT} B ir toplantda ba kede oturan]] dest-hat, {OsT} E l yazs]] dest-h, {OsT} Oyun cak]] dest-i henn, {OsT} 1. D em ir el. 2. Kuvvet; g.|| dest- billur, {OsT} Billur gibi el.]] dest-i dil, {OsT} Gnl eli. || dest-i gayb, {OsT} Gizli el; kade rin eli.|| dest-i hafi, {OsT} Gizli el; kaderin eli]] dest-i Hak, {OsT} A lla h n eli]] dest-i istibdd,

DES

O T M r u Cz l n Sl
destan, [Far. dastan

1180

{OsT} Basknn eli; basknn verdii sknt.\\ dest-i izdivacn talep etm ek, {OsTj Evlenme teklifi ya p mak]] dest-i M usa, {OsTj Hz. M u sa nn eli; G ne]] dest-i pr-mahret, {OsTj Becerikli; baarl el.|| dest-i redr, {OsTj Titrek el]] dest-i stdne, {OsT} Becerikli el.|| dest-kr, {OsT} 1. E l ii. 2. i. || dest-ke, {OsT} 1. E l eken; her eyden vaz geen. 2. Eldiven. 3. E l uzatan; dilenci. 4. Kazan. 5. Elde kolaylkla ynetilen jey.|| dest-lf, {OsT} Pazarlk]] des-ml, {eAT} {OsT} Mendil; el bezi.|| dest-m ye, {OsT} Elde bulunan ey; sermaye. || dest-m ze, {OsT} Hediye; armaan. || dest-mzd, {OsT} Bahi; ayak teri.]] dest-nemz, {OsT} Abdest.|| dest-nin, {OsT} 1. taat eden, hkiim altn da bulunan. 2. Birisi tarafndan dikilen fidan. 3. Birinin klavuzluu ile bir ie tayin edilen kimse]] dest-pk, {OsT} 1. E li temiz. 2. Dindar. 3. Yoksul. 4. Mendil]] dest-peymn, {OsTj Damadn geline verdii arlk.|| dest-renc, {OsTj 1. E l ile yaplan i; el emei. 2. Kazan; cret]] dest-res, E l erme; kuvvet ve zenginlik]] dest-res olmak, {OsT} Elde etmek; ele geirmek; kazanmak.|| dest-sz, {OsT} E lle yaplm ey.]] dest-seng, {OsT} Sapan]] destsz, {OsT} E li yakan. ||dest-sflze, {OsTj Nianl kz]] dest-ikeste, {OsTj Geinecek ii ve bir becerisi olmayan kimse]] dest-teng, {OsT} E li dar; yoksul.|| dest girbn olmak, {OsT} Yakasna yapmak]] dest p (pay), {OsT} E l ve ayak,|| dest-vr, {OsT} 1. Baston; oban denei. 2. El gibi; ele benzer. 3. Bilezik]] dest-yb, {OsT} 1. Galibiyet; stnlk; zafer. 2. Frsat]] dest-yr, {OsT} Yardmc.|| destyr, {OsTj Yardm; muavenet.|| dest-zen, {OsTj 1. E l vuran; bir ie balayan. 2. Tutunma. destamaz, [Far. dest-i nemz] {az} is. Abdest. [DS] destan1 [Far. dest (el) > destan oli-o] (desta;n) {OsTj , is. Eller. destan2, [Far. dstn > destan jU -o] (desta;n) {OsTj is. 1. G erek ile olaanst olaylarn kart kah ram anlk olaylarn veya tarihsel bir olay vp y celten uzun ve manzum bir edeb tr; epope. 2 . gnl. K lasik destanlardan esinlenerek ada toplumlar ve sorunlarn ele alan uzun manzum eser. 3. artc kahramanlk olaylar dizisi. 4. k edebiyatm da kom ay andran, ancak drtlk says istenildii kadar arttnlabilen manzum bir tr. 5. mecaz. Uzatlm, bktrc sz. 6. ark. 7. Ku c vlts. 8 . Hile; dzen. 9. Hi bitmeyen dedikodu. S destn-ger, {OsT} H ileci.|| destan gibi, (Sz, yaz veya mektup iin) ok uzun]] destn-ser, {OsT} Destan okuyan; meddah. || destan yaratm ak, Ola anst kahramanlk gstermek]] destn-zen, {OsTj 1. Hikye syleyen. 2. Saz airi; 3. Mzisyen, 4. Hileci; dubarac. destanc, [destan-c] is. Destan yazan, syleyen veya anlatan kii.

(desta.ni:) {OsTj sf. 1.

D estanla ilgili. 2. Destan biiminde yazlm olan. 3. Destan kahram anlarna yarar biimde olan, destanlam a, [destanla--ma] is. Destan durumuna gelme eylemi, destanlam ak, [destanla--mak] dnl. f. [-r] 1 . Destan durum una gelmek. 2. Olaanst nitelikler kazanmak. 3. K ulaktan kulaa yaylmak, destansaz, [Far. destn-sz (desta;nsa;z) {OsT} sf. Y alan eyler anlatan, destans, [destan-s] sf. Destan nitelii tayan; des tana benzer; epik, destans tiyatro, Destans bir anlatm tayan tiyatro tr. destar, [Far. destar jb~o] (desta;r) {OsTj is. Sark. S destr-bah, im paratorluk dneminde askerlere ve memurlara verilen para.\\ destr-bend, {OsT} Sark saran, sarkl.|| destr-bendn, {OsT} Kad, dervi gibi sark saranlar]] destar-e, {OsT} M endil; ya lk]] destr-hn, {OsT} 1. M asa rts. 2. B ir tepsi iinde gnderilmi yemek]] destr- hmyn, {OsT} Padiah sar.|| destr- erf, {OsTj tasvf. Mevlevlerin balarna giydikleri sikkenin zerine sarlan sark.|| destr- Ysuf, {OsT} tar. Sultanla rn sard bir tr sark]] destr-p, {OsTj tasvf. Mevlevilikte giydii sikkeye sark sarmaya yetkili olan kii]] destar suyu, tasvf. M evlanann sandu kas zerindeki destarn ucunun batrld su. destaran, [Far. destr-n jljU -j] (desta;ra;n) {OsTj is. 1. Bahiler; cretler. 2. Sarklar; tlbentler, destare, [Far. destr-e sark. 2. Mendil, destari, [Far. destr ] (desta;ri;) {OsT} sf. 1. > Destarla ilgili. 2. Destar yapan, destaseng, [Far. dest--seng oiU_o] {OsT} is. Sapan. destbrd, [Far. dest (el) + brd (tad) is. Ustalk; stnlk, deste, [Far. dest (el) > dest-e - i ] {OsT} is. 1. Bir avu dolusu. 2. Ayn trden ve birbiri zerine geti rilerek konulm u veya balanm nesneler yn; tutam; ba; balam ; demet. 3. Eyalarn elle tutm a ya yarar yerleri; tutamak. 4. Kl, bak gibi ara larn kabzas. 5. Hz. A linin K erbelada ehit edilen olu Hseyin adna randa yaplan din trenlere katlanlara verilen isim. 6 . Bir kitabn ayn anda krlan pek ok yaprann oluturduu demet. 7. Oyun kd paketi. 8 . spor. Yal gre karla malarnda pehlivanlarn ayrld kategorilerin en alt basama. 9. {eAT} Kat; takm. 10. sf. (Para vb. iin) sayca ok olan. S deste ayak, mim. En az be stundan m eydana gelen ayak; deste stun]] deste ba, {az} 1. B ir tane; esiz. 2. Oyuncularn en yetkilisi ve en sevileni. [DS]|| deste bozan, {azj {OsT} {OsT} is. 1. Kk

01I1IICSM.1181
bot. Hindiba. [DS]|| deste-flb, {OsT} Denek; so p a .|| deste deste, D em et demet; desteler hlinde.\\ deste etm ek, dnz. Gemi halatlarn dm dz germek.|| deste kakn, argo. Giyimi dzgn olmakla birlikte, bulunduu ortama uygun dmeyen. desteci, [deste-ci] is. Deste yapan; desteleyici, destegl, [Far. deste-gl {OsT} is. M evlevi dervilerin hcrede bulunduklar srada giydikleri, ince kumatan yaplma, dmesiz, n ak, kollu yelek. destek, -i [Far. dest-ek (sabann elle tutulan yeri, elcek) Jcc-j] {Os T} is. 1. Kk el; elcik. 2. Bir eyi sabit veya dengede tutm aya yarayan dayak; daya nak. 3. zerine bir ey koym aya veya oturtm aya yarar salam para; hamil. 4. mecaz. Birine yardm eden, koruyan, kollayan kii; yardmc. 5. as. B elir li bir taktik grevi verilm i birlie yardm gnder m ek suretiyle yaplan takviye. 6. as. B ir birliin veya elemann dierine yapt yardm. 7. siy. Par lamentoda bir siyasi grubun katlm ad hkmete, siyasetini benimsedii bir konuda oy vermesi. 8. fz. Bir vektr tayan sonsuz doru. 9. {az} Se net. [DS] 10. Pam uk ve yn eirmekte kullanlan alet; i. S d estek doku , 1. anat. Vcuda destek grevi grdkleri iin ba dokusunun kkrdak ve kemik dokularna birlikte verilen ad. 2. bot. Sert ve kaln eperli hcrelerden olumu, bitkiye diklik ve sertlik veren doku. || destek olm ak, Yardm etmek; yardm c olmak. desteklem e, [destek-le-me] is. 1. Destek olma duru mu ve eylemi. 2. Devlet tarafndan yaplan para yardm; sbvansiyon. 3. in. rtl bir tavan tut turmaya yarayan deme, fi1 desteklem e alm , Bir maln ar retimi dolaysyla fiyatnn belirli bir dzeyden aaya dmemesi iin devlete yaplan alm. desteklem ek, [destek-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Bir eyin salam veya dengede durmasn sa lamak iin destek koymak. 2. mecaz. Bir ite biri nin veya bir kurum un alm a gcn artrmak amacyla yardmc olmak, ara ve gere vermek; para yardmnda bulunmak. 3. as. Bir birlie, ek malzeme ile veya kom u birliin yapt ate veya tuttuu mevzi itibariyle yardm da bulunmak. 4. in. Bir yapy kaz veya onarm srasnda koruyucu destekler yardmyla gvenlik altna almak. 5. Bir konuyu veya fikri savunan kiiye, ayn grleri paylar ekilde kantlar bulm ak ve ne srmek, desteklenm e, [destekle-n-me] is. Destek grme du rum u ve eylemi, desteklenm ek, [destekle-n-mek] ed il.f. [-ir] 1. Gc arttrlmak; salamlatrlmak. 2 .Y ardm edilmek; destek grmek, desteklem e, [destek-le--me] is. Birbirini destekle me durumu ve eylemi.

DES

d estek lem ek 1 [destek-le--mek] ite, f [-ir] Birbi , rine destek olmak; birbirini desteklemek. desteklem ek2, [destek-le--mek] dnl. f. [-ir] D es tek durumuna gelmek, destekleyici, [destekle-y-ici] sf. Grevi desteklemek olan; destekleyen, destekleyi, [destekle-y-i] is. D esteklemek eylemi veya biimi. destekli, [destek-li] sf. 1. Desteklenmi, destek ko nulmu; takviye edilmi. 2. Herhangi b ir ekilde destei, destekleyicisi bulunan. S destekli bte, eko. Uzun vadeli ve fa izli hisse senedi veya tahvil ktlar ile pekitirilm i bte. desteksiz, [destek-siz] sf. Desteklenmemi; destek konulmam; destei olmayan. S 1 desteksiz atm ak , argo. Ar abartmak.\\ desteksiz b ra k m a k , S a t ranta bir ta, baka bir tala savunmaktan vaz gemek. destelem e, [deste-le-me] is. Deste durumuna getirme eylemi. destelem ek, [deste-le-mek] gl. f . [-r] [-l(i)-yor] 1. Nesneleri bir araya getirip balamak. 2. D este du rum una getirmek; deste yapmak. 3. Ellemek; elle tutmak. destelenm e, [destele-n-me] is. Deste durumuna ge tirilme eylemi, destelenm ek, [destele-n-mek] edil. f. [-ir] Deste du rum una getirilmek; deste yaplmak, desteleyici, [destele-y-ici] sf. 1. Deste yapan. 2. is. Biilmi ekini veya baka bitkiyi deste hline geti ren ii. desteleyicilik, -i [desteleyici-lik] is. Deste yapma ii; desteleyici olma durumu, destem el, [Far. destml] {az} is. Mendil. [DS] destepesiz, [de(s)+te/pe-siz] {az} pekt. sf. (Kii iin) dikkatsiz hareketlerde bulunan. [DS] d estere, [Far. dest (el) + erre (bk) >-:>] {OsT} is. 1. Testere; el bks. 2. Bir rg motifi, desteseng, [Far. deste-seng {OsT} is. B o yalar ezmekte kullanlan mermer, cam veya baka kymetli tatan yaplm havan eli eklindeki alet; el ta; havaneli, d estg h , [Far. dest-gh ol-o] (destg;h) is. 1. D o kuma tezgh. 2. Ustann nnde duran i masas; tezgh. 3. K arada ina edilen gemilerin oturmas iin kurulan iskele. 4. Byk alet takm. 5. mecaz. Zenginlik; kudret; iktidar, d e stg h d a r, [Far. dest-gh-dr jJiAli*o] (destg.hta;r) {OsT} is. Ustaba; tezghtar, d estg re, [Far. dest-gre o_,L5^o] (destg;re) {OsT} is. Teskere. destgir, [Far. dest-gr (destgi;r) {OsT} sf. Elinden tutan; yardm eden; koruyucu.

DES

lilM I fllK t S M
desturlanm ak, [desturla-n-mak {eAT} edil. desti-bz, f. [-ur] Kendisine izin verilmek, destursuz, [destur-suz] zf. Sahibinden izin almadan; izinsiz; yasak, destursuzca, [destursuz-ca] (desturs 'z ca) zf. zin al makszn. desturun, [destur-un (iyelik eki)] nl. renilecek veya ayp saylacak bir eyden bahsedilirken sy lenen zr dileme sz, desturunsuz, [desturun-suz siz; destursuz, destuvan, [Far. dest-hvn o\ji- o-.s] (destuva:n) {OsT} is. Sofra bezi, destvan, [Far. dest-vn Eldiven. 2. H amam natr, destvane, [Far. dest-vne (destva:ne) {OsT} is. 1. Savata giyilen dem ir eldiven. 2. Bilezik. 3. Bir toplantnn ba taraf, destvar, [Far. dest-vr jlj^ o ] (destva:r) {OsT} is. 1. oban denei. 2. Baston. 3. Bilezik. 4. sf. El gibi; ele benzer; el kadar, destvare, [Far. dest-vre (destva:re) {OsT} is. -* destvar. -de, [-ta / -da e (yerde, alanda, faaliyette y a da biimde arkada) > -da / -ta / -de / -te] yap. e. -* -da. {eT} {eAT} (ayn). dearj, [Fr. dcharge] is. 1. Boalma. 2. mecaz. Rahatlama; hafifleme. 3. Baraj veya glet suyunu baka yere boaltma; savaklama. S dearj olmak, iini dkmek, rahatlamak. dedetmek, [Far. det + T. et-mek ?] {az} gl. f. [r] Aramak. [DS] dedi, [Far. det > deti ^ i ] {az} sf. Ekilmeyip, topraa kendiliinden den tohum dan biten bitki. [DS] dedirmek, [de-dir-mek iUj_Li:>] {eAT} gl. f [-r] 1. Deldirmek. 2. Yardrmak, dedivan, [Far. det-i bn jl . c^io] {az} is. Ba korucusu; kr bekisi; ky bekisi. [DS] deek, -i [de-k > deek] {az} is. 1. Yatak. 2. K an kanadn tutan aygt. [DS] deeleme, [eT. te-mek > de-ele-me] is. Kk ve tekrarl hareketlerle demeye alma eylemi, deelemek, [eT. te-m ek > de-ele-mek] gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. Yinelenen hareketlerle demeye al mak. 2. (Bakalarnn ilgisini ekmeyen ya da unu tulmas istenen konular iin) tekrar tekrar zerine giderek gndeme getirmek; srarla zerine gitmek; aratrmak; kurcalamak; meydana karmak. 3. {az} Delmek; yrtmak; yara amak. (destva:n) {OsT} is. 1. {eAT} sf. zin

desti, [Far. dest-! L -o] (desti:) {OsT} is. 1. Testi. 2. 5 Bilezik. 3. Elinden tutma; yardm. S (OsT) -* destibaz.. destibala, [Far. dest-i + T. bala < d? k testi. [DS] destibaz, [Far. dest-bz ^y^o] (desti:ba:z) {OsT} is. Bann zerine koyduu testilerle cambazlk gsterileri yapan oyuncu, destimal, -li [Far. dest (el) + ml (srten) JU ^ o ] (destima:l, l ince sylenir) {OsT} is. El silecek nes ne; mendil; yalk; el bezi; evre, destiman, [Far. detibn ol> {az} is. Koru bek isi; korucu; detiman. [DS] destimek, [? destimek] {az} is. Yuvarlak, kk, gzel kokulu bir tr tatl kavun. [DS] destimenci, [Far. detibn => destimen-ci] {az} is. Ekin bekisi; korucu. [DS] destine, [Far. destine (desti.ne) {OsT} is. 1. Bilezik. 2. Kol ba. 3. Elle yazlan mektup. 4. M ahkem e ilam. 5. Padiah buyruu. 6 . M ektubun sonuna konulan im za ve tarih, destlaf, [Far. dest-lf c - o ] {OsT} is. Pazarlk,

j] {az} is. K

destmal, -li [Far. dest-ml J U ^ o ] {az} is. Mendil. destroyer, [tng. destroyer (ykc)] is. zellikle refakat grevinde kullanlan, yksek hzda ve iyi silahlanm orta tonajda sava gemisi; muhrip, destur, [Far. destr (destu:r) {OsT} is. 1. Bir kim seye verilen izin; ruhsat; msaade; icazet. 2 . Genel kural; yasa; det. 3. Bir kural ksaca belirten forml; dstur. 4. ed. Bekta airlerin nefese ver dikleri isim. 5. tasvf. N efes okuyacak derviin ey hinden izin istem ek iin syledii sz. 6 . Zerdt dininde en yksek derecedeki ruhan lider. 7. mpa ratorluk dneminde at ve silah gibi yabanc lkele re satlmas yasak olan mallar iin verilen sat izni. 8 . nl. Yol verin, ekilin!" anlamnda nlem. 9. Cin arpmasn diye bir yere pis su dkerken veya i ederken sylenen sz. 10. tar. Osmanl sarayla rnda hizm etilerin bir yere girdiklerinde sze gir mek iin syledikleri sz. t5 destr- edviye, {OsT} Ha yapm a konularn kurallara balayan kitap; kodeks. || destr- mracaat, Geri dnme izni,j] destr- riyz, {OsT} M atematik forml.\\ destu runu tutamamak, {OsT} 1. Abdestini tutamamak. 2. Altna karmak.\\ destur vermek, {eAT} zin vermek. [DK] desturi, Far. destur! jj^ -o ] (dest:ri:) {OsT} sf. 1. Desturla ilgili. 2. is. Eskiden Antakya ve B ursada dokunan dba eidinden bir tr ipekli kuma.

[DS]

o r m i c t m . 1183 deelenm ek, [deele-n-mek] {az} d n l.f. [-ir] (Ta vuk iin) eelenmek. [DS] degel, [de-gel] {az} sf. (Kii iin) kam i, koca gbekli. deifre, [Ar. sfr (sfr) > t. cifra > Fr. dchiffrer] is. ifreli bir yazy zme, okunur, anlalr hle ge tirme ii. 0 deifre etm ek, 1. Gizli bilgileri aa vurmak. 2. ifreyi zmek. 3. Okunamayan yazlar okumak.\\ deifre olm ak, (Bakalarndan gizli tutu lan bilgiler iin) aa vurulmak. deik, -i [ e l te-k > de-ik] sf. 1. Deilmi; kar trlm. 2. i dna karlm. 3. is. Deilmi yer; ukur. 4. {az} Derbeder giyinen; giyiniine dikkat etmeyen. [DS] 5. {az} iman. [DS] deilm e, [eT. te-mek > de-mek > de-il-me] is. Deme ii yaplmak eylemi, deilm ek, [eT. te-mek > te-il-mek > de-il-mek liU lii] edil. f. [-ir] 1. Yarlarak ii dna karl mak. 2. Kazlmak; yarlmak, {eAT} (ayn) 3. mecaz. Kurcalanmak; kartrlmak. 4. {az} imanlamak. [DS] deinm ek, [de-in-mek] faz} dnl. f. [-ir] Ein mek. deirci, [dev(i)ir-(i)ci] (de:irci) {az} is. Dilenci. [DS] deirik, -i [dev(i)ir-ik] (de:irik) {az} is. Tertip; dzen. [DS] deirm ek, [dev(i)-ir-mek] (de:irmek) gl. f. [-ir] 1. Devirmek; toplamak; {az} (ayn). [DS] 2. Dilenci lik etmek; dilenmek, dem e, [de-me] is. Yarma, kazma veya eeleme suretiyle iini dna karma; demek eylemi.

DET

l.\\ det-neverd, {OsT} lde, krda gezen.|| d et-zr, {OsT} llk; ovalk. dete, [Far. det] {az} is. 1. ekirdekten yetien filiz; srgn. 2. Kra kavun ve msr tarlas, det, [Far. deti u~i->] {az} is. 1. ekirdekten yeti en alanmam fidan. 2. Alanmam, yaban ki raz. [DS] d etim an , [Far. det-bn jL c~i.i] {OsT} is. Kr bek isi. detiye, [Far. det => deti-y-e] {az} sf. 1. (Tarm iin) kuru; susuz. 2. is. Susuz tarlada yeti en msr, dan, pancar. 3. Kavun ve karpuzlarn ie yaramayan kkleri. [DS] dek, [te-mek > te-k / de-k] {eT} is. Delik; deik; boluk; ukur, deklem ek, [te-k > tek-le-mek > dek-le-mek] {eT} gl. f. [-r] Birini obur saymak; a gzl say mak. detirm ek , [der-mek > der(i)-r-mek > der-mek liUjjJii] (de;rmek) {eAT'} gl. f . [-r] Derlemek;

toplamak; bir araya getirmek, det, [de+git] {az} nl. Sus; brak; hadi oradan. [DS] d eta n t, [Fr. dtente] is. Yumuama, detay , [Fr. dtail] is. Bir btn meydana getiren ikinci derecedeki byklklerden her biri; ayrnt; teferruat. detektif, [ng. to detect (ortaya karma) > Fr. d tective] is. 1. ngilterede aratrma ve soruturma grevini yrten polis. 2. gnl. zel soruturma larla grevlendirilen kimse; hafiye, d etektiflik, -i [detektif-lik] is. 1. Detektifin grevi dem ek1 [eT. te-mek > de-mek tiL-ii] gl. f. [-er] , ve meslei. 2. s f Ancak detektifin zebilecei, 1. ini karmak. 2. {az} Kartrmak; kurcala aratrabilecei nitelikte, mak. [DS] 3. Yarp amak; yarmak; delmek, {eAT} d e te k t r, [Fr. dtecteur] is. Radyoelektrik dalgalan, gaz kaaklar, maynlar vb. gizli ve grnmeyen ya {az} (ayn) [DS] 4. (ban iin) patlayp iindeki da duyu organlar ile alglanamayan tehlikeli eyle cerahati akmak. 5. mecaz. Btn akl ile ortaya ri bulmaya ve saptamaya yarayan aygt; arayc; sermek; kurcalamak. 6. {az} Yeri emek; kazmak. bulucu. [DS] 7. {az} Aklamak; amak. 8. mecaz. Unu d e te rja n , [Fr. dtergent] is. Kir skc, temizleyici tulmu kt bir any tekrar hatrlatmak. ve beyazlatc zellikleri yznden ykama ve te dem ek2, [t-mek > t--mek > d^-mek] {eT} ite, mizleme ileminde kullanlan, ou petrol trevi f. [-r] Birbirine sylemek; sylemek. olmak zere sv, toz veya krem hlindeki kimyasal dene, [Far. dene -ui^] {OsT} is. Haner. S dene-i madde; artc, subh, {OsT} Tanyeri. d e te rm in a n t, [Fr. dterminant] is. mat. 1. Yatay denek, -i [de(i)n-ek] {az} is. 1. Kaynak; pnar. 2. satrlardaki eleman says ile dikey stunlardaki ukur. eleman saylar denk bir cetvelde yer alan saylar denik, -i [de(i)n-ik] {az} is. nce kzlck dalla dan, her seferinde her satr ve her stunun birer rndan yaplm bir tr keeci sprgesi, eleman ele alnarak btn yollardan elde edilen arpmlarn cebirsel toplam. 2. Birka bilinmeyen det, [Far. det c~ia] {OsT} is. l; ova; kr; bozkr. li birinci dereceden eitlik sistemlerini zmede S det-bn, {OsT} K r bekisi; detiman.|| det kullanlan yardmc cebirsel ilem, etm ek, {az} Kaybolmu bir eyi aramak. || detgerd, {OsT} lde, krda gezen.|| det-i fena, {OsT} d eterm in asy o n , [Fr. dtermination] is. 1. Belirlenme ii. l.f e l. Belirlenim. Fanilik ovas; dnya.\\ d et-i h a y a t, {OsT} Hayat

DET determ inist, [Fr. dterministe] sf. fel. H er olayn baka olaylarn zorunlu sonucu olduu grnde olan; gerekirci, belirlenimci, determ inizm, [Fr. dterminisme] is. fel. Her olayn baka olaylarn gerekli ve kanlmaz sonucu oldu unu savunan felsef gr; gerekircilik, belirle nimcilik. detire, [Fr. dtir] is. Balede el veya bar yardmyla yaplan bacak yumuatm a hareketi, detmek, [eT. t-mek > t-t-m ek > d-t-mek] gl. f. [iir] 1. Syletmek. 2. Bartmak, detoksikasyon, [Fr. dtoxication] is. M etabolizma dan kan zehirli maddelerin karacier tarafndan daha az zehirli reye dntrlmesi ve bylece bbrek tarafndan atlmas ii; zehir giderme, detone, [Fr. dtonner] sf. miiz. (almak ve sylemek iin) yanl. S detone olmak, mz. Yanl almak veya yanl sylemek. detonik, -i [Fr. dtonique] is. Patlayc maddelerin patlatm a yollarn ve patlama sonucu oluturduklar etkileri inceleyen bilim ve teknik dal, deturne, [Fr. dtum] is. Balede, arkada bulunan ba cak ynnde dnme hareketi, dev. [devirin sembol] ksalt. Bir devir yani 360 lik ann ksaltlm ekilde yazl, fi5 dev/dk, Bir dakikadaki tam dnme sa ys^ dev/sn, B ir saniye deki tam dnme says. d ev 1 [Far. dv ^o] is. 1. M asallarda geen, olaans , t byklkte, insanlar gibi evlenen, oluk ocuu olan, iyi veya kt olabilen yaratk. 2. gnl. Olaa nst irilikte olan insan veya hayvan. 3. mecaz. Dehas ile benzerlerini geen, olaanst baarlar gsteren kimse. 4. Bir alanda gc dierlerinden stn olan irketler, topluluklar, lkeler. 5. sf. ok byk ve iri olan. 6 . ok deerli olan, t? dev ad m, (lerleme, gelime iin) hzl; byk atlm hlinde. || dev adm ile, mecaz. Biiyiik a tln la r h linde,|j dev anas, 1. M asallarda geen dev kars. 2. ri yar kadn. || dev anas gibi, (Kadn iin) iri yar; im an.|| dev-s, (OsT} D ev gibi. || dev ayna s, nsan olduundan daha byk gsteren db key ayna. || dev gibi, P ek biiyk, p ek iri. || dev hortuu, {az} D ev yavrusu; iri ocuk. [DS]|| dev kpek balgiller, zool. Omurgal hayvanlardan balklar snfnn kpek balklar takmnn bir alt familyas.\\ dev yldz, Ikl ve yarap byk olan yldz. dev2, [? dev] {az} is. St. [DS] d eva1 [Ar. deva ljJ] (deva:) {OsT} is. 1. Hastal , iyiletirmeye yarayan ey; ila. 2. Bir sknty, bir sorunu zebilen durum veya eylem; are; tedbir. S dev-npezr, {OsT} yilem esi imknsz olan.|| dev-pezr, {OsT} Tedavisi mmkn olan; iyilee bilir,|| dev-sz, {OsT} 1. are bulan. 2. la y a

OlMIiMSM.
pan; eczac.|| dev-y msekkn, {OsT} Ac gideri ci, yattrc ila; ar kesici. deva2, [Sansk. deva] (de va) is. Hint dinlerinde btn tanrsal varlklara verilen isim, devab, -bb [Ar. dbbe > devbb v b-5 (deva:b) ] {OsT} is. Y k veya binek hayvanlan, devac, [Far. devc ^ b -5 (deva;c) {OsT'} is. Yorgan; ] rtnecek nesne, devah, [Ar. dhiye > devh ^ b ^ ] (deva.hi:) {OsT} is. Baa gelen byle ykmlar; byk belalar; m u sibetler. devahil, [Ar. dhil > devhil J ^ - b 5 (deva.hil, h kaim ] sylenir) {OsT} is. ler; dahiller, devahin, [Ar. dhine > devhin ^ b - 5 (deva:hin, h ] kaln sylenir) {OsT} is. Tten bacalar. devai 1 [Ar. d ev' ^ b - 5 (deva:i:) {OsT} is. ten , ] gelen bir duyguyu krkleyici durumlar, fi1 dev id-dehr, {OsT} Dnya hlleri, devai2, [Ar. dev ^yb^] (deva:i:) {OsT} sf. 1. lala ilgili olan nesneler. 2 . lalara ait. devaim isk, [Ar. devi misk ly b J] (deva.yimisk) is. Dvlm ceviz, fndk ii, bitki kkleri, eker ve misk kartrlarak yaplan bir tr ezme, ekerleme. devair, [Ar. dire > devir (deva:ir) {OsT} is. i . Daireler. 2. Resm kurumlar; daireler. 0 deviri askeriye, {OsT} A skerlik daireleri.|| devir-i bele diye, {OsT} Belediye daireleri.|| devir-i devlet, {OsT} D evlet daireleri.\\ devir-i hususiye, {OsT; zel daireler.|| devir-i mtevzye, {OsT} mat. M erkezleri ayn olan daireler. || devir-i resmiye, {OsT} R esm daireler.\\ devir-i urz, {OsT} co. Ekvatora paralel olarak geen daireler; arz daire leri; enlem daireleri. deval, [Yun. divalon => deval Jb=] {OsT} {az} is. Ar kovannda bulunan ac tortu. [Brhan- K at]
[DS]

devali, [Ar. devl ^ b - 5 (deva:li:) s f 1. (Hastalk ] iin) damarla ilgili. 2. is. tp. Varis, devalib, [Far. dlb > Ar. devllb v ^ b -3 (deva:li:b) ] {OsT} is. Dolaplar. <3 devlb-i ihtiylt, {OsT} H i le dolaplar. devalasyon, [Fr. dvaluation] is. 1. ekon. Mill parann deerinde, esas alman baka bir lke paras karsnda belirli bir oranda isteyerek yaplan indi rim; deer drme. 2 . mecaz. tibar, tevecch ve deer kayb. devale, [Fr. dvaluer] sf. Deeri drlm; ucuz latlm. <5 devale etmek, Deerini drmek. || devale olmak, Deeri drlmek.

DEV

devam, [Ar. devam j-ljj] (deva:m) 1. Srp gitmek,

bitmemek, kesilm em ek olgusu; srme. 2. Bir eyin henz bitmemi olan, sonradan, ardndan gelen b lm. 3. Bir eylemin sonucu, balants. 4. B ir e yin uzants; ek; para; blm. 5. B ir yere veya ie belirli zamanlarda ve belirli artlar altnda gidip gelme. S devam etmek, 1. Balanm bir ii kesin tiye uratmadan srdrmek. 2. Kesintiye uram bir ii kald yerden tekrar srdrmek. 3. Eklemek. || devam ettirmek, 1. Kald yerden srdr mek. 2. Yaz yazarken p a ra g ra f ba yapm adan sa tr sonuna kadar yazmak. devaml, [devam-l] sf. Devam eden; srdren; hi ara vermeyen; srekli, devamllk, - [devaml-lk] is. Srdrmek, ara ver memek durumu, devamsz, [devam-sz] sf. 1. Devam etmeyen; sr meyen; sreksiz. 2. Bulunmas gereken yerde her gn bulunmayan veya gitmeyen. 3. (renci iin) derslere gelmemeyi alkanlk edinen, devamszlk, - [devamsz-lk] is. D evamsz olma durumu.

iin) dncesizce i yapan. 2. Elbise ve eyalarn abuk kirleten veya eskiten. [DS] devdelemek, [Far. deftik => devde-le-m ek ?] {az} gl. f [-r] [-l(i)-yor] ( iin) iyi yapmamak; s tnkr yapmak. [DS] deve, \eT. devey / teve] {eT} is. zool. 1. Gevi getiren memelilerden, boynu uzun, srtnda hrgc bulu nan, iri yapl bir yk hayvan, (Camelus). 2. m e caz. Dikkatsiz, savruk; hantal kii. 3. {az} Ky ocaklarnda kullanlan byk sacayak. [DS] 4. argo. ri yar ve uzun boylu adam. 5. argo. eski. Hamam sorumlusu. <3 deve adm, (Yry iin) geni admlarla, yava ve sallana sallana.\\ deve az, {az} Bakrdan yaplm, az eik srahi. [DS]|| deve bartan, D ik ve tal, yoku yol. || deve bak r, {az) inko bakra. [DS]|| deve batmaz, {az} E t suyu ile yaplm un orbas. [DS]|| deve iei, tp. Kt sonular olabilen bir iek hastal; (Erthema nodosun).|| deve daban, {eAT} 1. B yk iki kadehi. 2. B yk lokma.\\ deve daban pide, {az} K aim yuvarlak pide. [DS]|| deve dar, {az} Sama sapan. [DS]|| Deve deil ki yedi yerinden boazlayasm. B ir i urunda yeteri kadar gayret devan, [Far. deviden (komak) > devan jl jj ] (deva:n) gsterm i bir kiiden daha ounun istenemeyeceini ifade eden sz. || devede kulak, Byk bir m ik , {OsT} sf. 1. Koan; seirten. 2. zf. Koarak; acele tarn yannda ok kk kalan para.|| deve dellal, acele yryerek. S devan devan, {OsT} Koa ko {eAT} Yksek sesle konuan)] deve depii, {az} 1. a; hzla.|| devan olmak, {OsT} Seirtmek; komak. Deve tekmesi. 2. mecaz. Byk bir kimsenin vurdu devanik, -k [Ar. dnik > devnik (deva.nik, k u darbe. [DS]|| deve dikeni, bot. Tyl ve keli kaln sylenir) {OsT} is. 1. M aden paralar; mangr sapl, derin dili ve dikenli, soluk yeil yaprakl ba lar. 2. Bir dirhemin drtte biri, biimindeki m or renkli bileik iekli yksek otsu devaniki, [Ar. devnik! urb'5 (deva.nik:) {OsT} sf. ] bitki; kangal dikeni, kenger dikeni, Meryemana dikeni, (Silybum marianum).\\ deve dii, (Nar, m Bir eyi en kk m angrna kadar hesaplayan; sr ve buday iin) iri taneli. || deve dl, (At iin) cimri. karn ieri ekik. || deve dudakl, Duda sarkk devar, [Ar. devr jlji] {OsT} is. tp. Ba dnmesi. duran.\\ deve elmas, akr dikeni (Eryngium).\\ devarda alam, [Arturo Devarda (talyan kimyac) deve gevii, {az} ( iin) hibir titizlik gster > devarda + alam-] is. t. Yzde krk be almin meksizin yava yava yaplan. [DS]|| deve gevii yum, yzde elli bakr ve yzde be inkodan mey getirmek, {az} (Karn tok olan kii iin) lokmay dana gelen alam, ineyip yutam am ak; lokma aznda byiimek.\\ devasa, [Far. dv + s U T (deva:sa:) {OsT} sf. deve gibi, ok uzun boylu veya hantal.\\ deve gibi lk lk yrmek, (Kabadaylar iin) h a fif ve ak Dev gibi; ok byk, admlarla yrmek.\\ deve gn, {az} Verimsiz, devasz, [deva-sz] sf. Devas olmayan; aresi bu sert ve killi toprak. [DS]|| deve gz, {az} 1. ri ve lunmaz. sert taneli bir tr zm. 2. Bulgur, et ve cevizle y a devat, [Ar. devt o Ijj] (deva:t) {OsT} is. Flokka ve plan bir tr kfte. [DS]|| deve gl, {az} bot. kalemden meydana gelen yaz takm, Hatmi. [DS]|| deve hamuru, Sindirimi g ve m i devata, [Sansk. devata] is. Budaclkta ikinci derece deye arlk veren yiyecek. || deve karncas, {az} deki tanrlara verilen isim, Atl karnca; byk karnca. [DS]|| deve klavuzu, Eek. || deve kini, Srp giden ve hi unutulmayan devatdar, [Ar. devt + Far. -dr (deva:tda:r) kin. || deve kolu, Eskiden yolsuz, arzal ve susuz {OsT} is. Vezir dairelerinde grevli aalardan yaz arazide tama ilerini yrtm ek zere develerden cya verilen unvan; yazc, kurulmu asker ulatrma birlikleri,|| deve kuu, devavin, [Ar. divn > devvn ji jb - 5 (deva:vi:n) ] zool. Afrika nn scak blgelerinde yaayan, kanat {OsT} is. air divanlar, lar umasna yeterli olmayan, koucu iri yapl ve devdala, [deb (yans.) > deb+dal-a] {az} sf. 1. (Kii uzun bacakl bir ku (Struthio cam elus).||D eve ku

DEV

f l D

u gibi yke gelince ku, u m aya gelince deve. H er uygun durumdu olumsuz tutum gsterip terslik karan kiilere sylenir. || deve k uu gibi ban k u m a sokm ak, 1. Tehlike armda ya ra n grlme yecek yollara bavurmak. 2. Yapt hareket ile bakalarn aldattn sanarak kendini avutm ak |) develer d am a km ak, {az} 1. ok glk ek mek. 2 . Olmayacak bir i olmak. [DS]|| devenin n a lb a n d a bakt gibi, 1. B ir eyi ilk defa gr yormuasna. 2. fkeli ve ters ters.|| deve olm ak, (Yiyecek veya eya iin) y o k olmak; kaybolmak; arlmak.|| deve tab an , {eAT'} 1. Byk arap ka dehi. 2. B yk lokma. 3. {az} D rt ke, boha biiminde bir tr tatl. [DS]|| deve tem resi, {az} Egzama. [DS]|| deve tm ar, ( ve bina tamiri iin) batan savna; stnkr,|| deve to p u , {az} D eve lere yedirilen ham ur topac, [DS]|| deve t y , 1. H er yl ilkbaharda ty dkme mevsiminde develer den elde edilen yn. 2. -* devetiyii.]] deve y ap m ak , 1. Kendisinin olmayan bir eyi sahiplenmek; kand rarak veya zorla almak. 2. argo. Almak; almak; ortadan kaldrmak.\\ deveye binm ek, argo. Esrar ekmek.\\ deveye h endek a tla tm a k , 1. Bir kimseye stesinden gelemeyecei bir ii yaptrmak. 2. Anla y kt birini bilgilendirmenin gl.|| deve yeli, {az} Gneyden eser rzgra Aydn da verilen ad. [DS]|j deveyi dizinden v u rm a k , Usta nianc ol m ak.|| deveyi dze k arm ak , Engelleri yenerek ileri yoluna koymak; skntdan kurtlmak,\\ deveyi h av u d u y la y u tm ak , Ar derecede kar sala mak; rvet almak. || deve y rek li, rkek ve kor kak. deveboynu, -nu, -y u n lar [deve+boy(u)n-u] is. 1. S veya U biimli herhangi bir alet veya eya. 2. Scak svlar aktmakta kullanlan borulardaki genleme yi boaltm aya yarar ift dirsekli sistem. 3. {az} Bir kilim motifi. 4. {az} Zambakgillerden, sar iekli, kokusu kt bir ilkbahar iei. [DS] 5. {az} Bakrclarn ve kalayclarn kulland bir tr rs. [DS] 6 . {az} Saban oku ile boyunduruu birbi rine balayan eri aa. [DS] 7. {az} A smalar iin bir aa zerine aprazlamasna ivilenen ikinci bir aa ile yaplan ardak. [DS] 8 . {az} Dokuma tez ghlarnda gc aacnn yanlara gelen ksm lar nn altna konulan aa para. [DS] devece, [deve-ce] (deve ce) {eAT} zf. Deve kadar: deve gibi. [DK] deveci, [deve-ci] is. 1. Deve oban. 2. Kiralk deve veren kimse. 3. Deve kervann gden kimse. 4. Yenieri ocann en itibarl askerleri olup savata siper kazan, sefere gidi ve dnte yenieri aas nn yk ilerini yrten 29. orta. 5. {az} (Kii iin) elinden hibir i gelmeyen. S deveci b ard a , {az} A rm ut biiminde meyvesi olan bir bitki. [DS]|| deveci k u rm a k , {az} (ocuklar iin) el arabala

rn arka arkava balayarak ini aa binmek. [DS] devecik, -i [deve-cik dU-jj] {eAT} is. ekirgeye ben zer bir bcek; kzlar devesi; yer eekii. devecilik, -i [deveci-lik] is. Deve yetitirm e ve deve ile yk tam a ii. d evekerten, [deve+kert-en] {az} is. bot. Demir dikenigillerden, kurak ve sert toprakl yerlerde ye tien, sar iekli ve ok dikenli yaban bir bitki; aptesbozan otu; demir dikeni, (Tribulus terrestris). [DS] devekden, [deve+kt-en] {az} is. bot. -* de vekerten. [DS] devedaban, -n, -n la r [deve+daban-] {az} is. bot. 1. Sar ve beyaz renkte byk kr papatyas. 2. lk baharda krlarda, tarlalarda kendiliinden yetien, pembe iekli taze yumru kkleri yenebilen yaban bir bitki, (Gerinim tuberosum). [DS] devek, [eT. tgek (ip ucundaki halka) > a. tikek > develc ilji] {eAT} is. 1. Asm a kt; asma dal; te vek. {az} (ayn) [DS] 2. {az} zm ba. [DS] 3. {az} zm salkm. [DS] 4. {az} Fasulye, kabak, bostan gibi bitkilerin sebze ve meyvesi alndktan sonra kalan gvde ksm. [DS] S 1 devek atm ak , {az} (Fasulye, kabak, sarm ak vb. iin) filiz ver mek; kol atmak. [DS] deveklik, -i [tevek-lik] {az} is. zm ba. [DS] develik, -i [deve-lik] is. 1. zellikle Gneydou Anadolu'da develerin korunduu veya baland, evlerin alt katnda bir blm; deve ahr. 2 . {az} Byk ev. [DS] 3. {az} Ky evlerinin giri yeri: sahanlk. [DS] 4. {az} K aranlk ve byk oda. [DS] 5. {az} bot. Ebegmeci. [DS] 6 . {az} bot. Hardal. [DS] 7. {azl bot. Develerin yedii dikenli bir ot. [DS] 8 . {az} al. [DS] 0 develik otu, Defne. dev elen m ek 1 [deve-le-n-mek] drl. f . [-ir] Deve , sahibi olmak; deve edinmek, develenm ek , [eve-le-n-mek > (d)eve-le-n-mek ?] {az} dnl, f. [-ir] abuk olmak; acele etmek. [DS] develik, -i [deve-lik] {az} is. Ky evlerinin en geni ve byk blm. [DS] develope, [Fr. dvelopp] is. 1. Fotoraf banyosu yapm a ii. 2. Balede yumuak ve yava hareket; gelitirme. 3. spor. Bir haltercinin om uzlan zerine indirdii halteri, vcudunu hi hareket ettinneden ve dimdik tutarak kol yksekliince yukar kaldr mas. d evelopr, [ng. developer] is. (Fotoraflkta, fo tokopi makinelerinde) ykam a aleti; ykama. developm an, [Fr. dveloppement] is. 1. Fotoraf lkta gizli grnty ak ve kalc hle getimek iin yaplan bir dizi ilem. 2. Bisiklette pedaln bir turunda tekerlein ald yol uzunluu.

DEV

devende, [Far. deviden (komak) > devende ojulja] {OsT} sf. 1. Koan; gezen. 2. is. Koucu, dever, [Fr, devers] is. Tatlarn kaymasn ve dev rilmesini nlemek iin dnemelerde belirli bir eim verilerek yolun d kenarnn i tarafa gre yksek yaplmas; ie eim, deveran, [Ar. deveran oljj-5 (devera:n) {OsT} is. 1. ] Dnme; dolama. 2. Dolam. S d ev eran etm ek, Belirli bir yrngede srekli olarak dolamak.\\ deveran-! dem , {OsT} biy. K an dolam.\\ devern - k eb r, {OsT} biy. Byk dolam.\\ d evern- lenf, {OsT} biy. A k kan dolam. d everan, [Ar. deveran y b j- 5 (devra.ni:) {OsT} sf. ] Dnel. devere, [devir-mek > devere ?] is. . Dokumaclkta zg hazrlam ak iin kullanlan bir tr zg do lab. 2. {az} Bir ok iplii bir araya getirerek sar m akta kullanlan bir aygt. [DS] deve, [deve > deve- (okama bild. ek)] {az} is. ocuklarn karpuz kabuklarn art arda balayarak yaptklar oyuncak. [DS] devetaban, -n, -n la r [deve+taban-] is. bol. 1. Ylanyastgillerden A m erikann tropik blgelerinde iki yz kadar tr yetien, yapraklan m ein gibi kaln ve sert, iekleri koan eklinde ve kokulu, srngen kk sapl aaklar. (Philodedron verrucosum, P. bipinnatifdium, P. giganteum, Monstera) 2. {az} Ktan itibaren yaza kadar iek aan, yapra kt lcukulu bir ot. [DS] 3. {az} N i lfer. [DS] devety, [deve+tiiy-] is. 1. Deve tynn rengi. 2, Sarya alan ak kahverengi. 3. sf. Bu renkte olan; sarya alan ak kahverengi. S devety rengi, Sarms ak kahverengi. devey, [devey / dewey / deve / dewe/ teve / tewe / tevey / tewey / tevi / tewi / tivi / tiwi] {eT} is. Deve. [DLT] devge, [dev-ge] {az} sf. Alk; bn; ahmak. [DS] devha, [Ar. devha is. Byk aa. devh a t z-zeheb, 1. Byk ahin aa. 2. Hz. A li'nin lakab. devim, [*dev-mek > dev-im (Nurllah ta n var saymsal kkten trettii isim) / deb (yans.) > deb im > dev-im (devin- mek < deb-in inek rneinde olduu gibi)] is. fz. Hareket; yer deitirme; dav ranma. S devim bilim i, fz. Dinamik. devim ek, [dev-i-mek] {az} gl. f . [-ir] Kamak. [DS] devim li, [devim-li] s f Hareket eden; devimi olan, devim sel, [devim-sel] sf. 1. Hareket hlinde olan; harek. 2. fel. Hareketi yalnzca fizik kanunlarna bal olmayan, ayn zamanda etkin bir gc, bir amac ieren; dinamik.

devim selcilik, -i [devimselci-lk] is. fel. Ortaya kan ve beliren btn olgularn kendiliklerinden etkin olduklarn, gelimelerini salayan gcn d ardan gelmeyip kendileriyle zde olduunu ileri sren reti; dinamizm, devim sellik, -i [devimsel-lik] is. Hareket eder olm a hli. devim siz, [devim-siz] sf. Hareketsiz; devimi olm a yan. devin, [*dev-mek > dev-in] sf. 1. Hareket eden; kmldayan; rgalanan. 2. is. Hareket ve kmldama, rgalanma eylemi. S devin d u y u m u , fzy. O rga nizmadaki kaslarn kaslmasndan dolay canlnn edindii duyu izlenimi; kinestezi. d evindirm e, [devin-dir-me] is. Harekete geirme ey lemi. d evindirm ek, [devin-dir-mek] gl. f. [-ir] Hareket etmesini salamak; devinmesine sebep olmak, devingen, [devin-gen] sf. 1. Hareketli; mteharrik. 2. fz. Srekli hareket durumunda olan; devinen, devingenlik, -i [devingen-lik] is. 1, Devingen olma durumu. 2. biy. Canllarn bir uyarana kar kendi liklerinden tepki verebilme, hareket edebilme yeti si. devinim , [devin-im] is. 1. Bir cismin uzayda yer de itirmesi. 2. Hareket etme; kprdanma; rgalanma. 3. Hareket. 4, Bir eyin zaman iinde geirdii de iiklik. 5. fel. Bir ruh durumundan baka bir ruh durumuna gei. 6 . fel. Bir dnce srecinin ba lamas. devinim sel, [devinim-sel] sf. 1. Hareket ve km l danmaya bal olan. 2. (Vcut ksmlar iin) hare keti salayan, devinm e, [dev-in-me] is. Hareket etme ii; devinme durumu ve eylemi. S 1 devinm e olay, gk b. D n y a nn dnme ekseninin, tutulum dzleminin nor m al dorultusuna denk diien ortalama konum ev resinde yapt ok yava hareket, d evin m ek 1 [deb-in-mek > dev-in-mek dLsujji] dnl. , f. [-ir] 1. Hareket durum unda olmak; hareket et mek; {eAT} {az} (ayn), (1 9 4 5 'te yeniden kltr diline katld). [DS] 2. Kmldanmak; kprdanmak; rgalanmak, {az} fayn) [DS] 3. Yer deitirmek. 4. {eAT} {az} Uramak; abalamak; didinmek. [DS] 5. {az} Altst olmak. [DS] 6 . {az} Yerinde dura mamak. [DS] d evinm ek2, [deb-in-mek > dev-in-mek] {az} dnl, f. [-ir] Kanmak. [DS] d ev in m ek , [dv-n-mek > dev-in-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. rpnmak; kvranmak; tepinmek. 2. Y a np yaklmak; dert yanmak. [DS] d e v ir1 -vri [Ar. devr jj-s] is. 1. Bir eyin kendi ek , seni etrafnda yapt 360lik dnme, dolanma ha reketi; tam dn. 2. Bir eyin etrafnda balang

DEV

H MCEM

1188

noktasna tekrar gelmek zere dolanmak. 3. Bir eyi bir yerden baka bir yere aktarma. 4. Bir maln mlkiyetini birinden bakasna geirme. S. Bir g revin bir kimseden baka birine gemesi. 6 .fz. Bir olayn gelimesi srasnda, bir bykln yeniden ayn deeri almasna kadar geen sabit zaman ara l. 7. tasvf. nsann dnyaya gelmesi ve tekrar geldii yere dnmesi. 8 . tasvf. Tekkelerde okunan kaside, lah gibi din iirlerin etkisiyle coan der vilerin halka eklinde dnerek zikretmeleri. 9. folk. Bir M slm ann salnda brakt namaz, oru gibi ibadetleri iin fidye olarak ayrd para nn fakir ve yoksullara datm ile ilgili ilem. 10. A rap edebiyatnda aruz ile yazlan 4 -1 0 ktalk bir manzum tr. S devir at, tar. Devirme toplamak la grevli yenieri ocann subaylarndan stanbul aasna, padiah ahrndan ylda bir verilen at. devir2, -vri [Ar. devr jj-i] is. 1. nsanlk tarihinde nemli bir bulu veya bir olaya dayal, kendine zg bir zellik tayan zaman paras. 2 . inde yaan lan zaman; a; dnem. 0 devir amak, Tarihte zellik tayan yen i bir a balatmak. devir3, [dev-ir] {az} is. Balta. [DS] devirge, [devir-ge] {az} is. Sacda piirilen ekme i evirmeye yarayan tahta aygt. [DS] devirli, [devir-li] sf. fz. (Hareket iin) eit zaman aralklar ile ardk olarak tekrarlanan. S devirli kesir, mat. B ir ondalk kesirde virglden sonra hep ayn rakam veya rakam gruplar devam edip giden kesir. devirme, [dev-ir-me] is. 1. D ik duran bir eyi yatk veya ba aa duruma getirmek eylemi. 2. dbl. Bir kelime grubundaki terimlerin yerlerini deitirme. 3. dbl. zneyi cmlenin sonuna getirme. 4. {az} Topra 70-80 cm. derinliinde kazma. [DS] 5. p lak hayvana bir uval veya benzer bir yk iki ya nm a denk gelecek ekilde srtna koyarak yklet me. S devirm e yapmak, Belirli zam anlarda tarla veya bahe topran alt st etmek; kirizma. devirme, -ci [devir-me] {az} is. 1. Yol dnemeci. 2. Yol ya da arazide meyilli yer; yama. [ D S devirmek, [eT. tev-ir-mek (dndrmek; burmak) > dev-ir-mek] gl. f. [-ir] 1. Ayakta veya dik duran bir eyin dengesini bozarak drmek veya yatk duruma getirmek; evirmek; dndrmek. 2 . mecaz. Bir kimseyi bulunduu yer veya makamdan indir mek, atmak; drmek; ynetim gcn zorla elin den almak. 3. B ir eyi yana doru emek. 4. (Bir kitap vb. iin) batan sona kadar okumak. 5. {az} (Tornaclkta) yontmak. 6 . argo. Bir eyin hepsini imek. [ D 7. argo. (Erkek iin) altna alarak cin S ] sel ilikide bulunmak. S devirip dkmek, Btn derdini dkmek; hepsini sylemek. devirtme, -ci [devirt-me] is. 1. Denge durumunda bulunan bir eyin dengesini bozarak devrilmesine

yol aan nesne veya durum. 2. {az} B ir taraf yk sek, dier taraf ukur yol; meyilli yol. [ D S devirtmek, [devir-t-mek] gl. f. [-ir] 1. Devirtmek eylemini yapmak. 2. Devrilmesine yol amak. 3. Devirm esine izin vermek, devit, [Far. devt o j j j ] (devi;t) {OsT} is. Divit; yaz kalemi. devitken, [devit-ken] sf. B ir eyin harekete gemesi ni salayan ey; muharrik, devitme, [dev-it-me] is. Harekete geirme eylemi, devitmek, [dev-it-melc] gl. f. [-ir] B ir eyi hareket durumuna getirmek; tahrik etmek, deviy, -yyi [Ar. deviyy] {OsT} is. N ereden geldii, ne olduu belli olm ayan ve anlalmayan sesler; g rltler; patrtlar, deviyom etre, [Fr. deviometre] is. aln muaye nesinde kullanlan, grm enin dokuz trnde gz eksenlerinin hareketini lmeye yarar gz bilimi aleti. devke, [Slav, deva (kz) + -ka (klt, e.)] {az} is. Kz. [ D S ] devle, [Ar. devlet ji] {OsT} is. Devlet, devleg, [eT. ten-le-m ek (denkletirmek) > ten-lge > devleg p j i ] {eAT} is. -* devlengec. devlek, -i [deble-k > devle-k] {az} is. Darbuka; dmbelek. [ D S ] devlengec, [eT. ten-le-mek (denkletirmek,) > ten-lge > devlenge is. aylak. devleme, [devle--me] is. 1. Dev durum una gelme eylemi. 2. B ir canlnn olaanst irilemesi. 3. Olaanst gelime ve byme, devlemek, [devle--mek] dnl. f. [-ir] 1. (Canllar iin) ar bymek; olaanst irilemek. 2. (Ku rum, irket vb. iin) ar gelime gstermek; b ymek; oalmak, devletirm e, [devle-tir-me] is. Dev durum una ge tirme; devletirmek eylemi, devletirm ek, [devle-tir-mek] gl. f. [-ir] 1. Dev ] durum una getirmek. 2. Ar bymesine, oal masna, gelimesine veya irilemesine sebep ol mak. devlet, [Ar. devlet {OsT} is. 1. Talih. 2. M utlu luk. 3. Kltrel birlii olan ve kurum lam bir ik tidar tarafndan ynetilen millet veya milletler top luluunun, snrlar belirli bir topraa yerlemesi sonucunda m eydana getirdikleri siyasi varlk. 4. Bu ynetimin ekli. 5. H km et ve ynetim kat, ma kam. 6 . K amu glerinin ve organlarnn btn. 7. Byklk; makam. 8 . {eAT} Varlk; zenginlik [DK] 9. argo. Yellenme. S devlet adam, Ynetim iinden anlayan ve lke ynetiminde birinci dere cede rol oynayan kimse. || devlet baba, Devletin vatandalar iin koruyucu ve gven verici zellik-

M U K M . 1189 terini ifade eden sz.|| devlet b a k a m , B elli bir ka mu hizmeti grmeyen, bakanlk kurulu tekilat bulunmayan, bakanlar kuruluna katlmas ngr ln ve danman niteliindeki bakan.|| devlet b a n kas, D evletin sermayesi ile kurulan ve emisyon hakkna sahip banka.\\ devlet b ak an , Hkmdar veya baka anlamda devletin banda bulunan en yetkili kii.\\ devlet b o r la r, D evlet tarafndan l ke iinden veya dardan alnan paralarla veya baka yollardan ykm altna girilerek kii, kuru lu ve devletlere denmesi gereken borlar. || devlet d k n , Varlk ve m utluluk iinde yaarken son radan yoksul dm kii. || devlet ekonom isi, D ev let kapitalizmi.\\ devlet em vali, D evlete alman vergiler, devlete ait nakit paralar, hisse senetleri ve her trl tanr ve tanmaz mallarla bunlarn kira ve gelirlerinden elde edilen kazanlarn btn. || devlet eii, {eAT} 1. Saray. 2. Saltanat yeri. 3. Hkmet.\\ devlet felsefesi, fel. Devletin ve toplum sal hayatn z, douu, anlam, tem el ilke ve bi imleri hakknda gelitirilen retiler.\\ devlet ge misi, D evletin ynetim ii. j| d evlet-hh, fOsT} Ser vet ve makam dkn.]} D evlet-i l-i O sm an, {OsT} Osman Oullar Osmanl) Devleti. || devlet-i aliye, {OsT} Yce devlet, Osmanl Devleti]] devlet-i aliye-i O sm aniye, {OsT} Osmanl Devleti. || devlet iinde devlet, Bir devlet veya topluluk iinde ar zerk duruma gelm i ve kendi bana buyruk toplu luk]] devleti depm ek, {eAT} 1. Mutluluunu kendi eliyle y o k etmek. 2. Kendine yaplan iyilii bilme mek. [DK] 3. K sm etini geri evirmek.|| devleti dnm ek, {eAT} ans ktye gitm ek] ] devleti d m ek, {eAT} Baht dnmek; yldz snmek; yldz kararmak. [DK]|| devlet-i ebed, {OsT} Saltanat ve mutluluu sonsuz olan]] devlet-i ebed -m d d et, {OsT} Egemenlii sonsuz olan devlet]] devlet-i eze l, {OsT} 1. Balangc bilinmeyen byk mutluluk; kut; ikbal. 2. Zenginlik. 3. Biiyk mevki]] devlet-i fahm e, {OsT} Saltanat ve kudret. || d ev let-ik tirn , {OsT} Refah iinde; mutlu]\ devlet-i m ebbet, {OsT} 1. Sonsuza kadar yaayan devlet. 2. Byk mutluluk. 3. ans; talih; kut. 4. B yk makam veya rtbe]] devletini depm ek, {eAT} Mutluluunu ken di eli ile yo k etmek.]] devlet-i ah ad et, {OsT} 1. e hitlik mutluluu. 2. Ahretteki en byiik mutluluk]] devlet iletm eleri, Devletin ekonom ik hayata do rudan karmas ile ortaya kan iletmeler]] devlet kaps, 1. Devlet. 2. R esm daire; devlet ilerinin grld yer.\\ devlet k ap italizm i, eko. Btn retim glerinin devlet elinde toplanmas]] devlet kuu, Beklenmedik, um ulm adk iyi bir durum; ans; talih. || devletler a ra s, Birden ok devleti kapsayan veya birok devletle ilgili olan]] devletler konfederasyonu, Birden ok devletin savunma veya baka bir ama gderek bir araya gelmesiyle oluturduklar devletler topluluu,|| devlet-m eb,

DEV {OsT} H kmdarlar iin kullanlan byklk s n a anlamnda sayg ve hitap szii]] devletm ed r, {OsT} (Hkmdar vb. iin) byklk m er kezi olan.|| devlet-m end, {OsT} -* devletmend.|| devlet m ezarl, A ta t rkn silah arkadalar, devlet bakanlar ve cumhurbakanlar iin A nka r a da yaptrlan mezarlk. || devlet-nin, {OsT} B yklk ve zenginlik grnl.|| d evlet-penah, {OsT} Btn lke halknn sna.|| devlet sek t r , K amu sektr]] devlet srr, 1. Aklanmas veya bilinmesi devlet iin byk zarar douracak bilgi. 2. ok gizli tutulan konu veya bilgi]] devlet tahvili, eko. Devletin orta ve uzun vade ile kart t borlanma belgesi. || devletten dm ek, R ahat ve mutluluunu yitirmek]] devlet ik b l, {OsT} Byklk ve mutluluk]] devlet ik b l ile, {OsT} Bir yolcuyu esenlikle uurlama sz]] devlet-yb, {OsT} Refah iinde; mutlu]] devlet yolu, Devlete yaplan ve bakm devlete salanan yol. devleti, [devlet-i] sf. 1. Devletilikle ilgili; devlet ilie uygun. 2. is. Ekonomik hayatn devlet eliyle yrtlmesini, devletin ekonomik ve toplumsal alanlara mdahalesinin gerektiini savunan ve be nimseyen kii, devletilik, -i [devleti-lik] is. fel. Ekonom ik ve kltrel hayatn tamamen devlet tarafndan yr tlmesini, devletin ekonomik ve toplumsal alanlara mdahalesinin gerekli olduunu savunan reti, devlethane, [Ar. devlet+ Far. hne {OsT} is. Kendisine sayg duyulan bir kii iin onun evinden bahsedilirken sylenen sz. devletle, [devlet+ile > devlet-le] nl. B ir kimseyi uurlarken sylenen M utluluk sizinle olsun! an lam nda esenleme sz, devletlenm ek, [devletle-n-mek] {eAT} dnl. f. [-r] Mutlulua kavumak; saadet bulmak, devletletirilm e, [devletletir-il-me] is. Devlet ilet mesi hline getirilme eylemi, devletletirilm ek, [devletletir-il-mek] edil. f. [-ir] zel mlkiyete ait iletmeler, devlete m al edilmek; kamulatrlmak, devletletirm e, [devletle-tir-me] is. 1. Devlet mlk hline getirme eylemi; kamulatrma. 2. Devlet ta rafndan ynetilmesini salama eylemi, devletletirm ek, [devletle-tir-mek] gl. f. [-ir] 1 . eko. zel mlkiyete ait iletme ve mallar devlete geirmek; kamulatrmak. 2. Devlet tarafndan y netilmesini salamak, devletli, [devlet-li sf. 1. M utluluk ve refah iinde olan; devlet sahibi olan; talihli. 2. tar. Padi ah ve byk rtbeli kim seler iin sylenen sayg sz. 3. Osmanl soyundan gelenlere verilen unvan. 4. {az} zool. Bayku. [DS] devletlu, [devlet-l (devlet-l;) {OsT} sf. 1.

DEV

I M M 1I

M utluluk ve refah iinde olan; devlet sahibi olan; talihli; bahtl. 2. Yce; ulu. 3. Padiah ve byk rtbeli kimseler iin sylenen sayg sz. 4. Osm anh soyundan gelenlere verilen unvan, devletm end, [Ar. devlet + Far. mend (Os T} sf. 1. M utlu; kutlu. 2. Hli vakti yerinde; zengin, devletsiz, [devlet-siz] sf. Devleti olmayan, devletsz, [devlet-sz] {eAT} sf. Uursuz; hayrsz.
[DIC]

d e v lik 1 -i [dev-lik] {az} is. Dev olma durumu. , devlik2, -i [dev-lik] {az} is. Yol, g vb. hazrl. [DS. d evlik -i [dev-lik] {az} is. Drt peli uzun elbise. ,
[DS]

LD S],

devlik4, -i [Ar. develb (dolap) => devlik] {az} is. Su deirmeninin paralarndan biri. [DS] devlikesi, [dev(i)ri-ki-s-i] {az} s f -* devrisi. [DS] devliki, [devir-i-ki > devliki] {eT} sf. (Gn iin) ertesi; bir gn sonras, devlim , [dev-lim ?] {az} is. Yaant; mr. [DS] devlinge, [devlen-ge > devlin-ge j& d ji] (eAT} is. -* devlengec. devlip, -bi [Ar. develb (dolap)] {az} is. 1. Tahl deirmeni. 2. Deirmen ta. [DS] devlisi, [dev-(i)r-i-s-i] {az} sf. -* devrisi. [DS] devliige, [eT. ten-le-mek (denkletirmek,) > ten-lge > devlge {eAT} is. -* devlengec. devlk, -ii [dev-lk] {az} is. 1. Hazrlk. 2. Ev ynetimi; geim. [DS] devlngge, [devlen-ge > devln-ge jj ] (devlhge) {eAT} is. -* devlenge. devm ek, [dev-mek] {az} g l . f [-er] Kamak. [DS] devoniyen, [Fr. devonien] is. jeol. Birinci zamann, elli milyon yl kadar sren, Korbonifer ile Siliryen dnemleri arasnda yer alan dilimi. d e v r1 [Ar. devr j j j] {OsT} is. 1. Devir. 2. Dnp , dolama. 3. Aktarma; nakil. 4. Bir eyi birine tes lim etme. 5. Zaman; a. 6 . Dnemsel bir zamann blmlerinden her biri. 7. Batan sonuna kadar okuma. 8 . tasvf. D nyaya gelme ve tekrar geldii yere dnme hli. 9. muz. l, fi3 d ev r-h n , {OsT} K ur an / batan sona okuyup devreden kimse. [[ devr-i fitb , Gne emberi.\\ devr-i lem , {OsT} Diinya gezisi; dnya turu, [f d evr-i b tl, {OsT} mani. Ksrdng.\\ devr-i cnn, D ner delilik.\\ devr-i dim , {OsT} Srekli dn.|| devr-i devlet, {OsT} M utlulukzam am .\\ devr-i d ilr, {OsT} Gn l ho eden a.|| devr-i ebvb, {OsT} Kap kap gezip dolama.' devr-i esatir, {OsT} M itoloji a.j| dev r-i felek, {OsT} Zaman; ans; talih; kader.\\ d evr-i gusm , {OsT} Bela ve m usibet gnleri d evr-i gl, {OsT} Gl mevsimi.':, devr-i tim a,

Gnein bulunduu meridyenden art arda iki defa geii arasndaki zaman. |j d evr-i ikbl, {OsT} M ut luluk gnleri.\\ d evr-i in h ita t, {OsT} Gerileme, kme dnemi.\\ d evr-i isn -aer, {OsT} On iki hayvanl Trk Takviminde on iki y llk bir devir. || devr-i istib d at, {OsT} Bask dnemi. ]| d evr-i istila, {OsT} stila a.\\ d evr-i k am er, {OsT} I. A y devri. 2. A hir zaman.\\ d evr-i k am er, {OsT} 1. Ayn bir dolanm. 2. On dokuz y llk bir zaman ls,|| devr-i lale, {OsT} Lale mevsimi. | devr- m ihnet, {OsT} D nya.|| d evr-i ra b , {OsT} (Eski takvimlerde belirtilen) uursuz gnler dnemi. |j d evr-i revn, {OsT} Yryp giden devir.|| d evr-i r z g r, {OsT} D nemli rzgr.J d evr-i saadet, {OsT} Hz. Muh a m m ed in yaad a.|| devr-i sabk, {OsT} D a ha nceki a.|| d ev r-i sab k y a ra tm a k , nceki ynetimin hatalarnn hesabn sormak.|| devr-i sal ta n a t, {OsT} B ir hkmdarn hkm srd d nem. |S d evr-i em s, Yirmi sekiz yllk bir zaman ls.\\ d evr-i te frih , {OsT} biy. Kuluka dnemi. |{ d ev r-i tefrik , {OsT} Vcuda giren mikroplarn ku luka dnemi.\\ devr-i te ra k k i, {OsT} lerleme, ge lime dnemi,\\ devr-i tezay t, {OsT} tp. Hastal n ilerleme dnemi.\\ d ev r-i tu ra n , miiz. Trk mu sikisinde yedi zam anl ve ii darpt kk bir usul. | d e v r teslim , B ir sorumluluu bakasna aktar ma. d ev r2, [Far. devr j j i] {OsT} is. 1. Eski dersleri hatr lama. 2. Casus; hafiye. 3. arap kadehi. d ev ralm a, [Ar. devr+T. a!-ma d jj-i] is. Y kml l zerine geirme veya bir eyi teslim alm a ey lemi. d ev ralm ak , [Ar. devr + T. al-m ak j i t jj:>] g l.f. [-r] 1. B ir ykmll kendi zerine geirtmek. 2. Teslim almak. d ev ra n , [Ar. devr (dnme) > devrn j ^ p ] (devra;n) {OsT} is. 1. Dnya; felek. 2. Kader; talih. 3. Zaman. 4. tasvf. Baz tarikatlarda, zellikle Kadirlikte der vilerin halka eklinde birbirine kenetlenip Esma-y hsny zikrederek dnmeleri. S d ev ran srm ek, M utluluk ve refah iinde yaamak. d e v ra n b e r, [Ar. devr-i anber js^ jj^] {az} is. Ay iei. [DS] d e v re 1 [Ar. devre jj-i] is. 1. Dn; dnme. 2. Bir , eyin evresi; frdolay kenar. 3. Birtakm zellik leri olan belli bir zaman dilimi; dnem; a. 4. Aamalandrlm bir dzende evrelerden her biri; dnem. 5. spor. Karlam alarda dinlenme zaman ile ayrlm dilimlerden her biri. 6 . fz. zerinden elektrik akm geen bir elektrik veya elektronik donanm oluturan balant ve bileenlerin tm. 7. tp. Bir hastaln geirdii evrelerin her biri. 8 . Vergi. 0 d ev re ara s, spor. Man iki devresi ara

DEV

sndaki ksa dinlenme zaman. || devreden kar mak, 1. fz. D evredeki bir iletkeni ayrmak. 2. grenlerden birini s a f d brakmak.\\ devre-i ibtidiyye, {OsT} Alt y lh k eski okullarda ilk sn f lara verilen ad; birinci devre.\\ devre-i kasre, {OsT} fz. K sa devre.|| devre-i mutavassta, {OsT} Alt snfl eski okullarda orta snflara verilen ad. || devre mlk, B ir konuttan belirli srelerde yarar lanma hakk tanyan mlkiyet biimi.\\ devreye gir mek, I. B ir konu veya sorun ile ilgilenmek, z mne yardm c olmak. 2. iletm enin dier eleman lar arasna katlmak. 3. (M akine ve aletler iin) dier alanlar rasna katlmak.\\ devreye sok mak, 1. fz. Bir iletkeni devreye dahil etmek. 2. Bil i iin birine arabuluculuk ya p trm a k \\ devre kesi c i , ^ . Devreden geen akmn iddeti belli bir de eri geince bir elemann ergimesiyle devreyi aan aygt. devre , [tev-ir-mek (dndrmek) > tev-(i)r-e > devir-e > dev-re oj^] sf. 1. Devrik. 2. {az} ( ve insan iin) yolunda olmayan; ters; aksilik. [DS] 3. Arka taraf; srt. 4. {az} (Kuma vb. iki yzl bir ey iin) ters taraf; ters yz; arka. [DS] 5. {eAT} {az} Yanl; ters. [DS] Sarld boynuma, alam a deyi; / Hotozum u devre balama deyi, Karacaolan i? devre dvre, {az} Ters tiirs. [DS] devredilme, [Ar. devir + T. e(t)-il-me 4Jj.I jj i] is. Devir iinin yaplma durumu ve eylemi, devredilmek, [Ar. devir + T. e(t)-il-mek edil, fi [-ir] Devir ii yaplmak, devrek, -i [dev-(i)-ek] {az} is. Su evrintisi. [DS] devren, [Ar. devren f,jj] (d e vren) {OsT} zf. 1. Dev rederek; devir suretiyle. 2. M lkiyeti veya mevcut durumu bir bakasna devretmek suretiyle; devre derek. devrent, [Far. der-bend J^ ji] {az} is. 1. Dar geit; boaz. 2 . rmak kenarlarndaki dnemeli ve uu rum lu tehlikeli yollar. 3. Derin ukur; uurum. 4. Da zerindeki konaklam a yerleri. [DS] devretme, [Ar. devr + T. et-me <ul jji] is. Devir iini salamak eylemi, devretmek, [Ar. devr + T. et-m ek j j j] gl. fi [e(d)-e] [e(d)-i-yor] . Dnmek; bir eyin evre sinde dolamak. 2. Bir ma! zerindeki hakk veya mlkiyeti bakasna vermek. 3. Aktarmak. 4. (Ki tap iin) batan sona kadar okumak; bitirmek. devr1 , [Ar. devri (devri:) {OsT} sf. . Dnmekle, dolamakla ilgili. 2, Zamana, aa ait; devirle ilgili. 3. Dnem ler hlinde olan. 4. zf. Zaman zaman. devri2, [dev-(i)r-i] {az} is. Kiremitleri aktarma. [DS] devrici, [devri-ci] {az} is. Dam aktarcs. [DS]

devridaim, [Ar. devr-i daim pJb jji] {OsT} is. Srekli dolama. S devridaim tulumbas, Otomobillerde motoru soutmak iizere suyu harekete geiren pompa. devrihindi, [Ar. devr-i hind (devrihindi:) {OsT} is. mz. Trk musikisinde yedi zamanl be darpl kk bir usul, devrik, -i [devir-mek > dev(i)r-ik] sf. 1. Dik durma hlini yitirmi, yatk hle gelmi olan; devrilmi olan. 2. Katlanp kendi zerine bklm olan. 3. (ktidar iin) darbe ile ynetimden uzaklatrlm olan. S devrik cmle, dbl. Yklemi dier e lerden nce gelen cmle. devrikebir, [Ar. devr-i kebr jji] (devrikebi.r) {OsT} is. mz. Trk musikisinde 28 zamanl 12 darpl byk bir usul, devrikesi, [dev(i)r-i-k-e-s-i] {az} zf. -* devrisi. [DS] devriklik, -i [devrik-lik] is. Devrik olm a durumu; devrilmi durumda bulunma, devrili, [devril-mek > devril-i] is. D evrilmek ey lemi veya biimi, devrilme, [dev(i)r-il-me] is. Devrik hle getirilme eylemi. devrilmek, [devir-mek > dev(i)r-il-mek] edil. fi. [-ir] Devrik duruma getirilmek. d evrim 1 [devir-mek > dev(i)r-im] is. 1. Kkl ted , birlerle ksa zamanda toplum hayatnda var olan yerleik dzeni deitirme ve yeniden biimlen dirme; inklap, (1935). 2. Ayaklanma veya baka yollarla iktidar uzaklatrarak ynetim tarznda yaplan deiiklik; ihtilal. 0 devrim kanunlar, ynet, huk. L aik Trk devrimini gerekletirmek iin karlan ve son anayasada zel bir ekilde koruma altna alnan 430 sayl Tevhid-i Tedrisat, 671 sayl apka ktisas, 677 sayl Tekke ve Zavi yelerin eddine ve Trbedarlklar ile Bir Takm Unvanlarn lgasna dair, 743 sayl Tiirk M eden Kanununun 110. maddesi, 1288 sayl Beynelm ilel Erkamn Kabul, 1353 sayl Trk Harflerinin K a bul ve Tatbiki hakknda, 2590 sayl Efendi, Bey, Paa gibi Lakap ve Unvanlarn Kaldrlmasna da ir, 2596 sayl Baz Kisvelerin Giyilemeyeceine dair sekiz adet kanun. devrim-, [tegi-mi > devrim ?] {az} is. Sofra. [DS] devrimci, [devrim-ci] is. \. Devrimi yapan kim se. 2. Yaplan devrimi destekleyen veya taraftar olan kimse. 3. Toplumun siyasal ve sosyal yapsn dev rim ile deitirmeyi amalayan kimse, devrimcilik, -i [devrimci-lik] is. 1. Toplumun siyasi ve toplumsal yapsn devrim yolu ile deitirmek amacyla kurumlam biimdeki etkinliklerin t m. 2. Byle bir etkinliin iinde bulunan kiinin tutum u ve yapt eylem.

DEV

I M

I M

tM

devrimsel, [devrim-sel] sf. Devrimle ilgili; devrime dayal. devrirevan, [Ar. devr-i revn j l j j jjs ] is. muz. Trk mziinde 14 zamanl ve 6 darpl kk bir usul, devrisi, [devir + irte-s-i] sf. (Gn, hafta, ay, yl iin) bir sonra gelen; ertesi. devriye, [Ar. devriyye is. 1. Dolaarak gven lii salayan gvenlik gc veya grevlisi. 2 . as. Belirli yerlerdeki nbetileri kontrol etmek amacy la grevlendirilen silahl asker. 3. im paratorluk d neminde ilmiye snfnn on iki dereceye ayrlan aamal sistemi. 4. ed. Devir nazariyesini konu edi nen tekke iirleri. S devriye hizmeti, as. Srekli gzetlem e yaplmayan bir kesimde geici olarak yaplan gzetlem e] | devriye kolu, as. Gvenlik ve gzetlem e noktalar arasnda grnmeyen yerleri kontrol eden iki erden kurulu kol.\\ devriye ua, as. Dman deniz kuvvetlerini gzetleyen gemide veya kyda slenen uak. devroiunma, [Ar. devr + T. ol-un-ma -u Jjl j j j] is. D evir olmak ii yaplmak eylemi; devredilme, devrolunm ak, [Ar. devr + T. ol-un-mak jl _> ] j.> edil.f. [-ur] Devir ii yaplmak; devredilmek, devek, -i \eT. > *tevi > teve-mek (birbirine balamak) > deve-k] {az} is. 1. oluk ocuk. 2. Kle. [DS] devenmek, [deve-n-mek] {az} dnl. fi [-ir] 1. Y aram azlk etmek. 2. Debelenmek; rpnmak; k mldanmak. 3. abalamak; uramak; didinmek. 4. Omuzlarn oynatarak kendi kendine kasnmak. [DS] devirikli, [devirik-li ^ { e A T } sf. 1. Ortada bir ey brakmayan. 2. zf. Derli toplu olarak, devirilme, [devir-il-me] is. Toplamak iinin yapl m a durumu ve eylemi; toplanma, devirilmek, [devir-il-mek] edil. fi. [-ir] Toplamak, dzenlemek ii yaplmak, devirim, [devir-im] is. 1. Devirmek, toplamak, dzenlemek ii. 2. Dzen. devirimli, [devirim-li ^ sf. 1. D zenli'olarak derlenmi toparlanm olan; derli toplu; dzgn. {OsT} (aym) 2. Dzenli, devirimsiz, [devirim-siz] sf. 1. Dzenli olarak derlenip toparlanmam. 2. Dzensiz, devirme, [dev-ir-me] is. 1. Toplama, derleme durumu ve eylemi. 2. as. Asker yetitirilm ek zere yenieri ocana ocuk toplama ii. 3. Yenieri ocana bu yolla alman ocuk. 4. M eyveleri topla m a ii. 5. sf. D zensiz olarak oradan buradan der lenip bir araya getirilmi olan, devirmek, [eT. ter-m ek > ter-(i)-r-m ek > terrm ek > devir-m ek d U gl. fi [-ir] [eA T -r] 1.

Toplamak; dermek; bir araya getirmek; {eAT} (ay n). 2. Katlayp dzgn hle getirmek, deviirmek, [eT. ter-m ek > ter-(i)-r-m ek > terrmek > devr-mek liU jy iji] {eAT} gl. fi [-r] Toplamak; devirmek. [DK] devvar, [Ar. devr > devvr jIjj] (devva:r) {OsT} sf. 1. ok dnen. 2. Srekli olarak dnen, devvare, [Ar. devr > devvre ojlji] (devva:re) {OsT} sf. 1. ok dnen. 2. Srekli olarak dnen. 3. is. Pergel. dey, [Sank. dey (yaratan) > Far. dey p ] is, 1. Zerdtlkte A huram azdamn sfatlarndan biri. 2. {OsT} Gne ylnn onuncu ay. 3. Eski ran dinine gre, Gne ylnn onuncu aynda ve her Gne ylnn 8 ., 15. ve 23. gnlerinde yaplacak ileri yneten melek. 4. K. dey, [tey / dey] {az} nl. te; urada; ta! [DS] deyacir, [Ar. d e y c r> deycir _rrk^] (deya:cir) {OsT} is. Karanlklar, deybadin, [Far. deybdln jp L j.j] (deyba:di:n) {OsT} is. 1. H er Gne aynn 23. gn. 2. Eski ran di ninde, bir m elek ad. 3. zl. is. Cenab- Hak. deybazer, [Far. dey-bzer jiLoo] (deyba:zer) {OsT} is. 1. Gne aylarnn sekizinci gn. 2. Eski ran dininde, sekizinci gn yneten melek, deycur, [Ar. deycr (deycu:r) {OsT} is. 1. K a ranlk. 2. mecaz. Derin znt, deyden, [Ar. deyde / deydene uJo.j / ^-io] {OsT} is. Gelenek; usul; det. 0 deydene-i drne, {OsT} Eski usul; eski det. deye, [de-mek > de-y-e] zf. Diye, deyen, [de-mek > de-y-en jry.->] {eAT} sf. 1. Diyen. 2. .... d e n ile n ;... adl, deyende, [de-mek > de-y-en-de i ju:>] {eAT} zf. 1. Dedii zaman; deyince. 2. Tamam olunca, deyenek, [de-enek > dey-enek viblo] {eAT} is. Denek. deyesek, -i [de-mek > de-y-e-se-lt] {az} is. Atas z. [DS] deyeze, [tay + eze] {az} is. Teyze. [DS] deygin, [de-mek > dey-gin] {az} e. likin; ilgili; ait. [DS] deymah, [Far. dey-mh =lo] {OsT} is. K ay. deymum et, [Ar. deymm et (deymu:med)

{OsT} is. Devamllk; sregelme; sreklilik. d eyi1, [de-mek > de-y-u > de-y-i ^.jj] zf. Diye; {eAT} ayn). deyi2, [de-mek > de-y-i] is. 1. dbl. Dil, iaret, sz gibi anlatm aralarnn tm; anlatma gc. 2 . fiel.

l ni m

c e o m s .

1193

DEY

Hristiyanlkta Tanr kelamn insanlara ulatran oul (sa); logos, deyicek, [de-mek > de-y-icek dUr.i] {eAT} zf. D eyin ce; dedii zaman. [DK] deyik, -i [de-mek > de-y-ik] {az} is. Syleni. [DS] deyikli, [deyik-li] {azjis. Nianl kz. [DS] deyilen, [deyi-l-en] {az} sf. Denilen; sylenen. [DS] deyim , [de-mek > de-y-im] is. 1. ounlukla gerek anlamn dnda kullanlarak bir dnceyi dile ge tiren kalplam anlatm; tabir, (1935). 2. {az} Cmle. [DS] 3. {az} Mni. [DS] deyim2, [de-y-im (1. t. kii eki)] {az} imi. Diyeyim. [DS] deyimleme, [deyimle--me] is. Deyim hline gelme durumu ve eylemi, deyimlemek, [deyimle--melc] dnl. f. [-ir] Deyim durumuna gelmek; deyim zellii kazanmak, deyindi, [deyin-di] {eAT} nl, Haydi, deyinmek, [de-y-in-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1 . Kendi kendine sylenmek. 2. Buyurmak. [DS] deyirge, [deyir-ge] {az} is. Fabrika. [DS] deyi, [de-y-i] is. 1. {az} Sz; kelime. [DS] 2. Syleyi biimi. 3. A nlatm biimi; slp.. 4. ed. Halk iirinde trk, destan, koma, tekerlem e gibi trlerdeki eserlerin genel ad. {az} (ayn) [DS] 5. tasvf. Tarikat esaslarna uygun iir. 6 . {azj M a kam. [DS] 7. {az} Beste. [DS] 8 . {az} Karlkl olarak halk iiri syleme. [DS] deyiat, [de-y-i + Ar. -t o l i o ] (deyia:t) {OsT} is. 1. iir. 2. Sz; dedikodu ya da haber trnden laf. 3. {az} Konuma. [DS] 4. {az}Az kavgas; e kime. [DS] 5. {az} Sz gelii. [DS] 6 . {az} Riva yet; sylenti. [DS] 7. {az} Mni, destan; at; vb. [DS] deyiet, [de-y-i + Ar. -t o l i j j ] {az} is. 1. Teker leme. 2. Fkra. 3. Atasz. 4. Adet; gelenek; atadan gelen alkanlk. S. Rivayet. 6 . Mni; destan; at vb. iir. [DS] deyieti, [deyiet-i] {az} is. H alk ozan; k. [DS] deyiik, -i [dei-ik] {az} is. 1. ki erkein birbiri nin kz kardeleri ile karlkl olarak evlenmeleri durumu. 2. H alk inanna gre cinler tarafndan deitirildii sanlan ocuk. 3. Yedek i amar. [DS] deyileme, [deyi-le-me] {az} is. 1. Kafiyeli atas z. 2. Beste; makam, 3. Bir szn, masaln, yk nn anlam. [DS] deyime, [deyi-me] {az} is. 1. Az kavgas; tar tma. 2. Konuma. [DS] deyimek, [de-y-i-mek] {az} ite, f. [-ir] (Halk airleri iin) karlkl trk sylemek. [DS] deylemek, [dey-le-m ek / de-le-melc] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Dinlemek. [DS]

deynemek, [der-le-mek / dey-ne-mek] {az} gl. f. [r] [-r(i)-yor] Toplamak; derlemek. [DS] deymas, [Yun. demosion > Ar. deyms {OsT} is. Zindan. deymumet, [Ar. deym > deymmet] (deymu.met) is. Sreklilik; srme; sregelme, deymus, [Ar. dems] {OsT} is. B ir tr tarm vergisi, deyn, [Ar. deyn ,>o] {OsT} is. Belli bir sre sonra denmek zere alnm para; vadesi belli bor. S deyn-i gayr-i sahh, {OsT} huk. deme yapm aks zn den bor.|| deyn-i hl, {OsT} huk. Baka bir zam ana ertelenemeyen bor. j| deyn-i lazm-i sa hh, {OsT} huk. denmedike dmeyen bor. deyni, [dein] {az} zf. Kadar. [DS] deyr, [Ar. deyr ^..s] {OsT} is. 1. Manastr; kilise. 2. mecaz. Meyhane. 3. tasvf. nsanlk lemi; bu dn ya. fi5 deyr-i mihnet, {OsT} znt, sknt veren dnya. || deyr-i mgn, {OsT} 1. M ecus mabedi. 2. mecaz. Meyhane.\\ deyr-i teng, {OsT} 1. Dar kilise. 2. mecaz. Bu dnya. deyran, [Ar. deyrn (deyra:ni:) {OsT} sf. 1. Manastrla ilgili; manastra ait. 2. is. M anastr adam. deyre, [teg-re > deyre ojjj] {eAT} is. Civar; etraf; ev re. deyrhane, [Ar. deyr + Far. hne {OsT} is. Manastr; kilise, deyr, [Ar. deyr! ^_.o| (deyri:) {OsT} sf. Manastrla ilgili. deys, [? deys] {az} nl. 1. Atlarn yanm a yaklar ken haberdar olmalarn, dolaysyla ifte atm alar n nlemek iin sylenen sz. 2. Kabadayca konu an birine, uyar iin sylenen sz. [DS] dey, [de-mek > de-y _jp] {eAT} {OsT} {az} zf. Diye. [DS] deylmek, [de-mek > de-y-l-mek f. [-iir] Denilmek; sylenmek, deyyan, [Ar. deyyn j l o ] (deyya:n) {OsT} s f 1. Ceza ve mkfat veren; hkim. 2. is. Tanr, deyyar, [Ar. deyyr jUs] (deyya:r) {OsT} is. 1. Tek insan; kii. 2. M anastr yneticisi. 3. M anastrla ilgili kimse. 4. zm. (Olumsuz cmlelerde) hi kim se. deyyus, [Ar. deyys
0 3 ^]

^ i ] (deyrha:ne)

{eAT} edil.

is. kaba. Karsnn veya

bir yakn kadnn iffetsizliine gz yuman kimse (svg sz), dey, [de-mek > de-y- ^.^] {eAT} zf. Diye. [DK] deygrmek, [de-y-+gr-mek tii-ojjS" ^.. 5] {eAT} gl. f [~r] diye srar etmek; deyip durmak. [DK]

DEY deyben, [de-y-ben j ^ ] {eAT} zf. Diyerek; deyip.


[DK]

H R C E H
lanma; km ldanma ve bu yolla meydana gelen dr tleri anlatan kk. [Zlfkar] db--da-n, db--dk, db-r-da-mak, db-l dbl d ib a, [dip / db-a?] {az} is. 1. Kenar; yan. 2. Ke, [DS] dbabiye, [Ar. dbbiye / zbbiye ^U^>] (dba:biye) {OsT} zool. Srngenler, d b a ra , [Far. dbr IjUji] {az} is. ten olmayan sz ve hareketler; kurum; tafra. [DS] d b a ra c , [dbara-c] {az} sf. Y alan sz ve hareket lerle bakalarn kandrm aya alan. [DS] d b d an , [db (yans.) > db(t)-an] {az} is. Dn lerde kzlar oynarken d ef yerine alman tepsinin kard ses. [DS] db d k , - [db (yans.) > db-(t)-k] {az} sf. Kk bir i yaparken bile eli dolaan; elinden i gelme yen; beceriksiz. [DS] dbk, - [Ar. dibk j p ] {az} is. 1. Tatl bula; ral, yapkan madde. 2. Sakz ve am aacndan yaplan ve sere tutmakta kullanlan macun; kse. [DS] S 1 d b k dbk, Yapak yapak. d b k lam ak , [dbk-la-mak] {az} gl. fi [-r] f-l()yor] Yapkan madde srmek; yapkan bulatr mak; yapkanlamak. [DS] dbl, [db (yans.) > db-l] {az} is. 1. Patrtl yr m eyi, dzensiz adm atmay, ayakla tepme veya tepinmeyi; dengesi bozulma, yuvarlanma; km l danma anlatan yansmal gvde. 2. is. Sulu amur. [DS] S1 dbl dbl, {az} I. (Kii y a da hayvan iin) ok yal; iman. 2. B ir svnn kendini kua tan balon gibi yum uak bir zar iinde oynarkenki drmu. 3. Elinden i gelmeyen. 4. Ufak admlarla; tp tp; yava yava. [DS] d b lan ak , [db (yans.) > db-()-la-mak] {az} gsz. f i [-] [-l()-yor] (Sv iin) kendini kuatan zar iinde, zar ileri geri iterek oynamak. [DS] d b r, [Ar. dbr] {az} is. K; makat. [DS] d b rd a m a k , [db (yans.) > db-r-da-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-d()-yor] Acele etmek; komak. [DS] db, [db (yans.) > db-] {az} s f 1. (Kii iin) irkin. 2. Sasz; kel. 3. (Kk ocuk iin) iri ya pl. 4. is. Kk ocuk midesi. 5. Kpek. [DS] S db db, {az} Kiik admlarla; tp tp. [DS] dbk, [dip+ bk ?] {az} is. Elle kullanlan ara larla tahta bierken tahtann kalnln ve testere nin yolunu belirlem ek iin boyal iple yaplan iz gi. [DS] db t, -d [db (yans.) > db-t] {az} sf. Geveze. [DS] dibiz, [db (yans.) > db-z] {az} sf. 1. Sasz; kel. 2. (Kii iin) ksa boylu; bodur. 3. flas etmi; batkm. 4. is. Hile; oyun. 5. nl. Defol. [DS] dbzm ak, [db (yans.) > db-z--mak] {az} gsz. fi. [-r] flas etmek. [DS]

deylm ek, [d-y-l-mek] {eAT} edil. f. [-r] Denil mek. deyze, [day+eze] {az} is. Teyze. [DS] d ezav an taj, [Fr. dsavantage] is. Herhangi bir kaza nm stnl olm ama durumu; yardmc etmen lerden yoksun bulunma; elverililii, stnl, kolayl olmayan durum veya bunlar ortadan kal dran durum; avantaj yokluu, dezenfeksiyon, [Fr. dsinfection] is. Kimyasal veya fiziksel ara ve maddelerle veya ilemlerle mikrop lar belirli bir ortamdan yok etme ii; dezenfekte etmek. dezenfektan, [Fr. dsinfecttant] sf. Mikrop krma zellii olan; dezenfekte edici, dezenfekte, [Fr. dsinfect] sf. M ikroplardan arnd rlm. S dezenfekte etm ek, M ikroplardan temiz lemek; m ikropsuz hle getirmek. dezgindirm ek, [tegzin-dir-mek>dezgin-dir-mek jS 'jj dlojjs] {eAT} gl. fi [-r] evirmek; dolatrmak, dezine, [Far. tzne] {aa} is. Kartal kanad ya da at trnandan yaplma mzrap; tezene. [DS] dg [Fr. dcigramme] ksalt. Ktle (arlk) birimi olan desigramn sembol, d g r [Fr. dcigrad] ksalt. A birimi olan desigradm sembol. -d i1 [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] ek. e. , Grlen gemi zaman kip eki; belirli gemi za man kipi eki; -dili gemi zaman kip eki; uhud-i mazi eki. {eT} {eAT} (ayn) - d r , [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] yap. e. 1. Fiillerden gereklemesi salanm, tamamlanm i ve rn kavramn veren isim ler yapar: girdi, uydu, kt, alnd. 2, Fiillerden yemek adlar yapar: klbast, imambayld, beendi. 3. Fiillerden ara adlar yapar: snd, kaptkat, edi. 4. Fiillerden ii yapan, tam amlayan kavramn veren kelimeler ya par: mirasyedi, psevdi, 5. {eT} Fiilden isim yapma eki. g-di (dl) -dJ, [-d /-di / -du / -d] {eT} yap. e. 1. simden isim yapm a eki. ekin-di (ikinci), ng-di (yasa) 2. Tarz zarflar treten ek. edgii-ti -d-4, [-d-] {eT} ek. simden fiil treten ek. [ETY] ud-mak (uyumak) d 1 [d (yans.)] is. Sylenmeyi anlatan kk. [Zlfkar] , d+d+bd d r , [d (yans.)] is. me ve titremeyi anlatan kk. [Zlfkar] d+d-la-mak d , [d / dm (yans.)] is. Gereinden ok incelemeyi anlatan kk. [Zlfkar] d-d-k-la-mak, d-d-k-l db, [dab / deb / dep / db / dib / dp (yans,)] is. Patrtl yrmeyi, dzensiz adm atmay, ayakla tepme veya tepinmeyi; dengesi bozulma, yuvar-

DI

dbzlam ak, [db (yar.) > db-z-la-mak] {az} gsz. f [~r n (')-y o r ] flas etmek. [DS] dbk, [Ar. dbk j p ] {OsT} is. kseotu, dbkye, [Ar. dbkyye <u&i] {OsT} is. bot. kseotugiller. -d, [-d] {eT} {eATj yap. e. simden isim yapma eki. Kalplam olarak tek rnekte vardr, sa-d. dd, [d (yans.) > d+d] {azj is. Sa rglerinin ucunda rlemeyecek biimde kalm olan salarn ince ince rlerek balanm hli. [DS] d id ik 1 - [d (yans.) > d+d-k] {az} is. 1. Yz; , ehre. 2. Grtlan boaz ve dile bitiik olan ksm. 3. bik. 4. Kesilmi kasaplk hayvann ba, ayak vb. paralan; sakatat. S, ene altndan balanan ba rts. [DS] didik2, - [d (yans.) > d+d-k] {az} sf. plak. [DS] ddk, [d+d-k-] {az} sf. Titiz; g beenen. [DS] ddkam ak, [d (yans.) > d+d-k-la-mak] {az} gl. f M [-l()-yor] Bir eyi gereinden ok incele mek. [DS] ddkl, [d (yans.) > d+d-k-l] sf. abuk karar ve remeyen. ddlam ak, [d (yans.) > d+d-la-rnak] {az} gsz. f [-r] [-l(i) yor] 1. mek. 2. me sebebiyle tit remek. [DS] ddm , [Sod. dldlm] {eT} is. Ta. [EUTS] ddnlg, [ddm-l] {eT} sf. Tal. [EUTS] dfda, -a [Ar. dfda' / zfda' f^xLa] {OsT} is. zool. Kurbaa. dfdaiye, [Ar. dfda'iyye {OsT} is. zool. Kurbaagiller dg , [da / dg / d / dik (yans.)] is. Anlalmayan barma ve konumalar, bu biimdeki eitli g rltleri, telalar; arl, acl olmay ve sknty anlatan kk. [Zlfikar] dg-l dlgl, dg-r-da-mak dg2, [dg / d / dik (yans.)] is. Dme ve yuvarlan ma bildiren kk. [Zlfikar] dg-ra-mak, dg-ra-nmak d g , [dg] {az} is. ekitirme; yenne. [DS] dgan, [dg-an] {az} sf. Boboaz; geveze. [DS] dg, -c [dg (yans.) > dg-] {az} is. Kei. [DS] dgl1 [dg (yans.) > dg-l] {az} is. Halanm kuru , fasulye taneleri. [DS] dgl2, [dg (yans.) > dg-l] {az) is. Anlalmayan barma ve konum alar, bu biimdeki eitli g rltleri, telalan; arl, acl olmay ve sknty anlatan yansmal gvde. [DS] S dgl dgl, {az} (Konuma, mrldanma iin) kendi kendine, evre den anlalmayacak biimde. [DS] dgldanm ak, [dg (yans.) > dglda-n-mak] {az} dnl. fi [-r] (Kk ocuklar iin) kendi kendine

mrldanmak, sylenmek; anlalmaz sesler kar mak. [DS] dg rd am ak , [dg (yans.) > dg-r-da-m ak > dgrda-malc] {az} ite, fi. [-r] Kavga etmek. [DS] dg, [dg (yans.) > dg-] {az} is. Anlalmayan barma ve konumalar, bu biimdeki eitli g rltleri, telalan; arl, acl olmay ve sknty anlatan yansmal gvde. [DS] dg dg, {azj Kei arma nlemi, [DS] d g ran ak , [dg()r-a-mak] {az} gl. fi. [-r] [-r()yo r] Yuvarlamak. [DS], d g ra n m ak , [dgra-n-mak] {az} dnl. fi. [-r] Y u varlanmak. [DS] d 1 [da / dg /d / dik (yans.)] is. Anlalmayan , barma ve konumalar, bu biimdeki eitli g rltleri, telalar; arl, acl olmay ve sknty anlatan kk. [Zlfikar] d d, d-d. d-l dl, d-l-t, d-r-da-n-mak d2, [dg / d / dik (yans.)] is. Dme ve yuvarlan ma bildiren kk. [Zlfikar] d-l dl dnmek, dr-la-n-mak d , [d (yans.)] is. Svlarn ve suyun srekli ak n anlatan kk. [Zlfikar] d-l dl d4, [d / dik (yans.)] is. Tavuk vb. kmes hayvan larn arma nlemi, d d d d, {az} Tavuk arma nlemi, [DS] da, [eT. tge > de > da] {az} is. i. Yan kk gsteren be alt yandaki sr. 2. sf. B ymeyen; clz kalm. [DS] da, -c [d-a] {az} is. Ke. [DS] dan, [Yun. tlghani] {az} is. 1. Ya tavas. 2. St piirilen kk kulplu bakra. 3. Bakr kazan; ka ravana. 4. Tencere. 5. Kenarl derin tepsi. 6. Byle bir tepside yaplan brek; tepsi brei. 7. Suyun hafif topland yer; ukur. [DS] S dan az, {az} Dedikoducu. [DS]|| dan ekm ei, {az} Tep si ekmei. [DS]|| d an koyacak, {az} Tencere altl; nihale. [DS] daz, [d-az ?] {az} zf. Aksine; zddna; ters ola rak. [DS] d d 1 [d (yans.) > d-d] {az} sf. 1. ok. 2. is. , Uzak akraba. 3. Tarla kuu. [DS] S ddm n dds, Uzak akraba. dd2, [eT. tg-m ek (dmelemek) > d-d] is. 1. orap ilmikleri gibi kolaylkla sklen dm. 2. {az} Sa rglerinin ucundaki kk rgler. [DS] 3. rg. 4. plikten rlen ve orab balamaya yarayan ba. d d 1 [d (yans.) > d+d] {az} is. 1. Dediko , du. 2. Kavga edenleri kztrm ak iin sylenen sz. 3. sf. Kavgac, olur olmaz eylere sinirlenen. [DS] dd2, [d (yans.) > d+d] {az} sf. (Kii iin) zayf, kara kuru. [DS] dd, [d (yans.) > d+d-] sf. 1. Konuurken

DI R leri G gibi syleyen kimse. 2. Uzak akraba. 3. {az} Yaban armudu; ahlat, ddk, - [d-d-mak > d-d-k] sf. 1. (Balanan ve dmlenen eyler iin) kolay zlr; sk de il. 2. U zak akraba. 0 ddn dd, Uzak ak raba. ddr, [d-dr] {az} is. Hasta aacn kk kalm meyvesi. [DS] dd, [d-()d-] {az} sf. Sam ok ksa kestirdi i iin ba kel gibi grnen. [DS] d, [d (yans.) d-] {az} is. 1. Kk olak veya kuzu. 2. sf. Cce. [DS] dl, [d-l] {az} sf. 1. Kk. 2. is. Y uvarlak tane. 3. Pimi m sr tanesi. 4. Koyun kei gibi hayvanla rn yuvarlak kat pislii. 5. Kk tane hline gel mi yn. 6. Sk rlm ey. 7. Kvrm. [DS] S dl dl, {az} 1. Tane tane; para para. 2. (Is traptan kvranmak) kvrm kvrm. 3. Zorla; g lkle. [DS]|| dl dl dnmek, {az} Istraptan, acdan kvranmak. [DS]|| dl dl etmek, {az} Yaltaklanmak. [DS]|| dl dl kanamak, {az} (Eller iin) yarlp atlayarak kanamak. [DS] dlck, - [dl-ck / dl-ck] {az} Kk dolu. [DS] dldam ak, [dl-da-mak] {az} g sz .f. [-r] [-d()yor] 1. U fak ilerle uramak. 2. Konumak; kay namak. 3. Geimini dzeltmek; kalknmak. [DS] dldanmalc, [dlda-n-mak] {az} dnl. f. [-r] (Kk ocuk iin) kendi kendine sylenmek; m rldanmak. [DS] dllanmak, [dlla-n-mak] {az} dnl. f. [-r] Te lalanmak. [DS] dlt, [dmg (yans.) > dl-t] {az} is. Y ksek sesle mrldanma. [DS] dr, [d-r] {az} sf. (Kii iin) ksa boylu; bodur, drck, - [dr-ck] {az} is. Kvrck. [DS] d, [d- ?] {az} sf. (Kii iin) ters; aksi, dmak, [dmg (yans.) > d--mak] {az} dnl. f. [-r] Bir ses duymak; ses iitilmek. [DS] dtmak, [d-t-mak] {az} gsz. f. [-r] Ekin, ot gibi bitkilerin bymesi durmak. [DS] dz, [d-z] {az} sf. Sasz; kel. [DS] dlamak, [tmg (yans.) > d-la-mak] {az} gsz. f . [-r] [-l()-yor] Tnlamak, dl, [d-l] {az} is. 1. Tahl sapndan yaplan ddk. 2. sf. Zayf; elimsiz. [DS] drak, - [ e l tavra-mak > tavra-k > dra-k] {az} is. 1. Erken olgunlaan, sar renkli, ksa sapl bir buday tr. 2. Harman zaman ilk elde edilen rn. 3. Sert ve sk adm. 4. sf. Zamanndan nce gelien. 5. (Giyim iin) gzel, dzgn ve k. 6. Gen. 7. Mert; cesur; kabaday. [DS] dram ak, [d-ra-mak] {az} g sz.f. [-r] [-r()-yor] Artmak; ykselmek. [DS]

nU K C ESM . d h am , [Ar. dahm > dham / zham {OsT} sf. (Nesne iin) iri ve kaim olan, dh, [d- / dh- ?] {az} sf. irkin. [DS] dh k , -ki [Ar. dhk / zhk J ] {OsT} is. Glme. 0 dhk-Sver, {OsT} Gldren; gldrc. -dik, [-dik /-dik / -dk / -duk / -tik / -tk / -tuk / -tk] yap. e. Fiillerden isim ve sfatlar treten ek. Olum lu ve olumsuz fiil kk ve gvdelerine getirilerek isim ve sfatlar yapar: tandk, bildik, tam dk (yz ler), iitilmedik (sz), alm adk (da). d ik 1 [da / dg / d / dik (yans.)] is. Anlalmayan , barma ve konum alar, bu biimdeki eitli g rltleri, telalar; arl, acl olmay ve sknty anlatan kk. [Zlfkar] dk+dk-a d ik 2, [da / dik / dik / dok / dk (yans.)] is. arpma, kalana, vurm a veya kendi kendine arparak, vura rak almay anlatan kk. [Zlfkar] dik dik, dik dem ek d ik 3, [dg / d / dik (yans.)] is. Dme ve yuvarlan ma bildiren kk. [Zlfkar] dk-r-lan-mak S d ik dem em ek, {az} Ses karmamak; tk dememek. d ik 4, [d / dik (yans.)] is. Tavuk vb. kmes hayvan larn arma nlemi, dik dik 0 dik dik, {az} }. K m es hayvanlarn arma nlemi. 2. Koyun ve kei arma nlemi. [DS] d ik 5, [Ar. dkk ja ] {az} is. 1. nce ar; erime hasta l. 2. Verem hastal. [DS] d ik 6, - [Ar. (Sur.) dikk ja ] {az} is. Mangal km rnn tozu. [DS] d k a 1 [? dka] {az} is. 1. Nokta; ufak leke. 2. Cilt , zerine yaplan kk dvme. [DS] d k a 2, [tk-a-mak > tk-a] {az} is. Tka. [DS] dka, [tk-a-mak > tk-a-] {az} is. ie, testi vb. kapa; tpa; mantar. [DS] dk ak 1 - [tk-a-mak > dk-ak] {az} is. Aa ka , pak; tka; tpa. [DS] dkak2, [Ar. dkk jlsa] (dka;k) {OsT} sf. 1. (Nesne ler iin) ufak; krnt; ince. 2. irden, dkalmak, [dk-al-mak] {az} dnl. f. [-r] Utan mak; sklmak. [DS] dkam ak, [tk-a-mak] {az} gl. f. [-r] [-k()-yor] 1. (ie, testi vb. az iin) kapatmak; tkamak. 2. (Sz, konum a iin) sylemesine frsat tanmamak; aznda brakmak. [DS] dkdka1 [dik (yans.) > dk+dk-a] {az} is. Sylen , me; geliigzel konuma. [DS] dkdka2, [dik (yans.) > dk+dk-a] {az} is. Asl; esas. [DS] dkdkac1 [dile (yans.) > dk+dk-a-c] {az} sf. Bir , iin asln, esasn aratran. [DS] dkdkac2, [dik (yans.) > dk+dk-a-c] {az} sf. Lafn bilmez. [DS]

(dha.m)

M I I H S M .1 1 9 7 diki, [eT. tik > diki > dk-m] {az} sf. Biraz; bir para; azck. [DS] dkck, - [dk--ck] {az} sf. Biraz; bir para; azck. [DS] dkk, - [dlc-k] {az} sf. (Kii iin) ksa boylu. [DS] dklmak, [tk-mak > dk-l-m ak {eAT} edil. f. [-ur] 1. Bir eyin iine girmek; dolmak; sokulmak. {az} (ayn) [DS] 2. {az} Hcum etmek; saldrmak. [DS] 3. {az} Dndklerini sylemek isteyip de syleyememek; tutulmak. [DS] dikim, [tk-mak > tk-m > dk-m] {az} s f 1. Biraz; bir para; azck. 2. is. Y enilen eyin aza atlan her bir paras; lokma. [DS] dknmak, [tk-malc > tk-m-mak] {az} dnl. f. [r] Eline geeni zamanl zamansz yemek; tkn mak. [DS] dikir1, [dik (yans.) > dlt-r] {az} is. Dme ve yu varlanma bildiren yansmal gvde. [DS] dikir2, [dk-r] {az} sf. (At vb. hayvan iin) zayf; gsz. [DS] dikir5 [tk-r / dk-r] {az} zf. ( ve durumun gidii , iin) dzgn; yolunda. [DS] dkrlanmak, [dk-r-la-n-mak] {az} gsz. fi [-r] Yuvarlanmak. [DS] dkmak, [tk--mak > dk--mak] {az} ite, fi. [r] Bir yere ok kii dolmak; tkmak. [DS] dktrmak, [tk-tr-mak > dk-tr-mak] {az} gl. fi. [-r] Rastgele doldurmak; sktrmak; soku turmak. [DS] dikiz, [tk-mak > tk-z > dk-z jJip ] {eAT} sf. 1. Tknaz; youn, {az} (ayn) [DS] 2. ok sktrl m; bastrlm; dolu; sk. 3. Skk; dar. 4. is. Havas bask yer. 5. yi pimemi ve kabarmam ekmek. 6. (Yiyecek iin) boazda kalan; kuru ve kat. 7. ok yapkan sar bir toprak. 8. ok nemli toprak. 9. stne baslm sert toprak. 10. Gelii gzel ve zensiz, rasgele yaplm i. 11. elik o mak oyununda on yerine sylenen say. 12. Atn koarken tkanp kalmas durumu. S dikiz gelmek, {az} 1. ok az eksik gelmek. 2. Ucu ucuna tamam gelmek. [DS] dkka, [dk-ka] {az} zf. Ayakta; dimdik; hazr ol vaziyetinde. [DS] S dkka durmak, {az} (Ak kemii iin) dik durmak. [DS] dkk, [Ar. tbk => dkk] {az} is. Ayn; tpk. [DS] dklak, - [dk-la-lc] {az} is. Emzikli testi. [DS] dklm, [tk-()l-m / dk()l-m] {az} zf. Tklma, dolma bildirir. [DS] S dklm dklm, {az} (Dolu luk iin) azna kadar; iyice; tamamen; hi bo yer yok; tklm tklm. [DS] dkmak, [tk-mak / dk-mak] {az} gl. fi [-ar] 1. ok doldurmak. 2. eri sokmak; koymak; tkmak.

DL

3. Kapamak. [DS] S 1 dikip doldurm ak, {az} Tka basa doldurmak. [DS] dknaz, [Yun. tinga (ok dolu) => tm ga (i karn) > dmga-z / tk-n-mak > dk()n-az ?] {az} sf. (Kii iin) orta boylu, salam yapl, toplu ve ar. [DS] dkrnmak, [dk-()r-m-mak] {az} dnl. fi. [-r] Sylemek istememek; sabretmek. [DS] d il1, [tl / dil] {eT} is. 1. anat. Dil; tat alm a organ. 2. Dil; anlama arac; lisan. dil2, [dal / dil] {az} sf. Geen; sona eren; sreksiz. [DS] > dil ikindi, {az} kindi vakti geerek; ikindi vakti sonu; akama yakn zaman. [DS] dil3, -l [Ar. dil1 {OsT} is.-* dili, dlaba, [eT. tilbe] {az} sf. H er eye karan; ok bilmi. [DS] dlacan, [Far. dil-zr (gnl yaralayan) ?] {az} sf. 1. (nsan veya hayvan iin) zayf. 2. (Ot iin) zayf.
[DS]

dlak, - [eT. tl (dil) + k (klt, e.) > dl-k / .jlb 35U] is. 1. Dilcik. 2. Kadnlk organnn st ya nnda yer alan cinsel doyum noktas olan blm; bzr; klitoris, d lan, [dla-n ?] {az} sf. (Kii iin) az byk ve ak olan. [DS] d lar, [Yun. tilari] {az} is. ocuklarn beiklerine konulan ilte. [DS] dldag, [tlt-mak > tld- / tlt- / dld-] (dlda:) {eT} is. Bahane, d ld am ak , [tl-d-mak / tl-t-m ak / dl-d-mak] {eT} gl. f i [-r] Dili kullanmak; konumak; sylemek, dldbz, [dal+db-z] {az} sf. 1. (Kii iin) sa tamamen dklm, ba ak. 2. (Kii iin) d kn; aalk. 3. Yoksul. 4. plak. [DS] d ild ir, [dil (geici) > dl-dr] {az} sf. 1. Hoppa; mark. 2. Yzsz. [DS] d ld rm ak , [dl-dr-mak] {az} gsz. fi [-r] 1. Son bulmak. 2. Geici olmak. 3. N e bulursa giymek; taktrmak. [DS] dl, -l [Ar. dl {OsT} is. mat. 1. Kenar. 2. Yan yz. 3. Karekk. 4. anat. Kaburga kemii. 5. K re de sekment. S d l- kim , {OsT} mat. D ik kenar. |J d F - kzib, {OsT} anat. B ir ucu bota kalan ka burga kemii. \\ d i- m cessem , {OsT} fiiz. B ir cis min kenar.|| d l- sahh, {OsT} anat. Gs kemi ine bitiik yedi kaburga kemii.j) d l- zaviye, {OsT} mat. Ann kenar. dlcan, [? dlcan] {az} sf. 1. Canl; enerjik. 2. (Kk kz ocuu iin) byk insan gibi konuan.
[DS]

dlk1 - [eT. tulun] {az} is. ene. [DS] , dlk2, - [dl-k] {az} sf. Serseri. [DS] dlkmak, [tl > tl-k-m ak > dl-k-mak] {eT} gsz. fi [-ur] Biri ile konumak; sohbet etmek.

le li r a m . dllanm ak, [dlla-n-mak] {az} dnl. fi [-r] Huysuzlanmak. [DS] dlfc, [dl-()k] {az} sf. Utanmaz; yzsz. [DS] dlk, -c [dl-k- ?] {az} sf. (Kii iin) sska; dala imi. [DS] dlk, [di-k- > dlk ? ] {az} sf. -* dlk. [DS] dllam ak, [dl-la-mak] {az} gsz. fi [-r [-l()-yor] 1. Alay etmek. 2. g l . f Savurup atmak. 3. Dala ya da ipe asmak. [DS] dllanm ak, [dlla-n-mak] {az} e d il.fi [-r] 1. Asl mak. 2. Bir yere tutunarak sallanmak. [DS] dilli, [dl-l] {az} sf. Geveze. [DS] d llk 1 - [dl-lk] {az} sf. (Kii iin) yaramaz; ye , rinde duramayan. [DS] dllk2, - [eT. tlak / dllk] {az} is. Kadnn diilik organ. [DS] dilm a, [tl > tl-ma / dl-ma] {eT} is. evirmen; tercman; dilma, d ltan m ak , [tl-t-mak / dl-t-n-mak] {eT} dnl. fi. [-ur] Bahane bulmak. d m 1 [dam / dun / dom (yans.)] is. Su veya baka , sv maddelerin damla damla akn bildiren kk. [Zlfikr] dun dm, dm-()z-r-mak S dm dm , {az} (Su ya da bir svnn ak iin) damla damla. [DS] dm 2, [dm (yans.)] is. Ksa aralklarla hareket etme, zonklam a bildiren kk. [Zlfikar] dm-r dmr, dm+dm-lan-mak, dm-r-da-mak dim a, [eT. tumagu > dima] {az} is. ksrk; nezle; ksrme. [DS] d m ak , - [? dmak] {az} is. Ak kemii. [DS] d m b , [damb / dmb / ditnb / donb / dmb / diimb (yans.)] is. Vurma, arpma, elle alma, alg alma gibi grltl ses karma ve ahenksiz konuma bildiren yansmal kk. dm b-l dnbl, dmb-r-damak, dmb-r-t dm bk, - [dmb-k] {az} sf. 1. Doymu. 2. ikin; gergin. 3. Sebatsz. [DS] d m b l1 [dmb (yans.) > dmb-l] is. Titreme, sallan , ma, oynama bildiren yansmal gvde, fi1 dm bl dm bl, {az} (Kii ve hayvan iin) im anlk belir tisi olarak yrrken elleri sarslan. [DS] dm bl2, [dmb (yans.) > dmb-l] {az} is. A a ya da topraktan yaplm kk yayk. [DS] d m b ld a m a k 1, [dmbl-da-mak] {az} gsz. f i [-r] [d()-yor] 1. Kmldamak; oynamak; sarslmak. 2. (iman kim se ya da hayvan iin) yrrken etleri titremek. 4. (Kap iindeki sv iin) alkalanmak. [DS] d m b ld am ak 2, [dmb (yans.) > dm b-ar-da-m ak > dmb-l-da-mak] {az} gsz. fi. [~rj [-d()-yor] Sy lenip durmak. [DS] d m b ld atm ak , [dmblda-t-mak] {az} gl. f . [-r] Tambur, saz ve cura gibi m zik aletlerini almak. [DS] d rnbr, [dmb-r] is. 1. V urma, alm a sesini bildiren yansmal gvde. 2. {az} is. Sa dklm ba. [DS] d m b rd a m a k , [dmbr-da-mak] {az} gsz. fi [-r] [d()-yor] 1. Sylenip durmak. 2. (Saz, cura, tambur gibi mzik aletleri iin) alndnda ses karmak. [DS] d m b rd a tm a , [dmbr (yans.) > dmbrda-t-ma] is. Bir vurm al ya da telli m zik aletini alma, seslen dirme; dm brdatm ak eylemi, d m b rd a tm a k , [dmbr (yans.) > dmbr-da-t-mak] {az} gl. fi. [-r] (Telli veya vurmal alglar iin) almak; seslendirmek. [DS] d m b rt, [dmbr-t] {az} is. Davul tr alglarn uzaktan duyulan sesi. [DS] d m bilik, -i [dmb (yans.) > dmb-l-k > dmb-il-ik] {az} is. Tef. [DS] d im dik, - [dm-d-k] {az} is. 1. Nokta. 2. sf. Bir tutam. 3. Kendi kendine ok glen. [DS] dm dkz, [d(m)+d/kz] {az} pekt. sf. Son derece tkz. [DS] d im d ik lik , - [dm()dk-lk] {az} is. A k saklk. [DS] d m dm , [dm (yans.) > dm+dm] {az} sf. 1. M z mz; mymnt. 2. is. Mrlt; hafife konuma; sy lenme. 3. Ut. [DS] d m dm , [dm + dm-] {az} is. Suyun tavandan damla damla akt maara; damlata maaras. [DS] dm d rz, [dmdr-z ?] {az} sf. 1. (Kii iin) vcudu zayf karn i. 2. ikin; gergin, 3. iman. [DS] dm d zlak , - [d(m)+d/zlak] (d mdzlak) sf. ve zfi. pekt. 1. rplak. 2. mecaz. Elindeki her eyini, imknlarn yitirmi; malsz mlksz. {az} (ayn) [DS] 3. {az} Y apayalnz; tek bana; kimsesiz. [DS] 4. Bombo. S d m dzlak k alm ak , Elinde avcm da ne varsa her eyini ve imknlarn yitir mek. dim i, [dm-] {az} is. 1. Suyun berrakl; tazelii. 2. Suyun lkl. [DS] S dim isi b atk , {az} (Su iin) lk. [DS]|| dim isi b a tm a k , {az} (Su iin) l maya y z tutmak. [DS]|| dim isi b atm , {az} (Su iin) lk. [DS] || dim isi d k , {az} (Su iin) lk. [DS]11 dim isi kak, {az} (Su iin) lk. [DS] d m k 1 - [dm-k] {az} is. 1. Ak kemii. 2. Ak , kemiinin kesi. [DS] d m k 2, - [dm--k] {az} sf. 1. (Su ve hava iin) lk. 2. Uyumu; szm. 3. is. Mayas az geldii ya da fazla scak olduu iin iyi tutmayan yourt. [DS] d m k, [dmk-] {az} sf. Cimri. [DS] d m l, [dm--1 ?] {az} sf. Parlak. [DS] dm m ak , [dm--mak] {az} gsz. fi. [-r] 1. Uyumak. 2. lmek. [DS] d m r, [dm-r] is. 1. Ksa aralklarla hareket etme, zonklam a bildiren yansmal gvde. 2. {az} sf.

(Kii iin) ksa boylu. [DS] d rn r d m r, {az} (Yara iin) iin iin acma ve zorklay. [DS] dm r, [dm-r] {az} is. stek. [DS] S d im in ek m ek, {az} Cam ekmek; istemek; arzu etmek. [DS] d m rd am ak , [dmr-da-mak] {az} gsz. fi [-r] [d(i)-yor] (Yara, ban iin) szlamak. [DS] d m rm ak , [dm-r-malc] {az} gl. fi. [-ir] 1. Bir eyin ucunu dzeltmek. 2. (Su iin) durgun akmak. [DS] dm k, - [dm-k] {az} sf. Gzel; iyi; uygun. [DS] dm k 1, [Ar. DmkI {az} is. 1. Sert demir; elik. 2. Karyola demiri. 3. Sandk ve paket amba lajnda kullanlan ince sac erit. 4. Sicim. 5. nce ve ksa urgan. 6. ri taneli birka tr zme verilen ad. 7. Al aa; yaban olmayan aa. [DS] dm k2, [Ar. Dmk {az} sf. 1. Gzel; ya kkl; k. 2. Derli toplu. 3. Kibar; zarif. 4. Dz; cilal; parlak. [DS] dm kJ, [db--k > dm-k] {az} is. 1. Km l danma; tprt. 2. Rzgrsz, ak fakat sert hava. [DS] dm klam ak, [dm k1 -la-mak] {az} gl. f i [-r] [l()-yor] 1. Sslemek. 2. (Toprak iin) ap'alamak; dzeltmek. [DS] dm m ak, [dm (yans.) > dm-mak] {az} gsz. fi [-r] 1. Uyumak. 2, Kurulmak; szlmek. 3. (St iin) mayalanacak scakla ve duruma gelmek. [DS] dm tam ak, [dm (yans.) > dm-ta-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-(d)-yor] H areket etmek. [DS] d m trm ak, [dm (yans.) > dm-tr-mak] {az} gl. fi. [-r] Scak suya souk su ekleyerek lk hle getirmek; ltrmak. [DS] d m tm ak 1, [dm (yans.) > dm-t-mak] {az} gl, fi. [-r] 1. Bayltmak. 2. ldrmek. 3. gsz. fi. l gibi hareketsiz kalmak. [DS] d m tm ak2, [dm-t-mak] {az} gl. fi. [-r] (Su iin) biraz stmak; ltmak. [DS] dm z, [dm (yans.) > dm-z] {az} is. Kan st k esi. [DS] dm lm ak, [dm (yans.) > dm -l-m ak / dm()l-mak] {az} gsz. fi. j- ] Biraz snmak; lmak. [DS] dm m ak, [tn-mak > dm-mak] {az} gl. fi. [-ar] nem vermek; tnmak. [DS] dm m am ak, [tl-mak > dm-ma-mak] {az} gl. fi. [z] [-m()-yor] nem vermemek; oral olmamak; tnmamak. [DS] d m ran m ak , [trm a-n-mak>dmran-mak
j i

(Yemek iin) ekimeye yz tutmak; bozulmak. [DS] dm zm ak, [dm()z--mak] {az} gsz. f. [-r] 1. Kavgaya hazr durumda bulunmak; atacak hlde olmak. 2. (Yemek iin) ekimeye balamak; ko kumaya balamak. [DS] d m zrm ak , [eT. tanz-mak > dm()z-r-mak] {avzl gl. fi. [-r] 1. Aktmak; damlatmak. 2. dnl. fi. Akmak; damlamak. [DS] -d m 1 [-dm /-di /-tn / -tin] {eT} {eAT} ek. e. U zak , lama, ayrlma durum ekidir, br-din (kurttan) -din2, [-dm / -din] {eAT} yap. e. 1. sim yapar, ay-dn. 2, Baz kelimelerden zarflar tretir, ng-din. d m ,1 [dan / din / dang / dan / dank / dmg / dnk / ding / dnk / dong / dg / dnk / dnglc (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma; vurma, dme; an y a da vurm al bir alg alma; ileri geri konuma ve m rldanmay bildiren kk. [Zlfkar] dn-d-k-la-mak, din d-z-la-ma, dn-la-mak, dm-l-da-mak, dn-mak din2, [d / dm (yans.)] is. Gereinden ok incelemeyi anlatan kk. [Zlfkar] dn-d-k-la-mak d m 3, [tn > dm <j>i] {eT} is. !, Soluk; nefes. 2. gnl. Ruh; can. 3. {eAT} Ses; seda. dm 4, [Sod. den] {eT} is. Din; mezhep. [EUTS] d m 5, [tin > dn] (d:n) {eT} is. 1. Dinginlik; hareket sizlik. 2. Rahat; huzur. 3. sf. Dinmi. 4. (Kii iin) bir eyle uramayan. 5. (Hayvan iin) bir mddet almad iin tembellemi, hamlam. d m 6, [eT. *tin > dm] {az} is. Gizlice dilenen ko numa. [DS] d m a z 1 [Erme, dnaz] {az} is. 1, Aksi adam. 2. aka. , 3. Alay; elenme; taklit. [DS] S d n aza alm ak, {az} Alay etmek. [DS]|j dm az etm ek, {az} A lay etmek. [DS] d m az2, [Yun. dinas / danas] {az} is. Yn; tnaz. [DS] dsnazna, [dmaz-n-a] {az} zfi. (Konum a ve davra n iin) istenilenin, sylenilenin aksine, zddna. [DS] d nckm ak, [dmc-k-mak ?] gsz. fi. [-r] 1. Bir iten kukulanmak. 2. in sonunu beenmedii iin bozmak; vazgemek; ii kartrmak. 3. Ackl bir haber almca kvranmak. 4. Sklmak. 5. zlmek; gcenmek, 6. Dolu hle gelmek, dm , [tm-mak (dinlenmek) > tn- > dm- gi] {eT} {eAT} sf. Din, dinlik, [d m -lk jJ jpi] {eAT} is. Dinlik, d in d a] r, [Sod. din + Far. -dr] {eT} is. Dindar; ayin o leri idare eden. [EUTS] dindi, [dm-d] {az} is. Huysuzluk; inat. [DS] d m d k 1 - [dn-d-k] {az} sf. 1. Alngan. 2. Sinirli. , [DS] d m d k 2, - [dm-d-k] {az} is. 1. ok kk mutfak

{eAT} y

dnl.f. [-r] Trmanmak, d m rm ak , [dm()r--mak] {az} gl. fi. [-r] Oral deilmiesine grnerek aleyhte alm a yapmak; saman altndan su yrtmek. [DS] dm zkm ak, [dm()z-k-mak] {az} gsz. fi'. [~()r]

DN

IM I R S O M . dmga-z / tk-m -m ak > dk()n-az ?] {az} sf. (Kii iin) ksa boylu, zayf ve kuru yzl; tknaz. [DS] dngdm g1 [dmg+dng] (dindin) {az} is. -* dindin1. , S dngdm g gelmek, {az} nemsiz, deersiz g rnmek. [DS] d n g d m g , [dmg+dmg] (dindin) {az} is. (ocuk dili) saz ve dier alg aletleri. [DS] dingi, [dng-] {az} sf. Snepe; tembel. [DS] dingil, [dmg-l] {az} sf. 1. Patavatsz; mark. 2. is. ki kulplu testi. 3. Kk sepet. 4. Kukonmaz i ei. 5. Bbrek. 6. Kk ocuun erkeklik organ. 7. Erkeklik bezi; husye. 8. Bezelyenin iindeki ta nesi. 9. Smk. [DS] dnglamak, [dngl-a-mak] {az} gsz. f. [-r] [-l()yor] Kmldamak; sallanmak. [DS] dngldak, - [dmglda-k] {az} sf. 1. (Kii iin) sallanarak yryen. 2. is. Koyun, kei, sr gibi hayvanlarn husyeleri; ko yumurtas. 3. ki teker lekli araba. 4. Kpr. [DS] dngldam ak, [dingil (yans.) > dmgl-da-mak] gsz. f i [-r] [-()-yor] 1. Kendiliinden sallanmak; oy namak; kprdamak; tingildemek. 2. U fak tefek i yapmak. 3. {az} Anlamak. [DS] 4. {az} Dinle mek. [DS] 5. {az} Zayflamak; hlsiz dmek. [DS] dingili, [dngl-] {az} sf. 1. (Kii iin) ufak tefek. 2. Azck; bir para. [DS] dnglle, [dmgl-ga > dmglle] sf. Hlsizlikten yorgun den. S dnglle gelmek, (Dven hay vanlar iin) berabere kalmak. dnglm ak, [dmg (yans.) > dng-l-mak] {az} gsz. fi [-r] 1. Takla atmak; tepesi st yuvarlanmak. 2. Devrilmek, dmek. 3. Burkulmak. 4. Yatp uyu mak. 5. Hasta olmak. 6. lmek. [DS] dnglt1 [dmg (yans.) > dng-l-t] {az} is. Hareket , hlinde olan eyin sergiledii sarsnt. [DS] dnglt2, [dmg (yans.) > dng-l-t] {az} is. Az da la; drlt; tartma. [DS] dm gr1 [dmg (yans.) > dng-r] is. Yuvarlanma, takla , atma; vurma, dme; an ya da vurmal bir alg alma; ileri geri konum a ve mrldanmay bildiren yansmal gvde. S dmgr dngr, {az} (Mzik aleti alm ak iin) tngrtl sesler kartarak.\\ dm grna takm amak, {az} nem vermemek; oral olmamak. [DS] dmgr", [dmg (yans.) > dmg-r] {az} sf. (Kii iin) zayf; elimsiz; et tutmayan. [DS] dm gr3, [dmg (yans.) > dmg-r] {az} sf. 1. Kel; sa dklm. 2. is. Uyuz hastal. [DS] dmgr4, [Ar. tennr (frn) / tm g-r > dng-r] {az} is. Ekmek piirilen sac. [DS] dmgra, [Ar. tanbre / dmg (yans.) > dmg-r-a] {az} is. Tambur, balam a gibi mzrapla alnan sazlar. [DS] dngrdamak, [dmgr-da-mak] {az} gsz. f [-t] [-

eyas; kk yem ek kab. 2. Kk, iesiz gaz lambas; idare. 3. Gaga. [DS] dmdklamak, [dndk-la-mak] {az} glf M [l()-yor] 1. Bir eyi gereinden ok incelemek. 2. Eyay evirip evirerek kartrmak. 3. gsz. fi Bir eyle gereinden ok uramak. 4. Yava yava hareket etmek. [DS] dindl, [dnd-1] {az} is. Gurur. [DS] S1 dmdlna demek, {az} Gururuna dokunmak. [DS] dindin1 [dm (yans.) > dm+dn] {az} sf. 1. Mzmz; , mymnt. 2. Anlamsz ve yersiz konuan. 3. Dedi koducu; szleriyle bakasn rahatsz eden. [DS] dindin2, [dm (yans.) > dm+dm] is. (ocuk dili) m zik aleti. dndnk, [dm (yans.) > dm+dm-k] {az} is. Yapma bebek; ocuk oyunca. [DS] dmdrmak, [dm-dr-mak] {az} gl. f i [-rj nem vermek. [DS] dndzlamak, [dmd-z-la-mak / Erme, dmaz > dmazla-mak ?] {az} gl. f i [-r] [-l()-yor] natlk et mek. [DS] dindik, -i [ing. dandik > dm-dik] {az} sf. Bece riksiz. [DS] dndurmak, [tm-mak > tm -dur-mak > / dm-dur-mak] {eT} gl. f. [-ur] Rahat ettirmek; dinlendirmek. [DLT] dng1 [dan / din / dang / dan / dank / dmg / dnk / , ding / dink / dong / dng / dnk / dngk (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma; vurma, dme; an ya da vurmal bir alg alma; ileri geri konuma ve m rldanmay bildiren kk. [Zlfkar] dng-a-la-k, dng-l-t, dng-l-mak, dng--la-mak, dng-a-la-k klmak, dng-l namaz klmak, dng-r, dmg-r-damak, dng-l mngl, dng-r dn-r dmg2, [dm ib ] (din) {eAT} is. Ses; seda, fi1 dm dur mak, {eAT} Skt etmek; ses karmamak. dnga1 [dm-ga] {az} sf. Sasz; kel. [DS] , dmga2, [dn-a] {az} sf. 1. ok bilmi; ukala. 2. Karn i olan; hastalkl. 3. is. Kk testi. 4. K k kulplu testi. 5. Toprak mlek; gve, f*. K k inko kap; marapa. [DS] dmgack, - [dna-ck] {az} z f te; karda; orada. [DS] dngala, [dmgal-a ?] {az} sf. 1. (Kii iin) ar ar hareket eden. 2. Geriden gelen. [DS] dngalak, - [dmgala-k] {az} is. Takla. [DS] B dngalak klmak, {az} Takla atmak. [DS] dngalmak, [dmg-al-mak] {az} gsz. f. [-ir] Ayakta dimdik durmak. [DS] dngana, [dmgan-a ?] {az} is. Kendir dvmekte kullanlan bir tr su dolab. [DS] dmgaz [dng-az] {az} is. Tepe; doruk; u. [DS] dmgaz2, [Yun. tinga (ok dolu) => tm ga (i karn) >

liii 1 1 I

1201

DIR

d()-yor] Srekli olarak yerli yersiz konumak; sylenmek; drdr etmek; mrldanmak. [DS] dmgrdatmak, [dngrda-t-mak] {az} gl. fi. [-r] 1. Tkrdatmak. 2. (Saz vb. iin) almak; seslendir mek. 3. Alay etmek. 4. Atlatmak; aldatmak. [DS] dnglamak, [dm-la-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-l()yor] (Topa iin) dnerken vmltl ses karmak. [DS] dngrganak, [dmr-ga-mak] {az} gl. fi [-r] [-g()yor] 1. Dikkatle dinlemek. 2. Gizlice dinlemek. [DS] dngrtlk, - [dmgrt-lk] {az} is. Gevezelik. [DS] dng, [dmg-] {az} is. 1. Poaann zerine yap lan ekil. 2. sf. Zayf; elimsiz. 3. Kel; sa dkl m. [DS] dmglamak, [*tn > tm -l-mak > dm-la-mak] (dhla:mak) {eT} gl. fi. [-r] (Sz iin) dinlemek; tut mak; uymak. dnlamak, [tm-l-mak > tm -la--m ak > dn-la-mak] (dfilamak) {eT} ite, fi. [-ur] Birlikte dinle mek; dinlemekte yarmak; dinlemek. dnglatmak, [tn-l-mak > tn-la-t-m ak > dn-l-tmak] (dhlatmak) {eT} gl. fi. [-ur] Dinletmek. [DLT] dngmak, [tm-mak > dm -m ak dngsuz, [dn-suz kin; sakit. dmgsuzcek, [dn-suz-cek AT} zf. Sessizce; yavaack, dngsuzn, [dm-suz-m Sessizce; yava sesle; hafyen. dmgszlk, [dm-sz-lk d J j j - i 'i ] (dnszliik) {eAT} is. Sessizlik; skt, dmlanak, [dm-la-mak] {az} gsz. f. [-r] [-l()yor] Srekli olarak gerekli gereksiz konumak; sylenmek; mrldanmak. [DS] dnlmak, [tm-mak > tn-l-m ak > dm-l-mak] {eT} edil. f. [-ur] 1. (Sknt vb. den) kurtulunmak. 2. Dinlenilmek; rahata erilmek. [DLT] dnk, [dan / dm / dang / dan / dank / dmg / dnk / ding / dinle / dong / dting / dnk / dngk (yans.)\ is. Yuvarlanma, takla atma; vurm a, dme; an ya da vurmal bir alg alma; ileri geri konum a ve m rldanmay bildiren kk. [Zlfkar] dmk-l, dnk-l-k dnka, [eT. tn > dnlc-a] {az} is. Sylenmesi ge rekm edii hlde sylenen sz. [DS] dnkabak, - [din (ok ar) + kabak] {az} is. 1. Su kab olarak kullanlan ii boaltlm asma ka ba. 2. (Kii iin) sinirli; sert; abuk fkelenen. 3. Salar sfr numara ile kesilmi. 4. Sa dklm; kel. [DS] dnkaz, [Yun. tinga (ok dol) => tm ga (i karn) > dmga-z >:>] {eAT} sf. 1. Tknaz. 2. ri yar. (dnsuzn) {eAT} zf. (dnsuzcek) {e{eAT} gsz. fi. [ur] Ses karmak; sz sylemek; konumak, S] (dinsiz) {eAT} sf. Sessiz; sa

dnklk, - [dnkl-lc] {az} sf. Oynak. [DS] dnklm ak, [dnk-l-mak] {az} gsz. fi [-r] Y kl mak; devrilmek; yuvarlanmak. [DS] dnlamak, [dm-la-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-l()-yor] 1. Srekli olarak yerli yersiz sylenmek; mrldan mak. 2. (Ar gibi bcekler iin) ses karmak. [DS] dnm ak1 [tm-mak > dln-mak , {eT} {eAT} gsz. fi. [-ar] Ses karmak; sz sylemek; konumak. dnm ak2, [tm-mak > dm-mak] {eT} gsz. fi. [-ar] 1. Dinmek. 2. Dinlenmek. 3. Soluklanmak, dnm amak, [tn-ma-mak > dm-ma-mak {eAT} gsz. fi. [-z] 1. Ses karmamak; sylememek. 2. {az} Aldr etmemek; deer vermemek; tn mamak. [DS] dnsramak, [tin > tm-sra-mak > dm-sra-mak] {eT} gsz. fi. [-r] Nefesi kesilmek; soluk alamamak; can sz olmak. dinsiz, [tn > tm -sz > dm-sz] {eT} sf. Cansz; ruh suz. dntar, [Sod. dm + Far. -dr] {eT} is. 1. Dindar; ayinleri idare eden. [EUTS] 2. Sekin; seilmi; s tn. [EUTS] dpdzlak, [d(p)+d/z-la-k / d(m)+d/z-la-k] {az} sf. 1. rplak. 2. (Yer iin) otsuz ve dmdz. -dr-, [-dr- / -dir- / -dr- / -dur- / -tir- / -tr- / -tur- / tr] yap. e. 1. Fiilden fiil treten ek. in bir baka sna gemesi, birisine yaptrlmas sz konusu olan kavram tayan fiiller tretir: yaptrmak, kaldr mak, bildirmek, tutturmak. 2. Dnl atl fiilleri ettirgen atl klar: bulundurmak, emdirmek, g e indirmek, giyindirmek, sevindirmek. 3. te atl fiillerden ettirgen atl fiiller klar: bltrmek, dvtrmek, attrmak, yaztrmak. -dr, [-dr / -dir / -dr / -dur / -tir / -tr / -tur / -tr] ek. e. 1. simlere, sfatlara ve ekimli fiillere ekle nerek kesinlik veya olaslk anlam katar. 2. Birinci tekil ve oul kii ile ekimlenmi fiillere vnme ve yatknlk kavramlar kazandrr: alkandr, yazardr, gelmitir, alkanmdr, biliyoruzdur. d r1 [dar / dr (yans.)] is. Basn ya da hz nedeni ile , srtnmeyi, gaz ya da akkan nesnelerin kapal bir yerden basnla darya atlmasn, buna benzer konumay anlatan kk. [Zlfkar] dr dr, dr dr etmek, dr+dr-k, dr+dr-la-n-mak, dr-la--mak, dr-gl-da-mak, dr-l-t, dr- dv-k dr2, [dr (yans.)] is. Yar anlalr, yar anlalmaz sylenen sz. dr dr, (Sylenmek iin) srekli ve bezdirecek biimde; durmadan. dr3, -r [Ar. dr' {Os T} is. as. Deri veya telden yaplm sava zrh, dr- postn, Zrh kapl krk. drabza, [Yun. trapeza] {az} is. Masa. [DS] drabzan, [Far. drbzln [EREN] / in. d banqin [Doerfer]] {az} is. Merdiven korkuluu; trabzan. [DS]

DIR

I M Iir e iM . tkl. 3. {az} Kel. [DS] 4. {az} is. ri tlm un. [DS] 5. {az} Dokunuu hatal, przl elbiselik kuma. [DS] 6. {az} nsan gcendirecek sz. [DS] draz2, [Far. drz / derz jl.p] (dra:z) {OsT} sf. Uzun. S drSz-dest, {OsT} E l uzatan; eli uzun. drazi, [Far. drz lSjLp] (dra:zi:) {OsT} is. Uzunluk. draziamak, [Far. derivs / Erme, drgoc => trkaz > trkaz-la-m ak / draz-la-mak] {az} gl. fi [-rj [l()-yor] Kapy srglemek. [DS] drbz, [drb-z ?] {az} is. Ya odun. [DS] drbzan, [Far. drbzm [EREN] / in. d banqin [Doerfer]] {az} is. M erdiven korkuluu; trabzan. [DS] drca, [dr-ca] {az} sf. Herkese kar gelen; itaatsiz; sz dinlemeyen. [DS] e? drca drca, {az} Aa vurmadan; iin iin, [DS]|| drca gelmek, {az} Saygszca karlk vermek; kar gelm ek; kar koymak. [DS] dran, [dr+can > dran] {az} sf. ok zayf. [DS] drk, - [? drk] {az} is. 1. ifte; tekme. 2. Sandalye ve masa aya. 3. sf. (Kii iin) ayana abuk. [DS] drklanm ak, [drtk-la-n-mak] {az} dnl. fi. [-ir] (Hayvan yavrular iin) neeyle oynaarak srayp tekme atmak. [DS] drm, [dr-m ?] {az} sf. Azck; bir damla. [DS] drda, [? drda] {az} is. Kambur. [DS] S drdas kmak, {az} Beli eilmek; kamburu kmak. [DS] drdalamak, [drda-la-mak] {az} gsz. fi [~r] [-l()yor] Beli eilmek; kamburu kmak. [DS] drdbk, - [dr+db--k] {az} is. 1. Dedikodu. 2. A z kavgas; tartma. 3. nemsiz, deersiz ey. [DS] S drdbk karm ak, {az} Geimsizlik et mek; kavga karmak. [DS] drdr, [dr (yans.) > dr+dr] is. 1. Srekli bezdire cek biimde gereksiz yinelenip sylenen sz. 2. sf. Yerli yersiz konuan; geveze. S drdr karmak, ekimeye, geim sizlie y o l amak.\\ drdr etmek, Bezginlik verecek biimde srekli sylenip durmak. d rd r, [dr+d-c] sf. D rdr etme alkanl edin mi olan. drdrclk, - [dr+drc-lk] {az} is. Gevezelik. [DS] drdrk, - [dr+dr-k] {az} sf. Yerli yersiz konu an; geveze. [DS] drdrlanm a, [dr+dr-la-n-ma] is. D r dr sylenme; drdrlanmak eylemi, drdrlanm ak, [dr+dr-la-n-mak] gsz. f i '[-ir] 1. Drdr etmek. 2. G ereksiz yere ok fazla konumak; gevezelik etmek, drdvk, - [dr+db--k] {az} sf. 1. Yerli yersiz ok konuan; geveze. 2. Kavgac. [DS] drdvrak, - [d(r)+d/v-ra-k] {az} pekt. sf. ok uygun; tpatp. [DS]

draf, [Ar. tarrif (bataki atlar en geriye gtr) [Tietze] <-i>] faz} is. Dven srerken iteki kz da, dtakini ieri almak iin yaplan yn dei tirme ilemi. [DS] fi1 draf etmek, {az} Dven sren kzlerden iteki da, dtaki ie gelecek ekilde yn deitirmek. [DS] draga, [Bulg. draka] {az} is. K ara al, (Paliurus spina-christi). [DS] dragon, [Fr. dragon (atl asker) ^ j * ] is. 1. {OsT} H afif svari (2. Abdlham id zamannda kurulan bir svari alay.). 2. Byk ylan; ejderha. 3. spor. Bir yelken yar tr. 4. sf. argo. Parasz; zrt, draan, [Yun. draganos (gevrek)} {az} is. Ge olgunlaan, uzun sapl, pembe renkli, sert bir kiraz tr. [DS] draat, [Yun. dragatis] {az} is. 1. Ba bekisi. 2. K r bekisi. [DS] draunan, [t. dragomanno {OsT} is. 1. Ter cman. 2. Tanzim at ncesi im paratorluk dnemin de tercmanlk yapan grevlilere verilen unvan, drahan, [Far. dirahn j l - j j ] (draha:n) {OsT} sf. Parlak. draht, [Far. diraht {OsT} is. Aa. drak1 - [di-re-k > dr-a-k] (d:rak) {az} is. 1. , abuk hareket edebilme durumu. 2. Kvraklk; e viklik. 3. Nazl, edal yry. 4. Giyilen elbise ve ayakkablarn vcuda tam gelmesi, oturmas. 5. sf. Kat; sert. [DS] drak2, [Ar. daraka > drk jLp] (dra:k) {OsT} is. Deriden yaplm kalkanlar, dram, [Erme, dram] {az}is. 1. Kazlmas zor, sert ve akll toprak. 2. sf. (Kii iin) uyuuk. [DS] d randk, - [Bulg. drmdar (halla)] {az} is. Halla yay. [DS] dran, [Yun. drani] {az} is. Damn dz ksm; tah tabo. [DS] drap, [Rus. trap (asma merdiven)] {az} is. 1. A ra bann yan tahtas. 2. Kannn iskeletini oluturan A eklindeki iki aa. [DS] drav1 [Far.diraht => drav] {az} is. Yokutan i, nerken kanlarn tekerleklerinin nne eklenen ve fren grevi yapan kaim sopa. [DS] drav2, [drav (yans.) is. Silah sesi, d rav, [Krt, direv (yalan)] is. argo. Para, dravac, [Krt, direv (yalan) > drava-c] {az} sf. 1. Palavrac; yalanc. 2. Arsz. 3. Dilenci. 4. Titiz. S. Saman altndan su yrten, dravuzlamak, [Far. derivs => dravuz-la-mak] Za z} gl. f. [-r] [-l()-yor] (Kap iin) srmelemek; dayaklamak. [DS] draz1 [taraz (prz) > draz] sf. 1. ri. 2. Ellendiin , de iri taneler veya katlklar hlinde hissedilen; ptir-

1203

DIR

drlam ak2, [darl-mak > darl--mak] {azj ite, f . [-r] Darlmak. [DS] drldamak, [drl-da-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-d()yor] Yerli versiz ok konumak; gevezelik etmek. [DS] drldanm ak, [drlda-n-mak] {az} dnl. fi. [-r] drgam , [Ar. drm / zrm pL fcj~i>] (dra:m) {OsT} Gereksiz yere ve ok konumak; sylenmek. [DS] is. Aslan. drlt, [dr (yans.) > drl-t] is. 1. Bezdirici bir b i drgame, [Ar. drme (dra.me) {OsT} is. imde sylenme; drdr. 2. ekime; tartma, Aslan. drmak, [tr-mak > dr--mak] faz} gl. f i [-r] 1. Kazmak; syrmak. 2. Tarladaki rn trm kla d rg a z 1 [drga-z] {az} is. 1. Gne grmeyen, , toplamak. [DS] karanlk maara. 2. Toprak iine yaplm ev. [DS] d rg az2, [Far. derivs / Erme, drgoc => trkaz ?] drnga,.[drn-ga ?] {az} s f (p vb. iin) ok gergin. [DS] <5 d rn g ay a gelm ek, {az} ok gerilmek. {az} is. Kapy arkadan kapamaya yarayan dayak; [DS] kap srgs; trkaz. [DS] drgl, [dr-gl / dr-g-1 ?] {az} sf. 1. (Kii iin) d rtk , [dr-t-k ?] {az} sf. (Kuma iin) ince ve dayanksz. [DS] zayf, kuru; elimsiz. 2. zrl; sakat. 3. Alacal; d n tm a k 1 [dire-t-mek > dr-t-nak] {az} gsz. fi [, eit eit renkli. 4. is. Gereksiz, bo sz. 5. am r] 1. Diretmek. 2. Kar koymak. 3. Bandan de dallarnn ucundaki buday byklndeki to fetmek; kovmak. [DS] murcuklar. [DS] d n tm a k 2, [dr (yans.) > dr-t-mak] {az} gsz. fi. [d rgldam ak, [drgl-da-mak] {az} gsz. f. [-r] [r] Bandan defetmek; kovmak. [DS] d()-yor] Gereksiz yere ok konumak; gevezelik drz, [dr-z] {az} sf. (Kii iin) zayf, kuru ve etmek. [DS] elimsiz. [DS] dra, [eT. diri > drga] {az} is. 1. Dzen; dirlik. 2. d rzlam ak , [drz-la-mak] {az} gl. fi. [-r] [-l()Yiyecek, iecek; erzak. [DS] yor] Germek. [DS] diri, [dr-] sf. (Kii iin) kt kalpli, d in , [Krt, dirij (uzun)} {az} sf. (Kii iin) kuru; d rzlan m ak , [drzla-n-mak] {az} dnl. f. [-r] 1. Gerinmek. 2. imek. [DS] elimsiz; mecalsiz. [DS] drkaz, [Far. derivs => drkaz] {az} is. Ahra b i -dirik, [durmak / turm ak > dur-uk > -dirik / -dirik / tiik ev veya oda. [DS] trk / -tirik / -drk / -duruk / -trk / -turuk] yap. drkazlamak, [trkaz-la-mak] {az} gl. f i [-r] [-l()e. simden isim treten ek. Durduran, tutan anlam yor] Kapy arkadan srglemek. [DS] larnda iin yaplmasn salayan ara isimleri ya drlaan, [dr-la-mak > dr-la-an] {az} sf. Yerli par: boyunduruk, diindirik, akndrk (am sakz). yersiz konuan; geveze. [DS] d irik 1 - [dr-k] {azj sf. Zayf, kuru, elimsiz. , drlama, [dr-la-ma] {az} is. 1. Drlam ak eylemi. 2. [DS] S1 d irik d rsk , {az} Skk, yrtk. [DS] Gereksiz ve geliigzel konuma. [DS] d irik2, - [dr-k] {az} is. shal. [DS] d irik , - [dr-k] {az} is. 1. Yer; toprak. 2. Kk; drlamak, [dr (yans.) > dr-la-mak] {az} gsz. fi'. [r] [l()-yor] Gereksiz ve ok konumak; gevezelik temel. [DS] S d irik tu tm a k , {az} B ir ite sebat etmek. [DS] etmek; sonuna kadar beklemek; tutunmak. [DS] drlanma, [drla-n-ma] is. Rahatszlk verici biimde d irik 4, - [de-ik > dr-k] {az} is. Sincap. [DS] sylenme; drlanmak eylemi, d rk lam ak , [drk-la-mak] {az} gsz. f. [-r] [-l()drlanmak, [drla-n-mak] dnl. f i [-r] 1. Bakalar yor] shal olmak. [DS] n tedirgin edecek, bezdirecek biimde sylenmek; drk lam ak , [drkla--mak] {az} ite f. [-r] drdr etmek, {az} (ayn) [DS] 2. {az} ok m z (Kadnlar iin) karlkl olarak birbirlerine kt mzlanp alamak. [DS] sz sarf etmek; svmek. [DS] drlama, [drla--ma] is. Kavga etme, drlamak ey d rkm ak, [tur-ulc-mak / dr-k-mak] {az} gsz. f i [lemi. r] 1. Snp yerlemek. 2. Y urt tutmak. 3. Ko drlamak, [drla--mak] ite, fi. [-r] 1. Az dala mak; kamak; seirtmek. [DS] etmek; kavga etmek, {az} (ayn) [DS] 2. {az} D e d in i1, [dr (yans.) > dr-l] is. Yar anlalr, yar dikodu yapmak. [DS] anlalmaz sz sylemeyi anlatan yansmal gvde. drma, [Yun. trimma] {az} is. orbalk kesilmi diril2, [dr (yans.) > dr-l] {az} is. Dere kenar. [DS] hamur. [DS] S 1 drma orbas, {az} Kesilmi ha diril3, [ng. drill] {az} is. A d kaput bezi. [DS] murdan yaplan bir tr orba. [DS] d rlam ak 1 [dr--la--mak] {az} ite, fi [-r] Tar , drma, -c [eT. trm a-mak > dr-ma] {az} is. 1. tmak. [DS] drga, [dr-ga] {az} sf. Titiz. [DS] drgak, - [der-mek ? > dr-ga-k] {az} sf. Derli toplu; dzenli. [DS] drgahk, - [drga-lk] {az} is. G eilemeyecek ka dar sk allk. [DS]

DIR

IM U K C E S E b O K .
drtdrt, [drt (yans.) >drt+drt] {az} sf. (Yiyecek iin) yeteri kadar kaynatld hlde pimemi. [DS] drtlmak, [drt-mak (ekmek) > drt-l-mak] {az} gsz. f. [-r] Darlp bir ie karmamak; ksmek. [DS] drtlak, - [drt (yans.) >drt-la-k] {az} sf. 1. K or kak. 2. Zayf, kura, m ecalsiz (kimse). 3. Kurutul mu zmlerin arasnda kalan yeteri kadar kuru mam taneler. [DS] drtl, [drt (yans.) > drt-l / dert-li ?] {az} sf. 1. Miskin; mzmz. 2. Zayf, kuru dermansz (kimse). 3. Hastalkl. [DS] drtmak, [tart-mak / drt-mak] gl. f. [-ar] 1. {eAT} ekmek. 2. {az} K olay trm anabilmek iin aa gvdesine basam ak eklinde entikler amak, drtmk, - [drt-mk] {az} is. Trmk. [DS] drtmklamak, [drtmk-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] Biilmi ekini trm k ile toplamak. [DS] drvana, [Bulg. drvena] {az} is. 1. Yayk. 2. o banlarn st sadklar iki kulplu inko kap. [DS] drzanlamak, [? drzan-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] A lay etmek. [DS] -da, [-d-sa / -di-se] {eAT} yap. e. Fiillerden zarf fiil tretir, bugnk -nca ilevi ile karlanabilir, dsdbl, [d(s)+d/bl] {az} sf. 1. rplak. 2. Para sz. [DS] dsdvrak, - [d(s)+d/vra-k] {az} [sf. 1. Hafif. 2. is. Hafiflik. [DS] d 1 [d / di (yans.)] is. Przl yzeylere srtnme , srasnda kan sesi anlatan kk. [Zlfkar] d-r dr d , [ta / t / d] is. 1. B ir eyin veya yerin snrlan tesinde kalan yer. 2. Bir eyin grlen, ite bu lunmayan yz. 3. Bir konunun veya kavramn kapsam na girmeyen ey. 4. Bir kimsenin grn teki hl ve hareketleri; fizik yaps. 5. Bireyin znden kaynaklanmayan, birey tesi varlk. 6. sf. Bir yere veya bir eye gre belirlenen snrlar d nda kalan. 7. Birinin veya bir eyin kendi zn den olmayp da baka kii ve ortamlardan kaynak lanan. 8. Yabanc lkelerle ilgili; yabanclara ait. S d a, mat. ki doruyu kesen baka bir dorunun, bu dorularn dnda: kalacak ekilde yapt a.\\ da dnk, /. psikol. K endi duygu ve dnceleri yerine nesnel ve toplumsal evreye ynelmi. 2. bot. iekte da doru sarkan balk biimi, i. ekon. Yabanc sermayenin yurda arlmas, youn teknikler kullanlmas ve d pazar aramaya yne lik (ekonomik politika).|| da dnklk, psikol. K iinin kendi duygular yerine nesnelere ve toplu ma ynelm e durumu. || d akl, (Blge iin) akar sular ak denizlere ulaan.\\ d alulhk, (Blge ler iin) akarsularnn ak denizlere ulamas du rumu.,|| d lem , fel. Bilincimizin kart olarak, algladmz nesnelerin tm. || d alm, tic. Ya

Srtta yk tam ak iin koltuk altlarnda geirilerek balanan yn rg ip. 2. Srta balanarak tanan yk. 3. Ykn sarlp balanarak srta alnabilecek duruma getirilmesi. 4. Ykn srta alnmas. [DS] drm alam ak, [drma-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] Tanacak yk srta skca balamak. [DS] drm alanm ak, [drmala-n-mak] {az} edil. f. [-rj (Y k iin) srta skca balanmak. [DS] drm alamak, [e l . trm a-mak > trm a-la-mak / drma-la-mak] {az} gl. f. [~r] [-l()-yor] 1. Trma lamak. 2. (Kayalk yer, dik yoku iin) emekleye rek kmak. drmalk, - [trma-lk] {az} is. Sk allk. [DS] drraan, [Yun. daimon (cin)] {az} is. 1. Cin. 2. Dev. 3. atda kiremit altna konulan kaim aalar. [DS] d rm a n m a k , [trma-n-mak > drma-n-mak j>}] {eAT'} g sz.f. [-ur] Trmanmak, d rm am ak , [eT. traa-m ak > trma--mak] {az} ite, f. [-ur] 1. Birlikte trmanmak. 2. (Sarmak, asm a vb. iin) sarlmak; trmanmak. [DS] d rm k 1 [eT. tarma-mak > trm(a)-k] {az} is. Tr , mk. [DS] drm k2, - [eT. tarm ak (pene)] {azf is. Trnak yaras; trm alam a sonucunda oluan iz. [TS] [DS] drmk, [drmk-] {az} sf. Sz tayan. [DS] drmnt, [trman-mak > drman-t] {az} is. rn devirme srasnda dklen ve trmkla toplanan dkntler. [DS] drna, [eT. trna > dim a jj-^o] {eAT} is. Trnak; pene, t? drna urraak, {eAT} Pene atmak. drnak, - [eT. trna > dm ak &ji] {eAT} {az} is. Trnak. [DS] S drnak kadar, {az} ok az. [DS]|| drnak yaras, {az} Trnaklarda kna ile yaplan bir tr ss. [DS] drnakl, [tmak-l] {az} is. Bir tr pide. [DS] dr nakz, [tmak-sz] {az} sf. 1. Soyguncu. 2. Dalavereci; dzmeci. [DS] drra, [Ar. drra ).> {OsT} is. 1. Krba. 2. Tura, _ ] drs, [Ar. drs / zrs y ^ ] {OsT} is. Az dii. drsk, - [drs-k / dr()s-k] {az} is. 1. Delik. 2. Eskiyip paralanm; yrtk. 3. Harap olmu; ykk. [DS] drs, [Ar. drs (drsi:) sf. Az dii ile ilgili, -drt-, [-dr-t- / -dir-t- / -dur-t- / -dr-t- / -tr-t- / -tir-t/ -tur-t- / -tr-t-] yap. e. Fiilden fiil treten ek. iin bir bakasna gemesi, birisine yaptrlm as sz konusu olan kavram tayan fiiller tretir; geili yaplan fiillerin geililik derecelerini arttrr, drt, [drt (yans.)] is. Gl bir ekilde srtnme, gaz ve koyu sv maddelerin kapal bulunduklar yerden basnla dar atlmasn anlatan kk. [Zlfkar] drt drt, drt-l-mak, drt-la-k, drt-l / jiU p

D I
banc lkelerden m al alma; ithalat. || d almc, tic. thalat.\\ d almclk, tic. thalat yi.|| d asalak, zool. B ir hayvann zerinde asalak olarak, oun lukla da kan em erek yaayan bcek.\\ d at, spor. Futbolda topun, kar takm oyuncularnca ke ile kale arasndaki izgiden veya kale stn den alan dna karlmas durumunda topun oyu na dahil edilmesi iin yaplan vuru.\\ da vur mak, psikol. D uygularm gizleyememek, belli et mek, || da vurum, psikol. Ruhsal olaylarn dtan gzlenebilir hareket ve ifadelerle yanstlm as du rumu; insan ruhunun alglanabilecek biimde ken dini da yanstmas. || da vurumcu, gz. sntl. Olaylar, varlklar gerekte olduu gibi deil de kendi i dnyasna gre anlatan sanat; ekspres yonist,|| da vurum culuk, gz. sntl. Olaylarn, varlklarn gerekte olduu gibi deil de sanatnn kendi i dnyasna gre anlatlmas anlayna da yanan sanat akm; ekspresyonizm.|| d bakala m, jeol. Magmann sokulmas ile komu kayalarda meydana gelen bakalam.\\ d beslenme, biy. Kendisi iin gerekli maddeleri sentez yoluyla yapam ayp yeil bitkilerden veya dier organizm a larn vcutlarndaki organik maddelerden sala ma d bor, eko. D evlet btesinde, kam u ve .|| zel sektr iin d lkelerle, d lkeler kurum ve kurulularndan salanan bor. || d ekim, sin. Bir film in stdyo dnda yaplan ekimi. || d ev re, psikol. Kiinin dnda olan, kendisinin de bi linli veya bilinsiz olarak tepkide bulunduu uya ranlarn tm.\\ d izgisi, spor. Futbolda ke ile kale arasnda kalan izgi. || d okgen, mat. K e narlar bir dairenin ember izgisi zerine gelen okgen.\\ d deri, biy. Sinir sistem ini ve duyu or ganlarn oluturan, embriyonun d yzn rten tabaka; ektoderme. || d donu, {az} Pantolon. [DS]|| d dnya, 1. lke d. 2. fel. Bilincimizin kart olarak, algladm z nesnelerin tm. \\ d evlilik, sosy. Evlenecek kimsenin eini kendi soy veya boyunun dndan birini sem esi kuralna da yanan evlilik biimi; egzogami.\\ d gebelik, tp. Dllenmi bir yum urtann dl yata dnda ge lim esi^ d gezegen, g k b. Yrngesi y e r yrn gesinin dnda olan gezegen. || d gezi, lke dna yaplan gezi.|| d gler, 1. Ekonomi ve politika asndan gl devletler. 2. co. M ekanik para lanma, kim yasal ayrma; yel, akarsu, akarsu ve buzul etkileri gibi kkeni gne enerjisine dayanan glerin veya etkenlerin tm.|| d hat, 1. Yurt d ulamn salayan yol. 2. Yurt d iletiimi.\\ D eli,, ii beni yakar. D grn ile ssl ve her kesi kskandracak durum da olmasna ramen sa hip olan iin i yz skc ve zc olan eyler hakknda kullanlr.\\ d kalayl, ii alayl, D grnm bakmndan gzel olmasna ramen ii, z kt olan. || dna kmak, Verilen yetki ve ta nnan haklarn snrn amak.\\ (...in) dnda, ... dan baka, ... ayr tutulduunda.|| dnda bra klmak, Ayr tutulmak; hari braklmak,|| (...in) dnda kalmak, (Bir olayn) iinde ye r almamak; karm am ak || d ileri, ynet. B ir devletin baka devletlerle olan ilikileri; hariciye.|| d kapak, ktp. Kitabn korunduu daha kaln ve dayankl malzemeden yaplm kutu biimindeki kapak. || d kapnn mandal, Akrabalk derecesi ok uzak olan. || d kazk, spor. Yal grete elin rakibin kispetinin iine belden sokulmas ile uygulanan oyun.|| d kredi, eko. D evlet btesinde, kamu ve zel sektr iin d lkelerle, d lkeler kurum ve kurulularndan salanan kredi.\\ d kulak, anat. Kulan, kulak kepesi ile d kulak yolundan mey dana gelen blm.\\ d kullanm l ila, tp. D eri nin zerine srlen fa k a t emilmeyen ve organizm a ya nfuz edemeyen ila.|| d kutsal, fel. Kutsallkla ilgisi olmayan; kutsalla ne uygun ne de kart olan. || d lastik, oto. Otomobillerde, daha nazik olan i lastii y o l artlarna kar koruyan, kaln ve olduka dayankl d ksm.|| d merkezli, D merkezlikle ilgili olan. || d merkezlik, mat. Bir elips veya hiperbolde odaklar arasndaki uzakln byk eksen uzunluuna oran.|| d odun, bot. K a bukla olgun aa blmleri arasnda bulunan, tam olgunlamad iin marangozlukta kullanlmas sakncal olan odun blm.\\ d pazar, eko. B ir lkenin m al satabildii yabanc lke.|| d pazar lama, tic. Yabanc lkelere m al satm iy/.|| d pi yasa, eko. lke d ticaret durumu.\\ d plazma, biy. B ir hcre ierisindeki stoplazmann fa rklla m d kat. || d satm, Yabanc lkelere mal sa t ma ii; ihracat.|| d satmc, Yabanc lkelere m al sat yapan tccar; ihracat. \\ d satmclk, D lkelere m al satm a ii; ihracatlk,|| dtan, D a rdan.|| d ters a, mat. ki paralel doruyu kesen nc bir dorunun iki yannda, paralellerin d nda altl stl oluan drt adan her biri. || d trpan, spor. Yal grete ayak ii ile rakibin y a kn duran ayak bileine veya baldrna vurulmak suretiyle yaplan oyun.\\ d yarap, mat. D zgn bir okgenin kelerinden geen dairenin yara p .|| d yz, B ir eyin dardan grnen yan,\\ d zar, bot. Ayn irilikte olmayan ktin durumuna gelmi iek tozu tanecikleri. da, [d-a(r)] (da;) {az} zf. Dar. [DS] S da kmak, {az} Aptes bozmak; tuvalete gitmek. [DS]|| da gitmek, {az} 1. K y dna kmak. 2. (Evli erkek iin) baka kadnlarla iliki kurmak. [DS] dar, [eT. taaru] is. 1. Sz edilen yerin dnda bulunan yer ve nesneler; d evre; d yer. 2. gnl. Kiinin konutundan baka yer. 3. Yurt d; yabanc lke. 4. {azj Sofa. [DS] 5. zf. Da; d evreye. S dar atmak, Kovmak.|| (kendini) dar atmak,

D I
H zla darya kmak.|| dar ayakl, {az} (Kadn iin) baka erkeklerle diip kalkan; kt; ahlaksz. [DS]|| dar kmak, Byk aptes yapm ak.|| (ken dini) dar dar atmak, Tehlikeden kendini glk le zaklatrmak.\\ dar gitmek, {az} Aptes boz mak. [DS]|| dar vurmak, Belli etmek, aa vur m ak. || dardan evlenme, sosy. Evlenecek kimsenin kendi soy veya boyunun dndan birini e olarak sem esi kuralna dayanan evlilik biimi; egzogami. darl, [dar-l] sf. Dardan olan; darlkl; ta ral; tarada yetimi, darlk, - [dar-lk] {az} sf. 1. Dars ile ilgili olan. 2. D arda kullanlan. 3. Elden karlacak olan; bakasna verilecek olan. 4. is. Yabanlk elbi se. 5. B ir kimsenin dardaki tutum ve davranla r; bakalarna kar olan tutumu. [DS] dars, [dar-s-] is. 1. Kapal veya snrl bir yerin tesi. 2. Bulunulan meknn d, tesi, darlak, - [dar()-la-mak > darla-k] is. 1. Bulu nulan ehir veya kasaba d; tara. 2. sf. {az} Da doru knts olan. [DS] darlk, - [dar()-lk > dar-lk] is. 1. Bulunulan ehir veya kasaba d; tara. 2. {az} Sara hastal . [DS] S darlk olmak, {az} Bir akl ve ruh hastalna yakalanmak. [DS] darlkl, [darhk-l] {az} sf. Bulunulan ehre dardan gelen; taral; yabanc; baka memleketli. [DS] dbeslenen, [d+bes-le-n-en] sf. Besinini organik m addelerden salayan; heterotrof. dbkey, [d+bk-ey] sf. Yzeyi tmsek, kk veya ikin olan; tmsekli; muhaddep; konveks, dbkeylik, - [d+bk-ey-lik] is. Da doru kabark olma hli; tmseklik. dk, - [d-k] is. kim. Ergitilen metallerin yze yinde biriken yabanc maddeler; cruf, dks, [dk-s] sf. jeol. Dk gibi kabarckl, sert ve hafif olan. dnl, [dm-l] sf. fel. ze bal olmayan, bir d ncenin aslnda ve kendinde olmayan fakat ona bal kalan; arz olan; z d; gayr- zt, haric. S dnl gd, psikol. Dtan gelen ceza ve dl gibi etkenlerle salanan gd.|| dnl kantlar, ed. K onunun znden karlamayan kantlar. dr, [d (yans.) > d-r] is. Bir yzeydeki ptrler; przler, f? dr dr, Przl hlde; ptrl. dk, [d-k] is. 1. Da atlan ey. 2. biy. Ans yoluyla darya atlan sindirim art; kazurat, (1944). dkcl, [dk-cl] sf. biy. 1. (Bitki iin) dk ze rinde yetien. 2. (Hayvanlar iin) dklarla besle nen. d kl, [dk-1] sf. Dk ile ilgili olan. S dkl dnem, psikol. ocukluk ann ilk yllarnda ka ka yapm aya ilgi duyma biiminde gelien cinsel grntl dnem.

