You are on page 1of 1

İĞCİ BABA

Vaktiyle annesi, babası olmayan; tek başlarına yaşayan üç kız kardeş varmış. üçü de birbirinden
hamarat, asla boş vakit geçirmeyen kızlarmış. bir gün yine evde otururlerken kapıları çalmış. gelen,
ihtiyar bir iğci imiş. Kızlar iğleri evirip çevirip "baba, bunların iyisi yok mu? biz bunları beğenmedik,"
demişler. İğci büyük bir sevinçle "var da, yanımda değil. İsterseniz benimle gelip bakabilirsiniz.
beğenirseniz alırsınız," demiş. En büyük kız kabul etmiş ve yola düşmüşler. Az gitmişler uz gitmişler,
dere tepe düz gitmişler. Dağ başında bir eve gelmişler. Evin içi insan eti ile doluymuş! Kız bu durumu
görünce bir tuzağa düştüğünü anlamış ama hiç ses etmemiş. akşam olunca ihtiyar, kıza, insan
etlerinden bir kısmını pişirmesini söylemiş. Kız mecburen pişirip akşam yemeğinde sofraya koymuş
eti. İhtiyar yemeye başlamış ama kız yememiş. ihtiyar "neden yemiyorsun? yesene!" demiş. Kız "ben
böyle etten hoşlanmam," deyince ihtiyar demiş ki; "böyle aç aç durulmaz. parmağımı versem yer
misin?". Kız da "yerim," demiş. İhtiyar parmağını kesip kıza vermiş. Çok korkan kız parmağı gizlice
sofranın altına atmış ve ihtiyar sorduğunda da yediğini söylemiş. İhtiyar "Yemediysen seni öldüreyim
mi?" deyince biçare kız "öldür," demek zorunda kalmış. Bunun üzerine ihtiyar "parmağım nerdesin?"
diye seslenmiş. Parmak da "Sofranın altındayım," demiş. İhtiyar çok sinirlenmiş ve hemen kızı keserek
öldürüp duvara asmış. Ertesi gün tekrar kızların evine gitmiş ve ablalarını bir şehzadeye verdiğini,
isterlerse onları da götürebileceğini söylemiş. Ortanca kız kabul etmiş ve iğci baba ile birlikte giderek
ablasının akıbetine uğramış. İhtiyar ertesi gün de gelip küçük kızı kandırmış. Küçük kız evden çıkarken,
yanına, hiç ayrılmadığı kedisini de almış. Akşam yemeğinde ihtiyar küçük kıza da aynı şekilde
parmağını vermiş. Küçük kız da parmağı sofranın altına atmış ve kedi parmağı yemiş. İhtiyar
parmağına seslenip nerde olduğunu sorunca parmak "Sıcacık, küçücük bir karındayım!" demiş. İhtiyar
parmağı kızın yediğini sanarak bu cevaba çok sevinmiş ve kıza kuzu eti vermiş. Birlikte yaşamaya
devam ederken iğci baba kıza kırk bir tane anahtar vermiş. "Bu anahtarları al. Kırk odayı da aç ama
sakın kırk birinci odayı açma!" demiş. İhtiyar çıkar çıkmaz kız odaları dolaşmaya başlamış. Her odada
çok güzel hediyeler, altınlar, mücevherler varmış. Kız kırk birinci odayı da açmış. Karşısında çok ama
çok yakışıklı bir delikanlı, tavana asılı halde duruyormuş. Kız hayretle "in misin cin misin?" diye
sormuş. Oğlan da "ne inim ne cinim, senin gibi bir ademim," demiş. Kız ile oğlan hikayelerini
birbirlerine anlatmışlar. Oğlan kıza demiş ki; "ihtiyarın başından bir tel saç koparabilirsen kırk gün hiç
uyanmadan uyur," demiş. kız akşam ihtiyar gelince onu dizine yatırmış ve başından bir tel saç
koparmış. ihtiyar uyumuş. Kız oğlanı bağlı olduğu yerden kurtarmış ve ikisi ihtiyarı başından kaynar
yağ dökmek suretiyle öldürmüşler. Odalardaki altınlar, mücevherler ile ömür boyu mutlu yaşamışlar.