You are on page 1of 23

Y aşam ve Ölüm Felsefesi

Editör: A. Kadir ÇÜÇEN


Yaşam ve Ölüm Felsefesi
© Editör: A. Kadir Çüçen
Sentez Yayıncılık 2017

Bu kitabın yayın hakları Sentez Y ayıncılık'a aittir.


Yayınevinin yazılı izni olmaksızın, kısmen veya tam amen alıntı yapılamaz,
hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz, yayınlanamaz.

ISBN 978-605-9922-67-8

1. Basım: Sentez Yayıncılık


Ankara Aralık 201 7

Kapak ve İç Düzen: Sentez

Baskı
TARCAN MATBAACILIK
Zübeyde Hanım Mah. Samyelki Sok. No:15
İskitler/ANKARA
Tel: 0312 384 34 35 Faks: 0312 384 34 37
Sertifika No: 25744

SENTEZ
YAYIN VE DAĞITIM EĞİTİM ve
ÖĞRETİM KURUMLARI TİC.ve SAN. A.Ş.
Cumhuriyet Cad. Eski Tahıl İçi Sokak No:5 BURSA
Tel: (0 224) 225 11 80 (pbx) Faks: (0 224) 225 02 00
bilgi@sentezdagitim.com.tr www.sentezkitap.com
Sertifika No: 14399
Editör: A. Kadir Çüçen

Yaşam ve
Ölüm Felsefesi

Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.

<$>
SENTEZYAYINCIUK®
A. KADİR ÇÜÇEN
kadir@uludag.edu.tr
http://kadir.home.uludag.edu.tr

Prof. Dr. A. Kadir ÇÜÇEN, 1961 yılında Erzurum'da doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini İz­
mit'te tamamladı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin
Felsefe Bölümü'nü bitirdikten sonra Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Amerika
Birleşik Devletleri'nde tamamladı. Doktora çalışmasını Alman felsefeci Martin Heideg-
ger'in varlık kuramı üzerinde yaptı. 1993 yılında Türkiye’ye döndü. 1995'de yardımcı
doçent, 1997'de doçent ve 2003’te profesör oldu. Yazar; Mantık, Martin Heidegger:
Varlık ve Zaman, Felsefeye Giriş, Bilgi Felsefesi, Klasik Mantık, Orta Çağ ve Röne­
sans’ta Felsefe, Varlık Felsefesi, Bilim Felsefesine Giriş ve İnsan Hakları adlı kitapları
yazmasının yanı sıra Varoluş Filozofları ve Felsefe Tarihi I, II ve III kitaplarında editörü­
dür. Yurt içinde çok sayıda sunduğu bildiri ve yazdığı makalelerin yanı sıra Rusya,
Fransa, Hollanda, Küba ve ABD’de Heidegger üzerine çok sayıda bildirileri; Rusya,
Fransa, Bulgaristan ve ABD’de yayınlanmış makaleeleri bulunmaktadır. 1999 yaz dö­
nemi TÜBA burslusu olarak ABD’nin Duquesne Üniversitesi'nde Teknoloji Felsefesi üze­
rine araştırma yaptı. Çok sayıda Erasmus programı kapsamında Bulgaristan, Slovenya,
Slovakya, Polonya ve Hırvatistan’ın çeşitli üniversitelerinde ders verdi. “ Kültürlerarası
Diyalog ve Eğitim” başlıklı Avrupa Birliği projesini 2008-2009 tarihleri arasında yürütü­
cülüğünü yaparak tamamladı. 2012 yılı yaz döneminde YÖK burslusu olarak University
of Kentucky’de araştırma yaptı. Şubat - Ağustos 2017 tarihleri arasında Tübitak 2019
Doktora Sonrası Araştırma bursu kapsamında yine Amerika Birleşik Devletleri
Duquesne Üniversitesi’nde ölüm felsefesi üzerine araştırma yaptı.
Halen Uludağ Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'nde öğretim
üyesi olarak çalışmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
İçindekiler

ÖZSÖZ ........................................................................................................................................... 9

GİRİŞ: YAŞAM VE ÖLÜMÜN ANLAMI ÜZERİNE BİR DENEME............................................ 11


A.KADİR ÇÜÇEN

I. BÖLÜM: ANTİK ÇAĞDA YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ........................................................27


1. İLKEL İNANÇLARDA YAŞAM VE Ö LÜM .................................................................................... 28
FIRAT İLİM
2. MİTOLOJİK ESERLERDE VE DİNİ ÖĞRETİLERDE YAŞAM VE Ö LÜM ...............................35
ZEYNEP BERKE ÇETİN
3. SOKRATES ÖNCESİ FELSEFEDE YAŞAM VE ÖLÜM ANLAYIŞLARI................................. 49
ZEYNEP BERKE ÇETİN
4. SOKRATES ÖNCESİ DÖNEMDE YAŞAM VE Ö LÜ M ............................................................... 62
ZEYNEP BERKE ÇETİN

II. BÖLÜM: İNSAN FELSEFESİNDE YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ.......................................73


1. YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK: SOKRATES'TE ÖLÜM VE YA ŞA M .................................................74
ALİ HAN BABUÇÇU
2. PLATON DÜŞÜNCESİNDE ÖLÜMSÜZLÜK TECRÜBESİ OLARAK İRADÎ ÖLÜM................90
AYŞE GÜL ÇIVGIN
3. ARİSTOTELES'TE ÖLÜM VE ÖLÜMSÜZLÜK......................................................................... 100
ALİ HAN BABUÇÇU
4. EPİKÜROS'TA VE STOA FELSEFESİNDE ÖLÜM DÜŞÜNCESİ............................................ 117
YAZAR: WARREN SHIBLES ÇEVİREN: ALİ HAN BABUÇÇU

III. BÖLÜM: TEOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ........................................................135


1. HAYATTA KALMA HİPOTEZLERİ.............................................................................................. 136
VİNCANT BARRY ÇEVİREN. UFUK ÖZEN BAYKENT
2. İBN SİNA: YAŞAM VE Ö LÜ M .................................................................................................... 154
SEDA ÖZSOY
3. GAZALİ: YAŞAM VE ÖLÜM ........................................................................................................166
SEDA ÖZSOY

IV. BÖLÜM: MODERN ÇAĞ’DA YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ............................................177


1. GIORDANO BRUNO: YAŞAM VE ÖLÜM ..................................................................................178
FIRAT İLİM
2. LEIBNIZ FELSEFESİNDE YAŞAM VE ÖLÜMSÜZLÜK............................................................183
EDA HAYRİOĞULLARI
3. SPINOZA'DA YAŞAM VE Ö LÜM ............................................................................................... 195
MEHMET FATİH ELMAS
4. KANT'TA İNSANI KENDİSİ KILAN ÖLÜMÜ BİLMESİ Mİ ? ÖZGÜRLÜĞÜ DÜŞÜNEBİLMESİ
Mİ ? ...................................................................................................................................... 207
AYŞE GÜL ÇIVGIN
5. HEGEL'DE YAŞAM VE ÖLÜM VE Ü ZERİNE.......................................................................... 218
ENVER ORMAN
6. KARL MARX: YAŞAM VE Ö LÜ M ............................................................................................... 241
IRMAK GÜNGÖR
7. KIERKEGAARD: YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ.................................................................... 256
YASEMİN AKIŞ YAMAN

V. BÖLÜM: YAŞAM FELSEFESİNDE YAŞAM VE Ö LÜ M ........................................................267


1. YAŞAMI OLUMLAYAN BİR FİLOZOF OLARAK BERGSON.................................................. 268
ÖZGÜR EKİNCİ

VI. BÖLÜM: MARTIN HEIDEGGER’DE YAŞAM VE ÖLÜM ..................................................... 285


1. VARLIK SORUNSALININ UFKUNDA ÖLÜM MESELESİ.......................................................286
ÇİĞDEM YILDIZDÖKEN
2. YAŞAM İLE ÖLÜM İLİŞKİSİNİN AÇIKLIĞI OLARAK DÜNYA: FENOMENOLOJİK BİR
HEIDEGGER OKUMASI.............................................................................................................. 310
AYSUN GÜR

VII.. BÖLÜM ÇAĞDAŞ FELSEFEDE YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ......................................329


1. VAROLUŞÇULUK VE ÖLÜM........................................................................................................ 330
ÖZGÜR AKTOK
2. CAMUS: YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ..................................................................................359
YASEMİN AKIŞ YAMAN
3. MERLEAU-PONTY'DE YAŞAM VE ÖLÜM............................................................................... 375
TUNCAY SAYGIN
4. LEVINAS............................................................................................................................... 387
GÜLAY ÖZDEMİR AKGÜNDÜZ
5. ÖLÜME KARŞI REALİST BİR TUTUM: BERTRAND RUSSELL........................................... 414
CENGİZ İSKENDER ÖZKAN
6. ANALİTİK FELSEFECİ WITTGENSTEIN KENDİ ÖLÜMÜNÜ DENEYİMLEDİ M İ?...............425
SERDAL TÜMKAYA
7. POSTMODERN FELSEFEDE YAŞAM VE Ö LÜ M .................................................................... 436
SİNAN KILIÇ