T H I M tM H .
dklama, [dk-la-ma] is. Dknn dklk veya ans yoluyla dar atlmas eylemi, dklamak, [dk-la-mak] gl. f. [-r] [-l()-yor] Dksn dklk veya ans yoluyla dar atmak, dklk, - [dk-lk] is. biy. Kularda olduu gibi baz canllarda barsak ile sidik ve reme kanalla rnn birleerek da ald yer. dkms, [dk-ms] sf. tp. Barsak tkanmalarnda grlen ve dk kokan kusmuk, dlama, [d-la-ma] is. 1. A raya almama, darda brakm a durumu ve eylemi. 2. psikol. Gerein bir blmnn gz ard edilmesi durumu. 3. fz. Bir atomdaki iki elektron veya protonun ayn kuvantum hlinde bulunam ayacan belirten ilke, dlamak, [t-la-mak > d-la-m ak gl. fi [r] [-l()-yor] 1. Birini aralarna almamak; aralarn dan atmak; onunla ilgilenmemek. 2. Bir eyi dta brakmak; yadsmak. 3. {OsT} Kuanlm eyi karmak. dlanma, [dla-n-ma] is. Darda braklma eylemi; yadsnma. dlanm ak, [dla-n-mak] edil, f i [-ir] Darda bra klmak; yadsnmak, dlatrma, [dla-tr-ma] is. Da vurm a elemi, dlatrmak, [dla-tr-mak] gl. fi [-rj Bir duygu yu, dnceyi da vurmak, dlatmak, [t > tl-m ak > dla-t-mak] {eT} gl. fi. [-ur] Diletmek; srtmak. dlk1 - [d-lk] {az} sf. 1. (Giyecek iin) dar , da giyilen ve kullanlan. 2. Yabanc; ilgisiz. 3. is. Temizlik yaparken giyilen elbise. [DS] dlk2, - [d-lk {eATf is. 1. Bar; sessizlik; dirlik; huzur; nee. 2. yi geinme; geim, fi1 dilii azmak, {az} Cam sklmak. [DS]|j dilii gelmek, {az} Ferahlamak. [DS]|| dilii gelm emek, {az} Cam sklmak; keyifsiz olmak. 2. Huzuru olmamak, [DS]11 dlk vermem ek, {az} Rahat brakmamak; tedirgin etmek. [DS] dlksz, [dlk-sz] sf. 1. Bir yerde durmayan. 2. Dirliksiz. drak, - [dra-k] sf. 1. Gizli olmayan; akta, meydanda olan. 2._/e/..(Bilgi, reti iin) gizli ilim lerde, hibir gizli yn olmayan, herkesin ren mesinde bilmesinde bir saknca bulunmayan; ak retim. draklk, - [dralc-lk] is. Gizli bir doktrinin bakalarna aklanmasna izin verilen blmnn retilmesi. dsal, [d-sal] sf. Dla ilgili; da ait; da ilikin; haric. dtan, [d-tan] sf. fel. (Dnce iin) aslnda ve znde bulunmayan ancak sonradan ve d etkilerle ortaya kan; duyumlar ve d nesnelerle elde edi len.

1207

DZ

dtk, -s [d()t-k] sf. Yabanc; alakasz, dtnmak, [tt-mak > tt-m -m ak > dt-m-mak] {eT} d n l.f [-ur] Yrtlmak, dtmk, - [dt-mk] {az} sf. Pek az; ok kk. [DS] d v 1 [da / dav / dv / div (yans.)\ is. Yrme sra , snda kan grltl ve hrtl sesleri veya buna benzer konumay anlatan kk. [Zlfkar] dv--t, dv- dv, dv-r dvr, dv2, [dv (yans.)] is. Srtnme ve gaz karmay anlatan kk. [Zlfkar] dv-k divik, dv dv dva, [? divan] {az} is. 1. D ank mahallelerden meydana gelen ky. 2. Birka kyn birlem esin den oluan birlik. [DS] d v ar, [Far. divr] {eT} is. Duvar, dvatm ak, [duva(lc) > dva-t-mak] {az} gl. fi. ]-r] Gelini sslemek. [DS] dvdv, [dv (yans.) > dv+dv] {az} is. Kemene. [DS] divik, [dv (yans.) > dv-k] {az} is. Yellenme; osuruk. [DS] 0 divik divik, Srekli yellenerek. dvlck, - [dl ? > dvl-ck] {az} sf. Kk; ufack. [DS] dvldamak, [dv (yans.) > dvl-da-mak] {az} gsz. f M [-d()-yor] (Kk ocuk iin) konumak; sesler karmak. [DS] dvr, [dv (yans.) > dv-r] {az} is. Kk ocuklarmkine benzer konum a veya sesler karmay an latan yansmal gvde. [DS] dvr dvr, {az} (Kk ocuklarn konumas iin) kendi kendine, neeli fa k a t anlalmaz; dgl dgl. [DS] dv, [dv (yans.) > dv- / eT. tab / taw] {az} is. K sa ve yava admlarla yrrken kan sesleri an latan yansmal gvde. [DS] dv dv, (Yr y iin) ksa admlarla, ar ar. dvmak, [dv (yans.) > dv--mak] {az} gsz. f. [r] Kamak; svmak. [DS] dvtamak, [dv-ta-mak] {az} gsz. fi [-] [-t()yor] Yava yava, sessiz sessiz yrmek. [DS] dvt, [tav (yans.) > tav-u / tav- (duygu, km l danma) / dv (yans.) > dv- > dv--t] {az} is. 1. nsan, hayvan veya eya tarafndan karlan hafif ses. 2. H afif grlt; hrt; tkrt; dav. 3. Acele acele gidip gelme; bo yere dolap yorulma. 4. Ayak sesi; dav. [DS] dvrak1 - [eT. tav-ra-m ak (davranmak) > dv-ra-k] , {az} sf. 1. evik, atik. 2. Derli toplu. 3. Ne giyse yakan. 4. (Elbise iin) dar; smsk. [DS] fi1 dvrak yry, {az} D erli toplu dzgn y r y. [DS] dvrak2, - [dv-ralc] {az} sf. Kck; ufack. [DS] dvrk, - [eT. tav-ra-m ak > dvra-k] {az} sf. Hzl; kvrak. [DS] dvrk dvrk, {az} (Kemene ez gisi iin) oynak; kvrak. [DS]

dy, [dy (yans.)] is. Sivrisinek vb. bceklerin kanat seslerini anlatan yansmal kk. dyan, [? dyan] {az} is. Akar su nne aklan kazklara al germek suretiyle yaplan bent. [DS] dydk, - [dy+dk] {az} sf. 1. Aklsz; dncesiz. 2. is. Gereksiz ve yersiz ikram veya iltifat. [DS] dydy, [dy+dy] {az} is. . Sivrisinek. 2. Hindi yavrusu. [DS] dyk, [Ar. dik / t i k j ~ i ] is. dayk. S 1 dyk- nefes, Nefes darl. dymak, [td-mak > dy-mak] {eT} gsz. fi', [-ar] E n gel olmak. dynak, [tr-()n-ak > dy-nak jU o / j o ] {eAT} is. Trnak; pene, dyrak, - [dy-()r-ak] {az} sf. 1. Yzeyi przl. 2. (Hava iin) sert; etin ayaz. [DS] dyyk, - [Ar. dik > dyyk ^~i>] {OsT} sf. -* dayyk. -diz, [-diz / -diz / -dz / -dz] yap. e. simden isim yapan ek: b-dz d iz 1, [daz / diz (yans.)] is. H zlca dnme ve dolama, bu biimde gidip gelmeyi anlatan kk. [Zlfkar] diz diz, dz-, dz-k, dz-r dzr, dz-+ver-mek, dz-tmak, dz-kr-mak S diz diz, {az} (Yry iin) acele; abuk abuk. [DS] diz", [daz / diz / doz (yans.)] is. Gaz karmay ve czrtl yanmay anlatan kk. [Zlfkar] dz-gr-mak. diz3, [diz / doz (yans.)] is. Mzmzl, alayp barr hlde olmay, fkeli oluu anlatan kk. [Zlfkar] diz diz, diz dza, dz-gr-mak, dz-k-mak S diz v e r m ek, {az} Gzn korkutmak. [DS] diz4, [daz > diz] {az} sf. Banda sa bulunm ayan; kel. [DS] dza, [Yun. tza] {az} is. zool. Kene. [DS] dzbarlamak, [dzbar-la-mak] {az} gsz. fi. [-r] [l()-yor] zerinde durmak; direnmek. [DS] dzbar, [Far. dhr] {az} sf. Huysuz; ara bozucu; inat. [DS] dzdk, [diz (yans.) > dz-dk] is. 1. M akat; k. 2. U zak akraba anlamnda dzdn dzd deyi minde kullanlr, dzdn dzd, Uzak akraba. dzdrk, - [diz (yans.) > dz-dr-k] {az} is. D ar ve biimsiz i amar, don. [DS] dzdz, [diz (yans.) + diz] {az} is. 1. Bvelek deni len sinek. 2. Keman. 3. sf. ok alayan ocuk; mzmz. 4. sf. Titiz, huysuz; abuk fkelenen. [DS] dzdzc, [dz+dz-c] is. argo. nsann dikkatini belli bir yne ekerek parasn alan; dolandrc; yanke sici. dzdzclk, - [dz+dzc-lk] is. argo. Yankesicilik; dolandrclk, dzgal, [Yun. daskalos] is. argo. 1. Sakal. 2. Yal adam. dzgall, [dzgal-l] is. argo. D in adam.

DZ

dzgr, [dz-gr] {az} is. ri yar adam. [DS] dzgrm ak1 [diz (yans.) > dz-gr-mak] {az} gsz. fi , [-r] 1. Anne ve babaya kar gelmek. 2. fkelen mek; hiddetlenmek. [DS] dzgrmak2, [diz (yans.) > dz-gr-mak] {az} gsz. fi. [-r] 1. shal olmak. 2. Yellenmek. [DS] dzk, - [dz-k] {az} is. 1. Patavatsz. 2. Hdk. [DS] dzklam ak, [dzk-la-mak] {az} gsz. fi. [-r] [-l()yor] Kamak. [DS] dzkm ak1 [diz (yans.) > dz-k-mak / dz-t-mak] , gsz. fi. [-r] 1. Komak; kamak. 2. abuk dav ranmak; acele etmek. dzkm ak2, [diz (yans.) > dz-k-mak] {az} gsz. fi. [-r] 1. Cam sklmak. 2. Olduu yerde ilgisiz ola rak dikelmek. [DS] dzldam ak, [diz (yans.) > dzl-da-mak] is. [-r] [d()-yor] Diz diz etmek; sylenmek, dzlt, diz (yans.) > dzl-t] is. Devaml kan ses; drlt. d zr1 [diz (yans.) > dz-r] {az} sf. 1. Dik. 2. fke , li. 3. Yellenme; osuruk. [DS] > dzr dzr, Dimdik ve evik admlarla.\\ dzr dzr yrmek, Kzarak arkasna bakmadan yryp gitmek. dzr2, [? dzr] is. Hristiyanlarn bayram; paskalya, dzrmak, [diz (yans.) > dz-r-mak] gsz. fi. [-r] Yellenm ek; osurmak, dztmak, [diz (yans.) > dz-t-mak] gsz. fi [-r] Komak; kamak; seirtmek, dzvermek, [dz-+ver-mek] {az} gl. fi. [-ir] a buk getirmek. [DS] dzkr, -c [dzgr-mak > dzgr-] {az} sf. Yoksul ve kimsesiz. [DS] dzlak, - [taz (plak) / diz > dz-la-mak > dz-la-k] sf. Banda sa olmayan; dazlak, dzaan, [dzla-an] {az} is. Isrgan otu. [DS] S dzlaan bcei, {az} Siyah kanatl bir ar eidi. [DS] dzlak, - [dazla-k / dzla-k] {az} sf. 1. Tysz; plak. 2. (Arazi iin) otsuz, plak ve dzlk. 3. is. Kumlu ve orak arazi. [DS] dzlamak, [diz (yans.) > dz-la-mak] gsz. f. f- r ] [l()-yor] 1. JDz sesi karmak. 2. {az} Daha ok barmaya balamak. [DS] 3. argo. Dolandrmak; arpmak. dzlan, [dz-lan] (dzlan) {az} is. Aasz, plak da. [DS] dzm an1 [Far. dman > Krt, dijmin => dzman , ljjj.i] {az} sf. 1. Uzun boylu ve iri yar; iman; cesim. {eAT) (ayn) [DS] 2. (Kii iin) ayana tetik; aceleci. 3. is. Tanm as g eya. 4. Cahil. 5. ey tan. 6. K art teke. dzman2, [diz (yans.) > dz-man] {az} is. M ayasz hamurdan frnda piirilerek zerine yourt dk lp yenilen bir tr peynirli brek. [DS]

dzm ana, [dzman-a] {az} is. M ayal hamurdan yaplan bir tr peynirli rek. [DS] dzm anlk, - [dzman-lk jkU jj.j] {eAT} is. 1. rilik; iri yar olma. 2. Cesamet, dzmr, [Far. dvr > Krt, dijvar] {az} sf. 1. Ara bozucu; kartrc; fitneci; mfsit. 2. Huysuz. [DS] dzmrlk, - [dzmr-lk] sf. ti kak; inatlk, dzzk, - [dzz-k ?] {az} is. ifte; tekme. [DS] dzzk etmek, {az} (Hayvan iin) arka ayaklar ile ifte atmak. [DS] dzzo, [Krt, dzzo] argo. is. Hrsz, di-, [Yun. / Lat. di-] n ek. Yokluk, olumsuzluk eki. -d i1, [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] ek. e./ yap. e. -* -d. {eT} (ayn) -di2, [-d / -di] {eAT} ek. e. -* -di. -di3, [-di] {eAT} yap. e. Kalplam olarak tek rnek te vardr, im-di. d i1, [d-mek > di / din & / ^Lo] {eAT} nl. Haydi; haydi artk; haydin. S din imdi, {eAT} Haydi; hay din; haydi bakalm. d2, [Far. d ep] (di:) is. Dn; dnk gn. fi1 d-eb, {OsT} Dn gece. dia, [Alm. dia / Fr. diapositive] (diya) is. Saydam bir yzey zerine alnm, projeksiyonda kullanlmaya zg, pozitif grnt, slayt, diakustik, [Fr. diacoustique] is. fz. Akustiin ses krlmalarn ve baz ortamlardan geerken uradk lar deiiklikleri inceleyen dal, dialdehit, [Fr. dialdhyde] kim. Birleiminde iki aldehit grubu bulunan madde, dialkol, -l [Fr. dialcool] is. kim. Birleiminde iki alkol grubu bulunan madde; glikol diam , [Ar. di'm / di'm et / c~oUj] (dia:m) {OsT} is. 1. Bir binaya vurulan destek; direk; pa yanda. 2. leri gelen; ba. dian, [Sansk. dhyna] is. 1. Meditasyon; istirak. 2. On erdemden biri; alt erdemden biri. [EUTS] diaspora, [t. diaspora] is. 1. Bir ulusun yurdundan ayrlm kolu. 2. Yahudilerin ana yurtlarndan ayr larak yabanc lkelerde yerleen kollar. d ib 1 [dab / deb / dep / db / dib / dp (yans.)] is. , Patrtl yrm eyi, dzensiz adm atmay, ayakla tepm e veya tepinmeyi; dengesi bozulma, yuvar lanma; km ldanma ve bu yolla meydana gelen dr tleri anlatan kk. [Zlfkar] dib-il-de-mek dib% [eT. tb /dib / dip] {eAT} is. 1. Dip. 2. Temel. 3. Alt; altta olan; taban, {az} (ayn) [DS] 4. Aa. 5. Kazan, mlek, tencere vb. eylerin alt. 6. Suyun alt. 7. Bir aacn alt; kk. [DK] 8. {az} Son; so nu. [DS] 9. {az} eker pancar. [DS] 10. {az} K; makat. [DS] 11. {az} Bekret; kzlk zar. [DS] 12. {az} Kl altndaki kor. [DS] 13. {az} Bir eyin altndaki yer. [DS] 14. {az} sf. En utaki;

O H

R C E S O1I R .

DD dibeli, [eT. tb-le-mek > dibe-li] {az} zf. 1. rnek olarak; rnei. 2. Bsbtn; tamamen. 3. Srekli; daima; devaml. 4. Gerekten. 5. Bir trl. 6. sf. ok. 7. nl. A man sende! [DS] dibelik1 [eT. tble-mek > dibelik , ^ {eAT} zf. -* dibelek. dibelik2, -i [dibe-lik] {az} zf. nadna. [DS] diben, [d-mek / di-y-()ben > diben <>o] (di.ben) {eAT} zf. Diyerek; deyip, dibet, [Tibet (z. ad)\ is. Eskiden erkekler iin krk, kadnlar iin ferace yaplan dayankl bir tr ynl kuma. dibicesi, [dip > dibice-s-i] {eT} zf. Szn ksas; so nucu; neticesi; hsl- kelam, dibidz, [dib-i+dz] {az} zf. 1. Bsbtn; tam amy la. 2. (Svmek iin) ilerisini gerisini dnmeden; uluorta. [DS] dibik, -i [dib-ik] {az} is. 1. Komu. 2. K e bucak. 3. Gzden sakl. [DS] dibildemek, -i [dib (yans.) > dib-il-de-mek] {az} [-r] [-d(i)-yor] 1. Kmldamak. 2. (ocuk iin) y rmeye abalamak, dibiz, [dib-iz] {az} is. Kuru soan. [DS] dible, [dib-le] {az} is. nce doranm taze fasulye ve pirin ile yaplan bir yemek. [DS] diblemek, [dib-le-mek] {az} g l.fi [-r] [-l(i)-yor] 1. Balanlan iin sonunu getirmek; ii sonuna kadar gtrmek. 2. Ke bucak her yeri doldurmak. [DS] dibli', [dib-li] {az} is. 1. Bekrlk. 2. K zlk zar; bekret. [DS] dibli2, [dib-li] {az} is. M akbuz koan. [DS] diblik, -i [dip-lik] {az} is. 1. Dere kysndaki bahe. 2. Kalburdan geen tahl dknts. 3. Y n ve pam uk krnts. 4. Hayvanlan balamaya yara yan zincir. [DS] dibs, [Ar. dibs] {OsT} is. Koyulam zm suyu; pekmez. dibsiz, [dib-siz] {az} sf. (Kz iin) bakire olmayan. [DS] dicac, [Ar. dicc jr W ] (dica:c) {OsT} is. Tavuk, --> dicace, [Ar. dicce / decce *-Uo] (dica:ce) {OsT} is. Tavuk. -di, [-d /-di] {eT} yap. e. -* -d. didak, - [? didak] {az} is. Kolun dirsek ksm. [DS] didaktik, -i [Yun. dadaskein > didaktikos > Fr. di dactique] sf. 1. retime zg; retimle ilgili. 2. (Kitap, eser iin) amac bir bilim veya sanatn ilke lerini retmek olan. 3. ed. Ahlak, din ve teknikle ilgili bilgiler verm ek amacyla yazlan edeb tr. 4. is. retim sanat, didah, [dida-l ?] {az} sf. Zayf; clz. [DS] didan, [Ar. dd > ddn Ijoj] (di.da.n) {OsT} is.

son. [DS] 15. {eAT} zf. Tam olarak; bsbtn. S dibin ala bakmak, {eAT} D ibini ele almak; dibini, kkn sz konusu etmek. [DK]|| dib yrmek, {eAT} Dipten yrmek. [DK] diba, [Far. db (diba:) {OsT} is. . pek saten veya ipek kadife zerine altm ve gm ilemeli ar kuma. 2. mecaz. Sevgilinin yumuak teni. S db-bf, {OsT} pekli kuma dokuyan. || db-yi frenk, {OsT} Frenk canfesi.|| dbyi Hind, {OsT} H indistandan gelen bir tr kaln ipekli kuma.\\ db-yi mnakka, {OsT} Altn veya gm teller kartrlarak dokunmu iekli bir ipekli kuma; snds. dibac, [Ar. dbc ^ L o ] (di:ba:c) {OsT} is. 1. Ar ipekli kuma. 2. Dall, iekli kuma. 3. Bir yaz t r. dibace, [Ar. dbce (di:ba:ce) {OsT} is. 1. K i taplarda balang; n sz; mukaddime. 2. Evveli yat. dibagat, [Ar. dibt o t i l p ] (diba:ga:t) {OsT} is. -* debagat. dibayak, - [dib+ayak] {az} sf. 1. U zak olmayan; yakn. 2. zf. Biraz nce; demin. [DS] dibcek, -i [dib-celc] {az} is. Kazan ve byk tence re altl. [DS] dibcil, [dib-cil] {az} sf. 1. Sonuncu. 2. nl. Birdirbir oyununda ebenin sylediini unutan ocuun sy ledii sz. [DS] dibcik, -i [dip-ik / dib-cik] {az} is. Aa kk. [DS] dibece, [dibe-ce] {az} zf. 1. B ir eyin asl, esas. 2. Akas. [DS] fi1 dibecesine ermek, 1. Sonunu al mak. 2. Esasn renmek. dibek, -i [tg-mek (dvmek) > dv-ek > dvek > dbek / dib-ek [EREN]] is. 1. Ta veya aatan ii oyularak yaplm, iinde buday, kuru biber, kah ve vb. eyler dvlen byk bir havan. 2. {az} Hayvanlarn su im esi iin aa ya da tatan oyula rak yaplm tekne; yalak; eme yala. [DS] 3. {az} Aa yayklarn iindeki uzun aa sopa. [DS] 4. argo. Edilgen ecinsel erkek. S dibek ba, {az} Ky halknn toplanarak grp konutuu yer; ke ba. [DS]|| dibek tas, {az} B yk bakr marapa. [DS] dibekhane, [T. dibek + Far. -hne] (dibekha:ne) is. Dibek imalathanesi, dibelcek, -i [dib+el-cek] {az} is. Dibek tokma. [DS] dibelek, [eT. tb-le-m ek (bir eyin dibine varmak) > dib(e)le-k / dib-e-lik liU^o] {eAT} zf. 1. Bsbtn; tamamyla; ebed. 2. sf. (Kii iin) ksa boylu; i man. 3. is. Bakrdan yaplm bakra. 4. Byk mlek; kpe. 5. Tahta havan.

DD

IM I K S M .
giderken yabanc kim selere grnm emek iin rt len rt. [DLT] dideklem ek, [didek-le-mek] {az} gl. f i [-r] [-l(i)yo r] Gagalamak. [DS] did ik , [dit-mek > di(t)-ik > did-ilc] sf. 1. Para para koparlm; lif lif ayrlm. 2. {az} Hrm. [DS] d id ik didik, 1. iyice paralanm olarak. 2. gnl. yice, ok ince ayrntlarna kadar.\\ did ik did ik etm ek, 1. Bir eyi paralara ayrp koparmak, ayrmak. 2. K arm akark etmek. 3. Incelemek.\\ di d ik d id ik olm ak, Paralara ayrlmak; eskimekten, yrtlm aktan dolay dklmek; lime lime olmak. didiklem e, [dit-mek > didik-le-me] is. Ditilmi hle getirme eylemi, d idiklem ek, [dit-mek > didik-le-mek] gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. ekitirerek veya rseleyerek bir eyi paralamak. 2. (Kular ve kmes hayvanlar iin) gagalan ile vurarak srmak; koparmak. 3. Bir eyi bulm ak amacyla dkp saarak, kartrarak ara mak. 4. {az} K artm nak. [DS] 5. ok soru sora rak birini hrpalamak. 6. {az} Trmalamak. [DS] 7. {az} Gdklamak. [DS] 8. {az} Bir kimseyi rahat sz etmek; zmek. [DS] 9. {az} B ir konuyu iyice incelemek. [DS] didikleni, [didiklen-i] is. Didiklenmek eylemi veya biimi. didiklenm e, [didikle-n-me] is. Didiklenmek eylemi, didik len m ek , [didikle-n-mek] edil. f. [-ir] 1. ekiti rilerek veya rselenerek paralanmak. 2. (Kular ve kmes hayvanlan tarafndan) gaga darbeleri ile srlm ak; koparlmak. 3. (Bir yer iin) bir ey bul m ak amacyla dklp salmak, kartrlmak. 4. Hrpalanacak biimde ok soru sorulmak, didilm ek, [tt-l-mak / dit-il-mek] {eATf edil, f. [-ir] Ditilmek; didik didik edilmek; para para olmak, didin, [dit-mek > dit-im / jOi] is. Ditm ek ey

Kk solucanlar; kurtuklar. 0 dd n - em a, {OsTj Barsak kurtlar. || d d n - haytiye, {OsTj eritler. |j dd- ertiye, {OsT} eritler. d id a r, [Far. diden (grmek) > dldr (di:da:r) {OsTj is. 1. Yz; ehre. 2. Grme; grme. 3. G rn. 4. Gr gc; gz. 5. tasvf. Allah'n tecell si. 6. sf. Ak; meydanda, fi3 d d r- h rriy e t, {OsT} Hrriyetin gizel yzi.\\ d d r- p k , {OsT} Temiz yz. || d id r- y r, {OsT} Sevgilinin yz. did b an , [Far. dde-bn oljJup] (di:dba:n) {OsT} is. Gzc; gzetici. S dd b n - lem , {OsT} Yedi y l dz; yedi kardeler.\\ dd b n - eh r m , {OsT} G ne. || d d b n - felek, {OsT} 1. Satrn gezegeni. 2. Gne. -dide, [Far. dden (grmek)>-dde (di:de) {OsT} son ek. Sonuna getirildii Farsa isimlerden "g ren, grm " anlam nda birleik sfatlar yapan son ek. dide, [Far. dde o-ip] (di:de) {OsT} is. 1. Gz. 2. Gz bebei. 3. Gz ucu. 4. Gzc. S d d e-b n n , {OsT} Gzcler; gzetleyiciler.\\ d d e-b n n - fi lem , {OsT} 1. Yedi gezegen. 2. mecaz. Gezegenler.|| dde-be-rh, {OsT} Gz y o l bekleyen. |j dde-bd r, {OsT} Gzne uyku girmeyen.\\ dd e-d r, Gz c; gzetleyici. || dde-f r z, {OsT} Gz aydnla tan.|| dde-i bin, {OsT} Gren gz.|| ... dde-gn, {OsT} (...) grm ler.|| dde-i gv, {OsT} 1. bot. kz gz. 2. B ir tr iizm. jj dde-i giry n , {OsT} Alayan, yal gz. | dde-i h ak -b n , {OsT} D oruyu gren gz. || dde-i h n -b r, {OsT} Kanl y a dken gz. || dde-i h u r s, {OsT} 1. H oroz gz. 2. mecaz. Krmz arap.|| dde-i m a h m r, {OsT} U yku lu ya da sarholuktan baygn bakan gz; mahmur gz. || dde-i siyah, {OsT} K ara gz. || d d eler ren! {OsT} Gzn aydn, jj dde-niim , {OsT} Gz gibi; gze benzer.|| dde-pfl, {OsT} 1. Gzii kapayan. 2. Rvet.\\ d d e-r b , {OsT} Gz alc.|| dde-ver, {OsT} 1. yi gren. 2. ten anlayan.

lemi; didikleme, f? didim didim , {OsT} D idik di dik. d id im 1 [Fr. didyme] is. nceleri tek bir element , olarak kabul edilen neodim ve praseodimyum kar d id eb an , [Far. dde-bn oU o-io] (di;deba;n) {OsT} is. m nadir toprak. 1. Gzc; gzetici. 2. Eski stanbul'da yalgnlar d id im 2, [Sod. didm / Yun. diadma] {eT} is. Geline grerek haber vermekle grevli yangn kk n gerdek gecesi giydirilen ta. [DLT] betisi yenierilerin unvan. 3. Tanzim at ncesi im paratorluk dneminde gmrk koruma mem urlar didini, [di(t)i-i] is. Didinm ek eylemi ve biimi, didinm e, [di(t)-in-me] is. Glklere ramen srekli na verilen unvan; lcolcu; mubassr, alma durumu ve eylemi, d idebanba, [Far. ddebn + T. ba- u t o-Ij.j] d idinm ek, [di(t)-in-mek] dnl. fi [-ir] ok byk (di:deba:nba) {OsT} is. Tanzimat ncesi impara glkle karlam akla birlikte, ylmadan, paralatorluk dneminde gmrk koruma ba mem urlar m rcasma almak, abalamak. nn unvan; kolcuba. d id in ti, [didin-ti] is. Glk iinde alma ve aba didegh, [Far. ddegh l? o-lo] (di;deg;h) {OsT} is. lam a ii. Gzetleme yeri. didigen, [did-i-gen] {az} sf. Geimsiz; kavgac. [DS] d id e k 1 [dit-m ek> did-ek] {az} is. Gaga. [DS] , didiim , [didi-im] is. fiel. 1. Tartmay, konumay d id ek 2, [Far. ddelc il-ip] (di;dek) {OsT} {eT} is. Gelin

1211

DG

bir ara olarak deil de ama olarak gren yntem; magabe; eristik. 2. Tartm ada karsndakinin fikirlerini mantk oyunlaryla ne olursa olsun r tp onu susturma, didiim ci, [didiim-ci] is. Grnte hakl ve yerinde gibi gelen bir takm yanltc kantlarla karsnda kini zor durum a dren, didiim cilik, -i [didiimci-lik] is. 1. Tartm a sanat ve bu konudaki ustalk. 2. fel. Grnte lakl ve yerinde gibi gelen bir takm yanltc kantlarla kar sndakini zor durum da brakmaya ynelik diya lektik; tartmclk. didiken, [didi-ken] sf. Didimekten, kavga etm ek ten holanan, zevk alan, didim e, [di(t)-i-me] is. Karlkl olarak birbirini ditme eylemi, didim ek, [eT. tt-mak > di(t)-i-mek] ite, f. [-ir] 1. (Kular veya kmes hayvanlan iin) birbirini kar lkl olarak ditmek. 2. Karlkl olarak birbiri ile kavga etmek; birbirini hrpalamak; ekimek. 3. dnl. f i Geimini salamak amacyla zor koullar altnda almak; didinmek; uramak. 4. {az} almak. [DS] didm , [Sod. dldm] {eT} is. Ta. [EUTS] didon, [Fr. dis donc (bana baksana)} is. 1. Eskiden stanbul halknn yabanclara, zellikle de Franszlara verdii isim. 2. gnl. Zppe kimse. {azj (ayn) [DS] 3. {az} s f (Erkek iin) kars kt yolda olan; pezevenk. [DS] fi1 didon sak al, Yalnz enede uza tlm, sivri sakal. didona, [Fr. dis donc (bana baksana)] is didon, didrm ek, [d-mek > di-dr-m ek dLojj:.] {eAT} gl. f. [-Ur] Dedirtmek; syletmek, difana, [Yun. diphana] is. Ortadaki katn gzleri kk, iki yandaki katlarn gzleri byk katl balk a. difenbahya, [Em st Dieffenbach (Alman doa bilim cisi) > diffenbachia] is. bot. Y lan yastgillerden tropikal Amerika'da o kadar tr yetien, ssl yapraklan dolaysyla seralarda zel olarak yetiti rilen aak, (Dieffenbachia). diferansiyel, [Fr. diffrentiel] sf. 1. (Frekanslar farkl iki sesin yan sra duyulan nc ses iin) frekans bu iki sesin frekansnn katlarnn farkna eit olan. 2. (Bobin iin) elektrom anyetik etkileri ters ynde olan ve deiik akm lan geiren iki ayr sargl. 3. is. mat. Fonksiyonda deikenin sonsuz kk artna denk gelen sonsuz kk art. 4. Otomobillerde, ara dnemece girdiinde motor dan gelen dndrme gcn her iki tekerlee farkl hzlarda dnecek ekilde aktaran dili dzeni. S diferansiyel denklem , mat. inde bir deikenin bilinmeyen bir fonksiyonu ve bu fonksiyonun dei kene gre eitli basamaklardan trevleri bulunan denklem.\\ diferansiyel hesap, mat. Deikenlerin

sonsuz kiiiik farklarndaki artma deerlerini bul maya yarayan hesap. d ifraksiyon, [Fr. diffraction] is. fz. (Ses, k, elekt romanyetik ve parack) dalgalarnn karlatklar engellerden ya evresini dolaarak ya da bu engel iindeki bir aklktan balayarak amas olay; k rnm; krmma. d ifteri, [Yun. diphtera (zar) > Fr. diphtrie] is. tp. M ukozalarda, zellikle boaz mukozasnda yalanc zar oluumuna yol aan corynebacterium diphtheria (Klebs-Lffler) basilinin yol at ateli, bulac hastalk; kupalaz, difterili; [difteri-li] sf. Difteriye yakalanm olan, diftik, [Far. tftik / dift-mek => dift-ik d i j ] {eAT} is. Tiftik. diftiklem ek, [diftik-le-mek] {az} gl. f i [-r] [-l(i)y o ] 1. Para para etmek; didiklemek. 2. (Yn, yapa vb. iin) atmak; kabartmak; didiklemek. 3. (Kuma iin) havn elle kabartmak. [DS] S d iftiklenip d u rm a k , {az} B ir ey yaparken oyalanm ak; zam an ldrmek. [DS] d iftiklenm ek, [diftikle-n-mek] {az} d n l f i [-ir] 1. (Kuma iin) tarazlanmak. 2. Seyrelmek. 3. (Kii iin) kanmak; oyalanmak. 4. mecaz. Boa gitmek. [DS] diftim ek, [dift-i-mek] {az} gsz. fi [-r] (Kuma iin) ypranmak; tarazlanmak; erimek. [DS] diftong, [Yun. diphtongos > Fr. diphtongue] is. dbl. Tek hece oluturan yan yana iki nl, d iftonglam a, [diftong-la--ma] is. Diftong durum u na gelme eylemi, diftonglam ak, [diftong-la--mak] gsz. fi. [-r] dbl. (Birbirini izleyen iki nl iin) tek bir ses esi durumuna gelmek, difzr, [Fr. diffuseur] is. 1. B ir svnn basncm ykselterek daha yava akmasn salayan boru. 2. Bir trbin arkndan akan suyun kinetik enerjisinin bir miktarn potansiyel enerjiye dntrmek iin arkn altna konulan boaltma borusu. 3. Parlama y nlemek iin k kaynana yerletirilen dat c. 4. Rzgr tnellerinde deney odasna gnderilen havay dzenleyen aygt. 5. Yangn zerine suyu kk zerrecikler hlinde pskrtm ek iin hortum ucuna taklan zel fskiye. 6. ten yanmal m otor karbratrlerinde hava yakt karm n pskrten para. 7. Radyo alclarnda hoparlr. 8. Pancarn ekerli suyunu karmakta kullanlan aygt, difzyom etre, [Fr. diffsiomtre] is. In yaynm a sn lmekte kullanlan ara, difzyon, [Fr. diffusion] is. fz. Yaynm, dig, [Far. dg ^ o ] {OsT} is. Toprak tencere; mlek. S1 dig-i cn, {OsT} Tam tencere.|| dig-i sevda, {OsT} A k tenceresi; sevgi kazan. dige, [d-mek > di-ge] {eAT} zf. Deyince.

DG

C E H

1212

dier, [Far. dger

{eT} {OsT} (di:ger) sf. Dier;

diren, [Yun. di (iki) + kran (ba) > dikrani => di-

ren OjSV] {eAT} {OsT} {az} is. H armanda saplar baka. [Yiiknek] <3 dger-bar, {OsT} Baka bir de fa . || dger-bn, {OsT} H ep bakalarm dnen; yaym ak ya da toplam ak iin kullanlan ucu atal onlar iin fedakrlkta bulunan.\\ dger-end, aygt; dirgen. [DS] {OsT} H ep bakalarn dnen. || dger-gn, - -dili, [Far. dden (vermek) > dih o] {OsT} son ek. digergn.|| dger-km, {OsT} Hep bakalarn d Farsa isimlerden "veren, verici" anlamnda birle nen,|| dger-riiz, {OsT} Baka bir gn. ik sfatlar yapan son ek. digergn, [Far. dger-gn J^.>] (di:gerg:n) dih, [Far. dh 4 0 ] (di;h) {OsT} is. 1. Ky. 2. K enarlan {OsT} sf. Baka bir biime girmi; deimi, altn veya gm motifli tek renk ipekli kuma, t? diglenmek, [din > dig-le-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] dih-dr, {OsT} K y aas.|| dih-gn, {OsT} Kyl; Dinlenmek. [DS] ekinci.|| dih-httd, {OsT} K y aas; ky khyas. digmek, [din > dig-mek] {az} g sz.f. [-er] Dinmek. dihan1, [Far. dihn olo] (diha;n) {OsT} is. Krmz [DS] sahtiyan. dignemek, [tm-la-mak > din-le-mek > dig-ne-mek] {az} g l.fi [-r] [-n(i)-yor] Dinlemek. [DS] dihan2, [Far. dhn > dihn jU>] (diha;n) {OsT} is. di, [di / diy (yans.)] is. Srtnmeyi anlatan kk. Srnlecek yalar, [Zlfkar] di-ir diir dihat, [Far. dh > diht U j] (diha;t) {OsT} is. K y dir, [di-r / di-cr jj= r^ ] {eAT} is. Kk ler. tulum; tulumcuk, dihende, [Far. dihende xjo] {OsT} sf. 1. Kendini didirmek, [di-dir-mek] {az} gsz. f. [-ir] 1. (Sv veren. 2. is. Fahie, iin) bir delikten, bir yerden hzla uzaa fkrmak. dih, [Far. dih jyo] (dihi:) {OsT} sf. Kyl; kye 2. (Erkek iin) ayakta iemek. [DS] diek, [a. tik-ek > tevek [EREN] > diek dlSb] {eAT} is. Asma filizi; asma dal; asma kt; te vek. dier, [Far. dger > dier] (di'er) sf. Baka; teki; br; zge. dieri, [dier-i] (di eri) zm. Bakas; br; zgesi, dierkm , [Far. dger-km] (di;erk:m) {OsT} is. ve sf. kar gzetmeksizin bakalarna yardm ve iyi lik etmeye alan; bakalarm dnen; zgeci, dierkm lk, [dierkm-lk] is. Salt iyilik ve yar dm da bulunma; zgecilik, diil, [di (yans.) > di-il] is. Srtnmeyi anlatan yansm al gvde. S diil diil, {az} 1. (Yzey iin) przl; di di; ptrl. 2. (Cilt iin) zerin de ince kabarcklar bulunan. 3. (Yiyecek iin) iin de sert tanecikler bulunan. [DS] diircik, -i [diir-cik] {az} is. Aalarn ilkbahar da tom urcuk veren gzleri. [DS] dinek, -i [dinek > dine-k] {az} is. Mola. [DS] dinem ek, [di-ne-mek] {az} gl. fi [-r] [-n(i)-yor] Dinlemek. [DS] direk1 -i [der-mek > der-ek > direk ?] {eAT} is. , H arm anda biilm i ekin saplarn toplamaya yara yan ucu atall tarm arac; dirgen; diren. direk2, -i [dik > di-rek] {az} sf. 1. Dik. 2. Sert; kat. 3. (Sebze ve meyve iin) sert; diri; taze; gev rek. 4. Yal olduu hlde din ve gl olan. 5. Dzgn; gergin; tl. [DS] direm ek, [di-re-mek] {az} gsz. f i [-r] [-r(i)-yor] 1. (M eyve sebze iin) sertlemek; gevremek. 2. Ayaa kalkmak; ayakta durmak; dikelmek; do rulmak. [DS] mensup. dihibrit, [Fr. dihybride] is. Kaltsal karakter bak mndan ikier zt veya farkl geni olan canllarn aprazlanmas ile elde edilen birey. "Ksa tyl siyah kobayla uzun tyl beyaz kobayn apraz lanmas ile doan yavru dihibrittir." M- Larousse dihim, [Far. dihm **& (di:hi:m) {OsT} is. Ta. .>] dihi, [Far. dihi ^ i ] {OsT} is. Verme; balama; ba. dihkan, [Far. dihn / Ar. dihkn oUo] (dihka;n) {OsT} is. 1. ifti; renber. 2. Ky aas. S dihkn- p r, {OsT} arap. dihkani, [Ar. dihkn ^ L i^ ] (dihka;ni;) {OsT} is. iftilik; renperlik; kyllk, dihliz, [Ar. dihlz / dehliz >Lo] (dihli;z) {OsT} is. Dehliz. dijit-, [Lat. digitus (parmak)] n ek. Parmakla ilgili pek k terimin yapm nda kullanlan Latince n ek. dijital, -li [Lat. digitus (parmak) > ng. digit] sf. 1. Parm akla ilgili; parm aa ait. 2. bsy. (Bilgiler veya saysal byklkler iin) rakam larla veya kesikli iaretlerle gsterilen; saysal. 3. (Teknik ve yntem olarak) bu tr kesikli sistem ile ileyen; saysal, -dik, [-dik /-dik / -dk / -duk / -tik / -tlc / -tuk / -tk] yap. e. -* -dile. d ik1, [da / dile / dik / dok / dk (yans.)] is. arpma, kakma, vurm a veya kendi kendine arparak, vura rak almay anlatan kk. [Zlfkar] dik dik, dik+ dik-len-mek, dik-e-den atmak

0 U llt t C f S 3 I M

. 2i

DK

dik2, [in. chih /d iak / Mo. ike ?/ eT. ting (ayaa kalkma) > dik] sf. 1. Y atay bir eksene gre yer e kimi dorultusunda duran; eik olmayan. 2. (Yol, yama iin) eimi ok az olan; ok yoku. 3. mat. A ralarnda 90 aklk bulunan. 4. Sert. 5. Aksi, ters. 6. z f D ik olarak; dik a yapar biimde. 7. zf. Hrn ve ters biimde. 8. is. mz. Trk mziinde nne geldii perde adn bir veya kom a tiz ya pan terim. 5 1 dik a, mat. Birbirini 90 aklkla kesen iki dorunun meydana getirdii a. || dik ls, H oa gitmeyen bir durumun arln ifade etmek iin kullanlr.\\ dik aa, {az} Yoku aa . [DS]|| dik basm ak, {az} 1. Kim seye aldr et meden kendi bildiini yapmak. 2. iin olmas iin aba harcamamak; yan izmek. [DS]|| dik bal, 1. nat; kendini beenmi. 2. Bildiinden amayan; kendi havasnda giden; dik kafal.|| dik ballk etmek, Syleneni yapm amak; direnmek.\\ dik bi me, mat. Taban bir ayrtna dik olan prizma.\\ dik dik, fkeli ve olduka sert bir ekilde. || dik dik bakmak, Kavga etmek iin sert sert bakmak.\\ dik duru durutmak, {az} nadn yaptrm ak iin evresindekileri zorlamak; zmek. [DS]|| dik du rukluk, {az} natlk; serkelik. [DS]|| dik du rukluk yapmak, {az} natlk etmek; serkelik yapmak. [DS]|| dik duvara trmanmak, ok ya ra m azlk etmek.\\ dik gelm ek, {OsT} {az} Muhalefet etmek; itiraz etmek; kar gelmek; kafa tutmak; kar koymak. [DS]|| dik gitmek, {az} K ar gel mek; kafa tutmak. [DS]|| dik gz, {az} Yiit; ce sur; kahraman. [DS]|| diki dikine, 1. inadna. 2. Btnyle aksine.|| dikine gitmek, 1. {eAT} Aksine davranmak. 2. Biri ile inatlamak.|| dikine tra, Kastl olarak verilen sknt. || dik kafal, Kendi bildiini inatla srdren]] dik kafallk, A ksilik etmek ve bu davranta direnmek. || dik kulak, {az} 1. Kim senin szn dinlemeyen arsz adam. 2. Kurt. 3. akal. [DS]|| dik rzgr, dnz. B ir gem i nin pruvasna kar ynden esen rzgr. || dik ses, Yksek perdeden kan &y.|| dik silindir, mat. E k seni tabanna dik olan silindir.\\ dik sz, Aksi, sert ve kaba sz. || dik szl, Szn esirgemeyen; do rudan doruya syleyen; krc ve incitici szler syleyen.\\ dik turm ak, {eT} D ik durmak. [DLT]|| dik gen, mat. alarndan biri 90 olan gen.|| dik yam uk, mat. Kenarlarndan biri taban na dik olan yamuk]] dik yaz, hat. Yukardan aa veya aadan yukar satrlara d ik olarak yazlan yaz. || dik yukar, {az} Yoku yukar; bayra do ru. [DS] dik, [dik] {az} sf. Tam. [DS] S dik ar, {az} (Tahl iin) en iyi cins; ok iyi; melezlememi. [DS]|| dik le, {az} Gnein tam tepede olduu zaman. [DS]|| dik n, {az} 1. lk nce. 2. En nde. [DS]|| dik yars, {az} 1. Tam ortas. 2. Gece y a r s. [DS]

dik4, -i [Ar. dik iio] (di;k) {OsT} is. Horoz. S dk-i ebyz, Beyaz horoz; cennette bir ku]] dk-efrk, {OsT} atal ibikli horoz.]] dkl-ar, {OsT} Cen netteki meleklere namaz vaktini bildirdiine ve Sidret l-mnteha'da bulunduuna inanlan melek. dik4, [Ar. dk / zk j~ ^ ] (di;k) {OsT} is. D ar olma; darlk. dik5, [Far. dk <ilo] (di;k) {OsT} is. Toprak tencere; mlek. dikak, [Ar. dikk jU^] (dika;k) {OsT} is. ncelmiler; ufalmlar, dikar, [Rus. dikar] {az} is. Kurt. [DS] dikburun, [dik+burun] is. zool. Dev kpek balgillerden, srt yzgeci vcudun n yarsnda bulunan, dilerinin kenar dz ve dipleri kntsz, boyu drt metreyi bulan bir tr kpek bal; (Oxyrhina spallazani). dike, [dik-e] sf. Diklii az olan; biraz dik. dikdrtgen, [dik+drt-gen] is. mat. Bitiik kenarlar birbirine dik olan paralelkenar; dik paralelkenar. dike1 [eT. tik-g / tik: > tik-e > dik-e , Kuba byklndeki et paras. dike2, [dik-e 4Si] {OsT} zf. K ulak kabartarak; dikkatle; dik dik. S1 dike bakmak, {OsT} {az} D ik dik bakmak; dikkatle bakmak; gzn aarak sert sert bakmak. [Kamus] [DS]|| dike dike bakmak, {eAT} -* dike bakmak. [Kamus] dike3, [dik-e] {az} sf. 1. taatsiz; inat; dik kafal. 2. (Kii iin) bata gelen; ileri gelen; stn. 3. Saban demirinin iyi sremeyecek biimde aklnn faz la oluu. [DS] dike4, [dik -e] {az} is. Sarp, dik ve yksek yer. [DS] dikecek, -i [dik-ecek] {az} is. Soan tohumu. [DS] dike, -ci [dik-e] is. 1. Ba ubuu gibi daldan oalan aalan dikmek iin yere delik amaya yarar kazk, {az} (ayn) 2. Kazk; srk; aa u buk. {az} (ayn) [DS] 3. {az} Dallarn altna konu lan destek. 4. {az} Direk. [DS] 5. {az} Kanda n ve arka kplerin zerine dikilen aalar. 6. {az} uval az dikmek iin kldan bklm ip. [DS] 7. D ik boynuzlu manda. 8. sf. Dikey, dikedek, -i [dik-e-dek] (d ikedek) {az} zf. (U yku dan srayarak uyanmak iin) birdenbire. [DS] dikel1 [dik-el] {az} is. 1. Topraa dik olarak batr , mak suretiyle kullanlan bel veya krek. 2. Kk ve ucu sivri kazk. [DS] dikel2, [Yun. dikhelli] {az} is. apa gibi atal bel. [DS] dikele, -ci [Yun. dikhelli] {az} is. Fidan dikiminde kullanlan ucu sivri, tutamakl aa aygt. [DS] dikeleli, -i [dikele-k] {az} sf. taatsiz; dik kafal; inat. [DS] {OsT} is.

DK dikelemek, [dik-ele-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Azarlamak; kmak. 2. Vurup devirmek. [DS] dikeliverm ek, fdik-el-mek + -i-ver-mek] {az} gsz. f i [-ir] 1. Kar koymak. 2. Birden ortaya kmak. [DS] dikelme, [dik-el-me] is. Dik olarak durm a veya ayakta beklem e eylemi, dikelmek, [dik-el-mek] dnl. fi. [-ir] 1. D ik duruma gelmek; diklemek. 2. Ayaa kalkmak; ayakta dur mak. {az} (ayn). [DS] 3. Sert konumak; kafa tut mak; azarlamak; kar gelmek; dayatmak; dikle mek. {az} (ay) [DS] dikeltici, [dikelt-ici] sf. Dikelmeyi, dik durmay sa layan. dikeme, [dik-em-e] {az} sf. Yoku. [DS] diken, [eT. tik-m ek > *tik-gen > tik-en > dik-en jS'i] is. 1. Baz bitkilerin gvde ve dallar ile baz hay vanlarn derisinde bulunan ucu sivri ve delici sert kntlar. 2. gnl. zeri dikenlerle kapl bitki. 3. mecaz. nsan huzursuz eden sz ve hareket. 4. Ar, akrep gibi hayvanlarn inesi. {eAT} (ayn) 5. anat. Olduka byk kem ik kntlarna verilen ad. 6. zool. Kldan daha sert kntlara verilen ad. 7. {eAT} Klk. S diken diken, 1. Dikeni ok olan. 2. (Sa, kl vb. iin) diken gibi ayaa kalkm durum da.|| diken dutu, Biirtlen.\\ diken seresi, {OsT} al kuu; inkit kuu. [Brhan- K at][| diken s tnde oturm ak, Bulunduu yerde ok kalamaya ca dncesi ile tedirgin olmak. dikence, [diken-ce] is. zool. Tatl sularda yaayan, pulsuz, srt yzgecinin nnde drt tane byk diken bulunan bir tr balk; dikenli balk, (Gasterosteus aculeatus). dikencik, -i [diken-cik] is. 1. Kk diken. 2. B rtlen, gl ve akasya gibi bitkilerde st deride oluan ve koparld zaman yerinde yzeysel bir iz brakan sivri kntlar. 3. Baz derisidikenlilerin derisinde ok sayda bulunan ve gzle zor grlen kk kska, dikene, [diken-e] is. Dikenli baln kk tr, dikenlem e, [dikenle--me] is. Diken durumunu al m a eylemi. dikenlemek, [dikenle--mek] dnl. f. [-ir] 1. Diken durumuna gelmek. 2. Diken gibi olmak, dikenli, [dilcen-li] sf. 1. zerinde dikenleri bulunan. 2. Dikenle kaplanm olan. 3. Diken ad verilen dikenli bitkilerle dolu olan. S dikenli balk, zool. -* dikence. (Gasterosteus aculeatus).\\ dikenli ba lkgiller, zool. Srtnda ve gvdesinde dikenler bu lunan balklar fam ilyas, (Gasterosteus aculeatus, Gasterosteus yungitius, Gasterosteus spinachia).\\ dikenli meyan, bot. Beyazms m or iekli, tys yaprakl, iki metreye kadar boylanabilen ok yllk alms bitki, (Glycyrrhiza echinata); ac meyan.\\ dikenli salyangoz, zool. Hemen her denizde rast

i ie iM i.
lanan, kabuunun zerinde dikenimsi kntlar bulunan bir yum uaka; iskerlet, (Moloch horridus). jj dikenli tel, B ir yeri korum ak iin geii n lem ek amacyla evrilen ve zerinde sivri, batc metal kntlar bulunan tel.j| dikenli yzgeliler, zool. Balklar snfnn kemikli balklar takmnn bir alt takm, (Akanthopterygii). dikenlik, -i [diken-lik] sf. Dikenli bitkileri bol olan yer. dikensi, [diken-si] sf. Dikene benzer; kk bir diken gibi, dikensi knt, Omurlarn srt boyunca alt alta duran kem ik kntlar. dikensiz, [diken-siz] s f Dikeni bulunmayan; dikeni olmayan. S dikensiz gl bahesi, Hi sknt ve sorun olmayan yer'.\\ dikensiz gl olmaz, yi ve gzel olan eyin bile bir kusuru bulunabilir; her nimetin bir klfeti vardr. dikensizler, [dikensiz-ier] is. zool. M ezgitgiller ile uzun kuyruklu balkgilleri kapsayan kemikli balk lar alt takm. dikey, [dik-ey] sf. 1. Kesitii doru ile arasnda dik a meydana gelen; amudi, (1937). 2. Birbirine dik olan. 5 1 dikey gei, 1. Kendi dzeyinde ve st d zeyde kademelemi bulunan bir iletme veya okul dan yukarya doru olan ilerleme veya i deiimi. 2. ki yllk yksek okullardan mezun olanlarn, belirli koullan yerine getirerek fakltelerde oku ma hakk elde etmesi. dikgen, [dik-(k)en > dik-gen] sf. Birbiriyle veya kesim noktasndaki teetleriyle dik a yapan; ortogonal. diki1 [dik-i] sf. (Kii iin) alml. , diki2, [eT. tik > diki] {az} sf. 1. Biraz; bir para. 2. Tane. 3. is. Et paras. 4. Kavurma. [DS] diki3, [dik-mek > dik-i] {az} is. Pam uk iplii. [DS] dikici, [dik-mek > dik-ici] is. 1. Bitkileri topraa dik m e iinde alan kimse. 2. Fide ve fidanlar top raa dikmekte kullanlan makine. 3. Ayakkab di ken veya tam ir eden kimse. 4. Dikii. 5. Kitap cilt leme yerlerinde kitap formalarn birbirine makine ile diken ii, dikici ba, {az} D ikici esnafnn khyas. [DS]|| dikici ustal, {az} Ayakkabclk. [DS] dikicilik, -i [dikici-lik] is. Dikicinin yapt i veya meslek. dikik, [dik-mek (dik olarak yerletirmek) > dik-ik ^ ^ ] {OsT} is. Dik. dikiklig, [tik-mek > tikig-lig] {eT} sf. (Elbise vb. iin) dikilmi olan; dikili, dikil, [Far. dik => dik-il ?] {az} is. Horoz. [DS] dikilgen, [dikil-gen] {az} is. Sanc; yel. [DS] dikili, [dik-mek > dikil-i] sf. 1. Dikilmi olan. "Dikili aa. D ikili elbise. 2. Eilmemi; dik duran. 3. zf. Dikilmi olarak. 4. is. O lduu yerde kuruyup kal

1215 m aa. <3 dikili ta, B ir olay veya bir kimseyi hatrlatmak amacyla kare veya daire kesitli olarak gittike daralan, zeri yazl veya yazsz, uzun ant ta; obelisk. dikili, [dikil-i] is. Dikilme eylemi veya biimi, dikilm e, [dik-il-me] is. 1. Dikili olarak durma eyle mi. 2. {az} Sanc; yel. [DS] <5 dikilm e d u rm a k , {az} Vcudun belli bir yerine sanc girmek, sap lanmak. [DS] dikilm ek1, [eT. tik-m ek > tik-il-m ek > dik-il-mek tiUS'i] edil. f. [-ir] 1. Dikmek eylemi yaplmak, 2. Kendisi hakknda dikmek eylemi uygulanmak. 3. {OsT} Atanmak; tayin edilmek; nasbolunmak. 4. dnl. f. Dik duruma gelmek; diklemek. 5. Ayakta hareket etmeden durmak. 6. Birinin karsna ans zn engel olacak biimde kvermek. 7. (Gzler iin) sabit bir noktaya hareketsiz olarak bakmak. 8. {az} Vcudun herhangi bir yerine sanc saplan mak. [DS] 9. {az} dnl. f. Ayaa kalkmak; do rulmak. [DS] dikilip d u rm a k (kalmak), B ir sre ayn yerde ayakta beklemek. dikilm ek , [dik-il-mek] {az} dnl. f. [-ir] Pike uuu yapmak. [DS] d ik in i1 [dik-im] is. 1. Dikmek eylemi. 2. Bir elbise , nin dikilme biimi. 3. Fidanlktan veya fidelikten alman gen fidanlarn yahut da oaltmaya yarayan elik, yumru, soan gibi paralarn topraa yerle tirilmesi ilemi. S dikim evi, Resm kurulularn amar ve elbise diki ilerinin yapld atlye. dikini2, [eT. tiki > tiki-m / tk-m ak > tk-m > dik-im j ^ i ] {eAT} is. 1. Lokma. 2. {az} Ekmek krnts, ff dikim dikim , {az} Para para; lime lime. dikim 3, [dik-im] {az} is. Bayr; yoku. [DS] dikim hane, [dik-im+ Far. hne <U^.i] (dikimharne) is. Resm kurulularn zellikle silahl kuvvetlerin amar ve elbise diki ilerinin yapld atlye. d ik in 1 [dik-mek > dik-in] {az} is. 1. Giyim eyas. , 2. Diki. [DS] dikin dikm ek, {az} Giyecek dikmek; terzilik yapmak. [DS]|| dikin tu tm a k , {az} (Yaplan i iin) salam olmak; diki tutmak. [DS] dikin2, [dik-in] {az} .zf. D ik olarak. [DS] S dikin st, {az} Ba aa; tepe st; dik aa. [DS] dikine, [dik > dik-i-n-e] zf. 1. D ik olarak; diklemesi ne. 2. nat olsun diye; inadna, fi1 d ikine gitm ek, Karsndakinin istei dnda veya onu kzdracak biimde davranmak; bildiini yapmak. || d ikine t ra, argo. Dinleyeni kzdracak biimde sylenen yalan; ar palavra. dikinm ek, [dik-mek > dilc-in-mek] {az} dnl. f. [ir] 1. Kendisi iin elbise dikmek. 2. (Kendisi iin) elbise diktirmek. [DS] dikirek, -i [dik-e-rek] {az} zf. Dike; biraz dik. [DS]

DK

diki, [dik-mek > dik-i] is. 1. Dilemek eylemi ve biimi; ine iplikle dikme. 2. Biildikten sonra gi yilecek duruma gelinceye kadar kuman geirdii ilem; terzilik. 3. Elbise, anta ve ayakkab gibi eyada dikilmek suretiyle tutturulmu yer. 4, Elde dikilmekte olan veya dikilecek olan kuma. 5. tp. Bir yaralanma sonucu ayrlm bulunan dokularn dikmek suretiyle birletirilmesi. 6. san. ki sacm perinle birletirilmesi. 7. Ciltlenecek kitabn for malarnn eitli tekniklerle birbirine tutturulmas. 8. dnz. Halatn kendi zerinde veya baka bir halat ile zel olarak sarlp balanmas ii. 9. argo. C in sel iliki. S diki a tm ak , tp. Kesilen deriyi zel dikilerle bir araya getirmek.\\ diki inesi, D iki iinde kullanlan bir ucu sivri, dier ucu iplik gee-, cek ekilde kk gzl metal ine. || dikiini a l m ak, tp. D iki yaplm bir ya ra iyiletikten sonra diki ipliklerim veya bu i iin kullanlm zel m a alar karmak.\\ diki iplii, D ikite kullanlan ok katl, yuvarlak ve salam iplik. || diki k alm ak , A z kalmak; neredeyse, hemen hemen olmak. || diki k u tu su , Diki ilerinde kullanlan ine, iplik gibi eylerin konulduu kk kutu; diki sepeti, jj diki okum as, folk. ingene kavgalarnda geen aza alnmayacak biimde szlerle dolu tekerleme. j| d i ki m akinesi, neyle yaplan dikilerde dikii g er ekletiren makine. || diki p ay, D ikilecek kuma kesilirken kenardan dikilecek yere kadar braklan ksm. j| diki pay b ra k m a k , B ir para frsa t ta nm ak.|| diki tu ttu ra m a m a k , B ir ite tutunamamak; becerememek. || diki yeri, D iki dikilirken ipliklerin getii yer.|| diki y u rd u , B iki ve diki eitimi verilen zel kurum. dikii, [diki-i] is. Diki diken kimse; terzi. S dikii usta, Eskiden saraylarda diki ileriyle u raan cariyelerin ba. dikili, [diki-li] sf. Diki yaplm; dikile tutturul mu olan. S dikili cilt, ktp. Sayfalar veya fo r malar elle veya makinede iplik veya tel ile dikilmi olan cilt. dikim ek, [tik-mek > tik-i-m ek > dik-i-mek] {eT} ite, f. [-r] Birlikte dikmek veya birbirine dik mekte yardm etmek, dikisiz, [dild-siz] sf. Dikii olmayan; zerinde diki uygulanmam olan, fi1 dikisiz cilt, ktp. Sayfalar veya form alar srtna tutkal srm ek suretiyle m ey dana getirilen cilt, d ik it1 [dik-mek > dik-it] is. M aaralarda tavandan , damlayan kireli sularn yerde katlam asyla m ey dana gelen dikmeler; stalagmit, (1944). dik it2, [Fr. dickite] is. min. Kaolinite benzer, alm in yumun hidratl doal silikat, d ik ittirm ek , [dikit-tir-mek] {az} gl. f . [-ir] 1, Ayakta bekletmek. 2. Birini ok koturmak, dikiz, [Rumen, dikes (bakma)] is. argo: 1. Bakma; gzetleme; erkete. 2. Gz. f? dikiz aynas, sriicii

DK

I M I M M . dikkel, [Yun. dikhelli] {az} is. apa biiminde atal bel. [DS] dikki, [dik-mek > dik-ki] {az} is. Dikey olarak konulmu her trl srk veya ubuk. [DS] dikleme, [dik-le-me] {az} is. 1. D ik olarak konulan aa vb.; direk. 2. atda ok aacnn altna konu lan dik aalar. 3. zf. Yoku yukar. [DS] diklemek, [dik-le-mek] {az} gsz. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Kar gelmek; kafa tutmak. 2. inde sv bulu nan kab bana dikerek iindekini sonuna kadar imek. [DS] diklemesine, [dikleme-s-i-ne] zf. 1. D ik olarak; di kine. 2. Dosdoru, diklenme, [dikle-n-me] is. 1. D ik durum a gelme ey lemi. 2. Kafa tutma eylemi, diklenmek, [dikle-n-mek] dnl. f. [-ir] 1. D ik du rum a gelmek. 2. mecaz. Kar gelmek; kafa tutmak. {az} (ayn) 3. mecaz. Birine kar ters davranta bulunmak. dikleen, [dikle-en] sf. (Doku ve organlar iin) dik durum a gelebilen; sertleen, dikleme, [dikle--me] is. D ik bir hl almak eylemi, diklemek, [dikle--mek] dnl. f . [-ir] ] 1. Dik du rum almak. 2. mecaz. Kar gelmek; kafa tutmak. 3. mecaz. Birine kar ters davranta bulunmak, dikletirme, [dikle-tir-me] is. D ik duruma getirme eylemi. dikletirmek, [dikle-tir-mek] gl. f. [-ir] 1. Dik du rum a getirmek. 2. Sert hl almasn salamak, diklik, -i [dik-lik] is. 1. D ik olm a durumu. 2. Bir alann, bir yamacn dik bayr. 3. Tabandaki dz lkten itibaren eimli alann doruundaki yksek lii len dik doru. S diklik etmek, A ksilik et mek; zt davranmak. diklinm ek, [dik(i)l-in-mek] {eAT} edil, fi [-r] Di kilmek. diklimek, [tik-mek > tik-il-m ek > tik(i)l-i-mek > dik(i)l-i-mek] {eT} ite, fi. [-r] Birlikte dikmek; dikm ek eyleminde yardmlamak. [DLT] dikm e1 [dik-mek > dik-me] {eAT'} is. 1. Diki yapma , eylemi. 2. sf. Elde dikilmi ve ilenmi. dikm e2, [eT. tik-m ek > tik-me > dik-me -ui.i / ui'j] is. 1. Bir eyi dik olarak yerletirm e eylemi. 2. na etme; yapma; kurma. 3. Direk; kalas. 4. Bitkiyi topraa yerletirm e ii; bu ekilde dikim yaplm arazi ve aalandrlm alan; koru. 5. Dikilip yeti tirilen ey; yetitirilm i olan; fidan. {eAT} {OsT} (ayn) 6. {az} Y eni dikilmi aa; fidan. [DS] 7. dnz. Y k kaldrm akta kullanlan direk ve serenden meydana gelen mauna. 8. Ahap binalarda kuak lar arasna dik olarak yerletirilen balksz direk. 9. Kap ve pencerelerde dey kenarlar meydana getiren paralarn her biri. 10. mat. Bir doru veya dzlemle dik a yapan doru. 11. {OsT} Destek;

argosu. Tatlarda srcnn arkada kalan yolu grm eleri iin n st tarafa konulmu kk ayna; geri grm e aynas.|| dikiz etmek, argo. I. Sezdir meden bakmak. 2. Birinin davranlarn hi gz n ayrmadan gzetlemek. || dikiz gemek, argo. yice gzden geirmek; gzetlemek.\\ dikizleri aynalamak, argo. Gzleri parlamak.\\ dikiz sirkaf, argo. Gzlk. dikizci, [dikiz-ci] is. argo. 1. Gizlice gzetleyen kim se. 2. Hrszlarn koyduklar gzc; erketeci, dikizcilik, -i [dilcizci-lik] is. argo. Gzetleme ii; gzclk. dikizlem e, [dikiz-le-me] is. Bakma, gzetleme eyle mi. dikizlem ek, [dikiz-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] argo. 1. Gizlice gzetlemek. 2. Birinin davranla rn gzden karmadan izlemek, bakmak, dikkat, -ti [Ar. dikkat (incelik) c J i] (OsT) is. 1. ncelik; dakiklik. 2. Doruluk. 3. Dnceyi bir ko nu zerinde youn olarak toplama. 4. nceden in ceye dnme. 5. mecaz. nem verip zerinde dur ma; ilgi gsterme. 6. zerinde alma. 7. iinl. D ikkat ediniz! anlamnda nlem sz. 8. psikol. Bir aba sonucu olarak edinilen duyumlardan veya ynelm elerden, dierlerini nemsemeden veya ta mamen ortadan kaldrarak, bir tanesini ok youn biimde n plana geiren dnsel ilem. S dikkat ekmek, 1. ilgi uyandrmak. 2. Uyarmak; ikaz etmek. || dikkate almak, Gz nnde bulundurmak. 2. H esaba katmak. 3. Gereim yapmak.\\ dikkate deer, lgi eken; ilgi uyandran.\\ dikkat etmek, 1. Bir konuyla btn dikkatini toplayarak ilgilen mek. 2. Uyank durmak. 3. Tetik bulunmak. 4. tina gstermek. 5. Gzne arpmak; ilgisini ekmek.\\ dikkat-i nazar, {OsT} Bak incelii.\\ dikkat ke silmek, B ir sre iin ilgisini d evreden keserek bir noktaya toplamak.\\ dikkat toplam , psikol. Dikkatin srekli olarak bir nesne veya konunun bir yn zerinde toplanmas; konsantrasyon. dikkatle, [diklcat-le] zf. zenle; titizlikle; inceleye rek. dikkatli, [dikkat-li] sf. 1. Dikkat eden; uzun re il gisini datmayan. 2. zen gsteren; titiz, dikkatsiz, [dikkat-siz] sf. 1- Dikkat etmeyen. 2. lgi sini uzun sre bir konu zerinde toplayamayan. 3. Gereince ilgi gstermeyen. 4. nemsemeden ya plan; zen gsterilmeyen; geliigzel, dikkatsizlik, -i [dikkat-siz-lik] is. I. Dikkatsiz olma durumu. 2. Dalgnlk. 3. Savrukluk; zensizlik. 0 dikkatsizlik etmek, Dalgnlk etmek; zen gster memek. dikke1 [dik-m ek> dik-ke] {az} is. ne. [DS] , dikke2, [dik-m ek> dik-ke] {az} is. 1. Fasulye sr. 2. Kanlarda yanlara dikilen srk. 3. Sofalarn al tna konulan direkler. [DS]

s r a i K S E b i . ,217 dayak. 12. {az} Aa direk; kalas. [DS] 13. {az} Fide. [DS] 14. {az} Elle dikilen tohum. [DS] 15. {az} Tohumluk soan; ska. [DS] 16. {az} Fidan lktan km aa; gen aa. [DS] 17. {az} Ye rinden sklmemi aa gvdesi. [DS] 18. {az} elikleme yoluyla dikilen kavaklk ya da stlk. [DS] 19. {az} Budanm palam ut aac. [DS] 20. {az} Yazm koyunlan yatrm ak iin parm aklk ek linde kazk aklarak yaplm al. [DS] 21. {az} Bacak. [DS] 22. {az} B ir ehre veya kye dar dan gelerek yerlilerden kz alan erkek. [DS] 23. {az} gveyisi. [DS] 24. {az} Bir ailenin tek ocuu. [DS] 26. sf. Dikey. 27. Dikilmi olan; dike rek yetitirilmi olan. dikm ek1 [eT. tik (delme, drtme, sokma) > tik-m ek / , dik-melc] g l . f [-er] Biilm i veya yrtlm kuma ve deri gibi malzemelerin paralarn birbirine ine iplik ile birletirmek.

DL

diktac, [dikta-c] is. ve sf. 1. Dikta yanls olan. 2. is. Dikta ynetimini destekleyen kimse, diktafon, [ng. dictate (dikte etmek) > Fr. dictaphone] is. M ektup yazdrmakta kullanlan bir tr ses kayt arac. diktatorya, [Lat. dictator > Fr. dictatoriat] is. Dikta trlk. diktatr, [Lat. dictator > Fr. dictateur] is. 1. Eski R om ada olaanst yetkilere sahip olan ve belli bir sre iktidara gelen mutlak ynetici. 2. Btn yetkileri elinde toplayan kii. 3. mecaz. M utlak y netici; zorba; despot; tiran, diktatrlk, - [diktatr-liik] is. 1. Eski R om ada diktatrlerin ynetim biimi. 2. Mutlak egemen bir siyasi iktidarn veya bir kurulun oluturduu y rtme organ tarafndan, hibir denetime bal ol madan yrtlen siyasi rejim. 3. gnl. Herhangi bir mutlak hakimiyet veya iktidar, dikm ek2, [eT. tik-m ek > dik-melc dUS' j] gl. f. [-er] dikte, [Fr. dicte] is. 1. Bakasnca yazlmas iin 1. Bir eyi bir yere dik olarak yerletirmek. 2. na syleme; yazdrma. 2. Sylenerek yazdrlan ey. S dikte etmek, 1. Birine bir eyi y ksek sesle sy etme; yapma; kurma. 3. Fide veya fidan kkleri leyerek yazdrmak. 2. mecaz. Birine isteklerini zo r ierde kalacak ekilde topraa yerletirmek. 4. Bi la kabul ettirmek. risini beklemesi iin bir yerde grevlendirmek. 5. {eAT} {OsT} Atamak; nasbetmek. 6. argo. inde su diktirme, [dik-tir-me] is. Dikme iini birine yaptrma eylemi. veya iecek bulunan kab ba aa ederek iindediktirmek, [dik-tir-mek] gl. f. [-ir] 1. Dikme iini kini iip bitirmek, bakasna yaptrmak. 2. nat etmek, dikmelik, -i [dikme-lik] is. ve sf. Aa yetitirm ek iin fidan retilen yer; fidanlk. diktirtme, [diktir-t-me] is. Dikme iini bir bakasna yaptrtma eylemi, dikm en1 [dik > dik-men] sf. 1. {eT} ok dik. 2. , {az} is. Koni biimli tepe. [DS] 3, {az} Dalarn diktirtm ek, [diktir-t-mek] g l.f. [-ir] Dikme iini bir doruu. [DS] 4. {az} D ik arazideki, yamataki or bakasma yaptrtmak, man. [DS] 5. {az} Yayla. [DS] 6. {az} Aa gv diktrmek, [tik-mek > tk-tr-m ek / dik-tr-mek] desi. [DS] 7. {az} Su oluklarnn altna dikilmi {eT} g l . f [-r] -* diktirmek, direkler. [DS] 8. Boynuzu dik olan hayvan, dik dikk, [dik-k jSj] {OsT} is. Dikili aa; dikme. men ana, {az} B ir tr yem ek taba. [DS]|| , dikmen kr, {az} Tavan. [DS]|| dikm en sakar, d il1 [eT. tl (sz) > dil J j j / J j] is. 1. anat. Az bo {az} Boynuzlar dik ve arkaya kvrk olan kei. luunda yer alan, arka ksmyla az tabanna ba [DS] lanan, tat almaa, yutkunm aya ve konum aya ya dikmen2, [dik-mek > dik-me-n] is. Dikilerek m eyda rar, izgili kaslardan meydana gelmi, uzun, hare na getirilmi aalk, ketli organ. 2. Bir insan topluluuna zg, sesler dikota, [? dikota] {az} sf. (Kii iin) komut verir den meydana gelmi, kendine gre kurallar olan, gibi sert konuan. [DS] srekli gelien ve deien, bireyler tarafndan ileti im kurmada kullanlan, sistemli gstergelere daya dikse, [Yun. ilcsos => kse] is. Ku avlam ak iin l, toplumsal anlama arac; lisan; zeban. 3. Her aasz alanlarda zerine kse yerletirilerek di insann duygu, dnce ve olay anlatma yetisi. 4. kilmi aa. Bir grubun, meslek m ensubunun veya topluluun diksiyon, [Fr. diction] is. 1. K onuulan dilin ince kendine has terim lerinin ar bast anlatm dizge lenmesi ve kullanlmas. 2. Konum a organlarnn si. H ukuk dili, ocuk dili. 5. Kullanan kiiye v e yatkn ve ilek hle getirilmesi amacyla heceleri ya belirli bir dneme gre tanmlanan sz daarc ve sesleri belirtme, vurgu ve tonlamay yerinde veya zel sz dizimi. 6. mecaz. Szl olmamakla yapma, noktalam aya ve anlama uygun bir syleyi birlikte bildiri grevi yapan her trl iaret ve h a kazanm a gibi alm alar sonucunda elde edilen ko reketler btn. 7. mecaz. Dnce ve duygular numa dzgnl ve sanat; gzel konuma, anlatmaya yarar herhangi bir anlatm arac. 8. mz. dikta, [Lat. dictatium > Alm. diktat] is. yn. Kaba Baz flemeli alglarda titreerek ses karan ince kuvvete dayal olarak kr krne ve kaytsz art metal yaprak. 9. Birok aletin uzun, yass ve hare sz yerine getirilmesi gereken mutlak emir.

DL

I M IM M .
b u rm a k , Kt sz syleyeni korkutmak.]] di! co rafyas, Dillerin yeryznde yayln ele alp in celeyen corafya dal.\\ d il alm ak , }. Baka bir ive ile konumak. 2. Karklk; etrefillik,|| dil k arm ak , Biriyle arszca alay etmek.|| dil k a rt m am ak, {eAT} Haberci kmasna izin vermemek; haber iletilmesini nlemek. [DK]|| dil inem ek, Sz azda gevelemek; tevil iin almak. {eAT} (ayn)|j dil ngelei, {eAT} Konum a tutukluu, rekaket.|| dil d ala, Szl kavga; az kavgas}] dil dem ek, {az} N azar demek. [DS]|| dilden dile, Herkes birbirine anlatarak.]] d ilden dile dola m ak, Gizlice yaygnlamak.]] dilden d rm em ek , H er zam an konumak; szn etmek.]] dil d, D il zellii tamayan seslenm e veya etkenler, j] dil do la, {az} Tekrar tekrar sylenen sz; pelesenk. [DS]|| dil dkm ek, Kandrmak, inandrmak veya kendisinden yararlanm ak iin tatl szler sylemek; yalvarm ak.|| dile aln m ak , Sylemesi ok ayp ve yersiz olmak.|| dile alm ak , Anmak; hatrlamak.|| dile a lm am ak , Bir i veya kii hakknda hi ko numamak; szn etmemek.]] dil ebesi, Ho konu an; iyi sz sylemesini bilen.]] dile d o lam ak , Bir kimse veya eyi tekrar edip durmak.]] dile dm ek, Uygunsuz davranlar sebebiyle kendisi hakknda ok dedikodu yaplmak; dedikodu konusu olmak.]] dile d rm e k , Birinin kt hretini yaymak, || dile gelm ek, 1. Dedikodu konusu olmak. 2. (Ko numa yetisi olmayan bir ey iin) konumaya ba lamak; dillenmek. 3. nceden konumazken ko numaya balamak}] dile gelmez, Szle anlatl maz}] dile getirm ek , i. Konuturmak. 2. Aza al mak, sylemek; anmak. 3. Anlatmak; konumak; ilgili yerlere ve yetkililere haber vermek.|| dile gitm ek, {az} N azar demek. [DS]|| dile koiay, Anlatlmas kolay ama yapm as veya katlanlmas ok zo r olan]] dile p e rh iz etm ek, A z konumak; konutuklarna dikkat etmek]] dile verm ek, Gizli tutulmas gereken eyi aa vurmak; duyurmak]] dile v irt etm ek, H er zam an tekrarlamak; dilden drmemek . j dil felsefesi, fel. Dilin kkeni, z, j anlam ve yaps zerine aratrmalar yapan felsefe dal. || dil gezd irm ek , {az} 1. Gizli bir eyi baka larna sylemek. 2. Sz tamak. [DS]|| dil h ala m as, Suyuna, soan, havu, maydanoz kk, ka rabiber tanesi, defne yapra atlarak kaynatlan sr dili]] dil h u k u k u , Etnik bir aznla kendi dillerini kullanma yetkisinin kanunla verilmesi du rumu]] dil srm ak , B yk bir sz sylendii za man sonucundan korktuu iin dilinin ucunu sr m ak.|] dili alm ak, (Konuamayan biri iin) bir den konumaya ve dzgn ifade etmeye balamak]] dili a r, Konumas ve yazlar g anlalan.|| dili a rlam ak , H astalk sebebiyle zo r konuur olmak. || dili alm ak , B ir sz sk sk kullanmaktan dolay o sz kolay ve abuk syleyebilmek,|| dili

ketli paras. 10. M akaralar iindeki oluklu dner tekerlek. 11. Anahtar. {eAT} {az} (ayn) [DS] 12, co. Denize doru uzanan dar, alak ve kumlu kara paras. 13. Sorguya ekilmek zere yakalanm tutsak ve casus. 14. Ayakkablarda, ayan tmsek blm n rten saya uzants. 15. bsy. Programla ma alannda kullanlan h arf ve sembollerin tm. 16. {eAT} Yass ve uzun ey. [DK] 17. {OsT} D m ann durumu hakknda bilgi edinmek iin yakala nan esir. 18. {OsT} Szleme. 19. {OsT} Krfez; koy. 20. {az} Kilidin iindeki dilcik. [DS] 21. {az} Kap mandal. [DS] 22. {az} Koyun ve sr lara taklan ann iindeki maden para. [DS] 23. {az} Yaz kaleminin ucu. [DS] 24. {az} Ak. [DS] S dil akl, {OsT} Anlalr ve gzel ko numa; fesahat; talakat.\\ dil alm ak, I. (Hasta iin) baygnlktan kurtularak konuabilmek. 2, Durmadan irrete konumak, sylenmek. || dil az verm em ek, {OsT} ok hasta olduundan komamamak. || dil ailesi, dbl. Ayn ana dilden tremi ortak bir kkene balanan dillerin oluturduu kme.\\ dil ak rab al , dbl. Tarihi bilinmeyen a larda bir ana dilden treyen diller arasndaki y a knlk:j| dil alt, anat. D ilin altnda bulunan.]] dil a lt bezleri, anat. Dilin altnda bulunan tkrk bezleri. | j dil alt olm ak, Herhangi bir sebeple bil diini syleyememek. |] dil altn d a n sz alm ak, Gizli bir haberi olmak. || di! atlas, dbl. Dilleri, leh eleri veya dilsel olaylar yayl blgelerine gre gsteren atlas.]] di! avcs, Casus.]] dil av, {az} A v hayvannn seslerini taklit ederek, av kendine ekm ek suretiyle yaplan av. [DS]|| dil ba, {OsT} Syleme gcn engelleyen ey.]] dil bal, zool. D eniz dibinin kumlu yerlerinde sol yanna yatk olarak yaayan, iki gz de sa tarafta bulunan, kk pullu kemikli balk, (Solea vulgaris).|| dil b a strm a k , Korkmu birinin azna parm ak soka rak dilinin stnden bastrmak. || dil belas, Bir kimseye syledii szlerden dolay gelen dert ve skntlar.\] di! bilgisi, dbl. Bir dilin ses, biim ve cmle yapsn inceleyip kurallarn tespit eden bi lim dal; gramer.\\ di! bilim ci, dbl. D il bilimiyle uraan kii.]] dil bilim i, dbl. Dillerin yapsn, ge limesini, dnyada yaylmasn ve aralarndaki ilikileri ses, biim, anlam ve cmle bilgisi bak mndan genel veya karlatrmal olarak inceleyen bilim dal; lisaniyat; lengistik.]] di! bilim sel, dbl. D il bilimiyle ilgili.|| dil bilm ez, {az} Kiik ocuk. [DS]|| dil b ir ik r a r iki, z, sz bir; doru.j| dil b ir k ar, Sulu olduu hlde saygszca karlk veren iin kullanlan ayplama sz.]] dil birlii, 1. dbl. Ayn dili konuan bireyler arasndaki duygusal ve kltrel ballk. 2. Ayn eyleri sylemeyi nce den kararlatrm olarak.|| dil b ozm ak, Terbiye sizce szler sylemek.]] dil b u ra n , {az} 1. (Yiyecek iin) buruk. 2. D ili yakan bir kavun tr. [DS]|| dil

ba lan m ak , Sz syleyemez durumda bulunmak; dili tutulmak, {eATI (ayn)|| dili bal olm ak, Sz syleyemez durumda bulunmak]] dili b ir k ar, Saygsz szler syleyerek gnl kran. || dili b ir k ar d ar km ak, ok yorulm u olmak}\ dili b ir kar d a r sa rk m a k , Komak, yrm ek gibi sebeplerden ok yorgun olm ak veya ok susamak. || dili (baka bir dile) alm ak , Konumas konutuu dilin dnda baka bir dile benzemek]} dili boa zna ak m ak , (az) Korkudan konuamayacak du ruma gelmek. [DS]|j dili bozuk, Ana dilini doru dzgn konuamayan,j| dili b u rn u n a dem ek, {az} Ergenlik am a gelmek; biilua ermek. [DS]|| dili b u rn u n a yetm ek, {az} Ergenlik ana gel mek; bla erm ek [DS]|| dili alk, {az} Yabanc iveli; baka biimde konuan. [DS]|| dili alm ak, {az} Konumas baka bir yerin ya da baka biri nin konumasn andrmak. [DS]|| dili ekm ek, {az} Sylemekten vazgemek. [DS]|| dili zm ek, Syletmek. j| dili zlm ek, Konuamayan biri, anden konumaya balamak]} dili d am a k u ru m ak, ok susamak, az kurumak]} dili d am a n a y apm ak, Susuzluktan az kurumak]} dili d a m a na yetm em ek, {az} Hakkn savunmaktan aciz kalmak. [DS]|| dili datl, {az} H o sohbet; tatl dilli. [DS]|| dili dolam ak , H astalk, heyecan ve sarholuk gibi sebeplerle syleyeceini kartr mak:|| dili dnd k a d a r, Anlatma gc yettiin ce. || dili dnm ek, 1. B ir sz gzel biimde syle . yebilmek. 2. Amacn iyi anlatmak]} dili dnm e mek, 1. B ir sz gzel biimde syleyememek. 2. Am acm iyi anlatamam ak]} dili d u rm a m a k , 1. S rekli konumak. 2. Sylem esi gerekmeyen bir eyi syleyivermek,|| dili dzeltm ek, 1. ive ve lehe bozukluklarn gidermek. 2. K t sz sylemekten vazgemek.|| Dili ensesinden ekilsin! Bktracak kadar ok konuan veya kt sz syleyenler iin ilenmek iin sylenir.|| dili fa re yem ek, H ibir sz syleyememek.]} diii gll, {az} Yze kar iyi ko nuan fa k a t arkadan ktlk yapan; ikiyzl. [DS]| dili h e r eye dnm ek, H er konuda rahata konu abilmek.}} dili sk ar olm ak, {az} ok konu maktan dili kmldamaz hle gelmek. [DS]|| dili kaym ak, Yanl bir ey syleyivermek.|| dili kl tan keskin, ok ac ve ar konuanlar iin syle nir. || dili k rk m a , {az} Srlarn dili zerinde souktan dolay kan siyah kabarcklar,|| dili ksp o tu rm ak , 1. H i sz sylememek. 2. Ses karma mak.I) dili k u rtlu , D edikoducu,|| dili k u ru m a k , 1. ok konumu olmak. 2. {az} (Ilen iin sylenir) konuamayacak hle gelmek. [DS]|| Dili k u ru su n ! ok kt konuanlar iin Sz syleyemez olsun! anlamnda ilenme szii]} d il ile ta r if olunm az, Szle anlatlamaz nitelikte,|| dilin beklem ek, {eAT} Dilini tutmak; sessiz durmak]} dilinde t y bitm ek, Tekrar tekrar sylemekten, hatrlatmaktan bkmak,

usanmak]} dilinden an lam ak , 1. Bir canlnn veya ocuun kard seslerden ne demek istediini anlamak. 2. mecaz. O eyin zelliini, kullanlm bilmek]} dilinden d rm em ek , 1. Srekli olarak ayn eyden bahsetmek. 2. Sk sk anmak]} dilinden gelm ek, {az} Sz sylemede becerikli olmak. [DS]|| d ilinden k u r!u lam am ak , Bir kimsenin s rekli olarak sitem, eletiri ve satamalarna ura mak; yaplmas arzu edilmeyen istekleri ile kar lamak,|| diline dil yetm em ek, {az} H er sze doru yanl cevap vererek konuanlar kzdrmak. [DS]j| diline dolam ak , 1. Ayn eyi durmadan, her yerd tekrar etmek. 2. Bir kimseyi her yerde kt lemek, ekitirmek,|| diline d m dm ek, {az} (Ilen olarak) dilsiz kalmak; konuamaz olmak. [DS]j| diline kl d o lam am ak, Serbest ve dzgnce anlatmak]} diline k ira istem ek, Konumak iin nazlanmak,|| diline pelesenk etm ek, 1. Ayn eyi durmadan, her yerde tekrar etmek. 2. B ir kimseyi her yerde ktlemek, ekitirmek,|| diline salam olm ak, 1. Gizli kalmas gereken eyleri aa vur mamak; sylememek. 2. Kt ve irkin sz syle mekten kanmak]} diline sirk e sarm sak , {az} eytan kulana kurun. [DS]|| diline ta k m a k , I. Ayn eyi durmadan, her yerde tekrar etmek. 2. Bir kimseyi her yerde ktlemek, ekitirmek. || diline v irt etm ek, 1. Avn eyi durmadan, her yerde tek rar etmek. 2. B ir kimseyi her yerde ktlemek, e kitirmek,|| diline yavuz, ok konuan, lafazan]} diline y r k , ok konuan; lafazan]} dilini b a lam ak , Birini sz syleyemez duruma drmek; susm ak zorunda brakmak]} dilini beklem ek, D ili ni tutmak; susmak, {eAT} (ayn)|| dilini bilem ek, {eAT} Konumaya hazrlanmak,|| dilini inem ek, {az} B ir eyi sylemeye balamken eitli neden lerle vazgemek. [DS]|| dilini dedirm em ek, H i yememek]} dilini d ep retm ek , {eAT} Sylemek; ko numaya balamak]} D ilini eek ars soksun! H o a gitmeyen sz syleyen kimseye sylenen ilen szii. || Dilini fa re m i yedi? Niin konum uyor su n ? anlamnda soru]} D ilini kedi m i yedi? N i in konum uyorsun? anlamnda soru.}} dilini kes m ek, {eAT} Susmak]} dilini kesip o tu rm ak , Sus mak]} dilinin a ltn d a b ir ey olm ak, B ir kimsenin sylem ek isteyip de syleyemedii eyler olduunu sezdirm ek,|| dilinin a ltn d ak i b ak lay k arm ak , Gizli kalmas gereken veya kt bir sz dayana mayp sylemek]} dilinin belasn b u lm ak , l sz konumaktan ve kt sz sylemekten dolay sonuta zarara uramak.|| dilinin belasn ek m ek, lsz konumaktan ve kt sz sylemek ten dolay sonuta zarara uramak. || dilinin ceza sn b u lm ak , lsz konumaktan ve kt sz sylemekten dolay sonuta zarara uramak, || dili nin cezasn ekm ek, lsz konumaktan ve kt sz sylemekten dolay sonuta zarara ura

DL

H I t R

S O2; M . i . -

mak.\\ dilinin dn d k a d a r, Syleyebildii ka dar; anlatma gcnn elverdii lde.\\ dilinin u cu n a gelm ek, Syleyecek duruma gelmiken sab rederek vazgemek.\\ dilinin u cu n d a olm ak, H atr lanacak gibi olmasna ramen bir trl hatrlanamayan eyler iin sylenir.|| dilinin ucuyla, Sy lenmi olm ak iin sylenen; iten gelerek deil, yzeysel. || dilini tu ta m a m a k , Sonunu dnmeden geliigzel konumak,|| dilini tu tm a k , Sonunda kiiye zarar verecek szleri sylememeye zen gs termek; irkin konumaktan saknmak.]] dilini y u t m ak , Heyecan sebebiyle konuamaz olmak; ok armak.|| dilini zaptetm ek , 1. D ilini tutmak. 2. Gevezelik etmek. || dilin kem ii olm am ak, 1. D o ru veya yanl her eyi syleyebilir olmak. 2. Bo boazlk etmek. || dilin yettii k a d a r, Sz syleme ustalnn en son snrnda.]] dili olsa d a sylese le r, Hayvanlar ve cansz varlklar iin, konuabilseler nelere tanklk edecekler kim bilir, anlamnda sz.|| dili p ab u k a d a r, Saygszca ve gnl krc biimde karlk veren. || dili tu tu k , Serbeste, ko layca konuamayan. || dili tu tu lm a k , Sevin, korku, aknlk gibi heyecana bal duygusal durumlar dan dolay konuamaz olmak. || dili u cu n a gelm ek, N erede ise syleyivermek.]] dili u cu n d a olm ak, Birdenbire hatrlanamamak. ]] dili u zam a k , H addi ni bilmeden, saygszca konumak.]] dili uzun, Ks tah ve saygszca konuan. || dili v a rm a k , B ir sz sylemeye gnl raz olmak.]] dili v a rm a m a k , Bir sz sylemeye gnl raz olmamak.]] dili y atk n , Yabanc bir dili kolaylkla renme yetenei olan. || dili yitm ek, {eAT} D ili tutulmak.]] diliyle sokm ak, Birine ar ve krc szler sylemek. || diliyle tu tu lm ak , Suunu kendi konumalar ile aa vurmak. || diliyle y ak ala n m ak , Suunu kendi konuma lar ile aa vurmak.]] dili y r k , {eAT} Dzgn konuan. || dili zap tetm ek , Syleyeceklerine hakim olmak.]] dili zifir, Gnl krc szler syleyen; az bozuk. {OsTf {az} (ayn) [Kamus] [DS]|j di! k a p m ak, {az} (Yabanc bir kimse iin) bulunduu ortamn ivesini benimsemek. [DS]|| dil kavgas, Szl kavga; dil dala. |] dil kem ii, anat. skelet ten ayr fa k a t ba ve kaslarla ona bal, grtlan zerinde at nal biiminde duran kk kemik, (hiyoit).]] dil kesm ek, {OsT} Kandrarak susturmak. [Burhan- K atl]|| dil k rm a k , {az} Kendi ivesini brakp stanbul az ile konumaya balamak. [DS]|| dil k o p a rm a k , Korku vererek konumasn nlemek.|| dil k u lak , {az} Makbuz. [DS]|| dil labo ra tu a r, Teyp ve dier sesli eitim malzemeleri ile donatlm yer.\] dille d o n atm ak , Hakknda ar szler sylemek.|| dille ik r a r etm ek, Szle tekrarlamak.\] dillerde destan olm ak, ok n salm ol mak.]] dillerde dolam ak, Her yerde kendisinden sz edilmek.]] dillerde gezm ek, 1. H er yerde kendi sinden sz edilmek. 2. Dedikodu olarak yaylmak.]]

dillere d estan , ok tannmak, nlii olmak.]] dillere d estan olm ak, (Bir olay veya nitelik iin) halk ara snda yaylmak; duyulmak]] d illere dm ek, K en disi hakknda ok dedikodu yaplmak.]] dille ta b ir olu n m am ak , nsann anlatamayaca biimde ol mak.]] dille ta r if o lu n am am ak , 1. Szle anlatlamamak. 2. Mutlaka grlm esi gerekmek. || dille tu tu lm a k , Kendi szleri ile hakszl ortaya k mak.]] dil olan, Eskiden sta n b u ldaki yabanc eliliklerde evirmen olarak altrlm ak zere Trke retilen gen.]] dil otu yem ek, ok konu kan olmak.]] d il bei, dbl. Belirli ltlere gre snflandrmaya tabi tutulan dillerin m eydana ge tirdii kmelerden her biri.]] dil renim i, B ir dili kullanmak zere renme ii.]] dil retim i, D il retme ii.\\ dil pelesengi, K onum a srasnda yerli yersiz tekrarlanan sz. || dil pey n iri, Koyun stnden yaplma, yal ve tuzsuz bir tr peynir. || dil satm ak , Karsndakini bo szlerle oyalamak. || dil sesi, dbl. Dilin bir hareketiyle sylenen sesler; /d/, X, /!/. || d il srm esi, Konuurken szleri y e rinde ve doru olarak syleyememek. j| d il srm e, {az} Kn by azarlamas. [DS]|| dil a k a s, Szl aka. || di! tu ta m a , {az} K onum a sra snda sk sk sz yinelem e; pelesenk. [DS]|| dil tu t m ak, 1. H ibir ekilde konumamak; sylememeye dayanmak. 2. as. D mann durumu hakknda bilgi alabilm ek iin bir dman askeri yakalayarak sor guya ekmek.]] dil tu tu k lu u , 1. D ilin kusurlu a lmasndan m eydana gelen syleme gl. 2. Korku ve heyecan gibi baz duygularn etkisinde kalarak konuma zorluu ekmek.|| dil u c u n d a d o lam ak , Syleyip isteyip de syleyememek.|| dil u cu y n an , {az} D il ucu ile; gnlsz olarak; y a rm azla. [DS]|| dil uzam ak , K t eyler syle mek.]] dil u z a tm a k , B iri veya bir ey iin kt ve aalayc szler sylemek; iftira etmek.]] dil rm ek , 1. Aleyhte bulunmak, 2. {eAT) B irok kii hep bir azdan ayn sz sylemek.]] d! verm ek, 1. {eAT} Konum a gc kazandrmak. 2. {az} B a kasnn aybn ortaya karmak. [DS] 3. {az} Sz tamak. [DS]|| dil vezza, {az} ok konuan; dilli. || dil y aras, Ac ve kt szn yaratt krgn lk.]] dil yenii olm ak, {az} Yalama olmak. [DS]|| dil yetisi, 1. nsann eitli sesli gstergelerle veya doal seslerle anlama yetisi. 2. Kiinin din heye can ile zellikle Hristiyanlkta evresinde bulu nanlarn anlamad birtakm sesler kard ken dinden gem e durumu; glosalali. || dil y u tm a k , 1. Azn ap sz syleyememek. 2. ok armak. || di! y r k l , {OsT} Przsz konuma; talakat. dil2, [Far. dil J:>] {OsT} is. 1. Orta; yan. 2. Gnl; yrek; kalp. 3. tasvf. A llahn byklnn sem bol; tecellisi. S dil-gh, {OsT} K albi uyank; akll.]] d il-r , {OsT} Gnl bezeyici; gnln sev dii gzel.|| d il- r m , {OsT} Gnle huzur verici;

r a n B E E S D H . 1
gnl yattrc; sevgili. || dil-s, {OsTj Gnli ra hatlatan.j| dil-sde, {OsT} Gnl rahat.\\ dil-b, {OsT} 1. Gnle sknt veren. 2. Gnl kartran, znt veren gzel. 3. zlenen. || dil-fte, {OsT} Gnlden vurgun, meftun.\\ dil-ver, -* dilaver11 | dil-vern, {OsT} Yiitler; yrekliler.\\ dil-vz, {OsT} Gnle aslan, gnl eken gzel.|| dil-zd, {OsT} Gnl serbest; gnl bir yere bal olma yan'.|| dil-zr, {OsT} Gnl inciten; kalp kran.|| dil-zrde, {OsT} Gnl incinmi; kalbi krk.|| dil ba, {az} 1. Birini kendine minnettar klm ak iin verilen hediye. 2. Niandan nce kz tarafna erkek tarafnn verdii hediye. [DS]|| dil balam ak, {OsT} k olmak.|| dil-bz, {OsT} Gnl oynatan; gnl elendiren; giizel sz syleyen; gze ho grnen.\\ dil-bend, {OsT} Gnl balayan.|| dil-beste, {OsT} Gnl balam.\\ dil-c, {OsT} Gnln arad; gnl eken; gzel; cazip. || dil-lk, {OsT} H eye canl.|| dil-dade, {OsT} 1. Gnl vermi; k. 2. Erkeklerin balarna baladklar sar mendil\\ dildr, {OsT} Birinin gnln alm; sevgili.\\ dil-dz, {OsT} Gnl delici; znt veren sevgili.\\ dil-dz, {OsT} Gnl alan.\\ dil-dz, {OsT} Gnl alan.|| dil-efgr, {OsT} Gnl yaral. |] dil-efrz, {OsT} Gnl enlendiren.\\ dil-efz, {OsT} ac.|| dil ehli, {OsT} tasvf. A llah ' tanyan; arif.|| dil-ferh, {OsT} Gnl geni; sevinli,|| dil-figr, {OsT} Gn l yaral; k.|| dil-firb, {OsT} G nl aldatc; alml; cazibeli]] dil-frz, {OsT} Gnl enlendiren. || dil-germ, {OsT} 1. Gnl comu; k. 2. Gnl kzm; fkeli.\\ dil-gr, {OsT} 1. Kalbi in cinmi; gcenik; krgn. 2. Gnl tutan; kalbe s knt veren.|| dil-gdz, {OsT} Yrek eriten; gnle ac veren; ackl.|| dil-g, {OsT} I aan; gnl ac; kalbe fera h lk veren. || dil-gde, {OsT} Gnl ferah; yrei rahat. \\ dil-gte, {OsT} Gnl lm; yrei l. || dil-hh, {OsT} Gnln arzu ettii ey; sevilen ey.\\ dil-harb, {OsT} Gnl y kk; kederli; zntl.\\ dil-haste, {OsT} Gnl has ta; zntl]] dil-hr, {OsT} Gnl paralayan; zc.1 dil-ho, {OsT} Gnl ho; sevinli.|| dil1 hn, {OsT} i kan alayan; dertli. || dil-i afte, {OsT} Perian, k olan gnl. || dil-i vre, {OsT} Ne yapacan bilemez hlde olan gnl; serseri gnl. || dil-i b-karr, {OsT} H uzuru olmayan, ka rarsz gnl. || dil-i b-nr, {OsT} H asta gnl. || dil-i derya, {OsT} D enizin ortas, derinlikleri,|| dil-i divne, {OsT} D eli gnl.|| dil-i enhr, {OsT} Ir maklarn derinlikleri,|| dil-i hk, {OsT} Topran alt; mezar.|| dil-i inhr, {OsT} Irmaklarn gnl.|| dil-i mecruh, {OsT} Yaral gnl. || dil-i nln, {OsT} nleyen, dertli gnl.\\ dil-i n-m ihribn, {OsT} M erhametsiz gnl.\\ dil-i nd, {OsT} K e derli gnl.|| dil-i pak, {OsT} Temiz gnl.|| dil-i pare pre, {OsT} Param para olmu gnl.|| dil-i pr-te, {OsT} Ateli, heyecanl gnl.|| dil-i sd-

DL

pre, {OsT) Para para olmu gnl]] dil-i sengn, {OsT} Ta yrekli gnl]] dil-i sevd-nihd, {OsT} Sevdal gnl]] dil-i sevd-nin, {OsT} S ev dal gnl.|| dil-i szn, {OsT} Yanan gnl.|| dil-i eb, {OsT} Gece yars. || dil-i eyd, {OsT} Deli g nl.]] dil-i vrn, {OsT} Ykk yrek]] dil-i yek pare, {OsT} Tek para gnl]] dil-i zar, {OsT} Z a vall gnl; kederli gnl]] dil-i zinde, {OsT} Uya nk gnl.]] dil-ke, {OsT} Gniil ekici.|| dil-kb, {OsT} Gnl zedeleyen. || dil-kte, {OsT} 1. Kalbi lm; duygusuz. 2. H er eyden elini eteini ek mi]] dil-mrde, {OsT} Kalbi lm; duygusuz.|| dil-nin, {OsT} Gnlde ye r tutan; gnl okayc; ho; latif]] dil-niivz (nevz), {OsT} Gnl oka yan; sevgili. || dil-pesend, {OsT} Gnln beendii; gnle ho gelen]] dil-pezr, {OsT} Gnln beendi i; gnle ho gelen]] dil-r, {OsT} Gnl yaral; dertli.|| dil-rb, {OsT} Gnl kapan; sevgili; g zel]] dil-rby, {OsT} Gnl alclk}] dil-rbde, {OsT} Gnl kaplm; gnln kaptrm; k}] dil-sz, {OsT} Gniil yapan; samim. || dil-sr, {OsT} Gz tok.|| dil-sitn, {OsT} Gnl alan; gnl zapteden; kendine meftun eden}] dil-siyh, {OsT} Gnl kara]] dil-shte, {OsT} Yrei yank; keder li]] dil -suz, {OsT} Yrek yakan.]] dil-d, {OsT} Gnl ho; sevinli.|| dil-ikf, {OsT} Gnl delen; ackl]] dil-ikr, {OsT} Gnl avlaycs; sevgili.]] dil-iken, {OsT} Gnl krc.|| dil-ikeste, {OsT} Gnl krk; hznl]] dil-de, {OsT} Gnl g it mi; k.|| dil-kfte, {OsT} Gnl alm; se vinli]] dil-teng, {OsT} Yrei dar]] dil-teng, {OsT} sknts; gnl darl.|| dil-tene, {OsT} Gnl susam; p e k istekli. || dil can, {OsT} Gnl ve ruh}] dil yaras, {OsT} Gnl yaras]] dil-zede, {OsT} Gnl vurgun; k]] dil-zinde, {OsT} Gnl uyank; akll; canl. dil3, [Far. dil Jj.i] (di.l) {OsT} is. 1. Nokta. 2. M and ra; al. dil4, [Far. dl J o ] (di.l) {OsT) is. Gnl; kalp, dilan, [Krt, dilan] {az} is. Gneydou A nadoluda kadnl erkekli oynanan bir halay. [DS] dilatometre, [Fr. dilatometre] is. fz. Istlan m etalle rin genlemesini len ara; genleme ler. dilaver1 [Far. dil-ver jj^:>] (dila;ver) {OsT} sf. Y i , it; cesur. dilaver2, [dil + Far. -ver] (dila;ver) {az} sf. Avukat gibi konuan; sz ustas. [DS] dilban, [dil + Far. -ban o U j] {OsT} is. Tercman. dilbasan, [dil+bas-an] is. tp. 1. Hekimlerin boazn iini grebilm ek iin dili bastrdklar ara. 2. Ecza kartrm akta kullanlan yass ara. dilbaz, [Far. dil-bz jL b ] sf. 1. Gzel konuan; ko nukan. 2. Konumasyla etkileyen; ikna eden.

DL

IMTiiM S M .
dilcilik, -i [dilci-lik] is. Dil zerine aratrma yapma ii. dilcim en, [dilci-men] {az} sf. Hosohbet; tatl dilli. [DS] dilcik, -i [dil-ik] {az} sf. 1. Kolay ve inandrc konuan. 2. ok konuan. 3. Kk tuzaklarn em niyet dzeni. [DS] d ild am ak , [dil+damak] {az} is. S. bot. Aslanaz. 2. sf. Geliigzel konuan; gevezelik eden. [DS] d ldan, [? dildan] {az} s f (Giyim eyas iin) ksa. [DS] dilda, [dil-da] is. Ayn dili konuan kiilerden her biri. dildil, [Far. dildil JjJ^] {OsT} is. nilti; sknt; strap. S d ild il-k n n , {OsT} 1. inleyenler; inleyiciler. 2. Istrap ekenler. d ild irik , -i [dildir-ilc] {az} sf. Oynak; hoppa. [DS] dile, [Far. dile *b] {OsT} is. 1. Gnl sahibi. 2. Gnl. dilebe, [eT. tilbe / dil+ebe-(s)-i] {az} sf. H er eye ok karan. [DS] dileen, [dile-get jS3i] {OsT} sf. ok isteyen; dile yen. dilek, -i [eT. tile-m ek > tile-k > dile-k iUo / liib] is. 1. steme, arzu etme. 2. Dilenen, istenen, arzu edilen ey; istek; arzu; talep; rica; murat. 3. {OsT} efaat. S dilein eylem ek, {OsT} steini yerine getirmek."} dilek b itirm ek , {eAT} {OsT} htiyac g i dermek, arzuyu yerine getirmek. || dilek b u lm ak , {eAT} steine kavumak.]] dilek etm ek, {eAT,1 {OsT} Dilemek; istemek; efaat edilmesini istemek. j| d ilek eylem ek, {eAT} -* dilek etmek.|] dilek kipi, dbl. Dileme, arzu etme kavram veren ve -s e eki ile yaplan kip.

dilbeder, [Far. dilber => dil-be-der ?] {az} sf. M kemmel; noksansz. [DS] dilbend, [dil + Far. -bend jo Jj] {Os T; is. Tercman, dilbent, [dil+ Far. -bend] {az} is. Tercman. [DS] dilber, [Far. dil-ber >b] {OsT} is. Gzel, alml kadn veya kz; sevgili, dilberane, [Far. dilber-ne tiljJj] (dilbera:ne) {OsT} sf. Dilbere, gzele, sevgiliye yakr surette, d ilb erd u d a , [dilber+duda(k)-] is. 1. ekli dudaa benzeyen bir tr ham ur tatls. 2. {az} bot. Sarma k iei. [DS] d ilber, [Far. dilberi lSjJ-i] (dilberi.:) {OsT} is. Dilberlik; gzellik. d ilb erk irp i i, [dilber+kirpi(k)-i] {az} is. Kasmpa tna benzer, eitli renklerde aan bir iek. [DS] diibesek, -i [dil+beze-k] {az} sf. -* dilbezek. [DS] dilbezei, [dil+beze-(k)-i] {az} sf. 1. Tatl dilli; hosohbet. 2. ok konuan. 3. Yerinde sz syle yen. [DS] dilbezek, -i [dil+beze-k] {az} sf. 1. Yerinde sz syleyen. 2. ok konuan. [DS] dilbidir, [Yun. tripitir] {az} is. Kunduraclarn delik delmekte kulland ara; zmba; delge. [DS] d ilb u ran , [dil+bur-an] {az} sf. 1. Tad yznden dilde yakc bir etki brakan. 2. is. ok tatl bir ka vun tr. 3. Mavimsi renkli bir tr yenebilir man tar. [DS] dilcan, [dil-cen / dil-can] {az} sf. Geveze. [DS] dilce, [dil-ce 4-^] (d ilce) {eAT} zf. 1. Dil ile. 2. Dilde.

3. is. Dil; yabanc lisan, d ik e p a rm ak , {az} Sere parmak. [DS] d ilcek 1 -i [dil-cek] {az} sf. 1. Dilsiz. 2, Geveze. , [DS] ^ dileke, [dilek-e a ^ ^ I o ] (d ilekce) {eAT} zf. stee dilcek, -i [dil-cik] {az} is. anat, 1. Kk dil. 2, uygun; arzuya gre; istenildii biimde; dileince. Bademcik. [DS] ^ .j] {eAT} dilcennek, [Far. dil (gniil) => dil-ce-n-mek iU4-->] dileki, [dilek-ci / dileki {eAT} dnl. fi [-r] Gcenmek, dilci, [dil-ci] is. 1. Dil ile ilgili aratrmalar yapan uzman. 2. Dil bilimci. 3. {az} Sz getirip gtre rek ara amaya alan kimse. [DS] dilcik, -i [dil-cik is. 1. Kk dil. {az} (ayn) [DS] 2. {az} Dile benzer kk cisimler. [DS] 3. bot. Budaygillerde, yaprak ayasnn yaprak knn dan ayrld yerde, yapran st yznde bulunan yass, kk, sivri ve saydam uzant. 4. bot. Bile ikgillerden bazlarnda bulunan yar ieklerdeki bir bakml ta. 5. zool. Bceklerin aznda kk dilin n blm. 6. miiz. Nefesli alglarda titreimi salayan kk para. 7. {OsT} Bademcik. 8. {OsT} Terazi ibresi. [Kamus] 9. {az} sf. Geveze. [DS] dilcikli, [dilcik-li] sf. bot. Kk kntl iek k smlar bulunan.

{OsT} sf. Dilee araclk eden; efaati; arac, dileke, [dilek-e] is. 1. Kk dilek. 2. Resm m a kamlardan bir istekte bulunm ak amacyla verilen bir tr i yazs; arzuhl; istida, (1935). dileki, [dilek-i] is. 1. Herhangi bir dilekte bulunan; dileyen; isteyen. 2. D ileke veren kimse; mstedi. 3. {az} Kz istemeye giden. [DS] dilekili, [dileki-lik] {az} is. Evlenm ek iin kzn ailesinden kz isteyi; dnrlk ilemek. [DS] dileklig, [tile-mek > tile-k > tile-k-lik / dile-k-lig] {eT} sf. stekli; dilei olan; arzulu. dilekl, [dilek-lii j K i p / ^K b] {OsT} sf. Bir istei olan; bir ricada bulunan, d ilekszrek, [dileksz-rek J jy S i] {eAT} zf. steme yerek; istemeye istemeye.

1223

DL dilerke, [dile-r-ke / dil+erk-i] {az} is. K z bakmaya giden kadm; grc kadn. [DS] dilemek, [eT. tile-mek > tile--mek > dile--mek dU-ib] {eAT} ite, f. [-r] 1. Birbirinden dilemek. 2. Birlikte dilemek, dileyici, [dile-mek > dile-y-ici] is. ve sf. Dilekte bulunan (kimse); dileyen; isteyen, diley, [dile-y-ii] {eAT} zf. Dileyerek, dilfruz, [Far. dil (gnl) + fiirz] (dilfiiru.z) {OsT} sf. Gnl parlatan; gnl enlendiren, dilge, [til-mek > til-ge] {eT} is. Dilim, dilgem, [dil-ge-m {eAT} zf. 1. Dil biiminde; uzunlamasna. 2. is. Dilim, dilgi, [dil-gi] is. 1. Dilmek iinde kullanlan ara. 2. Tarih ncesi alardan ge yontm a ta devrine ait, uzunluu geniliinin iki katn aan kaya paras, dilgiz, [dil + kz ? / Far. dil-gii] {az} sf. (Kz iin) gzel. [DS] dilgoz, [? dilgoz / tingoz / dingoz] sf. argo. 1. Ser sem; aptal. 2. Enayi, dilgz, [dil+gz] {az} is. Ortas yzk gibi ok byk delikli mavi katr boncuu. [DS] dilg, [eT. tilk > dilg j-s] {OsT} is. Tilki, dilican, [Fr. diligence (zen)] is. Buharl lokom otif ve motorlu tat kmadan nce A vrupada byk kentler arasnda yolcu tam akta kullanlan iki ya da blmeli, belli m esafelerde deitirilen drt veya alt atn ektii araba, dilicek, -i [dili-cek] {az} is. 1. Bademcik. 2. K k dil. 3. s f Geveze. [DS] fi1 dilicei dmek, {az} Bademcikleri imek; anjin olmak. [DS]|| diliceini kaldrmak, {az} H alk hekimliinde, anjin olan birinin tedavi amacyla boazn yukar kaldrm ak y a da daman ba parm akla yukar doru ittirmek. [DS]|| dilicek heybesi, {az} B ir tr heybe. [DS] dilikk, - [dil-i+k-k] {az} is. bot. 1. Aslanaz bitkisi, (Anntirrhinum majus). 2. Salep, (Orchis anatolica). [DS] dilijans, [Fr. diligence (zen)] {OsT} is. -* dilican. dilik, -i [dil-mek > dil-ik] sf. 1. Dilinmi; yrtlm. {az} (ayn) [DS] 2. {az} st duda yukardan aa doru yark olan. [DS] 3. {az} Yrtk; skk. [DS] 4. Uzun bak yaras. 5. {az} Minder. [DS] dilikli, [dil-ik-li] {az} is. K enarlan girintili kntl sahan. [DS] dilim, [dil-mek (dil gibi yapm ak) > dil-im] is. 1. Bir btnden ayrlm yass, uzun, ince para. 2. R ad yatr paralar. S dilim dilim, Para pa ra .|| di lim dilim etmek, Para para etmek; dilimlemek. dilim leme, [dilim-le-me] is. Dilim dilim kesme ey lemi; dilim hline getirme eylemi, dilim lemek, [dilim-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Dilimlere ayrmak; dilim dilim etmek.

dileme, [dile-me] is. steme, arzu etme durumu ve eylemi. dilemek, [eT. tile-m ek > dile-m ek ^11^] gl. f [-r] [l(i)-yor] 1. Sahip olmad bir eyin veya bulun mad durumun gereklemesini istemek; arzu etmek; m urat etmek. 2. Birinden bir eyin yaplm a sn istemek; rica etmek; talep etmek. 3. Biri iin dilekte bulunmak. 4. mecaz. Can istemek. 5. {eAT} Dilenmek. 6. {az} Evlenm ek iin kz ailesinden istemek. [DS] 7. {az} Aramak. [DS] dilemenli, [dil-e-men-li ?] sf. ok konuan; konu kan. dilemma, [Yun. di (iki) + lem ma (cmlecik)'] is. 1. man. Kendisini mutlak olarak kabul ettiren iki nermeden biri doru ise dieri kesin yanl olan iki seenekli nerme. 2. man. "V eya ile birbirine bal, her ikisi de biri doru ise dieri yanl olan iki nermeli byk nerme; ikilem, dilemsinmek, [eT. tile-m ek > *tile-m > tilem-sinmek] {eT} dnl.f. [-iir] -* tilemsinmek. dilenci1, [dilen-mek > dilen-ig-ci / dilen-gi-ci / dilen(i)ci] is. ve sf. 1. Geimini dilenmek suretiyle sa layan (kii); bakalarna el aan; isteyici. 2. mecaz. Bir eyi srarla isteyen (kii), 6= dilenci ana, 'inde her eyden biraz bulunan. || dilenci ana ndan para almak, 1. Yoksulu soymak. 2. are siz kimseden yararlanm aya kalkmak.\\ dilenci deneine dnmek, ok zayflamak; zayflktan kurumak. || dilenci duas, D evaml yalvararak edi len dua.\\ Dilenciye hyar vermiler, eri diye be enmemi. Verilen eye muhta olduu hlde ken disine verilen eyde kusur arayan kiiler iin sy lenir,|| dilenci vapuru, mecaz, dnz. Btn iskelele re urayarak sefer yapan yolcu vapuru. d ilen ci, [dil + in-ici] {az} is. Sokak kaplarndaki mandal kaldrm aya yarayan kk anahtar. [DS] dilencilik, -i [dilenci-lik] is. 1. Dilenci olm a duru mu. 2. Dilenciye zg davran. 3. Sadaka ile gei nen kiilerin durumu. dilencilik etmek, D ilen mek. dilendirme, [dilen-dir-me] is. Birinin dilenmesini salamak eylemi, dilendirmek, [dilen-dir-mek] gl. f. [-ir] Birine dilenme iini yaptrmak; dilencilik yaptrmak, dileni, [dilen-i] is. Dilenme eylemi veya biimi, dilenme, [dilen-me] is. Sadaka isteme durumu veya eylemi. dilenmek, [eT. tile-m ek > tile-n-m ek > dile-n-mek] d nl.f. [-ir] 1. Sadaka istemek. 2. mecaz. Acma duygusu uyandrarak bir ey istemek. S dilenemez dilenci, Yardma muhta olduu hlde dilenmeyen ancak bakalarnn sadakas ile geinen kii.|| dile nip dolanm ak, {az} una buna m innet ederek geinip gitmek. [DS]|| dilenip dnmek, {az} Bakalarna m innet ederek yaamak. [DS]

DL

M M M . dilki, [eT. tilk > dillci ^ i ] {OsT} {az} is. 1. Tilki. 2. {az} Su borular iinde birbirine eklene eklene tilki kuyruu gibi uzayp giden yosun. [DS] dilkicek, [dilki-cek iU~S3.s] {OsT} sf. Dalkavuk; yaltak. dilkiceklik, [dilkicek-lik ^ i ] {OsT} is. -* dilkceklik. dilkicik, -i [tilki-cik] {az} is. 1. Kk tilki. 2. Kanlarda, boyunduruu kan klcna balayan eri balk. 3. Kan zerine yk koymak iin uza tlan tahta kprler. [DS] dilkilik, -i [dilki-lik d lL ib ] s. 1. Tilki gibi olu. 2. {OsT} mecaz. Dalkavukluk; yaltaklk, dilkim en, [dillci-men] {az} is. Zambakgillerden, or manlarda yetien, sarmak gibi aalara sarlarak uzayan, km yapraklarn dken, taze srgnlerin den salata ve yem ek yaplan, al grnnde ok yllk bitki; silcan, (Smilca aspera, S. exelsa). [DS] dilktt, [eT. tilk > dilkii j b ] {eT} {eAT} is. Tilki. S1 dilk zm, {OsT} t zm, (Solantm nigrum). dilkceklik, [dilkcek-lik dS^-jb] {OsT} is. Dal kavukluk; yaltaklk; yaltaklanma. 0 dilkceklik etmek, {eAT} {OsT} Yaltaklanmak; dalkavukluk et mek; tabasbus etmek.|| dilkceklik eylemek, {eAT} {OsT} -* dilkceklik etmek, dilklenm ek, [dilk-le-n-mek d U Jj b ] {OsT} dnl. f. [-r] Yaltaklanmak; dalkavukluk etmek; tabas bus etmek. dilleen, [dille-gen j b ] {OsT} sf. ok ekitiren; dedikoducu; zemmam. dillem ek1 [dil-le-mek ij] {az} gl. [-r] [-l(i)-yor] , 1. Bir kim se hakknda dedikodu yapmak; ekitir mek. {OsT} (ayn) 2. Bir kim senin zenginlii, mal varl, kendisi hakknda konumak. [DS] 3. Bir eyi diline dolayp yaymak. 4. Azarlamak; darlt mak. dillem ek2, [dil-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Kilitlemek. [DS] dillem ez, [dil-le-mez] {az} sf. Dilsiz. [DS] dillendirme, [dillen-dir-me] is. 1. Dil sahibi yapma eylemi. 2. Konuturma. 3. ed. Bir hayvan veya ko num ayan bir varln azndan konuuyormu gibi anlatm da bulunma; intak. 4. Konuma yeteneini kaybetmi veya batan gelimemi kimseleri tekrar konuturmak iin uygulanan yntem lerin tm, dillendirmek, [dilllen-mek > dillen-dir-melc] gl. f. [-ir] 1. Dil sahibi yapmak. 2. Konumasn sala mak. 3. mz. B ir m zik aletini seslendirmek; al mak. 4. ed. Hayvanlar veya cansz varlklar anla tm veya sanat yapma gerei olarak insan gibi ko nuturmak. 5. Birisi hakknda dedikodu yaplmas-

dilimleni, [dilimlen-i] is. Dilimlenmek eylemi veya biimi. dilim lenme, [dilimlen-me] is. Dilimlere blnm ek ii veya eylemi, dilimlenmek, [dilimle-n-mek] edil. f. [-ir] Dilimlere blnmek; dilimlere ayrlmak, dilimleyi, [dilimle-y-i] is. Dilimleme eylemi veya biimi. dilimsinmek, [tilim > tilim-sin-mek] dnl. f. [-ir] -* tilimsinmek. dilinim, [dilin-im] is. jeol. Kayalarda grlen birbi rine paralel tabakalar hlinde yarlma dzlemi, dilinme, [dil-in-me] is. Dilimler hlinde paralara ayrlm a durumu ve eylemi. dilinm ek1 [eT. til-mek > til-in-m ek > dil-in-mek] , edil. fi [-ir] Dilim hline getirilmek; dilmek eylemi uygulanmak. dilinmek2, [til-mek > til-in-m ek > dil-in-mek] {eT} dnl. f. [-ir] Dilim hline gelmek; dilim olumak, dilir, [Far. dilr jJ-s] (dili:r) {OsT} sf. 1. (Kii iin) yrekli, cesur. 2. Kstah, diliran, [Far. dilr-n 01jrJ^] (dilira:n) {OsT} is. Ce surlar; yrekli imseler, fi1 dilrn- nzedr, Mz rakl yiitler. dilirane, [Far. dilrne Y iitesine; mertesine. dilir, [Far. dilr ^jJ^] (dilri:) is. Yiitlik; mertlik; yreklilik. dilirlik, -i [dilir-lik] {OsTf is. 1. Yakksz davra n. 2. Tehlikeli giriim. S dilirlik etmek, {OsT} 1. Kendi hayatn tehlikeye atmak. 2. Kstaha yak ksz davranlarda bulunmak. dili, [dil-i] is. D ilm ek eylemi veya biimi, dilimek, [til-mek > til-i-mek > dil-i-mek] {eT} ite, f [-r] Dilmekte yardm etmek; birlikte di limlemek. dilkanatan, [dil+kanat-an] {az} is. bot. Sarmak gibi byyen, rizomlu, gvdesinde kk dikenler bulunan, kkleri boyaclkta kullanlan ok yllk, sar iekli bir ot; kk boya; boyac kk, (Rubia tinctorum). [DS] dilke, -ci [dil-mek > dil-ge] {az} is. Pirzola. [DS] dilkem, [dil-gi-m ? / dil-ke-mek / dil-ik-mek > dilke-m ?] {az} is. 1. Tarla snr. 2. Tarla ya da bah enin dil gibi uzanan ksm; tarla paras. 3. Byk et paras. [DS] dilkemek, [dil-ke-mek] {az} gl. fi. [-r] [-k(i)-yor] 1- Peine drmek; takip ettirmek. 2. Hayvanlar birbiri arkasna balamak. [DS] dilkemlei, [dilkem-lei] {az} zf. (Yangn, dolu, yamur vb. doal afet zarar iin) dar bir alanda uzayp giderek. [DS] dilkese, [dib+kes-e / dil+kes-i] {az} zf. Tamamyla; bsbtn. [DS] jJ j] (dili.ra.ne) {OsT} is.

m M K E S B U R .ttto na sebep olmak. 6. {az} Gizli kalmas gereken bir sorunu yaymak, duyurmak. [DS] dillenge, -ci [dillen-ge] {az} sf. Dile dolama; di line dolama. [DS] dillenme, [dille-n-me] is. Konumaya balam ak du rumu veya eylemi. dillenm ek1, [dille-n-mek liLuJi] dnl. fi [-ir] 1. Ko numaya balamak; dili almak; sz syler olmak. {OsT} (aym) 2. (Konuma yetenei olmayan varlk lar iin) konumak; dile gelmek. 3. {az} Karsn dakine inat olsun diye konumak, cevap vermek. [DS] dillenmek2, [dille-n-mek] edil. fi. [-ir] 1. Uygun g rlmeyen birtakm davranlar dolaysyla dile dmek; hakknda dedikodu yaplmak, {az} (ayn) [DS] 2. {az} N azar olmak. [DS] dillem e1 [dille--me] is. Dil hline gelm e eylemi. , dilleme2, [dille--me] is. K arlkl sohbet etme ey lemi. dillem ek1 [dille--mek] dnl. fi. [-ir] Dil hline , gelmek. dillemek2, [dille--mek dU-ib] ite, f i [-ir] 1. {eAT} {OsT} Karlkl gzel gzel sohbet etrek;_ konu mak; sylemek. 2. Dil kavgas etmek; drlamak. dilli, [dil-li ^ j ] s f 1. (Kadn ve ocuklar iin) ko nukan. 2. Gzel ve tatl konuan; iyi ve kolay sz syleyen. 3. (Eya ve aralar iin) dil denen hare ketli kk paras bulunan. S dilli bisi, {az} 1. H er duyduunu hemen her yere ulatran kimse. 2. Gzel ve abuk konuan. [DS]|| dilli defter, {OsT} Btn ayrntlar gsterilerek yazlan defter.\\ dilli demir, {az} Ksele kesm eye yarayan ayakkabc ba. [DS]|| dilli dilince, {eAT} Kendine zg bir dille; hl dilince.\\ dilli ddk, 1. Sipsi. 2. ok ko nuan, geveze kimse.\\ dilli ddk etmek, {az} Bir haberi, olay hemen herkese duyurmak; ya y mak. [DS]|| dilli gelin, {az} K arlk vermekten ekinmeyen. [DS]|| dilli toka, {az} H ayvan bal n tutturmaya yarayan kem er tokasna benzer bir toka. [DS]|| dilli toy, {az} zool. Uzun gagal byk bir su kuu. [DS]|| dilli zaar, {az} B ir yerden baka bir yere la f gtrp getiren. [DS]|| dill di lince, H er biri kendi dilince. dillik1 -i [dil-lik] {az} is. 1. Yemek. 2. Kn ar , kovanlarna konulan pekmez. [DS] dillik2, -i [dir-lik] {az} is. -* dirlik. [DS] dilliksiz, [dirlik-siz] {az} sf. -* dirliksiz. [DS] dillileyin, [dilli-leyin] {az} is. Denize doru dil gibi uzanm kara paras; burun. [DS] dillilik, -i [dilli-lik] is. Dzgn ve etkili sz syle me durumu. dill, [dil-l >Uj] {eAT} sf. Cerbezeli; iyi ve kolay sz syleyen. dilllk, - [dill-lk

DL

{eAT} is. Dilli olm a


g - ULi]

durumu; kolay ve akc konuma. dilm a1 -c [eT. tl-ma > dil-mc , is. 1. D il leri ayr iki yabancnn anlamas iin araclk eden kimse; tercman. {eAT} {az) (ayn) [DS] dilma, -c [dil-mek > dil-me] is. Dilik yer; y rt ma. dilmalamak, [dilma-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] eviri yapmak. [DS] dilmalk, -i [dilma-lk] is. Tercmanlk, dilme, [dil-me] is. 1. Dilim hline getirme eylemi. 2. {az}- D rt ke yontulmu aa; ince kalas. 3. { z} Baa sarlan yemeni. [DS] 4. {az} Kk top rak paras; tarlann bir blm. [DS] 5. {az} K k derelerin biriktirme sonucu meydana getirdii kum, ta yn. [DS] 6. {az} zm suyundan ya plarak gnete kurutulmu ve lokum bykln de kesilm i olan paralardan her biri. [DS] 7. Zeyti ni bakla yaralayarak yaplan zeytin salamuras. 8. {az} Koyun veya keinin krek kemii ve boyun evresindeki etli ksm. [DS] 9. sf. Dilmek suretiyle meydana getirilmi olan. dilm e1 -ci [dil-me g ^ p ] {eAT} is. Tercman. , dilme2, -ci [dil-mek > dil-me *4->] {az} is. 1. {eAT} Yrtma; dilik. 2. Yanlar yrtm al etekli elbise. 3. Pantolon ve i amarnn n tarafndaki ilikli ksm. 4. Tarla ya da kara parasnn burun gibi uzanan ksm. [DS] dilmek, [eT. til-mek > dil-m ek d U p ] gl. fi [-er] 1. Dil gibi uzunlamasna kesmek; uzun eritlere bl mek. 2. Dilimlere ayrmak. 3. Yarmak. {eAT} (aym) 4. {az} Kesmek. [DS] dilm en', [dil-men] is. Dilci. dilmen2, [Far. dil-bend] {az} sf. (Kii iin) gzel. [DS] dilrba, [Far. dil-rb] (dilrba:) {OsT} is. miiz. Trk mziinde dura re olan rast, rak ve yegh m a kamlarndan meydana gelen birleik bir makam, dilsel, [dil-sel] sf. 1. Dile ilikin; dile ait olan. 2. dbl. Telaffuz edilirken dilin katlm olduu (nsz ses ler). dilsever, [dil + sev-er] is. Dili seven kimse, dilsiz, [dil-siz j - b ] sf. 1. Konuma organlarnda veya beynin konuma merkezinde bulunan bir bozukluk sebebiyle konuamayan; ahraz. 2. mecaz. Ses karmayan, sessiz; az konuan. 0 dilsiz cariyeler, m paratorluk dneminde saray hareminde gizli kalmas gereken ilerde altrlan kle kzlar.|| dilsiz harita, retim am acyla hazrlanm, ze rinde gerekli isim ve iaretler bulunmayan harita. || dilsiz olmak, {eAT} Ses karmamak; susmak; s kt etmek.

DL

I H I fflM . dimdiklemek, [did-ik-le-mek] {az} gl. f. [-r] [l(i)-yor] 1. Gagalamak. 2. Didiklemek. 3. Yiyece in kenarndan azck yemek. [DS] dimdiri, [di(m)+di/ri] {az} ] (d imdiri) pekt. zf. Dipdiri. [DS] dimdoru, [dim + doru] (di'm doru) zf. (Bakmak iin) doru; dik. dimdoruk, -u [din + doru-k] {az} is. En yksek yer; tepe; u. [DS] dime, [de-mek > di-me ti] {eAT} is. Sz. dimek, [te-mek > de-melc > d-m ek dl<o] {eT} gl. f [-r] Demek; sylemek. 0 dim ediini komamak, {az} Aklna gelen her eyi sylemek; kfretmek. [DS]|| dime gitsin, {az} D em e gitsin! [DS]|| dimek iitmek, {eAT} Karlkl konumak; muha verede bulunmak. dim el, [de-mek > di-me-l ^Up] {eAT} sf. Denilebi lir; denilebilecek, dim en, [Ar. dimne > dimen j<o] {OsT} is. Sprnt lkler. dimi, [Yun. dimito => dimi ,yo] is. 1. Dokumaclk

dilsizler, [dilsiz-ler] is. m paratorluk dneminde sa raydaki gizli grmeler srasnda hizm et eden g revliler; bizebanlar. dilsizlik, -i fdilsiz-lik] is. 1. Dilsiz olm a durumu ve ya nitelii. 2. Ses karmazlk durumu, diltar, [dil + Far. -dar] {az/ is. Tercman. [DS] diitrmek, [til-mek > til-tiir-mek / til-dir-mek / tildr-m ek/ dil-tr-mek] {eT} g l . f [-rj Dildirmek, dil, [dile-mek > dil- _jii] {eAT'} is. Dilek; istek; ar zu. dilk, - [dil-mek > dil-ik] {az} sf. st duda ya rk olan. [DS] dilviyum , [Fr. diluvium] is. jeol. Bugnk rmakla rn drdnc zamandan kalm a en eski ve dnyay kaplayan bir tufana mal edilen kelti hlindeki alvyonlarna verilen ad. d im 1 [dim] is. 1. Dik durmak. 2. {azj Yeni yr , meye balayan ocuun ayakta durmas. 3. Ayakta durmak. [DS] 0 dim durmak, {az} 1. Ayakta durmak. 2. Tay durmak. [DS] dim2, [dim] {az} is. Gevek dm. [DS] dim J, [Far. dm ^p] (di:m) {OsTj is. Yanak; ehre; yz. dima, -a i [Ar. dem 5 (kan) > dim a *lo ] {OsTf is.

ta, ilk srada birinci ve ikinci zg yukarda, nc ve drdnc zg telleri aada; ikinci Kanlar. atkda birinci ve beinci zg telleri aada ve drdnc zg telleri yukarda; nc atkda bi dima, [Ar. dima j_lo] (dima:) {OsTf is. 1. Beyin. 2. Zihin; bilin. "Meclis-i M ebusann nerede top rinci ve drdnc zg telleri yukarda ikinci ve nc zg telleri aada olacak ekilde retilen lanabilecei dimamz igal ediyordu. Atatrk, dokuma tr; serj. {eAT} {OsT} ayn) 2. {az} Drt dim ae, [Ar. dima + Far. -e (dima.e) kat iplik bklerek yaplm yerli dokuma. [DS] 3. {OsTf is. anat. Beyincik, Y nden dokunmu kuma. 4. {az} El tezghlarn da dokunan yorgan ve yatak yz. [DS] 5. Sk do dimai, [Ar. dima ^ L o ] (dima:i:) {OsT} sf. 1. kunan uval. 6. {az} Bez alvar. [DS] 7. {az} Beyin ile ilgili. 2. Aklla ilgili; zihin ile ilgili; zihn; donu. [DS] fikr. dimik, -i [? dimi] {az} is. 1. U. 2. Kova, bakra dimar, [Ar. dim r jlo ] (dim a.r) {OsT} is. Helak; gibi kaplarn kulpunun gvdeye bititii yer. [DS] mahv. dimin, [eT. temin > demin > dimin j p ] {eAT} {az} dimb, [damb / dmb / dimb / domb / dmb / dmb zf. Demin; biraz nce. [DS] (yans.)] is. Vurma, arpma, elle alma, alg alma gibi grltl ses kanna ve ahenksiz konuma dimit, [? dimit] {az} sf. 1. Kt. 2. Zayf; clz. 3. is. Ku ve fare kapanlarnda yiyecein takld yer. bildiren yansmal kk. [Zlflkar] dim b-ilik. dim b-ar [DS] dim barmak, [dimb-ar-mak] {az} gsz. f . [-r] dimiti, [dimit-i] {az} is. Din hizmetlerinde grev imek; kabarmak. [DS] li kimse; hoca. [DS] dim bilik, -i [Far. dnblek dULii] {az} is. Tef. [DS] dim itlemek, [dimit-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)dim dal, [dim+dal] {az} sf. 1. Yalnz. 2. rlplak. yo r] lmek. [DS] [DS] dimdik, -i [di(m)+di/k] pekt. zf. 1. ok dik olarak. dimkiri, [dim(i)k-ir-i] {az} sf. Dimdik; sapasalam. [DS] 2. Hi eilmeden. 3. (Bak iin) dikkatli; srarl; dimmik, -i [? dimmik] {az} s f (amar iin) keskin. 4. Saa sola sapmadan, dosdoru. 5. sf. ykand hlde kiri kmayan; azm. [DS] ok dik; diklemi olan; tamamyla dik. 6. ok sertlemi olan; kaskat. 7. mecaz. Ba emeyen; gururlu. S dim dik durmak, {az} 1. H ibir i yapm adan bou bouna ayakta beklemek. 2. Boyun ememek; yaltaklanmamak. [DS] dim ne1 [Ar. dimne .cjo] {OsTf is. Sprntlk. , dimne2, [Far. dimne ^ j] {OsT} is. . Tilki. 2. Kelile ve D im nenin kahramanlarndan olan akaln ad.

DN

dim nit, [Yun. diminitis] is. Erken olgunlaan bir cins siyah zm. dimyamak, - [dimya-mak] {az} gsz. f. [-r] [m()-yor] Oturduu yerde ya da hayvan stnde uyuklamak. [DS] dimyat, [M srda bir ehir
0

L 0 ] is. Seyrek ve yu

varlak taneli bir tr beyaz zm, B D im yata pi rince giderken evdeki bulgurdan olmak, Daha iyi bir ey umarken eldekini de karmak. dimyeni, [dim+yeni] {az} sf. ok yeni. [DS] -din1 [-dm / -din / -dun / -dn] {eAT} ek. e. -> -dm. , -din , [-din /-din /-tn / -tin] {eT} ek. e. -** -dm. -din, [-dm / -din] {eAT} ya p e. -* -dm. din , [eT. tin (yular, dizgin)} {az} is. 1. H ah zg iplii. 2. rg ilmei. [DS] S din ka, {az} Kopmu orap ilmii. [DS] din2, [eT. ting (dik) > din / dink] {az} is. 1. Bir nesnenin en yksek ve sivri noktas. 2. sf. (Yksek lik ve uzaklk anlam tayan kelim eler iin) arlk anlam verir; ok; ar. [DS] S din doruu, {az} Dan en yksek yeri. [DS]|| din kafa, {az} D ik bal. [DS] din, [eT. tin / dn (rahat, huzur)] {az} is. 1. D in lenme. 2. Durgunluk. [DS] din4, [din / din] {eAT} is. Arkadan ktleme; dediko du. S din dinlemek, {eAT} B ir kimsenin bakasna gizlice ve yava sesle syledii szleri gizlice din lemek; kulak misafiri olmak. [DK] din3, [din] {az} is. Uzun sre kapal kalm ve hava almam kuyu ya da m aara gibi yerlerdeki karbondioksitli pis hava. [DS] din6, [Ar. dn (inan, tre, gelenek) ^ .i] (di:n) is. 1. Gidilen yol; eriat. 2. nsanlarn kendi irade ve se imleriyle dnya ve ahret hayatnda doruya ve mutlulua ulamalar amacyla bizzat Allah tara fndan konulan ve grevlendirdii eliler vastas ile akl sahiplerine tebli edilen, yaama ve inan sistemi. 3. nan, ibadet, ahlak gibi manev konu larda insann tuttuu yol. 4. nsann, kaderini bal grd stn g veya ilkeye inanc. 5. Bir inan sisteminin kapsad dogmalarn ve ibadet ekille rinin tm. 6. K yamette herkesin dnyada iken yaptnn karln almas. 7. Sorumluluk. 8. m e caz. nanlp ar ekilde balanlan dnce; inan; lk. S din adam, M eslei din ile ilgili iler olan kii. || din birlii, 1. Ayn dinden olan toplumlarn oluturduu topluluk. 2. Ayn dine mensup olma durumu. || dinden, imandan kmak, k fkelenmek.|| dinden, imandan olmak, nan cm kaybetmek; kfre batmak. || din d, D inle ilgi si olmayan; ladin.\\ dine davet etmek, D in kabul ettirmek iin ar yapmak. || din erkilik, Dinin ve din kurumlarn toplum yaam nn btn kesimle rinde gl bir yeri olmasn amalayan toplumsal

ve ekonom ik akm; klerikalizm.|| din erki, siy. Y netim biiminin din esaslara gre olm as; teokra si.|| din felsefesi, fel. Dinin ilkelerinin znn ve anlamnn dayanaklarn bulmay amalayan felse fe dal.|| dini bir uruna, slamiyet uruna.\\ dini btn, nanc salam olup dinin gereklerini yerine getiren, gvenilir kimse. || dini gibi bilmek, ok iyi bilmek.\\ dini iman para, Paradan ve m add ka rndan baka hibir ey dnmeyen kiinin zelli;'.|| din iman hak getire, D in inanc olmayan kimse, iin sylenir.|| Dinim e sven bari M sl man olsa! Bende eletirdii kusurlar onda daha ok var.\\ Dinim hakk iin! Yemin olarak kullan lan sz.|| Dinince dinlensin! Mslman olmayan birisi lnce sylenen iyilik dilei. || Dininden d ner, davasndan dnmez. D ncesinde srarc ve inat olan kii iin sylenir.\\ Dinine yandm! argo. Lanetleme sz. || dini yiyip im an srtna vurmak, H er ktl yapabilecek yaratlta ol mak.|| din ncesi, Toplumlarda var olduu sanlan, din inanlarn balamasndan nceki ilkel dnem.|| din-penh, {OsT} Dini koruyan; dine destek olan.\\ din-perver, {OsT) Dine hizmet ve yardm eden.\\ din-iken, {OsT} Dini kran; dine kar koyan. || din yufkalar, {eAT} D ini za y f olanlar. din7, [Sod. den] {eT} is. Din; mezhep. [EUTS] din8, [Far. dn jj-s] (di:n) is. I. Her gne aynn yirmi drdnc gn. 2. Eski ran dininde, bu gn de olup bitenlerden sorumlu olduuna inanlan m e lek. 3. Kalemi korumakla grevli saylan melek. din9, [Fr. dyne] is. fz. Bir gramlk bir ktlenin hzn saniyede bir santimetre artran g birimi, dinam ik, -i [Yun. dinamis (g) > Fr. dynamique] is. 1. fz. Kuvvetler ve bu kuvvetlerin dourduu hareketler arasndaki bantlar inceleyen mekanik blm. 2. fel. Olaylar zaman iindeki geliimine gre deerlendiri; devimsel. 3. mz. B ir algnn verebilecei en kuvvetli sesle en hafif ses arasnda ki iddet farknn desibel cinsinden deeri. 4. sf. Devaml hareket hlinde olan; canl; atlgan; enerji dolu. dinamikleme, [dinamikle--me] is. Atlgan ve canl bir durum alm a eylemi, dinam iklemek, [dinamikle--mek] dnl. f. [-ir] Canl, atlgan ve devaml hareket eder hle gelmek, dinamit, [Fr. dynamite] is. 1. Nitrogliserinden yap lan patlayc madde. 2. argo. Kokain, fi1 dinam it lokumu, K m r tozu, kil gibi maddelere dinamit emdirilmi patlayc tr. dinamiti, [dinamit-i] is. Dinamit hazrlayp pat latma iini yapan kii, dinam itleme, [dinamit-le-me] is. 1. Dinamitle tahrip etme, paralama, ykm a eylemi. 2. Petrol kuyusu nun verimini arttrmak amacyla verimli tabaka hi zasnda dinamit patlatarak ham petroln ak hzn artrma ii.

DN

H M S M . 2 S
dinlemek, [dinle--mek] dnl. f. [-tir] Din du rum a gelmek; dincelmek. dinlik, -i [din-lik l1Wlo] is. 1. Din olm a duru mu; din olan kiinin nitelii; zindelik. 2. Bedenen dayanma gc; mecal. 3. {eAT} Rahat; huzur; g ven; asayi. dindar', [Ar. dn + Far. -dr jJ-oi] (dindar) {OsT} sf. 1. (Kii iin) din inanc gl ve inancnn gerei ni iten ve gerek bir din sevgi ile yerine getiren; mtedeyyin. 2. is. Byle bir kiinin tutumu. dindar2, [Sansk. dintar] {eTj s f (M aniheizm de) sekin; seilmi; stn; mmtaz. [EUTS] [Gabain] dindarane, [Ar. dn + Far. dr-ne 4jljl-Lo:>] (dinda:ra:ne) {OsT} z f Dindar bir kiiye yakr biimde; dindarca. dindarlk, - [dindar-llc] is. Dindar olma durumu, dinda, [din-da] is. 1. Dinleri bir olan kimseler. 2. Birine gre ayn dinden olan dier kii. S dinda olmak, Ayn dinin mensubu olmak. dindik, -i [din+dik] {az} is. Tenekeden yaplm basit kandil. [DS] dindiklemek, [dim-dik-le-mek / din-dik-le-m ek / did-ik-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. (Ku, tavuk vb. hayvan iin) gagalamak. 2. Konuyu ay rntl olarak incelemek. [DS] dindili, [din-dil-i ?] {az} sf. Kk; ufak; minik. [DS] dindire, -ci [din + dire-mek] {az} zf. Ayakta; dimdik. [DS] S dindire durulm ak, {az} Birini ayakta brakmak. [DS] dindirme, [din-dir-me] is. Dinmesini salama duru mu ve eylemi, dindirmek, [din-mek > din-dir-mek] gl. f [-ir] 1, Dinmesini salamak; bitirmek; durdurmak. 2. {az} Avutmak. [DS] 3. {az} dnl. f. lmek; ka lb dinlendirmek. [DS] 4. {az} Dayanmak; kat lanmak. [DS] dindirmemek, [dindir-me-mek] {az} gl. f. [-z] [m(i)-yor] Aldr etmemek; nem vermemek; oral olmamak. [DS] dindon, [ding (yans.) + dong (yans.)] is. 1. {az} Oyuncak. 2. M zikli kap zili. [DS] dindoru, [din + doru(k)] {az} is. Dan en yksek tepesi; zirve. [DS] dindrmek, [de-mek > den-mek > den-dr-mek dU jjii] {eAT} g l . f [-r] Syletmek. dine, [Fr. dner] is. Resm giyimli olarak katlmlan yemek. dinek1 -i [dinmek (sakin olmak) > din-ek] {az} is. , D inlenm ek iin durulan, dinlenecek yer; konak ye ri; menzil. [DS] dinek2, -i [eT. ting (dik) > ting-ek > ding-ek > din ek / dik-ek] {az} sf. 1. (Hayvan iin) dik ve sivri

dinamitlemek, [dinamit-le-mek] gl. f [~r] [-l(i)yor] Dinamitle tahrip etmek, dinamitlenme, [dinamitle-n-me] is. Dinamit kullan larak tahribe uram a durumu ve eylemi. dinam itlenm ek1 [dinamitle-n-mek] edil, f [-ir] Di , nam it patlatlm ak suretiyle tahribe uramak. dinam itlenmek2, [dinamit-le-n-mek] dnl. f. [-ir] D inamit sahibi olmak; dinam it edinmek, dinamizm, [Fr. dynamisme] is. 1. Canl bir varln etkin gc. 2. Davranlar canl ve gl olan kii nin zellii. 3. fel. M add varln iinde zerk ve baka bir eye indirgenemeyen glerin varlm kabul eden sistem; devimselcilik, dinamo, [Fr. dynamo] is. 1. Mekanik enerjiyi elekt rik enerjisine dntren aygt; elektrojeneratr. 2. spor, mecaz. Srkleyici; g kayna. 3. argo. M terisi ok fahie, dinamometre, [Fr, dynamomtre] is. Bir kuvveti veya kuvvet iftini lmekte kullanlan alet; kuvvetler. dinar, [Lat. denarius > Ar. dinar] (di:na:r) {OsT} is. 1. Altn lirann drtte biri (4.25 gram) deerinde eski para birimi. 2. Arabistan, Irak, Suriye, Tunus, Cezayir ve Y ugoslavyann para birimi, dincelme, [din()-el-me] is. Din bir drum alma eylemi; dinlik kazanma, dincelmek, [din()-el-mek] dnl. f. [-ir] 1. Din du rum almak; dinlik kazanmak; dinlemek. 2. {eATj Rahat ve huzura kavumak, dinci, [din-ci] is. 1. Toplumun btn ilevlerinin din kurallara gre dzenlenmesi gerektiini savunan kii. 2. D in bilgisi retmeni. S dinci erki, siy. iktidarn tanrsal olduuna inanan ve bu iktidarn tanrnn yeryzndeki vekilleri tarafndan kullanl d inancna dayanan toplum dzeni; teokrasi. dinbur, -cu [din+bur] {az} is. Doruk; tepe; u. [DS] dincelmek, [din-el-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Din lenmek. 2. Dinlemek. 3. istei yerine gelmekle huzur bulmak; rahatlamak; feraha ermek. [DS] dincetmek, [dinel-t-mek / din + et-mek] {az} gl. f [-(d)-er] Tarlay nadasa brakmak. [DS] din, [ e l tm -m ak (dinlenmek) > t- > tin- > din- g^.i] sf. 1. (Kii iin) salkl ve gl. 2. Yorgun olmayan; dinlenmi; zinde; tendrst; tvana. 3. {eATj Emin; msterih; sakin; rahat; mutmain. 4. {az} is. Dinlenme; istirahat. [DS] t? din dala, {az} K uvvetli ot yiyen hayvanlarn yakaland bir hastalk. [DS]|| din gemek, {eAT} Huzur ve sk net iinde yaamak.\\ din kuvvet, Hzn karesiyle ktlenin arpm. || din olmak, {eAT} Emin olmak; mutmain olmak. dinleme, [dinle--me] is. Din duruma gelme ey lemi.

1229

DN

boynuzlu. 2. nat; itaatsiz; dik kafal. 3. is. Dallar kurumu aa gvdesi. [DS] dinelek, -i [din-el-elc / dik-el-m ek / dikel-ek] {az} sf. 1. (Kii iin) kendini beenmi; ukala. 2. taat siz; dik kafal; kar koyan; direnen. 3. e giderken ya da ite baka eylerle megul olan; bo vakit geiren; sallanan. [DS] dinelme, [din-el-me / dik-el-me] is. Ayaa kalkma durumu ve eylemi. dinelm ek1, [eT. tin (dik) > tin-el-m ek / dik-el-mek] {az} dnl.f. [-ir] 1. Dik durum a gelmek; dik dur mak; diklemek. 2. Ayaa kalkmak; ayakta dur mak; dik durmak. [DS] dinelmek2, [eT. tng (huzur) > ding-el-mek] {az} dnl.f. [-ir] Dinlenmek, dineltmek, [dinel-t-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. (Aa, srk vb. eyler iin) dikmek. 2. Ayaa kaldrmak. 3. Ayakta tutmak. 4. M eydana getirmek; ortaya koymak; yapmak. [DS] dinen, [Ar. dnen ti.i] (di:nen) {OsT} zf. Din bak mndan; din adan; din esaslara gre, dineri, [t. denaro / Yun. dineri] (di'neri) is. skambil kdnda karo da denilen dizi, dinetmek, [din-et-mek] {az} gl. f. [-ir] Ayaa kaldrmak; ayakta tutmak. [DS] dinezimek, [eT. ten-iz-mek (hoplamak) > denez-imek] {az} gsz. f. [-ir] (Y em ek iin) atei az gel dii iin yar pimi yar i durumda kalmak, dinezirmek, [eT. ten-iz-m ek (hoplamak) > denezi-rmek] {az} gsz. f. [-ir] Bilinsizce evreye bak narak gezinmek; i yapm adan ayakta vakit ldr mek. [DS] dinfru, [Ar. dn + Far. fiir] (di:nfru:) {OsT} sf. ki yzl. ding1 [dan / din / dng / dang / dan / dank / dng / , dnk / ding / dinle / dong/ dng (yans.)] is. Yuvar lanma, takla atma; vurma, dme; an ya da vur mal bir alg alma; ileri geri konum a ve mrl danmay bildiren kk. [Zlfikar] ding-il ding-il, ding-il-de-mek, ding-il-mek, ding-il, ding-ir-demek, ding-ir-ik-li ding2, [din / tin ili] {eAT} {OsT} is. Yava sesle ko nuulan ey; gizli konuulan ey; dedikodu, fi1 din dinlemek, {eAT} {OsT} ki kiinin alak sesle ko nutuu eylere kulak vermek. ding3, [Far. ding "i] {az} is. Flayvanla evrilen de irmen. [DS] dinga, [? dinga] (d inga) is. Marapa, t? dinga yo urdu, {az} Ya alnm stten yaplm yourt. dingabak, - [din+kabak] {az} sf. (Kii iin) ba ustura ile tra edilmi. [DS] dingala, [din+kal-a] {az} sf. 1. En geri. 2. En geride gelen. [DS]

dingarga, [din+karga] {az} sf. 1. (Kii iin) ok zayf; kuru. 2. (Kii iin) donmu gibi dimdik du ran. [DS] dinge, [din-e] {az} is. 1. Fidan. 2. Kaim dikme; ta vana dayanan direk; stun. 3. Tepe, u; doruk. 4. Gelinlerin balarna takt ipek rt zerine altn gm ssler taklm balk. 5. Kadnlarn balar na giydii hasr klah. 6. zerine bir tr krmz tlbent sarlm kadn bal. [DS] dingeci, [dinge-ci] {az} sf. Soytar; maskara. [DS] dingedek, -i [ding-e-delc] (d ingedek) {az} zf. Anszn; birdenbire; aniden. [DS] dingel; [ding-el] {az} is. Gelin tac. [DS] dingelek, -i [dingele-k] {az} sf. 1. (M asa, sandalye vb. iin) taban zerinde dengede duramayan; sal lanan. 2. (Y k iin) yksek ve dengesi bozuk; den gesiz. 3. (Kii iin) yersiz olarak sze karan; den gesiz. [DS] dingeleklik, -i [dingelek-lik] {az} is. 1. Dengesiz lik. 2. Hoppalk. [DS] dingelmek, [eT. tin (dik) > din-el-mek dU K o] (di nelmek) {eAT} dnl.f. [-r] Ayakta durmak; ayaa kalkmak; dikelmek, dingeltmek, [eT. tin (dik) > dinel-t-mek dU-S'j] (di neltmek) {eAT} g l . f [-r] Dikmek; dik tutmak, dingelk, - [tinel-lc] {az} sf. Ayakta duran. [DS] dingemek, [den-e-mek > din-e-mek dUS"i] (dihemek) {eAT} g l . f [~r] Dikkatle bakmak; gzetlemek; dik dik bakmak. dingi1, [din- > din-i j p ] {OsT} is. K ulak verme; dinleme. 0 dini dinlemek, {eAT} {OsT} ki kiinin alak sesle yapt konumalara kulak vermek. dingi2, [ding > ding-i] {az} is. 1. Aacn en yksek yeri; aa tepesi. 2. Fidan. [DS] dingi3, [Hint, dingi > ng. dinhy] is. dnz. 1. B ir tr kk ve hafif kayk. 2. Yelkenli veya motorlu k k yar teknesi. 3. havc. Asker uaklarda denize zorunlu ini srasnda iirilebilen kauuk sandal. dingici, [din-c > dini-ci ^^>*-0 ] {OsT} sf. Gizli ko numalar dinleyerek sahibine ileten; kovucu. dingicilik, [dinici-lik ^ . i ] {eAT} is. ki kiinin konumasn gizlice dinlemek. 0 dinicilik eyle mek, {eAT} ki kiinin aralarnda yapt gizli ko numay dinlemek. dingik, -i [ding-ik] {az} sf. Terbiyesiz; edepsiz. [DS] dingil1 [ding (yans.) > ding-il] {az} is. 1. Titreme, , sallanma bildiren yansmal gvde. 2. zf. (Yrmek iin) sallanarak. [DS] 0 dingil dingil, {az} 1. Prsmemi; din ve diri. 2. Sallana sallana; yava yava. 3. (Eya vb. iin) sallanan; gevemi. [DS]|| dingil dingil etmek, {az} 1. Sramak; zplamak;

DN

n c E H .

hoplamak 2. (Hayvan iin) tn sa kalkmak. [DS]jj dingilim atmak, {az} F ink atmak. [DS] dingil2, [ding-il] {az} is. 1. Tepe; u; doruk. 2. Ge linlere taklan altnla sslenmi fes. 3. Kk sepet. [DS] S dingil ba, {az} Takla. [DS]|| dingil ba kurmak, {az} Takla atmak. [DS]|| dingil gibi ye mek, {az} Tka basa yemek. [DS]|| dingil tas, {az} K y gelinlerinin ban sslerken duvan altna konulan silindir eklindeki kt y a da bakr tas. [DS] dingil, [ding-il] {az} sf. 1. Dncesizce ve krc konuan. 2. Geveze. 3. Oynak; hoppa. 4. is. Damat.
[ D S ]

dingil4, [ding-il] {az} is. 1. Omuz. 2. Bacak. 3. Ten cere ve sahan kapaklarndaki tutacak yer. [DS] fi1 dingil ayak brakmak, {az} I. Ayakta tutmak. 2. I, ziyaret gibi sebeplerle rahatszlk vermek. [DS] dingil5, [ding (yans.) > ding-il ?] is. 1. Tekerlek veya ark gibi bir eksen etrafndan dnen elemanlarn ortasna yerletirilen mil. 2. oto. Tekerleklerin orta sndan geen ve tatlarn altna yerletirilen, ii ve gerekli yerleri tatn hareketini salayan dili ve bilyelerle donatlm ve araca ask donanm ile balanan mil. S dingil ba, At arabalarnda dingi lin tekerleklerin merkezinden geen u ksm. |j din gil ba ivisi, {az} Dingilin ba tarafna tekerle in kmamas iin taklan ivi; bir tr pim. [DS] dingildek, -i [ding (yans.) / eT. teng (denk) > dingilde-k] {az} sf. 1. Taban zerinde hareketsiz du ram ayp sallanan; ok sallanan; sarslan; oynak. 2. (Kii iin) hoppa; oynak. 3. Sallanarak yryen. 4. Y ksek ve dengesi bozuk yk. 5. Zplaya zplaya yryen. dingildeme, [ting / ding (yans.) > ting-il > ting-il-deme > dingil-de-me] is. Oynama, sallanma durumu ve eylemi. dingildem ek, [ting / ding (yans.) > ting-il > ting-ilde-mek > dingil-de-mek] {az} gsz. f. [-r] [-d(i)yo r] 1. (Eya vb. iin) sallanmak; oynamak; km l damak. 2. (nsan iin) korku ve an d etkiler kar snda bedenen ksa bir sarsnt, titreme geirmek; sramak. 3. Kukulanmak. 4. Korkudan sramak; zplamak. 5. Hoppalk yapmak. 6. Sendelemek. 7. Oyun oynamak. 8. Yerinde duramamak. 9. (Hay van iin) kom aya balamak; trsa kalkmak. 10. Sendelemek. 11. Birbirine arpmak. 12. Zplamak; hoplamak. [DS] dingildemek, [dingilde--mek] {az} dnl. f. [-ir] Hoplayp zplamak. [DS] dingilek, -i [dengile-k] {az} sf. Korkan; rken. [DS] S dingilek dmek, {az} Uykudan korku ile srayp uyanmak. [DS] dingilemek, [dingil-e-mek] gsz. f. [-r] [-l(i)-yor] Korkmak; rkmek, dingili, [ding-il-i] is. Tepe; doruk.

d ingilli1 [dingil-li] sf. 1. Dingili bulunan; dingili o, lan. 2, is. Kapakl yem ek kab; sahan. 3. Sahan ve tencere kapa. 4. Tavuk ve kularn tepelii. dingilli2, [dingil-li] s f Uslu durmayan, dingilm ek, [ding (yans.) > ding-il-mek] dnl. f. [-ir] 1. Yklmak, devrilmek; yuvarlanmak. 2. Yatmak, dingimek, [eT. ting (dik) > ding-i-mek] {az} gl. f. [-r] Ban yukar kaldrarak bir eyi kaldrp tepe sine dikerek imek. [DS] dingin, [din-mek > din-gin] sf. 1. Durgun; kmlda mayan; sakin; dalgasz. 2. ok almaktan gc tkenmi; yorgun; takatsiz; bitkin; kuvvetsiz; zayf; yorgun; mecalsiz, {az} (ayn) (1935). 3. {az} D nceli; zgn; tasal. [DS] 4. (Volkan iin) sn m. 5. karmaas kalmam, huzurlu. 6. kim. (Demir gibi oksitlenebilir metaller iin) oksijenli bir aside daldrldktan sonra asitten etkilenmeme zellii kazanm olan; pasif. 7. {az} (eme iin) akmayan. [DS] 8. {az} (Tarla iin) birka yl i lenmeyerek ot kaplam olan. [DS] 9. {az} is. Eko nom ik buhran. [DS] dingincilik, -i [dinginci-lik] is.fel. 1. Tam bir gnl rahatl ile tutkusuzluk iinde btn arzu ve ihti raslardan syrlm olarak, hibir diren gsterme den kendini A llaha ibadete vermeyi ve lah huzu ru bulmay amalayan dnya gr; sekincilik. 2. Dnyadan yz eviren bir yaama tutumu, dinginleme, [dinginle--me] is. Dingin hle gelme eylemi. dinginlemek, [dinginle--mek] dnl. f. [-ir] 1. Din gin duruma gelmek. 2. ok almaktan gc t kenmek; yorgun dmek; mecalsiz kalmak. 3. (Volkan iin) lav pskrtmem ek; snmek. 4. karmaas kalmamak, huzur bulmak. 5. kim. (De mir gibi oksitlenebilir metaller iin) oksijenli bir aside daldrldktan sonra asitten etkilenmeme zel lii kazanmak, dinginlik, -i [dingin-lik] is. 1. Dingin olma durumu; sknet; durgunluk. 2. Metallerin elektro-kimyasal anmadan etkilenmeme zellii. S dinginlik an, D eniz veya akarsu yzeyinin dengesini bulduu an. dingirci, [dnr / dingir-ci] {az} sf. K adn ve erkek arasndaki yasa d ilikilere araclk eden. [DS] dingircilik, -i [dingirci-lik] {az} } is. Sevienler arasmda araclk yapma ii. [DS] dingirlenm ek, [dingirle-n-mek] {az} edil. f. [-ir] (Yuvarlak nesne iin) yuvarlanmak; tekerlenmek. [DS] dingi, [ding-i] {az} sf. 1. (Kii iin) ok uzun boylu ve zayf. 2. Ktrm. 3. (Sr, olak, koyun vb. iin) Boynuzu ksa, ince ve sivri olan. 4. Dik boynuz. 5. Hareketli. [DS] dingiz, [din-iz / diniz] {az} sf. Sessiz; sakin; dur gun. [DS] dingizim ek, [dingiz-i-mek] {az} gsz. f. [-r] (Kar

1231

DN

gaalk, grlt iin) son bulmak; durgunlamak. [DS] dinglemek, [eT. tm -la-m ak / din-le-mek] (dinlemek) {eT} g l . f [-r] Dinlemek; kulak vermek

dinki, [dink-i] is. 1. D ink sahibi. 2. D ink atlyesi. 3. D ink altran ii. 4. {az} Deirmenci. [DS] dinke, [dink-e] {az} is. Srmal pskl. [DS] dinkleme, [dink-le-me] is. Dinkten geirme eylemi; yzeyden keeletirme, dinglence, [dinlen-ce (dinlence) {eATj is. 1. dinklenek, [dink-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Dinlendiren; huzur veren ey. 2. Dinlenme, Tahllarn kabuunu ta deirmende ayrmak. 2. dinglenmek, [dinle-n-mek iL-dS'a] (dinlenmek) {OsT} ayak, aba gibi kabaca dokunmu kumalarn y d n l.f [-r] Snmek, zeyini keeletirmek. 3. amar killi suya bastr mak. dingmek, [din-mek dUS".> / dUSi] (dinmek) (eATj dinkoz, [? dinkoz] {az} is. 1. Bezir kandili. 2. sf. {OsT) gsz. f. [-er] Susmak; sakin olmak; skt (Kii iin) marur. 3. Uar; yaramaz. 4. Zayf; c etmek. [Kamus] lz. 5. Yoksul. [DS] dingoz, [? dingoz / tingoz] {az) sf. 1. Sinirli ve kaba dinleme, [din-le-me] is. 1. Kulak vererek sesleri al adam. 2. Kurnaz. [DS] glamaya alma eylemi. 2. Bir sanat yapsndan ding, [eT. dm (ses) > din-] {azj is. 1. Dinleme. 2. ses alma ii. 3. tp. organlarn ve kan damarlar Gizliden gizliye dinleme. [DS] nn kard seslerden yararlanarak tbb sonu dingiici, [din-ci (diniici) {eATf sf. Konuma karmak zere kulak yardm yla muayene ii. 4. lar gizliden dinleyip ilgilisine bildiren; kovucu. as. Dman faaliyetleri hakknda bilgi edinmek amacyla yaplan her trl ses alma ii. S dinleme dingclk, [diniic-lk dLU-jS'i] {eAT} is. ki kiinin salonu, M zik ve tiyatro eserlerini kaydetmek ze alak sesle yapt konum aya kulak verme, re dzenlenmi salon; stdyo. din, [Ar. dn ^ . i ] (di:ni:) {OsT} sf. Dinle ilgili; dine dinlemece, [dinle-mece] {az) is. M asal; hikye; dayal; dine zg; dinsel. anlat. [DS] dini1 [din-i] is. Dinme eylemi veya biimi." , dinlemek, [eT. tm -la-m ak / tin-le-mek > din-le-mek] dini2, [eT. tn-m ak > din-i] {az} is. K ulak kabart gl. f. [-r] [-(i)-yor] 1. itm ek amacyla kulak mak; dinlemek. [DS] vermek. 2. Birinin dn ve szlerini dikkate alarak istenilen ekilde davranmak. 3. Uymak; ba diniz, [din-iz > din-iz] {az} sf. (Hava iin) sakin; emek; itaat etmek. 4. tp. Kulakla veya dinleme durgun; sessiz. [DS] aletiyle hastay muayene etmek. dinizimek, [diniz-i-mek > diniz-i-mek] {az} gsz. f. , [-r] 1. Dinmek; durgunlamak; yavalamak. 2. Ve dinlence1 [dinlen-ce] is. 1. Dinlenme zaman; tatil. 2. {az} Rahat; huzur. [DS] rim azalmak. [DS] dinizlemek, [dinizle--mek > dinizle--melc] {az} dinlence2, [dinlen-ce] {az} is. Dinlenecek ey; m a sal, hikye. [DS] ite, f. [-ir] ekimek; kavga etmek. [DS] dinlen, -ci [dinlen-] {az} is. Rahat; huzur. [DS] dinizlik, -i [diniz-lik > diniz-lik] {az} is. Sessizlik; dinlendik, -i [dinlen-dik] {az} is. Dinlenme; dindurgunluk. [DS] leni. [DS] S dinlendik trbesi, {az} Yol ura dink1 [dan / dm / dang / dan / dank / dmg / dm k / , olan, sk sk uranlan yer. [DS] ding / dink / dong / dng / dnk / dngk (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma; vurma, dme; an ya da dinlendirici, [dinlendir-ici] sf. Dinlendirme zellii tayan. vurmal bir alg alma; ileri geri konuma ve m dinlendirilmi, [dinlendir-il-mi] sf. indeki tortu ve rldanmay bildiren kk. [Zlfkar] dink dink istenmeyen maddeleri dibe ktrm ek amacyla bir dink2, -gi [Far. ding (soku)] is. 1. Tahllarn kabuu sre bekletilmi olan, nu ayrmakta kullanlan ta deirmen; dibek. 2. Pirin dvmeye yarayan ve hayvanla evrilen b dinlendirme, [dinlen-dir-me] is. Dinlenmesini sa lam a eylemi. yk ta silindir. 3. ayak, aba gibi kabaca dokun dinlendirmek, [dinlen-dir-mek] gl. f. [-ir] 1. D in mu kumalarn yzeyini keeletirm ek iin kulla lenmesini salamak. 2. Durulmaya brakmak. 3. nlan bir tr tokalama arac; apre makinesi. 4. Tarlay nadasa brakmak. 4. {az} (Ik ve ate {az} Kaldra. S dink topra, Baz istlerin ay iin) sndrmek. [DS] 5. tasvf. Tekkelerde ran rmas ile meydana gelen, suda sabun gibi kp sndrlmesini salamak, ren, sulandrlarak iine bastrlan amarlarn dinlengin, [dinlen-gin] {az} sf. Dinlenmi, yorgun kirini ve yan emen toprak; toprak kili. luu gitmi olan. [DS] dink3, -gi [denk / dink] {az} is. 1. Tepe; u. 2. Denk. [DS] S dink st, {az} 1. Tepe iist. 2. dinlenim, [dinlen-im] {az} is. Mola. [DS] dinlenme, [dinle-n-me] is. 1. Dinlenm ek eylemi. 2. Denge durumunda olan. [DS] almayan, kprdamayan bir organizmann veya dinkabak, -i [din+kabak] {az} sf. Avanak. [DS]

DN

S I M IM M

1232

bir dzenein durumu. 3. Uyuyan veya yorgunlu kesilmek, sona ermek; durmak. 4. (alma gc, unu atan bir kimsenin o andaki durumu; istirahat. enerji vb. iin) sona ermek; bitmek; yorulmak, { z} (ayn) [DS] 4. Dinlenmek iin ayrlm (olan). S dinlenme kamp, Kurulularn kendi personelinin tatilini dinm ek, [de-mek > de-n-mek] {az} dnl. f. [-er] 1. Sylemek. 2. Satamak. 3. Sormak. [DS] geirmeleri iin dzenledikleri kamp. || dinlenme salonu, B ir i yerinde veya otellerde bir sre din dinnetirm ek, [dinle-tir-mek] {az} gl. f. [-ir] An lenmek iin ayrlm bulunan salon. lamaya almak. [DS] dinlenm ek', [dinle-mek > dinle-n-mek] edil. f. [-ir] dinozor, [Fr. dinosaure] is. zool. 1. Gnmze fosil 1. Konumalar ve yapt iler dolaysyla kan leri kalm, boyu 20 m ye kadar varan srngen sesler bakas tarafndan dinlemeye alnmak. 2. yaratk, (Saurischia; Ornithischia). 2. yergi. (Kii Duyulmak; iitilmek. 3. tlerine uyulmak; szle iin) a gemi kartlam olduklar halde hl rine kulak verilmek. 4. (Radyo, televizyon vb. iin) reklendikleri yerlerde ahkm kesmeye devam yaynlar alnmak; izlenmek. edenler. dinlenmek2, [dinle-mek > dinle-n-mek] dnl. f. [-ir] dinozorlar, [dinozor-lar] is. zool. Omurgal hayvan 1. Kendini dinlemek. 2. Yorgunluunu gidermek a- lardan srngenler snfna giren soyu tkenmi bir m acyla alm aya ara vermek; istirahat etmek. 3. takm, (Dinosauria). Y orgunluu gitmi, dinginlie kavumu olmak. 4. dinozorlamak, [dinozor-la--mak] dnl. f. [-r] 1. (Yiyecek maddeleri veya sanayi rnleri iin) s Dinozor durumuna gelmek. 2. yergi. a getii, zlme, durulma veya mayalanma gibi ilem ler iin grlerine deer verilm edii hlde kendini hep n bir yerde bir mddet bekletilmek, plnda tutar olmak; kartlamak; kurnazlamak, dinlenmek , [din > dinle-n-m ek dlj_hjp] {eAT} dnl. dinsek, -i [dinse-k] {az} sf. Grltsz, patrtsz yer. [DS] f . [-r] Din sahibi olmak; din edinmek; bir dini ka dinsel, [din-sel] sf. Dinle ilgili; dine dayal; dine z bul etmek. g; din. dinlenmelik, [dinlenme-lik] is. mim. Merdiven basa , maklarnda bir kesinti meydana getiren kk sa dinsik1 i [din-mek > din-se-mek > din-si-k] {az} sf. (Hava iin) rzgrsz, durgun ve skntl. [DS] hanlk. dinleti, [dinlet-i] is. M zik sanatlarnn yaptklar dinsik2, -i [din (tepe) > dinsi-k] {az} is. 1. Gzet leme yeri. 2. Y ksek yer; aa tepesi. [DS] bir mzii seyircilere sunmas ii; konser, dinletici, [dinlet-ici] is. Kulaa yerletirilen elektro dinsiklemek, [dinsik-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)yor] 1. Gzetlemek. 2. Dikkatle bakmak. [DS] nik alc. , dinletme, [dinle-t-me] is. I. Dinleme iini yaptrma dinsim ek1 [din-si-mek] {az} gl. f. [-r] Etraf din lemek. [DS] eylemi. 2. Bir sanatnn i almak amacyla mzik yapm a veya hner gsterme ii. dinsimek2, [din-si-mek] {az} gsz. f. [-r] (Yemek dinletmek, [dinle-mek > dinle-t-mek] gl. f. [-ir] 1. iin) bozulm aya, kokmaya balamak. [DS] Birinin dinleme iini yapmasn salamak. 2. D in dinsiz1 [din-siz] sf. 1. Din inanc olmayan; ateist. 2. , lemesine izin vermek. 3. Bir eyi dinlemee zorla mecaz. Acmasz; gaddar; zalim. S Dinsizin hak mak. 4. Sz geirmek; tlerine uymasn sala kndan im ansz gelir. Acm asz birini ancak ken mak. disinden daha acmasz olan birisi yola getirebilir. dinleyici, [dinle-y-ici] is. 1. Sylenen, alman para dinsiz2, [din-siz] {az} sf. (Peynir vb. iin) yasz; lar veya bir konferans vb. dinleyen kimse. 2. Asl kupkuru. [DS] renci olmad hlde sadece dinlemek amacyla dinsizlik, ri [din-siz-lik] is. Dinsiz olm a durumu, derslere dardan devam eden kii, dinsk, - [den > din-sk] {az} sf. Hafifmerep; dinleyicilik, -i [dinleyici-lik] is. Dinleyici olm a du hoppa; oynak. [DS] rumu. dintar, [Sod. dendar] {eT} is. 1. Din ayin yapan. dinleyi, [dinle-y-i] is. Dinleme ii ve biimi. [ETY] {eT} 2. Sekin; seilmi; stn. [EUTS] dinli1 [din-li] sf. Dini olan; din sahibi olan; bir dine dintepe, [din+tepe] {az} is. 1. Y ksek tepe. 2. , mensup olan. Aacn en tepesi; aa doruu. [DS] dinli2, [din-li] {az} sf. Derin. [DS] 0 dinli kuyu, { dintoru, [din+dor-u] {az} is. Dan tepesi. [DS] z} K r kuyu. [DS] dinzimek, [din-(i)z-i-mek] {az} gsz. f. [-ir] Dur dinme, [din-me] is. Dinmek, durmak hli ve eylemi. gunlamak; dinmek. [DS] dinm ek1 [eT. tin-m ek (dinmek) > din-mek > din , d ip 1, -bi [eT. tflb / db > dip v ] is. 1. {eAT} {OsT} mek] dnl. f. [-er] 1. (Ar, sz vb. duyu; znt, Kk. 2. Oyuk veya ukur bir yerin en alt blm. sevin vb. duygular iin) sona ermek; bitmek; 3. Bir kabm taban. 4. Suyun altndaki toprak veya durmak. 2. (Ses iin) kesilmek; susmak. 3. (Kar, sert zemin. 5. Bina, aa gibi dikili duran bir eyin yamur, rzgr ve akp giden, sren eyler iin)

i l l e t M

1233

DP

zemin ile birletii nokta veya evresi. 6. Da, tepe gibi ykseltili eylerin etei. 7. Kapal bir alanda giriin en uzak kesi. D ip bucak. 8. Deniz, rmak, tarla, yurt gibi alan kaplayan eylerin kys, ok yakn; bitiii. Denizin dibinde demirden evler. 9. (Su iin) yzeyin kart; i. 10. Bir kabn en al tnda kalm yiyecek, iecek gibi eyler. 11. Dz olarak dokunduktan sonra zerine altn veya sim ile ileme yaplan bir tr kuma; sade arm. 12. {eAT} {OsT} Kadeh ve sini gibi kaplarn aya. 13. {az} Havu. [DS] 14. {azf Lahana. [DS] 15. {az} Yer elmas. [DS] 16. {az} Pancar ve kk. [DS] 17. {az} am aacnn kk ve ras. [DS] 18. {az} Ttn bitkisinin en dipteki yapraklar. [DS] 19. ar go. K. 20. argo. Diilik organ. S dibe dz y k m ak, Dmdz etmek; yerle bir etmek. || dib i ge m ek, {az} (Tencere, tava gibi kaplar iin) dibi kp ayrlmak. [DS]|| d ib i g r n m ek , (Bir kabn iinde bulunan yiyecek vb. ey iin) tkenm ek veya ok az kalmak.|| dibi kll, {az} Domates. [DS]|| dibi k rm z m um la a rm a m a k , D avetsiz gelen ler iin Gelmeseniz de olurdu; ok sknt veriyor sun. anlamnda istenmezlik sz.|| d ib in d en b u d am ak , Kknden kesmek.\\ d ib in d en tra , K knden kesip temizleme.|| d ibine d a r ekm ek, Ta mamen bitirmek; tketmek]] d ibine gelm ek, ok yaknna gelm ek.|| dibine inm ek, Azalm ak.|| (...in) dibini b u lm ak , indekini bitirmek; tketmek]] dibini grm ek, argo. (Erkek iin) bkmadan uzun sre ok cinsel ilikide bulunmak.]] d ib i tu tm a k , (Pien yem ekler iin) tencerenin dibine yapp yanmak. || D ibi yok. B ir iin sonu ve zm yolu yok, anlamnda kullanlr,|| dip a, D ipteki balk lar avlam ak iin kullanlan bir tr a.]] dip alay, / eAT} Merkez alay.|| d ip ba, {az} Ahrda hay vanlan balamaya yarayan ip. [DS]|| dip bucak , ilk bakta gze arpmayan yer; ky ke. || dip alkam ak, {OsT} Kalalar oynatmak.|| dip dede, {eAT} {OsT} {az) B yk dede; en byk dede. [DS]|| dip deniz, {OsT} Biiyk deniz; okyanus.|| dip d o ru k , Dipten tepeye kadar; batan aa; btn; {az} (ayn). [DS]|| dip grm ez, {az} Ttnn top raa en yakn olan yapraklan. [DS]|| dip g ster m ek, {OsT} Yemei tabakta bir ey kalmayncaya kadar yemek. [Kamus]|| dip kn, {az} A ala rn, zm ktklerinin dibinden kan srgn; pi. [DS]|| dip koan, 1. B ir blm koparlarak ilgili ye verilen m akbuz tr evrakn elde kalan kopyas. 2. {az} Tapu senedi. [DS]|| d ip ten b u d am a k , I. Budama ilemini toprak seviyesinden yapmak. 2. mecaz. Tamamen y o k etmek; kesip atmak. || d ip te vei, {azj zm ktklerinin dibinden fkran srgnler. [DS]|| dip st , {az} Ttn bitkisinin topraa yakn olan ikinci sra yapraklar. [DS] dip, [de-m ek> di-(y-)p] {eAT} zf. Deyip; diyerek. dip3, [dip] {az} s f Pek ok. [DS]

d ip 4, [dip] {az} is. Bekret. [DS] d ip 5, [ng. dip (eiklik)] is. Anne kamndaki bebein kalp atnn yavalamas durumunda elektronik olarak elde edilen kalp frekans erisinin grnm, dipik, -i [dip-cik] {az} is. 1. Yemeni, ark gibi giyeceklerin kesiz tabam. 2. Sigara izmariti. [DS] dipek, -i [dip-ek] {az} is. plik eirme krnn ekseni. [DS] dipik, -i [dip-ik] is. 1. Tanabilir bir silahn nian alnrken omuza dayanan blm. 2. {az} Tarlann srlemeyen killi, kireli ksm. [DS] 3. {az} a yr. [DS] 4. {az} Otuz iki ktla oynanan bir is kambil oyununda son el. [DS] 5. {az} Hayvan y u lar. [DS] dipiklem e, [dipik-le-me] is. Dipikle vurm ak ii eylemi. dipiklem ek, [dipik-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Dipik ile vurmak, dipiklenm e, [dipikle-n-me] is. Dipik ile vurulma durumu ve eylemi, dipiklenm ek [dipikle-n-mek] edil. f. [-ir] Dipikle vurulmak. dipin, [dip-in] {az} sf. 1. (Kii iin) Kuvvetli; grbz. 2. Yaramaz. 3. Filiz. [DS] dipdin, [di(p)+di/n] (di'pdin) sf. ok gl, din lenmi durumda olan, dipdingsz, [di(p)+di/n-sz jS s s s ] (di'pdinsz) {eATj sf. Bsbtn rahatsz olan; huzurunu kaybeden. S dipdiftsz olm ak, {eAT} Bsbtn huzuru kay betmek. dipdiniz, [di(p)+di/n-iz] {az} sf. ok uslu. [DS] d ip d iri, [di(p)+di/ri] (di'pdiri) sf. ok canl, salkl ve hareketli. dipdirilice, [di(p)+di/ri-li-ce 4 (dipdirilice) zf. Dipdiri olarak, dip friz, [ng. deep-freeze] is. B ir soutucunun buz retmeye veya dondurulmu besinleri saklamaya yarayan blm; derin soutucu, d ipgn, [dip-gn / dip-gin] {az} is. Yular ve dizgi nin elle tutulan ksm. [DS] dipi, [eT. tpi > dipi ^.i] {eAT} is. Tipi, dipilem ek, [tip-i-le-mek] {az} gsz. f. [-r] [-l(i)yor] Kar frtnas esmek. [DS] d ip k a z a r, [dip+kaz-ar] is. Kuru topra alt st et meksizin yararak derin ileyen tarm arac, dip k in , [dip-kin] {az} is. M ee, karaaa gibi aa larn dzgn ve bilek kalnlndaki fidan. [DS] d ip lary a, [Yun. diplaria (ikizler)] (di'plarya) is. zool. Pisi balnn k, diple, [dip-le] {az} s. ine ceviz, badem konulan bir tr baklava. [DS] diplei, [dip-lei] {az} is. Etsiz lahana orbas. [DS] d ip le k 1 -i [diple-k] {az} sf. (Kii iin) ksa boylu , ve iman. [DS]

DP diplek2, -i [diple-k] {az} sf. Esasl; kkl; temelli. [DS] dipleme, [dip-le-me] is. 1. Dibini buldurm a veya dipten kesm e eylemi. 2. {az} Herhangi bir kaydn ana defteri; ktk; tapu ve nfus kt. [DS] diplemek, [dip-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Bir eyi, bir sv veya kap, kuyu gibi eylerin dibine kadar indirmek; {azf (ayn). [DS] 2. {az} Bitkileri kknden skmek. [DS] 3. B ir kap iindeki svy tam amen bitirmek. 4. Seramikilikte bir kabn ta bann tornada bakla dzeltmek, ekillendirmek. 5. gsz. B ir eyin dibine kadar inmek. 6. {az} Bir eyi dier bir eyin tabanna kadar sokmak. [DS] 7. {az} zm, kiraz vb. konulacak kfenin dibini ot ve yaprakla beslemek. [DS] 8. argo. Bardak ya da iedeki ikiyi sonuna kadar imek. 9. {az} gsz. f . O lduu yerde saymak. [DS] 10. argo. Snfta kal mak. diplen, [diple-n] {az} is. (Kii iin) ksa boylu ve iman. [DS] diplenmek, [diple-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Yerlemek. 2. Durumunu dzeltmek. [DS] dipleye, [diple-y-e] {az} is. Kesilen aacn toprak stnde kalan blm; dip kt. [DS] dipli, [dip-li] sf. 1. Dibi olan; dibe sahip olan. 2. {az} Kkl. [DS] 2. {az} Soylu. [DS] 3. {az} Oturakl. [DS] 4. {az} Zengin. [DS] S dipli do ruktu, {az} Noksansz; kusursuz; dzgn. [DS] diplik, -i [dip-lik] {az} is. 1. Hayvann yularnn balk ksmna balanan uzunca ip. 2. Dibi eskiyen kaplarn altna geirilen para. 3. Bir makine ve eyann bir yere tutturulacak alt ksm. 4. Aa tes tilerin, kleklerin dibine geirilen aatan, am kabuundan yaplm altlk. 5. Altlk; nihale. 6. kz ve at arabalarnn arka kapa. 7. balk. Sargan bal tutmak iin kullanlan birbirine ekli para ubuun en kaln paras. [DS] diploma, [Yun. diploma (ikiye katlanm ey) > t. diploma] (diplo'ma) is. 1. Eskiden kkeni Hititlere dayanan, tayann sahip bulunduu hak ve imti yazlar belirten, hkmdarlarn ve derebeylerinin verdikleri mhrl resm belge. 2. Herhangi bir eitim kurumunu, i veya meslek eitim ini1 bitire rek sahibine birtakm haklar verilmesini salayan resm belge; icazetname, ahadetname. 3. argo. Fahie kadnlara verilen izin belgesi, diplomal, [diploma-l] sf. 1. Diplomas olan. 2. Yet kisi diploma ile belgelenmi olan. 3. mecaz. Eitim grm, yetimi; bilgisi ve grgs yerinde olan. 4. argo. (Fahie iin) alma belgesi verilmi olan. S diplomal cahil, B ir eitim kurumna devam ederek baar gsterip diploma almasna ramen mesleinin veya iinin gereklerini yerine getirem e yen, bilgisi ve becerisi buna yetmeyen. diplomasz, [diploma-sz] sf. 1. Diplomas olmayan. 2. Yrtm ekte olduu ii veya meslei yapabilmesi

o m m c E S H i.
iin bir eitim kurum unu bitirerek diploma almas gerektii hlde diploma almakszn alan, diplomasi, [Fr. diplomatie] is. 1. M illetler aras ilikileri dzenleyen anlam alar bilimi. 2. Yabanc bir lkede veya milletler aras bir toplantda lkesi ni temsil etme eylemi ve sanat. 3. Yabanc lke lerde lkesini temsil eden kiinin meslei ve gre vi. 4. Bu tr alanlarn m eydana getirdii toplu luk. 5. gnl. Bir lkenin d politikas. 6. mecaz. etin bir grme, tartm a srasnda gsterilen beceriklilik; ustalk, diplomat, [Fr. diplomate] is. 1. Yabanc bir lkede veya uluslar aras grmelerde lkesini temsil et mekle grevli, yetkili kimse. 2. evresindeki iliki lerde ok titiz ve hesapl olan kimse, diplomatik, -i [Fr. diplomatique] sf. 1. Diplom atla ra ve diplomasiye ilikin. 2. is. Resm evrak ve belgelerin alar boyunca geirdii evreleri incele yen bilim. diplomatlk, - [diplomat-lk] is. 1. Diplomatn yap t i veya meslei. 2. Diplom at olm a durumu. 3. mecaz. Diplom ata davran; kurnazlk, dipnot, [dip+ Fr. note] is. B ir yaznn anlatm ak nn bozulmamas iin sayfann altna konulan ak lama, alnt kaynaklar ieren bilgiler, diprenmek, [yipre-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] Y p ranmak; eskimek. [DS] dipsiz, [dip-siz] sf. 1. Dibi olmayan. 2. (Kuyu, maa ra vb. iin) dibine ulalma imkn olmayan; dibi yokmu gibi grnen. S dipsiz kile, bo ambar, alp abalamaya ramen ok az kazan elde etme durumu; boa krek ekmek.\\ dipsiz testi, Kazanc yerinde olduu hlde savruk harcamaktan dolay hi m al m lk edinememi kimse; msrif; savurgan. dipek, -i [dipe-k] {az} is. Y ayk kolu. [DS] -dir- , [-dr- / -dir- / -dr- / -dur- / -tir- / -tr- / -tur- / tr] yap. e. -* -dr-. -dir- , [-dir- > -zir-] yap. e. -* -zir-, -dirJ, [-dr / -dir / -dr / -dur / -tir / -tr / -tur / -tr] ek. e. -* -dr. d ir 1 [tir (yans.) / dir _p / _^..> {eATf is. Titreme, sar , ] slm a bildiren yansm a kk. [Zlfkar] S dir dir ditremek, {eAT} {OsT} Tir tir titremek; ok mek; ok korkmak. dir2, [eT. ter (cret) > dir _p] {eAT} is. 1. Geimlik. 2. Yem; gda. d ir, [Far. dr _^.i] (di:r) sf. 1. Uzak. 2. Eski. 3. Ge cikmi. 4. zf. Ge; oktan. S dr-bz, {OsT} Uzun miiddet.\\ dr drz, {OsT} Uzun uzadya.\\ dr ii zud, {OsT} Ge ve abuk. diraatl, [Ar. diryat +. T. -li] {az} sf. Becerikli. [DS]

c 1235

DR

dirah, [Far. dirahlden > dirah {OsT'} is. Pa rlt; k; nur; ziya, dirahan, [Far. dirahn jL-_p] (diraha.n) {OsT} sf. Parlak; parldayan, dirahani, [Far. dirahn is. Parlaklk; parlayclk. dirahende, [Far. dirahende o -ii -jj] {OsT} sf. 1. Parlayan; ldayan. 2. Ikl; nurlu, dirahendeg, [Far. dirahendeg endegi:) {OsT} is. Parlaklk, diraht, [Far. d irah tcJ-ja] {OsT} is. Aa. 0 diraht-i M eryem, {OsT} Hz. Meryem 'in altnda oturduu aa,|| diraht-i m eyve-dr, {OsT} Yemi veren; yem ili aa. || diraht-i V akvak, {OsT} Meyveleri insan kafas olan efsanev aa. dirahtan, [Far. dirahtn Aalar. dirahtistn, [Far. diraht-istn 0 ^ {OsT} is. Aalk yer. diran, [Ar. dr > drn o l (di:ra:n) {OsT} is. Evler, (dirahtista.n) (dirahta.n) {OsT} is. ja - ji] (dirah(diraha:ni.) {OsT}

dircelmek, [dir(i)-ce-l-mek] {az} dnl. f. [-ir] i manlamak. [DS] dircik, -i [dir-cik] {az} is. Krs ve iskemlenin k esi. [DS] dircinti, [dirc-inti] {az} sf. (Kii iin) hastalkl. [DS] diriklem ek, [dirik-le-mek] {az} g sz.f. [-r] (H ay van yavrular iin) neeyle srayp tekm e atmak. [DS] dirilmek, [dir-il-mek] {az} edil. f. [-ir] (Kuma iin) eskiyip iplikleri kmak. [DS] direcen, [dire-cen] {az} is. 1. Duvarlara, meyve ykl aa dallarna konulan destek; dayak. 2. D a yanacak sopa. 3. Arabalarda dingil ucu ile sve arasndaki eri aa. [DS] dire, -ci [Krt, direj] {az} sf. (Kii iin) uzun boylu. [DS] diref, [Far. direfden (dalgalanmak) > diref {OsT} is. Bayrak; sancak, direfan, [Far. direfn (dirafa:n) {OsT} s f 1. Parldayan. 2. (Bayrak iin) rzgrda dalgalanan, direg, [tire-mek > tire-g > dire-g] (dire:g:) {eT} is. Direk; destek; stun, direj, [Krt, direj] {az} sf. -* dire. [DS] direk, -i [eT. tire-mek (dayamak) > tire-k / tire-g > dire-k] is. 1. Aa, metal veya beton gibi m alzem e lerden yaplma dey dorultuda yerletirilen uzun ve kaim destek. 2. dnz. Gemilerin gvertesine diki len, serenlerle yelkenlerin ve armalarn donatld uzun ve yuvarlak kesitli para. 3. mecaz. Bir toplu luk iinde en nemli kimse; temel. 4. {az} ok yaayan kimse. [DS] S direk direk barmak, R ahatsz edecek biimde, y ksek sesle uzun uzun barmak. || direk direk olmak, {az} Direk gibi sra sra dizilmek. [DS]|| direk dikilmek, {az} (Yamur iin) belirli bir blgeye yam ak; m evzi olarak yamak. [DS]|| direk gibi, 1. (Ses iin) ra hatsz edici ve kaln. 2. (Kii iin) salam, iri yapl ve uzun boylu.\\ direk urmak, {eAT} D irekle sa lamlatrmak; direk dayamak; payanda vurmak. [DK] direki, [direk-i] is. dnz. A lamana kayklarnda di ree karak gzclk yapan kii, direkleme, [direk-le-me] {az} is. Saanak hlinde yaan yamur. [DS] direklendirm ek, [direklen-dir-mek] {az} gl. f. [ir] Havaya doru dikmek. [DS] direklenm ek1, [direkle-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. nat etmek. 2. srar etmek. [DS] direklenmek2, [direkle-n-mek] {az} dnl. f [-ir] (Alev, toz, duman vb. iin) ge dora dikey ola rak ykselmek. [DS] direkli, [direk-li] sf. 1. Direi bulunan; bir diree sahip olan. 2. {az} Salam; gl; kuvvetli. [DS]

diraset, [Ar. dirset o - t j i ] (dira:set) {OsT} is. Tahsil. diraverse, [t. diraverce] is. dnz. 1. Frtnal havalar da yelken azaltarak ve rzgr, dalgay ba omuza alarak bekleme. 2. Bir limana girmek mmkn ol maynca liman nnde dolaarak vakit geirme. dirayet, [Ar. dirayet ^ .ja ] (d ira yet) {OsT} is. 1. Zek, yetenek, bilgi ve kavray. 2. Beceriklilik. 0 diryet-mend, {OsT} Dirayetli; zeki; kavrayl. dirayetkr, [Ar. dirayet + Far. -kr jll_p] (dira:yetkr) {OsT} sf. Zeki; bilgili; becerikli; kavray yerinde olan, dirayetkrane, [Ar. dirayet + Far. -krne 4J (dira:yetk:ra:ne) {OsT} zf. Dirayetli olana yakr yolda. dirayetli, [dirayet-li] sf. Zeki; bilgili; becerikli; kav ray yerinde olan, dirayetsiz, [dirayet-siz] sf. Yeteneksiz; beceriksiz, dirayetsizlik, -i [dirayetsiz-lik] is. Dirayetsiz olma durumu; beceriksizlik; baarszlk, diraz, [Far. dirz jlji] (dira.z) {OsT} sf. Uzun. S dirz-dest, {OsT} 1. E li uzun. 2. Mtecaviz.|| dirz etmek, {eAT} Uzatmak; uzun etmek. [DK]|| dirzg, {OsT} 1. Kula uzun. 2. Tavan. dirazgu, [Far. dirz (uzun) + (kulak) (dira:zgu:) {OsT} is. Eek; merkep, dirazi, [Far. derz (dira:zi;) {OsT} is. Uzun luk. dirbi, [? dirbi] is. ki yandaki erkek kei.

DR

rMMWSM.
dik durmasn salamak. 2. Dolu uval, srk veya baka nesneyi bir ucu yukar gelecek ekilde bir yere dayamak. 3. {az} B ir eyi dilcine yerletir mek; dayamak; dik durdurmak. [DS] direm ek2, [eT. tir-e-m ek > dire-mek] {az} gsz. f. [er [-r(i)-yor] 1. B ir eyin arlna dayanmak; ekmek. 2. nat ve srar etmek. 3. gnl. Kar koy mak; engel olmak. [DS] diren, [Yun. dildroni => diren / diren] (di:ren) {az} is. 1. H arm anda sap boaltmak, ot toplamak, kanya yklem ek gibi ilerde kullanlan bir sap ve ucunda drt parm a bulunan ahap veya metal den yaplm a tarm arac; dirence; dirgen. 2. sf. nce uzun. [DS] diren karga, {az} H ibir ey ya p madan, konumadan, hareketsiz olarak ayakta du ran. [DS] ditence, [diren-ce] {az} is. Kol demiri; destek. [DS] direncen, [dirence-n] {az} is. Hayvana yk sararken kullanlan ucu atall dayak. [DS] diren, -ci [dire-n] is. 1. zerine uygulanan gce kar koym a gc; inat, (1935). 2. B ir kiinin yor gunluk, hastalk, alk, susuzluk gibi bedensel veya ruhsal glklere kar koyabilme gc. 3. elkt. Elektromotor kuvveti bulunmayan bir iletkenin ularna uygulanan potansiyel farknn iletkenden geen akmn iddetine oram; R=U/I 4. zel olarak direnlerinden yararlanlan iletkenler dizisi, direnli, [diren-li] sf. 1. Direnci olan. 2.fiz . zerin de diren bulunan, dirensiz, [diren-siz] sf. 1. Direnci olmayan. 2. fiz. zerinde diren bulunmayan, direneli, [diren-ek] sf. 1. D irenm eyi salayan. 2. is. as. M uharebe alannda etraf silah, m evzi ve tah kimatlarla glendirilmi savunma tesisleri. direng, [Far. dreng ^fip] (di:reng) {OsT} is. 1. Bek leme; durma. 2. Gecikme. 3. Dinlenme; istirahat. 4. Yavalk. direnge, -ci [diren-ge] {az} sf. 1. Direnen; kar koyan. 2. is. Duvarlarn yklmamas iin konulan destekler; payanda. 3. M eyve ykl dallarn krl mamas iin altlarna konulan aa destekler. [DS] direngen, [diren-gen] sf, Direnen; kar koyan; inat ; anut. direngenlik, -i [direngen-lik] is. 1. Direngen olma hli. 2. natlk, direngi, [diren-gi] is. 1. psikol. Bir itepiye kar gsterilen irad direni. 2. {az} Kol demiri; destek.
[DS]

direklik, -i [direk-lik] sf. 1. Direk yapmaya uygun olan. 2. orm. aplar on ile yirmi santim etre ve boylan sekiz ile on be metre arasnda deien aalardan meydana gelmi koruluk alan, direksiyon, [Fr. direction] is. 1. M otorlu aralara yn verm ek iin bir sim it ile idare edilen ve tekerlekle rin ynn deitiren dzenek. 2. hav. Uaa yn verm ek zere dmeni eviren ve pilotun ayaklar ile idare edilen yatay ubuk, direksiz, [direk-siz] sf. Direi bulunmayan; direi olmayan. direkt, [Fr. direct (dz)] sf. 1. Doru olarak; doruca. 2. Dolaysz. 3. is. spor. Boksta kolun sert bir bi imde gerilmesi ile vurulan yumruk, direktif, [Fr. directive] is. 1. Emir; talimat. 2. as. Belirli bir harekt ve askerlik konularna ilikin komutann dncelerini belirten, ast kademelerin ancak bu erevede yrtme emirleri verebildikle ri, yksek komuta kademesinden kan genel tali mat. direktr, [Fr. directeur] is. Ynetici; mdr; ynet men. direktrlk, - [direktr-lk] is. Yneticinin grevi veya makam, direlemek, [dir-ele-mek] {az} gl. f [-r] [-l(i)-yor] 1. Sktrmak. 2. Acele ettirmek. [DS] direlm ek1, [diri > diri-l-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Dirilmek; canlanmak. 2. Glenmek; kuvvetlen mek. [DS] direlmek2, [eT. tire-m ek > tire-l-m ek / dire-l-mek] edil. f. [-ir] Desteklenmek; dimdik ayakta tutul mak. direltmek, [diril-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Canlan drmak; diriltmek. [DS] direm ', [? direm] {az} is. 1. Tepemsi, yksek yer. 2. Testi yapmnda kullanlan bir tr killi toprak. [DS] fi1 direm ba, {az} Pencere demiri. [DS] direm2, [Far. direm p j] {OsT} is. 1. Gm para. 2. Dirhem, {az} (ayn) [DS] 3. {az} sf. Azck; bir para. [DS] S direm -gzn, {OsT} Sarraf.\\ diremharde, {OsT} Para ile alnm.j| direm-ser, {OsT} P ara baslan yer. direme, [dire-me] is. 1. Kar koym a ve dayamak durumu ve eylemi. 2. Direk olarak konulmu ey; direk; stun. 3. {az} Tka basa doldurma. [DS] 4. {az} ok yk ykleme. [DS] 5. {az} Kl ya da ynden dokunmu byk uval. [DS] 6. {az} Tah tadan yaplan duvar. [DS] 7. {az} Duvarlarn y klmam as iin konulan destek. [DS] direme, -ci [dire-me] {az} is. 1. Duvarlarn y klmam as iin konulan destek. 2. Meyve ykl aa dallarnn krlmamas iin altlarna dikilen aa destek. [DS] direm ek1, [eT. tir-e-mek (dayamak) / dire-mek] gl. f [-r] [-r(i)-yor] 1. Bir direk veya destek koyarak

direnim, [diren-im] is. 1. Kar koyma; dayatma. 2. fel. M addenin direnme zellii, direni, [diren-i] is. 1. Direnme eylemi ve biimi. 2. B ir kiinin, grubun veya st kademelerin uygulad haksz yaptrm lara kar durma; kar g kul lanma; silahl veya baka yollarla saldrlara giri-

a m

. 237

DR

me. 3. Onaylanmayan bir eylem karsnda ona kar durma; o eylemin yaplmasna engel olma, direnii, [direni-i] is. Direnie katlan kimse, direnlem e, [diren-le-me] is. D irgenle saplar yayma veya atm a ii; dirgenleme. direnlem ek, [diren-le-mek] gl. f [-r] [-l(i)-yor] Harmanda saplar direnle kartrm ak veya topla mak. direnm e, [dire-n-me] is. 1. Direnm ek durum u ve ey lemi. 2. Kar koyma; m ukavem et etme; inat etme. 3. igalciye kar giriilen eylem. 4. Binicilikte atn binicinin isteklerine kar koymas. S. psikol. Psi kanaliz uygulanan insann diren gsterir veya baz yorumlar reddeder gibi grnmesine yol aan ruh sal sre. diren m ek , [eT. tir-e-m ek (desteklemek) > tire-n-mek > dire-n-melc] dnl.f. [-ir] 1. (Dnce veya istek iin) kar koymak; reddetmek. 2. Kendisine zor kullanlarak kabul ettirilmek istenen durumu, d nceyi reddetmek; bu duram a kar koymak. 3. inat etmek; bir eyi kabul etmemek. 4. (Savunma durumunda bulunan bir asker birlik iin) dmann girme ve yarm a harektna iddetle kar koymak. 5. {az} Yrmeye balamak; ayaklanmak. [DS] 6. {az} Ayaa kalkmak; ayakta durmak. [DS] diren ti, [diri > diren-ti] {az} is. 1. Unun iinde ye teri kadar ezilmemi, un olmam iri tanecikler. 2. Saman iindeki iri paralar. [DS] d irep , -b i [Bulg. dreb] {az} is. 1. Yapann tarakta kalan pl ksm. 2. Ar kovannn nnde arlarn yapt yum uak siyah madde; pirebolu. [DS] direken, [dire-ken] is. i ylm adan sonuna kadar gtren; fikrinde srar eden; sebatkr, direkin, [dire-kin] {az} sf. Dayankl. [DS] direm e, [dire--me] is. Sebat etm e durum u ve eyle mi. direm ek, [eT. tire-m ek > tire--melc > dire--mek] d n l.f [-ir] 1. Bir ii sonuna kadar gtrmek iin uramak; sebat etmek; dayanmak, {az} (ayn) [DS] 2. {az} Kar gelmek. [DS] 3. {az} Ayakta durmak. [DS] 4. {az} Sertlemek; katlamak. [DS] 5. {eT} Skntdan yryem ez olmak; ekinmek. 6. {az} ite, f. Karlkl ayak diremek; inatlamak. [DS] 7. {eT} {az} ekimek. [DS] 8. {eT} Kapnn trkazn birlikte takmak; kapy birlikte dayakla mak. diretm e, [dire-t-me] is. nat etme ve zorlama eylemi, diretm ek, [dire-t-mek] gl. f . [-ir] 1. Bir eyi yap makta srar etmek. 2. Zorlamak. 3. {az} Biilmi ekin demetlerini st ste ymak. [DS] direv, [Far. direv {OsTf is. Ekin bime; hasat. S direv-ger, {OsT} Ekin bien; hasat. direy, [dir-ey] is. biy. Belli bir blgede yaayan hay vanlarn tm; fauna.

d irez, [dir-ez] {az} sf. (Un iin) iri tlm; yeteri kadar toz edilmemi. [DS] direze, [Far. dirz (uzun) l dir-ez-e ? j eji] {eAT} is. direzi. direzi, [Far. dirz (uzun) / dir-ez-i ? / LSjji] {eAT} {az} is. 1. Dokumaclkta tezgha uzunlu una gerilen ip; zg. 2. Hal iplii. [DS] S d irezi zm ek, {OsT} D okum ak iin ipi tezgha uzunla masna germek; ip zmek.|| d irezi denei, {az} Dokuma tezghnda arlar ayrmakta kullanlan tahta. [DS]|| d irezi tu h m ak , {az} 1. Bir ie bala mak. '2. Aksilik yapm ak; huysuzluk etmek; ya ra mazlk yapmak. [DS] direzilik, -i [direzi-lik] {az} is. zg olarak kullanlmaya uygun yn ya da pamuk iplii; zg lk. [DS] d irezin, [Far. dirz ? j j j o ,.> {eAT} is. -* direzi. _] dirfil, [Yun. tri () + fllo (yaprak)] {az} is. -* tir fil. [DS] dirge, [der-ge] {az} is. Demet. [DS] d irgem ek, [der-ge-mek > dir-ge-mek iUS"_p] {eAT} gl. f. [-r] 1. Toplamak; biriktirmek; ymak. 2. {az} Havale etmek. [DS] dirgen, [tir-mek (toplamak) > der-mek > dir-gen ? / Yun. dikran [EREN] [Tietze]] {az} is. 1. Harmanda saplar toplamaya, yaymaya veya aktarmaya yarar ucu atall bir ara; diren. 2. atal, d irgende, [tir-mek (toplamak) > der-mek > dir-gen ? / Yun. dikran [Tietze]] {az} is. atal. [DS] dirgenlem e, [dirgen-le-me] is. Dirgenle toplama du rumu ve eylemi, dirgenlem ek, [dirgen-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Harmanda saplar kartrm ak veya bir yere topla mak. d irg e n m ek 1 [dirge-n-mek] {eAT} dnl. f . [-Ur] D a , yanmak; istinat etmek. dirg en m ek 2, [derge-n-mek > dirge-n-m ek jj| {eAT} dnl. f. [-Ur] Toplanmak; birikmek; yl mak. d irg em ek 1 [tir (diri) > dirge--melc] {az} dnl. f. , [-i] 1. Dayanmak; sebat etmek. 2. Kar gelmek. [DS] dirgem ek 2, [derge--mek > dirge--mek dU-iS"jjs] {eAT} ite, f. [-r] Toplanmak; bir araya gelmek, dirgez, [tir (diri) > dirge-z] {az} sf. 1. Az pimi; dirice. 2. Unun iindeki iri taneler. [DS] d irg i1 [tir (diri) > dir-gi] {az} sf. -* dirgez. [DS] , d irg i2, [der-gi > dir-gi ji] {eAT} is. Sofra. dirgil, [tir (diri) > dirgi-1] {az} sf. Diri; iri tanecik. [DS] S d irg il dirgil, Ptr ptr. [DS] dirgili, [tir (diri) > dirgi-li] sf. Az pimi; dirice.

DR

m a n i C E selini. diria, [t. drizza] is. dnz. 1. Bir taraftan br tarafa dnme. 2. Yn deitirme S diria etmek, dnz. Dnmek. diri1, [*tir-mek > tir-ig > dir-ig] {eT'} sf. 1. Canl; diri; yaayan. 2. is. Hayat; canllk. diri2, [Far. diri (diri.) {OsT} is.-* diri,

dirgirmek, [dir-gir-mek dU/"_p] {eAT} g l . f [-r] -* dirgrmek. dirgit1 [dirgi-t] {az} is. Yn eirmekte kullanlan el , arac; kirman. [DS] d ir g it, [tir (diri) > tir(i)g-it] {az} is. erez olarak yenilen halanm msr, nohut ve buday karm yiyecek. [DS] dirgrm ek, [*tir-mek (yaamak) > tir-giir-m ek> dirgr-mek d U / y i / d i /1 {eTj {eAT} {OsT} gl. f. ji] [-r] 1. Diriltmek; canlandrmak; ihya etmek. 2. Yaatmak; sa brakmak; hayatta brakmak, dirhem, [Ar. dirhem {OsT} is. 1. Bir okkann drt yzde biri orannda, blgelere ve lkelere gre arl deien ve stanbul iin 3,207 gram tespit edilen, eski bir arlk ls birimi. 2. Eskiden kullanlan gm para. 3. mecaz. ok az miktar. S (iki) dirhem bir ekirdek, ok k. || dirhem dir hem , Azar azar, ok az miktarda. || dirhem kadar, ok az.|| dirhem -i ceyyid, {OsT} B ozuk ve kark olmayan gm para. || dirhem -i hlis, {OsT} S a f gm p a ra lj dirhem-i mau, {OsT} Baka ma denler kartrlm para; ayar bozuk p ara.|| dir hem -i rf, On alt kratlk gm para. || dirhem-i ryic, {OsT} H alk arasnda tercih edilerek kullan lan gm para .|| dirhem -i er, {OsT} On drt krat (2.0125 gr) arlndaki ve zekt, diyet gibi slm ibadet ve m ahkeme kararlarnda kullanlan gm para.\\ dirhem-i zyf, {OsT/ Bakr veya baka metal kartrlm gm p ara.|| dirhem dnar, {OsT/ Gm ve altn para; servet. diri1, \eT. tir-m ek (yaamak) > tir-ig > dir-i] sf. 1. Yaayan, canl olan. 2. Taze, prsmemi. 3. yi pimem i; i. 4. Gl, din. 5. {az} iman; etli; yal. [DS] 6. {az} Zengin. [DS] 7. is. gnl. nsan. 8. {az} Saman sapnn ve buday taneleri nin irisi. [DS] fi1 diri btn, {az} Canl ve btn olarak. [DS]|| diri diri, 1. Canl olarak. 2. Yeterin ce pim eden.|| diri gezmek, {eAT} Yaamak; hayat ta olmak. [DK]|| diri klmak, {eAT} {OsT} Dirilt mek; ihya etmek.\\ diri komak, {eAT} Yaatmak; sa brakmak.\\ diri odun, Aalarda kabuk ile zek doku arasnda yer alan her y l bir halka ekle yerek gvdenin kalnlamasn salayan beyazms doku.|| diri olmak, {eAT} Yaamak; hayat srmek; canlanmak.\\ diri rt, Orman aalarnn altnda yetien al, yar odunsu veya otsu bitkiler toplulu u. diri2, [der-i > dir-i ^ / j j i ] {eAT} is. 1. Bahi; parsa. 2. Devirme; derinti. 3. {az} Pazar. [DS] 0 diri gn, {az} Pazar gnii. [DS] dirice, [diri-ce <.y i] sf. 1. Biraz diri olan. 2. {eAT} zf. Diri olarak. 3. {az} is. erez olarak yenen ha lanm msr, nohut ve buday karm yiyecek. [DS]

diriga, [Far. diri Ujji] (dir'r.a:) {OsT} nl. -* diria. diriglem ek, [tirig > tirig-le-m ek > dirig-le-mek] {eT} g l . f [-r] Diriltmek; canlandrmak, diriglik, [tir-ig > tirig-lik / dirig-lik] {eT} is. 1. D iri lik. 2. V ar olma; var olu, diri, [Far. diri ._p ] (di. ri., kaln sylenir) {OsT} is. 1. Esirgeme; kyamama; reddedi. 2. Engel ol ma; nleme. 3. nl. Eyvah! Y azk! anlamnda nlem. 0 diri etmek, Vermemek; birinden bir eyi esirgemek. diria, [Far. diri (di:ri:a;) {OsT} nl. Eyvahlar olsun; yazk! -dirik, [durmak / turmak > dur-uk > -dirik / -dirik / trk / -tirik / -drk / -duruk / -trk / -turuk] yap. e. -* -dirik. dirik1 -i [eT. tirig > dirik] sf. 1. Diri; canl; yaa , yan. 2. Az pimi. dirik2, -i [der-mek > dir-ik] {az} is. Sincap. [DS] dirikmek, [diri-k-mek] gsz. f. [-ir] 1. Diri ve canl olmak. 2. (Atlan sopa, denek vb. iin) bir ucu zerinde esneyip zplamak; yerden ykselerek ade ta takla atarcasna yol almak, diriksel, [dirik-sel] sf. 1. Diri ile ilgili; canlla ait. 2. Canllar zerinde canlln belirtisi ile ilgili olan, fi3 diriksel s, b'y. Hayvanlarn vcut ss; diril s. diril1 [diri-1] sf. 1. Diri ile ilgili; canlla ait. 2. , Canllar zerinde canlln belirtisi ile ilgili olan. 3. {az} Ruh. [DS] S diril s, biy. Hayvanlarn vcut ss; diriksel s. diril2, [Alm. drillich / ng. drill] is. 1. Amdrcla destek olarak kullanlan, ilte yz ve gmlek yap lan bir cins pamuklu kaba dokuma; alacal. 2. {az} Yerli dokuma bez. [DS] 3. {az} Keten. [DS] dirildirinilmek, [diri-l-d-ir-in-il-mek d U L j j U {OsT} edil. f. [-r] Diriltilmek, dirildrm ek, [diril-dr-mek] {eAT} gl. f. [-iir] Di riltmek. dirile, [diri-le {eAT} zf. Diri iken; diri diri. dirileme, [dirile--me] is. Diri durumuna gelme, canlanma eylemi, dirilemek, [dirile--mek] dnl. f. [-ir] Solmu, prsm iken diri ve canl hle gelmek, dirilgi, [deril-mek > deril-gi > diril-gi ^ j j i ] {OsT} is. Toplant; demek.

DR

dirilik1 -i [diri-lik d ji / d U ,

is. 1. Diri olm a du

rumu; canllk; tazelik. 2. Beden ve ruh ynnden zindeliini koruma. 3. {eATj Yaay; hayat; salk; geim; mr. 4. {eATj denek; tahsisat. [DS] 5. {az} rilik; byklk. [DS] 6. {az} Akgzlk. [DS] 7. {az} yi geinme; dirlik. [DS] dirilik2, -i [deril-mek > diril-ik] {az} is. Toplant. [DS] dirili, [diril-m ek> diril-i] is. 1. Dirilm ek eylemi. 2. Dirilme biimi, tarz. 3. K yamette btn llerin dirilmesi, yeniden hayata kavumas; basbadelmevt. 4. mecaz. Bir atlm yaparak yeniden gii ka zanma. dirilme, [diri-l-me] is. 1. Yeniden hayat bulma, can lanma eylemi. 2. Gelime. 3. Kyamette llerin tekrar hayat bulmas. dirilm ek1, [eT. *tir-mek (yaamak) > tir-i-l-m ek > dir-i-l-m ek d lijj / dii^.] gsz. [-ir] 1. (lm sa nlan kii iin) diri hle gelmek; canlanmak. 2. (Bitki iin) solmu prsm iken yeniden tazelik ve canllk kazanmak. 3. Glenip canlanmak. 4. (Hasta iin) salna kavumak. 5. (ld sanlan iin) canllk kazanmak. 6. mecaz. Yeniden geerli lik kazanmak; etkin olmak. 7. {eAT} {OsT} Y aa mak; m r srmek. 8. {eAT} {OsT} Geinmek; imti za etmek. 9. {eAT} {OsT} (Bir ey) taslamak; ... davasnda bulunmak. 10. {az} yi geinmek. [DS] dirilm ek2, [eT. ter-m ek > ter-il-m ek > der-il-mek diLjj.i] {eAT} edil.f. [-r] Toplanmak; derilmek. diriltici, [dirilt-mek > dirilt-ici] is. Canllk verici zellii bulunan, diriltme, [diril-t-me] is. 1. Dirilmesini salama, ha yata dndrme eylemi. 2. Yeniden can verme. 3. tp. lm grnen, yani kalbi veya solunumu dur mu bir kimseyi hayata dndrmek, diriltmek, [diril-t-mek] gl. f . [-ir] 1. Dirilmesini salamak; yeniden hayata dndrmek. 2. mecaz. Canllk kazandrmak. 3. Unutulm u grnen bir eyi yeniden gndeme getirmek; geerliliini sa lamak. dirim, [eT. *tir-mek (yaamak) [C. Gerard] > dir-im] is. 1. Yaama, yaay; hayat, (1935). 2. Canl olma durumu; canllk. S dirim aac, Eski Trk adr larn kurm ak ve tutturmak iin epeevre yere a klan aa kazklar.\\ dirim bilim ci, Biyolog. || di rim bilim cilik, fel. Gereklii tek yanl olarak y a l nzca dirim bilim sel adan inceleyen, organik ha yatn kavramlarn, teki gereklik alanlarna da uygulamaya alan gr; biyolojizm.\\ dirim bi limi, Bitkilerle hayvanlarn doma, gelime, iireme gibi yaay evrelerini inceleyen bilim dal; biyolo j i .|| dirim bilimsel, Biyoloji ile ilgili.\\ dirim kan, {eAT} ldrlen birinin yerine, ldreni ldrmek le alnan . [DK][| dirim kann almak, {eAT} l

drlen yaknn cn almak. [DK]|| dirim konisi, Gelime durumundaki fid a n ve yapraklarn ucun daki srgen doku. || dirim kurgu, Canllar dnya sn, zellikle beynin almasn taklit eden elekt ronik aralardan yararlanm ay konu edinen bilim dal.|| dirim kurgusal, Dirim kurguya dayal olan; dirim kurguya ait olan.\\ dirim suyu, enleri lmszle kavuturaca sylenen efsanev su; bengisu, ab- hayat; {az} (ayn). [DS] dirimli, [dirim-li] sf. 1. (Varlk iin) bitki ve hayvan gibi doan, yaayan, reyip len. 2. Dirim sahibi; hayat olan. dirimlik, -i [dirim-lik] is. 1. Dirimle ilgili. 2. D iri min bal olduu durum. 3. Dirilik. 4. {az} Hayat; salk. [DS] 5. {az} M al mlk; gelir. [DS] dirimsel, [dirim-sel] sf. Yaamakla, dirimle ilgili, dirimselci, [dirimsel-ci] sf. 1. Dirimselcilikle ilgili. 2. is. Dirimselcilik taraftar, dirimselcilik, -i [dirimselci-lik] is. fel. lke olarak, hayat fiziksel ve kimyasal olgularla aklayan m e kaniki gre tam kar kan, hem ruhtan hem de organizmadan ayr bir yaam a ilkesinin varln kabul eden reti; yaamsalclk; vitalizm. dirimsellik, -i [dirimsel-lik] {az} is. Egemenlik.
[DS]

dirin, [Far. dr (ge) > dirin / dirine (di:ri:n) sf. 1. Eski. 2. Eski zamanla ilgili, dirincek, [derin-cek > dirin-cek rts.

/ ^.jjp] {eAT} is. Ba

dirine, [Far. dirine ^ o ] (di:ri:ne) {OsT} sf. Eski; t emektar. diringa, [? diringa] {az} is. Bilye. [DS] diringi, [? diringi] {az} is. Yalnz erkekler tarafn dan oynanan tek kiilik oyun havas. [DS] dirinti, [der-mek > der-in-ti ^si^a] {eAT} is. Rasgele insan topluluu; kalabalk, dirisa, [t. drizza] (di'risa) is. dnz. 1. B ir taraftan dier tarafa dnme; dndrme. 2. Rzgrn yn deitirmesi. S dirisa as, dnz. Bir gem inin boy lam ekseni ile gzlenen h e d e f arasndaki yatay a.|| dirisa etmek, dnz. B ir bumbann, bir yarm serenin hareket eden ucunu bir taraftan bir tarafa aktarmak iin bunlar baa, geriye eviren ipleri ekmek. diri, [Krt, direj] {az} is. nce uzun boylu adam.
[DS]

dirit, -di [diri-t] {az} is. 1. Kepei alnm buday. 2. Buday, nohut, fasulyeyi halamak suretiyle ya plan bir tr erez. [DS] diritme, [diri-t-me] {az} is. 1. tlmemi bu dayla yaplan aure. 2. Halanm buday, nohut ve fasulye ile yaplan bir tr erez. [DS] diritmek, [diri-t-mek] g l.f. [-ir] Diriltmek.

DR

I M I R S M .
Eski Trk devletlerinde devlet hizm etinde grev alanlara tahsis edilen geim kayna. 8. Maa; ay lk. {az} (ayn) [DS] 9. {eAT} denek; tahsisat. 10. {az} Bir ailenin yllk yiyecek, iecek ve giyecek lerinin tm. [DS] 11. {az} Hayvan yiyecei; yem. [D S ]0 dirlii alnmak, {OsT} denei kesilmek.\\ dirliini gin eylem ek, {eAT} Bolluk ve hzur iinde yaam asn salamak.\\ dirlik bulm ak, {eAT} H a yata kavumak; canlanmak; dirilmek.\\ dirlik d lk, {az} D irlik dzenlik. [DS]|| dirlik dirilmek, {eAT} {OsT} H ayat geirmek; m r srmek.\\ dirlik dzenlik, Bir arada yaayan kiiler arasndaki uyum.|| dirlik edinm ek, {eAT} Geinmek; yaamak; taayy etmek.\\ dirlik etm ek, {eAT} Geinmek; yaam ak; taayy etmek.|| dirlik ettirmek, {OsT} Yaatmak.|| dirlik eylem ek, {OsT} D irlik etmek.|| dirlik genlii, {eAT} Bolluk ve huzur iinde yaama.|| dirlik otu, {eAT} Oliime kar olduu sanlan ot; salk otu.j| dirlik suyu, {eAT} Ab- hayat.\\ dir lik srmek, {eAT} {OsT} Yaamak; hayat geirmek; m r srmek.\\ dirlik talm ak, {eAT} D irlik bozulmak.\\ dirlik yat, {eAT} Geim yolu; geinm ek iin gerekli olan eyler. || dirlik yz grmemek, Hep sknt ekmek; rahata kavuamamak. dirlik , -i [der-mek > dir-lik] {az} is. Birka kii nin yapt zel toplant. [DS] dirliksiz, [dirlik-siz] sf. 1. Rahat ve huzuru olmayan. 2. Kendisi ile geim zor olan; geimsiz; huysuz. {az} (aym) [DS] dirliksizlik, -i [dirliksiz-lik] is. 1. Dirliksiz olma durumu. 2. Geimsizlik, {az} (aym) [DS] dirlk, [eT. dir (geim, yem ) > dir-lk] {eAT} is. Yaay; hayat tarz; geim; geim tarz. [DK] dirme, [dir-me ?] {az} is. plak tepe. [DS] dirm e, -ci [dil-me > dir-me] {az} is. Elbisenin yrtmac. [DS] dirm ek1 [eT. ter-m ek > der-mek > dir-mek ^ v p ] , {eT} gl. f. [-er] Toplamak; dermek, {az} (aym) [DS] S dirp devirm ek, {eAT} D erleyip topla mak; ymak,|| dirp dirrmek, {eAT} -* dirp devirmek.|| dirp drl grmek, {eAT} D er lenip toparlanmak; hazrlanmak. dirm ek2, [dir-mek] {az} gl. f. [-er] Yrtmak. [DS] dirm ek3, [*tir-mek > dir-mek] {eT} gsz. f. [-r] Canl olmak; yaamak, dirnek, [eT. ter-m ek > ter-(i)n-m ek > dir-(i)n-ek is. 1. {eT} {eAT} Toplant; dernek. 2. Dn. 3. {az} Pazar kurulan gnden bir gn ncesi; der nek. [DS] dirnekli, [dirnek-li JS jy > ] {eAT} {OsT} {az} sf. V cudu derli toplu. [DS] dirnekl, [dimelc-l {OsT} sf. -* dirnekli. dirnenmek, [dime-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] rkil mek. [DS]

diriyle, [diri-le > diri-y-le ^._p] {eAT} zf. Diri iken; diri diri. diriz, [dir-iz] {az} is. Hastalk. [DS] dirk1 [dirk / drk (yans.)\ is. Srama, zplama bildi , ren yansma kk. [Zlfkar] fi1 dirk atl gelmek, {az} Korkuyla birdenbire sramak. [DS] dirk2, -gi [diri-k] {az} sf. A z pimi; biraz i. [DS] dirke, [der-mek > dir-ke] {az} is. Katar. [DS] dirkedek, -i [dirk (yans.) > dirk-edek] {az} zf. Birdenbire. [DS] dirkelemek, [dirke-le-mek] {az} gl. f [-r] [-l(i)yor] Yan yana ya da arka arkaya balamak. [DS] dirkem, [dirke-m] {az} is. Sra da srt; doruk. [DS] dirkeme, [dirke-me] {az} is. Kazklarla yaplan it.
[DS]

dirkem ek1, [dir-ke-mek] {az} gsz. f. [-r] [-k(i)yor] 1. Komak. 2. gl. f. Kovalamak. 3. Birinin arkasna adam drmek; peinden adam gnder mek. 4. Yollamak; gndermek. [DS] dirkemek2, [tir (sebze tarh) > dir-ke-mek] {az} gl. f M [-k(i)-yor] (Sulama grevlisi iin) tarlaya su verilm esine izin vermek. [DS] dirkemekJ, [dir-e-mek > dirg-e-mek ?] {az} g l.f.[r] [-g(i)-yor] Yan yana ya da arka arkaya dizerek balamak. [DS] dirken, [dirke-n] {az} is. A sma ubuu. [DS] dirkenm ek, [dirke-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] Sra lanmak; ayakta dizilmek. [DS] dirkes, [dir(i)-k-ez / dirkes] {az} sf. Kat; sert; diri. [DS] dirkeslik, -i [dirkez-lik] {az} is. Katlk; sertlik.
[DS]

dirkem ek1, [dirke--mek] {az} dnl. f [-ir] Di rilmek; sertlemek; katlamak. [DS] dirkemek2, [dirge-mek > dirke--mek] {az} ite. f [ -ir] A rka arkaya tek sra olmak. [DS] dirkemek3, [dirke--mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. (A v iin) harekete gemek; peine dmek. 2. Ni yetlenmek. [DS] dirkez, [dir(i)k-ez] {az} s f 1. Az pimi; diri; i. 2. Unun iindeki iri taneler. [DS] dirkilmek, [dir(i)k-il-mek] {az} dnl. f . [-ir] Kar gelmek; kafa tutmak. [DS] dirkit, -di [dir(i)k-it] {az} is. erez olarak yenilen msr, buday ve fasulye halamasndan oluan yi yecek. [DS] dirlik1 -i [eT. tir (yem, geim) > tir-lik > dir-lik / , trig-lik [Clauson] is. 1. Hayat; yaay. {eAT} (aym) 2. Salk. {eAT} {az} (ayn) 3. Varlk; geim; geinme. {eAT} {az} (aym) [DS] 4. mecaz. Huzur; erin; mutluluk, {az} (ayn) [DS] 5. mecaz, tyi ge inme; uyuma; geimin yolunda gitmesi, {az} (aym) [DS] 6. Y aamak iin gerekli olan nesne. 7.

i l . 1241

Dis

dirneecei, [der-in-mek > deme-ecei l5S ^ 7:> ] {eAT} is. Toplant yeri. dirnem ek1 [der(i)n-e-mek , {eAT} {OsT} {

dirrmek, [dir-gr-mek / dr-r-mek > dir-r-mek ^ j y .- 2 {eAT} gl. f. [-r] Diriltmek; ihya etmek, ] dirvana, [Bulg. drvena] {az} is. Ya ve ayran yap maya yarayan yayk. [DS]

z} ite, f. [-ir] 1. Toplanmak; bir araya gelmek; {OsT} is. Zirve, dem ek oluturmak. 2. Birini hep birlikte ekitir dirve, [Ar. zirve / dirve mek. [DS] disam, [Ar. dism fLo] (disa:m) {OsT} is. 1. ie ka dirnemek2, [dir (diri) > dir(i)n-e-mek] {az} ite, pa; mantar vb. 2. anat. Kapak; kapakk. f. [-ir] Karlkl ayak diretmek; birbiri ile inatla -disar, [Far. -disr jU\s-] (di:sa:r) son ek. Eklendii mak. [DS] Farsa kelimelere bolluk ve okluk anlam katar; dirnetirmek, [deme-tir-mek] {az} gl. f. [-ir] merhamet-disar (ok merhametli). Toplamak. [DS] dirsek, -i \eT. tirsgek > dirsek] is. anat. 1. K ol ile disar, [Ar. dsr jlj] (di.:sa:r) {OsT} is. 1. Giyim, st n kolun birletii blge. 2. Kol kemiinin alt ucu ba. 2. Y atak araf. 3. stlk. ile dner kemik ve dirsek kemiinin st ularndan -dise, [-d-sa / -di-se] {eAT} yap. e. -* -da, oluan eklem. 3. gnl. Elbise kolunda dirsee rast dise, [Far. dise (di:se) {OsT} is. Kii; ahs. layan ksm. 4. Ke; a. 5. B oru gibi eylerde k disik, -i [Yun. diskos > Lat. discus > Fr. disque] {aeli para. 6. Bir aa veya direi salamlatrmak z} is. Pulluk. [DS] iin yanma konulan eik destek para; makas. 7. M akineleri evirmeye yarayan, ortasndan boumlu disimetri, [Fr. dissymtrie] is. Simetri bozukluu; bakmszlk, kol. 8. {az} Buday, arpa, m sr vb. bitkilerin sap larnn sert ksmlar; boum. [DS] 9. {az} Arpack disimilasyon, [Fr. dissimilation] (di'similasyon) is. dbl. B ir kelimede yan yana veya birbirine yakn denilen gz hastal. [DS] S dirsek gmrmak, bulunan ayn veya yakn seslerden birinin deiik {az} nce verm ek istedii hlde sonradan ver lie uramas; benzemezlik; bakalama; ayrm, mekten vazgemek. [DS]|| dirsek kemii, anat. n disiplin, [t. disciplina > Fr. discipline] is. 1. Toplu kolun i blmnde bulunan uzun kemik. mun veya bir topluluun, yasalara ve dzenle ilgili dirsekleme, [dirsek-le-me] is. Dirsekle vurm a veya yazl veya yazsz btn dzenlemelere titizlikle itme durumu ve eylemi, uymas durumu. 2. Kiilerin iinde yaadklar to p dirseklemek, [dirsek-le-mek] l . f [-r] [-l(i)-yor] 1. luluun genel dnce ve davranlarna uymalarn Dirsekle vurmak. 2. Dirsek ile ittirmek, salamak amacyla alman nlemlerin tm. 3. Bir dirseklenme, [dirsekle-n-me] is. Dirsekle vurulma bilimsel metodun veya ahlak davrann sk bir veya itilme eylemi, ekilde kurallara balanmas. 4. retim konusu dirseklenmek, [dirsekle-n-mek] edil f. [-ir] 1. Dir olan ve olabilecek bilgilerin btn; bilim dal. 5. sekle vurulmak. 2. D irsekle itilmek. 3. dnl. f. as. A sker kanunlara, dzene ve stlere mutlak ita (Boru vb. iin) dirsek yapmak; bklmek. 4. (Elbi at, astn ve stn haklarna riayet etme, sayg gs se kollar iin) dirsek izi belli olmak, terme. S disiplin amiri, Emri altnda bulunanlara dirseklik, -i [dirsek-lik] is. 1. D irsek dayanan yer. yasalara gre disiplin cezas verme yetkisi tayan 2. Dirsek yapm aya uygun boru. 3. M erdiven trab grevli.|| disiplin cezas, yn. D isiplin sular say zan. 4. K oltuk ve koltuklu sandalyelerin yanlarn lan davranlardan birini ileyenlere, eylemin ar da, dirsek dayamaya m ahsus ykseke ksm. 5. lk derecesine gre verilen cezalardan biri.|| disip Ceket, kazak gibi giyeceklerin dirseklerini koru lin kurulu, yn. Disiplin suu ileyenlere, bu su mak iin bu ksmlarn zerine dikilen daha daya un ilendiim tespit ederek kanunda belirtilen ce nkl kuma veya deri paras. 6. {az} Ocan iki zalardan birisini vermeye yetkili kurul. || disiplin tarafna yaslanm ak iin yaplan tahta arkalk. [DS] suu, yn. Kanunda ve ynetm elikte yaplm am as dirsgek, [eT. tirsgek > dirs-gek] {eT} is. Dirsek, gerektii belirtilen davranlar. dirsik, -i [dr-()s-k > dir(i)s-ik] {az} is. Kk disiplinli, [disiplin-li] sf. 1. Disiplin altna alnm delik. [DS] olan. 2. Disiplin iinde olan, dirrmek, [der-mek > dir(i)-r-mek d lo j^ ji] gl. disiplinsiz, [disiplin-siz] sf. 1. Disiplin altma alna mam olan. 2. Disiplin iinde olmayan. 3. (Yer, f. [ iir] Toplamak; derlemek; bir araya getirmek, kurum iin) disiplin kurallarna uyulmayan, -dirt-, [-dr-t- / -dir-t- / -dur-t- / -dr-t- / -tr-t- / -tir-tdisiplinsizlik, -i [disiplinsiz-lik] is. Disiplinsiz olma / -tur-t- / -tr-t-] yap. e. -* -drtdurumu. diruz, [Far. drz j j j p ] (di:ru:z) {OsT} is. Dn; disk, [Yun. diskos > Lat. discus > Fr. disque] is. 1. dnk gn. Y uvarlak ve yass nesne; teker; tekercik. 2. spor. dirm, [eT. *tirim / tirm] is. Hayat. Eski a olimpiyat oyunlarnda kullanlan yuvar

i l t l ii M

nasl deyeceini belirtm ek iin yaplan ilem. 2. lak, yass ve ar kaydrak; teker. 3. spor. Olimpi lgili taraflarn m terek bir avaryada kendilerine yatlarda kullanlan erkekler iin iki, bayanlar iin dn paylar ve ykmllkleri ayrntl olarak bir kilogram arlnda, etraf metal bir ember ile gsteren belge, sarlm tahta arak. 4. anat. Omurlar birbirine birletiren, iki taraf dbkey, omurlarn eklem y dispei, [dispe-i] is. Dispe iiyle uraan uzman, zeylerine tamamen uyum salayan ara madde, fi1 disprosyum, [Yun. dysprositos (eriilmesi g) > Fr. disk atma, spor. Atletizm sporunda disk ad verilen dysprosium] (di prosym) is. kim. A tom numaras s arl frlatm a yarm as; teker atma. 66, atom ktlesi 162.50, younluu 8.54 olan ve diskalifiye, [ng. to disqualify > Fr. disqualifier] s f 1500Cde eriyen, ak yeil renkte zeltiler veren, K urallara aykr davrantan dolay bir yartan, nadir toprak grubundan bir element; sembol: Dy. koudan veya matan karlm bulunan. S1 diska distorsiyon, [Fr. distorsion] is. fz. Elektromanyetik lifiye etmek, spor. Bir oyuncu veya yary kural dalgann yaylm a srasnda bozulmas; bozulma, lara aykr davranndan dolay bir yartan, ko distribtr, [Fr. distributeur] is. Datc; datmc udan veya matan karmak. | j diskalifiye olmak, distribtrlk, - [distribtr-lk] is. Datc ve spor. Kurallara aykr davrantan dolay bir yar datmcnn yapt i; datclk; datmclk, tan, koudan veya matan karlm bulunmak. di', [d / di (yans.)\ is. Przl yzeylere srtnme diskaro, [ng. disk harrow] is. tar. Srlm topra srasnda kan sesleri anlatan kk. [Zlfikar] di-ir ufalamak iin kullanlan, iki ve daha fazla disk s diir ras bulunan ve diskleri birbirine gre deiik a larda ayarlanabilen, bir asi zerine yerletirilmi di2, [eT. ti > di ^ io ] is. 1. anat. ene kemiklerinin zerine dizili, koparp srmaya ve inemeye yarar bir tr trmk, beyaz ve sert organlardan her biri. 2. gnl. ark, diski, [disk-i] is. D isk atan sporcu; telcerci. testere gibi entikli aletlerdeki kntlar. 3. (Sarm disket, [Fr. disquette] is. bsy. Bilgisayarlar tarafndan sak, karanfil vb. iin) tane. 4. biy. Omurgal hay bilgi depolam akta kullanlan kk manyetik yu vanlarn enelerinde ve baz ilkel yapl omurgal varlak; tekercik, larn grtlak ve azlarnda bulunan kemiksi sert diskimsi, [disk-imsi] sf. Disk biiminde olan; teke kntlar. 5. Baz dantel ve sslemelerin kenarla rim si. rndaki yuvarlak veya sivri blm. 6. bot. Bitkiler diskinmek, [a. tiz-gin-mek] (az) dnl. f. [-ir] 1. deki girintili kntl organlarn kk ve sivri Korkmak; rkmek. 2. Korkudan sramak. 3. uzantlarndan her biri. 7. Yaba veya dirgenin sivri renmek. 4. Bkmak; usanmak. 5. stememek. [DS] ularndan her biri. 8. Bir dilinin hareketi iletmeye diskjokey, [Ame. disc-jockey] is. Radyoda veya bir yarayan kntlarndan her biri. 9. {az} Sarp ya elence yerinde alnacak bantlar seen ve sunan m alarla evrelenmi da doruu. [DS] 0. {az} grevli; tekeralarc; tekeralar srcs, Tahl ykanrken su stnde kalan ii bo taneler. diskli, [dislc-li] sf. Diski bulunan; tekerli. [DS] 11. {az} Dantel, yn ii rmeye yarayan i. disko, [Fr. discothque > disco] is. ksalt. 1. Dans [DS] 12. {az} Kannn okuna taklan ve mazmm mzii slbu. 2. ok canl renklerle prlanta ve dnmesini salayan kazklardan her biri. [DS] 13. parlak pullarla ssl giyim tarz. 3. sf. Diskoya ili argo. N fuzluluk; gllk. 14. sf. argo. Bir s kin. nrdk. S di aartmak, {az} Srtmak. [DS]|| di diskotek, -i [Fr. discothque] is. 1. T asnif edilmi ars, D ilerde oluan bir iltihaptan dolay duyu plak koleksiyonu. 2. Bir plak koleksiyonunu diz lan ar, ac. || di a, {az} ocuklarn, ilk diini m eye yarar mobilya. 3. dn plak veren veya sa kard zam an buday, bakla, fa su lye ve nohut lonunda dinlettiren kurulu. 4. Bir eyler yiyip ii halanarak yaplp ocuklara datlan yiyecek. lerek dans edilen ve banttan mzik dinlenilen yer. [DS]|| di atmak, {az} 1. Isrmak. 2. Yemek. 3. diskur, [Fr. discours] is. Uzun konuma; nutuk; tahla yemek. [DS]|| di bademi, Kabuu ince ol sylev. S diskur gemek, argo.l. Nutuk eker duu iin di ile krlabilen badem tr.|| di ba, gibi konumak; uzun konumak. 2. Skc tlerde tp. Dilerde m eydana gelen kaymalar gidererek bulunmak. yerinde sabitletirm ek iin diler arasna taklan aygt.|| di bilemek, 1. {eATf {OsT} tahlanmak; dispanser, [Lat. dis-penso, autus (tartyla datmak) > ng. dispensary / Fr. dispensaire] is. Parasz veya tamah etmek. 2. Birine ktlk yapm ak iin frsa t kollamak; cn alm ak iin uygun bir durumu kol ok az bir cretle muayene, tedavi ve bakm yapan lamak. 3. H ncm gsterir tavr iinde buhmmak.\\ kurulu; salk evi; salk oca, di bizlengici, {az} Bir bitkinin krdan olarak dispe, -ci, [ng. dispatch] is. dnz. 1. M terek bir kullanlabilen kurumu gvdesi. [DS]|| di boluu, avaryada, deniz kazasnda zarara urayan kiilere Bir testerede art arda gelen iki diin ular arasn denecek olan, bunlarn uradklar zararlar ve daki uzaklk.|| di buday, folk. ocuun ilk dilebunlar iin yaplan masraflar kimin, ne kadar ve

B llilffg ili

, 1 2 4 3 ___________________________________________

________________________________D
r u f || diine dem em ek, (Yiyecek) az gelm ek.|| d i ine gre, Gcnn yetebilecei bir dunmda.\\ diin lgdu glm ek, {eAT} Tebessm etmek; du daklar arasndan dileri grnecek biimde gl mek..|| diini tm ak, {eAT} 1. Diini gstermek. 2. Dilerini gstererek glmek.\\ diini say d rm ak , {az} Z a a f gstermek; birine kar gevek davran mak. [DS]|| diini skm ak, Darla, skntya da yanmak; katlanmak; sabretmek. || diini skm ek, Ktlk edemeyecek duruma getirmek.\\ diinin kovuuna bile gitm em ek, (Yiyecek iin) ok az gelm ek. ; diini trn a n a ta k m ak , Btn gcn kullanmak,\\ diin srtm ak , {eAT} {OsT} Dilerini gstermek; di gsterirken dudaklarn amak. || dii sakzl, {az} Bir sz ya da konuyu gereksiz yere uzatan, [DS]|| di kam ak, {az} rg rer ken ilmek kamak. [DS]|| di k ra n ekeri, {az} Akide ekeri, [DS]|| di ksm ak, {eAT} D udakla sus iareti vermek. | | .di kiras, 1. Eskiden saraylarda ve zengin konaklarnda ziyafetten sonra konuklara verilen armaan. 2. altrlan bir kiiye cretin den ayr olarak verilen para veya armaan. || di koym ak, {eAT} Di geirmek; srmak.\\ di koy u rm ak , {eAT} D i geirmek.|| di k urdas, {eAT} {OsT} Krdan; di kartraca. || dileri d k l m ek, Yalanmak; ihtiyarlamak. || di m acunu, D i leri temizlemede kullanlan zel form ll macun. || di otu, bot. akll ve orak topraklarda yetien, odunsu gvdeli, yapraklar sert ve dalgal, 40-100 cm. boyunda, meyve saplan krdan olarak kullan lan, krmz veya beyaz iekli koyu yeil bitki; di hilali; lltan; klr; kni; krdan otu; M sr ana sonu, (Ammi visnaga).|| di otugiller, bot. st overli iki enekli bitkiler familyasndan, kk sapla rnda kk yapraklan bulunan ot veya aaklar; kurun otugiller.\\ di z, aat. Dilerin katlgan doku, damar ve sinirlerden olumu i blm.\\ di srt, Bir testerede diin kesme ynne ters yanda yer alan yz.\\ di tab ab e ti, tp. Az ve di bakm ve hastalklar ile ilgili tp blm; di hekimlii. | di tab ib i, tp. Di ve az hastalklar konusunda uzmanlam hekim; di hekimi. || di tac, anat. Dilerin di eti dnda kalan blm; kuron. || di ta, anat. D i diplerinde meydana gelen kire ta bakas; kefeki. || diten a rtrm a k , Yiyecek giderle rini ksarak pa ra biriktirmek.\\ di ucu, Testerenin keserken tala kopartan sivri yeri.\\ di u m a k , {eAT} {OsT} Yemek; inemek.jj di nsz, dbl. Dil ucunun st di etlerine dokunmas ile oluan nsz; di, /t/, /d , //.|| di v u rm ak , Yemek; ine mek; di urmak. d ib u d ak , - [di+budak] is. bot. Zeytingillerden 35 metre kadar boylanabilen, olduka dz ve przsz gvdeli, sarms beyaz renkli ve dayankl kerestesi olan 200 yl kadar yaayan bir orman aac, (Fraxinus exelsior).

ri ktnda yaplan tren ve bu nedenle datlan, zerine eker ve dvlm ceviz ekilen buday ha lamas,|| di bulguru, /azf Di a. [DS]|| di akm ak, faz} (Kpek iin) kendisini k o n m a k ya da savunmak iin dilerini gstermek. [DS]|| di ekm ek, argo. 1. Birini dverek dilerinin krlma sna neden olmak. 2. Ateli biimde pmek. 3. Avanta istemek. ', di k arm ak , (ene kemikleri iinde bulunan diler iin) di etini delerek az boluunda yerini almak.\\ di ekim i, rm ve tbben tedavisi mmkn olmayan bir diin yerinden sklp alnmas ileni.\\ d i-d am ak nsz, dbl. D il ucunun st di etleriyle n damaa dokunma sndan oluan nsz: lel, //, /z/, /s/, //, Ijl, //; di eti dam ak nsz. || di di, 1. Die benzer knt lar olan. 2. kntl bir biimde. || di diem ek, {az} (ocuk iin) di deitirmek. [DS]|| did u d a k nsz, dbl. Alt dudan st dilere do kunmasyla oluan dudak nszleri: /fl, tvt, dieti dudak nsz.\\ di d u rm a k , {az} Rahat durmak. [DS]|| di d u tm ak , {az} (Bitkiler iin) tane tut mak. [DS]j| di dzm ek, {OsT} Arka arkaya di karmak, I] die ta d o k u n m ak , {az} 1. Birini ez meye alrken ekinmeyi gerektirecek bir durum ortaya kmak. 2. Sert gelmek; dile ezmek g gelmek. 3. Ezilmemek; baskya kar koymak. [DS]|| die di, Kendine yaplan bir ktle ayns ile karlk verme; ksas. || die d o k u n u r, e yarar; deerli. || di eti, Di kklerini kaplayan kaln ve krmzms renkli et.|| di eti-d am ak nsz, dbl. D il ucunun st di etleriyle n damaa dokunma sndan oluan nsz: fc/, i/, zi, /s/, M , j , i; didamak nsz.|| di eti-d u d ak nsz, dbl. A lt dudan st dilere dokunmasyla oluan dudak nszleri: Ifl, /v/, di-dudak nsiiz.\\ di eti n s z, dbl. D il ucunun di etine dokunmasyla oluan nsz: /jf, //.\\ di fras, Dileri temizlemekte kul lanlan sapl kiik fra. || di g arg u su , {az} K r dan. [DS]|| di geirem em ek, Gc yetmemek. || di gcrd atm ak , 1. Karlkl dileri birbirine iddetle srtmek. 2. fkesini davranlaryla belli etmek. || di gs, Testere diinin kesm e ynndeki yiiz.\\ di gsterm ek, {eAT) 1. Srtmak. 2. B ir ii yapt rabilmek iin zor kullanmak; korkutmak. 3. Sald rya geebileceini belli etm ek; tehdit etmek, || di hedii, {az} Di a. [DS]|| di hekim i, tp. Di ve az hastalklar konusunda uzmanlam hekim; di tabibi; dii,\\ di hekim lii, tp. Az ve di bakm ve hastalklar ile ilgili tp blm; di ta babeti; diilik.\\ dii dklm ek, {az} Ar veya souktan diler szlamak. [DS]|| dii k a rn n d a , {az} iinden pazarlkl; dmanln gizleyen; kinini belli etmeyen. [DS]|| dii kesm ek, {az} G c yetm ek; hakkndan gelmek. [DS]|| diinden tr nana k a d a r, Batan aa. || diinden trn a n dan a rtrm a k , Harcamalar ksarak yaplan tasar-

i ie i M ts s z b ii.
dienm ek1, [die-n-mek dU-Lio] edil, f [-ir] 1. Di emek ii yaplmak. {OsT} (ayn) [Biirhan- K at] 2. {az} Gereksiz yere glmek; srtmak, [DS] 3. {az} Demir keski ile bir ey yontulmak. [DS] 4. dnl. f. (Kendisi hakknda yaplan dedikoduyu duyan kii iin) kzmak. dienm ek2, [die-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. (Uzun sre dinlenen ve beslenen hayvan ya da in san iin) geici olarak azgnlk yapmak; takn ha reketlerde bulunmak. 2. Y aramazlk yapmak. 3. Durup dururken olay karmaya kalkmak. 4. (Hayvan iin) iemek. [DS] dienti, [dien-ti] {az} is. Deirmen diendikten sonraki ilk tm ede deirmen ta krklar kar m un. [DS] dieri, [Yun. dio (iki) + heri (el) > diheri] {az} sf. ki avu dolusu. [DS] dietmek, [tie-mek > tie-t-m ek / die-t-mek] {eT} g l.f. [-r] D iem ek eylemini yaptrmak, dievi, [di+ev-i] {az} is. Dven talarnn yerleti rildii oyuklar; akmak ta yuvas. [DS] dieyli, [dii + Ar. ehl-i] {az} is. Kadn. [DS] dii, [eT. t / tii > dii is. 1. Dllenebilir hc reler reten ve bu dllenmi yumurtalar iinde ba rndran birey. 2. Kadm. 3. sf. Kadna zg. 4. (M e tal iin) yum uak ve kolay ilenebilir. 5. Genellikle marangozluk ilerinde birbirine gemeli iki unsur dan m eydana gelen paralardan ii oyuk veya gi rintili para. 0 dii bakr, Kolay ilenebilir yum u ak bakr.\\ dii demir, Yumuak demir.\\ dii dii, {az} (Yer iin) przl. [DS]|| dii doruk, {az} Sakz aac; kknar am. [DS]|| dii ehli, {eAT} Kadn; kadm cinsi. [DK]j| dii galek, {az} 1. K a dn. 2. Kadn ii; kadn hizmeti. [DS]|| dii kalayk (dii halayk) {az} 1. Kadn. 2. K adm i i; kadm hizmeti. [DS]|| dii kii, {OsT} Kadn.\\ dii klie, matb. Yazy ve resmi koyu bir zemin zerinde beyaz olarak basmaya yarayan klie.\\ dii organ, biy. ieklerde yum urtal iinde tayan ve dllenmeden sonra m eyve veya tohumlar mey dana getiren organ. diice, [dii-ce] {az} (d iice) zf. 1. Diiye yakr biimde; dii gibi. 2. is. Dme delii; ilik. [DS] diikivermek, [diik-i+ver-mek] {az} gsz. f. [-ir] Kouvermek. [DS] diil, [dii-1] is. dbl. Baz dillerde ekim ve szdizimi bakm ndan zel biimleni gsteren kelime eidi; mennes, (1944). diileme, [diile--me] is. Dii nitelikleri kazanma durumu ve eylemi, diilemek, [diile--mek] dnl. f. [-ir] Diiye zg davranlarda bulunmak, diiletirme, [diile-tir-me] is. Dii nitelikleri verme eylem.

dii, [di-i] is. 1. Di ve az hastalklar konusun da uzmanlam hekim; di hekimi. 2. argo. D vte hasmmn dilerini kran kimse. 3. argo. Ak artrmalarda, pey srerek ekilmek iin avanta iste yen kimse. diilik, -i [dii-lik] is. Az ve di bakm ve hastalklar ile ilgili tp blm; di hekimlii, diece, [die-ce] {az} is. Trnan kenarndaki etler. [DS] diei, [dien-g > dien-gi > di-e-i is. 1. Bir az dili, dier az dz iki keskin azl ta veya sva yzn taraklamaya, deirmen tan diemeye yarar bir tr ta ekici; diengi. (eAT) {OsT} {az} (ayn) [DS] 2. Yeni dienmi, dileri yeni alm deirmen ta, dieileme, [diei-le-me] is. Diei ile diler mey dana getirme eylemi, dieilemek, [diei-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Deirm en tann daha iyi tmesi iin di amak, die, [di-e- jS'Lso] {eAT} {OsT} is. Diei, diehleti, [dii + Ar, ehil ?] {az} is. Kadn. [DS] diehli, [dii + Ar. ebl] {az} is. Kadn. [DS] diek, -i [ti-e-mek > ti-e-k > di-e-k] {eT} sf. 1. St dilerini dkm olan. 2. yandan daha b yk koyun; iek. 3. {eAT} {az} Bir az dili, di er az dz iki keskin azl ta veya sva yzn taraklam aya, deirmen tan diemeye yarar bir tr ta ekici; diengi. [DS] diekli, [diek-li] {az} sf. (Deirmen ta iin) yeni dilenmi. [DS] dielmek, [ti-e-mek > tie-l-m ek > die-l-mek] {eT} edil.f. [- rj Dienmek; keskinletilmek. dieme, [di-e-me] is. 1. Di meydana getirme duru mu ve eylemi. 2. St dileri dklerek yerine yeni lerinin gelmesi durumu. 3. {az} Y rk kadnlar nn bellerine taktklar zeri di di ssl bir tr kemer. [DS] diemek, [eT. ti > ti-e-mek > di-e-mek gl. f M H (0 -y o r ] 1. Deirmen tam a di amak. {eT} {eAT} {OsT} {az} [DS] (ayn) 2. (Orak, testere vb. iin) dilerini keskinletmelc. 3. {eT} {az} St dilerini dkp yenilerini karmak. [DS] 4. {az} Di geirmek; srmak. [DS] 5. {az} Dvenin tala rm deitirmek. [DS] diemek, [di-e-mek] {az} g l . f [-r] -(i)-yor] Kar boamak. [DS] diengi, [die-n-gi {OsT} is. 1. Deirmen tan diemekte kullanlan eki; diei. 2. {az} Deir men tann krntlar karm tal un. [DS] diengi, -ci [dien-gi] {az} is. 1. siz gsz olup bakalarm el ve dil akalaryla oyalayan; bobo az. 2. is. erez. [DS] dienli, [dien-li] {az} is. Deirmen talarnda stte bulunan ve dneni. [DS]

H T M C f m

. 1246

DT

diiletirmek, [diile-tir-mek] gl. f [-ir] biy. D ii de grlen ikincil cinsel karakterlerin erkekte be lirmesini salamak, diilik, -i [dii-lik] is. 1. Dii olm a durumu. 2. D i inin nitelikleri. 3. mecaz. K adnlara zg cinsel davran ve tavr, diillik, -i [diil-lik] is. dbl. Diil olma durumu, diimek, [di-i-mek] {az} gsz. f. [-r] (ocuk iin) di karmak. [DS] diindirik, -i [diin-dirik iijjj-ii] {eAT} {az} is. pe ilmik atlarak at veya eek gibi hayvanlarn azla rna vurulan bir tr gem. [DS] diir, [di (yans.) > di-ir] sf. 1. Prz; prtk; kn t. 2. M sr koannda tane boluklar bulunmas durumu. S1 diir diir, ok przl, ptrl. dilek, -i [dile-mek > dile-k / di +Far. leng] sf. 1. ene kemii ve dileri da doru kk olan. 2. mecaz. Szn geirten; dilediini yaptrabilen. S dilek dar, {az} ri taneli msr. [DS] dileme, [dile-me] is. 1. Di geirerek srma eyle mi. 2. Di biimi verme eylemi. 3. {az} Yemek atal. [DS] dilemek, [eT. t > ti-le-m ek > di-le-mek tiL-Uo] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. B ir eyi dileri ile srarak koparm ak veya di izleri belli olacak ekilde sr mak. 2. Diiyle tutmak; diiyle yakalamak. 3. De irmen tan diemek. 4. {eAT} Yemek; srmak, dilen, [di-lelc / di + Far. leng] {az} sf. (Kii iin) dileri dar doru kk olan. [DS] dilenme, [dile-n-me] is. Dili hle getirilme; di sa hibi olm a eylemi. dilenm ek1, [ti-le-mek > dile-n-mek] edil. f. [-ir] 1. Dili hle getirilmek. 2. (Deirmen ta, orak, testere vb. iin) dienmek. 3. Di ile srlmak, ko parlmak. dilenmek2, [ti-le-mek > tile-n-m ek > dile-n-mek] dnl. f. [-ir] [eT. -r] 1. {eT} (ocuk iin) dii kmak. 2. mecaz. Glenmek, dediini yaptrr duruma gelmek. 3. (Taneli bitkiler iin) tane ba lamak. diletme, [dile-t-me] is. Dili hle getirtme eylemi, diletmek, [eT. ti > ti-le-m ek > tile-t-m ek > dilet-mek] gl. f. [-ir] 1. Testere gibi aletlere di atr mak. 2. Bir eyi veya kendini kpek gibi bir hay vana srtmak. {eT} (ayn) dili, [di-li] sf. 1. Dileri olan. 2. mecaz. Szn geiren; dediini yaptrabilen. 3. is. Dileri olan ark. 4. {az} K aya bal. [DS] 5. {az} Ayakkab clarn sayay kalba ekmek iin kullandklar bir tr kerpeten. [DS] 6. {az} zool. Karagz bal. [DS] S dili krek, {az} ile alt arasnda dii bulunan bir tr krek. [DS]|| dili tekerlek, {az} Terzilerin kulland bir tr kopya arac. [DS]|j di li trnakl, 1. Saldrc olan. 2. Szn geiren.

dilice, [dili-ce] {az} is. 1. Yemek atal. 2. Yedi ya da dokuz dili trmk. 3. Dizgin yerine ata tak lan ip. 4. oban kpeinin boynuna taklan m ah muzlu halka. [DS] dilik, -i [di-lik] is. 1. Boks m anda dileri ve dudaklar korum ak iin azn iine yerletirilen kauuk koruyucu. 2. Atlarda dizgin yerine taklan bir ip. 3. oban kpeinin boynuna taklan, sivri ular bulunan metal tasma, disiz, [di-siz] sf. 1. Dii olmayan. 2. Dilerinin tamam veya byk bir blm dklm olan, disizlik, -i [disiz-lik] is. 1. Disiz olm a durumu veya disiz olan eyin nitelii. 2. Di yokluu, diti, [Rus. dlo (araba oku) {az} is. Kannn n taraf. [DS] ditir1 [Yun. distrion] {az} is. Dourmam kei. , [DS] ditir2, [Yun. dastria] {az} is. Hal ve kilim dokur ken ipleri sktrmaya yarayan bir tr tarak; kirkit. [DS] dirmek, [eT. tev-m ek (dizmek) ? > devir-m ek / der(i)-r-melc > dir-mek i U {eAT} gl. f. [r] Dermek; toplamak, ditdirivermek, [dit-dir-i+ver-mek] {az} gl. f. [-ir] Tarlay geliigzel srmek. [DS] dterme, [dit-er-me] {az} is. ark srm. [DS] ditim, [tt-mak > tit-im] {eT} is. nat; sebat; azim. [KB] ditimlig, [titim-lig] {eT} sf. nat. [KB] ditiramp, -b [Yun. dithyrambos > Fr. dithyrambe] is. 1. Eski Yunanllarn Dionysos erefine okuduk lar tren arks. 2. Lirik iir, ditme, [dit-me] is. Paralara ve liflerine ayrma ey lemi. ditmek, [eT. tt-mak (didiklemek) > dit-mek] g l . f [er] 1. Yn, pam uk gibi elyafl eyleri lif lif ayr mak, taramak; kabartmak. 2. {eAT} Bir eyi para para koparmak; datmak; paralamak; lime lim e eylemek. [DK] 3. {az} Demek; deelemek. [DS] fi5 didim didim, {eAT} D idik didik. ditmik, [dit-mik {OsT} is. Ditilmi olan; didik. S ditmik ditmik, {OsT} D idik didik. ditmiklemek, [ditmik-le-mek] {az} gl. f. Ayklamak; didiklemek. [DS] ditregen, [dit(i)re-gen / tit(i)re-gen ok titreyen. ditregenlik, [ditregen-lik dJJbS" /*] {eAT} is. ok titrer _ olma durumu, ditreme, [ ditre-me '-vi] {eAT} is. Titreme, ditremek, [eT. titre-m ek > ditre-m ek dloj ] {eAT} {OsT} g sz.f. [-r] Titremek, ditremeklik, [ditremek-lik dUSUyi] {eAT} is. Titreme durumu. [-r]

{eAT} sf.

I I H

I M

ditremek, [eT. titr-mek> ditre--mek d U iy j] {eAT} ite, f [-iir] Titremek. ditretme, [ditre-t-me < /j] {OsT} is. Titretme. ditretmek, [titr-mek > ditre-t-mek] {eT} g l.f. [-iir] -* titretmek. ditreyek, [ditre-y-ek i] {eAT} sf. Titrek,

nemi,|| divan saz, mz. Balama ailesinden iri gvdeli bir alg; r, meydan saz. || divan airi, ed. Divan edebiyat kurallar erevesinde eserler veren air. divan2, [Far. dv > dvn Ol^o] (di;va:n) {OsT} is. 1. Devler. 2. Y ksek dereceli devlet adamlarndan olumu byk meclis. 3. Yce bir varln huzuru, kat, makam. 4. slam devletlerinde, devlet ileri nin grlp karara baland kurul. 5. eitli devlet ileri iin kurulan devlet daireleri. 6. Yksek dzeydeki devlet adamlarnn kurduklar meclis. 7. Padiahn huzurunda davalarn grld meclis; divan- hmayun 8. Resm kaytlarn tutulduu devlet daireleri. 9. Halifeler devrinde vergi ve ma liye kurum larm a verilen genel ad. 10. mparatorluk dneminde bir ksm kylerden kurulu kk dar ve mal birim; bugn de lkemizin orta ve bat Ka radeniz blmnde, dalk kesimlerde grlen ta rma dayal seyrek krsal yerleme tipi, f? divana kmak, {eAT} Toplantya gelmek; meclise katl mak; toplantda bulunmak. [DK]|| dvan medcisi, Sadrazama gelen mektuplardan sorumlu memur.\\ divan balanmak, {eAT} Byk meclis kurulmak; meclis toplanmak.\\ divan buyurmak, {eAT} Top lant emretmek. [DK]|| divan avuu, D ivan- h mayuna arlmalar gerekenleri getirmekle grev li yrtm e kuvveti emrindeki atl s n f mensbu.\\ divan direi, {az} (Kii iin) ok uzun boylu. [DS]|| divan durmak, 1. Sayg gsterilmesi gerekli biri karsnda el kavuturup ayakta durmak. 2. Byle bir kiiden verilecek emre hazr olarak bek lemek.|| divan efendisi, Sadrazamlarn, beylerbey lerinin ve vezirlerin ya z ilerine bakan memurlarn am iri.|| divan- n, {OsT} Halkn da katld mec lis. || divn- l, {OsT} Yce kurul. || divn- riyaset, Bakanlk kurulu.\\ divn- lh, {OsT} Ahretteki hesap gn.\\ divan kalemi, Divan- hmayunda alnan kararlarla ilgili evrak ilgili yerlere ulat ran daire.|| divan srlmek, {eAT} Toplant olmak; divan toplanmak; meclis kurulmak. divanJ, [Far. dvn ol^a] (di:va:n) {OsT} is. Tahta veya somya kerevetler zerine eitli rt ve ssler konularak yaplan sedir, divane, [Far. dvn-e Kk divan; kk iir kitab, divane, [Far. dvne -l^j] (di:va:ne) {OsT} sf. 1. Deli; kak; budala. 2. B ir eyin ok dkn. S dvne-rev, {OsT} Delicesine; deli gibi.|| divaneye dnmek, N e yapacan bilemeyecek kadar ok zlmek, armak. divanegi, [Far. dvneg ^ I j p ] (di:va:negi:) {OsT} is. Delilik; divanelik, divaneleme, [divanele--me] (di:va:neleme) ok arma; zlme durumu ve eylemi. is. (di:va;ne) {OsT} is.

ditreyik, [titre-y-ik d k / j ] {eAT} is. Kpe, ditsingen, [titsin-gen > dit-si-n-ge j&~.5] {OsT} sf. renen; tiksinen; her eyden tiksinen. [Kamus] ditsinmek, [tisk-in-mek iU_u^':>] {OsT} {az} g l.f. [ir] [-r] Tiksinmek; nefret etmek. [DS] ditr, [dit-mek > dit-r- j j j j ] {eAT} zf. Dikkatle, diretik, -i [Fr. diurtique] sf. tp. drar sktrc. direz, [Fr. diurse] is. 1. Bbrein idrar karmas. 2. tp. Bir gn iinde salglanan idrar veya baka maddelerin miktar. div1, [da / dav / dv / div (yans.)] is. Yrme sra snda kan grltl ve hrtl sesleri veya buna benzer konumay anlatan kk. [Zlfikar] div-il divil, div-il-de-k div2, [Far. dv jjj] (di:v) is. 1. Masallarda geen olaanst byklkte insanlar gibi evlenen, oluk ocuu olan, iyi veya kt olabilen yaratk. 2. ey tan; ifrit. 3. Cin. 4. {az} Byk ba; koca kafa. [DS] S dv-i henin-beden, {OsT} D em ir gvdeli dev. || dv-sa, {OsT} D ev gibi; devasa.|| dv-bd, {OsT} 1. iddetli rzgr. 2. Delilik.\\ div-bee, {OsT} D ev yavrusu. || dv-bend, {OsT} Dev bala yan!.|| dv-gr, {OsT} 1. Cin arpm. 2. Cinle ura an; cinci.|| dv-lh, {OsT} Cinleri ok olan yer; mecenne. ]| dv-sz, {OsT} 1. Dev gibi. 2. Korkun grnml; kt yaradll. divJ, [? div] {az} is. Evin bir kesi. [DS] div4, [div] {az} is. Para; dilim. S div div, {az} 1. Para para. 2. D idik didik. [DS] diva, [t. diva (tanra)] is. 1. Yetenei ve saygnl yla nl opera arkcs kadn. 2. Kadm sinema yldz. dival, -li [Far. dvl / dvl JI_jo / Fr. toile ?] (di:va:l) {OsT} is. 1, Kadife, atlas gibi kaim kumalar zerine motife uygun olarak kesilmi mukavva ve ya mein stnden klaptan veya simle, sarma tek nii ile yaplm, kabark grnm l bir tr ileme. 2. {az} Srmayla ilenmi kadife kuma. [DS] divan1 [Far. devan > Ar. dvn 0 1 ^ ] (di:va:n) {OsT} , is. ed. 1. Divan edebiyatnda airlerin, belirli bir sra ile iirlerini topladklar kitap. 2. Halk iirinde aruz ls ile yazlan nazm ekillerinden biri. S divan edebiyat, ed. On nc ile on dokuzuncu yzyllar arasnda Arap ve ran edebiyatnn etkisi altnda doan ve gelien Trk edebiyatnn bir d

.1 2 4 7

DV

divanelem ek, [divanele--mek] (di:va:nelemek) dnl. f. [-ir] zntden ok armak; akna dnmek; deli gibi olmak, divanelik, -i [divane-lik] (diva:nelik) is. Kaklk; delilik. divanhane, [Ar. dvn + Far. hne (di:va:nha:ne) {OsT} is. 1. Geni sofa. 2. Kubbealt. 3. D i van toplantsnn yapld daire, salon. 4. Eski Trk evlerinde ikinci kata kan merdivenin ald blm; hanay; hayat; sofa, d iv an h an e ivisi, Eskiden, deerli talardan yaplm irice bir ss inesine verilen ad. divanli, [Far. dvn - + Ar. cl (di:va:na:li:) {OsT} is. 1. Yce divan. 2. mparatorluk dneminde yksek dzey devlet grevlilerinin yar gland mahkeme, d iv an h arp , -bi [Far. dvn- + Ar. harb (di:va:nharp) {OsT} is. A sker mahkeme, d iv anhm ayun, [Far. dvn- hm yn ljjj] (di:va:nhma:yu:n) {OsT} is. 1. mparatorluk d neminde her gn sabah namazndan sonra padia hn bakanlnda toplanp nemli devlet ileriyle halkn ikyet ve dileklerinin dinlendii ve i iin gelenlerle birlikte le yemei yendikten sonra da lan yksek dzey devlet grevlilerinden meydana gelen kurul. 2. (Tanzimat sonrasnda) Sadaret bn yesinde bir kayt brosu olarak ismen devam etm i tir. divanm uhasebat, [Far. dvn- +Ar. muhasebat L.L{j U^p] (di:va:nmuha:seba:t) {OsT} is. 1. tar. m paratorluk dneminde, devlet harcamalarn padiah adna denetleyen yksek kurul. 2. (Cumhu riyet dneminde) Saytay, divani, [Far, dvn (di:va:ni:) {OsT} is. 1. Divana ait; divanla ilgili. 2. hat. m paratorluk d neminde, Trkler tarafndan bulunduu sylenen, divan kaleminden km olan ferman ve berat gibi belgelerde kullanlan, sola eik, i ie gemi bir yaz tm . S d ivan k rm as, hat. D ivan yaznn biraz daha basitletirilmi, ya z kurallarna ve g zellik llerine ou zam an dikkat edilmeden y a zlan bir tr yaz, divar, [Far. dvr jtjji] (di:va:r) {eAT} is. Duvar. S d ivara u rm a k , {OsT} Tutup atmak; terk etmek. divarger, [Far. divrger Duvar ustas; duvarc, divcame, [Far. dv (dev)+cme (giyim) uU -jp] {OsT} is. Giyenleri heybetli gsterdii iin savalarda gi yilen aslan veya kaplan postu giysi, dive, [Far. dv-e (di:ve) {OsT} is. 1. zool. Aa kurdu; gve. 2. Slk. 3. bot. Kadn tuzluu; karamuk, (Berberis crat.ae.gina). 4. Srt kaas. (diva.rger) {OsT} is. OL*.-5 ]

d iv d ar, [Sansk. devadaru] je'T} is. ama benzer bir aa. [EUTS] divdilem ek, [div (yans.) > div-di-le-mek] {az} gsz. f [-f] l-IlJh yo ] Kendine i g kararak ayak al tnda dolamak, divdiv, [div (yans.) > div + div] {az} is. zool. K er kenez kuu, (Falco tinnunculus). [DS] dive, [Far. dve (di:ve) {OsT} is. pekbcei. (di:vek) {OsT} is. Aa

divek, -i [Far. dvek kurdu; gve.

divel, [Far. duvl Jlj-5 {az} is. zengi kay. [DS] ] diver, [Far. dver j^ o ] (dkver) {OsT} is. Ev sahibi, d iverm ek, [de-y-i+ver-mek] (di. vermek) {az} gl. f . [-ir] Flaber vermek; syleyivermek. [DS] div, [Far. dv (dev) > dv lSjp] (di:vi:) {OsT} sf. 1. Devle ilgili. 2. Deve ait. divik, -i [div (yans.) > divik] {az} sf. Acele; abuk. fi1 div ik divik, {az} Telal olarak. [DS] divik, -i [?divik] is. zool. Scak blgelerde yaayan, ahap, elbise ve yiyecekleri akl almaz bir hzla yiyerek afet hline gelen, yuvalarnda gerek bir i blm ve kast bulunan, bir tr karnca; ak karnca; termit, (Termes). [DS] divil, [div (yans.) > div-il] {az} is. Y lan gibi hzl hareket eden eylerin kard ses. [DS] S divi! divil, (Hareket iin) sessiz ve hzl hareket. divildek, [div (yans.) > divilde-k] {az} sf. !. Y erin de duramayan. 2. Sessiz ve yava bir ile uraan. [DS] divildem ek, [div (yans.) > divil-de-mek] {az} gsz. f M [-d(i)-yor] 1. Kmldanp durmak. 2. Sessiz ve yava gezinmek. 3. (Bcek iin) kmldanmak; gezinmek. [DS] divile, [? divile] {az} is. Raf. [DS] divin, [div (yans.) > div-in] {az} sf. Yaramaz. [DS] divina, [? divina] {az} is. Bir tr ku; kerkenez (?). divini, [? divini] {eTj is. lahe; tanra. [EUTS] divinim ek, [dev-in-i-mek] {az} dnl. f. [-r] O y namak; kmldamak. [DS] divinm ek, [dev-in-mek > div-in-mek] {az} dnl. f . [-ir] abalamak; uramak; didinmek. [DS] d iv it1 [div (yans.) > div-it ?] {az} is. Didinme, , gayret ve abukluk belirten yansmal gvde. [DS] fi1 div it divit, {az} I. (Urama iin) dikkat ve gayret. 2. (Ik iin) oynak, [DS] divit2, [Ar. devt => divit] is. ine yaz kalemleri ve mrekkep hokkalar konulan beldeki kuaa sarla rak taman yaz takm. divit3, [? divit] {az} is. Tahtadan yaplma byk ambar. [DS] divitin, [Fr. duveti] is. Bir yznde zg, dier yznde atk etkisi grlen bir armrle dokunmu ve atkl yz havlu grnmnde bir tr dokuma.