VIII. BÖLÜM: SANAT VE EDEBİYATTA YAŞAM VE ÖLÜM................................................... 453


1. SİNEMADA YAŞAM VE Ö LÜ M ..................................................................................................454
ELİF NUYAN GÖKHAN GÜRDAL
2. GÜNÜMÜZ ANADOLU MÜZİKLERİNDE YAŞAM VE Ö LÜM .................................................465
FIRAT İLİM
3. KARŞITLIK İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA TÜRK EDEBİYATINDA YAŞAM VE ÖLÜM ŞİİRLERİ
ÜZERİNE .............................................................................................................................. 472
KERİME ÜSTÜNOVA MUSTAFA ÜSTÜNOVA
4. AŞK VE ÖLÜME SUSAMIŞ BİR ŞAİR: PEYO YAVOROV......................................................489
EMİN ATASOY İSMAİL ORKUN ATASOY

IX. BÖLÜM: SİYASET FELSEFESİNDE YAŞAM VE Ö LÜ M ................................................... 519


1. SİYASET FESLEFESİNDE YAŞAM VE Ö LÜM .........................................................................520
IRMAK GÜNGÖR
X. BÖLÜM: İNSAN HAKLARI AÇISINDAN YAŞAM VE Ö L Ü M .............................................. 529
1. TEMEL İNSAN HAKKI OLARAK YAŞAMA HAKKI.................................................................530
TAYFUN TORUN

XI. BÖLÜM: PSİKOLOJİDE YAŞAM VE Ö LÜ M ..........................................................................541


1. KLASİK PSİKANALİZDE YAŞAM VE Ö LÜ M ............................................................................ 542
SEDA AKTAŞ
2. PSİKOLOJİK AÇIDAN YAŞAM VE ÖLÜM.................................................................................552
EYLÜL ŞENYÜREK
3. DEHŞET YÖNETİMİ KURAMI'NDA YAŞAM VE Ö LÜM ..........................................................570
DUYGU DİNÇER

XII. BÖLÜM: ANTROPOLOJİ VE SOSYOLOJİDE YAŞAM VE Ö LÜ M ................................... 583


1. ANTROPOLOJİK AÇIDAN YAŞAM VE Ö LÜM ..........................................................................584
EYLÜL ŞENYÜREK
6. YAŞANABİLİR KENTLER İÇİN KENTSEL YAŞAM KALİTESİ YA DA KENTTE YAŞAMAKLA
“ KENTLİ ” YAŞAMANIN FARKI.................................................................................................. 610
BEKİR PARLAK
7. HAYATIN ANLAMI, ÖLÜM VE SOSYAL HAYATIMIZ KONULARINDA BİR SÖYLEŞİ YA DA
DENEME................................................................................................................................... 622
• FÜGEN BERKAY

XIII. BÖLÜM: BİLİM VE TIPTA YAŞAM VE Ö LÜM ................................................................... 629


1. BEYNİN EVRİMİ IŞIĞINDA YAŞAM VE ÖLÜM ........................................................................ 630
REYHAN PÜTÜN
2. TIPTA YAŞAM VE Ö LÜM ............................................................................................................652
MUSTAFA BOZBUĞA

XIV. BÖLÜM: EKONOMİ AÇISINDAN YAŞAM VE Ö LÜ M .......................................................673


1. YAŞAM VE ÖLÜMÜN EKONOMİ POLİTİĞİ.............................................................................. 674
ESRA DOĞAN

XV. BÖLÜM YAŞAM VE ÖLÜM ÜZERİNE DENEMELER......................................................... 687


1. ÜÇ ÖYKÜ........................................................................................................................................ 688
NACİ TEKDAL

BÖLÜM YAZARLARININ KISA ÖZGEÇMİŞLERİ.......................................................................709


ÖZSÖZ

Bu çalışmanın ilk taslağı, doktoramı yapıp ülkeye döndüğümde oluşmuştu. “ Ne­


den Batı felsefecileri gibi kavram üretemiyoruz? ya da felsefe yapamıyoruz?” diye
düşünmeye başlamıştım. Çünkü ana dilimizden alacağımız kavramları Martin Hei-
degger’in yaptığı gibi felsefeye kazandırma etkinliği olmadan felsefe yapmak ola­
naklı değildi. Bu nedenle acaba “yaşam” ve “ölüm” kavramları üzerine ne tür bir
irdeleme yapılabilidi?” diye düşünmeye başlamıştım. Fakat uzun süren bir ders
verme etkinliği, bu çalışmanın gecikmesine neden oldu. Yıllar sonra tekrar mezun
olduğum üniversiteye Tübitak’ın doktora sonrası yurt dışı araştırma bursu ile gi­
dince, yarım bıraktığım düşünce için yeni okuma ve araştırmalara fırsat buldum.
Uzun bir araştırma ve okuma sonrası, bu düşünceyi hayata geçirmek için ülkemin
değerli akademisyenleri ile iletişime geçmeye karar verdim. Çünkü yapmak istedi­
ğim, doktoasını yeni almış genç bir felsefecinin düşündüğünden daha büyüktü ve
farklı disiplinleri de dahil ettiğimden kapsamlı bir çalışma olacaktı.
Çalışmalarımın sonucunda yaptığım taslak ve konu başlıklarını, alanında uzman
olan arkadaşlarımla paylaştım. Arkadaşlarımın verdiği desteği görünce yapmak is­
tediğimiz çalışmanın ne denli önemli ve gerekli olduğunu bir kez daha anladım.
Böylece editörlüğünü üstlendiğim elinizdeki bu eser ortaya çıktı. Öncelikle tüm bö­
lüm yazarlarına teşekkürü borç bilirim. Onlar olmadan böyle bir eser ortaya çıka­
mazdı.
Bu çalışmanın amacı, insanın varolma amacını, yani yaşayan varlık olarak ken­
disini var etmesinde sonlu olmasının/ölümlü olmasının rolü ve işlevini temele alarak
irdelemek ve hem tarihsel süreçte felsefe ve filozoflardaki karşılığını ortaya koymak
hem de farklı disiplinlere göre açıklamaktır. Bu nedenle çalışma, ölüm karşısında
insanın yaşama tutunma ve kendisini varlık olarak ortaya koyma serüvenin felsefi
açıklamasını yapmayı amaçlamaktadır.
İnsanın sonlu olmasının gerçekliği karşısında var olma serüvenini betimleme,
anlama, yorumlama ve öneride bulunmayı içeren bir yöntemle yazılar kaleme alın­
mıştır. Kısaca fenomonolojik, varoluşçu ve hermeneutik bir anlayışla yaşam ve
ölüm olgusu irdelenmiştir. Böylece bu çalışmada, insan varlığının sonlu ama ken­
dini var etme sürecinin fenomenolojisi açığa çıkartılmaya çalışılmıştır. Yaşam ve
ölüm diyalektiğinin varoluşçu ve hermeneutik irdelemesi ve yorumu, özellikle filo­
zoflarından ve farklı disiplinlerden yola çıkılarak açıklanmıştır.
Farklı alanlardan yaşam ve ölüm olgusuna bakış, bu çalışmanın zenginliğini ve
farkını ortaya çıkartacağına inanıyorum. Disiplinlerarası bir çalışma olan “Yaşam ve
Ölüm Felsefesi” , ülkemizde bir ilke de imza atmış olacak. Felsecicilerin yaşam ve
10 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

ölüm olgusuna bakışının yanıda siyaset, sosyoloji, psikoloji, ekonomi, antropoloji,


hukuk, sanat ve edebiyat gibi alanların yaşam ve ölümü ele alışları ve irdelemeleri
konunun zenginliğini ve anlamının çeşitliğini göstermektedir. Çünkü yaşam ve
ölüm, insan varlığının kaçınılmaz temel varlık ya da var olma olgusudur. İnsanın
yaşamı ve ölümü farkeden ve üzerine konuşabilen biricik varlık olması, konuyu
daha da cazip hale getirmektedir. Tüm bu farklı disiplinlerin yaşam ve ölüme yak­
laşımı, aslında insanın ne olduğunu açıklama ve anlama çabasıdır.
Böyle bir çalışmanın başlamasına vesile olan Tübitak’ın “2219 Yurt Dışı Doktora
Sonrası Araştırma Programı”nın ne denli önemli olduğunu da göstermektedir. Araş­
tırma geleneği oluştukça yaşamın değeri ve anlamı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle
Tübitak’a desteğinden dolayı teşekkür ederim.