DV

l i e
(divitta:r) {OsT}

T M C E S D M

145

divittar, [Ar devat +Far. -dar

is. 1. Yaz takmlarna bakan kimse; yazc. 2. m paratorluk dneminde vezir dairelerinde grev ya pan ktip. 3. M em lklarda bir mem ur unvan, divle, [div-le ?] {az} is. 1. Raf. 2. Toprak tencere.
[DS]

divlek, -i [eT. tg-m ek (dmlemek) / a. tkele-k > dloilek > dle-k > divlek ij.s] is. 1. Kaim kabuklu bir tr kavun. 2. {eAT} Olmam kavun; ham kavun. 3. {az} Olgun, kk kavun. [DS] 4. sf. Ham. divlim , [dil-im > divlim ?] {az} is. 1. Dilim. 2. Kabak, kavun vb. meyvelerin kabuundaki atlak ya da yarklar. 3. Tepelerin yalar yznden di lim dilim anm yerleri. [DS] S 1 divlim divlim, {az} (Elbise iin) para para; lime lime. [DS] divm e, [div-me ?] {az} is. Koyun gbresi. [DS] divrek, -i [dik > di-re-k / div-re-k] {az} sf. 1. Salam; evik. 2. Din. [DS] divreki, [dek > direk-i / divrek-i] {az} s f 1. (Yal iin) salam; ypranmam. 2. Gayretli; alkan; hamarat. 3. Yaramaz. 4. evik; canl; kvrak; din. [DS] divri, [dik > di-ri / div-ri] {az} sf. Salam, evik. [DS] divrik1 -i [dik > di-re-k / divrik] sf. Salam, yp , ranmam. divrik2, -i [tev(i)r-ek > divrik sf. 1. {OsT} Yuvarlak; deirmi; mdevver. [Kamus] 2. Da te pesi. divringi, [dire-mek > divrin-gi] {az} sf. 1. (Yal iin) ypranmam; salam. 2. evik; canl; kvrak. 3. Cesur. [DS] divrinmek, [eT. teg-r-n-mek > devr-in-mek > divrin-mek] {az} dnl. f. [-ir] Aratrmak; ara mak. divirm ek1, [div (yans.) > div(i)-ir-mek] {az} gsz. f [-ir] Yerinde duramamak; hareket etmek. [DS] divirmek2, [derr-mek > der-mek > divr-mek dlo^ijj] {eAT} g l . f [-r] -* divrmek. divrmek, [derr-mek > der-mek > divr-mek U lojijj] {eT} {eAT} gl. f. [-r] Toplamak; devir mek. divrkl, [divrk-l {OsT} sf. Ortalk ta dank bir ey brakmayan; derli toplu. [Kamus] divrml, [divrm-l ^ > i j a ] {OsT} sf. Derli toplu; dzgn. [Kamus] divtmek, [dift-mek > divt-mek] {az} gl. f. [-er] (Tavuk, ku vb. hayvan iin) gagalamak; dtmak; ditmek. [DS] diy, [di / diy (yans.)] is. Srtnmeyi anlatan kk. [Zlfkar] diy-ir diyir

d iya1, [diy] (diya:) {az} nl. Acma, ama bildiren nlem. [DS] diya2, [d+ya] (di:ya) {az} nl. te orada! [DS] diya, [Alm. dia / Fr. dia-positive] is. Slayt, diyabaz, [Fr. diabase] is. jeol. Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten olumu yeil renkli kaya, diyabet, [Yun. diabainein > Fr. diabte] is. tp. ok su imeye ve ok idrar karmaya neden olan has talklarn genel ad; eker hastal, diyabetik, -i [Fr. diabtique] sf. tp. 1. eker hasta l ile ilgili. 2. is. ekeri olan hasta, diyabetit, -di [Fr. diabtide] is. tp. Diyabet hastala rnda grlen deri ve mukozadaki ban, kan ba n, irpene, kangren gibi deri enfeksiyonlar, diyafram, [Yun. diaphragma (blme) > Fr. diaphrag me] is. 1. anat. Gs boluu ile karn boluunu birbirinden ayran kas-kiri karm ndan oluan blme biimindeki yass kas. 2. Fotoraf makinesi ve benzeri grnt kaydeden makinelerde k de metini snrlamaya yarayan dzenek, diyagonal, -li [Fr. diagonal] is. 1. mat. Kegen. 2. tekst. Kenarna gre eik dokunmu izlenimi veren kuma. diyagram, [Fr. diagramme] is. Belirli bir olay tespit etmeye yarar grafik ekil; grafik, diyak, [Yun. diakos] {OsT} is. Papaz naibi, diyaka, [diyak-a] {OsT} is. Latince, diyaklaz, [Fr. diaclase] is. jeol. Y er altndaki basm ve gerilim dolaysyla topran ve kaya ktlelerinin yer deitirmeden atlamas, diyakoz, [Yun. diakonos (hizmeti) > Lat. diaconus] (diyakoz) is. 1. Katoliklerde papazlk rtbesinin bir alt kademesi olan papaz yardmclna ulam din adam. 2. Protestanlarda hastalar yoklayan, halktan yardm paras toplayan, kilise paralarm halka yar dm iinde kullanan grevliler, diyakroni, [Fr. diachronie] is. dbl. Zaman iindeki evrimleri asndan incelenen dil olaylar; art za manllk. diyakronik, -i [Fr. diachronique] sf. dbl. Art za manl. diyalaj, [Fr. diallage] is. Piroksen cinsinden doal kalsiyum, m agnezyum ve demir silikat, diyalekt, [Fr. dialecte] is. Lehe, diyalektik, -i [Yun. dialegesthai (karlkl konu ma) > Fr. dialectique] sf. 1. Karlkl konuma ile ilgili olan. 2. is. fel. Dnce kartlklarn ve fark larn iinde tayan ve bir senteze ynelmi olan akl yrtme; eytiim. 3. Bir dnceyi kabul et tirmeyi veya bir sorunu btn ynleriyle ortaya koymay salayan, kantlarn sralanmas sanat. S diyalektik m ateryalizm, sos. fel. D oal ve top lum sal olgularn olumlama, olumsuzlama ve daha sonra bu kartlarn birlemesi (tez-antitez-sentez)

T M

IK IM

.1 2 4 9

DY

srasna uygun bir srete evrim geirdiini savu nan fe lse fi gr; eytiimsel zdekilik. diyalektiki, [diyalektik-i] is. 1. Diyalektii uygu layan kii. 2. Kendi ileri srd dncelerin ge erliliini gstermek yerine, akl yrtmelerine olumlu/olumsuz elimesini temel alan bir biim vererek, kendisine kar ileri srlen grleri geersizletirmeye alan kii, diyalektolog, -u [Fr. dialectologue] is. Lehe bilimi uzman. diyalektoloji, [Fr. dialectologie] is. Lehe bilimi, diyalel, [Fr. diallle] is. man. Bir tezi yine bu teze dayanarak ispatlama yntemi; ksr dng, diyaliz, [Yun. dialysis > Fr. dialyse / ng. dialysis] is. kim. Kimi cisimlerin, baka maddelere gre gze nekli zarlardan daha kolay gemesi esasna daya nan arlatrma veya kim yasal zmleme yntemi. S diyaliz aygt, tp. Bbrein grevini yapam ad durumlarda diyaliz yntem iyle kan iindeki ze hirli maddelerin temizlenmesine yarayan alet. diyalog, -u [Yun. diagolos > Fr. diologue] is. 1. Karlkl konuma. 2. Bir tiyatro eserinde oyuncu larn karlkl konum alarnn btn. 3. Bir edeb eserdeki karlkl konum a tr anlatmlar. 4. Bir filmde oyuncular arasnda sylenecek szler iin kaleme alnan metin. 5. Siyas gruplar veya kart rgtler arasnda bir anlam a veya uzlam a sala mak amacyla yaplan grme; mzakere, diyam antin, [Fr. diamantine] is. 1. Billrlam alminden yaplan parlatm a tozu. 2. tekst. nce a mar retiminde kullanlan yumuak ve parlak, ok sk dokunmu pam uklu merserize bez. diyam anyetik, [Fr. diamagntique] sf. Bir manyetik alanda her zaman zayf olarak mknatslanan ve bu alann indklemesini azaltan, m knatslar tarafn dan itilen (maddeler), diyan, [Sask. dhyna] {eT} is. stirak. [EUTS]

d iy ar, [Ar. dar (ev) > diyar jU.^] (diya:r) {OsT} is. 1. lke, memleket; il; vatan; belde. 2. Yabanc evler. fi1 d iy a r d iy a r dolam ak, P ek ok y e r gezmek, grm ek.|| d iy r- a h a r, {OsT} Baka memleket.|| diy ar- g u rb et, {OsT} Yabanc yer.\\ d iy r- k fr, {OsT} Halk Mslman olmayan yerler. || d iy r- R m , {OsT} Anadolu topraklar,|] d iy r- ta h a ss r, {OsT} zlenen memleket. d iy are, [Yun. diarrhoia (akma) > Fr. diarrhe] is. shal. d iy asp o ra, [Yun. diaspora] is. Bir lcavmin dnyaya yaylmas. diyastaz, [Yun. diastasis (ayrma) > Fr. diastase] is. 1. imlendirilmi arpadan karlan ve niastay maltoza eviren enzim. 2. gnl. Canl organizmada bulanan glusit, protit, ve lipitleri deersizlendiren, ykseltgenme-indirgenme olaylarn hzlandran, canl hcrede kimyasal tepkimelere yol aan ve suda znen fermentlerin eski ad; enzim, diyastol, -l [Fr. diastole] is. ine kan dolmas iin iki kaslm a arasnda kalp karncklarnn genile mesi. d iyat, [Ar. diyet > diyt L j] (diya:t) {OsT} is. D i

yetler. diyatom e, [Fr. diatome] is. zool. Yeryznn btn sularnda rastlanan yalnz veya koloniler hlinde yaayan tek hcreli bir su yosunu, (Bacillriophyta). d iyatonik, [Fr. diatonique] sf. mz. (Gam ve skala iin) be tam ton ve iki yarm tondan oluan, diyaza, [day+eze] {az} is. Teyze. [DS] d iy d ab an , [diy (yans.) + taban] {az} sf. 1. Dztaban. 2. Aya uursuz. [DS] d iy d irm ek , [di-dir-mek > diy-dir-mek] gsz. f [-ir] 1. (Sv iin) hzla fkrmak. 2. emek, diye, [d-mek > dey / deyi / diy / diyi > diye] zf. 1. ki cmleyi sebep bildirerek birbirine balar. A n nem gelecek diye yollara dt. 2. A ma ile arac diyanet, [Ar. dn > diyanet c ^ lo ] (diya:net) {OsT} is. birbirine balar; "Para diye kendini paralad. 3. 1. Dindarlk; din emirlere uyma. 2. Din. d iya Flerhangi bir yargya vararak; niteleyerek; sanarak, net ileri, D in ile ilgili iler. diyerek. 4. ba. Denilen; adl. S diye diye, D iye rek; demekten.\\ diye koya, {az} 1. Konua konu d iyanetkr, [Ar. diynet+Far. kr jlS^Up] (diya:neta. 2. Konuup anlaarak. [DS] k:r) {OsT} sf. Dindarlkta gayret eden, diyecek, -i [d-mek > d-y-ecek] is. Sylenecek diyanetli, [diyanet-li] (diya:netli) sf. Dindar; diyanet sz. ? diyecek yok, Eletirilecek, beenilmeyecek kr. bir yan yok; sz yok. diyan, [Ar. diynl ,yLo] (diya:ni:) {OsT} sf. Diya diyegrm ek, [de-mek+gr-mek] {az} gsz. f. [-r] netle ilgili. S d iyan tesis, D iyanet ileriyle ilgili 1. Sylediinde direnmek. 2. Tekrar tekrar syle kurulu. mek. [DS] diyapazon, [Yun. dia pason > Lat. diaposon] is. 1. diyek, -i [de-mek > diy-ek] {az} is. Annesini Bir ses skalasnda bir sesin bal ykseklii. 2. emmemesi iin buzann burnuna taklan sivri u Titreimleri belirli ykseklikte ses karan 1 bii ,1 lu burunsalk. [DS] mindeki elik ara, diyeke, [Ar. dk > diyeke aSi] {OsT} is. Horozlar, diyapozitif, [Fr. diapositive] is. Saydam bir tabaka zerine alnm ve perdeye yanstm ak iin kullan diyen, [d-mek > d-y-en / di-y-en jw i] {eAT} sf. D e nen; sylenen. lan resim; slayt; diya.

DY

M IM M . diyi, [de-mek > di-y-i {OsT} is. Kelam; sz;

diyer, [Ar. dar > diyer ^ j] {OsT} is. Evler. diyesen, [d-mek > di-y-e-sen] {az} z f 1. Galiba. 2. Sanki. [DS] diyesin, [d-mek > di-y-e-sin j- U i] {OsT} zf. Sanki; gya; sanlr ki; sanasn; sanasn ki. diyerek, [d-mek > d(e)-y-erek] z f Diye, diyeet, -di [d-mek de-y-i + Ar. -t ? > diyeet] {az} is. 1. ller iin sylenen at; mersiye. 2. sf. Gzel szler syleyen. [DS] diy et1 [Ar. diyet c~o] {OsT} is. huk. ldrlen veya , yaralanan iin ksas mmkn deilse bunu yapann demesi gereken bedel; kan bedeli. 0 diyet-i k mile, {OsT} huk. Adam ldrmelerde adam ld renden veya yakn erkek akrabalarndan alman tam diyet. || diyet-i m ugalaza, {OsT} huk. Kastl ldrme sz konusu ise deve ile alnan, ancak say s arttrlmadan iyi cins develerden yaplan deme. diyet2, [Lat. dieta > Fr. dite] is. t. Kamuya ait konu larn tartld siyasi meclis. 2. Baz tarikatlarn toplants. 3. Benediktenlerde kk rahip meclisi. diyet-5 [Yun. diaita > Fr. dite] is. Perhiz; rejim. S , diyet peyniri, Ya alnm stten yaplan tuzsuz peynir. diyetetik, -i [Fr. dittique] is. tp. Y em ek dzenini kiilerin zel ihtiyalarna gre dzenlemeyi arat ran tp dal ve salk bilgisi, diyetisyen, [Fr. ditticiene] is. tp. Salam bir kim senin yam a ve iine gre veya bir hastann duru muna gre ihtiyacna uygun beslenme dzenini ayarlamakla grevli uzman; beslenme uzman; di yet uzman. diyeyding, [d-mek > di-y-e-y-din (diyevdin) {eAT} e. Sanki; gya; sanlr ki. diyez, [Yun. diesis > Fr. dise] is. muz. Geici ya da srekli olarak kromatik yarm ton, Trk mziinde ise 1, 4, 5, 8 kom a tizletirilmek istenen notann veya portenin o notaya ayrlm izgi veya aral na konulan iaret. diyeze, [day+ezej -uj] {eAT} is. Teyze. diyi, [d-mek > de-y- > di-y-i ^ . j ] {eAT} zf. Diye. diyil, [diy (yans.) > diy-il] is. Srtnme ve srk lenme ifade eden yansmal gvde. S diy diyil, {az} Zorla, adeta srklemesine. [DS] diyince, [d-mek > di-y-ince a^o] {eAT} zf. (Belirti len sayda) olunca; o kadar kez olduunda, diyir, [diy (yans.) > diy-ir] is. . Srtnme ve srk lenm e bildiren yansmal gvde. 2. {az} Trahom hastal. [DS] S d iyir d iyir, 1. (Yzey iin) ok przl. 2. inde ve zerinde kabarcklar, tanecik ler bulunan. 3. (Ayva ve hurma tr yiyecekleri y e dikten sonra) aza burukluk veren. 4. (Cilt iin) zerinde ince kabarcklar bulunan.

deyi. S diyi d u rm a k , {eAT} Syleip durmak. dyiat, [de-mek > di-y-i + Ar. t] {az} is. Szler; konumalar. [DS] S diyiat itm ek, {az} A z kav gas yapm ak; ekimek. [DS] d iy n e k 1 -i [Yun. dekaniki / de-m ek > de-enek > , diynek] {az} is. Denek; sopa. [DS] t? diynek atla m a k , {az} folk. K t alkanlklardan vaz gem ek iin byk ant imek. (Okunmu ve flen mi bir denek kalem boyunda kesilmi ubuklar zerine iki ucundan konularak yem in eden kimse zerinden bir ileri bir de geri atlatlr, sznde durmazsa bu denek gibi yatp leceine inanlr.) [DS] d iynek, -i \eT. tn-m ak (dinlenmek) > din-mek > dn-ek] {az} is. . Tatil; dinlenme. 2. sf. (Tarla iin) dinlenmi, tava gelmi. [DS] diyn en k , - [din-le-n-ik > diynenk] {az} sf. Dinlenmi. [DS] d iy o p tr, [Yun. dia + optesthai > Fr. dioptre] is. fz. I krm a gleri farkl iki saydam ortam birbi rinden ayran yzey, diyo p tri, [Fr. dioptrie] is, fz. Hipermetrop veya miyop gz kusurlarnn dzeltilmesinde kullanlan gzlk camlarnn yaknsaklk veya raksaklk bi rimlerini belirtmekte kullanlan, krlm a indisi 1, odak uzakl 1 m. olan bir optik sistemin yakn sakl 1 olarak kabul edilen birim; sembol: 5. diyorit, [Yun. dioridzein > Fr. diorite] is. min. Asit bir plajyoklaz, amfibol ve mikadan olumu pltonik taneli kaya. diyot, [Fr. diode / ng. diode] is. fz. Akm dorultucusu olarak kullanlan, anot ve katot adl ular bu lunan lamba. diyotik, -i [Yun. diotus > Fr. diotique] sf. H er iki kulak iin eit uyarl veya zde iitme duyumlu, diyre, [di (u) > diy-re] (di:yre) {azj zm. u yer; ura; bura. [DS] diyrecik, [diyre-cik] (di.yrecik) zm. urack, diy rek , [diy (yans.) > diy-(i)r-e-k] {az} sf. 1. (Sebze ve meyve iin) diri; taze; prsmemi. 2. Sert; kat. 3. rselenmi; tazeliini kaybetmi. [DS] d iy rem ek , [diy (yans.) > diy-(i)r-e-mek] {az} gsz. f M [-r(i)-yor] (Sular, amurlu yerler vb. iin) souktan donmaya, katlamaya yz tutmak. [DS] diyirm ek, [teg(i)-r-mek > deyir-mek] {az} gl. f f i ] Deitirmek. [DS] diy rm ek , [der(i)-r-mek > diyr-mek {eAT} g l . f [-r] Toplamak; biriktirmek; ymak, diy, [de-mek > di-y- jo ] {eAT} z f Diye; dey. diylm ek, [de-mek > di-y-l-mek d lly i] {eAT} edil. f [-r] Denilmek. -diz, [-diz / -diz / -dz / -dz] yap. e. -* -diz.

DZ

diz1 [e l . tz > diz ji] is. 1. U yluk ile baldr ke , miklerini birletiren eklem yeri. {eT} {eATj (ayn) 2. Oturulunca uyluun st yan. S diz ara, D iz kapa kemii. {OsT} {az} (ayn) [DS]|| diz ba, I. D iz kapa kem iini balayan kaslar. 2. D iz hiza snda orap tutturmaya yarayan ba.|| diz ba nian, ngiltere nin en eski ve en biiyiik valyelik nian. |j diz bezi, {az} Trkmen kadnlarnn giy dii alvar. [DS]|| diz boyu, 1. D iz hizasna kadar. 2. ok fazla, ar. || diz ar, {OsTj Ksa alvar. | diz akr, Yenierilerin giydii belden dize kadar ve baldrlar plak brakan uha alvar. \\ diz k m ek, 1. Dizlerini yere koyarak oturmak. 2. Ba emek, boyun emek; kabul etmek. || diz d em iri, Saralkta deriyi vurarak yum uatm aya ve ekil lendirmeye yarayan bir dem ir aygt; mta. || diz dize, D izleri birbirine deercesine. || diz d o n u , 1. Yal grelerde greilerin giydii deri p a n to lon; kispet. 2. {OsT} {az} donu. [DS]|| dize d ir sek dikm ek, {OsTj D irsei dize koymak. |[ dize gel m ek, Direnip kar koymaktan vazgeerek boyun emek, kabul etmek.\\ dize getirm ek , Kendisine kar geleni yenerek emrini yerine getirecek duru ma drmek. || dize yetm ek, {eAT} Dize kadar gelmek; diz boyu olmak. [DK]|| diz gelm ek, {az} melmek. [DS]|| diz gz, {OsT} anat. D iz kapa nn iki yanndaki ukurluklardan her biri,|[ dizin basm ak, {eAT} Diz kmek. [DK]|| dizin km ek, {eAT} {OsT} D izi zerine oturmak; diz kmek. dizin dizin, 1. {eAT} {OsT} D izleri stnde ilerleye rek. 2. {az} D izleri iistimde; dizleriyle. [DS]j| dizin dm ek, {eAT} {OsT} D iz zerine oturmak; diz kmek.|| dizine dm ek, Yalvarmak. || dizine k a p an m ak , Birine ok yalvarmak; pimanln ifade etmek. || dizini dvm ek, ok pim an olmak. || dizi nin dibi, ok yakn; yan ba. || dizinin d ibinden ayrlm am ak , Birinin yanndan hi ayrlmamak; hep beraber bulunmak.\\ dizin o tu rm a k , {eAT} {OsT} D iz kmek; dizinin zerine oturrUk. || dizi zerine kertm ek, {eAT} D ize getirmek; yere ykmak; bastrmak. [DK]|| dizi zerine km ek, {eAT} D izini bkerek oturmak; dizi zerine otur mak. [DK]|| dizi zerine gelm ek, {eAT} D iz k mek; yere kapanmak; yalvarm ak iin yere kapan mak. [DICJI diz kapa, Dizin n tarafnda ve diz kapa kemii ile kapl olan bliim.\\ diz kap a kemii, Dizin n tarafnda bulunan kapak biimin deki yass ve oynak kemik.\\ diz kr, {az} (Kpek iin) sert ve gl. [DS]|| diz ksm ek, {az} D iz kmek. [DS]|| dizleri kesilm ek, Dizlerinde der man, g kalmamak; yrm e gcn kaybetmek.\\ dizlerine k a p an m a k , ok yalvarmak. || dizlerinin ba zlm ek, K orkudan ayakta duramayacak hle gelmek. || dizleri tu tm a m a k , Ayakta duracak gc kalmamak.\\ diz st, D izler zerinde durabi len veya dizler zerine konduunda altnlabilen

ar a.\\ diz st bilgisayar, Bilgisayarn her trl donanm He kltlerek tanabilir hle getirilmi biimi.jj diz to n u , {eAT} {OsT} donu. diz2, [Far. diz ji] {OsT} is. Kale; sur. dizJ, [Far. diz ji-s] (di.;z) {OsT} is. Renk. diz4, [Erme, tiz] {az} is. Kene. [DS] d izan teri, [Fr. dysenterie] is. tp. Arl ve kanl ishalle beliren, barsakta yaralara yol aan, bula c, salgn hastalk, dizanterili, [dizanteri-li] sf. Dizanterisi olan; dizante riye yakalanan, d izar, ,[Far. dzr / ddr jl io ] {OsT} is. -* didar. dizayn, [ng. design] is. 1. nsanlarn kulland her trl eya ve yaad ortam ile evre arasnda bir uyum getirmeyi amalayan bilim dal; tasarm. 2. Tasarmla ilgili izim; tasarm, dizban, [Far. dizban {az} is. eytan. [DS] dizk, [diz-iik] {eAT} is. Dizcik. 2. Diz ba; dizlik. [DK] d izd ar, [Far. diz-dr jb jj] (dizda.r) {OsT} is. 1. Kale muhafz; kale bekisi. 2. mparatorluk dneminde ikinci dereceden bir asker grev olarak kale m er kez kumandanna verilen unvan, dizd arlk , - [dizdar-lk] (dizda.rlk) is. Dizdarn grevi. dizdik, -i [diz (yans.) > diz-dik] {az} is. 1. U. 2. Kuyruk. [DS] dizdirm e, [diz-dir-me] is. Dizme iini yaptrm a eylemi. dizd irm ek , [diz-dir-melc] g l.f. [-ir] Dizme iini bi rine yaptrmak. dize, [diz-e] is. 1. ed. iirdeki satrlarn her biri; msra, (1969). 2. {az} Tahta trmk. 3. {az} m lek. [DS] dizek, -i [diz-mek > diz-ek] {eAT} is. 1. Sra. 2. {az} Yaz satr. [DS] 3. {az} Kadnlarn fesleri nne yerletirilen altn dizisi. [DS] 4. {az} Hzar la biilmi tahta. [DS] 5. {az} Hayvanlarn yatmas iin yaplm ta deme. [DS] S dizek dizek, {eAT} Sra sra. dizekm ek, [*diz-e-mek > diz-e-k-mek] {eAT} gl. f. [-r] Dizilmek, dizel, [R udolf Diesel (Alman mhendis 1858-1913) > diesel] is. 1. Sktrlm hava iine pskrtlen ar yaktlarla alan motor. 2. argo. Cinsel iliki ye eilimli, hafifmerep kadn, dizelem ek, [diz-mek > diz-ele-mek] g l . f [-rj [-l(i)yor] Dizivermek. dizelletirm e, [dizelle-tir-me] is. Dizel hline ge tirm e eylemi. dizelletirm ek, [dizelle-tir-mek] gl. f. [-ir] Dizel durumuna getirmek.

DZ

O lM I M tS M . i

dizem, [diz-mek > diz-em] is. ed. ve mz. Bir dizede dizgin, [eT. tiz-m ek (dizmek, sraya koymak) > tizgin > diz-gin] is. 1. {eT} Sraya sokmaya, dzenle veya notada vurgu, uzunluk veya ses zelliklerinin, duraklarn dzenli bir biimde yinelenmesinden meye yarayan ey. [Clauson] 2. Binek hayvanlarnn doan ses uyumu; ritim; tartm, gemine balanan ve hayvan ynetm eye ve y neltmeye yarayan kay. {eT} (ayn) 3. {az} Biil dizeme, [diz-e-me] feAT} is. 1. Ba, bahe etrafna mi ekin veya ot demeti. [DS] dizgin d ay ak , kam ya da aatan yaplm it; aa parmaklkl {az} (Yrmek iin) gsz, bitkin durumda. [DS]|| it; tahta perde, {az} (ayn) [DS] 2. {azf Oda bl melerindeki apraz aalar. [DS] 3. {az} zerine dizgin d ep retn ek , {eAT} A t harekete geirmek.\\ tavan veya taban aklan aa direkler. [DS] 4. dizgin etm ek, H zla atlmak.\\ dizgine v u rm ak , {az} Ahap binalarda aa atmalarn arasna ker Durdurmak.\\ dizgin eylem ek, {eAT} Atn dizginini pi ve tula konularak yaplan duvar. [DS] 5. {az} kasp drt nala kaldrmak; a t kaldrmak; at kopar Normal boyundan daha kk olan kerpi. [DS] mak.|| dizginine a rp m a k , Sinirine dokunmak.\\ dizem ek, [diz-mek > *diz-e-mek] gl. f. [-r] [-(i)dizginini ekm ek, Birinin ar davranlarna en yor] Dizmek, g e l olmak.\\ dizginini k sm ak , zerindeki basky artrmak. || dizginleri ele alm ak , Ynetimi eline dizemli, [dizem-li] sf. Dizemli olan; tartml; ritimli; geirmek. || d izginleri gevetm ek, 1. Elle dizginle ritmik. rin skln gevetmek. 2. mecaz. Birinin zerin dizge1 [diz-mek > diz-ge] is. 1. Bir btn olutura , deki basky azaltmak.\\ d izginleri k o p a rm a k , Her cak ekilde karlkl birbirine bal elerin tm; trl ba ve baskdan kurtulmak.\\ d izginleri sal sistem; manzume, (1942). 2. fel. Bilimsel bir b v erm ek , Babo bralcmak.\\ dizginleri ele v e r tnlk ya da bal bana bir reti oluturacak bi m ek, Bakasnn ynetim ini kabullenmek.\\ dizgin imde birbirine bal olarak rgtlenmi dnce u zatm a k , {eAT} A t serbest brakmak; bam saller, bilgiler, retiler, ilkeler btn; sistem; m an vermek. || dizgin v u rm a k , D izgin takmak. zume. 3. K endi iinde kapal ve dzenli bir btn. 4. Birbirine bal bilimsel ya da felsef dnceler dizginlem e, [dizgin-le-me] is. Dizgin takm ak eylemi, birlii. 5. {az} Kadnlarn boyunlarna taktklar dizginlem ek, [dizgin-le-mek] g l.f. [-r] [-l(i)-yor] 1. altn gerdanlk. [DS] 6. Nazm, (1935). Dizgin takmak. 2. Y rtm ek iin dizginle vurmak. 3. mecaz. Buyruu altna almak. 4. mecaz. Takn dizge2, [diz > diz-ge & .> {eAT} is. 1. Diz ba; }> ] ln nlemek, kontrol altnda tutmak. 5. {az} dizlik, {az} (ayn) [DS] 2. {az} Dize kadar uzanan Eitmek. [DS] uzun konlu orap. [DS] 3. Diz kapan geen o rap. 4. orap ba. 5. Drt be santimetre eninde dizginlenm e, [dizginle-n-me] is. Dizgin taklm a veya dizginleme eylemi yaplm a durumu, dokunmu kadn kemeri, dizgeli, [dizge-li] sf. B ir dizge iinde bulunan; dizge d izginlenm ek, [dizginle-n-mek] edil f. [-ir] 1. Ken disine dizgin taklmak. 2. (Yrtlmek iin) diz si olan; sistematik; sistemli, ginle vurulmak. 3. mecaz. Buyruk altna alnmak. dizgesel, [dizge-sel] sf. 1. D izge ile ilgili; sistemli; 4. mecaz. Taknlk yapm asna frsat verilmemek, sistematik. 2. Belli bir dizgeye gre dzenlenmi olan. dizginleyiverm ek, [dizginle-mek+ver-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. Kouvermek. 2. (ok yk yklenen dizgesiz, [dizge-siz] sf. Dizgesi olmayan; bir dizge iinde bulunmayan; bir dizgeye bal bulunmayan; hayvan iin) dizlerini bkerek yrmek. [DS] sistemsiz. dizginsiz, [dizgin-siz] sf. 1. Dizgini olmayan. 2. dizgi, [diz-mek > diz-gi] is. matb. Kitap, gazete, mecaz. Hibir engel tanmayan, davranlarnda dergi vb. baslacak, oaltlacak eyler iin sayfa ar ve lsz olan, oluturmak zere harfleri, kelimeleri, ekilleri, re dizi, [eT. tiz-m ek (sra sra yapmak, dizmek) > tiz-ig simleri yerletirme ve dzenleme ii; tertip, . diz > diz-i] is. 1. Bir iplie veya tele sralanm nesne gi yeri, Basmevlerinde veya ayr yerlerde bu dizgi lerin m eydana getirdii btn. 2. A rt arda veya yan ilerinin yapld yer veya blm; mrettiphane. yana sralanm nesneler btn. 3. Birbiri ardnca dizgici, [dizgi-ci] is. matb. 1. H urufat kasalarnda gelen eyler. 4. as. S af hlinde duran bir ktann bulunan harfleri alarak baslacak metni hazrlayan, birbiri arkasnda duran erlerine verilen ad. 5. Tra dzeltmelerden sonra dizgileri yeniden elden gei fikte art arda ve ayn yne doru seyreden tatlarn ren, sayfa dzenlemesini yapan, bask kalplarnn meydana getirdii sra. 6. Birlikte manevra yapan hazrlanmas iin sayfalan formalardaki yerlerine vagonlarn meydana getirdii grup. 7. dbl. B ir dilin gre sralayan ii; mrettip. 2. M etince youn olan kelime hzinesine giren dil unsurlarnn tm. 8. sayfalarn dzenlenmesinde uzmanlam grafik mat. D eim esiz bir kurala bal olarak, her biri tasarmc. 3. Bilgisayar sisteminde klavyeyi kulla kendisinden sonra geleni verecek ekilde art arda narak metnin dizgi ve yklem e ilemini yapan kii, sralanm saylar. 9. mz. zel kurallara uygun ve dizgicilik, -i [dizgici-lik] is. Dizgicinin ii ve mesbir m zik sistemine temel olan belirli perdelerin lei; mrettiplik.

1253

DZ

sralan; gam; skala. 10. {az} K adnlarn boyun larna taktklar altn kordon. [DS] 11. {az} M ein den yaplma fieklik. [DS] 12. {az} Toprakta sa banla alan ark; izi. [DS] 13. sf. (Birok olay veya nesne iin) birbirini izleyen, birbiri ile balantl olan. dizi dizi, Sralanm olarak; p e k ok dizi hlinde.\\ dizi film , Birok blmden oluan ve her blm birbirine bal olmakla birlikte belli bir zaman aral ile yaynlanan film . || dizi dengi, {az} Sicime dizilerek kurutulmu ttnlerden sap lar darya gelm ek zere st ste konularak ya p lan denk. [DS]|| diziye gelm ek, {az} nattan vaz geerek doruyu kabul etmek; yola gelmek. [DS] dizici, [diz-ici] is. Dizgici. dizig, [tiz-mek > tiz-ig / diz-ig] {eT} is. Dizi; sra; saf. diziglig, [tizig > tizig-lig / dizig-lig] {eT} sf. Dizili; sralanm; bir izgi boyunca yerletirilmi, dizikm ek, [diz-ik-mek] {az} gsz. f. [-ir] D iz k mek. [DS] dizildrk, [tiz-il-mek > tizil-drk / diz-il-drk] {eT} is. edik, mest gibi giyeceklerin ucuna taklan pullar. dizilem e, [dizi-le-me] is. Dizi hline getirme eylemi, dizilem ek, [dizi-le-mek] g l.f. [-r] [-l(i)-yor] Diziler hlinde sralamak, dizili, [dizi-li] sf. Dizilmi, sralanm olan, dizili, [dizil-i] is. Dizilmek eylemi ve biimi, dizilme, [diz-il-me] is. D izilm ek eylemi, dizilm ek, [eT. tiz-m ek > tiz-il-m ek > diz-il-melc] edil. f. [-ir] 1. Dizili duruma getirilmek. 2. dnl. Sraya, diziye girmek, dizim, [eT. tiz-m ek > tiz-im > diz-im] is. 1. {eT} Dizi; sra. 2. Dizilmek ii; dizme. 3. dbl. Sz zinci rinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluturan eler birleimi; sentagma. 4. {az} plie dizilen eyler. [DS] S dizim dizim , {eAT} D izi dizi; sra sra. dizim ek, [dizi-melc] {az} gl. f. [-r] Dizmek. [DS] dizimsel, [dizim-sel] sf. dbl. 1. Dizimle ilgili. 2. Sz zinciri iinde grnen; sentagmatik. dizin, [diz-mek > diz-in 0j:>] is. 1. Dizi; sra. 2. Bir kitabn veya derginin kii, konu, yer ad vb. bakm lardan iindekileri yer num arasyla belirten ve ese rin arkasnda yer alan alfabe srasna gre dizilmi liste; fihrist; indeks, (1955). 3. Belli bir konuda kan yazlarla ilikiyi salayan ve ayr bir kitap veya sreli yayn eklinde baslan eser. 4. Kitaplk veya ariv vb. yerler iin dzenlenmi belli bir bil ginin veya belgenin bulunduu yeri gsteren d zenli liste. 5. bsy. Bir programda, bir dngnn her yineleniinde arttrlan parametre. 6. {az} zm sucuu. [DS] 7. {az} plie dizilerek kurutulmu sebze ya da meyve. [DS] 8. {az} plie dizilen ey ler. [DS] fi1 dizin altn , {az} sral altn ger

danlk. [DS]|| dizin dizin, {eAT} {OsT} D izi dizi; sra sra. dizin, [diz-in] zf. Dizleri stnde. S dizin dizin, (Yrmek, ekilmek vb. iin) diz stnde. dizinlem ek, [dizin-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Bir belgenin baln, ieriini zmleyerek ayrt edici birka zelliini belirleyen kelimeyi kar mak. 2. bsy. B ir bilgisayar komutunda ilenenin gerek adresini elde etmek iin bir dizin kt ieriini komutun adres blgesi deerine eklemek gerektiini belirtmek, dizinm ek, [tiz-mek > tiz-in-mek > diz-in-mek] {eT} dnl. f. [-r] Kendisi iin dizmek; kendi kendine dizmek. d izirlenm ek, [dizirle-n-mek] {az} edil. f. [-ir] D i zilmek. [DS] dizisel, [dizi-sel] sf. nsanlar arasndaki ayrma ili kin; dizisellikle ilgili, dizisellik, -i [dizisel-lik] is. fel. nsanlar arasndaki sezgisel bir bant durumunda yoksun klan, grup lama biimi ne olursa olsun birbirinden uzaklat ran ve onlann herhangi bir say dizisi gibi birlikte yaamalarna yol aan ayrlma durumu, dizi, [diz-mek > diz-i] is. Dizmek eylemi veya bi imi. dizim ek, [tiz-mek > tiz-i-m ek > diz-i-mek] {eT} ite, f. [-] Birlikte dizmek iini yapmak; diz mekte birbirine yardm etmek, dizlek, -i [diz (yans.) > diz-le-k] {az} sf. 1. H azr cevap. 2. nat. [DS] dizlem e, [diz-le-me] is. 1. Diziyle basm a eylemi. 2. {az} Diz orab; uzun orap. [DS] 3. {az} Tozluk. [DS] 4. sf. {az} Diz boyu. [DS] dizlem ek, [eT. tiz > tiz-le-mek > diz-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Diziyle bastrmak; diziyle ezmek. {eT} {az} (ayn) [DS] 2. gsz. (Su, amur, kar iin) dize kadar ykselmek; dize kadar batmak. 3. {az} Diz st dmek. [DS] 4. Dizleri stnde yrmek. 5. Dizleri stnde kaymak, dizlem elik, -i [dizleme-lik] {az} sf. (Yn iin) tozluk, orap yapm na uygun. [DS] dizletm ek, [tz > tiz-le-mek > tiz-le-t-m ek > diz-le-tmek] {eT} gl. fi [-ir] Bir eyi birine diziyle ezdirt mek; dizi altna aldrtmak, dizlig, [tiz > tiz-lig / diz-lig] {eT} sf. Dizli; gl kuvvetli. dizlik, -i [diz-lik dUji / dJJjj.i] is. 1. D iz eklemini korum ak iin kullanlan esnek iplikten dokunmu, yum uak sarg. 2. Belden dize kadar uzanan don. {OsT}{az} (aym) [DS] 3. Dtnde dizinin para lanmamas iin atm dizine taklan deri paras. 4. izmenin dizi rten paras. 5. Tulumbaclarn giydii ak bezden yaplm, bol al ksa ve dar paal klot pantolon. 6. Kimi sporlarda kullanlan

DZ

D M W M . d o b ak , - [top / tom > dob-ak ? / domb-ak] (az) is. 1. Topak; kesik. 2. Dallar kesilmi aa; direk; tomruk. 3. Sasz ba. 4. sf. Ba ak; ba plak. 5. Tamam; btn. [DS] S d o b ak kei, {az} Boy nuzsuz kei. [DS] d o b alak , - [top / tom > dob-al-ak ?] {az} sf. 1. Eni boyu birbirine eit olan; iman. 2. is. Kk m lek. [DS] d o b alan , [top / tom > dobal-an] {az} is. 1. Kabuu ile piirilmi yum urta ya da patates. 2. Budaksz ve dzgn tomruk. 3. Domalan denilen mantar. [DS] do b alm ak , [top / tom > dob-al-mak / dom-al-mak] {az} dnl. f. [-r] N am az secdesine benzer ekil de kmek; vcudunun bir yerini da kmak. [DS] d o b altm ak , [top / tom > dobal-t-mak / dom-al-tmalt] {az} gl. f. [-r] Birini secde eder gibi k trmek. [DS] dobi, [? dobi] {az} is. Gayrim slim ocuklarna ve rilen ad. [DS] dobi, -ci [bodu > dobu] {az} s f (Kii iin) ksa boylu; tknaz. [DS] d o b ra , [Bulg. dobro (iyi)] is. A k olmak; aka sylemek. S1 d o b ra d o b ra , ekinmeden; aktan aa; saknmadan. d o b ra n , [dob-ra-n] {az} sf. 1. Yz glmeyen. 2. Kibirli. [DS] d o b ra n c a , [Slav, obramnica] {az} is. Sakalarn su tamakta kullandklar omuz sopas; terazi; eindirik. [DS] dobu, -cu [top / tom > dob-u] {az} is. 1. am bar dak. 2. Aatan yaplm kova. [DS] d o b u ra , [Slav, dobro (iyi)] {az} sf. (Sylemek iin) aka. [DS] S1 d o b u ra d o b u r, {az} (Gerei sy lem ek iin) dolambal yollara sapmadan; olduu gibi; dosdoru. [DS] d o b u rcu k , -u [top / tom > dob-ur-cuk] {az} is. ri taneli yamur damlas. [DS] doce, [t. doge (babu)} (do'ce) {OsTj is. Venedik Cumhuriyetinin bakan, doent, [Lat. docere (retmek) > docens (reten) / Alm. dozent] is. niversitede derecesi asistan ile profesr arasnda olan retim grevlisi, doentlik, -i [doent-lik] is. 1. Doent olma duru mu. 2. Doentin grevi, d o d an , [? dodan] {az} s f 1. iman; gbekli. 2. is. Siyah ve krmz renkli, zehirli byk bir ar. [DS] d o d a rm a k , [dod-ar-mak ?] {az} gl. f. [-r] Tahak km etmek. [DS] doddi, [? doddi] {az} sf. nsanlar birbirine dren. [DS] S d o d d i ba, {az} Onun bunun arasn bu lan. [DS] d o d d iri, [dad (yans.) > dad-dir-i > doddiri] {az} is. alvar. [DS] dod, [Gre, toti] {az} is. Aynn el gibi kulland n aya. [DS]

dizi korum aya mahsus dzenek; diz ba. 7. Panto lonlarn dize gelen yerini korum ak iin stten ya ptrlan veya dikilen kuma veya deri paras. 8. alvar. 9. nl. 10. {az} Tozluk. [DS] 11. {z} Diz orab. [DS] 12. {az} nlk; petamal. [DS] 13. {az} Pantolon; alvar. [DS] 14. {az} Ka dnlarn giysi stne baladklar ssl kuak vb. [DS] 15. {az} Zeybek pantolonu. [DS] dizlinm ek, [tiz-il-mek > tiz(i)l-in-mek > diz(i)l-inmek] {eT} e d il.f [-t] Dizilmek, dizm an, [diz (yans.) > dz-man] {az} is. iman ve uzun boylu; iri yapl. [DS] dizm andk, - [dizman-lk] {az} sf. -+ dizman.
[DS]

dizm e, [tiz-mek > tiz-m e / diz-me] is. 1. Sralama ve ya ipe geirme eylemi. 2. {az} Evin nndeki caml knt; balkon. [DS] 3. {az} Tahta blme; bu blmelerde kullanlan tahtalar. [DS] 4. {az} zerine tavan veya taban tahtas aklan aa di rekler. [DS] 5. {az} Oklavaya sararak yuvarlatl m ince yufkay i ie halkalar eklinde tepsiye deyip piirdikten sonra zerine kaynatlm er bet dkerek yaplan tatl. [DS] 6. {eT} alvarn u kurluu, torbann az ba vb. ukurluk yaplarak iinden ip geirilen eyler, dizm ek, [eT. tiz-m ek / diz-mek] gl. f. [-er] 1. Yan yana veya st ste sralamak. 2. Boncuk veya tes pih tanelerini bir iplie veya bir tele sra sra ge irmek. 3. matb. Basmevinde harfleri yan yana getirerek sayfa dzenlemek, dizm elik, -i [dizme-lik] {az} sf. (Tahta iin) blme yapmaya yarayan veya uygun olan. [DS] dizm en, [diz-men] is. Dizgici, dizri, [Fr. dysurie] is. tp. eme zorluu, dizst, [diz+st-] zf. Dizleri yere gelecek ekilde, dizyem , [Fr. dixime] is. Scaklklerde derecenin onda biri. dk [Ar. dakika] is. ksalt. Zaman birimi olan dakika nn ksaltlm, dm [Fr. dcimtre] is. ksalt. Desimetrenin ksaltl m. dm h [Fr. dci-milenium hour] is. ksalt. Bir saatin on binde biri olan zaman birimi; 0.36 saniyelik zaman birimi. DNA [ng. deoxyribonucleic acid] is. ksalt. Hcre ekirdeinin, kromatinin ve kromozomlarn bilei minde bulunan ve kaltmn madd temelini mey dana getiren kromozomlar oluturan madde olan, dezoksiribo nkleik asidin ksaltmas, do, [Lat. dominis (tanr) > do (nceleri ut iken ilk defa G. M. Bononcini 1 6 7 3 te kullanmtr)} is. mz. 1. Do gamnn ilk derecesi olan sesin ad. 2. Bu sesi gsteren nota. S do a n a h ta r, mz. Porte nin zerine izilen ve o izgideki notaya adm ve ren anahtar.

1255

DO

dodrgan, [eT. td-mak (doymak) > dod-r-gan (do yuran) / dodur+gn] {az) is. 1. Bolluk; bereket. 2. Ziyafet. [DS] dodik, -i [Gre, toti] /azj is. 1. ocuk aya. 2. Kesilmi koyun kei aya. [DS] dodil, [? dodil] {az) sf. (Kii iin) az kavgas yapan. [DS] dodiri, [? dodiri] {az) sf. 1. Ksa. 2. is. Kk gaz lambas. [DS] dodmak, [td-mak > dd-mak] {eT) dnl. f. [-r] Doymak. dodora, [? dodora] {az) is. Taze soann yum ru k k. [DS] dodoy, [? dodoy] {az) is. M ert adam. [DS] dodoylu, [dodoy-lu] {az} sf. Gzel yzl ve iyi huylu. [DS] dodu, [? dodu] {az) is. Manken. [DS] doduk, -u [Gre, toti] {az} is. 1. nsan ve hayvan aya. 2. Barts; atk. 3. Kesilmi kei ve koyun aya. 4. sf. Pis; fena; kt. [DS] dodul, [? dodul] {az} ] is. Pestil yaplacak meyvele ri ezmekte kullanlan aa aygt. [DS] doduldanmak, [dod (yans.) > dodulda-n-mak] {az) dnl. f. [-ir] Kzarak homurdanmak; mrldanmak; sylenmek. [DS] dodunmak, [td-mak (doymak) > tod-un-mak > dodun-mak] {eT} dnl. f [-ur] 1. Doyunmak; doymak. 2. Doymu grnmek. [DLT] dodurdanmak, [dod (yans.) > dodurda-n-mak] {azf dnl. f. [-r] -* doduldanmak. [D] dodurga, [eT. tut-ur-m ak (ele geirmek) > dodur-ga] {az) sf. 1. Y urt almay ve korum ay bilen. [DS] 2. tar. 24 Ouz boyundan birinin ad. dof, [? dof] {az} is. Sr; kafile. S dof dof, {az} 1. Sra sra. 2. Blk blk, i. Akn akn. [DS] doga, [eT. to-a (hastalk) > doga] {az) is. 1. Ku laksz koyun ya da kei. 2. Baba hindi. [DS] dogma, [Yun. dogma (iyi olan, fikir) > Fr. dogme] is. fel. 1. D oruluu snanmadan kabul edilen, bir di nin veya felsef retinin veya ideolojinin temeli saylan nokta; sav; nas. 2. gnl. Kesinliine ve do kunulmazlna inanlan fikir. 3. Hristiyanlkta tanr adna kilisede ileri srlen, reddedilemez, an cak kaynaklan ve nitelikleri incelenebilir retiler. 4. Bir felsefe okulunda benimsenen, doru diye ileri srlen reti, dogmac, [dogma-c] sf. 1. Dogm acla ilikin. 2. is. Kesin dorular ileri srebileceine inanan kimse. 3. Kiliselerin dogmalarn benim seyen kimse, dogmaclk, - [dogmac-hk] is. fe l. ne srlen retileri snamadan, eletirmeden doru olarak kabul eden; benimsedii var saymlardan kat yn temlerle nerm eler reten anlay; dogmatizm, domak, [to-mak / do-mak] {eT} gsz. f [-ar] Dmdz ynelmek; bir eye veya yere dorulmak.

dogmalatrma, [dogmala-tr-ma] is. Bir gr ve kanaati dogma hline getirme eylemi, dogmalatrmak, [dogmala-tr-mak] gl. f. [-r] Bir inanc, bir kanaati veya bir gr dogma hline getirmek. dogmatik, -i [Fr. dogmatique] sf. 1. fe l. (Dnce biimi iin) deney bilgisini, deneye dayanan kant lar hie sayarak, savlarn inan retilerinden karan. 2. is. Felsefe ve din dogmalarnn bilimsel bir mantkla ve sral bir yolla ortaya konulmas. S dogmatik felsefe, Deney, eletirme ve kukuculu un tersine, her tiirl kuku ve inkrn stnde tu tulan birtakm ilkeleri benimseyen felsefe. dogmatizm, [Fr. dogmatisme] is. 1. fe l. Birtakm ilkeleri, kurallar, fikirleri her zaman iin geerli deimez dorular olarak kabul eden dnce tarz; dogmaclk. 2. tp. Hastaln ana sebeplerini d nce yoluyla bulmaya alan eski hekim lik sis temi. doramak, [tor-mak] {eT} gl. f. [-r] Doramak. [DLT] dogralmak, [tor-mak > tora-l-mak] {eT} edil. f. [ur] Doranmak. [DLT] doranmak, [tor-mak > tora-n-mak] {eT) dnl. f. [-ur] Kendisi iin doramak; doranmak. [DLT] dogramak, [tor-mak > tora--mak] {eT) ite, f. [-ur] 1. Birlikte, yardmlaarak doramak; doramak. [Clauson] 2. dn. f. (Elbise vb. iin) para lanmak. [DLT] doratmak, [tor-mak > tora-t-mak] {eT) gl. f. [ur] Doratmak, dogrumak, [to-ur-mak [Clauson] > tour-u-m ak > dor-u-mak] {eT) ite, f. [-ur] Birlikte yola git meye kalkmak; yola dzlmek; yola gitmekte yarmak. [DLT] doun, [dn-mek > dn ? / doun] {az} is. Karlan frsatlar iin duyulan znt. [DS] dounu, [to-ur-mak > to-ur-u > dog-ur-u] {eT} sf. 1. Doru; dz; dimdik. 2. Drst. 3. Gerek. [DLT] d o1 [? do] {az} is. 1. Araba tekerlei. 2. Halka. , [DS] S do kaz, {azf Kannn n kpn oka balayan kazk. [DS] do2, [do] {az} is. Anne baba bir ya da yalnz baba bir kardeler. [DS] do', [eT. to-a (hastalk) > do] {az} is. 1. K ulak sz kei veya koyun. 2. Keilerin kulaklarndaki kvrmlar. 3. Ak kemiinin ensiz olan yzlerinden ikince olan. 4. Aalar birbirine balam ak iin deriden ya da ya aatan yaplan ba. [DS] fi1 do koyun, {az} K k kulakl koyun. [DS]|| do ku lak, {az} Kiik kulakl davar. [DS] d oa1 [do-mak > do-a] is. 1. Evreni oluturan so , mut varlk ve nesnelerin tm; tabiat, (1942). 2. Fiziksel evreni dzenleyen, denensellik yasalarnn egemen olduu alan. 3. nsan eliyle deiiklie u

DO

O l M IltfSM . doa, -c [do-mak > do-a] is. ed. Hi dnme den, birdenbire, aklna geldii gibi iir ve sz sy leme; hazrlksz; irticai, doalam a, [doa-la-ma] is. 1. ine doduu gibi sz syleme eylemi. 2. Bu ekilde ortaya konulan szl eser. 3. m z. nceden hazrlanmadan ve bir notaya dayanmadan, iinden geldii gibi annda a lman mzik paras. 4. tiy. nceden kararlatrlm bir diyalog ve hazrlanm drama olm adan sahne nin akna ve o anda ie doan bulgulara gre oy nanan oyun. d oalam ak, [doa-la-mak] gl. f. [-r] [-l()-yor] nceden herhangi bir hazrlk yapm akszn iine doduu gibi sz, iir retmek, do atan , [doa-tan] zf. nceden tasarlanmadan, o anda iinden geldii gibi; irticalen, doal, [doa-1] sf. 1. Doaya ilikin; doada var olan; tabi. 2. Tabiatn dzenine ve gereklerine uy gun; tabi, (1942). 3. nsan tarafndan hibir dei iklie uratlmam; yaratld gibi; olduu gibi. 4. kim. D oada bulunan; insan emeiyle sentezlenmemi. 5. Olagelen, allm. 6. B ir kiinin veya nesnenin gerek yapsna uygun den. 7. Bir kii nin dnce yapma uygun gelen. 8. min. (M etal ler iin) toprakta birlem emi durumda bulunan; nabit. & doal ay k lan m a, biy. D a n vin 'e gre, doada ve toplumda canl trlerin arasndaki var olma ve ayakta kalma savanda, en gllerin ve evreye en iyi uyum salayabilenlerin hayatlarm srdrdkleri; zayflarn ve evreye uyum sala yam ayanlarn y o k olduklarn; canllar ve insan topluluklar arasnda bu kanunun hkmn yrt tn savunan gr.\\ doal gaz, Yeraltndan kan metan ve etan gibi birtakm hidrokarbonlar dan olumu yanc gaz. || doal hl, Maddelerin iinde bulunduklar bileiklerden ayrlma veya or taya ktklar ortamdaki durumlar.\\ doal hay at, Doada bitki ve hayvanlar iin insanlarn herhangi bir giriim i olmadan srp giden hayat,\\ doal k, fel. 1. nsann iinde var olan ve bilgi elde et meye olanak salayan k. 2. Akln dorulara do laysz ve. apak varmasn salayan, Allah n in sana verdii bilme yetisi.|| doal k o ru m a alan, evr. iinde bulunan bitki ve hayvan trlerini ko rum ak amacyla av ve dier faaliyetlere kapatlm bulunan coraf kesim. || doal say lar, Saymakta kullanlan saylar; saym a saylar. doalc, [doal-c] is. gzl. sntl. Gerein doaya uy gun olarak yanstlmasn amalayan sanat; natralist. doalclk, - [doalc-lk] is. 1. Doay gerek olarak yanstmay am alayan sanat akm; natralizm. 2. fel. Gerein yalnz doaya uygun ve doa ile aklanmasn savunan felsef gr; natralizm. doallam a, [doalla--ma] is. Doallamak eylemi.

ramam doal gzelliklerini koruyan ounlukla yerleim birimi dndaki kesim. 4. Bir eyi benzer lerinden ayr klan ayrc z; bir bireyin kendine zg niteliklerin tm. 5. B ir nesne veya olgu ile birlikte var olan i zorunluluk. 6. nsann koyduu kltr, sanat, teknik gibi kurulular ve biimlerle kartlk iinde, kendi kendine olan, biimlenen. 7. Duyulur, anlalr ve alglanr olan d nesnelerin tm. 8. Miza. (1935) S doa bilgisi, biy. Doada var olan canl ve cansz varlklar hakknda edinilen genel bilgi; tabiat bilgisi. || doa bilim ci, Hayvan lar, bitkiler dnyasn yerinde gzlemleyip incele yen bilim adam; natrist. || doa bilim cilik, Hay vanlar ve bitkiler lemini yerinde gzlemleyip ince leme iyi. H doa bilim leri, Fizik, kimya, biyoloji, jeoloji, astronomi, paleontoloji, ekoloji, oinografi gibi doay ve bunlara ait olaylar ele alan bilim dallarnn tm.\\ doa d, Doaya ve doada var olan yasalara aykr,\\ doa felsefesi, fel. Doa zerine, doann zii, biimleri ve gerekleri zeri ne y a da doa bilimlerinin ana kavramlar ve te m elleri zerine ynelen felsefe dal.\\ doa tesi, fel. 1. Duyularmzla alglayamadmz varlklarn sebeplerini ve temellerini aratran felsefe; fizik tesi; metafizik. 2. A kl ve sezgi yoluyla elde edilen ilk ilkeleri veya m utlak bilgiyi konu alan felsefe.\\ doa yasas, Doa olaylarnn bal bulunduu yasa. doa2, [eT. to-a (hastalk) > do-a] {az} is. 1. Ku laksz kei veya koyun. 2. Baba hindi. 3. A k ke miinin st ve dz olan yan. [DS] doaca, [eT. don (souk, buz) > doaca] {az} is. 1. At, eek gibi hayvanlarn souktan ya da ok terli iken su imekten dolay yakalandklar hastalk. 2. sf. irkin. [DS] do ac1 [doa-c] is. Yaay biiminin ve toplumsal , kurulularn doaya dnk olmasn savunan kii; natrist. doac2, [do-mak > do-a-c / Ar. du > duac ?] {az} is. folk. Yeni doum yapan bir kadn tebrike gidenlere verilen ad. [DS] doac3, [eT. don (souk, buz) > doac] {az}'is. -* doaca. ? doac olm ak, {az} mek; souktan etkilenmek. [DS] doaclk, - [doac-lk] is. 1. Yaama biimi, beslenme vb. konularda kent ve sanayi ortamlarn dan uzak durarak doay izleme gereini ama edi nen reti; natrizm. 2. fel. Doay aan, yaratc veya dzenleyici bir nedenin varlm kabul etme yen ve doann kendiliinden var olduunu; dzen leyici bir ilke varsa bunun da doann kendi iinde bulunduunu savunan gr. 3 .fe l. Tanrnn dnya ilerine kartn kabul etmeyen gr. 4. fel. Sosyal gelimeyi doa yasalaryla aklayan sosyal kuram.

ioifm .1257
doallamak, [doalla--mak] dnl. f. [-r] Doal duruma gelmek; doal hlini kazanmak; tabiile mek. doallatrma, [doalla-tr-ma] is. Doal durum al masn salamak eylemi, doallatrmak, [doalla-tr-mak] gl. f . [-r] 1. Doal durum almasn salamak. 2. Doal duruma getirmek; tabiiletirmek, doallk, - [doal-lk] is. Doal olma durumu; ta bilik. doallkla, [doallk-la] (doall kla) zf. Doal ola rak. doan, [ e l toan > doan jU ^k] is. zool. 1. Kk kulan ve fareleri yiyerek beslenen, yetitirilerek ku avnda kullanlan bir tr yrtc ku, (Falco peregrinus). 2. Gndz yrtcsgillerden circus cin sinden ayr doan, step doan, kzl doan, gk doan ve kartalgillerden ise fa lco cinsine giren, doan, avc doan, kutsal doan, kerkenez, g vercin doan, bozdoan, kk kerkenez, kzl ba cak kerkenez gibi yrtc kularn ortak ad. 0 do an burunlu, {OsT} Yumru ve toparlak burunlu; ahin burunlu. doanak, - [eT. toku / toa (toka) > toanak] {azj is. 1. Y k ve denk sarlacak iplerin ucuna geirilen aa halka. 2. Hayvanlarn n ayaklarn topukla rndan birbirine balayan kay ya da ip. [DS] doancas, [toan-ca-s- ur-* {OsT} zf. (o cuklar iin) doanlarn hepsi, doanc, [doan-c] is. 1. Doan yetitiren ve doan la avlanan kii. 2. m paratorluk dneminde padia hn avc kularm yetitiren, bunlara bakan ve av trenlerinde yardm eden grevlilere verilen unvan. S doanc ba, Saray hizmetlerinden biri olan Enderun doanclarnn amiri. doar1 [davar > doar] {az} is. Koyun ve kei; da , var. [DS] doar2, [do-ar] {az} is. yam a gelip yavrulaya cak duruma gelmi dana. [DS] doar , [eT. do-m ak (dmdiiz ynelm ek) > do-ar] {az} is. Sabah. [DS] S doar namaz, {az) Sa bah namaz. [DS] doast, [doa+st-] sf. 1. D oa yasalarna uym a yan; deneme ve snama alannn dnda kalarak olaan dnyaya uymad kabul edilen. 2. Doay ve doann tad gc aan. 3. Bilinen doa ya salaryla aklanamayan. 4. A llahn ltfuyla ger ekleen, dzenlenen, yaratlan ve ortaya kan, dostc, [doa+st-c] sf. 1. Doast olayla rn kabul eden ve savunan. 2. Doastclk yan ls olan; srrealist, doastclk, - [do-a+st--c-lk] is. 1. fel. Doa yasalaryla aklanamayan olaylarn ve ger eklerin varlna inanm ak gerektiini savunan g

DO

r; srrealizm; tabiat stclk. 2. Akln vahiy yoluyla yardm grp desteklendiini ve bylece yetkinletiini ileri sren gr. 3. Protestan A l m anyasnda on sekizinci yzylda gelimi olan doastnn varlm kabul eden zel bir aklclk, doca, [eT. ton (souk) > doca / douca] {az} is. Zatrrie. [DS] doda, [do-mak > do-da] {az) is. ocuk doduu zaman yaplan elence. [DS] dodac, [do-mak > do-dac jt-l ] {eAT} sf. D o an; domu olan, doda, -c [do-mak > do-da] {az} is. 1. Yeni doan bebek. 2. sf. Anadan doma; doutan. 3. Dourma kabiliyeti bulunan. [DS] doda, [do-mak > to-da sf. 1. {eAT) Ayn zamanda doanlardan her biri. 2. {az} Anadan doma; doutan. [DS] 3. {az} Yeni domu o cuk. [DS] dodu, [do-mak > to-d lS -^ ^ ] {OsT} is. Lousa cemiyeti. [Brhan- K at] S doduya gitmek, {az} Yeni doum yapan kadn tebrike gitmek. [DS] doduk, [eT. to-mak (hastalk bulmak) > do-duk ?] {az) is. Keinin drt aya. [DS] dodurma, [do-dur-ma] is. Doar hle getirme eylemi. dodurmak, [do-mak > do-dur-mak] gl. f. [-ur] 1. Doar hle getirmek. 2. (Gne, ay ve yldz iin) domasn beklemek; douncaya kadar ge cikmek. 3. Doar klmak. dogu, -cu [do-gu] {az} is. ocuu doanlara hediye gtrerek yaplan ziyaret. [DS] dokuru, [eT. to-m ek (dmdz ynelmek) > dokur-u] {az) zf. Dmdz; doru olarak. [DS] dolamak, [don-mek > do-la-mak] {az} gsz. f. [r] [-l(u)-yor] Buz tutmak. [DS] dolu, [do-mak > do-(u)l-u] {az} is. Deve yavru su. [DS] doma, [do-ma] is. 1. Domak durumu ve eylemi. 2. Bebein ana vcudundan ayrld doumun son evresi. 3. sf. (Bir kadn ad sylenerek; o kadndan) domu olan. 0 doma byme, B ir yerde doa rak orada yetim e; balangtan beri. domaca, [do-maca] sf. (ocuklar iin) ayn anne ve babann evlad olan; z olan, domak, [eT. tu-m ak / to-m ak (dmdz yksel mek) > do-mak] gsz. f. [-ar] 1. Dnyaya gelmek. 2. (Gne, ay ve yldz iin) ufukta grnmek, yk selmek. 3. mecaz. Ortaya kmak; belirmek; olu mak. 4. Sonucu olmak. 5. Belli bir yetenekle dn yaya gelmek. 6. (Yeni fikir iin) zihinde sentezlenme yoluyla olumak. S doa durmak, {eAT} D omak zere olmak.|| doduuna pim an, 1. Ya amaktan bezmi; bezgin. 2. Tembel.|| doduuna

DO

im id ik c e h

pim an etm ek, B ir kimseye hayat yaanm az hle getirmek; canndan bezdirmek.\\ doup k o p tu k y er, {eAT} B ir kimsenin doup byd yer; meskat- re 's. donuk, -u [eT. tokfl / toa (toka) > dou-n-uk ?] jaz} is. Y k balanan iplerin ucuna taklan aa engel. [DS] d o rak , - [eT. don (buz) > do-rak] {az} sf. (Hava iin) sakin olm asna ramen ten, donduran. [DS] doram , [dora-m] is. Dorama sonucu meydana ge len para, {az} (ayn) [DS] d oram a, [do-ra-ma] is. 1. Keserek blme ve par alama eylemi. 2. D oranmak suretiyle meydana getirilmi para. 3. Kap, pencere gibi aa, plastik ve metalden yaplm eyler. 4. Kesme ve bime ilemleri ile inaatta kullanlabilen ahap kereste, plastik ve metal rnler. 5. {az} Para etli kabak yemei. [DS] S d o ram a kalem i, {az} 1. D o ramaclarn kulland elik kalem. 2. Ee. [DS]|| d o ram a t k t re n , {az} Aceleci ve titiz. [DS] doram ac, [dorama-c] is. Bir binann kap, pence re, panjur, lambri gibi sabit paralarm yapan ma rangoz veya souk demirci, doram aclk, - [doramac-lk] is. Doramacnn yapt i ve meslek, doram a, [dora-ma] {az} is. 1. Yada kzartlan ekm ek paralar. 2. Doranm ekmek zerine st, ayran ya da yourt dkerek yenilen yemek. [DS] do ram ak , [eT. to-r-m ak> do-ra-mak] g l . f [-r] [-r(u)-yor] 1. Keserek paralara ayrmak; parala mak. 2. U fak ufak kesmek veya blmek, d o ran m a, [dora-n-ma] is. Dorama suretiyle par alara blnme eylemi, d o ran m ak , [dora-n-mak] edil. f. [-r] 1. Kesilerek paralara ayrlmak. 2. dnl. Paralanmak, bln mek. 3. ( organlar iin) kesilir gibi armak, d o ratm a, [dora-t-ma] is. Dorama iini yaptrma eylemi. d o ratm ak , [dora-t-mak] g l.f. [-r] Dorama iini bir bakasna yaptrmak, doray, [dora-y-] is. Dorama eylemi veya bi imi. do ru , [eT. tour-mak > tour- > do ru] sf. 1. B ir noktadan dier noktaya kadar hi ei lip bklmeden, yn deitirmeden, dmdz uza nan. 2. mecaz. Geree uygun olan; elikisiz ve yalansz; sahici. 3. A kla ve manta uygun den; dnme yasalarna uygun olan. 4. Hakl; yerinde; isabetli. 5. mecaz. Namuslu, drst; kendine gve nilir; yasalara ve ahlak kurallarna bal olan. 6. is. B ir eyin asl; gerei olan ey. 7. mat. ki nokta arasn birletiren en ksa izgi. 8. zf. Titizlikle ve geree uygun olarak. 9. Yanlsz ve yalansz ola rak. 10. Ynelmi olarak. 11. (Zaman belirtmek iin) yaklak olarak. 12. Hi sapmadan. S doru

a, 1 8 0 lik a.|| d o ru ak m , letken bir devre zerinde yn deitirmeden hep ayn yne doru geen akm.\\ do ru b a rsa k , anat. Kaln bar san makada birleik olan dz ksm. || do ru boy, {eAT} Diizgiin beden.|j d o ru b ulm ak, Yerinde ve ygm grmek. || d o ru km ak, B ir gr veya iddiann gerek olduu anla lmak.\\ d o ru d a n d o ru y a, D olaysz olarak; resen. || d o ru do ru d o sd o ru , iin gerei udur k i anlamnda kul lanlan sz. || do ru d u rm a k , 1. D ik durmak. 2. Uslu ve sakin olmak.|| d o ru d r st, Yanlsz, doru, dzenli olarak. || d o ru eylem ek, {eAT} Dorultmak.|| d o ru gelm ek, {eAT} D oru k m ak,|| d o ru h a re k e t, g k b. Gk cisimlerinin g rnrdeki gnlk hareketinin ters ynnde yapt hareket. || d o ru h k m , huk. Hukuka uygun ola rak verilmi adl karar.\\ d o ru kl, Geni azl, dz kl.|| d o ru o tu rm a k , Uslu durmak; ya ra mazlk etmemek.\\ d o ru p a r a s, mat. B ir doru nun zerinde alnan iki nokta ile snrlandrlm ksm. || d o ru posta, dy. Hi durmadan giden tren. || d o ru ro ta , dnz. ik i liman arasna izilen tek dorudan ibaret rota. || d o ru seslendirm e ilemi, Syleyi hatalarn dzeltm ek iin yaplan ilem.\\ do ru sze can k u rb a n , Doruluu kabul edilen szler iin beenme, takdir etme anlamnda kulla nlr,|| do ru szller dem , {eAT} D oru szl adamlar.\\ d o ru yol, H er trl ktlkten uzak olan tutum ve davran. d o ru ca, [doru-ca] sf. 1. D oruya yakn. 2. (do ruca) zf. Hibir yne sapmadan; dorudan doruya; dolamadan. d o ru can a, [doru-ca-n-a] {az} zf. Dosdoru. [DS] d o ru cu , [doru-cu] sf. (Kii iin) her eyin doru sunu sylemeyi ve yapm ay alkanlk edinmi, d o ru cu D avut, H er eyin dorusunu sylemeye merakl kimselere taklan ad. d o ru cu lu k , -u [dorucu-luk] is. 1. Doruyu sy leme; doru yapma alkanl. 2. Dorucu olma durumu. 3. fel. Bir insann sz ve davranlar ile kanaat ve inancnn, dnce yapsnn uyumas; fileri ile zikrinin birbirine uygunluu, d o ru k , -u [eT. to-m ak (amak) > to-ru-k] {az} is. Tepe; zirve; u. [DS] d o ru la m a , [doru-la-ma] is. 1. Doru olduunu belirtme durum u ve eylemi; teyit; tasdik; geerleme. 2. fel. Bir varsaymn doruluunu denetlemek iin deney ve m antki tantlama yoluyla yaplan ilemlerin tm, d o ru lam a k , [doru-la-mak] g l.f. [-r] [-l()-yor] 1. B ir eyin doru olduunu belgeler, kantlar, destek ler ortaya koyarak ispatlamak. 2. Doru olduu hakknda tanklk etmek; teyit etmek; tasdik etmek; geerlemek; konfrme etmek. 3. fel. Bir nermenin doru olup olm adn belirlem ek amacyla ara-

DO

trma ve incelemede bulunmak. 4. (Belirtilen bir yer iin) doruca oraya gitmek, dorulamasna, [dorul ama-s--n-a] zf. Dorudan doruya; doruca, dorulanma, [dorula-n-ma] is. D orulanm ak eyle mi. dorulanmak, [dorula-n-mak] edil. f. [-ir] 1. Do ruluu kabul edilmek. 2. Aratrlarak doru oldu u anlalmak, dorulatrmak, [dorula--tr-mak] g l . f [-r] mat. Bir yayn uzunluunu bulmak, dorulma, [dorul-ma] is. Doru hle gelme veya ayaa kalm a eylemi, dorulmak, [eT. tour-m ak > do-(u)r-ul-mak] edil, f. [-ur] 1. (Eik bir ey iin) dz duruma gelmek; dzelmek. 2. (Yatan veya oturan bir kimse iin) ayaa kalkmak; toparlanmak; dikelmek. 3. Bir tara fa ynelmek; bir tarafa gitmek. 4. mecaz. Yeniden glenmek; kendini toparlamak; kalknmak; d zelmek. 5. Para kazanmak, salanmak. 6. {az} (Kiiler arasndaki gerginlik iin) kalkmak; dzel mek. [DS] dorultma, [dorul-t-ma] is. Dorulmasn salama eylemi. dorultma, -c [dorult-ma] is. 1. A lternatif akm doru akma eviren ara; redresr. 2. Y er drbn lerinde grnty dzeltmeye yarayan dzenek. 3. Dz bir arazinin eik kliesinden yararlanarak bu arazinin doru ve tam grntsn elde etmeye yarar zel fotoraf cihaz, dorultmak, [dorul-t-mak > I] gl. f. [-ur] 1. Dorulmasn salamak. 2. Eri bir eyi doru hle getirmek. 3. Eik duran bir eyi dik veya dz du ruma getirmek. 4. Bir yere veya kiiye doru y neltmek; tevcih etmek, {eAT} (aym) 5. Para kazan mak; para tem in etmek. 6. Yn bulmak. 7. Doru olduu kanaati edinmek, dorultman, [dorult-man] is. mat. 1. Bir nokta veya izginin hareketine yn vererek bu hareketi yne ten ey. 2. K onik yzeyleri, koni ve silindir gibi dzenli yzeyleri tanm lam aya yarayan eri, dorultu, [dorult-u] is. 1. Bir kii veya eyin gittii yn; taraf; istikamet, (1944). 2. Tutulan, izlenen yol. 3. mat. Paralel olmayan iki sonsuz doruyu birbirinden ayran ey veya sonsuz bir dorunun belirttii tek yol. dorultucu, [dorultu-cu] is. fiz. ki ynl akm doru akm hline getiren dzenek, dorulu, [doru-lu] sf. 1. Dorusu bulunan; doruya sahip olan. 2. mat. Bir doru boyunca olan; m sta kim. doruluk, -u [doru-luk] is. 1. Doru olma duru mu. 2. Doru olana yakr davran; drstlk. 3. Yalan sylemeyen drst bir kim senin nitelii. 4. fel. Dncenin gerekle uyumas; dncenin

kendi kendisi ile uyum iinde olmas; yarg ve nermelerin geree uygun olmas. 5. Bir l sonu cunun gerekle tiimesi veya gerek olarak d nlen deere yaknl. 6. Bir l aletinin, ayn nesneyi deiik lmelerde elde edilen ortalamaya yakn deerde, lme durumu, dorulum, [dorul-um] is. 1. Dorulma, ynelme eylemi. 2. biy. Ynelim, dorusal, [doru-sal] sf. 1. Bir doruyu izleyen. 2. Bir doru boyunca meydana gelen. 3. Bir doru grnmnde olan, dorusallk, - [dorusal-lk] is. I . Doru biiminde olan nesnelerin zellii. 2. mat. Dorusal olma zellii. 3 .fz. Dorusal bir dzenein ya da bir ola yn nitelii. dorusu, [doru-s-u] zf. Gerei sylem ek gerekir se; gerek u k i anlamnda cmle bana getirilen cmle d ge. dorutmak, [eT. tour-mak > to(u)r-ut-mak] {eAT} g l . f [-ur] Eriliini gidermek; dorultmak. doarm ak1 [do(u)-ar-mak ?] {az} gsz. f. [-r] , Ayakta durmak; dikilmek. [DS] doarm ak2, [tau-ar-mak ?] {az} gsz. f [-r] Kulak kabartmak; dinlemek. [DS] dou1 [eT. toa / tua (illetli) > dou / dou-] is. 1. , Ufak kulakl kei veya koyun. 2. Kulaksz koyun veya kei. 3. Siyah koyun veya kei. 4. Uzun ve kvrk kulak. S dou kei, {az} Boynuzsuz kei. [DS] dou2, [eT. tu-mak > do-u] is. 1. Gnein ufuktan grnd, doduu, ykseldii taraf; gn dousu; ark; mark. 2. Bulunulan yere gre gnein do duu yanda kalan blge; douya bakan. 3. A vru p aya gre A sya lkeleri. 4. zl. is. Trkiyenin douda kalan blgesi. 5. sf. Gnein doduu yn de bulunan, fi1 dou bilim ci, Dou lkelerinin dil lerini, tarihlerini, kltrlerini ve trelerini incele yen uzman; arkiyat; oryantalist; msterik.\\ do u bilimi, Do lkelerinin dillerini, tarihlerini, kltrlerini ve trelerini inceleyen bilim dal; ar kiyat; oryantalizm.\\ dou bloku, Varova P akt( 14 M ays 1955-1 Haziran 1991 aras yrrlkte kal d) na ye lkelere verilen isim.\\ dou grgeni, bot. Akgrgen, (Carpinus orientalis),|| dou kay n, bot. Kn yapran dken, yapraklarnn ke narlar girintili, oval ve ular sivri, kkleri orta derinliklere kadar inen, yedi-sekiz y zyl yaayabi len, atlaksz ince bir kabuk ile sarl, yuvarlak in ce gvdeli, kerestesinden yararlanlan bir orman aac olan kaynn lkemizde yetien tiir, (Fagus orientalis).\\ dou noktas, g k b. Gnein tam 21 m art ve 23 eyllde doduu nokta. dou", [do (araba tekerlei) > do-u] {az} is. Kany durdurmaya yarayan kazk. [DS] douca, [eT. ton (souk, don) > don-mak > dou-ca /

DO

1 M I 1 C I S 1260 0 M

doucu / dong-ucu / donuca / don-ucu] {az} is. 1. A t ve eeklerde souk almaktan ileri gelen bir has talk. 2. Zatrrie. [DS] S douca olmak, {az} (Hayvan iin) souk algnlndan hasta olmak. [DS] doucu, [eT. ton (souk) > doucu] is. -* douca, doulu, [dou-lu] sf. 1. Dou taraftan olan; douya ait. 2. Trkiyenin dou blgeleri halkndan olan. 3. Dou lkeleri halk. 4. Dou lkeleri uygarlm benim sem i; dou kltr ile yetimi. 5. (Kymetli talar iin) yksek kaliteli, douluk, -u [dou-lult] {az} is. Doum sonras gtrlen hediye. [DS] doululuk, -u [doulu-luk] is. 1. Doudan olma. 2. D ou lkeleri halkndan olma durumu. 3. Trki y e nin dousu halkndan olma durumu. 4. mecaz. (Bat kltr ve yaama biimi esas alndnda) dou lkeleri yaay, kltr, ahlak, gelenek ve g reneini benim sem e durumu; arkllk, doum, [do-mak > tog-um > do-um] is. 1. Dnya ya gelmek, domak eylemi; tevellt; veladet. 2. Bir canlnn, anne karnnda geliimini tamamladktan sonra d dnyada hayatn srdrmeye balamak zere dar kmas. 3. gnl. Bir kiinin doduu yl; tevellt. 4. Dourma, dnyaya getirme. 5. m e caz. Bir i, bir eser meydana getirirken ekilen s kntlar; glkler, t? doum bilimi, Gebelik ve doum tekniklerini inceleyen tp dal.\\ doum evi, Doum yaplan salk kuruluu. |j doum gn, Bir kimsenin doduu gn; o gnn y l dnmleri.\\ doum ilmhaberi, D oum belgesi. || doum kontrol, tp. Doumlarn snrlandrlmas veya istemeden gebe kalmann nlenmesi amacyla uy gulanan tekniklerin tm. |j doum odas, tp. Sa lk kurulularnda doumun gerekletirildii zel donanml oda. || doum oran, sos. Bir toplumda belli bir sre iinde meydana gelen doum says nn genel nfusa oran. || doum sancs, 1. tp. D o um yaparken annenin duyduu sanc. 2. mecaz. Yeni bir duruma geilirken duyulan skntlar.\\ do um tarihi, B ir kimsenin dnyaya geldii, dodu u tarih. 1 doum yapmak, Dourmak]] doum | yeri, Bir kimsenin doduu, dnyaya geldii yer. doumcalk, - [doumca-lk] is. Koyun, kei ve inek yavrulad zaman obana verilen bahi,

urm a yetenei bulunan; dourabilen. 3. mecaz. ok eser veren; velt. dourganlama, [dourgan-la--ma] is. Dourgan durumuna gelme eylemi, dourganlam ak, [dourgan-la--mak] dni.f. [-r] Dourgan duruma gelmek, dourganlatrm a, [dourganla-tr-ma] is. Dour gan durum a getirme eylemi, dourganlatrm ak, [dourganla-tr-mak] gl. f. [r] Dourgan duruma getirmek, dourganlk, - [dourgan-lk] is. 1. ok dourma yetisi. 2. Dourma yoluyla reyebilme yetisi. 3. Dourucu hayvanlarn rem e biimi. S dourgan lk oran, sos. B ir toplumdaki belirli bir grup kad nn yllk doum yapm a oran. dourma, [do-ur-ma] is. D oum yapm a ii; dour mak eylemi. dourmak, [eT. to-ur-m ak / tu-u-m ak / tuhurm ak / do-ur-mak] gsz. f. [-ur] 1. Yavru dnyaya getirmek; doum yapmak. 2. mecaz. Ortaya kma sna yol amak; sebep olmak; meydana getirmek, dourtm a, [dour-t-ma] is. 1. Dourmasn sala m ak eylemi, l .f e l . Sokratm karsndakine sorular sorarak onun ruhunda sakl olan tinsel g ve bilgi leri ekip alm a yntem ine verdii isim, dourtm ak, [dour-t-mak] gl. f. [-ur] Dourmasn salamak; dourm asna yardm etmek, dourtucu, [dourt-ucu] sf. psikol. arm yoluyla zihinde sakl olanlar ortaya karan, dourucu, [dour-ucu] {az} sf. Hamile; gebe. [DS] dou1 [do-u] is. 1. Doma, dnyaya gelme. 2. , Ortaya kma; meydana gelme; belirme; grnme. 3. Bir kiinin veya bir eyin herhangi bir ekilde var olm aya balamas. 4. (Ay, Gne vb. iin) ufuktan belirme. dou2, [eT. to-a (illet) > dou] {az} is. Kulaksz kei veya koyun. [DS] doulu, [dou-lu] {az} sf. Soylu; asil; temiz; karakterli; necip. [DS] dousuz, [dou-suz] {az} sf. Soysuz; cibilliyetsiz. [DS] doutan, [dou-tan] zf. 1. Doumdan kaynaklanan. 2. nsann yaratlnda var olan; insann doasna bal olarak var olan; ftr. 3. is. psikol. Sonradan doumhane, [do-um+ Far. hne a;U- p-tj.s] is. Do renilmeyen, insann douu ile birlikte getirdii, yaratltan var olduu savunulan kavram, bilgi ve umevi. fikirler. doumlu, [doum-lu] sf. Belirtilen ylda veya yerde doutanc, [doutan-c] sf. 1. fel. Zaman, mekn domu olanlar, ve A llah kavram larnn doutan olduunu ileri doumsal, [doum-sal] sf. 1. Doumla ilgili. 2. sren; nativist; fitriyeci. 2. Doutanclk tarafls. D outan gelen; irs; kaltsal. 3. D oumdan kay 3. D outancla ilildn. naklanan. douranlar, [douran-lar] is. zool. Hayvanlarn doutanclk, - [doutan-c-lk] is. fel. Zaman, mekn ve Allah kavramlarnn doutan olduunu yavru dourmak suretiyle reyenler snf, ileri sren felsefi gr; nativizm; ftriye. dourgan, [dour-gan] sf. 1. ok douran. 2. Do

l OM

I l S

g M 1261 f

DOK

douzluk, -u [eT. ton (souk) > tonguz-luk] (az) is. 1. Baz evlerin zemin katnda braklan boluk. 2. Su deirmenlerinde arkn bulunduu ve dnd yer. [DS]

d o k k u k , -u [? dokkuk] {az} is. Lale. [DS] d o k k u z, [tokkz / tokuz > dokkz] {eT} is. Dokuz, d oklam ak, [dokla--mak] {az} ite f . [-r] K a vumak; grmek. [DS] d oksan, [eT. tokuz + n > dokson] is. 1. Seksen do doha, [dha] (do:hc) nl. Srlar durdurm a nlemi, kuzdan sonra gelen say; dokuz kere on. 2. Bu sa -dok, [eT. -dok / -dk] {eT} yap. e. Fiillerden gemi ynn ad ve bu sayy gsteren rakam: 90; XC. 3. zamana ynelik sfat fiil tretir. [ETY] bar-dok B ir futbol kalesinin iki st kesinden her biri. 4. (varm olan) sf. Bu sayda olan. 5. argo. Kadn ve kzda bacak d o k 1 [da / dik / dik / dok / dk (yans.)] is. arpma, , aras; kask. S d o k san a g irm ek, argo. Bir kadn kakma, vurm a veya kendi kendine arparak, vura veya kzn bacak arasn, kasklarn ellemek. || d o k rak almay anlatan kk. [Ziilfikar] dk-u-malc, san k ap n n ipini ekm ek, B irok yere uramak. dok-t-mak, dok-u-mak dok-u, dok-u-ma-c, dokd o k sa n a r, [doksan-ar] sf. 1. Doksan say sfatnn un-ma, dok-un-a letirme biimi. 2. H er birine doksan tane decek dok2, [ng. duck] {az} is. Keten bez. [DS] biimde. 3. H er seferinde doksan bir arada olan, dok3, [Ar. tavl / (Sur.) tk J_jU] {azf is. Gm ka d oksannc, [doksan-mc] sf. 1. Doksan saysnn sra dn gerdanl. [DS] sfat. 2. Sralama yapldnda yeri doksan say dok4, [Holl. doclce (havuz) > ng. dock] is. dnz. 1. snda olan. Gemilerin ykleme ve boaltm a yapmas iin rh d oksanlk, - [doksan-lk] sf. 1. Doksan birimden, tmlarla evrili havuz. 2. Rhtm larda ticar m alla doksan taneden oluan. 2. (Kap vb. iin) doksan rn konulmas iin yaplm ambarlarn tm. 3. birim veya doksan tane alabilen. 3. Doksan yalar Mallar boaltmaya, aktarmaya, tanzime yarayan dolaynda olan, depo; hangar; istif yeri. S d o k iisi, dnz. Gemile dokson, [toklcuz / tokkz + n] {eT} is. Doksan, rin yklem e ve boaltlmasnda alan ii. d o k tam ak , [tok-ta-mak / dok-ta-mak] {az} gsz. f. dokalam ak, [doka-la-mak ?] {az} g l.f. [-r] [-l()[-r] [-t(u)yor] Durmak. [DS] yor] Kovalamak. [DS] d o k to r, [Fr. docteur] is. 1. Hekim. 2. Bir yksek dokam ak, [doku-mak] {az} gl. f. [-r] [-k(u)-yor] okulu veya faklteyi bitirdikten sonra, belli bir bi Dokumak. [DS] lim dalnda en yksek renim basam ana vard dokan ak, - [dolcun-mak > dok-an-ak] is.jeo l. Fay, n, geirdii bir zel snavla ve bilim sel bir eserle yrtlma fay, bindirme, srklenme biiminde veya gsterenlere verilen bilimsel unvan. 3. Din alann katmanlar dzeniyle ilgili iki oluum arasndaki da bilgin olan, retiye ilikin konular halka re balant. ten kimse. 4. Skolastiin ustalarndan balcalar. 5. dokanakl, [dokun-mak > dokanak-l] {az} sf. Et K ilisenin kabul ettii retilere ballklar, b ir aziz kili; dokunakl. [DS] gibi yaamalar ve eserlerinin nemi nedeniyle ba d o k an d rm ak , [dokun-dur-mak] {az} gl. f. [-r] lca din bilginlerine gelenek gerei veya papalk Dokundurmak. [DS] kararyla verilen unvan. 6. Yahudilikte Torah ze rine uzman ve yetkili yorumcu, dokanm ak, [eT. tok--m ak > dok-an-mak / d o k to ra , [Fr. doctorat] (d o ktora) is. 1. Doktor un {eAT} {az} dnl. f [-r] Dokunmak. [DS] vann alabilmek iin verilen snav. 2. Y ksek li dokam ak, [eT. tok--m ak > dok-a-mak] {az} sans diplomas alndktan sonra, bir bilim dalnda dnl. f. [-r] 1. Dokunmak; ellemek. 2. Rahatsz snav veya bilimsel bir eserle eriilen en yksek etmek. [DS] kademe. S d o k to ra tezi, Doktora alabilm ek iin dokdok, -u [dok (yans.) > dok+dok] {az} is. Testi. hazrlanan tez. [DS] d o k to ral, [doktora-l] sf. Bir bilim dalnda doktora doklm ak, [tok-I-m ak> tok-l-mak] {eT} ed il.f. [-ur] yapm olan. -* toklmak. d o k to rasz, [dolctora-sz] sf. B ir bilim dalnda dokto dokm ak, [tok-mak > dokl-m ak / J * . ^ ] (do ra yapmam olan, kum ak) {eT} {eAT} g l . f [-r] -* tokmak. d o k to rlu k , -u [doktor-luk] is. 1. Doktorun yapt i ve meslek; hekimlik; tabiplik. 2. Doktor olma dok, [tok-mak > tok-] {eT} is. -* tok, durumu ve payesi, dolam ak, [tok-mak > tok--mak] {eT} ite, f. [ur] -* tokmak. d o k trin , [Lat. doctrina > Fr. doctrine] is. 1. Din, felsefi ve siyasi bir retim sistemindeki dogma ve doktlm ak, [tokl-mak > tok-t-l-m ak > dok-t-lkavram larn tm; reti. 2. Belirli bir konu ile mak] {eT} edil.f. [-ur] -* toktlmak. ilgili dogma ve kavramlarn tm. 3. Bir filozof, doktm ak, [tok-mak > tok-t-mak > dok-t-mak] gl. bilgin vb.nin dncelerinin tm. 4. gnl. Dn f. [-ur] -* toktmak.

DOK

liM IlffiS M .
rek veya dvme yoluyla elyaf birbirine tutturarak elde edilen kuma, triko, hah, kee vb. eyler; mensucat; tekstil. 3. Bir kuma vb. eyleri olutu ran ipliklerin birleme ve birbirine balanm a bii mi. 4. Renkli pam uk ipliinden dokunan ve minder rts, yatak klf gibi eyler iin kullanlan bir eit bez. 5. mecaz. Herhangi bir eserin ileme bi imi. 6. {az} Evin evresine ya da duvarlarna a klan ince aa. [DS] 7. sf. Tezghta dokunarak elde edilmi olan. S d o k u m a tezgh, D okunacak ip liklerin, ilenecek kuma ve kanavielerin zerine geirilip gerildii tezgh. dokum ac, [dokuma-c] is. 1. Tezghta veya maki nede kuma dokuyan kii; dokuyucu. 2. Bir doku m a kuruluunu ileten sanayici; tekstilci, fi1 d o k u m ac kuu g iller, zool. Scak blgelerde srler hlinde yaayan, yuvalarn bitki dallarndan ve eitli liflerden rdkleri bir koni iine yapan, b cek ve tahl taneleri ile beslenen, yaklak iki y z elli kadar tiirii bulunan tc kular fam ilyas, (Ploceidae ploceus). dokum aclk , - [dokuma-c-lk] is. 1. Kuma vb. dokuma ii, sanat veya ticareti. 2. Dokuma sanayii; tekstil, d o k u m a h a n e , [dokuma + Far. hne **jl=] (do ku m a h a n e) is. Dokuma tezgh veya makinelerinin bulunduu ve altrld yer. d o k u m a k 1 [tok (yans.) > eT. tok-kl-m ak (vurmak) > , doku-mak l j * i > ] gl. f [-r] 1. {eA T} V ur mak. 2. {eAT} Birbirine geirmek. 3. {eAT} {O sl} akmak; kakmak. 4. Atk ve zg ipliklerini bir tezgh veya baka bir arata birbiri arasndan d zenli bir biimde geirmek suretiyle kuma vb. retmek. 5. mecaz. Bir eseri, en ince noktalarna kadar zen gstererek ortaya karmak. 6. {az} Kusurlu bir mal, kusurunu gizleyerek satmak. [DS] d o k u m a k 2, [tok (yans.) > eT. tok-k-m ak (vurmak) > doku-mak] gl. f. [-r] {az} Aataki meyveleri srkla vurm ak suretiyle yere drerek toplamak.
[DS]

ce, fikir. 5. Hukuku aklama ve yorum lam a konu sunda hukuk biliminin kaynaklarndan birini olu turan almalarn tm. d o ktrinci, [doktrin-ci] sf. 1. Sistem doktrinlerine ait. 2. Doktrinlerle ilgili. 3. is. Bir doktrinin hazrlan masnda, anlalr duruma gelmesinde birinci dere cede emei geen kii. 4. Bir sistemin nazariyats. doku, [tokl-mak > doku] is. 1. biy. Bir vcudun veya organn yap elerinden birini oluturan, anatomi bakm ndan bir btnlk gsteren hcre ve lifler den m eydana gelmi balant ve atklarn tm; nesi, (1935). 2. Vcudun herhangi bir blmn oluturan liflerin birbirine gemesi ile oluan zel rg. 3. mecaz. Bir btnn yaps ve o yapy oluturan zellikler. 4. ed. Bir edebiyat eserinin mal zemesini oluturan elerin, zelliklerin tm. 5. Bir talam a tanda yer alan andrcnn hacim olarak yzdesi. 6. Taneciklerin byklkleri bak mndan topran tm fiziksel zelliklerini belirle yen kil, mil, kum, akl gibi eitli elerin toprak bnyesindeki dzeni ve birleimi. 7. Bir dokuma nn santimetre kareye den atk, zg iplii veya dm says. 8. Bir kayataki minerallerin dze nini, hacim sel veya uzaysal konumlarn belirleyen ayrt edici zelliklerin tm, doku bilim ci, D o ku bilimi uzm an.|| doku bilim i, biy. Canllardaki dokularn oluum, geliim ve birleimini inceleyen bilim dal; histoloji.|| doku bozukluu, tp. Yara, darbe, yang, ur gibi sebeplerle bir organda ortaya kan bozukluk; ypranma; lezyon.|| doku erim esi, B ir bitki y a da hayvann yaam srasnda herhangi bir dokusunun bir hastala bal olmakszn bozulmas. || doku eritici, Bir dokuyu eritebilen madde. || doku hcresi, biy. D estek dokularnda aman hcrenin yerini alan yeni hcreler.\\ doku uyu m azl, tp. Bir doku grefnin reddine sebep olan antijen zelliklerin tm.|| doku uyuum u, tp. ki dokudaki antijen zelliklerin birbirine benzeme derecesi. dokucu, [eT. tok-m ak > dok-cu / dk-c] {az} is. Aatan srkla vurarak kestane, ceviz dken kim se. [DS] doku, [eT. tok--m ak (vurmak) > tok-u] {eAT} is. amar tokma; toka. d o k u m 1 [tokl-mak > tokum / dokum] {eT} is. Kesi , lecek kasaplk hayvan. d o k u m 2, [tok-mak > doku-mak > doku-m] is. Vcu dun bir ksmn meydana getiren liflerin birbirleri ne birleme, girime, karma dzeni; dokunu. dokum a, [dok-u-ma] is. 1. plikleri belirli desenleri oluturacak biimde birbiri arasndan geirmek su retiyle kuma, hal, kilim vb. m eydana getirme ii ve eylemi. 2. Eirme veya baka biimde iplik h line sokulabilir her cins maddeden dokuyarak, re

d o k u n a, -c [dokun-a] is. zool. 1. lkel hayvanlarn av yakalamaya yarayan uzantlar. 2. Omurgasz hayvanlardan pek ounun banda bulunan, do kunmaya, tutunmaya yarayan hareketli uzant, d o k u n asal, [dokuna-s] sf. 1. Dokuna gibi. 2. (Or gan iin) dokunaca benzer, d o k u n ak , - [dokun-ak] is. Dokunan, etki eden olay veya durum. do k u n ak l, [dokunak-l] sf. Etkileyen; insan duygu landran, insann iine ileyen; messir, d o k u n ak llk , - [dokunakl-lk] is. Dokunakl olma durumu. d o k u n ca, [dokun-ca] is. nsan iin ktl olan veya saln bozan ey; zarar.

1263

DOK

dokuncal, [dokunca-l] sf. nsan ve evre sal iin ktl ve zarar olan; zararl, dokuncasz, [dokunca-sz] sf. nsan ve evre sal iin herhangi bir kt etkisi ve zarar olmayan; za rarsz. do k u n d u rm a, [dokun-dur-ma] is. 1. Dokunmasn salama durumu ve eylemi. 2. ma etme, d o k u n d u rm ak , [dokun-dur-mak] gl. f [-ur] 1. Bir eyin baka bir eye dokunmasn salamak; temas ettirmek; dedirmek. 2. mecaz. Bir eyi birine st kapal biimde hatrlatm ak; tariz etmek; ima etmek. 3. Dokunmasna izin vermek, ses karmamak. d o k u n m a1, [doku-n-ma] is. 1. El, ayak, baka bir or gan veya vcudun bir taraf ile bir yere, bir eye veya bir kim seye bastrma, deme biiminde etkide bulunma durumu ve eylemi; temas. 2. Bir eye do kunarak etkilenme; lemis. S d o k u n m a duyusu, anat. D eri ve mukoza zerine yaplan deme, vur ma, bastrma, ekme gibi m ekanik etkileri alan du yu. d okunm a2, [doku-n-ma] is. Dokum ak eylemine u rama; tezghta retilme. d o k u n m ak 1 [eT. tok-m ak (vurmak, dvmek, sok , mak) > doku-n-mak j i j j i ] dnl.f. [-ur] 1. Bir e ye, bir kim seye eliyle veya vcudunun herhangi bir yeriyle demek; temas etmek; hafife srnmek. 2. {eAT} sabet etmek; rast gelmek. 3. {eAT} Kar koymak; kar durmak. 4. Ele almak. 5. Dzenini bozmak; kartrmak. 6. Alp kullanmak; el srmek. 7. Satamak, rahatsz etmek; tedirgin etmek. 8. Saln bozmak; salk iin zarar olmak. 9. m e caz. Duygulandrmak; etkilemek; iine ilemek. 10. lgisi olmak; ilgilendirmek; ilikin olmak. 11. H a fife demek. 12. A nlay ve onur asndan uyu mamak. 13. (yilik, ktlk, yardm vb. iin) ol mak; bulunmak. dok u n m ak 2, [doku-n-mak] edil. f. [-ur] (Kuma, hal, kilim vb. iin) dokumak eylemi yaplmak; tezghta retilmek, dokunsal, [dokun-sal] sf. 1. evremizdeki nesnelerin scaklk; soukluk; sertlik, yum uaklk gibi nitelik lerinin derimiz yoluyla alglanmasna ilikin olan. 2. Dokunma duyusuna konu olan; lems. dokunulm a, [dokun-ul-ma] is. Dokunma eylemi yaplmak durumu; temas edilme, dokunulm ak, [dokun-ul-mak] edil. f. [-ur] D okun ma eylemi yaplmak; tem as edilmek; deilmek, dokunulm az, [dokunul-maz] sf. 1. liilip el srle mez nitelikte olan. 2. mecaz. Hibir ekilde eletirilemez; yaptklarndan hesap sorulamaz; masun, dokunulm azlk, - [dokunulmaz-lk] is. 1. Dokunu lamaz, el srlemez, karlamaz ve eletirilemez olma durumu; masuniyet. 2. Yasak; tabu. 3. A na yasa ve uluslar aras gelenekler gereince baz kii lere tannan hukuk asndan iliilemez ve ayrca lkl olma durumu.

d o k u n u m , [dokun-um] is. biy. evremizde bulunan varlklarn scaklk, soukluk, katlk, yumuaklk gibi niteliklerini derimiz araclyla bildiren du yarlk yetenei; dokunma duyusu; lamise. d o k u n u ', [dokun-u] is. Deme, temas etme eylemi veya biimi. d o k u n u 2, [dokun-u] is. 1. Tezghta dokumak ey lemi ve biimi. 2. Dokuma ipliklerinin birbiri ara sndan geirili biimlerine dayanan eitlilik. 3. Dokunmu olan eyin nitelii veya biimi. 4. ed. Bir eserin paralar ve eleri arasndaki dzen, ba ve ilgi. d o k u rcu m , [tokur-cum] {az} is. 1. Ahenk; uyum. 2. Gidi. [DS] d o k u rc u n , [tokuz (r / z) + Mo. -cun > dokur-cun (dokuz balamdan oluan)] is. 1. Dokuz balam dan olumu ot veya ekin yn; tokurcun. 2. Y ir mi drt haneli bir tabla zerinde dokuz tala oyna nan bir oyun. 3. Yollu ayak. S d o k u rc u n u d z gn olm ak, {az} Geliri yerinde olmak. d o k u rcu n lu , [dokurcun-lu] {az} sf. (Kuma iin) dokuma hatas olan. [DS] d o k u rm ak , [eT. tok-mak > doku-r-mak] {az} gl. f. [-ur] Aataki meyveleri toplam ak iin srkla vurarak drmek. [DS] d o k u m ak , [eT. tok-m ak > tok--m ak /

jA-isji] {eAT} {OsT} ite, f. [-ur] arpmak; m sademe etmek, d o k u tm a, [doku-t-ma] is Dokuma iini yaptrm a ey lemi. d o k u tm ak , [doku-t-mak Jjojisjk] gl. f . [-ur] 1. Do kum ak eylemini bir bakasna yaptrmak. 2. {eAT} aktrmak. doku y u cu , [doku-y-ucu] sf. Dokuma iini yapan; dokumac. dokuyucu, [doku-y-ucu] {az} is. Aataki meyvele ri srkla vurarak drmek. [DS] dokuyu, [doku-y-u] is. Dokuma eylem i veya bii mi. dokuz, [eT. tokz / tokkz > dokuz jjl] is. 1. Se kizden sonra gelen saynn ad. 2. Bu sayy gste ren rakam: 9; IX. 3. sf. Says dokuz tane olan, dokuz ayn a ra m b a s b ir a ra y a gelm ek, Birok skk iin bir araya gelip skmas]] dokuz b a b a l, 1. Babas belli olmayan. 2. P ek ok erkekle evli lik d cinsel ilikide bulunan kadndan doan o cuk]] dokuz bal, bot. Rizomlar hayvanlardaki parazitleri ldrmekte kullanlan, bir metre kadar boylanabilen, kazk kkl ve yeilim si beyaz iekli ok yllk otsu bir bitki; ak pleme; au kunduzu; beyaz pleme; omak; kk enfiye, (Veratrum albm) || d okuz canl, ok salam; dayankl; kolay kolay lmeyen]] d okuz d o u rm ak , Merak, heye

DOK

i M i flie m o n .
dol2, [Far. dol] {az} is. Sr derisinden yaplm torba. [DS] d o la b 1 [Ar. dlb ^ j j ] (do:la:b) {OsT} sf. 1. De , reden; dnen. 2. is. Kuyudan su karmaya yarayan ark. 3. ine eya konulan rafl gzler. 4. Bedesten iindeki kk dkknlar. 5. Eski konaklarda ha rem lik ile selaml birbirinden ayran duvarda yer alan kk turnike. 6. Hile; dzen; dek. d o lab 2, [Far. dulb v ^ J-5 (dola.b) {OsT} is. Bir idrar ] yolu hastal, dolab, [Ar. dlab + Far. - (dolabi:) {OsT} is. 1. Eskiden B ursada dokunan kumalardan biri. 2. ta sv f M evlev derghlarnda yem ek kaplarnn ko nulduu dolaptan sorumlu kii. 3. tar. m paratorluk dneminde saray bahelerinin sulama ilerine ba kan bahvanlara verilen unvan. dolad, [t-la-mak > dolad l P ' ^ ] {Os T} zf. zellik le; bilhassa. dolaaz, [Far. dl (deri torba) + az ?] {az} sf. Serseri; isiz gsz. [DS] dolak, - [eT. tol-m ak > tol-ak / tol- > dol ak] is. 1. Ayak bileinden dize kadar tozluk yerine dolanan ensiz ayak yahut aba. {az} (ayn) [DS] 2. Ba rts; tlbent; yazma, {az} (ayn) [DS] 3. Bo yun atks, {az} (ayn) [DS] 4. {az} Makara. [DS] 5. {az} A rabann tekerleklerine yaparak teker lekle birlikte dnen amur. [DS] 6. {az} Eskiden ark giymeden nce ayaa sarlan bez ya da yn sarg; tozluk. [DS] 7. {az} orap eskisi; paavra. [DS] dolak, [dolak-] {az} is. Eski orap gibi ynl paralar toplayan eskici. [DS] dolal, [dola-l] {az} sf. Dolanm. [DS] dolam , [dola-mak > dola-m] is. 1. Dolamak eylemi nin her defas. 2. Bir kez dolanacak miktarda, dolam a, [eT. tol-mak > dola-ma I 4 jt] is. 1. B ir eyi baka bir eyin etrafna evirerek sarma eylemi. 2. {eAT} Sarlm bir eyin her kat. 3. tp. Trnak dolaylarnda kan iltihapl ve arl yara; et yaran; kurlaan. 4. Elbise stlerine giyilen n ak bir tr stlk. 5. Helezonlu dallar veya ieklerle meydana getirilen barok veya rokoko slbu ss leme motifi. 6. {OsT} A var kadnlarnn giydii, lacivert eteklik. [DK] 7. {eAT} Yenierilerin uha elbisesi. [DIC] 8. {eAT} {az} Ba rts. [DK] [DS] 9. {eAT} {az} Gmlek; mintan. [DK] [DS] 10. {eAT} {az} Sark. [DK] [DS] 11. {az} Eteklik. [DS] 12. {az} nlk; petamal. [DS] 13. Sedir yastklar zerine rtlen dokuma rt, yayg. 14. {az} D neme. [DS] 15. {az} A sma yapraklarndan yap lan sarma. [DS] 16. {az} Oklavaya sararak yuvar latlm yufkay tepsiye i ie halkalar eklinde d edikten sonra piirilen brek. [DS] 17. {az} Yuf

can ve sabrszlkla beklemek.|| d okuz d olanm ak, 1. {eAT} B ir eyin evresinde dokuz defa dolamak. 2. ok istedii bir eyden ayrlamamak; elde etmek iin her yolu d en em ek\ d okuz d m alt, yice saklanm.\\ dokuz dm altn d a, (Para iin) cimrice saklanan.\\ dokuz k, siy. Milliyeti Ha reket Partisinin program nda ye r alan milliyetilik, lkclk, ahlklk, toplumculuk, ilimcilik, hrri yetilik ve ahsiyetilik, kyclk, gelim ecilik ve halklk, endstricilik ve teknikilik prensiplerine verilen ad.|| dokuz k r n b ir denei, Birok ki inin tek yardmcs, tek dayana.\\ d okuz kyden kovulm a, Geimsizlii veya ahlaksz davranlar yznden birok yerden atlan.\\ d o k u z on, Yakla k olarak dokuz veya on dolaynda.\\ d okuz y o r g an eskitm ek, 1. ok yaamak. 2. H astalk veya baka sebeplerden strap iinde lmek. dokuza, [dokuz-a {eAT} is. Aralk ay; birinci knun; knunuevvel, dokuzan, [dokuz+on > dokson / dokuzan] {azf is. Doksan. [DS] d o k u zar, [eT. tokkz > tokuz-r / dokuz-ar] s f 1. Dokuz saysnn letirme biimi. 2. Her birine do kuz tane den. 3. H er grubu dokuz taneden oluan. 4. Her seferinde dokuzu bir arada olan, dokuzgen, [dokuz-gen] is. Dokuz as, dolaysyla dokuz kenar bulunan okgen, dokuzlam a, [dokuz-la-ma] is. Eski Trklerde dokuz ve dokuzun katlar saysnca verilen hediye, balk ya da ceza miktar, dok u zlatm ak , [tokuz-la-t-mak {eAT} gl. f [-ur] Dverek cezalandrmak, dokuzlu, [dokuz-lu] sf. 1. Dokuz birim ieren. 2. is. zerinde dokuz iareti bulunan iskambil kd. 3. ed. Dokuz heceli iir. 4. Gaziantep evresinde da vul zum a eliinde, kadn erkek birlikte oynanan, ritm i dokuz vurulu bir tr halay, dokuzta, [dokuz+ta] is. ki kii arasnda dokuz tala oynanan ve ta bir hizaya getirmeye daya nan bir oyun; dokurcun, dokuzuncu, [dokuz-uncu] sf. 1. Dokuz saysnn sra belirtme biimi. 2. Sralamada yeri dokuz olarak belirlenen. dokuzun, [tokkz > tokuz-un > dokuz-un] {eT} sf. Dokuzuncu. d okm an, [Fr. document] is. Bilgi edinmeye ya da kant olarak sunmaya yarar yaz; belge, dokm antasyon, [Fr. documentation] is. 1. Bir inceleme ve aratrma iin gerekli belge arama ve salama. 2. Belgelere dayandrma; belgeleme, d o k m an ter, [Fr. documantaire] sf. Belgelere daya nan; belgesel. dol1 [? dol] {az} is. Bir ksm arazi; vatan paras. , [DS]

f fiM tS M

1265

DOL

kann iine ceviz koyup tepsinin iine rekleme dizerek yaplan bir tr tatl. [DS] 18. {az} Helezon eklindeki oban sopas. [DS] fi1 dolam a beik, {eAT} rts altn srm alarla ilenmi beik. [DK]|| dolam a otu, Eskiden dolama tedavisinde kullan lan, kk beyaz veya yeil iekli, karanfilgiller den bir yllk otsu bitki, (Paroncychia serpilifolia).\\ dolam a otugiller, bot. rnek bitkisi dolama otu olan ve iine kak otunu da alan karanfilgillerin alt fam ilyas, (Paroncychioideae). dolam a, [eT. tol-m ak > tola-ma ^ ] {eT/ is. 1. Dolamba. 2. {az} Dneme; viraj. 3. sf. Dolambal; eri br; kark, dolam ak, [eT. tol--m ak / tl-m ak > dola-mak] gl-fi M [-i(v)-yor] 1. Tel, erit, iplik gibi nesne leri bir eyin zerine dndrerek sarmak. 2. Sar mak, kavuturmak. 3. mecaz. A r ve g bir ii veya iinden klmas zor bir durumu bir bakas na ykletmek, dolay dolay, {az} D ne dne.
[DS]

d o lan d rlm a 2, [dolandr-l-ma] is. Kandrlmak, aldatlmak eylemi. d o la n d rlm a k 1 [dolandr-l-mak] edil, f i [-r] 1. , Dolatrlmak, gezdirilmek. 2. Bir eyin etrafnda evrile evrile sarlmak. d o lan d rlm a k 2, [dolandr-l-mak] edil, fi [-r] Kan drlarak elinden paras veya mal alnmak. d o la n d r1 [dolandr-] is. (Bir eyi veya hayvan) , dolatrarak gezdirmek eylemi ve biimi. d o lan d r2, [dolandr-] is. Kandrmak, aldatmak eylemi veya biimi. d o la n d rm a 1 [dolan-dr-ma] is. Bir eyi veya hay , van dolatrmak eylemi. d o la n d rm a 2, [dolan-dr-ma] is. Birini aldatmak eylemi. d o la n d rm a k 1 [dolan-dr-mak , ^.j^jj] gl. fi [-r] 1. {eAT} Dolatrmak; gezdirmek. 2. Etrafn e virtmek. 3. {az} Devleti ynetmek. [DS] d o la n d rm a k 2, [dolan-dr-mak] gl. fi [-r] Hileyle birinin parasn veya maln elinden almak, dolanga, -c [dolan-ga] {az} is. 1. Helezon. 2. D neme; viraj. [DS] dolan g an , [dolan-gan] {az} sf. Helezon biiminde olan. [DS] dolanlm ak, [dolan-l-mak {eAT} edil, f i [ur] Dolanmak eylemi yaplmak; dolalmak, dolanm , [dolan-m] is. 1. Elden ele geme; dolam; tedavl. 2. Bir uzaysal cismin, ktlesi daha byk bir cisim etrafnda belli bir yrngede dnme ey lemi. dolan, [dolan-] is. Dolanmak eylemi veya biimi, dolank, - [dolan-k] {az} is. Geim; idare; maiet. [DS] dolanl, [dolan-l] sf. Hileli. >5 d olanl iflas, huk. Hileli iflas. d o lan m a, [dolan-ma] is. Dolanma durumu ve eyle mi. 2. g k b. Bir gk cisminin balang noktasna dnmek zere yapt elips eklindeki hareket. 3. Balk ann veya oltann kendi zerine sarlmas ii. d o la n m a k 1 [eT. tola-n-m ak > dolan-mak , dnl. fi [-r] 1. Bir eyin evresinde dnmek sure tiyle sarlmak. 2. Gelii gzel gezinmek; gidip gelmek. 3. Bir eyin evresinde dnmek; tur atmak. 4. (plik, sa, tel vb. iin) karmak, zlemeyecek biim de birbirine girmek. 5. B ir yere baka bir yer den dolaarak varmak. 6. {OsT} Dolamak. 7. {az} Meyil gstermek; kur yapmak. [DS] d o lan m ak 2, [eT. tola-n-mak > dola-n-mak] edil, fi [-r] 1. Dolama eylemi yaplmak. 2. Sarlmak; sarmalanmak. d o lan m ak 3, [dolan (hile) > dolan-mak] edil. fi. [-r] Aldatlmak; kandrlmak; dolandrlmak.

dolam an, [domal-an] {az} is. Domalan mantar.


[DS]

dolam ba, [dolan-ma / dola-mba ?

{OsT} is. 1.

Dolak yol. 2. {az} Dneme; viraj. 3. {az} Sa lncak. [DS] dolam ba, -c [dolan-ma > dola-mba] is. 1. Dne dne uzanan yolun kvrm l yeri; dneme. 2. kula m eydana getiren ksm larn tm, dolam bal, [dolamba-l] sf. 1. Dolambac olan. 2. mecaz. inden zor klr, stesinden zor gelinir, dolam basz, [dolamba-sz] sf. 1. Dolambac olm a yan. 2. Dorudan doruya ve ak olan. 3. Amaca dorudan ynelik, dolam k, - [dola-mk] is. A biiminde yaplm, av etrafna dolanarak yakalayan bir tr avc tuza. dolan1 [dol-mak > dol-an] sf. Dolu hle gelen; dol , mu olan. dolan2, [dola-n] is. Hile; aldatma; desise (yalan ile birlikte kullanlr). dolan3, [dolan (tescil edilmi isim)] is. tekst. Akrilik elyafn ve ipliklerin ticar ad. dolan4, [Yun. doleros] is. jeol. M ineralleri gzle grlebilen benekli ve yeilim trak renkli gabro ile bazalt aras pskrk ktle; dolerit. dolandrc, [dolandr-c] sf. Bakalarn aldatarak mal veya parasm alan kimse, dolandrclk, - [dolandrc-lk] is. Hile yaparak birinin mal veya parasn alma ii; aldatma. dolandrl1, [dolandrl-] is. Dolatrlmak, gezdi rilmek eylemi ve biimi. dolandrl2, [dolandrl-] is. Dolandrlmak eyle mi ve biimi. dolandrlm a1, [dolandr-l-ma] is. Dolatrlmak, gezdirilmek eylemi.

DOL

M IH K M .
dolalm a, [dola-l-ma] is. Dolalm ak eylemi; ge zilme. d olalm ak, [dola-l-mak] edil, f [-r] 1. Dolamak eylemi yaplmak. 2. Birlikte gezmek; gezilmek, dolam , [dola-m jJ=] is. 1. D olam a eylemi. 2. Kapal bir devre iinde bulunan svnn bir pompa araclyla srekli yer deitirmesi; devr-i daim, (1944). 3. Kalbin srekli kaslp gevem esi ile kan ve lenfin damarlar iinde srekli yer deitirmesi, devretmesi; deveran. 4. Bir eyin veya insann bir yerden baka bir yere gidip gelmesi. 5. Bir rnn veya maln alcnn eline geinceye kadar farkl pazar ve piyasalarda grd aktarma ilemi; teda vl. 6. {OsT} sf. Dolak, dolam a, [dola-ma] is. Dolam ak ii ve eylemi, d o lam ak , [eT. tola--m ak > dola--m ak / jL

d olanm alk, [dolanma-lk] is. mim. Bir yapnn ev resinde dolamaya yarar alak alan, d olap, -b [Far. dlb > Ar. dlb] is. 1. Ahap veya metalden yaplm, genellikle gzlerine eya konu lan kapakl mobilya. 2. Dnerek aadan yukarya su eken ark veya krk. 3. mecaz. Bir kimsenin amacna ulamak iin uygulad yolsuz fakat usta ca dzenlenmi yntem; oyun; hile; kurnazlk. 4. (Eski stanbul kk dkkn. 5. Byk saatlerin da) ve kollu alglarn kutusu. 6. tekst. zg hazrla m ada kullanlan birbirinin iine girebilecek biim de talardan yaplm iki dikdrtgenden oluan tezgh. 7. {az} Dokumaclkta iplik sarmakta kul lanlan ara. [DS] 8. {az} Kuyu kr. [DS] 9. {az} Pencere. [DS] S d o lab a girm ek , Aldatl m ak,[| (birini) dolaba sokm ak, H ile yapmak, al datmak]] d olab bozulm ak, Kurduu dzen anla lmak; iler yrm ez hle gelmek. || d o lab dn m ek, leri yolunda gitmek; ii tkrnda olmak, || d olap beygiri gibi dn p d u rm a k , D ar bir yerde bo yere dnp durmak.\\ dolap evirm ek, Hile yapm ak.|| dolap dolap, {eAT} D olu dolu; bol bol.|| dolap dolap a s t, {eAT} Memeden bol miktarda gelen st; bol st. [DK]|| (bir ite, bir yerde bir) do lap dnm ek, H ileli iler yaplmak]] d olap k u r m ak , Birine kar hile yapmak; tuzak kurmak. || do lap m araz, {OsT} drarn tutamama hastal. dolapa, [? dolapa] {az} sf. Tembel. [DS] S dolap a d o lapa, {az} Tembelce; tembel tembel. [DS] dolap, [dolap-] is. 1. Dolap yapan ve satan kimse. 2. {az} Su dolab yapan usta. [DS] 3. sf. mecaz. lerini hile ve dzenle yrtmeye kalkan; hileci; dzenbaz. dolapl, [dolap-h] {az} sf. (Kuma iin) kareli. [DS] d o lar, [ng. dollar / Alm. thaller] is. A merika Birle ik Devletleri ve K anadann para birimi; sembol:

dnl. f. [-r] [eAT-ur] 1. Gezmek; gezin mek. 2. Kestirme gitmeyip baka yerlerden geerek yolu uzatmak. 3. Dnp baka bir yoldan gelmek. 4. Kapal devre iinde akmak. 5. Pek ok kimse tarafndan sylenmek. 6. mz. Gezinmek. 7. mecaz. Belirmek. 8. gl. Bir yeri bir amala gezmek. 9. {eAT} Devretmek; cevelan etmek. [DK] 10. {eAT} Engel olmak; mdahale etmek; karmak. [DK] 11. {eAT} limek; satamak. 12. Bir yeri denetlemek amacyla gezmek. 13. ite. (Tel, iplik, sa vb. iin) birbirine karmak, dolanmak, d o latrlm a, [dolatr-l-ma] is. Dolatrm a iinin yaplm a durumu ve eylemi, d o latrlm ak , [dolatr-l-mak] edil f. [-r] Dola trma ii yaplmak, d o latrm a, [dola-tr-ma] is. Dolatrm ak eylemi, d o latrm ak , [dola-tr-mak] gl. f. [-r] 1. Dola m ak iini yaptrmak. 2. Oradan oraya gtrmek. 3. Sylemek istediini ak ve dorudan deil de do layl yollardan sylemeye almak, dolav, [Far. dulb => tolv lap. [DS] dolay, [dola-mak > dola-y / ts~ij t ] is. 1. B ir ye ri saran veya evreleyen yerlerin tm; evre, ha vali, etraf; muhit. {eAT} {OsT} (aym) 2. sf. epeev re; frdolay. S dolay k u tu p sa l, co. Kutuplara yakn olan; kutup evresi]] dolay k u tu p sa l yldz, g k b. Gzlem yeri srekli ufkun stnde kalan, hi domayan ve batmayan kutup dolaylarnda gr len yldz. dolay, [eT. tola-m ak > tola-yu > dola-y / ^ ^ {eAT} {az} is. Do

$
dola, [dol-az ?] {az} is. 1. Helva. 2. Pekmezli pelte. [DS] dola, [dola-] is. Karlkl birbirine dolanmak bi imi ve eylemi, dolak, - [dola-k] sf. 1. (p, tel, sa vb', iin) birbirine dcrtam, karm olan; kark. 2. (Yol iin) kestirme ve ksa olan deil de ok dolamay gerektiren. 3. ( ve olay iin) kolay zmleneme yecek, iinden klam ayacak biimde olan. 4. An lalmas ve kavranmas g. 5. mecaz. Amac do rudan verm ek yerine dolayl olarak sezdiren. 6. {az} (Kii iin) dzensiz; beceriksiz. [DS] 7. {az} (Kii iin) kirli iler yapan. [DS] 8. {az} Kendirin demet yaplamayan kalnts. [DS] dolaklk, - [dolak-lk] is. Dolak olma durumu; karklk. dolaksz, [dolak-sz] sf. Dolak olmayan; kolay zlebilen.

is. 1. Etraf; evre; dolay. {eAT} {OsT} (aym) 2. ed. tr; yznden; sebebiyle. S dolay yan, {eAT} evre yan; etrafta komu olan yerler. dolaym , [dola-y-m] is. 1. Dolama ii. 2. Dolama says. 3. Diyalektikte veya akl yrtmede iki ge arasnda ba kurulmas sonucunu veren sre.

1267

DOL

dolaysz vergi, mal. Ykmls ismen bilinen, n dolaymlamak, [dolaym-la-mak] is. fel. Nesneye, ceden tespit edilmi ve dorudan doruya alman akl yrtmenin araclyla ulamak, vergi. dolayml, [dolaym-l] sf. fe l. Akl yrtme sonucu dolayszlk, - [dolaysz-lk] is. 1. Dolaysz olma elde edilen. durumu. 2. Bir devletin baka bir devletle, arasnda dolaymz, [dolaym-sz] sf. fel. Sezgi yoluyla elde nc bir devletin aracl olmadan yapt ba edilen. S dolaymsz nerme, man. Kendisinden lant. nce hibir nerme bulunmayan nerme. || dola ymz veriler, man. B ir sezgi sonucu elde edilen dolayu, [dola-yu {OsT} is. Dolay. S dolayu veriler. almak, {eAT} evresini kuatmak.]] dolayu gez dolaymszlk, - [dolaym-sz-lk] is. 1. Dolaymsz mek, {eAT} B ir eyin evresini dolamak; dolaa olma durumu. 2. fel. Dolaym sz bir bantnn ni rak gezmek. telii. dolaz1 [dol-az ?] is. 1. Kesilen stten yaplan ke , dolaysyla, [dolay-s- + ile > dolay-s--y-la] (dolalek. 2. {az} Peynir suyunun kestirilmesi ile elde ys la) zf. 1. Bal olarak; dorudan doruya ol y edilen bir tr kelek; lor. [DS] 3. A nadolunun madan. 2. e. Sebebiyle; yznden; -den tr, deiik yrelerinde deiik biimlerde un, st, bal dolaylama, [dolay-la-ma] is. 1. ed. Bir duyguyu, ve ya ile yaplan tatl ve yemeklerin genel ad. 4. dnceyi dorudan doruya ve her zaman duyu {az} Yasz bulama. [DS] 5. {az} Kavrulmu un lur, bilinir biimde deil de, asl terimi kullanm a ile yaplan bir orba. [DS] 6. {az} Yal ham ur dan, zarif, ince ve ssl szlerle anlatma sanat; tatls. [DS] 7. {az} Kaymakla yaplan helva. 8. ssl, sanatl edeb sz. 2. Snr izme. 3. {az} {az} ncir tatls. [DS] 9. {az} kelek. [DS] 10. Snrlar belirten kroki veya kt, {az} Yada kavrulmu un zerine pekmez, bal ya dolaylamak, [dolay-la-mak] g l . f [-r] [-l()-yor] 1. da eker dkerek yaplan helva; un helvas. [DS] Bir yerin veya eyin etrafnda dolamak. 2. Bir e 11. {az} Sabunun st ya da yumurta ak ile kayna yin etrafn evirmek, tlm asyla elde edilen bir tr merhem. [DS] dolayl, [dolay-h] sf. Dorudan doruya deil de dolaz2, [Far. dl (deri torba) + az ?] {az} sf. (Kii bakas araclyla olan; vastal, (1944). fi1 dolay iin) serseri; isiz gsz. [DS] l anlatmak, Dorudan sylemeyerek sezmesini dolba, [Far. dl (deri torba) > dolba ?] {az} is. 1. salayacak biimde anlatmak; antrmak; ima etHayvan yemi konulan torba. 2. Daarck. [DS] mek. || dolayl belgeleme, ncelenen toplumsal dolba, -c [? dolba] {az} sf. Cmert. [DS] olaylarla dorudan ilgisi olmayan ancak birer ip dolcan, [Far. dil+cn] {az} is. Gen kz. [DS] ucu olabilecek nitelikteki bilgileri salama.\\ dolay dlce, [t. dlce (yumuak)] zf. miiz. Tatl bir biim l iliki, Bireyler arasnda bir nc kii veya bir de. haberleme arac sayesinde kurulan etki leim.\\ dola, [Far. dl-a (kk deri torba)] {az} ] is. 1. dolayl zne, dbl. Edilgen atl filli cmlede tm Su barda; marapa. 2. Toprak marapa. 3. Kepe. le olarak bulunan kelimede sakl bulunan gerek [DS] yapc ve olucu durumda bulunan zne; szde zne. doldu, [dol-du] {az} is. ki gaz tenekesi (40 litre) devler retm en tarafndan kontrol edildi. "|| tahl alan bir lek. [DS] dolayl tm le, dbl. Fiilin anlamn tamamlayan ve doldurma, [dol-dur-ma] is. 1. Dolmasn salama cmlede ynelm e (-e), kalma (-de) ve kma (-den) durumu ve eylemi. 2. Dolu hle getirme. 3. ed. Bir durumlarndan birinde bulunan veya edat alan metni aklamalarla gelitirme. 4. {az} Kerpi ve tmle.\\ dolayl vergi, mal. Ykmls nceden tula ile yaplan duvar. [DS] 5. sf. Gereksiz eylerle belli olmayan ancak m al ve hizmeti satn alandan doldurulmu olan; iirme, alman vergi; tketim vergisi. doldurmak, [eT. tol-tur-m ak > dol-dur-mak dolaysz, [dolay-sz] sf. 1. Araya herhangi bir arac gl. f. [-ur] 1. {eAT} Dolgunlatrmak. 2. girmeden, dorudan doruya olan; vastasz; bila vasta, (1955). 2. ed. Dorudan doruya konuyla Dolmasn salamak; dolu hle getirmek. 3. (Ateli ilgili olan. 3. fel. Dorudan doruya olann nitelii, silah iin) iine mermi srmek. 4. {eAT} (Yay kirii arasz. B dolaysz anlatm , ed. B ir kimsenin sz iin) sonuna kadar ekmek; gerginletirmek. 5. lerini olduu gibi trnak iine alarak aktarma y o (izelge, belge vb. iin) ilgilinin durumuna ve kim luyla yaplan anlatm. || dolaysz bilgi, fel. A kl y liine gre bo braklm yerlerini yazmak, ile rtme katlmakszn, dorudan doruya sezgi y o mek. 6. Yln tamamlamak, yam bitirmek. 7. me luyla edinilen bilgi. || dolaysz bulama, tp. D o caz. Birine bakas hakknda kt dnecek bi rudan dokunma ile bulama.\\ dolaysz kant, man. imde szler sylemek, onun aleyhine ikna etmek. Tmevarmlar ve kesin olmayan durumlarn verdi {az} (ayn) 8. (Ses ve koku iin) yaylmak; kapla i bilgiler dnda kalan gerek ve kesin kant.|| mak. [DS] 9. Bir m ekna canllk ve hareket getir

DOL

MiilCSM.

M idesi bulanmak; rmek. 4. shal sancs ile kv mek; canlandrmak; neelendirmek. 10. A lak ve ranm ak ve tuvaletini yapmak, verimsiz topraklarn nne set yaparak sel sular tarafndan getirilen milli topran birikmesini sa dolgarmak, [tol-mak > tola-r-mak > dolga-rlamak. 11. Yelkenleri rzgrla iirmek. 12. tp. mak] {eT} gsz. f [-ur] Midesi bulanmak; tiksin r olan bir diin rk ksmm oyarak boluu mek. [DLT] bir dolgu maddesi ile kapatmak. 13. fz. Elektrik dolgamak, [tol-mak > tolga--m ak > dola-bataryasn yklemek. 14. Bir nesnenin bo yerleri mak] {eT} ite, f. [-ur] 1. Birlikte dolamak; yar ni sslemelerle kapatmak. 15. (Dizgin iin) ek dmlaarak dolamak. 2. Dolamak, mek; germek. 16. argo. D onuna byk aptesini dolgatmak, [tol-mak > tola-t-m ak > dola-t-mak] yapmak. S1 doldurm al etmek, {eAT} D olacak du {eT} gl. f. [-ur] Bir ar veya acya sebep olmak; rum a gelmek. artmak. doldurmak, [doldurma-l] sf. 1. inde doldurma ve dolgu, [dol-gu] is. 1. Bir oyuun, kovuun iine iirme eyler bulunan. 2. dbl. (Cmle iin) hibir doldurulan madde. 2. B ir ukur veya alann dze ek getirmeden dntrme uygulanm olan. Se yini ykseltm ek iin toprak doldurma ilemi. 3. im ler yaplyor. "Seimlerinyapm.. > Yaplan bu tr doldurma ilem inin sonucu. 4. tp. doldurm alk, - [doldurma-lk] is. 1. Doldurma Diilikte, rk diin rk yerini temizleyerek iinde kullanlan ey. 2. Fotoraf stdyolarnda uygun malzeme ile tamamlamak, fi1 dolgu yap makineye her seferinde bir film sren, iinde on iki mak, 1. Doldurmak. 2. tp. rk dileri temizleyip veya on sekiz adet film bulunan kutucuk. uygun malzeme ile doldurmak. doldurtma, [doldur-t-ma] is. Doldurma iini yaptr dolgulu, [dolgu-lu] sf. 1. Doldurulmu olan. 2. inde m a eylemi. dolgu maddesi bulunan, doldurtmak, [doldur-t-mak] gl. f. [-ur] Doldurma dolgun, [dol-gun] sf. 1. Dolu olan. 2. i yn, pamuk iini bir bakasna yaptrmak, vb. eylerle doldurularak iirilmi, yuvarlatlm doldurucu, [doldur-ucu] is. 1. Doldurmak eylemini olan. 3. (Kii iin) imana yakn, balk etinde; yapan aygt. 2. Bir kapta bulunan herhangi bir sv imanca. 4. (cret iin) tatmin edici miktarda; y baka kaplara aktarp doldurmaya yarar otomatik ykseke; oka. 5. mecaz. (fke, krgnlk vb. makine. iin) bu tr duygularla dolu, bu duygular ar basar dolduruk, -u [doldur-uk] {az} sf. Doldurulmu. hlde. [DS] doldurulma, [doldur-ul-ma] is. Dolu hle getirilme dolgunca, [dolgun-ca] sf. Dolgun bir halde; biraz iman; imanca; tombulca, eylemi. dolgundurm ak, [dolgun-dur-mak J] {eAT} doldurulmak, [doldur-ul-mak] edil. f. [-ur] 1. Dolu hle getirilmek. 2. mecaz. Bakas hakknda kt gl. f [-ur] ok kzdrmak; fkelendirmek.; tehev dnecek hle getirilmek; kkrtlmak, vre kaptrmak, dolduru, [doldur-u] is. 1. Doldurma eylemi veya dolgunlama, [dolgunla--ma] is. D olgun hle gelme biimi. 2. argo. vg dolu szlerle kandrma; al eylemi; tombullama; imanlama, datma. <5 doldurua gelmek, argo. Kandrlmak, dolgunlamak, [dolgunla--mak] dnl. f. [-r] 1. aldanmak.\\ doldurua getirmek, argo. Birini kan Dolgun bir hl almak; imanlamaya balamak; drmak, aldatmak. tombullamak. 2. {az} Olgunlamak. [DS] dolerit, [Yun. doleros (aldatc) > Fr. dolerite] is. dolgunluk, -u [dolgun-luk] is. Dolgun olma duru min. Gabro ailesinden, benekli ve yeilimtrak mu; tombulluk, renkte, orta taneli ktle; dolan ta, dolgunm ak, [dol-gun-mak {eAT} dnl. f. [] dolgag, [tol-mak > tol- > dol-] (dola:) ur] fkelenmek; fkeden ne yapacan bilemez {eT} is. 1. Dolanlan ey. 2. Tak; kpe. 3. Sknt; hle gelmek. ar; ac; sz; lculun; burlcuntu veya bulant. 4. Bir merkez veya eksen etrafnda girdap gibi dnme. dol, [tol-mak > tol-I > dol-] (dolv) {eT} is. Ya bi imi olan dolu, [Clauson] 5. K ar frtnas; tipi. 6. Dolak; tozluk; getr. dollg, [tol > tol-lg > dol-lg] {eT} sf. (Ya dolgamak, [tol-mak > dol-mak] (dola.mak) biimi olarak) dolulu; dolusu bulunan, {eT} gl. f [-ur] 1. Dolamak; sarmak; bkmek. 2. dolikosefal, -li [Yun. dolikhos (uzun) kephale (ba) Tak takmak; taknmak. 3. (Karn iin) armak; > Fr. dolichocphale] is. Kafatasnn nden arkaya burulmak. olan ap enlemesine olan apndan daha byk dolganmak, [tol-mak > tola-n-m ak > dolga-nolan; uzun kafal, mak] {eT} dnl. f. [-ur] 1. Kendisine dolamak; do dolikosefallik, -i [dolikosefal-lik] is. Uzun kafal lanmak. 2. Ar ve sanc yznden kvranmak. 3. olma durumu; dolikosefal kafa biimi.

i m

l e

s i

1269

DOL

dolkuk, [tol-mak > tol-uk-m ak > to!-(u)k--uk > dol(u)k-k] {eT} is. iirilmi deri kap; tuluk, dolkuklanmak, [tolkk > tolkulc-la-n-mak > dolkukla-n-mak] {eT} dnl.f. [-ur] Tulum gibi imek, dolkumak, [dollcu-mak] {az} gsz. f. [-r] K am a olduu hlde yorgunluk vb. etkisiyle doymu gibi olmak. [DS] dolluk, -u [dol-luk] {az} is. 1. Mide bozukluu ve mide ikinlii eklinde beliren hastalk. 2. Bebe in vcudunda kp kaybolan sivilceler. [DS] dolma, [eT. tl-m ak > dol-m ak > dol-ma] is. 1. Dolu hle gelme eylemi. 2. Tavuk, hindi gibi hayvanlarla lahana, asma yapra, kabak, patlcan gibi yaprak ve sebzelerin iine kyma, pirin, soan, baharat karm har doldurmak suretiyle yaplan yemekle rin genel ad. 3. argo. Yalan; hile; dalavere. 4. ar go. Esrarla kartrlarak sarlm sigara. 5. Ahap yaplarda kuak aralar amur veya tula ile doldu rulmu duvar. 6. Akarsularn getirdii maddelerin birikimi. 7. {az} Kerpi ve tula ile yaplan ahap duvar. [DS] 8. {az} Rhtm. [DS] 9. {az} Zemin doldurularak yaplan bina. [DS] 10. {az} Topra som adan doldurulmu yer. [DS] 11. sf. Doldurula rak yaplm olan. 12. argo. (skambil kd iin) oynayan kazandracak biimde dizilmi, fi1 dolma biber, D olm a yapm aya uygun bir tr byk biber. || dolma demiri, {az} Patlcan oyaca. [DS]|| dol ma dudak, {az} Azna kadar dolu; dopdolu. [DS]|| dolma gibi, Kabark, ikin.|| dolma ii, {az} nce bulgur. [DS]|| dolm a kalem, ine m rekkep doldurularak kullanlan yaz kalemi.\\ dol ma oda, {az} Evlerin y e r odas. [DS]|| dolma ye mek, argo. Yalana, hileye kanmak.|| dolm ay yut mak, argo. Yaplan hilenin fa rkn a varmadan al danmak; kandrlmak. dolmac, [dolma-c] is. 1. D olm a yapan; dolma yemei yapm akta ustalam kii. 2. Dolma yem e ini ok seven. 3. argo. Hileci, yalanc, dolma, [dol-ma {eAT} sf. 1. Doldurulmu; dolmu. 2. {az} Yastk. [DS] 3. {az} Toplant ye ri. [DS] dolmak, [eT. t-mak (dolmak, kapanmak) > tl-m ak > dol-mak ji j^ ] dnl.f. [-ar] 1. Dolu hle gelmek. 2. Bir eyin iine birikerek boluu ortadan kal drmak. 3. B ir eyle batan baa kaplanmak. 4. Bir yerde pek ok kii toplanmak; kalabalklamak. 5. (Sre iin) tam amlanmak; bitmek; tam am olmak. 6. Bir duygu ile batan ayaa kaplanmak; kendini bir duyguya kaptrmak. 7. mecaz. Sabr kalmamak; dayanamayacak hle gelmek. 8. {eAT} Patlayacak hle gelmek, fi1 dola gelmek, {eAT} 1. dolmaa balamak. 2. Dol dolu olmak. || dola kalmak, {az} Yla kalmak; bollamak; dolup tamak. [DS]|| dolup tamak, Gereinden ok olmak.

dolmalk, - [dolma-lk] sf. Dolma yapmaya uygun olan. dolman, [dol-man ?] {az} sf. a. [DS] dolmen, [Kelte. dolmen > Fr. dolmen] is. ki bata ki dikili, ncs stne kapak olarak rtlm byk tatan olumu lk a yaps, dolm, [dol-mak > dol-m {OsT} is. ki ile doldurulmu kadeh, dolmu, [dol-mu sf. 1. D olu hle gelmi olan. 2. (Yay iin) ekilmi. 3. is. K ent iinde belli g zerghlarda sefer yapan, dolduka yola kan k k toplu tam a arac. S1 dolmu dura, D olm u larn bekleme yapt, yolcu indirip bindirdii du raklar. || dolmu ok, {eAT} Atlmaya hazr ok; e kilmi ok. || dolmu yapmak, 1. Dolmu ad veri len, oturma yerleri dolduka sefere kan arala yolcu tamak. 2. Birka kii birleerek ortaklaa bir tat tutmak. || dolmu uak, D zenli sefer y e ri ne yolcu dolduka kalkan uak. dolmuu, [dolmu-u] is. Dolmu ileten kimse, dolm uuluk, -u [dolmuu-luk] is. 1. Dolmu iletmecilii. 2. Dolmuunun yapt i. dolo, [tol-mak > tol- / dl] (do;lo:) {eT} sf. -* tolu / dolu. dolomit, [Fr. dolomite] is. min. M ermer, talkl ist ve bakalam kayalarnda rastlanan doal kalsiyum ve m agnezyum ift karbonat, dolp, [eT. tl-m ak > tol-()b] {eAT} is. 1. Yn; kme. 2. zm. Hepsi; btn; tamamyla, dolturmak, [eT. tl-m ak > tol-tur-m ak / tol-dur-mak / dol-dur-mak] {eT} g l . f [-ur] Doldurmak. [DLT] dolu1 [eT. t-m ak (doldurmak, kapatmak) > tl-m ak , > tol- / dl- > dol-u / y t ] sf. 1. i tamamen dolmu bulunan. 2. ok miktarda bulunan. 3. Alan olarak her yeri kaplanm olan; hibir delik veya i boluu bulunmayan. 4. Bo zaman bulunmayan; ok megul. 5. ( vb. iin) ok olan. 6. (Ateli si lahlar iin) namlusunda atelenmeye hazr mermisi bulunan. 7. (Yay iin) ekilerek gerilmi ve ata hazr durumda. 8. (Atclkta vuru iin) isabet eden. 9. (Torna malzemesi iin) delik almam. 10. mecaz. Etkili bir duygu iinde bulunan; kafa snda pek ok dnce tayan. 11. Geni bir bilgi birikimi bulunan. 12. (Dizgin iin) gergin. 13. Ge reinden ok; fazla; bol. 14. {eAT} {OsT} is. ki konulm u kadeh. 15. mek veya sunm ak iin ka dehe konulm u rak. 16. Atlan mermi. 17. argo. i esrarl sigara. 0 dolu ay, {eAT} {OsT} Dolunay; bedir.|| dolu bakmak, {eAT} Gl saymak; za y f olarak deerlendirmemek,|| dolu dolu, {OsT} Dolu olarak. || dolu duvar, mim. zerinde hibir delik bulunmayan duvar.\\ dolu gzle bakmak, {az} yice tanmak; alc gzle bakmak. [DS]|| ... dolusu, ... dolduracak kadar.\\ doluya dutmak, {eAT} ok

DOL iki iirip kendinden geecek hle getirm ek.]| Do luya koydum alm ad, boa koydum dolm ad. K ararszlk ve aresizlik anlatan sz; zmszlk ifadesi.\\ doluyu ekm ek, arap kadehim birden dikip imek. dolu2, [tl-mak > tol] (do lu) zf. Gereinden ok; fazla; bol. doIuJ, [eT. t-m ak (kapatmak, doldurmak) tol- / tolu > dol-u] is. Atmosferin st katlarnda ar sou un etkisi ile buz hlinde katlap eriyemeden yere ulaan ya ekli. S dolu y am ak, Yamur dam lalar yerine buz paralar yamak. d o lu ca1 [dolu-ca] {az} is. Bulgurcuktan iri kar ta , nesi. [DS] doluca2, [eT. ton (souk, don) > don-mak > dou-ca > doluca] {az) is. 1. At ve eeklerde, terli iken tmekten ileri gelen bir hastalk. 2. Tetanos has tal. [DS]

IMMCESM. do lu lu k 2, -u [eT. tulun (akak) > tulun-luk > dolu luk] {az} is. Yeni doan bebein yzndeki sivil celer. [DS] dolum , [dol-um] is. Doldurma ii, dolu n ay , [dol-un+ay] is. Ayn gnee bakan yar kresinin dnyaya tamamen dnk ve tam bir daire biiminde grnd evre; ayn on bei; bedir, d o lu n d u rm a k , [dolun-mak > dolun-du-mak] {eT) g l.f. [-r] 1. Gizlemek. 2. Gstermemek. d o lu n m a k 1 [eT. tol-un-m ak > dol-un-mak ,

{eAT} dnl. f. [-ur] (Ay iin) dolunay olmak; bedir hline gelmek. d o lu n m ak 2, [dol-un-mak] {az} dnl. f. [-ur] ok sevinmek. [DS] d o lu n m a k 3, [a. tul-un-mak > dol-un-mak] {az} dnl. f. [-ur] 1. Gzden kaybolmak; gr alan dna kmak. 2. (Gne, ay vb. iin) batmak. [DS] d o lu n tu , [dol-un-tu] {az} is. 1. Toplanm, dolmu, dolucah, [dolu-cah {eAT} is. iy tanesi; eb birikm i olan eyler. 2. Dolma, toplanma, birikme nem; jale. hli. [DS] S1 d o lu n tu olm ak, {az} Gzlerde ya dolucak, - [dolu-cak] {az) is. Dolu tanesi. [DS] birikmek; gzleri yaarm ak; gzleri dolmak. [DS] doludizgin, [dol-u+diz-gin] sf. 1. (Binek atlar iin) dolu, [dol-u] is. Dolma eylemi veya biimi, son hzla. 2. mecaz. nne geilemeyecek biimde; dolum a, [dol-u-ma] is. Birlikte dolma eylemi, ok olarak. S doludizgin gitm ek, 1. Son hzla dolum ak, [dol-u-malc] ite, f. [-ur] Bir yere dol komak. 2. mecaz. nne geilem eyecek biimde mak; bir araya gelmek, olmak. dolyan, [dol-gan] {az} sf. 1. Dolan; dolu. 2. Bol; d o lu k 1 -u [dolu-k ?] {az} sf. Belirsiz. [DS] , ok miktarda. [DS] fi1 dolyan p az a r, {az} ok d o lu k 2, -u [eT. tulun (akak)] {az} is. Avurt; ya bol; bolluk iinde. [DS] nak. [DS] d o m 1 [dam / dm / dom (yans.)] is. Su veya baka , doluka, [dol-uk-a] (az) zf. (Doymak eylemi iin) sv maddelerin damla damla akn bildiren kk. tka basa. [DS] [Zlfkar] dom-la d oluklam ak, [doluk-la-mak] {az} gsz. f. [-r] [l()~ dom 2, [dom] {eAT} sf. Metanetli; sarslmaz. S 1 dom yor] Alayacak duruma gelmek; gzleri yaarmak. d u rm a k , {az} 1. Ayakta durmak; dikilmek. 2. [DS] (Bebek iin) yrm ee balamak; ilk admn at dolukm a, [dol-uk-ma] is. 1. Alama durumuna gel madan nce ayakta durmak; tay durmak. [DS]|| m e eylemi. 2. {az) Yorulma, heyecanlanma gibi dom y re i oy n am ak , {eAT} Metanetli yrei oy sebeplerle oluan nefes darl. [DS] namak. [DK] d olukm ak, [dol-mak > dol-uk-mak jL / j^jlU] dom 3, [eT. tm > dom (yans.)] {az} is. Davul. [DS] gsz. f. [-ur] 1. ok dolmak; tamaya hazr olmak. dom 4, [Rus. dom (ev)] {az} is. Al. [DS] 2. Gl bir duygusal etki altnda kalarak alaya d o m 3, [Yun. domi] {az} is. Tavan tahtas yapmak cak duruma gelmek; alamakl olmak, {az} (ayn) iin am aacndan balta ile yarm ak suretiyle ayr [DS] 3. {eAT} {OsT} (Gz. iin) yala dolmak; ya lan kalplar. [DS] armak. 4. {eAT} {OsT} fkelenmek; kzgnlktan ne d o m a 1, [*dom (yuvarlak knt) > doma] (d o ma) yapacan armak. [DS] 5. {az} eitli sebep {az} is. . Topa. 2. Ebe tarafndan yuvarlak bir lerden nefes alamaz hle gelmek; gc kalmamak. ta, bir sopayla yuvasna sokulmaya allrken, [DS] 6. {az} Komaktan ya da yorgunluktan vcu dier oyuncularn buna engel olmas biiminde oy dun bir yeri armak. [DS] nanan bir ocuk oyunu. 3. Bu oyunda kullanlan doluksam ak, [dol-mak > doluk-sa-mak] gsz. f. [-] yuvarlak ta. 4. Ur. [DS] [-s()-yor] (Gz iin) yala dolmak; yaarmak, d o m a2, [Yun. doma] {az} is. 1. Evlerin dam ve dolulam ak, [eT. tl-mak > tol- > tol--l-mak > duvarlarna konulan aa direk. 2. Kuyu kr. dol--l-mak] {eT} g l.f. [-r] Doldurmak. [DS] d o lu lu k 1 -u [eT. tl-mak > tol- > tol-u-lulc > dol- dom a, [*dom (yuvarlak knt) > dom-a] {az} is. , 1. Srlarn ak kemii. 2. Ask kemii ile oyna u-luk _j=] is. 1. Dolu olma durumu. [K.B] 2. {eAT} nan bir oyun. [DS] Ay m dolunay hli.