Editör
Kadir ÇÜÇEN
Aralık 2017, Bursa
3. DEHŞET YÖNETİMİ KURAMI’NDA
YAŞAM VE ÖLÜM

DUYGU DİNÇER1
Giriş
İnsanın nihai yazgısı olan ölüm geçmişten günümüze, kurgudan gerçeğe, re­
simden efsaneye, çocukluktan erişkinliğe yaşamın her alanında ve her sahnesinde
belirmekte; zihnin gündemini bilinç ya da bilinçdışı düzeyde meşgul etmektedir.
Munch’un “Scream” ini, Klimt’in “Death and Ufe"ını, Tolstoy’un “Ivan Illich’in Ölü-
m ü ” nü, Kierkegaard’ın “Korku ve Titreme"sini ya da Dostoyevski’nin “Ölü Bir Evden
Hatıralarımı etkileyici kılan belki de yalnızca uyandırdıkları estetik duygular değil,
zihnin açık ya da örtülü yollardan ölümle meşgul olma hâlidir. Zira Yalom
(1989/2001) tarafından belirtildiği gibi;

“Yaşımız büyüdükçe ölümü kafamızdan çıkarmayı öğreniriz; dikkatimizi başka


şeylere veririz; ölümü olumlu bir şeye dönüştürürüz (öbür tarafa göçmek, yu­
vaya dönmek, Tanrı’ya kavuşmak, nihayet huzur bulmak); yüreklendirici mitlerle
onu yadsırız; kalıcı yapıtlarla, tohumumuzu çocuklarımız aracılığıyla geleceğe
göndererek ya da tinsel süreklilik vaat eden bir din sistemini benimseyerek
ölümsüzlüğü yakalamaya çalışırız” (Yalom, 1989/2001:13).

Peki ama “eğer ölüm kaçınılmazsa, eğer tüm yapıtlarımız, hatta tüm güneş sis­
temi bir gün yok olup gidecekse, dünya tesadüfi ise (...), dünyayı ve o dünyanın
içindeki insani düzeni insanlar kurmak zorundaysa, o zaman yaşamın ne gibi bir
kalıcı anlamı” (Yalom, 1989/2001: 20) vardır? Bu sorunun yanıtını bir kerede ver­
mek -hatta çoğu zaman bir ömür boyu verebilmek- mümkün olmasa da aranması
gereken yer, yaşam ve ölümün bir aradalığı olacaktır. Hayat sahnesi “ her şeyin yok
olduğu, yok olmaktan korktuğumuz, ama yine de yok olmanın ve korkunun varlı­
ğında yaşa(dığımız)” bir alandır (Yalom, 1980/2001: 52). “ İnsanın özünde, varol­
mayı sürdürme dileği ile kaçınılmaz ölüm bilinci arasında kesintisiz sürüp giden bir
çatışma vardır” (Yalom, 1989/2001: 13). “ Hayat ve ölüm birbirine bağımlıdır; aynı
anda vardır, birbirine ardışık değil; ölüm, hayatın perdesi ardında sürekli olarak se­
sini duyurmakta ve yaşantı ve davranış üzerinde büyük etkide bulunmaktadır” (Ya-

1 İbn Haldun Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim
Dalı Öğretim Üyesi
12 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

lom, 1980/2001: 51-52). Yaşamın geçici ve ölümün kaçınılmaz olduğu bilgisi in­
sana hayatı zenginleştirme ve derinleştirme olanağı sunmaktadır. Zira yaşam, insa­
nın “ kendi olabilme” (Geçtan, 2011: 159) -y a da Heidegger’in ifadesiyle- “otantik
olabilme” imkânıdır (Geçtan, 2007: 184); ölüm ise bunu verili bir sürede gerçek­
leştirme çağrısı ya da ikazıdır.
Bununla birlikte ölüm, aynı zamanda insanın “ ilk anksiyete kaynağı”dır (Yalom,
1980/2001: 52). Ölümlü olduğunun bilincinde olmak ve onu hatırlamak -y a da fi­
ziksel varlığın sonluluğu olgusuyla karşılaşmak ve onunla yüzleşmek durumunda
kalm ak- bu fikri mana dünyasında yerli yerine oturtamamış bir gönülde daralma ve
dehşet yaratmaktadır. Bu nedenle bilinçaltı, çoğu zaman ölümlü olduğu fikrini bas­
kılayıp bilinç alanının gündeminden uzaklaştırmakta ve onunla başa çıkmak için
kendine özgü yollar ve stratejiler (örn., bir sanat eserinin uyandırdığı estetik duygu­
ların ya da ölümsüzlük hislerinin ardında saklama yoluyla) oluşturmaktadır. Bu başa
çıkma ya da savunma mekanizmalarının gelişmesi Kierkegaard ve Rollo May’in işa­
ret ettiği gibi “anksiyetenin korkuya dönüştürülmesi” ile olanak bulmaktadır (Geç­
tan, 2007: 185). Fakat bir şeyin bastırılmış olması elbette onun artık mevcut olma­
dığı ya da yok olduğu anlamı taşımamaktadır. Ölümlülük olgusu da tüm dehşet ve-
riciliği ve kaçınılmazlığı ile insan yaşamının açık ya da örtülü gündeminde “evrensel
bir insanlık durumu” olarak varlığını korumaktadır (Becker, 1973/2013: 20). Robert
Fulgham (1990/2014) “Ne Biliyorsam Hepsini Anaokulunda Öğrendim" adlı kitabı­
nın “ Derin Anaokulu” başlıklı yazısında sunduğu anekdotla bu durumu çarpıcı bir
örnek üzerinden ele almaktadır:

“ Rahip olduğum yıllarda, bana şu cümleyle her gelişlerinde şaşakalıyordum:


“ Doktordan geliyorum, bana fazla bir ömrüm kalmadığını söyledi.”

Onlara, “ Ne? Yoksa bunu bilmiyor muydun?” diye bağırasım geliyordu. “Bunu
bilmek için doktora para vermen mi gerekiyordu? Hem de bu yaşta? Anaoku­
lunda çocuklara bir kap, pamuk ve tohum verildiği zamanlarda nerelerdeydin?
Bir bitki hayat bulmuştu, unuttun mu? Bir bitki büyümüş ve kök salmıştı. Bir
mucize. Birkaç gün sonraysa ölmüştü. ÖLMÜŞTÜ! Hayat çok kısa. O dersler
boyunca hasta mıydın yoksa uyuyor muydun?

Bunları hiçbir zaman söylemedim, sadece aklımdan geçirdim. Ve hepsi gerçek.


Asıl amaç, bütün resmi daha en başındayken görmemizdi. Yaşam ve ölüm.
Ölüm kalım. Tek bir kısa olay. Unutmayın” (Gulgham, 1990 / 2014:16).

Yukarıdaki alıntı, insan canlısının ölümlülük olgusuyla çok erken yaşlardan iti­
baren tanışık olmasına rağmen onu nasıl da güçlü bir şekilde bastırmış olduğu ger­
çeğini ve ölümlülüğüyle yüzleştiği anda yaşadığı dehşet duygusunu canlı bir şekilde
betimlemektedir. Bununla birlikte ilgili anekdotta kişinin panikle rahibe gitmesine
neden olan şey, şüphesiz ki yalnızca ölümlü olduğu gerçeğiyle yüzleşmesi değildir.
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 13

Onu kiliseye götüren başka sebepler de olabilir. Örneğin; başına gelen şeyin zama­
nından önce gerçekleşmekte olduğu algısı içinde oluşu; yani kişinin ölümün, yaşa­
mını parçalayacağı hissi yaşıyor olması (daha geniş bilgi için bkz. “yaşamı parça­
layan ölüm” Geçtan, 2011:182) ya da ölümden sonra yaşama dair teselli arayışı
gibi. İlgili anekdot insanın zihninde ölümlülükle ilgili birçok soru da uyandırmaktadır.
Örneğin; Ölümü insan için böylesine dehşet verici kılan nedir? Ölümlülük olgusu
yaşamın içine böylesine yerleşikken insan nasıl olup da kendi ölümlülüğüyle karşı­
laşıncaya kadar onu güçlü b ir şekilde bastırabilmektedir? Bir çocuk b ir bitkinin do­
ğumunu, gelişim ini ya da ölümünü; b ir balığın b ir önceki gün akvaryumda yüzerken
b ir sonraki gün hareketsiz kalışını izlediğinde, yani yaşamı ve ölümü olağan akışı
içinde gözlemlediğinde b ir yetişkinin ölümün karşısında deneyimlediği o şiddetli
dehşet duygusunu yaşamakta mıdır? Peki ya bir başkasının ölümü karşısında kişi
kendi ölümü karşısında duyacağı kadar şiddetli bir dehşet duygusu yaşamakta m ı­
dır? Okumakta olduğunuz bölüm, bu soruları ve benzerlerini ve aynı zamanda ölü­
mün insan davranışları üzerindeki etkilerini Ernest Becker’ın ölümün kaçınılmazlığı
ve inkârı fikrinden ilham alan ve Pyszczynski ve arkadaşları (1986) tarafından or­
taya konulan Dehşet Yönetimi Kuramı'nın [DYK; (Terror Management Theory;
TMT)] perspektifiyle ele almayı amaçlamaktadır. Çünkü ölüm korkusunu anlamak,
bir bakıma insan eylemlerinin altında yatan gizin üzerindeki örtüyü kaldırmaktır. Bu
amaca doğru yol alırken öncelikle Dehşet Yönetimi Kuramı’na neden ihtiyaç duyul­
duğunu ve kuramın nasıl ortaya çıktığını anlatan kısa bir tarihsel açılımla başlamak
faydalı olacaktır.