1271

DOM

domak, - [*dom (yuvarlak knt) > dom ak ?] {az} is. Ocaa konulan ana ktk. [DS] domal, [*dom (yuvarlak knt) > dom-al] {az} is. Tepe. [DS] domala, [*dom (yuvarlak knt) > dom-al-a

domat, [M eksika d. tomatto / Yun. ntomta] {az} is. Domates. [DS] domatan, [Yun. ntomta] {az} is. Salep. [DS] domata, [Yun. ntomta] {az} is. Patates. [DS] domate, [Meksika d. tomatto / Yun. ntomta] {az} is. Domates. [DS] gKjk] {&AT} is- I- Tmsek; kambur; yumru. 2. domates, [M eksika dili, tomatto / Yun. ntomta] is. Yoku, domala gzl, {eAT} F rlak gzl. bot. 1. Patlcangillerden, ana yurdu Orta Amerika domalak, - [*dom (yuvarlak knt) > domal-ak] ve A nd dalan yresi olan, ok dall ve yumuak {az} sf. 1. Yumru veya bir tm sek oluturmu; gvdeli, yapraklar birleik, tyl ve zgn koku domalm olan. 2. is. Y er elmas. 3. Patates bii salgl, meyvesi krmz, etli, sulu otsu bir sebze minde yenilebilir bir mantar. [DS] bitkisi, (Lycopersicum esculentum). 2. Bu bitkinin domalan, [domal-mak > domal-an] sf. 1. i ve etli, sulu ve krmz meyvesi. S domates orbas, kabark bir hlde duran; knt yapan. 2. Ba ileri mutf. Domatesten yaplan bir tr sebze orbas. || de, dizleri bkk ve gerisi kk hlde km bu domates ekisi, {az} mutf. D omates salas. [DS]|| lunan. 3. is. bot. Genellikle meelik alanlarda top domates salas, mutf. D omatesin etli ksmnn de rak altnda yumrular hlinde yetien yenilebilir iik usullerle suyunun azaltlmas ile yem eklerde mikorizli askl mantar, (Terfezia). 4. {az} Y um ur ta. [DS] 5. {az} Yastk. [DS] 6. {az} Zehir. [DS] 7. kullanlmak zere hazrlanm sala. {az} B ir tr msr hastal. [DS] domatis, [Meksika d. tomatto / Yun. ntomta] {az} is. Domates. [DS] domal, [domal-mak > domal- is. 1. Kam dom b1 [damb / dmb / dimb / domb / dmb / dmb , bur; tmsek; yumru. 2. Yoku. S domal olmak, (yans.)] is. Vurma, arpma, elle alma, alg alm a {eAT} 1. Yumrulamak; tmseklemek. 2. Frlak gibi grltl ses karma ve ahenksiz konuma olmak; prtlamak. bildiren yansmal kk. [Zlfikar] dom b-ul dombul, domal, [domal-] is. Domalm ak eylemi veya bi domb-ur-da-mak imi. domali, [domal- {az} sf. (Gz iin) fr domb2, [damb / domb / dmb / dnb / dumb (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma ve dme bildiren kk. lak; patlak. [DS] S domali gzl, {eAT} Patlak [Zlfikar] domb-a-dak, domb-a-dan, domb-al-ak, gzl. domb-al-mak domalma, [dom-al-ma] is. Domalm bir durum al dombadak, - [domb (yans.) domb-a-dak] (do 'mma eylemi. badak) {az} zf. Anszn, birdenbire. [DS] domalmak, [eT. *tm-mak (imek, kabarmak) > tom -al-mak / *dom (yuvarlak knt) > dom-al- dombadan, [domb (yans.) domb-a-dan] (d o mbadan) {az} zf. Anszn; birdenbire. [DS] mak jb] dnl. f. [-r] 1. B ir yan tm dombadz, [domb (yans.) > domb-adz ?] {az} sf. 1. sek bir biimde kmak. 2. Arkasn karp ba (Kii iin) iman. 2. (Kii iin) ok zengin. [DS] ileride dizleri bkl melmek; secde eder gibi dombadiz, [? dombadiz] {az} is. H asr otundan durmak. 3. {eAT} {OsT} Y usyumru kabarmak; tm yaplm iki kiilik kk sal. [DS] sek oluturmak. 4. {az} lmek; gebermek. [DS] 5. dombak, - [domb (yans.) > domb-ak] {az} sf. 1. {az} fkeli ve dargn durmak; somurtmak. [DS] 6. Yuvarlak. 2. Ba ak; plak. 3. is. Tomurcuk. 4. {azj Anlamsz bir yzle hareketsiz durmak. [DS] 7. {az} Oturmak. [DS] 8. {az} Kabarmak; do- Sasz ba. [DS] murmak. [DS] 9. {az} (Aalar iin) tom urcuk dombalak, - [dombal-mak > dombal-ak] {az} is. 1. Takla. 2. iman ocuk. 3. Zatrrie. 4. Domalan karmak. [DS] 10. {az} Yere batmak. [DS] mantar. [DS] dombalak amak, Takla atmak.\\ domaltma, [domal-t-ma] is. Domalm asn salama dombalak atmak, Takla atmak.\\ dombalak kl eylemi. mak, Takla atmak. domaltmak, [domal-t-mak / j^jJloj] gl. f. dombalaku, [dombal-a+k / dombal-ak+u ?] {a[-r] 1. Domalmasn salamak; secde eder gibi z} iz. Ayaklar havada olmak zere srt st duru ktrmek, {az} (ayn) [DS] 2. mecaz. Ortalk yere, mu. [DS] ayak altna gze batacak ekilde koymak. 3. {eAT} dombalamak, [dombal-a-mak / domba-la-mak] {a{OsT} Yumrulatrmak. z} g sz.f. [-r] [~l()-yor] (Deve iin) komak; s domana, [? domana] {OsT} is. Sark, ramak. [DS] domarmak, [dom-ar-mak] {azf gsz. f. [-r] (Aa dombalan, [dombal-an] {az} sf. 1. Y er elmas. 2. iin) tomurcuklanmak. [DS] Domalan mantar. [DS] domartlak, - [dom-ar-t-lak] {az} is. Olmam dombalmak, [domb (yans.) > domb-al-mak] {az} meyve; ham meyve. [DS]

dom

I M1I K 0M S

dnl. f. [~r] Secde eder gibi yere kerek arkasn karmak. [DS] dombaltmak, [dombal-t-mak] {az} gl. f. [-ir] 1. Takla attrmak. [DS] 2. Birini secde eder gibi k trmek. 3. Gze batacak ekilde ortalkta brakmak, dombay, [Kafkas, dil. domba / dombay is. 1. zool. Asya, Afrika ve A vrupann scak blgelerin de yaayan, ou yaban, siyah derili, uzun seyrek kll, gevi getiren memeli hayvan; manda; {OsT} (ayn), (Bbals bubalus). 2. Kk ve yuvarlak bir tr hyar. 3. Dolma; sarma. 4. An dik gelmesi durumu. 5. sf. (Kii iin) ksa boylu ve iman. S dombay bal, {az} zool. H enz bakalam ge irmemi kuyruklu kurbaa yavrusu. [DS]|| dom bayna dkmek, {az} Tutumsuzluk etmek. [DS]|| dombay inei, {az} D ii manda. [DS]|| dombay kz, {az} E rkek manda. [DS] dom baz1 [domb-az / tmbz ?] {eAT} is. 1. rmak , larda ileyen alt dz kayk. 2. stnde kpr kum lan kayk biiminde duba. dombaz2, [domb-az ?] {az} is. 1. Siyah kuru zm ve erik kurusu karmndan yaplan hoaf. 2. M i rasyedi. [DS] dombil, [domb-il] {az} is. 1. Ban orta yerinde uzatlm sa; kkl. 2. Tavuk ve kularn tepesin deki ssl ty. [DS] dombra, [Ar. tanbr > tam bura > dombra ?] is. mz. Kazak Trklerinin kullandklar iki telli, gvdesi gen veya oval, uzun kollu alg. dom bul1 [domb (yans.) > domb-ul] is. Yuvarlanma, , takla atma ve dme bildiren yansmal gvde. S dom bul dombul, {az} (Yrmek eylemi iin) y a va yava. [DS] dom bul2, [domb-ul] {az} is. 1. Omuz. 2. Sulama suyunun ayrld ana bent. [DS] dombulu, [domb-ul-u ?] {az} is. A lt ayla kadar deve yavrusuna verilen isim. [DS] domburdadan, [domb-ur-dat-an] {az} sf. (Kii iin) yellenen. [DS] domdan, [dom-dan] {az} sf. Kendini beenmi. [DS] dom dom 1, [dom+dom] {az} is. 1. Davul. 2. sf. (Ko num ak eylemi iin) kaba ve ters; aksi. [DS] domdom bcei, {az} zool. Austos bcei. [DS]|| domdom helvas, {az} 1. Azda ubuk eriyen bir tr helva. 2. H er zam an sylenen sz. [DS] domdom2, [Bengal dili, damdamo => domdom / dumdum] is. lk defa Bat B engalin banliys olan Dum D um da imal edilmi olan, ekirdei ha bi iminde entilen ve byk yaralar aan, kullanm 1899 Lahey antlamas ile yasaklanan tfek m er misi. S1 domdom kurunu, Bat B e n g a lin banli y s olan Dum D u m imal edildii iin bu ad da alan, ekirdei ha biiminde entik tfek mermisi.

domdom adan, [dom+dom-a-dan] {az} zf. Kendili inden. [DS] domik, -i [Rus. dom (ev) + -ik (klt. e.)\ {az} is. Bostan ya da bahe kulbesi. [DS] dominant, [Fr. dominante] sf. 1. Benzerleri arasnda gc ve nemi stn olan; bata gelen; baat; h kim. 2. mz. eken, domino, [Lat. domino (efendi, rahip)] is. 1. zeri dz ve eitli sayda noktalarla iaretlenmi yirmi sekiz adet ta ve bu tala oynanan oyun. 2. Maskeli balolarda giyilen n ak, kukuletal uzun elbise. 3. Eskiden Hristiyan din adamlarnn beyaz stlk lerinin zerine giydikleri klk elbise, bugn ise koro yerinde din adamlarnn giydikleri pelerin. 4. elkt. Yum uak ve esnek kablolar sert kablolara balam ak iin kullanlan domino grnmndeki ekleme nitesi, dominyon, [tng. dominion (mlk)] is. ngiliz millet ler topluluuna ye bam sz lke, domruk, -u [eT. tom -ur-mak (yuvarlaklatrmak) > tomru-k] {az} is. Tomruk. [DS] domrun, [dom-(u)r-un] {az} is. Tomruklar dz gnce yerletirerek yaplan kp. [DS] domak, - [tom-u-mak > dom-(u)-ak] {az} sf. 1. Durgun; zgn. 2. Ask suratl; somurtkan. [DS] domuk, -u [Rus. domik (evcik)] {az} is. 1. Avcla rn kn yaptklar av beklem e yeri. 2. ok souk yer. [DS] domur, [dom (yuvarlak knt) > dom-ur] sf. 1. Kabarck. 2. Kabark. 3. is. Tomurcuk. S domur domur, 1. Kabark kabark. 2. (Ter iin) damla damla. domuram ak, [domur-a-mak] {az} gsz. f. [-r] [r(u)-yor] fkeli fkeli kendi kendine konumak. [DS] domurcuk, [domur-cuk] {az} is. Tomurcuk. [DS] domurlanmak, [domurla-n-mak] dnl. f . [-r] (Gz ya, ter, kan vb. iin) damla eklinde kabarmak. dom urm ak1 [dom (yuvarlak knt) > dom-ur-mak] , {az} gsz. f. [-ur] 1. (Aalar iin) tom urcuklan mak. 2. Bir yerden damla eklinde su ya da bir sv kmak. 3. Kabarmak. 4. (Su iin) kaynaktan kay nayarak kmak. 5. (Kan iin) kesilen yerden yava yava kmaya balamak; deri stnde damla olu turm aya balamak. [DS] domurm ak2, [dom (yuvarlak knt) > dom-ur-mak (yuvarlaklatrmak)] {az} gl. f. [-r] Aalar k sa ksa keserek kerestelik hle getirmek; tomruk hline getirmek. [DS] dom urtm ak, [domur-t-mak] {az} gl. f. [-ur] Fidan ya da iein tepesini koparmak. [DS] domumak, [dom (yuvarlak knt) > dom-u-mak] {az} dnl. f. [-ur] 1. Kskn olarak yaplan ie ve sze karmadan durmak; somurtmak. 2. Srt mak. 3. (nsan ve hayvan iin) m ekten dolay

I C E 2 M

.1 2 7 3

DOM

bzlmek; bzlerek oturmak. 4. melmek. [DS] fi1 domuup kalmak, {az} Souktan dolay bizl hlde uzun sre durmak. [DS] domuuk, -u [domu-uk] {az} sf. Suratm asm olan; somurtkan; ask suratl. [DS] domuz, [eT. ton (iman, yal) > ton-uz > donuz > domuz [EREN]] is. zool. 1. Dom uzgiller familyas nn rnek tipi, btn eski dnyada eti, ya ve deri si iin beslenen toynakl, memeli hayvan; hnzr, (Sus scrofa domestica). 2. mecaz. Aksi, inat, ters ve hain adam. S domuz ara, bot. Yumrulu pem be veya beyaz iekli, yum rular zehirli ok yllk otsu bitkiler, (Cyclamen).\\ domuz arabas, ok ar ykleri yakn bir yere tamak iin kulla nlan alak, kiik tekerlekli dz araba.\\ domuz ayrk otu, bot. Budaygillerden tarma zararl bir ot, (Cynodon dactylon), byk ayrk otu.|| domuz baklas, bot. B ir yllk, tylii, beyaz ve mavi iekli, tohum lan zehirli otsu bitki eitleri; termiye; ac bakla; camuz baklas; delice bakla; gvur baklas; yahdi baklas, (Lupinus).|| domuz bal, bot. Yu nus balgillerden souk ve lk denizlerde ya a yan memeli bir hayvan, (Phocaena).\\ domuz ba, {az} insan, hayvan ve bitkilerde gzle grlebilen byklkteki ilik; ur. [DS]|| domuz kelten, {az) K uzey ve kuzeydoudan esen ok souk ve id detli riizgr. [DS]|| domuz kerten, {az} Kuzey ve kuzeydoudan esen ok souk ve iddetli rzgr. [DS]|| domuz melten, {az} Kzey ve kuzeydo udan esen ok souk ve iddetli rzgr. [DS]|| domuz dam, 1. M aden kuyularnda kme tehli kesine kar her taraf dikmelerle rlen boluk. 2. {az} ay ve rmaklarda ta ve aa pa ra la n ile yaplan bent. [DS] 3. {az} Sel basknna engel ol m ak iin dere kenarlarna yaplan korkuluk. [DS] 4. {az} Suyun kt kaynak ve evresi ile zeri ka pal havuz. [DS]|| domuzdan bir kl ekmek, Se vilmeyen ve cimri birinden bir ey alabilmek.\\ do muz derisi, anta ve ayakkab yapm nda kullan lan bir tr salam deri. || domuz dikeni, bot. 1. A k deniz blgesinde yetien tohumlar ok zehirli bir aak, (Anagyris). 2. D alk blgelerde yetien, yapraklar tyl, iri iekli, p e k ok eidi bulunan otsu bitkiler, (Carlina).\\ domuz erii, {az} Yaban erii. [DS]|| domuz eti, Yahudilikte yasaklanan, Mslmanlkta da haram saylan domuzdan elde edilmi et.\\ domuz gibi, 1. K t huylu ve hain. 2. yice, adamakll.\\ domuz gibi yemek, Oburcasna ok yemek.\\ domuz gzl, {az} (At iin) gzleri kk ve donuk. [DS]|| domuz grd, {az} Domuzlarn iftleme zaman ve iftlemeleri. [DS]|| domuz kula, {az} ocuklarn ceketlerine aslan bir tr ss. [DS]|| domuz kurunu, {az} Yaban hayvanlarn avlamakta kullanlan iri bir tr kur un. [DS]|| domuz lnn kr, {az} K y odala rnda zerine ktk dayam ak iin ocan arka tara

fn a konulan, ayakl ve deve boyunlu dem ir sa cayak. [DS]|| domuz ptra, {az} bot. B ile ik gillerden, sa p la n dikensiz, tohumlarnda ine gibi dikenleri bulunan bir tr yaban otu, (Xanthium strumarium). [DS]|| domuz rezenesi, bot. Paral yaprakl, beyaz veya sar renkli, emsiye biiminde iekli y z kadar tr bulunan ok yllk otsu bitki, (Peucedanum longifolum).\\ domuz srt, D ik bir yam ata daha yum uak iki katman arasndaki sert yapl bir katmann meydana getirdii engebe bi imi,|| domuz topu, 1. Kollar bacaklara sarlarak yere oturma biimi. 2. Elleri ve ayaklar bal bir kimsenin ayaklarn elleri arasndan geirerek tos toparlak yapm a biiminde uygulan bir ikence t r. 3. Hayvanlarn drt ayann bir araya getirile rek balanm hli. 4. Hayvanlarn arkalarn dmana kar dnerek bir araya toplanmak bii m inde birlikte uyguladklar savunma. 5. Eli aya birbirine karrcasna hzl yrm e ve kom a.|[ domuz topu balamak, {az} B ir kimsenin elleri ni ve ayaklarn baladktan sonra ayaklarn elleri arasndan geirerek ikence uygulamak. [DS]|| do muz topu yapmak, {az} D om uz topu balamak. [DS]|| domuzuna, 1. nadna. 2. Adamakll; iyice.|| domuzun gok dedii yer, ok uzak mesafe.|| do muz ya, Domuzun vcudunun boyun, gvde ve sar blgelerinden ayrlan, yem eklik olarak kulla nlan hayvansal ya. domuzaya, -n, -klar [domuz+aya(k)-] is. Dolma tfeklerde namludan sky karmak iin kullanlan ucu engelli denek, domuzcuk, -u [domuz-cuk] is. 1. Kk domuz. 2. {az} ocuklarn sokakta oynadklar bir oyun, domuzgiller, [domuz-gil-ler] is. zool. Domuzlarla Gney A m erikadaki yaban domuzlarm kapsayan familya. domuzlak, - [domuz-la-k] {az} sf. 1. (Kii iin) hli vakti yerinde. 2. (Kii iin) iini bilen. 3. (Kii iin) her eyde baarl olan. [DS] domuzlan, [ton-uz-lan > domuz-lan] is. zool. Km kanatllardan, ba ve bacaklar krmz, tehlikeye dt anda pis bir koku karan bir bcek, (Brachynus crepitans). domuzlanma, [domuzla-n-ma] is. Domuzluk etme eylemi. dom uzlanmak, [domuzla-n-malc] dnl. f. [-rj 1. Domuzluk etmek; haince davranmak. 2. Domuz sahibi olmak; domuz edinmek, domuzlama, [domuzla--ma] is. Hainlik etme, aksi davranma durumu ve eylemi, domuzlamak, [domuzla--mak] dnl. f . [-r] H ain lik, aksilik etmek, domuzluk, -u [domuz-luk] sf. 1. Kt huylu olma; hainlik. 2. Kt huylu olan kimsenin davran. 3. Su deirmeninde arkn bulunduu ve dnd

DOM

I M IM M . zlmek. 2. (Ekin iin) don kesmesi sonucu k mamak. [DS]|| don zlm esi, Scakln artmas ile donmu olan eylerin katln kaybetmesi,| don dm ek, /az} evrede, zellikle toprakta buzlanma balamak. [DS]|| don havas, Svlarn donmasna sebep olacak souk ve kuru hava.|j don kesm ek, {az} Souk ve buz yznden bitkilerin lmesi. [DS]|| don tu tm a k , Buz tutmak, donmak.\\ don v u rm a k , {az} Yeni filizlenm i bitkileri souk almak. [DS]|| don ya, I. N orm al scaklkta kat hlde bulunan i yann eritilmesi ile elde edilen hayvansal ya. 2. Souk ve sevimsiz kimse. || don ya dolm as, {az} (Kii iin) souk; somurtkan. [DS]|| don ya gibi, H areketsiz ve konumayan kimse. || don y a p m a k , (Hava iin) svlar ve iinde sv bulunduran cisimleri dondurm ak.)) don yzl, {az} (Kii iin) sok; somurtkan. [DS] don , [Lat. dommu (bey)] is. spanyol soylularna verilen bir unvan. S don ju a n , Srekli yeni aklar peinde koan tip; hovarda; zampara; psevdi. dona, -c [don-a] is. H ayvanlarn souk almas, d onaa, [don+aa] faz} is. 1. Souun iddetin den slak amarlarn donmu durumu. 2. B ir kim senin korkudan l gibi hareketsiz bir durumda olmas. [DS] d o n a k 1 - [eT. ton--m ak > ton-a-k > don-a-k , 1] = {az} is. 1. {OsT} Ss; bezek; ziynet. 2. Gelin elbi sesi; kadn elbisesi. 3. eyiz. 4. Gelin evi. 5. Yeni yaplan evin kap, pencere, tavan, deme gibi k smlar. 6. Tren. [DS] S d o n ak evi, {az} Gelin evi. [DS] d o n ak 2, - [eT. ton (buz) > ton-ak] {az} is. Souk tan buz tutma. [DS] d o n ak alm a, [don-mak + kal-mak] is. arma hli ve eylemi. d o n ak alm ak , [don-mak + kal-mak] gsz. f. [-ir] Beklenm edik bir durum veya olay karsnda ne yapacan, ne syleyeceini bilemez hle gelmek, d o n ak h , [donak-l] {az} sf. Ssl. [DS] d o n altm ak , [dona-l-mak > donal-t-mak {eAT} g l . f [-ur] Elbise giydirmek; donatmak, donam , [eT. ton--mak > don-a-mak > don-a-m] is. 1. Bir evin kap, pencere, tavan gibi sslemeye el verili blmleri. 2. dnz. Gemi ve sandallarn ss lenmesi amacyla kullanlan her tr donat, d o n am a, [eT. ton--m ak > don-a-mak > don-a-ma] is. Ssleme; tezyin, d o n am ak , [eT. ton--mak > don-a-mak] gl. f [ - r ] [n(u)-yor] Sslemek, donatmak; tezyin etmek, d o n an , [eT. ton--m ak > don-a-n] {az} is. Yeni el bise giyinme. [DS] donang, [donan-mak > donan-g] {az} is. Yeni gi yilen elbise. [DS] donangl, [donang-l] {az} sf. Ssl. [DS]

yer. {az} (ayn) [DS] 4. {az} D emenin altna konulan aa direk. [DS] 5. Tandr kepenginin s tndeki aralk, fi1 dom uzlu k etm ek, 1. H ainlik et mek; haince davranmak. 2. inatlk etmek. d o m u ztrn a , -n, -k la n [domuz+trna(k)-] is. Pa langann taklmas iin kullanlan, bir yan atal biiminde ift trnakl, br yan halkal dem ir kan ca. dom uzuna, [domuz-una] zf. 1. nadna. 2. yice; adamakll. d o n 1 [eT. tn > don , / o^] is. 1. Belden aa ya giyilen i amar. 2. {eAT} {OsT} {az} Elbi se; klk kyafet; biim. [DS] 3. {az} amar. [DS] 4. {az} Kadn elbisesi. [DS] 5. {az} Gelinlik. [DS] 6. {az} Pantolon. [DS] 7. {az} alvar. [DS] 8. {az} Beyaz bezden yaplm a pijama. [DS] 9. {az} Tavuklarn ayana iaret olarak balanan bez. [DS] 10. {az} Saman tamak iin kanlarn yanlarna konulan kl dokuma. [DS] 11. {az} Aalarn yap raklanmas. [DS] S don bim ek, {eAT} Elbise kesmek.|| d o n d an dona girm ek, {eAT} I. ekilden ek le girmek; srekli biim deitirmek. 2. Dilden dile dnmek.|| don deim ek, {az} lmek. [DS]|j don defirm ek, {eAT} K yafet deitirmek; tebdil-i kyafet etm ek.j| don eylem ek, {eAT} Elbise yapmak. || don gm lek, Sadece i amarlarn giyin mi vaziyette.|| donn y rtm a k , {eAT} (Yas tutar ken) elbisesini paralamak; yaka yrtm a k.' don kazan, {az} amar kaynatma kazan. [DS]| don kestirm ek, {eAT} Elbise bitirmek,|| don paa, zerinde zm paal dondan baka bir ey bulun madand d o n u n a etm ek (yapmak), I. K k veya biiyk pisliini donunu karmadan yapm olmak. 2. ok korkm ak veya korkudan iini veya pisliini tutam ayarak karmak. \| d o n u n a k arm ak , Elinde olmayan sebepler yznden pisliini donuna yapm ak.|| d o n u n aarsn, {az} amar ykayanlara Kolay g elsin ! anlamnda sylenen iyi dilek szii. [DS]|| don u n u n u k u ru n u b a lay a m am ak , Bece riksiz olmak; kendi iini kendi grememek.\\ don ta, {az} zerinde amar ykanan yass ta. [DS] ( don2, [eT. tn > don o jj] is. A t ve srlarda ty rengi. {OsT} (ayn), fi1 donu b ozuk olm ak, {az} Rengi irkin olmak. [DS]|| d o n u dnm ek, {az} ekli bozulmak. [DS]|| don idnm ek, {eAT} Alkan lk edinmek. donJ, [eT. ton / don > don] is. 1. Hava scaklnn sfrn altna dmesi ile doada bulunan suyun ve su bulunduran cisimlerin buz tutmas; buz. 2. sf. Donmak suretiyle katlam olan. 3. {az} (Kii iin) somurtkan; iine kapank; souk. [DS] S do n a ekm ek, (Hava iin) her eyi donduracak kadar soumak. || don alm ak, {az} D on kesmek. [DS]|| don atm ak , {az} 1. Donmu olan topran buzu

1275

DON

donangu, [tona-mak > tona-n-m ak > tona-u > donan-u] {eT} is. Giyim eyas; giyecek; elbiseler, donanm , [donan-mak > donan-m] is. 1. Giriilecek bir i iin gerekli olan her trl ara ve gerecin t m. 2. Bir faaliyetin, iin ortaya konulabilmesi iin gerekli olan her trl malzeme, bilgi ve becerinin tm. 3. bsy. Bir bilgi ilemde yazlm dnda ka lan, giri-k dzenekleri, balant eleri, bellek, ilem devresi gibi fiziksel elerin tm, donanm l, [dnamm-l] sf. Bir i veya giriim iin gerekli olan her trl ara, gere, bilgi ve beceriye sahip olan. d o nanm a, [donan-mak > donan-ma is. 1. Giyinmi, kuanm ve donanm durumda olma eylemi. 2. Bayramlarda ss ve klandrm a yoluyla yaplan enlik. 3. B ir devletin hak ve karlarn korum ak iin deniz ara ve gereleri bakm ndan savaa hazr olan deniz kuvvetleri gc. 4. {az} Btn vcudu kaplayan, krmz benekler hlinde beliren ve sonra sulu yaraya eviren bir cilt hastal . [DS] 5. {az} V cutta beliren ilikler. [DS] 6. {az} iek hastal. [DS] 7. {az} Dolama hasta l. [DS] 8. {az} Kap, pencere, dolap vb. eylerin kilit, mentee, kol gibi paralarnn tm. [DS] 9. {eAT} Donanm; tehiz edilmi; sslenmi, donanm ak, [eT. ton--mak > ton-a-n-m ak > don-an-m ak j i b j t ] dnl. f. [-ir] [eAT. -ur] 1. {eT} Ken di kendini giydirmek; giyinmek; sslenmek. 2. Gi yinip kuanmak. {eAT} {OsT} (ayn) 3. Ssl biim de giyinmek; sslenmek. {eAT} {OsT} {az} (ayn) [DS] 4. {eAT} Silahlarn kuanmak; silahlanmak. [DK] S, Bir yeri, yaylp kaplamak. 6. edil. f. (Yer iin) klarla bezenerek sslenmek; kl duruma gelmek. 7. {az} folk. Dn gn gelin kmadan nce damad meydana kararak el pme treni ya plmak. [DS] donaray, [don-ar+ay {az} is. Ocak ay. [DS] donatan, [eT. ton--mak >donat-mal< > don-a-t-an] is. Ticaret gemisi ileten kimse; armatr, donata, [donat-] {az} is. 1. zeri ilemeli yorgan yz. 2. Sedirlere serilen bir tr kuma. [DS] donat, [donat-mak > donat-] is. 1. Donatmaya yarar eylerin tn. 2. Betonarme inaatta kullanlan de mirlerin tm. 3. Yelkenli gemilerde yelkenleri kullanmak iin gerekli olan her trl alet ve gere, donatl, [donat-l] sf. Donats olan, donatz, [donat-sz] sf. Donats olmayan, donatlm a, [donat-l-ma] is. Donanm hle getirilme eylemi. donatlm ak, [donat-l-mak] edil f. [-] Donanm hle getirilmek; donatm ak eylemi yaplmak, donatm , [donat-m] is. 1. Bir kiiyi, b ir kuruluu veya bir yeri gerekli ara ve gere ile donatma ii. 2. Birine gerekli malzemeyi salama. 3. Bir kim se

ye yapaca i ile ilgili gerekli malzemeyi verme ii. 4. Bir sanat eserinde vazgeilemeyen fakat asl esere gre ikinci derecede nemli olan ayrntlar, donatm c, [donatm-c] is. tiy. Tiyatroda gerekli aksesuarlar hazrlayan ve bulunduran kii, donat, [donat-] is. Donatma eylemi veya biimi, d o n atm a, [donat-ma] is. Giydirme, ssleme eylemi, d o n atm ak , [eT. tn > ton--mak > ton-a-t-m ak > don-a-t-malc g l.f. [-r] [eA T -ur] 1. Birinin giyim ve kuam iin gerekli olan eyleri salamak; giydirmek. 2. {eAT} Gerekli eylerle giydirip k u atmak. [DK] 3. Gz alc eyler kullanarak ilgi ve dikkat ekici hle getirmek; sslemek. {eAT} {OsT} (ayn) 4. Birinin veya bir i yerinin gerekli alm a y yapabilmesi iin her trl ara ve gereci hazr bulundurmak. 5. argo. Svp saymak. 6. {eAT} {OsT} Silahlarn takmak; silahlandrmak; tehiz etmek. [DK] 7. {eAT} {OsT} Bir kimseyi kt szler le batrmak. d o n a ttrm a, [donat-tr-ma] is. Donatma iini baka birine yaptrma eylemi, d o n a ttrm a k , [donat-mak > donat-tr-mak] is. D o natmak eylemini bir bakasna yaptrmak, d o n b alak , - [domb (yans.) > domb-al-ak] {az} is. Takla. [DS] d o n b a lak dnm ek, {az} Takla at mak. [DS] d o n b alan , [dombal-an] {az} is. Domalan. [DS] d o n b alm ak , [domb-al-mak] {az} dnl. f. [-r] Dombalmak. [DS] d o n b altn ak , [dombal-t-mak] {az} gl. f. [-r] Dombaltmak. [DS] donbay, [Kafkas dil. domba > dombay] {az} is. Dombay. [DS] do n b u l, [tomb-ul] {az} sf. 1. Tombul. 2. Grbz; toplu. [DS] d o n c a k 1 - [eT. ton > don-cak] {az} (d o ncak) zf. , 1. zerinde yalnzca i amar kalm olarak. 2. sf. plak; donsuz. 3. Belden aas plak. 4. is. amarlk. [DS] d o n cak 2, - [eT. ton > don-cak] {az} is. Kn yerlerin donmu olma durumu. [DS] d o n cu k m ak , [eT. tonulc-mak (boulmak, sklmak)] {az} gsz. f. [-ur] 1. Utanmak. 2. Phtlamak. [DS] d o n d u ra , -c [dondur-mak > dondur-a] is. Derin dondurucu; deep friz, d o n d u rm a , [don-dur-ma] is. 1. Donma iini yaptr ma eylemi. 2. St veya meyve suyunu dondurmak suretiyle meydana getirilmi yiyecek. 3. Bir al may, giriimi veya faaliyeti durdurarak ara verm e sreci. 4. {az} Beton. [DS] 5. {az} Ka doru ekilen tohum. [DS] 6. {az} Koyun yourdu. [DS] 7. {az} Stla. [DS] 8. {az} Kadife zerindeki srma ileme. [DS]

DON

dondurmac, [dondurma-c] is. 1. Dondurma reten kimse. 2. D ondurma satlan yer. dondurmaclk, - [dondurmac-lk] is. Dondurma retm e ve satma ii. dondurmak, [eT. tun (souk, buz) > don-dur-mak] g l-f. [-ur] 1. Bir eyin donmasn salamak. 2. Bir eyi deitirilemez durumda bulundurmak; sabit tutmak. 3. {az} B ir ey hakknda kesin bir yargya varmak. [DS] 4. {azf Unutulmu bir eyi hatrla mak. [DS] 5. (az) Peynir yapm ak iin ste maya katmak. [DS] 6. (az) Organlardan birinin duyusu nu iptal etmek. [DS] dondurucu, [dondur-ucu] sf. 1. Dondurma iini ya pan; donmay salayan. 2. ok souk; insanda me hissi veren, dondurulm a, [dondur-ul-ma] is. Donma durumuna getirilm ek eylemi, dondurulm ak, [dondur-ul-malc] edil. f. [-ur] 1. D ondurma eylemi yaplmak. 2. Deim ez hle ge tirilmek. 3. Deim ez durumda bulundurulmak, dondurulmu, [dondurul-mu] sf. 1. Donmas sa lanm olan. 2. Donmu hlde korunan. 3. Soukta katlatrlm olan. S dondurulm u yiyecek, Uzun sre bozulmadan saklayabilmek iin dondu rulmu yiyecekler. done, [Fr. donne (verilen, ortaya konan)] is. Veri, dong, [dan / din / dang / dan / dank / dng / dinle / ding / dink / dong / dng / dnk / dngk (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma; vurma, dme; an ya da vurm al bir alg alma; ileri geri konum a ve m rldanm ay bildiren kk. [Zlfkar] dong-ul-da-k, dong-ur-da-k dongaba, [Az. donga (kambur) + ba] (az) sf. Ka ln kafal; avanak. [DS] dongirik, -i [dong-ir-ik] (az) is. Kk ve az ka pal kuzu ngra. [DS] dongma, [don-ma] (donma) {az} is. Tula tozu ve kire karmndan yaplan har; horasan. [DS] dongra, [eT. tonra] (donra) (az) is. 1. Kalnlaarak bir tabaka oluturmu kir. 2. Kir, s, su ve gne etkisi ile el ve ayaklarda meydana gelen siyah at laklklar. 3. Kalnlam, sertlemi ban. 4.'Nasr.
[DS]

dongur, [dong-ur] {az} is. Kat ve yuvarlak yn, pam uk paralar. [DS] dongurak, - [dongura-k] {az} is. Srnn nnde giden hayvana taklan kaln ve gr sesli an. [DS] dongurca, [dongur-ca] {az} is. Geceleri a gelen bal arsndan byk, ift kanatl bir bcek. [DS] dongurdak, - [donk (yans.) > don(g)urda-lc] is. 1. Kaln bakr sacdan yaplm deve veya davar an. 2. {az} alayan. [DS] donguz, [eT. ton-uz jjS 'ji / / j^J] (donuz) {eAT} {OsT} is. Domuz. S donuz ara, {eAT} 1. Yer elmas. 2. algam. || donuz bal, {OsT} Yunus bal. \\ donuz otu, {OsT} Erelti otu. || donuz topu, {eAT} 1. D om uz srsii(?) 2. Vcutlar top hlinde (?)donguzlan, [donuz-lan o'j^S i] (donuzlan) {eAT} {OsT} is. . B okbcei. 2. Domuzlan, donguzluk, -u [donguz-luk] (donuzluk) {az} is. Domuzluk. [DS] d on k 1 [donk (yans.)] is. arpma sonucu kan ses. , donk2, -u [don] {az} sf. (Kii iin) Somurtkan, iine kapank; souk. [DS] donkiotluk, -u [sp. don quijote => donkiot-luk] sf. Gereksiz yere kahram anlk taslama; dnyay dzeltmeye alma, donkuz, [ton+kuz] {az} is. Gece ayazyla donan slak topran sabah gneiyle tekrar yumuamas.
[DS]

donlg, [tn > ton-l > don-l] {eT} sf. Giyimli; donlu. donluk, [tn-luk > don-luk jJ u jt / jb>>] {OsT} is. 1. Elbiselik. 2. {az} amarlk. [DS] 3. {az} Ensiz ve uzun izgili dokuma. [DS] 4. {az} tki adet ba rts olabilecek byklkte ipekli ya da sade pa muklu dokuma. [DS] 5. {az} Maa. [DS] 6. {az} Hayvana ykletilen eyann balanm asnda kulla nlan ipin ucuna bal aa engel. [DS] S donluk iplik, {az} Dokumada kullanlan kilo veya ile ile satlan beyaz p a m u k iplii. [DS] donluku, [donluk-u] {az} is. amar ykayan; amarc. [DS] donma, [don-ma] is. 1. Buz tutma katlama durumu ve eylemi. 2. Souun bir organ veya vcudun bir blm zerinde lezyon etkisi. 3. fz. Bir cismin sv hlden kat hle gei evresi. O donma dere cesi, fiz. Svlarn katlamaya baladklar termo metre gstergesi. || donma noktas, fiz. Petrol t revlerinin ayrmaya baladklar scaklk noktas. donmak, [eT. ton-male > don-mak > don-mak] gsz. f. [-ar] 1. Souun etkisi ile katlamak; buza d nm ek {eT} (ayn) 2. (nsan iin) ok mek, v cudunun bir blm souktan kan dolamn sa layam az olmak; lezyon olumak; katlamak. 3. (Canllar iin) souktan lmek. 4. (Bitkiler iin)

dongral, [donra-l] (dohral) sf. (Kii iin) el ve ayaklar kirli olan, donguca, [eT. ton (souk, don) > donuca] (donuca) (az) is. -* dongucu. [DS] dongucu, [eT. ton (souk, don) > don-mak > dn c] (az) is. 1. A t ve eeklerde souk almaktan ileri gelen bir hastalk. 2. Zatrrie. [DS] donguldak, - [don (yans.) > don-ul-da-k] {az) is. Srnn nnde giden hayvana taklan kaim ve gr sesli an. [DS] dongun, [don-gun] {az} sf. Kat; sert; donmu. [DS]

S M

12 7 7

DOR

souktan dolay yararlanlamaz durum a gelmek. 5. (nsan iin) an heyecan veya beklenm edik bir olay karsnda ne yapacan armak; hareketsiz kalmak. 6. Kimyasal bir tepkime sonucu katla mak. S1 donmu sebze, Derin dondurucularda ok dk scaklkta dondurularak korunan sebzeler,|| donup kalmak, armak, hareketsiz kalmak. donra, [eT. tonra] {az} is. 1. Donmu bataklk. 2. Souk etkisi ile elde ve ayakta oluan atlaklar. 3. Kalnlaarak bir tabaka oluturmu kir. 4. Sa ke pei. [DS] donruk, -u [? donruk] {az) is. H ayvana yk yk lemekte kullanlan, ucuna aa kanca taklm ip. [DS] donsuz, [don-suz] sf. 1. Donu olmayan veya giyme mi olan. 2. mecaz. Yoksul, hi giyecek bir eyi bulunmayan. donucu, [don-mak > don-ucu] (dohuca) {az} is. -* dongucu. [DS] donuun, [dn + Far. ti + T. gn] {az} zf. Her za man. [DS] donuk, -u [don-mak > don-uk] sf. 1. Parlakl ol mayan; mat. 2. Canl ve gsterili olmayan; dur gun; cansz. 3. (Gzler iin) canln yitirmi; fer siz. 4. Akc olmayan; durgun; uyuuk. 5. {eAT} Kederli. 6. {eAT} is. Kederlilik; keder, 0 donuk donuk, Cansz ve uyuuk; hareketsiz bir biimde.\\ donuk yaz, Parlak olmayan siyah a t donu. donuklama, [donukla--ma] is. D onuk durum a gel me eylemi. donuklamak, [donukla--mak] dnl.f. [-r] Donuk duruma gelmek, donuklatrma, [donukla-tr-ma] is. Donuk duruma getirme eylemi, donuklatrmak, [donukla-tr-mak] gl. f. [-r] Donuk duruma getirmek; matlatrmak, donukluk, -u [donuk-luk] is. 1. Donuk olma duru mu. 2. Donuk olan eyin nitelii, donuksamak, [donuk-sa-mak] {az} gsz. f. [-r] [s(u)-yor] Alamakl olmak; zlmek. [DS] donuksu, [donuk-su] sf. (Gzler iin) mat; fersiz, donulmak, [don-ul-mak] {az} dnl. f. [-ur] D on mak. [DS] donumak, [don-u-mak] {az} dnl. f. [-ur] 1. Hayrette kalmak; dona kalmak. 2. Somurtmak. 3. (Hasta iin) iyilemeye balamak. [DS] 0 donuup durmak, {az} 1. Ortalkta biimsiz bir ekilde kalmak. 2. Srtmak; sn ta kalmak. [DS] donuuk, -u [donu-ulc] {az} sf. (Kii iin) uyu uk. [DS] donuz, [ton-uz] {eAT} is. Domuz, fi1 donuz dam, 'eAT} Domuz ahr. [DK]|| donuz bal, {az} zool. Tatl sularda yaayan, siyah renkli, toparlak bal, yuvarlak gvdeli bir balk. [DS]|| donuz ba, {az} Vcutta beliren ilik; ur. [DS]|| donuz batran,

{az} Geilmesi zor amurlu yer; bataklk. [DS]|| donuz dam, {az} (Yer iin) souk. [DS]|| donuz dam olmak, {az} Kendisinin olmad ortamda sylenen kt eyleri duyunca kzp fkelenmek. [DS]|| donuz erii, {az} bot. Yabani erik. [DS]|| donuz kran, {az} Kuzeybatdan esen souk ve iddetli rzgr. [DS]jj donuz oyunu, {az} Aatan yaplm domuz ad verilen kk bir topu ebe u kura sokmaya alrken dier oyuncularn engel olmaya alt bir ocuk oymu. [DS]|| donuz lenli, {eAT} Ziyafetlerinin ba yem ei domuz eti olan. [DK.] donuzlan, [donuz-lan] {az} is. zool. Hamam bcei, (Periplaneta). [DS] doo, [doo] (do:) {az} nl. M anda ve kz durdurma nlemi. dopdoru, [do(p)+do/ru] (d o doru) pekt. sf. p Tamamen doru; dosdoru, dopdolu, [dop+do/lu] (do'pdolu) pekt. sf. Azna kadar dolu; tamamen dolu; ok dolu, iyice dolu, doping, [ng. doping] is. Bir sporcunun yarma srasnda gcn geici olarak artrm ak zere ald uyarc etkili ila. 0 doping politikas, eko. Ekonomiye canllk kazandrm ak veya istihdam artrmak amacyla devlete baz tedbirlerin uygu lanmas..|| doping yapmak, 1. Geici g artrm iin ila vermek. 2. Uyarc etkide bulunmak. doptulmak, [Mo. doptul-mak] {eT} gl. f. [-ur] 1. inemek; ayaklar altnda ezmek. 2. Ayaklaryla kirletmek. 3. Tepinmek; komak, saldrmak. 4. (Svari iin) hcum etmek; im ha etmek. 5. (ehir ve lke iin) yamalamak. [Nevy] dopuk, [eT. tobk > topuk > dopuk j o ] {eAT} is. Topuk. dor1 [eT. tr] {az} is. Balk a. [DS] , dor2, [? dor] {az} is. Sra; kuyruktaki yer. [DS] dor3, [eT. toru > doru / dr] {az} sf. (A t rengi iin) dom. [DS] dorak, - [torak > dorak J l j j t ] {eAT} {OsT} is. 1. Szlm yourt. 2. kelek. 3. {az} Yourt ve kaymaktan yaplan bir tr yal peynir. [DS] 4. {az} Yumuak tatan yaplma yourt szgeci. [DS] 5. {az} ine yourt konulan ii oyuk ta. [DS] 0 dorak otu, {az} D ere otu. [DS] doraklk, - [dorak--lk] {az} is. Yourt sz mek iin tatan szge yapm a ii. [DS] doran, [? doran] {az} sf. 1. (Kii iin) boylu boslu. 2. Yiit. 3. is. M sr iei. [DS] 0 doran atmak, {az} (Msr bitkisi iin) iek amak. [DS]|| doran baca, {az} atda bulunan ve dama kmaya y a rayan delik. [DS] dorang, [doran-g] {az} is. Dallar kesilmi dikili aa. [DS]

DOR

I M IM M .

dorgama, [dora-ma] {az} is. Ekili patlcan yem e i. [DS]

doruklam ak, [doruk-la-mak] gl. f. [-r] [-l()-yor] Bir kab tepeleme doldurmak; zerinde tmsek oluturmak, {az} (ayn) [DS] dorgu, [eT. to-ur- / to-ur-u > toru > doru doruklayn, [doruk-laym] {az} zf. Y ukardan beri; {eAT} s f Doru, tepeden aa doru. [DS] dorguas, [doru-ca-s-] {az} zf. Dorusu. [DS] doruktuk1, -u [doruk-luk] {az} is. Genellikle am, dorlak1 - [tor-la-k > dor-la-k] {az} sf. 1. (Kpek , kknar, ard fidanlarndan meydana gelmi or iin) ksa boylu ve iri vcutlu. 2. Tembel. 3. D on man; fidanlk; koruluk. [DS] suz. [DS] dorukluk2, -u [doruk-luk] {az} is. Marurluk. [DS] d o rla k 2, - [tor-la-k > dor-la-k] {az} is. 1. Delikan l. 2. On be yandan aa kz ve erkek ocuk. 3. dorukmak, [dur-mak > dur-uk-mak > doruk-mak] {az} gsz. f . [-ur] 1. Birikmek; oalmak; toplan Kk ocuk. 4. Yavru. [DS] mak. 2. Taklp kalmak; taklmak. [DS] dorrnurmak, [tom-ur-mak > dor-mur-mak I ( y y }= dorulamak, [doru-la-mak] {az} gl. f. [-r] [-l(u)y>jj] {eAT} gsz. f. [-ur] Tomurcuklanmak, yor] Ymak. [DS] dorok, -u [dor-u-k] {az} is. En yksek yer; tepe; dorum, [eT. torum > dorum] {az} is. 1. Deve yav u; zirve. [DS] rusu. 2. Havut geirme ama gelmi deve yavru dort, [Far. drd] {az} is. 1. Tortu. 2. Pislik. [DS] su. [DS] dorum bardan, {az} Deve ynnden dortu, [Far. drd] {az} is. 1. Tortu. 2. Ayrann kay yaplan kilim. [DS]|| dorum dorum atmak, {az} natlmas ile elde edilen sar renkli kelek. 3. sf. Abartmak. [DS]|| dorum sahibi olmak, {az} Yap K sa boylu; tknaz. [DS] mad hlde su stnde kalmak. [DS] doru , [eT. tor / tor > doru] sf. 1. (At donu iin) dorun, [? dorun] {az} is. ban. [DS] gvdesi kzl kahve, yelesi, kuyruu ve ayaklan dos, [Far. dost] is. Dost. siyah olan. 2. is. Bu renkteki at; doru at. dosa1 [? dosa] {eT} is. V cudun temel unsuru; vcut , doru2, [doru-k / lSjjH {eAT} {OsT} {az} is. Te iksiri. [EUTS] dosa2, [? dosa] dnz. skele tahtas, pe; zirve; doruk. [DS] dorug, [toru / doru] {eT} sf. (At iin) doru. dosdoru, [do(s)+do/ru] (do'sdoru) pekt sf. 1. ok doru; drst. 2. zf. Saa sola sapmadan; do doruk 1 -u [? doruk , is. 1. Da, tepe gibi yer ruca. yz ykseltilerinin en yksek ucu; tepe; zirve; u. s {az} (ayn) [DS] 2. Aalarn en yksek dalnn dosdolay, [do(s)+do/lay] (do dolay) pekt. zf. e peevre. ucu. 3. {az} Aalarn en kaim dallar. [DS] 4. {az} Ttn bitkisinin en st yapraklar. [DS] 5. doslamak, [tos-la-mak / dos-la-m ak ?] {az) gsz. f. [-r] [-l(u)-yor] 1. Boa kmak; bo yere gitmek. 2. Birok kademelere blnm snflamada en st Darlmak. [DS] aama. 6. tp. Ar ya da hastalk belirtilerinin en yksek noktaya ulat dnem. 7. {OsT} Aa te dost, [Far. dst o-o-s] (do:st) {OsT} is. 1. Sevien k i pesindeki krpe filiz, fi1 doruk izgisi, Yksek da i; sevilen kimse. 2. kar beklem eden sevilen ve larn en u noktalarn birletiren sanal izgi.\\ do gvenilen yakn arkada. 3. yi grlen kimse. 4. ruk noktas, 1. B ir kiinin veya durumun varabile A ralarnda iyi ilikiler bulunan kimseler. 5. Bir e cei, ulaabilecei en u. 2. Bir sra da ktlesinin ye ar ilgi duyan, dkn olan kimse. 6. Evlilik doruklar iinde en yksekte olan.|| doruk toplan d ilikide bulunan kadn ve erkein beraberlik ts, siy. Devletin en st kademelerindeki yetkilile durumu. 7. gnl. (Hayvanlar iin) insanlara sevgi rin katld toplant; zirve toplants.j| doruk ucu, duyan ve balanan. 8. iini. Sevilen ve tandk birine {az} Ttn bitkisinin en son u yapra. [DS]|| do seslenme sz. 9. tasvf. Gerek sevgili; Allah. S ruk ste gitmek, {az} Dalarn zerindeki dzl dosta dm ana kar, Herkese kar, bakalarn e gitmek. [DS] da gz nne alarak.|| dosta gl, dmana diken, doruk2, -u [? doruk / torok] {az} is. 1. Tomruk. 2. D ost kabul edenlere dosta, dman sayanlara da Byyememi aa. 3. am, ard, katran, kknar dmanca.\\ dost bana, yi eylere dostlarn da vb. aa fidan. 4. Ladin aac. [DS] sahip olmas dilei. || dost bandan uzak, Kt bir doruk , -u [tor > doruk] {az} sf. 1. Kibirli. 2. K a durumdan sz edilirken, onlarn balarna byle baday. 3. Bir ie balayp baaramayan. [DS] bir eyin gelm em esi dilei. || dost canl, nsanlarla doruku, [doruk-u] {az} is. Dalk blgelerde ya hemen kaynaabilen.\\ dost-dr, {OsT} Dost tutan, ayan kyller. [DS] sevgili edinen.\\ dost dman, Herkes.\\ dost edin doruklam a, [doruk-la-ma] is. 1. Tepeleme doldurma mek, D ost olmak, dost kazanmak.\\ dost gecesi, eylemi. 2. zf. Tepe oluturacak biimde. 3. {az} Dostu olan kadnlarn erkekleri evlerine kabul et Tka basa. [DS] 4. {az} Aac tepesinden krma tikleri gece. || dost ii, Yabanc birinin stlenmeyeveya kesme. [DS]

M liC f S E M .

129 7

DOY

cei ancak dost bir yaknr yapaca .|| dostkm , {OsT} D ost meraml.\\ d o st-k n , fOsT} 1. D ost meraml. 2. Byk kadeh. || dost-k n , {OsT} 1. Dostlarla iilen iki. 2. B ir toplantda bulunanlara arap sunma. 3. Byk kadeh.\\ d ost kaz, D ost sanlan birinden gelen ktliik.\\ d o stla r al v eri te grsn, Gsteri yapm ak iin; yle sanlsn. || d o stlar b an d an ra k , Kt bir olay y a da du rumdan sz edilirken, bizden uzak olsun anlamnda sylenen sze giri cmlesi. |j d o stla r ehit, biz ga zi, Tehlikeli ileri bakasna brakp kenara ekilen kiileri yerm ek iin sylenir. || d o st olm ak, A rala rnda sevgi ve yaknlk olmak.\\ dost tu tm a k , (Er kek iin, bir kadnla; kadn iin bir erkekle) evlilik d ilikide bulunmak.[[ d o stu n u d m an n bil m ek, evresini iyi tanmak.\\ D ost v a r, d m an var. Bakalar hep iyi dnp iyi sylemez, arala rnda kt olanlar da vardr. dostan, [Far. dst-n lar. dostane, [Far. dstne (dostne) {OsT} z f Dosta yakr biimde; dost gibi; dosta, dosta, [dost-a] (do'sta) zf. Dosta yakr biimde; dost gibi; dostane, dosti, [Far. dost (dosti:) {OsT} is. Dostluk, dostlam a, [dost-la--ma] is. D ost edinme eylemi, dostlam ak, [dostla--mak] ite, f. f-r] D ost edin mek. dostluk, -u [dost-luk] is. 1. Cinsellie, aile balar na ve hibir kar ilikisine dayanmakszn kiilerin birbirlerine kar duyduklar ballk. 2. Karlkl olsa da olmasa da bir kiinin birine kar duyduu yaknlk; ballk. 3. lkeler arasndaki iyi komu luk ve ibirlii ilikileri. 4. fel. Eflatuna gre ak dnda iki ruhun birbiri ile uyum as, yaklamas. S dostluk etm ek, Birine kar iten, candan ve dosta davranmak,|l d o stlu k k u rm a k , Arkadalk, yaknlk kurmak. dostsuz, [dost-suz] s f Hi dostu olmayan; dost edi nememi olan, dosya, [Fr. dossier] is. 1. Ayn konu, kii veya ayn ile ilgili belgelerin tm. 2. Bu tr belgeleri bir araya getirip toplam aya yarayan karton kap. S dosya am ak, Yeni bir dosya dzen!emek\\ dosya y k ap am ak , Uzam, gecikmi bir sorunu bitir mek, sonuca ulatrmak. dosyalam a, [dosya-la-ma] is. Dosyaya yerletirme eylemi. dosyalam ak, [dosya-la-mak] gl. f. [-r] [-l()-yor] 1. Yazlar, belgeleri bir dosya iinde toplamak, yer letirmek. 2. D osya dzenlemek, dosyalanm a, [dosyala-n-ma] is. Dosya dzenlenme eylemi. dosyalanm ak1 [dosyala-n-mak] edil. f. [-r] Dosya , iine yerletirilmek; dosyaya konulmak. (dosta:n) {OsT} is. D ost

d o syalan m ak 7, [dosyala-n-mak] dnl.f. [-r] Dosya sahibi olmak. do, [do] {az} is. 1. Taa sarlm bir tr sarmak. 2. Tarlann iindeki ta ve aa yn. [DS] doam a, [do-a-ma] {az} is. ark yamas. [DS] d o a m a k 1 [? do-a-mak] {az} gsz. f. [-r] [-(u), yor] Ypranmak; eskimek. [DS] d o am ak 2, \eT. tu-a-mak] {eAT} {az} gl. f [-r] [(u)-yor] Ksteklemek; duaklamak. [DS] doang, [do-an] (doan) {az} sf. (Giyecek iin) kullanlm olmasna ramen hlen kullanlabilir; eski; mstamel. [DS] do an m ak , [tua-n-mak > doa-n-mak] {az} edil. f . [-] Ksteklenmek; duaklanmak. [DS] d o arn a k , [do-ar-mak] {az} gl. f. [-r] I. V ur mak. 2. B yklk taslamak; alm satmak. [DS] dogil, [do-gil] {az} sf. Ksa boylu ve iman; g bekli. [DS] d o g u rm ak , [to-mak > to-gur-mak > do-gur-mak] {e l} g l.f. [-ur] Doldurmak. d o tn a k 1 [t-m ak> to --m ak > do--mak] {eT} g l.f. , [-ur] 1. Doldurmak. 2. Doyurmak. do m ak 2, [do-mak] {az} gsz. f. [-ar] Barmak. [DS] dou, [d-u] {az} is. Kk ve yuvarlak kulakl kei. [DS] d o u rm ak , [te-()-r-mek > dur-mak] (d o y u r mak) {az} g l.f. [-ur] Devirmek; toplamak. [DS] d o tri, [? dotri] {az} is. Yasa d erkek kadn iliki lerine araclk eden kimse; pezevenk. [DS] d o ttiri, [? dottiri] {az} is. Bir tr kadn alvar. [DS] dotto, [? dotto] {az} sf. (Kii iin) dik bal; sert. [DS] dova, [Ar. duc] {az} is. Dua. [DS] dovaca, [eT. ton (souk, don) > don-mak > dou-ca / doucu] {az} is.-*- doucu. [DS] dovac, [dua-c > dova-c] {az} is. Duac. [DS] dovan, [tavan] {az} is. Tavan. [DS] dovucu, [eT. ton (souk, don) > don-mak > dou-ca / doucu] {az} is. doucu. [DS] doy, [eT. t / toy] {az} is. Toy; ziyafet. [DS] S doya d k m , {az} ok bol. [DS]|| d o y d u r d n d r, {az} "Bol bol yararlanm a frsa t dom utur an lamnda kullandr. [DS]|[ doy dn, {az} ok p ara harcam ak suretiyle yaplan dn. [DS] doyasya, [doy-mak > doy-a-s-y-a] zf. Doyuncaya kadar. doydoy, [doy+doy] {az} sf. Serseri; aklsz. [DS] doyduk, -u [doy-(u)d-uk ?] {az} is. Kulplu kk testi. [DS] d o y d u rm ak , [toy-dur-mak > doy-dur-mak ^ j j j t ] {eAT} g l . f [-ur] Doyurmak, doyga, [tod-a > toy-a] {az} is. A rpa unundan yaplan naneli bir yourt orbas. [DS]

DOY

I M I l M f S u S l K .
doyulma, [doy-ul-ma] is. Aln giderilme durumu ve eylemi. doyulm ak, [doy-ul-mak] edil. f. [-ur] 1. A lk gide rilmek; tokluk salanmak. 2. Yeterli grlmek, doyum, [doy-um p jjj- / pJ] is. 1. Doyma, kanma; yeter grme. 2. H er trl ihtiyacn giderilmesi du rumu. 3. psikol. Bir gdlenm enin sfra indirilmesi sreci ve bu sre sonunda duyulan honutluk. 4. Eskiden verilen bir ziyafetten sonra yaplan yama. 5. {eAT} {OsT} Ganimet; mal; yama. [DK] 6. {eAT} Bolluk. [DK] 7. {eAT} {az} Dmandan ele gemi olan ganimet. [DS] 8, {eAT} sf. Ganimet alm. 9. {eAT} Doymu, doyum a, {az} H ayr yemei. [DS]|| doyum evi, Gsterisiz ve kk lokanta; a evi.|| doyum eylemek, {eAT} Ganimete kavutur mak; zengin etmek.|| doyum olmak, {eAT} {OsT} 1. Ganimet almak. 2. Zengin olmak.|| doyum olm a mak, B ir eyden ne kadar ok yararlanlrsa y a rarlanlsn bir trl bkknlk duymamak; tatminsiz kalmak. doyumluk, -u [toy-um-luk > doy-um -luk / jL y jjj] is. 1. Ancak doymaya yetecek miktarda, {az} (ayn) [DS] 2. Bir kerede yiyip bitirilecek mik tarda yiyecek. ,3. {eAT} {OsT} Eskiden sava veya aknda elde edilen ganimet; apul. 4. {OsT} Ziyafet; bahi. 5. {az} Geim; yaama; hayatn srdrme. S doyum luk deil tadmlk, kram edilen yiyece in az olduunu ifade iin sylenir. doyumsuz, [doy-um-suz] sf. Doyuma ulamam; tatmin olmam, doyumsuzluk, -u [doy-um-suz-luk] is. 1. Doyuma ulaam am a hli; tatminsizlik. 2. psikol. Genellikle cinsel birlemede doyuma ulaamama veya yeterli haz duyamama hli, doyunca, [doy-unca] {eAT} zf. Doyasya kadar, doyunma, [doy-un-ma] is. D oym a hli ve eylemi, doyunmak, [doy-mak > doy-un-mak jijt] dnl. f. [-ur] 1. Yeteri kadar yemi olmak; doy mak. 2. {eAT} {az} Kendini doyurmak. [DS] doyuran, [doyur-an] sf. 1. Doyurma, yemek yedirme iini yapan. 2. kim. Bir zcy doyurma zellii olan. 0 doyuran buhar, Kendisini meydana geti ren sv ile denge hlinde bulunan buhar. doyurma, [doy-ur-ma] is. 1. Doymasn salama eylemi. 2. kim. Bir maddeyi doymu bir zelti el de edene kadar bir svda zmeye dayanan ilem, doyurmak, [doy-mak > doy-ur-mak] gl. f. [-ur] 1. Doymasn salamak. 2. Birinin yem ek ihtiyacn karlamak; yedirmek. 3. (Aile vb. topluluk) zorun lu giderlerini karlamak; geinmelerini salamak; iae ve ibate etmek. 4. mecaz. Birini kandrmak, inandrm ak iin yeterli olmak. 5. mecaz. Rvet vermek. 6. B ir madde iine baka bir madde kata rak kimyasal veya fiziksel adan bir denge sala mak.

doygu, [doy-gu] {az} is. Yaamay salayacak ka dar yiyecek; azk; rzk. [DS] doygun, [doy-gun] sf. 1. Doymu hlde ola. 2. Her trl ihtiyacn gidermi olan; doymu, doygunluk, -u [doy-gun-luk] is. H er trl ihtiyacn gidermi olma durumu; doygun olma durumu, doyla, [doy-la / doy-ra] {az} is. Killi orak toprak. [DS] doylamak, [toy-la-m ak> doy-la-mak] {eAT} g l . f [r] 1. Toy ekmek; toylamak. 2. {az} Doyurmak. [DS] doylan, [? doy-lan] {az} sf. 1. Gzel. 2. nl. Gzel olmu; iyi olmu! [DS] doyma, [doy-ma] is. 1. Al giderme durumu ve eylemi. 2. Doymu olma durumu. 3. Yeterli bulma; kanma; tatmin olma. 4. kim. Bir zc iinde bir maddenin en st seviyede erimi olmas. S doyma kua, co. Geirimli bir arazide btn boluklar su ile dolu olan y e r alt kua. || doyma noktas, fiz. Bir zeltide znenlerin doygunlua ulatk lar nicelik. doym ak1 [eT. td-m ak > toy-mak > doy-mak] dnl. , f. [-ar] 1. Aln gidermek; tok duruma gelmek. 2. Bir ihtiyacm ve isteini elde ederek kanmak; tatmin olmak. 3. (Olumsuz biimde) bkmamak; daha istemek. S doya doya, Doyasya; doyunca. doymak2, [eT. tz-m ek > dy-mek] {eAT} gsz. f. [ar] 1. (Hararet iin) tahamml etmek; dayanmak; katlanmak. [DK] 2. Kaadir olmak; takat getirmek. [DK] 3. Ganimet almak. [DK] doymamak, [dy-me-mek] gsz. f. [-z] Dayanamamak; katlanamamak. doymam, [doy-ma-m] sf. 1. Henz a durumda bulunan. 2. kim. Doygunluk durumuna erimemi. 3. (Ya asitleri iin) molekllerinde en az iki ift ba bulunan. doymaz, [doy-maz] sf. Doymak nedir bilmeyen, doymazlk, - [doy-maz-lk] is. Doymak nedir bil meme durumu, doymu, [doy-mu] sf. 1. Aln gidermi; tok. 2. stekleri yerine getirilmi, ihtiyac giderilmi; tat min olmu. 3. fiz. (Gaz, sv, elektromknats iin) doyma durum una gelmi olan. 4. kim. znen maddelerin en kk bir parasn dahi zem eye cek duruma gelmi zelti. 5. jeo l. Feldspatms ienneyen magma kayac. S doymu buhar, fiz. K endi sv evresi ile dengede olan buhar.\\ doymu yalar, kim. Erime noktalar yksek olan kat ya lar. doymuluk, [doy-mu-luk] is. 1. Doymu olma du rumu. 2. kim. Doymu bir maddenin kimyasal ola rak doymam bir maddeye dnmesi, doyra, [donra > doyra] {az} is. Damlara sermekte kullanlan, elenmi killi orak topran irisi. [DS] doyran, [doy-ra-n ? ] {az} is. Ayran. [DS]

M 1281 .

DG

doyurucu, [doyur-ucu] sf. 1. D oyurma zellii ta yan. 2. mecaz. Beklenen inandrmay salayc zellikte olan. 3. is. Kimi svlar gazlarla doyur may salayan ara, doyurulma, [doyur-ul-ma] is. D oyurma iinin ya plmas eylemi, doyurulmak, [doyur-ul-mak] edil. f. [-ur] 1. Al giderilmek. 2. nandrlmak. 3. Gdsel ihtiyalar giderilmek; tatmin edilmek, doyuru, [doyur-u] is. Doyurma eylemi veya bii mi. doyu, [doy-mak > doy-u] is. D oyma eylemi veya biimi. doyuma, [doy-u-ma] is. Karlkl doyuma ulatr ma durumu ve eylemi, doyumak, [doy-u-malc] ite, f. [-ur] Karlkl doyum salamak; birbirini tatmin etmek. doz1 [daz / diz / doz (yar.)] is. Gaz karmay ve , czrtl yanmay anlatan kk. [Zlfkar] doz-ur-da-k, doz-ur-(r)a-dak doz2, [diz / doz (yans.)] is. M zmzl, alayp ba rr hlde olmay, fkeli oluu anlatan kk. [Zlfkar] doz doz, doz+doz-luk S doz etmek, {az} A nla mak; sezmek. [DS] doz3, [Yun. dosis (verme) > Lat. dosis > Fr. dose] is. 1. lacn bir defada alnmas gereken miktar. 2. Bir birleime giren maddelerin her birinin miktar. 3. Bir eyin miktar, ls. 4 .fz . Nkleer etkide ka lan belli bir blgenin nma sresince emdii n larn miktar, doz lm, 1. N kleer mmada sourulan dozu belirleme. 2. Bu belirleme iin g e rekli olan ara, gere ve tekniklerin tm.\\ dozun da almak, ly karmadan yeteri kadar al mak}] dozunu karm ak, ly karmak; gere inden fa zla uygulamak; ar gitmek. dozaj, [Fr. dosage] is. 1. Dozu ayarlama; lsn belirleme. 2. B ir birleie girecek madde miktarn belirlemek. dozdoz, [doz (yans.) > doz+doz] {az} sf. 1. Kibirli; gururlu. 2. Y ardm a muhta olduu hlde kabada ylk taslayan kimse. 3. is. Kiraz kurdu. [DS] dozdozluk, -u [doz+doz-luk] {az} is. Kabadaylk. [DS] dozer, [ng. bulldozer] is. Toprak dzeltmede kulla nlan paletli i makinesi, dozirik, -i [doz (yans.) > doz-ir-ik] {az} is. 1. ki yuvarlak nesneyi ya da dmeyi bir iplie geire rek yaplan oyuncak. 2. Geceleyin uarken dozzz sesi kararak uan bir kelebek. [DS] dozimetre, [Fr. dosimetre] is. 1. Bir nlamay veya baka bir bykl lmeye yarar alet. 2. tp. In tedavisi uygulanan hastann uygulam adan nce ve sonra verilen n miktarn len alet; dozler. dozlak, - [doz (yans.) > doz-la-k] {az} is. Yke gelmeyen deve. [DS]

dozler, [doz+l-er] is. 1. Bir nlamay veya ba ka bir bykl lmeye yarar alet. 2. tp. In tedavisi uygulanan hastada, uygulam adan nce ve sonra verilen n miktarn len alet; dozimetre. dozurdak, - [doz (yans.) > doz-ur-da-k] {az} sf. 1. Yellenmeyi det edinmi kimse. 2. Kibirli ve gu rurlu kimse. [DS] dozurradak, - [doz (yans.) > doz-ur-ra-dak] {az} zf. (Y ellenmek eylemi iin) sesli olarak. [DS] dozurtdak, - [doz (yans.) > doz-ur-t-dak] {az} zf. (Yellenmek eylemi iin) sesli olarak. [DS] dbelmek, [dmel-mek / dmb-el-m ek > dbel-mek] {az} d n l.f [-ir] Secde eder gibi kerek arkas n karmak; domalmak. [DS] dbeltmek, [dbel-mek > dbel-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Bir kimseyi k yksekte kalacak ekilde diz ve elleri zerine ktrmek. [DS] dden, [gden > dd-en ?] {az} is. Kaim barsak; gden. [DS] dden, [a. dd-en] {az} is. 1. Dden. 2. sf. B uda la. [DS] ddl, [dr(d)-l (kare) I dd-l ?] {az} is. Kaln direk. [DS] ddll, [dr(d)-l-l] {az} is. Kare biiminde olan yer. [DS] dge, -ci [d-e] {az} is. amar ykam akta kul lanlan tokmak; toka. [DS] dgi, [tg-mek > tg-I > dg-I] (dgi:) {e l} is. D v lerek kabuu karlm msr ya da pirin. [DLT] dgilmek, [dg-il-mek] {eAT} edil. f. [-r] 1. D vlmek. 2. Vurulmak. 3. alnmak, dgime, [dg-i-me] {eAT} is. 1. Dvme. 2. Vu ruma. 3. Sava, dgimek, [dg-i-mek] {eAT} ite, f. [-r] 1. D vmek. 2. Vurumak. 3. Cenk etmek; savamak, dgme, -ci [dg-me] {az} is. zerine eker dk lerek yenilen yada kzartlm ekmek doramas.
[DS]

dgmek, [tg-mek / dg-mek / dv-mek] {eAT} gl. f. [-er] 1. Dvmek. 2. Vurmak; ezmek. 3. (Deirmen, havan vb. ile) tmek, dgnemek, [tgn > tg()n-e-mek] {eT} gl. f. [-r] 1. Damgalamak; dalamak. 2. Tedavi amacyla dalamak; yakmak. [DLT] dgn, [tg-mek > tg-n > dgn] (dg:n) {eT} tgn. dgn, [dg-n] {az} is. 1. Tedavi amacyla kol ve ayakta alan yara. 2. Yak. 3. Vcudun eitli yer lerine ine ya da barut ile yaplan ekil; dvme.
[DS]

dgmek, [tg-mek > tg--m ek > d5g--mek] (d:mek) {eT} ite, f. [-r] Dvmek, dgmen, [dg--men] {az} sf. 1. Kavgac. 2. is. Sava. [DS]

DO

I B tiiIM ll.
ve eker ile kartrarak yaplan bir yemek. 8. ze rine eker dklerek yenilen yada kzartlm ek mek doramas. 9, Kavrulmu fnd ekerle dve rek yaplan tatl. 10. Y kanm ak zere slatlm ve st ste ylm amar. [DS] dm ek, [eT. tg-melc > d-m ek / dL S ji] {eAT} gl. f . [-er] 1. Ezmek. 2. Topa tutmak; bom bardman etmek. 3. Baskn yapmak; basmak. 4. {az} (Kap vb. iin) almak; vurmak, tokm akla mak. [DS] 5. {az} (Erkek hayvan iin) enemek. [DS] S de grm ek, {eAT} 1. Dvvermek. 2. Ezivermek; ezmek. dm el, [d-me-1] {az} is. Atee dayankl odun. [DS] dm eli, [d-me-li] {az} is. Sim ilemeli ipek kuma. [DS] dm elik, -i [d-me-lik] {az} is. Y arm a yapla cak buday. [DS] dnek, -i [d-()n-ek > dnek] {az} is. ze rinden ok geildii iin yol gibi sertletirilmi yer. [DS] dnel, [d-()n-el] {az} sf. I. (Toplu olarak bu lunan eyler iin) en iyi ve en kalnlar. 2. Salam. [DS] dnem ek, [d-()n-e-mek] {az} gsz. f. [-r] [()-yor] 1. Bir i iin bir kimseye tekrar tekrar ba vurmak. 2. zmlemek; sindirmek; sahip olmak. 3. Ayakta kalmak; ayakta oka beklemek. 4. Kazl m topra ayakla ineyerek sertletirmek. 5. (Yamur iin) bir yere arparak yamak. 6. (Top tfek at iin) ayn yere defalarca isabet eden at yapmak. [DS] dnem ek, [d-()n-en-mek d U ^ ja ] {OsT} e d il.f. [-iir] 1. Dvlmek. 2. inenmek. 3. Pekitirilmek, dnem ek, [d-()-n-e-mek] {az} ite, f. [-ir] 1. ekierek pazarlk etmek. 2. ekimek. [DS] dnk, - [d~()n-k] {az} is. Vcudun eitli yerlerine yaplan dvme. [DS] dnnek, [d-()n--mek] {az} gsz. f. [-r] K mldamak; debelenmek. [DS] d rm ek , [eT. ter-(i)-r-m ek > devir-m ek > dr-mek d j j ] {eAT} {az} gl. f. [- rj Top lamak; dermek; ymak. [DS] dii, [d-] {az} is. Deirmende ekilerek krl m msr. [DS] diilcek, -i [eT. tg-mek > tg-l (tomurcuk) > dl-ck > dlcek] {az} is. nce bulgur. [DS] dlm ek, [d-l-mek dUJLS'ji] {eAT} edil, f i [-r] 1. (Davul vb. iin) alnmak; vurulmak. 2. Dvl mek. dlm eklik, -i [dl-mek-lik dlSUlS'a] {eAT} is. V urularak yasslatrlmak; dzletirilmek. [DS] d lk, - [dl-k] {az} is. kz. [DS]

dd, [tg-mek > tg-di > d-d > d-d j J S.ja] {eAT} {az} is. Kazma, keser, balta vb.nin sap gei rilen yerindeki ivi vb. akmaya yarayan kntl ve ekicimsi yeri; ddii. [DS] decek, -i [d-ecek] {az} is. 1. Tahtadan yapl ma havan ve havaneli. 2. Sert taneleri ezmekte kul lanlan tahta tokmak. 3. Msr vb. tahln dvlerek kepeinin karld yer. 4. amar dverek y kamakta kullanlan tahta tokmak; toka. [DS] de, [d-mek > d-e gSja] {eAT} is. 1. H avane li. {az} (ayn) [DS] 2. Havan, {az} (ayn) [DS] 3. {az} amar tokac. [DS] 4. {az} zerinde et kylan ve dvlen kaim tahta ya da ktk. [DS] den, [Yun. toukhani / eT. tg-m ek > d-en ?] {az} is. Harman dvmekte kullanlan tarm arac; dven. [DS] S den srt, {az} Dveni hayvana balayan aa ubuk. [DS]|| den yldz, {az} Yaz ve gz mevsiminde batdan doup yatsdan sonra batan parlak bir yldz. [DS] denek, -i [d-enek] {az} is. 1. Nasr. 2, ze rinden ok geildii iin sertlemi yer. 3. Yatan da alkalanarak akan su. [DS] der, [Yun. dokari] {az} is. Direkten daha kaln ve uzun aa kiri. [DS] dge, -ci [d-ge / d-e] {az} is. 1. Ykamak iin slatlarak st ste ylm amar. 2. amar tokma; toka. 3. Tahtadan yaplma havan ve ha vaneli. [DS] dgel, [? dgel] {az} sf. 1. (Kii iin) endam dzgn. 2. (plik, dokuma vb. iin) kalnca; kabaca. [DS] dgii, [d-g ?] {az} is. Topraktan yaplma, bahe duvar. [DS] dgiim, [d-gn] {az} is. 1. Urak yeri. 2. ze rinde ok gezilen yer. [DS] dlenpe, [d-le-n-me > dlenpe] {az} is. 1. Ayan altnda, ayakkab vurmasndan oluan yara. 2. Elde zorlama sonucu olan yara. [DS] dm e, [d-me] {az} is. 1. Dvlp kabuu kar tlm buday; yarma. 2. Kabuu kartlm bu daydan yaplan pilav. 3. Tokmakla ezilerek'kuru tulmu armut, ahlat vb. 4. Ceviz, dut kurusu, fn dk, pestil ve ekeri kartrp dvmek suretiyle ya plan bir tr erez. 5. Kadnlarn yzlerinin iki ya nm a taklan altn ss. [DS] S dm e a, {az} Kekek. [DS] dm e, -ci [d-me] {az} is. . Dvlp kabuu kartlm buday; yarma. 2. Ceviz, dut kurusu, fndk, pestil ve ekeri kartrp dvmek suretiyle yaplan bir tr erez. 3. Doranm ekmei yumur taya bulayp yada kzartlarak yaplan yiyecek. 4. Sade ya iine doranm ekmek. 5. Yufka, peynir ve soan yada kzartarak yaplan yiyecek. 6. Yumurta salatas. 7. Scak etmek iini tuzsuz ya

t l u t l l ll m n . t j a c u t l i s 1 2 8 3

________ DK

rk saman. 3. Hayvanlarn altna serilen ot, aa dal vb. 4. Hayvanlara yedirilmek iin toplanan aa yapra. 5. M isafire yaplan ikram. 6. Rvet. dn, [eT. tg-n (dvme) > d-n {eAT'} [DS] {OsT} is. 1. Dalamakla alan yara; yak. 2. Vcu dkkn, [dk-kn] {az} is. 1. Bcek ve ku dks. dun bir yerine ineler batrarak ekil yapldktan 2. Meltem. [DS] sonra zerine ivit, barut gibi eyler dklmekle dklk, - [dk-lk] {az} is. Rvet olarak verilen deri zerinde meydana gelen sabit boyal iz; dv odun. [DS] me. 3. Dvnme; matem. 4. {az} Bacaktaki ary dklnmek, [eT. tk-m ek > tk-l-mek > dk-()lgidermek iin nohut yaks ile alan yara. [DS] S n-melc] {eT} d n l.f [-r] Dklmek. [DLT] dn komak, {eAT} Dalamak; da basmak.\\ dklnt, [dk()liin-t] {az} is. Yere dklm, dn otu, {az} Yara iletmekte kullanlan, dut ylm, dalm eya; dknt. [DS] gibi meyveleri olan yapraksz bir bitki, [DS]|| dn urmak, {eAT} Yara amak; da basmak.|j dklmek, [tk-mek > tk-l-m ek > tk-()l-mek] {eT} dnl. f. [-r] (Svlar iin) dklmek; dn vurmak, {eAT} -* dn urmak. akmak. [DLT] dnd, [d-iin-d {OsT} is. Dalga, dkme, [dk-me] is. 1. Sv veya taneli eyleri ka dr, [eT. tngr > dnr-c] {az} is. Kz iste bndan boaltm ak eylemi. 2. {eAT} Tepe; knt. meye giden kiiler; dnrc. [DS] [DK] 3. {az} Tavan ve tabanda kullanlan aa d, [eT. tg > d- {eAT} is. Dv. S kiri. [DS] 4. {az} Denizin dibindeki kayalar. [DS] 5. Hayvanlara yem olarak verilen ot. 6. {az} in d tala, {eAT} K avga; dalama. ko tabak. [DS] 7, {az} Yirmi kuru. [DS] 8. sf. Kap dge, [dii-ge] {az} is. 1. Silah. 2. sf. ok iinde olmayan. 9. B ir kalp iine dklmek sure ve iyi dven; dv. [DS] tiyle imal edilmi olan. 10. {az} (Elbise iin) yeni. dgen, [d-gen] {az} sf. Dvken. [DS] [DS] S dkme imento, H azr beton yapm a yerle dkn, [d-kn] {az} sf. Kavgal; nizal. rinde kullanlmak zere torbalanmadan zel ara [DS] larla tanan imento.|| dkme demir, Karbon dmek, [d-mek] {az} ite, f. [-r] Dv oran yzde iki buuktan yksek olan ve dem ir cev mek. [DS] S dp battkmak, {az} Dvp herinden sv hlde, dorudan elde edilmi demir durmak; dv srdrmek. [DS] karbon alam; fo n t.|| dkme gaz, Yakt olarak -dk, [-dok / -dk / -tok / tk] {eT} yap. e. Gemi kullanlmak zere konutlardaki veya i yerlerindeki zaman kavram l sfat fiiller treten ek. ille-dk depolara doldurulan svlatrlm gaz. |j Dkme (kurduu), krm e-dk (grlmemi), u-dok-ta (ve su ile deirmen dnmez. Bakalarndan gelecek fa t ettiinde) yardm veya kiik katklarla byk iler baarla dk, [dk] {az} is. 1. Yn eirmekte kullanlan maz,|| dkme yk, H erhangi bir am balaj m alzeme ara. 2. Hindi. [DS] si kullanlmadan dorudan doruya buday, gbre, dkdrmek, [dk-dr-mek] {eAT} gl. f. [-r] D k eker vb. olarak yklenen yiik. trmek; aktmak. [DK] dkmece, [dk-mece] {az} is. Bir tepsiye ekmek dkermek, [dk-er-mek] {az} gl. f. [-ir] Yaray ufa zerine ceviz ii ve erbet, ya dklerek ya demek. [DS] plan bir tr tatl. [DS] dkek, -i [dk-ek] is. 1. Dkme iinin yapld yer. dkmeci, [dkme-ci] is. 1. Dkm yapan usta; d 2. {az} Zeytin ya karmak iin zeytinin dkl kmc. 2. m paratorluk dneminde Topu Ocan d havuz. [DS] da grevli top dkm ustas. 3. {az} Sergi aarak dkg, [dk-g] is. 1. D klm ey. 2. {az} Kuru sat yapan; iportac. [DS] yemi; erez. 3. Hayvanlara boazna dkm ek su dkmecilik, [dkmeci-lik] is. . Dkmclk. 2. retiyle iirilen ila. [DS] Denizde sr hlinde gezen balklarn etrafn a ve dkgn, [dk-gn] sf. 1. (Domates, karpuz, baklagil kayklarla evirip tutm a ii. vb. iin) rn verm i olan; ok dken. 2. {az} dkmek, [eT. tk-mek > dk-m ek gl. f . [-er] (rn iin) verimli. [DS] 1. B ir svy veya taneciklerden olumu bir eyi dkilmek, [eT. tk-l-m ek > dk-il-mek] {eAT} edil. bulunduu kaptan baka bir yere boaltmak. 2. Bir f [-r] Dklmek, kap iinde olan nesnenin kaptan boalmasna sebep dkkel, [dk-ke-1] {az} sf. 1. (rn iin) verimli; olmak. 3. B ir kab, iindekileri boaltarak bo hle ok dken. 2. (Patates, soan vb. iin) dolgun ve getirmek. 4. (Sa iin) brakmak, sallandrmak. 5. cinsi iyi. [DS] (Dnce) anlatmak; ortaya koymak. 6. (Bitki iin) dkk, [dk-k] {az} is. 1. K ylerde ocaklarn ar yapraklarn drmek. 7. (Hayvan iin) tylerini kasna dklerek kurutulan hayvan gbresi. 2. drmek. 8. (nsan iin) salarn kaybetmek. 9. Yakmak iin ocaa dklen hayvan gbresi ile ka

dmlk, - [d-m-lk] {az} is. Dayanma gc; sabr; tahamml; kudret. [DS]

DK

I M I H E S 84 M

, Deride kzarklk ve sivilce oluturan bir hastala d k lm ek 1 [eT. tk-m ek > tk-l-m ek > dk-lmek] edil. f. [-r] 1. Dkme eylem i yaplmak. 2. yakalanmak. 10. B ir metali eriterek kalpta eya D kmek eylemine uramak. imal etmek. 11. Cvk hamuru kzgn yaa atarak piirmek. 12. (Konuma iin) baka yne evir d k lm ek 2, [eT. tk-m ek > tk-l-m ek > dk-lmek; deitirmek; saptrmak. 13. (Dert, sknt iin) mek] dnl. f. [-r] 1. (Sv iin) kabndan akmak, bakalarna anlatmak; bu ekilde rahatlamak. 14. boalmak; yaylmak. 2. K alabalk bir yere toplan Pek ok renciyi baarsz duruma drmek. 15. mak. 3. (Yaprak, sa, di; pul, dme, sva iin) Bir yere ok sayda insan vb. tamak. 16. Bedelini bal bulunduu yerden veya organdan kopup demek; vermek. 17. {azf (Tat, zevk vb. iin) dmek. 4. Sallanmak; sarkmak. 5. (Akarsular iin) vermek. [DS] 18. {az} (Sebze iin) rn vermeye suyunu denize, gle veya baka byk bir akarsuya balamak. [DS] S dke dke, D km ek eylemini boaltmak. 6. Eski ve ypranmlktan dolay sk sk yapa yapa; dkerek. j| dke saa, 1. Dklmesine bozulmak. 7. (nsan ve beden iin) yorgun ve bit sebep olarak. 2. zensiz bir ekilde yaparak. 3. kin olmak. 8. {az} ok m ekten szlamak; Datarak. 4. Ziyan ederek. || d k p sam ak, Zi donmak. [DS] 9. {az} (Oynayan kim se iin) vcu yan etmek; isra f etmek; datmak. dunun herhangi bir ksmn fazlaca titretmek. [DS] 10. argo. (Birka kii iin) ayr ayr fakat ayn anda dktnel, [dkme-1] {az} sf. 1. yi. 2. Gzel. [DS] gelmek. 11. argo. (Toplu tam a arac yolcular dkm elik, -i [dkme-lik] {az} is. Hayvanlara iin) ksa aralklarla teker teker inmek. 12. argo. yedirmek iin biilm i taze yonca. [DS] Srrn aklamak; ifa etmek. 0 D kle kal! {az} dkm en, [dk-men] {az} sf. Gzel; yakkl. [DS] l, g eb er!" anlamnda ilen sz. [DS]|| dklp dknek, -i [dk-()n-ek] {az} [w. Dalardan ko salm ak, zerindekilerin bir ksmn kararak pup gelerek eteklerinde birikip ylm irili ufakl fa zla ca ak olmak. ta paralar. [DS] d k l, [dk-l-] is. D klm ek eylemi veya dknekli, [dk-()n-ek-li ?] {az} sf. (Ses iin) ruha biimi. ve kulaa ho gelen; dokunakl. [DS] d klm ek, [dkl---mek] {az} ite, f. [-r] dknei, [dk-()-el] {az} sf. 1. Oturakl. 2. Ar. 3. Toplu olarak gitmek; mek. [DS] Gsterili. [DS] d ktrm e, [dk-tr-me] is. Dkme iini yaptrmak d k m , [dk-m] is. 1. Dkmek eylemi; dkmek ilemi. 2. Bir maddeyi erimi hlde iken bir kalba eylemi. dkerek bir nesne retm e ii. 3. Dkme yoluyla d k t rm ek , [eT. tk-m ek > tk-tr-mek > dk-trretim yapm a yntemi. 4. Elbisede kuma veya mek] g l . f [-r] 1. Dkme iini bir bakasna yap kesimden kaynaklanan bolluk, rahatlk ve dkl. trmak. 2. Dklmesini salamak. 3. mecaz. Beceri 5. B ir meseleyi ayrntlar ile ortaya koymak. 6. gerektiren bir ii, bakalarm etkileyecek kadar g (Bitkilerde yaprak, hayvanlarda ty) dklme za zel yapmak. man. 7. etd. Bir btnn tm paralarn bir araya dkc, [dk-cii] sf. 1. Dkme iini yapan. 2. C getirme, sayma sanat. 8. Kantlamay gerektiren m ert; eli ak. 3. Kurun dkc. 4. is. Bakrdan konum a ve yazlarda sonutan nce kantlarn s yaplm a ibrik. raland blm. 9. bsy. Bilgisayarda bellek ieri dkUk, - [eT. tk-m ek > tk-k > dk-k] sf. 1. inin, hata aratrmak amacyla durdurulduu anda Dklm. 2. Sarkm, sallanm. 3. ok eski; es elde edilen yazl grnt. 10. siy. Oylama sonula kimekten elle tutulacak hli kalmam olan. 4. rnn ktlara geirilmesi ilemi. 11. {az} Ky (Kuma iin) dkml. 5. {az} Da eteinde yu imecesine ilikin verilen para ve maln listesi. [DS] karlardan kopup gelerek birikmi irili ufakl ta 12. {az} Tavan ve taban kirileri. [DS] 13. {az} yn. [DS] S atl a. karlan mallarn pazarda ylm hli. dkklg, [tk-mek > tk-k-lg > dk-k-lg] {eT} [DS] 14. Bostan, sebze ve tahln verimi, S dkm sf. Dklm olan; dkiil. d k m , {az} ok bol. [DS]|| d k m evi, 1. M etal d kklk , -, [eT. tk-mek > tk-k-lk > dk-klerin veya alamlarn eritilerek biimlendirilmek lk] is. Dkk olm a durumu, zere zel kalplara dkld atlye. 2. Sv mal dklegom ak, [dk-l-mek + e-ko-mak] {az} gsz. zemeden eya reten fabrika.\\ d k m sam , {az} f M [-(y)-uyor] Dklekalmak. [DS] D armadank; dzensiz. [DS]|| d k m v akti, d k lekalm ak, [dlcl-mek + e-kal-mak] gsz. f. [{az} Ekim ve kasm aylar. [DS]|| d k m yeri, r] 1. Dklp salmak. 2. ok dklmek. 3. Hal {az} Yaylaya gtrlen ykn indirildii yer. siz dmek. [DS]|| d k m zam an , {az} M eyve ve sebzelerin bol m iktarda bulunduu mevsimler. [DS] dklgen, [dk-l-gen] sf. 1. ok dklen; dkl m eyi alkanlk edinmi olan. 2. {az} is. K ayalk d k m c , [dkm-c] is. Dkm iiyle uraan ve larn sk sk paralanp dklen yerleri. [DS] bunu m eslek edinmi kimse, dklm e, [dk-l-me] is. Dklmek eylemi. d k m c l k , - [dkmc-lk] is. 1. Dkmcnn

lM

I E f f lil.1 2 8 5

DL

ii ve meslei. 2. M etalleri ve alamlar eritme ve dkerek eya retm e yntem i ve teknikleri, dkmhane, [dk-m + Far. hane] (dkmha:ne) {OsT} is. 1. M etallerin veya alamlarn eritilerek biimlendirilmek zere zel kalplara dkld atlye. 2. Sv malzemeden eya reten fabrika, dkml, [dkm-l] sf. 1. Dkm olan. 2. Akc kuma veya dkm verecek biimde kesilmi elbi se. 3. {az} (Kuma iin) yum uak ve burumaz. [DS] 4. {az} (rn iin) verimi bol olan. [DS] 5. {az} (Kii iin) eli ak; cmert. [DS] dknme, [dk-n-me] is. Kendi kendine dkmek eylemi. dkttnmek, [eT. tk-m ek > tk-n-m ek > dk-nmek] dnl.f. [-Ur] Kendi zerine dkmek, dknt, [dlc-nt ^ J ^ ] is. 1. Dklm, salm, dank duran eyler. 2. e yaramaz, bozuk veya eski ey. 3. Dalan bir topluluktan geriye kalanlar; yolculukta, yarta en geridekiler. 4. Cilt zerinde ortaya kan sivilce tr hastalk. 5. yapm a gc ve becerisi olmayan; ayak takm. 6. Yamalarda ufalanarak yuvarlanan kaya paralarnn eteklerde birikmesi ile oluan ynlar. 7. D eniz yzeyine yakn veya biraz zerinde olan kaya paralan. 8. {az} Rzgr ya da olgunluk yznden dalndan den meyveler. [DS] 9. sf. e yaramayan, k m k dkk veya eski. 10. {eAT} Bol bol dklen; bol akan. S dknt ova, {az} Yamur ve sel sular nn getirdii topraklarla dolan gl ve deniz para lar. [DS] dkntlii, [dknt-l] sf. 1. Dknts olan. 2. {az} Ayrntl. [DS] S dkntl hastalk, Ciltte hem kabarck hem de ate yapan hastalk. dkr, [dk-] is. Dip. dkmek, [tk-mek > tk--m ek > dk--mek] {eT} ite, f. [-r] Birlikte dkmek veya birbirine dkmekte yardm etmek, dktrmek, [dk-tr-mek] gsz. f . [-iir] 1. Seyreke ve acele olarak dkmek. 2. {az} (Ya mur iin) serpitirmek; serpelemek. [DS] dkk, - [dk-k] {az} sf. e yaramaz; bozuk. [DS] dl1 [eT. tl > dl Jj-s] is. 1. {az} Canllarda re , meyi salayan tohum; sperma. [DS] 2. rem e so nucu ortaya kan yeni birey veya bireyler; zrriyet. 3. Yavru; evlat; ocuk. {eAT} {OsT} (ayn) 4. {eT} {eAT} {OsT} {az} Nesil; soy; soyun devamn salayan ocuk. [DS] 5. {eAT} Irk. [DK] 6. {eAT} Tenasl. [DK] 7. {eAT} Ev bark. [DK] 8. {az} Pi. [DS] 9. {az} nek, koyun, kei, kpek gibi hayvan larn yavrular. [DS] 10. {az} Kuzu ve olak sr s; topluca gdlen kei ve koyun yavrulan. [DS] 11. {az} Kavun, karpuz, kabak ve hyar gibi bitki lerin henz iei dmemi meyveleri. [DS] 12. {az} Koyun ve keilerin yavrulama zaman. [DS]

13. {az} Delikanl; erkek. [DS] S dl al, {az} Kuzu ve olaklarn otlatmaya gtrlmeden nce toplandklar al. [DS]|| dl almak, 1. y i cins dii veya erkek hayvandan yararlanarak iyi cins yavru almak. 2. (Dii iin) gebe kalmak. || dl atmak, {az} (Gebe hayvan iin) yavrusunu drmek. [DS]|| dl ay, Hayvanlarn yavrulam a zam an; mart ve nisan aylar. || dl ba, {az} Srde ilk doan yavru. [DS]|| dl kmak, {az} Bir srde doacak olan btn yavrular domu almak. [DS]|| dlden kalmak, {eAT} D ourmaz olmak.|| dl dkmek, {eAT} {az} 1. (Koyun, kei iin) yavru lamaya balamak. [DS] 2. {az} (Kavun, karpuz, kabak ve hyar bitkileri iin) meyve vermeye ba lamak. [DS]|| dl dkm, {eAT} Hayvanlarn do urm a zaman; ilkbahar.\\ dl d, {eAT} 1. ocuk lar ve torunlar. 2. {az} Soy sop; nesil. [DS] 3. {az} oluk ocuk. [DS]|| dl dek, {az} (Koyun, inek vb. hayvan srs iin) yavrulamaya bala mak. [DS]|| dl dme zaman, {az} Koyun, kei vb. hayvanlarn yavrulama zaman. [DS]|| dl d ei, {az} Rahim. [DS]|| dl ei, Etene, son, meime. || dl bozuk, Soysuz.|| dl kesilmek, K sr lamak; ihtiyarlamak.|| dl verm ek, 1. Yavru do urmak; remek. 2. (Bitki iin) rn vermek. || dl yata, anat. Memelilerde yavrunun ana karnnda iken iinde bulunduu organ; rahim.\\ dl yolu, anat. D l yatandan da alan yol. dl2, [dl] {az} is. Topraktaki nem; tav. [DS] dl3, [Far. dl] {az} is. Marapa. [DS] dlcek1, -i [Far. dl => dl-cek] {az} is. Kuyudan su ekmeye yarayan kova. [DS] dlcek2, -i [dl-cek] {az} is. Kuzunun doduunu mjdeleyen obana verilen hediye. [DS] dlctt, [dl-c] {az} is. Kuzu ve olak srsn gtmek zere tutulmu oban. [DS] dle, [dle] {az} is. Boynuzu kmas gerektii hlde boynuzu kmam koyun ya da kei. [DS] dle, [Mo. tle- gJj:>] {OsT} is. M ahzen; izbe, dlerek, -i [eT. tle-k > dle(k)-rek] {az} sf. Dzms. [DS] dlek', -i [eT. *tle-mek > tle-k > dle-k {eT} sf. 1. Skn ve asayi iinde; itaatli; sakin; hu zurlu. {eAT} {az} (ayn) [DS] 2. Davranlar hesap l ve arbal olan; temkinli; uslu; uysal. {OsT} {az} (ayn) [DS] 3. Flareketsiz; dingin. 4. {eAT} {az} A lak gnll; mtevaz. [DS] 5. {az} G zel; iyi. [DS] 6. {az} (Kii iin) boyu bosu gzel olan; endaml. [DS] 7. {az} Doru; dzgn; dz. [DS] 8. {eAT} Sabit; kararl; baki. [DK] 9. {eAT} {az} Gvenilir; drst; cidd; mert. [DK] [DS] 10. {OsT} Elverili; uygun. 11. {OsT} Usta; kurnaz. 12. is. {az} Engebesiz, dz arazi; tepe etei. [DS] 13. {az} Tarlann dz ve verimli ksm. [DS] 14. {az} Ekilen sebzeleri kolay sulayabilmek iin yaplm

lM
kvrml ark. [DS] 15. {az} (Kii iin) orta yal. [DS] 16. {az} Irmak ve aylarn yava akntlar. [DS] 17. Yamur ve sel sularnn dz bir yerde yap t glck. [DS] t? dlei yeyni, {eAT} evik hare ketli; tez canl; lak.|| dlek basmak, {az} D ik katle yrmek; tkezlemeden gitmek. [DS]|| dlek durmak, {az} Uslu olmak; terbiyesizlik etmemek. [DS]|| dlek olmak, {eAT} Temkinli, sakin ve itaatli olmak. || dlek turmak, {az} D lek durmak. [DS] dlek2, [eT. tl > tl-e-m ek > tl-e-k > dl-e-k] sf. ok dl veren; ok rn veren, dlek , -i [eT. dlk > dlek] {az} is. Toprak tencere; gve. [DS] dleke, [Far. dl => dl-e-ke] {az} is. Byk ma rapa. [DS] dleklemek, [dlek-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)yo r] Dzlemek; dzeltmek. [DS] dleklemek, [dlelcle--mek] {az} d n l .f [-ir] 1. Uslanmak. 2. Yerleip rahata kavumak. 3. (Yer iin) dzlemek. [DS] dlekli, [dlek-li] {az} sf. Uslu. [DS] S dlekli dekli, {az} Arbal; olgun; temkinli. [DS]

lK S M

d lertm ek , [eT. *tle-mek > dler-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Dzeltmek; tesviye etmek. [DS] dlem ek1 [eT. *tle-melc > dle--mek] {az} , dnl. f. [-ir] 1. Dzelmek; yoluna girmek. 2. Hasta olan bir kimse tekrar salm kazanmak. 3. Rahat etmek. 4. Rahat durmak; sessiz durmak. 5. Denge de durmak; yerlemek. 6. Kalabalk iinde bir yer bularak skp oturmak. [DS] dlem ek2, [dle--mek] {az} ite, f. [-ir] U yu mak; anlamak. [DS] dletirm ek, [eT. *tle-m ek > dle-tir-mek] {az} g l.f. [-ir] Dzeltmek. [DS] dlet1, [eT. *tle-m ek> dle-t] {az} sf. Dz. [S] dlet2, [dl-et] {az} is. Yeni doum yapan kadnn datt erez. [DS] dletmek, [eT. *tle-m ek > dle-t-mek] {azj gl. f . [-ir] 1. Y oluna koymak; dzeltmek. 2. g sz.f. Alay etmek. [DS] dlgen, [dl-gen] {az} is. Tohum. [DS] dllek, [dl-le-k viUJjj] {eAT} is. Koyunlarn kuzula

d yer. dlleme, [dl-le-me] is. 1. Erkek reme hcrelerinin dii reme hcresine konmas; dllemek eylemi. 2. dleklik, -i [dlek-lik viUSja] {eAT} {OsT} is. 1. {az} Soyun devamn salayan ocuk; soy. [DS] 3. Temkinli hareket; temkin. 2. Vakar. 3. taat, {az} Yaramaz ocuk. [DS] 4. {az} Pi. [DS] dlemek, [dl-e-mek {eAT} gsz. f. [-r] (Haydllemek, [dl-le-mek] gl. f. [-r] [-l()-yor] 1. van iin) yavrulamak, Erkek reme hcresini dii reme hcresi ile birle dlenbek, -i [dolan-mak ? > dlenbe-k] {az} is. tirmek; ilkah etmek. 2. gsz. f. {az} ocuk do Topa. [DS] urmak. [DS] 3. {az} (Hayvan iin) yavrulamak. [DS] 4. {az} (Aalar iin) meyve vermek. [DS] dlendirmek, [dlen-dir-mek {eAT} {OsT} dllen, [dlle-n ?] {az} sf. Cmert. [DS] gl. f. [-ir] [eA T - r] 1. Sabit klmak; tespit etmek. 2. Rahata, skna, huzura kavuturmak. 3. Yerle dlleni, [dllen-i] is. Dllenm e eylem i veya biimi, tirmek. 4. {az} Bozulmu bir eyi dzeltmek; d dllenme, [dlle-n-me] is. Dii reme hcresinin erkek reme hcresiyle birlemesi eylemi. zene koymak. [DS] 5. {az} Dorultmak. [DS] 6. , {az} Rahat ve doru yrmeyi retmek; altr dllenm ek1 [dlle-n-mek] dnl. f. [-ir] 1. (Dii reme hcresi iin) erkek reme hcresi ile birle mak. [DS] 7. {az} Yattrmak. [DS] mek. 2. {az} iftlemek. [DS] 3. {az} Sebze, dlendrmek, [dlen-dr-mek dU jjjJji] {eAT} {OsT} meyve vb. bitkiler rn vermek. [DS] g l . f [-iir] -* dlendirmek. dllenmek2, [dl-le-n-mek ?] {az} ] dnl. f. [-ir] dlenge, -ci [eT. ten-le-mek (denkletirmek, havada Y ksek bir yere tutunarak ayaklarn yerden kesip dengesini salamak) > ten-l-ge] {az} is. aylak. sallanmak. [DS] [DS] dllenmesiz, [dllenme-siz] sf. Dllenme geirme dlenm ek1, [eT. *tle-mek > dle-n-melc / iUjJjj yen; dllenmeksizin. <5 dllenmesiz reme, Ger ek dllenme olmadan; meyoz blnme olmadan {eAT} {OsT} dnl.f. [-r] 1. Yatmak; ka ilkel cinsellik biimlerinin tiim. rar klmak; huzura kavumak; sknet bulmak. 2. dlleyici, [dlle-y-ici] is. Yapay dllenmeyi salayan {az} Bir yere doru ynelmek. 3. {az} Dola kii. mak. [DS] 4. {az} Bir yere dzgn biimde yer lemek. [DS] 5. {az} (Bozulmu bir ey iin) d dll, [dl-l] sf. Dl olan; dl sahibi, fi1 dll dl, {eAT} oluklu ocuklu; oluk ocuk sahibi. zelmek, iyilemek. [DS] 6. {az} (Hayvan srs dllk, - [dl-lk] {az} is. 1. Koyun ve keilerin iin) bir yere dzenli olarak dalmak. [DS] S yavruladklar yer. 2. sf. (Hayvan iin) damzlk. dlenip denm ek, {az} 1. Olgunlaarak uslan [DS] mak. 2. Rahat ve huzura kavumak. [DS] dlenmek2, [dl-le-n-mek] {az} dnl. f . [-ir] o dlsz, [dl-sz] sf. 1. ocuu olmayan. 2. Yavrusu olmayan. 3. (Erkek iin) ksr. almak. [DS]

mm i k ara vsv

________________

_______ _________

_______

____________ DN

dlk1, [? dlk / dlek] {eT} is. 1. Krk testi; az krk saks; krk testiden yaplm saks. [DLT] 2. p. 3. Gece krl (?). [Clauson] dlk2, - [dl-lk > dtil-k] {az} is. 1. Hayvan. 2. Hergele. 3. Ksrak. [DS] dlm , [dn-m] (az) is. -* dnm. [DS] dlt, [dl-t] is. Geliimini tam olarak bitirmemi olmakla birlikte trnn zelliklerini alm olan yavru; cenin, (1955). dm b1 [damb / dmb / dimb / domb / dmb / dmb , (yar.)] is. Vurma, arpma, elle alma, alg alma gibi grltl ses karma ve ahenksiz* konuma bildiren yansmal kk. [Zlfkar] dmb-ek, dmbl-de-k, dmb-el-ek dm b2, [damb / domb / dmb / dnb / dumb (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma ve dme bildiren kk. [Zlfkar] dmb-e-dek, dmb-el-ek, dmb-l-dek dm be, -ci [dn-me / dmbe] {az} is. Su evri mi; anafor. [DS] dm bedek, -i [dmb (yans.) > dmb-edek] (d mbedek) {az} zf. Birdenbire; anszn. [DS] dm bek, -i [dmb-ek / Far. dnbelc] {az} is. I. Darbuka. 2. Eskiden hahatan toplanan afyon sa kznn konulduu koni biimindeki kap. 3. sf. Pat, lak; kk. [DS] dmbel, [dmb-el] {az} is. Topraa atlan tohumun yeni srm filizi. [DS] dmbele, [dmbel-e] {az} sf. Sznn nereye vara can bilmeyen. [DS] dm belek1 -i [Far. tunbek / dmb (yans.) > dmb, el-ek] {az) is. 1. Orta byklkte ramazan davulu. 2. Darbuka. [DS] dm belek2, -i [dmb (yans.) > dmb-el-ek] {az} is. Takla. [DS] S dm belek a tm a k , {az} Takla atmak. [DS] dm belekJ, -i [dmb (yans.) > dmb-el-ek] {az} is. 1. Bbrek. 2. Kelebek. [DS] dm beleki, [dmbelek-i] {az} sf. Szne ve hareketlerine gven duyulmayan. [DS] dnbez, [dmb (yans.) > dmb-ez] {az} is. Toprak ynndan oluan kk tepecikler. [DS] dm bldek, -i [dmbl-de-k] {az} is. 1. Develere taklan byk an. 2. Tef. 3. iftenara. 4. Su ka barc. [DS] dm bldem ek, [dmb (yans.) > dmb-l-de-mek] {az} gsz. f. [-r] [-d(ii)-yor] 1. (Eya iin) denge sini bulamayp sallanmak. 2. ki tarafa sallanarak yrmek; dengesiz yrmek. 3. Debelenmek. [DS] dm e1 [d-mek (dvmek) > dm-e] (d.me) {az} , is. Yayk. [DS] dme", [*dom > dom-a > dm-e] {az} is. Kk te pe. [DS] dm ek1, -i [*dom (yuvarlak knt) > dm-e-k ?] {az} is. K k tepe. [DS] t? d m ek av, {az} Aramadan, hazr bulunan av. [DS]

dm ek2, -i [? dmek] {az} is. Anapara; sermaye. [DS] dm ek3, -i [eT. tu-mak ? > dmek] {az} is. A hr larda gbreyi dar atmakta kullanlan kk delik. [DS] dm elm ek, [dom (yuvarlak knt) l dmb (yans.) > dm-el-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Ayakta dur mak. 2. Oturmak. 3. Secde eder gibi kerek kn ykseltmek. 4. knt yapmak. [DS] dm elti, [dmelt-i] {az} is. Gre engel olan ykselti. [DS] d m eltm ek, [dmel-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Y uvar lak bir knt yapar duruma getirmek; tmseklendirmek. [DS] d m en, [dom (yuvarlak knt) > dm-en] {az} is. D an sivri ve plak tepesi. [DS] dm ifnal, -M [Fr. demifnale] is. spor. Yar final, dm ivole, [Fr. demi vole] is. spor. Topun yere arpp tam havalanaca srada yaplan vuru, dm n, [dm-n?] {az} is. Mahzen. [DS] dnb, [damb / domb / dmb / dnb / dumb (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma ve dme bildiren kk. [Zlfkar] dnb-l-de-mek d n b ab a , [dn+baba] is. bot. 1. Tumagagasgillerden, bahelerde ss iin yetitirilen, meyvesinde bulunan klk havann nemine gre hareket eden, yapraklar ovulduunda iddetli bir koku veren, iekleri dzenli, pek ok eidi bulunan otsu bitki; turnagagas, (Erodium). 2. Sslemede kullanlan iek biimindeki motif, d nbek, -i [dmb-ek / Far. dnbek] {az} is. D ar buka. [DS] dnbele, [dnb (yans.) > dnb-el-e] {az} sf. (Kii iin) kalp krc; patavatsz. [DS] dnb ld em ek , [dnb (yans.) > dnb-l-de-mek] { z} gsz. f. [-r] [-d()-yor] Dengesiz yrmek. [DS] dncnm ek, [dn-cn-mek] {az} dnl. f. [-r] Bir eyin evresinde dnmek. [DS] dndelek, -i [dn-mek > dn-der-ek > dndele-kl {az} is. Frldak denilen oyuncak. [DS] dnderge, -ci [dndr-ge > dnder-ge] {az} is. Dndrge. [DS] dnd erlem ek , [dnder-le-mek] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] Bir eyin altn stne getirmek; dndr mek. [DS] d n d erm e, [dn-der-me] {az} is. 1. Dndrmek eylemi. 2. Az geni bir tr sepet. 3. M ayasz ha murdan yaplma ve yada kzartlm pide. 4. Kuru yufkadan yaplan brek. 5. Birinin gnderdii ya da bir yerde smarlayarak yapt ikrama verilen karlk. 6 .fo lk. Bar oyunlarnda ilk kiinin sy ledii trky az sonra baka bir kiinin tekrar lamas. [DS] S d n d erm e tavas, {az} Byk ta va. [DS]

DN

r u H lK S M .
dnegen, [dn-egen ^ {eAT} sf. ok dnen. dnee, -ci [dn-ee] {az} is. Hortum; kasrga. [DS] dneen, [dn-een] {az} sf. 1. ok dnen. 2. Su evrintisi; anafor. 3. Sznde durmayan. 4. Hayvan yular ile bal arasnda bulunan bir tr dner halka. [DS] dnek, -i [dn-mek > dn-ek ^ j ^ ] sf. 1. Dnen;

dnderme, -ci [dnder-me] {az} is. Akla oyna nan bir oyun. [DS] dndermek, [eT. tn-der-mek>dn-der-melc dlj-Uji] {eAT} gl. f [-r] 1. Dndrmek; evirmek; {az} (ayn). [DS] 2. Tercme etmek. 3. {az} Birinin yap tna karlk yapmak. [DS] 4. dare etmek; ynet mek. dndertme, [dnder-t-me] {az} is. Isrgan otu ile yaplan bir yemek. [DS] dndirek, -i [dndr-ek] {az} is. Topa. [DS] dndn, [dn+dn] {az} [sf. 1. (Kii iin) kararsz; dnek. 2. is. Topa. [DS] dnd, [dn-d] {az} sf. 1. Gittii yerden geri ge len. 2. is. Din deitiren kimse; dnme. 3. Henz evlenmemi kz. [DS] dndre, -ci [dndr-e] {az} is. -* dndrge. [DS] dndrek, -i [dndr-ek] {az} is. 1. Topa. 2. F rldak. 3. Dndrge. [DS] dndrge, -ci [dndr-ge] {az} is. Sacda yufka piirilirken yufkay alt st etmeye yarar kl bii minde uzun, ensiz ve yass ara. [DS] dndrme, [dn-dr-me] is. 1. Bir eyin dnmesini salama eylemi; dnk hle getirme. 2. {az} Isr gan otu ile yaplan bir yemek. [DS] 3. {az} Kabak tan yaplan bir tatl. [DS] 4. {az} Kaim barsak. [DS]

dnmeyi huy edinen. 2. (Yer iin) dnlen. 3. Ka rarlarndan abuk vazgeen. 4. Verdii szde dur mayan; kalle; kaypak. 5. {az} is. ift srerken bir seferde boyuna gidilebilecek kadar uzunlukta olan yer; evlek. [DS] 6. {az} Su arklar ile ayrlm ev lekler. [DS] 7. {OsT} {az} Uarken takla atan g vercin. [DS] 8. {az} Snfta kalan renci. [DS] 9. {az} Dneme. [DS] 10. {az} Su evrintisi; ana for. [DS] 11. {az} Y ollarda yam ur ve kar suyu nun yapt amurlu su birikintisi. [DS] 12. {az} Topa. [DS] 13. {az} Dner halka. [DS] S dnek a, Kiiiik balk tekneleri ile akam atlp sabah toplanan a.\\ dnek ba, ift srerken geri dn len yer; ift srmeye balanlan yer. || dnek yeri, Harman yeri. dneke, [dn-ek-e] (d'neke) zf. 1. Dnek birine yakr biimde. 2. sf. Dnee zg, dneklik, -i [dn-ek-lik] is. 1. Dnek olm a durumu. 2. Dnek birinin yapabilecei tutum ve davran, dndrmek, [don-mek > dn-dr-mek gl. dnel, [dn-el] sf. (Alet ve makine iin) dnme hareketi yapan, dnel yzey, mat. Biim i de f. [-iir] 1. Dnmesini salamak. 2. Dnk hle ge imeyen bir izginin bir eksen etrafnda dnme tirmek. 3. B ir eyin ynn deitirmek; evirmek. siyle elde edilen yzey. 4. Altn stne getirmek. 5. B ir durumda olan eyi dnelek, -i [dn-ele-k] {az} is. Bir kimsenin zel baka bir duruma sokmak; baka biime sokmak; durumu. [DS] S dnelei dnmek, {az} Felakete deitirmek. {eAT} (ayn) 6. ( yeri vb. iin) ilet uramak; aznn tad bozulmak. [DS] mek, yrtmek. 7. Verdii szden caydrmak. 8. dnelem e, [dn-e-le-me] is. Dolap durm a eylemi, Yolundan alkoymak, geri evirmek 9. argo. Snf ta brakmak. 10. {eAT} Bir dilden baka dile evir dnelem ek, [dn-ele-mek] {az} gsz. f. [-er] [-l(i)yo r] 1. Dolap durmak; dne dne gezinmek; d mek; tercme etmek. 11. {eAT} Reddetmek; kabul np durmak. 2. A cele ve telala bir i yapmak. [DS] etmemek. 12. argo. Esrarl sigaray sra ile imek. dnelge, [dnel-ge] {az} is. 1. Hortum; kasrga. 2. 0 dndr etmek, {eAT} Tekrarlamak. Dneme. 3. Ev. [DS] dndrmeli, [dndrme-li] sf. 1. Dndrme suretiy dnelm e, [dn-el-me] is. Bir hareketin en yksek le yaplan; olan. 2. Dkmclkte dner paral noktaya vardktan sonra tekrar alalmaya balamas kalplarn yapm nda kullanlan yntem, durumu ve eylemi, dndrc, [dndr-c] sf. 1. Dndrme iini ya dnelm ek, [dn-mek > dn-el-mek] dnl. f . [-ir] 1. pan. 2. Dndrme zellii olan. 3. Dndren, Dnelemek. 2. En yksek noktaya ktktan sonra dndrlme, [dndr-l-me] is. Dnk hle getiril alalmaya balamak, me eylemi; evrilme, dnem, [dn-em] is. 1. Belli bir zellik tayan dndrlmek, [dndr-l-mek] edil f. [-r] Dn zaman paras. 2. Hayatn belli bir paras. 3. Belli drm e eylemi yaplmak; dnk duruma getirilmek, bir etkinlie ve zellie bal zaman dilimi. 4. Bir dndr, [dndr-] is. Dndrme eylemi veya sanat dalnda belli slplarn yaygn olarak ilendi biimi. i zaman. 5. Sanatnn belli bir gr ve slpta dne, [dn-e] {az} is. Kar ziyaret. [DS] eser verdii zaman. 6. Trkiye Byk M illet Mec dne, -ci [dn-e] is. fz. Dalgal akml dinamo ve lisinde iki seim arasnda kalan sre. 7. Birbirini elektrik motorlarnda hareketli ksma verilen ad; btnleyen retim sresi. 8. Dnemsel bir olayda rotor. deimez zaman aral; periyot.

M l t g M M . 1 2 8 9

DN

dnembe, -ci [dn-e-me / dn-e-mbe] {az} is. Dneme. [DS] dneme, -ci [dn-e-me] is. 1. Y olun kvrld, dnd nokta; viraj, {az} (ayn) [DS] 2. mecaz. Yeni bir aama. 3. iftinin sabam veya pulluu dndrd ve srlmeden brakt tarla kenar, dnemek, [dn-e-mek] {az} gl. f. [-r] [-n()-yor] 1. Engel olmak. 2. Durulmak. [DS] dnemez, [dn-e-mez] {az} is. Kasrga. [DS] dnemli, [dnem-li] sf. 1. D nemler oluturan. 2. Belli aralklarla dzenli olarak tekrarlanan; periyo dik. dnemsel, [dnem-sel] sf. 1. Belli aralk sonunda ye niden ortaya kan veya beliren. 2. nceki hareketi bir zaman sonra yapan, dnemsiz, [dnem-siz] sf. 1. Dnem oluturmayan. 2. (Hareket veya olay iin) ayrt edici bykl, bir salnm yapmadan giderek bir snra doru yak laan. dnen, [Mo. dnen] {e l} is. 1. Drt yanda olan erkek at. {az} (ayn) [Nevy] [DS] 2. {az} ya n geen at veya deve. [DS] dnence, [dn-en-ce] is. ast. co. Gnein bir yl bo yunca yer kre zerinde en te dik olarak, geldii iki noktadan geen paraleller, (1944). dnencel, [dnence-1] sf. Dnence ile ilgili, S d nencel ay, Ayn ilkbahar noktalarndan art arda iki geii arasndaki sre (27 gn 1 saat 43 dakika).|| dnencel yl, Gnein ilkbahar noktalarndan art arda iki geii arasndaki sre (365 gn be saat 48 dakika 46 saniye) [yldz ylm a gre 20 dakika 23 saniye daha ksadr], dnenceli, [dnence-li] sf. Dnencesi olan; m nave beli. dnenceli yl, Gnein ilkbahar noktala rndan art arda iki geii arasndaki sre (365 giin be saat 48 dakika 46 saniye) [yldz ylna gre 20 dakika 23 saniye daha ksadr], dnendirmek, [dnen-dir-mek] {az} gl. f. [-ir] dare etmek; ynetmek. [DS] dnelime, [dn-en-me] is. B ir yerde veya bir eyin etrafnda dnp durma durumu ve eylemi. dnenmek1, [dn-mek > dn-en-mek] dnl. f. [-ir] 1. Geri dnmek; tersyz olmak. 2. Olduu yerde veya bir eyin evresinde dnp durmak; {az} (az). [DS] 3. {az} B ir daire izerek dnmek. [DS] 4. {az} Amacn gerekletirm ek iin frsat gze terek bir eyin evresinde dolamak. [DS] dnenmek2, [dona-mak > dona-n-mak] {az} dnl. f [-ir] Giyinip kuanmak. [DS] dner, [dn-er] sf. 1. Dnme zellii tayan. 2. D nen; dnme iini gerekletiren. 3. Dnecek biim de dzenlenmi veya ayarlanm olan. 4. is. Dner kebap. 5. {az} Toplu tabanca. [DS] 6. {az} D o kuma tezghlarnda dokunan kuman sarld yu varlak aa. [DS] S dner ayna, gk b. Gk cisim

lerini gzlemleyebilmek iin y e r eksenine paralel bir eksen etrafnda yerin dnme hznn yarsna eit bir hzla dnen kark yapl bir tr gzlem aynas.|| dner deici, fz. Radyo teknikte eitli ayar devreleri tayan dner bir silindirden oluan komtatr.\\ dner kap, Byk binalarda souk girmem esi iin dey bir eksen etrafnda dnen birden ok blmlerden meydana gelm i giri. || dner kak, balk. Yava hareketli balklarn av lanmasnda kullanlan parltl olta.|| dner kebap, mutf. Harl ate karsnda dndrlebilen uzun bir ie denmi yaprak eklindeki etlerden yaplan bir tr kebap. || dner kemik, anat. n kolun d ksmnda y e r alan ve dirsekle eklemlenen uzun ke mik]] dner kule, B ir eksen etrafnda dnebilecek biimde yaplm kule. || dner sahne, tiy. zel bir dzenek ile kendi ekseni etrafnda dndrlebilen taban olan sahne.|| dner sermaye, ilet. 1. Kamu mliyesi alannda bir amacn elde edilmesi iin genel bteden bir kurulua azaltlmamas art ile verilen sermaye. 2. Bu tr sermaye ile alan i letme.,|| dner yem, balk. E til balklar avlam a y a yarayan bir eksen etrafnda suyun hareketi ile dnen bir kk kakktan oluan olta. dnerce, [dner-ce] {az} is. Tek demirli basit pul luk. [DS] dnerceli, [dnerce-li] {az} s f Sznde durmayan. [DS] dnerci, [dner-ci] is. Dner kebap yapp satan kimse. dnercilik, -i [dnerci-lik] is. Dnercinin yapt i ve meslek. dnerge, [dner-ge] {az} is. 1. ark. 2. Arabann mazs. 3. Bir i yerini evirmekte kullanlan para; anapara. 4. Su evrintisi; girdap. [DS] deye, [dn-een / dn-e-y-en] {az} is. Tekerlek leri birbirine balayan ve dnmesini salayan aa; mil. [DS] dnge, -ci [dn-ge] {az} is. 11 Pervane. 2. Tem el siz evlerde evin dt kesine konulan ve temel grevini gren ksa direkler. [DS] dngel, [dn-mek + gel-mek / tng > dng-el] is. 1. bot. Glgillerden hamken kekremsi, olgunlanca mayho, esmer renkli, kremsi, be ekirdekli meyvesi olan yabanisi dikenli, bahelerde yetitiri leni dikensiz, be metre kadar boylanabilen aa k; mumula; bebyk, (Mespilus germanica). 2. {az} M eyvesi hafif sulu ve eki bir tr brtlen. [DS] 3. {az} Zaman gstergesi; saat. [DS] 4. {az} sf. Sznde durmayan. [DS] 5. {az} Dzgn olm a yan; eri. [DS] S dngele etmek, {az} Geri e virmek. [DS]|| dngel orucu, Srekli olarak a kal ma. dngele, [dngel-e] {az} is. Bozkrda biten b ir tr diken. [DS]

DN

m n w m s z l k .
{eAT} (ayn) [DK] 5. Durum u ve nitelii deimek; tahvil olmak. 6. Bir eye veya kiiye benzemek. 7. Andrmak; benzemek. (eAT) (ayn) 8. Din ve gr deitirmek; ihtida etmek. 9. (Hava iin) ak ve gneli iken ya ve frtnaya dnmek; bozmak. 10. ( yeri veya ev iin) ynetilm ek; ekip evril mek; ihtiyalar karlanmak. 11. Ayrlm olduu bir i veya alm aya tekrar balamak; greve ye niden gelmek. 12. mecaz. Gizli tuzaklar kurulmak, dolap evrilmek. 13. (renci iin) snfta kalmak. 14. (Dilek, dileke iin) reddedilmek; istei kabul grmemek. 15. {eAT} Bir durumdan baka bir du ruma gemek; deimek; bozulmak; inklap olmak. 16. {eAT} Vazgemek; feragat etmek. 17. {eAT} evrilmek; tercme olunmak; naklolunmak. 18. {az} (iftletirilmi inek iin) gebe kalmayarak tekrar iftlemek istemek. [DS] 19. {az} (Mide iin) alt st olmak; bulanmak. [DS] 20. {az} Bir kim seden nefret edip yz evirmek; soumak. [DS] S dn b a b a m dn, Srekli ayn i ve ilemlerin yapldn ifade eden bkknlk sz.\\ dne dne, 1. Dnerek, evrilerek, kvrlarak. 2. {eAT} Tekrar tekrar.|| dne gelm ek, {eAT} 1. Geri gelmek; dnp gelmek. 2. Yolunu armak.\\ D neydi ola m ? {eAT} Acaba dner m i?|| d n p dolam ak, Uzun sre gezmek; ok dolamak. d n k , - [dn-iik] sf. 1. Yz veya bir taraf dn m hlde olan; tersine evrilmi, {az} (ayn) [DS] 2. Ynelmi durumda olan. 3. Bir tarafa kaym, yamulmu; eri; erilmi, {az} (ayn) [DS] 4. me caz. Bir kitle veya kiiden yana olan. 5. {az} ir kin. [DS] 6. {az} (Kii iin) klksz; kyafetsiz. [DS] 7. {az} Yaramaz. [DS] 8. {az} Szne gve nilmeyen; sznde durmayan. [DS] 9. {az} Huy suz ve ask suratl. [DS] 10. {az) Din deitirmi kimse; dnme, [DS] 11. {az} is. Czam hastal. [DS] 12. {az} Ayak altnda ezilmekten meydana gelen yara. [DS] 13. {az} Hastalk sebebiyle renk sararmas. [DS] d n k l k , - [dnk-lk] is. 1. Dnk olma duru mu. 2. {az} Geri gidi; irtica. [DS] d n k m ek , [dn-k-mek] {az} g sz .f. [-Ur] 1. Bir i zerinde ok uramak. 2. Kendini ie canla ba la vermek. [DS] dnlm e, [dn-l-me] is. Dnlmek eylemi. dnlm ek, [dn-l-mek] edil. f. [-r] Dnme eylemi yaplmak. dnm , [dn-m] is. 1. Dnme eylemi. 2. Gidip de geri gelme eyleminde geri dnn balad yer. 3. Gidip gelme yoluyla yaplan ilerin her bir sefe ri. 4. Belli aralklarla yinelenen hareketin balang noktas. 5. B in m etre karelik alan ls. 6. Eski den kenarlan krkar adm veya arn olan kare ala n. 7. {az} sf. Defa; kez; sefer. [DS] fi1 dnm noktas, Srmekte olan bir i veya olayda gei salanan yeni bir durum; nemli bir aama.

dngitm ek, [tn-it-mek / dn-it-mek / dn-id-mek] (dnitmek) {eT} g sz.f. [- rj Eilmek; dnmek, dngz, [dn-mek > dn+gz] {az} sf. 1. a. 2. (Kii iin) gzleri ok hareket eden. [DS] dng, [dn-mek > dn-g] is. mat. mant. Bir ilemi, olay veya akl yrtmeyi balangtaki duruma getiren sreler btn, (1955). dngldek, -i [dngiil-de-k] {az} sf. (Kii iin) zayflk ya da yallk yznden ba dm, omuzlar kalkm durumda yryen. [DS] dngldem ek, [dng-l-demek] {az} g sz.f. [-rj [d(ii)-yor] 1. (Suyun zerinde yzen cisim iin) ileri geri hareket etmek. 2. Dengesini kaybederek ileri geri sallanmak. 3. Decek hle gelmek. [DS] dngldevik, -i [dnglde-(k)-ik ?] {az} sf. (Kii iin) kararsz; ikilli. [DS] dngldeyk, - [dnglde-y-k] {az) sf. (Kii iin) dengesiz; ileri geri sallanan. [DS] dnglem e, [dng-le-me] is. bsy. Geri besleme ve ya saysal bilgi aktarm eklinde bir sistemin girii ile k arasnda balant kurm a ii. dngl, [dng-l] sf. bsy. 1. D ngs bulunan. 2. (Sistem iin) dng uygulanm olan, dngn, [dn-gn] {az} sf. 1. Dargn. 2. Bir tarafa dost grnerek oradan ald bilgileri kar tarafa gtren; satlm. 3. (Yemek iin) tad deimi; ekimi. 4. (Kii iin) hastal iyilemeye yz tut mu. 5. Sznde durmayan; dnek. [DS] dnm e, [dn-me] is. 1. Bir durumdan baka bir du rum a geme eylemi. 2. Dinini deitirip M slman olan kii; miihtedi. 3. Cerrahi ilemlerle cinsiyetini deitirerek kadn olmu erkek. 4. gk b. B ir gk cisminin her noktas bir ember izecek biimde hareket etmesi. 5. {az} Su evrintisi; girdap. [DS] 6. argo. Aralara ak sak cinsellik tayan sah neler ekleyerek piyasaya srlm film. 7. sf. D nen; dnm, fi1 dnm e dolap, 1. Bayram ve e lence yerlerinde yukardan aaya doru bir eksen etrafnda sallanan oturma yerleri bulunan elence arac. 2. Eskiden biiyiik konaklarda ve saraylarda bir yerden baka bir yere yem ek aktarmak iin du varlara yerletirilm i dnebilen dolap.|| dnm e ekseni, //z. Dnen bir cismin her noktasnn izdii emberin merkezinden geen doru. dnm ece, [dn-mece] {az} is. 1. Aatan yaplm pulluk. 2. Pimanlk. [DS] dnm e, -ci [dn-me] {az} is. 1. Ke ba. 2. Suyun dolanarak akt yer. [DS] dnm ek, [eT. tn-m ek > dn-mek dnl. f. [er] 1. Ekseni etrafnda daire izecek ekilde hare ket etmek; dolanmak; devretmek. {eT} {eATj (ayn) [DKJ 2. Gittii yerden ilk kt yere tekrar gel mek; geri gelmek. {eATj (ayn) [DK] 3. Gidi yn n deitirmek; sapmak. 4. Konumunu olduu yer de deitirmek; ban evirip bakmak; ynelmek.

1291

DR

dntrc, [dntr-c] sf. 1. Dnmesini dnml, [dnm-lti] sf. Dnme yetenei olan, salayan; dntren. 2. elkt. Transformatr, dnmlk, - [dnm-lk] sf. 1. Dnm olarak be lirtilen miktarda alan olan. 2. D nm olarak belir dntrlme, [dntr-l-me] is. Dnme sa tilen miktardaki alana yetecek kadar olan. 3. Gidip lanmas eylemi, dnme says belirtilen kadar olan, dntrlmek, [dniitr-l-mek] edil. f. [-r] D dniimsz, [dnm-siiz] {zf sf. Beceriksiz; sakar. ntrmek eylemi yaplmak, [DS] dntrm, [dntr-m] is. Dntrmek eyle dn, [dn-ti] is. . Dnme eylemi veya biimi. 2. mi; tahvil. Geldii yere geri gitme eylemi; avdet. 3. Gidilen dnk, - [dnii-k] {az} is. Babadan kalan yerden geri geli iin yaplan yolculuk. 4. Y olcu tarlann kardeler arasnda dnml olarak ekilip luktan veya gidilen yerden dndkten sonra ilk biilmesi. [DS] yerde bulunm a olgusu. 5. bale. Dansnn olduu dnl, [dn-l] sf. (Scaklk derecesi iin) bir yerde iki aya zerinde dnerek yapt hareket. 6. ar iletkende ald anda iletkenliin kayboldu spor. Basketbolda oyuncunun ayam yerden kes u; kritik. meden yapt dnme hareketi; pivot. 7. spor. Y dnm, [dn-m] is. 1. Bir biimden baka bir zcnn dn duvarna geldiinde el ve ayaklarn biime girme olgusu; dnme eylemi. 2. biy. G dedirerek yapt yarm ember izme hareketi. S revinin deimesi yznden bir organda ortaya dn bileti, B ir yolcunun geri dnm ek iin ald kan deime. 3. dbl. retici dilbilgisinde derin ya ulam arac bileti.\\ dn etmek, {az} Geri gel plar yzeysel yaplara evirme sreci. 4. kim. e mek. [DS]|| dn olm ayan yol, P ek i ac ol itli zorlayc etkenlerle bir elem entin baka bir mamakla birlikte baka seenei olmayan i veya elem ent hline gelmesi. 5. psikol. Bilin altna iti durum.|| dn yapmak, 1. almak zere gidilen len duygularn, istemlerin tam kart olarak bilin yabanc lkeden, bir dala gitm em ek zere kesin alanna ykselmesi, olarak geri gelmek. 2. Zararl olaca anlalan bir dnmc, [dnm-c] is. 1. D nmclk iten vazgemek. yanls olan kii. 2. biy. eitli bitki ve hayvanlarn dnl, [dn-l] sf. 1. Dn olan; dnen. 2. zincirleme olarak birbirinden trediini ileri sren dbl. Yapt i kendi zerine ynelen. <3 dnl kii. 3. dbl. retici dilbilgisinde trev ad, sfat ve at, dbl. Fiilin belirttii eylemin zneye dnd fiillerin tabanda yer almadn, sonradan dnn belirten at.|| dnl fiil, dbl. znenin yapt msel birleence tretildiini ileri sren varsaym, iin yine znenin kendi zerine yneldiini belirten dnmclk, - [dnmcii-llc] is. biy. Y aa fiil ats.|| dnl zamir, dbl. Kii, kavram m p e yan canllarn yaln biimlerden karmak biimlere kitirmekte kullanlan kendi kelimesi. doru birbirinden zincirleme ve evrim yoluyla geli dnllk, - [dnl-liik] is. Dnl olma erek ortaya ktn ileri sren gr, nitelii. S dnllk eki, dbl. Fiil kk ve gvde dnml, [dnm-l] sf. 1. Birbirinin yerini sra lerinden dnl at kurmaya yarayan (-n, -l, -) ile alan; yer deitiren. 2. zf. Sra ile, deierek, ekleri. dnme, [dn--me] is. Bir biimden baka bir bi dnmsel, [dnm-sel] sf. Dnmlerle ilgili olan. S dnmsel birleen, dbl. retici dil bil ime geme eylemi, gisinde sz diziminin derin yapdan yzeysel ya p dnmek, [dn--mek] ite f [~r] 1. Hep birlikte ya geiini salayan blmii. dnmek. 2. dnl. f. Bir durumdan baka bir duru dnn, [dn-n] {az} zf. Dnnce. [DS] ma veya biime gemek; hl deitirmek; ekil de itirmek; tebdil etmek, (1942). 3. Dnmek eyle dniitmek, [dn-tit-mek ? ] {az} gl. f. [-r] Uy gunluk salamak; yaktrmak. [DS] mini yinelemek. 4. (Hasta iin) iyilemeye yz tutmak; nekahet devresine girmek. 5. {az} Ser dpiyes, [Fr. deux-pices] is. 1. Uygun bir etek ceket veya pantolon ceketten ibaret kadn elbisesi. 2. sf. beste dnp dolaabilmek. [DS] 6. {az} Serbest i st ve alt olmak zere iki paradan ibaret olan, yapmak; ufak tefek i yapmak. [DS] dnsz, [dn-sz] sf. D n olmayan; dnl dr, [? dr] {az} is. 1. Kyn dnda koyun salan meyen. dzlk yer. 2. Eski evlerde byk odann oturulan ksm. 3. Konuk odas. [DS] dntrme, [dn-tr-me] is. D nme iini ger ekletirme eylemi, drder, [dr(t)-er] sf. 1. D rt saysnn letirme dntrmek, [dn-tr-mek] gl. f . [-r] 1. D biimi. 2. Her seferinde drt adet olm ak zere. 3. nmesini salamak. 2. mat.. Belli bir kurala gre Her birine drt tane dmek zere, bir ekli baka bir ekle evirmek. 3. bsy. Program drdl, [dr(t)-l J^ p ] is. 1. Kenarlar ve alar lar yeni bir programa uyarlamak. 0 dntrp birbirine eit olan drtgen; drt keli yzey; kare; durmak, Durumunu deitire deitire zam an ge murabba. {eAT} {az} (ayn) [DS] 2. ed. Ruba. 3. irmek.

DR

1282

dbl. Kimi dillerde drtl bir bei ifade eden dil bilgisel say. 4. A rapada drt nszden meydana gelen kk. 5. {az} boytu da eit cisim; kp. [DS] 6. {az} Kesiti kare olan aa paras. [DS] 7. {az} Taneleri drt sra olan arpa. [DS] drd! dzen, {az} Bir ev iin gerekli olan eyann t mnn hazr bulunmas durumu; tam tekmil. [DS] drdn, [dr(t)-n] is. Ay diskinin yarsnn grn d evre; yarm ay; terb. drdnc, [dr(t)-nc] sf. 1. Drt saysnn sra sfat. 2. Sra bakmndan yeri drtte olan. S d r dnc a, jeol. Buzullamann deniz yzeyinde nemli deimelere y o l at ve insann yaratld , yeryznn iki veya milyon y l sren a. drdz, [dr(t)-z] sf. 1. Drd bir arada. 2. Bir batnda dnyaya gelen drt karde. S d rd z yum rucuklar, anat. Beyinle beyincik arasnda bu lunan grm e ve iitme duyularnn yo lla n zerinde bulunan drt kabart; drdz tmsekler. drdzleme, [dr(t)-z-le-me] is. Eski Yunan tiyat rosunda trajedi, sonuncusu yerme dram olarak dzenlenen sahne eseri, drek, -i [eT. *tr-mek (emek) > dr-ek ?] {az} sf. 1. (ocuk iin) yaramaz. 2. is. D omuzlarn bu runlar ile etikleri yer. [DS] drelenmek, [eT. *tr-mek > drele-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. Olduu yerde saa sola dnp durmak. 2. Y erinden dnerek frlayp kalkmak. 3. Bou bouna oyalanmak. 4. Ke buca konu mak. 5. (Tavuklar iin) plkte eelenmek. [DS] drez, [dr-ez] {az} is. Yrtk. [DS] drinmek, [dr-in-mek] {az} dnl. f. [-ir] (Tavuk iin) einmek. [DS] drmek, [eT. *tr-m ek> dr-mek] {az} g l.f. [-r] 1. (Domuz iin) yeri burnu ile kazmak. 2. (Tavuk iin) yeri eelemek. 3. Toplamak; devirmek. 4. Bimek. 5. g sz.f. Yaramazlk yapmak. 6. Dolap durmak. [DS] drmelemek, [drme-le-mek] {az} gsz. f. [-r] [l(i)-yor] (ocuk iin) emeklemek. [DS] drmlemek, [drme-le-mek] {az} gsz. f [] [l()-yor] Gezinip durmak. [DS] drnemek, [tr-mek > drin-mek > dr(i)n-e-mek] {az} gsz. f. [-r] [-n(ii)-yor] 1. inemek; ezmek. 2. Ykmak. [DS] drp, [eT. trpi-m ek > trpi-g > drp / ^j-s] {eAT} {az} is. Trp. [DS] drpsz, [drp-sz] {az} sf. (Kii iin) kaba; terbiyesiz. [DS] drt, -d [eT. trt / drd > drt] is. 1. ile be arasnda yer alan saynn ad. 2. Bu sayy gsteren rakam: 4, IV. 3. sf. Says ile drt arasnda bulu nan. 4. Hep; btn; tamamen. S1 drt al, D rt as olan okgen. || drt admlk yer, ok y a k n \

drt ayan bir yere getirmek, Fazla gayret gs termek.|| drt ayak, 1. D rt ayakl hayvan. 2. Elle ri de ayak gibi kullanarak yere k. 3. Roma devri dou ehirlerinde ana kavaklardaki drt aklkl revak. || drt ayaldi, Hayvan. || d rt ayak llar, biy. Srngenlerin ve memelilerin de arasn da bulunduu drt ayakl hayvanlar snf. || drt ayak olmak, argo. Domalmak. || drt ayak stne dmek, Tehlikeden zarar grmeksizin kurtulmak; ansl olmak. || drt bah, kim. B ir organik bilei in form lnde drt karbon atomuna bal bir kar bon atomu. || drt ba mamur, 1. H ibir eksii olmakszn; eksiksiz; kusursuz. 2. ileri yolunda, rahat yerinde. || drt bal, anat. Yapmas drt ba araclyla olan uyluk kaslarndan birisi. || drt be, Yaklak olarak drt veya be civarnda olan.\\ drt bir taraf, H er yam.\\ drt bucak, H er ta ra f her yer.\\ drt deerli, kim. Birleme deeri drt olan element. || drt dilimli, mim. Gotik sana tn en nemli elerinden biri olan, birbirlerine teet drt ember yayndan meydana gelm i mima ri motif. || drt dolanmak, {az} 1. Telala are aramak. 2. D rt dnmek. [DS]|| drt dnmek, 1. Telal hareketlerle koturarak gidip gelm ek veya dnerek aranmak. 2. Bir eyi elde etmek iin ok gayret s a r f etmek. || drt drtlk, I. mz. Birlik. 2. mecaz. Tam, kusursuz. || drt duvar arasnda kalmak, Evde kapal kalmak; gezintiyapamam ak.\\ drt elle sarlmak, 1. Bir ie isteyerek ve canla bala girimek. 2. Btn gnlyle balanmak.\\ drt giden, {az} D rt ana yn. [DS]|| drt gz, Gzlkl kimse.\\ drt gz bir evlat iin, Anne ve babann ocuklar iin yaptklar fedakrl anla tan sz.|| drt gzle beklem ek, Byk bir sabrsz lk ve zlem iinde beklemek.\\ drt gl, {az} D rt ke; drt kenarl. [DS]|| drt halife, isi. Hz. Muham m edin lmnden sonra halife seilen Hz. Ebubekir, Hz. mer, Hz. Osman ve Hz. Ali. || drt heceli, H er msras drt heceden olumu manzu me. || drt ilem, mat. Toplama, karma, blme ve arpmadan ibaret aritmetiin temel ilemleri.\\ drt kanall, ki ynde de iki hatt olan iki kanall balant.\\ drt kanatl, ik i ift kanad olan bcek.|| drt kap, tasvf. Bektailikte geilmesi gereken drt eitim merhalesi olan eriat, tarikat, marifet ve hakikat mertebeleri,|| drt kal, 1. K aim ve gr kal. 2. By yeni kmaya balayan delikanl,|| drt katl, zgs drt iplikten olan ipek erit. || drt kemer, {az} Yorganclkta bir tr diki ad. [DS]|| drt kl, {az} D rt ayakl mangal. [DS]| drt kolluya binm ek, Tabutla tanmak, lmek.\\ drt ke, K are biimli.\\ drt ke olmak, ok keyiflenmek. || drt kutuplu, fz. H er biri bir u iftinden oluan iki eriimli elektrik a. || drt m ezhep, isi. sla m iyetin drt ana mezhebi olan Hanef, afi, M aliki ve H anbel mezhepleri.\\ drt

f l T O H U H C E S m 1293

D drtnal, [drt+nal-(a)] is. 1. Atn en hzl kom a biimi. 2. Bir ii abuk ve acele olarak yapma. 3. zf. D rt nala koarak. S drtnal salnts, D rtnal koan atn yapt hareket.\\ drtnal sesi, Kalp yetm ezlii sebebiyle kalbin norm al iki sesine bir de geveme srasnda duyulan nc sesin eklenmesi. drtnala, [drtnal-a] zf. ok hzl koarak. S drt nala kaldrmak, At drtnal koturmaya bala mak]| drtnala kalkmak, (At iin) drt nal ko maya balamak. drter, [drt-er ji-s>jj] {eAT} sf. Drder. drttek, [drt+tek] is. dnz. (Krek yarlar iin) drt krekli yar teknesi, drt, [dr-t-] {az} is. Ekmek hamurunun zerine srlen sulandrlm yumurta. [DS] drnm ek1 [dr-n-mek] {az} dnl. f. [-r] Pi , man olmak. [DS] drnm ek , [dr-n-mek] {az} dnl. f. [-r] 1. (Hayvan iin) yatt yerde yuvarlanmak; anamak; debelenmek. 2. (Tavuk vb. iin) einmek. 3. (o cuk iin) ayaa kalkarak yrmeye abalamak. [DS] drm ek, [dr--mek] {az} dnl. f. [-r] aba lamak. [DS] d, [eT. to > d j i j i ] is. 1. Kaburga alt; bo b r; karn boluu, {az} (aym) [DS] 2. Gs; sine; bar. {eAT} {OsT {az} (aym) [DS] 3. {az} Ger } dan. [DS] 4. {az} Kaba etler; kala. [DS] 5. K asap lk hayvanlarda yal ve lezzetli olan gsn yukar ve n ksm. 6. {eAT} Arkadan gelen kuak; nesil. 7. {eAT} Aile. 8. {az} Kucak. [DS] 9. {eAT} Kar; mukabil. 10. {eT} D a eteinden bir para yukar ksm; yamacn aa ksm; yama; bayr, {az} (ayn) [DS] [Nevy] 11. {az} n taraf. [DS] 12. {az} Koyun buduna pirin doldurarak frnda k zartlmak suretiyle yaplan pilavl kebap. [DS] S d ba, {az} Kasaplarn et paraladklar b y k bak. [DS]|| d kemii, {eAT} anat. Gsn tam ortasnda birbiriyle bitien yum uak kemikler.\\ d kolan, {az} Devenin karnnn altndan gei rilen kolan. [DS]|| d gm, {az} mutf. Pastrm a clkta, srn n iki baca ile gbek arasnda ka lan etten yaplan pastrm aya verilen ad. [DS]|| d doru, {az} (Kii iin) doruluktan ayrlmayan. [DS]j| dn vermek, {eAT} 1. Barn yaslamak. 2. K arar klmak. 3. Konaklamak.|| d verm ek, {eAT} 1. Barn yaslamak; yaslanmak. 2. Yanna almak; yan vermek. 3. Karar klmak; konaklamak. ddk, - [d-lk] {az} is. Kadnlarn i yapar ken giydikleri nlk. [DS] dek, -i [eT. t-e-mek > t-e-k > d-e-k tiLijj] is. 1. Yatak, ilte. 2. {OsT} Tohum ekilen, fidan ye titirilen yer. [Brhan- K at] 3. baynd. B ir ey zerine yaplan kuru ta kaplama. 4. {az} Hal;

motorlu, havc. D rt m otor veya drt trbo je t ile donatlm uak.\\ drt renkli, Sar, krmz, mavi ve siyah renklerle yaplan bak. || drt taraftan, Her yandan.\\ drt teker, argo. Otomobil.\\ drt tekli, {az} K are biiminde olan. [DS]|| drt ucunu brakmak, lgilenmemek; ii brakmak.\\ drt u lu, Drt ucu olan elektrikli aygtlar.|| drt onda, {eAT} Onda drd.\\ drt st, m urat st, i yo lunda. || drt yan deniz kesilmek, aresizlik iin de kalmak.\\ drt yanndan tutm ak, Kaytsz art sz buyruk altna almak. || drt yaprak, mim. B ir bakm m erkezi evresinde yerletirilm i d rt m z rak ucundan meydana gelm i m im ar motif.\\ drt yol, D rt tane yolun birletii kavak. || drt yol ayrd, {az} D rt y o l kava.\\ drt yol az, ki yolun kesitii, drt kl yer; kavak ii. || drt yzl, mat. 1. D rt yz olan ok yzl. 2. Taban gen olan piramit. drtcihar, [drt + Far. cihar (drt)] is. Tavlada her iki zarn da drt olarak gelmesi; drt drt, drtegii, [trt > trt-eg / drt-eg] (drteg:) {eT} sf. 1. Drd birden; her drd. 2. Drder drder. 3. Drtl olarak. drten, [drt+en] {az} is. Drt en kum atan yapl m bir tr gmlek. [DS] drtgen, [drt-gen] is. 1. mat. D rt kenarl okgen ekil; drtkenar, (1937). 2. sf. Drtgen biimli, drtgil, [trt > trt-gil / drt-gil] {eT} sf. Drtgen, drtgl, [eT. trt-gil] {az} sf. Drt ke. [DS] drtkenar, [drt+kenar] is. 1. Drt kenarl okgen ekil; drtgen. 2. sf. Drtgen biimli, drtleme, [drt-le-me] is. 1. Drde tam amlama eylemi. 2. {az} Tarlay drt kez srme. 3. ed. Falk iirinde drt msral bentlerden oluan iirlerin ge nel ad; terbi. 4. {az} A tn drt nala komas. [DS] 5. {az} U cunda drt tane fndk bulunan fndk dal; drtl. [DS] drtlemek, [drt-le-mek] gl. f. [-r] [-l()-yor] 1. Bir eyin saysn drde karmak; drt adede ta mamlamak. 2. {az} ift atl arabaya hayvanlar desteklemek amacyla bir ift at daha komak, drtmek, [dr-t-mek ?] {az} gl. f. [-er] Ekmek dilimlerinin stne ya da arasna ya, kaymak, re el vb. eyler srerek sandvi yapmak. [DS] drtl, [drt-l] sf. 1. D rt kiiden meydana gelen. 2. Drt birimden oluan. 3. is. ed. Her ktas drt msradan olumu manzume. 4. mtiz. D rt partili ola rak dzenlenmi m zik eseri. 5. Drt mzilciden oluan topluluk. 6. zerinde drt iareti bulunan iskambil kd, drtlk, - [drt-lk] is. 1. Drt birim den oluan. 2. Drt birim alabilen kap vb. 3. ast. Birbirine dik iki ap ile drde blnm daire paralarndan her bi ri. 4. ed. D rt m sradan olumu nazm birimi. 5. mz. Bir sekizliin iki kat, bir ikiliin yars dee rinde olan nota.

iM iffleffln. [DS] 11. {az} Hamam bohas; hamam takm. 12. {az} Hal; kilim; ul. [DS] 13. {az} Direk; kiri. [DS] 14. {az} Kayn belinden geen eri aalar. [DS] 15. Taban ve tavan tahtas. 16. {az} Evlerin ve ahrlarn taban. [DS] 17. {az} Arabann taban tahtalar. [DS] 18. {az} Pirin ve bulgurla piirilen sulu sebze yemei. [DS] !9. {az} Prasa yemei. [DS] 20. {az} Lahana yemei. [DS] 21. {az} Ten cerenin dibine denen halanm, ditilmi tavuk eti zerine pirin ve tekrar tavuk eti konulm ak su retiyle yaplan pilav. [DS] 22. {az} Bir yerin snr larn gsterir belge. [DS] 23. {az} Yama. [DS] S dem e ivisi, K oltuk kanepe gibi eyalarn yzle rini iskeletine tutturmak iin kollanlan kare kesitli, byiik bal, kiik boylu ivi; karaba ivi. || de m e k ap lam as, B ir yerin tabann rten ahap, ka ro, mozaik, marley vb. eyler. dem eci, [deme-ci] is. Koltuk, kanepe gibi eya larn yz rtsn yapan veya tam ir eden kii, dem ecilik, -i [demeci-lik] is. 1. Koltuk, kanepe cinsi eyalarn yz rtsn yapma veya onarma ii; dem ecinin ii ve meslei. 2. argo. Bir filmde oynayan kadn oyuncunun rolleri arasna baka ki ilere ait ak sak veya cinsel iliki sahneleri ek leyerek yeni film oluturm a ii. dem ek, [eT. t > t-e-m ek > d-e-mek dU / g l.f. [-r] [-()-yor] 1. Bir eyi ap yere veya bir eyin zerine yaymak; sermek. 2. Bir yeri uygun malzeme veya ara ile rtmek, kaplamak. 3. Bir evi veya i yerini oturulabilir, kullanlabilir du rum a getirm ek iin gerekli eya ve malzeme ile donatmak; tefri etmek. 4. (Elektrik devresi, su bo rusu vb. eyler iin) kurmak, balamak, takmak. 5. {eAT} Yaygn hlde vermek, sunmak. 6. {eAT} {OsT} Sermek; yaymak; amak, dem eli, [de-me-li] sf. Denmi olan; demesi bulunan. dem elik, -i [deme-lik] sf. 1. (M alzeme iin) deme iinde kullanlan. 2. is. M obilyalarn kap lamasna uygun olarak yaplm kuma, dem esiz, [deme-siz] sf. Denmemi olan; d emesi bulunmayan, dengi, [den-gi] {az} is. Hah; kilim; ul. [DS] denilm ek, [den-il-mek {OsT} edil, f [r] Denmek; yaylmak; serilmek, deni, [den-i] is. Denme eylemi veya biimi, denm e, [de-n-me is. 1. Deme iinin yaplma durumu ve eylemi. 2. {eAT} sf. Denmi. d en m ek 1 [eT. te-m ek > te-n-m ek > de-n, mek / tiJi edil. f. [-i] 1. Demek eylemi yaplmak. 2. mecaz. Kk d rc ve aalayc szlerle kmak; verip veritirmek. 3. mecaz. (Gazeteci iin) uzun bir yergi yazs yazmak. 4. {eAT} Demek; yere

kilim; ul. [DS] 5. {az} arn iine konulan bez ya da kee paras. [DS] 6. {az} Dvlmek iin harman yerine serilen ekin saplan. [DS] 7. {az} Bir harm anlk ekinin yars. [DS] 8. {az} ok dz ve tasz tarla. [DS] 9. {az} ki taraf ukur, ortas yksek yer. [DS] 10. {az} Birka yl dinlendiril mi, ekime elverili tarla; eltik tarlas. [DS] 11. {az} Deirmen tann tabann oluturan alttaki yuvarlak ta. [DS] 12. {az} Deme tahtas. [DS] 13. {az} Kannn yk konulan tahta ksm. [DS] 14. iaz} Arabann n ve arka tekerlekleri zerine konulan tahta. [DS] 15. {az} Kalafatlkta tekne nin altna ve omurgaya balanan eri aalar. [DS] 16. {az} Karada ve suda kereste tam ak iin yap lan yol. [DS] 17. {az} Az miktarda yaan ilk kar. [DS] S dee dm ek, 1. Hastalanmak. 2. {eAT} Yatalak olmak.\\ dee u zan m a k , Yatmak.|] dek esiri, {eAT} Yatalak, dek hastas, Yatmay se ven. || dek kom ak, {eAT} Yatak yapm ak; yatak sermek. || dek salm ak, {eAT} Yatak sermek. deki, [dek-i] {eT} is. Dek yapan veya satan, dekli, [dek-li] sf. 1. Dei olan; dei bulunan. 2. Oturakl; yerinden oynamayan. 3. {az} (Hayvan ve insan iin) iri y an ve kuvvetli. [DS] 4. {az} En li; geni; yass. [DS] 5. is. dnz. Yalpas az, yayvan yapl gemi. deklig, [te-k> te-k-lig] {eT} sf. Dekli; dek sahibi olan. deklik, -i [dek-lik] {eT} s f 1. (Kuma iin) dek yapmaya uygun. 2. {az} is. Y atak yz. [DS] 3. Y atak konulan yer. deli, [de-li] s f Denmi olan; mefru. delnek, [te-mek > te-l-mek > de-l-mek] {eT} edil.f. [-ir] Denmek, dem , [de-m] is. 1. Belirli bir i iin gerekli olan aletlerin kullanma uygun biimde konulmas ile mi; tesisat. 2. Bu aletlerin tm, dem ci, [dem-ci] is. Bir yerde veya bir ite kulla nlacak olan ara ve gereleri yerine koyan, kuran kii; tesisat, dem cilik, -i [demci-lik] is. Demcinin yapt i veya meslei; tesisatlk, dem e, [de-me] is. 1. rtme, kaplama duram u ve eylemi. 2. Binalarda zemini rten tahta, plak veya beton; zerinde gezilen yer; taban. 3. Bir binann iini kullanlr hle getirmek iin kullanlan her trl eya, malzeme; mefruat; oda takm; mobil ya. {az} (ayn) [DS] 4. Koltuk, kanepe cinsi eyala rn st blmleri. 5. Bir tatta ayak baslan yere yaplan kaplama. 6. Halk hikyelerinin banda sylenen kafiyeli bir tr tekerlemeli ksm. 7. Stabi lize yollarda dzgn ve geni talarn denmesi ile m eydana getirilmi bir tr kaldrm. 8. {az} Yaya yolu; kaldrm. [DS] 9. {az} Ham ipekten yaplm yol yol renkli barts. [DS] 10. {az} araf.