Kuramın İnşasına Bakış


Dehşet Yönetimi Kuramı, 1980’lerde Kansas Üniversitesinde deneysel sosyal
psikoloji alanında lisansüstü öğrenim görmekte olan üç öğrencinin —Sheldon Solo-
mon, Tom Pyszczynski ve Jeff Greenberg’ü n - alanlarının gidişatından duydukları
tatminsizliğin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır (Greenberg ve Arndt, 2012;
Pyszcznski vd., 2015). O yıllarda sosyal psikolojide bilişsel yönelimler revaçtadır
ve birçok araştırmacı insan davranışlarını ağırlıklı olarak bilgi işleme süreçleri açı­
sından ele almaktadır. Oysa yazarlara göre sosyal psikoloji, söz konusu araştırma
trendini takip ederken insan davranışlarını açıklamada bazı önemli noktaları -ö rn e ­
ğin; kuramlarında iddia ettikleri gibi ölümlülük fikrinin insan davranışları üzerinde
göz ardı edilemeyecek etkileri olduğu gerçeğini- ıskalamakta ve aynı zamanda psi­
kanalist ve varoluşçuların görüşlerini dışarıda bırakmaktadır. Başka bir deyişle 80’li
yılların sosyal psikolojisi kendini entelektüel olarak hem ilişkili olduğu diğer disip­
linlerden hem de psikoloji alanında geçmiş yıllarda ortaya çıkmış gelişmelerden git­
tikçe yalıtmakta (Pyszcznski vd., 2015) ve gelişimsel çizgisinde kendi eliyle gedik­
ler açmaktadır.
Pyszcznski ve arkadaşları gerek alanlarının gidişatında gözlenen -v e yukarıda
14 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

sözü edilen- eksiklikleri gidermek gerekse sosyal motivasyonun ve insan davranış­


larının kökenlerini daha temel bir “ Neden?” sorusuyla incelemek üzere yeni bir ku­
ram geliştirme yoluna koyulmuştur. Adı geçen araştırmacılar zihinlerinde beliren bu
“ Neden?” sorusunu ya da sorularını ilk kez, 1986 yılında yayımlamış oldukları “The
causes and consequences o f a need for self-esteem: A terror management the-
ory" [Benlik değeri gereksiniminin nedenleri ve sonuçları: Dehşet yönetimi kuramı]
adlı çalışmada ortaya koymuş ve kuramlarını geliştirmelerinin üzerinden neredeyse
otuz yıl geçtikten sonra, yazdıkları bir gözden geçirme makalesiyle bu soruları (ge­
nişleterek) yeniden tartışmışlardır (Pyszcznski vd., 2015):
1. İnsanların neden benlik değerine ihtiyacı vardır?
2. İnsanlar neden dünyayı anlamanın bütün olası yolları arasında bir tek kendi­
lerinin ortaya koyduğu yolun doğru olması gerektiğine inanma ihtiyacında-
dır?
3. Her biri birbirinden farklı olan insanlar neden barışçıl bir biçimde bir arada
yaşamakta ve birlikte varolmakta zorlanmaktadır?
Yukarıdaki sorulardan anlaşılacağı üzere kuramın -merkezinde ölümün kaçınıl­
mazlığı olgusu bulunsa d a - çıkış noktasını benlik değeri (Darrell ve Pyszczynski,
2016; Nisbett ve Harvell, 2016; Pyszczynski, Greenberg, Solomon, Arndt ve Schi-
mel, 2004) ve benlik değerinin sosyal olarak inşa edilen bir kültürel bağlamda in­
celenmesi oluşturmuştur (Nisbett ve Harvell, 2016). Öncüleri, kuramlarını yapılan­
dırırken akademik yazında görece daha az yer verilen kaynaklardan yararlanmış;
eski ve yeni birçok görüşü bir araya getirmiş ve bütüncül, bileşimli, senteze dayalı
bir çatı oluşturmaya çalışmıştır (Pyszcznski vd., 2015). Bu süreçte -b ir sonraki alt
başlıkta daha detaylı bahsedileceği g ib i- özellikle Ernest Becker’ın görüşlerinden
ilham almışlardır (Darrell ve Pyszczynski, 2016).
Yukarıda belirtilen hususlardan yola çıkıldığında Dehşet Yönetimi Kuramı’nın or­
taya çıkışının, ölümlülük fikrini uzunca bir zamandır araştırma gündemine almayı
ihmal eden psikoloji (özellikle sosyal psikoloji) disiplini için (Darrell ve Pyszczynski,
2016) bir çeşit dönüm noktası olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira kuram,
ölümlü olduğunun farkında olmanın insan yaşamının birçok farklı alanında belirle­
yici bir rol oynadığı iddiasında bulunarak (Darrell ve Pyszczynski, 2016) psikoloji
araştırmacılarını bu olguyu inceleyen çalışmalar yapmaya davet etmiştir. Günü­
müzde bu konuyu incelemeye dönük yüzlerce çalışma olduğu göz önünde bulun­
durulduğunda, alan araştırmacılarının söz konusu araştırma davetini büyük bir il­
giyle kabul ettiği ve kuramın sosyal psikoloji alan yazınında önemli inceleme konu­
larından biri hâline geldiği söylenebilir.
Öte yandan şu hususu belirtmek faydalı olacaktır: Greenberg ve arkadaşları, her
ne kadar sosyal psikolojinin gözden kaçırdığı noktaları tamamlamak üzere yeni bir
kuram ortaya koymuş olsa da hiçbir zaman Dehşet Yönetimi Kuramı’nın bilinmesi
gereken her şeyi açıklayan bir yaklaşım olduğu iddiasında bulunmamıştır. Bunun
yerine onun, insanların duygu, düşünce ve davranışlarını anlama konusunda yeni
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 15

ve alternatif bir bakış açısı sunduğunu ifade etmişlerdir (Darrell ve Pyszczynski,


2016). Zira varoluşsal dehşet, evrensel bir insanlık durumu olsa da Dehşet Yönetimi
Kuramı özünde, kültür merkezli bir yaklaşımdır (Park ve Pyszczynski, 2016).

Kuramın İlham Kaynakları


Dehşet Yönetimi Kuramı’nın ortaya çıkışını ele alan alt başlıkta bahsedildiği gibi
Greenberg ve arkadaşları kuramlarını inşa ederken kültürel antropolojinin önemli
araştırmacılarından biri olan Ernest Becker’dan ve onun -ölüm farkındalığının insan
davranışları üzerinde birçok farklı etkisi olduğunu iddia eden- Pulitzer ödüllü “The
Denial o f Death" [Ölümü İnkar] (1973) adlı eserinden ilham almıştır (Darrell ve
Pyszczynski, 2016; Greenberg vd., 1986; Maxfield, John ve Pyszczynski, 2014;
Pyszczynski vd., 2004). İlgili araştırmacılar aynı zamanda onun “The Birth and De­
ath o f Meaning" [Anlamın Doğumu ve Ölümü] (1962) ve “Escape from Evil”
[Kötü/lükten Kaçış] (1975) adlı eserlerinden de feyizlenmiştir (Greenberg vd.,
1986). Becker’in, görüşlerini ortaya koyarken Otto Rank, Alfred Adler, Norman
Brown, Peter Berger, Thomas Luckmann, Charles Horton Cooley, Sigmund Freud,
Erving Goffman, Karen Horney, Soren Kierkegaard, George Herbert Mead, Friedrich
Nietzsche ve Harry Stack Sullivan gibi düşünür ve araştırmacılardan ilham aldığı
(Darrell ve Pyszczynski, 2016; Greenberg vd., 1986; Pyszczynski vd., 2004) göz
önünde bulundurulduğunda, Dehşet Yönetimi Kuramı’nın zengin ve çeşitlilik arz
eden bir felsefi ve psikolojik arka plana sahip olduğu ve aynı zamanda kökenleri
eskiye dayanan bir geleneğin temsilcisi olduğu söylenebilir. Bu gelenek iyi ve kö­
tüyü, eylemlerimizin nedenlerini ve türümüzün doğumuyla birlikte ortaya çıkan va­
roluşsal ikilemleri açıklamaya dönük bir çabayı temsil etmektedir (Pyszczynski vd.,
2004).
Dehşet Yönetimi Kuramı’nın ilham kaynaklarını ele aldığımız bu kısımda, onun
sosyal psikoloji topraklarında kök salmasında düşünsel açıdan en çok katkısı olan
kişiden yani Ernest Becker’dan biraz daha fazla bahsetmek faydalı olacaktır. Bec-
ker’ın yaşamı boyunca üzerinde durduğu başlıca konu, insanın ölümün kaçınılmaz­
lığı karşısında aldığı tavır olmuştur. Yazarın bu konuya olan tutkusu öylesine yerle­
şiktir ki, ölümünden bir hafta önce kendisiyle yapılan röportajda bile bu konuyu ele
almıştır. Sam Keen, “Ölümüİnkar" adlı kitabı için kaleme aldığı “Sunuş" yazısında
kanser hastalığından muzdarip olan Becker ile yaptığı o son röportajdan şu sözleri
aktarmıştır: “ Beni en son anda yakalıyorsun. Bu, ölüm hakkında yazdığım her şeye
ilişkin bir imtihan. Ayrıca, insanın nasıl öldüğünü ve ölüm karşısında nasıl bir tavır
sergilediğini gösterme şansına da sahibim. İnsan delikanlı gibi, vakur bir şekilde mi
ölür; ölümün etrafını ne tür düşüncelerle kuşatır; insan ölümü nasıl kabul eder?"
(Becker, 1973/2013: 11). Bu sorular önemlidir ve Becker nezdinde tüm bir insan­
lığın üzerine tefekkür ettiği türdedir.
Becker’ın hangi görüşlerinin Dehşet Yönetimi Kuramı’na ilham verdiği sorusuna
16 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

geri dönülecek olunursa görülen odur ki Becker felsefesinde “ölüm fikri, ölüm kor­
kusu, başka hiçbir şeye benzemeyen bir biçimde, insan hayvanının aklından çık­
maz; ölüm fikri insanî aktivitenin -büyük ölçüde ölüm kaderinden kaçınmak ve onun
insanoğlunun son mukadderatı olduğunu bir şekilde reddederek ölümün üstesinden
gelmek için tasarlanmış aktivitenin- esas nedenidir” (Becker, 1973/2013: 19).
Keen “Ölümü İnkar" kitabına yazdığı sunuşta bu felsefeyi şu dört ana unsur üzerin­
den açıklamaktadır (Becker, 1973/2013):
1. Ölümün dehşet vericiliği. Becker’a göre “ hiçlikten doğmak, bir isme, benlik
bilincine, derin mahrem duygulara, varlığını sürdürme ve kendini ifade etme
arzusuna sahip olmak ve bütün bunlara rağmen günün birinde ölmek, deh­
şettir” (Becker, 1973/2013: 19).
2. Ölüm kaygısını ve yarattığı dehşet duygusunu reddetme ihtiyacı.
3. Ölümün uyandırdığı dehşet duygusu ile başa çıkmak için gizleme ya da bas­
tırma stratejilerinin geliştirilmesi ve özellikle de toplumun ölümsüzlük vaa­
dinde bulunan kahramanlık sistemi.
4. Kötü olan şeyleri ortadan kaldırmak üzere tasarlanan kahramanlık projeleri­
nin, amacına aykırı ve çelişkili bir biçimde dünyayı daha da kötü hâle getiren
çatışma ve savaşlar yaratması (ya da başka bir deyişle iyiye ulaşma arzu­
sunun kötüyü doğurma potansiyelini içinde barındırması).
Ölümün dehşet vericiliği karşısında inkârı seçmek, esasen “ insanın temel yapı­
sının inkârıdır ve artmış derecede yaygın bir farkındalık ve deneyim kısıtlılığına ne­
den ol(maktadır)” (Yalom, 1980/2001: 57). Çünkü “varolmak, devamlı olarak va­
rolduğunun farkında olmak”tır (Yalom, 1980/2001:57). İnsanın asıl ihtiyacı ölümü
inkâr değil onunla başa çıkma yolları bulmak, bütünleşebiliyor olmaktır. Zira “ölüm
fikriyle bütünleşmek bizi kurtar(makta); bizi korku ya da kasvetli kötümserlik varo­
luşuna mahkûm etmekten çok, daha otantik hayat tarzlarına atmak için bir katalizör
olarak hareket et(mekte) ve hayattan aldığımız zevki arttır(maktadır)” (Yalom,
1980/2001: 57). Dolayısıyla kişinin ölümlü olduğunun farkında olması, esasen onu
daha üst bir varoluş düzeyine yükseltme olanağı taşımaktadır. Başka bir deyişle
ölümlülük bilinci çoğu zaman otantik bir yaşamın anahtarıdır. Ölümün olmadığı bir
hayat, daralmakta; ölümün dışlandığı bir hayat ise rayından çıkmaktadır (Yalom,
1980/2001). Kuram araştırmacılara tüm bu görüşleri, deneysel çalışmalarla test
etme olanağı sunmaktadır.

Kuramın Temel Varsayımları


Dehşet Yönetimi Kuramı varoluş felsefelerinin ve evrimsel biyolojinin kesişim
yerinde sosyal psikolojik bir açılım olarak inşa edilmiş (Harvell, Stillman, Nisbett,
Cranney ve Schow, 2016; Nisbett ve Harvell, 2016) ve insanların ölümü hatırlatan
durumlar karşısında -bilinçli ya da bilinçsiz olarak- nasıl tavırlar takındığını, ne tür
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 17

tepkilerde bulunduğunu araştırmayı konu edinmiştir (Spina, Arndt, Boyd ve Golden-


berg, 2016). İnsan varoluşunun dinamiklerini anlamak ve yordamak için bütünleşik
bir yapı sunan kuram (Heen, Lieberman ve Arndt, 2016), insanların da tıpkı hay­
vanlar gibi kendini koruma ve varoluşunu devam ettirme eğilimleriyle doğduğu var­
sayımını temel almıştır (Greenberg, Simon, Harmon-Jones, Solomon, Pyszczynski
ve Lyon, 1995; Park ve Pyszczynski, 2016). Bu bağlamda insanların hayvanlarla
olan benzerlik ve farklılıklarını gözden geçirmiş ve aralarındaki bazı önemli farklılık­
lara vurgu yapmıştır. İnsanların hayvanlardan farklı olarak daha karmaşık bir bilişsel
kapasitesi vardır. İnsan, sembolik düşünce ve dil sistemine sahiptir. Geçmiş olay­
ları zihninde geri çağırabilmekte, henüz deneyimlemediği bir geleceği proje olarak
tasarlayabilmekte ya da hayal edebilmekte (Park ve Pyszczynski, 2016) ve tüm
bunları somut bir gerçekliğe dönüştürebilmededir (Vail, Rothschild, Weise, Solo­
mon, Pyszczynski, ve Greenberg, 2010). Sahip olduğu üst entelektüel kapasite
onun doğayı ihtiyaçları doğrultusunda kullanabilmesine ve diğer insanlarla iş birliği
içinde varlığını sürdürebilmesine olanak tanımaktadır. Bu beceriler onun uyum sağ­
lama kapasitesini de arttırmaktadır (Harvell vd., 2016). Öte yandan sahip olduğu
üst bilişsel kapasite insanın omuzlarındaki yükü de arttırmaktadır. Zira insan kendi
ölümünün kaçınılmazlığının ve her an fiziksel olarak zarar görebileceğinin farkında-
lığıyla yaşamını sürdürmek zorundadır (Greenberg vd., 1995; Park ve Pyszczynski,
2016; Vail vd., 2010). Varlığını sürdürme eğilimi ile ölümün kaçınılmazlığına ilişkin
farkındalığın bir aradalığı hem insanı felç edebilecek bir dehşet yaratma hem de
hayatta kalmak için eylemlerine yön verme potansiyeli taşımaktadır (Greenberg vd.,
1995; Park ve Pyszczynski, 2016).
Kuramın ikinci varsayımı kültürün en önemli işlevlerinden birinin, insanın yaşa­
dığı bu dehşet duygusunu yönetmeye yardım etmesi olduğudur (Greenberg vd.,
1995). Atalarımız varolan bilişsel kapasitelerini yaşamlarına anlam, amaç ve önem
kazandıracak bir dünya görüşü oluşturmak, davranışlarına anlam katan bir değer
sistemi yaratmak ve ölümü sembolik ya da ebedî yollarla aşmak üzere kullanmış,
yani kültürden yardım alarak ölümlülük bilincinin uyandırdığı dehşet duygusuyla
başa çıkmaya çalışmıştır (Greenberg vd., 1995; Park ve Pyszczynski, 2016). Kültür
yardımıyla yaratılan bu başa çıkma yollarına sonraki kuşaklar da başvurmuş, böy-
lece insan türü varlığını bugünlere kadar getirebilmiştir (Park ve Pyszczynski,
2016).