1295

DV

yazmak. 4. {eAT} Demek; yere yaymak; sermek. dteryum, [Fr. deuterium] is. kim. Flidrojenin, atom 5. {eAT} Serilmek; yaylmak. 6. {az} B tn gc numaras 1, ktlesi 2.0148 olan izotopu; ar hidro jen, sembol: D. n vermek. [DS] 7. {az} Can ekimek. [DS] 8. {az} steini etraflca ap anlatmak. [DS] dvd, [dv-d ?] {az} is. Arazinin en yksek yeri. [DS] denmek2, [eT. te-mek > te-n-m ek > de-ndvdrgen, [dvdiir-gen] {az} sf. (Kadn iin) fa mek dnl. f. [-r] {OsT} Dknlk gs hie; kt. [DS] termek; kendini vermek, dvdrme, [dv-dr-me] is. Dvme iini bakasna denti, [de-nti] {az} is. Direk; kiri. [DS] yaptrm a eylemi, detilme, [det-il-me] is. Detilm ek eylemi, dvdrmek, [dv-dr-mek] gl. f. [-iir] 1. Dvme detilmek, [det-il-mek] edil f. [-ir] Detmek ii iini birine yaptrmak. 2. Dvmesine izin vermek yaptrlmak; detmek eylemine uramak; hakkn veya gz yummak, da detmek eylemi uygulanmak. dvdrtme, [dvdr-t-me] is. Dvdrme iini birinin detme, [de-t-me] is. D emek iini yaptrma; araclyla bakasna yaptrma eylemi, detmek eylemi, dvdrtm ek, [dv-dr-t-mek] gl. f. [-iir] D vdr detmek, [eT. te-m ek > te-t-m ek > de-t-melc] me iini birinin araclyla bir bakasna yaptr g l.f. [-ir] Dem ek iini yaptrmak, mak. deyici, [de-y-ici] is. 1. D emek eylemini yapan. dvdrtlme, [dvdrt-l-me] is. Dvdrlmek ey 2. Binalarda elektrik, su borusu gibi eyleri bala lemi. yp kuran kii, dvdrtlmek, [dvdrt-l-mek] edil. f. [-i'r] D v deyi, [de-y-i] is. Deme eylemi veya biimi, drme ii bir bakasna yaptrlmak, dgm, [d+gm-] is. Pastrma yapmnda kul dvdrlm e, [dvdr-l-me] is. Dvme iinin ba lanlan, kasaplk hayvannn n iki baca ile g kas tarafndan yaptrlma durumu ve eylemi, bei arasndaki et. dvdrlmek, [dvdr-iil-mek] edil. f. [-iir] Dvme dlemek, [t > t-le-mek > d-le-mek] {eT} gl. ii baka birisine yaptrlmak, f. [-r] Gsne vurmak; dne vurmak, dvecek, -i [dv-ecek] {az} is. 1. Dvme aygt. 2. Yayk. 3. krk kolu. 4, Havan ve havaneli. [DS] dletmek, [t-le-mek > t-le-t-m ek > d-le-tdve, -ci [d-mek > d-e / dv-e] is. 1. Aa mek] {eT} g l.f. [-ir] Birinin gsne vurdurtmak, havan ve eli. 2. {az} Y uvarlak ta. [DS] dliik, - [d-lk] {az} is. 1. (ocuklar iin) dvek, -i [dv-ek] {az} is. Krba. [DS] nlk; gslk. 2. Koyun budu. [DS] dven, [Yun. doukhani [EREN] [Tietze] ? / d-mek dmek, [der--mek > d-mek {OsT} dnl. (dvmek) > d-en > dv-en] s f 1. Dvme eylem i f. [-iir] Toplanmak, ni yapan. 2. is. Harmanda ekin ve saplar birbirin dmeldek, -i [d-me-l-de-k] {az} s f (Kii iin) den ayrmak iin ezme inceltme iinde kullanlan, orta boylu ve gbekli. [DS] alt akmak talar ile donatl, hayvanla ekilerek dmen, [d-men] {az} is. Kulaklar kvrk koyun kullanlan ahap ara. 3. {az} Bez dokuma tezg ya da kei. [DS] h. [DS] 4. {az} Tokmak. [DS] S dven dii, D dnek, [ten-mek > t(e)n-ek > d(e)n-ek] {eT} venin altna boylamasna aklan keskin yiizlii silis is. 1. Yatak; yer yurt; dek. 2. mecaz. Mezar, esasl akmak ta.|| dven otu, {az} Yak. [DS]|| dven srmek, H armanda sa p la n ezmek, taneleri dek, -i [d-ek] {az} is. -* dek. [DS] baaktan karmak iin hayvanlar ile dveni dola deme, [d-e-me] {az} is. -* deme. [DS] trmak. demek, [d-e-mek] {az} gl. f. [-er] [-()-yor] dvenci, [dv-en-ci] is. 1. Dven yapan veya satan -* demek. [DS] kii. 2. Harman zamannda dven srmek amacyla dr, [? diir] {az} is. Gne batarken oluan tutulan ii. kzllk. [DS] dver1 [Yun. dokar] {az} is. at ortasna uzatlan , dm, [? dm] {az} is. Midye. [DS] kaln ve uzun aa kiri; dver. [DS] drmek, [derr-mek > dr-mek > dr-mek dver2, [Ar. dvel (devletler)] {az} is. Devlet. [DS] ? {OsT} Derlemek; toplamak; biriktirmek; dviz, [Fr. devise] is. 1. Bir lkedeki yabanc paralar. ymak. 2. B ir propaganda veya tantm amacyla bir yere drc, [dr-c] {az} is. 1. Dilenci. 2. Deii aslm veya birka kii tarafndan taman bez ze toplu olan; becerikli; dzenli. [DS] rindeki yaz. S dviz dengesi, eko. Bir lkenin drkl, [devir-mek > dr-k-l] {az} sf. 1. ithal ettii mallar karln kazand dvizle (Kii iin) derli toplu olan; dzenli olmay seven. deyebilmesi durumu.\\ dvize evrilebilir m ev 2. Becerikli. [DS] duat, bank. Gerek ve tzel kiilerin yurda getir

DV

o n v

buu

m ek zorunda olmayarak bankalarda atrdklar yabanc lkeler paras karl hesap. \\ dviz ka rmak, huk. Yurt dna izinsiz olarak yabanc p a ra karmak.\\ dviz kuru, bank. Yabanc p a ra nn m ill para karl olan deeri. || dviz piyasa s, eko. Yabanc parann m ill paraya veya mill parann yabanc paraya evrilebildii piyasa. || d viz rezervi, eko. Elde bulundurulan yabanc p ara larn miktar. dvizzede, [dviz+ Far. zede] is. Dviz karl yapt borlanmay, dvizdeki ar arttan dolay deyemez duruma gelmi olan kii, dvlet, [Ar. devlet] {az} is. Devlet. [DS] S dvlet guu, {az} Bayku. [DS]|j dvletini depmek, {az} ok yararl bir eyi geri evirmek. [DS] dvletli, [dvlet-li] {az} is. Bayku. [DS] dvme, [dv-me] is. 1. Herhangi bir eyin zerine sopa ile vurm a veya dayak atma eylemi. 2. ne veya boya gibi eylerle vcudun herhangi bir ye rinde cilt zerine yaplan silinmez resim, yaz veya ss. 3. Dibeklerde dvlmek suretiyle kabuu kartlm buday; aurelik, {az} (ayn) [DS] 4. {azf Dvlm budaydan yaplan yemek. [DS] 5. sf. (Metal eya iin) dvlerek biim verilmi. 6. (Ayran, dondurma vb. iin) dvmek suretiyle m ey dana getirilmi. S dvme altunu, {az} Kuyum cu larn iki altn birletirip mecidiye byklnde rettikleri zeri nakl ss altn. [DS]|| dvme pekmez, {az} Bulama. [DS]|| dvme yapmak, ne veya boya gibi eylerle cilt zerine silinmez resim, yaz veya ss yapmak. dvmeci, [dv-me-ci] is. Dvme resim yapan kii, dvmecilik, -i [dv-me-ci-lik] is. Dvme resim yapm a ii veya meslei, dvme, -ci [dv-me] {az} is. 1. Fndk, dut kuru su, fstk gibi erezleri havanda dvmek suretiyle yaplan bir tr yiyecek. 2. Peynir, ekmek ve soan dorayp yourarak yaplan bir tr yiyecek. 3. Taze ekmei tereyama dorayp bal ve yum urta ile pii rerek yaplan bir eit yemek. [DS] dvmek, [eT. tg-mek > dg-mek / dv-mek] gl. f. [-er] 1. Herhangi bir eyin zerine sopa, eki, tokm ak vb. ile vurm ak veya dayak atmak. 2. Hal, kilim gibi eyleri tem izlemek amacyla bir sopayla vurmak. 3. (Harman iin) taneleri ayrmak iin sap larn zerinden dven gezdirmek. 4. Taneli eyleri toz hline getirmek; tmek. 5. Atete kzdrlarak yumuatlm metale eki ile vurm ak suretiyle ekil vermek. 6. (Dalga vb. tarafndan) tekrarlanan darbeler vurmak. 7. (Yumurta vb. iin) kap iinde rpmak, kartrmak. 8. Topa tutmak; art ardna top mermisi atarak ykmak, yakmak. 9. {az} Yenmek. [DS] 10. {az} (Kap vb. iin) vurmak; almak. [DS] 11. {az} (Koyun, kei vb. iin) idi etmek. [DS]

dvmel, [dv-me-1] {az} sf. 1. Yararl. 2. Salam. 3. Kullanl. [DS] dvnel, [? dvnel] {az} s f Kullanl. [DS] dviirmek, [devir-mek] {az} gl. f. [-ir] Devir mek; toplamak. [DS] dvlebilir, [dv-l-e+bil-ir] sf. D vlmek suretiyle ekil verilebilen; dvlgen. dvlebilirlik, -i [dv-l-e+bil-ir-lik] is. Bir meta lin dvlebilir nitelikte olmas durumu; dvlgen lik. dvlgen, [dv-l-gen] sf. 1. D vlmek suretiyle e kil verilebilen; dvlebilir. 2. (Dv horozu vb. hayvanlar iin) srekli dvlerek yenilen; dv bilmeyen. dvlgenlik, -i [dv-l-gen-lik] is. B ir metalin dvlebilir nitelikte olmas durumu; dvlebilirlik. dvlm e, [dv-l-me] is. Dvme eylemine urama; dvlm ek eylemi, dvlm ek, [dv-l-mek] edil. f. [-r] zerinde dv me eylemi uygulanmak, dvl, [dv-l-] is. Dvlme eylemi veya bii mi. dvm 1 [dy-m / d-m] {az} is. Sabr; taham , ml; gayret; direnme gc. [DS] dvm2, [dv-m] is. 1. Dvmek eylemi ve sonucu. 2. {az} sf. (Y ourt iin) yaykta bir seferde dvlebilecek miktar. [DS] dvnme, [dv-n-me] is. Kendi kendini dvme ey lemi veya durumu, dvnm ek, [dv-mek > dv-n-mek] dnl. f [-r] 1. Ar znt ve pimanlk gibi sebeplerle r pnmak; dizlerini elleriyle vurmak eklinde znt sn belli etmek. 2. mecaz. ok piman olmak; zlmek, {az} (ayn) [DS] 3. {az} Didinmek; u ramak. [DS] dvn, [dvn-] is. Dvnme eylemi veya bi imi. dv, [eT. tg-ii > dv-] is. 1. Karlkl birbirine yumruk, tokat, tekme vurm a eklinde olan kavga. 2. Sava. 3. Dvme eylemi veya biimi, dv, [dv-] sf. 1. ok dven; iyi dven; dvken. 2. is. Sava, dvgen, [dv-gen] {az} sf. -* dvken. [DS] dvken, [dv-ken] sf. 1. Dvmeyi seven; ok dven. 2. (Hayvan iin) iyi dven, gl; raki bini dvte her zaman yenen, dvkenlik, -i [dvken-lik] is. Dvken olma durumu; dvken olann nitelii, dvm e, [dv-me] is. Karlkl birbirini dvme, birbirine vurm a eylemi. dvm ek, [eT. tg--m ek > dv--mek] ite, f. [r] 1. (ki veya daha ok kii) birbirine karlkl olarak vurmak. 2. Savamak; atmak.

o ir a r i r a i ) ! .

1297

DRE

dvtrme, [dv-tr-me] is. Dvmelerini sa lama eylemi. dvtrmek, [dv-tr-mek] gl. f. [-r] Dv melerini salamak, dydl, [dy-mek > dy-(t)-l ?] {az/ is. Duvar salamlatrmak iin enlemesine konulan aa; ha tl. [DS] dygel, [dy-ge-l] /azj sf. 1. Dayankl. 2. e yarar. [DS] dyme, -ci [d-me / dy-me] {az} is. Taze ekmei tereyama dorayp bal ve yumurta ile pii rerek yaplan bir tr yemek. [DS]

m eydana getirilmi hap. 2. eker ile kaplanm fn dk, badem ii gibi yiyecekler, dram, [Yun. drama (eylem) > Fr. drame] (dram ) is. 1. nsan hayatta zor durumda brakan her trl olay. 2. Ackl duygusal olaylar konu alan oyun, film. 3. mecaz. Ackl olay; kiilerin hayatnn teh likeye girdii durum. 4. Kiileri birbirine dren kt olay veya olaylar dizisi, drama, [Yun. drama (eylem) > Fr. drame] (d'ra'ma) is. 1. Ackl duygusal olaylar konu alan tiyatro oyunu. 2. Tiyatro nitelii tayan televizyon yayn. 3. Televizyon iin yazlm sinema ve tiyatro kar m bir oyun tr, dymek, [eT. tz-m ek ? > dy-m ek {eAT} dramatik, -i [Fr. dramatique] (dramatik) sf. 1. {OsT} {az} gsz. f. [-er] Dayanmak; taham ml et Dramla ilgili, drama zg. 2. (Olay, durum iin) mek; katlanmak. [DS] kt sonulanabilecek; tehlikesi ve zc yanlar dynek1, [eT. tun > tuy-n-ak (at trna)] is. 1. olan; korkun; trajik. 3. Duygular harekete gei M sr koannn stndeki yapraklar. 2. A t ve eek ren; coturan. lerin trnaklar; toynak. dramatize, [Fr. daramatiser] (dram atize) is. Dram dynek2, [d-()n-ek] {az} sf. 1. (Yer iin) ok biimine getirilen. S dramatize etmek, 1. Bir geilerek inenm i ve katlam yer. 2. (Yer iin) edeb eseri sahne oyunu hline getirm ek veya tele ok ilek olan; fazla girilip klan. 3. Rzgrn ok vizyon ve sinemaya uyarlamak. 2. mecaz. Bir olay tuttuu yer. [DS] olduundan daha abartl ve duygusal etkide bra dynel, [dy-()n-e-l] {az} sf. Orta kalnlkta; ka kacak biimde ortaya koymak. lnca. [DS] dramaturg, [Yun. dramaturgos > Aim. dramaturg] dynemek, [dy-()n-e-mek] {az} gsz. f. [-r] [(dramaturg) is. 1. Dram yazar. 2. Tiyatro oyunu n()-yor] 1. Telal bir ekilde dolamak. 2. Bou zmleyicisi. 3. Tiyatroda oyun seimi ve evirisi bouna gezip dolamaktan yorulmak. 3. Srekli ha iin yardmc uzman, reket hlinde olmak. [DS] dramaturgi, [Aim. dramaturgie] (d'ramaturji) is. 1. dynemek, [dy-()n-e-mek] {az} ite, f. [-ir] Oyun yazarl sanat. 2. Tiyatro eserlerinin ideolo Ylp kaynamak. [DS] jisi, ifadesi, akcl ve anlam rgs zerine yap lan inceleme. 3. Oyun yazma zerine inceleme. 4. dym, [dy-m?] {az} is. Bereket. [DS] Aklamal oyun katalogu, dyml, [dy-m-l] sf. 1. Sabrl; tahammll. 2. dramlatrma, [dram-la--tr-ma] (dram latrm a) is. Salam; dayankl, Dram biimine getirme, dynmek, [d-n-mek] {az} dnl. f. [-r] d dramlatrmak, [dramla--tr-mak] (dramlatrm ak) vnmek. [DS] gl. f. [-r] 1. Dram durumuna getirmek. 2. Dram Dr. [doktor] ksalt. Doktorun ksaltmas, durum una sokmak; dramatize etmek, dra, [Fr. drap] (d'ra) is. S af yn, pam uk veya sente drape, [Fr. drap] (drape) is. Ssleme amacyla bir tik elyaftan retilen sert tutumlu kuma, kuman btn veya yarm verevinden elde edilen dragoman, [Ar. tarum n > Yun. dragomanos / t. pililerin tm, dragoman / jl o ^ lj i] (d 'ragoman) is. 1. dren, [Fr. drain] (dren) is. 1. Hendek; aka. 2. tp. {OsT} Yerli tercman. 2. {az} Ekin bierken orak A meliyat sonras veya bir yarada bulunan aknty larn banda giden usta orak. [DS] dar aktmakta kullanlan bklgen tp. dragon, [Fr. dragon] (dragon) is. 1. Korkun gr drenaj, [Fr. drainage] (d'renaj) is. 1. Tarlada biriken nml, kanatl, ylan kuyruklu bir efsanevi hayvan. suyu tabandan hendekler veya gzenekli borular 2. as. Batda on altnc yzylda dv iin yetiti vastasyla toplayp aktmak ilemi; akalama. 2. rilmi asker. 3. dnz. Bir tip yat. tp. V cut iindeki bir yaray, iltihabn dar akta drahmi, [Yun. drakhme] (d 'rahmi) is. Yunan para rak kurutm a ilemi, birimi. dretnot, [ng. which dreads nought (hibir eyden drahoma, [Yun. drakhoma] (d 'rahoma) is. Hristi korkmayan) > dreadnought] (dretnot) is. dnz. ngi yan ve Musevilerde gelinin damada getirdii mal liz deniz kuvvetlerinde 1906da hizmete giren, o veya para cinsinden eyiz, gnn artlarnda pek ok stnl bulunan ancak draje, [Fr. drage] (draje) is. 1. ecz. Alnmas g kinci Dnya Savanda uaklarn devreye girmesi olan ilalan zel bir madde ile kaplam ak suretiyle ile stnln kaybeden bir zrhl sava gemisi.

DRE

M KE X U .
duayen, [Lat. decanus (onba) > Fr. doyen] is. 1. B ir meslekte yaa ve kdem ce bata gelen kimse; kdemli; aksakal. 2. B ir lkede grevli diplomatik temsilcilerden misyon efi olarak o lkede en uzun sredir bulunan temsilci, dub, [? dub] {az} sf. Yalanc. [DS] duba, [Rum. dubas. duba] (du'ba) is. 1. Y k tama da veya kpr kurm ada kullanlan, alt dz ii bo sac veya ahaptan yaplm deniz tat. 2. i bo, dipten sabit ve su zerinde yzen byk amandra. 3. Gemilerin m a ile balandklar kk amand ra. 4. sf. mecaz. (Kii iin) ok iman. S duba gibi, Ar iman. duba, -c [? duba] {az} is. Az geni, sapl su kab. [DS] dubak, - [Srp, dubak] {az} is. Bir metre boyunda kesilm i aa. [DS] duban, [Far. tnbn => tuman] {az} is. Kadn al var. [DS] dubar, [? dubar] is. zool. Kefalgillerden 30-40 cm. boyunda, lezzetli bir balk tr, (M ugil cephalus). dubara, [Far. dbre] (du'bara) {OsT} is. 1. Katlama; iki kat etme. 2. Tavlada her iki zarn da iki gelmesi durumu; iki iki. 3. argo. Hile, oyun; aldatmaca. S dubaraya dm ek, argo. Kandrlmak. dubarac, [dubara-c] sf. Oyun ve hile ile i gren; dzenbaz; hileci, dubaraclk, - [dubara-c-lk] is. Aldatma; kandr ma; hile yapma; oyunculuk, dublaj, [Fr. doublage] is. 1. sin. Sessiz olarak ekil mi bir filmin seslendirilmesi; seslendirme. 2. Ya banc dilde ekilmi bir filmin konumalarnn ev rilmesi ilemi, dublajc, [dublaj-c] is. Seslendirici; szlendirici. dublajclk, [dublaj-c-lk] is. Seslendirme ilemi; szlendiricilik. duble1 [Fr. doubl] is. ve sf. Bilinen bir bykln , veya miktarn iki kat. duble2, [Fr. doubler] is. 1. Bir giyecee daha iyi grnm kazandrmak iin dikim ncesi baka bir kuma paras geirme ii. 2. Bu i iin kullanlan kuma paras; tela. 3. Pantolon paalarnn ste kvrlmasyla oluturulan kat. 4. Ceket, gmlek, tayyr gibi giyeceklerin kol, yaka veya cep kenar larndaki tersine kvrntlar. S duble etmek, Bir giyecein, kol, p a a ve cep az gibi yerlerini ter sine kvrma veya dzgn durmas istenilen yerine yapkan bir astar geirmek; telalamak. dubleks, [Fr. duplex] sf. 1. ift katl. 2. ki yanl. 3. elktr. ift kanall. S 1 dubleks daire, B ir i merdi venle birletirilmi iki kattan oluan ev. dublelemek, [duble-le-mek] gl. f. [-r] [-(i)-yor] 1. Elbisenin paalarm astarlayp kumala birlikte dikmek. 2. Pantolonun paasn ste kvrarak kat oluturmak.

drezin, [Fr. draisine] (drezin) is. Demir yolu bak mnda ulam ve tam aclk amacyla kullanlan hafif rayl tat, dril, [ng. drill] is. Burgu; dner delgi, dripling, [ng. dribbiing] (d'ripling) is. spor. Futbol, basketbol gibi oyunlarda kontroll ve hzl olarak top tamak. S dripling yapmak, Top srmek. drosera, [Fr. drosera] (d 'ro'sera) is. bot. Topuz biimindeki yapraklarnn st yzeyinde bcekleri yakalayan yapkan tyler bulunan otsu bir bitki; bcek kapan, (Drosera rotundifolia). droseragiller, [drosera-gil-ler] (d roseragiller) is. bot. ki eneklilerden rnek bitkisi drosera olan bitki familyas; bcek kapangiller. -d u 1 [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] ek. e. -* , -d. -du2, [-du / -d I -ta. I -t] {eT} yap. e. Yer durumu iin kullanlan isimden isim yapma eki. -du3, [-du / -d] {eAT'} yap. e. Geisiz fiillerden alet ismi yapar, dg-dii, sn-du. du, -u i [Ar. d / z < k. dua, -a i [Ar. d u '5 (arma) *Ua] (dua:) {OsT} is. -* dua. dua, [Ar. d u ' (arma) *1] (dua:) {OsT} is. 1. Birini arma; bir yere gnderme. 2. Bir ey iste m ek, yardm dilemek. 3. badet. 4. K tlklerden korunmak, eytandan saknmak, gnahtan arnmak iin A llaha yalvarma; yakarma. 5. Bir dilein ger eklemesini, bir eyin olmasn veya olmamasn A llahtan kendi gszln ifade ederek isteme. dua etmek, A lla h a yalvarmak, yakarmak.\\ du-g, {OsT} D ua eden; duac.|| du-gy, {OsT} Duaclk; dua edicilik. || du-i hayr, {OsT} Hayrl dua.|| du-y mstecb, {OsT} K abul edilen dua.|| duasn almak, Yaplan bir iyilik dolaysyla iyilik sahibi iin Allah 'tan iyi dilekte, istekte bulunmak. duac, [dua-c] (dua:c) is. 1. Biri iin A llaha dua eden kimse. 2. mparatorluk dneminde, bayram ve trenlerde padiah ata binerken dua eden grevli. duahan, [Ar. "du'5 + Far. -hvn (okuyan) j l ji - l ] (dua:ha:n) {OsT} is. Din trenlerde cemaata duada nderlik eden kii. duahan, [Ar. d u '5 + Far. -hvn ni.) {OsT} is. Dua okuyuculuk. dualamak, [du'-la-m ak j l l ] g sz.f. [-r] Dua etmek, duaname, [Ar. d u ' 3 + Far. nme -uL; Uo] (dua na:me) {OsT} is. Birinin hayr duas yazl mektup, duat, [Ar. d ' > d u't
Im]

(du:) {OsT} is. Aydnlk;

Uo] (dua:ha:(dua:lamak){eAT)

(dua:t) {OsT} is. I. Dua

edenler. 2. D avet edenler.

1299

DUD

dubleli, [duble-li] sf. (Elbise iin) duble edilmi, dublelik, -i [duble-lik] is. Duble iinde kullanlan astar kuma, dublesiz, [duble-siz] sf. Duble edilmemi, dublr, [Fr. doubleure] is. Bir oyuncunun yerine teh likeli sahneleri oynayabilecek oyuncu, dublrlk, - [dublr-lk] is. Dublrn yapt i ve meslek. dubun, [? dubun] {az} is. Yanak zerine gelen ss ler. [DS] dubur, [dub-ur ?] {az} sf. (Kii iin) ksa boylu.
[ D S ]

dd-geh, {OsT} Baca. || dd-hne, {OsT} 1. Ev du man. 2. Hanedan; kabile; soysop.\\ dd-hr, {OsT} 1. Klhanc. 2. A. 3. Nargile ien kimse.\\ dd- ah, {OsT} Beddua]] dd- cier, {OsT} I. Yrekten kan ah. 2. A h ve inleme.|| dd- er, {OsT} Lamba w;.|| dd- dil, {OsT} Yrekten kan ah.|| dd- dima, {OsT} Gurur; kibir; azamet.\\ dd- ham, {OsT} Ya odunun yanm asndan kan youn duman.|| dd-mn, {OsT} Soysop; kabile; ocak. || dd-mn- Osmn, {OsT} Osmanl hanedan. dudack, [duda(k)-ck {OsT} is. Sevimli du dak; dudakk. dudak,, - [eT. totak / tdak / tut-m ak > tut-ak ? > dud-ak] is. 1. Azn d ksmnda dileri rten ve her biri alt ve st enelere bal, darya doru hem alttan hem de stten knt oluturan kaim ve etli organ. 2. Omurgal hayvanlarda az akl nn kenarlarndan her biri. 3. Kadn cinsel organ nn d ksmm oluturan st ste iki deri kvrm. fi1 dudan bkmek, Alayacakm gibi olmak.\\ dudan srmak, B ir durum veya olay karsnda armak]] dudann ucuna gelmek, Hemen syleyiverecekmi gibi olmak; dilinin ucuna gelmek. || dudak benzemesi, dbl. D udak nszlerinin veya yuvarlak nllerin dz nlleri etkileyerek yu va r laklatrmas.|| dudak boyas, Dudaklar boyamak ta kullanlan, kokulu, renkli makyaj malzemesi; ruj.|| dudak bkmek, B ir eyi beenmediini du daklarn kvrm ak suretiyle belli etmek; um ursa mamak; hor grmek]] dudak ukuru, st dudan ortasndaki oyuk}] dudak dudaa gelmek, p mek; sevim ek,|| dudak elemesi, Sinemada oyun cunun dudak hareketlerine uygun seslendirme yapmak]] dudak srtmak, 1. Hayran brakmak. 2. Hayrete, aknla drmek}] dudaklarn srt mak, {eAT} Glerken dileri grnmek]] dudaklar tebsermek, {eAT} Hararetten dudaklar kabarmak; kuruyup atlamak; uuklamak. [DK]|| dudaklar uuklamak, ok korkmak.]] dudak pay brak mak, ki ve iecek bardaklarn tamamen doldur mayarak dudak deecek kadar boluk brakmak}] dudak sarktmak, Somurtmak,|| dudak tiryakisi, tii sigarann dumann iine ekmeyerek dar ya fleyen kii. || dudak nsz, dbl. Ses yolundan gelen havann kapal hldeki dudaklar birden a lnca darya kmasyla meydana gelen nszler; dudaksl: /bt, /p/, /m/, /v/, Ifl || dudak yar, st dudakta doutan oluan yarklk; tavan duda, dudakdemez, [dudak+demez] is. Saz iirinde /b/, lfl, mi, pi, Ivl dudaksl sesleri kullanlmadan sy lenen kom a tr; lebdemez. dudaksl, [dudak-sl] sf. dbl. Boumlanma noktas dudaklarda olan ses. dudaksllama, [dudak-sl-la--ma] is. Baz kelim e lerde dz nllerin yuvarlaklamas, nszlerin de dudak nszlerine dnmesi olay.

-duca, [-du-ca() / -dcei] {eAT} yap. e. -+ -d. ducalamak, [duca-la-mak ?] {az} is. Bir eyi iki avu arama alarak skp ovmak. [DS] duccak, - [tut-acak > duccak] {az} is. Ocaktan tencere indirmekte kullanlan bez tutacak. [DS] ducret, [Ar. ducret / zucret o y ^ \ {OsT} is. skn ts; yrek darl. 0 ducret-ver, {OsT} Skntl. duar, [Far. dr (du:a:r) {OsT} sf. Kt bir duruma uram; yakalanm; tutulmu. S1 dflr- hayret ztrb, {OsT} Sknt ve aknla ura ma. due, [t. duce (bakan)] (du'e) is. Faizmin lideri Mussolini'nin unvan. dud1 [Ar. dd , (du:d) {OsT} is. Kurt; bcek; trtl. fi1 dud- artal, {OsT} B arsak kurdu. ]\ dd- ha ds, {OsT} zool. Krizalit.\\ dud- hn, {OsT} Ya odunun yanm asndan kan youn duman.\\ dd- harr, {OsT} zool. pekbcei.\\ dd- ibriim, {OsT} Barsak kurdu. || dd- kebed, {OsT} Koyun karacierinde yaayan asalak kurt. || dd- mkeyyes, {OsT} zool. Tenyalarn geliimlerinin ikinci evrelerinde aldklar biim.\\ dd- msellah, {OsT} zool. Sr er idi.\\ dd- mstakim , {OsT} zool. Sivri kuyruk.|| dd- remel, {OsT} zool. Kum iinde yaayan ve balk avlarken oltaya taklan kurt.\\ dd- sabbaga, {OsT} zool. Krmz renk elde edilen bcek; krmz bcei.]| dd- a'ri, {OsT} zool. Domuz etinde grlen kurt. || dd- erid, {OsT} zool. Tenya.|| dd- stvn, {OsT} zool. Yuvarlak solucan.|| dd- vahid, {OsT} zool. Tenya .|| ddl-kazz, {OsT} Barsak kurdu.\\ d dlkebed, {OsT} zool. Koyun karacierinde yaayan asalak kurt. || ddl-kilye, {OsT} zool. K pek ve kurt bbreinde yaayan solucan. || ddlMedne, {OsT} ip lik gibi ince uzun solucan; iplik kurdu. dud , [Far. dd (du:d) {OsT} is. 1. Duman; ttn. 2. Ac; gam; keder. 3. Soluk; nefes. S dd-ld, {OsT} Dumanl.\\ dd-efgen, {OsT} Sihirbazlarn buu yaparak cin davet ettikleri blm.\\ ddendd, {OsT} 1. s svayc, 2. Kara alc; iftirac.|| dd-gh, {OsT} Duman kan yer; ocak; baca.\\

DUD

le i ito M . -dundan, [-du-n-dan / -dinden] {eAT} yap. e. 1. -diktan. 2. -d. -dunleyin, [-du-n-leyin / -dinleyin] {eAT} yap. e. 1. -d; -d zaman; -dmda; -r -rmaz. 2. -d gibi. duran, [Yun. dikranos] {az} is. ki kulplu toprak yayk. [DS] duum, [tu-mak > tu-um] {eT} is. 1. Doum. 2. Tohum -duumca, [-du-um-ca / -dmce] {eAT} yap. e. dm; -dm srece; ben ... -dka. -duunca, [-du-un-ca / -dnce] {eAT} yap. e. -d srece; -dka. -duunguzdan, [-du-un-uz-dan/-dnzden] {eAT} yap. e. Siz ... -diktan, duua, [duy-mak > duyu-mak > duyu-ak] {az} sf. Olup biten eyleri herkesten nce renen; ku la delik. [DS] duh1, [Far. duh jo ] {OsT} is. 1. Kz. 2. Hava fiek. duh2, [Far. dh j ^ ] (du:h) {OsT} sf. 1. Bitki rts {OsT} sf. 1. Eski olmayan arazi; plak yer. 2. Yapraksz ve meyve siz aa. 3. Tysz, plak ba ve yz. 4. bot. Hasr otu; hasr saz, duha, [Ar. duh {OsT} is. 1. msaktan gne batm caya kadar geen zamann drtte biri. 2. Ku luk vakti; gnein dou ufkunda b ir mzrak boyu ykseldii an. 0 Duha Suresi, Kur'an- Kerim'in 93. suresinin ad. duhan, [Ar. duhn uU-^] (duha:n) {OsT} is. 1. Du man. 2. Ttn, duhn-m , {OsT} Ttiin ien; duman yutan.\\ duhn-fttr, {OsT} Ttn satan.|| duhn gmr emini, Ttn gm rk vergisini toplayan kuruluun ba.|| duhn- te, {OsT} Ate duman. || duhn-n, {OsT} Ttn ien; duman yutan. || Duhn Sresi, K u r an- K erim in 14. sure sinin ad. duhanc, [duhan-c] is. Yenieri aalarnn ttn ve ubuklarm hazrlayan grevli. duhani, [Ar. duhn (duha:ni;) {OsT} sf. 1. Ttnle ilgili. 2. kim. Sisli, duhma, [tut-ma] {az} is. Uak; hizmeti. [DS] duhne, [Ar. duhne 4^ 0 ] {OsT} is. 1. Tek tane; tohum tanesi. 2. Dar, duht, [Far. duht c J -i] {OsT} is. Kz ocuu; kerime. S 1 duht-ender, {OsT} 1. vey kz. 2. Kadn esir.|| duht-i rez, {OsT} 1. Asm a kz. 2. arap. duhte, [Far. dhten (dikmek) > dhte 4^ 0 ] (du.hte) {OsT} sf. 1. ne iplikle dikilmi olan. 2. Salm, duhter, [Far. duhter p - s \ {OsT} is. Kz; kz ocuu. S duhter-i fitb, {OsT} Gnein kz; arap. || duhter-i hum, {OsT} I. K p kz. 2. mecaz. arap.||

dudam, [dden / duda-m] {az} is. Y ukardan akan suyun kuyu gibi oyduu yer. [DS] duda, [eT. td- / tut-u / tut-a > duda {eAT} sf. 1. Srekli deen; bitiik; komu olan. 2. Megul olan; uraan. & duda etmek, {eAT} {OsT} Karlatrmak; kar karya getirmek. || duda olm ak, {eAT} 1. Karlamak; rastlamak. 2. Yaklamak; mukarir olmak. 3. M egul olmak; a lmak. dudcak, - [tut-acak] {az} is. Tutacak. [DS] dude1, [Ar. dde o .^] (du:de) {OsT} is. 1. Kk kurt, solucan veya bcek. 2. Kurtcaz. dude2, [Far. dde oiji] (du:de) {OsT} is. 1. Soy, sop; oymak; ocak. 2. Mrekkep yaplan ra isi. dudgun, [tut-kun] {az} sf. Sadk; bal. [DS] dudhane, [Far. ddhne is. Aile; hanedan; soy. dud, [Ar. dd Pj.>] (du;di) {OsT} sf. Bceklerle ilgili. dudu 1 [Far. tt (papaan) , den bayan, hanm yerine kullanlan unvan. 2. is. Y al Ermeni kadn. 3. {az} Hanm. [DS] 4. {az} Abla. [DS] 5. {az} Kk karde. [DS] S1dudu burnu, 1. Papaan gagas rengi, krmzya alan sar. 2. Rengi krmzms sar olan elbise. || dudu dilli, Konukan ve tatl dilli kadn\\ dudu kuu, Papaan. || dudu nine, {az} Kaynvalide. [DS] dudu2, [tut-u > dudu ?] {az} is. Baa balanan ye meni. [DS] dudulanm ak, [dudu-lan-mak] {az} dnl. f. [-r] (Barts iin) rtnmek. [DS] duetto, [t. duetto] is. mz. 1. ki sesle sylenen arya. 2. ki tek alg iin yazlm mzik, dufayda, -a [Ar. dufayda' riba. dug, [Far. d jja ] (du:) {OsT} is. Ayran, dugd, [Far. dud Jio] {OsT} is. Gelin, dugmak, [tu-mak / du-mek] {eT} gsz. f [-ar] Domak. dugturmak, [tu-mak > tu-tur-mak / du-tur-mak] {eT} g l . f [-ur] Dodurmak; dourtmak, duguk, -u [dug (yans.) + guk (yans.)~\ {az} is. Bay ku. [DS] dugurmak, [tu-mak > tu-ur-mak] {eT} gl. f. [-ur] Dourmak; dnyaya getirmek. [DLT] dua, [? dua] {az} is. Ispanakl yourt orbas. [DS] duan, [duan] {az} is. Karde. [DS] -du, [-du / -di] {eAT} yap. e. ... olduu; ... idii. -dunda, [-du-n-da / -dinde] {eAT} yap. e. -d zaman; -d. {OsT} is. zool. (du:dha:ne) {OsT}

o ie i t s M

1301

DUL

mu birleik ektir. Dkenmegi yokdur belki varduka artar. MiftahT-Cenne. -dukda, [-duk-da / -dk-de] {eAT} yap e. 1. Fiilden zarf fiil treten ek; grlen gemi zaman kipi ze duhteran, [Far. duhtern 01jo] (duhtera:n) {OsT} is. rine bulunm a hli eki gelerek olumu birleik ek Kzlar. tir, bu gnk -d zaman, -dmda.. eklerinin duhtere, [Far. duhtere ojo] {OsT} is. Kzlk; bekr ilevi ile karlanabilir; olumlu tabanlarda esas fiil lk. ile zarf fiilin belirttii eylemin e zamanl yapld n bildirir. Yedinci kat gge iridiikde Sidret 7duhter, [Far. duhter cSj^--5 (duhteri:) {OsT} is. ] mnteha aacn grdm. Tbb- Nebevi. 2. Olum Kzlk; bekrlk, suz tabanlardan esas fiili, zarf fiilin yaplm olm a duhul, -l [Ar. duhl (duhu:l) {OsT} is. 1. eri s artna balar. Nitekm su bulun-ma-dukda te girme; giri. 2. ine girme; sokulma, duhl-i yem m m abdest yerine geer. MiftahT-Cenne. muzafferne, {OsT} Muzafferce giri.|| duhl -dukdan, [-duk-dan / -dk-den] {eAT} y a p e. -diktan hurc, {OsT} eri girip kma. sonra. duhuliye, [Ar. duhuliye aJy -] (duhu.liye) {OsT} is. dukkuk, -u [duk+kuk (yans.)] {az} is. 1. Bayku. 2. Blbl. [DS] Giri creti. S duhuliye kart, Giri belgesi; y a kadaki kimlik.\\ duhuliye resm i, Eskiden satlm ak -duklaryla, [-duk-lar--y-la] {eAT} yap. e. -malar zerine. zere ehirlere getirilen mallardan alnan vergi. duhur1, [Ar. duhr (duhu;r) {OsT} is. Aalk; -dukleyin, [-duk-leyin] {eAT} yap. e. -d anda; -d zaman; -d gibi. zillet; hakirlik. -dukta, [-dukta /-dkte / -tulcta / -tkte] {eT} yap. e. duhur2, [Ar. duhr j . ^ ] (duhu;r) {OsT} is. Defetme; Z arf fiil (ula) eki. Sfat fiil eki olan -duk / -dk / kovma; uzaklatrma, tuk / -tk ile bulunma durum eki olan -de / -da ek lerinin birlemesi ile meydana gelmitir, ay--tduhye, [Ar. duhye / zuhye {OsT} is. Kuluk tukta (sylediinde) vakti kesilen kurban. -dukungda, [duk-un-da / duk-um-da / -duk-unuz-da] -duk1 [-dik /-dik / -dk / -duk / -tik / -tk / -tuk / , {eAT} yap. e. -* -dukda. tk] yap. e. -* -dik. -duk2, [-duk / -dk] {eAT} yap. e. 1. Gemi zaman dukur, [duk-ur ?] {az} is. Sar. [DS] ifadesi tayan ve Trkenin btn devrelerinde dul, [eT. tl > dul] sf. Einden ayrlm veya ei lm kadn veya erkek, t? dul avrat ocuu, kullanlan bir sfat fiil ekidir; ilek bir sfat fiil eki {az} Babasz byd iin terbiyesiz ve grgsz olmasna ram en az da olsa -m ak mastar ekine olan ocuk. [DS]|| dul eksik, {az} Kocasz kadn. yakm anlamda kullanlmtr. K adr suresi in-dg[DS]|| dul kalmak, Eini kaybetmek.\\ dul kar bes ine sebeb nedr? M iftahl-Cenne. 2. Fiillerden, ledii, {az} Terbiyesiz ocuk. [DS]|| dul kar o grlen gemi zaman sfat fiili yapan ilek bir ek cuu, {az} 1. Terbiyesiz ocuk. 2. Pi. [DS]|| dul tir. H er birimiiz gr-diig-i di disng. A k Pa lar yaz, {az} Sonbaharda az sren scak gnler; a. 3. {eT} Grlen gemi zaman anlam veren pastrm a yaz. [DS]|| dul maa, huk. Emekli Sand isim fiiller (orta) treten ek. Teklik iyelik ekleri na bal kimsenin lmnden sonra lenin eine, ile birlikte kullanlr, sk-dk--m (svdm) lenin alaca maan yzde ellisi orannda bala duk, [t. duka] is. 1. Eskiden kullanlan, oturacak iki nan aylk. || dul mant, {az} Kym asz tatar brei. yeri, nde ve arkada uaklar iin de yer bulunan, [DS]|| dul yam a, folk. Eskiden dul kadnlarn lks atl araba. 2. Siyah-kahverengi alacal inhinrtnd biryamak.\\ Dul yam a bama! Sen dinde yaayan bir tr maymun; giyimli, de dul kalasn! anlamnda beddua sz. (Semnopithecus nemaeus). duka1 [t. duka] (du'ka) is. Venedik veya Cenova dul2, [dul] {az} is. 1. Taraf. 2. Evin arka ve yan ta , raflar. 3. Yamur, rzgr ve gne etkisinden uzak cumhuriyetinin seimle i bana gelen yneticisi; dk. kuytu yer. 4. Siper. 5. Gnein ok stt duvar kenar. [DS] dka2, [t. ducato] (du'ka) M.Venedik altn parasna dulaca, [dula-ca] {az} sf. Yaramaz. [DS] verilen isim. dulak, - [dula-k / dola-k ?] {az} is. Pee. [DS] duka', [? duka] {az} is. 1. Hindi. 2. sf. Aptal. [DS] dukalk, - [duka-lk] is. V enedik ve Cenovada dulaptal otu, [dul+aptal + ot-u] is. t. bot. Kuzeydou duka grevi. Anadolu dalarnda yetien iekleri gzel kokulu aak, (Daphne mezereum). S dulaptal otugil-dukca, [-duk-ca / dk-ce] {eAT} yap. e. Fiillerden ler, bot. rnek bitkisi dulaptal otu olan tasz iki hl zarf fiili yapan ek; -duk gemi zaman sfat fiil eneklilerden bir fam ilya. eki zerine eitlik hli eki getirilm ekle oluturul duhter-i rez, (OsT} 1. Asm a kz. 2. arap.|| duhter-i rflzigr, {OsT} Rzgrn kzlar; zamann g e tirdikleri; dnya olaylar.

DUL

I M IM M
dulluk1 -u [dul-luk] is. Dul olma durumu. , dulluk2, -u [dul-luk] {az} is. 1. Ke; ke ba. 2. Saak. 3. Duvar dibi. [DS] dulp, [eT. tl-m ak > tol-up > dulp (btn; tam)] {eAT} is. 1. Top. 2. Yn; kme. 3. Takm, dulu, -u [Ar. dil > dulc / zul (dulu:) {OsTj is. Kenar. duluk1 -u [eT. tulun > duluk] is. 1. Yz; ehre. 2. , akak. 3. Yzn akakla ene arasndaki blm; yanak. 4. {az} Avurt; yanak ve yanak ii. [DS] 5. {az} Gerdan. [DS] 6. {az} Nefes borusu. [DS] 7. {az} Kulak arkas. [DS] 8. {az} ene kemikleri; ene st. [DS] 9. {az} akaklardaki sa; yanaa braklan sa; zlf. [DS] duluk altn, {az} Kadnlarn balarna taktklar tepeliin yanlarna konulan kenar inci ilemeli altn. [DS] duluk2, -u [dul-uk] {az} is. 1. Saak. 2. Ke ba; ke. 3. Duvarn glge olan taraf. [DS] duluk5 -u [tl-m ak > tul-ku-k > duluk jJ ji] {eAT} , is. Tulum. duluklamak, [duluk-la-mak] {az} gl. f [-r] [-l(u)yo r] M ncklayarak sevmek. [DS] dulukmak, [dur-uk-mak / dul-uk-mak ?] {az} gsz. f . [-ur] (Hareket hlindeki bir cisim iin) bir yere taklp kalmak. [DS] d ulum 1 [eT. tulun / dulun] {eAT} {az} is. 1. akak , taki zlf; turra; kkl. [DK] 2. Kala kulak arasn daki yer; akak. [DK] [DS] dulmundan aar mak, {eAT} akaklar aarmak; akaklarna ak dmek. [DK] dulum2, [dul-um] {az} is. 1. Y akn evre; komu. 2, Kare. [DS] dulun1 [eT. tulun > dulun j j b / , {az} is. 1. {OsT} akak. [Kamus] 2. ene kemikleri. [DS] dulun2, [dul-un] {az} is. 1. Kuytu yer; siper. 2. Yan taraf; yan. [DS] dulunacak, [dulun-acak 3 ^ ^ ] {eAT} is. Bat; marip. dulundurm ak, betmek. [-ur] Islat dulung, [eT. tulun > dulun (dulun) {eAT} is. akak, dulunkaba, [dulun+kaba] {az} is. Kabakulak hasta l. [DS] dulunkabas, [dulun+kaba-s-] {az} is. 1. Kabaku lak hastal. 2. Souktan oluan yz ve boaz ii. [DS] dulunm ak1 [tulun-mak / dulun-malc , {eAT} {OsT} dnl. f. [-ur] 1. Grnmez olmak; kaybolmak, {az} (ayn) [DS] 2. (Gne iin) bat mak; gurub etmek, {az} (ayn) [DS] 3. {az} (Ay [tulun-dur-mak / dulun-dur-mak

dufavrat otu, [dul+avrat + ot-u] is. t. bot. Kuzey ve dou Anadolu dalarnda ekilmemi alanlarda yeti en mor iekli, kk idrar artrc, geni yaprakl ok yllk otsu bitki, (Arctium tomentosum). dulaz, [dul-az] {az} sf. 1. (Kii iin) bilmedii hlde her ie burnunu sokan. 2. Yaramaz. 3. Yetim. [DS] dulcuk, -u [dul-cuk] {az} sf. 1. (Kz iin) yama gre bilgi ve grgs fazla olan. 2. Davranlarnda serbest olan. [DS] dulda, [Mo. dalda > dulda is. 1. Dik bir ya m ata yukardan sarkan kayalar tarafndan korunan kk bir maara azn andrr korunakl yer. 2. Yamur, gne ve rzgrn etki edemedii kuytu yer. 3. {az} Snlacak, saklanlacak, korunulacak yer; korunak; smak; glge. fOsT} (ayn) [DS] 4. Esirgeme; himaye. {OsT} (ayn) 5. {az} Bir eyin arka taraf. [DS] duldalama, [dulda-la-ma] is. Koruma altna alm a ey lemi. duldalamak, [dulda-la-mak] {az} gl. f . [-r] [-l()yo r] 1. Korum a altna almak. 2. Bir siper altna ekmek. [DS] duldalanma, [dulda-la-n-ma] is. Korunmak amacy la siper altna girme eylemi, duldalanm ak, [dulda-la-n-mak / / ji's!

{az} dnl. f. [-ir] Korunmak, bir si

per altna girmek; snmak; iltica etmek. {eAT} (ayn) [DS] duldal, [dulda-l] sf. Duldas olan, duldalk, - [dulda-lk] {az} is. 1. Yamur, gne ve rzgrn etki edemedii yer. 2. Siper. 3. emsi ye. [DS] duldasz, [dulda-sz] sf. 1. Duldas olmayan. 2. {az} mecaz. Kimseye yarar dokunmayan. [DS] duldul, [dol+dol?] {az} sf. Etine dolgun; grbz. [DS] dulgar, [dul-gar] {az} is. Akntsz su; aya olama yan durgun su. [DS] dulkum ak, [? dul-ku-mak] g sz.f. [-ur] Islanmak, dulkuk, \eT. tl-m ak > tl-k-k > tulkuk > dulkuk {eAT} is. Tulum. dulkutmak, [dulku-t-malc] {az} gl. f mak. [DS]

ji. / jajjojy] {eAT} gl. f. [-ur] Gzden kay

dulm, [eT. tulun > dulun > dulm ^j:>] {eAT} is. a kak. [DKJ dullama, [dul-la-ma] {az} is. 1. Boanm kadn. 2. Geveze. [DS] dullamak, [duru-la-mak ?] {az} ] gl. f. [-r] [-l(u)yor] 1. Ykamak; temizlemek. 2. Ykanan amar souk sudan geirmek; durulamak. [DS] dullanmak, [duru-la-n-mak] {az} dnl. [-r] Y kanmak; temizlenmek. [DS]

1303

DUM

ve gne iin) tutulmak. [DS] 4. {az} Ykselmek; kaybolmak. [DS] 5. {az} Suya dalmak. [DS] 0 dulnmalca olmak, {OsT} B atm ak zere olmak. d ulunmak , [dul-un-mak] {az} dnl. f. [-ur] 1. Dinlenmek. 2. (Hasta iin) gzleri donuklamak. [DS] dlup, [Yun. touloupa / eT. tl-m ak > tol-up / tolp (btn; tam) v 'j k ] {eAT} is. 1. Top edilmi ey; yumak, {az} (ayn) [DS] 2. Yn; takm. 3. {az} Atlarak erilmeye hazrlanm yn ya da pamuk. [DS] 4. Krklm, taranm kei kl. 5. {az} Hal la. [DS] S dlup atmak, {az} Yn y a da pam uu halla yay ile kabartmak. [DS]|| dlup etmek, {OsT} ile hline getirmek; kelep yapmak.\\ dulup olmak, {OsT} Yumak hline getirilmek. dum 1 [tum / dum] {eT} sf. Souk. , dum2, [? dum] {az} is. Kilim. [DS] Duma, [Rus. duma] is. R usyada arlk dneminde parlamentoya verilen isim. duma1 [duma] {az} is. 1. Nezle; grip; bronit. 2. , ksrk; bomaca ksr. [DS] duma2, [? duma] {az} is. kinci evliliinde de duvak takan kadn. [DS] duma3, [eT. tom > dum-a ?] {az} is. 1. Tmsek; knt. 2. Y uvarlak ta; doma. [DS] dumalamak, [dum-a-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] Tanacak yk srta balamak. [DS] dumagu, [tum > *tum--mak > tum -- > dum-g] (duma:gu:) {eT} is. -* duma, duma, [eT. tum (souk) > tum -a-u > dumau > duma O ^ ] {eAT} {OsT} is. Souk al gnl; nezle, dumau, [eT. tum (souk) > tum --u > dumau > dumau {eAT} {OsT} is.-* duma. duman, [eT. tuman / duman] is. 1. Yanan cisim ler den kan, iinde ok kk kat zerrecikler bulu nan ve bu yzden saydamlm kaybeden gaz ve toz karm. 2. Havadaki sis; pus. {az} (ayn) [DS] 3. Hayvan topluluunun, aralarn hzl hareketi veya baka etkilerle yerdeki ince toz zerrelerinin havaya kalkmas yznden oluan glgeli karart. 4. {az} Gz ak. [DS] 5. {az} Gze inen perde; katarakt. [DS] 6. argo. Perianlk. 7. argo. Esrar. 8. sf. argo. ( ve durum iin) gelip geici; kalc ol mayan. 0 duman atmak, {az} 1. Korkmak. 2. Oflielenmek. 3. Atta hedefi vuramamak; karavana atmak. 4. B ir kimseyi aldatmak; oyun etmek. 5. Bir eyi abuk yapp bitirmek; ksa srede sonu al mak. 6. Kasp kavurmak. 7. A r basmak. 8. stiin gelmek. [DS]|| duman attrmak, argo. 1. Gz a trmamak. 2. Birini yldrmak, korkutmak. 3. Kt duruma sokmak.|| duman bal, {az} zool. Pala mut bal. [DS]|j duman iek olmak, {az} (Aa iin) btn ieklerini am olmak. [DS]|| duman

etmek, argo. Datmak; perian etm ek.|| duman bana vurmak, flcelenmek.\\ duman doru, {az} (Kii iin) namuslu; drst. [DS]|| Duman doru ksn! Yaplan i yanl olsa da kurallara uygun yaplmas gerektiini belirten sz.\\ duman stnde, ok taze; yeni pimi.\\ duman kurmak, {az} Evlenmek. [DS]|| duman olmak, ok ktii duruma dmek; perian olmak; ii bozulmak, sa r slm ak,|| duman otu, {az} D avn otu. [DS]|| du man rtmesi, {az} Mutfak. [DS]|| duman rengi, Koyu gri; fm e. || duman yapmak, A z bir para ile ok i grmek. dumanc, [duman-c] sf. Az para ile ok kazanan oyuncu; kumarc, dumanlama, [duman-la-ma] is. Duman verme eyle mi. dumanlamak, [duman-la-mak] gl. f [-r] [-l()-yor] 1. Dumanl hle getirmek. 2. Duman vermek. 3. Dumanda tutmak. 4. argo. Sarho olmak; kartr mak. dumanlanma, [dumanla-n-ma] is. Dumanl hle gel me eylemi. dumanlanmak, [dumanla-n-mak] edil. f. [-r] 1. Dum anda tutulmak; duman verilmek. 2. dnl. f. Dumanl hle gelmek. 3. mecaz. Bulanmak; kar mak. 4. {az} Gze beyaz perde inmek; katarakt olmak. [DS] dumanl, [duman-l] sf. 1. Duman bulunan. 2. D u man kan. 3. Sisli, sisle rtl. 4. mecaz. Skntl, bulank. 5. argo. Esrik; sarho. 0 dumanl yalak, {az} Vapur. [DS] dumans, [duman-s] sf. 1. Dumana benzer; duman gibi. 2. Duman rengini andran, dumanslk, - [dumans-lk] {az} sf. (Hava iin) hafif sisli. [DS] dumansz, [duman-sz] sf. Duman olmayan; duman karmayan. d u may, [eT. tum (tm) > dum-a-y- ?] {az} zf. Bsbtn; tamamen. [DS] dumb, [damb / domb / dmb / dnb / dumb (yans.)] is. Yuvarlanma, takla atma ve dme bildiren kk. [Zlfkar] dumb-a-dak dumbadak, - [dumb (yans.) > dumb-adak / dmbedek] {az} zf. Anszn; birdenbire. [DS] dumbak, - [dumb-ak] {az} is. Kestane meyvesi. [DS] dumban, [Yun. tombano] {az} is. Davul. [DS] dumbi, [Yun. tumbi] {az} is. Kk tepe; tepecik. [DS] dumbilli, [dumbi-l-li] {az} sf. stnde tepecikler bulunan alan. [DS] dumbul, [dumb-ul ?] {az} is. Erkeklii iyi gideril mem i ko. [DS] dumbuz', [dumb-uz / gumb-uz ?] {az} is. Yumruk. [DS]

DUM

IM

U K C E S Z ll.

dumbuz2, [Yun. tumbuzi] {az} is. Dzlk yerlerin ortasndaki kk tmsekler. [DS] dum buzlamak, [dumbuz-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l(u)-yor] Yumruklamak; yumruun alt yan ile vur mak. [DS] dumcuk, -u [dum-cuk ?] {az} is. Bulutlu hava. [DS] dumcukm ak, [dun-cuk-mak > dum-cuk-mak] {az} gsz. f. [-ur] 1. Bunalmak; sklmak. 2. marmak. [DS] dumdalk, - [dulda-lk] {az} is. Yamurdan koru nacak st kapal yer. [DS] dumdum, [Bengal dili, damdamo > ng. dum-dum bullet] is. lk defa Bat B engalin banliys olan Dum D um da imal edilmi olan, ekirdei ha bi im inde entilen ve byk yaralar aan, kullanm 1899 Lahey antlamas ile yasaklanan tfek mer misi. S dumdum helvas, {az} ( iin) zo r oldu u hlde kolay samlan. [DS]|| dumdum kurunu, Bat B engal'in banliys olan Dum D u m da imal edildii iin bu ad alan, ekirdei ha biiminde entik tfek mermisi. dumdum a, [dum+dum-a] {az} is. Kaynatlm ve szdrlm zm suyu. [DS] S dumduma havas esm ek, {az} B ir yerde hissedilir derecede sessiz lik olmak. [DS] dumduru, [du(m)+du/ru / du(p)+du/ru] (d u mduru) {az} zf. 1. ok temiz. 2. ok beyaz. [DS] dumlak, - [dumla-k] {az} is. Tepenin arkas. [DS] dumlg, [tm > tumll-mak > tum-l / dum-l] {eT} sf. Souk. dum lu', [eT. tum-l- (souk, soukluk) > dum-lu] sf. Souk. dumlu2, [Dumlu (tfek retilen yerin ad)] is. Bir fiek alabilen tek namlulu tfek. S dumlu martin, {az} Tfek. [DS] dummak, [dum-mak] {az} gsz. f. [-ar] Suya dal mak; suya batmak. [DS] dumsaymak, [dum-sa-y-mak] {eT} gsz. f. [-ur] Burun kvrmak; darlmak; hmlanmak. [Nevy] dumru, [eT. tmrg > dumru jy o ] {eAT} {OsT} is. Tef. dumsuklamak, [dum-su-k-la-mak] {az} gl. f . [-r] [-l(u)-yor] tmek; kakmak. [DS] dumu, -u [Ar. dem c > dum ' (dumu:) {OsT} is. Gzyalar, dumuk, -u [dum-uk] {az} sf. Az; biraz. [DS] dumulmak, [dum-ul-mak] {az} dnl. f. [-ur] Suya dalmak; suya batmak. [DS] dum ur1 [dom-ur] {az} sf. Kabarm; kabarck , oluturmu. [DS] S dumur dumur, {az} (Ter iin) damla damla. [DS] dumur2, [Ar. dumr j_yo] (dumu.r) is. Grevi olm a yan bir organn zamanla krelmesi hli, dumu ra uramak, Krelmek.

dumur3, [Ar. dum ur / zum ur j y ^ ] (dumu.r) {OsT} is. 1. Hastalktan dolay bir organn kurumas. 2. Zayflktan dolay hayvann karnnn ieri kmesi, dumurmak, [dom-ur-mak] {az} gsz. f. [-ur] (Su iin) kabarmak. [DS] dumumak, [dom-u-mak] {az} dnl. f. [-ur] So murtmak; surat etmek. [DS] -dun, [-dm / -din / -dun / -dn] {eAT} ek. e. -* -dm. dun, [Ar. dn Ojj] (du:n) {OsT} sf. 1. Alt; aa. 2. Alak; aalk; kt. 3. Altta; aada. 4. (Kii iin) alak, soysuz. 0 dn-himmet, {OsT} stek siz-.|| dn-perver, {OsT} K tleri koruyan. dunak, - [dona-mak > dona-k] {az} sf. (Kii iin) giyimi derli toplu olan; yakkl. [DS] dunan, [Ar. dn + Far. -n jUj:s] (du:na:n) {OsT} is. A lak ve aalk kimseler, dunbak, - [eT. tn-mak (kapanmak) > dun-mak ?] {az} is. Kestane meyvesi, dunbul, [domb > dunb-ul] {az} is. Kulplu ya kab; klek. [DS] duncuklam ak, [duncuk-la-mak] {az} gsz. f. [-r] [l(u)-yor] Gpta etmek; imrenmek. [DS] duncukmak, [eT. tn-m ak (kapanmak) > ton--kmak>tunu-k-mak> duncuk-m ak jj] {eAT} {OsT} gsz. f. [~()-ur] 1. Havaszlktan bu nalmak; nefes alamamak, {az} (ayn) [DS] 2. {az} Utanmak. [DS] 3. {az} Sklmak; bunalmak. [DS] 4. {az} Genze su kamak. [DS] 5. {az} Alayacak gibi olmak. [DS] 6. {az} (Hayvan iin) fazla yem yemekten ya da ahrda ok kapal kalm aktan dolay dar knca haarlk etmek; hoplayp zplamak. [DS] 7. {az} (Ergenlik ama yeni girmi kz iin) kvraklamak. [DS] 8. {az} (Havasz ve nemli yer de bulunan bitki iin) kzmak. [DS] duncukturm ak, [tunu-k-tur-mak / dunu-k-tur-mak {eAT} {OsT} gl. f. [-ur] N efes aldrma mak; nefesini kesmek; bunaltmak, duncumak, [duncu-mak] {az} gsz. f. [-r] Kabna smamak; yaram azlk yapmak. [DS] dundu, [dun-du ?] {az} is. Scak ve durgun hava. [DS] -dung, [-dun / -dun / -dng / -dn] (dun) {eAT} ek. e. Grlen gemi zaman teklik ikinci kii eki. Bilr misin nin geldiih cihana. arhname. dungun, [tun-mak > dun-gun {OsT} sf. 1. (Ki i iin) durgun; hareketsiz; ie yaramaz. 2. {az} zgn; dnceli. [DS] -dunguz, [-dun-uz /-dun-uz /-dn-z /-dn-z] {eAT} ek. e. Grlen gemi zaman okluk ikinci kii eki. "Siz yitrdiingz o olan. eyyad Hamza. duniyet, [Far. dn > dniyyet] (du:niyet) {OsT} is. Aalk olm a hli; alaklk.

l li 1 M

. 1305

DUR duradur, [Far. dur-a-dur jj-sLj-s] (du:ra:du:r) {OsT} zfi 1. Uzaktan uzaa. 2. Uzun uzadya; ok uzun, duragomak, [dur-mak + ko-mak] {az} gsz. fi. [-r] 1. Sabretmek; bir olay ve durum karsnda souk kanl davranmak. 2. Olduu yerde durmak; bekle mek. [DS] duraan, [dur-aan] sf. Yerini deitirmeyen; sabit; ayn yerde* kalan. duraan nfus, B ir y e r ve zam anda mevcut geim kaynaklarnca ihtiyac kar lanabilecek sayda olan nfus. duraanlama, [duraanl--ma] is. Duraan hle gelme eylemi, duraanlamak, [duraanla--mak] dnl. fi [-ir] Sabit hle gelmek; duraan olmak, duraanlk, - [duraan-lk] is. Duraan olma hli; sabitlik. durak, - [tur-mak > tur-ak / dur-alc / jljjl] is. 1. Durma; dinlenme; alm aya ara ver me. 2. Toplu tam a yapan aralarn durup yolcu aldklar veya yolcu bekledikleri yer. 3. Cmle so nuna konulan nokta. 4. ed. M sralarn dzenli bir biimde kelime sonlarnda durulan yerleri. 5. Trk halk iirinde hece kalplar iindeki durm a yerleri. 6 . mz. Trk mziinde dizinin son sesi veya bir makamn karar verilen son perdesi. 7. mz. Trk tasavvuf mziinde bir makam. 8. Yerleilen yer; durulan yer; yurt; makar. {eAT} {OsT} (ayn) 9. {az} Gney. [DS] 10. {az} Dirlik; dzenlik; gvenlik. [DS] 11. {az} Avn nn kesme. [DS] 12. {az} Tatan yaplm szge. [DS] 13. {az} Oturup din lenilecek, durulacak yer. [DS] 14. {az} Okunan bir kitabn okunmasna ara verildii yere konulan kt paras. [DS] S durak ard, {az} Cephe gerisi. [DS]|| durak eylemek, {eAT} Durmak, karar kl mak}] durak otu, {OsT} Dere otu; rezene.|| durak n, {az} Cephe ilerisi. [DS]|| durak tutmak, {eAT} {OsT} Yerlemek; ikamet etmek. durakalm ak, [dur-mak + kal-mak] gsz. b. fi. [-tr] Durup beklemek; durmak yznden geri kalmak, duraklama, [durak-la-ma] is. 1. K sa bir sre durma ve bekleme eylemi. 2. Tereddt etme. 3. as. H are ket hlindeki bir birliin plansz olarak bir yerde beklemesi. 4. tp. Hastalk belirtilerinin hemen he men deimeden durduu devre, duraklamak, [durak-la-mak] gsz. f i [-ar] [-l()-yor] 1. Ksa bir sre iin harekete veya yaplan ie ara vermek; beklemek. 2. Tereddt etmek. 3. mecaz. Ksa bir sre susmak; konumamak, duraklanm ak', [durakla-n-mak] edil fi. [- 11] Durak lam a eylemi yaplmak. duraklanm ak2, [durakla-n-mak] dnl. f i [- 11] Y er edinmek; kendine duracak yer salamak; yerle mek. duraklatma, [durakla-t-ma] is. 1. Hareket veya

dunlu, [dun-lu] {az} is. Ay; kamer; hilal. [DS] dunmak, [eT. t-n-mak (kapanmak, sklmak) > dunmak] (az) dnl. fi. [-ur] 1. Kederlenmek; dn mek. 2. {eAT} (Gz iin) kamamak. [DS] dunuk, -u [tun-mak > tun-uk / dun-uk / jA ] {eAT} {OsT} sf. 1. Kederli. 2. {az} Donuk; mat; bulanka. [DS] 3. {az} Rengi bozuk. [DS] 4. is. Keder; kederlilik. 5. {az} Gne tutulmas. [DS] dunuklu, [tun-uk-lu / dun-uk-lu Parlak olmayan; donuk; bulank, dunukmak, [ton-uk-malc / dun-uk-mak /
3%

^ ] {eAT} sf.

jAjijt] {eAT} {OsT} gsz. f. [-ur] (Gne, ay iin) tutulmak. dunukutmak, [dun-uk-ut-mak {eAT} gl. f i [ur] In azaltmak; donuklatrmak, dunulmak, [dun-ul-mak] {az} dnl. fi. [-ur] 1. (Ay ve gne iin) batmak. 2. (Gne ve ay iin) tutul mak. 3. Gzden kaybolmak; grnm ez olmak. [DS] duo, [t. duo] (du'o) is. 1 . mz. ki ses. 2 . mz. ki mzik. 3. mz. Karlkl iki kii tarafndan syle nen ark. duodnum, [Lat. duodecem > Fr. duodnum] is. anat. Onikiparmak barsa, dupduru, [du(p)+du/ru] (du'pduru) pekt. sf. 1. ok duru; ar saf, temiz. 2. {azf ok berrak. [DS] dupduru, [dur-up + dur-u] {eAT} zfi. Ayak st; ayakta durarak; dik durarak. -dur-, [-dr- / -dir- / -dr- / -dur- / -tir- / -tr- / -tur- / tr\ya p . e. -* -dr- {eT} {eAT} (ayn). -dur, [-dr / -dir / -dr / -dur / -tir / -tr / -tur / -tr] ek. e. --dr. dur1 [Far. dr jj i] (du:r) {OsT} sf. Uzak. S 1 dr-, dr, {OsT} Uzak uzak; uzaktan uzaa; uzun uzad ya.|| dr-bn, {OsT} -* durbin.|| dr-bnne, {OsT} leriyi grerek. || dr-dest, {OsT} Eriilmesi g ey.|| dflr-end, {OsT} Gelecei dnen.|| drend, {OsT} lerisini dnme; tedbirlilik.\\ dr etmek, {OsT} Uzaklatrmak,|| dr-nm , {OsT} Uza gsteren. || dr-nvis, {OsT} -* dumvis.|| dr-end, {OsT} -* durenid.|| dr drz, {OsT} Uzun uzadya; ok uzun. dur2, [Ar. dr > dr jj^] (du:r) {OsT} is. 1. Evler. 2. Blgeler. dura, [Ar. turre o J*] {az} is. 1. atnn saa. 2. Kapnn zerindeki rtme. [DS] dura1 -c [dur-a] is. Heykel veya stun gibi eyle , rin zerine konulduu ayak. dura2, -c [Ar. durrc ^1._p] {az} is. Slne benzer gzel bir av kuu; il kuu; tura, (Francolinus francolinus).

DUR

M M E SO M .
duramak, [dur-a-mak] {az} is. Durma; duru. [DS] duran1 [dur-mak > dur-an] sf. Durmak eylemini , yapan; hareketsiz. S duran top, spor. At yapm ak iizere bekletilen ve hareketsiz olan fu tb o l topu. duran2, [Slav, d rvena ? => duran] {az} is. Toprak tan yaplm yayk. [DS] duran3, [? duran] {az} is. Da yolu. [DS] duravarmak, [dur-mak + var-mak] {az} gsz. f. [r] 1. nat etmek; direnmek. 2. Sk sk ve srekli olarak vurmak. 3. Yorulmak. 4. Oluvermek. [DS] duravay, [dur-a+vay] {az} e. yle mi? [DS] durba, [Far. dr (uzak) + ba (ol) j ^ j i ] (du:rba:) {OsT} 1. Uzak dur! 2. is. Eskiden devlet adamla rnn nnde halkm iinde yol amak iin grevli lerin saa sola salladklar sopa, durbaan, [Far. drbn j U l ^ ] {OsT} is. Halk datan yasaklar, durbin, [Far. drbn ju_>j->] (durbi:n) {OsT} sf. 1. Keskin grl. 2. Uza gren; ileriyi gren; anla yl. 3. is. Uza gstermeye yarayan alet; drbn, durdabak, - [dur+da+bak] {az} is. Bir tr fesle en. [DS] durdur, [Yun. turtura] {az} is. zool. veyik. [DS] durdurma, [dur-dur-ma] is. Durmasn salama ey lemi. durdurmak, [dur-dur-mak] gl. f. [-ur] 1. Hareket hlindeki bir eyi hareketsiz durum a getirmek; durmasn salamak.; dunnasm a sebep olmak. 2. Herhangi bir makine veya otomobilin dnme, y rme. hareketine engel olmak. 3. Bir eyin ilerleme sini engellemek. 4. almay brakmak, durdurtma, [durdur-t-na] is. Durdurmasna sala mak eylemi; engelleme, durdurtm ak, [durdur-t-mak] gl. f . [-ur] Durdurm a sna yol amak; durdurmasn salamak; engel ol mak. durdurulam ayan, [durdur-ul- + a-ma-y-an] sf. Dur durulmas mmkn olmayan; nne geilemeyen; engel olunamayan, durdurulm a, [durdur-ul-ma] is. D urdurm a iinin yaplma durumu ve eylemi; engellenme durdurulm ak, [durdur-ul-mak] edil f. [-ur] 1. Dur durm a ii yaplmak. 2. Durm asna sebep olunmak; engellenmek. durduru, [durdur-u] is. Durdurma eylemi veya biimi. durendi, [Far. dr (uzak) + end ^ .jjljj.] (du:rendi:) {OsT} sf. 1. Gelecei dnen. 2. Uzak g rl; ileriyi dnr, durgak, [tur-mak > tur-k / dur-k] (durga:k) is. 1. Srekli duran; bekleyen. 2. Nbeti; beki; as ker. (du:rba:a:n)

alma durumundaki bir eyin veya birinin al masn, hareketini bir sre durdurma eylemi. 2. K sa sreli engelleme, duraklatmak, [durakla-t-mak] gl. f. [-r] Bir eyin duraklamasn salamak, duraklamasna sebep ol mak. duraklay, [durakla-y-] is. Duraklama eylemi ve ya biimi. durakl, [duralc-l] sf. 1. Dura olan. 2. Durak sahibi olan. 3. fz. Hep ayn yerde kalan, ayn yerde tek rarlanan. S durakl dalga, fz. Btn noktalar ayn anda, zt ve ayn fa zl titreimler yapan dalga; kararl dalga. duraksam a, [durak-sa-ma] is. N e yapaca, ne sy leyecei konusunda karar verememe yznden bi raz bekleme durumu ve eylemi; tereddt, duraksam ak, [durak-sa-mak] g sz.f. [-r] [-s(u)-yor] N e yapmak ve ne sylemek gerektiini kestirememelcten dolay duraklamak; tereddt etmek, duraksam al, [duraksama-l] s f 1. Duraksamas olan. 2. Duraksayan; tereddtl, duraksam asz, [duraksama-sz] sf. 1. Duraksamas olmayan. 2. Duraksamayan; tereddtsz, duraksay, [duraksa-y-] is. Duraksama eylemi ve y a biimi. duraksz, [durak-sz] sf. 1. Dura olmayan. 2. (e hirler aras otobs seferleri iin) hibir yerde mola vermeden; molasz; non stop. 3. {az} Sebatsz; dnek. [DS] 0 duraksz hece vezni, ed. H ece vez ninin geleneksel duraklarn kullanmadan hece l s ile yazlm olan. dural, [dur-al] sf. 1. Hi deiiklik gstermeden hep bir durumda kalan; statik. 2. Duraan, duralak, - [durala-k] sf. 1. Hareketsiz; sakin. 2. Yerine yapk, duralama, [dur-ala-ma] is. Durur gibi olma, duraklar gibi davranma eylemi, duralamak, [dur-ala-mak] gsz. f. [-r] [-l()-yor] 1. Durur gibi olmak, yavalamak. 2. mecaz. armak. .3. {az} Ayrlmak; dalmak. [DS] duralamak, [durala--mak] {az} ite, f. [-r] 1. Satamak. 2. dnl. f. Balamak. [DS] dural, [dura-l / durul-] sf. Sabit, duralk, [dur-u-l- > dur-a-lk] {eT} is. Ev. durallk, - [dural-lk] is. Dural olm a durumu, duralmak, [duru-l-mak / dur-al-mak] {az} dnl. f . [-r] 1. Durulmak, tortusu dibe kp arlanmak. 2. Uslanmak; durgunlamak. [DS] duralmin, [lk yapld yer ad olan Dren > Fr. duralumin] is. Yzde 94,5 alminyum, % 4 bakr, %05 manganez ve %05 magnezyum ve ok az miktarda demir ve silisyumdan meydana gelmi, mekanik direnci yksek hafif bir alam, duram, [dur-am] {az} is. Erek; ama. [DS]

1307

DUR

durgalamak, [durga-la-mak] {az} gl. f. [-r] [-l()yor] Tespit etmek. [DS] durgu, [dur-gu] is. 1. O lmakta devam eden bir eyin birden kesilmesi; sekte. 2. mz. Bir mzik cmle sinde biti etkisi gsteren armonik zincirlemeler btn. durgun, [eT. tur-mak > tur-uk-m ak > tur-(u)lc-un / dur-(u)k-un / dur-gun] sf. 1. H areket etmeyen; du ran. 2. alkantsz; akntsz. 3. mecaz. Canl olm a yan; neesiz; dnceli. 4. Hareketsiz; snk. S durgun olmak, {az} Midesi bozulmak. [DS]|| durgun su, Aknts olmayan birikinti hlindeki ot.|| durgun ikinlik, eko. Ekonomide durgunluk ile enflasyonun birlikte yaanm as; stagflasyon. durgunlama, [durgunla--ma] is. Durgun, hareket siz hle gelme durumu, durgunlamak, [durgunla--mak] dnl. f. [-r] 1 . Durgun duruma gelmek; sakinlemek. 2. Canllk ve neesini yitirmek, durgunlatrm a, [durgunla-tr-ma] is. Durgun hle getirme eylemi, durgunlatrmak, [durgunla-mak] gsz. f. [-r] 1 . Durgun hle getirmek. 2. Durgunlamasna sebep olmak. durgunluk, -u [durgun-luk] is. 1. Durgun olma hli. 2. Hareket, kprt yokluu. 3. Cansz veya snk olma hli. 4. Neesizlik; keyifsizlik. 5. Zi hinsel adan yeteri kadar gelimemilik. durgurnak, [eT. tur-m ak > tur-ur-mak > dur-gurmak / j j i j / J^ A p ] {eAT} {OsT} gl. f. [-ur] 1. Ayaa kaldrmak; ayakta tut mak. 2. Dikmek; bina etmek. 3. Tketmek; zayf latmak. 4. Hareketten alkoymak; durdurmak. 5. Meydana getirmek; ortaya karmak. 6 . Gstermek, durgut, -du [dur-gut] {az} sf. Aptal. [DS] S durgut olmak, {az} Aptallamak. [DS] durgutmak, [tur-ut-mak / dur-ut-m ak /

durkuglanm ak, [tur-uk-mak > tur-(u)k-u (utanma, ekinme) / durku-la-n-mak] dnl. f. [-ur] Utan mak; ekinmek, durkun, [eT. tur-mak > tur-uk-m ak > tur-(u)k-un > dur-(u)k-un] {eT} sf. Durgun, durlak, - [dur-la-k] {az} sf. (Kisi iin) asalak. [DS] durlamak, [duru-la-mak > durla-mak] {az} gl. f. [r] [-l(u)-yor] (Ykanm amar ve kap iin) temiz sudan geirerek durulamak. [DS] durlan, [durla-n] {az} sf. Berrak; lekesiz. [DS] (krlang, -c [durla-n-g] {az} is. Durulmu sv; berrak sv. [DS] durlank, - [durla-n-k] {az} sf. (Sv iin) duru; durulmu; berrak. [DS] durlanm ak, [durla-n-mak] {az} dnl. f. [-r] 1 . Durulmak; berraklamak. 2. Du yapmak. 3. edil. f . alkalanmak; duru sudan geirilmek. [DS] durluk, -u [dur-luk] {az} is. Durulacak yer; durak. [DS] durma, [dur-ma is. 1. Hareketsiz kalm a durum ve eylemi. 2. Bir hareket veya iin kesintiye ura mas; beklemesi. 3. {eAT} {OsT} zf. Durmadan; s rekli olarak. durma, [dr-me > dur-ma ? ^Lj^] {eAT} is. 1. pekli kuma; al. 2. Srta yk yklem ek iin kulla nlan ynden ya da kldan yaplm ip. durmalamak, [durma-la-mak] {az} gl. f. [-r] [l()-yor] 1. B ir eyi yklenmek. 2. ocuu sarp srtnda tamak. [DS] durmalanmak, [durmala-n-mak] {az} edil. f. [r] (ocuk iin) durma denilen iple srta balan mak. [DS] durmadan, [dur-madan] zf. 1. Srekli olarak, aralk sz. 2. Duraklama yapmadan. durm ak1, [eT. tur-mak (ayaa kalkmak; dikilmek) > dur-mak / J_p] gsz. f. [-ur] 1. H a reketsiz olmak; kmldamamak. 2. Bir yerde biraz oyalanmak; elemek; tevakkuf etmek. Biraz d u rabilir miyiz? 3. lememek, almamak. Saat durmu. 4. Sona ermek; kesilmek; dinmek. R zgr bir ara durur gibi oldu. 5. Varlm srdrmek; yaamak; devam etmek. O maaza hl duruyor mu? 6 . Beklemek; dikilmek. Kapnn nnde yle ce durdum. 7. Birinin mal olarak bulunm aya de vam etmek; eski hlini korumak. Baba mlkii evle rimiz hl duruyor. 8 . V ar olmak. Ben daha duru yorum. 9. Bir yerde olmak; bulunmak. Bunca rezil likten sonra neden hl mdrlkte duruyor, anla myorum. 10. Belli bir durumda olmak. Biraz eik duruyor ama varsn olsun. 11. Bir grevde bulun mak; birinin hizmetine girmek. /azj (ayn) [DS] B ir apartmana kapc durmu. 12. (Olumsuz bii miyle) srekli almak. Durmadan ya z yazdm.

{OsT} gl. f. [-ur] 1. Durdurmak. 2. Ayakta durdurmak, durguz, [dur-gu-z] {az} sf. Uyank. [DS] S durguz gelmek, {az} Uyanmak. [DS] duri, [Far. dr- lSjj^] (du.ri.) {OsT} is. Uzaklk. durk, [turk / durlc] {eT} is. Bir eyin uzunluu; uzun luk. durkala, [dur+kal-a] {az} zf. A z kalsn; hemen he men. [DS] durkaru, [turk > *turk-ar > durkar] (durkaru:) zf. Aralksz; srekli; durmadan, durknmak, [tur-uk-mak > tur-(u)k-n-m ak > dur(u)k-n-mak] {eT} dnl. f. [-ur] ekinmek; utan mak; duraksamak, durklamak, [turk > turk-l-m ak > durk-l-mak] {eT} gl.f. [-r] Bir eyin enini boyunu lmek.

DUR

T M M M dursunm ak, [dur-sun-mak durenid, [Far. dr-end

1308

13. Bir konuyla ilgilenmek; stne dmek. Neden b kadar insan haklarnn zerinde durduu anla ld. 14. Dayanmak; direnmek; sabretmek; sebat etmek; karar etmek. Bunca aclardan sonra nasl durulur?. 15. {eAT} Kar koymak; kar durmak. 16. {eAT} {OsT} A yaa kalkmak. 17. {eAT} Kalmak. 18. Sakin olmak. 19. {eAT} Vazgemek; geri dur mak. 20. {eAT} Erimek; yerlemek. 21. {OsT} Ku rulmak; yaplmak. 22. {eAT} {OsT} Balanmak; kendini vermek. 23. {eAT} {OsT} Meydana gelmek; ortaya kmak; kopmak. 24. ok yaamak; yaa mak. 25. (Yiyecek vb. ile) ondan baka bir ey ye mem i ve imemi olmak. 26. Brakmamak; terk etmemek. Sznde duruyor mu? S dur, Bana geldii cmlelere, biraz zam an gesin hele, anlam katar.|| dura dur, {eAT} Biraz bekle; bekleye dur.|| dura de, {eAT} De kalka.|| duras yer, {eAT} D uracak yer; mekn; makam. || durduu yerde, 1. H i emek harcamakszm. 2. H i gerei yokken. || durduklayn durmak, {eAT} Eskisi gibi kalmay srdrmek; durumunu korumak. || dur durak, {az} Dinlenme; istirahat.\\ dur durak yok, Hi dinlenmeyok.\\ durmak oturmak, {eAT} {OsT} D p kalkmak; lfet etmek.\\ durmu oturmu, 1. Olgun; davranlar tutarl. 2. Arla kamayan. || durmuluk oturmuluk, Olgunlua ulam olm a hli.|| duru durmak, {eAT} Durmay srdr mek; durmak.\\ duru gelmek, {eAT} {OsT} Ayaa kalkmak; kyam etm ek.|| duru kalmak, {eAT} {OsT} D ikilip kalmak.\\ durup dinlenmeden, A ra verme den, srekli; arka arkaya.|| durup dururken, 1. H i gerei yokken; gereksiz yere. 2. Anszn.\\ du rup oturmak, {OsT} D p kalkmak.\\ duru var mak, {eAT} {OsT} 1. Birden kalkp gitmek; kendini ileri atmak. 2. Boa gitmek. durmak2, [tur-mak > dur-mak] yard. f. [-ur] Sonuna geldii fiillere srerlilik anlam katar; ....-yi sr drmek. gidedurmak, yapadurmak. durmakszn, [durmak-szm] zf. Hi durmadan, durmam acasna, [durma-maca-s--n-a] zf. Hi dur madan. durmaszdan, [durma-sz-dan] {az} zf. Durm aks zn; hi durmadan. [DS] durmu, [dur-mu] sf. 1 . lemeyi, almay brak m olan; ilemeyen; almayan. 2. ok bekletil m i; bayat. S durmu oturmu, 1. Uslanm; oturaklam. 2. Dengeli; dzenli. durna1, [eT. turna] {az} is. zool. Turna. [DS] t? durna gz, {az} A z yem ek alan kk kap. [DS] durna2, [Ar. turra (kuma kenar) ?] {az} is. 1. apka siperi. 2. Dam saa. [DS] durnvis, [Far. dr-nvs is. Uzaktan yazar; telgraf, durral, [Ar. turra > + T. -h] {az} is. Kasket. [DS] (du.rnvi.s) {OsT}

_ ] {eAT} dnl. f [,:> (du:reni:d) {OsT}

ur] Korku, ekinti yznden duraklamak. [DK] is. Uzaktan iitir; telefon. -durt-, [-dr-t- / -dir-t- / -dur-t- i -dr-t- / -tr-t- / -tirt- / -tur-t- / -tr-t-] yap. e. -drtdurtm ak, [durt-mak] {az} g l . f [-ar] tmek. [DS] durtunm ak, [durt-un-mak] {az} dnl. f. [-ur] Olay karmaya almak; birisine atmak. [DS] durtut, [dur+tut] {az} is. Sk dzen; disiplin. [DS] duru1, [eT. tur-u>tur-/tur-u>dur-u sj? -Sjj-KI sf 1* Saydam; saf, temiz; bulank olmayan; berrak. {eAT} {OsT} (ayn) 2. Durgun; sakin. {OsT} (ayn) 3. {az} (Ayran, orba, urup vb. iin) suyu ok olan; koyu olmayan; sulu. [DS] 4. {az} (Yiye cek iin) kat deil sv hlde. [DS] 5. {az} (Patl can, bamya, domates, fasulye yemekleri iin) sulu. [DS] S duru beyaz, (Ten iin) ak renkli ve p rzsz.\\ duru blla, {az} Gzel kz. [DS]|| duru kesim, dnz. Denizlerde n az ok szabildii drt y z metreye kadar olan derinlik. duru2, [dur-u] {az} is. Hediye; bahi. [DS] duru3, -u [Ar. dr > dur xp] (duru;) {OsT} is. Zhlar. durub, -bu [Ar. darb > durb / zurb (duru. b) {OsT} is. arpmalar; dvmeler; vurmalar. 0 durb- emsal, {OsT} Ataszleri. duruca, [duru-ca] {az} sf. Suluca; biraz sulu. [DS] durucak, - [duru-cak] {az} is. Sidik. [DS] durucu, [tur-u > dur-ucu] sf. Bir yerde srekli kalan; durm ay i edinen; duran, durug, [tur-mak > tur-u > dur-u] {eT} is. 1. Duru lacak yer. 2. Dalarda snm a yerleri, duruglag, [tur-u > * tur-u-l-m ak > tur-u-l- > dur-u-l-] (turula;) {eT} is. Durulacak yer. durugsam ak, [turu > turu-s-mak > duru-smak] {eT} g sz.f. [-r] Durm ak istemek -duruk, [durmak / tum ak > dur-uk > -dirik / -dirile / -trk / -tirik / -drk / -duruk / -trk / -turuk] yap. e. -* -dirik. {eAT} (ayn) duruk, -u [eT. tur-uk / tur-ug > dur-uk] is. ve sf. 1. Olduu durumu koruyan; deimeyen; durmu. 2. Deiim gstermeyen; sabit; duraan; statik. 3. Dalarda snlacak yer. 4 .fz. Kuvvetlerin denge lenmesi ile ilgili. 5,fz. Hareket etmeyen cisimlerin zerindeki kuvvet dengeleri ile ilgili bilim dal; statik. 6 . fiz. Dalgal akm motor veya reteleri zerinde bulunan hareketsiz blm; stator. 7. {az} Boy atmam; gelimemi. [DS] 8. {az} Yutulamayan; boazda kalan yiyecek. [DS] 9. {az} Y o urt konulan ta kap. [DS] durulduk, -u [tur-uk-luk > dur-uk-luk] is. 1. Duruk olma hli. 2. Durgunluk; clzlk.

M litil S O M . 130 9

DUR

durukmak, [eT. tur-m ak > tur-uk-m ak > dur-uk-mak / jA ji] {eAT} gsz. f. [-ur] 1. Duraklamak.

2. Karar klmak; durmak; dinmek; {az} (ayn). [DS] 3. {az} Kmldamamak. [DS] 4. {az} (Atlan, den ya da suda hareket eden nesne iin) nne gelen engele taklmak. [DS] 5. {az} (Yiyecek iin) boazda kalmak; yutulamamak. [DS] 6 . Karar ve duruluk, -u [tur-u-luk > dur-u-luk jJ_p] is. 1. Duru rememek; tereddt etmek. 7. Dnceye dalmak. 8 . olm a hli; safiyet; berraklk. {eAT} {OsT} (ayn) 2. Durgunlamak; mahzunlamak. 9. Yaramazl b Duru olan eyin nitelii. 3. (Anlatm iin) kolay rakmak; uslanmak. anlalr olma; sadelik; yalnlk. 4. nci, elmas gibi deerli talarn saydaml. 5. {az} Durulam a su duraksam ak, [duruk-sa-mak] {az} gsz. f. [-r] [s(u)-yor] (Akan svlar iin) durulur gibi olmak. yu. [DS] [DS] durum ', [eT. tur-mak > tur-um > dur-um] is. 1. duruksun, [duruk-sun] sf. Karar veremeyen; karar Belirli bir zaman kesiti iinde bir eyi belirleyen sz; mtereddit, nitelik ve artlarn tm; hl; vaziyet; keyfiyet, durukturmak, [durulc-tur-mak] {az} gl. f. [-ur] 1 . (1935). 2. Bir eyin genel grnm; bulunm a ve Karar vermek. 2. Pazarlkta uyuam ayan iki kiiyi durma biimi; konum; duru biimi. 3. Bireyin top anlatrmak. [DS] lum iindeki ilikileriyle belirlenen konumu. 4. dbl. durul, [duru-1] {az} is. Tortu. [DS] sim ve isim soyundan kelimelerin birbirleriyle v e durulama, [duru-la-ma] is. Duru hle getirme eyle ya fiillerle olan ilikilerini belirleyen zel biim; mi. fi5 durulama suyu, amarn ykand en son hl. 5. Bir kiinin fiziksel grnm. 6 . Davran, duru su. davran biimi; tavr; hl. 7. ekon. Bir ticari ilet m enin belli bir tarihteki varlklarn kalem kalem durulam ak1 [duru-la-mak] gl. f . [-r] [-l(u)-yor] 1 . , gsteren cetvel; dkm listesi; envanter. 8 . fel. Bir Durulmasn salamak. 2. amar ykarken ze insann iinde yaad doal, sosyal ve tarih o r rinde bulunan tem izlik maddelerinden arndrmak. tamla somut ilikilerinin tm. 9. huk. Bir kiinin 3. El ykama srasnda elde bulunan sabunlar suyla toplumda ve aile iindeki niteliini, uyrukluunu, gidermek. meden hlini, hsmln, adn, ikametghn ve durulamak2, [duru-la-mak] gl. f. [-r] [-l(u)-yor] ehliyetini belirten niteliklerin tm. 10. bsy. Bir Y ourttan ayran yapmak, bilgisayarn zel alma hli. 11. {eT} sf. Bir adam durulanma, [durula-n-ma] is. D uru hle getirilme boyu. S durum almak, 1. Belli bir duru biimine eylemi. gemek. 2. B ir olay karsnda belli bir tavr ta durulanmak, [durula-n-mak] edil. f. [-r] 1. (ama knm ak.|| durum belirteci, dbl. -* durum zarf.|| r vb. iin) duru sudan geirilerek zerindeki te durumdan ders karmak, inde bulunulan art mizlik maddesi artklarndan arndrlmak; duru lar deerlendirerek yanl adm atmamak.\\ du sudan geirilmek. 2 . dnl. (nsan iin) ykanm a rum dil bilgisi, dbl. Cmleyi bir eylem, isimleri bu sonunda zerinde bulunan sabun vb. kpklerini eyleme belli bir anlam ilikisi ile bal dizimler gidermek iin temiz su dknmek. olarak ele alan ve bu anlam ilikileri arasndaki durulama, [durula--ma] is. Duru hle gelme eyle bantlar derin yapda inceleyen dil bilimi kura mi. m'.|| durum eki, dbl. sim ve isim soyundan kelime durulamak, [durula--mak] dnl. f. [-r] Duru hle lerin birbirleriyle veya fiillerle olan iliki biimle gelmek; durulmak, rini gsteren belirtme (-i), ynelm e (-e), kalma (duruldurmak, [turul-dur-mak > durul-dur-malc] {eT} de), kma (-den) ve tamlayan (-in) ekleri; hl eki. || gl. f. [-ur] D uru hle getirmek; durultmak. durum fiili, dbl. Cmlede znenin belirli bir du durulma, [dur-ul-ma] is. 1. D urgun ve duru hle gel rumda olduunu bildiren fil.\\ durum komedisi, me eylemi; bulanklktan kurtulma. 2. kim. Bir s ed. Komiklii karakterden deil de durumdan ka vda sspansiyon hlindeki kat maddenin, kendi ran komedi tr. || durum ortac, dbl. Geni zam an hline braklnca ayrlmas, kavram iinde sfat olarak kullanlan fiil; durum durulmak, [eT. tur-mak > tur-ul-m ak > dur-ul-m ak sfat fiili.\\ durum tanmlam as, Birey y a da km e edil. f. [-ur] 1. (Sv iin) bulankl git nin, karlat yeni durumlar gem i hayat dene mek; duru hle gelmek; durulamak. {eAT} (ayn) 2. yim lerinin etkisi altnda alglayp tanmlamas,|| (Karklk, rzgr, frtna vb. iin) dinmek; sakindurum tm leci, dbl. B ir eylemin hangi artlarda lemek. 3. (Kii iin) uslanmak; sakinlemek; bk gerekletiini belirten tmle.\\ durumu bozul mak; usanmak. 4. {eT} Usanmak; bkmak, mak, leri yolunda gitmemek; parasal skntya durultma, [duml-t-ma] is. Durulm asn salama dm ek.|| durumu dzelm ek, leri yolunda git eylemi. mek; parasal sknts kalmamak.\\ durum ulac,

durultmak, [durul-t-mak] gl. f. [-ur] 1. Duru hle getirmek; durulmasn salamak. 2. Bir svy keltisinden ayrmak iin baka kaba aktarmak. 3. A k bir hle getirmek. 4. arap retiminde maya lanma balamadan nce ray tortusundan ayr mak. 5. {az} Kat bir eyi sv hle getirmek.

DUR

II1 M T O S M .

dbl. Hem balama hem de z a r f grevi yklenen fiilim si; hl z a r f fiili. |j ... d u ru m u n d a olm ak, ... zorunda olmak; ... zorunluluunu duymak.\\ d u ru m yeri, {eAT} D urak yeri; tevakkuf mahalli.\\ d u ru m zarf, dbl. Fiillerin anlamlarn durumlar bak mndan etkileyen zarflar. d u ru m , [Lat. durum (dz, salam)] is. Bir buday tr. d u ru m a k , [tur-mak > dur-u-mak {eAT} gsz. f . [-r] Durup dnmek; teemml etmek, d u ru m c u lu k , -u [durum-cu-luk] is. fel. 1968 renci hareketlerine kaynaklk eden, her trl top lum dzenini ve tasarsn alaya almay, gelenek hline gelmi her trl arball gln duruma drmeyi amalayan felsefe, d u ru m sal, [durum-sal] sf. Duruma ilikin; durumla ilgili. d ru m sam ak , [durum-sa-mak] gsz. f. [-r] [s(u)yor] 1. N e diyeceini veya ne yapacan kestirememelc; beklemek; duraklamak; duraksamak. 2 . {az} Tartmada son sz sylemeyip sz azn da kalmak. [DS] d u ru m su n m a k , [dur-umsun-mak] {az} dnl. f. [ur] 1. D urur gibi olmak. 2. (Su iin) durulmaya yz tutmak. [DS] d u ru m su z, [durum-suz] {az} sf. 1. Yerinde dura mayan; hareketli; haar; yaramaz. 2. (Kii izin) m nasebetsiz; cidd olmayan. 3. Yoksul. [DS] d u ru n d u , [durun-du] {az} nl. Dur hele. [DS] d u rn d u rm a k , [turun-dur-mak > durun-dur-mak J jijjjjjt] {eAT} gl. f. [-ur] Durmasna olanak sa lamak. d u ru n m a k , [tr-mak > tur-un-m ak > dur-un-mak] {eT} dnl. f. [-ur] Dayanmak; diretmek; dayatmak, -d u ru r, [-dur-ur / -tur-ur] {eAT} ek. e. -dr; - dur. Bu gece su nevbeti senh durur (enindir). Yz Hadis Tercmesi, d u ru r , [tur-ur / dur-ur j j j t ] {OsT} sf. Durgun; sakit. d u ru rm a k , [tur-ur-mak > dur-ur-mak {eAT} gl. fi [-ur] 1. Durdurmak; hareketine engel olmak. 2. Bir grev vermek. 3. Ayakta durdurmak; durdurmak; sabit klmak. d u ru , [tur-u > dur-u j.J?] is. 1. Durma eylemi veya biimi. 2. V cut arlm en dengeli biimde tayabilm ek iin ayak ve bacaklarn almas gere ken zel durum. 3. spor. Atletizm de yara balama ncesi atletlerin almak zorunda olduklar vaziyet. 4. {eAT} Direnme; kar koyma. S d u ru verm ek, {OsT} Mukavemet etmek; kar koymak; direnmek. d u ru m a , [dur-u-ma] is. 1. Karlkl olarak birbiri ne vaziyet alacak biimde durma eylemi. 2 . hk. Davac ve daval taraflarn yarg nnde hazr bu lunduklar yarglam a evresi; muhakeme, (1935). 3.

{az} klarn karlkl olarak birbirlerine sz atmalar. S d u ru m a d a n v areste tu tu lm a, San n durumaya katlm ama isteinin uygun grl mesine ilikin m ahkemece verilen karar.\\ d u ru m an n akl, M ahkemede yaplan yarglamann herkese ak olmas ilkesi. d u ru m a k , [eT. tur-u-m ak (yzlemek) > dur-umak J^A ^] ite, fi [-ur] 1. {az} almak; u ramak; sebat etmek; direnmek. [DS] 2. {OsT} Kar karya gelmek. 3. Dmanca davranlarda bu lunmak; muhasamaya girimek; arpmak; mca dele etmek. 4. {az} Dediinde direnmek. [DS] 5. {a:} fkesi geip yumuamak. [DS] d u ru tm a k , [tur-ut-mak > dur-ut-m ak Jjoj.p] {eAT} gl. fi. [-ur] Durdurmak; kaim klmak. d u rzu l, [Sansk. trisla] {eT} is. Y abaya benzer parmakl bir ara. [EUTS] dust, [Far. d s tc jj ] (du:st) {OsT} is. Dost. d u 1, [eT. t / d] {eAT} is. 1. Yan. 2. Karda bulunan yer; kar. 3. Yz yze; mukabil. 4. Tesa df. 5. {az} Dorultu; yn; istikamet. [DS] 6 . {az} Oyunda kale. [DS] 7, {az} Rzgr tutmayan yer; kuytu. [DS] i? du denk, {eAT} Eler; akran lar,|j du olm ak, {eAT} 1. Rastlamak; rast gelmek; tesa d f etmek. 2. Uramak; mptela olmak; girif tar olmak. 3. M azhar olmak; nail olmak. 4. Ynel mek. 5. {az} B ir yere balanmak. [DS] d u 2, [Far. d J ^ ] (du:) {OsT} is. 1. Omuz; srt. 2. Dn; gece. 3. Rya. S d azm ak, {OsT} Ryada ihtilam olmak.\\ d -be-d, Omuz om uza.j| db er-d , {OsT} Omz omuza.\\ d-i g ayret, Gay ret, tahamml omuzu; katlanma, dayanma; m ill onur, itibar. d u J, [Fr. douche] is. 1. Temizlik veya tedavi ama cyla vcuda su veya baka bir sv pskrtme ii. 2. Bu tr pskrtmeyi salayacak biimde yaplm aygt. 3. gnl. Banyo. S du y ap m ak , Pskrtme su ile ykanm ak; ykanmak. du ab , [Far. db (du:a:b) {OsT} is. zm veya hurm a pekmezi. du ak , - [eT. t (toka; kopa) > tu-mak (kstek lemek) > tu-a-u / dua / dua-k j U j i / j^ o] is. 1. At, eek gibi hayvanlarn iki n ayan bir iple balamak suretiyle yaplan bir trl serbest hareke ti nleyici kstek, {az} (ayn) [DS] 2. {az} Hay vanlarn ayaklarm balam ak iin zel olarak yn den yaplm ip. [DS] 3. {az} atall aatan ya plm a kstek. [DS] 4. {az} mecaz. Ayak ba olan ey. [DS] 5. {az} Dven kanatlarn birbirine tuttu ran aa. [DS] 6 . {az} B ir eyin dmemesi iin yaplan aa destek. [DS] 0 d u a k kesm e, {az} Yeni yrm eye balayan ocuklarn dmesine en-

1 C M

.1 3 1 1

DUT

gel olaca dncesiyle yaplar, ocuklarn ayak lar arasna balanan kurdeleyi kesme treni. [DS] d uaklam a, [duak-la-ma] is. D uak balama, takm a eylemi. d uaklam ak, [tuak-la-mak > du-a-k-la-mak g l . f [-r] /-K u-yorJ 1. A t veya eek gibi yk hayvanlarnn n ayaklarn birbirine yakn bir biimde iple balamak; ksteklemek. {eAT} {az} (aym) [DS] 2. mecaz. yapanlara, alanlara engel olucu davranlarda bulunmak, d uaklanm ak, [duakla-n-mak] {az} dn. f. [-f] Ayak ta ya da bir engele taklarak dmek. [DS] d uam ak, [eT. tu-m ak (ksteklenmek) > dua-mak] (az) g sz.f. [-r] [-(u)-yor] Beklenmeyen bir ey le anszn karlamak. [DS] duanm ak, [eT. ta-m ak > tu-a-n-m ak / du-a-nmak jiL ijk ] {eAT} edil. f. [-ur] Balanmak; ks teklenmek. d u ara, [Ar. dur IjLa] (dua:ra:) {OsT} is. Put perest Araplardan N abatlerin tanrs, duenti, [d-nt > duenti ?] {az} is. Dnce. [DS] duge, [? duge] {az} is. Yumruk. [DS] dugelnek, [eT. tu-mak (tahmin etmek) > du+gelmek] {az} gsz.f. [-ir] Tahmin etmek. [DS] duguluk, -u [du-gu-luk] {az} is. Sersemlik; ga fillik; budalalk, d ugurm ak, [tu-mak > tu-ur-m ak > du-ur-mak] {eT} g l . f [-ur] Karlatrmak; rast getirmek. [DS] duin, [Ar. dn / dne oA s -5 ! -As-5 (du:i:n) ] {OsT} f. D n gece ile ilgili, duize, [Far. dze >>>] (du:i:ze) {OsT} is. 1. El dememi kz; bakire. 2. mecaz. Prl prl, terte miz. duizegn, [Far. dzegn {OsT} is. Gen kzlar; bakireler, duizeg, [Far. dzeg (du:i:zegi:) {OsT} is. Bakirelik; kz olan kz olma, duka, [duka] {az} is. 1. Yz; ehre; yzn ene ksm; avurt. 2. sf. Aklsz; dncesiz; sersem.
[DS]

dulasn ak, [dula--mak] {az} dnl. f. [-n] Sa tamak. [DS] duluk, -u [du-luk] {az} is. Rahat. [DS] d un ak , [eT. tu-mak / d-mak] gsz. f . [-ar] 1. {eT} {az} Rast gelmek; rastlamak. [DS] 2. {az} Yakalanmak; tutulmak. [DS] d u ta, [Sansk. dust] {eT} is. Kt ruh. [EUTS] d u u k tu rm a k , [duuk-tur-mak] {az} gl. f. [-ur] 1. Birbirine drmek. 2. Angarya i yaptrmak. [DS] d uu, [du-ul] {az} sf. (Kii iin) sarsak. [DS] d u u n a, [duu-n-a] {az} zf. 1. Rast gele. 2. Faydasz yere; bouna. [DS] d u u n am , [duuna-m] {az} zf. stemeden; istem eye rek. [DS] d u u rm ak , [tu-mak > tu-ur-mak > du-ur-mak] {eT} g l.f. [-ur] 1. Karlatrmak; rast getirmek. 2. Kavuturmak, d u u m ak , [tu-mak > tu-u-mak > du-u-mak] {eT} ite, f. [-ur] Karlamak; kavumak; rast gelmek. d u t, [Far. tt / td ' I o y ] is. 1. Kuzey yarm k renin lman blgelerinde yetien, yapraklan sarmal dizili, testere gibi dili, meyveleri birleik, iekleri iki eeyli, pek ok tr bulunan bir aa, (Morus alba, Morus rubra, Morus nigra). 2. Bu aacn be yaz, krmz veya kara olan meyvesi. 3. argo. ok sarho. <3 d u t gibi. ok sarho. || d u t gibi olm ak, 1. ok sarho olmak. 2. Utantan dolay kzar m ak.|| d u t k u ru su , 1. mutf. Kurutulmu dut meyve si. 2. mecaz. Z a y f ve clz kadn. |j d u t pekm ezi, mutf. D ut meyvesinin suyu ile yaplan koyu kvaml bir tatl yiyecek.\\ d u t pestili, m u tf Ezilmi ve p e k mez topra ile kaynatlm dut meyvelerim ince tabakalar hlinde gnete kurutmak suretiyle elde edilen pestil.\\ d u t u ru b u , tp. Kara duttan ya p lan, az yaralarn tedavi amacyla kullanlan an tiseptik urup.|| d u t yem i B u lg ar gtne d n m ek, argo. 1. (Konuma iin) dr dr konuup dur mak. 2. (Kii iin) gevezelik etrnek.\\ d u t yenmi b lble dnm ek, 1. Neesini ve konukanln yitirmek; susmak. 2. Cevap vermemek. d u ta 1, [tut-a > dut-a -j^] {OsT} is. . Rehin. 2. Sara hastal. d u ta 2, [tut+a > dut+a sa] {eAT} iinl. Tutsan a! S d u ta elm a, {az} Dalndan elle koparlarak topla nan elma. [DS] d u ta c a k 1 - [tut-acak > dut-acak , / jij^ ] {eAT} {az} is. Ate zerindeki tencereyi tutup in dirmeye yarayan bez paras. [DS] d u ta c a k 2, - [tut-acak > dut-acak] {az} is. Maya. [DS] d u tag u n , [duta-un] {eT} is. Gnahlardan arnm ve kurtulmu kimse. [EUTS]

(du:i:zeg:n)

dukulu, [duku-Iu] {az} sf. Tetikte olan; uyank.


[DS]

d u k u rar, [Sansk. dukaracary] {eT} is. Istrap. [EUTS] dulam ak, [eT. tu-mak (tahmin etmek) > du-lamak] {az} gsz. f [-r [-l(u)-yor] 1. Rastlamak; rast gelmek. 2. (Bir i iin) grmeden, el yordam ile yapmak. 3. Acele etmek. [DS] dulanm ak, [dula-n-mak] {az} dnl. f. [~r] Bir eyin zerine dmek; o eyi kendine i edinmek; dadanmak. [DS]

DUT

f l l M 0l K S M .
dutgal, [tut-mak > a. tut-ar > tutkal] {az) is. Tutkal; zamk; yelim. [DS] dutge, -ci [tut-mak > tut-ge] {az} is. Tutacak. [DS] dutgiller, [dutgil-ler] is. bot. rnek bitkisi dut olan dnenceler arasndaki lman blgelerde yetien dut, incir gibi bitkiler familyas, (Moraceae). dutgun, [tut-mak > tut-un > dut-un / jj 'ja

dutaan, [dut-aan l'ji] {OsT} sf. 1. Skca tutan; iyi tutan. 2. (arap iin) sarho eden. dutak1, ftut-ak > dut-ak j l t j j ] {eAT} is. Dudak. dutak2, [tut-ak > dut-ak Jlja] {eAT} {az} is. 1. Saban ynetm ek iin elle tutulan yeri; tutamak; tutacak; kulak. 2. Keser, testere, burgu gibi aygt lar. 3. Sulu bir kimsenin affedilmesine sebep ola cak ey. 4. sf. (Kii iin) ona buna sataan. 5. Scak tencereyi tutmaya yarayan bez paras; tutacak. [C.S] dutalak, - [dut-ala-k] {az} is. 1. fke; hiddet; kin. 2. Sara nbet. [DS] S dutala dutmak, {az} 1. Hiddetlenmek. 2. Sara nbeti tutmak. dutalga, [dutal-ga] {az} is. -* dutalak. [DS] dutalk, - [duta-hk] {az} is.^> dutalak. [DS] dutalkl, [dutalk-l] {az} sf. fkeli; sinirli. [DS] dutam, [tut-mak > tut-am] {az} is. Elle tutulabilen miktar; tutam. [DS] dutam ak1 - [tut-mak > tut-a-mak] {az} is. 1 . , Tutacak. 2. Sap; kulp. 3. Delil; kant. 4. Sebep; ve sile; neden. 5. Frsat. 6 . Tutunacak, dayanacak kimse veya yer. dutamak2, - [tut-mak > tut-a-mak] {az} is. 1. Ana para. 2. Rehin. [DS] dutamak3, - [tut-mak > tut-a-mak] {az} is. Atei tututurmakta kullanlan kolay yanabilen paralar. [DS] dutamk, - [tut-mak > tut-a-mk] {az} is. Tutacak ey. [DS] dutam lanmak, [tut-mak > dut-am-la-n-mak {OsT} edil. f. [-ur] Avula tutulmak; avu iine alnmak; tutamlanmak, dutar, [Far. d (iki) + tr (tel)] (duta:r) {OsT} is. muz. D ut aac gvdesine barsaktan iki tel gerilen ve Krgz, zbek ve Taciklerde kullanlan bir tr telli saz. dutarak, [tut-mak > tutar-k / dutar-ak J tjliji] {OsT} is. Sara nbeti. S dutara dutmak, {az} 1. H id detlenmek. 2. Sara nbeti tutmak. [DS] dutarga, [tut-mak > tutar-ga] {az} is. Sara.nbeti. [DS] S dutargas dutmak, {az} 1. Hiddetlenmek. 2. Sara nbeti tutmak. [DS] dutargal, [tut-ar-ga-l] {az} sf. Saral; sara hastal olan. [DS] dutark, [tut-mak > dut-ar-k] {eAT} is. Sara nbeti, duta, [eT. tut-u / tut-a] {eAT} sf. 1. Srekli deen; bitiik; komu olan. 2. Megul olan; uraan. 3. {az} Tank. [DS] fi1 duta olmak, {eAT} 1. K ar lamak; rastlamak. 2. Yaklamak; mukarin olmak. 3. M egul olmak; almak. duta, [tut-ca] {az} is. amur. [DS] dutuluk, -u [dutu-luk] is. 1. Dut aac yetitirme ii. 2. Dut meyvesinden yararlanm a ii ve teknii.

jjA jk] {eAT} sf. 1. Esir; tutsak; mahpus. 2. (Flava iin) yam ur ya da kar yaacak gibi olan; kapal, duthun, [tut-mak > tut-hun uio] {eAT} sf. Esir; tut sak; mahpus. dutkal, [tut-mak > a. tut-ar] {az} is. Tutkal. [DS] dutkun, [tut-mak > dut-kun jj a ] {eAT} sf. Esir; tutsak; mahpus, dutkunluk, -u [dut-kun-luk] {az} is. Ballk. [DS] dutlamak, [tut(u)l-a-mak] {az} ite, f. [-ir] Kav ga iin birbirine saldrmak; kavgaya tutumak. [DS] dutluk, -u [dut-luk] is. D ut aac bahesi; dut aa larnn oka bulunduu yer. dutma, [tut-ma / dut-m a 4 5.5 / <db] {OsT} is. 1. Tut mak eylemi. 2. Hizmeti; ii; uak; yanama. {az} (ayn) [DS] 3. {az} Srtma. [DS] dutma, -c [tut-ma + a / tut-ma] {az} is. mutf. 1 . nce ince kesilm i hamurdan yaplm a orba. 2. K k kk kesilmi hamur suda halandktan sonra pimi m ercim ek ve sarmsakl yourt ile yaplan bir yemek. 3. Dvlm budaydan yaplan bir yemek. [DS] dutmak, [eT. tut-mak / dut-mak j i j a / j j j ] {eAT} {OsT} gl. f. [-ar] 1. Elle kavramak; tutmak. 2. {eAT} Sabit klmak. 3. {eAT} {OsT} Farz etmek; yle saymak; addetmek; kabul etmek. 4. {eAT} Yapmak; amel etmek. 5. {eAT} Saklamak; korumak; gizle mek. 6 . {eAT} stila etmek; zaptetmek; kaplamak. 7. {eAT} {OsT} Kapamak; seddetmek. 8 . {az} Hazr lamak. [DS] 9. Elde etmek; ilzam etmek; ihtiyar etmek. 10. {eAT} {OsT} Gitmesine engel olmak; b rakmamak; alkoymak. 11. {OsT} Kullanmak. 12. {OsT} Karsna koymak. 13. {az} (ok yal ya da tatl olan yiyecek iin) tkamak; kesmek. [DS] 14. {OsT} (Dii hayvan iin) iftletikten sonra yav ruya kalmak; dllenmek. 15. Alevlenmek; yanmak; t u t u m a k . duta gelm ek, {eAT} Yannda getirmek; alp gelm ek.|| duta gitmek, {eAT} Tutup gitmek; alp gtrmek.\\ duta komak, {eAT} Alkoymak; brakmamak; te v k if etmek. || duta toplamak, {az} Meyveyi rselenmemesi iin elle toplamak.\\ dutup duravarmak, {az} H i unutmamak; fik ri sabit hle getirmek. [DS]|| dutup durmak, {az} 1. D e vam etmek; srekli olmak. 2. Srekli olarak birini korumak. [DS]

i m

c e s m

1313

DUV dutum, [tut-um] {az} is. Tutum. [DS] dutum lu, [tut-um-lu] {az} sf. Tutumlu. [DS] dutum suz, [tut-um-suz] {az} sf. Tutulmayan; rabet grmeyen; tutunmayan. [DS] dutunm ak, [tut-un-mak > dut-un-mak ^ j ^ ] {eAT} dnl. f. [-ur] 1. Edinmek; telakki etmek; ittihaz etmek. 2. Tutulmak. 3. {az} Sebat etmek; tutun mak. [DS] 4. {az} Sevmek; beenmek; holanmak. [DS] 5. {az} Kendini sevdirip itibar kazanmak. [DS] 6. {az} Rabet etmek. [DS] duturuk, [tut-ur-uk > dut-ur-uk {eAT} is. 1. Ate .tututurmaya yarayan r p. 2. {az} sf. Kullanlm; tutulmu. [DS] 0 duturuk etmek, {az} B ir kabn iine az bir yiyecek koyarak bo yere igal etmek. [DS] dutu, [tut-u / dut-u j m ] {eAT} is. Davran; hl; hareket; tavr, dutumak, [tut-mak > tut-u-malc j * - ^ ] {eAT} ite.

dutra, -c [tut(u)r-a] {az} is. Bakra, m arapa vb. eylerin kulpu. [DS] dutrak, [dut(u)r-alc > dutrak 3y 3 ^\ {eAT} is. Ate tu tuturmaya yarayan r p. dutruk, [dut(u)r-ak / dutrak / dutruk {OsT} is. Ate tututurmaya yarayan r p. dutsak, [tutsa-k > dut-sa-k jL-ij / J l jj] {eAT} {OsT} is. Esir; tutsak, dutsaklk, [tutsak-lk > dutsal-lk {eAT} is. Esaret; klelik, dtsu, [dut-su] sf. Dut biiminde olan. 0 dutsu meyve, Birbirine yar yarya yapk sulu kk taneciklerden oluan meyve. dutturmak, [dut-tur-mak] {az} gl. f . [-ur] 1. Uy durmak. 2. Benzetmek. 3. litirmek. [DS] dutu1 [tut-u > dutu jii] {eAT} is. 1. Gven belgesi , olarak verilen nesne; rehin, {az} (ayn) [DS] 2. {az} potek. [DS] 3. {az} Alverite verilen pey. [DS] 4. {az} N ianllarn birbirine vermi olduu hediyeler. [DS] 5. {az} Hediye. [DS] 6. {az} Dul kadnn evlenmek iin sz verdiini bildirir hediye. [DS] 7. {az} ar. [DS] 8. {az} Belirti; iz; im. .[DS] 0 dutu komak, {eAT} Rehin olarak brak mak.|| dutuya durmak, {eAT} Rehin koyarak ba lamak,|| dutuya komak, Rehin brakmak. {eAT}

f [~ur] Tutumak, dutuz, [tut-mak > tut-uz] {az} sf. Tutulan; elde bulunan. [DS] 0 dutuz etmek, {az} 1. Oyalamak; m egul etmek. 2. dn alnan bir eyi gereinden ok uzun sre alkoymak. [DS] duty free, [ng. duty free] is. Baz vergilerden m uaf olarak satlan mallar; vergisiz; gmrksz, dutu2, [tut-u / dut-u ^ j i ] {OsT} {az} is. Sara nbeti. duv, [duv (yans.)] {az} is. kiyi yudumladktan sonra karlan ses. [DS] [DS] duvak, - [eT. t-m ak / t-malc (kapamak, rtmek) > dutucu, [tut-ucu] {az} is. 1. Pinti. 2- Tutumlu. [DS] tu- (rt, kalpak) + -ak (klt. e.) > tu-ak > du dutuk1 [eT. t-m ak / t-m ek (kapamak) > tu-t-uk > , vak] is. 1. Gelinlerin balarn ve yzlerini kapatan dutuk j i ] {eAT} {OsT} sf. 1. Kapal; rtl. 2. is. ssl rt. 2. {az} Kp, baca, tandr gibi eylerin Perde; pee; yamak; duvak. yass ve yuvarlak tatan yaplm kapa. [DS] 3. dutuk2, [tut-uk > dut-uk ^j-s] {eAT} is. Rehin kar {az} Topraktan yaplm tencere, mlek veya kp kapa. [DS] 4. {az} Baca zerine dikilen yas l verilen para. s talar. [DS] 5. {az} Kiremit paras. [DS] 6. dutuk3, -u [tut-uk] {az} sf. 1. (Hava iin) yaacak {az} M ukavva klah. [DS] 0 duvaa girmek, durumda; kapal. [DS] Gelin olmak.|| duvana doymamak, Yeni gelin dutuk4, -u [tut-uk] {az} sf. (Kii iin) utanga. ken kocasn kaybetmek veya kendisi lmek.\\ du [DS] vak ama gn, {az} G erdek gecesinin sabah. dutuk5, -u [tut-uk] {az} sf. (Kz iin) kzlk zar [DS]|| duvak dn, {az} Duvak gn. [DS]|| ameliyatsz alamayan. [DS] duvak dkn, 1. (Kadn iin) yeni gelinken dul dutulga, [tutul-ga] {az} is. 1. Sara nbeti. 2. Bu kalan. 2. Evlenmee ok hevesli olan. || duvak g day tarlalarnda yetien tohum u zehirli yaban bir n, {az} Gerdek gecesinin ertesi gn yeni evlile bitki; mrdmk, (Lathyrus sativus). [DS] rin evinde yaplan elence. [DS] dutulmak, [tut-ul-mak > dut-ul-m ak / j* -^ ] duvak, [duvak-] is. Duvak yapan ve satan kimse, {eAT} {OsT} edil. f. [-ur] 1. {eAT} M ahkm olmak. duvaklam a, [duvak-la-ma] is. Duvakla rtme eyle 2. Zan altna dmek. 3. {eAT} D urdurulmak; zapt mi. edilmek. 4. {eAT} {OsT} D onuklamak; kararmak. 5. duvaklam ak, [duvak-la-mak] gl. f. [-r] [-l()-yor] Sklmak. 6. {eAT} Sesi km az olmak. 7. {eAT} Birinin ban duvak ile rtmek, (Kap kacak iin) kullanlmak. 8. {eAT} A lkonul duvaklanma, [duvakla-n-ma] is. Duvak rtnme ey mak; bulundurulmak. 9. {eAT} {OsT} Kapanmak; lemi; gelin olm a durumu, kapatlmak; tkanmak, dutuluk, -u [tut-ul-uk] {az} sf. 1. (Elbise iin) duvaklanm ak, [duvakla-n-mak] dnl. f. [-r] 1. Duvak rtnmek. 2. Gelin olmak. giyilmi. 2. (Eya iin) kullanlm. [DS]

DUV

IMIliMtSM.
duver, [Yun. dokar] {az} is. Kap kasas. [DS] duy, [Fr. douille] is. elkt. Bir elektrik lambasnn ta kld, lambann besleme devresi ile ilgisini kuran pirin yuva, t? duy piriz, Hem lamba taklan hem

duvakl, [duvak-h] sf. 1. Bana duvak takm olan. 2. Yz duvakla rtl olan. 3. (Bebekler iin) do arken banda zar bulunan; perdeli. duvaksz, [duvak-sz] sf. Duva olmayan. duvar, [Far. dvr] (duva:r) is. 1. Bir yapnn d yanlar. 2. B ir yapy d etkenlere kar koruyan, i blmelerini birbirinden ayran, genellikle ta, tula gibi malzemeden yaplm dikey dzlemlerden her biri. 3. Bir arsa veya baheyi darya kar snrla yan, ta, kerpi veya benzer kat malzemeden ya plm dzgn yapdaki engel. 4. mecaz. nsanlar arasnda anlama ve iletiim engeli. 5. mecaz. Duygusuz ve heyecansz kimse. 6. Sonusuz, sonu verm eyen yer. 7. spor. Voleybolda, kar oyuncu nun a zerindeki vuruuna kar koyma. 8. argo. Sar, f? duvar aya, Binalarda ss olarak yap lan duvara yapk yukardan aa yivleri olan y a rm ayak. |j duvar ekmek, B ir yere duvar rerek blm ek veya dar ile ilgisini kesmek. || duvar da ya, Duvarn yklmamas iin eik olarak konulan dayak.\\ duvar dii, ileride duvar rlebilecei d nlerek eski duvara iyi kaynamas iin braklan tula veya kerpi kntlar.|j duvar gazetesi, D u var zerindeki bir panoya aslan, ounlukla elle veya yaz makinesi ile yazlm okul veya dernek gazetesi. || duvar gibi, H ibir ey duymayan; ok sar.|| duvar hals, D uvara ss iin aslan hal.|| duvar ilan, 1. Sokak ve caddelere bakan duvarla ra yaptrlarak veya aslarak yaplan duyuru. 2. ehir meydanlarnda byk binalarn duvarlarna yanstlarak yaplan duyuru.|| duvar kd, Du varlar ssleyip gzelletirmek iin zerlerine y a ptrlan zel olarak yaplm desenli veya dz k t.,|| duvar pas, spor, iki oyuncunun rakip takm oyuncularna topu kaptrmamak iin karlkl bir birlerine atmalar ve bylece alan kazanmalar.\\ duvar resmi, D uvar zerine eitli teknikler kulla nlarak yaplan resim. [| duvar saati, D uvara asla rak kullanlan saat. || duvar sarma, bot. Yaprak dkmeyen, gvde yapraklar sapl, st yz koyu, alt yz ak yeil, sert ve derimsi, kk iekli, bezelye iriliinde meyvesi olan bir bitki, (Hedera helix) .|| duvar sedefi, bot. Ballbabagillerden, A k deniz ve evresinde yz kadar eidi bulunan, uya rc, glendirici ve yara iyiletirici zellikleri bu lunan odunsu bitki; dalak otu; ksa mafmut otu; yer meesi; y e r palam udu (Teucrium chamaedrys). || duvar takvimi, D uvara aslarak kullanlan takvim. || duvar yapmak, spor. Futbolda, kaleye ya p lan vurular nlemek iin oyuncular tarafndan kale nn kapatacak biimde sralanmak,|| duvar yazs, Duvarlara yazlar, genellikle po litik ierikli slogan. duvarc, [duvar-c] is. Bir binann duvarlarn ren usta kii. duvarclk, - [duvar-c-lk] is. Duvar rme ii.

de elektrik akm alnan piriz.


duyaan, [duy-aan ji- ajjL] {Os T} sf. ok duyan. duyan1 [duy-mak > duy-an] sf. 1. iten. 2. Flisse, den. duyan2, [Sansk. dhyna] {eT} is. Teemml; istirak; kendinden geme. [EUTS] duyanlag, [duyan-la] {eT} sf. stirakl; istiraka ait olan. [EUTS] duyar, [duy-ar] sf. 1. Beden zerinde uyarc etki yapldnda hzl ve gl tepkilere yol aan. 2. Duygulu; duygun; hassas. 3. {eAT} Duygu; duymuluk; haber. S duyar kat ,fot. Film tabam ze

rinde yer alan ve a kar duyarl olan gm bromiirl ila tabakas; emlsiyon. duyarga, [duyar-ga] is. Eklem bacakllarda ban n
ksmnda bulunan duyu alm aya yarar uzant; lamise; anten, (1944). duyargallar, [duyargal-lar] is. zool. Bir ift duyar gas olan bceklerle ok ayakllar iine alan ek lem bacakllar topluluu, duyarlatrm a, [duyarla-tr-ma] is. 1. Duyarl hle getirme. 2. Kt, kuma gibi maddeleri a kar duyarl hle getirme ilemi. 3. Genel ve kromatik duyarln arttrmak zere bir duyarlatrcnn, duyarlkl bir yzeye uygulanmas, duyarlatrm ak, [duyar-la--tr-mak] gl. f. [-r] Duyarl hle getirmek; hassaslatrmak, duyarl, [duyar-h] sf. 1. Duyabilen. 2. D etkenlere ve olaylara kar duyarl olan; hassas, duyarlk, - [duyar-lk] is. 1. Duyarl olma hli; hassasiyet, (1935). 2. Canl organizmann madd izlenim ler alabilme yetenei. 3. En zayf izlenimle ri duyabilme yetenei. 4. Z ayf bir fizik etkiye kar tepki gsterebilen aletin nitelii. 5. Bir radyo elektrik alcsnn en az veya ok az sinyalleri, ye terli bir ekilde alabilme yetenei. 6. Bir patlayc maddenin arpma, srtme ve scaklk gibi etkiler karsnda gsterdii tepki derecesi. 7. fel. nsanda bilgiyi salayan, bilgiyi oluturan nesnelere ait iz lenim yetenei, duyarlkl, [duyarlk-l] sf. Duyarl olan, duyarllk, - [duyarl-lk] is. Duyarl olma hli, duyarsz, [duyar-sz] sf. 1. Duyamayan. 2. D etken lere ve olaylara kar duyarl olmayan, duyarszlam a, [duyarszla--ma] is. Duyarsz hle gelm e eylemi, duyarszlam ak, [duyarszla--mak] dnl. f. [-r] Duyarsz hle gelmek; duyarl olma yetenei kal mamak. duyarszlatrm a, [duyarszla-tr-ma] is. 1. Duyarsz

_______

________ __________________ DUY

hle getirme eylemi. 2. Ia kar duyarl olan bir tabakay iinde duyarszlatrc bir madde bulunan banyoya daldrarak duyarlln gidermek. 3. tp. Baz kiilerin baz maddelere kar olan ar duyar lln gidermek iin uygulanan tedavi, duyarszlatrmak, [duyarszla-tr-mak] gl. f. [-ir] Duyarsz hle getirmek; duyarl olm a yeteneini kaldrmak. duyarszlk, - [duyarsz-lk] is. Duyarsz olma hli, duydurmak, [tuy-dur-mak / tuy-gur-m ak > duy-dur-

denbire gl bir duygu etkisinde kalmak; m te hassis olmak. duygulu, [duygu-lu] s f 1. Duygusu, duyarll ok olan; ili. 2. Kolay ve abuk duygulanan; hassas, duygululuk, -u [duygulu-luk] is. 1. Duygulu olma hli. 2. Duygularnn etkisinde kalarak davranma. 3. abuk ve kolay heyecanlanma eilimi. 4. U ya rmlar almadaki incelik. duygun1 [duy-gun] sf. 1. Duyarl olan. 2. Duygu , lu; hassas. mak {eAT} gl. f. [-ur] ittirmek; duyur duygun2, \eT. tuy-kun > duy-gun] {az} is. zool. Doan. [DS] mak; sezdirmek, duygunlama, [duygunla--ma] is. D uygunlam ak duygu, [duy-gu] is. 1. Duyularla alglama. 2. Bir eylemi. olayn, bir nesnenin veya bir kiinin insann i dn duygunlamak, [duygunla--mak] dnl. f. [-r] Du yasnda uyandrd izlenim. 3. A hlak ve gzellik yarl hle gelmek; duygulu olmak; hassasiyet gs konusu eyleri deerlendirme ve onlara balanm a termek. yetenei. 4. nsann akln devre d brakan, iyi duygunlatrc, [duygunlatr-c] sf. 1. Duygun h veya kt eylere kar duyulan eilim. 5. Kolayca le getiren. 2. tp. Kan serumuna deneysel yolla gi etkilenme eilimi. 6. n sezi, ff duygu uyandr ren bir antijene kar meydana gelen antikor, mak, B ir duyg oluturmak,|| duygu uyanmak, Bir duygu olumak.]] duygularyla davranmak, duygunlatrm a, [duygunla-tr-ma] is. 1. Duygun hle getirme. 2. tp. Bir organizmaya bir antijen Akl bir kenara iterek duygularn etkisi ile davran sokulmasyla meydana gelen olay, mak. duyguda, [duygu-da] is. 1. B ir konuda duygular duygunluk, -u [duy-gun-luk] is. 1. Duygulu olma hli; teessriyet. 2. Duyu organlarnn tm, ortaklaa olan, duygular akanlardan her biri. 2. Bir parti veya kurulua ye olmad hlde onlara duygusal, [duygu-sal] sf. 1. Duygu ile ilgili. 2. D uy gulara dayanan. 3. (Eser iin) duygunun ar bast gnlden bal olan; sempatizan, veya duygunun ar etkiledii. 4. Rom antik bir duygudalk, - [duyguda-lk] is. 1. Duyguda duygululuu olan. S duygusal dnme, Bilgiye olma durumu. 2. psikol. Bir konuda birlikte duygu dayandrlma yerine duygusal yaam dan karlan lanma, bir duyguyu birlikte yaama, birlikte duy ve onunla belirlenen dnme. || duygusal yansz ma; bakasnn duygularn paylama, lk, D uygular snrlamay, bastrmay gerekli klan duygulamak, [duygu-la-mak] gl. f. [-r] [-l(u)-yo] grev yapm a kurallar. Duygu uyandrmak; duygu vermek, duygulandrma, [duygulan-dr-ma] is. Duygulanm a duygusallk, - [duygusal-lk] is. 1. Duygusal olma durumu. 2. Duyumlarn ve duygularn insan etki sn salama eylemi, leyecek biimde ar basmas durumu. 3. Duygula duygulandrmak, [duygulan-dr-mak] gl. f. [-r] 1. rn, cokularn etkisi ile davranma durumu, Duygulanmasn salamak. 2. D uygulanmasna duygusuz, [duygu-suz] sf. 1. D uygusu ve duyarll sebep olmak. olmayan; hissiz. 2. mecaz. Kat yrekli; um ursa duygulanm, [duygulan-m] is. 1. Duygu alm a eyle maz; hissiz. mi; duygulanma durumu. 2. psikol. Anlk ve isten duygusuzluk, -u [duy-gu-suz-luk] is. 1. Duygusuz ten ayr olarak, duygusal tepkiler gsterme duru olm a hli; hissizlik. 2. Duygusuzca davran, mu. 3. fel. Duyarln harekete geii. 4. fel. D sebeplerle bir ruh durumunun deimesi. 5. fel. duyma, [duy-ma] is. itme eylemi, Tutkudan daha dzenli, am a daha gsz olan se duymak, [eT. tuy-m ak (tanmak, hissetmek) / duy mak] gl. f. [-ar] 1. Bir sesi iitmek. 2. Bilgi edin kin bir eilim, mek; haber almak, renmek. 3. mecaz. Sezmek; duygulan, [duygulan-] is. Duygulanmak eylemi fark etmek; hissetmek. 4. Dokunma, koklam a vb. ve biimi. duyularla nesnelerin soukluk, scaklk, sertlik, duygulanma, [duygula-n-ma] is. 1. yi ve beenilen yumuaklk, arlk gibi durumlarn alglamak. 5. olaylar karsnda etki altnda kalm a durumu ve Heves, zevk, sayg, yaknlk, ballk, acma gibi eylemi. 2. psikol. Trl etkiler altnda i salg bez bir ruhsal durum ve duygu iinde olmak, leri de dahil olm ak zere duygusal tepkide bulun duynak, [eT. tun > duynak j ^ ] (eAT) is. 1. Tr ma. duygulanmak, [duygula-n-mak] dnl. f. [-r] Bir olay, bir grnm veya bir durum karsnda birnak. 2. Toynak, duysal, [duy(u)-sal > duy-sal] sf. 1. Duymakla,

DUY

O I M IM E S M .
rimizin kaynann duyumlardan ibaret olduunu, duyu alglarna dayandm ileri sren gr; ihsasiye; sansalizm. 2. Duyularn salad hazlara dknlk. du y u m lu , [duyum-lu] sf. Duyumu olan; duyum edin mi. duyumler, [duyum+ler] is. Derinin duyarlln lmeye yarar alet, duyumsal, [duyum-sal] sf. 1. D uyumla ilgili. 2, Du yum a dayanan, duyumsama, [duyum-sa-ma] is. Duyular araclyla bir varl alglama durum u ve eylemi, duyumsamak, [duyum-sa-mak] gl. f. [-r] [-s(u)yor] Bir varl duyular yardm ile kavramak, alg lamak, sezmek, duyumsamazlk, - [duyumsamaz-lk] is. 1. fel. Yeterli duyum salayamad iin az veya yava tepki gsteren, bunun sonucu olarak duygulandrc sebeplere kar ilgisiz kalan insann nitelii. 2. psikol. eitli durum larn harekete getirdii alla gelen ve bilinen ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu. duyumsatma, [duyumsa-t-ma] is. Duyular aracl yla bir varl alglatma durumu ve eylemi duyumsatmak, [duyumsa-t-malc] gl. f. [-r] Birine bir varl duyular yardm ile kavratmak, alglat mak, sezdirmek, duyumsuz, [duyum-suz] sf. D uyumu olmayan, duyumsuzlam a, [duyumsuz-la--ma] is. Duyarln yok edilmesi; duyarsz hle gelme, duyumsuzluk, -u [duyumsuz-luk] is. Duyumsuz ol ma durumu. duyunmak, [tuy-mak > tuy-un-mak > duy-un-mak] {eT} dnl. f. [-ur] 1. Bilgilenmek; bilgi edinmek. 2. Alglamak. 3. Farknda olmak, duyurma, [duy-ur-ma] is. Duymasn, iitmesini sa lama eylemi. duyurm ak, [duy-ur-mak] gl. f. [-ur] 1. Duymasn salamak; duyma eylemini yaptrmak. 2. mecaz. Sezdirmek. duyuru, [duyur-u] is. Herhangi bir olguyu, haberi, bir ii veya bir durum u halka bildirm ek iin yaym lanan yazl veya szl ileti; ilan, (1969). t? duyu ru tahtas, D uyuru yazlarnn asld zel tahta. duyurucu, [duyur-ucu] s f 1. Duyurma zellii bu lunan. 2. is. Bir bildiriyi veya haberi duyurmaya veya iletmeye yarayan alet, duyurulm a, [duyur-ul-ma] is. Duyurma, iittirme iinin yaplma durum u ve eylemi, duyurulm ak, [duyur-ul-mak] edil. f. [-ur] 1. Duy mas salanmak. 2. Duyulmasn salamak. 3. Du yuruda bulunulmak; ilan edilmek, duyusal, [duyu-sal] sf. 1. Duyu ile ilgili olan. 2. fel. Duyularla alman hazlara ilikin olan. 3. fel. En k k bir uyarm a tepki gsteren. S duyusal du

duyularla ilgili. 2. Duyu yoluyla alglanan. 3. {az} (ICii iin) duygulu; ili. [DS] duysukraak, [tuy-mak > tuy-suk-m ak > duy-sukmak] {e l} g l . f [-ur] 1. D uyar gibi olmak. 2. (Hi leyi, dzeni) anlar gibi olmak; sezmek, duysumak, [duy-su-mak] {az} gl. f. [-r] Duyar gibi olmak; kulana alnmak. [DS] duyturmak, [tuy-mak > tuy-tur-mak] {eT} gl. f. [ur] 1. Duyurmak; iittirmek. 2. T arif etmek. duyu, [eT. tuy-u / duy-u is. 1. nsan ve hayvan larn d dnyaya ait uyaranlar duyma, grme, koklama, dokunma, tat alma organlar ile alglama durumu ve bunu salayan yetenek; hassa, (1935). 2. {OsT} Duygu; his. duyucu, [tuy-ucu > duy-ucu {OsT} sf. D uy gulu; hassas. duyugsuz, [tuy-mak > *tuy-u > tuy-u-suz > duyu-suz] {eT} sf. draksiz; anlaysz; alglamas ye tersiz. duyuk, -u [duy-uk] {az} is. Haber. [DS] duyuku, [duyuk-u] {az} is. Haberci. [DS] duyulak, - [duy-ul-ak] {az} sf. Duymu olan; iitmi. [DS] 0 duyulak olmak, {az} K ulak dol gunluu olmak; nceden duymu olmak. [DS] duyulma, [duy-ul-ma] is. itme, alglama durumu ve eylemi. duyulmak, [duy-ul-mak] edil. f. [-ur] 1. itilmek. 2. Alglanmak. 3. renilmek. 4. Bilinmek, tann mak; nl olmak, duyulmam, [duyul-ma-m] sf. Hi karlalmam olan; o zamana kadar bilinmeyen; alacak, duyulur, [duyul-ur] sf. Duyularla alglanabilir; iiti lebilir. S duyulur duyulmaz, 1. (Ses iin) ancak iitilebilecek kadar; ok alak. 2. (Olay, haber iin) renilir renilmez; hemen. duyum, [duy-um] is. 1. Duyular aracl ile edinilen izlenim; ihsas, (1935). 2. Be duyu organ, kaslar, i organlar gibi alc bir duyu organna etkide bulu nan bir uyartnn sinirler yoluyla sinir merkezine iletilmesi ile meydana gelen fizik nitelikli izlenim. 3. Edinilen izlenimlerden kaynaklanan duyu' veya fizyolojik yan ar basan ruhsal durum; manev izlenim. S 1 duyum alc, anat. M ukozolarda veya derinin iinde yer alan sinirselyap.\\ duyum eii, psikol. B ir uyarmn alglanabilecei en az mikta r,|| duyum ikilii, psikol. B ir uyarmn ayn za manda baka bir duyumu da artrmas; sineste zi,|| duyum yitimi, tp. Uyuturucu bir ilala vcu dun btnnde veya bir blgesinde duyularn yok olmas. duyumcu, [duyum-cu] is. Bilgilerimizin kaynann duyumlara dayandm savunan veya bu grten yana olan kii; sansalist. duyumculuk, -u [duyumcu-luk] is. fel. 1. Bilgile

I . 1 3 1 7

DB

yum lar,/e/. Grme, iitme, koklama, tat alma, do kunma, basn, s duyumlar, hareket ve durum du yumlar, ac ve organ duyumlar. duyuuz, [tuyu-suz / duyu-suz j - ^j-s] {OsT} sf. Duygusuz; hissiz, duyu, [duy-u] is. 1. Duymak ii veya biimi. 2. mecaz. Sezi. 0 duyu vermem ek, {eAT} 1. D uy mazlktan gelmek. 2. nem vermemek. duyust, [duyu+st-] sf. fel. 1. Duyularla verile meyen. 2. fel. A lglam a yoluyla deil de dn mekle kavranabilen. duyuzmak, [tuy-mak > tuy-uz-mak > duy-uz-mak] {eT} g l . f [-ur] 1. Duyurmak. 2. Farknda olmasn salamak. 3. Anlamasna, sezm esine izin vermek. duz1 [eT. tz] {az} is. Tuz. [DS] S duz da, {az} , zerinde kaya tuzu ezilen ta. [DS]|| duz lbesi, {az} Tuz kutusu; tuz kab. [DS] duz2, [Far. dz jj-s] (du:z) {OsT} sf. Diken; dikici, duzah, [Far. dzah j\jji] (du:zah) {OsT} is. 1. Ce. hennem. 2. tasvf. Dnya zevklerine dkn olanla rn toplu olarak bulunduklarna inanlan yer. S1 dzah-makar, {OsT} D ura cehennem olan; k fir]] dzah-mekn, {OsT} Yeri cehennem olan; kfir]| dzah-nin, {OsT} Oturduu y er cehennem olan; kfir. duzah, [Far. dzahl ^ j j ^ ] (du:zahi:) {OsT} sf. 1. Cehennemle ilgili; cehenneme ait. 2. is. Zeban, duzahiyan, [Far. dzahiyn jL i-jjj] (du:zahiya:n) {OsT} is. Cehennemdeki azap melekleri; zebaniler, duzak, - [eT. tuzak] {az} is. Tuzak. [DS] dzene, [Far. dzene lijjj] (du:zene) {OsT} is. Ar ve sivrisinek gibi hayvanlarn inesi, duzi, [Yun. duzis / t. dose] {OsT} is. Venedik Cum huriyeti bakan, duziko, [dz + Yun. -iko > Yun. duziko] is. Rak, duzknga, [tz-kya / tuz-kma] (tuzlana) is. -* tuzkya. duzla, [tuz-la] {az} is. 1. Tuz karlan yer. 2. Sr ye tuz yedirilen yer. [DS] duzla, [tuz-la] {az} is. Hayvanlara tuz yedirilen yer. [DS] duzlak, [tuzla-k / duzla-k {eAT} is. Tuz retim yeri; tuzla. duzlama, [tuz-la-ma] {az} is. Kaynatlm m sr ve ya buday. [DS] duzlug, [tz-lu / dz-lu] {eT} sf. Tuzlu, duzluk, -u [tuz-luk] {az} is. 1. ine tuz, nane, sarmsak konulmu yourt. 2. Ya alndktan son ra tuz ile kartrlm yourt. 3. obanlarn srye verecekleri tuzu tadklar torba. [DS] duzsuz, [tuz-suz] {az} sf. 1. (Kii iin) baya; ben cil. 2. B ir tr tuzsuz rek. [DS]

duzsuzluk, -u [tuz-suz-luk] {az} is. Bayalk; yavanlk; bencillik. [DS] -d 1 [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] ek. e. -* , -dl. {eT} {eAT} (ayn) -d2, [-d / -di / -du / -d / -ti / -t / -tu / -t] ek. e. yap. e.-* -d. {eT) d 1 [d (yans.)~\ is. Soluk basks ile bir aletten kan , sesi anlatan kk. [Zlfkar] d+d-k d2, [eT. t > d jj ] {eAT} is. Ty; kl; yn. dJ, [d] {az} is. Duman. [DS] d4, [Far. d ji] {OsT} sf. ki. S d-lem, {OsT} ki dnya; bu diinya ve ahret. || d-te, {OsT} Sevgili nin iki duda. [| d-bl, {OsT} 1. ki kat. 2. E bcet hesabyla tarih drmede tarihin iki katn vere cek ekilde dzenlenmi olan. || d-br, {OsT} kiye katlama; katmerleme.|| d-beyt, {OsT} ed. ki beyit ten oluan ruba.|| d-cihn, {OsT} k i dnya; bu dnya ve ahret.\\ d-dde, {OsT} ki gz.|| d-dil, {OsT} 1. ik i gnll. 2. iki tarafa da sevgi besleyen. 3. Mnafk.\\ d-dil, {OsT} Kararszlk; tereddt.|| d-gne, {OsT} I. ift; iki tane. 2. kiz. 3. ki rekt namaz.[| d-m y, {OsT} Sana sakalna kr d m.,|| d-nm, {OsT} 1. ki para. 2. kiye ayrlm; bolnm]] du {OsT} ki ctyckl/. j du {OsT} pa, ru, k iy zl ; riyakr.|| d-rz, {OsT} (Zaman iin) iki gnlk; ksa.|| d-h, {OsT} 1. atal aa; atal tomruk. 2. Eskiden sulularn boyunlarnn kstrl d atal aa.|| d-ak, {OsT} kiye ayrl; ikiye blnme]] d-t, {OsT} 1. ki kat olmu; bklm; kamburu km. 2. ed. Ebcet hesab ile tarih driilrken asl tarihin, kan saynn ikiye blnme siyle elde edilii]] d-vist, {OsT} ki y zl ]] dfflvm, {OsT} kinci]] d-zebn, {OsT} ki dilli. dal, [Fr. dual] sf. kili. diialist, [Fr. dualiste] s f fel. (Kii iin) birbirinden ayr, birbirinden bamsz, birbirine geri gtrlemeyen, birbirinin yannda veya karsnda bulunan iki ilkenin varlm kabul eden; ikici, dalizm, [Fr. dualisme] is. fe l. Birbirinden ayr, birbirinden bamsz, birbirine geri gtrlemeyen, birbirinin yannda veya karsnda bulunan iki ilke nin varln kabul eden felsef gr; ikicilik. d b 1 [eT. t:b / db] {eT} is. Dip. , db2, -bb [Ar. dbb l_o] {OsT} is. Ay. <3 dbb- asgar, {OsT} K k ay]] dbb- ekber, {OsT} B ykay]] dbb- imal, {OsT} K uzey ays; Rsya. dbara, [Far. d-br bks-5 (dba:ra:) {OsT} is. 1. ] Tavla zarlarnn ikisinin de iki benekli gelmesi du rumu. 2. Yalan dolan; hile; dolap; dzen, dbbe, [Ar. dbbe <o] {OsT} is. 1. Dii ay. 2. {az} ok iman kadm. 3. Keser ve nacan arkadaki dz ksm; taban. [DS]

DB dbbiye, [Ar. dbbiye 4^ ] {OsT} is. zool. Aygiller. dbdz, [d(p)+d/z (d bdz) {eAT} sf. Bt

H R C E S M
dcye, [Ar. dcye ^ . j ] {OsT} is. Karanlk. ddek, -i [dd-ek] {az} is. 1. Aalarn, ieklerini dktkten sonra grlen kk meyveleri; ham meyve. 2. Ham incir. 3. Kzl aa meyvesi. 4. M e e ve am palamudu. [DS] dden, [a. dden / dden j-i-s] is. co. 1. Deiik boyuttaki knt tabannda yer st sularn kay bolduu ukurluklar, {az} (ayn) [DS] 2. {eAT} {az} Su kayna. [DS] 3. {eAT} Bataklk. 4. {eAT} {az} Girdap; su evrisi. [DS] 5. {az} inde gir dap bulunan su. [DS] 6. {az} Kuyu. [DS] 7. {az} Doal boluk; doal lm. [DS] 8. {az} Derin ve geni su birikintisi. [DS] 9. {az} Kam. [DS] 10. {az} Mide. [DS] W . {az} sf. Obur. [DS] 12. {az} Fena. [DS] S ddeni deilmek, {az} tah al mak; oburluu tutulmak. [DS] ddenlik, -i [diiden-lik] {az} is. Tarma elverili olmayan toprak. [DS] dd, [d (yans.) > d+d lPj-3 {eAT} is. Ddk. S ] dd memmi, {az} Klbk. [DS] dd, -c [dd- ?] {az} is. Keser. [DS] ddk, - [eT. ttek / d (yans.) > d-d-k -staja] is. 1. flendii veya herhangi bir ekilde iinden ba snl hava geirildiinde tiz sesler karan ara. 2. nce sesli kk flt, kaval; boru. 3. Bu tr arala rn kard ses. 4. argo. Anlay kt kimse; ah mak. 5. Boaz; grtlak, {az} (ayn) [DS] 6. {OsT} Ney. 7. {az} Islk. [DS] 8. {az} Boru. [DS] 9. {az} Kaval. [DS] 10. {az} ncik kemii. [DS] dde koyup frm ek, {az} H er tarafa duyur mak; herkese yaymak. [DS]|| dttd almak, 1. ok istedii eye ulamak. 2. Baarmak. 3. Elde etmek.|| ddk as, {az} Kalem as. [DS]|| d dk av, {az} K ar altnda kalan tavann nefesiyle kar erittii yerleri grerek yaplan tavan av. [DS]|| ddk alc, {OsT} Neyzen.|| ddk gibi, (Elbise iin) dar; sk.\\ ddk gibi kalmak, 1. Yalnz ve desteksiz kalmak. 2. ok zayflamak.\\ ddk m akarnas, argo. Aptal, aklsz, anlaysz; sersem. ddk, [ddk- is. 1. Ddk yapan ve satan kimse. 2. {eAT} Neyzen, ddk bak, {Os} Yan gzle bak. ddklem e, [ddk-le-me] is. argo. 1. Cinsel iliki de bulunma eylemi. 2. {az} Kar altnda kalan tav ann nefesi ile kar eriterek delik amas. [DS] ddttklemek, [ddk-le-mek] gl. fi [-er] [-l()-yor] 1. argo. (Erkek iin) kar cinsle cinsel ilikide bu lunmak; rzna gemek, {az} (ayn) [DS] 2. argo. Birisini kandrmak; hile ile aldatmak, ddkl, [ddk-l] sf. 1. Dd bulunan; dd olan. 2. Ddkl tencere. 3. {az} A z yanam a yacak kadar dar olan ve ancak kam ile suyu iile-

nyle; hepsi; kamilen, dbek, -i [eT. tb (dip) > db-ek / dibek] {az} is. 1. inde bulgur ve kahve dvlen oyuk ta; ta havan. 2. Tahta havan. 3. Yayk. [DS] dbelek, [deple-k / db-ele-k ? dllp] {eAT} is. Kk davul; dmbelek, dbelik, -i [eT. db (dip) > db-e-lik] zf. Srekli; devaml. dber, [? dber] {az} is. yandaki erkek kei. [DS] S dber olm ak, {az} rselenmek; buru mak. [DS] dbe, [Far. d + T. be] is. Tavlada her iki zarn da be gelmesi durumu. dbeyt, [Far. d + Ar. beyt {OsT} is. ed. ki beyit; drtlk; rbai. dbez, [db (yans.) > db-ez] {az} sf. Sersem; akn. [DS] S dbez dbez yrmek, {az} l. Gece karanlkta sarho gibi sendeleyerek yrmek. 2. Ayaklar dolaarak yrmek. [DS] dbr, [Ar. dbr / dbr _^] {OsT} is. 1. Arka, geri taraf; k; ans. 2. Bir iin sonu. 3. Bir eyin gerisi; arkas. 4. {az} ki yandaki erkek kei. [DS] db, [db-ii] {az} is. K k ocuun midesi veya kam. [DS] dbz, [db (yans.) > db-z] {az} is. Hzl kay. 0 dbz olmak, {az} Birdenbire kaymak. [DS] dca, -ai [Ar. dc3 L>-j] (dca:) {OsT} is. Karan lk. dcac, [Ar. diicc / dcce / *=-Uo] (dca:c) {OsT} is. 1. Tavuk. 2. gk b. Gkyznn kuzey yarm kresinde ok parlak birka yldzdan ibaret bir bur; Cygnus. dcaciye, [Ar. dcciye ^L-:>] (dca:ciye) {OsT} is. zool. Tavukgiller, dcce, [Ar. dcce
4= 0

] {OsT) is. ok karanlk. S

dcce-i lcce, {OsT} Denizin engin karanl: -dcei, [-du-ca() / -dcei] {eAT} ya p e. -* -ducaidci, [Ar. dcye > dc ^ . 1] (dci:) {OsT} is. Karan lklar. dcne, [Ar. dcne pal hava. dcc, [Ar. dcc ^>o] {OsT} is. Tavuk, horoz, civ civ, pili cinsi hayvanlar topluluu, dcnne, [Ar. dcnne 4^ 0 ] {OsT} is. 1. Kat kat ol ma. 2. Bulut. 3. Y am ur yama. 4. Karanlk, dciir, [Ar. dcr yr->] {OsT} is. bot. Brlce. {OsT} is. 1. Karanlk. 2. Ka

1319

bilen kaynak. [DS] 0 ddkl tencere, B uhar ba sncna bal olarak yksek scaklkta yem ei a buk piiren tencere. ddklk, - [ddk-lk] {az} is. 1. ncik kemii. 2. Kalbin sol karncndan kan tem iz kan ta yan damar. [DS] ddl, [? ddl] {az} is. Kulaklar kk ve kvrk kei. [DS] ddll, [ddl-l] {az} sf. T. Serseri. 2. (Hayvan iin) zayf. [DS] dd, [? dd] {az} sf. irkin. [DS] dello, [Lt. duellum > t. dello] is. 1. Birbirine dman iki kiinin tanklar nnde vurumas, d vmesi. 2. mecaz. Rakip irket ve kurulular ara sndaki ekonomik yar ve atma. 3. mecaz. Siya s veya ideolojik gruplar arasndaki atma. 4. ki kii arasndaki tartma, atma, dellocu, [dello-cu] is. 1. Dello yapan kiiler. 2. Dello yapmak iin frsat kollayan kimse, det, [t. duetto] is. mz. 1. ki sesle sylenen arya. 2. ki tek alg iin yazlm mzik, dfa, [tefe / dfa / dfe] {az} is. Dokuma tezghla rnda tara tutan ve m ekik ipliklerini sktrmaya yarayan aygt. [DS] dfuf, [Ar. d e ff> dff ojsa] (dfu:f) {OsTj is. Tef ler. dgh, [Far. d (iki)+ gh (kere) cifi] (dg:h) {OsT} is. 1. ki defa. 2. mz. Trk mziinde saba m aka mna, zengule makam ile dgh. (l) perdesine ta nm segh dizisinin kimi sesleri eklenerek olu turulmu birleik bir makam. 3. Trk mziinde orta sekizlideki l sesinin ad. 0 dgh-bselik, {OsT} Trk mziinde dgh makamnn buselik drtls veya belisi ile sona eren bir birleik ma kam biimi. || dgh- acem, {OsT} Trk m ziin den on yedinci yzyldan nce kullanlm, bugne rnei ulamam bir makam.\\ dgh- kadm, {OsT} Trk mziinde bugnk dgh makamna benzer uak makamna on yedinci yzyldan ba layarak verilen ad.|| dgh-m ye, {OsT} Trk m ziinde dgh perdesinde sona eren maye makam. dge, [eT. tge > dge >de] {az} is. -* dve. [DS] dgek, [tg-mek > tg-ek] {eT} is. 1. Halka. 2. Yk sarlrken yk sktrmakta kullanlan ipe takl aa halka. dgeli, [tkel-i / dgeli] {az} zf. Her; hep. [DS] dglmek, [tg-mek > tg-l-m ek > tg-()l-mek > dg-()l--mek] {eT) dnl. f . [-r] D mlenmek; dolamak; karmak, dme, [eT. tg-m ek > tg-m e > dg-me] {eAT} is. 1. Dme; kopa. [DK] 2. Ykseklik; ycelik, dmek, [eT. tg-m ek > dg-mek] {eAT} g l . f [-er] 1. Balamak; dmlemek. 2. Ykselmek; kalk mak; yukar frlamak.

dmelenmek, [tg-mek > tg-me > tg-me-le-nmek] {eT} dnl. f. [-r] Dmelenmek, dgk, [tg-mek > tg-k / dg-k] {eT} sf. D m l. 0 tgk yz ag sz, {eT} Ask surat, ac sz.
[ K B ]

dglek, -i [dg-l-ek] {az} is. Yeni bymeye balam kabak meyvesi. [DS] dglm ek, [tg-mek > tg-l-mek > dg-l-mek] {eT} edil. f. [-iir] Dm yaplmak; balanmak; dlmek. dn, [eT. tg-mek (balamak) > tg-n > dg-n] {eAT} is. Dn. [DK.] dgn'mek, [tg-mek > tg-n-mek] {eT} dnl. f . [r] (Dm vb. iin) dmlenmek; dm ol mak. tgnk, [tgn > tgfln-k > dgn-k] {eT} is. a drn en tepesinde yer alan duman delii, dgr, [eT. tn-r] {az} is. Dnr. [DS] dgmek, [tg-mek > tg--m ek > dg--mek] {eT} ite, f . [-r] Birlikte dm atmak; yardm la arak balam ak veya dm atmak, d, [d] {az} is. 1. Sulu kar. [DS] 2. nce bulgur. 0 d a, {az} nce bulgurdan yaplan orba. [DS]|| d pilv, {az} nce bulgurdan yaplan pilv. [DS] dd, [eT. tg-mek (dmlemek) > tg-d > dd / j-iS"jj] is. 1. {eAT} {OsT} Keser, balta gi bi aralarn kazk veya ivi akmaya yarar dz y zeyli topuz ksm. 2. {az} Kk ve tek tepe. [DS] 3. {az} Ku gagas. [DS] 4. {az} A z krelmi kesici alet ve balta vb. [DS] 5. {az} sf. Yumru. [DS] dd, -c [dd-] {az} is. Sarmsak dvecei. [DS] dd, [dd-] {az} is. 1. Kazma ve keserin ivi ve kazk akmaya yarar dz ve topuz ksm. 2. Denein kaln taraf. [DS] ddlemek, [ddle-mek] {az} g l . f [-r] [~l()~ yo r] 1. ivi akmak. 2. Gagalamak. [DS] ddrm ek1, [tg-mek (dmlemek) > tg-drmek > d-dr-mek d lo jj^ ji] gl. f [-r] 1. {az} Acele ettirmek. [DS] 2. {eAT} {OsT} Y ukarya doru frlatmak; ykseltmek. 3. {az} Drtklemek. [DS] ddrmek2, [d-dr-mek] gsz. f. [-r] Frlayp yukar kmak; ykselmek, de, [eT. tge > de ^j-s] {eAT} {OsT} is. 1. ki yandaki dii dana; dve. 2. {az} Henz boaya gelmemi iki yandaki dii dana. [DS] 0 de yzl, {az} Yal olduu hlde gen grnen kim se. [DS] delek, -i [eT. tg-mek (dmlemek) / a. tkelek] {az} is. 1. yi cins ham kavun. 2. Kk bir kavun tr. [DS]

M M EEM .
{eAT} zfi. Hep; btn; hepsi.

dmeci, [dme-ci] is. 1. D me yapan veya satan kimse. 2. Dme, fermuar, iplik vb. satlan dkkn. 3. argo. A k tif anal iliki dkn; sodomist; lt. den, [Yun. toukan ? / dv-en] {az} is. 1. Dven. dmecik, -i [dme-cik] {az} is. 1. Kk d 2. Bir tr dokuma tezgh. [DS] den yldz, me. 2. Ekinlerin iinde biten, yapraklar oval bi {az} Gndz doup gece saat yirm i birde batan imde olan, mavi renkli iek aan bir ot. 3. Kayk parlak bir yldz. [DS] larda, dmende inecik denen demirlerin getii denci, [dven-ci] {az} is. 1. Dven yapp satan delik. [DS] kimse. 2. Yalnz harm an zaman dven srmek iin dmecilik, -i [d-me-ci-lik] is. Dme yapm a ve tutulan ocuk. [DS] satma ii. dencilik1, -i [dven-ci-lik] {az} is. Dven yapp dme, -ci [tg-mek > d-me] is. Eritilmi yaa satma ii. [DS] scak msr ekmei ufalandktan sonra kzartlarak dencilik2, -i [Far. dkkn + T. -c-lk] {az} is. yaplan bir tr yemek. Dkknclk. [DS] dm ek1 [eT. tg-m ek > d-m ek , {eAT} denlemek, [dken-le-mek / den-le-m ek dlaJbSji] {OsT} gl. f. [-er] 1. Dmlemek; dm yapmak. {eAT} gl. fi [-r] 1. Aramak; aratrmak. 2. Tefti {az} (ayn) [DS] 2. Bkmek; burkmak. etmek. dm ek2, [tg-mek > d-m ek liUSjj] {eAT} {OsT} densilik, -i [dve-si-lik] {az} is. Dven oku. gsz. f i [-er] Ykselmek; yukar doru frlamak; [DS] frlayp yukar kmak, der, [Yun. dokar / jS jj] {eAT} {az} is. Ya dmeleme, [dme-le-me] is. Dmeyi iliine plarda kullanlan kaln direk; mertek; kiri. [DS] geirme eylemi; ilikleme, dese, [de-se] {az} sf. (Kii iin) yal olduu dmelemek, [dme-le-mek] gl. f i [-r] [-l(i)-yor] hlde gen grnen. [DS] Dmeyi ilie geirmek; iliklemek, desimek, [de-si-mek dL--* A'ji] {OsT} gsz. fi [- dmelenme, [dmele-n-me] is. 1. Dme sahibi olm a durum u ve eylemi. 2. Dmesi takl hle r] (nek iin) tosun istemek. [Kamus] gelme eylemi. dgn, [d-gn] {az} sf. Kabz. [DS] dm elenm ek1 [eT. tg-m e-le-n-m ek > dmele-n, -di, [-di] {eAT} yap e. -* -du. deli, [tk / dk (birok; ok) > tk-e-li / dkeli JtS s / -dinden, [-di-n-den] {eAT} yap. e. -* -dumdan. -dindi, [-di-n-de] {eAT} yap. e. -* -dunda. -dinleyin, [-di-n-leyin] {eAT} yap. e. -* -dunleyin. dlek, -i [eT. tg-mek (dmlemek) l a. tkele-k > d-le-k liUS'jj] is. 1. {az} Kavun. [DS] 2. {eAT} {OsT} Ham kavun; kelek. 3. {az} Kabuu benekli uzunca bir kavun. [DS] 4. {az} Ebucehil karpuzu. 5. Kk bir kavun tr. [DS] 6. {az} A raba tekerleinde tekerlek parmaklarnn takld balk. [DS] 7. sf. Byk, dlemek, [eT. tg-mek (dmlemek) > d-lemek] {az} gl. f. [-r] [-l()-yor] Balamak; d mlemek. [DS] dlenmek, [eT. tgle-n-m ek > dle-n-melc viU-JS'j] {eAT} dnl.f. [-r] Dmlenmek, dme, [eT. tg-m ek (dmlemek) > tg-me > d me is. 1. Giyeceklerin birbirine kavumas, kapanmas, iliklenmesi iin konulan metal, kemik, ta veya sert plstikten yaplm kk paralar. 2. B ir elektrik devresini ap kapatmaya yarar oynak para. 3. Vcutta st deri altndaki ya doku veya kkrdaktan oluan ilik; yumru. 4. {az} Tomur cuk; gonca. [DS] 5. {OsT} Kap ve sandklarda bu lunan demir halka. [Brhan- K at] 6. {az} am lardan kan yuvarlak reine. [DS] mek d U J jsS'i] dnl. fi. [-ir] 1. Dmesi takl hle gelmek; iliklenmek. 2. edil. Dmesi ilie geiril mek. 3. {eAT} Tomurcuklanmak; tomurmak. dm elenm ek2, [dme-le-n-mek] dnl. fi. [-ir] D me sahibi olmak; dme dikilmek, dmeli, [d-me-li] sf. 1. Dmesi bulunan. 2. D mesi ilie taklm olan; ilikli. S dmeli ot, {az} Gelincik. [DS]|| dmeli yldz, {az} K ilim lerde kenar ss ile orta gbek arasnda yer alan bir tr desen. [DS] dmesiz, [dme-siz] sf. 1. Dmesi bulunmayan. 2. Dmelenmemi olan; iliklenmemi, dm k, - [d-mk] {az} is. D m [DS]. S dm k atmak, {az} D m atmak; balamak; dmlemek. [DS] dmklemek, [dmk-le-mek] {az} gl. fi. [-r] [l()-yor] Dmlemek; dm atmak. [DS] dnelem ek, [d()n-e-le-m ek liU-hS'i] {eAT} gl. fi [-r] Toplamak; bir araya getirmek, dnem ek, [d()n-e-mek] {az) gl. fi. [-r] [-n()yor] Einerek bulunduu yeri bozmak; karm akar k etmek. [DS] drmek, [d-r-mek] {az} gsz. fi [-r] Birik m e sonucu kat bir katm an olumak. [DS] d, [tg-mek (dvmek) > tg / dg / d / d jS 'ji] {OsT} {az} is. 1. Elendikten sonra alttaki en

O T u M I B S f f i l i i K 1321

D tiyatro eserlerinde olayn temel esi olan entrika nn kart, aprak bir hl ald, sonutan nce ki kark durum, l.fiz . Titreen bir cisimde genlii sfr olan nokta. 8. bot. Bir bitkide yaprak, dal gibi yan organlarn baland nokta; budak yeri, {az} (ayn) [DS] S dm aras, Bitki sapnda iki d m arasnda kalan aralk.\\ dm atmak, D m yapacak ekilde balamak.\\ dm canna, {az} Maallah. [DS]|| dm almak, {eAT} D m lem ek,|| dm dm, 1. st ste dm atlm; skca balanm. 2. zerinde ok sayda dm ler bulunan.\\ dm noktas, B ir meselenin sonuca ulaabilmesi iin zlmesi gereken g lk.|| dmn zmek, Karm ak bir meseleyi halletmek; problem i gidermek.|| dm stne dm atmak, Paray harcamakta ok cimri dav ranmak.]| dm vurmak, 1. Dm balamak. 2. Parasn cimrilik ederek harcamamak. dmatar, [dm+at-ar] is. Balya makinelerinin, balya evresine geirilen ipi veya teli dmleyen paras. dmboan, [dm+bo-an] is. tp. U r kkne yerletirilen iplii derece derece skmakta kullan lan alet. -dmce, [-d-mce] {eAT} ya p e. -* -duumca. dmc, [dm-c] is. 1. plik fabrikalarnda ko pan iplikleri balam akla grevli ii. 2. {az} sf. Bakalarn kandran. [DS] dmck, - [diim-ck] is. 1. Kk dm. 2. anat. Beyinciin alt ucundaki ilik, dmleme, [dm-le-me] is. Dm yapma duru mu ve eylemi; balama, dmlemek, [dm-le-mek] g l . f [-r] [-l(i)-yor] 1. Dm yaparak balamak. 2. Dm meydana getirmek. 3. {az} (Mahkeme iin) karar vermek, dmlenme, [dmle-n-me] is. Dm hline gelme eylemi; balanma, dmlenmek, [dmle-n-mek] dnl. f. [-ir] 1. Kendi kendine dm olmak. 2. Skmak. 3. m e caz. Btn sorunlar bir yerde toplanp birlemek. 4. edil. Dm yaplmak; balanmak. 5. {az} Tkan mak. dml, [dm-l] sf. 1. Dmlenmi olan. 2. zerinde dmler bulunan. 3. (Aa iin) budak l. dmsz, [dm-sz] sf. 1. Dmlenmemi olan; dm olmayan. 2. (Aa iin) budaksz. dn1 [eT. t-mek (balamak)> t-n jS":>] {eAT} , is. Dm; yumru; ukde. dn2, [eT. t-m ek (balamak) > t-n] is. Ev lenme veya snnet dolaysyla yaplan byk e lence. S dn alay, Dnlerde olan evinden kz evine alg eliinde giden kalabalk.\\ dn bayram etmek, 1. ok sevinmek. 2. Topluca neelenmek. || dn iei, bot. Aalk ve allk y e r

ince ve kk taneli bulgur; dciik. 2. Pirin elentisi. 3. Pirin. 4. Kzl dar; kum dar. 5. nce ezilmi budayla zm rasndan yaplan bir tr tatl. 6. Ecza. 7. Zehir, dcek, -i [d-cek] {az} is. 1. Kn souk ve sert havalarda yaan sert ve yuvarlak taneli kar. 2. Kk dolu. [DS] dck, - [d-ck] {az} is. 1. yi cins bulgur. 2. Kaynatlm ve dvlm bulgur. 3. Ekin sapla rnn ek yerleri. 4. Sert ve yuvarlak kar taneleri. 5. Kk dolu. [DS] dcklenmek, [dck-len-mek] {az} dnl. f . [-ir] 1. (Hamur iin) iyi kartnlam am aktan un topaklar kalmak. 2. orba, muhallebi vb. iinde karmam topaklar kalmak. [DS] dl, [eT. t-mek > d-l JS ja] is. 1. {eAT} T o murcuk. 2. {az} Elek altna geen ince bulgur ve ya i yarma. [DS] 3. {az} M sr yarmas. [DS] 4. {az} kse otu. [DS] 5. {az} Topran en kk paras. [DS] 0 dl a, {az} nce bulgurdan yaplan orba. [DS] dlce, [tgl-ce is. 1. {OsT} {az} Bulgur biiminde yaan kar. 2. {az} Kk dolu. [DS] dlcek, -i [dl-cek] {az} is. 1. Sert ve souk havalarda yaan kat ve yuvarlak ince kar. 2. K k dolu tanesi. 3. nce bulgur. [DS] dlck, - [tgl-ck dli-jS'i] {OsT} is. 1. {OsT} Tomurcuk; gonca. 2. {OsT} Boum. 3. {az} Kk dolu tanesi. 4. {az} nce bulgur. 5. {az} orba, helva, muhallebi piirilirken iinde kalan topaklar. [DS] dlemek, [d-le-mek] {az} gel. f. [-er] [-l(ii)yor] Dmlemek; balamak. [DS] dlm ek1 [eT. t-mek (dmlemek) > tg-l, mek > d-l-mek dUAS'a] edil. f. [-iir] 1. {eAT} {OsT} {az} (plik iin) dmlenmek. [DS] 2. {az} Bir noktada toplanmak; merkezlemek. [DS] 3. {az} (Yemek borusu, barsak gibi organlar iin) boumlanarak iinden bir ey gememek; tkan mak; boulmak. [DS] 4. {az} M emede st pht lamak. [DS] dlmek2, [d-l-mek] {az} edil. f. [-r] 1. (Ha vada uan ku iin) birden yere inmek. 2. Dadan mak. [DS] dm, [eT. t-mek (dmlemek) > tg-m > d m > d-m] is. 1. ki ip, tel veya buna benzer eyi dolayarak birbiri arasndan geirmek suretiyle yaplan balam a yeri. 2. B ir ipi kendi zerinde do lamak suretiyle yaplan ba. 3. inden klmas, kavranmas ve anlalmas zor durum. 4. inden sv akan bir borunun ak engelleyecek biimde boumland nokta. 5. M arangozlukta bir dii z vanaya, iki paray birlikte yerletirm ek suretiyle elde edilen birletirme. 6. ed. Roman, hikye ve

I M I M tM .

lerde yetien zehirli, kk yum rulu lkemizde sek drck, - [eT. tg- (pirin) > dgi / d > d-r-ck] is. 1. Elendikten sonra alttaki en ince sen kadar eidi bulunan ok yllk otsu bitki; ba ve kk taneli bulgur; dtick. 2. {azj Kn sur otu; stleen, (Ranunculus belladona, R. acer, souk havalarda yaan ince, sert ve yuvarlak kar R. asiaticus). {OsT} (ayn) || dn ieigiller, tanesi. [DS] 3. {az} Kk dolu tanesi. [DS] 4. Tm iek ksmlar ayr olan, basit iekli, iki e{az} Tomurcuk. [DS] 5. {az} Dm. [DS] 6. nekli bitkiler fam ilyas, (Ranunculaceae).\\ dn {az} Sivilce. [DS] 7. {az} orba, helva ve muhal orbas, Dn trenlerinde piirilm esi det olan lebi gibi yiyecekler iinde kalan kk un topakla iine kiik para etler konulmu, un, yum urta sa r. [DS] rs, st ve yourtla piirilen ve zerine kzgn ya dklerek sunulan orba.\\ Dn deil, bayram drcklenm ek, [diirck-le-n-mek] {az} dnl. deil; enitem beni niye pt? Gsterilen yaknl f i H r] 1- Tomurcuklanmak. 2. (orba, helva, m u n ve iltifatn gizli bir sebebi olmal. || dn der hallebi vb. iin) iinde kk topaklar olumak. nek, 1. Elence. 2. Evlenme trenini kutlama.\\ d [DS] n dernek hep bir rnek, H ibir deiiklik gs dr, [tnr-] {az} sf. 1. M isafirleri dne termeyen durum. || dn dilei, {az} Niandan aran. 2. Kz grmeye giden kimse; dnr. 3. Kz sonra, kz evinde yallarn dn giinnii karar istemeye giden kimse. 4. Dn alay. [DS] latrmasn dne gider gibi, Sevinle.|| dn drlem ek, [dnr-le-mek] {az} g l.f. [-r] [-l()evi, Diin yaplan ev.\\ dn evi gibi, K alabalk yor] Kz babasndan istem ek iin birka kii ile ve giirltl.\\ dn hamam, Dnden bir gn birlikte gitmek. [DS] nce gelin ve yaknlarnn elentilerle hamamda drlemek, [dnr-le--mek] {az} ite, fi [-ir] ykanm alar,|| dn hediyesi, Evlenen iftlere (Evlenecek kz ve olan taraflar iin) birbiri ile verilen hediye.\\ dn okuyucu, {az} Misafirleri tanmak. [DS] dne davet eden kimse.\\ dn pilv, Dn drmek, [dnr-mek] {az} gsz. fi. [-r] Kz is lerde piirilm esi det olmu zerine kzartlm et temek. [DS] konulan p il v.|| dn pilv ile misafir arla dr, [dnr-c] {az} is. 1. Evlenenlerin ana ve mak, Bakasnn kesesinden ikramda bulmmak.\\ babalan. 2. Gelin alm aya gelen kiiler. [DS] dn salonu, K iralanarak iinde dn yaplan d, [dnr-c] {az} is. 1. Gelinin giyinmesine salon.|| dn sofras, H er eit yiyecekle dona yardm eden kadn. 2. Gelin almaya gelen kimseler. tlm sofra.|| dn yemei, Dn treni dolay [DS] syla gelen davetlilere verilen yemek. dz, [d-z ?] {az} sf. Kuvvetli; salam. [DS] -dnce, [-dnce] {eAT} yap. e. -* -duunca. dnc, [dn-c] {az} is. 1. Evlenecek olan o dhat, [Ar. deh (yksek zek) > dhi > dht o l ] (diiha:t) {OsT} is. Akll ve bilgili kimseler; deha lana kz arayan kadnlar. 2. Dn alayna katlanlar. lar. [DS] dnck, - [diin-ck] {azj is. Hediye. [DS] dhen, [Ar. dhen ^yjo] (dheni:) {OsT} sf. Kaypak, -dngzden, [-dti-nz-den] {eAT} yap. e. -* dudhenk, [Ar. duhn (dumanlk) > Far. duhnek ^Ui-i] unguzdan. {OsT} is. 1. Duman yeri; baca. 2. Hamam klhanla dnlttk, - [din-lk] is. Dn ile ilgili olan. rnda yanan atein dumannn deme tabanm S dnlk basmak, {az} K z istemek. [DS] stmas iin denmi knk borular. dnlk, [dnlk-] {az} is. Erkek tarafn dhn, [Ar. dhn jjo ] {OsT} is. Sv ya. dan kz tarafna gnderilen erkek eli. [DS] dnsz, [dn-sz] zf. Dn olmadan; dn dhn, [Ar. dhn ^yjo] (diihni:) {OsT} sf. Sv yala yaplmadan. ilgili. dr1 [dnr] {az} is. 1. Kz grmeye giden kim , se; grc. 2. Kz istemeye giden kimse; eli. 3. dhur, [Ar. dehr > dhr j_^o] (dhu:r) {OsT} is. 1. Evlenenlerin anne ve babalar; dnr. 4. Bacanak. Zamanlar; anlar. 2. Dnyalar, [DS] S dre gitmek, {az) 1. Kz grmeye g it dhl, [Ar. dhl uUo] {OsT} is. Davul. S dhlmek. 2. K z istemeye gitmek. [DS]|| dr gitmek, bz, {OsT} 1. D avul alan; davulcu. 2. D oancla {az} D re gitmek. [DS] rn ku avlarken kular kaldrmakta kullandklar dr2, [d-r] {az} sf. 1. Kaln; przl. [DS] 2. kiiiik davul.\\ dhl-derde, {OsT} 1. Davulu y r is. Bir nesnenin zerindeki kk kabarck; prz. tk. 2. Utanma ve sklmas olmayan. 3. Bulgur. S dr bez, {az} adr bezi. [DS]|| -dk, [-dik /-dik / -dk / -duk / - tik ! -tk / -tuk / -tk] dr dr, {az} Diri diri. [DS]|| dr dr yap. e. -* -dik. {eAT} (ayn) olm ak, {az} 1. Boum boum olmak. 2. Yumak yum ak olmak. 3. Hamur, muhallebi, orba iinde d k 1, [da / dik / dik / dok / dk (yans.)] is. arpma, kakma, vurma veya kendi kendine arparak, vurakk un topaklar olumak. [DS]

fllfltl liipw lt ;!.

1323

________________________________________

DM

ak almay anlatan kk. [Zlfkar] {eT} (ayn), dk-iir-de-mek, dk-r-de-t-mek, dk-r-d 0 d k atm ak, {az} 1. (Ak, glle atma gibi oyunlarda) hedefe dedirmek. 2. Baarmak. 3. Bir kim seyi hile ile kandrmak; kazk atmak. [DS]|| d k u rn a k , Ymnu ile yavaa vurmak. [DLT] dk3, [dk] {eT} sf. kadar; birka. [DLT] d k ming, Binler aras; birka bin. [DLT] dk3, [Lt. dux > Fr. dc (ef)] is. 1. Prensten sonra gelen en yksek soyluluk unvan; duka. 2. Bir dk l idare eden kii. 3. st ak, drt kiilik lks araba. diikn, [Far. dknjlS 'i] {eAT} is. Dkkn. -dke, [-duk-ca > -dk-ce] {eAT} yap. e. -* -duka. dke, [dk-e] {az} sf. (Yn, pam uk vb. iin) bir tutam; bir miktar; bir para. [DS] -dkde, [-dk-de] {eAT} yap. e. -* -dukda. -dkden, [-dk-den] {eAT} yap. e. -* -dukdan. dkel, [eT. tke-m ek > tiik-el JSb] {eAT} zf. Hep; b tn; hepsi. dkelc, [dkel-c/dkel-i-c LSj^JS'i] {eAT} 5 zf. Hepsi; btn, dkeli, [eT. tke-mek > tk-el / ttikeli ^JS*] {eAT) z f Hep; btn; hepsi, dkelic, [dkel-c > dkel-i-e {eAT} zf. Hepsi; btn, dkenlem ek, [a. tgel (denetim) > tgel-le-m ek > dken-le-mek {eAT} gl. f [-r] 1. Aramak; aratrmak 2. Yoklamak; tefti etmek, diikennek, [eT. tke-mek (bitirmek) > tke-n-mek > dke-n-mek kiLjSji] {eAT} {OsT} dnl. f. [-r] Tkenmek; bitmek, dketm ek, [eT. tke-mek (bitirmek) > tke-t-m ek > dke-t-mek dlo-iS^s] {eAT} gl. fi [-Tr] Bitirmek; tketmek. dkkn, [Far. dkkn (dkk:n) {OsT} is. 1. Perakendeci veya toptanc esnafn mal satt veya kk zanaatkarn mesleini icra ettii yer. 2. argo. Kumarhane. 3. argo. Genelev. S d k k n am ak, Ticarete balamak; alveri yapmak}] d k k n am ak, H rszlk yapmak. dkknc, [dkkn-c] is. Dkkn ileten kii, dkkne, [Ar. dkkn + Far. -e] (dkk.ne) {OsT} is. Kk dkkn; dkknck. -dkleriyle, [-dk-ler-i-y-le] {eAT} yap. e. -* dklaryla. -dkleyin, [-dk-leyin] {eAT} yap. e. -* -dulcleyin. dklk, - [dk-lk] is. 1. D k olm a durumu; dukalk. 2. Dk unvanl birine bal topraklarn ve senyrlklerin tm. -dkte, [-duk-ta > -dk-te] {eT} yap. e. -* -dukta.

d lb end , [Far. dlbend JnJa] {OsT} is. Tlbent, d lb e n d d a r, [Far. dlbend-dr jb -u J j] (dlhendda:r) {OsT} is. Eskiden, saraylarda sark vb. giyim lerin ince bezleri ile uraan kimse; i olan; tl bent aas. d lcinm ek, [? dlci-n-mek] {eAT} dnl. f i [-r] Er kek erkee cinsel ilikide bulunmak, d ld k , - [? dldk] {az} sf. (nsan ve hayvan iin) ok zayf. [DS] d ld l1 [Ar. duldul (kirpi) J-ib] {OsT} is. 1. Kirpi. 2. , Hz. A liye, Hz. M uhammet tarafndan hediye edi len katrn ad. 3. argo. Kt at. 4. argo. Otomobil. 5. {az} Bardak erii. [DS] 6. {az} Z ayf hayvan. [DS] 7. {az} Eek. [DS] 8. {az} Kk ve hzl yryen eek. [DS] d ld l2, [Far. drbn jnjj*] {az} is. Drbn. [DS] d le k 1 [dle-k] {eT} is. Az krk saks veya testi. ,
[DLT]

d iek 2, -i [eT. tg-mek (dmlemek) / a. tkele-k / dklek] (d. lek) {az} is. 1. Kavun; iyi cins kavun. 2. Karpuz. 3. Olmam kavun ve karpuz; kelek. 4. Yeil kavun. 5. Kk ve toparlak bir tr kavun. 6. Armut gibi ve zehirli meyvesi olan bir bitki. 7. Tekerlek bal. [DS] d lek 3, [eT. tle-k > dle-k] {az} is. D z yer. [DS] d lek4, -i [tne-k ? > dlek > dlek] is. dnz. Eski gemilerde, direk tepesindeki gzetleme yeri, t? d lek yelkeni, dnz. Gabya yelkeni. dlg er, [Far. durd-ger / drgar] {OsT} is. 1. Binala rn ahap ve at ilerini yapan usta. 2. {az} Balta. [DS] S d lg e r bal, zool. Akdeniz ve Atlas okya nusunun orta derinliklerinde yaayan, kocaman azl, gvdesi yanlardan baska, lezzetli bir ba lk; peygam ber bal, (Feus faber). dlg erlik , -i [dlger-lik] is. Dlgerin ii ve meslei, dlgz, [? dlgz] {az} sf. Kvrk. [DS] dllenm ek, [dinle-n-mek] {az} dnl. f i [-ir] Din lenmek. [DS] dll, [dl-l] {az} is. Denek. [DS] S dll (dilli) d d k , {az} 1. Oyuncak ddk. 2. Stten ya p lan ddk. [DS] dllce, [dil-li-ce > dll-ce] {az} is. 1. Oyuncak ddk. 2. Oyuncak kaval. [DS] d ll k 1 - [dl-lk] {az} is. 1. elik omak oyu , nu. 2. elik omak oyununda ksa denek; elik. [DS] d ll k 2, - [dl-lk] {az} is. M ercimek unu. [DS] d l k , [Ar. dlk -4>b] (dlu.k) {OsT} is. G nein bat. d l k , - [dl-k] {az} is. Dere ve ay kenarlarn da sularn oluturduu derin yarklar. [DS] d m 1 [dm (yans.)] is. 1. Vurma, alm a ve yumruk , lamay anlatan kk. [Zlfkar] di'm dm, dm-sik.

dm

unu

1324

dm-sk-le-mek 2. i bo nesnelere vurulunca kan ses; tutuk bir gm sesi. 3. mz. Trk musiki sinde usuln kuvvetli darbm gstermekte kullan lan ve davulun tokma ile karlan veya sa elle tutulan tempo. dm 2, [eT. tm (dz) > dm j*jj] sf. 1. {eAT} Btn; tamam; tam; batanbaa. [DK] 2. (At iin) tek renk li. 3. Yumru; toparlak. 4. Byk; ulv; kudretli. 5. Kabarm; kabark. 6. Konveks. S d m k a ra p u sa rk , {eAT} Gz gz grm ez kaln sis; kr dum an.|| dm yrei oynam ak, {eAT} Yrei azna gelmek; yrei sarslmak; yrei kopmak. dm 3, [Far. dm jo] is. 1. Kuyruk. 2. {az} Ak oyu nunda an izgi zerinde kalmas. [DS] S dm b rd e, /OsT) Kuyruu kesik. |j d m -g h (geh), {OsT} Kuyrukyeri.\\ dm -i g rg , {OsT} 1. K urt kuy ruu. 2. Sabahn erken saati; alaca karanlk. dm 4, [dm] {az} sf. Eli ie yatkn. [DS] S1 dm olm ak, {az} Eli ie yatkn olmak. [DS] dm a, [tm+ak] {az} sf. Bembeyaz. [DS] dm ay, [tm-a-y- ?] {az} zf. Bsbtn; tamamen. [DS] dm b, [damb / dmb / dimb / domb / dmb / dmb (yans.)] is. Vurma, arpma, elle alma, alg alma gibi grltl ses karma ve ahenksiz konuma bildiren yansmal kk. [Zlfkar] diimb-ek, dmb-iik, dmb-l+d-diik, dmb-r-de-t-mek dm bal, -li [Far. dmbl JU o ] (dmba.l) {OsT} is. Kuyruk. dm bek, [Far. dnbek dLij / T. dmb (yans.) > dmb-e-k ?] is. mz. 1. Testi biiminde bir toprak kap zerine deri geirilmek suretiyle yaplan bir usul algs; dmbelek. 2. {az} imi kk o cuk kam. [DS] dm beki, [Far. dmb (kuyruk) + -ek (klt, e.) > dnbek (diinbeki:) {OsT} is. Kuyruklu sark taktklarndan, bilginler iin kullanlan bir alay s z; kuyruklu. dm belek, -i [Ar. tabi (davul) + Far. -ek (klt, e.) > deblek / dmb-el-ek] {OsT} is. mz. 1. Kse bii minde az deri kapl bir usul algs. 2. {az} Tef. [DS] 3. argo. Anlaysz; sersem. 4. argo. Edilgen ecinsel erkek. S dm belee gitm ek, {az} R a mazan geceleri davulla gezip bahi toplamak. dm beleki, [dmbelek-i] is. 1. D mbelek alan kimse. 2. Dmbelek yapan veya satan kimse, d m b k , - [Far. dnbek (dmbelek) / T. dmb (yans.) > dmb-k] sf. 1. Fena; kt; irkin, {az} (ayn) [DS] 2. Pezevenk, deyyus anlamnda ar bir svg sz, {az} (ayn) [DS] 3. {az} Kars kt yolda bulunan kimse. [DS] 4. argo. Fuhu aracs erkek. dm b ld ek , -i [dmb (yasj>dm b-l-de-k] {az}

sf. 1. Hi yerinde duramayan; kprdam ay alkan lk edinmi. 2. is. Dmbelek. [DS] d m b ld em ek , [dmb (yans.) > dmb-l-de-mek] {az} gsz. f . [-rj [-d(ii)-yor] Kprdayp durmak. [DS] d m b lek , -i [dmb-l-ek] {az} is. Dam doruu. [DS] d m b ll , [dmb-l-l] {az} sf. 1. Kt kimse; fena. 2. Pezevenk. [DS] d m b r, [dmb (yans.) > dmb-r] is. Grlt; a mata; yaygara. S d m b r d d k , Dedikodu; yay gn sylenti}] d m b r d d k etm ek, B ir srr herkese yaym ak; bakalarna duyurmak. |j d m b r d d k olm ak, B ir kimseye ait srrn herkes tara fn d a n duyularak dedikodusu yaplmak. d m b iird e k , [dmb (yans.) > dmb-r-de-k] {az} is. Aatan ii oyulmak suretiyle yaplm bir tr yayk. [DS] d m b rd e tm e k , [dmb (yans.) > dmbrde-t-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. Tef, dm belek gibi ii bo ey leri almak. 2. mecaz. Kala gz arasnda hallet mek; stesinden gelmek. [DS] d m b rt , [dmb-r-t] {az} is. 1. Dn; elen ce. 2. Def, dmbelek sesleri. [DS] dm e, [Far. dm-e] {OsT} is. Kuyrukuk; kk kuyruk. d m d a r, [Far. dm (kuyruk) + -dr (tutan) (dmda:r) {OsT} sf. 1. K uyruk tutan. 2. is. as. O r dunun arkasndaki kuvvet veya arlklar tayan grevliler; art, d m d ttd k , - [d(m)+d/dk] (d mddk) sf. (Kol, paa vb. iin) ok dar; boru gibi, dtim d m c , [dm (yans.) > dm+dm-c] {az} sf. Palavrac. [DS] d m d z, [d(m)+d/z] (d mdz) sf. pekt. 1. Ar dz; ok dz; dpedz. 2. mecaz. Kendi hlinde, uysal; basit. 3. mecaz. Bilgisi, grgs ok dar s nrlar iinde kalan ve tekdze hayat yaayan kimse. 4. mecaz. Akln yitirmi; bunak. S d m d z git m ek, argo. ok ar biimde ok fa zla kfr etmek. d m el, [Ar. dmel J-o] {OsT} is. Byk kan ban. d m elek, -i [dm / dom (yuvarlak knt) > dmel-ek] {az} sf. 1. melmi. 2. Yz koyun. 3. Dmelik. [DS] dm en, [t. timon] is. 1. D eniz tatlarnn ynlendi rilm esini salayan dzenek. 2. B ir hava tatnn havada istedii yne gitmesini ve dengede kalm a sn salayan dzenek. 3. mecaz. Ynetim; idare. 4. argo. Hile; dzen; dalavere; yalan. S d m en be deni, dnz. D men boazn oluturmak zere boy dan boya konulan tek para. || d m en boaz, dnz. Dmenin, dmen yelpazesinden yukar doru dara larak uzanan, zerinde dmeni dndrme gcnn uyguland blm; dmen anas.\\ dm en e

M M C I M .1 3 2 5

DN

virm ek, {az} E v idare etmek. [DS]|| d ilm en do ru ltm a k , {OsT} Ynelmek.|| d m en e gem ek, ar go. (Cinsel sapk iin) kalabalk tatlarda birisinin arkasna geerek srtnmek. || d m en evi, Dmen evinin gem esi iin k bodoslamann st ucuna ve teknenin kmbet olan ksmna alm olan d e lik || d m eni eri, I. argo. Yan yan giden. 2. {az} K uy ruunu yana atan at. [DS]|| d m en i k rm a k , argo. Kamak; ekip gitmek. j| d m en in e b a k m a k , art lar ne olursa olsun, evresindekiler ne yaparsa yapsn sadece kendi karm gzetmek. || d m en k rm ak , 1. Yn deitirmek. 2. mecaz. Fikir dei tirm em dm en ku llan m ak , argo. Bir ii kurnaz lkla halletmek.\\ dm en neferi, mecaz. Geride olan; tembel. || dm en suyu, dnz. H areket hlindeki bir gem inin yolu zerindeki suyu kartrmas so nucu geride brakt kpkl iz. || d m en su y u n d a gitm ek, mecaz. Birine baml olmak; her iinde birine uyarak davranmak.\\ d m en tu tm a k , dnz. Teknenin gidecei yn gzleyerek dmeni ynlen dirmek; dmeni kullanmak.]] d m en y a p m a k , ar go. H ile yaparak birini kandrmak; aldatmaya kal kmak. dm enci, [dmen-ci] is. 1. dnz. Gemilerde dmeni kullanan, gemiyi ynlendiren kimse. 2. argo. En geride olan; sonuncu; tembel. 3. argo. Bakalarn aldatarak geinen kimse; dalavereci; dzenbaz; hi leci. 4. argo. Yankesicinin yardmcs, dm encilik, -i [dmen-ci-lik] is. 1. dnz. Gemilerde dmeni kullanma, gemiyi ynlendirm e ii. 2. argo. En geride olm a durumu; sonunculuk; tembellik. 3. argo. Bakalarn aldatarak geinme durumu; dala verecilik; dzenbazlk; hilecilik, dm ensiz, [dmen-siz] sf. Dmeni olmayan, dm erlem ek, [driim-le-mek > dmer-le-mek] {az} g l . f [-r] [-l(i)-yor] 1. Drmek; sarmak. 2. Avulamak. [DS] dm etm ek, [Far. dm (kuyruk., arka) > dm-etmek] {az} gl. fi. [-ir] B ir ii takip etmek; stne dmek. [DS] dm gh, [Far. dm-gh] (dmg. h) {OsT} is. Kuyruk yeri. dm lek, -i [dm-le-mek > dm-le-k ?] (d;mlek) {az} is. Dm. [DS] dm rg, [tm (yans.) > tmrg] (t:mr:g) {eT} is. Tef. d m rk, - [tm (yans.) > eT. tmrg > dmrk] {az} is. Silindir biiminde olan ey. [DS] dm sk, [dm (yans.) > dm-sk] {az} is. 1. Y um ruk. 2. Dirsekle vuru. [DS] dm sklem ek, [dmsk-le-mek] {az} g l . f [-r] [l()-yor] Dirsekle vurmak. [DS] dm m ek, [tm (baan baa) > dm()--mek ?] {az} gsz. f i [-] zerine tam oturmak; olmak; uygun dmek; uymak. [DS]

d m tek , [dm (yans.)+ tek (yans.)] is. miiz. 1. Trk halk mziinde kuvvetli ve hafif vurular belirt mek iin halk arasnda kullanlan deyim; usul. 2. argo. Cinsel iliki, dm teklem ek, [dmtek-le-melc] gl. fi. [-r] [-l(i)yor] argo. Irzna gemek, dm uy, [Far. d (iki) + m y (sa) Lyja] {OsT} sf. Salar iki renk olan; salarnn baz ksmlar k rarm olan. dttm tt, - [Ar. dem ' > dm c ^<o] (dm:) {OsT} is. Gz yalar, d m g n , [tm-()+gn ?] {azf zf. H er zaman. [DS] d m k , [Mo. dm-mek > dm-g (yararl) > dm k -iljjyi] {eAT} is. 1. g; megale. 2. {az} Bir kimseye veya ie kar duyulan balant; alka. [DS] 3. {az} Hrs. [DS] 4. {az} Dnce. [DS] S d m k etm ek, {az} Oyalamak. [DS]|| d m k olm ak, {eAT} Bir ile yakndan ilgilenmek; bir i zerine dmek. d m k d rm e k , [dmk-dr-mek Joj.aS'^jj] {eAT} g l.f. [-r] B ir ile uramasn salamak, d m k d r lm ek , [dmkdr-l-mek {eAT} ed il.fi [-iir] Bir ile uramas salanmak, d m k m ek , [dmk-mek dU5^j:>] {eAT} {az} gsz. fi. [-iir] Bir ile uramak; kendini o ie iyice ver mek; oyalanmak; ilgilenmek. [DS] d m k s z, [dmk-sz] {az} sf. Dncesiz. [DS] d m rlem ek , [eT. tmrg / tmrg / tm ri > dmrle-mek] {az} gl. fi [-r] [-l()-yor] Drmek; sar mak. [DS] d m m ek , [dm--mek] {az} dnl. fi. [-r] B zlp durmak. [DS] d m k , - [Mo. dm-mek > dm--k / dm--g] {az} is. g. [DS] d m tm e k 1 [Mo. dm-mek > dm-t-mek] {az} , gl. fi [-iir] Frsatlardan yararlanarak, aldatarak i becermek. [DS] d m tm e k 2, [dm (yuvarlak) > dm-t-mek] {az} gsz. fi. [-] Dizlerini dikip sessizce oturmak. [DS] -d n, [-dm / -din / -dun / -dn] {eAT} ek. e.-*- -dm. d n 1 [eT. tn (gece) / dn jj] is. 1. inde bulun , duumuz gnden bir nceki gn. 2. Y akn gemi. 3. sf. Bir nceki gne ait. 4. zf. nceki gnde. 5. K sa bir sre nce; yalcn gemite. 6. {eAT} {OsT} Gece, S d n ar, {az} ki gecede bir. [DS]|| dn atei, {az} Nereden kt, kimin yakt belli ol mayan ate.]] d n b askn, {eAT} {OsT} Gece bas kn.]] d n b ask u n u , {eAT} [OsT} Gece baskn.]] d n b ir, bugn iki, Balayal ksa bir zam an ol duu hlde.]] d n b u uu, {eAT} {OsT} Gece y a r s.]] D n cin olm u, b u g n ad a m arp y o r. inde

DN

i m ra M . diinekiik, -i [dnek-lik] {az} is. Tnek. [DS] d n em ek , [eT. tn-e-mek. / diin-e-mek dU 4iji] {eAT} g sz.f. [-r] 1. Tnemek. 2. Geceyi geirmek; gece lemek. 3. {az} Barnmak. [DS] 4. {az} Uyumak. [DS] 5. {az} zerinden bir gece gemek. [S] d n e n 1 [dn-en] {az} zf. Bir gn nce. [DS] , d n e n 2, [dn-en ?] {az} is. yan bitirmi at. [DS] d n erig , [tn-er-mek > tn-er-ig > dner-ig] {eT} is. Karanlk. d n eir, [dne--ir ?] sf. (Kii iin) tembel; pis; pasakl. dneyin, [dne+gn] {az} zf. Bir gn nce; dn. [DS] -dng, [-dun / -dun / -dng / -dn] {eAT} ek. e. -* dung. d n g , [dan / dm / dang / dan / dank / dmg / dnk / ding / dinle / dong / dng / dnk / dngk (yans.)\ is. Yuvarlanma, takla atma; vurma, dme; an ya da vurmal bir alg alma; ileri geri konuma ve m rldanmay bildiren kk. [Zlfrkar] dng-iir dngr (dim-(n)r), dng-r-de--mek (diin-(h)r-de--mek d n g e r, [dng-er] {az} is. Glck. [DS] d n g k , [dan / dm 7 dang / dan / dank / dng / dnk / ding / dink / dong / dng / dnk / dngk (yans.)] is. Yuvarlanm a, takla atma; vurma, dme; an ya da vurmal bir alg alma; ileri geri konuma ve m rldanmay bildiren kk. [Zlfkar] dngk-l-de-mek (dhk-l-de-mek) d n g l , [dng-l-] {az} ] is. elik omak oyu nu. [DS] d n g r, [eT. tnr > dnr (diinr) {eAT} {az} is. Dnr. [DS] d n g rc , [dngr-c] (diinrc) {az} is. 1. Kz grmeye giden kimse; grc. 2. Kz istemeye gi den kimse; eli. [DS] d n g rlem ek , [tnr > tnr-le-mek / tnr-le-mak (tnrle;mek) {eT} gl. f. [-r] Birini kendisine d nr saymak; dnrle nispet etmek, d n g iirlen m ek , [tiinr-le-mek > tniir-le-n-mek > dnr-le-n-mek] (dhrlenmek) {eT} edil. f. [-rj Birisi tarafndan dnr saylmak; kendisi dnrle nispet edilmek, d n g i k , - [dnr-lk (dnrlk) {eAT}

ustalamadan hile yapm aya balam.|j d n d en , B ir nceki gnden.\\ d n d en bugne, 1. nceki gnden bu gne kadar. 2. A z zamanda; ksa bir srede,|| d n d en hazr, B ir teklifi hemen kabul eder durumda olan. |j dnden lm , alma iste i kalmam; bezgin.\\ d n d en raz, Bir teklifi ka bul etmeye hazr; gnll.|| d n d u lp u , {eAT} {OsT} Gece vakti; geceleyin; btn gece. || d n e gn, {eAT} {OsT} Dnk gn.|| d n dnei, {az} Ev. [DS]|| dn gibi, ok zaman getii hlde yeni ol mu gibi zihinlerden silinmemi. || d n gn, {eAT} Gece gndn.|| d n iin, {eAT} Gece ortas; gece vakti; geceleyin.|| dni gn, {eAT} Gece gndiiz.\\ d n k atm ak , {eAT} Gece yrm ek; geceyi iine almak.\\ d n nam az, {eAT} Geceleri klman nafile namaz; tehecct namaz. || d n rt s , {az} Yor gan. [DS]|| d n gn, {eAT} Gece gndz.|| d n gndz, {eAT} Gece gndz,|) d n gn, {eAT} Gece gndz; geceli gndzl.\\ d n yars, {eAT} {OsT} Gece yars.j| dn yeli, {az} Yaz geceleri batdan esen rzgr. [DS] dn", [dn (yans.)\ {az} is. Geceleri "diin, dn!" diye ten bir ku. [DS] d n b , [Far. dnb / dnbe {Os T} is. Kuyruk,

d n b al, [Far. dnbl / dnble JU / JL ] {OsT} is. Kuyruk. S 1 d n b le-d r, {OsT} Kuyruklu.\\ d n b le-rev, {OsT} Kuyrukta giden; arkadan giden; ar kas sra takip eden; uyan. d nbek, [Ar. dnbek dija] {OsT} is. 1. Beki davulu. 2. Dmbelek, dnbelec, [dnb-ele-] {az} sf. (Kii iin) ok i man. [DS] d n b u re, [Far. dnbre / dnbre br.re) {OsT} is. Tambura, d n d a r, [Far. dm-dr jI-lo > jJ^] (diimda:r) {OsT} is. -* dmdar. d ne, [dn-e] {azf is. Az bklm iplik. [DS] dnegen, [dne+g] {az} zf. Bir gn nce; dn. [DS] dneen, [tn-e-en] {az} sf. 1. (Ku iin) tnemeyi seven. 2. H er zaman tneyen. [DS] dnein, [dne+gn] {az} zf. Bir gn nce; dn. [DS] d n e k 1 -i [tn-e-me-k > tn-e-k > dn-e-k , / jj] (diin-

is. Dnrlk; evlilikten doan akrabalk, {eT} {eAT} is. 1. Kmes hayvanlarnn stnde t nedikleri aa paras; tnek; in. {az} (ayn) [DS] dngge, [Far. / Genek. dnge] {eT} is. tngge. 2. {az} Ev. [DS] 3. {az} Geceleyecek, yatacak -dngz, [dn-z] ek. e .-* -dunguz. yer. [DS] 4. {az} Yatak. [DS] 5. {az} Kmes. [DS] 6. {az} Kekliklerin toplu olarak bulunduu yer. d n in , [dn-in] {eAT} zf. Geceleyin. S d n in gnin, {eAT} Gece ve gndz; btn gn. [DS] 7. {az} Mayalandktan sonra zerinden bir gece gemi ve uyumu yourt. [DS] d n it, [Yeni Z elendada yer, Dun-maintains > Fr. dunite] is.jeol. Temel maddesi olivin olan iri taneli d n e k ', -i [tiine-k] {az} is. 1. Dinlenme; istirahat. kay a. 2. Huzur. [DS]

KHMCE SM . 132?________________________

____________________________________________ DN zj Kz istem ek iin giden kiiye verilen hediye. [DS] 4. Kz taraf ile sz kesm ek iin yaplan top lant. d n r , [dniir-c] {az} is. 1. Evlenenlerin anne ve babalar; dnr. 2. Gelin almaya giden kadnlar. 3. Gelinin yannda bulunan yenge. [DS] d n , [eT. tnr > tn] is. Kaynanalar, dnge, [dn-ge ?] {eT) is. Siilkl pancar deni len sebze. [DLT] d n y a, [Ar. d e n f (alak) > denet (alaklk) > dn y (alak yer) (dnya;) {OsT} is. 1. (Ba harfi byk) Gne sistemine bal gezegenlerden ze rinde yaadm z gk cismi; yer kre; Yer. 2. Bu gezegenin d yz; yeryz. 3. Yeryznde yaa yan insanlarn hepsi; insanlk. 4. V ar olan, algla nan nesnelerin, maddesi olan her eyin, canl yara tklarn tm; lem; evren; kinat. 5. Herkes; el gn. 6. nsann evresini oluturan ve kendi dn daki her ey; ortam. 7. ok byk kara paras. 8. ok byk kalabalk. 9. nanlar ve toplumsal faa liyetleri ortak olan lkeler topluluu. 10. Dzenleri bakmndan dierlerinden ayrlan lkeler topluluu. 11. Belli bir i veya gruplamay m eydana getiren insanlar topluluu. 12. nsanlar tarafndan bulunup gelitirilen ve iletilen sistemler veya soyut kav ramlar. 13. zel bir bak as iinde toplanan ve ya yaayn ona gre dzenlemi olan kiiler. 14. M anev hayat dnda kalan yaay. 15. H er ey, pek ok ey. 16. Duygu, dnce ve hayale bal soyut ortam. 17. Birbiriyle yasal balants olan, bir dzenle belirlenmi tek eylerin ve olaylarn bt n. 18. Ayn yasalar ve ayn dzene bal olan nes nelerin, varlklarn oluturduu btn. S d nya adam , Yaamann, rahat etmenin yolunu bilen kimse; almalarn ve dikkatini yaad ann iyi gemesine ynlendiren kimse.|| D n y a a h re t k a r deim olsun. Kar cinsten birine kardelik duygu sundan baka bir gzle baklmadn ifade eden sz.\\ d n y a lem , Herkes, btn insanlar.\\ d nya bam a d a r olm ak, Byk bir sknt iinde bunal mak; ok sknt ekmek. || d n y a ban a yklm ak, Byk bir felkete urayp umutlarn ve mutlulu unu yitirm ek.|| d n y a b ir a ra y a gelse, 1. Btn insanlar aksi tezle kar ksa bile... 2. En olmaz ey olsa bile...\\ d n y ad a, H ibir zaman; asla.\\ d n y ad a olm az, Kesinlikle olmaz; hi mmkiin deil.\\ d n y a d an elini eteini ekm ek, 1. Toplum yaam na katlmamak; bu hayatla ilgili ok az ey le yetinmek; inzivaya ekilmek. 2. lmek.\\ d n y a d a n gem ek, Hayatla ilgisi kalmamak.\\ d n y ad an h a b e ri o lm am ak, evresinde olup bitenlerden ha bersiz olmak; etraf ile ilgilenmemek.\\ d n y a -d r, {OsT} Dnya ileriyle urap servet yapan kimse. || d n y a d u rd u k a , Sonsuza kadar; ebediyen.|| D nya d u rd u k a du rasn ! ok yaam asn dileme

dnk, [dnk (yans.)] is. Sert bir nesneye vurulunca veya art arda yrnrken kan ses. dnk, [dn-ki] sf. 1. Bugnden bir nceki gnle ilgili. 2. Bir gn nce gereklemi veya olmu olan. 3. Yakn gemite olan; yalcn gemile ilgili. 4. mecaz. Toy, tecrbesiz; yeni. S d n k ocuk, Deneyimi az; tecrbesiz; toy; acemi. dnkldem ek, [dnk (yans.) > dnkl-de-mek] gsz. fi [-r] [-d()-yor] 1. Hzl hzl komak. 2. Sert bir nesneye vurarak ses kartmak. 3. Bu ekilde kar tlm sesleri dinlemek, duymak, diinkldem ek, [dnk (yans.) > dnk-l-de--mek] ite, fi [-r] 1. Birlikte hzl hzl koumak. 2. Bir likte sert bir nesneye vurarak ses kartmak. 3. Bu ekilde kartlm sesleri birlikte iitmek, dnkldetm ek, [dnk (yans.) > dtink-l-de-t-mek] ite, f [-r] 1. Sert bir nesneye vurarak ses kart mak. 2. Bir eye kuvvetli ve serte vurmak, dnle, [dn-le -diji] zf. 1. {eATj {OsT) Geceleyin. 2. {az} Sabah erkenden; gn aarmadan. [DS] dnlece, [dnle-ce {eATj zf. Geceleyin,

dnleler, [dnle-ler ) LUji] (eATj zf. Gece vakitleri; geceleri. dnlk, [eT. tgfln-lk > dn-lk i ! {eAT} is. 1. Pencere. 2. Baca. 3. adrn pencere, baca ve ocak gibi delikleri. 4. Salon. [DK] dnn, [eT. tn (gece) > tn-n > dn-n js] {eT} zf. Geceleyin; gece vakti. S d n n g n n , {eAT} Ge ce gndz; geceli gndzl. d n r, [eT. tn-r > dnr is. 1. Evlenen elerin anne ve babalarnn veya yaknlarnn bu evlilik dolaysyla kazandklar akrabalk durumu; shr yaknlar. 2. {azf K z grmeye giden kimse; gr c. [DS] 3. {az} Kz istemeye giden kim se; eli. [DS] S d n r an a, {az} K z istemeye giden olan annesi. [DS]|| d n r ba, {az} K z istemeye g i denlerin ba. [DS]j| d n r balk, {az} K z iste meye giden kimseye verilen hediye. [DS]|| d n r dm ek, B ir kz birisi iin istemek. || d n r gez mek, Evlenme andaki olan iin kz aramaya kmak.\\ d n r gitm ek, B ir erkek iin kz istemeye gitmek.|| d n r pidesi, {az} Nianllarn birbirine gnderdikleri ekmek. [DS] dnrc, [dtinr-c] {az} is. 1. Kz istemeye giden kimse; eli. 2. Gelin grm ek iin kz evinden olan evine giden kadn. [DS] dnrlem e, [dnrle--me] is. ocuklarn evlenme si dolaysyla akraba olm a durumu, dnrlem ek, [dnrle--mek] ite, f. [-ir] ocuk larn evlenmesi dolaysyla akraba olmak, dnrlk, - [dnr-lk] is. 1. D nr olma duru mu. 2. Evlenme dolaysyla kz ve erkek aileleri arasnda meydana gelen akrabalk; shriyet. 3. {a-

DN

C E S M .

sz. || d n y a evi, Evlilik. || d n y a evine g irm ek, Evlenmek. || d nya grm , ok gezmi, ok yer grm ve ok yaam kim se.|| d n y a g r , 1. Kiinin dnyay kavray ve alglay biimi. 2. fel. Kinatn yaratln ve varln; hayatn anlamn, amacn, deerini; insann varln, var olu gaye sini ve davranlarn btnyle kavramaya alan genel dnce.|| d n y a gzyle, Salnda; y a arken; lmeden.|| d nya gzne zin d an olm ak, Byk bir karam sarlk ve umutsuzluk iine d mek]] d n y a gzeli, ok gzel.|| d n y a k a d a r, P ek ok.|| d n y a kelm , D in inan ve A lla h n indirdii ayetlerden baka sylenen szler. || d n y a kelm etm ek, Olup bitenlerden, gnlk ilerden konumak. || d n y a la r (benim, onun) olm ak, ok sevinmek.]] d nya m al, 1. Varlk; servet. 2. insa nn huzurunu salayacak ve houna gidecek ortam ve artlarn tm. || d n y an n , Pek ok; ar; he sapsz.]] d n y an n ivisi km ak, nsanlarn akl alm ayacak kadar ktlkler iinde bulunduklar bir ortam olumak.]] d n y an n d rt buca, Yer yznn her yeri; her taraf.]] d n y an n ka b u c a k olduunu gsterm ek, 1. Dnyada insann bana ne gibi ktlkler ve glkler gelebileceini retmek. 2. iy i bir ders verecek ktlk yapmak. 3. Gerekli cezay uygulamak.]] d n y an n k a b u c a k olduunu an lam ak , Grd veya yaad kt bir deneyim ile iyi bir ders almak.]] d n y an n b r ucu, ok uzakta olan veya gidilm esi mmkn ol mayan yer.f] D nyann ucu u z u n d u r. 1. nsan y a adka ok deiik olaylarla karlar. 2. nsan yaptnn karln muhakkak grr]] D n y ann yedi h arik as, lk ada yaplm bulunan ve o zam ana kadar daha by ve muhteemi yapla mam bulunan M sr piramitleri, B a b ilin asma baheleri, Zeus heykeli, Efes teki Artem is tapna, Rodos heykeli, skenderiye fen eri ve Halikarnas taki mozole. || d n y a nim eti, 1. Varlk; servet. 2. nsann huzurunu salayacak ve houna gidecek ortam ve artlarn tiim.]\ d n y a penceresi, mecaz. Gz. || d n y a-p erest, {OsT} 1. D nyaya tapan. 2. Hrsl; m al dkn.]] D nya varm ! Skntdan kurtulup rahata eren kiinin mutluluk ifadesi.|| d nyasn deim ek, {eATj br dnyaya gmek; lmek.]] dnyasn derm ek, {eAT} lmek.|| dnyaya gelm ek, D om ak.|| dn y ay a getirm ek, D ourmak.|| d nyaya gzlerini k a p a m a k , l mek.]] d nyaya k azk akm ak, I. lmeyecekmi gibi almak. 2. Uzun mrl olmak. || dnyay anlam ak, H ayat deneyimleri kazanmak.]] dnyay bana d a r etm ek, Birini ok skntl bir duruma so lm a k.|| d nyay gz g rm em ek, znt, ka ramsarlk veya fke yznden davranlarn kont rol edemez olmak.]] dnyay h a ra m etm ek, Bir yeri veya ortam ekilmez, yaanm az duruma ge tirmek; eziyet etmek.]] D nya yklsa u m u ru n d a

deil! H ibir eyle ilgilenmez; sorum luluk duymaz; tasasz; kaygsz.]] dnyay toz pembe grmek, Hayatn glklerim, zc yanlarn ho karla yp gelecee daima iyimser gzle bakmak. || dnya y yutm ak, P ek ok m al miilk edinmek; yaylmak; her yeri ele geirmek. || dnyay zindan etmek, Birinin hayatn ekilmez, yaanlm az hle getir mek; eziyet vermek.]] dnya yz grmemek, 1. Srekli kapal bir yerde kalm ak veya yle bir yerde almak. 2. M utsuzluk iinde yaamak. dnyack, [dnya-ck {eAT} is. Dnyalk; pa ra pul. dnyada, [dnya-da] (dnya;'da) zf. (Olumsuz fiil lerle) hibir zaman; asla, dnyalk, - [dnya-lk (dnya:lk) is. 1. Bu dnyaya ait. 2. Servet; zenginlik; mal mlk. 3. {az} Sahur yemei. [DSJS1 dnyal dorult mak, Hayat boyunca kendine yetecek kadar para ve m al edinmi olmak. dnyevi, [Ar. dnyev (dnyevi:) {OsT} sf. 1. Dnya ile ilgili. 2. Dnya ilerine ilikin. 3. D n yada gerekleen, dofon, [Yun. do (iki) +phon (ses)] is. Bir bina iinde veya yakn yerlerde haberlem ek iin kulla nlan hoparlr m ikrofon olarak da kullanlabilen bir tr telefon. d p 1, [dab / deb / dep / db / dib / dp (yans.)] is. Patrtl yrm eyi, dzensiz adm atmay, ayakla tepme veya tepinmeyi; dengesi bozulma, yuvar lanma; km ldanma ve bu yolla meydana gelen dr tleri anlatan kk. [Ztfkar] dp-l-d, diip-r-demek 5 1 dp dp, Yrek arpnts sesi. dp2, [eT. tb / db v-S-5 {eATj is. 1. Merkez; orta. 2. ] Asl. 3. Dip; kk. [DK] S dpe depmek, {eAT} M erkeze saldrmak; orta yere at srmek. 2. At hzl srmek; trs gitmek. [DK] d p , [? dp] {az} sf. 1. ri yar. 2. (Kii iin) ba bo. [DS] dpa, [Far. d-p Lj:>] (dpa:) sf. ki ayakl. dpe, [dp-e] {az} is. Balta, kazma, keser gibi aralarn arka ksm. [DS] dpdz, [d(p)+d/z j-Lo] (d'pdz) {eAT} pekt. sf. 1. Dmdz. 2. zf. Batan baa; tamamyla, dpdzgn, [d(p)+d/zgn] pekt. sf. Btnyle dz; tam am en dzgn; dmdz; przsz, dpedz, [d(p)-e+d/z] (d'pedz) pekt. zf. 1. ok doru ve dz biimde. 2. Dmdz olarak. 3. mecaz. Baka bir ama gtmeden; aktan aa; gerek ekliyle; dolaysz olarak. 4. sf. Yaln; basit; sssz. dplk, - [Far. debl-ek] {az} is. Kk davul.
[DS]

dpsz, [tb > tb-sz] {eT} sf. -*-tpsz.

o T ffiliI M M

1329

DR d rd , [Far. drd / drde .sp / ip] {OsT} is. Bir sv iinde dibe ken maddeler; tortu; kelik. S d rd -m , {OsT} arap tortusunu ien; kalen der.|| d rd - h r (hor), arab son damlasna kadar ien; arap ien.\\ d rd -k e, {OsT} arap tortusu ien; kalender. d rd a n e , [Ar. drr + Far. dne >ob_p] (drda:ne) {OsT} is. 1. nci tanesi. 2. Sevgili; deerli; kymetli, d rd a riy e , [Ar. drdriyye 4ijb.p] (diirda:riye) {OsT} is. bot. Karaaagiller, d rd e , [Far. drd > drde <o.p] {OsT} is. Dibe ken ey; tortu. d rd , [Far. drd p p ] (drdi:) {OsT} is. knt; tortu. d rece, [Ar. drece {OsT} is. Merdiven. d re k , -i [dr-ek ?] {az} sf. 1. Beceriksiz. 2. K or kak. [DS] d re k o m a k , [dr-mek + -e-ko-mak] {az} g l.fi [-r] Derleyip toparlamak. [DS] drelem ek , [dre-le-mek] {az} g l.f. [-r] [l(i)-yor] 1. Katlayarak kaldrmak; sarmak. 2. Yuvarlamak. [DS] d relen m ek , [drele-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] 1. rkerek, srayarak ayaa kalkmak. 2. (Yatan ya da oturan bir kimse iin) bir by gelince topar lanmak. 3. Yatmak. 4. Uyumak. [DS] d rem ek , [eT. tr-mek / tr-mek > tri-mek / tre mek > dre-mek {eAT} {OsT} gsz. f. [-r] [r()-yor] 1. Ortaya kmak; m eydana gelmek; t remek. {az} (ayn) [DS] 2. {az} Domak; olmak. [DS] 3. {az} Bymeye balamak. [DS] d re n 1 [dr-en] {az} is. 1. Taze ekin ve asmalarn , yapraklarn sarartp kurutan bir hastalk. 2. Bitkile rin taze srgn ve yapraklarna dadanan, onlarn kvrlarak kurum asna yol aan bir hastalk. [DS] d re n 2, [Fr. durene] is. Bitkisel dkntlerin ymasndan olumu, krlma yzeyinin m at grn m ile belirginleen, kmrn balca birleenle rinden birisi. d re r, [Ar. drre > drer jji] {OsT} is. Byk inci ta neleri. 0 d re r-b r, {OsT} 1. nci yadran. 2. nci gibi sz syleyen. d retm e k , [tre-t-mek / dre-t-m ek dLijp] {eAT} {OsT} g l.f. [-r] Tretmek; peyda etmek; icat et mek. d rg e, [dr-mek > dtir-ge] {az} is. 1. kierli yufka ekmein katlanm hli. 2. Drlerek konulmu herhangi bir ey. 3. Deste. 4. plik ve yn ilesi. [DS] d rg e r, [Far. drger ] {OsT} is. Binann tahta ksmlarn yapan usta; dlger.

dpldem ek, [dp (yans.) > dp-l-de-mek] {az} gsz. f. [-r] [-d(ii)-yor] 1. (Yrek iin) heyecanla arpmak. 2. Grlt yapmak. [DS] dplt, [dp (yans.) > dpl-t tS-Ay*] {eAT} {OsT} {az) is. 1. Y rek arpnts. 2. Gmbrt; grlt patrt; arpnt, dpttrdem ek, [dp (yans.) > dpr-de-mek] {az} gsz. f. [-r] [-d()-yor] 1. Grlt yapmak; ayak sesi ile grlt karmak. 2. (Yrek iin) heyecan dan arpmak. [DS] d p rt , [dp (yans.) > dp-r-t p y ji] {az} is. 1. Grlt; patrt. 2. Heyecandan ileri gelen yrek arpnts. [DS] -dr-, [-dr- / -dir- / -dr- / -dur- / -tir- / -tr- / -tur- / tr-] yap. e. -* -dr- {eT} {eAT} (ayn). -dr, [-dr / -dir / -dr / -dur / -tir / -tr / -tur / -tr] ek. e. -* -dr. dr, -rri [Ar. drr _ > {Os T} is. 1. nci. 2. ed. Divan )] edebiyatnda sevgilinin dileri, teri, n gz ya lar, airin szleri, yam ur taneleri dr inci sz ile ifade edilir. S d rr- n , {OsT} nci toplayan.\\ drr-efan, {OsT} 1. evresine inciler saan. 2. mecaz. ok gzel szler syleyen.\\ d rr -i g irn mye, {OsT} D eerli ve iri inci tanesi.|| d rr-i gftr, {OsT} Sz incisi.|| d rr -i ho-b, {OsT} yi inci. || d rr-i istifa, {OsT} Seilmi inci; sekinlik incisi. || d rr-i m eknfln, {OsT} Korunm u parlak inci.|| d rr-i n ab , {OsT} Parlak ve beyaz inci.|| d rr-i n-sfte, {OsT} 1. D elinmemi inci. 2. Kz olan kz.|| d rr-i nzm , {OsT} Dizilmi inci.|| d rr-i nefd, {OsT} D izi inci; inci dizisi. || d rr-i sedef-nin, {OsT} Sedefinden kmam inci. || d rr-i sem n, {OsT} Kym etli inci.|| d rr -i sirb , {OsT} ri inci.|| d rr-i eh-vr, {OsT} Padiahlara lyk (iri) inci.\\ d rr -i yegne, {OsT} Ei bulun maz, tek inci.|| d rr -i y ek-dne, {OsT} Tek para iri taneli inci. || d rr-i y ek ta, {OsT} E siz inci.|| d rr-i yetim , {OsT} 1. Sedefinden tek para olarak kan inci. 2. Hz. Muhammet. drb n , [Far. dr (uzak) + bin (gren) is. fiz. Uzaktaki cisimlerin grntlerini byterek yakn daym gibi gsteren b ir dizi yaknsak mercekten olumu alet. S d rb n n tersiyle b a k m a k , 1. Olaylar gerek ynyle deil de tam tersi ile, k lterek deerlendirmek. 2. Kmsemek. d rbnl, [drbn-l] sf. 1. Drbn bulunan. 2. zerine drbn taklm olan. dr, [Ar. drc / diirce y* / a-p] {OsT} is. -* drce. drce, [Ar. drc > drce _p] {OsT} is. 1. Kk ku

tu; hokka. 2. M cevher kutusu. 3. Hokka gibi k k az. S1 d rc-i d r, {OsT} nci kutusu. || d rc-i teg, {OsT} 1. D ar hokka. 2. Sevgilinin az.|| d rc i zer, {OsT} Altn kutusu.

DR

O
ak bir tr stlk; ferace,

I U

d rg , [dr-mek > dr-g jS jji] {az} is. 1. Drl m ey. 2. Kefenlenmi l. 3. {OsT} Elbise veya kuman bklm yeri. 4. Drlm biim; kat. 5. Tomar. [DS] d rim ek , [eT. tr-mek / tr-mek > tri-m ek > dri-m ek tiMUja] {eAT} gsz. f. [-r] Ortaya kmak; m eydana gelmek; tremek, d rim ek , [eT. tur-u-mak (yzlemek) > dur-u-mak / dr-i-mek / dr--mek dUjiojjj] {eAT} dnl. f. [-r] 1. almak; abalamak; mcadele etmek. 2. ite, f. Karlam ak; kar karya gelmek; savaa tutumak. d rid rm e k , [diiri-dr-mek] {eAT} gl. f. [-iir] 1. Derleyip toplamak. 2. Katlamak; katlayp bkmek; drmek. 3. Ytrmak. [DK]

d rra a , [Ar. d rr'a 4*l_p] (drra:a) {OsT} is. n d rra c , [Ar. drrac g}j*\ (drra:c) {OsT} is. zool. Eti gevrek keklik cinsinden bir av hayvan; tura, (Francolinus francolinus). d rra c e , [Ar. drrce ^-Lp] (drra:ce) {OsT} is. zool. -* drrac. d rr a t, [Ar. drre > drrt o lji] (drra:t) {OsT} is. Byk inci taneleri, d rre , [Ar. drre o_ ] {Os T} is. 1. nci tanesi. 2. Tek p inci. 3. Gzel sz. 4. Gzya damlas, d rr, [Ar. drr- lija] (drri:) {OsT} sf. nci gibi par

layan; parlak; parltl, d rsin m e k , [drsi-n-mek ?] {eAT} dnl. f. [-r] 1. d ritm ek , [eT. tr-mek / tr-mek > tri-m ek / tekinmek. 2. Korkmak. re-m ek > dri-t-melc il-^_p] {eAT} gsz. f. [-r] -d rt-, [-dr-t- / -dir-t- / -dur-t- / -dr-t- / -tr-t- / -tirt- / -tur-t- / -tr-t-] yap. e. -* -drtTretmek. d rl , [eT. tr-lg > dr-l] {eAT} sf. Trl; eitli; d rt, [drt (yans.)] is. K uvvetle drtme ve bastrarak srtmeyi anlatan kk. [Zlfkar] drt-ek, diirt-e-leeit. mek, drt-mek, diirt-, drt-k-le-mek. d rm e, [dr-me] is. 1. Katlama, toplam a eylemi. 2. {az} Lahana. [DS] 3. {az} ine peynir, soan, d rte k , -i [drt-ek] {az} is. 1. Sivri ulu frn k kym a vb. konarak katlanm drlm yufka. [DS] rei. 2. Drtme; vurarak itme. [DS] 4. {az} B ir tr gzleme. [DS] 5. {az} Sarma. [DS] d rtek lem ek , [drt-ek-le-mek] {az} gl. f. [-r] [6. {az} Ham ur orbas. [DS] 7. {az} Gnete ku l(i)-yor] Drtp durmak. [DS] rutulduktan sonra kyma yaplan ve kn kullanlan d rtelem ek , [drt-ele-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)i et. [DS] 8. {az} Koyun etinin pastrm a gibi yo r] Pe pee drtmek. [DS] karlarak tuzlu deri iinde terbiye edilmii. [DS] 9. d rtlen g i, [drtelen-gi] {az} is. Hayvanlan drt {az} Kurumu koyun veya sr eti. [DS] 10. {az} mek iin kullanlan ucu ivili sopa; vendire. [DS] Biilen otlar st st koyarak yaplan yn. [DS] d rtm e , [drt-me] is. 1. B ir nesne veya elle kuvvet d rm ece, [drme-ce] is. zool. Ba yapraklarna, to lice dokunmak, uyarm ak durumu ve eylemi. 2. murcuklarna, salkmlarna zarar veren, trtll ye {az} ine badem konularak kurutulmu kays. ilimsi enine izgili bir trtl ve bu trtln kelebei, [DS] 3. {az} Ucu sivri, arkas geni el testeresi. (Sparganothis pilleriana). [DS] d rm e, -ci [drme+a > dr-me] {az} is. 1. ine d rtm ece, [drt-mece] {az} is. 1. D rtm ek eylemi. katk konularak, sarlm yufka ekmei. 2. Bir ok 2. i, ivi, ubuk gibi bir eyle drtlm ek suretiyle pam uk demetinin bir araya sarlmasndan oluan ekirdei karlarak kurutulm u kays. [DS] yn. [DS] S d rm e hay r, {az} ine etli pilav d rtm e, [drt-me] is. Gaga, konularak datlan yufka. [DS] d rm ek , [eT. tr-m ek (bkmek, toplamak, svazla d rtm e k , [eT. trt-m ek (srmek, svamak, svazla mak) > drt-mek >^_p] gl. f. [-er] 1. Birini elle mak) > dt*-mek gl. f. [-er] 1. Bir eyi kendi stne kvrarak silindir biiminde sarmak; tom ar hline getirmek. {eT} {eAT} {OsT} (ayn) 2. Bir eyi dzgn biimde st ste getirerek kvrp kat lamak. {eAT} {az} (ayn) [DS] 3. {eAT} {az} Derle yip toplamak; devirmek. [DS] 4. {az} Katlamak. [DS] 5. {az} Ortadan kaldrmak; saklamak. [DS] drm eklenm ek, [tr-mek > drmekle-n-mek] dnl. f [-ir] Drm yaplmak, d rm en m ek , [drme-n-mek] {az} dnl. f. [-ir] Yataktan yuvarlanp kalkmak. [DS] d rp lt , [dp (yans.) > drp-l-t] {eAT} is. 1. G rlt; gmbrt; patrt. 2. arpnt. veya bir eyle hafife dokunarak uyarmak. 2. Elin deki eyin ucu ile hafife itelemek. 3. Hayvanlan yrtm ek iin sopann sivri ucunu veya ivisini hayvann srtna batrmak. 4. mecaz. Birine bir i yaptrm ak iin veya onu harekete geirmek iin uyarda bulunmak; ikaz etmek. 5. {eAT} {OsT} Sr mek; srtmek. 6. {az} Gagalamak. [DS] d rtm ek lem ek , [drtmek-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] Drtp durmak. [DS] d rtm elem ek , [drtme-le-mek] g l . f [-r] [-l(i)-yor] Birini parmakla drtmek, d rt , [drt-] is. l.f e l. nsan bir ey yapmaya iten

B l l i H C t E 1l3 l3 i1_ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _
eilim veya duygu. 2. Duygulanma bal sebep; muharrik, (1942). d rt k , [drt-k {eAT} is. 1. opurluk. 2. aparlk. drtklem e, [drt-ikle-me] is. Tevik ve tahrik et me eylemi. drtklem ek, [drt-kle-mek] gl. f. [-r] [-l(ii)-yor] 1. Drtme ilemini birka kez yinelemek. 2. Sivri bir eyle, bir hayvan yrtm ek iin birka defa dokunmak. 3. Birini uyarm ak iin eliyle veya par mayla birka defa drtmek. 4. mecaz. Birine bir eyi yaptrmak iin tevik etmek; tahrik etmek, drtlm e, [drt-iil-me] is. Drtme eylem inin yapl ma durumu. drtlm ek, [trt-mek > trt-l-m ek > drt-l-mek] edil, fi [-r] 1. Drtme eylemi biri tarafndan ya plmak. 2. {az} lmek. [DS] 3. {az} Cinsel iliki de bulunmak. [DS] 4. {eTf Srlmek, d rtnm ek, [drt-n-mek dU-ji] dnl. f. [-r] 1. {eAT} {OsT} Koku ve krem gibi eyler srnmek. 2. Bir ey sormak, renmek iin iten ie kurulmak; dnmek. 3. {az} B ir ile uramak. [DS] 4. {az} Bitini ayklamak. [DS] 5. {az} Bel kar mak. [DS] 6. {az} Szle satamak. [DS] drt, [drt-] is. Drtme eylemi veya biimi, drtlem e, [drt-le-me] is. Sk sk uyarma duru mu ve eylemi, drtlem ek, [drt-le-mek] {az} gl. fi [-r] [l()-yor] 1. st ste birka kez drtmek. 2. Sk sk uyarmak; ikaz edip durmak. [DS] drtm e, [drt--me] is. Karlkl birbirini drtme durum ve eylemi, drtm ek, [drt--mek dU -jj] ite, fi. [-r] 1. Karlkl olarak birbirini drtmek. 2. {eAT} Birbiri ne kar silh kullanmak, d rttrm e, [drt-tr-me] is. Ksa aralklarla drtme durumu ve eylemi, d rt t rm ek , [drt-tr-mek] gl. fi [-r] Ksa aralklarla, gl darbelerle drtmek. S d rt t re kom ak, El birlii ile hemen itivermek. d r1 -u [Ar. dr' > dr' , Zrh gmlekler. d r 2, [Far. d-r j j (dr:) {OsT} sf. ki yzl, (dr:) {OsT} is. d ru g e r, [Far. drger Dlger. d ru g e r, [Far. drger is. Marangozluk, d ru g , [Far. drg lanla ilgili. d ru s, [Ar. ders > drs d ru y , [Far.,d-ry yzl.

DR

(dru:ger) {OsT} is. (dru:geri:) {OsT} (dru.gi:) {OsT} sf. Y a (dru.s) {OsT} is. j:>] (dru.y) {OsT} sf. ki

Dersler. S d r s- nfa, {OsT} Yararl dersler.

d ru z 1 [Far. d-rz j j j ji] (dr.z) {OsT} is. 1. ki , gn. 2. sf. (Zaman iin) ksa. d ru z 2, [Ar. drz > drz jj ji ] (dru:z) {OsT} is. Drziler. d ru z e, [Far. d-rze (dru.ze) {OsT} is. -* druz1. d r 1 [dr-mek > dr-] {az} is. 1. Drlm ey. , 2. Hediye, armaan. 3. Gelinin olan taraf yaknla rna, damadn da gelin taraf yaknlarna verdikleri hediyeler; dn armaan. 4. Gelin eyizi. 5. a mar. 6 .fo lk. Gelin olacak kzn elbiselerinin kesi lip biilme, dikilme gn ve treni. 7. Paket. 8. Dne arlanlara gnderilen hediyeler; okuntu. [DS] S d r gnderm ek, {az} 1. Hediye g n dermek. 2. D ne davet etmek. [DS] d r 2, [eT. tr] {az} is. 1. Kazma; apa. 2. Bel. 3. Trpanla ekin bien adamn bir gidite bitii ge nilik. [DS] d r d rm ek , {az} B ir gidite biilen saplan dzgn bir biimde sralamak. [DS] -d r k , [durmak / turmak > dur-uk > -dirik / -dirik / -trk / -tirik / -drk / -duruk / -trk / -turuk] yap. e. -* -dirik. d r k , [dr-mek / dr-mek > dr-lc] {eAT} sf. 1. Buruuk suratl; eki yzl; abus. 2. {az} (Yz iin) ask; atlrri; dargn. [DS] 3. {az} Drlm olan. [DS] 4. {az} (Kii iin) sulu; kabahatli. [DS] 5. is. {az} Bklm. [DS] 6. {az} Kulaklar kk kei. [DS] 7. {az} Torba; kn. [DS] S d r k yzl, {eAT} A sk suratl; eki yzl. d r k l k , - [drk-lk dUS"^] {eAT} is. atklk. d r lem ek , [diir-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l()yor] apalamak. [DS] d r lg en , [drl-gen] {az} is. 1. Lhana. 2. Y ap raklar iyi gelimi lhana. [DS] d r lm e , [dr-l-me] is. Drl hle gelmek eylemi, d r lm e k , [eT. tr-mek > tr-l-mek / dr-l-mek d lljji] dnl. f. [-r] 1. Drl hle gelmek. 2. {eAT} (Ka iin) atlmak. 3. {az} Bklmek. [DS] 4. {az} Toplanmak. [DS] 5. {az} Katlanmak. [DS] 6. {az} (Lhana iin) yapraklar kvrlarak top h line gelmek. [DS]

drud, [Far. drd jjjj] (dru.d) {OsT} is. 1. Dua. 2. Selm ve sayg ile anma. 3. Ekin bime. 4. Y on tulmu aa; kereste, fi1 d r d o k u m ak , Namazda dua ya da selam szn sylemek. drg, [Far. dr (dru:) {OsT} is. Gerek olmayan sz; yalan. S d r g - b f r g , {OsT} B a yayalan.\\ d r g - m aslah atm iz, {OsT} Bir kar iin sylenen yalan; bir ii halleden yalan. || drg-zen, {OsT} Yalanc.|| d r g -zen , {OsT} Ya lanclk.

DR d r l 1 [dr-l] sf. D r hline getirilmi olan. , d r l 2 [d-l-] sf. Drlm, kvrlm, katlanm olan, {eAT} (ayn) d r l k , -ii [dr-lk] {eAT} sf. (Kuma iin) d n hediyesi olacak; hediyelik, d r l , [diirl-] is. Driilme eylemi veya biimi. d r m 1 [dr-m] {el} is. ; muhteva; ierik. , d r m 2, [dr-m f j p ] is. 1. Silindir biiminde kvr ma, drme durumu veya eylemi. 2. {az} Yufka veya pidenin iine kyma, peynir vb. katk konula rak kvrlm, drlm ekli. [DS] 3. {az} Temiz lenmi ve taranm yn veya pam uk yumann meydana getirdii yn. [DS] S d r m d r m , 1. K at kat kvrlm, drlm olarak. 2. {eAT} Bk lm bklm; drlerek; dnerek.\\ d r m d r m d rm ek , K at kat kvrmak, katlamak.\\ d r m d r m d rz , Drzlne snr izilmez.\\ d r m topa etm ek, {az} amar vb. eyleri dzensiz bir ekilde toplamak. d r m 3, [dr-m ?] {az} sf. Sersem, d r m e, [tre-me > dr--me] {az} sf. K endiliin den reyen. [DS] d r m e k 1, [eT. tr-mek / tr-mek > tri-m ek > dri-mek {eAT} gsz. f. [-r] 1. Ortaya k mak; meydana gelmek; tremek. 2. {az} Domak; olmak. [DS] 3. {az} Bymeye balamak. [DS] d r m e k 2, [dr-mek > dr--mek] {az} gl. f. [-r] Drmek; toplamak; sarmak. [DS] d r m e k 3, [dur-u-mak] {az} gsz. f. [-iirj Durul mak. [DS] d r m lem e, [drm-le-me] is. Drm hline getir me eylemi. d r m lem ek , [drm-le-mek] gl. f. [-r] [-l()-yor] Drm biiminde sarmak, kvrmak, d r n m ek , [dr-n-mek] {az} dnl. f. [-r] 1. zerine ald eye sarnarak rtnmek. 2. Kendisi iin yufka ekmeinin iine katk koyarak drm yapmak. [DS] d r st, [Far. drst c~p] {OsT} sf. 1. Doru, yan lsz; przsz. 2. Sznde ve davranlarnda doruluktan ayrlmayan; onurlu; erefli; namuslu. 3. eref, drstlk ve doruluktan kaynaklanan. 4. eref, doruluk kavramlarna uygun olan. S. zf. Drst olarak, drst bir biimde. S d riist-a yr, {OsT} M kem mel doruluk.\\ d r st-h vn, {OsT} Okuyuu doru ve dzgn olan] | d r s t oyun, K u rallarna uygun, gzel ve z a r if olarak yaplan spor karlamas. d r st, [Far. drst! j ^ j * ] (drst) {OsT} is. D o ruluk, salamlk, dzgnlk, d r stl k , - [drst-lk] is. 1. Doru, erefli olan kimsenin davran. 2. Doruluk.

o ia i T O M .
d r m e, [dr-me ^ j p ] {OsT} is. alma; aba; gayret. d r m e k 1 [tr-mek > ttir--mek / dr--mek] , {eT} ite, fi [-iir] Birlikte drmek; drmekte yar dm ve yar etmek. d r m e k 2, [eT. tur-u-m ak (yzlemek) > dur-um ak / dr-i-mek / dr--m ek {eAT} {OsT} {az} dnl. fi. [-r] 1. almak; abalamak; gay ret etmek. 2. ite, fi. Kar karya gelmek; savaa tutumak; arpmak; mcadele etmek. [DS] d r t, [Far. drt p ] {OsT} sf. 1. Kaba; kaln. 2. Gcendirici; krc. 3. Sert; hain. 4. Acmasz; kat, d r t, [Far. drt ^ ^ ip ] (drti:) {OsT} is. 1. Kabalk; kaimlik. 2. Sertlik; katlk. d r tm e k 1 [dr-t-mek] {az} gl. fi [-iir] 1. Karar , vermek. 2. Asl olmayan bir eyi uydurmak; yalan sylemek. [DS] d r tm e k 2, [eT. tr-t-mek > dr-t-mek] {az} gl. fi. [-r] 1. M eydana getirmek. 2. Yetitirmek; b ytmek. [DS] d r tm e k 3, [duru-t-mak] {az} gl. fifi r ] (amar, bulak vb. iin) souk suda alkalayarak durula mak. [DS] D rz, [Ar. drz jjp ] (drzi:) {OsT} zl. is. 1. Su riyenin Havran blgesinde yaayan Fatm halifesi H akm bi-Em rillahn kurduu kendilerine has si yas nitelikli bir mezhepleri bulunan Arap toplulu u. 2. Lbnanl, d rz , [Ar. drz j j p > drz] sf. A r bir aalama ve hakaret sz olarak kullanlan kfr; svme. d se 1, [Far. d (iki) + se () p ] is. Tavlada her iki zarn da gelmesi durumu; . dse2, [Fr. dsser] is. Yapay iplik ekmek iin kulla nlan iinden erimi veya zelti hlinde polimer geirilen ince boyutlu delikleri bulunan ara, d stu r, [Ar. dstur j> ^ j] (dstu.r) {OsT} is. 1. Genel kural; kaide; kanun. 2. Vezir; mir. 3. Byk def ter. 4. En nemli kural; esasl kaide. 5. Bir yl iin de yaynlanan kanun, tzk, devletin taraf olduu uluslar aras anlamalarn yaynland kaim kitap lar. S d st r- m k e rre m , {OsT} mparatorluk dnem inde sadrazam unvanlarndan birisi. || d s t r l-am el, {OsT} Hkmlerine uymak zorun luluu olan yrrlkteki kanunlar.\\ d s t r ledviye, {OsT} l katalogu; kodeks. d stu r, [Ar. dstri rala uygun olan; kurall, d su m , [Ar. desem > dm p - o ] (dsu.m) {OsT} is. Yalar. d su r, [Ar. dr j_j.>] (dsu:r) {OsT} is. Hibir be lirtisi kalm amacasna yok olu; mahvolma. S d(dstu:ri:) {OsT} sf. Ku

S M

. 1333

sflr n-nefs, {OsT} H er eyi abk unutma durumu. d r, [Ar. disr > dr y s \ {OsT} is. 1. ste giyilen elbiseler; kaftanlar; stlkler. 2. Y atak araflar. d 1 [eT. tfl / d jija ] is. 1. U ykuda iken zihinde , beliren ve uyannca da ksm en veya tam amen hatrlanabilen bir ruhsal olay; rya. {eAT'} {OsT} (ayn) 2. Gerek d ey; hayal; imge. 3. Gerekletirilmesi iin zihinde oluturulan tasarmlar. 4. Gerekle mesi mmkn olmayan fakat gerekleecekm i gibi zerine varsaymlar ve tasarlar kurulan d nceler; ham hayal; bo hayaller. S d azm ak , {eAT} {OsT} {az} htilm olmak.|| d azm as, Uy kuda iken ryaya bal olarak sperma boalmas; ihtilm olmak.|| d grm ek, 1. H ayal grmek. 2. Rya grmek.\\ d gc, Bir eyi zihinde canlan drp tasarlayabilme yetenei; hayal gcii; muhayyile. || d krkl, Olmas iin ok byk mitler beslenen hayallerin gereklem emesi zerine duyu lan znt; hayal krkl. || d k u rm a k , H ayal gcn kullanarak bir eyi zihninde canlandrmak, ekillendirmek; hayal kurmak.\\ d m d r ola m? {eAT} Rya m gryorum?\\ d y erine gelm ek, {eAT} Rya doru kmak.\\ d y o rm ak , {eAT} R ya tabir etmek. d2, [eT. t > d] {eAT} is. 1. Yolculukta ara ver me yeri ve zaman; mola; elek; durak. 2. Kuluk. fi1 d k o n ak olm ak, {az} Oturup m isafir olmak.|| d verm ek, {eAT} M ola vermek. d3, [d / t / tu J i ji ] {eAT} is. Yn; cihet; yol. S d de, {eAT} T araf taraf.|| d olm ak, {eAT} Ynelmek.|| d tu tm a k , {eAT} B ir sem te ynelmek. d4, [eT. t (eit; denk) > du / d J iy ] {eAT} sf. 1. Denk; akran; ayn derecede olan. 2. {az} Belli ol mayan; bilinmeyen. [DS] 3. {az} is. Rastlant. [DS] d d u rm a k , {az} R ahat durmak; yaram azlk etmemek. [DS]|| de gelm ek, {eAT} 1. H emen geli vermek; birdenbire gelmek. 2. Rast gelmek; karlavermek.|| d eylem ek, {eAT} 1. Kar karya getirmek; rast getirmek. 2. Uratmak; mptel klmak. 3. H avale etmek.\\ d gelm ek, {eAT} Rast gelmek; karlamak; tesa d f etmek.\\ d olm ak, {eAT} 1. R ast gelmek; karlamak. 2. N ail olmak; erimek. 3. Uygun gelm ek.|| d n e km ak, {eAT} Karsna kmak. d5, [? d] {az} is. le vakti. [DS] dbudak, [di+budak j b j i j ^ ] {eAT} is. Dibudak, d, [d-] is. 1. D kurmay seven ve sk sk d kuran kii. 2. Gereklerden kaarak kurduu d leminde yaayan kii, dlk, - [d--lk] is. 1. D olm a duru mu. 2. Gereklerden kaarak, hayal leminde ya ama olgusu. 3. psikol. G rntl hayal ve sanrla rn ortaya km asna yol aan zihn faaliyet hli; rya hezeyan; onirizm.

deen, [d-een

{eAT} {OsT} sf. ok d

en. d e k 1 -i [d-elc] {az} is. 1. Birka yl dinlendiri , lerek ekime elverili hle gelmi tarla; eltik tarla s. 2. Sel sularnn dzledii yer. 3. Sel sularnn yollarda oluturduu bataklk. [DS] dek", -i [d-elc] {az} is. 1. Yatr olduuna ina nlan kim selerin yatt yer ve ta ynlarndan oluan mezar. 2. Vurulan kimsenin dp ld yer. 3. Vurulan bir kimsenin vurulduu yeri belir lemek amacyla ta ynlar ile yaplm belirlilik. 4. ehitlik; ehit mezar. 5. Vurulan av hayvannn lp kald yer. [DS] d ek 3, -i [d-ek] {az} is. Frsat; kelepir. [DS] delek, [eT. t (meyve, kazan) > d-e-lek lillip ] {eAT} is. Kazan; pay hisse; haslat, delge, [d-el-ge] {az} is. 1. Bllen veya pay lalan eylerden bir kimsenin payna den para; hisse; pay. 2. dev. [DS] d elik 1 -i [d-e-lik dlLiji] {az} is. 1. M em urlara , ayrlan aylk. 2. Mirastan den pay; hisse. [DS] 3. {eAT} -* delek. delik2, -i [d-e-lik] {az} is. Dinlenm e yeri; u ranlacak, kalnacak yer. [DS] dem ek, [t > t-e-melc > d-e-mek] (de:mek) {eT} g sz.f. [-r] D grmek, den, [d-en] is. m paratorluk dneminde atama yaplmam grev; bo grev; ak kadro, den b ih , [Far. d-enbh vA sa] (denbi:h) {OsT} is. Pazartesi gn, d en k , -gi [denk] {az} is. Sra; dizi. [DS] d er, [d-er yij-i] {eAT} is. Yaplmas gereken, y a kan i veya davran, d erce, [d-er-ce] {az} is. -* derge. [DS] derge, [d-er-ge] {az} is. Pay; miras pay, d erlik , -i [d-er-lik] {az} is. 1. Pay; miras pay. 2. dev. [DS] des, [Fr. duchesse] is. 1. Dkn ei. 2. Bir dkl n kadn hkmdar. dUeslik, -i [des-lik] is. Des olma durumu, de, [Far. d (iki) + e (alt) ^sA v] is. 1. Tavlada her iki zarn da alt gelmesi durumu; alt alt. 2. mecaz. Umulmadk bir zamanda ortaya kan iyi durum; iyi ans. 3. argo. amar. S de atm a k , Umulmadk bir baar kazanmak. dey, [d-ey] sf. Y er ekimi dorultusunda olan; akuli, (1937). S dey em ber, Bir yerin deyi ni snrlayan ember.\\ dey d aire, gk b. Gk kresinin, gzlem yerinin deyini ieren byk daire. || dey dzlem , B ir yerin deyini snrla yan dzlem.

I M I M E S M .

deyazma, [d-e+yaz-ma] is. Decekmi gibi ol m a durumu ve eylemi, deyazm ak, [d-mek+yaz-mak] gsz. b. f. [-ar] D ecekmi gibi olmak, deylik, -i [dey-lik] is. 1. Yer ekimi dorultu sunda olm a durumu. 2. Y er ekimi dorultusunda olan bir cismin zellii, dgele, [d+gel-e] {az} zf. Bilmeyerek; rastgele. [DS] dgelmek, [d+gel-mek] gsz. fi [-ir] Rastlamak; tesadf etmek, dgn, [t-mek > t-gn > d-gn] {eT} is. Di kenli kitre aac. [DS] dgnlenm ek, [t-gn > t-gn-le-n-mek > dgn-le-n-mek] {eT'} drl. fi [-r] (Da iin) kitre aalar olumak; aalanmak, din, [Far. dn / dme -u-AS'5 / ovAj-1 (di:n) ] {OsT} zf. D n gece, dk, [d-k] is. Grevin veya meslein dnda severek yaplan dinlendirici, oyalayc ura; hobi, dkn, [d-kn] sf. 1. Birine veya bir eye kendi sini ar verm i veya ona ok balanm olan; mptel, bal. 2. mecaz. Eskiden var olan deerini veya onurunu yitirmi olan. 3. Byk bir geim sknts iine dm bulunan. 4. Y oksulluk sebe biyle huzur, rahat ve mutluluunu yitirmi bulunan. 5. Yallk, sakatlk gibi sebeplerle alma gcn yitirmi bulunan; hlsiz; zayf, {az} (ayn) [DS] 6. tasvf. Baz tarikatlarda zellikle Bektailik ve Ale vlikte tarikatn adap ve erknna uymad iin birtakm haklardan mahrumiyet cezasna arptrl m olan. S dknler evi, alma gcnden yoksun, herhangi bir kazanc olmayan yoksul kii lerin barndrld toplumsal bir yardm kuruluu; darlceze.|| dknler yurdu, alma gcnden yoksun, herhangi bir kazanc olmayan yoksul kii lerin barndrld toplumsal bir yardm kuruluu; dariilceze.\\ (birine veya bir eye) dkn olmak, 1. ok deer vermek, nem vermek. 2. Ar bal olmak; ok ilgi gsterm ek.|| (bir ey) dkn, (O eye kar) ok deer ve nem veren; ar ballk gsteren. dknleme, [dknle--me] is. Dkn duruma gelme eylemi, dknlemek, [dkn-le--mek] dnl. fi [-ir] Dkn duruma gelmek, dknlk, - [dkn-lk] is. 1. Birine veya bir eye kar ar ballk gsterme durumu; iptil. 2. eitli sebeplere bal olarak srekli gsz olma durumu. 3. Yoksulluk, dlem, [dle-m] is. 1. Hayal gcnn zgrce ileyii. 2. psikol. Gereklerden kaarak bastrlm olan istekleri hayal etkinliklerle doyurm aya yne lik zihinsel faaliyet. 3. Gerek bir karl olmayan hayal tasarm; fantezi. S dlem gc, 1. Yapc

ve retici hayal tasarm gc. 2. H ayal kurma. 3. Alglardan, ite derin izler m eydana getirecek bi imde youn olarak etkilenme durumu. dleme, [d-le-ue] is. 1. Bir eyi zihinde canlan drma ve tasarlama durumu ve eylemi. 2. psikol. Doyurulamayan bastrlm istekleri zihinde hayal olarak canlandrm a suretiyle doyuma ulama, dlemek, [d-le-mek] g l.fi [-r] [-l()-yor] 1. ok arzu edilen bir eyin gerekletiini dnerek ha yal kurmak. 2. Zihni srekli bir ey ile megul et mek; srekli o eyle megul olmak, dlenmek, [dle-n-mek dU-Juiji] {OsT} dnl. f i [r] zerine dmek; ok ilgilenmek, dleik, -i [dle--ik] {az} sf. Dknlemi; zayflam; ie yaramaz. [DS] dlem ek, [dle--mek] {az} dnl. [-ir] 1. Da danmak; almak. 2. Bir ey zerinde direnmek. [DS] . dttl, [d (denk, e) > d-l] {eAT} sf. Rastgele. S1 dl dne, {eAT} Rastgelen tarafa; beendii yne. dlk, - [d-lk] {az} is. Hayal; olmayacak i. [DS] dman, [Far. dman jU -ia] (diima.'n) is. 1. eitli sebeplerle birinin ktln isteyen veya ona za rar vermeye alan kimse; ya; hasm. 2. Birine kar kin ve nefret duygulan ile dolu olan kimse; ya; hasm. 3. Birbiri ile aralarnda atmaya va racak derecede anlamazlk bulunan taraflardan her biri. 4. Birbiri ile savaan devletler ve bu devletle rin uyruu olan kiiler. 5. mecaz. Baz eylerden nefret eden, tiksinti duyan kimse. 6. Bir eyin ya ayp gelimesini, barnmasn engelleyici; zararl. 7. mecaz. Baz eyleri ok byk miktarda kullanp tketen kimse. S dman az, 1. D mann uy durduu sz. 2. iftira; karalama.|| dman bana, stenmeyen kt durumlarn dostlardan uzak olma sn dilem ek amacyla sylenen sz.\\ dman at latm ak, 1. Dmanlarn veya rakiplerini kskan drmak. 2. K endisi iin sonu iyi olacak bir i yapnak.|| Dman dm ana Yasin okumaz. D mandan iyilik beklenmez.|| dman kesilmek, 1. Dmanca davranmak; dman gibi davranmak. 2. D man olmak.|| dmanla i birlii, ounlukla kendi devleti zararna fa k a t dman devlet yarar na giriilen her trl fa a liyet.|| dman olmak, Kin beslemek; dmanlk gstermek.\\ dman ta pas, {eAT} Dman glnc; dmann sevinci. dm anca, [dman-ca] (dma'nca) sf. 1. Dman lk edecek derecede kin ve nefret ykl olan. 2. zf. Dman gibi; dmana yakr biimde, dm anlam a, [dmanla--ma] is. Dman hline gelme eylemi, dm anlam ak, [dmanla--mak] dnl. fi [-ir] Dman hline gelmek.

im im . 13 if 35
dmanlk, - [dman-lk] is. 1. Dman olm a du rumu; yadk; husumet; hasmlk. 2. Birine kar duyulan kin ve nefret. 3. D manca davran. S dmanlk etmek, 1. D m anca davranmak. 2. Ktlk etmek. dme, [d-me] is. 1. Dmek eylemi. 2. Bulundu u veya bulunmas gereken yerden daha aa bir seviyede bulunma durumu. 3. nme; azalma. 4. dbl. Vurgusuz orta hece nlsnn yok olmas. dir(i)lik > dirlik. 5. ed. Trk halk iirinde hece l sn tutturm ak amacyla nl ile biten bir kelim e den sonra nl ile balayan bir baka kelime geldi inde ilk kelimenin son nlsnn sylenmemesi durumu. Karac olan der, n eyleyip n 'etmeli? " 6. Tesadfi olarak bulunma; rastlama. 7. huk. Zaman iinde talep edilmeyen bir hak veya borcun ortadan kalkmas durumu, dmek, [eT. tii-mek (inmek; oturmak) > d-mek

kalmak; ans eseri ona rastlamak. 27. (Teklif veya nergeler iin) onaylanmamak; kabul edilmemek; onay grmemek. 28. Frsat kmak; uygun ve elve rili bir durum veya ortam olarak belirmek. 29. B e raber yrmek; yardm etmek; yol gstermek. 30. Snmak; yardm talep etmek; yalvarmak; a f dile mek; bavurmak; intisap etmek. (eAT) (ayn) 31. Zaman iinde ele alnamad iin zaman amna uramak; deerini ve nemini yitirmek; eskimek; kadk olmak. 32. {eAT} {OsT} nmek; varmak; konmak. 33. {eAT} Uramak. 34. {eAT} sabet et mek. 35. {eAT} Olmak; vukua gelmek; olabilmek. 36. {eAT} {OsT} Yakmak. 37. {eAT} Payna, hisse sine verilmek. 38. {eAT} Yakalanmak; ele gemek. 39. {eAT} Kendini brakmak; yere atmak. 40. {eAT} Atlmak. 41. {eAT} Yenilmek; malp olmak. 42. {eAT} (Hastalk vb. iin) bulamak; sirayet etmek; mstevli olmak. 43. {eAT} {OsT} zerine yrmek; hcum etmek. 44. {OsT} (ehit iin) lmek; savata gsz. f. [-er] 1. (Nesneler iin) kendi arl lmek. 45. {OsT} Bavurmak; girmek; kapanmak; nn etkisi ile yukardan aa doru hzla inmek. snmak. 46. {eAT} Atlamak; girmek. 47. {eAT} 2. (Ayakta bulunan kii iin) dengesini kaybederek Yklmak. 48. {eAT} {OsT} ciz ve aresiz kalmak; yere yklmak. 3. D urduu yerden ayrlarak, kopa sefil olmak. 49. {az} Dadanmak. [DS] 50. gl. f . rak dklmek; dalmak; salmak. 4. Sokaa veya karm a ilemi yapmak; eksiltmek. 51. {az} herhangi bir yere, meydana kmak. 5. M add ba (yard.f.) vedilik bildiren yardmc fiil. [DS] S d kmdan varln kaybederek skntl bir duruma e dura, {eAT} De kalka.\\ de kalka, Glk ve girmek; ok yoksul veya gsz durum a gelmek. 6. skntlar iinde; iyi kt; glkle.\\ de tura, Bir eyin etkisinde kalmak; kaplmak; uramak. 7. {eAT} D e kalka.\\ dm olmak, huk. (Kanun mecaz. Bir eye kar ar ilgi duymak; ok ilgi veya resm kurumlara yaplan mracaatlar iin) lenmek; ar sevgi gsterisinde bulunmak. 8. argo. zam annda tamamlanp sonulanamad iin g e Anszn ve tesadfen gelmek; kagelmek; damla ersiz saylmak; kadk olmak.\\ d nme etmek, mak; avlanmak. 9. (Siyas kii veya partiler iin) i {eAT} nne katm ak.|| (biriyle) dp kalkm ak, 1. bandan veya grevden uzaklatrlm ak veya e Evlilik d cinsel ilikide bulunmak ve birlikte y a kilmek zorunda kalmak. 10. (ocuk iin) vakitsiz amak. 2. ok yakn arkadalk etmek. ve l domak. 11. (Yamur ve kar iin) yamak. dmeli, [dme-li] {az} sf. Dme yolu ile; dle 12. mecaz. Birdenbire iyi bir durum dan kt bir rek. [DS] S dm eli ak, {az} Kaybedenin a duruma gemek. 13. mecaz. Beklenm edik ve kt n verm esi esasna dayanan bir oyun. [DS] bir durumla karlamak; istenm eyen ve ho kar dm emek, [d-me-mek] {az} gsz. f. [-z] yi lanmayan bir ortam a girmek zorunda kalmak. 14. gelmemek; yaramamak. [DS] (Savunulan kale, ehir veya yer iin) dman eline {OsT} is. Dman, gemek. 15. Uygun gelmek; yakmak. {eAT} {OsT} dmen, [Far. dmen (ayn) 16. mecaz. Belirli bir zamana rastlam ak; yle dttmenan, [Far. dmenn (dana:n) is. denk gelmek. 17. (Hisse, pay iin) ayrlmak; letiDmanlar. rilenlerden bir blmn almaya hak kazanmak. 18. Hz, deeri etkisi veya gc azalmak; nceki dnam, [Far. dnm j*L^] (dna:m) is. Svme; durumdan veya norm alden aa seviyeye inmek. azarlama; svp sayma, 19. Yansmak; vurmak; demek; aksetmek. 20. dnek, -i [d-()-n-ek] {az} is. K eklik vb. hay teAT Konmak; inmek; nzul etmek. 21. (Hava ta } vanlar av yerine altrmak iin dklen yem. [DS] tlar iin) kaza ve baka sebeplerle yere dnk, - [d-()n-k] {az} is. 1. Dnce. 2. sf. kontrolsuz bir ekilde inmek; aklmak. 22. (Yaz Yoksul. 3. Zayf. [DS] vb. iin) bir ksm yer eksik olmak; atlanmak. 23. drk, [t-r-mek > t-()r-k / d-()r-k] {eT} mecaz. Kendisini bir eye veya birine brakmak; s f Dizilmi; dizili, tutkunu olmak; m ptel olmak. 24. Grevi ve so drm, [t-mek > t-r-mek > t-()r-m > drumluluu iinde bulunmak; grev dalmnda ()r-m] {eT} is. Erilmi ip yuma, onun payna ayrlm olmak. 25. (Yer veya bina dsel, [d-sel] sf. 1. Dle ilgili olan. 2. Hayal iin) bir yerde, veya yanda bulunmak; ynde bu rn olan; hayal; imgesel. lunmak. 26. Biri ile birlikte bulunm ak durumunda

r a iu M M . dm, [d-m] is. 1. Dme. 2. Ak tahl ynla rnn zerine alnp alm madm anlamak iin kalbur, yaba gibi aralarla nceden izilen ekiller; damga. 3. alan bir makinede bota iken meyda na gelen gerilme ile ykl alrken meydana ge len gerilme arasndaki fark. 4. Enerji dnmle rinde girdi ile kt arasndaki fark. 5. dbl. sim e kim durumlar; ismin hlleri, dm delik, -i [dmde-lik] is. fel. Birka ola yn ayn anda grlmesi durumu, dttmdemek, [dm-de-mek] gsz. f. [-ir] (Bir ka olay iin) ayn anda grlmek, dn, [eT. t-m ek > t-n > d-n] is. 1. Duyu lar dnda, zihinde tasarlanp biim verilen, can landrlan olay veya nesne; fikir; ide, (1935). 2. {eT} Yolculukta gece kalnacak yer; han; konak yeri; durak, t? dn devim sel, Hem dnce hem de hareket elerini bnyesinde bulunduran]] d n yap, fel. B ir millet, s n f meslek veya din herhangi bir toplumsal grubun yaayna yn ve ren ve kendi iinde uyumlu bir dzen oluturan d nce, inan ve beklenti biimlerinin tm; fik ri yat; ideoloji. dnce, [dn-mek > dn-ce] is. 1. Dnme sonucunda elde edilen gr; bili; mtala; fikir; mlhaza; ide. 2. nsann d dnyadan edindii bilgiler nda bir senteze varmas, olaylar arasn da balantlar kurarak yeni bir bilgiye ulamas s reci. 3. D dnyann insan zihnine yansmas. 4. Dnm e gcnn kapsad her trl etkinlik; her trl zihinsel etkinlik. 5. Bireyin ya da toplumun bir olay veya durum karsnda ortaya koyduu yarg; kamuoyu; rey; oy. 6. Gelecee ynelik tasa rm; niyet. 7. B ir parti, grup veya kiiye ait dnya gr btn; ynetici sav; reti; ilke. 8. Kayg, tasa; sknt; endie. 9. Okunan bir yazdan veya dinlenilen bir konum adan elde edilen zl bilgi; gr, fi1 dnce al verii, Karlkl gr bil dirme; birbirinin dncesini, grlerini renme dnce alm ak, 1. Uzun uzun dnmek. 2. Endie etmek]\ (bir) dncedir alm ak, Kayg du yulan bir konuda zm yolu bulmaya almak.|| dnce zgrl, huk. 1. Kiinin serbeste fik ir edinebilmesi, edindii fik ir ve kanaatlerinden dola y knanmamas ve bunlar serbeste aklayabil me, savunma, bakalarna anlatma, yaym a ve be nimsetmeye alma, telkin ve tavsiyede bulunma hakk ve olana; fik ir hrriyeti; aklama zgrl ; sz ve basn zgrl. 2. Kiinin dnme gcnn d basklardan kurtulmu olmas; bask dan ve bask etkisinden uzak dnme eylemi]] d ncesini amak, D ndklerini veya grn bildirmek.]] dncesini okumak, Birinin belirli bir konuda ne dndn anlamak, sezm ek.|| d nce suu, huk. B ir ideolojinin, dnya grnn veya retinin bakalarna aklanmasnn, benim-

dsellik, -i [dsel-lik] is. psikol. Bir bunalm hlinde iken ortaya kan, gl bir biimde yaa nan duyumsal hezeyanlar, ds, [d-s] s f 1. De dayanan. 2. D gibi; d e benzer. dsl, [d-s-1] sf. Gerekten var olmayan; hayal, dsz, [d-sz] sf. D olmayan, dt, [d-t] {az} is. Cenaze gmlrken kadnla rn tarlalardan topladklar talar alayarak bir ke nara ymalar. [DS] dk, - [eT. t-mek > t-k > d-k] sf. 1. Dme eylemine uram olan; dm olan. 2. Bulunduu yerden daha aa indirilmi, sarktl m olan. 3. Bilmen llere gre daha az deerde olan; deersiz. 4. (Para iin) alm gc azalm. 5. mecaz. Yaay iinde bulunulan toplumun ahlk kurallarna ters olan; onurunu ve saygnln yi tirmi; baya; ad; aalk, {az} (ayn) [DS] 6. {az} (Kadn iin) ahlk, yasa ve trelere kar ili kide bulunan; fahie. [DS] 7. {az} (Kii iin) du rumu, davranlar ve giyinii ho olmayan; biim siz; dzensiz. [DS] 8. dbl. (Cmle iin) szdizimi kurallarna uygun olmayan. 9. (Siyas liderler iin) iktidardan dm veya drlm. 10. (Metal para veya ziynet eyalar iin) deerli m aden oran bilinenden daha az olan. 11. is. tp. Geliimi ta mamlanmadan l olarak doan ocuk; cenin-i skt; bu ekilde yaplan doum; skt. 12. {az} Or m anda ryerek yklm aa veya odun. [DS] 13. {az} Aa kt. [DS] 14. {az} Tandrda pier ken kle den ve orada pien ekmek veya ekmek paras. [DS] S dk ayar, (Altn veya gm gibi kymetli madenlerden yaplan p a ra ve ziynet eyas iin) kymetli maden orannn az olmas du rumu]] dk don, {az} (Kii iin) giyiniine zen gstermeyen; dank kyafetli. [DS]j| dk etek, (Kadnlar iin) temizlie gereken zeni gsterm e yen; pasakl]] dk kapasite ile alma, eko. Bir ara veya iinin var olan imknlarnn daha altn da bir verim ile almas durumu.|| dk kemer, Pantolon ve etek gibi giyeceklerde kemerin bel y e rine kala zerine gelecek biimde dikilmesi bii mi]] dk retim, eko. Yetersiz retim.|| dk yapmak, tp. Geliimini tamamlayamam l o cuk dourmak; ocuk drmek. dklk, - [dk-lk] is. 1. Dk olma durumu veya biimi. 2. mecaz. inde yaanlan toplum ku rallarna gre uygunsuz saylan davranlar iinde bulunma; adlik; bayalk; ahlkszlk; basitlik. 3. ed. (Sz veya yazda) kurallara uymam a durumu; yanl dzenleme; bozukluk. 4. N icelik veya deer bakm ndan azalma, eksilme durumu. 5. M etal pa ralarda veya ziynet eyalarnda deerli maden ora nnn bilinenden daha az olmas durumu, dlmek, [d-l-mek] edil. f. [-r] karlmak; eksiltilmek.

__________________________________________ D

nmeye, akl yrtmeye yol aan. 2. mecaz. Kayg setilmeye allmasnn veya vlmesinin kanunda aka yasakland ve aksi hlde ceza uygulama verici ve zc sonular douracak nitelikte olan, snn getirilmi olduu durum .|| dnce tarz, Bir dndrk, - [diin-drk] {az} sf. 1. (Kii olay veya durumu deerlendirme biimi.\\ dn iin) sersem. 2. Dalgm. [DS] ceye dalmak, evresinden habersizmiesine derin dnek, -i [dn-ek] {az} is. Dnme [DS] derin dmnek.\\ dnceye varmak, 1. D n dttnekli, [dnek-li] {az} zf. Dnerek; akllca. mek. 2. Bir griie ulamak; bir kanaat sahibi ol [DS] mak. dngen, [dn-gen] sf. Dnceli. dncel, [dnce-1] sf. 1. Gerekte mevcut olm a dng, [dn-g / dn] {az} is. 1. Dnce. yp yalnz dncede tasarm olarak var olan; ideal; 2. znt; can sknts. [DS] iftikr. 2. Dnmeyle ilgili olan; iftikr. 3. D dngl, [dng-l] {az} sf. Skntl; kederli. nme yoluyla kavranabilen. 4. Dncenin kavra [DS] yabilecei yetkinlikleri bir araya toplayan, dnme, [dn-me] is. 1. Dnmek durumu ve dnceli, [dnce-li] sf. 1. Dncesi olan; dn eylemi; tefekkr. 2.fe l. Zihni bir konu ile ilgili k ce sahibi. 2. Dnerek, ll ve dikkatli davra larak birletirme, ayrtrma ve sonular karma nan. 3. Anlay sahibi. 4. Dikkatli, ll ve anla sreci; kafa yorma. 3. Bir yargda bulunurken acele yl davran tarz. 5. mecaz. Kaygs, endiesi ve etmeden, kiisel zaaflara kaplmadan, ksa vadeli ya tasas olan. 6. zf. ll, anlayl biimde; d hesaplardan uzak durarak sonuca ulam a ii. *3 nerek. dnme zgrl, huk. Dnmenin d bask dncelilik, -i [dnceli-lik] is. Dnceli olma ve yasaklarla snrlandrlmadan bamsz ve y a l durumu. nz kendinden sorumlu oluu.|| dnme yasalar, dncellik, -i [dncel-lik] is.fel. 1. Dncel ol fel. Doru dnmenin belli artlarn ve nasl g er ma nitelii. 2. Nesnel gereklik durum unda deil eklemesi gerektiini belirleyen kurallar: a) z de sadece aklda ve zihinde var olan eyin durumu delik ilkesi, b) elimezlik ilkesi, c) ncnn veya nitelii; salt dnce, olamazl ilkesi, ) Yeterli neden ilkesi. dnceme, [dn-ceme] {az} is. Dnme. [DS] dnmek, [eT. t-m ek (derinliine ermek) > dn-melc] gl. fi [-r] 1. Olaylar ve durumlar kar dncemeli, [dn-ceme-li] {az} sf. (Kii iin) snda eldeki bilgilerden yararlanarak yeni bir gr dnen; yol yordam bilen. [DS] ve bilgi karmak; dnce retmek; muhakeme dncesiz, [dn-ce-siz] sf. 1. Dncesi olmayan. etmek. 2. Zihn yetiler oluturmak. 3. zme 2. Bir dnceye, bir gre, bir kanaate sahip ol ulamak amacyla dikkati ve dnceyi bir konu mayan. 3. mecaz. Hibir kayg ve tasas olmayan. 4. Yaptklarnn sonunu hesaplamadan, dnm e zerinde younlatrmak. 4. B ir eyi veya bir kim seyi hayalinde canlandrmak; gz nne getirmek; den geliigzel davranan; vurdum duymaz; dikkat aklndan geirmek; hayal etmek. 5. Srekli hatrda siz. 5. Anlay sahibi olmayan; anlaysz, tutmak. 6. Birini veya bir eyi dikkate almak; pay dncesizlik, -i [dn-ce-siz-lik] is. Dncesiz latrma annda hesaba katmak; sorumluluk hisset ce davranma durumu. S dncesizlik etmek, mek; gzetmek. 7. Bir eyi yapm ak niyet ve tasar Yaptklarnn sonucunu hesaplamadan, dnme snda bulunmak; tasarlamak. 8. Bir ey veya kimse den hareket etmek. hakknda sanda bulunmak; yle veya byle bir dttnda, [dn-da] is. Ayn dnceyi savunan; gr sahibi olmak; zannetmek. 9. nceden kes ayn grte olan; hemfikir, tirmek; tahmin etmek; akl etmek. 10. D eerlen dndrme, [dn-dr-me] is. Dnmesini sa dirmek; ayrntlarn iyice gzden geirmek. 11. lamak eylemi, gsz. Tasalanmak; kayg duymak. 12. gsz. Farz dndrmek, [dn-dr-mek] gl. f. [-r] 1. Bir etmek; yle saymak. 13. gsz. nsana zg zek ve kimsenin belli bir biimde dnmesini salamak; anlaya sahip olmak. 14. gsz. Soyut kavram lar ve istenilen biimde karm da bulunm asn salamak. dnceler retebilmek. 15. gsz. nceleyerek, l 2. Birinin dnmesine yol amak. 3. mecaz. Tasa p bierek zihninde gelitirmek, olgunlatrmak. landrmak; kayglandrmak, 16. gsz. Konuma veya yaz ile ifade edilebilecek dndrtme, [dndr-t-me] is. Dnmesine yol bir eyi iinden geirmek; kendine saklamak. S atrmak eylemi, dnmeden, D ikkat etmeden, m ekanik bir biim dndrtmek, [dndr-t-mek] gl. fi [-r] 1. Bir de.|| dnp dttnmek, {az} D np tanmak. kimsenin belli bir biimde dnmesini salatmak; [DS]|| dnp tanmak, Bir konu hakknda iyice, istenilen biimde karm da bulunmasn salat ayrntlar ve sonular hakknda aratrma y a p a mak. 2. Birinin dnm esine yol atrmak. 3. me rak, akl yrterek, zihnini yorarak karara ve ka caz. Tasalandrtmak; kayglandrtmak. naate varmak. dndrc, [dndr-c] sf. 1. zerinde d- dnsel, [dn-sel] sf. 1. Dnceyle ilgili. 2.

lMIlffSM.
at alanndaki su seviyesini eitli pompalama tek nikleri ile azaltmak ilemi, drm ek, [eT. t-mek > t-r-m ek > d-r-mek siUpjj] gl. fi [-r] 1. Dmesine yol amak veya sebep olmak. 2. Dmesini salamak. 3. (Ta, so lucan vb. iin) vcuttan atmak. 4. Deerini, fiyatn indirmek; ucuza satmak; ucuzlatmak. 5. Azaltmak. 6. Deerli bir eyi ucuza almak. 7. Uratmak. 8. Z ayf brakmak; gcn azaltmak. 9. dbl. Sonu n l ile biten bir kelimeden sonra nl ile balayan bir kelime gelince ilk kelimenin son nlsn sy lememek. ne olur > n olur, ne eyler > n eyler. 10. {eAT} Kesip koparmak. 11. Sokmak; koymak; tkmak. 12. {eAT'} Uratmak. 13. {eAT} Avlamak; vurup yere sermek. 14. {az} B ir kimsenin yalan veya kusurunu bulmak. [DS] drtmek, [dr-t-mek] gl. fi. [-r] 1. Drme sine yol amak veya sebep olmak. 2. Drmesini salamak. drc, [dr-c] sf. 1. Drme zellii ta yan. 2. is. Drme iinde yardmc olarak kullan lan eyler. 3. tp. ocuk drmekte kullanlan il vb. eyler. drlme, [dr-l-me] is. Dme iine uratlma eylemi. drlmek, [dr-l-mek] edil f i [-r] 1. Dme sine sebep olunmak. 2. Drme eylemi yaplmak, drm, [dr-m] is. tic. 1. D rm ek eylemi. 2. Belli bir rn d pazarlarda i pazardan daha ucuza satmak. 3. Bir maazadaki mallar daha kap saml bir ekilde fiyat drerek satmak; damping. 4. mat. st derecelerdeki bir denklemi, her kade mede bir aa dereceye indirm ek suretiyle zme yntemi. d, [d-] is. Dme eylemi veya dme bii mi. dt, [d-t o y i j j / is. 1. Gelimesini ta m am lam adan nce doan ocuk; dk; cenin-i skt. {eAT} {OsT} (ayn) 2. {az} Deerli bir kim se nin ld yere yaplan ant veya mezarnn bulun duu yer. [DS] 3. {az} rn. [DS] 0 dt b rakmak, {az} ocuk drmek. [DS]|| dt d rm ek, {eAT} ocuk drmek. dvar, [Far. dvr (dva:r) {OsT} sf. G; zor. 0 dvr-ger, {OsT} Da; dalk.|| dvrpesend, {OsT} G beenir; mklpesent. dvar, [Far. dvr cSjL ^] (dva:ri:) {OsT} is. Glk; zorluk, dt, [dt (yans.)\ is. 1. Ddk veya kom a sesi. 2. (ocuk dilinde) otomobil. 3. {az} spor. A yak to punda ut. [DS] 4. {az} Kaleye top girme; say; gol. [DS] dtm ece, [drt-mece] {az} is.-* drtmece. [DS]

Dnceye dayanan. 3. Dnce sonucu ortaya kan; dnceden kaynaklanan; fikr. 0 dnsel devimsel, psikol. Hem dncenin hem de hareke tin zelliklerini tayan sre.|| dnsel rnek, Herhangi bir olayn veya olgunun sadece temel zelliklerine gre tanmlanm veya seilm i rnek; ideal tip; tefekkr-i enmze. dnselletirm e, [dnselle--tir-me] is. fel. Baz toplumsal olgu ve olaylarn en belirgin zelliklerini temel alarak yasa kurucu bilimsel zmleme ii; idealize etme; idealizasyon. dnt1 [dn-t] is. l.fe l. Tasavvur. 2. Soyut ve , anlalmaz dnce. 3. Konuyu saptrarak bo yere konuma; speklsyon. 4. {az} Dnce. [DS] 5. {az} znt; can sknts; keder. [DS] dnt2, [d-mek > d-nt] {az} is. Savata ehit olan kim senin sava alanndaki mezar. [DS] dntiil, [dnt-l] sf. 1. (Dnce iin) soyut ve anlalmaz. 2. (Konuma iin) konuyu saptrmak amacyla sylenen bo szler tayan; spekltif. dn, [dn-] is. Zihinde tasarlanarak biim verilen dnce; dn; fikir; ide. dnk, - [dn-k] {az} sf. 1. Dnceli; iyi, doru dnen. 2. is. Dnme. 3. Sayg. [DS] dnksz, [dn-k-sz] {az} s f (Kii iin) saygsz. [DS] dnlme, [dn-l-me] is. Akla getirilme; deer lendirilme durumu ve eylemi, dnlmek, [dn-l-mek] edil, fi [-r] 1. Akla getirilmek. 2. yice incelenip deerlendirilmek. 0 dnlr dnya, Madde dnyasndan ayr ola rak ayn zam anda akim varl bakmndan insann iinde bulunduu zgrlk ve ahlk dnyas. dnm, [dn-m] is. Zihinde tasarlanarak biim verilen dnce; dn; fikir; ide. dnml, [dnm-l] sf. fel. (Bilin iin) ken dini nesne olarak ele alan, dnr, [dn-r] is. Genel konular ve felsef konular zerine yeni ve kendine has dnce geli tiren kimse; mtefekkir, dnrlk, -, [dnr-lk] is. Dnr olma durumu. dn, [dn-] is. 1. Dnme eylemi; tefek kr. 2. Dnme biimi. 3. fel. nsann davran ve hareketlerine yn veren ahlk tutum u veya d nme biimi. S dn ahlk, fe l. A hlk ey lemlerin deerlendirilmesinde baary deil de dn esas alan gr. drg, [t-mek > t-r-mek > t-r-g > dr-g] {eT} is. 1. ayn rmaa dklen az. 2. Deirm enin bir rmaa olan sava, drgn, [t-r-mek > t-r-gn > d-r-gn] {eT} is. Kitre aac, drm e, [d-r-me] is. 1. Dmesini salamak ve ya dmesine sebep olmak eylemi. 2. baynd. na

SIMI

1339

DV k kavun. 5. Araba tekerleinin ortasndaki dingil yata. 6. At sineine benzer bir tr sinek. [DS] dvelgin, [divel-gin ?] {az} sf. (Kadm iin) ocuk dourma yetisi kalmam; ya gemi. [DS] dveli, [Ar. dveli J j a ] (dveli:) {OsT} sf. Devlet lerle ilgili. dveliye, [Ar. dveliye -LJja] (d veliye) {OsT} sf. Devletlerle ilgili. dven1 [Rum. toukhana ? / t-mek (vurmak; dv , mek; sopa ile vurmak) > d-mek > d-en > d ven] is. 1. Altna keskin talar aklm, hayvanlar tarafndan ekilen, harmanda saplarn sam an hline getirilmesine ve tanelerin baaklardan dklmesine yarar, kzak biiminde ahap harm an dvme arac. 2. {az} Bez dokuma tezgh, dven dii, D venin altna aklan keskin akm ak talar. || dven eei, {az} Harman dverken dvenin zerine ko nularak oturulan oturak. [DS]|| dven ka, {az} Dvenin ucu kalkk olan n taraf. [DS]|| dven kayarlam ak, {az} Dvenin bozulan y a da den talarn tekrar yerine akmak. [DS]|| dven sr mek, H armanda saplar saman hline getirmek, taneleri baaktan ayrmak iin hayvanlar dvene koulu olarak dolatrmak; dven dvmek. dven2, [Far. dkkn] {az} is. 1. Dkkn. 2. Frn. [DS] dvenci, [dven-ci] is. 1. Dven yapan usta veya satan kimse. 2. Harmanda dven srmek zere c retle tutulan ii, dvenselik, -i [dven-se-lik] {az} is. 1. Dveni boyundurua balayan ara; dven oku. 2. Boyun duruk aacn dvene balayan zincir. [DS] dvensi, [dven-si] {az} is. Dvenle oku birbirine balayan atal aa. [DS] dver1 [Yun. dokar] {az} is. 1. Binalarda kiri , yerine kullanlan kaim aa; mertek. 2. Uzun ve kaln direk; mertek. 3. Kapnn iki yanm a dikilen kaln aa ya da ta stun; sve. 4. ap yirmi san time ulam am aac. [DS] dver2, [Ar. dvel] {az} is. Yabanc devlet. [DS] dverlek, -i [dver-lek] {az} is. 1. Dven. 2. A raba tekerlei. [DS] dverm ek1 [tg-mek > dver-mek] {az} gl. f. [, ir] tip kakmak. [DS] dvermek2, [de-mek + -i-ver-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. Sylemek. 2. Gstermek. [DS] dvesime, [dve-si-me] is. Boalarn iftlemek iin dii sr isteme durumlar, dvesimek, [dve-si-mek] gsz. f. [-r] (Boa veya herhangi bir erkek sr iin) iftlemek arzusu ile dii sr aranmak, dvet, [be-t ? > dvet] {az} is. Kuyu. [DS] dvist, [Far. d-vst is. ki yz. dvlek, [eT. tg-m ek (dmlemek) / a. tkelek

dtm ek, [eT. tt-e-mek (buhar ve duman salmak) > tt-mek > dt-mek kilija] {eAT/ gsz. f. [-er] Tt mek. dts, [tt-s > dt-s ^ ' j a ] {eAT} is. Tts. S dts sakss, {eAT} Buhurdan. dtsdan, [T. dt-s + Far. -dn j b j - j a ] {OsTj is. Buhurdan. dtsden, [T. dt-s + Far. -dn jb ^ - ja > dtsden {eAT} is. -* dtsdan. dttr, [diit (yans.) > dt-tr- ?] (d'ttr) sf. 1. Giyimi ok garip olan; cidd bir kl olmayan. 2. Dar ve ksa giysi, dttr gibi, (Elbise iin) darack ve ksack. || dttr Leyl, Tuhaf, ksa ve dar giyinmi olan. dt, [tt-mek > dt- y a] {OsT} is. 1. Duman. 2. Ttsleme, dt verm ek, {eAT} Ttslemek; duman vermek. dtn, [eT. tte-m ek > tt-n > dt-n j i ] {eAT} {OsT} is. 1. Duman. 2. {az} Ttn. [DS] dtnlk, [ttn-lk > dtn-lk tiU y ja / dllja] {eAT} is. Duman delii; baca, dtzdrmek, [dt-z-dr-mek viUj-ijja] {eAT} gl. f. [-r] Tttrmek, dtzmek, [eT. tte-m ek > tt-z-m ek > dt-z-mek {eAT} gl. f. [-iir] 1. Koku verm ek iin bir ey yakp tttrmek; ttslemek. 2. Hafife yak mak; gymek. dval, -li [Far. dvl J lji] (dva.l) {OsT} is. Tasma; kay. dvazdeh, [Far. dvzdeh ajlja] (diiva:zdeh) {OsT} sf. On iki. dvazdehm, [Far. dvzdehm ^ a jlja ] (dva:zdehm) {OsT} sf. 1. On ikide bir. 2. On ikinci, dvd, [tg-mek > d-d > diivd] {az} is. Y k sek yer; tepe. [DS] dve, [eT. tge > de > dve] is. B ir yandan b yk fakat henz doum yapmam dii sr, dvek, -i [tv-ek ?] is. 1. Ta oyuu; kak. 2. H ay vanlarn amurda brakt izlerin kurumu hli. dvel1, [dv-el ?] {az} is. mat. Y am uk (geometrik ekil). [DS] dvel2, [Ar. dvel J j^j {OsT} is. Devletler. S dvel-i muazzama, {OsT} B yk devletler.|| dvel-i m utelife, {OsT} Anlam, uyumu devletler.|| dvel-i mttefika, {OsT} Birlemi devletler.|| dvel-i sai re, {OsT} D ier devletler. dvelek, -i [a. tkelek / eT. tg-m ek (dmle mek) > d-e-le-k > dv-e-le-k] {az} is. 1. A ltn ba denilen bir tr kavun. 2. Kokusuz, tatl bir tr kk kavun. 3. K rkaa kavunu. 4. Olmam k

DV

dJJjj] {OsT} faz} is. 1. Altnba denilen bir tr ka vun. 2. Olmam ham kavun; kelek. 3. yi cins ka vun. 4. K aln kabuklu bir tr kavun. [DS] dvlem ek1 [tg-mek > dv-le-mek] {az} g l . f [-r] , [-l()-yor] Balamak; dmlemek. [DS] dvlem ek'', [dv-mek > dv-le-mek] {az} gl. f. [r] [4()-yor] Kovmak. [DS] dv, [tg-mek > dg- > dv] {az} is. 1. nce bulgur. 2. Dvlm kum dans. [DS] dvl, [tg-mek > dv-iil] {az} is. zm salkmn daki kk salkm aklar; ngl. [DS] dvlcek, -i [tg-mek > tv-l-cek] {az} is. N ar aacnn iei. [DS] dvlck, [tg-mek (dmlemek) > d-til-ck {eAT} {az} is. 1. Kk bulgur tanesi. 2. N azarlk takm ve kab. [DS] dvlek, -i [tg-mek > dv-l-ek] {az} is. Teker lek bal. [DS] dvn, [dn > dvn jjj ] {OsT} is. Dn. 3 dvn gn, {OsT} Gelin gtrme gn. dvr, [dnr] {az} is. Dnr. [DS] fi1 dvr git mek, {az} 1. K z grmeye ve istemeye gitmek. 2. Gelin almaya gitmek. [DS] dyd, [tg-mek > d-d > dy-d] {az} is. -* dd. [DS] dydy, [tg-mek > d+d-] {az} is. Ense kk; ense. [DS] dye, [de > dye] {az} is. 1. Dii dana. 2. Yk eken dii deve. [DS] dyek, [Far. d (iki) + yek (bir)] {OsT} is. 1. ki bir. 2. mz. Trk mziinde sekiz zamanl, be vurnlu kk bir usul, dyep, [? dyep] {az} is. Grg. [DS] dyun, [Ar. deyn (bor) > dyn 0 ^ ] (dyr.n) {OsT} is. Borlar. S dyn- dime, {OsT} Srekli borlar.\\ dyn- muhkeme, {OsT} I. Tediye edilmeyen borlar. 2. Vadesinde denmeyen bor lar. 3. deme zam an belli olmayan borlar.\\ dyn- mtemevvice, {OsT} H er gn azlp oalan borlar; deiken borlar.\\ dyn- ummiye, {OsT} Osmanl mparatorluunun d borlar ve bunlarn tasfiyesi iin kurulan idare. dyunat, [Ar. dyn > (oulun oulu olarak) dynt o U jjj] (dyu.na. t) {OsT} is. Borlar. S dynt- atka, {OsT} Eski borlar. dy, [tg-mek > dy] {az} is. 1. nce bulgur. 2. Kabuu soyulmu msr veya buday yarmas. 3. Pirin. [DS] dyl, [tg-mek > dy--1] {az} is. nce bulgur ta nesi. [DS] dylck, - [dr-ck > dyl-ck] {az} is. K k tane. [DS] S dylck olmak, {az} Un vb. suda erimeyerek kk tanecikler hlinde kalmak. [DS]

dylemek, [tg-mek > d-le-mek > dy-Iemek] {az} gl. f. [-r] Balamak; dmlemek. [DS] dylmnek, [tg-mek > d-l-mek] {az} edil. f. [r] (Para para olan eyler iin) belli olacak bi imde bir araya toplanmak; dlmek. dym, [tg-mek > diiy-m] {az} is. Dm. [DS] dyne, [tg-mek > dyn-e] {az} is. ine, orap, orap yamas vb. konulan kare biimli k k boha. [DS] -d z1 [-dz] yap. e. -* -diz. , -dz", [-tz / -dz] {eAT} yap. e. Zaman bildiren kelimeden zaman zarf yapar, tek rnekte grlr. giin-dz. dz1, [eT. tz } dz jjii] sf. 1. Y atay durumda olan; dik veya eik olmayan. 2. Y zeyinde girintisi knts, inii yokuu olmayan; przsz; mstev. 3. Eri ve arpk veya kvrml olmayan; doru; dz gn; {eAT} (aym). 4. Ssleme amacyla herhangi bir eklentisi olmayan; sade; yaln; sssz. 5. Devrik veya kvrk olmayan. 6. Taban ksmnda knts olm ayan veya knts ok az olan; yayvan. 7. (Ayakkab iin) ksa keli veya kesiz olan. 8. (Sa iin) kvrck veya dalgal olmayan. 9. izgisiz; desensiz veya tek renk olan. 10. {eAT} Eit; birbirine denk; msav. 11. {eAT} Sade. 12. {az} Uygun. [DS] 13. {eAT} Geree uygun; doru. 14. Katksz; ar; saf. 15. is. Engebesiz ve geni arazi; dzlk yer; ova; kr; yaz. {eAT} {az} (ayn) [DS] 16. {az} Kazanlarn yapm ve onarm srasnda kullanlan bir tr eki. [DS] 17. {az} Kepekli un. [DS] 18. zf. Hibir yere sapmadan; dosdoru; dm dz; dz olarak, dz ayak, (Ev iin) tek katl.\\ dz bask, 1. Dz plk zerinde baslacak yerleri asitle boya em ecek ekilde duyarlatrma yntem i ne dayanan bask teknii. 2. {az} Demircilikte demire perdah vermekte kullanlan bir aygt. [DS]|| dz cmle, dbl. Yklemi dier elerden sonra gelen cmle tr; kurall cmle.\\ dz deimece, ed. Bir kavram, neden-som, ierik-ieren, ii y a panla ara, nesne ile kkeni gibi zorunlu ilikilere bal olarak baka bir kavram belirten szlerle ifade etme sanat; mecaz- mrsel. || dzde kalmak, {az} Kimsesiz ve akta kalmak. [DS]|| dz diki, Eklenecek iki kuma parasn srt srta getirdikten sonra tersten yaplan diki tr. || dz duvara tr manm ak, G ileri baarmak.|| dz dnya, B tn dnya; lem. || dze kmak, Skntl bir du rumdan kurtulmak; rahatlamak,|| dze inmek, E kyalktan, isyan ve ete faaliyetlerinden vazge m ek,|| dz etmek, {eAT} Dzeltmek; dzlemek.\\ dz gidi, Yeryznde iki noktay birbirine bala yan en ksa izgi. || dz halay, folk. Urfa ve evre sinde oynanan bir karlama tr halay. || dz ho ron, folk. Artvin ve evresinde erkekler tarafndan oynanan horon tipi bir halk oyunu; varagele. || dz

I T

1 .1 3 4 1

DZ

kafiye, ed. Manzumelerde bir ktadaki kafiyelerin hepsinin ayn olmas biimi. || dz kanatllar, zool. Uzunlamasna kvrlm geni alt kanatlar, dar ve sert st kanat ile rtlm olan ve bin y z kadar tr ieren bcekler takm, (Orthoptera).\\ dz mni, ed. Yedier heceden kurulu, drt msral, kafiyeleri cinassz mni. || dz nefes almak, argo. Becermek; stesinden gelmek. || dz olmak, {eAT} Dzelmek; yoluna girmek. || dz oyun, fo lk. Ege blgesinde kna geceleri kadnlar tarafndan oyna nan karlama tr bir oyun. || dz silmek, {az} Torna ile tesviye etmek. [ D dz tekne, dnz. S S ] | | sularda kullanlan alt dz olarak yaplm ve s tnde fa zla yap bulunmayan deniz tat. || dz tmle, dbl. Geili fiillerle kurulan cmlelerde hlde bulunan tmle; belirsiz nesne. || dz nl, dbl. Dudaklarn gerilip dzlemesi ile m eydana gelen nl; /a/, /e/, h/Ji/. || dz yaz, ed. Herhangi bir l ve kafiye gibi manzum yaz zellikleri ta mayan, dnld gibi yazlan yaz; mensur; nesir.\\ dz yer, {eAT'} Ova. dz2, [dz] {az} is. Ayna. [ D S ] dz3, [Siav. duz] is. inde anason, sakz gibi kokulu maddeler olm ayan zm raks; dziko. C dz ra k, inde sakz, anason gibi kokulu maddeler bu lunmayan zm raks; dziko. dzara, [dz+ara] {az} zf. A ra verm eden; srekli.
[ D S ]

Dzmek eylemini yaptrmak. 2. {eAT} Yaptrmak; imal ettirmek. 3. Dzenletmek; tertip ettirmek. 4. {az} M innet altnda kalmay gerektiren bir i yap trmak. [DS] 5. argo. Kendisine cinsel iliki uygu lanm asna izin vermek. dze1, [Alm. dse] is. Basn altndaki bir boruda de biyi snrlandran kk apl delik. dze2, [tz (oran) > tz-mek > tz-e > dz-e ojji] is. 1. kim. Bir maddenin bir bileie, bir karma gi ren veya girmesi gereken miktar; doz. 2. {OsT} s lp; tarz. dzeban, [Far. d-zebn j:>] (dzeba.n) is. ki dilli. dze, -ci [dz-e] is. 1. Bir yzeyin eikliini anla mak iin kullanlan alet; tesviye aleti; nivo. 2. B ir buhar kazannda srekli olarak haznede bulunan su seviyesini gsteren cam boru. 3. Su terazisi, dzeleme, [dze-le-me] is. 1. Farkl ykseltideki yerleri ayn dzeye getirme eylemi; tesviye etme. 2. Yzeydeki ykseklik farkllklarn lerek yk seltme ve in d im e miktarlarn belirli noktalar ze rine aklm kazklara yazma; nivelman. 3. jeol. Bir yerin deiik noktalardaki yksekliklerini deniz yzeyi gibi belirli bir yatay dzleme gre belirle mek iin yaplan i ve ilemlerin tm. dzelem ek, [dze-le-mek] gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. Dze yardm yla yataylk durumunu lmek. 2. Farkl ykseltideki yerleri indirme veya ykseltme yoluyla ayn dzeye getirmek; tesviye etmek, dzelme, [dz-el-me] is. 1. Dz hle gelme eylemi. 2. yiye doru gitmek; iyilemek; yoluna girmek. 3. Bir hastalktan veya kazadan sonra doku ve organ larn eski ilevine kavumas, dzelm ek, [dz-el-mek] dnl. f. [-ir] 1. Dz hle gelmek; girintisi knts kalmamak. 2. Erilii veya yanll ortadan kalkmak. 3. Dzenli bir hl almak. 4. (Hasta vb. iin) iyilemek; salna ka vumak. 5. (Hava iin) ya ve souktan sonra snmak; almak; gneli hle gelmek. 6. Olumsuz huy ve alkanlklardan vazgemek. 7. ( iin) is tenilen biime gelmek; yoluna girmek, dzelti, [dzelt-i] is. 1. Dzeltm ek ii; dzeltme; tashih. 2. Baslmakta olan bir eserin provalar ze rinde dizgi yanllklarm zel iaretlerle belirtme ilemi. dzeltici, [dzelti-ci] sf. 1. Dzeltme iini yapan. 2. Dzeltm e iinde kullanlan. 3. Sraya koyup dzen leyen. 4. is. B ir hatay gidermeye, dzeltmeye ya rayan alet. 5. is. Baslmakta olan bir eserin provala r zerinde dizgi yanllklarm zel iaretlerle be lirten kii; dzeltmen; musahhih. S dzeltici jim nastik, Gnmz insannda alma artlar dola ysyla meydana gelen vcut bozukluu veya organ rahatszlklarn giderm ek iin uygulanan zel be den eitimi.

dzayak, -, [dz+ayak] sf. 1. M erdiveni veya inilip klacak yeri olmayan; sokak ile ayn seviyede olan. 2. {az} is. Srlm, zerinden trm k e kilmi ve ekime hazrlanm tarla. [DS] dzbast, [diiz+bas-t] {az} is. 1. Srlm, zerin den trm k ekilmi ve ekime hazrlanm tarla. 2. zf. Genel olarak; her tarafa; eit dalml olarak. [DS] dzber, [Far. dil-ber ? > dzber] {az} sf. Gzel.
[ D S ]

dzce, [dz-ce] sf. Olduka dz; dze yakn zellik te. dzd, [Far. dzdiden (almak) > dzd aja] {OsT} is. Hrsz. dzdaban, [dz+taban] {az} is. M arangozlukta yiv amak iin kullanlan bir tr rende. [DS] dzdan, [Far. dzdn bj:>] (dzda:n) {OsT} is. H r szlar. dzdane, [Far. dzdne bji] (dzda.ne) {OsT} zf. Hrsz gibi; hrszcasna, dzdem, [tz-dem > dz-dem] {eT} sf. Orantl; mnasip. dzdi, [Far. dzd tpj.5] (diizdi:) {OsT} is. Hrszlk, dzdide, [Far. dzdde o-b.>j:>] (dzdi:de) {OsT} is. alnm eyler, dzdrmek, [dz-dr-mek d U jjijji] gl. f. [-r] 1.