Kuramın Kültür ve Benlik ile İlgili Açılımları


a. Ölümün Dehşet Vericiliği ile Başa Çıkma Yolu Olarak Benlik Değeri
Dehşet Yönetimi Kuramı, benlik değerinin ölümün dehşetiyle başa çıkmada bir
kaygı tamponu işlevi gördüğünü öne sürmektedir. Bu görüş, benlik değeri arttıkça
insanların kaygı duymaya, fizyolojik uyarılmaya ve kaygı yönelimli davranışlar ser­
gilemeye daha az eğilimli olduğu hipotezini temel almaktadır (Park ve Pyszczynski,
2016; Pyszczynski vd., 2004).
18 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

Dehşet Yönetimi Kuramı’na göre benlik değeri, insanların ölmeye ve yok olmaya
yazgılı oldukları anlamsız ve absürd b ir dünyada el yordamıyla hayatta kalmaya
çalışan geçici birer varlık oldukları düşüncesinin korkutucu farkındalığı sonucunda
ortaya çıkan dehşet duygusunu kontrol etmek üzere dizayn edilmiş bir savunma
kalkanıdır (Pyszczynski vd., 2004). İnsanların, umarsız bir biçimde kendilerini de­
ğerli hissetme ihtiyacı duyduğu bir dünyada, onlara arzu ettikleri kişisel değerlilik
hissini, içinde yaşadıkları toplum ve kültür sağlamaktadır (Greenberg vd., 1986;
Park ve Pyszczynski, 2016). Kişi, mensubu olduğu kültürün iyi ve değerli olma
kriterlerini karşıladığı ve onun ilettiği evrensel drama sahnesinde yerini aldığı sürece
değerli olduğu hissini yaşamakta (Greenberg vd., 1986); aksi takdirde kültürün
sunduğu ölümsüzlük ve değerlilik olanaklarından faydalanamamaktadır (Greenberg
vd., 1995). Başka bir deyişle kültürün şart koştuğu gerekler yerine getirilmeksizin
ne benlik değeri hissi ortaya çıkmakta ne de ölüm farkındalığının yönetilebilir olması
mümkün olmaktadır (Greenberg vd., 1986; Maxfield vd., 2014). İçinde yaşanılan
kültür tarafından önem arz eden değerlerin, tarihsel ve dini bakış açılarının edinimi
ise sosyalleşme süreçleri ve eğitim yoluyla erken çocukluk yıllarından itibaren ge­
lişmeye başlamaktadır (Greenberg vd., 1986; Maxfield vd., 2014; Park ve
Pyszczynski, 2016).
Bilindiği üzere doğumundan erken çocukluk yıllarına kadar kişinin birincil daya­
nağı, güvenli sığınağı ebeveyndir; zira yenidoğan ya da çocuk, hayatta kalmak için
ebeveyninin bakım ve sevgisine muhtaçtır. Onlar tarafından tutarlı bir bakım ve
sevgi verildiği sürece çocuk kaygıdan uzaktır ve hayattadır. Bununla birlikte zaman
içinde çocuk kendilik bilinci kazanmaya, ebeveyn ise verdiği bakımı belirli koşullara
göre sunmaya başlamaktadır. İlişkide meydana gelen bu değişimle birlikte çocuk
ebeveyninin belirlediği standartları karşıladığı takdirde pozitif çıktılar elde edebilece­
ğini; aksi hâlde negatif çıktılar ve kayıplarla karşılaşabileceğini öğrenmektedir. Böy-
lece beklenen yönde “ iyi”ye ulaşırsa kaygı ve dehşetten uzak olacağını kavramak­
tadır (Greenberg vd., 1986). Bilişsel kapasiteleri geliştikçe, çocuklar anne babala­
rının onlara sürekli bir koruma sağlayamayacağını da idrak etmeye başlamaktadır;
çünkü ebeveynleri de kendileri gibi er ya da geç ölümün kaçınılmazlığıyla karşıla­
şacak fani varlıklardır (Greenberg vd., 1986; Park ve Pyszczynski, 2016). Bu du­
rumda zihinlerinde “ Eğer anne babamız kendilerini koruyamıyorlarsa bizi kim koru­
yacak?” (Yalom, 1980/2001: 274) sorusu doğmaktadır. Sorulan soru, onların
ölümlülüğün yarattığı kaygı ve dehşetle başa çıkmak için başka yollar bulmaya duy­
duğu ihtiyacı açığa çıkarmaktadır. Çocukların gerek benlik değeri ve ölümsüzlük
hissi geliştirmesinin gerekse ölümün dehşet vericiliğinden kendini koruyabilmesinin
şüphesiz ki birçok farklı yolu vardır. Yalom (1989/2001) tarafından da belirtildiği
gibi;

“Çocukluğumuzda, anne ve babalarımızın pekiştirdiği güvenin yanı sıra dini ve


dünyevi masalların da yardımıyla ölümü yadsırız; sonraları, onu bir canavar,
kum adam, bir şeytan gibi bir varlığa dönüştürerek kişileştiririz. Ne de olsa, eğer
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 19

ölüm peşimize düşen bir varlıksa ondan kaçıp kurtulmanın bir yolunu bulabiliriz;
üstelik ölüm taşıyan bir canavar ne kadar ürkütücü olursa olsun gerçeğin ken­
disinden, yani insanların kendi ölümlerinin tohumlarını kendi içinde taşıdığı ger­
çeğinden daha az ürkütücüdür. Daha sonra, çocuklar ölüm korkusunu hafiflete­
cek başka yöntemler denerler: ölümle alay ederek onun zehrini alırlar, gözü pek
davranışlarla ona meydan okurlar, ya da tereyağlı sıcak patlamış mısırla akran­
larının güven veren beraberliğinde hayalet öykülerini dinleyip korku filmleri izle­
yerek onu köreltirler” (Yalom, 1989/2001:13).

Böylece çocuklar, ölümlülük fikrinin yarattığı dehşet duygusunu minimum dü­


zeye indirgemek için, yaşadıkları toplum ve kültürün kendilerine sundukları birbirin­
den farklı imkânlardan faydalanmakta ve ölümlü oldukları gerçeğini bilinçaltının ka­
ranlık sularına doğru öteleyebilmektedir. Söz konusu süreç çocuğa (ya da ilerleyen
zaman içinde dönüşeceği yetişkin insana) kendisini korkutan şeylerden kaçınmayı
ve kaygı tamponu işlevi gören her ne varsa ona sıkıca tutunmayı da öğretmektedir
-k i bu zamanla otomatik bir tepki hâline gelmektedir (Arndt vd., 1997).
Bu bağlamda Dehşet Yönetimi Kuramı perspektifinden bakıldığında kültürel
kaygı tamponu işlevi gören benlik değerinin iki bileşeni bulunmaktadır: İlki, insan
yaşamının anlamlı, önemli ve ebedî görüldüğü bir kültürel dramaya iman; ikincisi,
kişinin bu dramada önemli bir rolü olduğuna duyulan inançtır. Sözü edilen bileşen­
lerin her ikisinin de dehşet yönetimi açısından önemli olduğu düşünülmektedir.
Çünkü kişinin ortaya çıkan beklenmedik olumsuz durumlarla ya da tehditlerle başa
çıkabilmesi ve kendilik değerinin bir kaygı tamponu olarak işleyebilmesi için bireyin
kültürel dünya görüşünün geçerliliğine duyduğu imanı sürekli muhafaza etmesi ge­
rekmektedir (Greenberg vd., 1986).