DZ

M IltfS M . Bir karm istenen orana gre ayarlama eylemi. 2. Doz belirleme, dzenek, [eT. tz-m ek > tz-e-m ek > dz-e-mek] gl. f [-r] [-z()-yor] kim. 1. Bir karm istenilen orana gre ayarlamak; doz belirlemek. 2. Karmn orann belirlemek, dzen, [dz-en jjj^ ] is. 1. Bir btn meydana geti ren birok ge arasnda zaman, yer, mantk, gzel lik, ahlk vb. alardan kurulmu uyum lu balant; dzgnlk. 2. Nesnelerin belirli bir amaca gre yerletirilii; tertip; nizam; intizam. {eAT} (ayn) 3. Evreni m eydana getiren ileyiin btn. 4. Bir devletin veya toplumun organlar arasndaki ileyi i dzenleyen kanunlar ve kurulular sistemi; yurt talarn uymas gereken kurallar toplam; devletin ynetimde tuttuu yol; ynetim biimi; rejim. 5. Tutarl ve dengeli bir ileyi sergileyen yasa ve ku rallar btn. 6. mecaz. Hile; dolap. 7. {az} Bir i iin gerekli olan ara, gere takm. [DS] 8. {az} Evlerde kurulu olan kk dokuma tezgh; tezgh. [DS] 9. as. A razide birliklerin, havada sava uak larnn, denizde sava gemilerinin eitim, manevra veya sava amacyla alm olduklar tertip. 10. miiz. Trk halk m ziinde seslendirilecek parann ses zelliine gre m zik aletlerine verilen ayar; akort. {eAT} {OsT} (ayn) 11. {eAT} Tedbir. 12. {OsT} {azf Ev bark. [DS] 13. {OsT} Yaradl; tynet. 14. {eAT} Takm. 15. {az} Pln; tasar. [DS] 16. {az} Ufak tefek; te beri. 17. {az} Ta duvar rlrken dz gn olmas iin en st sraya konulan dzgn ve yass talar. [DS] 18. {az} Gelin elbisesi. [DS] 19. {az} Elbise. [DS] 20. {az} Giyini. [DS] 21. {az} Ss. [DS] 22. {az} Geim; uyuma; dzenlik. [DS] 23. {az} Alveri. [DS] 24. {az} amar yka m akta kullanlan kll su. [DS] 25. {az} Atlye. [DS] 26. {az} Dz daml ky evi. [DS] S dzen aklamas, tiy. Bir tiyatro eseri metninde dekor, giysi, oyuncularn tavr ve hareketleri gibi konu larda yaplan aklama.|| dzen aac, {az} Araba ya da kanya ot, ekin demeti yklendiinde teker lee dem emesi iin stlerine konulan tahta. [DS]j| dzen akesi, im paratorluk dneminde yenierili e alnma srasnda zorunlu giderleri karlamak zere yenieri adayna verilen iki altn lira. || dzen ba, Disiplin; dzence.\\ dzen balamak, {eAT} D zene koymak; tertibe koymak; intizam vermek. || dzen dakan, {az} 1. E v eyas. 2. Alet; aygt. [DS]|| dzen dzmek, {eAT} 1. Tertibat almak; i dzenlemek. 2. E v bark kurmak; ev yapmak. || d zene koymak, Dzenlemek; danklktan kurtar mak; dzenli, derli toplu hle getirmek.\\ dzene sokm ak, Dzenlemek; danklktan krtarmak.\\ dzen hakk, {az} Gelini ssleyen kadna verilen bahi. [DS]|| dzen idinmek, {eAT} Ev bark sahibi olm ak.|| dzen ipi, {az} 1. Gelinin eyizini sergi lemekte kullanlan ip. 2. B ez dokunurken bir ucu bezde, dier ucu tezghn arkasndaki kancaya ta

dzelticilik, -i [dzeltici-lik] is. 1. Dzeltici olma durumu. 2. Dzelticinin grevi ve ii; musahhihlik, dzeltilme, [dzelt-il-me] is. Dz ve doru hle ge tirilme eylemi, dzeltilmek, [dzelt-il-mek] edil. f. [-ir] 1. Dz ve doru hle getirilmek. 2. Dzeltm ek ii yaplmak. fi1 dzeltilmi veriler, statistikte ham verilerin yanltclna y o l aabilecek etmenleri hesaba ka tarak elde edilmi veriler. dzeltim, [dzelt-im] is. 1. Daha iyi duruma getir m ek iin yaplan kurulu deiiklikleri; reform; slahat; tanzimat. 2. On altnc yzyln ilk yarsn da A vrupada kilise ve derebeylik saltanatna kar giriilen toplumsal eylem; reform hareketi; reformasyon. dzeltme, [dzel-t-me] is. 1. Doru ve dzgn hle getirme eylemi. 2. Bozukluu giderme; onarma; tamir. 3. Yanll giderme. 4. Baslmakta olan bir eserin provalar zerinde dizgi yanllklarn zel iaretlerle belirtme ilemi; dzelti. S dzeltme iareti, dbl. Kaln nllerden nce gelen /gf, /k/, III nszlerini ince syletmek, yabanc dillerden gir m i uzun heceleri belirtmek veya yazllar ayn, syleni ve anlamlar ayr kelimeleri belirtmek iin nller zerine konulan (A iareti; inceltme iare ) ti; uzatma iareti; apka. dzeltmek, [dzel-t-mek d U jJjji] gl. [-ir] 1. Doru ve dzgn hle getirmek. 2. Bozukluu ve aksakl gidermek; eski duruma getirmek; onarmak; ta m ir etmek. 3. Yanll gidermek; yanllarn yeri ne dorular getirerek hatay gidermek; kurallara uygun ve doru olan biimi vermek. 4. Yerinde olmayan eleri dzene sokmak; yerine koymak; dzenlemek. 5. Anlam azl gidererek kiiler veya gruplar arasndaki uzlamay salamak. 6. Zorluu ortadan kaldrarak ileri yoluna koym ak ve normal akna yneltmek. 7. Baslmakta olan bir eserin provalar zerinde dizgi yanllklarn zel iaret lerle belirtmek. 8. {eAT} Yapmak; imal etmek, dzeltmeli, [dzel-t-me-li] sf. Dzeltme ilemi uygu lanm olan. 0 dzeltmeli gdm, Havaclkta art arda yrnge dzeltmeleri uygulanarak yaplan gdm teknii. dzeltmen, [dzelt-men] is. Baslmakta olan bir eserin provalar zerinde dizgi yanllklarn zel iaretlerle belirten kii; dzeltici; musahhih, dzeltmenlik, -i [dzeltmen-lik] is. 1. Baslmakta olan bir eserin provalar zerinde dizgi yanllkla rn zel iaretlerle belirtmek ii; dzelticilik; m u sahhihlik. 2. Dzeltmenin ii ve grevi veya m es lei. dzem, [tz-mek > tz-e-m > dz-e-m] is. kim. Bir maddenin bir bileie, bir karma giren veya gir mesi gereken miktarn belirtme ii; dozaj, dzeme, [tz-mek > tz-e-me > dz-e-me] is. kim. 1.

m m n js M .1 3 4 3

DZ

kl ip. [DS]|| dzeni yerinde olmak, {az} i y o dzeng, [dz-en] (dzen) {az} is. 1. Y ksek dala lunda olmak. [DS]|| dzen koan, {eAT} Btiin ev rn zerindeki dzlkler. 2. Dalarn az meyilli eyas. || dzen kurmak, 1. B ir i iin gerekli ara olan yzeyleri. 3. ki tepe arasndaki dzlk ya da ve gereci salamak. 2. Huzurlu ve dzenli bir y a yayvan vadi. [DS] ay ve ynetim i salamak. 3. mecaz. Birini zor dzenge, [dzen-ge] is. 1. Bir akkann veya duruma drmek iin hileye ba vurmak; tertip akmn belirli bir lde gemesini salayan dze kurmak; dolap evirmek. 4. {eAT} E v bark y a p nek; dzenleyici; reglatr. 2. Sulama ilerinde mak]] dzen takan, {az} 1. Gelinin eyizini sergi kullanlan kanallardaki suyu ayn seviyede tutmaya lenmek iin ipe asan kadn. 2. A let takm. 3. Ev yarar yap. 3. Otomobillerde motorun dnme hzn eyas. [DS]|| dzen takt, {az} Dzen. [DS]|| d ayarlayan alet. 4. Elektrikli alet ve makinelerde zen teker, M akinelerde hareketin hzn sabit tut akm ihtiyaca gre sabit tutmaya yarayan aygt, maya ve almay dzenlemeye yarayan byk dzenlem e, [dzen-le-me] is. 1. Dzenli bir duruma apl ark; volan.|| dzen tutmak, {az} 1. Gein getirm eylemi; tanzim etme; dzene sokma. 2. mek; uyumak. 2. D zene girmek; yolunda gitmek. Nesneleri, bir btn oluturan eleri belirli bir 3. Bir sanatla ilgili aygtlar edinerek bir i yeri dzene sokm a ii; sraya koyma. 3. N esne ve amak. 4. amar ykam adan bir gn nce gerekli elerin dzene sokulmu biimi. 4. Sanat deeri malzemeleri hazrlamak; zellikle ertesi gne ka tayan bir eserin eitli oluturucu elerini arala dar kmesi iin kll suyu hazrlam ak [DS]|| d rnda bir uyum salayacak biimde seme, yerle zen verm ek, 1. Dzenlemek; danklktan kurtar tirme ilemi ve sanat. 5. ed. B ir edeb eserde veya mak. 2. (M zik aleti iin) akort etmek; {OsTf (ayn). konum ada dncelerin yerletirili biimi; kuru 3. {az} H er tr aygt iler hle koymak. [DS] lu. 6. mz. Belli ses, alg veya topluluklar iin dzenbaz, [dz-en + Far. bz (oyuncu)] sf. Hile ve yazlm bir eseri deiik seslere, alg ve topluluk dolap evirerek karsndakini aldatan, kandran; lara gre uyarlama ii; aranjman, hileci; kandrc; oyunbaz; dzenci; dessas, dzenlem eci, [dzenleme-ci] is. Dzenleme iini dzenbazlk, - [dz-en + Far. bz (oyuncu) T. -lk] yapan kii; aranjr. is. Hile ve dolap evirerek karsndakini aldatma, dzenlem ek, [dzen-le-mek] gl. f i [-r] [-l(i)-yor] 1. kandrma; hilecilik; kandrclk; oyunbazlk; d Dzenli bir duruma getirmek; tanzim etmek; dze zencilik; dessaslk, ne sokmak. 2. Nesneleri, bir btn oluturan dzence, [dzen-ce] is. 1. Toplum un veya bir toplu eleri belirli bir dzene sokmak; sraya koymak; luun, yasalara ve dzenle ilgili yazl veya yazsz dzeltmek, {az} (ayn) [DS] 3. N esne ve eleri btn dzenlemelere titizlikle uymas durumu; di istenen biimde dzene sokmak; dzeltmek, {az} siplin; sk dzen. 2. Kiilerin iinde yaadklar (ayn) [DS] 4. Sanat deeri tayan bir eserin eitli topluluun genel dnce ve davranlarna uym a oluturucu elerini aralarnda bir uyum salaya larn salamak amacyla alnan nlemlerin tm; cak biimde semek, yerletirmek. 5. ed. Bir edeb disiplin; sk dzen. 3. Bir bilim sel m etodun veya eserde veya konum ada dnceleri amaca uygun ahlk davrann sk bir ekilde kurallara balan biimde yerletirmek. 6. mz. Belli ses, alg veya mas; disiplin; sk dzen. 4. retim konusu olan topluluklar iin yazlm bir eseri deiik seslere, ve olabilecek bilgilerin btn; bilim dal. 5. Aske alg ve topluluklara gre uyarlamak; aranje etmek. r kanunlara, dzene ve stlere mutlak itaat, astn 7. {azj M zik aletlerini akort etmek; dzen ver ve stn haklarna riayet etme, sayg gsterme; di mek. 8. gnl. Bir etkinlii ayrntl bir biimde ta siplin; sk dzen, sarlayp gerekletirmek; yapmak; tertip etmek; dzenci, [dzen-ci] sf. 1. Hile ve dolap evirerek organize etmek. 9. {az} Bozuk bir arac iler hle karsndakini aldatan, kandran; hileci; kandrc; getirmek. [DS] 10. {az} Hazrlamak. [DS] 11. oyunbaz; dzenbaz; dessas. 2. {az} is. Gelin ola {az} Sslemek. [DS] cak kz ssleyen kadn. [DS] dzenlenm e, [dzenle-n-me] is. Dzenli duruma ge dzencilik, -i [dzenci-lik] is. Hile ve dolap evire tirilm e eylemi, rek karsndakini aldatma, kandrma; hilecilik; dzenlenmek, [dzenle-n-mek] edil, fi [-ir] 1. D kandrclk; oyunbazlk; dzenbazlk; dessaslk, zenli ve tertipli duruma getirilmek; tanzim edilmek. dzenda, [dz-en+da jilj jjj] {OsT} sf. B ir d 2. Yaplmak; tertip edilmek, zende; bir nizamda; ayn seviyede, dzenleik, -i [dzenle-ik] sf. 1. Dzenleri birbiri dzenek, -i [dz-enek] is. 1. Bir aleti veya aygt ne uygun olan. 2.fiel. Bir snflamada ayn dzen ve oluturan ve birbirine baml olarak ileyen ksm srada olup altta bulunan, larn tm; m ekanizma; {az} (ayn), (1944). 2. D dzenleim, [dzenle-im] is. 1. fiel. Ayn sradaki zenlenmi, hazrlanm ey. 3. {az} Plan; tasan. nesne ve kavramlarn birbirinin yannda oluu; e [DS] dzen. 2. Bir snflamada ayn srada bulunan iki ve dzenekl, [dzenek-l] {eAT} sf. Bir dzende; bir daha ok kavram n birbiri ile olan ilgisi; bants. nizamda; ayn seviyede.

DZ dzenlem e, [dzenle--me] is. man. zde bir cin sin iki tr arasndaki bant, dttzenlem ek, [dzen-le--mek] dnl. f. [-ir] (Ba ntl nesneler iin) arasnda dzen kurulmak, d zenletirm ek, [dzenle-tir-mek] gl. f. [-ir] Bantl nesneler arasnda dzen salamak, dzenleyici, [dzenle-y-ici] is. 1. Bir akkann veya akmn belirli bir lde gemesini salayan dze nek; dzenge; reglatr. 2. Sulama ilerinde kul lanlan kanallardaki suyu ayn seviyede tutmaya yarar yap. 3. Otomobillerde motorun dnme hzm ayarlayan alet. 4. Elektrikli alet ve makinelerde akm ihtiyaca gre sabit tutmaya yarayan aygt. 5. Sinema veya televizyonda dekoratr yardmcs. 6. sf. Herhangi bir ii veya kuruluu gerekletirerek dzenli sonu alnmasn salayan kimse; dzenle yen; dzene koyan; tanzim eden; organizatr, dzenleyi, [dzenle-y-i] is. 1. Dzenleme eylemi. 2. Dzenleme biimi, dzenli, [dzen-li] sf. 1. Dzen iinde bulunan; muntazam. 2. eleri yerli yerinde, dzgn olan; tertipli. 3. Belirli zaman aralklar ile gerekleen; deimez bir ritme bal olan. 4. (Kii iin) dzen ve pln erevesinde yaayan; bulunduu yeri ve yapt ii temiz ve dzen iinde tutan. 5. mz. (Ses iin) kulaa ho gelen. 6. {az} (Kii iin) geimli. 7. {az} (Kii iin) yalanc, dzenlik, -i [dzen-lik is. 1. Dzen iinde yaama. 2. {eAT} {OsT} Rahatlk; asayi; barklk; dirlik; intizam. 3. {az} Uyuma; geim. [DS] S d zenlik etm ek, {eAT} {OsT} yi geinmek; uyu mak. dzenlilik, -i [dzenli-lik] is. 1. Tabiat kurallarna uygun olan eyin nitelii. 2. Eit aralklarla ortaya kan veya tekrarlanan olayn durumu. 3. Kanunla ra ve kurallara uygunluk. 4. Bir dzen iinde bu lunm a hli. dzenm ek, [diiz-en-mek / dz-n-mek] {eAT} {az} dnl. f. [-ir] 1. Sslenmek; dznmek. 2. Dzene girmek. [DS] dzensiz, [dzen-siz] sf. 1. Belirli bir dzen iinde olmayan; kark; dzeni bozuk; tertipsiz; intizam sz; gayr-i muntazam. 2. Sistemsiz. 3. (nsan iin) dzenlemeyi beceremeyen; dank, dzensizlik, -i [dzensiz-lik] is. 1. Dzen, uyum yokluu; tutarszlk. 2. Danklk. 3. Ritim yoklu u. 4. Dzenlemeyi beceremeyen kiinin zellii, dzerek, -i [dz-e-rek] {az} sf. Dzms. [DS] dzerlem e, [dz-er-le-me] {az} is. 1. (Bozuk bir ey iin) onarma; iler hle getirme. 2. (Trk iin) armonize etme; dzenleme. [DS] d z e rm e k ', [tz > tz-er-mek > dz-er-mek] {eTj gsz.f. [-r] Dzelmek; dz hle gelmek. d zerm ek 2, [dz-er-mek] {az} gsz. f. [-ir] Maya lanmak; ekimek. [DS] dzetm ek, [dz-et-mek dlo:>j:>] {eAT} {OsT} {az} gl.

n n c E S H .

> -

f. [-ir] 1. Yoluna koymak; tanzim etmek; tertip et mek. 2. Dzeltmek; tesviye etmek. 3. Yapmak; kurmak; ina etmek. [DS] dzevk, [Fa. d (iki) + Ar. zevki] (dzevk:) {OsT} sf. ki zevkli; hem kadndan ham de erkekten zevk duyan. dzey, [dz-ey] is. 1. Bir eyin veya yerin seilen yatay bir dzleme gre tad ykseklik; yksek lik derecesi; seviye, (1935). 2. Deim eler bak mndan derece; seviye. 3. Bir kimsenin, kabul g ren davran ve durum lara gre tad deer; de rece; seviye. 4. H iyerarik toplum dzenlerinde kiinin tad konum; iinde bulunduu katman. 5. dbl. Bir dilin, ses birim i, anlam birimi ve szdizimi gibi anlatm ve bildirim katm anlarnn her bi ri. 6. dbl. Toplumsal katm anlama bakmndan bir dilin kullanlma biem lerinden her biri. 7. {az} Dzlk yer. [DS] dzeyli, [dzey-li] sf. Dzeyi, derecesi yksek olan; seviyeli. dzeyler, [dz-ey+l-er] is. B ir kapal kap iin deki svnn yksekliini lmekte kullanlan aygt; hidrometre. dzeysiz, [dzey-siz] sf. Dzeyi, derecesi dk olan; seviyesiz; ad; baya, dzge, [dz-mek > dz-ge] {az} is. Ss. [DS] dzge, -ci [dz-mek > dz-ge] {az} is. Kalemt ra. [DS] dzgen, [dz-gen] {az} sf. Dzenli; dzgn. [DS] d zg erm ek , [tz > tz-ger-m ek > dz-ger-mek] {eT'} gl. f. [-iir] A rmaan vermek, d zg, [dz-mek > dz-g .jS'jj-] is. fel. 1. Deer lendirme ve yarglam ada rnek veya kural olabilen nerme; l; kaide; numune; emsile; paradigma. 2. U yulm as gereken kural; norm. 3. dbl. Hem bil diri oluturm ay hem de bildiriyi doru olarak zmleyip yorum lam ay salayan saymaca nitelikli simgeler ve birleim kurallar sistemi. 4. {OsT} A y na. 5. {az} st ba; kyafet; giyim. [DS] 6. {az} eyiz. [DS] 7. {az} Tasar; plan. [DS] 8. {az} Bi nalarn kap, tavan, dolap gibi dorama, tahta ks m. [DS] dzg, -c [dz-mek > dz-g] {az} is. Kalemt ra. [DS] dzglenm ek, [dzg-le-n-mek] {az} edil. f. [-ir] (Binann tahta ksm lar iin) yaplmak. [DS] d zgl, [dz-g-l] sf. 1. Dzgye uygun; normal. 2. {az} Ssl. [DS] dzgn, [dz-gn OjSjj-i] sf. 1. Yzeyi dz, przsz olan. 2. Hibir girinti ve knts, erilii olmayan; muntazam. 3. Hibir eksii olmayan; iyi dzen lenm i olan; kusursuz. 4. Her eyi yerli yerinde ve dzenli olan; rabtal; muntazam. 5. Biimi ve da l oranl olan; insicaml. 6. zf. Kurala uygun ve dzenli olarak. 7. is. Cildi gergin tutmas iin yze srlen bir krem; allk. {OsT} {az} (ayn) [DS] 8.

DZ

noktalar iin) ayn dzlem zerinde bulunan; e {OsT} Ss; ziynet. 9. {eAT} Tertip; dzen; dzenli dzlemli. 2. (Ynl dorular iin) ayn dzleme durum. 10. {az} Gelin elbisesi. [DS] S dzgn paralel olan. okgen, mat. Btn yzleri ve alar eil olan okgen.j| dzgn dzm ek, {eAT} Diizen kurm ak; dziem delik, -i [dzlemde-lik] is. ki veya daha tertibat almak; tuzak kurmak. d zg n etm ek, ok eklin veya mekanik sistem elemanlarnn veri {eAT} Tertip almak; tertiplenmek,j| d zgn h a re len bir anda ya da bir dn srasnda ayn dzlem ket,/iz. Sabit hzl, hareket; bir biimli hareket. de bulunma zellii, dzgnc, [dz-gn-c] is. 1. D zgn yapan ve dzlem e, [dz-le-me] is. 1. Dz hle getirme eylemi; satan kimse. 2. Eskiden gelinlerin makyajn yapan tesviye. 2. {az} Dz yer; dzlk. [DS] 0 dzlem e kadn. ta, {az} Ham derileri dzeltmeye yarayan aygt. [DS] dzgnlem ek, [dz-gn-le-mek] gl. fi. [ -r j [~l()~ yor] Dzgn srerek makyaj yapmak, dzlem ek, [diiz-le-mek] gl. f i [-r] [~l()~yor] 1. Dz dzgnlenm ek, [dz-gn-le-n-mek] edil. fi [-ir] 1. hle getirmek; tesviye etmek; dzeltmek; {azj Dzgn srlmek. 2. dnl. Dzgn srnmek; (ayni). [DS] 2. Keskin veya andrc bir alet ile bir dzgn ile boyanmak, yzeye przsz durum kazandrmak. 3. {az} Bir dzgnl, [dz-gn-l] sf. Yzne dzgn srnm eyin ucunu yontarak sivriltmek. [DS] 4. {az} Ha olan. <9 d zgnl etm ek, {eAT} Sslemek; beze karet etmek; rezil etmek. [DS] mek. dzlem lik, -i [dzlem-likj is. Dzlem olm a hli, dzgnlk, - [dz-gn-lk] is. 1. Dzgn ve mun dzlem sel, [dzlem-sel] sf. 1. Dzlemle ilgili. 2. tazam olma durumu. 2. mat. Dzgn olan bir ek D zlem niteliinde olan, lin, cismin veya ilem in temel zellii. 3. Dzgn dzlem sellik, -i [dzlemsel-lik] is. Belli bir anda ekmek iin kullanlan malzeme veya bunun ko veya bir gelime srasnda bir eklin veya bir m e nulduu kutu. 3. {az} A llk ve pudra gibi makyaj kanik sistemin btn elem anlarnn bir dzlem ze malzemesi. [DS] rinde bulunm as durumu, dzgn, [dz+gn-] {az} is. Gerdek gecesinden dzlenm e, [diizle-n-me] is. D z hle getirilme eyle nceki gn; dnn son gn, mi. dzgsel, [dtizg-sel] sf. fel. Diizg ile ilgili; yasa dzlenm ek, [dzle-n-mek] edil, fi [-ir] 1. Dz hle veya kural olat; normatif, getirilmek. 2. {az} dnl. fi Sslenmek. [DS] 3, dzgsz, [dzg-sz] s f fel. Dzgye uygun olm a D zene girmek; dzelmek, yan; anorm al. dzlem e, [dzle--me] is. 1. D z hle gelme eylemi. dziko, [Slav, duz / T. dz + Yun. ikos] is. inde 2. Dzlk, dzgnlk kazanma. 3. dbl. Baz etk en anason, sakz gibi kokulu m addeler bulunmayan lerle yuvarlak (/o/, fl, /u/, /ti/) nllerin dz (lal, zm raks; dz. /e/, ll, /i/) nl hline gelmesi, diizilmek, [dz-mek > dz-il-mek] {eAT} e d il .f [-r] dzlem ek, [dzle--mek] dnl. fi [-ir] 1. Dz hle 1. Tertip ve tanzim edilmek; dizilmek; sralanmak; gelmek. 2. Dzlk, dzgnlk kazanmak. 3. D o dzlmek. 2. Bitirilmek; baarlmak. 3. Sslenmek. rulmak. 4. dnl. fi Anlamak; barmak; bir araya gelmek; d zletirici, [dzletir-ici] s f 1. Dzletirme iini birlemek. yapan. 2. Yzeyi dzgn bir hle sokan m akinele dzine, [t. dozzina] (dzi'ne) is. 1. Ayn cinsten rin genel ad. nesnelerin on ikisini bir arada bulunduran kme. 2. dzletirm e, [dzle-tir-me] is. Dz hle getirm e zf. mecaz. ok; pek ok. eylemi. dzlek, -i [dzle-m ek > dzle-k] sf. 1. Dz gr d zletirm ek , [dzle-tir-mek] gl. fi [-ir] 1. Bir eyi nml; dz olan. 2. {az} is. Dz yer; dzlk. [DS] dz hle getirmek; dzlemesini salamak. 2. dbl. dzlek yap, Yatay durulu tabakalarn geni Y uvarlak nlleri, dudaklar biraz dz hle getire yer tuttuu dzlk. rek sylemek, dzlem , [dz-le-m] is. 1. Dz yzey. 2, zeri girinti siz ve kntsz olan, kre veya silindir nitelii ta dzletici, [dzlet-ici] s f 1. Dzelten; dz hle geti ren. 2. is. M adenleri dz hle getirmeye yarayan mayan yass yzey. 3. m a t U zayda ayn doru eki, merdane gibi aralarn genel ad. 3. San zerinde bulunm ayan nokta yahut kesien veya keratinire etki ederek dz hle gelmesini salayan paralel iki doru ile belirlenen dz yzey, (1937). sv veya krem, 0 dzlem geom etri, mat. Konusu dzlem iinde kalan ekillerin incelenmesi olan geom etri dal.\\ dzletm e, [dzle-t-rne] is. Dzleme iini yapma; d zeltmek eylemi, dzlem k re, Yerin, g k krenin veya herhangi bir gk cisminin iki yar kresini ayr izdm dzle dzletm ek, [dzle-t-mek] gl. f i [-ir] 1. D zlem e ii ni yapmak. 2. Dz olmasn salamak. 3. Saralkta minde gsteren harita.\\ dzlem yzl, Yzleri birlikte dikilmi derilerin ayn boyda olmasn sa dzlem olan. lam ak iin kntlar kesmek. dzlende, [dz-le-m-de] sf. mat. 1. (Doru ve

DZ dzlk, - [dz-lk] is. 1. Dz olma hli. 2. A a sz, dz arazi; dalk ve tepelik olmayan yer. dzlnmek, [tz-mek > tz-l-mek > tz-()l-nmek > dz-()l-n-mek] {eT} dnl. fi [- rj Dzel mek. dzme, [dz-me is. 1. Tamamlama ve bir dze ne sokma eylemi. 2. {eAT} Dzen; hile; uydurma sz. 3. {az} Mani; trk. [DS] 4. {az} M zik alet lerinde akort. [DS] 5. {az} Deme kirii. [DS] 6. s f A slna benzetilerek uydurulan; sahte; uydurma; yalan. 7. Suni; yapma. 3 dzme mant, {az} Ta tar brei. || dzme ta, {az} Temel zerine ko nulan yontulm u ta; ap ta. [DS] dzmece, [dz-me-ce] sf. 1. Gerek olmayan; dz me; sahte. 2. Hakk olmayan bir grevde usulsz olarak bulunan. S dzmece papa, Usulsz olarak atandklarndan Rom a Kilisesince tannmayan p a pa adaylarna verilen ad. dzmeci, [dz-me-ci] is. Dzme eyler yapan veya syleyen; yalan uyduran; yalanc; sahteci; sahtekr; {az} (ayn). [DS] dzmecilik, -i [dz-me-ci-lik] is. 1. Dzmeci olma durumu. 2. Dzmecinin yapt i; sahtekrlk, dzmek, [eT. tz-m ek / diiz-mek liUjj] g l.f. [-er] 1. Dzeltmek; gereksiz ve irkin yerlerini atmak. 2. htiya duyulan birok eyi birbirini tam amlayacak ekilde bir araya getirmek; dzen tutmak; eya top lamak. 3, Birok paralardan bir btn oluturmak. 4. Dzene sokmak; sraya koymak; elverili ve kul lanl durum a getirmek; tanzim etmek; tertip et mek; tedvin etmek. {eT} {az} (ayn) [DS] 5, M ey dana getirmek; retmek. 6. (Yalan iin) uydurmak. {az} (ayn) [DS] 7. {eAT} Ynetmek; idare etmek. 8. {eAT} {az} Dizmek; iplie geirmek. [DS] 9. {eAT} {az} Eksikleri gidermek; yapmak; meydana getirmek; tertip ve tanzim etmek. 10. {eAT} {az} Hazrlamak. [DS] 11. {eAT} (iir, nazm iin) telif etmek; nazmetmek. 12. {eAT} Dzeltmek; tashih etmek. 13. {eAT} mz. Dzen vermek; akort etmek. 14. {eAT} {az} Sslemek; donatmak. [DS] 15. {az} Bir i yeri amak iin o i ve sanatla ilgili ara ve gereleri salamak. [DS] 16. {az} (Aa iin) yontmak; yontarak biim vermek. [DS] 17. {az} ki kiinin arasn bulmak; dzeltmek. [DS] 18. {eAT} A rac olarak salamak. 19. {eAT} (Birini bir eye) tevik etmek. 20. argo. (Erkek iin) biri nin rzna gemek; cinsel ilikide bulunm ak 21. {az} gsz. f . imanlamak. [DS] t? dzm ek ko m ak, {eAT} 1. Tertip ve tanzim etmek. 2. yice ss lemek. 3. Naketmek; resmetmek.]] dzp komak, {eAT} D zm ek komak. dzsiz, [tz > tiiz-siz > dz-siz] {eT} sf. Dzensiz; intizamsz. dztaban, [dz+taban] sf. 1. Doal ayak kemerinin yokluu biiminde yapsal bozukluu olan; ayak tabannn kubbesi km olan. 2. mecaz. Uursuz.

IMIMJESM

1346

3. is. M arangozlukta lmba amak, kordonlarn dz blmlerini tem izlemek gibi ilerde kullanlan dar tabanl bir tr rende, dztabanlk, - [diiz+taban-lk] is. Doal ayak kemerinin yokluu durumu; dztaban olma duru mu. dzc, [dz-c] {az} sf. 1. Yalanc. 2. (Kadn iin) gelini ssleyen. [DS] dzlm e, [dz-l-me] is. 1. Dzme iinin yaplma durumu ve eylemi. 2. Dzen kurulma. 3. Btn oluturulma. 4. Uydurulma. 5. Kandrlma. 6. argo. Irzna geilme, dzlmek, [eT. tz-mek>tz-l-mek>dz-l-mek dlLjjj / diLji] edil. f. [-r] 1. Dz hle getirilmek; sraya sokulmak; dizilmek; yaplmak; tertip ve tan zim olunmak; hazrlanmak. {eAT} {OsT} (ayn) 2. Birok paralardan bir btn oluturulmak. 3. D zene ve sraya konularak elverili ve kullanl du rum a getirilmek. 4. htiya duyulan birok ey, bir birini tam amlayacak ekilde bir araya getirilmek; dzen tutulmak; eya toplanmak; salanmak. 5. M eydana getirilmek; retilmek. 6. Uydurulmak. 7. argo. Irzna geilmek; kendisi ile cinsel ilikiye girilmek. 8. mecaz. Kandrlmak; aldatlmak, {az} (ayn) [DS] 9. T elif olunmak. 10. dnl. f. {eAT} {OsT} Dizilmek; sralanmak. 11. {eAT} {OsT} D zelmek; intizam a girmek; eski hline dnmek. S dzlp koulmak, {eAT} Gzelce sslenmek. dzm, [dz-m is. 1. Dzm ek eylemi ve so nucu. 2. {eAT} Dizi. S dzm dzm, .{az} D izi dizi; dizim dizim. [DS] dzn, [tz-mek > tz- / dz-n] (dz:n) {eT} sf. Uslu; terbiyeli, dzttngii, [diizn-g] {az} is. Ayna. [DS] dznlk, [tz-n > tz-n-lk > dz-n-lk] {eT} is. Y umuak huyluluk. dznmek, [dz-n-mek > dz-en-mek d jj] {eAT} {OsT} {az} dnl. f. [-r] Sslenmek. [DS] S dz nmek kounm ak, {eAT}{OsT} Gzelce sslen mek]] dznp kounm ak, {eAT}{OsT} {az} Ss lenmek. dzm ek1 [tz-mek > tz--m ek / dz--mek] , {eT} ite, f i [-r] Bir eyi dzeltmekte birbirine yardm etmek; birlikte dzeltmek, dzmek^, [dz--mek] ite, f i [-r] argo. Kar lkl cinsel ilikide bulunmak; iftlemek, dzttrmek, [dzt-tr-mek dU {eAT} g l . f [r] 1. Kurdurmak; tesis ettirmek. 2. Tanzim ettir mek; dzenletmek. 3. Yaptrmak. Dy. [Yun. dysprositos (eriilmesi g) > Fr. dysprosium] (di'sprosyum) is. kim. Atom numaras 66, atom ktlesi 162.50, younluu 8.54 olan ve 1500Cde eriyen, ak yeil renkte zeltiler veren nadir toprak grubundan bir element olan dispros yum un sembol.

lO B U C t

S ill

e, [E / e] is. 1. Latin asll yeni Trk alfabesinin altnc harfi. 2. dbl. Azn n blm nde .teekkl eder ve dudaklar dz hlde, az akl fazla iken sylenir; ince, dz, geni nldr. 3. Tam srala mada altncy; yazlmad zaman ise beinciyi gsterir. 4. Elektronun sembol. S -e hli, dbl. smin ynelm e durumu. -e-1 [-a- / -e-] yap. e. -> -a- {eAT} (ayn). , -e-2, [-a- / -e- / -- / -i- Au- / --] {eT} yap. e. -* -a-, -e1 [-a / -e / - / -i / -u / - / -y-a / -y-e / -y- / -y-i / -y, u / -y-] >ap. e. -* -a. {eAT} (ayn). -e2, [-a / -e / -y-a Ay-e] e e. -* -a {eT} {eAT} (ayn). -e3, [Ar. -e _- / L ] /s7y som eA Arapa kelimelerin :. diilini yapan son ek. E, [E] is. 1. Anglosakson ve Germenlerde mi notasnn karl. 2. Tmel, olumsuz nerme sembol. e 1 [e] (e:) ed. 1. Cmle bana getirildiinde "yle , olunca, mademki yle , kabl, yle o lsu n anlam verir. e2, [e] (e:) nl. 1. Tonuna gre cmleye deiik duy gusal anlamlar katar. 2. Soru cmlelerinde ise a ma, merak bildirir. 3. Soru cmlelerinde, cevap isterken pekitirme amacyla kullanlr; yani; nasl. E, sen ne ya p tn ? 4. {az} arm a nlemi. [DS] 5. {azl renme, tiksinme bildir. [DS] 6. {az} Efendim, yle m i anlam nda kullanlr. [DS] 7. {az} Devam et; so n ra anlamnda kullanlr. [DS] S e etkisi, psikol. Karanlkta ba 2 8 - 4 5 derece eilmiken ban eik bulunduu tarafn karsnda grnen dikeyin y e r deitirmesi olay. e3, [e / a] {eT} nl. Seslenme nlemi. [ETY] Beglerim e l (Ey beylerim!) eacib, [Ar. u'cbe > e'cb (ea:ci:b) {OsT} s f 1. alacak eyler. 2. V cutta oluan anorm al likler. fi3 ecb-i d eh r, {OsT} Dnyann alacak eyleri. Ecim, [Ar. 'acem > e'cim (*-=-^0 (ea:cim) {OsT} z. is. 1. Arap olmayanlar. 2. Acemler; ranllar.

ead, [Ar. 'advv>e'd p U l] (ea:di:) {OsT} is. D manlar; basmlar; yalar, e al, [Ar. a'l > e'l JU-I] (ea:li:) {OsT} is. Pek yk sek olanlar; an ve eref sahibi kimseler, eam , [Ar. e'am m p*\] {OsT} sf. En genel; en umumi; pek mull. ea n z , [Ar. ard > e'rid (ea:ri:z) {OsT} is. 1. ed. iirde vezinden bahseden bilim dal. 2. Arap edebiyatnda beytin birinci msrasnn son ksmla r. E rib , [Ar. arab > e'rb lde yaayan Araplar. e sir, [Ar. i'sr > er iddetli rzgrlar; kasrgalar, e az, -zzi [Ar. 'aziz > e'azz jU t] (ea:z) {OsT} sf. En aziz. S eazz-i ehib b , {OsT} Tandklarn en azizi. eazn, [Ar. a'zam (byk) > e'zm jJiUl] (ea:zm) {OsT} is. Byk adamlar; ulular. S ezm - ehibb a, {OsT} Tandklarn en by.|| ezm - m illet, {OsT} M illet bykleri.\\ e zm - rical, {OsT} D ev let adamlar iinde en byk olanlar.\\ ezm - deb , {OsT} Edebiyatlarn en by. eazze, [Ar. 'izzet (deerlilik, byklk) > e'azze jUl] {OsT} nl. Aziz etsin! e b 1, [eb (yans.)\ is. Deersiz, yararsz olm a durum u nu anlatan kk. [Zlfikar] eb-ir cbr eb2, [eb (yans.)\ is. Rastgele yaplan, dzensiz hare ketleri anlatan kk. [Zlfikar] eb-e-le-k sebelek e b , [eb / eb / ew / iiw / y / y] {eT} is. 1. Ev. [EUTS] [ETY] [KPy.] [Gabain] 2. Oturulan yer; yurt. [ETY] 3. adr. [KPy.] [Gabain] [ETY] 4. Karargh; or dugh; kamp yeri. [ETY] [Tekin] [KPy.] S eb b a rk , E v bark. eb4, [Ar. eb ^\]{OsT} is. Baba. S eb en cet, {OsT} Babadan oula. || eb-i m fik, {OsT. efkatli ba ba.\\ eb cet, {OsT. Baba ve dede. (ea:si:r) {OsT} is. (ea:ri:b) {OsT} is.

EB

I ffiH I lIB C f S Z L K . 1.550


e b b a r, [Ar. ebbar jl l] (ebba.r) {OsT} is. neci. ebbaz, [Ar. ebbz jU ] (ebba:z) {OsT} is. 1. rkme. 2. Kama. 3. rkek karaca. ebbed-A llah, [Ar. ebbed-allh (ebbedalla.h) {OsT} nl. Allah, daim eylesin anlamnda iyi di lek sz. S eb bed-A llah m ecdhu, {OsT} Allah onun an ve erefini srekli klsn. ebbeh, [e + pek / e + bak] ( e bbe:h) {az} iinl. 1. ama bildirir. 2. Tela bildirir. 3. M aallah an lam nda kullanlr. ebced, [Ar. elif, be, cim, dal > e-b-ce-d i ;r v * ] {OsT} is. -* ebcet. S ebced-hn, {OsT} E bcet oku yan; okula yeni balayan; acemi. ebcet, -di [Ar. elif, be, cim, dal > e-b-ce-d ^ < 0 _j {OsT} is. H er harfi bir sayy karlayan Arap harf leri ile yazl sekiz kelimeden meydana gelen bir hesap sistemi; (ebced, hevvez, hutti, kelemen, sa fe s , karaet, sahhaz, dazg-len). S ebcet hesab, ed. Arap harflerinin say deerlerinden yararlana rak bir sayy veya tarihi ortaya karma sistemi, (elif: 1, be, (pe):2, cim, (im): 3, dal: 4, he: 5, vav: 6, ze, (je): 7, ha: 8, t: 9, ye: 10, kefi (kaf-i nun): 20, lm: 30, mim: 40, nun: 50, sin: 60, ayn: 70, fe : 80, sad: 90, kafi 100, re: 200, n: 300, te: 400, se; 500, h: 600, zel: 700, dat: 800, z: 900, gaym:

eb5, -bbi [Ar. ebb ^ ] {OsT} is. 1. Otlak. 2. Otlar, eba, [Far. eb ti] (eba:) {OsT} is. Yemek; yiyecek, ebabil, [Ar. ebabil J ^ ^ '] (eba:b:il) {OsT} is. zool. 1. D a krlangc. 2. Keisaan. 3. gnl. Bir sra h linde uan ku srs. 4. Denizin zerinde sr hlinde uan kular. 5. Efsanevi kular. eba d 1 [Ar. bud (uzaklk)>eb d jU.1] (eb-a:d) {OsT} , is. -* ebat. S ebad - b-nihye, {OsT/ Sonsuz uzak lklar.\\ ebad- selse, {OsT} boyut (genilik, derinlik, ykseklik). eb ad 2, [Ar. bud (uzaklk) > eb'ad JjuI] {Os T} sf. En uzak, e b ad- ih tim alt, {OsT} Olaslklarn en uza; uzak bir ihtimal. ebadid, [Ar. ebdd JujUI] (eba:di:d) {OsT} sf. Da nk; mteferrik, ebaenced, [Ar. eben + an (-dan) + cedd (dede) eskiden beri; bildik bileli, ebaet, [Ar. eb eto iL l] (eba.et) {OsT} is. 1. Kamlk. 2. Kam. ebah, [e + bak > ebah] (e:bah) {az} nl. Oh ne gzel! ebaid, [Ar. eb'ad > eb'id (eba:id) {OsT} is. 1. En uzak yerler. 2. Yakn olmayan hsm ve akraba lar. ebalis, [Ar. iblis > ebls / eblse eytanlar; iblisler, ebanet, [Ar. ibne > OsT. ebnet o ill] (eba:net) {OsT} is. Edilgen ecinsellik. e b a rik 1 -k [Ar. ebrik jU ] (eba:rik) {OsT} is. 1. , Kumlu, balkl yer. 2. Alaca atlar. e b a rik 2, -k [Ar. ibrll > ebrik J j j U] (eba:rik) {OsT} is. Su kaplar; ibrikler, ebat, -d [Ar. b u 'd (uzaklk) > eb 'd (eba:t) {OsT} is. Boyutlar, ebatl, [Ar. bati (boa kma) > btl (anlamsz,ey) > ebtl / ebtil J-UUl] (eba:tl) {OsT} is. Anlamsz ey ler. ebatih, [Ar. ebtah > ebtih ebatil, [Ar. ubtle > ebtl (eba:ti:h, h kaim (eba:til) {OsT} is. 1. sylenir) {OsT} is. Kumlu dereler ve rmaklar, Bo ve yararsz eyler. 2. Bo inanlar, ebazir, [Ar. bezr > ebzlr j ^ l] (eba:zi:r) {OsT} is. Baharatlar. ebbal, [Ar. ebbl JU ] (ebba:l) {OsT} is. Deve oban, ebbale, [Ar. ebbl <JU] (ebba.le) {OsT} is. 1. Halk; ahali; cemaat. 2. B ir yk odun. {OsT} is. U (a ba:anced) {OsT} zf. Birka nesilden beri;

1000)
ebcel, [Ar. ebcel J l] {OsT} sf. (Kii iin) iri yapl, ebcer, [Ar. ebcer >l] {OsT} sf. (Kii iin) kam b yk ve kk olan; iman, ebcim , [? ebcim] {az} sf. 1. Eli ie yatkn; becerikli. 2. mark; hoppa. [DS] ebcit, [Yun. apsida] {az} is. Kan tekerleinin aa ksm. [DS] ebi, [eb-i] {eT} is. E; zevce; kar; kadm. [EUTS] [ETY] eb d a, -a [Ar. bed'et (gzellik) > ebd fjul] (ebda:) {OsT} sf. En ok gze arpan; en gzel, ebd al, [Ar. bedel (karlk) > bedii (karlayan) > ebdl] (ebda:l) {OsT} is. 1. Karlklar. 2. Yerine oturanlar. 3. Aptal; akn. 4. sf. Kendini A llaha vermi; Allah sevgisi ile dolu. ebdal, [Ar. ebdl J '- ^ '] (ebdli:) {OsT} is. 1. A l laha balan; dervilik. 2. Aptallk. e b d a n 1 [Ar. beden > ebdn jJ^I] (ebda:n) {OsT} is. , Bedenler; gvdeler. e b d a n 2, [Far. ebdn ol-bl] (ebda:n) {OsT} is. 1. K a vim; kabile. 2. Layk, ebdel, [? ebdel] {az} sf. ok byk, gekince olan. [DS] eb e1, [eT. apa (ata) / epe (abla) > ebe <ul] is. 1. Do

1351

EBE

um yaptran kadn. 2. ocuk oyunlarnda oyunun ykn tayan veya lider durum unda olan kii. 3. Byk anne; nine. {eAT} {OsT} (az) (aym) [DS] 4. {az} Abla. [DS] 5. {az} Teyze. [DS] 6. {az} D nlerde geline verilen arm aanlar toplayp sergi leyen kadm. [DS] 7. {az} Ar beyi. [DS] 8. {az} Kk ocuklar korkutmak iin sylenen hayal korkun bir varlk; c. [DS] 9. {az} Ham eriklerin arasndan, dierlerinden nce olgunlap yenebilen eki erik. [DS] 10. {az} Dii koyun. [DS] 11. {az} Budanm asma dallarnn bir veya iki ylda uzam ksmlar. [DS] 12. {az} arap, sirke, turu vb. ze rinde zamanla toplaarak kaln bir tabaka oluturan tortu; por. [DS] 13. {azf sf. ok konuan; geveze. [DS] 0 ebe geti, {eAT} Birdirbir oyunu.|| ebe ku la, {az} Salyangoz. [DS]|| ebenin rekesi, Yok, yle deil, anlamnda itiraz sz.\\ ebe ylan, {az} 1. Yeil kertenkele. 2. (Kii iin) saman al tndan su yrten. [DS] ebe2, [ebe] (e:be:) {az} nl. 1. Bkknlk, can skn ts, yorgunluk bildirir; yeter artk! 2. am a bildi rir. [DS] ebebe, [ebe+(e)be ?] {az} is. 1. Oyunda eleba. 2. Salyangoz. [DS] ebebulguru, [ebe+bulgur-u] is. Bulgur iriliinde tane tane yaan kar. ebec, -cci [Ar. ebecc j^l] {OsT} is. (Kii iin) patlak gzl. ebece, [ebe-ce] {az} is. K k kavun veya karpuz, ebecelik, -i [ebe-ce-lik] {az} is. Doum da ebeye verilen hediye ya da bahi. [DS] ebeck, - [ebe-ck] {az} is. Byk insanlar gibi konuan ocuk; akll ve i bilir ocuk. [DS] ebe, -ci [ebe-] {az} is. Fide. [DS] ebed, [Ar. ebed J^l] {OsT} is. -* ebet. S ebed-bd, {OsT} 1. Sonsuz dnya. 2. H ibir zaman; asla.|| ebedAllh, {OsT} Allah daim eylesin" anlamnda iyi dilek sz]| ebedAllh mecdhu, {OsT} B ykl sonsuz olsml\\ ebedel-bd, {OsT} 1. Sonsuz dnya. 2. H ibir zaman; asla. || ebedelebed, {OsT} 1. Sonsuz diinya. 2. H ibir zaman; asla.|| ebed-gh, {OsT} M ezar.|| ebed-hne, {OsT} Mezar. || ebed-kym, {OsT} Sonsuz; sresiz. || ebed-mddet, {OsT} Sonsuz; sresiz. ebed, [Ar. ebed > ebed Jol] (ebeda:) {OsT} zf. A s la, hibir zaman; hi bitmeyecek bir ekilde, ebeden, [Ar. ebed > ebeden 0*1] (e b e den) {OsT} zf. Asla, hibir zaman; hi bitm eyecek ekilde, ebed, [Ar. ebed (sonsuz zaman) > ebed / ebediye S-bl / -b_bl] (ebedi:) {OsT} sf. Sonsuz; son bulmayan; lmsz; srekli kalc olan. S ebed ittifak, {OsT} Sre konulmam anlama.|| ebediyd-devm, {OsT} Sonu gelm ez biimde srecek olan.

ebedleme, [ebed-le--me] (ebedilem e) is. Srekli kalc olma durumu, ebedlemek, [ebed-le--mek] (ebedilem ek) dnl. f . [-ir]. Srekli kalc olmak; lmszlemek; ebed durum a gelmek, ebedletirme, [ebed-le--tir-me] (ebediletirm e) is. 1. Srekli kalc duruma getirme; ebedletirmek eylemi; lmszletirme; sonsuzlatrma. 2. gnl. Eserler sayesinde hatrlanma, unutulmama, ebedletirmek, [ebed-le--tir-mek] (e b ed iletir mek) is. 1. Srekli kalc duruma getirmek; lm szletirmek; sonsuzlatrmak, 2. gnl. Unutturm a mak; srekli hatrlatmak; unutulmaz durum a getir mek. ebedlik, -i [ebed-lik] (ebedi.Tik) is. Ebed olma du rumu; sonsuzluk; lmszlk; beka. ebediyen, [Ar. ebed > ebediyyen Ujul] (ebediyen) {OsT} zf. 1. Sonsuzlua kadar. 2. (Olumsuz cm le lerde) hibir zaman; asla. 3. Hi deimeksizin; hep ayn olarak; daima, ebediyet, [Ar. ebedi > ebediyyet oj-U ] {OsT} is. 1. Sonsuzluk; snn olmayan gelecek. 2. Ebed olm a durumu; lmszlk; beka, ebegar, [ebe+kar] {az} sf. Bilgilik taslayan. [DS] ebegedi, [ebe+ge-di lSjl? 4*1] {OsT} is. Birdirbir oyunu. [Brhan- Kat] ebegmeci, [ebe+gme-i] {az} is. -* ebegmeci. [DS] ebeg, [eyeg / ebegii] {eT} is. Kaburga, ebegmeci, -ni, -leri [ebe+gme()-i] is. bot. Ebegmecigillerden, iekleri ila, yapraklar sebze olarak kullanlan, almak yaprakl m or iekli, ok yllk otsu bitki; develik, (Malva). ebegiimecigiller, [ebe+gme()-i-gil-ler] is. bot. r nek bitkisi ebegmeci olan, iki eneklilerden ayr ta yaprakl, yapraklan almak, sekiz yze yakn cinsi bulunan bitki familyas, (Malvaceae). ebegmeleri, [ebe+gme-ler-i] is. bot. ki bin kadar tr bulunan, rnek bitkileri hlamur, ebeg meci, pamuk, kakao aac, baobap, bamya vb.nin oluturduu, iki enekli ayr ta yaprakl, iekli bitkiler takm, ebeh, [e + be + eh] (e: beh) {az} nl. 1. ama bil dirir. 2. Birini korkutm ak iin sylenir. 3. Seslenme nlemi. ebek1 [e-beh] (e: bek) {az} nl. 1. Korku bildiren , nlem. 2. Birini korkutmak iin sylenir. [DS] ebek", [bek > ebek] {az} is. 1. Toprak ve gbre karm yn. 2. Ev enkaznn yn. 3. Etraf ak ve yksek yer. [DS] ebek3, [ebek] {eT} is. (ocuk dili) ekmek. [DLT] ebekula, -m, -klar [ebe+kula(k)-] {az} is. Sal yangoz. [DS]

EBE ebekua, -n [ebe+kua(k)-] is. Gkkua; ebem kua; alkm, ebel, [eb (yar.) > eb-el] {az/ sf. Bn; aptal; sersem. [DS] fi3 ebel ebei, (Bak iin) bn bn; aptalca. ebeiek, -i [eb (yans.) > eb-elek] (az} sf. Dzensiz; rastgele. [DS] <5 ebelek gbelek etm ek, {az} Sama sapan konumak. [DS]|| ebeiek giibelek, {az} (Kii iin) herhangi bir ii sonulandramayan; beceriksiz. [DS]|| ebelek sebelek, {az} 1. (Yrmek iin) de kalka. 2. (Sz iin) sam a sa pan; abuk sabuk; anlamsz; ipe sapa gelmez. [DS] ebelem e, [ebe-le-me] is. Ebe yapma; ebelemek ey lemi. ebelem e sobelem e, 1. Kandrma. 2. Biri nin zerine ykma. ebelem ek1 [ebe-le-mek] g l . f f-r] [-l(i)-yor] Oyun , da ebe olmasn salamak; ebelii devretmek iin gerekli olan hareketi yapmak, ebelem ek", [ebe-le-mek] {az! g l . f [-r] [-l(i)-yorJ 1. Bir kimseye iyi bakmak; bakmna zen gster mek. 2. ocuu olmayan kadn ebeye muayene et tirmek. 3. Drtmek; dokunmak. <5 ebelem ek cibelem ek, {az} Nazlandrmak. [DS] ebelenm ek, [ebe-le-n-mek] edil. f. [-ir] 1. Oyunda ebe tarafndan yakalanarak ebe yaplmak. 2. dnl. (Y iyecek iin) kflenmek, paslanmak. 3. (M eyve ler iin) iek iken yeteri kadar tozlama olmad iin dllenememek. ebelem ek1, [ebe-le--mek] {az} ite, f. [-ir] E lemek; taraflamak. [DS] ebelem ek2, [ebe-le--mek] {az} dnl. f. [-ir] K k lemek; yerlemek. [DS] ebeleyi, [ebe-le-y-i] is. Ebelemek eylemi ve biimi, ebeli, [ebe-li] s f 1. Ebesi olan. 2. Oyunda ebelenmi olan. 3. is. /az} Kkl asma ubuu. [DS] 4. {az} Y erelm as. [DS] e b elik 1 -i [ebe-lilc] is. 1. Ebenin ii veya meslei. 2. , Ebe olma durumu. 3. ocuk oyunlarnda ebeye ya kalanarak ebe olma durumu. 4, {az} Doum yapt ran ebeye verilen armaan. [DS] ebelik2, -i [evelik / evelek] {az} is. bot. 1. Yabani pancar. 2.Yaralara sarlan ve yaray yumuatmaya yarayan geni yaprakl bir bitki. [DS] ebem , [ebe-m] {az} is. 1. Arkada. 2. Byk anne; nine. S 1 ebem ekm ei, {az/ ki taraf yalanm yufka ya da bazlama. [DS]|| ebem ekisi, {az} Ku zukula. [DS]|| ebem evi, /az} ocuklarn nemli topraktan yaptklar kk yaplar. [DS]|| ebem gm eci, {az1 Yaban pancar. [DS]|| ebem in g m kua, \az} Gkkua. [DS]|| ebem in yeil kua, {az} Gkkua. [DS] eb em b u ig u ru , [ebe-m+bulgur-u] {azj is. Bk zm; brtlen. [DS] ebengm eci, [ebe-m+gmec-. bot. -* ebegmeci. ^l] {eAT} is.

m a m a m . eb em k a r, [ebe-m+kar] {az} is. Kocakar. [DS] ebem kua, -n, -k la r [ebe-m+kua(lc)-] is. Gk kua; ebekua; alkm, eben, [? eben / emen] {az} is. emen. [DS] ebenced, [Ar. aba + an (-dan) + cedd (dede) j^-] ( a ba.anced) {OsT} zf. -*> ebaanced. ebenene, [ebe+nie] {az} is. ok bilgili kadn. [DS] ebenlem ek, [eb (yans.) > eb-en-le-mek] {az} gsz. f [-(0~yr] G lk ekmeden gitmek. [DS] eber, - r r i [Ar. eberr ^t] {OsT/ sf. Hayrl; erefli, eb erd iv erm ek , [eber-t-mek + -i-ver-mek] {az} gl. f. [-ir] Alvermek; veri vermek. [DS] eb eriv erm ek , [eber-mek + -i-ver-mek] {az} gl. f. [-ir] 1. Getirivermek. 2. anverm ek. [DS] e b e rm e k 1 [eT. ap ar-m ak > eber-mek] {az} g l.f. [, ir] 1. Getirmek; vermek. 2. Almak. 3. Bulmak. [DS] e b e rm e k ', [eber-mek] {az} gl. f. [-ir] Baarmak; becermek; yapmak. [DS] eb erm ek J, [eber-mek] (az) gl. f. [-ir] Gizlemek. [DS] e b e rtm e k 1 [abart-mak > ebert-mek] {az} g l . f [, ir] Kabartmak. [DS] e b ertm e k 2, [eber-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Elde et mek; karmak. [DS] ebes, [Ar. abes > ebes ijl] {az} sf. 1. evreden ho grlmeyen; abes; ayp. 2. irkin. 3. Siyah, [DS] ebesili, [? ebesi-li] {az} sf. 1. Kurnaz; eytan gibi, 2. Hep kendim dnen; bencil, ebesiz, [ebe-siz] sf. 1. Ebesi olmayan. 2. zf. Ebe olmadan. ebest, [ebe+sit] {az} is. Yal stle yorulmu hamurdan yaplan ekmek. [DS] eb e1 [ebe-] {az} s f 1. (Kii iin) ya ile uygun , sz sylemeyen. 2. Her eyi bilirim diyen. 3. Ko nuurken heceleri tam syleyemeyen; kekeme. [DS] ebe2, [ebe-] {az} sf. 1. (Kii iin) iman; gbekli. 2. Koca kafal; irkin. [DS] ebeJ, [Ar. ebre] {az} sf. 1. (kz ve at iin) gzle rinin n krmzya alar, kuyruu, yelesi kr ve sevimsiz. 2. Alaca; benekli. [DS] ebet, -di [Ar. ebed Jul] {OsT} is. 1. Sonu olmayan za man; sonsuz. 2. tasvf. leriye, sonsuza doru sren zaman. ebeta, [ebe+ta-] az} is. ocuklarn kaydrak oy nadklar kk ve yass ta. [DS] eb etm ek, [eber-t-mek / ebe-t-mek] {az} gl. f. [-ir] Getirtmek. [DS] ebeveyn, [Ar. ebeveyn j ^ l ] {OsT} is. Anne ve baba; iki ata. ebgaz, [Ar. abad j t ] {OsT} sf. En ok nefret edi len. Ut

flFl lffit IM S

1353

EBL

ebhai, -li [Ar. buhl > ebhal J3-I] (ebha.j) /OsT,1 sf. Pek cimri; daha cimri; en cimri, ebhar, [Ar. bahr (deniz) > ebhr jlAl] (eb h a .j (OsT} is. Denizler. S ebhr- vsia, {OsT} Geni deniz ler. ebhas, [Ar. bah (konu) > ebh oU ,l] (ebha:s) {OsT/ is. Konular; sz edilen eyler. S ebhs- arnika, {OsT} Derin konular.|| ebhs- cedide, {OsT} Yeni konular.\\ ebhs- mkile, {OsT} G konular. ebhem, [Ar. ebhem ^ 1 ] {OsT} sf. (Kii iin) sz sy lemeye gc yetmeyen; dilsiz, ebher, [Ar. behr (gzellik) > ebher j^ l] {OsT} sf. 1. En parlak. 2. anal. Atardamar, ebhire, [Ar. buhar > ebhire oy?-l] {OsT} (h, kaln sy lenir) is. Buular; buharlar; dumanlar, ebhur, [Ar. b a h r> e b h u r ^ l] {OsT} is. Denizler. ebi1 [Ar. eb (baba) > eb / eb ^ ] (ebi:) {OsT} is. A , rapa isimlerden "... in babas anlam nda birleik kelimeler yapan isim. ebi2, [? ebi] {az} is. Hindi. [DS] ebibk, - [? ebiblc] {az} is. Gelincik iei. [DS] ebice1 [eT. aba (baba) + ee / aa (aabey) > ebice , ^ l ] is. 1. Amca, {az} (ayn) 2. {eAT} Evliya; veli. 3. {az} Kardelik. [DS] ebice2, [ebi-ce] {az} is. Halla tokma. [DS] ebici, [ebici (ocuk d.)] {az} is. Ekmek. [DS] ebicili, [ebici-li] {az} sf. akn; budala. [DS] ebiciugil oca, [ebi+cin-gil+oca(k)- ?] {az/ sf. (Yer iin) alt stne gelmi; karmakark. [DS] ebiculluk, -u [ebicul-luk ?] {az} sf. 1. (Kii iin) elbisesi eski, st ba yrtk prtk. 2. Bakasnn szne uyan. [DS] ebimek, [ebi-mek] {az} gl. f. [-er] ocuu srtna almak; srtlamak. [DS] ebidnya, [ebi+dny] {az} sf. Pek ok. [DS] ebigat, [avukat > ebiat] {az} is. Avukat. [DS] ebik, -i [? ebik] {az} is. Pislik. [DS] ebilbil, [bil-bil > e-bil-bil ?] {az} nl. Tavuk, hindi vb. kmes hayvanlarn arma nlemi. [DS] ebilcan, [ebil-can ?] {az} is. Yozlam karpuz to humlarndan oluan portakal byklndeki kar puz. [DS] ebile, [e + bu + ile / e + byle] {az/ e. Byle; yle. [DS] cbilemek, [ebi-le-mek] {az} gl. f i [->] [-l(i)-yor] 1. Arzulamak; istemek. 2. zlemek. 3. Dikkat ve zenle bakmak. [DS] ebil gubul etmek, [ebil + gubul + etmek] {az} dey. Bozmak. [DS] ebil kbul olm ak, [hbil (Hz. dem 'in olu) + kabil

(Hz. Adem 'in dier olu) + olmak] {az} dey. ok samimi olmak; itii su ayr gitmemek. [DS] ebilobut, -du [? ebil+obut] {az} sf. 1. Kaln kafal; ahmak; sersem. 2. ri yan ve opur yzl. [DS] ebin, [ebin / evin] {eT} is. 1. Tane. [EUTSj [DLT] [KES] 2. Tohum. [EUTS] 3. ekirdek ii. 4. Evin. [EUTS] ebir',.[o+bir] {az} sf. br. [DS] ebir2, [Far. ebr y] {OsT} is. Bulut, ebire, [e+ bire] (e bire) {az} nl. Yahu. [DS] ebirmek, [eb-ir-mek / ev-ir-mek] {eT} gl. f i [-r] 1. Etrafn evirmek; dolanmak. [ETY] 2. Evirmek; dndrmek. [Tekin] S5 ebir barmak, Dolanp gitmek. ebir cubur, [o bir (br) + b / bik (p) > br > abur cubur] is. -* abur cubur, ebir cbr, [o bir (br) + b / bik (p) > br > abur cubur] is. -* abur cubur, ebis, [Yun. opis] {az} is. Geri, ebimek, [ap-mak ? > ebi-mek] {az} gl. fi [-ir] ocuu srtna almak; srtlamak, ebiti, [ebit-i ?] {az} sf. 1. Cimri. 2. Tutumlu. [DS] ebizem zem, [Ar. b- zemzem] {az} is. Gkkua. [DS] ebkr, [Ar. bikr (kzlk) > ebkr jl5yl] (ebk.r) {OsT} is. 1. Kz olan kzlar; bakireler. 2. gnl. Daha nce kullanlmam eyler. S ebkr- efkr, {OsT} D a ha nce hibir kimse tarafndan dnlmemi, ortaya atlmam fikirler. ebkem, [Ar. bkm (sessiz) > ebkem ^ 1 ] {OsT} sf. Dilsiz; konumayan; sessiz. S1 ebkem-ii, {az} Aklsz eek; ahmak; aklsz. ebkem, [Ar. ebkem ^ y ^ l] (ebkeni:) {OsT} is. D il sizlik; konumazlk. ebkemiyet, [Ar. ebkemiyyet c ^ j I ] {OsT} is. D ilsiz lik; konumazlk. S ebkemiyet-i mutlaka, {OsT/ Tam dilsizlik. ebla, [Ar. belagat > beli (ak, anlalr, gzel) > ebl fJbl] (ebl:) {OsT/ sf. Sz tam yerinde kul lanan; en beli, eblak, - [Ar. eblak jJul] {OsT/ sf. 1. A laca bulaca. 2. Renk renk. 3. is. (At iin) ala bacak. 0 eblak-svr, {OsT/ (Kii iin) 1. (Kii iin) ata binmi. 2. mecaz. Sava yiit. eblec, [Ar. eblec gU] {OsT} sf. 1. Ak kal. 2. m e caz. Parlak; nurlu, ebled, [Ar. ebled -iLI] {OsT} sf. Kaln kafal; aptal; ahmak. ebleh, [Ar. belhet (aptallk) > ebleh Jul] {OsT/ sf. Aklsz; budala; bn. eblehane, [Ar. ebleh + Far. ne ^l+lul] (ebleha:ne)

EBL {OsT} zf. Aklszca; aptalca; budalaca; ahmakas

e iiM M .1 3 5 4
ebonit, [Lat. ebenus (abanoz) > ng. ebony (abanoz) / Fr. bonite] is. kim. Y z ksm kauuun otuz iki ksm kkrtle scakta ilenm esinden elde edilen, elektrik yaltkan sert plastik madde, ebo, [Fr. bauche] is. mim. hey. 1. Sanat eserinin ilk durumu. 2. Gelitirilmem i, kaba saba i. ebr, [Far. ebr jjl] {OsT} is. Bulut. S1 ebr-ald, {OsT} Bulutlu.\\ ebr-i bahr, {OsT} B ahar bulutu. || ebr-i brn, {OsT} Yamur bulutu.\\ ebr-i ihsn, {OsT} Ba bulutu.|| ebr-i mrde, {OsT} 1. l gibi bu lut. 2. Siingerimsi bulut.|| ebr-i nisan, {OsT} Nisan bulutu.\\ ebr-i rahmet, {OsT} 1. Ba bulutu. 2. Yamur bulutu.\\ ebr-i snblgn, {OsT} 1. Smbl renkli bulut. 2. K ara bulut.|| ebr-kr, {OsT} akn; sersem; ne yapacan bilmez.\\ ebr-ve, {OsT} Bu lut gibi. ebrac, [Ar. bur > ebrc ^y)] (ebra:c) {OsT} is. Burlar; kaleler, ebrak, -k [Ar. berk (parlaklk) > ebral j^ l] {OsT} sf. 1. ok parlak. 2. Kumlu; balkl. 3. ki renkli. 4. (At iin) alacal. ebrar, [Ar. b e n (hayr ileyen; doru szlii) > ebrr y\] (ebra:r) {OsT} is. 1. Hayr ileyenler; hayr sa hipleri. 2. yi insanlar. 3. Doru syleyenler. S ebrr- mmet, {OsT} mmetin hayrl insanlar. ebras, [Ar. abra ^yy)] {OsT} sf. 1. Czaml. 2. Alaca hastalna tutulmu, ebra, [Ar. bera (leke hastal) > ebra J-jjl] {OsT} sf. Vcudunda yer yer leke bulunan; abra, ebrec, [Ar. ebrec ^y\]{OsT} sf. (Kii iin) gznn ak ok fakat gzel gzl, ebred, [Ar. ebred i^1] {OsT} sf. 1. D aha souk; pek souk; ok souk. 2. is. Dolu yadran frtna bulu tu.

na. eblehiyet, [Ar. eblehiyyet c ^ U ] {OsT} is. Aklszlk; aptallk; bnlk, eblehleme, [ebleh-le--me] is. A klsz duruma gel me; eblehlemek eylemi, eblehlemek, [ebleh-le--mek] dnl. f . [-ir] Ebleh durumuna gelmek; akliszlamak; ahmaklamak; bnlemek. eblek, -i [Far. eblek dlU] {OsT} sf. A laca renkli. S eblek-i cihn-tz, {OsT} 1. Gece ve gndz. 2. D nya ve zam an.\\ eblek-i eyyam, {OsT} Gece ve gndz; D nya ve zam an.|| eblek-i erh, {OsT} Ge ce ve gndz; Dnya ve zaman. eblem, [Ar. eblem JU] {OsT} sf. (Kii iin) kaln dudakl. eblem, [Ar. eblem + T. (eek durdurma n lemi, eek)] sf. 1. Aptal; eek kafal; eek. 2. (Kii iin) aalk; adi. ebleme, [Ar. ebleme
{OsT} is. bot. Scak lke

lerde yetien baklagillerden bir ot. eblemek, [eb-le-mek / ev-le-mek] (eble:m ek) {eT} gl. f . [-r] Evlendirmek. [ETY] eblek, - [eble--k] {az} is. Kalayclarn kenar sz kaplan ocakta tutmak iin kullandklar dz azl kska. [DS] eblu, -cu [Far. ebl eker. ebluk, -u [Far. eblk - ^ 1 ] (ebl:k) {OsT} is. 1. ki yzl adam. 2. M nafk. 3. arlatan, ebmek, [eb-mek / ev-mek] (e:bmek) {eT} gsz. f. [er] Acele etmek; ivmek. [ETY] ebna, [Ar. ibn (oul) > ebn5 UjI] (ebna:) {OsT} is.
(ebl:) {OsT} is. Toz

1. Oullar. 2. nsanoullar. S ebn-y dem, {OsT} Ademoullar.\\ ebn-y beer, {OsT} nsano- ebrehe, [Far. ebrehe ^1] {OsT} is. zool. Da krlan gc veya gvur krlangc denilen ok kk bir ullar.|| ebn-y cins, {OsT} Ayn cinsten olanlar.|| ku. ebn-y dehr, {OsT} Kendi karm gzetenler; zam ana uyanlar.|| ebn-y hilkat, {OsT} lnsanlar.\\ ebrencen, [Far. ebrencen ji-y\] {OsT} is. Bilezik. S ebn-y vatn, {OsT} Vatann evlatlar.\\ ebn-y ebrencen-i dest, {OsT} E l bilezii; halhal. zaman, {OsT} iinde bulunulan an insanlar. ebre, [Ar. bere (benekli olma) > ebre J^y\] {OsT} ebniye, [Ar. bina (yap) > ebnye 4^1] (ebni.ye) {OsT} is. Benekli at; abra. is. Binalar; yaplar. S ebnye-i liye, {OsT} Yksek eb ri1 [Far. ebr (bulut) > ebr! ?] {az} is. nce do , yaplar.\\ ebnye-i atka, {OsT} Eski yaplar.\\ eb kunm u bir tr kuma; krep [DS]. nye-i hssa, {OsT} Hkmdara ait yaplar.\\ ebn ye-i mriye, {OsT} Beylik yaplar. || ebnye-i mrte- ebri2, [Far. ebr! ^ 1 ] (ebri;) {OsT} is. zool. Snger, fi1 ebri-khen, {OsT} Snger.\\ ebri-mrde, {OsT} fi, {OsT} Yksek binalar.|| Ebnye-i Sultniye Snger. Emni, {OsT} tar. Padiaha ait binalarla ilgilenen ebrik1 -i [eT. op-ra-mak > ep-ri-m ek > ep-ri-k] , grevli. {az} sf. 1. (Kar, ya vb. iin) erimeye yz tutmu. E.B.O.B. [en byk ortak blen] is. ksalt, mat. 2. (Yemek iin) azda dalveren; yumuak. 3. Birden ok saynn hepsini de blen saylarn en (Elbise iin) ypranm, eskimeye yz tutmu. [DS] by.

I IIt I I M .1 3 5 5

EBU

S ebrie baslmak, jaz} Birisi iin hazrlanm bir yem ek ya da ziyafete, tesadfen orada bulunan bir bakas katlmak. ebrik2, -i [? eprik] {azj is. am ar ykandktan sonra geriye kalan az kirli ve kpkl su. [DS] ebrim, [ebri-mek > ebri-m] {az} is. Bklm. [DS] S ebrim ebrim, {az} l. Biikliin bklm. 2. B it kinlik; perianlk; iten ie eriyi. [DS] ebrimek, [eT. opra-m ak> epri-mek] {az} gsz. f. [r] -* eprimek. [DS] ebrinik, -i [ebri-n-ik] {az} sf. (K t iin) slaklk yznden burumu. [DS] ebriim, [Far. ebrim / ebrum /v-iijjt] (ebrii:m) {OsT} is. 1. pek iplik; ibriim. 2. Saz teli, ebriimn, [Far. ebramn ,>jjl] (ebri:imi:n) {OsT} sf. 1. pekli. 2. pekten yaplm, ebrim, [Far. ebrim / ebrum {OsT} is. -* ebriim. ebrkr, [Far. ebr-kr j ^ l ] (ebrk:r) {OsT} sf. (Kii iin) arm; ne yapacan bilemeyen; yerinde duramayan. ebru1 [Far. ebr (bulut) > ebr (bulut gibi) , (ebri.m)

ebruli, [Far. ebr => ebru-li / ebrull [Tietze] (ebru. li:) sf. zerinde gitgide alan ayn desende deiik renkler bulunan, ebrulu, [ebru-lu] (ebru.h) sf. (Kt ve kuma iin) zerine ebru yaplm; ebru yaplarak sslenmi, ebruvan, [Far. ebr-vn Oby'] (ebru:va:n) {OsT} is. Kalar. ebrk, - [epri-mek > ebrk] {az} sf. -* eprik. ebrm 1 [ebri-mek > ebr-m] {az} is. -* ebrim. [DS] , ebrm2, [? ebrm] {az} sf. iman. [DS] ebrmek, [eT. opra-mak > ebri-mek ? ebr-mek] {az} gsz. f. [-r] eprimek. [DS] ebsar, [Ar. baar (gz) > ebr jU^I] (ebsa:r) {OsT} is. Gzler. ebtah, [Ar. ebtah jJajI] {OsT} is. Kumlu dere veya r mak. ebter, [Ar. betr (kesmek) > ebter jI] {OsT} sf. 1. (Hayvan iin) kuyruu kesik; kuyruksuz. 2. Ksr; zrriyetsiz; enenmi. 3. {az} Yararsz; deersiz; yaramaz. [DS] 4. is. ed. Drt heceden iki heceye indirilmi kelime; "filtn ( - - - ) a 3lr (> f

(eb -) gibiru:) {OsT} is. X. Kt zerine yaplan renkli hare. Ebteriye, [Ar. ebteriyye -vjl] {OsT} is. Hz. M uham2. Kitap ciltlerinin i kapaklarn hareli boyama m edden sonra halifenin Hz. Ali olmas gerektii usul. 3. Ciltli kitaplarn kenarlarn veya cilt ile hlde kendi isteiyle Ebu Bekir ve m ere devret rinde kullanlan deri ve ktlar m ermer damarla tii iin bu ikisinin halifeliinin geerli olduunu rn andrr ekillerde ssleme. S ebru ebru, (Ya savunan ve i Zeydiyye mezhebinin kollarndan nak iin) dalga dalga krmz.|| ebru kd, Kitre, birisi. kola gibi yaptrc maddelerle younlatrlm su zerine yalboya dkerek hazrlanan ss ve desen ebtine, [Ar btn > ebtine ^Jajl] {OsT} is. ukur veya zerine kt yatrlarak elde edilen resim. kuytu yer. ebru2, [Far. ebr j_*l] (ebru:) {OsT} is. Ka. 0 ebr- ebu, [Ar. eb (baba) > eb / eb ^1] {OsT} is. Babas. ferh, {OsT} Gler y z.|| ebr-ferh, {OsT} Gler yzlliik.\\ ebr-yi dilfirlb, {OsT} Gzel ka. ebrucu, [ebru-cu] (ebru.cu) is. Renkleri kartrarak ss ktlar zerine elle m erm er damar eklinde ssler hazrlayan kimse, ebruculuk, -u [ebru-cu-luk] (ebru:culuk) is. Kt veya deri zerine ebru yapm a ii ve sanat, ebrumig, [Far. ebrm j>jjjl] {OsT} is. Kara bulut. ebrul, [Yun. apriles > Erme, april] {az} is. Be ni sanda esen frtna. [DS] ebrulama, [ebru-la-ma] (ebru:lama) is. Ebru ile ss leme; ebrulamak eylemi, ebrulamak, [ebru-la-mak] (ebru damak) g l . f [-r] [l(u)-yor] 1. Ebru ile sslemek. 2. tekst. Bir kuma deiik renkteki boyalara daldrm ak ya da deiik renkteki ipliklerle karm ak bir renk dokusu ortaya kacak biimde dokumak, ebrulanmak, [ebru-la-n-mak] (ebru.lanmak) dnl. f [-u ] tekst. (Kuma iin) boyam a srasnda eitli nedenlerden tr akl koyulu hl almak. fi3 ebfi-eyyb, {OsT} Sabrn babas; deve.|| eb laceb, {OsT} 1. Sihirbaz; hokkabaz. 2. Talih; baht; ans.|| ebl-beer, {OsT} nsanlarn babas; Hz. A dem .|| ebl-burun, {OsT} Byk burunlu kimse.\\ ebl-enbiy, {OsT} Peygamberlerin babas; Hz. Jbrahim.\\ ebl-feth, {OsT} Fethin babas; Fatih Sultan M ehmet Ha.\\ ebl-iber, {OsT} Utanmaz.\\ ebl-vakt, {OsT} Prensip sahibi adam .|| ebnnevm, {OsT} l. Uykunun babas. 2. Haha.|| eb-ikem, {OsT} 1. Gbek babas. 2. Obr.\\ ebtrab, {OsT} Topran babas; Hz. A linin lakab.|| ebz-zeheb, {OsT} Altn babas; ok zengin adam. ebucehil, [Ar. eb cehl J ^ ^ l ] {OsT} is. 1. Cehlin, cahilliin babas. 2. s f Tm cahil. ebucehil kar puzu, bot. Kabakgillerden, srngen gvdeli sar iekli, paral yaprakl, elma byklnde ac meyveleri m shil olarak kullanlan ok yllk otsu bir bitki; ac karpuz; ac elma; ac hyar; it hyar, (Citrullus colocynthus). ebulhevl, [Ar. eb (baba) + hevl (korku) > ebl-hevl

EBU

{OsT/ is. 1. Korkunun babas. 2. M srdaki

I M

Sfenks heykelinin eski ad. ebune, [Ar. ebu (peder) > ebn (pederimiz) Ujl] {OsT) nl. (Papazlara hitap iin) pederimiz, ebselik, [Ar. ebu-selik dLL^I] (ebu:selik) {OsT/ is. miiz. Buselik makamnn eski ad. ebk gbk, [ebk+gbk] {az/ ikile. (Sz iin) asl astar olmayan. [DS] ebttlyoskop, -bu [Lat. ebullire (kaynamak) + Yun. skopein (gzetlemek) > Fr. ebulluoscope] is. Cisim lerin kaynama scakln tespit etmeye yarayan cihaz; hurubin. ebr cbr, [ebr + cbr] {az} ikile. Yararsz; de ersiz; sam a sapan, ebrnnk, - [obur + nnk] {az/ sf. Obur. [DS] ebrrebi, -i [Ar. eb (baba) + rebi' (bahar) > ebiirrebic {OsT} is. 1. Baharn babas. 2. zool. avukuu; ibibik, ebrm , [Far. ebriim] {az/ is. pek. [DS] ebvab, [Ar. bb (kap) > ebvb vJjjI] (ebva:b) {OsT/ is, 1. Kaplar. 2. Kitap blmleri. 3. A rapa fiil e kim kalplar. & ebvb- irtikb, {OsT/ rtikap ka p lar,|| ebvb- mzehheb, {OsT} Yaldzl, ssl kaplar.|| ebvb- rahmet, {OsT/ Rahmet kaplar. ebyan, [Ar. ebyn oW ] (ebya:n) {OsT} sf. 1. (Kii iin) eli ak; cmert. 2. (Kii iin) yemekten tiksi nen. ebyat, [Ar. beyt (ev) > ebyt o U ] (ebya:t) {OsT} is. ed. ki msradan meydana gelen manzume parala r; beyitler. ebyaz, [Ar. beyaz > ebyaz ebyaziyet, [ebyaziyyet Beyazlk; aklk; temizlik ebz, [Ar. ebz y] {OsT/ is. 1. rkme; kama. 2. Ani lm. ebza-, [Ar. bezr > ebzr jlyl] (ebza:r) {OsT/ is. Ye meklere konan baharlar, ebzfin, [Ar. ebzn jy l] {OsT/ is. 1. inde ykanlan kk havuz. 2. Kvet, ecahil, [Ar. echel > echil JjU-I] (eca:hil) {OsT/ is. En bilgisiz olanlar; pek bilgisizler; ok bilgisizler, ecanire, [Ar. ecmire (eca:mire) {OsT/ is. nsan gruplar; takmlar; taifeler, ecanaz, [? ecanaz] {az} sf. 1. Huysuz. 2. Kurnaz. [DS] ecanib, [Ar. ecnebi (yabanc) > ecnib (eca:nib) {OsT} is. Yabanclar, ecbe, [Ar. e c b e ^ l ] {OsT/ sf. (Kii iin) geni alnl. {OsT} sf. ok beyaz, (ebya:ziya:t) {OsT/ is.

ecce homo, [Lat. ecce homo] (ekse homo) nl. 1. te adam! 2. Plotinusun elinde kamtan bir asa, ba nda dikenden bir ta bulunur hlde Hz. say gsterirken syledii sz. 3. is. Hz. say banda dikenden ta, elinde kamtan asa ile gsteren re simlere verilen ad. eccim, eccim] {az} sf. Giriken; becerikli. [DS] ecdad, [Ar. cedd (dede)> ecdd M-M] (ecda:d) {OsT} is. -* ecdat. ecdas, [Ar. cede > ecds iA-l] (ecda.s) {OsT} is. Kabirler; mezarlar. S ecds- ecdd, {OsT} A tala rn mezarlar. ecdat, -d [Ar. cedd (ata) > ecdd jI-M ] (ecda:t) {OsT} is. Atalar; dedeler; byk babalar, ecder, [Ar. ecder uygun; pek uygun. ece1, [eT. ee / e (abla) > ece is. 1. {az} Gzel kadm. [DS] 2. Kralie. 3. Ana. 4. {az} Aa bey ve abla. [DS] 5. htiyar kadm. 6. {az} Yakn akrabadan olan byk erkek. [DS] 7. {az} Baba. [DS] 8. {az} Babaanne. [DS] 9. {az} Kadn. [DS] 10. Samimi arkada; dost. 11. {az} Ak sakall ih tiyar. [DS] 12. {az} Aa. [DS] 13. Hala ocuu. 14. {az} Yenge. [DS] 15. {eAT} Reis; ileri gelen; ulu. 16. zl. is. M asallarda korku salan irkin ccenin ad. ece2, [ece] {az} nl. Seslenme nlemi. [DS] -ecegin, [-aca-m / -eceg-in / -y-aca-m / -y-eceg-in] {eAT} ek e. -* -acagm. -ecek1 [-acak / -ecek / y-acak / -y-ecek] {eAT} ek. e. , -* -acak. -ecek2, [-acak / -ecek / -y-acak / -y-ecek] ek. e. yap. e. -* -acak. -eceksiz, [-acak-sz / -ecek-siz / -y-acak-sz / -y-eceksiz] {eAT} ek e. -* -acaksz. ecel1 [Ar. ecel J l] {OsT} is. 1. Hayatn sonu. 2. , Alnda yazl olduuna inanlan lm vakti; kiinin kaderine bal olan lm an. 3. huk. Bir borcun denmesini gerektiren veya bir szlemenin orta dan kalkmas sonucunu douran sre. 4. huk. Ta raflarca belirtilmi ve ileride vuku bulacak olay, t? ecel aman verirse, miir yeterse, lmez sa olur sam .|| ecel beii, ok tehlikeli binit veya geit. || ecelden aman olursa, lmedike; hayatta olundu u mddete.\\ Ecele are bulunm az. lmden baka her i iin bir are bulunabilir,|| Ecel geldi cihana, ba ars bahane. lm herkes iin ka nlmaz bir sondur.\\ Eceli gelen kpek cami duva rna siyer. H erkesin deer verdii bir eye zarar veren kimse sonucuna katlanr. || eceli gelmek, lm kanlm az olmak.|| ecel-i kaza, {OsT} Kaza sonucu olan lm. || ecel-i m evut, {OsT} D oal liim.\\ ecel-i ngehn, {OsT} A ni lm.\\ eceline {OsT} sf. Daha uygun; en

I M T I C t S1357 ? ;
susamak, liim arzularm gibi ok tehlikeli ile re girim ek.|| eceliyle lmek, Herhangi bir kaza veya katil suretiyle deil de olaan saylan biimde lmek.\\ ecel-resde, {OsT} Eceli gelmi.\\ ecel er beti imek, lmek.\\ ecel teri dkmek, 1. ok korkmak. 2. ok sklmak, bunalm geirmek. ecel2, -ili [Ar. cell (byklk) > elil > eceli J-I] {OsT} sf. En byk; ok byk. S 1 ecell-i m ah iti kat, Yaratklarn en biiyii. ecele, [Ar. acele => ecele] {az} zf. Acele, ecelem, [ecele-m ?] {az} is. Szn ba. [DS] eceli, [ecel-l jlM ] {OsT} sf. Eceli gelen; eceli gel mi. ecemi, [ece-mi] {az} sf. 1. ok bilmi. 2. Olgun. [DS] ecemrne, [Ar. ecemme ^-1] {OsT} is. 1, Etli kemik. 2. M zraksz adam. 3. Boynuzsuz ko. ecemsi, [ece-msi] sf. M asallardaki korkun cceye benzer; ece gibi, ecemk, - [ece-miik ?] {az} sf. Zayf; clz. [DS] -ecen, [-a-can / -e-cen / -can] yap. e. -* -acan. ecene, [Far. jene] {az} is. 1. Ta ya da marangoz larn kulland keski; dem ir kalem. 2. Ayakkab yaplan derileri delmek iin kullanlan dik a azl bir tr zmba. 3. ocuk oyunca. 4. sf. Ksa boylu; cce. [DS] ecenez, [? ecenez / ecenaz] {az} sf. 1. Huysuz. 2. Yeteri kadar gelimemi, bymemi; zayf; clz. 3. is. Verilen sz bozm ak iin uydurulan zr. 4. vendirenin ucunda bulunan amur syrm aya ya rayan metal para. [DS] ecer, [Ar. a'cer \ => ecer] {az} sf. Yeni. [DS] ece, [ece-] {azf nl. K endinden kklere seslen me sz. [DS] ecet, -di [Ar. iddet => ecet ?] {az} is. Dul kadnn yeniden evlenebilm ek iin beklem ek zorunda oldu u sre. [DS] ? ecet becet, {az} Grlmemi bir ekilde. [DS] ecevit, [Ar. ecved ?] {az} sf. 1. evik. 2. alkan. 3. A k fikirli. 4. Akgz. 5. Yaramaz. 6. Fitne, ecfan, [Ar. cefi (gz kapa) > ecfan oIjM] (ecfa.n) {OsT} 1. Gz kapaklan. 2. Kirpikler. 3. A sm a u buklar. ecfs, [Ar. ecfiin ,>M] {OsT} is. -* ecfan. echel, [Ar. cehl > echel J ^ - '] {OsT} sf. -ehel. ecber, [Ar. echer _ ^ \] {OsT} sf. 1. (Kadn iin) son derece gzel. 2. (Kii iin) gndz iyi grmeyen; gz kamaan, echere, [Ar. echere _,-^=-i] {OsT} is. Ptrak dikeni. eci, [eT. ei] {az} is. 1. Byk kz karde; abla. 2. Byk erkek karde; aabey. 3. Bykanne. 4.

EC

Saygdeer yal kadn. 5. Yenge. [DS] S eci bc, {az} Krda yetien yenebilir bir ot. [DS] ecicik, -i [az--ck] {az} zf. ok az; az; biraz. [DS] eci, [Ar. yecc ? / ece (masal ccesi) [Tietze] > eci] sf. Yakksz; arpk. S eci bc, arpk ur puk; eri br. ecik 1 -i [az--ck] {az} zf. -* ecicik. [DS] , ecik2, -i [? ecik] {az} is. Kask. [DS] ecik3, -i [? ecik] {az} is. 1. Y amurda slanm tahl. 2. Kk ocuk. 3. Kpek yavrusu. 4. Trpa nn sapnda elle tutulacak para. [DS] S ecik bon cuk, {az} oluk ocuk.|| ecik ck, {az} 1. K k:2. Ezik; rk. [DS] eci]1 [? ecil] {az} is. Kei. [DS] fi1 eci! ecivat, {az} , (Kii iin) boya ya da hastalk yznden benzi de ien. [DS] ecil2, [Ar. ecil J ^ l ] (eci.'I) {OsT} sf. 1. Geciktiren; sonraya brakan. 2. Geciktirilmi (ey), ecilik, -i [eT. ei > eci-lik] is. Sadlk, erille, [Ar. cell (byklk) > elil > ecille -tM] {OsT} is. Y ksek mevki sahibi ve saygdeer kiiler. S1 ecille-i ricl-i devlet, {OsT} D evlet adamlarnn bykleri.\\ ecille-i deb, {OsT} Yazarlarn byk leri. erim 1 [eT. ei > eci-m] {az} is. 1. Byk kz kar , de; abla. 2. Byk erkek karde; aabey. 3. K en disine sayg duyulm aya deer kadm. ecim2, [? ecim / eccim] {az} sf. Becerikli; giriken. [DS] ecim 3, [ecim] {az} is. Bor. [DS] S ecim ekimek, {az} 1. Dediinde direnmek. 2. Bahse girimek. 3. Lades tutumak. [DS]|| ecim duvar, {az} B ir o cuk oyunu. [DS]|| ecim ecim, {az} 1. Birbirinin sere parm aklarn engel gibi birbirine takarak girilen bir ocuk bahsi. 2. Lades kemii. [DS]|| ecim ecim kemii, {az} Lades kemii. [DS] ecim4, [Ar. ecim ^ 1 ] {OsT} is. 1. Bir eye ok devam etmekten usan gelme. 2. Birini holanmayaca bir duruma getirme. 3. (Su iin) kirlenme; tem izli ini yitirme. erim ek, [eci-mek] {az} gsz. fi [-r] Bahse girmek; lades tutumak. [DS] ecin, [Ar. ecinni / ectinn] {az} is. Cin; peri; eytan vb. ecinni. [DS] ecine, [Far. jene] {az} is.-* ecene. [DS] ecinli, [Ar. ecinni] ,azf sf. Zeki fakat yaram az ocuk. [DS] ecinne1 [Ar. cenin > ecinne <u-l] {OsT} is. Ceninler. , ecinne2, [Ar. cinn > ecinne > ecinni L^-I] {OsT} is. -* ecinni. ecinni, [Ar. cinn > ecinne > ecinni (ecinni:) {OsT} {az} is. 1. Cin; cinler; peri. 2. {az} -*

EC

O TM I0m S M .i358 ecm ain, [Ar. cem (toplanma) > ecm a > ecm a'n (ecma:i:n) {OsT} zf. Hepsi; tm, ecm al, [Ar. ecmel > ecml JU^-t] (ecma.i) {OsT} is. Erkek develer, ecm at, [Ar. ecme > eemt oU -l] (ecma:t) {OsT} is. Ormanlar, ecme, [Ar. ecme 4*^-1] {OsT} is. Orman, ecmeb, [? ecmeb] {az} sf. (Kii iin) nazik. [DS] ecmel, [Ar. ceml (gzellik) > ecmel J^=-l] {OsT} sf. En gzel; pek gzel; daha gzel, ecnab, [Ar. cenb > ecnb Yan taraflar; yanlar; kanatlar, ecnad, [Ar. ciind (asker) > ecnd aL^-l] (ecna:d) {OsT} is. Askerler; taburlar. ecnas1, [Ar. cins > ecns ^b*-!] (ecna:s) {OsT} is. Trler; cinsler; eitler. S ecns- muhtelife, {OsT} eitli cinsler. ecnas2, [? ecnas] {az} is. Deerli ta; mcevher. [DS] ecneb, [Ar. cenb (uzaklatrma) > ecneb {OsT} sf. 1. Uzaklatrlm. 2. Yabanc. 3. (At iin) sert bal. ecnebi, [Ar. ecneb (uzaklatrlm) > ecnebi / ecne biye / 4~^-l] (ecnebi:) {OsT} sf. 1. Yabanc olan; baka mem leketten gelmi. 2. is. Baka devlet uyruundan olan kii. 3. Baka devlet, ecnebilik, -i [ecnebi-lik] is. 1. Yabanc olma duru mu; yabanclk. 2. Baka devlet uyruundan olma durumu. ecnebiye, [Ar. ecneb > ecnebiye u ^ l] (ecnebi:ye) {OsT} sf. 1. Yabanc olan. 2. Yabanc devletten olan. ecnebiyet, [Ar. ecneb > ecnebiyyet c^-l] (ecnebi:yet) {OsT} is. Yabanclk, ecnef, [Ar. ecnef t-i^-l] {OsT} s f 1. (Kii iin) beli eri. 2. Haktan uzaklam, ecnez, [? ecnez] {az} sf. -* ecenez. [DS] ecniha, [Ar. cenah (kanat) > ecniha *^>-\] {OsT} is. Kanatlar. ecr, [Ar. ecr y>-\\ {OsT} is. -* ecir2. S e c r -i misil, {OsT} Sahibinin izni olmadan kullanlan bir ey iin bilirkiilerce takdir edilip yarg organnca ka bul edilen cret. ecram, [Ar. cirm > ecrm '] (ecra.m) is. Cansz cisimler. S ecrm- sem aviye, Gk cisimleri; y l dzlar.]| ecrm- ulviye, gk b. Yldzlar. ecras, [Ar. ceres > ecrs anlar. y>-\\ {OsT} (ecra:s) is. (ecna:b) {OsT} is.

ecinli. [DS] 6> ecinniler top oynamak, (az) Bo, ssz yer. [DS] ecir', [Ar. eer > ecir j^-l] (eci.r) {OsT} sf. Yalnz belli bir i ve zaman iin alan kii; ii. S ecr-i has, {OsT} Yalnzca szleme yapt kiinin iini yapan kii; ii.|| ecr-i mterek, {OsT/ Szleme yapt kii dnda baka bakalarnn da iini gren kim se. ecir2, -eri [Ar. eer _^-l] {OsT} is. 1. Bir i veya hizm et karlnda verilen ey; cret. 2. Sevap. 3. M k fat; dl. 4. Ceza. 5. {az} A n glk ve sknt. 6. {az} Gnah. [DS] 7. {az} alma; . [DS] 8. {az} Kt alm yazs; ile. [DS] 9. {az} Ksmet; pay. [DS] 10. {az} Bereket. [DS] 11. {az} s f Ye rinde; uygun; doru. [DS] S ecirini karmak, {az} Yerini doldurmak; karlamak; eksiini ta mamlamak. [DS]|| ecirini vermek, {az} Yardm et mek. [DS]|| ecir sabr dilemek, Ba sal dile mek. ecirJ, [? ecir] {az} sf. Aziz; sevgili. [DS] ecir4, [Ar. acr => ecir] {az} is. -* acur. [DS] eci, [Ar. yecc ? / ece (masal ccesi) [Tietze] > eci / eci] {az} sf. eci. [DS] <5 eci bc, 1. H ibir yan dzgn olmayan; eri biirii; arpk. 2. irkin grnml. 3. Deersiz. || eci meci, {az} Cin p eri cinsinden olan. [DS] eeit, [Ar. yecc ? / ece (masal ccesi) > eci / ecit] {az} sf. -* eci, [DS] S ecit mecit, {az} 1. Anor m al denecek kadar irkin. 2. Korku yznden insan yznn ald korkun ve anormal biim. [DS] ecl, [Ar. ecl J-l] {OsT} e. ... sebebiyle; .. yznden. 0 ol ecilden, {OsT} Bu sebepten; bundan dolay. ecla, -a [Ar. ecla ^ M ] {OsT} s f 1. (Kii iin) ksa dudakl. 2. Miskin; beceriksiz, ecla, [Ar. cel > eel ,_yM] (ecl;) {OsT} sf. ok belli olan; pek belli; ok ak, eclad, [Ar. cild > eeld a^M ] (ecl:d) {OsT} is. H ay van derileri. eelaf, [Ar. cilf (rezil) > eelf -U-l] (ecl:f) {OsT} is. A yak takmndan olanlar; reziller, eclah, [Ar. eclah ^ M ] {OsT} sf. 1. (Kii iin) ba kel. 2. is. Araba ya da deve stne yaplan glgelik; mahfel. eelef, [Ar. cilf > eelef >-=-t] {OsT} is. Daha edepsiz; en edepsiz; ok edepsiz, eelik, -i [? ec-lik] {az} is. Duvar yapmnda iri ta lar arasna konulan kk talar; moloz. [DS] ecma, -a [Ar. cem (toplanma; topluluk) > ecm a' (ecma:) {OsT} sf. ok toplanm; fazla birik mi.

u t t u , i

EE

ecreb, [Ar. ecreb v jrO {OsT} sf. (nsan veya hayvan iin) uyuz olmu, ecred, [Ar. ecred jyri] {OsT} sf. 1. (Kii iin) henz sakal by kmam; gen; tysz. 2. (Yer iin) otsuz. ecribe, [Ar. cirb > ecribe ecsad, [Ar. cesed > ecsd '] {OsT} is. Bez ya da (ecsa:d) {OsT} is. 1. deriden yaplm antalar; daarcklar, Cesetler. 2. Bedenler. 3. Cisimler; maddeler; ktle ler. S ecsd- seba, {OsT} Yedi madde (altn, g m, kalay, kurun, demir, bakr ve harini). ecsam, [Ar. cism > ecsm (ecsam) {OsT} is. Cisimler. S ecsm - felekiye, {OsT} Gk cisimle ri,|| ecsm - sbiha, {OsT} fiz. Yzen cisimler.|| ecsm- sem aviye, {OsT} g k b. Gk cisimleri. ecsem, [Ar. ecsem p ^-1] {OsT} sf. Gvdesi byk olan; pek iri. ecuc, [Ar. ecc <rj=-'] {OsT} (ecu:c) sf. Ik saan; parlayan. ec, [ec / c] {az} is. (ocuk dilinde) umac. [DS] eciick, - [azck] {az} sf. -* eck. [DS] ec, [Ar. yecc ? / ece (masal ccesi) [Tietze] sf. -* eci. S ec bc, Eci bc.|| ec mec, -* eci meci. eck1, - [azck] {az} sf. 1. ok az; azck; az. 2. Biraz. 3. Kck. [DS] S eck bttck, {az} K k ocuklara verilen sfat. [DS]|| eck cck, {az} B ir arada bulunan birka kk ocuk. [DS] eck2, - [? eck] {az} is. Kala. [DS] ecvad, [Ar. cd > ecvd mertlikler. ecvaf, [Ar. cevf > ecvf Oyuklar; kovuklar, ecved, [Ar. cd (iyilik) > ecved *y>-\] {OsT} sf. 1. Da ha iyi; pek iyi; en iyi. 2. Pek eli ak; cmert, ecved-i mensuct, {OsT} Dokumalarn en iyisi. || ecvedn-ns, {OsT} nsanlarn en iyisi; Hz. Mhammed. ecvef, [Ar. cevf (boluk) > ecvef >-9y>-l] {OsT} sf. 1. Kof; ii bo. 2. mecaz. Bilgisiz. 3. is. dbl. Arap dil bilgisine gre harfli kklerden ikinci harfi vav ya da y e olan fiiller, f? ecvef-i vav, {OsT} 1. dbl. l kknn ortas vav olduu iin kelimenin or tasnn bo olmas durumu. 2. mecaz. Kafas bo; bo beyinli. ecvibe, [Ar. cevb > ecvibe ^ ^ l ] {OsT} is. Cevaplar; yantlar, fi1 ecvibe-i mskite, {OsT} Susturucu ce vap. ecyad, [Ar. cd > ecyd boyunlular. (ecya.d) {OsT} is. Uzun (ecva:f) {OsT} is. (ecvad) {OsT} is. C

ecyaf, [Ar. cfe > ecyaf -iL-l] (ecya:f) is. {OsT} Leler. ecyal, -li [Ar. cl > ecyl JL=r'] (ecyad) {OsT} is. 1. Milletler; uluslar. 2. Kabileler. 3. Soylar; nesiller, ecyed, [Ar. ecyed J ^ l ] {OsT} sf. (Kii iin) uzun boyunlu. ecza, [Ar. cz (para) > ecza * l_^-l] (ecza:) {OsT} is. 1. Paralar; ksmlar. 2. Ciltlenmemi kitap parala r. 3. Boya, kimya ve ila sanayiinde kullanlan birleiklerin genel ad; kimyevi maddeler; kim ya sallar. 4. la. 5. mat. Askat. fi1 ecza dolab, ine ilk yardm malzemelerinin konulduu kiiiik dolap; ilk yardm antas.\\ ecz-ir, {OsT} Aruzun filn, fuln, mefiln, m stefiln, filtn, mefaletn, m e fultn ve m tefiltnden ibaret sekiz asl paras. || ecz-y nriye, {OsT} Yanc maddeler.\\ ecz-y erife, {OsT} K u ran- K e rim in czleri.|| ecz-y tbbiye, {OsT} la yaplan maddeler.|| ecz-y unsuriyye, {OsT} Esas meydana getiren paralar. eczac, [ecza-c] (ecza:c) is. la yapan ve satan dip lomal uzman. S eczac ana, Fayanstan ya p l ma silindirik gvdeli ve konik kapakl anak.\\ ec zac ra, Kalfa vasfn kazanmam eczanelerde alan yardmc. || eczac kalfas, Ecznelerde en az be y l alm yardmc.\\ eczac muavini, Ec zane sahibinin veya sorumlu mdrnn gzetim ve denetiminde alan diplomal yardmc. eczaclk, - [ecza-c-lk] is. 1. la hazrlama ii. 2. lalarn hazrlanmas ile uraan uygulamal bilim dal. 3. Eczacnn ii ve meslei, eczahane, [Ar. ecza5 + Far. hne -U-Ij^-I] (ecza:ha:ne) {OsT} is. lalarn yapld ve satld yer; ec zac dkkn. eczal, -li [Ar. cizl > eczl J '> r'] {OsT} is. 1. Aa kkleri. 2. Tomruklar, eczal, [ecza-l] (ecza:l) sf. Kimyasal yoldan ilem grm olan. S eczal pam uk, Steril hle getiril mi pansum an ilerinde kullanlan pamuk. eczane, [Ar. ecza5 + Far. hne] {OsT} is. -* eczahane. eczasz, [ecza-sz] sf. Eczas olmayan. eczem 1 [Ar. czam > eczem f-M ] {OsT} sf. 1. (Kii , iin) czaml. 2. Eli ya da parmaklar kesik. eczem 2, [Ar. eczem j>=-l] {OsT} sf. Burnu kesik. -e1 [-a / -e / - / -i / -u / -] yap. e. -* -. , -e2, [-a / -e] yap. e. -* -a. {eT} (ayn) e e, [e e / he he] {eT} nl. Atlar gayrete getir mek iin, sktrmak iin kullanlan sz. [DLT] ee1 [ee / eke / eze] {eT} is. 1. Byk kz karde. , [DLT] 2. Aabey; byk karde, {az} (ayn) [EUTS] ee2, [? ee] {az} zf. Kadar. [DS]

I M I T O tM .
eer, [? eer] {az} is. 1. Aevi; mutfak. 2. Oda. [DS] ehel, [Ar. cehl (bilgisizlik) > chil > echel] {OsTj is. ok bilgisiz; kara cahil, ei, [e / e / e u / i] (ei:) {eT} is. 1. Amca. [ETY] [Gabain] [Tekin] [KPy.'J 2. Aabey; byk erkek karde, {az} (ayn) [ETY] [Gabain] [Tekin] [EUTS] [DS] 3. is. H anm nine. [DLT] 4. sf. (Kadn ve erkek iin) yal; ihtiyar, einmek, [ei-n-mek / ei-n-mek] {eT} gsz. f. [-iir] Bata bulunmak; doyumluk vermek; kerem kl mak. [ETY] eki, [eT. ek] (az} is. Kei. [DS] ekii, [ek] (ekii:) (eT) is. Kei. [DLT] [Gabain]
[EUTS]

cak teki kelime veya kelime gruplaryla anlam ilikisi kurm aya yarayan, anlam ayn balamdaki br birim lerle belirginleen ekimsiz kelimeler; ilge. S edat grubu, dbl. B ir isimle bir son ekim edatnn meydana getirdii kelime grubu]] edt- haber, dbl. Koa. || edat tm leci, dbl. Cmlenin hibir esiyle dorudan ilikisi olmayan, cmleye eitli anlam ilgisi kazandran, gr ve duygular zerine dikkati eken, iinde edat olabilen kelime ler bulunan tmle. edatl, [edat-l] s f dbl. inde edat bulunan. S edatl tm le, dbl. Edatla kurulmu tmle. eddai, [Ar. d > e d-d ^ I jJ I ] (edda:i.:) {OsTj zm. 1. Duacnz; size dua eden. 2. m paratorluk dne minde bilginler snfnn m hr veya imzalarnn zerine koyduklar kalplam ifade. Eddeberan, [Ar. e d-debern j'^ jJ t] (eddebera.n) {OsT) is. g k b. Boa burcunun en parlak yldz. ed e1 [ede tol] {ocuk d.} is. 1. Byk erkek karde; , aabey. {OsT} {az} (ayn) [DS], 2. (Kimi yrelerde) dede. 3. {az) Baba. [DS] 4. {az} Byk kz kar de; abla. [DS] 5. {az) Elinden i gelir byk adam. [DS] 6. {az) Anne. [DS] 7. {az} Amca. [DS] 8. {az} Yirmi yam a kadar olan ocuk. [DS] 9. {az} Kendisine sayg gsterilen byk. [DS] ede2, [? ede / edi] {az} nl. Dinle! anlamnda kullanlr. [DS] ede3, [? ede] {az} is. ingene. [DS] edeb, [Ar. edb (davet; yem ee arma) > edeb ^o!] {OsT) is. -* edep. ? edeb-i sanat, {OsT} 1. Sanat terbiyesi. 2. Szde ve yazda edebiyat sanatnn ustalklarm hissettirmeden k u lla n a b il m e k edebperver, {OsT} 1. yi yetitirilmi. 2. Edepli; terbiye li,|| edebl-bahs, {OsT) man. Belli bir konu ze rinde konuurken tutulacak yolu gsteren mantk dal. edeb, [Ar. edeb (terbiye)>edeb / edebye / ^ jI] (edebi:) {OsTj sf. 1. Edebiyatla ve edebiyat et kinlikleriyle ilgili olan; yaznsal. 2. (Dil iin) m ille tin yazl kltrne uygun. 3. Edebiyatn kendine ait teknik ve nitelikleriyle ilgili olan. 4. Edebiyat sanat bakm ndan deer tayan. S edeb dil, ed. Yazl eserlerde kullanlan ve konuma dili karl olan kiiltiir dili.\\ edeb eser, ed. Edebiyat sanat bakmndan deer tayan ve insandaki gzellik duygusuna hitabeden eser.|| edeb sanatlar, ed. Edeb eserlerde, kelimelerin ounlukla gerek anlamlarnn dnda baka anlamlara gelm ek ze re eitli yollarla kullanlmas suretiyle elde edilen sz hnerleri. edebikelam, [Ar. edeb-i kelm v-ol] (edebikelm) {OsT} is. ed. H oa gitmeyen, sylenmesi ayp ve irkin saylan eyleri mecazlarla, eretilemelerle anlatma sanat; yumuatma; rtmece.

e, [e / e] (e:) {eT} is. Ata; atalar; ecdat; eslaf. [Gabain] [Tekin] [ETY] [EUTS] S e apa, Atalar; ecdat. -ed-, [ad-mak (baka olmak; fa rk l olmak) > -ad- / ed- / -d-] {eT} yap. e. -* -ad-. ed1 [ed (yans.)] is. Dedikodu etmeyi anlatan kk. , [Zlfikar] ed-ir kudr ed2, [ed (yans.)] is. Yoksulluk durumunu anlatan kk. [Zlfikar] ed-il ddiil edJ, [ed] (e:d) {eT} is. 1. retilmi mal. [Clauson] 2. Madde; ey; cevher. [ tigsizler] [EUTS] [Gabain] 3. Mal; mlk; deerli ey; servet.[ETY] [EUTS] 4. pekli kuma vb. cinsten sanat eseri olan her trl dokuma; kuma. [DLT] 9 ed tavar, Tanabilir mal ve canl hayvanlar. eda', -a -y [Ar. eds bl] (eda:) {OsT} is. 1. Verme; deme. 2. (Namaz ve dier din vecibeler iin) kl mak; yerine getirmek; icra etme. 3. Bitirme. S eda etmek, (OsT) Vermek; demek; grevini yerine getirmek] \ ed-y deyn, {OsTj Bor deme. || ed-y itizr, (OsT) zr dileme.\\ ed-y salt, {OsT} Namaz klma. eda2, [Far. eda W] (eda:) {OsT} is. 1. ve; naz; cilve. 2. Tavr. 3. ed. fade tarz; anlatm biimi. S eda etmek, {OsT} Anlatmak; ifade etmek. edac, [Ar. edac jjoI] (ed-ac) {OsT) sf. 1. (Kii iin) kara ve byk gzl. 2. (Nesne iin) pek siyah, edak, -kk [Ar. dakik > edakk Jl] {OsT} sf. 1. En da kik; pek dakik; daha dakik. 2. Pek ince. 3. ok nemli. S edakk- umur, {OsT) lerin en nem li si. edam, [Ar. edam ?bl] (eda:n) {OsT) Hrl. Srdrsn! edm-Allah, {OsT} Allah srdrsn. edal, [eda-l] s f veli; nazl; cilveli, edani, [Ar. dem (alak; aalk) > edan ni:) {OsT} is. Aalk kiiler; baya insanlar, edat, [Ar. edt (alet) o b l] {OsT} is. 1. Alet; ara. 2. dbl. Ek olmayan ve tek bana anlam olmayan, an (eda

EDE

edebiyat, [Ar. edb (davet; yem ee arma) > edeb > edebiyyt oL ol] is. 1. {OsT} yi eitim grm kimsenin durumu; okumuluk. 2. (19. yy. sonras) Sanat deeri tayan yazl eserlerin tm; yazn. 2. Yazma sanat ile ilgili kurallarn btnn ve bu kurallara uygun eserleri iine alan disiplin. 3. ed. Dnce, duygu ve hayallerin ses ve yaz ile gzel ve etkili bir biimde anlatlmas sanat; yazn. 4. Bu sanatn kurallar ve rnleriyle uraan bilim dal. 5. Bir milletin, bir lkenin, bir an edeb eserleri nin tm. 6. mecaz. ten olmayan, yapmack, bo ve ssl szler. 7. gnl. Bir bilim kolunun eitli konular zerine yazlm yaz ve eserlerin tm; literatr, ff edebiyat bilimi, ed. E deb eserleri tek nik ve sanat deeri bakmndan deerlendiren, bir sz veya yaznn edeb eser saylabilmesi iin g e rekli bilgi ve kurallar ieren bilim dal. || edebiyat tarihi, ed. Tarih sre iinde edeb eserleri ince leyen bilim dal.\\ edebiyat yapm ak, mecaz. B ir konu hakknda gereksiz ve bo szler sylemek. edebiyat, [edebiyat-] is. 1, Edebiyat ve edeb eserlerle uraan kimse. 2. Edebiyat dersi okutan retmen. 3. Edebiyat renimi gren renci. 4, mecaz. Gereksiz yere ve ssl konuan kimse, edebiyatlk, - [edebiyat--lk] is. 1. Edebiyat olma durumu. 2. Edebiyatnn ii ve meslei. 3. mecaz. Palavraclk, edebiyun, [Ar. edebiyyn jsjil] (edebiyu:n) {OsT} is. Edebiyat ile uraanlar, ededmek, [ed-ed-mek] {eT} d n l.f. [-er] 1. M adde lemek; madde olmak. [EUTS] 2. Bymek; geli mek; iyiye gitmek. [EUTS] [Gabain] edeen, [et-mek > e(d)-een {eAT} {OsT} sf. Eden; edici; ok eden. -edek, [-a-da-k / -e-de-k] yap. e. -* -adak, edemik, -i [ede-mik] {az} is. am sakz. [DS] eden, [etmek > e(t)-en] is. dbl. Cmlede fiilin dile getirdii eylemi yapan varlk veya nesne; etken biimde olua katlan ge; fail. S3 eden ad, dbl. Fiilin dile getirdii eylemi yapan varlk veya nes nenin ad. || eden tm leci, dbl. Etken cmlede zne durumuna geen edilgen bir fiilin tmleci. edep, -bi [Ar. edb (davet; yem ee arma) > edeb {OsT} is. 1. Halk arasnda egemen olan en iyi ahlak; toplum tresine uygun davran; kabalktan kanma; terbiyeli davran. 2. nsan ktlkten sakndrp iyilie ynelten yeti. 3. Gzel huy ve iyi davran. 4. Utanma. 5. ncelik. 6. Edebiyat bilgisi. edep beklemek, {eAT} Edebe, usule uymak.\\ edebini taknmak, Edepli davranmaya balamak]] edep etmek, Utanmak.\\ edep erkn, {OsT) Uyul mas gereken yol; yntem .|| Edeptir sylemesi. Sylemesi, bu ortamda ayp der. anlamnda zr dileme sz; affedersiniz.|| Edep yahu! "U-

tan, terbiyeni ta kn ! anlamnda uyar szii.\\ edep yeri, Karnn alt tarafnda bulunan ve ergenlik a nda lallanan genimsi blm. edepleni, [edep-le-n-i] is. Edeplenmek eylemi veya biimi. edeplenm e, [edep-le-n-me] is. Terbiyeli ve nazik olma; edeplenmek eylemi; uslanma, edeplenmek, [edep-le-n-mek] d n .f. [-ir] 1. Edepli duruma gelmek. 2. Kibar ve terbiyeli olmak, edepli, [edep-li] sf. 1. Edep sahibi olan. 2. nce, kibar ve terbiyeli. 3. zf. Toplum tresine ve grg kural larna uygun biimde. S edepli edepli. Uslu uslu, terbiyeli biimde. edepsiz, [edep-siz] sf. 1. Edep sahibi olmayan. 2. Utan verici ileri aktan ve byk bir ustalkla ya pan; utanmaz; terbiyesiz; haysz. 3. Ar bir yz szlkle karsndakini yldrmaya alan; irret. 4. zf. Toplum tresine ve grg kurallarna aykr ola rak S edepsiz edepsiz, Edepsize yakr biimde; utanmadan sklmadan; terbiyesizce.|| edepsiz mh, {az} Uzun ve kalr dem ir ivi. edepsizce, [edep-siz-ce] (edepsi ce) zf. Edepsiz bir z kim seye yakr biimde; terbiyesizce; hayszca; utanmazca; irrete, edepsizlem e, [edep-siz-le--me] is. 1. Edepsiz dura ma gelme; edepsizlemek eylemi. 2. Edepsizce davranlarda bulunma, edepsizlemek, [edep-siz-le--mek] dnl. f. [-ir] 1. Edepsiz duruma gelmek. 2. Edepsizce davranlar da bulunmaya balamak, edepsizlik, -i [edep-siz-lik] is. 1. Edepsiz olan k i inin nitelii. 2. Edepsizce davran; utanmazlk; irretlik. ed er1 [eder] {eT} is. Hayvan eyeri; eyer. [DLT] , eder2, [etmek > e(t)-er] is. Satlan bir maln para olarak deeri; fiyat; tutar. eder3, [Ar. eder _pl] {OsT} sf. (Kii iin) kas yark, ederfen, [Far. ederfen ^>>'] {OsT} is. tp. Tuzlu bal gam denilen cilt hastal; egzama, edergen, [ed-er-gen] {eT} sf. 1. Hakkn arayan. 2. ok arayan; ok izleyen. [DLT] ederlemek, [eder-le-mek] {eT} g l . f [-r] Eyerlemek. [DLT] ederlennek, [et-mek > e(d)-er-le-n-mek dU-Jj-ul] {eAT} dnl. f. [-iir] Eder gibi davranmak; yapar grnmek. ederlig, [eder-lig] {eT} sf. Eyerli; eyeri olan. [DLT] ederlik, [eder-lik] {eT} is. zerine eyer konulan aa veya sehpa; eyerlik. [DLT] edermek, [ed-er-mek] {eT} gl. f. [-iir] 1. Aramak. [DLT] [EUTS] [Yknek] 2. Takip etmek; kovala mak; arkasn brakmamak; izlemek. [EUTS] [DLT] [KB]

EDE

E K U

I 1362

edemek, [eyit-mek > eyd-i-mek > ede-mek] {az} ite, f. [-ir] 1. Tartmak; sz atmak. 2. Bykle rin szne saygszca karlk vermek, edet, -di [Ar. det] {az} is. 1. Gelenek; det. 2. Yor dam; usul; kural, edevat, -t [Ar. edat (ara) > edevat oljal] (edeva:t) {OsT} is. 1. Bir ii yapmak iin arac olan eyalar; takmlar; aletler. 2. dbl. Edatlar; ilgeler. S 1 edevt- kitabet, {OsT} Yaz aralar.|| edevat- lahi ka, {OsT} dbl. Sona gelen edatlar; son ekler.|| edevt- raptiye, {OsT} dbl. Balam a edatlar. edeyan, [Far. edeyn jlo l] (edeya:n) {OsT} sf. (Hayvan iin) ok koan, edfa, [Ar. edf ^ j I ] (edfa:) {OsT} sf. (Kii iin) beli bklm. edfak, [Ar. edfak ^ l ] {OsT} sf. (Kii iin) beli b klm. edfan, [Ar. defin > edfan jtiil] (edfa:n) {OsT} is. Defineler. edfer, [Ar. edfer jSJ] {OsT} sf. ren kokulu. edgermek, [ed-ger-mek] {eT} gsz. f . [-iir] 1. Geli mek. [ETY] 2. gl. f. yi grmek; iyi bulmak. 3. Ku lak asmak; dinlemek. 4. Dzeltmek. [DLT] edg, [ed (deer) > ed-g / eyg] {eT} sf. 1. yi; en iyi. [DLT] [KPy.] [EUTS] [Yknek] [ETY] 2. stn vasf. [ tigsizler] 3. is. Kr; kazan; yarar. [ETY] [Tekin] 4. yilik; stnlk. [Gabain] B edg gli, {eT} Dost.\\ edg yavlak, {eT} yi kt. [DLT] edglem ek, [edg-le--mek] {eT} dnl. f. [-r] 1. yilemek. 2. Geinmek, edgli, [edg-li] {eT} sf. 1. yi; stn. [EUTS] 2. yi lik. [EUTS] edglg, [edgu-lg] {eT} sf. 1. yi; stn vasfl; s tn. [EUTS] [ tigsizler] [Gabain] 2. Mnasip; uy gun. [EUTS] 3. is. yilik. [Gabain] [EUTS] edglk, [edg-lk] {eT} is. yilik. [DLT] [EUTS] edgn, [edg-n] {eT} zf. yilikle, edgrek, [edg-rek] {eT} zf. yice; biraz iyi. edgti, [edg-t] {eT} zf. yice; adam akll.1[Tekin] [ETY] [EUTS] edhan, [Ar. edhn jUM] {OsT} sf. Srnlecek gzel kokulu yalar, edhem , [Ar. edhem p-nl] {OsT} is. K ara yaz at. edhine, [Ar. duhn (duman) > edhine {OsT} is.

edi3, [edi] {az} is. By. [DS] edi4, [ede / edi] {az} nl. Dinle! anlam nda syle nir. [DS] edi5, [Ar. edi jjI ] (edi:) {OsT} is. 1. Kk kap. 2. sf. (Kii iin) kk fakat belal, edib, [Ar. edb / edbe e-o l / 4~ot] (edi. b) {OsT} sf. -* edip. edibane, [Ar. edb + Far. -ne (ediba:ne) {OsT} zf. 1. Terbiyeli ve nazik olarak. 2. B ir yazara yak r biimde. ediben, [et-mek > ed-iben] {az} sf. Yapan; eden. [DS] edig, [ed-ig / it-ik] {eT} is. 1. Hazrlk. 2. Dzen; usul. 3. Durum; hl. 4. Ss. edigey, [Tatar, edigey] {az} is. Amca. [DS] ediglig, [etig-lig / edig-lig] {eT} sf. -* etiglig. edigsiz, [etig-siz / edig-siz] {eT} sf. -* etiksiz. ed ik 1 -i [eT. etk > edik sS\{eAT} {OsT} is. 1. Yu , muak ve renkli sahtiyandan yaplm, sokaa karken veya yolculukta giyilen ksa konlu izme; kyl izmesi. 2. Kadn ayakkabs. 3. {az} ocuk ayakkabs; patik. 4. {az} Mest. S. {az} Ksa konlu yn orap. 6. {az} Kyl yemenisi; pabu. 7. {az} Terlik. 8. {az} Ayakkab. 9. {az} Fotin. 10. {az} K arda yrm eye yarayan ayakkab, edik bam ak, {eAT} Edik.\\ edik ddk, 1. te be ri; ne varsa. 2. Kk. 3. Beceriksiz. edik2, -i [? edik] {az} is. Arlarn ayanda topla nan sar renkli mum; polen, ed ik , -i [Erme, hedig => hedik > edik] {az} is. M sr yarmas. [DS] edik4, -i [et-mek > ed-ik] {az} is. lgi. [DS] ediki, [edik-i j ?^So^l] {eAT} {OsT} is. Ayakkabc; _ mesti; kundurac, ediklem ek, [edik-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i) -yor] 1. Salacak hayvann memelerini ovuturmak. 2. (Buza veya kuzu iin) anasn emerken burnu ile drtklemek. 3. Salan inek veya koyunu ikinci kez bir daha samak. 4. nei samadan nce veya biraz sadktan sonra buzasn emzirmek. [DS] edikm ek, [ed-ik-mek] {eT} gl. f. [-r] 1. Baarmak. [EUTS] 2. Elde etmek; retmek; husule getirmek. [Gabain] [EUTS] 3. dnl. f. M eydana getirmek; hu sule gelmek. [Gabain] [EUTS] 4. Gelimek; by mek. [DLT] 5. yi hlde olmak. [Clauson] edikt, [Lat. edictum > Alm. Edikt] is. 1. Resm ka rarname. 2. Skynetim emri, ediktirmek, [edik-tir-mek] {az} gl. f. [-r] -* ediklemek. [DS] edilgen, [et-mek > e(t)-il-gen] sf. 1. Edilme duru munda bulunan. 2. Olaylar tepkisiz karlayan. 3. K endi kararyla deil de bakasnn etkisi ile ey lemde bulunan; pasif. 4. (Kii iin) bir giriimde

Dumanlar. -edi, [-ad / -edi] {eAT'} ek e. -* -ad, ed i1, [edi] {eT} zf. 1. Hi; asla. [ETY] 2. Tamamyla. [ETY] edi2, [eT. et-m ek > et-ig / et-ik > e(t)-i] {az} is. 1. B ir i yapma. 2. Yaplan i. 3. Yapl; yapm a bi imi. [DS]

a m

s u t . im

ED

etkin olarak rol almayan. 5. dbl. (zne iin) cm lede eylemi yapmasna ram en belli olmayan; mehul. S1 edilgen by, folk. Zararl d etkileri uzaklatrmaya, bu zararlara kar savunm aya ve y a bunlardan kanmaya yn elik biiy. || edilgen at, dbl. -il" veya -in ekleriyle kurulan, zne nin yaplan iin etkisi altnda kaldn belirten fiil ats.\\ edilgen fiil, dbl. Edilgenlik eklerini alm olan, znesi belli olmayan fiil. edilgenleme, [edilgen-le--me] is. 1. Edilgen duru muna gelme. 2. dbl. Etken bir biim in edilgen bi ime gemesi, edilgenlemek, [edilgen-le--mek] dnl. fi [-ir] 1. Edilgen durumuna gelmek. 2. dbl. Etken biimde iken edilgen biime gemek, edilgenletirilmek, [edilgenle-tir-il-mek] edil, fi [ir] 1. Edilgen durumuna getirilmek. 2. dbl. Etken biimde iken edilgen biime geirilmek, edilgenletirmek, [edilgenle-tir-mek] gel. fi', [-ir] is. 1. Edilgen duruma getirmek. 2. dbl. Etken biimde iken edilgen biime geirmek, edilgenlik, -i [edilgen-lik] is. 1. Edilgen olm a du rumu. 2. Olaylar tepkisiz karlayan kiinin tutu mu. 3. Bir ite giriken veya bizzat yapa olmama durumu. edilgi, [et-mek > e(t)-il-gi] is. Dtan gelerek bir ey zerinde deiiklie yol aan etken; infial, edilgin, [e(t)-il-gin] sfi 1. Etkin ve yapc deil de alc durum da olan; mnfail. 2. Bir edilginin etki sinde kalan. edilginlik, -i [edilgin-Iik] is. 1. Edilgin olm a duru mu. 2. Bir edilgi etkisinde kalm a durumu, edille, [Ar. delil (sebep; klavuz) > edille (OsT) is. 1. Klavuzlar; deliller. 2. Bir konuyu veya dava y ispat etmeye yarayan belgeler; sebepler. S edille-i akliye, {OsT} Akla, kanuna uygn, salam deliller.\\ edille-i asliye, {OsT} isi. slam hukuku nun, K u r an, snnet, icma-i mmet, kyas- fukahadan ibaret olan drt ana dayana; edille-i e r iye.\\ edille-i eriye, -* edille-i asliye, edilme, [etmek > e(t)-il-me] is. Edilm ek eylemine urama; yaplma, edilmek, [etmek > e(t)-il-mek] yard. edil. fi. [-ir] Et mek eylemine uramak; etm ek fiiline konu olmak; yaplmak. edim', [et-mek > e(t)-im] is. 1. Yaplm, gerekle mi i; amel; fiil; performans. 2. luk. Alacaklnn talep edebilecei, borlunun da demek zorunda olduu davran. 3. fiel. Gerekleme durum unda anlam kazanan ve kavranr olan, insann bilinli olarak yapt tek tek davranlar; amel; fiil. 4. dbl. Kullanm. S 1 edim bilim i, Konumacnn edimde kulland gdleme, tepki, etkileim gibi olgular inceleyen bilim dal; pragm atik. || edim sz, dbl. Bir konumacnn dinleyiciyi etkileyen; olum lu ve

y a olumsuz tepki vermesine (edimde bulunmasna) y o l aan szleri. edim 2, [Ar. edimme (deri) > edim jh.jI] (edi:m) {OsT} is. 1. lenmi deri. 2. Yz; sath. S edm-i arz, Yeryz. edimci, [e(t)-im-ci] is. 1. Edimde bulunan kii veya grup. 2. Toplumsal etkileimde bulunan bireyler den her biri; fail; aktr, edimek, [edi-mek] {eT} g sz .fi [-r] Yksekte olmak. [KPy.] edim lem e, [e(t)-im-le--me] is. fiel. 1. Erkten edime geme durumu. 2. G durumundan gereklie ge i. edimli, [e(t)-im-li] sfi. 1. Edimi olan; edim sahibi olan. 2. Edime dayanan; amel; uygulamal. 5> edimli olarak, Edime dayal olarak; fiil; bilfiil. edimme, [Ar. edimme -col] {OsT} is. Derinin ikinci tabakas. <5 edim me-i dahil, by. deri. edimsel, [e(t)-im-sel] sfi. 1. Edim niteliinde olan. 2. Gerek olarak var olan; somut; bilfiil; fiil. 3. dbl. Bir konumacnn sylediklerinden dinleyiciyi etki leyen; yapma eylemine yneltici (edimde bulunm a sna neden olucu) nitelik tayan; gerekletirici. 4. fiel. Gereklemi olan; fiil. S edim sel bileen, dbl. Konumac ile gstergeler arasnda banty gerekletiren bileen; kullanm sal bileen. edim selletirme, [e(t)-im-sel-le--tir-me] is. fiel. Olabilir durumdaki bir olguyu geree evirme; gerekletirme; uygulama; edimsel klma, edin, [ad-m / edin] {eT} zfi. Baka; bundan baka; d nda. [DLT] edin, -ci [et-mek > e(t)-in-] is. Edinilen ey; mktesebat. edindirmek, [edin-dir-mek] {az} gl. fi. [-ir] -* ediklemek. edinilm e, [et-mek > e(t)-in-il-me] is. Sahip olunma; edinilmek eylemi, edinilm ek, [et-mek > e(t)-in-il-mek] edil. fi. [-i] Edinm ek eylemi yaplmak, edinim, [et-mek > e(t)-in-im] is. 1. Edinme ii; sahip olma. 2. Kazanma; iktisap. 3. bsy. Bilgisayarda y rtlecek bir ilem iin gerekli olan bilgileri alma. 4. dbl. Bir dili konuan kiiye bu dili baar ile kul lanabilmesi iin gerekli beceri ve bilgiyi kazand ran faaliyetlerin tm, edinme, [et-mek > e(t)-in-me] is. Sahip olma, kazan ma; edinm ek eylemi, edinm ek, [eT. et-mek > et-in-m ek > ed-in-mek iliil] gl. fi. [-ir] 1. Herhangi bir yolla sahip olmak; ka zanmak. 2. Kendine salamak; kendini o nesneye sahip klmak; iktisap etmek. 3. {eAT} Yapnmak, edinsel, [edin-mek > edin-sel] sfi. Sonradan edinilmi olan. S edinsel hastalk, Kaltm veya bir organik

ED

M IiiM S M
l dualar. |j| ed iye-i m esure, {OsT} 1. Hz. Muham m ed (sa) ve dier slam byklerinden aktar larak gelen dualar. 2. H adislerdeki dualarn okun ma artlan ve ka defa okunacaklarn aklayan kitaplar. ediz, [edz] {eT} sf. 1. Yce; yksek. [EUTS] [KPy.] [DLT] 2. Geni; engin; [Yknek] 3. is. Y ksek yer; her eyin yksei. [DLT] 4. Ouz boyundan bir ko lun ad. [EUTS] B ediz tag, {eT} Geit vermeyen yksek da. [DLT] edizlenmek, [ediz-le-n-mek] {eT} dnl. f [-r] Engel grmek; sarp saymak. [DLT] edizlik, [ediz-lik] {eT} is. Ykseklik. [DLT] edlelmek, [ed-le-l-mek] {eT} edil. f. [-r] 1. Islah olunmak. [DLT] 2. Aratrlmak. [DLT] edlem, [Ar. edlem jbl] {OsT} s f (Kii iin) kara yaz; siyah. edlem ek1 [ed-le-mek / ey-le-mek] {eT} gl. f. [-r] 1. , Topra ilemek; ift srmek; ekmek. [Yknek] 2. Kurmak; yapmak; eylemek. edlem ek2, [ed-le-mek] {eT} gl. f . [-r] 1. Deer vermek; ehem m iyet vermek. [DLT] 2. A kim a ge tirmek. [DLT] 3. lk hline getirmek. [DLT] 4. Tesir etmek. [DLT] edlemek, [ed-le--mek] {eT} ite, f. [-r] 1. Sayg dolaysyla birbirini aramak, sormak. 2. Birbirine karlkl ikramda bulunmak. [DLT] edletmek, [ed-le-t-mek] {eT} gl. f. [-iir] yiletir mek; slah ettirmek. [DLT] edlig, [ed-lig] {eT} sf. 1. M reffeh; varlkl; servet sahibi; zengin. [EUTS] [Gabain] 2. Deerli; kymetli. [ETY] [Gabain] 3. Yararlanlan; yararl. [DLT] edligsiz, [ed-lig-siz] {eT} sf. Deersiz; kymetsiz. [EUTS] [Gabain] edm, [Ar. edm jO] {OsT} is. ki nokta veya nesne arasn birletirme, edinen, [Far. edmen <yol] {OsT} is. Katksz misk, edmek, [et-mek / ed-mek] {eT} gl. f. [-r] -* etmek, edmiga, [Ar. dim a > edmia ^ M ] {OsT} is. Beyin ler. edm, -m [Ar. dem > edm <oi] {OsT} is. Gzya lar. edna, [Ar. den (alak)> edn UM/ ^.sl] (edna:) {OsT) sf. 1. En alak; en aa. 2. En baya; en adi. 3. ok kk; ok az. ednas, [Ar. edns ^U jl] (edna:s) {OsT} is. 1. Pislik ler. 2. sf. (Kii iin) apknlar; aalk olanlar, ednetm ek, [adn--t-mak > edne-t-melc] {eT} gl. f. [r] Bulunduu hlden baka bir durum a getirmek; deitirmek. [DLT] edometre, [Fr. ffidometre] is. Topran skma duru munu lmeye yarayan alet.

bozukluk olmadan edinilen hastalk.\\ edinsel ba klk yetersizlii, ADS. edinti, [edin-mek > edin-ti] is. Edinilmi, kazanlm ey. edip, -bi [Ar. edeb > edb y*-3'] {OsT} sf. 1. Edepli; terbiyeli. 2. yi eitilmi. 3. Edebiyatla uraan. 4. is. Edeb eser meydana getiren; yazar; air. 5. /az} Kurul. [DS] edipyatmak, [et-mek+ yat-mak] {az} gl. f [-ar] Yapp durmak; srekli yapmak. [DS] edir, [?edir] {az} sf. Zayf; hastalkl. [DS] edirem, [er-dem / edirem] {eT} is. 1. Erkeklik; erkek kalitesinde; kuvvet; kabiliyet; g. [EUTS], [Gabain] 2. Fazilet, erdem. [Gabain] [EUTS] [EUTS] edirgudur, [edir+gudur] {az} sf. Karklk. [DS] edirm ek, [ad-r-mak / edirmek / drmek] {eT} gl. f. [~r] Seip ayrmak; ayrmak. [DLT] edirtmek, [edir-t-mek] {az} gl. f. [-ir] -* ediklemek. [DS] edisyon, [Fr. dition] is. Basm. B edisyon kritik, Tenkitli basm. ed i1 [et-mek > ed-i] is. 1. Etm ek eylemi ve biimi. , 2. ; faaliyet; eylem; hareket. edi2, [edi / idi] (idhi) {eT} is. Kap kacak; anak mlek. [EUTS] ediJ, [et-i / ed-i ?] {az) is. Grlt. [DS] edietm ek, [e(t)-i-et-mek] {az} gl. f [-ir] Yans lamak; benzetlemek. [DS] ediken, [eyit-mek > eyit-i-ken > edi-ken] {az} sf. Fler sze cevap veren; hibir szn altnda kalm a yan. [DS] edim ek1, [et-mek > e(d)-i-mek] ite, f. [-ir] 1. Birlikte yapmak; yapma etme iinde yardmlamak. 2. Karlkl birbirine yapmak. 3. {az} Cinsel ili kide bulunmak. [DS] edim ek , [eyit-mek > eyi(t)-i-mek > edi-mek] {azj ite, f. [-ir] 1. Sz atmak; tartmak. 2. B yklerin szne saygszca karlk vermek. 3. (Kadnlar iin) aralarnda ekimek. [DS] editlemek, [edit-le-mek] {az} gl. f. [-r] [-l(i)-yor] 1. (Kuzu, buza vb. iin) anasn yalancktan em mek. 2. Yavrusu lm hayvan oyalayarak stn samak. [DS] editmek, [edit-mek] {eT} gl. f. [-r] 1. Yapmak; et mek; kurmak. 2. {az} Buzay ok nceden em dirmek. [DS] editr, [Lat edere (karmak, yaymak) > Fr. diteur] is. 1. Yaymlayc; nair. 2. Basmc; tabi, editrlk, -ii [editr-lk] is. 1. Editrn ii. 2. Y a ymclk. edittirm ek, [edit-tir-mek] gl. f. [-ir] -* ediklemek. ed iye, [Ar. du > ediye -ut^l] (ed-iye) {OsT} is. D u alar; yalvarmalar. B ediye-i hayriye, {OsT} Hayr

l i l MCE S M . 16 35
edra, -a [Ar. edra' >sl] jOsT} s f 1. (Hayvan iin) ba kara, vcudu beyaz. 2. Hecin, edred, [Ar. edred ^j^i] {OsT} sf. Disiz. edrek1, -i [Far. edrek i_pl] {OsT} is. Taze zencefil. edrek2, -i [? edrek] {az} is. K alayc ve demircile rin atei kartrm akta kullandklar demir ubuk. [DS] edrem 1 [er-dem / edirem] {eT} is. 1. Erkeklik; erkek , kalitesinde; kuvvet; kabiliyet; g. [EUTS]. [Gabain] 2. Fazilet, erdem. [Gabain] [EUTS]. 3. zf. Erkeke. edrem2, [Ar. edrem p>l] {OsT} sf. 1. (Kii iin) dileri dklm. 2. (Nesne iin) dmdz. edrem3, [Far. edrem pal] {OsT} is. Eyer altna konu lan kee. edremlig, [ed-(i)r-em-lig] {eT} sf. Erdemli; muktedir; faziletli, [Gabain] [EUTS] edreng, [Far. edreng <>>'] {OsT} is. Sknt; musibet, edriye, [Fr. trier] is. -* etriye. edsak, - [Ar. edsak azl. edsem, [Ar. edsem (il] {OsT} sf. (Nesne iin) pek yal. edser, [Ar. eder jil] {OsT} sf. (Kii iin) gafil. edsiz, [ed-siz] {eT} is. 1. Cisimsizlik; cisman olm a ma; m add olmama. [ tigsizler] 2. sf. Yararsz; faydasz; istifadesiz. [ETY] [EUTS] 3. Gereksiz; l zumsuz. [EUTS] edk, - [et-k / ed-k il-l] {eT} {eAT} {OsT} {az) is. 1. Ayakkab; pabu. [ETY] [DS] 2. -* edik. S edk ddk, {az} 1. Ufak tefek eyler; te beri; u bu. 2. Kk. 3. Beceriksiz. edldemek, [edik-le-mek / edk-le-mek] {az} g l . f [-r] [-l()-yor] 1. Ediklemek. 2. (Buza iin) an nesinin mem esinden azar azar st emmek, edlddl, [? edil+ddl] {az} s f Geim sknts eken; yoksul; fakir. -edr, [-ad u r/ -edr] {eAT} ek. e. -* -adur. edrkudr, [? edr+kudr] {az} is. Dedikodu, edz, [dz / ediiz] {eT} sf. 1. Yce; yksek. [EUTS] 2. Ouz boyundan bir kolun ad. [EUTS] edva, -ai [Ar. d> edv (-b-5'] (edva:) {OsT} is. Dert ler; hastalklar; illetler, edvar, [Ar. devr > edvar jIjjI] (edva:r) {OsT} is. 1. Devirler; zamanlar; alar; asrlar. 2. Daire. 3. D o u musikisi kurallarn inceleyen eser, edvr- sabka, {OsT} Gemi zamanlar.\\ edvar musikisi, {OsT} mz. Trk halk mzii. edve, [Ar. edve manl. {OsT} sf. (Kii iin) gz du {OsT} sf. (Kii iin) byk

EFA

edviye, [Ar. deva > edviye ^.jj!] {OsT} is. lalar, fi1 edviye-i mukvviye, {OsT} Kuvvet uruplar.\\ edviye-i messire, {OsT} Etkili i!alar.\\ edviye-i nebatiye, {OsT} Bitkisel ilalar. edyak, - [Ar. dik > edyk iSla!] (edya:k) {OsT} is. Horozlor. edyan, [Ar. dn > edyn o M ] (edya:n) {OsT} is. D in ler. edyar, [Ar. deyr > edyr jM ] (edya:r) {OsT} is. K i liseler; manastrlar, ee, [ee / ee] (e -e) {ocuk d.} is. 1. Byk aptes; kaka; bok. 2. sf. Kt; irkin; berbat. e f1, [ef (yans.)] is. Esinti, fleme, yanm a gibi hare ketleri, yrek arpntsn anlatan kk. [Zlfkar] efel-ek, ef-ele-mek, e f i l efil, efil-ti, ef-ir, ef-ir efr, ef-ir-de-mek, ef-ir-ik-li, ef-ir nefir, ef-ir fr S ef kaf i yapmak, {az} Batan savma i yapmak; stnkr i yapmak. [DS]|| efef etm ek, {az} 1. Gereksiz yere harcamak. 2. H ar vurup harman sa vurmak. ef2, [eb / eb / ew / w / y / y] {eT} is. Ev. [DLT] et a, [Ar. e f ^ 1 ] (ef-a;) {OsT} is. 1. Engerek ylan. 2. sf. mecaz. (Kii iin) kt yaradll, efadl, [Ar. fazl > efazl / efadl J-*el] (efa.dl) {OsT} is. -* efazl. efahim, [Ar. fahm et (ululuk) > efahim ^ l i l ] (efa;him, h kaim sylenir) {OsT} is. En bykler, efahis, [Ar. ufhu > efah (efa.hs, h kaln sylenir) {OsT} is. Kaya kovuklarndaki ku y uva lar. efai, [Ar. e f (engerek ylan) > efa' ^ l ] (efa:i:) {OsT} is. Engerek ylanlar, efaik, [Ar. efike > efaik aJuUI] (efa:ik) {OsT} is. Y a lanlar; uydurma szler, efail, [Ar. fi'l (i) > e fle > ef'l (efa.i.i) {OsT} is. Yaplan iler. S efil ve tefil, {OsT} I. ed. N azm da hecelerin uzun y a da ksa olmas iin sem bol olarak kullanlan kelimelerden ikisinin ad. 2. mecaz. Aruz ls kullanarak iir yazm a; aruz veznini kullanma. efakil, [Ar. efkel > efakil J^lii] (efa.kil) {OsT} is. T it reyenler; titrekler, o f al, [Ar. fi'l (i) > e f l JUsl] (ef-a:l) {OsT} is. 1. Fiiller; iler; hareketler; eylemler. 2. dbl. Fiiller; eylemler. S efl-i aklye, {OsT} Akla dayal iler; akim ileri.|j ePl-i hasene, {OsT} yi hareketler; iyi iler; gzel davranlar,|| ePl-i muzrr, {OsT} Zararl iler.|| efl-i seyyie, {OsT} K t iler. efenin, [Ar. fhn > efann j^Ul] (efa;ni:n) {OsT} is.

EFA

a e

i i M

13S6

1. Sarmak gibi birbiri iine girmi aa dallan. 2. Deiiklikler; yeni i, durum ve artlar, efarit, [Ar. ifrit > afarit o+jlip] (efa:ri:t) {OsT} is. 1. eytanlar. 2. Helekrlar; kurnazlar. 3. Hain cin ler. efatih, [Ar. efath jJ'lil] (efa:ti:h) {OsT} is. Mantarlar, efavic, [Ar. efavic jlii] (efa:vic) {OsT} is. Blkler; takmlar. efavik, [Ar. fuvk > efavik jjjlil] (efa:vi:k, k kaln sylenir) {OsT} is. Hkrklar, efaviye, [Ar. efaviye ajjI] (efa:viye) {OsT} is. Y e mee konulan baharat, efayik, -i [Ar. efke > efayik is. Yalanlar; uydurma szler, efazl, [Ar. fazl (erdem)>efddal> efazl / efadl J->UI] (efa:zl) {OsT} is. ok stn, kmil olanlar. S efzil-i ukal, {OsT} Aklllarn en bilinenleri. efci, [ev > ev-ci > efci] {az} sf. (Erkek iin) kadm gibi i gren. efcik, -i [ef (yans.) > ef-cik] {az} sf. nemsiz; deersiz; bo. S efcik kefcik, {az} e yaramayan eyler; gereksiz ve bo eyler. efdah, [Ar. fadh > efdah *sl] {OsT} sf. Daha rezil; pek rezil; en rezil. efdal1 [Ar. fazl / fadl (erdemli) > efdal , {OsT} sf. 1. En fazla; en stn. 2. En erdemli; daha er demli. efdal2, [Ar. fazl > efdl JU I] (efdad) {OsT} sf. 1. yilikler; ihsanlar. 2. Fazlalar; fazla olanlar. 3. s tn zellikler; erdemler. efdal3, [Ar. efdal] {az} sf. 1. Ucuz. 2. Kolay. [DS] efdaliyet, [Ar. efdaliyyet cJu isI] {OsT} is. Daha fa ziletli olma; stnlk; erdemlilik, efder, [Far. efder jjil] {OsT} is. 1. Amca. 2. Amca, hala, teyze ocuklar. 3. Yeenler, efdik, -i [eT. evdi-mek > e f (yans.) > ef-dik / ef-tik] {az} is. 1. eftik. 2. aba; heves. [DS] efdiklemek, [eT. evdi-mek / e f (yans.) > efdik-lemek] {az} gsz. f. [~r] [-l(i)-yor] - eftiklemek. [DS] efe, [Yun. ephevos (yiit; delikanl) ? / efendi [Tietze]] is. 1. Yiit; gen erkek; kabaday. 2. Ege bl gesinde ky yiitlerine verilen unvan. 3. Kylerde efendi, bey yerine kullanlan hitap sz. 4. Aabey. 5. Zeybeklerin yiitlik gster