b. Ölümün Dehşet Vericiliği ile Başa Çıkma Yolu Olarak Kültürel Dünya
Görüşü
Dehşet Yönetimi Kuramı’na göre kültür, ölüm korkusuyla başa çıkmada kaygı
tamponu işlevi görmekte ve bunu (1) kültürel dünya görüşü yaratma ve (2) benlik
değerini koruma olmak üzere iki bileşenli bir süreç aracılığıyla gerçekleştirmektedir.
Kişi bu iki bileşene yatırım yaptığı ölçüde yaşamdaki rotasını bulmakta ve toplumun
üretken bir üyesi olmaktadır (Arndt, Greenberg, Solomon, Pyszczynski ve Simon,
1997; Cozzolino, Staples, Meyers ve Samboceti, 2004).
Toplumlar, ölüm farkındalığının yarattığı dehşet duygusunu yönetmek üzere
üyelerine bir kültürel dünya görüşü sunmaktadır. Söz konusu kültürel dünya görüşü,
yaşanılan toplum içinde değer atfedilen bir dizi davranış ve özellik standardı, inanç
ve ahlak sistemi ve aynı zamanda gerçeklik tasavvurundan oluşmaktadır. Kültür
tarafından inşa edilen bu inanç, değer ve standartlar bütünü üyelerine düzenli, is­
tikrarlı, anlamlı ve kalıcı bir dünya görüşü aşılamaktadır (Greenberg vd., 1995). Bu
dünya görüşü yaşama anlam, amaç ve değer katan koruyucu bir kalkan vazifesi
görmektedir (Greenberg vd., 1986; Maxfield vd., 2014; Park ve Pyszczynski,
20 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

2016). Kişi, kültürel dünya görüşünün savunduğu anlamlı bir gerçekliğin değerli bir
katılımcısı olduğu hissi ile ölümlülük bilincinin dehşetinden kendini koruyabilmek­
tedir. Başka bir deyişle kültürel dünya görüşü kişinin “ Ben neden buradayım? Ya­
şamın anlamı nedir?” gibi varoluşsal sorularına cevap vermektedir (Greenberg vd.,
1986; Maxfield vd., 2014; Park ve Pyszczynski, 2016).
Kültürel dünya görüşünün bireye aktarımı daha önce de belirtildiği gibi kökenleri
ebeveyn-çocuk ilişkisine dayanan bir sosyalleşme süreci ile gerçekleşmektedir. Ya-
şantılanan sosyalleşme deneyimi sonucunda kişi, kültürel dünya görüşünün birey­
selleştirilmiş bir formunu içselleştirmektedir. Ancak kültürel dünya görüşü kırılgan
olduğundan birey algılarını, inançlarını ve değerlerini paylaşan insanların çevresinde
olmasına ihtiyaç duymaktadır (Greenberg vd., 1995). Söz konusu kırılganlık Dehşet
Yönetimi Kuramı araştırmacıları tarafından “ölümün dikkat çekiciliği" hipotezi ara­
cılığıyla test edilmektedir. Ölümün dikkat çekiciliği hipotezine göre, ölümü hatırlatan
şeyler kültürel dünya görüşü ve benlik değeri açısından tehdit oluşturduğundan, bu
gibi durumların ortaya çıkması kişinin benimsediği dünya görüşüne, inanç siste­
mine daha sıkı sarılmasına, benlik değerini güçlendirmek için daha fazla çaba gös­
termesine yol açmalıdır. Ölümle ilgili hatırlatmalar aynı zamanda kişiyi dünya görü­
şünü ve benlik değerini destekleyen kimselere daha fazla kucak açmaya, onlara
meydan okuyan kimselere ise daha belirgin bir biçimde reddedici davranmaya yö­
neltmelidir (Greenberg vd., 1995; Park ve Pyszczynski, 2016; Vail vd., 2010). Hi­
potez bu yönüyle insanların neden kendileriyle benzer değerleri paylaşan kişilerle
bir arada olmaya ihtiyaç duyduğuna açıklık kazandırmaktadır (Heen vd., 2016).
Ölümün dikkat çekiciliği hipotezinde belirtildiği üzere insanların benimsedikleri
dünya görüşünün geçerliliği konusunda diğer insanlarla uzlaşma içinde olmaya ih­
tiyacı vardır. Aksi takdirde ölümün dehşeti karşısında kültürel dünya görüşünün ya­
rattığı savunma kalkanı zayıflamaya başlayacaktır. Bu durumda Dehşet Yönetimi
Kuramı’nın öne sürdüğü bir diğer hipotez ortaya çıkacaktır: “Ölüm düşüncesinin
erişilebilirliği.” Bu hipotez benlik değeri, dünya görüşü ya da yakın ilişki içinde olu­
nan kimselerle olan bağlanma yaşantıları tehdit edildiğinde insanın ölümle ilgili dü­
şüncelere erişebilirliğinin artacağını, tam tersinin gerçekleşmesi durumunda ise
ölümle ilgili düşüncelere erişebilirliğinin azalacağını öne sürmektedir (Darell ve
Pyszczynski, 2016; Park ve Pyszczynski, 2016; Vail vd., 2010). Dehşet Yönetimi
Kuramı’na göre bir kültürel dünya görüşüne yapılan sembolik yatırım esasen ölü­
mün kaçınılmazlığına ilişkin farkındalığın -v e onun yarattığı dehşetin- etkisini azalt­
maya dönük bir çabadır (Arndt vd. 1997). Dolayısıyla belirli bir kültürel dünya gö­
rüşünü benimsemiş olmak ve onu savunmak esasen ölümle ilgili düşüncelere eri­
şimin önünü tıkamaktadır. Kişiye kendini eksik ya da yetersiz hissettiren olaylar,
başarısızlıklar ya da kültürel dünya görüşüne karşıt tutumlar ise tam aksine kaygı
tamponunda oyuklar açmaktadır. Bu oyuklar kişinin ölümle ilgili düşüncelere daha
kolay erişmesine neden olduğu gibi onların bilinç alanına sızma ihtimalini de arttır­
maktadır. Zira söz konusu meydan okumalar ve tehditler kişiyi kültürel dramanın
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 21

yanlış ve hatalı olduğu ya da onunla eşdeğer düzeyde geçerli gerçeklikler olduğu


realitesiyle karşılaştırmakta (Greenberg vd., 1986) ve savunma mekanizmalarını
zayıflatmaktadır. Böyle bir durumda kişi, ölümün dikkat çekiciliği hipotezinde belir­
tildiği gibi derhal kültürel dünya görüşünü savunmaya yönelik tepkiler geliştirmeye
başlamaktadır.

c. Bir Ölümsüzlük Olanağı Olarak Kültür


Dehşet Yönetimi Kuramı’na göre kültür insanlara edebî ve sembolik olmak üzere
iki tür ölümsüzlük olanağı sunmaktadır. Edebî ölümsüzlük, fiziksel ölüm gerçekleş­
tikten sonra bile yaşamın başka formlarda devam ettiğine dair bir güvence sunan
kültürel inançlardan beslenmektedir. Bu inançların içeriği çeşitlilik gösterse de kül­
türler ölümden sonraki hayata dair çeşitli vaatlerde bulunmaktadır (Park ve
Pyszczynski, 2016). Özellikle din, ölümsüzlüğe ulaşmada önemli bir rol oynamak­
tadır (Kökdemir ve Yeniçeri, 2010). Çoğu din ahlaki davranış standartlarına uygun
yaşayan insanlara ölümden sonraki yaşama dair vaatlerde bulunmaktadır (Green-
berg vd., 1995). Kutsal kitaplar bu vaatleri meşrulaştırmaktadır (Park ve
Pyszczynski, 2016). Örneğin, İslam dininde ölümden sonraki yaşama belirgin bir
vurgu yapılmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de “ Herkes ölümü tadacaktır; yaptıklarınızın
karşılığı size eksiksiz olarak ancak kıyamet gününde verilecektir. Kim cehennemden
uzaklaştırılır da cennete konursa artık kurtulmuştur. Dünya hayatı zaten aldatıcı şey­
lerden ibarettir." (Al-i İmran:185), “ Ey insanlar! Öldükten sonra dirileceğinizden
kuşku duyuyorsanız şunu unutmayın ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra
alakadan, sonra belirsiz et parçasından yarattık ki size (kudretimizi) açıkça göste­
relim." (Hac:5) şeklinde ifadeler bulunmaktadır (ayetlerin tamamı için bkz. Diyanet
İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim me’ali).
Kültürler üyelerine aynı zamanda sembolik bir ölümsüzlük umudu da aşılamak­
tadır. Onlar insana sonsuza kadar var olmak için kendinden daha büyük bir şeyin
parçası olma ve bu yolla ölümü aşma olanağı sunmaktadır. Kişinin parçası olduğu
o büyük şey ailesi, etnik grubu, dini ya da milliyeti olabileceği gibi politik partisi,
mesleği vb. de olabilmektedir (Greenberg vd., 1995; Park ve Pyszczynski, 2016).
Sembolik ölümsüzlük duygusu kişi söz konusu gruplara anlamlı ve değerli katkı­
larda bulundukça ya da bir sanat eseri, fikir, buluş vb. yoluyla dünyada unutulmaz
izler bıraktıkça artmaktadır. Bu his insana aynı zamanda anlamlı bir evrenin men­
subu olduğunu duyumsatmakta ve benlik değerini arttırmaktadır (Park ve
Pyszczynski, 2016; Vail vd., 2010).
Kahramanlık öyküleri de kültürün ölümsüzlük hissi yaratma yollarından biridir.
Toplumlar kendi kahramanlık öykülerini ve kodlarını yaratarak insan varoluşunu an­
lamlı ve değerli kılmaya çalışmaktadır (Becker, 1975). Edebiyatta, filmde, televiz­
yonda ve spor alanında ikon hâline gelen kişiler, kahraman figürü olarak ortak bir
görkemlilik hissinin paylaşılmasına aracı olmaktadır (Greenberg vd., 1986).
22 YAŞAM VE ÖLÜM FELSEFESİ

Sonuç
Dehşet Yönetimi Kuramı, ölümün kaçınılmazlığı karşısında yaşanılan varoluşsal
kaygıyı insanın gözlemlenebilir, ölçülebilir ve öngörülebilir tutum ve davranışları
üzerinden incelemeyi amaçlayan sosyal psikolojik bir çabadır. Kuram gerek kümü­
latif içeriği gerekse inşa ediliş biçimi ile sosyal psikolojiyi önceki psikolojik geliş­
melerle bağlantıya geçirmeyi ve daha derin bir felsefi ve psikolojik kavrayış düze­
yine ulaştırmayı amaçlamıştır. Günümüzde pek çok araştırmacının Dehşet Yönetimi
Kuramı’nın izinden gittiği düşünüldüğünde, etkisinin dalga dalga alana yayıldığı an­
laşılmaktadır.
Dehşet Yönetimi Kuramı birey ve kültür arasındaki ilişkiye odaklanmakla birlikte
bu ilişkiyi sosyal psikoloji tarihinde daha önce hiç ele alınmamış yönleriyle incele­
mektedir. Zira kuram, kültürü ve kültür yaratısı olan dünya görüşü ve benlik değeri
gibi psikolojik yapıları, ölümün uyandırdığı dehşet duygusu karşısında bir kaygı
tamponu olarak konumlandırmaktadır. Bu tamponlar ya ölümle ilgili düşüncelerin
bilinç alanına girmesinin önünü kesmekte ya da yalnızca kültürel dünya görüşünün
onayladığı formdaki ölüm ve ölümsüzlük düşüncelerinin bilinç alanında belirmesine
izin vermektedir. Dolayısıyla organizmayı ölümün dehşet vericiliği karşısında koru­
maktadır. Ölümle ilgili hatırlatmalar, kişiyi fiziksel sonluluğunun yarattığı dehşetle
karşı karşıya bıraksa da ilgili kişi, sahip olduğu kültürel dünya görüşü ve benlik de­
ğerine sıkıca tutunarak bu tehditleri bertaraf edebilmektedir.

Kaynakça
Arndt, J., Greenberg, J., Solomon, S., Pyszczynski, T. ve Simon, L. (1997). Suppression,
accessibility of death-related thoughts, and cultural worldview defense: Exploring the
psychodynamics of terror management. Attitudes and Social Cognition, 73(1), 5-18.
Becker, E. (1973/2013). Ölümü inkar (Çev., A. Tüfekçi). İstanbul: İz yayıncılık.
Cozzolino, P.J., Staples, A.D., Meyers, L.S. ve Samboceti, J. (2004). Greed, death, and
values: From terror management to transcendence management theory, PersonaJity
and Social Psychology Bulletin, 30(3), 278-292.
Darell, A. ve Pyszczynski, T. (2016). Terror management theory: Exploring the role of death
in life. İçinde L.A. Harvell ve G.S. Nisbett (Ed.), Denying death: An interdisciplinary app-
roach to terror management theory (s. 1-15). New York, NY: Routledge.
Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Meali (2017). https://kuran.diyanet.gov.tr adresin­
den edinilmiştir.
Fulgham, R. (1990/2014). Ne biliyorsam hepsini anaokulunda öğrendim (Çev., C. Kim).
İstanbul: Altın Kitaplar.
Geçtan, E. (2011). İnsan olmak. İstanbul: Metis Yayınları.
Geçtan, E. (2007). Varoluş ve Psikiyatri. İstanbul: Metis Yayınları.
Greenberg, J. ve Arndt, J. (2012). Terror management theory. İçinde P.A.M. Van Lange,
A.W. Kruglanski ve E.T. Higgins (Ed.) Handbook of Theories of Social Psychology (I-II)
(s. 398-415). Thousand Oaks, CA: Sage Publications.
Greenberg, J. Pyszczynski, T. ve Solomon, S. (1986). The causes and consequences of a
need for self-esteem: A terror-management theory. İçinde R.F. Baumeister (Ed.), Public
PSİKOLOJİDE YAŞAM VE ÖLÜM 23

self and private self (s. 189-212). New York, NY: Springer.
Greenberg, J., Simon, L., Harmon-Jones, E., Solomon, S., Pyszczynski, T., ve Lyon, D.
(1995). Testing alternative explanations for mortality salience effects: Terror manage-
ment, value accessibility, or worrisome thoughts? European Journal of Social Psycho-
logy, 25 , 417-433.
Harvell, L.A., Stillman, T.F., Nisbett, G.S., Cranney, K. ve Schow, A.L. (2016). TMT in LAS:
Lessons from a terror management field experiment at Las Vegas McCarran Internati­
onal Airport. İçinde L.A. Harvell ve G.S. Nisbett (Ed.), Denying death: An interdiscipli-
nary approach to terror management theory (s. 184-192). New York, NY: Routledge.
Heen, M., Lieberman, J.D. ve Arndt, J. (2016). Terror management, crime, and law. İçinde
L.A. Harvell ve G.S. Nisbett (Ed.), Denying death: An interdisciplinary approach to terror
management theory (s. 62-78). New York, NY: Routledge.
Kökdemir, D. ve Yeniçeri, Z. (2010). Terror management in a predominantly Muslim co-
untry: The effects of mortality salience on university identity and on preference for the
development of international relations. European Psychologist, 15(3), 165-174.
Maxfield, M., John, S. ve Pyszczynski, T. (2014). A terror management perspective on the
role of death-related anxiety in psychological dysfunction. The Humanistic Psycholo-
gist , 42(1), 35-53.
Nisbett, G.S. ve Harvell, L.A. (2016). Communicating about death: A look inside terror ma­
nagement theory and the field of communication. İçinde L.A. Harvell ve G.S. Nisbett
(Ed.), Denying death: An interdisciplinary approach to terror management theory (s.
16-27). New York, NY: Routledge.
Park, Y.C. ve Pyszczynski, T. (2016). Cultural universals and differences in daling with
death. İçinde L.A. Harvell ve G.S. Nisbett (Ed.), Denying death: An interdisciplinary app­
roach to terror management theory (s. 193-213). New York, NY: Routledge.
Pyszczynski, T., Greenberg, J., Solomon, S., Arndt, J. ve Schimel, J. (2004). Why do pe-
ople need self-esteem? A theoretical and empirical review. PsychologicaJ Bulletin,
130(3), 435-468.
Pyszcznski, T., Solomon, S. ve Greenberg, J. (2015). Thirty years of terror management
theory: From genesis to revelation. İçinde J.M. Olson ve M.P. Zanna (Ed.), Advances in
experimental social psychology (s. 2-70). Waltham, MA: Academic Press.
Spina, M., Arndt, J., Boyd, P. ve Goldenberg, J. (2016). Bridging health and death: Insights
and questions from a terror management health model. İçinde L.A. Harvell ve G.S. Nis­
bett (Ed.), Denying death: An interdisciplinary approach to terror management theory
(s. 47-61). New York, NY: Routledge.
Vail, K.E., Rothschild, Z.K., Weise, D.R., Solomon, S., Pyszczynski, T. ve Greenberg, J.
(2010). A terror management analysis of the psychological functions of religion. Per-
sonality and Social Personality Review, 14(1), 84-94.
Yalom, I. (1980/2001). Varoluşçu psikoterapi (Çev., Z. İyidoğan Babayiğit). İstanbul: Ka-
balcı Yayınları.
Yalom, I. (1989/2001). Aşkın celladı ve diğer psikoterapi öyküleri (Çev., H. Saraç). İstanbul:
Remzi Kitabevi.

You might also like